HALİL İLHAN
RAM MÜDÜRÜ
ERGENLİK DÖNEMİ GELİŞİM
ÖZELLİKLERİ VE GÖRÜLEBİLECEK
RİSK FAKTÖRLERİ
ERGENLİĞİN TANIMI
•
•
•
•
Gençlik Çağı
Genç Kızlık
Delikanlılık Dönemi
Buluğ Çağı
3
ERGENLİĞİN TANIMI
•
•
•
•
•
Sosyal
Psikolojik
Fiziksel değişimlerin bir arada yaşandığı
Çocuklukla yetişkinlik arasında yer alan
Hızlı bir BÜYÜME, GELİŞME ve
OLGUNLAŞMANIN olduğu
• Gelecekteki yaşantıyı belirleyen dönem
olarak tanımlayabiliriz.
4
ERİNLİK DÖNEMİNİN ÖZELLİKLERİ
Erinlik çakışan bir dönemdir
Erinlik çocukluğun sonlarına doğru başlar
ve ergenlik yıllarında devam eder.
Erinlik bir yandan çocukluk, diğer
yandan ergenlikle çakışan bir dönemdir.
5
Erinlik kısa bir dönemdir
2 yıldan 4 yıla kadar uzayabilir.
Erkeklerde 4, kızlarda 3 yıl kadar
sürmektedir.
6
Erinlik hızlı bir değişme dönemidir
Erinlik, gerek fiziksel gerekse psikolojik
değişikliklerin çok hızlı olduğu bir
dönemdir. Bu hızlı değişme karmaşa,
yetersizlik ve güvensizlik duygularına ve
bir çok çocukta istenmeyen davranışlara
yol açar.
7
Erinlik bir olumsuzluk evresidir:
Olumsuzluk, bireyin karşıt bir tutum
içine girmesini yada daha önce
geliştirdiği bazı iyi niteliklerin
olumsuzlaşmasını açıklar.
8
Erinlik yaşı değişiktir:
Erinlik yaşı ortalama olarak
kızlarda 13, erkeklerde 14 yaş
olarak saptanmıştır.
9
Ergenlikte Gelişim Yolculuğu
Kızlar, ergenlik dönemine erkeklerden yaklaşık iki yıl daha erken girerler, boy ve
kilo artışı da erkekler ve kızlar arasında farklılık gösterir. Bu uzama erkeklerde
yılda ortalama 10 cm, kızlarda ise 8 cm kadardır.
Tüm ergenlik dönemi boyunca kızlar 18-23 cm erkekler ise 25-30 cm uzar.
ERGENLİKTE DUYGUSAL GELİŞİM
Ergenin duygusal
dünyasında bazı çelişkiler
dikkatimizi çeker.
Ergenin duygusal
tepkilerini etkileyen
başlıca faktörler sağlık
durumu, zeka düzeyi,
cinsiyet, okul başarısı ve
sosyal kabul düzeyidir.
Özellikle sağlık koşuluyla
duygusal tepkiler arasında
önemli bir ilişki vardır. Küçük
bir kırıklık ergenin yakın
çevresindeki ilişkilerini
doğrudan etkiler. Duyguların
şiddetlenmesi sonucu, gerginliğin
doğurduğu belirli alışkanlıklar
görülür. Bu alışkanlıklardan en
yaygın olanı, iyi uyum
sağlayamayanlarda görülen
tırnak yeme alışkanlığıdır.
Gerginlik azaldıkça ve genç dış
görünüşüne önem vermeye
başladıkça, tırnak yemede de
belirgin bir azalma görülür.
Ergenlik Döneminde En Sık Rastlanan Duygu
Biçimleri
Kendine Güven
Kendine Güvenin en önemli kaynağı
Çalışmak
Kendine Güvenin en önemli desteği
Başarabildiklerini görmek
Kendine Güvenin en önemli yolu
Bilgilenmek, kafa yormak
Kendine Güvenin en önemli düşmanı
Söylenip durmak, bahane bulmak ve
ertelemek
Kendine güvenin en önemli davranışı
Kendi yaşama sorumluluğunu almak
Korku
Ergenler için özellikle bilinmeyen
şeyler korkunun doğmasına temel
nedendir. Ergenin ilgilendiği
faaliyetlerin sonucunu
kestirememesi de korkuya neden
olabilir.
Endişe
Gerçek nedenden çok, hayali
nedenlerden oluşan korku tipleridir.
Korkulan durumun zihinsel düzeyde
prova edilerek yinelenmesi, endişenin
en büyük karakteristiğidir. Cinsel
olgunlukla birlikte, endişelerin de
farklılık gösterdiği dikkatimizi çeker.
Orta ve lise öğrencileri özellikle çeşitli
okul sorunları hakkında endişe
duyarlar. Dış görünüş ve arkadaşları
arasında popüler olmama, endişe
yaratan diğer konulardır.
Öfke
Ergeni öfkelendiren konular
şunlardır
Alay edildiğinde, gülünç
düşürüldüğünde
Tenkit edildiğinde,
azarlandığında
Haksız yere cezalandırıldığında
İnsanlar ona hükmetmeye
başladığında
İşleri ters gittiğinde
Özel eşyaları, kardeşleri ya da
ana babası tarafından
habersizce alındığında gençler
öfkelenir.
…Sevgi
Ergenlikte sevgi, hoş ilişkiler
kurabilen, kendini seven ve
güven veren kişilere yönelmiştir.
