Bu metin 23 – 24 Eylül 2014 tarihlerinde Kocaeli Üniversitesinde düzenlenen “Uluslararası Enerji ve Güvenlik Kongresi” başlıklı konferansta sunulan tebliğdir. This paper was presented in International Energy and Security Congress that took place at Kocaeli University, Turkey on September 23‐24, 2014. ENERJĐ ĐHTĐYACININ KARŞILANMASINDA YENĐ YÖNTEM
OLARAK KAYA GAZININ ĐNCELENMESĐ
Muzaffer ÇALIŞKAN1
Özet
Đnsanoğlu sanayi devrimini gerçekleştirdikten sonra ki dönemlerde enerjiye daha çok
ihtiyaç duymuştur. Bu enerji ihtiyacını petrolün bulunması ile karşılamış, daha sonra ki
yıllarda bu kervana doğalgazı da ortak ederek sanayi çarklarını döndürmüştür. 20.Yüzyılda
dünya nüfusu hızla arttığından, daha fazla enerji ihtiyacı doğmuştur. Đnsanoğlu yeni kaynak
arayışlarına girmiş ve bulunan kaynaklar, özellikle 21. yy da insanlığın ihtiyacını karşılayacak
seviyede değildir. Öte yandan fosil yakıt rezervlerinin de azalması sonucu içinde
bulunduğumuz yüzyılın sonlarına doğru dünyada bir enerji krizine işaret edilmektedir. Bu
çalışmada, dünya enerji ihtiyacı, kaya gazının elde edilmesi, Dünya da ve ülkemizde ki kaya
gazı rezervlerini, çıkarma esnasında oluşacak olumsuz yönleri, gazın stratejik önemi hakkında
bilgeler vermeyi amaçladım.
Anahtar Kelimeler: Kaya gazı, stratejik önem, enerji krizi, birincil enerji, konveksiyonel
olmayan enerji
1.Giriş
18. yüzyılda sanayi devriminin başlamasıyla enerjinin tahtına oturan kömür, 19.
yüzyılın sonlarında yerini petrole bırakmıştır. Sanayi devrimi sürecinde enerjinin ekonomik
önemi anlaşılmış ve 20. yüzyılda bunun yanında stratejik önemi de ortaya çıkmıştır. 20.
yüzyılın sonlarında ise kullanım kolaylığı ve çevre dostu olması nedeniyle doğal gaz Petrolun
tahtına yerleşmiştir. Ancak doğal gaz, kullanıcı ülkeleri büyük bir bağımlılığa ittiğinden bütün
dünyada sorunlar yaşanır olmuştur. Önemli bir ekonomik ve siyasal güç haline gelen doğal
gaz nedeniyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de enerji temininde yeni kaynak
arayışlarına başlanmıştır. Potansiyel bakımından yerli kaynakların başında yer alan kömürde
2005 yılında Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü tarafından başlatılan çalışmalar ile
önemli rezerv artışları sağlanmıştır. Bu çalışmalar devam ederken derinlerde bulunan ve
işletme güçlükleri söz konusu olan kömür yatakları için “kömürlerin gazlaştırılması” projeleri
tartışılır olmuştur.
1
Bartın Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Tesisat Teknolojisi ve Đklimlendirme alanı öğretmeni, 74100 /
BARTIN, [email protected], 05333628443
221
2.Dünyanın Enerji Đhtiyacı
Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency - IEA) tarafından yayımlanan
istatistiklere göre toplam birincil enerji kaynakları arasında doğalgazın payı 1973 yılındaki
%16 seviyesinden, 2010 yılında %21’e yükselmiş olup, 2035 yılında %23’e ulaşması
beklenmektedir. 1973-2035 arasında toplam birincil enerji tüketiminin yaklaşık 2,8 kat artmış
olacağı hesaba katıldığında, birincil enerji kaynağı olarak doğalgaz kullanımındaki artışın
boyutu daha iyi anlaşılmaktadır. Rakamlarla ifade etmek gerekirse, 1973’te 977 milyon TEP
olan doğalgaz tüketimi, 2010 yılında 2,7 milyar TEP’e yükselmiş olup 2035’te de 4,1 milyar
TEP’e ulaşması beklenmektedir (Tablo 1). 2010-2035 arasında toplam enerji talebinin birincil
enerji kaynaklarına göre dağılımının olası seyri incelendiğinde ise, yenilenebilir kaynaklarla
birlikte doğalgazın hızlı bir artış kaydedeceği; diğer önemli fosil yakıtlar olan kömür ve petrol
kullanımındaki artışın ise görece daha sınırlı kalacağı tahmin edilmektedir. Bu paralelde,
önümüzdeki 20 yıllık dönemde doğalgaz, yenilenebilir enerji kaynakları ve nükleer enerjinin
içindeki toplam payını artırması; kömür ve petrolün payının ise düşmesi beklenmektedir.
