ZARARLILAR HAKKINDA GENEL BİLGİLER
YÜRÜYEN HAŞERELER
•
Amerikan Hamam Böceği ( Periplaneta americana ): Erginlerin boyu 2,5 – 4 cm. boyunda, kırmızımsı kahve renkli
olurlar. Yumurta paketlerini duvar kenarlarına bırakırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 30 – 60 arasında
yumurta paketi bırakır. Yumurta paketleri içerisinde genellikle 16 adet yumurta bulunur. Yumurta paketlerinin açılma
süresi 6 – 12 hafta sürer. Nimflerin ergin hale geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 4 – 5 aydır.
Erginlerin ömürleri 1 yıl olup, serin yerlerde 2 yıla kadar çıkabilmektedir.
•
Alman Hamam Böceği ( Blatella germanica ): 1,5 cm. boyunda, açık sarımsı
kahve renkte olurlar. Yumurtalarını yavru çıkıncaya kadar vücudunda yumurta
kesesinde taşırlar. Uygun şartlarda bir dişi hayatı boyunca 4 – 12 arasında
yumurta paketi bırakır. Yumurta paketleri içerisinde 35 – 45 adet yumurta
bulunur. Yumurta paketleri 31 0C’de 16 günde açılır. Nimflerin ergin hale
geçme süresi sıcak yerlerde ve gıdanın bulunduğu yerde 1 – 1,5 aydır. Alman
hamam böceklerinin çok yaygın olmasının nedeni , üreme yeteneğinin hızlı olmasıdır. Erginlerin ömürleri sıcak
ortamlarda 3 – 4 ay, serin yerlerde ise 5 – 8 ay kadardır.
•
Doğu Hamam Böceği ( Blatta orientalis ): Erginlerin boyu 2 – 3 cm. boyunda,
erkekleri koyu, kırmızımsı kahve ve dişileri daha koyu kahverenkte veya siyaha
çalar renkte olurlar. Çoğalmaları amerikan hamam böceğine ile benzerlik
göstermektedir.
Yaşam Şekilleri
Bu türler ev, lokanta, fırın, otel, hastane, gıda depoları, kütüphane, büro, ve seralarda bulunurlar. Bu yerlerin mutfak
ve kilerlerinde görülürler. Ayrıca gıda artıklarının bulunduğu yerlerdeki delik ve çatlakların içinde; banyodaki çamaşır
dolapları, mutfaktaki ekmek dolapları ve çekmecelerin içinde; kâğıt ve kitap raflarında; lavabo banko altlarında, kanalizasyon
sistemi ve bodrum gibi rutubetli ortamlar ve sıcak kalorifer kazanlarının bulunduğu, su borularının geçtiği bölgelerde
görülürler.
İnsan sağlığına ve çevreye verdikleri zararlar
İnsanların bilhassa gıda maddelerine ve eşyalarına zarar verirler. Asıl zararları; bunlar üzerinde bıraktıkları pislikler,
lekeler ve kokular olur. Böceklerin bulaşmasına maruz kalmış gıda maddeleri yıkansa veya pişirilse bile bu koku kaybolmaz.
Bu koku böceğin karın kısmında bulunan bir guddenin ifrazatından ileri gelmektedir.
Gıda maddeleri direkt sağlığımızla ilgisi bulunan kıymetlerdir. Birimlerinizde bulunan zararlılar, gıda maddelerinde
geri dönüşü olmayan zararlar meydana getirirken aynı zamanda bu türlerin asıl zararları olan, vücutlarına ve ağızlarına
bulaştırdıkları çeşitli hastalık etmenlerini insanlara ve hayvanlara taşımasıdır. Bu sebeple bu böceklere minör zararlılar gözüyle
bakmak doğru değildir. İnsan ve hayvan sağlığı bakımından çok önemli sayıldıkları için bunlara karşı muhakkak şekilde
mücadele uygulanması gerekir.
Bunlardan ayrı olarak, patojen ve simbiyotik olan 45 tür bakteri, 40 tür fungus, 6 tür maya, 90 tür protozoa ve 45
muhtelif tür solucan’ında bu böceklerle ilgili olduğu halen tespit edilmiş durumdadır. Bu verilen rakamların hamam
böceklerinin mikroorganizmalarla ne kadar yakından ilişkili ve ne kadar potansiyel bir zararlı olduklarını göstermektedir. Bu
haşereler veba, kolera, tüberküloz, dizanteri, tifo, koli, gibi hastalık etmenlerini de bir yerden diğer bir yere taşıyarak, gıda
maddelerine bulaştırarak bu hastalıkların insanlarda görülmesine yol açar. Hatta bu zararlıların cüzzam ve kansere sebep
oldukları yolunda görüşlerde mevcuttur.
Günümüzde zararlılara karşı kullanılan kimyasal ilaçların hemen tümünün hedef zararlıya olan etkilerinin yanında sıcak kanlı
canlılara ve yararlı organizmalara da olumsuz etkileri bulunmaktadır. Unutmamamız gerekir ki;
“HERŞEY ZEHİRLİDİR; HİÇ BİR ŞEY ZEHİR DEĞİLDİR, MADDEYİ ZEHİRLİ KILAN DOZDUR”
ilkesi toksikolojinin temel yasasıdır.
.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
AKREPLER ( Scorpionidae):
Tespit Edilen Türler
Buthus gibbosus, Prionurus crassicaudata, Scorpiomaurus fuscus, Euscorpia italicus;
Türkiye’de yaşayan akrep türleridir.
Erginlerinin boyu türlere göre değişmekle birlikte çoğunlukla 5 cm.’ dir. Sarı, mavi,
kırmızımsı, kahverengi ve siyah renkte olurlar. Karnının son halkasında bir çift zehir bezi
bulunan eğri bir iğne vardır. Solunumları trake sistemiyle olur. Canlı doğum yaparlar.