Aile üyeleriyle olan bağı
azalmış ve arkadaşlarıyla olan
bağı artmıştır. Ergenin sevdiği
kişi adedi azdır. Bu nedenle
sevgisi çok kuvvetlidir. Karşı
cinse delicesine aşık olma, kısa
süre sonra bu duyguyu yitirme
sıkça görülen olaylardır.
…
Yalnızlık İsteği
Bu dönemde genç küsme ve ani
kırgınlıklar nedeniyle,
arkadaşlarından ayrılma isteği
duyabilir.
Evdeki işlere karşı isteksiz
davranır.
Odasına kapanır kimseyi görmek
istemez.
Duygu ve düşünceleriyle baş
başa kalmak ister.
Bazı gençler, büyüyen ve değişen
bedeniyle kendini kabul
edemediği, beğenmediği bu
nedenle üzüldüğü için yalnızlığı
seçerler.
Çalışma İsteksizliği
Bu dönemde genç okuluna ve
derslerine
karşı isteksiz davranır.
Notlarında düşme olur. Bunun
sebebi kendilerine yeterince
güven duymadıkları için başarılı
olabileceklerine inanmazlar ve
gereği gibi ders çalışmazlar.
Genel olarak bu yaşlardaki
gençlerin ilgisini ders
çalışmaktan çok başka şeyler
çektiğinden de ders çalışmaya
karşı isteksiz olurlar.
…
Disipline Karşı Direniş
Yetişkinlerle olan çatışma 13
yaşlarında en üst noktaya
gelmektedir. Yasakları saçma,
kendine tanınan hakları yetersiz
bulur. Uyarıldığında ‘bana
karışamazsınız ben çocuk
değilim’ diyerek birden tepki
gösterir. Ailedeki baskıdan
çekinerek karşı gelemediği
zaman küskün ve somurtkan bir
tutuma girer. Yaş ilerledikçe bu
zıtlık azalır, olgunluk ve hoşgörü
artar.
Çekingenlik
Kendine güven eksikliğinden,
hata yapma
kaygısından ileri gelir.
Kendinden ve yeteneklerinden
emin olmayan genç başkalarınca
beğenilmeme kaygısıyla aslında
yapabileceği bir çok işten ve
insanlardan uzak durabilir. Bu
durum gencin girişimciliğini ve
bir çok alandaki başarısını
olumsuz yönde etkiler.
…
Fazla Hayal Kurma
Özellikle ders çalışırken hayal
kurma isteği güçlü bir biçimde
ortaya çıkar ve zaman kaybına
neden olur.
Kişilik arayışı içinde olan genç,
gerçek dünyada ulaşamadığı
isteklerine ve üstünlük arzusuna
hayaller vasıtasıyla ulaşıp mutlu
olmaya çalışır.
Duygululuğun Artması
Karamsarlık, ufacık bir nedenle
ağlamalar, alınganlık artan
duygululuğun sonucu olmaktadır.
Erkekler kızlara göre
sinirlidirler. Kendilerinde olan
huy değişikliği yetişkinlerce
yüzüne söylendiğinde bu durum
ergeni kimse tarafından
sevilmiyor inancına götürür.
ERGENLİKTE ZİHİNSEL
GELİŞİM
• Ergenlik döneminde zeka gelişmesini
sürdürse de boy uzaması gibi birden
sıçrama göstermez.
• Zekanın ergenlik çağına kadar dik bir eğri
boyunca hızla geliştiği, 15-16 yaşlarında
doruğa ulaştığı, ondan sonra daha yatık
bir eğri izleyerek 20 yaşına kadar yavaş bir
gelişme gösterdiği kabul edilmektedir.
17
• 12 yaşlarından başlayarak ergenlerde
soyut düşünme yeteneği hızlı bir gelişme
gösterir.
• Yani bu dönemde kavramları kullanarak
yeni kavramlar ve düşünceler üretebilme
yeteneği,yaratıcı ve üretici düşünme biçimi
gelişir.
18
BEDENSEL GELİŞİM
Büyüme ve gelişme, doğum
öncesinden başlayarak
ergenlik döneminde de devam
eder.
19
• Ergenlikte; eller, ayaklar, kollar
ve bacakların daha önce
geliştiğini görmekteyiz.
Büyüme ve gelişmenin hızı,
miktarı ve zamanı bakımından
normal çocuklar arasında
önemli farklar bulunmaktadır.
20
• Bazı çocuklar daha çabuk
büyüyerek ergenliğe
akranlarından önce girebilir
ve bedence gelişmelerini
önce tamamlayabilirler.
21
Büyüme ve Gelişmeyi Etkileyen
Faktörler:
• Kalıtım
• Hormonlar
• Beslenme Düzeni
• Sağlık Durumu
• Coğrafi Koşullar
• İklim
22
Ergenlik döneminde:
• Bireylerin iştah artışı sonucu kilo
almaları normaldir.
• Ergenliğin başlarına gelindiğinde,
ergenin boyu, yetişkinken alacağı
boyun %80´ine ulaşır.
• Sivilce ve aknelerin; yüzde,vücutta
ortaya çıkması normaldir.
23
• El -kol hareketlerini düzenleyememe,
sakarlık yapma gibi sonuçlar gelişme
sürecinde görülen ve ergenin beden
imajını etkileyen davranış
biçimlerindendir.
• ÇABUK BÜYÜMENİN SONUCUNDA
BEDEN İMAJININ YERLEŞEBİLMESİ
İÇİN, ERGENİN ZAMANA İHTİYACI
VARDIR.
