Turkish Studies - International Periodical For The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013, p. 455-467, ANKARA-TURKEY
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA KADIN MECMUALARININ
ROLÜ VE ÂSÂR-I NİSVÂN MECMUASI*
Müzeyyen ALTUNBAY**
ÖZET
20. asırda dünyada yaşanan bilimsel, kültürel ve ekonomik
farklılaşmalar toplumların yapısında önemli değişimler meydana
getirmiştir. Modernleşmeye doğru adım adım gidilirken, bu çağda en
çok kadın hakları ve kadının toplumsal konumu sorgulanmaya
başlanmıştır. Bu açıdan bakıldığında en büyük değişimi yaşayan ve
çağdaş birçok hakka kavuşan Türk kadını olmuştur. Cumhuriyet’in
ilanı ile birlikte hızlı bir şekilde sosyal ve kültürel hayatın içine giren
kadınların eğitimden siyasal yaşama, kültürel yaşamdan iktisadi
kalkınmaya kadar her alanda çeşitli faaliyetlerde bulundukları
görülmektedir. Millî mücadelede maddi ve manevi yardımlarını
esirgemeyen kadınların, Cumhuriyet’in ilanından sonra da edebî ve
kültürel çalışmalara yöneldikleri ve eğitime destek oldukları
görülmektedir. Basın yayın organları aracılığı ile kendi ilmî ve kültürel
düşüncelerini yaymaya, özellikle gelecek nesilleri yetiştirecek olan
kadınları aydınlatmaya çalışmışlardır. Bu dönemde kadınların yayın
hayatına atıldıkları, halkın bilgilendirilmesini sağlamak ve sosyokültürel
kalkınmaya destek olmak amacıyla birçok mecmua yayımlandıkları
bilinmektedir. Bunlardan bir tanesi de Âsâr-ı Nisvân’dır. Kadın
duyarlılığının hâkim olduğu ve yazıların daha çok kadınlar tarafından
yazıldığı mecmuada, konu yelpazesi çok geniştir. Kadın, eğitim, aile,
çocuk bakımı ve eğitimi, moda, güzellik vs. üzerinde en çok durulan
konulardandır. Özellikle kadın ve eğitim üzerinde durulan yazılarda
Cumhuriyet döneminde kadınların eğitime ve hayata bakış açısını
görmek mümkündür. Bu çalışmada Cumhuriyet’in ilk yıllarında yayın
hayatına giren Âsâr-ı Nisvân mecmuasında kadın ve eğitim konusuna
dair yaklaşım incelenmiştir.
Anahtar Kelimeler: mecmua, kadın mecmuaları, Âsâr-ı Nisvân,
Fevziye Abdürreşid.
*
Bu makale Crosscheck sistemi tarafından taranmış ve bu sistem sonuçlarına göre orijinal bir makale olduğu
tespit edilmiştir.
**
ArĢ. Gör. Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi, El-mek: [email protected]
456
Müzeyyen ALTUNBAY
THE ROLE OF WOMEN IN THE EARLY YEARS OF REPUBLIC
AND THE MAGAZINE OF ÂSÂR-I NISVÂN
ABSTRACT
Scientific, cultural and economical innovations that have been in
the world in the 20th century, have brought important change in the
foundations of society. While being modern step by step, women rights
and women's place in the society have been started to be interrogated in
this age. When looked from this perspektive, it has been Turkish women
who have changed the most and have many contemporary rights.With
the declaration of the Republic, It has been seen that women, quickly
entering into the social and cultural life, have been involved in various
activities in all areas from political life to education, from cultural life to
economic development. Women who did not spare their material and
spiritual assistance in the national struggle have been seen that they
headed towards the literary and cultural studies and supported
education even after the proclamation of the Republic. They have
worked to spread their cultural thoughts and knowledge and to
brighten women who would be the ones who would raise the future
generations via broadcasting. During this period, it has been known
that women began to work in broadcasting and published many
magazines to inform the public and support the socio-cultural
development. One of them is Asar-ı Nisvân. Range of topics is very wide
in the magazine in which women's sensitivity is dominated and texts
were written by women more. Women, education, family, child care and
their education, fashion, beauty, etc are the subjects which are put
emphasis on a lot. It is possible to see women’s perspective on life and
education, especially in the texts which have emphasis on women and
education. In this study, the approach on the issue of women and
education in the Asar-ı Nisvan magazine, which entered in broadcast
life in the early years of Republic, has been examined.
Key Words: magazine, women magazine, Âsâr-ı Nisvân, Fevziye
Abdürreşid.
Giriş
Bir toplumun sosyal ve kültürel bir bütünlük sergilemesi için toplum bireylerinin cinsiyet
farkı gözetilmeksizin toplumsal yaĢamda eĢit haklara sahip olması gerekir. Türk toplumunda
özellikle 16. ve 19. yüzyıllar arasında kadının toplumdaki yerinin sadece anne ve eĢ olarak
algılandığı, birçok siyasi ve sosyal haktan erkekler kadar yararlanamadığı bilinmektedir. Kadınlara
dair yazılı belgeler veya diğer kaynaklar ise oldukça azdır. Faroqhı (2002: 115), “16. yüzyıldan 19.
yüzyılın başına kadar kentlerde yaşayan Osmanlı kadınları hakkında elde bulunan kaynakların
çoğunun mahkeme kâtiplerinin elinden çıkmış belgeler” olduğunu belirtmektedir. Çünkü bu tarihler
arasında kadınlar sadece mahkemeye intikal eden olaylarda öne çıkmıĢtır. Ancak özellikle 20.
yüzyılda Cumhuriyet’in ilanı ile baĢlayan ve hız kazanan geliĢmelere bakıldığında kadının
toplumdaki yerine dair olan anlayıĢın değiĢmeye baĢladığı görülmektedir. Cumhuriyet’in ilanı ile
birlikte çağdaĢlaĢma amacıyla değiĢtirilen birçok müessesenin yanı sıra değiĢimden kadınlar da
etkilenmiĢ ve birçok hakka kavuĢmuĢlardır. Artık kadın, sosyal yaĢamın içinde etkin olarak yer
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
457
almaya baĢlamıĢtır. Bu tarihten önce ise kadının meslek hayatında yer alması pek rastlanan bir
durum değildi. Konuyla ilgili olarak TaĢçıoğlu Ģunları belirtmektedir:
Kadınların fiilen bir iĢte çalıĢmaları Ģer’an memnu idi. Bu itibarla hususi surette tahsilini
tamamlamıĢ olsa bile, bu devirde bugünkü manasıyla meslek kadınına tesadüf edilmez. Ancak
yüksek tabakalar arasında istisna olarak muharrir, Ģair, hattat kadınlar vardı (TaĢçıoğlu, 1958: 10).
Osmanlı Ġmparatorluğu’nda ilk kadın hareketlerinin dönemin basın yayın organları üzerinden
yürütüldüğü bilinmektedir. BaĢlangıçta Terakki gibi dönemin önde gelen gazetelerinde, Osmanlı
kadınlarına yeni haklar tanınması yönünde, erkek yazarlar tarafından yazılar yazılmaya
baĢlanmıĢtır. Bunu gazetelerin kadın ekleri takip etmiĢ ardından da bağımsız kadın gazeteleri
çıkarılmıĢtır (KarataĢ, 2009: 1655). Tanzimat ile birlikte baĢlayan ve MeĢrutiyet’in ilanı ile devam
eden BatılılaĢma sürecinde ise kadınların basın-yayın hayatına girdikleri ve çok uzun soluklu
olmasa da çıkardıkları yayınlarla bu alanda aktif olarak görev aldıkları görülmektedir. Çıkarılan bu
mecmualarda kendi sesini duyurma ve bilgilendirme amaçları hat safhadadır. MeĢrutiyet’ten
Cumhuriyet’e gelene dek çıkarılan onlarca dergiler, mecmualar kültürel kalkınmada ve
çağdaĢlaĢmada çok önemli bir yere sahiptir.
