T.C.
AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI
Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği
29. RİG TOPLANTISI BASIN BİLDİRİSİ
2003 yılında oluşturulan Reform İzleme Grubu’nun (RİG) 29. Toplantısı,
Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Mevlüt Çavuşoğlu’nun ev
sahipliğinde, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Dışişleri Bakanı Prof. Dr.
Ahmet Davutoğlu ile İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın katılımıyla
gerçekleşmiştir.
Toplantıya ayrıca TBMM İçişleri Komisyonu Başkanı Mehmet Ersoy,
Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkanı Mehmet Tekelioğlu, TürkiyeAB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Afif Demirkıran ile
Başbakanlık Müsteşarı Fahri Kasırga katılmışlardır. Türkiye İnsan
Hakları Kurumu Başkanı Dr. Hikmet Tülen ve İnsan Hakları Kurulu üyesi
Dr. Levent Korkut da katılmışlardır.
Reform İzleme Grubu Toplantısı, Avrupa bütünleşmesi fikrinin
tohumlarının atıldığı Schuman Deklarasyonu’nun yıldönümü olan 9
Mayıs Avrupa Günü’nde düzenlenmiştir. Tüm Avrupa vatandaşlarının
Avrupa Günü’nü kutlarız.
Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da belirttiği üzere, 2014
yılı, Türkiye için temel hak ve özgürlüklerin daha da güçlendirilmesine
yönelik birçok reformun hayata geçirileceği AB yılı olacaktır.
2013 yılı, iktidara geldiğimiz günden beri kararlılıkla sürdürdüğümüz
demokrasi yürüyüşümüzün dönüm noktalarından biri olmuştur. 30 Eylül
2013 tarihinde Başbakanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından
kamuoyu ile paylaşılan Demokratikleşme Paketi AB’ye üyelik
sürecimizin önemli bir kısmını oluşturan “siyasi kriterler” ve Yargı ve
Temel Haklar Faslı (23.Fasıl) ile doğrudan bağlantılı olup, Cumhuriyet
tarihimizin tartışmasız en cesur ve en kapsamlı reform paketlerinden
biridir.
Vatandaşlarımızın AB ülkelerine en geç 3,5 yıl sonra vizesiz seyahat
hakkına kavuşmasının ve AB ile aramızda önemli bir psikolojik engelin
aşılmasının ilk adımı olarak nitelendirebileceğimiz Vize Serbestisi
Diyaloğu’nu 16 Aralık 2013 tarihinde Ankara’da resmi olarak başlattık.
Aynı gün, Türkiye ile Avrupa Birliği arasında Geri Kabul Anlaşması’nı
(GKA) da imzalayarak Adalet, Özgürlük ve Güvenlik Faslında
(24.Fasıl) önemli bir adım atmış olduk.
2013 yılı demokratikleşme ve reform sürecinde izlediğimiz kararlı
politikaların sonucunda müzakere sürecine ilişkin somut ilerlemeleri de
beraberinde getirmiş ve müzakere sürecimize yeni bir ivme
kazandırmıştır. 3,5 yıl aradan sonra, 5 Kasım 2013 tarihinde Bölgesel
Politika ve Yapısal Araçların Koordinasyonu Faslı (22.Fasıl)
müzakerelere açılmıştır.
Son 1 yıl içerisinde gerçekleştirdiğimiz reform çalışmaları, Avrupa
Komisyonu tarafından hazırlanan 2013 yılı İlerleme Raporunda da yer
almış, Hükümetimizin demokratikleşme sürecine ve reformlara
bağlılığının altı çizilmiştir.
Öte yandan, son dönemde ülkemizde yaşanan bazı olayların AB başta
olmak üzere uluslararası arenadaki yansımalarını da üzüntü ve
şaşkınlıkla takip etmekteyiz.
Ülkemizde gerek Demokratikleşme Paketi gerekse diğer reform
çalışmaları çerçevesinde her geçen gün gelişen ifade ve basın
özgürlüğü, toplanma ve örgütlenme özgürlüğü gibi temel hak ve
hürriyetlerle ilgili olarak AB üye ülkeleri ve AB yetkilileri tarafından halen
süreci istismar eden çevrelere cesaret veren açıklamaların yapılması ne
yazık ki anlaşılabilir bir durum değildir.
Türkiye’nin Kopenhag Siyasi Kriterlerini karşıladığı AB tarafından da
teyit edildiği cihetle Türkiye-AB katılım müzakereleri artık teknik bir
süreç olarak kabul edilmelidir.