Talep (Milyon TEP)*
2010
2020
2035
Kömür
3474
4082
4218
Petrol
4113
4457
4656
Doğal gaz
2740
3266
4106
Nükleer
719
898
1138
Hidro elektrik
215
388
488
Biokütle
1277
1532
1881
Diğer yenilenebilir
112
299
710
TOPLAM
12650
14922
17179
Tablo 1. Dünya Birincil Enerji Kaynağı Talebinin Dağılımı
(*)2 TEP / Ton Eşdeğer Petrol (TOE / Tonne of Oil Equivalent): 1 ton ham petrolün
içerdiği enerji miktarı olup farklı türde enerji kaynaklarının mukayesesini kolaylaştırması
amacıyla enerji istatistiklerinde ve hesaplamalarda kullanılan bir birimdir. Kaynak: IEA –
World Energy Outlook 2012
222
3. (Shale gas) Şeyl Gazı
Doğal gaz olarak bildiğimiz ve tanıdığımız metan gazı kömür, petrol ve doğal gazın
ana bileşenidir. Kömür, petrol, doğal gaz gibi kaynaklar konvansiyonel enerji kaynakları
olarak anılmaktadırlar. Son yıllarda ülkemizde kömür ve bitümlü şeyl (oil shale) gibi isimlerle
anılan yerli enerji kaynağı fosil yakıt arayışları sırasında şeyl gazı (shale gas) gündeme
gelmiştir. Konvansiyonel olmayan enerji kaynakları sınıflamasında yer alan ve ülkemizde
kaya gazı olarak da anılan şeyl gazı, adını içinde bulunduğu kayaç türünden almaktadır. Kaya
gazı, şeyl (shale) adı verilen, kil ile kuvars ve kalsit minerallerinden oluşan tortul kayacın
küçük gözeneklerinde bulunan gazdır. Konvansiyonel olmayan enerji kaynakları içinde şeyl
gazı (shale gas) ile birlikte sıkı kumtaşı ve kömür kökenli gaz (coalbed methane) da yer
almaktadır. Bütün dünyada petrol ve doğal gazdan kaynaklanan sıkıntılar, petrol ve doğal gaz
oluşturmuş kayaların bünyesindeki gazın üretilebilirliğini gündeme getirmiştir. Ancak bütün
şeyller, şeyl gazı (kaya gazı) içermez. Bu kayaların belirli oranda organik madde içermesi ve
yeterli olgunluğa ulaşmış olması gerekir. Petrol ve doğal gaz, oluştuğu ana kayayı terk ederek
farklı kayaçlar içerisine yerleşir. Ancak bu göç sırasında oluşan petrol veya doğal gazın bir
bölümü ana kayada kalır. Sözü edilen şeyl gazı (kaya gazı) oluştuğu ana kayayı terk etmeyen
ve oluştuğu kayacın gözeneklerinde kalan petrolden elde edilen gazdır. 20. yüzyılın
ortalarından bu yana bilinen kaya gazının alternatif bir enerji kaynağı olarak gündeme
gelmesinin ana nedeni, konvansiyonel doğal gazın stratejik öneminden dolayı dünyada
yarattığı krizler yanında günümüzde şeyl gazı elde edilmesinin geçmişe göre daha ekonomik
düzeyde yapılabilir olmasıdır. Ana kaya doğal haliyle geçirgen olmadığından gaz üretimine
elverişli değildir. Bu kayacın öncelikle hapsettiği gazı serbest bırakacak duruma getirilmesi
gerekmektedir.
