DOKU ZEDELENMESİ VE
YARA İYİLEŞMESİ
DOÇ. DR. DİLEK AYGİN

Zedelenme, bir travma sonucu canlı dokunun bütünlüğünün
ve işlevinin bozulmasıdır.

Yara iyileşmesi ise travma ile başlatılan düzenli, sıralı
hücresel ve biyokimyasal olayların yeni doku oluşumu ile
sonuçlanmasıdır.
Bedende travmaya yol açan nedenleri şu şekilde sınıflayabiliriz
Fiziksel nedenler :
 Kimyasal nedenler :
 Biyolojik nedenler :

Isı, radyasyon vb.
Asit, alkali, irite edici gazlar vb.
Mikroorganizmalar
SAVUNMA ŞEKİLLERİNİN
SINIFLANDIRILMASI-1
1. Savunucu sistemler ve organlar
a. Karaciğer
b. Dalak
c. Kemik iliği
d. Lenf nodları
e. Cilt mukoz membran
f. Mekanik ve kimyasal savunma
SAVUNMA ŞEKİLLERİNİN
SINIFLANDIRILMASI-2
2. İnterferonlar
3. Biyolojik savunma
4. Hücresel savunma
5. Plazma hücreleri
1. Savunucu sistemler ve organlar
Karaciğer :

Bedenin mikroorganizmalarla savaşımında dalakla
birlikte kanın filtrasyonla temizlenmesinde rol oynar.
Genel dolaşıma girmeden önce portal sistemden gelen
kan, karaciğerde kupffer hücreleri sayesinde temizlenir.
Dalak :

İpliksi bir ağ şeklinde fibröz doku kapsülüne sahip bir
savunma organı olan dalağın bu fibröz lifleri arasında
“kırmızı pulpa” bulunur. Eritrosit, lokosit ve
makrofajlardan oluşan kırmızı pulpa, splenik arterle
dalağa gelen kanı temizler.
Kemik iliği :

Lenfatik dokular ve myeloid dokular, bedende hematopoetik
dokular olarak bilinir ve kan hücresi yapımıyla görevlidirler.

Erişkinlerde kırmızı kemik iliği kostalarda sternumda ve
femur gibi uzun kemiklerin uçlarında bulunur.

Kemik iliği yapımı radyoterapi, nitrojen ve mustard tedavisi
gibi durumlarda baskılanır.
Lenf nodları :

Lenf nodlarının önemli üç işlevi vardır.

Lenf sıvısının taşınması için bir kanal, bir geçiş yolu
oluşturmak;

ikincisi tehlikeli yabancı maddeleri filtre etmek ve
öğütmek;

üçüncüsü lenfosit ve monositlerin oluşup gelişmeleri için
ortam oluşturmak.
Cilt ve mukoz mebranlar :
 Bütünlüğü bozulmamış cilt bedenin dışarıdan gelen tehlikelere karşı
gelen ilk savunucusudur. Bedende bulunan kanallar boşluklar
solunum yolları ve sindirim kanalı mukoz mebranla kaplıdır.
Yabancı maddelerin, mikroorganizmaların bu membranların
sağladığı visköz salgı tarafından geçişleri engellenir.

Mekanik ve kimyasal savunma :
 Bedenin mekanik savunması denince bakteri ve
toksinlerini bedenden uzaklaştırmada gözyaşı idrar gibi
sıvılar ve kusma, diyare gibi durumlar akla gelmektedir.
Bazı enzimlerde bakterileri bedenden uzaklaştırmaya
çalışırlar. Örneğin gözyaşı tükrük, mukus ve cilt
salgılarında lizozim enfeksiyonlara karşı kan elemanları
ile savaşan bir enzimdir.

