HOŞGELDİNİZ
1
HATİCE ÇINAR
TEKİRDAĞ REHBERLİK VE
ARAŞTIRMA MERKEZİ
Tekirdağ
2
ETKİLİ İLETİŞİM GRUBU
 30 Saatlik ve 5 günlük bir eğitim grubudur.
 Grupta gizlilik esastır.
 Gruba devam hem grup dinamiği hem konuların izlenmesi







açısından önemlidir.
Üyeler bir oturumdan fazla katılmadıkları takdirde katılım
belgesi alamazlar
Grupta herkes tek ve biriciktir. Birbirinden farklıda olsa herkesin
değerine, inancına tavrına düşüncesine saygı duyulur.
Grup çalışması zamanında başlar ve zamanında biter.
Grup çalışmasına katılmayacak üyelerin önceden haber vermesi
beklenir.
Grup çalışmasına ödevlerin yapılarak gelinmesi süreci
hızlandırır.
Çalışmalara aktif katılım önerilir üyelerin cevap vermeme hakkı
vardır.
Grubu ilgilendiren kararlar birlikte alınır.
Etkili İletişim Eğitimi" Programının Amacı ;
• Kendinizi ve karşınızdaki kişiyi güçlü ve
zayıf yanları ile olduğu gibi kabul ederek,
• İletişim tarzınızı yeniden gözden geçirerek,
• Değiştirmek istediğiniz ve istemediğiniz
davranışlarınızı fark ederek,
• Karşınızdaki kişiyi anlayabilmek için
etkin bir biçimde dinleyerek,
• Duygu ve düşüncelerinizi etkin bir biçimde
ifade ederek... hazırlanabilirsiniz.
4
Değişim kendimizi tanıma ile başlar
Aynada kendinizi görün
5
What matters most is how you see yourself
En önemli şey kendinizi nasıl gördüğünüzdür.
6
Kendimizi değiştirebilir ve geliştirebiliriz.
DEĞİŞİMİ ERTELEMEYİN
7
Mucize beklemeyin
8
Gerekli donanımları kazanın
Empati
Öz yönetim
Beceri
Azim
Motivasyon
İstek
Çaba
Mucizeyi ancak SİZ yaratabilirsiniz.
9
Çalışma Planı
1. Gün






iletişim nedir?
iletişim tipleri
başarılı iletişimin temel koşulları
çocukla iletişim-gençlerle iletişim
Eğitimde etkilesim ve sınıf içi iletişim
Eğitim nedir eğitsel iletişim nedir
10
İLETİŞİM SÜRECİ
Gürültü
Kodlama
Kaynak
MESAJ
KANAL
Kod Açma
Alıcı
Geri Besleme
11
İLETİŞİM TİPLERİ
 KİŞİ İÇİ İLETİŞİM
 KİŞİLER ARASI İLETİŞİM
 ÖRGÜT İÇİ İLETİŞİM
 KİTLE İLETİŞİMİ
12
BAŞARILI İLETİŞİMİN TEMEL KOŞULLARI





Karşımızdaki kişilere saygı duymak
Gerçekçi ve doğal davranmak;
İletişimin belki de en önemli öğesi empatidir.
İletişimde temel ilke kabul etmedir.
İletişim sisteminin temel öğelerinden biri de
dinlemedir.
13
Kişilerarası Mesafenin İletişimde Yeri
 a- Mahrem Alan : (Cilt teması-3 0, 35 cm. mesafe)
 Her insanın bir psikolojik korunma sınırı vardır. Buna
mahrem alan denir. 0-25 cm. yakınlık içine sadece özel
duygusal ilişkimiz olan insanları alırız. Bunlar aile bireyleri,
eşimiz-sevgilimiz ve çok az sayıdaki yakın
arkadaşlarımızdır. Bu kimselerin dışında herhangi bir
kişinin bu mesafeyi aşması bizde rahatsızlık yaratır.
Asansörde, toplu taşıma araçlarında hissettiğimiz sıkıntı,
huzursuzluk duyguları mahrem alanımızın içine
tanımadığımız kişilerin girmiş olmalarından
kaynaklanmaktadır
14
Kişilerarası Mesafenin İletişimde Yeri
 b- Kişisel Alan (40-80 cm.)
 Birbirlerini tanıyan ve rahat konuşan iki insan, bu
mesafede kendilerini en rahat hissederler.
Kendimizi yakın hissetmediğimiz insanların
girmesine izin vereceğimiz en yakın alan kişisel
alandır. Sosyal ortamlarda, işyerinde birbirini
tanıyan ve arkadaş kabul eden insanlar
birbirleriyle bu mesafe içinde ilişkidedirler.
15
Kişilerarası Mesafenin İletişimde
Yeri
 c- Sosyal Alan : (80 cm.-2 m.)
 İşlerin rahatça konuşulduğu, resmi ilişkilerin
sürdürüldüğü bölge bu çemberdir.
Tanıdıklarımızla, işyerindeki arkadaşlarımızla,
evimize gelen tamirci, kapıcı gibi kimselerle
kurduğumuz ilişkilerde 1 m.-2 m. arasında bir
mesafede durmaya çalışırız.
16
Kişilerarası Mesafenin İletişimde Yeri
 d- Genel Alan : '2 metre...)
 İki metreden başlayarak uzayan kişisel alan genel, topluma
açık, tanımadığımız kişiler içindir.Otobüs durakları,
havaalanları, tren istasyonları, lokanta, pastane vb.
topluma açık yerlerde birbirlerini hiç tanımayan insanların
korumaya özen gösterdikleri mesafedir. Ne var ki zorunlu
koşullar nedeniyle okullarımızda öğretmenler, genellikle
böyle bir mesafe kullanmak zorunda kalırlar. Aradaki
mesafe on metreyi geçtiği zaman, karşılıklı etkileşim ve
iletişim daha da zorlaşır
17
KİŞİLERARASI İLETİŞİM
K İŞİL E R A R A SI
SÖZLÜ
D İL
D İL Ö T E Sİ
YÜZ
İL E T İŞİM
SÖ ZSÜZ
BEDEN
M EKAN
ARAÇLAR
VE BEDEN TEM ASI KULLANIM I
18
KİŞİLERARASI İLETİŞİM
K İŞİL E R A R A S I İL E T İŞİM
S E S L İ İL E T İŞ İM
S E SSİZ
İL E T İŞ İM

DURAKSAM ALAR
 G Ö Z İL İŞK İSİ

SE SİN T O N U
 Y Ü Z İFA D E L E R İ

SE SİN Y Ü K SE K L İĞ İ
VÜCUT D URU ŞU

E E E , IH M SÖ Z C Ü K L E R İ
 K İŞİSE L A L A N

DUYGU TONU
 K IY A FE T

TEKRARLAR
AK SESU AR

SÖ ZE Y A N L IŞ B A ŞL A M A
M EKAN KULLANM A

GEREK SİZ SÖ ZC ÜKLER
DOKUNM A

A K IC IL IK
 K A FA İŞA R E T L E R İ

D O Ğ A L L IK
EL VE KOL D URU ŞU

SE Ç İL E N SÖ ZC Ü K
 B A C A K L A R IN D U R U ŞU
 B E D E N Y Ö N E L İM İ
 O T U R M A B İÇ İM L E R İ
19
Çevrede Olumlu İzlenim Yaratacak Beden
Dili Özellikleri( sessiz iletişim)
 Göz İlişkisi: İnsanların yüzüne bakın
 Yüz İfadesi: Donuk ve ifadesiz gözükmekten kaçının.
 Baş Hareketleri: Başınızı hafif dik tutun, sık sık başınızı hafifçe






aşağı yukarı hareket ettirin
Jestler: Aşırıya kaçmadan, jestlerinizi kullanın
Postür (Beden Duruşu): sizinle konuşurken öne eğilin ve ilginizi
gösterin.
Yakınlık: rahatsız etmeyecek, mümkün olan en yakın mesafe
Yöneliş: Daima konuştuğunuz veya sizinle konuşan insana
dönük durun
Bedensel Temas: İnsanları tedirgin etmeden kullanın
Dış Görünüş :Saç ve el bakımınıza özen gösterin.
20
Kişiler arası iletişimde;
Beden Dili % 55
Dil Ötesi
% 38
Kelimeler % 7
öneme sahiptir.
21





