AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
İçindekiler
TÜRKİYE GÜNDEMİ ............................................................................................................................. 2
Dünyanın neresinde bir mazlum varsa ona elimizi uzatıyoruz............................................................ 2
Cumhurbaşkanı Gül'den Özel'e veda ziyareti ...................................................................................... 3
Ankara'da IŞİD zirvesi ........................................................................................................................ 3
Nihat Zeybekci: Bundan sonra Başbakan olmaz ................................................................................. 3
Nötralizasyon –Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit............................................................................... 3
Şaşılacak bir şey yok... – Cengiz Çandar, Radikal .............................................................................. 5
Eski Türkiye tarzı medya ilişkileri – Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah .................................................. 7
Ahbaşi‟lerden, Haşhaşi‟lere... Gülen, İsrail‟e beddua edemez, çünkü! –Yeni Akit – Hasan Karakaya
............................................................................................................................................................. 8
Cemaatin kısa siyasi tarihi (2) Yeni Şafak – Ali Bayramoğlu .......................................................... 12
Günahı olmayan ilk taşı atsın... – Yeni Şafak – Markar Esayan ....................................................... 14
Bu yolun sonu IMF‟ye çıkar – Taraf – Süleyman Yaşar ................................................................... 15
AVRUPA GÜNDEMİ ............................................................................................................................ 16
AB'den Refah önerisi......................................................................................................................... 16
Avrupa ürünlerine yasak ................................................................................................................... 17
İmam Hatip Lisesi'ne domuz kafaları bıraktılar ................................................................................ 17
Sınırda eroin operasyonu ................................................................................................................... 17
İstihbarat amaçlı sorgulamalar artıyor ............................................................................................... 17
Almanya'da çarpıcı İslam araştırması................................................................................................ 18
Seçimler öncesinde...twitter türkiye'de hükûmet karşıtlarını engelledi - Der Spiegel-Internet - Ole
Reissmann ......................................................................................................................................... 18
AFRİKA GÜNDEMİ .............................................................................................................................. 19
Süveyş Kanalı‟na kardeş geliyor ....................................................................................................... 19
Nijeryalı askerlerin esirlere işkence görüntüleri tepki çekti .............................................................. 19
Kuzey Afrika ülkeleri Libya'yı konuştu ............................................................................................ 19
Boko Haram 10 kişiyi öldürdü .......................................................................................................... 20
Ebola'dan 932 ölüm ........................................................................................................................... 20
1
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
ASYA – PASİFİK GÜNDEMİ ................................................................................................................ 20
Rusya'dan ABD ve AB yaptırımlarına sert misilleme ....................................................................... 20
Kızıl Kmer Rejimi‟nin üst düzey liderlerine ömür boyu hapis ......................................................... 20
Çin'de 56 maden ocağı kapatıldı ....................................................................................................... 21
Ermenistan'a hava sahası uyarısı ....................................................................................................... 21
AMERİKA GÜNDEMİ .......................................................................................................................... 21
Obama'dan 'ateşkes uzatılsın' çağrısı ................................................................................................. 21
ABD-Afrika Liderleri Zirvesi sona erdi ............................................................................................ 21
Rusya ABD ve AB'den gıda alımını yasakladı.................................................................................. 22
ABD, Sünnilerin IŞİD'le mücadele planına destek verdi .................................................................. 22
Seçimin favorisi Erdoğan- Daniel Dombey, Financial Times ........................................................... 23
ABD derin devletinin Ortadoğu kararı – Serdar Turgut, Habertürk.................................................. 24
ORTADOĞU GÜNDEMİ ...................................................................................................................... 25
Dünya Rabia Günü'nde alanlara çıkılacak ......................................................................................... 25
Gazze'de enkaz kaldırıldıkça ölü sayısı artıyor ................................................................................. 26
IŞİD'e iki koldan saldırı..................................................................................................................... 26
Gazze'de mücadele veren insanlara sempatim var ........................................................................... 26
IŞİD terörünü durduracak kimse yok mu? – Murat Yetkin, Radikal ................................................ 26
Yeni bir baharın eşiğinde – Nasuhi Güngör, Star.............................................................................. 27
TÜRKİYE GÜNDEMİ
Dünyanın neresinde bir mazlum varsa ona elimizi uzatıyoruz
Anadolu Ajans
Başbakan Yardımcısı Emrullah İşler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze‟de bir
acının, trajedinin yaşandığını belirtti. Saldırılarda iki bine yakın kişinin hayatını kaybettiğini,
on binlerce kişinin yaralandığını, binlerce evin yıkıldığını ifade eden İşler, ilan edilen geçici
ateşkesin kalıcı hale gelmesi temennisinde bulundu. Türkiye olarak ilk günden
itibaren Gazze'dekilerin yanında olmaya çalıştıklarını vurgulayan İşler, yardımların
koordinasyonunun TİKA tarafından sağlandığını hatırlattı. TİKA'nın Gazze‟deki görevlileri
sayesinde iç piyasadan gerekli ihtiyaç malzemelerini sağlamaya çalıştığını aktaran İşler,
şunları kaydetti.
2
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
CumhurbaĢkanı Gül'den Özel'e veda ziyareti
Anadolu Ajans
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Özel'e veda
ziyaretinde bulundu. Orgeneral Özel, Cumhurbaşkanı Gül'ü, Genelkurmay Başkanlığı önünde
askeri törenle karşıladı. Tören kıtasını selamlayan Gül, Genelkurmay Başkanlığı'nın önündeki
merdivenlerde Orgeneral Özel ile el sıkışarak gazetecilere poz verdi. Özel'in makamında
gerçekleşen basına kapalı görüşme yaklaşık 45 dakika sürdü.
Ankara'da IġĠD zirvesi
Habertürk
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Dışişleri Konutu'nda MİT Müsteşarı Hakan Fidan ile Kara
Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Abdullah
Atay ile bir araya geldi. Toplantıda IŞİD'in Irak'ta Türkiye sınırına doğru ilerlemesi
değerlendiriliyor.
Nihat Zeybekci: Bundan sonra BaĢbakan olmaz
Star Gazetesi
Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, bundan sonra Türkiye‟de Başbakan olmayacağını
belirterek, “Bakanlar Kurulu Başkanı olur. Türkiye‟de Başbakan‟ın olmayıp Bakanlar Kurulu
Başkanı olur dediğiniz anda Cumhurbaşkanı nasıl olur ortaya çıkmış oluyor. Bakanlar
Kurulu‟na başkanlık eden, toplantıya çağıran bunu rutine bindiren yani aylık Bakanlar Kurulu
toplantıları yapar hale gelen” dedi.
Nötralizasyon –Abdurrahman Dilipak, Yeni Akit
Daha
ne
gördünüz
ki,
büyük
fitne
kapıda.. Atomizasyon süreci
tamamlandı, nötralizasyonsüreci başladı.. Bizi bize kırdıracaklar.. Bu Şeytani oyuna karşı
uyanık olalım. Tefrikaya düşmeyelim. Saflarımızı sık ve doğru tutalım.. “Tekfir” ve “Cihad”
adı altında yeni bir fitne operasyonu başlatılıyor..
Aman ha! Aman dikkat.. Cehennemin yolları iyi niyet taşları ile döşelidir..
Şeytan sizi Allah‟la aldatmasın, Kur‟an‟la aldatmasın.. Mehdi-Mesih tartışmalarından uzak
duralım.. Ahir zaman fitnelerinden biri de cinni tasarruflardır. Aman ha! İnsi-cinni, ins ve cin
şeytanları birlikte saldırıyorlar..
Yaşam koçlarına dikkat! Ağuyu altın tas içre sunarlar, bal da onun suç ortağı. Sizi alıp
şeytanın sofrasına götürürler. Kurbağa haşlaması olursunuz.. NLP filan, Transandantal
Meditasyon gibi isimler altında “Yaşam koçları”nın peşine düşmeyin.. Onlar size imtihanın
sırlarını değil, Tanrının elinden ekmeği ve ışığı/bilgiyi almanın yolunu öğretiyorlar olmasınlar
sakın.. Sizi aydınlatıyorlar(!). Yollarının sonu Cennete değil, Promete‟nin vardığı yere
götürecektir.Pandora‟nın kutusu açıldığında hayal edilen yerle varılan yer arasındaki farkı
3
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
göreceğiz ama çok geç olacak.. Oysa biz sadece kulluk için yaratılmamış mı idi idik! Hani
kula kulluk yoktu!
Selefi, Sufi, Şii tartışmalarından uzak duralım.. “Dinde tartışmaya girmeyelim”. Bize hayır
gibi gelen şeylerde şer, şer gibi gelen şeylerde Allah hayır murat etmiş olabilir. Dilerim bu
fitne arınmamıza sebeb olur ama, sel gidip kum kalınca çok fazla bir şeyler kaybetmiş
olmayız..
“Bu dünyada tartışıp durduğumuz şeylerin hakikatini Allah bize öbür dünyada gösterecektir.”
Bakın şeyh, kanaat önderi dediğiniz kişilerin büyük bölümü müfsit kişilikler olabilir..
İdeolojik önderler, farklı cemaat yapıları, siyasi önderlikler de pek farklı değil.. 100‟e yakın
parti var ve durum ortada.. Hepsi kurtarıcı rolünde, ama bu kurtarıcılardan kurtulmadan
kurtuluş yok..
Dinde tartışmaya girmeyin ve tartışanlardan uzak durun..
Kulaktan dolma bilgilerle din öğrenilmez. Televizyon hocalarından uzak durun. Yarım doktor
candan, yarım hoca dinden eder. Birilerinin anlattıkları ve onlardan dinlediklerinizle
yorumlamayın Kur‟an‟ı, Kur‟an‟a bakarak liderinizi, örgütünüzü, şeyhinizi ve nefsinizi
sorgulayın..
Kur‟an‟ı doğru anlamak için usul öğrenin. Siyer ve hadis ve aynı zamanda usulü hadis
öğrenin.. Önce akaid öğrenin.. Fikir sahibi, bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi olur da mezhep,
tarikat tartışmalarına girecek olursanız, kanaat sahibi olursanız zarara uğrayanlardan
olursunuz.. Derin ve bulanık sular konusunda dikkatli olun..
Din, ideoloji ve siyaset birlikte tartışma üslubu ile konuşuluyorsa dikkatli olun.
Kafanızı kimseye kiraya vermeyin. Din büyüklerinizi İlah ve Rab edinmeyin.. Din
büyükleriniz size bir şey söylediklerinde hemen inanmayın.. Hemen kabul ya da
reddetmeyin.. Ama bilin ki, kimse gaybı bilmez! Kimsenin Allah (cc) ya da ölmüş kişilerle
istediği zaman görüşmesi sözkonusu değil.. İsevilerin yaptığı gibi sakın peygamberiniz ya da
din büyüklerinizi Rab makamına yükseltmeyin.. Bizim Peygamberimiz “abd” ve “resul”dür.
Kelime-i tevhid bunu söyler bize. Aşırı sevgi, aşk, nefret ve öfke aklı zail eder. Haddinden
fazla şiddet gayedeki hikmeti yok eder.
Bilenlere danışın, halkla konuşun. Yüzünüzü sadece kendi cemaatinize değil, hangi mezhep
ve tarikattan olursa olsun Müslümanlara dönün. “Biz Müslümanlardanız diyenlerden daha
güzel sözlü kim olabilir..” İlim ve hikmet sahibi insanlarla konuşun, mazlumlara yardım edin..
Aynı Allah‟a, Resulüne, kitaba iman edenler tek bir ümmet, tek bir cemaattir, tek bir millettir.
İşleri istişare ve şûra iledir.. İstişare, bilen insanlarla yapılır, şûra vereceğiniz karardan yarar
ya da zarar görecek olan herkesle..
İslamcılık, cemaatçilik, tarikatçılık yapmayın.. Biz sadece Müslümanız. Mezhebimiz,
tarikatımız kendi tercihimizdir.. Nas ile sabit konuda içtihad olmaz. İçtihad olmayan bir
konuda mezheb olmaz. Mezhep zanni konularla ilgilidir.. Haksızlık kimden gelirse gelsin,
kime yönelik olursa olsun mazlumdan yana zalime karşı duralım. Sözü dinleyip doğrusuna
tabi olalım..
Dinde tartışmaya girmeyelim. Haramdır.. Muhkemleri bırakıp müteşabihlerin peşine
düşmeyelim. Kelami konuları iman meselesi gibi değerlendirmeyelim.. Tefrikaya düşmeyin
sonra rüzgarınız kesilir..
4
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Mehdi ve Mesih beklentisini bırakın da dönemin fitnesine karşı hazırlık yapın.. Kimse
kimseyi kurtaramaz. Herkes için ancak yaptığının karşılığı vardır..
