DİKKATİNİZE:
BURADA SADECE ÖZETİN İLK ÜNİTESİ SİZE ÖRNEK
OLARAK GÖSTERİLMİŞTİR.
ÖZETİN TAMAMININ KAÇ SAYFA OLDUĞUNU
ÜNİTELERİ İÇİNDEKİLER BÖLÜMÜNDEN
GÖREBİLİRSİNİZ.
SOSYOLOJĠ-II
KISA ÖZET
KOLAY AOF
SOSYOLOJİ-II
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 2
SOSYOLOJİ-II
içindekiler
1.ünite-Toplumsal TabakalaĢma ........................................................... 4
2.ünite-Toplumsal Cinsiyet Sosyolojisi................................................... 6
3.ünite-Örgütler ve Bürokrasi ................................................................. 9
4.ünite-KentleĢme ve Çevre ................................................................. 14
5.ünite-KüreselleĢme ve Toplum .......................................................... 20
6.ünite-Kimlik, Irk ve Etnisite.................................................................. 23
7.ünite-Nüfus ve Göç............................................................................. 25
8.ünite-Toplumsal Hareketler................................................................. 30
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 3
SOSYOLOJİ-II
1.ÜNĠTE-TOPLUMSAL TABAKALAġMA
TABAKALAġMA SiSTEMiNiN ALDIĞI TARiHSEL BiÇiMLER
TabakalaĢma sistemi, herhangi bir toplumda gözlemlenebilen eĢitsizlikleri ortaya çıkaran eğitim,
ekonomi, aile gibi karmaĢık sosyal kurumların hepsini birden içerir (Grusky, 2001:3).
Bu sistemi Ģekillendiren anahtar boyutlar Ģunlardır:
1) Bir toplumda belirli tip vasıĢarın/malların değerli ve arzu edilir olarak tanımlanması;
2) Toplumsal iĢbölümü çerçevesinde arzu edilen vasıĢarın/malların doktor, çiftçi, ev kadını gibi farklı
pozisyonlar veya meslekler arasında dağılması;
3) Toplumdaki sosyal hareketlilik mekanizması sayesinde değerli kaynaklar üzerindeki kontrolün
farklılaĢmasıdır.
Modern toplumda sivil toplum ile devlet iki farklı alanı temsil etmektedir. Sınıflar, mümkün olursa ancak
devlet dıĢında örgütlenebilmekte ve sonradan devlet katında temsil hakkı aramaktadır. Modern
toplumlarda bireylerin Ģahsi çıkarları ile yurttaĢ olmalarından kaynaklanan kamusal statüleri arasında
fark vardır. Sınıf bir kiĢinin rastlantısal özelliğidir; onun sosyal varlığını ve kimliğini doğrudan belirlemez
KLASiK TOPLUMSAL TABAKALAġMA KURAMLARI
Klasik toplumsal tabakalaĢma çalıĢmalarında Marx‟ın yaklaĢımına dayanan “sınıf ” ve Weber‟in
yaklaĢımına dayanan “statü” kavramları toplumlardaki eĢitsizlikleri anlamak için sosyologların en çok
kullandıkları kavramlar olagelmiĢtir. Marx sınıf çatıĢması kuramını on dokuzuncu yüzyılda ingiltere‟de
çok hızlı bir endüstrileĢmenin yaĢandığı, tarımın hızla çözüldüğü ve kentlere akın eden köylülerin
fabrikalarda iĢçi olduğu dönemde yazmıĢtır
Marx: Sınıf ÇatıĢması Kuramı
