UKRAYNA JEOPOLĠTĠĞĠ
Yazar
Çağatay BALCI
NĠSAN 2014
Giriş
Dünya tarihinde, devletlerin uluslararası alandaki tutum ve davranış biçimlerini şekillendiren
en önemli faktörlerin başında coğrafya gelmektedir. Coğrafi konum ve nitelikler, devletlerin kimlik
tanımları ve buna bağlı olarak ulusal çıkar ve ulusal güvenlik gibi parametrelerin saptanmasında
belirleyici rol oynamaktadır. Uluslararası ilişkileri bu perspektif üzerinden tanımlayan jeopolitik
yaklaşımın esasları da bu argümanlardan oluşmaktadır123.
Bu tanımlamalar ışığında, coğrafyanın, bir ülkenin aynı zamanda dezavantaj unsuru şeklinde bir
işleve sahip olabileceği, Ukrayna örneği ile görülebilmektedir. Ukrayna4, SSCB’nin dağılmasının
ardından bağımsızlığını kazanmış, fakat jeopolitik konumu nedeniyle kimlik tanımı, diğer ülkeler ile
ilişkiler gibi konularda arayışını tamamlayamamıştır5.
Bu çalışmada, jeopolitik konum ve bu etmenin ülkelerin kaderlerine etkisi Ukrayna örneğinde
incelenecek, ayrıca, küresel aktörlerin bu süreçteki etkileri analiz edilip geleceğe dair projeksiyon
sunulmaya çalışılacaktır.
Kendini Arayan Ukrayna
Bağımsızlığın elde ettiği 1991 yılından bu yana, kimlik tanımı sorununa çözüm arayan Ukrayna’nın,
söz konusu sorunun sosyolojik faktörlerinden kaynaklanan engeller dolayısıyla bu konuda başarısız
olduğu söylenebilir. Kimlik sorununun sosyolojik bileşenleri sorunun çözümünü güçleştirmekte ve
derinleştirmektedir. Ülkede, Ortodoks ve Katolik kiliseleri arasındaki ayrım dini kimlik sorununu,
ülkede yaşayan etnik grupların farklılığı ulusal kimlik sorununu, ve vatandaşların, Batı ve Rusya’ya
yakınlık yaklaşımındaki farklılıklar siyasi kimlik sorununu ve buna bağlı olarak dış politikadaki kimlik
sorununu ortaya çıkarmıştır6.Ülkenin, uluslararası alanda ve dış politikadaki konumunun belirlenmesi,
Ukrayna halkının doğrudan dahil olduğu ve belirleyici tesirde bulunduğu bir süreçtir7.8 U. Beck’in
“risk toplumu” tezinden hareketle, küreselleşme süreci ile birlikte ortaya çıkan toplumsal muhalefet
1
Deniz Ülke Arıboğan, Uluslararası İlişkiler Düşüncesi-Tarihsel Gelişim, Bahçeşehir Üniversitesi Yayınları,
Haziran,2007, s.166
2
Bülent Ulaş, Jeopolitik- Türkiye’nin Milli Güvenliği Ve Avrupa Birliğine Üyelik Süreci, Başlık Yayıncılık,
Şubat, 2011, s. 21
3
Jeopolitik perspektifli dış politika analizi örneklerinden bir tanesi için bknz: Ahmet Davutoğlu, Stratejik
Derinlik, Küre Yayınları
4
Ukrayna 44,291,413 nüfusa sahiptir. Ukrayna nüfusunun %77’si Ukraynalılardan %17 ise
Ruslardan oluşmaktadır. Ukrayna’da sokak gösterileri başlamadan önceki son işsizlik
verilerine göre Ukraynada işsizlik oranı %8 enflasyon oranı %0.7’dir. Detalı b ilgi için
bakınız: https://www.cia.gov/library/publications/the -world-factbook/geos/up.html , (Erişim
tarihi: 17.03.2014).
5
İlyas Kamalov, Putin Dönemi Rus Dış Politikası-Moskova’nın Rövanşı, Yeditepe Yayınevi, Ocak, 2008, s. 71
6
İlyas Kamalov, a.g.e., s. 71
7
Habibe Özdal, Bağımsızlığının 20. Yılında Ukrayna, Analist Dergisi, Sayı:8, Ekim ,2011, s. 63
8
Habibe Özdal, Ukrayna’da Bir Başka Demokrasi Sınavı, Analist Dergisi, Sayı: 22, Aralık, 2012, s. 59
1
hareketleri, Ukrayna’nın içinde bulunduğu durum adına açılayıcı bir perspektif sunmaktadır. Buna
göre Beck, küreselleşme döneminde bireylerin, klasik ulus-devlet kalıplarında yaşamakta zorlandığı ve
yaşadığı ülkenin siyasi denkleminde daha fazla belirleyici etkiye sahip olmayı talep edeceğini dile
getirmektedir9. Ukrayna, 2004 yılı itibariyle bu tezin pratiğini ortaya koyan bir örnektir.
2004 yılında Ukrayna’da gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında ortaya çıkan halk
hareketi bir devrim formuna dönüşmüş ve Ukrayna’daki siyasi dengeler bir anda değişmiştir. Bu
sürecin ardından, Batı ile ilişkilerin geliştirilmesinden yana olan Viktor Yuşçenko ile Rusya’ya yakın
bir siyaset izleme tutum ve eğilimine sahip olan Viktor Yanukoviç arasındaki rekabet büyük oradan
ülkenin siyasi ve toplumsal seyrinin de bir yansıması olarak karşımıza çıkmaktadır. 2006 yılında
başbakan olmayı başaran Viktor Yanukoviç’in, 2007 yılında yerini Timoşenko’ya bırakmak zorunda
kalması ve ardından 2010 yılında cumhurbaşkanı olarak seçilmiştir. 2014 yılında Ukrayna’da baş
gösteren halk hareketi sonucunda ise mevcut cumhurbaşkanı Yanukoviç görevini bırakıp Rusya’ya
sığınmıştır.
2004 yılındaki Turuncu devrim ile birlikte başlayan bu karmaşık ve istikrarsız siyasi atmosfer süreci,
Ukrayna’daki siyasi bölünmüşlüğün anlatılması adına açıklayıcı bir tablo niteliğindedir. Yaşanan tüm
siyasi sorunlarda, ülkedeki Batı ve Rusya yakınlığı konusundaki ayrılık belirleyici unsur olarak ön
plana çıkmış ve ayrıca bu süreçte Batı ve Rusya tarafından gerçekleştirilen ve sürece etki eden
hamleler de Ukrayna’nın kimlik belirleme çizgisindeki sapmaların/yalpalamaların nedenlerinden bir
tanesi olmuştur. Bu noktada, Ukrayna’nın içinden geçtiği bu sürecin tam anlamıyla analizini
yapabilmek için, sürece etki eden küresel aktörlerin yaklaşım ve hamlelerini de incelemek
gerekmektedir.
9
Bknz: M. Salih Elmas, Modern Toplumun Güvenlik Çıkmazı-Tehdit, Risk Ve Risk Toplumu Perspektifinden
Güvenlik, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu(USAK) Yayınları, Ankara, Aralık, 2013
2
Küresel Aktörlerin Etkisi: AB, ABD VE Rusya Perspektifinden Ukrayna
Ukrayna’da, siyasi ve sosyal yapıya şekil veren kimlik sorununun öğesi ve aynı zamanda öznesi
konumunda bulunan Batı( AB, ABD) ve Rusya kutupları, Ukrayna’nın karşı karşıya olduğu bugünkü
durumun ortaya çıkmasında da pay sahibidir. Söz konusu iki kutbun Ukrayna’ya ilişkin bakış açıları
bir mücadele alanı olarak betimlenebilir1011. İki kutbun girişim ve yaklaşımları Ukrayna’nın, bir savaş
alanında birkaç kez iki taraf arasında el değiştiren bir kale ya da tepe biçiminde algılanmasını olanaklı
kılmaktadır. Bu bölümde Batı ve Rusya’nın, Ukrayna’ya yönelik perspektif, tutum ve algıları, ayrıca
iki kutbun Ukrayna düzlemindeki rekabetinin içeriği, boyutları ve dinamikleri incelenecektir.
Rusya Perspektifinden Ukrayna
Sovyetler Birliğinin dağılmasının ardından Rusya, toplumsal, iktisadi ve siyasi boyutlarda dönüşüm
sürecine girmiştir. Bu dönüşüm sürecinin etkilerini gösterdiği önemli bir yansıma alanı da dış politika
vizyonu olmuştur12. 1993 yılında, büyük oranda Sovyetler Birliğinin hakimiyet alanlarında yeni
dönemde Rusya tahakkümünün tesisi ve korunması amacını öngören “ yakın çevre” doktrini ile
10
Ceyda Karan, Ukrayna: Batı İle Doğu’nun Arenası, http://www.taraf.com.tr/yazilar/ceyda-karan/ukrayna-batiile-dogunun-arenasi/28960/ ( Erişim Tarihi 12. 03.2014)
11
Muhammed Koçak, Doğu İle Batı Çıkmazında Ukrayna’da Değişim Talepleri, http://setav.org/tr/dogu-ile-baticikmazinda-ukraynada-degisim-talepleri/perspektif/14453 ( Erişim Tarihi 13.03.2014)
12
M. Vedat Gürbüz, Kafkasya’da Siyaset – Çatışma Ortamı Ve Taraf Güçler, Kadim Yayınları, Mayıs,2012, s.
351
3
birlikte Rusya, 21. y.y.’a yönelik dış politika vizyonunu da ortaya koymuş oluyordu13. Sovyetler
Birliği’nin çöküşünü “ jeopolitik bir felaket” olarak tanımlayan V.Putin’in devlet başkanı olması,
yakın çevre politikasını derinleştirecek ve kapsamını genişletecek bir süreci başlatmıştır. Bu dönemde,
Rus dış politikasının inşasında önemli bir etki yaratan A. Dugin’in, Rusya’nın liderliğinde Batı’ya
karşı bir kutup olarak Avrasya Birliği oluşturulması yönündeki tezi14 Rus dış politikasında kendisini
göstermiştir. Tarihsel bakımdan Bolşevik döneme kadar uzanan15 Avrasyacılık idealine göre Batı,
Rusya’nın yakın çevresi ve buna bağlı olarak Rusya’nın çıkarları için, ayrıca Avrasya coğrafyasında
yer alan ülkeler için emperyal bir tehdit arz etmekte, bu tehdide karşı koyulması için Avrasya’nın lider
ülkesi Rusya’nın önderliğinde birlik kurulması gerekmektedir.
Rusya’nın dış politikasına büyük oranda yön veren teorik ve doktrinel yaklaşımlar olan Avrasyacılık
ve Yakın Çevre, Rusya’nın Ukrayna’ya bakışında da büyük ölçüde kendisini göstermektedir. Bu
bağlamda Ukrayna, Rusya açısından, kendi yakın çevre havzasında yer alan kilit bir ülke biçiminde
algılanmış ve bu alanda nüfuz kapasitesini muhafaza etme ve artırma yolu seçilmiştir16. Bu noktada
Rusya’nın Ukrayna’ya bakışına etki eden unsurlar şu şekilde özetlenebilir:

Rusya’nın kendi yakın çevre havzasında yer alan bir ülke olarak tanımladığı Ukrayna’nın,
Batı ile geliştirmeye çalıştığı ilişkiler Rusya tarafından kendi jeopolitik alanına müdahale
olarak algılanmaktadır.

2003-2004 yıllarında Gürcistan ve Ukrayna’da yaşanan “renkli devrim” deneyimleri, Rusya
yönetiminde korumacı bir refleksin oluşmasına vesile olmuştur. Bu tecrübeler ile Rusya, yakın
çevre alanı olarak belirlediği sahaların NATO-AB bloğunun nüfuzuna açılmasını kendi
çıkarları için tehdit olarak addetmiş ve buna karşı hamleler geliştirmiştir.

NATO-AB ve Rusya arasındaki mücadelenin bir yansıması olarak, Ukrayna’nın AB ile
geliştireceği ilişkiler, Rusya’nın enerji konusundaki tekel statüsünü kaybetmesine yol açacak
yüksek risk ve maliyet arz eden bir durumdur.
Tüm bu faktörlerin bileşimi Rusya’nın Ukrayna’ya ilişkin tavrını şekillendirmektedir. Bu noktada
Batı’nın
Ukrayna’ya
yönelik
tutumunun,
bahsedilen
faktörlerle
ilişkisi
göz
önünde
bulundurulmalıdır.