Bir yandan servet ve iktidar, bir yandan din, bir yandan heva ve heveslerimiz, hepsi sağanak
şeklinde gelecek. Yeni, zorlu bir savaşa giriyoruz.. Kiminin bedenleri, kimilerinin beyinleri ve
yürekleri parçalanacak bu savaşta.. Şeytan bütün esbabı cefası ile evlerinize girecek..
Sevdiklerinizin nefsine taht kurup onların ağızlarından konuşacak. Birinin melek dediğine
öteki şeytan diyecek.. Birbirinizle savaşır, birbirinizi susturur, malını, canını, namusunu
kendinize helal görürseniz, elinizde tevhid sancağı da olsa, dudaklarınızda tevhid, yine
de Şeytanın ordusuna asker yazılırsınız..
Bu konu burada bitmeyecek. En iyisi biz yarın da devam edelim.. Selâm ve dua ile.
ġaĢılacak bir Ģey yok... – Cengiz Çandar, Radikal
Başbakan Erdoğan'ın 'Gürcü kökeni' ile ilgili iddianın kaynağı bizzat kendisi. Şimdi,
cumhurbaşkanlığı seçimine birkaç gün kala, 'Türk' olmaktan gayrı her kökenin seçim
öncesinde kendisine yük getireceği düşüncesiyle Gürcülüğü, Ermeni olmaktan 'daha az çirkin'
bir kimlik olarak niteleyip üstünden atmaya bakıyor.
Tayyip Erdoğan‟ın, cumhurbaşkanı seçiminin ilk turuna bir elin parmakları kadar bir süre
kalmışken, ağzından çıkan “Benim için bir ara neler dediler. Gürcü dediler. Affedersin daha
çirkinini söylediler, Ermeni dediler. Ama ben Türküm” sözleri 'ayrımcılık' hatta kimisince
'ırkçılık' görülerek kıyameti kopartmışa benziyor. Ama ne yalan söyleyeyim, bu sözleri
dinlediğimde, ben hiç şaşırmadım.
Kendisini yirmi yıldan fazla süredir izlemiş, hakkında çok kafa yormuş ve özellikle son bir
yılı aşan bir süredir zihin yapısı ile ilgili sayısız yazı yazmış benim gibi birisi için, Tayyip
Erdoğan‟ın o sözlerinde şaşılacak bir yan yoktu. Haksızlık etmemek için, hangi 'bağlamda'
söylendiğini görelim; Erdoğan bir mitinginde CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve HPD‟nin
Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş‟a “Kılıçdaroğlu sen Alevisin ben Sünni. Bunu
söyle. Demirtaş sen de Zazasın. Bunu söylemekten korkma” sözlerinin
hatırlatılması üzerine şu tepkiyi verdi:
“Bırakın Türkiye‟de Türk, Türk olduğunu Kürt Kürt olduğunu söylesin. Bunda ne var? Benim
için bir ara neler dediler. Gürcü dediler.
Affedersin daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler. Ama ben Türküm.”
Bu cümlesinin ilk bölümü doğru. Kendisini tanımlamak için söylediğinde 'ayrımcılık' ve
'ırkçılık' bir yana; 'doğruluk' yok. Çünkü, 11 Ağustos 2004 Gürcistan Seyahati'nde
"Ben de Gürcü'yüm ailemiz Batum'dan Rize'ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir” sözleri de ona
ait. Dolayısıyla 'Gürcü kökeni' ile ilgili iddianın kaynağı bizzat kendisi. Şimdi,
cumhurbaşkanlığı seçimine birkaç gün kala, 'Türk' olmaktan gayrı her kökenin,
seçim öncesinde kendisine yük getireceği düşüncesiyle Gürcülüğü, Ermeni olmaktan 'daha az
çirkin' bir kimlik olarak niteleyip üstünden atmaya bakıyor. Tayyip Erdoğan için herşeyin
siyasi hesaplarına endeksli olduğunu en iyi Penguen dergisinin kapağındaki şu başlık
yansıtıyor: “Seçime kadar herkese hakaret edip ayrımcılık yapacağım. Ama seçildiğimde 70
milyonun Cumhurbaşkanı olacağım!”
5
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Dediğim gibi, Tayyip Erdoğan‟ın söylemlerinin uzunca bir süredir “insanî, İslamî, vicdanî”
özellikler taşımadığını, tümüyle 'siyasi' olduğunu gördüğüm için bu buram buram 'ayrımcılık'
ve 'ırkçılık' içeren sözlerine şaşırmadım.
Maalesef gerek düşünce gerekse duygu dünyası, öylesine sığdır. Bir nebze 'sofistikasyon',
“Affedersiniz, daha çirkinini söylediler, Ermeni dediler” diye bir cümle kurdurtmazdı ona.
Ama, 'Milletin Adamı' ve 'Büyük Usta' ve 'Reis' önünde iki büklüm eğilmiş çevresinden,
herhangi bir konuda, bugüne dek tek bir ses, “Yanlış düşünüyorsunuz”, “Doğru
bilmiyorsunuz”, “Öyle söylemeyin” diye bir itiraz dile getirecek cesareti gösterememiş
olduğu için, 'sığlık' ile 'kibir'in bu izdivacının sonucunda aniden böyle bir cümle çıkıveriyor
ağzından.
Kürtlere ilişkin olarak da özü itibarıyla Ermenilere bakışından farklı bir düşünceye sahip
olduğunu sanmıyorum. Nitekim Kürtlere ilişkin tavrının da, “insanî, İslamî, vicdanî”
mülahazalardan kaynaklanmadığını, başta Roboski ve birçok başka vesilede görmüş
bulunuyoruz. Tayyip Erdoğan‟ın Kürtlere yaklaşımı, kısmen 'Kürdistan petrollerinin
efsunlayıcı kokusu' ile ilgili ama esas olarak 'siyasi' mülahazalardan kaynaklanıyor. İkide bir
başvurduğu “Kardeşlerim” hitabı ya da “Biz yaradılanı Yaradan‟dan ötürü severiz” ifadesi
basmakalıp bir cümle formülasyonu olmaktan öteye gitmiyor..
Burada sorun bu kadarla da sınırlı değil. Bu sözleri, Türkiye‟de 'devletin
demokratikleşmesi'nin anahtarı haline gelmiş olan Hrant Dink cinayetinin aydınlatılmasına
ilişkin olarak söyledikleriyle birlikte hatırlandığı takdirde, Türkiye‟nin en güçlü
'cumhurbaşkanı adayı'nın ne kadar korkutucu bir kafa yapısına sahip olduğu ortaya çıkıyor.
Unutmayalım, eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ‟un 'Cemaat tartışmaları'yla ilgili
olarak, "Hrant Dink davası çözülürse bu yapı deşifre edilir” sözleri kendisine aktarıldığında,
Tayyip Erdoğan “Olayı Dink davasına indirgemek küçültmek olur. Hrant Dink davası bence
kişiselleştirilmiş davadır. Dink‟in yazılarını, onun düşünce dünyasını kabullenmemek gibi bir
nedenle yapılmıştır” karşılığını vermişti. Ayağı taşa takılsa 'Paralel yapı'dan bilen ve her
vesilede 'Pennsylvania'” sözcüğünü üzerine basa basa telaffuz etmekten kaçınmayan Erdoğan,
boş kaleye topu yuvarlaması için İlker Başbuğ‟un kendisine uzattığı 'pas'ı ıska geçmeyi
seçmişti.
Ermeni sözcüğünü özür dilemeksizin ağzına alamayan Tayyip Erdoğan‟dan Türkiye‟deki
Ermeni kimliğinin sözcüsü Hrant Dink cinayetinin üzerine düşmesi ve 'devletin
sorumluluğu'nu ortaya çıkartacak şekilde aydınlatılması için ciddi bir çaba göstermesi
beklenebilir mi?Böyle bir Tayyip Erdoğan‟ı destekleyenler hatta ideologluğunu yapmak
isteyenler arasında, Ermeni kökenli kişilerin bulunması da şaşırtıcı değil. Bizim tarihimizde
de, başka ülkelerin tarihinde de, milli ya da dinî azınlıklardan olup da, 'hâkim ulus
milliyetçiliği'nin teorisini ve pratiğini yapanlara rastlanır. Bizim tarihimizde 'Tekinalp' adını
almış olan Moiz Kohen bunların en çarpıcı örneklerinden biridir. Moiz Kohen, bir haham
çocuğu olarak 1883‟te Serez‟de doğmuştu. İttihat ve Terakki‟ye üye oluktan sonra Selanik‟te
çıkan 'Asır' adlı Türkçe gazetede yazdı. “Türkiye‟deki Yahudileri Türkleşmeye ikna etmek”
için çalıştı. 'Tekinalp' adını benimsedi ve 'Türk milliyetçiliği'nin en önemli kalemlerinden biri
olarak ün yaptı. Bugünün Türkiye‟sinde Ermeni azınlığına mensup olup giderek otoriterleşen
'Sünni mezhepçi' bir iktidar yapısının aslında tarihte görülmemiş bir 'Halk
6
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
ihtilali' olduğuna bizi ikna etmeye çalışanlar var. Aralarından biri, iktidar çevrelerinde
İsrail‟in Gazze saldırısını vesile ederek 'anti-Semitizm'in zirve yaptığı günlerde, “Yahudi
cemaatinin tümünün Sözcü okuduğunu” öne sürerek, AKP‟ye egemen zihniyetin 'azınlık
karşıtlığı'na yakıt sağlıyordu.
Söz konusu yazıdan yola çıkan Hektor Vartanyan adlı bir Ermeni yurttaşımızın,
www.harfvolver.com adlı sitede yer alan yazısına göre bu tür örnekler ta 1915‟te
de varmış:
“Teşkilat-ı Mahsusa‟nın ve Osmanlı Polis Teşkilatı‟nın Ermeni aydınları toplamak için
kullandığı muhbir Ermeniler‟e Hidayet adı verilirdi. Hidayetler, tehciri gereken Ermeni
aydınları tespit ve ihbarla görevliydiler. Ayrıca toplanan Ermenilerin zaptedilmesinde de
önemli rol oynadılar. Asırlardır her türlü hak ihlalinin hedefi olmuş azınlıkları iktidara
yaltaklanmak amacıyla hedef gösterebilmek de bir çeşit
„Hidayetlik‟tir…”
Hektor Vartanyan‟ın yazısındaki bu bölümü okuduğumda,19. yüzyılın büyük tarihçisi
Leopold von Ranke‟nin “Tüm tarih çağdaştır” sözünü hatırladım.
Eski Türkiye tarzı medya iliĢkileri – Rasim Ozan Kütahyalı, Sabah
Türkiye tarihinde ilk kez bu toprakların halkı kendi Devlet Başkanı'nı seçecek 10 Ağustos'ta.
Fakat Türkiye'nin hiçbir yerinde seçim havası yok. Ben de o sebeple bayram vesilesiyle uzun
bir tatil yaptım. Kazananı belli olduğu için heyecansız bir seçim süreci geçiyor. Anadolu
şehirlerinde genel olarak bir coşku var ama o da seçim coşkusu değil. Derin Anadolu'nun
lideri Erdoğan'ı Çankaya'ya çıkarma coşkusu var sokaklarda. 10 Ağustos gecesi itibariyle
Recep Tayyip Erdoğan bu ülkenin tarihindeki ilk seçilmiş Devlet Başkanı olacak. Yürütmenin
başı bundan böyle Cumhurbaşkanlığı makamı olacak ve 11 Ağustos'ta Yeni Türkiye
Cumhuriyeti dönemine geçilecek.
***
Bir önceki yazımda bahsettiğim gibi Yeni Türkiye'nin medya düzeni de elbette eskisi gibi
olmayacak. Eski Türkiye tipi medya ilişkileri tamamen tarihe karışacak. Eski Türkiye'de
siyasi partiler ile medya grupları tamamen çıkara dayalı metres ilişkisi kurarlardı. Eski
Türkiye tipi medya patronları hükümetteki siyasi partilerden sağladığı ekonomik rant ve
çıkarlara göre yayın politikası güderlerdi. Eski Türkiye tipi siyasetçiler de belli makamlara
gelebilmek için milletten değil büyük medya gruplarından medet umardı. Medya gruplarının
taleplerini karşılayıp buna karşılık medya desteği satın alırlardı.
CHP'nin medya ile ilişkileri hâlâ o yöndedir. Aslında Eski Türkiye hâlâ CHP içinde yaşamaya
devam ediyor. Bu arada Eski Türkiye medya patronlarının her zaman ittifak içinde olduğu ana
güç de eski derin devlet mekanizmasıydı. Zaten biraz da bu yüzden eski siyasetçiler medya
patronlarından korkardı. Eski Türkiye medyasının arkasında zinde güçler vardı. Siyaset
kurumu ise şamar oğlanıydı.