ÇEVRE ŞARTLARI
KİŞİNİN O ANKİ RUHSAL DURUMU
KARŞINIZDAKİ İNSANLA/İNSANLARLA,
ETKİLEŞİMİMİZ VE ONLARIN KİŞİLİK YAPISI
DÜŞÜNCE VE İNANÇ SİSTEMİMİZ
ÖĞRENMİŞ OLDUĞUMUZ İLETİŞİM MODELİ
22
KİŞİ ANALİZLERİ
Çevreyi dikkate
almaz.
Eleştirmen
dinleyicidir.
Güvenlidir.
Dikkatli dinlemeye
sahiptir.
Kendine güveni
yüksektir.
Rahattır.
İlgilidir.
 Sandalyeye Binmek
Sandalyenin arkalığı
vücudunu koruyan bir
kalkan görevi yaparken
onun saldırgan ve egemen
bir savaşçıya dönüşmesini
sağlar.
 Pamukçuk Toplayıcı Birisi
başkalarının görüş veya
davranışlarını onaylamadığı ama
kendi görüşünü bildirmekten de
çekindiğinde yaptığı sözel
olmayan hareketler açığa
vurulmayan bir görüşten
kaynaklanan hareketler olup
bunlara yerine koyma hareketleri
denir.
 Bir konuşma sırasında bu
hareketlerden biriyle
karşılaşmanız durumunda
öncülüğü ele alıp
konuşmayı sizin bitirmeniz
daha akıllıca olabilir.
 Kemer veya ceplere sokulmuş
başparmaklar cinsel olarak
saldırgan bir tavrı göstermek
için kullanılan harekettir.
 eleştirel ve yargıcı ve saldırgan
bir davranış gösterecek
 Vakit kazanmaya çalışmak
 Bu hareket bir tür şüphe
veya emin olmama işareti
olup ´Sana katıldığımdan
emin değilim´ diyen kişiye
özgü olan bir harekettir.
 Konuşan kişi bu hareketi
kullanıyorsa bu yalan
söylediği anlamına
gelmektedir. Ancak bu
hareketi siz konuşuyorken
yapıyorsa bu da sizin yalan
söylediğinizi düşündüğü
anlamına gelir!
Rahat
Düşünceli
İlgili
Huzursuz
Olumsuz
Yaklaşımlı
Cevaba Hazır
Takipçi
Sinirli
Huzursuz
Takip Ediyor
Rahat
Karşısındakine
Güveniyor
Ürkek
Çekingen
Huzursuz
Oturuş
Rahat
İlgili
Beklediğini
Buluyor
Hafife Alan
Kendine Aşırı
Güvenen
Karşısındakini
Ciddiye Almayan
Çekingen
İçe Kapanık
Destek Bekleyen
Düşünceli
Huzursuz
Vereceği
Cevaptan Emin
Olmayan
Düşünceli
İlgili
Rahat
Takipçi
Aşırı İlgili
Etkilemeye
Çalışan
Hakim Olmak
İsteyen
Sıkılmış
İlgisi Dağılıyor
Umursamayan
Rahat
Güvenli
Uyumlu
Huzurlu
Aşırı Huzursuz
Çekingen
Sıkılmış
Bitişi bekleyen
Ne söylediğiniz değil, onu nasıl söylediğiniz
önemlidir."
Şimdi sizlerle küçük bir uygulama
yapalım.Sizler de böylece kişiliğinizin
rengini bulabilirsiniz ve kendinizi daha
iyi tanıyabilirsiniz…
Şimdi sizler üç soruluk ve her soruda dört
şık olmak üzere bir test çözeceksiniz.
• Her sorudaki şıklardan iki tanesini işaretleyiniz.
• Bu şıklardan kendinize en yakın olana 2 puan ondan
sonrakine 1 puan yazınız.
• ÖRNEK: Size en yakın olan şık A ve ondan sonra
yakın olan şık C ise yazınız;
- Soru 1: A=2 Puan B=0 Puan
C=1 Puan D=0 Puan
gibi…
Soru 1: Aşağıdaki Beyitlerden Hangisi sizi daha İyi anlatır?
A-) -Güçlü, kararlı, girişken ve liderim.
-Düşer kalkar, yoluma devam ederim.
B-) -Hayata Anlamlı renkler katar eğlenceyi severim.
-Ömür boyu herkesin mutlu ve neşeli olmasını dilerim.
C-) -Her anımı huzurlu ve sakin geçirmek isterim.
-Kavga gürültü sevmem işlerimde kolay yolu seçerim.
D-) -Her şeyin mükemmel,düzgün,kusursuz olmasını isterim.
-İlişkilerimde saygılı ve mesafeli olmayı severim.
Soru 2: Bulunduğunuz gruplarda hangi konumlarda başarılı
olursunuz?
A-) Olaylara yön veren ve otoriteyi kullanan.
B-) İnsanları motive eden ve neşelendiren.
C-) Uzlaştırıcı ve grup içindeki uyumu sağlayan.
D-) Bilgi sağlayıcı, Araştırıcı ve olayları takip eden.
Soru 3: Çalışma tarzınız hangisine uygundur?
A-) Yoğun ve hızlıyımdır.Aynı anda birkaç işi yapabilirim.
B-) Özgür bir ortamda çalışırım.
C-) Ön planda olmayan ama gruba her türlü desteği veren
bir yapım var.
D-) Ayrıntıları önemserim ve tek bir konuya odaklanarak
çalışırım.
TESTİN
DEĞERLENDİRMESİ
• A şıkkındaki puanlarınız ağırlıklı ise siz
güçlü kararlı yapıya sahip kırmızı
karakterli bir kişisiniz
• B şıkkındaki puanlarınız çok ise siz
popüler neşeli sarı karakteri ağır
basan bir kişisiniz.
• C şıkkındaki puanlarınız çok ise siz
barışçıl sevecen yeşil karakterli bir
kişisiniz.
• D şıkkındaki puanlarınız çok ise siz
tertipli düzenli yapıya sahip mavi
karakterli bir kişisiniz.
 Kişiliğinizin hangi renge sahip olduğunu
öğrendiniz.Peki bu renklerin özellikleri
nelerdir?
 Bu renklerin özelliklerine kısaca bakalım;
Doğuştan hareketli kıpır kıpır koşarlar,
Herkesi eğlendirir, güldürür, coşarlar,
Konuşmayı çok severler, muziptirler, uçarlar,
Dağınıklık zayıf yanı, hep döküp saçarlar
Özellikleri: Çılgın bir kişiliğe sahiptir.Neşeyi ve hareketi
simgeler.Popüler neşeli ve kabına sığamayan kişilerdir.
Mükemmeliyetçi, düzenli, planlı, programlıdır.
Ayrıntı düşkünü, dosyalar bile numaralıdır.
Onlar için her şey zamanında titizce olmalıdır.
Duygularını saklar mantık ağırlıklıdır.
Özellikleri: Asaleti ve ciddiyeti simgeleyen bir renktir.Tertipli,
düzenli, kuralcı ve disiplini seven insanlar bu gruba girer.
•
•
•
•
Hali selim, sessiz uyumlu sabırlıdır,
İşten güçten yorulmaz soğukkanlıdır,
Ara bulucu, sevecen arkadaş canlısıdır,
Çok az konuşur, yumuşak başlıdır.
Özellikleri: Rahatlatıcı ve huzur verici bir renktir.
Sessizliği ve uyumu simgeler.Barışçıl, uyumlu ve
sevecen bir kişiliğe sahiptirler.
•
•
•
•
Güçlü kararlıdır, sadece kendisiyle yarışır,
Benim dediğim gibi der herkese karışır,
Kaybetmeye dayanamaz, çalışması sıklaşır,
Tutkuludur, tüm engellerle savaşır.
Özellikleri:Canlı ve dikkat çekici bir renktir.Gücü, kararlılığı ve
sahiplenmeyi simgeler.Güçlü, kararlı ve yönetme eğilimli
kişiler bu gruba girer.
ÇOCUKLA İLETİŞİM
 Çocuğunuzun duygularını yaşamaya, çevreye ve
olaylara onun gözleriyle bakmaya çalışın.
 Çocuğunuzun sizden ayrı duyup düşüneceğini, farklı
bir yapı ve bünyeye sahip olabileceğini kabul edin.
 Çocuğunuzun gelişim süreci içinde yaşının icabı bazı
davranış ve duygularda bulunabileceğini kabul ediniz.
 Çocuk yetiştin değildir. Yetişkin gibi düşünemez,
davranamaz ama zamanı gelince öğrenir.
59
ÇOCUKLA İLETİŞİM



Çocuk davranışı yapmadan önce beklentilerinizi
açıklayınız. “Sokakta benden bir şey istemeyeceksin, anlaştık
mı?
Yapılmasını istemediğiniz olumsuz davranışlar için çevreyi
değiştiriniz. Küçük kardeş büyüğü ders çalışırken rahatsız
ediyorsa, büyüğün ders yaptığı saatte küçüğü oyalayıcı bir
etkinlik bulabilirsiniz.
Çocuklar öğrendiklerinin büyük bir kısmını taklit ederek
öğrendiklerinden; sözünü tutmasını istiyorsanız kendi
sözünüzü tutmaya önem veriniz.
60
ÇOCUKLA İLETİŞİM
 Çocuğunuzun iyi alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı
olunuz. Çocuklar, kendilerinden beklenen
davranışların neler olduğunu ve nasıl yapılacağını
büyük çoğunlukla bilemezler.
 Temizlik alışkanlığı kazandırılacaksa: “Yemeğe
oturmadan eller yıkanmalı. Gel beraber elimizi
yıkayalım. Ellerimiz ne güzel oldu değil mi?” örneğinde
olduğu gibi iyi alışkanlıklar geliştirmesine yardımcı
olunmalıdır.
61
ÇOCUKLA İLETİŞİM
 Olumsuz davranışın nedenini düşünüz. Çocuk
olumsuz davranıyorsa düşündüğünüzün aksine başka
nedenleri olabilir.
 İyice bakıldığında arkasında giderilmemiş bir ihtiyaç
olabilir. Çocuğunuz yemek yemiyorsa nedeni belki
yorgunluk, uykusuzluk ya da hastalık başlangıcı olabilir.
 Çocuğa yemek yemediği için çocuğa kızmak, bağırmak
ve zorla yemek yedirmek yerine yemek yememesinin
nedenlerini düşünün. “Bugün pek iştahın yok sanki.
Bir derdin mi var? Bana mı kızdın?” gibi.
62
ÇOCUKLA İLETİŞİM
 Olumsuz davranışın yerine yapabileceği olumlu bir
davranış gösterin “yapma demek yerine neyi
yapmasını beklediğinizi ona açıklayın veya seçim
yapmasına yol gösterin.
 Ağabeyinin ya da ablasının defteri ve kalemlerini
elliyorsa, ona bir defter ve kalem verin.
63
ÇOCUKLA İLETİŞİM
Sessizlik
Empati
Kabul
Dürüst Olmak
Katılımlı Dinleme
64
SINIF İÇİ İLETİŞİM
 ETKİN DİNLEME
 BEN DİLİNİ KULLANMAK
 GÖZ TEMASI
 BEKLEME SÜRESİ
 KİŞİLERARASI SOSYAL MESAFE
65
SINIF İÇİ İLETİŞİMİ GELİŞTİRMEK İÇİN ÖNERİLER