(Vivipar). Dişileri 20 – 25 kadar yavru yaparlar ve yavrularını bir hafta sırtlarında taşırlar. 3
– 7 defa deri değiştiren yavrular 1 – 4 yılda gelişimini tamamlar ve yıllarca canlı yaşarlar.
Örümcekler ve böceklerle beslenirler. Avlarını ağız ekleri (chelicera, pedipalpus) yardımıyla
yakaladıktan sonra vücutlarının sonundaki zehirli iğne ile sokarak öldürürler. Hayvan
kışkırtılmazsa iğnesini kullanmaz.
PİRELER (Ctenocephalides canis, Ctenocephalides felis ):
Geriye doğru uzayan dikenlerle kaplı, yanlardan iyice basıklaşmış vücutlarıyla dikkat
çeken pireler yaklaşık 1 – 10 mm. boylarındadır. Genellikle sarı tonlarında kahverengi, koyu
kahverengi ve siyaha yakın koyu renktedirler. Çok güçlü bacakları sayesinde boyundan 200 katı
aşkın sıçramalar yapabilirler. Pirelerin hayatı uzundur. Aralarında 1 – 2 yıl yaşayan türleri vardır.
Dişi pireler yumurtalarını genellikle barınaklarda, zemin çatlaklarına, hasırların, kilimlerin,
halıların altına, tozlu yerlere bırakırlar. Yumurtadan çıkan larvalar organik artıklar ve yetişkin
pirelerin pislikleriyle beslenirler. Larvalardan pupalar ve pupalardan yetişkin pireler çıkar. Bu
gelişme süresi çevre ısısına ve pire türüne bağlı olarak değişir. 20 – 30 gün olabileceği gibi uygun olmayan şartlarda özellikle pupa
dönemi uzayarak gelişme aylarca hatta bir yıl sürebilir. Pire, veba ve endemik tifüs yayılmasında aracıdır. Pirelerin önemli türleri
Pulex irritans (insan piresi) ve Xenopsylla cheopis (sıçan piresi) dir. Pire ısırıkları kabarcıklı ve kaşıntılı, döküntü biçiminde
kızarıklıklara yol açar
BİTLER ( P.humanus )
Bitler boz renkli, birkaç milimetre uzunluğunda ve yengeci andıran biçimde asalak
böceklerdir. Bit yumurtalarından nimfler çıkar. Nimf üç defa gömlek değiştirir ve yetişkin hale
geçer. Yetişkin dişiler genellikle 8 – 10 yumurta verirler. Doğrudan dokunma ya da giyecekler
aracılığıyla bulaşırlar. Vücut biti (Pediculus humanus) tifüs, Baş biti dönüşlü humma ve siper
humması gibi hastalıkların yayılmasında önemli rol oynar. Bitlenme ayrıca, şiddetli kaşıntı,
aynı bölgenin çok sayıda ısırılmasına bağlı olarak geniş şişlik ve kızartılara neden olur. Enfekte
kan emen bit 6 gün sonra enfeksiyon nakledebilir. Enfekte bitlerin hayat süreleri kısadır,
genellikle 12 günde ölür.
Vücut biti 2 – 4 mm. uzunluğundadır. Giysilerin dikiş yerlerinde ya da uygun
kıvrımlarında barınır ve ürer. Deriye yalnızca kan emmek için gider. Yumurtalarını konağın iç
çamaşırlarına bırakır.
Baş biti 1 – 2 mm. uzunluğundadır. Kan emmediği zaman sıkıca saç diplerine tutunur. Özellikle ense bölgesinde bulunurlar. Zaman
zaman tutundukları yerleri bırakıp deriye inerek kan emer, sirke denen yumurtalarını saç diplerine sıkıca yapıştırırlar. Yumurtalar 7 – 8
günde açılarak içlerinden yeni bitler çıkar.
Bitlenmiş kişilerin kendileri, giysileri, yatağı, şapkası, başörtüsü ve tarağıyla temas edilmesi birer bulaşma nedenidir.
Bitlenmelerle ilgili bölgelerin ince dişli bir tarakla sık sık taranması, bit öldürücü krem ve şampuanların kullanılması gerekir. Ayrıca
bitlenen kişinin çamaşırları kaynatılmalı ve yakın ilişkide bulunduğu kişiler de aynı işlemler uygulanmalıdır.
TAHTAKURULARI (Cimex lectularius )
Tahtakuruları, saklandıkları yerlerden gece çıkarak kanla beslenen, koyu kırmızı renkte, oval ve
basık vücutlu olan, ortalama 4 – 5 mm. uzunluğunda böceklerdir. Kendilerine has tipik viskiyi andırır
kokuları vardır. İnsanları özellikle vücutlarının örtülü olmayan yerlerinden ısırırlar. 6 – 8 haftada erişkin
hale gelerek 200 civarında yumurta bırakırlar. Isırdıkları yerlerde kırmızı, yuvarlak ve sert kaşıntılı
lezyonlar oluşur. Duyarlı kişilerde ürtiker, ödem ve kanamalı kabartılar görülebilir. Kaşıntıyla oluşan deri
örselenmesi ikincil enfeksiyonları hazırlar. Ender olarak genel alerjik tepkiler ortaya çıkabilir. Emdiği
kanın sindirim artıkları yatak çarşafında koyu lekeler olarak görülebilir.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
Konağa yalnızca beslenmek için gelen asalak, daha sonra korunaklı yerlere çekilir. Emdiği kanı sindirmesi günlerce sürebilir.
