“Hepimiz Türküz”, İstanbulda bir reportaj
Bu şu demektir. Türkiye deniz aşırı ülkelerden sürülen bir üst tabakadan oluşur (Akdeniz
ötesinden), yani tüm bölgelerden geliyorlar. Ama kendilerine tamamen yabancı olan bir
ülkede ne yaparlar? Tam da o anda basit bir teori bulurlar, bu da bir kürt tarafından
yazılan Türk ulusçuluğudur. O zaman da düşünürsün: “Tamam hepimiz Türk olalım.” Bu
yüzden benim ailem, Albanistan’dan Sırbistandan, Yunistan’dan ve yahudilerden oluşur...
(Bu yüzden) yani bu yüzden kimse sürülmekten bahis etmez. Diğer tarafta buradan
sürülen Ermeniler, Rumlar ise hep sürgün, soykırım vs den konuşurlar. Ama aslında bizim
ailelerimizin başına gelenler de daha az travmatik değildir. Ama onlar bunun hakkında
konuşmazlar, çünkü yeni bir ülkeye gelmişlerdir, öte taraftan Anadolu’dan sürülen Rumlar
ise, Yunanista’a kaçarlar.
Ama Türkler... Türkler değil Balkandan sürülen müslümanların büyük bir çoğunluğu, bu
ülkede yeni iktidarlar oldular. O yüzden bu insanlar “biz hepimiz Türküz” derler. Yani bir
Bosnalı ister Pomak olsun ister rumca konuşan bir müslüman... Hepsini unuttular, yani
ana dillerini, ana yurtlarını, bunu hemen unuttular bu aileler. Hemen: “Ah biz Türküz”
dyorlar. Bu konuda benim ailemde ilginç teoriler var ve anlatılır: “bizim atalarımız bir
Konya’ya Anadolu’dan bir oraya sürülmüşler, biz 400 yıl sonra geri döndük”. Delilik. Yani
bunun hiçbir tarihi gerçeklik ile ilgisi yoktur. Gerçekten Makedonya’da iki üç köy vardır
Konya’dan oraya 15. Yüz yılda sürülen (halkın) göç eden, belki de beş köy, ancak beş
milyon balkan kaçak göçmen bu hikayeyi kendi hikayeleri haline getirdiler, halbuki
Konya’dan gelen gerçek Türkler bugün halen Makendonya’da yaşarlar, o köyler bugün
halen vardır. Onlar da geri dönmediler, ve halen orada yaşarlar. İlginç olan orada halen
Türkçe konuşmalarıdır. Ama bu çok hoş görülen bir hikayedir (...uygun bir hikaye olarak
kullanılan).
Copyright © Goethe-Institut Athen
Alle Rechte vorbehalten
www.goethe.de/athen
Download

zum Lesen (PDF) - Goethe