24
ERGENLİKTE ÖZBAKIM
SİVİLCE (AKNE)
Her on kişiden sekizinin
yaşamının bir döneminde karşı
karşıya kaldığı akne, yağ
bezelerinin aşırı yağ salgılaması
ve kıl diplerinden giren çeşitli
bakterilerin etkisiyle ortaya
çıkan bir tür iltihaptır.
En sık 12-20 yaşları arasında
görülür. Ergenlik sivilceleri en
çok yüzde olmak üzere omuzlar,
sırt, göğüs ve uyluklarda
görülebilir.
SAÇLARDA KEPEKLENME
Ergenliğin başlamasıyla deride
yağ salgısı artar ve saçlarda da
yağlanma ve kepeklenme
görülebilir. En uygun saç yıkama
sıklığı, bu dönemden itibaren,
haftada 2-3 kezdir. Saç tipine
uygun şampuanların yeterli
olmadığı durumlarda kepeklenme
için ilaç şampuanlar
kullanılmalıdır.
RİSK FAKTÖRLERİ
Şiddet
Beslenme bozuklukları
KENDİNE
ZARAR VERME
Madde bağımlılığı
SİYASİ GRUPLAR
AŞK
ÇETELEŞME
TV
İNTERNET
MADDE BAĞIMLILIĞI
Türkiye’de son yıllarda, Bonzai
başta olmak üzere sentetik
uyuşturucu kullanımının
yaygınlaşması, korkutucu
boyutlara ulaşmış, özellikle 2007
ile 2013 yılları arasındaki
istatistiki veriler, kötü yöndeki
gelişmeleri ortaya koymuştur.
En acı ve en çarpıcı sonuç ise,
uyuşturucudan ölüm oranlarında
görülmüştür.
Uyuşturucudan ölüm olayları en
çok, sürekli göç alan ve nüfus
yoğunluğunun olduğu, İstanbul,
Adana, Antalya, Ankara, İzmir,
Mersin, Gaziantep, Kocaeli,
Hatay ve Bursa illerinde
yaşanmıştır. Uyuşturucunun
kullanım yaşının 12’ye, ölüm
yaşının ise 14’e kadar indiğini
gösteren araştırmalarda, en çok
eroin, esrar, uyuşturucu hap,
kokain, amfetamin, votalit
madde ve sentetik
kannabinoidler kullanıldığı tespit
edilmiştir.
…
BONZAİ
SİGARA
ECSTASY
BALİ
KOKAİN
EROİN
ESRAR
İLAÇLAR
ALKOL
SENTETİK MADDE
…
Bağımlılık bir sendromdur. Psikiyatrik bozuklukların sınıflandırılmasına ilişkin DSM
IV adlı kitaba göre bağımlılığın çeşitli ölçütleri vardır. Buna göre aşağıda yer
alanlardan sadece üçü bağımlılık tanısı koymak için yeterlidir.
• Tolerans gelişmesi (kullanılan
madde miktarının aynı etkiyi
sağlamak amacıyla giderek
artırılması)
• Madde kesildiğinde ya da
azaltıldığında fiziksel veya
ruhsal yoksunluk belirtilerinin
ortaya çıkması
• Madde kullanımını
denetlemek ya da bırakmak
için yapılan ama boşa çıkan
sürekli çabalar
• Maddeyi sağlamak, kullanmak
ya da bırakmak için büyük
zaman harcama
• Madde kullanımı nedeni ile
sosyal, mesleki ve kişisel
etkinliklerin azalması ya da
tamamen bırakılması
• Maddenin tasarlandığından
daha uzun ve yüksek
miktarlarda alınması
• Fiziksel ya da ruhsal
sorunların ortaya çıkmasına
ya da artmasına rağmen
madde kullanımının
sürdürülmesi.
…
Bağımlıların büyük çoğunluğu
kontrol edebileceği inancı ile
madde kullanmaya başlar. Hiçbir
zaman bağımlı olabileceğini
düşünmez. Amaç ara sıra
kullanmaktır. Ancak sonuçta kişi
bağımlı hale gelir. Çünkü,
bağımlılık, madde kullanımının
kaçınılmaz sonucudur. Kişi
bağımlı olduğunun farkına
varamaz.
Bağımlılık sürecinin ilerleyen
aşamalarında ilk kullanımdan
sonra tekrar madde alma
ihtiyacı doğar. Sonrasında aynı
etkinin sağlanması için kullanım
sıklığı ve/veya miktarı artabilir.
Bu kısır döngünün yerleşmesiyle
birey bağımlılık sürecine girmiş
olur. Artık madde arama
davranışı ve kullanım sıklığı
artar, aynı etkiyi elde etmek için
daha fazla madde kullanmaya
başlar (tolerans). Bu aşamada da
kriz belirtileri görülür. Kişi
kullanmış olduğu maddeyi
bırakmak ve kurtulmak ister ama
bunun kolay olmadığının farkına
varır.
…
Sonuç olarak;
1-Güvenli bir madde ve güvenli
bir kullanım şekli yoktur.
2- Kullanan herkes için bağımlı
olma riski eşittir. İnsan
vücuduna giren her maddeyi
hücre tanır ve hafızasına alır.
3- Bağımlılığı engellemek ancak
hiç başlamamak suretiyle kişinin
elindedir.
4- Kişinin eğitimi, toplumsal
konumu, gelir düzeyi vb.
etmenler bireyin bağımlılık
sürecini etkilemez.
5- Bağımlılık yapıcı madde,
yaşam düzenini değiştirir.
…
Bu dönemin kendine özgü ruhsal
ve davranışsal özellikleri,
duygusal çalkantıları, uyum
güçlükleri, kimlik sorunları,
bocalamaları ,otoriteyle
çatışmaları çoğu kez büyük
sarsıntılara neden olmaksızın
çözülür. Ancak bazı ergenler
için, bu özellikler, ciddi ve ağır
biçimde sorun yaşanmasına
neden olabilir. Madde kullanımı
da bu ciddi sorunlar arasında
sayılmaktadır.
Madde bağımlısı olan kişilerde
görülen davranış değişiklikleri
şöyle özetlenebilir:
- Arkadaş çevresi değişir.
- Aile ilişkileri azalır, odasında
yalnız kalmayı tercih eder.
- Okul başarısı ve okula devamı
azalır.
- Daha fazla para harcamaya
başlar
- Bazen neşeli, sakin, bazen
öfkeli, saldırgan davranışlar gibi
ruhsal değişimler gün içinde
gözlenir.
…
FİZİKSEL
- Bitkinlik
- Dalgınlık
- Uyuklama
- Uyku bozukluğu
- Konuşma güçlüğü
- Burun akıntısı
- Terleme
- Titreme
- Dengesizlik
- Gözde kanlanma
- Göz bebeğinde daralma
- Yüzde kızarma-soğukluk
- Kabızlık
- İshal
- Terleme ve Titreme
- Yürüme bozukluğu
- Solunum güçlüğü-ağrılar
TOPLUMSAL RUHSAL
- Derslerdeki başarı oranının tamamen
ve her derste birden düşmesi,
- Sık sık arkadaş değiştirme,
- Arkadaşlarına tamamen sırt çevirme,
- Çevreyle ilişkilerden kaçınma,
- Tamamen içine kapanma,
- Hiçbir şeye ilgi duymama ve her şeyden
uzak kalma,
- Zaman zaman aşırı neşe ile
öfke/saldırganlık arasında gidip
dalgalanmalar,
- Evde odasına kapanma,
- Kendi bakım ve temizliğine dikkat
etmez hale gelme,
- Fazla para harcama,
- Okulu ya da iş eğitimini tamamen
bırakma,
- Kendi geleceği için hiçbir yol görmeme,
- Geleceğe dönük hiçbir adım atmak
istememe
Davranış değişiklikleri
Uyuşturucu madde kullanan
gençte gözlenen ilk değişiklik
çevrelerinde yaptıkları
değişikliktir. Yeni arkadaşlar
edinirler. Kişi iki nedenle
çevresini değiştirmek
zorundadır. Birincisi, yeni
arkadaş çevresinde daha rahat
madde bulabilecektir. İkincisi,
bulabildiği maddeyi bu çevre
içinde rahat kullanabilecektir.
Genelde okul içinde bu tür
maddeleri kullandığı düşünülen
kişiler ile arkadaşlık etmeye
başlamıştır.
…Madde etkisi bitince
davranışları farklılık gösterir.
Daha önce okul başarısı iyi olan
öğrencinin giderek okul başarısı
düşmeye başlar. Okul başarısı
düşmesine rağmen, bu
başarısızlık onun için ciddi
bir sorun olarak
algılanmamaktadır. Ancak dikkat
edilmesi gereken önemli nokta,
bu başarısızlığın altında
yatabilecek diğer etkenlerin
araştırılmasının gerekliliğidir.
Aile içi sorunlar, ruhsal
rahatsızlıklar, toplumsal
sorunlar, olumsuz yaşam olayları
da bu başarısızlıkta etken
olabilir. Bu etkenler iyi ayırt
edilmelidir.
…
Her zamankinden daha fazla para harcamaya başlar.
Kullandığı maddenin
dozunu artırdıkça, gereksinim duyduğu paranın miktarı da
artar. Evden para çalmaya başlayabilir. Son dönemde
hırsızlık olayları yaşanır.
Kendine olan bakımı azalmıştır. Üstüne başına, giyeceğine
para harcamaz. Çünkü para, kullandığı madde için gereklidir.
Çevresi ve arkadaşları eski önemini yitirmiştir. Yaşamında
değer verdiği tek şey maddedir.
…
Madde etkisine bağlı olarak
ortaya çıkan değişiklikler
Sınıf içinde dalgınlık, dikkat
eksikliği göze çarpar. Derse
konsantre olamaz. Hafif uykulu bir
hali vardır. Bu durumdan genelde
rahatsızlık duymaz. Belirgin bir
halsizlik, yorgunluk gözlenebilir.
Solgun, bitkin bir hali vardır. Kısa
süre sonra okulu terk edebilir.
Genel bir isteksizlik olabilir.
Bedensel olarak dikkat edildiğinde
ise gözlerde kanlanma saptanabilir.
Daralmış ya da büyümüş göz
bebekleri dikkat çeker.
Konuşmasında güçlük fark edilebilir.
Peltek ya da mırıltılı bir biçimde
konuşmaktadır. Ağızda kuruluk
saptanabilir.
Aşırı terleme, bulantı, kusma,
yürümede güçlük ortaya çıkar.
Ailesi ile görüşüldüğünde evde bir
uyku bozukluğundan söz edilebilir.
Eroin ve benzeri maddeler almadığı
zaman şiddetli uykusuzluk ortaya
çıkar. Diğer bazı maddeler ile
sürekli uyuma isteği belirgindir.
Beslenme alışkanlığı da bozulur. Bu
nedenle kilo kaybeder.
Madde yoksunluğunda eklemlerde
ağrılar, kramplar, esneme, kaşıntı,
tüylerin ürpermesi gözlenir. Bu
amaçla ağrı kesici ilaçların kullanımı
artmıştır.
Vücudunda yara izleri, ciltte renk
değişikliği, iltihaplı yara ya da
enjektör
izleri bulunabilir.
BESLENME PROBLEMLERİ
Anoreksiya Nervoza, çoğunlukla
kendi kendini, ölüm derecesinde, aç
bırakarak yememe hastalığıdır.
Anoreksiya Nervoza’lı hastalar
genellikle aç olmalarına rağmen
kendi istekleri ile yemek yemeyi
reddederler. Beden şekli ve kilo
hususunda yapılacak olan herhangi
bir yorum, bu kişileri diyet yapmaya
teşvik eder. Önceleri sıklıkla
şekerleme ve tatlılardan uzak
durma ile başlayan diyet, daha sonra
şişmanlatacağı düşünülen tüm
yiyeceklerin zihinden
uzaklaştırılmasıyla devam eder ve
bütün öğünlerin azaltılmasıyla da
son bulur. Hastalar günlerini spor
salonlarında, saatlerce egzersiz
yaparak geçirebilirler. Uykuda
geçirilen süre azalır.
…
Obezite
Obezite günümüzde gelişmiş ve
gelişmekte olan ülkelerin en
önemli sağlık sorunları arasında
yer almaktadır.
Yetişkin erkeklerde vücut
ağırlığının %15-18'i, kadınlarda
ise %20-25'ini yağ dokusu
oluşturmaktadır. Bu oranın
erkeklerde %25, kadınlarda ise
%30'un üstüne çıkması obeziteyi
oluşturmaktadır.
Günlük alınan enerjinin harcanan
enerjiden fazla olması
durumunda, harcanamayan enerji
vücutta yağ olarak depolanmakta
ve obezite oluşumuna neden
olmaktadır.
ŞİDDET ve SALDIRGANLIK
Saldırganlığın Nedenleri Konusundaki Görüşler
Freudiyen Görüş: Freud’a göre saldırganlık
dürtüsü organizmada doğuştan vardır ve cinsel
istek kadar temel bir insan davranışıdır.
Etholojik Görüş: Nüfusun artması, besin
kaynaklarının azalması, o bölgede yaşayan canlılar
arasında birbirlerine yönelik saldırganca
davranışların artmasına ve canlı türünü azaltmaya
yönelir.
Kırıklık –Saldırganlık Kuramı: Belirli bir amaca
yönelen bireyin amacının engellenmesi onda
kırıklık yaratır ve bu da saldırganca davranmasına
neden olur.
Sosyal Öğrenme veya Model Alma Kuramı: Bu
kurama göre saldırganlık öğrenilen bir davranıştır
ve bireyler bu davranışları başkalarının gösterdiği
benzer davranışları gözleyerek, bunları örnek
alma yolu ile ve taklit ederek öğrenirler.
…
Okulda şiddet, okul iklimi
üzerinde olumsuz sonuçlar
üreten, öğrencilerin öğrenme
süreçlerine zarar veren, onların
gelişimlerini engelleyen,
saldırgan ve suç benzeri
davranışları tanımlamayan ve
Sosyoloji – Psikoloji disiplinleri
içerisinde ele alınan önemli
konulardan biridir.
Okullarda Karşılaşılan Bazı Şiddet Türleri
Fiziksel ceza; Buna örnek olarak
öğrencilerin birbirini itmesi, vurması
verilebilir.
Zorbalık; yapanların bir kısmı
saldırgandır ve kaba kuvvet kullanılırlar.
Kaba kuvvete başvurmayanlar ise
duygusal açıdan daha baskıcı olabilirler.
Her iki halde de, zorbalık yapanlara
karşı duyulan korku ve kaygılar, bazı
çocukların okula gitmekten kaçınmalarına
ya da kendilerinin de şiddete
başvurmalarına neden olur.
Reddetmek; çocuğun değerini kabul
etmeyi reddetmek, kendisini küçük
görmesine neden olmak gibi tavırlardır.
Örneğin, öğretmenin bir çocuğa kızdığını
veya o çocuktan hoşlanmadığını
göstermesi diğer öğrencilerin de o
çocuğa farklı davranması olarak ortaya
çıkabilir.
Aşağılamak; alay ya da hakaret ederek
çocuğu küçük düşürme durumudur.
Yıldırmak; fiziksel şiddetle tehdit
etmekle ya da çocuğun eşyalarını kırıp
dökmekle tehdit etmektir. Bu, zorbalıkta
sıklıkla tercih edilen bir yöntemdir.
Soyutlama; diğer çocuklarla
arkadaşlıklarını kısıtlama, fiziksel
sınırlama getirme durumudur.
Duygusal şiddet; çok yıkıcı olabilir ve
çocuğun depresyona girmesine, içe
kapanmasına, öz saygısının azalmasına,
kaygılı olmasına, saldırgan hale gelmesine
ve başarısız olmasına yol açabilir.
Ekonomik şiddet; kişilerin veya grupların
bir öğrenci üzerinde baskı kurması,
parasını alması, istemediği bir işte
çalıştırması şeklinde yapılan
davranışlardır.
