َ
َ
ٍ ‫َع ْن ت َ ِم‬
:‫يح ُة» قُ ْلنَا‬
َ ‫ين النّ َِص‬
َ ّ ِ ّ‫يم ال ّ َدا ِر ِّى أ َ ّ َن الن‬
ُ ‫ «ال ِ ّد‬:‫الل َعلَ ْي ِه َو َس ّل َم ق َ َال‬
ُ ّٰ ‫َب َص ّل‬
ِ ّٰ ِ :‫ل َِم ْن؟ ق َ َال‬
».‫ني َو َعا ّمَ ِت ِهم‬
َ ‫«ل َولِكِ تَابِ ِه َولِرَ ُسو ِل ِه َو ِلَئِ ّ َم ِة ا ْل ُم ْسل ِِم‬
Temîm ed-Dârî anlatıyor: “Hz. Peygamber (s.a.s.) ‘Din nasihattir (samimiyettir).’ buyurdu.
Biz, ‘Kime karşı?’ deyince, ‘Allah’a, Kitabı’na, Resûlü’ne, Müslümanların idarecilerine ve
bütün Müslümanlara.’ dedi.”
(Müslim, Îmân, 95)
1
َ
».‫ِى بِ ِه َو ْج ُه ُه‬
ً ‫« ِإ ّ َن ّٰاللَ َل ي َ ْقبَ ُل ِم َن ا ْل َع َم ِل ِإ ّل َما كَا َن ل َ ُه َخال‬
َ ‫ِصا َوا ْب ُتغ‬
“Allah, ancak samimiyetle ve kendi rızası gözetilerek yapılan ameli kabul eder.”
(Nesâî, Cihâd, 24)
2
».‫ َو ٰلكِ ْن ي َ ْن ُظ ُر ِإلَى قُ ُلوبِك ُْم َوأ َ ْع َما ِلك ُْم‬،‫« ِإ ّ َن ّٰاللَ َل ي َ ْن ُظ ُر ِإلَى ُصوَ ِرك ُْم َوأ َ ْموَا ِلك ُْم‬
“Allah sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz, ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.”
(Müslim, Birr, 34)
3
‫ك َوأَه ِْل فِى ك ُِّل َسا َع ٍة‬
َ ّ َ‫اَل ّٰل ُه ّ َم! رَبَّنَا َور‬...«
َ َ ‫ِصا ل‬
ْ ،‫ب ك ُِّل َش ْى ٍء‬
ً ‫اج َع ْل ِن ُ ْمل‬
»...‫الكْرَ ِام‬
ِ ْ ‫ يَا ذَا ا ْل َج َل ِل َو‬، ‫فِى ال ُّدنْيَا َو ْالخِ رَ ِة‬
“…Allah’ım! Ey Rabbimiz ve her şeyin Rabbi! Beni ve ailemi dünya ve âhirette
her an sana ihlâsla bağlı kıl. Ey yücelik ve ikram sahibi!...”
(Ebû Dâvûd, Vitir, 25)
4
ِ ّٰ ِ ‫«م ْن فَارَ َق ال ُّدنْيَا َع َل ا ِإلخْ َل ِص‬
،‫الص َل ِة‬
َ ‫ َوعِ بَا َد ِت ِه َل َش ِر‬،‫ل َو ْح َد ُه‬
َ ّ ‫ َو ِإق َ ِام‬،‫يك ل َ ُه‬
َ
ٍ َ‫الل َع ْن ُه ر‬
».‫اض‬
َ ‫ َم‬،‫َو ِإيتَا ِء ال ّزَكَا ِة‬
ُ ّٰ ‫ات َو‬
“Kim hiçbir ortağı olmayan, tek olan Allah’a ihlâsla ibadet ederek, namazı dosdoğru kılarak,
zekâtı vererek dünyadan ayrılırsa, Allah kendisinden razı olduğu hâlde ölmüş olur.”
