EKSİK REKABET PİYASALARI
Günlük ekonomik hayatta alıcı ve satıcılar arasında rekabetin en iyi şekilde sağlandığı
“ideal” bir tam rekabet piyasasına örnek olabilecek özellikte bir piyasaya rastlamak mümkün
değildir. Tam rekabet piyasasının gerçekleşmesi için gerekli “atomize olma”, “mobilite”,
“homojenlik” ve “şeffaflık” koşullarının tam olarak gerçekleştiği hiçbir mal/hizmet piyasası
yoktur. Alıcı ve satıcı sayısının çok olduğu ve ürünlerin homojen olduğu buğday,arpa v.b.
tarımsal ürün piyasaları tam rekabet piyasasına oldukça yakınlaşırlar. Ancak, bu tip
piyasalarda alıcılar ile satıcılar arasına çoğunlukla aracılar girer ve “atomize olma” özelliği
bozulur.
Tam rekabet piyasasının gerçekleşebilmesi için gerekli olan dört özellikten bir veya
birkaç tanesinin gerçekleşmediği durumda ortaya çıkan piyasalara genel olarak, “Eksik
Rekabet Piyasası” adı verilmektedir. Bu genel sınıflandırmanın ötesinde, taşıdıkları farklı
özellikler nedeniyle birçok eksik rekabet piyasası türü bulunmaktadır.
Hatırlanacağı üzere, tam rekabet piyasasında alıcı ve satıcı sayısının çok (n sayısa)
olması bu piyasada tek fiyat oluşumuna neden oluyor ve hiçbir tek alıcı veya satıcı tek başına
fiyat üzerinde etkili olamıyordu. Fiyatın otomatik olarak (toplam alıcı ve satıcı davranışları)
belirlenmesine “atomize olma” özelliği adını veriyorduk.
Sadece alıcı-satıcı sayısından hareket ederek aşağıdaki biçimde bir sınıflandırma
yapmak mümkündür.
Rekabet Piyasası Türleri
Tam Rekabet Piyasası
Özellikleri:
- Atomize Olma
- Homojenlik
- Mobilite
- Şeffaflık
Eksik Rekabet Piyasaları
Satıcılar Yönünden
Alıcı
ve
Yönünden
Monopol (Tekel)
Tek satıcı n sayıda alıcı
Monopolcü Rekabet Piyasası
n sayıda alıcı ve n sayıda
satıcı
ancak homojenlik özelliği
yok
İki Yanlı Monopol
Tek alıcı tek satıcı
Oligopol Piyasası
Az sayıda satıcı n sayıda alıcı
Düopol Piyasası
2 satıcı n sayıda alıcı
Triopol Piyasası
3 satıcı n sayıda alıcı
Satıcı Alıcılar Yönünden
1
Monopson Piyasası
Tek alıcı, n sayıda satıcı
Oligopson Piyasası
Az sayıda alıcı, n sayıda satıcı
Düopson Piyasası
2 alıcı, n sayıda satıcı
Triopson Piyasası
3 alıcı, n sayıda satıcı
Bu bölümde yukarıda yer alan eksik rekabet piyasalarından sıkılıkla rastlananları
(Monopol Oligopol ve Monopolcü Rekabet) inceleyeceğiz. İncelemeye geçmeden önce bazı
eksik rekabet piyasalarının piyasaların (tam rekabet ile karşılaştırmalı) özelliklerini bir
tabloda görelim:
Karakteristikler
Firma Sayısı
Alıcı sayısı
Ürün tipi
Piyasa Modeli
Tam
Rekabet
Çok
sayıda
Çok
sayıda
Homojen
Fiyatları kontrol
edebilme
Yok
Fiyat
sabittir
Piyasaya
engeli
Fiyat
rekabet
Engel
yok
yok
Örnek
giriş
dışı
yok
İki Yanlı
Monopol
Tek
Monopson
Az sayıda
Monopolcü
Rekabet
Çok sayıda
Çok sayıda
Çok sayıda
Çok sayıda
Tek
Tek
Yakın
ikamesi yok
Büyük
ölçüde satıcı
Homojen ya da
Heterojen
Rakiplerine
bağlı
olarak
kontrol edebilir
Heterojen
Tamamen
engelli
Rakip yok
ama
reklamla
satış
artırılmaya
çalışılır
Adalet,
güvenlik
bazı
güvenlik
yazılımları
Büyük ölçüde
engelli
Reklam,
ürün
farklılaştırması
ve
anlaşma
olabilir.
