Kuram ve Uygulamada Eğitim Bilimleri • Educational Sciences: Theory & Practice • 14(5) • 1673-1687
©
2014 Eğitim Danışmanlığı ve Araştırmaları İletişim Hizmetleri Tic. Ltd. Şti.
www.edam.com.tr/kuyeb
DOI: 10.12738/estp.2014.5.2132
Otomatik Düşüncelerin Umutsuzluk Üzerindeki Etkisinin
İncelenmesi: Benlik Saygısının Aracılık Rolü
a
Firdevs SAVİ ÇAKAR
Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi
Öz
Bu araştırmanın amacı, üniversite öğrencilerinin otomatik düşünceleri ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki ilişkide benlik saygısının aracılık rolüne ilişkin geliştirilen teorik modelin test edilmesidir. Çalışma, Celal Bayar
Üniversitesi’nde farklı bölümlerde okuyan 197 kız (%58,3) ve 141 (%41,7) erkek, 338 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın verileri “Otomatik Düşünceler Ölçeği”, “Beck Umutsuzluk Ölçeği”, “Rosenberg Benlik
Saygısı Ölçeği” ve kişisel bilgi formu ile elde edilmiştir. Araştırmada üniversite öğrencilerinin benlik saygısı ve
otomatik düşünceleri ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişki Yapısal Eşitlik Modeli ile test
edilmiştir. Analizler sonucunda ölçme modellerine dayalı olarak önerilen yapısal model doğrulanmıştır. Modelin
uyum indekslerinin genel olarak kabul değeri koşullarını karşıladığı; bütün değişkenler arasındaki ilişkilere
ait t değerlerinin anlamlı olduğu görülmüştür. Buna göre otomatik düşünceler ve benlik saygısı umutsuzluğu
anlamlı düzeyde yordamaktadır. Diğer taraftan otomatik düşünceler ile umutsuzluk arasındaki ilişkide benlik
saygısının aracılık rolü bulunmamaktadır. Bu sonuçlara dayanarak, otomatik düşüncelerin azaltılması ve benlik
saygısının artırılması üniversite öğrencilerinin umutsuzluğunu doğrudan etkilemektedir.
Anahtar Kelimeler
Aracılık Rolü, Benlik Saygısı, Otomatik Düşünceler, Umutsuzluk, Üniversite Öğrencisi.
Bilişsel yaklaşımlar bireyin kendisi ve dış dünya
ile ilgili algısını ve değerlendirmelerini biçimleyen
otomatik düşünceler, şemalar, sayıltılar ve inançlar
üzerine odaklanırken (Beck, Freeman ve Davis,
2004), temel varsayımlarından birisi bilişin duygu ve davranışı etkilediği yönündedir (Gladding,
2013; Tursi ve Cochran, 2006; White ve Freeman,
2000). Bilişsel yaklaşımda, bireyin bilişsel yapısı
kavramlaştırılırken, bilişler; otomatik düşünceler
ve şemalar olarak ikiye ayrılır. Otomatik düşünceler bireyin kendisi, dünyası ve geleceği ile ilgili iç
diyaloglarıdır ve kişinin zihninde kendiliğinden ortaya çıkan, çok kolay fark edilmeyen, en önemlisi de
birey tarafından analiz edilmeden doğruluğu kabul
edilen düşüncelerdir (Beck, 2001). Önceki olumsuz olaylar, şemalar şeklinde kodlanır daha sonra
benzer olaylar yaşandığında bu şemalar etkin hâle
gelir ve olayların yorumlanmasını etkiler. Duygusal sorunlar, insanların olay ve olguları algılama,
anlamlandırma ve değerlendirmede yaptıkları çarpıtmalardan kaynaklanırken; kişinin yaşadığı problemlerin büyük bir çoğunluğu, sahip olduğu yanlış
kanılarla ve inançlarla gerçeği çarpıtmasının sonucu oluşmaktadır (Beck ve ark., 2004; Corey, 2008).
Bireylerin bilişsel yapısı ve bilgiyi işleme biçimi ile
yakından ilişkili bir durum olan umutsuzluk (Corey,
2008; Dinçer ve Derelioğlu, 2005), kişilerin objektif
ve gerçekçi bir nedeni olmadığı hâlde, deneyimlerine yanlış anlamlar yüklemesi, amacına ulaşmak
için çaba sarf etmediği hâlde bunlardan negatif sonuçlar beklemesi ve bunun sonucu olarak gelecek
hakkında olumsuz beklentiler geliştirmesi şeklinde
a Dr. Firdevs SAVİ ÇAKAR Psikolojik Danışma ve Rehberlik Alanında yardımcı doçenttir. Çalışma alanları arasında ergenlik, benlik saygısı, okula bağlanma, umutsuzluk, psikolojik yardım arama ve sosyal destek yer
almaktadır. İletişim: Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimler Bölümü, İstiklal Yerleşkesi, 15100 Burdur. Elektronik posta: [email protected]
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
tanımlanmaktadır (Abbey, 2006). Umutsuz bireyler
kendi içinde bulundukları fiziksel, zihinsel veya
toplumsal durumun düzelmeyeceğine, yaşamını
ilgilendiren önemli konularda kötü gelişmelerin
olacağına ya da en azından iyi şeyler olmayacağı
beklentisine ve bu durumu hiçbir şeyin değiştiremeyeceğine inanmaktadırlar (Beck, 2001, 2005).
Beck (2005) umutsuzluğu, bireyin kendisini, çevresini, yaşamını ve geleceği olumsuz değerlendirmesi
olarak ifade ederken; Henkel, Bussfeld, Möller ve
Hegerl (2002) umutsuzluğu benlik saygısı ile ilişkili
bir yapı olarak değerlendirmektedir. Umutsuzluk
teorilerinde, benlik saygısı bir risk faktörü ve umutsuzluğa karşı savunmasız olma durumu olarak ele
alınmaktadır. Bireylerin yüksek benlik saygısı negatif olaylar karşısında umutsuzluk geliştirilmelerine
karşı tampon görevi görmektedir (Metalsky, Joiner,
Hardin ve Abramson, 1993). Bu durum benlik saygısının umutsuzluğa karşı koruyucu işlevi olduğu
şeklinde değerlendirilirken (Baumeister, Campbell,
Krueger ve Vohs, 2003), bireyin kendisini değersiz,
yetersiz ve kusurlu biri olarak değerlendirmesine
bağlı oluşan olumsuz benlik algısı kendisini inkâr
etmesine; dolayısıyla, yaşamda karşılaşılan engel ve
zorluklar karşısında geleceğini de olumsuz görmesine yol açmaktadır (Beck ve ark., 2004). Bu durum
üniversite öğrencilerinin umutsuzluk düzeyleri ile
benlik saygıları arasındaki karşılıklı ilişkiyi ortaya
koyarken; düşük benlik saygısının umutsuzluğu artıracağı açıkça görülmektedir.
Yaşanan sosyal ve ekonomik sorunlar, işsizlik,
üniversiteye giriş ve eğitim sorunları üniversite
öğrencilerinin ruhsal gelişimlerini ve ruh sağlıklarını olumsuz yönde etkilemektedir. Umutsuzluk
bu noktada üniversite öğrencileri açısından ele
alınması gereken önemli bir ruhsal problem konusudur. Nitekim yapılan bazı çalışmalarda Türkiye’de
üniversite öğrencilerinin umutsuzluk açısından
risk grubunda yer aldığı, birçok gencin yaşanan
sorunlar karşısında umutsuzluk ve karamsarlık yaşadığı (Erkan, Özbay, Cihangir-Çankaya ve Terzi,
2012; Özmen, Erbay, Çetinkaya ve Taşkın, 2008)
belirtilmektedir. Yazıcı (2003) tarafından yapılan
çalışmada, üniversite öğrencilerinin %14,7’sinin
kendi geleceğinden umutsuz olduğunu belirlerken;
Kazgan (2006) ise 18-25 yaşları arasındaki gençlerin %11,9’unun yaşamından hiç memnun olmadığı,
%30’unun on yıl sonra Türkiye’deki sorunların aynen süreceğini düşündüklerini ve %12,3’ünün çok
daha kötü bir Türkiye beklediğini ortaya koymuştur. Şahin (2009) araştırmasında eğitim fakültesi
öğrencilerin umutsuzluk düzeylerinin düşük olmasıyla birlikte, bazı öğrencilerin yoğun umutsuzluk
yaşadıklarını belirlemiştir. Bu doğrultuda üniver-
1674
site öğrencilerinin umutsuzlukları ile ilgili değişkenlerin belirlenmesi ve etkili psikolojik yardım
sunulması hem yükseköğretimden etkin şekilde
yararlanmaları hem de sağlıklı kişilik kazanmaları
adına önemli görünmektedir.