Tahtakurusunun insana hiçbir hastalık bulaştırmadığı sanılmaktadır. Tedavi genellikle belirtilere yöneliktir. Bu böceklerin üredikleri
yapılarda bütünüyle yok edilmesi gerekmektedir. Ama kullanılan zehirlere karşı dirençli nesiller geliştiğinden tahtakurusuyla
mücadelede de farklı kimyasal maddeler denenmek zorunda kalınmaktadır.
Özellikle Yatak tahtakuruları olarak adlandırılan türlerinin hemen hepsi kuş ve memelilerden kan emerek beslenirler.
Genellikle geceleri kan emmek için çıkarlar, diğer zamanlarda ışıksız ortamlarda saklanırlar.
BALARISI (Apis mellifera, Honeybee)
Boy: 1,30 cm Renk: Altın sarısı ve kahverengi çizgili
ÖZELLİKLERİ
Balarıları on yılı aşkın süre yaşayan koloniler kuran sosyal bir arı türüdür. Doğal
ortamda ağaç kovukları, mağaralar, kayalıklardaki yarıklarda yuva yaparlar. Ara sıra tavan
aralarında, duvar boşluklarında ve baca içlerinde de yuvalarına rastlanır. Bir arı kolonisi, bir
kraliçe, birkaç yüz erkek ve 10 – 80 bin işçi arıdan oluşur. Görünüş olarak birbirinden farklı
olan bu üç arıdan kraliçe arı ve işçi arılar dişidir. Bu arılar çiçekli bitkilerden polen ve nektar
alıp, bunları kullanarak kış boyunca kolonilerini besleyecek balı üretirler. Arıları binalardan
uzaklaştırmayı zorlaştıran etken, peteklerinin bulundukları oyuklukları tamamen
doldurmasıdır.
Arı yavruları, sırasıyla larva ve pupa evrelerini tamamlayarak erişkin hale gelirler. Kraliçe arının yumurtaları bırakması ile
başlayan bu dönem boyunca arı yavrularına son derece özenli ve dikkatli bir bakım uygulanır. İşçi arılar öncelikle kraliçenin
yumurtlaması için peteklerin içinde özel olarak belirlenmiş bir bölgede kuluçka hücreleri hazırlarlar. Bu hücrelere yumurtlamak
için gelen kraliçe arı, hücrenin temizliğini ve uygunluğunu kontrol ettikten sonra her peteğe birer yumurta bırakarak ilerler.
Kraliçe arının büyük bir hassasiyetle hücrelere yerleştirdiği arı yumurtaları yaklaşık 3 gün içinde gelişir. Bu sürenin sonunda
hücrelerden beyaz kurt şeklindeki arı larvaları çıkar. Yumurtadan çıkan bu canlıların gözleri, kanatları ve bacakları yoktur. Dış
görünüş olarak balarısına hiç benzemezler. Arı larvaları bu dönemdeki düzenli beslenme sonucunda 6 gün içerisinde ilk
ağırlıklarının 1500 katına ulaşırlar. Bu noktadan sonra büyüme durur ve pupa aşaması başlar.
YABAN ARISI (Vespula spp. Yellow Jacket)
2,0 - 2,5 cm. boyunda, siyah ve sarı çizgili renktedirler. Yuvalarını toprakta, örneğin eski kemirgen yuvalarının içinde
veya benzer deliklerde yapmayı tercih ederler.
Yabanarılarının binlercesi tek koloni halinde yaşarlar. İlkbaharın başında tek bir kraliçeden başlayan koloni ilk birkaç
ay çok küçüktür. Yaz aylarına gelindiğinde, problem yaratacak populasyona ulaşırlar. Yuvaları bozulduğunda çok saldırgan
olurlar ve çok acı vererek sokarlar. Bir kez soktuğunda ölen balarılarından farklı olarak, yabanarıları birçok kez sokabilirler.
Leşle beslenen haşereler olduklarından, ağaçlık alanlarda veya arazilerde faydaları vardır. Ancak evlere yakın veya evlerin
içinde bulunan koloniler, orada yaşayan insanlar için tehdit oluştururlar. Böyle bir durum fark edildiğinde, koloniler muhakkak
elimine edilmelidir. Bu arılarla mücadelenin tehlikeli olması nedeniyle profesyonel bir firmadan hizmet alınması daha
doğrudur.
EŞEK ARISI ( Vespula vulgaris )
2,5 – 4,0 cm. boyunda, koyu ve açık kahverengi çizgili renktedirler. Genelde
ağaçlarda ve çalılarda, havai kağıt yuvalar kurarlar. Ancak özellikle bu tür arılar,
tavan arası, baca, dış duvarlar gibi mekanlarda da yuva kurmayı severler.
Eşekarıları bir yıl süreyle yaşayan koloniler kurarlar. Kışı geçirmiş olan
kraliçe, ilkbaharla birlikte uygun bir yuva bulur, içine küçük bir petek kurar ve ilk
larvayı oluşturur. Bu larva yetişkin bir işçi arıya dönüştüğünde, yuvanın büyütülmesi
ve yiyecek bulunmasıyla uğraşırlar. Yuvalarının içini ve peteği, ağaç ve kabuk
parçacıklarından yaparlar. Kolonileri tehdit edilirse saldırgan olurlar. Yaz sonunda
birkaç yüz işçi arıdan oluşan populasyona ulaşırlar. Sonbahara doğru koloni kraliçeler
üretir ve bunlar kışı geçirmek üzere farklı yerlere uçarlar.