Giriş kolay
Homojen
(tek mal)
Tarafların
pazarlık
gücüne
göre
Engelli
Homojen
(tek mal)
Tek
alıcı
fiyatı büyük
ölçüde
etkiler
Engelli
Ürün
farklılaştırması
ve reklam var
Reklam
olabilir
yok
Demir-Çelik,
Çimento,
otomobil, beyaz
eşya
Perakende
ticaret,
kuaförlük,
şampuan, salça,
kot pantolon v.s.
Ülkeler
arası silah
piyasası
Bazı tarım
ürünleri
(fındık,
tütün gibi)
Monopol
Oligopol
Tek
Sınırlı biçimde
Çok sayıda
Monopol (Tekel) Piyasası
Belirli bir malı üreten ve arz eden tek bir firma bulunmaktadır. Firmanın arz ettiği
malın yakın ikâmesi bulunmamaktadır. Firmanın bulunduğu piyasaya başka bir firmanın
girmesi mümkün değildir.
 Monopol Türleri
Monopolleri ortaya çıkışları bakımından dört başlıkta inceliyoruz. Bunlar, Doğal
Monopol, Mülkiyete Dayalı Monopol, Anlaşmaya Dayalı Monopol ve Yasal Monopol’dür.
o Doğal Monopol
Bir firmanın, iki ya da daha fazla firmadan, daha düşük maliyetle üretimi
gerçekleştirmesi ve daha düşük fiyatla piyasaya arzda bulunması durumunda ortaya çıkar.
Üretim tesis ölçeği büyüdükçe parça başına maliyetin (ortalama toplam maliyet)
düştüğü ya da optimal tesis ölçeğinin çok büyük olduğu endüstrilerde zamanla tek firma tüm
piyasaya egemen olarak monopolleşebilir.
Üretim tesis ölçeğini aşırı büyüterek, hem parça başına maliyetini düşüren, hem de
piyasa ihtiyacının tümüne yakın miktarda üretimde bulunan firma, endüstriye yeni firmaların
girmesini, aşırı rekabete girerek önleme şansına sahiptir.
2
o Mülkiyete Dayalı Monopol
Bazı durumlarda bir firma ikâmesi imkânsız olan bir hammaddenin tüm rezervlerini
kontrolü altında tutabilir. Böyle bir hammaddeye dayalı malın üretim ve satış hakkını eline
geçirmiş olan firma diğer firmaların bu alana girmesini engelleyerek güçlü bir monopol
oluşturur.
o Anlaşmaya Dayalı Monopol
Bir endüstride, aynı malı üreten firmalar, bazen aralarındaki rekabeti ortadan
kaldırmak için ortak hareket etmeye yönelirler. Bu şekilde firmalar arasında yapılan anlaşma
sonucu piyasadaki tüm firmalar tek firma gibi hareket etmeyi başarırlarsa, monopol
oluştururlar. Anlaşmaya dayalı monopoller çoğunlukla iki biçimde karşımıza çıkar; kartel ve
tröst.
