Ders 05
Prof. Dr. Bahattin Kanber
Gaziantep Üniversitesi
Makine Mühendisliği Bölümü
E-mail: [email protected]


Uygun aydınlatma koşulları altındaki bir
salonda verilen konferansta sunulan,
kontrastları zengin renkli bir slayt, bir iki
saniyelik zaman sürecinde izleyiciye, ne
kadar hızlı konuşulursa konuşulsun sözle
iletilebilecek bilgiden çok fazla bilgiyi iletir.
Optik algılamamız akustik algılamamızdan
çok daha fazla bilgi akışını sağlayacak
düzeydedir. Çevremizde olup bitenlerin;
◦ %80’ini gözümüzle,
◦ %10’unu kulağımızla,
◦ %5’ini ise dokunarak algılarız.


Optik duyu kanalımız hem günlük özel
yaşamımızda, hem de iş yaşamımızda bu
nedenle çok önemlidir.
İş yerinin doğru aydınlatılmasıyla sadece iş
performansı artırılmaz, aynı zamanda olası
hatalar, tehlikeler de fark edilir ve önlenir.


İnsan gözünün görebildiği ışık, dalga boyu 380-780 nm arasında
olan, frekansı 1015 Hz dolayındaki elektromanyetik dalgalardır.
Elektromanyetik dalgalar frekansı 50 Hz olan alternatif akımdan
başlayıp radyo, televizyon dalgaları, röntgen ışınları ve frekansı 1024
Hz olan kozmik ışınlara kadar geniş bir yelpazeye yayılırlar.
En alçak ve
en yüksek
frekanslar ve
en uzun en
kısa dalga
boyları
arasında
1020 den
fazla bir oran
mevcuttur.

Nasıl radyo, televizyon
çeşitli dalga boyları
için bir alıcı aygıt
iseler, gözümüz de
frekans bandının
içinde üstten
ultraviyole (morötesi),
alttan infraruj
(kızılötesi) ışınlarla
sınırlı olan, çok dar bir
alandaki görülebilir
ışık dalgaları için alıcı
aygıttır.





Işık kaynağından yayılan ve bir alana gelen ışık miktarına ışık akımı
denir.
Işık kaynağından göze gelen ve göz tarafından değerlendirilen ışık
miktarı da ışık akımı olarak tanımlanır.
Işık akımının birimi lümendir.
Bir aydınlatma sisteminde, aydınlatan lambanın gücü P (Watt) değil,
aydınlatılan alana gelen ışık akımı önemlidir.
Kullanılan lambanın cinsine göre (akkor lamba, radyum lambası,
flüoresan lamba...) bir verimi vardır, yani aldığı elektrik enerjisinin
belirli bir kısmını ışık akımı olarak yayar, Işık kaynağının verimi :


Işık akımının, incelenen yöndeki hacimsel açıya bölünmesiyle ışık
şiddeti elde edilir, birimi candela’dır :
Hacimsel açı Ω küre alanının kürenin yarıçap karesine bölünmesine
eşittir.

Birimi [sr] Steradyanttır.

Tüm küre alanı için Ω = 4.π sr’dır.

Işık şiddeti 1 cd olan ve bir kürenin merkezindeki nokta şeklindeki
ışık kaynağının kürenin tüm alanına yayıldığı toplam ışık akımı Ω =
4.π lümendir.

Pratikte bizim için önemli olan alanlar vardır, o alanların özellikle iyi
aydınlatılmasını isteriz.
Birim alana düşen ışık akımı aydınlatma şiddetidir, birim lükstür.

Işık incelenen alan dikey gelmiyorsa aydınlatma şiddeti:

İfadesinden hesaplanır. α ışığın geliş yönü ile düzlem arasındaki açıdır.


Bir noktadaki aydınlatma şiddeti kaynağın ışık şiddeti I ile noktanın kaynağa olan
mesafesi r’nin yardımıyla

denkleminden hesaplanır. Işık eğik geliyorsa

denklemi kullanılır.


Işık kaynağı tarafından aydınlatılan alan, ışık kaynağına olan
mesafenin karesiyle doğru orantılı olduğundan, lambaya olan
mesafenin iki katına çıkması aydınlatma şiddetinin dörtte bir değerine
inmesi demektir.
İş yerlerinde genel aydınlatma yerine, tezgaha çok yakın bir lamba
yerleştirerek çok daha güçlü aydınlatma şiddeti elde edilebilir.