2. İnterferonlar :
karşı
koyabilme
özelliği

Tümörlere ve virüslere
glikoproteinlerdir.
olan

Virüslerin çoğalmasını baskılar, fagositozu uyarırlar, lenfositlerin
savunmasını hızlandırırlar.
3. Biyolojik savunma :
 Bedende sürekli bulunan ve normal flora olarak bilinen
patojen olmayan mikroorganizmalar, cilt solunum yolu
gastrointestinal sistem genitoüriner sistem ve beden sıvı
ve boslukları gibi belli bölgelerde yoğun olarak
bulunurlar.
 Bu mikroorganızmalar beslenme ve yerleşme açısından
yarış ve savaş halindedirler
4.Hücresel savunma:
 Bedenin savunma hücreleri lökositler ve doku makrofajlarıdır.
LÖKOSITLER:
A. Polimorfonükleer Lökositler :
1.
2.
3.
Nötrofiller
Eozinofiller
Bazofiller
LÖKOSITLER:
A. POLIMORFONÜKLEER LÖKOSITLER :
1.
Nötrofiller :

Lökositlerin %50-70 ni oluşturan küçük mobil ve
fagositik hücrelerdir.

Zedelenmiş bölgeye ilk giden ve sayıları en fazla olan
hücrelerdir.

Ortamı ölü dokulardan ve inflamatuar sürecin sonunda
oluşan artık maddelerden temizler.
LÖKOSITLER:
A. Polimorfonükleer Lökositler :
2. Eozinofiller :
Lökositlerin %1-4’ünü oluşturur.
 İnflamasyon alanına en son gelen hücrelerdir.
 Esas rolleri parazitik enfeksiyon ve alerjik reaksiyonlar rol alır.

LÖKOSITLER:
A. POLIMORFONÜKLEER LÖKOSITLER :
3. Bazofiller :

Lökositlerin % 0.3 - 0.5’ünü oluşturur.

Allerjik cevap ve stresle başetme süreçlerinde rol alır.
B. Mononükleer Lökositler: Lenfositler, monositler
Lenfositler :
 Lökositlerin %20-30 unu oluşturur.
 İnflamatuar süreci geç döneminde ve savasın en hızlı
oldugu anda ortama katılırlar.
 İnflamatuar sürecte ortaya çıkan toksik yan ürünlerin
nötralize edilmesinde rol oynarlar.
 Ayrıca hücresel immünite oluşmasında görev alırlar.
Monositler :
Monositler, en büyük lökositlerdir.
 Lökositleri % 3-8 ini oluşturur.
 Zedelenme alanı nötrofillerden sonra giden ikinci grup
hücrelerdir.
 İnflamatuar sürecden arta kalan yabancı madde
ölü
mikroorganizmayı ve işe yaramaz yıpranmıs poli’leri fagosite
eder.
 Böylece onarım ve iyileşme süreci için bölgeyi hazırlar.

Doku Makrofajları :

Fagositik hücrelerden oluşur ve mononükleer fagosit sistem
olarak da bilinir.

Mononükleer fagositik sistemin en önemli hücreleri retikülüm
hücreleridir.
5.Plazma hücreleri:

Antikor ve globülinlerin yapımında sorumludur.

Yabancı bir antijen bedene girdiğinde plazma hücreleri
önemli oranda gama globülin üretir.

Bir plazma hücresi, bir saniyede 2000 dolayında antikor
üretir.
İNFLAMASYON; BEDENIN
ZEDELENMEYE KARŞI EN BÜYÜK
SAVUNMA TEPKİSI:
•İnflamasyon,
hücre zedelenmesine
fizyolojik tepkiler (cevaplar) dizisidir.
karşı
•İnflamasyon,
bedenin lokal doku seviyesinde en
yaygın ve en önemli savunma mekanizmasıdır.
belirtileri ve bulguları ısı, kızarıklık, ağrı
ve şişliktir.
•Tipik

İnflamasyon aşamasının, inflamatuvar hücre erken
migrasyon dönemi ve inflamatuvar hücre proliferasyon
dönemi olmak üzere iki fazı vardır.