Kartel, bir piyasadaki firmaların rekabeti ortadan kaldırmak için yaptıkları
anlaşmalarla oluşturdukları birliktir. Kartel anlaşması yapan firmalar tüzel kişiliklerini
korumakta ancak, anlaşma yapılan konularda ortak hareket etmektedirler. Anlaşma
hükümleri dışında firmalar istedikleri gibi hareket ederler. Firmalar aralarında bazen, belirli
bir fiyat altında mal satmama (fiyat karteli), bazen belirli bir miktarın üzerinde piyasaya mal
satmama (miktar karteli), bazen de satış alanını paylaşma (bölge karteli) konusunda anlaşırlar.
Kartele en tipik örnek, petrol üreticisi ülkelerin oluşturduğu OPEC’tir.
Tröst, firmaların rekabeti ortadan kaldırmak amacıyla ortak hareketten çok daha ileri
giderek aralarında birleşip, tek firma gibi hareket etmeleridir. Birleşme sonucu, tröstü
oluşturan firmalar bağımsız hareket etme yetkilerini büyük ölçüde kaybederler.
o Yasal Monopol
Mali, sosyal ve hukuki amaçlarla ikâmesi güç olan bir mal veya hizmetin üretim ve
satış hakkının yasalarla bir firmaya verilmesidir.
Mali amaçlı yasal monopoller, devlete gelir sağlamak için, bazı malların üretiminin
bir tek firmaya verilmesiyle oluşmaktadır.
Sosyal amaçlı yasal monopoller, bazı hizmetlerin en iyi şekilde karşılanabilmesi ve
aynı zamanda ekonomik israfın önlenebilmesi amacıyla, kamu tarafından verilen lisans ve
imtiyazlar sonucu oluşur. Otoyol işletmesi, elektrik dağıtımı, doğal gaz dağıtımı, telefon
hizmetleri gibi örnekler verilebilir.
Hukuki amaçlı yasal monopoller. Buluşlar, yenilikler ve özgün çalışma sonucu ortaya
çıkan eserler büyük bir zaman, enerji, maddi destek ve yetenek istemektedir. Bu nedenle
sanayi ve tarım alanındaki yeni buluşlar patent, kişilerin özel yetenekleri ile ürettikleri eserler
(sanatsal ya da düşünsel eser) telif hakkıyla korunur. Bu biçimde bir mal veya hizmetin
üretim hakkı bir tek firmaya yasal olarak sağlanıyorsa hukuki amaçlı monopol ortaya çıkar.
Monopol Piyasasında Firma Malına Talep Eğrisi
Piyasa talebinin tamamı bir firmaya yöneldiğinden, firma malına olan talep, piyasa
talebi ile çakışır. Talep eğrisi, azalan bir fonksiyondur. Çünkü firma, daha fazla malın talep
edilmesini sağlamak için, fiyatı düşürecektir.
P
0
Qd
Q
3
 Monopol Piyasasında Firma Gelirleri
Monopolde firma gelirlerini üç başlıkta inceliyoruz; toplam gelir, ortalama gelir ve
marjinal gelir.
o Toplam Gelir (TR)
Monopolcü firmanın satışlarından elde ettiği gelirinin toplamıdır. Fiyat (P) ile satış
miktarının (Q) çarpımına eşittir.
TR=P.Q
Monopol’de toplam gelir eğrisi “çan eğrisi” biçimindedir. Sebebi, tekelcinin satış
miktarını arttırmak için fiyatı düşürme zorunluluğudur.
TR
TR
Q
0
o Ortalama Gelir (AR)
Monopolcü firmanın sattığı mal başına elde ettiği geliridir. Toplam gelirin satış
miktarına bölünmesiyle bulunur. Monopolde ortalama gelir fiyata eşittir.
TR
AR =
=P
Q
Satış miktarı arttıkça, ortalama gelir azalacağından, ortalama gelir eğrisi, firma malına
talep eğrisiyle aynıdır.
P
AR, D
0
Q
o Marjinal Gelir (MR)
Satılan son birim malın toplam gelirde yarattığı değişimdir. Son satılan maldan elde
edilen gelirdir. Toplam gelirdeki değişim, satılan mal miktarındaki değişime bölünerek
marjinal gelir bulunur.