(İbn Mâce, Sünnet, 9)
5
َ
ُ َ‫ب ِإل َ ْي ِه ِ ّمَا ِسو‬
،‫اهَا‬
َ ّ ‫الل َورَ ُسولُ ُه أ َ َح‬
ٌ ‫«ث َ َل‬
ُ ّٰ ‫ أ ْن يَكُو َن‬: ِ‫يمان‬
َ ‫ث َم ْن ك ّ َُن فِي ِه َو َج َد َح َل َوةَ ا ِإل‬
ِ ّٰ ِ ‫ِب ا ْل َم ْر َء َل ُي ِّبُ ُه ِإ ّ َل‬
‫ َوأ َ ْن ي َ ْكرَهَ أ َ ْن ي َ ُعو َد فِى ا ْل ُك ْف ِر‬، ‫ل‬
َ ّ ‫َوأ َ ْن ُي‬
».‫ك ََما ي َ ْكرَ ُه أ َ ْن يُ ْق َذ َف فِى النّ َا ِر‬
“Üç şey kimde bulunursa o kişi imanın tadına ermiş olur: Allah ve Resûlü’nün ona bu ikisi
dışındaki şeylerden daha sevimli olması, bir kimseyi ancak Allah için sevmesi
ve cehenneme atılmaktan korktuğu gibi küfre dönmekten korkması.”
(Buhârî, Îmân, 9)
6
ِ ّٰ ‫ ف َ َم ْن كَان َ ْت هِ ْجرَتُ ُه ِإلَى‬،‫ َو ِإنّ َ َما ِال ْم ِر ٍئ َما نَوَى‬،‫« ِإنّ َ َما األ َ ْع َم ُال بِالنِّيّ َ ِة‬
،‫الل َورَ ُسو ِل ِه‬
ِ ّٰ ‫ف َ ِه ْجرَتُ ُه ِإلَى‬
،‫ َو َم ْن كَان َ ْت هِ ْجرَتُ ُه ِل ُدنْيَا يُ ِص ُيب َها أ َ ِو ا ْمرَأ َ ٍة ي َ َتَ ّو َُج َها‬،‫الل َورَ ُسو ِل ِه‬
».‫ف َ ِه ْجرَتُ ُه ِإلَى َما هَا َجرَ ِإل َ ْي ِه‬
“Ameller niyete göredir. Herkes sadece niyetinin karşılığını alır. Kim Allah ve Resûlü için
hicret ederse, hicreti Allah ve Resûlü’nedir. Kim de erişeceği bir dünyalık veya evleneceği bir
kadından dolayı hicret ederse, onun hicreti de hicretine sebep olan şeyedir.”
(Müslim, İmâre, 155)
7
َ ِ ّٰ ‫ول‬
َ ‫أ َ ّ َن رَ ُس‬
‫آم ْن ُت‬
َ ِ‫ك رَك َْع ُت َوب‬
َ َ ‫ «اَل ّٰل ُه ّ َم ل‬:‫ ف َ ِإذَا رَك ََع ق َ َال‬...‫الل َعلَ ْي ِه َو َس ّلَ َم‬
َ ‫ك‬
ُ ّٰ ‫الل َص ّل‬
ِّ ُ ‫ك سَ ْعِى َوب َ َص ِرى َو‬
».‫مى َوعِ ظَا ِمى َو َع َص ِب‬
َ َ ‫ك أ َ ْسلَ ْم ُت َخشَ َع ل‬
َ َ ‫َول‬
Resûlullah (s.a.s.) namazda rükûa eğildiği zaman şöyle derdi:
“Allah’ım, sadece senin önünde eğildim, sana inandım, sana teslim oldum.
Kulağım, gözüm, iliklerim, kemiklerim ve sinirlerim sana karşı huşû hâlindedir.”
(Tirmizî, Deavât, 32)
8
َ
َ
‫يب ُد َعا ًء‬
ُ ‫ َو ْاعلَ ُموا أ ّ َن ّٰاللَ َل ي َ ْستَ ِج‬،‫«ا ُ ْد ُعوا ّٰاللَ َوأ ْن ُت ْم ُمو ِقنُو َن بِا ِإل َجاب َ ِة‬
».‫ِم ْن ق َ ْل ٍب َغاف ٍِل َل ٍه‬
“Kabul edileceğine gerçekten inanarak Allah’a dua edin.
Bilin ki Allah, ciddiyetten uzak ve umursamaz bir kalp ile yapılan duaları kabul etmez.”
