Çukurovalılar Derneğinin Aylık Yayın Organıdır. Temmuz-Ağustos 2014 Yıl:6 Sayı: 49-50
İsmet Atlı
Özel Sayısı
İsmet Atlı Seni Unutmayacağız...
ÇU
R N E Ğİ
K U RO
DE
LILAR
VA
2006
Çukurovalılar
Sosyal Yardımlaşma Dayanışma
Eğitim Kültür ve Spor Derneği
Genel Merkezi
ISSN 1309-1239
Çukurova Lobisi
Çukurovalılar Derneğinin
Aylık Bölgesel Süreli Yayınıdır
Yıl:6 Temmuz-Ağustos 2014 Sayı: 49-50
Çukurovalılar Derneği Adına Sahibi
Ali Alper Çetin
Genel Yayın Yönetmeni
ve Yazı İşleri Müdürü
Ali Alper Çetin
Yayın Koordinatörü
Dr. Halil Atılgan
Hukuk Danışmanı
Prof. Dr. Mehmet Demir
Yayın Kurulu
Yayın Danışman Kurulu
Dr. Halil Atılgan
Özcan Civan
Yıldız Çam Özdemir
Nuri Kaya
Ali Ateş
Abdullah Yenen
Temel Çürük
Orhan Gazi Yüce
Mehmet Öner
Musa Yaylacı
Mustafa Kızıl
Mehmet Günaldı
Doğan Bahadır İnan
Oğuz Tokdemir
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu
Prof. Dr. Taciser Onuk
Prof. Dr. Mehmet Demir
Prof. Dr. Turan Güven
Prof. Dr. Bilal Toklu
Prof. Dr. Selma Yel
Prof. Dr. H. Mehmet Şahin
Prof. Dr. Elif Loğoğlu
Ayfer Yılmaz
Doç. Dr. Kemal Çelik
Dr. Y. Selim Sarıibrahimoğlu
Necdet Özkaya
Uzm. Mehmet Özcan
Cemil Gök
Fevzi Saçlı
Reklam ve Halkla İlişkiler
Serhat Çolak & Fatma Kalender
Teknik Sorumlu
İsa Uyanık
Tasarım
Gökhan Sert ([email protected])
Abone ve Dağıtım
Altan Özdilek
Yönetim Yeri
Cevizlidere Mah. 1243. Sokak Özge Apt. No: 7/4
Balgat/ANKARA
[email protected] * www.cukurovader.org.tr
[email protected]
Tel: (0312) 417 56 01 Belgeçer: (0312) 417 56 01
Dergimizde yayınlanan yazılardaki
fikirler yazarına aittir.
Yazılar ve fotoğraflar, kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
Bu dergi, basın meslek ilkelerine
uymaya söz vermiştir
Çukurovalılar Derneği ve
Çukurova Lobisine Bağış için;
Baskı
Çukurovalılar Derneği / Garanti Bankası Yenişehir Şubesi
Hesap No: 411/6295971
IBAN No: TR88 0006 4110 0006 2959 71
HASSOY MATBAACILIK
İvedik OSB Matbaacılar Sanayi Sitesi
1515. Sokak E Blok No:26 Yenimahalle/ANKARA
Tel: 0312 341 59 94 * Fax: 0312 384 03 04
Ağustos 2014 / Baskı: 4000 Adet
İsmet Atlı Özel Sayısı
“Efsane İsmet Atlı’ya Vefasızlık...”
Ali Alper Çetin 1
“İşte O Şampiyon İsmet Atlı’dır.”
Dr. Halil Atılgan 2
“İsmet Atlı ve İranlı Tahti”
Dr. Halil Atılgan 7
Musa Öztürk 12
Âşık İmami 13
Kemal Ateş 14
“Yenilmezleri Yenen Pehlivan İsmet Atlı”
“İşte O Pehlivan”
“Bir Roman Kahramanıdır İsmet Atlı”
“Koca Çınar’ın Ardından”
İsmail Görkem
“İsmet Atlı: Kozan’ın Yiğit
Prof. Dr. Saim Sakakoğlu
Evladı Üzerine”
“Ağabeyim İsmet Atlı”
Hüseyin Atlı
“İsmet Atlı’nın Kardeşi Hüseyin Atlı’nın
Yalçın Kara
Gözyaşları”
“Çukurovalı Güreşçi İsmet Atlı”
Mustafa Onar
“Garipler Mezarlığına Gömseydiniz”
Mustafa Özke
“Babam Tadında Sevdiğim Adam Amcam İsmet Atlı” Ali Atlı
“Merhum İsmet Atlı’ya”
Âşık Avşar Musa
“Aramızdan Ayrılan İki Farklı Değer”
Hüseyin Erciyes
“Şampiyon Şair İsmet Atlı”
Mustafa Emre
İsmail Küçüközen
“İsmet Atlı”
“Koca Çınar”
Âşık Hacı Karakılçık
“Bir Halk Bilgesi İsmet Atlı”
Ahmet Z. Özdemir
“Mesai Arkadaşım İsmet Atlı”
Osman Palamut
“İşte O Pehlivan İsmet Atlı”
Gazanfer Özdemir
“Merhum İsmet Atlı”
Şakir Deniz
“Bir İsmet Atlı Vardı”
Öcal Uluç
“Şampiyonu Bağışla”
Âşık Avşar Musa
“Türk Güreşinin Efsane Adı
İsmet Atlı Vefat Etti”
Mustafa Özke
“İsmet Atlı”
Fahri Işık
“İsmet Atlı Özelinde Çukurova’nın Yetiştirdiği
Op. Dr. Ö. Kaplan Kozanoğlu
Değerlere Genel Bir Bakış ”
Abdullah Kütük
“Koca Pehlivanın Ardından”
Oğuz Adem Selçuk
“İsmet Atlı’nın Derlediği İki Ağıt”
“Canım Abim...”
Ahmet Ayık
“İsmet Atlı İçin Düşündüklerim”
Ahmet Tabur
“İsmet Atlı”
Meşgul Veli İmir
“İsmet Atlı”
Ahmet Kaytancı
“Üstadım”
Mustafa Acembekiroğlu
Âşık Osman Feymani
“Üstat İsmet Atlı’ya”
“İsmet Atlı ve Gönül Bahçesinin Gülleri”
16
18
20
21
22
25
26
28
29
30
32
33
34
35
36
37
38
39
40
43
44
46
48
50
51
52
53
54
55
56
Temsilciler
İstanbul
Adana
Mersin
Hatay
Osmaniye
Ceyhan
Kozan
Kadirli
Yumurtalık
Karaisalı
Saimbeyli
İskenderun
Dörtyol
Kırıkhan
Reyhanlı
Hassa
Yayladağı
Tarsus
Çamlıyayla
Mut
Silifke
Erdemli
Anamur
Gülnar
Bozyazı
Aydıncık
Gözne
Cabbar Y. Koyurtgan
Mansur Emekçi
Mehmet Samancı
Uğur Özdemir
Çağatay Öner
Şahin Özer
Ali Hatalmış
Muzaffer Kaya
Hüseyin Çolak
Nevzat Özgün
Arife Başer
İsmail Rende
Azmi Çelebi
Rahmi Vardı
Mete Kanar
A. H. Karabeyoğlu
Emek Çakıl
Ömer Ali Yüğrük
Mehmet Ali Yetiş
Mehmet Uysal
Üzeyir Yüce
Ahmet Refik Erdem
Mehmet Güzel
Mustafa Kaynarpınar
Ayhan Şen
Necdet Çolak
Kemal Aksay
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
Gsm
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
:
0532
0535
0507
0506
0505
0542
0505
0532
0530
0532
0505
0532
0533
0532
0533
0535
0533
0532
0533
0533
0506
0535
0532
0530
0507
0530
0535
273 77 11
254 93 29
303 84 82
308 53 53
611 94 34
200 22 06
799 17 25
263 01 03
516 69 49
637 23 70
349 03 82
462 37 92
569 65 40
267 81 41
364 49 50
971 10 25
311 41 99
483 03 48
698 04 03
519 31 35
909 20 70
831 47 44
205 64 28
114 33 12
215 13 00
322 41 59
340 90 33
Efsane İsmet Atlı’ya Vefasızlık...
İşte buna son örnek Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u
Efsane Güreşçimiz İsmet Atlı. Yıllardır Adana'da
ilgisizlikten, duyarsızlıktan yakınıp durdu. Ama
yetkililer(!) ile spor adamı olduklarını sananlar hep onu göz
ardı ettiler. İsmet Atlı Adana'da değil de bir başka şehirde
yaşamış olsaydı onun heykeli dikilir, bilgi ve
birikimlerinden faydalanılarak, son yolculuğunda yalnız
bırakılmazdı… Ona sahip çıkmayarak yalnız bırakıp,
Ali Alper Çetin*
Türk güreşinin efsane isimlerinden İsmet Atlı 04 Nisan
2014 tarihinde sessiz sedasız göçtü gitti bu dünyadan.
Hak’kın rahmetine kavuştu. Onun ölümünden hiç kimse
haberdar olmadı. Şampiyon olduktan sonra Ankara'da,
Adana'da, Kozan'da günlerce omuzlarda gezdirilen koca
şampiyon, devlet töreni yapılmadan kara toprağa gömüldü.
Yurt dışında şeref kürsüsünden bayrağımızı defalarca
dalgalandırmasına rağmen, duyduğum kadarıyla
şampiyonun tabutuna Türk Bayrağı örtülmemiş. Acaba
kimin tabutuna bayrak örtmek gerekir diye yetkililere
sormak gerekir. Evet, ben şimdi soruyorum. Kimin
tabutunun üstüne Türk Bayrağı örtülür? İsmet Atlı gibi
efsane bir Şampiyon’u tabutuna bayrak örtmeyeceksiniz de
kimin tabutuna örteceksiniz?
Diğer üzücü olay ise; Şampiyon’un ölüm haberi
mahalli TV Kanallarının dışında hiçbir ulusal kanalda haber
olarak yayımlanmadı. Ben duymadım. Duyan varsa çıksın
ortaya Allah aşkına söylesin. Yayınlayan baş tacı. Yayınlamayanlar ettiğinden utansın.
Sonuç itibariyle Şampiyon’un sessiz sedasız kara
toprağa gömülmesi bir gerçeği gözler önüne serdi…
Türkiye'de spor deyince akla futbolu getirdi. Fersah fersah
öne çıkardı. Futbolun öne çıkması da: Yaşarken, başarılar
elde ederken, herkes seni alkışlarken, vefat ettiğinde, son
yolculuğunda yalnız bıraktı… Tüm bu kavramlar
Türkiye'de var ne yazık ki… Bu anlayışla değil midir ki
ülkemiz bir yere varamıyor...
kaderine terke edenler utansın…
İçimizi yakan, gönlümüzü yıkan kötü hasletlerin
başında vefasızlık gelir… İçten içe ömür boyu kızarız
vefasız kişiye… Bir beklenti içinde olmasak bile,
güvendiğimiz ve bir hukuk geliştirdiğimiz insanlardan,
canımızı acıtacak bir davranışın gelmeyeceğine
inanmışızdır çünkü… Güven duygusu yaşamın dümenidir.
Canımızı yakan rotanın bir anda değişivermesidir.
Nankörlüğün zıddı olan vefa, sözünde durmak, yapılan
iyiliği unutmamak, karşılığını fazlasıyla verebilmektir. İyi
gün dostu olmamak, birlikte olduğumuz kişilerin, dostların
zor durumlarında yanında, yakınında yer alabilmektir.
Vefa, sadakati, samimiyeti beraberinde getirir. Bilinçli,
sağlıklı, verimli ve kaliteli dostlukları da… Vefasızlığı
insanın doğası kabul etmez. Ezelde fıtratın söze aşinalığı
vardır. Çünkü huzurda bir söz vermişliği vardır. Zaman
zaman ahdinden uzaklaşsa da, unutsa da, sözüne bigâne
kalsa da huzursuz kılacaktır onu ahde vefasızlık. Kendine
yabancılaşmamışsa tabii… Büsbütün insanlığını
yitirmemişse… Vefa her şeyi anlamlı kılan erdemlerden
biridir. Yokluğu hayatı anlamsızlaştırır… Erdemlilere ne
mutlu, erdemsizler ise vefasızlık çarkında gününü gün
etmeye devam etsinler. Nasıl olsa her gecenin bir sabahı
olacaktır muhakkak.
Erdemsizler muhannet çarkında devran sürmeye
devam etsinler. Biz Çukurova bölgesinin yetiştirdiği önemli
değerlerden Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u İsmet Atlı
için Çukurovalılar Derneğinin aylık yayım organı olan
Çukurova Lobisi dergisinin bu sayısını İsmet Atlı'ya
ayırarak onu yâd etmek istedik. Kozan Belediye Başkanı
Musa Öztürk derginin basım giderlerini karşılayarak özel
sayının çıkmasına vesile oldu. Erdemlilik gösterdi.
Çukurovalılar olarak kendisine teşekkür ediyoruz. Dilerim
vefasızlara, erdemsizlere örnek olur.
Koca Şampiyon seni unutmayacağız. Allah rahmet
eylesin… Allah yakınlarına sabırlar versin. Tüm Türkiye'nin, Adana'nın ve güreş camiasının başı sağ olsun…
* Çukurovalılar Derneği Onursal Başkanı.
1 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İşte O Şampiyon İsmet Atlı’dır.
Murt gibi dökülür gözyaşları. Göz pınarından siğim
siğim dökülen yaşlar var oluşunun en güzel ifadesidir.
Şampiyon işte o zaman gönül bahçesinin güllerini
toplayarak sevgiyi bilmeyenlere, duymayanlara,
hissetmeyenlere ikram eder tek tek. Sevgisiz yüreklerin
sevgi selinde yunup arınmasını ister. Artık yüreği bir kuş
gibidir.
Onda ki yürek bazen iğde dallarına konan bir serçe,
bazen küren küren uçan sığırcıktır. Bazen bal arısı olur
püren püren dolaşır. Onda bir deli gönül vardır ki Düldül
Dağı'nın tepesinde gezinir. Karacaoğlan'ın bir bozlağı olur.
“Aman olda kara gözlüm aman ol / Güzeller içine gel de
Dr. Halil Atılgan*
tamam ol / Ben ölürsem cenazeme imam ol / Kıl kara
zülfüne kurban olduğum” diyerek Tilan Çayı'na, Sumbas'a
dökülür. Ondaki yürek bazen alıcı kuş gibi havalanır.
Evet, “Şampiyon güzel insandır”, Şampiyon
Bazen da eli kulağa atar gene Karacaoğlan'dan bir bozlak
sanatçıdır. Şairdir, ozandır. Saz çalar, türkü söyler. O dev
tutturur. “Bilmem hayal gibi bilmem düş gibi / Geldi geçti
gibi görünen adamın yüreği kadife gibidir. O yürek yağmur
boran gibi kış gibi / Şahin cırnağına takmış kuş gibi / Yoluk
yüklü bulutlar gibi sevgi yüklüdür. Bu sevgi, bağlamada,
yoluk yoldu dert beni” diyerek eşeğe yan binmiş
türkü söylemede, ağıt derlemede, Türk kültürüne olan
Çukurören'den Kozan'a gider. Ondaki yürek bir tazının
bağlılığıyla dile gelmiştir. O bazen Toros Dağlarında
tavşan kovalamasında, alıcı kuşun pike yapmasında, atın
kokan menekşe, Ceyhan'ın kenarına konmuş bir Yörük
dörtnala koşmasında kendini gösterir. Bu yürek sırtını
çadırı, bazen de Elif'in elindeki kirmendedir. Onda
verir sekiye, alır bağlamasını eline, vurur sazın teline:
Karacaoğlan'ın kara sevdası, Dadaloğlu'nun yüreği vardır.
Çiçek yüzlü elâ gözlü
Döndür de bak bize karşı
Hep küskün geçirdik yazı
Ne etmişim size karşı
Yürekteki nağmeleri söz olur düşer dillere. Çukurovalı
ozanların sevdasını paylaşır. Şiir ustasıdır. Dörtlüklerin
hasını ayak sesinden tanır. Öksüz Ali, Elbeylioğlu,
Deliboran, Ferahi, Feymani, İmami, Karakılçık, Buruklu
Kul Mustafa, Abdülvahap Kocaman gönül penceresine
çentik açan kahramanlardır. Onun için hepsi ayrı renkte ve
biçimdedir. Gizzik Duran, Molla Kerim, Kara Fatma
hamasi dizelerinin ilham kaynağıdır.
Böyle üzgün üzgün bakma
Beni görüp kaşın yıkma
N'olur sende sertlik yapma
Ettiğimiz naza karşı
Gül yüzün doyası görsem
Her isteğin olsun dersem
İstiyorsan canım versem
Neden böyle söze karşı
Bağlaması ise
gönlünün yoldaşı, dertlerinin sırdaşı, ağacının yaprağı, Sis
Dağı'nın toprağıdır. Konuşur onunla. Sevişir onunla…
Dertleşir. Hele çok hoşuna giden havalara hiç dayanamaz.
İsmet'in gönlünün yarı
Terk mi edem bu diyarı
Gözün değer dünyaları
Bir gülüşün yüze karşı
Heyecanlanır. Duygulanır of çeker. İmanının yalağına sağ
eliyle vurarak duygusunun arşı alaya çıktığını ifade eder.
Ofuna of katar. İşte o zaman şampiyon yoğun duygular
içindededir. Bazen de bu duygu yoğunluğu ağlatır onu.
2 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
* Araştırmacı - Yazar
Diyerek dolar yüreklere, dilden dile, telden tele. Der
demesine ama hızını alamaz. Yerinde duramayan kişilere
Çukurova'da “Gicimik mi” var derler. O da öyledir.
Duramaz yerinde. Deli gönlü onu alır götürür Erciyes'in
başına. Tepeden seyreder etrafı. Dadaloğlu gelir aklına.
“Kalktı göç eyledi Afşar elleri / Ağır ağır giden eller
bizimdir. Arap atlar yakınır eder ırağı / Yüce dağdan aşan
yollar bizimdir” dizeleri bağdaş kurar oturur gönlüne.
Oradan Dadaloğlu misali heykirir Çukurova'ya;
Efkârlıyım Çukurova şu anda
Garbi vurup kamışların eğmez mi?
Anavarza ağlar durur meydanda
Sumbas gelip eteğini dövmez mi?
der. Farsaklar'ın yurt tuttuğu koyaklar inler onun sesiyle.
Erciyes'ten Kayseri'yi seyreder. Elbette seyrangâhta
Seyran'i Baba gelir aklına. “Kekliğin kayada sektiği sekiş /
Gülünen bülbülün ettiği çekiş / Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
/ Kıyamete kadar sökülmez imiş” dizelerini hatırlar. Artık
gönül turna gibi havalanmıştır. Konacak bir konalga arar.
Döne döne Çukurova'da alır soluğu.
Bu sefer de Adana'ya seslenir. Adana onun için açları
doyuran, fakirlerin babasıdır. Taşından toprağından
bereket fışkırır. Adana'yı anlatırken de hayranlığını
gizleyemez.
Halk adamı Şampiyon İsmet Atlı
yollarını, tarladaki çakırdikenlerini hiç unutmamıştır.
Dünyayı dolaşmasına rağmen doğup büyüdüğü Kozan'ın
Çukurören köyü bir başkadır onun için.
O, Çukurören köyünün susuzluktan şakır şakır yarılmış topraklarını hiç unutmaz. Yağmur yemeyen toprak
susuzluktan şakır şakır yarılır. El açar yalvarır Allah'a.
Yandım Leyla su... Su. Su toprağın bülbülüdür. Toprakla su
kucaklaştığında bülbül dile gelir. Toprak su oldukça
varlığını korur birini beş yapar. Size yalan söylemez
riyakâr değildir. Bir ekersin beş verir. Tüm yaratılanları
Eteklerin Akdeniz'e iniyor
Toros Dağları mı başın Adana
Nice bin yıl geçti devran dönüyor
Bilinmez kaç oldu yaşın Adana
Kozan'dan aşağı bir uzun yazı
Bucak Hamam Köyü Bekirce Gözü
Tilan'ın üstünde Karalar Özü
Acı poyraz eser kışın Adana
Gece ışır dağ başında ocaklar
Güneş doğar çöker sarı sıcaklar
Ovaların her tohumu kucaklar
Bereket toprağın taşın Adana
Şampiyon doğup büyüdüğü topraklara, memleketine,
Adana'ya Çukurova'ya âşıktır. O bir Çukurova sevdalısıdır. Milli Güreşçi / Dünya şampiyonu olmasına rağmen,
kibir gurur ve hırs onun kitabında yazmaz. (İranlı Tahti'yi
dize getirmesindeki hırs hariç) Aslında o uzun yıllar
memleketinden ayrı kalmasına rağmen köyünün tozlu
İşte O Şampiyon İsmet Atlı.
3 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
yedirir içirir. Kâinatı bünyesinde barındıracak yeteneğe
sahiptir. Onun için toprak üstüne methiyeler düzülmüştür.
Bunların en ünlüleri de Âşık Veysel'in: ”Benim sadık
yârim kara topraktır” dizeleriyle başlayan dörtlükleridir.
Şakır şakır yarılan toprak yağmur bekler. Bir gün beş gün,
nihayet toprak ananın dileği kabul olur. Yağmurla
kucaklaşır. Yağmurla kucaklaşan toprak sevincinden
kokuların en güzelini salgılar. Bu bir birleşme kokusudur.
Burcu burcu kokar her taraf. Müthiş bir kokudur. Çok
uzaklardan hissedilir. Bu koku anlatılmaz. Tarifi de
mümkün değildir. Siz bu kokuyu bilir misiniz? Bu koku
toprağın yağmurla buluşmasından sonra ortaya çıkan
kokudur. İşte şampiyon o toprak kokusunu çok iyi bilir.
Onda; o topraklarda doğup büyümenin, o kokuyla
yaşmanın gururu vardır.
Şampiyon için türküler de böyledir. Yağmur yemiş
toprak gibi kokar. Toprak yağmurla, türkülerimiz halkla
kucaklaşır. Onun kucaklaşması halkın yüreğidir.
Şampiyonun toprağa, türkülere, Çukurova'ya, Toros
Dağları'na olan sevdası da buradan gelir. Sevdası: Toros
Dağları'nı yorgan, Çukurova'yı döşek, yavşan kokusunu
pudra, kekik kokusunu esans kabul etmesinden
kaynaklanır. Türküler sevdasıdır onun. Çünkü türkülerde
anasının ağıtı, babasının sırları gömülüdür. Ana kucağının
sıcaklığı vardır onlarda. Sevdaların dumanı yükselir.
Köyünün dağları şekillenir. Çayları çağlar. Kavuşamayanların arzusu siyim siyim gözyaşı olur türkülerde.
“Yandı Çukurova yandı / Eli bazlı beyler indi”
denildiğinde Toroslar'dan hışımla inen kar suları gelir
aklına.
Çukurova'da toprağa bağlı olanlara “Boz yer toprağının adamı” derler. Şampiyon da tıpkı böyledir. Öyle
olmaktan da gurur duyar. İşte o duygularla alır
bağlamasını eline vurur teline. Bu sefer de toprak kokan
Halil Atılgan'a seslenir.
Önce:
Karaisalı dağlarından bir ozan
Belli Karacaoğlan soyundan gelir
Diller döktürmesi bağlamasına
Veysel Şatıroğlu huyundan gelir
Der. Der demesine amma… Hızını alamaz. Duyguları
şaha kalkar. Şaha kalkan duygularını bir dörtlükle
anlatamayacağını düşünür. Daha Toros Dağları, Karaisalı,
Dede Korkut var. Onları da unutmamak gerekir diyerek
kaldığı yerden devam eder.
4 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Şampiyon, Ankara Radyosu'nda Muzaffer Sarısözen
yönetimindeki Yurttan Sesler Korosunda bozlak okurken.
Yıl 1956.
Bağrından mı çıktın Toros Dağı'nın.
Dağlı yiğitlerden birisin belli
Adımların dığrak serinkanlısın
Karaisalı'nın erisin belli
Bülbül sesi bağlamayın telinde
Divan sazlar şakır durur elinde
Kopuzun ün almış Türkmen elinde
Senir havasının pirisin belli
Gide gide bir söğüde dayandım
Çığrak sesli bozlaklarla uyandım
Ben bu türkülere yandım ha yandım
Evliya meleksin perisin belli
Türkülerde süsledin mi söğüdü.
Dede Korttan mı aldın öğüdü
Bre Atılgan'ım Türkmen yiğidi
Dosta dost düşmanın şerisin belli
Beş kıtada al sancağı taşıdım
Türkü sevmeyenin alnın kaşıdım
Sevenlere Kevser ekmek aş idim
Sende Atlı gibi irisin belli
Şampiyon şairdir, âşıktır, sevdalıdır, bağlama çalar,
şiir yazar, derleme yapar, halk kültürünü, at ve at kültürünü
çok iyi bilir, atıcıdır, avcıdır. Çukurova'da hangi dereden
geçilir, hangi pınarın suyu içilir bilir. Şampiyon iyi
insandır. Şampiyon Çukurova bozlaklarının delisidir. 1956
yılında Ankara Radyosunda Muzaffer Sarısözen'in Yurttan
Sesler Korosunun canlı yayınında ilk defa bozlak okuyan
bir halk müziği sevdalısıdır. Sakin mizaçlı, kimseyi
incitmeyen, herkese iyilik yapan, yaptıklarından zevk
alan, Yunus gibi yaratılanı yaratandan ötürü seven bir
anlayışa sahiptir. Yalandan nefret eder, haksızlığa
tahammülü yoktur. Olursa da hemen tepkisini gösterir.
Halk kültürünü çok iyi bilmesi sohbetlerine ayak açar.
Bir konu anlatacaksa onunla ilgili güzel bir fıkra, ya da
özdeyiş söyleyerek söze başlar. Tabir yerinde ise taşı
gediğine koymasını çok iyi bilir. İşte o, böyle bir
Şampiyon, böyle bir İsmet Atlı'dır. Onu anlamak için onu
dinlemek gerekir. Onu anlamak için, Türkmen
Kocasıolduğunu bilmek gerekir. Onun sanatını anlamak
için şiirlerini okumak gerekir. “Şampiyon güzel insandır.
Varlığı ile dostlarını varlıklı kılar”. İşte O Şampiyon
İsmet Atlı'dır. O dünya şampiyonudur. Katıldığı her
şampiyonada şeref kürsüsüne çıkmış, Almanya'da,
Japonya'da, İsveç'te, Avustralya'da, Mısır'da, İtalya'da
Türk Bayrağının dalgalanması sağlamış, fasılasız 14 yıl
şeref kürsüsünde kalmasını bilmiştir. İstiklal Marşımızı
dünyaya duyuran bir şampiyondur. İranlı Tahti'yi 1960
Roma Olimpiyatlarında ilk defa yenerek dünya şampiyonu
olan, İran Devletine üç gün yas ilan ettiren Türk
güreşçisidir. Dünya şampiyonu olup yurda döndüğünde üç
gün Ankara sokaklarında omuzlarda gezen bir
şampiyondur. Evet: İşte O Şampiyon İsmet Atlı'dır.