3.1. Dünyada (Shale) Şeyl Gazı
Şeyl gazı (shale gas) kaynaklarının varlığı uzun yıllar öncesinden bilinmesine rağmen
endüstriyel olarak düşünülmesi konvansiyonel doğal gaz sahalarındaki üretim düşüşleri ile
petrol ve doğal gaz fiyatlarındaki yükselişe bağlı olarak gelişmiştir. Bunların yanında
özellikle son yıllarda petrol ve doğal gazın stratejik öneminin artması da rol oynamıştır. Đlk
şeyl gazı üretimi, Amerika Birleşik Devletleri, New York eyaletinde 1821 yılında
gerçekleştirilmiş ve 1970 yılında endüstriyel ölçekte üretim sağlanmıştır. Konvansiyonel
kaynakların maliyetlerinin göreceli olarak uygun olması nedeniyle şeyl gazı üretimine devam
edilmemiş, ancak 2000’li yıllardan sonra ekonomik olması ve enerji ihtiyacı nedeniyle şeyl
gazı üretimi gerçekleşmiştir. 2010 yılı sonu itibaren dünyada açılan toplam 15.467 kuyunun
sadece on binde beşi Kuzey Amerika dışında kazılmıştır. Bu olgu, şeyl gazı üretim
223
teknolojisinin Amerika kıtası dışında ne kadar yeni bir teknoloji olduğunu göstermektedir. Bu
faaliyetler sonucunda, 2010 yılında Amerika Birleşik Devletleri’nde doğal gaz fiyatları % 35
oranında düşmüş ve ülke doğal gaz ihraç edebilecek konuma ulaşmıştır. 2009 yılı itibariyle,
Kuzey Amerika kıtasında yedi bölgede, 146 trilyon m3 yerinde, üretilebilir düzeyde ise 20
trilyon m3 şeyl gazı (shale gas) ve sıkı kumtaşı rezervi tespit edilmiştir. ABD’de en yoğun
çalışılan Teksas eyaletindeki Barnet şeyllerinde 2010 yılı üretimi 51 milyar m3 olarak
gerçekleşmiştir Amerika’da 1996 yılında 8,5 milyar m3 şeyl gazı üretimi yapılırken, bu miktar
2006 yılında 31 milyar m3 olarak gerçekleşmiştir. Diğer bir deyimle 2006 yılında
Amerika’nın toplam doğal gaz üretiminin %5,9 u şeyl gazından sağlanmıştır. Yapılan
kestirimler 2020 yılında Amerika’nın toplam doğal gaz üretiminin yarısının şeyl gazından
sağlanacağını göstermektedir. Konvansiyonel olmayan kaynakların belirlenmesine, dik arama
kuyularında elde edilen verilerin değerlendirilmesi ile başlanmaktadır. Uzun soluklu bir
çalışma dönemi sonunda gaz potansiyeline sahip olduğu belirlenen seviyelerde yatay
sondajlar yapılmaktadır. Bu seviyelerde yüksek basınçlı % 99 oranında kum ve su karışımı
kullanılarak dikey çatlaklar oluşturulmakta ve petrol ve doğal gazın kuyuya akışı
sağlanmaktadır. Potansiyeli belirlenen alanlarda tek bir noktadan 20-30 adet yatay kuyu
açmak mümkün olabilmektedir. Konvansiyonel olmayan kaynakların aranması, üretime
geçmesi ve ekonomiye kazandırılması sürecinde büyük ölçüde istihdam da sağlanmaktadır.
Örneğin ABD’de Teksas eyaletinde bu amaçla yapılan çalışmalarda yaklaşık 12.000 kişiye iş
imkânı sağlanmıştır. Günümüzde Avrupa’da herhangi bir ülkede şeyl gazı üretimi yoktur.
Norveç şirketi Stat oil, Amerika’da Marcellus Formasyonunda şeyl gazı üretimi amacıyla
ortaklık kurmuş ve burada kazanacağı deneyimi Avrupa’da şeyl gazı üretiminde kullanacağını
belirtmiştir. Benzer yaklaşım ile Gazprom da girişimlerde bulunmuştur. Exxon Mobil,
Almanya’nın Aşağı Saksonya bölgesinde 750.000 hektar genişliğinde bir bölgede 2009
yılında şeyl gazı üretimi amacıyla çalışmalara başlamıştır. Yine Exxon Mobil Macaristan’da
şeyl gazı üretimi amacıyla 2009 yılında 5 kuyu tamamlamıştır. Cocono Phillips firması
Polonya’da şeyl gazı üretimine yönelik önemli çalışmaların tamamlandığını ve üretime
geçileceğini belirtmiştir. Shell Oil de Đsveç’te şeyl gazı çalışmalarının yapılacağını
bildirmiştir. Dünyada geniş alanlarda şeyl gazı potansiyelinin varlığı tahmin edilmektedir.