∆TR
MR = ∆Q
Marjinal gelir eğrisi, belirli bir satış miktarından sonra negatif değer alır. MR eğrisinin
eğimi AR eğrisinin yarısı kadardır.
4
P
AR, D
Q
0
MR
Firmanın satış miktarını arttırabilmesi için, sattığı malın miktarını düşürmesi gerekir.
Bu nedenle AR ve MR eğrileri negatif eğimlidir. Firmanın marjinal gelir eğrisi sürekli
azaldığı için, ortalama gelir eğrisi de azalır. MR sürekli olarak AR eğrisinin altında kalır.
 Monopol’de Firma Dengesi
Monopolde endüstri tek firmadan oluştuğu için, firma dengesiyle endüstri dengesi
aynıdır. Bunun yanında, monopolde uzun dönemde de piyasaya giriş engelli olduğundan, kısa
dönem ve uzun dönem dengeleri de birbiriyle aynıdır. Kısa dönemde ekonomik kâr elde etme
şansına sahip firma bu durumu uzun dönemde de devam ettirebilir.
Monopolde denge (maksimum kârı sağlayacak çıktı düzeyi) tam rekabet piyasasındaki
denge oluşumuyla aynıdır. Hatırlanacağı üzere iki yaklaşım vardı. Bunlardan biri toplam
gelirin toplam maliyetleri en çok aştığı düzeyi bularak, diğeri ise marjinal geliri ile marjinal
maliyeti eşitleyen (MR=MC) çıktı düzeyini bularak oluyordu. Burada da yaklaşım aynıdır.
R,C
A) TR, TC
X
TC
A
B
TR
0
Q
QA
Q0
QB
B) MR=MC
MC
R,C
A
Z
B
X
AC
AR
Q
0
QA
Q0
QB
MR
5
 Monopol’de Fiyat Farklılaştırması
Monopolcü firmanın toplam kârını artırmak amacıyla, aynı malı farklılaştırarak ya da
olduğu gibi farklı fiyatlardan satmasıdır. Monopolcünün fiyat farklılaştırması çok türlüdür.
Burada üç türünü inceleyeceğiz.
o Birinci Derece Fiyat Farklılaştırması
Belirli bir piyasada bulunan tüketicilerin satın alma güçleri (zengin, fakir) ve tercihleri
(mala atfettikleri değer) farklıdır. Monopolcü fiyat farklılaştırmasını yaparken, talep yapısını
göz önüne alarak, toplam kârını artırmayı amaçlar. Monopolcünün aynı malı farklı gelir
grubundaki tüketicilere farklı fiyattan satmasına birinci derece fiyat farklılaştırması denir. Diş
doktorunun farklı müşterilerine farklı tarife uygulaması buna örnektir.
o İkinci Derece Fiyat Farklılaştırması
İkinci derece fiyat farklılaştırması aynı malın birkaç farklı fiyattan piyasaya
sürülmesidir. Burada mal, kullanım miktarına (belirli bir ton veya k/w saatten sonra), kullanım
zamanına (telefonların günün farklı saatlerinde ve hafta sonlarında farklı tarifelendirilmesi),
kullanım alanlarına (elektriğin, evde, şantiyede, sanayide kullanımı) göre, farklı fiyat
uygulanmasıdır.
o Üçüncü Derece Fiyat Farklılaştırması
Farklı talep elastikiyetine sahip, farklı gelir gruplarına, malın farklı fiyatlardan
satılmasıdır. Malın küçük kısmı, talep elastikiyeti düşük olan piyasada yüksek fiyattan, kalan
kısmı ise talep elastikiyeti nispeten büyük olan piyasada düşük fiyattan satılarak toplam gelir
maksimumlaştırılır. Vapur, tren, uçak gibi toplu taşıma aralarındaki farklı oturma bölgelerine
farklı fiyat uygulanması buna örnektir. Tiyatro salonları (loca, balkon, ön sıra gibi), futbol
statları (kale arkası, numaralı tribün gibi) ve sinema salonlarında da bu tip fiyat
faklılaştırmalarına başvurulur.
Monopole Yöneltilen Eleştiriler
Monopol gücü elinde bulunduran firma açısından hem kısa dönemde hem de uzun
dönemde ekonomik kâr elde ediyor olmak büyük bir avantaj olsa da bunun toplumun geneline
ve diğer firmalara yüklediği maliyetleri göz ardı etmemek gerekmektedir.
Monopolcü, tam rekabet piyasasına göre daha az üretim yapmakta ve daha yüksek
fiyattan satmaktadır. Üretimin kısılması, üretim faktörlerinin ekonomide en yüksek üretimi
sağlayacak bir tarzda endüstriler arasında dağılımını öngörmektedir. Buna, monopollerin
“optimal kaynak dağılımını bozucu etkisi” denir.
Tam rekabet piyasasında uzun dönemde aşırı kâr ortadan kalkarken, monopolcü kısa
dönemdeki aşırı kârını uzun dönemde de sürdürmektedir. Monopolcüler daima marjinal
maliyetin üzerinde bir fiyattan mallarını sattıklarından, toplumdaki gelir dağılımını kendi
lehlerine bozmaktadırlar.
Bu piyasada, toplum yönünden kaynak israfı olan reklamlara yer verilebilir.
Monopolcü kendi talebini arttırmak ve talebin fiyat esnekliğini azaltmak için reklam
yapabilir. Böylece talebi etkileyerek ayrıca karlılığını arttırabilmektedir. Monopolcünün
reklama başvurması kendisi için de kaynak israfıdır. Bunun sonucunda monopolcü firma en
düşük ortalama maliyetle (tam kapasite) üretim yapamaz, ancak daha yüksek ortalama
maliyetle (eksik kapasite) üretimini gerçekleştirebilir. Tam kapasite üretimi sadece tam
rekabet piyasasında mümkündür. Ayrıca, reklama başvurulmayan tek piyasada tam rekabet
piyasasıdır.
6
Oligopol Piyasası
Az sayıda (3-5 tane) firmanın çok sayıda alıcıya mal sattığı piyasa türüdür. Oligopol
piyasada satılan mal homojen olabileceği gibi heterojende olabilir. Homojen mal satan az
sayıda firmanın oluşturduğu oligopole saf oligopol, heterojen mal satan az sayıdaki firmanın
oluşturduğu oligopole ise farklılaştırılmış oligopol adı verilmektedir.
Oligopol piyasasıyla ilgili ilk teorik tartışma, Augustin Cournot tarafından 1838
yılında yapılmıştır. Cournot, iki satıcı arasındaki rekabeti incelemiştir. Daha sonra bir çok
yazar bu alanda katkıda bulunmuştur. Oligopol piyasasında firma sayısının az olması yanında,
her firmanın davranışlarının rakiplerinin davranışlarına bağlı olması, bu piyasada dengeyi
açıklayacak tek bir teorinin oluşturulmasını olanaksız kılmaktadır.
Birinci grup teoriler; oligopolcüler arasında rekabetçi davranışların varlığı üzerine
kurulmuştur. Klasik modeller de denilebilen bu modellerde, her satıcının fiyat, miktar ya da
reklam politikasında öteki firmalardan bağımsız davrandığı varsayımından hareket
edilmektedir. Bu davranışlar, firmalar arasında zaman zaman rekabetçi savaşlara neden
olabilmektedir. Genellikle oligopolcülerden birinin ötekilerden bağımsız olarak fiyat, miktar
ya da reklam alanında yeni bir politika uygulaması, bu piyasada savaş ilanı olması anlamına
gelmektedir. Özellikle fiyat savaşı, firmalardan güçsüz olanın piyasadan kovulmasına kadar
devam edebilir.
