Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
EĞİTİM BİLİMLERİ MERKEZİ
www.izmirkpsskursu.net
0 232 445 21 25
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
EDĠTÖR
Ahmet Nafiz DEMĠR
HAZIRLAYAN
Komisyon
2
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
GENEL YAYIN YÖNETMENĠ-EDĠTÖR
Ahmet Nafiz DEMĠR
HAZIRLAYAN
Komisyon
DĠZGĠ
Ebim Dizgi Servisi
Makbule ERDOĞAN
Yağmur ÇAPACI
Deniz Can DEMĠR
BASKI
EN/SA Ofset
0 232 446 18 33
Çankaya – ĠZMĠR
Tel: 0 232 445 21 25
Faks: 0 232 445 21 27
www.ebimegitim.com
© 2012 ebim
Bu kitabın her türlü yayın hakkı,
Ebim Basın Yayın DanıĢmanlık
Özel Eğitim Hiz. San. ve Tic. Ltd. ġti’ne
aittir. 5846 ve 2936 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri
Kanunu hükümleri gereğince; yayıncının izni
olmaksızın bu kitabın tamamı veya bir kısmı
elektronik ortam dahil kopya edilemez,
çoğaltılamaz ve kitaptan alıntı yapılamaz.
3
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
1. Bölüm. ĠSLAMĠYET ÖNCESĠ TÜRK KÜLTÜR VE MEDENĠYETĠ
Kültür Merkezi
Çayönü
Çatalhöyük
Truva
AliĢar
Alacahöyük
Tilkitepe
Hacılar
Beycesultan
Karain
Beldibi
TARĠH
GeçmiĢte yaĢayan Ġnsan topluluklarının bir biriyle
olan iliĢkilerini, geliĢtirdikleri kültür ve medeniyetleri,
yer ve zaman göstererek, neden sonuç iliĢkisi içinde,
doğru olarak, kronolojik bir biçimde, belgelerle inceleyen bilimdir. Deneyi, gözlemi yapılamaz ve tekrarlanamaz.
Tarih öncesi devirler (Prehistorya): YontmataĢ, CilalıtaĢ ve Maden Devridir.
TARĠHE YARDIMCI BĠLĠM DALLARI
Coğrafya
Kronoloji
Epigraya
Sosyoloji
Antropoloji
Paleograya
Onomastik
Sanat Tarihi
Diplomasi
Arkeoloji
Etnografya
Nümizmatik
(Meskukat)
Filoloji
Sicilografi
Heraldik
Ġktisat
Felsefe
Bulunduğu Ġl
Diyarbakır
Konya
Çanakkale
Yozgat
Çorum
Van
Burdur
Denizli
Antalya
Antalya
ĠLK ÇAĞDA ANADOLU’DAKĠ BAZI
Yer bilimi
Takvim bilimi
Anıt (yazıt) bilimi
Toplum bilimi
Irk bilimi
Eski yazı bilimi
Yer adlarını inceleyen bilim
Tarihte sanatsal akımlar
Uluslar arası iliĢkiler
Kazı bilimi
Etnik yapı, kültür
YERLEġĠM YERLERĠ
Kapadokya
Kayseri, NevĢehir, Malatya, Yozgat
Ġyonya
Ġzmir, Aydın
Dardanya
Çanakkale
Lidya
Manisa, Ġzmir
Paflagonya
Kastamonu
Karya
Muğla
Kilikya
Adana
Bitinya
Ġzmit
Para bilimi
Frigya
Kütahya
Dil bilimi
Mühür
Arma
Ekonomi
Felsefi akımlar
Pamfilya
Antalya
Pisidya
Isparta
Galatya
Ankara
Likya
Teke Yöresi
ANADOLU’DAKĠ KÜLTÜR MERKEZLERĠ
4
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TÜRK ADININ ANLAMI VE KÖKENĠ
ORTA ASYA’DA BULUNAN TÜRK KÜLTÜR
KAYNAKLARI
Bölge
Buluntular
Anav Kültürü
Orta Asyada bilinen en
eski kültür
merkezidir.Türkmenistan‟ın
baĢkenti AĢkabat
SAKA (ĠSKĠT) UYGARLIĞI
a. Tarım
b. Hayvancılık
Özellikleri:
c. Dokuma
d. Seramik
Orta Asya’da kurulmuĢ ilk Türk
e. Avcılık
yakınlarındadır.
uygarlığıdır.
Afanesyova Kültürü
Türklerin bilinen en eski
kültür merkezidir. Altay
Dağlarındaki Kuyum ve
Kurat kurganlarında
Ġlk göçebe Türk topluluğudur. (MÖ VII. Yüz-
a. Avcılık
yılda batıya doğru göç ederek, Karadeniz'in
b. Hayvancılık
kuzeyinden Tuna Nehri‟ne kadar uzanan top-
c. Bakır eĢya
raklara yerleĢtiler.)
bulunmuĢtur.
Sanatta hayvan figürünü kullanan ilk Türk
Andronova Kültürü
topluluğudur.
At, binek ve yük hayvanı
olarak kullanılmaya
baĢlamıĢtır.Tanrı Dağları
kenarındaki Don nehri
Kalaç Türklerinden gelirler.
a. Hayvancılık
Ġlk Türk kadın hükümdarı TOMRĠS HAN dev-
b. Bakır eĢya
leti yönetmiĢtir.
c. Bronz eĢya
Amazon adı verilen kadın askerleri vardır.
kıyısında bulunmuĢtur.
Karasuk Kültürü
Yenisey ırmağı kıyısında
bulunmuĢtur. ĠrtiĢ ve
Alp Er Tunga destanı ve ġu destanı Ġskitlere
aittir.
a. Çadır
Pantolon ve kemer tokasını ilk defa kullanan
b. Dört tekerli araba
Türk topluluğudur.
c. Keçe dokuma
Yedisu nehirleri
At koĢum takımlarını ilk defa kullanan Türk
d. Altın eĢya
arasındadır.
topluluğudur.
Bugünkü Yakut Türklerinin atalarıdır.
a. Metalden
Tagar Kültürü
YaĢayıĢ ve inanıĢları Türklerle aynıydı.
yapılmıĢ silahlar
Abakan bölgesinde
b. Hayvan uslubu
bulunmuĢtur.
kullanılmıĢ eserler
ORTA ASYA’DA VE AVRUPA’DA KURULMUġ
ĠLK TÜRK DEVLETLERĠ
1. Ziya Gökalp'e göre; Türe kelimesinden gelir. Buna göre Türk demek "Türeli=Nizamlı, gelenekle-
1. ASYA HUN DEVLETĠ (BÜYÜK HUN DEVLETĠ)
rine bağlı" demektir.
(MÖ. 220-MS.46)
2. Danimarkalı Bilgin Wambery'e göre Türemekten (Türük) gelir.
3. Buna göre Türk demek “TüremiĢ, ÇoğalmıĢ” demektir.
4. KaĢgarlı Mahmut'un "Divan-ı Lügat-it Türk" adlı
eserinde Türk demek "Olgunluk çağı" demektir.
5. Genel olarak Türk demek, “Güçlü, kuvvetli” manasında kabul edilir.
6. Eski Çin kaynaklarında “miğfer” anlamında da
Özellikleri:
kullanılmıĢtır.
Kurulduğu tarih kesin olarak bilinmemektedir.
Tarihte bilinen ĠLK TÜRK DEVLETĠ'dir.
Bilinen ilk hükümdarı TUMAN (Teoman)'dır.
5
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Teoman'dan sonra yerine oğlu METE HAN
Sonuçları:
Avrupa Hun Devleti kurulmuĢtur.
Ġlk Çağ sona ermiĢ, Orta Çağ baĢlamıĢtır.
geçmiĢtir.
Asya Hun Devleti, METE HAN zamanında en
geniĢ sınırlarına ulaĢmıĢtır.
Roma Ġmparatorluğu ikiye bölünmüĢ (395),
Batı Roma Ġmparatorluğu yıkılmıĢtır (476).
Avrupa‟nın etnik yapısı değiĢmiĢ ve bugünkü
uluslar ortaya çıkmıĢtır.
Merkezi krallıklar gücünü yitirmiĢ, feodalite rejimi ortaya çıkmıĢtır.
Avrupa‟da kilise önem kazanmıĢ, skolastik düĢünce egemen olmuĢtur.
Çinliler Türk akınlarına karĢı koymak için ÇĠN
SEDDĠ'ni yaptılar.
Mete bütün Asya‟da bulunan Türk boylarını
ilk defa bir bayrak altında toplamıĢtır.
M.Ö 209 yılında dünya askerlik tarihinde bilinen ilk askeri sistem olan onluk sistemi kurmuĢtur.
M.Ö 318 yılında Çinlilerle ilk yazılı antlaĢma
yapılmıĢtır.
Çin-Hun savaĢlarının temel nedeni Orta
2. AVRUPA HUN (BATI HUN) DEVLETĠ
Asya Ġpek Yolu’na sahip olma isteğidir.
(MÖ. 220-MS.567)
Çin’e hakim olmasına rağmen Türklerin
kalabalık Çin nüfusu içerisinde milli benliklerini kaybetmesini istemediği için Çin’e
yerleĢmelerine izin vermemiĢtir.
Oğuz Kağan Destanı Hunlara ait bir destandır.
!
Tarihte ilk defa bütün Türkleri tek bayrak
altında toplayan Türk Devleti, Asya Hun
Devleti’dir.
Özellikleri
Balamir tarafından Orta Avrupa‟da kurulmuĢtur.
Bizanslılarla Margos ve Anatolias antlaĢmasını yapmıĢlardır.
En ünlü hükümdarı Attilla‟dır. Onun zama-
KAVĠMLER GÖÇÜ (MS. 375)
nında Doğu Roma Ġmparatorluğu Avrupa Hun
Devleti‟nin hakimiyetine alınmıĢ, Batı Roma
Ġmparatorluğu‟na seferler düzenlenmiĢtir.
Attilla‟nın ölümünden sonra özellikle
Tuna
boyundaki Hunların bir kısmı HristiyanlaĢarak
ulusal benliklerini kaybetmiĢlerdir.
!
Anadolu'ya ilk Türk akınları Avrupa Hunları tarafından yapılmıĢtır.
Asya Hun Devleti‟nin yıkılmasından sonra, Asyanın batısında bulunan Hunlar, Hazar Denizi ile Aral
Gölü arasındaki toprakları ele geçirmiĢ ve bu topraklarda yaĢayan kavimlerin de Avrupa‟ya ilerlemeleri
“Kavimler Göçü”nü baĢlatmıĢtır.
Attila`nın siyasi hedefi; hem Doğu Romayı, hem
de Batı Romayı egemenliği altına almak idi. Bu nedenle önce Bizans`a yönelerek yaptığı Margus ve
6
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Anatolia antlaĢmaları ile onları kendine bağladık-
Ergenekon Destanı, Köktürk Devleti‟nin kuru-
tan sonra, Batı Roma`yı ele geçirmenin planlarını
luĢ sürecini anlatır.
yapmaya baĢladı.
YaĢadığı iç karıĢıklıklar sonucu 582 yılında
ikiye ayrılmıĢ, Doğu Köktürk Devleti 630 yılın-
Atilla’nın Batı Roma Seferleri:
da, Batı Köktürk Devleti ise 659 yılında Çin
hakimiyetine girmiĢtir.
1) Galya Seferi: Batı Roma Ordusuyla Katalon
4. II. GÖKTÜRK DEVLETĠ (KUTLUK DEVLETĠ)
savaĢını yaptı. Kesin sonuç alınamadı. (451)
(682-744)
2) Ġtalya Seferi: Bir yıl sonra 452'de Attila ikinci
sefere çıktı. Bu defa Roma ordusu Attila'nın kar-
682 Yılında KUTLUK KAĞAN'ın baĢlattığı ayak-
Ģısına çıkmaya cesaret edemedi. Romalılar, Papayı
lanma baĢarılı oldu. Türkler, Çinlileri topraklarından
Attila'ya elçi olarak gönderdiler. Papayla görüĢen
atarak yeniden bağımsızlıklarına kavuĢtular. (682).
Attila Roma'ya girmekten vazgeçerek geri döndü.
II. Göktürk Devleti'ne kurucusundan dolayı KUTLUK
Attila'nın ölümünden sonra Avrupa Hun Devleti
DEVLETĠ„de denir.
eski gücünü koruyamayarak, dağıldı.
Kutluk Kağan Çin’e karĢı "Ulusal Kurtuluş
Savaşına" giriĢerek II. Göktürk devletini
kurmuĢtur.
3. GÖKTÜRK DEVLETĠ
II. Göktürk Devleti, en parlak devrini BĠLGE KA-
(522-744)
ĞAN zamanında yaĢamıĢtır. Bilge Kağan ülkeyi,
kardeĢi KÜLTĠGĠN ve veziri TONYUKUK ile yönetmiĢtir. Bilge Kağan'dan sonra zayıflayan devlet; Karluk, Basmil ve Uygur Türkleri tarafından 744 yılında
yıkılmıĢtır.
Özellikleri:
Çinlilere karĢı ayaklanarak 682 yılında bağımsızlıklarına kavuĢmuĢlardır.
Ġlk defa ikili yönetim devlet anlayıĢını kurmuĢÖzellikleri:
lardır.
Tarihte Türk adıyla kurlulan ilk Türk devle-
Ġlk Türk alfabesini kullanmıĢlardır.
tidir.
Orhun kitabelerini dikmiĢlerdir.
Türk milliyetçiliğinin baĢladığı Türk devletidir.
Hükümdarlık ünvanı olarak derleyen topar-
Avar egemenliğine karĢı ayaklanan Bumin
layan anlamında ĠLTERĠġ sıfatını kullanmıĢ-
Kağan tarafından Ötüken‟de kurulmuĢtur.
lardır.
Türk Devletleri arasında en güçlüsü ve en
Sosyal devlet anlayıĢına sahiptirler.
geniĢ sınırlara ulaĢanıdır.
Milli nitelik taĢırlar
Bizansla ittifak kuran ilk Türk devletidir.
Göktürk kitabelerini ilk okuyan Danimarkalı dil
Bizansa elçi gönderen ilk Türk devletidir. (Çi-
bilimci Wilhelm Thomsen‟dir
çek Hatun)
Bizansın elçi gönderdiği ilk Türk devletidir.
Göktürk Devleti’nin Türk Tarihindeki Önemi:
(Zemarkos)
Tarihte ilk defa Türk adıyla kurulan devlet,
Tarım alanlarının sulanması amacıyla Tötö
Göktürk Devleti'dir.
Kanalı‟nı kurmuĢlardır.
7
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Orhun Anıtlarını dikerek (II.Göktürk zamanın-
Soğd Alfabesinden Uygur Alfabesini çıkar-
da) Türk tarihi ve Türk edebiyatının ilk yazılı
mıĢlar ve kullanmıĢlardır.
kaynaklarını oluĢturmuĢlardır.
Ġlk Türk Ģehrini kurmuĢlardır. (Ordubalık)
Milliyetçilik
duygusu,
Fransız
Ġhtilali‟nden
Ortaoyunu, bale ve gölge oyununu kullan-
1000 yıl önce Göktürkler döneminde en yük-
mıĢlardır.
sek seviyede yaĢanmıĢtır.
Tarımda sulama kanallarını kurdular.
Asya Hun Devleti'nden sonra Türkleri tarihte
Moğolların TürkleĢmesinde rol aldılar.
ikinci defa tek bayrak altında toplamayı ba-
Göç ve TüreyiĢ destanlarının sahibidirler.
ĢarmıĢlardır.
5. UYGUR DEVLETĠ
DĠĞER TÜRK DEVLETLERĠ VE TOPLULUKLARI
(744-840)
Önceleri Hun devletinin egemenliğinde yaĢayan
Sibirler VI. Yüzyıl baĢlarında Avarların baskısıyla
batıya göç ederek, Ural dağlarının güney doğusuna
yerleĢtiler.
Sasanilerle anlaĢarak, Bizans'a karĢı savaĢtılar. Anadolu'ya akınlar yapmıĢlardır.
Bugünkü SĠBĠRYA adı Sibir Türklerinden gelir.
Avarlara yenilince, Hazar Türklerine karıĢtıKarluk ve Basmiller'le birleĢerek II. Göktürk Dev-
lar. Hazar Devletinin asıl kitlesini oluĢturdular.
letini yıkan UYGURLAR Orhun bölgesinde UYGUR
DEVLETĠ'ni kurdular. (745)
Kurucuları KUTLUK KÜL BĠLGE KAĞAN, mer-
1. TÜRGĠġ DEVLETĠ
kezleri Ordubalık (Karabalsagun)'dur.
I. Göktürk Devletine bağlı olan TürgiĢler 630 yılın-
Kutluk Bilge Kül Kağan, Türklerin Ģehir
kuran ilk hükümdarıdır.
Ġlk Türk Ģehri Ordubalık’tır.
da Göktürk devletinin yıkılmasıyla serbest kaldılar.
BAGA TARKAN TürgiĢ Devleti'ni kurdu.
766 yılında TürgiĢ Devletine Karluklar son verdi.
Özellikleri:
Özellikleri:
Göçebe hayatı terk ederek yerleĢik hayata
Türk tarihinde ilk defa madeni parayı kul-
geçen ilk Türk devletidir.
lanan Türk devletidir.
Kağıt ve matbaayı kullanan ilk Türk devletidir.
Baga Tarkan tarafından bastırılan bu paraya
Kutluk
KAMDU adı verilir.
Kül
Bilge
tarafından
Ötüken‟de
kurulmuĢtur.
Issık Gölü kenarında yaĢamıĢlardır.
Ġlk din değiĢtiren Türk toplumudur.
Emeviler döneminde, Maveraünnehir bölge-
Mimari eser bırakan ilk Türk devletidir
sinde Ġslam ordusuna karĢı mücadele ederek
Yazılı hukuk kurallarını oluĢturan ilk Türk
Orta Asya‟nın AraplaĢmasını engellemiĢ-
devletidir.
lerdir.
Minyatür, cilt, tezhip sanatını kullanan ilk Türk
devletidir.
Hareketli harf sistemine dayanan matbaayı
bulmuĢlardır.
Ġlk defa kütüphane ve arĢiv kurmuĢlardır.
8
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
1207 yılında Cengiz Han tarafından yıkılmıĢ-
2. KARLUKLAR
tır.
Özellikleri:
Not: Kırgızlar; Orhun Bölgesinden Uygurları koĠslamiyete giren ilk Türk toplumudur.
varak, buradaki Türk nüfusunun azalmasına sebep
olmuĢlardır.
Bu yüzden bu en eski Türk Yurdu,
Kar yığını anlamına gelir.
daha sonra Kırgızları yenen Moğolların eline geçe-
Talas SavaĢında müslümanların yanında yer
rek kolayca MoğollaĢacak ve MOĞOLĠSTAN olarak
alarak Orta Asya‟nın Türk hakimiyetinde kal-
anılacaktır.
masında etkili olmuĢlardır.
Orta Asya‟ya Çin egemenliğinin girmesini engellemiĢlerdir..
Not: Kırgızlar, Cengiz Han'a bağlanan ilk Türk
12. Yüzyılda Karahitayların ve Moğolların ha-
Kavmidir.
kimiyetine giren Karluklar, Cengiz Han‟a bağlılık gösteren ilk Müslüman Türk topluluğu
4. AVARLAR
olmuĢtur.
Ġslamiyeti kabul eden ilk Türk boyudur.
552 yılında Orta Asya'daki Avar Ġmparatorluğuna
Ġlk Müslüman Türk Devleti olan KARAHANLI-
Göktürkler son verince, batıya doğru ilerleyerek Ro-
LAR'ın kurulmasında etkili oldular.
manya‟ya giren AVARLAR merkezi MACARĠSTAN
olan yeni devletlerini kurdular.
Özellikleri:
3. KIRGIZLAR
Özellikleri:
Tarihte Ġstanbul’u ilk defa kuĢatan Türk
Günümüza kadar varlıklarını ve devletlerini
devletidir. Sasanilerle birlikte Ġstanbul’u
devam ettiren Türk topluluğudur.
iki kez kuĢatmalarına karĢın bir sonuç alamamıĢlardır.
1936'da Sovyetler Birliğinin 15 Cumhuriyetinden biri olmuĢlar, 1991'de Sovyet
Avrupa‟da devlet kuran ikinci Türk boyudur.
Rusya'nın dağılmasıyla Bağımsız KIRGI-
Hristiyanlığı kabul edip slavlaĢmıĢlardır.
ZISTAN DEVLETĠ kurulmuĢtur. BaĢkenti
Slav topluluklarının göç etmesine neden ola-
BiĢkek'dir.
rak, bunların doğu Avrupa ve Balkanlara inmesini sağladılar. Böylece Balkanların Slav-
Dünyanın en uzun destanı olan Manas des-
laĢmasında etkili oldular.
tanı Kırgızlara aittir.
805 yılında Franklar tarafından yıkıldılar.
Yenisey yazıtları Kırgızlara aittir.
Ġlk defa Ġstanbul’u kuĢatan Türkler, Avarlar’dır.
Ünlü Kırgız yazar Cengiz Aymatov Türk Kültürünü dünyaya tanıtan en büyük Türk yazarlarından birisidir.
Yenisey Irmağı bölgesine yerleĢtiler. Önce
5. BULGARLAR
Köktürk ve sonra Uygurların egemenliğinde
Batı Hunları ve Ogur Türklerinin karıĢmasıyla or-
kalan Kırgızlar, 840 yılında Uygurlar‟a karĢı
taya çıkan Türk topluluğuna BULGAR denir.
mücadele vererek Ötüken merkezli bir devlet
Karadeniz'in kuzeyinde Göktürk Devletinin yıkıl-
kurdular.
masıyla "Büyük Bulgarya Devleti" kuruldu. Ancak
840 Yılında Ötüken'i alarak Uygur Devletine
kurucusu KUBRAT'ın ölümüyle Hazarlar tarafından
son verdiler.
yıkıldı. Bulgarların bir kısmı Tuna nehri, bir kısmı da
Volga nehri kıyılarına göç etmek zorunda kaldı.
9
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Özellikleri:
8. PEÇENEKLER
Avrupa Hun Devletinin yıkılmasından sonra
karadeniz‟in kuzeyine gelen Hunlar, buradaki
Özellikleri:
Türk boylarıyla birleĢmiĢtir.
Türk tarihinde devlet kuramamıĢ tek Türk
boyudur.
Ogur Boyu ile kaynaĢtıkları için BULGAR
adını almıĢlardır.
Avrupaya göç eden Türk boylarından ilk defa
Paralı askerlik yapan tek Türk boyudur.
müslümanlığı kabul eden Türk boyudur
Malazgirt savaĢında Türk tarafına geçerek
Hükümdarlık ünvanı olarak ÇAR sıfatını kul-
Bizanslıların yenilmesini sağlamıĢlardır.
lanmıĢlardır.
Karadeniz'in kuzeyinde Don ve Dinyesper nehirleri arasındaki bölgeye yerleĢtiler ve burada boy teĢkilatı olarak yaĢadılar.
6. HAZARLAR
1071 Malazgirt SavaĢına Bizans ordusu içinde ücretli asker olarak katıldılar. Ancak Sel-
Kuzey Karadeniz ve Kafkaslar arasındaki bölgede
çukluların kendileri gibi Türk olduklarını anal-
Göktürk Devletinin yıkılmasıyla HAZAR KAĞAN-
yınca Selçuklu ordusu saflarına katıldılar.
LIĞI kuruldu.
Kıpçaklar tarafından siyasi varlıklarına son
verilmiĢtir. (1091)
Özellikleri:
Ticaretle uğraĢmıĢlardır.
Ücretli asker kullanmıĢlardır.
9. KUMANLAR (KIPÇAKLAR)
Dönemlerine barıĢ ve hoĢgörü çağı denir.
Hazar yöneticileri Museviliği benimsediler.
Özellikleri:
Halk arasında Hıristiyanlık ve Müslümanlık
Rus Igor destanının konusu olan Türk boyu-
yayılmıĢtı.
dur.
Hazarlar ülkelerinde farklı dinleri içinde bu-
BalkaĢ Gölü ile ĠrtiĢ Irmağı arasındaki toprak-
lundurduklarından yüksek bir hoĢgörü vardı.
larda yaĢamıĢlar, daha sonra Karahitayların
baskıları sonunda Doğu Avrupa‟ya yerleĢmiĢlerdir.
7. MACARLAR
Altin Orda Devleti‟nin TürkleĢmesinde önemli
rol oynayan kıpçaklar, sonraki yıllarda Mısır‟a
Özellikleri:
götürülmüĢ, Mısır‟daki devlet yönetiminde ve
Hristiyanlığın katolik meshebini benimsemiĢ-
ordularında görev almıĢlardır.
lerdir.
Kodeks Cominikus, Kıpçak Türkçesi Ģivesiyle
Balkanların GermenleĢmesini önlemiĢlerdir.
yazılmıĢ bir Türkçe sözlüktür.
Bugün kendilerine HUNGARYA derler.
Volga'yı aĢarak Avrupa'ya ve Balkanlara gir-
Ġlk Türkoleji Enstitüsü 1870 yılında Macaris-
miĢlerdir.
tan‟da kurulmuĢtur.
Macaristan'a giden Kıpçaklar ROMEN devle-
Fin-Ugor kavmi ile OGUR Türklerinin karıĢ-
tinin kurulmasında etkili olmuĢlardır.
masıyla MACAR kavmi ortaya çıkmıĢtır.
Kıpçakların Oğuz Türkleriyle yaptığı mücade-
896 yılında kendi adlarını verdikleri MACA-
leler DEDE KORKUT HĠKAYELERĠ nin orta-
RĠSTAN'a gelerek devletlerini kurdular.
ya çıkmasına sebep olmuĢtur.
X. yüzyılda Hırıstiyanlığın Katolik mezhebini
benimsediler. (Bundan sonra Türklük özelliklerini kaybetmeye baĢladılar.)
10
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
10. UZLAR (OĞUZLAR) (kabile/boy)
ĠLK TÜRK DEVLETLERĠNDE KÜLTÜR
VE UYGARLIK
Özellikler:
DEVLET YÖNETĠMĠ
Ġlk kurdukları devlet Oğuz Yabgu devletidir.
Dede korkut hikayeleri Oğuzlara aittir.
Ġslamiyet Öncesi Türk Devletlerindeki Kültür
Bizans ordusunda paralı askerlik yapmıĢlar-
Ġle Ġlgili Kelime ve Deyimler
Ġlig, Han, Hakan, Kağan,
Hükümdar
Ġdikut, ġanyu, Ġlteber, Tanhu,
Ünvanları
Yabgu
OğuĢ
Aile
Urug
Sülale
Bod
Boy/AĢiret
Bodun
Millet
Ġl-El
Devlet
Yabgu
Hükümdarın erkek kardeĢi
Tayanç
DanıĢman
Ağılık
Hazine görevlisi
Yargucu
Hakim
Balbal
Mezara dikilen taĢ
Kurgan
Anıt mezar
Baksı
Ozan, türkü söyleyen
Tamu
Cehennem
Toy-KurultayMeclis
KengeĢ
Tigin
ġehzade
Katun
Hükümdarın eĢi
Aygucu
BaĢbakan
Buyruk
Bakan
Todun
Vergici
ġad
Hükümdarın büyük oğlu
Bedizci
Ressam
Yargan
Mahkeme
Tamgacı
Mühürdar-yazıcı
Balık
ġehir
Ongun
Kutsal hayvan
Kopuz
Saz
ġaman
Din adamı
Çetr
Hükümdar Ģemsiyesi
Tarkan
Askeri yönetici
Bitikçi
Yazıcı
Toygun
Kurultay üyesi
Tılmaç
Tercüman
Noyan
Ordu komutanı
Kenetçi
ġehzade öğretmeni
Emçi
Doktor
Yuğ
Cenaze töreni
Apa
Sivil vali
Sav
ġehir
Sagu
Ağıt
KoĢuk
ġarkı
dır.
Bugünkü Gagavuz (Gökoğuz) Türklerinin atalarıdır.
Selçuklu ve Osmanlı devletini kurmuĢlardır.
Tarihte Türk Milletinin siyasi, kültür ve medeniyet alanında en büyük rolü oynayan koludur.
Uzların bir kısmı Malazgirt SavaĢı sırasında
Bizans Ordusu saflarından, Selçuklu Ordusuna geçtiler.
11. BAġKIRTLAR (BAġKURTLAR)
Ural dağları çevresinde yaĢayan BaĢkırtlar, Cengiz Han döneminde Moğol egemenliğinde, 13. Yüzyılda Altın Orda Devletine bağlı olarak yaĢadılar. 17.
Yüzyıldan itibaren Rusya‟ya bağlanan BaĢkırtlar,
günümüzde de Rusya Federasyonu‟na bağlı olarak
varlıklarını sürdürmektedirler.
12. KĠMEKLER
Altay Dağları‟nın kuzey batısında Köktürk egemenliğinde yaĢayan Kimekler, Köktürk Devletinin
yıkılmasından sonar bağımsızlığını ilan etmiĢtir.
9. yüzyılda Kıpçak egemenliğini kabul etmiĢlerdir.
13. SABĠRLER
6. Yüzyılda Doğu Avrupa‟da görülen Sabirler,
Avarlar, Bizanslılar ve Sasanilerle yaptıkları mücadeleler sonucu zayıflayarak once Köktürk Devletine,
daha sonar da Hazarların egemenliğine girmiĢlerdir.
11
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Hükümdarlık Alametleri (Sembolleri):
mıĢtır. Çünkü bu sayede en güçlü ve en yetenekli

Otağ
Çadır
kiĢi devletin baĢına geçecektir

Tuğ
Sancak

Örgin
Taht

Dıbıl
Davul

Kotuz
Taç
tırmak için ülkeyi SOL (Doğu) ve SAĞ(Batı) olmak

Yarlığ
Buyrug/Ferman
üzere ikiye ayırırdı. Solda (Doğu) kutsal sayıldığın-

Yay
Yay
dan kaan (hükümdar) bulunur. Sağda (Batı) hü-
Ġkili Yönetim (Çifte Krallık):
Türk Devletlerinde hükümdar yönetimi kolaylaĢ-
kümdarın erkek kardeĢi ise Ģad, erkek çocuğu ise
Türk Hükümdarlarının Tahta ÇıkıĢı:
1-
yabgu ünvanı ile yönetir.
Hanedan üyeleri arasında siyasi ve askeri
mücadeleyi kazanan hükümdar olarak tahta
MECLĠS VE HÜKÜMET
çıkıyordu. (En sık rastlanan durum)
2-
3-
Hükümdarın rakipsiz aday olması (Bu du-
Türk Meclislerine Toy, Kurultay veya KengeĢ
rumda taht kavgası olmadan baĢa geçiyor-
denilirdi. Kurultay'da devletin ana meseleleri görü-
du.)
Ģülür, hükümdarın ölümü, savaĢ veya milli felaket-
Seçim Usulü (KengeĢ, toy veya kurultay de-
lerde kurultay toplanırdı.
nilen devletin ileri gelenlerinden oluĢan mec-
4-
lisin toplanarak hanedan üyelerinden birini
KURULTAY: Devlet iĢlerinin görüĢülüp karara bağ-
tahta geçirmesi.)
landığı ve üyelerinin seçimle iĢ baĢına geldiği bu-
Ekber ve ErĢed (En yaĢlı ve olgun) olanın
Kurultay üyeleri
baĢa geçmesi. (Bu yöntem III. Ahmet zamanından itibaren sadece Osmanlı Devleti‟nde
Ayguci
Hükümet baĢkanı (baĢbakan)
uygulanmıĢtır.)
Buyruk
Bakan
Bitikçi
Yazman
Tamgacı
DıĢ siyaset iĢlerini yürüten görevliler
Türk Devletlerinde Hükümdar:
Hanedandan olan bütün erkeklerin hükümdar ol-
günkü bakanlar kuruluna benzeyen bir meclis olup
ma hakları vardı. (KardeĢler, kardeĢ çocukları, am-
her yılın dokuzuncu ayında Hakanın baĢkanlığında
ca, amca çocukları ve diğer hanedan üyeleri.)
toplanır.
Üyelerine TOYGUN denir.
Kut AnlayıĢı:
Türkler devleti yönetme yetkisinin TANRI tarafın-
Eski Türk Devletlerinde diğer devlet görevlileri
dan verildiğine inanıyorlardı. Tanrı tarafından veri-
Ģunlardı:
len bu yönetme hakkına KUT diyorlardı. KUT'un
Tigin
Hükümdar çocukları (Tekin)
kan yoluyla hükümdarın tüm erkek çocuklarına
ġad
Diğer Hanedan mensupları
geçtiğine inanıyorlardı.
Tudun
Vergi memuru
Tarkan
Askeri vali
Kenetçi
ġehzade (Tigin) öğretmeni
Ağılık
Hazine görevlisi
Yargan
Mahkeme
Yargucu
Hakim
Yalvaç
Elçi
Kut AnlayıĢı Türk Devletlerini Nasıl EtkilemiĢtir?
Bütün hanedan üyelerinde KUT olduğundan kendine siyasi ve askeri bakımdan güvenen kiĢi taht
kavgasına girebiliyordu. Bu durum Türk devletlerini
ya iç savaĢ sonucu istkrarsızlığa, ya da bölünmeye
götürüyordu. Türk töresinde anababaya itaat esas
olmasına rağmen, hükümdar bunun dıĢında tutulmuĢtur. Devletin devamı için baba-oğul veya kardeĢlerin birbirleriyle mücadelesi normal karĢılan-
12
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Türk Topluluklarının Göçebe YaĢamalarının
TOPLUM YAPISI
Nedenleri ve Sonuçları:
Nedenler
Sonuçlar
Tarım alanlarının
ġehir kültürünün oluĢması
yetersizliği
gecikmiĢtir.
YağıĢların yeter-
Kalıcı mimari eserler bı-
sizliği
rakmamıĢlardır.
Sulamanın yeter-
TaĢınabilir el sanatları
sizliği
geliĢmiĢtir.
Otlakların yeter-
Yazının kullanılması ge-
sizliği
cikmiĢtir.
ġiddetli, uzun
Boy teĢkilatı geliĢmiĢtir.
kıĢların sürmesi
Töre hukuku geliĢmiĢtir.
Ġklim değiĢikliği
Yazılı hukuk gecikmiĢtir.
Kölelik geliĢmemiĢtir.
Askerlik tekniği geliĢmiĢtir.
Bağımsızlık duygusu geliĢmiĢtir.
Türk Toplumsal Kavramları
ORDU
OguĢ
Aile
Urug
Soy=Aileler birliği
Bod (Boy)
Kabileler
Türk ordusu ücretli değildi.
Budun
Millet
Türk Ordusu daimiydi. Kadın-erkek her an
Türk Ordusunun baĢlıca özellikleri Ģunlardı:
savaĢa hazırdı. (Ordu millet anlayıĢı)
Türk Ordusunun temeli atlı askerlerden (sü-
Boyların baĢında bulunan BEY'ler, töreye göre
boyu idare ederlerdi. Boyların bir araya gelmesiyle
varilerden) meydana geliyordu.
devlet (ĠL) kurulurdu.
Siyasi teĢkilatta görev yapan her yönetici
(han, Ģad vb.) aynı zamanda savaĢa hazır
Türk Toplumunun Özellikleri:
birer komutandı.
Toplumun temelini aile (oğuĢ) oluĢturur. Aile, kan
Turan taktiği (kurt oyunu) olarak adlandırılan
yöntemle birçok savaĢtan baĢarıyla çıkmıĢ-
akrabalığı esasına dayanır.
lardır.
Halk hürdü. Herkes aynı iĢi yaptığından (hayvancılık) aralarında kesin olarak SINIF'ların ortaya çıkması imkansızdı.
Türk ordu teĢkilatını ilk kuran Mete Han
YaĢam biçimleri Uygurlara kadar GÖÇEBE oldu-
olmuĢtur. Mete Han orduyu 10'lu sisteme
ğundan savaĢta elde ettikleri esirleri çalıĢtırmaya
göre teĢkilatlandırmıĢtı. Onluk sistem daha
elveriĢli değildi. Bu yüzden Türk toplumunda KÖLE
sonra tüm Türk devletlerinde kullanılmıĢtır.
sınıfı yoktu.
(Türk ordusu; Çin, Roma, Bizans, Rus ve
Uygurlardan itibaren ise yerleĢik hayata geçmiĢ-
Moğol ordu teĢkilatı üzerinde etkili olmuĢtur.)
lerdir.
Türk Ordusunun Silahları: Ok, yay, kement, kılıç,
Din adamları diğer toplumlarda olduğu gibi im-
kargı, süngü, kalkan vb...
tiyazlı değillerdi.
13
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
heykeller dikerlerdi. ĠnanıĢa göre, yeniden di-
HUKUK
rilecek kiĢi atıyla cennete gidecek, ve öldürTürklerde yazılı olmamakla beraber, geliĢmiĢ
düğü düĢmanlar sonraki yaĢamında ona hiz-
bir hukuk anlayıĢı vardı. Bu hukuk kurallarına
met edeceklerdir.
TÖRE (Türe) denilirdi. Hükümdarlar, Töre‟nin
Ölüleri için YUĞ adı verilen cenaze törenleri
uygulayıcısıydı.
yapar, ve ardından yas tutarlardı.
Hükümdarın baĢkanlık ettiği ve siyasi suçlara
Türkler arasında Maniheizm (Mani dini), Bu-
bakan yüksek mahkemeye YARGU adı very-
dizm, Musevilik, Hırıstiyanlık gibi dinlerde ya-
lirdi.
yılmıĢtı.
YARGANLAR (Yargucu) idaresindeki mahkemeler ise adi suçlara bakarlardı.
EKONOMĠK HAYAT
Uygurlar zamanında, ticari iliĢkilerin geliĢmesiyle, insanlar arasındaki iliĢkileri düzenle-
Göçebe hayat yaĢayan Türkler belirli iki merkez
mek için, ilk yazılı hukuk belgeleri hazırlan-
arasında (yaylak-kıĢlak) hayatlarını sürdürürlerdi.
mıĢtır.
Hayvancılık temel geçim kaynağıydı. Koyun,
keçi, at en çok beslenen hayvanlardı. Bunun
dıĢında sığır, katır ve deve de yetiĢtirilirdi.
Beslenme ve giyimde hayvan ürünlerinden
DĠN VE ĠNANIġ
yararlanır ve bunları satarak geçimlerini sağlarlardı.
Ġslam öncesi Türklerin din ve inanıĢlarını 4 grupta
Tarım da geliĢmiĢti. Arpa, buğday, darı gibi
tahılları yetiĢtiriyorlardı.
toplayabiliriz:
1- Tabiat Kuvvetlerine Ġnanma: Dağ, ağaç, göl,
kaya gibi varlıkların gizli güçlere
sahip
SavaĢlarda elde edilen ganimetler ve devlet-
olduklarına
lerden alınan vergiler gelir kaynaklarıydı.
inanırlardı.
Ticaret önemli bir gelir kaynağıydı. Türk ülke-
2- Atalar Kültü: ÖlmüĢ büyüklere ve atalara ait
leri ĠPEK YOLU üzerindeydi.
hatıralar kutsal sayılır ve saygı gösterilirdi.
Çin-Türk mücadelesinin temel nedeni Ġpek
Yolu’na hakim olmaktı.
3- ġamanizm: Kam veya ġaman adı verilen kiĢilerin, kötü veya iyi ruhlarla temas sağladıklarına inanılarak, bunların büyücülük ve sihir özelliklerine baĢvururlardı. ġaman inançları, Anadolu'da hala varlığını sürdürmektedir.
Örneğin; Gelinlerin üzerine buğday veya para at-
YAZI, DĠL VE EDEBĠYAT
mak, eĢikten atlamanın uğursuz kabul edilmesi,
kurĢun dökmek gibi...
Türkler tarih boyunca Göktürk, Uygur, Soğd, Brah-
4- Göktanrı Dini: Türklerin Ġslamiyetten önceki
mi, Süryani, Arap, Kiril ve Latin alfabelerini kullan-
dini Göktanrı diniydi. Bu dine göre Türkler;
mıĢlardır.
Tek bir Tanrının evreni yarattığına ve gökte
oturduğuna inanıyorlardı.
Göktürk (Orhun) Alfabesi: 38 harften meydana
Öldükten sonra dirileceklerine inandıkların-
gelir. Göktürk yazısına ilk defa Orhun Nehri kıyısın-
dan ölülerini; atı, eĢyaları ve silahıyla birlikte
daki kitabelerde rastlandığı için ORHUN ALFABESĠ
gömüyorlardı.
de denir.
Cennet'e UÇMAĞ, cehenneme ise TAMU diyorlardı.
Uygur Alfabesi: 18 harften meydana gelir. Uygurlar
Mezarlara ölünün, sağlığında öldürdüğü düĢ-
bu alfabeyi Soğd alfabesinden yararlanarak ha-
man sayısı kadar BALBAL adı verilen küçük
zırlamıĢlardır.
14
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
BaĢlıca Türk Destanları:
gelecekteki Türk Milleti içinde çarpıcı öğütler
vermesi bakımından önemlidirler.
Türk adının geçtiği ilk metindir.
Yöneticilerin halka hesap vermesini göstermesi
dolayısıyla devletin halk için var olduğunu belirttiğinden sosyal devlet anlayıĢını göstermektedir.
8) BĠLĠM VE SANAT
Türkler 1 yılı 365 gün 5 saat olarak hesaplayarak, 12 hayvanlı Türk Takvimini oluĢturmuĢlardır.
Uygurlar tahta harflerden matbaayı ve pamuktan kağıdı yapmıĢlardır.
Madencilikte özellikle de demircilikte ileri gitTürklerin Bıraktığı Yazılı Kitabeler:
miĢlerdir. (Kazakistan'ın baĢkenti Alma Ata
yakınlarında bir kurgandan çıkarılan "Altın
Adam Heykeli" Türk maden sanatının ne kadar geliĢtiğini gösterir.)
EĢya ve binalarda HAYVAN USLUBÜ denilen, hayvan figürlerini kullanmıĢlardır.
HALI Türklerin Dünya medeniyetine bir katkısıdır. (Altaylarda, Pazırık Kurganı'nda bulunan halı dünyanın en eski halısıdır.)
Orhun Yazıtları (Göktürk Kitabeleri):
Türklerin en eski kitabeleri VI. yüzyıla ait YENĠSEY kitabeleri ile, VIII. yüzyıla ait ORHUN KĠTABELERĠ'dir. Yenisey kitabeleri Kırgızlar'ın mezar taĢlarına yazdıkları yazılardı. Orhun Kitabeleri II. GökTürk Devleti zamanında Bilge Kağan, Kültigin ve
vezir Tonyukuk adlarına dikilmiĢlerdir. YULUĞ
TĠGĠN isimli bir Türk prensi tarafından yazılmıĢlardır.720 Yılında vezir Tonyukuk adına, 732 yılında
Kültigin adına, 735 yılında Bilge Kağan adına dikilmiĢtir. Bu yazılar 1893 yılında Danimarkalı Bilgin
THOMSEN tarafından okunmuĢtur.
Orhun Yazıtlarının Önemi:
Türk Tarihinin ve Türk Edebiyatının ilk yazılı
belgeleri olmaları bakımından önemlidir.
Bu kitabelerden, Türklerin o günkü yaĢayıĢlarını, inançlarını öğreniyoruz. Ayrıca kitabeler,
15
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
GeçmiĢ yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2006)
AĢağıdaki alfabelerden hangisi Türklere özgüdür?
A) Sogd
B) Kiril
C) Orhon
D) Latin
E) Sanskrit
Yanıt: C
(KPSS - 2007)
Ġslamiyetten önce Türklerin,
I. tarımda sulama kanalları yapma,
II. halı–kilim dokumacılığı yapma,
III. silah, at koĢum takımları, süs eĢyası imal etme
uğraĢlarından hangileri yerleĢik hayata geçtiklerinin kesin bir kanıtıdır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: A
(KPSS - 2008)
Ġlk Türk devletlerinde yabgu iç iĢlerinde serbest, dıĢ iĢlerinde doğudaki hakana bağlıydı.
Bu durumun aĢağıdakilerden hangisine kanıt olduğu savunulabilir?
A) Hakanın iç iĢlerine, dıĢ iĢlerinden daha az önem verdiğine
B) KomĢu devletlerin güçlü olduğuna
C) Ülkenin federal bir yapıya sahip olduğuna
D) Hakandan sonra tahta çıkma hakkının yabguya ait olduğuna
E) Türklerin Gök-Tanrı inancının dıĢındaki inançlara da açık olduğuna
Yanıt: C
(KPSS - 2009)
Göktürk Devleti‟nde, Bilge Kağan‟ın Budist tapınağı yaptırma isteğine Vezir Tonyukuk, Budizm‟i benimsemenin Türklerin mücadeleci ruhunu kaybetmelerine neden olacağı düĢüncesiyle karĢı çıkmıĢtır.
Yalnız bu bilgiyle,
I. toplumun dinî arayıĢ içerisinde olduğu,
II. kağanın kararlarının sorgulanabildiği,
III. din değiĢtirmenin yaĢam biçimini etkilediği
durumlarından hangilerine ulaĢılabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2011)
AĢağıdakilerden hangisi, Hunların neden olduğu Kavimler Göçü’nün sonuçlarından biri değildir?
A) Avrupa‟nın etnik yapısının değiĢmesi
B) Avrupa‟da bir Hun Devleti kurulması
C) Roma Ġmparatorluğu‟nun bütünlüğünü ve üstünlüğünü yitirmesi
D) Avrupa‟da skolastik düĢüncenin egemen olması
E) Göktürk Devletinin yıkılması
Yanıt: E
(KPSS - 2011)
AĢağıdakilerden hangisi Ġslamiyetten önce Türklerde, ölen kiĢinin eĢyalarıyla birlikte gömüldüğü
mezara verilen addır?
A) Yuğ
B) ġad
C) Kurgan
D) Toy
E) Tigin
Yanıt: C
16
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
2. Bölüm. ĠLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERĠNDE
KÜLTÜR VE MEDENĠYET
TÜRKLERĠN ĠSLAMĠYETĠ KABULÜ
miyette de yer alması.
Türklerle Müslümanlar arasındaki ilk iliĢkiler Hz.
Türklerdeki savaĢçılık ruhunun, Ġslamiyetteki
Ömer zamanında baĢlamıĢtır. Bu dönemde Niha-
“fetih” anlayıĢıyla bağdaĢması.
vend SavaĢıyla, Ġran‟ın Müslümanlar tarafından ele
Türklerde var olan dürüstlük, eĢitlik, adalet
geçirilmesi, bu sırada Horasan‟da bulunan Türklerle
gibi değerlerin Ġslamiyette de var olması.
Müslümanların komĢu olmasını sağlamıĢtır.
Talas SavaĢında Türklerin Çin‟e karĢı Arapların
yanında yer alması, Türk-Arap yakınlaĢmasını baĢlatmıĢtır. Bu savaĢtan sonra Ġslamiyet, Türkler ara-
ĠLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERĠ
sında yayılmaya baĢlamıĢtır.
TALAS SAVAġI (751)
Çinlilerle Müslüman Araplar arasında yapılmıĢtır.
Karluk Türklerinin Müslüman Arapları desteklemesi
sonucunda savaĢı Müslümanlar kazanmıĢtır.
Talas SavaĢının Sonuçları:
Türklerin Karluk boyu topluca Ġslamiyet‟i kabul etmiĢtir.
Türkler, kitleler halinde Müslümanlığı kabul
etmeye baĢlamıĢtır. Böylece ilk “Türk-Ġslam” tarihi baĢlamıĢtır.
Ġslamiyet‟i kabul eden ilk Türk boyları; Karluk, Yağma ve Çiğil‟dir.
Türklerle Müslümanlar arasında yakınlaĢma olmuĢ, Türk-Arap iliĢkileri yoğunlaĢmıĢ
1. KARAHANLILAR
ve ticari faaliyetleri geliĢmiĢtir.
Kağıt yapımı Talas SavaĢından sonra
Ġlk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar Kar-
Çin‟in dıĢına yayılmıĢtır.
luk, Yağma ve Çiğil Türkleri tarafından kurulmuĢtur.
Orta Asya‟daki Çin tehlikesi sona ermiĢtir.
Satuk Buğra Han zamanında islamiyeti kabul ettiler.
Uygur alfabesini kullanan Karahanlılar Türk diline
Türklerin Ġslamiyeti Kendiliğinden Kabul Etme-
büyük önem vermiĢler ve resmi devlet dili olarak
lerinde Etkili Olan Faktörler:
kullanmıĢladır.
Türk toplumunun yapısına uygun olması.
Türk idare geleneğine göre devlet, doğu ve batı
Gök Tanrı inancı ile Ġslamiyet arasındaki
olarak ikiye ayrılmıĢtır. Bu anlayıĢ, Yusuf Kadir
“tek yaratıcı” inancının benzer olması.
Han‟ın ölümüyle devletin ikiye ayrılmasına neden ol-
Gök Tanrı inancında var olan kurban kes-
muĢtur. Ġkili teĢkilat anlayıĢı, merkeziyetçi idare-
me, cennet-cehennem gibi inançların Ġsla-
nin kurulmasını engellemiĢtir.
Karahanlılar, Ġslamiyeti kabul etmekle birlikte
Türklük özelliklerini korumuĢlardır.
17
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Özellikler:
3. ĠHġĠTLER (AKġĠTLER)
Ġlk Türk vakfını Karahanlı hükümdarı Tangaç
Buğra Hanın oğlu Ebu Ġshak Ġbrahim kur-
Mısırda kurulan ikinci Müslüman Türk devleti olan
muĢtur.
ĠhĢitler‟in en önemli özelliği Mekke ve Medineyi
Türk Ġslam tarihinde ilk medreseyi kur-
yöneten ilk Türk devleti olmasıdır.
muĢlardır.
Türk tarihinde ilk kervansarayı kurarak ticareti
4. GAZNELĠLER
geliĢtirmiĢlerdir. Bunlara “ribat” denir.
Türk tarihinde ilk hastaneyi kurmuĢlardır.
Afganistanda kurulan Gazne devleti Hindistan‟a
Burslu öğrenci yetiĢtiren ilk Türk devletidir.
Müslümanlığı yayan ilk Türk devleti olmasının yanı
Edebiyat alanında önemli eserler bırakmıĢ-
sıra Abbasi Halifesi‟nin koruyuculuğunu üstlenen ilk
lardır.
Türk devleti olma özelliğini taĢır. Sultan ünvanını
kullanan ilk hükümdar da Gazneli Mahmut‟tur.
Dönemin Önemli Eserleri
Eser
Kutadgu
Bilig
Divan-ı
Lügat-it Türk
Atabet-ül
Hakayık
Divan-ı
Hikmet
Satuk Buğra
Han Destanı
Cengizname
Bu dönemin önemli yazılı eserleri Ģunlardır;
Yazar Adı
Özelliği
Firdevsi
Utbi
Yusuf Has
Hacip
Türkçe yazılan ilk
siyasetnamedir.
Türk devlet anlayışı, kanun
ve siyeset üzerine görüşler
yazılmıştır.
Kaşgarlı
Mahmut
Türklerin yaşamıyla ilgili
bilgileri içerir. Türkçenin
zengin bir dil olduğunu
göstermek ve Araplara
Türkçeyi öğretmek amacıyla
yazılmıştır.
Edip Ahmet
Yükneki
Halka cömertlik, tevazu,,
iyilik konularında öğütler
verir.
Ahmet
Yesevi
Tasavvufi Türk Edebiyatının
ilk eseridir.
“Hikmet” adı verilen
şiirlerden oluşan bir şiir
antolojisidir.
-
Tarihi Yemin
Ömer Hayyam
Biruni
Rubailer
Asar-i Bakiye
Dünyanın 73 metreyle en uzun cami minaresi
Kubbet-ül Ġslam Camisi Delhi‟de yapılmıĢtır.
5. HARZEMġAHLAR
Orta Asya'da Harezm bölgesinde Muhammed
HarzemĢah tarafından kurulan bir devlettir (1097).
Bu devlet Büyük Selçuklu Devleti'ni yıkmıĢtır (1231).
6. EYYÜBĠLER
Eyyubiler Devleti 1171-1252 yılları arasında Orta
Doğu ve Mısır'da hüküm sürmüĢtür. Devlet'in kurucusu Selahaddin Eyyübi'dir.
Selahaddin'in hayatta bulunduğu sürede, büyük
Satuk Buğra Han’ın
Müslümanlığı benimsemesi
ve yaymasıyla ilgili olayları
anlatır.
Oğuz ve Uygur beylerini
anlatan destansı öykülerden
oluşur.
-
ġehname
bir Türk-Ġslam devleti özelliğini gösteren Eyyübi
hanedanı, Selahaddin'in ölümünden sonra, oğulları
ve kardeĢleri arasında paylaĢılmıĢtır. Mısır'daki son
Eyyübi hükümdarı TuranĢah, Türk Memlük komutanlarından Aybeg tarafından ortadan kaldırılmıĢtır.
7. MEMLÜKLER
Memlûk Sultanlığı, Memlûk Devleti, Bir ulus devle-
2. TOLUNOĞULLARI
ti olmayan ve kölelikten gelen memlûklerin bugünkü
Mısır ve Suriye'de kurduğu bir askeri aristokrasi
Mısırda kurulan ilk Müslüman Türk devleti olan
devletidir. Memlûk sözcüğü Arapçada köleler de-
Tolun oğullarından günümüze kadar gelen en
mektir. Bu yüzden devletin ismi Türkçede Kölemen
önemli sanat eseri Tolun Oğlu Ahmet camisidir.
Devleti olarak da geçer. (1250-1517)
18
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
8. BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETĠ
9. ANADOLU SELÇUKLULARI
KutalmıĢoğlu Süleyman ġah tarafından 1077 yılında Ġznik‟te kurulmuĢtur. Büyük Selçuklu Devletinden ayrılarak bağımsızlığını ilan etmiĢlerdir.
Özellikleri:
Haçlılara karĢı mücadele ettiler.
Anadolu‟ya ilk defa Türkiye denmiĢtir.
Anadolu‟nun Türk yurdu olması kesinleĢmiĢtir.
Antalya feth edilerek ilk defa denizcilik faliyetlerine geçilmiĢtir.
1243 yılında Kösedağ SavaĢın‟dan sonra
Tuğrul ve Çağrı Bey tarafından 1040 yılında Gaz-
Moğol egemenliğine girmiĢler ve 1308 yılında
neliler‟le yapılan Dandanakan SavaĢı‟ndan sonra
yıkılmıĢlardır.
baĢkenti Rey Ģehri olan Büyük Selçuklar Devleti
kurulmuĢtur.
Kösedağ SavaĢı:
II. Gıyaseddin Keyhüsrev zamanında Moğol-
Özellikler:
larla yapılan bu savaĢın kaybedilmesi sonu-
Pasinler savaĢı ile Bizanslar ve Türkler ara-
cunda devletin birliği bozulmuĢ ve yıkılma-
sındaki ilk savaĢ meydana gelmiĢtir. (1048)
sına neden olmuĢtur.
Büveyhoğulları devletini yıkarak Abbasi hali-
Anadolu Türk birliği bozulmuĢ ve beylikler
fesini koruyuculuğu altına alıp halifenin siyasi
yeniden kurulmuĢtur.
yetkilerine son verip ilk defa laik anlayıĢı uy-
Selçuklular, Moğol hakimiyetinde yaĢamaya
gulamıĢtır. (1055)
baĢlamıĢlardır.
Malazgirt SavaĢı‟ndan sonra Anadolu‟nun
Anadolu‟nun doğusu Moğol egemenliğine
TürkleĢmesi sağlanmıĢ ve ilk Türk denizciliği
geçmiĢtir.
baĢlamıĢtır.
II. Mesut‟un ölümüyle 1308 yılında devlet ta-
Nizamül Mülk tarafından Bağdatta Nizamiye
mamen yıkılmıĢtır.
Medresesi kurulmuĢtur.
Resmi dil olarak Farsça, bilim dili Arapça,
halk dili Türkçe‟dir.
Nizamül Mülk – Siyasetname günümüze kadar gelen en önemli yazılı eserdir.
Diyarbakır‟ın Ulu Camisi Anadolu‟da yapılmıĢ
ilk Türk camisidir.
Malazgirt SavaĢından sonra, Anadolu‟nun TürkleĢmesi amacıyla, fethedilen bölgeler komutanlara
verilmiĢtir.
Abbasi Halifesi, Büyük Selçuklu hükümdarı
Tuğrul Bey‟e Halifelik makamına ve Bağdat Ģehrine
hizmetinden dolayı, Doğu‟nun ve Batı‟nın Sultanı
ünvanını vermiĢtir. Bu durum, Selçukluların Ġslam
dünyasının siyasi lideri olduğunun halife tarafından
da onaylandığının bir göstergesidir.
19
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ĠLK MÜSLÜMAN TÜRK DEVLETLERĠNDE
Anadolu selçukluları döneminde:
KÜLTÜR VE MEDENĠYET