Henüz ABD dışında şeyl gazı arama ve üretim faaliyetlerine yeni, yeni başlandığından gerçek
potansiyel eski çalışmalara dayanan tahminlerin ötesine geçememektedir. Ancak; Rusya, Çin,
Avustralya, Endonezya, Afrika, Orta Doğu, Güney Amerika, Ukrayna, Polonya, Hindistan,
Kazakistan, Azerbaycan ve Türkiye gibi ülkelerin önemli şeyl gazı potansiyeline sahip olduğu
düşünülmektedir.
224
3.2.Türkiye’de Şeyl Gazı
Ülkemizde şeyl gazı potansiyeline sahip alanların başında Güneydoğu Anadolu
Bölgesi ve Trakya Bölgesi yer almaktadır (Resim 1). Her iki bölgede tahmin edilen yerinde
şeyl ve sıkı kumtaşlarında yer alan gaz rezervi 13 trilyon m3 tür. Bu rezervin üretilebilir
miktarının ise, ABD’deki kurtarım oranları dikkate alınarak bir hesaplama yapıldığında 1.8
trilyon m3 civarında olduğu tahmin edilmektedir
Resim -1 Türkiye’nin önemli şeyl gazı potansiyel alanları. Kaynak (EIA: International Energy
Agency )
Ülkemizde 2011 yılı doğal gaz tüketiminin 43.8 milyar m3 olduğu düşünülürse bu
rezervin bugünkü tüketim miktarı ile ülkemizin 40 yıllık ihtiyacını karşılayacak düzeyde
olduğu ortaya çıkmaktadır. Bunların dışında Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi, Toroslar ve Tuz
Gölü civarı potansiyel alanlar olarak gösterilmektedir (TPJD)*
*
( TPJD: Türkiye petrol jeologları derneği)
4. Kaya Gazının Elde Edilme Yöntemleri
Kaya gazı çıkartmak için kullanılan yöntemler ve teknolojiler, şirketlerin uygun
şekilde çalışmaları ve bu alanda deneyimin artmasıyla sürekli değişmektedir. Ancak genel
hatlarıyla bir kaya gazı çıkartma operasyonunun başlıca aşamaları aşağıda belirtilmiştir.
225
A-Jeolojik ve sismik araştırmalar:
Sismik araştırma metotları kullanılarak yeraltı jeolojik oluşumların üç boyutlu
haritalarının çıkartılması. Uygun şeyl gazı rezervlerinin derinlik ve kalınlık bilgilerinin
derlenerek, azami verim elde edilebilmesi için gerekli kuyu sayılarının ve bunların
lokasyonlarının belirlenmesi.
B- Platform inşası:
Belirlenen lokasyonlarda kuyu açma donanımlarının kurulması.
C- Dikey sondaj:
Gaz ve petrol çıkartılacak kaya tabakasının derinliğine inene kadar dikey sondaj
yapılması ve güvenlik amacıyla kuyuya çelik ve beton kaplamalar yapılması.
D- Yatay sondaj:
Şeyl tabakası içinde, kaya formasyonuyla temas alanının artırılması amacıyla 2–3 kilometreye
kadar yatay sondaj yapılması.
E- Perforasyon:
Yatay sondaj kuyusunun beton kaplamasında belirli aralıklarla küçük patlayıcılar
kullanılarak delikler açılması.
F- Çatlatma:
Akışkanlığı özel formüllerle ayarlanmış su/kum karışımının perfore edilen kuyudan
kayanın içine basınçla pompalanması yöntemiyle kayada hidrokarbonların sızabileceği
çatlaklar oluşturulması.
G- Atıkların yönetimi:
Çatlatmak için kullanılan sıvının yeryüzüne dönen kısmının sonradan yeniden
kullanılmak üzere biriktirilmesi veya arıtılarak kanalizasyona verilmesi.