(Tirmizî, Deavât, 65)
9
ُ ‫«يَق‬
»...،‫ ي َ َد ُع َش ْهوَت َ ُه َوأ َ ْكلَ ُه َو ُش ْرب َ ُه ِم ْن أ َ ْج ِل‬،‫ َوأَنَا أ َ ْج ِزى بِ ِه‬،‫الص ْو ُم لِى‬
َ ّ :‫الل ت َ َعالَى‬
ُ ّٰ ‫ُول‬
“Yüce Allah buyuruyor ki, ‘Oruç benim içindir. Onun mükâfatını ben veririm.
(Çünkü oruç tutan kimse) nefsî arzularını, yemeyi ve içmeyi sırf benim için terk eder...’”
(Buhârî, Tevhîd, 35)
10
َ َ ‫«م ْن َحاف‬
ِ َ‫الصلَو‬
‫ضوئِ ِه ّ َن َو َموَاقِي ِت ِه ّ َن‬
َ ّ ‫ظ َع َل‬
ُ ‫ات ا ْل َخ ْم ِس ُر ُكوعِ ِه ّ َن َو ُس ُجو ِدهِ ّ َن َو ُو‬
َ
َ
ْ
ِ ّٰ ‫َو َعل َِم أنّ َ ُه ّ َن َح ّ ٌق ِم ْن عِ ْن ِد‬
».َ‫الل َد َخ َل ال َجنَّة‬
“Allah’ın emri olduğunu kabul ederek beş vakit namazı rükûları, secdeleri,
abdestleri ile vakitlerinde kılmaya devam eden kimse cennete girer.”
(İbn Hanbel, IV, 266)
11
».‫ فَأَك ِْثُوا ال ُّد َعا َء‬،‫اج ٌد‬
ِ ‫«أ َ ْقرَ ُب َما يَكُو ُن ا ْل َع ْب ُد ِم ْن رَبِّ ِه َوهُوَ َس‬
“Kulun Rabbine en yakın olduğu (an) secde hâlidir.
Öyleyse (secdede iken) çokça dua ediniz.”
(Müslim, Salât, 215)
12
ِ ّٰ ‫ض فِى‬
ِ ّٰ ‫ب فِى‬
».‫الل‬
ُّ ‫ض ُل ْال َ ْع َم ِال ا َ ْل ُح‬
َ ‫«أ َ ْف‬
ُ ‫الل َوا ْل ُب ْغ‬
“Amellerin en faziletlisi Allah için sevmek ve Allah için nefret etmektir.”
(Ebû Dâvûd, Sünnet, 2)
13
‫ َو َما يَزَ ُال َع ْب ِدى يَتَق َّرَ ُب‬، ‫ب ِإل َ ّ َى ِ ّمَا ا ْفتَ َ ْض ُت َعلَ ْي ِه‬
َ ّ ‫…ما تَق َّرَ َب ِإل َ ّ َى َع ْب ِدى بِشَ ْى ٍء أ َ َح‬
َ ‫« ِإ ّ َن ّٰاللَ ق َ َال‬
، ‫ َوب َ َصرَ ُه الَّذِ ى يُ ْب ِص ُر بِ ِه‬، ‫ ف َ ِإذَا أ َ ْحبَ ْب ُت ُه ُك ْن ُت سَ ْ َع ُه الَّذِ ى ي َ ْس َم ُع بِ ِه‬، ‫ِإل َ ّ َى بِالنّ َوَاف ِِل َح ّ َت أُحِ ّبَ ُه‬
»... ‫ َول َ ِ ِئ ْاستَ َعاذَنِى ألُعِ ي َذنّ َ ُه‬، ‫ َو ِإ ْن َسأَل َ ِن ألُ ْعطِيَنّ َ ُه‬، ‫َوي َ َد ُه الّ َ ِت ي َ ْبطُ ُش بِ َها َو ِر ْجلَ ُه الّ َ ِت ي َ ْم ِشى بِ َها‬
Kulum, kendisine farz kıldığım şeylerden daha sevimli bir şeyle bana yaklaşamaz. Kulum
nafile ibadetlerle de bana yaklaşmaya devam eder, ta ki ben onu severim. (Sevince de) artık
onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı olurum. Benden isterse muhakkak
ona (istediğini) veririm. Bana sığınırsa muhakkak onu korur ve kollarım…’”
(Buhârî, Rikâk, 38)
14
َ
‫ َو َم ْن كَان َ ْت فِي ِه َخ ْصلَةٌ ِم ْن ُه ّ َن كَان َ ْت فِي ِه‬، ‫ِصا‬
ً ‫«أ ْرب َ ٌع َم ْن ك ّ َُن فِي ِه كَا َن ُمنَا ِفقًا َخال‬
، َ‫ َو ِإذَا َعا َه َد َغ َدر‬،‫ث َك َذ َب‬
َ ‫ َو ِإذَا َح ّ َد‬،َ‫ ِإذَا ا ْؤتُ ِم َن َخان‬:‫َاق َح ّ َت ي َ َد َع َها‬
ِ ‫َخ ْصلَةٌ ِم َن ال ِنّف‬
».َ‫اص َم ف َ َجر‬
َ ‫َو ِإذَا َخ‬
“Şu dört özellik kimde bulunursa o, tam bir münafık olur. Kimde bu niteliklerden biri
bulunursa onu terk edinceye kadar kendisinde münafıklıktan bir özellik vardır: Kendisine
bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder. Konuştuğunda yalan söyler. Söz verdiğinde cayar.