Ey devlet!... Ey millet!... Türkiye Cumhuriyetinin
Reisicumhuru… Türkiye Cumhuriyetinin Meclis
Başkanı… Başbakanı… Gençlik ve Spor Bakanı… Kültür
Bakanı… Eyyy Adana Milletvekilleri… Eyyy Adana…
Kozan, Çukurova, Adana Valisi, Adana İl Spor Müdürü…
O şampiyon öldü biliyor musunuz? Evet öldü… İsmet Atlı
öldü… Duydunuz mu? Sessiz sedasız Dünya Devi göçtü
gitti bu dünyadan. İranlı Tahti'yi yıkan koca Türk maalesef
ölümle yıkıldı. Onu ben çok iyi tanırım. O, ölüme
yıkıldığına üzülmez. Hem de hiç üzülmez. Devletinin
İsmet Atlı Ankara Radyosunun Yurttan Sesler Korusunun canlı yayınında bozlak okuduktan sonra. Oturanlar: Saniye Can,
Nurettin Çamlıdağ, Hüseyin İleri, Muzaffer Sarısözen, Osman Özdenkçi, Zekeriya Bozdağ. Ayaktakiler: Nezahat Bayram,
Ali Can, Mustafa Geceyatmaz, Neriman Altındağ, İsmet Atlı, Hamit Kaplan, Ahmet Gazi Ayhan, Sarı Recep. İkinci sırada
ayaktakiler, güreşçi Bekir Büke, akasındaki Seyfettin Sığmaz, güreşçi Ali Yüce. Yıl 1956.
5 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
ve milletinin ona sahip çıkmayışına üzülür. Esas onu işte
bu yıkar. Sırtı yere gelmeyen adamın sırtını yere getirir.
Un ufak eder. Perişan eder. O gerçekten yıkıldı. Ülkesinin
bayrağını dünyada 14 defa şeref kürsüsünden
dalgalandıran İsmet Atlı'yı onun varlığından haberdar
olmayan yetkililer yıktılar. Ne acıdır ki… Küçük Pamir
için ayağa kalkan Türkiye Dünya Şampiyonu İsmet
Atlı'nın ölümünden bile haberdar olmadı. Müslüm Gürses
için devlet töreni düzenleyen, hastane borçlarının
silinmesini sağlayan, Neşet Ertaş ve Zeki Müren için
devlet töreni düzenleyen yetkililer nerede. Spor Bakanı
nerede… Ben ne küçük Pamir için gösterilen feryat ve
figanın, ne de Neşet Ertaş, Müslüm Gürses ve Zeki Müren
için yapılan devlet töreninin karşısında değilim. Olamam
da. Üstelik beni de mutlu eder. Ancak beni mutlu etmeyen
yetkililerin duyarsızlığıdır. Onlara gösterilen sadakatin
İsmet Atlı'ya gösterilmeyişidir. Günde saatlerce magazin
programlarıyla meşgul olan, kuyuya düşen kedinin
haberini yapan televizyon kanallarının duyarsızlığıdır.
TRT'dir…
Nedir Yarabbi bu duyarsızlık. Koca Şampiyon’un
ölümü kuyuya düşen kediden daha mı önemsiz. Vay benim
ülkem vay… İçim yanıyor. Kahroluyorum. Şampiyonun
kardeşinin cenaze namazı öncesi gazetecilere yaptığı
açıklama haykırışımı arşı alaya çıkarıyor. Açıklamasında
Hüseyin Atlı: “Memleketimizde ağabeyim ile kimse
ilgilenmedi. Sırtı, her yeri, yara bere içinde kaldı. Gücüm
6 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
yetmedi, kaldıramadım çoğu zaman. Üzülüyorum,
kimsesizler yurdunda kalmış gibi hastanede yattı. Kozan
Devlet Hastanesi personeli elinden geleni yaptı, teşekkür
ediyoruz. Bu şekilde ölümüne üzülüyorum. Ağabeyimin
bakımsız gariban bir şekilde ölümü beni yıktı, bileni de
yıkıyor. Bu memleketin bayrağını dalgalandıran bu
insanın bu şekilde sahipsiz kalmaması gerekirdi diye
düşünüyorum” diyerek Türkiye'ye sesleniyor. Evet…
Ben de öyle düşünüyorum sevgili Hüseyin Atlı. Hem de
ölümüne öyle düşünüyorum.
Evettt… Koca pehlivan İsmet Atlı. Dev Adam. İran'a
üç gün yas ilan ettirmene rağmen. Koca Türkiye senin
öldüğünden, günlerce hastahanede yattığından haberdar
olmadı. Hala da haberleri yok. Vah! Vah! zavallılar. Neşet
Ertaş'ın cenazesini paylaşamayan zavallılar, tabutuyun
Türk Bayrağına sarılmadığından dahi haberleri olmadı.
Kılları kıpırdamadı. Düşünmediler… İsmet Atlı gibilerini
her ana doğuramaz diyemediler.
Ne acı… Ama üzülme… Hadise ne olursa olsun sen
bizim gönlümüzün şampiyonusun. Milli güreşçisin.
Güreşin devisin. Çukurören'in, Kozan'ın Çukurova'nın,
Adana'nın, Türkiye'nin milli kahramanısın. Seni sevenler
üç gün değil, beş gün değil ilelebet yasını tutacaktır. Sen
rahat ol… Bin rahmet olsun sana koca şampiyon… Herkes
ettiğinden utansın… Bin defa utansın. Yüz bin defa
utansın…
İsmet Atlı ve İranlı Tahti
İsveçli Palm ile yaptığım öldürücü maç bittikten sonra,
kampa döndüm. Banyo yaptıktan sonra rahat bir uyku
çektim.
Uykumu almış yorgunluğumu atmıştım. Final maçları
için güreşlerin yapıldığı tarihi binaya gidiyorduk.
Otomobilde Hasan Güngör, Celal Atik vardı. Celal Atik
benimle konuşmasa da, yakınlık gösteriyor konuşmak için
fırsat kolluyordu. Hatta ”İsmet şampiyon olursa beni
takmayacakmış” gibi sözler etti. Ben cevap vermedim.
Ben, finale rakiplerimi sayı ile yenerek geldim. Tahti
bütün rakiplerini tuşla yenmiş, final maçına sıfır kötü
puanla gelmişti. Ama aradaki farkı göz ardı etmemek
gerekirdi. Ben şampiyonada favori güreşçilerle
karşılaştım. Tahti ise zayıf güreşçilerle karşılaştı. Onun
için de tüm rakiplerini tuşla yendi.
Bu arada FİLA başkanı Fransız Kulon ile As Başkan
Vehbi Emre arasında şöyle bir konuşma geçmiş:
Mösyö Kulon:
-Takım olarak iyi gidiyorsunuz. Burada da ikinciliği
1
garantilediniz.
Vehbi Emre:
-Neden birinci olmuyoruz ki.
Mösyö Kulon:
Bundan sonrası da var.
Vehbi Emre:
-İsmet Tahti'yi yenecektir.
-Mösyö Kulon gülerek:
-Bir şampanyasına var mısın?
Vehbi Emre:
-Tabi varım...
Çok heyecanlıydım. Bu konuşmalar da kulağıma
gelince heyecanım bir kat daha arttı. Sanki harbe
gidiyordum.
Tahti ile yapacağım maçı düşünüyor, yenileceğimi,
yeneceğimi aklıma getirmiyor, maçtaki uygulayacağım
taktiği plânlıyordum.
1- Yazı: İşte O pehlivan İsmet Atlı'dır adlı kitabımdan alınmıştır. İsmet Atlı: 1960 yılında Roma
Olimpiyatlarında dünyanın en ünlü güreşçilerinden İranlı Tahti'yi yenerek Dünya Olimpiyat
Şampiyonu olmuştur. Makale o şampiyonayı anlatmaktadır.
İranlı Tahti ve İsmet Atlı 1960 Roma Olimpiyatları.
7 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Saat 23.00 idi. Tahti ile ben mindere çıktık. Hakem
kontrolünden geçtik, ortaya yakın yerde karşı karşıyayız.
Tahti'yi son bir kez daha süzdüm. İçimden, bu adam beni
yenemez dedim. Mindere çıkmamızla ortalık suspus oldu.
Sinek uçsa duyulacak. Alkıştan ziyade salonda korkunç bir
uğultu var. Sanırım herkes maçın kritiğini yapıyor.
Seyircilerin çoğu Avrupa'dan gelen İranlılar. Türk
seyircilerin sayısı da az değil.
Büyük tarihi bina içine kurulan iki ringden birindeyiz.
Her yer ışıklandırılmış, pırıl pırıl parlıyor. Yüksek
duvarlar, dayalı tribünler, ringin karşısında asma bir kat.
Orada her iki minderi gören FİLA üyeleri. Sol baştaki
duvarda, hakemlerin, güreşçilerin maç zamanını takip
edebilmesi için kocaman bir saat. Akrep ve yelkovanı
kolumun uzunluğu kadar var.
Şampiyon Halil Atılgan'a Tahti'nin fotoğrafını gösterirken.
Hakem düdüğünü çaldı. Hemen vaziyet aldık. Ben
iyice eğilmiştim. Bu, Tahti'ye uyguladığım özel bir
taktikti. Diğer güreşlerimde bu kadar eğilmez, minderin
kenarına yakın durmaz, rakibimin karşısına dikilir,
dalmasını bekler, dimdik güreşe girer, göğüs göğüse
mücadele yapardım.
8 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
O giriyor, ben giriyorum. Ayrılıp tekrar kapışıyorduk.
Öyle hızlı, dikkatli, çalışıyorduk ki buna can dayanmazdı.
Tahti daldı, ben de boyunduruğu çektim. Öylece minderin
dışına yıkıldık. İkimiz de hızla ortaya yürüdük.
Parçalarcasına bir mücadele başladı. Minderden dışarı
çıkarken hep yıkılıyorduk. İşin garibi ben üste
düşüyordum. Hâlbuki iki yıl önce Tahran'da minder
kenarında ben altta, Tahti üstte idi.
Tahti finale dinç girmişti. Onun için müthiş saldırıyor,
sanki minder yırtılacak. Kendinden çok emin. Minderin
kenarından kalkarken Celal Atik Hoca “Bu gün bu adamı
istersen tuşla yenersin” diye bağırıyordu. Bu sözle beni
uyardığını düşündüm.
İranlı seyircilerin kendilerinden emin alkışları,
Türklerin beni galeyana getirmek için çabaları birbirine
karışıyor, biz de Tahti ile süratle kapışıyorduk. İş kuvvete
bindi. Bütün gücümüzle mücadele ediyor, imha sistemi
uyguluyorduk. Tahti dalarken ben de koltuk altından
kaldırmış, göğüs göğüse girmiştik. İkimiz de aksi yönlere
yükleniyorduk. Birimiz yere düşecekti. Yine minderin
dışına yıkıldık. Düşmemizle kalkmamız bir oldu. İkimizde
öfkeli. Minderin ortasına yürüdük. Orta çizgide güreşe
başlamak için bekliyorduk. Hakem düdüğünü çaldı. Öfkeli
koçlar gibi birbirimize girdik. Tahti minderin ortasında
altıma yıkıldı. Emekleyerek kaçmaya çalışıyordu ki,
mindere yapıştırdım. Bu defa da dışarıya kaçmak istedi.
Hâlbuki Tahti'nin o zamana kadar alta düştüğü
görülmemişti. Hem de ilk dakikalarda.
İranlı Tahti'nin güreş tekniğinden de kısaca bahsetmek
istiyorum. Tahti boğuşur gibi güreşir. Uzun kollarını
bacaklardan dolar, ahtapot gibi çeker, altına alır, kalın
bacaklarıyla sarmayı takar, altındakini açar, ondan sonra
da burgu ile tuşa getirirdi. O dönemde güreşten kaçmak
mubah sayılırdı. Hâlbuki Tahti, üç dakika içinde
minderdeki beyaz yuvarlağın dışına çıkmadan, göğsünü
yere vermeden oturur, zamanı doldurur, sonra da uzun
uzun alkışlanırdı. Bu sefer evdeki hesap çarşıya uymadı.
Tahti, altımdan kalkamayınca sürüne sürüne dışarı
kaçmaya başladı. Ben de puanımı aldım.
Hakem ayağa kaldırdı. Yeniden kapıştık. Bir buçuk
dakika sonra ilk altı dakikalık devre bitti. Hakemin düdüğü
ile ayrıldık. Bir dakikalık ara dinlenmesi için yerlerimize
çekildik. Görevliler beni serinletiyor, terimi kurutmaya
çalışıyorlardı. Bu bir dakikalık sürede ikinci devre için
taktiklerimi düşündüm. Kura çekildiğinde üçer dakikalık
yer devresinde alta düşmeyi istiyordum. Yerde iyice
dinlenecek, üç dakikayı puan vermeden kapatacak, ayağa
kalkınca da bütün gücümle rakibime saldıracaktım. İkinci
devre için taktiğim bu idi.
Bir dakikalık zaman doldu, ikinci devre başladı.
Hakem ortaya çağırdı. Kura çekildi. Aksilik bu ya, ben
üstte Tahti altta. Hakemin düdüğüyle Tahti'ye yüklendim.
Sarma takmadığım gibi çırpma, künde gibi oyunlar ile
güçlü rakibimi taşıyıp enerjimi bitirmek de istemiyordum.
Hep kollarına yükleniyor, çeke çeke dağıtmaya
çalışıyordum. Benim kolum yorulduğunda onun da
kollarının biteceğini biliyordum. Böyle çalıştığım için
Tahti altımda bozuluyor, dağılıyor, sürünerek minderden
dışarı çıkıyordu. Bu durum üç defa gerçekleşti. Her
defasında hakem Tahti'yi getirdi altıma yatırdı. Daha önce
söylediğimiz gibi, bu büyük güreşçiyi oturduğunda yerden
kaldırıp minderin dışına çıkarmak mümkün değildi. O
oturuşunu bozmadan 3 dakikayı doldurur, yerinden kimse
bir santim oynatamazdı.
Üç dakika dolmuştu. Bu defa hakemler beni alta
verdiler.
Tahti'nin en büyük oyunu uzun bacakları ile sarma
takıp, soldan taktığı sarma ile altındakinin sağ omzuna
yüklenir, dağıttıktan sonra sol kolunu rakibin sol koluna
burgu takarak kısa zamanda tuşlardı. Ben Tahti'nin bu
oyununu bildiğim için sol yanımdan sarma vermiyor, toplu
oturuyor, üzerimdeki müthiş yükü küçük kıpırdanmalarla
büyük güç sarf ederek yok etmeye çalışıyordum. Bazen de
puan vermemek için minderin dışına çıkıyor, üç dakikayı
böylece kapatmak istiyordum.
Ayakta güreşirken aldığım bir puanım vardı. Ama üçer
dakikalık güreş ikimiz için de puansız bitti. Güreş böyle
biterse ben müsabakayı kazanıyor, olimpiyat şampiyonu
oluyordum. Son üç dakikalık güreşe hakemin düdüğü ile
başladık. İkimizde kıyasa saldırıyorduk. Tahti, yüksek
maneviyatlı güreşçi, birçok şampiyonalarda olduğu gibi
bu şampiyonada da bana gelinceye kadar bütün rakiplerini
üç dört dakikada yenmiş, hatta bir buçuk dakikada tuşla
kazandığı da olmuştu. Ama güreşe başlayalı 12 dakika
olmuş, Tahti hâlâ güreşiyor, rakibine karşı kıyasıya
mücadele veriyordu.
Tahti ile tarihi güreşte ülkemin insanlarını düşündüm.
Bulgaristan'da yamaklı pantolonlarla beni ziyarete gelen
Türk asıllı Bulgarlar’ı hatırladım. Toroslar'ı bölerek
Çukurova'yı sulayan Seyhan, Ceyhan geldi aklıma.
Kastamonu’lu Davulcu Karayılan'ın meççiği
kaldırmasıyla başladığım güreşler geçti gözümün
önünden. Sivas'ın Sicimoğlu, Maraş'ın Göksun güreş
havası çınladı kulak-larımda. Dut ağacının yapraklarına
düşen arı duru yağmur damlacıkları kadar tertemiz
duygular doldurdu içimi.
Bir sabah çifte giderken Gökülü Emmi’nin söylediği
Senir Havası doldu yüreklerime. Gözlerimde hasret,
bileklerimde asil gücüm haykırdı. Sabahın erken saatinde
DÜNYA GÜREŞİNE
OYUN GETİREN
USTALAR
ŞEREF KÜRSÜSÜNDE
14 YIL
İSMET ATLI
Eski Milli Takım Kaptanı
Dünya Olimpiyat Şampiyonu
9 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
“dan” davulu ile başlayan köy düğünlerini hatırladım.
Çukurova bozlaklarıyla kulağımın pası açıldı. Süslü
Hasan’ın ağıtı, Topuz Eşe'nin dörtlükleri boğazımda
düğüm düğüm.
Sarı Zeybek’le Kolbaşı'nın Kır Atı şahlandı. Yörük Ali
Efe, Çakırcalı, Kerimoğlu, Debreli Hasan, Hekimoğlu,
Bayram Aracı, Muzaffer Sarısözen Ankara’lı seğmenler el
ele, kol kola düşmüşler yollara. Şafak vakti sunayı
uyandırmadan koro halinde bağırmaya başladılar.
Aman bir de ne göreyim bizim eski ustalar, peşrev
çekiyorlar. Kurtdereli Mehmet Pehlivan, Koca Yusuf,
Çoban Mehmet, Mersin’li Ahmet, Yaşar Erkan, Zanapalı
Hanifi, Yusuf Aslan hepsi orada. Bana moral veriyorlar.
Zanapalı Hanifi aralarından
sıyrıldı. “İsmet'in şampiyonluğunu Çukurova'nın üçayak halayını çekerek kutlayalım” dedi.
Aman yarabbi burası Roma,
Çukurova değil ki. Burada kim
anlar Çukurova'nın üçayağını
beş ayağını. Olmaz arkadaşlar
burası Roma diyecek oldum. At
gemi azıya almış, İsmet Atlı'yı
kim dinler.
Davulda Adanalı Cebbar,
zurna da Arap Nazmi. Koygun
bir üçayak tutturdular. Zanapalı
Hanifi başta. İpek mendil elinde,
benim gözlerim dolu dolu. Zanapalı Hanifi'ye atalım attılar.
Ustam Zanapalı eli kulağa attı.
Ağzını da poyraza verdi. “Kız
senin adın da Fadime mi Fatma mı” diye başladı.
Gel de dayan dayanabilirsen.
Buna yürek mi dayanır özek mi.
Hele ki İsmet'in özeği hiç dayanmaz. Zanapalı bir dörtlük
okudu. Tekrar Çukurova üçayağına dönmeye başladılar.
Ustam Zanapalı, “İsmet, bu
halaylar, türküler, bozlaklar hep
senin için. Emeklerini zayi etmeyesin. Tahti'yi vur yere, bitir onu.
Haydi yiğidim. Çukurova’lım.
aslanım haydi”.
Kurtdereli de arkamı sıvazladı. “Alacaksın yiğidim.
Tahti'nin tacını tahtını devireceksin, İran'ı yasa
boğacaksın.”
Yunus bir taraftan, Karacaoğlan bir taraftan
heykirmeye başladı. Dadaloğlu'nun kahrı hele hiç
çekilmiyordu. Dadaloğlu verdi temrenli mızrağı elime.
“Haydi, İsmet davran diye bağırıyordu. Devir Tahti'yi.
Yasa boğ Acem ülkesini. Devir Şah Rıza Pehlevi'nin sırtı
yere gelmemiş pehlivanını. Yasa boğulsun İran ülkesi,
Acem ülkesi. Bak Köroğlu'da seninle beraber. Hiç
eksiğin yok. Ayvaz da ata binmiş geliyor. Elinde kılıç.
Davlumbazlar dövülüyor. Toylar kurulmuş. Daha ne
bekliyorsun. Haydi, vur mızrağını Tahti'ye.”
1960 Roma Olimpiyatları şampiyonluk kürsüsü
1. Şampiyon İsmet Atlı 2. İran’lı Meşhur Tahti 3.Rus Abdul.
10 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bizimkiler bütün gücüyle beni alkışlıyor. Ülkemin
taşı, toprağı, bayrağı, kızı kızanı, ozanı, efesi kısaca herkes
benimle beraber minderde. Tahti ile güreşimin sonucunu
bekliyorlar. Hep bir ağızdan: “Yüreğimiz seninle. Davran
İsmet davran. Yolun açık, gazan mübarek olsun” diye
bağırıyorlar.
Ey ulular, yüceler, ant olsun, yemin olsun. Tahti'yi
tahtından indireceğim. Söz veriyorum indireceğim.
Maçın sonuna doğru Tahti yenildiğine inanmaya
başladı. Üstelik bir de puan kaybetmişti. Bu düşünceler
onu biraz daha hırçınlaştırdı. Azgın bir boğa gibi
saldırıyor, kuduz köpekler gibi ağzından salyalar
akıyordu. Ben süratle güreşi devam ettiriyor, kötü puan
almadan bitirmek için bütün gücümle çalışıyor, son
gücümü sarf ediyordum. Güreşe başladığımız andan bu
yana mücadele aynı tempo ile devam ediyordu.
Ben aldığım maçı kaybetmemek için fazla güç sarf
ederken, Tahti kaybettiği puanların acısıyla daha
hırçınlaşmış, azalmış olan gücüyle intihar hücumları
yapıyordu.
Yan duvardaki saat maç başlayınca çalıştırılıyor,
seyirciler gibi müsabıklar da saate bakıp maçını ona göre
ayarlıyordu. Tahti ile kıyasıya mücadele ederken gözüm
saate takıldı. Baktım maçın bitmesine iki dakika var.
Aman Allah'ım iki dakikalık süre bir türlü bitmek
bilmiyor. Ha bitti ha bitecek derken Tahti, daha da
hırçınlaştı. Mağlup olacağını iyice anladığından son
hücumlarıyla durumu değiştirmek istiyordu. Eğer biraz
üstünlük göstermiş olsa, ünlü güreşçiye hayranlık duyan
hakemler bana ihtarı çekeceklerdi.
Tahti de, ben de bu durumu çok iyi biliyorduk. Böyle
maçlarda ünlü güreşçinin terazisinin kefesi ağır basar.
Hakemler ünlü güreşçiden yana olur. İşte Tahti bunu
bildiğinden daha da saldırganlaştı. Mücadele dişe diş
devam ediyordu. İkimizde bittik tükendik. Buna rağmen
yeni başlamış gibi dalışlar yapıyorduk.
Güreşin bitmesine daha bir dakika var. Artık acı sona
her saniye biraz daha yaklaşıyorduk. Saniyeler bir yıl gibi.
Ömrümün bitmek tükenmek bilmeyen saniyeleri, saatin
tik tak sesleri yüreğimin atışına eşitti. Benim için de tehlike
çanları çalmaya başladı. Çünkü hakemler her an bana bir
ihtar verebilir. Hatta orta hakem şöyle bir sağa sola baktı.
Yan hakemlerden bir işaret alsa ihtarı çekecekti. Tahti
dalarken ben de göğüsledim. Çırpmayı bastırdım. Yana
doğru çırparak yarım köprüye getirdim. Böylece ihtar
almadığım gibi iki de puan aldım. Belki orda tuşa gider
güreşi bitirebilirdim. Fakat bitmiş güreşi maceraya
sokmak istemedim. Tahti her an beni bir oyuna getirebilir,
ünlü oyunlarını uygular, kazandığım maçı tuşla
kaybedebilirim diye düşündüm.
Altımdaki yorgun güreşçiyi biraz gevşetince süratle
ağız aşağı dönerek tekrar saldırmak istedi. Biraz dizleyip
ileri doğru kaydıktan sonra tam ayağa kalkmıştık ki, ben
arkadan yakaladım. Bütün gücümle sıktım. Sol bacağımla
da Tahti'nin sol bacağına bağdayı takarak yan üstü
devirdim. Tahti ayağa kalkamayacağını anlayınca bu defa
sol tabanını yere, sağ dizini de mindere dayayarak kalkmak
istedi. Ben, Tahti'nin bu hareketini engellemedim. Böyle
durumlarda kendime sonsuz güvenim vardı. Kim olsa
mindere çakardı. Gene Tahti'yi yere uzatıverdim. Büyük
güreşçi Tahti bununla beraber bir sağdan, bir daha sağdan
gayretle altımdan kalkmış tam saldırmak üzereyken
“dan!” diye gonk vurdu.
Alkışlar, tezahüratlar birbirine karıştı. Çünkü İsmet
Atlı dünya olimpiyat şampiyonu olmuş yenilmezleri
yenmişti. Alkış alkış… Alkışlar… Alkışlar çınlatıyordu
salonu. Bense soğukkanlılığımı koruyor minderin
ortasında hakemin elimi kaldırmasını bekliyordum.
Hakem elimi kaldırdı… İki gözüm iki çeşme. Salon
Türkiye, Türkiye, Türkiye sesleriyle inliyor. Benim
gözümden yaşlar murt gibi dökülüyor. Ben de Türkiye,
Türkiye, Türkiye diye bağırmaya başladım. İşte o.
Türkiye sesleri beni şampiyon yaptı. Ankara
Kalesi’nin burcuna bayrağı diktik. Sonuç: Tahti
yenildiği için İran üç gün ulusal yas ilan etti. Tahti
heykellerinin üstü siyah örtülerle kapatıldı. Efsane
pehlivan Tahti, Türkiye, Türkiye, Türkiye sesleriyle
karanlıklara gömüldü.
11 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Yenilmezleri Yenen Pehlivan İsmet Atlı
istemeyen idareci ve yöneticiler vardı. İsmet Atlı kendisine
sataşan güreşçileri ve idarecileri hiç duymuyordu. Adeta
dervişin ibadet ettiği gibi idman yapıyor, yemeğini yiyor,
çayını içiyor, odasına gidip dinleniyordu. Kampta bir gün
60 ihtilali generallerinden biri yanına yaklaşarak: 'Yahu
İsmet grekoromenci gibi güreşiyorsun. Güreşi biraz
hareketlendir' dedi. İsmet Atlı da ona: 'Yahu paşam
güreşten anlasan da bu sözü etsen hiç zoruma gitmez. Her
sözün bana hançer gibi batıyor' cevabını verdi.
O gün antrenmanlarını eksiksiz ve tam yapan İsmet
Atlı İbrahim Karabacak başta olmak kaydıyla kamptaki
tüm rakiplerini yendi. Sonra yöneticilere dönerek: “Daha
Musa Öztürk*
varsa güreşçiniz getirin” dedi. Böylece olimpiyatlara
katılmak üzere biletini kestiren İsmet Atlı, Roma'da da
başta Rus olmak üzere bütün rakiplerini yendi. Finalde ise
Bir gün güreşçi dostumla sohbet ediyorduk. Olimpiyat
dünyada hiç yenilmeyen İranlı Tahti'yi yenerek olimpiyat
Şampiyon’u İsmet Atlı'nın güreş kampına katılışını
şampiyonu oldu. Bu öyküyü bana anlatan güreşçi dostuma
anlatmıştı: “Elinde tahta bir valizle Roma Olimpiyat
ve olimpiyat şampiyonu merhum İsmet Atlı'ya rahmet
Kampına geldi. O gün için İsmet Atlı'yı federasyon başkanı
diliyorum.
