Bulaşıcı Hastalıklar ve Çevre Sağlığı
Küresel Bilgilendirme Bülteni
Bulaşıcı Hastalıklar ve Aşı Programları Şube Müdürlüğü
Çevre ve Çalışan Sağlığı Şube Müdürlüğü
Toplum Sağlığı Hizmetleri Şube Müdürlüğü
Sayfa | 1
YÖNETİCİ ÖZETİ
___________________________________________________________________________

Mevsimsel Grip: Ülkemizde, Kuzey yarım küre’de grip mevsimin sonlarına yakın bir
zaman aralığı olan 2014 yılı Mart ayı itibariyle, grip hareketliliği mevsimsel olarak
olağan düzeyde seyretmiş olup laboratuar çalışmaları sonucunda numunelerde
beklendiği İnfluenza B tipindeki mevsimsel grip virüsü tespit edilmiştir. Ay içerisinde
Bakanlığımızca Sentinel İnfluenza sürveyansı ve nonsentinel sürveyans kapsamında
toplam 383 numune çalışılmış ve 33 numunede İnfluenza B pozitifliği elde edilmiştir.
Avrupa’da da bu dönemde kıtanın büyük çoğunluğunda grip hareketliliği azalarak grip
mevsimi öncesi düzeylerine yaklaşmıştır. Ay içerisinde grip virüsü tiplerinden olan
İnfluenza A(H3N2) ve İnfluenza A(H1N1) birbirlerine yakın sayılarda tespit edilirken,
mevsimin toplamında halen İnfluenza A(H1N1) en çok tespit edilen grip virüsü tipi
olmaya devam etmektedir.
Her ne kadar ülkemizin de içerisinde bulunduğu Kuzey yarım kürede gribin etkisi
azalmış olsa da yılın bu döneminde de gripten korunmaya yönelik kişisel korunma
önlemlerine dikkat etmek halen önem taşımaktadır. Konuyla ilgili bilgilerin
ayrıntılarına Türkiye Halk Sağlığı Kurumu internet sitesinde yer alan Haftalık
İnfluenza Raporu ile ulaşılabilmektedir.

İnfluenza A(H7N9): İnfluenza A(H7N9) insanlarda ilk defa Mart 2013’te Çin’de
tespit edilmiş ve insanlarda ciddi solunum yolu hastalığına neden olan bir grip virüsü
tipidir. Bu virüs nedeniyle hastalanan kişilerin sayıları mevsimsel grip gibi kış
aylarında artıp yaz aylarında azalma göstermiştir. Hastaların çoğunda hastalık ağır
seyretmektedir ve öykülerinde kümes hayvanları ile temas vardır.
2014 yılı Mart ayı içerisinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından doğrulanan H7N9
vakalarına ait bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
2014 yılı Mart ayında doğrulanan H7N9 vakalarına ait bilgiler
Ülke
Doğrulanan Vakalar
Vakalar
H7N9 (+)
içerisindeki içerisindeki
Vaka Sayısı hayatını
sağlık durumu
kaybeden
ciddi olan kişi
kişi sayısı
sayısı
Çin Halk
26
2
22
Cumhuriyeti
Hong Kong
2
0
0
TOPLAM
28
2
22
Vakalar içerisindeki
kümes hayvanı ya da
canlı kümes hayvanı
marketine maruziyet
öyküsü olan kişi sayısı
15
0
15
Sayfa | 2
Dünya Sağlık Örgütü’nün Mart 2013’ten bu yana(Mart 2013 - 03.04.2014)
doğruladığı H7N9 vakalarının toplamına ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır.
Ülke
Çin Halk Cumhuriyeti
Tayvan
Hong Kong
Malezya
TOPLAM
Doğrulanan H7N9 (+) vaka
sayısı
396
2
7
1
406
H7N9 (+) olduğu bildirilip
hayatını kaybeden kişi sayısı
118
0
3
0
121
İnfluenza A(H7N9)’un sürekli olarak insandan insana bulaşabildiğine dair halen bir
kanıt yoktur. Kümes hayvanlarına maruziyetle ilişkili H7N9 vakalarının Çin’de
sporadik olarak görülmeye devam etmesi beklenmektedir. Ayrıca bu vakaların Çin’in
komşu ülkelerinde de görülmesi beklenmektedir. H7N9’un uluslar arası bulaştığına
dair bir bulgu yoktur. Dünya Sağlık Örgütü H7N9’a bağlı olarak ülke giriş
noktalarında özel bir tarama yapılmasını ya da seyahat ve ticaret kısıtlamaları
yapılmasını halen tavsiye etmemektedir.

MERS-CoV (Orta Doğu Respiratuar Sendrom – coronavirüs): Coronavirüsler
ülkemizde de insanlarda dolaşımda olan farklı alt tipleri ile çoğunlukla soğuk
algınlığına sebep olan virüslerdir. Ancak SARS gibi, çok daha ciddi solunum yolu
hastalıklarına da sebep olabilmektedirler.Coronavirüs ailesinden, daha önceden insan
ya da hayvanlarda tespit edilmemiş olan MERS-CoV Eylül 2012'de insanlarda ilk defa
Suudi Arabistan’da tespit edilmiştir. MERS-CoV, SARS’tan farklı olarak kolaylıkla
veya sürekli olarak insanlar arasında yayılmamakla ve halen hayvan kaynaklı olduğu
öne sürülmekle birlikte, 2013’te tespit edilen küme vakalar kısıtlı ve devamlı olmayan
bir insandan insana bulaşma yolunun olduğunu göstermiş olup hastalığın yüksek
mortalitede seyretmesi dolayısıyla da ciddi bir halk sağlığı etkisi oluşturmaya devam
etmektedir.
Sayfa | 3
2014 yılı Mart ayı içerisinde Dünya Sağlık Örgütü tarafından doğrulanan MERS-CoV
vakalarına ait bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır.
2014 yılı Mart ayında doğrulanan MERS-CoV Vakalarına Ait Bilgiler
Ülke
Doğrulanan Vakalar
Vakalar
Vakalar
MERS-CoV içerisindeki içerisindeki içerisindeki
(+) Vaka
hayatını
sağlık
hayvan
Sayısı
kaybeden
durumu
maruziyeti
kişi sayısı
ciddi olan
öyküsü
kişi sayısı
olan kişi
sayısı
Suudi
Arabistan
Birleşik Arap
Emirlikleri
Kuveyt
TOPLAM
15
3
7
4
Vakalar
içerisindeki daha
önceden
doğrulanmış bir
MERS-CoV
vakasına temas
öyküsü olan kişi
sayısı
4
3
1
1
1
1
1
19
1
5
0
8
0
5
0
5
Dünya Sağlık Örgütü’nün Eylül 2012’den beri(Eylül 2012 - 03.04.2014)doğruladığı
tüm MERS-CoV vakalarının toplam sayılarına ilişkin tablo aşağıda yer almaktadır.
Ülke
Bildirilen MERS-CoV (+)
Vaka Sayısı
Suudi Arabistan
Ürdün
İngiltere
Fransa
Tunus
İtalya
Birleşik Arap Emirlikleri
Katar
Umman
Kuveyt
TOPLAM
162
3
3
2
3
1
18
9
2
3
206
MERS-CoV (+) olduğu
bildirilip hayatını kaybeden
kişi sayısı
64
3
2
1
1
0
7
5
2
1
86
Dünya Sağlık Örgütü MERS-CoV’e bağlı olarak, ülke giriş noktalarında özel bir
tarama yapılmasını ya da seyahat ve ticaret kısıtlamaları yapılmasını halen tavsiye
etmemektedir.
Sayfa | 4
Ülkemizde grip ile ilgili halk sağlığı tehditlerinde olduğu gibi Türkiye Halk Sağlığı
Kurumu’muz tarafından gerçekleştirilen Bilim Kurulu Toplantılarının katkılarıyla
birlikte MERS-CoV’un yakından takip edilmesi ve gerekli tedbirlerin yürütülmesine
devam edilmektedir. Bu kapsamda son Hac sezonunda hastalığın en çok tespit
edildiği bölge olan Suudi Arabistan’dan dönen Hacılarımız 15 gün boyunca MERSCoV açısından takip edilmiştir. Ülkemizde MERS-CoV’e özel ve belirli bir
algoritmaya bağlı sürveyans yürütülmekte, bu sürveyans ile birlikte MERS-CoV’e
dair son bilgiler tüm sağlık personelimize hatırlatılmaktadır. Hekimlerimiz tarafından
olası MERS-CoV olarak değerlendirilip kendilerinden alınan numune ile laboratuvar
çalışmaları yapılan kişiler arasında halen MERS-CoV tespit edilen yoktur.

Boğmaca: 2014 yılında Avrupa Birliği ülkelerinden boğmaca raporlaması
yapılmamasına rağmen ECDC geçmiş deneyimlerinden çıkardığı sonuçlar neticesinde
hastalığın sıkı takibini sürdürüyor.

Kızamık: Avrupa Birliğinde hala kızamığın transmisyon zincirini kırmak için gerekli
olan %95 aşılama oranlarına ulaşamamış ülkeler bulunuyor. Bu zincirin
kırılamayışının da etkisiyle Şubat ayında kızamık salgını bildirimi yapan Birleşik
Krallık’a (UK) Mart ayı itibariyle İtalya, İspanya, Danimarka, Çek Cumhuriyeti,
Avusturya eklendi.

Kızamıkçık: Özellikle yol açtığı konjenital malformasyonlardan çok korkulan
kızamıkçık, boğmaca gibi 2014 itibariyle vaka raporlaması yapılmamasına rağmen
ECDC tarafından sıkı şekilde takip edilmektedir.

Chikungunya Enfeksiyonu: Endemik olarak görüldüğü bölgelerin dışında Amerika
Kıtası’nda (Karayipler’de) ilk defa salgın yapan hastalık, hem salgın yaptığı
bölgelerde Fransa ve Almanya gibi büyük Avrupa ülkelerinin topraklarının bulunması
hem de bu bölgelerin turizm bölgeleri olması nedeniyle dikkatleri üzerine çekti.
Bölgede vaka artış hızının azalmasına karşın, vaka sayısı hala artıyor. Son hafta
itibariyle Dominik Cumhuriyeti’nde de Chikungunya salgını olduğundan
şüphelenilmektedir.

Zika Virüs Enfeksiyonu: Pasifik bölgesinde bir süredir salgına neden olan Zika
Virüs resmi olarak Mart ayındakilerle beraber toplam 171 olgudan izole edilmiştir.
Süreçte bölgede otoimmun, nörolojik bulgu ve belirti veren başka hastalıklarda da
artış tespit edildiğinden Zika ve Dengue (Dang humması) virüsü hastalıklarının
nedenleri ve olası bağlantıları üzerinde çalışmalar başlatılmıştır.
Sayfa | 5

Dengue (Dang humması): Dengue Ateşi (Dang humması) dünyada, başta tropikal
bölgeler olmak üzere en yaygın olarak görülen ve her yıl yaklaşık 50-100 milyon
kişiyi etkileyen vektör kaynaklı hastalıktır. Turistik aktivitelerin artmasıyla hastalık
tropikal olmayan bölgeler de görülmeye başlamıştır. 2012’de Potekiz’de yaşanan
Dengue salgını nedeniyle AB Bulaşıcı Hastalık Merkezi vektör kontrolü ve hastalığın
sürveyansı üzerinde önemle durmaktadır.2014’te Avrupa’da yerli Dengue Ateşi
salgını belirlenmemiştir.

Poliomyelit (Çocuk Felci): Aşıyla korunulabilen, viral, genellikle belirti vermeden
geçirilen ancak belirti verdiğinde sakat bırakan ve öldürücü olabilen esas olarak
çocuklara etki eden viral hastalıktır. Dünya genelinde eradikasyon programı
kapsamına alınmış ve Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’nün kimi bölgeleri “Polio’dan
Arındırılmış Bölge Sertifikası” almıştır. Aşılamada eksiklikler, kötü yaşam koşulları,
temiz su eksikliği ve hijyen bozukluğu hastalığın görülmesine yol açan ve yayılımını
arttıran temel nedenlerdir.
Polio günümüzde 3 ülkede (Afganistan, Pakistan ve Nijerya) sürekli/endemik olarak
görülmekte; 5 ülkede (Kamerun, Somali, Suriye, Etiyopya, Kenya) salgın
sürmektedir. Mart 2014 itibariyle Irak’ta 1 olgu belirlenmiştir.
Türkiye 2002 yılında bağlı bulunduğu DSÖ Avrupa Bölgesi ile beraber “Polio’dan
Arındırılmış Bölge Sertifikası” kapsamında çocuk felcini eradike etmiştir. Mart 2014
itibariyle iki komşusunda polio vakalarının varlığı nedeniyle düzenlediği 2 ek aşı
kampanyasına; 2 yeni aşı kampanyası daha eklemeyi planlamaktadır.
Küresel Polio/Çocuk Felci Eradikasyonunda önemli bir adım: Dünya Sağlık Örgütü
Uzak Doğu Bölgesi, Polio’dan Arındırılmış olarak sertifikalandı. Sertifika, bölgedeki
11 ülkede Vahşi Polio/çocuk felci virüsünün yok edildiği anlamına geliyor. Bu
Bölgeyle birlikte dünyada Polio’dan Arındırılmış Bölgelerde yaşayanların oranı dünya
nüfusunun %80’ine ulaşmış bulunuyor.

Ebola: Hastalık Gine’de ilk defa salgın yapmakla birlikte ülkenin doğu kısmında
başlayan salgın şu an başkent Conakry’ye ulaşmış durumda.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sayfa | 6

Amerika Birleşik Devletleri HIV/AIDS konusunda toplumsal farkındalık ve sağlıklı
cinsel davranış kültürü oluşturulması çabaları çerçevesinde 10 Mart’ta Amerikan
Ulusal Kadınlarda HIV/AIDS Farkındalık Gününü, 20 Mart’ta Amerika Birleşik
Devletleri (ABD) Ulusal Yerli HIV/AIDS Gününü kutladı.
İstatistiki çalışmalar, ABD toplumunda her 32 siyah kadından birisinin, her 106
Hispanik/Latin kadından birisinin ve her 526 beyaz kadından birisinin ömürleri içinde
HIV ile enfekte olacağını (eğer şimdiki eğilim devam ederse) öngörmektedir.
Ayrıca, ABD’de 19 bölgede yapılan bir araştırmada, 2009 yılında HIV tanısı alan
kadınların yalnızca yarısının 2010 yılında tedavilerine devam ediyor olduğunu ve
yarısından azında (4/10) viral süpresyonun sağlandığını gösterdi. (Viral süpresyon:
hastanın kanındaki virüs miktarının sağlıklı kalabilmesine yetecek düzeyde olduğu
manasına geliyor.)
CDC, riskli bireylere mutlaka yılda en az bir defa, seksüel olarak aktif gaylar,
biseksüeller ve diğer erkeklerle ilişkiye giren erkeklere her 3 ila 6 ayda bir ve
kadınlara hamile kaldıkları her seferde HIV testi olmalarını tavsiye ediyor.

Amerika Birleşik Devletleri, suyun önemine ve suyun değerine yönelik toplumsal
farkındalığı arttırma çabaları kapsamında 09-15 Martta Yeraltı Suyu Farkındalık
Haftasını ve 22 Mart Dünya Su Gününü kutladı. Kutlamalarda, Ulusal Yeraltı Suyu
Örgütü, içtiğimiz sudaki patojenlerin ya da kimyasalların gastrointestinal hastalıklar,
üreme problemleri, nörolojik bozukluklar gibi sağlık sorunlarına yol açabileceğine
dikkat çekti.

Amerika Birleşik Devletleri CDC, Mart 2014 seyahat uyarılarında Avrupa Birliği
benzer kuruluşu ECDC ile benzer bölgelerde, aynı hastalıklara dikkat çekiyor. CDC
ayrıca salgın yapma potansiyeli olan toplumsal olaylara ve afetlere de yer verip
(Filipinler’de Tayfun, Brezilya’da Dünya Kupası) salgından korunmak için yapılması
gerekenleri de bildiriyor.
-----------------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sayfa | 7

Dünya Sağlık Örgütü’ne 2013 yılında Kamerun’da VPV kaynaklı polio / çocuk felci
salgını olduğu raporlanmıştır. Kamerun’da Mart 2014 itibariyle ulusal çapta 3 aşı
kampanyası yapıldı. Önümüzdeki aylarda da yeni aşı kampanyalarının yürütüleceği
bildirildi. Salgınla baş etmede nitelikli ulusal çapta aşılama faaliyetlerinin yürütülmesi,
salgının boyutlarının belirlenmesi ve sürveyans sisteminin geliştirilmesi yaşamsal
önemdedir. Bu bölgelere gidecek olanların ve döneceklerin tam aşılı olmaları
gerekmektedir. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü, Kamerun’da süregelen Polio Virüs
dolaşımını, sürveyanstaki boşluklar ve Orta Afrika Cumhuriyetinden gelen
savunmasız mülteci nüfus akımı nedeniyle, Kamerun’dan başka ülkelere sıçrama
riskini çok yüksek olarak değerlendirmektedir.

Mart 2014 itibariyle Gine’de Ebola Hemorajik Ateşi salgını raporlanmıştır. Salgın
hızlı gelişmiş fatalite hızı %59 olarak hesaplanmıştır. Salgının kontrol altına
alınabilmesi için (malzeme, insan gücü, lojistik ve salgın yönetimi) ulusal ve
uluslararası düzeyde ortaklaşa çalışılmaktadır. DSÖ Gine’ye herhangi bir nedenle
seyahat kısıtlamasını tavsiye etmemektedir.

Dünya Sağlık Örgütü, 2014 yılı Dünya Tüberküloz Günü temasını “Hedef 3 Milyon
Kişi” olarak belirledi. Dünyada 9 milyon tbc hastasının 1/3’ünün ihtiyaç duydukları
bakımı alamadıkları, bu nedenle bu yıl atlanan 3 milyon kişiye erişmenin hedef olarak
koyulduğu belirtildi. Pek çok ülkede tbc tanısı koyma süreçleri uzun ve zordur. Kısıtlı
ve geleneksel laboratuvar olanaklarıyla, özellikle çoklu ilaca dirençli tbc tanısı
konulması 2 aydan uzun sürmektedir. Tüberkülozda çoklu ilaç direncini belirlemede
yeni tanı testleri geliştirilmiş ve bu teknolojinin kullanımı ile bu sürenin 2 saatten kısa
sürdüğü bildirilmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sayfa | 8

Birleşmiş Milletler Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB), Reçete ile satılan
ilaçların istismarının önemli bir sağlık sorunu olduğunu belirtti.
Başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere pek çok ülkede reçete ile satılan
ilaçların kötüye kullanımı yasadışı uyuşturucu kullanımından fazladır ve mevcut
kontrol mekanizmaları da bu durumun engellenmesinde yeterli değildir.

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, bireyleri, kuruluşları ve işletmeleri
iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik kampanyaya destek vermeye ve 29 Mart günü
ışıklarını bir saatliğine kapatmaya çağırdı.

Dünyada küresel ısınma sonucu ortaya çıkan kuraklık ve bilinçsizce açılan derin
sondaj kuyuları ile temiz su kaynaklarının aşırı tüketilmesi sonucu birçok bölgede
içme suyu temini problemleri yaşanmaktadır. Sınırlı miktardaki içilebilir nitelikli
temiz sular Dünyamız üzerinde düzensiz dağıldığından, temiz suya erişim belki de
gelecekteki en büyük zenginlik olacaktır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Orman Ve Su İşleri Bakanlığı tarafından İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi
Projesi ile ülkemizin tüm nehir havzalarında (25 havza) iklim değişikliğine yönelik
projeksiyonlar hazırlanacaktır. Havzalar özelinde yer altı su potansiyelinin ve yüzey su
seviyelerindeki değişimin tespit edileceği ve iklim değişikliği etkisiyle havzalardaki su
bütçesi değişimlerinin hesaplanacağı söz konusu proje ile hem yüzey suyu
kaynaklarımızın hem de yer altı sularımızın 2100 yılına kadar muhtemel durumunun
projekte edilmesini hedeflemektedir.
------------------------------------------------------------------------------------------------------

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, Toplum Sağlığı Merkezlerinde İş Sağlığı Ve Güvenliği
Hizmet Sunumu Modelleme Çalıştayında taşra personeli ile TSM’lerde İş Sağlığı ve
Güvenliği hizmetleri sunumuna dair usul ve esasların belirlenmesi, sahada tespit
edilen aksaklıklar ve çözüm önerileri konularını değerlendirdi.