Örneğin, herhangi bir yolla ağza, yutağa ya da boğaza kadar ulaşabilen bir eşek arısının sokması durumunda meydana
gelecek şişlik insanın boğularak ölmesine neden olabilir. Arılardaki sokma arzusu türlere göre değişir. Ancak kendilerini
tehlikede hissettikleri zaman saldırırlar. Özellikle sıcak havalarda yuvalarına yaklaşırken dikkatli olmak gerekir. Çünkü sıcakta
saldırganlıkları artar.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
YILANLAR ( Ophidia):
Tespit edilen türler
Önemli türleri Coluber caspius ( Hazer yılanı ), Malpolon monspessulans ( Çukurbaşlı yılan), Vipera xanthia (Şeritli
engerek)’ dir. Türkiye’de yaşadığı bilinen 5 ayrı familyadan 13 cinse bağlı 36 yılan türü vardır. Bunlardan 7’si zehirli, 2’si az
zehirli, geri kalan 27 yılan türü ise zehirsizdir.
Coluber caspius (Hazer yılanı)
Malpolon monspessulans (Çukurbaşlı yılan)
ÖZELLİKLERİ
Vücut ince, uzun ve silindirik şekilli olup, pullarla kaplıdır. Pulların büyüklükleri ve dizilimi, sistematik açıdan önem
taşır. Üyeler körelmiştir. Ancak bazı gruplarda üye kalıntılarına rastlanır. Dış kulak açıklığı, kulak zarı, dış ve orta kulak ile
östaki borusu bulunmaz. Göz kapakları yoktur, gözü örten sabit bir şeffaf plak bulunur. Çatalsı dil, ağız kapalıyken bile dışarı
uzatılabilir. Dile yapışan koku partikülleri, koku almadan sorumlu olan Jacobson organına iletilir.
Çene kemikleri kaynaşmamıştır. Çenenin sağ ve sol yarıları ile, alt ve üst çeneler birbirinden ayrılabilir. Bu yapı
özelliği sayesinde, kendilerinden çok daha iri avları bile rahatlıkla yutabilirler. Kural olarak av önce felç edilir veya öldürülür,
sonra da bütün olarak yutulur. Göğüs kemiklerinin (Sternum) bulunmaması, iri avların yutulmasına yardımcı olan diğer bir
özelliktir. Kaburgaları çok sayıdadır. Sol akciğer körelmiştir, sağ akciğer ise vücut boyunca uzanır. Diğer tüm organlar da uzun
yapılıdır. Boşaltım ürünleri ürik asit formundadır. İç döllenme görülür. Bazılarında güçlü zehir bezleri ve çeşitli tipte zehir
dişleri bulunur. Çoğu türde ayrıca, savunma veya karşı cinsin ilgisini çekme amaçlı olarak koku bezleri vardır. Bazı yılan
gruplarında ise, avın vücut sıcaklığını algılayabilen (termosensor), kızılötesi ışınlara duyarlı "çukur organları" bulunur.
ÇIYANLAR ( Chilapoda):
Tespit edilen türler
En yaygın türü Scolopendra morsitans (çiyan)’dır. En uzun çıyan
gigantea olup 35 cm.’ ye ulaşır. Çıyanların 3000 kadar türü tanımlanmıştır.
Scolopendra
Taş, kaya ve kabuk altlarındaki toprak ve humus içerisinde bulunur.
Tüm
türler
avcılıkla geçinirler yani karnivordurlar. Avlarını küçük Arthropoda
(eklembacaklılar) oluşturur. Fakat büyük çıyanlar salyangoz ve kurbağa yavrularını yer. Özellikle gece beslenirler ve çabuk
hareket ederler. Av, zehir tırnağı ile yakalanır ve öldürülür. Zehir tırnağı, ağız parçalarını örten gövdenin ilk segmentinden
çıkar. Büyük formlarda güçlü zehir tırnakları ile deriyi delebildiğinden, ergin insanlarda birçok rahatsızlığa, küçük çocuklarda
ölüme neden olabilir. Yurdumuzda bulunanların insanı sokma yeteneği yok sayılır.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
UÇAN HAŞERELER
SİVRİSİNEKLER
Yaşam şekilleri, Biyolojileri ve Zararları
Tüm sivrisineklerin yaşam çevreleri yumurta, larva, pupa ve ergin olmak üzere 4 aşamadan oluşur. İlk üç aşama, sucul
ortamlarda geçerken, ergin sivrisinek karada yaşar. Bu türlerin dişileri kanla, erkekleri bitki özsuyuyla beslenir. Dişilerin
ortalama ömrü 15 – 150 gün, erkeklerin ise 4 – 7 gün arasında değişmektedir. Ergin dişiler kan emdikten sonra vücutlarında
geliştirdiği 100 – 150 adet yumurtayı en yakın durgun su birikintisine bırakırlar. Su sıcaklığına bağlı olarak (15 – 40 0C)
yumurtalar, larva , pupa evrelerini 10 – 20 gün içerisinde tamamlayarak ergin hale dönüşürler.
Anopheles spp. , Culex spp. ve larvaları
SİVRİSİNEK ÜREME ALANLARI (BİOTOPLARI);
Bataklıklar ve yavaş yavaş akan akarsular, göller, dere ve nehir kıyısındaki durgun su odakları,
Çayır ve ormanlık alandaki biriken kar ve yağmur suları,
Sulama kanalları, çeşme yalakları,
Çeltik üretim tarlaları,
Temel çukurları, taş oyukları, ağaç kovuklarında biriken sular,
Konutların balkonunda bulunan saksı, bidon gibi su biriken kaplar,
Bahçelerde bırakılan fıçı, kova ve oto lastikleri,
Açıkta akan lağım suları ve foseptik kuyuları.
CULEX, ANOPHELES, AEDES YUMURTALARI;
Su Isısı ( 0C )
Larva dönemini tamamlama
süresi (gün)
10
15
20
25
30
35
30 – 40
26
18
14
11
7
CULEX, ANOPHELES, AEDES LARVALARI;
15
Su Isısı ( 0C )
Pupa
dönemini
4–5
tamamlama süresi (gün)
20
25
2,5
> 1,5
Ergin sivrisinekler üredikleri alandaki ot, yosun, bitki özsuyu ve birikinti sularla beslenerek 6 – 12 saat içerisinde
döllenmek amacı ile üreme ortamını terk ederler.