Niyabeti Saltanat Divanı: Hükümdar baĢkentten ayrıldığında devlet iĢlerini yürüten
DEVLET YÖNETĠMĠ
divandır.

Hükümdarlar, Tanrı'nın yeryüzündeki temsilcileri
Divanın Mezalim: Sultanın halkın Ģikâyetlerini dinlediği divandır.
durumunda idi. Töre ve yasalara aykırı olmamak koĢulu ile uygulamada mutlak hakimdi. Ülke, haneda-
Divan görevlileri:
nın ortak malı sayılır ve hanedan üyeleri tarafından
Müstevfi: Mali iĢlere bakar
sultana bağlı olarak ortaklaĢa yönetilirdi. Taht kav-
Pervaneci: Dirlikleri dağatır.
gaları bu sistemin bir sonucudur. Bu anlayıĢa KUT
Tuğra-i: YazıĢma iĢleri.
denir.
MüĢrif: Denetim iĢleri
Hükümdarların yasama, yürütme ve yargı yetkileri
Ariz: Ordu iĢleri
vardı. Orduya komuta etmek, halkın huzur ve refa-
KadıleĢker: Askeri dava iĢleri
hını sağlamak, sorumlulukları arasında idi. Karahan-
Kad ül kudat: BaĢ kadı-ġeri dava
lılarda hükümdara han, Gaznelilerde sultan adı veri-
Emiri dad: Örfi davalara bakar.
lirdi. Selçuklular da önce yabgu daha sonra sultan
ünvanı kullanıldı.
EYALET YÖNETĠMĠ
Devletin idari, mali ve askeri her türlü iĢleri, divan
adı verilen kurulda görüĢülürdü. Gazneliler, divan
Türk-Ġslam devletlerinde ülke çeĢitli eyaletle-
teĢkilatını Abbasilerden örnek aldılar. Selçuklularda
re, eyaletler vilayetlere, vilayetler kazalara,
ilk divan teĢkilatı, MelikĢah döneminde Nizam-ül
kazalar da köylere ayrılmıĢtır.
Mülk tarafından kuruldu.

Ülke, eyalet adı verilen idari birimlere ayrılmıĢtı.
Eyaletlerin baĢında askeri vali (“Ģıhne”Ģahne) veya hükümdar soyundan olan
Bunların baĢında hanedana mensup olan “melik”ler
“melik” bulunurdu.
bulunurdu. Meliklerin genç ve tecrübesiz olmaları

halinde yanlarına Türkmen beyi (atabey) verilirdi.
ġehir ve kasabalarda mülki idareden
sorumlu olan “amid”, mali iĢlere bakan
“amil”, halk tarafından seçilen yerel yö-
Hükümdarlık Alametleri
Tuğ
Otağ
Çetr
Taç
Para bastırmak
netici “reis”, belediye iĢlerinden sorumlu
Sancak
Taht
Nevbet
Saray
Hutbe
“muhtesip”, posta iĢlerinden sorumlu
“ulak” ve askeri ve ticari bakımdan
önemli ve korunması gereken yerlerde
“ribat” (tahkimli han) bulunurdu.
Tuğra çekmek
HUKUK
Divan TeĢkilatı
Türk-Ġslam devletlerinde hukuk, Ģerli ve örfi hukuk
Türk islam devletlerine devlet iĢleri büyük divan
olmak üzere ikiye ayrılmıĢtır.
denilen Divan-ı Saltanatta görüĢülür, buna vezir
ġer‟i hukuk; miras, sosyal kurumlar ve vakıfların
baĢkanlık ederdi. Bu divana bağlı olarak ikinci dere-
idaresini düzenlerdi. Uygulayıcıları, Sultan tarafın-
cedeki divanlar Ģunlardır:
dan tayin edilen kadılardı. Bu kadılar, “Kadı el-

Tuğra Divanı: YazıĢmalara bakar

Ġstifa Divanı: Maliye iĢlerine bakar
Kudat” denilen baĢkadıya bağlıydılar.

Arz Divanı: Askerin ihtiyaçlarına bakar
zenlerdi. Uygulayıcısı “emir-i dad” idi. Askeri dava-

ĠĢraf Divanı: TeftiĢ ve denetleme iĢlerine,
lar ise kazasker (Kadıasker) tarafından görülürdü.
Örfi hukuk; devlet kurumlarının çalıĢmasını dü-
(baĢında bulunan kiĢiye “müĢrif” denir)

Bir tür yüksek mahkeme olan Divan-ı Mezalim,
Berit Divanı: Posta ve haberleĢme hizmetle-
halkın Ģikayetleri dinlenirdi. Divan-ı Mezalime Sultan
rine bakar.
baĢkanlık ederdi.
20
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
medreseler devlet himayesi altına alındı. Nizam-ül
ORDU
Mülk'ün gayreti ile Nizamiye Medresesi kuruldu
Türk-Ġslam devletlerinde ordunun baĢkomutanı
(1067). Daha sonra nizamiye medreseleri birçok ilde
hükümdardır. Hükümdarın savaĢa gitmediği zaman-
açıldı. Bu medreselerde Ġslami bilimlerin yanında
larda yerine görevlendirdiği ordu komutanına “Emir-i
müspet bilimlerde okutuldu.
Sipehsalar” denilirdi.
Farabi, Biruni, Ġbni Sina, Ömer Hayyam, Harezmî,
Gulam Sistemi: Farklı milletlerin çocukları küçük
Er Razi, Ġbn-i RüĢt, Abdullah Barani, gibi değerli
yaĢta toplanarak “Gulamhane”lerde yetiĢtirilirdi. Bu
bilim adamları yetiĢti. KaĢgarlı Mahmut'un Divan-ı
sistemle ordunun asker ihtiyacı karĢılanırdı. Gulam-
Lügat-Ġt Türk, Yusuf Has Hacip'in Kutatgu Bilig ve
hanelerde sadece askeri konularda değil yönetim ve
Firdevsi'nin ġehnamesi baĢlıca eserlerdir.
protokol kurallarıyla ilgili konularda da eğitim veriTOPRAK YÖNETĠMĠ
lirdi.
Ġlk Türk-Ġslam Devletlerinde Ordu;
DeğiĢik
Gulaman-ı
Saray
kavimlerden
Türk Ġslam Devletleri‟nde ülke toprakları; mülk top-
seçilir,
rak ve miri toprak diye ikiye ayrılır.
tören ve protokolde özel saray
terbiyesine tabi tutularak doğrudan sultana bağlı birliklerde
a) Mülk Topraklar: Tapusu kiĢiye ait olup miras
görev yapan muhafızlardır.
bırakılabilen topraklardır.
Seçkin komutanlar tarafında,
her an savaĢa hazır olacak
b) Miri Topraklar: Mülkiyeti devlete, kullanma
Hassa
Ģekilde
hakkı halka verilen topraklardır.
Askerleri
bağlı özel birliklerdr. Hizmet-
yetiĢtirilen,
sultana
Miri araziler üçe ayrılmıĢtır:
leri karĢılığında kendilerine ikta adında arazi tahsis edilirdi.
Eyalet
Askerleri
1.
lan topraklardır.
Meliklerin ve eyalet valilerinin
2.
askerleriyle birlikte orduya ka-
Sipahiler
Vakıf Topraklar: Gelirleri, sosyal ve dini
amaçlı kurumlara ayrılır.
tılmasıdır.
3.
SavaĢ döneminde, hükümdaTürkmenler
Has Topraklar: Gelirleri, hükümdara ayrı-
Ġkta: Hassa ordusu, melik, emir ve komu-
rın çağrısıyla orduya katılan
tanlara, yaptıkları hizmet karĢılığında ayrı-
Türkmen askerlerdir.
lan topraklardır. Ġkta sahibinin ölümü duru-
Ġkta sahiplerinin beslemek zo-
munda toprak, aynı görevi yerine getirmek
runda olduğu atlı askerlerdir.
koĢuluyla oğluna devredilebilirdi.
4.
Devlete bağlı, diğer devlet ve
Haraci topraklar: Gayrimüslimlerin elinde
Yardımcı
beyliklerin savaĢ zamanında
bulunan topraklar olup karĢılığında haraç
Kuvvetler
gönderdikleri ücretli askerler-
vergisi öderler.
dir.
Ġkta Sisteminin Sağladığı Yararlar
Hazine üzerindeki maaĢ yükünü kaldır-
BĠLĠM VE SANAT
mıĢtır.
Üretimde verimlilik ve sürekliliği sağlamıĢ-
Türk hükümdarları bilim adamlarını korudular.
Bilim, edebiyat ve sanatın hamisi olarak, büyük hiz-
tır.
metler yaptılar. Ülkeyi; cami, medrese, kütüphane,
Ülkenin her tarafında güvenlik ve merkezi
hastane, imaret ve kervansaraylarla donattılar. Bun-
otoritenin gücü sağlanmıĢtır.
lara bağlı vakıflar kurarak varlıklarının devamını
Hazineye yük olmadan asker sağlanmıĢtır.
sağladılar. Selçuklularda ilk medrese, Tuğrul bey
Göçer Türk kabilelerinin, yerleĢik hayata
zamanında NiĢapur'da açıldı. Alp Arslan döneminde
geçmeleri sağlanmıĢtır.
21
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
EKONOMĠK HAYAT
ANADOLU’DA KURULAN ĠLK
TÜRK BEYLĠKLERĠ
Ticaret, tarım ve hayvancılıkla uğraĢmıĢlardır.
Anadolu Selçuklu Devletinin yıkılmasıyla oluĢan
Ticaretin geliĢmesi amacıyla yeni yollar ve
beylikler, Anadolunun TürkleĢmesini sağlamıĢ, Türk
kervansaraylar yapılmıĢ, Ģehirlerde esnaf ve
kültürünün kökleĢmesine katkıda bulunmuĢlardır.
zanaatkarların iĢ ve üretim faaliyetlerini dini
Bulundukları yerleri Türk yurdu haline getirmiĢlerdir.
esaslar içinde düzenleyen “Lonca TeĢkilatı”nı
(Ahilik) kurmuĢlardır.
Baharat ve Ġpek yollarının Türk-Ġslam devletlerinin topraklarından geçmesi, ticari hayata
büyük canlılık kazandırmıĢtır.
Ġlk Müslüman Türk Devletlerindeki Kültür Ġle
Ġlgili Kelime ve Deyimler
Hükümdar
Ünvanları
Divan
Gulam
Hassa
Emir-i Arz
Müstevfi
Pervaneci
Naib
Emir-I Dad
Atabey
Dizdar
ÖĢür
Cizye
Külliye
BeĢtegani
Tezhip
Fresk
Hat
Minyatür
Lonca
Ribat
Mir’I Arazi
KadıleĢger
Tuğracı
MüĢrif
Haraç
Emir’ül
Sehavil
Sultan, han,hakan, melik, padiĢah,
hüdavendigar, gazi
Bakanlar Kurulu
Köle asker
Ücretli asker
Ordunun mali iĢlerine bakan kiĢi
Mali iĢleri düzenleyen kiĢi
Dirliklerin dağıtımını ve kayıtlarını
yapan kiĢi
Hükümdarın vekili
Adalet iĢlerini yürüten kiĢi
ġehzade öğretmeni
Kale komutanı
Müslümanlardan alınan toprak
vergisi
Gayrimüslimlerden alınan kelle
vergisi
Cami, medrese, imaret, hastane
gibi çeĢitli yapıların bütünlüğü
Gulam askerlerine üç ayda bir
verilen maaĢ
Süsleme sanatı
YaĢ alçı üzerine yapılan resim
Yazı
Boyutsuz resim
Esnaf TeĢkilatı
Ticareti geliĢtirmek amacıyla
yapılan kale, kervansaray
Devlete ait olan toprak
Askeri davalara bakan kiĢi
Divan yazıĢmalarını yürüten kiĢi
Mali ve idari teftiĢ yapan kiĢi
Gayrimüslimlerden alınan toprak
vergisi
Tokat, Kastamonu, Amasya,
Çankırı, Kayseri ve Malatya
DaniĢmentler
bölgesinde kurulmuĢtur.
(1080-1178)
Tokat ve Yağbasan
medreseleri Anadolu‟daki ilk
medreselerdir.
Erzurum, Bayburt, Tercan,
Oltu bölgesinde kurulmuĢtur.
Saltuklar
Tepsi Minare, Mama Hatun
(1072-1202)
Kervansarayı, kale Cami ve
Erzurum Ulu Cami en önemli
eserleridir.
Diyarbakır, Batman, Mardin
ve Harput bölgesinde
Artuklar
(1102-1409)
kurulmuĢtur.
Hasankeyf, Hatuniye
Medresesi, Artuklu Sarayı,
Malabadi Köprüsü baĢlıca
eserleridir.
Erzincan, Kemah, Divriği ve
ġebinkarahisar bölgesinde
Mengücekler
kurulmuĢtur.
(1080-1228)
BaĢlıca eserleri Kale Cami,
Divriği Ulu Cami ve Kayıtbay
Cami‟dir.
Deniz kuvvetleri komutanı
22
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ANADOLU SELÇUKLU DEVLETĠ’NĠN
Anadolu Selçuklularında ordu, sultanın Ģahsına ait
KÜLTÜR VE UYGARLIĞI
askerler (Hassa ordusu), Türkmenler ve ıkta sahiplerinin beslediği askerlerden meydana geliyordu. SavaĢ
sırasında; ok, yay, kılıç ve topuz gibi silahlar kulanı-
DEVLET YÖNETĠMĠ
lırdı.
Anadolu Selçukluları, denizciliğe de önem verdiler.
Anadolu Selçuklu Devleti‟nin baĢında, sultan adı
Akdeniz ve Karadeniz kıyılarında tersaneler kurdular.
verilen bir hükümdar bulunurdu. Devlet ve ülke,
Bunlardan, Alaiye ve Sinop tersaneleri çok önemliydi.
hükümdar soyunun ortak malı sayılırdı. Sultan ölün-
OluĢturulan donanma ile hem deniz ticareti geliĢtirildi
ce, onun ailesinden biri devletin baĢına geçerdi.
hem de kıyıların güvenliği sağlandı.
Anadolu Selçuklu Devleti hükümdarları, önceki
Türk-Ġslam hükümdarlarından farklı olarak “keyhüs-
DĠN VE ĠNANIġ
rev, Keykavus, keykubat” gibi Farsça ünvanlar kullanmıĢlardır.
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde, Türkiye‟de
Anadolu Selçuklu Devletinde devlet iĢleri Büyük
yaĢayan insanları çoğunluğu Türk ve Müslümandı.
Divan‟da görüĢülürdü. Büyük Divan‟a (Divan-ı Sal-
Ayrıca burada, baĢka dinlere inanan insanlar da vardı
tanat) bağlı olarak çalıĢan divanlar Ģunlardır:
ve Türklerle yanyana yaĢıyorlardı. Onlara hoĢgörü
gösteriliyor, inanç özgürlüğü tanınıyordu. Anadolu Sel-
Hükümdar devlet merkezin-
çuklu sultanları, yönetimleri altındaki insanlar arasında
Niyabet-i
den ayrıldığında, ona ait dev-
din farkı gözetmezlerdi.
Saltanat
let iĢlerini yürütür.
SOSYAL VE EKONOMĠK YAġAM
BaĢkanı Naib-i Sultan‟dır.
Divan-ı Tuğra
YazıĢmalardan sorumludur.
(Divan-ı ĠĢra)
BaĢkanı Tuğra-i, MünĢi‟dir.
Türkler Anadolu‟yu yurt edindikten sonra burada
Akerlerin ihtiyacını karĢılar.
her bakımdan geliĢme oldu. Yeni köyler ve Ģehirler
BaĢkanı Ariz, Emir-i Ariz‟dir.
kuruldu. Ülke bayındır hale geldi.
Divan-ı Arz
Divan-ı Ġstifa
Divan-ı ĠĢraf
Halk Ģehirli, köylü ve göçebe olmak üzere üç
Mali iĢlerden sorumludur.
BaĢkanı Müstevfi‟dir.
gruba ayrılıyordu. ġehirliler ticaret ve zanaatla, köy-
Askeri ve adli iĢler dıĢındaki
lüler hayvancık ve tarımla, göçebe Türkmenler ise
ülke denetiminden sorumlu-
hayvancılıkla uğraĢıyorlardı.
Demircilik, bakırcılık ve marangozluk gibi zanaat
dur.
dalları çok geliĢmiĢti.
BaĢkanı MüĢrif‟dir.
Ülke topraklarının kayıt defter-
ġehirlerde ticaretle uğraĢanlar tarafından kurulan
lerini tutar. Has ve iktaların
Ahi teĢkilatları vardı. Bu teĢkilat içinde zanaatkârın
Divan-ı
düzenlenmesinden ve bunlar-
iĢ kollarına göre loncaları olurdu. Zanaatkârlar
Pervane
la ilgili menĢur ve beratların
arasında sıkı bir iĢ birliği ve dayanıĢma vardı.
hazırlanmasından sorumludur.
Devletin zayıfladığı zamanlarda Ahi teĢkilatı Ģehir-
BaĢkanı Pervaneci‟dir.
lerin güvenliğini sağlar, yönetimde etkili olurdu.
Anadolu Selçukluları döneminde iç ve dıĢ ticarete
Ülke, yönetim bakımından bölümlere ayrılmıĢtı.
önem verilirdi. Ticaret yolları güvenceye alındı. Ker-
Eyalet (il) adı verilen bu bölümleri, hükümdar aile-
vanların konaklaması için kervansaraylar yaptırıldı.
sinden olan melikler ve valiler yönetirdi. Meliklerin
Ayrıca deniz ticareti geliĢtirildi.
yanında bir de atabey bulunurdu. Atabey, meliklerin
Anadolu Selçuklu Sultanı I. Alâeddin Keykubat
deneyim kazanmaları için çaba harcayan bilgili bir
döneminde devletin ekonomisi, altın para bastıra-
görevliydi.
cak kadar güçlüydü.
Anadolu Selçuklularında topraklar; devletin
Eyaletlerde, askerlik iĢlerine subaşılar, adalet iĢ-
malı olarak kabul edilir ve “miri arazi” olarak adlan-
lerine kadılar bakardı.
dırılırdı.
23
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Miri arazi; has, ikta ve vakıf arazisi olarak üçe
BĠLĠM VE SANAT
ayrılırdı.
Has arazilerinin geliri sultana ayrılmıĢtı. Sultan bu
Anadolu Selçuklu sultanları bilim adamlarına,
toprakları istediği gibi kullanma hakkına sahipti.
yazar ve Ģairlere çok değer verirlerdi. Onlara des-
Ġkta; hizmet karĢılığı olarak verilen toprağın geli-
tek olurlardı. Bu dönemde Mısır, Suriye, Ġran, Irak
ridir. Ġkta sahiplerinin elde ettikleri gelirin bir kıs-
gibi ülkelerden pek çok bilim adamı Anadolu‟ya
mıyla geçimlerini sağlar, bir kısmıyla da asker bes-
getirilirdi. Onların çalıĢmalarından yararlanılırdı.
Medreseler o dönemin en önemli eğitim, öğretim
lerdi.
Mülk arazi; görevlerinde baĢarılı olan devlet
ve bilim kurumlarıydı. Burada dini bilgilerin yanında
adamlarına verirdi. Bu toprak, sahibinin ölümünden
matematik, tıp, felsefe ve gök bilimiyle ilgili dersler
sonra çocuklarına kalırdı.
de okutulurdu.
Vakıf arazi; geliri, çeĢitli sosyal kurumların giderleri
Türkler, Anadolu‟ya yerleĢtikten sonra hemen ba-
için ayrılan topraklardı.
yındırlık iĢlerine giriĢtiler. Saraylar, camiler, mescitler, medreseler imaretler, hastahaneler, kervansa-
YAZI, DĠL VE EDEBĠYAT
raylar, hamamlar, surlar, kaleler ve tershaneler yaptırdılar. Yaptırılan çok sayıdaki eser, dini ve sosyal
Anadolu Selçuklu Devleti döneminde halkın
alanlarda halka hizmet verdi. Bu yapıların kapıları,
Türkçe konuĢmasına karĢın bilim dili Arapçaydı.
pencereleri, kubbeleri çok güzel çiniler, taĢ ve tahta
Edebiyat ve devletin resmi dili ise Farsçaydı.
oymalar, kabartma yazılar ve nakıĢlarla süslendi.
Konya, Sivas, Kayseri, Erzurum, Ahlât, Divriği, To-
Karamanoğlu Mehmet Bey, Anadolu Selçuklu
kat, Malatya, Ģehirlerinde Selçuklulardan kalma pek-
Devleti’nin veziri olduğu sırada, devletin resmi
çok mimari eser bulunmaktadır. Konya‟da Ġnce Mi-
dilinin Türkçe olduğunu ilan etti (1277). (14 Ma-
nare Medresesi ve Karatay Medresesi, Konya ile
yıs Dil Bayramı)
Aksaray arasında bulunan Sultan Hanı, Sivasta Gök
Medrese, Kayseri‟de Ulucamii, DarüĢĢifa (hastahane), Divriği‟de Ulucamii, Erzurum‟da Çifte Minare,
Anadolu Selçukluları ve Beylikler Döneminde-
Alanya‟da (Alaiye) Kızılkule ve tershane bu dönemden kalan en önemli eserlerin baĢlıcalarıdır. Sel-
ki Edebi Eserler:
DaniĢmentname
çuklulardan heykel ve resimler de kalmıĢtır. Halıcılık
Battalname
ve maden iĢçiliğinde de ileri gidilmiĢtir.
Halk
Dede Korkut Hikayeleri
Edebiyatı
Nasreddin Hoca ve BektaĢi
Önemli Bilim Adamları:
Fıkraları
Farabi
Garipname (AĢık PaĢa)
Ġbn-i Sina
Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fihi
El Biruni
Tasavvuf
Mafih (Mevlana)
Gazali
Edebiyatı
Divan, Risaletü‟n Nushiye
Harizmi
(Yunus Emre)
Ġbn-i RüĢd
Divan, Ġskendername,
Ömer hayam
CemĢid‟ü HurĢid (Germiyanlı
EĢari
Ahmedi)
El Razi
Selçuklu ġahnamesi (Hoca
Buhari
Dehhani)
Firdevsi
Divan
Edebiyatı
Utbi
Ġbn-i Haldun
Rehavendi‟nin yazdığı “Selçuklu Tarihi” ve Ġbni
Bibi‟nin yazdığı “Türkiye Selçuklu Tarihi”, Anadolu
Selçuklu tarihini anlatan iki önemli eserdir.
24
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ANADOLU SELÇUKLULARININ DAĞILMASIYLA
ANADOLU SELÇUKLULARI DÖNEMĠNDE BAZI
KURULAN BEYLĠKLER
MĠMARĠ YAPILAR
Camiler:
Konya Sahip Ata Camii
Konya Alaaddin Camii
Kayseri Hunad Hatun Camii
Mescitler:
Konya Karatay Mescidi
Konya Sırçalı Mescid
Külliyeler:
Kayseri Hunad Hatun Külliyesi
Konya ve Karaman
Karamanoğulları
(Ġlk Selçuklu külliyesidir)
(Türkçe‟yi ilk resmi dil yapan
Karamanoğlu Mehmet
Medreseler:
beydir.)
Sivas Gök Medrese
Karesioğulları
Balıkesir ve Çanakkale
Germiyanoğulları
Kütahya
Hamitoğulları
Isparta, Eğirdir ve Yalvaç
MenteĢeoğulları
Muğla, Milas
Candaroğulları
Kastamonu, Sinop
Aksaray-Kayresi yolu üzerindeki Alay Han
Aydınoğulları
Aydın, Birgi Selçuk, Tire
(Anadoluda yapılan ilk kervansaraydır)
Saruhanoğulları
Manisa
Osmanoğulları
Söğüt-Bilecik
Dulkadiroğulları
MaraĢ
Kayseri Gevher Nesibe Hanım ġifahanesi
Ramazanoğulları
Adana
Aksaray Alaaddin ġifahanesi
Eretna Beyliği
Sivas
EĢrefoğulları
BeyĢehir
Alaiye Beyleri
Alanya
Sahip Ataoğulları
Afyon
Canik Beyliği
Niksar
Pehlivanoğulları
Sinop
Kayseri Koca Hasan Medresesi
(Anadolu Selçuklularının ilk medresesidir)
Kervansaraylar:
DarüĢĢifalar (Hastaneler):
Not:
Divriği Ulu Camii UNESCO tarafından dünya
miras listesine kabul edilen ilk mimari yapıdır.
Karamanoğulları Türkçe‟yi resmi dil olarak
ilan etmiĢlerdir.
Anadolu Beylikleri, Anadolu‟nun TürkleĢmesini sağlamıĢlardır.
Osmanlı Devletine katılan ilk Beylik Karesioğulları‟dır. Karesioğulları‟nın donanması Osmanlı Donanmasının temelini oluĢturmuĢtur.
25
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
GeçmiĢ yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2002)
I. Bitki ve hayvan figürleri
II. Geometrik Ģekiller
III. Ġnsan figürleri
Anadolu Selçukluları Dönemi’nin süsleme sanatında yukarıdakilerden hangileri kullanılmıĢtır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2001)
Ġnce Minareli Medrese
Karatay Medresesi
Sırçalı Medresesi
eserleri Türk sanatının hangi dönemine aittir?
A) Osmanlılar
B) Büyük Selçuklular
C) Anadolu Selçukluları
D) Anadolu Beylikleri
E) Memlükler
Yanıt: C
(KPSS - 2007)
Ġslam hukukuna göre, herhangi bir kiĢinin mülklerinin veya gelirlerinin bir kısmının kamu yararı için
süresiz olarak kullanılması sistemi aĢağıdakilerden hangisidir?
A) Ġltizam
B) Dirlik
C) Vakıf
D) DevĢirme
E) Saliyane
Yanıt: C
(KPSS - 2007)
I. Samanoğulları
II. Karamanoğulları
III. Büyük Selçuklular
Yukarıdaki devletlerden hangilerinin resmî dili Türkçeydi?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2008)
Müslüman Türk devletlerinde devlet memurluğu çoğunlukla babadan oğula geçer, iktidar değiĢmelerinde
de iktidar çoğu kez aynı ailede kalırdı.
AĢağıdakilerden hangisi bu durumun sonuçlarından biridir?
A)
B)
C)
D)
E)
Devletin iyi yönetilmesi
ĠĢsizliğin önünün kapanması
BaĢarılı bir dıĢ siyaset izlenmesi
Yeni mesleklerin önünün kapanması
Bürokraside egemen bir sınıfın ortaya çıkması
Yanıt: E
(KPSS - 2009)
Türklerin Ġslamiyet’e geçmeleriyle aĢağıdakilerden hangisi kültürel hayatlarında bir sanat kolu oluĢturacak derecede önem kazanmıĢtır?
A) Hat
B) Maden iĢçiliği
C) Heykel
D) Oyma
E) Dokuma
Yanıt: A
26
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
(KPSS - 2008)
Anadolu Selçuklu Devleti‟nde büyük kervansarayların hemen hepsi XIII. yüzyıla aittir.
Bu durumun,
I. sanat,
II. ticaret,
III. askerlik
alanlarının hangilerinde görülen gereksinimin bir sonucu olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2009)
Selçuklularda,
I. hükümdarın Tanrı adına insanları yönetmekle görevli olması,
II. ülkenin, hanedan üyelerinin ortak malı sayılması,
III. din iĢlerinin halifeye, dünya iĢlerinin sultana ait olması
durumlarından hangilerinin taht kavgalarına neden olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2010)
AĢağıdakilerden hangisi, Türklerin Ġslam toplumuna katılmasından sonra uyguladıkları arasında
değildir?
A) Ahilik teĢkilatı
B) Kümbet mimarisi
C) Arap alfabesi
D) Vakıf sistemi
E) Veraset sistemi
Yanıt: E
(KPSS - 2010)
Türk-Ġslam mimarisinin temelleri aĢağıdaki devletlerden hangisinin zamanında atılmıĢtır?
A) Memlükler
B) Karahanlılar
C) Eyyûbîler
D) Gazneliler
E) Selçuklular
Yanıt: B
(KPSS - 2011)
AĢağıdakilerden hangisi, Türk-Ġslam devletlerinde pazarlarda fiyatları, tartı ve ölçü aletlerini, üretilen
ve satılan malların kalitesini denetleyen görevlidir?
A) Ulak
B) Silahtar
C) ĠğdiĢbaĢı
D) Muhtesip
E) Camedar
Yanıt: D
27
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
3. Bölüm. OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
OSMANLI KÜLTÜR VE MEDENİYETİ
Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferiyle halifelik Osmanlılara geçmiş, böylelikle devlet yönetimi teok-
OSMANLI DEVLET ANLAYIŞI
ratik mutlak bir özelliğe kavuşmuştur.
Hükümdarlık Sembolleri
Osmanlı Devletinde, padişahın mutlak otoritesine
Hutbe okutmak
dayanan merkezi bir yönetim vardır.
Sikke (Para bastırmak)
Yönetimde, eski Türk gelenekleri ve İslami kural-
Davul (tabl)
ların etkisi vardır.
Sancak
Osmanlı Devletinin başında, Osmanlı soyundan
Tuğ taşıma
gelen bir padişah bulunurdu. Padişah, kuruluş dö-
Kılıç kuşanmak
neminde Bey, Gazi, Han, Hakan, Hüdavendigar,
beylikten devlete geçişte Sultan, Hükümdar ve
Şehzadeler tahta Cülus Töreniyle çıkarlar ve onlar için
Hünkar gibi ünvanlar kullanmışlardır.
Kılıç Alayı düzenlenirdi.
I. Murat döneminde Devlet, hanedan ailesinin
ortak malıdır ilkesi terk edilerek Devlet hükümdar ve ailesinin ortak malıdır anlayışı benimsen-
DEVLET (MERKEZ) YÖNETİMİ
miştir.
Fatih döneminde ilk kez bir Veraset Kanunu çıka-
SARAY
rılmıştır. Bu kanun, ülkenin bütünlüğü ve devletin
Ilk Osmanlı sarayı, 1326 da Orhan Bey zamanında
sürekliliğini sağlamak için büyük kardeşin başa
Bursa’da inşa edilen Bey Saray’dır.
geçmesini ve diğerlerini katletmesini yasallaştır-
Fatih tarafından İstanbul’da yaptırılan Topkapı
mıştır. Ayrıca, şehzadelerin sancağı çıkmalarını da
Sarayı, 19. Yüzyıla kadar İmparatorluğun merkezi
zorunlu hale getirmiştir. Kardeş katli uygulaması,
olmuştur.
Fatih zamanında çıkarılan Kanunname-i Ali Os-
19. Yüzyılın ikinci yarısından sonra yaptırılan Dol-
man’da yer alarak yasal nitelik kazanmıştır.
mabahçe Sarayı ve Yıldız Sarayı, zamanla Topka-
Padişahların erkek çocukları olan şehzadelerin
pı Sarayının yerini almıştır.
Sancak Beyi olarak atanmaları ve yanlarına lala
denilen deneyimli devlet adamlarının verilmesi-
DİVAN-I HÜMAYUN
nin amacı, şehzadelerin devlet yönetimini öğrenebilmesiydi.
Divan, devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı, sa-
I. Ahmet döneminde hükümdarlığın babadan
vaş ve barışa karar verildiği, büyük davaların ele alındığı
oğula geçmesi yöntemine son verilmiş, Osmanlı
bir kuruldu. Bugünkü Bakanlar Kuruluna benzeyen divan,
soyu içinde, en yaşlı ve en aklı başında üyenin
padişaha danışmanlık yaparlardı.
padişah olması esası getirilmiştir. Bu yönteme
Divanda son söz yine padişaha aitti. Divana, kuruluş
Ekber-i Erşet Sistemi denir.
döneminde padişahlar, daha sonra Fatih döneminden iti-
Eyaletlerdeki şehzadelerin, tahta çıkan padişahla
baren sadrazamlar başkanlık etmişlerdir.
mücadelelerini önlemek ve şehzadeleri sürekli
Topkapı Sarayı’nda Kubbealtı‘nda toplanırdı.
gözetim altında tutabilmek amacıyla I. Ahmet dö-
Orhan Bey zamanında kurulan Divan-ı Hümayun, II.
neminde kafes yöntemi getirilmiştir. Böylece şeh-
Mahmut döneminde kaldırılmış, Avrupa‘nın kabine usu-
zadeler; halkın sorunlarından uzak kalacaklar,
lü uygulanmaya başlanmıştır.
devlet yönetimi deneyimi edinemeyecekler, sürekli ölüm korkusuyla yaşayacaklardır.
28
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ÜLKE YÖNETİMİ
Vezir-i Azam (Sadrazam)
Divan Üyeleri
Padişahın mutlak vekili olan Sadrazam, padişahtan sonra (maliye ve yargı dışında) tüm devlet
işlerinden sorumluydu. Padişahın mührünü
(Mühr-i Hümayun) taşırdı. Sadrazam konaklarına
Paşa kapısı veya Babıali denirdi. Sadrazam padişahın katılmadığı seferlere Serdar-ı Ekrem unvanı
ile komutanlık yapardı.
II. Mahmut, sadrazamlığı kaldırarak yerine
başvekalet makamını oluşturdu.
Sancak beyliği ve beyler beyliğinde bulunan tecrübeli devlet adamlarından seçilirdi. Vezirlerin
sayısı Kuruluş Devri’nde en fazla üç iken, Yükselme Devri’nde yediye çıkarılmıştır. Sadrazama
yardımcı olurlardı. En kıdemlisi sadrazam olurdu.
Yönetim, dört bölümde ele alınır:
Yönetim
Adalet
Güvenlik
Beylerbeyi
Kadı
Subaşı
Sancaklar
Sancak Beyi
Kadı
Subaşı
Kazalar
Kadı
Kadı
Subaşı
Köyler
Kethüdası
Nabi
Yiğitbaşı
Eyaletler
(Vilayetler)
Vezirler
Defterdar
Kazasker
Nişancı
Müftü (şeyhülislam)
Kaptan-ı
Derya
Reisülküttap
Yöneticisi
Birimi
Eyaletler üç bölüme ayrılır:
Eyaletler
Maliye işlerine bakar, bütçeyi hazırlardı. Fatih
zamanında sayıları Anadolu ve Rumeli defterdarı
olarak ikiye çıkarılmıştır.
Bağlı Hükümet ve
Beylikler
(İmtiyazlı Eyaletler)
Merkeze Bağlı
Eyaletler
Adalet ve eğitim işlerine bakardı. Büyük davalara
bakan kazaskerler, kadı ve müderrislerin
atamalarını yaparlardı. Yükselme döneminde,
Anadolu ve Rumeli kazaskeri olmak üzere
sayıları ikiye çıkarılmıştır.
Padişah fermanlarını yazar, ferman ve beratların
üstüne padişah tuğrasını çekerdi. Ayrıca tapu ve
kadastro işlerini yürütürdü. Fethedilen arazileri
yazar, dirlikleri dağıtır ve bunları tapu
defterlerine işlerdi. Sadrazamdan başka tuğra
taşıma yetkisinde olan ikinci divan üyesi idi.
16. yüzyıldan itibaren Divan üyesi oldu. Devletçe
yapılan işlerin, savaş, barış ve idam kararlarının
dine (şeriata) uygun olup olmadığına karar
verileceği zaman toplantılara katılırdı.
Şeyhülislamlar padişah tarafından atanır ve
ölünceye kadar makamlarında kalabilirlerdi.
Padişah ve sadrazamlar şeyhülislamdan fetva
almadan kimseyi idam ettiremezlerdi.
Merkeze Bağlı
Yıllıksız
(Salyanesiz)
Salyaneli
Eyaletler
1. Merkeze Bağlı Eyaletler:
a. Merkeze bağlı yıllıksız eyaletler (Salyanesiz): Bu
eyaletler dirlik sistemine göre has, zeamet, tımar olarak
bölümlere ayrılmıştır.
b. Merkeze bağlı yıllıklı eyaletler (Salyaneli): Bu eyaletlerin valilerine ve askerlerine salyane adı verilen maaş
verilirdi. Ayrıca bunların yıllık vergileri, iltizam usulüyle,
mültezimler (tahsildarlar) tarafından toplanırdı.
Mültezim, devlete belli bir peşin para ödeyip, sonra
devlet adına bir bölgenin vergisini toplayan kimsedir. Bu
Yükselme döneminde Divan üyesi oldu.
Donanmadan sorumlu deniz kuvvetleri
komutanıdır. İstanbul’da bulunduğu zamanlar
divan toplantılarına katılırdı.
tür eyaletlerden alınacak verginin daha önce devlet
hazinesine yatırılmasına da iltizam denir. Salyaneli eyaletler dirliklere bölünmezdi.
Başlıca salyaneli eyaletler; Cezayir, Tunus, Trablusgarp,
Mısır, Yemen, Habeş, Bağdat ve Basra’dır.
Önceleri Nişancıya bağlı iken 16. yüzyıldan sonra
dışişleri ile ilgili yazışmalardan sorumlu olan
Divan üyesi olmuştur.
2. Bağlı hükumet ve beylikler (İmtiyazlı eyaletler):
Merkezden uzak olan bu eyaletlerin yöneticileri kendi
halkından seçilir ve padişahın onayı ile atanırdı.
İstanbul’un Yönetimi
Başkentin idaresinden birinci derecede Sadrazam so-
Bu eyaletler iç işlerinde serbest, dış işlerinde Osman-
rumlu idi. Güvenliğine Yeniçeri Ağası ve Subaşılar, bele-
lılara bağlıydılar. Başlıcaları Eflak, Boğdan, Erdel, Lehis-
diye hizmetlerine Şehremini, adalet işlerine İstanbul
tan, Kırım ve Hicaz’dır. Bunlardan vergi alınır, gerektiğin-
Kadısı bakardı.
de de bu eyaletler asker gönderirdi.
29
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TOPRAK YÖNETİMİ
MİRİ TOPRAKLAR (Devlete Ait Topraklar)
Osmanlı toprak düzeni, Selçukluların toprak düzeninin
Mülkiyeti devlete ait olan, kullanım hakkı köylüye veri-
devamı niteliğindedir. Toprak devletindir ve bazı koşul-
len arazilerdir. Köylü bu toprakları satamaz, devredemez
larda kullanım hakkı vatandaşa verilmiştir.
ve vakfedemezdi.
Kullanış amacına göre bölümlere ayrılırlar:
Halk, devlete ürün üzerinden vergi vermek ve toprağı
ekip biçmekle yükümlüdür.
Malikane
Üstün hizmetleri nedeniyle bazı
devlet görevlilerine verilen
topraklardır.
Mukataa
(Havas-ı
Hümayun)
Geliri doğrudan doğruya veya
mültezimler aracılığı ile devlet
hazinesine giren topraklardır.
Yurtluk
Geliri, sınır boylarında koruyuculuk
yapan kale muhafızlarına ayrılan topraklardır. Bu uygulama ile sınır boylarının güvenliği sağlanmış, Balkanların
Türkleşmesi hızlanmış, savaşlarda,
bölgeyi iyi tanıyan akıncılardan
yardımcı kuvvet olarak
yararlanılmıştır.
Ocaklık
Geliri kale muhafızları ve tersane
giderlerine ayrılan topraklardır.
Öşri
Haraci
MİRİ ARAZİ
Vakıf
Paşmaklık
Malikane
Mukataa
Yurtluk ve Ocaklık
Dirlik
Has
Zeamet
Gelirleri devlet
hizmetleri veya
atlı asker
(Tımarlı sipahi Cebelü)
yetiştirmek
şartıyla,
komutanlara ve
yüksek devlet
memurlarına
dağıtılan
topraklardır.
Gelirlerine göre
“has, zeamet ve
tımar“ olmak
üzere üç
bölüme ayrılır.
MÜLK ARAZİ
Mülkiyeti vatandaşlara ait olan arazilerdir.
Mülkiyeti müslümanlara ait olan
arazilerdir. Üretilen ürünlerin 1/10’u
devlete vergi (öşür-aşar) olarak
ödenirdi.
Mülkiyeti müslüman olmayan
Haraci Arazi
Yıllık geliri 100 bin akçeden fazla
olan topraklardır. Padişah ve
ailesine, şehzadelere, divan
üyelerine beylerbeyi ve sancak
beylerine verilirdi. Gelirinin her
beş bin akçesi için (kılıç hakkı)
“Cebelü“ denilen bir atlı asker
beslemek zorundaydılar.“
Yıllık geliri 20 bin akçe ile 100 bin
akçe arasında olan topraklardır.
Orta dereceli devlet memurlarına
verilirdi.
Yıllık geliri 0-20 bin akçe arasında
olan topraklardır. Savaşlarda
yararlılık gösteren sipahilere
verilirdi.
Eşkinci Tımarı, Hizmet Tımarı ve
Mustahfız Tımarı olarak üçe
ayrılır.
Dirlik
Tımar
Öşri Arazi
Has
Vergi gelirleri padişahların kızları ve
ailelerine bırakılan topraklardır.
MÜLK ARAZİ
Zeamet
Paşmaklık
Arazi
TOPRAKLAR
Tımar
Vakıf Arazi
Bu topraklardan alınan vergiler cami,
medrese, imarethane, hastane,
kervansaray ve köprü gibi dini, eğitimöğretim ve sosyal kuruluşlara ayrılırdı.
Satılamaz, devredilemezlerdi. Vakıf
topraklarından vergi alınmazdı.
vatandaşlara ait olan arazilerdir.
Ürünün 1/10’u devlete vergi (haraç)
olarak ödenirdi.
30
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
OSMANLI DEVLETI’NDE TOPLUM
dülmecit zamanında (kaime) basılmıştır.
Osmanlıların en büyük gelir kaynağı toprak vergisiydi.
Osmanlı
Toplumu
Baharat ve İpek yolları Coğrafi keşifler sonucunda
önemini yitirdi. Osmanlılar bundan büyük ekono-
Yönetenler
(Askeri Sınıf)
Yönetilenler
(Reaya)
İlmiye
Sınıfı
Kalemiye
Sınıfı
mik zarar gördü.
Devletin en büyük gideri, ordu için yapılan harcamalardı.
Seyfiye
Sınıfı
Osmanlıların Başlıca Gelir kaynakları:
1. Halktan alınan vergiler
YÖNETENLER (ASKERİ SINIF)
2. Gümrük, maden, orman ve tuzla gelirleri
Osmanlı Devleti’nde yönetenler, vergi ödemeyen ke-
3. Savaşlardan elde edilen ganimetlerin beşte biri
simdir. Yönetenler, gördükleri vazife ve eğitime göre 3
4. Bağlı beyliklerden ve yabancı devletlerden alınan
gruba ayrılmışlardır:
vergi ve hediyeler
1. Seyfiye Sınıfı:
Yönetim görevini üstlenen sınıf olup genellikle kılıç ehli
Osmanlılarda Alınan Başlıca Vergiler
diye anılırlar. Sadrazam, vezirler, beylerbeyleri, sancak-
Öşür (aşar)
beyleri bu gruptan seçilmiştir.
Şer-i Vergiler
2. İlmiye Sınıfı:
Medrese tahsili görmüşlerdir ve genellikle ilim ehli diye
anılırlar. Şeyhülislam, kazasker, müderrisler ve kadılar bu
sınıftan seçilmişlerdir.
3. Kalemiye Sınıfı:
Haraç
Müslümanlardan alınan
toprak vergisidir.
Gayr-ı müslimlerden alınan
toprak vergisidir.
Hıristiyanlardan askerlik
Cizye
yapmadıkları için alınan can ve
mal güvenliği (kafa) vergisidir.
Kalem ehli diye anılan bu sınıf, yazışma işleri, maliye ve
Ağnam Vergisi
dış işlerinden sorumludur. Defterdar, nişancı, Reisül
Küttap ve divan katipleri, bu sınıfta yer alırlar.
Çiftbozan
Vergisi
YÖNETİLENLER (REAYA)
Askeri sınıfın dışında kalan, yönetim görevi olmayan bu
sınıf, geçimini tarım, ticaret ve sanayi alanlarında üretim
Avarız (Tekalif-i
yaparak sağlardı.
Örfiye) Vergisi
Vergi vermekle yükümlü olan reaya, dil, din, mezhep
farklılıkları olan Osmanlı halkından oluşurdu.
Örfi Vergiler
Niyabet
MALİYE
Osmanlı Maliyesi, Orhan Bey zamanında düzenlenmeye başlamış, I. Murat zamanında Çandarlı Kara
Rüsumu
Bennak
Mücerred
Koyun ve keçiden alınan
vergidir.
Üst üste iki yıl toprağını
işlemeyenlerden alınan
vergidir.
Büyük felaketlerde ve savaş
gibi olağanüstü durumlarda
alınan vergidir.
Yöneticilerin, yönetim
sırasında reayadan aldıkları
vergidir.
Evlilerden alınan vergi.
Bekar erkeklerden alınan
vergi.
Halil Paşa tarafından kurulmuştur.
İspenç
Gayrimüslimlerin arazi vergisi.
Maliye işlerinin başında Rumeli birinci defterdarı
Derbent
Köprü ve geçit vergisi.
bulunurdu. Başdefterdar da denen bu defterdar,
Cerime (Bad-ı
devletin tüm gelir ve giderlerinin kayıtlarının tutul-
Hava)
ması ve vergilerin toplanmasını sağlardı.
Amediye
İthalat vergisi.
İlk Osmanlı parası Orhan Bey zamanında bastırıl-
Reftiye
İhracat vergisi.
mıştır. İlk basılan para bakırdır. Orhan Bey zama-
Müruriye
Transit ticaret vergisi.
Suçlulardan alınan vergi.
nında basılan ilk gümüş paraya “Akçe” denilmiştir.
İlk altın para Fatih zamanında, ilk kağıt para Ab-
31
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Osmanlıların Başlıca Giderleri:
Mekkari Tarifesi: Ticaret yolları üzerinde taşımacılık işini yapıyordu.
1.
Devlet memurlarına ödenen maaşlar.
2.
Kapıkulu askerlerine ödenen ulufeler (üç ayda bir
Sanayi Devrimi sonrası ticareti hareketlendirmek amacıyla bazı girişimlerde bulunularak;
verilen maaş) ve ulemaya (bilim adamlarına) öde-
Asakir-i Mansure-i Muhammediye Ordusunun fes
nen maaşlar.
ihtiyacını karşılamak için Feshane kurulmuş,
3.
Savaş masrafları ve donanma giderleri.
Hereke dokuma fabrikası açılmış,
4.
Askerlere padişah değişiminde dağıtılan cülus
Islah-ı Sanayi Komisyonu kurulmuştur.
bahşişleri (tahta çıkma ikramiyesi).
5.
Bayındırlık ve imar faaliyetlerine harcanan paralar.
ORDU
Osmanlı Devleti’nde ordu dört temel bölümden oluş-
EKONOMİK HAYAT
maktaydı.
Kara kuvvetleri; Kapıkulu Askerleri, Eyalet Askerleri ve
Osmanlı ekonomisi büyük ölçüde tarım ve hayvancılığa
Yardımcı Kuvvetler
dayanmaktaydı.
Deniz kuvvetleri; Donanma
Ekonomiyi canlı tutabilmek için Venedik, Ceneviz ve
Fransız tüccarlarına imtiyazlar tanınmış, kervansaraylar
Ordu
ve karakollarla ticaret yollarının güvenliği sağlanmıştır.
Selçuklulardan sonra Osmanlılarda da esnaf ve zanaatkarlar arasında dayanışmayı sağlamak için Loncalar kurulmuştur.
Kapıkulu
Askerleri
Loncaların kuruluş amaçları:
Çırak-kalfa-usta anlayışı içinde zanaatkar yetiştir-
Eyalet
Askerleri
(Tımarlı
Sipahiler)
Yardımcı
Kuvvetler
Donanma
mek
Esnaf arasında birliği sağlamak
1. Kapıkulu Askerleri:
Kaliteli mal üretmek
Merkezde ve sınır boylarındaki kalelerde oturan kapı-
Devlet ve esnaf arasında işbirliği sağlamak, kar
kulu askerleri üç ayda bir ulufe denilen bir maaş ve her
oranlarını tespit etmek
padişah değişiminde ise (Fatih’ten sonra) cülus bahşişi
Üyelerine kredi sağlamak
alırlardı.
Muhtaçlara yardım yapmak
Kapıkulu askerleri başlangıçta savaş esiri olan Hıristiyan
çocuklar arasından seçilerek yetiştirilirlerdi. Ancak Anka-
Babadan oğula geçen sanat anlayışını getiren Lonca
ra Savaşı’ndan sonra Çelebi Mehmet zamanında Devşir-
sistemi, Sanayi İnkılabı’ndan sonra fabrikaların kurulma-
me Kanunu ile Hıristiyan halk arasından seçilmeye baş-
sıyla önemini kaybetmiştir.
lanmıştır. Bu gençler yeteneklerine göre çeşitli askeri
Osmanli Devleti, ticareti korumak ve geliştirmek için
ocaklara ya da Enderun’a (saray okulu) gönderilerek sad-
çeşitli önlemler almış ve teşkilatlar kurmuştur.
razamlık makamına kadar yükselme şansına sahip olmuş-
Bu teşkilatların başlıcaları;
lardır.
Kapıkulu askerleri, Piyadeler ve Süvariler olmak üzere
Menzil Teşkilatı: Osmanlı topraklarından geçen
iki kısımdan oluşurdu.
yolların her biriminde taşımacılığın hızlı olarak ya-
Piyadeler; Yeniçeri Ocağı, Acemi Oğlanlar Ocağı, Cebeci
pılmasını sağlıyordu.
Ocağı, Topçu Ocağı, Top Arabacıları Ocağı, Humbaracılar,
Derbentçiler: Ana yollar üzerindeki geçitlerin de-
Lağımcılar, Saka Ocağı ve Kapıkulu Süvarilerinden oluş-
netimini yapıyor ve yolların güvenliğini sağlıyor-
maktaydı.
du.
Süvariler ise; Sipahi, Silahtar, Sağ ulufeciler, Sol ulufeciler, Sağ garipler, Sol garipler oluştururdu.
32
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
2. Eyalet Askerleri (Tımarlı Sipahileri):
namesini oluşturmuştur. Bu konuda Kanuni zamanında
Merkeze bağlı eyaletlerde dirlik sahiplerinin beslediği
da büyük çalışmalar olmuştur.
atlı askerlerdir. Bu askerlere cebelu adı verilirdi. Osmanlı
Normal davalara kadılar, yüksek devlet görevlileri ara-
ordusunun çoğunluğunu oluştururlardı. Hepsi atlı olup
sındaki davalara ise kazaskerler bakardı. Mahkemelerde
devletten maaş almazlardı. Masrafları dirlik sahipleri
kadılar adına çeşitli görevleri yürüten “Naib”ler vardı.
tarafından karşılanırdı (Köylülerden alınan vergilerle).
Gayr-ı müslimlerin davaları kendi kilise ve havralarında
Osmanlı dirlik sistemiyle, devlet hazinesinden para çık-
çözümlenirdi.
madan büyük miktarda ordunun (tımarlı sipahinin) yetiştirilmesini sağlamıştır. Bu durum devletin ekonomik yü-
BANKACILIK
künü azaltmıştır.
Eyalet askerlerinin tamamı Türklerden oluşurdu.
Ilk kredi kurumu, II. Selim zamanında Yahudi
Eyalet askerleri Akıncılar, Azaplar, Yayalar, Müsellem-
Yasef Nasi tarafından “Mendes Müessesesi”
ler, Yörükler, Deliler, Gönüllüler, Beşliler, Sakalardan
adıyla kurulmuştur.
oluşuyordu.
Asıl bankacılık faaliyetleri Tanzimat Döneminde
başlamış, ilk Osmanlı bankası Bank-ı Dersaadet
3. Yardımcı Kuvvetler:
(İstanbul Bankası) 1847’de kurulmuştur.
Savaş sırasında Osmanlı Devleti’ne bağlı devlet ve bey-
Tanzimat Döneminde Mithat Paşa’nın girişimiyle,
liklerden alınan kuvvetlerdir. Kırım, Eflak, Arnavutluk ve
çiftçinin kredi ihtiyacını karşılamak için “Memle-
Boğdan kuvvetleri gibi.
ket Sandıkları” (Ziraat Bankası) kurulmuştur.
(1863)
4. Donanma:
Osmanlı Devleti’nde ilk donanma faaliyetleri Orhan Bey
EĞİTİM
zamanında Karesioğulları Beyliği’nin alınması ile başladı.
İlk tersane, I. Bayezid tarafından Gelibolu’da kurulmuş-
Osmanlı Devletinin eğitim sistemi, bugünkü eği-
tur.
tim sistemi anlayışıyla ele alındığında;
 Halk Eğitim Kurumları: Cami, mescal, darü’l
Karadeniz; Fatih döneminde, Akdeniz; Kanuni döneminde bir Türk gölü haline getirildi.
mesnevi, tekkeler, zaviyeler, Türk Ocakları…
Donanma başkomutanına Kaptan-ı Derya denirdi. Di-
 Örgün Eğitim Kurumları: Eğitimin ilk basamağı
ğer komutanlara Reis, deniz askerlerine Levent adı
Sıbyan Mektepleridir. Ücretsiz ve karma
verilirdi.
eğitim yapılır ve öğrencilere okumayazma,
dört işlem gibi temel bilgiler öğretilirdi.
HUKUK
Tanzimattan sonra temel eğitim kademesi
olarak, Sıbyan Mektepleri gibi temel bilgileri
Osmanlılar kuruluşundan beri adalete büyük önem ver-
öğreten İbtidai (İlkokul) ve Rüştiye (Orta-
mişlerdir. Devlet içerisinde dini, mezhebi ve ırkı ne olursa
okul) adında okullar açılmıştır.
olsun herkes kanun önünde eşit sayılırdı.
Osmanlı Devletinde eğitim kurumları Şeyhülisla-
Osmanlılarda iki tür hukuk uygulanırdı.
ma bağlı idi. Tanzimat dönemiyle birlikte okulların şeyhülislama bağlılığı da sona ermiştir.
1. Şeri Hukuk: Kaynağını İslam’dan alan şeriat kuralla-
II. Mahmut döneminde ilköğretim zorunlu hale
rıydı. Ancak Osmanlılar bu hukuktaki bazı kuralları yumu-
getirilmiştir. (İstanbul’da)
şatarak uygulamışlardır.
Orta ve yüksek öğretimin temelini medreseler
oluşturuyordu. Medreselerde dini ve pozitif bi-
2. Örfi hukuk: Kaynağını Türk gelenek ve görenekle-
limler alanında eğitim verilirdi. Ders veren kişi-
rinden alan hukuktur. Özellikle Fatih Sultan Mehmet geç-
lere müderris, yardımcılarına ise muid denilirdi.
mişte yayınlanan tüm kanunları bir araya getirerek Ka-
İlk medrese Orhan Bey zamanında kurulan İznik
nunname-i Al-i Osman adında ilk örfi Osmanlı kanun-
Medresesi’dir.
33
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
MİMARİ
Osmanli Devletinde Eğitim
Mesleki
Eğitim
Lonca Teşkilatı: Sanat okulu
Osmanli Devletinde sanat alanındaki en önemli dal mi-
düzeyindedir. Üyelerine dini eğitim de
vermiştir.
maridir. Osmanlı mimarisi, Selçuklu mimarisinin etkisinde
Enderun: Devlet adamı yetiştirmek
gelişmiştir.
amacıyla II. Mehmet Döneminde
Osmanli Devletinde Mimari
Topkapı Sarayında açılmıştır.
Harem: Padişahların eşleri, çocukları ve
Edirne’de Ulu Cami, Üç Şerefeli Cami
Saray
cariyelerinin yaşam alanı olmakla
(Klasik Osmanlı mimarisine geçişin ilk
Eğitimi
birlikte, müzik, resim, edebiyat gibi
Kuruluş
öğrneğidir.)
dersler öğretilirdi.
Dönemi
Bursa’da Ulu Cami, Yeşil Cami,
Şehzadegan Mektebi: Padişahların erkek
(Erken
Hüdavendigar Camı.
çocuklarına ilköğretim eğitimi vermek
Dönem)
İznik’te Yeşil Cami ve Hacı Özbek Cami
Askeri
Eğitim
için saray içinde açılmış mekteplerdir.
İstanbul’da Kürkçü Hanı, Anadolu Hisarı
Kapıkulu ordusunun içerisinde yer alan
Tokat-Sivas yolu üzerinde Yeni Han
birçok ocak, uzmanlaştığı alanda kendi
Fatih döneminde Rumeli Hisarı,
eğitimini vermiştir.
Topkapı Surları ve Topkapı Sarayı
Osmanlı Devletinin en temel eğitim
II. Bayezid döneminde yapılan
kurumlarıdır.
İstanbul’da Bayezid Camii ve
Eğitimin ilk aşaması olan Sıbyan
Yükselme
Mektebinden sonra, medresenin her
Dönemi
bölümünde belli bir sure öğrenim
(Klasik
görülürdü.
Medrese
Medreseler, öğretim verdikleri alana
Eğitimi
gore uzmanlaşmıştır:
Dönem)
Edirne’deki Bayezid Külliyesi
Mimar Sinan tarafından yapılan ilk
eser Haseki Külliyesi’dir.
 Çıraklık Dönemi Eseri: İstanbul’da
Şehzade Camisi
 Kalfalık Dönemi Eseri: İstanbul’da
Süleymaniye Cami ve Külliyesi
Darüttıp: Tıp eğitimi
 Ustalık Dönemi Eseri: Edirne’de
Darülhadis: Hadis eğitimi
Selimiye Camisi
Darülkurra: Kuran-I Kerim ezberleme,
Osmanlı eserlerinde batının rokoko ve
hafız yetiştirme eğitimi
Darülhendese: Matematik ve astronomi
18. yy
barok mimarilerinin etkisi görülmeye
eğitimi
(Genç
başlanmıştır. Laleli ve Nuru Osmaniye
Dönem)
Camileri batı mimarisinin etkisiyle
yapılan camilerdir.
Tanzimat Döneminde Eğitim Alanında Yapılan Başlıca
Bu yüzyılda, geleneksel Osmanlı
Yenilikler:
1869 Yılında, Maarif-i Umumiye Nizamnamesi ile
mimarisinden tamamen uzaklaşılmıştır.
Darülfünun (ilk yüksek okul) açılmıştır.
Avrupa sarayları örnek alınarak Yıldız,
1848’de Darülmuallimin (Erkek öğretmen oku-
Beylerbeyi, Dolmabahçe ve Çırağan
19. yy
lu), 1870’de ilk kız rüştiyesi olan Darülmuallimat
Sarayları yapılmıştır.
açılmıştır.
II. Abdülhamit döneminde yapılan
1857’de Maarif-I Umumiye Nezareti (Eğitim Ba-
Numune Hastanesi ve Haydarpaşa
kanlığı) kurulmuştur.
Garında Alman mimarisinin etkisi
1859’da Mekteb-i Mülkiye, 1868’de Galatasaray
görülmektedir.
Sultanisi açılmıştır.
1873’te Darüşşafaka açılmıştır.
34
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
GÜZEL SANATLAR
DİL VE EDEBİYAT
Osmanli Devletinde, İslam Dini’nde resim ve heykelin
Osmanlı Devletinde resmi dil Türkçe olmasına karşın,
tanrıya şirk (benzer) koşma anlayışıyla reddedilmesi, hat
bilim dili olarak Arapça, edebi dil olarak Farsça kullanıl-
sanatı, oymacılık, nakkaşlık, çinicilik ve kakmacılık sanat-
mıştır. Zamanla bu üç dilden alınan unsurlarla Osmanlıca
larının gelişmesine neden olmuştur.
denilen bir yazı dili gelişmiştir.
Resim sanatına tepki gösterilmesine rağmen, Fatih Sul-
1851’de Cevdet Paşa’nın çabasıyla Encümen-i Daniş
tan Mehmet, Bellini’ye portresini yaptırmıştır.
kurulmuş ve Türkçe’nin sadeleştirilmesi ve geliştirilmesi
amacıyla çalışmalar yürütülmüştür.
Osmanli Devletinde Güzel Sanatlar
Osmanli Devletinde Edebiyat
Güzel yazı yazma sanatıdır. Bu sanatla
uğraşanlara hattat denirdi.
Başlıca Osmanlı hattatları:
16. yy’da Amasyalı Şeyh Hamdullah ve
Hat Sanatı
Ahmet Karahisari
17. yy’da Hafız Osman
Divan Edebiyatı
18.yy’da Mustafa Rakım Efendi
20. yy’da Kazasker Mustafa İzzet
Efendi
Osmanlı sanatında insan figürü genellikle
minyatür tekniğiyle verilmiştir.
El yazması eserleri süslemek, metnin
aydınlatmasını sağlamak için perspektif
Minyatür
olmadan yapılan resimlere minyatür
denir.
Kanuni döneminde yaşamış olan
Matrakçı Nasuh, Nigari, Nakkaş Osman
Halk Edebiyatı
ve18.yy’da yaşayan Levni başlıca
minyatür sanatçılarıdır.
Taş, ahşap ve metal üzerine belli bir
Kakmacılık
deseni şekillendirerek açılan oyuklara
altın, gümüş, sedef gibi maddelerin
gömülerek yapıldığı süsleme sanatıdır.
Özel olarak hazırlanmış toprağın
sırlanarak, çeşitli nakışlarla süslenip
Tasavvuf (Tekke) Edebiyatı
pişirilmesiyle ortaya çıkan süsleme
Çinicilik
sanatıdır.
En güzel örneklerinin verildiği mimari
yapılar; Bursa Yeşil Cami, Yeşil Türbe ve
Topkapı Sarayıdır.
Kağıt süsleme sanatı olan ebru, özel
Ebru
karışımlı suyun içine boya serpiştirilerek
yapılan bir süsleme sanatıdır.
Saray ve medrese çevresinde Fars ve Arap
edebiyatının etkisiyle gelişmiştir.
13.yy’da divan şiirinin ilk önemli örnekleri
verilmiştir. (Mevlana, Ahmet Fakih, Sultan
Veled, Hoca Dehhani)
14.yy’da Ahmedi, Şeyhoğlu Mustafa, Kadı
Burhanettin ve Nesimi dönemin ünlü şairleri
arasında yer almıştır.
15. yy’da Bursalı Ahmet Paşa, Şeyhi, süleyman
Çelebi, Ahmet dai gibi ünlü şairler yer almıştır.
16.yy’da Nev’i, Füzuli, Baki, Taşlıcalı Yahya, Zati
ve Bağdatlı Ruhi dönemin ünlü şairleridir.
17. yy’da Nef’i ve Nabi gazel, hiciv ve
kasideleriyle tanınmıştır.
18. yy’da Lale devrinde Nedim ilk kez hece
ölçüsüyle şiirler yazmıştır.
Temeli ozan veya aşık şairlere dayanır.
Önemli isimleri Karacaoğlan, Kul Mehmet, Kul
Mustafa, Aşık Ömer, Gevheri, Pir Sultan Abdal
ve Köroğlu’dur.
16 ve 17. yy’lar ise halk edebiyatında güçlü
şairlerin yetiştiği dönemdir. 19. yy, halk
edebiyatı altın devrini yaşamış, Erzurumlu
Emrah, Dertli, Dadaloğlu ve Bayburtlu Zihni
gibi ünlü halk şairleri ortaya çıkmıştır.
Tekke, zaviye ve dergahlarda gelişmiştir. Dini
konulara ağırlık veren Tasavvuf Edebiyatının en
ünlü temsilcileri Yunus Emre ve Hacı Bektaşi
Veli’dir.
Tekke Edebiyatı 14.yy’da Eflaki Dede ile
başlamış, 15.yy’da Hacı Bayram-ı Veli, Eşrefoğlu
Rumi ve Kaygusuz Abdal ile gelişme göstermiş,
16.yy’da Pir Sultan Abdal, İbrahim Gülşeni ve
Ümmi Sinan, 17. yy’da Aziz Mahmut Hüdai ve Kul
Mustafa, 18.yy’da Erzurumla İbrahim Hakkı ile en
önemle eserleri ortaya koymuştur.
35
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Tanzimat
Dönemi
Edeebiyatı
Şair Evlenmesi-Şinasi (İlk tiyatro
Ittihat VE Terakki karşıtı olan Volkan gazetesi, 31
eseri)
Mart olayında etkisi olduğu gerekçesiyle kapatıl-
Taaşşuk-I Talat ve Fitnat-Şemsettin
mıştır.
sami (İlk Türk romanı)
Osmanlı döneminde çıkartılan ilk dergi; Münif Paşa
Cezmi-Namık Kemal (İlk tarihsel
tarafından çıkartılan Mecmua-i Fünundur.
roman)
İlk resmi dergi; Mustafa Refik tarafından çı-kartılan
Karabibik-Nabizade Nazım (İlk köy
Mir’at’dır.
romanı)
İlk mizah dergisi; Teodor Kasap tarafından çıkar-
Araba Sevdası-Recaizade Mahmut
tılan Diyojen’dir.
Ekrem (İlk psikolojik roman)
Sergüzeşt-Sami Paşazade Sezai
DÜŞÜNCE HAYATI VE BİLİM
dönemin en önemli eserleridir.
Edebiyatçıların, yeni bir edebiyat
Servet-i
Fünun
Dönemi
Edebiyatı
Fecr-i Ati
Dönemi
Edebiyatı
Milli
Edebiyat
Dönemi
anlayışı oluşturmak amacıyla
Osmanlı Döneminde bilimsel çalışmaların başlama-
çıkardıkları derginin adı olan Servet-i
sı, 14. yy’da İznik’te ilk medresenin açılmasıyla
Fünun, Halit Ziya, Cenap Şahabettin,
başlar.
Tevfik Fikret, Mehmet Rauf, Süleyman
Medreseye atanan ilk müderris Davud-u Kay-
Nazif ve Hüseyin Cahit gibi ünlü şair ve
seri’dir. 14. yy’ın diğer bilim adamlarından Molla
yazarları kadrosunda bulundurmuştur.
Fenari, tefsir, kelam, fıkıh, tasavvuf ve mantık bilgi-
Servet-i Fünun Dergisi’nin
ni olmakla birlikte, Osmanlı Devletinde ilmiye sını-
kapatılmasından sonra aydınlar
fının kurucusu olarak kabul edilir.
tarafından oluşturulan topluluktur. En
Özellikle Fatih döneminde İstanbul’da kurulan
önemli isimleri, Yakup Kadri, Neyzen
Sahn-ı seman Medreseleri, bilimsel gelişmelerin
Tevfik, Hamdullah Suphi, Refik Halid ve
yaşanmasını sağlamıştır.
Ahmet Haşim’dir.
15.yy’ın önemli düşünürleri:
1911-1923 yıllarında, milliyetçilik
 Hacı Bayram-ı Veli
akımının etkisiyle gelişmiştir. Ziya
 Şeyh Bedrettin (Varidat)
 Akşemsettin
Gökalp, Ömer Seyfettin, Ali Canip,

Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal,
Emir Sultan
Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura bu
16. yy’ın önemli düşünürleri:
dönemin önemli temsilcileridir.
 Kemalpaşazade(Yusuf ile Züleyha, Haşiye)
 Taşköprülüzade
 Ebusuud
 Enveri (Düsturname)
Osmanlı Döneminde Çıkarılan Gazeteler
 Piri Reis (Kitab-ı Bahriye)
Takvim-i
Ilk resmi gazetedir, II. Mahmut
 Seydi Ali Reis (Mirat-ül Memalik)
Vakayi
döneminde çıkarılmıştır.(1831)
 Evliya Çelebi (Seyahatname)
Ceride-i
Türkçe olarak çıkarılmış, politik ve
17. yy’ın önemli düşünürleri:
Havadis
ekonmik konulara yer vermiştir.
 Katip Çelebi (Keyfüzzünun, Mizan-ül-Hakk)
Tercüman-ı
İlk özel Türk gazetesi. Agah Efendi ve
 Evliya Çelebi
Ahval
Şinasi çıkarmıştır. ((1860)
 Koç Bey
Tasvir-i Efkar
Tasvir-i Efkar ve Muhbir Tanzimat
 Hezarfen Ahmet Çelebi
ve Muhbir
döneminde çıkarılan gazetelerdir.
 Lagari Hasan Çelebi
Tanin ve
II. Meşrutiyet döneminda çıkarılmış
Osmanlı Devleti, birçok alanda, birçok ünlü düşü-
Volkan
gazetelerdir.
nür, bilim insanı ve sanatçı yetiştirmiştir.
36
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Osmanlı Döneminin Ünlü Bilim İnsanları:
OSMANLI DEVLETİ’NDE İLKLER
Ali Kuşçu, Sabuncuoğlu Şerafettin ve Piri Reis, Osmanlı
Devletinin en ünlü üç bilim insanıdır.
Ilk bakır para – Osman Bey
Ali Kuşçu
Sabuncuoğlu
Şerafettin
Piri Reis
Fatih’in çağrısı üzerine İstanbul’a
İlk vergi – Osman Bey
gelmiştir. Ayasofya’da müderris
İlk divan – Orhan Bey
olarak görev yapmış, Fatih
İlk vezir – Orhan Bey (Alaaddin Bey)
külliyesi’nin programını hazırlamış,
İlk medrese – İznik (1331) Orhan Bey
matematik ve astronomi dersleri
İlk müderris (Davud-u Kayseri) – Orhan Bey
vermiştir. İstanbul’un enlem ve
İlk vakıf – Orhan Bey
boylamını hesaplamış, çeşitli güneş
İlk gümüş para – Orhan Bey
saatleri yapmıştır.
İlk yaya ve müsellem ordusu – Orhan Bey
Tıp alanında yetişen büyük bilim
Pençik sistemi (1363) – I.Murat
insanlarından biridir. Türkçeye
İlk kazasker (Çandarlı Kara Halil Hayrettin Paşa) –
çevirdiği Cerrahiyetü’l Haniyye adlı
I. Murat
eseri ve kendi yazmış olduğu
İlk Beylerbeyi (Lala Şahin Paşa) – I. Murat
Mücerrebname adlı kitaplar dönemin
İlk Defterdar – I. Murat
temel kaynaklarıdır. İlaçlarla ilgili
İlk veraset anlayışı değişikliği – I.Murat
yaptığı çalışmalardan dolayı deneysel
İlk sancaktan gelen sultan – I. Murat
farmakolojinin öncüsü kabul edilir.
İlk tımar sistemi – I. Murat
Kanuni döneminde, coğrafya
Enderun Mektebinin açılması – 2. Murat
alanında çalışmalar yapmıştır. Kitab-ı
Enderunun kurumsallaşması - Fatih
Bahriye adlı eserinde dünyanın
İlk örfi hukuk uygulaması – Fatih
yuvarlaklığı, pusulanın kullanımı,
İlk altın para – Fatih
gelgit olayı, Amerika kıtasının varlığı
Veraset sisteminin değişmesi – Fatih
konularından söz etmiştir.
Veraset sisteminin değişmesi – I. Ahmet
İlk dış borç – Abdülmecid
İlk banka – Abdülmecid
Osmanlı Döneminin Ünlü Sanatçıları ve Eser-leri:
Türk musıkisinin önemli
Itri
bestekarlarındandır. Neva Kar Makamını
bulmuştur.
Toplumsal sorunlar ve yaşamla ilgili şiirler
Nabi
yazmıştır. Tuhretü’l Haremeyn ve Hayrabad
en önemli eserleridir.
İlk resmi tarihçidir (Vakanüvis). Yaşadığı
Naima
dönemdeki olayları Naima Tarihi adlı eserde
toplamıştır.
Nefi
En önemli hiciv şairlerindendir. En ünlü
eseri Siham-ı Kaza’dır.
Karaca-
Aşk, doğa, gurbet gibi konular üzerine şiirler
oğlan
yazmış bir halk ozanıdır.
37
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2006)
Osmanlı Devleti’nde, aşağıdakilerden hangisi hiyerarşik sıralamada diğerlerinden yüksektedir?
A) Nişancı
B) Defterdar
C) Kazasker
D) Sadrazam
E) Reisülküttap
Yanıt: D
(KPSS - 2006)
Kitab-ı Bahriye adlı eseri ve yaptığı haritalarla ünlü denizci aşağıdakilerden hangisidir?
A) Kılıç Ali Reis
B) Piri Reis
C) Murat Reis
D) Seydi Ali Reis
E) Barbaros Hayrettin
Yanıt: B
(KPSS - 2007)
I. Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılması ve zamanla yeni yapıların eklenmesi
II. Devletin başkentinde inşa edilmiş olması
III. Divan-ı Hümayun üyelerinin aileleriyle birlikte oturduğu yer olması
Yukarıdakilerden hangileri, Topkapı Sarayı’nın özellikleri arasında yer alır?
A) Yalnız I B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2007)
Aşağıdakilerden hangisi Lale Devrinin ünlü şairidir?
A) Nev’i
B) Nef’i
C) Bâki
D) Fuzuli
E) Nedim
Yanıt: E
(KPSS - 2008)
Avrupa XVII. yüzyıl boyunca daha büyük boyutlu bir sanayiye geçmek ve lonca düzeyindeki üretimi aşmak için
uğraşmış ve XVIII. yüzyılda bunu gerçekleştirmiştir. Avrupa, sanayi toplumuna doğru yol alırken tarım üretimi azalmış
Osmanlı Devleti’nden tarım ürünleri almaya başlamıştır.
Bu durumun Osmanlı Devleti’nde aşağıdakilerden hangisine neden olduğu savunulamaz?
A) Elinde bulunan ipek ve baharat yollarının önem kazanmasına
B) İpekli sanayinin ham ipeğe, sof sanayinin yapağıya dönüşmesine
C) Tarım üretiminin geçimlik düzeyden pazar ekonomisi düzeyine gelmesine
D) Esnaf gruplarının kendi aralarında paylaşması gereken ham maddenin yurt dışına çıkmasına
E) Sanayinin ham maddesi olan pamuk ve tütün gibi ürünlerin üretiminin yoğunluk kazanmasına
Yanıt: A
(KPSS - 2007)
Aşağıdakilerden hangisi, Coğrafi Keşiflerin Osmanlı Devleti üzerindeki etkilerinden biri değildir?
A) Keşfedilen yerlerden Avrupa’ya taşınan değerli madenlerin Avrupa’dan Osmanlı ülkesine girmesi
B) Osmanlı parasının değer kaybetmesi
C) Osmanlı Devleti’nin Avrupa’daki bilimsel ve teknik gelişmelere yabancı kalması
D) Osmanlı ülkesinde fiyat artışlarının olması
E) Osmanlı ülkesinden geçen ticaret yollarının önemini kaybetmesi
Yanıt: C
(KPSS - 2008)
I. Osmanlı
II. Memluk
III. Selçuklu
Yukarıdaki devletlerin hangilerinde saltanat makamı içinde halifelik anlayışı uygulanmıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: A
38
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
(KPSS - 2008)
Osmanlı Devleti’nde,
I. divanın sarayda değil Babıâli’de yani sadrazam kapısında toplanmaya başlaması,
II. şehzadelerin sancağa gönderilmesi uygulamasına son verilmesi,
III. Osmanlı ailesinin en yaşlı ve olgun üyesinin tahta geçmesi kuralının getirilmesi
durumlarından hangileri, padişahların yetişme biçiminde değişiklik olduğunu gösterir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2009)
Orhan Bey zamanında,
I. İlk Osmanlı medresesinin açılması,
II. Rumeli’ye geçilmesi,
III.Yaya ve atlı düzenli bir ordunun kurulması
gelişmelerinden hangileri Osmanlı Devleti’nin bu dönemde teşkilatlanmaya başladığının bir göstergesi olduğu
savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2009)
Osmanlı Devleti’nde,
I. Avrupa mallarının ülkeye girmesi,
II. ticaret yollarının değişmesi,
III. esnaf teşkilatının bozulması
durumlarından hangilerinin ekonomiyi olumsuz yönde etkilediği savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: E
(KPSS - 2010)
Osmanlı İmparatorluğu 17. yüzyılda gerileme dönemine girmiş, bu gerileme başlangıçtaki duraklamadan sonra yıllar
geçtikçe hızlanmıştır. Bu hızlanmayla birlikte Osmanlı İmparatorluğu’nda,
I. sınırlar,
II. nüfus,
III. teokratik yapı
konularından hangilerinde değişme olmuştur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2010)
Osmanlı Devleti’nde resmî tarih yazarlarına verilen ad aşağıdakilerden hangisidir?
A) Mültezim
B) Mütevelli
C) Nişancı
D) Reisülküttap
E) Vakanüvis
Yanıt: E
(KPSS - 2011)
Osmanlı Döneminde, Fatih Sultan Mehmet’in hocası olmu, din, tasavvuf ve tıp alanlarındaki çalışmalarıyla bilinen
ünlü bilgin aşağıdakilerden hangisidir?
A) Ebussuud
B) Emir Sultan
C) Akşemsettin
D) Kemalpaşazade
E) Molla Fenari
Yanıt: C
39
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
4. Bölüm. OSMANLI ISLAHATLARININ AMACI VE ÖZELLİKLERİ
AVRUPA’DAKİ SİYASİ VE EKONOMİK GELİŞMELERİN
RÖNESANS
OSMANLI’YA ETKİLERİ
Avrupa’da 15. ve 16. yüzyılda bilim, edebiyat ve güzel
sanatlar alanındaki gelişmelere rönesans (yeniden doğuş) denir.
Osmanlı Devleti, özellikle Avrupa’nın yeniçağda ve yakınçağda geçirdiği dönüşüm ve bu dönüşümlerin getirilerini yeterince değerlendirememiştir. Bu dönemde Avrupa’nın yaşadığı gelişmelerden bazıları ve bunların Osmanlı üzerindeki etkileri aşağıdaki gibidir:
İtalya’da başlamış ve Avrupa’yı etkilemiş bir akımdır.
Coğrafi keşifler sonunda Avrupa’nın
zenginleşerek bilim, sanat ve edebiyata önem
veren bir sınıfın ortaya çıkması
Nedenleri
COĞRAFİ KEŞİFLER
Önemli ticaret yollarının Türklerin
Nedenleri
kontrolünde olması
Coğrafya bilgisinin artması, pusulanın
sonucu olarak da düşünce hayatının gelişmesi
Yunan ve Latin klasiklerinin yeniden
Din adamlarına ve kiliseye duyulan güvenin
Avrupa’da gümüş ve altına olan ihtiyacın
azalması
artması
Avrupa’da edebiyat, resim, mimari ve heykel
alanında önemli çalışmalar yapılmıştır
isteği
Skolastik düşünce yerini deney ve gözleme
Ümit Burnu ve Hindistan yolu bulunmuş,
dayanan pozitif düşünceye bırakmıştır
Sonuçları
Amerika keşfedilmiş, dünyanın şeklinin
yuvarlak olduğu kanıtlanmıştır.
Keşfedilen bölgelerde İspanya, Portekiz gibi
ülkeler sömürge devletler kurmuştur.
Sonuçları
geniş bir okuyucu kitlesine ulaşması, bunun
incelenmesi, hümanizm hareketinin başlaması
geliştirilmesi, sağlam gemiler yapılması
Avrupalıların Doğu’nun zenginliklerine ulaşma
Pozitif düşünce doğrultusunda bilim alanında
yeni çalışmalar ve yeni buluşlar ortaya
çıkmıştır
İncil ve eski eserler Latince’den Avrupa
Dünya ticaret yollarının güzergahı değişmiş,
dillerine çevrilmiş, bu durum kilise ve din
Akdeniz limanları önemini kaybetmiş, Atlas
adamlarına duyulan güvenin sarsılmasına ve
Okyanusu limanları önem kazanmıştır.
reform hareketinin başlamasına neden
Keşfedilen topraklardan Avrupa’ya altın ve
olmuştur
gümüş madenlerinin getirilmesi, ticaretle
Avrupa’nın rönesansı yaşadığı dönemde,
Osmanlıya Etkileri
uğraşan burjuva sınıfı güçlendirmiş, bu durum
Rönesans’a zemin hazırlamıştır.
Dünya’nın yuvarlak olduğunun
kanıtlanması,kiliseye olan güveni sarsmıştır.
İpek ve Baharat yolları ile Akdeniz limanlarının
Osmanlıya Etkileri
Matbaanın kullanılmasıyla kitapların daha
önemini kaybetmesi Osmanlıların gelirlerini
Osmanlı Devleti yükselme dönemini
yaşamaktaydı.
Bu nedenle; bilim, teknik, mimari gibi birçok
alanda Avrupa’dan daha ilerde olan Osmanlı
Devleti’nin rönesans hareketinden etkilendiği
söylenemez.
azaltmıştır.
Keşiflerin olumsuz etkilerini gidermek için
Avrupalılara kapitülasyonlar verilmiştir.
Avrupa’ya altın ve gümüş madeni taşınması,
Osmanlı ekonomisine zarar vermiştir.
40
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
REFORM
FRANSIZ DEVRİMİ-1789
16. yy’da Avrupa’da Katolik kilisesinde yapılan yenilik
ve düzenlemelerdir. Almanya’da başlamış, Fransa, İngiltere ve İskoçya gibi ülkelerde yayılmıştır.
16. yy’dan itibaren Fransa’da koyu mutlakiyet
Nedenleri
yönetiminin hakim olması
Rönesans ve hümanizm hareketleri sonucu,
Nedenleri
skolastik düşüncenin terk edilerek yerini
pozitif düşüncenin alması
Yöneticilerin halkla ilgilenmemesi
Devletin masraflarını karşılayabilmek için
Burjuva sınıfının siyasi güç elde etme isteği
yenilik yapma ihtiyacı duyulması
Fransız kralının idam edilmesiyle
Matbaadan yararlanarak İncil’in her dile
sonuçlanmıştır
Egemenlik hakkını Tanrı’dan aldığı iddia edilen
uygulamalarına karşı şüphenin artması
mutlak krallıkların da yıkılabileceği ortaya
Kilise ve din adamlarının toplum üzerindeki
konulmuştur
Sonuçları
baskıları ortadan kalkmıştır
Avrupa’da mezhep birliği bozulmuş, yeni
mezhepler ortaya çıkmıştır
Sonuçları
rahiplere imtiyazlar tanınması
halktan yüksek vergiler alınması
Katolik kilisesindeki bozulmalar nedeniyle
çevrilmesi, bunun sonucunda kilise
Avrupa’da din ve mezhep çatışmaları
Laik yönetim anlayışı ortaya çıkmıştır
Fransa’da feodal düzen yıkılmış, imtiyazlı
sosyal sınıflar ortadan kalkmıştır
Demokrasi, özgürlük, eşitlik, adalet, laiklik ve
başlamıştır
milliyetçilik gibi değerler dünyaya yayılmıştır.
Krallar ve burjuva sınıfı kilisenin mallarına el
Milliyetçilik akımı, çok uluslu
koymuş ve daha da zenginleşmiştir
imparatorlukların parçalanmasında etkili
Katolik kilisesi, bu gelişmeler karşısında
olmuştu
kendini korumak amacıyla Engizisyon
Milliyetçilik akımı, çok uluslu bir devlet olan
Osmanlıya Etkileri
mahkemeleri ve Cizvit tarikatı gibi oluşumlar
meydana getirmiştir
Osmanlı Devleti reform hareketleri yaşandığı
dönemde yükselme dönemini yaşamaktaydı.
Reformların, Hıristiyanlar için Avrupa’da
gerçekleştirmek istediği din ve vicdan
hürriyeti Osmanlı Devleti içinde yaşayan
Osmanlıya Etkileri
Halkın sınıflara ayrılarak, soylulara ve
Osmanlı imparatorluğunda yaşayan
azınlıkların ayaklanmalarına neden olmuştur
Özgürlük, eşitlik ve adalet ilkeleri, Osmanlı
aydınları arasında etkili olmuş, bu değerlerden
hareketle; Tanzimat Fermanı, Kanun-i Esasi
gibi demokratikleşme hareketleri ortaya
çıkmıştır.
Hıristiyanlar arasında zaten yaşanmaktaydı.
Bu nedenle, reform hareketinin Osmanlı
Devleti üzerinde bir etkisi olduğu söylenemez.
FRANSA’DA 1930 VE 1948 DEVRİMLERİ
Ancak; Osmanlı Devleti, uluslararası güç
dengeleri açısından reform hareketlerini
1930 ve 1948 Fransa devrimleri, Avrupa’da demokratikleşme hareketlerini hızlandırmıştır. Avrupada halklara
geniş haklar tanıyan anayasalar kabul edilmiş, liberal
demokrasiler güçlenerek parlamenter sisteme geçiş hızlanmıştır.
desteklemiştir.
Kanuni Sultan süleyman, Avrupa’nın dini
birliğini kaybetmesinin, Avrupa’nın siyasi
yapısını da olumsuz etkileyeceğini düşünerek
Tanzimat Fermanı ve Islahat Fermanı’nın ilanı, Kanun-i
Esasi’nin hazırlanması Avrupa’da yaşanan demokratikleşme sürecinin Osmanlı Devletindeki yansımalarıdır.
reform hareketinin öncüsü Martin Luther’e
destek vermiştir.
41
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
SANAYİ DEVRİMİ
OSMANLI DEVLETİNDE YENİLEŞME ÇABALARI
Insan gücüne dayalı üretim tarzından, makine gücüne
17. YY. ISLAHATLARI
II. Osman (Genç) Dönemi
Nedenleri
dayalı üretim tarzına geçişi ifade eder.
Bilim ve teknoloji alanındaki gelişmelerin ve
sermayenin sanayi alanında kullanılma isteği
Coğrafi keşifler sonucu Avrupa’da sermaye ve
hammade birikiminin oluşması
Hammadde ihtiyacı artmış, yeni pazar
arayışları başlamıştır
Osmanlı padişahlarının yetki ve otoritesini
arttırmak için Şeyhülislamların fetva verme
yetkisini kaldırmış, ilmiye sınıfının devlet
işlerine karışmasını engellemiştir
Yeniçeri Ocağının kaldırılmasını savunmuş
ancak Yeniçerilerin çıkardığı bir ayaklanma
sonucu öldürülmüştür.
başlamıştır
Yönetime etki eden kişileri engellemiştir.
Küçük ölçekli işletme ve atölyelerin yerini
(Başta annesi olmak üzere)
IV. Murat Dönemi
Üretim artmış, seri ve ucuz mal üretimi
büyük fabrikalar almıştır
Sonuçları
İlk ıslahat hareketleri bu dönemde başlamıştır
Ulaşım ve iletişimde gelişmeler kaydedilmiştir
Yeni iş alanları ve üretim dalları ortaya
çıkmıştır
İşçi sınıfı ortaya çıkmıştır
Yeniçeriler içerisindeki zorbaları ortadan
kaldırmış, yeniçeri sayısını azaltmış, böylece
hem gücünü arttırmış, hem de askeri itaat
altına almıştır.
Kahvehanelerde, isyanlara teşvik edici
konuşmalar yapıldığı gerekçesiyle içki içmeyi
düzeyi artmıştır
ve tütün kullanmayı yasaklamıştır
Sosyalizm ve kapitalizm gibi ekonomik
Tarhuncu Ahmet Paşa: Maliye alanında ilk
IV. Mehmet Dönemi
Burjuva sınıfı zenginleşmiş, insanların refah
sistemler ve siyasi akımlar ortaya çıkmıştır
Makineleşme, işsizliği de beraberinde
getirmiştir
Osmanlı Devleti, Avrupa’nın ihtiyaç duyduğu
hammadeleri Avrupa’ya satmaya başlamış, bir
süre sonra dışarıya hammadde satıp,
ciddi düzenlemeleri yapan devlet adamıdır.
Devletin gelirleriyle giderlerini hesaplayarak
denk bir bütçe oluşturmaya çalışmıştır
Köprülü Mehmet Paşa: Yönetim, ordu ve
maliye alanlarında düzenlemeler yapmıştır
Köprülü Fazıl Ahmet Paşa: Ekonomik ve askeri
alanlarda düzenlemeler yapmıştır
dışarıdan işlenmiş mal alan bir ülke konumuna
Osmanlıya Etkileri
gelmiştir
Kapitülasyonların etkisiyle Avrupa’dan gelen
Köprülü Mehmet Paşa, saraya bazı koşullar ileri sürerek
sadrazamlığı kabul etmiştir. Bu koşullar;
mallar Osmanlı pazarlarına girmiş, bu durum
Osmanlıların yerli sanayisinin zarar etmesine
neden olmuştur
Sarayın devlet işlerine karışmaması,
Devletin ekonomik çöküş süreci, siyasi
Kendi kadrosuyla çalışması ve
başarısızlık ve çöküşü de beraberinde
Yargılanmadan cezalandırılmamasıydı.
getirmiştir.
Bu koşulları öne sürmesinin sebebi, çıkar çevreleri ile
yapacağı mücadelede bağımsız kararlar alabil-meyi
sağlamaktır.
İmparatorluk, kötüye gidişi durdurabilmek
amacıyla bazı yenileşme hareketlerine
girişilmiştir.
Yapılan ıslahatlar toplumun tümünü kapsamadığı, olayların sebeplerine inilmek yerine olaylar şiddetle ortadan
kaldırılmak istendiği, ıslahatçılar öldüğünde, ıslahatlar
durduğu için reformlar kalıcı olamamıştır.
Duraklama devri ıslahatları devletin ilerlemesini sağlayamamış ama gerilemesini bir süre geciktirmiştir.
42
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
I. MAHMUD DÖNEMİ ISLAHATLARI
18. YY. ISLAHATLARI
Fransız asıllı Humbaracı Ahmet Paşa tarafından
askeri ıslahat yapıldı. Topçu ve Humbaracı Ocakları yeniden düzenlendi.
18 YY da yapılan ıslahatlar, Avrupa‘nın askeri,
siyasi, ekonomik ve teknik üstünlüğünü kabul
ederek yapılan ıslahatlardır.
Batılı tarzda subay yetiştirmek için kara mühendishanesi (Mühendishane-i Berri Hümayun) açıldı.
Devletin geri kalmışlığına son verilerek devleti
geliştirmek amacı güdülmüştür.
Islahatlar devlet politikası olmaktan ziyade yöneticilerin gayretleriyle yapılmıştır
III. MUSTAFA DÖNEMİ
İlk defa sosyal ve kültürel alanda ıslahatlar yapılmıştır
Osmanlı tarihinde son cülus bahşişi III. Mustafa
tahta çıkınca verilmiştir.
Islahatlar; bilim adamları, yeniçeriler ve halk tarafından kabul görmemiştir.
III. Mustafa döneminin en önemli devlet adamı
sadrazam Koca Ragıp Paşa’dır.
Avrupa‘daki yönetim, hukuk ve düşünce alanındaki yenilikler alınmamıştır.
Macar asıllı Baron Dö Tod tarafından sürat topçuları ocağı kuruldu
Deniz subayı yetiştirmek amacıyla Deniz Mühendishanesi açıldı
LALE DEVRİ
1718 Pasarofça Antlaşması’ndan 1730 Patrona Halil
isyanına kadar geçen döneme Osmanlı tarihinde Lale
Devri adı verilir.
Mali alanda ıslahatlar yapıldı
I. ABDULHAMİT DÖNEMİ ISLAHATLARI
Osmanlı Devleti’nde Batılılaşma hareketi Lale Devri ile
başlar. Eğlence dönemi olarak bilinen bu dönem, Avrupa’ya yakınlaşma dönemi olarak da kabul edilir.
Bu dönemin ıslahatları askeri alanda sürat topçuları
ocağı genişletilerek başlamış ve kara ve deniz kuvvetlerini ıslah etmek için avrupadan yabancı uzman getirilmeye devam etmiştir.
Lale Devri’nde Yapılan Islahatlar
Avrupa devletleri ile iyi ilişkiler içine girildi.
III. SELİM DÖNEMİ ISLAHATLARI
İlk defa Avrupa’ya geçici elçi gönderildi.
Ilk defa gerçek anlamda ıslahat yapmak için
III.Selim İrad-ı Cedid adında bir hazine kurmuştur.
Avrupalı devletlerin milli eğitim sistemleri kavranmaya çalışıldı.
Bu dönemde yapılan ıslahatlar Nizam-ı Cedid olarak tanımlanmıştır. Nizam-ı Cedid geniş anlamda,
Yeniçeri Ocağını kapatmak, ulemanın nüfuzunu
kırmak, Osmanlı Devletini Avrupalı devletler seviyesine ulaştırmak amacı ile yapılan ıslahatların
adıdır. Dar anlamda ise yeni kurulan askeri ocaktır.
İbrahim Müteferrika ve Sadi Efendi ilk Türk matbaasını kurdular (1727).
Tercüme kurulu oluşturularak bir çok eser Türkçe’ye tercüme edildi.
İstanbul’da yangınları söndürmek için Tulumbacı
Ocağı kuruldu.
Yalova’da kağıt fabrikası kuruldu.
Avrupa’dan bilhassa Fransa’dan eğitici subaylar
getirmiştir.
Fransız mimarisi örnek alınarak bir çok eser inşa
edildi. (III. Ahmet Çeşmesi en güzel örneğidir.)
Kara ve deniz mühendishanesini geliştirmiş,
Mali alanda düzenlemeler yapmıştır.
Tarihi eserlerin yurt dışına çıkışı yasaklandı.
Paris, Viyana, Londra ve Berlin’de daimi elçilikler
açılmıştır.
İlk kez çiçek aşısı uygulanmıştır
Kütüphaneler açılmıştır
Fransızca yabancı dil olarak zorunlu hale getirilmiştır.
İlk basılan eser Vani Efendinin “Van Kulû” lugatıdır.
Matbaa-i Amire adında ilk devlet matbaası kurulmuştur.
Bu dönemde, askeri alanda ıslahat yapılmamıştır.
43
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Sened-i İttifak - (1808)
19. YY ISLAHATLARI
Merkezden uzak bölgelerde bulunan ve devlet otoritesine karşı çıkan ayanlar ile Sened-i İttifak imzalanmıştır.
Sosyal Hayatta Yapılan Islahatlar
Yönetim Alanında Yapılan
Islahatlar
Eğitim ve Kültür Alanında Yapılan
Islahatlar
Askeri Alanda Yapılan
Islahatlar
II. MAHMUD DÖNEMİ
Önemi:
Sekban-ı Cedid Ocağı kuruldu
Eşkinci Ocağı kuruldu
Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adında
yeni bir ordu kuruldu
Mekteb-î Harbiye kuruldu
Mekteb-î Tıbbiye kuruldu
Mızıkay-ı Hümâyün kuruldu
Askeri amaçlı asker nufüs sayımı yapıldı
Redif birlikleri kuruldu
1. Osmanlılardaki ilk demokrasi hareketidir. (Çünkü ;
padişah ilk kez yönetimde kendisinden başkalarının da
söz sahibi olduğunu kabul etmiştir.)
2. Osmanlıların eyaletler üzerindeki otoritesi yeniden
kuruldu.
Sened-i İttifak ile ayanlar ;
Devlete, istendiği zaman asker gönderecek
İstanbul’da ilköğretim zorunlu hale geldi
Rüştiye okulları açıldı
İdadi okullar açıldı
Mekteb-î ulum-i edebiye kuruldu
Avrupa’ya öğrenci gönderildi
Devlet memuru yetiştirmek amacıyla Mekteb-î Maarif-î Âdliye Okulu açıldı
İlk kez avrupa tarzı eğitim okulları açıldı
Mekteb-î Bahriye okulu açıldı
Enderun okulu kapatıldı
Askeri İdadî açıldı
Takvim-i Vâkayi adıyla ilk resmi gazete
çıkarıldı
Vergilerini düzenli olarak ödeyecek
Padişah ve sadrazamın emirlerine uyacak
İstanbul’da çıkabilecek ayaklanmayı bastırmayı
kabul edeceklerdi.
Vaka-i Hayriye - 1826
Sekban-ı Cedid Ocağı’nın kapatılmasından sonra Eşkinci
Ocağı adı verilen yeni bir askeri ocak kuruldu. Kısa bir
süre sonra Yeniçeriler ayaklandılar. Padişah ayaklanmalara son vermek düşüncesiyle İstanbul halkından Sancak-ı
Şerif’in altında toplanmalarını ve asilerin engellenmesi
için destek verilmesini istedi. İstanbul esnafı ve bazı askeri ocakların da desteği ile II. Mahmud Yeniçeri Ocağı’nı
kaldırdı.
Divan-ı Hümâyün kaldırıldı
Bakanlar kurulu oluşturuldu
Sened-i İttifak imzalandı
Devlet memurları harici ve dahili olmak
üzere ikiye ayrıldı
Devlet memurlarına fes, ceket ve pantolon
giyme zorunluluğu getirildi
Devlet posta örgütü kuruldu
Müsadere sistemi kaldırıldı
Tımar sistemi kaldırıldı
Köy ve mahalle muhtarlıkları kuruldu
Yeniçeri Ocağı’nın yerine Âsakir-i Mansure-i Muhammediye adlı yeni bir ordu kuruldu.
TANZİMAT DÖNEMİNDE YAPILAN ISLAHAT VE
YENİLİKLER
Tanzimat Fermanının ilanından, Kanun-i Esasi’nin ilanına kadar geçen süre, Tanzimat Dönemi olarak adlandırılır. Abdülmecit ve Abdülaziz dönemindeki yenilikleri
kapsayan dönemdir.
Kumaş fabrikası kuruldu
Yerli malı kullanma, özendirildi
Karantina uygulaması başlatıldı
Pasaport uygulaması başladı
Polis teşkilatı kuruldu
Gümrük düzenlemesi yapıldı
Ticaret ve Efkaf Bakanlığı kuruldu
Memurlar maaşa bağlandı
Askeri işler için Dar-ı Şura-î Asker-i kuruldu
Yönetim işleri için Dar-ı Şura-î Bab-ı Âli
kuruldu
Hukuk işleri için Meclis-i Vâla-i Ahkâm-ı
Adliye kuruldu
İl sistemine geçildi
Özel mülkiyete müsade edildi
TANZİMAT FERMANI - 3 Kasım 1839
(Gülhane Hatt-ı Hümayunu)
Tanzimat Fermanının Genel Prensipleri :
Müslüman ve Hıristiyan bütün halkın cam, mal ve
namus güvenliğinin sağlanması
Vergi adaleti sağlanması
Askerliğin düzenli kurallarla vatan görevi olarak
kabul edilmesi
44
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Tanzimat Fermanının Yayınlanış Nedenleri :
Gayrı müslimlerde devlet memurluğu ve askerlik
yapabilecekti.
Ülkenin toprak bütünlüğünü koruyabilmek amacıyla Avrupa devletlerinin desteğini sağlama isteği
Gayrı müslimler de taşınmaz mallar satın alabileceklerdi (ev gibi).
Bazı Avrupalı devletlerin içişlerimize karışmasına
engel olmak
İltizam usulüne son verilecek,
Önceki ıslahatlardan daha ileri ve daha gelişmiş
düzenlemeler yapmak
Azınlıklar şirket ve banka kurabilecek,
Azınlıklar bedelli askerlik yapacak,
Azınlıklar il genel meclisine seçilebilecekti.
Tanzimat Fermanının Esasları :
Azınlıklar ile ilgili kararlar Paris Antlaşması ile güvence altına alınmıştır.
Müslüman ve Hıristiyan herkese eşit olarak ırz,
namus, can ve mal özgürlüğü tanınacak, bunlar
devletin garantisi altında olacaktır.
Hukuk alanında yapılan bir çalışmayla, 1870 yılında İslam Hukuk kurallarına dayanarak Mecelle adı
verilen medeni kanun hazırlanmaya başlamış ve
yürürlüğe girmiş, 1926 hu-kuk devrimine kadar da
yürürlükte kalmıştır.
Mahkemeler herkese açık olacak, hiç kimse yargılanmadan cezalandırılmayacaktır.
Vergiler herkesin gelirine göre ve düzenli olarak
alınacaktır.
Tanzimat döneminde Osmanlıcılık akımı etkili olmuştur.
Herkes, malına sahip olabilecek ve miras bırakabilecektir.
Askerlik işleri düzene konulacaktır.
Islahat Fermanı’nın herkese banka, şirket kurma ve
taşınmaz mallar edinebilme hakkını tanıması, yabancı
şirketlerin hızla kurulmasına ve ülkenin sömürülmesine
neden olmuştur.
Rüşvet ve iltimas kaldırılacaktır.
Tanzimat Fermanı ile padişah, kendisinin de bu hükümlere uyacağını ifade etmiştir. Yöönetenler ile yönetilenlerin aynı kanına tabi olması Hukukun üstünlüğü
ilkesini benimsemenin, hukuk devletine geçişin ilk aşamasıdır.
Abdülmecid Dönemi Yenilikleri :
Bu dönemde Osmanlı Devleti Paris anlaşmasıyla
bir Avrupa devleti sayılmıştır.
Tanzimat Fermanının Sonuçları :
İlk kez dış borç alınmıştır.
Mevcut mahkemeleri kaldırmadan yerine yenilerinin açılmasına imkan verdiği için, köklü değişimler gerçekleşmedi, ve hukuk karmaşası yaşandı.
Ceza ve ticaret kanunları çıkarıldı
Avrupa hukuk kurallarına uygun mahkemeler açıldı
Ferman, Müslüman hakı memnun etmedi. Gayrimüslimlerle aynı konumda olmak istemiyorlardı.
Gayrimüslimler ise fermanı yetersiz buluyordu.
İl genel meclisleri kuruldu
Maarif nezareti kuruldu
Tanzimat Fermanı, anayasal hareketlerin başlangıcı kabul edilir. Bu bakımdan, demokratikleşmeye yol açtığı ve padişahın yetkilerini yasalar
karşısında kısıtladığı için Magna Carta’ya benzetilir. Ancak; Magna Carta halkın isteği sonucu
gerçekleşmiş, Tanzimat Fermanı ise padişah tarafından halka sunulmuştur. Tanzimat Fermanı, tavandan tabana yöneliktir.
Temyiz mahkemesi kuruldu
Türkçe temel ders oldu
İlk kâğıt para basıldı
Nizamiye mahkemeleri kuruldu
İltizam sistemleri kaldırıldı
Osmanlı bankası kuruldu
Ceride-i Havadis, Tercûman-ı Ahvâl, Tasvir-i Efkar
adlı gazeteler çıkarıldı
ISLAHAT FERMANI - 1856
Islahat Fermanıyla:
Abdülaziz Dönemi Yenilikleri :
Hıristiyan ve Musevi vatandaşların can ve mal
güvenliği sağlanacaktı.
Avrupa’ya giden ilk Osmanlı padişahıdır.
Yavuz Sultan Selim’den sonra Mısır’a giden ilk
Osmanlı padişahıdır.
Hıristiyan ve Musevilere din ve eğitim özgürlüğü
tanınacaktı.
Mekteb-i mülkiye açıldı.
45
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Dar’ül Muâllimin açıldı. (Erkek Öğretmen Okulu)
Meşrutiyetin İlanı:
Dar’ül Muâllimat açıldı. (Kız Öğretmen Okulu)
Genç Osmanlılar, meşrutiyeti kabul ettiremeyeceklerini
bildikleri Sultan Abdülaziz’i tahttan indirdiler. V. Murat
padişah olmasına karşın sağlığı nedeniyle tahttan inerek
yerine II. Abdülhamit padişah oldu.
Yabancı ülkelere okul açma izni verildi.
İzmir-Aydın arasında ilk demiryolu yapıldı.
İlk telgrafhane kuruldu.
II. Abdülhamit’in Meşruiyet’i ilanı ile Osmanlı Parlamentosu açıldı. Parlemento, padişahın seçtiği Ayan Meclisi ile, halkın seçtiği Mebuslar Meclisi‘nden oluşuyordu.
Ayan meclisi, Mebuslar Meclisinin1/3’ünü geçemiyordu.
İlk posta pulu bastırıldı.
Bahriye bakanlığı kuruldu.
Eczacılık fakültesi kuruldu.
I. Meşrutiyet Meclisi ilk Osmanlı anayasası olan Kanun-i
Esasi’yi uygulamıştır.Toplam 119 maddeden oluşur. Bu
anayasa padişaha yeniden açma şartı ile meclisi kapatma
yetkisi veriyordu.
İlk devlet üniversitesi olan Dar’ül Fünun açıldı.
Ahmet Cevdet Paşa tarafından ilk medeni kanun
olan Mecelle hazırlandı.
İlk kanun dergisi olan “Düstur“ yayınlandı.
Anayasa, güçler birliği ilkesini benimsemiştir.
II. Abdül-hamid, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşındki yenilgiyi bahane ederek meclisi kapatmıştır.
II. ABDÜLHAMİT DÖNEMİ
II. Abdülhamit; Tanzimat’ın son, meşrutiyetin ilk padişahıdır. İslamcı ve Alman yanlısı bir politika izlemiştir.
Kanun-i Esasi’nin ilanından 31 Mart ayaklanmasınnın sonuna kadar tahtta kalmıştır.
I. Meşrutiyet Döneminin Özellikleri:
Yasa yapma görevi meclise aittir
Yasa teklifi padişahın iznine bağlıdır.
Veteriner Okulu, Ziraat Mektebi, Sanayi-i Nefise
Mektebi onun zamanında açılmıştır.
Sadece hükümet yasa teklifi yapabilir
Tarih araştırmaları için Tarih-i Osmani Encümenini kurmuştur.
Hükümeti padişah seçer
Osman Hamdi Bey 1881’de Müze-i Hümayun’un
başına getirilerek İstanbul’daki arkeoloji müzesi
(Asar-ı Atika) kurulmuştur.
Padişahın meclisi kapatma yetkisi vardır.
Hükümet padişaha karşı sorumludur.
Kanunları padişahın veto yetkisi vardır
Siyasi partiler yoktur.
Türkçe ilk kez resmi dil ilan edilmiştir.
I. MEŞRUTİYET (1876-1878)
Osmanlıcılık akımı etkili olmuştur
1876 yılında ilan edilen Kanun-i Esasî adı verilen ilk Osmanlı Anayasası ile halk yönetime katılmış ve Osmanlı
Devleti’nde ilk kez mutlak monarşiden, meşruti monarşiye geçilerek parlementer sistem uygulanmıştır.
I. Meşrutiyetin Sona Erme Nedenleri:
Bir halk hareketi ile oluşmaması, halkın bilinçli
olmaması
Meşrutiyeti Hazırlayan Nedenler:
Abdülhamit’in meşrutiyet yanlısı olmaması
Jön Türklerin Kuruluşu ve Çalışmaları; Genç Osmanlılar, Osmanlı bireylerinin hukuki eşitliğe
ulaşması, halkın sosyal adalete kavuşturulması ve
yurt sevgisinin geliştirilmesi gibi gelişmelerin olabilmesi için meşrutiyetin ilanının gerekli olduğunu savunuyorlardı.
Siyasi partilerin bulunmaması
Çok uluslu olan parlamentoda diğer ulusların
temsilcilerinin aşırı isteklerinin imperatorlu-ğun
geleceğini tehlikelye düşürmesi
Dûyun-û Umumiye
Tanzimat ve Islahat Fermanlarının imparatorluğu
kurtarmakta yetersiz kalması
II. Abdülhamid döneminde Osmanlılar dış borçlarını
ödeyemeyince Avrupalı devletler alacaklarına karşılık
Dûyun-û Umumiye (Genel Borçlar) İdaresini kurdular
(1881). Başında alacaklı devletlerin bulunduğu idare
tütün, ispirto, pul, tuz ve orman gelirlerine el koydular.
Böylece Osmanlılar ekonomik bağımsızlıklarını kaybettiler.
Osmanlı Devletinin ekonomik durumunun bozuk
olması, Avrupa devletlerine borçlanılması ve
alınan borçların ödenememesi sonucunda dışa
bağımlı hale gelinmesi
Avrupa devletlerinin Osmanlı Devleti’nin içişlerine karışmasını engelleme düşüncesi
46
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
20. YY OLAYLARI
 31 Mart Olayı (1909)
II. MEŞRUTİYET – (24 Temmuz 1908)
Sebep: Meşrutiyet’i ortadan kaldırıp, II. Abdülhamid’i
tahttan indirmek. (Rejime karşı bir isyandır.)
I. Meşrutiyetin sona ermesinden sonar II. Abdülhamit
ülkeyi istibdatla yönetmiştir. Bu baskıya karşılık 1889’da
tıp öğrencileri tarafından gizli olarak İttihat ve Terakki
Partisi, Paris’te Prens Sebahattin tarafından Adem-i
Merkeziyet Partisi, Şam’da ise Mustafa Kemal ve arkadaşları tarafından Vatan ve Hürriyet Cemiyeti kurulmuştur. Bu partilerin hepsi, istibdat yönetimine son verilerek
meşrutiyetin yeniden ilan edilmesi için çalışmıştır.
Ahrar Partisi etrafında toplanan Meşrutiyet karşıtlarının çıkardığı isyandır.
İttihat ve Terakki aleyhine yazılar yazan Serbesti Gazetesinin yazarı Hasan Fehmi’nin öldürülmesi üzerine
başlamıştır.
İttahat ve Terakki’nin Selanik’ten getirdiği Avcı Taburları ile bastırılmak istenmiş, Avcı Taburlarının da isyancılara katılması üzerine Mahmut Şevket Paşa komutasındaki Hareket Ordusu Selanik’ten gelerek isyanı bastırmıştır.
Devlet yönetiminde görülen aksaklıklar, ekonomik bunalım, ulusçuluk isyanlarına dayalı eylemlerin Balkanlarda yeniden başlaması, İngiltere ile Rusya arasında imzalanan Reval Antlaşmasına Osmanlı Devletinin tepki
göstermemesi sonucunda başlayan tepkiler, padişahın
yeniden Meşrutiyeti ilan etmesine neden olmuştur.
Önemi:
II. Abdülhamid tahttan indirilerek yerine V. Mehmet Reşad padişahlığa getirilmiştir
II. Meşrutiyet Döneminin Özellikleri:
Mevcut rejimi değiştirmek için yapılmış ilk gerici
ayaklanmadır
İkinci Meşrutiyetin ilanını İttihat ve Terakki Partisi
sağlamıştır.
24 Temmuz 1908‘de İkinci Meşrutiyet ilan edildi
DAĞILMAYI ÖNLEME ÇABALARI
13 Nisan 1909da 31 Mart vakasının çıkması üzerine II.Abdülhamit tahttan indirlidi
Akım
1909 yılında yapılan değişiklik ile padişahın yetkileri kısıtlandı
Osmanlıcılık
Kanun teklifi için padişahın izni kaldırıldı
Hükümetin padişaha karşı değil, meclise karşı sorumlu olması esası getirildi
Padişahın anayasaya, vatana ve millete sadık kalacağına yemin etmesi hükmü getirildi
İslamcılık
Padişah sadece başbakanı sececek, başbakan da
bakanlar kurulunu seçecektir
Padişahın sınırsız veto yetkisi sınırlandırıldı
Türk Birliği
(Turancılık)
Padişahın sürgün yetkisi kaldırıldı
İslamcılık, resmi devlet politikası haline gelmiştir.
Basın üzerindeki sansür kaldırılmıştır.
Türkçülük
II. Meşrutiyet’in I. Meşrutiyet’ten önemli farkı, II.
Meşrutiyet meclisinde, siyasi partilerin olmasıdır.
(İlk kurulan partiler İttahat ve Terakki Partisi, Hürriyet, İttilaf Partisi ve Ahrar Partisi’dir.)
Batıcılık
II. Meşrutiyet’in getirdiği karışıklık ortamında
Bulgaristan bağımsızlığını ilan etti. (5 Ekim 1908)
Avusturya Bosna-Hersek’i, Yunanistan Girit
Düşünceleri
Din, dil, ırk ayrımı yapmadan Osmanlı
topraklarında yaşayan herkesin
Osmanlıyım demesini sağlamak. Balkan
savaşları ve Ermeni olayları bunun
gerçekleşemeyeceğini gösterdi.
Bütün İslam ümmetini Osmanlı bayrağı
altında toplama düşüncesi. Arnavutların
bağımsız olmaları, Arapların I. Dünya
savaşı sırasındaki tutumları bunun
gerçekleşmeyeceğini göstermiştir.
Türkiye, Rusya, İran, Afganistan ve
Çin’de yaşayan Türkleri bir bayrak
altında toplayarak Turan adlı bir devlet
kurma düşüncesi.
Osmanlı Devleti’nde yaşayan Türkleri
yönetimde ve sosyal hayatta hakim
kılma düşüncesi.
Osmanlı Devleti’nin tek kurtuluşunun
batıya ayak uydurmak olduğunu
savunmak. Batıcılara göre:
a- Batının tekniği alınmalıdır.
b- Batının tekniğinin yanında onu
oluşturan kültür yapısı da alınmalıdır.
Özerk yönetimi savunan, günümüz
anlayışına göre federalizm akımıdır. Her
bölge özerk, yarı bağımsız yönetim
birimlerine ayrılacaktı.
1911’de ilk kez Kız Lisesi açıldı.
Adem-i
Merkeziyetçilik
1917’de ilk kez kadınlara Tıp Fakültesine girme
hakkı tanındı.
Bu altı düşüncenin ortak özelliği: Hiç biri Osmanlı
VI. Mehmet 1919’da Meclis-i Mebusan’ı ka-pattı.
Devleti’ni yıkılmaktan kurtaramamıştır.
adasını kendi topraklarına kattığını ilan etti.
47
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TRABLUSGARB SAVAŞI - (1911-1912)
LONDRA ANTLAŞMASI - 1913
Maddeleri:
Nedenleri:
1. Midye-Enez hattı Osmanlı Devleti’nin Trakya sınırıdır.
1. İtalya kendisine sömürge arıyordu.
2. Trablusgarb, İtalya’nın tam karşısındaydı ve savunmasızdı. (Osmanlılar karadan yardıma gelemiyorlardı
çünkü, arada İngiliz işgalindeki Mısır vardı. Donanmaları
olmadığı için de denizden de gelemiyorlardı.)
2. Edirne Bulgaristan’a verildi.
3. Girit Yunanistan’a verildi.
4. Gökçeada ve Bozcaada dışındaki Ege adalarının durumu büyük devletlerin kararına bırakıldı.
3. İngiltere ve Fransa’nın, İtalya’yı desteklemesinin nedeni; İtalya’nın Almanya ile yakınlaşmasını engellemektir.
 II. Balkan Savaşı - 1913
Sonuç: Uşi Antlaşması ile savaş sona erdi.
Taraflar: BulgaristanSırbistan, Yunanistan, Romanya
UŞİ ANTLAŞMASI – 1912
Nedenleri: I. Balkan Savaşı sonunda Bulgaristan’ın çok
toprak kazanması Balkan devletlerinin hoşuna gitmemişti. Makedonya’nın paylaşılmasında Sırplar ile Bulgarlar
anlaşamıyorlardı.
Maddeleri:
1. Trasblusgarb ve Bingazi İtalya’ya bırakıldı.
2. Oniki ada, Balkan savaşları sonuna kadar İtalya’ya
bırakıldı. (İtalya bu adaları bize vermemiş; 1947 de
Yunanistan’a terk etmiştir.)
Sonuç:
1. Bu savaşa katılmayan Osmanlılar savaş sırasında
Edirne ve Kırklareli’yi geri aldılar.
Önemi:
2. Savaş sonunda imzalanan antlaşmalarla Osmanlıların
Balkanlardaki ve Ege denizindeki üstünlüğü sona ermiştir.
1. Bu antlaşma ile Osmanlıların Afrika kıtasındaki varlıkları sona erdi.
2. Bu savaştaki güçsüzlüğü görülen Osmanlılara Balkan
devletleri saldırdılar.
İSTANBUL ANTLAŞMASI - 1913
Taraflar: OsmanlılarBulgarlar
BALKAN SAVAŞLARI

