T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
İTİRAZ EDEN (DAVALI)
VEKİLİ
: MALİYE BAKANLIĞI
:
KARŞI TARAF (DAVACI)
VEKİLİ
:
:
İSTEMİN ÖZETİ
: İzmir Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde memur olarak
görev yapan davacı tarafından, 659 sayılı KHK uyarınca memur personele vekalet ücretinden pay
ödenmesi uygulamasını kaldıran 666 sayılı KHK hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilmesi üzerine, 2012 ve 2013 yılları için hak ettiği vekalet ücretinin tarafına ödenmesi talebiyle
yaptığı başvurunun reddine ilişkin 14.05.2013 tarihli ve 9879 sayılı işlemin iptali ile işlem
nedeniyle yoksun kalınan parasal hakların ödenmesi gereken tarihlerden itibaren işleyecek yasal
faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesi'nin resmi
internet sitesinde yayımladığı 31.12.2012 tarihli duyuruda, 11.10.2011 günlü ve 666 sayılı KHK'nin
Ek 12.maddesinin (2) numaralı fıkrasının (j) bendi dışında kalan bölümünün, 6223 sayılı Yetki
Kanunu kapsamında olmadığından Anayasaya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiğinin
belirtildiği ve iptal kararının ise 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı, her
ne kadar, Anayasanın 153.maddesinin 3.fıkrası, "Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye
Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede
yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün
yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir...", beşinci fıkrası ise "iptal kararları geriye
yürümez" kuralını taşımakta ise de; Anayasa Mahkemesince bir Kanunun veya Kanun Hükmünde
Kararnamenin tümünün yada bunların belirli hükümlerinin Anayasaya aykırı bulunarak iptal edilmiş
olduğu bilindiği halde eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre
görüşülüp çözümlenmesinin, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı
düşeceğinin tartışmasız olduğu, bu durumda; İzmir Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde memur
olarak çalışan davacıya vekalet ücreti ödenmemesinin dayanağı olan 666 sayılı KHK'nin Ek 12.
maddesinin (2) numaralı fıkrasının Anayasa Mahkemesi kararıyla iptal edilmiş olması karşısında,
hukuksal dayanağı kalmayan dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
öte yandan; hukuka aykırılığı saptanan dava konusu işlem nedeniyle davacının uğradığı maddi
kayıpların, davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte hesaplanarak
davacıya ödenmesi gerektiği gerekçeleriyle işlemin iptaline ve işlem nedeniyle davacının uğradığı
maddi kayıplarının davalı idareye başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte
hesaplanarak davacıya ödenmesine dairverilen İzmir 5. İdare Mahkemesi Hakimliği'nin 17/12/2013
gün ve E:2013/58, K:2013/469 sayılı kararının; bir kamu görevlisine yasal bir dayanağı
bulunmayan bir ödeme yapmaya Anayasanın 128. maddesi uyarınca imkan bulunmadığı halde,
yerel mahkemenin kararında yer verdiği gerekçeyle aslında kendini kanun koyucu yerine koymuş
ve Anayasanın 128. maddesine aykırı olarak vekalet ücreti ödenmesine ilişkin yürürlükte herhangi
bir kural bulunmadığı halde, idare tarafından hukuka uygun olarak tesis edilen işlemin iptaline karar
vermiş bulunduğu, iptal edilen bir yasanın yürürlükten kaldırdığı veya değiştirdiği hükümlerin iptal
kararı üzerine tekrar yürürlüğe girmeyeceğine dairemsal yargı kararları bulunduğu, dolayısıyla 659
sayılı KHK'yi ortadan kaldıran 666 sayılı KHK hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal
edilmesinin, eski uygulamanın kendiliğinden devam edeceği anlamına gelmediği ve hukuk
1
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
birimlerinde görev yapan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve avukatlar
dışındaki diğer personele 2012 yılından itibaren avukatlık vekalet ücreti ödenmesinin mümkün
olmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
: Davalı idarece yapılanitirazın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRKMİLLETİADINA
Hüküm veren İzmir Bölge İdare Mahkemesi'nce işin gereği görüşüldü: İZMİR
Dava; İzmir Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde memur olarak görev yapan davacı
tarafından, 659 sayılı KHK uyarınca memur personele vekalet ücretinden pay ödenmesi
uygulamasını kaldıran 666 sayılı KHK'nin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi üzerine,
2012 ve 2013 yılları için hak ettiği vekalet ücretinin tarafına ödenmesi talebiyle yaptığı başvurunun
reddine ilişkin 14.05.2013 tarihli ve 9879 sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal hakların
hak ediş tarihinden hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle
açılmıştır.