DÖLLENEN DİŞİ SİVRİSİNEĞİN EMME VE YUMURTA GELİŞTİRME EVRESİ;
Ortam Isısı ( 0C )
Yumurta geliştirme
evresi (gün)
15
30
35
7
1–2
> yumurta gelişmez
SİVRİSİNEKLERİN ARACI OLDUĞU HASTALIKLAR;
™
Protozoonlar (Sıtma)
™
Helmintler (Brugia malayi, Wuchereria bancrofti)
™
Arbovirüsler (Deng humması, Sarı humma, Batı nil humması)
™
Meningo – Ensefalitler (St.Louis ensefaliti, Batı at ensefaliti, Kalifornia ensefaliti)
™
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
KARASİNEKLER
Tespit edilen Türler
•
•
•
•
Musca spp.
Famma spp.
Muscina spp.
Stomoxys spp.
Musca spp. ve Stomoxys spp.
Yaşam şekilleri
Kara sinekler kokuya çok hassas oldukları gibi ısıya da çok duyarlıdırlar. Sık sık bulundukları çalılıklarda yada
bitkilerin yapraklarının gölgesinde dinlenirler. Beslenme yerleri hayvan ve insan artıkları, geniş çapta da hayvan ve insan
dışkılarıdır. Gündüzleri yiyecek temin edebilecekleri yerlerde yaşayan bu sinekler geceleri dinlenmek için eşyaların
kenarlarında , iplerde, tellerde ve tavanlarda konaklarlar.
Çöplük ve lağım birikintileri bu sinekler için ideal beslenme yerleridir. Her türlü organik atıkların bulunduğu ortanda
hayat bulur.
Erginlerin ömrü 40 – 50 gündür. Yaşamı boyunca 5 – 6 defa, her defasında 100 – 150 yumurta yaparlar. Bu yumurtalar
ortam sıcaklığına bağlı olarak 16 – 35 0C’ de 7 – 44 günde yumurta, larva, pupa evrelerinden sonra ergin hale gelirler.
Yediklerini tekrar besinlerin üzerine kusarak dekompoze eder ve kendilerinin yiyebileceği şekle dönüştürürler. Bu
sinek türleri vücutlarının gerek iç gerek dış yapısında; virüsler, bakteriler, protozoalar, helminth yumurtaları gibi patojen
mikroorganizmaları taşıyarak bir çok hastalığın bulaşmasına sebep olurlar.
KARASİNEK MÜCADELESİ
Yandaki resimde fiziksel mücadele kapsamında uygulamasını yaptığımız sinek
tuzağının, kullanım alanı olarak oldukça geniş bir alana etki ettiğini görmekteyiz.
Kullanım sonucunda çok sayıda karasineği iç kısmında toplamak suretiyle
ortamdaki karasinek problemini rahatlıkla çözdüğü görülmüştür. Bu nedenle
karasinek problemi olan işletmelerde ve diğer alanlarda bu ürünün kullanımının
uygulama da güvenilirlik arz ettiğini belirtmek gerekir.
Bahsi geçen sinek tuzağı, etrafına sinekleri cezbedici bir koku yayarak, kendine
doğru çekmekte ve iç kısmına sineklerin toplanmasına sebep olmaktadır. İç kısma
giren sinekler dolayısıyla dışarı çıkamamakta ve bu kısımda kalmaları yoluyla
ölümleri gerçekleşmektedir. Kullanımı kolay ve pratik olan bu ürünün, dış alanlar
da kullanımı tercih edilmekte ve kesin çözüm sağlamaktadır.
Karasinek mücadelesinde ayrıca; iç alanlarda pülverize uygulama, karasinek
gözlem noktaları, yapışkan bantlar, dış alanlarda; atomizör uygulama, pülverize
uygulama, vb. çalışmaları programlayarak uygulamalarımızı sürdürmekteyiz
EGAM SİNTUT
Karasinek tuzağı
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
FARELER (KEMİRGENLER)
Tespit edilen Türler
Rattus norvegicus L. (Norveç sıçanı, lağım sıçanı)
Sırt rengi açıktan koyu kahverengiye kadar değişir. Kuyruk kısa, kulaklar
küçük ve kaba burunludur. Yılda 2 – 7 doğum yapar ve her doğumda 5 – 14 yavru
meydana getirir. Vücut ağırlığı 200 – 400 g., boyu 18 – 25 cm.’ dir. Ortalama 3 – 4 yıl
yaşarlar. Kentsel ve kırsal alanlarda yaygındırlar. Oyuklar, çöplükler, kanalizasyonlar
iç ve dış alanlar yaşam yerleridir.
Resim: Rattus norvegicus L.
Rattus rattus L. (Ev sıçanı, Çatı sıçanı )
Sırt rengi koyu kahverengiden siyaha kadar değişir. Burun sivri, kuyruk uzun
ve kulakları geniştir, ayrıca iyi bir tırmanıcıdır. Yılda 2 – 7 doğum ve her doğumda 5 –
14 yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 120– 175 g., boyu 16 – 21 cm.’ dir. Sıklıkla
yer üstünde, yer altında, ağaçlarda, evlerde, paketleme yerleri, ürün depolarında, gemi
ve limanlarda yaşar. Dünyanın her yerine dağılmıştır.
Resim: Rattus rattus L.
Mus musculus L. (Ev Faresi):
Sırt açık veya koyu gri rengindedir. Yılda 4 – 8 doğum ve her doğumda 6 – 12
yavru meydana getirir. Vücut ağırlığı 9 – 25 g., boyu 7 – 8 cm.’ dir. Hastalık nakletme ve
hasar vermesi diğer iki türe göre daha azdır. Evlerde, yiyecek depolarında, kilerlerde,
ambarlarda, kovuk ve duvar içlerinde yaşadığı için mücadelesi daha zordur. Özel tedbirlerin
alınması gerekir.
Resim: Mus musculus L.
Yaşam şekilleri
Fareler kendilerini korumak ve yavrularını saklamak için barınak ararlar. Aynı zamanda dinlenmeye de meraklı
olduklarından yuvalarını kolay erişilmeyecek yerlere yaparlar. Farelerin en iyi yuvalandıkları yerler binaların bodrum katları,
kapalı ve gizli kalmış köşeler,atılmış eşyaların arkaları, kovuk ve duvar içleridir. Fareler insanların ve diğer düşmanların
ulaşamayacağı yerlerde gizlenirler.
İnsan sağlığına ve çevreye verdikleri zararlar
İşletmeleriniz ve bağlı birimlerinde; yoğunlukla karşılaşılabilen kemirgen (fare – sıçan) türleri insanlar ve çevre için
büyük risk ve hastalık taşıyan zararlı hayvanlardır. Veba, Tifüs Salmonellosis, Kuduz, Leptospiroz veya enfeksiyoz sarılık,
Lymphocytic choriomeningitis (Lenfositik koryomenenjit), Humma ve bağırsak parazitleri gibi hastalıklara neden olurlar.
Salgın hastalıklar içinde veba en korkunç olanlarından biridir. İnsanlık tarihinde derin acılar bırakmıştır.
Bu zararlılar evlerde, depo ve işyerlerinde her türlü besin maddelerini yer, tahta eşyaları (mobilya) kâğıt ve kitapları
kemirir. Çuval ve ambalaj kutularını parçalayarak depo edilen maddelerin zarar görmesine neden olmakla birlikte, pislik ve
sidikleri ile besin maddelerini kirleterek kullanılmayacak hale getirirler. Ayrıca keskin dişleriyle binaları, sert maddeleri, kurşun
ve demir boruları , elektrik kablolarını tahrip ederler. Hatta kısa devrelere yol açarak, elektrik kaynaklı yangınlara da sebebiyet
verirler.
FARE VE SIÇAN MÜCADELESİ ÇALIŞMA ESASLARIMIZ
Mücadelesini verdiğimiz zararlı türler içerisinde mücadelesi en zor olan ve çalışmaları devamlılık arz eden ender
türlerden olan fare ve sıçanlar oldukça zeki hayvanlardır.,
Yapılan çalışmalar belirli bir sistematik içerisinde tamamen özel gözlem noktaları ile yapılmak zorundadır. Aksi
durumlarda çalışmalar başarı sağlamaktan çok uzak olmaktadır. Bunun sebebini sizlere kısaca açıklamak gereği duyuyoruz.
Fare ve sıçanlar içgüdüsel olarak özel olarak belirlemiş oldukları yol güzergahlarını kullanmaları , açıkta ve ortamlarında daha
önce görmedikleri bir nesneyle veya yem türevinde bir maddeyle karşılaşmaları durumunda o maddeye dokunmamaktadır.
Yaklaşık 15 gün gibi bir süre geçtikten, o maddeye alıştıktan sonra dokunmaktadırlar. Ortama özel sistemi olmadan açıkta
bırakılan yemler, o anda populasyonun en yaşlı ve kondisyondan düşmüş olan öncü hayvana yedirilir. Belirli bir süre geçtikten
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
sonra yemi yiyen öncü zarar görmemişse diğerleri de o formatta ki yemleri güven içerisinde yerler. Fakat yemi yiyen öncü
fare/sıçan rahatsızlanmış yada ölmüşse bu durumda diğer fare ve sıçanlar kendilerine zarar veren nesneyi öğrenmiş olurlar.
Böylece o formatta ve kokuda hiçbir maddeyi en az 3 ay boyunca yemezler. Bu durum karşımıza başarısızlık olarak çıkmakla
beraber hem zaman hem de ekonomik bir kayıptır. Yapılması gereken çalışmanın başarıya ulaşması; taktir edeceğiniz üzere
mücadele verilen canlıların biyolojik ve sosyal yapılarının çok iyi bilinmesiyle mümkün olabilecektir.
Yukarıda sunduğumuz yapılması gereken çalışmaların temel esasları doğrultusunda;
1.
2.
3.
4.
İlgili alanın fizibilitesinin çıkartılması,
Yapılan fizibilite çalışmasına göre zararlı güzergahlarının saptanması,
Belirlenen güzergahlara populasyonun yoğunluk tahminine göre özel istasyon sistemlerinin kurulması,
Yapılan kontrollerde en az ayda bir olmak koşuluyla zararlı güzergahlarının tam belirlenebilmesi çalışmaları ve
düzenli yem değişimi, bütün bu çalışmalar mühendisler tarafından planlanarak, bizzat yine ziraat mühendisleri
tarafından uygulanacaktır.
FARE – SIÇAN MÜCADELESİNDE YAPACAĞIMIZ ÇALIŞMALARIN AVANTAJLARI;
1.
2.
3.
4.
5.
6.
7.
Hedef olmayan canlıların; yani insanların evcil ve vahşi hayvanların çoğunluğunun fare zehiri ile temasını engelleyerek doğabilecek
olumsuzlukların önüne geçmek
Kullanılan fare zehirlerinin kir, toz , yağmur ve rutubetten korunarak fareler için çekici halde kalmasını sağlamak
Monitörler fareler için karanlık, kapalı ve muhafazalı bir ortam sağladığından onların çekinmeksizin zehiri yemelerini sağlamak
Zehirlerin dökülme ve zarar görmesini engellemek.