18 – 21 Mart 2014 Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Bağışıklama Program
Yöneticileri Toplantısında bölgesel ve küresel bağışıklama programları, bağışıklamada
elde edilen başarılar, ülkelerin gelecekteki bağışıklama öncelikleri ve ulusal
bağışıklama sistemlerini güçlendirmek için sorunlu alanlar ile gelecekteki öncelikli
alanlar görüşülmüştür.
Sayfa | 9

Günümüzde artan nüfus, çevre sorunları, hareketli yaşam, kaynakların yetersizliği,
denetim eksikliği, ekonomik ve ticari kaygılar gibi birçok nedenden dolayı
ekosisteme kontrolsüz ve bilinçsiz bir biyosidal ürün aktarımı söz konusudur.
Biyosidal ürün kalıntıları; ekosistemdeki besin zincirinde, hava, yağmur, kar, toprak,
yeraltı suyu, yüzey suları, sis ve hatta kutuplardaki buz parçalarında dahi kalıntılar
oluşturmaktadır. Bu anlamda biyosidal ürünlerin üretiminden kullanımına kadar
geçen bütün aşamalarının çok titizlikle değerlendirilmesi, çevresel risk faktörlerinin
belirlenmesi ve iyi bir denetimle bu risklerin en aza indirilmesi gerekmektedir. Bunun
ilk adımı biyosidallerin üretiminden tüketimine kadar ki tüm tarafların katılımı ile
gerçekleştirilen Uluslararası Katılımlı Ulusal Biyosidal Kongresindeki eğitimler ile
atılmıştır.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Robert Koch tarafından M. tuberculosis basilinin
keşfedildiği gün olan 24 Mart 1882 gününe ithafen 1996 yılından itibaren her yıl 24
Mart tarihinde dünya genelinde “Dünya Tüberküloz Günü” etkinlikleri
düzenlenmesini önermiştir. Bu kapsamda her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizde
tüberküloz (verem) hastalığı konusunda toplumun bilgilendirilmesi ve bu hastalıkla
ilgili dünyada yaşanılan gelişmelerin paylaşılması amacıyla düzenlenen “24 Mart
Dünya Tüberküloz Günü” etkinlikleri çerçevesinde bütün yurtta çeşitli faaliyetler
yürütülmüştür.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu, 1. Ulusal Aşı Çalıştayı’nı Ankara'da düzenledi.
Çalıştayda çocukluk çağı, adolesan ve yetişkin aşı programları ile ülkemiz
Genişletilmiş Bağışıklama Programı kapsamında yer almayan aşılar ele alındı.

Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından akut halk sağlığı tehdidi taşıyan olayların
kaydedilmesi amacıyla Olay Yönetim Sistemini kurmuş olup, 31 Mart-2 Nisan 2014
tarihlerinde 81 ilde sisteme geçiş için Halk Sağlığı Müdürlüklerinden Bulaşıcı
Hastalıklar Kontrol Programları Şube Müdürü ve bir personele Ankara’da eğitim
vermiştir. Olay Yönetim Sistemi ile akut halk sağlığı tehdidi olarak belirlenmiş
olayların ilk girişi, güncellenmeleri, takibi ve kapatılması hedeflenmektedir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------
Sayfa | 10

Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2013 yılında %7,7’ye yükseldi:
Yaşlı (65 ve daha yukarı yaş) nüfus oranı 2013 yılında %7,7 iken nüfus
projeksiyonlarına göre 2023 yılında %10,2, 2050 yılında %20,8, 2075 yılında ise
%27,7’ye yükseleceği tahmin edildi. En yüksek yaşlı nüfus oranına 2012 yılında sahip
olan ilk üç ülke sırasıyla %24,4 ile Japonya, %21,1 ile Almanya ve %20,8 ile
İtalya’dır. Türkiye 2012 yılındaki bu sıralamada 91. sırada yer almaktadır.
--------------------------------------------------------------------------------------------------------

Ülkemizde yataklı tedavi kurumlarında hastane enfeksiyonları sürveyansı enfeksiyon
kontrol hekimleri ve hemşireleri tarafından “Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans
Standartları” kapsamında yürütülmekte; hastane enfeksiyonları sürveyans verileri
günlük olarak toplanıp kayıt altına alınmakta, Ulusal Hastane Enfeksiyonları
Sürveyans Ağı (UHESA) üzerinden bildirim yapılmaktadır.
Veriler, Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri, Sağlık Bakanlığı
Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri ve Özel Hastaneler’den
“Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Standartları” kapsamında aşağıda sunulan
birimlerden toplanmaktadır.
- Bütün yoğun bakım üniteleri ile yenidoğan yoğunbakım ünitelerinde beş doğum
ağırlığına (<750g. 751-1000g. 1001-1500g. 1501-2500g. >2500g) göre kategorize
edilerek tüm başlıklarda hastane enfeksiyonlarının hastaya dayalı sürveyansı,
- İkinci ve üçüncü düzey yoğun bakım ünitelerinde ilave olarak invaziv araç ilişkili
hastane enfeksiyonları sürveyansı,
- Yenidoğan yoğunbakım ünitelerinde doğum ağırlığına göre kategorize edilmiş
invaziv araç ilişkili hastane enfeksiyonu sürveyansı,
- Yatak sayısı baz alınarak ilgili listeden belirlenen ameliyatlarda ameliyat tipine
özgü cerrahi alan enfeksiyonu (CAE) sürveyansı yapılmaktadır.
Sayfa | 11
AYRINTILI RAPOR
_____________________________________________________________________
AVRUPA HASTALIKLARI ÖNLEME VE KONTROL MERKEZİ
BULAŞICI HASTALIK TEHDİTLERİ RAPORU
AVRUPA BİRLİĞİ TEHDİTLERİ
İnfluenza – Tüm Avrupa Birliği (AB) Bölgeleri – 2013 – 2014 Sezonu İzlemi
Influenza (grip): Klinik tanımlama - Kişide başka bir nedenle açıklanamayan; ani başlangıçlı
ateş (>38C) ve öksürük ve/veya boğaz ağrısı ile karakterize hastalık.
2009 yılındaki pandemiden bu yana Avrupa’daki İnfluenza bulaşı, kış aylarında gözlemlenen
küçük yükselme eğilimleri dışında sezonluk epidemik normallerinde seyretmektedir.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - klinik veri gönderen 30 ülkeden, 2’si yüksek yoğunluklu, 10’u orta
yoğunluklu ve 18’i düşük yoğunluklu influenza aktivitesi raporladı.
11/2014 haftası - klinik veri gönderen 28 ülkeden, 1’i yüksek yoğunluklu, 9’u orta yoğunluklu
ve 18’i düşük yoğunluklu influenza aktivitesi raporladı.
12/2014 haftası - Avrupa Birliğinin tüm bölgelerinde influenza aktivitesi influenza
A(H1)pdm09 ve A(H3) subtiplerinin dolaşımıyla beraber sabit yada düşme eğilimiyle birlikte
düşük yoğunluklu aktivite göstermekte.
13/2014 haftası - raporlama yapan 29 ülkeden 3’ü (Estonya, Yunanistan, Romanya) orta
yoğunluklu aktivite, bunların dışındaki ülkeler ise orta yoğunluklu aktivite raporladı.
İnfluenza aktivitesi orta yoğunluklu aktivite raporlayan, geniş coğrafi yayılım ve artış eğilimi
olan az sayıdaki ülkenin dışında azalmaktadır. İnfluenza dolaşımı hala influenza A(H1)pdm09
subtipinden yüksek oranda influenza A(H3) subtipi olarak devam etmektedir. İnfluenza (+)
örneklerin oranı azalmaktadır.
Boğmaca – Tüm Avrupa Birliği (AB) Bölgeleri – Avrupa Salgınlarının İzlemi
Boğmaca: Klinik tanımlama - Bir kişide en az 2 hafta süren öksürüğe aşağıdakilerden en az
birinin eşlik etmesi ile karakterize hastalık; Öksürük nöbetleri, İç çekmeli öksürük,
Öksürükten hemen sonra kusma, Öksürüğe yol açacak başka neden olmaması (pnömoni,
sinüzit, plörezi, v.b.).
Sayfa | 12
Geçen 3 yıl boyunca boğmaca vakalarının sayısı, aralarında Avrupa gibi yüksek aşılama
oranlarını sürdüren bölgelerin de dahil olduğu çeşitli bölgelerden raporlanan büyük salgınlarla
birlikte dünya çapında artmıştır. Son yıllarda çeşitli Avrupa Birliği ülkelerinde boğmacanın
tekrar alarm vermesiyle birlikte ECDC Avrupa Birliği üye ülkelerindeki boğmaca durumunu
tekrar izlem altına almaya başladı.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Şubat 2014 itibariyle medya ve mevcut sürveyans sistemi aracılığı ile
izlendiği kadarıyla devam eden büyük bir salgına dair herhangi bir belirteç yoktur.
11/2014 haftası - 12/2014 haftası - 13/2014 haftası – konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
Kızamık – Tüm Avrupa Birliği (AB) Bölgeleri – Avrupa Salgınlarının İzlemi
Kızamık: Klinik tanımlama - 38C’den yüksek ateş ve Yaygın makülopapüler döküntü ve,
Öksürük, burun akıntısı veya konjuktivit ile karakterize hastalık.
Kızamık, son derece bulaştırıcı, aşı ile önlenebilir bir hastalıktır; hastalık hala virüsün
transmisyon zincirini kırmak için gerekli olan aşılama oranlarını yakalayamamış birçok AB
ülkesinde endemik olarak görülüyor. ECDC (AB Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi)
kızamık bulaş ve salgınlarını AB bölgesinde ve komşu bölgelerde aylık olarak güçlendirilmiş
sürveyans ve epidemik araştırma aktiviteleri kapsamında izlemektedir. Kızamık eleminasyonu
her 2 dozda tüm popülasyonda % 95’in üzerinde aşılama başarısı, güçlü sürveyans ve etkin
salgın kontrol yöntemleri gerektirir.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - 11/2014 haftası - 12/2014 haftası – konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
13/2014 haftası - 2014 Şubat ayının sonu itibariyle Hollanda’da dini inanışlar nedeniyle
aşılama oranlarının düşük olduğu bölgelerde salgın olduğu bildirildi. Çeşitli yerel medya şu
an Hague Bölgesinde yeni bir salgının olduğunu raporluyor. Mart sonu itibariyle kızamık
salgının devam etmekte olduğu Avrupa Birliği ülkeleri: İspanya, Danimarka, Çek
Cumhuriyeti, Avusturya.
Cruise Gemisinde Kızamık Salgını – Akdeniz – 2014
Kızamık: Klinik tanımlama - 38C’den yüksek ateş ve Yaygın makülopapüler döküntü ve,
Öksürük, burun akıntısı veya konjuktivit ile karakterize hastalık.
Sayfa | 13
27 Şubat 2014 tarihinde İtalya, Kuzey Batı Akdeniz’de seyahat etmekte olan İtalya, Fransa ve
İspanya’ya liman ulaştırma isteğinde bulunan bir gemide kızamık salgını olduğunu raporladı.
13 mart 2014 itibariyle, hastalığı 20 Şubat - 01 Mart arasında sürmekte olan 27 kişide (22’si
kesin ve 5’i olası vaka) raporlama yapıldı. Çoğu vaka mürettebatın arasındandı. 2 tane
aşılanmamış süt çocuğu etkilenen yolcuların arasındaydı. Hastalığın bildiriminin önceden
yapılmaması yüzünden yolcu ve mürettebat arasından yeni çıkan vakaların yönetimi
yapılamadı. Epidemiyolojik ve moleküler kanıtlar gösteriyor ki salgın, Filipinler’de büyük ve
hala sürmekte olan kızamık salgını ile bağlantılı.
Haftalık Güncelleme:
12/2014 haftası - 20 Mart 2014 tarihi itibariyle bu salgınla ilgili olarak 29 vaka İtalya’dan ve
1 vaka Avusturya'dan olmak toplam 30 vaka raporlandı.
13/2014 haftası - 27 Mart 2014 tarihi itibariyle bu salgınla ilgili olarak 36 vaka İtalya’dan ve
1 vaka Avusturya'dan olmak üzere toplam 37 vaka raporlandı.
Kızamıkçık – Tüm Avrupa Birliği (AB) Bölgeleri – Avrupa Salgınlarının İzlemi
Kızamıkçık: Klinik tanımlama - Aşağıdaki belirtilerin tümünün görüldüğü hastalık
Ani başlangıçlı yaygın makulopapüler döküntü ve 37.2C den yüksek ateş ve artralji/artrit,
özellikle suboksipital bölgede lenfadenopati veya konjuktivit.
Kızamıkçık, Rubella virüsü tarafından bulaştırılır ve çoğu zaman Alman Kızamığı olarak
bilinir; hastalık genellikle hafif, kendini sınırlayan ve çoğu zaman kayda değer semptomu
olmadan geçer. İnsanları kızamıkçığa karşı immün hale getirmenin ana nedeni hamilelik
döneminde geçirildiğinde konjenital malformasyonlara yol açma riskinin yüksek oluşudur.
Tüm AB ülkelerinde erkek ve kız çocuklar en az 2 doz aşı ile kızamıkçığa karşı aşılanıyorlar.
Aşı kızamık aşısıyla aynı aralıkta KKK aşısının bir parçası olarak yapılıyor.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - 11/2014 haftası - 12/2014 haftası – konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
13/2014 haftası - Geçen ay boyunca yeni bir salgına rastlanmadı.
Sayfa | 14
AVRUPA BİRLİĞİ DIŞI TEHDİTLER
İnfluenza A(H7N9) – Çin – İnsan Vakaları İzlemi
Influenza (grip): Klinik tanımlama - Kişide başka bir nedenle açıklanamayan; ani başlangıçlı
ateş (>38C) ve öksürük ve/veya boğaz ağrısı ile karakterize hastalık.
Mart 2013’de Çin’de hastalarda kuşlardan geçen yeni bir İnfluenza A(H7N9) vakası saptandı.
Mart 2013 itibariyle 116 ölümü de içeren 380 vaka raporlandı. Çoğu vaka birbiriyle
bağlantısızdı ve salgının en mantıklı açıklaması kümes hayvanlarından insanlara sporadik
geçişlerin olduğu şeklindeydi. Maruz kalınan insandan insana geçiş belgelenemedi. Ekim
2013’den beri 245 vaka bildirildi, bildirilen vakaların büyük çoğunluğu ilk olarak hastalığın
çıktığı bölgelerden olan ya da bu bölgelere seyahat öyküsü olan kişilerdi.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Çin’de 28 Şubat – 06 Mart arasında 10 yeni İnfluenza A(H7N9) vakası
raporlandı: Zheijang (3), Guangdong (3), Hunan (2), Jiangsu (1) ve Guangxi (1).
11/2014 haftası - Çin’de 07 Mart – 13 Mart 2014 arasında 8 yeni İnfluenza A(H7N9) vakası
raporlandı: Guangdong (6), Jiangsu (1) ve Fujian (1).
12/2014 haftası - Çin’de 14 Mart – 20 Mart 2014 arasında 6 yeni İnfluenza A(H7N9) vakası
raporlandı: Guangdong Bölgesi (3), Anhui Bölgesi (1), Hunan Bölgesi (1) and Hong Kong
(1).
13/2014 haftası - Çin’de 21 Mart – 27 Mart 2014 arasında 7 yeni İnfluenza A(H7N9) vakası
raporlandı: Guangdong Bölgesinde (5), Anhui Bölgesinde (1) and Hunan Bölgesinde (1).
İnfluenza A(H5N1) – Tüm Dünyada – İnsan Vakaları İzlemi
Influenza (grip): Klinik tanımlama - Kişide başka bir nedenle açıklanamayan; ani başlangıçlı
ateş (>38C) ve öksürük ve/veya boğaz ağrısı ile karakterize hastalık.
İnfluenza A(H5N1) virüsü, yaygın olarak bilinen adıyla kuş gribi, insan enfeksiyonlarında
%60 oranında fatalite ile giden bir enfeksiyondur. Belli Asya ve Afrika ülkelerinde genellikle
ölü yada hasta kümes hayvanlarıyla temas sonrası olmak üzere sporadik vakaların
raporlanması devam etmektedir. Avrupa’dan hiç insan vakası raporlanmadı.
Sayfa | 15
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
11/2014 haftası - Geçen ay boyunca tüm dünyada toplam 8 yeni İnfluenza A(H5N1)
infeksiyonu insan vakası raporlandı, 5’si Kamboçya’dan, 2’si Çin’den ve 1’i Vietnam’dan.
12/2014 haftası - 13/2014 haftası - konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
Chikungunya Salgını – Karayipler, 2013-2014
Chikungunya: Klinik tanımlama – Kişide ani başlangıçlı ateş (>38C) ve diğer tıbbi nedenlerle
açıklanamayan artralji/artrit ile karakterize hastalık.
6 Aralık 2013’de Fransız Karayiplerindeki Saint Martin adasının Fransız kesiminde 2 adet
laboratuar teyitli Chikungunya vakası raporladı. Daha sonrasında adanın Alman kesiminde
lokal bulaş da teyit edildi. Bu Amerika’da belgelenmiş ilk yerli bulaş nedenli Chikungunya
salgınıydı. 06 Mart 2014 itibariyle bölgede şüpheli vaka sayısı neredeyse 8.000’e ulaştı.
Bölgeden 3 ölümcül vaka raporlandı.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Geçen hafta boyunca etkilenen bazı bölgelerde raporlanan yeni vaka sayısı
arttı. Yeni etkilenen bir bölge ya da ada raporlanmadı. Güney Amerika kıtasındaki etkilenen
adalar: Saint Martin, Martinique, Saint Barthélemy, Guadeloupe, Virgin Islands (UK), Sint
Maarten, Anguilla, Dominica, Aruba, Saint Kitts, Nevis ve French Guiana.
11/2014 haftası - Geçen hafta boyunca etkilenen bazı bölgelerde raporlanan vaka sayısı arttı
ancak artış önceki haftalara oranla daha düşük miktardaydı. Yeni etkilenen bir bölge ya da ada
raporlanmadı. Güney Amerika kıtasındaki etkilenen adalar: Saint Martin, Martinique, Saint
Barthélemy, Guadeloupe, Virgin Islands (UK), Sint Maarten, Anguilla, Dominica, Aruba,
Saint Kitts and Nevis and French Guiana. Fransız Antillerinin vaka kümelenmesi olan bazı
bölgelerinde sağlık otoritesi şüpheli vakaların tümünün laboratuarda teyit edilmesine gerek
olmadığına karar verdi.
Sayfa | 16
12/2014 haftası - Geçen hafta boyunca etkilenen bazı bölgelerde raporlanan vaka sayısı arttı
ancak artış Dominica dışında önceki haftalara oranla daha düşük miktardaydı. Yeni etkilenen
bir bölge ya da ada raporlanmadı. Güney Amerika kıtasındaki etkilenen adalar: Saint Martin,
Martinique, Saint Barthélemy, Guadeloupe, Virgin Islands (UK), Sint Maarten, Anguilla,
Dominica, Aruba, Saint Kitts, Nevis ve French Guiana. Fransız Antillerinin vaka
kümelenmesi olan bazı bölgelerinde sağlık otoritesi şüpheli vakaların tümünün laboratuarda
teyit edilmesine gerek olmadığına karar verdi.
13/2014 haftası -Geçen hafta boyunca etkilenmiş alanların çoğunda vaka sayıları arttı ancak
French Antilles’de önceki haftalarda gözlemlenen artış hızından daha düşük hızda. Martinique
ve Guadeloupe’de yeni etkilenen belediyeler oldu. ProMED İspanya’da yayınlanan ve Sağlık
Bakanlığı raporundan alıntı yapıldığı belirtilen bir raporda Dominic Cumhuriyetinde büyük
bir Chikunya salgınından şüphelenildiği belirtildi. Örnekler teyit için CDC Atlanta’ya
gönderildi. Güney Amerika kıtasındaki etkilenen adalar Saint Martin, Martinique, Saint
Barthélemy, Guadeloupe, Virgin Islands (UK), Sint Maarten, Anguilla, Dominica, Aruba,
Saint Kitts, Nevis ve French Guiana. Fransız Antillerinin vaka kümelenmesi olan bazı
bölgelerinde sağlık otoritesi şüpheli vakaların tümünün laboratuarda teyit edilmesine gerek
olmadığına karar verdi.
Zika Virüs Enfeksiyonu Salgını – Pasifik, 2013 – 2014
Zika virüs Enfeksiyonu: Klinik tanımlama – kişide ani başlangıçlı yaygın makular ya da
papüler döküntü ve artrit yada artralji veya non-pürülan konjunktivit.
2 adet Fransız denizaşırı bölgesi (Fransız Polynesia ve New Caledonia) Zika Virüs
Enfeksiyonu (ZIKAV) salgınından etkilendi. Bu Pasifik’te raporlanan 2. ZIKAV enfeksiyonu
salgınıydı. Fransız Polynesia’da salgının çıktığı Ekim 2013’den beri tahminen 29.000 kişi
Zika benzeri semptomlar nedeniyle tıbbi yardım aldı. Bölgede halihazırda bir dengue salgını
devam etmektedir. Fransız Polynesia’sı sağlık otoritesi, bölgede eş zamanlı olarak nörolojik
sendromlarda ve otoimmün hastalıklarda ciddi bir artışın olduğunu bildirdi. Zika ve Dengue
virüsünün nedenleri ve olası bağlantıları araştırılmakta.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Fransız Polynesia’dan geçen hafta itibariyle yeni bir güncelleme olmadı. 21
şubat itibariyle 8500’ün üzerinde şüpheli vaka bulunmaktadır. 41’i Guillain-Barre Sendromu
olan, 74 nörolojik ve otoimmün semptomları olan vaka mevcuttur. Salgın adaların nüfus
yoğunluğunu azaltmaktadır.
Sayfa | 17
Geçen hafta boyunca New Caledonia’da ek olarak 31 yerli ZIKAV enfeksiyonu vakası
eklendi. 05 Mart 2014 itibariyle vaka sayısı 139’u yerli olan 171 kesin vakaya ulaştı.
Raporlanan nörolojik komplikasyon yok.
11 şubat 2014 itibariyle Pasifik Okyanusunda Şili Bölgesinde Easter Adasında yeni bir
ZIKAV enfeksiyonu vakası raporlandı. Şili’de Easter Adasında yapılan retrospektif
araştırmada vaka tanımına uyan 40 şüpheli Zika Virüs enfeksiyonu vakasına rastlanıldı. Bu
Amerika’da raporlanan ilk lokal çıkışlı ZIKAV enfeksiyonuydu.
25 Şubat 2014 tarihinde Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü (NIPH) 1 adet kesin ZIKAV
enfeksiyonu vakası raporladı; vaka Tahiti’den dönen bir turistti.
11/2014 haftası - Zika Virüs (ZIKAV) salgını Cook Adalarına ulaştı. Bu ülkede raporlanan ilk
Zika Virüs (ZIKAV) vakasıydı. 13 mart 2014 itibariyle bölgede 19’u teyit edilmiş 188 zika
benzeri semptomları olan vaka mevcut. İlk vaka Tahiti’den dönen bir yolcuydu.
Fransız Polynesia’da geçen güncellemeden bu yana 1 yeni Guillain-Barre Sendromu ve 1 yeni
başka nörolojik komplikasyonları olan vaka görüldü. Ekim 2013 ve 07 Mart 2014 arasında
39’u geçen hafta raporlanan toplam 8633 ZIKAV vakası görüldü.
New Caledonia’da, 11 Mart 2014 itibariyle Kasım 2013’den bu yana 169’u yerli olan toplam
201 ZIKAV vakası kaydedildi.
Şili’ye bağlı bir bölge olan Easter Adasında 7 Mart 2014 itibariyle 40 şüpheli ve 1 kesin
ZIKAV vakası saptandı.
12/2014 haftası - Fransız Polynesia’da Ekim 2013 ve 18 Mart 2014 arasında 14’ü geçen hafta
raporlanan toplam 8647 ZIKAV vakası görüldü. Epidemi tüm adalarda düşüş eğiliminde.
Önceki güncellemeden bu yana yeni Guillain-Barre Sendromu yada başka nörolojik
komplikasyon raporlanmadı.
New Caledonia’da, 18 Mart 2014 itibariyle Kasım 2013’den bu yana 244’ü yerli olan toplam
276 ZIKAV vakası kaydedildi. Noumea ve Dumbea vakaların başlıca raporlandığı bölgelerdi
ki neredeyse tüm vakaların %30 - %45’i buralardan raporlandı.
Cook Adalarından vakalarla ilgili yeni bir güncelleştirmeye ulaşılamadı. 13 Mart 2014
itibariyle bölgede 19’u teyit edilmiş 188 zika benzeri semptomları olan vaka mevcuttu. İlk
vaka Tahiti’den dönen bir yolcuydu.
Şili’ya bağlı bir bölge olan Easter Adasında ilk teyit edilmiş Zika Virüs Enfeksiyonu vakası
28 Ocak 2014’da Easter Adası’nda oturan bir kişide saptandı. Ek olarak saptanan 40 kişi hala
daha teyit edilmedi.
Sayfa | 18
Dengue (Dang humması) – Tüm Dünyada – Sezonluk Epidemi İzlemi
Dengue (Dang humması): Klinik tanımlama – kişilerde özellikleri çoğu kez yaşla değişen bir
hastalıktır. Bebeklerde ve küçük çocuklarda çoğu kez ayırt edilemeyen ateşli hastalık şeklinde
görülür ve sıklıkla beraberinde makülo-papüler döküntü de bulunur. Daha büyük çocuklarda
ve yetişkinlerde hafif ateşli bir sendrom yada klasik halsiz bırakan bir hastalık ve beraberinde
yüksek ateş nöbetleri, bazen 2 defaya kadar pik yapabilir (arada ateş düşer), şiddetli baş ağrısı,
gözlerin arkasında ağrı, kas, kemik yada eklem ağrısı, bulantı, kusma ve döküntüler şeklinde
seyreder.
Dengue Ateşi (Dang humması) dünyada, başta tropikal bölgeler olmak üzere en yaygın olarak
görülen ve her yıl yaklaşık 50-100 milyon kişiyi etkileyen vektör kaynaklı bir hastalık. Son
yıllarda endemik olmayan bölgelerdeki sporadik yerli vakalar incelendiğinde bulaştırıcı
vektörlerin bulunduğu Avrupa Birliği ülkelerinde lokal olarak edinsel vakaların ortaya çıkma
riskinin altını çizmekte. Portekiz’in Madeira özerk bölgesinde Ekim 2012’de görülen Dengue
Ateşi salgını, gelecek açısından diğer Avrupa Birliği ülkelerinde de vektör kontrolü ve
sürveyansın altını çizmekte.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - 2014 yılı boyunca Avrupa’dan yerli Dengue Ateşi (Dang humması) vakası
bildirimi olmadı.
11/2014 haftası - konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
12/2014 haftası - 2014 yılı boyunca Avrupa’dan yerli Dengue Ateşi (Dang humması) vakası
bildirimi olmadı.
13/2014 haftası - konu ile ilgili raporlama yapılmamıştır.
Orta Doğu Respiratuar Sendrom – coronavirüs (MERS CoV) - Tüm Dünyada
Orta Doğu Respiratuar Sendrom – coronavirüs: Klinik tanımlama – akciğer parankimal
hastalığı olduğu klinik, radyolojik ya da histo- patolojik olarak kanıtlanan ateşli akut
respiratuar hastalığı olan kişi.
Sayfa | 19
Nisan 2012’den bu yana, 82 ölümü içeren 189 laboratuvarda teyit edilmiş vaka, ulusal sağlık
otoritelerince Orta Doğu Respiratuar Sendrom - Coronavirüsünce (MERS CoV) oluşturulmuş
akut respiratuar hastalık olarak raporlandı. Bu zamana kadar tüm vakalar Orta Doğuda
görüldü ve hepsinin Orta Doğuda ilk olarak enfekte olan vakayla direkt ilişkisi vardı ya da
Orta Doğudan gelmişlerdi. Virüsün kaynağı hala belirlenemedi ancak bulaş şekli Orta Doğuda
insanların sporadik olarak zoonotik geçişten enfekte olduğu hayvan rezervuarı işaret ediyor.
Hastanelerde ve yakın ilişkilerde insandan insana bulaş gösterildi ancak insanlar arasında
bulaşı gösterecek kanıt yok. MERS CoV genetik olarak SARS salgınına yol açan
Coronavirüsden farklı bir virüs.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Önceki CDTR’den bu yana Suudi Arabistan Sağlık Otoritelerince 2 yeni
vaka raporlandı. Raporlanan vakaların 2’si de erkek ve ek olarak kronik hastalıkları olan
kişilerdi. Vakalardan birisi hayatını kaybetti.
11/2014 haftası - Önceki CDTR’den bu yana Suudi Arabistan Sağlık Otoritelerince 2 yeni
vaka raporlandı. Vakalardan birisi semptonları olmayan Suudi Arabistan Riyad bölgesinden
bir vatandaştı. 2. Vaka ise 68 yaşında ek hastalıkları olan Birleşmiş Arap Emirlikleri’nden
erkek bir hastaydı.
12/2014 haftası - Önceki CDTR’den buyana Orta Doğu’da 10 yeni vaka daha raporlandı. 8
vaka Riyadh / Saudi Arabia’dan, 1’er vaka Abu Dhabi / United Arab Emirates, Kuwait’den
raporlandı.
13/2014 haftası - Önceki CDTR’den buyana Orta Doğu’da 5 yeni vaka daha raporlandı. 3
vaka Riyadh / Saudi Arabia’dan, 2 vaka Abu Dhabi / United Arab Emirates’den raporlandı.
Poliomyelit - Tüm Dünyada – Küresel salgınların izlemi
Poliomyelit: Klinik tanımlama – 15 yaşından küçük bir kişide şiddetli travma dışında,
herhangi bir nedenle akut flask paralizi olmasıdır. Ancak, 15 yaşından büyük kişilerde, yaşı
ne olursa olsun, hekimin klinik olarak Polio’dan kuşkulandığı akut flask paralizili hastalar da
inceleme ve izleme alınmalıdır.
Polio, sakat bırakan ve öldürme potansiyeli olan esas olarak çocuklara etki eden aşı ile
önlenebilir bir hastalıktır, hastalık dünya çapındaki halk sağlığı çabalarıyla neredeyse eradike
ediliyordu. Polio 3 ülkede endemik olarak kaldı: Afganistan, Pakistan ve Nijerya ve 5 ülkede
mevcut bir salgın devam etmekte: Kamerun, Somali, Suriye, Etiyopya, Kenya.
Sayfa | 20
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - Geçen hafta boyunca DSÖ’ye (Dünya Sağlık Örgütü) 6 yeni Vahşi Polio
Virüs Tip-1 (WPV-1) vakası raporlandı. 2 vakanın semptomları 2013’den bu yana devam
etmekteydi.
11/2014 haftası - Geçen hafta boyunca DSÖ’ye (Dünya Sağlık Örgütü) 5 yeni Vahşi Polio
Virüs Tip-1 (WPV-1) vakası raporlandı; vakaların hepsinin semptomları 2014 yılı içinde
başlamıştı.
12/2014 haftası - Geçen hafta boyunca DSÖ’ye (Dünya Sağlık Örgütü) 4 yeni Vahşi Polio
Virüs Tip-1 (WPV-1) vakası raporlandı; vakaların biri 1999’dan bu yana vaka görülmeyen bir
ülke olan Equatorial Guinea’den raporlandı.
13/2014 haftası - Geçen hafta boyunca DSÖ’ye (Dünya Sağlık Örgütü) 4 yeni Vahşi Polio
Virüs Tip-1 (WPV-1) vakası raporlandı; vakaların biri 2000’den bu yana vaka görülmeyen bir
ülke olan Irak’dan raporlandı.
Hindistan’da yapılan bir törenle birlikte Dünya Sağlık Örgütü Uzak Doğu Bölgesi, Polio’dan
Arındırılmış olarak sertifikalandı. Bu bölgedeki 11 ülkede polio virüs bulaşının engellendiği
anlamına geliyor. Bu başarı Global Polio Eradikasyonunda büyük bir bir adım, böylelikle
dünyada Polio’dan Arındırılmış Bölgelerde yaşayanların oranı dünya nüfusunun %80’ine
ulaştı.
Ebola Salgını – Guinea – 2014
Ebola: Klinik tanımlama – kişiler ateş ve hemoraji belirtileri gösterirler.
Şubat 2014’den buyana Guinea’da halihazırda bir Ebola Hemorajik Ateşi salgını devam
ediyor. Ülkenin doğu kısmında başlayan salgın şu an başkent Conakry’ye ulaştı. Bu
Guinea’da raporlanan ilk Ebola Salgınıydı. Vakaları aktif olarak araştırmak ve yönetmek,
temasları izlemek ve takip etmek ve halkı salgının önlenmesi ve kontrolü açısından
bilinçlendirmek için multidisipliner takımlar görevlendirildi. Guinea sınırı boyunca uzanan
Liberya ve Sirerra Leone’de rapor edilen vakalar üzerindeki incelemeler devam etmekte.
Şimdiye dek, Guinea dışında teyit edilmiş vaka rapor edilmedi.
Haftalık Güncelleme:
10/2014 haftası - 11/2014 haftası - 12/2014 haftası – 13/2014 haftası – konu ile ilgili
raporlama yapılmamıştır. Ancak 13/2014 haftasında haber çıkışı yapılmıştır.
Sayfa | 21
TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU
İNFLUENZA (GRİP) SÜRVEYANS RAPORU
Sentinel İnfluenza Sürveyansı: Nedir? Neden Yapılıyor?
Mevsimsel Grip ülkemiz ve dünyada her yıl milyonlarca insanı etkilemekte, genel olarak
bilindiğinden çok daha fazla sayıda hastane yatışları ve ölümlere neden olmaktadır.
Ülkemizde grip hastalığını izlemek, olası salgınları önceden fark etmek, grip virüsünün
yaygınlığını ve tiplerini tespit etmek, elde edilen bilgilerle ülkemizi dünya genelindeki bilgiler
ile birlikte değerlendirmek ve sonuç olarak vatandaşlarımızı gripten korumak amaçları ile
Sağlık Bakanlığımız bünyesinde 2005 yılından beri yürütülen çalışmaya “Sentinel İnfluenza
Sürveyansı” denir. Haftalık İnfluenza Sürveyans Raporu, bu sürveyansın haftalık sonuçları ile
birlikte ülkemiz ve dünyadaki son durumu özetleyen bir rapordur.
Haftalık Özetler:
Sayfa | 22
03 Mart – 09 Mart Haftası (2014/10):
Ülkemizde 2014 yılı 10. haftası itibariyle çalışılan numunelerdeki influenza pozitiflik yüzdesi
mevsimsel olarak olağan düzeyde (%8) seyretmiş olup, İnfluenza B tipindeki mevsimsel grip
virüsü diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre son haftalarda beklendiği gibi daha fazla
görülüyor olsa da, bu grip sezonunun genelinde A(H3N2) tipindeki mevsimsel grip virüsü
diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre şu ana kadar toplamda daha fazla görülmüştür.
Avrupa’da ise 2014 yılı 9. haftası itibariyle grip hareketliliği güney ve batı bölgelerde
azalmaya devam ederken kıtanın diğer bölgelerinde yer alan birkaç ülkede artmış olup,
İnfluenza A(H3N2) ve İnfluenza B ile birlikte tespit edilen İnfluenza A(H1N1) tipindeki
mevsimsel grip virüsü diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre bu sezon daha fazla
görülmeye devam etmiştir.
10 Mart – 16 Mart Haftası (2014/11):
Ülkemizde 2014 yılı 11. haftası itibariyle çalışılan numunelerdeki influenza pozitiflik yüzdesi
önceki haftalara göre azalarak %5’e inmiş olup 113 numunenin 6’sında mevsimsel bir
İnfluenza virüsü olan İnfluenza B tespit edilmiştir. Avrupa’da ise 2014 yılı 10. haftası
itibariyle grip hareketliliği kıtanın çoğu bölgesinde azalmaya devam etmiş olup, İnfluenza
A(H3N2) ve İnfluenza B ile birlikte tespit edilen İnfluenza A(H1N1) tipindeki mevsimsel grip
virüsü diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre bu sezon daha fazla görülmeye devam
etmiştir.
17 Mart – 23 Mart Haftası (2014/12):
Ülkemizde 2014 yılı 12. haftası itibariyle çalışılan numunelerdeki influenza pozitiflik yüzdesi
mevsimsel olarak olağan düzeyde (%13) seyretmiş olup çalışılan 100 numunenin 13’ünde
mevsimsel bir İnfluenza virüsü olan İnfluenza B tespit edilmiştir. Diğer solunum yolu
virüsleri açısından da çalışılan 62 numune içerisinde 7 RSV, 6 Coronavirüs, 1 Rhinovirüs ve 1
de Human metapneumovirus tespit edilmiştir. Avrupa’da ise 2014 yılı 11. haftası itibariyle
grip hareketliliği kıtanın çoğu bölgesinde azalmaya devam etmiş olup, İnfluenza A(H3N2)
tipindeki mevsimsel grip virüsü diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre daha çok tespit
edilmiş olsa da bu sezonun toplamında İnfluenza A(H1N1) tipindeki mevsimsel grip virüsü şu
ana kadar en çok tespit edilen İnfluenza virüsü olmuştur.
Sayfa | 23
24 Mart – 30 Mart Haftası (2014/13):
Ülkemizde 2014 yılı 13. haftası itibariyle çalışılan numunelerdeki influenza pozitiflik yüzdesi
mevsimsel olarak olağan düzeyde (%9) seyretmiş olup çalışılan 66 numunenin 6’sında
mevsimsel bir İnfluenza virüsü olan İnfluenza B tespit edilmiştir. Diğer solunum yolu
virüsleri açısından da çalışılan 38 numune içerisinde 1 RSV, 4 Coronavirüs ve 3 Rhinovirüs
tespit edilmiştir. Avrupa’da ise 2014 yılı 12. haftası itibariyle grip hareketliliği kıtanın çoğu
bölgesinde azalmaya devam etmiş olup, İnfluenza A(H3N2) tipindeki mevsimsel grip virüsü
diğer mevsimsel grip virüsü tiplerine göre daha çok tespit edilmiş olsa da bu sezonun
toplamında İnfluenza A(H1N1) tipindeki mevsimsel grip virüsü şu ana kadar en çok tespit
edilen İnfluenza virüsü olmuştur.
AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ
HASTALIKLARI KONTROL VE ÖNLEME MERKEZİ
HABERLER
Amerika Ulusal Kadınlarda HIV/AIDS Farkındalık Günü
Ulusal Kadınlarda HIV/AIDS Farkındalık Günü 10 Mart tarihinde kutlandı. Ulusal
Kadınlarda HIV/AIDS Farkındalık Günü her yıl ülke çapında kuruluş ve toplulukların
kadınların kendilerini ve partnerlerini HIV’den - gerekli korunma önlemleri, test ve tedavileri
olarak - korumalarına yardımcı olmak amacıyla bir araya geldikleri bir gündür. Kutlamalar
ABD Sağlık Ve İnsani İşler Bakanlığı’nın Kadın Sağlığı Bölümünün sponsorluğunda
gerçekleşir.
KADINLARDA HIV
2014 yılında, kadınlar (13 yaş ve üstü) ABD’de yaşayan 1.1 milyon HIV’linin dörtte birini
oluşturuyordu. Bu enfekte bayanların büyük çoğunluğu (%75) erkeklerle seks yapmalarının
ardından; geri kalan kısmı ise enjektable ilaç kullanımı sonucu enfekte olmuştur.
Siyah/Afrikalı Amerikalı ve Hispanik/Latin bayanlar HIV’den hastalığın tüm aşamalarında
beyaz kadınlara oranla daha fazla etkilenmişlerdir. Siyah kadınlarda yeni HIV vakalarındaki
ciddi azalmaya rağmen (2008 – 2010 arasında %21) her 32 siyah kadından birisi ömürleri
içinde HIV ile enfekte olacak (eğer şimdiki eğilim devam ederse). Bu oran Hispanik/Latin
bayanlarda 106 kadından bir ve beyaz kadınlarda 526 kadında birdir.
Sayfa | 24
HIV tanısı konulan çoğu kadın almaları gereken bakımı alamıyor. ABD’de 19 bölgede
yapılan bir araştırmada 2009 yılında HIV tanısı alan kadınların yalnızca yarısı 2010 yılında
tedavilerine devam ediyordu ve yarısından azında (4/10) viral süpresyon sağlanmıştı. Viral
süpresyon: hastanın kanındaki virüs miktarının sağlıklı kalabilmesine yetecek düzeyde olduğu
manasına geliyor. Viral süpresyon, ayrıca virüsün başkanlarına bulaşma olasılığının da büyük
miktarda azalmasına yol açar.
Yeraltı Suyu Farkındalık Haftası 09 – 15 Mart 2014
Kullandığımız suların çoğu yeraltı kaynaklarından sağlanıyor. Yeraltı Suyu Farkındalık
Haftası boyunca yeraltı suları, yeraltı sularını sağlıklı tutma ve kendi yeraltı suyumuzu
koruma yolları hakkında daha fazla şey öğrenin.
Temiz su, dünyanın en değerli kaynağıdır. İnsanlar suyu her gün bir şekilde kullanırlar, ama
içmek için ama banyo, geri dönüşüm, tarım, soğutma, sanayi ve tıbbi işler için. Sonuçta su,
herkes için hayati bir öneme sahiptir; çoğu kişi kullandığımız suların büyük oranda yeraltı
kaynaklarından geldiğinin farkında değildir.
Yeraltı Suyu Farkındalık Haftası, her yıl Ulusal Yeraltı Suyu Örgütü sponsorluğunda
kutlanmaktadır. Bu kutlamanın amacı yeraltı sularının tüm insanlar ve çevre için ne kadar
önemli olduğunu vurgulamaktır.
Yeraltı sularının içeriği bazen çevrenin etkisiyle doğal olarak değişir (örneğin, arsenik, radon
gibi), ancak daha büyük oranda insan aktiviteleri sonucu değişir. Bu insan aktiviteleri, gübre
ve pestisitlerin yanlış kullanımını; fosseptik sistemlerinin düzenlenmesini, atıkların
depolanmasını, endüstriyel kimyasal atıklar vb… içerir. 1971’den 2006 yılına kadar meydana
gelen içme suyu salgınlarının %31’i işlenmemiş kaynak suları ya da %23’ü yeraltı suyundaki
bozukluk nedeniyle gerçekleşmiştir. Bu süreçte yeraltı suyu kaynaklı salgınlarda en
sıkgözlenen patojenler ise Shigella türleri, hepatitis A virus, norovirus, Giardia intestinalis,
Campylobacter türleri ve Salmonella türleri olmuştur.
İçtiğimiz suda patojenlerin ya da kimyasalların bulunması gastrointestinal hastalıklar, üreme
problemleri, nörolojik bozukluklar gibi sağlık sorunlarına yol açabilir.
Sayfa | 25
Tbc’yi Bul. Tbc’yi tedavi et. Tbc’yi Elemine Etmek İçin Beraber Çalışmak.
Dünya Tbc Günü bu hayatı tehdit eden hastalığa karşı tekrardan farkındalık oluşmasını
sağlıyor.
ABD’de raporlanan Tbc vakalarının sayısı 1993 yılından bu yana azalıyor. Buna rağmen Tbc
bu ülkede hala hayatı tehdit eden bir hastalık. Çünkü Tbc mikrobu hava yoluyla bir insandan
diğerine bulaşabilir ve herkes bu mikrobu alabilir. Bu hastalığın sınırları yok; bugün ABD’de
insanlar Tbc yüzünden acı çekmekteler.
Her yıl Dünya Tbc Günü 24 Mart tarihinde kutlanıyor. Tbc dünyanın en ölümcül
hastalıklarındandır. Yaklaşık olarak 2 milyar insan – dünyadaki insanların üçte biri – Tbc
mikrobuyla enfekte. 2012 yılında, 8.6 milyon insan Tbc’ye yakalandı ve 1.3 milyon insan
öldü.
2014 Dünya Su Günü Hakkında Bilgilen
Her yıl 22 Mart Dünya Su Günü uluslararası dikkati tatlı su kaynaklarının korunması ve
geliştirilmesine çekiyor.
Su ve enerji birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. Enerjinin çeşitli formları vardır ve su, enerjinin
üretiminde, taşınmasında ve kullanımında çeşitli derecelerde büyük önem taşır ve bu
aktiviteler su kaynaklarına çeşitli etkilerde bulunur.
-
Su enerji gerektirir ve enerji su gerektirir.
Kaynaklar sınırlı ve talep artıyor.
Enerji tasarrufu su tasarrufudur. Su tasarrufu etmek enerji tasarrufu yapmak demektir.
Milyarlarca insan acilen su ve sanitasyon hizmetleri ile elektriğe ihtiyaç duyuyor.
Su ve enerjinin etkin kullanımını sağlamak önemlidir.
Ulusal Yerli Halk HIV/AIDS Farkındalık Günü 2014
20 Mart 2014, Ulusal Yerli Halk HIV/AIDS Farkındalık Günüdür. Bu gün tüm ABD’deki
yerli halk için HIV ve AIDS hakkında bilgi edinmek, HIV testi yaptırma cesaretini göstermek
ve HIV’den korunmak için bir fırsat.
Sayfa | 26
20 Mart’da HIV ve AIDS’in Kızılderililer, Alaska Yerlileri ve Havai Yerlileri üzerine olan
etkilerini hatırlıyoruz. 8.’sini kutladığımız bu ulusal etkinlik yerli halkın HIV konusundaki
farkındalığını arttırmak ve bu topluluklara hangi risklerin kendilerini beklediğini anlamaları
konusunda yardımcı olmak ve kişileri HIV testi olmaları konusunda cesaretlendirmek için bir
şans.
CDC yetişkin ve ergen bireylere yılda en az 1 kez rutin olarak sağlık bakımlarının içinde HIV
testi olmalarını öneriyor. Riskli bireyler mutlaka yılda en az bir kez test olmalılar. Seksüel
olarak aktif gaylar, biseksüeller ve diğer erkeklerle ilişkiye giren erkekler her 3 ila 6 ayda bir
HIV testi olmaktan yarar sağlayacaklardır. Kadınlar hamile kaldıkları her seferde HIV testi
olmalıdırlar.
Hepsinin ötesinde HIV enfekte Amerikalıların % 20’si enfekte olduklarını bilmiyorlar. Yerli
Havai’liler 12 ayda en fazla HIV tanısı alan topluluk (%46), Kızılderililer ve yerli Alaskalılar
ise %38 ile 2. en sık HIV tanısı alan topluluk.
SEYAHAT UYARILARI
Caledonia’da Zika Ateşi
Güncelleme: 06 Mart 2014
CDC, New Caledonia’ya seyahat edeceklere kendilerini sivrisinek ısırıklarından korumasını
tavsiye ediyor.
Zika Virüsün Görüldüğü Bölgeler:
Resim1: 1947-2007 yılları arasında zika virüsün yaklaşık olarak görüldüğü bölgeler.
(Sarı: insanlarda serolojik kanıtların bulunduğu bölgeler; kırmızı: insanlardan virüsün izolr edildiği bölgeler; yeşil: virüsün sivrisineklerden
izole edidiği bölgeler)
Sayfa | 27
Kimler risk altında?
Haritada gösterilen Asya, Afrika ve Batı Pasifikteki bölgelere seyahat edenler Zika Virüsünü
alma riski altında. Zika Virüsü taşıyan sivrisinek gece ve gündüz, bina içindeki ve dışındaki
herkesi ve sıklıkla şehirlerde yaşayanları sokabilir.
Seyahat Edenler Zika Ateşinden Korunmak İçin Ne Yapabilirler?
Zika Ateşinden korunmak için geçerli bir aşı ya da ilaç yok. Seyahat edenler kendilerini
sivrisinek ısırmasını önleyerek koruyabilirler.
Somali, Kenya Ve Etiyopya’da Polio
Güncelleme: 06 Mart 2014
CDC, tüm seyahat edeceklere polio aşılarının tam olmasını tavsiye ediyor. Ek olarak
erişkinler, koruyuculuğu arttırmak amaçlı 1 doz polio aşısı daha olmalılar.
CDC, Djibouti, Eritrea, Sudan, South Sudan, Uganda, ve Yemen’e insani yardım faaliyetleri,
mülteci kampları ve diğer insani yardım organizasyonlarında çalışmak amaçlı giden tam aşılı
erişkinlere ek olarak bir doz daha polio aşısı olmasını tavsiye ediyor. Bu tür işler insanları
polio’lu insanlarla temas etmek durumunda bırakabilir.
Seyahat Edecekler Polio’dan Korunmak İçin Neler Yapabilirler?



Polio aşınızı olun
Güvenli yiyecekleri yiyin:
- Sıcak pişirilen ve servis edilen yiyecekleri
- Çok ısınmış yumurtaları
- Meyve ve sebzelerden temiz suda kendinizin yıkadıklarını ya da kabuklarını
kendinizin soyduklarını
- Günlük pastörize ürünleri
Aşağıdakileri yemeyin:
- Oda ısısında servis edilen yiyecekleri
- Sokak satıcılarının sattığı yiyecekleri
- Çiğ ya da hafif pişmiş yiyecekleri
- Çiğ ya da az pişmiş et ya da balık
- Yıkanmamış ya da kabuksuz meyve ve sebzeler
- Dilimlenmiş kabuklu meyve ve sebzeler
- Taze ürünlerle hazırlanmış baharatlar
- Salatalar
- Pastörize edilmemiş günlük ürünler
Sayfa | 28


Güvenli içecekleri için:
- Şişelenmiş ağzı kapalı suları (karbonatlı olanları daha güvenlidir)
- Dezenfekte edilen suları (kaynatılmış, filtre edilmiş, işlenmiş)
- Şişe yada dezenfekte edilmiş sularla hazırlanan buzlar
- Karbonatlı içecekler
- Sıcak kahve ya da çay
- Pastörize süt
Aşağıdakileri içmeyin:
- Musluk ya da kaynak suları
- Musluk ya da kaynak sularıyla hazırlanmış buzlar
- Musluk ya da kaynak sularıyla hazırlanmış içecekler (konsantre meyve sularıyla
hazırlanmış içecekler gibi)
- Tatlandırılmış buzlar ve buzlu dondurmalar
- Pastörize edilmemiş sütler
Haiyan/Filipinlerde Tayfun
Güncelleme: 06 Mart 2014
CDC, Filipinlere seyahat edeceklere kendi sağlık ve güvenliklerini korumaları için
önlemlerini almalarını öneriyor. Bağışıklık sistemi baskılanmış ya da tıbbi tedaviye ihtiyacı
olanlar mutlaka seyahatlerini ertelemeliler.
Brezilya’da Dünya Kupası
Güncelleme: 11 Mart 2014
FİFA Dünya Kupası, dört yılda bir tüm dünyadan takımların katılımıyla düzenlenen bir futbol
turnuvasıdır. 2014 Dünya Kupası, 12 Haziran – 13 Temmuz arasında Brezilya çapında 12
şehirde düzenlenecek.
Eğer 2014 Dünya Kupası’na gitmeyi planlıyorsanız güvenliğiniz ve sağlığınız için önerileri
izleyiniz.
Sayfa | 29
Sağlık Ve Güvenlik Terimleri Sözlüğü
Türkçe
Portekizce
İngilizce Telaffuz
Hasta hissediyorum
Eu me sinto doente.
AY-oo may SEEN-to do-ENtee
Benim
Tenho…
TEN-yoo
…başım ağrıyor.
…dor de cabeça.
door deh kah-BAY-sah
…midem ağrıyor.
…dor de barriga.
door deh bah-HEE-gah
…ateşim var.
…febre.
FEH-bree
…boğazım ağrıyor.
…dor de garganta.
door deh gahr-GAHN-ta
…dişim ağrıyor.
…dor de dente.
door deh DEN-tee
…döküntülerim var.
…rash cutâneo.
hash koo-TAHN-ee-oh
…güneş yanığım var.
…queimadura de sol.
kay-mah-DURE-ah deh sole
…burnum akıyor.
…coriza.
core-EE-zah
Ayak bileğimi burktum.
Torci meu tornozelo.
Tore-SEE MAY-oo tore-nohZAY-loo
Kas spazmı geçiriyorum.
Puxei um músculo.
poo-SHAY oom MOO-skooloo
Başım dönüyor.
Estou tonto (fem. = tonta).
Es-TOE TONE-too / TONEtah
Beni sivrisinek ısırdı.
Fui picado por pernilongo
(muriçoca).
fwee pee-KAH-doo poor
pare-nee-LONE-goo (mooree-SO-kah)
Benim …’ya allerjim var.
Tenho alergia a…
TEN-yoo ah-lair-JEE-ah ah
En yakın hastane nerede?
Onde fica o hospital mais
próximo?
OWN-gee FEE-kah oh ospee-TAH_oo mize PROH-seemoh
En yakın eczane nerede?
Onde fica a farmácia mais
próxima?
OWN-gee FEE-kah ah farMAH-see-ah mize PROH-seemah
Doktoru/hemşireyi görebilir
miyim?
Posso ver um
médico/enfermeiro?
POH-soo vair oom MEH-deekoh / en-fair-MAY-roh
Bana ağrı kesici verebilir
misiniz?
Pode me dar algo para dor?
POH-djee me dar AL-go
PAH-ra door
Sayfa | 30
Easter Adasında Zika Ateşi
Güncelleme: 17 Mart 2014
CDC, Easter Adası’na seyahat edeceklere kendilerini sivrisinek ısırıklarından korumasını
tavsiye ediyor.
Kimler risk altında?
Haritada gösterilen Asya, Afrika ve Batı Pasifikteki bölgelere seyahat edenler Zika Virüsünü
alma riski altında. Zika Virüsü taşıyan sivrisinek gece ve gündüz, bina içindeki ve dışındaki
herkesi ve sıklıkla şehirlerde yaşayanları sokabilir.
Seyahat Edenler Zika Ateşinden Korunmak İçin Ne Yapabilirler?
Zika Ateşinden korunmak için geçerli bir aşı ya da ilaç yok. Seyahat edenler kendilerini
sivrisinek ısırmasını önleyerek koruyabilirler.
Filipinlerde Kızamık
Güncelleme: 18 Mart 2014
CDC, Filipinlere seyahat edeceklere kızamık aşılarının tam olduğundan emin olmalarını
tavsiye ediyor;
6 ay – 11 ay arası bebeklerde: 1 doz kızamık aşısı
12 ay ve üzerindekilere: 2 doz kızamık aşısı
Klinisyenler, ateşi ve döküntüsü olan, özellikle de uluslararası seyahat öyküsü olan hastalarda
tanı koyarken kızamığı akıllarında bulundurmalılar.
Guinea’de Ebola
Güncelleme: 26 Mart 2014
CDC, bu bölgeye seyahat edeceklere korunmaları için enfekte kişilerin kan ve vücut
sıvılarından uzak durmalarını tavsiye ediyor.
Kimler Risk Altında?
Afrika çapında ebola vakaları sporadik olarak görülmektedir. Birçok seyahat eden için risk
düşüktür ancak enfekte kişilerin kan ve vücut sıvılarıyla temas eden turistler enfekte olabilir.
Sağlık çalışanları ve enfekte kişilerin aile üyeleri ve arkadaşları yüksek risk altındadır.
Sayfa | 31
Seyahat Edenler Eboladan Korunmak İçin Ne Yapabilirler?
Ebola için herhangi bir aşı ya da özel bir tedavi yoktur. Seyahat edenlerin riski düşük
olmasına rağmen eboladan korunmak için atması için gereken önemli adımlar:
-
Hijyene dikkat edin. Başkalarının kanı ya da vücut sıvılarıyla temastan kaçının.
Hayvanlarla temastan kaçının.
Ateş, baş ağrısı, ağrı, boğaz ağrısı, ishal, kusma, mide ağrısı, döküntü, göz kızarıklığı
gelişirse sağlık kuruluşuna başvurunuz.
DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ
ULUSLARARASI SEYAHAT VE SAĞLIK ÖNERİLERİ
Kamerun’da Vahşi Polio Virüsü (Güncelleme)
Kamerun’da 2013 Ekim ayında 4 vakanın tespitinin ardından VPV geçişinin ve enfekte
bölgelerin coğrafi yayılımın sürdüğünü teyit eden 3 yeni bölgeden (North West, Adamaoua ve
Centre) 6, 25 ve 31 Ocak 2014 tarihlerinde inme/paralize başlangıcı görülen 3 yeni Vahşi
Poliovirüs Tip 1 (VPV1) vakası bildirilmiştir.
Kamerun’da Vahşi Polio Virüsü (Güncelleme)
17 Mart 2014
Kamerun’da 2013 Ekim ayında 4 vakanın tespitinin ardından VPV geçişinin ve enfekte
bölgelerin coğrafi yayılımın sürdüğünü teyit eden 3 yeni bölgeden (North West, Adamaoua ve
Centre) 6, 25 ve 31 Ocak 2014 tarihlerinde felç başlangıcı görülen 3 yeni Vahşi Poliovirüs
Tip 1 (VPV1) vakası bildirilmiştir. West, North West, Centre ve Adamaoua Bölgelerinden 1
Ekim 2013 ile 31 Ocak 2014 tarihleri arasında felç başlangıcı görülen toplam 7 VPV1 vakası
bildirilmiştir. VPV1’in genetik diziliminin izolasyonu uzun süredir tespit edilmemiş Polio
Virüs dolaşımının olduğunu göstermiştir. Kamerun’da süregelen Polio Virüs dolaşımı,
sürveyanstaki boşluklar ve Orta Afrika Cumhuriyetinden gelen savunmasız mülteci nüfus
akımı nedeniyle, DSÖ Polio’nun Kamerundan başka ülkelere sıçrama riskini çok yüksek
olarak değerlendirmektedir.
Sayfa | 32
2013 Ekim ayında salgının teyit edilmesini takiben Kamerun dördüncüsü 9 Mart 2014
tarihinde başlayan ulusal çapta 3 bağışıklama kampanyası yapmıştır. Bağımsız izlemler bazı
iyileşmelerin olduğunu gösterse de nicelik/kalite konusunda (gözlem ve uygulama
konularında) ele alınması gerekli ciddi boşluklar bulunmaktadır. Kalite bölgeye göre
farklılık göstermektedir. Aşısız çocuklarla ilgili esas neden evlerin ziyaret edilmemiş
olmasıdır ( aşılanmamış çocukların %43’ü). Nüfusun genel bağışıklık analizi (6-59 aylık
çocuklara ait Polio olmayan Akut Flask Paralizi verileri ) çocukların %40’ından fazlasının
bağışıklığının yetersiz olduğunu göstermektedir (Çocukların %30’u sıfır doz Oral Polio AşısıOPV olmuş). Hastalığın yayılımının genişlemesi ve devam etmesi salgın yanıt kalitesinde
ciddi açıkların olduğunu göstermektedir.
Yeni vakaların teyit edilmesi ilave acil durum salgın yanıt faaliyetlerin planlanmasıyla
sonuçlanmıştır. Bunlar arasında ulusal çapta olmayan aşılama kampanyasının 2014 Nisan
ayında gerçekleştirilecek bir ulusal aşılama kampanyasına dönüştürülmesi ve 2014 Mayıs ve
Nisan aylarında uygulanması yer almaktadır. Başarıdaki kritik nokta Oral Polio Aşısıyla
bütün çocukların çok kez ulaşılabilen kaliteli kampanyalarda önemli bir artış sağlanması
olacaktır. Aynı düzeyde önemli bir başka nokta ise salgının tam olarak yayılımının
belirlenmesi ve izlenmesini sağlayacak sürveyansın kalitesinin acilen iyileştirmesidir.
Tüm ülkelerin özellikle de Polio’dan etkilenen ülkelere sıkça seyahat eden ve bu ülkelerle
temasları olan ülkelerin, herhangi yeni bir Polio Virüs importasyonunu hızlıca tespit
edebilmek ve acil yanıtı tesis edilebilmek üzere Akut Flask Paralizi (AFP) vakalarına yönelik
sürveyanslarını güçlendirmeleri büyük önem taşımaktadır. Ülkeler, yönetimler ve bölgeler
yeni virüs girişini en aza indirgemek için rutin bağışıklama kapsamlarını standart olarak
yüksek seviyede tutmalıdırlar.
DSÖ Uluslararası Seyahat ve Sağlık Önerileri Polio’dan etkilenmiş bölgelere giden ve
buralardan dönen kişilerin Polio’ya karşı tam olarak aşılanmış olması şeklindedir.
DSÖ Uluslararası Seyahat ve Sağlık Önerileri
WHO’s International Travel And Health
Çeviri : Emin Ali BALTACI
17.03.2014 - Kaynak: http://www.who.int/csr/don/2013_03_17_polio/en/
Sayfa | 33
Gine’de Ebola Hemorajik Ateşi
Gine Sağlık Bakanlığı Gine’nin güneydoğu bölgesinde hızlıca gelişen bir Ebola Hemorajik
Ateşi salgınını DSÖ’ye bildirmiştir. 22 Mart 2014 tarihi itibariyle 29 ölüm dahil toplam 49
vaka bildirilmiştir (Vaka ölüm oranı %59).
Gine’de Ebola Hemorajik Ateşi
23 Mart 2014
Gine Sağlık Bakanlığı Gine’nin güneydoğu bölgesinde hızlıca gelişen bir Ebola Hemorajik
Ateşi salgınını DSÖ’ye bildirmiştir.22 Mart 2014 tarihi itibariyle 29 ölüm dahil toplam 49
vaka bildirilmiştir (Vaka ölüm oranı %59). Vakalar Guekedou, Macenta, Nzerekore ve
Kissidougou bölgelerinden bildirmiştir. Ayrıca Conarky’den bildirilen 2 ölüm dahil 3 şüpheli
vaka inceleme altındadır. Kurbanlar arasında 4 sağlık çalışanı da bulunmaktadır.Liberya ve
Sierra Leone sınırında bulunan bölgelerden gelen şüpheli vakalarla ilgili raporlar
incelenmektedir.
Fransa’nın Lyon şehrinde bulunan Pasteur Enstitüsü’nde Ebola Virüsü için PCR aracılığıyla 7
kan örneği üzerinde yapılan testlerden 6’sı pozitif çıkmış olup bu sonuçlar Gine’de görülen ilk
Ebola Hemorajik Ateşi salgınını teyit etmiştir. L geninin bir bölümünün incelenmesiyle ilgili
ilk sonuçlar bu virüsün Zaire Ebola Virüsüyle güçlü bir homolojinin olduğunu göstermiş olup
ilave laboratuar çalışmaları bu bulguları teyit etmek amacıyla yapılmaktadır.
DSÖ ve diğer ortaklarla birlikte Sağlık Bakanlığı salgını kontrol altına almak ve daha fazla
yayılımı önlemek amacıyla önlemlerde bulunmuştur. Sağlık Bakanlığı yanıtı koordine
edebilmek için ulusal ve bölgesel acil durum yönetimini etkin hale getirmiştir. Sağlık
Bakanlığı hastalığın yayılımını önlemekle ilgili önlemler alınması ve şüpheli herhangi bir
vakanın rapor edilmesi tavsiyesinde bulunmuştur.
Aktif arama ve vaka yönetimi, temaslı izi sürme ve takibi ve toplumların salgın önleme ve
kontrolüyle ilgili olarak duyarlı hale getirilmesi için birden fazla disiplinle ilgili ekipler
sahaya konuşlandırılmıştır;
İsviçre Sınır Tanımayan Doktorlar Örgütü (MSF-CH) salgından etkilenen bölgelerde
çalışmakta ve izolasyon tesislerini kurarak yardımcı olmakta ve şüpheli vakalardan alınan
biyolojik örneklerin nakledilmesi ve acil testlerin uluslararası laboratuarlarda
gerçekleştirilmesi konularında destek olmaktadır.
Sayfa | 34
Tekrarlayan ve Tehlikeli Patojenler Laboratuar Ağı (EDPLN) Gine’nin Donka’da yer alan
VHF laboratuarı, Lyon’da bulunan Pasteur Enstitüsü, Dakar'da yer alan Pasteur Enstitüsü ve
Sierra Leone’de yer alan Kenema Lassa Ateşi Laboratuarıyla birlikte Gine ve Sierra Leone’de
yeterli Filovirüs tanı kapasitesinin sağlanması için çalışmaktadır.
DSÖ ve ortakları Sağlık Bakanlığına destek olabilmek için ilave uzmanları bölgeye seferber
etmekte ve konuşlandırmaktadır. Hastalarla ilgili destekleyici yönetim için gereken
malzemeler ve lojistik ve salgın kontrolü ile ilgili tüm yöntemler seferber edilmektedir.
Durum hızlıca gelişmekte ve bildirilen rakamlarda değişiklik olması olasıdır.
DSÖ söz konusu durumla ilgili Gine’ye yönelik herhangi bir ticari ya da seyahat kısıtlaması
getirilmesini tavsiye etmemektedir.
Çeviri : Emin Ali BALTACI
23.03.2014 - Kaynak: http://www.afro.who.int/en/clusters-a-programmes/dpc/epidemic-apandemic-alert-and-response/outbreak-news/4063-ebola-hemorrhagic-fever-in-guinea.html
DÜNYA TÜBERKÜLOZ GÜNÜ BROŞÜRÜ ÖZETİ
Her yıl 9 milyon kişi Tbc hastalığına yakalanıyor.
3 milyon kişi ihtiyaçları olan bakım hizmetlerini alamıyor.
2012yılında, 8.6 milyon insan Tbc’ye yakalandı ve1.3 milyon insan öldü.
Her yıl 3 milyon kişi ihtiyaçları olan bakım hizmetlerini alamıyor. Bunların büyük bir kısmı
atlanmış vakalar ve ölmekteler.
Bizonlara ulaşmak istiyoruz.
Tbc, enfeksiyoz ve hava yoluyla bulaşan bir hastalık. Dünya nüfusunun 3’de biri tbc
mikrobuyla enfekte ancak yalnızca 10’da1’i hasta olmaktadır. Tbc, aylarca hafif
semptomlarla seyredip hastalığın teşhis ve tedavisini geciktirip birçok insana bulaşmasına
neden olabilir. Çoğu insan 6 aylık bir Tbc tedavisinin ardından hastalığı atlatabilir. Eğer
tedavi tamamlanmazsa Tbc geri gelebilir, çoğunlukla da daha dirençli bir şekilde. Tbc’li
insanlar çoğunlukla, ayrımcılık, damgalanma, dışlanma ve sosyal izolasyon nedeniyle acı
çekmekteler. Tbc ile büyük bir mücadele yürütülürken hala daha yapacak çok şey var.
1995’den bu yana neredeyse 22 milyon hayat kurtarıldı. 1990’dan beri Tbc ölümlerinde
%45’in üzerinde bir azalma var. Ama daha fazlasını yapmalıyız.
Sayfa | 35
Dünyada atlanmış vakaların %75’i 12 ülkeden:
Atlanmış vakaların üçte ikisi Güney Afrika ve Güney Asya’dan ancak tüm ülkelerde
atlanmış vakalar bulunmaktadır.
Her yıl 3 milyon Tbc’li sağlık sistemleri tarafından atlanmakta ve bu nedenle ihtiyaç
duydukları ve hak ettikleri Tbc bakımını alamamaktalar. Bunlardan bazıları ölmekte,
bazıları biraz daha iyi olmakta ancak diğerleri başkalarını enfekte etmeye devam
etmektedir.
Son 7 yıldır atlanan vakaların oranı aynı ve 7 yıldır atlanmış vakalar her yıl artmakta.
Niçin Bu Vakalar Atlanıyor?
1- Tbc’li hastalar bakım hizmetlerine ulaşamadığı için
2 - Tbc’li hastaların sağlık tesislerine ulaşmalarına rağmen tanı konulamadığı için
3 - Tbc’li hastalara tanı konulmasına rağmen kayıt altına alınmadıkları için
Çok ilaca dirençli Tbc (MDR-TB) vakalarının yalnızca dörtte birine tanı konuluyor.
2012 yılında dünya çapında tahmini sayıları 450,000 olan MDR-TB vakalarının yalnızca
94,000’ine tanı konuldu.
Basit Ve Etkili Çözümler
Problemi Kabul Edip Anlamak İlk Adımdır.
Çözümlerin etkili ve sürdürülebilir olması için, kuruluşların, devletlerin, küresel örgütlerin
halkı işin içine katarak faaliyetlerde bulunması gerekmektedir. Seçilen ve önceliklendirilen
faaliyetlerin tanımlanmış yerel engellere yönelik olması gerekmektedir.
Çözüm1: Bakım Hizmetlerine Erişimi Yaygınlaştır
- Hizmet alan veriskli bölgeleri tanımla ve odaklan
- Damgalamayı azaltmak için farkındalığı arttır ve eğitim faaliyetleri yürüt ve
yardım arayışını arttır
- Toplum tabanlı bakımı arttır ve topluluklara ulaşıp güçlendir
- Uluslararası sağlık hedefleri kapsamında bakım hizmetleri sırasında ciddi
cepten ödemelerin olmayacağını garanti et
- Kaliteli tbc bakım hizmeti veren kamu, gönüllü, özel ve birleşik sağlık
kuruluşlarının sayısını arttırmaya çalış
Sayfa | 36
Çözüm2: Görüntüleme Ve Test Yöntemlerini Yaygınlaştır
- Tüm sağlık sunucularının tbc şüpheli semptomları olan hastalara ileri
testleri yapabilmelerini sağla
- Seçilmiş yüksek riskli hastaların sistemsel görüntülenmesini sağla
- Hızlı testler, örnektaşıma, hasta sevk sistemi gibi yöntemlerle tanı kapasitesini arttır
- Tbc temaslı taramalarını uygula ve arttır
- Yeni ve daha iyi görüntüleme ve tanı araçlarını geliştir ve bunlara erişimi sağla
Çözüm3: Bakım Kalitesi İçin Gerekli Bilgiyi Geliştir
- Tbc görüntüleme, test, tanı ve tedavi hizmeti verebilenlerin etkin şekilde
iletişim kurmalarını ve bağlantılarını geliştirmelerini sağla
- Tbc kayıt ve raporlama sistemlerini geliştir, böylelikle tbc programı içindeki ve
dışındaki tüm sağlık sunucularınca yapılan test ve tanılara ulaşılabilir ve etkin
biçimde kullanılabilir
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER
Reçete İle Satılan İlaçların İstismarı Önemli Bir Tehdit Olarak Ortaya Çıkıyor
Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB)'nun 2013 raporu bugün Londra'da düzenlenen
basın toplantısı ile açıklandı. Raporda, dünya genelinde uyuşturucu bağımlılarının sadece
altıda birinin, yani yaklaşık 4,5 milyon insanın, ihtiyaç duyduğu tedavi imkanlarına
erişebildiği belirtiliyor. Söz konusu tedavi masrafları ise yaklaşık 35 milyar ABD dolarına
denk geliyor.
Raporda, uyuşturucu bağımlıları arasında en çok eroin, esrar ve kokain kullanıcılarının tedavi
görmek için başvuruda bulunduğu ifade ediliyor. INCB Başkanı Raymond Yans da konuyla
ilgili olarak yaptığı açıklamada, uyuşturucu kullanımının önlenmesi ve tedavi amacıyla
yapılan yatırımların toplumsal açıdan hem maddi hem de manevi önem taşıdığını, böylelikle
hem uyuşturucu kurbanlarının ve ailelerinin acılarına son verildiğini hem de sağlık
sorunlarının ve yasadışı faaliyetlerin yol açacağı zararların engellenmesine önemli katkılar
sağlandığını belirtti. Raporda, tedavi ve önleyici amaçlı alanlara yapılan her bir ABD
dolarının ileride ortaya çıkacak sağlık ve diğer harcamalardan 10 ABD doları tasarruf
sağlayacağı ifade ediliyor.
INCB Raporunda, tedavi imkanlarının bölgeler arasında önemli fark gösterdiği belirtiliyor.
Afrika'da her 18 uyuşturucu bağımlısından biri tedavi imkanına sahip olurken, Latin Amerika,
Karayipler ve Güneydoğu Avrupa'da bu oran 11'de bire, Kuzey Amerika'da ise 3'te bire
düşüyor.
Sayfa | 37
Raporda yapılan uyarılardan biri de reçete ile satılan ilaçların istismarı. Raporda, başta ABD
olmak üzere bazı ülkelerde reçete ile satılan ilaçlarının istismarının yasadışı uyuşturucu
kullanımından daha fazla olduğu ve ciddi bir sağlık sorunu teşkil ettiği ifade ediliyor.
INCB, mevcut kontrol mekanizmalarının reçete ile satılan ilaçların kötüye kullanımının
engellenmesi için yeterli olmadığını belirtiyor.
Bölgesel Gelişmeler
Raporda, esrarın bazı yerlerde yasal hale getirilmesi ve Afganistan'da uyuşturucu sorunun
daha da büyümesi önemli bölgesel sorunlar olarak ortaya çıkıyor.
Raporda, son dönemde "banyo tuzu", "bitki gıdası" gibi adlar altında satılan yeni tür
psikoaktif maddelerin sadece Avrupa'da değil, tüm dünyada bir sorun haline geldiği ifade
ediliyor. Bu maddelerle mücadele amacıyla Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Uyuşturucu
Bağımlılığı Uzmanlar Komitesinin 20 yeni psikoaktif maddenin yasaklanıp yasaklanmaması
konusunu Haziran ayında yapılacak toplantıda ele almaları bekleniyor.
Raporda, Orta Amerika ve Karayipler'in hem uyuşturucu kaçakçılığının hem de uyuşturucu
kullanımının yol açtığı büyük boyutlu sorunlar ile karşı karşıya bulunduğu belirtiliyor. Bölge
Kuzey Amerika ve Avrupa'ya sevk edilen kokainin ana geçiş rotası üzerinde bulunuyor.
Ayrıca, Afrika üzerinden afyon türü uyuşturucu kaçakçılığında da artış yaşandığı raporda
belirtiliyor. Doğu Afrika'da ele geçen eroin miktarının on kat artış göstermesi, söz konusu
bölgenin Avrupa'ya yönelik uyuşturucu kaçakçılığının ana güzergahı haline geldiğini ortaya
konuyor. Raporda ayrıca Batı Afrika'dan Avrupa ve Güney Afrika'ya eroin sevkiyatında da
artış yaşandığı ifade ediliyor. Ayrıca raporda, Afrika'da kokaine olan talebin artış gösterme
riski taşıdığı ayrıca, söz konusu kıtada esrar kullanımının dünya ortalamasının iki katı olduğu
belirtiliyor.
INCB, geçenlerde ABD'nin Kolorado ve Washington eyaletlerinde ve Uruguay'da kişisel
amaçlı esrar kullanımının serbest bırakılmasından endişe duyduğunu raporda dile getiriyor.
INCB Başkanı konuyla ilgili yaptığı açıklamada hükümetlerin böyle bir konuda karar alırken
ilk olarak vatandaşlarının uzun vadeli sağlık ve refahını düşünmeleri gerektiğini vurguluyor.
Kuzey Amerika'nın dünya genelinde reçete ile satılan ilaçların kötüye kullanılması sonucu en
fazla ölümün görüldüğü yer olarak ortaya çıktığı raporda ifade ediliyor.
Güney Amerika'da yasadışı koka ekiminin 153 bin hektardan 133 bin hektara gerileyerek
şimdiye kadarki en düşük seviyeye düştüğü raporda yer alan hususlardan birini teşkil ediyor.
Koka bitkisi kokain üretiminde kullanılıyor.
Sayfa | 38
INCB, Doğu Asya'da eroine yönelik talebin artışından dolayı ciddi endişe duyduğunu
açıklıyor. Raporda, Çin'de talebin artış göstermesinin, dünyanın diğer bölgelerindeki eroin
üretimini hızlandırıyor olabileceği görüşüne yer veriliyor.
Raporda, Afganistan'da uyuşturucu sorununun giderek büyüdüğüne işaret ediliyor. INCB,
Afganistan'da 2012 yılında afyon üretimi yapılan alanın 154 bin hektar iken bu rakamın 2013
yılında yüzde 39 artış görerek 209 bin hektera ulaştığı belirtiyor. Afganistan eroin üretiminde
birinci sıradaki yerini korurken, bu ülkede reçine esrar üretiminde de artış yaşadığı raporun
ele aldığı bir diğer hususu oluşturuyor. INCB, bu sorunların çözümü için uluslararası
topluluğu işbirliğini artırmaya davet ediyor.
İnternet üzerinden tohum satışı yapılabildiğinden, Avrupa'da evlerde ve diğer alanlarda esrar
üretiminde artış yaşandığına da raporda yer veriliyor.
Raporda, başta Avustralya'da olmak üzere Okyanusya'nın, ele geçirilen tüm uyuşturucu
türlerinde artış yaşanan tek bölge olduğu belirtiliyor.
Türkiye
Türkiye'nin uyuşturucu kaçakçılığı ile ilgili mücadelesine raporun Batı Asya başlığı altındaki
bölümünde yer veriliyor
Raporda, uyuşturucu kaçakçılığında Balkan Rotası üzerinde bulunduğu belirtilen Türkiye'de,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele (KOM) Dairesi
tarafından yürütülen çalışmalar sonucu ele geçirilen Afganistan kökenli eroin miktarının 2011
yılına oranla yüzde 72 artış göstererek 2012 yılında 11 bin tona ulaştığı ifade ediliyor.
Raporda Türkiye'de ele geçirilen esrar miktarının ise son beş yılda yüzde 262 artış gösterdiği
ve 2012 yılında 74,6 tona ulaştığı belirtiliyor.
Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulunun Rolü
Uluslararası Narkotik Kontrol Kurulu (INCB), Birleşmiş Milletler'in uluslararası uyuşturucu
kontrol sözleşmelerinin uygulanmasındaki bağımsız ve yargı benzeri gözetim organıdır.
Kurul, 1961 tarihli Uyuşturucu Maddelere Dair Birleşmiş Milletler Tekli Sözleşmesi'ne
istinaden 1968 yılında kurulmuş olmakla birlikte, INCB benzeri kuruluşların geçmişinin
Milletler Cemiyeti dönemine uzandığı biliniyor.
Sayfa | 39
Oluşumu
INCB Hükümetlerden ve Birleşmiş Milletler'den bağımsız bir kuruluştur. Ekonomik ve
Sosyal Konsey tarafından seçilen 13 kurul üyesi hükümetleri adına değil kendi adlarına
faaliyet gösterir. Dünya Sağlık Örgütü tarafından aday gösterilen uzmanlar listesinden tıbbi,
ilaç ve eczacılık deneyimine sahip üç üye ve hükümetler tarafından aday gösterilen uzmanlar
listesinden de on üye seçimle belirlenir.
INCB Birleşmiş Milletler'in Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Ofisi (UNODC) ve Uyuşturucu
İlaçlar Komisyonu, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Kriminal Polis Teşkilatı (Interpol) ve
Dünya Gümrük Örgütü de dahil olmak üzere, uyuşturucu denetimi ile ilgilenen diğer
uluslararası organlar ile işbirliği yapar.
Dünya Saati Kampanyasına Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği De Destek Veriyor
Birleşmiş Milletler iklim değişikliğine dikkat çekmek amacıyla 29 Mart Cumartesi günü
dünya genelinde düzenlenecek olan Dünya Saati kampanyasına destek veriyor.
BM hem New York'taki genel merkez binasında hem de Türkiye dahil dünya genelindeki
temsilcilikleri aracılığıyla kampanyaya katılacak.
Bu kapsamda, Birleşmiş Milletler Türkiye Temsilciliği de güvenlik amaçlı olanların
haricindeki ışıklarını söndürerek etkinlikte yer alacak.
BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada bireyleri,
kuruluşları ve işletmeleri iklim değişikliği ile mücadeleye yönelik kampanyaya destek
vermeye ve 29 Mart günü ışıklarını bir saatliğine kapatmaya çağırdı.
Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından ilki 2007 yılında gerçekleştirilen Dünya Saati
etkinliğine geçtiğimiz yıl 150 ülke katılarak bir rekora imza attı. Türkiye'de de 2014 yılında,
400'den fazla kurumun, 20'den fazla valilik ve belediye ve binlerce kişinin etkinliğe destek
vereceği belirtiliyor.
Bu yılki etkinlik kapsamında dünya genelinde Paris'in simgelerinden Eyfel Kulesinden, New
York'taki Empire State binasına, Moskova'da Kremlin Sarayından, Çin Seddi ve Mısır'daki
piramitlere kadar birçok yerde ışıkların söndürülmesi bekleniyor.
WWF, "Dünya Saati" hareketine destek vermek isteyen tüm bireyleri, kamu kurum ve özel
sektör kuruluşlarını 29 Mart 2014 Cumartesi günü yerel saatle 20:30 - 21:30 arasında,
güvenliği tehdit etmeyen alanlarda ışıklarını söndürmeye, elektrik kullanımını azaltmaya ve
küresel iklim değişikliği için dünyadan çıkacak tek sesin parçası olmaya davet ediyor.
Sayfa | 40
UNICEF
Dünya Su Günü
Dünyanın En Yoksulları, Temiz Suya Erişimi En Az Olanlar
Dünya Su Günü dolayısıyla bir açıklama yapan UNICEF, dünyanın temiz içme suyuyla ilgili
olarak Binyıl Kalkınma Hedeflerinde (BKH) belirlenen hedefe ulaşmasından ve BM Genel
Kurulunun suyun bir insan hakkı olduğunu ilan etmesinden neredeyse dört yıl sonra, çoğu
yoksul olmak üzere 750 milyondan fazla kişinin bu temel ihtiyacını halen karşılayamadığını
belirtti.
UNICEF ve WHO tarafından 2013 yılında yayınlanan tahminlere göre 768 milyon kişi temiz
içme suyu imkanlarından yoksun durumda. Bu yüzden her yıl yüzbinlerce çocuk hastalanıyor
ve ölüyor. Temiz suya erişimi olmayan insanların çoğunluğunu ise ücra kırsal yörelerde ya da
kentlerin yoksul mahallelerinde yaşamakta olan yoksullar oluşturuyor.
UNICEF’in tahminlerine göre, temiz su, yeterli sanitasyon ve hijyen imkanlarının olmayışına
bağlı ishalli hastalıklar yüzünden her gün 5 yaş altı 1.400 kadar çocuk ölüyor.
İçme suyuyla ilgili BKH hedefine 2010 yılında ulaşılmış ve bu hedef artık geride bırakılmıştı.
2010 yılında, dünya nüfusunun yüzde 89’u iyileştirilmiş içme suyu imkanlarına sahip duruma
gelmişti. İyileştirilmiş içme suyu imkanlarından kastedilen, şebeke suyu, tulumbalarla
kullanılan yeraltı suları ve korumalı kuyulardır. Ayrıca, gene 2010 yılında BM Genel Kurulu
temiz içme suyu ve sanitasyonu insan hakkı olarak tanımıştı. Başka bir deyişle her insan,
temiz suya ve temel sanitasyon imkanlarına sahip olabilmeliydi.
UNICEF ve WHO tahminlerine göre iyileştirilmiş içme suyu imkanlarından yoksun küresel
nüfusun hemen hemen üçte biri 10 ülkede yaşamaktadır: Çin (108 milyon); Hindistan (99
milyon); Nijerya (63 milyon); Etiyopya (43 milyon); Endonezya (39 milyon); Kongo
Demokratik Cumhuriyeti (37 milyon); Bangladeş (26 milyon); Tanzanya Birleşik
Cumhuriyeti (22 milyon); Kenya (16 milyon) ve Pakistan (16 milyon).
UNICEF temiz su imkanları olmayan 768 milyon kişi için harekete geçilmesini talep eden
küresel bir sosyal medya kampanyası başlatmıştır. Bu kampanya çerçevesinde Facebook,
Twitter ve Instagram takipçilerinden fotoğraflar aracılığıyla suyun onlar için ne anlama
geldiğini tartışmaları istenecek ve #WaterIs hashtagiyle de temiz içme suyu olmadan
yaşamanın ne demek olduğuna ilişkin farkındalık yaratılacaktır.
Sayfa | 41
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI
Yaşam için Su, Enerji için Su
Dünya Su Günü; Her yıl 22 Martta su kaynaklarının önemine dikkat çekmek ve su
kaynaklarının sürdürülebilir yönetimini teşvik etmek üzere uluslararası düzeyde
kutlanmaktadır.
Dünya Su Gününde her yıl spesifik bir tema ön plana çıkmaktadır. 2013 yılı için Dünya Su
Günü "Su ve Uluslararası İşbirliği" teması altında şekillenmişken, bu yıl 2014 yılı Dünya Su
Günü teması "Su ve Enerji" olarak belirlenmiştir.
İklim Değişikliğinin Etkileri Takibe Alınıyor
Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün ulusal bütçe ile gerçekleştireceği “İklim Değişikliğinin Su
Kaynaklarına Etkisi Projesi’nin Açılış Toplantısı 19 Mart 2014 tarihinde Ankara yapıldı.
Ülkemizin tüm nehir havzalarında (25 havza) iklim değişikliğine yönelik projeksiyonların
hazırlanacağı, havzalar özelinde yer altı su potansiyelinin ve yüzey su seviyelerindeki
değişimin tespit edileceği ve iklim değişikliği etkisiyle havzalardaki su bütçesi değişimlerinin
hesaplanacağı söz konusu proje ile hem yüzey suyu kaynaklarımızın hem de yer altı
sularımızın 2100 yılına kadar muhtemel durumunun projekte edilmesi hedeflenmektedir.
Ayrıca 3 pilot havzada da iklim değişikliğinin su kaynakları açısından sektörel etki analizi
(içme suyu, tarım, sanayi, ekosistem ana sektörleri için) yapılacak ve uyum faaliyetleri için
öneriler oluşturulacaktır.
İklim Değişikliğinin Su Kaynaklarına Etkisi Projesi
Projenin Amacı: Buna göre havzalardaki akışlar, yüzeysel su, zemin suyu ve yeraltı suyu
miktarları gibi temel veriler belirlenecek, ardından tüm havzalarda su bütçesi ve su potansiyeli
tahmin çalışmaları yapılacaktır.
Projenin Süresi : 930 takvim günüdür.
Başlangıç Tarihi : 18/12/2014
Sayfa | 42
TÜRKİYE HALK SAĞLIĞI KURUMU
TSM’lerde İş Sağlığı Ve Güvenliği Hizmet Sunumu Modelleme Çalıştayı
Toplum Sağlığı Merkezlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği hizmetleri sunumuna dair usul ve
esasların belirlenmesi, sahada tespit edilen aksaklıkların çözümlenmesi ve taleplerin
değerlendirilmesi için yapılması gerekenlerin planlandığı çalıştay 3-4 Mart 2014 tarihinde
Ankara’da yapılmıştır.
Çalıştay, Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Çalışan Sağlığı ve Güvenliği Daire Başkanlığı ve
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı koordinatörlüğünde
gerçekleşmiş olup, yetkilendirilmiş Toplum Sağlığı Merkezlerinde görevli işyeri hekimlerine
ve iş güvenliği uzmanlarına, yetkilendirilmiş Toplum Sağlığı Merkezleri olan illerin Halk
Sağlığı Müdürlüklerindeki Çalışan Sağlığı Şube Müdürlerine ve ilgili Müdür Yardımcılarına
yönelik düzenlenmiştir.
Çalıştayda oluşturulan çalışma gruplarında
- Prof. Dr. Yıldız PEKŞEN moderatölüğünde “TSM’lerde İSG Hizmet Kapsamı ve İnsan
Gücü İhtiyacı”
- Prof. Dr. Erhan ESEN moderatölüğünde “TSM‘lerde İSG Hizmetlerinde Finansal Konular
ve Ücretlendirme”
- Prof. Dr. Yücel DEMİREL moderatölüğünde “TSM’lerde İSG Hizmetlerinin
Sürdürülebilirliği ve Yaygınlaştırılması”
- Prof. Dr. Ferdi TANIR moderatölüğünde “TSM’lerde İş Sağlığı Hizmetleri ve Donanım”
- Doç. Dr. Meral SAYGUN moderatölüğünde “TSM’lerde İş Güvenliği Hizmetleri ve
Donanım”konularında tartışılıp raporlar hazırlanmıştır.
18 – 21 Mart 2014 Dünya Sağlık Örgütü Avrupa Bölgesi Bağışıklama Program
Yöneticileri Toplantısı
Kurum Başkanımız Prof. Dr. Seçil ÖZKAN, 18 – 21 Mart 2014 tarihlerinde Avrupa
Bağışıklama Haftası Kapsamında düzenlenen ve Antalya’da yürütülen Dünya Sağlık Örgütü
Avrupa Bölgesi Bağışıklama Program Yöneticileri Toplantısı’na katılmıştır. Toplantıda DSÖ
Avrupa Bölgesi Aşı ile Önlenebilir Hastalıklar ve Bağışıklama Program Yöneticisi Dr. Dina
PFEIFER, Türkiye DSÖ Temsilcisi Dr. Maria Cristina PROFILI ve ayrıca Avrupa
Bölgesi’nin 53 üye ülkesinin ulusal aşı programı yöneticileri bir araya gelmiştir.
Sayfa | 43
Toplantıda bölgesel ve küresel bağışıklama programları, bağışıklamada elde edilen başarılar,
ülkelerin gelecekteki bağışıklama öncelikleri ve ulusal bağışıklama sistemlerini güçlendirmek
için sorunlu alanlar ile gelecekteki öncelikli alanlar görüşülmüştür.
Uluslararası Katılımlı Ulusal Biyosidal Kongresi Antalya'da Yapıldı
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu ile Yıldırım Beyazıt Üniversitesi işbirliğinde Antalya’da
düzenlenen Uluslararası Katılımlı Ulusal Biyosidal Kongresi, Kurumumuzun kuruluşunun
ikinci yıl dönümü olan 19 Mart tarihindeki açılış ile başladı.
Kongre kapsamında, Biyosidal Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi Eğitimi, Biyosidal
Ürün Başvuru Dosyası Hazırlama ve Etiketleme Kursu ile Biyosidal Ürün Uygulamalarında
Mesul Müdür Eğitimleri düzenlendi.
Kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler, belediyeler, hastaneler, üretici ve ithalatçı firmalar
gibi biyosidal ürünler konusunda çalışan çeşitli taraflardan toplam 1150 kişinin katılımı ile
gerçekleştirilen kongrede; Avrupa Kimyasallar Ajansı, Almanya Federal İş Sağlığı ve
Güvenliği Enstitüsü, İtalya Ulusal Sağlık Enstitüsü gibi Avrupa Birliği’nin yetkili
kuruluşlarından temsilcilerin yanı sıra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Gıda Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu gibi resmi
kurumların katılımcıları ile çeşitli üniversitelerden alanlarında uzman akademisyenler etkili
sunumlar yaptı.
Kongre kapsamında, Biyosidal Ürünlerin İnsan, Hayvan ve Çevre Sağlığı Üzerine Etkileri,
Nanomalzemeler, Bor Bileşiklerinin Biyosidal Ürün Kapsamında Kullanımı, Biyosidal
Ürünlerin Ruhsatlandırma Prosedürleri, Tarım Toplumlarında Önleme ve Erken Müdahale
Programları, Biyosidal Ürün Uygulamaları, Biyosidal Ürün Analizleri ve Analiz
Laboratuvarları, Biyosidal Ürünlerde İyi Laboratuvar Uygulamaları, Antibakteriyel Boyalar,
Biyosidal Ürün Üretim Yerleri, Halkın Kullanımına Sunulan Biyosidal Ürünlerin Kullanımı
ve Güvenirliği, Biyosidal Ürünlerle İşlenmiş Eşyalar, Biyosidal Ürünlerin Satın Alınması ve
İhale Süreci, Biyosidal Ürünlerde Direnç Gelişimi ve Rezidüel Etkileri ile Biyosidal
Ürünlerin Piyasa Gözetimi ve Denetimi gibi konularda toplam 19 oturum gerçekleştirildi. Bu
oturumlarda toplamda 105 konuşmacı, yaptıkları sunumlarla biyosidal ürünlerin çeşitli
yönlerden farklı bakış açılarını ortaya koydular.
Sayfa | 44
24 Mart Dünya Tüberküloz Günü Basın Bildirisi
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Robert Koch tarafından M. tuberculosis basilinin keşfedildiği
gün olan 24 Mart 1882 gününe ithafen 1996 yılından itibaren her yıl 24 Mart tarihinde dünya
genelinde “Dünya Tüberküloz Günü” etkinlikleri düzenlenmesini önermiştir. Bu kapsamda
her yıl olduğu gibi bu yıl da ülkemizde tüberküloz (verem) hastalığı konusunda toplumun
bilgilendirilmesi ve bu hastalıkla ilgili dünyada yaşanılan gelişmelerin paylaşılması amacıyla
düzenlenen “24 Mart Dünya Tüberküloz Günü” etkinlikleri çerçevesinde bütün yurtta çeşitli
faaliyetler yürütülmüştür.
Ülkemizde tüberküloz kontrolünde “Bin Yıl Kalkınma Hedefleri” ve “Tüberkülozu Durdurma
Stratejisi Hedefleri”ne ulaşılması yönünde çalışmalar yürütülmektedir. Bu hedefler; 2015
yılına kadar tüberküloz görülme sıklığının ve tüberkülozdan ölüm hızının 1990 seviyesinin
yarısına düşürülmesidir. Ülkemizde yürütülen çalışmalar neticesinde 2015 yılı gelmeden bu
hedeflere ulaşılmıştır. Bu hedeflere; politik kararlılık, yeterli altyapı, personel, bütçe ve eğitim
uygulamaları sonucunda veremle mücadelede görev alan sağlık çalışanlarının özverili
çalışmaları ile ulaşılmıştır. Dünyada tüberküloz eliminasyonu konusunda belirlenmiş olan
hedef ise 2050 yılına kadar küresel tüberküloz insidansının milyonda birin altına
düşürülmesidir. Bakanlığımız bu hedefe ulaşmak için gereken her türlü çalışmayı kararlılıkla
yürütmektedir. Bu amaca yönelik olarak bu yıl sağlık kurumlarında ve toplumda tüberküloz
enfeksiyon kontrolü konusuna ağırlık verilmiş, halkı ve sağlık çalışanlarını bilgilendirmek
amacıyla afiş ve broşürler hazırlanmıştır.
Bu çalışmalar kapsamında 2014 yılında; sağlık kuruluşlarında kullanılacak tüberküloz
enfeksiyon kontrolüne yönelik hazırlanan rehberin yayımlanması, ülke genelinde tüberküloz
aktif sürveyansı uygulamasına başlanılması, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaca dirençli
tüberkülozla mücadele konulu ulusal eylem planının hazırlanması ve toplum sağlığı merkezi
verem savaşı dispanseri birimlerinin radyoloji ünitelerinin yenilenerek daha etkin hale
getirilmesi için çalışmalar yürütülmesi planlanmaktadır.
Türkiye’de verem hastası sayıları yıllar içerisinde azalmaktadır. Yeni tespit edilen tüberküloz
hasta sayısı her yıl yaklaşık %6-7 oranında azalmaktadır. Günümüzde önceki on yıla oranla
verem hastası sayısı dörtte bir oranında azalmıştır. 2012 yılında verem savaşı dispanserlerine
kayıtlı toplam tüberküloz hastası sayısı 14.691’dir. Hastaların %59’u erkek, %41’i kadındır.
%64’ünde akciğer tüberkülozu varken, %36’sında akciğer dışındaki organlar (lenf bezleri,
plevra, kemik, böbrek, beyin vb.) tutulmuştur. Ülkemizde verem hastalarının tedavileri
doğrudan gözetim altında uygulanmakta olup yeni vakalarda tedavi başarısı oranları
%90’lardadır.
Sayfa | 45
Dünya genelinde tüberkülozla ilgili en önemli tehlike hastaların ilaçlarını düzenli
kullanmamaları veya tedavilerini yarım bırakmaları sonucunda gelişen ilaç direncidir. Bu
vakalar klasik verem ilaçlarına dirençlidir ve tedavileri ancak ikinci seçenek tüberküloz
ilaçları ile mümkündür. Bu da tedavi başarısını azaltmakta ve tedavi maliyetini arttırmaktadır.
Türkiye’de 2012 yılında tespit edilen 14.691 vakanın 291’i (%2) çok ilaca dirençli
tüberküloz hastasıdır. Çok ilaca dirençli tüberküloza yönelik olarak pek çok kurum ve
kuruluşun katılımıyla ‘Çok İlaca Dirençli ve Yaygın İlaca Dirençli Tüberkülozu Önleme ve
Mücadele Eylem Planı (2013-2017)’ hazırlanmakta olup, eylem planına yönelik toplantılar
düzenlenmektedir. Bu eylem planı ile dirençli tüberkülozla mücadelede karşılaşılan sorunların
çözülmesi aşamasında önemli bir mesafe alınmış olacaktır.
Verem hastalığı, kalıtsal değil bulaşıcı bir hastalıktır. Hastaların öksürme ve hapşırmaları
sırasında etrafa saçtıkları verem mikroplarının sağlam kişiler tarafından solunması ile bulaşır.
Ülkemizde verem hastalığının teşhis ve tedavisi ücretsiz olarak yapılmaktadır. İlaca dirençli
vakalar da dâhil tüberküloz hastalarının tedavisinde kullanılan bütün ilaçlar Bakanlığımızca
temin edilerek ücretsiz olarak hastalara verilmek üzere sağlık kuruluşlarına dağıtılmaktadır.
Tedavi süreci en az 6 ay süren bu hastalıkta düzenli ve eksiksiz ilaç kullanımı büyük önem arz
etmektedir. İlaç tedavisine başlandıktan 15-20 gün sonra bulaştırıcılık büyük oranda
azalmakta, tedavisini önerilen sürede eksiksiz şekilde kullanan hastalar yüzde yüze yakın
oranda şifa bulmaktadır.
Bireyin ve dolayısıyla toplumun tüberküloz hastalığından korunmasında en önemli husus,
tüberküloz hastalarına erken tanı konması ve en kısa sürede tedaviye başlanmasıdır. Bu
nedenle iki-üç haftadan uzun süren öksürük, balgam, öksürükle kan tükürme, nefes darlığı,
halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş, gece terlemesi şikâyetleri olan vatandaşlarımızın verem
açısından kontrollerinin yapılabilmesi için en yakın sağlık kuruluşuna müracaat etmesi
gerekmektedir.
Özetle;
•
Verem hava yoluyla bulaşan, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalıktır.
•
Erken tanı, doğru ve etkin tedavi ile verem hastalığından korunmak mümkündür.
•
Verem hastalığından korunmak ve sevdiklerimizi korumak için bazı kurallara dikkat
etmemiz gerekir: Öksürürken mutlaka ağzınızı kapatınız. Kullandığınız mendilleri çöp
kutusuna atınız. Ellerinizi sabunla yıkayınız. Bulunduğunuz ortamı havalandırmaya özen
gösteriniz.
•
Verem hastalığının belirtilerini hissettiğinizde en yakın sağlık kuruluşuna başvurunuz:
İki-üç haftadan uzun süren öksürük, balgam, kan tükürme, nefes darlığı, halsizlik, iştahsızlık,
kilo kaybı, ateş, gece terlemesi.
Sayfa | 46
•
Düzenli ilaç kullanımı ile veremi durdurabilir ve sevdiklerinize bulaşmasını
önleyebilirsiniz.
•
Verem tedavisinde kullanılan tüm ilaçlar ücretsizdir: Verem tedavisi gören hastaların
tedavisinde kullanılan bütün tüberküloz ilaçları, Bakanlığımızca temin edilerek ücretsiz olarak
hastalara ulaştırılmaktadır.
•
Verem hastalığının tedavisinde tam başarı için, ilaçlarınızı Doğrudan Gözetimli
Tedavi ile kullanınız.
•
Sağlığınızı korumak için tüberküloz enfeksiyon kontrol önlemlerini almayı
unutmayınız.
•
Verem hastalığının bulaşmasını ve toplumda yayılmasını önleyebilirsiniz.
Hedefimiz Veremsiz Bir Türkiye.
1. Ulusal Aşı Çalıştayı Ankara'da Yapıldı
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu (THSK) ve Enfeksiyon Hastalıkları Derneği Koordinasyonunda
1. Ulusal Aşı Çalıştayı 27-29 Mart 2014 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirildi.
Çalıştaya Akademisyenler, enfeksiyon hastalıkları uzmanları ve sivil toplum kuruluşları
temsilcileri ile aşı üretici firmalar katıldı.
Çocukluk çağı, adolesan ve yetişkin aşı programları ile ülkemiz Genişletilmiş Bağışıklama
Programı kapsamında yer almayan aşıların ele alındığı çalıştay, 4 gün devam etti.
Olay Yönetim Sistemi
Türkiye Halk Sağlığı Kurumu Erken Uyarı-Cevap ve Saha Epidemiyolojisi Daire Başkanlığı,
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) üye devletlerinin isteği üzerine, Uluslararası Sağlık
Tüzüğü(2005) kapsamında her türlü tehlikeden doğacak akut halk sağlığı olaylarının hızlı
tespiti ve olaylardan etkilenen toplumda ortaya çıkacak hastalıkların azaltılmasını veya
önlenmesini sağlayabilmek için kurulmuştur. Daire, Toplum sağlığını tehdit etme potansiyeli
bulunan olaylarda, başta biyolojik etkenler olmak üzere kimyasal ve radyonükleer etkenler ile
ilgili veri/bilgiyi ilgili kurumlardan temin ederek, bilgiyi doğrulayarak risk değerlendirmesi ve
izleme faaliyetlerini yürütmektedir. Bu kapsamda akut halk sağlığı tehdidi taşıyan olayları
kaydedilmesi amacıyla Olay Yönetim Sistemi kurulmuş olup, 31 Mart-2 Nisan 2014
tarihlerinde 81 ilde sisteme geçiş için Halk Sağlığı Müdürlüklerinden Bulaşıcı Hastalıklar
Kontrol Programları Şube Müdürü ve bir personele Ankara’da eğitim verilmiştir.
Sayfa | 47
Olay Yönetim Sistemi ile akut halk sağlığı tehdidi olarak belirlenmiş olayların ilk girişi,
güncellenmeleri, takibi ve kapatılmasını planlanlamaktadır.
TÜRKİYE İSTATİSTİK KURUMU
İstatistiklerle Yaşlılar, 2013
Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı 2013 yılında %7,7’ye yükseldi:
Yaşlı (65 ve daha yukarı yaş) nüfus oranı 2013 yılında %7,7 iken nüfus projeksiyonlarına
göre 2023 yılında %10,2, 2050 yılında %20,8, 2075 yılında ise %27,7’ye yükseleceği tahmin
edildi. En yüksek yaşlı nüfus oranına 2012 yılında sahip olan ilk üç ülke sırasıyla %24,4 ile
Japonya, %21,1 ile Almanya ve %20,8 ile İtalya’dır. Türkiye 2012 yılındaki bu sıralamada
91. sırada yer almaktadır.
Türkiye 2023 yılında “çok yaşlı” nüfus yapısına sahip ülkeler arasında olacak:
Birleşmiş Milletler’in tanımına göre bir ülkedeki yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının
%8 ile %10 arasında olması o ülke nüfusunun “yaşlı”, %10’un üzerinde olması ise “çok yaşlı”
olduğu anlamına gelmektedir. Nüfus projeksiyonlarına göre Türkiye’nin yaşlı nüfus oranının
2023 yılında %10,2’ye yükseleceği ve “çok yaşlı” nüfuslu ülkeler arasında yer alacağı tahmin
edilmektedir.
Yaş Grubuna Göre Nüfus Oranı, 1935-2075
Kaynak:TÜİK, Genel Nüfus Sayımları, 1935-1990 TÜİK, Nüfus Tahminleri, 2000-2007
TÜİK, Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi (ADNKS) Sonuçları, 2008-2013 TÜİK, 2013 Nüfus Projeksiyonları, 2023-2075
Sayfa | 48
Yaşlı bağımlılık oranı 2013 yılında %11,3 oldu:
Yaşlı bağımlılık oranı, çalışma çağındaki her 100 kişiye düşen yaşlı sayısıdır. Türkiye’de
2013 yılında 100 çalışanın bakması gereken yaşlı sayısı 11 iken bu sayının 2030 yılında 19
olması beklenmektedir.
Türkiye’nin ortanca yaşı yükseldi:
Nüfusun yaşlanması ile ilgili bilgi veren göstergelerden biri olan ortanca yaş, nüfusun tek
yaşa göre sıralandığında ortada kalan yaş olup, nüfusu iki eşit parçaya böler. Alttaki genç,
üsteki yaşlı nüfus grubunda birbirine eşit sayıda kişi bulunur.Türkiye’nin 2013 yılındaki
ortanca yaşı 30,4 olup, dünya nüfusu için ortanca yaş 29,4’tür. Dünya’da en yüksek ortanca
yaşa sahip ilk üç ülke 50,5 ile Monako, 45,8 ile Japonya ve 45,7 ile Almanya’dır. Türkiye bu
sıralamada 104. sırada yer almaktadır.
Ortanca yaş illere göre değişiklik göstermektedir. En yüksek ortanca yaşa sahip ilk üç il 2013
yılında, 38,2 ile Sinop, 37,7 ile Balıkesir ve 37,6 ile Edirne oldu. En düşük ortanca yaşa sahip
ilk üç il ise 2013 yılında, 18,7 ile Şırnak, 19 ile Şanlıurfa ve 19,7 ile Ağrı oldu.
Yaşlı nüfusun en yüksek oranda olduğu il Sinop’tur.
Yaşlı nüfusun en yüksek oranda bulunduğu il, %16,7 ile Sinop oldu. Sinop’u %15,7 ile
Kastamonu ve %14,3 ile Çankırı izledi. Yaşlı nüfusun en düşük oranda bulunduğu il ise %2,8
ile Hakkari oldu. Hakkari’yi %3 ile Şırnak ve %3,2 ile Van izledi.
Yaşlı nüfusta cinsiyet oranı 2013 yılında düştü:
Toplam nüfustaki cinsiyet oranı 2013 yılında 100,7 iken yaşlı nüfustaki cinsiyet oranı
76,9’dur. Diğer bir ifadeyle, 65 ve daha yukarı yaştaki 100 kadın başına 76,9 yaşlı erkek
düşmektedir. Bu oran illere göre incelendiğinde, yaşlı nüfus cinsiyet oranının en düşük olduğu
il 64,3 ile Rize ve en yüksek olduğu il ise 86,3 ile Antalya oldu.
Hanelerin %21,7’sinde en az bir yaşlı bulunmaktadır:
Nüfus ve Konut Araştırması (NKA) sonuçlarına göre 2011 yılında, hanesinde en az bir yaşlı
hane halkı üyesi bulunan hanelerin oranı %21,7 olup bu hane halklarının oturdukları
konutların %11,9’unda tuvaletin, %2,8’inde borulu su sistemi ve banyonun konutun dışında
olduğu gözlendi.
Sayfa | 49
Hanesinde en az bir yaşlı hane halkı üyesi bulunan hanelerin %63,6’sı konutlarında soba ile
ısınırken %19,2’sinin kat kaloriferi, %8,9’unun kalorifer (merkezi sistem) ve %8,2’sinin
klima, elektrikli ısıtıcı ya da diğer sistemler ile ısındığı görüldü.
Tek kişilik hanelerin %42,2’sinde yaşlı nüfus bulunmaktadır:
NKA sonuçlarına göre 2011 yılında, toplam hane halklarının %11,7’sini tek kişilik haneler
oluşturdu. Bu hanelerin %42,2’si 65 ve daha yukarı yaştaki kişilerden oluşmaktadır. Tek
başına yaşayan yaşlı nüfusun %77,1’ini kadınlar oluşturmaktadır.
Yaşlı erkeklerin sağlık durumu, yaşlı kadınlara göre çok daha iyi durumda:
Sağlık durumu “çok iyi/iyi” düzeyinde olan erkek nüfusun oranı 2012 yılında %36,9 iken
kadınlarda bu oran %18,7 oldu.
Yaşlı kadın nüfusun obezite oranı %33,1 iken yaşlı erkeklerde bu oran %16,2
Türkiye genelinde 2012 yılında, 15 ve daha yukarı yaştaki nüfusun obezite oranı %17,2 iken
yaşlı nüfusta bu oran %25 oldu.
TÜRKİYE CUMHURİYETİ
SAĞLIK BAKANLIĞI
ULUSAL HASTANE ENFEKSİYONLARI SÜRVEYANS AĞI (UHESA) RAPORU
ÖZETİ
25/06/2011 tarihli 27975 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Yataklı Tedavi Kurumları
Enfeksiyon Kontrol Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” uyarınca
hastane enfeksiyonları sürveyans verileri günlük olarak toplanıp kayıt altına alınıp Ulusal
Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Ağı (UHESA) üzerinden bildirim yapılıyor.
İkinci ve üçüncü düzey yoğun bakım üniteleri ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde ilave
olarak invaziv araç ilişkili hastane enfeksiyonları sürveyansı da yapılmaktadır [Santral venöz
kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu, üriner kateter ilişkili üriner sistem enfeksiyonu,
ventilatör ilişkili pnömoni, umblikal kateter ilişkili kan dolaşımı enfeksiyonu). Bunun dışında
yatak sayısı baz alınarak ilgili listeden belirlenen ameliyatlarda ameliyat tipine özgü cerrahi
alan enfeksiyonu (CAE) sürveyansı da yapılmaktadır.
Sayfa | 50
Sürveyans verileri Türkiye genelinde ve dört kurum tipi bazında (Sağlık Bakanlığı Devlet
Hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri, Üniversite Hastaneleri, Özel
Hastaneler) değerlendirilmiştir. Belediye Hastaneleri, Sağlık Bakanlığı Devlet Hastanelerine
dahil edilmiştir. Üniversite Hastaneleri, Kamu ve Özel Üniversite Hastanelerini içermektedir.
Aşağıdaki tablolarda yer alan bazı verilerin açıklaması:
İnvaziv araç ilişkili enfeksiyon hızı: İlgili yoğun bakımda invaziv araç takılı olarak geçirilmiş
olan her 1000 günde (bu süre zarfında) ortaya çıkan söz konusu invaziv araçla ilişkili hastane
enfeksiyonu sayısıdır.
İnvaziv araç kullanım oranı: İlgili yoğun bakımda invaziv araç takılı olarak geçirilen günlerin
toplamının, toplamda hasta olarak geçirilen günlere oranlanmasıdır.
Cerrahi alan enfeksiyon hızı (CAE): Belirli bir ameliyat türünde gerçekleşen cerrahi alan
enfeksiyonu sayısının aynı ameliyat türündeki ameliyat sayısına bölümüyle elde edilen
sayının 100 sabitiyle çarpılmasıyla bulunur. Yüzde olarak ifade edilir.
Aşağıdaki tablolar temsil ettiği verinin büyüklüğü açısından ilk üç sırada bulunan yoğun bakım
türlerini içermektedir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, Türkiye Geneli
Yanık
7,1
Anestezi ve Reanimasyon
5,5
Göğüs Cerrahisi
5,3
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter Kullanım Oranları, Türkiye Geneli
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
Kalp Damar Cerrahisi
Anestezi ve Reanimasyon
0,88
0,81
0,60
En düşük enfeksiyon hızları 1,9 ile Kalp Damar Cerrahisi ve 2,6 ile Çocuk Cerrahisi yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
Anestezi ve Reanimasyon
4,1
Genel Cerrahi
3,0
Nöroloji
2,9
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter Kullanım Oranları, Sağlık
Bakanlığı Devlet Hastaneleri
Kalp Damar Cerrahisi
0,65
Anestezi ve Reanimasyon
0,56
Genel Cerrahi
0,37
En düşük enfeksiyon hızları 0,0 ile Beyin Cerrahisi ve 1,0 ile Koroner yoğun bakım üniteleridir.
Sayfa | 51
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma
Hastaneleri
Yanık
8,0
Anestezi ve Reanimasyon
5,5
Beyin Cerrahisi, İç Hastalıkları
4,4
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter Kullanım Oranları, Sağlık
Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
Kalp Damar Cerrahisi
Anestezi ve Reanimasyon
0,87
0,83
0,62
En düşük enfeksiyon hızları 0,0 ile Göğüs Cerrahisi ve 0,9 ile Çocuk Kalp Damar Cerrahisi yoğun bakım
üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, Üniversite Hastaneleri
Göğüs Hastalıkları
9,6
Göğüs Cerrahisi
8,7
İç Hastalıkları
7,9
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter Kullanım Oranları, Üniversite
Hastaneleri
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
0,90
Kalp Damar Cerrahisi
0,73
Acil
0,72
En düşük enfeksiyon hızları 2,4 ile Acil ve 2,9 ile Çocuk Cerrahisi yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, Özel Hastaneler
Anestezi ve Reanimasyon
3,3
Acil
2,6
Koroner
1,7
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Santral
Venöz Kateter Kullanım Oranları, Özel
Hastaneler
Kalp Damar Cerrahisi
0,89
Genel Cerrahi
0,53
Anestezi ve Reanimasyon
0,52
En düşük enfeksiyon hızları 0,9 ile Kalp Damar Cerrahisi ve 1,2 ile İç Hastalıkları yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter İlişkili Üriner Enfeksiyon Hızları, Türkiye
Geneli
Nöroloji
5,3
Beyin Cerrahisi
5,2
Anestezi ve Reanimasyon, Çocuk Hast.
4,1
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter Kullanım Oranları, Türkiye Geneli
Anestezi ve Reanimasyon, Nöroloji
Genel Cerrahi
İç Hastalıkları
0,96
0,92
0,91
En düşük enfeksiyon hızları 1,1 ile Kalp Damar Cerrahisi ve 1,6 ile Göğüs Cerrahisi yoğun bakım üniteleridir.
Sayfa | 52
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter İlişkili Üriner Enfeksiyon Hızları, Sağlık
Bakanlığı Devlet Hastaneleri
Nöroloji
4,2
Anestezi ve Reanimasyon
3,8
İç Hastalıkları
2,4
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter Kullanım Oranları, Sağlık Bakanlığı
Devlet Hastaneleri
Beyin Cerrahisi
0,97
Nöroloji, Anestezi ve Reanimasyon
0,96
Genel Cerrahi
0,95
En düşük enfeksiyon hızları 1,1 ile Koroner ve 1,5 ile Göğüs Hastalıkları yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter İlişkili Üriner Enfeksiyon Hızları, Sağlık
Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
İç Hastalıkları
7,6
Beyin Cerrahisi, Anestezi ve
Reanimasyon, Nöroloji
Çocuk Hast.
5,3
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter Kullanım Oranları, Sağlık Bakanlığı
Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
Acil, Genel Cerrahi, Anestezi ve
0,97
Reanimasyon
Nöroloji
0,96
4,9
Beyin Cerrahisi
0,95
En düşük enfeksiyon hızları 0,7 ile Kalp Damar Cerrahisi ve 1,5 ile Göğüs Hastalıkları yoğun bakım
üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter İlişkili Üriner Enfeksiyon Hızları,
Üniversite Hastaneleri
Nöroloji
7,2
Beyin Cerrahisi
5,5
Anestezi ve Reanimasyon
4,7
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter Kullanım Oranları, Üniversite
Hastaneleri
Acil, Anestezi ve Reanimasyon
0,96
Nöroloji
0,94
Göğüs Hastalıkları
0,93
En düşük enfeksiyon hızları 0,8 ile Acil ve 0,9 ile Göğüs Cerrahisi yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter İlişkili Üriner Enfeksiyon Hızları, Özel
Hastaneler
Beyin Cerrahisi
8,4
Anestezi ve Reanimasyon
1,9
Genel Cerrahi, İç Hastalıkları
1,7
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Üriner
Kateter Kullanım Oranları, Özel Hastaneler
İç Hastalıkları
Anestezi ve Reanimasyon
Genel Cerrahi
0,94
0,93
0,91
En düşük enfeksiyon hızları 0,7 ile Koroner ve 1,6 ile Acil yoğun bakım üniteleridir.
Sayfa | 53
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
İlişkili Pnömoni Hızları, Türkiye Geneli
Beyin Cerrahisi
17,3
Göğüs Hastalıkları
15,8
Nöroloji
14,3
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
Kullanım Oranları, Türkiye Geneli
Anestezi ve Reanimasyon
0,64
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
0,56
Çocuk Hastalıkları
0,48
En düşük enfeksiyon hızları 6,0 ile Çocuk Kalp Damar Cerrahisi ve 6,9 ile Acil yoğun bakım üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
İlişkili Pnömoni Hızları, Sağlık Bakanlığı Devlet
Hastaneleri
Göğüs Hastalıkları
13,8
Nöroloji
13,4
Acil
12,9
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
Kullanım Oranları, Sağlık Bakanlığı Devlet
Hastaneleri
Anestezi ve Reanimasyon
0,63
Acil
0,49
Genel Cerrahi, Çocuk Hastalıkları
0,39
En düşük enfeksiyon hızları 2,8 ile Çocuk Hastalıkları ve 6,5 ile Beyin Cerrahisi üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
İlişkili Pnömoni Hızları, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve
Araştırma Hastaneleri
Beyin Cerrahisi
15,1
Göğüs Cerrahisi
14,4
Nöroloji
14,2
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
Kullanım Oranları, Sağlık Bakanlığı Eğitim ve
Araştırma Hastaneleri
Anestezi ve Reanimasyon
0,64
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
0,57
Çocuk Hastalıkları
0,55
En düşük enfeksiyon hızları 6,3 ile Yanık ve 7,1 ile Çocuk Kalp Damar Cerrahisi üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
İlişkili Pnömoni Hızları, Üniversite Hastaneleri
Göğüs Hastalıkları
23,0
Yanık
21,1
Beyin Cerrahisi
19,3
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
Kullanım Oranları, Üniversite Hastaneleri
Anestezi ve Reanimasyon
0,63
Çocuk Kalp Damar Cerrahisi
0,54
Çocuk Hastalıkları
0,50
En düşük enfeksiyon hızları 3,1 ile Acil ve 3,6 ile Çocuk Kalp Damar Cerrahisi üniteleridir.
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
İlişkili Pnömoni Hızları, Özel Hastaneler
Koroner
10,5
İç Hastalıkları
8,6
Anestezi ve Reanimasyon
7,2
Yoğun Bakım Üniteleri Tiplerine Göre Ventilatör
Kullanım Oranları, Özel Hastaneler
Anestezi ve Reanimasyon
0,67
Kalp Damar Cerrahisi
0,59
Genel Cerrahi, İç Hastalıkları
0,54
En düşük enfeksiyon hızları 3,5 ile Acil ve 4,6 ile Kalp Damar Cerrahisi üniteleridir.
Sayfa | 54
“Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Standartları” Kapsamında bütün yenidoğan
yoğunbakım ünitelerinde bebeklerin beş doğum ağırlığına (<750g. 751-1000g. 1001-1500g.
1501-2500g. >2500g) göre kategorizasyonu yapılıp hastane enfeksiyonlarının sürveyansı
buna göre yapılmaktadır. Aşağıdaki tablolar, temsil ettiği verinin büyüklüğü açısından ilk 2
(iki) sırada bulunan yenidoğan doğum aralıklarını içermektedir.
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde Santral
Venöz Kateter İlişkili Kan Dolaşımı Enfeksiyon
Hızları, 2013
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde
Santral Venöz Kateter Kullanım Oranları,
2013
Türkiye
751-1000
3,5
1001-1500
2,8
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
751-1000
5,0
1501-2500
1,4
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
>2500
2,5
1001-1500
2,2
Üniversite Hastaneleri
751-1000
7,1
1501-2500
6,0
Özel Hastaneler
>2500
0,6
1001-1500
0,5
Türkiye
≤750
0,28
751-1000
0,21
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
751-1000
0,24
1001-1500
0,20
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
≤750
0,18
751-1000
0,14
Üniversite Hastaneleri
≤750
0,32
751-1000
0,29
Özel Hastaneler
≤750
0,39
751-1000
0,25
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde
Umblikal Kateter İlişkili Kan Dolaşımı
Enfeksiyon Hızları, 2013
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde
Umblikal Kateter Kullanım Oranları, 2013
Türkiye
751-1000
1,8
≤750
1,4
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
>2500
0,8
1001-1500 / 1501-2500
0,7
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
1501-2500
2,3
751-1000
2,0
Üniversite Hastaneleri
≤750
3,9
751-1000
3,5
Özel Hastaneler
751-1000
0,9
1501-2500
0,4
Türkiye
≤750
0,27
751-1000
0,25
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
≤750
0,37
751-1000
0,26
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
≤750
0,27
751-1000
0,17
Üniversite Hastaneleri
751-1000
0,29
≤750
0,27
Özel Hastaneler
751-1000
0,30
≤750
0,24
Sayfa | 55
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde
Ventilatör İlişkili Pnömoni Hızları, 2013
Yenidoğan Yoğun Bakım Ünitelerinde
Ventilatör Kullanım Oranları, 2013
Türkiye
≤750
3,6
751-1000
3,4
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
1001-1500
2,0
1501-2500
1,1
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
751-1000
6,0
≤750
5,5
Üniversite Hastaneleri
>2500
8,0
751-1000
6,6
Özel Hastaneler
1001-1500
1,9
>2500 / 1501-2500
1,8
Türkiye
≤750 / 751-1000
0,38
1001-1500
0,22
Sağlık Bakanlığı Devlet Hastaneleri
≤750
0,44
751-1000
0,27
Sağlık Bakanlığı Eğitim ve Araştırma Hastaneleri
≤750
0,42
751-1000
0,24
Üniversite Hastaneleri
≤750
0,45
751-1000
0,40
Özel Hastaneler
751-1000
0,49
≤750
0,31
Cerrahi Alan Enfeksiyon Hızları
Ulusal Hastane Enfeksiyonları Sürveyans Ağı üzerinden ameliyat tipine özgü cerrahi alan
enfeksiyonu sürveyansı da yapılmaktadır. Buna göre Türkiye geneli açısından 2013 yılında en
sık %9,6 ile kolon cerrahisi sonucu enfeksiyon bildirilmişken, bunu sırasıyla %7,9 ile
ventriküler şant ve %6,2 ile Gastrik cerrahi sonrası oluşan cerrahi alan enfeksiyonları takip
etmiştir.
Antimikrobiyal Direnç Oranları
Türkiye geneli açısından 2013 yılında en sık antimikrobiyal direnç oranı % 78,26 ile
Karbapenem dirençli Acinetobacter baumannii izolatında gösterilmişken, bunu sırasıyla
%74,58 ile MRKNS ve %49,69 ile Klebsiella Pneumoniae suşlarında ESBL izolatları takip
etmiştir.
Not: Antimikrobiyal direnç oranı Dirençli izolatlar / Test edilen izolat sayısı X 100
formülüyle hesaplanmıştır.
Sayfa | 56
MART 2014 MEVZUAT BİLGİLENDİRMESİ
(Bu bilgilendirme, ay itibariyle resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren sağlık ve sağlık
konusuna girebilecek mevzuat değişikliklerini içerir)
Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun
Kanun no: 6527
Yayın tarihi:01.03.2014
Kabul tarihi:26.02.2014
MADDE 20 – 3/6/2007 tarihli ve 5686 sayılı Jeotermal Kaynaklar ve Doğal Mineralli Sular
Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent eklenmiştir.
“34) Kurul; Kalkınma Bakanının başkanlığında oluşturulan jeotermal kaynak ve doğal
mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile diğer yatırımların kamu yararı açısından
önceliğini ve önemini tespit ederek karar veren Kurulu,”
MADDE 21 – 5686 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.
“EK MADDE 1- (1) Kurul, Kalkınma Bakanının başkanlığında Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı ile diğer yatırımcı kurum ya da kuruluşun bağlı olduğu bakan/bakanlar ve yatırım
kararına onay veren kurumun ilgili olduğu bakan olmak üzere asgari üç kişiden oluşur. Kurul,
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı veya ilgili kurul üyesi bakanlardan herhangi birinin daveti
üzerine toplanır ve kararlarını toplantıya katılan üyelerin salt çoğunluğuyla alır. Kurul
tarafından alınan karar, kamu yararı kararı yerine geçer. Kurulun sekretaryası, MİGEM
tarafından yürütülür.
(2) Kaynak arama ve işletme ruhsatlarında jeotermal ruhsatlar ile maden ruhsatlarının
çakışması hâlinde ülke ekonomisi ve kamu yararı doğrultusunda kaynağın önceliğine göre
Kurul tarafından kamu yararı kararı alınır.
(3) Jeotermal kaynak ve doğal mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ile devlet ve il yolları,
otoyollar, demir yolları, havaalanı, liman, baraj, enerji tesisleri, maden, petrol, doğal gaz
işletmeleri, su isale hatları gibi kamu yararı niteliği taşıyan yatırımların birbirlerini
engellemesi, faaliyetin yapılamaz hâle gelmesi durumunda jeotermal kaynak ve doğal
mineralli su arama ve işletme faaliyetleri ve yatırımla ilgili karar, Kurul tarafından verilir.
(4) Kurul tarafından gerekli görülmesi hâlinde hazırlatılan rapor, danışmanlık ücretleri,
yolluk, gündelik ve benzeri tüm harcamalar yatırımcı tarafından karşılanır. Ayrıca, yatırımlar
nedeniyle ikinci ve üçüncü fıkra kapsamında Kurul kararı ile faaliyeti engellenen ve/veya
kısıtlanan tarafın yatırım giderleri, lehine karar verilen tarafça tazmin edilir.
Sayfa | 57
(5) Turizm Merkezi veya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi dâhilinde kalan
yerlerde Kurul tarafından alınacak olan kamu yararı kararı gereği enerji üretimine öncelik
tanınması hâlinde, ilgili Turizm Merkezi veya Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi
veya bu alanlar için hazırlanmış onaylı imar planları yeniden düzenlenir.”
MADDE 23 – 21/2/2013 tarihli ve 6428 sayılı Sağlık Bakanlığınca Kamu Özel İş Birliği
Modeli ile Tesis Yaptırılması, Yenilenmesi ve Hizmet Alınması ile Bazı Kanun ve Kanun
Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 4 üncü maddesinin
dokuzuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“(9) Mücbir sebepler, olağanüstü hâller veya sözleşme ve eklerinin uygulanmasını etkileyen
bir durumun ortaya çıkması veya sözleşme ve eklerindeki hükümlerin ihtilaf içermesi
hâllerinde sözleşmenin uygulanabilirliğini veya anlaşılabilirliğini sağlamak amacıyla,
sözleşme bedelini değiştirmemek kaydıyla Sağlık Bakanı onayı ile sözleşme ve eklerinde
taraflarca değişiklik yapılabilir. Yapım işlerinde mücbir sebepler, olağanüstü hâller veya
yüklenicinin kusurundan kaynaklanmayan sebeplerle, sözleşmede öngörülen şartlarda işin
tamamlanamayacağının anlaşılması hâlinde bedel, ihalede nihai teklifin verildiği tarih esas
alınarak güncellenir ve buna bağlı olarak Bakan onayı ile sözleşmede gerekli düzenlemeler
yapılır. Yüksek Planlama Kurulunun yetkilendirme kararından sonra yapım işlerine ilişkin ön
fizibilite raporu veya projelerde, ihale dokümanındaki yatırım maliyetinde öngörülen sınırları
aşan bir değişiklik olması hâlinde; değişen fizibilite raporu veya projeler ve ilgili diğer
belgeler Yüksek Planlama Kuruluna yeniden sunulur, Yüksek Planlama Kurulunun yeni
yetkilendirmesine istinaden sözleşme taslağında ve eklerinde gerekli tadiller yapılır.
Sözleşmenin taraflarca karşılıklı sona erdirilmesine veya sözleşme değişikliklerine ilişkin
hususlar sözleşmede belirlenir. Sözleşmenin sona erdirilmesi hâlinde kesin teminat mektubu
iade edilir ve sözleşme konusu işlerin hesabı genel hükümlere göre yapılır.”
MADDE 24 – 6428 sayılı Kanunun geçici 1 inci maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesi
aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, maddeye ikinci fıkrasından sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra
eklenmiş ve diğer fıkra teselsül ettirilmiştir.
“Ancak bu Kanunun üst hakkı tesisine yönelik hükümleri ile 3 üncü maddesinin yedinci
fıkrası ve 4 üncü maddesinin dokuzuncu fıkrası, süreci devam eden ihalelere ve sözleşmesi
imzalanmış işlere de uygulanır.”
“(3) Bu fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce 3359 sayılı Kanunun ek 7 nci maddesi
çerçevesinde yapılan ihalelere karşı açılan davalarda idari yargı mercilerince verilen
kararların gerekleri mevcut ihale dokümanında ve sözleşmelerde gerekli düzenlemeler
yapılarak yerine getirilir ve işler buna göre yürütülür.”
Sayfa | 58
BİYOSİDAL ÜRÜNLER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 12.03.2014
Yayınlayan: Sağlık Bakanlığı (Türkiye Halk Sağlığı Kurumu)
SAĞLIK BAKANLIĞI BAĞLI KURULUŞLARI HİZMET BİRİMLERİNİN
GÖREVLERİ İLE ÇALIŞMA USUL VE ESASLARI HAKKINDA
YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 13.03.2014
Yayınlayan: Sağlık Bakanlığı
TIBBİ ATIKLARIN KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 21.03.2014
Yayınlayan: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı
AYAKTA TEŞHİS VE TEDAVİ YAPILAN ÖZEL SAĞLIK KURULUŞLARI
HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA
DAİR YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 21.03.2014
Yayınlayan: Sağlık Bakanlığı
Sayfa | 59
ÖZEL HASTANELER YÖNETMELİĞİNDE DEĞİŞİKLİK
YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 21.03.2014
Yayınlayan: Sağlık Bakanlığı
SALMONELLA VE BELİRLENMİŞ DİĞER GIDA KAYNAKLI
ZOONOTİK ETKENLERİN KONTROL ALTINA ALINMASI
HAKKINDA YÖNETMELİK
Yayın tarihi: 27.03.2014
Yayınlayan: Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı
Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; Salmonella ve diğer gıda kaynaklı zoonotik
etkenlerin halk sağlığına yönelik risklerini ve görülme sıklığını azaltmak amacıyla yem dahil
özellikle birincil üretim olmak üzere, üretim, işleme ve dağıtımın ilgili tüm aşamalarında
tespiti ve kontrolü için uygun ve etkili tedbirlerin alınmasına ilişkin usul ve esasları
düzenlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik;
a) Birincil üretim seviyesinde ve uygun olduğu durumlarda yem ve gıda dâhil gıda zincirinin
diğer aşamalarında belirlenmiş zoonozların hayvan popülasyonlarındaki prevalansını
düşürmek amacıyla hedeflerin belirlenmesini,
b) Zoonozlar ve zoonotik etkenlerin prevalansının azaltılmasında uygulanacak bazı kontrol
metotlarına ilişkin özel kuralların belirlenmesini,
c) Zoonotik etkene yönelik ulusal kontrol programlarının oluşturulması ve gıda ve yem
işletmecileri tarafından kendi işletmeleri için hazırladıkları kontrol programlarının
onaylanmasını,
Sayfa | 60
ç) Salmonella ulusal kontrol programının yapısındaki aşılama ve antimikrobiyallerin
kullanımını ve 23/12/2011 tarihli ve 28151 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Zoonozlar ve
Zoonotik Etkenler, İlgili Antimikrobiyal Direnç ve Gıda Kaynaklı Salgınların İzlenmesi
Yönetmeliğinin 9 uncu maddesinde belirlenen antimikrobiyal direncin izlenmesine dair
gereksinimlere aykırı olmayacak şekilde Bakanlıkça uygulanacak olan antimikrobiyal
direncin izlenmesi için gerekli kuralları,
d) Belirli hayvanlar ve ürünlerinin ithalatlarına ilişkin kuralları,
kapsar.
(2) Bu Yönetmelik; hayvan sağlığı, hayvan besleme, gıda hijyeni, işyerinde sağlık ve
güvenlik, gen teknolojisi ve bulaşıcı süngerimsi ensefalopatiler ve bulaşıcı hastalıkların
kontrolü konularındaki özel mevzuat hükümleri saklı kalmak kaydıyla uygulanır.
(3) Bu Yönetmelik; zati ihtiyaç kullanımını ve küçük miktardaki birincil ürünlerin üretici
tarafından son tüketiciye doğrudan arzını kapsamaz.
Sayfa | 61
Bültene dair…
Ülke, şehir sınırı tanımayan bulaşıcı hastalıklar; toplumun gündemine, önemli
kişilerde ya da toplumun bir kısmını veya çoğunu etkilemediği sürece giremezler. Bazen bir
anda her şey değişir… toplumları, ulusları, tüm dünyayı etkilediği dönemlerde tüm gündemi
kaplamaktadır. Tüm dünya yeni bir virüsün insanları hasta etmesi ve içlerinden anlamlı sayıda
insanı öldürmesi ile haberlerde yer aldığında, toplumlar hastalığı izlemeye, her gün kayıpları
üst üste eklemeye, bu hastalıktan nasıl korunacağını öğrenmeye çalışmaya başlamaktadır.
Sosyal yaşantısını etkileyen maskeler, el temizleme jelleri, seyahat etmekten kaçınma veya
bazı bölgelere gezi planlarını iptal etme, ticaretin etkilenmesi gibi hayatımızı değiştiren
dönemler olmaktadır. Pandemi dönemleri veya geçmişte SARS virüsü etkisiyle dünyamızdaki
bu yaşanmışlıklar, bulaşıcı hastalıklar etkenleri durdukça ve özellikle virüsler oldukça…..
tekerrür etmesi kaçınılmazdır. Tüm dünya toplumlarında bulaşıcı hastalık tehdidinde toplum
başlıca haber alma kaynağı olarak basını izleyecektir. Ancak; sağlığını korumak ve korunmak
için sağlık çalışanları en büyük destekçisi ve doğru bilgi kaynağı olacaktır.
Bulaşıcı hastalıklar konusunda tehditler sınırları aşmadan farklı ülkelerdeki
dinamikleri izlemek hastalıkların yayılımı ve epidemiyolojisi hakkında bilgi sahibi olmak,
önceden korunma yollarının öğrenilmesi açısından katkı sağlayacaktır.
Bu bülten ile bulaşıcı hastalıklar, çevre sağlığı ve toplum sağlığını ilgilendiren
konularda ülkemizdeki, dünyadaki gelişmeleri okumak için birçok kaynaktan faydalanılması
gerekmektedir. Burada bir çok kaynağın özellikli konularını tercüme edip bir araya getirerek
bu bültenin hazırlanmasını sağlayan mesai arkadaşlarıma ve emeği geçen kurumumuz
dışından destek veren her sevdalıya tüm koruyucu sağlık hizmetlerine gönül vermiş çalışanlar
adına şükranlarımı sunarım.
Dr. Mahmut AKDAĞ
Tekirdağ Halk Sağlığı Müdürü
Sayfa | 62
KAYNAKÇA:
(Aşağıda ismi verilen kurum ve kuruluşların web siteleridir.)
-
TC Sağlık Bakanlığı
ECDC (European Centre for Disease Prevention and Control)
CDC (Centers for Disease Control and Prevention)
UN (United Nations)
WHO (World Health Organization)
UNICEF (United Nations International Children's Emergency Fund)
THSK (Türkiye Halk Sağlığı Kurumu)
TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)
TC Orman Ve Su İşleri Bakanlığı
TC Resmi Gazete
Sayfa | 63
HAZIRLAYANLAR:
Dr. İbrahim Çerçi (Halk Sağlığı Müdür Yardımcısı)
Dr. Sevinç Tanrıkulu (BHKP Şb. Müdürü)
Müh. Erkan Bozkurt (ÇÇS Şb. Müdürü)
Dr. Fatma Canki (TSH Şb. Müdürü)
Uzm. Dr. Seyithan Bingöl (Tekirdağ Halk Sağlığı Müdürlüğü)
Dr. Ali Kösekahya (THSK Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı)
Yrd. Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu (Namık Kemal Üniversitesi)
BHKP Şube Müdürlüğü
ÇÇS Şube Müdürlüğü
TSH Şube Müdürlüğü
Sağ. Mem. Ferdi Kocamanoğlu Çst. Adem Öner
Ebe Cemile Yazıcı
Tıb. Sek. Şennur Yavuz
Çst. Alaeddin Demirbozan
Mem. Nalan Kahraman
Sağ. Mem. Yusuf Güneş
Çst. Metin Tanyeli
Hem. Yurdagül Ekil
Ebe Rabia Işık Sarıkaya
Çst. Salih Topaloğlu
Ebe Emine Eren
Çst. Galip Koçak
Hem. Düriye Yıldırım
Çst. Yusuf Çebi
Sağ. Mem. Sedat Topal
Tıb. Tek. İbrahim Elmas
TEŞEKKÜRLER:
Dr. Ali Kösekahya (THSK Bulaşıcı Hastalıklar Daire Başkanlığı)
Yrd. Doç. Dr. Gamze Varol Saraçoğlu (Namık Kemal Üniversitesi)
Şef. Remziye Yıldırım (Tekirdağ HSM)
Mem. Tamer Ceylan (Tekirdağ HSM)
Sayfa | 64
Sayfa | 65
Download

2014 Mart Sayısı İçin Tıklayınız - Tekirdağ Halk Sağlığı Müdürlüğü