02/11/2011 tarih ve 28103 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Genel Bütçe Kapsamındaki
Kamu İdarelerinde ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin 659
sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin "Davalardaki temsilin niteliği ve vekalet ücretine
hükmedilmesi ve dağıtımı" başlıklı 14.maddesinde; "(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli ve
idari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimi amirleri, muhakemat
müdürleri, hukuk müşavirleri ve avukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların
idareler lehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava ve işlerde ilgili
mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idareler lehine vekalet ücreti takdir edilir.
(2) İdareler lehine karara bağlanan ve tahsil olunan vekalet ücretleri, hukuk biriminin bağlı
olduğu idarenin merkez teşkilatında bir emanet hesabında toplanarak idare hukuk biriminde fiilen
görev yapan personele aşağıdaki usul ve sınırlar dahilinde ödenir.
a) Vekalet ücretinin; dava ve icra dosyasını takip eden hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri,
muhakemat müdürü veya avukata %55'i, dağıtımın yapıldığı yıl içerisinde altı aydan fazla süreyle
hukuk biriminde fiilen görev yapmışolmak şartıyla,hukukbirimiamiri,hukukmüşaviri, muhakemat
müdürü ve avukatlara %40'ı, hukuk biriminde görev yapan diğer personele % 5'i eşit olarak ödenir.
b) Ödenecek vekalet ücretinin yıllık tutarı; hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat
müdürü, avukatlariçin (10.000) gösterge, diğerleri için (6.000) gösterge rakamının, memur
aylıklarına uygulanan katsayı ile çarpımısonucu bulunacak aylık brüttutarının oniki katını geçemez.
c) Yapılacak dağıtım sonunda arta kalan tutar, hukuk biriminde görev yapan ve(b)
bendindeki tutarları dolduramayan hukuk birimi amiri, hukuk müşaviri, muhakemat müdürü ve
avukatlara ödenir. Bu dağıtım sonunda arta kalan tutar üçüncü bütçe yılı sonunda ilgili idarenin
bütçesine gelir kaydedilir.
(3) Hizmet satın alınan avukatlara yapılacak ödemeler bu madde kapsamı dışındadır."
hükmü yer almıştır.
Aynı KHK'nin "Yürürlükten kaldırılan ve uygulanmayacak hükümler ile atıflar" başlıklı
18.maddesinin 1.fıkrasında; 2/2/1929 tarihli ve 1389 sayılı Devlet Davalarını İntaç Eden Avukat ve
Saireye Verilecek Ücreti Vekalet Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırıldığı, diğer mevzuatta 1389
sayılı Kanuna yapılan atıfların bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılacağı, 3.fıkrasında;
14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 146 ncı maddesinin üçüncü fıkrasının
yürürlükten kaldırıldığı, diğer mevzuatta vekalet ücretinin ödenmesine ilişkin olarak 657 sayılı
2
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
Yasa'nın 146 ncı maddesine yapılan atıfların bu Kanun Hükmünde Kararnameye yapılmış sayılacağı
belirtilmiştir.
02/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı Mükerrer Resmi Gazete'de yayımlanan Kamu
Görevlilerinin Mali Haklarının Düzenlenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde
Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin
1.maddesinin Ek Madde 12'nin (2) nolu fıkrasında; 31.12.2011 tarihinden itibaren geçerli olmak
üzere;.... dd) 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a)
bendinde yer alan "hukuk biriminde görev yapan diğer personele % 5'i" ibaresi ile aynı fıkranın (b)
bendinde yer alan "diğerleri için (6.000) gösterge" ibaresinin yürürlükten kaldırıldığı belirtilmiştir.
