T.C.
Ege Üniversitesi
Diş Hekimliği Fakültesi
Pedodonti Anabilim Dalı
PEDODONTİDE KULLANILAN ANESTEZİ YÖNTEMLERİ
VE GÜNCEL YAKLAŞIMLAR
BİTİRME TEZİ
Stj. Diş Hekimi Pelin ÖZEROL
Danışman Öğretim Üyesi: Prof.Dr. Ali Rıza ALPÖZ
İZMİR-2014
ÖNSÖZ
Mezuniyet tezimin her aşamasında beni yönlendiren, her türlü bilgisi ve ilgisi
ile bana destek olan başta diş hekimi Osman Babaemin ve danışman hocam
Prof.Dr.Ali Rıza ALPÖZ’e minnet ve teşekkürlerimi sunarım. Ayrıca bütün eğitim
hayatım boyunca bana destek olan aileme ve arkadaşlarıma teşekkür eder saygılarımı
sunarım.
İZMİR-2014
İÇİNDEKİLER
Stj.Diş Hekimi Pelin ÖZEROL
ÖNSÖZ
1. GİRİŞ VE GENEL BİLGİLER
2. PEDODONTİDE ANESTEZİ YÖNTEMLERİ………………………………..2
2.1. • Lokal İnfiltrasyon Anestezileri…………………………………...…………6
2.1.1 Topikal Anestezi…………………………………………………...……6
2.1.2 İntramukozal Anestezi……………………………………………..……9
2.1.3 Subperiostal Anestezi…………………………………………...……...10
2.1.4 Submukozal Anestezi………………………………………...………...10
2.1.5 İntraligamental Anestezi……………………………………..…………11
2.1.6 İntrapulpal Anestezi……………………………………………..……..13
2.1.7 İntraosseöz Anestezi………………………………………………...….14
2.1.8 Papiller Anestezi……………………………………………………......14
2.2• Sinir Bloğu Anestezileri………………………………………………..…...15
2.2.1 Üst Çenede Uygulanan İntraoral Sinir Bloğu Anestezi Teknikleri……..15
2.2.1.1 Posterior superior alveolar (PSA) anestezisi (Tuber Anestezisi)….15
2.2.1.2 Nazopalatin Sinir Bloğu…………………………………………...16
2.2.1.3 Anterior Palatin Sinir Bloğu……………………………………….16
2.2.2 Alt Çenede Uygulanan İntraoral Sinir Bloğu Anestezi Teknikleri……..17
2.2.2.1. İnferior Alveoler Sinir Bloğu (Mandibular Anestezi)…………….17
2.2.2.2 Mental Sinir Bloğu………………………………………………..19
2.2.2.3 İnsiziv Sinir Bloğu………………………………………………...19
2.2.2.4 Bukkal Sinir Bloğu………………………………………………..20
3.PEDODONTİDE GÜNCEL ANESTEZİ YÖNTEMLERİ……………………20
3.1 Elektronik Dental Anestezi (EDA)…………………………………………..20
3.2 Bilgisayar Kontrollü Lokal Anestezi Uygulama Sistemi (WAND )…………22
3.3 Topikal Anestezik Bantlar……………………………………………………24
3.4 Jet Enjektörler………………………………………………………………..25
3.5. İğnesiz Lokal Anestezi………………………………………………………26
3.6 Stabident Sistem……………………………………………………………...27
4. SONUÇ…………………………………………………………………………..28
5. KAYNAKÇA…………………………………………………………………….29
6. ÖZGEÇMİŞ……………………………………………………………………..30
1. GİRİŞ VE GENEL BİLGİLER
Anestezi; ağrısızlık, hissizlik anlamına gelmektedir. Ağrı duyusunu gidermek
için insanlık tarihi boyunca çok çeşitli yöntemler denenmiştir. Ameliyat sahasını
rüzgara açmak, buz uygulamak, ameliyat yapılacak bölgeye basınç uygulamak gibi
yöntemler kullanılmıştır.
Eski Peru ve Bolivya yerlileri, koka bitkisinin yapraklarını çiğneyerek ağız ve
burunda uyuşukluk meydana getirmişler ve diş çekimi yapmışlardır. M.S. 47 yılında
Scribonius,şeker ve zeytinyağından oluşan bir karışımla burnu uyuşturarak ağrısız
diş çekimini gerçekleştirmeye çalışmıştır. M.S. 165 yılında Galen,Perethrin kökü ve
sert şaraptan oluşan karışımı diş çekiminde kullanmıştır. 1799 yılında yirmi yaş
dişinin sürme ağrısı nitröz oksit gazı inhalasyonu ile giderilmeye çalışılmıştır(1).
Charles Gabriel Pravaz 1853’de vidalı piston kolu olan bir enjektör geliştirmiş.
Aynı yıl İskoçyalı Wood,hipodermik iğneyi bulmuştur. Kokainin lokal anestezik
etkisi 1862’de Schraff tarafından dil üzerine sürülmesi ile gösterilmiştir.
Amerikan modeli cam ve Alman gümüşü şırıngalar 1878’de diş hekimliğinde
kullanılmaya başlanmıştır(1).
2. PEDODONTİDE ANESTEZİ YÖNTEMLERİ
Lokal anestezi, vücudun belli bir bölümünde sinir uçlarındaki depresyon ve
periferik sinirlerdeki iletim baskılanmasına bağlı olarak ortaya çıkan duyu kaybıdır.
Dişhekimliği pratiğinde lokal anestezi ile dişlerin, periyodonsiyumun, çene
kemiklerinin ve ağız içi yumuşak dokuların innervasyonu yapan V. kafa çifti
N.Trigeminusun sensitif dallarının anestezisi amaçlanır.
Ağrının ve anksiyetenin kontrolünde çok sayıda teknik kullanılmaktadır.
Uygulanacak olan teknik hekim tarafından tercih edilmesine rağmen, bir tekniğin
kullanımı her koşulda yeterli olmayabilir. Diş hekimi farklı teknikler hakkında bilgi
sahibi
olmalı
ve
hastalar
için
en
uygun
yaklaşımın
hangisi
olduğunu
değerlendirebilmelidir(2).
ÇOCUK HASTALARDA LOKAL ANESTEZİ UYGULAMALARI
Lokal anestezi, diş hekiminin çocuk üzerindeki hakimiyetini kolaylaştıran
önemli bir uygulamadır. Çocuklarda lokal anestezi, “yetişkinlere uygulanan
metotların çocuğa da uygulanması” şeklinde düşünülmemelidir. Restoratif veya
cerrahi işlemler sırasında ağrı deneyimi olan çocuklar gelecekte diş tedavisi
yaptırmaktan kaçınabilirler. Bu nedenle her randevuda ağrının kontrolü ve hastanın
rahatsızlığının en aza indirilmesi önemlidir.
Çocuğun psikolojik özellikleri ve anatomik farklılıkları yetişkinlerdekinden daha
farklı yaklaşımlar gerektirmektedir. Çocukların hemen hepsinde “iğne” korkusu
bulunduğundan, diş hekimleri de çocuk hastalarda enjeksiyonla anesteziden
kaçınırlar. Diş hekimi çocuğun iğneden korkabileceği endişesi ile lokal anestezi
uygulamadığı takdirde, yetersiz kavite preparasyonu, matriks takılamaması ya da
rubber-dam kroşelerinin uygulanamaması gibi başarısızlıklarla karşı karşıya
1
kalabilir, dolayısıyla, çocuğa ılımlı bir yaklaşımla gerçekleştirilecek lokal anestezi,
karşılaşılabilecek sorunları elimine edecektir. Unutulmamalıdır ki; diş tedavisi
sırasında gerek hastanın gerekse diş hekiminin en önemli ihtiyacı, “yeterli düzeyde
ağrı kontrolü”dür(2).
