METHiYE
Daha sonra methiyenin ihyası Kaçarlar
döneminde gerçekleşti. Bazısı şair olan
bu hanedan mensuplarının şah ve şeh­
zadeleri özel bir ilgiyle methiyeci şairler
yetiştirerek onlara yüklü caizeler verdiler.
Dönemin şairleri eskiye dönüş (bazgeşt-i
edebi) akımına uyup kasidelerinde Horasan ve Irak üslübu temsilcileri Unsur!, Enveri. Hakani gibi şairleri örnek aldılar.
Edebiyat hamisi Feth Ali Şah da Gazneli
Sultan Mahmud'u örnek tutarak çevresinde topladığı şairlere bol ödüller verdi.
Seyyid Muhammed Sihab. Saba-yı Kaşa­
nl. Kaanl-i Şlrazl. melikü'ş-şuara Mahmud Han-ı Kaşanl. Micmer-i isfahanl, bu
dönem yöneticilerini öven kasideler yazdılar. Bazı divanlarda methiyelere tesadüf edilse de iran'da meşrutiyetle birlikte
türün ömrü sona erdi. Vahld-i Destgirdl
ile Meliküşşuara Bahar, Fars edebiyatının
son güçlü methiyecileri sayılır.
BİBLİYOGRAFYA :
li]
HASAN ÇiFTÇi
D TÜRK EDEBİYATI. _Divan edebiyamethiye övgü amacıyla kaleme alı-
410
yazılmıştır.
Methiye Arap edebiyatından i ran edebiyatma ve oradan Türk edebiyatma geçerken gerek zihniyet gerekse kültür ve
çevre farklılıklarının etkisiyle konunun iş­
lenişinde birtakım değişiklikler olmuştur.
i ran edebiyatında muhteva daha da zenTürk edebiyatında ise medih
kısmı gelişirken methedilenin özellikleri
çok fazla değişmemiştir.
ginleşmiş,
Tarib-i Sistan (nşr. Bahar). Tahran 1314 hş.,
s. 209-21 O, 316 -324; Enver!, Divan (nşr. Müderris-i Rezevl). Tahran 1372 hş., s. 454-455,
536, 662-663, 713 vd.; Avfi, Lübab, s . 241 vd.,
267 vd . , 299 vd.; Şems-i Kays, el-Mu'cem fi
me'ayiri eş' ari'I-'Acem (nşr M. Kazv1n1- Müderris-i Rezevl). Tahran 1338 h ş., s. 358 vd.; Abdurrahman-ı Cami. Heft Eureng (nşr. Aga M urtaza
Müderris-i Gllanl). Tahran 1370 hş . , s. 64-66,
300-303, 473; Hüseyin Vaiz-i Kaşifi. Bedayi'u'lefkar(nşr. M. Ca'fer Kezazl). Tahran 1369 hş . , s.
82, 125-126 ; Safa. Edebiyyat, ı , 365-369; ll,
353-354; IV, 182-185; M. Ca'fer Mahcüb, Sebk-i
ljorasani derŞi'r-i Farsi, Tahran 1345 hş., s.
468-470, 635; Zeynelabidln Mü'temen. Şi'r u
Edeb-i Farsi, Tahran 1346 hş., s . 12-74;J. Rypka,
Tarib-i Edebiyyat-ılran (tre. lsa Şihabl). Tahran
1354/1975, s. 296-297; Ethe. Tarif:ı-i Edebiyyat, s. 98 -99, 107-114, 121-125; Hüseyin Rezmcü. Şi'r-i Kühen-i Farsi der Terazü-yı Nakd-i Atı­
lak-ı islami, Tahran 1369 hş., ll, 24-82; a.mlf.,
Enua'-ı Edebi ve Aşar-ı An der Zeban-1 Farsi,
Meşhed 1372 hş., s. 71-77; Abdülhüseyin Zerrlnküb, Şi'r-i bi-Dürüg, Şi'r-i bi-Nikab, Tahran
1372 hş., s. 148-151; a.mlf., Ez Güzeşte-yi Edebi-yi lran, Tahran 1375 hş., s. 215-225; SirGs-i
Şemisa, Enua'-1 Edebi, Tahran 1373 hş., s. 265270; M. Restgar-ı Fesa1, Enva'-ı Şi'r-i Farsi, Şi­
raz 1373 hş., s. 159-199; Hüsrev-i Ferşidverd.