***
2002'de iktidar olan ama muktedir edilmeyen AK Parti de ilk dönemlerde mecburiyetten
medya ile bu eski tarzda ilişkiler kurdu. Eline geçirdiği medya gücü ile tam bir gangster
haline gelmiş Cem Uzan 2003 başından itibaren askere güvenerek hükümete saldırdı. Buna
karşılık medyada desteği çok az olan hükümet de Uzan- Doğan kavgasını akıllıca
7
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
kendi yararına kullanma yoluna gitti. Aydın Doğan da baş düşmanı Cem Uzan'ı yok
edebilmek için hükümetle ittifak kurdu.
***
2002-2005 arası Doğan grubunda hükümete karşı olumlu havanın temel sebebi buydu. Aydın
Doğan Kemalist okurlarından aldığı büyük tepkiye rağmen bu duruşunu değiştirmedi çünkü o
zamanki ana hedefi Uzanları yok etmekti. O dönem Aydın Doğan'ın tetikçiliğini yapan, sonra
Turgay Ciner'in tetikçiliğine geçen, şimdi ise külliyen bitmiş bir gazeteci de habire hükümeti
yalayan yazılar yazıyordu o dönem. Fakat bu yalakalığın sebebi vesayete karşı siyaseti
savunmak değil, Aydın Doğan'ın çıkarları doğrultusunda Uzan'ı bitirme sürecinde hükümetle
yapılan ittifaktı.
***
Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti elbette gangsterliğe müsaade etmezdi ve Uzanlar tarihe
karıştı. Bu süreç sonunda Aydın Doğan da Uzan'ın Star TV'sini ele geçirdi. Doğan için büyük
zaferdi bu. Star TV'nin alınmasının hemen ardından Aydın Doğan'ın hükümetle ittifakı bitti.
Doğan grubu 2005 sonrasında yeniden pozisyon değiştirdi. Ama ona rağmen Kemalistler
Doğan Grubu'nun ticari çıkarları için hükümete destek verdiği ilk üç yılı unutmadı. 2007
Cumhuriyet mitinglerinde Aydın Doğan da o yüzden epey küfür yedi.
AhbaĢi’lerden, HaĢhaĢi’lere... Gülen, Ġsrail’e beddua edemez, çünkü! –Yeni Akit –
Hasan Karakaya
Pensilvanya‟da mukim Fethullah Gülen‟in yaptığı son “beddua”, Türkiye‟nin gündeminde...
Hemen herkes konuşuyor, tartışıyor ve “bedduanın şifreleri”ni çözmeye çalışıyor.
İşte böyle bir ortamda, en isabetli “çağrı”yı dün Akit yaptı... Fetullah Gülen‟e seslenip, dedi
ki;
“Erkeksen İsrail‟e beddua et!”
Öyle ya;
Başbakan Tayyip Erdoğan‟a “beddua” etmek, “CHP ve MHP‟nin adayı Ekmeleddin
İhsanoğlu‟na oy verin” demek kolay!..
Akit‟in haberinde denildiği gibi;
“Erkeksen İsrail‟e beddua et!”
Peki, Fetullah Gülen, “İsrail‟e beddua” edebilir mi?.. Bırakın “beddua” etmeyi, bırakın “Lânet
olsun” demeyi, bir cümle ile olsun “İsrail terörünü kınama” açıklaması yapma cür‟etinde
bulunabilir mi?
Diyebilir mi;
“Gazze‟de, 7 Temmuz‟dan bu yana bombalarla, füzelerle, tanklarla giriştiğiniz soykırım
harekâtında 2 bine yakın Müslümanı katlettiniz, 10 bine yakın Müslümanı yaraladınız... Lânet
olsun size!.. Bu insanlık dışı saldırılarınızı kınıyor; şehitlere rahmet, yaralılara şifa
diliyorum.”
“Sohbet”lerinde böyle bir ifade kullanabilir ya da herkül.org‟ta böyle bir “açıklama” yapabilir
mi?..
Ben sordum, cevabını ben vereyim:
“Yapamaz!”
Dahasını da söyleyeyim:
8
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
“Yaptırmazlar!”
Ortak Dostları Ġsrail
Çünkü, böyle bir açıklama yapmak, “Paralel‟in ruhu”na ve “kuruluş amacı”na aykırıdır!..
Çünkü Paralel, çünkü Cemaat;
Kurulduğundan bugüne kadar “önce ekonomik, sonra da siyasal güce ulaşmayı”,en sonunda
da “iktidarı ele geçirmeyi”; “temel hedef” olarak almıştır.
Bu “hedef”lerine ulaşabilmek için de; önce “yumuşak güç” olarak ortaya çıkmışlar, sonra
da,“çeşitli
güç
odaklarıyla
ilişkiler” kurmuş
ve
onları
da
yanına
alarak “şahinleşmeye” başlamış,“güç zehirlenmesi”nin getirdiği bu halet-i ruhiye ile
de “Hükümet‟e kafa tutmaya”başlamışlardır!..
Hele hatırlayın,
“28 Şubat süreci”nde, “okullardan ve dershanelerden bile feragat edebileceğini”açıklarken,
aynı günlerde “28 Şubat‟ın kudretli generali Çevik Bir‟e mektuplar yazan” ve ona“elçi”ler
gönderen, Fetullah Gülen‟den başkası değildi.
Yine hatırlayın ki;
Çevik
Bir denilen
general; “İsrail‟e
olan
tavırları” sebebiyle
merhum Erbakan
Hoca‟yı“iktidardan düşürten” adamdır!..
Demek oluyor ki;
Gülen‟le, Bir arasında tek bir “ortak nokta” vardır, o da “İsrail”dir!..
Denilebilir ki;
Fetullah Gülen ya da Cemaat veya Paralel; “Düşmanımın düşmanı dostumdur” kuralarından
hareketle, “İslâmî bütün kuruluş ve partilere düşman” olmuş, buna karşılık “İsrail‟e
dost”olanlarla çıkar ilişkileri kurup, onları da “yanına” almıştır...
Cemaat mensupları Türkiye‟de “İsrail‟in dostları” ile “ananaslı ilişkiler” kurup, “Hükümet‟e
kafa tutmaya” başlarken, Fetullah Gülen de, Pensilvanya‟da; bir yandan “İllüminati
Çetesi”,bir yandan da Amerika‟daki “Neo-Con”larla ilişkiye ağırlık vermiştir.
Öyle ya, “hedef”leri aynıdır!..
“Cenneti Yeniden Yaratma”(!) projesi ile “Kristal Krallığı” kuracaklar ve “dünyayı yeniden
şekillendirecekler”dir!..
“Dinlerarası Diyalog”un asıl hedefi; bütün dinlerin bertaraf edilmesi, “yeni bir dünya dini”nin
kurulması, yani “tek din”e ulaşılması değil midir?..
“Plan” budur, “proje” budur, “inşa edilmek” istenen budur... Fetullah Gülen de, işte
bu“inşaatın taşeronlarından biri”dir!..
Dedik ya;
“Fetullah Gülen İsrail‟e beddua edemez, tepki gösteremez, zulümleri kınayamaz!”
Sebebi, işte bu!
“İhanetin şifresi” de bu!..
AhbaĢi’ler Ve Ġsrail
Bu yazdıklarıma “komplo teorisi” deyip, geçenler olabilir... O halde, başka bir “dinî(!)
yapı”dan söz edeyim de, yazdıklarımın “komplo teorisi” olup-olmadığını görün...
9
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Efendim, dünkü yazımda, Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez‟in bir açıklamasından
bahsetmiştim...
Prof. Mehmet Görmez diyordu ki;
“Yapılan bazı araştırmalara göre son yıllarda günde ortalama bin Müslüman katlediliyor.
Bunun yüzde 90‟ı Müslüman tarafından, kardeşi tarafından katlediliyor.
Sadece Suriye‟de, Irak‟ta değil Libya‟da, Pakistan‟da, Afrika‟da, Myanmar‟da... Buralarda
ortaya çıkan hareketler var.
Ahbaşiler, Şebablar, IŞİD‟ler, Boko Haram‟lar var.
Bütün bunlar nasıl türedi?”
Ne yalan söyleyeyim;
“Şebab”ları, “IŞİD”leri, “Boko Haram”ları duymuştum da, “Ahbaşi”lerin kimler olduğuna
dair bilgim yoktu...
Hoş, IŞİD‟le ilgili de pek fazla bilgim yoktu... Hemen herkes gibi; “IŞİD‟in
lideri”nin Ebubekir el Bağdadi olduğunu sanıyordum... Ama sonradan öğrendim ki, hareketin
asıl kurucusu;“Amerika‟nın ya da CIA‟nın güdümünde hareket eden bir adam”dır...
Hayır, Ebu Ömer el Çeçen‟den söz etmiyorum.
Ondan da öncesi var!..
Sizin anlayacağınız;
“Kelle uçurmak” gibi “dehşetengiz görüntüler”le gündeme gelen IŞİD‟in kuruluşunda “CIA
parmağı” vardır!..
Her neyse... Biz gelelim, Prof. Görmez‟in bahsettiği Ahbaşi örgütüne...
Aylık Misak dergisinin “285. sayı”sında, yani Ağustos 2014 sayısında, “Ahbaşi” örgütü ile
ilgili kısa bir bilgi var.
Örgüt, şöyle tanıtılıyor:
“Hareketin lideri olan Abdullah Habeşi, 1970‟li yılların başında Habeşistan‟dan Şam‟a
gelmiştir.
1983 yılından itibaren Habeşiler Ahmed Acuz‟un kurduğu İslâmî cemiyet vasıtasıyla
Lübnan‟da dinî faaliyetlerine başlamışlar... Devlet tarafından ruhsatlı olan cemiyet
aracılığıyla güçlenmişler ve kendilerine taraftar bulmuştur... Onları diğer gruplardan ayıran
kendilerine has bazı önemli özellikleri ve görüşleri vardır... Bu görüşlerden bazıları
kitaplarında yazılıdır, bir kısmı ise taraftarlarına şifahî olarak aktarılmaktadır.”
Peki, nedir o “görüş”ler?..
Misak‟a göre “Ahbaşi”ler;
Günümüzde bütün alışverişlerin yapıldığı “Kâğıt para”ya, yani “banknot”a “zekât
düşmediğini” ifade ediyorlarmış... Ki, böylece “zekâtı tatil ediyorlar”mış!..
Ama, asıl önemlisi, şu görüşleri:
“İsrail‟le savaşmak haramdır!
İsrail‟le savaşırken ölenler, asi olarak ölmüş sayılırlar.”
Breh... Breh... Breh!..
Şu hâle bakın;
Öyle bir “İslâmî örgüt”(!) ki, “İsrail‟le savaşmak haram”dır ama, meselâ “Muhammed
Gazali‟yi tekfir etmek” helâldir!..
Görüyorsunuz ya;
10
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
İsrail‟le ve İslâm düşmanlarıyla meşgul olacaklarına, sürekli olarak ihtilaf meselelerini
kaşıyorlar ve İslâmî hareketler ve gruplarla cedelleşiyorlar...
Zina dışında her türlü kadın-erkek münasebetini küçük günah olarak vasıflandırmaları da
hayli ilginçtir. Keza kadınların kot pantolonuyla sokağa çıkışına şer‟an izin vermeleri de
aynıdır.
Müslüman Kardeşler‟i ve Lübnan‟da bu çizgide olan Cemaat-ı İslâmî‟yi İslâm dışı grup
olarak değerlendirmeleri de hayli gariptir.
AAA, NE KADAR TANIDIK!
Şimdi, bazıları çıkıp, şöyle diyebilirler:
“Ne yani, şimdi sen Ahbaşi‟lerle, çağdaş Haşhaşi‟ler arasında bir bağlantı kurmaya mı
çalışıyorsun?”
Asla!..
Ben “Ahbaşi”lerle çağdaş “Haşhaşi”ler arasında bir bağlantı kurmaya çalışmıyorum...
Ama, “her ikisi” de, kendilerinin “İslâmî Cemaat” olduğunu iddia ederken; “İsrail‟le
savaşmak haramdır!.. İsrail‟le savaşırken ölenler asi olarak ölmüş sayılırlar” noktasında
birleşmişlerdir ve bu da bana “son derece ilginç” gelmiştir!..