Maddeleri:
1. Edirne, Dimetoka, Kırklareli Osmanlılara; Kavala ve
Dedeağaç Bulgaristan’a bırakıldı.
I. Balkan Savaşı – (1912-1913)
Taraflar: OsmanlıKaradağ - Sırbistan - Bulgaristan Yunanistan
2. Meriç nehri iki ülke arasında sınır kabul edildi.
Nedenleri:
ATİNA ANTLAŞMASI - 1913
1. Balkan devletlerinin Osmanlıları, Balkanlardan ve
Rumeli’den atmak istemesi
Taraflar: OsmanlıYunanistan
Maddesi: Osmanlılar Yanya, Selanik ve Girit’in Yunanistan’a ait olduğunu kabul ettiler. (Yunanistan Ege adalarını da istedi, reddedildi, görüşmeler sırasında I. Dünya Savaşı çıktı, adalar sorunu Lozan Antlaşması’nda çözüldü.)
2. Fransız İhtilalinin yaydığı milliyetçilik akımının, Balkan uluslarını etkilemesi.
3. Rusya’nın sürdürdüğü Panislavist politikasının, Slavlar üzerindeki etkisi.
4. Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp Savaşı ile askeri
gücünün zayıflığının, Balkan milletleri tarafından anlaşılması.
BALKAN SAVAŞLARININ GENEL SONUÇLARI
Osmanlıların, Balkanlardaki egemenliği sona ermiştir.
Günümüze kadar devam eden Batı Trakya Türkleri
sorunu ortaya çıkmıştır.
Sonuç:
1. Osmanlılar Midye-Enez çizgisinin batısındaki tüm
toprakları kaybettiler. (Edirne dahil)
Ege Denizi’ndeki kıta sahanlığı sorunu ortaya çıkmıştır.
Batı Trakya, Makedonya, Arnavutluk, Ege adaları,
Girit ve On iki ada kaybedilmiştir.
2. Arnavutluk bağımsızlığını ilan etti.
3. Osmanlıcılık fikri geçerliliğini yitirdi.
Osmanlıcılık akımı etkisini kaybederek, Türkçülük akımı etkili olmaya başlamıştır.
4. İttihat ve Terakki, 23 Ocak 1913’te Bab-ı Ali Baskını
ile yönetime el koymuştur.
Bugünkü Türk-Bulgar sınırı belirlenmiştir.
İngiltere ve Fransa’ya duyulan güvensizlik nedeniyle
Osmanlı-Almanya yakınlaşması başlamıştır.
48
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2006)
Aşağıdakilerden hangisi Osmanlı Devleti’nde, Tanzimat Dönemi’nde görülen gelişmelerden biridir?
A) İlk Osmanlı matbaasının açılması
B) Müslüman olmayanların askerlik yapabilmesi
C) İlk resmi gazetenin çıkarılması
D) Yeniçeri Ocağı’nın kurulması
E) Nizam-ı Cedit Ordusu’nun kurulması
Yanıt: B
(KPSS - 2007)
Osmanlı Devleti’nin devlet yapısında ilk radikal değişiklikler yapma eğilimi hangi padişah döneminde başlamıştır?
A) II. Mehmet
B) III. Selim
C) III. Murat
D) III. Ahmet
E) IV. Murat
Yanıt: B
(KPSS - 2007)
Aşağıdakilerden hangisi, Osmanlı Devleti’nde anayasal düzene geçilmesindeki amaçlardan biridir?
A) Azınlıkları yönetime katarak ülkenin parçalanmasının önlenmesi
B) Veraset sistemini değiştirerek tahta geçmek için bazı kuralların konulması
C) Osmanlı hanedanının üyeleri arasındaki anlaşmazlıkların giderilmesi
D) Avrupa devletleri arasındaki görüş ayrılıklarından yararlanılması
E) II. Abdülhamit’in tahttan indirilmesi
Yanıt: A
(KPSS - 2008)
Aşağıdakilerden hangisi XIX. yüzyılda Osmanlı Devleti’nde yapılan ıslahat hareketlerinin özelliklerinden biri
değildir?
A) Avrupa devletlerinin, Osmanlı Devleti’nin iç işlerine karışmasını önleme amaçlı olması
B) Müslüman olmayanları memnun edecek çeşitli düzenlemeleri içermesi
C) Avrupa devletlerinin desteğinin sağlanmasının amaçlanması
D) Avrupa kültürünün etkisinde hazırlanması
E) Sadece askerlik alanında yapılması
Yanıt: E
(KPSS – 2009)
Osmanlı Devleti’nde,
I. Tanzimat’ın ilanı,
II. Meşrutiyet’in ilanı,
III. Islahat Fermanı’nın ilanı
gelişmelerinin hangilerinde Avrupa’da görülen 1848 ihtilallerinin etkisi olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: E
(KPSS – 2011)
Osmanlı Devletinde 19. Yüzyılda güzel sanat dallarında eğitim ve öğretim yapmak üzere açılan ve müdürlüğüne
Osman Hamdi Bey’in getirildiği okul aşağıdakilerden hangisidir?
A) Darülmuallimin
B) Sanayi-i Nefise Mektebi
C) Galatasaray Sultanisi
D) Darülfünun
E) Darülmaarif
Yanıt: B
49
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
5. Bölüm. I. DÜNYA SAVAŞI ve CEMİYETLER
I. DÜNYA SAVAŞI
Sonuç olarak:
Yukarıdaki nedenlere ek olarak;
I. DÜNYA SAVAŞINI HAZIRLAYAN NEDENLER VE SAVAŞ ÖNCESİ GENEL DURUM
XX. yüzyılın hemen başında meydana gelen I. Dünya
Savaşı; Almanya, Avusturya-Macaristan, Osmanlı ve Bulgaristan ile dünyanın değişik yerlerindeki çok sayıda
devletin giriştiği uluslararası savaştır. Bu savaşta yaklaşık
10 milyon insan ölmüş, sakat kalmış veya kaybolmuştur.
Nedeni özetlenecek olursa, “sömürgecilik” olarak belirtilebilir. Savaşın nedenlerini, genel ve özel olarak ikiye
ayırmak mümkündür.
1.
Fransız ihtilalinin meydana getirdiği milliyetçilik
hareketleri,
2.
Silahlanma yarışı gibi nedenler de eklenince, artık
I. Dünya Savaşı’nın çıkması kaçınılmaz bir durumdur.
3.
Hammadde ve pazar arayışı, sömürgecilik ortaya
çıkmıştır.
Özel (Görünürdeki) Nedenler:
1.
Avusturya-Macaristan imparatorluğu veliahdının
Saraybosna’yı ziyareti sırasında Sırplı bir genç
tarafından öldürülmesi. (Mileş Obromoviç)
2.
Bu olay üzerine Avusturya-Macaristan İmparatorluğu Sırbistan’a savaş açtı. Rusya Sırbistan’ın yanında yer aldı. Ardından Almanya’nın Rusya’nın
karşısında savaşa girmesiyle İngiltere ve Fransa,
Rusya tarafında savaşa girdiler. Tüm Avrupa’ya
yayılan savaş kısa sürede diğer kıtalara da sıçramıştır.
3.
Almanya ve İngiltere arasındaki hammadde ve
pazar arayışından kaynaklanan ekonomik rekabet.
4.
Fransa’nın 1871 Sedan Savaşı ile Almanyaya kaptırdığı Alsas-Loren bölgesini geri almak istemesi.
5.
Rusya ile Almanya arasındaki panislavizmpangermanizm mücadelesi.
6.
İtalya’nın, Akdeniz’e hakim olmak arzusu.
Genel Nedenler:
1789 Fransız ihtilali’nden sonra Avrupa’da yayılmaya
başlayan Milliyetçilik düşüncesi yeni devletlerin ortaya
çıkmasına neden olmuştur. Buna bağlı olarak imparatorlukların yapısı tehdit altına girerken, devletlerin özel
istekleri gündeme gelmiştir.
1815’te toplanan Viyana Kongresi ile Avrupalı büyük
devletler Avrupa’ya yeni bir statü getirmiş ve Avrupa’nın
geleceği hakkında önemli kararlar almışlardır. Belli bir
dengenin kurulduğu kıta Avrupasında beklenmeyen gelişmeler olmuştur. Özellikle, 1870’li yıllarda Almanya ve
İtalya birlikleri kurularak, hızla sanayileştiler.
1870 yılında milli birliğini tamamlayan iki yeni devlet
(Almanya ve İtalya) Avrupa’nın güçler dengesini değiştirmeye başlamıştır
Almanya, zamanın güçlü sömürge imparatorluklarından biri olan Fransa’yı 1870’de yenip Alsas-Loren bölgesini almıştır.
Almanya, Avrupa’daki siyasi gelişmeleri kendi lehine
çevirmek için bazı devletlerle ittifak arayışına girmiştir.
Bu da bloklaşmayı beraberinde getirmiştir. Üçlü ittifak
(Bağlaşma) Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ve İtalya arasında kurulmuştur.
OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞA KATILMASI
Osmanlı Devleti, Trablusgarb ve Balkan savaşlarından
yeni çıkmıştı. Ordusu zayıf, donanması yetersiz, diplomasi etkisizdi. Bunun için bir yandan askeri alanda güçlenmeye çalışırken diğer yandan da yalnızlıktan kurtulmak
için girişimlerde bulunmaya başladı.
Almanya’nın bu tavrına karşın dünya dengesini elinde
tutan devletler de Üçlü İtilaf bloğunu (Anlaşma) (İngiltere, Fransa, Rusya) oluşturmuşlardır. Bloklar arası ekonomik rekabet ve çıkar çatışması bir yerden sonra siyasi
ilişkileri patlama noktasına getirmiştir.
Osmanlı Devleti Almanya’ya güvenemediği için İtilaf
devletlerine yakınlaşmaya çalışmış ancak bu devletler
Osmanlı Devleti’ni yanlarına almak istememişlerdir.
İngiltere’nin, Reval görüşmelerinde (1908) Rusyayı
Balkanlarda serbest bırakması, Osmanlı Devletini denge
politikası yüzünden Almanya’ya yaklaştırmıştır. Balkanlar’da ittifak bloğunda Avusturya ile İtilaf bloğunda ki
Rusya’nın faaliyetleri I. Dünya Savaşı’nı başlatan kıvılcımın ortaya çıkmasına neden olmuştur.
Bunun üzerine;
Almanya ile siyasi yakınlık içerisinde bulunan Osmanlı Devleti 2 Ağustos 1914’te “Dostluk ve Yardımlaşma” antlaşması imzaladı.
Meclis-i Mebusan’ı dağıttı.
50
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Tarafsızlığını ilan etti.
İtilaf Devletleri’nin Osmanlı sınırlarında yaşayan
azınlıkları kışkırtmaları.
Kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdı.
Rusya ve İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ni parçalamaya yönelik planları ve gizli paylaşım antlaşmaları.
Osmanlı Devleti’nin tarafsızlığı başta Rusya olmak
üzere İtilaf devletlerince desteklendi.
Buna karşılık Osmanlı devleti;
İngiltere’nin Osmanlı Devleti’ne ait parası ödenmiş
iki savaş gemisine el koyması.
 Kapitülasyonların kaldırılması
 Ege adalarının geri verilmesi isteklerini İtilaf
devletlerine iletti.
Amiral Souchen komutasındaki Goben ve Bretislava
isimli iki Alman zırhlısı İngiliz donanmasının önünden
kaçarak Çanakkale’den geçip Osmanlı Devleti’ne sığındı.
İngilizlerin bu gemileri istemeleri üzerine yapılan gizli
plan gereğince Osmanlı Devleti bu gemileri satın aldığını
ilan ederek gemilere Yavuz ve Midilli adını verdi. Arkasından tatbikat bahanesi ile Karadeniz’e açılan bu gemiler Rusya’nın Sivastopol ve Odesa limanlarını bombaladı.
Bunun üzerine Rusya, İngiltere ve Fransa Osmanlı Devleti’ne savaş ilan ettiler. Böylece 12 Kasım 1914’te Osmanlı
Devleti resmen savaşa girmiş oldu. Böylece; I. Dünya
Savaşı’nda taraflar netleşmiştir.
Bu isteklerin İngiltere tarafından reddedilmesi Osmanlı Devleti’nin Almanya’ya yakınlaşmasına neden oldu.
Osmanlı Devleti’nin Almanya’nın Yanında Savaşa Girme
Nedenleri:
Yönetici kadronun Alman yanlısı politikalar benimsemesi.
Rusya ve İngiltere ile Osmanlı Devleti arasındaki
tarihi düşmanlık.
Azınlıkların İngiltere, Fransa ve Rusya tarafından
desteklenmesi.
Osmanlı Devleti’nin Savaşa Girmesiyle:
İtilaf Devletlerinin Osmanlı Devleti’ni yanlarına
almak istememeleri.
Savaş geniş bir alana yayılmıştır.
Siyasi yalnızlıktan kurtulma düşüncesi.
Savaşın süresi uzamıştır
İttihatçı-yönetici kadronun Almanların savaşı kazanacağına kesin gözüyle bakmaları.
Almanlar büyük ölçüde rahatlamıştır.
Rusya yalnız ve zor durumda kaldığı için Komünist
ihtilal başarıya ulaşmıştır.
Osmanlı Devleti’nin kaybettiği toprakları geri almak
istemesi.
Yeni cepheler açılmıştır.
Kafkasya ve İran üzerinden Orta Asya’ya geçip
Büyük Turan İmparatorluğu’nu kurma hayali.
I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti:
Osmanlı İmparatorluğu her geçen gün zayıflamasına
rağmen kaybettiği toprakların bir bölümünü geri almak
ve kapitülasyonları kaldırmak gibi amaçlarla I. Dünya
Savaşı’na katılmıştır. Kaldı ki Osmanlı İmparatorluğu’nun
böyle bir mücadelenin dışında kalması da zordu. Çünkü
Almanya’nın Osmanlı Devleti’ni Savaşa Çekmek İstemesinin Nedenleri:
Cephe yükünü hafifletmek.
Osmanlı Devleti’nin jeopolitik konumundan yararlanmak.
Jeopolitik konumundan dolayı şöyle ya da böyle
savaşın içine çekilecekti.
Halifenin dini ve siyasi gücünü kullanarak İngiltere’nin sömürgelerine giden yolu kontrol altına almak.
Osmanlı Devleti, XIX. yüzyıl başlarından itibaren
kendi politikasına yön verebilen bir devlet olmayıp
Avrupa Devletlerinin kendisi için biçtiği rolleri oynuyordu.
İtilaf Devletlerinin Rusya’ya ulaşmasını önlemek.
Berlin-Bağdat demir yollarını kullanarak Irak petrollerine ulaşmak.
Devlet kendi politikasını şekillendirecek kadar güçlü değildi.
Marn Savaşı’nı kaybeden Almanya, Osmanlı Devleti
ile ittifak yapmayı kabul etti.
Osmanlı Devlet adamları savaşın sonunda İtilaf
Devletlerinin savaşı kazanmaları durumunda Osmanlı Devleti’ni ortadan kaldıracaklarını çok iyi biliyorlardı. Savaşın başında Ingilizlerin tarafsız kalmak
şartıyla toprak bütünlüğü koruma sözü vermeleri
boş bir vaatten ibarettir.
Osmanlı Devleti’nin İngiltere’nin Yanında Savaşa Girmemesinin Nedenleri:
Daha önce İtilaf Devletleri yanında savaşa girme
isteğinin kabul edilmemesi.
51
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
OSMANLI DEVLETİ’NİN SAVAŞTIĞI CEPHELER
Mustafa Kemal Paşa Anafartalar, Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen ve Seddülbahir’de önemli başarılar kazanmıştır.
Osmanlı Devleti’nin savaşa girmesiyle savaş daha geniş
bir alana yayılmış, yeni cepheler açılmıştır.
Bu arada Bulgaristan İttifak Devletleri’nin yanında
savaşa girmiştir.
Çanakkale Savaşı’nın Sonuçları:
İstanbul işgalden, Osmanlı Devleti de yıkılmaktan
kurtulmuştur.
Her iki taraf yarım milyona yakın insan kaybetmiştir.
Boğazların kapanmasıyla askeri ve ekonomik destekten yoksun kalan Rusya’da Bolşevik İhtilali çıkmış ve Rusya savaştan çekilmek zorunda kalmıştır.
Birinci Dünya Savaşı uzamıştır.
Harbin uzamasıyla savaş sanayisine yönelen Avrupalı devletlerin ihtiyaçlarını Amerika ve Japonya
karşılamıştır. Böylece bu devletler ekonomik yönden iyice güçlenmişlerdir.
Harbin uzamasından doğan sıkıntılar, sömürgelerde başlayan milli hareketlere hız kazandırmıştır.
Kanal-Süveyş Cephesi: (Taarruz Cephesi)
Almanların isteği üzerine açılmıştır. İngiltere’nin, Hindistan’a giden sömürge yollarını ele geçirerek sömürgeleriyle olan bağlantısını kesmek amacını taşır. Osmanlı
Devleti, 1882’de kaybettiği Mısır’ı geri almayı düşünmektedir. 14 Ocak 1915’te yapılan iki taarruz hareketinde de
başarı sağlanamamıştır. Bu cephenin başarısızlığının nedeni; Arapların cihad çağrısına uymayarak İngilizler ile
işbirliği yapmasıdır. Bunun sonucu olarak İslamcılık düşüncesi de geçerliliğini kaybetmiştir.
Doğu (Kafkas) Cephesi: (Taarruz Cephesi)
İlk açılan cephe olup Rusların Kafkaslar’dan saldırmasıyla başlamıştır. Enver Paşa’nın, Sarıkamış üzerinden 20
Aralık 1914’te başlattığı karşı taarruz büyük bir yenilgiyle
sonuçlanmıştır. Çok sayıda Türk askeri donarak ölmüştür.
Ardından Ruslar 1916’da Erzurum, Trabzon, Muş, Bitlis
ve Erzincan’ı işgal et-mişlerdir. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa, Muş ve Bitlis’in geri alınmasını sağlamıştır.
1917’de Bolşevik ihtilalinin çıkması üzerine Rusya, Doğu
Anadolu’dan çekilmiştir.
Suriye-Filistin Cephesi:
Suriye’de Fransızlarla, Filistin’de İngilizlerle yapılan savaşı kaybeden Alman generali Limon Van Sanders görevinden alınarak yerine yıldırım orduları grup komutanı
olarak atanan Mustafa Kemal, İtilaf Devletleri’nin ordularını Halep’in kuzeyinde durdur-muştur.
Çanakkale Cephesi: (Savunma Cephesi)
Dünya Savaşı’nın en önemli cephesidir. Osmanlı
Devleti savaşa girince İtilaf Devletlerinin Rusya ile
bağlantıları zayıflamıştı. Oysa Rusyanın Almanya’ya
saldırabilmesi için silah ve cephaneye ihtiyacı vardı.
İtilaf Devletleri, Boğazlar yoluyla Rusya’ya yardım
ulaştırmayı ve İstanbul’u işgal edip Osmanlı Devleti’ni saf dışı bırakmayı planlamışlardır.
Irak Cephesi: (Savunma Cephesi)
İngiltere’nin amacı bu bölgedeki petrol yataklarını ele
geçirmek, sömürge yollarını güvenceye almak ve Kafkasya’ya uzanarak Ruslarla birleşmekti. Böylece Osmanlı
Devleti’ni doğu sınırlarından çevirebilecekti. İngilizler
1915 yılında Kutt’ül Amare’de yenildiler ve geri çekildiler. Ancak takviye kuvvetlerle yeniden saldırıya geçerek
Musul’a kadar ilerlemişlerdir.
Bu amaçla 18 Mart 1915’te Çanakkale Boğazını
geçmeye kalkan İngiliz-Fransız ortak donanması başarısızlığa uğrayıp ağır kayıplar vermiştir. Bunun
üzerine Gelibolu yarımadasına asker çıkararak (Nisan1915) kara savaşlarını başlatmışlardır. Bu savaşlardan da bir sonuç alamayan İtilaf Devletleri,
1916’da Çanakkaleyi terk etmişlerdir.
52
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Cepheler - Yorumlar:
Bulgaristan ile Nöyyi Antlaşması (27 Kasım 1919):
Batı Trakya’yı Yunanistan’a, Makedonya’yı da Yugoslavya’ya bırakan Bulgaristan’ın Ege Denizi’yle bağlantısı kesilmiştir.
Osmanlı Devleti’nin taarruz yaptığı cepheler (Kafkas - Kanal)
Osmanlı Devleti’nin merkezini korumak amacıyla
savunma yaptığı cephe (Çanakkale)
Macaristan ile Triyanon Antlaşması (4 Haziran
1920): Bazı sınır düzenlemeleri yapılmıştır.
Osmanlı Devleti’nin sınırları olmadığı halde müttefiklerine destek olmak amacıyla asker gönderdiği cepheler (Romanya, Galiçya, Makedonya).
Osmanlı Devleti’yle Sevr Antlaşması (10 Ağustos
1920): Bu antlaşma Türkler tarafından uygulanmamış, Kurtuluş Savaşı sonunda Lozan Antlaşması
imzalanmıştır.
SAVAŞIN SONA ERMESİ
I. DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI
Bulgaristan, II. Balkan Savaşı’nda kaybettiği toprakları
tekrar elde edebilmek amacıyla İtti-fak Devletleri yanında 1915’te savaşa girmiştir. Böylece, Osmanlı
Devleti ile Almanya arasında kara bağlantısı kurulmuştur.
İmparatorluklar dağılmıştır (Avusturya-Macaristan
ve Osmanlı imparatorluğu, Rusya).
Yeni, bağımsız, ulus devletler kurulmuştur (Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya, Avusturya, Macaristan, SSCB, Türkiye).
Romanya, 1916’da, Yunanistan ise İzmir ve Ege Bölgesi’nin kendisine verilmesi koşuluyla 1917 de İtlaf
Devletleri tarafında savaşa katılmıştır.
Yeni rejimler ortaya çıktı (Rusya’da Komünizm,
İtalya’da Faşizm, Almanya’da Nazizm).
Rusya, ülkesinde çıkan ihtilal sebebiyle 1917’de
savaştan çekildi ve 3 Mart 1918’de Brest-Litowsk
Antlaşması’nı imzalamıştır. Osmanlı Devleti’nden
1878’de Berlin Antlaşması’yla aldığı Kars, Ardahan ve
Batum’u geri vermiştir.
Sömürgecilik isim değiştirerek manda ve himayecilik adı altında devam etmiştir.
ABD, İtilaf Devletlerine savaş malzemesi satmaktaydı.
Bu durumu bilen Almanya denizaltıları vasıtasıyla
ABD’nin gemilerini batırmaya başladı. Bunun üzerine
ABD 2 Nisan 1917’de Anlaşma Devletleri’nin yanında
savaşa girmiştir. Almanya kesin yenilgiye uğradı.
1915 – 1917 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin parçalanmasıyla ilgili olarak Fransa, İngiltere, İtalya ve
Rusya arasında gizli antlaşmalar imzalanmıştır. Ancak
bu antlaşmaların paylaşım planı daha sonraları değişikliğe uğramıştır.
Cumhuriyetçi devletlerle monarşi devletlerin mücadelesinde, cumhuriyetçiler galip çıkmıştır.
Devletlerarası sorunlara barışçı çözümler getirmek
amacıyla Milletler Cemiyeti (Cemiyet-i Akvam) kurulmuştur.
İlk defa bazı silahlar kullanılmaya başlanmıştır.
(Tank, denizaltı)
Almanya’nın denizlere hakim olamaması, Avusturya-Macaristan imparatorluğunun içinde pek çok
milletin bulunması, ve kapalı bir devlet olması, Bulgaristan’ın sadece bir köprü durumunda olması,
Osmanlı Devletinin ise ekonomik yapısının çok kötü
olması, ittifak grubunun yenilmesinde en önemli
nedenleri oluşturur.
1918’de önce Bulgaristan, sonra bütün İttifak Devletleri barış istediler ve kendilerine ültimatom şeklinde
sunulan barış antlaşmalarını im-zalamak zorunda kaldılar.
WILSON İLKELERİ (8 Ocak 1918)
Savaşı Bitiren Antlaşmalar:
Dünya savaşı yıllarının sonlarına doğru bütün milletlerin artık barışı hecelemeye başladıkları bir zamanda
Amerika devlet başkanı Wilson bir takım barış tekliflerini
dünya kamuoyuna sundu. Hemen hemen tüm milletler
tarafından olumlu karşılandı. Wilson ilkeleri genelde
yenilen devletlerin lehine gibi görünüyordu. İngiltere ve
yandaşları ABD’yi yanına çekebilmek için bu barış tekliflerine olumlu bakarken, Almanya ve yandaşları da yenilmek üzere oldukları için barış teklifine sıcak baktılar.
Wilson’un teklifleri 14 ilke olarak da adlandırılır.
Almanya ile Versay Antlaşması (28 Haziran 1919):
Fransa’ya bazı topraklarını vermiş, sömürgelerini kaybetmiş, askeri-ekonomik sınırlamaları kabul etmiştir.
Bu antlaşma II. Dünya Savaşı nın çıkmasına neden
olacaktır.
Avusturya ile Sen-Germen Antlaşması (10 Eylül
1919): Avusturya ile Macaristan ayrılmıştır. Bu ülke
topraklarında Yugoslavya, Çekoslovakya, Polonya
devletleri kurulmuştur.
53
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Önemli maddeleri;
olduğuna dair sahte belgeler düzenlemişlerdir. Ayrıca
bölgedeki Rumların katledilmekte olduğu yalanını yayarak İzmir’in işgalini haklı göstermeye çalışmışlardır.
Bütün barış antlaşmaları açık yapılacak, gizli antlaşmalar yapılmayacak.
Savaş sonunda yenen devletler yenilen devletlerden toprak almayacak.
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI (30 EKİM 1918)
Dünya barışını sağlamak üzere uluslararası bir barış
örgütü kurulacak.
Bulgaristan’ın teslim olmasından sonra Almanya ile Osmanlı arasında kara bağlantısı kesildi. Böylece Almanların
Türklere vaat ettiği yardımın gelme ihtimali de almadı.
Devletin başında bulunan İttihat ve Terakki liderleri ki,
başta Enver, Cemal ve Talat paşalar olmak üzere gizlice,
ülkeyi terk ettiler.
Alsas - Loren Fransa’ya verilecek.
Romanya, Karadağ, Sırbistan, Polonya ve Rusya’nın
sınırları yeniden belirlenecek
Boğazlar tüm dünya ticaret gemilerine açık tutulacak
Ahmet İzzet Paşa başkanlığında yeni bir hükümet
kuruldu. Devlet adamlarının çoğunluğu Wilson ilkelerine
güvendikleri için İngilizlerle ateşkes görüşmelerine,
başladılar. Antlaşmayı itilaf Devletleri adına General
Calthorpe, Osmanlı’yı temsilen de Bahriye Nazırı Rauf
Bey imzaladılar.
Osmanlı devletinde Türklerin çoğunlukla olduğu
yerlere kesin hakimiyet hakkı tanınacak, başta azınlıkların yaşadığı topraklarda halk kendi geleceğine
kendi karar verecek.
Antlaşmaya göre:
Wilson ilkeleri amacına ulaşamamıştır. Nedeni;
Boğazlar açılacak ve bölgedeki istihkamlar Anlaşma devletlerine teslim edilecek.
İngiliz, Fransız ve İtalyanların çıkarlarına ters
düşmesidir. Bu devletler, işgallerini gizleyebilmek
Yorum: Bu madde ile İstanbul’un işgaline zemin
hazırlanmıştır.
için “Manda ve Himaye” rejimini icat ettiler,
Böylece Wilson ilkelerine açıkça ters düşülmemiş
Anlaşma devletleri güvenlikleri açısından tehlikeli
gördükleri yerleri işgal edecekler. (7. madde)
olacak ve gizli antlaşmalar uygulanabilecekti. ABD
bu gelişmelere göz yumdu. Yer yer destekledi.
Yorum: Anadolu’da başlayacak işgallerin hukuksal dayanağını oluşturmaktır.
PARİS KONFERANSI
Vilayet-i Sitte (Van. Bitlis, Erzurum, Diyarbakır,
Elazığ ve Sivas) bir karışıklık durumunda anlaşma
devletlerince işgal edilebilecek
Wilson İlkeleri’ne rağmen İtilaf Devletleri ve Yunanistan, Osmanlı Devleti’ni paylaşmanın yollarını aramışlardır. Bunun için büyük bir propaganda ve mücadeleye
girmişlerdir. Paris Konferansı, bu mücadelenin diplomatik sahnesi olarak 32 devletin katılımıyla 18 Ocak 1919’da
açılmıştır. Konferansa ABD. İngiltere, Fransa, İtalya ve
Japonya egemen olmuştur. İtilaf Devletleri daha sonra
sırasıyla Almanya, Avusturya, Bulgaristan ve Macaristan
ile anlaşma imzalamışlardır Fakat Osmanlı Devleti’yle yapılacak barış antlaşması sonraya bırakılmıştır. (Nedeni,
itilaf Devletleri’nin Osmanlı topraklarını nasıl paylaşacakları konusunda aralarında henüz anlaşamamış olmaları
idi.)
Yorum: Doğu Anadolu’da bir ermeni Devleti’nin
kurulması amaçlanmaktadır.
Bütün haberleşme istasyonları (telsiz, telgraf,
posta) İtilaf Devletleri’nin kontrolüne verilecek.
Yorum: İşgal sırasında halkın, olaylardan haberdar olmasını engellemektir.
Osmanlı ordusu terhis edilecek, cephaneleri Anlaşma Devletleri’ne teslim edilecek.
Yorum: İşgaller sırasında halkı savunmasız bırakmak ve direniş hareketlerine karşı önlem almaktır.
Fransa ile İngiltere, Yunanistan’ı destekleyerek Doğu
Trakya ve İzmir çevresinin Yunanistan’a verilmesini sağlamışlardır. İngiltere, İtalya’nın güçlenmesinin kendi sömürge yolları için bir tehdit oluşturabileceğini düşünüyordu. Bu durum İtalya’yı huzursuz etmiştir. İtalya, sonraki yıllarda Kurtuluş mücadelesini destekleyerek İngiltere ve Yunanistan’dan intikam alacaktır.
Osmanlı Devleti’nin elindeki savaş esirleri serbest
bırakılacak ancak, Osmanlı esirleri Anlaşma Devletleri’nin kontrolünde kalacak.
Iran ve Kafkasya’ya giren Türk orduları geri çekilecek.
Bütün tersane ve limanlardan Anlaşma Devletleri yararlanacak.
İtilaf Devletleri, sahte belgelerle bazı gerçekleri çarpıtarak konferansı yönlendirmişlerdir. Yunanistana verilmesi kararlaştırılan yerlerde nüfus çoğunluğunun Rum
Bütün demiryolları ve geçitler itilaf devletlerinin
kontrolüne verilecek.
54
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Anlaşma Devletleri kömür, akaryakıt gibi ihtiyaç
maddelerini Türkiye’den karşılıksız sağlayacak.
olduğuna dair Paris Konferansı’na yanlış bilgi verilmiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması kayıtsız şartsız bir
teslim antlaşmasıdır.
Yunan ordusunun derhal geri çekilmesi ve yerlerine
İtilaf kuvvetlerinin kuvvet göndermesi gerekir.
Osmanlı devleti fiilen sona erdi.
İzmir ve havalisinin, milliyet prensiplerine göre
Yunanistan’a katılması söz konusu olamaz. Çünkü
bu yerlerde Türk çoğunluğu hakimdir.
Anlaşma devletleri Wilson ilkelerine ters düşmeden Osmanlı topraklarını işgal edebileceklerdi.
Boğazların anlaşma Devletlerine verilmesi ile
Anadolu ve Rumeli toprakları arasındaki ilişkiler
zorlaşmıştır.
Mondros sonrası, işgallerin haksız olduğunu dünyaya
duyuran ilk resmi belgedir.
Bir Ermeni Devleti’nin kurulması için tüm şartlar
hazırlandı. (24. madde)
MONDROS ATEŞKES ANTLAŞMASI’NDAN SONRA GERÇEKLEŞTİRİLEN İLK İŞGALLER:
Osmanlı Devleti savunmasız bir hale getirildi.
3 Kasım 1918 İngilizler, Musul’u işgal ettiler.
4 Kasım 1918 Fransızlar; Hatay, Dörtyol ve Çukurova’yı işgal ettiler.
Anadolu’da Mondros’a ilk tepkiler Müdafaa-i
Hukuk Cemiyetleri kurularak dile getirilmiştir.
6 Kasım 1918 İtalyanlar; Antalya, Marmaris, Bodrum ve Kuşadası’nı işgal ettiler.
Kurtuluş Savaşı, Mondros Ateşkes Antlaşmasına
bir tepki olarak başladı.
13 Kasım 1918 İtilaf Devletleri donanması İstanbul’a geldi.
Ateşkes Antlaşması, Barış antlaşması
imzalanıncaya kadar silahların susmasıdır. Geçici
sözleşmedir. Eğer barış sağlanamaz ise bu
ateşkes bozulur ve savaş tekrar başlar.
Barış Antlaşması; ateşkesin sağladığı ortamda,
KUVAY-Î MİLLİYE
geniş kapsamlı görüşmeler sonucunda imzalanır.
Savaşın resmen sona ermesini sağlayan
Kuva-i Milliye halk tarafından oluşturulmuş düzensiz birliklerdir. Gerilla taktiğiyle savaşmışlardır.
Düşman ilerleyişini tam anlamıyla durduramamışlardır.
antlaşmadır.
Düzenli ordunun kurulmasına ve TBMM nin açılmasına zaman kazandırmıştır.
İZMiR’iN İŞGALİ VE AMİRAL BRiSTOL RAPORU
TBMM’nin açılmasından sonra çıkan isyanlarda
TBMM’nin otoritesini sağlamak için mücadele etmişlerdir.
Paris Konferansı gereği Yunanistan 15 Mayıs
1919’da İzmir’i işgal etmiştir. Amaçları Büyük Yunanistan (Megalo-ldea) olan Yunanlılar bölgede korkunç zulüm ve katliamlar yapmışlardır.
Türklük ve milliyetçilik duygularıyla hareket eden
insanlar tarafından kurulmuştur.
İzmir’in işgali, bütün yurtta büyük bir nefretle karşılanmıştır, Anadoluda ki Kuvay-î Milliye hareketleri
hız kazanmıştır.
Bölgesel amaçlıdırlar.
İhtiyaçlarını halktan karşılamaktaydılar. Bazen yargısız infaz yaptıkları da olurdu. Bu nokta, halkın da
tepkisini çekmiştir.
Anadolu’daki Yunan zulmü Avrupa kamuoyunu harekete geçirmiştir. Osmanlı Hükümeti’nin başvurusu üzerine bölgedeki katliamları araştırmak üzere
bir soruşturma komisyonu gönderilmiştir.
İşgallere İstanbul Hükümeti tepkisiz kaldığı için
kurulmuşlardır.
Amerikalı, Amiral BRiSTOL başkanlığında İngiliz,
Fransız ve İtalyan generallerinden oluşan komisyonun hazırladığı raporda özetle şöyle deniyordu (11
Ekim 1919):
Düzenli ordu kurulunca misyonunu tamamlamıştır.
İlk işgal edilen yer Musul’dur. (3 Kasım 1918). Sonuçları
açısından en önemlisi İstanbul’un işgali olmuştur (16
Mart 1920).
İzmir ve havalisindeki katliamlardan Yunanistan
sorumludur.
İzmir ve havalisinde Hıristiyan halkın tehlikede
55
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ÜLKENİN İÇ DURUMU VE CEMİYETLER
Zararlı cemiyetlerin ortak özelliği: Osmanlı Devleti’nin
artık bağımsız bir devlet olarak yaşayamayacağı, varlığını
ancak bir himaye/manda ile koruyabileceği ve direnmenin gereksizliğine inanmalarıdır.
Savaş sonrasında Osmanlı Hükümeti çaresiz kalmıştır.
Devlet otoritesi yok olmuş, çöküşü hızlandıracak birçok
zararlı cemiyet ortaya çıkmıştır.
Zararlı Cemiyetler:
Zararlı Cemiyetler
Azınlıkların Kurduğu
Zararlı Cemiyetler
İşgallerin başlamasıyla,
İngiliz ve Fransızlardan
destek alan azınlık Rum ve
Ermeniler siyasi emellerini
gerçekleştirebilmek için
çeşitli dernekler kurmaya
başlamışlardır.
Türklerin Kurduğu Milli
Varlığa Zararlı Cemiyetler
Mavri Mira Cemiyeti
İstanbul Rum Patrikhanesi kurmuştu. Amacı Bizans’ı tekrar
diriltmekti. Cemiyet, Yunanistan’dan destek alıyordu. Yunan
Kızılhaçı, Göçmenler Komisyonu ve Rum İzcilik teşkilatları yan
kuruluşlarıydı. Ege ve Trakya’da faaliyet gösteriyordu.
Pontus Rum Cemiyeti
Rum Patrikhanesine bağlı olup Yunan emellerine hizmet için
kurulmuştu. Trabzon, Samsun çevresinde bir Rum devleti
kurmak için çalışıyordu.
Taşnak ve Hınçak
Dernekleri
Doğu Anadolu’da, Ermenistan Devleti kurmak amacıyla
oluşturulmuşlardı. ABD’nin desteğini sağlamaya çalışıyorlardı.
Bu cemiyetler, ayrıca Türk halkına karşı şiddet eylemleri ve
işkencelerde yapıyorlardı.
Etnik-i Eterya Cemiyeti
İlk kuruluş amacı, Yunanistan’a bağımsızlığını kazandırmaktır.
I. Dünya Savaşında ise, Rumların yaşadığı tüm toprakları
Yunanistan’a katarak eski Bizans’ı canlandırmayı hedeflemiştir.
Alyans İsrailit Cemiyeti
İstanbul’daki Yahudi gençler tarafından kurulmuştur.
Filistin’den Elazığ’a kadar uzanan topraklarda Büyük İsrail’i
kurmayı hedeflemiştir.
Sulh ve Selamet-i
Osmaniye Fırkası
İstanbul Hükümeti’nin destekçisiydi. Padişah ve Halife yanlısı idi.
Direnmenin gereksizliğini ve kurtuluşun padişahın buyruklarına
bağlı kalmakla gerçekleşebileceğini savunuyordu.
Kürt Teâl-i Cemiyeti
Wilson İlkeleri doğrultusunda bağımsız bir Kürdistan Devleti
kurmayı amaçlıyordu. Doğu Anadolu Müdafaa-i Hukuk
Cemiyetine katılmayı reddetmiştir.
Kürdistan ve Jin adlı gazeteler yayınlamıştır.
Teâl-i İslam Cemiyeti
Halifeye ve şeriata bağlılığı savunuyordu.
Milli Mücadeleyi engellemek için İstanbul’daki bazı müderrisler
tarafından kurulmuştur. İngiliz Muhipler Cemiyeti ve Hürriyet ve
İtilaf Fırkası ile işbirliği yapmıştır.
İngiliz Muhipleri
Cemiyeti
İngiliz mandasını savunmuşlardır. İstanbul’da kurulmuş ve
Osmanlı Devleti tarafından desteklenmiştir.
Wilson (Prensipler)
Cemiyeti
Amerikan mandasını sağlamaya çalışıyordu. Cemiyetin
kurucularından bir kısmı kurtuluş savaşı mücadelesine
katılmıştır.
Hürriyet ve İtilaf Fırkası
İttihat ve Terakki’nin en büyük karşıtlarındandır. Mondros’tan
sonra milli mücadeleye karşı iç ayaklanmalarda öncü
olmuşlardır.
56
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Milli Cemiyetler:
İstanbul Hükümetlerinin sessizliği ve işgallerin ilerlemesi karşısında Türk halkı tarafından kurulan cemiyetlerdir.
Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri olarak faaliyet göstermişlerdir.
Milli Cemiyetler:
Milli Cemiyetler
İlk milli direniş örgütüdür. Edirne’de kurulmuştur. Trakya’yı, Yunanistan’a karşı
Trakya Paşaeli Cemiyeti
korumayı amaçlamıştır. Gerekirse bağımsız devlet kurmak düşüncesindedir.
Lüleburgaz ve Edirne Kongrelerini düzenlemiştir.
İzmir ve Ege Bölgesi’nin Yunanistan’a katılmasını önlemek amacıyla kurulmuştur.
İzmir Müdafaâ-i Hukuk-ı
Oluşturduğu İzmir Reddi İlhak Cemiyeti vasıtasıyla halkı direnişe çağırmış, işgallere
Osmaniye Cemiyeti
karşı ilk direniş hareketlerini başlatmıştır. Balıkesir ve Alaşehir Kongrelerini
düzenlemiştir.
Adana ve civarını işgallerden korumak ve Ermeni faaliyetlerine karşı yöredeki milli
Kilikyalılar Cemiyeti
hareketi örgütlemek amacıyla kurulmuştur. Pozantı Kongresini düzenlemiştir.
Şark Vilayetleri (Doğu
İstanbul’da kurulmuş ve kısa bir süre sonra çalışmalarına Erzurum’da başlamıştır. Doğu
Anadolu) Müdafaa-i Hukuk-ı
Anadolu’nun bölünmezliğini savunmuş, Ermeni emellerine engel olmayı amaçlamış,
Milliye Cemiyeti
bölgeden göçü engellemeye çalışmıştır. Vatan ve Hadisat gazetelerini çıkarmıştır.
Trabzon Muhafaza-i Hukuk-ı
Doğu Karadeniz bölgesindeki Pontus Rum faaliyetlerine karşı kurulmuştur. İstikbal
Milliye Cemiyeti
gazetesini çıkarmıştır.
Partiler üstü bir cemiyet olup İstanbul’da kurulmuştur, Amacı basın-yayın yoluyla Türk
Milleti’nin haklı davasını dünyaya duyurmaktı. Diğer milli cemiyetlerden farklı olarak,
Milli Kongre Cemiyeti
milli mücadeleye bir bütün olarak bakmış; bölgesel düşünmemiştir. Kuvay-ı Milliye
ifadesini ilk defa kullanan cemiyettir.
Yorum:
Mondros’tan sonra başlayan işgallere karşı Türk
Doğu Anadolu’daki faydalı cemiyetler Erzurum Kong-
halkının ilk tepkileridir.
resi’nde tek bir çatı altında toplanmıştır.
Milli mücadeleye zemin hazırlamışlardır.
Cemiyetlerin metodu, olabilecek İşgallerin haksız ol-
Yararlı cemiyetler ulusal değil bölgesel amaçlıdır-
duğunu dünyaya basın yayın yoluyla duyurmaktır. Bu
lar.
noktada silahlı direniş örgütleri olan Kuva-i Milli-
Bulundukları bölgelerin Türklüklerini ispatlamak
ye’den ayrılırlar.
için kurulmuşlardır.
“Anadolu’nun Türkler tarafından yurt edinilmesin-
Olabilecek İşgallere karşı halkı bilinçlendirmeyi he-
den sonra geçen 800 yıllık sürede Anadolu Türk
def almışlardır.
egemenliği bu ölçüde tehdit altında kalmamıştı.
Amaç olarak silahlı direnişe geçmeyi ve gerekirse
yabancı devletlerden faydalanmayı ilke edinmişler-
Tüm Milli Cemiyetler, 11 Eylül 1919 tarihinde Sivas
di.
Kongresinde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk
Halkın cemiyetler etrafında birleşmesini sağlamak
Cemiyeti adı altında birleşmiştir.
istemişler, göç edilmemesi için mücadele etmişler,
halkı azınlıklar karşısında siyasi dini, ilmi, iktisadi
Not: Kuva-i Milliye, Kuvay-i Milliye veya Kuvayı Milliye
yönden geliştirmek istemişlerdir.
aynı anlama gelen, TDK’ya göre aynı anlamda kullanılan
Sivas Kongresi’nde Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i
terimlerdir.
Hukuk Cemiyeti adı altında birleşmişlerdir.
57
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2000)
Osmanlı Devleti hangi savaş sırasında, kapitülasyonları tek taraflı olarak kaldırdığını ilan etmiştir?
A) Birinci Dünya Savaşı
B) Trablusgarp Savaşı
C) Osmanlı – Rus Savaşı
D) Kırım Savaşı
E) Balkan Savaşları
Yanıt: A
(KPSS - 2002)
I. I. Dünya Savaşı
II. Trablusgarp Savaşı
III. Dömeke Savaşı
Mustafa Kemal’in Türk kamuoyunda tanınmasında yukarıdaki savaşların hangileri etkili olmuştur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: A
(KPSS - 2006)
Mustafa Kemal’in komutanlığını yaptığı,
I. Derne,
II. Anafartalar,
III. Conkbayırı
savaşlarından hangilerinin kazanılması İstanbul’un işgalini önlemiştir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) II ve III
Yanıt: E
(KPSS - 2007)
Osmanlı İmparatorluğu Makedonya’yı aşağıdakilerden hangisinin sonucunda kaybetmiştir?
A) I. Dünya Savaşı
B) Trablusgarp Savaşı
C) Balkan Savaşları
D) Kurtuluş Savaşı
D) 1877–78 Osmanlı Rus Savaşı
Yanıt: C
(KPSS - 2011)
Aşağıdakilerden hangisinin Osmanlı Devletinin ve Almanya’nın Kafkas Cephesinin açılmasıyla elde etmeyi
planladıkları kazanımlardan biri olduğu savunulamaz?
A) Bakü petrollesini ele geçirmek
B) Kafkaslar üzerinden Hindistan’a ulaşmak
C) Rusya’nın güneye inmesini önlemek
D) Kafkaslardaki bağımsızlık mücadelesini desteklemek
E) Süveyş kanalını ele geçirerek İngilizlerin sömürgelerine giden yolu kapatmak
Yanıt: E
(KPSS - 2011)
I. İslam Teali Cemiyeti
II. İngiliz Muhipler Cemiyeti
III. Sulh ve Selameti Osmaniye Fırkası
Yukarıdakilerden hangileri ulusal mücadeleye karşı çıkmıştır?
A) I, II ve III
B) II ve III
C) I ve II
D) Yalnız III
E) Yalnız I
Yanıt: A
58
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
6. Bölüm. KURTULUŞ SAVAŞI
KURTULUŞ SAVAŞI (Hazırlık Dönemi)
İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali haksızlıktır ve
bu haksız İşgal kabul edilemez.
Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a Çıkışı:
Türk Milleti, milli hâkimiyet ve milli bağımsızlık
arzusundadır.
Mondros’tan sonra İstanbul’a dönen Osmanlı subaylarından bazıları (Başta Kazım Karabekir olmak üzere) İtilaf
Devletleri tarafından Anadolu’nun işgali ve İstanbul’da
kalınarak yapılabilecek her hangi bir şeyin olmaması
karşısında çeşitli bahanelerle Anadolu’ya geçerk halkı
işgallere karşı teşkilatlandırmaya başladılar.
Samsun Raporu, milli mücadelenin ilk raporudur. Mustafa Kemal’in İstanbul Hükümeti ile görüş ayrılığına
düştüğünü gösteren ilk belgedir.
Mustafa Kemal İstanbul’da kaldığı süre içersinde önce
hükümette görev alarak siyasi yönden vatanın kurtuluşuna hizmet etmeyi düşünmüş, ancak İstanbul hükümeti
üzerindeki İtilaf Devletleri baskısı karşısında hükümetin
çaresizliğini gördükten sonra bu fikrinden vazgeçmiştir
Havza Genelgesi (28 Mayıs 1919)
Amacı: İzmir’in işgalini tüm Anadolu halkına duyurmak, halkta oluşmaya başlayan ulusal bilinci, işgallere
karşı tepkiye dönüştürmektir.
Bu sırada Doğu Karadeniz’e Pontus Cemiyeti’nin çıkardığı karışıklıklar ciddi boyutlara ulaşmış ve halk arasında
yer yer mücadeleler baş göstermiştir. İngilizler bögedeki
karışıklıkların önlenememesi durumunda Merzfon ve
Samsun’da kendilerine karşı bir halk hareketinin başlamasından korkar iken İstanbul Hükümeti de karışıklıklar
bir an önce bastırılmazsa Mondros’un devreye girmesinden endişe ediyordu.
Mustafa Kemal Paşa Samsun’a çıktıktan sonra, derhal
askeri birliklerle ilişki kurmuştur. Bir yandan yerel örgütlerin birleştirilmesi için çalışırken öte yandan da İzmir’in
işgali ile büyüyen tepkileri yönlendirmek istemiştir. Bu
amaçla Kazım Karabekir, Refet Bele ve Ali Fuat Paşa gibi
komutanlarla temasa geçmiştir.
İstanbul Hükümeti ve İngilizler yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Karadeniz bölgesinde huzurun sağlanmasından yana idiler. Bölgede huzuru sağlamak amacı ile
Sultan Vahdettin, Mustafa Kemal’i Dokuzuncu Ordu Müfettişi sıfatıyla Karadeniz bölgesine gönderdi.
28 Mayıs’ta yayınladığı Havza Tamimi (Genelgesi) ile
miting ve protesto hareketlerini başlatmıştır. Böylece
milli direniş bilincini uyandırmak istemiştir.
Önemli maddeleri:
Anadolu’nun her köşesinde işgalleri protesto
mitingleri yapılmalıdır.
Trabzon. Samsun, Sivas, Erzurum, Erzincan ve Van bölgesinde huzur ve asayişi sağlamakla görevlendirilen Mustafa Kemal, 16 Mayıs’ta Bandırma vapuru ile beraberinde 17 kişilik mahiyetiyle birlikte olduğu halde İstanbul’dan ayrıldı. Üç günlük bir yolculuktan sonra Mustafa
Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsuna çıkması ile Milli
Mücadele başladı. Mustafa Kemal’e Sultan Vahdettin
Anadolu’daki tüm mülki amir ve askeri komutanlara emretme yetkisi vermişti. İstanbul hükümetinin emirlerine
bile uymakla yükümlü olmayıp direk Padişah’tan gelen
emirler kendisini bağlayabiliyordu.
Milli tehlikeye karşı millet uyarılmalı. Gösteriler
sırasında düzenin korunmasına dikkat edilmeli,
Hıristiyan azınlığa karşı saldırı yapılmamaya özen
gösterilmelidir.
Not: Amaç; Mondros’un 7. ve 24. maddelerinin uygulamaya geçmesini engellemektir.
Samsun’a çıktıktan sonra Mustafa Kemal görevi gereği
bölgede durum değerlendirmesi yaptıktan sonra bir rapor hazırlayarak bu raporu İstanbul’a telgrafla göndermiştir.
Yorumlar:
Milli mücadele için atılan ilk adımdır.
Milli mücadelenin ilk genelgesidir.
Samsun Raporu olarak adlandırılan bu raporda Mustafa Kemal düşüncelerini özetle şöyle ifade etmiştir:
Halkı işgallere karşı protesto etmeye çağıran ilk
belgedir.
Bölgedeki karışıklıkların sorumlusu Rumlardır.
Eğer Rumlar siyasi emellerinden vazgeçerlerse
bölgede huzur ve asayiş kendiliğinden sağlanır.
Türk halkı, Kuvay-ı Milliye’yi benimseyerek etrafında toplanmaya başlamıştır.
Mustafa Kemal, ilk kez İstanbul’a geri çağrılmıştır.
Türklüğün yabancı mandası ve kontrolüne tahammülü yoktur.
59
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
AMASYA GENELGESİ (22 Haziran 1919)
3. Milletin bağımsızlığını, yine milletin azim ve kararı
kurtaracaktır.
Amasya Genelgesi, Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet
Bele ve Mustafa Kemal’in imzalarıyla Kazım Karabekir Paşa ile Cemal Paşa’nın telgraf imzalarıyla yayınlanmış olup
Milli Mücadelenin amacını, yöntemini ve gerekçesini
belirleyen temel bir belgedir.
Yorum:
Kurtuluş Savaşı’mızın yöntemi belirtilmiştir.
İleride yönetim şeklinin değiştirileceği ve milli
egemenlik için önemli bir adım atılmıştır.
Kurtuluş çaresi olarak padişah, halife, manda
ve himaye düşüncesinde olanların yerine milliyetçilik, milli egemenlik ve milli bağımsızlık düşüncesi konmuştur.
Not:
Genelgenin çok imza ile yayımlanmasının nedenleri:
1.
Genelgenin, halk üzerindeki etkisini arttırmak.
2.
Mustafa Kemal’in tutuklanması halinde
genelgenin geçerliliğini devam ettirmek.
3.
Milli mücadeleyi kişisellikten kurtarmak.
4.
Milli mücadeleyi, orduya dayandırmak.
Hem padişaha, hem de işgalci güçlere karşı
çıkılmıştır.
4. Her türlü etki ve denetimden uzak milli bir kurul
oluşturulmalıdır.
Yorum:
Kurtuluş mücadelesi kişisellikten çıkarılarak
kurumsallaştırılmaya çalışılmıştır.
Amasya Genelgesinin Maddeleri:
1. Vatanın bütünlüğü ve milletin bağımsızlığı tehlikededir.
Temsilciler Kurulunun oluşturulması ile ileride
TBMM’nin açılacağına vurgu yapılmıştır.
Yorum:
5. Anadolu’nun her bakımdan en güvenli yeri olan
Sivas’ta milli bir kongre toplanacaktır.
Vatanın içinde bulunduğu kötü durum, millete
duyurulmuştur.
Kurtuluş Savaşı’nın gerekçesi belirtilmiştir.
Yorum:
Bölgesel kurtuluşu çare olarak gören vatanseverlere uyarı yapılmıştır.
Milli bir kongre toplayarak milli birlik ve beraberlik sağlanması istenmiştir.
Vatanın kurtuluşu için milletçe milli birlik ve
beraberlik içinde çalışmaların yapılmasının
gereği ortaya konulmuştur.
Milli cemiyetlerin tek çatı altında birleştirilmesi hedeflenmiştir.
Türk milletinin geleceğinin, Türk milletinin
seçtiği temsilciler tarafından kararlaştırılması
istenmiştir.
Türk Milleti, milli bağımsızlık ve egemenlik
mücadelesine çağırılmıştır.
İstanbul hükümetine karşı milli bir hükümetin
kurulmasına ortam hazırlamıştır.
2. İstanbul hükümeti, üzerine aldığı sorumluluğu yerine
getirememektedir. Bu durum, milletimizi yok gibi
göstermektedir.
6. Bütün sancaklardan, halkın güvenini kazanmış üç
delegenin Müdafaa-i Hukuk ve Reddi İlhak Cemiyetleri ile belediyelerce seçimi gerçekleştirilmesi istenmiştir.
Yorum:
İstanbul hükümetine ilk defa karşı çıkılarak
hükümetin görevini yerine getiremediği açıkça
millete gösterilmiştir.
Yorum:
Kararların, halkın istekleri doğrultusunda alınmasının önemi belirtilmiştir.
Kurtuluş Savaşı’nın gerekçelerinden biri de İstanbul hükümetinin, millete karşı olan görevini yerine getiremediği olarak millete gösterilmiştir.
Milli birlik ve beraberliğin ve Milli mücadelenin,
toplumun bütün kesimlerine açık olduğu gösterilmiştir.
Milli Cemiyetler ve yerel idareler etkin duruma
getirilmiştir.
60
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
7. Bu genelge, ulusal bir sır olarak tutulacaktır.
Mustafa Kemal, 8 Temmuz 1919 tarihinde görevinden alınacağını öğrenince bütün görevlerinden ve askerlik hayatından istafa ederek bir sivil
olarak halıkın arasına katılmıştır.
Yorum:
İşgal güçleri ve İstanbul hükümetinin, Sivas
Kongresi’ni engellemeye yönelik faaliyetlerine
karşı önlem alınmıştır.
ERZURUM KONGRESİ (23 TEMMUZ 1919)
Milli mücadele hareketini, azınlıklar ve İstanbul
hükümetinden saklanmaya çalışılmıştır.
Bu kongrenin toplanmasında Doğu Anadolu Müdafaa-i
Hukuk Cemiyeti ve Kazım Karabekir Paşa’nın büyük rolleri olmuştur. Doğu Anadolu’nun bazı illerinin Ermenilere
verileceği iddiası ve Trabzon ve havalisinde bir Pontus
Rum Devleti kurulacağı bilgisi üzerine Kazım Karabekir’in
desteği ile 23 Temmuz -7 Ağustos 1919 tarihleri arasında
Erzurum’da toplanan bu kongreyi, Şark Vilayetleri Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti ile Trabzon Muhafaza-i Hukuk Cemiyeti toplamıştır.
8. Doğu illeri adına 10 Temmuz’da Erzurum’da bir kongre
toplanacak ve Erzurum Kongresi’nde seçilecek olan
delegeler, Sivas’ta yapılacak olan milli kongreye katılacaklardır.
9. Askeri ve milli örgütler, hiçbir şekilde dağıtılmayacak;
askerler terhis edilmeyecek; askeri komutanlar görevlerini bırakmayacak ve başkalarına devretmeyecektir.
Kongreye, Erzurum, Trabzon, Van, Bitlis ve Sivas-tan 64
delege katılmıştır. Amasya Genelgesi’nde 10 Temmuz’da
toplanması kararlaştırılan kongre, bazı delegelerin gecikmesinden dolayı 23 Temmuz 1919’da toplanabilmiştir.
Erzurum delegesi istifa ettirilerek Mustafa Kemal de
kongreye Erzurum delegesi olarak katılmış ve oy birliği ile
kongre başkanlığına seçilmiştir.
Yorum:
Alınan kararların uygulanması için ordu görevlendirilmiştir.
Mustafa Kemal, kendisine verilen yetkilerin
dışına çıkarak padişaha ve İstanbul hükümetine karşı çıkmıştır.
Erzurum Kongresinde Alınan Kararlar:
1. Milli sınırlar içinde vatan bir bütündür bölünemez.
Mondros Ateşkes Antlaşması’na karşı çıkılmıştır.
Yorum:
Kurulacak olan devletin milli sınırları belirlenmiştir.
Amasya Genelgesinin Sonuçları:
Padişah iradesinin yerine ulusal irade geçmiştir.
Mondros Ateşkesi ve işgaller reddedilmiş.
Türk inkılabının ihtilal programıdır.
İlk defa milli sınırlar belirtilmiştir.
Milli mücadelenin amaç, gerekçe ve yöntemini
belirlemiştir.
Bölgesel bir kongre olmasına rağmen bütün
Türk Ulusunu ilgilendiren bir karar alınmıştır.
Türk milletine bağımsızlık ve egemenlik yolunda
yapılan ilk çağrıdır.
Erzurum Kongresi’nin bu maddesi Misak-ı milli
içinde yer almıştır.
Kurtuluş Savaşı’nın resmen ilanı olup bir ihtilal
beyannamesidir.
2. Her türlü yabancı işgal ve müdahalesine karşı Osmanlı
Hükümeti dağılırsa millet birleşerek karşı koyacaktır.
Türk tarihinde ilk defa milli egemenlik kavramı
dile getirilmiştir.
Yönetim biçimini değiştirme düşüncesi ilk defa
belirtilmiştir.
Yorum:
İşgalere karşı bölgesel kurtuluş anlayışı terk
edilmiş.
İstanbul hükümetine ilk kez toplu bir tepki dile
getirilmiştir.
Direniş hareketinin, bir halk hareketi olduğu
vurgulanmıştır.
Mustafa Kemal, “Artık İstanbul, Anadolu’ya hakim değil; hadim olmak zorundadır.” Diyerek
Anadolu’da yeni ve milli bir hükümetin kurulacağını bildirmiştir.
61
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
3. Vatanın bağımsızlığına İstanbul Hükümeti’nin gücü
yetmezse, geçici bir hükümet kurulacak, bu hükümetin üyelerini milli kongre seçecektir.
8. Ulusal irade ve toplanan ulusal güçler, padişahlık ve
halifelik makamını kurtaracaktır.
Yorum:
Yorum:
Ulusal egemenlik anlayışına ters düşen bu kararın alınmasının temel nedeni, milli birliğin bozulmamasını sağlamaktır.
İlk defa İstanbul hükümeti dışında yeni bir hükümetin kurulmasından bahsedilmiştir.
Amasya Genelgesi’ndeki devlet kurma bilinci,
yeni bir devlet kurma kararına dönüşmüştür.
9. Devlet ve ulusumuzun içeriden ve dışarıdan bağımsızlığı ve yurdumuzun bütünlüğü saklı kalmak koşulu
ile dışarıdan yardım kabul edilecektir.
Yeni kurulacak olan hükümetin demokratik yollardan oluşacağı belirtilmiştir.
Yorum:
4. Manda ve himaye kabul edilemez.
Yabancı devletlerle kurulacak ilişkilere dair ilkeler belirlenmiştir.
Yorum:
İlk kez manda ve himaye reddedilmekte ve tam
bağımsızlık hedeflenmektedir.
10. Bütün direniş cemiyetleri her türlü particilik akımından tamamen uzaktır.
5. Hiristiyan azınlıklara siyasi hâkimiyetimizi ve sosyal
dengemizi bozacak haklar verilemez.
Yorum:
Bu madde ile ulusal birliği zedeleyen particilik
çekişmelerinden uzak kalınarak halkın bütün
kesimlerinin milli mücadele etrafında birleştirilmesi amaçlanmıştır.
Yorum:
Azınlıkların devlet kurma ve Anadolu’yu parçalama girişimlerine karşı çıkılmış.
Kapitülasyonların kaldırılacağı belirtilmiştir.
Erzurum Kongresinin Önemi:
6. Milli meclis derhal toplanmalı, hükümetin çalışma-ları
meclis denetimine verilmelidir.
Erzurum Kongresi toplanma yönüyle bölgesel,
aldığı kararlar yönünden ulusaldır.
Yorum:
İlk defa milli sınırlar belirtilerek vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı ilan edildi.
Mebusan Meclisi’nin açılması kararlaştırılmış
ve meclis eliyle İstanbul hükümetinin faaliyetleri denetim altına alınmaya çalışılmıştır.
İlk defa milli egemenliğin gerçekleşmesi ve demokrasi fikrinden söz edilmektedir.
Milli egemenliğe önem verildiği gösterilmiştir.
Mustafa Kemal 9 kişilik Temsil Kurulu oluşturarak, mücadeleyi millete mal etmiştir.
İlk defa manda fikrine karşı çıkılmıştır.
7. Kuva-i Milliye’yi etkin ve Milli iradeyi hakim kılmak
esastır.
Kurtuluş Savaşı’mızın ana programı niteliğindedir.
Yorum:
Kuva-i Milliye’den kastedilen birlik, halkın içinden çıkacak olan milli bir ordudur.
İlk defa milli bir devletten bahsedilmiştir.
Milli iradeden kasıt; millet iradesine dayalı yeni
bir yönetim anlayışıdır.
İlk kez silahlı mücadeleden bahsedilmiştir.
İlk kez kapitülasyonlara karşı çıkılmıştır.
İstanbul hükümeti, Mustafa Kemal ve Rauf Orbay hakkında tutuklama kararı çıkarmıştır.
Saltanat sistemi yerine millet egemenliğine dayalı bir yönetim önerilmiştir.
Amasya Genelgesi’nde belirtilen düşünceler, ilk
defa milli bir karara dönüştürülmüştür.
Yeni kurulacak olan yönetimin Cumhuriyet olacağına ve millet egemenliğinin koşulsuz gerçekleştirileceğine vurgu yapılmıştır.
62
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
BALIKESİR - ALAŞEHİR KONGRELERİ
Sivas Kongresi’nde Alınan Kararlar:
(Temmuz-Ağustos 1919)
1. Erzurum Kongresi kararları aynen kabul edilmiştir.
Yorum:
Batı Anadolu’da Yunanlılara karşı silahlı direnişin
örgütlenmesi ve Batı cephesinin kurulmasına dair
karar alınması nedeniyle önemlidir. Bölgesel karakterlidir. Amasya Genelgesi kararları benimsenmiştir.
Erzurum Kongresi kararları bölgesellikten çıkarılmıştır.
Alınan kararlar, milli mücadelenin ve Misak-ı
Milli’nin temellerini oluşturmuştur.
Bölgesel bir kongre olan Erzurum Kongresi’nin
kararları, milli bir kongre tarafından onaylanarak bütün ulusa mal edilmiştir.
Kongre’ye çağrı Mustafa Kemal Paşa tarafından,
Amasya Genelgesi ile yapılmıştı. Erzurum Kongresi
kararlarının tüm yurda mal edilmesi kongrenin
özünü oluşturur.
2. Ulusal direnişi gerçekleştirmek için kurulan dernekler,
Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla
birleştirilmiştir.
ALAŞEHİR KONGRESİ (16-25 Ağussos 1919)
Yorum:
Erzurum ve Balıkesir kararları görüşülmüştür. Yunanlılara karşı savaş kararı alınmış, silah ve asker toplama işlemine başlanmıştır. Amasya Genelgesi kararlarına uymakla birlikte, Sivas Kongresine katılmama kararı alınmıştır.
Ulusal güçler birleştirilerek tek elde toplanmış
ve milli mücadelenin başına Mustafa Kemal,
milli irade ile seçilmiştir.
İşgale karşı bölgesel savunma yerine milletçe
savunma kararı alınmıştır.
SİVAS KONGRESİ (4 Eylül 1919)
3. Manda ve himaye düşüncesi kesin olarak reddedilmiştir.
Sivas Kongresi Mustafa Kemal’in çağrısı üzerine toplandı. Bu çağrı Amasya Genelgesinde yayımlanmıştı. İstanbul
Hükümeti, Sivas Kongresi’ni engellemek amacıyla Elazığ
Valisi Ali Galip’i görevlendirmiştir. Ayrıca İtilaf Devletleri
kongre toplandığı takdirde Sivas’ın işgal edileceği tehdidinde bulundular. Mustafa Kemal milletin gücüne güvenerek bu tehditlerin hiçbirine aldırmamıştır. 29 Ağustos’ta Erzurumdan ayrılan Mustafa Kemal, 2 Eylül
1919’da Sivas’a gelerek 4 Eylül 1919’da kongreyi topladı.
Yorum:
Sivas Kongresi’nde bilhassa amerikan mandası
istemi en fazla tartışılan konu olmuş, kongreye
katılan 38 delegeden 25’i manda sistemini istemiş olmalarına rağmen yapılan görüşmeler
sonucunda manda yönetimi ulusal bağımsızlığa
ve egemenliğe ters düştüğü için kesin olarak
reddedilmiştir.
Sivas Kongresi, Anadolu’dan gelen delegelerle (38 kişi)
Erzurum’da seçilen temsil kurulunun katılımıyla 4 Eylül
1919’da açıldı ve çalışmalarına başladı. Önce başkanlık
seçimi yapıldı. Büyük bir çoğunluğun oyu ile Mustafa
Kemal kongre başkanı seçildi.
Bu red kararı, Türk milletinin tam bağımsızlık
istediğini ve bunun millet gücüyle gerçekleştirileceğine olan inancını ortaya koymuştur.
4. Temsil Heyeti üye sayısı ve yetkileri arttırılarak “Temsil
Heyeti, vatanın bütününü temsil eder.” Şeklinde
değiştirilerek kabul edilmiştir.
Kongrenin toplanması, Amasya Gnelgesi’nde karar altına alınmış; bu kongrenin amacı ise tüm milli güçleri tek
bir çatı altında toplayıp Erzurum’da alınan kararları, milli
kongre kararları haline getirerek milli direniş hareketini
millete mal etmektir.
Yorum:
Bu gelişme ile Mustafa Kemal, milli mücadelenin lideri olarak bütün yurda emir verebilme
yetkisine sahip olmuştur.
Kongrenin toplanmasını önlemek amacıyla İstanbul
hükümeti, Mustafa Kemal’in ittihatçı olduğu söylentisini
yayarak Elazığ valisi Ali Galip Bey’i, Mustafa Kemal’i tutuklamakla görevlendirmiş, ayrıca İngilizlerin, Karadeniz
Birlikleri komutanı General Milne tarafından da ortaya
atılan Milne Hattı Projesi ile direniş hareketi kırılarak
kongrenin yapılmasına gerek bırakılmayacağı düşüncesine rağmen kongre toplanmıştır. Sivas Kongresi’nde en
önemli iki sorun ise; kongre başkanlığı sorunu ile manda
ve himaye sorunu olarak karşımıza çıkmıştır.
Temsil Heyeti, ilk defa yürütme yetkisini kullanarak Ali Fuat Paşa’yı Batı Cephesi komutanlığına tayin etmiştir.
Temsil Heyeti, TBMM açılıncaya kadar hükümet
gibi görev yapmıştır.
İstanbul hükümeti, Temsil Heyeti’ni Amasya
Görüşmeleri ile fiilen ve hukuken tanımıştır.
63
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
5. Gayrimüslimlere hiçbir ayrıcalık verilmeyeceği belirtilmiştir.
AMASYA GÖRÜŞMESİ (20-22 Ekim 1919)
Ali Rıza Paşa hükümeti ayakta kalabilmek için Anadolu
harekatı temsilcileri ile bir görüşme yapmak üzere Bahriye Nazırı Salih Paşa’yı Amasya’ya gönderdi. Temsil Kurulu adına Mustafa Kemal, Rauf Bey ve Bekir Sami Bey
katıldılar. Amasya’da Mus tafa Kemal ile Salih Paşa bazı
protokollere imza attı.
Yorum:
Kapitülasyonların kaldırılması kararı alınmıştır.
6. Osmanlı Mebusan Meclisi’nin toplanması için çalışmalara devam edilmesi kararlaştırılmıştır.
Birlikte alınan bu kararlar kısaca şöyledir:
Yorum:
Türk beldeleri asla düşmana terk edilmeyecek,
manda ve himaye kabul olunmayacaktır.
Halk iradesine ihtiyaç duyulmuştur.
Osmanlı yönetimi ile milli irade birleştirilmeye
çalışılmıştır.
Gayri Müslim azınlıklara toplum dengesini bozacak ayrıcalıklar verilmeyecektir.
Alınan kararların, meclis kararı haline dönüştürülmesi istenmiştir.
Mebuslar Meclisinin İstanbul’da toplanmasının
Meclis’in özgür iradesini kısıtlayacağı, barış sağlanana kadar hükümetin seçeceği güvenli bir yerde
toplanması, istenmiştir.
Sivas Kongresinin Önemi:
Ayrıca alınan gizli kararlara göre ise: (İzmir kurtarılmaya çalışılacak. Milli iradeye karşı olan ve yabancı devletlerin çıkarlarına hizmet eden cemiyetler ve gazetelerin çalışmalarına son verilecektir.) Fakat Salih Paşa bu verdiği sözleri yerine getirememiştir.
Milli bir kongredir.
Ulusal egemenlik ilkesini kabul etmiştir.
İstanbul hükümetine bağlı olmadığını göstermek için Anadolu’ya atanan vali ve kaymakamları, göreve başlatmayarak İstanbul’u memleketsiz bir hükümet haline getirmiştir.
Sonuç:
İrade-i Milliye gazetesini çıkarmıştır.
İstanbul Hükümeti ilk kez Milli Mücadeleyi ve
Temsil Kurulunu tanımış oluyordu.
İstanbul ile haberleşme ve ilişkileri keserek
Damat Ferit hükümetini istifa ettirmiş, yerine Ali
Rıza Paşa hükümeti kurulmuştur.
İstanbul Hükümeti’nin Milli Mücadele’ye karşı
olan olumsuz tutumu bir süre engellenmiştir.
Meclis-i Mebusan’ın toplanması sağlanmış, Misak-ı Milli Meclisinin onayından geçmiştir.
Bağımsızlık yolunda atılan en önemli adımdır.
Temsil Kurulu’nun Ankara’ya Gelmesi (27 Aralık 1919)
Sivas Kongresine Tepkiler:
İstanbul’da toplanacak olan Meclis-i Mebusan’ın çalışmalarını daha yakından takip edebilmek amacıyla Temsil
Heyeti Ankara’ya geldi. Bu iş için Ankara’nın seçilmesinin
nedenleri şunlardır:
İstanbul Hükümeti Mustafa Kemal Paşa önderliğinde
Anadolu’da başlayan Ulusal Kurtuluş hareketini isyancı
ve kanunsuz bir kuruluş olarak değerlendiriyordu. Sivas
Kongresi’nin başarılı geçmesi üzerine Padişah’a milletin
Sadrazam Damat Ferit’e güveni kalmadığını bildiren telgraflar çekildi. Sadrazam bunların padişaha ulaşmasını
engelleyince Mustafa Kemal Paşa da Sivas Kongresi adına
İstanbul’la her türlü posta-telgraf haberleşmesinin kesilmesini bildirdi. Bunun üzerine 2 Ekim 1919’da Damat
Ferit is-tifa etti. Sadrazamlığa Ali Rıza Paşa getirildi.
Anadolu’nun ortasında merkezi bir konumda bulunması, bu nedenle güvenlikte olması.
Milli Mücadelede en önemli cephe olan Batı Cephesi’ne yakın olması.
Ulaşım ve haberleşme imkanlarının fazlalığı.
Bu arada seçimler de yapılıyordu. Birçok yerde Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti’nin adayları kazanmış, Mustafa Kemal Erzurum Milletvekili seçilmiştir.
Not:
Mustafa Kemal, Ankara’da Milli Mücadele taraftarı mebuslarla yaptığı görüşmelerde şu toleplerde bulundu.
Ali Fuat Paşa’nın Batı Anadolu Kuva-i Milliye komutanlığına getirilmesi ile Temsil Kurulu ilk yürütme yetkisini kullanmıştır.
Kendisinin gıyaben meclis başkanı seçilmesi.
Temsil Heyeti’nin İstanbul Hükümeti üzerindeki ilk
etkisi Damat Ferit Paşa hükümetinin istifasıdır.
Ali Rıza Paşa Hükümetine güvenoyu verilmesi.
Sivas Kongresi’nden etkilenen kadınlar; “Anadolu
Kadınları Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti”ni kurmuştur.
Mecliste bir Müdafaa-i Hukuk Grubu’nun oluşturulması.
Misak-ı Milli kararlarının alınması.
64
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
SON MEBUSAN MECLiSİNİN AÇILMASI
Sonuçları:
(12 Ocak 1920)
Ulusal ve bölünmez bir Türk ülkesinin sınırlarını
çizmiştir.
Türkler, tam bağımsızlık bilincine erişmişler ve en
doğal haklarını istemişlerdir.
Osmanlı Meclis-i Mebusan son defa I. Dünya Savaşı sırasında kapatılmıştı. Mustafa Kemal her fırsatta meclisin
açılması gerektiğini dile getiriyordu. Amasya görüşmesinde Salih Paşa da bu fikri kabul etmiştir. İşgal güçleri de
kendi istedikleri kararları çıkartabileceklerini düşünerek
meclisin açılmasına ses çıkarmadılar. Mecliste Felah-ı
Vatan Grubu’nun hazırladığı Misak-ı Milli kararları kabul
edilmiştir.
Mustafa Kemal’in düşünceleri, Osmanlı Mebusan Meclisi tarafından da kabul edilmiştir.
Bundan sonra yapılacak tüm görüşme, toplantı
ve savaşların merkezinde hep Misak-ı Milli yer
alacaktır. Temel amaç, Misak-ı Milli’ye ulaşmaktır.
Anadolu’daki ulusal hareket daha da güçlenmiştir.
MİSAK-I MİLLİ KARARLARI (28 Ocak 1920)
İtilaf Devletlerine, Türk Ulusunun geleceğini diledikleri gibi belirleyemeyecekleri yolunda sert bir
uyarıda bulunulmuştur.
Misak-ı Milli ülkenin kurtulması için alınan kararlar ve
Milli Ant’tır.
İşgal Kuvvetleri siyasi baskıyla bu kararları geri
çektiremeyince İstanbul’u işgal etmişler ve Meclisi dağıtmışlardır.
Kararlar:
Mondros Mütarekesi imzalandığı anda işgal edilmemiş olan Osmanlı Devleti sınırları içerisindeki
her yer Türk vatanıdır, bölünemez.
Türk milletinin kabul edebileceği barış şartları
belirlenmiştir.
İstanbul’un, Halifenin ve Boğazların güvenliği sağlanması şartı ile Boğazlar dünya ticaretine açılabilir.
3 Şubat 1920’de Mustafa Kemal Paşa’nın askerlik
görevinden kendi isteği ile ayrıldığı açıklanarak
nişan, rütbe ve madalyaları geri verilmiştir.
Kars, Ardahan ve Batum’un geleceği halk oylaması ile belirlenmelidir.
Misak-ı Milli’de ulusal egemenlikten söz edilmemiş,
bununla birlikte ulusal devletten söz edilmiş ve ümmetçi anlayış çözülmeye başlamıştır.
Arap toprakları ve Batı Trakya’nın geleceği halk
oylaması ile belirlenmelidir.
Azınlıklara tanınan haklar, diğer ülkelerde Müslümanlara tanınan haklar kadar olacaktır.
Kapitülasyonlar kaldırılmalı, dış borçlarımız bizim
istediğimiz şekilde bir planla ödenmelidir.
İSTANBUL’UN İŞGALİ (16 Mart 1920)
Misak-ı Milli Kararlarının Yorumu:
Mebusan Meclisini susturmanın tek yolunun İstanbul’u
işgal etmek olduğunu anlayan İtilaf Devletleri İstanbul’u
işgal ettiler. Halka işgalin geçici olduğunu ve halifeye
itaat etmeleri gerektiği duyurusunu yaptılar.
Son Osmanlı Meclis-i Mebusa’nın yaptığı, en
önemli çalışmadır.
Kapitülasyonlara tepki gösterilmiştir. (7. Madde)
Milli mücadelenin hedefi kesin olarak tespit edilmiştir.
İstanbul’un işgali ile;
Osmanlı Parlamentosu tarihe karışmıştır.
İtilaf Devletleri’nin doğrudan önlem almasına neden olmuştur.
Kaçabilen mebus, asker ve siyasiler Anadolu’da
milli mücadeleye katılmışlardır.
Erzurum ve Sivas Kongresi kararlarını Mebusan
Meclisi onaylamıştır.
TBMM’nin açılmasına ortam hazırlanmıştır.
Hedeflenen yeni sınırlar açıklanmıştır.
Milli mücadelede Mebusan Meclisi’nin desteği
alınmıştır.
65
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
İşgalden Sonra Temsil Kurulunun Aldığı Kararlar ve
Önlemler:
Kurucu Meclis: Yeni bir devlet kurmak amacıyla kuruluş
için gerekli kararları alan yeni anayasayı yapan ve yeni
devletin esaslarını belirleyen halk temsilciliklerinden
oluşan bir meclistir.
Önemlileri şunlardır:
İstanbul ile telefon ve telgraf görüşmelerinin kesilecektir.
Güçler Birliği: Tüm güçlerin aynı çatı altında toplanmasıdır. 1921 Anayasasında ilk TBMM “Güçler Birliği”
ilkesine yer verilmiştir. 1924 Anayasasından itibaren,
“Güçler Ayrılığı” ilkesine yumuşak bir geçiş başlamıştır.
İstanbul’a para ve mal gidişi durdurulacak, Anadolu’daki banka ve defterdarlıklara el konulacaktır.
Anadolu’da bulunan itilaf devletleri subayları
tutuklanarak, silahları alınacaktır.
TEŞKİLAT-I ESASİYE (İLK ANAYASA)
Anadolu’da Temsil Kurulu dışında herhangi bir
makamın sözünü dinleyen olursa cezalandırılacaktır.
(20 Ocak1921)
Açılan yeni Mecliste Mustafa Kemal ve arkadaşlarının
çalışmaları ile ilk anayasa hazırlanmıştır.
Uyarı: İstanbul’un işgali ve Meclis-i Mebusan’ın dağıtılması iki olumlu gelişmeye ortam hazırlamıştır.
Maddeleri:
Bunlar:
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
TBMM’nin açılması için uygun bir ortam oluştu ve
yeni bir meclis gerekli hale geldi.
Halkın geleceğine yine kendi yönetimi karar verecektir.
Mustafa Kemal, Milli Mücadeleyi padişah adına da
yürüttüğünü söyleme olanağı buldu. Bu durum halk
desteğinin artmasına neden olmuştur.
Yasama-yürütme-yargı gücü TBMM’nindir.
TBMM halkın seçtiği üyelerden meydana gelir.
Devleti yönetir. Seçimler iki yılda bir yapılır.
Teşkilat-ı Esasiye’nin Özellikleri:
TBMM’NİN AÇILMASI (23 Nisan 1920)
Yeni bir devletin kuruluşunu hukuki ve siyasi
yönden belgelemiştir.
Mustafa Kemal ve yakın arkadaşları, İstanbul’da
Mebusan Meclisi’nin kapatılması üzerine Ankara da
TBMM’yi açma kararını verdiler. TBMM’nin açılması ile
de Erzurum Kongresi’nde kurulmuş olan Temsil Heyeti
görevini tamamlamış oldu.
Milli egemenliği esas kılarak yönetimi hanedandan halka vermiştir.
Amasya Tamiminden başlayan harekete resmi bir
kimlik kazandırmıştır.
Demokratik ve ihtilalci bir yapıya sahiptir.
İlk TBMM’nin Özellikleri:
Geçiş dönemi ve uyum anayasasıdır.
Kurucu bir meclistir ve yeni Türk Devleti’nin kurulmasını sağlamıştır.
Güçler birliği sistemini belirler.
Devletin resmi dinini belirtmiştir.
Milli egemenlik ilkesini benimsemiş bir ihtilal
meclisidir.
Yasama-yürütme-yargı erkini elinde bulunduran,
olağanüstü yetkilere sahip bir meclistir.
Bu sırada İstanbul Hükümeti de bazı karşı hareketlerin
içine girmiştir.
Milli birliğin temini için padişahlık ve halifelik müesseselerine dokunmamıştır.
Bunlar:
Mustafa Kemal ve arkadaşlarını gıyabında yargılayarak ölüm cezasına çarptırılması,
Değişik düşünceli insanlardan meydana gelen
kozmopolit bir yapıya sahiptir. Ortak amaç vatanın kurtarılmasıdır.
TBMM’ye karşı ayaklanmaları başlatması,
İşgalci devletlerle işbirliği yapması
Başlangıçta Kurucu Meclis adı verilmesine rağmen tepkilerden çekindiği için yeni kurulan bu
meclise Olağanüstü Meclis adı verildi.
Hakimiyet-i Milliye gazetesi bu
TBMM’nin yarı resmi gazetesidir.
olarak sıralanabilir.
dönemde
66
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TBMM’NE KARŞI AYAKLANMALAR
TBMM açıldığı günden itibaren bir taraftan yurt içinde
otorite ve güvenliği sağlamaya, bir taraftan da cepheleri
oluşturmak için düzenli ordu oluşturmaya çalışıyordu.
İşgal güçlerinin de desteğini alan azınlıkların,
bağımsız devletler kurma yolunda mücadeleye
girişmeleri.
Ayaklanmaların Nedenleri:
Ayaklanmalar, 1919’da ulusal direniş belirince ortaya
çıkmaya başlamış, TBMM’nin açılmasıyla yoğunlaşmıştır.
I. Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros
Antlaşması ile ortuların dağıtılmış olması ülkenin
her tarafından düzen ve güvenliği bozmuştur. Bu
durum ayaklanmalara ortam hazırlamıştır.
TBMM’ye karşı ortaya çıkan ayaklanmalar, dört ana
başlık altında toplanabilir:
İşgal güçlerinin İstanbul Hükümeti’ni yönlendirmeleri ve İstanbul Hükümeti’nin merkezi otoritesini kurma çabaları bu isyanların öncelikli nedenlerindendir.
Bazı Kuvay-ı Milliye şeflerinin, kurulan yeni düzenli orduya karşı çıkması, farklı yönü olan isyanlara neden olmuştur.
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının vatan haini olduklarını, padişaha başkaldırdıklarını ve bu hareketin dinsizlik olduğunu ileri süren İstanbul Hükümetinin, Anadolu milli hareketini ortadan kaldırmaya yönelik çalışmaları Anadolu halkının
ayaklanmasına ortam hazırlamıştır.
1.
İstanbul Hükümetinin çıkardığı ayaklanmalar
2.
Kuvay-ı Milliye Yanlısı olup sonradan ayaklananlar
3.
İstanbul Hükümeti ve işgalci devletlerin ortaklaşa çıkardığı ayaklanmalar
4.
Azınlıkların çıkardığı ayaklanmalar
5.
TBMM’ye Karşı
Ayaklanmalar
TBMM’nin askerliği zorunlu hale getirmesi sonucu, asker kaçaklarının çoğalması ve bunların da
eşkiyalarla işbirliği yapmaları.
İstanbul Hükümetinin Çıkardığı
Ayaklanmalar
Bazı Kuvay-ı Milliye şeflerinin bulundukları yerlerdeki halka kötü muamele yapmaları ve ulusal
mücadele bilincini tam olarak kavrayamamaları
bazı yurttaşların hareketten kopmalarına neden
olmuştur.
Kuvay-ı Milliye Yanlısı Olup
Sonradan Ayaklananlar
İstanbul Hükümeti ve İşgalcilerin
Birlikte Çıkardığı Ayaklanmalar
Azınlıkların Çıkardığı
Ayaklanmalar
67
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TBMM’ye Karşı Çıkan Ayaklanmalar
İngilizler boğazların güvenliği için bu ayaklanmada rol oynamıştır.
İstanbul Hükümetinin
Anzavur
Aznavur isimli şahıs Paşalığa getirilerek 2 Kasım 1919 da ayaklanmayı
Ayaklanması
başlattı. Ayaklanma 16 Nisan 1920 de Çerkez Ethem kuvvetleri
tarafından bastırıldı.
Çıkardığı Ayaklanmalar
Halifelik Ordusu
(Kvay-ı İnzibatiye)
İngilizlerin desteği ile Geyve dolaylarında başlamıştır. Ali Fuat Paşa
tarafından bastırılmıştır. Bazı Kuvay-ı İnzibatiye askerleri ulusal
kuvvetler tarafına geçmiştir.
Düzenli orduya karşı çıkıp, kendi emrinde bulunan Kuva-i Seyyare
(Gezici Kuvvetler) ile bağımsız hareket etmek istemiştir. 1920’de
Kuvay-ı Milliye Yanlısı
Çerkez Ethem
Kütahya civarında isyan eden Çerkez Ethem, 1921’de İsmet Bey
Ayaklanması
komutasındaki birliklerle yoğun çarpışmaya girmiş, I. İnünü Savaşı
Olup Sonradan
sürerken bu ayaklanma bastırılmış, Çerkez Ethem Yunanlılara
Ayaklananlar
sığınmıştır.
Demirci Mehmet
Efe Ayaklanması
Bolu-DüzceHendekAdapazarı
Ayaklanmaları
1920 Aralık ayında düzenli ordunun gereksiz olduğu düşüncesiyle
ayaklanan Demirci Mehmet Efe, aynı ay içerisinde Refet Bey
tarafından bastırılmıştır.
Boğazları elinde tutmak isteyen İngilizler, Adapazarı’ndan başlayan ve
doğuda Bolu’ya kadar olan bölgede karışıklık çıkarmak istemiş,
Osmanlı Hükümeti’nin ajanları halkı ayaklandırmayı başarmışlardır. Ali
Fuat Paşa ve Refet Bey komutasındaki ulusal güçler tarafından
ayaklanma bastırılmıştır.
Bölgede uzun süredir yarı bağımsız hayat sürmeye alışmış olan
Yozgat
Çapanoğlu ailesi, TBMM karşısında yerel üstünlüğünü yitirme
Ayaklanması
kaygısıyla halkı kışkırtmıştır. Çerkez Ethem emrindeki Kuvay-ı Seyyare
tarafından bastırılmıştır.
İstanbul Hükümeti ve İşgal
Devletlerinin Birlikte
Çıkardığı Ayaklanmalar
Afyon
Ayaklanması
İstanbul Hükümeti ve işgalci güçlerin, halkı “din elden gidiyor”
kışkırtmasına bağlı olarak çıkardığı bir isyandır. İsyana önderlik eden
Çopur Musa, Kuvay-ı Milliye’ye yenilerek Yunanlılara sığınmıştır.
Konya-Bozkır-
Delibaş Mehmet adında birisi tarafından başlatılan bu ayaklanma, dini
Çumra
kışkırtmalarla çıkmıştır. Yeni kurulan düzenli ordu tarafından
Ayaklanması
bastırılmıştır.
Milli Aşireti, Fransızların Urfa’yı işgali sırasında yararlı işler yapmış
Urfa Milli Aşireti
olmasına karşın, bir süre sonra Fransız ajanların kışkırtmaları sonucu
Ayaklanması
TBMM’ye karşı ayaklanmıştır. Ulusal kuvvetlere karşı yaptığı savaşı
kaybetmiş ve geri çekilmiştir.
Fransızların desteğiyle başta Adana olmak üzere güney illerinde
Ermeni
Ayaklanması
Azınlıkların Çıkardığı
başlayan ayaklanmalardır. Bunun yanı sıra, doğuda Türkiye sınırında
bulunan Ermeniler’de Doğu Anadolu’da karışıklıklar çıkartmışlardır.
Doğu’da düzenli ordu, güneyde Kuvay-ı Milliyeciler bu ayaklanmaları
bastırmıştır.
Ayaklanmalar
Doğu Karadeniz Rumlarının Pontus Devleti’ni kurmak için işgal
Pontus
devletlerinin desteğiyle 1920’de Samsun, Bafra, Amasya, Merzifon,
Ayaklanması
Tokat ve Trabzon’da başlattıkları bu ayaklanma ancak 1923’te
bastırılabilmiştir.
68
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TBMM’nin Ayaklanmalara Karşı Aldığı Önlemler:
Suriye, Fransa’ya bırakılacak, Sivas’a kadar olan
bölge Fransız nüfuzu altında kalacaktı.
29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarılmış, isyancılar vatan haini ilan edilmiştir, bu
kanununun rahat işleyebilmesi için İstiklal Mahkemeleri kurulmuştur.
Antalya ve Konya yöresi İtalya’ya veriliyordu.
Anadolu’daki yeraltı zenginlik kaynaklarının bulunduğu yerler ve Musul İngiltere’ye bırakılacaktı.
Anadolu ile İstanbul’un tüm haberleşmesi kesilmiştir.
İstanbul Hükümeti’yle resmi haberleşmenin kesilmesi kararlaştırılmıştır.
Boğazlar, savaş zamanlarında bile bütün devletlerin gemilerine açık olacaktı. Yönetimi Boğazlar
Komisyonunun elinde bulunacaktı.
İstanbul Hükümeti’nin tüm işlemleri geçersiz sayılmıştır.
Doğu Anadolu topraklarında bağımsız bir Kürdistan ve bağımsız bir Ermenistan kurulacaktı.
İstanbul’da Şeyh-ül İslam’ın fetvalarına karşılık
Ankara Müftüsü karşı fetva vermeye başlamıştır.
Osmanlı ordusu 50.000 kişiyle sınırlanacak ve ağır
silahlar bulunmayacaktı.
Mustafa Kemal’in emriyle Anadolu Ajansı kurulmuş, bu yolla milli mücadele aleyhine çıkan iç ve
dış yayınlara karşı halk uyarılmıştır.
Arap ülkeleri İngiliz ve Fransız mandasına bırakılacaktı.
Ayaklanmaları sona erdiren TBMM’nin gücü ve
otoritesi artmıştır.
Osmanlı Devleti’ne İstanbul ve dolayları ile Anadolu’nun küçük bir bölümü bırakılacaktı.
Kapitülasyonlar, bütün devletlere verilecekti.
Ayaklanmaları bastırmak için kullanılan para, silah
ve asker gücü Milli Mücadelede başarının gecikmesine neden olmuştur.
Sevr Antlaşması’na Gösterilen Tepkiler:
Osmanlı Devleti fiilen parçalanarak Anadoluda
küçük bir toprak parçasında yaşamayı kabul etmişti.
SEVR ANTLAŞMASI (10 Ağustos 1920)
Birçok isteklerini gerçekleştiren azınlıklar Sevr
Antlaşmasını memnuniyetle karşıladılar.
Hazırlık:
Osmanlı Devleti’nin imzaladığı halde uygulamaya
konulamayan iki antlaşmadan biridir (diğeri Ayastefanos). Antlaşmayı Meclis-i Mebusan’ın onaylaması gerekiyordu. Ama meclis Misak-ı Milli’yi
ilan ettiği için dağıtılmıştı. Meclis onaylamadığı
için Sevr Antlaşması hukuken geçersiz bir antlaşma olarak kalmıştır.
Sevr Antlaşması’nın hazırlıkları Paris Konferansında
yapılmıştır. Buna göre Anadolu toprakları İtilaf Devletleri
arasında paylaştırılmış ve azınlıkların istekleri dikkate
alınmıştır.
Sadrazam Damat Ferit Paşa’nın anlaşma şartlarını yumuşatma teşebbüsü başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Sonuç
olarak barışın esasları San Remo’da belirlenerek Osmanlı
delegelerine verilmiştir. Antlaşma, Paris’in Sevr kasabasında 10 Ağustos 1920’de imzalanmıştır.
TBMM, 19 Ağustos 1920’de ki toplantıda Sevr’i
imzalayan ve onaylayanları vatan haini ilan etmiştir.
TBMM, Sevr’e karşılık Misak’ı Milliyi uygulamaya
koymaya karar vermiştir.
TBMM ise, anlaşmanın imzalanmasından önce, Misak-ı
Milli’ye dayanarak Türk topraklarının paylaşılmasına müsaade etmeyeceğini ilan etmiştir (18 Haziran 1920).
Bu olaydan sonra düzenli ordunun kurulması çalışmalarına hız verildi.
Sevr Antlaşması’nın Önemli Maddeleri:
İstanbul, Osmanlı Devleti’nin başkenti olarak kalacaktı. Ancak Osmanlı Devleti, antlaşma şartlarına uymazsa İstanbul da ele geçirilecekti.
Doğu Trakya’nın büyük bir kısmı, Yunanistan’a
bırakılacaktı. İmroz, Bozcaada ve İzmir, Türklerde
kalmakla beraber yönetme hakkı Yunanistan’a verilecekti.
69
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
KURTULUŞ SAVAŞI’NDA CEPHELER
Gümrü Antlaşması (3 Aralık 1920):
DOĞU CEPHESİ (Ermenistan Sorunu)
TBMM Hükümeti ile Ermenistan arasında imzalanan
Gümrü Antlaşması’na göre Ermeniler işgal ettikleri yerleri boşaltmışlardır. Ayrıca Doğu Anadolu sınırı, Ardahan’ın bir bölümüyle Artvin dışında bugünkü şeklini
almıştır. Daha sonra Gürcülerden Artvin ve Ardahan
alınmış (Şubat 1921), Batum Türkiye’ye katılmıştır (Mart
1921). Türkiye ile Gürcistan arasındaki sorunlar 13 Ekim
1921’deki Kars Antlaşmasıyla çözüme ulaştırılmıştır.
I. Dünya Savaşı’na kadar çeşitli olaylarla süre gelen Ermeni sorunu, Rusların Sarıkamış Muharebesinin ardından Ermenileri ayaklandırmasıyla yeniden alevlenmiştir. Osmanlı Devleti bu durum karşısında 1915 yılında çıkardığı Tehcir (Zorunlu göç)
Yasasıyla böl-gedeki Ermenileri Suriye ve Adana
bölgelerine zorunlu göçe tabii tutmuştur.
Sonuçları;
TBMM’nin uluslararası alandaki ilk siyasi başarısıdır.
Ermeniler iddialarını Wilson Prensipleri, Paris
Konferansı, Mondros Ateşkes Antlaşması, Sevr
Antlaşmasındaki ilgili maddelere dayandırıyordu.
TBMM’yi ve Misak-ı Milli’yi tanıyan ilk devlet Ermenistan’dır.
1917 Bolşevik ihtilalinden sonra Ermenistan bağımsız devlet olarak kurulmuştur.
Ermenistan, Sevr Antlaşması’nı reddetmiştir.
Ermenilerin Doğu’daki işgal ve Türk halkına yönelik öldürme eylemleri karşısında TBMM, 9 Haziran
1920’de Doğu’da geçici seferberlik ilan etmiş, Kazım Karabekir komutasındaki Türk ordusu 30
Ekim 1920’de Kars’a girmiş, Arpaçay’a kadar olan
bölgeyi ve Gümrü’yü ele geçirmiştir. Türk ordusunun bu başarısı karşısında Ermeniler barış istemiştir.
Ermeniler Doğu Anadolu’daki isteklerinden vazgeçmişlerdir.
Ermeni sınırı güvence altına alınınca buradaki birlikler batıya kaydırılmıştır.
İtilaf Devletleri TBMM’nin gücü hakkında fikir sahibi olmuştur.
GÜNEY CEPHESİ
3 Aralık 1920’de TBMM ile Gümrü Antlaşması’nı
imzalayarak Misak-ı Milli’yi tanımıştır.
Güney Cephesi’nde asıl mücadele Fransızlar’la
olmuştur. Mondros Mütarekesi’nden sonra Adana, Antep, Maraş, Urfa yörelerine önce İngilizler
girmiş, sonra buraları Fransızlar’a bırakmışlardır.
Lozan Antlaşması ile Ermeni sorunu Misak-ı Milli
esas alınarak çözüme kavuşturulmuştur.
70
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Fransızlar yöredeki Ermenilerden “İntikam Alayları” oluşturarak Türk halkına karşı kullanmışlardır.
Bölge halkı ve Kuva-i Milliye birliklerinin işbirliğiyle işgalcilere karşı büyük bir mücadele başlatılmıştır.
Böylece:
Düzenli ordu ilk zaferini kazanmış, TBMM Hükümetinin otoritesi ve gücü artmıştır.
Milli mücadelenin kazanılacağına olan inanç artmış, orduya katılım hızlanmıştır.
Fransızlar Şubat 1920’de Maraş’tan, Nisan 1920de de Urfa’dan çıkarılmış, Antep bir yıl direnmesine rağmen 9 Şubat 192l’de teslim olmak zorunda kalmıştır. Bu nedenle “Gazi” ünvanını alacaktır. Güney Cephesi’nde ki çarpışmalar Fransızlarla
imzalanan Ankara Antlaşması ile son bulmuştur
(20 Ekim 1921).
İtilaf Devletleri’nin Milli mücadeleye bakış açısı
değişmiş, TBMM’yi siyasi bir oluşum olarak kabul
etme düşüncesi ağır basmaya başlamıştır.
İsmet İnönü generalliğe terfi ettirilmiştir.
LONDRA KONFERANSI (23 Şubat 1921)
Güney cephesinde daha ziyade Kuva-i Milliye birlikleri mücadele etmiştir.
I. İnönü Zaferi ile Milli Mücadele’nin basit bir olay olmadığını gören İtilaf Devletleri, durumu yeniden gözden
geçirmek için Türklerle Londra’da bir konferans toplamaya karar vermişlerdir.
Mücadele şehir savunması şeklinde geçmiştir.
192l’de imzalanan Ankara Antlaşması ile güney
sınırlarında savaş hali sona erdirilmiştir.
Sevr Antlaşması’nın koşullarını yumuşatma bahanesiyle İstanbul Hükümeti’ni Londra Konferansı’na çağırırken
TBMM’den de bir temsilcinin bulunabileceğini belirtmiş,
TBMM Hükümeti’ni muhatap almak istememişlerdir.
Bunun üzerine TBMM Hükümeti, konferansa doğrudan
çağrılmadığı takdirde katılmayacağını, alınan kararları da
tanımayacağını bildirmiştir.
Antalya cephesinde ise İtalyanlar’la bir silahlı çatışmaya girilmemiştir. Çünkü İtalyanlar, Anadolu’da kendilerine bırakılan toprakların büyük bölümünü Paris Konferansı’nda Yunanlılara kaptırmışlardı. Bu yüzden de işgal ettikleri yerlerde halka iyi davranmışlar ve Yunan ordusuna karşı Kuva-i Milliye’yi desteklemiş, II. İnönü Savaşı’ndan
sonra da Anadolu’dan ayrılmışlardır.
İtilaf Devletleri, İtalya aracılığıyla TBMM Hükümetini de
konferansa davet etmek zorunda kalmış-lardır.
Konferansta İtilaf Devletleri’yle bir anlaşma sağlanamadı. Bunun üzerine Yunanistan’a bir şans daha tanınarak
Yunan ordusunun ileri harekatına devam etmesi kararlaştırılmıştır.
BATI CEPHESİ
15 Mayıs 1919’da İzmir’i işgal eden Yunanlılar Batı
Anadolu’ya yayılarak katliamlara başlamışlardır. Yunanlılara karşı milli kuvvetlerin direnişi şiddetlenirken Ayvalık, Salihli, Bergama, Soma, Aydın ve Nazilli cepheleri
kurulmuştur.
Yorum:
Londra Konferansına katılan TBMM, Misak-ı Milli’yi dünya kamuoyuna anlatma imkanına sahip
olmuştur.
Bu direnişte Çerkez Ethem kuvvetlerinin büyük katkıları olmuştur. Ancak bir müddet sonra bölgede başına
buyruk hareket eden bu kuvvetler problem olmaya
başlamıştır. Düzenli orduyu kuran TBMM Hükümeti, Çerkez Ethem’e karşı harekete geçmiştir. Çerkez Ethem’in 5
Ocak 1921’de Yunan tarafına sığınmasıyla problem çözülmüştür.
TBMM Hükümeti’ni Londra Konferansı’na çağıran
İtilaf Devletleri, hukuken Anadolu hareketini tanımış oluyordu.
Türk Milleti savaşmaktan başka çözüm üretemiyor şeklindeki İngiliz tezi çürütülmüş olmuştur.
TBMM temsilcisi Bekir Sami Bey, İtilaf Devletleri’yle esir değişimi konularında antlaşmalar imzalamış, ama eşitlik ilkesi gözetilmediği için TBMM
tarafından bu antlaşmalar geçersiz sayılmıştır.
I. İNÖNÜ SAVAŞI (6–10 Ocak 1921)
Çerkez Ethem olayını fırsat bilen Yunanlılar 6 Ocak
192l’de Bursa bölgesinden saldırıya geçerek Eskişehir’i
almak istemişlerdir. Amaçları Anadolu demiryollarının
önemli bir merkezini ele geçirmek ve Ankara üzerine
yürümekti. Çerkez Ethem kuvvetleri de Kütahya’da direniyordu. Bütün bunlara rağmen düzenli ordu Yunanlıları
püskürtmüştür. Yunan ordusu geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Londra Konferansı’nda İtilaf Devletleri Sevr Antlaşması’nı biraz değiştirerek TBMM heyetine kabul ettirmek istediği için anlaşma sağlanamamış
ve konferans dağılmıştır.
71
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
MOSKOVA ANTLAŞMASI (16 Mart 1921)
II. İNÖNÜ SAVAŞI (23–31 Mart 1921)
Rusya, Bolşevik İhtilalinden sonra I. Dünya Savaşı’ndan
çekilmişti. Bu ülkede kurulan komünist rejimin kendi
ülkelerine de sıçramasından çekinen Batılı devletler
Rusya ile ilişkilerini kesmişlerdi ve Komünist Rusya ile
İtilaf Devletleri’nin arası açıktı. İç savaşta İtilaf Devletleri
eski rejim yanlılarını desteklemişlerdi. Bu nedenle Rusya,
İtilaf Devletleri ile savaşmakta olan TBMM Hükümeti ne
yakınlık duymuştur. Çünkü Boğazların İtilaf Devletleri’nin
eline geçmesi, Rusya için büyük bir tehlikeydi. Bu yüzden
Rusya’nın TBMM Hükümeti ile dost olması çıkarlarına da
uygundu. Fakat yeni hükümetin gücüne güvenmediğinden çekingen davranmaktaydı.
Londra Konferansı’ndaki barış şartları TBMM Hükümeti tarafından reddedilince İngilizler, Yunanlıları yeni bir saldırı için kışkırtıp desteklemişlerdir.
Yunanlılar 23 Marttan itibaren Eskişehir ve Afyon
üzerine saldırmışlardır. Güneyde Afyon’u alan
Yunan kuvvetleri, kuzeyde İnönü’de durdurulunca
işgal ettikleri yerlerde tutunamamışlardır.
Yorum:
Türk ordusu henüz saldırı gücüne kavuşamamıştır. İkinci savunma savaşıdır.
Doğuda Ermenilere, batıda da I. İnönü Savaşı’yla Yunanlılara karşı kazanılan zaferler Rusya’nın tutumunu
değiştirmiş ve Rusya ile TBMM Hükümeti arasında Moskova Antlaşması imzalanmıştır.
Sonuç:
II. İnönü zaferi milletin TBMM’ye ve yeni kurulan
düzenli orduya güvenini artırmıştır. Mustafa Kemal Paşa, İsmet Bey’e çektiği telgrafta “Siz orada
yalnız düşmanı değil, milletin makus (ters) talihini
de yendiniz” demiştir.
Buna göre:
Sovyet Birliği Misak-ı Milli’yi tanıyacaktır.
İki taraftan birinin tanımadığı devletlerarası bir
belgeyi diğeri de tanımayacaktı. (Böylece Rusya
Sevr Antlaşması’nı tanımadığını ilan etmiştir.)
Önemi: Yunanlılar giderek Batı’nın desteğini yitirmeye
başlamış, İtalya Antalya’dan, Fransa Zonguldak’tan çekilmiştir.
Osmanlı Devleti ile Çarlık Rusya arasında imzalanmış olan anlaşmalar geçersiz sayılacaktır.
KÜTAHYA-ESKİŞEHİR SAVAŞLARI (10–24 Temmuz 1921)
İnönü Savaşlarıyla Anadolu’yu işgal etmenin kolay olmayacağını anlayan Yunanlılar, buna rağmen İtilaf Devletleri’nin azalan desteğini tamamen kaybetmemek için
Yunanistan’dan yeni kuvvetler getirerek saldırıya geçmişlerdir. Yunan Kralı İzmir’e gelip ordusuna cesaret vermiştir.
Sovyet Rusya, kapitülasyonların kaldırılmasını kabul edecektir.
Her iki ülke diplomatik alanda birbirini destekleyecekti. Ayrıca Sovyet Rusya, TBMM Hükümeti ne
ekonomik yardımda bulunacaktır.
Batum, Gürcistan’a geri verilecekti. (Misak-ı Milli’den ilk kez taviz verilmiştir).
10 Temmuz 1921 ‘de Yunan taarruzu başlamış ve hızla
gelişmiştir. Kütahya ve Eskişehir Yunanlıların eline geçmiştir. Türk birlikleri henüz tam anlamıyla toparlanamamıştı. Yunanlıların ilerleyişi karşısında Türk ordusuna
Sakarya’nın doğusuna kadar çekilme emri verilmiştir.
Moskova Antlaşmasının Önemi:
Bu anlaşma ile ilk kez büyük bir devlet TBMM’yi
ve onun kurduğu düzeni tanımıştır.
Böylece;
Doğu sınırımız belirlenmiş ve Ruslar Misak-ı Milli’yi kabul etmiştir.
Kayıplar az olacak ve toparlanmak için zaman kazanılacaktı.
Her iki devlet birbirinin yönetimlerine saygı duyacaklardır.
Yunan ordusu mevzilerinden uzaklaşacaktı.
TBMM Hükümeti’yle Sovyetler Birliği siyasal alanda birlikte hareket etme kararı vermiştir.
Sakarya ırmağı iki ordu arasında doğal engel olacaktı.
Ayrıca Milli Mücadele için gerekli silah ve araç
sağlanmıştır.
Bu yenilgi bütün yurtta ve TBMM’de geniş yankılara sebep oldu. Hükümet merkezinin ve Meclis’in Kayseri’ye taşınması tartışıl-mıştır.
I. İnönü Savaşı’ndan sonraki bazı gelişmeler:
Savunma için Alınan Önlemler:
20 Ocak 1921‘de ilk Anayasa (Teşkilat-ı Esasiye)
kabul edilmiştir.
Meclisten 15 kişilik bir heyetin cepheye gönderilerek ordunun durumu yakından görülmüştür.
1 Mart 1921‘de Afganistan’la dostluk antlaşması
yapılmıştır.
Mustafa Kemal Paşa’ya Başkomutanlık Kanunu ile
Meclis’in tüm yetkileri verilmiştir. (5 Ağustos
1921). Böylece kararlar süratle alınacak ve uygulanacaktı.
12 Mart 1921‘de İstiklal Marşı kabul edilmiştir.
TBMM’yi tanıyan ilk Müslüman ülke Afganistan’dır.
72
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
M. Kemal Paşa tarafından 7-8 Ağustos 1921de
Tekalif-i Milliye (Milli Yükümlülükler) kanunları
çıkarılmıştır. Bu emirlerin uygulanması için çeşitli
yerlere İstiklal Mahkemeleri gönderilmiştir. Böylece; ordunun araç gereç, yiyecek-giyecek gibi ihtiyaçları halkın elindeki imkanların yüzde kırkına
el konarak karşılanmıştır.
Kars Antlaşması (13 Ekim 1921)
Sakarya Zaferi, Rusya’ya bağlı olan Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan’ı TBMM ile temas kurmaya itmiştir.
Daha önce Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması doğrultusunda adı geçen üç Sovyet cumhuriyeti ile
13 Ekim 1921‘de Kars Antlaşması imzalanmıştır. Böylece
doğu sınırımız kesin biçimini almıştır.
Tekalif-i Milliye Emirleri halkın topyekün savaşa
katılmasını sağlayan genel seferberlik niteliğindedir.
Ankara Antlaşması (20 Ekim 1921)
Sakarya Zaferi, Türk Devleti’nin haklılığını ve gücünü
göstermişti. Bu durum Fransa’yı TBMM ile Ankara Antlaşması’nı imzalamaya mecbur bıraktır-mıştı.
SAKARYA MEYDAN SAVAŞI (23 Ağustos–12 Eylül 1921)
Kütahya-Eskişehir Savaşları’nı kazanan Yunanlıların
amacı Ankara’ya ulaşabilmekti. Bu nedenle yeniden
saldırıya geçmişlerdir.
Buna göre:
Taraflar arasındaki savaş hali sona ermiştir.
Hatay dışındaki Türkiye-Suriye sınırı çizilmiştir.
100 km’lik bir cephe boyunca yapılan Sakarya Meydan
Muharebesi, Türkler için bir ölüm-kalım savaşı olmuştur.
Savaşın sloganı “Ya istiklal, ya ölüm”dü. Cephenin yarılması üzerine Mustafa Kemal Paşa orduya “Hattı müdafaa yok, sathı müd-afaa vardır. O satıh bütün vatandır.”
taktiğini verdi. Böylece cepheye bağlı savaş kuramı bir
yana bırakılmıştır.
İki ay içinde Türk kuvvetleri sınırın kuzeyine,
Fransızlar güneyine çekilecekti.
Tarafların çekildiği topraklarda genel af ilan edilecekti.
İskenderun ve Hatay’da özerk bir yönetim kurulacaktır.
Sakarya Zaferi’nin Önemi ve Sonuçları:
Önemi:
İtilaf devletleri arasındaki ayrılıklar belirginleşmiştir. Fransa, TBMM ile olan savaşını bitirme kararı almıştır.
Antlaşma Devletleri’nin Türkiye’ye karşı kurdukları cephe parçalanmış, Fransa, TBMM Hükümeti’ni resmen tanıyan ilk İtilaf Devleti olmuştur.
Savaşı kaybeden Yunanistan İtilaf Devletlerinin
desteğini de kaybetmiştir.
Güney cephesinin kapanmasıyla buradaki kuvvetler Batı’ya kaydırılmıştır.
TBMM, kazandığı zaferle düşmanın taarruz gücünü kırmış ve saldırı gücü Türk ordusuna geçmiştir.
Hatay’ın Suriye’ye bırakılması Misak-ı Milli Kararları ile çelişmiştir.
TBMM, Mustafa Kemal Paşa’ya gazilik ünvanı vermiştir. Rütbesi mareşalliğe terfi ettirilmiştir.
BÜYÜK TAARRUZ (26 AĞUSTOS 1922)
Türk-İngiliz esir değişimi anlaşması imzalanmıştır.
Malta’ya sürülen Türklerin yurda dönmesi sağlanmıştır.
Yunanlılar Sakarya’nın doğusunda savunma hattı oluştururken Türk ordusu da taarruz hazırlıklarına başlamıştı.
Doğu ve güney cephesindeki kuvvetler Batı cephesine
gönderilmiştir. Ordu araç-gereç ve eğitim bakımından
güçlendirilmiştir.
Türk milletinin 1683’ten beri sürekli geri çekilmesi son bulmuştur.
Yunanlılar bu savaştan sonra savunma mevzileri
kurmaya başlamışlardır. Artık amaçları Anadolu’yu ele geçirmek değil, Anadolu’da ele geçirdikleri yerleri ellerinde tutmaktı.
6 Ağustos 1922’de ordu komutanlarına taarruz hazırlıklarını tamamlamaları emri verilmiştir. 20 Ağustos’ta
Akşehir’de komutanlarla yapılan toplantıda 26 Ağustos
tarihi, taarruz günü olarak kararlaştırılmıştır. Taarruzun
planı, düşmanı geri çekilmeye mecbur etmek olmayıp ani
bir baskınla yok etmektir.
Mustafa Kemal ilk kez başkomutan sıfatı ile savaşı
yönetmiştir.
Sakarya Savaşı’ndan sonra İtilaf Devletleri barış önerisinde bulundu ama öneride yer alan “Her iki tarafın
orduları İtilaf Devletlerinin denetimine bırakılacaktır.”
maddesi TBMM açısından bağımsızlığa ve egemenliğe
aykırı olduğu için kabul edilmemiştir.
26 Ağustos taarruzuyla Yunan savunma hatları yarıldı.
29 Ağustos’a gelindiğinde düşman kuvvetleri sarılmış ve
İzmir’e kaçış yolları kapatılmıştı (Aslıhanlar ve Dumlupınar savaşları). Mustafa Kemal Paşa’nın yönettiği Başkumandan Meydan Muharebesi ile (30 Ağustos) düşman
ordusunun büyük bir kısmı yok edilmiştir.
73
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
31 Ağustos’ta Çal köyünde ordu komutanlarıyla yapılan
toplantıda düşmanın hızla takibine karar verildi. Mustafa
Kemal Paşa; “Ordular ilk hedefimiz Akdeniz’dir, ileri!”
emrini vermiştir. Türk ordusu 2 Eylül’de Uşak’ı kurtarmış,
9 Eylül’de İzmir’e girmiştir. Yunan başkomutanı Trikopis
kurmay heyetiyle birlikte teslim olmuştur. 18 Eylül’e kadar Batı Anadolu’daki bütün Yunan kuvvetleri temizlenmiştir.
Batı cephesi kapanmıştır.
Mudanya Ateşkes Anlaşması, İngiltere ve Yunanistan’da iktidar değişikliğine neden olmuştur.
Refet Bele “Başkomutan Temsilcisi” sıfatıyla İstanbul yönetimini devralmıştır.
Edirne ve Doğu Trakya savaş yapmaksızın işgalden kurtarılmış oluyordu.
Boğazlar ve İstanbul’un TBMM Hükümeti yönetimine bırakılmasıyla ermiş oluyordu.
Ayrıca siyasi otorite ile dini otorite birbirinden ayrıldığı için laikliğe adım atılmıştır.
KURTULUŞ SAVAŞI’NIN SİYASİ DÖNEMİ
MUDANYA ATEŞKES ANTLAŞMASI (11 Ekim 1922)
SALTANATIN KALDIRILMASI-1 Kasım 1922
Batı Anadolu’nun düşmandan temizlenmesinden sonra
sıra Boğazlar‘a, İstanbul’a ve Trakya’ya gelmişti. Bu yöreler geri alınmadan yurdumuz tam anlamıyla kurtulmuş
sayılmazdı.
27 Ekim 1922’de Lozan Barış Konferansına TBMM ile
İstanbul hükümeti de çağrılır. Amaç, Türk tarafını bölmektir. TBMM’nin kararı ile 1 Kasım 1922’de saltanat
kaldırılır. 17 Kasım’da Vahdettin İngilizler’e sığınır ve
“Malaya” zırhlısı ile Türkiye’den kaçar. 18 Kasım
1922’de TBMM veliaht Abdülmecid’i halife seçti.
TBMM’nin Abdülmecid’i halife seçmesinin amacı: İngilizlere sığınan Vahdetin’in Halifeliğinin İngilizler tarafından kullanılmasını önlemektir.
Bu nedenle ordularımızın Boğazlar ve İstanbul üzerine
yürümesi İtilaf Devletleri’ni şaşkına çevirmiştir. İngiltere
ile çatışma durumu ortaya çıkmıştı. İngiltere bu yerleri
savunmayı düşünüyordu; ancak İngiliz halkı ve sömürgeleri savaştan bıkmıştı. Üstelik Fransa ve İtalya aynı görüşte değillerdi. M. Kemal böyle bir savaşta Rusya’nın da
Türkiye’yi destekleyeceğini söylemiştir. Sonunda İtilaf
devletleri; İstanbul, Boğazlar ve Trakya üzerindeki Türk
hakla-rını görüşmeyi kabul etmişlerdir.
1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırılmasıyla Osmanlı
saltanatı sona ermiş, Cumhuriyete geçiş hızlanmıştır.
Halifelik makamı, sembol durumuna düşmüştür. Refet
Paşa, TBMM adına İstanbul’daki idareye el koyduğunu
itilaf devletlerine bildirmiştir. 4 Kasım 1922’de İstanbul
hükümetinde Teyfik Paşanın istifası ile Ankara Hükümeti
İstanbul’a tamamen hakim olmuştur.
Görüşmeler 3 Ekim 1922’de Mudanya’da başladı.
Heyetimizin başkanlığını İsmet Paşa yapmıştır. Konferansta karşı tarafı Fransız, İngiliz ve İtalyan generalleri
temsil etmiş, Yunanlılar ise görüşmelere katılmayıp, Mudanya açıklarındaki bir gemide sonucu beklemişlerdir. 11
Ekim’de antlaşma imzalanmıştır.
16 Mart 1920’de İstanbul’un resmen işgal edilmesiyle saltanat işlerliğini tamamen kaybetmişti.
23 Nisan 1920’de ilk TBMM açılmış, yasama, yürütme yetkilerini üzerine almıştı. 1921 Anayasasındaki “Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir.”
ifadesi de saltanatı yok sayıyordu.
Buna göre:
Ateşkes yürürlüğe girdiği andan itibaren Türk ve
Yunan kuvvetleri arasındaki silahlı çatışma duracaktı.
Mudanya Ateşkes Antlaşması’yla İstanbul Hükümeti hukuken yok sayılmış olmasına rağmen
İtilaf Devletleri (özellikle İngilizler) Lozan’da yapılacak olan barış görüşmelerine TBMM Hükümetinin yanında İstanbul Hükümetini de çağırmışlardı. Böylece iki hükümet arasında ihtilaf çıkarıp
daha çok taviz koparmayı düşünmüşlerdi.
Yunanlılar 15 gün içinde Edirne dahil olmak üzere
Doğu Trakya’yı boşaltacaklardı.
Mütarekenin imzalanmasından sonra İstanbul ve
Boğazlar TBMM Hükümeti’nin idaresine bırakılacaktı. Ancak, İtilaf Devletleri barışın imzalanmasına kadar İstanbul’da kalacaktı.
Devlette ve yönetimde görülen bu ikiliği sona erdirebilmek için TBMM, 1 Kasım 1922’de çıkardığı
bir kanunla saltanatı kaldırmıştır.
Barış imzalanıncaya kadar, Türkler Doğu Trakyada 8000 jandarma bulunduracaktı.
Boğazlar ve patrikhane ile ilgili karar ulusal egemenlik ve bağımsızlığımızı zedeleyici niteliktedir.
17 Kasım 1922’de Sultan Vahdettin İngiltere’ye
sığınmıştır. TBMM Abdülmecit Efendi’yi halife
seçmiştir (20 Kasım 1922). Böylece İngiltere’nin,
Vahdettin’in şahsında “Halifelik” kurumunu istismar etmesi önlenmiştir.
Mudanya Ateşkesinin Önemi:
Kurtuluş Savaşının askeri safhası sona ermiş, diplomatik safhası başlamıştır.
74
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI (24 Temmuz 1923)
kiye’ye, diğer Ege adaları ise silahsızlandırılmak
şartıyla Yunanistan’a bırakılacaktı.
Davet Edenler: İngiltere, Fransa, İtalya, Japonya ve
gözlemci sıfatıyla ABD.
Kıbrıs’ın İngiliz toprağı olduğu kabul edilmiştir.
Azınlıklar; Türk vatandaşı oldukları ve hiçbir ayrıcalıklarının bulunmadığı kabul edilmiştir. Tanzimat ve Islahat Fermanlarıyla ayrıcalıklı bir konum
elde eden azınlıklar tekrar normal bir halk statüsüne döndüler. Türkiye’deki Rumlarla Yunanistandaki Türkler mübadele edileceklerdi. Bu mübadeleden Batı Trakya Türkleriyle, İstanbul Rumları
hariç tutulmuşlardır.
Davet Edilenler: TBMM, Yunanistan, Romanya, Yugoslavya, Boğazlarla ilgili olarak da Sovyet Rusya ve Bulgaristan katılmıştır. Bazı konularla ilgili olarak da Belçika ve
Portekiz katılmıştır.
İtilaf Devletleri, Lozan’da yapılacak konferansa TBMM
Hükümetini resmen davet etmişlerdir (28 Ekim 1922).
Konferans 20 Kasım 1922’de toplanmıştır. TBMM’nin
temsilciliğini İsmet Paşa yapmıştır. Rauf Bey, Mondros
Ateşkesi’ni imzaladığı için Lozan’a gönderilmemiştir. Türk
heyeti; kapitülasyonlar, Ermeni sorunu ve Misak-ı
Milli’den taviz vermemeye kararlı idiler.
Boğazlar; Bir Boğazlar Komisyonu kurulacak, başkanı Türk olan bu uluslararası komisyon Boğazlardaki geliş-gidişi kontrol edecekti. Ayrıca Boğazların iki yakası da askerden arındırılacaktı.
Konferansın ilk aşamasında borçlar meselesi, kapitülasyonlar, azınlıklar, Irak ile sınırlarımızın tespiti ve Boğazlar konusunda İtilaf Devletleriyle anlaşma temin
edilemedi. Bunun üzerine görüşmeler 4 Şubat 1923’de
kesilmiştir. Türkiye’nin görüşlerine en çok İngiltere,
Fransa, İtalya karşı çıkmıştır.
Osmanlı dış borçları, Osmanlı’dan ayrılan diğer
devletlere bölüştürülüyor, hissemize düşen miktarın, kağıt para esasına göre taksitle ödenmesi
kararlaştırılmıştır.
Kapitülasyonlar bütünüyle kaldırılmıştır.
Yabancı okullar, Türk Milli Eğitiminin belirleyeceği esaslara göre çalışacaktı. Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile tüm yabancı okullar, Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanarak bu sorun çözülmüştür.
Türk ordusunun Boğazlar ve Musul’a yürümeye hazırlanması üzerine 23 Nisan 1923’de görüşmeler yeniden
başlamıştır. Bu kez taraflar daha yapıcı bir tutum sergilemişler ve 24 Temmuz 1923’de Lozan Antlaşması imzalanmıştır.
Rum Patrikhanesi, İstanbul’da kalacaktı ancak,
siyasi etkinliği ve yargılama yetkisi olmayacaktı.
Buna göre:
Savaş tazminatı olarak Yunanistan, Karaağaç ve
çevresini Türkiye’ye bırakmıştır.
Suriye Sınırı; Ankara Antlaşması’nda çizildiği gibi
kalmıştır. 20 Ekim 1921 tarihli Sakarya Savaşı’ndan sonra Fransızlarla yapılan Ankara Antlaşması’nda belirtilen sınırlar kabul edilmiş; Lozan’da
Süleyman Şah’ın Caber Kalesi’ndeki mezarının
Türk toprağı olduğu kabul edilmiştir.
Lozan’da Çözümlenemeyen Sorunlar:
1.
Musul Sorunu: 1926 Ankara Antlaşmasıyla
çözümlenmiştir.
2.
Hatay Sorunu: TürkiyeSuriye sınırı Ankara Antlaşmasındaki haliyle benimsenmiş, Hatay sınırlarımız dışında kalmıştır.
Kısa bir süre Hatay Cumhuriyeti olarak devam
etmiş, yapılan halkoylamasıyla 1939’da Türkiye
Cumhuriyeti sınırlarına katılmıştır.
3.
Boğazlar Sorunu: Lozan’da Boğazlarla ilgili olarak
alınan kararlar, Türkiye’nin egemenliğine aykırıydı. 1936’da imzalanan Montrö Boğazlar Sözleşmesiyle Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği sağlanmıştır.
4.
Ege Adaları Sorunu: Lozan Antlaşması ile Bozcaada, İmroz ve Tavşan Adası dışındaki diğer Ege
Adaları Yunanistan’a verilmiştir. Sorun İsmet Paşa
tarafından 1947’deki Paris Antlaşmasıyla bir kez
daha gündeme getirildiyse de, bu durum değişmemiştir.
Not:
Misak-ı Milli’de yer almasına rağmen Hatay ili, sınırlarımız dışında kalmıştır. Hatay, 23 Haziran 1939 tarihinde
anavatana katılmıştır.
Irak Sınırı; Musul meselesinin çözümü daha sonraya bırakılmıştır. Türkiye-Irak sınırının, Türkiye
ve İngiltere arasında yapılacak ikili görüşmeler
yoluyla 5 ay içerisinde çözümlenmeye çalışılması;
eğer çözülemezse Milletler Cemiyeti’ne götürülmesi kararlaştırılmış; 5 Haziran 1926 tarihinde
yapılan An-kara Antlaşması ile Musul, Irak’a bırakılmıştır.
Batı Sınırı; Doğu Trakya ve Edirne Türkiye’de
kalacak; Karaağaç ise, savaş tazminatı olarak Türkiye’ye bırakılacaktı. Bozcaada ve Gökçeada Tür-
75
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2007
Amasya Görüşmelerinde İstanbul Hükümeti ile Temsilciler Kurulu aşağıdaki konuların hangisinde anlaşmaya varamamıştır?
A) Ali Rıza Paşa’nın sadrazamlığa getirilmesi
B)
Mebuslar Meclisinin toplanacağı yerin belirlenmesi
C)
Barışın en kısa zamanda sağlanması
D) Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyetinin hukuki bir kuruluş olarak kabul edilmesi
E)
Seçimlerin en kısa sürede yapılması
Yanıt: B
(KPSS - 2008)
Erzurum Kongresi kararlarının aşağıdakilerin hangisinde etkili olduğu savunulamaz?
A) Sivil ve askerî yöneticilerin işgallere karşı mitingler düzenlemeleri için genelgeler yayımlanması
B) Lozan Antlaşması’nın bağımsızlığı savunan ruhu
C) TBMM’nin toplanış ve açılış gerekçesi
D) Sivas Kongresi kararları
E) Amasya Protokolleri
Yanıt: A
(KPSS - 2008)
Sivas Kongresi’nden sonra, Temsilciler Kurulunun girişimleriyle Damat Ferit Paşa Kabinesi düşürülmüş ve Kabineyi Ali
Rıza Paşa kurmuştur.
Bu duruma göre aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
A) İstanbul Hükûmeti ile Anadolu arasında ilişkilerin yeniden kurulduğu
B) Padişahın Anlaşma Devletlerinin etkisinden kurtulduğu
C) İstanbul Hükûmetinin Anadolu’nun gücünü tanıdığı
D) Damat Ferit Paşa Kabinesinin Temsilciler Kurulu çalışmalarına karşı olduğu
E) Ali Rıza Paşa Kabinesinin Sivas Kongresi’nde seçilen Temsilciler Kurulunun isteklerine uymak zorunda
kalabileceği
Yanıt: B
(KPSS - 2007)
Kurtuluş Savaşı’nda Gürcistan, Ermenistan Hükûmetleriyle Kars Antlaşması yapılmıştır.
Bu antlaşmanın yapılmasında aşağıdakilerin hangisinin etkili olduğu savunulabilir?
A) Anlaşma Devletlerinin 22 Mart 1922’de barış için yeni koşullar önermesi
B) Rodos ve On İki Ada’nın İtalya’ya bırakılması
C) Mudanya Anlaşması’nın imzalanması
D) Musul’un Irak’a bırakılması
E) Sakarya Savaşı’nın kazanılması
Yanıt: E
(KPSS - 2009)
Kurtuluş Savaşı’nda, TBMM Hükûmetinin yarı resmî yayın organı hâline gelen gazete aşağıdakilerden hangisidir?
A) Hakimiyet-i Milliye
B) Peyam-ı Sabah
C) İrade-i Milliye
D) Yenigün
E) İkdam
Yanıt: A
(KPSS - 2009)
Kurtuluş Savaşı’nın bütün şiddetiyle devam ettiği bir ortamda ara seçimlere gidilerek TBMM’nin çalışmalarını sürdürmesi sağlanmıştır.
Bu bilgiyle aşağıdakilerden hangisine ulaşılabilir?
A) Halk egemenliğinin sürekliliğine önem verildiğine
B) TBMM Hükûmetiyle İstanbul Hükûmeti arasında görüş ayrılığı olduğuna
C) TBMM’ye Mebuslar Meclisinden katılım olduğuna
D) Ulusal güçlerin birleştirilmek istendiğine
E) Mecliste görüş ayrılıklarının olduğuna
Yanıt: A
76
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
(KPSS - 2009)
Kurtuluş Savaşı’nda,
Birinci İnönü Zaferi’nden sonra Anlaşma Devletlerinin Londra’da konferans düzenlemesi ve TBMM’yi davet
etmesi
Sakarya Zaferi’nden sonra Fransa’nın TBMM’yle Ankara Antlaşması’nı yapması
gelişmeleriyle aşağıdakilerden hangisine ulaşıldığı savunulabilir?
A) Anlaşma Devletlerinin TBMM’yi Sakarya Savaşı’ndan sonra tanıdığına
B) İngiltere’nin savaşın sonuna kadar Yunanlıları desteklediğine
C) Halkların dış politikada etkili olduğuna
D) Uluslararası antlaşmaları uygulamak zorunluluğu olduğuna
E) Askerî başarıların Anlaşma Devletlerini TBMM’yle antlaşma yapmaya zorladığına
Yanıt: E
(KPSS - 2009)
Lozan Antlaşması’yla,
I. Boğazlar Komisyonunun kurulması,
II. İstanbul’daki Rumlarla Batı Trakya’daki Türklerin mübadele dışında bırakılması,
III. Yunanistan’ın savaş tazminatı karşılığı Karaağaç’ı, Türkiye’ye vermesi
konularından hangileri Türk-Yunan ilişkilerinde uygulamalardan kaynaklanan sorunlara neden olmuştur?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2010)
Mustafa Kemal, “Hattı müdafaa yoktur; sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı,
vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunmaz.” emriyle aşağıdaki savaşlardan hangisinin kaderini belirlemiştir?
A) I. İnönü
B) Sakarya
C) II. İnönü
D) Eskişehir ve Kütahya
E) Başkomutanlık
Yanıt: B
(KPSS - 2010)
Aşağıdakilerden hangisi, Erzurum ve Sivas Kongresi’nin ortak kararlarından biri değildir?
A) Mustafa Kemal’in kongre başkanlığına getirilmesi
B) Millî kuvvetlerin etken, millî iradenin hâkim kılınması
C) Vatanın parçalanmaz bir bütün olduğunun dile getirilmesi
D) Temsilciler Kurulunun doğu illerinin tamamını temsil ettiğinin kabul edilmesi
E) Azınlıklara, siyasi egemenliği ve sosyal dengeyi bozacak imtiyazlar verilmesine karşı çıkılması
Yanıt: D
(KPSS - 2011)
İstanbul’un Anlaşma Devletleri tarafından işgal edilmesi ve Mebuslar Meclisinin dağılmasına aşağıdakilerden hangisinin neden olduğu savunulabilir?
A) İstanbul Hükümetiyle Temsilciler Kurulunun görüşme yapması
B) Ali Fuat Paşanın Kuvayı Milliye Komutanlığına atanması
C) Hükümet üyelerinin Meclis dışından seçilmesi
D) Misak-ı Millinin ilan edilmesi
E) Erzurum’da kongre toplanması
Yanıt: D
(KPSS - 2011)
Atatürk; “Bu anlaşma, Türk ulusuna karşı yüzyıllardan beri hazırlanmış ve Sevr Antlaşması ile tamamlandığı sanılmış,
büyük bir suikastın yıkılışını bildirir bir belgedir. Osmanlı tarihinde benzeri görülmemiş bir yasal zafer yapıtıdır.” sözünü
aşağıdakilerden hangisi için kullanmıştır?
A) Mudanya Ateşkes Anlaşması
B) Moskova Antlaşması
C) Ankara Antlaşması
D) Lozan Antlaşması
E) Montrö Boğazlar antlaşması
Yanıt: D
77
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
7. Bölüm. ATATÜRK İLKE VE İNKILAPLARI
ATATÜRK İLKELERİ
CUMHURİYETÇİLİK
MİLLİYETÇİLİK
HALKÇILIK
LAİKLİK
DEVLETÇİLİK
İNKILAPÇILIK
1. CUMHURİYETÇİLİK
Milliyetçilik ilkesi ise; milletin varlığını sürdürmek ve
yüceltmek için diğer fertlerle birlikte çalışmak ve bu
bilinci diğer kuşaklara da yansıtmaktır.
Cumhuriyet bir yönetim biçimidir. Mustafa Kemal,
cumhuriyeti demokrasi içinde işleyen en ideal rejim
olarak görmüştür. Demokrasi halkın kendi kendini yönetmesidir. Cumhuriyetlerde halk, yöneticileri belli
süreler için seçer ve böylece yönetimde söz sahibi olur.
Ayrıca cumhuriyet yönetiminde halk ile devlet arasında
kaynaşma sağlanır.
Milliyetçilik; ulusal sınırlar içinde yaşayan Türk milletinin, Türk ülkesinin bütünlüğü için kader birliği yapan
herkesi Türk sayar.
Milliyetçilik; din, mezhep ayrımı yapmaz. Bu tür bölünmelere yol açacak her davranışın karşısında yer alır.
Bu ilke milli egemenlik ve halkçılıkla doğrudan ilgilidir.
Atatürk’ün kesinlikle ödün vermediği ve her türlü
tartışmanın dışında tuttuğu iki temel ilke cumhuriyetçilik
ve laikliktir.
Milliyetçilik ilkesinin toplumsal, siyasal, kültürel içeriği
yanında ekonomik içeriği de vardır. Ülkenin, devletin,
yeraltı, yer üstü zenginliklerinin işletilmesinde, sanayinin
kurulup geliştirilmesinde, iç ve dış ticaretin yapılmasında
milli çıkarlar korunmalıdır.
Cumhuriyetçilik İlkesi İle İlgili İnkılaplar:
Atatürk, milliyetçiliği akılcı ve insancıldır. Irk ve din esası üzerine oturtulmamıştır.
Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılması
Cumhuriyetin ilanı
Milliyetçilik İlkesi İle İlgili İnkılaplar:
Saltanatın kaldırılması
Misak-ı Milli’nin ilan edilmesi
1921 ve 1924 Anayasalarının hazırlanması
Erzurum Kongresinde “Ulusal sınırlar içerisinde
vatan bir bütündür, bölünemez.” kararı alınması
Çok partili hayata geçilmesi
Yeni Türk alfabesinin kabul edilmesi
2. MİLLİYETÇİLİK
Bu ilkeyi anlamak için önce milletin tanımını yapmak
gerekir:
Tevhid-i Tedrisat Kabul edilmesi
Türk Dil Kurumunun ve Türk Tarih Kurumunun
kurulması
Millet: Geçmişte bir arada yaşamış, şimdi bir arada
yaşayan, gelecekte de birlikte yaşama istek ve kararında
olan, vatan, tarih, kültür ve duygu birliği olan insanlar
topluluğudur.
Kabotaj Kanununun kabul edilmesi
Kapitülasyonların kaldırılması
Yabancıların kurmuş olduğu bazı işletmelerin millileştirilmesi
78
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
3. HALKÇILIK
Halkçılık ilkesi Cumhuriyetçilik ve Milliyetçilik ilkesinin
zorunlu sonucudur.
Halkçılık, devletin millet içindeki bütün grupların çıkarına ve faydasına yönelik bir siyaset izlenmesi, sınıf ve
zümre farkı gözetilmemesidir. Böylece hiçbir şahıs,
zümre ve sınıf topluma egemen olamaz.
Halkçılık; sosyal adaleti ve fırsat eşitliğini öngörür.
Halkçılık İlkesi İle İlgili İnkılaplar:
Aşar vergisinin kaldırılması
Medeni Kanunun kabul edilmesi
Şapka Kanunu ve Kılık Kıyafet Kanununun kabul
edilmesi
Soyadı Kanununun kabul edilmesi
Kadınlara siyasal hakların verilmesi
İlköğretimin zorunlu hale getirilmesi
Sosyal devlet anlayışının benimsenmesi
Devletçilik İlkesi İle İlgili İnkılaplar:
Sümerbank, Etibank ve Denizbank’ın kurulması
1933’te planlı kalkınmaya geçilmesi
Birinci ve İkinci Beş Yıllık Kalkınma Planlarının hazırlanması
Milli Koruma Kanununun çıkarılması
Özel girişimcilere ait kurumların millileştirilmesi
6. İNKILAPÇILIK
İnkılap, bir toplumun önemli kurumları kökten değiştirip, kendini yenilemesi atılımıdır. İnkılap ihtilalden daha
geniş kapsamlıdır.
İnkılap: Modemleşmek ve çağdaş uygarlık düzeyinin
üzerine çıkmak için yapılmalıdır.
Ayrıca inkılapların korunması, geliştirilmesi ve ilerletilmesi şarttır. Bu ilke sürekli dinamizm ve yenileşme ve
atılımcılık demektir.
İlkelerin Ortak Özellikleri
Türk toplumunun ihtiyaçlarından doğmuştur.
Gücünü köklü Türk tarihi ve Türk töresinden alır.
Akıl mantık ve bilimsel doğrulara aykırı değildir.
İlkeler bir bütündür. Ayrı ayrı değerlendirilemez.
Türk milletini çağdaş medeniyet seviyesine ulaştırmayı amaçlar.
4. LAİKLİK
Türk ve yabancı bilim adamları Atatürk’ün ilkelerinin en
temel öğesi olarak laikliği kabul ederler.
İlkelerin iki temel öğesi, Laiklik ve Milliyetçiliktir.
Laiklik, din ve devlet işlerinin birbirinden ayrılmasıdır.
Bu ilke ile din ve devlet işleri birbirinden ayrılır, vatandaşa da inanç hürriyeti tanınır.
Devlet, din konusunda tarafsız kalır ve insanlar arasında
ayırım yapmaz. Laiklik, devlet yönetiminde dinin yerine
akıl ve bilim kurallarını esas almaktır.
Laiklik, din ve ibadet özgürlüğünü güvence altına alır.
Laiklik İlkesi İle İlgili İnkılaplar:
Halifeliğin kaldırılması
Saltanatın kaldırılması
Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabul edilmesi
Şer’iye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması
Tekke ve zaviyelerin kapatılması
Medreselerin kapatılması
Maarif Teşkilatı Hakkında Kanunun kabul edilmesi
Kılık Kıyafet kanununun kabul edilmesi
Peçe ve çarşaf giymenin yasaklanması
Türk Medeni Kanununun kabul edilmesi
Anayasa’da yer alan “Devletin dini İslamdır” ibaresinin 1928’de yapılan değişiklikle Anayasadan
çıkarılması
Laiklik ilkesinin 1937’de Anayasaya girmesi
BÜTÜNLEYİCİ İLKELER
Bütünleyici İlkeler
Egemenliğin, devleti kuran, yöneten
gücün kişi veya zümrelere değil,
Milli
doğrudan doğruya millete ait oluşudur.
Egemenlik
Bu yardımcı ilke Cumhuriyetçilik
ilkesini bütünler.
Milli Birlik,
Milliyetçilik ilkesinin zorunlu
Beraberlik ve bütünleyici ilkesidir.
Ülke
Millet, ülkesiyle bölünmez bir
Bütünlüğü
bütündür.
Atatürk ilkeleri hür ve bağımsız bir
Hürriyet ve
devlette anlam kazanır.Vatandaşların
Bağımsızlık
rahat ve hür yaşaması da cumhuriyet
ve demokrasi yönetimiyle sağlanabilir.
Yurtta sulh, milli birlik ve beraberliğin
bir sonucudur. Kalkınma ve demokraYurtta Sulh,
sinin en önemli şartıdır. Cihanda barış,
Cihanda Sulh
devletlerin aralarındaki anlaşmazlıktarı
görüşerek, anlaşarak çözümlemesidir.
İnsanlık ideali bununla gerçekleşir.
Akıl ve bilim her türlü gelişmenin
Akılcılık ve
kaynağıdır. Türk milleti akıl ve bilim
Bilimsellik
yolu ile ilerleyip gelişecektir.
Türk milletinin, modemleşip gelişmesi
için yaşanılan çağda en gelişmiş
Çağdaşçılık
kurumları çekinmeden benimsemesi
ve
gerekmekteydi. Çağdaş kurumlar ise
Batılılaşmak
batıdaydı. Öyleyse Batıya yönelmeliydi.
Ancak bu taklitçiliği gerektirmemelidir.
İnsan ve
Bütün insanları tek bir vücut kabul etİnsanlık
mek, onları birbirlerine yakınlaştırmak,
Sevgisi
kardeşçe ve barış içinde yaşamaktır.
5. DEVLETÇİLİK
Devletçilik, temel anlamıyla devletin ekonomik hayatın
içine girmesidir. Bu yapılırken Sosyalist model benimsenmez.
Devletçilik, özel teşebbüsün yapamadığı ve toplumu
ilgilendiren sahalarda devletin rol almasıdır.
Devlet müteşebbislere engel olmadığı gibi tedbirler
alarak müteşebbisin işlerini kolaylaştırır. Kişileri üretim
ve ticaret işlerine özendirir.
Atatürk’ün devletçilik anlayışı “karma ekonomi” olarak
tanımlanabilir,
79
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2006)
I. Devletçilik ilkesinin uygulanması
II. İzmir’de İktisat Kongresi’nin toplanması
III. Milletler Cemiyeti’ne üye olunması
Türkiye Cumhuriyeti’nde özel girişimde sermaye birikiminin ve gerekli kadronun yeterli olmamasının
yukarıdakilerden hangilerini gerekli hale getirdiği savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: A
(KPSS - 2007)
• Menemen Olayı’nın bastırılması,
• Terakkiperver Cumhuriyet Partisinin kapatılması
gelişmeleri aşağıdaki ilkelerden hangisiyle doğrudan ilgilidir?
A) Halkçılık
B) Cumhuriyetçilik
C) Laiklik
D) Milliyetçilik
E) Devletçilik
Yanıt: C
(KPSS - 2008)
Atatürkçü milliyetçilik anlayışı laiktir.
Bu yargıyı aşağıdakilerden hangisi destekler?
A) Milleti oluşturan unsurlar arasında ırk ve köken birliğinin temel alınması
B) Vatandaşların istedikleri dini ve mezhebi seçmesi
C) Toplumun ırk, din ve mezhep çizgileriyle bölünmesi
D) Devletin resmî bir dininin olması
E) Ümmetçi düşünce yapısı
Yanıt: B
(KPSS - 2009)
Kapitülasyonların kaldırılması
Kabotaj Kanunu’nun çıkarılması
Yukarıdaki gelişmelerde aşağıdaki ilkelerden hangisinin temel alındığı savunulabilir?
A) Bağımsızlık
B) Laiklik
C) Halkçılık
D) Devletçilik
E) İnkılapçılık
Yanıt: A
(KPSS - 2010)
Türk Devriminin “Cumhuriyetçilik ilkesi saltanat ve hilafete karşıdır.” yargısının,
I. egemenliğin millete ait olması,
II. yönetimin din kurallarına dayandırılmaması,
III. azınlık okullarının öğretime devam etmesine izin verilmesi
durumlarından hangileriyle ilgili olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: A
(KPSS - 2010)
1961 Anayasası’nda Türk milletini, bütün fertleriyle kaderde, kıvançta ve tasada ortak kılmak, bölünmez bir bütün
hâlinde millî bilinç ve ülkü etrafında toplamak biçiminde ifade edilen ilke, aşağıdakilerden hangisidir?
A) Milliyetçilik
B) Halkçılık
C) Laiklik
D) Devletçilik
E) Cumhuriyetçilik
Yanıt: B
(KPSS - 2011)
Soyadı Kanununun kabul edilmesi
Medreselerin kapatılması
Medeni Kanunun kabul edilmesi
Yukarıdaki gelişmeler aşağıda verilen Atatürk ilkelerinden hangisiyle ilişkilendirilemez?
A) Laiklik
B) Devletçilik
C) Milliyetçilik
D) Halkçılık
E) İnkılapçılık
80
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Yanıt: B
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
İNKILAPLAR
HUKUK ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
Atatürk İnkılaplarının Anlamı: İnkılap sözcük olarak
yenileşme, değişme anlamına gelir.
Osmanlı devleti kurulduğu günden itibaren Şer’i ve örfi
hukuku kullanıyordu. Devlet büyüyüp geliştikçe yeni
kanunlar yürürlüğe girmiştir. Devletin gerileme ve çöküş
yıllarında adil uygulanamayan hukuk da tam manası ile
bir çöküş yaşıyordu. Tanzimat, Islahat Fermanı ve
Meşrutiyet ile getirilen yenilikler durumu karıştırmaktan
başka bir işe yaramıyordu. Son dönemlerde hukukun
temelini “Mecelle” oluşturuyordu ancak;
Atatürk’ün inkılap anlayışında radikal ve köklü değişiklikler yapmak vardır. Özellikle Türk Milleti’ni son yüzyıllarda geri bırakan kurumları kaldırmak, yerine çağdaş
kurumlar getirmek istiyordu. Zaten ulusal egemenlik
anlayışına uygun kurulan bir devletin de yeni kurumlara
ihtiyacı vardı. Bu nedenle değişik alanlarda birbirini takip
eden çeşitli inkılaplar yapılmıştır.
Osmanlı devletinde hukuk birliğinin olmaması.
Atatürk inkılaplarının hedefi;
Çağdaş hayatın ihtiyaçlarına cevap verememesi.
Türkiye’yi çağdaş batı uygarlıkları düzeyinin üzerine çıkartmak.
Avrupa ile bütünleşmek.
Osmanlı döneminden kalma, yeni ihtiyaçlara cevap veremeyen kurumların yerine çağa uygun kurumlar ve sistemler getirmek.
İnsanca yaşamak için gerekli olan koşulları oluşturmak.
Demokrasinin Türkiye’de yerleşmesini sağlamak.
Ekonomik
Alandaki
Gelişmeler
Eğitim
Alanındaki
İnkılaplar
Toplumsal Alandaki İnkılaplar
Hukuk
Alanındaki
İnkılaplar
Siyasi Alandaki
İnkılaplar
Alan
Batı medeniyetini ülkeye getirmek için batı hukukuna yönelme.
Devlete laik bir kimlik kazandırma isteği.
Ceza ve yargılama usullerinin yetersizliği vb. konular hukuk alanında yenilikler yapma ihtiya-cını
doğurmuştur.
Hukuki Alanda Laikleşme Çabaları
Osmanlı Hukuk sistemi hem şeriata hem de örfe dayanıyordu. Tanzimat döneminde Batı örnek alınarak bazı
hukuksal düzenlemeler yapılmıştı. Bir hukuk karmaşası
söz konusuydu. Türkiye Cumhuriyeti’nde çağdaş hukuk
düzenine geçmek için bazı yasa değişiklikleri yapıldı.
Yapılan İnkılaplar
Saltanatın Kaldırılması (1 Kasım 1922)
Cumhuriyetin İlanı (29 Ekim 1923)
Halifeliğin Kaldırılması (3 Mart 1924)
1924 Anayasası
Çok Partili hayata geçiş denemeleri (1925–
1930)
1924 ANAYASASI
1921 Anayasası olağanüstü şartlarda hazırlandığı
için ihtilalci özelliği ağır basmış ve hukuk alanında
yeni düzenlemelerin yapılması zorunluluğu ortaya
çıkmıştır.
Medeni Kanunun kabulü
Avrupa’dan değişik alanlarda kanunlar
alınması
Türk kadınlarına siyasal hakların verilmesi
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
Seçmen yaşı on sekiz, seçilme yaşı erkekler için
otuzdur.
Seçimler dört yılda bir yapılır.
Tekke ve zaviyelerin kapatılması.
Şapka kanunu
Miladi takvimin kabulü.
Ölçü ve tartı sisteminin değişmesi
Soyadı kanunu
4 Mart 1925 tarihinde çıkartılan Takrir-i
Sükun Yasası ile;
 Hükümetin eleştirilmesi yasaklandı.
 Basına sansür kondu.
 Terakkiperver Cumhuriyet Partisi kapatıldı.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu (3 Mart 1924)
Latin Harflerinin kabulü (1 Kasım 1928)
Türk Tarih Kurumu’nun Kurulması (15
Nisan 1931)
Türk Dil Kurumu’nun Kurulması (12
Temmuz 1932)
İzmir İktisat Kongresi (17 Şubat 1923)
Aşar Vergisinin kaldırılması (17 Şubat
1925)
Teşvik-i Sanayi Kanunu (1926)
Kabotaj Kanunu
Tarım Kredi Kooperatiflerinin Kurulması
Meclis, hükümeti üç yolla denetleyebilir. Soru,
gensoru ve meclis soruşturması
Cumhurbaşkanı, meclis üyeleri arasından dört yılda bir seçilir. Bir kişi isterse üst üste cumhurbaşkanı seçilebilir.
Başbakan ve meclis başkanı meclis üyeleri tarafından cumhurbaşkanınca seçilir.
Değişiklikler:
10 Nisan 1928’de “Türkiye Devleti’nin dini İslamdır” cümlesi anayasadan çıkartılmıştır.
5 Aralık 1934’te seçmen yaşı 18’den 22 ye çıkartılmıştır.
5 Şubat 1937’de Atatürk ilkeleri anayasanın 2.
maddesine eklenmiş böylece laiklik anayasaya
girmiştir.
1924 Anayasası, 1961 Anayasası yürürlüğü girinceye kadar geçerli olmuştur.
81
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
MEDENİ KANUN’UN KABULÜ (17 Şubat 1926)
SOSYAL ALANDA YAPILAN İNKILAPLAR
Hukuk düzenini laikleştirmek amacıyla, Avrupa’nın en
son düzenlenmiş kanunu olan ve Türk milletinin yapısına
uygun bulunan İsviçre Medeni Kanunu’nun alınması uygun görülmüştür. TBMM’nin 17 Şubat 1926 tarihli oturumunda bu kanun “Türk Medeni Kanunu” olarak kabul
edilmiştir.
KILIK-KIYAFETİN DEĞİŞTİRİLMESİ (25 KASIM 1925)
Nedenleri:
Osmanlılarda her azınlık grubunun, her din ve meslek
topluluğunun kendine özgü ayrı bir kıyafeti vardı; ülkede
kıyafet birliği yoktu. II. Mahmut, asker ve memurlara fes
giydirerek kıyafet birliği getirmişti. Halk ise bu konuda
serbest bırakılmıştı. Mustafa Kemal Paşa, uygar milletlerin giydiği şapkanın giyilmesi gerektiğini düşünmüştü.
Medeni Kanun’un getirdiği yenilikler:
Kadınla erkek arasında sosyal ve ekonomik eşitlik
sağlanmıştır.
Kadınların her meslekte çalışabileceği kabul edilmiştir.
Kanun:
Bu nedenle Ağustos 1925’de Kastamonu’ya yaptığı geziye başındaki şapkasıyla çıkarak bunu halka tanıtmıştır. Ardından 25 Kasım 1925’de Şapka
Kanunu çıkarılmıştır.
Ailede eşler arasında eşitlik getirilmiştir.
Tek kadınla evlilik esas alınmıştır.
Evlenmede kadının da rızası şart koşulmuştur.
Aralık 1934’de çıkarılan kanunla da din adamları
dışında herkesin aynı kıyafeti giymesi sağlanmıştır. Din adamları kıyafetlerini ancak ibadet yerlerinde giyebileceklerdi.
Boşanma hakkı kadına da tanınmıştır.
Ana ve babaya ailevi yükümlülükler getirilmiştir.
Resmi nikâh sistemi esas alınırken dini nikâh isteğe bağlanmıştır.
TEKKE VE ZAVİYELERİN KAPANMASI (30 KASIM 1925)
Nedenleri:
Mirasta ve şahitlikte eşitlik getirilmiştir.
Vatandaşlar din, mezhep, hak ve yükümlülük bakımından eşit duruma getirilmiştir.
Tekke ve zaviyeler, Osmanlı döneminde tarikatların
faaliyet yaptıkları yerlerdi. Bazı tekke ve zaviyeler hurafe
ve çıkar ocağı haline gelmişti.
Patrikhane ve elçiliklerin azınlık haklarıyla ilgilenme ve mahkeme kurma yetkisi kaldırılmıştır.
Kanun:
Laik anlayışla bağdaşmayan bu kuruluşlar 30 Kasım
1925’te çıkarılan bir kanunla kapatılmıştır. Bunlarla ilgili
giysi, tören ve unvanlar (şeyh, derviş, mürid) yasaklanmıştır.
Türk Medeni Kanunu 1926’da yürürlüğe girmiştir. Bu
yasaları uygulayacak yargıç ve savcılar yetiştirmek amacıyla Ankara Hukuk Fakültesi açılmıştır.
Ayrıca İsviçre, Fransa ve İtalya’dan Ceza Kanunu,
Borçlar Kanunu ve Ticaret Kanunu alınmıştır.
TAKVİM-SAAT VE ÖLÇÜLERDE DEĞİŞİKLİK
Nedenleri:
Osmanlılar döneminde diğer uluslardan farklı bir takvim, saat, rakam ve ölçü birimi kullanılmıştır. Hafta tatili
Cuma günü idi. Bu durum batı dünyasıyla olan ticari ve
resmi ilişkilerde karışıklığa yol açıyor ve bazı güçlükler
doğuruyordu.
KADINLARA SİYASAL HAKLAR VERİLMESİ
Medeni Kanunla bir takım sosyal ve ekonomik haklara
sahip olan kadınlara;
1 Nisan 1930 yılında kabul edilen kanunla Belediye
Meclisi’ne üye seçme ve seçilme,
Kanunlar:
l933’te muhtarlıklara seçilme hakkı,
Uluslararası ilişkileri kolaylaştırmak için 26 Aralık
1925’te Miladi Takvim’in kullanılması kararlaştırılmıştır. Uygulama 1 Ocak 1926 da başlamıştır.
5 Aralık 1934’de milletvekili seçme ve seçilme
hakkı tanınmıştır.
Aynı gün yerel saat terk edilerek, uluslararası saat
sistemine geçilmiştir.
Diğer değişiklikler şunlardır:
İtalya’dan Ceza Kanununun alınması.1926
24 Mayıs l928de Latin rakamları kabul edilmiştir.
İsviçre’den Borçlar Kanununun alınması. l926
1 Nisan 1931‘de de ağırlık, uzunluk ölçüleri değiştirilerek tüm dünyanın kullandığı ölçü birimleri
kabul edilmiştir. Eskiden uzunluk ölçüsü olarak
kullanılan arşın ve endaze yerine metre getirilmiştir. Ağırlık ölçüsü olarak kullanılan okka, batman yerine de kilo esası benimsendi. Böylece ticari ilişkilerde önemli kolaylıklar sağlanmıştır.
İsviçre’den, Hukuk Mahkemeleri Usulü Kanununun alınması. 1927
Almanya’dan Ceza Kanununun alınması. 1929
İsviçre’den İcra ve İflas Kanununun alınması. 1932
Kadın ve erkek arasındaki siyasi eşitsizlik iki
aşamada giderildi. Belediye seçimlerine katılma
1930’da, 5 Aralık 1934’te de milletvekili seçme ve
seçilme hakkı tanınmıştır.
Ayrıca resmi tatil, cuma gününden pazar gününe
alınmıştır (1935).
82
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
SOYADI KANUNU’NUN KABULÜ (21 Haziran 1934)
Nedeni:
Mustafa Kemal Paşa, Türkçe’nin diğer yabancı dillerin
etkisinden kurtulması ve dilimizin zenginleştirilmesi amacıyla 12 Temmuz 1932’de Türk Dil Kurumu’nu kurmuştur.
Osmanlı toplumunda soyadı yoktu. Bu durum, resmi
işlemlerin sağlıklı biçimde yürütülmesini engelliyordu.
Çünkü kişileri birbirinden ayırmak zorlaşıyordu.