Umutsuzluk kişinin sağlığı ve iyilik hâli üzerindeki
ciddi etkileri nedeniyle birçok araştırmanın konusu
olmuştur. Umutsuzlukta üzüntü, geleceğe yönelik
olumsuz beklentiler, olumsuzluk ve kötümserlik
ile ilgili duygusal bozukluklar etkili olabilmektedir
(Durak, 1994). İlgili literatürde umutsuzluk kavramı intihar (Heisel, Flett ve Hewitt, 2003; O’connor,
Berry, Weiss ve Gilbert, 2002; Palmeri ve Connelly,
2005; Yerlikaya, 2006); problem çözme becerileri,
özsaygı, fiziksel sağlık ve kendine güven (Yerlikaya,
2006); bilişsel çarpıtmalar (Beck ve ark., 2004; Corey, 2008); depresyon (Ceyhan, 2004; Çelikel-Çam
ve Erkorkmaz, 2008; O’connor ve ark., 2002; Palmeri ve Connelly, 2005; Yerlikaya, 2006); öğrenilmiş çaresizlik (Güler, 2005); cinsiyet ve sınıf düzeyi
(Oğuztürk, Akça ve Şahin, 2011; Şengül ve Güner,
2012); gelir düzeyi ve anne babanın eğitim düzeyi
(Tümkaya, 2005) açısından ele alınırken; umutsuzluğun artmasının bireyin problem çözme becerilerini, üretkenliğini ve başarısını olumsuz yönde
etkilediği belirtilmektedir (Şengül ve Güner, 2012).
Türkiye’de üniversite öğrencilerinin umutsuzluk
düzeyleri farklı değişkenlerle ilişkisi açısından incelenmiştir. Bu çalışmalarda; eğitim fakültesi öğrencilerinin geleceğe yönelik beklentilerinin çok olumsuz olmadığı (Şahin, 2009), ilköğretim matematik
öğretmen adaylarının (Şengül ve Güner, 2012) ve
üniversite öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin
düşük olduğu (Oğuztürk ve ark., 2011); motivasyonlarının yüksek, gelecekle ilgili duygu ve beklenti düzeylerinin düşük olduğu (Uçaner ve Özçelik,
2010); ortaöğretim tezsiz yüksek lisans programına
devam eden öğretmen adaylarının geleceğe ilişkin
beklentilerinin çok olumsuz olmadığı (Ceyhan,
2004); müzik bölümü öğrencilerinin gelecek ile
ilgili düşük düzeyde duygular ve beklentiler gösterdikleri sonuçlarına ulaşılmıştır (Aras, 2011). Bu
araştırmaların yanı sıra, Dereli ve Kabataş (2009)
sağlık yüksekokulu son sınıf öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin yüksek olduğunu; Üngüren ve
Ehtiyar (2009), öğrencilerin umutsuzluk düzeylerinin eğitim memnuniyeti, okuldaki başarı durumu,
gelir durumu, cinsiyet, arkadaş ilişkiler tarafından
yordandığını; Çelikel-Çam ve Erkorkmaz (2008)
başarı düzeylerinin kötü olduğunu belirten öğrencilerin umutsuzluk düzeylerinin anlamlı derecede
daha yüksek olduğunu saptamışlardır. Bununla
birlikte Şahin (2009) bu dönemde üniversite öğren-
SAVİ ÇAKAR / Otomatik Düşüncelerin Umutsuzluk Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Benlik Saygısının Aracılık Rolü
cilerinin yaşadıkları sosyal ve ekonomik sorunlar,
eğitim ve işsizlik gibi sorunların da onların ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyerek umutsuzluğa yol
açabileceğini; annenin eğitim düzeyine göre üniversite öğrencilerinin umutsuzluklarında anlamlı
bir farklılaşma bulunmadığını ortaya koymuşlardır
(Şahin, 2009; Tekin ve Filiz, 2008). Özçelik, Aktaş
ve Ocakçı (2014) meslek seçiminin üniversite birinci sınıf öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerine
etkisini incelemişler ve erkeklerin kızlardan daha
fazla umutsuzluk yaşadıklarını, bölümünü kendi
isteğiyle seçmeyen, asgari ücret ve altındaki gelir
düzeyine sahip öğrencilerin umutsuzluk puanlarının daha yüksek olduğunu bulmuşlardır.
Yukarıdaki araştırmalarda üniversite öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerinin birçok değişken
açısından ele alınırken bu araştırmaların çoğunun
umutsuzluk ve ilgili değişkenler arasındaki doğrudan ilişkiye odaklandıkları görülmektedir. Bu çerçevede bu araştırma otomatik düşünceler ve benlik
saygısının umutsuzluk ile doğrudan ilişkisinin yanı
sıra bu ilişkide farklı örtük, aracı değişkenlerin olabileceği görüşünden hareket etmektedir. Dolayısıyla yukarıdaki kuramsal açıklamalar ve ilgili araştırma sonuçları ışığında, üniversite öğrencilerinin
otomatik düşüncelerinin benlik saygısının düşük
ya da yüksek olmasına bağlı olarak umutsuzluk
üzerindeki etkisinin farklılaşacağına ilişkin kurulan
teorik model Sekil 1’de verilmektedir.
Şekil 1
Önerilen Yapısal Model
Bu araştırmanın teorik modelinde, benlik saygısının umutsuzluk ve otomatik düşünceler ile
arasındaki doğrudan ilişkiye dayanarak otomatik
düşüncelerin umutsuzluk üzerindeki etkisini öngörmede benlik saygısının aracılık rolü bulunmakta ve benlik saygısı düzeylerine bağlı olarak öğrencilerin umutsuzluk düzeyleri farklılaşmaktadır. Bu
kuramsal temele dayanarak, araştırmada önerilen
teorik modelin doğruluğu yapısal eşitlik modeli ile
sınanmaktadır. Elde edilen sonuçların üniversite
öğrencilerinin umutsuzluk düzeylerini azaltmak
amacıyla yapılacak çalışmalarda kullanılması; otomatik düşünceler ve umutsuzluk arasında var olan
doğrudan ilişkiye odaklanmanın yanı sıra ve dolaylı bir ilişkinin olması durumunda öğrencilerin
benlik saygısının yükseltilmesinin umutsuzluğun
azaltılmasına katkı sağlayacağına ilişkin farkındalık
kazandırması beklenebilir. Sonuç olarak, bu çalışmanın amacı üniversite öğrencilerinin otomatik
düşünceleri ve umutsuzluk düzeyleri arasındaki
ilişkide benlik saygısının aracılık rolü olup olmadığını incelemektir.
Yöntem
Araştırma Modeli
Üniversite öğrencilerinin otomatik düşünceleri ve
benlik saygısı ile umutsuzluk düzeyleri arasında
doğrudan ve dolaylı ilişkiyi araştıran bu çalışma tarama modelinde betimsel bir araştırma niteliğindedir. Araştırmada, üniversite öğrencilerinin benlik
saygısının otomatik düşünceler ve umutsuzluk arasındaki ilişkide aracılık rolünü açıklamaya yönelik
geliştirilen teorik model test edilmektedir. Modeli
sınama işlemi yapısal eşitlik modeli ile gerçekleştirilmiştir.
Çalışma Grubu
Araştırmanın çalışma grubu Celal Bayar
Ünivesitesi’nde 2012-2013 öğretim döneminin
bahar yarıyılında öğrenim gören 381 öğrenciden
oluşmaktadır. Bu öğrenciler basit seçkisiz örnekleme yöntemi ile rastlantısal olarak belirlenmiş olup
çalışmada toplanan anketlerden 43 anket formu
eksik ve hatalı olduğu için analize dâhil edilmemiş
geriye kalan verilerden 197’s, kız (%58,3) ve 141’i
(%41,7) erkek olmak üzere 338 öğrencinin formları kullanılmıştır. Bu öğrencilerin sınıf düzeylerine göre dağılımları ise; 70’i 1. sınıf (%20,7), 85’i
2. sınıf (%25,1), 92’si 3. sınıf (%27,4) ve 81’i ise 4.
sınıf (%23,9) şeklindedir. Öğrencilerin bölümlere
göre dağılımları ise: 52 öğrenci kimya bölümünde,
44 öğrenci biyoloji bölümünde, 39 öğrenci tarih
bölümünde, 43 öğrenci türk dili ve edebiyatı bölümünde, 49 öğrenci sınıf öğretmenliği bölümünde,
47 öğrenci fen bilgisi öğretmenliğinde, 64 öğrenci
sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünde öğrenim
görmektedirler.
Veri Toplama Araçları
Beck Umutsuzluk Ölçeği: Beck ve arkadaşları
(1974) tarafından geliştirilmiş bireyin geleceğe yönelik karamsarlık düzeyini belirlemeyi amaçlayan
bir ölçektir. 20 maddeden oluşan ölçek geleceğe
1675
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
yönelik duygu ve düşünceleri belirten ifadelerden
oluşmaktadır. Bu ifadelerin 11 doğru, 9 yanlış yanıt
anahtarı vardır. Puan ranjı 0-20’dir. Alınan puanlar
yüksek olduğunda bireydeki umutsuzluğun yüksek
olduğu varsayılmaktadır. Ölçeği oluşturan faktörler: gelecekle ilgili duygular; motivasyon kaybı ve
gelecekle ilgili beklentilerdir (akt., Seber, Dilbaz,
Kaptanoğlu ve Tekin, 1993). Ölçeğin geçerlik ve
güvenirlik çalışması ilk olarak Seber ve arkadaşları
(1993) tarafından yapılmış ve iç tutarlılık katsayısı
.86, madde-toplam korelasyonları .07 ile .72 testtekrar test güvenirlik katsayısı .74 olarak bulmuştur. Ölçeğin daha sonra Durak (1994) tarafından
yapılan uyarlama çalışmasında ise iç tutarlılık katsayısı .85, madde-toplam korelasyonları .31 ile .67
arasında, yarıya bölme güvenirliliği ise .85 olarak
belirlenmiştir.
Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği: Rosenberg
(1965) tarafından geliştirilen benlik saygısı ölçeğinin (akt., Çuhadaroğlu, 1986) Türkiye’ye uyarlama
çalışmaları Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılmıştır. Benlik saygısı alt ölçeğinde 10 madde yer
almaktadır. Guttman ölçüm şekline göre düzenlenmiş testte, olumlu ve olumsuz yüklü maddeler
ardışık olarak sıralanmıştır. Ölçeğin kendi içinde
değerlendirme sistemine göre denekler 0 ile 6 arasında puan almaktadırlar. Bu çalışmada 4’lü Likert
tipi yanıtlama biçimi kullanılmıştır. Alınabilecek en
yüksek puan 40 iken en düşük puan 10’dur. Puanın
yüksek olması benlik saygısının düşük, puanın düşük olması ise benlik saygısının yüksek olduğunu
göstermektedir. Çuhadaroğlu (1986) tarafından yapılan çalışmada, ölçeğin geçerlik katsayısı 71, güvenirlik katsayısı .75 olarak bulunmuştur.
Otomatik Düşünceler Ölçeği: Hollon ve Kendall
tarafından geliştirilen, depresyonla ilişkili olan
olumsuz otomatik düşüncelerin ortaya çıkma sıklığını ölçen, 30 soruluk 5’li likert tipi bir öz-bildirim
ölçeğidir. Ölçekten alınan en küçük puan 30, en
yüksek puan 150’dir. Puanların yüksekliği, bireyin
otomatik düşüncelerinin sıklıkla ortaya çıktığını
gösterir. Ölçeğin Türkiye uyarlaması Aydın ve Aydın (1990) ile Şahin ve Şahin (1992) tarafından yapılmıştır. Ölçeğin yapılan faktör analizi sonucunda
beş faktörden oluştuğu belirlenmiştir. Bu faktörler: kendine yönelik negatif düşünceler, şaşkınlık/
kaçma fantezileri, kişisel uyumsuzluk ve değişme
istekleri, yalnızlık/izolasyon ve ümitsizliktir (Şahin
ve Şahin, 1992). Türkçe ölçeğin Cronbach Alpha
iç tutarlık katsayısı .93 olarak belirlenmiş; her bir
ölçek maddesinin madde toplam korelasyonunun
.37 ile .85 (Aydın ve Aydın, 1990) ve .35 ile .69 (Şahin ve Şahin 1992) arasında değiştiği görülmüştür.
1676
Ölçeğin iki yarım test güvenirliğinin .91 (Şahin ve
Şahin, 1992), test tekrar test güvenirlik katsayısının
r=.77 (Aydın ve Aydın), ölçüt bağıntılı geçerliği
için Beck Depresyon Envanteri ile korelasyonun
.70 (Aydın ve Aydın) ve .75 (Şahin ve Şahin, 1992)
olduğu belirlenmiştir.
Kişisel Bilgi Formu: Araştırmanın amacına uygun
olarak katılımcıların sosyo-demografik özelliklerini belirlemek için araştırmacı tarafından geliştirilmiştir.
Verilerin Toplanması
Araştırmanın veri toplama sürecinde öğrencilere
çalışmanın amacı, gizlilik ve gönüllülük ile ilgili
açıklamalar yapılarak uygulamaya geçilmiş anketler öğrencilere sınıf ortamında grup olarak uygulanmış ve cevaplama süresi yaklaşık 25 dakika sürmüştür.
Verilerin Analizi
Araştırmada, değişkenler arasındaki ilişkilerin değerlendirilmesi ve kurulan teorik modelin sınanması işlemi yapısal eşitlik modeli ile gerçekleştirilmiştir. Elde edilen verilerin analizinde SPSS 20 ve
Lisrel programı kullanılmıştır.
Yapısal eşitlik modellemesinde ölçüm modeli ve
yapısal model olmak üzere iki temel model söz konusudur. İyi bir analizin ölçüm modeliyle başlaması
gerekir (Sümer, 2000; Şimşek, 2007). Uyum iyiliği
indeksleri olarak adlandırılan değerler, modele ilişkin son değerlendirmenin yapılmasında bağımsız
değerlendirme ölçütlerini oluşturur ve her bir modelin bir bütün olarak data tarafından kabul edilebilir düzeyde desteklenip desteklenmediğine ilişkin
yargıya varılmasını sağlar (Şimşek, 2007). Literatürde kabul görmüş yaygın uyum indeksleri Tablo
1’de sunulmuştur.
Tablo 1
Yapısal Eşitlik Modelleri Uyum İndeksleri
Uyum Testi
İyi Uyum
χ2 /df
0 ≤ χ2/df ≤ 2
Yeterli Uyum
2 ≤ χ2/df ≤ 3
CFI
0,95 ≤ CFI ≤ 1,00
0,90 ≤ CFI ≤ 0,95
RMSEA
0 ≤ RMSEA ≤ 0,05
0,08 ≤ RMSEA ≤ 0,05
TLI
0,95 ≤ TLI ≤ 1,00
0,90 ≤ TLI ≤ 0,95
χ2=Chi-Square (Ki-Kare); df=Degree of Freedom (Serbestlik
Derecesi); GFI=Goodness-of fit index (İyilik Uyum İndeksi);
AGFI=Adjusted goodness-of-fit index (Düzeltilmiş İyilik
Uyum İndeksi), CFI=Comparative fit index (Karşılaştırmalı
Uyum İndeksi); RMSEA=The root mean square error (Yaklaşık Hataların Ortalama Karekökü); NFI=Normed fit index
(Normlaştırılmış Uyum İndeksi); TLI=Tucker Lewis index
(Tucker Lewis İndeksi).
SAVİ ÇAKAR / Otomatik Düşüncelerin Umutsuzluk Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Benlik Saygısının Aracılık Rolü
Değişkenlerin Aracılık Rolünün İncelenmesi
Yapısal modellerde bir değişkenin aracılık rolü
farklı yöntemlerle test edilebilir. Bu araştırmada 3
farklı yöntemle modellerde yer alan benlik saygısı
değişkeninin aracılık rolü incelenmiştir. İlk yöntem
değişkenler arasındaki regresyon katsayılarının
karşılaştırılmasıdır (Baron ve Kenny, 1986). İkinci yöntem model uyumlarının karşılaştırılmasıdır
(Şimşek, 2007). Araştırmada test edilecek diğer
üçüncü yöntem ise Sobel Testi’dir. Test sonucunun
anlamlı çıkması ve şekil x’te gösterilen c yoluna
ilişkin regresyon katsayısının anlamsız olması Z değişkeninin tam aracı olduğunu; Sobel Test’inin anlamlı çıkması fakat aynı zamanda X ile Y değişkeni
arasındaki regresyon katsayısının anlamlı olması Z
değişkeninin “kısmi aracı” olduğunu göstermektedir. Sobel Testi sonucunun anlamlı çıkmaması ise
Z değişkeninin X ile Y değişkeni arasında aracılık
rolü taşımadığını göstermektedir (Şimşek, 2007).
Şekil 2
Benlik Saygısı Değişkeninin Aracılık Rolüne İlişkin Kurulan
Modeller
Araştırmanın amacı doğrultusunda, öncelikle ölçeklerin güvenirlik analizleri yapılmış, ikinci aşamada ise ölçüm modeli analiz edilerek doğrulandıktan sonra yapısal modellere geçilmiştir. Üçüncü
aşamada otomatik düşünceler ve benlik saygısı ile
umutsuzluk arasındaki ilişkiye yönelik kurulan
teorik model test edilmiş son olarak otomatik düşünceler ile umutsuzluk arasındaki ilişkide benlik
saygısının aracılık rolü olup olmadığı incelenmiştir.
Araştırmada kullanılan ölçeklerin güvenirlikleri
Cronbach Alfa ve Mc Donald’s ω (Omega) katsayıları ile incelenmiştir.
Yapılan analizler sonucunda “Otomatik Düşünceler
Ölçeği” için Cronbach alfa 0,95; Omega değeri 0,96;
“Benlik Saygısı Ölçeği” için Cronbach alfa 0,65 ve
Omega değeri 0,71; “Umutsuzluk Ölçeği” için
Cronbach alfa 0,89 ve Omega değeri 0,90 olarak
belirlenmiştir. Ölçeklerin güvenirliklerine ilişkin
olarak bulgular elde edilen Cronbach alfa değerlerinin ve Omega katsayılarının her üç ölçek için de
güvenilir olduğunu göstermektedir. Cronbach alfa
değerlerinin yanı sıra Omega katsayısı da güvenilirliğin alt değerini ürettiği için bu konuda gerçek
güvenirliği daha iyi kestirmektedir (Lucke, 2005;
Raykov, 2001).
Araştırmada yapısal modelin test edilmesi sürecine
modelde yer alacak değişkenlerin birlikte modellendiği ölçüm modeli analiz edilerek başlanmıştır.