Öte yandan, Anayasa Mahkemesi tarafından, internet sayfasının "Gündem" başlıklı
bölümünde "27.12.2012 Perşembe Saat 09.30'da Yapılan Mahkeme Toplantısında Görüşülen
Dosyalar ve Sonuçları-2" başlığıyla yapılan duyuruda, 666 sayılı KHK'nin bazı maddelerinin
iptaline ve bu iptal kararlarından bazılarının ise iptal hükmünün Kararın Resmi Gazete'de
yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olduğu
açıklanmış; daha sonra 10.10.2013 tarih ve 28791 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Anayasa
Mahkemesi'nin 27.12.2012 tarih ve E:2011/139, K:2012/205 sayılı kararı ile 11.10.2011 günlü ve
666 sayılı KHK'nin Ek 12.maddesinin (2) numaralı bendinin, mali haklara ilişkin hükmün, mevcut
veya yeni ihdas edilen ya da bir başka bakanlıkla birleştirilen bakanlıkların görev, yetki, teşkilat ve
kadrolarının düzenlenmesiyle bağlantılı ve bunların zorunlu sonucu olmadığı, doğrudan mali
haklara ilişkin bir düzenleme niteliğinde olduğundan 6223 sayılı Yetki Kanunu kapsamında
bulunmadığı, dolayısıyla Anayasa'nm 91. maddesine aykırı olduğu gerekçesi ile iptaline karar
verilmiş, 666 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin, 1. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde
Kararname'ye eklenen Ek Madde 12'nin (1) numaralı fıkrası ve (2) numaralı fıkrasının iptal edilen
hükümleri ile bunların yürürlüğüne ilişkin iptal hükmü dışındaki diğer iptal hükümleri nedeniyle
doğacak hukuksal boşluk kamu yararını ihlal edecek nitelikte görüldüğünden, Anayasa'nın 153.
maddesinin üçüncü fıkrasıyla 6216 sayılı Kanun'un 66. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince
bu maddelere ilişkin iptal hükmünün, kararın Resmî Gazete'de yayımlanmasından başlayarak dokuz
ay sonra yürürlüğe girmesinin uygun görüldüğü ve gelinen noktada Yasama organınca yeni bir
düzenleme yapılmadığı ve bu duruma göre iptal kararının 10.07.2014 tarihinde yürürlüğe gireceği
görülmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden; İzmir Defterdarlığı Muhakemat Müdürlüğünde memur
olarak görev yapan davacı tarafından, 659 sayılı KHK uyarınca memur personele vekalet ücretinden
pay ödenmesi uygulamasını kaldıran 666 sayılı KHK hükümlerinin Anayasa Mahkemesi tarafından
iptal edildiğinin Anayasa Mahkemesinin internet sitesinde 31.12.2012 günü duyurulması üzerine,
2012 ve 2013 yılları için hak ettiği vekalet ücretinin tarafına ödenmesi talebiyle 28.03.2013
tarihinde yaptığı başvurunun, konuyla ilgili taleplerin Maliye Bakanlığı Bütçe ve Mali Kontrol
Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmesi üzerine alınan 29.04.2013 tarih ve 4097 sayılı yazıda,
Anayasa'nın 153.maddesi ve 6216 sayılı Kanunun 66.maddesinde yer alan hükümlerin
değerlendirilmesinden, Anayasa Mahkemesince verilen kararların geriye yürümeyeceği, iptal edilen
hükümlerin iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı ve
Mahkemece gerekli görülen hallerde ise iptal kararının yürürlük tarihinin ertelenebileceğinin hükme
bağlandığı, buna göre, bir düzenleyici hükmün Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi halinde, bu
kararların geriye yürümediği, kaldı ki, Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu iptal kararının da
henüz Resmi Gazete'de yayımlanmadığı, ayrıca, 666 sayılı KHK ile 375 sayılı KHK'ye eklenen ek
12 nci maddenin ikinci fıkrasının (dd) bendiyle 659 sayılı KHK'nin 14. maddesinin ikinci fıkrasının
(a) bendinde yer alan ",hukuk biriminde görev yapan diğer personele %5'i" ibaresi ile aynı fıkranın