MeĢrutiyet Dönemi’ndeki tecrübelerinden faydalanarak mitinglerde, basın ve dernekçilik
faaliyetlerinde etkin olan ve Milli Mücadele’ye önemli katkılar sağlayan Türk kadını, Cumhuriyet
Dönemi’nde Atatürk’ün çağdaĢ inkılâplarıyla layık olduğu yere ulaĢmada önemli kazanımlar elde
etmiĢtir (Gökçimen, 2008: 5).
Cumhuriyet’in ilk yılları sosyal ve kültürel açıdan olduğu kadar eğitim açısından ve hukuki
açıdan da büyük geliĢmelerin yaĢandığı bir dönem olmuĢtur. Cumhuriyet’in ilanından hemen
sonraki yıllarda Medeni Kanun’un kabul ediliĢi, bu alanda Avrupa’ya örnek teĢkil edecek
çalıĢmaların baĢlangıcı olmuĢtur. Artık Türk kadınları sosyal, kültürel ve siyasi hayata katılmaya,
yaĢamın içinde yer alarak topluma yön vermeye gayret etmiĢlerdir. Toplumsal kalkınmada
kendilerine düĢeni yerine getirmek, halkı bilinçlendirmek ve bilgilendirmek amacı güderek, bu
konuda ellerinden geleni yapmaya çalıĢmıĢlardır. Özellikle kültürel hayata, yazıları ve düĢünceleri
ile katkıda bulunan kadınların bu alanda çok büyük iĢler baĢardıkları söylenebilir.
Cumhuriyet’in ilanı ile baĢlayan toplumsal kalkınma hareketi bütün hızı ile ilerlerken
eğitim alanında da çok önemli atılımlar gerçekleĢtirilmiĢtir. Bu dönemde eğitimin hedeflerine
ulaĢabilmesi, çağdaĢ muasır medeniyetler seviyesinin yakalanabilmesi amacıyla sosyal ve kültürel
hayatın düzenlenmesine ağırlık verilir. Sosyal hayatın geliĢmesi için toplumun en küçük yapı taĢı
olan aile kurumunun onarılmasıyla iĢe baĢlanır. Ailelerde ise kadınların eğitici rolüne ağırlık
verilerek toplumsal bilinçlenmede kadınların bilgi ve tecrübelerinin yanı sıra onların fikirlerinden
de yararlanma yoluna gidilmiĢtir. Bu amaçla birçok kadın bir araya gelerek mecmualar çıkarmıĢlar,
dernekler kurmuĢlardır. KurtuluĢ SavaĢı’nda cephede erkeklerle baĢa baĢ mücadele eden Türk
kadınları, sulhta da düĢünceleriyle tam kalkınmanın gerçekleĢtirilmesine öncü olmuĢlardır. Genel
olarak bakıldığında bu dönem yayın hayatının hareketli olduğu görülmektedir. Sahibi veya
muharriri sadece kadınlar olan mecmuaların yanı sıra sahibi veya muharriri erkek olan kadın
dergileri de mevcuttur. Bu dönemin en önemli dergileri Süs, ÇalıkuĢu, Yıldız, Firuze, Kadın Yolu,
Hanımlar Âlemi ve Âsar-ı Nisvân’dır. Bunlardan baĢka daha birçok moda dergisi ve mecmua da
yayımlanmıĢtır. Bütün bu mecmualar, aynı zamanda kadınlar için sosyal hayatta büyük bir
dönüĢümün yaĢanmasına neden olmuĢ, kadınların dünyaya bakıĢ açılarını değiĢtirmiĢtir. Toplumsal
yaĢamda var oluĢ mücadelesinin yansıması bu dönemde kendini en iyi mecmualarda gösterir.
Kadınlar gerek aile yaĢamında, gerekse toplumsal yaĢamdaki iliĢkiler ağında, dahası
çalıĢma, hatta siyaset alanında yeni bir düzenlemeye gitmenin gereğini vurgulamıĢ, toplumsal
yaĢamın tüm yönleriyle iliĢkili olacak “kadın inkılâbı”nın gerçekleĢmesini istemiĢlerdir.
Bilgilendirme, bilinçlendirme, talepleri ifadelendirme, imaj değiĢtirme, harekete geçirme, yol
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
458
Müzeyyen ALTUNBAY
gösterme olarak yararlandıkları çok sayıda dernek ve dergiyi kadın inkılâbının gerçekleĢmesini
sağlayacak baĢlıca araçlar olarak kullanmıĢlardır (Çakır’dan, Gökçimen, 2008: 9).
KurtuluĢ SavaĢı’nın ardından kendini toparlamaya, tekrar ayağa kalkmaya çalıĢan bir
milletin en çok ihtiyaç duyacağı Ģeylerden bir tanesi fikir ve düĢünce dünyalarının
zenginleĢtirilmesi ve eğitime dair çalıĢmaların hız kazanmasıdır. ĠĢte bu alanla ilgili çalıĢmalarda
kendilerine düĢeni azim ve büyük bir istikrarla yerine getiren kadınlar, kısa zamanda büyük yol kat
etmiĢlerdir. Çıkarılan mecmualarda eğitimden, kadın yaĢamına, çocuk bakımından güzellikle ilgili
konulara, sosyal meselelerden dünya meselelerine kadar çok geniĢ bir yelpazede yayın hayatlarını
sürdürmüĢlerdir. Aynı zamanda dünya meselelerini de yakından takip etme fırsatı bulan kadınlar,
bu mecmualar ile fikirlerin paylaĢılmasına katkı sağlamıĢlar, okuyucu kitlesini oluĢturan diğer
kadınlarla fikri anlamda birlik olabilmiĢlerdir.
Kadınlar, basın yoluyla gerek kendilerini gerekse Batılı kadınları tanıma olanağı
bulmuĢlardır. O dönemde haklarını savunan, kadınların bilinçlenmesini amaçlayan ya da güncel
konularda kadınları aydınlatan pek çok dergi, mecmua ve benzeri yayın hızla yayılmaya baĢlamıĢtır
(Gökçimen, 2008: 11-12).
1920’li yıllarda kadınların yayın hayatında aktif oluĢu yayımladıkları mecmualara kendi
düĢünsel yazılarıyla ya da Ģiirleriyle katkıda bulunmaları basın-yayın hayatında kadınların da en az
erkekler kadar etkin ve baĢarılı olduğunu göstermektedir. Ayrıca bu mecmualarda düĢüncelerini
özgürce ifade edebilmeleri yenileĢme yolunda diğer kadınlara da örnek teĢkil etmiĢtir. Toplumda
aydın kimliği taĢıyan bu kadınlar, düĢünsel olarak da toplumu yönlendirmeye çalıĢmıĢlardır.
Kadın dergilerinde, toplumun çeĢitli kesimlerinden gelen kadınlara, taleplerini ve
değiĢmesini istedikleri konuları açıklamaları için fırsat verilmiĢtir. Dönemin kadın dergileri ve
dernekleri, kadınların bu mücadelesini anlatan en iyi kaynaklar olarak karĢımıza çıkmaktadır
(Gökçimen, 2008: 12). Bu dönemde özellikle Mustafa Kemal Atatürk’ün kadınlara yönelik tutumu
ve düĢünceleri Türk kadınının sosyal hayattaki yerini alması açısından teĢvik edici olmuĢtur.