Araştırmada “Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği” için
madde parselleme yöntemi uygulanmıştır. Ölçek 10
madde ve tek faktör yükü göz önüne alınarak iki
parsele ayrılmıştır. Bu ölçeğe ilişkin parsel oluşturma kararı en çok olabilirlik varsayımlarını karşılamak ve modelde hesaplanan parametre sayılarını
azaltma amaçları gözetilerek yapılmıştır (Bandalos
ve Finney, 2001; Hagtvet ve Nasser, 2004). Araştırmada ölçme modelinde ve yapısal modelde benlik
saygısı ölçeği oluşturulan parselleme ile analize
dâhil edilmiştir. Analiz sonucunda ölçüm modeli
için hesaplanan Ki-kare değeri χ2=122,35, sd=28,
p=.00 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Ki-kare değerinin serbestlik derecesine oranı incelendiğinde
(χ2/sd=4,36) 5 değerinin altında olması iyi uyuma
işaret etmektedir. Ölçüm modeline ait uyum iyiliği
indeksleri incelendiğinde RMSEA =.08, RMR=.35,
SRMR=.03, GFI=.96, AGFI=.91 ve CFI=.99 değerlerini almıştır. Bu değerler ölçüm modelinin iyi bir
model olduğunu göstermektedir. Aynı zamanda
her bir gözlenen değişkenin her bir örtük değişken
üzerindeki standardize edilmiş ve edilmemiş faktör
yükleri, standart hataları ve t istatistikleri sonuçları
incelendiğinde örtük değişkenler üzerinde gözlenen değişkenlerin faktör yüklerinin hepsinin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmektedir.
Bulgular
Araştırmada modelin test edilmesi süreci, ölçüm
modeli doğrulandıktan sonra yapısal modelin test
edilmesiyle devam etmiş ve elde edilen bulgular sırasıyla verilmiştir.
Otomatik Düşünceler ve Benlik Saygısı ile Umutsuzluk Arasındaki İlişki
Tablo 2’de görüldüğü üzere otomatik düşünceler,
benlik saygısı ve umutsuzluk değişkeninin oluşturduğu model test edildiğinde (t=12.42, p<05),
değişkenler arasında kurulan ilişkilerin istatistiksel
1677
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Tablo 2
Otomatik Düşünceler, Benlik Saygısı ve Umutsuzluğa İlişkin Oluşturulan Modelin Uyum Değerleri
Model
χ2
sd
χ2/sd
RMSEA
RMR
SRMR
GFI
AGFI
CFI
107.40
27
3,97
0,076
0,38
0,028
0,96
0,92
0,99
olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Modele ilişkin
Ki-kare χ2 =107.40, sd=27, p=.00 düzeyinde anlamlı
bulunmuştur. Ki-kare değerinin serbestlik derecesine oranı incelendiğinde (χ2/sd=3.97) 5 değerinin
altında olması iyi uyuma işaret etmektedir. Yapısal
modele ait uyum iyiliği indeksleri incelendiğinde
RMSEA=.076, RMR=.38, SRMR=.023, GFI=.96,
AGFI=.92 ve CFI=.99 değerlerini aldığı görülmektedir. Bu değerler kurulan yapısal modelinin iyi
uyuma sahip olduğunu göstermektedir. Bu sonuca
göre, benlik saygısı ve otomatik düşünceler toplamda umutsuzluğun %36’sını açıklamaktadır.
oranı incelendiğinde (χ2/sd=4,61) 5 değerinin altında olması iyi uyuma işaret etmektedir. Yapısal
modele ait uyum iyiliği indeksleri incelendiğinde
RMSEA=.083, RMR=.45, SRMR=.023, GFI=.97,
AGFI=.92 ve CFI=.99 değerlerini aldığı görülmektedir. Bu değerler kurulan yapısal modelinin iyi
uyuma sahip olduğunu göstermektedir.
Şekil 4
I. Model, Otomatik Düşünceler ve Umutsuzluk Değişkeninin
Oluşturduğu Modelin Test Edilmesi
Umutsuzluk=0.44 *Otomatik Düşünceler+ 0.21
*Benlik Saygısı, Error = 0.63, R² = 0.36
(0.053)
(0.056)
(0.057)
8.35 3.87
11.10
Otomatik Düşünceler ile Umutsuzluk Arasındaki İlişkide Benlik Saygısı Değişkeninin Aracılık
Rolü
Şekil 3’te verilen I. Model test edildiğinde otomatik
düşünceler ile umutsuzluk (t=12.42, p<05), arasında kurulan ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı
olduğu görülmüştür. Modele ilişkin Ki-kare (χ2=
64,62, sd=14, p=.00) düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Ki-kare değerinin serbestlik derecesine
Şekil 3
Yapısal Modele İlişkin Standardize Edilmiş Değerleri
1678
Şekil 4’te verilen otomatik düşünceler, benlik saygısı
ve umutsuzluk değişkeninin oluşturduğu II. Model
test edildiğinde otomatik düşünceler ile benlik saygısı (t=13.55, p<05) benlik saygısı ile umutsuzluk
(t=12.09, p<05) arasında kurulan ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Modele
ilişkin Ki-kare χ2=99,23, sd=26, p=.00 düzeyinde
anlamlı bulunmuştur. Ki-kare değerinin serbestlik derecesine oranı incelendiğinde (χ2/sd=3,81) 5
değerinin altında olması iyi uyuma işaret etmektedir. Yapısal modele ait uyum iyiliği indeksleri incelendiğinde RMSE=.073, RMR=.41, SRMR=.031,
GFI=.96, AGFI=.92 ve CFI=.99 değerlerini aldığı
görülmektedir.
SAVİ ÇAKAR / Otomatik Düşüncelerin Umutsuzluk Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Benlik Saygısının Aracılık Rolü
Şekil 5
Otomatik Düşünceler ile Umutsuzluk Arasındaki İlişkide Benlik Saygısının Aracılık Rolünün Test Edilmesi
Şekil 5’te verilen III. Model test edildiğinde otomatik düşünceler ile umutsuzluk değişkeni arasındaki
ilişkide benlik saygısnın rolü test edilmiş; otomatik
düşünceler ile benlik saygısı (t=14.32, p<05), benlik
saygısı ile umutsuzluk (t=2.59, p<05), otomatik düşünceler ile umutsuzluk (t=9.38, p<05) arasında kurulan ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı oldukları görülmüştür. Modele ilişkin Ki-kare χ2=134,87,
sd=28, p=.00 düzeyinde anlamlı bulunmuştur. Kikare değerinin serbestlik derecesine oranı incelendiğinde (χ2/sd = 4.81) 5 değerinin altında olması iyi
uyuma işaret etmektedir. Yapısal modele ait uyum
iyiliği indeksleri incelendiğinde RMSEA=.08,
RMR=.44, SRMR=.03, GFI=.95, AGFI=.90 ve
CFI=.98 değerlerini aldığı görülmektedir.
Şekil 6
Otomatik Düşünceler ile Umutsuzluk Değişkeni Arasındaki
İlişkide Benlik Saygısının Aracılık Rolü
Benlik saygısı değişkeninin otomatik düşünceler
ile umutsuzluk değişkeni arasındaki aracı değişken
olup olmadığını belirlemeye yönelik ilk yöntem
göz önüne alındığında II. Model için hesaplanan
otomatik düşünceler ve benlik saygısı (β=0,82) ve
benlik saygısı ile umutsuzluk (β=0,65) arasında hesaplanan regresyon katsayılarının anlamlı olduğu
görülmektedir. Otomatik düşünceler ile umutsuzluk arasındaki yol modelde tanımlandığında belirlenen III. Model için regresyon katsayıları incelendiğinde benlik saygısı ile umutsuzluk arasındaki
regresyon değerinin (β=0,15) düşmesine rağmen
anlamlı olduğu görülmektedir. Üçüncü aşamada I.
Model için belirlenen bağımsız değişken ile sonuç
değişkeni arasındaki ilişkinin değişim miktarı incelendiğinde otomatik düşünceler ile umutsuzluk
arasında I. Model’de gözlenen regresyon katsayısı
β= 0,58 iken III. Model’ de aynı katsayı β =0,53’e
düşmüştür. İkinci yöntemde benlik saygısı değişkeninin aracılık rolü test edildiğinde II. Model uyumunun III. Model’e göre kısmen daha iyi olduğu
belirlenmiştir.
Benlik saygısı değişkeninin aracılık rolüne ilişkin
model-veri uyum değerleri incelendiğinde bu değerler kurulan yapısal modelin uyumunun iyi olduğunu; modelin uyum indekslerinin genel olarak kabul
değeri koşullarını karşıladığı görülmektedir. Benlik
saygısı değişkeninin aracılık rolüne ilişkin Sobel
Testi sonuçları incelendiğinde ise (z=2,54, p=.01) anlamlı düzeyde bir ilişki olmadığı görülmüştür. Aynı
zamanda otomatik düşünceler ile umutsuzluk değişkenleri arasındaki regresyon katsayısının anlamlı
olması (t=8.48, p<.05) benlik saygısı değişkeninin
modelde aracılık rolü olmadığını göstermektedir.
Bu çalışmada, otomatik düşüncelerin umutsuzluk
üzerindeki etkisini öngörmede benlik saygısının
aracılık rolünün olup olmadığı incelenmektedir.
Üniversite öğrencilerinin benlik saygısı ve otomatik düşünceleri ile umutsuzluk düzeyleri arasındaki
doğrudan ve dolaylı ilişki yapısal eşitlik modeli ile
test edilmiştir. Sonuç olarak önerilen yapısal model
doğrulanmıştır. Yapısal modele ilişkin elde edilen
sonuca göre, otomatik düşünceler ile benlik saygısı
ve benlik saygısı ile umutsuzluk arasında kurulan
ilişkilerin istatistiksel olarak anlamlı olduğu görülmüştür. Geliştirilen temel yapısal modelin uyum
indekslerinin genel olarak kabul değeri koşullarını
karşıladığı; bütün değişkenler arasındaki ilişkilere ait t değerlerinin anlamlı olduğu görülmüştür.