Yarım asrı aşkın süre önce çıktığımız AB yolculuğunda özellikle son 12
senedir temel siyasi reformların yerine getirilmesinden toplumun farklı
kesimlerinin sürece dâhil edilmesine kadar çok önemli adımlar attık.
Türkiye'nin bu gayretlerine rağmen, ne yazık ki bazı üye ülkelerin
tamamen siyasi mülahazalarla önümüze çıkardığı engeller nedeniyle
müzakere sürecinin mevcut durumu kaydettiğimiz gelişmeleri
yansıtmamaktadır.
Türkiye’nin AB müzakere sürecinde, hâlihazırda fasılların 17’si AB
Konseyi veya bazı üye ülkelerin siyasi nitelikli, tek taraflı engellemeleri
nedeniyle bloke edilmiş durumdadır.
Halihazırda Türkiye-AB ilişkilerindeki en önemli ve öncelikli mesele
ülkemizle hiçbir ilgisi olmayan siyasi engellerdir.
Kaydedilen gelişmeler çerçevesinde, gerek Avrupa Komisyonu
tarafından
yayımlanan
İlerleme
Raporu
gerekse
Avrupa
Parlamentosu’nun son iki raporunda yer alan, Yargı ve Temel Haklar
başlıklı 23. Fasıl ile Adalet, Özgürlük ve Güvenlik başlıklı 24. Faslın
açılması gerektiği konusundaki görüşleri paylaşıyor, AB’yi bu Fasılları
açmaya davet ediyoruz.
Milletimizin ve Hükümetimizin Avrupa Birliği’nden beklentisi ve samimi
arzusu artık bu sürecin hak ettiği zeminde ilerlemesidir.
Tüm fasıllarla ilgili olarak, Avrupa Birliği Bakanlığı koordinasyonunda
ilgili tüm kamu kurum ve kuruluşlarımızın katkılarıyla fasıl bazında
öncelikli olarak yapılması gereken çalışmaları ortaya koyan ve 20142016 yıllarını kapsayan “Avrupa Birliği’ne Katılım için Ulusal Eylem
Planı” hazırlanmasına karar verdik. Avrupa Birliği’ne Katılım için Ulusal
Eylem Planı” ile hem AB müktesebatına uyum bakımından
önceliklerimizi belirleyeceğiz hem de müktesebat uyumundaki mevcut
durumu ve gelişmeleri daha sağlıklı izleyebileceğiz.
29. RİG Toplantımızda alınan kararları da bu vesileyle basın
mensuplarımızla ve kamuoyumuzla paylaşmak istiyoruz.
Türkiye’nin uluslararası alanda önemi haiz sözleşmelere taraf olması
konusunu da bu toplantımızda değerlendirdik. Türkiye’nin imzalamış
olduğu ancak henüz onay sürecinin başlamadığı tüm sözleşmeler
önümüzdeki süreçte ele alınacak ve uluslararası alanda ortak
sorunlarda etkin işbirliği ile bireylerin hak ve özgürlüklerini güçlendirmeyi
amaçlayan bazı sözleşmelerin onay süreci kısa sürede başlatılacaktır.
Hükümetimiz, demokratikleşme ve siyasi reform sürecine olan
bağlılığını ve kararlılığını son üç yılda çıkarılan beş Yargı Reformu
Paketi ve Demokratikleşme Paketi ile bir kez daha göstermiştir.
Demokratikleşme Paketi çerçevesinde, kamuda başörtüsü yasağı
kaldırılmış, geçtiğimiz yıl ortaokullarda son verilmiş olan öğrenci andı
uygulamasına ilkokullarda da son verilmiş, Midyat Süryani Deyrulumur
Mor Gabriel Manastırı Vakfı’nca başvuruda bulunulan ve bahsekonu
Manastırın etrafında yer alan taşınmazın, Vakıflar Meclisi’nin kararı ile
sözkonusu Vakfın adına tesciline karar verilmiş, Nevşehir
Üniversitesi’nin ismi, Nevşehir Hacı Bektaşi Veli Üniversitesi olarak
değiştirilmiştir. Ayrıca, Roman Dili ve Kültürü Enstitüsü’nün Trakya
Üniversitesi bünyesinde kurulması YÖK kararı ile kararlaştırılmıştır.