Çocuk Hastaya Psikolojik Yaklaşım
Çocuk hastanın lokal anesteziye hazırlanması dikkatle yapılması gereken bir
işlemdir. Anestezi işlemi sırasında iyi bir kooperasyon sağlanabilirse, bu durum tüm
diğer işlemlere yansır, hekime rahat bir çalışma ortamı sağlar. Çocuğun anlayacağı
bir dilde hastanın neden diş hekimi koltuğunda olduğu, ne yapılacağı ve nasıl
yapılacağı açıklanmalıdır. Çocuk hastanın tedavi başarısı çocuğa verilen psikolojik
desteğe bağlıdır. Çocuk ve diş hekimi arasında güvenin sağlanması gerekir.
Mümkünse ilk randevuda anestezi yapılmamalıdır. Güvenin sağlanmasında doğru
kelimelerin seçilmesi oldukça önemlidir. Çocuklarda lokal anestezi uygulamalarında
“Anlat-Göster-Uygula” metodu uygulanmalıdır. Çocuğa iğne yapılmadan önce
iğnenin kabı çıkartılmadan gösterilir. Plastik kabı topikal anestezi yapılan mukozaya
bastırarak taklit edilir. “Şırınga” ya da “iğne” yerine “dişi uyutan ilaç” tanımı
kullanılmalıdır. Enjeksiyon sonrası çocuk şişme hissettiğinden şikayet ederse, aynada
kendine
bakıp
rahatlaması
için
zaman
verilebilir.
Enjeksiyon
basınçla
uygulanmamalıdır. Ayrıca kısa ve ince iğne kullanımı önerilmektedir. Enjeksiyon
yavaşça yapılmalıdır. Güçlükle karşılaşılırsa başka bir randevu verilmelidir.
Özetle, çocuklara enjeksiyonla lokal anestezi yapılacağında, şunlar önerilir:
-Yapılacak işlem, çocuğun anlayabileceği düzeyde ve sevimli bir anlatımla
açıklanmalıdır.
2
-Ağrı konusunda yalan söylenmemeli, fakat bu konu üzerinde de fazla
durulmamalıdır.
-Enjektör, çocuğun görüş alanından geçirilmemelidir.
-Kısa iğneli enjektör seçilmelidir. Kısa iğne daha az ürkütücüdür ve aynı zamanda
yeterlidir.
-Diş hekimi, çocuğun sürekli soru sorarak kendisini oyalaması karşısında sakin
olmalı, ancak lokal anestezi ile ilgili işlemlerini de ara vermeksizin sürdürmelidir.
-Lokal anestezi öncesi uygulanan Nitrözoksit-Oksijen sedasyonu, enjeksiyonun
neden olabileceği huzursuzluğu yatıştırır.
-Mümkünse palatinal enjeksiyon yapılmamalıdır zira, küçük çocuklar bunu tolere
edemez. Gerekli durumlarda, “Jet enjeksiyon” alternatif olabilir.
-Enjeksiyon bölgesi önceden topikal anestezi ile uyuşturularak iğnenin neden olacağı
ağrı azaltılabilir. Ayrıca, çocuğun elleri ve başı kontrol altına alınmalıdır ve yetersiz
anestezi ile işleme başlanmamalıdır. Kısa (20mm) ve uzun (32mm), 27 veya 30
ebadında iğneler mandibular blokaj da dahil, çocuklarda çoğu ağız içi
enfeksiyonlarda kullanılır. İnferior alveolar enjeksiyonları için 25-30 ebatlı iğneler
arasında rahatsızlık bakımından çok az fark vardır. Bu nedenle enjeksiyon sırasında
27 ebatlı iğneler daha az kırılma ve bükülme eğiliminde olduğundan tercih
edilmektedir(resim 1). Ekstra kısa (10mm), 30 ebatlı iğne maksillar anterior
enjeksiyon için uygundur(3).
3
Resim 1 : Çocuklarda dental anestezi uygulanışı .
Çocuklarda temel farklılıklar
Çocuklarda anestezinin yetişkinlerden farklı uygulanmasını gerektiren temel
farklılıklar söz konusudur. Ayrıca, bazı dokulardaki anatomik farklılıklarda
uygulamaları farklılaştırmaktadır. Bunlar:
1- Maksillada tüber bölgesinde vasküler yapılar çok yüzeyeldir. İğne çok derine
giderse; pterigoid ven pleksusu ya da posteior süperior alveoler arter zarar
görebilir ve böylece hematom oluşabilir.
2- Mandibuler ramus daha kısa ve anteroposterior yönde daha dardır. Bu nedenle
iğnenin penetrasyon derinliği azaltılmalıdır.
3- Kemik daha az kalsifiyedir. Bu da lokal anestezik ajanın difüzyonuna olanak
sağlar.
-Çocuklarda labial kemik korteksi oldukça ince ve de damarlaşma yoğun olduğundan
alt ve üst çenede lokal infiltrasyon anestezisi çoğu kez yeterli olmaktadır.
4
-Süt dişleri bölgesinde iğne kolayca periyodonsiyuma girip kemiğin içinden derine
kayabilir.
-Daimi diş germlerinin foliküllerine zarar vermemeye dikkat edilmelidir
2.1 LOKAL İNFİLTRASYON ANESTEZİSİ
Dişhekimliğinde anestezi için en sık kullanılan yöntem, lokal infiltrasyon
anestezisidir. Anestezik solüsyonun diş, deri veya mukoza dokularına yakın sinir
sonlanmalarına depolanmasıdır.
2.1.1 TOPİKAL ANESTEZİ
Yüzeysel sinir uçlarının blokajıdır. Mukozaya sürülen ya da püskürtülen
topikal bir anestetik maddenin mukozadan infiltre olarak sinir uçlarına ulaşması ile
gerçekleşir. Topikal anestezi kullanımının başlıca amacı yumuşak doku içine iğne
penetrasyonu sırasında oluşan ağrıyı azaltmaktır. Bu amaçla Benzocaine, Xylocaine,
Lignocain ve Pantocain’in ağız gargarası, pomat, pastil ya da sprey formları
kullanılır. Sprey, solüsyon, krem formunda olan topikal anestezikler arasından
uygulaması en zor olan form, etki sınırları kontrolsüz olduğundan spreylerdir. Dilin
veya ora-farenksin istenmeyen anestezisi ve/veya tatları dolayısıyla sprey kullanımı
çocuklarda uyum bozukluklarına yol açabilir.
Topikal Anestezi süresi genellikle kısa olup, mukozanın geçirgenliği ile doğru
orantılıdır. Mukoza ne kadar geçirgen ise anestezi süresi de o kadar uzun sürer. Bu
yöntem bukkal mukozada oldukça etkili, damak bölgesinde daha az etkili, deride ise
etkisizdir(2).