Buna göre otomatik düşünceler ve benlik saygısı
umutsuzluğu anlamlı düzeyde yordamaktadır. Diğer taraftan otomatik düşünceler ile umutsuzluk
değişkenleri arasındaki ilişkide benlik saygısı değişkeninin modelde aracı rolü olmadığı görülmüştür.
Tablo 3
Benlik Saygısı Değişkeninin Aracılık Rolüne İlişkin Model-Veri Uyum Değerleri
I. Model
χ2
sd
χ2/sd
RMSEA
RMR
SRMR
GFI
AGFI
CFI
64,62
14
4,61
0,83
0.45
0.023
0.97
0.92
0.99
II. Model
99,23
26
3,81
0,73
0,41
0,031
0,96
0,92
0,99
III. Model
134,87
28
4,81
0,82
0,44
0,03
0,95
0,90
0,98
1679
KURAM VE UYGULAMADA EĞİTİM BİLİMLERİ
Şekil 7
Otomatik Düşünceler ile Umutsuzluk Arasındaki İlişkide Benlik Saygısının Aracılık Rolü
Tartışma
Bu çalışmada üniversite öğrencilerinin otomatik düşünceleri ile umutsuzluk arasındaki ilişkide
benlik saygısının aracılık rolüne ilişkin geliştirilen
teorik model test edilmiştir. Elde edilen bulgulara
göre, otomatik düşünceler ve benlik saygısı umutsuzluğu anlamlı düzeyde yordamaktadır. Bu sonuç,
literatürle uyumlu olup otomatik düşüncelerin
umutsuzlukla ilişkisini ortaya koyan araştırmalar
tarafından desteklenmektedir (Aras, 2011; Beck,
2005; Corey, 2008; Dinçer ve Derelioğlu, 2005; Leahy, 2007; O’connor ve ark., 2002). Ayrıca, olumsuz
otomatik düşüncelerin kaygı (O’connor ve ark.,
2002) ve depresif duygulanım gibi umutsuzluk ile
doğrudan bağlantılı değişkenler ile de pozitif yönde
bir ilişkisi olduğunu belirleyen araştırma sonuçlarıyla da paralellik göstermektedir (Aydın, 1990). Bilişsel modelde, insanın duygularını ve davranışsal
tepkilerini etkileyen herhangi bir durumun kendisi
değil, otomatik düşüncelerle kendisini belli eden,
o duruma ilişkin yaptığı yorumlar olduğu belirtilmektedir (Beck, 2001) ve otomatik düşünceler genellikle olumsuzdur (Franklin, 2005). Bu çerçevede
olumsuz otomatik düşüncelerin umutsuzluk düzeyleri ile ilişkisine dayanarak üniversite öğrencilerinin umutsuzlukları ele alınırken öncelikle kendisi, çevresi ve geleceğiyle ilgili olumsuz otomatik
düşüncelerinin değerlendirilmesi gereği bu çalışma
ile bir kez daha ortaya konmuştur.
Araştırmanın bir diğer sonucuna göre, benlik saygısı ve umutsuzluk arasında anlamlı düzeyde bir ilişki
vardır ve bu sonuç daha önce yapılan bazı araştırmaların sonuçlarıyla tutarlıdır (Beck ve ark., 2004;
Çoban ve Karaman, 2013; Hawton, Salkovskıs, Kırk
1680
ve Clark, 1989). Bu düşünceyi destekler nitelikteki
bazı araştırma sonuçları incelendiğinde; üniversite
öğrencilerinin olumsuz benlik algısı, kendini suçlama, çaresizlik, umutsuzluk ve yaşamı tehlikeli
görmeye dayalı bilişsel çarpıtmaları artış gösterdikçe, umutsuzluk düzeylerinin de arttığı görülmekte
(Ağır, 2007), ergenlerin depresyon, düşük benlik
saygısı, kötü yaşam kalitesi ve sağlığından hoşnut
olmama ile umutsuzluk arasında ilişki bulunmaktadır (Özmen ve ark., 2008). Dolayısıyla, benlik
saygısı azaldıkça bireylerin kendilerini daha olumsuz algıladıkları ve umutsuzluk düzeylerinin arttığı
görülmektedir. Çünkü bireyin olumsuz benlik algısı ve gerçekçi olmayan düşünceleri umutsuzluğu
arttırırken, umutsuzluk arttıkça bu düşünce biçimini kullanma eğilimi de artmaktadır (Leahy, 2007).
Aynı zamanda olumsuz benlik algısı bireyin geleceğini olumsuz görmesine yol açmaktadır (Beck ve
ark., 2004; Leahy, 2007). Bu bulgulara dayanarak,
üniversite öğrencilerinin umutsuzluk düzeyleri ile
ilgili çalışmalarda bireyin benlik saygısı düzeyinin
anahtar rol oynadığı görülmektedir.
Araştırmanın bir diğer bulgusuna göre, otomatik
düşünceler ile umutsuzluk arasındaki ilişkide benlik saygısının modelde aracı rolü bulunmamaktadır.
Bu doğrultuda otomatik düşünceler ile umutsuzluk
arasındaki ilişki benlik saygısının düşük ya da yüksek olmasına göre anlamlı bir farklılık göstermemektedir. Yapılan bazı çalışmalarda, üniversite öğrencilerinin olumsuz benlik algısı, kendini suçlama,
çaresizlik, umutsuzluk ve yaşamı tehlikeli görmeye
dayalı bilişsel çarpıtmaları artıkça umutsuzluk düzeylerinin de arttığı ortaya konmuştur (Ağır, 2007).
Kodan’ın (2013) çalışmasında da, üniversite öğren-
SAVİ ÇAKAR / Otomatik Düşüncelerin Umutsuzluk Üzerindeki Etkisinin İncelenmesi: Benlik Saygısının Aracılık Rolü
cilerinin umutsuzluk ve akılcı olmayan inanışları
arasında pozitif yönde anlamlı bir ilişki bulunduğu
belirlenmiştir. Nitekim bu sonuçlar, bireyin bilişsel
yapısının duygu, düşünce ve davranışlarının temelini oluşturduğunu ve umutsuzluğun olayların kendisi değil, bu olaylarla ilgili beklentiler ve yorumlar
sonucu ortaya çıktığını vurgulayan bilişsel yaklaşıma dayanarak açıklanabilir. Beck’e göre (2005)
umutsuzlukta esas olan faktör bilişler ve otomatik
düşüncelerdir. Birey kendini, yaşamını ve geleceğini olumsuz değerlendirdiği için umutsuzluk
yaşamaktadır. Bu doğrultuda bu araştırmada elde
edilen benlik saygısının aracı olarak herhangi bir
katkısının bulunmaması sonucu otomatik düşüncelerin umutsuzluk üzerinde doğrudan bir etkiye
sahip olması anlamına gelmektedir. Ayrıca, bu durum benlik saygısının doğrudan umutsuzluğa etkisinin daha belirleyici olduğu şeklinde de değerlendirilebilir. Bu doğrultuda, üniversite öğrencilerinin
umutsuzluk düzeylerini etkileyen değişkenlerden
otomatik düşüncelerinin azaltılması ve benlik saygısının artırılması hem birbirinden bağımsız olarak
hem de birlikte umutsuzluğun azalmasında etkili
olacaktır.
Araştırma sonuçları bir bütün olarak değerlendirildiğinde, üniversite döneminde öğrenciler yetişkinlik yaşamına ilişkin önemli kararlar almak,
kimliğini yeni ve değişken sosyal ortamlarda test
etmek, mesleki gelişimini devam ettirmek adına
birçok problem alanıyla baş etmek zorundadırlar.
Bu durum öğrencilerin benlik saygısını azaltırken
otomatik düşüncelerinin artmasına ve dolayısıyla
umutsuzluk düzeylerinin de artmasına yol açabilir.
Bu çalışmanın bazı sınırlılıkları bulunmaktadır.
Birincisi, örneklem Celal Bayar Üniversitesi öğrencilerinden oluşturulmuştur. Bu yüzden farklı
üniversitelerde ve farklı bölümlerdeki öğrencilerle
yapılacak yeni çalışmalar modelin test edilmesine
katkı sağlayabilir ve böylece bulguların genellenebilirliği artırılabilir. İkinci olarak, bu bir nicel çalışmadır ve değişkenler arasındaki ilişkileri daha
derinliğine araştıracak nitel çalışmalar daha bütüncül sonuçların elde edilmesine katkı sağlayabilir.
Üçüncü olarak, bu çalışma kesitsel bir çalışmadır
ve model süreç temelli boylamsal çalışmalarla test
edilerek etkililiğine yönelik yeni değerlendirmeler
yapılabilir.
Araştırmadan elde edilen sonuçların öncelikle üniversite öğrencilerine yönelik sunulan psikolojik
yardım hizmetleri açısından önemli katkı sağlayacağı düşünülmektedir. Bu doğrultuda öğrencilerin umutsuzluk düzeylerini etkileyen psikososyal
değişkenlerin belirlenmesi, otomatik düşüncelerin
azaltılmasına ilişkin bilişsel ve davranışsal stratejilere
dayalı bireysel ve grupla psikolojik danışma uygulamalarıyla üniversite öğrencilerine işlevsel olmayan
ve umutsuzluğu tetikleyen otomatik düşüncelerine
ilişkin farkındalık kazandırılması yararlı olacaktır.