özel davet etmişti. Fakat merhum İsmet Atlı'yı kampta
Bin rahmet olsun.
İsmet Atlı bağlamasıyla baş başa
* Kozan Belediye Başkanı.
12 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İşte O Pehlivan
1
Doğumu 931 yılı
Yiğittir cömerttir açıktır eli
Babasına derler Pehlivan Ali
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
Onda bir başkadır düşünce hisler
Hoş muhabbet ehli kelamı süsler
Ağadır çiftçidir küheylan besler
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
Elli ile altmış arası hele
Gücü sığmıyordu avuca ele
Dünya minderine saldı velvele
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
Muhammet nebinin nidası idi
Aliyül Mürteza sedası idi
O devrin Hazreti Hamza'sı idi
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
O zaman kesildi Tahti'nin sesi
Yasa boğulunca İran ülkesi
Gönderlerde al bayrağın gölgesi
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
Âşık İmami
İsmet Atlı Anısına
Tarifi ne mümkün İmam-i Ozan
Adriyatik Çin'i dünyayı gezen
Dünya güreşinin kitabın yazan
İşte o pehlivan İsmet Atlı'dır
1- Şiir, Çukurova’lı Âşık İmami tarafından 1990 yılında
yazılmış, bestelenmiş, çeşitli meclislerde de okunmuştur.
Halil Atılgan'ın kaleme aldığı, İsmet Atlı'nın hayatının
anlatıldığı “İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır” kitabının adı
da bu şiire izafeten konulmuştur.
13 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bir Roman Kahramanıdır İsmet Atlı
besleyecek incelikler, olaylar, çatışmalar, gözlemler çoktu,
onun renkli kişiliğini bir roman kahramanına dönüştürmek
zor olmadı benim için.
Yıllar önce aynı mindere ter döktüğüm bu büyük
şampiyonla, ömrünün son günlerinde Ankara'da uzun
söyleşilerimiz oldu. Güreşçileri yazmaya karar vermiştim.
Bunun için büyük şampiyonların yetiştiği Denizli, Adana,
Yozgat, Samsun gibi illeri dolaştım. Çocukluğundan
başlayarak, bütün anımsadıklarını anlattı İsmet Atlı. 1956
yılında Melbourne Olimpiyatlarına giderken, havaalanında Yaşar Kemal'le karşılaşır. İki hemşeri el sıkışırlar.
Eski bir konuşmalarını hatırlatır İsmet Atlı: “Sen
Kemal Ateş
Türkiye'nin en büyük pehlivanı, ben de Türkiye'nin en
büyük yazarı olacağım, demiştin hatırladın mı Yaşar?”
diye sorar. Yaşar Kemal, “Yanlış söylemişim İsmet,” der.
“Türkiye'nin değil, dünyanın demeliydim.”
Yaşar Kemal, Yılmaz Güney gibi, Çukurova
Havaalanındaki bu konuşma bir zaman gelir gerçek
topraklarında yetişmiş birkaç efsaneden biridir İsmet
olur. Yaşar Kemal dünyanın en büyük yazarı, İsmet Atlı
Atlı… Türk güreşinin en parlak günlerinde yetişmiş bu
dünyanın en büyük pehlivanıdır.
büyük şampiyon, birkaç ay önce sessizce ayrıldı
1960 yılında Roma Olimpiyatları'nda yedinci altın
aramızdan, hakkında birkaç satır olsun yazı yazılmadı.
madalya İsmet Atlı'nın boynuna takılmıştı. Güreşçilerimiz
Gazetelerin spor sayfalarında, spor yazarlarından tek bir
İsmet Atlı, Ahmet Bilek, Hasan Güngör, Mustafa
satır okumadım. İnternette dostum Halil Atılgan'ın yazı-
Dağıstanlı, Mithat Bayrak, Tevfik Kış, Müzahir Sille'nin
sıyla karşılaştım sadece. Belki yazıldı da ben görmedim,
kazandığı altın madalyaların ardından okunan “Korkma
umarım öyledir, öyle olmasını dilerim. Sağlığının kötüye
sönmez bu şafaklarda” sözleri Roma'daki tarihsel yapının,
gittiğini kardeşi Hüseyin Atlı'dan öğreniyordum. Gene de
pehlivanların en zor rakipleri için sakladıkları bir oyunları
vardır diye düşünüyordum. Azrail için de…
Türk güreşinin en parlak dönemlerini, 1948 Londra ve
1960 Roma Olimpiyatlarını bir roman kurgusu içinde
yazdım. Eylül ayında yayımlanacak olan Neşter ve
Madalya çok emek verdiğim, güreşe ilginin azaldığı şu
Basilica di Mezansio'nun taş duvarlarında tam yedi kez
çınladı. Bu hâlâ spor tarihimizde aşılamamış büyük bir
başarıdır, İsmet Atlı Roma'da Tahti gibi yenilmezleri
yenerek bu başarının önemli kahramanlarından biri oldu.
Ve o büyük başarının içinde Kızılçullu'dan yetişen
öğretmen Ahmet Bilek de vardı, yazık ki Ahmet Bilek'i
enstitülüler bile bilmezler.
Ölüm haberini duyunca ilk kez ağır işleyen par-
günlerde biraz da risk aldığım bir romanımdır. Bu kitabıma
maklarıma, yayın dünyasında ağır işleyen her şeye kızdım.
düşündüğüm ilk ad Türk Gibi Kuvvetli idi. Son anda bir
Sözünü ettiğim belgesel romanın Ahmet Bilek'le birlikte
değişme olmazsa, Neşter ve Madalya olmasına karar
önemli kahramanlarındandı İsmet Atlı. Ölmeden
verdik. Aynı roman kurgusu içinde yaklaşık 15
okumasını çok istiyordum. Hasan Güngör gibi o da
şampiyonun hikâyesine yer verdim. İsmet Atlı'nın
kitabımı okuyamadan gitti, bu benim için ayrı bir üzüntü
yaşamından seçip bana anlattıklarında bir romanı
nedeni oldu.
14 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Yıl 1962. Ankara Et-Balık Güreş Kulübü. Ayakta soldan ikinci, Olimpiyat Şampiyonu İsmet Atlı.
Oturanlardan soldan birinci Ankara bölgesi gençler şampiyonu (grekoromen) Kemal Ateş.
İsmet Atlı'nın ana tarafından Dadaloğlu'na dayandığını
Yakın zamanlarda Tayyip Bey de bu büyük şampiyo-
kendisinden dinledim. Dadaloğlu gibi isyan etmekten,
nun hicivlerinden nasibini aldı: Sadrazamlar el atına biner
kafa tutmaktan çekinmedi. Ve Dadaloğlu gibi şiirler de
mi? / At devlettir binen böyle iner mi? / Medyaya gösteri
yazdı. Türk güreşinde Çoban Mehmet ve Yaşar Doğu'dan
yapmak hüner mi? Böylesi reklâma vermeli mola…
sonra acı kuvvetiyle bilinen üçüncü güreşçidir. Sırasında
Belki okurlar için de sürpriz olacak, aşağıdaki fo-
dili de acıdır İsmet Atlı'nın, hicivlerinde başına iş açacak
toğraf, benim hocamız Celal Atik başta olmak üzere Hasan
kadar serttir: Kimi yüzsüz, kimi sıyrık / Hepsi başımızda
Güngör, Tevfik Kış, Ahmet Ayık, İsmet Atlı gibi büyük
buyruk / Seyahatler yağlı kuyruk / Hücum bre beyler
şampiyonları yakından tanıdığım, aynı mindere ter
hücum… Devlet kesesinden yapılan gezileri hicvetmek
döktüğüm günlerden kalan bir anıdır.
için yazdığı bu şiir yüzünden ödediği bedel altı ay spordan
men oldu.
1960 Roma Olimpiyatları öncesi takım arkadaşlarıyla birlikte.
Ayakta sol başta İbrahim Karabacak, hemen yanında
Hasan Güngör, 3. ? 4. İsmet Atlı. Diğerleri tespit edilemedi.
15 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Koca Çınar’ın Ardından
İsmail Görkem
Onu 2011 yılının Haziran ayında, Seyhan Baraj
Gölünün kenarında bir dost meclisinde tanıdım. O gün
orada: Halil Atılgan Hocam ile Tarsus'dan gelen Adana
İl Radyosu'nun 60'lı yıllardaki ses sanatkârı Fahri Işık,
Adana'mızın renkli simalarından Abdurrahman Yağdıran,
(Postacı) yakın zamanda yitirdiğimiz Çukurova'nın,
Toros'ların Çağdaş Karacaoğlan'ı Âşık İmami de vardı.
Sekiz on kişilik bir muhabbet meclisiydi. Tam gölün
kenarında çay içiyor, sıkma yiyor, sohbet ediyorduk. Sohbet musiki ağırlıklı idi. Zaman ilerledikçe sohbet de koyulaştı. Halil Hocam; “Bu masada eksik var. Masaya bir
büyük gerek” diyerek tatlı bir espri ile telefonuna sarıldı.
Telefonla aradığı kişinin Dünya Olimpiyat Şampiyon’u
İsmet Atlı ağabey olduğunu söyledi. Hocam saygısında
kusur etmeden kendisini davet etti. Yarım saat sonra İsmet
ağabey yeğeninin kullandığı bir araçla çıkageldi. Ben
arabasına kadar gidip, arabadan masamıza gelmesi için yol
gösterdim. Hatta yürürken benim koluma girdi, şaka yollu
İsmet ağabey ben ufak tefek adamım size nasıl destek
olurum dedim. Söylediği dün gibi aklımda…”
Damarında Türk kanı dolaşmıyor mu? Türk'ün ufağı
Fahri Işık, İsmail Görkem ve İsmet Atlı.
16 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
tefeği olmaz” diyerek ayaküstü dersimizi verdi. Tabi ki
hemen masaya geçip masanın başköşesindeki yerini aldı.
İsmet ağabeyin güreşçi yönünü biliyordum, fakat şiir
yazdığını, bağlama çaldığını, hatta Ankara Radyosu’nda
Muzaffer Sarısözen'in huzurunda bozlak çalıp okuduğunu
o zaman öğrendim. Onunla adeta önce bir Türkiye turu,
daha sonra da dünya turu yaptık. Gittiği ülkeleri, yaptığı
güreşleri, İranlı Tahti'yi nasıl yendiğini bilge kişiliğiyle
bize anlattı. Anlattıkları adeta bir belgesel niteliğindeydi.
Neşeli, hem de hoş sohbetti. Şiir, musiki ve sporla ilgili
konuşmalarıyla, hatıralarıyla bizi kendisine hayran bıraktı.
Koca Çınar'ın en çok etkilendiğim yönü mütevaziliği ve
babacanlığı oldu. Sorduğumuz her soruya ders anlatan bir
öğretmen gibi cevap verdi. Gözlerindeki insan sevgisi,
alçakgönüllülüğü hepimize örnek oldu. O Bolu'da
Köroğlu, Toroslar'da Dadaloğlu, Çukurova'da güreş
meydanlarının yenilmezi İşte O Pehlivan İsmet Atlı idi.
Hayatımın en müstesna iki insanını sevgili İsmet ağabeyi
ve Âşık İmami'yi aynı masada aynı gün tanımıştım. Kısa
denebilecek aralıklarla maalesef ikisini de kaybettik. Nur
içinde yat sevgili İsmet Atlı ağabey…
Her zaman kalbimizde ve gönlümüzde olacaksın. Sizi
bu ulus ve Çukurova toprağı hiçbir zaman unutmayacak.
Hayat Mecmuasının özel sayısı ve İsmet Atlı'nın şampiyonluğu.
Fahri Işık, Halil Atılgan, İsmet Atlı, Abdullah Balkanlı, Abdurrahman Yağdıran ve Aşık İmami.
17 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı: Kozan’ın Yiğit Evladı Üzerine
gazetesinde yazdığı yıllarda okumuştum. Daha sonra da
Türkiye gazetesinde yazmayı sürdürdü. O, bu yazılarında
sürekli olarak güreşten, güreşçiden ve güreş haberleri ve
olaylarından söz ederdi. Merhum Atlı, yazılarını iki ayrı
kitapta bir araya getirerek spor edebiyatımıza katkı
sağlamayı da ihmal etmedi:
Dünya Güreşine Oyun Getiren Ustalar / Şeref
Kürsüsünde 14 Yıl, İnkılap Kitabevi, 1995.
Yazılar, Anılar ve Şiirlerle Türk Güreşi, T. C.
Başbakanlık Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü Spor
Eğitimi Dairesi Başkanlığı, 2001.
Prof. Dr. Saim Sakakoğlu*
Atlı'nın az bilinen yönlerinden biri de onun geleneksel
tarzda şiirlerinin olduğudur. Çevresinde ozan diye de bilen
güreşçimiz, yaşadığı coğrafyanın özelliklerini bilen
Millî güreşçimiz rahmetli İsmet Atlı'yı hayatımda bir
şiirlerin sahibidir. O, aynı zamanda çeşitli âşık ve şairlere
defa gördüm. Ortak bir dostumuz bizleri tanıştırdı ve
konu olmuştur. Âşık Feymanî'nin İsmet Atlı'ya yazdığı bir
ayaküstü üç beş dakika konuştuk. Biraz spordan, biraz
şiirinin ilk dörtlüğü şöyle:
onun gazete yazarlığından…
Âşıklar Kozan'da açtı bir divan
1999 yılı, Osmanlı Devleti'nin kuruluşunun 900. yılı
Dönüp mazisine bakanlar burda
idi. O yıl ülkemizde bu olayı dile getiren çeşitli toplantılar
İsmet Atlı derler şair pehlivan
düzenlenmişti. Bu toplantılardan biri de, Konya'da, Selçuk
Çelik bilekleri bükenler burda
Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksek Okulu
Müdürlüğünce düzenlenmişti: Osmanlı Devleti'nin
Öğrenciliği Adana'da geçen Mehmet Ali Kalkan, yıllar
Kuruluşunun 700. Yılı Münasebetiyle Osmanlı'da Spor/
sonra Adana'da 'Güreş Şiiri Yaraşması' açıldığını
26-27 Mayıs 1999.
öğrenince hemen kaleme sarılır. İşte onun mısralarında
Ben de bu toplantıya çağrılmış ve bir bildiri sunmuştum: Âşık Edebiyatımızda Geleneksel Sporlarımız.
Toplantıyı düzenleyen kuruluşlardan biri de Geleneksel
Spor Dalları Federasyonu idi. Dönemin federasyon
Atlı'mız:
Müsabakada rakip karşımızda erirdi
Sonunda da göndere bayrağım çekilirdi
Bayram Doğu'dan Akar Atlı'lara gelirdi
başkanı Alper Yağızoğlu idi. Merhum dostumuz Tahir
Kutsi Makal da bu federasyonun üyesi idi. Bildirimizin bir
Atlı'nın, benim alanıma giren özelliklerinden de söz
kopyasını alıp hemen dergisi Tarla'da yayımlamıştı: 99/6,
etmek isterim. Adana'nın Kozan ilçesinin Çukurören
Haziran 1999, 3-6. Bildiriler daha sonra bir kitap
köyünde 1931 yılında doğmuştur. Ailesi o yıllarda
bütünlüğünde bir araya getirilmişti.
başbakan olan İsmet İnönü'ye hayran oldukları için ona
O kısa konuşmamızda merhum Atlı ile onunla ilgili
İsmet adını vermişlerdi. O dört yaşına girince de Soyadı
olarak sohbet etmiştik. O, çok basan gazetelerin spor
Kanunu çıkarılmıştı. İsmet'in babası, ailesine yaptığı işten
sayfalarında köşe yazarlığı yapıyordu. Ben onu Tercüman
* Emekli Akademisyen, Halk Bilimci, Yazar.
18 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
dolayı Atlı soyadını aldı. Çünkü babası at yetiştiricisi idi.
İsmet'in babası Ali de güreşçi idi. Oğlunun da güreşçi
İsmet Atlı 1962 yılında güreşi bırakır ve yine güreş
sporuna çeşitli alanlarda katkılar sağlar.
olmasını istiyordu. Onu yüreklendirmek için, güreş
bilmeyenleri askere almadıklarını, evlenecek çağa gelince
de kız vermediklerini söyledi. Bir süre önce kalça kemiği
kırıldığı için tedavi amacıyla hastaneye yatırılmıştır. 04
Nisan 2014'te, 83 yaşında, Kozan Devlet Hastahanesi'nde
vefat etmiş, Kozan'ın Işıklı köyünün Toklu Mezarlığı'na
defnedilmiştir. Kendisi gibi güreşçi olan kardeşi Hüseyin
Atlı, ağabeyinin yokluklar içinde hastane köşesinde zor
günler geçirdiğini üzülerek dile getirmiştir. O gün yurt
dışında görevde bulunan Güreş Federasyonu Başkanı
Ahmet Ayık, daha sonra merhumun mezarını ziyaret edip,
önceden verilen bir söze uyup ailesi isterse, Ankara'da
Karşıyaka Mezarlığı'nda oluşturulan Şampiyon Güreşçiler
Anıt Mezarın'da nakledebileceklerini dile getirmiştir.
Süleyman Demirel'in cumhurbaşkanlığı döneminde
(1993-2000), Atlı, Devlet Övünç Madalyası ile taltif edilir
(1999).
Vefat ettiği günlerde, Finlandiya'da Avrupa büyükler
güreş şampiyonası devam etmektedir. Atlı'nın vefat haberi
9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve İsmail Atlı
Çankaya Köşkü - 1999.
ulaşınca, güreşçimizin hâtırası için bir dakikalık saygı
duruşu yapılır. Atlı'nın şiir dünyası ile de birkaç söz
söylememiz gerekir. 1956 Melbourn Olimpiyatlarından
dönüşte uçakta güreşçi arkadaşlarıyla şakalaşmaktadır. Bu
arada Adil Atan'a da epey yüklenerek yedi dörtlükten
oluşan bir şiir yazıverir. İşte o şiirden üç dörtlük.
Arslan Adil senin gibi yiğit yok
Benzerin bulunmaz eller içinde
Devrilesi boyun posun yerinde
Güzel seçilirsin keller içinde
***
Aşağıdaki kaynaklar Genel Ağ'dan yararlanılarak
görülmüştür,
Erman Artun, “Çukurova'da Salavatçılık Geleneği ve
Âşıkların Pehlivan Salavatlamaları”, Çukurova
Üniversitesi Türkoloji Araştırma Merkezi.
İsmet Atlı, “Ramazana da Güreşe de Duayla Başlarız”,
Türkiye, 27 Kasım 2000.
Rasim Köroğlu, Gülce Edebiyat, tarih ?
Ramazan Şanıvar, “Efsane Güreşçiyi Yenerek Güreşi
Bıraktıran İsmet Atlı”, Özyurt (Hatay, gazete), tarih ?
Ne söylesem Adil senden geçemem
Senden ayrı yiyip ayrı içemem
Kıymetini altın ile biçemem
Çok değerin vardır pullar içinde
İsmet der ki gitmeyelim uzağa
Her pehlivan düşer böyle tuzağa
Adil Efendi'dir hemi de ağa
Ve de edep erkan yollar içinde
19 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Ağabeyim İsmet Atlı
bakımda bir yatak bularak Kozan Devlet Hastahanesi'ne
yatırdık. Hastahane başhekimi ve müdürü gereken ilgiyi
gösterdi.
Ağabeyim hastahanede hep komadaydı. Seçim
dönemi olması da bizim için müthiş bir dezavantaj oldu.
Milletvekilleri yetkili bakanların ağabeyimi ziyarete
geleceğini söylediler. Ümitle bekledik. Saatlerce bekledik.
Gelenler ağabeyimin durumunu görürde teferruatlı bir
hastahaneye naklettirebiliriz diye düşünüyorduk. Çünkü
yata yata hastahaneye vücudu çürüdü. Yaralar açıldı.
Maalesef ne gelen oldu ne giden. Ümidimiz boşa çıktı. 4
Nisan 2014 gününün sabahında ağabeyimi kaybettik.
Hüseyin Atlı*
Yıllarca ülkemizi şerefle temsil eden Türk Bayrağı'nı
en üst seviyelere çektiren İsmet Atlı'nın üzerine Türk
Bayrağı'nı dahi örtmediler. Vay Koca Pehlivan İsmet Atlı.
Ağabeyimle et tırnak gibiydik. Çocukluk ve
delikanlılık çağında yarış atçılığı yaptığı zaman milli
Vay! Vay! Diyeceklerim gırtlağımda düğüm düğüm
gözyaşı olup sıralanıyor.
takım kamplarında hep yanında, hep elinin altında idim.
Şurada bir garip ölmüş diyeler
Bir gün Adana Hipodrom’unda ağabeyimin at ahırlarında
Soğuk su ile yuyalar
oturuyorduk. Adana İl Radyosu’nun Saz Sanatçısı
Hesabı garip garip göçtün gittin bu dünyadan. İranlı
Selahattin Sarıkaya ağabeyimi ziyarete geldi. Çay, kahve,
Tahti'nin yıkamadığı İsmet Atlı'yı devlet yetkililerinin
söz sohbetten sonra duvarda asılı duran ağabeyimin sazını
ilgisizliği, umursamazlığı, duyarsızlığı yıktı. Yetkililere
eline alarak çalmaya başladı. Çaldıkça coştu. Türküler
yazıklar olsun diyorum. Başka daha ne denilir ki…
söyledi. Oradaki insanlar mest olmuştu. Adeta
büyülenmişti. Bu arada saz çalmayı bitiren Selahattin
Sarıkaya sazı İsmet ağabeyime uzatarak “birazda seni
dinleyelim” dedi. Ağabeyim: “Yahu üstat baklavanın
üzerine soğan gitmez” diyerek elinden bağlamayı alarak
duvara astı.
Onun hesabı benim de üstatların yanında elim kolum
bağlandı. Ne diyeceğimi ne yazacağımı bilemiyorum. İçim
yanıyor. Bu yangın nasıl söner onu da bilmiyorum. Ancak
çok iyi bildiğim ağabeyimin sessiz sedasız bu dünyadan
göçüp gitmesidir. Bunu bir türlü kabul edemiyorum.
Hastahane’sinde yaşadıklarım aklıma geldikçe
çıldırıyorum. Ağabeyim uzun bir zaman Çukurova Kozan
Devlet Hastanesi'nde yattı. Pek ilgi ve şifa bulamadı.
Kozan Devlet Hastahanesi'ne getirmek istedik. Yer yok
Milli güreşçi iki kardeş. İsmet ve Hüseyin Atlı.
dediler. Gazeteci İsmail Küçüközen'in aracılığı ile yoğun
* Kardeşi - Milli Güreşçi.
20 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı’nın Kardeşi Hüseyin Atlı’nın Gözyaşları
Berkan Alpay’lar, Mustafa Tatar'lar, Selami Erdoğan,
Kemal Gür, Yusuf Demiryürek, Yahya Göbelek; Eyüp
Yiğen, Galip Yüksek, Sendüf Tokuş, Halil Yücel, Şinasi
Çapar… Daha niceleri geldi aklıma. 50. Yıl Ortaokulu'nun
spor salonunda Çullu Burhan'ın Oğlu Levent Özçullu ile
Hallo'nun yanına güreşe giderdik. Cezmi Kandemir güreş
ağasıydı. Yenen çocuklara hemen harçlık verirdi.
Bir zamanların Anadolu asil gençliğinin şimdilerde
uyuşturucu, esrar, hap, eroin, sigara gibi kötü
alışkanlıkların eline esir düşeceğini kim söylerdi, kim
inanırdı? Bu nedenle bugün sporun ve de özellikle ata
sporumuz güreşin kıymetini daha da iyi anlıyoruz.
Yalçın Kara*
İsmet Atlı bir efsaneydi. Onu Gazeteci Yaşar Kara
daha iyi tanır ve anlatır. Biz çok sonraki kuşağız. İsmet
Eski Balkan Şampiyonu'muz ve Milli Güreşçimiz
Atlı'ya ulaşmak bize göre zordu. En son Erkan Açıcı'nın
Hüseyin Atlı, ağabeyi Dünya ve Olimpiyat Şam-
Dilek Sofrası'nda gördüm. Hep nezaketiyle tanıdığım
piyonu'muz İsmet Atlı'nın anısına bir değerlendirme yazısı
Hüseyin Atlı Hocam, beni eliyle gösterip bu bizim Yaşar'ın
istediğinde gururlandım ve heyecanlandım. Her türlü
kardeşi dediğinde, İsmet Abi: “Ooo! bizim Yaşar'ın mı?
ayrıştırmanın kol gezdiği şu anda, ana akım medyanın
Nasılsın iyi misin delikanlı?” dedi. Pijamalıydı.
bilinçli bir şekilde görmek istemediği, bin bir renkli etnik
Fotoğrafını çekmeye utandım. Son zamanlarında devlet
milliyetin örnek bir uyumla barış içerisinde yaşadığı
bürokrasisinin ona karşı ilgisizliği beni hiç şaşırtmadı.
Nalbant köyünden kayınpederim Ahmet Yılmaz ve
Devletimizin yeni bir adı da vefasızlık artık. Bunu
ağabeyi yıllar önce, İsmet Atlı'nın babası Pehlivan Ali'nin
biliyoruz…
yurduna tulumba kurmaya giderler. Kayınpeder: O
Sporcuların, sanatçıların ancak huzurevlerine
zamanlar televizyon nerede. Ajans haberleri dinleyen
sığınabildiği bir dönemdeyiz. Kendi imkânlarınız, dost ve
birkaç yer var. Pehlivan Ali kulağını radyoya dayamış
arkadaşlarınız, aileniz varsa ne mutlu. Hüseyin Atlı'nın
sevinçten bas bas bağırıyor; “Hanım hanım! Oğlun İsmet
gazetemiz bürosunda ağabeyi ve bütün Türkiye'nin gururu
yine yendi bak! Bu sefer dünya şampiyonu oldu. Allaaah!
Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu'muz İsmet Atlı'nın
Daha ne isteriz diye sevinçten adeta uçuyordu.” Dedi. Ne
ardından döktüğü gözyaşlarını unutamıyorum…
zaman mı? Atlı'yı yitirdiğimiz hafta evimizde konuktu. Bir
buruklaştı. “Vayy be! Türk'ün adını, şanını dünyaya
duyurdu. Büyük pehlivandı. Gördün mü dünya kimseye
baki değil. Sultan Süleyman'a kalmadı ki” dedi.