KENDİNE ZARAR VERME
Kendine zarar verme davranışı
kişinin, ölüm isteği olmaksızın, kendi
bedeninin bir bölümüne yönelik,
doku hasarı ile sonuçlanan bir
girişimdir. Sosyal olarak kabul
edilmeyen bu davranış isteyerek ve
amaçlı olarak yapılır. Tekrarlayıcı
olması ve kişinin bu girişimde
bulunmadan önce bir gerilim
duygusuna sahip olması belirleyici
olan noktalardandır. Kişiler fiziksel
acıyla beraber rahatlama, zevk alma
veya hoşa gitme duygusunu da
yaşarlar. Eylemin ardından
hissedilen utanma duygusu ve
damgalanma korkusuyla kendine
zarar vermenin izlerini ya da kanları
gizlemeye çalışırlar.
Tipik olarak kendine zarar verme
davranışı (kafa vurma, dudak ısırma,
tırnak yeme, derisini çimdikleme,
kendini ısırma, kendine vurma)
Psikotik kendine zarar verme
(gözünü çıkarma)
Yüzeysel veya orta düzeyli kendini
yaralama (cildi kesme, sözcük
kazıma, deriyi soyma)
Kompulsif kendine zarar verme (saç
yolma, deriyi çimdikleme, tırnak
yeme)
Dürtüsel kendine zarar verme
(kendini kesme, kendini yakma,
kendine vurma)
İHMAL İSTİSMAR
İhmal, çocuğa bakmakla
yükümlü kimsenin çocuğun
gelişimi için gerekli ihtiyaçları
karşılamaması veya bu
ihtiyaçları dikkate almamasıdır.
Bu ihtiyaçlar sağlık, eğitim,
duygusal gelişim, beslenme,
barınma ve güvenli yaşam
şartlarıdır.
İhmal Çeşitleri
Fiziksel ihmal
Eğitimsel ihmal
Duygusal ihmal
Fiziksel İhmal
Çocuğun temel tıbbi
ihtiyaçlarının karşılanmaması
Çocuğa düzenli ve besleyici
öğünlerin, temiz ve yeterli
giysinin sağlanmaması
Çocuğun bakacak yetişkin
bulunmadan uzun süre yalnız
bırakılması
Çocuğun gece geç saatlere kadar
nerede olduğunun bilinmemesi ve
umursanmaması
Eğitimsel İhmal
Çocuğun zorunlu eğitim çağına
gelmesine rağmen okula
gönderilmemesi
…
Duygusal İhmal
Çocuğa yetersiz ilgi ve şefkat
göstermek
Çocuğun aile içinde şiddet ve
kötü muameleye şahit olmasına
izin vermek
Çocuğun alkol, uyuşturucu
kullanmasına izin vermek.
Çocuğun suç işleme, saldırganlık
gibi uyumsuz davranışlarına
destek olmak ya da bu
davranışları görmezden gelmek.
Bir çocuğun ihmal edildiğini nasıl
anlarız?
Okul devamsızlığı çok fazlaysa
Sürekli pis giyiniyor ve kötü
kokuyorsa
Vücudu aşırı derecede zayıf
düşmüşse
Yemek veya para için dilencilik
yapıyor veya çalışıyorsa
Tıbbi destekten mahrumsa
Madde kullanımı, kendine zarar
verme gibi alışkanlıkları varsa
çocuğun ihmale maruz kaldığını
düşünebiliriz.
…
İstismar, 0-18 yaş grubundaki
çocuğun;
 Sağlığını,
 Fiziksel gelişimini,
 Psiko-sosyal gelişimini
bilerek veya bilmeyerek olumsuz
etkileyen her türlü harekete
“ÇOCUK İSTİSMARI” denir.
İstismar Çeşitleri
Fiziksel istismar
Duygusal istismar
Ekonomik istismar
Cinsel istismar
…Duygusal İstismar Çeşitleri
Fiziksel İstismar
Çocuğun kaza dışı sebeple bir
yetişkin tarafından yaralanması ve
örselenmesidir
Bir tokattan başlayarak çeşitli
aletlerin kullanılmasına kadar devam
edebilir
En yaygın rastlanılan ve belirlenmesi
en kolay olan istismar tipidir.
Duygusal İstismar
Çocuğun gereksinim duyduğu ilgi,
sevgi ve bakımdan yoksun
bırakılarak psikolojik hasara
uğratılmasıdır
Tanımlanması en zor ancak en sık
gerçekleşen istismar türüdür.
Aşağılama, yalnız bırakma,
ayırma,
Korkutma, yıldırma, tehdit etme,
suça yöneltme,
Önemsememe, küçük düşürme,
alaylı konuşma,
Lakap takma, aşırı baskı ve
otorite kurma.
Belirtileri;
Dünyaya karşı belli bir ilgisizlik
Depresif ve pasif davranış
Karşısındakine çok ihtiyatlı
yaklaşmak
Kendine güvensizlik
Korku
Küçük yaşlardaki davranışlara
dönüş.
…
Ekonomik İstismar
Çocuğun fiziksel ve zihinsel
gelişimini olumsuz etkileyen, yaşı
ve gücü ile orantılı olmayan
işlerde ucuz emek olarak
çalıştırılmasıdır.
Cinsel İstismar
Bir kişinin, çocuğa yönelik
cinsel haz duyma amacıyla;
Irzına geçmesi
Teşhircilik yapması
Cinsel uyarı ve doyum için
kullanması,
…
Cinsel İstismarcı;
Yetişkin bir erkek,
Yetişkin bir kadın
Yaşıtı
Yaş olarak kendinden büyük
çocuk
Aileden biri olabilir.