H- Üretim:
Kuyu açma ekipmanlarının sökülerek yerine çıkan hidrokarbonların toplanması ve
nakliyesi için gerekli donanımın kurulması
Kaya gazı üretim maliyetleri sermaye, işletme, nakliye maliyetleri ile vergi ve imtiyaz
paylarından oluşmakta olup ülkeye, coğrafyaya ve operasyonun büyüklüğüne göre çeşitlilik
göstermektedir. Sermaye maliyetleri temelde arama ve geliştirme maliyetlerini içermekte ve
büyük bölümü kuyuların inşasına ilişkin olmaktadır. Đşletme maliyetleri üretim faaliyetinin
kendisinden kaynaklanan değişken maliyetlerdir. Nakliye maliyetleri ise daha çok gazın
satılacağı pazarlara uzaklıkla ilgilidir.
Vergi ve imtiyaz payları ülke ve bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Genelde
altyapının daha zayıf ve coğrafi koşulların daha zorlu olduğu, dolayısıyla maliyetlerin
226
yükseldiği ülkeler, daha serbest bir vergi ve imtiyaz rejimi uygulayarak yatırımcıları çekmeye
çalışmaktadır. Şeyl gazı kuyularından elde edilmesi beklenen toplam gazın yaklaşık %25’i
üretimin ilk yılı içinde, %50’si de ilk 4 yılda çıkartılmaktadır. Bu durum maliyet-getiri
hesaplamalarında iskonto oranlarından çok kuyunun inşa maliyeti ile elde edilecek toplam gaz
miktarından sağlanacak getiriyi öne çıkarmaktadır. Üretim gerçekleştirilmesi düşünülen
bölgeye özgü maliyet bileşenleri ve çıkartılabilecek gaz miktarı birlikte değerlendirildiğinde,
operasyonun reel bir getiri sağlaması için piyasada doğalgazın fiyatının ne olması gerektiğine
ilişkin bir başa başnoktası belirtilmiştir. Şeyl tabakasının derinliğine, yatay sondaj uzunluğuna
ve diğer faktörlere göre değişmekle birlikte, ABD’de bir kaya gazı kuyusunun maliyeti 4-10
milyon USD arasında değişmektedir. Kuyu başına elde edilebilen doğalgaz miktarı ise 8 ila
300 milyon m3 arasında olabilmekle birlikte orta derinlikteki kuyularda ortalama 30 milyon
m3 civarındadır. Yaklaşık bir hesaplamayla 5 milyon USD’ ye mal olan ve 30 milyon m3 gaz
elde edilebilecek bir kuyunun ekonomik olarak anlamlı olması için piyasada doğalgaz
fiyatının 5 USD/M Btu’nun üzerinde olması gerekmektedir.
5. Riskler ve çevresel faktörler
Kaya gazı üretiminde yatırımcılar açısından temel riskleri rezerv hesaplamalarında
yapılabilen hatalar ve buna bağlı olarak üretimin beklenen seviyelere ulaşmaması
oluşturmaktadır. Hidrokarbon içeren şeyl biçimlenimlerinin eldeki teknolojilerin kullanımıyla
ne kadar süreyle ne kadar gaz elde edilebileceğine ilişkin hesaplamalar, halen ciddi hata
payları içerebilmektedir. Bu nedenle rezerv büyüklükleri yıllar içinde aşağı veya yukarı yönde
güncellenebilmektedir. Sismik ölçüm ve araştırma teknolojilerinin sürekli gelişmesi, ayrıca
üretim amaçlı kuyuların sayısının artmasıyla birlikte jeolojik verilerin doğruluğunun zaman
içinde artması beklenmektedir. Açılan kuyulardan ne kadar süreyle gaz elde edilebileceğine
ilişkin varsayımlar da halen üretimini sürdüren çok sayıda kuyudan derlenen istatistik ve
teknik verilerin artışıyla birlikte daha az hata payıyla yapılabilecektir. Öte yandan üretim
gerçekleştiren firmalar da kullandıkları sondaj ve hidrolik çatlatma tekniklerini sürekli olarak
geliştirmeye çalışmakta olup bu durum da kuyu başına verimliliğin artmasına ve maliyetlerin
kontrol edilmesine katkıda bulunmaktadır. Çevresel tahribat ihtimali ile ilgili kaya gazı
endüstrisine yöneltilen başlıca eleştiriler ise şu şekildedir:
* Hidrolik çatlatmada kullanılan sıvı, yeraltı su kaynaklarını kirletebilecek tehlikeli kimyasal
maddeler içermektedir.
* Kuyuların çelik ve beton kaplamalarının düzgün yapılmaması, yeraltı suyuna gaz
karışmasına neden olmaktadır.