Çocukluğumdan beri hep duyarım İsmet Atlı adını: Dünya
ve Olimpiyat Şampiyon’u İsmet Atlı! O dev gibi Atlı da
gitti… Anılarım canlandı gözümde. Eskiden Kozan daha
anlı ve şanlıydı. Güreş festivalleri yapılırdı. İsmet Atlı,
Hüseyin Atlı ağır ağabeydiler. Halil Öztürk ortalarda gözükür. Celal İnce’ler, Remzi İnce’ler, Mustafa Bozkurt'lar,
* Gazeteci-Yazar. Kozan Son Fikir Gazetesi
21 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Çukurovalı Güreşçi İsmet Atlı
Mustafa Onar*
Halk çocuğuydu. Güreşçilerin çoğu halk çocuğudur.
Güreşçi olarak çok yer gezdi, çok yer gördü. Beş kıtada
güreş yaptı, güreşler yaptı. Bayrağımızı kıta kıta
dalgalandırdı. Bu aşamasına karşın halktan kopmadı. Hep
halkta kaldı.
Çukurova çocuğuydu. Bir çiftlikte doğuyor. Kurdoğlu
Çiftliği deniliyor. Çiftliğin bağlı olduğu yer, Çukurören
köyü. Şimdi Kozan'ın mahallesidir. Denizaşırı ülkelerden
dönüşünde bile doğduğu yöreye uğramaya, yöredeşleri ile
görüşmeye çalışırdı. Yurt içindeyken, ne yapar yapar
Kozan'ın kurtuluşuna katılırdı. Oralara olan sevgisini,
bağlılığını hiç tavsatmadı. Doğumu gibi, ölümü de orada
oldu.
Babası, Pehlivan Ali sanı ile bilinir. Pehlivanlığı
güreşçi olduğunu kanıtlıyor. Yalnız güreşçiliği değil, başka
yetenekleri de söyleniyor. İyi at beslediği, iyi at binicisi
olduğu, bağlama çaldığı sıralanıyor. Bu yeteneklerinin
hepsi, artısı ile İsmet oğluna geçmiş bulunuyor. O da
güreşir, o da ata biner, o da bağlama çalar, dahası ozanlığı
da var; şiir yazar, türkü söyler... Kimi gazetelerde köşesi
olur, yazılar yazardı. Öğrenimi ilkokuldu. Ama boş
durmamış, kendisini geliştirmişti. Yetenekleri bize göre
genetiktir. Soyundan geliyor. Soyuna bakıldığında,
babasının da kendisi gibi Kozan toprağında doğduğu
sanılıyor. Ancak biraz daha gerilere gidildiğinde
dedelerinin Kozandağlı olduğu biliniyor. Kozandağı'na
22 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
şimdilerde Antitoroslar da, deniliyor. İsmet Atlı, geçmiş
dedelerinin Mansurlu Varsak'larından olduğunu söylerdi.
Varsaklar, Salur boyuna, Karacaoğlan soyuna
dayandırılıyor. Varsağı ezgileri ünlüdür. Yalnız,
Varsak’lıkla kalmıyor. Genine Avşar da karışıyor. Anasının
katıksız Avşar olduğunu vurgulardı. Avşarlar da Salurlar
gibi Oğuz boyudur. Karacaoğlan gibi ünlü olan Dadaloğlu
Avşar kökenlidir. Avşar bozlakları, Avşar ağıtları
Varsağılar gibi ünlüdür. İsmet Atlı'nın biryanı Varsak, bir
yanı Avşar olunca; ozan da olur, yazar da. Öyle de oluyor.
Folklor Uzmanı Halil Atılgan, şiirleri ile yazılarının,
yaşamının büyük bölümünü İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır
adlı kitabına almış bulunuyor. O da Karacaoğlan gibi,
Dadaloğlu gibi doğayı betimliyor. Kuzuluk başlıklı
şiirinden tapşırmalı dörtlüğünü sunuyoruz.
İsmet Atlı'm eser burada dağ yeli
Çağlayanlar gibi kaynar su seli
Görüp beğenmeyen mutlaka deli
Bulunmaz ki ara ara Kuzuluk
Ozanlığı, yazarlığı, bağlamacılığı yanında ağırlık gene
de güreşçiliğindeydi. Güreşe Çukurova'da, doğduğu
yörede karakucakla başladı. Güreş bir spor dalıdır. Spor,
bir anlamda yarıştır. Yarışta yengi de olur, yenilgi de...
İsmet Atlı'nın yendiği de olmuştur, yenildiği de... Konuyla
ilgili anlatabildiklerini dinledik. Resmilerinden çok
özelleri ilgimizi çekti. Yeni başladığı dönemde Elbistan’lı
yaşlı, üstelik de güçlü birisiyle güreşiyor. Yıkma
aşamasına getiriyorsa da yıkmıyor. Hem yaşlı, hem de
yabancı birisinin köyünde yıkılmasını istemiyor. Oysa
yarışta yenmek yenilmek olağandır. Nedense burada
duygusallığı öne çıkıyor. Yıkmayı yeğlemiyor. Ama
Hanefi Zanapalı ile güreşinde istemesine karşın öyle
olmuyor. Zanapalı da Çukurovalı’ydı. İsmet Atlı'dan
yaşlıydı. Çocukluğumuzda güreşçi olarak duyulurdu.
İsmet Atlı'nın eşinin de köylüsü, Yemişli'liydi. Dahası,
İsmet Atlı'yı bularak, Kozan'dan Adana Mersin güreşlerine
taşımıştı. Gerçeği İsmet Atlı da yadsımıyor. Zanapalı'nın
ustası olduğunu söylüyordu. Zanapalı'yı yıktığını
öğrenince, senlibenli konuştuğumuzdan; yaşlıydı
yıkmasaydın diyebildim. ”İsteyerek yıkmadım. Karşılıklı
oyun yaparken yıkıldı.”dedi. Celal Atik'le özel güreşinde
* Araştırmacı - Yazar - Tarihçi.
tersi oluyor. Oyunla Celal Atik'i köprüye getiriyor,
yıkmayınca kendi yıkılıyor. Yurtiçinde olduğu gibi yurtdışında da özel güreşleri oluyor. Bir güreşçi kümesi ile
İran'a özel gezi yapıyorlar. Gezide, İsmet Atlı'nın, İran'ın
ünlü güreşçisi Tahti ile özel güreşmesi koşulu oluşuyor.
Güreşin başlaması ile birlikte Tahti'nin de üstünlüğü
görülmeğe başlıyor. İsmet Atlı'yı yorarak yıpratarak tuş
ediyor. Bu özel güreş bir süre sonra resmiye dönüşüyor.
Roma’da karşılaşıyorlar. İzleyiciler, geçmiş ki özel
güreşlerini de bildiklerinden, Tahti'nin hiç yenilmediği de
bilindiğinden, İsmet Atlı'nın yenileceğine kesin gözü ile
bakıyorlar. Güreşin başlaması ile birlikte İsmet Atlı'nın
İsmet Atlı'yı güreşçiliğinin duyulduğu 1950'li yıllardan
beri duyarım. Yüzcek görüşmemiz, konuşmamız
sonralarda oldu. Kendisi Kozanlı, ben Tufanbeyli’liyim.
İlçelerimiz birbiriyle çok ilişkili. O ilişkiyle bile
görüşemeyişimiz, kendisinin Ankara'da, Güreş
Kulübü'nde oluşu, Kozan'a uzun süreli gelemeyişidir.
Görüşmeden önce de çok yönlü oluğunu duyardım.
Yukarda belirttiğimiz gibi ozanlığı, yazarlığı,
folklorculuğu vardı. O niteliğini sürdürüyor, her gittiği
yerde halkla buluşmayı, konuşmayı gereksiyordu. Eline
bir kitap geçse okur, irdelerdi. Benim Saimbeyli adlı
kitabım da bir kanaldan eline geçmiş. Yöresel, belgesel
İsmet Atlı öğrencileriyle birlikte
üstünlüklerine şaşırıyorlar. Önyargıları yargıya
dönüşüyor. İsmet Atlı,”Ağır kilolu güreşlerde yengiyenilgi çoğunlukla tuşla değil, sayı ile olur.”derdi. Tahti de
sayı ile yeniliyor. Ne var ki ilk yenilgisi oluyor. Tahti ile
birlikte bütün İran üzülürken; karşılığında, İsmet Atlı ile
birlikte bütün Türkiye seviniyor. Bayrağımız Roma
göklerinde dalga dalga dalgalanıyor.
olduğundan, ilgisini çekmiş. Satır satır okumuş, irdelemiş.
Kitapta adı geçenlerin çoğunu biliyor. Görüşmemizde
görüşlerini belirtti. ”Kitabın, bildiğimizi doğrulattı,
bilmediğimizi öğretti. Böyle sağlıklı bir kitabın olması
gerekiyordu. Onu sen yaptın. Boşluğu doldurdun” dedi.
Eleştirisini de esirgemedi. ”Yeni sözcüklerle doldurmuşsun ” dedi. Anlaşılmıyor mu ? Soruma, “Anlaşılıyor.”
23 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
“Anlaşılıyor.” dedi. Değerlendirmesinin ikisi de benim
evliliğini de halktan bir hanımla yaptı. Durdane Hanım'la
için yararlı oldu. İlişkilerimiz içtenlikle sürdü.
mutlu bir evlilik yaşadı. Yuvaları çocuksuz olmasına
Türkçe sözcükle yazmak, benim bırakılmaz
karşın mutlulukları hiç bozulmadı. O yönlü bir sorunları
biçimimdir. Yalnız günün kuşağı ile değil, elli yıl
olmadı. Kendisi girişkendi. Girişimlerine eşinin de katkısı
sonrasının kuşağı ile de anlaşmayı yeğlerim.
olurdu. Evlilikler konuşulduğunda, ”Benden üç yaş küçük
Anlaşamamanın acı bir anısı, derince bir yarası da var.
oluyorsun, iki yıl önce evleniyorsun” dedi. Yaşını
Yatılı öğrenim gördüğümüzden yüklenme seneti de
sormazsam da yaklaşık bir kestirme yapıyordum.
veriyorduk. Senedin içeriği Arapça-Farsça karışımıydı.
Konuşmasından 1928 doğumlu olduğunu, 1956'da
Okuyor, anlayamıyordum. Yazan yazıcı anlıyordu.
evlendiğini saptadım. Yaşamı yarışma ile geçtiğinden, her
Bana, içeriğindeki sözcükten,”libas”ın ne olduğunu sordu.
türlüsü ile ilgilenir, yaşı ile uyumlu olanlara katılırdı.
Bilemediğimi söyleyince, ”Bunlarınki okumak değil,
Eskisi gibi güreşmez, ata binmez, cirit oynamazsa da,
giydiğin elbise” diyerek, küçümsedi. Yazıcı yaşlıydı.
hepsinin izleyicisi, gözleyicisi olur, değerlendirmesini
Cumhuriyet öncesi doğmuştu. Libasları duyarak
yapardı. Yaşı ile çelişmediği için, bağlamayı alır, sesli sazlı
büyümüştü. Ben cumhuriyet çocuğuydum. Ayrı
etkinliklere katılır, tavla da oynardı. Oyunu çok
kuşaktandık, ayrı sözcükler duyuyorduk. Yaşamım
soğukkanlıydı. Esprilerle oynar, oynadığını incitici
boyunca duyduğum cumhuriyet sözcüklerine bağlı
davranmazdı. İzleyicisi çok olur, hepsine ikramda
kaldım. Bu arada Atatürk'ün yazdıklarına da takıldım.
bulunurdu. Adana Öğretmen Evi oyun yerlerinden biriydi.
Hepsi beni eleştiren yazıcının bildiği, bizim kuşağın
Oyuncuları da, izleyicileri de esprilerini dinlemek için dört
bilmediği sözcüklerdi. Bize göre, bizden sonrakilerin
gözle gelmesini beklerlerdi. Gelmediğinde, özlemleri
anlaması daha güçtü. Önemli bir tarih olan Kurtuluş
üzüntüye dönüşürdü. Ara sıra ben de izleyicisi olurdum.
Savaşı'nda yazdıklarını günümüz diline dönüştürmeyi
Esprilerine güler, payımı da alırdım. Son her işin bir başı,
görev edindim. Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı Yazışmaları adı
bir sonu var. İkisi de doğa yasası. Değişmez, değişmez,
ile arı Türkçeli, iki ciltlik, iki baskı yapan bir kitabım oldu.
değiştirilemez. Benim sanıma göre, İsmet Atlı 86 yıl
Onun mutluluğunu yaşıyorum. İsmet Atlı'nın eleştirisi bu
yaşadı. Az sayılmaz. Eşi kendinden önce ölünce mutluluk
mutluluğumu yeniden yaşattı.
düzeni bozuldu. Yalnız yaşamakta zorlandı. Yaşlılığın da
İsmet Atlı, halk çocuğu olduğu için, bütün etkinlikleri
halka dönük, halka yönelik bir bireydi. Çok olanaklıyken,
etkisiyle unutkanlık da başladı. Yakın tanıdıklarını bile
kısa süreli de olsa, göremeyişlerinde tanıma güçlüğü
çekiyordu. O yüzden, kişi kendini tanıtmak zorunda
İşte O Şampiyon İsmet Atlı.
24 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
kalıyordu. Bunu yaşayanlardan biri de benim.
Kardeşleri, Kozan'a, doğum yerine alma gereğini
duydular. İyi ettiler. Geçmişini yaşattılar, anılarını
anımsattılar. Kışın soğuktan, yazın sıcaktan korudular.
Yaylayı severdi. Yaylalarda yaşattılar. Unutkanlığın
verdiği acıdan uzaklaştırmağa çalıştılar. Sanıyoruz büyük
ölçüde başardılar. Bu bakımdayken, bir ilkbahar günü,
2014'ün Nisanın da yaşama gözlerini yumdu. Ölüm, hangi
yaşta olursa olsun, kim olursa olsun acıdır. İsmet Atlı'nın
ölümü de acı oldu. Ama yaşamı gibi ölümü de onurlu oldu.
Yaşadığı yere bir dirilik, bir canlılık verirdi. Adana'ya adı
ile anılan bir güreş okulu kazandırdı. Büyüklü küçüklü
güreşçiler orada provalar yapıyor, öğrendikleri oyunlarla
birbirlerini yıkmağa çalışıyorlar. İsmet Atlı'nın
unutulmaması, belleklerde tutulması için oraya olan
ilginin kesilmemesi, yıkışmaların sürmesi gerekir
kanısındayız. Umarız sürer.
Garipler Mezarlığına Gömseydiniz
ile ödüllendirilmiş bir koca yüreği… Tekten ve çiftten
dalmak, boyunduruk, göğüs çaprazı, yerden sarma, Şark
kündesi, yanbaş oyunu teknikleriyle minderleri adeta
rakiplerine dar eden Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u
İsmet Atlı'nın cenaze töreni şanına yakışmadı.
Devlet büyükleri, Devlet Övünç Madalyası sahibi
değerli bir insan için sadece çiçek göndermişler. Keşke
vatandaşlar da çiçek gönderseydi de kimse katılmasaydı.
Sonra adamı götürüp garipler mezarlığına gömseydiniz.
İki türkü üç şarkı söyledi diye ünlenip rahatsızlığında
Amerikan hastahanelerinde yatırılan sözüm ona
sanatçıların olduğu bir ülkede, bir dünya şampiyonu
Mustafa Özke*
Kozan Devlet Hastahanesi'nin bir odasında gariban bir
şekilde yaşama veda ediyor. Bizim milletvekilleri ve
belediye başkanları da sandık derdine düşmüşler.
“…Sırtı, her yeri, yara bere içindeydi. Gücüm
Yazıklar olsun..
yetmedi, kaldıramadım çoğu zaman. Üzülüyorum,
Türkiye'de kaç tane dünya şampiyonu var ki, siz böyle
kimsesizler yurdunda kalmış gibi hastahanede yattı.” Bu
bir değerli insanı her yeri yara bere içinde bırakıp ölüme
söz, Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu İsmet Atlı'nın kardeşi
terk ediyorsunuz. Yazıklar olsun size…
Hüseyin Atlı'ya ait. Adana, dünya ve olimpiyat şampiyonu
Utanın! Beni duydunuz mu? U ta nın…
bir evladını yitirdi. Hem de, 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel tarafından 1999 yılında Devlet Övünç Madalyası
* Çukurova Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi ve Günaydın
Adana Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
Hey gidi Koca Şampiyon hey!.... Rakiplerin yenemedi ama Azrail tuş etti seni.
25 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Babam Tadında Sevdiğim Adam Amcam İsmet Atlı
anlayabileceği bir dil ile yazması, konunun tam anlamı ile
ifade edilebilmesi onun en önemli özelliklerindendi. Onun
bu özelliği zamanın ünlü şairlerinden Abdürrahim
Karakoç'un bile dikkatini çekmiştir.
Amcamın şiirleri: Burcu burcu Kozan kokar. Çukurova kokar. Hasret kokar, hüzün kokar. Güreşi anlatırken
güreşirsiniz adeta. Ya da Çukurova şiirini okumaya
başladığınızda kendinizi geniş bir ovada gezer gibi
hissedersiniz… Alır götürür sizi gitmek istediğiniz yere…
Gülünce gözlerinin içi güler. Ciddi, samimi ve kesin
kararlıdır. Hiç riya yoktur özünde.
Olmaz, olanı da
sevmez. Hele parayı seveni hiç sevmezdi. Prensiplerinden
kesinlikle taviz vermezdi. En değer verdiği eşyası bana
Ali Atlı
hediye ettiği arabası ve sazı idi… Atı ve atçılığı güreşten
daha çok sevdiğini ve bildiğini defalarca duydum
kendisinden. “Atçılığı bilen dünyada 3 kişi varsa birisi
Ailemizin yapısı gereği amcamı 20 yaşındayken
benim” derdi. Atlara karşı ayrı bir sevdası vardı. Atçılığı
tanıdım… Ataerkil bir aile yapısına sahip olduğumuz için
antrenörlerin ve hipodromlarda perde arkasında dönen
de 30 yaşından sonra sohbet muhabbet edebilme fırsatım
dolaplara ayak uyduramadığından bıraktığını
oldu… Bir akşamüstü, köyde evden kamelyaya doğru
serzenişlerini dile getirerek söylemişti…
yürürken koluma girdi ve yeğenim:
Bana 'Aslanın
yeğeni” diye seslenirdi. Sigarayı
“Yalan söyleme”, dedi. Şaşkınlık içerisinde idim.
bırakma hususunda “İradesi olan bırakır. İradede erkekte
Hiçbir şey konuşmadık. Ne diyeceğimi bilemedim ve
olur” derdi. Ondaki azim 70 yaşından sonra bilgisayar
sustum. Sabah kahvaltıda bana bakarak: “Akşamdan bu
öğrenmesini sağladı. Öğrendikten sonra sayfalarca yazılar
yana kafan karışık biliyorum, yalan söylediğini
yazdı. Her yazısı yeni yetmelere ders verecek nitelikte idi.
kastetmedim aklında kalsın diye böyle bir yola başvurdum.
Hayatında hiçbir aşamada yalan söyleme. Yalan bütün
kötülüklerin anasıdır. Yalan söylemeyen zaten hiç pis iş
yapamaz” dedi… Bu amcamın bana bıraktığı en büyük
mirastı. 30 yaşında sıfır tecrübe ile atılacağım şehir ve
ticaret hayatımda amcamın mirası en büyük sermayem ve
başarı yolunda attığım her adımın başlıca sebebi oldu…
Yengem Dudu Atlı'nın 2008 yılında vefatı etmesi
münasebetiyle amcamla beraber kalmaya başladık. İşte
onu o zaman çok daha iyi tanıdım. Dostu arkadaşı İlyas
Karabulut gibi ben de keşke onu yirmi yıl önce tanısaydım
diye hayıflandım.
Saf Türk, saf adam, saf güreş sevdalısı. Saf vatanperver. Saf bir şair di amcam… Şiirlerinde kafiye tutturmak
için saçma kelimeler kullanmadan öz Türkçe ile konuyu
ilkokul seviyesindeki öğrencilerin bile okuduğunda
26 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı yeğeni Ali Atlı ile birlikte
Amcama Mektup
Çukurova'da amcaya “emmi” derler: Ben de
sana emmi diyeceğim. Emmi… Canım emmim… Sen
iyi bilirsin. Çevremizdekilere bir şeyler yakıştırırız ya.
Bir arkadaşı sevdik mi gardaş deriz. Benim da sana
içimden hep baba diyesim geldi.
Riya olur dedim.
Korktum... Ama şimdi diyorum baba. Can babam.
Canim babam. Parmakların saçımı okşarken
yaşadığım mutluluğu cennete değişmem.
sana borçluyum. Rab’bim mekânını cennet etsin.
Görüşmek üzere emmim…
Evladım dediğinde ruhumu okşayanım.
Pençe gibi elleriyle şefkatle başımı okşayanım.
Elindeki lokmayı ağzıma uzatanım.
Nasılsın sorusunu tek soranım. Emmim.
Sen gittin ya ne lokma verenim var, nede nasılsın
Seni çok sevdim be babam. Hep yan yana değil-
diyenim. Emmim biliyor musun ölürken üzül-
dik ama seni tanıdıktan sonra varlığın bana güven
meyeceğim. Çünkü sana geliyorum, sana kavuşuyorum.
verdi. Evde yatan bir ihtiyardın ama elin hep başımı
Orada da sor bana “Nasılsın evladım” de. “Aslanın
okşuyordu. Sırtımı sıvazlayıp, “Marifet, iltifata bağlı
yeğeni” de. Unutma ha olur mu!... Canım emmim…
der” beni överdin… Ben de bir gram adamalık varsa
Baba yurdunda yeğeni Ali Atlı ile birlikte.
27 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Merhum İsmet Atlı’ya
Kozan ilçesinde Çukurova'da
Nice sahalara çıktın İsmet'im
Gençlikte hevesin olan davada
Köklü çınarları söktün İsmet'im
Uğraş verip hedefine ulaştın
Dünya devletlerin gezip dolaştın
Sahalarda idman yapıp güreştin
Koç yiğitçe terler döktün İsmet'im
Âşık Avşar Musa
Tarzan Mehmet kıvırdı bıyığı
Sanki Toroslar'ın azman geyiği
Sivas Doğanşar'lı Ahmet Ayık'ı
Ona da elense çektin İsmet'im
Kozan Çukurören doğduğun yurdun
Toprağa gelmemiş kuluncun ardın
İranlı Tahti'yi yerlere serdin
Bükülmeyen bilek büktün İsmet'im
Zanapalı gibi hocalarına
Eriştin yücenin yücelerine
Âşık İmami'ye nicelerine
Ozan idin ağıt yaktın İsmet'im
Türk’ün gücü her tarafta görüldü
Nice pehlivanlar yere serildi
Spor salonuna ismin verildi
Ününle şanınla dikti İsmet'im
Asla eğilmemiş Türk'lerin başı
Bayrağı göklere çekmektir işi
İkinizde aynı yenilmez kişi
Yaşar Doğu ile denktin İsmet'im
Bu dünya fanidir ömür çok kısa
Ölüm Hak’kın emri ilahi yasa
Ağlayarak yazdı bu Avşar Musa
Nüfustan kaydını sildin İsmet'im
28 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
“Eşi Dudu ve İsmet Atlı”
Hey gidi günler hey.
Tarihten bir yaprak.
İsmet Atlı Anısına
Aramızdan Ayrılan İki Farklı Değer
Hüseyin Erciyes*
Son kuşak onların ne yaptığını çok iyi bilmese de
isimlerini çok iyi biliyorlardı. Bu hafta iki değerimizi
maalesef kaybettik. Dünya Olimpiyat Şampiyon’u Milli
Güreşçi İsmet Atlı ve ömrünü kitaplara ve Kozan'ın yakın
tarihine adayan Yalın Kılıç sessiz sedasız aramızdan
gittiler. İsmet Atlı hayatını güreşe adadı. Çocuk yaşlarda
başladığı güreş uğruna bir
hayat sürdü. Ömrünü
adadığı güreş dalında
sadece Kozan'ın ve
Adana'nın ismini değil
yazarlığı yaptı. Halk müziğine ve şiire âşıktı. Yüzlerce
köşe yazısı ve şiiri kaleme aldı. Son yıllarını sessiz sedasız
kendi köşesine çekilerek geçirdi. Güreş deyince eli ayağı
tutmazdı. İlçeden dünyaya açılan bir kapımız oldu. Son iki
ayını hastahane köşelerinde geçirdi. Maalesef yakınları
ilgisizlikten dert yandı. Ve geçtiğimiz Cuma günü (4 Nisan
2014) hayata gözlerini yumdu. Cenazesi de yaşamı gibi
sade bir şekilde yapıldı. Milli unvanını taşıyan bir üstadın
naaşı neden Türk Bayrağı’na sarılmadı. Hâlâ içimde bir
uhde… Uğurlar olsun büyük pehlivan.
Yalın Kılıç: Ömrünü Türkiye' in başkenti Ankara ile
taşranın açılan kapısı Kozan' da geçirdi. Memuriyeti
sonrası kendisini kitaplara ve yakın Kozan tarihine adadı.
Cumhuriyet Mahallesi'nde babadan kalma ahırı kütüphane
yaptı. “Kitap okumayı seven herkes benim çok yakın
dostum” sözleri hayatını kısaca anlatmaya yeter. Horzum
güzellik yarışması arşivlerine sahip Kozan'ın yaylalarına
portakal çiçeklerine âşık bir adam. Akranlarından daha çok
gençlerle vakit geçirmeyi seven ve hayatın okumaktan
geçtiğini bilen adam. Bilgilerini ve deneyimlerini tam 26
yıl Barış Gazetesi aracılığı ile halka aktaran zaman zaman
ilçemizin ve bölgemizin gerçeklerini ve yakın tarihini
sergileyen zaman zaman da sade kimlik olarak tanıdığımız
aileleri farklı bir pencereden bizlere ulaştıran Yalın
ağabeyi de kaybettik. Başımız sağ olsun. Onlar hayatları
boyunca bizlere bir şeyler bırakıp gidenler sıralamasında
başı çekeceklerdir. Eminim.
Türkiye'nin ismini
dünyaya duyurdu. Bu
uğurda verdiği
mücadeleler ve başarılar
saymakla bitmez. Aktif
güreşi bırakmasının
ardından bile güreşten
hiçbir zaman kopmadı.
Adana'da İsmet Atlı Güreş
Eğitim Merkezi’ni kurarak
bölge güreşçilerine açılan
bir kapı oldu. Bir dönem
ulusal gazetelerde köşe
İsmet Atlı adının verildiği stadyumu açarken.
* Akademisyen, Halk Bilimci, Yazar.
29 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Şampiyon Şair İsmet Atlı
başarılar elde etmişti. Güreşi bıraktıktan sonra bir süre
genç güreşçileri çalıştırmıştı. Daha sonra Adana'ya
dönerek atçılıkla uğraşmıştı. Adı İsmet İnönü'den, soyadı
babadan kalma atçılıktan geliyordu. Dili şiir söylerken eli
de kalem tutuyordu. Karacaoğlan geleneğine bağlı şiirleri
vardı. Uzun yıllar gazetelerde güreşle ilgili yazılar yazdı.
