ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
Köksal BAYRAMOĞLU
[email protected]
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker:
TÜRKİYE
DÜNYA TARIM
SEKTÖRÜNDE
ÖZEL
RÖPORTAJ
KÜRESEL AKTÖR
Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı
Mehdi Eker, Türkiye’nin, son 12 yılda
tarım alanında kendi içinde bir değişim ve
dönüşüm gerçekleştirmekle kalmadığını,
aynı zamanda dünyada ve bölgesinde
önemli bir tarımsal aktör, bir marka haline geldiğini söylüyor.
84 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
Gıda Tarım ve Hayvancılık
Bakanı Mehdi Eker
2023 HEDEFİ: 40 MİLYAR DOLARLIK İHRACATLA
DÜNYANIN İLK 5 TARIM ÜLKESİNDEN BİRİ OLMAK
Bakan Mehdi Eker: “Dünyada tarımsal ekonomik büyüklük açısından, 2002 yılında 11’inci sırada iken,
bugün dünyada 7’nci sıraya, Avrupa’da ise 1’inci sıraya yükselen ülkemizin, 2023’te dünyanın ilk 5 tarımsal
ekonomisi içerisinde yer almasını sağlamak, Tarımsal Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’mızı 150 milyar dolara,
tarım ürünleri ihracatımızı 40 milyar dolara çıkarmak temel hedeflerimiz arasında yer alıyor.”
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 85
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
Araziler artık bölünmeyecek
Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ve
Türk Medeni Kanunu'nda Değişiklik Yapılması
Hakkındaki Kanun Tasarısı geçtiğimiz aylarda
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçti. Tasarı ile
artık tarım arazileri miras yoluyla bölünmeyecek ve
asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki
tarımsal arazileri toplulaştırabilecek.
T
ürkiye’nin son on yıldaki ekonomik kalkınmışlığını tarım
sektöründe de görmek mümkün. Dünyada tarımsal ekonomik büyüklük açısından 2002 yılında 11’inci sırada yer alan Türkiye
bugün 7’nci sırada yer alıyor. 17 milyar dolarlık ihracatıyla ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlıyor. Son
6 yıldır aralıksız büyüme kaydeden
86 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
tarım sektörü 1960 yılından bugüne
en istikrarlı dönemini yaşıyor.
Tarımsal GSYH son 11 yılda cari fiyatlarla 36 milyar TL’den 117 milyar
TL’ye, dolar olarak 23,7 milyar dolardan 62 milyar dolara ulaştı. Tarım
sektörünün 2013 yılında istihdam
içindeki payı yüzde 23,6, nüfus içindeki payı yüzde 23 olarak gerçekleşti. Bu veriler sektörün büyüme
potansiyelini de açık bir şekilde ortaya koyuyor.
Sektördeki en önemli gelişmelerden biri de geçtiğimiz aylarda Türkiye
Büyük Millet Meclisi’nde değişiklik yapılan Toprak Koruma ve Arazi
Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni
Kanunu.
Türkiye’de tarım arazilerinin aşırı parçalı olması nedeniyle meydana
gelen üretim kayıplarının yıllık 17
milyar TL’yi aştığı ifade ediliyor. Artık
tarım arazileri miras yoluyla bölünmeyecek ve asgari tarımsal arazi büyüklüğünün altındaki tarımsal arazileri toplulaştırabilecek.
1961 yılından 2003 yılına kadar 450
bin hektar alanda arazi toplulaşması
yapılmasına karşın 2003-2013 dönemini kapsayan 11 yıllık sürede 4 milyon hektar alanda arazi toplulaşması
çalışmasının tamamlandığını söyleyen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı
Mehdi Eker, halen 2 milyon hektar
alanda çalışmaların devam ettiğini, hedeflerinin 2023 yılında 14 milyon hektar alanda toplulaştırma çalışmalarının tamamlanması olduğunu söylüyor.
Bakan Eker, tarım arazilerinin
miras yoluyla bölünmesine son veren
Toprak Koruma Kanunu başta olmak üzere sektörün bugününü ve gelecekteki hedefleri ile ilgili Ekovitrin’e
özel açıklamalarda bulundu.
100 YILIN EN ÖNEMLİ
DÜZENLEMESİ
I To p r a k Ko r um a v e A r a z i
Kullanımı Kanunu ve Türk Medeni
Ka n un u' n d a D e ği şi kl ik Yap ıl ma sı
Hakkındaki Kanun Tasarısı geçtiğimiz
aylarda Meclis'ten geçti. Bundan sonrası için tarım sektörünü nasıl bir gelecek bekliyor?
Türkiye tarımı için tarihi bir adım
daha atarak, tarım arazilerinde bölünmeye son verecek büyük reformu
hayata geçirdik.
2014 Nisan sonunda TBMM’de
kabul edilen ve 15 Mayıs’ta Resmi
Gazetede yayınlanan “Toprak Koruma
ve Arazi Kullanımı Kanununda
Değişiklik Yapılması Hakkında
Kanun” ile ülkemiz tarımının 1926’dan
bu yana devam eden ve neredeyse bir
asra yaklaşan bu önemli sorun artık
tarih oluyor.
1926 yılında İsviçre’den alınarak
kabul edilen Medeni Kanun ile tarım
arazileri mirasçılar arasında bölünüyor ve araziler parçalanarak küçülüyordu.
Dünyada tarımda önde olan ülkelerin hiç birinde tarım arazileri miras nedeni ile bu şekilde bölünmezken, ülkemizdeki bu sorun her geçen
yıl giderek büyüdü ve geleceğimizi
tehdit eder hale geldi.
Bugün, ülkemizde 3 milyon çiftçi ailesi 30 milyon parselde tarım yapıyor. Bir çiftçi ailesi ortalama 59 dekar alana sahip ki bu alan da 10 parselden oluşuyor. Bir tedbir alınmadığı
durumda parseller parçalana parçalana bir halı büyüklüğüne inecek ve
bu parsellerde tarım yapmak imkansızlaşacaktı.
Gelişmiş ülkelerindeki duruma
bakacak olursak; bir çiftçi ailesinin
arazi büyüklüğü; ABD’de 1.820 dekar, İngiltere'de 538 dekar, Fransa'da
521 dekar, Almanya'da 457 dekar,
İspanya'da 238 dekardır. ABD’de
bizden 31 kat, İngiltere’de bizden 9
kat, İspanya ise 4 kat daha büyük çiftliklerde tarım yapılıyor.
Aşırı parçalı olma durumu nedeniyle meydana gelen üretim kayıpları yıllık yaklaşık 17 milyar TL’yi
aşıyor. Bu kayıpların bir an önce önlenebilmesi için öncelikle bölünmenin durdurulması gerekiyor. Bu
Kanun, tarım arazilerinde bölünmenin önüne geçilmesi açısından 100 yılın en önemli düzenlemesidir.
Tarım sektörü son 50 yılın
en istikrarlı dönemini yaşıyor
Son9 69 y:ld:r9 aral:ks:z9 büyüme9 kaydeden9 tar:m9 sektörünün
1960’tan9 bugüne9 en9 istikrarl:9 dönemini9 ya8ad:;:n:9 belirten9 G:da,
Tar:m9 ve9 Hayvanc:l:k9 Bakan:9 Mehdi9 Eker,9 “Tar:m9 sektörümüz,9 77
milyon9 vatanda8:m:z:n9 ve9 359 milyon9 turistin9 g:da9 ihtiyac:n:
kar8:lay:p9üstüne9189milyar9dolar9ihracat9yapan9bir9sektör9konumuna9ula8t:”9diyor.
Tarım arazilerinin ekonomik büyüklüğe kavuşturulması için ikinci
önemli adım mirasçılar arasında devir ve arazi toplulaştırılması uygulamalarıdır. Bu Kanunla bu işlemlerin
altyapısı da hazırlandı. Türkiye'de
1961 yılından 2003 yılına kadar 41 yılda 450 bin hektar arazi toplulaştırılmış olmasına karşın, 2003 – 2013 döneminde 4 milyon hektar arazide
toplulaştırma tamamlandı, bu yılsonu itibarı ile 6 milyon hektarda toplulaştırma tamamlanmış olacak.
Tarım arazilerinde bölünmenin
önlenmesi ve bu kayıpların kazanca
dönüştürülmesi için çalışmalara yaklaşık 10 yıl önce başladık ve adım
adım ilerledik. Öncelikle 2005 yılında çıkardığımız “Toprak Koruma
ve Arazi Kullanımı Kanunu” ile ilk
kez ‘Bölünemez Parsel Büyüklüğünü” belirledik ve tarım arazilerinin amaç dışı kullanımına engel
olacak tedbirler getirdik.
Bu kapsamda; sektörün tüm paydaşlarıyla ortak çalışmalar ve toplantılar düzenledik, etki analizleri
yaptık, Avrupa ve dünyada geçerli
olan toprak hukuku düzenlemelerini detaylı olarak inceledik.
30 Nisan 2014 tarihinde
TBMM’de kabul edilen “Toprak
Koruma ve Arazi Kullanımı
Kanununda Değişiklik Yapılması
Hakkında Kanun” ile Türkiye’nin geleceği, gıda güvenliğimiz garanti altına alınıyor.
Kanun’la tüm mirasçıların hakları
korunarak tarım arazilerinde bölünmeyi önleyecek alternatifli düzenlemeler getirildi. Öncelikle bölgeler itibariyle ayrı ayrı olmak üzere ilçe bazında, bir ailenin geçimini sağlayacak
arazi büyüklükleri belirlendi. Tarım
arazileri belirlenen bu büyüklüklerin
altına bölünemeyecek.
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 87
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
“TÜRKİYE, DÜNYA TARIM
SIRALAMASINDA 7’NCİ
Türkiye, Avrupa tarım sıralamasına göre 4’üncü,
dünya tarımında ise 7’nci sırada yer alıyor.
I Türk tarımı dünyada 7. sırada
yer alıyor. Türkiye’nin tarımda dünya markası olabilmesi için nasıl bir yol
izlemesi gerekiyor?
Türkiye son 12 yılda tarımda sadece kendi içinde bir değişim ve dönüşüm gerçekleştirmekle kalmadı, aynı zamanda dünyada ve bölgesinde
önemli bir tarımsal aktör, bir marka
haline de geldi.
Tarım sektörünü sosyal bir alan
değil, iktisadi ve stratejik bir alan olarak ele alan etkin politikalarımız ile
bu çerçevede sektörü geliştirmeye yönelik yaptığımız çalışmaların sonuçları; gerek ulusal gerekse OECD,
FAO, Dünya Bankası, Birleşmiş
Milletler gibi uluslararası birçok ku-
ruluşun açıkladığı raporlarda ve istatistiklerinde net olarak görülmektedir. Bu gelişmenin en dikkat çekici ve
can alıcı göstergesi olarak tarımsal
hasıla bakımından dünyada ve
Avrupa’daki yerimizdeki gelişimi de
paylaşmak istiyorum.
Türkiye 2002 yılında tarımsal hasıla bakımından dünyada 11. sırada,
Avrupa’da ise 4. sırada iken, dünyada 7. sıraya, Avrupa’da ise tarıma
önemli destekler sağlayan Fransa,
İtalya ve İspanya gibi ülkeleri geriden
bırakarak 1. sıraya yükseldi. Bu yükseliş son yıllarda yaşanan geçici bir gelişme değil. Türkiye 2008 yılından bugüne bu konumunu sürdürüyor. 2023
hedefimiz dünyada tarımsal ekono-
mik büyüklükte ilk 5 içinde yer almaktır. Türkiye, yapılan çalışmalar ve
sağlanan destekler ile pek çok tarımsal üründe dünyada lider ve dünya tarım sektöründe küresel bir aktör oldu.
FAO verilerine göre, ülkemiz; 5
ürünün üretiminde dünyada lider,
30’dan fazla ürünün üretiminde ise
dünyada ilk 5’te yer alıyor.
Yine ülkemiz 6 tarımsal ürünün
dış ticaretinde dünya lideri, 20’den
fazla ürünün ihracatında ise dünyada ilk 5’te.
21. yüzyılda dünyada üç temel
mücadele alanı olacak. Bunlar; tarım
(gıda), su ve enerji. Dünyada tüketilen toplam suyun yüzde 75’inin de tarımda kullanıldığı dikkate alındığında tarım sektörünün stratejik önemi
daha net bir şekilde anlaşılır. Bu
çerçevede biz de geleceğe yönelik gerekli stratejik planlamaları yapıyor ve
buna göre eylem planlarımızı oluşturuyoruz.
Tarım arazilerinde düzenleme
sonrasında oluşan yapı
H Üzerinde anlaşma sağlanan mirasçıya devredilebilecek.
H Mirasçılar tarafından aile malları ortaklığı şeklinde kullanılabilecek.
H Türk Ticaret Kanuna göre kurulacak bir şirket
marifetiyle işletilebilecek.
H Tüm mirasçıların onayı ile arazisini büyütmek isteyen aynı köydeki üçüncü bir kişiye satılabilecek.
H Arazileri almak isteyen ve ödeme gücü olmayan
mirasçılara ve çiftçilere uzun vadeli sübvansiyonlu
kredi kullandırılacak, alım satım ve diğer işlemlerden
harç ve vergiler alınmayacak.
H Düzenleme ile işletme ölçeğinin büyütülerek üretim maliyetinin düşürülmesi, rekabet gücünün yükseltilmesi ve köyden şehirlere kontrolsüz göçün önlenmesi
sağlanmış olacak.
Böylelikle tarım arazilerin bir daha bölünmeyecek,
bugüne kadar parçalanmış olan araziler getirilen teşviklerle birleştirilecek ve son 11 yılda gerçekleştirdiği-
88 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
miz değişim ve dönüşüm ile güçlenen ve büyüyen tarım
sektörümüzün daha ileri seviyelere, 2023 hedeflerine
hızlıca ulaşması sağlanacak.
Tarımın toplam GSYH
içindeki payı % 7,4
T
arım ve h ayvancılık sektörü
istihdama nasıl bir katkı sağlıyor? Ekonomideki yeri açısınd an d eğerl en di ri l di ği nd e
GSYH’de ne kadarlık bir paya sahip?
Son 12 yıllık dönemde büyük bir
çıkış yapan ve ülke ekonomisini dinç
tutan bir sektör konumuna gelen
tarım, gerek istihdam gerekse milli
gelirimize önemli katkılar sağlayan
bir sektör konumunda.
Tarım son 11 yılda yakaladığı istikrarlı büyüme ve GSYH artışları ile
ülkemizin lokomotif sektörü olmasının yanı sıra, küresel finans krizlerinde gösterdiği sürdürülebilir gelişme ile de ekonomimizin tampon
sektörü oldu.
Tarım sektörünün 2013 yılında istihdam içindeki payı yüzde 23,6, nüfus içindeki payı yüzde 23 olarak gerçekleşti. Türkiye her geçen yıl gelişiyor ve güçleniyor. Gelişen ekonomilerde hizmetler ve sanayi sektörünün istihdam içindeki oranı artarken, tarım sektörünün istihdam ve
nüfus içindeki oranı azalıyor. Bu durum tarım sektörünün gerilediği anlamına gelmez. Aksine daha verimli, etkin bir sektör ile artan üretici gelirlerine işaret ediyor. Gelişmiş birçok ülkede tarımsal istihdamın toplam içindeki payı yüzde 1-5 arasında.
Ülkemizde son 11 yıldaki tarımsal
GSYH ve tarımsal kişi başı gelirdeki artışlar da bu olumlu gelişmenin birer göstergesi.
Tarım sektörü 2013 yılını yüzde
3,1 oranında büyüme ile tamamladı.
Böylece son 10 yılın 9’unda büyüyerek istikrarlı gelişmesine devam etti.
Ayrıca son 6 yıl aralıksız büyüme
gösteren tarım sektörü 1960’tan bugüne en istikrarlı dönemini yaşıyor.
Son 10 yılda yıllık ortalama yüzde 2,7
oranında büyüme gösteren Türkiye
tarımı, aynı dönemde yıllık ortalama
yüzde 0,6 oranında büyüme gösteren
AB tarımının 5 katı daha fazla büyüme gösterdi. 10 Nisan tarihinde
açıklanan 2014 yılı I. çeyrek GSYH
rakamlarına göre tarım sektörü yüzde 3,9 oranında büyümesi ile istikrarlı
gelişmesine devam etti.
Tarımsal GSYH son 11 yılda cari fiyatlarla 36 milyar TL’den 117 milyar TL’ye, dolar olarak 23,7 milyar dolardan 62 milyar dolara ulaştı.
Tarımsal GSYH’mız cari fiyatlarla
yüzde 222, dolar olarak yüzde 157,
sabit fiyatlarla yüzde 27,3 arttı. 2013
yılında tarımın toplam GSYH içindeki payı yüzde 7,4 olarak gerçekleşti.
Tarımın milli gelire olan katkısında yaşanan önemli artışlar, tarım
sektöründe kişi başına gelire de
olumlu yansıdı. Tarım sektöründe
kişi başına gelir 1.064 dolar iken; 2013
yılında 3.483 dolara yükseldi.
Tarım sektörümüz 77 milyon vatandaşımızın ve 35 milyon turistin gıda ihtiyacını karşılayıp üstüne yaklaşık 18 milyar dolar ihracat yapan bir
sektör konumuna ulaştı.
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 89
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
“BU YIL 75 İLDE DOĞAL
AFETLER YAŞANDI”
2014 yılında 75 ilimizde dolu, don, sel,
fırtına gibi değişik doğal afetler yaşandı.
Yine bu yılın ilkbahar döneminde görülen
yağışlar kuraklık riskini azalttı.
I Türkiye 2014 yılını kurak ve
yağışsız geçiriyor. Bu durum tarım
ürünlerini ne yönde etkileyecek?
Tarımsal kuraklıkta bakanlığınızın
aldığı önlemler nelerdir?
2013 yılının sonbahar ile 2014 yılının ilk 6 aylık dönemi maalesef
ekolojik koşulların ve doğal afetlerin
olumsuz etkilerinin tarım sektöründe hissedildiği bir dönem oldu.
Özellikle bu dönemde ülkemizde
görülen meteorolojik kuraklık, tarımsal kuraklık riskini de beraberinde getirmekle birlikte 2014 yılı ilkbahar döneminde görülen yağışlar bu
riski oldukça azalttı. Aynı şekilde
2014 yılında maalesef 75 ilimizde
dolu, don, sel, fırtına gibi değişik doğal afetler yaşandı.
Bakanlığımızca sürdürülebilir bir
üretim için uzun vadeli politikalar
oluşturuluyor ve gerekli tedbirler
alınıyor.
Bakanlığımızca iklim değişikliği
ve özellikle kuraklık konusunda
önemli çalışmalar yürütülüyor ve bu
kapsamda diğer kurum ve kuruluşlar
tarafından yürütülen çalışma ve projelere de katkı sağlanıyor.
Bu kapsamda; Bakanlığımız koordinasyonunda 2012/3191 sayılı
Tarımsal Kuraklıkla Mücadele ve
Kuraklık Yönetimi Çalışmaları
Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılmış ve bu karar doğrultusunda,
Tarımsal Kuraklık Yönetiminin
Görevleri, Çalışma Usul ve
Esaslarına Dair Yönetmelik 18
Ağustos 2012 tarih ve 28388 sayılı
Resmî Gazete’de yayımlandı.
90 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
Bu çerçevede ilgili bakanlıklar,
üniversiteler, valilikler, yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarının
katılımı ile 2013-2017 dönemini kapsayan 5 yıllık “Türkiye Tarımsal
Kuraklıkla Mücadele Stratejisi ve
Eylem Planı” hazırlandı ve uygulamaya konuldu.
“TARIMSAL KURAKLIK
KONUSUNDA TEDBİRLERİ
ALIYORUZ”
Bakanlık merkezinde Tarımsal
Kuraklık Yönetimi Koordinasyon
Kurulu kurulmuş ve bu kurula
bağlı olarak çalışan “İzleme
Erken Uyarı ve Tahmin
Komitesi”
ve
“Risk
Değerlendirme Komitesi” oluşturuldu.
Her ay düzenli olarak ilgili
kurum ve kuruluşların katılımı
ile İzleme Erken Uyarı ve
Tahmin Komitesi ile Risk
Değerlendirme Komitesi toplanıyor. Bu toplantılar sonucu hazırlanan raporlar
Tarımsal Kuraklık Yönetimi
Koordinasyon Kurulu’na
iletiliyor. İlgili kamu kurum
ve kuruluşları ile üniversiteler, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinden
oluşan Tarımsal Kuraklık
Yönetimi Koordinasyon Kurulu
toplantılarında bu raporlar ve değişen koşulları da göz önüne alarak gerekli değerlendirmeler yapılıyor ve alınabilecek tedbirleri belirleniyor.
İllerde valiler başkanlığında
“Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi”
oluşturuldu. 81 İl’in kendi şartlarına
göre hazırladığı “Tarımsal Kuraklık
İl Eylem Planı” çerçevesinde gerekli tedbirler alınıyor.
Ayrıca, Kuraklık Eylem Planı
kapsamında Bakanlığımıza bağlı
Konya Bahri Dağdaş Uluslararası
Tarımsal Araştırma Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösterecek ve dünyada üçüncü olma özelliğine sahip
“Kuraklık Test Merkezi” 2010 yılı
Aralık ayında açıldı.
Bakanlığımızca kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarına hız verilmiş olup, etkin su kullanımı amacıyla 2006 yılından bugüne uygulanan damla ve
yağmurla sulama sitemlerine yönelik
sıfır faizli tarımsal kredi uygulaması
ve kırsal kalkınma destekleri kapsamında yüzde 50 hibe desteklerine de
devam ediyor.
KURAKLIK TEST MERKEZİ
DÜNYADA ÜÇÜNCÜ OLMA
ÖZELLİĞİNE SAHİP
Kuraklık Eylem Planı kapsamında
Bakanlığımıza bağlı Konya Bahri
Dağdaş Uluslararası Tarımsal
Araştırma Enstitüsü bünyesinde
faaliyet gösterecek ve dünyada
üçüncü olma
özelliğine sahip
“Kuraklık Test
Merkezi” 2010
yılı Aralık ayında
açıldı.
Ziraat Bankası ve Tarım Kredi
Kooperatifleri tarafından tarımsal
kredi cari faiz oranlarından, tarımsal
sulama sistemleri için yüzde 100, diğer
üretim konularında ise (iyi tarım uygulamaları, standart fidan yurt içi üretimi/kullanımı,
tarımsal mekanizasyon vb.) değişen
oranlarda indirimli tarımsal kredi kullandırılıyor. Küresel iklim değişiklikleri, doğal kaynakların korunması ve
kuraklığa yönelik olarak Bakanlığımıza
bağlı araştırma enstitülerinde ulusal ve
uluslararası kaynaklı projeler yürütülüyor. Kuraklığa dayanıklı çeşit geliştirme ve yaygınlaştırma çalışmalarına hız verildi.
Ayrıca 13.05.2014 tarihli
Resmi Gazetede yayımlanan
Bakanlar Kurulu Kararı ile
23.08.2013-31.12.2014
tarihleri arasında meydana gelen/gelecek doğal afetler ve kuraklıktan dolayı zarar uğrayan/uğrayacak
gerçek ve tüzel kişiler ile 1163 sayılı
Kanun kapsamında olan tarımsal
kooperatiflerin Ziraat Bankası ve
Tarım Kredi Kooperatiflerine olan
kredi borçları söz konusu Bakanlar
Kurulu Karar’ında belirtilen koşullar
çerçevesinde erteleniyor.
Bakanlığımızca tarım sektörünün geliştirilmesi ve sürdürülebilir
üretim için etkin çalışmalar yürütülüyor ve gerekli tedbirler alınıyor.
“ÜRÜN FİYATLARI
ENFLASYONU AŞAĞI
ÇEKEN BİR UNSUR”
I Tarım ürünlerin enflasyonun
artışındaki etkisi ne yönde oluyor?
Tarımsal üretim yıllar itibariyle iklimsel koşullara bağlı olarak değişebiliyor. Diğer yandan, tarım ürünlerine yönelik talep miktarı da tarımsal arzı doğrudan etkiliyor. Ayrıca,
buğday, mısır, çeltik gibi temel tarım
ürünlerindeki stok miktarları da üretim miktarı dolayısıyla tarımsal ürünlerin fiyatlarına etki edebiliyor.
Tarım sektörünün yapısı gereği,
bazı yıllar tarımsal ürün fiyatlarındaki
gelişmeler enflasyonu dizginleyici
olarak işlev görürken, bazı yıllar üretimin azlığı, doğal afetlerin fazlaca görülmesi gibi nedenlerle tarımsal ürün
fiyatları yükselerek enflasyonu olumsuz yönde etkileyebiliyor. Bu durum
tüm dünya ülkeleri için geçerli.
Ancak, genel olarak tarımsal
ürün fiyatları enflasyonu aşağı çeken
bir unsur olarak değerlendirilebilir.
Bu yıl itibariyle, yaşanan don
afeti nedeniyle özellikle kayısı gibi bazı meyvelerde görülen üretim azlığı
fiyatlara yansıdı.
Ancak, tüm ürünlerin fiyatları
dikkate alındığında bugün itibariyle
tarımsal ürün fiyatlarının enflasyona
olumsuz etki yaptığını söyleyemeyiz.
İSTİHDAMIN
YÜZDE 20,8’İ TARIMDA
I Türk halkının sosyoekonomik
gelişimi kırsaldan kente olan göçü
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 91
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
hızlı bir şekilde artırıyor. Bu durum
tarım sektörünü ne yönde etkiliyor?
Sektörün toplam istihdam içindeki payı 2012 yılında yüzde 24,6 olarak gerçekleşirken, 2013 yılında bu
payın yüzde 23,6 olduğu görülüyor.
Türkiye genelinde 2014 yılı Mart
döneminde; tarım sektöründe çalışan
sayısı 5 milyon 315 bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 268 bin kişi olarak gerçekleşti.
İstihdam edilenlerin yüzde 20,8’i tarım, yüzde 21,0’i sanayi, yüzde 7,1’i
inşaat, yüzde 51,1’i ise hizmetler
sektöründe yer aldı.
TÜİK verilerine göre, tarım sektörünün 2012 yılında büyüme hızı
yüzde 3,1, GSYH içindeki payı yüzde 7,9 olarak gerçekleşti, 2013 yılında bu oranlar sırasıyla yüzde 3,1 ve
yüzde 7,4 oldu. 2014 yılı birinci çeyreğinde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla, bir
önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 4,3 arttı. Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörü 2014 yılı birinci çeyreğinde, bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 3,9’luk bir artış gerçekleştirdi.
Bu konudaki temel yaklaşımımız; kırsal kesimdeki yaşam standardının yükseltilmesi, tarımsal faaliyetlerin çeşitlendirilerek burada
yaşayan vatandaşlarımızın gelirlerinin artırılması yönünde. Böylece vatandaşlarımızın kente göçme ihtiyacı hissetmeden köyde/kırsal kesimde
kalmasının sağlanması.
Hükümetimiz döneminde bu konuda birçok proje ve programı uygulamaya koyduk. Ayrıca, tarımsal
desteklerimizi son 11 yılda 5 kat artırarak çiftçilerimizin tarımsal üretime devam etmelerini sağladık.
“12 YILDA SAYISIZ PROJEYİ HAYATA GEÇİRDİK”
I Bugün itibarıyla Türk tarımının gelişmesindeki en önemli sorun
nedir? Gıda, Tarım ve Hayvancılık
Bakanlığı olarak bu konuda ne gibi
çalışmalar yürütüyorsunuz?
Tarım sektörünün yaklaşık 100 yıllık en önemli sorunu olan tarım arazilerinin bölünmesine yönelik yaptı-
92 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
“Tarımsal krediler
17 milyar TL’ye ulaştı”
Yeni ve cazip uygulamalar ile tarımsal kredi
kullanımı arttı. Son 11 yılda kullandırılan
tarımsal kredi miktarı 529 milyon TL’den,
17 milyar TL’ye ulaştı.
TARIM SEKTÖRÜNDE 5,3 MİLYON KİŞİ ÇALIŞIYOR
2014 yılı Mart döneminde; tarım sektöründe çalışan sayısı 5 milyon 315
bin kişi, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı ise 20 milyon 268 bin kişi
olarak gerçekleşti. İstihdam edilenlerin yüzde 20,8’i tarım, yüzde 21’i
sanayi, yüzde 7,1’i inşaat, yüzde 51,1’i ise hizmetler sektöründe yer aldı.
ğımız çalışmalar ve hayata geçirdiğimiz reformlardan bahsettim. Şimdi
artık bu sorun tarih olurken ülkemizin gelişmesine güç katacak yeni bir
dönem de başlıyor.
Tarım ve hayvancılık sektörümüz
yıllardır süregelen birçok sorunla
karşı karşıya kaldı. Örgütlenmeden
tarımsal altyapı yetersizliğine, üretim
planlaması eksikliğinden kalite ve verim düşüklüğüne, pazarlama sorunlarından kırsal alandaki refah koşul-
larının yetersizliğine, tarımda teknoloji kullanımından Ar-Ge eksikliğine kadar birçok sorun sektörün gelişmesini olumsuz etkiledi.
Bakanlığımızca bu sorunlara köklü çözümler getirmek amacıyla son 12
yılda önemli çalışmalar başlattık ve
sayısız projeyi hayata geçirdik. Tabii
buradaki en önemli adım, sektörü günübirlik politikalardan sıyırıp, iktisadi
ve stratejik olarak ele alan yaklaşımımız oldu.
Bu
kapsamda
öncelikle,
Bakanlığın ve tarım sektörünün mevcut durumunu ortaya koyan, temel
sorunlarını netleştiren sektörel derinlik analizi yapıldı. Tarımda; kamu,
özel sektör ve üreticileri içine alan bütün paydaşlarla yapılan 50 bini aşan
görüşme ve anket sonucunda sektörün durumu ve beklentiler bütün
şeffaflığıyla ortaya konuldu.
Yapılan analiz doğrultusunda
bir değişim ve dönüşüm programı
hazırlanarak hayata geçirilecek tedbir ve projeler belirlendi ve eylem
planları oluşturuldu. Hazırlanan değişim ve dönüşüm programı ile tarım, stratejik ve rekabete dayalı iktisadi bir sektör olarak ele alındı ve
gündelik bakıştan, stratejik planlamaya geçildi.
Sektörün kısa, orta ve uzun vadede hedeflerini, stratejisini, plan
ve programını ortaya koyan çalışmalar yapılarak; tarım sektörüne yönelik projelerin bir program dâhilinde
hazırlanması ve uygulanmasını sağlayacak zemin oluşturuldu.
“TARIMDA DEĞİŞİM
VE DÖNÜŞÜM
GERÇEKLEŞTİRDİK”
Değişim ve dönüşüm programının en önemli ayağı olarak, tarım sektörünün ihtiyacı olan 17 temel kanun
çıkarıldı. Bu kanunlar içerisinde 83
yıldır beklenen Tarım Kanunu da yer
alıyor.
Bu kapsamda üretim planlamasına yönelik önemli çalışmalar yaptık
ve yapıyoruz. Bu kapsamda ilk kez yapılan bir çalışma ile iklim, toprak, topografya, arazi sınıfları ve kullanım
şekillerine dayalı yaklaşık 528 milyon
veri değerlendirilerek Türkiye’de 30
adet tarım havzası belirlendi. Tarım
Havzaları Üretim ve Destekleme
Modeli ile tarım envanteri ortaya çıkarıldı. Her havzada, ekolojisine uygun, çiftçimizin en iyi verimi alacağı
ürünler tespit edilerek, hangi ürün-
lerin desteklenmesi gerektiği ortaya
konuldu.
Ayrıca, katma değer artışını sağlayan ve üretici gelirlerindeki artışa
doğrudan etki eden tarımda örgütlenme yani tarımsal birliklerin ve
kooperatiflerin güçlenmesi ve gelişmesi ile tarımsal ürün işleme ve pazarlamaya yönelik projeleri ve destekleri içeren kırsal kalkınma faaliyetlerini çok önemsiyoruz.
Bu kapsamda son 11 yılda tarımsal kooperatiflere cumhuriyet tarihinin en büyük desteği sağlandı.
Kıyaslama açısından şu rakamları
paylaşmak istiyorum. 1990-2002 arasında 981 kooperatife 100 milyon kredi desteği sağlanmış iken, 2003-2013
döneminde 1.858 kooperatife 2,2
milyar TL kredi desteği sağlandı.
Üreticilerimizin daha kolay birleşmesi, güçlenmesi ve kooperatifleşmenin geliştirilmesi amacıyla 2014 yılında kooperatiflere sağlanan krediler sübvansiyonlu kredi kapsamına
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 93
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
ması amacıyla çiftçilerimizin üretimde en çok kullandıkları makine ve
ekipmanları destekliyoruz. 2007 yılında 4 çeşit makine-ekipman ile
başlayan bu destek 2014 yılında 41 çeşit. Bugüne kadar 229 bin yeni makine-ekipman alımına 929 milyon
TL hibe desteği verdik.
Yine IPARD kapsamında Avrupa
Birliği tarafından kırsal kalkınmanın
desteklenmesi için ülkemize ayrılan
800 milyon avrodan fazla hibe ve ülkemizin sağlayacağı ulusal katkıyla
birlikte toplamda 1 milyar avroyu geçen kaynak ile 42 ilimizde; et, süt,
meyve sebze, su ürünleri, arıcılık, seracılık, tıbbi-aromatik bitkiler, süs bitkileri, yerel ürünler, el sanatları ve
kırsal turizme yönelik yatırımlara
yüzde 50-65 arasında hibe desteği
sağlanıyor. Bu destekler ile son teknolojilere sahip tesislerin kurulması
ve AB standartlarına ulaştırılması
sağlanıyor.
alındı. Bununla birlikle üretici örgütlerinin kurulması ve gelişmesini
sağlayan düzenlemeler yapıldı.
Tarımın finansmanında önemli
rol üstlenen tarımsal kredilerde uygun koşullar ve düşük faiz uygulamasının yanında sürdürülebilir bir politika benimsenerek; üreticilerin uygun koşullarda finansman ihtiyacı
karşılandı ve üretimde sürdürülebilirlik sağlandı. Bu kapsamda 2002 yılında yüzde 59 olan tarımsal yatırım
ve işletme kredileri faiz oranı, kademeli olarak düşürüldü. 2014 yılında
cari tarımsal kredi faiz oranı konulara
göre değişmekle birlikte sıfır ila yüzde 8,25 aralığında uygulanıyor.
“TARIMSAL KREDİ
KULLANIMI ARTTI”
Sulama, hayvancılık, su ürünleri,
tohumculuk, yem bitkileri üretimi gibi birçok alan sıfır faizli kredi kapsamına alındı. Bu yeni ve cazip uygulamalar ile tarımsal kredi kullanımı arttı. Son 11 yılda kullandırılan tarımsal kredi miktarı 529 milyon
TL’den, 17 milyar TL’ye ulaştı.
Tarımsal kredilerin geri dönüş
94 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
Hayvancılık desteklerinin tarımsal destekler
içerisindeki payı önemli seviyede artırıldı.
2002 yılında tarımsal destek bütçesi içerisinde
hayvancılığın payı yüzde 4,4 iken, 2013 yılında
yüzde 31’e çıkarıldı.
oranlarında da önemli artışlar oldu.
2002 yılında; Ziraat Bankası’nca kullandırılan tarımsal kredilerin geri
dönüş oranı yüzde 38, Tarım Kredi
Kooperatiflerinin ise yüzde 71 iken;
2013 yılında bu oran yüzde 98’e ulaştı. Bu durum, artık üreticilerimizin aldığı krediyi rahatça ödeyebilecek seviyeye ulaştığını göstermesi açısından
önemli.
Bakanlığımızca tarımda Ar-Ge
çalışmalarının artırılması ve geliştirilmesi amacıyla birçok projeler
başlatılmış ve önemli destekler sağlandı.
Tarım-sanayi entegrasyonunu sağlayan yüzde 50 hibe destekli Kırsal
Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı 2006 yılında başlatıldı. Bugüne kadar; bitkisel üretimden,
hayvansal ürün işlemeye, ürün deposundan, alternatif enerjili seraya,
soğuk hava deposundan su ürünleri
işleme tesislerine kadar pek çok
alanda sağlanan 930 milyon TL hibe
desteğinden 4 bin 733 tarımsal işletme faydalandı, 45 binden fazla kişi istihdam edildi. 2015 yılı sonuna kadar
devam edecek destekler ile toplamda; 6 bin tesise ve 60 bin istihdama
ulaşmayı hedefliyoruz.
Verilen hibeye ilave olarak yapılan yatırımlar da hesaba katılınca toplamda yaklaşık 3 milyar TL’lik tarıma
dayalı sanayi yatırımı söz konusu. Bu
yatırımlar hem istihdamın hem de diğer sanayi sektörlerinin harekete geçirilmesi ve mobilize edilmesi açısından son derece önemlidir.
Tarımda makineleşmenin artırıl-
ÇİFTÇİYE 2014’TE
9,7 MİLYAR TL HİBE
DESTEK
I 2013 yılında tarım ve hayvancılık a lan ın da ne ka darlık d este k
sağlandı? 2014 yılı için ne kadarlık
destek planlandı?
Tarım sektörüne yönelik stratejik bakışımız ile sektörün geliştirilmesinde en temel araçlardan olan
tarımsal desteklerde önemli düzenlemeleri hayata geçirdik. Verimlilik,
kalite, sağlık ve kırsal kalkınmayı
esas alacak şekilde yeniden düzenlenen tarımsal desteklerde miktarda son 12 yılda gerek destek kalem
sayısı gerekse miktarı önemli oranda artırıldı.
2002 yılında üreticilerimize sadece 10 kalemde tarımsal destek verilirken, 2014 yılında bitkisel üretimden hayvancılığa, kırsal kalkınmadan telafi edici ödemelere kadar
birçok alanda 63 kalemde destek
veriyoruz.
2002 yılında 1,8 milyar TL olan
toplam tarımsal destekler, 2013 yılında 9 milyar TL’ye ulaştı. 20032013 döneminde Bakanlığımız tara-
fından tarım sektörüne verilen nakit
tarımsal destek miktarı (fiyat desteği, faiz sübvansiyonu, ihracat desteği vb. kaynaklar hariç) toplamda 60
milyar TL’ye ulaştı.
2014 yılında da üreticilerimize 9,7
milyar TL nakit hibe destek sağlamayı planlıyoruz. Bunun 7,1 milyar
TL’sini yani yüzde 73’ünü ilk 6 ay içinde üreticilerimize ödedik. Ödemeler
yıl boyunca devam edecek.
Hükümet olarak daha önce adeta üvey evlat olarak görülen hayvancılığı öncelikli sektör olarak gördük.
Hayvancılık desteklerini, sektörün
gelişmesi ve verimliliğin artmasına yönelik
olarak
etkinleştirdik.
Hayvancılık ilk kez bu dönemde hak
ettiği değere ve desteğe kavuştu.
Hayvancılık desteklerinin tarımsal destekler içerisindeki payı önemli seviyede artırıldı. 2002 yılında tarımsal destek bütçesi içerisinde hayvancılığın payı yüzde 4,4 iken, 2013
yılında yüzde 31’e çıkarıldı.
Son 11 yılda hayvancılığa verilen
destek miktarı 83 milyon TL’den 2,7
milyar TL’ye yükseldi. Bu dönem
hayvancılığa toplam 12 milyar TL’nin
üzerinde destek verildi. 2014 yılında
da aynı şekilde hayvancılığa verdiğimiz destek artarak devam edecek.
“70 ÜLKEYE TOHUM
İHRAÇ EDİYORUZ”
I Türkiye tohumculukta arzu
edilen seviyede mi? Bakanlığın bu
alandaki çalışmaları nelerdir?
Tohum, tarımsal üretimin artırılmasında en önemli girdilerden biri.
Tek başına kaliteli tohum üretimi yüzde 20-25 oranında artırabiliyor.
Biz bu alanda birçok altyapı ve
mevzuat çalışmalarına imza attık.
2003 yılından bugüne kadar tohumculuk ile ilgili Yeni Bitki Çeşitlerine
Ait Islahçı Haklarının Korunmasına
İlişkin Kanun (2004), Tohumculuk
Kanunu (2006), Biyogüvenlik
Kanunu (2010), 5996 sayılı
Veterinerlik Hizmetleri, Bitki Sağlığı,
Gıda ve Yem Kanunu’nu çıkardık.
Diğer yandan, özel sektöre araştırma kuruluşu olma yetkisi ve sertifikasyon yetkisi verildi.
Tohumculuk Kanunu çerçevesinde Türkiye tohumcuları bir üst birlik şeklinde yapılandı ve bu konudaki kurumsal boşluk giderilmiş oldu.
Bu düzenlemeler sonucunda
Türkiye tohumculukta kendi ihtiyacını
karşılayan ve tohum ihraç eden bir ülke konumuna yükseldi. 2005 yılında
sertifikalı tohum kullanımı, 2008 yılında da sertifikalı tohum üretimi ilk
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 95
ÖZEL RÖPORTAJ / MEHDİ EKER
basınçlı sulama sistemleri desteği
gibi önemli destekler sağlıyoruz.
Desteklerin büyük bir kısmı İlk
kez Hükümetimiz döneminde başlatıldı. Verilen bu desteklerle üreticilerimizin üretim masrafları, ürüne
göre değişen oranlarda karşılanıyor.
Diğer yandan, 2012 yılında yürürlüğe giren Yeni Toptancı Halleri
Yasasında üretici, tüketici ve kamu lehine birtakım düzenlemeler bulunuyor.
kez destek kapsamına alındı.
Tohumluk üretimimiz ortaya konulan
etkin politikalar ve sağlanan destekler ile son 11 yılda yüzde 411 artarak
145 bin tondan 743 bin tona yükseldi. Üretimin 2015 yılında 800 bin tona, 2023 yılında ise 1 milyon tonun
üzerine çıkarılmasını hedefliyoruz.
Bugün ülkemizde kullanılan hububat ve baklagil tohumlukları ile
yağlı tohumlardan aspir, susam ve yer
fıstığı çeşitlerinin yüzde 100’ü yerli çeşitler.
Tohum ihracatımız son 11 yılda 17
milyon dolardan 127 milyon dolara
ulaştı. Türkiye 70’ten fazla ülkeye tohum ihraç eden bir ülke konumuna
ulaştı. Türkiye sadece tohumluk değil, kendi Ar-Ge çalışmaları ile geliştirdiği tohumluk çeşitlerinin hatlarını ve lisanslarını da ihraç etmeye
başladı. Sebzecilikte, 2004 yılında
başlatılan, “Türkiye F1 Hibrit Sebze
Çeşitlerinin Gelişmesi ve Tohumluk
96 EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014
“Kooperatifleşmeyi başarmamız gerekiyor”
“Ülkemizde çok fazla sayıda kooperatif ve üretici birliği bulunuyor ama
ekonomik anlamda arzu ettiğimiz seviyede değiliz. Bunun sosyal, ekonomik vs.
birçok sebebi olabilir. Ancak, sonuçta biz kooperatifleşmeyi başarmak
zorundayız. İspanya, İtalya örneklerini hatırlayalım.”
Üretiminde Kamu-Özel Sektör
İşbirliği Projesi” ile yerli hibrit sebze
çeşitlerinin kullanım oranı yüzde
10’lardan bugün yüzde 50’lere ulaştı.
“ÜRETİM MALİYETLERİNİ
DÜŞÜRMEK İÇİN
TEDBİRLER ALIYORUZ”
I Tarım ürünleri sofralara gelene
k ad a r f i y a t l a r ı 4 - 5 k at a r t ı y or .
Üreticinin yerine aracının kazandığı bir
sistem söz konusu. Bu durum çiftçinin
en fazla rahatsızlık duyduğu konuların
başında geliyor. Bu konudaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?
Öncelikle şunu belirtmek gerekir
ki Bakanlığımızın tarımsal ürün fiyatlarına herhangi bir müdahalesi bulunmuyor. Ancak, Bakanlık olarak tarımsal üretimden ve sektörün geliştirilmesinden sorumluyuz. Tarımsal
üretimi verimli kılmak ve üretim
maliyetlerini düşürmek için birçok
tedbir alıyoruz. Çiftçimize destek
sağlıyoruz.
Örneğin meyve-sebze üretimine
mazot, gübre ve toprak analizi desteği, sertifikalı tohum ve fidan desteği, sertifikalı fidanla bahçe tesisi
desteği, sübvansiyonlu kredi desteği,
“ÜRETİCİ LEHİNE
DÜZENLEMELER
YAPIYORUZ”
Tarımda sağlanan desteklerle
üreticilerimiz ürünlerini doğrudan
‘üretici pazarlarında’ satabiliyor. Bu
satışlardan rüsum (toptan satış bedelinin belli bir yüzdesi) alınıyor.
Belediyeler pazar satış yerlerinin
yüzde 20’sini üreticilere tahsis etmek
zorunda. Böylece üreticiler doğrudan
pazarlarda mallarını satabilme imkânı
elde ediyor.
Toptancı halleri, işyerlerinin yüzde 20’sini üretici örgütlerine tahsis etmek zorunda.
Üretici örgütlerine ürünlerini
doğrudan pazarlama imkânı verildi.
Üretici örgütlerince toptancı hali
içinde veya dışında satılan mallardan
rüsum alınmıyor.
Üreticiler ile sözleşme yapan süpermarketler malı toptancı halden
geçirmeden, sadece yüzde 2 rüsum
ödeyerek (eski uygulama yüzde 15
idi) doğrudan mal satışı gerçekleştirebiliyor.
Yeni Kanun’da Hal Kayıt Sistemi
uygulanmaya başlandı. Hal Kayıt
Sistemi ürünün Toptancı Hale giriş ve
çıkış fiyatlarının şeffaf olarak izlenebilme imkânını veriyor. Böylelikle,
pazarlama aşamalarında malın fiyatındaki değişiklikler izlenebilecek.
Üreticiye zamanında ödenmeyen mal bedeli, yeni yasada yer alan
komisyoncu ve tacirlerin verdiği teminattan karşılanabilecek.
Yeni hal kanununda tüketici lehine olan düzenlemeler de bulunuyor.
Tüketiciler daha ucuza mal temin
edebilecekler. Üretici-tüketici fiyat
farkı nispeten azalacak.
Üretici-tüketici buluşması olan
pazar sayısı artacak.
Tarımda hedef
Dünyada ilk 5
I Birçok alanda 2023 hedefleri
b e l i r l e n d i. G ı d a , Ta r ı m v e
Hayvancılık Bakanlığı’nın hedefleri nelerdir?
Ufuk çizgimiz olan 2023’e doğru ilerlerken; nüfusunu yeterli,
kaliteli ve güvenilir gıda ile besleyen, gıda maddeleri dış ticaretinde net ihracatçı konumunu daha
da geliştiren, rekabet gücünü artıran, dünyada ve bölgesinde tarım
alanında söz sahibi bir ülke olmak
istiyoruz.
Dünyada tarımsal ekonomik
büyüklük açısından, 2002 yılında
11’inci sırada iken, bugün dünyada 7’nci sıraya, Avrupa’da ise 1’inci sıraya yükselen ülkemizin,
2023’te dünyanın ilk 5 tarımsal
ekonomisi içerisine yer almasını
sağlamak, Tarımsal Gayri Safi
Yurtiçi Hasıla’mızı 150 milyar dolara, tarım ürünleri ihracatımızı 40
milyar dolara çıkarmak temel hedeflerimiz. Ayrıca, parçalı arazilerini birleştirerek 14 milyon hektar alanda arazi toplulaştırmasını
tamamlamak,
8,5 milyon hektarlık sulanabilir alanın tamamını suya açmak, ülkemizi Şap, Brusella ve
Tüberkülozdan ari hale getirmek
öncelikli hedeflerimiz arasında
yer alıyor.
Toptancı halinde işlem gören
ürünlerin “Ürün Künyesi” olacak,
ürünün menşei, üreticisi vs. bilgilere
ulaşılabilecek.
“TARLADAN SOFRAYA
İZLENEBİLİRLİK
SAĞLANACAK”
Yasa çerçevesinde öngörülen uygulamalar Bakanlığımızın Tarım Bilgi
Sistemi ile entegre edildiğinde, “tarladan sofraya izlenebilirlik” sağlanacak, tüketiciler daha sağlıklı ürün
tüketebilecek.
Kanunun olumlu etkileri birkaç
yıl içerisinde bariz bir şekilde hissedilecek.
Ancak burada dikkate alınması
gereken bir başka konu da ülkemizdeki kooperatifleşmenin arzu edilen
seviyede olmaması. Çünkü üreticitüketici fiyatları arasındaki farkın
kapanması için en önemli unsurlardan birisi de etkin bir kooperatifleşmedir.
Hükümetimiz döneminde kooperatiflere cumhuriyet tarihinin en
büyük desteği verilmesine rağmen
birkaç başarılı kooperatif örneği dışında çok fazla başarıyı sağlayamadık.
Ülkemizde çok fazla sayıda kooperatif ve üretici birliği bulunuyor ama
ekonomik anlamda arzu ettiğimiz
seviyede değiliz.
Bunun sosyal, ekonomik vs. birçok sebebi olabilir. Ancak, sonuçta
biz kooperatifleşmeyi başarmak zorundayız. İspanya, İtalya örneklerini
hatırlayalım.
Bizim kooperatiflerimizde rasyonel yönetim anlayışıyla, Ar-Ge ve
pazar bilgisi kullanarak diğer ülke
çiftçileriyle rekabet edebilecek seviyeye gelmeliler. Biz bu konuda hassasiyetle çalışıyoruz. Yeni Hal
Kanununu da üretici örgütlerimiz için
bir fırsat olarak görüyoruz.
Ayrıca, Toprak Koruma ve Arazi
Kullanım Kanununda yaptığımız düzenleme, ölçek ekonomisine ulaşılması, tarımsal işletmelerin daha rekabetçi ve fiyat konusunda bilgi sahibi olması sonuçlarını da beraberinde getirecektir. E
EKOV‹TR‹N AĞUSTOS 2014 97
Download

Özel röportajın devamı..