Merhaba sevgili okuyucularımız. Büyük sevinç ve heyecanla dergimizin ikinci sayısını yayımlıyoruz. Birinci sayımızda aldığımız olumlu tepkiler
için hepinize teşekkürü bir borç biliriz.
Dergimizin içeriğinde bilim ve teknolojideki gelişmeleri, hastalıkları
ve tedavisi ile ilgili bilimsel süreçleri, bilim dünyasındaki insanları, meslekleri, çevremizdeki bitki ve hayvanları sizinle paylaşmak istedik.
Bu sayıda Dodurga’daki madenden yola çıkarak kömür oluşumu ve
kömürün çıkarılması hakkında sizlere bilgiler sunmak istedik.
İlçemizde bulunan bir diğer zenginlik kaparidir. Kapari bizim ve ilçemiz için sayısız faydalar sağlamaktadır. Bu sayımızda da kaparinin faydalarını
sizler için dergimizde paylaştık. Kömür işletmesi ve kapari ekim alanları ilçemiz insanlarına iş imkanları ve maddi gelir sağlamaktadır.
Bu sayımızın oluşması için öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz büyük
bir istek ve özveri ile çalışmışlardır. Kömür işletmesini ve kapari tarım alanları hakkında edindikleri bilgileri birebir gözlemlemek adına buraları ziyaret
etmişler ve çalışanlarla görüşmeler yapmışlardır.
Derginin bu sayısında emeği geçen saygıdeğer öğretmenlerimize ve
sevgili öğrencilerimize teşekkür eder, hayatınızın bilim ve teknoloji ışığıyla
aydınlanmasını dilerim.
ZEYNEP GAMZE YÜKSEL
EDİTÖR
İÇİNDEKİLER
MESLEKLERİ TANIYALIM …………….. 1
29 EFSANE BİLİM İNSANI TEK FOTOĞRAFTA …………….3
DÜNYAYI BİR KEDİNİN GÖZLERİNDEN GÖRELİM …………..4
GÜNEŞ SİSTEMİ DIŞINDAKİ DEV GEZEGEN …………………. 6
PAÇAVRA HASTALIĞI…………………….8
İBN-İ SİNA ……………………………..9
GÜNEŞ HAKKINDAKİ 10 ÇARPICI GERÇEK…………..11
DÜNYANIN EN ZEHİRLİ 7 HAYVANI ……………………...13
İLGİNÇ BİLGİLER ………………………..15
KAPARİ ……………….. 16
TARİHTE İLK DENİZALTI …………...18
KARA ELMAS ………………..19
BİYOLÜMİNESANS …………………….21
ATIK PİL TOPLAYALIM
……………………. 23
DOWN SENDROMU …………………..24
EN TEKNOLOJİK ÜRÜNLER ………………………...25
PASTEUR ………………………….26
BULMACA …………………..28
BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI………………..30
BUNLARI BİLİYOR MUSUNUZ? ……………….31
Yıl:1 Sayı:2
NİSAN 2014
SAHİBİ:
Dodurga Çok Programlı Lisesi
Müdürü Sinan MOL
EDİTÖR
Zeynep Gamze YÜKSEL
YAYIN KURULU
Ramazan KARAKÖSE
Gülfer BEKİL
Necla Mihrimah HAMAMCI
Fatih DİNÇ
YAYIN EKİBİ
Serhat KARADEMİR
Aslı SEVİÇ
Eren ARSLAN
Ahu ÇOLAK
Enes BOLAT
Cansu DERTLİ
Mehmet Buğra AKBAŞ
Cansel KAYA
Bünyamin İPEK
Ebru ÇETİN
Furkan BİÇER
Ezgi İRDELİ
Hilal KARAKAYA
İlknur KAPLAN
Merve DOĞAN
Nergiz KABAKÇI
Pınar EROL
M.Veli Yiğit
Sündüs YALÇIN
Zehra GÖKMEN
MESLEKLERİ TANIYALIM
Sevgili Gençler;
Kişinin geleceğini belirlemesinde dönüm noktası olan meslek seçimi doğru ve isabetli
karar vermesiyle beraber tüm hayatını etkilemektedir. Çalışma hayatı kişinin mutluluğunu etkileyen en önemli faktörlerden birisidir. İlgi ve yeteneklerimizin farkına varıp gelecekte mutlu
olabilmek , kendimize ve insanlığa faydalı olabilmek uygun olan mesleği seçmekten geçer.
Doğru ve uygun mesleği seçebilmek için de; kişinin hangi işleri ne derece yapabildiğinin farkın-
da olması, çeşitli konulardaki yeteneklerini doğru, gerçekçi ve ayrıntılı olarak değerlendirebilmesi, kişinin bir eğitim ortamından, bir çalışma alanından , kısaca bir meslekten neler beklediğini açık ve net bir biçimde ifade edebilmesi, mevcut seçenekleri inceleyip, başka seçenekler
olup olmadığını araştırması, seçeneklerin her birinin isteklerine ve koşullarına ne derece uygun
olduğunu değerlendirerek; istenilir yönleri en fazla , istenmeyen yönleri en az ve erişme olasılığı en yüksek olana yönelmesi gerekir.
Kısaca özetleyecek olursak ; kişinin hangi alanda ne kadar yeteneğe sahip olduğunu,
nasıl bir çalışma ortamında ne gibi işleri yapmaktan hoşlandığını ve mesleğinden ne gibi yararlar beklediğini bilerek meslek seçmesi hem yapacağı işte başarıyı hem de mutluluğu beraberinde getirmektedir.
Başarı ve mutluluğun birleştiği kendinizi en iyi ifade edebileceğiniz meslekleri seçmeniz
dileğiyle…
İŞ GÜVENLİĞİ UZMANI
Özellikle 2013 yılında iş sağlığı ve güvenliği konusunda getirilen yeni anlayışlar bu mesleğin gelecekteki önemini ortaya koymuştur. Yapılan yeni düzenlemeyle her firma iş sağlığı ve güvenliği
uzmanı çalıştırmak zorunda. İş sağlığı ve güvenliği uzmanı olabilmek için mühendis, mimar, teknik öğretmen olmak ya da üniversitelerin fen bölümlerinden mezun olmak gerekiyor. Ayrıca üniversitelerin ve meslek yüksek okullarının iş sağlığı ve güvenliği bölümünden mezun olanlar da bu
mesleği yapıyor. Ancak öncelikle Bakanlıkça yetkilendirilen eğitim kurumlarında 180 saat teorik
ve 40 saat uygulamalı eğitim almak şart.
AŞÇI
Meslek seçiminde pek önemsenmeyen mesleklerin arasında yer alan aşçılık iş
imkanı oldukça yüksek olan bir dal. Mesleğin gerektirdiği belli başlı özellikler
şunlardır: Aşçılar yiyecekle ilgili konulara ilgi duyan, bedence güçlü ve sağlıklı,
temiz, titiz ve sorumluluk sahibi, eli çabuk hızlı hareket edebilen kişiler olmalıdır.
1
ELEKTRİK-ELEKTRONİK MÜHENDİSİ
Bu alana olan ilginin artmasının sebebi uydu, cep telefonu gibi haberleşme sistemlerindeki hızlı gelişme oldu. Bu sebeple Elektronik mühendislerinin iş bulma şansı özellikle ülkemizde oldukça yüksek. Mesleğin gerektirdiği belli başlı özellikler şunlardır: Elektrik elektronik mühendislerinin üst
düzeyde genel akademik yeteneğe sahip, fen alanına özellikle fizik konularına ilgi duyan, başkalarını yönetebilme, başkaları ile işbirliği yapabilme gibi
kişilik özelliklerine sahip olmaları gerekir.
DİYETİSYEN
İnsanların yeterli, dengeli ve sağlıklı bir biçimde beslenebilmeleri
için yemek listelerinin hazırlanması, yiyeceklerin sağlığa uygun bir şekilde
pişirilip sunulması konusunda çalışan, var olan besin kaynaklarının ekonomik ve sağlık kurallarına uygun olarak kullanılmasını sağlayan ve bu konularda bireyi ve toplumu bilgilendiren meslek elemanıdır. Her geçen gün
obez bir toplum haline gelen Türkiye'de diyetisyenlik en çok aranan mesleklerden biri haline geldi. Mesleğin gerektirdiği belli başlı özellikler; fen
bilimlerine özellikle kimya ve biyoloji ye ilgi duyan, dikkatli, sorumluluk
sahibi...
FİZYOTERAPİST
Yaralanma, hastalık, doğuştan gelen özür, hareket
sistemi bozuklukları veya diğer durumlardan kaynaklanan
ağrı ve fonksiyon bozukluklarından yakınan kişilere hekimin tanısına uygun bir fizik tedavi programını planlayan ve
uygulayan kişidir. Mesleğin gerektirdiği belli başlı özellikler
şunlardır: Fizyoterapistlerin fen bilimlerine özellikle biyoloji ve fiziğe ilgili ve bu alanlarda başarılı, bedence güçlü ve
dayanıklı, göz ve ellerini eşgüdümle kullanabilen, sabırlı,
hoşgörülü, sevecen, dikkatli, sorumluluk sahibi kimseler
olmaları gerekir.
PSİKOLOG
Sürekli değişmekte olan ve yeni teknolojiye uyum sağlayan dünyamızda bireylerin yaşadıkları olumsuzlukları ortadan kaldırmaya yönelik
ihtiyaç bu mesleği gittikçe popülerleştiriyor. Mesleğin gerektirdiği belli
başlı özellikler ise; psikologlar normalin üzerinde genel akademik yeteneğe sahip ,üst düzeyde sözel yeteneği olan, insanlarla iletişim kurabilen ve bu konuda başarılı olan, başkalarının duygu ve düşüncelerini
anlayan ve etkileyebilen, kendisi ile barışık sabırlı ve hoşgörülü olmalıdır.
HAZIRLAYAN :FATİH DİNÇ
2
29 EFSANE BİLİM İNSANI TEK FOTOĞRAFTA
Yukarıda gördüğünüz fotoğraf 1927 yılında tarihteki en parlak bilimsel
zekaların buluştuğu beşinci Solvay Konferansı'nda çekildi.
Albert Einstein, Niels Bohr, Marie Curie, Erwin Schrödinger,
Werner Heisenberg, Wolfgang Pauli, Paul Dirac ve Louis de Broglie bu
buluşmadaki önemli isimlerden sadece birkaçıydı.
Bu bilim insanlarının yarıdan fazlası çoğunluğu fizik ve kimya
alanlarında olmak üzere Nobel Ödülleri'ne layık görüldü.
Ayrıca fotoğrafta görülen tek kadın olan Marie Curie de
iki farklı alanda Nobel Ödülü alan tek bilim insanıdır.
Hazırlayan: Serhat KARADEMİR
3
Dünyayı Bir Kedinin Gözlerinden Görmek
Bizim 30 metre uzaklıktan yakaladığımız net
görüşü kedilerin ancak 6 metre uzaklıktan
yakalayabildiğini biliyor muydunuz?
Dünya bir kedinin gözünden acaba nasıl
görünür? Kedi gözünün temel yapısı insanlarınkine bir hayli benzer. Ancak, kedilerin gözleri öyle farklı amaçlara uyum
sağlar haldedir ki, onların gördüğü dünya
bizim gördüğümüze benzese de farklılık
gösterir. Yırtıcı hayvan olduklarından dolayı, loş ışıkta hareketi iyi bir şekilde fark
etmeleri gerekir. Bunun da gerçekleşebilmesi için de insanların sahip olduğu belirgin ayrıntılardan ve renk algısından vazgeçmek durumunda kalırlar.
Kentsel ısı adasının ve deniz seviyesi yükselmesi yansımasının görüntülerini bize daha önce
sunan sanatçı Nickolay Lamm, en son projesinde dünyaya bir kedinin gözlerinden baktı.
İnsanlar ve kedilerin nasıl gördüklerini karşılaştırmak için Pensilvanya Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’ndeki göz doktorlarına ve bazı diğer hayvan gözü uzmanlarına danıştı. Bizim
görüşümüz yukarıda belirtilirken, bizim yanımızda duran bir kedinin aynı görüntüyü nasıl
gördüğü aşağıda belirtilmiştir.
4
Yukarıdaki fotoğraf kedinin gece görüşüyle bir fotoğraf
Kediler karanlıkta bizden 6-8 kat arası daha iyi görürler; çünkü retinalarında bizimkinden
daha fazla ışık çubuğu yani ışık alıcı hücresi bulunmaktadır.
Eliptik göz bebekleri loş ışıkta oldukça genişler; ama en ufak bir aralıkta aydınlık ışıktan hassas retinayı korumak için küçülür. Geceleri avlanmaları için kedilerde tapetum lucidum vardır. Tapetum lucidum, ışık çubukları tarafından emilmek için ikinci şansını deneyen, ışığı retinadan geçirip
gözün arkasına kadar ulaştıran bir yansıtır tabaka dokusudur. Fotoğraflarda gözlerinin ürkütücü
şekilde parlak çıkmasının sebebi de budur.