3
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
(b) bendinde yer alan "diğerleri için (6.000) gösterge" ibaresinin 31/12/2011 tarihinden geçerli
olmak üzere yürürlükten kaldırılmış olduğundan ve yürürlükten kaldırılan söz konusu ibarelerin,
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından yeni bir yasal düzenleme yapılmadığı sürece, iptal
kararına istinaden kendiliğinden yürürlüğe girmesi de mümkün bulunmadığından ödeme
yapılamayacağı belirtildiğinden, söz konusu yazının ilgi tutularak davacı talebininreddine ilişkin
14.05.2013 tarihli ve 9879 sayılı işlemin 17.05.2013 günü davacıya tebliği üzerine iptali ile yoksun
kalınan parasal hakların hak ediş tarihinden hesaplanarak yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar
verilmesi istemiyle 09.07.2013 tarihinde bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın özünü, bir kanun veya kanun hükmünde kararnamede değişiklik yapan ya da
kaldıran kanun ya da kanun hükmünde kararnamenin veya hükümlerinin Anayasa Mahkemesince
iptali halinde, önceki kanun veya kanun hükmündeki kararnamede yer alan düzenlemenin
kendiliğinden yürürlüğe girip girmeyeceği ve henüz yürürlüğe girmeyen iptal kararının etkisi
oluşturmaktadır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 153.maddesinde "Anayasa Mahkemesinin
kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir
hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde
hüküm tesis edemez.
Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya
da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmi Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten
kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi
ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı
geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet
Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya
teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmi Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve
yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar." hükmü yer almaktadır.
Alıntısı yapılan hükümler incelendiğinde, iptal kararlarının gerekçesi yazılmadan
açıklanamayacağı ve kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi
İçtüzüğü ya da bunların hükümlerinin, iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte
yürürlükten kalkacağı, gereken hallerde Anayasa Mahkemesi'nin iptal hükmünün yürürlüğe gireceği
tarihi ayrıca kararlaştırabileceği, bu tarihin, kararın Resmi Gazetede yayımlandığı günden
başlayarak bir yılı geçemeyeceği, iptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye
Büyük Millet Meclisi'nin, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı
veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar düzenlemelerine yer verildiği görülmektedir.
Bu durumda bakılan olayda; Anayasa Mahkemesince verilen iptal hükmünün resmi internet
sitesinde duyurulması, sadece haber değerine sahip olup, işlem tarihinde henüz gerekçeli kararın
Resmi Gazete'de yayımlanmadığı dikkate alındığında, henüz 666 sayılı KHK ile getirilen hükmün
yürürlükte olduğu ve bu hükümle de 659 sayılı KHK ile öngörülen uyuşmazlığa konu ödemenin
yürürlükten kaldırılmış bulunduğu ve Anayasa'nın 128.maddesinde yer alan "Memurların ve diğer
kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve
ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir." hükmü gereğince ortadaödeme yapılmasına
cevaz veren bir düzenlemenin demevcut olmadığı açık bulunmaktadır.