Hele söyleyin;
Bu “tanıdık bir söylem” değil midir?.. Biri “İsrail‟le savaşmak haramdır” diyor, öteki
İsrail‟i“otorite” olarak kabul ediyor ve “otoriteden izin alınmadan, Gazze‟ye gıda yardımı bile
yapılamayacağını” söylüyor... Merak ediyorum; “Mavi Marmara‟da İsrail‟in şehit ettiği 10
Türk vatandaşı” da, bu durumda “asi” mi oluyorlar acaba?..
Uzatmaya gerek yok;
“Halkı Müslüman bazı ülkeler”de yaşanan “mezhep savaşları”nda; “CIA tarafından
kurdurulan örgüt ve cemaatlerin parmağı” vardır...
Evet; “mezhep
savaşları,
ABD‟nin
bir
oyunu”dur...
Bunu
da, “yerli
piyonlar” ve “kuklaları”vasıtasıyla gerçekleştirmektedir!..
Fidan niye hedefte?
Söyleyin Allah aşkına; 2010 yılında, MİT Müsteşarı Hakan Fidan‟ı ilk “hedef tahtası”na
koyan ve ondan “rahatsız” olduklarını açıklayan İsrail Savunma Bakanı Ehud
Barak ve “ABD‟nin Neo-Con‟ları” değil miydi?..
Dahası da var...
“Yahudi Lobisi”nin internet sitesi Jewish Press‟te yazan Yori Yanover; cüretkâr bir ifade
kullanıp, “Hakan Fidan bir sabah aracına binerken bombayla havaya uçurulmayı hak
ediyor!” dememiş miydi?..
O halde sormaya devam edelim;
Sırf “Oslo görüşmeleri”nde bulunduğu için Hakan Fidan‟ı “vatana ihanet”le suçlayıp, 7 Şubat
2012‟de “ifade”ye çağıran, onu “gözaltı”na aldırıp, “tutuklatmak” isteyen, Hakan Fidan‟dan
hareketle “Erdoğan‟ın bileklerine kelepçe takmayı” plânlayan bu “Haşhaşi”ler, bu“Paralel
Çete” değil miydi?..
Kurulan
birçok “tuzak” vardı...
Hedef
de; “paralel
hakim,
savcı
ve
polis” marifetiyle“Erdoğan‟ı ve Fidan‟ı tutuklayıp, hapse tıkmak”tı!..
11
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Bu “operasyonlar” başarılı olsaydı var ya; bugün “Hükümet‟in devrildiği, ekonominin
çökertildiği” bir Türkiye‟de yaşıyor olacaktık!..
Allah‟a şükürler olsun ki, bu “oyun”lar, bu “tuzak”lar, bu “operasyon”lar başarılı olamadı...
Yoksa, “iplerin ABD ve İsrail‟in elinde olduğu” bir Türkiye‟de, herhalde “cehennem
azabı”yaşıyor olurduk!..
Tabiî, “yaşatırlarsa!”
Bütün bu bilgi ve belgelerden sonra sormak istiyorum;
“Fetullah Gülen, terör devleti İsrail‟e beddua edebilir, hiç olmazsa onun zulümlerini
kınayabilir mi?”
Soru, gayet açık:
“İsrail‟e beddua edebilir mi?”
Cevabını size bırakıyorum...
Başbakan Tayyip Erdoğan, bir televizyon programında, “Paralel Yapı” ile ilgili
olarak;“Şifreleri tamamen çözdük diyemem... Çözmeye başladık” diyordu ya, “Şifre
kelime” galiba şu:
“İllüminati Çetesi!”
**********************************************************
Ben, Doğu Perinçek‟in “omurgalı” olduğunu zannederdim!
Açık ve net söyleyeyim:
İşçi Partisi ve Doğu Perinçek‟in alacağı veya vereceği oylarla pek fazla ilgilenmiyorum...
Öyle ya; “binde 3-5 oy”un nesini konuşacaksın?.. Ama, söylenen “söz”ler, alınan “tavır”lar
bir“duruş”u ifade eder... Bunlar, bir insan veya partinin “omurgalı” olup-olmadığını gösterir.
Doğu Perinçek‟in; 18 Haziran günü; “Ekmeleddin İhsanoğlu, bir kırmızı halıdır... Çankaya
yolunda Tayyip Erdoğan‟ın ayaklarının altına serilmiştir” sözlerini duyduğumda ve de
gazetesi vasıtasıyla CHP‟ye, Emine Ülker Tarhan‟ı önerdiğinde, “Tamam” demiştim, “Bunlar
İhsanoğlu‟na oy vermeyecek!”
Sonra baktım; Aydınlık‟ın 2. sayfasında bir yazı çıktı: “Ailesi modern!.. Uygar!.. Yumuşak
başlı!.. Birkaç dil konuşan bir Prof!.. O halde, oylar kötünün iyisine!”
Ben bunun “şahsî görüş” olduğunu zannetmiştim... Önceki günkü Aydınlık‟ta, Doğu
Perinçek‟in; “Erdoğan‟a da, Demirtaş‟a da oy yok!” sözlerini okuyunca, şaşırdım...
Demek ki, oylar “kırmızı halı”ya!..
Tek bir soru soracağım:
Bunun adı “omurgasızlık” değil mi?..
Bu nasıl Kemalistlik, nasıl ulusalcılık?..
Cemaatin kısa siyasi tarihi (2) Yeni ġafak – Ali Bayramoğlu
Cemaatin devletteki dokusuna yapılan operasyonlar bir kaç gün sonra yapılacak seçimler
kadar önem taşıyor ve tartışılıyor.
Ve daha uzun süre tartışılacak.
Bu açıdan ortada pek çok soru var. AK Parti cemaat ilişkisi nasıl bir tabiata sahip? Bu ikili
arasındaki işbirliği nasıl bir şeydir? Cemaate atfedilen hukuksuzluklardan AK Parti haberdar
mıydı? Veya bunların siyasi sorumluluğu ona mı aittir? Bir dini yapı ahlaki, sosyal, kültürel
12
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
faaliyetlerden nasıl oldu da, siyasi faaliyetle alanına geçti, nasıl oldu da dayanışma
düzeninden aktif bir iktidar odağı üredi? Bunun aşamaları ve koşulları nelerdi?
Bundan 20 yıl önce İslami görünürlüğe yönelen 'ağır baskı dönemi', 28 Şubat süreci, aynı
zamanda bir 'açılma dönemi'nin de ilk işaretlerini vermişti. 28 Şubat bir kaç yıl içinde iflas
ederken, ülkede yeni bir siyasi hassasiyet kapısı açılacaktı. Temel hak ve özgürlüklerle ilgili
mücadele ve taleplerde dine ait olan hak ve beklentiler ön sıraya geçiyor, hatta (kamusal alan
tanımı gibi) nitelikleri, (AK Parti gibi) aktörleriyle moral bir üstünlük sağlayıp, önemli ölçüde
taşıyıcı olmaya başlıyordu.
(1) 2000'li yıllarda ve bu koşullarda Türkiye inişli çıkışlı bir süreçte 'din-toplum-devlet
ilişkileri'nin normalleşmesini yaşadı. Dini örgütlenmelerin üzerindeki ağır baskı tedrici olarak
kalkarken, dindar memura, dindar siyasi aktöre yönelik sistemli takibatlar da sona erdi. Devlet
alanında bir cemaatin, tarikatın ya da dini bir grup üyesi olmak sorun oluşturmaktan çıktı.
Gülen cemaatinin önünü açan önemli unsurlardan birisinin bu çerçevedeki demokratikleşme
süreci olduğuna, sivil, bireysel ve sosyolojik alanda elde edilen özgürlüklerin siyasi
suistimalle kullanılması olduğuna bugün hiç bir şüphe yok.
(2) Öte yandan 1980'lerde yeni dinamiklerle kendisini yeniden tanımlayan İslami hareket,
Türkiye'de de kendi iç öyküsünü dönüştürüyor, geleneksel varoluş biçimleri tarikat ve benzeri
yapılar, kamusal alan ve kimlik hareketleri kaşısında geriliyordu. Nitekim 2000'lere
gelindiğinde geneleksel yapılar çok zayıflamıştı. Bu alandaki en örgütlü, en güçlü yapı,
intibak gücüyle, modern unsurlara kurduğu ilişki üzerinden ve devletten kültüre uzanan bir
hatta tüm mensuplarını kuşatan, hem yatay networkleri hem dikey bir hiyerarşiyi aynı anda
içeren Gülen cemaati olarak kalmıştı.
(3) 2000'li yıllarda yeni açılan sayfada ülke demokratikleşme ve normalleşme sürecinin büyük
çatışmalar ve gerilimlerle yaşandığına tanık oldu. Özellikle 2003'ten 2004'ye kadar giden
dönem hala eski rejimin hakim olduğu, değişim sürecini kilitlemeye yöneldiği, tehdit ve darbe
girişimlerini içeren bir dönemdi. Bu dönemde devletin kritik haber alma noktarında yer tutan,
cemaatini korumak ya da o cemaatin faydası istikametinde hareket eden mensuplardan gelen
bilgilerle 'darbe tehdidi'nin en çok farkına varan Gülen olmuştu. Böyle bir tehditin en büyük
hedefin kendileri olduğunu değerlendiriyorlardı. Sivilleşme ve açılma döneminde devlet
içinde siyasi aktif yayılma seferberliğine böyle giriştiler. Ve eski rejim unsurları karşısında
kendini koruma yerine o unsurlarla açık mücadele niyetine yöneldiler. 1999'la başlayan, 2003
ve 2004'le devam eden tehdit algısı ve devlet içi aktif örgütlenme hali, 2007'deki 27 Nisan
muhtırası, onu takip eden andıçlar silsilesiyle doruk noktasına varacaktı.
(4) Gerçekten de 27 Nisan ve 2007 öyküdeki ikinci büyük kırılma noktasını oluşturur. Zira bu
tarihe kadar cemaat ile AK Parti iktidarı ve kadroları arasında kurulan 'doğal ve kendiliğinden
dindaş ilişkisi', bu tarihten itibaren biçim değiştirerek 'tanımsız ama fiili bir işbirliği'ne
dönecektir. 2002 ile 2007 arasında bir yanda AK Parti reform politikaları izlerken, eski
düzenin kurumlarıyla asker, yargı ve üniversiteyle bir tür süngü savaşına girmişti. 27 Nisan
muhtırası, 2007 seçimlerini takiben kapatma davası AK Parti'yi devlet alanında çıplak bıraktı.
Üzerini örtebilecek tek örgütlü güç ise cemaatti. Cemaatin tehdit algısı ve siyasi örgütlenmeye
yönelişiyle, AK Parti'nin askerle karşı karşıya kalışının paralelliği beklenen sonuca yol açtı.
Polis ve adliye içindeki cemaat yapılanmasıyla AK Parti'nin arayışları buluştu. Bu buluşma
AK Parti için siyasi bir ittifak değil, baskı ve hukuksuzluk karşısında doğal, meşru ve olması
13
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
gereken bir durumdu. Başbakan açısından 'alnı secdeye değenlerin adalet ve hukuk arayışı
etrafında buluşması'ydı... Bu çerçevede darbe girişimlerine, siyasi iktidarın siyasi ve
sosyolojik varlığına karşı imha çabalarına verilen cevaplarla 2008 tarihinden itibaren yeni bir
sayfa açıldı. Ergenekon adli süreci bu dönemi simgeleyen ilk hamleydi.
AK Parti, özel yetkili savcılık ve mahkemeler düzenlemesiyle yol açıyor, diğer yargıç ve
savcıların yanında cemaat yaygın yapısıyla ve mensuplarıyla yol alıyordu. Bu ikili, 2010
yılına kadar, önemli ölçüde hukuk sınırları içinde kalındığı dönemde, Türkiye'nin sivilleşme,
geçmişle yüzleşme sürecinde belirleyici rol oynadılar.
Ancak mücadele cemaat açısından hukuk çerçevesinde direnç ve yanıttan ibaret değildi.
Nitekim öykü bu çerçeveyle ray değiştirdi.
Nasıl?
Yarına..
Günahı olmayan ilk taĢı atsın... – Yeni ġafak – Markar Esayan
Eski Türkiye'nin 'kurucu ötekileri' Ermenilerdir. Türkiyeli Ermeniler bu ağır yükü her zaman
sırtlarında hissettiler. İttihatçılar ve Kemalistler, gerçekte var olmayan, organik Türklüğü de
dışlayan ırkçı bir vatandaşlık kafesini Ermeni düşmanlığı üzerinde bina ettiler. Devlet tabii ki
tüm halktan nefret ediyordu ama, 1915 travması merkeze Ermenilerin alınmasını gerektirdi.
Öyle ki, 1915'i reddetmek 'Türk' olmanın, Ermeni'yi aşağılamak ise kendine değer aktarmanın
formülüne dönüştü. Ermeni değersizleştirildiği oranda 'Türklük' değer kazanıyor, ideoloji
kökleşiyordu.