Ayrıca, Sınıf İçi İletişimi Geliştirmek İçin aşağıdaki
hususlara da dikkat edilmelidir.
 Öğretmen konuşma yeteneğini geliştirmeli
 Ders iyi şekilde planlanmalı
 Öğrencinin ihtiyaçları, yetenek ve ilgileri
değerlendirilmeli
 Öğrencinin ilgisini dağıtan durumlar ortadan
kaldırılmalı
 Birden fazla duyu organına hitap eden araçlar
kullanılmalı
 Zor ve karışık olan öğretim araçları kullanılmamalıdır..
66
Yarın görüşmek üzere…
67
Çalışma Planı
2. Gün







Sorun penceresi
Sorun kim?
Sorunun kim olduğu neden önemlidir?
Sorun-yok alanı neden önemlidir?
Öğretmen ve öğrenci arasındaki ilişki
Sorun Kimde? Alıştırması
Sorun öğrencideyken öğretmenler (Anne-Babalar Üstler)
yardım etmede neden başarısız olur?
68
KABUL
"Kabul" insan ilişkilerinin
temelidir.
Kişiler arası iletişimde gelişme
sağlamak, sorunlarımıza daha
sakin bakabilmek, kendimizle
barışık olabilmek için
3 kabul prensibi işe yarar
69
1. PROBLEMI KABUL ETMEK
Yaşamda sorunlar olacaktır.
Ayrıca problem çıkması her zaman kötü bir şey
değildir. Çoğu kez bir fırsattır.
70
2. KENDINI KABUL ETMEK
İnsan olduğumuzu, olumsuz duygularımızın var
olabileceğini, mükemmel olmak zorunda
olmadığımızı kabul etmektir
71
3. KARŞIDAKİNİ KABUL ETMEK
Kişiyi kabul etmek onun her davranışını kabul
etmek anlamına gelmez.
Karşıdakini kabul, kişinin davranışlarını
eleştirme ama bütününe saldırmamaktır.
Kişi karşılaştığı davranışların kabul çizgisinin
altında veya üstünde olduğuna duygularına
bakarak karar verebilir.
72
Koşulsuz Kabul
(saygı)
İnsanların statüleri, eğitimleri, yetenekleri
eşit değildir. Ama her insanın onuru eşittir
73
İçtenlik ve
Dürüstlük
Ne Söylediğiniz Kadar Nasıl Söylediğiniz de
Önemli
74
Davranış ile yargıların birbirinden ayrılabilmesi için davranış
penceresi adı verilen pencereyi inceleyelim:
KABUL EDİLEBİLEN
DAVRANIŞLAR
KABUL ÇİZGİSİ
KABUL EDİLEMEYEN
DAVRANIŞLAR
İletişim halinde
olunan herkes
gibi çocukların
da bazı
davranışları
kabul edilirken
bazıları
edilmez.Kabul
çizgisi burada
olduğu gibi sabit
değildir.
75
BAŞKALARINI OLDUKLARI GİBİ KABUL
ETMEK;
KARŞIMIZDAKİ KİŞİ BÜYÜYEBİLİR,
İlişkiyi güçlendirir, gelişebilir, olumlu yönde
değişebilir, sorun çözmeyi öğrenebilir,
Daha üretici, daha yaratıcı olabilir,
Gizil gücünü tümüyle kullanabilir,
Kendini özgür hisseder, nasıl değişeceğini
düşünmeye başlar.
Nasıl büyüyeceğini, yapabileceğinden nasıl daha
fazlasını yapabileceğini tasarlar.
76
Davranıştan rahatsız olan
kim?
1.Anne/Baba telefonda konuşurken çocuğun gürültü yapması
2.Yetişkinin acelesi varken çocuğun ayak altında dolaşması
3.Oyun oynayacak arkadaşı olmadığı için çocuğun üzülmesi
4.Çocuğun küçük kardeşine oyuncağı ile vurması
5.Çocuğun fazla şişman olduğu için üzülmesi
6.Çocuğun ders çalışmaması
77
Davranışların kabul edilip edilmemesini
etkileyen üç faktör:
1. Ben:Yani kişinin kendisi,eğer güzel,rahat bir gün
geçirmişsem,mutluysam o gün bir çok davranışı
daha kolay kabul edebilir,hoşgörü ile
karşılayabilirim.
2. Çocuk:Davranışın kabul edilip edilmemesi,
yaşına,cinsiyetine,bize olan benzerliğine bağlıdır.
3. Çevre:Çevreye verilen önem davranışın kabul
edilip edilmemesini etkilemektedir.
78
KABUL DUYGUNUZ VE ÇOCUĞUNUZUN ETKİSİ
DAVRANIŞ
Çocuğunuz oyun
oynadıktan sonra
oyuncaklarını
yerine koymuyor.
ÇOCUĞUNUZUN DAVRANIŞLA İLGİLİ
TUTUMUNUZ
DURUMU
3 yaşında
?
79
KABUL DUYGUNUZ VE ÇOCUĞUNUZUN ETKİSİ
DAVRANIŞ
Çocuğunuz oyun
oynadıktan sonra
oyuncaklarını yerine
koymuyor.
ÇOCUĞUNUZUN
DURUMU
10 yaşında
DAVRANIŞLA İLGİLİ
TUTUMUNUZ
?
80
KABUL DUYGUNUZ VE SİZİN ETKİNİZ
DAVRANIŞLA İLGİLİ
DAVRANIŞ
Masayı
hazırlamanıza
çocuğunuz
yardım etmiyor
SİZİN DURUMUNUZ
Keyiflisiniz
bütün gün
dinlenebilirsiniz.
TUTUMUNUZ
?
81
KABUL DUYGUNUZ VE SİZİN ETKİNİZ
DAVRANIŞLA İLGİLİ
DAVRANIŞ
Masayı
hazırlamanıza
çocuğunuz
yardım etmiyor
SİZİN DURUMUNUZ
Yorgunsunuz.
Yemeğe misafir
geleceği için
acele
ediyorsunuz.
TUTUMUNUZ
?
82
KABUL DUYGUNUZ VE ÇEVRENİN ETKİSİ
DAVRANIŞ
ÇEVRE
DAVRANIŞLA İLGİLİ
TUTUMUNUZ
Çocuklarınız
yüksek sesle
konuşup,
şakalaşıyorlar
Hasta
ziyaretindesiniz
?
83
KABUL DUYGUNUZ VE ÇEVRENİN ETKİSİ
DAVRANIŞLA İLGİLİ
DAVRANIŞ
Çocuklarınız
yüksek sesle
konuşup,
şakalaşıyorlar
ÇEVRE
Evde
TUTUMUNUZ
?
84
KABUL DUYGUNUZ
Anne-baba; davranışı sinirlenmeden, kızmadan,
öfkelenmeden kabul ediyorsa ya sorun yoktur ya da
çocuğun kendisine ait bir sorunu vardır anne-babayı
etkilemiyordur.
Çocuğun bir davranışı anne-babada kızgınlık, öfke gibi
olumsuz duygular oluşturuyorsa davranış kabul
edilmemiştir.
85
ÖĞRETMEN-ÖĞRENCİ İLİŞKİLERİNDE
“sorun-yok”
öğretmen-öğrenci ilişkilerinde kaçınılmaz olarak ortaya
çıkan sorunların, öğretmenler tarafından tanınıp
üstesinden gelinmesi, “sorun-yok” bölgesini
oluşturacak ve öğrenci sessiz ve mutlu çalışırken
öğretmen de verdiği eğitimden memnun olacaktır.
86
SORUN KİMİN?
87
SORUN
YOK NEDEN ALANI NEDEN ÖNEMLİDİR
“
Öğretmen ve öğrenci sorunlarını
aktif hale getirmek yerini
öğretme ve öğrenme alanını aktif
hale getirmelidir. Çünkü,
Öğretme- öğrenme yalnız,
ilişkinin sorun-yok bölgesinde
etkili olabilir.
88
1)
SORUN KİMDE
Öğrencilerinizle sınıfta grup çalışması yaparken, yan sınıfın
öğretmeni acil bir işi çıktığını söyleyerek, onun sınıfıyla da
ilgilenmenizi istiyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
2) Öğrencinizin uyum sorunlarıyla ilgili velisi ile görüşme
yapıyorsunuz, veli sürekli okul'u ve sizi suçluyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
3) Çok yorucu geçen bir haftanın sonunda, müdürünüz hafta sonu
yapılacak çalışmada sizi görevlendiriyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
4) 17 yaşındaki çocuğunuza geç kalmamasını söylediğiniz halde eve
geç geliyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
89
5) Tiyatroya geç kalmak üzeresiniz, aceleyle hazırlanırken, anneniz telefon
açarak kendisiyle hiç kimsenin ilgilenmediğini söylüyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
6) Eşinizle birlikte hafta sonu doğa yürüyüşüne katıldınız.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
7) Evde yemek olmadığı gün, eşiniz size haber vermeden, birkaç arkadaşını
eve yemeğe çağırıyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
8) Kız kardeşiniz eşiyle tartıştığını moralinin çok bozuk olduğunu anlatıyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
9) Öğrenciniz arkadaşının, kendisi hakkında başkalarıyla konuştuğunu
söylüyor ve ağlıyor.
Sorun Bende
Sorun Yok
Sorun Karşıda
90
SORUN ÖĞRENCİDEYKEN ÖĞRETMENLER YARDIM
ETMEDE NEDEN BAŞARISIZ OLUR
Öğretmenlerin çoğu, sorunu olan
öğrencilerin gönderdikleri küçük iletileri
anlamada oldukça duyarlıdırlar.
Öğretmenler sorunlara nasıl etkili bir
biçimde tepki göstereceklerini
bilmediklerinden yardımcı olamazlar.
Birçok öğretmen, öğrencilerine uygunsuz
davranışlarından dolayı kabul edilemez
olduğu iletisini verir; onun değişmesini,