Der Bare-i Edebiyyat ve Nakd-i Edebi, Tahran
1373 hş., 1, 141-143; Nadir-i Vezlnpür. Medf:ı
Dag-1 Neng ber Sirna-yi Edeb-i Farsi, Tahran
1374 hş.; Danişname-i Edeb-i Farsi (nşr Hasan Enüşe). Tahran 1376 hş . , 1, 793-795; ll, 919921, 1270-1273; Meymenet Mir Sad ıki, Vajename-i Hüner-i Şa'iri, Tahran 1376 hş., s. 266267; A. E. Berthels, Tarif:ı-i Edebiyyat-ı Farsi
(tre. S. lzed1). Tahran 1374-78 hş., 1, 202 vd.;
Mehmet Kanar, Çağdaş iran Edebiyatının Doğuşu ve Gelişmesi, İstanbul 1999, s. 196-199.
tında
nan kasidelerin genel adıdır. Aynı manada
çok defa kaside kelimesi de kullanılmış­
tır. Ancak kaside bir nazım şekli, methiye
ise bir tür olduğu gibi methiyelerde ayrı­
ca neslb, maksüd, tegazzül. fahriye, dua
gibi bölümlerin yerine daha çok övgü yer
almıştır. Halk edebiyatı ile aşık edebiyatında güzelierne denilen methiyeler, bir
yerin veya tabiat güzelliğinin övülerek anlatılması yahut sevilen bir kadın, beğeni­
len bir kişi. sahip olunan kıymetli bir at gibi varlıkları öven şiirlerdir (Dilçin, s. 337).
Dinl-tasawufi edebiyatta ise methiye daha çok din ve tarikat ulularını övmek için
Divan şiirinde en çok işlenen türler arayer alan methiye yazımında şairin
övdüğü kişidencaize umması etkili olduğundan layık olmayan kişiler için de methiye yazıldığı görülmektedir. Bunların çoğu kaside nazım şekliyle kaleme alınmak­
la birlikte mesnevi. kıta, murabba, muhammes, terkip ve terciibend yanında
gazel vb. nazım şekillerinde yazılanlar da
vardır. Necati Bey'in "Medh-i Padişah-ı
A'zam ve Sultan-ı Muazzam Sultan ibnü's-Sultan Bayezld Han ibn-i Muhammed Han" ile NefTnin "Der Vasf-ı Hatt-ı
Hümayun-ı Sultan Murad Han" başlıklı
şiirleri mesnevi şeklindedir. Yine NefTnin "Mukatta' der Ta'rlf-i Şeyhü'l-islam
Es' ad Efendi" adlı şiiri kıta halinde yazıl­
mıştır. Şehir methiyeleri denilebilecek şeh­
rengizlerde çok defa mesnevi (Aydemir,
Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, XIX ı I 999],
s. 450), biladiyelerde ise kaside tercih
edilmiştir (Kurnaz. s. 230-252). Muhtevasında bölüm olarak övgüye yer verilen
mersiyelerin büyük bir kısmı terkip ve
terciibend nazım şekliyle kaleme alınmış­
tır (isen, s. xxııı-xxrv. XLII). Türkedebiyatında muhammes tarzında yazılan şi­
irlerde de en çok işlenen üçüncü konu
methiyedir. Bu nazım şekliyle yazıldığı
tesbit edilen kırk dört methiyenin şairle­
ri arasında Hayretl, Ümml Sinan, Yahya
Bey, Nev'!, Nedim. Koca Ragıb Paşa. Şeyh
Galib, Şeref Hanım gibi tanınmış isimler
vardır (Erdoğan, s. 183- I 84). fWrıca nazım
şekli ne olursa olsun "sitayiş , vasf, tavsında
slf,
şan.
nam. ta'rlf kelimeleriyle kurulu
de "der medh-i ... ",
"der-hakk-ı ... " başlıklarına sahip kasideler gibi methiyedir. Kaside nazım şekliyle
olan methiyeler genellikle neslbden sonra bir girizgahla başlar. Memduhun şah­
siyeti ve bulunduğu makama göre özelliklerinin abartılı biçimde dile getirildiği
bu bölüme "maksüd" adı da verilmiştir.
Maksactın on beş-yirmi beyitle ifade edildiği bu kısım kasidenin diğer bölümlerine
göre daha uzundur.