Bunun yanı sıra, Demokratikleşme Paketi'nde yer alan ve kanun
değişikliği gerektiren düzenlemeleri içeren 6529 sayılı Temel Hak ve
Hürriyetlerin Geliştirilmesi Amacıyla Çeşitli Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun, 13 Mart 2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Bu Kanun kapsamında, nefret suçu ile ilgili düzenleme yapılması,
yaşam tarzına saygının güvence altına alınması, özel okullarda farklı dil
ve lehçelerde eğitim yapılmasına olanak tanınması, seçimlerde faklı dil
ve lehçelerde propagandanın serbest hale gelmesi ve siyasi partilere
devlet yardımının kapsamının genişletilmesi gibi, özgürlük ve demokrasi
standartlarımızı çok daha ileri düzeye taşıyan düzenlemeler hayata
geçirilmiştir.
Ayrıca, Demokratikleşme Paketi kapsamında yer alan Kişisel Verilerin
Korunması Kanun Tasarısı ile Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik
Kurulu Kanun Tasarısı’na yönelik çalışmalar kararlılıkla devam
etmektedir.
2009 yılında Adalet Bakanlığımızca hazırlanan ve büyük bir kısmı
gerçekleşen Yargı Reformu Stratejisi’nin revizyon çalışmaları şeffaf
ve katılımcı bir anlayışla sürdürülmektedir.
Kamuoyunda Beşinci Yargı Reformu Paketi olarak anılan 6526 sayılı
Kanun ile “özel yetkili mahkemeler” olarak bilinen Terörle Mücadele
Kanunu 10. maddesi kapsamında görev yapan ağır ceza mahkemeleri
kaldırılmış ve bu mahkemelerde görülmekte olan davalar genel yetkili
ağır ceza mahkemelerine devredilmiştir.
Ayrıca bu Kanunla; azami tutukluluk süresi 10 yıldan 5 yıla düşürülmüş,
taşınmazlara, hak ve alacaklara el koyma, iletişimin denetlenmesi, gizli
soruşturmacı görevlendirilmesi, teknik takip ve izleme kararlarının
verilmesi şartları zorlaştırılmış ve bu tedbirlerin uygulanmasına ilişkin
süreler kısaltılmıştır. Gözaltı, tutuklama ve arama gibi soruşturma
tedbirlerine karar verilebilmesi için “somut delil” kriteri getirilmiştir.
Bunların yanı sıra; bilgisayarlardaki verilere el konulduğu takdirde
kişinin istemi aranmaksızın bilgisayardaki bütün verilerin yedeğinden bir
kopyanın şüpheliye verilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Bu Kanundaki en
önemli değişikliklerden birisi de, savunmanın güçlendirilmesi açısından,
müdafiin dosya içeriğini inceleyebilmesi konusundaki kısıtlamanın
kaldırılmasıdır.
Yapılan reform çalışmaları sonucunda, mahkemelerdeki iş yükü azalmış
ve cezaevlerindeki tutukluların genele oranı % 14’e kadar gerilemiştir.
Türkiye bu konuda, birçok AB üyesi ülkeden çok daha iyi bir duruma
gelmiştir.
Son zamanlarda, ‘tutuklu gazetecilerle’ ilgili yayımlanan raporlar
konusunda,
doğru
bilgi
paylaşılmasında
yarar
olduğu
değerlendirilmektedir. Farklı veriler içeren raporların tümü, ismi geçen
kişilerden, avukatlarından ve bu alanda faaliyet gösteren kimi
kuruluşlardan toplanan bilgilere göre hazırlanmaktadır. Bu tür
kuruluşlardan birisinin yayımlamış olduğu son tutuklu gazeteciler
listesinde, 44 isim yer almaktadır. Bu isimler ile cezaevi verileri
karşılaştırıldığında; 18 kişinin yargılamasının tamamlandığı ve
haklarında hüküm verildiği, 11 kişinin yargılanmasına tutuklu olarak
devam edildiği, 14 kişinin değişik tarihlerde tahliye olduğu ve 1 kişinin
ise ceza infaz kurumlarında kaydına rastlanmadığı görülmüştür.
Yargılaması tamamlanmış olanların hüküm aldıkları eylemler ve
yargılaması devam edenler hakkındaki iddianamelerdeki isnatlar
incelendiğinde,
hiç
birisinin
gazetecilik
faaliyetinden
dolayı
yargılanmadığı görülecektir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanunu’nun iptal edilen
maddeleriyle ilgili olarak gerekli düzenlemeler Anayasa Mahkemesinin
gerekçeli kararının Resmi Gazete’de yayımlanmasını müteakip
yapılacaktır.