sanki sorunu yokmuş gibi davranmasını ve
sorunu ne olursa olsun onu bir kenara
bırakmasını ister.
91
Yarın görüşmek üzere…
92
Çalışma Planı
3. Gün
1. Kabul Etmeme Dili: İletişimin 12 Engeli
2. Üç Yaygın Yanlış Anlama İletişimi kolaylaştıran
3.
4.
5.
6.
7.
Etmenler
Empati Nedir?
Etkin Dinleme
Etkin Dinleme Alıştırmaları
Duygularımız
Duyguları Anlama Alıştırmaları
93
3 YANLIŞ İNANIŞ
 Gerçekleri söylemenin, öğüt vermenin ve açıklamanın nesi
yanlış? (Öğretmenin temel işlevi zaten bu değil mi?)
 Övmek ve olumlu değerlendirmek neden bir engel olarak
kabul edilsin? (Bize övmenin iyi davranışları pekiştirdiği ve
yüreklendirdiği öğretildi.)
 Soru sormak neden etkisiz kabul ediliyor? (Soru sormak,
öğretmede kullandığımız en değerli yollardan biridir. Buna
Sokrat Yöntemi ya da Sorgulama Yöntemi denildiğini
biliyoruz.)
94
İLETİŞİM ENGELLERİ
95
İLETİŞİM ENGELLERİ
1.EMRETME,YÖNETME:
“Yapmak zorundasın.” Korku ya da aktif
direnç yaratabilir,söylenenin tam tersini
yapmaya davet edebilir. İsyankar davranışa
yada misillemeye yol açar.
96
İLETİŞİM ENGELLERİ
2.UYARMA,TEHDİT ETME:
“Ya yaparsın ya da ………”korku boyun eğme
yaratabilir,isyankarlığa yol açabilir. Söz
konusu sonuçların gerçekten meydana gelip
gelmeyeceğine denemeye kalkışabilir.
Gücenme, kızgınlık, isyankarlık oluşur.
97
İLETİŞİM ENGELLERİ
3.AHLAK DERSİ VERME,TELKİN ETME:
“Senin sorumluluğun..” “Şöyle yapman
gerekir……..”
Zorunluluk ya da suçluluk duyguları yaratabilir,
Çocuğun durumunu daha şiddetle savunmasına
yol açar.
98
İLETİŞİM ENGELLERİ
4.ÖĞÜT VERME, FİKİR VERME,
ÇÖZÜM GETİRME:
“Ben olsam…”, “Bence….”,
“Neden……yapmıyorsun?”,“Sana şunu önereyim.”
Çocuğun kendi sorunlarını çözmekten aciz olduğunu
ima eder.Çözüm yolları geliştirmesini
engeller.Bağımlılık ya da direnç yaratır.
99
İLETİŞİM ENGELLERİ
5.MANTIK YOLUYLA İNANDIRMA,
TARTIŞMA:
“Olaylar gösteriyor ki…”, “İşte bu nedenle
hatalısın…”
Savunmayı ve karşı koymayı kışkırtır.İletişimin
kesilmesine yol açar. Çocuğun kendisini
beceriksiz ve yetersiz hissetmesine neden olur.
100
İLETİŞİM ENGELLERİ
6.YARGILAMA,ELEŞTİRME,SUÇLAMA:
“Sen zaten adam olmazsın.”, “Doğru
düşünmüyorsun”
Yetersizlik ve yanlış değerlendirme anlamı
taşır. Çocuk azarlanma korkusuyla iletişimi
keser. Çocuk eleştirileri gerçek sanabilir.
101
İLETİŞİM ENGELLERİ
7.ÖVME GÖRÜŞÜNE KATILMA:
“Bence harika bir iş yaptın.”
Söylenen çocuğun benlik kavramı ile uygun
değilse kaygı yaratır. Bağımlılık yaratabilir.
102
İLETİŞİM ENGELLERİ
8.AD TAKMAK, ALAY ETMEK,
UTANDIRMAK:
“Koca bebek”, “Sulu göz”, “Geri zekalılar”,
”Buraya bak bay açık göz” gibi.
Kendisini değersiz hissetmesine, bir süre sonra
aynı şekilde karşılık vermesine neden olabilir.
103
İLETİŞİM ENGELLERİ
9.TAHLİL ETME TANI
KOYMAYORUMLAMA
“Senin asıl sorunun ne biliyor musun?”,
“Aslında sen öyle demek istemiyorsun.”
Kendisine inanılmadığı kanısına varır,yanlış
anlaşılma endişesi ile iletişimi keser.
Başarısızlık duygusunu uyandırabilir.
104
İLETİŞİM ENGELLERİ
10.GÜVEN VERME,TESKİN VE TESELLİ
ETME:
“Boş ver..”, “Aldırma olur böyle şeyler.”
Çocuğun kendisini anlaşılmamış hissetmesine neden
olur.Kızgınlık duyguları yaratır.
105
İLETİŞİM ENGELLERİ
11.SORGULAMAK, İNCELEMEK,
ARAŞTIRMAK:
“Niçin,neden,Kiminle?” Soruların
cevaplanmasında genellikle kaçamağa yöneltir.
Çocuklar sorulara genellikle hayır demeye, yarı
doğru cevaplar vermeye başlarlar. Soran kişinin
niyeti açıklanmadığında korku ve endişe
yaratır.
106
İLETİŞİM ENGELLERİ
12.KONU DEĞİŞTİRME , İŞİ ALAYA
ALMA:
“Bunu daha önce konuşmuştuk.”
Sorunların önemsiz olduğu anlamını
verebilir.Sorunlarla savaşmak yerine onlardan
kaçmak gerektiği düşüncesini geliştirebilir.
107
12 İletişim Engeli Kullanıldığında
Kabul Edildiğini Hissetmez.Bu
Nedenle Bu Tür Tepkilere ; “Kabul
Etmeme Dili” De Denmektedir.
108
Kalıplaşmış Davranışlar
 Aşırı genelleme: “Anasına bak, kızını al; kenarına bak bezini
al”
 Kutuplaştırma: “Ya hep, ya hiç”, “Ne ben onun ölüsüne
giderim, ne o benim ölüme gelsin” “Ya nefret ederler, ya da
çok aşırı severler”
 Kişileştirme: “Kendi üzerine alınma”, “Misafirin yanında
çocuk azarlanmaz”
 Mutlakacılık: (meli- malı) “Herkes beni sevmeli”, “Hiç hata
yapmamalıyım”, “Ne istediğimi gözümden anlamalı”, “Her
zaman her işte birinci olmalıyım” .....gibi.....
Kalıplaşmış Davranışlar
Değiştirme gayreti: “Benim gibi düşünmeli”, “Çok iyi bir insan
ah! Şu huyu da olmasa. Neyse, evlenelim değiştirelim”
Aşırı fedakarlık: “Yumuşak atın çiftesi sert olur”, “Bunlar günün
birinde yoğun bir öfke yaşarlar”
Keşkecelik: Bu günümüzü çalan iki hırsız vardır. Birisi geçmişe
ilişkin pişmanlıklarımız, diğeri ise geleceğe ilişkin kaygılarımızdır.
“Bana nasıl öyle der, keşke şöyle deseydim”..... bu iç konuşmalar
sürer.....öfke artar.
Toptancılık: (Bütün yumurtaları aynı sepete koymak) Bir insanın
pek çok özelliği vardır. Güzeldir, çirkindir, uzundur, kısadır, ev
hanımıdır, anadır, babadır, seçmendir, ev sahibidir, kiracıdır.
Neden Dinlemeyiz?
 Söylenenleri bildiğimizi düşündüğümüzde,
 Hoşumuza gitmeyen bir şeyi duymak
istemediğimizde,
 Hoşlanmadığımız bir insanın söylediklerini
dinlemekte zorlanırız.
 Karşımızdaki daha sözüne başlar başlamaz
cevap hazırlamaya başladığımız için.
111
EMPATİK DİNLEME NE DEMEKTİR?
Empati;
Kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine
koyarak olaylara onun açısından bakabilmesi, onun
duygu, düşüncelerini doğru olarak anlayabilmesi ve
bunu karşısındaki kişiye ifade etmesidir
112
“Empati,
Bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak
onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak
anlaması” diye yorumlanabilir.
Carl Rogers’in 70’li yıllarda ulaştığı empatik anlayış,
bugün çoğunluğun üzerinde uzlaştığı bir tanıma
dönüşmüştür. Katı bir nitelik taşımayan söz konusu
tanım, genel çizgileriyle şöyledir: “Bir kişinin kendisini
karşısındaki kişinin yerine koyarak olaylara onun bakış
açısıyla bakması, o kişinin duygularını ve düşüncelerini
doğru olarak anlaması, hissetmesi ve bu durumun ona
iletilmesi sürecine empati” adı verilir
113
Empatik bir anlayışla dinleme, bireyin kendi objektifliğini yitirmeden,
olayları, karşısındaki bireyin içinde bulunduğu durumu ve onun
görüş açısını dikkate alarak dinlemesidir. Bu arada onu eleştirmek
ve yargılamaktan kaçınılması önerilir. Bireyleri en
çok tedirgin eden şeylerden biri başkaları tarafından eleştirilmektir.
Empatik dinlemede birey karşısındakini ne över, ne yargılar ne de
suçlar ama onu anlamaya çalışır. Bu anlayış insanların birbirlerine
yaklaşmasına ve aralarında gerçeğe dayanan sevginin gelişmesine
yol açar.
Öğretmen öğrencinin yerine kendisini koyarak anlatacağı dersi ve
sunum şeklini düşünürse, öğrenci tarafından ortaya konulacak
sorunların tamamına yakınını ders öncesinde ortadan kaldırabilir
114
DİNLEME ŞEKİLLERİ
 1-Görünüşte dinleme:En yaygın dinleme olan şeklidir.Kişi dış