Husumet sırasında haktan sapar.”
(Buhârî, Îmân, 24)
15
ِ ّٰ ‫ام ِة عِ ْن َد‬
َِ
‫ ذَا ا ْلوَ ْج َه ْ ِي الَّذِ ى يَأْتِى‬،‫الل‬
َ َ‫«ت ُد ِم ْن َش ِّر النّ َِاس ي َ ْو َم ا ْلقِي‬
».‫َه ُؤ َل ِء بِوَ ْج ٍه َو َه ُؤ َل ِء بِوَ ْج ٍه‬
“Kıyamet günü Allah katında insanların en kötülerinin ikiyüzlüler olduğunu görürsün.
(Onlar) şunlara bir yüzle, bunlara diğer bir yüzle gelirler!”
(Buhârî, Edeb, 52)
16
َ
َ
، ِ‫ ا َ ّلرَ ُج ُل يُقَات ُِل ِل ْل َم ْغنَم‬:‫الل َعلَ ْي ِه َو َس ّلَ َم‬
ُ ّٰ ‫َب َص ّل‬
ّ ِ ِ ّ‫ق َ َال أ ْعرَابِ ّ ٌى لِلن‬
َ ‫الل؟ فَق‬
ِ ّٰ ‫يل‬
:‫َال‬
ِ ‫ َم ْن فِى َس ِب‬، ‫ َويُقَات ُِل ل ُِيَى َمكَانُ ُه‬، َ‫الرَ ُج ُل يُقَات ُِل ل ُِي ْذكَر‬
ّ ‫َو‬
ِ ّٰ ‫يل‬
ِ ّٰ ‫«م ْن قَات َ َل ِلتَكُو َن َكل َِم ُة‬
».‫الل‬
َ
ِ ‫الل هِ َى ا ْل ُع ْليَا ف َ ْهوَ فِى َس ِب‬
Bir bedevi Hz. Peygamber’e (s.a.s.) şöyle sordu: ‘Bir adam var, ganimet elde etmek için
savaşıyor, bir adam da kahramanlığı duyulsun diye, diğeri de görülsün diye savaşıyor.
Bunlardan hangisi Allah yolundadır?’ Allah Resûlü ona, ‘Kim Allah’ın (tevhid) mesajını
yüceltmek için savaşırsa işte o Allah yolundadır.’ buyurdu.
(Buhârî, Farzu’l-humus, 10)
17
».َ‫«اَل ّٰل ُه ّ َم حِ ّ َجةٌ َل ِريَا َء فِي َها َو َل سُ ْ َعة‬
“Allah’ım! Görülsün ve duyulsun diye yapılmayan bir hac eyle.”