Bir yüzeyin aydınlığı, gözümüze parlak veya loş gelmesi, yaydığı veya
yansıttığı ışığa bağlıdır ve ışık yoğunluğu ile tanımlanır.
Işık yoğunluğunun birim cd/m² dir.
Fizyolojik açıdan önemli bir büyüklüktür ve görme koşullarının
değerlendirilebilmesi için görüş alanında ışık yoğunluğunun nasıl
dağıldığını bilmek gerekir.
Aydınlatılan hacmin duvarlarının refleksiyon (ışığı yansıtma) derecesi,
odanın, iş alanının ışık yoğunluğunu etkiler.
Işık yoğunluğu L birim alanının yaydığı ışık şiddetidir:
Söz konusu alana bakan kişinin bakış doğrultusu ile alanın normali
arasında β açısı varsa :



Pratikte aydınlatma şiddeti
E’nin ölçülmesi yeterlidir.
Aslında görebilmemiz için
gerekli olan, aydınlatma
şiddeti değil, baktığımız
nesneden gözümüz yönünde
yansıtılan ışık miktarıdır ki bu
da ışık yoğunluğudur.
Yüksek bir görüş
performansının gerektiği
yerlerde en az 100 cd/m2 ışık
yoğunluğuna ihtiyaç vardır.




Bir cismi iyi görebilmek, doğru algılayabilmek o cismin
aydınlatılmasındaki kontrasta, yani ışık yoğunluğu farklılıklarına
bağlıdır.
Gözün kontrast hassasiyeti, adaptasyonu, ışık yoğunluğu
diyebileceğimiz ortamın temel aydınlığına bağlıdır.
Normal gün ışığı ile aydınlatılmış bir odada veya lamba ile 100
cd/m² düzeyinde aydınlatılmış bir ortamda, ortamla bakılan cisim
arasında göreceli ışık yoğunluğu farkı %1-2 ise, cisim rahat
algılanabilir.
Göreceli ışık yoğunluğu, bakılan cisim ile ortamın temel ışık
yoğunluğu arasındaki farkın temel ışık yoğunluğuna bölünmesiyle
elde edilir.



Kötü aydınlatılmış ortamlarda veya tam
zıddı öğle güneşinin aydınlattığı ve
refleksiyon derecesinin büyük olduğu
karlı bir ova veya bir sahilde cisimleri
algılayabilmek için %10’a varan
büyüklükte ışık yoğunluğu farkı yani
kontrast gereklidir.
Bir nesneyi görebilmek için aydınlığın
değil kontrastın daha önemli olduğunu
günlük yaşamımızda da görmekteyiz :
Aydınlık bir salonda slayt gösterisini
algılayabilmek için pencerelere perde
çekmek zorunda kalırız, televizyonu
veya bilgisayar ekranını aydınlık bir
pencere önünde oldukça zor izleyebilir.





Gözün görevi çevremizde bulunan nesneleri, göz merceğinin yardımıyla,
gözün arka duvarında retina üzerine optik olarak resmetmektir.
Göz kamaşması iş yerinde aydınlatmadan doğan şikayetlerin başında
gelir.
Yaşları arttıkça insanlar, ışık yoğunluğuna daha az dayanabilmektedirler.
Göz kamaşmasının nedeni göze gelen ışığın korneadan, mercekten ve
camsı bölgeden geçerken sapması ve çevreye yansımasıdır.
Bu ışıklar retinada oluşan resme ulaşırlar ve resmin kontrastını azaltırlar



Bir ışık kaynağından gözümüze
doğrudan gelen veya parlak bir
düzlemden yansıyarak dolaylı
gelen her ışık kamaşmaya sebep
olur.
Bir aydınlatma sisteminde,
çalışma pozisyonunda göz
tarafından ışık kaynağı
görünmüyor ve çalışma alanının
hiçbir noktası da parlamıyorsa o
zaman kamaşmasız bir
sistemden bahsedebiliriz.
Gözde kamaşmaya sebep olan
ışığın aydınlatma yoğunluğu,
aydınlatma şiddeti ile doğru,
kamaşma açısının karesi ile ters
orantılıdır.
Kamaşma açısı, ışık kaynağı, göz ve bakılan nesne arasındaki açıdır