Tanışmamız Çukurovalı şairleri araştırma dönemine
rastlar. Telefonla aramış, Adana Öğretmen Evinde
buluşmuştuk. Engin gönüllü bir tavırla karşılamıştı beni. O
gün ısındık birbirimize. Ertesi gün evine çağırdı. Şiirlerini
gösterdi, saz çaldı, türkü söyledi. Bu arada aldığı ödülleri,
madalyaları, şiltleri, belgeleri gördüm. Böylece dost
Mustafa Emre
oluverdik, sık sık görüştük. O zaman çalıştığı gazete adına
güreş konulu bir şiir yarışması düzenledi. Beni de seçici
kurula yazdı. Türkiye'nin her yerinden güreş, güreşçi
Adını çocukluğumuzda duyardık. Spor yaptığımız
üzerine yazılmış şiirler yağdı. Şiirleri dikkatle okuduk,
zamanlar. Tarlalarda top koşturur, kanalda yüzer, kır
özenle seçtik. En önemlisi ödül alan ve dereceye giren
koşularına katılırdık. O, omuzlarda dönerdi birinci-
şiirler kitap haline getirildi.
liklerden. Davullar çalar, bir şenlik havası eserdi. Ne yazık
ki sessizce ayrıldı aramızdan. Son yılını köyünde geçirdi,
hasta yatağında. Bir tören bile yapılmadan köyünde
toprağa verilmiş. Ölümünden kısa bir süre önce telefonla
aramıştım. Sesi pekiyi gelmiyordu, ama hiçbir yakınması
da yoktu. Hey gidi dünya hey… Böyle mi bu dünya işleri?
Bu kentin ilk ve tek dünya, olimpiyat güreş şampiyonu,
köyünden çıkmamış yalın bir yurttaş gibi doğduğu yere
gömülsün!
Kimliğine göre 83 yaşındaydı. Bir sporcu için uzun
yaşam sayılır. Onca ağır çalışmalardan sonra sporu
bırakırsanız bir dengesizlik oluşur çünkü. Atlı, kendine iyi
bakardı. Tam bir Adanalı’ydı. Çukurova'nın bütün
özelliklerini taşırdı. Gösterişi, övünmeyi sevmezdi.
Gösterişi, övünmeyi sevenleri de sevmezdi. Esmer, orta
boylu, etine dolgundu. O güçlü yapısında yufka bir yürek
taşırdı. Aynı zamanda şairdi, yani gönül adamıydı. Güreş
dünyasının unutulmaz adlarından biriydi.
Dünyanın her yerinde güreşmiş, bayrağımızı onurla
dalgalandırmıştı. Adana'dan başlayarak Türkiye, Balkan,
Akdeniz, Dünya, Olimpiyat birinciliklerinde
30 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
üstün
İsmet Atlı, adı verilen stadyumun önünde dostlarıyla birlikte.
İsmet Atlı'nın yazdığı bir kitap vardı: “Türk
şiirlerini gün ışığına çıkarmasını önermiştim. “Nasıl
Güreşine Oyun Getiren Ustalar.” Güreşe katkıda
yapalım” diyordu. Kitap yapacak para durumu uygun
bulunmuş büyük ustaları teknik özellikleriyle dile getiren
değildi herhalde. Kendisine bütün kapıların açık olduğunu
bir kitap. Dalında ilk ve tek kitap olduğunu güreş yazarı Ali
söyleyince “Kimsenin kapısına gitmem” diyerek kesip
Gümüş de yazmıştı. Bunun üzerine yaşamını anlatan bir
atmıştı. Oysa belediyeler olsun, valilik olsun bu işi severek
kitap hazırlanması gerektiğini söyledim. Olumlu buldu,
üstlenebilirdi. Adana'ya, Türkiye'ye üstün başarılar
nasıl yapacağımızı sorunca ayrıntılı bir liste hazırlayıp
kazandırmış bir insan için bu kitap sorun olmazdı.
kendisine sundum. Liste bir süre bekledi. Uzunca
Geçen yıl, konuşurken söz arasında “Şu spor
sayılabilecek bir zaman sonra bu kitabı hazırlamak Halil
yazılarını kitap yapsak iyi olur” diyordu. Sen yazıları topla
Atılgan'a kısmet oldu. Atılgan'ın hazırladığı iki ciltlik
ver, ben yayına hazırlayayım demiştim. Daha sonra bir şey
kitapta İsmet Atlı'nın yaşamı, spor başarıları ile gazete
demedi. O da öyle kaldı. O'nun büyük başarılarına karşılık
yazıları bir araya gelmiş oldu.
biz ne yaptık diye sorarım. Evet, yaşarken hep saygı gördü.
O zamanlar yerel bir televizyonda program yapıyor-
Çünkü o da hep saygılıydı. Dönemin Cumhurbaşkanı
dum. İsmet Atlı'yı çağırdım, geldi. Televizyonda kitaptan
Süleyman Demirel'in elinden üstün başarı ödülü aldı.
yola çıkarak bir söyleşi yaptık. O söyleşide unutulmaz
Adana'da birçok yere adı verildi. Yeter mi? Bir heykeli
anılarını da anlattı. Örneğin, dünyanın yenemediği İranlı
dikilmeliydi yaşarken. Yine dikilebilir. Ama görse ne iyi
güreşçi Gulam Tahti'yi nasıl yendiğini coşkuyla yeniden
o l u r d u . G e r ç e k t e n a n ı t g i b i b i r i n s a n d ı . Ye r i
dile getirdi. Öyle ki stüdyoda bulunan herkes hayranlıkla
doldurulamadı. İsmet Atlı, görevini en iyi biçimde yapmış
izledi. Atlı'nın şiirlerini bir üniversite öğrencisi bitirme tezi
seçkin insanlardan birisiydi. Dopdolu yaşadı, derin izler
olarak değerlendirmişti. Ben de bağımsız bir kitap halinde
bıraktı. Anısı önünde saygıyla eğiliriz. Nur içinde yatsın.
Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u “İşte O Pehlivan” (14.12.2009) TÜMSİAD
31 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
İsmail Küçüközen*
Kozan'ın gururu, Adana'nın gururu, hâsılı
Türkiye'nin gururu, daha doğrusu dünya güreşinin gururu
İsmet Atlı ağabeyimle tanışmamız taaa çocukluğumda
başladı. Küçüklüğümüzde köylerinde (Kurtoğlu
Çiftliğinde) yeğenleri ile pamuk topladığımızda rahmetli
babası Pehlivan Ali Amca’nın atlarını seyretmek için evine
giderdik. O yıllar pehlivanın (İsmet Atlı'nın) en popüler
olduğu dönemdi. Askere gittik devlette işe girdik. Yatay
geçişle Adana'da Belediyede göreve başladığımda tekrar
rahmetli İsmet Atlı ve Âşık İmami ile karşılaştık. Çok
zaman da birlikte olduk.
Adana Sepici Mahallesi'nde adına yaptırılan güreş
eğitim kampında çok zaman beraber olduk. Âşık İmami
saz çalar kendi de bozlak söylerdi. Aşık İmami'nin yeğeni
arkadaşım iş adamı Mehmet Kurt 1990'lı yıllarda Yüreğir'e
bir pastahane açmıştı. O pastahanede sık sık üçlü olarak
birlikte olur çerez yer, saz çalar mutlaka “Sarı kız, Kara
çadır ismi tutar” türkülerini söyler sohbet ederdik. Eğer o
sohbette ben yoksam Mehmet Kurt'a beni muhakkak
buldururdu.
Rahatsızlığı dolayısı ile köyüne (Kurtoğlu Çiftliği)
istirahata çekilip dinlendiğinde zaman zaman yanına uğrar
artık yaşlandığı için kendisine kim olduğumuzu hatırlatıp
azda olsa kendini yormadan eski günleri yâd ederdik. Artık
iyiden iyiye yaşlanıp ta yatağa düştüğünde yine fırsat
buldukça yanına gittim. Köyünü çok severdi.
32 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Rahatsızlığında Kozan Devlet Hastahanesi’nden Adana Aşkım Tüfekçi Devlet Hastahanesi’ne nakil edildiğinde
yanında olduk. Bir müddet sonra bizleri tanıyan
doktorların yeğeni Ali'ye değil de şahsıma İsmet ağabeyi
artık evinde istirahat ettirseniz iyi olur haberi ile konu iyice
anlaşılmıştı. Artık ümit yoktu. Doktorların mesajını aldık
ve Kozan Devlet Hastahanesi idarecileri ve elleri öpülesi
doktorumuz Emin Özkaya Bey'le diyaloga geçip yoğun
bakım ünitesinden özel bir yatak temin edip son günlerini
Kozan Devlet Hastahanesi'nde geçirmesine vesile olduk.
Burada sevenleri ziyaret ettiler. Kozan Devlet
Hastahanesi'nde hakkın rahmetine kavuştu. Vasiyeti
üzerine Toklular Mahallesi'ne anne ve babasının yanına
defin edildi. Fakat anlayamadığım rahmetli milli
gururumuz, bayrağımızı göklere çektiren dünya
şampiyonunun tabutunun üzerine devlet yetkilileri
tarafından bayrak konmaması zoruma gitti. Bir kendini
unutamam, bir de rahmetli şampiyonun tabutunun üzerine
bayrak konmadı bunu unutamam. Nur içinde yatsın.
* Gazeteci / Televizyon Yöneticisi / Kozan
Koca Çınar
Kozan'da devrildi büyük bir Çınar
Ebedi uykuya yattın pehlivan
İki bin on dörtte içimiz yanar
Acımıza acı kattın pehlivan
Âşık Hacı Karakılçık
Şair bir pehlivan dilleri tatlı
Gönlü alçak insanlara şefkatli
Daha doğmaz böyle bir İsmet Atlı
Gerçek vatanına gittin pehlivan
Hazreti Hamza'nın bir benzeriydin
Dünya olimpiyat pehlivanıydın
Türkiye'nin medarı iftiharıydın
Tarihe imzanı attın pehlivan
Kimse size çalım satamıyordu
Künde vunda bile atamıyordu
Rakipler elinden tutamıyordu
Eceline pes mi ettin pehlivan
Birçoğun tuşladın İran’lı gibi
Halid Bin Velid'den fermanlı gibi
Bu dünyaya gelen her canlı gibi
Ölüm acısını tattın pehlivan
İki milli güreşçi: Hüseyin Atlı ve
Ahmet Ayık. İsmet Atlı'nın mezarı
başında fatiha okurken.
Hacım-der faniden göçüp gittiniz
Unutulmaz kıymetiniz kadriniz
Cennet bahçeleri olsun kabriniz
Dualarla gitti ceddin pehlivan
İsmet Atlı Anısına
33 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bir Halk Bilgesi İsmet Atlı
-Doğanın dişisine baz, erkeğine cura denir. Dadaloğlu
bile bir şiirinde,” Karışmış curası bazınan gelir” diyor.
Oysa ben doğanın erkeğine baz denir diye biliyordum.
Yani baz: Ana, esas, temel demektir.
İsmet Atlı'nın atlarla da geniş bilgisi vardı. Kendisi
uzun uzun anlatmıştı ama aklımda kalanı yazıyorum. O,
atların donlarını sayarken:
Alma alı
Sakla doru
Sat yağızı
Bin kıra
Ahmet Z. Özdemir
Öyle dalardım rakibe
Sanırlardı füze beni
İhtiyarlık yavaş yavaş
Getiriyor dize beni
Başım pınar gönlüm çarşı
Güler yüzüm satar turşu
Devlere dururken karşı
Şimdi çocuk eze beni
2011 yılı idi. İsmet Atlı Ankara - İncek Fizik Tedavi
Merkezi'nde kalıyordu. Edebiyat öğretmeni Sayın Fatma
Sayman: “İsmet Atlı'yı bizim evde yemeğe davet ettim, sizi
de orada görmek istiyoruz” dediğinde çok heyecanlanmıştım. Çünkü İsmet Atlı'yı ilk kez yüz yüze görecektim.
Öyle ya bir cihan pehlivanıyla karşılaşmak, onunla
yüz yüze görüşmek heyecandan da öte saygı duyulan bu
isme karşı bir merak içindeydim. O yüzden hanıma:
Hemen hazırlan gidiyoruz diyerek yola çıktık. Fizik
Tedavi Merkezi'nde beklerken onun yukarıdan inişini,
selam verişini, kibarca elimizi sıkışını dün gibi
hatırlıyorum. Orada ayaküstü konuştukça sohbet
koyulaştıkça İsmet Atlı'yı bir pehlivandan çok bir halk
bilgesine benzetmeye başlamıştım. Onun halk şiirine, halk
kültürüne yakınlığını biliyordum. Kendisi de bir halk
ozanı olan İsmet Atlı, Karacaoğlan'ın o ünlü:
Şahinim var bazlarım var
Tel'e alışkın sazlarım var
Yâre gizli sözlerim var
Diyemiyom ele karşı
Şiirindeki “baz” sözcüğünün gerçek anlamını ondan
öğrenmiştim. İsmet Atlı şöyle dedi:
34 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İncek'ten Çayyolu üzerinde bulunan Fatma
Hanım'ların evine giderken İsmet Atlı bizim bindiğimiz
arabadaydı. Karşımızdaki doğayı, onun manzarasını
görünce gümreni gümreni, hafif bir sesle bir uzun havayı
söylemeye başladı, tam da Çukurova bozlağı gibi. O
bozlak 19. Yüzyılda yaşamış halk ozanı Cingözoğlu Seyit
Osman'a aitti:
“Gam kasavet kalkmaz oldu serimden
Şad olup da gülmediğim nedendir
Gece gündüz yalvarırım Mevla'ya
Dileklerim kabul olmaz nedendir”
Konuşmalarımızda ben ona hep “yeğenim” diye hitap
ediyordum. Çünkü İsmet Atlı'nın anasının Avşar olduğunu
öğrenmiştim. Ondan sonra da Adana'ya selam gönderirken
de: Yeğenime selam söyleyin dediğimde, Adana- İsmet Atlı
Güreş Vakfı'nda rahmetli İbrahim Karalı'ya:
-Yahu bu Avşar bana hep yeğenim diyor, halbuki ben
ondan yaşça daha büyüğüm deyince, İbrahim Karalı
(Davutluoğlu):
-Olsun Avşar'da bu âdettir. Yaşa başa bakmadan Avşar
anadan doğan herkese onlar yeğenim der, demiş. Bunu
bana rahmetli Karalı anlatmıştı. İsmet Atlı hem bir cihan
pehlivanı, hem bir halk ozanı, hem de bir halk bilgesiydi.
Sohbetimiz sırasında, söz arasında; “Haline bakmaz da
Hasan Dağı’na oduna gider” atasözünü hatırlatması hele
de kendi kötü huylarını başkalarının üzerine atanlar için:
Öküzümün alnı sakar
Lakabını ele (bana) takar
Ölçülü, uyaklı sözü konuşmalarında yerinde kullanması bunu gösteriyordu. Bir büyük cihan pehlivanı ve de
bir halk bilgesini anmak için “Çukurova Lobisi”nin özel
bir sayı çıkarması kadirbilirliğin güzel bir örneği oldu.
Öğrencim, araştırmacı yazar sevgili Halil Atılgan'ın iki
ciltlik “İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır” kitabı her türlü
övgüye değer bir çalışmadır. Burada Halil Atılgan'ı
kutlarken, İsmet Atlı'ya: Nur içinde yatsın! Dileklerimi
yineliyorum, rahat uyu değerli yeğenim diyorum.
Mesai Arkadaşım İsmet Atlı
Osman Palamut
Bazı şahsiyetler vardır. İz bırakıp göçerler bu
âlemden ebedi âleme, Manevi alanda, siyasi alanda ve
milli duyarlılığımızın temsilinde, şu Anadolu topraklarında öyle isimler var ki ebediyete göç eden. Onları
unutmak mümkün değildir. Manevi iklimin mimarları olan
Yunus'u ve Mevlâna'yı, siyasi ve milli duyarlılığımızın
gerçek temsilcisi olan Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u
İsmet Atlı'yı unutmak mümkün mü?
Unutulmaz elbet.
Babası Varsağı aşiretine mensup Pehlivan Ali…
Yani, babadan dededen pehlivandı İsmet Atlı. Annesi
hanımefendi ise, Afşar aşiretine mensup Safiye Hanım'dı.
Pehlivan babadan ve babasının pehlivanlığı gibi soylu bir
ananın helal lokma ile büyüttüğü İsmet Atlı. Elbette o
helal lokmanın verdiği manevi haz ile tuttuğu rakiplerinin
sırtını er meydanında ki mindere yapıştırmıştı. Hayatı
başarılarla dolu olan İsmet Atlı soyuna uygun bir hayat
yaşayarak, 04 Nisan 2014 tarihinde Kozan'da 83 yaşında
noktaladı şu fani dünyada ki ömrünü. Rahmetli Mustafa
Kemal'in “Ben sporcunun; zeki, çevik ve aynı zamanda
ahlaklısını severim” dediği gibi. O da hem zekiydi. Hem
çevikti. Hem de tek sevdası olan, sevdanın da ötesinde
yaşamının gayesi olan milli ve manevi değerler ışığında ki
ahlakıydı İsmet Atlı'yı ölümsüzleştiren.
1951 Yılında ay yıldızlı formayı giyen İsmet Atlı,
aynı yıl İskenderiye'de yapılan Akdeniz Oyunlarında, 79
kiloda serbest stilde şampiyonluğu tadarak, bayrağımızı
dalgalandırmış. 10 yıl süren başarılarla geçen milli takımda ki serüveninde bir de 1960 yılında Roma Olimpiyatlarında İranlı Tahti'yi yenerek dünya şampiyonu
olmuştu. İşte bu başarının altında; Atatürk'ün dediği gibi;
zekâ vardı, çeviklik vardı. En önemlisi bunları tamamlayan ahlak vardı. Çünkü onun atası hamurunu İslam
ahlakıyla yoğurmuştu. İsmet Atlı, ahlaki değerlerden
zerre-i miktar ödün vermeyen bir pehlivanımızdı. Bu
hassasiyetine şahit olmuş birisiyim. İşte şahit olduğum bir
anısı: 1980'li yıllarda tanıştığım ve Tercüman gazetesinde
mesai arkadaşlığı yaptığım İsmet abinin sohbetlerine
gerçekten doyum olmazdı. O, sokakta yürürken, sohbet
ederken ve çalışırken her hareketinde hamurunun gereği:
Saygı, sevgi, disiplin ve ahlaki davranışı hiç ihmal
etmezdi. Bir gün Tercüman gazetesi istihbarat servisinde
çalışırken: İsmet abi de masasında bir gün sonra ki tefrikasının yazısıyla meşguldü. Ancak bir ara çalışanlardan
biri, vatandaşın birine sinirlenmiş olacak ki, milli edebe ve
manevi edebimize yakışmayan bir söz söyledi. İşte ne
olduysa o anda oldu. Yerinden kalkan rahmetli İsmet abi o
şahsa doğru yürüdü. İsmet abinin üzerine doğru geldiğini
gören vatandaşta renk kalmamıştı. Ağzından tek bir
hakaret sözü çıkmayan İsmet abi, küfür eden zatı kollarından tutup yerinden kaldırarak aynen şunları söyledi;
“Be utanmaz adam, be ahlaksız adam, senin kemiklerini
kırar şu pencereden aşağı atarım” dedi. Bu sözler
karşısında çok korkan zat, özür dileyerek affını istedi.
İsmet Atlı'nın Tercüman gazetesinde ki çalıştığı
günlerde, Yazı İşleri Servisinde ayrı bir güzellik vardı.
Güzellik: İsmet abinin birikiminden tezahür eden
anılarıydı. Ancak o anlar, günümüzdeki gibi argo kelime
sefaleti içerisinde olmadığı için, her konuşması ve her
hatırası ilgiyle ve hem de ders alınarak dinleniyordu. Hani
nasıl ki dün geçtiyse ve geri gelmeyecekse, İsmet abi de
artık göçüp ebedi âleme gitti, ama önemli olan rahmetlinin
hatıratında ki değerlerden ders almaktır. Nasıl ki tarihi
hataların tekerrür etmemesi için tarihten ders almak
gerekiyorsa, İsmet Atlı ve İsmet Atlı gibi şahsiyetlerin
hayat hikâyeleri de yeni nesillere ders olmalıdır.
Sonuç: En büyük eksiğimiz, bu değerlerden ders
almamaktır. Onun için diyorum ki: İsmet Atlı ve benzeri
değerlerimizin hayat hikâyelerini, yaşadıkları meşakkatleri, hatıraları yeni nesillere ders olarak anlatalım.
Unutmayalım ki zaman dönüşü olmayan bir yolculuktur.
35 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İşte O Pehlivan İsmet Atlı
Geldi Çukurova'ya sesini duyurdu. Geldi Türk Güreşine
karakucağı, serbest ve grekoromen güreşi ile damgasını
vurdu. Geldi 1951 yılında giydiği ilk milli mayo ile
Akdeniz Olimpiyatlarında destanlar yazdı. Beş kıtayı
dolaştı. Hele 1960 yılında İranlı meşhur Tahti'yi yenip
olimpiyat şampiyonu olduğunda İran'da bayraklar yarıya
inmişti: Geldiği gibi 1962 yılında hem serbestte hem
grekoromen de ülkesini temsil ederek milli mayoya veda
etti. Devlet üstün hizmet madalyası ile ödüllendirildi.
Geldi Ankara Radyo Evi’nde Muzaffer Sarısözen
yönetimindeki programda bozlak okudu. O bir Çukurova
sevdalısıydı. Çukurova destanı adlı şiirinde ne diyor:
Gazanfer Özdemir*
Cumhuriyet öncesi cihan pehlivanları dünyaya nam
salıyorlar. Giyimleri, kuşamları, devasa yapıları yurt
içinde ve yurt dışında yaptıkları güreşlerle dünyayı hayran
bırakıyorlardı. O devrin nam salan pehlivanları idi bunlar.
Gaddar Kel Ali, Çoban Koca Yusuf'una, Adalı'sından,
Hergelece’sine. Kazıkçı Karabekir’den, Kara Ahmet'ine,
Çolak Mulla Emin'den, Kurt Dereli Mehmet'ine cihan
pehlivanıydı bunlar. 1936 yılında 120.000 Alman Berlin
Olimpiyat Stadında ilk olimpiyat şampiyonumuz Yaşar
Erkan'ı alkışlıyordu. 1948 yılında altı altın madalya ile
yine Türk güreşçileri Londra Olimpiyatlarında esiyordu.
Yaşar Doğu, Nasuh Akar, Celal Atik, Gazanfer Bilge,
Mersinli Ahmet ve Mehmet Oktal.
Yıl 1960. Roma Olimpiyatlarında dünya güreşinin
devleri. Türk güreşciler Roma'da bir kez daha destan
yazıyor. Yedi kez İstiklal Marşımızı dinletiyorlardı. Kimdi
bunlar? Mustafa Dağıstanlı, Ahmet Bilek, Hasan Güngör,
Müzahir Sille, Mithat Bayrak, Tevfik Kış ve Çukurova'nın
yetiştirdiği İşte O Pehlivan İsmet Atlı idi. O şampiyon, o
ozan, o şair, o bozlakçı, espriyi ve hicvi çok seven birisi. O
at sevgisi ile büyüyor, O Çukurova sevdalısı İşte O
Pehlivan İsmet Atlı.
Öyle dalardım rakibe
Sanırlardı füze beni
İhtiyarlık yavaş yavaş
Getiriyor dize beni
Efsaneler gelirler, yaşamlarından yaptıklarından iz
bırakarak ayrılırlar. İşte o Çukurova güreşinin Türk
Güreşinin ve dünya güreşinin efsanelerinden birisiydi.
36 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bin seneden beri Çukurova'nın
Hacısı hocası evliyası var
Bu memleket nice kahraman besler
Buralarda yiğitlerin hası var
O ozandı, o şairdi, espriyi ve hicvi çok severdi.
Avustralya dönüşü uçakta Adil Atan için ne diyor duyalım:
Aslan Adil senin gibi yiğit yok
Bir benzerin yoktur eller içinde
Devrilesi boyun posun yerinde
Güzel seçilirsin keller içinde
Ve bir taşlamada çılgın yaşantısıyla ünlü Celal Atik'e
yazıyor:
Benden selam olsun Celal Atik'e
Artık bir köşeye yaslanmalıdır.
Ellisinde delikanlılık olmaz.
İnsan yavaş yavaş uslanmalıdır… diyor
İşte O Pehlivan İsmet Atlı için Âşık İmami bir
dörtlüğünde onu bakın nasıl dile getiriyor.
Tarifi ne mümkün İmam-i Ozan
Adriyatik Çin'i dünyayı gezen
Dünya güreşinin kitabın yazan
İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır
İsmet Atlı aynı zamanında babam Kazım Özdemir'in
de yakın dostu idi. Beraber güreşlerdi.
Zaman içinde Çukurova'dan bir yiğit geldi geçti. İz
bıraktı, eserler bıraktı, unutulmayacak hatıralar bıraktı.
Ülkesine ve dünyaya olimpiyat şampiyonluğu bıraktı. Her
fani gibi o da aramızdan ayrıldı. Bu baba dostu İsmet Atlı
için ne söylesek azdır. Ey Koca Pehlivan… Seni Çukurova
güreşi unutmaz. Bizler de unutmayız. Dünya güreşi de…
Hele Türk Güreşi hiç unutmaz. Hele ben asla unutmam.
Unutamam. Toprağın bol olsun İsmet ağabey…
* Güreş Uzmanı - Akdeniz TV Er Meydanı Program Sunucusu.
Merhum İsmet Atlı!
Şakir Deniz
Hey be Koca Çınar, nasılda aramızdan ayrılıp gittin.
Kozan'a geldim mezarının başında melengiç ağacı. Hey be
Koca Pehlivan. Sen orada yatacak insan mıydın? Doğrusu
inanamıyorum. 1955 Ağustos ayında tanıştık. O günden
bugüne kadar ağabey kardeş gibi olduk.
Yurt içi, yurt dışı birçok seyahatlerimiz oldu. En zor
rakiplerini bile kolaylıkla yenerdin. Hele bir Bulgar
Mehmet Of'la güreşin var ki… Hiç unutamam. Jimnastik
yapmış, terlemiş dinleniyorduk. İsmet Atlı ile ilgili iki
anons yapıldı. İsmet ağabey yok. Koştum soyunma
odasına. Bir de baktım İsmet ağabey soyunma odasının
merdivenine oturmuş “Kozan Dağı çatal matal / Arasında
aslan yatar” türküsünü çalıp söylüyor. Kolundan tuttum…
Kalk dedim ağabey. Bu son anons senin için yapılıyor. Seni
çağırıyorlar. Rahmetli: “Türkü bitmeden hiç bir yere
gitmem” dedi. 120kg. Mehmet Of'u nasıl da yenmişti.
Unutamıyorum. Daha dün gibi gözümün önünde… Hey
gidi günler hey…
Tavla oynamayı çok severdi. “Şu tavlayı bildiğim
kadar güreşi bilsem, hiç kimse beni yenemez” der espri
yapardı. Yemeyi çok severdi. Yemek seçerdi. Özellikle et
yemeklerini ve meyveyi çok sever, karpuza bayılırdı.
Rahmetli vakıf başkanımız Kemal Aslan'a: “Kemal biz
bir şeylerde yemiyoruz, ama niye kilo alıyoruz” diye şaka
yapardı. Atları çok severdi. Serden, Arap Ali adında yarış
kazanan atları vardı. Dünyada atla ilgili bilgileri üç kişi
biliyorsa, biri muhakkak İsmet Atlı idi. Ankara'ya geldiğinde bana uğramadan gitmezdi. Onun önemli
özelliklerinden biri eli boş gelmez, her gelişinde mutlaka
bir hediye getirirdi. Gönlü bol, eli açıktı. İnsanları mutlu
etmeyi severdi. Şiirlerine hiç paha biçilmezdi. Hülasa
kadim dostum İsmet Atlı, insanlığıyla, gözü gönlü
tokluğuyla, şiirleriyle, bağlamasıyla, türküsüyle,
bilgeliğiyle, bileğiyle özellikli bir pehlivandı. O, bu
özellikleriyle Türk Bayrağını defalarca yurt dışında
göndere çektirdi. Pehlivan, adam gibi adamdı. Ne acıdır ki
kendini adam sayan müsveddeler onun kadrini, kıymetini
bilemedi. Kardeşi Milli Güreşçi Hüseyin Atlı'nın
anlattığına göre tabutuna Türk Bayrağı örtülmemiş. Acı…
Ama gerçek… Çok üzüldüm. Kadim dostuma devlet
töreni düzenlenmesi gerekirdi. Ne yapalım… Kendini
adam sayan zavallılar utansın. İsmet Atlı'nın kadrini
bilmeyen yabanileri nefretle kınıyor, aziz dostum, vefakâr,
cefakâr İsmet Atlı'ma bin rahmet diliyorum. Allah
taksiratını affetsin. Ruhu şad olsun. Koca Şampiyon, seni
hiç bir zaman unutmayacağız.
İsmet Atlı yarış atıyla ile birlikte.
37 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bir İsmet Atlı Vardı
Öcal Uluç*
İsmet Atlı, Yaşar Doğu’ların, Celal Atik’lerin, Nasuh
Akar’ların dünya minderlerini titreten dönemlerinden
hemen sonra gelen ve sayıları giderek azalan
“efsanelerden” biridir.
Hey gidi, “Koca Şampiyon” İsmet Atlı hey, hey gidi
“Füze” Selami hey!.. İki efsane Çukurova’lıyı, iki büyük
sporcuyu art arda kaybettik ama Türkiye'de neredeyse“
kimselerin haberi olmadı!.. İsmet Atlı, 1960 Roma
Olimpiyatları'nda, hem de doktorlar, akşam saatlerinde
finaller başlarken, “Hasta belki de güreşemeyecek” derken, müsabakaların yapıldığı tarihi Basilica di Massengio
harabelerinde, sabaha karşı mindere çıkarak, dünyanın
gelmiş geçmiş en büyük güreşçilerden İran’lı Tahti'yi eze
eze altın madalyayı ay-yıldızlı göğsüne takan bir büyük,
çok büyük şampiyondu. (Ey sevgili Cüneyt Koryürek
ağabeyim, o Basilica'da minderlerin karşısındaki basına
ayrılmış telefonların birinden “canlı yayın yapar gibi”,
Ankara'daki o zamanlar yayınlanan yazı işleri müdürlerinden biri olduğum Öncü Gazetesi'ne, telefonun bu
ucundaki Spor Müdürümüz Hıncal Uluç aracılığıyla, o
tarihin yazıldığı” müsabakayı nasıl saniye saniye anlatmış
ve çok gazete “İsmet Atlı hastalandı, baskıya
verildiğimizde finale çıkamayacağı bildiriliyordu”
haberleriyle yayınlanırken, bizlere “İsmet Atlı Olimpiyat
Şampiyonu” manşetini attırmıştın? İşte şimdi cennette
“Şampiyon” ile yine buluştunuz!..
Bakınız, bu “Büyük Şampiyonu”, Kültür ve Turizm
Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü Devlet Türk
Halk Müziği Korosu Şeflerinden, araştırmacı, derlemeci,
öğretim görevlisi Dr. Halil Atılgan nasıl anlatıyor: “Evet,
Şampiyon güzel insandır, şampiyon sanatçıdır. Şairdir,
ozandır. Saz çalar, türkü söyler. O dev gibi görünen adamın
yüreği kadife gibidir. O yürek yağmur yüklü bulutlar gibi
sevgi yüklüdür. Bu sevgi, bağlamada, türkü söylemede,
ağıt derlemede, Türk kültürüne olan bağlılığıyla dile
gelmiştir. O bazen Toros Dağlarında kokan menekşe,
Ceyhan'ın kenarına konmuş bir Yörük çadırı, bazen de
Elif'in elindeki kirmendedir. Ondaki yürek bazen iğde
dallarına konan bir serçe, bazen küren küren uçan
sığırcıktır. Bazen balarısı olur püren püren dolaşır. Onda
bir deli gönül vardır ki Düldül Dağının tepesinde gezinir.
Karacaoğlan'ın bir bozlağı olur. Aman olda kara gözlüm
aman ol / Güzeller içine gel de tamam ol / Ben ölürsem
cenazeme imam ol/Kıl kara zülfüne kurban olduğum
diyerek Tilan Çayı'na, Sumbas'a dökülür.”
İsmet Atlı, Yaşar Doğu'ların, Celal Atik'lerin, Nasuh
Akar'ların Dünya minderlerini titreten dönemlerinden
hemen sonra gelen ve sayıları giderek azalan
“efsanelerden” biridir, yüzlerce güreşçi yetiştiren hocadır,
ozandır, destanlar yazar, söyler, folklor derlemelerini
yayınlar, “Dünya Güreşine Oyun Getiren Ustalar.”
“Yazılar, Anılar ve Şiirlerle Türk Güreşi” kitaplarına imza
atar. Tercüman, Türkiye ve Çukurova yerel gazetelerinde
yazarlık-güreş yorumculuğu yapar. Atçıdır, yiğittir,
dosttur, örnek bir babadır, ama biz onu unuttuk! Tercüman
gazetesinde beraber olduğumuz süreçte, onu yakından
tanıdım, daha sonra Türkiye gazetesinde yıllarca aynı
sayfada yazılar yazdık. Büyük bir şampiyon, büyük bir
sporcu, büyük bir insandı!.. Ama, işte bu "ama" için, bakın
ne diyor, Halil Atılgan;
“(…) Onu ben çok iyi tanırım. O, ölüme yıkıldığına
üzülmez. Hem de hiç üzülmez. Devletinin ve milletinin ona
sahip çıkmayışına üzülür. Esas onu işte bu yıkar. O
gerçekten yıkıldı. Ülkesinin bayrağını dünyada 14 defa
şeref kürsünden dalgalandıran İsmet Atlı'yı onun
varlığından haberdar olmayan yetkililer yıktılar.”
Söyleyin sevgili okurlarım, Atılgan Hoca haksız mı? Nur
içinde yat, koca şampiyon, ruhun şad olsun!
* Türkiye Gazetesi Köşe Yazarı.
38 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Şampiyon’u
a Bağışla
İsmet Atlı Hoca’m hastadır hasta
Yüce Mevla'm şampiyonu bağışla
Güreş camiası yastadır yasta
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
Yaşamakta haktır ölmekte haktır
Elbette senindir ilahi takdir
Arkasında ağlar evladı yoktur
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
Âşık Avşar Musa
Şanındandır yardım etmek düşküne
Meşkine de meydanların meşkine
Piri Hazreti Hamza'nın aşkına
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
Başında asılı serum şişesi
Pehlivanlarında kaçtı neşesi
Gazetede boş duruyor köşesi
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
Şampiyon ki şampiyonlar hocası
Marifetin yücelerin yücesi
Bugün gecelerden berat gecesi
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
Kardeşi Hüseyin Atlı,
anası Safiye Hanım
ve İsmet Atlı.
Avşar Musa'nın da ağlamak kârı
Dürdane yengenin artmasın zarı
Türkiye'nin medarı iftiharı
Yüce Mevla'm Şampiyonu bağışla
İsmet Atlı Anısına
39 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Türk Güreşinin Efsane Adı İsmet Atlı Vefat Etti*
Türk güreşinin efsane isimlerinden dünya ve
olimpiyat şampiyonu İsmet Atlı, tedavi gördüğü
hastahanede 83 yaşında yaşamını yitirdi. Adını ailesinin
İsmet İnönü'ye duyduğu sevgiden, soyadını babasının at
yetiş-tiriciliğinden alan İsmet Atlı, Atatürk'ün güreşe olan
merakını öğrenince onun istediği gibi bir güreşçi
olabilmek için çalıştı. 10 yıl boyunca yer aldığı milli
takımda Olimpiyat Şampiyonluğu da dahil birçok başarıya
imza attı. Aynı zamanda ozan olan Atlı, gazetelerde köşe
yazarlığı da yapmıştı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
Demirel tarafından 1999'da Devlet Övünç Madalyası ile
ödüllendirilen Atlı, memleketinde son yolculuğuna
Mustafa Özke*
uğurlandı. Atlı'nın kendisi gibi güreşçi olan kardeşi
Hüseyin Atlı, ağabeyinin sahipsiz bırakıldığını, gariban
öldüğünü söyledi.
Olimpiyat ve Dünya Güreş Şampiyon’u 83 yaşındaki
Rahatsızlanarak 10 gün önce tedavi altına alındığı
efsane güreşçi İsmet Atlı, tedavi gördüğü hastanesinde
Kozan Devlet Hastahanesi'nde solunum yetmezliğinden
hayatını kaybetti. Kozan Devlet Hastahanesi Başhekimi
bu sabah (Cuma) saat 05.30 sıralarında hayatını kaybetti.
Uzman Doktor Mete Sabri Göngören, 10 gündür yoğun
Atlı, Cuma namazını müteakip Kozan Hoşkadem Merkez
bakım ünitesinde tedavi gören Atlı'nın sabah saat 05 30'da
Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Işıklı
solunum yetmezliğinden hayatını kaybettiğini açıkladı.
köyünde toprağa verildi. Cenaze
törenine Kozan
*Adana Yeni Günaydın Gazetesi
05 Nisan 2014 Cumartesi.
Şampiyon İsmet Atlı omuzlarda.
40 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Kaymakamı Avni Oral, Eski Adana Valisi, AK Parti
Olimpiyat Şampiyonu Oldu
Kırıkkale Milletvekili Oğuz Kağan Köksal, Adana
Milli takımdaki yerini koruyan Atlı, 1956'da
Milletvekili Ali Halaman, Kozan Belediye Başkanı Musa
İstanbul'da gerçekleştirilen Dünya Kupasında 79 kiloda
Öztürk, eski Avrupa Şampiyon’u Milli Güreşçi Mehmet
altın madalya kazandı. 1960'ta Roma Olimpiyat
Esenceli ile çok sayıda vatandaş katıldı.
Oyunlarında serbest stil 87 kiloda, dünyaca ünlü İranlı
İsmini İsmet İnönü’den Aldı
Efsane güreşçi İsmet Atlı, 1931 yılında Adana'nın
Kozan ilçesine bağlı Çukurören köyünde dünyaya geldi.
İsmet adı, İsmet İnönü'ye gösterilen sevgiden dolayı
verilirken, soyadı ise babasının at yetiştiriciliğinden
Son Yolculuk
geliyordu. Pehlivan Ali ile Safiye Hanım'ın 6 çocuğundan
biri olan İsmet Atlı'nın, Atatürk'ün güreşe merakını
öğrenince onun istediği gibi bir güreşçi olmayı amaç
Tahti'yi yenerek altın madalya aldı. Olimpiyat
edindi. Babası Pehlivan Ali, onu ileride milli güreşçi
şampiyonu oldu. Milli mayoyu 62 defa giyen Atlı'nın ken-
olması için teşvik etti. Güreşe ilk olarak 1950'de köylerde
dine has en iyi uyguladığı güreş teknikleri tekten ve çiftten
düzenlenen karakucak güreşleriyle başladı. Bir yıl sonra
dalmak, boyunduruk, göğüs çaprazı, yerden sarma, şark
çıktığı minder güreşinde dikkatleri çekince aynı yıl milli
kündesi ve yanbaş oyunuydu.
takıma alındı. 1951'de Mısır'ın İskenderiye kentinde
gerçekleştirilen ilk Akdeniz Oyunlarında 79 kiloda
Yazarlık ve Ozanlık Yaptı
Türkiye'ye altın madalya kazandırdı. 1952'de askerliğini
Uzun yıllar antrenörlük ve Güreş Federasyonu
yaparken güreş antrenmanlarına katıldı, Yaşar Doğu'nun
kurullarında görev yapan İsmet Atlı, milli takımlara
isteğiyle Ankara Muhafız Birliği'ne alındı. Askerdeyken
yüzlerce güreşçi kazandırdı. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman
katıldığı Helsinki Olimpiyatlarında grekoromende 87
Demirel tarafından 1999'da 'Devlet Övünç Madalyası ile
kiloda 5., Napoli'de grekoromen stili 79 kiloda 4., bir yıl
ödüllendirildi. 2003 yılında Adana'da açılan güreş okuluna
sonra 1954'te Tokyo'da serbest sitilde dünya ikincisi oldu.
adı verilen Atlı, aynı zamanda halk ozanıydı. Atlı,
41 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Tercüman ve Türkiye gazetelerinin yanı sıra birçok yerel
günü sabaha kadar uyumadım. Bu işi başarmam
gazetede spor yazarlığı da yaptı. Atlı'nın "Dünya Güreşine
gerektiğinin bilincinde ve sorumluluğundaydım. Arkamda
Oyun Getiren Ustalar Yazılar, Anılar ve Şiirlerle Türk
Türk milletini düşünerek güreştim. Ve efsane sporcu "
Güreşi" adlı iki yayınlanmış kitabı bulunuyor.
Tahti'yi yenerek olimpiyat madalyası kazanmıştım. Tahti,
çok kibar, nezaketli ve seviyeli bir şekilde beni kutlamıştı.
Şampiyonluğu Anlatmıştı
Atlı, 1960 Roma Olimpiyat Oyunlarında dünyaca
Hatta bu yenilgi nedeniyle Tahti'nin İran'da bulunan
heykelinin siyah tül perde ile kapatıldığını ve ülkede yas
yenip olimpiyat madalyasını
ilan edildiğini duymuştum. Daha sonraki yıllarda da
nasıl kazandığını şöyle anlatmıştı: "1960 Roma Olimpiyat
Tahti'nin otel odasında intihar ettiği haberini öğrendim.
Oyunlarında performansım ve moralimin zirvesindeydim.
Tahti, çok neşeli, herkesle iyi ilişki kuran centilmen biriydi.
Tüm rakiplerimi yenerek finale çıkmayı başardım. Ancak,
Ben onun intihar ettiğine inanmıyorum. Her madalya
rakibim 3 olimpiyat yaşamış, dünyaca ünlü Rıza Gulom
kazandıktan sonra ülkesine dönen Tahti'yi binlerce İran’lı
Tahti'ydi. Antrenörler ve spor otoriteleri bana şans
karşılıyordu. Sanıyorum. Bu durum Şah Rıza Pehlevi'yi
vermiyorlardı. Gerçeği söylemek gerekirse ben de
rahatsız ediyordu. Zaten bu nedenle en verimli döneminde
çekiniyordum. Ancak dünyaca ünlü güreşçi Tahti'yi
antrenörlük yapması konusunda baskılar oluşmuştu.
yenerek onun yerine geçmeyi hedefliyordum. Müsabaka
Aylarca Tahti'nin sır ölümünün etkisinde kaldım ve
ünlü
İran’lı
Tahti'yi
üzüldüm.”
Kardeşi Hüseyin Atlı ağabeyinin ölümüyle ilgili duygularını dile getirirken.
Ağabeyim Gariban Bir Şekilde Öldü
Atlı'nın kendisi gibi güreşçi olan kardeşi Hüseyin Atlı, ağabeyi ile kimsenin ilgilenmemesinden
yakınarak, "Sırtı, her yeri, yara bere içinde kaldı. Gücüm yetmedi, kaldıramadım çoğu zaman. Üzülüyorum,
kimsesizler yurdunda kalmış gibi hastahanede yattı. Kozan Devlet Hastanesi personeli elinden geleni yaptı,
teşekkür ediyoruz. Bu şekilde ölümüne üzülüyorum. Ağabeyimin bakımsız gariban bir şekilde ölümü beni yıktı,
bileni de yıkıyor. Bu memleketin bayrağını dalgalandıran bu insanın bu şekilde sahipsiz kalmaması gerekirdi
diye düşünüyorum" dedi.
42 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
Nur içinde yat Koca Şampiyon. Dünya, Türkiye,
Çukurova, Adana, Kozan, Çukurören ve seven dostların
seni asla unutmayacaktır.
Şair Pehlivan İsmet Atlı
Toros Dağları'nın eteklerinden
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
Nice yiğitlerin meydanlarından
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
Erler meydanında yaman güreşip
Şiir yazıp sazı ile eyleşip
Olimpiyat minderinde devleşip
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
Fahri Işık*
Çukurova verimli toprak diyarıdır. Bereketli
topraklarına can eksen biter. Orta Toroslar'ın kucağına
oturmuş bir çocuk gibidir. Bahçeleriyle, bağlarıyla,
yaylalarıyla önemli yerleşim merkezlerindendir. Bu
Yiğitliği yoğurmuşlar harcında
Diyetler ödemiş gönül borcunda
Adını yazdırıp şeref burcunda
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
Yaşar Doğu Celal Atik Gazanfer
İranlı Tahti'yle kazandı zafer
Kozan ilçesinden yiğit bir nefer
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
bereketli topraklar diyarında geçmişten günümüze birçok
halk ozanı, ressamlar, şairler, romancılar, saz ve söz
ustaları ve de sporcular yetişmiştir. Yetişenlerin bir
kısmının ünü yurt dışına taşmış. Geçmişten günümüze de
Aslı Adana’lı Türkmen soyunda
Türkiye yurdunda Seyhan boyunda
Fahri'yle muhabbet edip sonunda
Konup göçüp giden İsmet Atlı'dır
ülkemizi ve Çukurova'yı temsil etmişlerdir. Bu eli öpülesi
değerler kervanına benim de tanıma şerefine nail olduğum
nadide insan İsmet Atlı da katıldı.
İsmet Atlı ağabeyi herkes sporcu olarak, güreşçi
olarak bilir. Ben de öyle biliyordum. Hâlbuki hiç de öyle
değilmiş. O, güreşçiliğinin yanında saz çalıyor, türkü
söylüyor, bozlak okuyor. Derleme yapıyor. At ve at
kültürünü çok iyi biliyor. İşte bu özelliklere sahip güzel
insanı, yardım sever, gönül adamı İsmet Atlı ağabeyi bir
dost meclisinde tanıdım. Onun gönül bahçesinde
gezindim. Sohbet ettim, türküler söyledim. Şampiyon
mütevazı, gönül ehli, kibir, gurur nedir bilmeyen bir cihan
şampiyonu. Nesli tükenmekte olan biri… Güzel insan,
gönül bilen, gönüle değer veren bir insan. İşte o, nadide
insanı tanıdığım için çok mutluyum. Gururluyum.
Şanslıyım. Ne mutlu bana… Onunla ilgili duygularımı
İsmail Görkem, Abdurrahman Yağdıran, Fahri Işık,
Halil Atılgan ve İsmet Atlı.
birkaç dörtlükle dile getirerek gönlümde ebedileştirdim.
* Saz sanatçısı - Şair
43 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı Özelinde Çukurova’nın Yetiştirdiği Değerlere
Genel Bir Bakış
Gerçekten de iz bırakmış hangi isme bakarsanız
altından bir Çukurova gerçeği çıkacaktır… Ya
Çukurovalıdır, ya Çukurova'da doğmuş büyümüştür ya da,
Çukurova'nın havasını solumuş, suyunu içmiş,
Çukurova'dan beslenmiştir… Türk halk şiirinin zirve
isimleri Karacoğlan'dan Dadaloğlu'na sayısız dev ozan
geliverir aklınıza Çukurova denince… Abdülvahap
Kocaman, Admi, Arzu Bacı, Âşık İmami, Gül Ahmet Yiğit,
Âşık Hacı Karakılçık ve daha niceleri… Dev yazar Orhan
Kemal'den aşılmaz isim Yaşar Kemal'e pek çok değer
belirir hemen karşınızda Çukurova denince… Şiirini
Op. Dr. Ö. Kaplan Kozanoğlu
büyük oranda Çukurova'dan besleyen dev şair Ahmed
Arif'i, yüreklere kazınmış binlerce şarkı sözüyle bir rekora
imza atmış has Adana'lı Ahmet Selçuk İlkan'ı unutmak
Çukurova… Tarihi insanlık tarihiyle özdeş, birçok
kavim ve kültüre ev sahipliği yapmış, Türk'ün mayasını
çalmasıyla asli benlik ve kimliğine kavuşmuş kadim
medeniyetin adı… Çukurova… “Taşı eksen biter” denilen
bereketli cömert ovaların, yiğitliğin ve yokluğun kol
gezdiği, Toros yaylalarının ve dünya tarihine yön veren
kadim Akdeniz'in adeta bir şiir gibi öpüştüğü muhteşem
coğrafyanın adı… Çukurova… Nurullah Ataç'a “Bu
Çukurova'nın havasında suyunda ne var” dedirterek bir
uçtan bir uca dolaştıran, Yaşar Kemal'e edebiyat özelinde
“Türk edebiyatından Nazım Hikmet'i çıkarırsanız geriye
Çukurova kalır” dedirten sanatçılar, dahiler, kahramanlar
beşiği…
mümkün müdür?
Ahmet Ada, Ceyhun Demirtaş,
Muzaffer İzgü, Çetin Yiğenoğlu, Mustafa Emre, Mehmet
Çetinkaya, İlhan Kemal, Zeki Karaaslan, Mansur
Ekmekçi, Cemil Okyay, Selim Savaş Karakaş vb daha nice
şair ve yazar…
Devlet Bahçeli'den Necmettin Erbakan'a Türk siyasi
hayatına damga vurmuş dev isimleri hemen hatırlarsınız…
Ramazanoğlu Tevfik Kadri, Sinan Tekelioğlu, Turhan
Cemal Beriker, Ege Bagatur, Kasım Gülek, Arif Sezer,
Timurçin Savaş, İsmail Koncuk vb siyaset ve devlet
insanları… Kurtuluş savaşının büyük Mareşal'i Fevzi
Çakmak'ı, şehit Kubilay'ı unutmak mümkün müdür? Kara
Fatma, Ahmet Cevdet Çamurdan, Ali Sırrı, Bekir Onat,
Cezmi Çetinel, Deli Hacı Ağa, Gani Girici, Gizik
Duran, Gülekli Abdurrahman, Gülekli Hacı Ali Ağa,
44 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Hatice Hatun (Gülekli), Hilmi Çamurdan, Hulusi
Hasan, Şehit Ökkeşoğlu Hayri, Topaloğlu
Haluk Akalın, Yusuf Halaçoğlu, Ali Alper Çetin vb bilim
ve düşünce insanları… Fatih Terim, Ali Hoşfikirer, Gani
Kasım, Selahattin Ünlü, Ahmet Bozdoğan, Gürsel
Koşkun, Hasan Şaş, Ahmet Boğa vb spor adamları.
Sayabildiklerimiz Adana'lı önemli isimlerin sadece
bazılarıdır. Bunun yanı sıra Çukurova coğrafyasını
oluşturan diğer iller Mersin, Hatay ve Osmaniye'nin
yetiştirdiği en az bir o kadar önemli değer mevcuttur.
Halil vb nice kurtuluş savaşı kahramanı…
Türk sinemasına silinmez imzasını atmış Yılmaz
Güney'i, büyük usta Şener Şen'i görürsünüz olanca
parıltısıyla… Ali Şen, Arif Keskiner, Aytaç Arman, Bilal
İnci, Demir Karahan, Menderes Samancılar, Meral Zeren,
Salih Güney, Yılmaz Duru, Yılmaz Köksal, Kıvanç
Çukurova'nın ulusala ve evrensele armağan ettiği
değerler arasında İsmet Atlı (1931 – 2014) en
görkemlilerindendir. Kozan'ın küçük bir köyünde dünyaya
gelip güreş alanında adını altın harflerle tarihe yazdıran,
sayısız madalya kazanan Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u
İsmet Atlı…
Kurdoğlu, İbo Osman, İncirlik’li Selahattin, Kaymakam
Feyyaz Bozut, Kırmızı Osman, Lütfullah Osman, Mehmet
Gökveli, Mehmet Zait Çamurdan, Mustafa Üstün, Müftü
Osman Çamurdan, Nasrullah Hoca, Osmaniye’li Rahime,
Recep Dalkır, Remzi Özdemir, Samurağazade Ahmet,
Sehlikoğlu
Tatlıtuğ vb sinema sanatçıları… Arabesk müziğin dev
ismi Ferdi Tayfur'u, Anadolu Rockun mütevazı kralı Murat
Kekilli'yi sayarsınız hemen müzik denince… Barış
Manço, Erol Büyükburç, Atilla Taş, Faruk Tınaz, Ersin
Kayışlı, Grup Merdiven, Hakkı Bulut, Ümit Besen, Halil
Atılgan, Haluk Levent, Kurtuluş, Serhan Kelleözü, Murat
Göğebakan, Mustafa Sağyaşar, Nurhan Damcıoğlu,
Sadettin Öktenay, Selahattin Sarıkaya, Suna Kan, Vahdet
Vural, Yaşar, Feridun Düzağaç, Serkan Aksoy, Tibet
Klikyalı, Nazım Kaya vb müzik adamları… Ahmet Remzi
Yüreğir, Ayşe Arman, Cenk Koray, Mesut Mertcan, Nebil
Özgentürk, Savaş Ay v.b. gazeteciler… Cezmi Eraslan,
Hamza Eroğlu, İbrahim Agah Çubukçu, Mahmut Sami
Ramazanoğlu, Remzi Oğuz Arık, Saime Paydaş, Şükrü
İsmet Atlı adına yapılan stadyumu açarken
Aynı zamanda şiir ve sanatla da ilgilenen, ulusal
gazetelerde yazan komple bir insan… Geride örnek
alınacak ve takip edilecek başarı ve güzelliklerle dolu bir
ömür bırakarak, 2014 Nisanında Hak'ka yürüdü ve
doğduğu yer olan Kozan'ın Çukurören köyüne gömüldü.
Naçizane Çukurova'lı olmaktan her zaman onur duymuş
bir insan olarak bu kısa yazıyla onu yâd etmenin
mutluluğunu yaşıyorum.
İnsanlık var oldukça sen de bizimle var olacaksın.
Mekânın cennet olsun Koca Şampiyon!