227
* Gazın yeryüzüne çıkartılması esnasında yaşanabilecek doğalgaz kaçakları, karbondioksitten
çok daha fazla sera gazı etkisi içeren metanın atmosfere salınmasına neden olmaktadır.
* Hidrolik çatlatma sonrasında yüzeye dönen atık sular, tuz ve radyoaktif maddelerle
kirlenmiş durumda olup yer üstü su kaynakları ve doğal yaşam için zararlı olabilecektir.
* Kullanılan yüksek miktarda su, kıt su kaynaklarını da tüketmektedir.
Hidrolik çatlatmada kullanılan sıvılarla ilgili eleştiriler ise 2000’li yılların başında
kaya gazı üreticilerinin kendi teknolojilerini ticari açıdan korumak amacıyla sıvı formülünü
açıklamaktan kaçınması nedeniyle yoğunlaşmıştır. Kamusal otoritelerin baskısı ve
düzenlemeler sonucu bu durum ortadan kaldırılmış olup üreticiler, kullanılan kimyasal
maddeler konusunda daha şeffaf davranmaya başlamıştır. Günümüzde hidrolik çatlatma için
kullanılan sıvı yaklaşık %94 su, %5 kum ve %1’e yakın oranlarda sürtünme azaltıcı, anti
mikrobiyal ile artık birikmesini önleyici kimyasallar içermektedir. Kullanılan kimyasallar
polikrilamid, bromin, metanol, naftalin, hidroklorik asit, etilen glikol, bütanol vb. maddeler
olup bu kimyasallar seyreltilmiş halde olduklarından içme sularına karışmaları halinde bile
zararsız olacağı ifade edilmektedir. Öte yandan, hidrolik çatlatma sıvılarının doğrudan
çatlaklar yoluyla yeraltı su kaynaklarına karışma ihtimali çok düşüktür. Zira yeraltı su
tablaları yerin en fazla 300 metre derininde bulunmakta olup hidrolik çatlatma yapılan şeyl
oluşumları yerin en az 2.500 metre altında gerçekleştirilmektedir. Yatay sondaj boyunca
oluşan çatlaklar yukarı doğru dikey olarak en fazla 200 metre uzanmakta olup en sığ
derinlikteki hidrolik çatlatma operasyonlarında bile yeraltı su kaynakları ile çatlakların en üst
noktası arasında 1-2 kilometre kalınlığında geçirimsiz kaya tabakaları bulunmaktadır.
Çatlatma sıvılarının su kaynaklarına karışması ancak hatalı kazılan veya kaplaması düzgün
yapılmayan kuyularda meydana gelen kazalar sonucu mümkündür. Aynı şekilde yeryüzüne
çıkartılan gazın belli oranlarda atmosfere sızması da kuyuların ve ekipmanların iyi
tasarlanmaması halinde veya yanlış teknik uygulamalar sonucunda mümkündür. Doğası
gereği üretici firmaların da çıkarına olmayan bu gibi tehlikelerin önüne geçmek için
düzenleyici otoritelerin ve endüstrinin birlikte hareket etmesi ve tüm teknik yönergelere
hassasiyetle uyulduğunun çok iyi denetlenmesi gerekmektedir. Her ne kadar hatalar ihtimal
dâhilinde olsa da bugüne kadar birçok eyalette çok sayıda testin gerçekleştirildiği ABD’de
yeraltı su kaynaklarının kaya gazı çıkartma faaliyetlerine bağlı olarak kirlendiğine ilişkin bir
bulgu ortaya konmamıştır. Benzer şekilde kuyulardan yeraltı sularına doğalgaz karışması da
düzgün yapılan uygulamalarda çok düşük bir ihtimal olarak değerlendirilmektedir. Şimdiye
kadar yeraltı sularına gaz karıştığı iddiasıyla incelenen birçok olayda, sularda bulunan gazın,
su kaynaklarının içinden geçtiği kömür yataklarına bağlı biyojenik gaz olduğu ve kaya gazı
228
faaliyetleriyle ilgisi bulunmadığı ortaya çıkmış olup yalnızca Pennsylvania’da hatalı bir
kuyuda meydana gelen bir kazadan dolayı içme sularına doğalgaz karıştığı belirlenmiştir.