görünüşüyle dinler gibidir.Ama aklı kendi sorunlarındadır.
2-Seçerek dinleme:Konuşanın sözlerinden yalnız kendisini
ilgilendiren, ilgilerini çekecek bir sözcük ya da konu çıkıncaya kadar
görünüşte dinleyici olurlar.
3-Yüzeysel dinleme:Yüzeysel dinleyenler, sözcüklerin altında yatan
anlama ulaşmazlar.
4-Tuzak kurucu dinleme:Bu dinleyiciler, konuşanı sessizce
dinlerler,dinledikleri bilgilerden yararlanarak karşıdakini zor duruma
sokacak fırsat ararlar.
5-Saplanmış dinleme:Bazı kişilere ne söylenirse söylensin,
öfkelenecek ya da hüzünlenecek bir şeyler bulurlar.Bazı kişiler de her
söylenende gülünecek bir şeyler bulurlar.
6-Savunucu dinleme:Savunucu dinleyiciler, işittikleri her sözü
kendilerine karşı bir saldırı sayarlar ve hemen savunucu duruma
girerler.
115
DİNLEMEYE ENGEL OLAN İNSAN TİPLERİ
 1-Dinlemeyen tip:Kaynak mesajı gönderen ise, karşısındakinin fikrine önem
vermediği için etkili olamaz.Mesajı alan ise, kulağı söylenenlere kapalı
olacağından söylenenlere kapalı olacağından söylenenleri anlamaz.
 2-Dinlemeye engel olan tipler: Karşısındakinin duygu ve düşüncesine saygı
göstermeyen tiptir. Bu tip, kaynak ise, kibirli ve kendini üstün görme çabası
iletişimi etkisiz kılar. Alıcı ise, kaynağın ilettiği mesajlara karşı duygularını
gizlemez, söz ya da davranışlarıyla kaynağa sataşır.
 3-Baştan savmacı tip:Bu tip, eğer bir eğitimci ise öğreteceği konu ile ilgili
hazırlıkları baştan savma yapar, iyi hazırlanmadığı için öğretmede başarılı
olamaz.Eğer öğrenci ise, anlatılanları dikkatli dinlemez, not almaz, öğrenmede
başkalarının gayretinden yararlanmaya çalışır ve başarılı olamaz.
 4-Olumsuz tip:Her ortaya atılan fikrin tersini savunmaktan hoşlanır.
 5-Sabırsız tip:İster kaynak, ister alıcı olsun, karşısındakinin anlatmasını
bitirmeden sözünü keser, ya da ne söylemek istediğinin anlaşıldığını söyleyerek
yanıt verir.
 6-Kızgın tip:Sabırsız ve duyguların esiridirler.Kendi duygularına uygun
olmayan mesaj ve sembollere karşı kızgınlıklarını çeşitli hareketlerle belli
ederler.
116
Etkin dinleme
Etkin Dinleme Basamakları
 Edilgin Dinleme (Sessizlik)
 Kabul Ettiğini Gösteren Tepkiler
 Kapı Aralayıcı İletiler
 Duygu ve içerik yansıtma
117
Etkin Dinleme Basamakları
İlk üç yöntemde sınırlamalar vardır. Karşılıklı etkileşime
olanak vermezler. Tüm işi konuşan yapar. Konuşan,
dinleyenin yalnızca dinlediğini bilir, anlayıp anlamadığını
hiçbir şekilde öğrenemez.
İlk üç yöntem edilgin yöntemlerdir ve dinleyicinin anladığını
göstermezler. Etkin dinleme, daha fazla etkileşim ve
dinleyenin yalnız duyduğunu değil, aynı zamanda doğru
olarak anladığını da gösterir
118
Etkin Dinlemede Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
 Kodlamayı çözümleme
 Geri bildirim verme
 Yorum ve yargıda bulunmama
 Kişinin sorununun içeriğini, konuyu açma, deşme
 Destek verme
119
Etkin Dinleme için Gerekenler
 Karşımızdaki kişinin kendi sorunlarını çözebileceğine






inanma
Karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerini
gerçekten kabul etme
Duyguların geçici ve anlık olduğunu bilme
Yardımcı olma isteği, zaman ayırma
Birlikte olma ama kendi kişiliğini koruma
Karşındakinin sorununu kendi sorunu haline
getirmeme
Sorunların gizliliğine saygı duyma
120
Etkin Dinlemenin Olumlu Etkileri
 Ruhsal rahatlama sağlar
 Duygularla dost olmayı öğretir
 Sorun çözmeye yardım eder, senli düşünmeyi
getirir
 İkili ilişki kurulur
 Anlaşılmış olmak karşısındakinin de
anlaşılmasını sağlar
121
Etkin Dinlemenin Üstünlüğü
 Huzur ve güven ortamı sağlar. Bu ortamda kişi
 kendini rahat ortaya koyar, o ana kadar farkına




varmadığı birçok değişik yön ortaya çıkar.
Dinleyen kendim hemen cevap bulmaya zorunlu
hissetmez.
Örtük anlamları ortaya çıkarmak için iyi bir
olanak sağlar. Mesajın özüne inme olanağı verir.
Simgelere ve ayrıntılara boğulmadan kurtarır.
İçtenlikle açılmayı sağladığından konuşanı daha
iyi tanımasına neden olur. Sağlam temeller
üzerine kurulmuş ilişkiler sağlar
122
Etkin Dinlemenin Üstünlüğü
Etkin Dinlemede dinleyen konuşanın iletisinin ne
anlama geldiğini,
onun hangi
duyguları
duyumsadığını, ne düşündüğünü, söylediğinin
içeriğini anlamaya çalışır ve anladığım kendi
kelimeleriyle, iletişim engelleri kullanmadan ve
hiçbir değerlendirme yapmadan, doğrulaması için
konuşana geri iletir.
Etkin Dinlemede dinleyen soruna çözüm sunmaz.
Bu
nedenle
sorunun
sorumluluğu
hep
göndericide kalır ve anlaşıldığını anlayıp
rahatladıktan sonra sorunu için düşünmeye
başlar.
Etkin Dinleme genellikle anlatanın bir sorunu
varken, soru sorduğunda ve kodlanmış iletiler
gönderdiğinde kullanılır
123
ETKİN DİNLEYİCİ
OLMAK İÇİN
 ANLAMA VE ÖĞRENMENİN TEMEL FAKTÖRÜ