45 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Koca Pehlivanın Ardından
olmazlardandır. Eski medeniyetlerin hemen hepsinde
görülen güreş, hiçbir zaman Türk’lerde ki kadar çok yönlü
bir hayat biçimi olarak icra edilmemiştir. Bundan dolayı da
güreş, Türk'ün ata sporu olarak dünya milletlerinin
hafızalarında yer etmiştir. İşte dünya milletlerinin
hafızalarında hem kendinin, hem de Türk güreşinin yer
etmesini sağlayan önemli bir isim vardır Türk güreş
tarihinde. O da, Türkiye'nin, Adana'nın, Çukurova'nın,
Kozan'ın gururu Koca Pehlivan İsmet Atlı'dır.
Abdullah Kütük
Bir milletin büyüklüğü ortaya çıkardığı
medeniyetlerle ölçülür. Ne kadar büyük medeniyete
sahipse, o millet tarihte de o kadar büyüktür. Bu
medeniyeti meydana getiren ise o milletin kültürü, sanatı,
askerlik dehası, devlet geleneği, yetiştirdiği lider, sanatçı
ve dünya çapındaki sporculardır. Türk medeniyeti
dünyanın sayılı medeniyetleri arasında ilk sıralarda yer
alır. Çünkü tarihte 16 büyük imparatorluk kurmuş,
dünyanın yarısına hâkim olmuş, devlet teşkilatıyla,
medeniyetiyle dünyayı etkilemiş bir millettir.
Medeniyetimizin en önemli vasıflarından biri ata
sporumuz güreştir. Güreş Türk'ün dünyasında vardır. İlk
güreşini babasının kollarıyla, sonra koyun keçiyle yapan
Türk çocukları büyüyünce öküzle, boğayla güreş
tutmuşlar sonra da Boğaçhan olmuşlardır. Geçmiş
dönemlerde savaşa hazırlık amacıyla yapılmakta olan
İsmet Atlı gençlik yıllarında bağlaması ile birlikte.
güreş, Türk spor tarihinde ve geleneğinde engin bir yere
sahiptir. Geçmişi de insanlık tarihi kadar eskidir. Türk
kültüründe çok önemli bir yere sahip olan bu ata sporumuz
Çukurova'da bir Farsak Beyi'nin Avşar Kadını'nın
bir yaşama biçimi, bir kültür ritüelidir. Toylarda, yuğ (yas)
oğlu olarak Dünya'ya gelen İsmet Atlı Türk milletinin
merasimlerinde, pazar ve panayır yerlerinde, düğün ve
gururunu 1950'den 1964'e kadar hep zirvelere çıkarmış bir
özel günlerde, yaylaya konup göçüşlerde ve her türlü
pehlivandır. Hayatını güreşe adayan bu yiğit adam,
buluşma,
dünyaya
kaynaşma
yerlerinde
aranan
46 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
olmazsa
Türk'ün
gücünü
göstermiş. 1960 Roma
Olimpiyatlarında altın madalya alarak göğsümüzü
Milli Güreşçimizi ayakta alkışlamaları ne kadar güzelse,
kabartmıştır. İran'ın dünyaca ünlü pehlivanı Tahti'yi
bizim vefasızlığımız da o kadar çirkin ve can sıkıcıydı.
yenerek dünyayı şaşkına çevirmiştir. Hayatının son
İlkokuldayken Türkçe kitabında bir yazı okumuştum.
demlerine kadar güreşle yakından ilgilenmiş, ismi verilen
“Kurtdereli Mehmet Pehlivan”. Bu adı beynime kazıdım,
güreş okulundaki güreşçilere bütün birikimlerini
sözü prensibim oldu. Kurtdereli Avrupa'da milletimizi
aktarmıştır. O, güreşi sadece bir spor olarak düşünmemiş,
temsil etmiş, Avrupa devlerini dize getirmiş bir pehlivan.
onun meydana getirdiği kültür öğelerinin de yaşanması
Onun ulu sözü bence her sporcunun prensibi olmalı.
için elinden geleni yapmıştır. Âşık İmamı gibi Türkiye
Okuma kitabı parçasında Kurtdereli: “Ben her güreşte
çapında bir cazgır yetiştirmiştir. Gittiği bütün güreş
arkamda Türk milletinin bulunduğunu ve millet şerefini
müsabakalarında şeref konuğu olarak hep başköşede
düşünürüm. Ona göre güreşirim” diyordu. İşte bu sözden
oturmuş, bu sporun bir milletin yaşama biçimi olduğunu
1
çok etkilenen
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtdereli'ye
vurgulamış, bunu yaşatmanın gayretini gütmüştür. İsmet
1000 lira para verir ve de arkasından aşağıdaki telgrafı
Atlı yalnız bir güreşçi değil, güreş kültürünü yaşatanların
gönderir.
son temsilcisi idi. Aynı zaman da şairdi.
Öyle dalardım rakibe
Sanırlardı füze beni
İhtiyarlık yavaş yavaş
Getiriyor dize beni
“Tarih: 12 Kasım 1931 Salı / Kurtdereli Mehmet
Pehlivan'a; Seni, cihanda büyük ün almış bir Türk
pehlivanı tanıdım. Parlak muvaffakiyetlerinin sırrını, şu
sözlerle izah ettiğini de öğrendim: “Ben her güreşte
arkamda Türk Milleti'nin bulunduğunu ve millet şerefini
Dörtlüğüyle başlayan muhteşem şiiri yıllarca dilimi-
düşünürüm.” Bu dediğini, en az, yaptıkların kadar
ze pelesenk oldu. Koca Pehlivan şairliğinin yanında
beğendim. Onun için senin bu değerli sözünü, Türk
bağlama çalar, iyi ata binerdi. At onun dünyasında ayrı bir
sporcularına bir meslek düsturu olarak kaydediyorum.
yere sahipti. Türk'ün kaderi atla yazılmıştı, İsmet Atlı'nın
Bununla, senden ve sözlerinden ne kadar memnun
kaderi de soyadı gibiydi. Nerde iyi bir cins at görse
olduğumu anlarsın. Çoluk çocuğun için sana ufak bir
duygulanırdı.
armağan gönderiyorum. O, bu mektubumla beraberdir.
Onunla yaptığım bir televizyon programında en büyük güreşçi Yaşar Doğu'mu diye sorumuştum. Mütevazı
Pehlivan, ömrünün tam sağlıkla uzun sürmesini dilerim.
Gazi M. Kemal”
bir şekilde: “Hayır en başarılı Türk güreşçisi Hamza
Mustafa Kemal'in bir Türk pehlivanına gösterdiği
Yerlikaya'dır” diyerek genç güreşçiyi övmüştü. Hamza
ilgi, sevgi, saygıya bakın, bir de bizim yetkililere. O
Yerlikaya iki defa olimpiyat şampiyonu olmayı başarmış,
yıllarca Türk Bayrağı'nı dünya semalarında dalgalandırsın
son dönemin başarılı güreşçilerindendi. Ona asrın
da tabutuna Türk Bayrağı örtülmesin. Küçük bir iş yerinin
güreşçisi lakabı takılmıştı. Koca Pehlivan büyük bir tevazu
kurdelesinin kesilmesine bile teşrif eden vali, kaymakam
ile Hamza ilgili düşüncelerimizi doğruladı.
ve devlet yetkilileri bu Türk büyüğünün cenaze törenine
Türk güreş tarihine adını altın harflerle yazdıran Türk
iştirak etmesin. Ayıptır. Bu devlet adamlığına yakışmayan
Bayrağını defalarca uluslararası spor müsabakalarında
bir davranıştır. Zaten acı olan da budur. İsmet Atlı'nın
dalgalandıran İsmet Atlı ne yazık ki devlet erkanından
cenaze törenine katılmayan bilmelidir ki… Çok büyük
tarafından yeterli ilgiyi görmedi. Güreş tarihine damgasını
törenlerle, şaşalı nutuklarla defnedilen niceleri unutuldu
vuran bu yiğit pehlivanın ölümünde devlet yetkililerinin,
gitti. Sizler de unutulacaksınız. Ama milletin kalbinde
Çukurova’lıların duyarsızlığı gerçekten yürek yaktı. Bu
yaşayanlar asla unutulmayacak. İşte İsmet Atlı da onlardan
vefasızlığına karşı Finlandiya'da devam eden Büyükler
biri… Onu, yüce Türk milleti hep kalbinde yaşatacak ve de
Avrupa Güreş Şampiyona’sında akşam seansı öncesi
asla unutmayacaktır. Ruhun şad olsun Koca Pehlivan. Gün
merhum İsmet Atlı anısına saygı duruşunda bulunulması
geçtikçe daha da büyüyeceksin… Sakın ola unutma…
ise takdire şayandı. Tribünlerde yer alan güreş severler bir
dakikalık saygı duruşunun ardından Olimpiyat Şampiyonu
1- Gazi'nin, Kurtdereli Mehmet Pehlivan'a gösterdiği bu iltifatı,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 23 Kasım 1931 tarih ve 94/2821
sayılı genelge ile Milli Eğitim ve Okul Müdürlüklerine duyuruldu.
Talim ve Terbiye Kurulu Başkanlığı Arşivi, 1931.
47 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı’nın Derlediği İki Ağıt
Süslü Hasan, boylu poslu, heybetli yapısı, davul ve zurna
çalmadaki ustalığı ile yörede oldukça ün yapmıştı.
Kasetleri kapış kapış gidiyordu. Duyduğumuza göre
yaylaya göçme hazırlığı içinde iken, Ceyhan ırmağı
üzerine konan çadırlarda, Süslü Hasan Ağa'nın hastalığı
ile ölümü bir anda olmuş. Hasan Ağa'nın öldüğünü duyan
eş dost ve tüm yakınları gelmişler. Ağıtçı Topuz Eşe ile
Koca Anşa, ölünün yanına oturmuşlar. Süslü Hasan
Ağa'nın soykalarını (öldükten sonra üstünden çıkan
çamaşırları) ellerine almışlar, gözlerinden yaşlar akarak
aşağıdaki ağıtları söylemişler. Ağıtı aynen aktarıyoruz.
Oğuz Âdem Selçuk*
“Dünya ve Olimpiyat Şampiyon’u İsmet Atlı,
Koca Anşa;
Kele Eşe kele Eşe
Süslü Hasan ölmüş taman
Davulu ile zurnası
Vay takılı kalmış taman
dünyaca ünlü bir şampiyon olduğu kadar Türk Halk
Edebiyatının da önemli bir şahsiyetidir. Türk Kültürü ve
Türk Güreşi ile ilgili çok sayıdaki makalesi, şiirleri ve
derlediği ağıtlarıyla Türk Edebiyatında, özellikle
Çukurova'da kalıcı bir iz bırakmıştır.1
İsmet Atlı, doğup büyüdüğü topraklara, memleketine,
Adana'ya, Çukurova'ya âşıktır. O, bir Çukurova
sevdalısıdır. Dünya Şampiyon’u olmasına rağmen, kibir,
gurur ve hırs onun kitabında yazmaz. Aslında uzun yıllar
memleketinden ayrı kalmasına rağmen, köyünün tozlu
yollarını, tarladaki çakırdikenlerini hiç unutmamıştır.
İsmet Atlı'nın başarılı bir kişiliğe sahip olması
sanırım kültürü, müziği, halk çalgılarını, Türk Halk
Müziğini çok sevmesinden kaynaklanmaktadır. Halk
kültürüne vakıf olması, Çukurova Türkmen Kültürünü çok
iyi bilmesi, sporda, gerekse edebiyatta ve yazarlığında
2
önemli bir etken olmuştur.” Türk Halk Edebiyatı
kıvamında şiirler yazmış, şiirlerinde daha ziyade
Çukurova'da halkın kullandığı yerel sözcüklere yer
vermiştir. Yöresinde yakılan ve duyup dinlediği bazı
ağıtları da derleyerek Türk Halk Edebiyatımıza
kazandırmıştır.
İsmet Atlı, derlediği Abdal Süslü Hasan Ağa'nın
Ağıtını, Nisan 1999 yılında Türkiye Gazetesi'ndeki
köşesinde yayınlamıştır. Süslü Hasan Ağa'yı uzun uzun
anlattıktan sonra “Bu sevimli aşiretimizin mensuplarından
48 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Topuz Eşe;
Hasta Süslü Hasan hasta
Kuşburnu ezmesi tasta
Davran da kalk Hasan Ağam
Bizi koyup gitme yasta
Koca Anşa;
Melekleri türbe yapsın
Cenneti alanın katına
Ağam gitmesin hacetsiz
Davul asın tabutuna.
Topuz Eşe;
Keleşti Ağam keleşti
Halay çekti hem güreşti
Gece sinsinde yorulmuş
Sabah uykuya döleşti
Koca Anşa;
Kele Hasan Ağa kele
Gözyaşlarım döndü sele
Ocağı sönesi ölüm
Gümüş zurna kaldı ele
1- Atılgan Halil, İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır. Adana Valiliği Yayınları,
Hassoy Matbaası Ankara 2007.
2- a. g. e. S. 23.
* Araştırmacı - Yazar
yerine getirildi. Hulusi Bey'in kardeşi Ahmet Bey de genç
Topuz Eşe;
Davulu ceren derisi
Yerini tutmaz birisi
Bizler kaldık gözü yaşlı
Gelir ağıtın gerisi
yaşta ölmüştü. Ona yakılan ağıtlar, yerel radyolarda,
televizyonlarda dile getirilmektedir. O ağıtların hatırımda
kaldığı kadarıyla birkaç dörtlüğü şöyle idi:
Şu Guzan'ın günden yüzü
Koca Anşa;
Süslü Hasan zurna çalar
Soluk yetmez soluğuna
Azrail mi girmiş taman
Düdüğünün deliğine.
Çift biter gülü nergisi
Kalk karı oğlumu getir
Her gün ağlatırım sizi
Ahmet çardakta gezinir
Topuz Eşe;
Öldü ise uğur ola
Varsın gitsin güle güle
Genç ömrünü heder etti
Boz kasnağı çala çala 3
İpek kuşağı çözülür
Tez gel Ahmet oğlum tez gel
Gelinin benzi bozulur
Hergele geldi meleşti
Elim ayağım dolaştı
Dünya Şampiyonu ve Halk Adamı İsmet Atlı'nın
Her gün uyuyamayan Ahmet
Bugün uykuya döleşti 4
derlediği bir başka ağıt ise, Hulusi Bey'in Ağıtıdır.
Doktor Halil Atılgan'ın hazırladığı ve yayınladığı
“İşte O Pehlivan İsmet Atlı'dır” kitabının birinci cildi
sayfa 190 da İsmet Atlı, “Köyümüzün İnsanları” başlığı
altında söz konusu ağıttan, ilave bilgiler vererek, bizzat
yaşadığı bir olayı da nakletmektedir. İlgili bölümü aynen
okuyucularımızla paylaşmak isterim.
“Altı; bin dönümlük Eşekçi, dört bin dönüm
Camuzoğlu Çiftliği’nin sahibi Kurtoğlu Hulusi Bey, Sivas
Kongresi’nde Gazi Mustafa Kemal Atatürk'le muhatap
olmuş, Kozan'ın kurtuluşunda Ermeni'lere ve Fransız'lara
karşı mücadele etmiş, Grup Kumandanı olan ünlü bir
mücahitti. Ağanın babamdan satın aldığı rahvan güzel bir
gök kır binek atı vardı. Ağanın kızları var, oğlu yoktu.
Hulusi Bey, köyün tüm çocuklarını çardağına çağırır,
türkü söyletir, güreştirir, öğütler verir 'İsmet iyi güreşçi
olacak' derdi. Beyin ocağını yakacak oğlan çocuğu
olmaması çok acıydı. Bunun üzerine Hulusi Bey,
Kadirli'nin Karamüftüler eşrafından Zeynep Hanım
adında bir kızla evlendi. O hanımdan da üç kızı, sonra da
bir oğlu oldu. Ne yazık ki, o da 4–5 yaşlarında öldü.
Çocuğun cenazesine ağıtçı kadınlar getirilmiş, kadınlar
cenazenin etrafına toplanmış höykürerek ağlaşıyorlardı.
İsmet Atlı zamanın Gençlik ve Spor Bakanı Fikret Ünlü’den
ödülünü alırken
Çocuğun elbisesi (soykası) elden ele dolaşıyor, dinleyenler
de ağıtları ezberliyorlardı ağıttan sonra da dini vecibeler
3- a. g. e. S, 25.
4- a. g. e. S, 190.
49 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Canım Abim...
Ahmet Ayık*
Yıl 1958. Yer Gölbaşı Sineması'nın bodrum katı.
Belki de Ahmet Ayık olmamda bana ilham kaynağı olan,
benim ne olduğumu, neler yapabileceğimi anlatan bir çift
sözün sahibi İsmet abi; Antrenman yapmıştım çok da
yorulmuştum. Dinlenmek için tribünlere çıktım.
Oturduğum yerden de diğer antrenman yapanları
izliyordum. Az sonra İsmet abi geldi. “Hani kimse yok
mu”? Dediğin de rahmetli Halit Balamir Hocam'ın içeride
bir jandarma var dediğini duydum. Beni kastetmişti. İsmet
abi ile antrenman yapmamı söyledi. Yorgun yorgun İsmet
abi ile ilk antrenmanımı yaptım. Bana: “Sen nerelisin?
Güreşi sakın bırakma. Sen dünyanın en iyi güreşçisi
olacaksın. Sende o cevher var” diye nasihatte bulunmuştu.
Bu sözler o genç yaşımda beni kamçılayan, motive eden
güzel sözlerdi. Hele birde bunu İsmet Atlı'dan duymak
ayrı bir anlam kazandırıyordu. İlerleyen yıllar içerisinde
birbirimizi yakinen tanıma fırsatımız oldu. Kendisi çok
iyi bir güreşçi olmanın yanında sohbetine doyum olmaz,
engin gönül sahibi, nüktedan, olaylara gönül gözüyle
bakan, Çukurova sevdalısı, kültürüne son derece bağlı bir
anlayışa sahipti. Türk Güreş Vakfı olarak Adana'da İsmet
abinin kendi adına Güreş Eğitim Merkezi yaptı. Türk
Güreş Vakfı’nın Çukurova bölge başkanıydı çok mutlu
olmuştu.
İsmet abi ile dostluğumuz hep abi-kardeş ilişkileri
içerisinde oldu. Birbirimize karşı saygıda kusur etmedik.
Son yıllarda bir araya fazla gelemesek de hemen hemen her
50 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
gün sesini duymak için telefonla konuşuyorduk.
Rahatsızlığının son günlerinde artık kendisini ifade
edemiyor, konuşamıyordu. Köydeki yakın akrabalarından
bilgi alıyordum. Burada, Şaha Hanım'dan söz etmeden
geçemeyeceğim. Ne zaman ararsam hep İsmet Abi'nin
yanındaydı. Yardımlarından dolayı kendisine şahsım ve
Türk Güreşi adına çok teşekkür ediyorum. İnanıyorum ki
İsmet abiye bir kız evladını hiç aratmadı.
Avrupa Şampiyonası nedeniyle yurtdışındaydım
(Filandiya/Helsinki) İsmet abinin ölüm haberini aldım.
Cenazeye yetişebilmem mümkün değildi. Yıkılmıştım,
sadece telefonla bildik-tanıdıklara ulaşabiliyordum.
Üzüntümün yanı sıra İsmet abinin aile bireylerini ikna
edip cenazesini Türk Güreş Vakfı'nın Karşıyaka'daki Anıt
Mezara defnedilmesini çok arzu ediyordum. Maalesef bu
arzumuz gerçekleşmedi. Türkiye'ye döner dönmez ilk işim
Kozan'a, oradan köyüne gidip mezarını, aile bireylerini
ziyaret etmek oldu. Çiçeği burnun da yeni Kozan Belediye
Başkanı ve eski dostum Sn. Musa Öztürk ile Kadirli
Kaymakamı Sn. Necip Çakmak birlikte köye ziyaretimize
gelerek hoş geldiniz dileklerinde bulundular. İncelik
gösterdiler. Kendilerine çok teşekkür ediyorum. Birlikte
merhum İsmet Atlı'yı konuştuk. Onunla ilgili hatıralar dile
geldi. Mezarını ziyaret ettikten sonra köyden ayrıldık.
Merhumla ilgili hatıraları anlatma Kozan'a gelinceye
kadar devam etti.
Mekânın cennet olsun. Şair, Çukurova sevdalısı, Koca
Pehlivan, yerin doldurulamaz. Her daim kalbimizdesin.
*Olimpiyat Dünya ve Avrupa Şampiyonu, FILA As Başkanı.
İsmet Atlı İçin Düşündüklerim
Ahmet Tabur*
Dünya kurulduğundan beri milyarlarca insan doğmuş,
yaşamış ve ölmüştür. Bunların içinden çeşitli konularda
yaptıkları işler ve yaşayışları ile çizgilerini aşanlar,
unutulmayan ünlü olarak adlarını öldükten sonra da
yaşatmayı başarmışlardır. Dünya olimpiyat ve güreş
şampiyonumuz merhum İsmet Atlı da bunlardan biridir.
İsmet Atlı'nın babası Pehlivan Ali, Feke ilçesinin
Mansurlu köyünden göçerek Adana ili Kozan ilçesi
Çukuören köyünün Kurtoğlu Çiftliği'ne gelir yerleşir.
Pehlivanımız İsmet Atlı'da 1930 yılında işte bu köyde
dünyaya gelir. Çok güç şartlarda kendini yetiştiren, çok
başarılı ve en ünlü güreşçilerimizdendir. O, insanları,
tabiatı, vatanını, milletini seven, doğru dürüst bir pehlivan,
yiğit bir Avşar Bey’i, kısaca adam gibi adamdır.
Merhum şair Halil Karabulut bir şiirinde “Biri gelir,
biri gider / Diri gelir ölü gider” diyordu. O da merhum
Karabulut'un dediği gibi: Diri geldi ölü gitti. Geldi,
didindi, yaşadı, tırnağı ile kaza kaza, kertenkele gibi
sürüne sürüne dağın zirvesine ulaştı. 1960 Roma
Olimpiyatlarında Türk Bayrağı’nı 87 kiloda şampiyon
olarak zirveye dikip dalgalandırdı. İstiklal Marşımızı bir
kere daha dünyaya dinletti. Güreş hayatı, özel hayatı
başarılarla dolu geçti. Hiçbir zaman şımarmadı. Hal
hareket ve yaşayışını olumsuz yönde değiştirmedi. Ahlakı
bozulmadı. Dostlarına, arkadaşlarına, ailesine, milletine
tepeden bakmadı. Onları unutmadı. İhmal etmedi. Doğru
bildiğinden şaşmadı. Yanlış yapan en yakını bile olsa
tasvip etmedi. Olimpiyat finalinde yendiği, rakibi eski
dünya şampiyonu Tanti'nin İran'daki cenaze merasimine
katılarak büyük bir vefa örneği gösterdi. Spordan arta
kalan zamanında okudu, gezdi ve yazdı. Gazetelerde köşe
yazarlığı yaptı. Şiir yazdı. Diğer bir ata sporumuz olan at
yarışlarıyla ilgilendi. Ata bindi, yarış atları aldı, besledi, at
yarışlarını izledi.
Şampiyonu diğer hemşehrileri gibi bende basın
yoluyla tanıdım. Sevdim. Ölmeden önce günü birlik iki
defa yüz yüze görüşme imkânım oldu. Bu görüşmelerden
ilki 1986 da Kadirli'de Karakucak Güreş Müsabakalarında
gerçekleşti. O zaman ben Kadirli İlçe Milli Eğitim Gençlik
ve Spor Müdürlüğünde Şube Müdürü olarak çalışıyordum.
Düzenlenen Karakucak Güreş Müsabakaları Tertip
komitesinde olmam münasebetiyle birçok ünlü güreşçi ile
birlikte Hüseyin Atlı ve ağabeyi İsmet Atlı ile de birlikte
olma şerefine nail oldum.
İkinci görüşmemiz daha uzun ve daha yakından 28
Eylül 2013 Cumartesi günü gerçekleşti. Hemşerisi,
çocukluk arkadaşı, iş adamı Mustafa Kurmel ile merhumu
Kozan'daki Çukurören köyü Kurtoğlu Çiftliği'nde ziyaret
ettik. Merhum hasta idi. Eşi kendinden önce vefat etmiş ve
çocukları da olmadığı için bakımı köydeki kız kardeşinin
kızının evinde yeğenleri tarafından yapılıyordu.
Mustafa Kurmel beni tanıştırdı. Üçümüz birlikte iki
saatten fazla sohbet ettik. Ben merhumu daha yakından
tanımak, tecrübelerinden faydalanmak ve kendini de
deşarj edip dinlendirmeyi düşünerek sorular sorup hatıra
fotoğrafları çekiyordum. Rahmetli “Yahu arkadaş, sen
gazeteci misin nesin” demişti. Koca Pehlivan çiftlik
evinde yeğenlerinin yanında hasta yatağında dinleniyordu.
Bahçede beslediği yaşlanmış koşu atları vardı. Emektarı
Adana 222 plakalı Siyah Mercedes otomobili dut ağacının
gölgesinde sessizce duruyordu. Bu ziyaret daha sonra
Osmaniye'de yayınlanan iki gazetede haber olarak çıktı.
Acı haberi Ankara'da yaşayan onun hayatını kitap
haline getiren Dr. Halil Atılgan'dan aldığım telefonla
öğrendim. Olimpiyat Şampiyonu’muz İsmet Atlı vefat
etmiş, 4 Nisan Cuma günü Kozan ilçe merkezinde kılınan
cenaze namazını müteakiben köy mezarlığına
defnedilmişti.
Birçok dostu İsmet Atlı'nın cenazesine katılamadı.
Keşke merhumun dostlarının uzak şehirlerden de
katılabilecekleri daha geniş kapsamlı bir cenaze töreni
düzenleyebilseydik. Onun adının hepimizin kalbinde,
Kozan ve Adana ile tüm Çukurova'da ve Türkiye'de
yaşayacağına ve yaşatılacağına inanıyorum. Cenabı
Allah'tan rahmet diliyor, minnetle yâd ediyor, ruhu şâd,
mekânı cennet olsun diyorum.
*Osmaniye İl Kültür Ve Turizm Müdürü
Ömrünün son günleri. Mustafa Kurmel, İsmet Atlı
ve Ahmet Tabur.
51 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
Kükreyen bir yiğit kahraman insan
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Meydanda hırçındır evinde bir can
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Önce ana baba duasın aldı
Nice yiğitleri sahadan sildi
Çıkıp tuş eyleyip meydanda güldü
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
İran’lı Tahti'yi tuşa getirdi
Bağdaş kurup sinesine oturdu
Rakiplerin ümidini bitirdi
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Hem pehlivan hem de şiir yazardı
Sazı alır diyar diyar gezerdi
Gurbet kuşlarına name dizerdi
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Çukurören köyü doğduğu belde
Hep önde koşardı bayrağı elde
Bir fatiha oku Kozan'a gel de
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Meşgul Veli'm der ki halk seni bilsin
Ahiri ebette yüzlerin gülsün
Hak Resul senin yardımcın olsun
Pehlivanın piridir İsmet Atlı
Meşgul Veli İmir
52 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
Ahmet Kaytancı*
Ben henüz 4-5 yaşlarındayken İsmet Atlı güreşte
Dünya Şampiyon’u olmuş. Ben o yılları hiç hatırlamam.
Ancak ilerleyen yıllarda biz çocuklarla güreşirken bize
taktik veren büyüklerimiz: “Tekten dal, tekten” ya da
“Boyunduruk kur, boyunduruk” derlerdi. ”Tekten dalmak,
boyunduruk kurmak” neydi? Biz bilmezdik. Biz denileni
başaramayınca da: “Oğlum hiç mi İsmet Atlı'dan el
almadınız?” derlerdi. Ben ilk defa o yıllarda İsmet Atlı
ismini duymuştum. İsmet Atlı kimdi? İtiraf edeyim ki
bilmiyordum. Biz güreşirken bize “İsmet Atlı'dan hiç mi el
almadınız?” dediklerine göre İsmet Atlı iyi güreşen
biriydi. Yaşı 17–18 olunca artık İsmet Atlı ismini
biliyordum. Saimbeyli'de bir defa güreş müsabakaları
yapılmıştı. Çok sayıda da güreşçi gelmişti. Güreşçilerin
çoğunluğunun Maraşlı olduğu söyleniliyordu. Ancak,
Saimbeyli'nin köylerinden bir gençte güreşiyordu. Sarışın,
biraz çelimsiz bir çocuktu. Kendi sıkletinde o çocuk
rakiplerini yenmişti. Onu şampiyon ilan etmişlerdi. Ve
büyüklerimiz kendi arasında konuşuyordu: “Bu çocuk bu
oyunları İsmet Atlı'dan öğrenmiş, elinden tutarlarsa o da
İsmet Atlı gibi dünya şampiyonu olur.” O çocuk İsmet Atlı
ile tanıştı mı? dünya şampiyonu oldu mu? Pek bilmiyorum.
Benim bildiğim İsmet Atlı adını ikinci kez o zaman
duymuştum. Belki de güreşe ilgim olmayışı, İsmet Atlı
adına aşinalığıma uzak oluşuma sebep oldu. Ancak ne
zaman ki belli bir yaşa geldim. Gazetelere, kitaplara merak
sardım, işte ben İsmet Atlı ismini daha çok duydum.
Tercüman ve Türkiye gazetelerinde ya İsmet Atlı'nın
yazdıklarını ya da onunla ilgili yazılanları okudum. O Kozanlı ben Saimbeyli’li olmama rağmen İsmet Atlı ile
tanışmak bana nasip olmadı. Ancak, Saimbeyli Yatılı
İlköğretim Bölge Okulu'nda Okul Müdürü olarak görev
yaptığım yıllarda (2009) odamda otururken bir gün kapım
çalındı. Sevgili Ali Atlı ile birlikte Dünya Şampiyon’u,
değerli büyüğümüz, efsane insan İsmet Atlı yanıma geldi.
Bazı insanlar vardır. Enerjileri ile birlikte girdikleri yeri
aydınlatırlar. Onlardaki duruş, verdikleri pozitif enerji
ortamı bir anda değiştirir. İsmet Atlı odama girdiği andan
itibaren ben odamda yeni bir enerji hissettim. Hayatımda
ilk defa gördüğüm halde, sanki ben onu yıllardır
tanıyordum. Kalkıp elini öpmek istedim. O benim
gözlerimden öptü. Beni bağrına bastı. Onun güreşçiliği
dışında şiire ve edebiyata olan yatkınlığı belki aramızda
sıcak bir iletişimin kurulmasına sebep oldu. Belki de İsmet
Atlı böyle bir adamdı da beni bütün benliğimle çekip
kendisine almıştı. Onunla odamda bir saatten fazla sohbet
ettik. O zaman nasıl geçti ben anlayamadım. İsmet ağabey,
benim kitaplarımı okumuştu. Benim hakkımda epeyce
bilgiye sahipti. İkimizin de edebiyata yatkınlığı sohbetin
daha da zenginleşmesine sebep oldu. Ondan
öğrencilerimle üç-beş dakika tanışmasını istedim. Hiç
tereddüt etmeden teklifimi kabul etti. Okulumun konferans
salonuna öğrencilerimi topladım. Onu öğrencilerime
tanıttım. Onlara nasihatlerde bulundu. Sıcak ve samimi
yaklaşımları çocuklara güzel duygular verdi. Zaman
ayrılık zamanıydı. Onu yolcu ettik. Tam odama
geçiyordum ki, iki veya üçüncü sınıfta okuyan bir
öğrencim yanıma geldi:
- Öğretmenim bu dede dünyada herkesi yıkmış mı?
- Dünyanın en iyi güreşçilerini yıkmış.
- Gâvurları da yıkmış mı?
- Evet, onları da yıkmış.
iki elini yumruk yaptı ileriye doğru ellerini sıkarak:
- Of, ben de İsmet Atlı olacağım. Dedi…
İsmet Atlı ile ondan sonraki yıllarda birkaç defa
görüşme imkânım oldu. Ölüm haberini duyunca çok
üzüldüm. Mekânı cennet, yattığı yer nur olsun.
Türk milletine dünya şampiyonluğu gibi bir unvanı
kazandırdığı için ona ne kadar dua etsek yine de azdır. Ona
yapacağımız en güzel hediye, İsmet Atlı adını yeni
yetişecek gençlerimize örnek insan olarak anlatmamızdır.
Nur içinde yat örnek insan…
*Adana ilinin Saimbeyli ilçesinden araştırmacı yazar.
53 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Üstadım
Duygular depreşti ben de üstadım
Sevgimizi duyurmaktır maksadım
Ben gönül sazımı duvara astım
Bizlere bu acı yetti üstadım
Mustafa Acembekiroğlu
Kozan'da izledim baba yurdunda
Seksen beşlik İsmet gönül derdinde
Hüseyin'i vekil koydu ardında
Gözyaşlarım akıp bitti üstadım
Babanız aşiret Pehlivan Ali
Güreşe merakı sazının teli
Hem edip hem şair bir yaban gülü
Bir akşam güneşi battı üstadım
Bir baba mesleği severdi atı
Sohbeti dinlenir sevgi sanatı
Dünya şampiyonumuz ağır sıkleti
Tahti'ye tek dalış yetti üstadım
İsmet abi sen bir dünya devisin
Açık kapı gönüllerin evisin
Bayrağına âşık olmuş delisin
Dört Nisan'da göçtü gitti üstadım
Ellerin kıblesi arşın gölgesi
Dualar müstecap bir rahmet seli
İsmet Atlı ölmüş duysun ahali
Tüm dostların gelip gitti üstadım
Güreş Ağası İsmet Atlı.
İsmet Atlı Anısına
54 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Bu Acem severse böyle severmiş
Ney olup inleyen sazlıkta kamış
Bu gidiş dönüşü olmayan varış
Yolculuk burada bitti üstadım
Üstat İsmet Atlı’ya
Hisleri duygusu şuuru milli
Olan birisiydi İsmet Atlı
Yazısı kalemi şiiri milli
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
Âşık Osman Feymani
Vücudu damarı kanı iliği
Türklük’ten örnekti efendiliği
Dünya olimpiyat birinciliği
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
Sohbeti lisanı öze münasip
Nasihat ederdi sanardın hatip
Yenilmezi yenen ününe sahip
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
Kozan yöresinin eşrafındandı
Güreşte yiğitti âlem beğendi
O bir ağa zade bir beyefendi
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
Seksen dört yaşında son buldu demi
Ezelden ebede gitti bu gemi
Vefasız dostlara kahrı sitemi
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
Bayrağa sarılıp gitmekti kastı
Kaç kez o bayrağı göndere astı
Âşık Feymani'nin kadimi dostu
Olan birisiydi İsmet Atlı'mız
İsmet Atlı Anısına
55 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
ve
Gönül Bahçesinin Gülleri
56 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Öyle Dalardım Rakibe1
Öyle dalardım rakibe
Sanırlardı füze beni
İhtiyarlık yavaş yavaş
Getiriyor dize beni
Ne hastayım ne de sayrı
Adale et kemik ayrı
Telemeye döndüm gayrı
Yoğurt gibi öze beni
Dil konuşur kalem yazar
Bittik gittik azar azar
Artık deymez bize nazar
Esirgemen göze beni
Vursalar geçerdim taşa
Ulaşırdım uçan kuşa
Gidemem iniş yokuşa
Göndermeyin düze beni
Koca dünya uçtan uca
Bayrağım çektirdim burca
Gençlik gitti olduk koca
Bildirsinler size beni
Başım pınar gönlüm çarşı
Güler yüzüm satar turşu
Devlere dururdum karşı
Karıncalar eze beni
Ter döktürdüm terler döktüm
Köklü ağaçları söktüm
Hasmı yere basıp çöktüm
Şimdi çocuk eze beni
Adana'dır vilayetim
Ruhumdadır dirayetim
Hak’ka kavuşmak niyetim
Müşküllerden çöze beni
İsmet Atlı'm arar yitik
Nerde Kaplan Doğu Atik
Eski tüfek bozuk tetik
Kaldırmayın yüze beni
1- Merhum İsmet Atlı'nın yaşlandığı zaman kaleme aldığı
şiirlerinden biridir. Şimdiye kadar yaşlılıkla ilgili çok şiir
yazılmıştır. Fakat merhumun bu şiirinin lezzeti ve tadı bir
başka, kısaca bu şiir onun hayatının şiiri.
57 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Efkarlıyım Çukurova2
Efkârlandım Çukurova şu anda
Garbi vurup kamışların eğmez mi
Anavarza ağlar durur meydanda
Sumbas gelip eteğini dövmez mi
Dağlarının karlı karlı başı var
Kozan'ın Tumlu'nun nice yaşı var
Toroslar'ın bir hüzünlü kışı var
Güz yağmuru tutkun tutkun yağmaz mı
Poyraz eser acı acı yel olur
O günlerde Seyhan Ceyhan de'lolur
Karlar erir Deliçay da sel olur
At çekerken üzengiye değmez mi
Turaç senin öz kuşunda az kaldı
Ne kaplan yatağı ne de saz kaldı
Ne cerene at sürecek düz kaldı
Tazı yumaklanıp avın kovmaz mı
İsmet böyle günler geçmez ay gelmez
Ağca saza turna inmez toy gelmez
Avcılardan hota gelmez hay gelmez
Sürek avı yamaçlara ağmaz mı
2- Merhum İsmet Atlı'nın bu şiiri Çukurovalı mahalli
sanatçımlar tarafından bozlak formunda bestelenmiş,
Atilla Topalhan tarafından Çukurova Radyosu'nda
okunmuştur. Ses kaydı Halil Atılgan'ın arşivinde
mevcuttur.
58 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Başbakanın Attan Düşmesi
Dostluğu olmazmış avradın atın
Tayip Bey bu sözde hikmetler ola
Üzengiye sağlam basmadı zatın
Dizgini el kavrar dolanmaz kola
Seyisler gem tutmuş atın başında
Elleri zahmide eğer kaşında
Binmeye hazırken binek taşında
At çifte savurdu sağ ile sola
Sadrazamlar el atına biner mi
At devlettir binen böyle iner mi
Medyaya gösteri yapmak hüner mi
Böylesi reklâma vermeli mola
Yüce İslam eğer olmuşsa alet
Mevkie makama holdinge lanet
Atlar yarışında ganyanlı bilet
Nice kumarbazlar sarıldı çula
Kimi eşkin yürür kimisi yorga
At tutulmaz imiş boş ise torba
Sofralara ekmek tabağa çorba
Birazcık değer ver parasız kula
Dönülür mü bayım türbana börke
Kaba zarar verir keskinse sirke
Kimin kini varsa ol Atatürk'e
Dilerim Mevlâ'dan belasın bula
Türk değilim dedin ne idi soyun
Kavmin aşiretin obanla boyun
Sizdeki mesajların siyasi oyun
Yoldaş olmayanla gidilmez yola
İsmet Atlı'm der ki atın şahlana
Al bayrak bir yana dünya bir yana
Türk milleti tutkun şöhrete şana
Memleketim vatanseverle dola
59 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Siyasi İftarlar
Ramazan ayının akşamlarında
İftarlar verilir plân üstüne.
Tevazu yok gösterisi cafcaflı
İlk baştan kurgusu yalan üstüne
Sağ el verir iken görmesin solu
Gidilirse doğru İslam'ın yolu
Makam kazanırsa siyaset ulu
Etrafını salar talan üstüne
Siyasette hainler var koçak var
Kimi yaya kimisinde uçak var
Çok yükselmiş nice nice alçak var
Vurmalı onları palan üstüne
Vatana düşman var eli silahlı
Cübbeli türbanlı kara külahlı
Şehitlere ağıt ah ile yahu
Acıları geri kalan üstüne
Başladığı zaman seçim ayları
Dolaşan çok dere tepe köyleri
Hazır bekler hortumcunun payları
Avantayı alan alan üstüne.
Dürüstler şad olur sahteler yanık
Hak'ka ayan beyan Mevla'dır tanık
Kimi uyurgezer kimi uyanık.
Kokteyller sunulur salon üstüne
Demokrasi böyle ise seveler
Yutuluyor havuduyla develer
Kimi kolay çiğner kimi geveler
Bir bardak su içer çalan üstüne
Beş kıtada yenilmezler yenerdim
Şeref kürsüsüne çıkıp inerdim
Türkmen teke atlarına binerdim
Çekerdim eğer in kolan üstüne
Bal akar ağızlar döker inciler
Bir kaşıkcık suda boğar kinciler
Hacıdır hocadır sahte dinciler
Menfaati göster dolan üstüne
Haklı ise zayıflarla bir oldum
Yaya kiriş temren oldum tir oldum
İsmet Atlı'm ihtiyarım pir oldum
Saygım var doğruyu bulan üstüne
60 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
3
Âşık İmami’ye-1
Gençlik gitti diye eylesem ahı
Feryadımı duyar mısın İmami
Kavil karar etsek ozanlar şahı
Törelere uyar mısın İmami
Ruhsatlı silahı durur belinde
Bülbül sesli bağlaması elinde
Kitaplar dolusu sözler dilinde
Yoksa bilgi sayar mısın İmami
Bir Afşar Baba ile bir Farsak Ana
Getirmiş dünyaya salmış meydana
Mızraba alkışa şöhrete şana
Bin yaşasan doyar mısın İmami
Ananeden şaşmaz giyimi fenni
Türküleri bozlak ağıtı ninni
Hemi Alevi'sin hemi de Sünni
Bu sözünden cayar mısın İmami
İsmet Atlı'm der ki kıtalar gezdim
Nice rakipleri yan yana dizdim
Sana naçizane bir şiir yazdım
Azı çoğa sayar mısın İmami
3- Bilindiği gibi merhum Âşık İmami boşandığı karısına
nafakayı ödeyemediği için genç yaşta, sanatının zirvede
olduğu bir dönemde intihar etti. (1954 – 28. 02. 2012 )
İsmet Atlı Hoca'ya da saygıda hiç kusur etmezdi. Onun
için de Hoca'nın yanında İmami'nin ayrı bir yeri değeri
vardı. Yazdığı şiirler ona verilen değerin birer kanıtı.
61 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Âşık İmami’ye-2
Gazeteden dinlemeye geldiler
Dokun mızrabına naz ile dostum
Türkü bozlak uzun havalar kaldır
Bazen divan bazen saz ile dostum
Püsküllüyü indir haydi ha durma
Ağıtlardan başla kimseye sorma
Dertli tezeneyi göğsüme vurma
Yaram sağılır mı tuz ile dostum
Kelam şeker şerbet senin dilinde
Turnalar çağrışır sazın telinde
Sen gibi âşığı Kozan elinde
Hiç kimse görmemiş göz ile dostum
Tabur tabur halk âşığı ozanlar
Kaleminden kan damlayan yazanlar
Şairi azamlar esip tozanlar
Denk düşer mi sana saz ile dostum
Sev seni var eğer ise sevenin
Hemen tez mi biter yolu evenin
Enişe yokuşa küskün devenin
Dargınlığı olmaz düz ile dostum
Ben İsmet Atlı'yım dizginim dolu
Kalpten kalbe gider bilirim yolu
Gel sözüme inan Allah'ın kulu
Benim sevgim dosta öz ile dostum
62 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Toroslar
Develeri çanlı bir uzun kervan
Varır yurttan yurda yeterdi dağlar
Kekiğin kekliğin dertlere derman
Alıcı kuşların beterdi dağlar
Gün doğar havada kartallar döner
Gün batar boz kurtlar aşağı iner
Gece ipil ipil ateşler yanar
Gündüz ince ince tüterdi dağlar
Deme bu uğultu dağların sesi
Karışır derenin rüzgârın sesi
Çamların havası çınar gölgesi
Alağ'bakların öterdi dağlar
İsmet der ki seller gibi çağlasam
Irmak olup yollarını bağlasam
Varıp eteğinde bir dem ağlasam
Bu tükenmez efkâr biterdi dağlar
63 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Çukurova Destanı
Bin seneden beri Çukurova'nın
Hacısı hocası evliyası var
Bu memleket nice kahraman besler
Buralarda yiğitlerin hası var
Ovalar yeşerir yaz aylarında
Dostluk düğün dernek hep köylerinde
Ciritler oynanır her bir yerinde
Huğ evlerden gelir kaplan sesi var
Mevlâ'm bu toprağa bereket saçmış
Taş kemerler çeltik arkları açmış
Nice kavim usta âlimler geçmiş
Çünkü her taşında nişanesi var
Ermeni Fransız kem gözle bakmış
Çeteler savaşa sel gibi akmış
Kurtuluşlar olmuş şenlikler yapmış
Amma atasına kara yası var
Kış basar dağların tepesi aktır
Baharın cennette misali yoktur
Kozan kazasının köyleri çoktur
Vilayet olarak Adana'sı var
Yeter İsmet yeter uzatıp gitme
Nazarlar değmesin uzun söz etme
Bir kusuru var ki aşikâr etme
Üç ay sıcağından başka nesi var
64 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Gider 4
Herkes kültürfizik yapar
Bazıları mızık yapar
İsmet biraz bozuk yapar Süha Karman benzer kuşa
Hoca bakar güler gider Akbaş güreş tutar başa
Karakuş da oyun basa
Uzunları kısaları
Tutmaz çavar yeler gider Kar yığını Orhan Çakar
Mehmet'leri Musa'ları
Mehmet Yüce çengel takar
Kuşatırlar masaları Burhan Pandül'ün gülmesi Kemal Demirsüren sakar
Testi testi sular gider
Ahmet Bilek cep elması
Elbiselik diler gider
Mehmet Ali dam salması
Hoca kızar koşmasalar Başın göğe salar gider
Atik minderlerin özü
Tepeleri aşmasalar
İsveç'te zor yendi Laz'ı
Eğer kilo düşmeseler
Tevfik Yüce güzel çocuk
Laz ama her yanı pazı
Mutfak gider kiler gider
Adil Atan güzel çocuk
Minderleri siler gider
Özer Güzün mavi boncuk
Kimi köylü kimi dağlı
Semalara dalar gider
Necati Tok budak serttir
Hilmi'nin dilleri bağlı
Evet, özü sözü merttir
Haydar'ın hançeri zağlı Demiray göğsün şişirir
Nevzat başımıza derttir
Domatesi diler gider
Aşçılar da et pişirir
Son demini çiler gider
İrfan çiğnemez aşırır
Bakın şu Dursun Ali'ye
Kemikleri biler gider
Herkes unuttu sılayı
Hep bağırır yemek diye
Burada düğün bayram ayı
Doymazsa döner deliye Yahya Kalkan son yaşında
Raif bir aşiret beyi
Tabakları yalar gider Beyaz saçlar çok başında
Oyunları ular gider
Çürüğü vardır dişinde
Özdemir kimin oğludur Çiğnemeden eler gider
Alın elinizde tutun
Belinde kuşak bağlıdır
Vitaminim güzel kutun
Zayıf Nurettin yağlıdır Gazanfer'im benzer taya
Haydi birer tane yutun
Göbeklenip dolar gider Hasan Bozbey gider yaya Yoksa canlar solar gider
Hızlı yürür Halil Kaya
Mevlâ Murat'a boy vermiş Tepeleri deler gider
İsmet Atlı'm böyle yazdı
Akıl vermeden koy vermiş
Herkesi süzekten süzdü
Amma da güzel huy vermiş Yaşar Doğu şakası yok
Bozuk düzen sıra dizdi
Çiçekleri sular gider
Tekniğinden kuvveti çok
Sizden özür diler gider
Bu dünyada melendi yok
Meydana bir gelir gider
4- Merhum İsmet Atlı bu şiiriyle aynı havayı
teneffüs ettikleri güreşçi dostlarının özelliklerini
anlatmaktadır.
65 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Yaşar Doğu’ya Mektup 5
Yaşar Hoca'm burdan haber sorarsan
Sen gideli çok karışık iş oldu
Türk güreşi önce burda ezildi
Sonra gitti Meksika'da tuş oldu
Dudağımda ağıtlar var türkü yok
Bu milletten çekinme yok korku yok
Yenme ile yenilmenin farkı yok
Acı yok sevgi yok yürek taş oldu
Rauf Meleksoy'un astığı astık
Celal Hoca'nın da kestiği kestik
Bizler hep gücendik darıldık küstük
İkisinin gönlü şimdi hoş oldu
El öpülmüş etek öpüp ağlanmış
Kâmil Ocak keklik gibi avlanmış
İbrişim mendille gözü bağlanmış
Ve de sonra Cemal Erkök baş oldu
Sığınamam himayeye gölgeye
Hamit Kaplan kapılandı Bilge'ye
Nasuh üzülmüş de son yenilgiye
Zaten ayık gezmez pek sarhoş oldu
Sorma Yaşar Hoca'm işler karışık
Güreş sevgiliydi sen de bir âşık
Kürsüye varılmaz yollar dolaşık
Şampiyonluk hayal oldu düş oldu
Seyfi Cenap piposunu içerken
Vehbi Emre uçaklarda uçarken
Cihat Uskan köşe bucak kaçarken
Bozkurtlara bir öğünlük aş oldu
Bazen sen de bu işleri bozardın
Affın olmaz kızdığına kızardın
Eser yağar karlar gibi tozardın
Sağlığında bahar oldu kış oldu
İsmet Atlı'm ben köyüme dönerim
Atcağzımı eyerleyip binerim
İçimizden adam çıkmaz yanarım
Onun için iki gözüm yaş oldu
5- Bu şiir 1960 Roma, 1964 Tokyo Olimpiyatlarında
altın, gümüş, bronz madalyaların çok olması,1968
Meksika Olimpiyatlarında sadece iki altın madalya
ile dönülmesi münasebetiyle Ankara Stat Otelinde
1968 yılında yazılmıştır.
66 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Vehbi Beye6
Vehbi Bey sizinle bir çiftlik alsak
Erkmen'e7 müdürsün desek olmaz mı
Minder kurup güreşçiler toplarsak
Saim Hoca8 yanımıza gelmez mi
13
Yayla dağlarında dumanlı belde
Koyun kuzu tez çoğalır herhalde
Haydar 9 bekçi olsun sopası elde
Bir de kaval versek olmaz mı
Seyfi traktörle tarlayı sürsün
Rıza makinenin yağını versin
Evbecilik işin acep kim görsün
Bu işe de Süha Karman kalmaz mı
Hasan Bozbey baksın hesap işine
Ahmet Bilek kuzuların peşine
Bekir Büke tamdır çiftçi başına
O köylüdür bu işleri bilmez mi
Tevfik 14 mibzer ile tarlayı eksin
Muammer Varboz da fidanlar diksin
Gazanfer15 kamyonla buğdayı çeksin
Ambarımız taşa taşa dolmaz mı
10
Adil işçilere yemek yollasın
Süleyman Baştimur bahçe bellesin
At ve katırları Murat11nallasın
Gelen geçen işimize gülmez mi
Sığırtmaçlığı da Hilmi'ye16 versek
Oktav'ı omuzda çifteyle görsek
Bazen ateş yakıp kuzu çevirsek
Demirsüren17 ha babamla dalmaz mı
Yalçın bisküvi ile içsin çayını
Mehmet Ali Aslan gütsün koyunu
Tevfik'ten12 isteriz kasap oyunu
Bu iş böyle yerli yerin bulmaz mı
Derin artezyenler sular akardı
Yılkı sürüsüne İrfan18 bakardı
Cins taylara Osman19 boncuk takardı
Yelesini tüylerini silmez mi
6-Vehbi Bey başlığıyla yazılan bu şiir birlikte oldukları güreşçilerin
özelliklerini ve güzelliklerini anlatmaktadır.
7-Hüseyin Erkmen.
8-Saim Arıkan.
9-Haydar Zafer.
10-Adil Atan. (Aşçı çıraklığı yapmıştı.)
11-Murat Hersekli. (Çok kuvvetli ağır sıklet güreşçisi idi. )
12-Tevfik Uysal. (Taklitçi ve şakacı bir arkadaştı.)
13-Seyfi Özel. (Rıza Doğan ile Seyfi Özel Sanat Okulu mezunu idiler.)
14-Tevfik Yüce.
15-Gazanfer Bilge. (Nakliyecilik yapan bir güreşçi.)
16-Hilmi Tafracı.
17-Kemal Demirsüren.
18-İrfan Atan.
19-Osman Kanbur.
67 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
İsmet Atlı
Seni Unutmayacağız...
68 ÇUKUROVA LOBİSİ TEMMUZ-AĞUSTOS 2014 YIL: 6 SAYI: 49-50
Çukurova Lobisi Dergisinin "İsmet Atlı Özel Sayısı"
giderleri Kozan Belediyesi tarafından karşılanmıştır.
Kozan Belediye Başkanımız Musa Öztürk'e destek ve katkıları için
teşekkür eder şükranlarımızı sunarız.
Ayrıca:
Ali Atlı
Mustafa Kamalı
Ali Milli
: (Öncü Yemekçilik – Kozan)
: (Finans Bank Müdürü – Kozan)
: (PAKMİL Fabrikası Yüreğir – Adana)
de ekonomik destekleriyle katkı sağlamışlardır. Yardımda bulunan
kişi – kurum ve kuruluşlara teşekkür ediyoruz.
AN
EK
M 01
ADANA
KEBAPÇISI
“Lezzet Ustası”
Ankara’da en iyi Adana
kebaplar bizde yenir...
Kazakistan Cad. Eski Emek IV. Cad No: 92/A-B Çankaya-Ankara
Tel:+90 312 213 65 43 +90 312 212 79 90
bir tıkla kozan belediyesi
www.kozan.bel.tr
Tufanpaşa Mah. Hal Sokak. No: 33 Kozan/ ADANA
Tel: (0322) 515 84 00 * (0322) 515 83 95
Fax: (0322) 515 84 13
Başkanlık: (0322) 515 58 00 * (0322) 515 84 05
Download

PDF İndir