Aynı aydınlatma koşulları altında, tavandan aydınlatılmış
iki salondan alçak salondaki göz kamaşma tehlikesi,
kamaşma açısı daha büyük olan yüksek salondakinden
daha büyüktür.
Yan taraflara ve yükseklere yerleştirilmiş ışık kaynakları
kamaştırma açısından daha az tehlikelidir.
Işık kaynağının yatay ve düşey düzlemde bakış
istikametine yaklaşması, aydınlık şiddetinin artması ve
aydınlatılan alanın büyümesi görme kabiliyetimizi daha
fazla olumsuz etkiler.
Deneyimler kamaşma açısının kesinlikle 30°den büyük
olması gerektiğini göstermektedir.



Modern aydınlatma sistemlerinde göz kamaşması rahatsızlıkları
daha ziyade yansıyan ışık yüzündendir.
Bunu önlemenin veya tehlikeyi azaltmanın çareleri, aydınlatma
yoğunluğu düşük, büyük alanlı ışık kaynakları kullanmak ve çalışma
alanında parlak materyaller kullanmamaktır.
İşyerinde işlenen malzemenin kendisi parlaksa ve ışığı büyük oranda
yansıtıyorsa indirekt aydınlatma ile veya olaya uygun özel işyeri
lambaları ile ışığın göze yansımasını engelleyerek göz kamaşması
önlenmeye çalışılır.
Işığın göze geliş
açısının görme
kalitesini ne kadar
değiştirdiği şekil’de
görülmektedir.
Bakılan nesnenin
aydınlığı 100 lüks,
kamaşma kaynağından
dolayı göze gelen
ışığın düzeyi de 50
lüks ise açı 5° iken
görme kalitesi % 84
azalır, göz yorulur,
dayanamaz hale gelir;
açı 10° ye çıktığında
kalite azalması % 69
olmuştur, göz
kendisini zorlamak
zorunda hisseder.
Açı büyüdükçe kalite düşmesi ve
gözün rahatsızlığı da azalır.


Çalışma düzeninde en
iyi aydınlık dağılımı için
kural, bakılan alan,
manuel çalışma alanı,
çevre alanı arasında
aydınlatma yoğunluğu
düzeyinin 9:3:1
oranında olmasıdır.
Bir yazı masası için,
okunan kağıdın
aydınlatma yoğunluğu
düzeyi 9 ise, masa
alanında 3, odanın
genelinde de 1
olmalıdır.


İyi bir aydınlatma sadece
görme duyumuzu, görsel
performansımızı
etkilemez, aynı zamanda,
çabuk ve doğru
hesaplama, mantıksal
düşünme, daha iyi dikkat
gibi merkezi sinir
sisteminin çeşitli
alanlarının aktivitesi de
artar (Yandaki Şekil).
Kötü aydınlatma ise
yorulmaya, motivasyon
kaybına ve nihayet
performansın düşmesine
yol açar.
İş yerinde, işin kusursuz yapılabilmesi ve daha
da önemlisi çalışanların göz sağlığının
korunması,iyi bir aydınlatmanın yapılmasını
gerektirir.
Bir iş ortamındaki aydınlatma gereksinimi,
yapılan işin özelliğine, işgörenlerin göz
fonksiyonlarının normalliğine,işin özellikleri
nedeniyle detay algılama gibi kriterlere bağlıdır.
Şekil 10.’da üç ayrı iş için yapılan deneysel bir
çalışmada, aydınlatma seviyesinin, işi bitirme
zamanına etkisi incelenmiştir.
Şekilden de görüldüğü gibi ,başlangıçta
aydınlatmanın artırılmasıyla performansta hızlı
bir artış görülürken, zamanla bu artış hızı
azalmaktadır.
Belli bir aydınlatma seviyesinden sonra da
performansta tekrar bir azalma söz konusu
olmaktadır.
Bu durum, yazı yazma işlemini temsil eden
eğride rahatlıkla görülebilmektedir.