OLDUĞU BİLİNMELİDİR.
İÇERİĞİ İYİ DİNLEMEK GEREKİR
HİSLERİ ALGILAMAK GEREKİR
KAYNAĞA ANLAŞILANI TEKRARLAMAK GEREKİR.
YAPICI GERİ BESLEME VERMEK GEREKİR.
DOĞRU ZAMANI SEÇMEK GEREKİR
124
ETKİN DİNLEME
ETKİN DİNLEMENİN ÖNÜNDEKİ YAYGIN ENGELLER
 Konuşmaya Aşırı Değer Vermek
 Bir Konuda Odaklanamamak
 Zihinsel Yorgunluk Yaşamak
 Klişelere Başvurmak
 Kişisel Duygu Yükünü Taşımak
 Kendisiyle Meşgul Olmak
125
DİNLEME BECERİLERİ NASIL GELİŞTİRİLİR
 Konuşmacıya bakın,
 Kimsenin sözünü bölmeyin,
 Anlamaya odaklanın,
 O andaki ihtiyacı saptayın,
 Duygularınızı gözden geçirin,
 Yargınızı askıya alın,
 Belli aralıklarla özetleyin,
 Açıklayıcı sorular sorun,
 Daima dinlemeye öncelik verin
126
ETKİN DİNLEME İÇİN NELER GEREKLİDİR?
1.
2.
3.
Öğretmen, öğrencinin kendi sorunlarını
çözebileceğine içtenlikle inanmalıdır.
Öğretmen, öğrencinin dile getirdiği duygu ve
düşüncelerini, bir öğrencide olmaması gereken
düşünceler saysa bile gerçekten kabul edebilmelidir.
Öğretmen, duyguların genelde geçici ve anlık
olduğunu bilmelidir.
127
ETKİN DİNLEME İÇİN NELER GEREKLİDİR?
4.
5.
6.
7.
Öğretmen, öğrenciye sorunlarında yardımcı olmayı
istemeli bunun için zaman ayırmalıdır.
Öğretmen sorunu olan her öğrenciyle birlikte olmalı ama
kendi kimliğini korumalıdır.
Öğretmenler öğrencilerinin sorunlarını paylaşmak ve
konuşmaya başlamak için zorlanabileceklerini
bilmelidirler
Öğretmenler öğrencilerinin sorunlarının gizliliğine saygı
duymalıdır.
128
Yarın görüşmek üzere…
129
Çalışma Planı
4. Gün
Kızgınlık Nedir?
2. Güç ve Otorite
3. Sen Dili – Ben Dili
4. Ben Dilini Kullanma Becerisi
1.
130
Kızgınlık Nedir?
 Açık Uçlu Cümleler
 Bence kızgınlık……………………………………….
 Kızdığım zaman………………………………………
 Beni en çok kızdıran………………………………..
 Bana biri kızınca……………………………………..
 Bir kadın kızınca……………………………………..
 Bir erkek kızınca……………………………………..
 Kızgınlığımı gidermek için………………………..
131
Kızgınlık Nedir
 Kızgınlık dinlenilmesi, kulak verilmesi gereken bir sinyaldir
 Kızgınlık ,kırıldığımızı
gereksinim ve isteklerimizin karşılanmadığını
hakkımızın yendiğini
ya da bize yapılan bazı şeylerin doğru olmadığını anlatır
 Yaşamımızın önemli bir duygusal konusuna gereken önemi
vermediğimizi ve içinde bulunduğumuz ilişki uğruna
-- değerlerimiz
-- inançlarımız
-- isteklerimiz ve kendimizden çok fazla ödün verdiğimizi anlatır.
 Kızgınlığımız bize, normal olarak verebileceğimiz veya
yapabileceğimizin çok ötesinde verip yaptığımızı açıklar.
 Kızgınlığımız bize, başkalarının gelişmemizi ve yeteneklerimizi
kullanmamızı engelleyen müdahalelerde bulunduğunu anlatır.
132
Kızgınlık Nedir
Kızgınlığımızı sağlıklı şekilde kullanarak
başkalarının bizi görmek istedikleri
kimliklere "hayır", öz benliğimizin
isteklerine "evet" diyebiliriz
133
Kızgınlık Nedir
 Kızgınlığı iyi dile getirmek ve iyi duymak ilişkiye
açıklık, yakınlık, güç ve karşılıklı güçlenme
boyutlarını getirir.
 Kızgınlığın bir enerji kaynağı olabilmesi için ilişki
içinde dile getirilmesine izin vermek ve özellikle
gerçek nedenlerini duyabilmek çok önemlidir.
 Karşı tarafın kızgınlığını kendimize karşı bir
saldırı ya da küçük düşürme gibi algılamadan
duyabilirsek, kızgınlık
**
134
Kızgınlık Nedir
karşı tarafın kendisi için önemli bir duygu yaşadığını
** bunu dile getirmeye çalıştığını ve
** bir değişim ihtiyacı olduğunu gösteren bir sinyal olur
 İşte o zaman kızgınlık ilişkiyi daha iyi bir boyuta
götürebilecek bir enerji kaynağı oluşturur.
 Kızgınlığı sağlıklı dile getirememek ve bastırmak ise bir çok
psikosomatik hastalığa kapı açar
135
Duygularımız
Kişinin hayatını özenle ve akıllıca yaşaması; ahenkli
bir denge ve bilgeliktir. Amaç duyguları bastırmak
değil, dengedir.
 Tüm duygular, harekete geçmemizi sağlayan temel
dürtülerdir.
 Düşünen beyin, duyguların kontrolden çıktığı
anlar dışında duygulan idare eder.
 Duygusal zihin, akılcı zihinden çok daha hızlıdır,
akıl duygusal verileri şekillendirir.
 Tüm duygular, doğaları gereği bir şekilde dürtüyü
eyleme dökmenin yolunu açar. Bu nedenle
duygusal özdenetimin kaynağıdırlar
136
Duygularımız
Duygular fazlasıyla bastırıldığında donukluk ve
uzaklık yaratır;
kontrolden çıktığında, aşırı ve ısrarlı, patolojik
bir hale gelir.
Baskın kaygılanma kişiyi felç eder, kızgınlık öfkeye
ve manik ajitasyona dönüşür.
Duygusal sağlığın anahtarı; bize sıkıntı veren
duygulara hakim olabilmekte yatar.
Sıkıntı veren duygulara hakim olma, duygusal
sağlığın anahtarıdır
137
Duygularla Baş etme Yolları
Kendini yatıştırma sanatı temel bir yaşam becerisidir.
Hangi duygunun ne zaman ortaya çıkacağını kontrol
etmemiz zordur ama süresini belirleyebiliriz.
Özbilinçli: Kötü ruh hallerine kendilerini kaptırmaz,
duygularını kolay idare ederler. Berbat bir ruh halinin
farkında olmak, aynı zamanda ondan kurtulmayı
istemek anlamındadır.
Kendini Kaptırmış: Duyguların hükmettiği kişilerdir.
Aşırılık; fazla yoğun ya da uzun süreli
duygular dengemizi bozar.
Kişinin kendini iyi hissetmesi; olumlu ve olumsuz
duyguları oranına bağlıdır.
Kabullenmiş: Ne hissettiğini bilip değiştirmeyi
denemeyenlerdir.
138
Duygularımız
Duygular normaldir. Herkeste duygu vardır.
Tüm duygular, harekete geçmemizi sağlayan temel
dürtülerdir.
İlk dürtü kalpten gelir.
Duygusal zihin, akılcı zihinden çok daha hızlıdır.
Duygular bizi iyi veya kötü hissettirir ama bizi iyi veya
kötü bir insan yapmaz.
Duygular bize geliverir. Neden olduğunu, nasıl olduğunu
bile bilemeyiz.
Duygular insanın içindedir, görülmez veya duyulmaz,
yalnızca hissedilir.
Duygu düşünce değildir. Kimse duygunuzun yanlış
olduğunu ispat veya tartışamaz
139
Duygularımız
Düşündüğünüz
Söylemek istediğiniz
Söylediğinizi sandığınız
Söylediğiniz
Karşınızdakinin duymak istediği
Duyduğu
Anlamak istediği
Anladığını sandığı
Anladığı
Arasında farklar vardır.
140
ÖFKE
 Mümkün olduğunca öfkeyi tırmandırmayın.
 Öfkenizi kontrol etmenizin hem size hem
de çevrenizdeki kişilere zincirleme olarak
büyük yararı olacaktır.
ÖFKE & NEDENLERİ
 Kendisine saygısızca davranılmış olabilir.
 Yorgun, uykusuz ve stresli olabilir.
 Kendisini kimsenin anlamadığını düşünüyor
olabilir.
 Bağırarak isteklerinin yerine geleceğini sanıyor
olabilir.
 Beklentileri yerine getirilmemiş olabilir.
Öfkeli Bir İnsana Karşı Önlemler
 Sakin kalmaya çalışın ve kendinize....deyin.
 Karşınızdakini ilgiyle ve ciddi bir şekilde dinleyin.
Araya girmeyin.
 Duygularına saygı gösterin ve onları isimlendirin
“sesiniz çok öfkeli geliyor”.
 Onu kendisini dinlediğinize inandırın.
 Onu öfkelendiren özel noktaları belirleyin.
 Dikkatinizi, karşınızdakinin sözünü ettiği sorun ve
sorunun çözümü üzerinde yoğunlaştırın
Öfkeli İnsanlar karşısında
Yapılmaması gerekenler
 Asla “sinirlenmeyin”, “sinirlenmeye gerek
yok” demeyin.
 Münakaşa etmeyin, tartışmaya girmeyin.
 Eğer o şaka yapmıyorsa, şaka yapmaya
kalkışmayın. Konuyu espri ile hafifletmeyin.
Duygular





GÜÇ KULLANMANIN ETKİLERİ
Kızgınlık, kırgınlık, düşmanlık
Düş kırıklığı
Nefret
Utanma
Değersizlik






Korku, kaygı, huzursuzluk
Mutsuzluk, üzüntü, ruhsal çöküntü
Burukluk, kincilik
Güçsüzlük, hareketsizlik
İnatçılık
Yarışma
Baş etme Yöntemleri










İsyan, direnme, meydan okuma
Karşı koyma
Yalan söyleme, duygulan saklama, sinsice davranma
Başkalarını suçlama, dedikodu yapma
Patronluk yapma, zorbalık etme
Yenilgiden nefret etme, yenme gereksinimi duyma
Boyun eğme
Yağcılık
Tehlikeye atılmama, yeni bir şey denememe, başarı güvencesine gereksinim duyma
Gerileme (bırakma, hayal kurma, kaçma)
145
Ben-mesajının üç öğesi
Kabul edilmeyen davranışın yargısız tanımı
2. Kabul edilmeyen davranışın yarattığı somut etki
3. Davranışın hissettirdikleri (duygular)
1.



Ben-mesajları olumlu veya olumsuz olabilir.
Ben-mesajları birincil duygu ile verilir.
Tanımda "sen" sözcüğünün bulunması mesajı
"sen-mesajı" yapmaz
146
BEN-DİLİ
SEN-DİLİ
 Davranışa yöneliktir
 Kişinin gereksinimlerini açıklar
 Birikmişliği engeller, karşı tarafı
düşündürür,
 Karşı taraf davranışının sorumluluğunu alır
veya almak zorunda kalır.
Karşı tarafa başkalarını düşünmeyi öğretir,
 Saygı ve yardım isteği doğurur
 Karşı taraf iç denetim kazanır
 Atılgan insanlar yaratır
 Bağımsızlığa ve gelişmeye yardımcı olur
 Kişinin öz saygısını korur.
Kişiliğe yöneliktir, karşı tarafı yargılar.
Karşı tepki yaratır (bumerang etkisi)
Karşı tarafı kızdırır, kinlendirir.