5
Sprey formu mukozaya püskürtülerek uygulandığı takdirde, boğaza doğru akarak
yumuşak damak ve yutak kaslarının uyuşmasına neden olur ve solunum güçlüğü
gelişebilir. Dilin veya ora-farenksin istenmeyen analjezisi ve/veya tatları dolayısıyla
çocuklarda uyum bozukluklarına yol açabilirler. Ayrıca, aspire edilme tehlikesi de
söz konusudur. Bu nedenle, püskürtülerek değil, mukoza kurulandıktan sonra küçük
bir pamuk pelet aracılığı ile uygulanmalıdır. Pomat formundaki preparatlar ise
mukozaya parmak ya da pamuk peletle uygulanabilir. Krem formunda hazırlanan
anestezik maddelerin latent süresinin daha kısa olması ayrıca içlerine katılan
tatlandırıcılar sayesinde hasta tarafından kolaylıkla tolere edilebilir olması uzmanlar
tarafından tercih edilmesini sağlamıştır. Topikal anestezinin çocuklarda kullanım
alanları şunlardır:
-Enjeksiyon ile anestezide, iğnenin mukozaya batırılması sırasında oluşan ağrının
azaltılmasında,
-Kökleri iyice rezorbe olmuş süt dişlerinin çekiminde,
-Sadece mukoza seviyesinde sınırlı kalacak minör cerrahi girişimlerde (örn. biyopsi),
-Enfeksiyonun derin dokulara yayılma riski nedeniyle infiltrasyon anestezisi
yapılamayacak olan mukoza apselerinin drenajında,
-Şiddetli kusma refleksi olan hastalardan ölçü alınması ya da periapikal film
çekilmesi durumunda uygulanmaktadır.
Topikal anestezi uygulamaları sırasında; uygulama alanının kuru olmasına, anestezik
ajanın sınırlı bir alana uygulanmasına dikkat edilmelidir. Maksimum etkinin
sağlanabilmesi için topikal anestezik ajan en az bir dakika boyunca mukoza üzerinde
tutulmalıdır. Hoş olmayan tatlarının çocuklarda rahatsızlık oluşturmasını engellemek
ve toksisite ihtimalini önlenmek için topikal anestezik ajan bir pamuk aplikatör
yardımıyla mukozaya uygulanabilir.
6
Topikal anestezinin etkinliği; kullanılan ajan, uygulama süresi ve uygulama
bölgesine göre değişebilmektedir. Benzokain, lignokain, bütakain sülfat, diklonin
hidroklorid, lidokain, tetrakain hidroklorid topikal olarak kullanılabilen anestezik
ajanlardır. . Diğer topikal anestezik ajanlara göre latent zamanının kısa olması ve
daha uzun süre etki göstermesinden dolayı etil amino benzoat (Benzocaine) diş
hekimliğinde topikal anestezi uygulamalarında en çok tercih edilen ajandır(3).
Yapılan klinik çalışmalarda lidokain ve prilokain içerikli lokal anestezik krem
EMLA’nın (Eutectic mixture of prilocaine and lignocaine) diş etine uygulandığında
konvansiyonel topikal anesteziklerden daha etkili olduğu gösterilmiştir. Ancak
maksiller bukkal sulkusa 5 dakika boyunca EMLA uygulandığında süt dişlerinde
pulpa testlerine yanıt alınamadığı da gösterilmiştir. Bu nedenle üretici firma
tarafından EMLA’nın intra oral kullanımı tavsiye edilmemektedir.
Spreyler : Etkin maddesi genellikle Lidocaine’dir ve antibakteriyel ajanlar da içerir.
Spreyin bir sıkımında takriben 10 mg etkin madde bulunur. Normal şartlarda 2-3
sıkım yeterlidir. Hasta, solüsyonu yutmaksızın 5-10 saniye bekler ve sonra tükürür.
Anestetik solüsyonun larinkse akmamasına özen gösterilmelidir. Aksi taktirde yutak
kasları gevşeyerek ciddi solunum komplikasyonları gelişir. Sprey formundaki topikal
anestetiklerin sıkılarak değil, pamuk pelet aracılığıyla mukozaya uygulanması
önerilir.
Ağız Gargaraları ve Pastiller: Ağız gargarası olarak %4’lük lignocaine
hydrochlorid kullanılır. Topikal anestezi için maksimum doz 5 ml’dir. Bu miktarda
ağıza alınan gargara bir müddet bekletilir ve sonra tükürülür. Pastiller ise 100-200
mgr benzocain içerir ve uyuşturulacak mukoza üzerine yerleştirilerek kullanılır.
Pomat Şeklindeki Topikal Anestetikler: Pomatlar; benzocaine, lignocaine ve
7
amethocaine gibi maddelerin yanısıra topikal anestetik maddenin mukozaya
nüfuzunu kolaylaştıran Hiyaluronidaz enzimi de içerir.
Soğutma Yöntemi ile Topikal Anestezi: Soğuk uygulaması, sinirin uyarılabilme ve
iletim yeteneğini azaltır. Bu amaçla, 12,5 oC’de buharlaşan klorür dietil (C2H2Cl)
kullanılır. Klorür dietil ateşle temasta kolaylıkla yanar. Bu nedenle ateş bulunan
yerlerde kullanılmamalıdır. Dikkat edilmesi gereken bir nokta da hastanın klorür
dietil buharlarını solumamasıdır. İnhalasyonla alınan buharlar hastanın bayılmasına
hatta ölümüne neden olabilir. Ağız içine püskürtmek yerine bir tampona sıkılarak
tamponun ağza tatbiki daha uygundur(3).
2.1.2 İNTRAMUKOZAL ANESTEZİ
Anestezik solüsyonun mukoza içine enjekte edildiği tekniktir. Sadece
mukozada insizyon yapılacağı zaman uygulanır. Anestezisi yapılacak yerde akut
iltihabın bulunduğu olgularda ve derin dokuların anestezisinde kontrendikedir. Eğer
anestezi yapılacak alan enfekte ise ring blokaj adı verilen özel bir anestezi
tekniğinden yararlanılır. Bu tip anestezide, deri ve mukoza antiseptik bir solüsyonla
dezenfekte edildikten sonra iğne, enfekte sahanın 1-1,5cm uzağından ve enjekte
edilecek alanın bir köşesinden batırılır. İğne ucu, enfekte sahanın ön kenarına kadar
ilerletildikten sonra anestezik solüsyon enjekte edilerek enjektör yavaş yavaş geriye
çekilir ve iğne ucu deri ve mukozadan çıkarılmadan enfekte sahanın arka kenarı da
aynı şekilde bloke edilir. İkinci aşamada ilk enjeksiyon yerinin karşı ters köşesinden
iğne ikinci kez sokularak aynı işlemler tekrar edilir. Böylece mümkün olduğu kadar
az sayıda iğnenin batırılmasıyla enfekte bölgenin etrafı çevrilerek anestezik solüsyon
basınçsız olarak enjekte edilir(2).
8
2.1.3 SUBPERİOSTAL ANESTEZİ
Bu teknikte lokal anestezik solüsyon, periost ile kemik arasına depolanır.
Periost kemiğe sıkıca bağlanmış olduğundan, zerk oldukça ağrılıdır. Supraperiostal
anestezinin
mümkün
olmadığı
damağın
anterior
bölgesinin
anestesizinde
kullanılır(2).
2.1.4 SUBMUKOZAL ANESTEZİ
Diş hekimliğinde en sık kullanılan lokal infiltrasyon anestezi tekniğidir. Bu
nedenle bu teknik pratikte lokal infiltrasyon anestezisi olarak tanımlanır..
Anestezik solüsyonun periost üzerine depolandığı tekniktir. Solüsyon periosttan,
kortikal ve spongioz kemiklerden infiltre olarak kemik içindeki sinir liflerine ulaşır
Dolayısıyla, anestezinin etkili olabilmesi kemiğin permeabilitesine bağlıdır.
Maksillada kortikal tabakanın ince ve gözenekli olması nedeniyle gerek diş çekimi,
gerekse pulpa tedavisinde bu yöntemle yeterli düzeyde anestezi sağlanabilir.
Mandibulada ise, kanin dişlerin distalinden itibaren bukkal kortikal kemik kalınlaşır
ve gözenekleri de azalır bu nedenle premolar ve molar dişlerin çekiminde bu anestezi
kullanılamaz. Kesici dişler bölgesinde kortikal tabaka daha ince ve gözenekli olduğu
için, gerekli anestezi sağlanabilir. Submukozal anestezi uygulanırken yanak ve
dudaklar ekarte edilerek mukoza gergin hale getirilir. Böylece iğne mukozadan
rahatça ve ağrısız geçer. Çok keskin iğneler bile gevşek dokulardan kolaylıkla
9
geçemez ve daha çok basınç yapılmasını gerektirdiğinden ağrıya neden olur. İğne
yüzey mukozasını geçince az bir miktar solüsyon verilir ve etkisini göstermesi için
bir kaç saniye beklenir. İğnenin ucu, uyuşturulacak dişin apeksine yakın bir konuma
getirilerek kemik teması alınır. İğne kemiğe temas edince 1 mm geri çekilir ve
aspirasyon yapılarak anestezik solusyon yavaşça enjekte edilir. Verilecek anestetik
solüsyon miktarı hastanın kemik yapısına ve yapılacak operasyonun türüne bağlı
olup, genellikle 1,5-2 ml yeterlidir(2).
2.1.5 İNTRALİGAMENTAL ANESTEZİ
Supraperiostal
veya
blok
anestezi
teknikleri
ile
yeterli
anestezi
sağlanamadığında tercih edilen bu teknikte anestezik solüsyon direkt olarak ilgili
dişin periodontal membranına verilir.
İntraligamental anestezi sırasında basınç
uygulanması gerektiği için geleneksel dental şırıngalar deforme olabilir ya da
kırılabilir. Bu nedenle intraligamental anestezi uygulanırken özel olarak tasarlanmış
Peri-Press ve Ligmaject enjektörlerle uygulanmaktadır(resim 2). Bu teknikte tek
köklü dişlerin mezial yüzeyinde gingival sulkusa yerleştirilen iğne, direnç
hissedilinceye kadar kök yüzeyi boyunca ilerletilir. Ardından 0.2cc anestezik
solüsyon periodontal ligament içerisine verilir. Çok köklü dişlerde ise hem mezial
hem de distal yüzeyden girilerek her kök için 0.2cc anestezik solüsyon verilir.
(İntraligamental anestezi, endodontik tedavilerde yetersiz kalabilir). Tekniğin en
büyük avantajlarından biri etkisinin sadece işlem yapılan diş ile sınırlı kalmasıdır.
10
Böylece özellikle çocuk hastalarda rejyonel blok anestezi sonrası meydana gelen
yumuşak doku yaralanmaları elimine edilir(4).
İntraligamental anestezi:
-Bir yarım çenedeki 1 yada 2 dişin pulpal anestezisinde (bu nedenle ağrılı dişlerin
ayırıcı tanısında dikkatle kullanılmalıdır),
-İki ayrı yarım çenedeki dişlerin tedavisinde, çocuklarda anesteziye bağlı yumuşak
doku yaralanmalarının önlenmesinde,
-Rejyonel blok anestezisinin kontrendike olduğu durumlarda (Örneğin kanama ve
hematom riski olan hemofili hastalarında)
-Sinir bloğunu takiben parsiyel anestezi sağlandığında yardımcı bir teknik olarak
-Başka bir anestezi tekniğini tolere etmeyen endişeli hastalar ve çocuklarda,
-Yüzeye yakın kök artıkları ve süt dişlerinin çekiminde kullanılmaktadır.
İntraligamental anestezi, hemofili gibi kanama diyatezli hastalarda diş çekimi için
eskiden beri kullanılmaktadır. (Hemofili hastalarına rejyonal anestezi uygulanırsa,
derin yumuşak dokularda kanamalar oluşur. Özellikle mandibular anestezi sırasında
pterygomandibular bölgede oluşan kanama, boyun dokuları arasına yayılarak
solunum yollarına basınç yapar ve hayati tehlike oluşturur.
Tekniğin en büyük avantajlarından biri anestezi etkisinin sadece işlem yapılan diş ile
sınırlı kalmasıdır. Böylece özellikle çocuk hastalarda rejyonel blok anestezisi sonrası
meydana gelen yumuşak doku yaralanmaları elimine edilir. Bununla birlikte
geleneksel infiltrasyon ve blok anestezileriyle karşılaştırıldığında daha az anestezik
solüsyon kullanılması, başarı yüzdesinin daha fazla olması tekniğin diğer
avantajlarıdır. Sammons ve ark. (2007) genel anestezi altında süt dişi çekimi
sırasında lidokain solüsyonu ile intraligamental anestezi uygulamasını değerlendir-
11
dikleri çalışmalarında, intraligamental lidokain kulanımının çocuklarda (2-5 yaş)
postoperatif dönemde ağrı, dudak ve dil ısırma gibi komplikasyonların azaldığını
etmişlerdir(4).
tespit
Resim 2 : İntraligamenter anestezi uygulanışı
2.1.6. İNTRAPULPAL ANESTEZİ
Kanal tedavisi sırasında diğer lokal anestezi teknikleri ile yeterli anestezi
sağlanamadığı durumlarda derin pulpa anestezi elde etmek için lokal anestezik
solüsyonun direk olarak pulpa üzerine depolandığı tekniktir. Maksillada genellikle
supraperiosteal veya PSA sinir bloğu, anterior süperior alveoler (ASA) yeterli
olmaktadır. Mandibuler ön bölgede N. insisivusun blok anestezisi yeterli olurken,
mandibuler molarlarda inferior alveoler sinir bloğu bazen yetersiz olmaktadır.
Enfeksiyon ve enflamasyon varlığında da bu durum gelişebilir. Bu tip durumlarda,
pulpal ekstirpasyon ve kanal genişletmesi için etkin bir anestezi sağlanması amacıyla
pulpa odası içine direkt olarak lokal anestezik solüsyon enjekte edilerek intrapulpal
anestezi gerçekleştirilir. Uygulanan anesteziğin farmakolojik etkisi ve basınç ile ağrı
kontrolü sağlanır. Bu tekniğin kullanılabilmesi için pulpa odasının açık olması
gerekmektedir.
12
İntrapulpal anestezi yapılırken çapları küçük olan çok ince iğneler olan 25-27 gouge
iğneler pulpa odası veya kanal ağızlarına yerleştirilir, anestezik solüsyon basınçla
depolanır. Çok küçük miktarlar yeterlidir (0.2- 0.3 ml). Enjeksiyondan 30 sn sonra
işleme başlanabilir. Intrapulpal enjeksiyon sonrası kısa bir hassasiyet süresi geçer.
Bu orta şiddetten şiddetliye değişebilir. Bu durum enjeksiyona eşlik edebilir. Takiben
klinik ağrı azalır ve hasta kanal tedavisine izin verir(5).
2.1.7 İNTRAOSSEÖZ ANESTEZİ
Kemiğin medullasına uygulanan bir anestezi tekniğidir. Diğer yöntemlerle
yeterli anestezinin sağlanamadığı durumlarda kullanılır. Önce, periost üzerine bir
miktar solüsyon zerk edilerek mukozada anestezi sağlanır. Daha sonra, mukozada
bistürü ile küçük bir insizyon yapılarak kemiğe ulaşılır. Özel bir matkap veya iğne
kalınlığından biraz daha büyük bir rond frez ile kortikal tabaka delinir ve kemiğin
medullasına ulaşılır. (Komşu dişlerin köklerine ve sinirlere zarar verilmemelidir).
Açılan delikten medullaya 0,5 ml lokal anestetik solüsyon verilir. Solüsyon,
medullada kolayca yayıldığından anestezi hemen başlar, dolayısıyla basınç
uygulamaya gerek yoktur. Bu teknik; oldukça kompleks olması, özel setlere ihtiyaç
göstermesi, hızlı eliminasyon nedeniyle anestezi süresinin kısa olması ve enfeksiyon
riski nedeniyle rutin olarak kullanılmamaktadır(5).
2.1.8 PAPİLLER ANESTEZİ
Bu teknikte, anestezik solüsyon interdental papilla içine zerk edilir. Her
papillaya ayrı ayrı zerk yapılacağından hastanın iğne batış ağrılarını duymaması için
önceden topikal anestezi uygulanmalıdır. Topikal anestezi etkisini gösterdikten sonra
papilin tam ortasından girilir ve her papile 0,25 ml solüsyon zerk edilir. Eğer
13
periodontal hastalık nedeniyle papil dişten ayrılmışsa iğne marginal gingivanın daha
uzak bir yerinden batırılır. Enjeksiyon sırasında gelişen ağrılar, anestezinin
oluşmasıyla birlikte kaybolur. Bu yöntem hemostaz sağladığından gingivektomide
tercih edilir. Diğer tekniklere kıyasla daha fazla zaman gerektirmesi, enjeksiyonun
ağrılı olması ve mandibulanın lingual tarafında zor uygulanması, tekniğin
dezavantajlarıdır(5).
2.2
SİNİR
BLOĞU
ANESTEZİ
TEKNİKLERİ
(REJYONEL
BLOK
ANESTEZİSİ
Operasyon sahasından uzak alanlarda sinirin bloke edilmesiyle elde edilen
anestezi tekniğidir. İnfiltrasyon anestezisinden daha derin hissizlik sağlar ve daha
uzun anestezi süresine sahiptir. Operasyon sahasından uzak alanlara uygulandığı için
operasyon bölgesindeki olası enfeksiyonun iğne ile yayılmasına neden olmaz(5).
2.2.1 Üst Çenede Uygulanan İntraoral Sinir Bloğu Anestezi
Teknikleri
2.2.1.1. Posterior Superior Alveolar (PSA) Anestezisi (Tuber
Anestezisi)
N.maxillarisin posterior superior alveolar dallarının anestezisini sağlamak için
kullanılan bir tekniktir. Bu anestezi tekniği ile üst 2.ve 3. molarların bütün kökleri ile
1.molar dişin distobukkal ve palatinal kökleri ile periodonsiyumlarının ve bukkal
mukozanın blokajı sağlanır. Küçük çocuklarda PSA sinirin anestezisi gerektiğinde
iğne anestezi yapılacak tarafta en son süren dişin apikaline ve zigomatik proçesin
distaline doğru yönlendirilir. İğne çiğneme düzlemi ile 45 derecelik açı oluşturacak
şekilde önden arkaya, dıştan içe ve kemik teması kaybolmadan batırılır. Yaklaşık 1
cm kadar ilerledikten sonra aspire edilerek solüsyon yavaşça depolanır. Daimi
14
dentisyonun tamamlandığı daha ileri yaştaki çocuklarda ise hastanın ağzı yarım
açtırılır ve mandibula anestezi yapacak tarafa doğru kaydırılır. Bunun nedeni, çeneyi
yana kaydıran m.pterygoideus lateralis’i gevşetip vestibulum orisi genişletmek ve
koronoid proçesi tuber maksilladan uzaklaştırmaktır. İğne, 2.molar dişin distal
kökünün hizasından mukogingival katlantının en derin noktasından okluzal düzlemle
45 derecelik açı yapacak şekilde batırılır ve yavaşça ilerletilir. İğne aşırı ilerletilirse
veya çok laterale girilirse plexus pterigoideus zedelenir. Bu da kanama ve hematom
oluşmasına veya sistemik toksik reaksiyon gelişmesine neden olur.
Çocuklarda PSA sinir bloğu için kısa iğneler (yaklaşık 20mm) kullanılarak iğnenin
penetrasyon derinliği azaltılmalıdır. Böylece çocuk hastanın daha küçük olan
anatomik boyutlarına uygun bir yaklaşım sağlanarak hematom oluşma riski en aza
indirgenir(5).
2.2.1.2 Nazopalatin Sinir Bloğu
Sert damağın 1/3 ön kısmında yapılacak cerrahi müdahalelerde kullanılan
anestezi tekniğidir. İki taraflı nazo-palatin sinirler nazal septum boyunca aşağı doğru
inerek insiziv kanala girerler ve insiziv foramenden sert damak ön orta noktaya
açılırlar. Enjeksiyon santral dişlerin arka tarafından insiziv papilin yan tarafına
uygulanır. İğne mediale ve yukarıya 5 mm kadar ilerletilir ve solüsyon depolanır(5).
2.2.1.3 Anterior Palatin Sinir Bloğu
Bu anestezi ile sert damağın 2/3 arka kısmında mukoperiostiyumun anestezisi
sağlanır. Solüsyon foramen palatinum majus ağzına veya içerisine verilir. Hastanın
başı arkaya yatırılır, ağzı çok açtırılıp “A hattı” saptandıktan sonra bu hattın 1 cm
15
sert damak tarafından ve alveol kenarının 1 cm iç tarafından iğne mukozaya batırılır.
0.5 cm ilerlendikten sonra 0.5-0.75 ml solüsyon yavaşça depolanır.
Çocuklarda süt dentisyon döneminde ise enjeksiyon süt ikinci moların distal
yüzeyinin yaklaşık 10 mm. posterioruna uygulanır(5).
2.2.2 Alt Çenede Uygulanan İntraoral Sinir Bloğu Anestezi
Teknikleri
2.2.2.1. İnferior Alveoler Sinir Bloğu (Mandibular Anestezi)
N. alveolaris inferiorun blokajı; anestezi uygulanan tarafta orta hatta kadar
dişlerin, çene kemiğinin, dudağın, dişeti ve mukozanın, çene derisinin ve subkutan
dokuların anestezisini sağlar. Genellikle bu anestezi sırasında lingual sinir blokajı da
yapıldığı için lingual dişeti, ağız tabanı ve dilin 2/3 ön kısmınında da hissizlik
meydana gelir. Ancak yapılan klinik çalışmalarda pulpa anestezisi sağlamada yeterli
olmadığı ve başarısızlık oranının %44-81 olduğu rapor edilmiştir
Bu teknikte, amaç solüsyonun mandibuler foramenin yakınına depolanmasıdır.
Mandibula anteroposterior yönde büyür ve buna bağlı olarak madibular foramen de
posteriore doğru hareket eder. Yaşla birlikte mandibuler foramen ile okluzal düzlem
arasında vertikal mesafe artar.
-3 yaşındaki bir çocukta mandibuler foramen mandibulanın arka kenarından 5 mm,
ön kenarından da 2 mm uzakta ve okluzal seviyeden daha aşağıdadır.
-6-10 yaşlarında aşağı yukarı 6 yaş dişinin okluzal yüzünden geçen düzlem üzerinde
ve trigonum retromolare’nin ön yüzünün 12 mm kadar arkasındadır.
-16 yaşından sonra yavaş yavaş yetişkindeki, okluzal planın 1 cm yukarısı ve
tirgonumun 14 mm gerisindeki yerini alır.
16
İnferior alveoler sinir bloğu tekniği çocuklarda ve yetişkinlerde temelde benzerdir.
Alveolar inferior sinirin blokajı için çocuktan ağzını mümkün olabildiği kadar çok
açması istenir. Baş parmakla mandibüler coronoid process ( ki buda mandibular
ramusun ön duvarıdır ) palpe edilir,diğer parmaklar mandibülanın arka yüzünü
hissedecek şekilde konumlandırılır. Daha sonra, iğne internal oblik ridge ve pterigo
mandibüler rafe hizasından okluzal düzleme paralel olarak yönlendirilir. Kemik
desteği alınarak ilerlenir ve aspirasyon yapılarak, solüsyon yavaşça doku içine
enjekte edilir. Bazı uzmanlar ilerlemeden önce çok az miktarda anestezi yapılmasını,
biraz beklendikten sonra tekrar ilerlenerek etkili anestezinin yapılmasını savunurlar.
Endişeli ve korkulu çocuklarda bu yöntem faydalı olabilir. Küçük çocuklarda inferior
alveoler sinir bloğu için genelde 25 cm boyunda ve 25-27 gougle iğneler tavsiye
edilmektedir. İleri yaş grubundaki çocuklarda ise penetrasyon derinliği 2-2.5cm
olacağından 35mm uzunluğundaki iğnelerin kullanımı önerilmektedir(5).
İnferior alveoler sinir bloğu, infiltrasyon anestezilerinden daha ağrılıdır. Bu nedenle
çocuklarda uygulanması oldukça zordur. Aynı zamanda anestezi süresinin uzun
olmasına bağlı olarak dudak ve dil ısırma gibi postoperatif komplikasyon riski de
fazladır.
Çocuklarda en önemli sorun, mandibuler anestezinin ne zaman yapılması
gerektiğidir. Mandibuler anestezinin yapılma kararı ‘‘ 10 kuralı’’na göre verilir.
Buna göre, hastanın yaşı ve işlem yapılacak dişin numarası (yani süt birinci azı
(IV:4), süt ikinci azı (V:5) ) toplanır. Çıkan sayı 10 ve daha yukarı ise mandibüler
anestezi, değilse infiltrasyon anestezisi yapılır. Bu kuralın sadece mandibuler süt
azılar için geçerli olduğu unutulmamalıdır. Daimi alt I. Molarlarda inferior alveoler
blok, tek seçenektir. En çok bu dişlere uygulanan anestezide karmaşa yaşanmakta ve
uygun olmayan anestezi uygulamaları ile çocuk ömür boyu unutamayacağı bir
17
tecrübe ile karşılaşmaktadır. 10 kuralına bir örnek verecek olursak, 5 yaşındaki bir
hastanın mandibuler süt ikinci azı ( V ) dişine anestezi yapmak gerekiyorsa ( 5 + 5 :
10 ) mandibuler anestezi, Süt birinci azı ( IV ) dişine gerekiyorsa ( 5 + 4 : 9 )
infiltrasyon anestezisi yeterlidir(5).
2.2.2.2 Mental Sinir Bloğu
N.mentalis, n. alveolaris inferior’un iki uç dalından biri olup alt küçük azı
dişlerinin kök uçlarının yakınında foramen mentaleden çıkar. Mental foramen
yetişkinlerde premolarların kökleri arasında iken çocuklarda genellikle daha
anteriorda yer alır. N. mentalis anestezisi ile mental foramenin önünde yer alan
vestibül mukozanın, alt dudağın, çene ucu yumuşak dokularının ve mukozanın
hissizliği sağlanır.
Teknik uygulanırken hastanın ağzı yarım olarak açtırılıp palpasyonla foramen
mentale saptanır. Ardından iğne foramenin üstünden serbest dişetinin 1 cm kadar
altından batırılıp arkadan öne ve aşağı doğru ilerletilir ve solüsyon verilir(5).
2.2.2.3. İnsisiv Sinir Bloğu
Bu sinir bloğu ile alt çenede küçük azı, kanin ve keser dişlerin pulpalarının,
periodontal ligamentlerinin ve alveol kemiğinin hissizliği sağlanır. Çocuklarda
nadiren kullanılan bir tekniktir. İğne mental foramen içinde 0.1-0.2mm ilerletildikten
sonra anestezik solüsyon verilir(5).
18
2.2.2.4. Bukkal Sinir Bloğu
Bu teknik ile mandibular molar dişlerin bukkalindeki, premolar ya da II.süt
molara kadar olan periostta ve yumuşak dokularda anestezi sağlanmış olur.
Enjektörün ucu ağızdaki en son dişin distal ve bukkalindeki mukobukkal katlantıya
yerleştirilir ve solüsyon verilir(5).
3.PEDODONTİDE GÜNCEL ANESTEZİ TEKNİKLERİ
3.1. Elektronik Dental Anestezi (EDA)
Transkutan elektronik sinir stimülasyonu (TENS) olarak da adlandırılan
elektronik dental anestezi sinir sistemine düşük voltajlı elektrik akımının uygulandığı
bir tekniktir. Primer etkisi analjezi oluşturmasıdır Bu uygulamanın özellikle 5-12 yaş
gurubu çocuklarda oldukça başarılı olduğu bildirilmiştir. Etki prensibi, ağrı duyusu
iletim yollarının elektriksel uyarılarla işgal edilmesine dayanmaktadır(6).
Ağrı kontrol mekanizması tam olarak bilinmemesine rağmen, çalışma prensibi kalın
myelinli sinir liflerinin elektrik stimulasyonu ile uyarılarak, ince myelinsiz sinir
liflerinin baskılanması ve ağrı iletiminin bloke edilmesiyle açıklanabilir. Ayrıca
elektrik stimülasyonu sırasında salınan seratonin ve endorfinin elektrik gücüyle
oluşturulan analjezinin etkisinde rol oynadığı bildirilmektedir. Elektrikli dental
anestezi çocuklarda;
- İğne penetrasyonu sırasında oluşan ağrıyı azaltmada,
-Aşırı kök rezorbsiyonu olan süt dişlerinin çekiminde,
-Pulpaya yakın olmayan sınıf I-II-III-IV ve V restorasyonlarda,
-Yer tutucu simantasyonunda kullanılabilir(6).
19
Elektrikli dental anestezi, kalp pili olan hastalarda, pacemaker kullanan hastalarda,
epilepsi olgularında, beyin tümörü ve kanama bozukluğu olan hastalarda
kullanılmamalıdır.
Sağlıklı
bireylerde
ise
elektrotların
boyun
bölgesine
uygulanmamasına özen gösterilmelidir, zira karotis bölgesinin elektriksel uyarılması,
ani hipotansiyona yol açabilir. Ayrıca laringeal sinirlerin uyarılması sonucu,
laringospazm oluşarak solunum sıkışabilir(6).