Ayrıca umutsuzluk ile ilgili hem doğrudan hem de
dolaylı ilişkisi olan değişkenlerin incelenmesine yönelik deneysel çalışmalar yararlı olabilir.
1681
Educational Sciences: Theory & Practice • 14(5) • 1682-1687
©
2014 Educational Consultancy and Research Center
www.edam.com.tr/estp
DOI: 10.12738/estp.2014.5.2132
The Effect of Automatic Thoughts on Hopelessness: Role
of Self-esteem as a Mediator
a
Firdevs SAVİ ÇAKAR
Mehmet Akif Ersoy University
Abstract
The purpose of this study is to test a theoretical model concerning the role of self-esteem as a mediator between
university students’ automatic thoughts and their levels of hopelessness. The participants consisted of 338
students (197 females (58.3%) and 141 males (41.7%) from various departments at the Celal Bayar University.
The research data was obtained by utilizing the Automatic Thoughts Scale, the Beck Hopelessness Scale, the
Rosenberg Self-Esteem Scale, and a personal information form. In this study, the direct and indirect relationship
between the university students’ self-esteem and automatic thoughts as well as their levels of hopelessness
were tested using structural equation modeling. The proposed structural model, based on the measurement
models, was confirmed as a result of the analyses. In addition, the findings show that the fit indices of the model
generally met the conditions of acceptance value, and that the t-values pertaining to the relationships among
all of the variables were meaningful. Accordingly, automatic thoughts and self-esteem significantly predict the
onset of hopelessness, whereas self-esteem does not serve as a mediator between automatic thoughts and
hopelessness.
Keywords
Automatic Thoughts, Hopelessness, Self-esteem, University Students.
Individuals’ automatic thoughts and beliefs have
been the subject of focus in numerous cognition
approaches (Beck, Freeman, & Davis, 2004), and
various studies have shown that cognition has an
effect on emotion and behavior (Gladding, 2013;
Tursi & Cochran, 2006; White & Freeman, 2000).
In general, automatic thoughts are the inner
dialogues regarding an individual, his/her world,
and the future (Beck, 2001; Beck et al., 2004; Corey,
2008), while hopelessness concerning individuals’
cognitive structures (Corey, 2008; Dinçer &
Derelioğlu, 2005) reflects negative expectations
regarding the future (Abbey, 2006; Beck, 2001,
2005). In addition, hopelessness is a condition
associated with self-esteem (Henkel, Bussfeld,
Möller, & Hegerl, 2002), and high self-esteem serves
as a buffer (Metalsky, Joiner, Hardin, & Abramson,
1993) that provides protection against the onset of
hopelessness (Baumeister, Campbell, Krueger, &
Vohs, 2003). Conversely, low self-esteem is related
to negative expectations in the future (Beck et al.,
2004), and it has a negative effect on individuals’
senses (Elman, 2002).
In the concerned literature, it has been pointed out
that an increase in hopelessness can have a negative
effect not only on individuals themselves (Durak,
1994) but also on their problem-solving skills, selfesteem, physical health, self-confidence, learned
helplessness (Güler, 2005), gender and class level
(Oğuztürk, Akça, & Şahin, 2011; Şengül & Güner,
2012), income (Tümkaya, 2005), and productivity
a Firdevs SAVİ ÇAKAR, Ph.D., is currently an assistant professor of Guidance and Psychological Counseling.
Her research interests include adolescent development and self-esteem, school attachment, help-seeking,
and social support. Correspondence: Mehmet Akif Ersoy University, Faculty of Education, Department of
Guidance and Psychological Counseling, Burdur, Turkey. Email: [email protected]
SAVİ ÇAKAR / The Effect of Automatic Thoughts on Hopelessness: Role of Self-esteem as a Mediator
and success (Şengül & Güner, 2012). Hopelessness
can also cause depression (Ceyhan, 2004; ÇelikelÇam & Erkorkmaz, 2008; O’Connor, Berry, Weiss, &
Gilbert, 2000; Palmeri & Connelly, 2005; Yerlikaya,
2006), cognitive distortions (Beck et al., 2004;
Corey, 2008), and in extreme cases, it can also lead
to suicide (Heisel, Flett, & Lewitt, 2003; O’Connor
et al., 2000; Palmeri & Connelly, 2005; Yerlikaya,
2006). Moreover, various studies have focused on
the levels of hopelessness in younger individuals
(Erkan, Özbay, Cihangir-Çankaya, & Terzi, 2012;
Kazgan, 2006; Özmen, Erbay, Çetinkaya, Taşkın,
& Özmen, 2008; Şahin, 2009; Yazıcı, 2003) as well
as different variables that affect university students
in Turkey (Ağır, 2007; Aras, 2011; Ceyhan, 2004;
Çelikel-Çam & Erkorkmaz, 2008; Dereli & Kabataş,
2009; Oğuztürk et al., 2011; Özçelik, Aktaş, &
Ocakçı, 2014; Şahin, 2009; Şengül & Güler, 2012;
Tekin & Filiz, 2008; Uçaner & Özçelik, 2010;
Üngüren & Ehtiyar, 2009).
In the theoretical model of the present study, it
is assumed that, based on the direct relationship
between self-esteem and hopelessness and
automatic thoughts, self-esteem can predict the
effect of automatic thoughts on hopelessness.
In addition, students’ hopelessness can vary
depending on the levels of self-esteem. Based on
this assumption, the accuracy of the model in this
study is tested (using structural equation modeling)
in order to determine whether self-esteem serves as
a mediator between university students’ automatic
thoughts and levels of hopelessness. Although
the aforementioned studies focused on the direct
relationship between hopelessness and the involved
variables, the present study begins with the
viewpoint in which there may be different tacit and
instrumental variables in the relationship between
self-esteem and hopelessness and automatic
thoughts.
Purpose
The purpose of this research is to examine the role
of self-esteem as a mediator between university
students’ automatic thoughts and their levels of
hopelessness.
Method
Research Model
This study, which explores the direct and indirect
relationships between university students’
automatic thoughts and levels of hopelessness,
includes the characteristics of descriptive research
in the screening model. In addition, the theoretical
model developed for explaining the role of
university students’ self-esteem as a mediator
between automatic thoughts and hopelessness is
tested using structural equation modeling.
Participants
The participants in this study consisted of 338
students in the Faculty of Science and Letters and
the Faculty of Education at Celal Bayar University
(197 females (58.3%) and 141 males (41.7%) who
were selected with the simple random-sampling
method during the spring term of the 2012-2013
academic year.
Data Collection Tools
Beck Hopelessness Scale: This 20-item scale,
developed by Aaron Beck and his colleagues (1974),
includes factors such as feelings and expectations
concerning the future, and the loss of motivation.
The validity and reliability study of the scale was
first conducted by Seber, Dilbaz, Kaptanoğlu, and
Tekin (1993), and its internal consistency coefficient
was found to be .86, its item-total correlations were
between .07 and .72, and its test-retest reliability
coefficient was .74. Conversely, in the adaptation
study of the scale subsequently carried out by
Durak (1994), its internal consistency coefficient
was found to be .85, its item-total correlations were
between .31 and .67, and its split-half reliability was
.85.
Rosenberg Self-esteem Scale: The adaptation
study of this 10-item Self-esteem Scale, developed
by Morris Rosenberg, was carried out by
Çuhadaroğlu (1986). According to the assessment
system within the scale, the subjects receive scores
between 0 and 6, with higher scores showing that
self-esteem is low and lower scores demonstrating
that self-esteem is high. In the study conducted
by Çuhadaroğlu (1986), the validity coefficient
of the scale was found to be .71 and the reliability
coefficient was .75.
Automatic Thoughts Scale: This 30-item, selfreported scale, developed by Steven Hollon and
Philip Kendall, utilizes a five-point Likert scale.
According to the assessment system, higher scores
indicate that the individual’s automatic thoughts are
evident. The adaptation of this scale in Turkey was
carried out by Aydın and Aydın (1990) and Şahin
and Şahin (1992). The Cronbach alpha internal
1683
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
consistency coefficient was found to be .93 and
the item-total correlations were between .35 and
.69 (Şahin & Şahin, 1992) and .37 ile .85 (Aydın &
Aydın, 1990); test-retest reliability r=.77 (Aydın &
Aydın, 1990).
Analysis of the Data
In the present study, the process of evaluating
the relationships between the variables and the
established theoretical model was carried out using
structural equation modeling. The SPSS 20 and
Lisrel programs were used to obtain data in the
analysis.
Two basic models, the measurement model and
the structural model, were employed for structural
equation modeling. It has been shown that a good
analysis should begin with the measurement model
(Sümer, 2000; Şimşek, 2007) and the goodnessof-fit indices enable a conclusion to be drawn as
to whether each model is entirely supported at
an acceptable level based on the data (Şimşek,
2007). The reliability of the scales employed in
the present study was analyzed with Cronbach’s
alpha and McDonald’s coefficient omega (ω). In
regard to the latter, the omega coefficient is a better
predictor of actual reliability in this case since it
produces sub-value of reliability (Lucke, 2005;
Raykov, 2001). Also, the role of as mediator can be
tested in different ways. For example, regression of
coefficients between variables is compared (Baron
& Kenny, 1986).
Findings
In the analysis of the measurement model,
the decision-making parcel for the Rosenberg
Self-esteem Scale was created for the purpose
of obtaining the best possible hypothesis and
decreasing the number of parameters calculated
in the model (Bandalos & Finney, 2001; Hagtvet &
Nasser, 2004). As a result of the analysis, the chisquare value was found to be meaningful at the
level of χ2 = 122.35, sd = 28, p = .00. The values of
RMSEA = .08, RMR = .35, SRMR = .03, GFI = .96,
AGFI = .91, and CFI = .99 were obtained when the
goodness-of fit-indices were examined.
Before testing the structural model in this study,
a model of measurement (in which variations
included in this structural model are combined)
is created and analyzed. The decision-making
parcel regarding the Rosenberg Self-esteem Scale
was made for the purposes of meeting the best
1684
possible variations and decreasing the number of
parameters calculated in the model (Bandalos &
Finney, 2001; Hagtvet & Nasser, 2004). The scale
was divided into two parcels based on the 10 items
and a single factor load. In the research, the selfesteem scale was included in the analysis through
parceling developed in the measurement model
and the structural model. As a result, the chi-square
value calculated for the measurement model was
found to be meaningful at the level of χ2 = 122.35,
sd = 28, and p = .00. When the rate of the chi-square
value to the degree of freeness was examined, its
value of less than 5 (χ2/sd = 4, 36) indicates the best
fit. When the goodness-of-fit indices belonging to
the measurement model was examined, the values
of RMSEA = .08, RMR = .35, SRMR = .03, GFI =
.96, AGFI = .91 and CFI = .99 were obtained. These
values show that the measurement model was a
good model. At the same time, it was found that all
of the factor loads of variations observed over the
implicit ones were statistically meaningful when the
factor loads, standard faults, and statistical results,
which are standardized or non-standardized over
each implicit variation of the observed variation
were examined.
The relationship between the variations was found
to be statistically meaningful when the model (in
which the variables of self-esteem and hopelessness
were created) was tested (t = 12.42, p < 05). The
chi-square statistic regarding the model was found
to be meaningful at the level of χ2 = 107.40, sd =
27, and p = .00. When the goodness-of-fit indices
belonging to the structural model were examined,
the values of RMSEA = .076, RMR = .38, SRMR =
.023, GFI = .96, AGFI = .92, and CFI = .99 were
obtained. In accordance with these results, selfesteem and automatic thoughts, in total, accounted
for 36% of the levels of hopelessness. In addition,
the results of the Sobel test suggest that there is no
meaningful relationship (z = 2.54, p = .01) regarding
the role of self-esteem as a mediator. Besides, when
the regression coefficient between the variables
of automatic thoughts and hopelessness are
meaningful (t = 8.48, p < .05), it shows that selfesteem does not serve as a mediator in the model.
Consequently, the recommended structural model
was verified and it was found that the relationships
between automatic thoughts and self-esteem,
and between self-esteem and hopelessness, were
statistically meaningful. Furthermore, it was
revealed that the fit indices of the basic structural
model generally met the conditions of acceptance
value and that the t-values belonging to the
SAVİ ÇAKAR / The Effect of Automatic Thoughts on Hopelessness: Role of Self-esteem as a Mediator
relationship between all of the variations were
meaningful. Accordingly, automatic thoughts and
self-respect predict hopelessness at a meaningful
level, whereas self-esteem does not serve as a
mediator between the variables of automatic
thoughts and hopelessness.
Discussion
This study showed that the automatic thoughts
and self-esteem of university students can predict
hopelessness at a meaningful level. The results are
in accordance with the findings of previous studies
regarding the relationship between automatic
thoughts and hopelessness (Aras, 2011; Beck, 2005;
Corey, 2008; Dinçer & Derelioğlu, 2005; Leahy, 2007;
O’Connor et al., 2002). It also shows a parallelism
with the results of the research which previous
studies that have indicated that there is a positive
correlation between variations of hopelessness, such
as concern (O’Connor et al., 2002), and depression
(Aydın, 1990). This relationship is clearly seen in
the cognitive model (Beck, 2001), and it has also
been shown that automatic thoughts are generally
negative (Franklin, 2005).
According to the other result of study, there is a
meaningful relationship between self-esteem and
hopelessness, which is in accordance with the
findings of previous research (Beck et al., 2004;
Çoban & Karaman, 2013; Hawton, Salkovskis, Kirk
& Clark, 1989). For example, levels of hopelessness
increase when cognitive distortions, such as a
negative sense of self, accusing oneself, despair, and
viewing life as dangerous, increase (Ağır, 2007).
There is also a relationship between hopelessness
and depression, poor health conditions, and
sub-standard lifestyles (Özmen et al., 2008).
Furthermore, it has been determined that persons
perceive themselves more negatively and their levels
of hopelessness increase when their self-esteem
decreases (Beck et al., 2004; Elman, 2002; Leahy,
2007); and that low self-esteem has a negative effect
on an individual’s senses (Elman, 2002).
Conversely, other results have shown that selfesteem does not serve as a mediator between
automatic thoughts and hopelessness in the
model (Ağır, 2007; Kodan, 2013). Accordingly,
this relationship does not have any meaningful
uniqueness in conformity with low or high selfesteem. When this result is generally evaluated,
it can be explained (according to the cognitive
approach) that the basic cognitive structure of a
person constitutes the foundations of emotion,
thoughts, and behaviors. Thus, hopelessness occurs
as the result of the expectations and comments of
events and because an individual self-evaluates his/
her life and future negatively (Beck, 2005). From
this perspective, self-esteem does not serve as a
mediator and automatic thoughts have a direct
effect on hopelessness.
University students must deal with numerous issues
and make important decisions regarding their
future, in addition to establishing their identity,
expanding their social network, and continuing
their professional development. Such situations can
cause automatic thoughts to increase, which can
simultaneously increase their levels of hopelessness
and diminish their self-esteem. In this regard, the
findings of the present study can help such students
with these issues, especially through psychological
counseling. However, when the results of previous
studies are evaluated as a whole, two different
conclusions are found. The first is that automatic
thoughts and self-esteem can predict hopelessness,
whereas the second is that. Therefore, additional
research should be conducted with university
students from various departments in order to test
the model and increase the generalizability of the
findings.
1685
EDUCATIONAL SCIENCES: THEORY & PRACTICE
References/Kaynakça
Abbey, J. G. (2006). Hopelessness at the end of life: The
utility of the Hopelessness Scale with terminally ill cancer
patients. British Journal of Health Psychology, 11, 173-83.
Ağır, M. (2007). Üniversite öğrencilerinin bilişsel çarpıtma
düzeyleri ile problem çözme becerileri ve umutsuzluk
düzeyleri arasındaki ilişki (Doktora tezi, İstanbul
Üniversitesi, İstanbul). tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi
adresinden edinilmiştir.
Aras, A. (2011). Müzik bölümü lisans öğrencilerinin
umutsuzluk düzeylerinin belirlenmesi: Hacettepe
Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuarı örneği. Gazi
Eğitim Fakültesi Dergisi, 31(2), 509-524.
Aydın, B. (1990). Üniversite öğrencilerinde depresyon,
bilişsel çarpıtmalar ve akademik başarı. Marmara
Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Eğitim Bilimleri
Dergisi, 2, 27-36.
Aydın, G. ve Aydın, O. (1990). Otomatik Düşünceler
Ölçeği›nin geçerlik ve güvenirliği. Türk Psikoloji Dergisi,
7(4), 51-57.
Bandalos, D. L., & Finney, S. J. (2001). Item parceling issues
in structural equation modeling. In G. A. Marcoulides &
Schumacker, R. E. (Eds.), New developments and techniques
in structural equation modeling (pp. 269-296). NJ: Lawrence
Erlbaum Associates, Inc.
Baron, R. M., & Kenny, D. A. (1986). The moderatormediator variable distinction in social psychological
research:
Conceptual,
strategic,
and
statistical
considerations. Journal of Personality & Social Psychology,
51, 1173-1182.
Baumeister, R. F., Campbell, J. D., Krueger, J. I., & Vohs, K.
E. (2003). Does high self-esteem cause better performance,
interpersonal success, happiness, or healthier lifestyles?
Psychological Science in the Public Interest, 4, 1-44.
Beck, A. T., Freeman, A., & Davis, D. D. (2004). Cognitive
therapy of personality disorders (2nd ed.). New York: The
Guilford Press.
Beck, J. S. (2001). Bilişsel terapi: Temel ilkeler ve ötesi (Çev.
N. Hisli Şahin, çev. ed. F. Balkaya ve A. İlden Koçkar).
Ankara: Türk Psikologlar Derneği Yayınları.
Beck, J. S. (2005). Cognitive therapy for challenging
problems: What to do when the basics don’t work. New York:
Guilford.
Ceyhan, A. A. (2004). Ortaöğretim alan öğretmenliği
tezsiz yüksek lisans programına devam eden öğretmen
adaylarının umutsuzluk düzeylerinin incelenmesi.
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 1, 91-102.
Corey, G. (2008). Psikolojik danışma, psikoterapi kuram ve
uygulamaları (7. baskı, Çev. T. Ergene). Ankara: Mentis
Yayıncılık.
Çelikel-Çam, F. ve Erkorkmaz, Ü. (2008). Üniversite
öğrencilerinde depresif belirtiler ve umutsuzluk düzeyleri
ile etkili etmenler. Nöropsikiyatri Arşivi, 45, 122-129.
Çoban A. E. ve Karaman N. G. ( 2013). Üniversite
öğrencilerinin umutsuzluk, kaygı ve ilişkilerle ilgili bilişsel
çarpıtmalar. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmaları,
2(2), 78-88.
Çuhadaroğlu, F. (1986). Ergenlerde benlik algısı (Doktora
tezi, Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü,
Ankara). tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi adresinden
edinilmiştir.
Dereli, F. ve Kabataş, (2009). Sağlık yüksekokulu son
sınıf öğrencilerinin iş bulma endişeleri ve umutsuzluk
düzeylerinin belirlenmesi. Yeni Tıp Dergisi, 26, 31-36.
1686
Dinçer, D. ve Derelioğlu, Y. (2005, Eylül). Üniversite
sınavına hazırlanan lise son sınıf öğrencilerinin umutsuzluk
düzeylerinin incelenmesi. VIII. Ulusal Psikolojik Danışma
ve Rehberlik Kongresi’nde sunulan bildiri, Marmara
Üniversitesi, İstanbul.
Durak, A. (1994). Beck umutsuzluk ölçeği: geçerlik ve
güvenirlik çalışması. Türk Psikoloji Dergisi, 9(3), 1-11.
Erkan, S., Özbay, Y., Cihangir-Çankaya, Z. ve Terzi, Ş.
(2012). Üniversite öğrencilerinin yaşadıkları problemler
ve psikolojik yardım arama gönüllülükleri. Eğitim ve Bilim,
37(164), 95-107.
Franklin, D. J. (2005). Cognitive therapy for depression.
Retrieved from http://www.psychologyinfo.com
Gladding, S. T. (2013). Psikolojik danışma: Kapsamlı bir
meslek (6. baskı, çev. ed. N. Voltan-Acar). Ankara: NOBEL
Akademik Yayıncılık.
Güler, B. K. (2005). İşsizlik ve yarattığı psiko-sosyal
sorunların öğrenilmiş çaresizlik bağlamında incelenmesi.
İktisat Fakültesi Mecmuası [Prof. Dr. Toker Dereli’ye
Armağan Özel Sayı], 55(1), 373-393.
Hagtvet, K. A., & Nasser, F. M. (2004). How well do item
parcels represent conceptually defined latent constructs?
A two-facet approach. Structural equation modeling. A
Multidisciplinary Journal, 11(2), 168-193.
Hawton. K., Salkovskis, P. M., Kirk, J., & Clark, D. M.
(1989). Cognitive behavioral therapy for psychiatric
problems: a practical guide. New York: Oxford University
Press.
Heisel, M. J., Flett, G. L., & Hewitt, P. L. (2003). Social
hopelessness and college student suicide ideation. Archives
of Suicide Research, 7, 221-235.
Henkel, V., Bussfeld, P., Möller, H. J., & Hegerl, U.
(2002). Cognitive behavioural theories of helplessness/
hopelessness: Valid models of depression? Eur Arch
Psychiatr Clin Neurosci, 252, 240-249.
Kazgan, G. (2006). İstanbul gençliği: Gençlik değerleri
araştırması 2004. İstanbul: İstanbul Bilgi Üniversitesi
Yayınları.
Kodan, S. (2013). Üniversite öğrencilerinde umutsuzluk
ve akılcı olmayan inanışlar arasındaki ilişkinin çeşitli
değişkenler açısından incelenmesi. Celal Bayar Üniversitesi
Sosyal Bilimler Dergisi, 11(2), 175-190.
Leahy, R. (2007). Bilişsel terapi ve uygulamaları (2. baskı,
çev. H. Hacak, M. Macit ve F. Özpilavcı). İstanbul: Litera
Yayıncılık Ltd.
Lucke, J. F. (2005). The a and w of congeneric test theory:
An extension of reliability and internal consistency to
heterogeneous tests. Applied Psychological Measurements,
29(1), 65-81.
Metalsky, G. I., Joiner, T. E. Jr., Hardin, T. S., & Abramson,
L. Y. (1993). Depressive reactions to failure in a naturalistic
setting: A test of the hopelessness and self-esteem theories
of depression. Journal of Abnormal Psychology, 102(1), 101109.
O’Connor, L. E., Berry, J. W., Weiss, J., & Gilbert, P. (2002).
Guilt, fear, submission, and empathy in depression. Journal
of Affective Disorders, 71, 19-27.
Oğuztürk, Ö., Akça, F. ve Şahin, G. (2011). Üniversite
öğrencilerinde umutsuzluk düzeyi ile problem çözme
becerileri arasındaki ilişkinin bazı değişkenler üzerinden
incelenmesi. Klinik Psikiyatri, 14, 173-184.
Özçelik, Ç. Ç., Aktaş, E. ve Ocakçı, A. F. (2014). Impact
of choosing a profession on hopelessness level of first year
university students. Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri
Enstitüsü Dergisi, 4(1), 10-16.
SAVİ ÇAKAR / The Effect of Automatic Thoughts on Hopelessness: Role of Self-esteem as a Mediator
Özmen, D., Erbay, D. P., Çetinkaya, A. Ç., Taşkın, O., ve
Özmen, E. (2008). Lise öğrencilerinde umutsuzluk ve
umutsuzluk düzeyini etkileyen etkenler. Anatolian Journal
of Psychiatry, 9, 8-15.
Tursi, M. M., & Cochran, J. L. (2006). Cognitive-behavioral
tasks accomplished in a person-centered relational
framework. Journal of Counseling & Development, 84(4),
387-396.
Palmeri, E. J., & Connelly, R. (2005). Depression,
hopelessness and suicide ideation among vulnerable
prisoners. Criminal Behaviour and Mental Health, 15(3),
164-170.
Tümkaya, S. (2005). Ailesi yanında ve yetiştirme yurdunda
kalan ergenlerin umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılması.
Türk Eğitim Bilimleri Dergisi, 3(4), 445-457.
Raykov, T. (2001). Bias of coefficient a for fixed congeneric
measures with correlated errors. Applied Psychological
Measurements, 25(1), 69-76.
Seber, G., Dilbaz, N., Kaptanoğlu, C. ve Tekin, D. (1993).
Umutsuzluk ölçeği: Geçerlilik ve güvenirliği. Kriz Dergisi,
1, 139-142.
Sümer, N. (2000). Yapısal eşitlik modelleri: temel kavramlar
ve örnek uygulamalar. Türk Psikoloji Yazıları, 3(6), 49-73.
Şahin, C. (2009). Eğitim fakültesinde öğrenim gören
öğrencilerin umutsuzluk düzeyleri. Selçuk Üniversitesi
Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi Dergisi, 27, 271 -286.
Şahin, N. H., & Şahin, N. (1992). Reliability and validity
of the Turkish version of the automatic thoughts
questionnaire. Journal of Clinical Psychology, 48, 334-340.
Şengül, S. ve Güner, P. (2012, Haziran). İlköğretim
matematik öğretmenliği programına devam eden öğretmen
adaylarının umutsuzluk Düzeylerinin İncelenmesi. X.
Ulusal Fen Bilimleri ve Matematik Eğitimi Kongresi’nde
sunulan bildiri, Niğde Üniversitesi, Niğde.
Şimşek, Ö. F. (2007). Yapısal eşitlik modellemesine giriş;
temel ilkeler ve LİSRELL uygulamaları. Ankara: Ekinoks
Yayınları.
Uçaner, B. ve Özçelik, S. (2010). Gazi üniversitesi gazi
eğitim fakültesi güzel sanatlar eğitimi bölümü müzik
eğitimi anabilim dalı öğrencilerinin umutsuzluk
düzeylerinin belirlenmesi. EKEV Akademi Dergisi, 14(42),
341-350.
Üngüren, E. ve Ehtiyar, R. (2009). Türk ve Alman
öğrencilerin umutsuzluk düzeylerinin karşılaştırılması ve
umutsuzluk düzeylerini etkileyen faktörlerin belirlenmesi:
Turizm eğitimi alan öğrenciler üzerinde bir araştırma.
Journal of Yaşar University, 4(14), 2093-2127.
White, J. R., & Freeman, A. S. (2000). Cognitive-behavioral
group therapy for specific problems and populations.
Washington DC. American Psychological Association.
Yazıcı, E. (2003). Türk üniversite gençliği araştırması:
Üniversite gençliğinin sosyo-kültürel profili. Ankara: Gazi
Üniversitesi.
Yerlikaya, İ. (2006). Bilişsel-davranışçı yaklaşıma ve hobi
terapiye dayalı umut eğitimi programlarının ilköğretim
öğrencilerinin umutsuzluk düzeyine etkisi (Doktora tezi,
Ankara Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Ankara).
tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi adresinden edinilmiştir.
Tekin, M. ve Filiz, K. (2008). Beden Eğitimi ve Spor
Yüksekokullarının Antrenörlük Eğitimi ve Spor Yöneticiliği
Bölümlerinde öğrenim gören öğrencilerinin umutsuzluk
ve boyun eğici davranış düzeylerinin çeşitli değişkenlere
göre incelenmesi. Ankara Üniversitesi SPORMETRE Beden
Eğitimi ve Spor Eğitimi ve Spor Bilimleri Dergisi, VII(1),
27-37.
1687
Download

Türkçe PDF