Fare zehiri olarak kullanacağımız mum blokların farenin tüy ve ayaklarının zemine temas olasılığı azalacağından muhtemel
kontaminasyon riskini azaltmak
Mühendislerimizin kontrolleri sırasında istasyonlardaki zehir tüketiminin tespiti yapılarak fare populasyonunun tespiti için monitör
görevini görmesini sağlamak.
Kullanacağımız istasyon sistemi sayesinde yetkisiz ve ilgisiz kişilerin monitörleri açmalarını engellemek olacaktır.
(a)
(b)
a. Kemirgenlerin un çuvallarına verdikleri zararları, b. Kemirgenlerin erzak deposundaki zararları.
Resim: Kemirgenlerin elektrik
kablolarına verdikleri zararlar
Resim: Rattus norvegicus ve Rattus rattus türü
kemirgen mücadelesinde kullandığımız sıçan
monitörü.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
KUŞLAR (Aves)
Tespit Edilen Bazı Türler
Columbiformes (Güvercinler), Corvus monedula (Şehir kargası), Corvus corax (Kuzgun) Passer domesticus ( Ev serçesi),
P. montanus (Dağ serçesi), Sturnus vulgaris (Sığırcık)
Serçe
Güvercin
Çekirge kuşu
Yaşam Şekilleri, Biyolojileri ve Zararları
Kuşlar yumurtlayan canlılar olup havada uçan, kısmi olarak uçamayan türleri de olan canlılardır. Koloni yada tek
olarak yaşayabilirler. Genel anlamda yuvaları; evlerin saçak altlarında, harabelerde, su kaynakları yakınlarında, yüksek
ağaçlarda bulunur. Yuvalarını çamur, ot v.b şeyler ile kendileri yapmakta yada hazır olan ağaç kovukları, mağaralar, suni
yuvaları kullanırlar. Kuşlar yılda ortalama 1 – 2 kere yumurtlarlar. Her seferinde 4 – 8 arasında yumurta bırakırlar, ve 15 – 25
gün kuluçka döneminden sonra çıkan yavrular 15 – 20 gün içinde uçacak hale gelir. Ortalama olarak kargalar 30 – 100, serçeler
15 – 40, sığırcıklar 15 – 20 yıl yaşarlar.
KARINCALAR
Tespit Edilen Bazı Türler
Yaprak Kesici Karıncalar
Dokumacı Karıncalar
Hasatçı Karıncalar
Bal Karıncaları
Odun Karıncaları
Lejyoner Karıncalar
Kadife Karıncalar
Ateş Karıncaları
Çalışkan Karıncalar
Çöl Karıncaları
Yeryüzünde en kalabalık nüfusa sahip olan canlılar, karıncalardır. Her yeni doğan 40
insana karşılık, 700 milyon karınca dünyaya gelir.
Böcek türlerinin en "sosyal"lerinden biri olan karıncalar, son derece iyi "örgütlenmiş"
bir düzen içinde, "koloniler" denen topluluklar halinde yaşarlar. Örgütlenmeleri öyle gelişmiş
bir düzen içindedir ki, bu açıdan insanlarınkine benzer bir uygarlığa sahip oldukları bile
söylenebilir. Karıncalar besinlerini üretip depolarken, yavrularını gözetir, kolonilerini korur ve
savaşırlar. Hatta "terzilik" yapıp, "tarım"la uğraşan, "hayvan yetiştiren" koloniler bile vardır. Karıncalar
gruplar
halinde
Aralarında çok güçlü bir iletişim ağı bulunan bu hayvanlar, toplumsal örgütlenme ve yaşayabilen canlılardır. Tek başlarına
uzmanlaşma açısından bakıldığında, hiçbir canlı ile kıyaslanamayacak üstünlüktedirler.
hayatlarını sürdürmeleri mümkün
değildir.
Karıncaların 80 milyon yıl önce arkaik bir yabanarısı türü olan "Tiphiidae"den
türediklerini, 65 – 40 milyon yıl önce aniden "kendi iradeleriyle" sosyalleşmeye başladıklarını ve böceklerin evriminin en üst
basamağını oluşturdukları iddia edilmektedir.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
KURU MEYVE ZARARLILARI
Ambar zararlıları söz konusu olduğu zaman kuru meyve kavramı oldukça geniş bir ürün (incir, üzüm, kayısı, erik,
fındık, fıstık,ceviz,badem) grubunu kapsamına alır. Bu ürünler ülkemiz ihracatında önemli yer tutan ürünlerdir. İhracata dönük
olması bu ürünlerin ambarlama döneminde böcek bulaşmalarından ve zararlılarından mutlaka korunmasını gerektirir.
Önemli türler şunlardır; Ephestia cautella (İncir kurdu), Ephestia figuliella (Kuru incir güvesi), Plodia
interpunctella (Kuru meyve güvesi), Oryzaephilus surinamensis (Testereli böcek), C. bipustulatus, Carpophilus
hemipterus, C. mutilatus,C. Obsoletus (Ekşilik böcekleri), Carpoglyphus lactis (Kuru meyve akarı)
FÜMİGASYON
Her türlü biyolojik dönemlerdeki böcekleri ve diğer zararlı hastalık etmenlerini öldürmek amacı ile kapalı bir ortama belirli
bir ısıda ve belirli bir miktarda gaz halindeki kimyasal bir madde (=fümigant) vermek ve belirli bir süre gazı bu ortamda tutmak amacı
ile yapılan işlemdir.
Fümigasyonun amacı ve önemi
Her türlü bitkisel ve hayvansal kaynaklı ürünler ile diğer materyalleri zararlı etmenlerden arındırarak, bu etmenlerin tahribatını
ve ürün kaybını önlemek suretiyle ürünün sağlıklı halde bulunması amacını gerçekleştirmektedir. Bu işlem insektisit, fungusit,
rodentisit, hematosit ve akarisidlerle mücadelenin güç veya imkansız olduğu hallerde başvurulan son çaredir.