4
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
Öte yandan, Anayasa'nın 153.maddesindeki düzenlemenin, "hukuk devleti" ilkesinin gereği
ve doğal sonucu olarak, hukukun genel ilkelerine ve Anayasaya aykırı oldukları için iptal edilen
kuralların yürürlükte iken uygulanmasıyla tüm sonuçlarıyla birlikte elde edilmiş kazanılmış hakkı
korumayı amaçladığı açıktır. Ancak bu durum, Anayasaya aykırı bulunarak iptal edildiği bilinen
kuralların, bu kuralların uygulanmasına ilişkin idari işlemlerin hukuka aykırı olduklarından dolayı
iptali istemiyle açılan ve halen görülmekte olan davalarda da uygulanacağı anlamını
taşımamaktadır. Aksi hal "hukuk devleti" ve "Anayasanın üstünlüğü" ilkeleriyle
bağdaştırılamaz.Kaldı ki; menfaat veya hakkını ihlal ettiğini ileri sürdüğü ve hukuksal durumunda
etki yaratan idari işlemin iptali istemiyle dava açan ilgilinin, bu işlemin dayandığı yasa ya da yasa
gücündeki kararname hükmünün iptali için itiraz yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurulmasını
isteme hakkının devamı olarak Anayasa Mahkemesinin bu kuralların iptali yolundaki kararının
sonuçlarının görülmekte olan davasında uygulanmasını istemek hak ve yetkisi de vardır. Esasen,
yargı yerinin de bu yolda kendiliğinden hareket etmesi gerektiği yukarıda yapılan açıklamalar
karşısında zorunludur.Anayasa Mahkemesinin, kamu yararını olumsuz yönde etkileyecek hukuksal
bir boşluğun doğmamasının temini için, iptal kararının yürürlüğünü ertelediği durumlar ise,
yukarıda yapılan tüm açıklamaların ayrık halidir.Anayasa Mahkemesi iptal kararının daha sonra
yürürlüğe gireceğini öngörmek suretiyle yasa koyucunun bu süre içerisinde o alanı, yeniden
düzenlemesini, böyle bir düzenleme yapılmaması halinde de oluşmuş hukuksal durumun
korunmasını ve devam etmesini amaçlamaktadır. Kamu yararını bozacak, olumsuz yönde
etkileyecek hukuksal boşluğun doğmasını engellemek için getirilen bu sürenin, yalnızca yasama
organına yönelik olduğunu, idarenin bu sürede bir tasarrufta bulunamayacağını kabul etmek,
Anayasa
Mahkemesi
kararlarının
yasama,
yürütme
ve
yargı
organlarını
idaremakamlarınbağlayacağınıbelirtenAnayasanın153.maddesine aykırı olacaktır. Dolayısıyla,
Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı, fakat henüz yürürlüğe girmediği
dönemde tesis edilen işlemlerin yargısal denetimi, yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan
düzenlemeye göre yapılmalıdır.Dava konusu işlem ise, dayandığı üst normun, yetki kanununa
aykırılık yönünden iptaline ilişkin bulunan Anayasa Mahkemesi kararının Resmi Gazete'de
yayımlanmasından daha önce tesis edilmiş olup, bu işlemin yargısal denetiminin de, iptal edilmekle
birlikte doğuracağı hukuksal boşluğun kamu yararını etkileyeceği belirtilerek yürürlüğü iptal
kararının yayımından itibaren dokuz ay daha korunan 666 sayılı KHK hükmü uyarınca yapılması
gerektiği, yukarıdaki açıklamaların sonucudur.Nitekim, Danıştay 10.Dairesince verilen 09.04.2012
günlü ve E:2008/3504, K:2012/1323 sayılı karar da bu yönde bulunmaktadır.Anılan kararda;
uyuşmazlığın yargısal denetimin, yürürlüğü Anayasa Mahkemesi kararıyla korunan düzenlemeye
göre yapılmaksuretiyle bir karar verilmesi gerekeceğine hükmedilmiştir.
Diğer taraftan, idari yargıda, idari dava sonucu verilen iptal kararları ile, idari işlemdeki
sakatlık saptandığı zaman iptal kararı sakatlığın ortayaçıktığı ana kadar geri yürür ve sakat işlemi
ortadan kaldırır; işlem hiç yapılmamış sayılır. İptal hükmünün geri yürümesi sonucu sakat işlemin
ortadan kaldırılmasıyla önceki hukuki durum geri gelir. Anayasal yargıda ise, idari yargıdaki iptal
kararının geriye yürümesi ilke olarak kabul edilmemiş ve tam tersine, Anayasa Mahkemesinin iptal
kararının geriye yürümezliği ilkesi kabul edilmiştir. Bunun sebebi, toplumun kanunlara duyduğu
güven duygusunu sarsmamak ve iptal edilen kanun hükmüne dayanarak daha önce yapılmış olan
işlemleri ve kazanılmış hakları korumaktır.Genel düzenleme içeren kuralların Anayasa Mahkemesi
tarafından iptal edilmesi hiç şüphesiz bir hukuki boşluk doğuracaktır. Bu boşluğun, iptalden önceki
yasa, KHK ya da bunların hükümleriyle doldurulmasına imkan yoktur. Bir başka anlatımla, hukuk
sistemimizde, bir yasanın iptali, onun ortadan kaldırdığı ya da değiştirdiği yasa, KHK ya da
bunların hükümlerinin yeniden ve kendiliğinden yürürlüğe girmesi mümkün değildir. Zira,iptal
5
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
hükmünün geriye yürüyerek iptal edilen yasayı, KHK'yi ya da bunların hükümlerini baştan beri
hükümsüz kılması kabul edilmemiştir. (Geriye yürümezlik kuralı). Bu sebeple,ilgili düzenlemenin
Anayasa Mahkemesince iptal edildiği tarihe kadar doğurduğu hukuki sonuçlar geçerliliğini
korumaktadır. (İtiraz yoluyla verilen iptaller hariç). Nitekim, Anayasa Mahkemesi, «kanun boşluğu»
doğan hallerde, iptal edilen yasa tarafindanyürürlükten kaldırılan yasanın yeniden yürürlüğe
giremeyeceğini 11.11.1963 günlü, E;1963/270, K:1963/270 sayılı kararında ifade etmiştir.
Aynı şekilde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarih ve E:1997/19665,K:1997/1018 sayılı kararında; iptal kararının yürürlük tarihinin ertelenmesi durumunda
Anayasa Mahkemesinin, iptal kararı ile bir boşluk doğduğunu kabul ettiği olgusundan hareketle,
"...KHK'nin Anayasa Mahkemesi'nce iptalinde evleviyetle, iptal edilen KHK'nin yürürlükten
kaldırdığı
veya
değiştirdiğievvelki
kanun
hükümlerini
hukuk
alanına
geri
getirmeyecektir."çözümüneulaşmıştır.
Öte yandan, Anayasamızın 6. maddesindeki "Hiçbir kimse veya organ kaynağını
Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz" kuralı ile bir yandan her erkin, diğerinin
yetkilerini kullanmaya yeltenmesi önlenmek istenirken, diğer taraftan, her erkin kaynağını
Anayasadan aldığı görev ve yetkileri geciktirmeden,zamanında kullanması direktifi verilmiştir.
Anayasanın 87. maddesinde ise yasa koymak,değiştirmek vekaldırmakTBMM'ningörevlerive
yetkileriarasında sayılmıştır. Yasa koyucunun bir yasayı ya da onun hükmünü yürürlükten
kaldırması ile onun yerine yeni bir düzenleme getirmesi birbirinden farklıdır. Meclis tarafından
kaldırılan ya da değiştirilen bir yasa, KHK ya da bunların hükümlerinin hukuk aleminde yeniden
doğması, Meclisin o yasa, KHK ya da bunların hükümlerini yeniden yürürlüğe koyması ile
mümkündür.
Yukarıdaaktarılanbütünaçıklamalardan; AnayasaMahkemesince iptaledilen düzenlemelerin
iptal kararının Resmi Gazete'de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, iptal kararının geriye
yürümeyeceği, kanun koymak, kaldırmak veyaistisnai hallerde Kanun Hükmünde Kararname
çıkarma yetkisini Bakanlar Kuruluna verme yetkisinin Meclise ait olduğu, Anayasa Mahkemesinin
kanun koyucu gibi hareketle yenibir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği,
Anayasa Mahkemesi tarafından bir kanun veya KHK hükmünün iptal edilmesi halinde, oluşan
hukuki boşluğun doldurulması için yasama organına sürevererek, iptal kararının yürürlük tarihini
erteleyebildiği dikkate alındığında, idari işlemlere karşı açılan davalarda idari yargı yerince henüz
korunan mevzuat hükümlerine göre yargısal denetimin yapılması gerekeceği, iptal kararının
yürürlüğe
girmesi
ile
deoluşan
hukuki
boşluğunöncekidüzenlemenin
kendiliğindenyürürlüğegirmesiyle doldurulmasının mümkün olmadığı sonucuna varılmaktadır.