Avantajları
1) Enjeksiyona gerek yoktur.
2)Anestezi hasta tarafından kontrol edilebilir. Böylece kendine güvenini kazanır ve
diş hekimi korkusunu yener.
3)Anestezi sonrası dil, dudak uyuşukluğu gibi istenmeyen etkiler oluşmaz. Böylece
olası yumuşak doku hasarları önlenmiş olur.
4)Toksisite veya alerji gibi riskleri yoktur.
5)İnvaziv bir teknik değildir. Güvenlidir ve hasta tarafından kabul gören ve tercih
edilen bir yöntemdir.
TENS cihazı bir stimülatör ve bu stimülatöre bağlı elektrotlardan meydana gelir.
Elektrotlar alt çenede tedavi yapılırken bilateral olarak mental foramenin üzerine, üst
çenede tedavi yapılırken ise infraorbital foramen üzerine yerleştirilir. EDA
uygulamalarında başarı, işlemin doğru bir şekilde yapılmasına bağlıdır. Her bir işlem
için elektrotların yerleştirilmesi gereken özel bölgeler vardır:
-Alt anterior ve premolar dişlerdeki restoratif işlemler için elektrotlar bilateral olarak
mental foramen bölgesine
-Alt molarların restorasyonu için elektrotlardan biri mental foramen, diğeri 2.
Moların apeksi hizasonda bilateral olarak yerleştirilir.
20
-Üst molar dişler için ise elektrotlardan biri zigoma altında premolarların apeksi
hizasına, diğeri ise 2. Moların apeksi hizasına yerleştirilir(6).
Uygulanışı:
Ağıziçi elektrotları, sıklıkla rulo pamuklar aracılığıyla ağza yerleştirilirler.
Elektriksel uyaranın mukozaya iletilebilmesi için rulo pamuklar önceden suya
doyurularak ağza yerleştirilmelidir. Deri elektrotları ise alt çenede premolarların
kökleri hizasına, üst çenede zigoma tabanına yapıştırılır.
Elektriksel uyarının amplitüdü m.orbicularis oris kasılana kadar arttırılır ve daha
sonra kas gevşeyene kadar yavaşça azaltılır. Hastalar, bu uygulamayı bir titreşim
halinde algılamaktadırlar.
Topikal uygulamalarda çubuk şeklinde bir çift elektrot kullanılır ve 1,5 cm aralıklı
olarak mukozaya değdirilir. Bu tip elektrotlar, kökleri ileri derecede rezorbe olmuş
süt dişlerinin bukkal ve lingual tarafına değdirilerek çekim yapılabilir(6).
3.2. Bilgisayar Kontrollü Lokal Anestezi Uygulama Sistemi (WAND)
Bilgisayar kontrollü lokal anestezi sistemi Wand, lokal anestezi enjeksiyona
bağlı oluşan ağrıyı azaltmak için geliştirilmiş bir enjeksiyon cihazıdır. Bu sistem tek
kullanımlık plastik bir mikro tüpten oluşan el aparatı ve bilgisayar kontrol ünitinden
oluşmaktadır. İğne dokuya girerken kalem formundaki el aparatı kendi etrafında
döndürülebilmekte ve böylece iğnenin dokuya girmesi sırasında ortaya çıkan
direncin azaltıldığı bildirilmektedir. Bilgisayar kontrollü lokal anestezi sisteminde
solüsyon akışı ayak pedalına basılarak başlatılır(7).
Bu sistemle, infiltratif anestezinin yanı sıra periodontal ligament anestezisi, mental
blok, Gow-Gates, PSA bloğu ve yumuşak doku damak infiltrasyonları kolayca ve
rahatlıkla uygulanabilir. Ayrıca, aspirasyon ‘özel olarak devreden çıkarılmadığı
21
sürece’ sistem tarafından otomatik olarak her anestezide uygulanmaktadır. Bu
tekniğinin avantajı, tek bir enjeksiyon ile üst çene kesici-küçük azı dişleri arasındaki
dişlerin pulpal anestezisinin yüz ve dudak etkilenmeksizin sağlanmasıdır. Anestezi
yapılırken ağrının ortaya çıkmaması için basınç ve anestezik solüsyonun hacmi
hassasiyetle kontrol edilir. Hekim ve hasta için daha az stres vericidir. Hasta için
daha az korkutucudur. Mikroişlemci iğneden önce anestezi akışını sağlar. Bu şekilde
hissizleşen iğne giriş yeri, bir ‘anestezi yolu’ meydana getirerek iğnenin neredeyse
hissedilmemesini sağlar(resim 3). Ancak yapılan enjeksiyonların çoğundaki
rahatsızlık sebebi iğne değil, anestezinin dokunun içine aşırı basınçla akmasıdır.
Mikroişlemci kontrollü lokal anestezi uygulama sisteminde anestezik solüsyon
optimal oranda ve yavaş verilmesiyle bu durum engellenir. Tüm bu avantajları
nedeniyle bu sistem pedodonti için oldukça yararlı görünmektedir(7).
Sümer ve ark. (2006) ve Yeşilyurt ve ark., (2008) hastaların dental anksiete
seviyelerine göre Wand enjeksiyon cihazının ve geleneksel tekniğin, enjeksiyon
ağrısı ve iğne batış ağrısına etkisini değerlendirdikleri çalışmalarında, Wand
sisteminde geleneksel tekniğe göre hem enjeksiyon ağrısının hem de iğne batış
ağrısının daha az olduğunu rapor etmişlerdir. Buna karşın Kuşcu ve Akyuz (2008)
çocuklarda enjeksiyon ağrısını değerlendirdikleri çalışmalarında Wand enjeksiyon
cihazı ile geleneksel şırınga arasında anlamlı bir fark bulamamışlardır. Ancak
enjeksiyon öncesinde anksiyete seviyesi yüksek olan çocukların daha fazla ağrısı
olduğunu ve çocuklarda ağrı reaksiyonunda anksiyetenin önemli rol oynadığını
bildirmişlerdir. Koyuturk ve ark. (2009)33 6-12 yaş arası çocuklarda Wand ve
geleneksel teknik ile lokal anestezi uygulandığında davranışsal ağrı reaksiyonu
açısından iki yöntem arasında anlamlı bir fark bulamamışlardır. Dental enjektörlerin
22
fiziksel görünümlerinin çocukların seçimine etkisinin değerlendirildiği bir çalışmada
ise, Wand cihazının çocukların ilk tercihi olduğunu bildirilmiştir(7).
Resim 3 : Bilgisayar kontrollü anestezi uygulanışı
3.3. Topikal Anestezik Bantlar
Topikal anestezideki en büyük gelişim bioadeziv bantların geliştirilmesiyle
elde edilmiştir. Bu bantlar bioadeziv matriks içerisine emdirilmiş lidocaine
içermektedirler. Anestezik bantların her 2cm sinde sırasıyla 23 ve 46 miligram
lidocaine içeren %10’luk ve %20’lik iki farklı konsantrasyonu mevcuttur(8).
Transoral bant mukogingival birleşimin 2mm yukarısında mukozaya yerleştirilir ve
matriksteki lidocaine direk olarak mukoza içine difüze olur. Maksimum etkisini ilk
15dk içerisinde gösterir ve etkisi yaklaşık 45 dakika boyunca devam eder. Jel ya da
sprey formundaki topikal anestezik ajanların sınırlı bir alana uygulanması oldukça
zordur .Bu tip ajanlar ağızda dilüe olurlar ve anestezik etkinlikleri azalır. Bu nedenle
23
lidocaine bantlar daha etkindir. Topikal anestezik bantların en önemli dezavantajları
diğer topikal anestezik ajanlardan daha pahalı olmaları ve posterior bölgedeki
mukozaya iyi yapışamamalarıdır(8).