(İbn Mâce, Menâsik, 4)
18
‫ َو َم ْن قَا َم ل َ ْيلَةَ ا ْلقَدْ ِر‬،‫احت َِسابًا ُغفِرَ ل َ ُه َما ت َ َق ّ َد َم ِم ْن ذ َ ْن ِب ِه‬
ْ ‫يمانًا َو‬
َ ‫«م ْن َصا َم رَ َم‬
َ
َ ‫ضا َن ِإ‬
».‫احت َِسابًا ُغفِرَ ل َ ُه َما ت َ َق ّ َد َم ِم ْن ذ َ ْن ِب ِه‬
ْ ‫يمانًا َو‬
َ ‫ِإ‬
“İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Ramazan’da oruç tutan kimsenin geçmiş günahları
bağışlanır. İnanarak ve sevabını Allah’tan umarak Kadir Gecesi’ni ihya eden kimsenin de
geçmiş günahları bağışlanır.”
(Buhârî, Fadlü leyleti’l-kadr, 1)
19
َ
،‫ِت‬
ْ ‫الل َع ّزَ َو َج ّ َل ُم ْق ِب ًل َع َل ا ْل َع ْب ِد َوهُوَ فِى َص َل ِت ِه َما ل َ ْم ي َ ْلتَف‬
ُ ّٰ ‫«ل يَزَ ُال‬
».‫ْصرَ َف َع ْن ُه‬
َ ‫ف َ ِإذَا ا ْلتَف‬
َ ‫َت ان‬
“Kul, namazında etrafıyla ilgilenmediği sürece, Yüce Allah kuluna yönelir. Kul namazında
etrafıyla ilgilenmeye başladığında, Allah da ondan yüz çevirir.”
(Ebû Dâvûd, Salât, 160-161)
20
َ ‫ يَا رَ ُس‬:‫ق َ َال رَ ُج ٌل‬
ِ ّٰ ‫ول‬
‫ِك؟‬
َ ‫الرَ ُج ُل ي َ ْع َم ُل ال َع َم َل ف َ ُي ِس ّرُ ُه ف َ ِإذَا اطُّل َِع َعلَ ْي ِه أ َ ْع َجبَ ُه ٰذل‬
ّ ‫الل‬
َ ِ ّٰ ‫ول‬
َ
َ
َ
ُ ‫ق َ َال رَ ُس‬
».‫الس ِّر َوأ َ ْج ُر ال َع َلنِيَ ِة‬
ُ ّٰ ‫الل َص ّل‬
ِّ ‫ أ ْج ُر‬، ِ‫ «ل َ ُه أ ْجرَان‬:‫الل َعلَ ْي ِه َو َس ّل َم‬
Bir adam, “Ey Allah’ın Resûlü! Bir kimse bir amel işler ve onu kimse görmesin diye gizli tutar,
fakat sonradan onu başkalarından öğrenince hoşlanır. (Bu kimsenin durumu nedir?)”
diye sorunca Resûlullah ona şöyle cevap vermiştir: “O kimseye iki mükâfat vardır:
Biri, (amelini gizlediği için) gizlilik sevabı, diğeri de (başkalarının onu örnek almasına sebep
olacağı için) işlediği amelin açığa çıkmasının sevabı.”
(Tirmizî, Zühd, 49)
21
َ
َ
َ
،‫ فَأ َ ْح َس َن‬،‫الس ِّر‬
ِّ ‫ َو َص ّل فِى‬،‫ فَأ ْح َس َن‬،‫« ِإ ّ َن ا ْل َع ْب َد ِإذَا َص ّل فِى ا ْل َع َلنِيَ ِة‬
».‫ َه َذا َع ْب ِدى َح ًّقا‬:‫الل َع ّزَ َو َج ّ َل‬
ُ ّٰ ‫ق َ َال‬
Kul namazını, insanlarla birlikteyken de, yalnızken de güzelce kıldığı zaman
Yüce Allah şöyle buyurur: “İşte bu gerçekten benim kulum.”
(İbn Mâce, Zühd, 20)
22
ِ ّٰ ِ ‫ فَلَ ْي َس‬،‫«م ْن ل َ ْم ي َ َد ْع ق َ ْو َل ال ّزُو ِر َوا ْل َع َم َل بِ ِه‬
».‫ام ُه َو َشرَاب َ ُه‬
َ ‫ل َحا َجةٌ فِى أ َ ْن ي َ َد َع طَ َع‬
َ
“Yalan söylemeyi ve yalan ile amel etmeyi bırakmayanın yemeyi içmeyi terk etmesine
Allah’ın ihtiyacı yoktur!”