Fuhuşa zorlanması,
İstismarcıların %96’sı erkek,
Pornografi gibi türlü suçlarda
cinsel obje olarak kullanılması
%63,5’u çocuğun tanıdığı,
Çocuğun yanında pornografik
görüntüler izlenmesi ve
izletilmesi.
Hatta %25’nin de ensest
dediğimiz 1. ve 2.derece
akraba olduğu belirlenmiştir.
…
Belirtiler;
Cinsel istimara uğrayanların
%71’i kız,
%29’u erkek çocuklardır.
13-18 Yaş
Davranışsal-fiziksel belirtiler:
Korkularının günlük yaşantısını
engelleyecek boyuta gelmesi,
bağımlılık yapan maddelere
düşkünlük, evden- okuldan
kaçma, başkalarını istismar
etme, takıntılı düşünce ve
davranışlar, duygusal ve fiziksel
yakınlıktan kaçınma, yeme
bozukluğu , sinirlilik, riskli cinsel
davranışlar, süreğen
enfeksiyonlar, sosyal içe
kapanma, intihar.
Duygusal belirtiler: Öfke,
korku, suçluluk, utanma,
güvensizlik, çaresizlik,
depresyon, intihar düşüncesi,
kirlenme duygusu.
ERGENLİKTE AŞK
Bu dönem içerisinde gençlerin
ilgisi yoğun olarak iki nesneye
yönelir: kendi beden ve
kişilikleri ile karşı cins.
Daha önceki yaşlarda hemcins
akran grupları ve aktiviteleri
revaçtayken, artık taze gençler
karma gruplarda yer alır ve
karşı cins ile dokunsal temas
(anlamsız itişmeler, saç
çekmeler, kovalamacalar, vb)
içerikli oyunlara rağbet ederler.
Aile ortamı huzursuz olan, anne
ve/veya babası ile yakın ilişkide
olmayan gençlerin, aileleri ile
yakın ve huzurlu ilişkileri olan
akranlarına kıyasla daha erken
yaşta ve daha riskli ilişkiler
deneyimledikleri
gözlenmektedir.
ERGENLİK DÖNEMİNDE EĞİTİMSEL SORUNLAR
Sınav Kaygısı
Kişinin sınav sonucunda elde
edeceğini düşündüğü akademik
başarısızlığı genelleyerek bunu
kişiliğinin başarısızlığı olarak
algılamasından kaynaklanan,
dolayısıyla öğrenilen bilginin
sınav sırasında etkili bir biçimde
kullanılmasını engelleyen ve
başarının düşmesine yol açan
yoğun kaygı durumudur.
Belirtileri
Felaket yorumları içeren
düşünceler, unutkanlık, dikkati
toplayamama, konuları
hatırlamakta güçlük gibi zihinsel
belirtiler.
Gerginlik, sinirlilik, karamsarlık
korku hali, panik, kontrolü
yitirme hissi, güvensizlik,
çaresizlik ve heyecan gibi
duygusal belirtiler.
Kaçma (ders çalışmayı bırakma,
sınavı yarıda bırakma) kaçınma
(ders çalışmayı
erteleme, sınava girmeme) gibi
davranışsal belirtiler.
…
Nedenleri
1-Zamanı Etkin Kullanamama;
Sınava çalışmaya geç başlama,
konuların yetiştirilememesi veya
erken başlanmasına karşın zamanı
etkin kullanamama nedeniyle
konuların yetiştirilememesi, konu
tekrarı yapılamaması kaygıyı artırır.
2-Yanlış Ders Çalışma
Alışkanlıkları;
Plansız ve programsız ders çalışmak
başarısızlığın en önemli kaynağıdır.
Kişinin motivasyonunun düşmesine
neden olur.
3-Mükemmeliyetçilik Düşüncesi;
Yaptıklarının, en iyisi ve hiç hatasız
olması gerektiğine inanan kişinin
kaygı düzeyi yükselir.
4-Başarısızlık Korkusu;
Başarısız olma korkusunu yoğun
yaşayan bireylerin, kendilerine olan
güvenleri azalır ve kaygı düzeyi
yükselir.
5- Sınava Çok Fazla Anlam
Yüklenmesi;
Kişinin potansiyellerine uygun
olmayan amaç belirlemesi ya da
sınavı kendini
kanıtlayacağı bir platforma
dönüştürmesi de kaygı düzeyini
yükseltir.
6- Aile Baskısı;
Ailelerin çocuklarından çok fazla
beklentisinin olması ve çocuğun
bunları gerçekleştiremeyeceği
düşüncesi de kaygı düzeyini
yükseltir.
SINAV KAYGISI İLE BAŞETME YOLLARI
Sınava Planlı Programlı Çalışma
Sınav Zamanına Kadar Ders
Çalışma
Uyku, Dinlenme ve Beslenme
Olumlu ve Gerçekçi Düşünce ve
İnançlar
Doğru Nefes Alma ve Gevşeme
Okulda Ergenin Ruh Sağlığını Etkileyen Faktörler
a)Ruh sağlığını etkileyen kişisel
faktörler
Yaş: Ruhsal hastalıkların çocuklukta az;
ergenlik, yetişkinlik ve ihtiyarlık
dönemlerinde daha çok görüldüğü bir
gerçektir. Ergenlik döneminde yüzdeki
sivilceler, hormonal değişiklikler, meslek
seçimi, karşı cins ile olumsuz ilişkiler
kurulması, toplum kurallarının
benimsenememesi gibi psikolojik
problemler ortaya çıkmaktadır.