Kediler
karanlıkta bizden
6-8 kat arası
daha iyi görürler.
Kediler anatomik olarak güçlü, esnek bedenleriyle, hızlı refleksleriyle, keskin geri çekilebilen pençeleriyle ve küçük avları öldürmeye
uyarlanmış dişleriyle diğer kedigillere benzerler. Kediler insan kulakları
için çok zayıf ya da çok yüksek frekanstaki sesleri duyabilirler. Karanlığa
yakın ortamlarda görebilirler. Çoğu memeli gibi, kediler insanlara göre
daha zayıf renkli görüşe ve daha güçlü koku alma duyusuna sahiptir.
Hazırlayan: Serhat KARADEMİR
5
Güneş Sistemi Dışında Dev Gezegen Keşfedildi
ABD'deki Arizona Üniversitesi'nden bilim
adamlarının liderliğinde çalışan uluslararası
ekibin yaptığı araştırma, Güneş Sistemi
dışında yer alan dev bir gezegenin varlığını
ortaya çıkardı.
"HD 106906 b" adı verilen gezegen, Dünya'ya 299 ışık
yılı mesafedeki Crux Takımyıldızı'nda yer alan HD
106906 yıldızının etrafında dönüyor. Kütlesi, Güneş Sistemi'ndeki en büyük gezegen olan Jüpiter'in 11 katı büyüklüğündeki HD 106906 b, dev yapısı ve bağlı bulunduğu yıldızla arasındaki çok büyük mesafe nedeniyle bilim
dünyasında şaşkınlık yarattı.
Arizona Üniversitesi'nin internet sitesinde yayımlanan
yazıda, gezegenin bağlı bulunduğu yıldızla arasındaki
mesafenin, Dünya'nın Güneş'e ortalama uzaklığının 650
katı olmasının gezegen oluşumlarına ilişkin teorileri alt
üst ettiği vurgulandı.
Bundan 4,5 milyar yıl önce oluşan Dünya ile kıyaslandığında 13 milyon yıl önce oluşmuş genç bir gezegen olan
HD 106906 b, oluşum aşamasındaki ısısının bir kısmını
hala muhafaza ediyor. Bu nedenle 1500 santigrat derecelik bir yüzey sıcaklığına sahip olan gezegen, etrafına
gözle görülemeyen kızıl ötesi ışık saçıyor.
6
Gezegenin varlığını Şili'deki Atacama Çölü'nde bulunan Magellan Teleskobu üzerine yerleştirilen
termal kızıl ötesi kameralar yardımıyla keşfeden bilim ekibi, gezegenin bağlı bulunduğu yıldızla
birlikte hareket ettiğini ise Hubble Uzay Teleskobu'nun 8 yıl önce, başka bir araştırma programı
için elde ettiği verileri inceleyerek teyit etti. Megallan Teleskobu üzerindeki "Folded-port Infrared Echelette (FIRE)" spektrografı sayesinde keşfettikleri gök cisminin doğası ve yapısı hakkında
detaylı bilgiye ulaşan araştırmacılar, böylece HD 106906 b'nin bir yıldızın yörüngesinde dönen bir gezegen olduğunu bilimsel olarak ortaya koydu.
HAZIRLAYAN : SERHAT KARADEMİR
BÜNYAMİN İPEK
7
PAÇAVRA HASTALIĞI
Bir tür virüsün (influenza virüsü), solunum yollarına yerleşip, burada çoğalarak neden olduğu, hastanın hapşırması ya da öksürmesi sonucu başkalarına geçen, bulaşıcı bir hastalıktır.
Virüs, vücuda girdikten 1-2 gün sonra hastalığın belirtileri görülmeye başlar. Yerleştiği yerde çoğalmaya başlar. Daha sonra başka yerlere de yayılır ve bütün vücudu etkiler.
Her sene birçok insanın ölümüne bile yol açabilen ciddi bir hastalıktır. Yılın 1-2 ayı mutlaka grip salgını ortaya çıkar. Her yüz kişiden en
az 10′u bu hastalığa yakalanmaktadır. Sağlıklı kişilerde, 10 gün içinde
hastalık iyileşir; fakat bağışıklık sistemi zayıf ya da hasta olanlarda çok
tehlikelidir.
Çok kolay ve hızlı bulaşan bir enfeksiyondur. Kişi hapşırdığında
ya da öksürdüğünde virüs su damlacıkları halinde havada yayılır. Aynı
ortamda bulunan kişilerin bu havayı solumasıyla virüs burundan solunum yollarına girer ve buraya yerleşir. Böylece sağlıklı kişi de bu enfeksiyonla tanışmış olur. Bu virüsün az bir miktarı bile gribe yol açabilir. Vücuda girdikten sonra ortalama 2 gün kuluçka süresi vardır. Bu süre kısa
olduğundan çok çabuk yayılır.
Grip, virüs enfeksiyonu olduğu için tedavisi yoktur. Antibiyotikler tedaviye yaramazlar, çünkü antibiyotikler yalnızca bakterilere etki ederler. Yaklaşık
bir hafta içinde hastalık kendiliğinden iyileşecektir;
ancak doktora gitmek ve 3-5 gün iyice dinlenmek
gereklidir. Bol sıvı tüketilmesi de salgıların rahatça
dışarı atılmasını sağladığından iyileşmeyi hızlandırır.
HAZIRLAYANLAR: AHU ÇOLAK
8
İBN-İ SİNA
Türk-İslam bilim adamlarından olan İbn-i Sina 980 yılında Buhara yakınlarındaki Afşara'da
doğdu.
Filozof ve hekim olan Sina'nın çocukluğu parlak bir gelecek için faydalı geçmiştir. Güçlü
belleğe ve üstün zekâya sahip bu çocuk daha 14 yaşında bilgi yönünden hocalarını geçmişti. 16
yaşına geldiğinde ise yanında hekimler çalışıyordu. Derin bir dini ve tıbbi bilgi donanımına sahip
olduktan sonra 18 yaşında Buhara Sultanı Nuh bin Mansur'u tedavi etti. Bunun karşılığında Samani sarayının zengin kütüphanelerinden faydalanma imkânı buldu. Kütüphanede Farabi'nin günümüze ulaşamayan et-Ta'lim üs-sani adlı yapıtı da yer alıyordu. Eserden yararlanarak Aristoteles'in
metafiziği ile ilgili bilgiler edindi. Yine 18 yaşında dini bilgiler (Kur'an), edebiyat, felsefe, matematik, gökbilim, doğa bilimleri, tıp ve benzeri alanlarda döneminin en güvenilir bilginleri arasına girmişti. 21 yaşında ise medrese dallarının tümünde uzmanlaşmıştı.
Kendisinden sonraki Doğu ve Batı filozoflarının çoğunu etkileyen
İbn-i Sina, müzikle de ilgilenmiştir. 250'yi aşkın yapıtının başlıcası
olan Şifa ve Kanun, felsefenin temel yapıtı sayılarak, uzun yıllar
boyunca pek çok üniversitede okutulmuştur.
9
İbn-i Sina'nın yazmış olduğu El Kanun-i fit-Tıb
adlı eserinde bulunan ve sindirim sistemini
gösteren bir çizim





El-Kanun fi't-Tıp, (ö.s), 1593, "Tıpta Kanun" (Tıp ile ilgili zamanının bilgilerini ihtiva eder.
Orta çağda dört yüz yıl Batı'da ders kitabı olarak okutulmuştur. Latinceye on çevirisi yapılmıştır.)
Kitabü'l-Necat, (ö.s), 1593, ("Kurtuluş Kitabı" Metafizik konularda yazılmış özet bir eserdir. )
Risale fi-İlmü'l-Ahlak, (ö.s), 1880, (Ahlak Konusunda Kitapçık)
İşarat ve'l-Tembihat, (ö.s), 1892, (Belirtiler ile ilgili bir eserdir.)
Kitabü'ş-Şifa, (ö.s), 1927, (Mantık, matematik, fizik ve ilahiyat yani metafizik konularında
yazılmış on bir ciltlik hacimli bir eserdir. Birçok kereler Latinceye çevrilmiş ve ders kitabı
olarak okutulmuştur.) Mantık bölümü, mantık , musiki ve hitabet kitaplarından meydana
gelir. Matematik bölümünde aritmetik , geometri ve astronomi kitapları yer alır. Tabiat
veya fizik bölümünde ise, fizik, kimya, mineraloji yer alır.
HAZIRLAYAN:MERVE DOĞAN
10
GÜNEŞ HAKKINDAKİ 10 ÇARPICI GERÇEK
Gezegenimizi aydınlatan, mevsimleri oluşturan
doğuşu ve batışıyla her seferinde insanları büyüleyen Güneş’i
ne kadar tanıyoruz?
Dünyamızın da içinde bulunduğu uzay
sisteminin en büyük parçası olan, dakikada milyonlarca ton enerji üretebilen ve
Dünya’nın temel enerji kaynağı olması
bakımından hayatımızı devam ettirebilmemiz için muhtaç olduğumuz Güneş, 11
senelik devrini tamamladı.
11
Bilim insanları, Güneş hakkında 10 şaşırtıcı gerçeği açıkladı.
İşte o gerçekler:
1– Kendi etrafında saniyede 220 kilometre hızla dönüyor.
2– Yeryüzüne 109 adet, içine ise 1 milyon adet Dünya sığabilecek büyüklükte.
3– Bazı bölgelerinde değişse bile ortalama sıcaklığı 15 milyon derece.
4– Her 11 yılda bir dönüşünü tamamlayarak kuzey ve güney manyetik kutupları yer değiştiriyor.
5– Güneşin günümüzden 4.5 milyar sene önce meydana geldiği tahmin ediliyor.
6– Yüzde 75’i hidrojenden, geri kalanı ise ağırlıklı olarak helyumdan oluşuyor.
7– Ağırlığı 70 kilogram olan birisi Güneş’te ise 2 ton çıkıyor.
8– Yerçekimi kuvveti dünyadakinden tam 28 kat daha fazla.
9– Hareketlerine göre zaman zaman değişse bile dünyamızda yaklaşık 150 milyon kilometre
uzaklıkta yer alıyor.
10– Güneş ışınları 150 milyon kilometrelik mesafeyi 8 dakika 19 saniye kat ederek Dünyamıza
ulaşıyor.
HAZIRLAYAN: EREN ARSLAN
MUHAMMED VELİ YİĞİT
12
DÜNYANIN EN ZEHİRLİ 7 HAYVANI
Death Stalker
Dünya'nın en zehirli akrebidir. Ortadoğu'da yaşıyor.
Türkiye'de sarı akrep olarak biliniyor. 5-6 santimetre
boylarında ve 1 miligram zehri 15 bin fareyi öldürebilecek güçte ve insanı bir saatte öldürebiliyor.
Sydney Funnel
Dünyanın en zehirli örümceğidir. Türkiye'de web örümceği
olarak biliniyor. 2-4 santimetre boyundadır. Avustralya'da
yaşıyor. 1 miligram zehri 10 bin fareyi öldürebiliyor.İnsanı 1
saat içinde öldürüyor. 2 metre zıplayabiliyor.
Heloderma Suspectum.
Dünya üzerindeki en zehirli kertenkele türüdür. Türkiye'de Gila canavarı olarak biliniyor. Amerika'da
yaşıyor. Isırığı tedavi edilmezse ölümcül olabilir.
13
Inland Taipan
Dünyada bilinen en zehirli yılandır. Bir ısırığındaki zehir aynı anda 100 insanı öldürebilecek güçtedir. Avustralya'da yaşıyor. Kobradan 100 kat,
Kara mambo yılanından 50 kat daha güçlü zehiri
var. Zehiri 5 metre uzaktan etkilidir.
Box Jelly Fish
Dünyadaki en zehirli 3. yaratık bir deniz anasıdır.
Zehri 5 dakika içinde öldürebiliyor. Hint Pasifiğinde
yaşıyor. Dokunaçlarının boyu 3 metreyi bulabilir
Dort Poison Frog
O kimseyi ısırmıyor, o kimseyi sokmuyor. Ama zehri bilinen
en etkili zehirden bile 250 kat daha güçlü ve tüm vücudunu
kaplıyor. Onu ellediğiniz anda bile felç geçirebiliyorsunuz.
Eğer kazayla yutarsanız ölüm sizi 1 dakikadan daha az bir
sürede bulabiliyor. Kolombiya’da yaşıyor. Neredeyse vücudu zehirden yapılmış. 2 santim boyunda ve ellediğiniz anda
cildinin üzerindeki 400 ayrı alkali zehir derinize yayılıyor.
Eğer zehir kana karışırsa ölüm 1 dakikadan daha az zamanda geliyor.
Blue Ringed Octopus
Dünyadaki en zehirli bir diğer yaratık deniz ahtapotudur.
Zehri sadece 2-3 dakikada öldürüyor.
HAZIRLAYANLAR: İLKNUR KAPLAN
14
ilginç bilgiler
1 Nisan şakasının kökeni nedir ?
1564 yılında Fransa kralı IX. Charles, yıl başlangıcını ocak ayının birinci gününe aldı. Daha
önce Avrupa da yaygın olan yıl başlangıcı Mart 25 idi. O zamanki iletişim şartlarında IX
Charles’ın bu kararı fazla yayılamadı. Duyanlar ise protesto amacıyla eski adetlerine devam
ettiler.1 Nisan’da partiler düzenlediler. Diğerleri ise onları nisan aptalları olarak nitelendirdiler.1 Nisan’a bütün aptalların günü adını verdiler. Bu günde diğerlerine sürpriz hediyeler
verdiler, yapılmayacak partilere davet ettiler, gerçek olmayan haberler ürettiler. Yıllar sonra Ocak ayının yılın ilk ayı olmasına alışılınca, Fransızlar 1 Nisan gününü kendi kültürlerinin
parçası görerek devam ettirdiler. Oradan da bütün dünyaya yayıldı.
Bir hafta niçin 7 gündür?
Babilliler 7 günlük haftayı zaman birimi olarak kullanıyorlardı. İlk çağlarda bilinen beş gezegen
ile güneş ve ayın sayısının 7 oluşu bu sayıyı gizemli ve uğurlu kılıyordu. Daha sonra dinlerde
göğün 7 kat oluşu ve doğadaki ana renk sayısının 7 oluşu, müzik notalarının 7 oluşu sayının
önemini daha çok belirtti. Daha sonra Fransa takvim yapısını değiştirerek hafta sayısını 10 yaptı ama kabul görmedi. Rusya 5 günlük hafta uygulamasına geçti, o da tutulmadı. Sonunda yine
hafta 7 gün olarak kaldı.
Ateş böceği nasıl ışık saçar ?
Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bilimsel adı "Soğuk
Işık"tır. Bu ışık olayı, moleküler seviyede kimyasal bir işlemdir. Bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştürebildikleridir. Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden ışık elde etmede rol alan iki
ana kimyasal madde üretilmektedir. Fakat onlar da tam olarak ışık vermeye yetmediği için
böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi
gerekmektedir.
Bardaktaki buzlar niçin birbirlerine yapışırlar?
Buzun erimesi için yalnızca sıcaklık değil basınç da önemlidir. Dağlardaki buzulların kayma nedeni de budur. Basınçla alt tabaka erir ve kayma oluşur. Bir kabın içinde ya da bir bardakta üst üste
duran buzların her biri altındakine değdiği noktada bir basınç oluşturur ve bu noktada çok küçük
kısım erir. Buradan hareket eden su çok az yanda iki buz küpçüğünün birleştiği noktada tekrar
donar. İki buz parçası kaynak yapılmışçasına birbirlerine yapışır ve orada bir daha erime olmaz.
HAZIRLAYAN :NERGİZ KABAKÇI
15
Kapari (gebere) Nedir?
Yurdumuzda Akdeniz ikliminin hakim olduğu Batı Anadolu illeri başta olmak üzere, Orta
Anadolu’da Tokat ve civarında, Doğu Karadeniz ve Güneydoğu illerinde doğal olarak yetişen Gebreotu (Gebereotu), çalımsı yapıda, dik ve yatık olarak büyüyen dikenli bir bitkidir.
Fosfor, potasyum ve kalsiyumca zengin kalkerli ve killi
toprakları seven ve güneşten hoşlanan bir bitki olması
nedeniyle, güneye bakan yamaçlarda kendiliğinden
yetişir ve iyi gelişir. Capparaceae familyasından olan
gebereotunun Capparis spinosa ve C. ovata olmak
üzere iki türü mevcuttur.
Kaparinin Faydaları
1.Gut hastalığına
11.Multipl Skleroz MS hastalığı
2.Kabızlık giderici
12.Antitümör
3.İdrar söktürücü
13.Hemoroid
4.Balgam söktürücü
14.Dalak büyümesi
5.Solucan düşürücü
15.Kalça rahatsızlıkları
6.Ağrı kesici
16.Diş ağrıları
7.Romatizma
17.Karaciğer fonksiyonlarını
8.Felç
düzenleyici
9.İskorbit hastalığı
10.Kan bozuklukları
16
EROZYONUN PANZEHİRİ KAPARİ
Kapari bitkisinin erozyonu önleyici bir rolü vardır. Kapari bitkisinin
kökleri yaklaşık 80 metre derinliğe gittiğinden eğimli veya dere boylarındaki
arazilerin erozyona uğramasını engellediği gibi, bu arazilerin daha verimli ve
daha çok getiriyle değerlendirilmesini sağlar.
Bitkinin en önemli avantajlarından biri de budur. Erozyonu önlemek
için etkili bir bitki .Bitkinin her türlü şartta yetişmesi, özellikle eğimli ve verimsiz topraklarda da yetişebilmesi, verimsiz ve hasat elde edilemeyen toprakların en karlı şekilde değerlendirilmesini ve bunlardan hem üreticiye hem de
devlet bütçesine gelir elde edilmesini sağlar.
Kapari kurak iklimlerin bitkisi olarak bilhassa meyilli yüksek yamaç
toprak ve yamaçlarda yani erozyon tehlikesi olan alanlarda dolgu topraklarda
toprağı tutmak, toprak kaymasını önlemek için etkili bir bitki olarak tercih
edilmektedir. Erozyonu önlemede dikim aralık mesafelerinin sık olmasında
fayda vardır. Kapari aynı zamanda geç tutuşan bir bitki olması nedeniyle yangın riskini de minimum düzeye indirir.
HAZIRLAYAN :ASLI SEVİÇ
17
TARİHTE İLK DENİZALTI
Lale devrinin bütün haşmetiyle hüküm sürdüğü yıllarıdır. Tarih 1719 yılının 3 Aralığını gösteriyordu . Zamanın padişahı 3. Ahmet şehzadelerinin sünnet düğünlerini yaptırıyordu .
Günlerce süren eğlencelerin 13. günüydü.
Denizin yüzü rengarenk kayıklarla dopdoluydu. Padişah, vezirler ve şehzadeler Aynalıkavak’taki sahil sarayında heyecanla gösterileri
seyrediyorlardı. Birdenbire denizden koca bir
timsahın çıktığı görüldü. Kayıkçılar arasında
bir gürültü koptu. Canavar 3 kayık büyüklüğündeydi . Üst çenesini açıp kapayan, sağa sola hareket eden bu timsahın denizde işi neydi ?
Timsahın, Aynalıkavak Sarayı’na yaklaşması, Padişah ve beraberindekileri daha da heyecanlandırmıştı. Sarayın önüne kadar geldiğinde gördüler ki, timsaha benzeyen bu yaratık, timsah
şeklinde bir denizaltı gemisinden başka bir şey değildi . Saray önlerinde ağır ağır denize gömülen denizaltı timsah, meraklı gözlerden tamamen kayboldu. Herkes heyecanla neticeyi bekliyordu. Bir saat kadar sonra timsah biçiminde denizaltı tekrar su yüzeyine çıktı. Bir müddet
dolaştı, kocaman ağzı açıldı. Timsahın ağzından rengarenk elbiseler giymiş delikanlılar çıktı.
Timsahın sırtında çalıp oynamaya başladılar. Bu gösteri seyredenlere unutulmaz bir hatıra oldu. Seyyid Vehbi ‘nin ‘’Sürname-i Hümayun da anlattığı bu hadise, bize Osmanlılarda denizaltılarının ilk denemelerini başarıyla gerçekleştirdiğini göstermektedir.
Aslında timsah, eğlencelik olsun diye yapılmış bir şeydi .Mimari ise Tersane baş mimarı (gemi inşaat mühendisi) İbrahim Efendi idi . Baş mimar İbrahim, şüphe yok ki, bunu çok ince matematik
hesaplar içinde planlamış ve gerçekleştirmişti. Fakat ne yazık ki, İbrahim Efendi’nin, bu mevzudaki
bilgisi daha sonrakilere aktarılamadı, geliştirilemedi; onun ölümüyle birlikte tarihe gömüldü.
HAZIRLAYANLAR :CANSU DERTLİ
SÜNDÜS YALÇIN
18
KARA ELMAS
Kömür yanabilen sedimanter organik bir kayadır. Kömür başlıca karbon,hidrojen ve oksijen gibi elementlerin bileşiminden
oluşmuş olup, diğer kaya tabakalarının arasında damar haline
uzunca bir süre (milyonlarca yıl) ısı, basınç ve mikrobiyoloji etkilerin sonucunda
meydana gelmiştir. Taşlaşmış karbon kütlesi olan bir cins katı yakıt. Kömür, bir mineral
değildir. Çünkü bir oluşum sonucu meydana gelmemiştir.
Kömür, karbon yönünden zengin (% 65-95 arasında) tabii
bir cisimdir. Bileşiminde ayrıca kükürt, demir oksit, alüminyum, kireç, silisyum, oksijen, hidrojen vb. bulunur.
Fiziki özellikleri: Siyah renkte, az çok parıltılı
olup, genel olarak düzgün yüzeylidir. Kolayca kırılıp ufalanmaz. Özgül ağırlığı (kg/dm3): 1,1 (linyit) ile 1,8
(antrasit) arasında değişir.
19
Kömür Nasıl Oluşur?
Kömür, nebatların bataklık alanlarda birikmesi sonucu oluşan tabakaların
değişime uğraması neticesi meydana gelmiştir.
Bu tabakalar üzerine çeşitli çökeltilerin birikmesi ve arz'ın hareketleri sonucu
derinliklere gömülmüştür.
Gömülmüş olan bu nebatlar; artan ısı ve basınca maruz kaldıklarında bünyelerinde fiziksel ve kimyasal değişikliğe uğrayarak kömüre dönüşürler.
Bu proses milyonlarca yıl içinde gerçekleşerek kömürler organik olgunluklarına göre Linyit, Alt bitümlü, Kömür, Bitümlü kömür ve Antrasit tiplerine ayrılırlar.
HAZIRLAYAN:FURKAN BİÇER
20
BİYOLÜMİNESANS
İhtiyaç duyduğumuzda parmaklarımızın uçları birer
ışıldak gibi yanıp sönseydi ne kadar pratik olurdu değil
mi? Her ne kadar bizler kendi ışığımızı kendimiz yapamasak da bazı canlılar Biyolüminesan denilen kimyasal
bir tepkime sonucunda kendi ışıklarını üretiyor ve yayıyorlar.
DOĞANIN BİYOLÜMİNESANSI
Biyolüminesan canlıların ışık üreme, cezbeme, avlanma, yiyecek bulma, iletişim kurma, kamuflaj,
savunma, korunma, yol bulma, taklit ve yardım çağırma geliyor.
Vücudu çok yassı, kafası ve ağzı büyük olan
fener balığının sırtında iki yüzgeç vardır. Bu
dikenlerden biri diğerlerinden çok daha
uzundur ve balığın ağzının önüne kadar sarkar. Bu dikenin ucunda bulunan ve fener balığı ile ortak yaşayan bakteriler, ışık üretir .
Ateş böceklerinin erkekleri
ılık yaz gecelerinin karanlığında kendilerine uygun eşi bulmak amacıyla ışık saçarlar.
21
Doğada gözlenen ilginç bir diğer biyolüminesans örneği de ışıldayan kurtçuklar. Nehir ve dere yataklarında yaşayan küçük sinekler yumurtalarını yakınlardaki nemli mağaraların ya da oyukların tavanına bırakır. Bu yumurtalardan çıkan kurtçuk şeklindeki larvaların kuyrukları ışıldar ve parıldar. Özellikle de larvalar
acıktığında kuyrukların ışıltısı artar. Larvalar ışıldayan
kuyruk uçlarından yapışkan bir sıvı salgılar, bu sıvı tıpkı
uzayan sarkıtlar gibi mağaranın tavanından aşağıya
doğru sarkar.
DNA ve protein araştırmalarından farklı renklerdeki floresan proteinlerin kullanılması molekül görüntüleme tekniklerinin daha verimli
kullanılmasına imkan tanımış. Yeşil floresan
proteini, canlı hücreler içinde işaretleyici gen
olarak da kullanılabiliyor. Bakteri, maya hücreleri, bazı bitkiler, zebra balığı, fareler, maymunlar ve kediler üzerinde yapılan deneyler
olumlu sonuçlar vermiş.
HAZIRLAYAN :ZEHRA GÖKMEN
CANSEL KAYA
22
atık pil toplayalım
Atık pillerin çöp, toprak, deniz, akarsu ve kanalizasyona atılması veya yakılması durumunda içerdikleri ağır metallerin çevrenin kirlenmesine yol açar. Pil ya da bataryaların yakılarak bertaraf edilmesi sonucunda kurşun, cıva
ve kadmiyumun daha da zehirli olan oksitleri, gaz halinde
soluduğumuz havaya karışıyor. Öte yandan atık piller Türkiye genelinde iki tesiste ayrıştırılıyor. Geri kazanımı
mümkün olmayan atık piller, düzenli depolama sahalarında bunun için dizayn edilen nihai depolama alanlarında
bertaraf ediliyor.
TAP Derneği işbirliği içinde olduğu kamu kurum ve kuruluşlarla yaptığı çalışmada, 2013 yılında
Ekim ayına kadar 399 ton atık pil topladı. İstanbul, 399 ton atık pilin 124 tonunu toplayarak, listede ilk sırayı aldı. İstanbul ilindeki en çok atık pil toplayan ilçeler ise, sırasıyla Bağcılar, Üsküdar,
Ümraniye, Kadıköy ve Şişli oldu.
Marketler, camiler, organize sanayi bölgeleri, okullar, hastaneler gibi pek çok yere koyulan atık
pil toplama kutularının faydasının görüldüğünü belirten Çevre ve Şehircilik İl Müdürü Ahmet
AYYILDIZ, bu atık pillerin nihai depolama alanlarında bertaraf edildiğini belirtti.
Çorum’daki pil toplama noktaları
Firma : ÇORUM ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ
İl/İlçe : ÇORUM / MERKEZ
Adres : GÜLABİBEY MAH. CEMİLBEY CAD.
NO.2/A
Firma : KEMALLI İLKÖĞRETİM OKULU
İl/İlçe : ÇORUM / SUNGURLU
Adres : KEMALLI İLKÖĞRETİM OKULU
Firma : MİSAKIMİLLİ İLKÖĞRETİM OKULU
İl/İlçe : ÇORUM / İSKİLİP
Adres : MEYDAN MAHALLESİ AKSEMSEDDİN CAD.NO90
Firma : İSKİLİP İMAM-HATİP LİSESİ
İl/İlçe : ÇORUM / İSKİLİP
Adres : HACIPİRİ MAH. ÇORUM CAD.
HİNDOĞLU YOKUŞU
Firma : MUSTAFA KEMAL İLKÖĞRETİM
OKULU
İl/İlçe : ÇORUM / SUNGURLU
Adres : HACETTEPE MAHALLESİ GÖLBAĞLARI MEVKİİ
Firma : ATATÜRK İLKÖĞRETİM OKULU
İl/İlçe : ÇORUM / LAÇİN
Adres : BAHÇELİEVLER MAHALLESİ OKULLAR
CADDESİ
HAZIRLAYAN :MEHMET BUĞRA AKBAŞ
23
DOWN SENDROMU
Down sendromu, insanlarda bulunan genetik yapıdaki düzensizlik sonucunda, 21. kromozom çiftinde bir fazla kromozom
bulunması sebebiyle yaşanan bir durumdur. Yani 46 kromozom olması gerekirken, 47 kromozoma sahip olmak
bu durumun yaşanmasına sebep olmaktadır. İnsanların sahip
olduğu hücreler, genlerden oluşur. Genler ise birbirine kromozom çubukları ile bağlanır. Normalde her hücrede 23 kromozom çifti yani 46 kromozom bulunur. Down sendromu 47 kromozoma sahip olduğundan, vücut yapısında yapısal ve fonksiyonel farklılıklar meydana gelir.
Down sendromlu bebeklerdeki genel belirtiler nelerdir?
Bu bebekler farklı bir yüz yapısıyla doğarlar. Başları diğer çocuklara göre daha küçük ve arka kısmı yassıdır. Enseleri geniş
ve kısadır. Gözleri birbirinden ayrı ve çekik görünümlüdür.
Kulakların kafaya göre daha küçük olduğu gözlemlenir. Burun
yapısı köklere doğru basık, ense boğumludur. Elleri geniş yapılı, parmaklar tombul ve kısa görünümdedir. Vücut yapıları
da tınaz ve kısadır. Zeka seviyeleri diğer çocuklara göre daha
düşüktür. Bu çocukların doğumla birlikte tedavi altına alınması, erken ölümlerin önüne geçerek, daha iyi bir yaşam kalitesi
sağlayacaktır.
HAZIRLAYAN:PINAR EROL
24
En Teknolojik Ürünler
Dokunmatik kulaklık
Kablosuz Bluetooth kulaklıklar giderek
küçülen boyutlarıyla tuşlarının da
küçülmesine neden oluyor. İşte bu da
ünlü bir markanın son ürünü
Tapster’da kaçınmaya çalıştığı ana
noktayı
oluşturuyor.
Tapster
kulaklıklar, dokunularak yönetiliyor.
Bu özelliğiyle hafif bir vuruşla sesi
ayarlayabilir ya da hafif bir dokunuşla
gelen aramayı cevaplayabilirsiniz.
Tapster Bluetooth 2.1+EDR A2DP,
AVRCP, HSP ve HFP gibi protokolleri
destekliyor.
Gelişen Gözlükler
Japonya’da Geliştirilen Bu Gözlükler Yabancı Menüleri Çevirebiliyor
Japonya’da düzenlenen Teknolojik Aygıtlar Fuarında tanıtılan Artırılmış Gerçeklik Gözlükleri 2020
Tokyo Olimpiyatları izleyicileri için hazır hale gelecek.
NTT Docomo tarafından geliştirilen bu cihaz,
farklı dillere sahip izleyiciler için özel menüler
oluşturabilecek, ayrıca yabancı turistler için
de rehberlik edebilecek. Artırılmış Gerçeklik
Gözlükleri karakter tanıma teknolojisi ile yurtdışına seyahat edenler için otel, restoran menüleri ve diğerleri ve benzeri konularda kullanıcılar için anlık dil çeviri sağlamakta. Yüz tanıma sistemi sayesinde kayıtlı olan ve/veya belirlenen kişilerin ve bilgilerinin tanımlanması
yapılabilecek .
HAZIRLAYAN: ENES BOLAT
25
PASTEUR
Hayatı
Kişiliği
1822 yılında Fransa'nın Dole şehrinde
doğdu.
1846'da
École
Normale
Supérieure'ün fen bölümünü bitirdi.
1847'de fizik ve kimya dalında doktora
derecesini alan Pasteur, bu yıllarda
izomerlik, kristal yapı ve optik etkinlik
konularındaki
çalışmalarıyla
adını
duyurmayı başardı. 1848'de Strasbourg
Fen Fakültesi'nde yardımcı kimya
profesörlüğüne yükseltildi. 1854'te Lille
Fen Fakültesi'nde kimya profesörlüğüne
ve Ecole Normale'de kurulmasını
istediği
araştırma
laboratuvarının
yöneticiliğine
getirildi.
Bu
laboratuvarda, 1871'de şarbon, tavuk
kolerası ve kuduz gibi virütik hastalıklar,
bağışıklık mekanizması ve aşı hazırlama
teknikleri üzerinde çalışmaya başlayan
Pasteur, kuduz köpekler üzerindeki
incelemelerini daha güvenli bir ortamda
yapabilmek için 1885'te eski bir
imparatorluk şatosunu amaca uygun
olarak
düzenleyerek,
Pasteur
Enstitüsü'nün çekirdeğini
oluşturdu.
1895 yılında Fransa'da öldü...
Pasteur, kimyager ve daha sonra
bakteriyolog olarak görev yaptığı
süre boyunca, tıbbın ilerlemesine
büyük katkılarda bulundu. Tıp
doktoru olmadığı için, 1800'lü
yılların doktorları teorilerine karşı
çıktılar. Pasteur, buna rağmen
çalışmalarını sürdürdü. Pasteur'ün
bakterilerin ya da mikropların
gerçekten var olduklarına ve
bunların
hastalıklara
yol
açabileceğine olan inancı tamdı.
Pasteur
kendine
inanan,
başkalarının söyledikleriyle değil,
kendi doğrularıyla yaşayan ve
sezgilerine güvenen bir bilim
insanıydı. 1895 yılında hayata
gözlerini yumduğu güne kadar son
derece alçak gönüllü, gösterişsiz ve
sade bir yaşam sürdürdü.
Hiç kuşkum yok ki, bilim
ve barış cehalet ve savaşı
yok edecektir.
26
Joseph Meister adlı bir çocuk kuduz bir köpek tarafından
on dört yerinden ısırıldığında, anne ve babası çocuğu
Louis Pasteur'e getirdiler. Bu bilim insanı daha önce sadece hayvanların üzerinde denenmiş olan kuduz aşısını
çocuğa uygulamakta tereddüt etti. Pasteur bunu ancak,
kendisine gelen iki doktorun, çocuğun kuduz hastalığından her durumda öleceğini ve başarılı olursa yöntemin
kuduz hastalığına bir çare olabileceğini söylemesinden
sonra denemeye karar verdi. Aşının başarılı olması bu
öldürücü hastalığın önlenmesi ve aşıların geliştirilmesi için büyük
bir adım oldu...
HAZIRLAYAN :EBRU ÇETİN
27
BULMACA
28
SOLDAN SAĞA
YUKARIDAN AŞAĞIYA
HAZIRLAYAN: EZGİ İRDELİ
29
BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI
İnsanın yaşamını etkileyen, ufkunu açan, uygarlığı hızla geliştiren bilim ve teknolojinin önemi üzerinde durmak için okullarda her yıl 8-14 Mart tarihleri arasında kalan
hafta bilim ve teknoloji haftası olarak kutlanmaktadır.
Okulumuz Bilişim Teknolojileri Alanı öğrencileri Bilim ve Teknoloji Haftası kapsamında bir program düzenledi. Programda bilim ve teknoloji, Atatürk ve Bilim, İnsanlık tarihine yön veren 10 buluş, Türk patentli icatlar, 2013 Yılının Bilimsel Ve Teknolojik
Gelişmeleri, Geleceğin Teknolojileri konularında katılımcılar bilgilendirildi.
İnsanlık Tarihine Yön Veren 10 Buluş
YAY VE OK - M.Ö. 3200
ARŞİMED'İN SU VİDASI - M.Ö. 700
ABAKÜS - M.S. 190
PİL – 1800
BİSİKLET – 1861
DİKENLİ TEL- 1873
ASPİRİN – 1899
TÜKENMEZ KALEM – 1938
Türk patentli icatlar
BARKOD – 1973
Batmayan mayo
ATARİ - 1977
Asansörlü korniş
Gazı önleyen cihaz
Sırt asansörü
İklimlendiren ayakkabı
Devrilmeyen merdiven
30
Bunları Biliyor musunuz ?
İnsanlar 200 milyon soluk alıp
verme, 1 milyar kalp atışı, 300
milyon mide kasılması ve 20 milyar göz kırpması kadar yaşarlar
Baş ağrısını hafifletmek için;
baş parmağınızla işaret parmağınızın arasındaki yumuşak dokuyu canınız yanana
kadar sıkın.
Galakside 2.5 trilyon yıldız,
bir insan vücudunda ise 250
trilyon kan hücresi bulunuyor.
Sineklerin tam 9 kalbi vardır
Gözlerinde ise 8000 mercek
bulunur ve saniyede 100 görüntü algılayabilir!
Bir karınca ağırlığının 50 katı ağırlığı kaldırabilir, 30 katı ağırlığı çekebilir ve zehirlendiğinde her zaman
sağ tarafına doğru düşer.
Dünyadaki ilk UFO görünmesi
M.Ö. 1450'de gerçekleşti. Mısırlılar bu dönemde gökyüzünde parlak ışık halkaları
gördüler.
HAZIRLAYANLAR : HİLAL KARAYAKA
31
KAYNAKÇA
tr.wikipedia.org/wiki/Gebre_otu
kapari.com › Kapari bilgi
mucizeiksirler.blogspot.com/2008/09/kapari-bitkisi-ve-faydalar.html
komur.maden.org.tr/
www.tki.gov.tr/dosyalar/komur_nedir.pdf
www.bilim.org/
bilimdunyasi.net/
www.fizikbilim.com/v2/index.php?option=com_content.
www.bilim.org › Bilim Genel
www.downsendromu.gen.tr/
www.aktifhaber.com/foto.../dunyanin-en-zehirli-7-hayvanimebk12.meb.gov.tr/meb_iys.../60/08/.../ibni-sina-kimdir
gelisenbeyin.net/ibni-sina.html
www.kedici.com.tr › Kedi ve Gerçekler
www.biyografi.info/kisi/louis-pasteur
32
Download

İBN-İ SİNA