İkinci grup teoriler; oligopolcülerin uzlaşmacı davranışlarda bulunduğu varsayımı
üzerine oturtulmuştur. Bu teorinin hareket noktası , rekabetten zarar görmek istemeyen
oligopolcülerin uzlaşmacı davranışlarda bulunduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Bu
teorinin hareket noktası, rekabetten zarar görmek istemeyen oligopolcülerin bir monopolcü
gibi hareket ederek sağlayacakları en yüksek kârı aralarında paylaşarak yapmalarıdır. Bu
anlaşma gizli olabileceği gibi açık da olabilir. Diğer yandan anlaşmanın konusu fiyat, miktar
bölge ya da reklam olabilir. Monopolü incelerken bahsettiğimiz kartel oluşumunu
hatırlayınız.
 Dirsekli Talep Modeli
Paul Sweezy tarafından 1939 yılında geliştirilen Dirsekli talep eğrisi modeli,
oligopolistik piyasa yapısında kullanılan modellerden biridir. Modelin temelinde her bir
firmanın rakiplerinin, fiyat düşüşlerini takip edeceği, fakat fiyat artışlarını takip etmeyeceği
fikri vardır. Bu modelde firmalar aynı büyüklüktedir ve homojen mal üretmektedirler. Bütün
firmalar, aynı fiyatı uygulamakta ve aynı piyasa payına sahip olmaktadırlar. Firmalar piyasada
yüksek fiyatlar uygularlarsa satışları düşük olacak, düşük fiyatlardaysa tüketiciler daha çok
satın almayacaklardır. Bunun anlamı talep eğrisinin, fiyat düşüşlerine karşı esnek değil, fiyat
artışlarına karşı esnek olduğudur. Dirsekli talep eğrisinin fiyatı katılaştırmasının iki nedeni
vardır: Birincisi, oligopolcü firmanın büyük oranda fiyatlama politikasını korumaya çalışması,
ikincisi firmanın maliyetleri değişse bile, fiyatını ve üretimini değiştirmemeyi tercih
etmesidir.
 Oligopolün Eleştirisi
İlk olarak, oligopol piyasasında birbirine etki edebilecek kadar az sayıda firmanın
bulunması nedeniyle üretim, satış fiyatını yükseltmek amacıyla kısılmaktadır. Firmaların suni
olarak üretimlerini kısmaları, üretim faktörlerinin toplum tercihlerinin uygun mal ve hizmet
bileşimini sağlayacak şekilde dağıtılmasını engellemektedir. Oligopolcülerin kaynakların
üretim alanları arasında optimal dağılımını bozucu nitelikte olan bu olumsuz etkisi,
piyasadaki rekabet durumuna göre değişmektedir. Eğer piyasada firmalar arası rekabet
nedeniyle tam rekabete yaklaşıyorsa, kaynak dağılımını bozucu etkisi azalacaktır. Eğer
firmalar arası anlaşmalar sonucu monopole yaklaşıyorsa bu olumsuz etki artacaktır. İkinci
olarak, üretimini suni olarak kısan firmalar normal karın üzerinde kar elde ederken,
7
toplumdaki gelir dağılımı adaletini olumsuz yönde etkilerler. Son olarak, firmalar ürünlerini
diğer firmalardan farklıymış gibi göstermek amacıyla reklam faaliyetlerinde bulunurlar.
Reklam firmanın karşı karşıya olduğu talep eğrisinin daha az esnek hale gelmesine neden
olacaktır. Ancak, bu amaçla yapılan reklamlar genellikle tüketicilerin refahına olumlu yönde
katkıda bulunmadığından, reklama ayrılmış olan üretim faktörleri israf edilmiş olacaktır.
Monopolcü Rekabet Piyasası
Monopolcü rekabet piyasaları ne tam rekabet ne de monopol piyasalarıdır. Bu
piyasalar her iki piyasanın bazı özelliklerine sahiptir. Monopolcü rekabet piyasası, çok sayıda
firma tarafından üretilen ve birbirlerinin yakın ikamesi olan bir grup malın homojenlikten
uzaklaştırarak, satıcının kendine özgü bir alıcı kitlesi oluşturması halinde ortaya çıkan piyasa
türüdür. 1933 yılında yayınlanan “Theorie de la concurrence monopolistique (Monopolcü
Rekabet Teorisi)” adlı eseri ile E.H. Chamberlin tarafından esaslarının belirlendiği monopolcü
rekabet piyasası, homojenlik hariç, tam rekabet piyasası koşullarının varlığı varsayımlarına
dayanmaktadır. Buna göre, alıcı ve satıcı sayısı çok (atomistik piyasa), piyasaya giriş çıkış
serbestisi mevcut (mobilite), mallar farklılaştırılmış olmasına rağmen, birbirlerinin yakın
ikamesi olan çok sayıda mal mevcuttur.
Monopolcü rekabet piyasasında, firmaların piyasa payı oldukça küçüktür. Çok sayıda
firmanın varlığı, firmaların fiyat üzerindeki kontrol ve etkileme gücünü sınırladığı gibi,
firmaların fiyat ve üretim konusunda birbirleriyle anlaşabilmelerini olanaksız hale
getirmektedir. Böylece her firma kendi kararını, diğer firmaların davranışlarını dikkate
almadan ve bağımsız bir şekilde verebilir. Buna karşılık fiyat dışı rekabete bu piyasada sık sık
başvurulur. Ürün kalitesi farklılıkları, reklam ve çeşitli ürün garantileri söz konusudur.
Piyasaya giriş tam rekabet piyasasındaki gibi olmasa bile, oldukça kolaydır.
Monopolcü rekabet piyasasının en önemli özelliği firmaların sattıkları ürünün
homojen olmamasıdır. Ürünün homojen olmaması bu piyasaya bir monopol gücü
sağlamaktadır. Her firmanın sattığı malın, diğerinden az da olsa farklı olması bu firmalara,
sınırlı da olsa monopolcü gücü sağlamaktadır. Firmaların karşı karşıya olduğu talep eğrisi,
ikamenin kolay olması nedeniyle, esnektir ama negatif eğimlidir. Firmanın talep eğrisinin
negatif eğimli olması, hasılat eğrilerinin, monopolcünün hasılat eğrileriyle aynı olduğu
anlamına gelmektedir. Monopolcü firma, ürünü farklılaştırmada ne derece başarılıyla, bu
firmanın talep elastikiyeti o derece düşük olurken, farklılaştırmada başarılı olmayan firmaların
talep eğrileri daha elastik olacaktır.
Monopolcü Rekabet Piyasasında Firma Dengesi
Monopolcü rekabet piyasasında her bir firma, diğer firmalardan az da olsa farklı bir
mal sattığı için, negatif eğimli talep eğrisiyle karşı karşıyadır. Firmanın, kârını maksimum
yapma koşulu, diğer piyasalarla aynıdır. Marjinal maliyetle marjinal hasılatın birbirine eşit
olduğu durumda firmanın karı maksimuma ulaşacaktır. (MR = MC).
Monopolcü rekabet piyasası, uzun dönemde, tam rekabet piyasasına benzemektedir.
Ne var ki, monopolcü rekabette firmanın karşılaştığı talep eğrisi, tam rekabetinkinden daha az
elastiktir. Ayrıca monopolcü rekabette piyasaya giriş engellenmemiş olduğundan, uzun
dönemde aşırı kâr ortadan kalkmaktadır. Dolayısıyla, uzun dönemde her firmanın normal kâra
razı olduğu bu piyasada gelir dağılımını bozucu bir etkinin varlığından söz edilemez.
8
Download

Eksik Rekabet Piyasası