Anayasanın 128. maddesinin 2. fıkrasında; "Memurların ve diğer kamu görevlilerinin
nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer
özlük işleri kanunla düzenlenir."hükmü gereğince, memurun aylık ve ödeneklerinin sadece kanunla
düzenlenebilecek olması sebebiyle, ortaya çıkan boşluğun yargı içtihadıyla doldurulmasının da
mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Sonuç olarak, 666 sayılı KHK'nin Ek 12.maddesinin (2) numaralı bendinin, Anayasa
Mahkemesince iptal edilmesinden sonra, 659 sayılı. KHK'nin 14. maddesinin 2. fıkrasının (a)
bendindeki hükmün kendiliğinden yürürlüğe girdiğinden. söz edilemeyeceği, bu konudaki mevzuat
boşluğunun kanun koyucu tarafından yeniden yapılacak düzenlemeyle doldurulacağı açıktır.
Bu durumda, 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 14. maddesinde yer alan hukuk
biriminde görev yapan diğer personele vekalet ücretinden pay ödenmesine ilişkin hükmün 666
sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile yürürlükten kaldırıldığı, 666 sayılı Kanun Hükmündeki
Kararnamenin bu hükmü Anayasa Mahkemesince yetki yönünden iptal edilmişse de iptal kararının
6
T.C
İZMİR
BÖLGE İDARE MAHKEMESİ
Esas No : 2014/864
Karar No : 2014/2101
9 ay sonra (10.07.2014 tarihinde) yürürlüğe gereceğinden dava tarihi itibariyle Anayasa
Mahkemesinin iptal kararının yürürlükte bulunmadığı, buna karşın bu süre içinde 666 sayılı
KHK'nin ilgili hükmünün yürürlükte olduğu, bir an için Anayasa Mahkemesinin iptal kararının
yürürlüğe girdiği varsayılsa bile iptal edilen yasal düzenlemenin yerine geçecek yeni yasal
düzenlemenin yapılmamış olması ve KHK'lerin iptal edilmesinin eski KHK'lerin kendiliğinden
yürürlüğe girmesi sonucunu doğurmasına hukuken olanak bulunmaması karşısında dava konusu
işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, işlemin hukuka uygun olduğundan davacının tazminat talebi de yerinde
görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; itirazın kabulüne, itiraza konu kararın bozulmasına, davanın
reddine, aşağıda dökümü yapılan 100,35 TL dava yargılama giderlerinin davacı üzerinde
bırakılmasına, itiraz aşamasında davalı idarece yapılan 32,00 TL yargılama giderinin ve 750,00 TL
avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine, itiraz aşamasında Harçlar
Kanunun 13/j maddesi uyarınca davalıdan alınmayan 68,60 TL itiraz harcının ve 41,50 TL YD
harcının davacıdan tahsiline, yatırılan posta gideri avansından artan miktarın mahkemesince
HMK'nun 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine, bu kararın
tebliğini izleyen günden itibaren 15 gün içinde mahkememizden karar düzeltme isteme yolu açık
olmak üzere 11/03/2014 günü oybirliği ile karar verildi.
Başkan
OSMAN ERMUMCU
32699
Üye
KAMİL TURGAY KOÇER
32695
DAVA YARGILAMA GİDERLERİ
Başvurma Harcı :
Karar Harcı
:
Vekalet Harcı :
Posta Gideri
:
TOPLAM
:
24,30 TL
24,30 TL
3,75 TL
48,00 TL
:100,35 TL
İTİRAZ YARGILAMA GİDERLERİ:
Posta Gideri :
32,00 TL
B/B 12.03.2014
7
Üye
HÜSEYİN EMSAL
33787
Download

Avukatlık ücretinden personel pay alamaz (666 KHK)