Türk edebiyatında na't türünde yazı­
lan kasidelerde çoğunlukla Hz. Peygamber övülmekle beraber bazılarında din
büyükleri methedilmiş, mersiyelerde ise
ölen kimselerin övgüsü ne de yer verilmiş­
tir. Diğer methiyelerde sultanlar başta
olmak üzere çeşitli devlet adamları övülürken bunlar sahip oldukları makamın
özelliklerine göre birtakım meşhur isimlerle karşılaştırılmıştır. Nitekim ResOl-i
Ekrem'e yazılan na'tlarda onun nübüvveti, mucizesi. lutfu. feyzi, şefaati. mi'racı
ilk sırada vurgulanmıştır. Ayrıca Hz. Süleyman, Burak, Hz. Yusuf. Ka'be, Sidre.
Hızır gibi çok say ı da ismin de anılarak
methedildiği görülmektedir. Diğer din
büyüklerine yazılan kasidelerde memduhun hikmeti, lutfu. feyzi, cömertliği , ilmi
gibi özellikleri başta gelmektedir.
Sultanların methini konu alan kasidelerde onların en çok adalet. lutuf. cömertlik, savaşçılık, hüner. tedbir, ferman,
irfan gibi vasıfları dile getirilir; asalet.
cesaret ve merhametlerine dikkat çekilir.
Bu özellikler vurgulanırken karşılaştırma,
benzetme ve üstün görme münasebetiyle birtakım isimlere yer verilir. Bunların arasında içkiyi icadı ve içki meclislerini
kurması. tacı ve hükümdarlığı açısından
Cem (Cemşld), savaşçılığı ve kahramanlı­
ğıyla Rüstem. cihangirliğiyle iskender.
insan dışındaki varlıklara da hükmetmesi
dolayısıyla Hz. Süleyman ilk sırada yer
alır. Dara. Behram. Hz. Ali. Hüsrev, Hz.
Ömer. Feridun, Neriman gibi adlar da en
çok sözü edilen isimlerdir (Aydemir. Gazi
başlıklar taşıyan şiirler
Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi SosyalBilimler Dergisi, lll ıı996],s . l43-148) .
Vezirlerin, paşaların ve kazaskerlerin
görevler onların lutuf. adalet.
savaşçılık, tedbir, cömertlik ve kahramanlıkları. kerem sahibi oluşları ve uzak görüşlülükleri gibi özelliklerini ön plana çı­
karır. Bu hususlar dile getirilirken memduh Rüstem, Asaf. Cem. iskender. Behram. Nerlman, Hz. lsa 1 Mesih ve Hz. Yusuf gibi şahıslarla karşılaştırılır ( a.g.e.,
III ı 19961. s. 148-151 ). Şeyhülislamlar övüüstlendiği
METi N
lürken lutuf, fazilet. adalet. kerem. fetva. ilim gibi özelliklerine yer verilerek Eb Cı
Hanife, Hz. Isa, Ef!atun, Hatim, İbn Sina,
Aristo gibi şahsiyetlere benzetilir. Methiyelerde relsülküttab ve defterdarların
kalemlerine, ihsan, kerem ve cömertliklerine. hocaların ve şairlerin de ilim. ihsan. adalet. himmet gibi özelliklerine
vurgu yapılır.
Toplu olarak bakıldığında kasidelerin
methiye bölümlerinde adalet. lutuf. kerem. cömertlik, kahraman lık. re'y ve tedbir gibi iyi bir yöneticide ve iyi bir insanda bulunması gereken ideal niteliklere
yer verildiği görülmektedir. Övülen yöneticilerin hepsi bu özelliklere sahip olmadığı gibi bazan bir cimrinin cömert. bir
zalimin merhametli. eline silah almamış
bir kişinin kahraman olarak gösterildiği
de olur. Divan şiirinin tenkitlere hedef
olan yönlerinin önde gelenlerinden birini
de methiyelerdeki bu gerçek dışı. abartı­
lı övgülerin oluşturduğu kabul edilmektedir.
Türk edebiyatında Xlll -XIV. yüzyıllarda
çok az olan kaside şeklinde yazıl­
mış methiyelerde XV. yüzyıla gelindiğin­
de büyük bir artış görülmekte. tesbit
edilen 188 methiye kasidelerin büyük bir
çoğunluğunu teşkil etmektedir. Bu dönemin ünlü methiye şairleri olarak Ahmedl, Şeyh!, Yazıcıoğlu Mehmed, Cem
Sultan. Kemal Ümml. Ahmed Paşa. Necati Bey, Mihri Hatun. Mesihi. Cemall. Taclzade Ca'fer Çelebi sayılabilir. XVI. yüzyılın methiyecileri içinde yer alan Baki,
Hayali, Nev'I. Hayretl. Cinanl. Yahya Bey,
Zat! gibi şairler arasında otuz yedi methiyesiyle FuzCıll'nin ayrı bir yeri vardır.
XVII. yüzyılda medih kasidelerinin başlı­
ca şairleri Ali Çelebi. Arif. Cevrl. Fehlm-i
Kadim . Haletı. Nabi, Nadir! ve Sabit gibi
isimlerdir. XVIII. yüzyılda nitelik açısından
daha sönük olduğu görülen methiyeler
üzerinde yeterli inceleme bulunmamakla
beraber Nedim, Şeyh Galib, Nazim Yah ya, Hoca Neşet. Sünbülzade Vehbi ve Enderunlu Fazı! dikkat çekmektedir. XIX ve
XX. yüzyıllarda divan şiirine rağbetin azalması sebebiyle methiyelerde de büyük bir
düşüş görülmektedir. Önemli şairlerin
methiyeleri yok denecek kadar azalmış­
ken taşralı bazı isimlerin bu türe daha
çok rağbet ettiği anlaşılmaktadır. Devrin
methiye yazarları arasında Şinasi, Ziya
Paşa. Namık Kemal, Adile Sultan. Şeref
Hanım gibi ünlü isimleri, Süleyman Şadl,
KuddCısl. Fehml gibi az tanınmış şairleri,
Halil Nihat Boztepe gibi Atatürk'e övgü
yazmış kişileri zikretmek mümkündür.
sayıca
BİBLİYOGRAFYA :
Cem Dilçin. Örneklerle Türk Şiir Bilgisi, An·
kara 1983, s. 153, 263, 337; İskender Pala, An·
siklopedik Divan Şiiri Sözlüğü, Ankara 1989,
ll, 113-114; Mustafa isen. Acıyı Bal Eylemek
Türk Edebiyatında Mersiye, Ankara 1993, s.
XXIII-XXIV, XLI I; Haluk İpekten, Eski Türk Edebiyatı Nazım Şekilleri ve Aruz, İstanbul 1994,
s. 28-29; Yaşar Aydemir. XVII. yy. Türk Edebiyatında Kaside (yüksek lisa ns tezi, ı994). Gazi
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; a.mlf..
"Kasidede Muhteva Unsurları" , Gazi Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler
Dergisi, 1/1 , Ankara 1996, s. 137-159;a.mlf.,
"Esiri'nin Bağdat ŞehraşCıbu", Gazi Eğitim Fakültesi Dergisi, XIX, Ankara 1999, s. 450;
a.m lf.. "Türk Edebiyatında Kaside", Bilig, sy.
22, Ankara 2002, s. 138-142, 152-155; W. G.
Andrews. "Speaking of Power: The ' Ottoman
Kaside"', Qasida Poetry in Jslamic Asia and
Africa (ed. S. Sperl- C. Shackle). Leiden 1996,
1, 281-300; W. G. Andrews- Mehmed Kalpaklı.
"Across Chasms of Change: The Kaside in the
Late Ottoman and Republican Times", a.g.e.,
I, 301-325; Bilal Çakıcı. Eski Türk Edebiyatın­
da Kaside Nazım Şekli: XVI. yy. (yüksek lisans
tezi, ı996). Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü; Cemal Kurnaz. Divan Edebiyatı Yazıları, Ankara 1997, s. 230-252; Mustafa Erdoğan. Türk Edebiyatında Muhammes, Ankara
2002, s. 183-190; Mehmet Çavuşoğlu. "Kaside",
TO/., Lll/415-417 (ı986). s. 17-27.
li!
YAŞAR AYDEMİR
ME TİN
(~1)
L
Hadisin
senedinden sonra gelen
rivayet anlamında hadis terimi.
Sözlükte
"sırt, dağın yamacı;
_j
güçlü ve
kaydedilen ifade"
anlamlarına gelen metn kelimesi (çoğul u
mütun) terim olarak "senedin ardından
gelen. sünnet veya hadis tarifinin kapsamına giren Hz. Peygamber'in sözü ya da
davranışının ve tasviplerinin anlatımın­
dan oluşan lafızlar yahut diğer şahısların
ifadeleri" demektir. islam alimleri, sünnet ve hadis metinlerinin sıhhatini araş­
tırınakla ilgili temel prensipleri Kur'an'dan almışlardır (el-En'am 6/152; el-Hac
22/30; el-Ahzab 33/70-71; el-H ucurat 49/
6). ResCıl-i Ekrem'in, "Kim bilerek benim
ağzımdan yalan uydurursa cehennemdeki yerine hazırlansın" mealindeki hadisi
(Dariml, "Mul5addime", 25, 46; Buhar!.
"<ilim", 38, "Cena'iz", 33. "Enbiya"', 50,
"Edeb", ı 09; Müslim. "Zühd", 72; ibn Mace. "MuJ.5addime", 4; Ebu Davud, "<ilim",
4; Tirmizi, "Fiten", 70, "<ilim", 8. 13. "Tefslr", ı. "MenaJ.5ıb", 19). baştasahabiler
olmak üzere sorumluluk bilincine sahip
her müslüman için hadis rivayetinde rehdayanıklı kişi; yazıyla
ber olmuş, ayrıca ResCılullah. kendi sözlerinin aynen işitildiği gibi korunmasını ve
başkalarına ulaştırılmasını , sözlerini duyup dinleyenlerin duymayanlara aynı dikkat ve özenle iletmesini istemiştir (Müsned, 1, 437; III, 225; IV. 80, 82; V. ı 83; Dariml,
"MuJ.5addime", 24; ibn Mace. "Mul5addime", 18; Ebu Davud, "<ilim", 10; Tirmizi,
"<ilim", 7; "Menasik", 76). Bu sebeple.hadis metinlerini en iyi şekilde korumak için
bilhassa ilk nesiller bugün herkesi şaşır­
tan bir özen ve çaba göstermişlerdir.
Hadis ilminde metin denilince öncelikle
ve manası ResCıl -i Ekrem'e ait olan
ve müslümanlar için bağlayıcı nitelik taşı­
yan nebevl hadis anlaşılır. Muhtevası itibariyle hadis Hz. Peygamber'in peygamberlik görevine bağlı olarak verdiği haber.
uyulması gereken emir. sakınılması gereken haram. mubah veya rnekruh bir hükümdür. Bununla beraber metin sadece
ResCılullah'a isnat edilen sünnet ve hadis
malzemesinden ibaret değildir. Eğer ResO H Ekrem'in sözü ise "kavll merfCı". davranışının anlatımı ise "fiili merfCı", bir
başkasının söz veya tavrını onaylaması­
nın bilgisi ise "takrlrl merfCı" adını alır.
Bir metin sah§.beye isnat ediliyorsa ona
"mevkuf" denir. Fakat o metnin ResCıH
Ekrem ile hiçbir şekilde ilgili bulunmaması gerekir. Hz. Peygamber ile bir şekilde
alakah ise ona "hükmen merfCı" adı verilir. Sahabeden sonraki nesle nisbet edilen metinlere ise "maktü" denir. MerfCı
bir metin sahih , zayıf, hatta uydurma olabilir. Sahih metinlerin her biri aynı değe­
ri taşımayacağı gibi dini veya dünyevl bir
konuda aynı ölçüde delil sayılmaz. Özellikle mevkuf ve maktG metinler İslam alimlerinin çoğunluğuna göre bir hükmün
yegane dayanağı da olamaz. Bundan dolayı ahkam hadislerini ihtiva eden kitaplardaki rivayetlerin çoğu merfü. pek azı
mevkuf ve maktCıdu r. Mevkuf ve maktCı
rivayetlerin ekserisi de merfCı hadislerle
sabit olan hükümlerin uygulanması ve
daha iyi aniaşılmasını sağlamak için naklafzı
ledilmiştir.
Sünnet ve hadis metinleri sahabeden
nakledilirken onların kullandığı ifadeler
dikkate alınarak şöyle bir öncelik sırala­
ması yapılmıştır. 1. Sah§.bllerin. "Peygamber'i şöyle söylerken işittim" ; "Peygamber bana şöyle anlattı , haber verdi" gibi
ifadelerle rivayet ettikleri metinler. 2. Yine sahabeden. " ResCılullah şöyle buyurdu"; "Resülullah bize şöyle anlattı, haber
verdi" gibi ifadelerle gelen metinler. 3.
Ravinin, "Peygamber şöyle emretti" veya
"Peygamber şundan nehyetti" tarzında
411
Download

T.C. DİCLE ÜNİVERSİTESİ ZİRAAT FAKÜLTESİ DEKANLIĞI Görev