İnflamasyonda amaç zedeleyici maddeyi tahrip yada
nötralize ederek sınırlamak ve zedelenmenin yayılımını
engellemektir.
İNFLAMASYON SÜRECINDE YER ALAN TEPKILER
1. Damarsal tepki
a. İnflamatuar eksuda
2. Hücresel tepki
a. Hücre döşenmesi
b. Göç
c. Kemotaksis
d. Fagositoz
3. Kimyasal tepki
a. Histamin ve Serotonin
b. Bradikinin
c. Komplement
d. Prostoglandinler
4. Fibrin bariyer tepkisi
5. Hümoral tepki
6. Hormanal tepki
Damarsal tepki:

Erken dönemde en önemli eleman kan damarlarıdır.

Hücre zedelenmesi sonucu kısa süreli vazokonstruksiyon
(Katekolamin, tromboksan A2, prostaglandin F2α salınımı)
hemen ardından vazodilatasyon (histamin, PGE2 , PGI2 )
olur.

Vazodilatasyon nedeni ile zedelenen bölgede sıvı birikir.
Buna İnflamatuar eksuda denir.
Bu exudanın 3 önemli görevi vardır:
Bakteri toksinlerini sulandırmak.
 Doku yenilenmesi için gerekli besin maddelerini alana
getirmek.
 Bakteri tahrip edici ve fagosite savunma hücrelerini alan
taşımak.

2. Hücresel tepki

Hücre döşenmesi : İnflamasyonun erken döneminde
yavaşlamış kan akımına bağlı lökositler özellikle
nötrofiller kapiller duvarına doğru yanaşır ve yapışırlar.
Böylece olay sınırlanmış olur.

Göç: Damar duvarına yapışmış lökositler zedelenme
bölgesine doğru göç eder. Nötrofiller ve makrofajlar ilk
göç eder, monositler, lenfositler ve plazma hücreleri ise geç
göç ederler.

Kemotaksis: Lökositler inflamasyon bölgesine kimyasal
sinyaller (İL-1, TNFα,β) ile çekilirler. Bu olay
kemotaksis olarak bilinir.

Fagositoz: Bakteri, parazit, ölü hücreler gibi yabancı ve
zararlı maddelerin, özellikle nötrofil ve makrofajlar
tarafından yenilmesi sindirilmesidir.
3. Kimyasal tepki

Histamin, Serotonin ve Bradikinin :
Histamin mast hücrelerinde yer alır. Soğuk ve travma gibi
zedelenmelerde salınır. Arteriyollerde vazidilatasyona ve
damar geçirgenliğinin artışına neden olur. Serotonin
histamine benzer özellik gösterir. Bradikinin de
arteriyollerde dilatasyona ve damar geçirgenliğinin artışına
neden olur. Ağrıda rol oynar.

Komplement :
Esas rolü immün tepkidedir. Mast hücrelerinden histamin
salınımını bazıları notrofillerin kemotaksik hareketlerini ve
nötrofil, makrofajların fagositik aktivitelerini uyarır.

Prostaglandinler : İnflamasyondaki işlevleri açık değildir.
Zedelenme sonrası yeni doku oluşumunda mukopolisakkarit
sentezinde rol aldıgı düşünülmektedir.
4. Fibrin Bariyer Tepkisi:
Amacı inflamasyon alanı çevresinde bir duvar örerek
inflamasyonun diğer dokulara yayılımını engellemektir.
Bazen sorunlara da yol açar. En önemlisi adezyondur.
5. Humoral tepki:

Savunma hücreleri bakteri fagosite ederken ve fibrin ağ
bakteri yayılımını önlemeye çaılışırken humoral
savunmada bakterileri toksinlerini nötralize ederek onlarla
savaşır.

Bu savunma tepkisi inflamatuar sıvının içerdiği antitoksin
ve antikora bağlıdır. Yani antijen-antikor reaksiyonu ile
olan savunmadır.
6. Hormonal tepki :
Lokal ve genel adaptasyon sendromları beyin, santral
sinir sistemi, adrenal ve pitüiter bezden salınan
hormonlara bağlıdır.
INFLAMASYON BELIRTI VE BULGULARI
LOKAL REAKSIYON
FIZYOPATOLAJI
o Damar dilatasyonu, zedelenmiş
bölgeye kan akımında artış,
hiperemi
o Zedelenmiş bölgede eksudasyon,
ödem
o İnflamasyonlu lenf ve salınan
kimyasal maddelerin inflamasyon
alanındaki sinir uçlarına baskısı
o Ağrıdan dolayı zedelenmiş
kısımda hareketsizlik, kas spazmı
BELIRTI VE BULGULAR
 Isı artışı kızarıklık

Şişlik
 Ağrı
 Fonksiyon
kaybı ve
hareketlerde istemsiz olarak
kısıtlılık
INFLAMASYON BELIRTI VE BULGULARI
SISTEMIK REAKSIYON
FIZYOPATOLAJI
o Notrofıllerden ateş yapıcı
enzimlerin salınması bakteri
toksinlerinin absorve olması ve
hipotolamusun beden ısısını
artırması
o Kemik iliği ve lenf nodlarından
lokosit yapımı
o Vazokonstraksiyon nedeni ile cilt
ısısında azalma ve metabolizma
hızında artış
BELIRTI VE BULGULAR
 Isı yükselmesi, solunum hızı
ve nabızda artma, üşüme,
titreme

Lökositoz

Titreme, ürperme
SISTEMIK REAKSIYON (DEVAM…)
FIZYOPATOLAJI
o Hipotolamusta bulunan ısı
merkezinin uyarımı ile ateşe
terlemenin eşlik etmesi
o İştahta azalma
o Anoreksiya nedeniyle ateş bulantı
o İnflamasyon ve enfeksiyon
o Kasların mikroorganizmaların
saldırısına uğraması inflamasyon
nedeniyle kaslarda inaktivite,
atrofi, kuvvetsizlik
o Yüksek ateş, terleme ve
dehidratasyonunun laterji ve
depresyona katkıda bulunması
BELIRTI VE BULGULAR
 Terleme
Anoreksiya
 Kilo kaybı
 Genel kırıklık ve yorgunluk
hissi
 Genel kuvvet azlığı, normal
aktiviteleri yapamama


Depresyon ve isteksizlik
AKUT VE KRONİK İNFLAMATUAR REAKSIYONLARIN
AYIRICI ÖZELLİKLERİ
Ayırıcı özellik
AKUT
Süre
Bir kaç gunden
birkaç haftaya kadar surebilir.
Anatomik
Vaskuler
konjeksıyon,
değişiklikler
inflamatuar eksuda
ve savunma hucreleri
Zedelenme bölgesinde Polimorfonükleer
başlat hücre
lokositler, özellikle
nötrofiller
Belirti ve bulgular Kızarıklık, ısı,
ağrı, ödem ve tüm sistematik belirtiler
KRONIK
Haftalarca hatta aylarca
surebilir.
Hücre çoğalmasında artış;
özellikle skarlaşmaya neden
olan fibroblastik çoğalma
Mononükleer lokositler,
özellikle lenfosıt ve plazma
hücreleri
Belirti ve bulgular çok
şiddetli olmayabilir. Çünkü
fibroplast çoğalması,
skarlaşma deformite ve
adhesyon sürekli doku
hasarına neden olur.
İNFLAMATUAR TEPKININ
SONUÇLARI
 Abse
Selülit
 Ülserler

ABSE:

Bir dokuda yerel olarak süpuratif eksuda (cerahat)
toplanmasıdır.

Abse, sıklıkta piyojen bakterilerin dokuyu istila etmesi
nedeni ile gelişen ve sıklıkla drene edilmesi gereken bir
durumdur.

Çıban ve karbonkül absenin en tipik örnekleridir.
o
o
Abse çeşitli şekilde sonlanabilir. Toplanan cerahat miktarı
artınca, abse yerleştiği doku ya da organdan beden yüzeyine
doğru uzanır ve sinüs yada fistül gelişir.
Abse olan bireylerde;
1. Bir sivilce yada çıban sıkılmamalıdır, enfeksiyonun
yayılmasına neden olabilir.
2. Burun çevresindeki çıban bulunan bireylerin tedavilerine
uyulmaz ise sinüs trombozu, menenjit, sepsis gibi ciddi
komplikasyonlar gelişir.
SELÜLİT:
Dokunun yaygın ve pürülan inflamasyonudur.
ÜLSER:
Bir dokunun mukozal yüzeyinin nekroz ve inflamasyon
sonucu gelişen defektidir.
INFLAMATUAR SURECIN SONUCUNU ETKILEYEN
FAKTORLER
1. Saldırgan mikroorganizmanın sayısı yada radyasyonun dozu
2. Etkenin hasta yapma yeteneği ve gücü
3. Dokulara yayılma ve fibrin bariyeri çözme yeteneği
4. Fagozitoza direnci
YARA İYILEŞMESI VE YARA İYILEŞMESINI ETKILEYEN
FAKTÖRLER





Tamir
Rejenerasyon
Skar dokusu
Keloid
Kontraktürler
Tamir (iyileşme, onarım) :

İyileşme hücresel migrasyon ve proliferasyonu kapsayan
dinamik bir olaydır.

Zedelenmiş dokudaki ölü yada hasara uğramış hücrelerin
konnektif doku (bağ dokusu) stromal elementler yada parankim
dokudan türeyen yeni sağlıklı hücrelerle yer değiştirmesidir.

Bağ dokusunu oluşturan ekstrasellüler makromoleküler ara
madde kolajen, retikülin, elastin ve proteoglikanlardan
meydana gelir.
Rejenerasyon:
Zedelenmiş doku ya da hücrelerin yapı ve işlev bakımından
benzer yada aynı hücreler ve dokularla yer değiştirmesidir.
Fonksiyon verebilmek için yeni oluşan birimlere kan, lenf
akımı ve sinir ulaşımı yeterlı olmalıdır. Epitel doku, lenfoit
dokular, kemik iliği vb. Dokular rejenere olabilen dokulardır.
Skar dokusu:

Zedelenmiş bölgede skar dokusu ile iyileşme fibroblast
çoğalması ve kapiller ağ oluşumunu içeren granülasyon dokusu
denen alt yapı çalışmasıyla başlar.

Daha sonra granülasyon dokusundan konnektif dokuyu
oluşturan kollejen salınımı başlar.

Kollejen sentezi, zedelenmeden yaklaşık dört gün sonra başlar
ve 6 aya kadar uzar. Tendon fasya, konnektif dokular, kollejen
skar dokusu ile iyileşir. Beyin, kalp, böbrek glomerülü, santral
sinir sistemi noronları fonksiyonsuz fibröz skar dokusu ile
iyileşir.
Keloidler : Kollejen yapımının yıkımından cok olması nedenı ıle
olusan yara üzerinde kalın yüksek şekilsiz pembe beyaz renkli
hoş olmayan görüntüde fibroz doku oluşmasıdır.
Kontraktürler :
Skar dokusunda zamanla oluşan kasılma ve kısalma sonucu
görülür.
YARANIN SINIFLANDIRILMASI
Kapalı ve Açık Yaralar :
Kapalı yara : Cilt bütünlüğünde bozulma yoktur.
Örn: Kontüzyon(ezilme), hematom, burkulma
Açık yara : Cilt ve mukoz membranların
zedelenmesi söz konusudur.
Örn: İnsizyon(kesilme), laserasyon(yırtılma), penetrasyon
(derin doku ve organlarda delinme),
perforasyon(batan objenin giriş çıkış deliğinin olması)
Temiz, Kontamine Ve Enfekte yaralar

Temiz yara : Genellikle cerrahi insizyon yaralarıdır, yarada
patojen mikroorganizma yoktur.

Kontamine yara : Patojen mikroorganizma vardır.

Enfekte yara
:
Mikroorganizmalar
savunma
mekanizmalarına üstünlük gösterdiklerinden ve savunma
mekanizmaları yıkıldıgından enfeksiyon bulguları görülür.
Doku Kaybı Olan Ve Olmayan Yaralar:
Cerrahi insizyonlu ve kapatılmış yaralarda doku kaybı
yoktur. Oysa ki yanık ve gastrointestinal ülserlerde doku
kaybı söz konusudur.
YARA İYILEŞMESİ TİPLERİ
Primer iyileşme:

Yara kenarları birbirine çok yakınsa ve arada boşluk yoksa
primer iyileşme görülür. Cerrahi insizyonlar, temiz
yaralanmalar böyle iyileşir.
Sekonder iyileşme:

Doku kaybı fazla olan ya da kontaminasyon nedeni ile
yara kenarları açık bırakılan yaralar skar dokusuyla
iyileşir. Yatak yaraları ve yanıklar bu şekilde iyileşir.
Tersiyer iyileşme:

Doku kaybı olmayan fakat enfekte olan yaralarda enfeksiyon
tedavi edilirken yara açık bırakılır daha sonraki zamanlarda
yara cerrahi olarak kapatılırsa bu gecikmiş primer iyileşme ya
da tersiyer iyileşme denir.
YARA IYILEŞMESININ AŞAMALARI
1.İnflamatuar dönem:

Yaklaşık 0-4 gün sürer, yara iyileşmesinin ilk aşamasıdır.
Bedenin zedelenmeye tepki gösterdiği ve iyileşmenin
başladıgı dönemdir.
2.Proliferasyon ( fibroblastik ) dönem:

Fibroblast hücrelerinin aktivitesi ile ve yeni kapiller
oluşumuyla karakterize olan bu dönem yaralanmadan 5-6 gün
sonra başlar ve 2-3 hafta sürer.

Fibroblastların
5-6
gunde
C
vitamini
varlığında
mukopolisakkarit, glukoprotein ve kollejen sentezi yaptıkları
bu dönemde kollejenler yaranın gerilim gücünü kazandırırlar.

Dikişler yaklaşık 5-6. gunlerde yara kenarları ayrılmayacak
kadar epitel rejenerasyon ilerlediğinde alınır.

Yara, dikişler alındıktan sonra 1-2 hafta sonra eski
kuvvetinin %3-5‘ine, 3 hafta sonunda %20’sine bir ay
sonra %35-50’sine ulaşır. Yara hiçbir zaman eski
kuvvetinin %80 ‘ninden fazlasına ulaşmaz.
3. Maturasyon (olgunlaşma) dönemi:

Yaralanmadan sonra yaklaşık 21. günde başlar ve ömür boyu
devam eder. Skar ortalama 10-12 hafta sonra maksimum
gücüne ulaşır. Bu dönemde fibroblastlar ve damarlanma azalır.
Olgunlaşma aşamasında kollojen lifler daha organize bir yapıya
dönüşürler. Zamanla skar dokusu daha incelir. Kırmızı renkten
gümüş beyazına döner. Yara eski gücüne tam olarak kavuşmasa
da gerilim gücü gittikce artar.
YARA IYILEŞMESINI ETKILEYEN
FAKTÖRLER











Yaş
Zedelenmenin özelliği
Hastanede yatış süresi
Sigara
İlaçlar
Karaciğer fonksiyon yetersizliği
Şişmanlık
Karın içi basınçta artma
Radyasyon tedavisi
Kronik hastalık varlığı
Beslenme
YARA İYİLEŞME AŞAMALARINDA
HEMŞİRELİK BAKIMI
İnflamatuar Aşama