FÜMİGANT
Fümigasyonda kullanılan ve kapalı bir yere sevk edilerek (zehirli) gaz halinde zararlı etmenleri imha edebilen katı, sıvı
veya gaz durumundaki kimyasal maddelerdir.
Fümigantlar tesirlerini ya sinir sistemine etkili olmak veya canlı hücre protoplazmasının oksijen alıp vermesinde
görevli hayati önemdeki oksidase, peroksidase, ve reduktase gibi enzimlere etki ederek solunuma engel olmak suretiyle
yaparlar.
Fümigasyon işleminde en çok kullanılan fümigantlar; methly bromide, hidrojen fosfit ve alüminyum fosfitler olup, bu
kimyasalların kullanma dozu ve uygulama süresi, depo hacmine ve depo sıcaklığına göre belirlenmektedir. Bu uygulamalar
kapalı yerlerde veya plastik örtüler altında yapılmalı ve fümigasyondan sonra bu yerler iyice havalandırılmalıdır.
** DEPO ZARARLILARI**
KAPRA BÖCEĞİ (Trogoderma granarium Everst.)
Erginler kırmızımsı kahverengi ve oval şekillidir. Vücut üzerinde açık renkli enine bantlar ve kıllar bulunur. Ergin dişi
2.5 mm. erkek 1.8 mm. boyundadır. Yumurtaları saydam – beyaz renklerdedir. Larvaları yaşına göre 0.5 – 5.5 mm. boyda,
halkalı bir görünüşe sahiptir. Vücut çok sert esmer kıllarla kaplıdır. Vücut sonunda uzun bir kıl demeti bulunur. Pupa soluk
esmer renkli, sırtı hariç diğer bölümleri tüylerle kaplıdır.
En çok buğday da zarar yapmakta hububat, yağlı pastalar, süt tozu, bira mayası, makarna, kuru meyve, sebze tohumları,
küspe ve yer fıstığında da zarar yapan polifag bir türdür.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
TESTERELİ BÖCEK (Oryzaephilus surinamensis )
Erginleri ince, uzun, yassı şekilli kırmızıdan koyu kahverengiye değişen
renkte bir böcektir. Boyu 2.5 – 3 mm. dir. Pronotomun her iki yanında 6’şar adet
testere dişi şeklinde çıkıntı vardır. Yumurta beyaz renkli ince ve uzun şekillidir.
Larva silindirik şekilli beyaz renkli yaklaşık 3 mm. uzunluktadır. Pupaları ise
krem renklidir ve 3 – 3.5 mm. boydadır.
BUĞDAY BİTİ Sitophilus granarius (L.)
Erginleri parlak koyu kahve veya esmer renkli 3 – 5 mm. boyundadır, baş
kısımlarında bir çift kuvvetli mandibulaları bulunur, alt kanatları körelme gösterdiğinden
uçamazlar. Yumurtaları beyaz renklidir, larvaları ise krem renkli olup 2,5 – 3 mm.
boyunda ve bacaksızdır. Pupaları ise genellikle sarımsı beyaz renkli ve 4 mm. boyundadır.
Bu dönemde hortum, baş ve bacaklar belirgindir.
**GÜVELER**
DEĞİRMEN GÜVESİ Anagasta küehniella (Zell.)
Ergin güve dumanlı gri renkte ve 10 – 14 mm. boyundadır. Ön
kanatlar üzerinde enine zigzag bantlar vardır. Arka kanatlar sarımsı / beyaz
renkli ve saçaklıdır. Kanat açıklığı 16 – 20 mm. dir. Yumurta beyaz renkli
ve oval şekillidir, larvalar ise krem renkli ve kıllarla kaplıdır. Olgun larva 12
– 19 mm. boyda, pupa sarımsı kahverengi ve 9 mm boydadır. yılda 3 – 4
döl verirler.
Zararı ise, yiyerek, ipliksi maddelerle ürünü birbirine bağlayarak,
bıraktıkları gömlek artığı, dışkı gibi kalıntılarla kirletmek sureti ile olur.
KURU İNCİR GÜVESİ Ephestia figuliella (Gregs.)
Ergin kımızı, ender olarak açık sarı renkli olup, 8 - 9 mm. boyundadır. Kanat açıklığı 18 –
26 mm.’ dir. Ön kanatlar enine koyu renk bantlıdır. Arka kanatlar ise daha açık renkli ve saçaklıdır.
Yumurta, larva ve pupanın morfolojik özellikleri incir kurduna benzer.
İncir, üzüm, erik, kayısı, hurma v.b. kuru meyvelerde, kestane,
ceviz, iç fındık, antep fıstığı, yer fıstığı, badem, susam, ayçiçeği,
v.b. yağlı tohumlarda, hububat ve mamüllerinde, kakao,
süttozu, baharat, keçiboynuzu v.b. materyallerde zararlı bir türdür.
.
KURU MEYVE GÜVESİ Plodia interpunctella (Hbn.)
Erginin ön kanatlarının bir bölümü sarı, bir bölümü kırmızı ve koyu lekelidir.
Boyu ortalama 9 mm. kanat açıklığı 18 mm.’ dir. Arka kanatlar sarımsı gri renklidir. Larva
kirli beyazdan pembemsi – kreme kadar değişen renklere sahiptir. Boyu 10 – 12 mm.’ dir.
Pupa koza içinde kahverengi renkte ve 6 – 8 mm. boydadır.
Kuru incir, kuru kayısı, fındık, kuru üzüm, yağlı tohumlar, hububat, un ve
mamulleri, kakao ve baharatta zararlı bir türdür.
PDF created with pdfFactory trial version www.pdffactory.com
Download

7- zararli bilgileri notlar