Bu çalışmalarla Türk dili; akıcı, sade ve işlek bir
dil haline gelmiştir.
Kanun:
LATİN HARFLERİNİN KABULÜ (1 Kasım 1928)
Nedeni:
Karışıklıkları önlemek amacıyla 21 Haziran 1934'de
Soyadı Yasası çıkarılmıştır. Bu yasayla eskiden beri kullanılan ve sınıfsal ayrıcalık yaratan bazı ünvanların kullanılması da yasaklanmıştır. (Molla, Hafız, Hacı, Bey, Paşa,
Hanım vs…)
Arap alfabesi ses uyumu bakımından Türkçe’ye uygun
düşmüyordu. Okuma ve yazma güçlüğü doğuruyordu.
Ayrıca Arap kültürünün etkisi altında kalınıyordu.
Kanun:
Mustafa Kemal Paşa Türk dilinin okunup yazılmasının
kolaylaşması eğitim ve öğretimin yaygınlaştırılması ve
çağdaş uygarlığın kaynağı olan Batı ülkeleriyle ilişkilerin
geliştirilmesi için harf değişikliğini gerekli görüyordu.
Latin Alfabesi 1 Kasım 1928’de bazı değişiklikler yapılarak
Yeni Türk Harfleri olarak kabul edilmiştir.
EĞİTİM ALANINDA YAPILAN İNKILAPLAR
TEVHİD-İ TEDRİSAT KANUNU (3 Mart 1924)
Nedeni:
Osmanlı Devletinde temel eğitim kurumu merdeselerdi. 19. yy’da ve Tanzimat döneminde Batı tarzı okullar
açılmıştı. Ayrıca azınlık okulları vardı. Eğitimde çok
başlılık ve karmaşa hakimdi. Bu durum kültür çatışmasına
yol açıyordu.
Yeni harfler sayesinde okuma yazma kolaylaşmış, okuryazar oranı artmış, eğitim ve öğretimde önemli gelişmeler olmuştur.
EKONOMİK ALANDAKİ GELİŞMELER
Kanunlar:
3 Mart 1924de kabul edilen Tevhid-i Tedrisat
(Öğretimin Birleştirilmesi) Kanunu’yla tüm eğitim
ve öğretim kurumları Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı. Medreseler kapatıldı.
I. İZMİR İKTİSAT KONGRESİ (17 Şubat 1923)
Cumhuriyet’in ilanından önce toplanan bu kongre, yeni devletin ekonomik kalkınmaya verdiği
önemi gösterir. Kongreye çiftçi, tüccar, sanayici
ve işçi kesiminden pek çok kişi katılmıştır.
1926’da Maarif Teşkilatı Hakkında Kanun çıkarılarak eğitim çağdaş, ulusal, demokratik ve laik
esaslara göre yeniden düzenlenmiştir. İlköğretime önem verildi; ortaokul, lise ve meslek okulları
çoğaltıldı. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yüksek okulu olan Hukuk Mektebi Ankara’da açıldı. Onu yine
Ankara’da kurulan Dil ve Tarih Coğrafya Fa-kültesi
ve Yüksek Ziraat Enstitüsü izledi. İstan-bul’da ise,
Güzel Sanatlar Akademisi ile Devlet Konservatuarı
açılmıştır.
Kongrede Misak-ı İktisadi (Ekonomi Andı) kabul
edilmiştir (4 Mart1923).
Buna göre, ulusal bağımsızlığın ancak ekonomik
bağımsızlıkla sağlanabileceği belirtilmiştir.
İzmir İktisat Kongresi Kararları:
 Hammaddesi ülkemizde bulunan sanayi dalları
kurulmalıdır.
Üniversiteler Kanunu çıkarılarak Darülfünün kapatılmış ve yerine İstanbul Üniversitesi açılmıştır.
Nazi Almanya’sından kaçan bilim adamları bu üniversitelerde görev almışlar.
 Küçük işletmelerden hızla büyük işletmelere ve
fabrikalara geçilmelidir.
 Özel teşebbüse kredi sağlayacak bir devlet bankası kurulmalıdır.
 Yabancı tekellerden kaçınılmalıdır.
TÜRK TARİH KURUMU’NUN KURULUŞU (15 Nisan 1931)
Nedeni:
 Sanayi özendirilmeli ve ulusal bankalar kurulmalıdır.
Osmanlı Devletinde Türk Tarihi, yalnızca İslamdan sonraki Türk Tarihi olarak öğretiliyordu. Oysa yeni nesillere
ümmetçi tarih anlayışının yerine ulusçu tarih öğretilmesi
gerekiyordu.
 Dış rekabete dayanabilmek için sanayi her
alanda geliştirilmelidir.
 Devlet, ekonomik görevleri olan bir organ haline gelmelidir.
Kuruluş:
Mustafa Kemal Paşa, yaptırdığı çalışmalarla Türk tarihinin, Osmanlı öncesinin aydınlatılmasını sağladı. Türklerin
eski ve köklü bir uygarlığa dayandığını ortaya koymak
amacıyla 15 Nisan 1931‘de Türk Tarih Kurumu’nu oluşturmuştur.
Not: Bu kararlar ekonomik politikanın temellerini
oluşturmuş, ekonomide “Devletçilik” ilkesi benimsenmiştir
TİCARET ALANINDAKİ GELİŞMELER
TÜRK DİL KURUMU’NUN KURULUŞU (12 Temmuz 1932)
Nedeni:
Lozan’da kapitülasyonlar kaldırılarak ekonomik
alandaki en önemli engel yok edilmiştir.
Osmanlı Devleti’nde dil birliği yoktu. Türk dili, Arapça
ve Farsça’nın etkisi altında kalmıştı.
Türk müteşebbislerine kredi sağlamak amacıyla
ilk özel Türk Bankası olan İş Bankası kurulmuştur
(1924).
Kuruluş:
83
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
1925 yılında Ticaret ve Sanayi Odaları kurulmuştur.


















Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kuruldu (1935).
Maden Mühendislik mektepleri açılmıştır. Madenciliğimizi desteklemek için Etibank kurulmuştur.
SAĞLIK ALANINDA YAPILAN ÇALIŞMALAR
I. Dünya Savaşı sırasında salgın hastalıklar milleti kasıp
kavurmuştu. Devlet bu gibi sağlık sorunlarını kökünden
çözebilmek için şu tedbirleri almıştır;
Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı kurulmuştur.
Sağlık Şurası oluşturulmuştur.
Hıfzısıhha Enstitüsü kurulmuştur.
Salgın hastalıklara (sıtma, verem, trahom, frengi
vs.) karşı mücadele başlatılmıştır.

Hastahane ve dispanserler açılmıştır.
Sağlık uzmanı yetiştiren okullar açılmıştır.
 Tüm İnkılaplar
Kızılay, Çocuk Esirgeme, Yeşilay ve Verem Savaş
Derneği gibi sosyal kuruluşlar oluşturulmuştur.
84
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Bütünleyici
İlke
Ulusal Egemenlik
Ulusal birlik ve beraberlik
İnsan ve insanlık
sevgisi

Ülke bütünlüğü ve
kalkınma
1933 yılında devlet eliyle sanayileşmeyi öngören
Birinci Beş yıllık Kalkınma Planı kabul edilmiştir.
Bu plan başarıyla uygulanarak Sümerbank, Paşabahçe Cam, Beykoz Deri, İzmit Kağıt Sanayi, Karabük Demir-Çelik işletmeleri gibi temel sanayi kuruluşları açılmıştır.
Akılcılık, bilimsellik ve
çağdaşlaşma
1929’da sanayiyi korumak için gümrük vergileri
yükseltilmiştir.
Türk Medeni Kanunu
Soyadı Kanunu
Kılık Kıyafet Kanunu
Şapka Kanunu
Kadınlara seçme ve seçilme hakkının
verilmesi
İlköğretimin kız çocuklarına da zorunlu
olması
Teşvik-i Sanayi Kanunu
İzmir İktisat Kongresi (Alınan kararlar
olarak)
Kapitülasyonların kaldırılması
Kabotaj Kanunu
Aşar vergisinin kaldırılması
Kabotaj Kanunu
Bankaların açılması
Beş yıllık kalkınma planı
Devletleştirme ve millileştirme
Saltanatın kaldırılması
Hilafetin kaldırılması
Şeriyye ve Evkaf Vekâletinin kaldırılması
Tevhid-i Tedrisat Kanunu
Tekke ve Zaviyelerin kaldırılması
Türbelerin kapatılması
Medeni Kanunun kabulü
Hukukun laikleştirilmesi
“Devletin dini İslamdır” maddesinin
kaldırılması
Laiklik ilkesinin Anayasaya girmesi
Çağdaşlaşma
ve değişim





Siyasal
Alan
1926da Teşvik-i Sanayi Kanunu çıkarılmıştır. Ancak halkta yeterli sermaye olmadığından istenilen
sonuca ulaşılamamıştır.
Kültür-Eğitim
SANAYİ ALANINDAKİ GELİŞMELER
Sosyal
Devlet Üretme Çiftlikleri ve Tohum Islah İstasyonları açılmıştır.
Devletçilik
1929’da Toprak Reformu Kanunu çıkarılmıştır.
Ancak uygulanamamıştır.
Ekonomi
 Yeni Türk Devletinin kurulması
 İzmir İktisat Kongresi (Toplanış amacı
olarak)
 Ekonomide millileştirme
 Tevhid-i Tedrisat Kanunu
 Medreselerin Kaldırılması
 Maarif Kanunu
 Yeni Türk harflerinin kabulü
 Millet Mekteplerinin açılması
 Türk Tarih ve Dil Kurumlarının kurulması
Laiklik
Tarım Kredi Kooperatifleri kurularak köylünün
kooperatifleşmesi sağlanmıştır (1928). Ankara’da
Yüksek Ziraat ve Baytar (veteriner) Enstitüleri
açılmıştır. Burada yetişen uzmanlar vasıtasıyla şekerpancarı, turunçgil ve çay tarımı başlatılmıştır.
Hukuk
Köylüye ucuz kredi verebilmek için Ziraat Bankası’nın imkânları arttırılmıştır.
İnkılapçılık
Aşar vergisi kaldırılarak köylüye ekonomik rahatlık sağlanmıştır (17 Şubat 1925).
Saltanatın kaldırılması
Cumhuriyetin ilanı
Halifeliğin kaldırılması
Kadınlara siyasal hakların verilmesi
TBMM’nin açılması
1921 Anayasası
Siyasi Partilerin kurulması
Ordunun siyasetten ayrılması
Çağdaşlaşma








TARIM ALANINDAKİ GELİŞMELER
Cumhuriyetçilik
İnkılaplar
Milliyetçilik
Lozan’da kapitülasyonların kaldırılmasının bir sonucu olarak 1 Temmuz 1926’da Kabotaj Kanunu
yürürlüğe girmiştir. Denizlerimizde gemi işletme
hakkının yalnızca Türkiye’ye ait olduğu belirlenmiştir. Böylece milli denizciliğimizin gelişmesi sağlanmıştır.
Halkçılık
Şirketçilik ve sigortacılık yeni esaslara bağlanmış
ve borsalar açılmıştır.
Temel İlke
ATATIRK İLKELERİ İLE İNKILAPLAR
ARASINDAKİ İLİŞKİ
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Geçmiş yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2006)
I. Yabancı şirketler tarafından çalıştırılan bazı demiryollarının devletleştirilmesi
II. Türk karasularında gemi işletme hakkının yalnız Türkiye’ye ait olması
III. Kooperatifleşmenin yurt çapında yaygınlaştırılması
Yukarıdaki gelişmelerin hangilerinde ulusallaştırma amacı vardır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2006)
Şapka İnkılabı,
I. toplumda kadın-erkek eşitliğini sağlamak,
II. topluma çağdaş görünüm kazandırmak,
III. resmi işlemlerin takibini kolaylaştırmak
amaçlarından hangilerine yöneliktir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2006)
I. Kadınlara oy hakkının verilmesi
II. Toplumsal ayrıcalık ifade eden unvanların kaldırılması
III. Tek kadınla evlilik esasının getirilmesi
Yukarıdakilerden hangileri, 1926 yılında çıkarılan Medeni Kanun’un kapsamındadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2006)
Batılı devletlerle ticaretin kolaylaşmasında,
I. arşın ve endaze yerine metrenin kullanılması,
II. hafta tatilinin cumadan pazar gününe alınması,
III. herkesin resmi bir soyadının olması
konularından hangileriyle ilgili kanunların çıkarılmasının etkili olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2007)
I. Azınlık okulları
II. Millet mektepleri
III. Yabancı okullar
Yukarıdakilerden hangileri, Osmanlı Döneminde olmayıp Atatürk Döneminde ilk kez açılmıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: B
(KPSS - 2007)
I. Hicri ve Rumi takvim yerine miladi takvimin kabul edilmesi
II. Arşın, endaze ve kulaç gibi uzunluk ölçülerinin yerine metre sisteminin kabul edilmesi
III. İki dereceli seçim sisteminden tek dereceli seçim sistemine geçilmesi
Yukarıdakilerin hangilerinde, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki uygulamalarda birlik sağlama amacı olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2009)
Aşağıdakilerden hangisi, cumhuriyetin ilanının doğurduğu sonuçlardan biri değildir?
A) Hükûmet kurmanın yeni yönteme bağlanması
B) Devletin rejiminin adının konması
C) İstiklal Marşı’nın kabul edilmesi
D) Devletin başkanının belirlenmesi
E) Halifeliğin kaldırılması
85
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Yanıt: C
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
(KPSS – 2008)
Soyadı Kanunu’yla tüm vatandaşlara, aile ismi olarak öz adları yanında soyadı kullanma zorunluluğu getirilmiştir. Bu
zorunluluğun,
I. sınıf farklılıklarının isim olarak kullanılması,
II. isim benzerliklerinin bazı karışıklıklara neden olması,
III. toplumda azınlık olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının bulunması
durumlarının hangilerinden kaynaklandığı savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2008)
1923-1928 yılları arasında önemli atılımlar yapıldığı hâlde, harf inkılabı ancak 1928 yılında gerçekleştirilebilmiştir. Bu
gecikmede,
I. harf inkılabına çok önem verilmesi ve başarısının rastlantıya bırakılmak istenmemesi,
II. daha önce bu konuda yapılmış olan çalışmaların sonuçsuz kalması,
III. Arap alfabesinin harf sayısının sayıca fazla olması
durumlarından hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2009)
I. Hilafet
II. Şeriye ve Evkâf Bakanlığı
III. Erkânı Harbiye Bakanlığı
1924 yılında, yukarıdakilerden hangilerinin yönetim birliğini güçlendirmek amacıyla kaldırıldığı savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2009)
I. Atatürk ilkelerinin Türkiye Devleti’nin temel nitelikleri olarak kabul edilmesi
II. Milletvekili yeminlerinin “Vallahi.” yerine “Namusum üzerine söz veriyorum.’’ şeklinde değiştirilmesi
III. Anayasa Mahkemesinin kurulması
Yukarıdakilerden hangileri Atatürk Dönemi gelişmeleri arasındadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2010)
1929-1930 yılları arasında dünyada ekonomik bunalım baş göstermiş, bu durum Türk Devleti’nin ekonomisine yeni
bir yön vermesini gerektirmiştir.
Bu gereksinim,
I. devletçilik ilkesinin uygulanması,
II. ilk beş yıllık sanayi planının hazırlanması,
III. Teşvik-i Sanayi Kanunu’nun çıkarılması
gelişmelerinden hangilerini sağlamıştır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2011)
Aşağıdakilerden hangisi, Atatürk döneminde tarımı geliştirmek amacıyla yapılan çalışmalardan biri değildir?
A) Aşar vergisinin kaldırılması
B) Ziraat Bankasının kurulması
C) Numune çiftliklerinin kurulması
D) Yüksek Ziraat Enstitüsünün kurulması
E) Tarım satış kooperatiflerinin kurulması
Yanıt: B
(KPSS - 2011)
Aşağıdakilerden hangisinin sosyal hayattaki ayrıcalıkları önlemek amaçlı olduğu savunulamaz?
A) Tekke ve zaviyelerin kapatılması
B) Hacı, ağa, hafız, molla gibi ünvanların kaldırılması
C) Medeni Kanunun kabul edilmesi
D) Devlet İstatistik Enstitüsünün kurulması
E) Dini giysilerin mabetler dışında giyilmesinin yasaklanması
86
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Yanıt: D
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
8. Bölüm. ATATÜRK DÖNEMĠ ĠÇ VE DIġ POLĠTĠKA
TATÜRK DÖNEMĠ ĠÇ VE DIġ POLĠTĠKA
demokratik esaslara göre çalıĢmaktaydı. Ancak,
KurtuluĢ SavaĢı sırasında milli birliği bozmamak için
rejim tartıĢmalarına girilmemiĢti. Artık kesin zafer
II. TBMM‟nin açılması
kazanılmıĢ, saltanat kaldırılmıĢ, Lozan AntlaĢması
Cumhuriyetin ilanı
imzalanmıĢtı.
Halifeliğin Kaldırılması
Saltanat yanlıları da eski düzenin devam etmesi
Çok Partili Hayata GeçiĢ Denemeleri
için yoğun propagandalar yapıyorlardı. Artan mu-

Cumhuriyet Halk Fırkası
halefet Meclis‟e dayalı hükümet sistemini iĢlemez

Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası
hale getirmiĢti. Yürütme görevi aksıyordu.