Koca bir devlet teknolojisi Ermeni düşmanlığı üretmek üzere programlandı ve bu ayrımcı
devletin varlığına bağlandı. Kitleler ırkçı bir tarih anlatısı ile doktrine edildi. Bir yandan
şeytanlaştırma devam etti, öte yandan da kılıç artığı Ermenilerin maddi varlıkları imece ile
yağmalandı. 1923'ten sonra dahi rahat bırakılsalar bugün ülkede birkaç milyon Ermeninin
yaşaması gerekirken, sadece Ermeni oldukları için çağdaş-laik Kemalistlerce eziyet gördüler,
göçe zorlandılar, 50 bin gibi bir sayıya gerilediler. Vakıf mallarına devlet sürekli el koydu,
dillerini ve dinlerini yaşamalarının önüne geçildi.
Türkiye'nin kuruluş hikâyesi işte böyle travmatik... Ötekileştirmenin temel bir ideoloji olduğu,
endoktrinasyon sayesinde kitlelerin 'Ermeni'de cismanileşen bir öteki nefreti ile malul
edildiği, bunun kollektif bir bilinçdışı oluşturduğunu da kabul etmeliyiz.
Ama sorun sadece bu değil. Türklerle en az bin yıl, Kürtlerle çok daha uzun süre birlikte
yaşayan bir halk kısa sürede buharlaştırılmıştı ama, onların bıraktığı koca boşluk toplumsal
hafızada yerini koruyordu. Ermeni karşıtlığı, Ermeni olgusunu hafızadan kazımaya
çalışıyordu ancak böylelikle onun varlığını da sürekli canlı tutmuş oluyordu. Bu bir nevroz
yarattı; insanlar Ermeni kavramına hem öfke hem de suçluluk duygusu ile bağlandılar.
Hayaletler bir türlü yok olmadı, ölüler, anılar hep geri geldi. Ermenilik hep netameli ve yan
yana durulması zor bir konu oldu.
Başbakan Erdoğan geçen gün bir ortak yayında geçmişte insanların Kürt, Alevi vs. olduğunu
söyleyemediğini, herkesin artık kimliğini açıkça ifade edebildiğini anlatmaya çalışırken,
kendisine yönelik söylenen 'döl' sözünden kaçınmak için 'Çıktı bir tanesi affedersin çok daha
çirkin şeylerle Ermeni diyen oldu' dedi. Burada 'çirkin şeylerle' sıfatının 'döl' sözüne
bağlandığı ortada. Ama söylem sorunsuz değil.
14
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
En nihayetinde bu söylemde 'Ermeni'nin olumsuz çağrışımlarından kaçınma eğilimi göze
çarpıyor. Bu cümlenin mesela Fransız, Boşnak veya İngiliz için kullanılması pek mümkün
değil. Zaten böyle bir hakareti Erdoğan'a yapmak da kimsenin aklına gelmez. Çünkü ortak
hikâyemizde bu sıfatların Ermeni kadar olumsuz bir yeri yoktur.
Hatırlıyorum, bir MHP'li vekil Akil İnsanlar arasında yer alan Etyen Mahçupyan için galiz
ifadeler kullandığında, Başbakan ırkından ötürü ayrımcılığa tabi tutulan Mahçupyan'a sahip
çıkan ve ayrımcılığı kınayan sert ifadeler kullanmıştı. El konan azınlık mallarının iadesi ve
Van Ahtamar Kilisesi'nin ihyası gibi birçok eski devlet aklına mesafelenme adımlarını da
Erdoğan attı. Tabii ki 1915 soykırımı konusunda yayımlanan taziye mesajı, herhalde yukarıda
özetlediğim kurucu devlet mantığının tam aksi yönüne oturuyor ve bu çabada bir zirveyi ima
ediyordu.
Peki, Sayın Erdoğan'ın yukarıdaki ifadesi sorunsuz mu? Değil. Erdoğan kalibresindeki bir
liderin 'Ermeni' ile mesafelenmeye ihtiyacı yok. Taziye gibi bir devrimi gerçekleştiren
Erdoğan'ın, böyle bir durumda 'Ermeni veya Gürcü olsam bu neyi değiştirir? Ermenilik neden
hakaret olsun? Ama merak ediliyorsa ben Ermeni ya da Gürcü değilim, Türküm' demesi daha
tutarlı olmaz mıydı? Hücrelerimize nüfuz etmiş olan duygusal alışkanlıklarımız, bazen
aklımızın aldığı mesafeden geride kalıyor, senkronizasyon için zaman gerekiyor olmalı.
Ancak buradan çıkıp, yüzyıllık ırkçı İttihatçı parantezi kapatan bir siyasiyi ırkçılıkla, nefret
suçuyla itham etmek, siyahı beyaz etme çabasından öteye geçmez. Bu ifadeyi, eski
Türkiye'nin zihnimizdeki kalıntıları olarak görmek, bir Ermeni ırkçılığından bahsedilecekse,
bunun çok yaygın bir sorun, Erdoğan ve tabanının ise bu zihniyetten kurtulmaya çabalayan en
istekli kesimler olduğunu teslim etmek gerekir.
Konuya daha ciddi yaklaştığımızda, hepimizin kendi ötekilerimize karşı ırkçı hisler
beslediğimizi görmek gerekir. Yüz yıl boyunca bu ırkçı havayı soluduk, bu zehir iliklerimize
kadar işledi. Bundan 25 yıl önce Türkler hakkındaki oldukça önyargılı düşüncelerimi
hatırlıyorum. Bu dönem bu ötekileştirmelerle yüzleştiğimiz zamanlar olarak çok değerli.
Beni ürküten asıl sorun ise, Başbakan'ın bu sözleri sonrasında kendisine solcu, cemaatçi,
çağdaş, laik diyenlerin sosyal medyadaki ırkçı tavrıydı. 12 yıldır AK Parti'yi destek veren bir
Türkiyeli olarak bu pazar da Yeni Türkiye için Erdoğan'a oy vereceğim. Sadece bu tercihim
için 12 yıldır olduğu gibi argümanlarım üzerinden değil, sadece Ermeni olmam nedeniyle
aldığım tehdit ve hakaretlerin Neo-İttihatçılık olduğunu görüyorum. Tercihimi, benim halkımı
öldüren, soyan, aşağılayan bu zihniyetin devamcılarından değil, çelişkileri de olsa bu
kabuktan sıyrılma gayretinde olan zihniyetten yana koyuyorum.
Biz Ermeniyiz, tecrübe ile sabit, hakiki ırkçıları gözünden tanırız merak edilmesin. Kimse de
Ermenilik üzerinden kirli egemenlik kavgalarını verirken, bunu Ermenilerin yuttuğunu
zannetmesin.
Bu yolun sonu IMF’ye çıkar – Taraf – Süleyman YaĢar
Ekonomide beklentiler baş aşağı gidiyor.
Peki, niye beklentiler baş aşağı gidiyor?
Çünkü ekonomik büyüme hızı potansiyelin altında sürüyor. Ekonomik kaynaklar dış ticarete
konu malların üretimine yatırılacağı yerde tam aksine dış ticarete konu olmayan lüks konut,
lüks AVM, lüks lokanta, lüks otomobile yatırılıyor. Bir de, devlet, ekonomi yüzde 4 oranında
15
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
büyürken toplam vergi gelirlerini yüzde 17,2 oranında artırıyor. Böylece kaynaklar yatırım
yerine verimsiz kamu harcamalarına aktarılıyor.
Niye böyle bir tespit yapıyoruz?
Yapıyoruz, çünkü devletin toplam vergi gelirleri, milli gelir artışıyla aynı düzeyde artmalı.
Aksi hâlde vatandaş vergisini, ya tasarruflarından ya da borçlanarak ödemek zorunda kalır.
Mevcut durum bize bu hâli işaret ediyor. Çünkü toplam vergilerin yüzde 27‟si gelir ve
kurumlar vergisi, yüzde 3‟ü harçlar, yüzde 70‟i KDV, ÖTV ve ithalde alınan KDV
gelirlerinden oluşuyor. Bu türden bir vergi dağılımı dar gelirli tüketiciyi zora sokuyor. Tabii
bu arada yüksek oranlı dolaylı verginin getirdiği yüksek fiyat nedeniyle vergilerin bir kısmı
geriye yansıyor. Dolayısıyla vergi, üretici üzerinde kalıyor. Bu defa artan vergi maliyeti
nedeniyle küçük üreticiler üretimden vazgeçip işyerini kapatmaya mecbur oluyor.
Bu arada hemen hatırlatmakta fayda var; demokratik bir anayasa için gerekli değişikliklerin,
söz verildiği hâlde yapılmamış olması yerli ve yabancı yatırımcıyı olumsuz etkiledi. Çünkü
hukuk sisteminin öngörülebilir olmaması, keyfî vergi salma ve cezalandırmalar sistemi
kilitledi.
Gelelim bunları niye anlattığımıza...
İşler bir süre daha bu şekilde yürütülürse yani hükümet büyüme hızından daha yüksek oranda
vergi toplamaya devam ederse bu durum sürdürülemez. Verimsiz devlet harcamaları
nedeniyle zaten düşük olan büyüme hızı daha da düşer. Vergi tabanı iyice daralır. Borç alıp
vergi ödeyen mükellefler işyerine kilidi vurur. Bu defa vergi gelirleri gerilemeye başlar. Bütçe
açığı büyür. Hem yüksek tutarlı bütçe açığı hem de yüksek tutarlı cari açık nedeniyle ekonomi
duvara çarpabilir. İşte bu durumda IMF‟ye gitmekten başka çare kalmaz.
O hâlde şimdiden uyarmakta fayda var; AKP hükümetleri bu ülkeyi IMF anlaşmasıyla devir
aldı, sonra IMF‟den bu ülkeyi kurtardı ama tekrar IMF‟ye teslim edebilir. Herkesin aklını
başına toplayıp öngörülebilir hukuk sistemine dönmesinde fayda var.
AVRUPA GÜNDEMİ
AB'den Refah önerisi
DW
Almanya, Fransa ve İngiltere, Avrupa Birliği'nin Gazze'deki Refah sınır kapısının kontrolünü
üstlenmesini önerdi.Almanya Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Almanya, Fransa
ve İngiltere'nin ortak bir girişimle Refah sınır kapısının kontrolünü Avrupa Birliği'nin
üstlenmesi önerisinde bulunduğu belirtildi. Açıklamada, 2007'den beri kapalı olan sınır
kapısının Avrupa Birliği'nin kontrolünde tekrar açılmasının amaçlandığı belirtildi.
16
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Avrupa ürünlerine yasak
DW
Rusya ve Avrupa Birliği arasındaki restleşme sertleşiyor. Moskova, Avrupa ülkelerinin yeni
ekonomik yaptırımlarına karşı Avrupa ürünlerine ithalat yasağı getirdi.
Resmi istatistiklere göre, Rusya gıda ihtiyacının üçte birini başta eski Sovyet cumhuriyetleri
olmak üzere yurtdışından ithal ediyordu.
Rusya iki hafta önce de sağlık gerekçesiyle bazı Batılı ürünlerin ithalatına yasak getirmiş,
Putin dün yaptığı açıklamada da Batı ülkelerinin yaptırım paketine 'uygun' yanıtın verileceğini
söylemişti.
Avrupa Birliği ve ABD'nin Ukrayna krizi nedeniyle kabul ettiği ekonomik yaptırım paketi,
Rus bankalarının Batılı finans piyasalarına girişini engellerken, silah ve diğer askeri
malzemelerin Rusya'ya satışına da yasak getiriyor. Yeni yaptırımlar ayrıca Rusya'ya
petrolcülük alanında kullanılan ileri teknolojinin ihracatını da sınırlıyor.
Ġmam Hatip Lisesi'ne domuz kafaları bıraktılar
Posta
Avusturya'nın başkenti Viyana'da, Eyüp Sultan İmam Hatip Lisesi inşaatına 5 domuz kafası
konulduğu bildirildi. Viyana Eyüp Sultan Cemiyeti Başkanı Kazım Parlak, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, mayıs ayında temeli atılan Eyüp Sultan İmam Hatip Lisesi inşaatına
kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler tarafından 5 domuz kafası konulduğunu
söyledi. Saldırının, Ramazan Bayramı‟nda işçilerin tatilde olduğu günlerde yapıldığını
belirten Parlak, çevredeki vatandaşların ihbarı sonucu olaydan haberdar olduklarını aktardı.