Marx‟ın öngördüğü toplumsal modelde yönetici sınıĢar toplumsal geliĢmeyi yönetilen sınıflar ile içine
girdikleri çeliĢkiye bağlı olarak biçimlendirir. Bu çeliĢki farklı toplumlarda farklı biçimler alsa da insanlık
tarihinin evrensel bir özelliğidir. Burjuvazi ile proleterya arasındaki iliĢki sömürü iliĢkisidir. iĢçiler
iĢverenler için “metalar ” üretirler ve karĢılığında salt hayatta kalmalarını ve emeklerini yeniden
üretmelerini sağlayacak kadar asgari bir ücret alırlar. iĢçi sınıfı iĢ bulduğu sürece yaĢayabilir ve
harcadığı emek sermayeyi arttırdığı sürece iĢ bulabilir (Scott, 1996: 59). iĢçi tarafından üretilen “artı
ürün”, iĢçinin aldığı ücret ile ürettiği ürünün değeri arasındaki fark, sermayedar tarafından tahsis edilir
ve sermaye birikimine yol açar. Kapitalizm sürekli kendi yapısını dönüĢtürür. Marx çeliĢkili sınıf
durumlarından da bahsetmiĢtir.Marx, kapitalist toplumlardaki köylülüğü feodal geçmiĢin kalıntıları
olarak, küçük zanaatkârları ise küçük üretimin kalıntıları olarak düĢünmüĢtür
Weber: Sınıf, Statü, Parti
Weber‟e göre sınıĢar sahiplik iliĢkilerinin pazar iliĢkilerine bağlı kazanım fırsatlarına dönüĢmesi ile
gerçek anlamda ortaya çıkar. Weber, temelde iki anlam üzerinde durmuĢtur: Rantiyenin sahiplik eğilimi
ve giriĢimcinin kazanım eğilimi. Rantiye bir objeyi sahiplenmekten dolayı elde edeceği kazançla
ilgiliyken giriĢimci ticari becerilerini objenin iĢletilebilmesi için kullanır. Weber‟e göre “sosyal sınıf ”
bireysel ve kuĢaklararası sosyal hareketliliği kolaylaĢtıran ve tipik hâle getiren sınıf durumlarının
toplamıdır. Ona göre sınıf durumları arasındaki engeller önemli sayıda insan tarafından aĢılamayacak
kadar keskin değildir.
Sınıflar ekonomik düzen içinde yer alır; “statü grupları” ise “onur” dağılımının yer aldığı toplumsal
alandadır. SınıĢar ve statü grupları hem birbirlerini hem de hukuk düzenini etkiler ve hukuk düzeni
tarafından etkilenir. Statü grupları giderek kendi içlerine kapandıkları için istihdam fırsatları konusunda
da ayrıcalığa sahip olur ve bu fırsatlar statü grubunun üyelerine ayrılmıĢ özel makamlar hâline gelir.
Weber ekonomik güçle ortaya çıkan sınıf ve sosyal prestij göstergesi olan statünün yanı sıra “parti ”
kavramını da tabakalaĢmanın farklı bir boyutu olarak öne sürmüĢtür.
Durkheim, Parsons, Davis ve Moore: Fonksiyonalist Kuramlar
Fonksiyonalist yaklaĢıma göre ekonomik eĢitsizlikler en kalifiye insanların en iyi iĢlere sahip olmalarına
hizmet eder. Bu yaklaĢıma göre ücretler, bireylerin beceri kazanmak için yaptıkları yatırımın ve
yeteneğin karĢılığıdır. Bir toplumda hangi iĢlerin sosyal açıdan daha değerli olduğuna dair geliĢtirilen
ortak akıl eĢitsizliklerin meĢru kabul edilmesine yol açar (Davis & Moore, aktaran Grusky, 2001: 56).
Dolayı sıyla sınıf sistemi fonksiyoneldir: Toplumların en verimli Ģekilde iĢlemesini ve çeliĢkiler
çıkmamasını sağlar. Fonksiyonalist kuramlar göçmen grupların birlikte oluĢturduğu yeni bir devlet olan
Amerika‟nın “kaynaĢan pota” (melting pot) imajına sahip olmasına yol açmıĢ ve bu imajı destekleyici
yaklaĢımlar bu kıtada ön plana çıkmıĢtır. Buna karĢılık fonksiyonalist kuram, aristokrasinin ve
feodalitenin yerini alan ticaret/endüstri burjuvazisinin güçlendiği ingiltere‟de sınıf çatıĢmalarını yok
saydığı için eleĢtirilmiĢtir. Bireylerin iĢgal ettikleri pozisyonlar kurumsallaĢmakta ve onların kimliklerini
oluĢturmaktadır. Dolayısıyla, statü açısından tabakalaĢma, herhangi bir toplumda oluĢmuĢ ortak
değerler ıĢığında bireylerin birbirleri hakkında yaptığı öznel değerlendirmelere dayanmaktadır.
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 4
SOSYOLOJİ-II
Mosca ve Mills: Elit Kuramları
Elit kuramları Marx‟ın sınıf kuramındaki burjuvazi proleter karĢıtlığı yerine, elitler ile yığınlar arasındaki
kutuplaĢmaya vurgu yapar. Bu kuramda elitlerin dönüĢümlü olarak iktidarı ele geçirmesi söz konusudur
Mosca (aktaran Grusky, 2001: 198-201), tarihin her döneminde yönetici azınlığı oluĢturan bireylerin
içinde bulundukları toplumda itibar gören ve onları yönetilen kitleden ayıran bazı özellikleri nedeniyle
etkili olduklarını öne sürmüĢtür. Mills (1956) klasik sayılan “Muktedir Elitler” (The Power Elite) adlı
eserinde Amerikan toplumunda ulusal gücün askerî, ekonomik ve politik alanlarda toplandığını ve bu
üç alanın birbirlerinden bağımsız hareket etmediğini öne sürer. Yüksek düzeydeki siyasetçiler,
hükûmetlerin baĢında bulunan yetkililer ve generaller kurumsal gücü kullanan elitlerdir.
Bourdieu: Sınıfın Yeniden Üretimi
Bourdieu‟ya göre sosyal sınıĢar “habitus ” ile ortaya çıkar. Habitus yaĢam pratiklerini ve bu pratiklerin
algılanmasını örgütleyen bir dizi düĢünce, davranıĢ ve beğeni kalıpları için kullanılan bir kavramdır.
Habitus sosyalleĢme ile ortaya çıkar ve kiĢilere neleri yapıp neleri yapamayacaklarına dair baĢtan
sınırlar koyar. Genel anlamda yaĢam tarzı olarak tanımlayabileceğimiz kültür farklılıkları açısından
incelendiğinde de iĢçi sınıfı ile burjuvazi arasında farklar vardır. iĢçi sınıfı Ģimdiki zamanda yaĢar ve
günlük hayatını o gün içinde sosyalleĢerek kurar. Çünkü ileriye dönük beklenti yaratacak maddi güce
sahip değildir.
TOPLUMSAL TABAKALAġMADA YENi YAKLAġIMLAR
Klasik toplumsal tabakalaĢma çalıĢmalarında Marksist literatüre dayanan sınıf ve Weberyen literatüre
dayanan statü kavramları toplumlardaki eĢitsizlikleri anlamak için önemliydi. Toplumlarda denge ve
harmoniden yana olan Durkheim dahi kalıtımdan gelen temel ayrıcalıkları ortadan kaldırmadan ideal bir
düzen olarak tanımladığı meritokrasiye ulaĢamayacağımızı öne sürmüĢtü.
Postmodern Kuramlar ve Endüstri Sonrası Toplum Kuramı
Postmodern kuramların iddiası Ģudur: Genel olarak yirminci yüzyılın ikinci yarısında özellikle Batı
toplumlarında, moderniteyi meydana getirmiĢ olan eski kurumsallaĢmalar ve yapıların içerdiği sosyal
iliĢkiler çökmekte ve daha karmaĢık, iç içe geçmiĢ sosyal gruplar ortaya çıkmaktadır.
Sosyologlar arasında sınıĢarın giderek çözüldüğüne ve sosyal iliĢkilerin akıĢkanlaĢtığına dair
düĢünceler, daha ziyade sosyal psikolojik bir kategori olan kimlik kavramının ön plana çıkmasına yol
açmıĢtır. Postmodern kuramlara göre kimlik kavramı da tutarlı bir ünite olmaktan çok, yaĢantılarımızı
birbiriyle çeliĢebilen, hatta çatıĢabilen boyutlarda yaĢayabildiğimize iĢaret etmektedir. Marksist
yaklaĢımlarda yapı ve aktör arasındaki bağı kuran bilinç kavramıydı ama bu kavram oldukça
sorunluydu. Endüstri sonrası toplum kuramcıları arasında yer alan Esping Andersen‟e (1993) göre Batı
toplumlarında kapitalist sınıfın artan gücüne karĢılık iĢçi sınıfının, özellikle fabrika bazlı imalat
üretiminde çalıĢan ve Marksist teoride proleter olarak adlandırılan sınıfın gerek sayısı gerekse gücü
azalmaktadır. Marksist proleterleĢme tezi sürekli revizyona uğramıĢ ve özellikle kamu sektörü
çalıĢanlarına uyarlanmıĢtır. ProleterleĢme tezinin önemli bir ismi Braverman (1974), yeni teknolojinin
emek sürecinin parçalanmasına yol açtığını; e-teknolojinin kullanılmasıyla zihinsel emeğin otomasyonu
kullanan el emeğine dönüĢtüğünü ileri sürmüĢtür.
TABAKALAġMADA ETKiLEġiM DiNAMiĞiNiN BOYUTLARINI BiRLiKTE
DÜġÜNEBiLMEK: TOPLUMSAL CiNSiYET, ETNiSiTE/IRK VE YAġ
Kapitalist ekonomik sistemin giderek küreselleĢmesi ve feminist kuramların klasik sosyoloji kuramlarını
sorgulamaya baĢlaması, sınıf ve statüye dayanan hiyerarĢilerin yanı sıra toplumsal cinsiyet, ırk/etnisite
yaĢ ve kimlik kategorileri üzerinden biçimlenen sosyal ve ekonomik eĢitsizliklerin daha fazla
sorgulanmasına yol açmıĢtır. Toplum içindeki fonksiyonlarını bedensel/ruhsal engellerinden dolayı
„normal‟ kabul edilen bireyler gibi yerine getiremeyen ve genel olarak „özürlü‟ kabul edilen bireylerin
yanı sıra, farklı cinsel tercihlerinden dolayı dıĢlanan bireylerin de sosyal eĢitsizlikler yaĢamakta olduğu
daha fazla kabul görmeye baĢlamıĢtır. Batı toplumlarında toplumsal hareketlerin ortaya çıkmasıyla bu
tür eĢitsizlikler daha fazla görünürlük kazanmıĢtır. Ancak henüz toplumumuzda bu tür eĢitsizlikler
yeterince görünürlük ve inceleme alanı kazanamamıĢtır. Toplumsal cinsiyet tarih boyunca üretim
iliĢkilerinin bir parçası olmuĢtur. Bütün toplumsal eĢitsizliklerin kökeninde yatan nedenin kapitalizm
olduğunu öne süren Marksist görüĢ “kadınların kurtuluĢu sınıf mücadelesine bağlıdır ” önermesini
ileri sürmüĢtür. Bu görüĢe göre, kadın iĢçiler düĢük ücret aldıkları için iĢçi sınıfı kadın ve erkekler olarak
bölünmekte ve aile korunmaktadır ki bu yolla iĢverenler kâr etmektedir. Günümüzde, Avrupa
ülkelerinden herhangi birinde göçmen iĢçi olmak, herhangi bir ülkede yaĢayan azınlık olmak ya da
küresel göç ile bağlantılı kadın ticaretine maruz kalmak gibi durumların hepsi genel anlamda gerek
toplumsal cinsiyet, gerek sınıf gerekse etnisiteye dayalı ayrımcılıkların bir arada bulunabileceğini ve
tabakalaĢma sisteminde rol oynayabileceğini göstermektedir
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 5
SOSYOLOJİ-II
TÜRK TOPLUMUNDA TABAKALAġMANIN ÜRETiMi VE YENiDEN ÜRETiMi
ÜZERiNE BAZI GÖZLEMLER
Kandiyoti‟ye (2003:19) göre, Türkiye‟de sosyo-ekonomik dönüĢüm ve toplumsal tabakalaĢmayı
anlamaya çalıĢan sosyolojik yaklaĢımlar, modernleĢme paradigmasının etkisinde, kırsal yapının ve
kırsal değerlerin yerini kentsel yapı ve değerlere bırakacağı beklentisi içinde olmuĢtur. Toplumsal
tabakalaĢma konusu siyasi oluĢumların dönemsel özellikleri çerçevesinde anlaĢılmaya çalıĢılmıĢtır.
1980‟lerden itibaren ve günümüzde Türkiye‟de sınıf kültürleri küresel biçimde yayılan tüketim
kalıplarının da etkisiyle yeniden biçimlenmektedir. Bugün toplumumuzda egemen olan zenginlik ve
burjuvazi imgesi genelde gösteriĢçi tüketim ve meĢru olmayan yollardan edinilen servet anlayıĢını
çağrıĢtırmaktadır. Osmanlı‟da önemli bir tabakalaĢma simgesi alaturka alafranga ayrımıdır. Geleneksel
19. yüzyıl Osmanlı evlerinde hangi tabakadan olursa olsun, herkes bir odanın ortasında kurulan sininin
etrafında oturarak ve kaĢıkla ya da elleriyle yemek yemekteydi.
Türk toplumunda günümüzde orta sınıĢar arasında, özellikle metropollerde, „kirlilikten‟, sokak
yaĢamından ve toplumsal heterojenlikten kaçmaya yönelik bir arzu geliĢtiğinden bahsetmektedir.
Bunun sonucunda giderek artan uydu kentler ve site yaĢamları oluĢmaktadır istanbul‟da görece yeni
geliĢmiĢ bir yerleĢim bölgesi olan Ümraniye‟deki kentsel iliĢki ağları ve toplumsal tabakalaĢma üzerine
araĢtırmasında, gecekondularda yaĢayan grupların da artık homojen olmadığını ortaya koymuĢtur.
YaĢam tarzlarına iliĢkin sorulara verilen yanıtlardan istanbullu hane reislerinin yarıya yakınının hiç tatil
yapamadığı anlaĢılmaktadır. Kentli esnaf/marjinal/gruplarla küçük burjuvazinin tatil yapma
eğilimleri/alıĢkanlıkları veya olanakları diğer gruplara göre daha düĢüktür. Türkiye küreselleĢme
sürecine 1980‟lerde dıĢ ticarette liberalleĢmeye giderek ve uluslar arası finans ağı ile bütünleĢerek
katılmıĢtır.
2.ÜNĠTE-TOPLUMSAL CĠNSĠYET SOSYOLOJĠSĠ
BiRiNCi ETKiLEġiMCi BAKIġ AÇISI
Bu etkileĢimci bakıĢ açısı, etnometodolojistlerin toplumsal cinsiyetin oluĢturulduğuna yönelik görüĢünü
içerir. Toplumsal cinsiyet sanal olarak bütün toplumsal durumlarda oluĢturulmuĢtur, toplumsal cinsiyet
kategorileri her zaman vardır ve buna göre diğerinin davranıĢı yorumlanır. Sonuç olarak toplumsal
cinsiyet her yerdedir
iKiNCi ETKiLEġiMCi BAKIġ AÇISI
Statü özellikleri kuramı olarak adlandırılan ikinci bakıĢ açısına göre, cinsiyetimiz aracılığıyla
değerlendirilmek toplumsal beklentiler ve kliĢeler üretir. Erkekler kadınlardan daha olumlu olarak
değerlendiriliyorsa bu cinsiyet kategorisinin bir statü değeri olduğunu gösterir.
ÜÇÜNCÜ ETKiLEġiMCi BAKIġ AÇISI
Üçüncü etkileĢimci bakıĢ açısına göre ise toplumsal yaĢamdaki benzerliklerin toplumsal cinsiyet
iliĢkilerini ve kadın-erkek iliĢkilerini anlamak için önemli olduğunu varsayar.
Toplumsal cinsiyetin eĢitsizlik iliĢkilerini düzenleyen üçüncü bakıĢ açısı olan kurumsal bakıĢa göre ise
toplumsal cinsiyet, var olan sosyolojik kurumlar içerisinde kadınların ve erkeklerin konumlarını
toplumsal olarak yeniden tanımlar ve kurar.
Toplumsal Cinsiyet
Berktay‟a (2011: 8) göre “toplumsal cinsiyet”, biyolojik cinsiyetten farklı olarak toplumsal ve kültürel
olarak belirlenen ve dolayısıyla içeriği yere ve zamana göre değiĢebilen „cinsiyet konumu‟ ya da „cins
kimliği‟dir. Yalnızca cinsiyet farklılığını belirtmekle kalmaz, aynı zamanda eĢitsiz güç iliĢkilerini de
belirtir. Her ne kadar toplumda yaĢayan bireylerin toplumsal cinsiyet rollerinin biyolojik cinsiyetlerinden
farklı olarak ele alındığını söylesek de genel eğilim biyolojik cinsiyete göre değerlendirmektir.
Toplumsal cinsiyetin en güzel tanımlamalarından birini C. MacKinnon yapar. Ona göre “cinsiyetler
arası eĢitsizlik kiĢinin niteliği olarak durağanlaĢtırıldığında toplumsal cinsiyet biçimini alır; kiĢiler
arasında bir iliĢki olarak hareket ederken ise cinsellik biçimini alır. Toplumsal cinsiyet, erkekler ile
kadınlar arasındaki eĢitsizliğin cinselleĢtirilmesinin katılaĢmıĢ hâlidir”
FEMiNiST KURAMLAR VE TOPLUMSAL CiNSiYET SOSYOLOJiSi
Toplumsal cinsiyet kuramının sosyoloji literatürüne girmesi ve kadın sosyolojisi disiplinine dönüĢmesi
ile birlikte ayrı bir feminist kuram literatürü ortaya çıkmıĢtır. Kadınların yapısal konumlarının ve
deneyimlerinin erkeklerden farklı olduğu göz ardı edilerek cinsiyet farklılığı önemli ve açıklayıcı bir
kavram olarak sunulmuĢtur. Erkeklerin kadınları ezdikleri ve baskı altına aldıkları görmezden gelinerek
doğal kabul edilmiĢtir Abbott, Wallace ve Tyler (2005)‟a göre kadınların ezilmelerini sorgulayan ve
müdahale eden feminizmin özellikleri feminist araĢtırma, feminist kuram ve feminist siyasettir. Feminist
araĢtırma erkekler ve kadınlar arasındaki temel toplumsal farklılıkları ve eĢitsizlikleri açıklayıp
belgelerken, feminist kuram bu farklılıkları ve eĢitsizlikleri açıklayarak tespit eder. Feminist siyaset ise
kadınlar ve erkekler arasındaki eĢitsizliklere müdahale etmeye ve direnmeye çalıĢır.
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 6
SOSYOLOJİ-II
Kolayaöf.com 0362 233 8723
Sayfa 7
Download

AÖF SOSYOLOJİ II ders notu için tıklayınız!