ABD’de yılda 15 binin üzerinde kuyu açıldığı ve aktif halde on binlerce kuyu bulunduğu
hesaba katıldığında bu tip risklerin oldukça düşük olduğu değerlendirilmektedir. Hidrolik
çatlatma amacıyla kuyulara pompalanan suyun yaklaşık üçte biri yeryüzüne geri dönmektedir.
Bu suyun sızmalara karşı güçlendirilmiş havuzlarda toplanması gerekmektedir. Havuzlarda
biriktirilen su, ya yeniden çatlatma sıvısı olarak kullanılmakta, ya da arıtılarak kanalizasyona
verilmektedir. Hidrolik çatlatma suyuna ilişkin arıtma faaliyeti başka herhangi bir endüstriyel
faaliyet sonucu ortaya çıkan atık su arıtma süreçlerinden farklı olmayıp, sonucunda ortaya
çıkan arıtılmış atık suyun doğaya zararlı olmadığı ifade edilmektedir. Kaya gazı üretiminde
kuyu başına 4 bin ila 18 bin m3 su kullanılmaktadır. Kaya gazı üretim faaliyetleri için büyük
miktarlarda su kullanımının gerekli olduğu kuşkusuz olmakla birlikte, kentsel kullanım dâhil
olmak üzere diğer endüstrilerdeki su kullanımı ile kıyaslandığında, doğalgaz üretiminin tek
başına su kaynaklarının aşırı tüketilmesine neden olabilecek bir faaliyet ölçeği yaratmadığı
ortaya çıkmaktadır.
6. Sonuçların Tartışılması
1- Enerji başlığı, tüm ülkeler açısından ekonomik ve siyasi boyutlarıyla hayati
önemdedir. Đster geniş kaynaklara sahip olsun, ister enerjide dışa bağımlı olsun; başta fosil
yakıtlar olmak üzere enerji üretimi ve ticaretinde zincirin neresinde yer aldıkları, ülkelerin
ekonomilerini ve siyasetlerini doğrudan etkileyebilmektedir. Bu nedenle enerji kaynaklarına
düşük maliyetle, kesintisiz ve yeterli erişim olarak tanımlanabilecek enerji güvenliğinin
sağlanması, her ülke için bir zorunluluk olarak değerlendirilmektedir.
2- Küresel ısınmayla mücadele ve sürdürülebilirlik bağlamında yenilenebilir enerji
kaynaklarının giderek daha fazla gündeme gelmesine rağmen halen küresel enerji talebinin
büyük bölümü fosil yakıtlarla karşılanmaktadır. Gelecek yıllarda paylarının azalması
beklenmekte birlikte, 2035 itibarıyla toplam enerji ihtiyacının %75’inin hidrokarbonlardan
karşılanacağı tahmin edilmektedir. Petrol, kömür ve geleneksel doğalgaz kaynaklarının
ülkelere dağılımı, bu kaynaklardan gerçekleştirilen üretim ve enerji kaynaklarının ticareti,
aynı zamanda jeopolitik bir denklemi tanımlamaktadır. Bu çerçevede kaya gazıyla ilgili
gelişmeler, enerji kaynaklarının dağılımı, üretimi ve ticaretinde önemli değişikliklere neden
olma potansiyeli dolayısıyla söz konusu jeopolitik denklemde de değişiklikleri gündeme
getirebilecektir.
3- Geçtiğimiz on yılda ABD’de yaygın bir şekilde üretilmeye başlanan kaya gazı,
benzer jeolojik özelliklere ve kaya gazı rezervlerine sahip olan diğer bölgelerde de alternatif
229
bir doğalgaz kaynağı olarak tartışılmaya başlanmıştır. Özellikle mevcut durumda enerjide net
ithalatçı konumunda olan ülkeler açısından bu rezervlerin değerlendirilmesi önemli avantajlar
sağlayabilecektir. Kaya gazı üretiminin küresel ölçekte artması, doğalgaz ticaretinin de
farklılaşmasına neden olabilecektir.