(Buhârî, Savm, 8)
23
».‫الس َه ُر‬
َ ّ ‫ َو ُر‬.‫ب َصائِ ٍم ل َ ْي َس ل َ ُه ِم ْن ِصيَا ِم ِه ِإ ّ َل ا ْل ُجو ُع‬
َ ّ ‫«ر‬
َ ّ ‫ب قَائِ ٍم ل َ ْي َس ل َ ُه ِم ْن قِيَا ِم ِه ِإ ّ َل‬
ُ
“Oruç tutan nice kimseler vardır ki oruçtan nasibi sadece aç kalmaktır. Geceyi ibadetle
geçiren nice kimseler vardır ki kıyamdan nasibi sadece uykusuz kalmaktır.”
(İbn Mâce, Sıyâm, 21)
24
ِ ّٰ ِ ‫ميَا َى َومَ َاتِى‬
‫ِك أُ ِم ْر ُت‬
َ ‫يك ل َ ُه َوبِ ٰذل‬
َ ‫ني َل َش ِر‬
َ ‫ل رَ ِ ّب ا ْل َعال َ ِم‬
ْ َ ‫«… ِإ ّ َن َص َلتِى َونُ ُسكِ ى َو‬
».‫ك َع ْن ُم َ ّ َم ٍد َوأُ ّمَ ِت ِه‬
َ َ ‫ك َول‬
َ ‫ني اَل ّٰل ُه ّ َم ِم ْن‬
َ ‫َوأَنَا أ َ ّو َُل ا ْل ُم ْسل ِِم‬
Şüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah içindir.
O’nun hiçbir ortağı yoktur. Ben bununla emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim.
Allah’ım (bu kurban) sendendir ve Muhammed ile ümmeti tarafından
senin (rızan) için sunulmuştur.”
(İbn Mâce, Edâhî, 1)
25
‫ َوا ْل ُم ْؤ ِم ُن َم ْن أ َ ِمن َ ُه النّ َُاس‬،ِ‫«ا َ ْل ُم ْسل ُِم َم ْن َسل َِم النّ َُاس ِم ْن ل َِسا ِن ِه َوي َ ِده‬
».‫َع َل ِد َمائِ ِه ْم َوأ َ ْموَا ِل ِه ْم‬
“Müslüman, dilinden ve elinden insanların selâmette olduğu kişidir. Mümin ise insanların
canları ve malları konusunda (kendilerine zarar vermeyeceğinden) emin oldukları kişidir.”
(Nesâî, Îmân ve şerâiuh, 8)
26
َ
».‫ني‬
َ ّ ‫«ل يُ ْؤ ِم ُن أ َ َح ُدك ُْم َح ّ َت أَكُو َن أ َ َح‬
َ ‫ب ِإل َ ْي ِه ِم ْن َوا ِل ِد ِه َو َول َ ِد ِه َوالنّ َِاس أ َ ْج َ ِع‬
“Sizden biriniz, beni anne-babasından, çocuğundan ve bütün insanlardan
daha çok sevmedikçe iman etmiş olmaz.”
(Buhârî, Îmân, 8)
27
».‫ َم ْن َغ ّ َشنَا فَلَ ْي َس ِمنّ َا‬...«
“…Bizi aldatan, bizden değildir.”
(Müslim, Îmân, 164)
28
».‫ ( ِإ ّ َل) ل َ ْم يَ ِ دْ رَ ِائَةَ ا ْل َجنّ َ ِة‬، ‫يح ٍة‬
َ ‫ فَلَ ْم َيُ ْط َها بِن َ ِص‬، ً ‫الل رَعِ يَّة‬
َ
ُ ّٰ ‫«ما ِم ْن َع ْب ٍد ْاستَ ْ َعا ُه‬
“Allah’ın kendisine yöneticilik verip de yönettiği kimseleri sadakat ve samimiyetle koruyup
gözetmeyen kimse, cennetin kokusunu alamaz.”
(Buhârî, Ahkâm, 8)
29
‫ ف َ ِإ ْن َع ِملَ َها‬،ً ‫ ِإذَا ه ّ ََم َع ْب ِدى ِب َ َسن َ ٍة َول َ ْم ي َ ْع َم ْل َها َكتَ ْب ُت َها ل َ ُه َح َسنَة‬:‫الل َع ّزَ َو َج ّ َل‬
ُ ّٰ ‫«ق َ َال‬
ٍ َ ‫َكتَ ْب ُت َها َع ْشرَ َح َسن‬
‫ َو ِإذَا ه ّ ََم بِ َس ِيّئَ ٍة َول َ ْم ي َ ْع َم ْل َها ل َ ْم أ َ ْك ُت ْب َها‬،‫ات ِإلَى َس ْبع ِِمائ َ ِة ِض ْع ٍف‬
».ً‫ ف َ ِإ ْن َع ِملَ َها َكتَ ْب ُت َها َس ِيّئَة ً َواحِ َدة‬،‫َعلَ ْي ِه‬
“İzzet ve celâl sahibi Allah şöyle buyurdu: ‘Kulum iyi bir iş yapmaya niyet eder de yapmazsa
ona bir iyilik (sevabı) yazarım. Ama onu yaparsa on kattan yedi yüz kata kadar iyilik (sevabı)
yazarım. Eğer (kulum) bir kötülük yapmaya niyet eder de yapmazsa onu (bir günah olarak)
yazmam. Fakat onu yaparsa ona bir kötülük (günahı) yazarım.’”
(Müslim, Îmân, 204)
30
َ
،‫الل‬
َ َ‫«أ َ ْس َع ُد النّ َِاس بِشَ فَا َع ِت ي َ ْو َم القِي‬
ُ ّٰ ‫ َم ْن ق َ َال َل ِإ ٰلهَ ِإ ّل‬،‫ام ِة‬
».‫ أ َ ْو ن َ ْف ِس ِه‬،‫ِصا ِم ْن ق َ ْل ِب ِه‬
ً ‫َخال‬
“…Kıyamet gününde şefaatimle en fazla mesut olacak kişi, tüm kalbiyle veya gönülden
‘Lâ ilâhe illâllah’ (Allah’tan başka ilâh yoktur.) diyen kişidir.”
(Buhârî, İlim, 33)
31
ُّ ‫ أَنَا أ َ ْغ َن‬:‫الل تَبَارَ َك َوت َ َعالَى‬
، ِ‫الش ْرك‬
ّ ِ ‫الشرَكَا ِء َع ِن‬
ُ ّٰ ‫«ق َ َال‬
».‫ تَرَ ْك ُت ُه َو ِش ْر َك ُه‬،‫َم ْن َع ِم َل َع َم ًل أ َ ْشرَ َك فِي ِه َمعِي َغ ْ ِيى‬
“Yüce Allah: ‘Ben şirk konusunda kendisine ortak koşulanların en uzak (ve yüce) olanıyım.
Her kim bir amel işler de benimle birlikte başkasını ona ortak ederse onu şirkiyle
baş başa bırakırım.’ buyurdu.”
(Müslim, Zühd, 46)
32
ُ ‫ِك ا ْل َع َم ُل ا ْل َقل‬
».‫ِيل‬
َ ‫ك ي َ ْكف‬
َ َ ‫«أَخْ ل ِْص ِدين‬
“Dininde ihlâslı ol. O zaman sana az amel de yeter.”
(Hâkim, Müstedrek, VIII, 2797 (4/306)
33
ِ ّٰ ِ‫آم ْن ُت ب‬
».‫ ف َ ْاستَق ِْم‬،‫الل‬
َ :‫« قُ ْل‬
“Allah’a inandım de, sonra da dosdoğru ol!”
(Müslim, Îmân, 62)
34
‫ِك‬
َ ‫ن َو ٰذل‬
َ ‫ت أ َ ْن تُ ْص ِب َح َوتُ ْم ِس َى ل َ ْي َس فِى ق َ ْل ِب‬
َ ‫«… ِإ ْن ق َ َد ْر‬
َ ّ َ ُ ‫ يَا ب‬،‫ك غِ ّ ٌش ِل َ َح ٍد فَا ْف َع ْل‬
».‫ِم ْن ُسنّ َِت َو َم ْن أ َ ْحيَا ُسنّ َِت فَقَدْ أ َ َح ّبَ ِن َو َم ْن أ َ َح ّبَ ِن كَا َن َمعِى فِى ا ْل َجنّ َ ِة‬
“…Kalbinde herhangi birine karşı bir aldatma (samimiyetsizlik) bulunmadan
sabahlayabilecek ya da akşamlayabileceksen, bunu yap! Yavrucuğum! İşte bu benim
sünnetimdendir. Kim benim sünnetimi yaşatırsa, beni sevmiş demektir. Kim de beni severse,
cennette benimle birlikte olur.’”