Sınırda eroin operasyonu
Hürriyet Avrupa
İkinci operasyonda da Türkiye‟den çıkış yapmak üzere Kapıkule Sınır Kapısı‟na gelen
sürücülüğünü Bulgar uyruklu N.M.S.‟nin yaptığı yabancı plakalı TIR‟da yapılan detaylı
aramada hava tüplerinin içine gizlenmiş piyasa değeri 3 milyon 100 bin lira olan 51 kilo 162
gram eroin bulundu. Ele geçirilen toplam 113 kilo 294 gram eroine el konulurken, gözaltına
alınan sürücüler M.K.T. ve N.M.S. çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine
gönderildi.
Ġstihbarat amaçlı sorgulamalar artıyor
Almanya Bülteni
Alman güvenlik birimlerinin suçlu ve şüphelileri takip için sıklıkla teknolojinin imkanlarını
kullandıkları ortaya çıktı. Federal Parlamento (Bundestag) Sol Parti Grubu‟nun konu
hakkında parlamentoya yaptığı yazılı soru önergesine Federal Hükümet‟in verdiği cevaba
göre emniyet birimleri 2014 yılınin ilk yarısında şüphelilere (stille SMS) olarak
adlandırılan 53.000 boş kısa mesaj gönderdiler. Spiegel Online‟nın konuyla ilgili haberinde
geçen yılın aynı dönemine kıyasla iki misli artan boş mesaj gönderme uygulaması yapıldığı ve
bu sayede cep telefonlarına mesaj düşen kişilerin yerlerinin kolayca tesbit edilebildiği dile
getirildi. Haberde ayrıca atılan boş mesajların karşı tarafın cep telefonuna ulaşmadığı kişiler
17
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
polis, gümrük ve istihbarat birimleri tarafından şüpheli olarak sınıflandırılarak hareket alanları
kayıt altına alınabiliyor.
Almanya'da çarpıcı Ġslam araĢtırması
Haber7
Almanya‟da yapılan bir araştırma, vatandaşların yarısından fazlasının İslam‟ı Almanya‟nın
bir parçası olarak görmediğini ortaya koydu. Forsa kamuoyu araştırma şirketi tarafından
haftalık haber dergisi 'Stern' için yapılan bir araştırmaya göre, Alman toplumunun yarısından
fazlası İslam'ı Almanya'nın bir parçası olarak görmüyor. Araştırmada Almanya eski
cumhurbaşkanı Christian Wulff'un, “İslam Almanya'nın bir parçasıdır” sözleri esas alındı ve
ankete katılanlara bu görüşü paylaşıp paylaşmadıkları soruldu. Katılımcıların yüzde 52'si
Wulff'la aynı görüşte olmadığını dile getirdi. Eski Cumhurbaşkanı, bu sözleri 2010 yılında iki
Almanya'nın birleşmesinin kutlandığı gün olan 3 Ekim tarihinde sarf etmişti.
Ancak araştırma toplumun farklı kesimleri arasında İslam'a bakışın da farklılık gösterdiğini
ortaya koyuyor.
Seçimler öncesinde...twitter türkiye'de hükûmet karĢıtlarını engelledi - Der SpiegelInternet - Ole Reissmann
Polis Teşkilatından Detaylar, Hükûmete Yönelik Eleştiri. Türkiye‟de Anonim Bir Kullanıcıya
Ait @Fuatavni Adlı Hesap Erişime Kapatıldı.-Twitter bir kez daha Türkiye‟de hükûmet karşıtı bir hesabı erişime kapattı. Türkiye‟deki
kullanıcılar @fuatavni adlı hesaba artık sadece dolaylı yollardan ulaşabiliyor. Öyle görünüyor
ki Recep Tayyip Erdoğan‟ın hükûmeti seçimlerden kısa bir süre önce yaklaşık bir milyon
takipçisi bulunan söz konusu anonim hesabın sesini kesti.
BBC‟nin bildirdiği üzere @fuatavni adlı hesap, polis teşkilatı içerisindeki tutuklanmalar ile
ilgili detayları açıkladı. Hesabın kime ait olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi mevcut değil,
ancak Gülen hareketi ile bir bağlantısının bulunduğuna dair spekülasyonlar yürütülüyor.
Nisan ayında sosyal ağ Twitter Türkiye‟de toplamda bir milyon takipçisi bulunan iki hükûmet
karşıtı hesabı erişime kapattı. Twitter o dönemlerde kullanıcı hesaplarının “bir hükûmet
temsilcisinin isteği” doğrultusunda değil sadece “yasal süreç” sonucunda kapatıldığının altını
çizmişti.
Anayasa Mahkemesi bunun öncesinde ise Erdoğan hükûmeti tarafından çıkarılan ülke
genelindeki bir Twitter yasağını kaldırdı. Çok sayıdaki farklı otoriter hükûmet, kısa mesaj
servisi Twitter muhaliflerin protestolarını koordine etmelerinde de işe yaradığından sosyal ağa
yönelik harekete geçiyor. Örneğin Rusya‟da sansürleme mercileri bir Twitter engelini pratikte
“kaçınılmaz” kabul ediyor.
@fuatavni adlı hesabın sahipleri ise alternatif bir hesaba dikkat çekti. @fuatavnifuat hesabı
üzerinden yazışmalara devam ediliyor. En azından şimdilik.
18
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
AFRİKA GÜNDEMİ
SüveyĢ Kanalı’na kardeĢ geliyor
Euronews
Akdeniz ile Kızıl Deniz‟i birbirine bağlayan ve temelleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde
atılan Süveyş Kanalı‟na kardeş geliyor. Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi, dün
İsmailiye kentinde düzenlenen törende yeni kanal projesinin temelini attı. Sisi burada yaptığı
konuşmada, üç yılda tamamlanması planlanan fakat daha önceye yetiştirilmeye çalışılacak
olan kanal projesinin 1 milyon kişiye istihdam sağlayacağını açıkladı. Mevcut Süveyş
Kanalı‟na paralel bir güzergahtan geçecek olan yeni kanalın maliyeti yaklaşık 4 milyar dolar.
Proje kapsamında biri raylı olmak üzere altı tünel geçişi de inşa edilecek. Yeni kanalda
yalnızca ticari gemilerin seyrine izin verilecek.
Nijeryalı askerlerin esirlere iĢkence görüntüleri tepki çekti
Euronews
Nijerya ordusunun, sivil milislerle birlikte radikal Boko Haram örgütüne karşı operasyon
düzenlediği bölgelerde çok sayıda insan hakları ihlalinin yaşandığı tespit edildi. Askerlerin
esirlere işkence ettiğini ve diri diri gömdüğünü gösteren video kayıtları internette yayınlandı.
Ordunun insan haklarını ihlal ettiğini belirten Uluslararası Af Örgütü, işkence görüntülerinin
hükümet tarafından ivedilikle soruşturulmasını talep etti.
Af Örgütü‟nün tepkisinin ardında Nijerya ordusu, işkence iddiaların soruşturulacağını
açıkladı. Nijerya güvenlik güçlerinin insan hakları ihlalleri daha önce de gündeme gelmiş
ancak yetkililer tarafından reddedilmişti. Boko Haram ve Nijerya ordusu arasında yaşanan
çatışmalarda bu yıl içinde 4 binden fazla insan yaşamını yitirdi.
Kuzey Afrika ülkeleri Libya'yı konuĢtu
Dünya Bülteni
Kuzey Afrika ülkeleri, Cezayir, Fas, Mısır, Libya ve Tunus'un üst düzey temsilcileri ABD'de
bir araya geldi. Zirveye ABD hükümetinden de bir temsilci katıldı. Temsilciler yaptıkları
toplantının ardından ortak bir basın açıklaması yayınlayarak Libya'daki durumdan ve güvenlik
zaafından dolayı derin endişe duyduklarını belirttiler.
ABD hükümetinin resmi web sayfasından duyurulan ortak açıklama metninde, "Cezayir,
Libya, Fas, Mısır ve Tunus'un temsilcileri Libya'nın karşı karşıya olduğu güvenlik
sorunundan, bu sorunun Kuzey Afrika ve Sahil Bölgesine yayılması tehlikesinden dolayı
derin endişe duyduklarını belirttiler. Libya'daki tüm taraflara acil bir ateşkes ilan etmeleri
daha sonra da ülkede güvenliği ve istikrarı sağlayacak bir müzakereye başlamaları çağrısını
yapıyoruz.
19
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Boko Haram 10 kiĢiyi öldürdü
Trt Türk
Kamerun'un Zigague beldesinde, Boko Haram örgütü ile ordu birlikleri arasında çıkan
çatışmada, 10 kişinin yaşamını yitirdiği, 3 kişinin yaralandığı bildirildi. Güvenlik
kaynaklarından alınan bilgiye göre, 20 motosikletli Boko Haram örgütü militanı, KamerunNijerya sınırındaki Zigague beldesinde ordu birliklerine silahlı saldırıda bulundu. Yaklaşık 1
saat süren çatışmada, biri asker 10 kişi yaşamını yitirdi, 3 kişi yaralandı. Militanların, belde
liderinin oğlunu kaçırdığı da kaydedildi.
Ebola'dan 932 ölüm
Ntvmsnbc
Dünya Sağlık Örgütü, Afrika kıtasında can almaya devam eden Ebola virüsüyle ilgili
açıklama yaptı. Dünya Sağlık Örgütü, 2-4 Ağustos tarihleri arasında 45 kişinin Ebola virüsü
nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. Ebola virüsü nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise,
932'ye yükseldi. Ebola virüsü nedeniyle hasta olanların sayısı da, bin 711'e yükseldi.
ASYA – PASİFİK GÜNDEMİ
Rusya'dan ABD ve AB yaptırımlarına sert misilleme
Dünya Bülteni
Kremlin resmi internet sitesinde yer alan belgede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, "Rus
şirket ve vatandaşlarına karşı yaptırım uygulayan ülkelerden gıda, tarım ürünü ve
hammadde alımının bir yıl süreyle yasaklanması veya sınırlandırılması" talimatı
verdi. Kremlin yönetimi, Putin'in imzaladığı kararnameyle, Avrupa Birliği (AB) ve ABD'nin
Ukrayna'da yaşananlardan dolayı Rusya'ya karşı ilave yaptırım kararlarına cevap vermiş oldu.
Kızıl Kmer Rejimi’nin üst düzey liderlerine ömür boyu hapis
Euronews
Kamboçya‟da soykırım yapmaktan yargılanan Kızıl Kmer Rejimi‟nin iki üst düzey lideri
suçlu bulundu. Radikal komünist rejimin hayatta kalan liderlerinden 87 yaşındaki Noun Chea
ve 83 yaşındaki Khieu Samphan ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Avukatları ise söz
konusu karara itiraz etmeyi planladıklarını belirtiyor. Chea ve Samphan 1975-79 yılları
arasında işkence, infaz ve aşırı çalıştırmayla yaklaşık 2 milyon kişinin ölümünden sorumlu
tutuluyor.
20
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Çin'de 56 maden ocağı kapatıldı
Anadolu Ajans
Çin'in kuzeyinde bulunan Hıbey eyaletinde 56 maden ocağının kapatıldığı bildirildi. Yerel
yetkililer, nisan ayında başlattıkları çalışma kapsamında, nüfusun yoğun olduğu bölgelere
yakın olan madenlerin faaliyetlerini denetlemek ve madenlerden kaynaklanan hava kirliliğini
azaltmak amacıyla 632 işletmenin incelemeye alındığını kaydetti.
Ermenistan'a hava sahası uyarısı
Anadolu Ajans
Azerbaycan Savunma Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, hava sahalarının Azerbaycan Hava
Kuvvetleri'nin kontrolü altında olduğu belirtildi. Açıklamada, Ermeni basınında çıkan,
"Ermenistan savaş uçakları cephe hattında uçuşlar gerçekleştiriyor" haberlerinin gerçekleri
yansıtmadığı da belirtildi. Uluslararası yasalar ve Uluslararası Sivil Havacılık Kurumu'nun
aldığı karara göre, işgal altındaki topraklarda her türlü uçuşun yasak olduğunun vurgulandı.
AMERİKA GÜNDEMİ
Obama'dan 'ateĢkes uzatılsın' çağrısı
Anadolu Ajans
ABD Başkanı Barack Obama, İsrail ile Hamas arasındaki 72 saatlik ateşkesin uzatılması
çağrısında bulundu.
Washington'da bir basın toplantısı düzenleyen Barack Obama, daha kalıcı bir ateşkes için ise
İsrail ve Filistin liderlerinin riskler almaları gerektiğini söyledi.