ġeyh Sait Ayaklanması

Serbest Cumhuriyet Fırkası

Menemen Olayı
Cumhuriyetin Ġlanının Nedenleri:
Ulus iradesini tam olarak gerçekleĢtirmek
Yabancı Okullar Sorunu
Hükümet bunalımlarını sona erdirmek
Musul Sorunu
Türk ve dünya basınındaki rejim tartıĢmala-
Nüfus Mübadelesi
rına son vermek
Milletler Cemiyetine GiriĢ
Ġnkılaplara zemin hazırlamak
Balkan Paktı (Antantı)
Devlet
Montrö SözleĢmesi
amacıyla,
Sadabat Paktı
Mustafa Kemal PaĢa “Asıl savaĢımız Ģimdi
Hatay Sorunu
baĢlıyor” diyerek cumhuriyetin ilanı için ge-
II. Dünya SavaĢı
rekli hazırlıkları baĢlattı:
BirleĢmiĢ Milletler ve Natoya GiriĢ
Ġlk olarak seçimlerin yenilenmesine karar ve-
baĢkanlığı
sorununu
çözümlemek
rilmiĢtir (1 Nisan 1923).
9 Ağustos 1923‟te Türkiye‟nin ilk siyasal parII. TBMM’NĠN AÇILMASI
tisi olan Halk Fırkası kurulmuĢtur.
II. TBMM açılmıĢtır (11 Ağustos 1923).
Birinci Mecliste muhalefetin artması, yeni rejim
Meclis 1 Ekim 1927‟ye kadar çalıĢmıĢ ve inkı-
ve inkılapları göğüsleyecek yeni bir meclis ihtiyacı
lap meclisi olarak anılmıĢtır.
üzerine 1 Nisan 1923‟de, seçimlerin yenilenmesine
13 Ekim 1923‟de Ankara resmen baĢkent ilan
karar vermiĢtir. 11 Ağustos 1923 de açılan Ġkinci
edilmiĢtir.
Meclis Yeni Türk Devleti‟nin karakterini belirleyen in-
Hükümet bunalımı çıkınca 27 Ekim 1923 de
kılapları yapmıĢ ve 1 Ekim 1927‟ye kadar çalıĢmıĢ-
Fethi (Okyar) Bey Hükümeti istifa etmiĢtir.
tır. Bu Meclis‟e “Ġnkılap Meclisi” de denilir.
Bunun üzerine Mustafa Kemal PaĢa, cumhu-
Ġkinci Meclis döneminin baĢlangıcında;
riyetin ilanı için zamanın geldiğine karar ver-
Lozan AntlaĢması onaylandı
miĢtir.
Ġstanbul, Ġtilaf Devletlerinden teslim alındı
Uzun tartıĢmalardan sonra cumhuriyet ilan
Ankara baĢkent yapıldı
edilmiĢtir (29 Ekim 1923).
Cumhuriyet ilan edildi
Anayasa değiĢtirilerek “Türkiye Devleti’nin
hükümet Ģekli Cumhuriyet’tir” denilmiĢtir.
CUMHURĠYETĠN ĠLANI (29 Ekim 1923)
Ġlk CumhurbaĢkanı seçilen Mustafa Kemal
PaĢa cumhuriyetin ilk kabinesini kurma göre-
Kongreler döneminde çeĢitli vesilelerle “Cumhu-
vini Ġsmet PaĢa‟ya vermiĢtir. Fethi Bey de
riyete” vurgu yapılmıĢtı. Meclis de baĢından beri
TBMM baĢkanlığına seçilmiĢti.
87
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Cumhuriyetin Ġlanının Önemi ve Sonuçları:
3 Mart 1924’te kabul edilen diğer kanunlar
Devletin rejiminin adı konulmuĢ oldu.
Ģunlardır:
Rejim tartıĢmaları sona erdirilerek, 1921 Ana-
Eğitim kurumlarının bir çatı altında toplan-
yasasına da devletin rejiminin cumhuriyet ol-
ması ve eğitimde laikliğe geçilmesi amacıyla
duğu hükmü konuldu.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıĢtır. Tüm
Devlet baĢkanlığı sorunu çözümlendi.
okullar Maarif Vekâleti‟ne bağlanmıĢtır.
Meclis Hükümeti sisteminden Kabine siste-
ġer‟iye ve Evkaf Vekâleti kaldırılarak yerine
mine geçildi.
Diyanet iĢleri BaĢkanlığı, Erkan-ı Harbiye Ve-
 TBMM, CumhurbaĢkanını
kâleti kaldırılarak yerine Genel Kurmay BaĢ-
 CumhurbaĢkanı, baĢbakanı
kanlığı kurulmuĢtur.
 BaĢbakan ise bakanları belirleyecektir.
Türkiye Cumhuriyetinin ilk baĢbakanı Ġsmet
Halifeliğin Kaldırılmasının Önemi:
PaĢa‟dır.
Laiklik ilkesinin en önemli aĢaması gerçekleĢ-
Mustafa Kemal CumhurbaĢkanı seçilerek
miĢtir.
devlet baĢkanlığı sorunu çözümlendi.
Ġnkılapların önündeki en önemli engel orta-
Yeni devletin adı, Türkiye Cumhuriyeti Dev-
dan kaldırılmıĢtır.
leti oldu.
Cumhuriyetin ilanı, Atatürk ilkelerinden “Cumhuriyetçilik” yolunda yapılan önemli bir inkılap
ÇOK PARTĠLĠ HAYATA GEÇĠġ DENEMELERĠ
hareketidir. Yapılacak yeni inkılaplar için ortam hazırlamıĢtır.
CUMHURĠYET HALK FIRKASI
Mustafa Kemal‟in CumhurbaĢkanı seçilme-
(9 Ağustos 1923)
siyle boĢalan Meclis baĢkanlığına Fethi Bey
I. Meclis‟te siyasal gruplar yoktu; o günkü ortam
getirilmiĢtir. Cumhuriyetin ilk Meclis BaĢkanı
buna elveriĢli değildi. Tüm üyelerin tek amacı yur-
Fethi Bey‟dir.
dun kurtarılmasıydı. SavaĢın sonlarına doğru üyeler
arasındaki görüĢ ayrılığı artmıĢ ve Mustafa Kemal
PaĢa‟ya ve inkılaplara muhalif bir grup oluĢmuĢtur.
HALĠFELĠĞĠN KALDIRILMASI (3 Mart 1924)
Bunun üzerine TBMM, 1 Nisan 1923‟te seçimlerin
yapılmasına karar vermiĢtir. Bu arada Halk Fırkası
kurulmuĢtur (9 Ağustos 1923). Yapılan seçimler so-
Sebepler:
Halifelik Ġslam dünyasındaki etkinliğini yitir-
nunda II. TBMM 11 Ağustos 1923 te açılmıĢtır.
miĢti.
Yeni rejime karĢı olanlar, „Halife meclisin,
TERAKKĠPERVER CUMHURĠYET FIRKASI
meclis halifenindir‟ görüĢünü yaymaya baĢla-
(17 Kasım 1924)
mıĢlardı.
KurtuluĢ SavaĢı‟nın kahramanlarından Kazım Ka-
Halife Abdülmecit TBMM‟nin koyduğu kural-
rabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Adnan Adı-
lara uymuyor, sultan gibi hareket ediyordu.
var, Refet Bele gibi Ģahsiyetler Terakkiperver Cum-
Bu da yönetimde ikiliğe yol açıyordu.
huriyet Fırkası‟nı kurmuĢlardır. Bazı Ġttihatçılarla
Eski rejime dönüĢ yollarını kapatmak ve yeni
Halk fırkasından ayrılanlar da bu partide yer almıĢ-
inkılaplara ortam hazırlamak isteniyordu.
lardır.
Parti tüzüğünde “Dini inançlara saygılıyız” cümlesi
yer almıĢtı.
Kanunlar:
Halifelik 3 Mart 1924‟te çıkarılan bir yasayla
Bir süre sonra çıkan ġeyh Said Ayaklanması‟nda
kaldırılmıĢtır.
rolü olduğu iddia edilen Terakkiperver Cumhuriyet
5 Mart 1924‟te de Osmanlı ailesinin yurt dıĢı-
Fırkası, Takrir-i Sükün Yasası‟na dayanılarak 5 Ha-
na çıkarılmasına karar verilmiĢtir.
ziran 1925 te kapatılmıĢtır.
Ancak „Devletin dini Ġslam‟dır cümlesi Anayasa‟ya konulmuĢtur
88
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ġEYH SAĠT AYAKLANMASI (13 ġubat 1925)
ve yapılan ihbar üzerine suikastçılar yakalanmıĢlardır. Suçlu görülenler Ġstiklal Mahkemeleri‟nde yargı-
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası‟nın kurulmasın-
lanarak cezalandırılmıĢlardır. Böylece ittihatçılar ta-
dan cesaret alan rejim muhalifleri derhal harekete
mamen tasfiye edilmiĢtir. Terakkiperver Parti yöneti-
geçmiĢlerdir.
cileri ise delil yetersizliğinden serbest bırakılmıĢ-
ġeyh Sait‟in öncülüğünde Ergani‟nin Piran köyün-
lardır.
de baĢlayan ayaklanma kısa sürede Diyarbakır dolaylarına yayılmıĢtır. Musul‟u almaya çalıĢan Ġngiliz-
SERBEST CUMHURĠYET FIRKASI
ler de bu isyanı kıĢkırtmıĢlardır.
(12 Ağustos 1930)
1929 yıllarında dünyada görülen ekonomik buna-
ġeyh Sait isyanına karĢı alınan önlemler ve
lım Türkiye‟yi de etkilemiĢti. Ġktidarda olan Cumhuri-
sonuçları:
yet Halk Fırkası‟nın ekonomik politikası bazı millet-
ġeyh Sait Ayaklanmasının çıkmasında ve
vekillerince beğenilmiyor ve eleĢtiriliyordu. Liberal
bastırılmasında ihmali görülen Fethi Bey Hü-
sistemle memleketin ekonomik yönden kalkınacağı
kümeti istifaya davet edilerek Ġsmet PaĢa Hü-
düĢüncesinde olan bu milletvekilleri Mustafa Kemal
kümeti iĢ baĢına getirilmiĢtir.
PaĢa‟nın yönlendirmesiyle Serbest Cumhuriyet Fır-
Kısmi seferberlik ilan edilerek isyanın bastırıl-
kası‟nı kurdular (12 Ağustos 1930). Partinin baĢkanı
ması orduya bırakılmıĢtır.
ise Atatürk‟ün yakın arkadaĢı olan Fethi Okyar Bey-
Hıyanet-i Vataniye Kanunu‟na bir madde ek-
di. Programında Laikliğe bağlılık belirtilmesine rağ-
lenmek suretiyle dinsel nedenlerle halkı ayak-
men rejime karĢı olanlar partiyi ele geçirmiĢlerdi. Gi-
landırmaya teĢvik eden kiĢilerin vatan haini
diĢi tehlikeli gören Fethi Bey, 18 Aralık 1930‟da par-
sayılacakları bildirilmiĢtir.
tiyi kapatmıĢtır.
4 Mart 1925‟te Takrir-i Sükün (Huzuru Sağlama) kanunu çıkarıldı ve 4 yıl yürürlükte kal-
Not:
mıĢtır.
Serbest Cumhuriyet Fırkası ile Cumhuriyet Halk Fır-
Ayaklanma bölgesinde Ġstiklal Mahkemeleri
kası arasındaki temel ayrılık ekonomi politikasıdır.
kurulmuĢtur.
Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ayaklanmada rol oynadığı gerekçesiyle kapatılmıĢtır.
MENEMEN OLAYI (23 Aralık 1930)
(5 Haziran 1925)
ġeyh Said ve arkadaĢları Diyarbakır Ġstiklal
Serbest Fırkanın kurulmasından cesaret alan re-
Mahkemesinde yargılandıktan sonra idam
jim karĢıtları harekete geçmiĢlerdir. NakĢibendî ta-
edilmiĢlerdir.
rikatından DerviĢ Mehmet ve müritleri kendilerine
Ayaklanmada rolü olan Ġngilizler Musul mese-
katılan bir kısım halkla Menemen‟de ayaklanmıĢlar-
lesini gündeme getirmiĢlerdir. Devlet, ayak-
dır (23 Aralık 1930). Olayı bastırmaya gelen Asteğ-
lanmanın bastırılmasıyla uğraĢtığından ko-
men Kubilay öldürülmüĢtür. Ġsyan güçlükle bastırıl-
nuyla yeterince ilgilenememiĢtir. Sonuçta
mıĢtır. Ġsyancıların çoğu ölüme mahkûm edilmiĢtir.
1926‟da Musul elden çıkmıĢtır.
Not:
MUSTAFA KEMAL’E SUĠKAST TEġEBBÜSÜ
ġeyh Said ve Menemen olaylarından sonra
(16 Haziran 1926)
çok partili siyasal yaĢama geçiĢ denemeleri
bir süre ertelenmiĢtir. Çünkü Türk halkı, he-
Cumhuriyet yönetimine karĢı olanlar ve Terakki-
nüz çok partili sisteme geçecek siyasi olgun-
perver Parti içindeki eski Ġttihatçılar Mustafa Kemal
luğa eriĢmemiĢti.
PaĢa‟ya karĢı bir suikast hazırlamıĢlardır. Ancak,
Çok partili yaĢama, ancak 1946‟da Demokrat
Mustafa Kemal‟in Ġzmir‟e geliĢinin bir gün gecikmesi
Parti‟nin kurulması ile geçilebilmiĢti.
89
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
cak barıĢçı politika ile sorun çözülmüĢtür. Daha son-
YABANCI OKULLAR SORUNU (1926)
raki 4 yıl içinde mübadele gerçekleĢti. (10 Haziran
Türkiye‟deki yabancı okulların bağlı olacakları re-
1930)
jim Lozan‟da bir esasa bağlanmıĢtı. Buna göre bu
okullar Türkiye‟nin kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uyacaklardı. Türkiye bu okulların öğreti-
MĠLLETLER CEMĠYETĠNE GĠRĠġ
mini düzenleyecekti.
(18 Temmuz 1932)
Türk hükümeti bu okullarda Türkçe, Tarih ve Coğrafya derslerinin Türk öğretmenlerince okutulması
Türkiye Cumhuriyeti bir dizi antlaĢmalarla sınırla-
ve okulların Türk müfettiĢlerince denetlenmesi esa-
rını belirlemiĢti. Bağımsız ve güvenlik içerisinde var-
sını belirlemiĢtir. Bu esaslara uymak istemeyen ya-
lığını devam ettirmek istemiĢti. Türkiye “Yurtta Sulh
bancı okullar kapatıldı. Bazı batılı devletlerin konuyu
Cihanda Sulh ” ilkesi ile iç ve dıĢ politikasını belirle-
görüĢme istekleri, iç sorun olduğu gerekçesiyle red-
miĢ ve sorunlarını bu ilke doğrultusunda çözmüĢtü.
dedilmiĢtir.
Bu nedenle Türkiye‟nin Milletler Cemiyetinde yerini alması gerekmekteydi. Nitekim 1932 yılında Türkiye resmen, Milletler Cemiyeti‟ne çağrılmıĢtır.
18 Temmuz 1932’de Milletler Cemiyetine girmiĢ-
MUSUL SORUNU (5 Haziran 1926)
tir.
Ġngilizler Mondros AteĢkes AntlaĢması‟na dayanarak Musul çevresini iĢgal etmiĢlerdi. Milli Mücadele
yıllarında TBMM Musul çevresiyle ilgilenememiĢtir.
BALKAN ANTANTI (9 ġubat 1934)
Lozan‟da, Ġngiltere‟ye burasının Misak-ı Milli sınırlarımız içinde bulunduğu belirtilmiĢtir. Ġngiltere Musul
Türkiye KurtuluĢ savaĢı sonrasında Yunanistan‟la
meselesini Lozan‟dan sonraya erteletti.
barıĢ antlaĢması imzalamıĢ, pek çok devletle dost-
Lozan‟dan sonra Musul‟u istediğimizde, “Musul
luk antlaĢmaları yapmıĢtı. 1933‟te Avrupa‟ da Al-
Irak toprakları içindedir. Irak da İngiliz mandasın-
manya ve Ġtalya tehlikesi baĢ gösterdi. Ġtalya‟nın
dadır.” gerekçesiyle vermek istememiĢtir. ġeyh Sait
Balkanlarda, Almanya‟nın da Doğu Avrupa‟da gözü
isyanı yüzünden Türkiye konuyla ilgilenememiĢtir.
vardı.
Daha sonra Musul meselesi Milletler Cemiyetine
ĠĢte bu durum Balkan ülkelerinin aralarındaki ufak
götürülmüĢtür. Burada da çözüm bulunamamıĢtır.
tefek anlaĢmazlıkları bir yana bırakıp Türkiye ve Yu-
1926 yılında Ġngilizlerle Ankara‟da yapılan görüĢme-
nanistan yanında yer almalarına vesile olmuĢtur. 9
ler sonunda Ankara AntlaĢması yapılmıĢtır (5 Ha-
ġubat 1934‟te Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve
ziran 1926). Bu antlaĢmayla bugünkü Türkiye sınırı
Romanya delegeleri Atina‟da bir araya gelerek Bal-
belirlenmiĢtir. Buna göre, Musul ırak sınırları içinde
kan Antantı‟na imza koydular. Türkiye batı sınırla-
kalacak, Hakkâri, Türkiye‟de bırakılacaktı. Ancak
rını güvenceye almıştır.
Musul petrollerinin kârından 25 yıl süreyle % 10
hisse Türkiye‟ye verilecekti.
MONTRÖ BOĞAZLAR SÖZLEġMESĠ
(20 Temmuz 1936)
NÜFUS MÜBADELESĠ (10 Haziran 1930)
Boğazlar ve çevresi Lozan‟da kurulan Boğazlar
Lozan BarıĢ AntlaĢması‟na göre Ġstanbul Rumları
Komisyonu‟nca idare edilmekteydi. Bu durum Türki-
ile Batı Trakya Türkleri dıĢında, Türkiye‟de yaĢayan
ye‟nin milli bütünlüğünü sınırlayıcı bir hüküm taĢı-
Rumlar, Yunanistan‟daki Türklerle karĢılıklı olarak
yordu.
değiĢtirileceklerdi. Ancak, 1926‟ya kadar bu mesele
Ġtalya ve Almanya‟nın saldırgan tutumu (Ġtalya‟nın
tam halledilememiĢtir.
HabeĢistan‟ı, Almanya‟nın da Ren bölgesini iĢgal et-
Yunanistan Ġstanbul‟da daha çok Rum bırakmak
mesi) karĢısında Türkiye Boğazlar üzerinde Türk
isteyince Türk-Yunan iliĢkileri gerginleĢmiĢtir. An-
hakimiyetinin geçerli olması için ilgili devletlere
90
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
baĢvurmuĢ ve 20 Temmuz 1936‟da Montrö SözleĢ-
Il. DÜNYA SAVAġI VE TÜRKĠYE
mesi imzalanmıĢtır.
Büyük devletler arasındaki çıkar çatıĢmalarının
Bu sözleĢmeyle;
yarattığı gerginlik, Almanya ve Ġtalya‟nın yayılmacı
Boğazlar Komisyonu kaldırılmıĢ, komisyonun
ve saldırgan politikası sonucunda bir dünya sava-
görevi Türkiye‟ye devredilmiĢtir.
Ģına dönüĢmüĢtür.
Boğazların iki yakasına Türkiye asker yerleĢ-
1 Eylül 1939‟da Almanya‟nın Polonya‟ya saldır-
tirebilecek ve tahkimat yapabilecekti.
ması ile baĢlayan Il. Dünya SavaĢı, Mayıs 1945‟e
Yabancı ticaret gemileri serbestçe boğazlar-
kadar devam etmiĢtir.
dan geçebilecek, ancak savaĢ gemilerinin ge-
SavaĢ Almanya, Ġtalya ve Japonya‟nın oluĢturdu-
çiĢleri sınırlanacaktı. Türkiye bir savaĢa girer-
ğu Mihver devletler ile Ġngiltere Fransa ve sonradan
se ya da bir savaĢ tehlikesiyle karĢılaĢırsa
ABD‟nin katıldığı Müttefik devletler arasında olmuĢ-
boğazları istediği gibi kapatabilecekti.
tur. Müttefikler ünlü Normandiya çıkartması ile Almanları Fransa‟dan attıktan sonra Japonya‟yı bom-
Bu anlaĢma ile ulusal egemenliğimizi sınırlayıcı
balayarak Mihver grubunu mağlup etmiĢlerdir.
engeller kaldırılmıĢ ve boğazlar üzerinde Türkiye
Türkiye, savaĢa girmemekte kararlı olduğu halde
yetki sahibi olmuĢtur.
savaĢ boyunca dört milyon askerini silah altında
tutmuĢtur. Bütün ekonomik gücünü askeri amaçlara
ayırmak zorunda kalmıĢtır. Bunun sonucunda Türkiye‟nin kalkınma ve sanayileĢme çabaları oldukça
yavaĢlamıĢtır. Üretim düĢmüĢ ve temel gıda madde-
SADABAT PAKTI (19 Temmuz 1937)
leri bile güç temin edilir hale gelmiĢtir.
Ġtalya‟nın Ortadoğu‟ya yönelik tehditleri karĢısında
Türkiye‟nin stratejik önemi nedeniyle gerek Müt-
bölgede barıĢ ve güvenliği sağlamak amacıyla Tür-
tefikler, gerekse Mihver Devletleri Türkiye‟nin kendi
kiye-Ġran-Irak ve Afganistan arasında Sadabat Paktı
yanlarında savaĢması için çaba harcamıĢlardır.
kurulmuĢtur. Bu antlaşmayla Türkiye doğu sınırlarını
Ġngiliz BaĢbakanı Churchill, 1943‟te Adana‟da
güvenlik altına almıştır.
CumhurbaĢkanı Ġnönü ile görüĢerek Türkiye‟nin en
geç 1943 sonunda savaĢa katılmasını istemiĢtir.
1943 Tahran Konferansı‟nda Sovyetler, Türkiye‟nin
savaĢa girmesinde ısrar etmiĢtir. Bu nedenle
HATAY SORUNU (30 Haziran 1939)
Churchill 1943‟te Kahire‟de Ġsmet Ġnönü ile yeniden
TBMM Hükümeti ile Fransa arasında imzalanan
görüĢmüĢtür. Ġnönü, prensib olarak savaĢa girmeyi
1921 Ankara AntlaĢmasıyla Hatay, Fransa manda-
kabul etmekle birlikte Türkiye‟nin ihtiyacı olan savaĢ
sındaki Suriye‟ye bırakılmıĢtı. Ancak, 1936 yılında
araç ve gereçleri temin edilmedikçe savaĢa girile-
Fransa, Suriye ve Lübnan üzerindeki manda yöne-
meyeceğini belirtmiĢtir.
timini kaldırmıĢtı.
Bu durumda Hatay çevresi Suriye‟de kalıyordu.
Müttefiklerin baskılarının giderek artması ve
Türkiye durumun düzelmesi için Milletler Cemiye-
Almanya’nın yenilgisinin kesinleĢmesi üzerine
ti‟ne baĢvurmuĢtur. Halkın kendi geleceğini kendi-
Türkiye diplomatik bir jest olmak üzere 23 ġubat
sinin belirlemesini istemiĢtir. Bu durum Milletler Ce-
1945’te Almanya ve Japonya’ya savaĢ açmıĢtır.
miyetinin tüzüğüne de uymaktaydı.
Türkiye’nin bu savaĢ ilanının bir nedeni de sa-
Milletler Cemiyeti temsilcileri gözetiminde yapılan
vaĢ sonrası oluĢturulacak uluslararası kuruluĢ-
halk oyu ile Hatay Bağımsız Devleti kurulmuĢtur (2
lara kolayca girebilmekti.
Eylül 1938). 10 ay sonra Hatay Meclisi oy çoğunluğu ile Türkiye‟ye iltihak etmiĢtir. (30 Haziran 1939).
91
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
BĠRLEġMĠġ MĠLLETLER VE NATOYA GĠRĠġ
ANKARA HUKUK FAKÜLTESĠ (5 Aralık 1925)
Il. Dünya SavaĢı süreci içinde baĢlayan uluslara-
Gazi Mustafa Kemal'de 1922 yılında meclisi açıĢ
rası bir örgüt kurma çalıĢmaları 24 Ocak 1945’de
konuĢmasında Ankara'da bir hukuk mektebinin açıl-
BirleĢmiĢ Milletler Bildirisi‟nin yayımlanması ve
ması gereğini belirtmiĢtir. Bu çabalar sonucunda, 5
BirleĢmiĢ Milletler TeĢkilatı’nın kurulması ile so-
Aralık 1925 tarihinde, "Ankara Adliye Hukuk Mekte-
nuçlanmıĢtır. TeĢkilat‟ın kuruluĢ amacı dünya barıĢı-
bi" adıyla kurulmuĢtur.
nı ve güvenliğini korumak, ülkeler arasında ekono-
Ankara Adliye Hukuk Mektebi, Cumhuriyet Dö-
mik, sosyal ve kültürel iliĢkileri geliĢtirmekti.
nemi'nin ilk yükseköğrenim kurumudur. Okula
uygun bir bina bulunamadığı için açılıĢı, Büyük
Türkiye, 15 Ağustos 1945’te BirleĢmiĢ Milletler
Millet Meclisi'nin toplantı salonunda yapılmıĢtır.
anayasasını kabul ederek örgütün tam üyesi
Fakültenin açılıĢ konuĢmasını Gazi Mustafa Ke-
olmuĢtur.
mal yapmıĢ ve ilk dersi de Ahmet Bey (Ağaoğlu)
vermiĢtir. Hukuk Mektebi 1927 yılında Bakanlar K-
Sovyetler Birliği‟nin Doğu Avrupa‟daki etkinlikleri
urulu Kararı ile "Ankara Hukuk Fakültesi" Ġsmini al-
üzerine güvenliklerinin tehlikeye düĢtüğünü belirten
mıĢtır.
Fransa, Ġngiltere, Belçika, Hollanda ve Lüksemburg
savunma örgütü oluĢturmayı kabul etmiĢlerdir. ABD-
ANKARA ORMAN ÇĠFTLĠĞĠ (5 Mayıs 1925)
Atatürk bozkır ortasına kurulmuĢ olan Ankara'da
nin de bu örgüte katılmasıyla 4 Nisan 1949’da
yaĢayan halkının, rahatlıkla gezebileceği, nefes ala-
Kuzey Atlantik AntlaĢması imzalandı ve NATO
cağı, yaz ve kıĢ yeĢil kalabilecek bir yer, bir doğa
kuruldu.
güzelliği oluĢturmak istemiĢtir.
17 Mart 1945‟te Brüksel AntlaĢması ile ortak bir
Bu kararını gerçekleĢtirmek için 1925 yılının ilkbaharında, ülkenin tanınmıĢ tarımcılarını köĢke çağır-
Türkiye de bu örgüte 18 ġubat 1952’de res-
tarak, Ankara civarında modern bir çiftlik kurmak
men üye olmuĢtur.
istediğini söyler ve bu amaca uygun bir arazi bulmaları emrini verir.
Bu uzmanlar çiftlik yeri için fazla araĢtırma yapmaz ve hemen buldukları yeri Atatürk'e bildirirler.
ATATÜRK’ÜN KURDUĞU KURUMLAR
Çünkü toprakları çok kıraç olan, ağacın ve suyun
ANADOLU AJANSI (6 Nisan 1920)
olmadığı bu Ģehirde uygun koĢullar taĢıyan bir yer
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kuruluĢ hazırlıkları
bulmak oldukça zordur. Atatürk karar kendisine
için Ankara'da bulunan Mustafa Kemal Atatürk, Ulu-
bildirildiğinde bu günkü çiftlik yerinin bulunduğu yeri
sal KurtuluĢ Hareketinin haklılığını tüm dünyaya du-
iĢaret etmiĢ ve orayı gezip gezmediklerini sormuĢ-
yurmak için haber ajansı kurulması düĢüncesini
tur. Oysa gösterdiği yer çiftlik kurmak için uygun
önce dönemin aydınlarından, Halide Edip Hanım'a
hiçbir özelliği hemen hemen barındırmamaktadır.
Buna rağmen Atatürk çiftliğin buraya kurulması
(Adıvar) açmıĢtır.
emrini vermiĢ, bu batak ve çorak toprağın ıslah
Ajansa "Anadolu" adının verilmesi fikrininde ilk kez
edilmesini istemiĢtir.
Halide Hanım tarafından önerildiği söylenmektedir.
Anadolu Ajansı, alınan bu kararla 6 Nisan 1920'de
BURSA MERĠNOS HALI FABRĠKASI
doğmuĢtur.
(2 ġubat 1938)
Osmanlı Bankası'ndan temin edilen bir daktilo ve
sapiograf adı verilen ilkel bir teksir makinası ile ilk
Sümerbank Merinos Yünlü Sanayii Müessesesi-
haberini o gün, "Hey'et-i Temsiliye Reisi Mustafa
nin (Bursa) temeli 28 Kasım 1935 tarihinde atıldı. ĠĢ-
Kemal" imzası ile yayımlamıĢtır.
letme, 2 ġubat 1938 tarihinde Atatürk tarafından iĢletmeye açıldı.
92
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
ÇOCUK ESĠRGEME KURUMU
DEVLET ĠSTATĠSTĠK ENSTĠTÜSÜ (1926)
Çocuk Esirgeme Kurumu, eski adıyla Himaye-i
Toplumların geleceğini görebilmesi, planlayabil-
Eftal Cemiyeti Atatürk'ün öncülüğünde kuruldu. Ön-
mesi ve geliĢmesi için istatistiki bilgiler büyük önem
celeri KurtuluĢ SavaĢına katılanların çocuklarını
taĢır. Cumhuriyetimizin ilk yılllarında, çok önemli
esirgeme ve eğitmeyi amaç edindi. Sonraları muh-
sorunlar olmasına rağmen, istatistiki bilginin bu denli
taç çocuklara yiyecek, giyecek ve okul malzemesi
önem taĢıması nedeniyle, bu iĢlevi yerine getire-
yardımı yapmak, kimsesiz çocukların yönetimini
bilmek için bir istatistik örgütünün kurulmasına karar
üzerine almak, doğumevleri ve çocuk yuvaları, ço-
verilmiĢtir.
cuklar için hastane, prevantoryum, sanatoryum, din-
SavaĢtan çıkmıĢ bir toplumda, bilgi yoksulluğuyla,
lenme kampları kurmak, doğum ve çocuk sağlığı
çözümü gereken çeĢitli sorunlar olmasına rağmen,
konularında annelere öğüt vermek gibi görevler yük-
bütün bu sorunlar içinde, her Ģeyi zamana ve meka-
lendi.
na göre değerlendirmenin bilincinde olan büyük devlet adamı Mustafa Kemal, istatistiği de düĢünmüĢtür.
DEMĠRYOLLARI VE LĠMANLAR GENEL
Demiryollarının yapımı ve iĢletmesi için kurulan
ETĠBANK (14 Haziran 1935)
KurtuluĢ SavaĢı'nın sonrasında yapılan Ġzmir Ġkti-
ve Nafıa Vekaleti'ne bağlı olarak çalıĢan müdürlük-
sat Kongresi'nde alınan kararla madencilik önce
ler 1927'de birleĢtirilerek Devlet Demiryolları ve Li-
özel Ģirketlere bırakılmıĢtır.
MÜDÜRLÜĞÜ (1927)
manları Ġdare-i Umumiyesi olarak kuruldu. Bu kuru-
Bu ilk dönemde yabancı sermayenin elindeki
luĢun adı, 1929'da Devlet Demiryolları ve Limanları
madencilikte herhangi bir ilerleme kaydedilemeyince
Umum Müdürlüğüdür. Bugünkü adını aldığı 1953'e
bu alanda da ulusalcı politikaların uygulanması gün-
değin katma bütçeli devlet kuruluĢu iken, o yıl Ġkti-
deme alınmıĢtır.
Bundan sonra, Cumhuriyetin ilk yıllarında ulusal
sadi Devlet TeĢekkülüne dönüĢtürüldü. 1984'te ise
devlet politikaları ile madencilik sektöründe önemli
Kamu Ġktisadi KuruluĢu konumuna getirildi.
geliĢmeler sağlanmıĢtır.
1933'te Petrol Arama ve ĠĢletme Ġdaresi, Altın
DEVLET HAVA YOLLARI (1933)
Ġlk ulusal hava yolu Ģirketimiz olan Devlet Hava
Arama Ġdaresi kuruldu.
14 Haziran 1935'te MTA ve Etibank ve 24 Haziran
Yolları Milli Müdafaa Vekaleti (Milli Savunma Bakan-
1935'te EĠE (Elektrik ĠĢleri Etüt Ġdaresi) kuruldu.
lığı) bünyesinde 20 Mayıs 1933 yılında kurulmuĢ ve
Bu kurumlaĢma, enerji ve madencilik alanlarında
1935 yılında Nafia Vekaletine (Bayındırlık Bakanlığı)
nasıl bir bütünlüklü ulusal politikanın baĢlatıldığının
bağlanmıĢtır. Air France'tan devralınan YeĢilköy te-
göstergesi oldu.
sisleri yanı sıra Ankara'da da bir terminal ve hava
alanı yapılmıĢtır.
MADEN TETKĠK ARAMA ENSTĠTÜSÜ (MTA)
(22 Haziran 1935)
Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, kalkınma
HALKEVLERĠ (19 ġubat 1932)
Halkın eğitimine ve kültürel geliĢmesine yardımcı
çabaları içerisinde madencilik konusu da ele alın-
olmak üzere 19 ġubat 1932'de kuruldu.
mıĢ, yeraltı kaynaklarımızın devlet eliyle çıkarılması
Ankara'da yapılan açılıĢ töreninde Atatürk teĢeb-
ve değerlendirilmesi amacıyla, 1933 yılında Ekono-
büsün amacını Ģöyle açıkladı:
mi Bakanlığı'na bağlı "Petrol Arama ve ĠĢletme" ile
"Gençlik, geliĢen ve yetiĢtiren bir çalıĢmanın için-
"Altın Arama ve ĠĢletme Ġdaresi" adıyla iki bağımsız
de yaĢatılmalıdır. Millet, Ģuurlu, birbirini anlayan, bir-
kurum kurulmuĢtur. Daha sonra madenlerimizin ge-
birini seven, ideale bağlı bir halk kitlesi halinde teĢ-
rekli jeoloji ve madencilik yöntemleriyle sistemli ola-
kilatlandırılmalıdır. En kuvvetli ders vasıtalarına ye-
rak araĢtırılması, çıkartılması, daha iyi duruma geti-
tiĢkin muallim olduklarına malik olmak kafi değildir.
rilmesi, iĢletilmesi ve faaliyet konusuyla ilgili eleman-
Halkı yetiĢtirmek, halkı bir kitle haline getirmek için
ları yetiĢtirmek amacıyla 22 Haziran 1935 tarihinde
ayrıca bir milli halk mesaisinin tanzimini ihmal et-
Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü kurulmuĢtur.
memeliyiz."
93
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
TÜRK DĠL KURUMU (12 Temmuz 1932)
Türk Dil Kurumu, Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla
Türkçe'nin incelenmesi, özleĢtirilmesi, geliĢtirilmesi
amacıyla ve Atatürk'ün teĢviki ve himayesiyle, hepsi
de milletvekili ve dönemin tanınmıĢ edebiyatçıları
olan; Semih Rıfat, RuĢen EĢref (Ünaydın), Celal
Sahir (Erozan), Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) tarafından kurulmuĢtur.
MERKEZ BANKASI (1931)
Cumhuriyet'in ilk yıllarında siyasal yönetimin ana
düĢüncesi, bir merkez bankası oluĢturmaktan çok,
ulusal ticaret bankaları yaratmaktı. Bunun için 1924te, önce Türkiye ĠĢ Bankası oluĢturuldu.
Merkez Bankası‟nın yolunu açmak için Türk parasının kıymetini koruma hakkında kanun çıkarıldı.
Haziran 1930'da kabul edilen bir yasayla Türkiye
Birinci Türk Dil Kurultayı, kurumun çalıĢma prog-
Cumhuriyeti Merkez Bankası Ekim 1931'de 15 Mil-
ramı olarak Ģu maddeler belirlenmiĢtir:
yon sermaye ile karma bir anonim Ģirket olarak ku-
Türkçe bir sözlük hazırlanması,
ruldu. Ocak 1932'de çalıĢmaya baĢladı.
Kurumun organı olarak bir derginin yayımlanması,
MERKEZ HIFSIZSIHHA ENSTĠTÜSÜ (1928)
Türk dili üstüne yazılmıĢ yerli ve yabancı
Türkiye'de koruyucu hekimliğin gerektirdiği tahlil,
eserlerin toplanması ve gerekenlerin çevril-
kontrol, üretim ve araĢtırma görevlerini yürütmek
mesi,
üzere, Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığına bağlı
Terimlerin TürkçeleĢtirilmesi.
olarak 27 Haziran 1928 yılında kuruldu. 1267 sayılı
Türk dilinin baĢka dil aileleriyle karĢılaĢtırıl-
kanuna göre "Türkiye Cumhuriyeti Merkez Hıfzısıh-
ması,
ha Müessesesi" adıyla çalıĢmaya baĢladı.
Türk dilinin tarihi ve karĢılaĢtırmalı gramerlerinin yazılması,
SAĞLIK VE SOSYAL YARDIM BAKANLIĞI
(1920)
Koruyucu ve tedavi edici hekimlik hizmetlerini
Anadolu ve Rumeli ağızlarından kelimelerin
derlenmesi, Osmanlıca kelimelere Türkçe
karĢılıklar bulunması,
düzenlemek, sosyal yardım çalıĢmalarını yürütmek,
serbest hekimlik ve eczacılık faaliyetini denetlemek
TÜRK TARĠH KURUMU (15 Nisan 1931)
amacıyla kurulan Sıhhat ve Ġçtimai Muavenet Vekaleti adı altında 1920'de kuruldu. 1945'te Anayasa
Atatürk'ün direktifleriyle, Türk Tarihini bilimin en
terimlerinin TürkçeleĢtirme sırasında, adı Sağlık ve
yeni verilerine dayanarak yeniden incelemek ve Tür-
Sosyal Yardım Bakanlığı olarak değiĢtirildi.
kiye'nin dünya medeniyetine olan katkısını meydana
çıkarmak amacıyla 15 Nisan 1931'de "Türk Tarihi
SÜMERBANK (1933)
Tetkik Cemiyeti" adı altında Türk Ocakları Merkez
Sümerbank, Sanayi Bakanlığına bağlı, Ġktisadi
Heyetine bağlı olarak kurulan Kurum, 3 Ekim
Devlet TeĢekkülü olarak 1933 yılında kuruldu. O dö-
1935'te Türk Tarih Kurumu adını almıĢtır. Atatürk'ün
nem verimlilik ve karlılık ilkelerini göz önünde tuta-
kurucusu ve koruyucusu olduğu Türk Tarih Kuru-
rak, imalat sanayii kurdu, iĢletmecilik, sınaî mamul-
mu'nun amacı; Türk Tarihi ile Türkiye Tarihini ve
lerini pazarlama, bankacılık iĢleriyle meĢgul oldu.
bunlarla ilgili konuları incelemek ve elde edilen sonuçları her türlü yollarla yaymaktır.
SANAYĠ VE MAADĠN BANKASI (1925)
Ülkede bol miktarda bulunan ve mamul hale
TÜRKĠYE ġEKER FABRĠKALARI (19.4.1923)
getirilemeyerek ihraç edilen hammaddelerin, daha
sonra iĢlenmiĢ Ģekliyle ithal edildiği anlaĢılmıĢtır.
Büyük sermaye ve teknik bilgi ile teçhiz edilmiĢ
fabrikalar kurma ve devam ettirme zarureti, önce
sanayi bankalarının kurulmasını gündeme getirmiĢ,
bu amaçla ilk olarak 19.04.1925 tarihinde, "Türkiye
Sanayi ve Maadin Bankası" kurulmuĢtur.
94
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
Ġlk ciddi giriĢim UĢak'lı Molla Ömeroğlu Nuri (ġeker) adında bir çiftçi tarafından baĢlatılmıĢtır.
UĢak'ta mahalli birçok müteĢebbisin iĢtiraki ile
kurulan "UĢak Terakki Ziraat TAġ." 6.11.1925 tarihinde ilk ġeker Fabrikasının temelini atmıĢ ve fabrika 17.12.1926 tarihinde iĢletmeye açılmıĢtır.
Ġġ BANKASI (26 Ağustos 1924)
Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası, Atatürk'ün direktifleriyle Ġzmir Birinci Ġktisat Kongresi'nde
alınan kararlar doğrultusunda 26 Ağustos 1924
tarihinde kuruldu. ĠĢ Bankası ilk Genel Müdürü Celal
Bayar'ın liderliğinde 2 Ģube ve 37 personel ile hizmete baĢladı.
ZĠRAAT BANKASI
Midhat PaĢa'nın Rusçuk kasabasının Pirot köyünde kurduğu bir tür tarım kredi kooperatifi olan Memleket Sandığı uygulaması 1867'den sonra resmi
nitelik kazandı ve yaygınlaĢtı. 1883'ten sonra aĢar
vergisine yapılan %10 oranındaki "Menafi Hissesi"
zammı sandıklara gelir olarak bağlandı. Böylece
Menafi Sandıkları adını alan kurum 1888'de merkezi
Ġstanbul'da bulunan, 10 milyon Osmanlı lirası sermayeli Ziraat Bankası'na dönüĢtürüldü. 1914'te bankanın yapısında ve çalıĢma ilkelerinde yapılan yeni
düzenlemeler, 1916'da yasallaĢtı.
1937'de çıkarılan Türkiye Cumhuriyeti Ziraat Bankası kanunuyla kendi yasası dıĢında özel hukuk
hükümlerine bağlı, tüzel kiĢiliği olan bir devlet kuruluĢuna dönüĢtü.
ZĠRAAT OKULLARI VE YÜKSEK ZĠRAAT OKULLARI
Ġzmir Ġktisat Kongresi‟nde alınan kararların ıĢığında tarımda bilgili ve bilinçli teknisyenler yetiĢtirmek,
çeĢitli bölgelerin zirai yapılarını ve özellikleri hakkında incelemeler yapmak amacıyla ziraat okulları
açıldı ve bir de Ankara' da "Yüksek Ziraat Enstitüsü"
kuruldu.
95
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
GeçmiĢ yıllarda bu konuyla ilgili sorulan KPSS soruları
(KPSS - 2008)
I. Boğazların Türk egemenliğine geçmesi
II. Ġtalya‟nın Rodos ve On Ġki Ada‟yı Yunanistan‟a bırakması
III. Ege adalarının silahsızlandırılması
Yukarıdakilerden hangileri Atatürk Dönemi geliĢmeleri arasındadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve III
E) I, II ve III
Yanıt: D
(KPSS - 2008)
AĢağıdakilerden hangisi Sadabad Paktının kurulmasına neden olan geliĢmelerden biridir?
A) Ġtalya‟nın Asya ve Afrika‟ya doğru yayılma siyaseti izlemesi
B) Boğazlardan geçmek isteyen yabancı savaĢ gemilerinin Türkiye‟den izin almak durumunda olması
C) 1929 yılında Amerika‟nın ekonomik kriz yaĢaması
D) BirleĢmiĢ Milletler TeĢkilatının kurulması
E) Ġngiltere‟nin Kıbrıs‟ı iĢgal etmesi
Yanıt: A
(KPSS - 2009)
I. Atatürk ilkelerinin Türkiye Devleti‟nin temel nitelikleri olarak kabul edilmesi
II. Milletvekili yeminlerinin “Vallahi.” yerine “Namusum üzerine söz veriyorum.‟‟ Ģeklinde değiĢtirilmesi
III. Anayasa Mahkemesinin kurulması
Yukarıdakilerden hangileri Atatürk Dönemi geliĢmeleri arasındadır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve II
D) I ve III
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2010)
Türkiye’de demokrasinin yerleĢmesi amacıyla,
I. Atatürk ilkelerinin Anayasa‟ya girmesi,
II. Demokrat Partinin kurulması,
III. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasının kurulması
geliĢmelerinden hangileri Atatürk döneminde sağlanmıĢtır?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) I ve III
D) II ve III
E) I, II ve III
Yanıt: C
(KPSS - 2010)
AĢağıdakilerden hangisi Atatürk döneminde yaĢanan dıĢ olaylardan biri değildir?
A) Türk-Amerikan iliĢkilerinin geliĢmesi
B) Mısır‟ın Ġngiliz yönetimine geçmiĢ olduğunun kabul edilmesi
C) Türkiye‟nin Milletler Cemiyetine üye olması
D) Boğazların Türk egemenliğine girmesi
E) Türkiye‟nin Kore SavaĢı‟na asker göndermesi
Yanıt: E
(KPSS - 2011)
I. Mudanya AteĢkes AnlaĢmasıyla ilgili görüĢmelerdeki baĢarısı
II. EskiĢehir-Kütahya SavaĢları
III. Genelkurmay BaĢkanı olduğu sırada yaptığı baĢarılı hizmetleri
Ġsmet Ġnönü’nün Lozan Konferansına gönderilen heyete baĢkan olarak seçilmesinde
yukarıdakilerden hangilerinin etkili olduğu savunulabilir?
A) Yalnız I
B) Yalnız II
C) Yalnız III
D) I ve II
E) II ve III
Yanıt: D
96
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Diğer kitaplar ve testler için aşağıdaki linki tıklayınız.
www.izmirkpsskursu.net
97
EBİM KPSS Kurslarının öğretmen adaylara armağanıdır.
Download

EĞİTİM BİLİMLERİ MERKEZİ www.izmirkpsskursu.net 0 232 445 21 25