Çeşitli iş ortamlarında ve farklı iş istasyonlarının gerektirdiği aydınlatma tipi ve
seviyeleri uzun araştırmalara konu olmuş ve halen olmaktadır.
Bu konuda çeşitli ülkelerdeki Aydınlatma Mühendisleri Dernekleri farklı yerlerin
aydınlatma tipi ve seviyeleri ile ilgili önerilerde bulunmaktadırlar.
İş yerinde, önerilen aydınlatma seviyeleri, 200 lüks’ten başlayıp, yapılan işin
özelliğine ve hassasiyetine göre 2000 lüks’e kadar çıkabilmektedir.
Son zamanlarda aydınlatma tekniği önemli ölçülerde gelişmiş, her çeşit işyeri veya iş
istasyonlarının optimal aydınlatılması konusunda önemli bir bilgi birikimi
sağlanmıştır.
Özel aydınlatma gereksinimi olan iş ve işlemlerde de, aydınlatma düzeyi, ışığın geliş
açıları, gerektiğinde daha iyi aydınlatma için hareketli düzeneklerin geliştirilmesi gibi
yaklaşımlar geliştirilmiştir.
Ergonomik yaklaşımda da öncelikle işgörenlerin göz ve görme fonksiyonları dikkate
alınarak sağlıklı bir düzen öngörüldüğü gibi, insan faktörünün en verimli bir şekilde
çalışabileceği aydınlatma koşulları aranır.

İş yerlerinde gün ışığından oluşan aydınlanma şiddetinin dışarıda
açık havadaki aydınlatma şiddetine oranına “gün ışığı oranı” denir.

DIN 5034 iş yerlerinde yapılacak işe göre gün ışığı ile aydınlatma
halinde tavsiye edilen gün ışığı oranları Tablo ’da verilmiştir.



Genel aydınlatma düzeyinin dışında kontrastın ve
ışığın oda içinde yayılmasının görme koşullarına etkisi
büyüktür.
Bir ölçü aletinin, örneğin bir sayacın kapağına
bakılacak küçük cam parçalarının bir atölyede, normal
iş yerinde kirlilik, çizik v.b hatalara karşı kontrol
edilmesi, kontrol eden kişi için büyük bir görsel
yüktür.
Camı ışığa tutarak kontrol ederken, camın
arkasındaki yüzeyin şekli, civardaki diğer ışık
kaynaklarından göze ulaşan ışık, camdaki hataları
algılamayı zorlaştırır.
Şekil’de sağda görülen işyeri düzenlemesinde cam siyah bir altlık üstündedir ve özel bir
işyeri lambası tarafından aydınlatılmaktadır.
Bu konumda muhtemel hatalar çok kolay görülebilir.
Solda ise bir makaradaki bakır sargıların uçlarının lehimlenmesi şematik olarak
gösterilmiştir.
Hem tel hem de metal altlık yaklaşık aynı refleksiyon derecesine sahiptirler ve bunlardan
yansıyıp göze gelen ışık lehimlenecek bakır tel uçlarının görülmesini engellemektedir.
Ortadaki düzenlemede metal altlık yüzeyine paralel yönde ışık gönderilerek üzerindeki
telde aydınlık ve gölgeli bölgeler oluşturulmakta ve telin gözle görülmesi
kolaylaşmaktadır.
Kontrastın görsel
algılamaya yardımı

Yönlendirilmiş ışınlar aydınlık ve gölge oluşturarak kontrastı
kuvvetlendirirler, yandan gelen güneş ışığının duvarı yaladığında duvarın
pürüzleri çok belirgin bir şekilde ortaya çıkarması buna güzel bir
örnektir.

Işık kaynağından bakılan nesneye doğrudan gelen ışık hacimsel görmeyi
kolaylaştırır.

Duvardan, tavandan veya lambanın bir yanından yansıyan ışık (difüz ışık)
stereoskopik görmeyi engeller.


Direkt aydınlatma sayesinde gölgelerin oluşması, üç boyutlu parçaların
hem göz hem de elin koordineli çalışmasıyla yapılması gereken montaj
işlerini de kolaylaştırır.
Bürolarda ise bunun tersi diffüz aydınlatma ( aydınlatılmış tavan ) veya
dolaylı aydınlatma (ışığı önce tavana ve duvarlara yönlendiren abajurlu
lamba) istenir, eğer gölge oluşturan direkt aydınlatma kullanılırsa elin
gölgesi okuma, yazma veya görmeyi zorlaştıracaktır.

Araştırmalar hem düşük hem de yüksek aydınlatma şiddetlerinin gözü
erken yorduğunu göstermektedir.