Obama, taraflar arasında güven inşası gerektiğini ancak şiddetin egemen olduğu bir dönemin
ardından bunun zor olduğunu vurguladı. İsrail önceki gün yürürlüğe giren 72 saatlik ateşkesin
uzatılmasını önermişti. Ancak Hamas'ın üst düzey yetkililerinden Musa Ebu Marzuk, Twitter
hesabından yaptığı açıklamada, ateşkesin uzatılması konusunda anlaşma sağlanmadığını
söyledi.
ABD-Afrika Liderleri Zirvesi sona erdi
Sabah
Obama, Washington'da düzenlenen ABD-Afrika Liderleri Zirvesi'nin kapanışında düzenlediği
basın toplantısında, Afrika'nın, büyük zorluklarla yüzleşmesine karşın, yükselişte olan bir kıta
ve ABD iş dünyası için bir büyüme pazarı olduğunu söyledi.
Zirvede, ABD ile Afrika arasındaki ticaretin geliştirilmesi yolunda önemli adımlar attıklarını,
Afrika kıtasına yönelik açıkladıkları 33 milyar dolarlık yeni ticaret ve yatırım taahhüdünün,
21
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
kıtanın kalkınmasına ve Amerikalılara yönelik istihdamın desteklenmesine ciddi katkı
sağlayacağını ifade eden Obama, Afrika'nın büyümesinin öncelikle, Afrikalıların kendisi
tarafından hayata geçirilecek reformlara bağlı olduğunu dile getirdi.
Obama, Afrika kıtasına yönelik sağlık, enerji, güvenlik işbirliği, yolsuzlukla mücadele gibi
alanlardaki desteklerinin artacağından bahsetti.
Rusya ABD ve AB'den gıda alımını yasakladı
CNN Türk
Devlet Başkanı Vladimir Putin'in, ithali durdurulacak gıdaların listelenmesi emrini
vermesinden sonra Rusya Hayvan ve Bitki Sağlığı İzleme Dairesi (VPSS) sözcüsü Alexei
Alekseenko dün Reuters'e yaptığı açıklamada, ABD'den kümes hayvanı ürünlerinin ithalatını
yasaklayacaklarını söyledi.
Putin, Ukrayna'daki isyancıları desteklediği için Rusya'ya yaptırım getiren ülkelerden tarım
ürünleri ithalatını yasaklayan ya da kısıtlayan bir kararnameyi dün imzaladı. Hükümet adına
yapılan bir açıklamaya göre Putin, bir yıl sürecek yasak uyarınca Rusya'ya sokulmayacak olan
gıda ürünlerinin listesinin hazırlanmasını istedi.
ABD, Sünnilerin IġĠD'le mücadele planına destek verdi
WSJ
ABD, Irak topraklarının bir kısmını kontrol altına alan İslamcı militanlara karşı savaşacak bir
taban örgütünün oluşturulması için yardım isteyen Irak'taki Sünni Müslümanlar ile görüşüyor.
Irak'ta Sünnilerin çoğunlukta olduğu bölgelerin valilerinin, Haziran sonunda ABD Dışişleri
Bakanı John Kerry'ye mektup göndererek, cihatçı IŞİD'e karşı ABD'nin desteğini istemesinin
ardından görüşmeler başlatıldı.
Ufak çaplı birkaç görüşmenin ardından ABD yetkilileri geçtiğimiz hafta valiler, aşiret liderleri
ve diğer siyasetçilerle bir araya geldi. Görüşmelere katılan birçok kişi, toplantıda IŞİD'in
kontrolünü ele geçirdiği, Sünnilerin çoğunlukta olduğu dört eyalette tabandan örgüt
oluşturulmasını tartıştı.
Washington'daki yetkililer, Irak'ta uzun vadeli güvenlik ve toprak bütünlüğünün sağlanması
için Sünni aşiretler ile IŞİD arasındaki bağın kırılmasının çok önemli olduğuna inanıyor. Bazı
Arap ve Amerikalı yetkililer, bu çabaların, Ortadoğu'da cihatçıların tehdidini bertaraf edecek
bir stratejinin geliştirilmesinin temeli olduğunu söylüyor.
Ancak plan, geçmişteki benzer projelerin hatırasının gölgesinde, bazı zorluklarla karşı
karşıya.
22
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Seçimin favorisi Erdoğan- Daniel Dombey, Financial Times
İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye'de üç gün sonra yapılacak cumhurbaşkanlığı
seçiminin favorisinin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olduğunu yazdı.
Gazete Erdoğan'ın, otoriter tavrına yönelik kaygılara karşın Türkiye'nin halk oyuyla seçilecek
ilk Cumhurbaşkanı olmaya en yakın isim olarak görüldüğünü belirtti.
Financial Times'ın bugünkü sayısındaki haberin başlığı, "Erdoğan yoksulların ve dindarların
desteğiyle zafere hazır".
Gazete, Başbakan'ın Cumhurbaşkanı seçilmek için oluşturduğu koalisyonun merkezinde
Erdoğan'ın ifadesiyle "mazlumların" olduğu görüşünde.
Financial Times'ın Türkiye'deki muhabiri Daniel Dombey, haberine İstanbul'un Sultanbeyli
ilçesinden Elmas adlı bir kafe sahibinin görüşlerini aktararak başlıyor. Elmas, Erdoğan
Başbakan olmadan önce Sultanbeyli'de hiçbir şeyin olmadığını, yollarda kaldırımın bile
bulunmadığını, yakındaki göle de pis kokusu yüzünden kimsenin gidemediğini belirtmiş.
Şimdi ise Sultanbeyli'de temizlenen göle giden yolun da asfalt olduğunu belirten Elmas,
Cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan'a oy vereceğini söylemiş.
Financial Times muhabiri Daniel Dombey, "Elmas'ın düşünceleri, giderek artan otoriter
tavrına yönelik kaygılara karşın, Erdoğan'ın neden ülkesinin halk tarafından seçilecek ilk
Cumhurbaşkanı olma yolunda en büyük favori olduğunu anlamaya yardımcı oluyor" diyor.
"Merkezde 'mazlumlar' var"
Daniel Dombey'nin haberinden bazı satırlar şöyle:
"Sultanbeyli neredeyse AK Parti'nin Türkiye'nin en büyük kentindeki kalesi konumunda.
Erdoğan'ın seçim koalisyonunun merkezinde de partinin 2002'de iktidara gelmesinden bu
yana toplumda en üst düzeye çıkanlar değil; yoksullar, sık sık dışlananlar, onun deyimiyle
'mazlumlar' var."
Financial Times muhabiri haberinde, muhafazakar kitlenin AK Parti iktidara gelmeden önce
kendisini sosyal ve siyasi yaşamdan dışlanmış hissettiğini; Türkiye'de kadınların başörtüsü
takan yaklaşık yüzde 60'ının üniversitelerde öğrenim görmelerinin, kamu sektöründe
çalışmalarının, milletvekili olarak görev yapmalarının yasak olduğunu yazmış.
"Başörtüsü takmayanlar kardeşim"
Sultanbeyli'de göl kenarında piknik yapan başörtülü Adalet adlı bir seçmen de Dombey'e
şunları söylemiş:
"Şimdi herkes özgür...Geçmişte ise ayrımcılık vardı, benim gibilerle başörtüsü takmayan
kadınlar arasında sorunlar çıkardı. Ancak ben artık başörtüsü takmayanları düşmanım olarak
değil kardeşim olarak görüyorum."
Daniel Dombey haberini şöyle noktalamış:
23
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
"Türkiye son 10 yılda hızla büyüdü. Bazı iktisatçılar bunun yakında tekrarlanmasının pek de
mümkün olmadığını söylüyor. Ancak Sultanbeyli'de birçok kişi ekonomik büyümeyi tek bir
adamın eseri olarak görüyor.
"Adalet'e sadakatinin partiye mi yoksa Başbakan'a mı olduğunu sordum. Arkadaşlarının da
tekrarladığı tek kelimelik bir yanıt verdi: 'Erdoğan'a."
ABD derin devletinin Ortadoğu kararı – Serdar Turgut, Habertürk
Konuyu açıklamaya başlamadan önce kendi başlığımdan duymakta olduğum sıkıntıyı dile
getirmeliyim. Çünkü bu konuyu hazırlarken konuştuğum hiçbir kaynak derin devlet kavramını
açıkça kullanmadı. Kullanmadığı gibi birçoğu da konuyu ben açtığımda öyle bir şey
olmadığını söyledi.
Bununla birlikte hepsi, söz birliği yapmış gibi neredeyse aynı kelimelerle içine girilen yeni
süreci tanımlamaya başladı. Ortada bir derin devlet kurumu olmasa da belli ki birçok düzeyde
aynı konu tartışılmış, benzer kararlar alınmış ve devletin ortak aklı oluşma sürecine girmiş
durumda.
Zaten derin devlet böyle bir şeydir. Bizdeki bazı popüler TV dizilerinin sunmaya çalıştığı gibi
masonik ritüelli gösterişli toplantılar yapılmaz derin devlet denilen şeyde ve dizilerin
söylediği gibi derin devletler kötü adamların buluşma yerleri de değildir.
Derin devlet, her devlette bulunması gereken, deklare edilmemiş, resmi politika olarak ilan
edilmemiş ortak devlet aklıdır. Bu akıl, büyük işadamları, yüksek bürokratlar, emekli olmuş
eski devlet adamları, akil insanlar ve günün güçlü siyasetçilerinin katıldığı bir diyalog
sonucunda oluşur. Bu akıl bir defa oluştuktan sonra resmi politikalar da yavaştan buna göre
değişmeye başlar.
Böyle bakıldığında Amerika‟nın Ortadoğu politikalarının daima bir derin devlet ortak aklı
sonucunda oluştuğunu söylemek mümkün. Bu ortak akıl şu anda değişmek üzere. Eski derin
politikada kilit kavramlar “petrol, İsrail ve çatışma” ydı.
Obama‟nın zorlamasıyla derin devleti oluşturan kesimler arasında yeni bir diyalog başlatıldı.
Obama başkanlıktan ayrıldığında Ortadoğu alanının artık bir daha çatışma alanı olarak
görülmeyeceği koşullar oluşturması gerektiğine inanıyor.
Global dünyanın ekonomisiyle, sosyal sistemleriyle ve siyasetiyle düzgün çalışması ve global
düzeyde risklerin azaltılması için artık Ortadoğu‟nun neredeyse sonsuz bir çatışma alanı
olmaktan çıkarılması gerekiyor.
Amerika bunu henüz resmi politikası olarak ilan edemedi; çünkü devlet içindeki bazı kesimler
hâlâ eski derin devlet söylemine inanıyorlar. Yani neo-konservatifler, İsrail yanlıları destekli
olarak çatışmacı ideolojilerini kolay bırakamıyorlar
Yani anlayacağınız, Amerikan derin devlet içindeki ikna süreci henüz tamamlanmadı. Ama
yeni ortak aklın olması gereken koşulları ortaya koyuldu ve buna direnenlerin yeni ortak akla
çekilmesine çalışılıyor.
24
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Amerika bunu çabuklaştırabilmek için Ortadoğu‟da her taraftaki uçlarda yer alan tavırların
ortaya çıkmasını ve dünyanın tepkisini üzerine çekmesini istiyor. Çünkü bu olursa daha sonra
uzlaşmaya ve çatışmasızlığa dayanacak yeni ortak aklın daha kolay kabul edileceğine
inanıyor.
Esad‟ın uçlardaki tavırları, IŞİD‟in anarşist sayılabilecek davranışları ve İsrail‟in acımasızlığı
dünyadan ortak tepki almaya başladı. Bu da yeni bir konsensüsün yavaşça oluşmaya
başladığını gösteriyor.
Ve Amerikan Dışişleri‟nin ilk kez İsrail‟i bu kadar sert eleştirmesi, yeni ortak aklın
oluşmasının hızlanacağını gösteriyor.
Ne demiştim, eski ortak aklın paradigmasını oluşturan kavramlar arasında petrol çatışması ve
İsrail çok önemli yer alıyordu.
Petrol, Amerika‟nın göstergelerinden yavaş yavaş düşecek. İslam âlemiyle sürekli çatışma
görünümü verilmesi de istenmiyor. İsrail tabii ki yeni paradigmada da var olacak, ancak bu
sefer eskiden olduğu gibi çatışmacı bir İsrail‟e değil, barışçı ve uzlaşmacı bir İsrail‟e destek
verilecek.
İsrail‟in son savaşta aldığı tepkilerin bu yeni paradigmanın yerleşmesine katkısı olacağı
düşünülüyor.
Obama istediğini yapıp, yani huzura kavuşmuş ve çatışmaların dışına çıkmış bir Ortadoğu
bırakıp gidebilecek mi bilemem, ama şuna eminim ki ABD, 21‟inci yüzyılın geri kalan
bölümünde Ortadoğu‟ya bu yeni derin devlet ortak aklı merceğiyle bakacak ve kalıcı,
sürdürülebilir bir barış için uğraşacak.
ORTADOĞU GÜNDEMİ
Dünya Rabia Günü'nde alanlara çıkılacak
Anadolu Ajans
Genç Memur-Sen Genel Başkanı Beyhan, "14 Ağustos Dünya Rabia Günü dolayısıyla ülke
genelinde meydanlarda olacağız" dedi.
Genç Memur-Sen Genel Başkanı Eyüp Beyhan, yaptığı açıklamada, Uluslararası Rabia
Platformu'nun Mısır'da Rabia Katliamı'nın gerçekleştiği 14 Ağustos'u, "Dünya Rabia Günü"
olarak ilan ettiğini söyledi.
Beyhan, 3 Temmuz 2013'te Mısır'da halkın oylarıyla seçilmiş hükümete ve Cumhurbaşkanına
karşı yapılan askeri darbenin üzerinden bir yıl değil yüz yıl da geçse meşrulaşamayacağını
vurguladı.
25
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Gazze'de enkaz kaldırıldıkça ölü sayısı artıyor
Trt Türk
Gazze'de görevini fiilen sürdüren eski Filistin Hükümeti Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Eşref ElKudra, sivil savunma ekiplerinin çarşamba akşamı geç saatlere kadar enkaz altından ceset
çıkarmaya devam ettiğini belirtti.
IġĠD'e iki koldan saldırı
Ntvmsnbc
Irak hükümeti ve Kürt yönetimi Musul'u IŞİD'den almak için harekete geçti. Peşmerge kentin
bazı bölgelerinde IŞİD'e ağır kayıplar verdirirken, Irak ordusunun düzenlediği hava ve kara
operasyonlarında çok sayıda militanın öldürüldüğü duyuruldu. Öte yandan IŞİD'in ilerleyişi
nedeniyle Mahmur Kampı'nın boşaltılmaya başlandığı belirtiliyor.
Gazze'de mücadele veren insanlara sempatim var
Anadolu Ajans
ABD Başkanı Barack Obama, ABD-Afrika Liderleri Zirvesi'nin kapanışında düzenlediği
basın toplantısında, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkesin kalıcı hale getirilmesi çabaları ve
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyanu'nun Gazze saldırısını "haklı ve orantılı" olarak
niteleyen sözlerine ilişkin bir soruyu yanıtladı. İsrail'in yerleşim yerlerini hedef alan roket
saldırılarına karşı kendisini savunma hakkını başından beri desteklediğine dikkati çeken ve
Hamas'ı "olağanüstü sorumsuz" davranmakla suçlayan Obama, bunun yanında, kadın ve
çocuklar da dahil masum sivillerin başına gelenlerden de üzüntü duyduğunu belirtti.
IġĠD terörünü durduracak kimse yok mu? – Murat Yetkin, Radikal
İslam Devleti adlı terör örgütü, Şii Araplardan sonra Türkmenleri, Kürtleri ve Yezidileri de
vurmaya başladı. Beş yüz erkeği öldürmüş, beş yüz kadını da “cariye” olmak üzere esir
almışlar. Kadınların “cariye” olarak esir edilmesinin Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD), yeni
adıyla İslam Devleti (İD) adındaki terör örgütü askerlerinin tecavüzüne sunulması anlamına
geldiğini kahrolarak var sayabiliriz.
Feyyan Dahil‟in çığlığını duydunuz mu? Duymadıysanız görüntüsünü izleyin derim. Feyyan
Dahil, çığlığını duyurmak için üyesi olduğu Irak parlamentosunun 5 Ağustos günkü
oturumunda söz almaya bile kalkmadı.
Arka sıralardan öyle bir başladı ki konuşmaya, herkes tartışmayı kesti, o acılı kadının sesine
kulak verdi. “Size insanlık adına yalvarıyorum” diyordu Dahil; “Bizi dinimiz yüzünden
öldürüyorlar. Şurada yazan La ilahe illallah yazısı için bunları durdurun”. Dahil, bir Yezidi
(ya da Ezidi). Hani Başbakan Tayyip Erdoğan‟ın adı HDP olmadan önce BDP‟yi eleştirmek
için kullandığı “Zerdüşt bunlar” dediği, dünyanın en eski dinlerinden biriyle bağlantılı, her
26
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
yerde azınlık durumundaki insanlar. İşte o duyurdu halkının yazının başlığında bilançosu
verilen çığlığını ilk olarak.
Türkmenler de ateş altında Feyyan Hanım çığlığını duyurduktan sonra gözyaşları içinde yere
yığıldı. Iraklı vekillerin bakanların başları öne eğildi. Bir işe yaradı mı? Evet, yaradı. Irak
Başbakanı Nuri el-Maliki dün Hava ve Kara Kuvvetleri‟ne İslam Devleti militanları ile
çarpışan Kürt güçlerine destek talimatı verdi.
İslam Devleti‟nin doğurduğu korku o kadar şiddetli ki, Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY)
merkezi Erbil‟e 40 kilometre kadar yaklaşmaları üzerine bütün Kürt gruplar zaten bir araya
gelmişti. Sadece Mesud Barzani ve Celal Talabani‟ye bağlı peşmergeler değil, PKK‟nın hem
Irak, hem de Suriye‟deki güçleri de seferber olmuş durumda. Ama Irak‟ta İslam Devleti
varlığı nedeniyle yaşanan insanlık krizi Şii Araplar, Kürtler, Hristiyanlar, Yezidiler ile sınırlı
değil.
Türkmenler ateş altında…
Türkmen Cephesi‟nden Rasim Kara diyor ki: “IŞİD bölgede Şii Türkmen bırakmadı. Telafer
ve Sincar bu bölgeye dâhil. Binlerce Türkmen, Yezidilerle birlikte kaçıp dağa sığındı. Şu anda
bir vadideler ve durumları çok kötü. Bölgede içilebilir su yok. Acilen yardım edilmezse
ölecekler.” Türkmen yazar Ali Kerküklü diyor ki: “Dünya Türkmenlerin çığlığına kulaklarını
kapatmış durumda. Türkiye bize neden sahip çıkmıyor?” İslam Devleti‟nin kuzeye doğru
sürdüğü halklar Türkiye sınırına dayanmaya başladı.
Erdoğan hükümetinin eli, kolu ise Musul esirleri nedeniyle İslam Devleti terörü karşısında
neredeyse bağlı halde... O kadar ki, terörün en vahşi halini El Kaide‟yi dahi isyan ettirecek
kadar pervasız kullanan bu örgüte henüz “Terör örgütü” diyemedi herhangi bir hükümet
yetkilisi. Gerekçe de haksız değil; 13 Haziran‟dan bu yana Başkonsolos Öztürk Yılmaz dâhil
esir tutulan, resmi açıklamalara göre 49 vatandaşımızın hayatı söz konusu. Muhalefet
liderleri, Kemal Kılıçdaroğlu, devlet Bahçeli, Selahattin Demirtaş ne zaman Musul diyecek
olsalar, Erdoğan onları esirlerin hayatıyla oynamakla suçluyor. Ama bütün bu olan bitene
Batı‟nın, özellikle ABD‟nin duyarsızlığı utanç vesilesi olmalıdır. Bugünkü Irak felaketinde
ABD‟nin birinci derecede sorumluluğu ve Irak‟ın her zorbanın zulmüne maruz kalan Irak
halkına bir vicdan borcu vardır. Siyasi İslam akımının en kontrolden çıkmış silahlı unsuru
olan İslam Devleti, ya da IŞİD‟i durdurmanın bir yolu bulunmalıdır.
Yeni bir baharın eĢiğinde – Nasuhi Güngör, Star
Türkiye‟nin etrafında olup bitenin sadece bizi ilgilendirdiğini, eninde sonunda tüm bunların
kendisine dokunmayacağını zannedenler, pek yakında nasıl yanıldıklarını anlayacaklar.
Irak ve Şam İslam Devleti ya da kısa adıyla IŞİD konusundaki yaklaşım da bundan farklı
değil. Günlerdir örgütün çok kritik bazı kentleri ele geçirmesinden tutun da, Yezidiler‟in de
aralarında bulunduğu binlerce insanın kaçmaya çalışması, sanki sadece Türkiye‟nin
sorunuymuş da başka kimseyi ilgilendirmiyormuş gibi bir yaklaşım sergileniyor.
27
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
IŞİD tartışmaları başladığı andan itibaren buradaki gerçeğin basit bir örgüt yapılanması
olmadığını; aksine bir büyük öfke selinin akıp gittiğini, bu selin ardında Irak‟ta ve dünyanın
pek çok bölgesinde dışlanmışlık ve benzeri etkenlerle kendisine aidiyet arayan bir dinamizm
olduğunu anlatmaya çalıştım.
Nafile. Elinizde bir şema var. Bu şemayı ya da şablonu size uluslararası sistemin aktörleri
veriyor. Medya eliyle yayılıyor. Ardından da kimseye bir şey anlatmanız mümkün olmuyor.
Herkes elindeki bu şablon üzerinden olayları aktarmaya çalışıyor.
Neyi anlamak istediğimize karar verelim. Eğer sabah akşam örgütün katliamlarını, insanlık
dışı tutumlarını konuşacaksak ve bunlar bizim olup biteni anlamamıza yardımcı oluyorsa o
zaman tamam. Herkes bunu konuşsun, ama diğer yandan da IŞİD‟in ardına yığılmış öfke
mevzi kazanmaya devam etsin!
Bir ülkenin karar vericileri, sorunları anlamaya gayret ederken duygusal tavırlar ya da tepkiler
içine giremez. Türkiye‟nin IŞİD karşısındaki tutumunu, sanki bu yapıya destek verip gizlice
örgütlüyormuş gibi yansıtanların anlamadığı nokta burası. Ankara şimdiki durumu değil,
aksine işlerin bu noktaya geleceğini herkesten önce öngörmüş, özellikle Irak içinde Sünni
Arapların siyasi sisteme dahil olmasının önemini bölgeye ve dünyaya anlatmaya çalışmıştı.
Sonuç: Kaybedeceği hiçbir şeyi olmayan, geçmişte yönettiği ülkede şimdi üçüncü sınıf
vatandaş durumuna düşen, bölgesel ve uluslararası dengelerde hesaba katılmayan devasa bir
kitle, giderek büyüyen bir dalga halinde kendisini hatırlatıyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‟nu IŞİD‟e destek vermekle
suçlamak ucuz bir kurnazlıktan öte anlam taşımıyor. Neden bir tek kişi çıkıp adı üstünde
sadece bir örgüt, nasıl kocaman ordulara ve güçlere rağmen ilerlemeye devam ediyor
sorusunu sormuyor? Neden burada ortaya çıkanın ciddi bir Sünni Arap dalgası olduğunu, bir
yanda Şiilere, diğer yandan Kürtlere duyulan öfkenin patlaması olduğunu görmüyor?
Bunların hiçbirisi sözkonusu yapının katliamlarını, hele din adına yaptıklarını asla ve asla
meşru kılmaz. Ancak dinamiklerini anlamadığımız bir sorunu çözme şansımızın olmayacağı
da çok açık.
Türkiye uzun ama gerçekten uzunca bir süre Irak‟ta çok geniş, üstelik diğer kesimlere göre
hayli okur yazar bir nüfusa sahip olan Sünni Arapların siyasi sisteme katılımı için çaba
gösterdi. İsteyen inanır, isteyen inanmaz. Bugüne kadar sorunun büyümesini engelleyen ve
özellikle de bir Kürt-Arap çatışmasını öteleyen gayret Türkiye‟ye aitti.
Şimdi bölge izliyor. Dünya eli kolu bağlı izliyor. Göç hareketliliği yine bize yöneliyor ve
tuhaftır, aynı koro elbirliği halinde Türkiye‟yi suçluyor.
Bu utanmazlık ve pişkinliktir. Arap Baharı bir an önce kışa dönsün diye çırpınanlar sadece
zalim Arap rejimleri değildi. Onlarla aynı zihin dünyasını paylaşan ve konforları bozulacak
diye ödü kopanlar da aynı gayretin içinde oldular.
Bunca zulmün, bunca katliamın ve yanlışın ortasında yeniden ama yeniden bahar için
umudumuz var mı?
28
AK PARTĠ GENEL MERKEZ DIġ ĠLĠġKĠLER BAġKANLIĞI
Var elbette. Kısmette önümüzdeki pazar günü bunun için önemli bir adım atacağız. Görün
bakın Türkiye, kendi nefesi yettiğince bölgesine ve dünyaya yeniden baharın umudunu
taşıyacak.
29
Download

İçindekiler