Cinsiyet: Kadın ve ya erkek olmanın
sosyal hayatta getirdiği yükümlülükler
ruh sağlığını bozabilir.
Kişinin Alışkanlıkları: Ruh sağlığını
olumsuz etkileyen uyuşturucu ve alkol
kullanımı gibi zararlı alışkanlıklar ruh
sağlığını olumsuz etkilerken, dinlendirici
ve beceri geliştirici hobiler ise ruh
sağlığını olumlu etkiler.
Beden sağlığı: Ruh sağlığıyla beden
sağlığı birbiriyle çok yakın ilişkilidir.
Anne babadan kalıtım yoluyla geçen
özellikler ruh sağlığını etkileyebilir.
Yetersiz ve dengesiz beslenme sonucu
oluşan vitamin eksiklikleri, iyot
eksikliğine bağlı guatr gibi hastalıklar da
önemlidir. Doğuştan veya sonradan olma
sakatlıklar; sağırlık, körlük gibi
eksiklikler kişinin yeterli sosyal ilişkiler
kuramamasına yol açmaktadır.
Dolayısıyla aşağılık duygusu ve kendine
güveni kaybetmesine bağlı ruhsal
problemler doğurmaktadır.
…
b) Ruh sağlığını etkileyen çevresel
faktörler
Aile: Ruh sağlığı bozuk anne babanın,
çocuğun ruhsal yapısında önemli rolü
vardır. Aile içindeki şiddetli geçimsizlik,
düzensizlik, dengesiz davranışlar ve aşırı
disiplin vb. çocuğu etkilemektedir.
Kardeşler arasında yapılan tercihler,
çocuğun anne babadan biri veya ikisi
tarafından reddedilmesi, ilgisizlik veya
aşırı ilgi görmesi çok önemlidir. Ailenin
çocuğu aşırı derecede kısıtlaması veya
son derece başıboş bırakması ileriki
yaşantısında sağlıklı ve bağımsız bir
kişilik oluşturmasını etkileyecektir.
Ailenin sağladığı eğitim imkânları, seçilen
meslekler gibi konular da ruh sağlığını
etkiler. Ailede huzurun , sevgi ve
hoşgörünün etkin olduğu bir aile ortamı
hem anne hem de babanın ruh sağlığı
üzerinde olumlu etki bırakır.
Sosyal, kültürel ve ekonomik durumlar:
Kişinin sosyal çevresini oluşturan aile ve
toplum, ruh sağlığıyla yakın ilişkilidir.
Ekonomik güvensizlikler de ruh sağlığını
etkilemektedir. Ekonomik kriz
dönemlerinde ruh sağlığı bozuklukları ve
intiharlar daha çok artmaktadır. Düşük
ekonomik şartlardaki toplumlarda aile içi
sorunlar işsizlik ve suç işleme eğilimi
daha fazla görülür. Kültürel faktörler de
ruh sağlığını etkiler. Örneğin Anadolu’da
yeni evlenen bazı genç kadınlar yıllarca
süren bir suskunluk dönemi yaşarlar.
Bunun sonucunda iç sıkıntı (Anksiyete)
rahatsızlığı bu kadınlarda sık görülür
…
Özel zorlayıcı durumlar: Göçler, doğal
afetler, savaş dönemleri, terör, büyük
yangınlar, ekonomik krizler, boşanmalar,
çok yakın ve sevilen kişilerin ölümleri
gibi durumlar ruh sağlığını olumsuz
etkiler. Özellikle ruhsal problemleri
bulunan kişiler, bu zorlayıcı durumlarda
daha çok etki altında kalırlar.
Deprem gibi doğal afetler toplumun
büyük kısmının ruh sağlığını etkileyen
olaylardır.
Eğitim programının öğrenci seviyesine
uygun olmayışı
Aşırı katı ve disiplinli öğretmen
tutumları
Okulun fiziksel şartları, Yönetim ve
Disiplin sorunları
Medya ve İnternet Bağımlılığı
Özellikle 12-18 yaşları riskin en
yüksek olduğu dönemler olarak
görülmektedir. Cinsiyetler arası
farka bakıldığında ise internet
bağımlılığının erkeklerde kızlara
göre 2-3 kat fazla olduğu
görülmektedir. Ayrıca erkekler ve
kızlar arasında internette geçirilen
zamanın içeriği açısında da bazı
farklar vardır. Kızların daha çok
okuyarak ya da sohbet
programlarında sohbet ederek
zaman geçirirken, erkeklerin spor
ve şiddet oyunlarını tercih ettiği
görülmektedir.
İnternet bağımlılığında eşlik eden
başka psikiyatrik bozukluklar
olabilir. Sosyal fobi ya da depresyon
internet bağımlılığı olan kişilerde
görülen bozukluklar arasındadır. Bu
durumlarda eşlik eden rahatsızlıklar
internet bağımlılığının sebebi ya da
sonucu da olabilmektedir. Kişinin
erken yaşlarda internet başında
uzun süre zaman geçirmesinin
dikkat eksikliği gelişmesinde etken
olduğu görülmektedir.
Hiperaktivitenin varlığı ise internet
bağımlılığının gelişmesinde risk
faktörü olarak görülmektedir.
Dikkat !
• Grup psikolojisi
• Velilerin yanında eleştirilmesi
• Akranları yanında eleştirilmesi
TEŞEKKÜRLER
Download