Topikal anestezikler, sistemik ve lokal toksisiteyle ilişkili yan etkileri göz önünde
bulundurularak kullanılmalıdır. Anestezik bantlar diğer tüm topikal anestezik
ajanlardan daha fazla miktarda anestezik madde içermektedirler. Buna rağmen Hersh
ve ark. (1996) lidokain bant kullanarak yetişkinlerde yaptıkları çalışmalarında,
emilen lidokain’in sistemik kan seviyesinin çok düşük olduğunu ve ciddi yan
etkilerinin olmadığını göstermişlerdir. Ayrıca Leopold ve ark. (2002), 2-7 yaş arası
çocuklarda lidokain bant kullanımının ardından plazma lidokain konsantrasyonunu
değerlendirdikleri
çalışmalarında,
plazma
lidokain
seviyesinin
çocuklarda
yetişkinlerden daha yüksek olduğunu ancak bu değerin toksik seviyenin altında
olduğunu, bu nedenle pediatrik dental hastalarda güvenle kullanılabileceğini
bildirmişlerdir(8).
3.4. Jet Enjeksiyon
Jet enjeksiyon, az miktarda lokal anestetik maddenin iğne kullanılmadan özel
aygıtlarla mukoza altına enjekte edilmesidir. Lokal anestetik madde, sıkıştırılmış bir
gaz vasıtasıyla mukozaya hızla yollanır. 1 cm’ye kadar uzanan analjezik derinliği ile
lokal infiltrasyon anestezisi ve topikal anestezi arasında bir anestezik etkiye
sahiptirler. Bu işlem, bir çeşit silahın tetiğini çekip ateş etmeye benzediğinden,
basınçlı püskürtme esnasında oluşan ses, cihazın görünümü ve ağza yayılan tat
nedeniyle bu enjektörlerin çocuklarda kullanımının sınırlıdır(9).
24
3.5. İğnesiz Lokal Anestezi
30 yıldan uzun bir süre önce Mada Eqipment Company(Carlstadt,NJ, ABD)
dental lokal anestezi piyasanın bir bölümünü başarılı bir şekilde ele geçiren,devrim
niteliğindeki “iğnesiz anestezi” sistemini piyasaya sürmüştür(resim 4). Piston/basınç
itme prensibine dayanan bu sistem klinisyenlere yüksek hasta memnuniyeti ile
birlikte etkin yumuşak doku ve olası sert doku anestezisi sunmuştur. Anestezi
araçlarını standart bir dental lokal anestezi kartuşunu kabul etmemeleri,enjeksiyonun
“tek ayarlı” olması ve havanın elimine edilmesi amacıyla sistemin hazırlanması
gerekliliği gibi faktörler nedeniyle, piyasanın bu cihazlara yaklaşımı tereddütlüdür,
ancak ilgisi halen sürmektedir(9).
Resim 4: İğnesiz lokal anestezinin uygulanışı
25
3.6 Stabident Sistem
Stabident sistem düşük-devirli el perforatörve aktive edildiğinde kortikal
kemikte delik açan kesici ucu bulunan sert 27-gauge kanülden meydana gelmektedir.
Anestezik solüsyon ultra-kısa enjektör iğnesinin perforatörün açtığı deliğe
yerleştirilmesiyle kansellöz kemiğe aktarılır.Sistemde iki adet iğne bulunmaktadır.
Tek ucu açık iğne ve modifiye edilmiş (ucu düz) kesici uçlu iğne Nusstein ve ark.
stabident intraosseöz enjeksiyonun irreversible pulpitisli hastaların %88’in de
endodontik tedavi sırasında total pulpa anestezisi sağlamada başarılı olduğunu
bildirmişlerdir.Parente ve ark. ise benzer bir çalışmada sistemin başarı oranını %89
olarak rapor etmişlerdir(8).Kısa süre önce Alternative StabidentTM Sistem (Fairfax
Dental) piyasaya sürülmüştür(resim 5).Bu yeni sistemde,perforatör içerisine elle
yerleştirilen ve iğnenin daha kolay yerleştirilmesini sağlayan huni şeklinde bir rehber
kol bulunmaktadır(10).
Resim 5 : Stabident sistem anestezi uygulaması ve ekipmanı
26
4. SONUÇ
Çocuklarda restoratif işlemler sırasında anestezi gerektiğinde sistemik ve lokal
toksisiteyle ilişkili yan etkileri göz önünde bulundurularak enjeksiyondan önce
özellikle topikal anestezikler kullanılmalıdır. Böylece çocuk hastalarda yumuşak
doku içine iğne penetrasyonu sırasında oluşan ağrı bir miktarda olsa elimine edilmiş
olur. Literatürler incelendiğinde yetişkin hastalarda kullanılan birçok dental lokal
anestezi tekniği ile ilgili çok sayıda çalışmada mevcuttur. Ancak çocuk diş
hekimliğinde özellikle güncel lokal anestezi tekniklerin kullanıldığı daha fazla
çalışmaya ihtiyaç vardır.
27
5. KAYNAKÇA
1. Atkinson R.S., Rushman G.B., Lee J.A., History of Anaesthesia, A Synopsis
of Anaesthesia, Bristol 1987, 1-38
2. Tuncay Ö. , Dental Anestezi , Ege üni. Diş hekimligi fak. , İzmir 2009, 36
3. Saglam AA. Dental Anestezi. Birinci baskı. BerkayOfset Ltd. Sti: Ankara,
2005, s:73-130.
4. Edwards RW, Head TW. A Clinical trial of intraligamentary anesthesia. J
Dent Res 1989, 68-7, 1210-3.
5. Malamed SF. Handbook of Local Anesthesia. 4th ed.Mosby: United States of
America, 1997, s :.2-73,116-243.
6. Yap, A. U., and G. Ong. "An introduction to dental electronic
anesthesia."Quintessence international Berlin, Germany: 27,5 , 1996 .
7. Beneito-Brotons, Rut, et al. "Intraosseous anesthesia with solution injection
controlled by a computerized system versus conventional oral anesthesia: A
preliminary study." Medicina Oral, Patología Oral y Cirugía Bucal 17.3
2012, e426.
8. Hersh EV, Houpt MI, Cooper SA, Feldman RS, Wolff MS, Levin LM.
Analgesic efficacy and safety of an intraoral lidocaine patch. J Am Dent
Assoc 1996, 127-11, s: 1626-34
9. Meechan JG. Local Anaesthesia for children. In: Paediatric Dentistry. 2nd ed.
Ed, Welbury RR. Oxford University Pres: NewYork, 1999, s: 77-92
10.
Remmers, Todd, et al. "The efficacy of IntraFlow intraosseous injection as a
primary anesthesia technique." Journal of Endodontics 2008 34.3,s: 280-283.
28
6. ÖZGEÇMİŞ
1991 yılında İzmir`de doğdum. İlkögretimimi Kütahya-Simav Osman Bey
İlköğretim Okulunda okudum. Liseyi Aydın Adnan Menderes Anadolu Lisesinde
tamamladım. 2009 yılında Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesini kazandım.
29
Download

1254 - Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi