İLİ
: ANTALYA
TARİH : 09.05.2014
‫يَا أَيُّهَا الَ ِذينَ آ َمنُّوا قُّوا أَن ُّف َس ُّك ْم وَأ َ ْه ِلي ُّك ْم نَارا‬
ُُّ ... ‫اس وَا ْل ِحجَارَة‬
ُّ َ‫َوقُّودُّهَا الن‬
Tahrim(66/6)
َ ‫َق‬
ِ ‫ال رَسُّ و ُّل‬
: ‫الل َعلَ ْي ِه َو َسلَ َم‬
ُّ ‫صلَي‬
َ ‫لل‬
ُّ
‫َاع َوكُّلُّكُّ ْم مَسْ ؤُّ ٌل عَنْ َر ِعيَ ِت ِه‬
ٍ ‫كُّلكُّ ْم ر‬
ÂİLEYİ KORUMAK
“Ey iman edenler!
Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar
olan ateşten koruyun! O ateşin başında gayet katı,
çetin, Allah’ın kendilerine verdiği emirlere karşı
gelmeyen ve kendilerine emredilen şeyi yapan melekler vardır.” Böyle buyurdu Cenâb-ı Hak, Tahrîm
sûresinin 6. âyetinde. Bu ayet indiğinde Hz. Ömer
(r.a.), Resûlullah (s.a.v.)’e şöyle sordu: “–Ey Allah’ın Resûlü, kendimizi korumayı anladık da, (o
ateşten) ailemizi nasıl koruyacağız?” Allah Resûlü
(s.a.v.) şu cevabı verdi:“–Allah’ın size yasakladığı
şeyleri onlara da yasaklarsınız ve Allah’ın size emrettiklerini onlara da emredersiniz. İşte (ailenizi
cehennem ateşinden) korumak böyle olur.”(1)
Bu toprakların yetiştirdiği son büyük âlimlerimizden Elmalılı Hamdi Yazır, bu âyeti açıklarken:
“Âilenizi, cehennem ateşine sürükleyecek fitne ve
isyandan koruyarak Allah’ın emirlerine itaate yönlendirin!” cümlesiyle açıklıyor. Yani Allah’a isyana
değil, itaate davet ediyor ve her insanın kendi nefsinden sorumlu olduğu kadar, âile bireylerinden de
mes’ul bulunduğunu hatırlatıyor. Nitekim aynı manayı ifade eden bir hadîs-i şeriflerinde Peygamber
Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz sürünüzden sorumlusunuz. Yönetici
konumundaki kişi çobandır ve yönetimi altındakilerden sorumludur. Erkek, ailesinin çobanıdır ve âile
bireylerinden sorumludur. Kadın, kocasının evinde
çobandır ve o da çocuklardan sorumludur…”(2)
Aziz Kardeşlerim!
Okuduğum hadîs-i şerifte sorumluluk zinciri,
öncelikle ve özellikle âile reisi konumundaki annebabadan başlatılıyor. Her şeyden önce bizzat sen,
kendinin, dinin emir ve yasaklarına gereği gibi uyup
uymadığından sorumlusun; sonra da ev halkının aynı
konudaki durumundan mes’ulsün! Bu şu demektir:
Evlâdına, öğrenip alışmaya müsait olduğu yaşlarda
ibadetleri sevdirerek öğretmekten, bunlara devam
edip etmediğini gözetmekten, haramın çirkinliğini
anlatmaktan, helâlin tatlılığını belletmekten sen sorumlusun! Anne-babanın evdeki çobanlığı, hâne
halkını görüp gözetmesinin anlamı budur.
Kıymetli Kardeşlerim!
En dar anlamıyla âile, bir toplumu oluşturan
en küçük birim olup anne, baba ve varsa çocuklardan oluşur. Günümüzde “çekirdek âile” dediğimiz
bu en küçük birliktelik, geçmişimizde çok daha geniş anlamlar ifâde etmekteydi. “Ataerkil âile” denilen bu yapıda, dede-nine, torunlar, amca-hala, dayıteyze ve onların çocukları ve torunları gibi çok daha
geniş bir kitleyi içinde barındırmaktaydı. Dolayısıyla
dinî ve ahlâkî kazanımlar, örf, âdet, gelenek ve görenekler, nesilden nesile bizzat görerek ve yaşayarak
daha verimli ve kalıcı bir şekilde aktarılmaktaydı.
Ama şimdi maalesef bu âile yapısı zayıfladı. İşte bu
yüzdendir ki, âilesinin dininden, diyanetinden, eğitiminden
sorumlu
kimseler
olarak
bizim
mes’uliyetimiz daha da arttı. Kendimizi de, âile bireylerimizi de çağın fesadından, dünyanın fitnelerinden, cehenneme götürecek günahlardan, kötü işlerden korumak bize düşüyor.
Aziz Cemaat!
Bunu başarabilmek için de âilenin temelini
oluşturan nikâh akdimize sâdık kalalım; nikâhsız
birlikteliklerden, zinâdan ve fuhşiyattan uzak duralım. Hz. Ömer’in: “Hanımım, ateşle benim aramda
bir perdedir. Kalbim, haramdan onunla sükûnet
bulur.” sözünü hiç unutmayalım. Âile içinde oluşabilecek sorunları, “Allah’ın en sevmediği helâl
olan”(3) boşanmaya kadar varmadan, büyük bir
kararlılıkla ve sabırla, tutarlı bir anlayışla ve hoşgörüyle aşmaya çalışalım. Âile içi şiddetten kesinlikle
uzak duralım. Âile fertlerimizin bize Yüce Allah’ın
birer emâneti olduğunu aslâ unutmayalım. Âile içi
mahremiyete dikkat edelim; âile sırlarımızı koruyalım. Unutmayalım ki, kişinin cenneti, evidir. Evimizi
dünyadayken bile bir cennet bahçesi hâline getirmeye, yani asıl cenneti kazanacak bir yuva oluşturmaya
çalışalım. Bu konuda Yüce Allah’ın ve O’nun Elçisinin kutlu sözlerinden birkaçını hatırlatarak hutbeme son vermek isterim:
“Kadınlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer
elbisesiniz.”(5) “Hiçbir baba, çocuğuna güzel terbi-
yeden daha kıymetli bir bağışta bulunmamıştır.”(6)
“Çocuklarınıza, yedi yaşına geldiklerinde namaz
kılmayı emredin.”(7) “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve
çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a
karşı gelmekten sakınanlara önder eyle!”(8)
Hazırlayan : Hatice ÖGKE Antalya İl Vâizi
Redaksiyon : İl İrşat Kurulu
_______________________________________________________________________
(1) Ebu Dâvud, Edeb 130. (2) Buhârî, Ahkâm 1; Müslim, İmâret 20. (3) Ebû Dâvud, Talâk 3.
(4) Nisâ, 4/19. (5) Bakara, 2/187. (6) Tirmizî, Birr ve sıla 33. (7) Ebû Dâvud, Salât 417.
(8) Furkan, 25/74.
Download

يَا أَي ُّهَا ال َذِينَ آمَنُّوا قُّوا أَنفُّسَكُّمْ وَأَهْلِي كُّمْ