Atatürk, kadın haklarına her fırsatta değinmiĢ ve kadınların toplumun önemli bir parçası olduğunu
dile getirerek Ģunları söylemiĢtir:
Bir millet kadın ve erkekten meydana gelir. Mümkün müdür ki, bir topluluğun yarısı
topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı göklere yükselebilsin? (Turan vd., 2010: 221). ĠĢte,
kadınların Cumhuriyet ile kazandıkları birçok hak onların toplumda gerçek yerlerini almalarını
sağlamıĢtır. Bu dönemde hızlı bir Ģekilde basın yayın hayatına baĢlayan kadınlar bu alanda çeĢitli
mecmualar-dergiler çıkarmıĢlardır. Bu dönemin önemli mecmualarından biri ise Âsâr-ı Nisvân’dır.
1. Cumhuriyet Döneminde Kadın Mecmuaları ve Âsâr-ı Nisvân
20. asır sadece Türk toplumu için değil aynı zamanda dünya ülkeleri için de değiĢimin ve
dönüĢümün baĢlangıcı olmuĢtur. Eski kurumlarla birlikte eski kanunlarla da artık ayakta
durulamayacağının anlaĢılması üzerine baĢlatılan reform hareketleri içinde kadınlar için olanlar
önem arz etmektedir. 20. asır, siyasi haklardan sosyal haklara, eğitimden iĢ hayatına ve kültür
sanata kadar her alanda kadınların öne çıkmaya baĢladığı bir dönem olmuĢtur. Özellikle kültür,
sanat ve eğitim alanındaki kadın hareketi daha sonra yapılacak çalıĢmalara örnek olacak türdendir.
Mecmua yayıncılığı da bu çalıĢmalar arasında önemli boyuta ulaĢmıĢtır. ÇeĢitli konularda yol
göstermek, bilgilendirmek amaçlı çıkarılan bu mecmualar aynı zamanda halkın okumaya olan
ihtiyacını da karĢılamaları açısından önemliydi. Bununla birlikte gerek yazarlarca gerekse
okuyucularca bu dönemde çıkan mecmualar, kadınların kendilerini ifade etme fırsatı buldukları
önemli birer kaynaktı. Mecmualardaki yazılar ise daha çok edebî zevki geliĢtirmeye,
bilgilendirmeye ve halkı aydınlatmaya dönük yazılardır.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
459
Bu dönemde kadın dergilerinde çıkan yazılar kadınlık konusunu eğitim ve toplumsal
yaĢama katılım gibi çeĢitli yönleriyle iĢlemiĢlerdir. Özellikle Batılı kadınların elde ettikleri haklar
açıklanarak çeĢitli ülkelerdeki kadınların durumları hakkında bilgiler verilmiĢtir. Bu dergilerde
birçok kadın ve erkek düĢünür yazılar yazmıĢ; kadın, eğitim konusunda görüĢler ileri sürmüĢlerdir
(Güven, 2001: 5). 1920’li yıllardaki önemli mecmulardan bir tanesi de Âsâr-ı Nisvân’dır. Âsâr-ı
Nisvân, bu dönemde yayımlanan mecmualar arasında kadın duyarlılığı ile yazılan, baĢta kadınlar
olmak üzere tüm halkı bilgilendirmek amacıyla yayımlanmıĢ, sahibi-muharriri kadın olan önemli
bir mecmuadır.
Âsâr-ı Nisvân, 1925 yılında kadınlarla ilgili konuları ele almıĢ, resimli olarak
yayımlanmıĢtır. Mecmua Osmanlı Türkçesi ile baĢlangıçta on beĢ günde bir yayımlanırken,
yirminci sayıdan sonra ayda bir olarak ve “Kadın Yazıları” adıyla yayımlanmaya baĢlamıĢtır. Daha
çok kadın, aile, eĢ, iyi anne, eğitim, güzellik ve bakım, ev ekonomisi gibi konular üzerinde durulan
mecmuada aynı zamanda karĢılaĢtırma yapmak ve dünyadaki diğer milletlerin kadınları hakkında
bilgi vermek amacıyla birkaç ülkeden örneklere de yer verilmiĢtir. Sahip ve müdürü Fevziye
AbdürreĢid olan ve Ġstanbul’da basılan mecmuaya en çok Fevziye AbdürreĢid ve Kadriye
AbdürreĢid yazılar yazmıĢ, bununla beraber Mevhibe Ġclâl, Gül Hatun, Belkıs Gürd, Zahide
Ağazade, Emine Müeyyet isimli diğer kadınlar da mecmuaya yazdıkları yazıları ile destek
olmuĢlardır. AbdürreĢid Ġbrahim Efendi1’nin Münir, Kadriye ve Fevziye adlı üç çocuğundan biri
olan Fevziye AbdürreĢid, tıpkı babası gibi halkın aydınlanmasına ve birlik beraberlik içinde
yaĢamasına kendini adamıĢ bir Türk kadınıdır.
Mecmua 1925 yılında yani Millî Mücadele yıllarından ve Cumhuriyet’in ilanından hemen
sonra yayımlanmaya baĢlamıĢtır. Mecmuada, Türk kadınının
milletine karĢı olan sorumlulukları yerine getirilmeye çalıĢılmıĢ,
halkın bilgi bakımından eksik kaldığı noktalara temas edilmiĢtir.
Yapılan inkılâplara ve hükümetin düĢüncelerine karĢı bir duruĢ
sergilenmediği gibi yeniliklerin de desteklendiği görülmektedir. Bu
düĢünce ise ilk sayısından itibaren kendini göstermektedir. Gazi
Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım’ın birlikte çekilmiĢ
fotoğraflarının “Reis-i Cumhurumuz Gazi Mustafa Kemal Paşa ve
Refikaları Latife Mustafa Kemal Hanımefendi” notuyla mecmuanın
ilk sayısında yer alması bunun bir göstergesidir. Mecmuanın diğer
sayıları da gözden geçirildiğinde milletin muasırlaĢma yolundaki
çalıĢmalarına katkıda bulunmak amacıyla sosyal ve kültürel
meselelere, aynı zamanda dünya haberlerine de değinildiği ve halkın
bu yolla bilgilendirilmeye çalıĢıldığı görülmektedir. Fevziye
AbdürreĢid tarafından yayımlanan “Âsâr-ı Nisvân Milli Aile Mecmuası” yazıları ile kadınların,
sosyal ve kültürel hayatına dair birçok konuda bilgi ihtiyacı karĢılanmıĢtır. Mecmuada özellikle
kılık kıyafete dair olan yenilikler ile eğitime dair yapılan yeniliklerde hep hükümetin yanında
olunduğu belirtilmiĢtir. Resimli bir mecmua olan Âsâr-ı Nisvân’da konuların daha iyi anlaĢılması
amacıyla yer yer resimlere, fotoğraflara veya çeĢitli konulardaki çizimlere yer verilmiĢtir. Böylece
görsel olarak daha çekici hâle getirilen mecmua ile bahsedilenlerin okuyucuların zihninde
somutlaĢtırılması sağlanmıĢtır.
Devletçi bir tavır sergilendiği gözlemlenen mecmuada önemli bir konuya temas edilir:
Halkın uzun yıllar süren savaĢtan yeni çıkması kolay olmamıĢ, tabir-i caizse toplum küllerinden
yeniden doğmuĢtur. Böyle bir durumda halkın her Ģeyi devletten talep etmemesi gerektiği
belirtilirken birey olarak herkesin elinden geleni yapması gerektiği üzerinde durulmuĢtur. Bu
1
Daha ayrıntılı bilgi için bakınız: Sibiryalı MeĢhur Seyyah AbdürreĢid Ġbrahim: Ġsmail Türkoğlu.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
460
Müzeyyen ALTUNBAY
açıdan bakıldığında sadece Âsâr-ı Nisvân’ın değil, genel olarak dönem itibarıyla çıkan diğer
mecmualarda da halkın bu yönde bilinçlendirildiği görülmektedir. Çünkü millî mücadele
yıllarından ülkenin yeni çıkıĢı ve her alanda eksikliğin hat safhada oluĢu hükümete ve devlete
yardımcı olunmayı gerektirmiĢtir. Bu düĢünce Edebiyat Hazıramızdaki Sönüklüğün Esbabı adlı
yazıda Ģu sözlerle ifade edilmektedir:
Bizde bir âdet vardır. Her şeyi hükümetten bekleriz yahut kanuna ve nizama mutabakatını
derpiş ederiz. Hiçbir gün olmamıştır ki, biz kendi başımıza şu fenalığımızı terk edelim yahut şu
iyiliği yapalım da diğerlere rehber olalım dememişizdir (S.1; s.3).
Bu sözlerle Fevziye AbdürreĢid hükümete destek olmuĢ ve herkesin elinden geleni yapması
gerektiğini belirtmiĢtir. Toplumsal kalkınma ancak her bireyin kendine düĢen görevi bilmesi ve onu
yerine getirmesiyle gerçekleĢtirilebilir. Mecmuada yine Edebiyat Hazıramızdaki Sönüklüğün
Esbabı adlı yazıda genel olarak siyasî bir amaç güdülmediği ifade edilmektedir. Mecmuanın
geneline bakıldığında ise amaç; sosyal ve kültürel hayatın geliĢimine katkı sağlanmaktır. Âsâr-ı
Nisvân, bütünüyle incelendiğinde mecmuadaki yazılarda ve makalelerde 1925 yılına ait kadın bakıĢ
açısını görmek mümkündür.
2. Âsâr-ı Nisvân’da Sosyal ve Kültürel Konulara Dair
Âsâr-ı Nisvân hedef kitlesi genel itibarıyla kadınlar olan ve Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki
kadın bakıĢ açısını yansıtan önemli bir mecmuadır. Mecmuanın yayımlanmasındaki gereklilik
Fevziye AbdürreĢid tarafından Kadın Edebiyatına Muhtacız baĢlıklı bir yazıda Ģöyle
açıklanmaktadır:
Türk kadınının ciddi ve hayati eserlere ihtiyacını çok vakitlerden beri düşünmekte
olduğumdan “Âsâr-ı Nisvân”ı neşre başlamadan evvel bazı matbuat mensubumuz ve hususan
kadın mecmualarına alaka göstermiş ahbâ ve meslektaşlarımla mübadele-i efkârda bulunmak ve
böyle bir mecmua hakkında onların düşüncelerini dinlemek istemiştim; fakat irâd ettiğim suallerin
manası idrak olunamamış ve ümidimin hilafında bazı cevaplara maruz kalmıştım. Bunlardan
ekserisi yeksadâ “Bizde kadınlara mahsus âsâr mütalaa olunmaz. Rebî’ asırdan beri alîm
matbuatımızda bu kadar şeyler zuhur ettiği hâlde Türk kadınları bunlardan hiçbirisine lüzumu
miktarında rağbet göstermemiştir. Türk kadını şuh ve eğlenceli şeylere daha ziyade heveskârdır
diye Türk kadınlığına affolunamaz bir iftira attıkları gibi onun ihtiyacat ve matlubatından da
habersiz olduklarını ifham etmişlerdir” (S.6; s.2)
ĠĢte bu nedenlerden ötürü kadınlara yönelik bir mecmua yayımlanması fikriyle ve güçlü bir
kadın kadrosuyla Âsâr-ı Nisvân oluĢturulur. Hemen her sayıda kültürel hayata dair bir yazıya ya da
bu alanda yayımlanmıĢ bir makaleye rastlamak mümkündür. Kültürel meseleler farklı bakıĢ
açılarıyla ve farklı yazarlarca ele alınmıĢ olup sanata ve toplumsal beğenilere dair bilgilere de yer
verilmiĢtir. Mecmuada sosyal veya kültürel mesele olarak ele alınan konular kadın, eğitim, çocuk,
kadınların güzelliği ve bakımı, ev iĢleri gibi konulardır. Ancak bir kadın mecmuası olan Âsâr-ı
Nisvân’da en çok kadın ve eğitim konusu üzerinde durulmuĢtur. Bilindiği gibi Cumhuriyet’in ilanı
ile baĢlayan süreçte dahi en çok telaffuz edilen konulardan bir tanesi kadın hakları ve eğitim
meselesidir.
2.1.Kadın
Kadın, geçmiĢten günümüze en çok ele alınan konulardan bir tanesi olmasına rağmen ele
alınan sorunlarda çözüme yönelik en az yol kat edilen konulardan bir tanesidir. Yüzyıllardır
değiĢen sadece kadınların kimliği olmuĢtur; oysa sorunlar hep aynı kalmıĢtır. Daha çok Türkiye’de
yaĢayan Türk kadınlarının üzerinde durulduğu mecmuada diğer ülkelerde yaĢayan Türk soylu
kadınlar ve dünyadaki diğer yabancı kadınlara dair bilgilere de yer verildiği görülmektedir.
Mecmua kadınlar tarafından çıkarılmıĢ olup, yayın hayatına kültürel anlamda değer katmıĢtır.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
461
Kadın gözüyle edebî olayların anlatıldığı dergide dönem itibarıyla edebiyatta gözlenen sönüklükten
de bahsedilmektedir. Fevziye AbdürreĢid tarafından yazılan ve birinci sayıda yer alan “Edebiyat
Hazıramızdaki Sönüklüğün Esbabı” adlı makalede Türk edebiyatında yaĢanan durgunluktan
bahsedilmekle birlikte yapılan çeviri ve tercüme eserlerin milli bir edebiyatın oluĢmasına engel
olduğu da açıklanmıĢtır.
Edebiyatımızın son on senelik tarihini süzgeçten geçirir isek görürüz ki edebiyatımız
tedrican fakat muntazaman tedenni etmektedir. Ciddi eserlerin, hayat-ı milliyemizden bahs güzel
romanların, ahval-i ruhiyemizi tahlil eden hikâyelerin, düşündüklerimizi yazıcıların, fena düşünce
ve hareketlerimizi tenkit edeceklerin adedi günden güne eksilmektedir. Muharrirlerimiz ciddi
eserler yazmaktan imtina ettiler, adaptasyon ve tercüme asrı başlandı. Türk’e ve Türklüğe ait her
şey unutuldu (S.1; s.1).
Mecmuada Türk kadınlarının yazılarına da yer verilir ve “Kadın Edebiyatına Muhtacız”
baĢlıklı yazıda önce ciddi bir kadın edebiyatının gerekliliği üzerinde durulur.
Kadın edebiyatından bahs olununca bizde kadınlar tarafından yazılmış şiirler, hikâye ve
romanlar hatıra gelir. Yahut kadınların hissiyât-ı âliye ve hayatından bahsi hissi şiirlerin mevzu
bahs olduğu zannolunur. Hâlbuki Almanya’da yahud garbın diğer memleketlerinde “kadın
edebiyatı” tabiri kadınların ahval ve hususatından menafi ve ihtiyacatından bahs eserler için
kullanılmaktadır. Her ne kadar âlem-i matbuatımızda kadınlarımızın kaleminden çıkmış birçok
hissi ve edebî âsâra tesadüf olunursa da ilmî ve hayati ihtiyaçlarımızı temin ve cehlimizi def
edecek, muhtaç irşad ve terbiye hemşire valdelerimize rehberlik vazifesini ifa edecek âsâra pek
nadir tesadüf olunmaktadır (S.6; s.1).
Kadınların uzun yıllar eğitimden mahrum bırakılması ya da sosyal hayatta öne çıkmaması
toplumun geliĢmesi önündeki en büyük engellerden birisi olmuĢtur. Bu açıdan bakıldığında
mecmuada “kadının” iyi yerlerde olma arzusuna dönük olarak yazılar yayımlanmıĢtır. Türk kadını
memleketine ve milletine her zaman büyük fedakârlıklarda bulunmuĢtur. Ancak Ģurası da
bilinmelidir ki değiĢen dünya anlayıĢı ile birlikte yeni yüzyılda kadının duruĢu ve düĢünceleri ve
aynı zamanda bakıĢ açısı da değiĢmek zorundadır.
Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de kadına unsur-i tali bakmak gibi kötü bir âdetin
olduğunu söyleyen Fevziye AbdürreĢid, bir memleketi ayakta tutan unsurun aile olduğunu
hatırlatır. Ona göre memleketin en önemli üç vekâleti maliye, dâhiliye ve maariftir. Eğer bu
unsurlarda muvafık olunursa o memleket baĢarıya ulaĢır. Ailede ise bu üç vekâletin görevini yerine
getiren kadındır. Bundan dolayı da kadın ailenin en önemli uzvudur (Karabacak, 2009: 14). Türk
Kadınlığı Âsrileşmelidir baĢlıklı yazıda Fevziye AbdürreĢid konuyu Ģu Ģekilde ele almaktadır:
Kızlarımızın her şeyi mektepten öğrenip çıkmaları gayri kabil olduğu gibi validelerimizin
de her şeyi kızlarına talim ve telkin edebilmelerini istemek mümkün değildir. Hâlbuki seneler
geçiyor ve dünya ileri yürüyor, ihtiyaçlar gittikçe tenevvü’ ediyor. Neticede aile efradının ihtiyacı
da değişiyor. Eski usuller, dünkü malumatlar bugün işe yaramaz oluyor. Buna bir de kavmimize
has yarını düşünmemek ilave olununca kendiliğinden ihtiyaç ve zaruret menbalarımızın menşa’ı
tezahür ediyor (S.17; s.1).
Kadının toplumdaki yerinin özel ve önemli olduğunun vurgulandığı mecmuada, bu nedenle
kadınları bilgilendirici, onların düĢünce dünyaları ile birlikte onlardaki estetik zevkini geliĢtirecek
yazılara yer verilir. Kadının çok yönlü yetiĢtirilmek istenmesinin sonucu olarak ilmî ve edebî
metinler mecmuada geniĢ yer bulur. Aynı zamanda mecmuada birçok kadının yazılar yazarak ilmî
hayata katılması diğer kadınlara da örnek olacak niteliktedir. Çünkü bilindiği gibi uzun bir dönem
basın-yayın hayatında kadınların fazla etkin olamadıkları görülmüĢtür. Ancak bunu sadece
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
462
Müzeyyen ALTUNBAY
kadınların sosyal hayatta ikinci plana atılmasından kaynaklandığını söylemek doğru değildir.
Mecmuada Türk kadınının arzu edilen konumda olamamasına değiĢik bir açıdan daha yaklaĢılır:
Basında bu tarz yazıların görülmemesinin nedeni olarak Türk kadınları arasında yüksek
tahsile sahip kiĢilerin bulunmamasını gösterir. Zengin ve aristokrat bir sınıftan gelen Türk kadını ne
kadar mükemmel bir tahsil de görse, Türk kadınlığı hakkında ne kadar ulvi düĢünürse de, ahalinin
yani genelin ihtiyaçlarını anlayamayacak ve onlara çare olacak ilmî yardımlarda bulunamayacaktır”
(Karabacak, 2009: 17).
Âsâr-ı Nisvân’da kadın hiçbir zaman cinsel bir obje olarak yansıtılmamıĢ, aksine toplumun
kültürüne ve değerlerine uygun bir duruĢ sergilenmiĢtir. Eğitimli Türk kadınının yetiĢtirilmesinin
arzu edildiği mecmuada bu düĢünceyi destekleyici türden yazılar kaleme alınır. Çünkü artık çağa
uygun olarak değiĢim ve geliĢim, ihtiyaçtan öte zaruret hâlini almıĢtır. Kadınların zor Ģartlar altında
yaĢam mücadelesi verdiğinin belirtildiği mecmuada eski usullerin bırakılıp modernleĢmeye doğru
açılan dünyaya yönelmeleri istenmektedir. Kadın Edebiyatına Muhtacız baĢlıklı yazıda geri
kalmıĢlığın nedeni olarak kadınların yazın hayatına ve edebiyata uzak kalmaları gösterilmiĢtir.
Bugüne kadar Türk kadını esaret ve cehalet içinde pûyân olmasına mebnî, kendi ihtiyacat-ı
maddiye ve maneviyesini tedarik etmekten uzak kalmıştı ve binaenaleyh terakkiyad-ı asriyeden
bihaber ve bibehre idi. Dünyayı ve onun terekkiyatını erkeklerin kalemiyle yazılmış eserlerde
gördüğü sanâi’ ve felsefi tekamüllerden ibaret zannederdi. Diğer milletlerin kadınlarının
hayatlarını terfiye ve teshil için neler yaptıklarından, neler yazdıklarından bihaber kalmıştı.
Asrının tevlid-i ihtiyacatını hissettiği hâlde, o ihtiyacatı izale edecek ilimden, rehberden ve kitaptan
mahrum idi (S.6; s.1). Bu mahrumiyet ise kadınların ilim yönünden olduğu kadar edebiyat ve sanat
yönünden de geri kalmalarına neden oluyordu. Yine mecmuanın aynı yazısında ele alınan bir diğer
önemli konu ise Türk kadınlarının ilimde ilerleyememiĢ olması ve bununla birlikte halkın
sorunlarına yabancı kalmasıdır. Mecmuanın yayımlanmasındaki en önemli amaçlardan biri Türk
halkının ve özellikle kadınların toplum sorunlarına duyarlı birey olmalarını ve kendilerini
geliĢtirerek toplumsal yaĢamda daha etkin olmalarını sağlamaktır.
Söz sırası gelmişken şunu da arz etmek isterim ki Türk matbuatından kadınlığımızın
ihtiyacat ve noksanından bahs asarın fıkdanına en çok sebep olan şeylerden biri de kadınlarımız
miyanında âli tahsil görmüş ve üst tabakaya mensup kadınların bulunmamasıdır. Zengin ve
aristokrat bir hayat yaşayan Türk kadını ne kadar mükemmel tahsil görürse görsün, Türk kadınlığı
hakkında ne kadar ulvî düşünürse düşünsün o ahalinin yeni ekseriyetin ihtiyaçlarını
anlayamamakta ve onlara çaresaz olacak ilmî muavenetlerde bulunamamakta mazurdur (S.6, s.12).
Mecmua Türk kadınının yüce kiĢiliğini överken aynı zamanda onun eksik yönlerini de
belirtmekte ve nasıl daha iyi olunabileceğinin tavsiyesini vermektedir. Mecmuada diğer milletlerin
kadınlarından da bahsedilmekte, onların toplum içindeki görevleri ile birlikte ailedeki rolleri
anlatılmakta ve Türk kadınları ile kıyaslanmaktadır. Japon, Hint, Fin ve Amerikalı kadınlar
üzerinde durulmuĢ, onların hayatlarından örneklere yer verilmiĢtir. Ancak elbette en çok üzerinde
durulan Türk kadınları ve onların yenileĢmesidir. Mecmuanın modernleĢmeye bakıĢı ise
günümüzde bile eĢine az rastlanan türdendir.
İşte yabancılar ile olan şu iktisadi mücadelemizde asrın Türk kadını büyük roller
oynayacaktır. Lakin bizim “asri Türk kadını” demekten maksadımız, “asrileşmesi” “garb”ın
allığını sürmek, pudrasını, kolonya ve itriyatını kullanmaktan saçlarını kesmek, kısa etek taşımak,
fokus tarot, tango dans etmek ve parklarda dolaşmak gibi birtakım zevahir ve moda
düşkünlüğünden ibaret olan kadınlar değildir. Bu gibi gayri ciddi şeyler garbda asri kadının
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
463
hassai lazimeleri olmadığı gibi, böyle “asrileşen” kadınlar bizim iktisadi mücadelemizde asıl
faideli amil olamazlar.
Garbda hakiki “asri kadın” her şeyden evvel kendisinin bir insan olduğunu müdriktir.
Asrımızda bir insanın en yüksek vazifesi iş sahibi olmak ve çalışmaktır. Zamanımızda çalışmak için
okuma-yazma bilmek ve muayyen bir iş öğrenmek lazımdır. İş bilmeyene, çalışmayan adam (ister
erkek ister kadın olsun) asri insan addedilmez. Demek bugün asri kadının birinci hassesi,
süslenerek sokakta, çarşıda dolaşmak değil, muayyen meslek sahibi olmak ve çalışmaktır.
…
Demek asri kadın olmanın ikinci mühim şartı analık vazifelerini iyice kavramaktır ve bu
vazifeleri vatan ve milletimize faideli olacak yolda ifa etmektir. İktisadi mücadeleden muzaffer
olarak çıkmak, yani bugünkü fakr ve sefaletten, onların doğurduğu perişanlık zebunluktan
kurtulmak için kadınlarımızın da tam manasıyla asri olmaları yani hayat-ı içtimaiyemizde memtul
aza olarak durmamaları asrilik diyerek süs ve moda ibtilasına tutulmamaları, iş seven, hayat
mücadelesinde korkaklık ibraz etmeyen hakiki asri vatandaşlar yetiştirmeye çalışmaları iktiza
ediyor. Türk kadının asriliğini işte biz böyle görmek isteriz (Doğan, 2012: 105).
2.2.
Eğitim
Eğitim Âsâr-ı Nisvân’da en çok vurgulanan konulardan bir tanesidir. Çünkü Cumhuriyet’in
ilanından hemen sonra ele alınan ilk konulardan biri de eğitim ve eğitim kurumlarıdır. Atatürk’ün
eğitime dönük yaptığı uygulamaları ve oluĢturulan eğitim politikası bunun en önemli göstergesi
kabul edilebilir. Mecmuada, eğitim ve kadın konusu iç içe bir görünüm sergiler ve her fırsatta
kadınların eğitimli olmaları gerekliliği üzerinde durulur. Eğitime, kadınların eğitimi ve çocukların
eğitimi olmak üzere iki açıdan yaklaĢılır. Kadınların eğitimi elbette en önemli konulardan bir
tanesidir. Çünkü bir toplumun devamını sağlayan kadınların iyi eğitim almaları ve çocuklarını iyi
yetiĢtirmeleri Ģarttır.
Malumdur ki bir milletin istikbali validelerin elindedir. Valideler iyi evlat yetiştirmeye
muvafık olurlarsa, millet mesut olur, terbiyede ihmal ederlerse yetiştirecekleri çocuklardan
kendileri de millet ü devlet de mütezerrir olur. Şu hâlde her şeyden mukaddem kız mekteplerimizin
tekemmülüne istikbalde bir Alman veya Japon kadını kadar, vatanperver, müdebbir ve muktedir
valideler yetiştirecek bir hâle gelmelerine sarf-ı himmet etmeliyiz. (S.2; s.1).
Kız mekteplerinin önemi üzerinde durulan mecmuada, bu mekteplerin kadınların
yetiĢmesinde çok büyük rolü olduğundan bahsedilir, ancak birtakım eksikliklere de değinilmeden
geçilmez. Mektepler, toplumu eğitme ve topluma örnek olma yolunda en önemli kurumlardır. Bu
nedenle bir toplumu yetiĢtirecek olan kız mekteplerinin ıslah edilmesi ve her açıdan yeniden
düzenlenmesi gereklidir. Çağa uygun donanımda olmayan eğitim kurumlarından istenilen verimin
alınması ve topluma faydalı bireylerin yetiĢtirilmesi ile birlikte çağı yakalamıĢ modern insan tipinin
yetiĢtirilmesi mümkün değildir. Eğitim kurumlarının baĢarılı olması ancak çağı takip eden, kendini
geliĢtirmeyi baĢarmıĢ eğiticiler ile gerçekleĢtirilebilir. Fevziye AbdürreĢid kadınların eğitilmesini
de önce kız mekteplerinin eğitilmesine ve buralara iyi eğitilmiĢ kadın mürebbiye ve müdirelerin
atanmasına bağlamaktadır. Ona göre kız mektepleri ancak iyi eğitim almıĢ, kültürlü mürebbiye ve
müdirelerle geliĢebilir ve buralardan mezun olan öğrenciler gelecek nesilleri yetiĢtirmek için iyi
birer valide olabilirler.
Bu yolda ilk atacağımız adım da kız mekteplerimizin müdire, muallime ve
mürebbiyelerinin, onlara tevdi’ olunan milletin emanetini takdir edebilmelerine, vazifelerinden
tamamen haberdar, usul-ü terbiye ve ilmî terbiyede tecrübedide ve vazifelerine âşık ve her bir
fedakârlığa âmâde olmaları düşünülmelidir. Hususan muallime ve müdirelerin intihâb ve tayinde
maarif müdireleri, vesair erkân-ı marufumuz pek müteyakkız bulunmalıdırlar. Kız mekteplerinin
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
464
Müzeyyen ALTUNBAY
kürsülerinde müstahak olmayan bir zâtın bulunmasına vicdan-ı vatan hiçbir vakit razı olamaz ve
himayegirdelere buralarda hiçbir vecihle meydan verilmeyeceğini ümit ederiz. Zira bu kürsüler
vatanın temel taşlarını ihzar eden, mukaddes anlarımızı yetiştirmekle mükellef, birer makam-ı
muallâyı muhteremedirler ki orada yalnız baladaki o saf ile mevsuf istâdlar istikbalimizin saadetini
temenniye etmekle meşgul olabilirler (S.2; s.1,2).
Kadınların eğitiminin yanı sıra çocuk eğitimi de mecmuada üzerinde en çok durulan
konulardan biridir. Çocuk eğitiminin ve bakımının ise en az kadınların eğitimi kadar dikkat isteyen
bir iĢ olduğuna dikkat çekilir. Konu sadece Türkiye’deki çocuk eğitimi açından değil, aynı
zamanda Avrupa’daki çocuk eğitimi açısından da ele alınmıĢtır. Mecmuada yayımlanan makaleler
aracılığı ile çocuk terbiye ve bakımı hakkında bilgilendirici mesajlara yer verilir. Konunun,
Japonya’daki ve Rusya’daki çocukların yaĢamlarından hareketle karĢılaĢtırılmalı olarak ele
alınması hem Türkiye’deki eksiklerin belirlenmesi, hem de farklı milletlerin çocuk eğitimine dair
yaklaĢımlarının tespiti açısından önemlidir. Bu nedenle mecmuanın olayları tek yanlı değil, farklı
bakıĢ açılarıyla değerlendirmekte olduğu söylenebilir. Çocuk eğitimi konusu ele alınırken henüz bir
çocuk edebiyatının olmadığı belirtilmekte ve çocukların rastgele eserler okuduğuna dikkat
çekilmektedir. Çünkü çocuk eğitiminde rastgele eser okumanın geliĢimi olumsuz etkileyeceği
üzerinde durulmuĢ, bunların yanlıĢ sonuçlar doğurabileceği belirtilmiĢtir. Özellikle gazeteler,
çocukların seviyelerine ve geliĢimlerine uygun olmayacak birçok haberle doludur. Bu haberler,
çocuklarda yanlıĢ fikirlerin cereyan etmesin neden olabilmektedir. “Etfalin Terbiye-i Ruhaniyesi”
adlı makalede çocuklara yönelik bir edebiyatın olmayıĢından bahsedilir.
Memleketimizde çocuk edebiyatı henüz ta’mim etmemiştir. Alelumum denecek derecede
çocuklarımız büyüklerin okudukları roman, hikâye, mecmua vesair yazıları okurlar. Bu
mütalaaların çocuklarımız üzerinde icra etmekte olduğu tesiratın faide ve zararını hiçbir ebeveyn
düşünmediği gibi gazete mütalaasının çocuklara müsade edilip edilmemek meselesi de
zannedersem pek azlarımızın fikrini işgal etmiştir. İyi düşünülecek olursa bin türlü naz ve na’im
içinde, hayatın tehlikelerinden, ufak sarsıntılarından bile müteessir olmalarını istemeyerek
üzerlerine titredikleri yavrularını hangi bir ebeveyn gazete mütalaasını müsaade edebilir (S,8; s.6).
Mecmuada çocuk konusuna çok hassas yaklaĢılır ve ebeveynlerin çocuklarına gelecek her
türlü zararı düĢünmeleri ve ona göre tedbir almaları gerektiğine değinilir. Dolayısıyla çocukların
ellerine her geçeni okumalarına da müsaade edilmemeli ve seçici davranılmalıdır. Bu aynı zamanda
çocuk geliĢimi açısından da önemlidir. Okuma konusunda ebeveynlerin yapması gereken çocuklara
uygun metinleri tespit etmeleri ve çocuklar ile birlikte okumalarıdır. Açıklanmaya ihtiyaç duyulan
konuların izahı da çocukların ilmî yönden geliĢmelerine fayda sunacaktır. Bu Ģekilde gazetelerde
yer alan olumsuz içerikli metinlerden çocukların kötü yönde etkilenmesi önlenebilir. Konu ile ilgili
olarak yazıda Ģunlar belirtilmektedir:
Çocuğun ahvali ruhiyesindeki tebdilât ve tağyirâtını gözünden kaçırmayan, tetabu eden
ebeveyn her hâlde onun ruhunda inkişaf edecek fenalıkları menfi cihetleri vaktinden evvel keşfeder,
bunun iyiliğe tahviline hizmet edebilecek tedbirlerle nasâyihte bulunurlar. Bu suretle çocuk
ruhunda henüz açılmamış bir arzu ve duygunun hiçbir kir gizleyemeyeceğini anlar, kendisini daima
tashih eder. Ruhunu istila etmek isteyen karalıkları atmaya ve fena hisleriyle iyilerini tefrika
çalışır. Hiç olmazsa okuduğu pâyeler hakkında daima iyi fikir edinmeye ve fenalıklarından ibret
almaya başlar. Maateessüf, asrımızda ekser validelere, çocuklarının ahvali ruhiyesi meçhul bir
diyar gibi yabana kalmıştır. Onların ahvali ruhiyesi ile dünyadan alakadar olmaya kendi keyifleri
ile meşgul olmaya tercih ederler (S.8; s.2).
Bilindiği gibi 1920’li yıllar, eğitim-öğretimde büyük eksikliklerin olduğu bir dönemdir.
Özellikle Anadolu’nun en ücra yerlerine gidecek öğretmenlerin bulunamaması halkın eğitiminde
büyük bir eksiklik meydana getirmiĢtir. Eğitim-öğretim faaliyetleri istenildiği gibi iĢleyememiĢ,
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
465
buralarda yaĢayan insanlar uzun süre daha cehaletle mücadele etmiĢlerdir. Mecmuada bu konuya
değinilirken dönem itibarıyla yaygın bir kanaat de gözler önüne serilmiĢtir. Âsâr-ı Nisvân, vatana
hizmet konusunda da farklı tavır sergilemektedir. Fevziye AbdürreĢid’e göre vatanı sevmek demek
sadece sözde kalmamalı, bu duygu vatana hizmet yolunda kendini göstermelidir.
Mesela pek çoklarımız vatanperverlikten bahseder. Hâlbuki bu mezkûr vatanperverlerin
İstanbul’da yaşayabilmek için buldukları en muhaffi bir âlet müdafasıdır. Bunlar indinde vatana
hizmet, evvela kendi rahat ve istirahatlerini temin etmenin çarelerini âhzar edip yumuşak bir külah
kapmak, yerleştikleri sıcak köşede oturup etrafa itâle-i lisan etmek ve her bir muhalifinin
hamiyetsizliğinden dem vurmaktır. Bu makule vatandaşlarımızın indinde “vatan” kelimesinin
manası İstanbul ve civarı demektir. Bunlarca evlatlarına Avrupa usulü terbiye vermek daima,
modaya muvaffık elbise giyebilmek, süslenmek ve boyanmak bir nevi vatanı muvaffakiyettir (S.6;
s.2).
Mecmua, halktan kopuk olmayı değil halkla beraber olunmasını, Anadolu’nun her
köĢesinin tanınmasını ve oralara hizmet götürülmesini desteklemektedir. Vatanı sadece Ġstanbul ve
civarı olarak görenler de eleĢtirilmektedir. Fevziye AbdürreĢid’e ve mecmuanın genel yapısına göre
vatan sadece Ġstanbul’u değil, Anadolu’yu da kapsamaktadır. Hatta millî mücadelenin Anadolu’dan
baĢlatıldığı ve oralardan idare edildiği göz önüne alınırsa vatan toprağı olarak sadece Ġstanbul’u
görmek yanlıĢtır. Bu açıdan bakıldığında Âsâr-ı Nisvân’ın, milli birlik ve bütünlüğü desteklediği de
anlaĢılmaktadır. Mecmuada Anadolu’nun uzun yıllar ihmal edildiği ve bu nedenle yenileĢmeye ve
eğitime en çok Anadolu’nun ihtiyacı olduğuna değinilir.
Hâlbuki asıl vatanımız, memleketimizin canı ve bedeni olan Anadolu tamamen mensî ve
güya üvey evlat. Onu düşünen ve oraya gitmeye heves eden, orada teskin-i ruh etmek isteyen kaç
gence tesadüf edebiliriz. Biz İstanbulluların bu fena halkından pek çok Anadolulu vatandaşlarımız
da hassa kapmaktadırlar. Bunlardan bazılarının ana ve baba muhabbetlerini bile söndürmüşüzdür.
Onların da pek mühim bir kısmı tahsillerini ikmal edince İstanbul’da kalıp geçinmenin çarelerini
aramaktadırlar (S.2; s.3).
Bu ifadeler ile Fevziye AbdürreĢid aynı zamanda yıllardır Anadolu’dan uzak yaĢayan,
oraları görmezden gelen ve geri kalmasına neden olan yönetici ve ülke aydınlarını da
eleĢtirilmektedir. Hatta Anadolu’ya sırt çevirip Ġstanbul’da yaĢamaya çalıĢanlar da ağır bir Ģekilde
eleĢtirilir:
Mesela Dârülmuâllimâtımızın, tıbbiyemizin vesair mekteplerimizin her sene çıkardığı
talebeden pek çoğu ve hatta cümlesi desek de hata olmaz, İstanbul’da kalmanın çarelerini bulmak
için ötekinin berikinin elini öpmek tenezzülünde bulunuyorlar. Hâlbuki Anadolu’nun ıssız ve hücra
köşelerinde binlerce vatandaşlarımız hasta, yüzlerle mekteplerimiz, milyarlarca talebemiz
muallimsiz ziraat müdiriyetleri rehbersiz” (S.2; s.3).
Mecmuanın topluma en büyük katkılarından bir tanesi, Anadolu’ya hizmeti teĢvik etmesi
ile olmuĢtur denilebilir. Fevziye AbdürreĢid, makalesinde ancak Anadolu’nun geliĢtirilmesiyle
yurdun dört bir yanının mamur hâle geleceğini belirtmektedir. Bu yolda da elbet en büyük görev
evlat yetiĢtiren validelere düĢmektedir. Onlar evlatlarını yetiĢtirirken vatanı sadece Ġstanbul olarak
değil, tüm Anadolu olarak tanıtmalı ve Anadolu’da hizmet etmek yolunda evlatlarını
cesaretlendirmelidirler.
Her bir Türk genci İstanbul’un güzel havasını, sularını ve daha bilmem nelerini
düşünmeden evvela Anadolu’nun toprak ve çamur evlerinde inleyen kardeşlerini ve cehaletten
bunalan yavrucuklarımızı râh-ı selamet ve saadete îsâl etmekle muvazzıff olduğuna kanaat hâsıl
etmelidir. Bu hisis ne mektep ve ne kitap, valideler kadar ilka edemezler. Binaenaleyh bu mukaddes
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
466
Müzeyyen ALTUNBAY
vazifeyi ifa etmek yalnız validelerin uhdesindedir. Bu vazifenin ihmal olunması, istikbalimizi
felakete sürüklemek demektir.
Ümit ederiz ki, validelerimiz bu hakikati idrak ederler, evlatlarını vatan uğrunda feda-yı
hayata kadar her bir nev’i vatanperverliğe amade bir ruhta terbiye ederler. Yalnız böyle bir terbiye
görüş evlatların sayesinde vatan istikbalini ebediyen temin etmiş ve tarihi tesadüflere bağlı bir
hayattan da kurtulmuş oluruz (S.2; s.3).
Âsâr-ı Nisvân’da kadın ve eğitim konusundan baĢka, evlilik, ev ekonomisi, el iĢleri, giyimkuĢam, cilt bakımı, kadınların güzelliği, ıtriyat seçimi vs. gibi birçok konuya da yer verilmiĢtir.
Örneğin K. H. K. Ġmzalı olarak yazılan “Moda ġuûnu” baĢlıklı yazıda Avrupa’daki dil alanında
görülen değiĢimlerden bahsetmektedir. Yazıda önceden dünya üzerinde hâkim dil Fransızca iken,
bunun daha sonra Ġngilizce olduğu söylenmektedir. Mecmuada memleket meselelerine de
değinildiği görülmektedir. Türk Kadını ve Musul adlı makalede Avrupalıların emperyalist
düĢüncelerinden bahsederken; Emir-i Ġstikbal adlı makalede millet olarak zor günler
geçirildiğinden ve bundan sonra güzel bir hayat kurabilmek için herkesin çok çalıĢması
gerektiğinden bahsedilmektedir. “Ġzdivaçlar Niçin Azalıyor?” Adlı makalede ise evliliklerin
giderek azaldığına iĢaret edilmekte ve bunun nedenleri sorgulanmaktadır.
Sonuç
Âsâr-ı Nisvân, kadınlar tarafından çıkarılan ve yine hedef kitlesi kadınlar olan bir “Millî
Aile Mecmuası”dır. Mecmuada sosyal hayata dair meseleler ile kültürel meselelere geniĢ ölçüde
yer verilmiĢtir. Millî Mücadele yıllarının hemen ardından kadınlar tarafından çıkarılan bu mecmua,
kadınların kültürel hayatta yerini alması açısından önemli bir giriĢimdir. Mecmuadaki yazılara
bakıldığında genel olarak hemen hemen hepsinin kadınlar tarafından yazıldığı görülür. Ayrıca
eğitime ve kadınların eğitilmesine dair bilgilere de yer verilmekte, Türk kadının toplumda olması
gerektiği yer gösterilmektedir. Bu açıdan Âsâr-ı Nisvân, Türk edebiyatında kadınlık hareketinin bir
giriĢimi olarak önem kazanmaktadır. Mecmua, yayımlandığı sürede kadınların ilmî ve edebî
yönden bilgilendirilmesini amaçlamıĢtır. Cumhuriyet’in ilanı ile bir yandan siyasi hayattaki
hareketlilik, diğer yandan edebî ve kültürel alandaki hareketlilik kısa zamanda büyük yol kat
edilmesini sağlamıĢtır. Bu baĢarıda kadınların payı göz ardı edilemez. Çıkarılan bu mecmualar,
inkılâpların halka aĢılanması ve halkın eğitilmesi ile birlikte toplumsal bilincin oluĢmasına aracılık
etmiĢlerdir. Bununla birlikte birlik ve bütünlüğün sergilendiği bu mecmular, toplumun ilgi duyduğu
ve eksik olduğu konularda da halkın kendilerini geliĢtirmelerine yardımcı olmuĢtur. Mecmua aynı
zamanda Türk kadınının modern kimliğinin inĢasında etkin rol oynamıĢ ve kadınların daima ciddi
eserlere alaka gösterdiğini, ancak buna uygun eserlerin henüz oluĢmadığını da ortaya koymuĢtur.
Fevziye AbdürreĢid, Edebiyat Hazıramızdaki Sönüklüğün Esbabı, 26 Kânun-i Sânî 1341, 1.
Sayı, s. 3-4.
Fevziye AbdürreĢid, Hayatımız, 9 ġubat 1341/ 15 Recep 1343, 2. Sayı, s. 1-3.
Fevziye AbdürreĢid, Kadın Edebiyatına Muhtacız, 16Nisan 1341/ 23 Ramazan 1343, 6. Sayı,
s. 1-2.
K. A., Etfâlin Terbiye-i Ruhâniyesi, 1 Haziran 1341/ 9 Zilkade 1343, 8. Sayı, s. 6-7.
K. H. K., Moda Şuûnu, 1 TeĢrin-i evvel 1341/ 13 Rebi’ûl-evvel 1343, S. 14, s. 10-11.
Fevziye AbdürreĢid, Türk Kadınlığı Âsrileşmelidir, 15 TeĢrin-i Sâni 1341/ 26 Rebi’ûl-ahir
1343, 17. Sayı, s. 1-3
Seyyah, Türk Kadını ve Musul, 1 Kânun-ı sânî 1342/ 16 Cemaziyelahir 1343, S. 19, s.2-4.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr-ı Nisvân Mecmuası
467
C., İzdivaçlar Niçin Azalıyor?, 1 Kânun-ı sânî 1342/ 16 Cemaziyelahir 1343, S. 19, s. 13-14.
KAYNAKÇA
DOĞAN, Sabiha (2012). Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Aydın Kadınlar Şair ve Yazarlar (18501950). Akademik Kitaplar: Ġstanbul.
FAROOQHĠ, Suraiya (2005). Osmanlı Kültürü ve Gündelik Yaşam Ortaçağdan Yirminci Yüzyıla.
Tarih Vakfı Yayınları: Ġstanbul.
GÖKÇĠMEN, Semra (2008). Ülkemizde Kadınların Siyasal Hayata Katılım Mücadelesi.
YASAMA Dergisi, S.10.
GÜVEN, Ġsmail (2001). Tanzimattan Cumhuriyet’e Kadın Eğitiminin Düşüncesi Osmanlı
Düşünürlerinin Kadın Eğitimine Bakışları. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi
Dergisi, Cilt 34, sayı 1.
KARABACAK, Melike (2009). Cumhuriyet’in İlk Beş Yılında Kadın Dergileri; Bir Değişimin
Kadınca Hikâyesi. YayımlanmamıĢ Yüksek Lisans Tezi. On Dokuz Mayıs Üniversitesi:
Samsun.
KARATAġ, Evren (2009). Türkiye’de Kadın Hareketleri ve Edebiyatımızda Kadın Sesleri. Turkish
Studies, S. 4/8.
TAġÇIOĞLU, Muhaddere (1958). Türk Osmanlı Cemiyetinde Kadının Sosyal Durumu ve Kadın
Kıyafetleri. Akın Matbaası, Ankara.
TURAN, Refik vd. (2010). Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi. Okutman Yayıncılık, Ankara.
Turkish Studies
International Periodical For the Languages, Literature and History of Turkish or Turkic
Volume 8/13 Fall 2013
Download

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Kadın Mecmualarının Rolü Ve Âsâr