Göz sürekli bakmaktan değil, farklı noktalara özellikle de farklı uzaklıklara
bakarken yaptığı hareketlerden dolayı yorulur.

Görme olayını gerçekleştiren sinir hücreleri yorulmazlar, yorulma
konsantrasyon gerginliğinden ve işin monotonluğundan kaynaklanır.



Bir iş, görsel performans yeteneğinin, görme kabiliyetimizin sınırındaysa
veya sınıra yakınsa bu işi yapabilmek için kişi kendini zorlayacak, kendini
tümüyle işine konsantre edecektir, bu da onu çabuk yoracaktır.
Sabit mesafede, tek bir noktaya bakarak yapılan işlerde de göz kasları,
statik zorlamada çabuk yorulan diğer kaslar gibi yorulacaktır.
Meşrubat sanayiinde şişelerin temizliğinin kontrol edilmesi gibi görülecek
nesnelerin çok küçük olması, çevre ile yeter kontrastın bulunmaması
durumunda veya işçinin görme yeteneğinin zayıf olması halinde, arka
planın eşit biçimde aydınlık tutulması ve büyüteç kullanılması gibi önlemler
alınmalıdır.



Monoton işlerde zaman zaman gözleri kısa süre kapatmak, iki iş
adımı arasında iş alanı çevresinde bir uzağa bir yakına bakmakta
yorulmayı geciktirmek açısından yarar sağlar.
Çalışma esnasında sürekli yakına bakmak durumunda olan kişiler,
birkaç metre uzaklığa bakarak gözlerini dinlendirebilirken,
şehirlerarası yolda otobüs kullanan bir şoför gibi uzağa bakarak
çalışanlar ise, iş izin veriyorsa arada bir daha yakın mesafeye
bakarak gözlerini dinlendirebilirler.
Yalnız uzak-yakın arası akkomodasyon süresinin iki saniye kadar
olduğunu düşünerek, iş güvenliğini tehlikeye atacak davranışlarda
bulunmamak gerekir.







Yapay aydınlatmada renklerin iyi ve doğru anlaşılabilmesi için ışık kaynağının
emisyon spektrumu gün ışığının spektrumuna benzer olmalıdır.
Eğer yapay ışık kaynağı, sadece monokromatik ışık yayan bir Natriyum buharı
lambası ise, yani tüm ışık enerjisi tek dalga boyunda bir ışık ise, bu lamba tarafından
aydınlatılan nesneler de ancak o dalga boyunda ışık yansıtacaklarından bakılan
nesnelerin renkleri anlaşılamaz.
Fotokimyasal prosesleri etkilemedikleri için fotoğrafçılıkta, bazı elektronik eleman
üretiminde bu lambalar kullanılır ve renkler algılanamaz.
Renklerin çok iyi algılanmasında en iyi lamba Xenon lambalardır.
İçerdikleri sarı-kırmızı tonun ağırlığı nedeniyle akkor lambalar renk algılamasını
olumsuz etkiler.
Civa buharlı lambalar da aynı şekilde renkleri doğru göstermez.
İçinde mavi, yeşil ve kırmızı renkleri içeren 3 bantlı lamba ile renkler oldukça iyi ve
gerçekçi olarak algılanır.


Renkler bir renk çemberi
üzerinde kırmızıdan başlayarak,
altmışar derece aralıklı turuncu,
sarı, yeşil, mavi, mor dile
sıralandığında karşılıklı gelen
renkler “karşıt renkler” dir,
aralarında da geçiş renkleri
vardır.
Bakılan alanda bu karşıt renkler
yan yana geldiyse birbirlerinin
görünme özelliklerini,
parlaklıklarını artırırlar.

İş yerinde görsel faaliyetlerin verimi birinci derecede aydınlatmanın
doğru yapılıp yapılmadığına bağlıdır.

Yanlış aydınlatma hem anlamsız bir enerji harcamasına hem de iş
güvenliğini açısından bir çok risklere neden olur.

İşin cinsi, incelenen nesnelerin rengi, detayları, kontrast farklarına bağlı
olarak aşağıdaki temel kuralların bilinmesi ve bunlara uyulması gerekir:
1)
2)
3)
Aydınlatılan nesne ne kadar koyu renkte ise, gerekli aydınlatma şiddeti
o kadar büyüktür
İncelenen detay ne kadar küçükse, aydınlatma şiddeti de o kadar
büyük olmalıdır.
Aralarında büyük kontarst farkı olmayan, küçük detaylar içeren siyah
bir nesne için 10.000 lüks veya daha büyük aydınlatma şiddeti
sağlamak gerekir. Ancak bu kadar şiddetli aydınlatılan alanda beyaz
renkte büyük alanlar bulunmamalıdır.
4)
5)
6)
7)
8)
Kontrast zayıfladıkça, aydınlatma şiddeti artırılmalıdır.
Açık renkli veya beyaz renkte büyük alanlar yüksek aydınlatma
şiddetinde göz kamaşmasına neden olurlar.
Fizyolojik – optik iyi bir hacim etkisi refleksiyon derecesi yaklaşık 0,4
olan döşeme, duvar boyası, perde ve mobilya ile ve nispeten yüksek
aydınlatma şiddeti ile sağlanır. Ancak bu yöntem fazla enerji
harcattırır.
Her tarafta aynı kalitede görüşün sağlanması istenen büyük
hacimlerde, her bölgeyi eşit derecede aydınlatan genel aydınlatma
yöntemi uygulanmalıdır.
Genel aydınlatılmış işyerlerinde, gerektiğinde montaj masası, makine
ek bir lambayla da aydınlatılabilir. Bu durumda özel aydınlatılan yer ile
genel aydınlatmanın aydınlatma şiddeti oranları 2/1 olmalıdır.
9)
Çalışılan alanın aydınlık, çevresinin ise biraz az aydınlık olması halinde
görme daha iyidir. Ancak iş alanının yakın çevresinin (işçinin kolu ile
ulaşabileceği alan) ışık yoğunluğu iş alanının ışık yoğunluğunun
1/3’ünden daha küçük, geniş çevrenin ışık yoğunluğunun iş alanının ışık
yoğunluğuna oranı ise 1/9’un altına düşmemelidir.
10) Yakın çevre kesinlikle çalışma alanından daha aydınlık olmamalıdır.
11) Aydınlatmadan en büyük şikayet doğrudan kamaşma ya da yansımadan
dolayı göz kamaşmasıdır. Doğrudan göz kamaşmasını önlemek
lambaların cinsi, yerleştirme düzeni ve oturma pozisyonunda
değişikliklerle giderilebilir. Yansıma kamaşmasını gidermek için mat
renkli iş alanı, mat renkli nesneler seçilmelidir. Bu mümkün olmadığı
takdirde difüz aydınlatma(örneğin; önü kafesli lambalar) uygulanır veya
özel lambalar kullanılır.
12) İçerisinde kırmızı da bulunan sıcak renk içeren lambalar, soğuk beyaz
veya mavi içeren lambalara göre daha rahatlık, huzur verici olarak
algılanır. Sıcak-beyaz ışık insanı sağlıklı gösterir. Işıktaki kırmızılık oranı
fazla olunca doğallık kaybolur, özellikle yaşlı insanlarda
hipermetropmuşlar gibi yakını iyi görememe problemi doğurur.
13) Yaşlı işçiler hem göz kamaşmasından şikayet ederler,hem de daha fazla
ışığa ihtiyaç duyarlar.Bu işçiler için iş alanına göz kamaştırmayan özel
lambalarla ek aydınlatma uygulanmalıdır.
14) Eğer iş yeri gün ışığı ile aydınlatmaya göre düzenlendiyse, gün ışığından
lamba ile aydınlatmaya geçişte aydınlatma şiddetinde büyük farklılıklar
olmamalıdır.
15) İş yeri gün ışığı ile yeterince aydınlatılamıyor ve sürekli lamba ile
aydınlatılıyorsa, yine de işçilerin dış dünya ile ilişkisini sağlamak amacıyla
iş yerinde mutlaka pencere bulunmalıdır.
16) Penceresiz iş yerleri, bir fotoğraf laboratuarı gibi, fonksiyonu gerektiren
yerlerle sınırlı tutulmalıdır.
17) Görüş alanındaki nesneler, aydınlatma her yerde aynı şiddette
sağlandıysa, kendi doğal ışık yoğunluğu ve doğal kontrastında
görünürler. Ancak çevre çok aydınlık değil ise görebilme yeteneği daha
iyidir.
Download

Ders 05 Prof. Dr. Bahattin Kanber