4- Enerji ihtiyacının önemli bir bölümünü doğalgazdan karşılayan ve doğalgazın
tamamına yakınını ithal eden Türkiye için de, sahip olduğu kaya gazı rezervlerinin
değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Mevcut en güncel incelemeye göre Türkiye’nin
çıkarılabilir kaya gazı rezervleri yaklaşık 424 milyar m3 olup, bu rakam ülkemizin yaklaşık 10
yıllık doğalgaz ihtiyacına karşılık gelmektedir. Öte yandan yeni sismik çalışmalarla elde
edilecek verilerle birlikte Türkiye’nin rezervlerinin de artabileceği ifade edilmektedir. Henüz
başlangıç aşamasında olmakla birlikte Türkiye’de kaya gazı üretimi için çalışmalar başlamış
durumdadır. TPAO ile anlaşma yapan firmaların yanı sıra TPAO’nun da kendi sahalarında
üretim için çalışma yürüttüğü belirtilmektedir.
5- Gerek dünya doğalgaz piyasasında yaşanması muhtemel değişim, gerekse
Türkiye’deki potansiyelin hayata geçirilme süreci çerçevesinde kaya gazı üretimi ile ilgili
gelişmelerin önümüzdeki dönemde ülkemizin enerji gündeminin ilk sıralarında yer alması
beklenmektedir. Yatırımların yaygınlaşması ve artan miktarlarda üretime başlanabilmesi
durumunda kaya gazı kaynaklarının, enerji güvenliğinin sağlanması açısından Türkiye’nin
elini güçlendireceği değerlendirilmektedir.
6- Gaz içeren şeyl tabakalarında hidrolik çatlatma yöntemiyle oluşturulan çatlaklardan
sağlanan gaz miktarında her bir kuyudan 20-30 yıl üretim yapılabilecek teknolojiye
ulaşılmıştır.
7- Şeyl gazı üretiminde önemli birikime ve teknolojiye sahip olan Amerika’nın aynı
zamanda büyük şeyl gazı potansiyeline sahip olması dünyada enerji dengelerini etkilemiştir.
8- Amerika ve Kanada’nın şeyl gazı üretimini artırması, konvansiyonel doğal gaz
üretimi yaparak dünyada söz sahibi olan ülkelerin durumunu değiştirecektir.
9- Şeyl gazı potansiyeli konusunda Amerika ve Kanada dışında yeterli bilgiler
bulunmamaktadır ancak önümüzdeki beş yıl içinde tüm dünyada yeni rezervler
belirleneceğinden küresel enerji denklemi değişecektir.
10- Bugünkü potansiyelleri dikkate alındığında Polonya, Almanya, Đsveç, Fransa, Çin
ve Hindistan’da önemli rezervler beklenmektedir.
11- Amerika’dan sonra Avrupa, Çin ve Hindistan’da da üretime geçilmesi ile doğal
gaz arz kaynaklarında büyük artış olacağı ve dolayısıyla doğal gaz fiyatlarının düşeceği
öngörülmektedir.
230
12- Çin’in önemli şeyl gazı potansiyeline sahip olması, ülkede doğal gaz kullanımının
artması ile atmosfere salınan karbon emisyonlarının azalmasına neden olacaktır.
13- Bu olgu dikkate alınarak Amerika ile Çin arasında bir mutabakat imzalanmış ve
Çin’e şeyl gazı üretimi konusunda her türlü teknik desteğin verileceği taahhüdünde
bulunulmuştur.
14- Günümüzde sahip oldukları zengin doğal gaz yatakları nedeniyle uluslar arası
ilişkilerde yaşanan dayatmalar seçeneklerin artması ile azalacaktır.
KAYNAKÇA
Tek yazarlı makaleler
[1] Bahtiyar, Đ. (2013) “Is Shale Gas & Oil an Opportunity for Turkey and Investors”, Türkiye
Uluslararası Şeyl Gaz ve Petrol Konferansı, 20-21 Şubat 2013
[2] Muzaffer, Ç. (2012) Yayımlanmamış ders notları, Türkiye ve dünyada kaya gazının elde
edilmesi ve diğer yakıtlarla ısıl değer olarak karşılaştırılması
[3] Muzaffer, Ç (2011 -2013) Uzak Asya, Orta doğunun yerini tutabilir mi? Enerji dengeleri
konulu makale.
Đnternet siteleri
[1] Enerji Enstitüsü, http://enerjienstitusu.com
Arşiv dokümanı
[1] International Energy Agency (2012), “Golden Rules for a Golden Age of Gas”
[2] International Energy Agency (2012), “Key World Energy Statistics”
[3] International Energy Agency (2012), “World Energy Outlook 2012”
231
Download

indirmek için tıklayınız