Duygulan anlamamıza yardım eder.
Karşımızdakinde olumsuz etki yaratmaz.
Olumsuz değerlendirme içermez.
İletişimi sürdürür.
Durum ve davranışla ilgilidir.
Davranışı değiştirme olasılığı doğar.
Ben-dili kabul etmediğimiz davranışlar
karşısında bizi anlatan dildir.
Karşı tarafın davranışının sorumluluğunu
almasını engeller.
Sevgi ve saygıyı yok eder.
Düşünmeden emre itaati getirir.
Çekingen veya saldırgan insanlar yaratır.
Bağımsızlığa engel olur.
Kişinin kendine güvenini azaltır, benlik
saygısını zedeler.
Kendini tanımayı engeller
Suçluluk duygusu yaratır
Olumsuz çatışmaya götürür
İletişimi koparır, o kişiden uzaklaştırır
Değerlendiricidir
Değişmeye karşı direnç oluşturur.
Sen-dili çatışma dilidir. Karşıdaki kişiyi
147
olumsuz etkile.
 BEN - MESAJI YARARLARI
 Öğrenmesi kolay bir araçtır.
 İşe yarar.
 Kullandıkça farkındalık artar.
 Karşıda yardım isteği yaratır.
 Karşıdaki kişinin kendi çözümlerini üretmesini
sağlar.
 Dürüst ilişki kurulmuş olur
148
BEN - MESAJI YARARLARI
İyileştirici etkisi var. Duygularımızı anlamamıza ve
kendimizle barışık yaşamamıza yardım eder.
— İçimde ne hissediyorum?
— Karşılanmayan gereksinimim ne?
— Neden memnun değilim?
Sorularının yanıtım ararken aslında
karşımızdakinin davranışına kızgın olmadığımızı
fark edebiliriz
149
BEN - MESAJI YARARLARI
Sorun olmadığı zaman kullanıldığında ilişkiyi
güçlendiriyor.
— Övgü değil, olumlu ben mesajıysa
— Davranışı değiştirmek amacı taşımıyorsa
Dürüst ve içlense
Koruyucu olarak kullanılabilir. Sorun çıkmadan önce
kullanıldığında sorun sırasında kullanılmaya gerek
olmayabilir
150
BEN - MESAJI YARARLARI
Aileler genellikle ya çok izin verici olur ya da çok sert
yöntemler kullanırlar.
İzin verici aileler ya kendi ihtiyaçlarını söylediklerinde
bencil olacaklarını düşünür veya kendi aileleri gibi katı ve
otoriter davrandıklarında çocuklarının
kendilerini sevmeyeceğinden korkarlar.
Sert yöntemleri kullanan aileler ise bundan hoşnut
olmasalar bile ya başka yol bilmedikleri için bu yola
başvurduklarını veya sert tutumun daha etkin olacağını
düşündükleri için kullandıklarını söylerler.
Ben-mesajı her iki tutumun yerine koyulabilir.
Her şeye rağmen ben-mesajı etkisiz kalabilir ve kişi
davranışına devam edebilir. Bu durumda sizin
gereksinimleriniz karşılanmıyordur.
151
BEN-MESAJI UYGULARKEN KARŞILAŞILAN ZORLUKLAR
Kendi duygularımızı anlamakta zorluk çekebiliriz.
Anacak duygularımızı anlamaya çalıştıkça kendimizle
daha çok ilişkiye gireriz.
 Duyguların listesini yapmak
 Duyguları önceden belirlemek
 En doğru olması telaşıyla duyguları karmaşık isimlerle
adlandırmamak
 Kızgınlık altında yatan duyguların farkına varmak
 KENDİNE AYNA TUTMAK
Gereksinimi bulmada zorlanabiliriz
152
BEN MESAJLARI NİYE BAŞARISIZ OLUR?
 Tamamlanmamış ben mesajı mı?
 Gerçek bir gereksinim mi?
 Gereksinimimizi ve duygumuzun nedenini
karşımızdakine söyledik mi?
 Karşımızdakinin bir problemi mi var? Bizi dinleyecek
durumda mı?
 Yalnızca ben-mesajı mı yolluyoruz? Diğer zamanlarda
dinlemeye yer veriyor muyuz?
 Ben-mesajındaki 3 aşama da gerçekçi mi? Yoksa
ben-mesajını karşımızdakini etkilemek ve davranışını
değiştirmek için mi kullandık
153
BEN MESAJLARI NİYE BAŞARISIZ OLUR?
Bazen en etkin ben-mesajı bile savunma doğurabilir.
Böyle zamanlarda etkin-dinleme yaptıktan sonra
ben-mesajına dönmek gerekebilir..
Bazı ben-mesajlarının altında çözüm mesajı yatar.
Bu ikisini karıştırmamak gerekir.
 "Masayı toplamanı istiyorum" çözüm mesajıdır.
 "Masayı toplarken bana yardım ettiğinde zaman
kazanıyorum ve daha mutlu oluyorum" ya da
 "Masayı toplamadan sofradan kalktığında toplamak
için çok zaman kaybediyorum, ve bu da beni
endişelendiriyor" vb. ben-mesajıdır.
154
BEN MESAJLARI NİYE BAŞARISIZ OLUR?
 Genelde ilk denemede veya ilk söyleyişte ben-
mesajı başarısız olursa güç kullanmaya başlıyoruz.
** "Masayı toplarken bana yardım ettiğinde zaman
kazanıyorum ve daha mutlu oluyorum" yerine
** "Masayı toplamadan sofradan kalktığında
toplamak için çok zaman kaybediyorum, ve bu da
beni endişelendiriyor. Toplamazsan......" vb.
 Her ben-mesajı başarılı olur diye bir kural yoktur.
 İlk mesaj etkisizse ikinci defa denenir. "Hiçe sayılma,
duyulmama" gibi sonradan yarattığı duygular da
eklenebilir.
155
Eğer Davranış Beni Rahatsız
Ediyorsa Bunu İletişim Halinde
Olduğum Kişiye
“BEN DİLİ”
İle İfade Ederim.
156
“Çok yaramazsın.”
“Kapat şu televizyonu!”
“Çok sakarsın.”
“Her şeyi unutuyorsun.”
Bu tür cümleler sen dili olarak
adlandırılmaktadır.
157
SEN DİLİ
Kişiyi suçlayıcıdır,
Davranıştan çok kişiliğe yöneliktir,
Yeniden konuşma isteğini engelleyicidir,
Kişi kendini suçlanmış ve anlaşılmamış
hisseder,
 Neye kızıldığının anlaşılmamasına neden
olur,
 Kişiyi gücendirir ,kırar,
 Kişinin direnmesine neden olur.




158
BEN DİL’İNİN KULLANIM ŞEKLİ
Çocuğunuz sandalyesini arkaya doğru itip sallanarak
oturuyor.
 Kabul Edilmeyen Davranışın Yargısız Ve Suçlayıcı
Olmayan Tanımı;
“Sandalyeyi arkaya iterek oturduğunda,”
 Bu Davranışın Bizde Oluşturduğu Somut Belirgin Etki;
“düşeceksin diye”
 Davranışın Bizde Oluşturduğu Duygu;
“korkuyorum.”
159
Çocuğunuz televizyonun sesini sizi rahatsız edecek
kadar çok açmış.
“Kıs şu televizyonun sesini.”
“Televizyonun sesini fazla açtığında, başım
ağrıyor,kızıyorum.”
160
Defalarca uyardığınız halde çocuğunuz yine eşyalarını
ortada bırakmış.
“Sana kaç kere eşyalarını ortaya atma dedim.”
“Eşyalarını ortada bıraktığında her yer çok dağınık
göründüğü için toplamak zorunda kalıyorum
yoruluyorum ve sinirleniyorum.”
161
Çocuğunuz yemeğe çok kirli yüz ve ellerle gelir.
“Ne bu halin!Çabuk elini,yüzünü yıka”
“Yemeğe ellerin ve yüzün kirli oturduğunda iştahım
kaçıyor,rahatsız oluyorum.”
162
Çocuğunuz bütün gün asık suratlı ve mutsuzdur.
Nedenini bilmemektesiniz.
“Yeter artık,asma suratını”
“Seni bu kadar üzgün görmek beni de üzüyor ama
nedenini bilmediğim için yardımcı olamıyorum.”
163
SEN İLETİLERİ
Sen iletileri geçicidir. Kesin çözüm olmaz.
Öğretmenler bu iletilerle öğrencilere kendi
sorunlarının çözümünü verirler.
164
öğrenciniz ders çalışmıyor.
“Sen bu gidişle hiçbir şey olamazsın.”
“Ders çalışmadığında notların kötü gelirse
üzüleceksin diye endişeleniyorum.”
165
Yarın görüşmek üzere…
166
Çalışma Planı
5. Gün
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
8.
Çatışma Nedir?
Çatışmayı ortaya çıkartan nedir?
Öğretmenler çatışmaları alışılmış biçimde nasıl çözerler?
Çatışma çözme yöntemleri
Yöntem 1-2-3
Kaybeden yok yaklaşımı ve uygulamaları
Değer Çarpışmaları
Sonuç
167
ÇATIŞMA NEDİR?
Çatışma birbirlerinin amaçlarına
ulaşmasına açıkça düşmanlık gösteren
ve/veya birbirlerinin amacına ulaşmasına
müdahale eden iki taraf arasındaki bir
tartışma, ya da kavgadır diye tanımlanabilir
(Wexley ve Yuki 1977).
168
ÇATIŞMAYI ORTAYA ÇIKARAN
NEDİR?
 Bir çatışmanın varlığı iki taraf gerektirdiğinden,
çatışma tek olarak ne öğretmene ne de öğrenciye
aittir. Bu yüzden her iki tarafında sorunu vardır.
Örnek:
 Öğrenciler laboratuarı toplamadan teneffüse
çıkmak ister. Öğretmen de teneffüste dinlenmek
ister. Laboratuar ise bir sonraki ders için
hazırlanmalıdır.
Burada öğretmenin dinlenme gereksinimi ile
öğrencilerin teneffüse çıkma gereksinimleri
çatışmaktadır
169
Çatışma neden çıkar
 Her iki taraf da sorun yaşıyorsa
 Kişinin yaptığı ya da yapmadığı, karşısındaki
kişinin gereksinimlerinin karşılanmasını
zorlaştırıyorsa
 Bir tarafın gereksinimleri çok güçlü ise
Karşı tarafın ben iletileri etkisiz kalır.
Sorunların tümü "ben dili" ile çözülmez
170
Genelde çatışmaları nasıl çözeriz?
A.
Kazan-kaybet yöntemleri (genellikle biri kazanır, diğeri kaybeder.)
Yöntem 1 Otoriter yaklaşım
Yöntem II Hoşgörülü yaklaşım
B. Kazan-Kazan Yöntemi (iki taraf da kazanır)
Yöntem III Uzlaşmacı yaklaşım
171
Yöntem I'in sonuçları
 Kaybeden kazanana kızgınlık duyar
 Kaybeden çözüm yerine, sonucu kendi yararına
dönüştürmeye çalışır
 Kazanan zorlamayı bıraktığı an, kaybeden davranışını