(Tirmizî, İlim, 16)
35
َ ٍ ‫الش َها َدةَ بِ ِص‬
َ ّ َ‫«م ْن َسأ َ َل ّٰالل‬
ُّ ‫الل َمنَا ِز َل‬
».‫ات َع َل فِرَ ِاش ِه‬
َ ‫ َو ِإ ْن َم‬،‫الش َه َدا ِء‬
َ
ُ ّٰ ‫ ب َ ّل َغ ُه‬،‫دْق‬
“Kim içtenlikle Allah’tan şehit olmayı dilerse yatağı üzerinde bile ölse
Allah onu şehitlerin makamlarına ulaştırır.”
(Müslim, İmâre, 157)
36
ِ ّٰ ِ ‫ َو َمن َ َع‬،‫ل‬
ِ ّٰ ِ ‫ َوأ َ ْعطَى‬،‫ل‬
ِ ّٰ ِ ‫َض‬
ِ ّٰ ِ ‫ب‬
».َ‫يمان‬
َ ّ ‫«م ْن أ َ َح‬
َ ‫ َوأ َ ْبغ‬،‫ل‬
َ
َ ‫ ف َ َق ِد ْاستَ ْك َم َل ا ِإل‬،‫ل‬
“Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir, Allah için engel olursa,
imanını kemale erdirmiş olur.”
(Ebû Dâvûd, Sünne, 15)
37
ِ ّٰ ‫ضا َء‬
،‫الل ُم ْؤنَةَ النّ َِاس‬
َ ‫«م ِن ا ْلتَ َم َس ِر‬
َ
ُ ّٰ ‫الل بِ َس َخ ِط النّ َِاس َكفَا ُه‬
ِ ّٰ ‫ضا َء النّ َِاس بِ َس َخ ِط‬
».‫الل ِإلَى النّ َِاس‬
َ ‫َو َم ِن ا ْلتَ َم َس ِر‬
ُ ّٰ ‫الل َو َكلَ ُه‬
“Kim, insanların hoşnutsuzluğuna rağmen Allah’ın rızasını kazanmayı isterse,
Allah onu insanların sıkıntılarından kurtarır. Kim de Allah’ın hoşnutsuzluğuna rağmen
insanların hoşnutluğunu kazanmak isterse, Allah insanları ona musallat eder.”
(Tirmizî, Zühd, 64)
38
».‫ ك َْس ُب ي َ ِد ا ْل َعا ِم ِل ِإذَا ن َ َص َح‬،‫«خ ْ ُي ا ْلك َْس ِب‬
َ
“Kazancın en hayırlısı, samimi olduğu takdirde çalışanın kendi eliyle kazandığıdır.”
(İbn Hanbel, II, 334)
39
َ ِ ّٰ ‫ول‬
ُ ‫ق َ َال رَ ُس‬
ُ ‫ « ِإ ّ َن أَخْ وَ َف َما أ َ َخ‬:‫الل َعلَ ْي ِه َو َس ّلَ َم‬
»‫الش ْر ُك ْال َ ْصغ َُر‬
ّ ِ ‫اف َعلَ ْيك ُُم‬
ُ ّٰ ‫الل َص ّل‬
َ ‫ يَا رَ ُس‬:‫قَالُوا‬
ِ ّٰ ‫ول‬
».‫ «ال ِّريَا ُء‬:‫الش ْر ُك ْال َ ْصغ َُر؟ ق َ َال‬
ّ ِ ‫الل َو َما‬
Resûlullah (s.a.s.), “Sizin hakkınızda en çok korktuğum şey küçük şirktir.” dedi.
“Yâ Resûlallah! Küçük şirk nedir?” diye sordular. Resûlullah (s.a.s.), “Riyadır.” buyurdu.
(İbn Hanbel, V, 429)
40
Download

َّاللّٰ ُ عَلَيْهِ وَسَ لَّمَ قَالَ : »الدِّينُ النَّصِ يحَةُ« قُلْنَ