ABD ve AB Perspektifinden Ukrayna
13
Haluk Özdemir, Ukrayna: Yeni Soğuk Savaş Esintileri(2) http://www.ankarastrateji.org/yazar/doc-dr-halukozdemir/ukrayna-yeni-soguk-savas-esintileri-2/
14
Bknz: Alexander Dugin, Rus Jeopolitiği-Avrasyacı Yaklaşım, Çev:Vügar İmanov, Küre Yayınları, Mart,
2010
15
Vügar İmanov, Avrasyacılık: Rusya’nın Kimlik Arayışı, Küre Yayınları, s.39
16
Igor Torbakov, Rusya’dan Ayrı Ya Da Rusya’nın Bir Parçası: Ukrayna Rusya İlişkilerinin Kederli Bir
Destanı, Avrasya Dosyası, Sayı:4, Cilt:6, Kış,2001, s.298
4
Soğuk savaş dönemi boyunca iki karşıt kutbun lideri olarak uluslararası alanda rekabet içinde olan
ABD ve Rusya, soğuk savaşın sona ermesinin ardından farklılaşan çıkar parametreleri ve
tanımlamaları ile birlikte yeniden, bir kez daha karşı karşıya gelmişlerdir. Bu dönemde ABD’nin dış
politikadaki öncelik ve hedefleri arasında, Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla bu bölgede oluşan güç
boşluğu alanlarında Rusya’nın yerini alma veya Rusya’yı dengeleyici bir güç haline gelme arzusu
bulunmaktadır17.Hatta bu arzunun teorik altyapısının sahibi olan Z.Brzezınskı tarafından, Avrasya
üzerinde ABD-Rusya rekabetinin bölge dengeleri açısından belirleyiciliği açısından büyük bir öneme
sahip olduğu ifade edilmiştir18.
ABD’nin Ukrayna ile ilgili tutumunun temelinde, Rusya’nın yakın çevre havzasındaki etkinliğini
azaltmak ve bu havzadaki ülkeler ile ekonomik ve ayrıca NATO vasıtasıyla askeri/güvenlik alanında
işbirliğini geliştirmek mevcuttur. ABD bu stratejisini, Rusya’nın yakın çevre havzasının önemli bir
parçası olan Güney Kafkasya’da uygulamaya çalışmakta, ve bu bağlamda Rusya ile birçok kez karşı
karşıya gelmektedir. Bu duruma ilişkin açıklayıcı bir örnek olarak 2008 yılında NATO ile ilişkilerini
geliştirme girişimde bulunan Gürcistan’ın Rusya ile yaşadığı gerilim ve ardından patlak veren çatışma
gösterilebilir. ABD ile Rusya’yı gerilimli bir sürece dahil eden bu gelişme bugün Ukrayna düzleminde
kendisini göstermektedir.
AB ile Ukrayna arasındaki ilişkilerin eksenini, AB açısından enerji konusu teşkil etmektedir19. AB
ülkeleri, enerji konusunda( özellikle enerji nakli) yaşadıkları Rusya bağımlılığını azaltabilmek adına
Ukrayna ile yakın ilişkiler geliştirme arzusundadır. Buna karşılık Rusya ise, özellikle enerji konusunda
kendi tekel statüsünü yitirmeme, ve bölgedeki siyasi üstünlüğünü koruma adına AB’nin bu
girişimlerine karşı koyma eğilimindedir.
Bu değerlendirmelerden hareketle, Ukrayna’da yaşanan gelişmelerin Batı-Rusya denklemi üzerinden
okunması mümkündür. Bugün ortaya çıkan atmosferin yönünü tayin edici bir nitelikte olan bu
rekabetin alacağı şekil, hem Ukrayna’ya ve Rusya’nın yakın çevresine, aynı zamanda Batı’nın bu
bölgeye yönelik algı ve hamlelerine etki edecektir.
17
Kamer Kasım, ABD’nin Kafkasya Politikası: Enerji, Güvenlik Ve Demokratikleşme Denklemi, Orta
Asya&Kafkasya Güç Politikası, Der: M. Turgut Demirtepe, Uluslararası Stratejik Araştırmalar Kurumu(
USAK), Ankara, 2008, s.119
18
Zbigniew Brzezınskı, Büyük Satranç Tahtası, Çev: Yelda Türedi, İnkılap Yayınları, s.206
19
Habibe Özdal, Hasan Selim Özertem, Kerim Has, Mehmet Yegin, Ukrayna Siyasi Krizinde Rusya Ve Batı’nın
Tutumu,
Uluslararası
Stratejik
Araştırmalar
Merkezi(
USAK),
Analiz
No:
28,
http://www.usak.org.tr/images_upload/files/analiz_28_2014_Ukrayna.pdf ( Erişim Tarihi 14.03.2014)
5
SONUÇ
Karadeniz, Rusya’nın güvenliğini sağlayan en önemli havzalardan bir tanesidir. Bu bakımdan
Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün parçalanması Karadeniz’e sınır olan ülkelerin güvenlik kaygılarını
arttırabilir. Bu bağlamda Ukrayna Krizi’nin üç ayağı bulunmaktadır. NATO’nun Doğu Avrupa’da
yayılmasından duymuş olduğu endişeden hareketle Rusya, Karadeniz’de varlığını devam ettirecek
olan Kırım’ı kendi ülke sınırlarına katma çabası krizin birinci ayağını oluşturmaktadır. Krizin bir diğer
ayağını ise Almanya’nın Avrupa Birliği içerisinde etkinliğini arttırarak yeni “Neu Ostpolitik20”
açılımını AB çatısı altında yapma çabasından kaynaklanmaktadır. Krizin son ayağını ise ABD’nin
Soğuk Savaş Sonrası’nda hegemonyasını NATO ile pekiştirme isteği yatmaktadır. Bu bağlamda krizin
üç ayağının bir araya gelmesi sonucunda Batı Ukrayna’nın AB ile bütünleşmesinin önü açılırken,
20
Ostpolitik dış politika, Almanya’da büyük koalisyonla iktidara gelen sosyalistlerden Willy Brandt’in Dışişleri
Bakanı olmasıyla inşa edilmişti. Brandt’in dış politika konseptinde Doğu Avrupa ülkeleriyle ilişkileri geliştirmek
ve bununla birlikte Rusya ile diyalog kurulmasını amaçlamıştır. AB’nin siyasi bir birlik oluşturmasından sonra
Almanya’nın AB’de lokomotif bir ülke olması, Berlin’in Ostpolitik dış politika yaklaşımını aynı zamanda
Brüksel’in de dış politika konseptlerine yansıtılmaya çalışılmış bazı dönemlerde Avrupa Birliği içerisinde
tartışmaların yaşanmasına sebep olmuştur. SSCB’nin dağılmasından sonra, komşuluk politikaları çerçevesinde
AB’nin siyasi sınırları içerisine Ukrayna, Belarus, Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan da dâhil olmuştur.
“Neue Ostpolitik” (Yeni Ostpolitik) olarak görülen bu dış politika yaklaşımı, bu çerçevede Ukrayna, Belarus,
Gürcistan, Ermenistan ve Azerbaycan’ı içeren ve AB ile bu ülkeler arasında yakınlaşmayı öneren bir açılım
olmuştur. Geniş bilgi için bakınız:Orhan Gafarlı,
AB ile Rusya Arasında Ukrayna
http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=2517:ab-ile-rusya-arasndaukrayna&catid=70:ab-analizler&Itemid=134, (Erişim Tarihi: 17.04.2014).
6
Doğu Ukrayna ve Kırım’ın Rusya ile bütünleşmesine dair adımlar ortaya çıkmıştır, ABD ise
parçalanmış bir Ukrayna yerine toprak bütünlüğünün korunduğu bir Ukrayna’yı tercih etmekte hatta
Ukrayna’nın toprak bütünlüğü için NATO ve Füze Savunma Sistemlerine dair geri adım atmayı dahi
düşünebilecek bir konuma gelmiştir.
Ukrayna, Türkiye gibi önemli bir enerji koridorudur. Rusya’nın doğal gaz ve petrollerinin %88’i
Ukrayna toprakları üzerinden Batıya aktarılmaktadır. Ukrayna’nın jeostratejik bakımdan Rusya için
önemli olması, Ukrayna’nın dış ticaret konusunda Rusya’ya bağımlılığını arttırmıştır. Ukrayna krizi
Arap Baharı’nın yaşandığı diğer ülkelerden farklı olarak sokak gösterileri işsizlik veya ekonomik
sıkıntılar sebebiyle ortaya çıkmamıştır. Ukrayna krizin meydana gelmesinde enerji faktörü ve NATO
gibi faktörler öne çıkmakla birlikte Ukrayna’da büyük güçler arasında yaşanan rekabet 21. Yüzyıl
siyasi tarihi açısından yeni “büyük” oyunun yaşandığı yer olma niteliğini ortaya çıkarmaktadır.
Türkiye açısından Ukrayna krizi Karadeniz’in güvenliği bağlamında önem arz etmektedir. Özellikle
Montrö sözleşmesinin getirmiş olduğu kurallar bugün itibariyle Karadeniz’e kıyısı olan ülkelere daha
avantaj sağlarken Karadeniz’e kıyısı olmayan ülkelere daha çok dezavantaj sağlamaktadır. Bu
bağlamda Karadeniz’de meydana gelecek güvenlik krizi Türkiye’ye boğazlar konusunda sözleşme
maddelerinin değiştirilmesine yönelik diplomatik baskıları beraberinde getirebilir.
7
Download

UKRAYNA JEOPOLĠTĠĞĠ