değiştirir
Sorumluluk duygusunun gelişmesini engeller
İşbirliği gelişimini engeller
Doyun eğmeye yöneltir
Moral çöküntüsü, verimsizlik ve isteksizlik yaratır
Yaratıcılığı ve araştırmacılığı engeller
Kazananın kendini suçlu hissetmesine, güç kullanmasına
ve denetimini sürdürmesine neden olur. Yöntem 1
otoritenin arkasına saklanmış güçtür.
172
Yöntem II'nin etkileri
 Davranış görmezden gelinir
 Kaybedenin kazanana düşmanlık beslemesine
 neden olur
 Devamlı kaybeden sevgisizlik, isteksizlik, nefret






duyguları taşır
Kazanan anlayışsızlık, bencillikle suçlanır
Zaman boşa gider, üretim engellenir
Kaybedene karşı saygı yitirilir
Kazananın güç kullanmasını gerektirir
Suçluluk duygusu yaratır
Çocukta yaratıcılığı geliştirir ancak yetişkinin
ödediği bedel çok yüksektir
173
Yöntem I ve Yöntem II de ortak davranışlar
 Yarışma
 İnatçılık
 Kabalık
 İlgisizlik
 Karşı tarafın gereksinimine saygısızlık
174
Çatışma Çözme Yöntemleri Hakkında Şematik Bilgi
Kazan-Kaybet Yöntemleri
Yöntem 1
Yöntem 2
Bu yöntemde ana-baba
çocuklarına bir
davranışı kazandırmak,
geliştirmek ya da
değiştirmek için ödül
ve cezaya başvurur.
Çatışmayı güç
kullanarak kazanır.
Çocuklar kaybeder ve
mutsuz olur.
Ana-baba çocuk
arasında çatışma
çıktığında olay
büyümesin diye anababa çocuğun
dayatmasına karşı
diretmez ve onun
dediğini kabul eder.
Ana-baba kaybeder ve
mutsuz olur.
Sonuç
Çocukta sorumluluk duygusu ve iç denetim
gelişmez. Bağımlı ya da isyankar olur. Kaybeden
kazanana nefret duygulan besler. Güç, karşı
gücü doğurur. Bencillik kişilik özelliği olur. Sürekli
takip gerektirir.
Kaybeden Yok Yöntemi
demokratik yöntem
Yöntem 3
Ana-baba çocuk arasında çatışma
çıktığında her iki taraf birbirinin
kazanım ve gereksinimlerine saygı
duyar ve herkese uygun gelecek
çözüme ortak karar verip uygularlar.
Hiç kimse kaybetmeyip herkes
kazanır be mutlu olur.
Sonuç
Çocukta iç denetim, sorumluluk
duygusu gelişir. Kendine güven,
büyüklerine saygı duyar. Güç
175
kullanımını yok eder. Sevgiyi çoğaltır.
YÖNTEM III İÇİN KAZANILMASI GEREKEN BECERİLER
1- Duyguları tanıyabilmek.
2- Sorunun kimde olduğunu saptayabilmek
.
3- Çocuğu olduğu gibi kabul edebilmek.
4- İletişim engellerini tanımak.
5- "Sen Dili"nin yıkıcılığının ayırdına varmak.
6- "Ben Dili"nin etkinliğini görebilmek.
7- "Etkin Dinleme" uygulayabilmek.
8- Tüm bu becerilerle çatışmaları çözebilmek.
176












Yöntem III' ün yararları
Küskünlük olmaz
Çözümün uygulanmasını motive eder
Güç ve otorite gerektirmez
Güven, anlayış ve saygıyı güçlendirir
Gerçek sorunun ortaya çıkmasını sağlar
Sorumluluk kazandırır
Yaratıcı düşünce ve beyin gücünü ortaya çıkarır
Yöntem III - Kaybeden yok yöntemi - için ön koşullar
Karşıdakinin gereksinimlerini dile getirebilmesi için etkin
dinleme
Karşı tarafa kabul gösterme
Güç kullanmama
Kendi gereksinimlerini dile getirmek için Ben-Dili
kullanma
Yönlendirici olmama
177
Yöntem III kullanırken karşılaşılabilecek sorunlar




Çatışmalar her zaman Yöntem III ile çözülemeyebilirler:
Gereksinimlerle çözümler ayırt edilmezse
Karşıdaki anlaşmaya uymazsa
Herkese uygun bir çözüm bulunmazsa (çatışmalar değerlerle ilgiliyse) Sonuca varmayı
engelleyen sorunlar üzerinde durulur. Düşünmeye ve konuşmaya devam edilir. Yöntem
III'ün basamakları yeniden ele alınır.
İşe yarar bazı öneriler

Çatışma yaratan durumları ortadan kaldırmak veya engellemek için ortama yönelik
düzenlemeler yapmak ve kuralları önceden oluşturmak işe yarayabilir.

Çevreyi-ortamı değiştirmek

Çevreyi varsıllaştırmak

Ortamı genişletmek

Ortamı yeniden düzenlemek

Ortamı yalınlaştırmak

Ortamı kısıtlamak

Ortamı yoksullaştırmak

Ortam için geleceğe yönelik plan yapmak

Yöntem I kullanmamız gereken durumlar
Acil çözüm isteyen tehlikeli durumlar Tartışmanın yapılamadığı büyük gruplar
Gereksinimlerin çatışmadığı durumlar Oyun oynarken uyulması gereken kurallar
178
Yöntem III ile sınıfta sorun çözümü









Herkesin gereksinimlerini dile getirmesi için etkin dinleme yapın. Karşı
tarafın önerilerine kabul gösterin.
Karşı tarafın kaybetmesine neden olacak biçimde güç kullanmayın.
Sizin kaybedip karşı tarafın kazanacağı çözümleri de kabul etmeyin.
Kendi gereksinimlerinizi dile getirmek için ben-dilini kullanın, sendilimi kullanmaktan kaçının.
Kendinizin ve karşı tarafın gereksinimlerine saygı gösterin.
İlk aşamalarda çözümleri değil gereksinimleri ortaya koyun.
Önerilen çözümlerle ilgili yorum ve yargıda bulunmaktan kaçının.
Kararın ortak olmasına dikkat edin. Bir kişi bile istemese o çözümden
vazgeçin.
Her iki tarafın gereksinimlerin karşılayacak bir çözüme ulaşmaya
çalışın.
Birkaç çözüm arasında karar verilemiyorsa oylama yapmayın. Her
çözümün sonuçlarının neler olabileceğini beraberce düşünün.
179
ÖĞRETMENLER ÇATIŞMALARI ALIŞILMIŞ
BİÇİMDE NASIL ÇÖZERLER?
 Çatışma olduğunda öğretmenlerin çoğu, çatışmayı
kazanacak ya da en azından berabere kalacak biçimde
çözmeye uğraşır. Bu da öğrencilerin kaybetmeleri demektir.
Başka bir öğretmen ise çatışmaları çözmek ya da önlemek
için öğrencilere teslim olmayı yeğler. Bu davranış tipi
“öğrencilerin doğal dürtülerinin engellenmesinin onlar için
zararlı olacağı” psikolojik varsayım kabul edenlerce
desteklenir. Bu öğretmenler, çocuklara zarar vermemek için
sürekli hoşgörülü davranmaya çalışırlar, ama sonuçta kendi
ruh sağlıkları zarar görür.
180
ÇATIŞMALARIN ÇÖZÜMÜNDE “KAYBEDEN YOK”
YÖNTEMİ
Yöntem bir süreçtir. Taraflar olumlu sonuca ulaşana
kadar pek çok etkileşim içine girerler. Öğretmenöğrenci çatışmasında her taraf soruna çözüm
getirebilmek için baş başa vererek çeşitli çözümler
üretir ve içlerinden her iki tarafın gereksinimlerine
yanıt verecek birini seçerler.
181
değerlerimiz
 İnsan düşünce duygu ve davranışının temelinde
algılama süreci yatar.
 Önce duygusal süreçler yer alır ardından algı gelir
 Algıda daha önceki yaşantı ve algılamaların payı
büyüktür
182
değerlerimiz
Bilme yorumlama süreçleriyle ilgili tüm etkilerin
yarattığı örgütlü dinamik sisteme ;
ALGI DÜZÜNEĞİ yada PARADİGMA
Aile eğitim bütün kurumlarıyla toplum ve kültür
insanlara sürekli paradigmalar empoze eder.
Görüş, algılama anlama yorumlama bireylerde
davranış ve tutum olarak ortaya çıkar. Kişi kendi
algısının dışındakini kabul etmez ve çatışma çıkar.
Gereksinim çatışmaları– değerler çarpışmaları
183
değerlerimiz
 Kendi yaşamımızı güzel ve anlamlı kılan herşey”
değer”dir.
 İyi- kötü- meli-malı gibi ifadeler değer yargısıdır.
 Değerler evrenseldir.
 Değerile davranışı ayırmak gerekir.
 Değerlerimizle uyumlu davranışlar bize olumlu
duygular yaşatır.
184
Değer Çarpışmaları ile Başetme
Yolları
 Ben iletileri çok etkin olmasa da işe yarayabilir.
 Etkili bir danışman olmak.
 Bilgi ve gerçeklere dayalı hazırlık yapmak.
 Bilgiyi kısa, açık biçimde ve bir kerede paylaşmak.
 Daha sık etkin dinleme yapmak.
 Sorunun kimde olduğunu bilmek.
 Değiştirilmek istenen değerlere model olmak.
Değer Çarpışmaları ile Başetme
Yolları
 Kabul edici olup, kendini değiştirmek.
 Kendini geliştirmek için grup çalışmalarına katılmak.
 Gençleri tanımak.
 Kendi değerlerini tanımak,anlamak.
 Kendi değerlerini zorla başkalarına kabul ettirmemek.
 Çocukları dinlemek,kendinizi onların yerine koymak.
 Sizden farklı olanı kabul etmenin zor gelip gelmediğini
sorgulamak.
Değer Çarpışmaları ile
Başetme Yolları
*İnançlar
*Değerler
*Yaşam biçimleri
*Bireysel zevkler
İle ilgili çatışmalar, yöntem III ile
çözülemeyen çatışmalardır
188
Download

İletişim