Bu vesileyle hatırlatmak isteriz ki, ülkemizde son 12 yılda
gerçekleştirilen, hukuk devleti, güçler ayrımı, yargının tarafsızlığı ve
bağımsızlığını güçlendirme yönünde yapılan kimi reformlar görmezden
gelinerek, HSYK ile ilgili birçok AB ülkesiyle paralellik arz eden kanun
değişikliğinin uygulamaya yansımaları dahi görülmeden eleştirilere
maruz kalması hakşinas bir tutum değildir.
Şu bilinmelidir ki, yargının tarafsızlığını, dış bağımsızlığı kadar iç
bağımsızlığını da dikkate alan yargı reformlarımızı sürdürmeye devam
edeceğiz.
Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Avrupa İnsan Hakları
Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ihlal kararlarına konu alanlarda
sorunların ortadan kaldırılmasına yönelik olarak alınması gereken
önlemler, gerçekleştirilmesi öngörülen faaliyet ve düzenlemeler ile
bunların gerçekleştirilmesinden sorumlu kurumların yer aldığı Avrupa
İnsan Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı, 1
Mart 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
Eylem Planı’nın kabul edilmesi ile AB’ye katılım müzakerelerimizde
Yargı ve Temel Haklar Faslının gayrıresmi açılış kriterlerinin tamamı
karşılanmış olmaktadır. Müteakip dönemde, söz konusu Planda
belirlenen hedeflerin yerine getirilmesi amacıyla uygulama sürecinin
yakından takip edilmesi önem arz etmektedir.
Özellikle Üçüncü ve Dördüncü Yargı Reform Paketleri ile ifade ve basın
özgürlüğünü sınırlayan mevzuat hükümleri uluslararası insan hakları
standartları ile uyumlu hale getirilmiştir. Avrupa Konseyi ile işbirliği
halinde tamamlanan “Türkiye’de İfade ve Medya Özgürlüğü Projesi”
başta olmak üzere son dönemde gerçekleştirilen çok sayıda proje ve
farkındalık geliştirme faaliyeti neticesinde hâkim ve Cumhuriyet
savcılarının konuya daha özgürlükçü perspektiften yaklaşmaya
başladıkları uygulamada gözlemlenmektedir. Atılan bu adımların
uygulamadaki etkisi yakından izlenmeye devam edilerek ifade ve
medya özgürlüğünün en geniş manada sağlanması için Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesi Eylem Planı doğrultusunda
gerekli önlemlerin alınmasına kararlılıkla devam edilecektir.
Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulan ve 2013 yılı Şubat ayından bu
yana faaliyet gösteren İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığına
bu güne kadar yapılan müracaat sayısı 5415’e ulaşmıştır. Komisyon, bu
başvurulardan yaklaşık 4040’ı hakkında karar vermiştir. AİHM de vermiş
olduğu muhtelif kararlarıyla, öncelikli olarak, İnsan Hakları Tazminat
Komisyonu’na başvurulması gerektiğini işaret ederek, toplam 4755
başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Komisyonun yetki alanı 16 Mart
2014 tarihli Bakanlar Kurulu kararı ile genişletilmiştir, böylelikle 1700
başvurunun daha AİHM gündeminden düşmesi beklenmektedir. Bu
çalışmalar sonucunda, AİHM tarafından yayımlanan 28 Şubat 2014
tarihli istatistiklere göre, Türkiye derdest dosya sayıları bakımından
uzun süredir bulunduğu 2. sıradan 5. sıraya düşmüştür. Ayrıca, 10.000
kişi başına düşen başvuru sayısı bakımından 2012 yılı sonu itibarıyla
1.22 oranıyla ülkemiz 47 üye ülke arasında 15. sırada yer almakta iken
2013 yılı sonunda bu oran 0.47’ye gerilemiş ve ülkemiz 30. sıraya
düşmüştür.
28 Ocak 2014 tarihinde yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile Türkiye
İnsan Hakları Kurumu, İşkenceye ve Diğer Zalimane, Gayriinsani veya
Küçültücü Muamele veya Cezaya Karşı Birleşmiş Milletler
Sözleşmesi’ne Ek İhtiyari Protokolü (OPCAT) kapsamında öngörülen
görevleri yerine getirmek ve yetkileri kullanmak üzere ulusal önleme
mekanizması olarak belirlenmiştir. Bu çerçevede, Türkiye İnsan Hakları
Kurumu’nun ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirebilmesi
amacıyla idari ve kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi çerçevesinde
yürütülen çalışmalar devam etmektedir.
İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan Kolluk Gözetim Komisyonu’nun
kurulmasına ilişkin Kanun Tasarısı TBMM gündemindedir. Söz konusu
Komisyonun kurulması ile kolluk personeli hakkındaki insan hakları
ihlallerine ilişkin iddia ve şikâyetlerin daha etkin ve hızlı soruşturulması
amaçlanmaktadır.
Özellikle toplumumuzun büyük hassasiyet gösterdiği son dönemde
artan, çocuklara karşı cinsel saldırı ve istismar vakalarını da
toplantımızda ele aldık. Türk Ceza Kanununun “Cinsel Dokunulmazlığa
Karşı Suçlar” bölümünün ilgili maddelerinde düzenlenen suçlarla ilgili
olarak ortaya çıkan sorunların caydırıcı cezalar ile ortadan kaldırılması
amacıyla hazırlanan Tasarının en kısa zamanda TBMM’ye sevk
edilmesi kararlaştırılmıştır.
TBMM’nin gündeminde yer alan Engellilerin Haklarına İlişkin
Sözleşme’ye Ek İhtiyari Protokol’ün Onaylanmasının Uygun
Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı’nın yasalaşması, ülkemizde engelli
vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinden tam olarak yararlanmasına
yönelik devam eden çalışmalarımızı tamamlayıcı nitelikte olacaktır.
Şiddet suçu mağdurlarının korunması amacıyla Adalet Bakanlığı
bünyesinde oluşturulan Bilim Komisyonu çalışmalarını sürdürmektedir.
Demokratikleşme Paketi'nde düzenlenen konulardan biri de toplanma
ve örgütlenme özgürlüğüdür.
Ülkemizde toplanma ve örgütlenme özgürlüğü standartları ve
uygulamalarının geliştirilmesine yönelik çalışmalara Avrupa İnsan
Hakları Sözleşmesi İhlallerinin Önlenmesine İlişkin Eylem Planı
doğrultusunda devam edilmektedir.
Türkiye ile AB arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması’nın
uygulamasından doğacak maddi külfetin paylaşımına ilişkin Katılım
Öncesi Mali Yardım Aracı (IPA) dışında AB’nin finansal araçları dahil
tüm imkanlardan yararlanmamızın, düzensiz göçle mücadelede “yükpaylaşımı” ilkesi uyarınca gerekli olduğunu değerlendiriyoruz.
11 Nisan 2013 tarihinde yürürlüğe giren Yabancılar ve Uluslararası
Koruma Kanunu kapsamında kurulan Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün
idari ve kurumsal kapasitesinin geliştirilmesi ve Kanunda öngörülen
yeniliklerin hayata geçirilmesi için yapılan çalışmalar devam etmektedir.
Bu çerçevede İnsan Ticaretinin Önlenmesi ve Mağdurların Korunması
Hakkında Kanun Tasarısı Taslağı’nın hazırlanmasına yönelik
çalışmalara da İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda devam edilmektedir.
Sınır Güvenliği Kanun Tasarısı Taslağı hakkındaki çalışmalar İçişleri
Bakanlığı tarafından sürdürülmektedir.
Avrupa Konseyi Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmenin
Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun, 2 Mayıs 2014
tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanmıştır. Bu Sözleşmeye taraf
olunmasıyla ülkemiz, Avrupa Konseyi çerçevesinde oluşturulan ortak
hukuk sistemine sanal ortamda işlenen suçlarla mücadele alanında da
dahil olacaktır.
Sayın Başbakanımızın 23 Nisan 2014 tarihinde yayımladıkları ve ilk
defa Ermeni vatandaşlarımıza ve tüm Ermenilere doğrudan hitap eden
taziye mesajı hem içeriği hem zamanlaması hem de vurguları itibariyle
bir dönüm noktası olmuş ve uluslararası toplumda takdirle
karşılanmıştır. Tarihine tüm boyutlarıyla sahip çıkan özgüven ve kudret
sahibi bir devletin şefkatli ve empati yüklü bakış açısı Sayın
Başbakanımızın mesajında vurgulanmaktadır.
Ülkemizi çağdaş medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma konusundaki
kararlılığımızın temel unsurlarından biri olan siyasi reform sürecinin
devamını ve reformların etkin bir şekilde uygulanmasını sağlamak ve
takip etmek amacıyla oluşturulan RİG’in, 30. Toplantısının, Temmuz
ayında Gaziantep’te düzenlenmesi kararlaştırılmıştır. 
Download

TC AVRUPA BİRLİĞİ BAKANLIĞI Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliği