15 Ağustos 2014
Haftanın Gündemi-Beklentiler
İç siyasi gelişmeler ve
jeopolitik gerginlikler
piyasaları etkilemeye
devam edecek...
 Küresel piyasalarda Ukrayna-Rusya ve Batı arasındaki gerginlik
sürmekle beraber, Rusya’dan son gelen bazı açıklamalar tansiyonu
düşürücü yönde oldu.
 Irak’taki çatışmalar devam ediyor, Başbakan Maliki’nin istifa
etmesi durumu biraz rahatlattı.
 Euro Bölgesi’nden gelen son büyüme verileri bölge ekonomisinin
büyümediğini hatta yeni bir resesyon riskiyle karşı karşıya olduğunu
göstermekte. ECB’den yeni genişlemeci adımlar bekleniyor. Euro
ise olumsuz etkilenmekte. Ayrıca bu durum Türkiye’nin AB’ye
yönelik ihracatını da önümüzdeki dönemde olumsuz etkileyebilecek.
 ABD’den gelen son veriler karışık bir seyir izlese de Fed’in 2015’in
ilk yarısında faiz artırma olasılığı yüksek.
 Japonya’da ekonomi daralırken, Çin’de de ekonomik büyümeye
ilişkin göstergeler yavaşlama sinyali veriyor. Japon yeni dolar
karşısında düştü.
 Petrol fiyatları bu hafta jeopolitik gerginliklerin görece azalması ve
arzın artmasıyla geriledi. Altın fiyatlarında da yatay bir seyir var.
Euro/dolar paritesi 1.3397 civarında seyrederken; dolar/yen
paritesi 102.65 dolaylarında. Altının onsu 1296 dolar düzeyinde.
Brent ham petrolünün varili 102.50 dolar; ABD hafif ham
petrolünün varili ise 95.65 dolar civarında.
 Türkiye ekonomisinde bu hafta cari işlemler açığı ve işsizlik verileri
açıklandı. Yılın ilk yarısında cari açık azalırken, Irak’a olan
ihracatın düşmesi, altın ithalatının tekrar artış eğilimine girmesi ve
AB’ye yönelik ihracattaki belirsizlikler önümüzdeki aylar için cari
açıktaki düzelmenin yavaşlayacağına işaret etmekte. İşsizlik oranı
ise Mayıs döneminde ilk çeyreğe göre düşmesine rağmen geçen
seneye göre yükseldi.
 Para piyasaları Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra yeni kabine
ve ekonomi yönetiminin nasıl biçimleneceği konusundaki
yorumlardan
etkilenmekte.
Özellikle
uluslararası
rating
kuruluşlarından yapılan açıklamalar 2015 genel seçimlerine kadar
artacak siyasi belirsizliğe dikkat çekmekte. Ayrıca Merkez
1
Bankası’nın faiz indirimlerine devam etmesi olasılığı da özellikle dış
finans çevrelerinde eleştirilmekte. Gerçekten de enflasyondaki
yüksek seyrin ve Fed’in faiz artırım sinyallerinin devam edeceği bir
konjonktürde Bankanın faiz indirimine gitme gerekçesini savunması
zor olacak. Bu gelişmeler çerçevesinde TL’nin diğer gelişmekte olan
para birimlerine göre negatif ayrıştığı dikkat çekmekte. Faiz
oranlarındaki yüksek seyir de sürüyor.
 Sonuçta, para piyasaları önümüzdeki hafta da iç siyasi gelişmeler ve
jeopolitik gerilimlerden etkilenmeyi sürdürecektir. İç siyasi
belirsizliğin en azından Cumhurbaşkanı’nın göreve başlaması ve
yeni hükümet oluşturulana kadar devam etmesini bekliyoruz.
Ukrayna ve Irak konularındaki gerginlikler de şu an için piyasaları
fazla olumsuz etkilemese de sürmekte. Bu çerçevede, dolar/TL
paritesinin 2.15-2.18 aralığında dalgalanabileceğini düşünüyoruz.
Gösterge tahvilin bileşik faizinin ise %9.20-9.50 aralığında hareket
edeceğini tahmin ediyoruz.
TÜRKİYE’DE BU HAFTA
Son
ekonomik
gelişmeler...


Haziran ayında aylık cari işlemler açığı 4.1 milyar dolar olarak geçen yılın
aynı ayına göre daraldı. Cari işlemler açığı 2013 yılının aynı ayında 4.8
milyar dolar olmuştu. Cari açıktaki düzelmede dış ticaret açığındaki
iyileşme, bu kapsamda genel ithalattaki düşüş ve ihracattaki artış etken
oldu. Altın ticaretinde ise Haziran ayında ithalatın artmasıyla açık da
yükseldi. Ocak-Haziran dönemine bakıldığında ise cari açığın geçen yılın
aynı dönemine göre 37.1 milyar dolardan 24.2 milyar dolara indiğini
görmekteyiz. Yıllık kümülatif açık ise Mayıs ayındaki 52.9 milyar dolardan
Haziran ayında 52.2 milyar dolara geriledi.
İşsizlik Nisan, Mayıs, Haziran aylarını kapsayan Mayıs döneminde
ekonomide yavaşlama ve işgücüne katılım oranında görülen artışın
etkisiyle geçen yıl aynı döneme göre yükselerek yüzde 8.8 olurken, tarım
dışı işsizlik ise yüzde 10.7 seviyesinde gerçekleşti. İşsizlik oranı geçen yılın
Mayıs ayında yüzde 8.2 olmuştu. Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik
oranı ise bir önceki döneme göre 0.3 puanlık artışla yüzde 9.5 oldu. Türkiye
genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı Mayıs döneminde 2.55
milyon kişi olurken, 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı yüzde
15.8 iken, 15-64 yaş grubunda bu oran yüzde 8.9 olarak gerçekleşti.
İşgücü nüfusu Mayıs döneminde 29.08 milyon kişi, işgücüne katılma oranı
ise yüzde 51.2 olarak gerçekleşti.
2
Başbakan Erdoğan AKP'nin cumhurbaşkanı adayı Başbakan Tayyip Erdoğan, ilk turda geçerli oyların
Cumhurbaşkanı
salt çoğunluğunu alarak cumhurbaşkanı seçilirken, seçimin ardından yaptığı ilk
seçildi...
konuşmada, Türkiye'nin yeni bir döneme girdiğini söyledi ve yeni bir toplumsal
uzlaşı çağrısında bulundu. Resmi olmayan sonuçlara göre Erdoğan oyların yüzde
51.8'ini alarak seçimi kazanırken, başta CHP ve MHP olmak üzere 14 partinin
ortak adayı olan Ekmelettin İhsanoğlu yüzde 38.5, HDP'nin adayı Selahattin
Demirtaş ise yüzde 9.7 oranında oy aldı. Cumhurbaşkanı Gül yedi yıl görev
yaparken, Erdoğan anayasadaki değişiklik nedeniyle görevini beş yıl sürdürecek
ve yeniden aday olabilecek.
Fitch, siyasi risklere Fitch, Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasına rağmen siyasi
işaret etti...
riskin hâlâ yüksek olduğunu ve bunun kredi notu için kırılganlık olmayı
sürdüreceğini söyleyerek, bu kırılganlık hükümetin etkinliğini ve politikaların
öngörülebilirliğini azaltırsa kredi notunda negatif bir adım atılmasına yol
açabileceğine dikkat çekti. Türkiye'de uygulanan politikaların tutarlılık ve
kredibilite açısından benzer ülkelerden zayıf olduğuna dikkat çeken Fitch, bunun
temel olarak para politikası çerçevesindeki eksiklikten kaynaklandığını belirtti.
Erdoğan'ın faiz indirimi çağrılarının TCMB'nin kredibilitesine zarar verebileceğine
de dikkat çekilen notta, TCMB'nin Ocak ayındaki keskin faiz artışın tersine
çevirmesinin Türkiye'yi gelişmekte olan ülkelere yönelik yatırımcı tercihlerindeki
ani değişimlere daha kırılgan hale getirebileceği kaydedildi. Bu yılki makro
ekonomik gerçekleşmelerin Türkiye'nin kredi notu profili açısından olumlu
olduğunu belirten Fitch, cari açıktaki düzelme ve kredilerdeki büyümenin
beklentilerden hızlı gerçekleştiğini belirtti. Ancak gerileyen faizlerden dolayı kredi
büyümesinin hızlanmasının, bunun yanı sıra cari açığın tekrar genişlemeye
başlamasının ve dış borçlarda oluşacak keskin artışın kredi notunu olumsuz
etkileyeceğine dikkat çekildi. Ortadoğu'daki jeopolitik sorunların Türkiye
ekonomisini etkilediğini belirten Fitch, Irak'a ihracatın Temmuz ayında yüzde 46
gerilemesine karşılık AB ve Kuzey Amerika'ya yönelik ihracatın bu düşüşü telafi
ettiğini belirtti. Türkiye'ye "durağan" görünüm ile yatırım yapılabilir en düşük
seviye olan BBB- kredi notu veren Fitch, ülke notuna dair değerlendirmesini 3
Ekim'de açıklayacak.
Moody’s
seçimin
yapısal
sorunları
çözemeyeceğini
belirtti...
Kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın
cumhurbaşkanlığı seçiminde galip gelmesine rağmen gelecek yıl yapılacak olan
genel seçim sonrası siyasi tablo netleşene kadar Türkiye'nin uluslararası
piyasalardaki dalgalanmalar karşısında kırılganlığının devam etmesinin
beklendiğini belirtti. Moody's ayrıca Merkez Bankası'nın bağımsızlığı hakkında
soru işaretleri oluştuğuna da dikkat çekti.
Moody's tarafından yayımlanan ve
Türkiye'nin kredi notu üzerindeki kısıtlayıcı etkenlerin değerlendirildiği raporda,
Erdoğan'ın galibiyetine rağmen cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kredi notuna olan
etkisinin gelecek yılki genel seçim ve sonrasında yeni hükümet kuruluncaya kadar
belli olmayacağı ifade edildi. Raporda siyasi tablo netleşene kadar Türkiye'nin
yapısal kırılganlıklarını giderecek reformların geri kalabileceği ifade edildi. "AKP
içindeki dinamiklerin nasıl değiştiği ülkede 2013 ortasından bu yana süre gelen
siyasi tansiyon ve belirsizlik ikliminin uzamasına neden olabilir. Siyasi tablo
3
netleşene kadar Türkiye'nin yapısal reform gündemi aksayabilir" denilen raporda
bu durumun belirgin dış kırılganlıkların devam ettiği bu süreçte ülkeyi
uluslararası yatırımcı güvenindeki değişiklikler karşısında kırılgan hale
getirebileceği vurgulandı. Türkiye'nin kredi notu üzerindeki ekonomik ve
kurumsal baskıları "yavaşlayan büyüme, yüksek enflasyon, belirgin dış
kırılganlıklar ve merkez bankası dahil özerk bağımsız kurumların zayıflaması"
olarak özetleyen Moody's, Ocak ve Temmuz ayları arasındaki faiz indirimlerinin
"merkez bankasının bağımsızlığı" hakkındaki soru işaretlerinin artmasına yol
açacağını belirtti. Moody’s AKP içindeki yapılanmanın ekonomi politikaları ve
yönetime yansımalarının nihai olarak gelecek yılki parlamento seçimiyle
netleşeceği tespitinde bulundu.
Türkiye için bu yılki büyüme beklentisini yüzde 3 olarak açıklayan Moody's, Irak
ve Rusya kaynaklı jeopolitik risk nedeniyle net ihracatın büyüme üzerindeki
olumlu etkisinin yılın ikinci yarısında azalmasının beklendiğini belirtti. Büyüme
üzerinde diğer riskin ise enflasyon olduğunu belirten kuruluş, geçen yıl sonundaki
yüzde 7.4 düzeyinden Temmuz ayında yüzde 9.32'ye yükselen enflasyonun düşük
tasarruf oranları ile birleştiğinde ekonomik büyüme üzerinde oynaklık
yaratabileceğini belirtti. Cari açığın dengelenmeye devam ettiğini belirten kuruluş,
buna karşılık açığın yüksek ve yabancı sermaye girişleri ile finansmana bağımlı"
olduğunu belirtti. Raporda daha önce Irak'taki krizin Türkiye'nin cari açığı için
tehlike unsuru olduğu şeklinde ifade edilen görüş tekrar edildi.
S&P
seçim
sonuçlarının
kredi
notu üzerinde şu
anda
bir
etkisi
olmadığını söyledi...
Kredi derecelendirme kuruluşu Standard & Poor's (S&P), cumhurbaşkanlığı seçimi
sonuçlarının Türkiye'nin kurumsal ve yönetimsel yapısının etkin işleyişi önünde
bir engel oluşturmadığını ve kredi notu üzerinde şu anda bir etkisi olmadığını
belirtti. S&P tarafından cumhurbaşkanlığı seçimlerine dair yayımlanan notta
seçimin ardından makroekonomi politikaların ortaya konulması ve uygulanması
safhasında değişiklik beklenmediği ifade edilerek, "Bu nedenle sonuçlar
Türkiye'deki kurumsal çerçevenin ve yönetim yapısının etkinliği üzerinde önemli
bir değişiklik yaratmamıştır" denildi. Notta, Türkiye'nin politika oluşturma ve
uygulama çerçevesindeki değişikliklerin kredi notundaki ana zayıf nokta olan dış
kırılganlıkları etkilemesi halinde bu değerlendirmenin değişebileceği ifade edildi.
Hazine ile ülke notu derecelendirme anlaşması bulunmayan S&P Türkiye'yi
"negatif" görünüm ile yatırım yapılabilir düzeyin bir kademe altında BB+
seviyesinde derecelendiriyor.
Banka kredileri 1 Bankacılık sektörü kredileri, 1 Ağustos itibarıyla bir önceki haftaya göre yüzde 1.6
Ağustos
itibariyle artışla 1.15 trilyon lira oldu. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK)
haftalık %1.6 arttı...
verilerine göre, yılın başında yüzde 32 seviyelerinde olan kredilerdeki yıllık artış
oranı ise yüzde 20.72 oldu. Geçen yıl 2 Ağustos'ta bankaların toplam kredileri
954.2 milyar lira tutarındaydı. Kredilerde 2013 sonuna göre artış ise yüzde 8.19
oldu.
4
DÜNYA EKONOMİSİ
Dünya ekonomisinde Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's, küresel ekonomik görünüm
gelişmeler...
açıklamasında, Türkiye'nin bu yıl ve gelecek yıl yüzde 2,5-3,5 aralığında büyüme
kaydetmesinin beklendiği, gelişmekte olan ekonomilerdeki büyümenin yüksek
enflasyon, faiz oranları ve ihracatın hızının azalması sebebiyle baskılanabileceği
öngörülerine yer verildi. Moody's'in açıklamasında, "Yüksek enflasyon ve faiz
oranları, ihracatın hızının azalması bu yıl ve gelecek yıl boyunca gelişmekte olan
ülkelerin büyümesini baskılayabilir. Buna kıyasla gelişmiş ekonomilerin
büyümesinin 2015'te yatırımların itici gücüyle artmasını bekliyoruz. Euro
Bölgesi'nde devam eden düşük kaldıraçlamanın, ABD ve İngiltere'de şirketlerin
büyük miktarda nakit rezervi tutmasının ekonomik iyileşmenin hızını azaltmasını
bekliyoruz" ifadeleri kullanıldı. Moody's raporunda ülkelerin ekonomik büyüme
oranlarına ilişkin olarak yayınlanan tabloda, Türkiye'nin bu yıl ve gelecek yıl
ekonomik büyümesinin yüzde 2,5 ve yüzde 3,5 aralığında gerçekleşmesinin
beklendiği bildirildi. Raporda, küresel ekonomik büyümedeki gelişmenin ancak
2015 yılında gözlemlenebilir bir durum alabileceği belirtilerek, bu yılki küresel
ekonomik büyümenin halen ortalamanın altında olacağı öngörüsüne yer verildi.
Moody's açıklamasında, G20 ülkelerinin bu yılki ekonomik büyümesinin yüzde 2,8
oranında gerçekleşeceği, 2015 yılında ise yüzde 3,2'e doğru hız kazanacağı
değerlendirmesi yapıldı. Raporda, gelişmekte olan ekonomilerin bazılarının
ekonomik büyümesinin revize edildiğini, merkez bankalarının yüksek enflasyona
karşı cevap verebilmek için faiz oranlarını yükselttiğini, bu durumun gelişmekte
olan ekonomilerin büyümesi üzerinde baskı yaratabileceği vurgulandı. Gelişmekte
olan ekonomilerin birçoğu için temel ihracat pazarı olan Çin'deki talebin bir süre
boyunca düşük olabileceği dile getirilen raporda, önümüzdeki dönemde
gelişmekte olan ekonomilerde enflasyonun nispeten yüksek seyredebileceği
öngörüsü paylaşıldı. ABD'de ekonomik büyümenin bu yıl yüzde 2, gelecek yıl ise
yüzde 3 seviyesinde gerçekleşeceği ifade edilen raporda, İngiltere'de geçen yıl
itibariyle görülen güçlü büyümenin ve Euro Bölgesi'ndeki zayıf büyüme trendinin
bu yıl ve gelecek yılda devam etmesinin beklendiği belirtildi. Moody's İngiltere
ekonomisinin büyümesini yukarı yönlü revize ederken, Euro Bölgesi'nin
büyümesini bu yıl için yüzde 1, gelecek yıl için ise yüzde 1,5 seviyesinde bıraktı.
ABD
ekonomisinde
gelişmeler...

Fed Başkan Yardımcısı Stanley Fischer, istihdam arzı büyümesindeki
durgunluğun endişe verici olduğunu belirtti ve hali hazırda konut piyasası
ve gelişen piyasalardaki geniş tabanlı durağanlık ile karşı karşıya kalan
uzun vadeli ekonomik üretimin yavaşlamasına katkıda bulunabileceğini
ifade etti. Çalışma yaşındaki insanların iş gücündeki payını gösteren katılım
oranı yüzde 62.9 ile 1978’den bu yana en düşük seviyesinde seyrediyor. İş
gücü katılımındaki beklenmedik düşüşün konjonktürel şartları yansıttığına
inanmak için bazı güçlü sebepler olduğunun altını çizen Fed Başkan
Yardımcısı, iş gücünden ayrılan işçilerin çoğunun caydırılmış işçiler
5







olabileceğini dile getirdi. Fed’e Mayıs ayında katılımından bu yana yaptığı
ikinci konuşmasında, eski İsrail Merkez Bankası Başkan Stanley Fischer,
pek çok gelişmiş ekonominin ABD resesyonundan kalan belirsizliklerle
mücadele ettiğini ifade etti.
St. Louis Fed Başkanı James Bullard ABD merkez bankası Fed'in 2015
yılı Mart ayında faiz artışına gidebileceğini söyledi. Bullard daha erken
bir faiz artışının haklı olabileceğini savunarak Fed’in düşük işsizlik ve
yüzde 2 enflasyon hedefine beklenenden daha yakın olduğunu belirtti. St.
Louis Fed Başkanı James Bullard, ikinci çeyrek büyüme rakamının ilk
çeyreğe ilişkin daralma verisinin anomali olduğunu gösterdiğini savundu.
James Bullard 'ın Fed kararlarında bu yıl oy hakkı bulunmuyor. Fed'in bir
sonraki toplantısı 16-17 Eylül’de yapılacak.
ABD'de perakende satışlar Temmuz'da artış beklentilerine karşılık bir
önceki aya göre değişim kaydetmedi. Otomotiv dışındaki çekirdek satışlar
yüzde 0.1 ile beklentilerin altında arttı. Perakende satışların Temmuz'da
yüzde 0.2 artması, çekirdek endeksteki yükselişin de yüzde 0.4 seviyesinde
açıklanması bekleniyordu.
ABD bütçe açığı 2014 mali yılında, gelirlerin giderlerden 7 kat hızlı
artmasını sağlaması ile geçen yıla göre yüzde 24 azaldı. ABD Maliye
Bakanlığı açıklamasına göre, Ekim'den Temmuz'a kadar olan dönemde ABD
bütçesi 460.5 milyar dolar açık verdi. Bütçe geçtiğimiz yılın aynı
döneminde ise 607.4 milyar dolar açık vermişti. ABD hükümeti geçtiğimiz
ay, 94.6 milyar dolar açık vermiş, bu rakam 2013'e göre 3 milyar dolar az
olmuştu. Kongre Bütçe Kurumu 7 Ağustos'ta, 2014 toplamındaki bütçe
açığı tahminini 500 milyar dolarak olarak açıklamıştı. Başkan Obama'nın ilk
göreve geldiği yıl olan 2009'da bu rakam 1.4 trilyon dolar olmuştu.
ABD'de işsizlik maaşı başvuruları 9 Ağustos'ta sona eren haftada
311,000'e yükselerek beklentilerin üzerinde açıklandı. İşsizlik maaşı
başvurularının 295,000 olması bekleniyordu. Önceki hafta için 289,000
olarak açıklanan işsizlik maaşı başvuru sayısı ise 290,000'e revize edildi.
ABD'de üretici fiyatları Temmuz'da yüzde 0.1 ile beklentilere paralel
artarken, gıda ve enerji fiyatlarını içermeyen çekirdek endeks de yüzde
0.2 ile yine beklentilere paralel arttı. ABD'de üretici fiyatları Haziran'da
yüzde 0.4, çekirdek endeks yüzde 0.2 artmıştı.
ABD'nin New York eyaletindeki üretim büyümesi verisi Ağustos'ta
14.69'a gerileyerek beklentilerin altında açıklandı. Endeksin 20 seviyesinde
açıklanması bekleniyordu. Endeks Temmuz ayında 25.6'e yükselerek Nisan
2010'dan bu yana en hızlı büyümeye işaret etmişti. Temmuz ayı verisinde
revizyon yapılmadı.
ABD'de sanayi üretimi Temmuz'da yüzde 0.4 ile beklentilerin üzerinde
yükselirken, imalat sanayi kapasite kullanım oranı ise yüzde 79.2'ye
yükseldi. Sanayi üretiminin yüzde 0.3 artacağı, kapasite kullanımının ise
yüzde 79.2 olacağı tahmin ediliyordu. Daha önce yüzde 0.2 olarak açıklanan
Haziran ayı sanayi üretimindeki artış yüzde 0.4'e revize edilirken, yüzde
79.1 olan kapasite kullanım oranında revizyon yapılmadı.
6
AB ekonomilerinde AB:
gelişmeler...




Almanya Merkez Bankası (Bundesbank) Başkanı Jens Weidmann,
güçlü Avrupa’nın güçlü euro ile birlikte de var olabileceğini söyledi.
Bundesbank Başkanı, euronun yatırımcıların yeniden edindiği güven
sayesinde değer kazandığını ifade etti. Weidmann, güvenin aynı zamanda
istisnai düzeyde düşük olan faiz oranlarından yararlanan şirketlere de
olumlu bir etki yaptığını savundu.
Avrupa'nın iki büyük ekonomisi Almanya'nın ikinci çeyrekte daralması,
Fransa ekonomisinin ise art arda ikinci çeyrektir durağan seyretmesinin
ardından euro bölgesi ekonomisi büyüme beklentilerine karşılık NisanHaziran döneminde yatay seyretti. Euro bölgesinin ikinci çeyrekte bir
önceki çeyreğe göre yüzde 0.1 büyüyeceği tahmin ediliyordu. Euro
bölgesinde gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) ilk çeyrekte yüzde 0.2
büyümüştü.
Euro bölgesinde sanayi üretimi Haziran'da artış beklentilerinin tersine
yüzde 0.3 geriledi. Sanayi üretiminin Haziran'da bir önceki aya göre yüzde
0.3 artması bekleniyordu.
Euro bölgesinde enflasyon Temmuz'da yıllık bazda nihai yüzde 0.4 olarak
teyit edilerek beklentiler seviyesinde gerçekleşti. Euro bölgesinde
enflasyon Haziran'da yıllık bazda nihai yüzde 0.5 seviyesinde açıklanmıştı.
Almanya:
 Almanya'da gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) mevsimsel etkilerden
arındırılmış öncü verilere göre ikinci çeyrekte bir önceki üç aylık döneme
göre değişim kaydetmeyeceği beklentisine karşılık yüzde 0.2 daraldı.
Almanya'da daha önce yüzde 0.8 olarak açıklanan Ocak-Mart dönemine ait
GSYH artışı yüzde 0.7'ye revize edildi.
 Alman yatırımcıların ülke ekonomisinin görünümüne ilişkin eğilimlerini
gösteren ZEW endeksi Ağustos'ta 8.6'ya gerileyerek beklentilerin altında
açıklandı. Endeksin 18.2 değerini alması bekleniyordu. ZEW enstitüsünden
yapılan açıklamada, yatırımcı güvenindeki gerilemenin devam eden
jeopolitik risklerden kaynaklandığı ve Alman şirketler tarafından yatırım
faaliyetlerinin gerilediği belirtildi. Eğilim endeksi Temmuz'da 27.1 değerini
almıştı.
 Almanya'da enflasyon Temmuz'da yıllık bazda nihai yüzde 0.8 ile
beklentiler seviyesinde açıklandı. Almanya'da enflasyon Haziran'da yıllık
bazda nihai yüzde 1 seviyesinde açıklanmıştı.
Fransa:
Fransa'da gayrı safi yurtiçi hasıla (GSYH) ikinci çeyrekte artış beklentilerine
karşılık değişim kaydetmedi. Ekonomi yılın ilk çeyreğinde de büyüme
kaydetmemişti. Fransa'nın ikinci çeyrekte bir önceki üç aylık döneme göre yüzde
0.1 büyüyeceği tahmin ediliyordu. Daha önce yine değişim kaydetmediği açıklanan
ilk çeyrek GSYH verisinde revizyon yapılmadı. Fransa Maliye Bakanı ise bu yıl ve
gelecek yıla dair ekonomik büyüme tahminlerinin aşağı revize edildiğini açıkladı.
7
İngiltere:
 İngiltere ekonomisinin ikinci çeyrekte bir önceki üç aylık döneme göre
kaydettiği büyüme yüzde 0.8 olarak teyit edilirken, yıllık büyüme yüzde
3.1'den yüzde 3.2'ye revize edildi. Buna göre İngiltere'de gayrı safi yurtiçi
hasıla (GSYH) yıllık bazda 2007 sonundan bu yana en hızlı büyümeyi
kaydetti. Nisan-Haziran döneminde büyümenin bir önceki çeyreğe kıyasla
yüzde 0.8, bir önceki yıl aynı çeyreğe kıyasla öncü veride açıklandığı gibi
yüzde 3.1 olması bekleniyordu. İngiltere istatistik kurumu ONS, yıllık
büyümedeki yukarı yönlü revizyonun inşaat sektöründeki performansın
öncü verinin açıklandığı dönemde öngörülenden daha güçlü olmasından
kaynaklandığını belirtti. Verilere göre İngiltere ekonomisi küresel finansal
kriz öncesindeki zirveyi oluşturan 2008 yılının ilk çeyreğine kıyasla yüzde
0.2 büyümüş durumda.
 İngiltere Merkez Bankası (BOE), 2015 büyüme tahmini yüzde 2.9’dan
yüzde 3’e yükseltti. BOE maaş artışı beklentisini düşürmesinin ardından
ekonomideki
atıl
kapasite
miktarının
azaldığı
ve
politika
değerlendirmesinde gelirlere ağırlık verileceği açıklamasında bulundu. BOE
Başkanı Mark Carney liderliğindeki politika yapıcılar Londra’da yayınladığı
enflasyon raporunda, ekonomideki durgunluğun önceki tahminlere göre
daha hızlı giderildiğini belirtirken, enflasyon baskısının azalacağını da
vurguladı. İngiltere merkez bankası önceki raporunda da belirttiği gibi faiz
oranlarında artışın başlaması öncesinde ekonomik durgunluğun sona
ermesi için olanak olduğunu açıkladı. Ancak Para Politikası Komitesi’nin
yüzde 0.5 ile rekor düşük seviyede olan faiz oranının artışını kademeli
olarak gerçekleştireceğini yineledi.
 İngiltere'de işsizlik oranı ikinci çeyrekte gerilemeye devam ederek, 2008
dördüncü çeyreğinden bu yana en düşük seviyeye geriledi. Hane halkı geliri
ise 2009'dan bu yana ilk defa azaldı. İngiltere'de işsizlik oranı ikinci
çeyrekte yüzde 6.4'e geriledi. İkinci çeyrekte hane halkı geliri ise yüzde
0.2 gerilerken, beklenti yüzde 0.1 düşüş olacağı yönündeydi. Bu oran aynı
zamanda 2009 yılından bu yana kaydedilen ilk gerileme oldu. İngiltere'de
işsizlik maaşı başvuruları ise Temmuz ayında 33,600 kişi azalarak üst üste
21. ayda da gerilerken, 2008'den bu yana en düşük düzeye geriledi.
İtalya:
İtalya Başbakanı Renzi, Avrupa Merkez Bankası (ECB) Başkanı Draghi’nin
geçtiğimiz hafta İtalya’nın yapısal reform gerçekleştirme eksikliği ve 2008’den bu
yana 3. kez resesyona girmesi ile ilgili eleştirilerini yanıtladı. Başbakan Matteo
Renzi, Euro Bölgesi’nin İtalya’nın ikinci çeyrekte resesyona girmesine rağmen
Avrupa Birliği (AB) tarafından şart koşulan bütçe hedeflerine ulaşma yolunda
ilerlediğini söyledi ve reformların gerçekleşme hızını normal olduğunu savundu.
Başbakan Renzi, ECB Başkanı Mario Draghi’nin reformların ekonomik büyümeyi
desteklemek için yeterince hızlı şekilde hayata geçirilmediği ülkelere AB’nin
müdahale etmesi gerektiği yönündeki görüşüne karşı çıktı. İtalya beklenmedik
şekilde ikinci çeyrekte 2008’den bu yana üçüncü kez resesyona girdi. Büyüme
rakamlarındaki düşüşün genel hükümet bütçe açığına etki ederek, bütçe açığının
milli gelire oranının AB’nin koyduğu sınır olan yüzde 3’ü aşabileceği belirtilmekte.
Renzi, yüzde 3’lük sınırı kırmak gibi bir eğiliminin olmadığını ve ikinci çeyrekte
8
daha olumlu bir büyüme kaydedilmesini umut ettiklerini söyledi.
Diğer ekonomilerde Japonya:
gelişmeler...
Japonya ekonomisi, tüketim ve yatırımın borç sorununa çözüm amacıyla getirilen
Nisan ayındaki satış vergisi artışının ardından düşmesi ile 3 yıl önce gerçekleşen
depremden bu yana en büyük ölçüdeki daralmayı yaşadı. Kabine yaptığı
açıklamada yurtiçi hasıla büyümesinin, geçtiğimiz üç ayda Haziran ayı itibarıyla
yıllık oranda yüzde 6.8 daraldığını ifade etti. Japonya ekonomisi beklentilerin
üstünde bir daralma gösterdi. Üretimin düşmesinin en büyük kaynağı ise
şirketlerin artan stokları azaltmaya çalışmaları. Ekonomi Bakani Akiras Amira,
hükümetin gerekirse esnek önlemler almaya hazır olduğunu söyledi.
Çin:


Çin'de sanayi üretimi Temmuz ayında beklentiler seviyesinde
gerçekleşerek büyüme hakkında umut vermiş olsa da, iş yerlerinin
yatırımları ve perakende satış verileri beklentiler kadar güçlü
gerçekleşmedi. Ayrıca ekonomideki likidite hakkındaki gösterge olan para
arzı açıklanan Temmuz verilerine göre yaklaşık altı yılın en düşük
seviyesine gerileyerek ikinci yarıdaki ekonomik görünüm hakkındaki
endişeleri güçlendirdi. Çin'de ilk çeyrekte yüzde 7.4 ile bir buçuk yılın en
düşük düzeyini gören ekonomik büyüme ikinci çeyrekte ufak bir artışla
yüzde 7.5'e yükselerek hükümetin hedefini yakaladı. Ancak büyümedeki
hızlanmanın büyük bir bölümü ekonomi genelinde hızlanan bir
toparlanmadan ziyade devletin destekleme politikalarıyla sağlandı. Çin'de
sanayi üretiminde artış Temmuz ayında 0.2 puan gerileyerek yüzde 9 ile
beklentiler seviyesinde gerçekleşti. Yatırımlar ise ilk yedi aylık dönemde
geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17 artış gösterdi. Artış yılın ilk altı
ayında yüzde 17.3 düzeyindeydi. Çin'de iç tüketimin bir göstergesi olan
perakende satışlar ise Temmuz'da bir önceki yıla göre yüzde 12.2 artış
kaydetti. Bir önceki ayda artış yüzde 12.4 düzeyindeydi. Geçen hafta
açıklanan Temmuz ayı ihracat artış verisi beklentilerin iki katı düzeyde
gerçekleşmiş olsa da, ithalat beklenmedik şekilde düşerek iç talebin zayıf
olduğuna işaret etmişti. Bunun yanı sıra enflasyonun da durağan seyri
ekonomiye dair durgunluk sinyallerini artırıyor.
Çin’in yeni kredileri küresel finansal krizden bu yana en düşük seviyeye
geriledi. Toplam finansman Temmuz ayında 273.1 milyar yuan (44.3 milyar
dolar) seviyesinde. Ülke para birimi ile alınan yeni krediler 385.2 milyar
yuan iken, beklentiler iki katı olacağı yönündeydi. M2 para arzı
beklentilerin altında bir büyüme göstererek bir yıl önceye göre yüzde 13.5
arttı.
Rusya:
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya'nın kendini savunacağını ancak bunu
dış dünya ile karşı karşıya gelmek pahasına yapmayacağını söylerken, bu açıklama
aylardır süren Ukrayna krizine ilişkin uzlaşmacı bir ton olarak yorumlandı.
Ukrayna'dan ayrılarak Rusya'ya bağlanan Kırım'da Rus bakanlar ve parlamento
üyeleri önünde konuşma yapan Putin, beklentilerin aksine ılımlı bir tonda
konuşarak, kriz boyunca Batılı ülkelere yönelik kullandığı sivri dilden kaçındı.
9
Putin ayrıca, Ukrayna'daki krizi en kısa sürede sonlandırmak ve akan kanı
durdurmak için Rusya'nın tüm gücünü kullanacağını da söyledi. Rusya'nın dış
politika doktrini hakkında görüşlerini de açıklayan Putin, bunun barışsever olması
gerektiğini söyledi.
Güney Kore:
Güney Kore Merkez Bankası, rekor seviyeye yükselen hane halkı borçlarının
hükümetin ekonomiyi destekleme çabalarını yavaşlatması ile Mayıs 2013’den bu
yana ilk kez faiz oranını düşürdü. Güney Kore Merkez Bankası Seul’da yaptığı
açıklamada, 7 günlük yeniden satın alma oranının yüzde 2.5’ten yüzde 2.25’e
düşürüldüğünü belirtti. Başkan Park Geun Hye, durgun seyreden emlak piyasasını
canlandırmak ve son çeyrekte bir yıldan uzun bir sürenin en zayıf seviyesine
gerileyen ekonomik büyümeyi desteklemek için alınan önlemler kapsamında
geçtiğimiz ay 11.7 trilyon von (11.3 milyar dolar) parasal genişleme paketi
açıklamıştı.
İsrail:
Gazze'de çarpışan İsrail ile Filistinli militan gruplar, Çarşamba gece yarısı sona
eren ateşkesin beş gün süreyle yeniden uzatılmasını kabul ettiler. Gece
yarısından sonra taraflar arasında karşılıklı roket ve hava saldırısı olduysa da, can
kaybı doğurmayan olaylar sabahın erken saatlerinde bitti ve daha sonra ateşkes
ihlali yaşanmadı. Gazze'de bir ayı aşkın süredir devam eden çatışmalarda 1,945
Filistinli ve 67 İsrailli hayatını kaybetti. Mısır ve Filistin kaynakları İsrail'in
Gazze'ye bazı malzemenin girişine izin vermeye ve sınırdan insan ve mal geçişi
üzerindeki yasakları gevşetmeyi bazı koşullarla kabul etmeye yatkın olduğunu
söylediler.
Irak:
Irak'ta sekiz yıl başbakanlık yapan Nuri el Maliki, Sünni İslamcı militanların
tehdidi altına giren ülkede iktidarda kalma ısrarından vazgeçti ve yeni başbakan
olarak atanan Haydar el Abadi'yi destekleyeceğini açıkladı. Maliki, Abadi ile
yanyana televizyona çıkarak, kuzey Irak'ın büyük bölümünü ele geçirmiş olan
İslam Devleti (İD) militanlarının oluşturduğu vahim tehlikeyi vurguladı. Nisan
ayında yapılan genel seçimden önde çıkan Şii grubun lideri olarak üçüncü dönem
de iktidarda kalmakta direnen Maliki, hükümeti kuramadığı için hâlâ geçici
başbakan olarak görev yapıyordu. Maliki'nin kendi partisi olan Dava, hafta başında
desteğini Cumhurbaşkanı Fuad Masum'un görevlendirdiği Abadi'ye çevirmişti.
Daha önce Maliki'yi destekleyen İran da Abadi'den yana tavır aldı. ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry, Maliki'nin çekilmesini önemi ve onurlu bir adım olarak niteledi
ve ABD'nin "İD tehdidine karşı durabilecek geniş kapsamlı yeni bir hükümetle
çalışmaya hazır olduğunu" söyledi.
10
BU HAFTA PİYASALAR
hafif
Hafta
başında
Moody's
belirsizliğinin ortadan kalkması ve
cumhurbaşkanlığı
seçiminin
%
sonuçlanmasının ardından kur ve
faiz güne haftaya düşüşle başlarken,
daha sonra dolar/TL paritesinde
gelişmekte olan piyasa para
birimlerine paralel başlayan değer
kaybı, Fitch'in olumsuz algılanan
açıklamaları sonrasında hızlandı.
Yeni haftaya 2.14 seviyesinin altında
başlayan
dolar/TL,
Fitch
açıklamasının ardından kademeli
olarak 2.1580'e kadar yükseldi, daha sonra 2.15 düzeyine geriledi. 13 Temmuz
2016 itfalı gösterge tahvilin bileşik faizi ise haftaya %9.34 düzeyinde başladı. Öte
yandan, 20 Mart 2024 itfalı 10 yıllık gösterge tahvilin faizi ise %9.43
düzeyindeydi. Bu arada Merkez Bankası (TCMB) son dönemde artan jeopolitik ve
politik risklerin TL'de yarattığı değer kaybını telafi etmek adına daha önce de
sıklıkla kullandığı ve piyasada "örtülü faiz artışı" olarak da nitelendirilen likidite
sıkılaştırma adımlarına yeniden başladı. TCMB Ocak ayında gerçekleştirmek
zorunda kaldığı sert faiz artışı öncesinde sıklıkla kullandığı likidite adımları ile
piyasaya sağladığı borçlanma maliyetini 12 Ağustos’ta %8.25 olan politika faizinin
üzerine %8.29'a yükseltti. Ancak buna rağmen Salı günü dolar/TL 2.16’ya
yükselirken, gösterge tahvilin faizi de %9.4’e çıktı. TL seçimlerin ardından yeni
başbakanın kim olacağı, ekonomi yönetiminin nasıl şekilleneceğine ilişkin
belirsizliklerle gelişmekte olan para birimlerinden negatif ayrışmaya devam etti.
Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin 12. Cumhurbaşkanı seçilmesinin
ardından AKP'nin siyasi geleceği ve yeni başbakan olacak isim tartışılırken
piyasalar ise en çok ekonominin başında Ali Babacan'ın yerine kim olacağına
odaklanıyor. Çarşamba günü ise Merkez Bankası sıkılaştırma adımlarına devam
etmezken, gelişmekte olan piyasalara paralel hareket eden dolar/TL ve faizler,
düşük gelen ABD verisinin de desteğiyle aşağı yönlü bir seyir izledi. Perşembe
günü küresel büyümeye ilişkin zayıf sinyallere yenilerinin eklenmesinin ardından
merkez bankalarının ekonomiyi destekleme politikalarını sürdürmek zorunda
kalacağı beklentisiyle gelişmekte olan piyasalara yönelik risk iştahı artış gösterdi.
Buna paralel olarak dolar/TL 2.14’lere doğru geri çekilirken; faizlerde de gerileme
oldu. Bugün sabah saatlerinde kur ve faizlerde önemli bir hareket görülmezken;
öğlen politik risklere işaret eden Moody’s açıklamasından sonra dolar/TL paritesi
tekrar 2.16 seviyesinin üzerine yükseldi. Faiz seviyesi ise fazla değişmedi.
Tahvil/bono piyasası gösterge faiz oranları
(13.07.16 tahvili, % bileşik)
25
22
19
16
13
10
7
4
04.01.2007
01.03.2007
27.04.2007
25.06.2007
20.08.2007
17.10.2007
13.12.2007
12.02.2008
08.04.2008
05.06.2008
31.07.2008
25.09.2008
26.11.2008
28.01.2009
25.03.2009
25.05.2009
20.07.2009
14.09.2009
12.11.2009
11.01.2010
08.03.2010
30.04.2010
28.06.2010
20.08.2010
20.10.2010
22.12.2010
16.02.2011
12.04.2011
07.06.2011
02.08.2011
30.09.2011
30.11.2011
25.01.2012
21.03.2012
18.05.2012
13.07.2012
12.09.2012
12.11.2012
08.01.2013
05.03.2013
02.05.2013
28.06.2013
28.08.2013
31.10.2013
26.12.2013
21.02.2014
17.04.2014
17.06.2014
15.08.2014
Kur ve faiz
geriledi..
11
Bu hafta başında Merkez Bankası'nın piyasadaki likiditeyi sıkılaştırması ve
önümüzdeki dönemde likiditenin daha da sıkılaştırılabileceği beklentisi en kısa
vadeli Hazine ihalesi olan 12 ay itfalı kuponsuz tahvile talebin düşük kalmasına
neden oldu. İhalede bileşik faiz %9.55 ile piyasanın %9.38 olan tahmininin
üzerinde gerçekleşti. Hazine bu hafta düzenlediği 19 Ağustos 2015 itfalı kuponsuz
tahvilin yeniden ihracı ile Ağustos ayı ihale takvimini tamamladı. İhale ile tamamı
piyasadan yaklaşık 1 milyar TL borçlanan Hazine, Ağustos ayını hedeflerine
paralel tamamlamış oldu. Bu ay toplam 12.3 milyar TL'lik iç borç servisine karşılık
8.5 milyar TL'si piyasadan toplam 9 milyar TL'lik iç borçlanma planlayan Hazine,
beş ihale ile 8.6 milyar TL'si piyasadan 9 milyar TL borçlanma gerçekleştirdi.
Sonuçta 8 Ağustos’da Merkez Bankası kurlarıyla 2.1722 olan dolar/TL paritesi, 15
Ağustos’da 2.16 TL’ye geriledi; 2.9088 TL düzeyinde olan euro/TL paritesi ise
2.8908 TL’ye indi. 8 Ağustos’da %9.56 olan gösterge tahvilin ortalama bileşik faizi
ise bu haftanın son günü %9.29’a geriledi.
Döviz, petrol ve altın Döviz:
fiyatları...
Euro/dolar paritesi haftaya 1.34 düzeyinde başladı. Hafta başında Yen ise geçen
haftaki kazanımların ardından jeopolitik gerilimin sınırlı da olsa gevşemesi ile
birlikte Japon yenine olan güvenli liman talebinin azalmasına paralel olarak dolar
karşısında kazanımlarını kısmen geri verdi. Dolar/yen paritesi 101.60’a geriledi.
Hafta içinde euro/dolar paritesi tekrar 1.34’ün altına geriledi ve euro dolar
1.3336’ya kadar düştü. Yen de Japon ekonomisindeki küçülmeden de etkilenerek
zayıf seyrini sürdürdü. Sterlin, İngiltere Merkez Bankası'nın (BOE) faiz
artırımlarında acele etmeyeceğini açıklayarak yatırımcıları şaşırtmasının ardından
dört ayın en düşük seviyesi olan 1.6668’e geriledi. Haftanın son gününde Euro
bölgesinde açıklanan zayıf enflasyon ve büyüme verilerinin ardından yatırımcılar
ECB'nin ekonomiyi destekleyici adımlar atmaya devam edeceğini düşünmekte,
euro/dolar paritesi ise ABD’den gelen beklentilerden daha düşük veriler nedeniyle
1.34’e yaklaşmış durumda. Cuma günü itibariyle Euro/dolar paritesi 1.3397;
Dolar/yen paritesi 102.65 düzeyindedir.
Petrol:
Geçen hafta Cuma günü bir haftanın en yüksek seviyesini gören Brent petrolü, bu
hafta başında Irak'ın petrol arzında aksama olacağına dair endişelerin ABD'nin
Irak'a yaptığı askeri müdahalenin ardından gerilemesinden sonra varil başına 105
doların üzerine çıktı. ABD hafif petrolü ise haftaya varil başına 98 dolar düzeyinde
başladı. Ancak hafta içinde Brent petrolünün varil fiyatı Irak'ta yükselen siyasi
tansiyonun ülkenin petrol üretimine zarar vermeyeceği beklentisiyle düşüşünü
sürdürdü. Irak ve Libya'da devam eden gerilimin yarattığı arz kesintisi riskine
rağmen dünya genelindeki arz bolluğunun etkiyle Brent petrolü 103 doların altına
gerileyerek geçen yıl Temmuz ayından bu yana gördüğü en düşük seviyelere
yaklaştı. Uluslararası Enerji Ajansı dünya arzının yüksek olduğunu, Atlantik
çanağında ise arz fazlası bulunduğunu açıklarken, Petrol İhraç Eden Ülkeler
Örgütü (OPEC) Temmuz ayında Suudi Arabistan ve Libya'nın petrol üretimindeki
artışın Irak, İran ve Nijerya'daki üretim gerilemesini fazlasıyla telafi ettiğini
belirtti. ABD hafif petrolü de 97 dolara geriledi. Haftanın son gününde Brent
12
petrolü Avrupa'da ekonomik büyümenin durma noktasına gelmesinin ardından
güçlü petrol arzına karşılık talebin zayıf kalacağı endişelerile 103 doların altındaki
seyrini sürdürerek 13 ayın en düşük seviyesini gördü. Brent petrolünün en yakın
vadeli fiyatı, dün vadesi dolan Eylül ayı kontratlarında 2 dolar düşüşle 102.01
dolara indi ve geçen yıl Haziran ayından bu yana en yakın vade kontratların
gördüğü en düşük seviyeye geriledi. ABD hafif petrolünün varili de 96 doların
altına indi. Cuma günü itibariyle Brent ham petrolünün varili 102.50 dolar
düzeyinde; ABD hafif ham petrolünün varili 95.65 dolar civarında
seyretmektedir.
Altın:
Altın yatırımcıların tekrar hisse senetlerine yönelmesi ve dünyanın en büyük altın
fonundan çıkışlara paralel olarak geçen Cuma günü gördüğü üç haftanın en yüksek
seviyesinden gerilemesine rağmen Ortadoğu ve Ukrayna'ya dair devam eden
endişelerle bu hafta başına 1,300 doların üzerinde başladı. Altın, hafta içinde
Almanya'da açıklanan zayıf yatırımcı güveni ve Ukrayna'daki krizin Avrupa'da
büyümeye etkilerinden kaynaklanan kaygılarla 1,310 dolara yükseldi. Daha sonra
ise zayıf ABD perakende satış verisi ve güvenli liman talebinin sürmesini sağlayan
jeopolitik tansiyona bağlı olarak altın fiyatları 1315 dolara kadar çıktı. Haftanın
son gününde ise fiyatlar tekrar 1300 doların altına indi. Cuma günü itibariyle
altının spot fiyatı ons başına 1296 dolar civarındadır.
DÖVİZ KURLARINDAKİ GELİŞMELER
(1)
(2)
(3)
(2)/(1)
31.12.13
31.07.14 15.08.14
%
değişim
2,1343
2,1371
2,1600
0,1
2,9397
2,8611
2,8908
-2,7
2,5370
2,4991
2,5254
-1,5
(2)/(1)
reel %
değişim
-5,7
-8,3
-7,2
(3)/(2)
%
değişim
1,1
1,0
1,1
ABD doları/TL*
Euro/TL*
Döviz Sepeti **
Euro-dolar
paritesi
1,3774
1,3388
1,3383
-2,8
0,0
* TCMB döviz satış kuru. ** 0,5 dolar + 0.5 euro. *** Reel % değişim için tüketici fiyat endeksi kullanılmıştır.
Daha fazla bilgi için:
Dr. M.Veyis Fertekligil,
Baş Ekonomist
e-posta: [email protected]
Tel: 0212 – 368 35 20
UYARI NOTU: Bu rapor Turkland Bank A.Ş. (T-Bank) tarafından güvenilir olduğuna inanılan kamuya açık kaynaklardan elde edilen
bilgiler kullanılmak suretiyle, sadece bilgilendirme amacıyla hazırlanmış olup, hiçbir şekilde finansal enstrümanların alım veya satımı
konusunda tavsiye veya finansal danışmanlık hizmeti sağlanması olarak yorumlanmamalıdır. T-Bank bu raporda yer alan bilgilerin
doğru ve tam olması konusunda herhangi bir şekilde garanti vermemektedir. T-Bank bu raporda yer alan bilgilerde herhangi bir
bildirimde bulunmaksızın değişiklik yapma hakkına sahiptir. Bu rapor ve içindeki bilgilerin kullanılması nedeniyle doğrudan veya
dolaylı olarak oluşacak zararlardan T-Bank hiçbir şekilde sorumluluk kabul etmemektedir.
13
Download

economıc agenda - Turkland Bank A.Ş.