Kanama kontrolü
 Hipovolemi kontrolü
 Oksijen basıncının optimum düzeyde tutulması
 Karın içi basıncın kontrol edilmesi
 Uygun beslenme
 Pansumanlar
Kanama kontrolü :
Kanama şiddetli ve uzun süreli ise kan basıncı düşer ve kalp
hızı artar.
 Kontrol edilemeyen kanamalarda yarada ölü alanlar oluşur ve
bu alanlarda mikroorganizmalar kolaylıkla çoğalırlar.
 Bu nedenle yara çevresi kan basıncı ve nabız dikkatle
incelenmelidir.
.

Hipovolemi kontrolü :
Kan hacminin azalması nedeni ile yara bölgesinin
oksijenlenmesi azalacağından yara iyileşmesi gecikebilir.
 Bu nedenle hasta volum eksikliği açısından dikkatle
izlenmelidir.

Oksijen basıncının optimum düzeyde tutulması :

Kan ve dokulardaki oksijenin optimum düzeyde tutulmasında ;
Derin solunum ve öksürük egzersizleri, yarada biriken sıvının
boşaltılması ölü dokuların debridmanı yardımcı olur.
Karın içi (İntraabdominal) basıncının kontrol edilmesi :

Karın içi basıncın artması özellikle karın bölgesindeki yara
kenarların birleşmesini geciktirebilir.

Ameliyat sonrası erken donemde kusma, abdominal
distansiyon, zorla öksürük karın içi basıncını artırarak
yaranın zorlanmasına neden olur.

Abdominal distansiyon
giderilebilir.
nazogastrik
tüp
uygulanarak
Uygun Beslenme :

Büyük bir cerrahi girişimden sonra hastanın günlük 120-200 gr.
Protein ,3000-4500 cal. gereksinimi mevcuttur.
.
Pansumanlar (Sargılar) :

Açık bırakılan yaralarda dehidratasyon ve kabuk olusur.
Bu da epital hücrelerin göcünü engeller. Yapısan
pansumanlar doku ölümünün azalmasına, hidrasyona ve
epitalizasyona hızlanmasına neden olur. Ancak bu
sargılar eksuda birikmesine yol açtıklarından bakteriler
için uygun ortam oluşturabilirler.

Yarı geçirgen pansumanların zadelenmiş dokulara
oksıjen gecmesine izin vermeleri kullanımda tercih
sebebidir
İDEAL CERRAHİ PANSUMAN
Absorbe edici ve eksudatı ortamdan uzaklaştırıcı
 Yara ortamına nem verici,oto-debridman yapıcı
 Pansuman değiştirirken travma yaratmamalı ve ardında
yabancı cisim bırakmamalı
 Girişe kapalı olmalı
 Isı ve gaz değişiminin idamesini sağlamalı
 Eder-yararlanım oranı uygun olmalı
 Ağrısız pansuman değişimine olanak vermelidir

Fibroblastik aşama

Yara açılmasını önlenme: Enflamatuar aşamada dikkat
edilmesi gerekenler bu aşamada da yer almaktadır. Cerrahi
girişim sonrası 4-7. günler arası ortaya çıkan ateş, yara
bölgesinde ağrı, kızarıklık yara enfeksiyonu belirti ve
bulguları olabilir.

Yara açılması en çok kollajen oluşumunun üst düzeyde
olduğu 5. ve 12. günlerde olur.
Olgunlaşma aşaması:
Bu aşamada insizyonel herni, sinüs, fistül, obstrüksiyon
ortaya çıkabilir. Bu nedenle hemşire gelişebilecek
sorunlara ilişkin belirti ve bulgulara karşı dikkatli
olmalıdır.
TEŞEKKÜRLER
Download

doku zedelenmesi ve yara iyileşmesi doç. dr. dilek aygin