ülke
4
ran
10 Şubat 2015 / SALI
Sorunlar br br çözülüyor
Türkye ve İran lşkler
gderek dernleşyor
Turkey and Iran relatons
become deep ncreasngly / 5
Ş U BAT 2 0 1 5
ülke dosyası
İRAN
İslamc
Republc of
İran
Terchl Tcaret
Anlaşması le k
ülkenn kapıları
karşılıklı açılıyor
The Preferental Trade
Agreement mutually
opens the gates of both
countres
ŞUBAT 2015
Dünya Süper Veb Ofset
AŞ adına imtiyaz sahibi
Didem DEMİRKENT
Genel Yayın Yönetmeni
Hakan GÜLDAĞ
Araştırma Servisi Müdürü
Gürhan DEMİRBAŞ
Danışman
Talip AKTAŞ
Editörler
İlhan DUMAN
Yağmur BAHAR POLAT
Tasarım ve Uygulama
Hakkı AKARSU
Hazırlayan
Fulya KAZAKLI
Ankara Bölge Temsilciliği
(0312) 438 55 00
[email protected]
Reklam Müdürü
Meral ÖGAT
Merkez: “Globus” Dünya Basınevi,
100. Yıl Mah. 34204 Bağcılar-İSTANBUL
Telefon: (0212) 440 24 24
Fax: (0212) 355 07 86
e-posta: [email protected]
web: www.dunya.com
Dizgi ve Baskı:
Dünya Süper Veb Ofset A.Ş.
100. Yıl Mah. 34204 Bağcılar-İSTANBUL
Araştırma Servisi: (0212) 440 27 64
440 27 62 [email protected]
Ücretsiz Danışma Hattı: 0800 219 20 24 / 25
FERİT B.PARLAK / Ankara Temsilcisi
Komşuyduk ama uzaktık. Son bir yıl içinde İran ve Türkiye arasında gerçekleşen
görüşme trafiğine, bakan düzeyinde 30’a
yaklaşan ziyaret sayısına bakınca, komşuluğun hakkını vermeye başladık. Birlikteliğin neler getirebileceğini artık biliyoruz.
*
*
*
2013 yılı başında İran’daki röportajlarımızı sabah saat 10 ile öğleden sonra
14.30 arasına sıkıştırmak zorunda kalmıştık. Çalışma saatlerinin kısalığı nedeniyle zorlanmıştık.
2014 yılı başında ise dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın gezisi öncesi gittiğimiz İran’da sabah 08.00 ve akşam 18.30’a röportaj randevuları verilince şaşırmıştık. Kamu görevlilerine de
sormuş ve benzer yanıtlar almıştık: “Eskiden üç ya da dört saat çalışıyorduk. İşler bitince çıkıyorduk. Seçimlerden sonra, artık akşam 20:00 hatta 21:00’a kadar
çalıştığımız günler oluyor artık.”
*
*
*
Bu yıla ise çok daha farklı girdi İran. Siyasi ve dolayısıyla ekonomik hareketlilik
arttı.İran ile Türkiye arasındaki siyasi ve
ekonomik birlikteliğe gelince; geçtiğimiz
yıl İran Cumhurbaşkanı Yardımcılığı’na
atanan Nahavandiyan, iki yıl önce İran
Ticaret Odaları Kurumu Başkanlığı görevini yürütürken yaptığımız sohbette, iki
ülkenin 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma potansiyeline sahip olduğunu ifade etmişti. İran Ekonomi Bakanı Yardımcısı ve Yatırım Ajansı Başkanı
Behrouz Alishiri ise geçtiğimiz yıl yaptığımız sohbette, önümüzdeki beş yılda
yapılacak 1.5 trilyon dolarlık yatırımın
yüzde 20’sinin yabancı sermaye aracılığı ile olacağını tahmin ettiklerini belirterek, “Senelik 300 milyar dolarlık kaynak ayıracağız. Bu yatırımlar sayesinde
her yıl yüzde 8 büyüme hedefliyoruz. Bu
yatırımlarda Türk kardeşlerimize de güveniyor ve projelerde rol almalarını bekliyoruz” dedi.
*
*
*
Sonuç olarak 100 milyar dolarlık ticaret hedefi yakınımızdayken ve iki ülkenin çıkarınayken ‘bekleme’ yolu tercih
ediliyordu. Bu kadar yakınken, bu kadar
uzak olan; karar alıp uygulamakta bu kadar ağırdan alan; birbirine şüpheyle bakan iki ülke olmak yerine avantajları or-
taya koyup, bir an önce adım atmak gerekiyordu. İki ülke birlikteliğinin neler
getirebileceği, iki ülke ayrılığının neler
kaybettirdiği yıllardır konuşuluyordu.
Karşılıklı ‘basit’ adımlar atılıp orta yol
bulunmazsa, yıllarca daha konuşulacağa benziyordu. Bir taraf enerjiye diğer
taraf üretime aç beklemeye devam ediyordu. Uluslararası şirketler ise uzaklardan geliyor, bu anlaşmazlığın keyfini
sürüyordu.
*
*
*
Bugün ise sorunların tartışıldığı, orta yolun bulunduğu ve somut adımların
atıldığı bir süreç yaşanıyor. Bu iki ülkenin de kazanacağı anlamına geliyor.
Problems are resolved one by one
FERİT B. PARLAK / Ankara
Representative
It was spoken about for years what the
association between two countries would bring
and what the dissenting between two countries
would lose.
Unless mutual “simple” steps were taken and
it was found a compromise, it would be spoken
about for a longer time.
International companies were coming
from distant countries and enjoying of this
disagreement.
Today, in the process we experience all the
problems are discussed, a compromise is found
and abstract steps are taken.
This means both countries will win.
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
5
Türkye ve İran lşkler gderek dernleşyor
CEVDET YILMAZ
Kalkınma Bakanı
Türkiye ve İran ilişkileri ekonomik, ticari, coğrafi ve kültürel boyutlarıyla günden güne derinleşen bir yapı arz ediyor.
Ülkelerimiz İran ile yüzyıllar boyunca
değişmeyen bir sınıra ve ortak bir tarihsel mirasa sahip. Siyasi ilişkilerimiz diyalog, anlayış ve iyi komşuluk üzerine
inşa edildi. Bu temel üzerinde iki ülke
ilişkilerinin son dönemde stratejik ve
yükselen bir seyir izlemesi, her iki ülke
halkının refahına olumlu katkılar sunuyor.
Küresel ekonomik kriz nedeniyle 2009
yılındaki keskin düşüş hariç tutulduğunda, Türkiye ile İran arasındaki ticaret
hacmi, son yıllarda toparlanma eğilimine girdi. 2012 yılında Türkiye’nin İran’a
ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 176
oranında artarak, 9.9 milyar doları buldu. Aynı dönemde Türkiye’nin İran’dan
ithalatı ise yüzde 4 azalarak, 12 milyar
dolar oldu. Böylece iki ülkenin dış ticaret
hacmi 21.9 milyar dolara ulaştı.
2013 yılında dış ticaret hacmi bir önceki yıla göre yüzde 33’lük bir düşüşle 14.6
milyar dolar oldu. Bu düşüş İran’a yönelik uygulanan uluslararası yaptırımlar,
altın ihracatının azalması ve para akışındaki sıkıntılardan kaynaklanıyor. 2014
yılının ilk 10 aylık döneminde ise dış ticaret hacminde bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 10’luk azalma yaşandı.
İki ülke arasındaki ticaret hacminin
30 milyar dolara çıkarılması konusunda, muhataplar açısından en üst düzeyde
ortaya konulmuş siyasi bir irade mevcut.
Söz konusu hedef ve iki ülkenin ekonomik potansiyeli, görünür ya da görünmez
ticaret kısıtlamalarının kaldırılması ve
ikili ticaretin geliştirilmesi konusunda
her iki ülkenin de halen atacak adımları
olduğunu ortaya koyuyor.
1983 yılından bu yana Türk firmala-
rı İran’da toplam 531 milyon dolar değerinde, 22 adet proje üstlendi. Türkiye
Petrolleri Anonim Ortaklığı, İran Enerji Bakanlığı ile 14 Temmuz 2007 tarihinde imzalanan Ortak Mutabakat Zaptı çerçevesinde, Güney Pars Doğal Gaz
Sahası’nın Geliştirme ve Üretim Projesinin 22, 23, 24 no’lu fazlarını üstlendi.
Tahran’da çoğu ithalat ve ihracat ile ilgilenen 100’e yakın Türkiye firması faaliyet gösteriyor. Tebriz’de 2005 yılında
kurulan, ülkenin ilk ve tek Serbest Yabancı Yatırımcı Bölgesi’nde Türk iş insanlarına ait 38 yatırım bulunuyor. Bunların ikisi yüzde 100 Türk sermayesi ile
kuruldu.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan’ın 2014 yılı Ocak ayında Başbakan olarak Tahran’ı ziyareti sırasında
Tercihli Ticaret Anlaşması imzalandı.
Bu anlaşma uzun dönemde iki ülke arasında serbest ticareti mümkün kılma yolunda atılmış önemli bir adım. Ayrıca,
gümrük kapılarının modernizasyonu çalışmaları da devam ediyor. Bu da gösteriyor ki iki ülke de çözüm odaklı bir anlayış ve işbirliği zemininde hareket edebiliyor.
İk ülke de hedefler
aşacak potansyele sahp
Türkiye ve İran ortak hedeflere ulaşacak
ve hatta bunu aşacak kapasiteye ve azme sahip. Bunun için iki ülke arasındaki
dış ticaretin kolaylaştırılması, çeşitlendirilmesi, ticaretin önündeki engellerin
kaldırılması ve dışa açılım süreçlerinin
hızlandırılması gerekiyor. Öte yandan iş
ve yatırım ortamının rekabetçi bir yapıya kavuşturulması, tercihli ticaret anlaşması ve ticaret ödemelerinin kolaylaştırılması gibi yeni mekanizmaların bir an
önce işlevsel hale getirilmesine ihtiyaç
var. Bununla birlikte karşılıklı yatırımların artırılması gerekiyor.
Küresel kriz sonrasında, büyüme ve istihdam yaratmak için sanayi politikaları yeniden gündeme geldi. Bu ortamda
ülkelerimizin rekabet gücünü ve dünya
ihracatından aldığı payı artırmak üzere, yüksek katma değerli üretim yapmak
ve yüksek teknoloji sektörlerinin payını
yükseltmek amacıyla sanayide dönüşüm
yapmak daha önemli hale geldi. Türkiye-İran sınır bölgesinde ortak bir sanayi
bölgesi kurulması, hem bölge ülkelerine örnek teşkil eden bir model oluşturur
hem de Türkiye ve İran’ın güçlü işbirliğini gösterir. Bunların yanı sıra, dünyada artan enerji talebiyle birlikte enerji
kaynaklarının çeşitlendirilmesi ihtiyacı
ortaya çıktı. Bu bağlamda, geliştirilebilecek ortak enerji projeleri, hem İran’ın
uluslararası enerji piyasasına erişimini
hem de Türkiye’nin enerji koridoru olma
hedefini destekler.
Bunların dışında, hem ihracat-ithalat hem de transit geçişler bakımından
iki ülke birbirinin ekonomisine önemli
katkılar sağlıyor. Türkiye’nin İran’a gerçekleştirdiği ihracat; makine, teçhizat ve
ana metal sanayii sektörlerinde yoğunlaşıyor. Tekstil ve kimyasal ürünler de
ihracatı destekliyor. İran’ın Türkiye’ye
gerçekleştirdiği ihracat ise enerji ürünlerinde yoğunlaşıyor.
Son olarak vurgulanması gereken,
Türkiye ve İran’ın birbirinin tamamlayıcısı olduğudur. Tarihi ve kültürel derinlikleri, nüfusları ve ekonomik hacimleriyle itibarıyla bölgesinde ortak akıl
oluşturabilecek potansiyele sahip olan
İran ve Türkiye, ikili ilişkilerinde mevcut performanslarından daha fazlasını
yapmaya gayret etmelidir.
Turkey and Iran relations
become deep increasingly
trade between these two countries, removal of
obstacles before trade, acceleration of foreign
expansion processes, making the business
and investment environments competitive,
facilitating of preferential trade agreement and
trade payments must be made functional as
soon as possible and mutual investments must
be increased. Basically, there are two critical
factors regarding to obtain such targets. Firstly,
public sources of both countries must be used
to encourage the private sector. Establishment
of necessary economical, legal and diplomatic
ground by these two countries is essential that
the said ground has been constructed on the
foundation of understanding union for a long
time. The second factor belongs to the private
sector and businessmen of both countries. The
purpose is to reveal the economical potential
owned by two countries and establish a model
based on the historical and cultural background
of the lands they live.
CEVDET YILMAZ / Minister of
Development
Turkey and Iran relations have a structure
deepening day by day in terms of economical,
commercial, geographical and cultural
dimensions. Our countries have a frontier with
Iran not changing for centuries and a common
historical heritage. Our political relations
have established on dialogue, understanding
and good neighboring base. Strategic increase
in development of relations between these two
countries recently makes positive contributions in
welfare of both countries.
Turkey and Iran has a capacity and
determination to reach and even, to exceed their
common targets. For this, new mechanisms such
as facilitating and diversification of foreign
6
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Terchl Tcaret Anlaşması, dğer
anlaşmalarla da desteklenmel
NİHAT ZEYBEKCİ
Ekonomi Bakanı
Komşu iki ülke Türkiye ve İran’ın, ekonomik ve ticari ilişkiler açısından önemli potansiyele sahip olduğunu düşünüyorum. Ancak, iki ülke arasındaki
ekonomik ve ticari ilişkilerin siyasi ilişkilerimize kıyasla olması gerektiği yerde olduğunu söyleyemeyiz. Bu önemli
potansiyeli değerlendirerek, 35 milyar
dolarlık ticaret hacmi hedefi doğrultusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu
kapsamda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan 29 Ocak 2014 tarihinde
İran’a ziyaret düzenledi. İran Sanayi, Ticaret ve Madenler Bakanı Rıza Nematzade ile imzaladığımız Türkiye-İran Tercihli Ticaret Anlaşması (TTA), 1 Ocak
2015 tarihinde yürürlüğe girdi. İki ülke
arasında en üst düzeyde belirlenen anlaşma, 35 milyar dolarlık ticaret hacmine
ulaşılması için önemli bir araç.
TTA hakkında biraz bilgi vermek isterim. TTA kapsamında Türkiye, altılı
gümrük tarife pozisyonu bazında, 140 tarım ürününde İran’a tarife indirimi ve tarife kontenjanı açtı. İran’ın ise altılı gümrük tarife pozisyonu bazında 125 sanayi ürününde Türkiye’ye tarife indirimi
sağlaması kararlaştırıldı. İran’ın, Tercihli Ticaret Anlaşması ile Türkiye’ye tarife
indirimi sağlayacağı ürünler arasında temizlik ürünleri, plastik malzemeler, orman ürünleri, hazır giyim, ev tekstili, çelik ürünleri, demir ve demir dışı metaller,
beyaz eşya ve elektrik-elektronik ürünleri yer alıyor.
Tcar lşkler vme kazanacak
Türkiye-İran Tercihli Ticaret Anlaşması,
yeni dönemde iki ülke arasındaki ekonomik ve ticari ilişkilere ivme kazandıracak,
iki ülke arasındaki ekonomik işbirliğini
güçlendirecek ve önümüzdeki dönemde
artacak ekonomik işbirliğinin temelini
oluşturacak. İran’a taviz tanıdığımız tarım ürünlerinin birçoğunda gümrük vergilerinde yüzde 30 ile 100 arasında gümrük vergisi indirimi yaptık. TTA’nın diğer
araçlarla da desteklenmesi gerektiğine
inanıyoruz. Bu çerçevede, ticaretin önündeki kısıtlayıcı engellerin kaldırılması için İran’a Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması taslağı verdik. Anlaşmanın
imzalanmasına yönelik olarak müzakerelere en kısa zamanda başlamak istiyoruz.
Böylece ticaretin önündeki engelleri ve
dış ticaret üzerindeki kısıtlayıcı engelleri
kaldırma yönünde önemli bir adım daha
atmış olacağız. Diğer taraftan, büyüyen
ticaret hacmine yakışır şekilde gerekli
altyapının kurulması gerekiyor. Özellikle
ulaştırma altyapısının kolaylaştırılması,
geçişlerin hızlandırılması, gümrük maliyetlerinin azaltılması, sınır kapılarının
modernizasyonu ve fiziki altyapının güçlendirilmesi konularının altını çizmek istiyorum. Türkiye olarak kapılarımızı modernize ediyor ve sınır kapılarına ulaşan
yolları ülkemize yakışacak bir seviyede
tutmak istiyoruz.
TTA’ya her sene en
az 15 ürün eklenecek
İran ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi
için 31 Aralık 2014 tarihinde Tahran’ı ziyaret ettim. İran Sanayi, Ticaret ve Madenler Bakanı Rıza Nematzade ile görüşmemde, TTA’nın her sene en az 15 ürün
eklenerek genişletilmesi hususunda mutabık kaldık. Bu konuda teknik bir heyet
oluşturularak, TTA’nın işleyişi ile ilgili
performans değerlendirmesi yapması ve
PTA must be supported
with other agreements
Terchl Tcaret Anlaşması'yla
Türkye, altılı gümrük tarfe
pozsyonu bazında, 140 tarım
ürününde İran’a tarfe ndrm
ve kontenjanı açtı.
iki ülke bakanlarına rapor vermesi de kararlaştırıldı. 31 Aralık 2014 tarihli ziyaretim kapsamında İran’ın Türkiye Özel
Temsilcisi ve İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Mahmud Vaizi ile de bir
araya geldim. Kendisi ile ekonomik ilişkilerin geliştirilmesini hedefleyen birçok işbirliği alanında anlaştık. Son olarak Vaizi Ankara’yı ziyaret etti ve 15 Ocak
2015 tarihinde Gümrük ve Ticaret Bakanı Nurettin Canikli, Kalkınma Bakanı
Cevdet Yılmaz ve Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı ve benim katıldığım
kahvaltılı bir görüşme gerçekleştirdik.
Bu görüşmede ulaştırma alanında yaşanan akaryakıt fiyat farkı sorununun çözümüne dair mutabakat sağlandı ve bir
anlaşma imzalandı. Türkiye-İran arasındaki iş konseylerini daha aktif hale getirmek ve özel sektör arasındaki temasların daha da yoğunlaşması için, 3 Şubat’ta,
Tahran’da DEİK’in koordinasyonunda
bir iş forumu düzenlendi.
NİHAT ZEYBEKÇİ / Minister of Economy
I think Turkey and Iran, as neighbor two big
states, have an important potential in terms
of economical and commercial relations.
However, it is difficult to say the economical
and commercial relations between these two
countries are in the place they deserve when
compared to our political relations. By making
use of this potential, we continue our studies
according to the target of 35 milliard -dollars
trade volume. Within this scope, the TurkeyIran Preferential Trade Agreement (PTA) we
executed with Iran Industry, Trade and Mines
Minister Rıza Nematzade during the visit of
our President of Republic to Iran on January
29th, 2014 was entered into force on January
1st ,2015. This agreement is a very important
instrument to obtain 35 milliard-dollars trade
volume determined between two countries in the
top level. We believe the PTA must be supported
with other instruments. Within this framework,
we have submitted to Iran a draft for Agreement
on Facilitating of Trade to remove the restricting
obstacles before the trade. We want to commence
the negotiations about signing of the agreement
as soon as possible. In this manner, we will take
an important step to remove obstacles before the
trade and restrictions on foreign trade.
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
7
Türkye le knc doğalgaz
boru hattını hayata geçryoruz
MAHMOUD VAEZİ
İran İslam Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı
Özel Temsilcisi ve Bilgi Teknolojileri
İletişim ve Enformasyon Bakanı
Türkiye ile olan ticari ilişkilerde 2015 sonuna kadar belirlenen rakam dışında geleceğe yönelik bir sınırlama olmayacak.
Bizim Türkiye ile olan işbirliğimizde ve
bu işbirliğini geliştirmek için herhangi
bir sınırlamamız bulunmuyor. Türkiye
ile çeşitli alanlarda ilişkilerimizin gelişmesi için çaba harcıyoruz. Otuz milyar
gündeme geldiğinde Türkiye’ye ikinci bir
doğal gaz boru hattı yapımı, daha fazla
petrol satılması ve bazı sınırlamaların
kaldırılması söz konusuydu ki bunlar biraz gecikmeli olarak da olsa yapılıyor. Ayrıca Başbakan Ahmet Davutoğlu ikinci
doğalgaz hattı konusuna, Ulaştırma Bakanı Lütfi Elvan da ikinci demir yolu hattı konusuna gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde vurgu yaptılar. Dolayısıyla iki
ülkenin potansiyelleri ve iki ülke üst düzey makamlarının bu yöndeki iradesi göz
önüne alındığında bu alt yapının bir bölümünün mevcut bulunduğunu ve daha
da gelişebileceğini gösteriyor. Biz yine de
ortaya somut bir rakam koymak adına bu
otuz milyarlık ticaret hacmini hedef olarak belirledik ve bunun için gayret sarf
ediyoruz. Bu konuda Tercihli Ticaret Anlaşması’nında yeni bir yol açacak. Şu anda hükümetler iki ülkenin özel sektörünü
destekliyor ki buda aynı şekilde yardımcı olacak. Ulaştırma 'da mevcut sorunların aşılması için çalışıyoruz ki bu da yine
aynı amaç için yapılıyor. İran Gümrükler
Başkanı’nın Türkiye'ye geldiğinde alınan
kararlar da yine bu hedefe ulaşmak için
yapıldı. Diğer bir konu ise karşılıklı yatırımlar. Bununla ilgili anlaşmalar imzalandı ve bazı kolaylıklar öngörüldü. Umarız 30 milyar dolara doğru ilerleriz. Şayet
2015 yılı sonuna kadar doğal gaz ve petrol
sorunu hızlı bir şekilde çözülmezse bu
rakama ulaşamayız. Dolayısıyla çaba sarf
ediyoruz.
TIR sorunu kalıcı olarak çözüldü
Geçmişten günümüze gelen ve son zamanlarda krize dönüşmek üzere olan
TIR sorunu geçtiğimiz ay gerçekleştirilen ziyarette alınan önemli karar ile kalıcı olarak çözüldü. Her iki ülkenin tır şoförlerinden geçiş ücreti olarak aldığı yüksek rakamları kaldırdık. Çok az miktarda
akar yakıt fiyat farkının alınması üzerine
anlaşma sağlandı. Türk tır şoförlerinin
İran’dan çıkmak için dört gün İran’da kalmaları gerekiyordu ki bunu iki güne çektik. Türk tır şoförleri, Türkmenistan’a girişlerinde bazı kurallar nedeniyle sınırda
bekliyorlardı bunu da belirli bir çerçevede çözüme kavuşturduk. İran’ı transit
olarak geçecek olanlar için çok iyi kolaylıklar sağlandı. Genel olarak iki ülke şoförlerine yardımcı olacak konular üzerinde anlaşmaya vardık.
İran’ın 5+1 ülkeleri ile görüşmelerini birkaç aya kadar tamamlayacağız.
İran'daki yatırım fırsatları şimdiden
Türk yatırımcılar tarafından değerlendirilmeli. İran'ın son yıllarda karşı karşıya kaldığı ambargolardan ötürü şu anda
İran'ın piyasası fırsatlar ile dolu. Dolayısıyla bizim bir kaç ay sonra 5+1 ile sorunlarımız çözülmeden İran piyasasına
girecek olanlar büyük meziyet sahibi olacaklar. Bilhassa Türkiye'den gelecek yatırımcılar iyi ilişkilerden ötürü daha fazla imtiyaza sahip. Müzakerelerden sonra
diğer ülkelerin hücum etmeleri ile belki
alan biraz daralabilir.
İran ve Türkiye geçmişten beri birbirinin topraklarında, diğer ülkenin güvenliği ve çıkarları aleyhine faaliyet gösteren terör ve aşırı gruplarla mücadelede
işbirliği yaptı. Bugün artık terör sadece
İran veya Türkiye topraklarında faaliyet
yaşanmıyor. Bu durum artık bölgesel bir
sorun olmaktan çıktı ve uluslararası bir
tehdit haline geldi. Bu anlamda İran ve
Türkiye’ye büyük görevler düşüyor. Bölge ve bölge dışındaki ülkeler, bu iki büyük ve nüfuz sahibi ülkeye umut bağladı.
Paris’te meydana gelen olay hem Batı’nın
hem diğer ülkelerin ilgisizliğinden kaynaklanıyor. İran ve Türkiye bölgede aşırıcılık ve terör ile ciddi mücadele için işbirliğini artırmalı. Bu çerçevede terörist
saldırılara ve aşırıcılığa karşı olduğumuzu resmi bir şekilde söylememiz lazım
ve bu saldırıyı kınıyoruz. Diğer ülkelerde
operasyon yapanları ve aynı şekilde Paris
saldırısını kınıyoruz. İki müslüman ülke
olarak İran ve Türkiye’nin dikkate alması gereken önemli bir diğer konu ise şu:
Bugün dünyada bazı akımlar kendilerini
müslüman olarak tanıtan ve terör faaliyeti yapan grupları İslam ile irtibatlandırıyor. Bu grupların İslam ile hiçbir ilgisi
olmadığını söylemek ve göstermek İran
ve Türkiye’nin görevi. Şu anda mevcut
sorun İran’la değil, bölgeyle ilgili. İran,
çevresinde meydana gelen olaylar karşısında ilgisiz kalamaz. Önemli olan, bizim
bölgemizde mevcut durumu nasıl yöneteceğimiz ve ne gibi tedbirler alacağımız.
Doktor Ruhani’nin politikası komşular
ve bölge ülkeleri ile etkileşim halinde ve
mevcut sorunlara gerçekçi bir bakış açısına sahip olmak üzerine kurulu. Bu ise
krizlerin İran sınırlarına uzanmaması ve
içeriye girmemesini sağlıyor. Komşu ülkeler ile etkileşim halinde ve iyi ilişkilere sahip olmamız, sorunların çözülmesine yardımcı olmamızı sağlıyor. Diğer
bir önemli konu ise 5+1 ülkeleri ile müzakereler. Bugüne kadar süreç olumlu ilerledi. İran müzakere kadrosunun konuya
hakim olması ve Dışişleri Bakanı Zarif’in
bu kadroda bulunması, İran halkının
haklarının korunması ve İran’ın çıkarlarının korunmasında ilerlemeler sağlanmasına vesile oldu.
We will actualize the second
natural gas line with Turkey
MAHMOUD VAEZI / Special Delegate of
the President of İslamic Republic of İran
and Minister of İnformation Technologies
Communication and Information
Mahmoud Vaezi, Special Delegate of the
President of Islamic Republic of Iran and
Minister of Information Technologies,
Communication and Information, stating that
common infrastructure projects will be initiated
to obtain the economical targets determined
between Turkey and Iran, says that the second
railway line and natural gas line projects will
be actualized. Vaezi, stating that there will be
no future oriented limitation in the commercial
relations with Turkey other than the figure
determined until the end of 2015, says “We
have not any limitation in our collaboration
with Turkey and to develop such collaboration.
We make attempts to develop our relations with
Turkey in various areas. When thirty milliards
was in the agenda, construction of a second
natural gas line for Turkey, selling of more
petroleum and removal of some limitations had
been discussed and at present, they are being
realized with some delay. In consideration
of the potentials of both countries and the
willpower of senior authorities of these countries
on this matter, we can see that a part of this
infrastructure exists and it can be developed
further. In order to be able to indicate an abstract
figure, we have determined this thirty-milliard
trade volume as a target and we make attempts
for this. The Preferential Trade Agreement will
open a new road on this matter.
8
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Kurdak farklılıklar tcar hedeflere
ulaşmamıza engel olmayacak
MASUME EBTEKAR
İran İslam Cumhuriyeti
Cumhurbaşkanı Yardımcısı
Türkiye ve İran arasında gümrük tarifeleri, kur farkı konularında yaşanan sıkıntıların iki ülke arasında belirlenen ticari
hedeflere ulaşmada sıkıntı yaratmayacağını belirtmek istiyorum. Bu konuları çözülemez sorunlar gibi algılamamak,
çözmek ve belirlenen hedeflere ulaşmak
için ötesine geçmek gerekir. Türkiye ve
İran arasındaki ilişkiler başta ekonomik
olmak üzere kültürel ve sosyal alanda da
hak ettiği yerde değil. Kültürel ya da başka konular olsun, Türkiye ve İran ilişkilerini hak ettiği yere getiremedik. Oysa
iki ülke arasındaki ticari ekonomik ve
kültürel işbirliği kapasitesi çok yüksek.
İki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini çok istiyoruz. İran’da Türkiye ile
iş yapmak isteyen iş insanlarımızın sayısı çok yüksek. İş insanları, geçmişte başlayan ilişkileri artırarak devamını getirmek istiyor.
Ekonomik ve kültürel anlamda hatta
çevre konusunda da ortaklaşa yapabileceğimiz birçok şey olmasına rağmen,
bunlar gerektiği şekilde hayata geçirilemedi. Bunların nedeni geçmiş dönemde hükümetlerin tutumu olabilir. Ancak
yeni İran Hükümeti Doktor Ruhani, hükümet ilişkilerini geliştirmeye istekli
ve kararlı. Bu, çeşitli boyutlarda olabilir.
Sadece ekonomik değil, kültürel siyasi
ve sosyal konuları da kapsayan bir istek.
Biz aynı zamanda çevre konusu ile ilgili
olarak da ilişkileri geliştirmek istiyoruz
ve bu konuyu da Türkiye Cumhuriyeti
Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce
ile görüştük. Bu anlamda geçmişte prensipte yapılan bir anlaşmayı ele aldık. Bu
görüşmemizde konuyu nihai haline getirdik. Kendilerini imza için İran’a davet
ettik. Yine eğitim anlamında mevcut tecrübe ve bilgilerimizi birbirimize aktararak, işbirliği yapabiliriz. Biliyorsunuz ki
iki ülkenin ortak çevresel sorunları var.
Bunlar ortak hareket ederek çözülebilir.
İşbrlğ yapılmalı
İki ülke arasındaki ticari ilişkiler, sanayinin farklı kollarında geliştirilebilir. Özellikle çelik, çimento , ağır sanayi
ve gıda alanında işbirliği yapmak isteriz. Öte yandan turizm alanındaki kapasitemizi değerlendirmek istiyoruz. İran
halkının Türk halkı ile ortak kültürel
ve tarihi paydaları var. Sınır bölgemizden her gün onlarca İranlı vatandaşımız,
Türkiye’ye geçiş yapıyor. Aynı şekilde
Türkiyeli yatırımcılar da İran’a giriş yapıyor. Özellikle turizm alanında İranlılar
için Türkiye’nin ayrı bir önemi var. Vatandaşlarımız bu anlamda da Türkiye ile
ilgililer. Hatta biliyorsunuz İran’ın bazı
eyaletlerinde konuşulan Türkçe, Türkiye Türkçesi ile çok yakın. Bütün bu avantajlarımızı iyi değerlendirmeliyiz.
İran’da kadınlar her geçen gün iş hayatında daha fazla söz sahibi oluyor. Ülkede yüksek eğitim oranına baktığımız
zaman, kadınlar öyle hızlı yol kat etti ki
erkeklerle aralarındaki mesafeyi çok kısa zamanda kapattı. Son 10 yıldır İran’da
üniversiteye giden öğrencilerimizin
yüzde 60’ı kadın. İranlı kadınlar bu anlamda büyük bir çaba ve özveri gösterdi.
Kadınlar, çok zorluk yaşadılar; ancak nihayetinde toplumda iyi bir yer edindiler.
Elbette her toplumda olduğu gibi İran'da
ve Türkiye'de de kadınların bazı sorunları var. Bu sorunları en aza indirebilmeyi umuyoruz.
Small crises do not
prevent big successes
the relations between Turkey and Iran, mainly
the economical relations as well as the cultural
and social relations, are not in the place they
deserve, says “we could not take the relations
of Turkey and Iran to the place they deserve.
As a matter of fact, the capacity of commercial,
economical and cultural collaboration between
two nations is very high. In fact, both nations
want to develop their relations so much. There
are numerous businessmen in Iran who want to
make business with Turkey. They want to continue
their past business relations and increase
their capacity. Though there are many things
we can do on economical, cultural and even
environmental areas, they could not be actualized
as required. The reason of it may be the attitude
MASUME EBTEKAR / Deputy President
of İslamic Rebuplic of İran
Masume Ebtekar ,Deputy President of Islamic
Republic of Iran, stating that customs tariffs
between Turkey and Iran and difficulties
experienced on rate of exchange difference will
not create a problem in obtaining of commercial
targets determined between two countries,
said “ such matters must not be recognized
as irresoluble problems , must be solved and
moved beyond the limitations to obtain the
determined targets”. Ebtekar, pointing out that
Ekonomk ve kültürel
anlamda, hatta çevre
konusunda ortaklaşa
yapableceğmz brçok
şey olmasına rağmen,
bunlar gerektğ şeklde
hayata geçrlemed.
of governments of both parties.
However, the government of new Iran-the
government of Mr. Doctor Ruhani- is very
determined and wishful to develop the relations.
This may be realized in various dimensions. This
is a wish not containing only the economical
but also the political and social subjects. We
also want to develop our relations in terms
of environmental subjects. We have studied
this subject with our Minister of Environment.
Within this meaning, we have considered the
agreement made in the past in principle. We can
make collaboration by transferring our current
information and experience to each other. As you
know, both countries have common environmental
problems. They can be settled by acting jointly.”
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
9
Altıncı Kalkınma Programı’mızda
Türkye’nn özel br yer bulunuyor
ALİ TAYİP NİYA
İran İslam Cumhuriyeti
Ekonomi ve Kalkınma Bakanı
İran’ın önümüzdeki 20 yıllık dönemde
ekonomik hedeflerine ulaşmak için yürürlüğe koyduğu Altıncı Ekonomik Kalkınma Planı kapsamında Türkiye ile
ilişkilerin geliştirilmesini önemsiyoruz. İki ülke tarafından bankacılık sistemi, ulaşım ve gümrük konularında yaşanan sıkıntıların çözümü için iki taraflı büyük çaba sarf ediliyor. Gelecek 20
yıllık hedeflerimizde İran’ın ekonomik
kalkınması ile ilgili birçok programımız
var. ‘Ekonomi Direnci’ dediğimiz bir politika ile ekonomik kalkınmanın sürekliliğine ve kalıcı olmasına odaklandık.
Bu politika çerçevesinde İran’ın ekonomik olarak dışarıya bağımlılığı azalacak
ve ekonomik yapımız, yurtdışı kaynaklı
dalgalanmalardan negatif olarak etkilenmeyecek. Bu şekilde en az dalgalanma ile ekonomik ivmeyi oluşturabileceğiz. Biz inanıyoruz ki bu programı uyguladığımızda, mevcut uluslararası ortam
da göz önüne alınarak İran’ın kendine
yakışır bir şekilde ekonomik büyümesi sağlancak. İran, özellikle son bir yılda
ambargolara rağmen ekonomik alanda
büyük gelişme gösterdi. İran’da yüzde
45 düzeyine çıkan enflasyonu yüzde 15’e
indirdik. Bu politikaya devam ederek,
enflasyon rakamını tek haneye çekeceğiz. İran’ın ekonomik gelişimi, içerideki
bazı tutarsız politikalarla ve ambargolar nedeniyle negatif bir eksene inmişti. Çabamız bunu düzelterek pozitif hale
getirmek. Bu yıl ekonomik anlamda yüzde 3 büyüdük. Amacımız bu oranı yüzde
6’ya yükseltmek. Kalkınma programını
buna göre oluşturduk. Şu anda ambargolar İran aleyhine devam ediyor. Umarız İran’ın ekonomik büyümesi ambargolar kaldırıldıktan sonra çok daha fazla
artacak.
Bankacılık lşklermzde
öneml gelşmeler yaşanacak
Türkiye ve İran arasında hedeflenen 35
milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşmak için bankacılık işlemlerinin TL ve
İran Riyali ile yapılması gerekiyor. İran
Merkez Bankası, konu ile ilgili somut
adım attı. Türkiye Cumhuriyeti Merkez
Bankası’ndan da aynı adımı bekliyoruz.
Belirtmeliyim ki çok yakın bir geçmişte
gerçekleşen görüşmeler sonucunda, yine
çok yakın bir gelecekte bankacılık ilişkilerimizle ilgili önemli gelişmelere şahit
olacağız. İki ülkenin kendi para birimiyle
yeni İran Riyali ve TL ile ticaret yapılması da ilişkilere katkı sağlamak açısından
çok önemli bir konu.
Türkiye ve İran arasında karayolu taşımacılığı alanında yaşanan sıkıntılar
çözüldü. Türk tarafının talepleri doğrultusunda Türk TIR’ları mühürlenecek ve
bu TIR’lardan ekstra vergi alınmayacak.
İran ve Türkiye’nin coğrafi açıdan transit geçiş avantajını iyi kullanması gerekiyor. İki ülke, Doğu ve Batı’yı birbirine bağlayan bir güzergah üzerinde yer
alıyor. Bu, iki ülkenin birbirine büyük
kârlar kazandırabileceği, çok özel bir konum. Bizim 300 bin kara ulaşım seferimiz mevcut. Bu daha da artacak. Hiçbir
zaman iki ülkenin çıkarlarını tehdit edecek yan etkilere izin vermemeliyiz.
Uzun vadede Türkye’nn
enerj htyacını karşılayablrz
Türkiye’nin gelişen dinamikleriyle,
enerji ihtiyacı her geçen gün artıyor.
İran çok uzun vadede Türkiye’nin enerji
ihtiyaçlarını karşılayabilir. Başka bir işbirliği zemini de Türkiyeli kardeşlerimizin İran’daki yatırımları olacak. İran’da
başka ülkelerde olmayan özel yatırım
avantajları var. İran’da farklı enerji ve
maden kaynakları yüksek miktarda bulunuyor. İran, hem ucuz hem de profesyonel işgücüne sahip bir ülke. Coğrafi
konumumuz nedeniyle Asya’nın doğusundaki ve kuzeydoğusundaki pazarlara rahatça ulaşabiliyoruz. Bu gibi avantajlar İran’da öyle bir zemin yaratıyor ki
bunlar Türkiyeli yatırımcılarımız için
yeni fırsatlar sağlayabilir. Tarihimizde
kültürel ve dil olarak ortak paydalarımız var. Bu yüzden Türkiye’yi sadece bir
komşu ülke olarak görmüyoruz. Özellikle Türkiye ile ilgili ilişkilerimizde dostça, samimi ve sürekliliği olan bir ilişki
olsun istiyoruz.
Enerji, altyapı ve konut projelerinde
İran Kalkınma Planı çerçevesinde hayata geçirilecek birçok projemiz var. Eminim ki bu projeler tecrübeli Türk müteahhitler için büyük fırsat olacak. Türkiye
ile tüm boyutlarda işbirliğimizi geliştirmek istiyoruz. Bu işbirliğinin geliştirilmesi sadece iki ülke için değil, bölge ülkelerinin de yararına olacak. Yakın gelecekte, Türkiye ve İran arasındaki ilişkilerın
her boyutuyla olması gereken yerde olacağını umuyoruz.
Turkey has a special place in the
6th development plan of Iran
ALİ TAYYİP NİYA Minister of Economy
and Development of Iran
Niya, emphasizing that bilateral great efforts
have been made to settle the problems
experienced in areas of banking system,
transportation and customs, said “Our future
20-years targets contain many programs related
to economical development of Iran. With a policy
we call “Economy Resistance”, we have focused
on durability and sustainability of economical
development. Within the framework of this
policy, we will decrease foreign dependency of
Iran on economy and our economical structure
will not be negatively affected from foreign
source fluctuations. In this manner, we will
establish an economical acceleration with the
least fluctuation. We believe that once we apply
this program, Iran will obtain the economical
growth it deserves by considering the existing
international environment.” Niya, emphasizing
that Iran has demonstrated a great development
in economical area despite of the embargoes
within last one year, said “I would like to say
happily that we have decreased the inflation
in Iran from 45 percent to 15 percent. And by
continuing this policy, we will decrease the
inflation figure to one digit. The economical
development of Iran has been negatively affected
from instable policies and embargoes. Our
struggle is to correct and make it positive. We
have grown economically in rate of 3 percent
this year. Our purpose is to increase this
figure to 6 percent. We have established our
development program accordingly. At present,
embargoes continue against Iran. We believe
that after the embargoes are removed, the
economical growth of Iran will increase much
more.”
10
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Turzm, İran ve Türkye
lşklerndek değşmn temeldr
ALİ REZA BİKDELİ
İran İslam Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi
Türkiye'yi 2014 yılında 1.5 milyon İranlı
turist ziyaret etti. İran’ın Tahran, Tebriz,
Erdebil, Meşhed, İsfahan ve Şiraz gibi şehirleri de Türk turistleri bekliyor. Turizm
iki ülkenin de güçlü olduğu bir alan; zira
iki ülke halkı arasındaki ortak bağlar, genel olarak, İran ve Türkiye ilişkilerindeki en önemli imtiyaz ve ayrıcalık. İki ülke ilişkilerinde var olan potansiyel, dostluk ortamında açığa çıkıp belirginleşiyor.
İran-Türkiye ilişkileri niteliksel manada
bir değişim yaşıyor. İki ülke halkı ve özel
sektörü arasındaki ilişkilerin gelişmesi
bu değişimin en önemli nedenlerinden.
İran ile Türkiye, etkileşim söylemi çerçevesinde ilişkilerin gelişmesi önündeki
bütün engeller için çözüm üretiyor. Başka
bir ifadeyle iki ülke ilişkilerinde çözümü
mümkün olmayan hiçbir sorun bulunmuyor. İki ülke sadece aralarındaki işbirliğini pekiştirmede değil, bölgede ve bilhassa
Ortadoğu’da istikrar ve barışa katkı sağlama konusunda da önemli sorumluluğa sahip. İki ülke arasındaki işbirliği halihazırda İslam dünyasında önemli ve belirleyici
bir faktöre dönüşmüştür.
İş adamlarımıza fırsat sunuldu
İran-Türkiye
Tercihli
Ticaret
Anlaşması’nın imzalanması, İranlı ve
Türkiyeli iş insanlarına eşsiz bir fırsat
sundu. Çünkü İran ilk kez bu düzeyde başka bir ülke ile tercihli ticaret anlaşmasını yürürlüğe koydu. Ulaştırma alanındaki sorunların giderilmesi ve maliyetlerin
aşağıya çekilmesi, Türk şoförlerine ekonomik ilişkilerde özel bir yer açtı. İran,
Türkiye’yi Orta Asya, Hint yarım adası ve
Basra Körfezi'ne bağlayan önemli bir bağlantı noktası konumunda yer alıyor.
Finans ve bankacılık iki ülke arasındaki
işbirliğinin bir diğer boyutu. İki ülkenin
ticari işlemlerde milli para birimleri ve
Türk Lirasının kullanılması girişimi, müzakerelerin en önemli gündem maddesi.
İki ülkenin merkez bankası yetkilileri ikili para politikası kullanılmasını onayladı.
Böylece her iki ülke farklı koşullarla 2015
yılına girdi.
Tourism is the basis of change in
relations of Iran and Turkey
both countries is one of the most important reasons
of such change. Iran and Turkey produce solutions
for all the obstacles before development of their
relations within the framework of interaction
discourse. In other words, there is not any problem
that cannot be settled in relations of these two
countries. Both countries have responsibility
not only to reinforce the collaboration between
them but also to make contribution to stability
and peace in the region, especially in the Middle
East. Collaboration between two countries has
transformed to an important and determinative
factor in the Islam world. Execution of IranTurkey Preferential Trade Agreement has
presented a unique opportunity to Iranian and
Turkish businessmen. Because Iran has enforced a
preferential trade agreement with another country
for the first time in this level.
ALİ REZA BİKDELİ/ Islamic Republic of
Iran Ankara Ambassador
In 2014, 1.5 million tourists from Iran visited
Turkey. Cities of Iran like Tehran, Tabriz, Ardebil,
Meshed, Esfahan and Şiraz wait tourists from
Turkey. Tourism is an area both countries are
powerful for; because common binds between the
public of two countries are the most important
privilege and benefit in relations of Iran and
turkey in general. Potential existing in relations
of two countries come out and become evident in
friendship environment. Iran-turkey relations
experience a change qualitatively. Development of
relations between the public and private sector of
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
11
İran, dünya medenyetler
mrasının öneml br parçası
İBRAHİM FETHOLLAHİ
İran Kültür Müsteşarı
Türkiye ve İran arasındaki çok yönlü ortaklığın iki ülke halkının sürekli iletişim halinde olması ile gelişeceğine inanıyorum. Türkiye halkının İran'ı dünya medeniyetini şekillendiren köklü bir
uygarlık olarak olarak değerlendirmesi gerekiyor. Tüm medeniyetler gibi İran
medeniyeti de dünya medeniyetler mirasının önemli bir parçası. Akademisyenler, gazeteci ve yazarlar elbette İran'ı daha çok tanıyor. Ancak önemli olan yeni
neslin de İran'la ilgili doğru bilgiye sahip
olması. İran medeniyetini dünya medeniyetinden ayrı tutmak imkansız. Bazıları
batı medeniyetlerine sömürgeci oldukları gerekçesi ile karşı çıkıyor. Bu da yanlış bir tutum. Bu durum Avrupalı'lara özgü değil tüm insan toplumuna ait bir unsur. Herhangi bir medeniyeti kötülemeye
karşıyım. İran'da 'medeniyetler arası diyalog' adında bir tezimiz var. Bu slogan
İran'ın çalışmaları sonucu Birleşmiş
Milletler tarafından kabul edildi. Türkiye halkından şunu bekliyorum: İran'a iki
açıdan baksınlar. İslam medeniyeti ve kadim İran medeniyeti olarak. Hangi açıdan
bakarlarsa yine kendileri ile birçok ortak
nokta bulacaklarına inanıyorum.
Br eln parmakları gbyz
600 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğu,
geniş bir coğrafyada etkin oldu. Aynı dönemde İran yönteminde Safeviler vardi.
Günümüz Türkiye'si Osmanlı'nın mirasçısı. Bugün dünyanın farklı bölgelerinden gelen turistler bu mirasın unsurlarını görmek için geliyor. Aynı şekilde İran
'da Safevi medeniyetinin mirasçısı. Elbette arzularımızın tamamını geçmişte
aramamalıyız. Mezhepler farklı olabilir.
Biz bir elin parmakları gibiyiz. Eğer hepsi
aynı boy olsaydı yumruk yapma imkanımız olmazdı. Bizim beklentimiz iki ülkenin aydınlarının, sanatçılarının, yazarlarının ve gazetecilerinin birbiri ile sürekli
iletişim halinde olması yönünde. Böylece yanlış anlaşılmaların önüne geçilecek.
Tarafların doğru bilgilendirilmesini sağlamak için gazeteciler birliğinin kurul-
ması gerektiğini düşünüyorum. Örneğin
neden İran'la ilgili bir yayın yapılacaksa
bu direkt olarak İran yayın organlarından
değil de farklı dış yayın organlarından alınıyor? Bunu düşünmek gerekiyor.
İran'dan senede yaklaşık 2 milyon turist Türkiye'ye geliyor. Bu gösteriyor
ki İran halkı Türkiye halkını seviyor.
Türkiye tarafından da bu tür grupların
İran'a giderek İran gerçeğini yakından
görmelerini bekliyoruz. İran'a gittiğinizde yakalarlar, hapse atarlar asarlar
gibi önyargılar var. Artık bu önyargıların ortadan kalkması gerekiyor. Bizim
Müsteşarlığımız bünyesinde Farsça öğretim merkezimiz var. Her sene 30-40
kişiyi tur kapsamında İran'a gönderiyoruz. Bu arkadaşlarımız geri döndüklerinde anılarını anlatırken 'neden daha
önce İran'a gitmedik' diyorlar. İran'da
gördükleri saygı ve misafirperverlik onlar için iyi hatıralar olarak kaldı. Bu gelip
gitmeler artarsa halkın bakış açısının
değişeceği düşüncesindeyim.
The Turkish public must consider
Iran as a deep-rooted civilization
Fethollahi, saying that frontiers between
Turkey and Iran have not witnessed any
political chaos for the last five hundred
years, stated that political authorities of both
countries must support the social, cultural
and economical relations with this regard. I
believe in continuance of civilization Fethollahi,
emphasizing that Iran civilization is an
important part of the heritage of the world
civilization just like all the civilizations in the
world, said “naturally, academicians, journalists
and authors know Iran better. But the new
generation must also have correct information
about Iran. It is impossible to set Iran
civilization apart from the World civilization.
Some people object to western civilization by
thinking they are colonialists. This is also a
wrong attitude. The western civilization is not
peculiar to Europeans but it is an element that
belongs to all the communities. For this reason,
I’m against discrediting of any civilization.
We have a thesis named “Dialog between
civilizations” in Iran. This slogan has been
accepted by the United Nations as a result of
studies of Iran. I expect from the Turkish people
to consider Iran from two perspectives; as an
Islam civilization and ancient Iran civilization.
They must not separate them from each other. I
believe they will find a common point with them
in both perspectives.”
İBRAHIM FETHOLLAHI /
Undersecretary of Culture of Ankara
Embassy for Islamic Republic of Iran
İbrahim Fethollahi, Undersecretary of Culture
of Ankara Embassy for Islamic Republic of Iran,
emphasizing that versatile partnership between
Turkey and Iran will develop further in case
the people of both countries are in continuous
communication, mentioned that the Turkish
public must consider Iran as a deep-rooted
civilization shaping the World Civilization.
12
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Syas anlaşmazlıklardan sonra
tcar lşkler yoğunlaşıyor
MAJID AKHAVAN
İran Ulusal Yayın Kurumu
(IRIB) Türkiye Müdürü
Siyaset ve ekonomi, ayrılmaz iki kavram
olmasına rağmen siyaset her zaman ekonominin gölgesinde kaldı. Bu nedenle
herhangi iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin iyi ve kabul edilebilir düzeyde olması, ticari ilişkilerin de tatmin edici düzeyde olmasının önünü açar. Ülkeler siyasi
çıkarlarının yanı sıra birbirlerinin ekonomik çıkarlarını da temin edebilmeli.
Ticari ilişkilerin geliştirilmesi her ülkenin önemli öncelikleri arasında yer alıyor. Zira sabit bir pazar elde edilerek hem
daha fazla kâr edilir hem de ülkeye döviz
sağlanır . Ancak şunu bilmeliyiz ki dünya
ülkeleri arasındaki ticari ilişkilerin geliştirilmesi, kesinlikle sadece ekonomi boyutlu olmadı ve olmayacak.
Ekonomi ilişkilerinin büyük bir kısmı
siyasi ilişkilerin perçinlenmesi için geliştirildi. Bu nedenle devletler her zaman
ilk adım olarak komşu ülkeler ile ticari
ilişkilerini geliştirmek için çaba gösteriyor. Çabaların bir kısmı ekonomik hedeflere yönelik olurken, büyük ölçüde de
siyasi hedefler göz önünde bulundurulur.
İran da ekonomik ilişkilerinin geliştirilmesi konusunda bu kuralın dışında değil. İran komşu ve bölge ülkeler ile ekonomi ilişkilerini geliştirmesini öncelikleri
arasına koydu. Bu öncelikler 11’inci hükümet döneminde geçmişe nazaran daha
da önem kazandı.
İran ve Türkiye ekonomik ilişkilerinin
geliştirilmesi de bu doğrultuda ele alınmalı. Yine de bu ilişkilerin geliştirilmesi
için iki ülke arasındaki kültürel ve tarihi benzerlikler görmezden gelinmemeli.
Türkye, İran pazarını
tutmak çn çabalıyor
İran ve Türkiye, geçmişten günümüze kadar siyasi ilişkilerini geliştirerek
ve iyileştirerek, birbirlerinin ekonomik
fırsatlarından yararlanmak için gerekli
zemini oluşturdu. Ticari ilişkilerin sürekliliği, iki ülke açısından önem taşıyor.
Bundan dolayı da iki ülke ticari alışveriş-
lerini artırmaya yönelik her zaman çaba
gösterdi.
İran-Türkiye arasındaki ticaret hacmi
geçen 10 yıl zarfında artarak devam etti.
2001-2013 yılları arasında İran ile Türkiye arasındaki petrol dışı ithalat-ihracat verilerine bakıldığında şunlar gözleniyor. 2001 yılında İran’dan Türkiye’ye
petrol dışı ihracat, 58 milyon dolarken,
2013 yılında 1.6 milyar doları buldu.
Türkiye’den İran’a ihracat ise 2001 yılında 291 milyon dolar düzeyindeyken 2013
yılında 3.6 milyar dolara ulaştı.
İran-Türkiye arasında son 10 yılda yapılan ticari veriler ve mal türünün kıyaslaması, siyaset ve ekonomi açısından iki
önemli gerçeği gösteriyor. İkili ticaretin
hacmi her daim Türkiye lehinde. Türkiye, İran’dan petrol ve doğalgaz alıyor; buna karşılık İran’a katma değeri olan ürünler ihraç ediyor. Oysa İran’ın Türkiye’ye
son ürün ihracatı sıfır denecek kadar az.
Türkiye; giyim deri ürünleri, çanta ve
ayakkabı gibi İran’ın söz sahibi olduğu
ürün gruplarında dahi İran’a ihracat yapıyor.
İlşkler artmaya devam edecek
İran ve Türkiye'nin iyileşen siyasi ilişkilerinden sonra, ilk adım olarak, Tercihli Ticaret Anlaşması yürürlüğe girdi. Söz konusu anlaşma gereği İran’dan
Türkiye’ye 120 kalem; Türkiye’den İran’a
ise 140 kalem ürün, vergi ödemeden ihraç edilebilir hale geldi.
Siyasi gerilimlerinin giderilmesinden
sonra TBMM bu anlaşmayı onaylayarak,
İran-Türkiye arasındaki ticaretin kolaylaştırılması için zemin hazırladı. Yine siyasi anlaşmazlıkların giderilmesinden
sonra, iki ülkenin makamları, ticari ilişkilerin geliştirilmesi için gerekli iradeyi
sergileyerek, ikili ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkarmak için gerekli çalışma
ve planları yaptı. İran, hem petrol hem de
doğalgaz üretici ve ihracatçısı. Türkiye
de bu ürünlerin alıcısı. Bu nedenle Türkiye, İran ile ticari ilişkisini geliştirmek
istiyorsa ekonomi alanında işbirliğini artırmalı. Çünkü, İran’ın petrol ve doğalgazının her zaman alıcısı var.
Relations will
continue to increase
After the improving political relations of Iran
and Turkey, the Preferential Trade Agreement
was enforced as a first step. As necessity of the
said agreement, 120 items from Iran to Turkey
and 140 items from Turkey to Iran would be
exported free of duty. After all the political
tensions were eliminated, the Grand National
Assembly of Turkey prepared a ground to ease
the trade between Iran and Turkey by approving
the said agreement. Again, after eliminating the
political tensions, authorities of both countries
have exhibited necessary willpower to develop
commercial relations and carried out necessary
studies and plans to increase the bilateral
trade volume to 30 milliard dollars. Iran is a
manufacturer and exporter of petroleum and
natural gas and Turkey is the purchaser of these
products. For this reason, if Turkey wants to
develop its commercial relation with Iran, it
must increase the economical collaboration with
Iran. Because Iran can always find a purchaser
for its petroleum and natural gas.
MAJID AKHAVAN / Iran National
Broadcasting Manager of Turkiye
Though the policy and economy are two
inseparable concepts, policy has always been in
the shadow of economy. For this reason, in case
political relations between any two countries are
in good and acceptable level, their commercial
relations will be definitely satisfactory. Countries
must be able to ensure economical benefits of
each other in addition to their political benefits.
Development of commercial relations takes part
among important priorities of both countries.
Because by obtaining a constant market, both
more profit is gained and foreign exchange
is provided in the country. However, we must
know that development of commercial relations
between the world countries has not been in the
economical dimension and it will never be.
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
13
Syas şbrlğ sayesnde problemler kolayca çözülüyor
MEHDİ CULAZADE
İranlı Sanayici ve İşadamları Derneği
(İSİAD) Yönetim kurulu Başkanı
Komşu ve dost iki ülke olan Türkiye ile
İran arasında, son günlerde ticari ambargonun da kısmen hafiflemesiyle yeni
ticari gelişmeler söz konusu. Bu gelişmeler doğrultusunda, her iki ülkeyi de
önemli iş ve yatırım fırsatları bekliyor.
Bunun en önemli göstergesi uzun yıllardır gündemde olan ve Ocak 2015 itibarıyla yürürlüğe giren Tercihli Ticaret
Anlaşması. Bu durum her iki ülke arasındaki ticarete ivme kazandırdı. Özellikle Türkiye’den İran’a yönelik tekstil,
mobilya ve perakendecilik sektöründeki
mal hareketinde yeni bir heyecan ve hareketlilik getirdi. Tercihli ticaret anlaşmasında ek olan bir maddeye göre her iki
ülke tarafından yeniden gümrük indirimine gidilecek malların listesinin artırılması söz konusu. Dernek olarak bu konuyu yakından takip ediyoruz. Bu konu
ile ilgili bundan sonraki beklentimiz, listenin daha da genişletilerek zamanla ortak gümrük birliğine gidilmesi.
Her iki ülkenin yetkili bakanlarınca
geçtiğimiz ay imzalanan anlaşma son
derece memnuniyet verici. Bu anlaşmanın en önemli mesajlarından biri de şu:
İki ülke arasındaki siyasi işbirliği alanı
öyle seviyeye geldi ki, herhangi bir sorunu kolaylıkla çözebiliyor. Bu mutabakata göre akaryakıt fiyat farkını çok düşük
seviyelere, 30 sentlere kadar düşüren bir
uzlaşma sağlandı. Karşılıklı ulaşımda bu
problem tamamen kalktı. Transit ticarette şubat ayından itibaren mühürleme
suretiyle bu sorun aşılıyor. Türkiye plakalı araçlara Türkmenistan'dan İran’a
girmelerinden itibaren Türkiye’ye kadar dört günlük transit süresi tanınıyordu. Bu süre iki güne indirilerek rahatlama sağlandı. Bunun yanı sıra her iki ülke
arasında yıllardır hizmet veren devlet
demir yolları taşımacılığında, karşılıklı
olarak geçerli olan indirimlerin yeniden
gözden geçirilmesinde fayda var. Özellikle Türkiye parkurunda kaldırılan indirimin yeniden devreye alınması, de-
miryolu taşımacılığının desteklenmesi, teşvik edilmesi gerekiyor. Bunun yanı
sıra Van Gölü’nde Mayıs 2015 itibarıyla
deneme seferlerine başlanması planlanan yüksek hız ve kapasiteli feribotun,
bölgeye ve yük taşımacılığına önemli bir
katkı sağlayacağı tahmin ediliyor.
Türkiye, İran’a uluslararası yaptırımların uygulanmaya başladığından bu yana son derece ilkeli bir tutum sergiledi
ve kararlı bir şekilde İran’ın yanında durdu. Türkiye ve İran İş dünyası, bu sıkıntılı dönemde barter örneği gibi çeşitli yöntemler geliştirerek iş yapmaya devam
etti. Bugün itibarıyla, her iki ülke arasındaki ticarette uluslararası hiçbir kısıtlamaya tabi olmayan gıda, ilaç ve tıbbı malzeme konusunda Türkiye’deki birçok
banka, maalesef işbirliğine yanaşmıyor.
Bu durum iki ülke arasındaki ticaret hacmini sekteye uğratıyor. Bu konuda daha çok işbirliği beklentisindeyiz. Son zamanlarda Türk inşaat müteahhitlerinin
İranlı ortaklarla işbirliğine girip, yol ve
metro projelerine birlikte imza atmaları,
son derece olumlu bir gelişme. Türkiyeli
yatırımcıların konut, fabrika ve otel yatırımları da devam ediyor.
Türkye, Tahran’da tcaret
merkez kuracağını açıkladı
Turizm alanında birçoğu Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür
Örgütü’nün (UNESCO) denetimi altın-
da olan İran, dünyanın en eski medeniyet kültür ve tarihi eser mirasına sahip ülkelerden biri. İran’a, Türkiye’den
son yıllarda özellikle inanç amaçlı turist akışında önemli bir artış görülüyor.
Türkiye’den birçok özel havayolu şirketinin yanı sıra Türk Hava Yolları’nın
(THY) başta Tahran, Tebriz, Meşhed, İsfahan, Şiraz ve Kermanşaha tarifeli seferleri yoğun bir şekilde devam diyor. Yakın zamanda da THY’nin İran’ın ilk serbest ticaret bölgesi ve en önemli turistik
sayfiye adası olan Kiş adasına sefer koyması gündemde ve bu konuda görüşmeler devam ediyor. Bu gelişmelere ilaveten
2014 yılında Türkiye’ye gelen İranlı turist sayısı da geçmiş yıllara nazaran büyük bir artış gösterdi.
Geçtiğimiz haftalarda İran’ı ziyaret
eden Türkiye Cumhuriyeti Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, ticari ilişkilerin gelişmesi ve karşılaşılması muhtemel sorunların hızlı bir şekilde çözülebilmesi için, İran’ın başkenti Tahran’da Türk
Ticaret Merkezi’nin kurulacağını belirtti. Böyle bir merkezin İran’da iş yapmak isteyen Türkiyeli firmalara büyük
bir fırsat ve destek olacağı, ticari ilişkilere önemli katkı sağlayacağını düşünüyoruz.
Problems are being settled easily
thanks to political collaboration
dynamism for the businessmen and trade of both
countries, especially for the textile, furniture
and clothing retail selling sector from Turkey to
Iran. According to an additional clause in the
Preferential Trade Agreement, both countries
will make a reduction in the tariffs again and
the list of commodities will be increased. We as
a Foundation follow this matter closely. Our
expectations on this matter are to expand the list
more and obtain a joint customs union in a time.
It is very pleasant to eliminate this problem with
an agreement signed by the authorized ministers
of both countries last month. One of the most
important messages of this agreement is that; the
political collaboration between two countries
is in such a high level that any problem can be
settled easily.
MEHDİ CULAZADE / Iran Industrialists
and Businessmen’s Association (İSİAD)
Chairman of Board of Directors
With consideration of new commercial
developments between two neighbor and friend
countries, Turkey and Iran, experienced recently
because of more moderate commercial embargo
policies, we can say that very important business
and investment opportunities will arise for
both countries. The most important indicator
of this is the Preferential Trade Agreement
enforced by year of January 2015. This has
brought a new acceleration, excitement and
14
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Sınır kapıları çft taraflı daha etkn olmalı
EMİN YAŞAR DEMİRCİ
Doğu Anadolu Kalkınma Ajansı
Genel Sekreteri
İki ülke arasındaki ticaret hacmine bakıldığında 2005 yılında yaklaşık 1 milyar
dolar ihracat rakamına karşılık yaklaşık
3,5 milyar dolar ithalat gerçekleştirmişiz. Takip eden yılda ihracat rakamında
küçük bir artış görülürken ithalatta ise
artış yüzde 63 dolaylarında seyretmiştir.
Devam eden yıllar incelendiğinde sadece
2009 yılında ithalatın 2005 rakamında
olduğu ama çoğunlukla bir artışın olduğu kolayca görülebilmektedir. Nitekim
2014 yılına gelindiğinde 9 milyar dolar
ithalat karşılık 3,5 milyar dolar ihracat
gerçekleşmiştir. Rakamlar dikkatle incelendiğinde 15 milyar dolar ticaret hacminin aslında ithalat menşeli bir ekonomik
ilişki olduğu yani İran’ın bu ilişkiden daha çok faydalandığı görülebilmektedir.
Bu rakamlar, İran’ı en çok ithalat yaptığımız ülkeler sıralamasında 5. ihracat sıralamasında ise 10. sıraya yerleştirmektedir. Bir diğer komşu ülke Irak ile ticaret
hacmimiz 2014 yılı itibariyle 10 milyar
dolar civarında ve bu rakamın yaklaşık
%98’i ihracat olarak gerçekleşmiştir. Bu,
Irak’ı en çok ihracat yaptığımız ülke olan
Almanya’dan sonra ikinci sıraya yerleştirmektedir. İran’dan çoğunlukla doğalgaz, benzin motor yağları, fuel oil, nafta ve benzin gibi ürün ithalatına karşılık makine ve aksamları, ağaç ve ahşap,
elektrikli makine ve cihazlar, plastik ve
mamulleri, demir ve çelik gibi ürünler ihraç etmekteyiz.
İran'a verlen dış
açıklar enerj kaynaklı
İran ile yaptığımız ticaretin dış açık vermesinin en temel sebepleri arasında kuşkusuz enerji alımlarında Türkiye’nin
dışa bağımlı olmasının yanı sıra İran
üzerindeki ambargo ve ekonomik yaptırımlar ve bilhassa İran’ın izlediği ithal
ikameci politikalar sayılabilir. Özellikle 1980’lerden itibaren ABD’nin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden diğer ülkelere de baskı yaparak İran’a
uyguladığı ticari, askeri, ekonomik ve
bilim alanlarında ambargolar uygulaması ve uygulatması, Türkiye’nin İran
ile olan ticaretini etkilemektedir. Ülkenin hâlihazırdaki Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile beraber Avrupa ve ABD ile
olan ilişkilerini iyileştirme politikası ile
beraber İran, ekonomik bazı ambargolardan da kurtulmaya başlamıştır. Bu gelişmelerle beraber Türkiye’nin de İran ile
olan ticaretinde pozitif bir hava estirmesi beklenmektedir. Söz konusu gelişmelerle beraber tabi göz ardı edilemeyecek
bir diğer husus da İran ile sınır kapılarımızın çift taraflı bir şekilde daha etkin
ve kullanışlı hale getirilmesi gerekmektedir. Sınır kapılarındaki yığılma ve yoğunluğun önlenmesi ve ticaret kaybını
önlenmesi için iki tarafta da alt yapının
geliştirilmesi ve kapılardaki uygulamaların iki ülkenin menfaatine olacak şekilde geliştirilmesi gerekmektedir.
Kısaca ifade etmek gerekirse, İran ile
ekonomik ilişkilerimiz çoğunlukla siyasi ilişkilerimizle paralellik arz etmektedir. Avrupa ve Orta Asya pazarlarına giriş
için birbirleri için adeta kapı olan İran ve
Türkiye’nin her yönüyle gelişmeleri, ortak hareket etmeyi kaçınılmaz hale getirmektedir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki bir ülkeyle isteyerek masa başında bir anlaşma
sağlamak çok güzel bir gelişme. İran ile
yaptığımız Tercihli Ticaret Anlaşması’nı
daha da güzel kılan şey ise bu anlaşmanın ilişkilerimizin çoğunlukla çalkantılı
olan bir komşu ülke ile olması ve de ticari olması. Ticaretin önündeki engeller bu
tarz anlaşmalarla beraber azaltılır ve kaldırılır. Böylelikle ticaret konu olan malların çeşitliliği artırılır ve beraberinde kalkınma dediğimiz hadise gerçekleşir. İran
ile yaptığımız Tercihli Ticaret Anlaşması
aslında on yıldan fazla bir süredir üzerinde çalışılan ve nihayet yaklaşık bir yıl önce imzalanıp bu yıl itibariyle yürürlüğe
giren bir anlaşmadır.140 ürünün ithalatında ve 125 ürünün ihracatında karşılıklı gümrük tarifesi indirimine dayanan bu
anlaşmayla elbette çift taraflı ticari faydalar elde edilecektir.
Söz konusu anlaşmadan doğan avantajların Bölgemiz illeri açısından taşıdığı önemin farkındayız. Bu vesileyle 2014
yılının Ekim ayında Türkiye Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi (TASAM) koordinatörlüğünde Van Valiliği, Yüzüncü
Yıl Üniversitesi, DAKA ve İran Dışişleri
Bakanlığı Siyasi ve Uluslararası Araştırmalar Merkezi bir araya gelerek Van’da
Türkiye-İran Sektörel ve Finansal Derinleşme temalı iki gün süren bir forum
düzenlendik. Türkiye’nin sadece İran
ile değil aynı zamanda Ortadoğu, Kafkas
ran
10 Şubat 2015 / SALI
Orta ve Güney Asya ile bağlantılarında
jeo-politik bir öneme sahip Van’ın böyle bir organizasyona ev sahipliği yapmış olması bizim için çok önemliydi. İki
gün boyunca Türkiye ve İran’dan katılan uzmanlar bilim ve teknoloji, kültür
ve turizm, enerji ve petrokimya, Türkiye-İran Medeniyet Diyaloğu, bankacılık ve finans, ekonomi ve ticaret ve sanayi gibi birçok konuda genelde Türkiye
ve İran özelde ise Van’ın ekonomilerinin
karşılıklı derinlik kazanmasına stratejik
ne entelektüel katkı sağlamışlardır. Forum esnasında katılımcı kişi ve kurumlar
hem ülkeleri hem de Türkiye-İran ortak
yararına olacak çalışmaların genişletilerek kurumsallaştırılması ve sürdürülmesi kararı almışlardır. Ayrıca Türkiye-İran
arasındaki ilişkilerin “yüksek rekabet”
ve “yüksek işbirliği” olarak tanımlandığı
forumda bu iki olgunun beraber ve ancak
sivil ve siyasi etkileşimlerin artırılması
yoluyla yönetilmesinin önemi yine bu forumda özenle vurgulandı.
Van ve Hoy gibi sınır şehirlerinin Türkiye-İran arasındaki ekonomik ilişkilerden hak ettiği payı alamadıkları ve bunun
için ulaşım ve iletişim olgularının yanı
sıra finansal, bürokratik ve diplomatik
hizmetlerin bir an önce devreye sokulması gibi önemli bir kararın alınması bölgemiz için ayrıca önem arz etmektedir.
Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında İran’ın çoğunlukla sanayi ürünlerinde Türkiye’ye tarife indirimi ve buna karşılık Türkiye’nin temel olarak tarımsal
ürünlerde İran’a benzer indirimi yapacağı göz önünde bulundurulduğunda, bölgemizde önemli bir üretim kalemi olan
mobilyanın kolaylıkla İran’a ihracatı gerçekleştirilebilecektir. Yine 2015 yılı ortalarında Van’da hizmete girecek olan
Tekstilkent Projesiyle hazır giyim ve ev
tekstilinde önemli miktarlarda üretim
gerçekleştirilecektir. Söz konusu ürünlerin de tarife indirimi kapsamına alınan
ürünlerdir. Yine Muş ve Van’da üretilen
plastik ürünler ve borular İran’a ihracat
yapabileceğimiz ürünler arasında önem-
li bir yer tutmaktadırlar. Halihazırda bölgeden İran’a ihraç edilen gıda ürünleri ve
seramik gibi kalemlere az önce sözünü
ettiğim ürünlerin dahil edilmesiyle Ajansımızın faaliyet gösterdiği iller ve İran
arasındaki mevcut ticaret hacmi önemli
ölçüde artacaktır.
Sorunlar çözülmedkçe tcaret
stenen düzeye gelmeyecek
İran özelinde ticaretimizi ele aldığımızda sık sık dile getirilen belli başlı problemlerin, sınır kapılarında özellikle de
Gürbulak’ta altyapı, personel, teknoloji ve donanım yetersizliği, kapılardaki bürokrasi ve mevzuat uygulamalarının fazlalığı ve keyfi uygulamalar olduğu
görülüyor. Ayrıca, İran’ın Dünya Ticaret Örgütü’ne üye olmamasından dolayı
yüksek gümrük vergileri ve bunlara ilave
olarak özellikle sanayi ürünlerinde uygulanan bazı hususi vergiler, ulaşım ağı
yetersizliği ve İran’ın dışa kapalı ekonomik yapısı ve finansal sıkıntılar da dikkat çekiyor. Bunlara elbette ilave edilecek daha başka sorunlar da mevcuttur
ancak ticareti olabildiğince yavaşlatan ve
durduran bu temel sorunlara çözüm getirilmediği müddetçe, birbirleri için vazgeçilmez olan iki ülkenin ticari ilişkileri
istenilen seviyelere yükselemeyecektir.
Bu vesileyle son yıllarda iki ülkenin karşılıklı güven telkin edici beyanları, üst
düzey ziyaretler, iki ülke arasında yapılan anlaşmalar- Tercihli Ticaret Anlaşması, Türkiye-İran arasında yeni demir
yolunun hattı kurulması konusunda anlaşmaya varılması gibi- ve daha da önemlisi iki ülkenin siyasi iradesinin ikili ticaretin geliştirilmesi konusunda müteşebbislere cesaret ve güven verecek adımlar
atması gibi somut gelişmeler tartışmasız
önemli adımlardır.
Banka ve finans sektörünün geliştirilerek para akışının hızlanması, telaffuz
edilmesine rağmen oluşturulması yönünde henüz somut adımlar atılmaya ortak bir sanayi bölgesinin kurulması, yine
lojistik ve ulaşım ağlarının geliştirilme-
ülke
15
si, marka ve patent haklarının ihlaline
yönelik tedbirlerin alınması ve istikrarı
sağlamak açısından karşılıklı güven ortamının tesisi, söz konusu ticaret büyüklüğüne ulaşmak için önem arz eden enstrümanlar olarak karşımıza çıkmaktadır.
ABD’nin İran’a yönelik ambargo ve yaptırımlarda esnekliğe gitmesi ve mevcut
İran iktidarının Batı ve ABD ülkelerine
yönelik uzlaşmacı bir üslup kullanması,
İran’ı yakın gelecekte özellikle Türkiye
için bir fırsatlar ülkesi haline getirecektir. Siyasi ve ekonomik bir dönüşüm geçiren İran, bilhassa turizmini geliştirmek
için ulaşım ağını ve altyapısını güçlendirmeye yönelik hamleler yapacaktır. Bu
da Türkiye’deki müteahhitlik ve müşavirlik firmaları için çok önemli fırsatlar
doğuracaktır. Türk inşaat firmalarının
Irak Bölgesel Kürdistan Yönetimi başarılı çalışmaları ve yürüttükleri projeleri İran’da da uygulayabilmeleri halinde
inşaat malzemeleri ihracatı ve istihdam
açısından da çok önemli gelişmeler yaşanacaktır. Bununla beraber özellikle otomotiv sektörü, bilişim, bankacılık, turizm
ve enerji gibi sektörler, gelecek vadediyor.
bir parçası olan sınır ötesi e-ticaret, dünya çapında da Türkiye’de de büyüme izlencesinde aynı özellikleri gösteriyor.
Ancak, sınır ötesi e-ticaretin yapılabilmesi için gerekli olan hazırlıklar düşünüldüğünde, ülkemiz ekonomik açıdan
akranlarının gerisinde kalmaktadır. Bu
bağlamda, bu alandaki potansiyelin ıskalanmaması için hedef pazardaki tüketici hakları gibi konulara vakıf, yabancı
dil bilen, ödeme sistemleri ve web siteleri gibi hazırlıkları tesis edebilecek firmaları destekleyecek enstrümanlar geliştirilmelidir. Son olarak, gayet çarpıcı bir
istatistiğe işaret etmek istiyorum. İran,
2013 yılı istatistiklerine baktığımızda geleneksel olarak ihracat yapılan ülkeler
sıralamasında 10'uncu sırada yer alıyor.
E-ihracat için bu sıralamayı tekrar yaptığımızda ise İran’ı bu sıralamada göremiyoruz. 35 milyar dolarlık hedefe ulaşmak
için İran’ı e-ihracat yapılan ülkeler sıralamasında da üst sıralara taşımalıyız.
İhracata yönelk e-tcaretn
gelştrlmes gerekyor
İkinci Dünya Savaşı sonrası ticaretle 80’li yılların sonrasındaki ticaret ne
kadar farklıysa, son 10 yıldaki ticaret
ve ticaret anlayışı da bir o kadar farklı.
Elektronik ticaretin hızla yaygınlaştığı çağımızda, artık müşteriyle yüz yüze
görüşmeden, telefonla dahi konuşmadan dünyanın öteki ucuna mal satmak
normal hale geldi. KOBİ’ler boyutları ne
olursa olsun çevik yapılarıyla başka ülke
pazarlarındaki taleplere karşılık verebiliyor. Ülkemizde e-ticaret, iç pazara yönelik kayda değer bir ivme kazanmış olsa
da e-ihracata evrilememiştir. Orta Vadeli
Program’da ihracata yönelik e-ticaretin
geliştirilmesi gerekliliğinin ortaya konulması bu bağlamda önemli bir gelişmedir.
Ayrıca, yeni ticaret rejiminin önemli
EMİR YAŞAR DEMİRCİ / The East
Anatolian Development Agency Secretary
General
Border gates must be more
effective mutually
Recent agreements made between Turkey and Iran
especially on economic subjects are very pleasing.
The main problems frequently mentioned in our
trade with Iran are insufficient infrastructure,
personnel, technology and equipment at border
gates, especially in Gürbulak; exaggerated
bureaucracy and legislation applications and
arbitrary treatments at border gates, high customs
duties as Iran is not a member of the world
trade organization, some special taxes applied
especially on industrial products in addition
to customs duties, insufficient transportation
network and undoubtedly, economical structure
of Iran closed to foreign countries and financial
problems. There are many problems that can
be contained in these problems but unless these
basic problems that slow down and stop the
trade are settled, the trade relations of these two
countries will not raise to desired levels. The
recent abstract developments such as mutual
confidence inspiring declarations of these two
countries, senior level visits, agreements made
between these two countries- Preferential Trade
Agreement- coming to an agreement about
establishment of new railway line between TurkeyIran and most importantly, taking of steps by
political wills of both countries encouraging and
reassuring entrepreneurs about development of
bilateral trade are undoubtedly important steps.
Acceleration of money flow through development
of banking and finance sector, establishment
of a joint industrial zone for which no abstract
steps have been taken though it was negotiated,
development of logistical and transportation
networks, taking of measures against infringement
of brand and patent rights and establishment of
mutual environment of trust in terms of ensuring
stability are the important instruments to obtain
the said trade volume.
16
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
İTO İran’la terchl
tcaretn kapısını
fuarla açtı
İ
ran le Türkye Arasında
mzalanan Terchl
Tcaret Anlaşması, k
ülke lşklernde yen br
dönemn kapısını aralıyor.
İstanbul Tcaret Odası (İTO)
Başkanı İbrahm Çağlar, “1 Ocak
2015’te İran le Türkye arasında
Terchl Tcaret Anlaşması
yürürlüğe grd. İran’a yönelk
ambargo da gevşemeye başladı.
Türkye’y de olumsuz etkleyen
bu yaptırımlar tamamen
kalktığında, komşumuz İran’ı
muazzam gelşmeler beklyor.
İran kabuğunu kırarken mevcut
konjonktürden karşılıklı
yararlanmamız şart. 1-4 Şubat
2015’te Tahran’da lk kez
düzenlenen Türk Hazır Gym
ve Konfeksyon Fuarı’yla İran’ın
hazır gym pazarına Türkye
mzasını atmış olduk” ded.
İran-Türkiye ticaretinde iki önemli gelişme yaşandığını belirten İbrahim Çağlar,
“Bu gelişmelerin ilki geçen yıl Cumhurbaşkanımızın İran ziyaretinde İran Ticaret Bakanı ile birlikte ocak ayında imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması. Bu
anlaşma, 1 Ocak 2015’te yürürlüğe girdi.
Tercihli ticaretle birlikte hazır giyimde
uygulanan yüzde 100’lük gümrük vergisi
yüzde 40’a düştü. Diğer kritik gelişme ise
İran ile BM Güvenlik Konseyi’nin daimi
üyeleri arasındaki nükleer müzakerelerin 30 Haziran 2015’e kadar uzaltılması”
bilgisini verdi. Bu süreçte İran’a yönelik
ambargonun esnetildiğini söyleyen Çağlar, “Güven tazeleme aşamasında problemler yaşanmazsa, anlaşma kalıcı hale
gelecek ve yaptırımlar daha da gevşeyecek. Çok açık ki bu iki gelişme İran ile ticari ilişkilerimizde yepyeni bir dönemin
kapısını aralıyor. Bu işbirliği fırsatını çok
iyi değerlendirmeliyiz” diye konuştu.
İTO’DAN Tahran’da hazır gym fuarı
İbrahim Çağlar, Tercihli Ticaret
Anlaşması’nın yürürlüğe girmesinin ardından İstanbul Ticaret Odası’nın 1-4 Şubat 2015’te Tahran’da düzenlediği Türk
Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı’nın
büyük bir fırsat olduğunu söyledi. Çağ-
lar, şunları kaydetti: “Türkiye’nin İran’da
en şanslı olduğu sektörlerin başında hazır giyim geliyor. Tekstil ve hazır giyim,
Türkiye’nin en önemli ihracat sektörü. Bu
sebepler İTO’nun Tahran’da ilk kez düzenleyeceği bu fuara katılmanın önemini daha da artırıyor. Türk iş dünyası olarak 2015’te İran pazarında aktif olmalıyız. İran’ın hazır giyim pazarına Türkiye
imzasını atmanın tam zamanı. Fuara firmalarımızın gösterdiği büyük ilgi de bu-
nu kanıtlıyor. Önümüzdeki yıllarda komşumuz kalkındıkça ticaretimiz daha da
gelişecek.”
İTO’nun Türk Hazır Giyim ve Konfeksiyon Fuarı; Bayrampaşa Tekstilci ve Sanayici İş Adamları Derneği, Laleli Sanayici ve İşadamları Derneği, Merter Sanayici ve İşadamları Derneği, Osmanbey
Tekstilci İşadamları Derneği, Türkiye
Triko Sanayicileri Derneği’nin işbirliğiyle gerçekleştirildi.
Türkye’nn İran’da en şanslı
olduğu sektörlern başında
hazır gym gelyor. Tekstl
ve hazır gym, öneml br
hracat kalem.
İTO has opened the door of preferential trade with Iran at the Exhibition
Signed Turkey and Iran Preferential Trade
Agreement opens the door to a new term
between the two countries. İbrahim Çağlar,
Chairman of İstanbul Chamber of Trade and
Industry (ITO), says “The preferential Trade
Agreement was signed between Turkey and
Iran on January 1, 2015. Embargo on Iran has
been loosened gradually. When these sanctions
that also affect Turkey negatively are removed
completely, excellent developments will happen
in our neighbor Iran. While Iran is breaking
its shell, we have to mutually make use of the
existing conjuncture”. Çağlar, stating that
ready-made clothing is the leading sector Turkey
is successful in Iran, says “With the Turkish
Ready-Made Clothing and Garment Exhibition
organized by our Chamber for the first time
in Tehran on February 1-4, 2015, Turkey has
entered the ready-made clothing market of Iran.
The great interest shown by our important and
well known ready-made clothing brands to the
Exhibition is the most beautiful prove of this”.
İbrahim Çağlar, stating that two important
developments have occurred in the Iran –Turkey
trade, says “First of these developments is the
Preferential Trade Agreement signed between
our President of Republic and Iran Minister
of Trade in January month during his visit in
Iran. This agreement was enforced after a little
while on January 1, 2015. With the preferential
trade, 100 percent customs duty applied in
the ready-made clothing was decreased to
40 percent. The other critical development is
extension of nuclear negotiations between Iran
and permanent members of BM Security Council
until date of June 30, 2015.
Within this process, embargo on Iran has been
loosened. Unless any problem is experienced
during the trust restoring phase, the agreement
will be permanent and sanctions will be
loosened further. It is very clear that this
development opens the door of a very new
period in our commercial relations with Iran.
We have to benefit from this collaboration
opportunity.”
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
17
İran'la şbrlğ dünya barışı ve
ekonoms çn öneml
M. SUAT HACISALİHOĞLU
Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı
Dünya coğrafyası ve şu anki politikaya
baktığımızda bölgenin iki güçlü ülkesinin işbirliğinin, dünya barışı ve ekanamisi için önemini daha net görebiliriz. İki
ülke arasında son dönemde ticari, ekonomik ve sosyal birçok anlaşma gerçekleştirildi. Ancak bu anlaşmaları hayata geçirecek olan bizleriz. Uygulamacılar olarak
farklı davranırsak anlaşmalar havada kalır. Anlaşmaların uygulanması ile insanımız müreffeh ve ekonomimiz de güçlü hale gelebilecek.
Türkiye ile İran arasında potansiyellerin değerlendirilmesi için iş insanlarının
önünü açmak ve çalışmalarını kolaylaştırmak gerekiyor. Türkiye’de hazırlanan
yeni kanunlardan biri, yeni ticaret kanunu kapsamında yabancılara mülk satın
alma hakkı getirilmesine yönelik. Uygulamaya giren bu haktan İranlıların da yararlanmasını bekliyoruz.
Yine ticaretin gelişmesi için finans sektörüne ihtiyaç var. Bunun yolu da bankacılık alandaki çalışmalardan geçiyor.
Ancak son dönemlerde dış baskılar nedeniyle bankacılık uygulamalarında iş insanlarımızın bazı sıkıntılar yaşadığı bir
gerçek. Bankacılık sektörünün iki ülke
arasında gelişmenin önündeki engeli kaldırmasını ve de sektörün iyileştirilmesine katkı sağlamasını bekliyoruz.
Trabzon, k ülke arasında
tcaretn kld konumunda
Türkiye ve İran, İpekyolu koridoru üzerinde birbirine sınır olan yüksek stratejik
önem taşıyan ülkeler. Bugün, tarihin yeniden tekerrür ettiği üretimin ve teknolojik gelişmelerin Doğu’ya kayması, İpekyolunu yeniden hareketlendirdi. Dünya ticaretinin yüzde 19’u İpekyolu ülkelerinde
gerçekleşiyor. Bu yükselen ticari potansiyel, Batı ile Doğu arasındaki ulaşım koridorları başta olmak üzere yeni işbirliklerini de dayatıyor. İran, Türkiye için Türk
cumhuriyetleri ve Orta Asya ülkelerine
geçiş sağlarken, Türkiye de İran’a batı ül-
kelerine çıkış imkanı tanıyor. Bu anlamda da iki ülkenin ekonomilerini olumlu
etkiliyor. Tarihten gelen ticaret geleneği,
yakın geçmişte İran-Irak savaşı dönemlerinde Trabzon üzerinden yürütülen ve
İran transiti olarak adlandırılan ticaret
hız kaybetmiş olmasına karşın, son 12 yıldaki gelişmeler bu hattın yeniden önemini ortaya koyuyor. Her iki ülkenin dış ticaretinde önemli rolleri bulunan İran ve
Tcaretn gelşmes çn fnans
sektörüne htyaç var. Bunun
yolu da bankacılık alanındak
çalışmalardan geçyor. Ancak
son dönemlerde dış baskılar
nedenyle bazı sıkıntılar
yaşandığı br gerçek.
Türkiye ilişkilerinde Tebriz ve Trabzon
kilit önem taşıyor.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı M. Rifat
Hisarcıklıoğlu’nun yoğun çalışmaları ve
TOBB bağlı Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Türk-İran İş Konseyi Başkan ve Yönetim Kurulu ile İran’daki DEİK
Collaboration with Iran is
important for the world’s peace
and economy
M. SUAT HACISALİHOĞLU / Chairman
of Trabzon Chamber of Trade and Industry,
With consideration of the world’s geography
and current policy, the collaboration of two
important and powerful countries in the
region is important for the world’s peace and
economy. Recently, many commercial, social
and economical agreements have been realized
between these two countries. However, these
agreements will be actualized just by us. If we
behave different as implementers, agreements
will hang in the air. With implementation of
agreements, our people will be prosperous
and our economy will become more powerful.
We have to pay the way for the businessmen
and facilitate their studies to make use of the
potentials between Turkey and Iran. One of
the new laws regulated in Turkey is about
giving of right to foreigners to purchase
property under the scope of the new trade
law. We expect Iran people will also make of
this enforced right. Finance sector is needed
for development of trade. This can be done
through studies in the banking sector. However,
Türk-İran Konsey Eş Başkanı ve temsilcileri ile ticari ilişkilerin geliştirilmesinde önemli çalışmalar yürütülerek, bugünlere gelindi. Bu hususta iki ülke devlet
yetkililerinden gördüğümüz ilgiye müteşekkir olduğumuzu da ifade etmek isterim. Türk-İran İş Konseyi olarak İran
Ticaret, Sanayi ve Madenler odaları ile
yürüttüğümüz ortak çalışmalar ikili ilişkilerimize olumlu katkılar sağlıyor.
Trabzon Tebriz, Zencan ve Urumiye şehirleri arasında işbirliği için fırsatlar bulunuyor. 12 yıldan beri bu şehirler arasında ikili ilişkiler mevcut. Valilik, belediye
ve ticaret ve sanayi odaları arasında görüşmeler devam ediyor. Bu şehirler arasında kardeş şehir protokolleri uygulanıyor. Bugüne kadar birçok protokol ve anlaşmalar imzalanarak işbirliğinin önünü
açacak girişimlerde bulunuldu. Biz de bu
işbirliğinin daha üst seviyelere taşınması için karşılıklı ziyaretler gerçekleştirdik.
Bölgemizdeki yatırım fırsatlarını, İranlı
iş insanlarını Trabzon’da ağırlayarak anlatmak ve işbirliğini geliştirmek istiyoruz. Ayrıca, İran’ın Doğu Azerbaycan bölgesindeki yabancı yatırımcıların 85'ini
Türklerin oluşturması, bizler açısından
sevindirici. Bu alandaki işbirliğimizin yapılacak toplantılar ile daha da artacağına
inanıyorum.
our businessmen experience some problems in
banking applications because of the existing
foreign pressures. It is necessary to remove
the hindrance before the development of two
countries in the banking sector and improve
the sector. Trabzon is the key of trade between
Turkey and Iran;Turkey and Iran have a
frontier to each other on the Silk Road corridor
possessing high strategic importance. Today,
moving of production and technological
developments to the East as in the past has
reactivated the Silk Road. 19 percent of the
world trade is being realized in the Silk Road
countries.
This rising commercial potential enforces
new collaborations, mainly in terms of
transportation corridors between the West and
East. While Iran ensures passage for Turkey
to Turkic and Middle Asia countries, Turkey
ensures exit possibility to the West countries,
Europe for Iran. This fact positively affects
the economies of both countries. Though this
trade tradition coming from the past and the
trading carried out via Trabzon in Iran-Iraq
war periods , called as Iran transit, has lost its
acceleration, developments in the last 12 years
emphasizes the importance of this line again.
Tebriz and Trabzon play an important role in
foreign trade of these two countries.
18
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
“İran yatırımımızdan
aldığımız cesaretle
yen pazarlarda yatırım
arayışındayız”
G
übre Fabrkaları Türk AŞ'nn (GÜBRETAŞ), 2008
yılında İran Raz Patrokmya tesslern 656 mlyon
dolarlık yatırımla satın aldığını belrten Yönetm
Kurulu Başkanı İrfan Güvend, İran tecrübesyle farklı
coğrafyalara açılma konusunda cesaretlendklern
fade ett. İran'dak yatırımın kendlernn lk yurtdışı adımı
olduğunu kaydeden Güvend, “Yen uluslararası yatırım
arayışlarını, İran'dan aldığımız özgüvenle sürdürüyoruz”
dye konuştu. Fosfat hammaddesne sahp bölgelerde arayış
çersnde olduklarını kaydeden Güvend, “Fosfat kayası, Kuzey
Afrka bölgesnde çok bulunan br madde. O bölgedek ülkelerle
görüşüyoruz” ded.
Fosfatlı ürünler üreten bir tesis satın
alma ya da sıfırdan bir proje fırsatı kolladıklarını vurgulayan İrfan Güvendi, “Fas’tan Irak’a kadar olan bölgedeki ülkelerde süren görüşmelerimiz var.
Kârlılık ve fizibilite anlamında çalıştığımız birkaç proje var” bilgisini verdi.
İran’daki
yatırımları
Razi
Petrokimya’nın 877 dönüm arazi üzerinde kurulu, 11 fabrikası ve 2 bin 500’ün
üzerinde çalışanı olan büyük bir tesis olduğunu belirten Güvendi, “Yaklaşık 3.6 ton kurulu kapasiteye sahip Razi Petrokimya’da amonyak, kükürt,
sülfürik asit ve fosforik asit gibi gübre
hammaddeleri ile DAP, üre gibi gübreler üretiliyor. Bu ürünler, ağırlıklı olarak ihraç ediliyor. 2010 yılı sonunda Razi
Petrokimya’nın iştiraki olarak Raintrade Dış Ticaret A. Ş. İstanbul’da kuruldu”
bilgisini verdi. Razi Petrokimya’nın yıllık 126 bin ton fosforik asit üretim kapasitesine sahip Arya Posphoric Co. firmasının hisselerini de 2012’de bünyesine
kattığını kaydeden Güvendi, “Razi Tesisleri, İran ile Türkiye arasında önemli bir buluşma noktası, iki ülke arasında
önemli bir ticari köprü olma anlamı taşıyor. Biz de bu tesisin verimli hale gelmesi için çok gayret gösterdik. Razi, tarım
sektörüne girdi sağlayarak, katma değer
üreten önemli bir tesis ve sektörde global
bir marka” şeklinde konuştu.
2014 yılında gübre tüketiminin önceki
yıla oranla yüzde 5 daraldığını kaydeden
İrfan Güvendi, “Buna rağmen 2014’te
bir önceki yıldaki satış rekorumuzun
da üstüne çıkan bir performans gösterdik. Yılı 1 milyon 740 bin ton satışla kapattık. Bunun sonucunda pazardaki konumumuzu daha da güçlendirdik” dedi.
Razi Petrokimya’nın ise yine 1 milyon
400 bin ton gübre ve gübre hammaddesi satışı gerçekleştirdiğini aktaran Güvendi, “2014 yılı için 2.8 milyar TL civarında bir konsolide satış geliri bekleyen
GÜBRETAŞ’ın, bu alanda da yeni şirket
rekoruna ulaştığını tahmin ediyoruz.
Tüm bu faaliyetler sonunda yaklaşık 170
milyon TL de net kâr elde etmeyi bekliyoruz” açıklamasını yaptı.
2015 yılının ise kendileri açısından
daha iyi bir yıl olmasını beklediklerini söyleyen İrfan Güvendi, “2015 yılında yaklaşık yüzde 4’lük büyüme hedefiyle 1.8milyon ton katı gübre satışı
ve 1.7 milyar TL ciro bütçeledik. Razi
Petrokimya’da ise bu yıl 1.9 milyon ton
gübre ve gübre hammaddesi üretimi
ile 1.6 tonluk satış hedefleniyor. Bunların neticesinde konsolide ciromuzun 3 milyar TL bandına doğru yükselmesini bekliyoruz” diye konuştu. Satış
ve finansal alanda yakaladıkları ivmeyi, yeni yatırımlarla güçlendirmek istediklerini kaydeden Güvendi, “Özellikle
tamamlanmak üzere olan Kocaeli-Yarımca’daki yeni NPK fabrikası yatırımı
ve yılsonuna doğru tamamlamayı hedeflediğimiz amonyak tankı inşa projesiyle 2015 yılında üretim gücümüzü artıracağız” dedi.
“Iran has encouraged
GÜBRETAŞ in international
investments”
İrfan Güvendi, Chairman of the Board of
Directors of Gübre Fabrikaları Türk Anonim
Şirketi, stating that they have realized the
biggest foreign investment of Turkey in
Iran, expresses that they are encouraged for
investment in different geographies because of
their Iran experience.
Güvendi, stating that GÜBRETAŞ, established
in 1952 as one of the long-established
corporations in Turkey and one of the first
companies offered to the public, purchased
Iran Razi Petrokimya plants in 2008, says
“GÜBRETAŞ that purchased Iran Razi
Patrokimya plants in 2008 with the consortium
it was the leader of put its signature under
the biggest foreign industrial investment of
Turkey abroad though it is a company that
ensures input in the agriculture sector. Razi
Petrokimya is a big plant established on 877
decares land with its 11 factories and more
than 2500 employees. At Razi Petrokimya,
having about 3.6 tons installed capacity,
fertilizer raw materials such as ammonium,
sulfur, sulfuric acid and phosphoric acid
and fertilizers such as Dap and urea are
manufactured and mainly being exported
abroad. Raintrade Dış Ticaret A.Ş was
established in İstanbul at the end of 2010
year as a subsidiary of Razi Petrokimya.
In 2012, Razi Petrokimya incorporated the
shares of Arya Posphoric Co Company that
manufactures phosphoric acid in the same
region and has annual 126 thousand tons
phosphoric acid capacity. Razi Plant is
an important meeting point between Iran
and Turkey and as well, it is an important
commercial bridge between these two
countries. We have made a maximum effort
to make this plant productive. Razi is an
important plant that produces added value by
providing an input to the agriculture sector
and it is a global brand in the sector. For this
reason, we are very happy with our current
situation.”
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
19
Sbel Lojstk, verdğ hzmetler
çeştlendrmey hedeflyor
İ
stanbul, İzmr ve Trabzon
lmanlarından yaptıkları
taşımalarla İran pazarında
adı geçen frmalardan br
olan Sbel Lojstk, özel
proje sevkyatları başta olmak
üzere gümrükleme ve depolama
alanında da hzmetlern
çeştlendrecek. Sbel Lojstk
Genel Müdürü Erhan Gültekn,
“Dünya genelnde 5 bnden
fazla acente le sevkyat
trafğne sahbz. İran ve komşu
ülkelere neredeyse her türlü
emtayı taşıyoruz. Medkal
malzemeler, makneler, yedek
parçalar, plastk emta, nşaat
malzemeler, dayanıklı tüketm
malları, kıymetl malzemeler,
tehlkel maddeler, kuru gıda,
özel veya taşmalı proje yükler
bunlardan lk akla gelenler” ded.
Lojistik sektöründe faaliyet gösteren yeni bir firma olduklarını belirten Erhan
Gültekin, “Kuruluş olarak genç, fakat
personel olarak deneyimli bir yapıya sahibiz. Bu iki dinamiği birleştirerek, hem
yapısal hem de uluslararası taşımacılık
sektöründeki hizmet sahamızı geliştirdik ve UTİKAD üyeliği, R2, FIATA ve IATA belgeleriyle taşımacılık sektöründeki yerimizi yeterlilik ve yasallık zeminiyle sağlamlaştırdık” şeklinde konuştu.
Havayolu ve denizyolu taşımalarında
güçlü bir yapıya sahip olduklarının altını
çizen Gültekin, “Yüklemeleri İstanbul,
İzmir, Mersin ve Trabzon limanlarından
organize ediyoruz. Müşterilerimize, en
uygun taşıma şekli ve fiyatla yüklerini
nasıl alıcılarına ulaştırabilmeleri içinyardımcı oluyoruz. Tüm ülkelerden gelen malzemeleri hava, kara ve deniz yolu
ile Türkiye’ye getiriyor ve İran’a taşıyoruz” ifadelerini kullandı.
İhracata yönelik taşımacılığının yanı sıra ithalat sevkiyatlarında da hizmet
verdiklerini söyleyen Erhan Gültekin,
“Altyapı, iletişim ağı ve memnuniyet
odaklı hizmet içeren lojistik anlayışı ile
sadece ihracata değil ithalata da yönelik
taşıma hizmetleri de veriyoruz. İran’dan
Türkiye’ye petrol türevi hammadde, çinko veya blok mermer gibi malzemelerin
ithalatında hızlı ve güvenli servis sunuyoruz” diye konuştu.
İki ülke yetkili makamlarının, ilişkileri çok yönlü geliştirmek için çaba gösterdiğini aktaran Erhan Gültekin, ko-
nuşmasına şöyle devam etti: “İki ülkenin
de ekonomik potansiyelleri çok yüksek.
Karşılıklı 30 milyar dolarlık bir dış ticaret hedefinde anlaşılmış olması ve imzalanan Tercihli Ticaret Anlaşması kapsamında birçok üründe gümrük vergilerinin düşürülmesi; hatta sıfırlanması ile
ekonomik işbirliği yeni bir düzeye taşınmış oldu .”
"Türkye, İran'ın Avrupa'ya açılan kapısı"
İran'ın, Türki cumhuriyetleri ve Doğu
Asya'ya yapılan taşımalarda önemli bir
geçiş noktası olduğunu belirten Gültekin, “Türkiye’nin de İran’ın Avrupa’ya
açılan kapısı konumunda olması, lojistik
sektörünün bu bölgenin ekonomisi için
ne kadar hayati önem taşıdığını gösteriyor. Biz, Sibel Global Lojistik olarak iki
ülke arasında köprü olma vazifesini en
iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz. İki ülke
arasında taşımacılığı etkileyebilecek her
gelişmeyi sürekli izliyor ve taşımalarımızı müşterilerimiz için en uygun şekilde gerçekleştiriyoruz” dedi.
Sibel Logistic will improve
its service network
Tüm ülkelerden gelen
malzemeler; hava, kara ve
denz yolu le Türkye’ye
getryor ve İran’a taşıyoruz.
Sibel Logistic that has become specialized
in Iran market with transportations they
organize from İstanbul, Trabzon, İzmir and
Trabzon ports ensures transportation to
every region of Iran. Sibel Logistic General
Manager Erhan Gültekin, stating that they
have activities in logistic sector since 2011,
says “We as an establishment has a young but
experienced structure. By combining these two
dynamics, we have developed fast our service
area both in structural and international
transportation sector and secured our position
in transportation sector in terms of efficiency
and legitimacy with UTİKAD membership and
R2, FIATA and IATA certificates. By being the
member of international prestigious, reliable
and comprehensive agency networks, we have
possessed transportation traffic with more than
5000 agencies in all around the world. We
transport almost all commodities to Iran and
neighbor countries.
20
ülke
ran
18 Şubat 2015 / SALI
Darkoob Emrooz, Türkye’de
İran halısı eğtm verecek
İ
ran halılarını Türkye’de gerek satış gerekse eğtmle
tanıtmayı amaçlayan Darkoob Emrooz Halı ve El Sanatları,
önümüzdek aylarda halı dokuma kurslarına başlayacak.
İran’ın el sanatlarında dünya çapında en çok pek dokuma
halılar le tanındığını fade eden Emrooz Halı ve El Sanatları
Genel Müdürü Omd Reza Khorasan, “Bz İran’ın bu tecrübesn
sadece tcaret değl, eğtm olarak da Türkye le paylaşmak styoruz.
Bu doğrultuda geçtğmz yıl lk halı satış mağazamızı açtık. Bu yıl
çnde Ankara’da k mağaza daha açacağız” açıklamasını yaptı.
İpek ve yün halı üretiminin, İran’da
önemli ölçüde istihdam sağladığını dile
getiren Omid Reza Khorasani, bu kapsamda İran’da her yaş grubuna istihdam
sağlamaya çalıştıklarını belirtti. Khorasani, “İstihdam faaliyetlerimizin karşılığını aldık. Firmamız İran Devleti tarafından ‘Üstün Milli Girişimci’ ödülüne
layık görüldü. Çünkü son beş yıl içinde 500’den fazla kişiye dokuma eğitimi
verdik ve en az 10 bin kişi için iş imkanı
sağladık” dedi.
İran'da 400 bay le çalışıyor
Sadece dokuma için yünün ve ipeğin çizimi, renklendirilmesi ve hazırlanması
aşamasında fabrikalarında 120 çalışanın bulunduğunu kaydeden Omid Reza
Khorasani, “Dokuma işi İran’da eğitim
alan dokumacılarımız tarafından evlerinde, ustaların gözetiminde yapılarak
fabrikamıza gönderiliyor. Yurt içi ve dı-
şında şimdiye kadar birçok sergi konferans ve festivallere katılarak büyük ilgi
gördük” diye konuştu.
İran’da 400 bayi ile çalıştıklarını aktaran Omid Reza Khorasani, “İran sanatıyla ilgilenenler için hem üretim
“We will give Persian Carpet
Training in Turkey”
The general director of Darkoob Emrooz Carpet
and Handicrafts Limited Company, Omid Reza
Khorasani, aiming to introduce Persian carpets
in Turkey both with sale and training, says
carpet weaving courses will begin next month.
Khorosani, stating they are active in Iran since
2003 under name of Darkoob Emrooz şinketi,
says that “Among the Persian handicrafts,
silk weave carpets are the most known
carpets worldwide. This is also an important
employment subject in Iran. We want to share
yapıyor, hem de eğitim vererek, meslek sahibi yapıyoruz. Şubelerimiz, halı ustalarımız veya bu alanda özel eğitim almış mezunlarımız tarafından yönetiliyor” diye konuştu. Bugüne kadar
yüzlerce halının üretimini gerçekleştirdiklerini aktaran Khorasani, “Halılarımızın her birinin kendine özgü tasarımı
var. Yaptığımız tasarımları arşivliyoruz.
Bu tasarımlar şirketimizin kültür ve sanat uzmanları tarafından belirlenerek,
ustalarımız tarafından hayata geçiriliyor” dedi. Arşivlerinde yüzlerce farklı
tasarım bulunduğunu aktaran Khorasani, arşivlerine her hafta yenileri eklediklerini söyledi. Khorasani, bu anlam-
da kültürel bir hazine olma özelliği taşıdıklarını aktardı.
İran’da üretime halı ve duvar halısı ürünleri ile başladıklarını belirten
Omid Reza Khorasani, “Şu anda sektörün en büyük üretim kapasitesine ve dağıtım ağına sahip olan şirketlerinden biriyiz “ diye konuştu.
this experience of Iran with Turkey not only in
terms of trade but also of training. With this
regard, we opened our first carpet store last
year. We will open two showrooms in Ankara this
year”. Khorasani, stating that they, as Darkoob
Emrooz, are the leading company in Persian
hand woven carpet sector in terms of production
and employment, says “We commenced
production in Iran with carpet and tapestry. At
present, we are one the companies that has the
biggest production capacity and distribution
network in the sector”. Khorasani, emphasizing
that they have about 50 percent share in hand
woven tapestry market in Iran, says “At present,
through our more than 400 dealers, we both
make production for people who are interested
in this royal Persian art and give professional
training. Our branches are managed by our
carpet craftsmen or our graduates who have
taken special training in this field. Each of
hundreds of carpets we produced has a peculiar
design. We archive all of our designs. These
designs are determined by the culture and art
specialists of our company and realized by our
craftsmen. At present, new designs are added
in our archive consist of hundreds of different
designs. Within this framework, our archive has
a characteristic to be a cultural treasury.
ran
10 Şubat 2015 / SALI
ülke
21
ENV-EX, İran le ortak kurulacak
OSB'de yer almak styor
D
emr cevher üretm yapan br frma çn kurdukları
sstem le İran pazarına grdklern belrten ENVEX Pazarlama Toz Kontrol Sstemler Yönetm
Kurulu Başkanı Hasan Sarıgül, "Bu frmanın başka
sahalardak demr cevher tessler çn proje bazında
görüşmelermz devam edyor. İran pazarında Türkye'nn
faydalanableceğ nsan gücü ve enerj avantajı var. Türkye’de
se İran'ın faydalanableceğ ntelkl nsan gücü ve teknoloj le
desteklenen br sermaye bulunuyor. Bu avantajlar karşılıklı olarak
değerlendrlmel" şeklnde konuştu. Türkye ve İran arasında
ortaklaşa kurulması planlanan OSB'den de bahseden Sarıgül, burada
yer almak stedklern söyled.
Firmanın 2010 yılında Açık Alan Toz
Kontrol Sistemlerinin (ATS) üretimine başladığını söyleyen Hasan Sarıgül,
"2013 yılında imalatına başladığımız
otomatik kamyon tekerleği ve damper
yıkama sistemleri ile de çevreye duyar-
lı ürün yelpazimizi genişlettik. Tüm bu
alanlarda imalatları kendi fabrikamızda
yapıyoruz” diye konuştu.
Sarıgül, ayrıca açık alan toz sistemleri
yoğun toz konsantrasyonu olan fabrikalar, besleme bunkerleri, tünel çalışma-
ENV-EX will increase
its trade with Iran
ları, açık stok sahaları, kentsel dönüşüm
bina yıkımları, kamyon , kepçe, gemi, vagon yükleme-boşaltma esnasında meydana gelen tozu bastırma, suni kar yapma, koku giderme gibi alanlarda da çalıştıklarını aktardı.
Enveks, realizing the manufacturing of dust control
systems for cement plants, iron-steel plants,
thermal plants and about 1000 crushing-sieving
facilities, will increase its Iran market activities.
Hasan Sarıgül, Chairman of Board of Directors for
ENV-EX Pazarlama Toz Kontrol Sistemleri Limited
Company, stating they entered in Iran market with
a system they installed for a company making iron
ore production, says “our negotiations on project
basis for iron ore facilities of this company in
other fields still continue. There is a manpower
and energy advantage in Iran market that can be
utilized by Turkey. In the Turkish market, there is
a qualified manpower and capital supported with
technology that can be utilized by Iran. These
advantages must be assessed mutually”.
Download

İran - İSİAD