ORMANCILIKTA SERTİFİKASYON ÜZERİNE BAZI
DEĞERLENDİRMELER
Arş. Gör..İdris DURUSOY*
Doç. Dr. Mustafa Fehmi
TÜRKER* Doç. Dr. Emin Zeki BAŞKENT**
*KTÜ Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Ekonomisi Anabilim Dalı
**KTÜ Orman Fakültesi, Orman Mühendisliği Bölümü, Orman Amenajmanı Anabilim
Dalı
61080-TRABZON
E-Posta Adresleri: [email protected], [email protected], [email protected]
ÖZET
Doğal kaynaklar ve özellikle orman kaynakları üzerinde gözlemlenen olumsuz
gelişmelerin ulusal sınırları aşan olumsuz etkileri sonucunda, uluslararası
bilinçlenme artmış ve çözüm yolları bu boyutta aranmaya başlanmıştır. Bu
kapsamda dünya ormancılığında, orman kaynaklarında gelecek nesillerin de hak
sahibi olduklarının bilincine varılarak sürdürülebilir orman işetmeciliği ilke ve
politikalarının izlenilmesi kararlaştırılmıştır. Bu gelişmelerin sağlanması, gerekli
önlemlerin belirlenmesi ve uygulanabilmesi için özellikle üretim faaliyetlerinin
kontrol altına alınmak suretiyle gerçekleştirilmesi ve çevreye olan etkilerinin asgari
düzeyde tutulması amacıyla uluslararası, ulusal ve bölgesel düzeylerde
sürdürülebilir orman işletmeciliği ölçüt ve göstergeleri geliştirilmiştir.
İşte orman sertifikasyonu, orman işletmeciliği faaliyetlerinin saptanan ölçüt ve
göstergelere göre değerlendirilmesi ve teftiş edilmesi imkanını sağlayan bir süreci
ifade etmektedir. Bu sayede orman kaynaklarının sürdürülebilir yönetiminin
garantiye alınması amaçlanmaktadır. Dünya ormancılığında gerçekleşen bu
gelişmelerden ülkemiz orman kaynakları ve ormancılığının soyutlanması
düşünülemez. Bu itibarla ülke ormanları ve ormancılığının özellikleri dikkate
alınmak suretiyle, gerekli adımların sağlıklı bir şekilde atılması gerekmektedir.
Anahtar Kelimeler : Orman Kaynakları, Sürdürülebilir Orman İşletmeciliği, Sürdürülebilir
Kalkınma, Orman Sertifikasyonu, Ölçüt ve Göstergeler, Türkiye Ormancılığı.
SOME EVALUATIONS ON FOREST CERTIFICATION
ABSTRACT
There has been increased depletion of natural resources particularly forests. With
the global negative effects of such depletion, environmental awareness has
increased and solutions to this problems have been explored at various decision
and policy levels. The importance of sustainable management of forests to meet
the needs of present and future generations has been recognized and the
principles and policies identified. Criteria and indicators of sustainable forest
management have been developed at global and regional scale in order to achieve
the goals, to define and implement required measures, to control and reduce the
destructive enviromental effects of harvesting operations.
Forest certification is a process by which forest management activities can be
asssesed and audited against defined criteria and indicators. By this process,
sustainably mananging of forest resources are guarenteed. Turkish forestry and
forests can not be isolated from such global initiatives related to implementation of
sustainable forest management. Thus, required progresses should be made
carefully for Turkish forestry and forests.
Key Words: Forest Resources, Sustainable Forest Management,
Develeopment, Forest Certification, Criteria and Indicators, Turkish Forestry.
Sustainable
1. GİRİŞ
İnsanoğlu doğa ile sürekli bir ilişki içerisinde olagelmiştir. Bu ilişkilenme özellikle 20.
yüzyılda doğal çevre aleyhine birtakım olumsuzlukları beraberinde getirmiştir.
Uluslararası boyutlara varan bu olumsuzluklar toplumları alarma geçirmiş, söz konusu
gelişmelerin nedenlerinin belirlenmesi ve gerekli önlemlerin alınması yoluna gidilmeye
başlanılmıştır.
Orman kaynakları da çeşitli nedenlerle tahriplere maruz kalmaktadır. Nitekim bir
yandan nüfusun artması diğer taraftan teknolojik ve ekonomik kalkınma yarışlarının
ivme kazanması, tüm doğal sistemlerde olduğu gibi orman ekosistemleri üzerinde de
olumsuz etkilere sebebiyet vermiştir.
Ülke sınırlarını tanımayan ve doğal kaynaklar üzerinde gelişen bu olumsuz etkiler,
uluslararası düzeyde çözümler aranmasını zorunlu kılmış, nitekim 1992 yılında Rio'da
düzenlenen “Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma” konferansı bu girişimler için bir
başlangıç noktası teşkil etmiştir. Konferansta çevre ile ekonomi arasında uzlaşmanın
sağlanmasının gerekliliği üzerinde durulmuş, klasik kalkınma anlayışından farklı olan
"sürdürülebilir kalkınma" politikalarının izlenmesi kararlaştırılmıştır.
Sürdürülebilir kalkınma ekonomik kalkınmadan farklı olarak; çevre kalitesi, nüfusun sağlık
ve eğitim standartlarından oluşan yaşam kalitesini içermektedir. Sürdürülebilir kalkınma,
gelecek kuşakların ihtiyaçlarını karşılayabilmelerini tehlikeye sokmaksızın, bugünkü
kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayan kalkınmadır. Sürdürülebilir kalkınmanın amaçları
ekonomik, toplumsal ve ekolojik amaçlar olarak ayrıldığında, ekonomik büyüme ve etkinlik
ekonomik amaçlar olarak görülmektedir. Toplumsal amaçlar eşitlik ve yoksulluğun
azaltılmasını ifade ederken, doğal kaynak planlaması ekolojik amaçları tanımlamaktadır
(İŞGÜDEN ve ark., 1999).
Uluslararası gündemde doğal kaynakların ve özellikle orman ekosistemlerinin
üzerinde gözlemlenen olumsuz gelişmelerin önlenebilmesi amacıyla, bu kaynaklarda
gelecek nesillerin de hak sahibi olduklarının bilincinde olmak suretiyle, ekolojik,
sosyal ve ekonomik fonksiyonlarının devamlı bir şekilde toplumun hizmetine sunacak
şekilde işletilmesini ifade eden; "sürdürülebilir orman işletmeciliği" ilke ve
politikalarının izlenmesi kararlaştırılmıştır.
Bu noktada, orman ekosistemlerinin işletiminin ekolojik, sosyal ve ekonomik işlevleri
dikkate alınarak sürdürülebilir bir tarzda gerçekleştirilmesi ve çevreye olan etkilerinin en
düşük düzeyde tutulması amacıyla uluslararası, ulusal ve bölgesel düzeylerde ölçüt ve
göstergeler olarak ifade edilen standartlar dizisi geliştirilmiştir. Orman sertifikasyonu ise,
bir orman işletmesi bünyesinde yapılan tüm orman işletmeciliği faaliyetlerinin bağımsız bir
kurum tarafından, belirlenen söz konusu standartlara göre değerlendirilmesi ve teftiş
edilmesini mümkün kılan bir süreci ifade etmektedir.
Bu bildiri kapsamında, öncelikle sertifikasyonun ortaya çıkış sürecinde tanımlanan
ölçüt ve göstergelere ilişkin açıklamalarda bulunulmuştur. Ardından sertifikasyon
sisteminin amaçları, belirgin özellikleri, uygulanılması süreci ve ekonomik kapsamı
hakkında açıklamalarda bulunulmuştur. Son olarak ise, genel olarak sertifikasyon
sisteminin etkileri ve Türkiye ormancılığı, karşılıklı etkileşim içerisinde ele alınacaktır.
2. SÜRDÜRÜLEBİLİR ORMAN İŞLETMECİLİĞİ GÖSTERGE VE ÖLÇÜTLERİ
İLE İLGİLİ GELİŞMELER
Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı’nın hızlandırdığı ve de yönlendirdiği
girişimlerde, öncelikle “Sürdürülebilir Orman İşletmeciliği”nin tam olarak neyi ifade
ettiğini belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu amaçla uluslararası düzeyde kabul
gören sürdürülebilir orman işletmeciliğini tanımlamak amacıyla, ölçüt ve göstergeler
geliştirilmeye başlanılmıştır. Ölçüt ve göstergeler ve gelişim süreçleri sertifikasyon için
temel teşkil ettiğinden, öncelikle söz konusu gelişmelere ilişkin bilgiler verilecektir.
Ölçütler, sürdürülebilir orman işletmeciliğinin temel çıktılarını ve kapsamını belirleyen açık
bir şekilde tanımlanmış öğelerdir. Ölçütler ormanların çevresel, ekonomik ve sosyal
fonksiyonlarıyla ilişkili bir dizi değerleri yansıtmaktadır. Sürdürülebilir orman işletmeciliğini
karakterize etmek amacıyla geliştirilen ölçütlerin çoğu, ormanların sosyo-ekonomik
faydaları ve ölçütlere ölçülebilirlik kazandırmak amacıyla seçilirler. Her bir ölçüt birtakım
göstergelerle karakterize edilir ve alt düzeydeki bileşenler zaman içindeki değişimleri
kontrol edebilecek şekilde saptanmaktadır (BAŞKENT ve TÜRKER, 2000).
Bir sertifikasyon sistemi, belirlenen ulusal yahut uluslararası ana hedefler
doğrultusunda belirli gösterge ve ölçütleri kapsamaktadır. İşte bir sertifikasyon
kurumu, ilk olarak bu gösterge ve ölçütleri belirler. Belirlenen bu gösterge ve ölçütler
doğrultusunda, orman işletmeciliği faaliyetlerinin uygulanması ilkelerini düzenler
(BAŞKENT ve TÜRKER, 2002).
orman işletmeciliği ile ilişkili olarak saptanılmıştır.
Göstergeler,
Ölçüt ve göstergelerin belirlenmesi ile ilgili birçok bölgesel girişim mevcuttur. Bunlardan
ilki, "Sürdürülebilir Tropikal Orman İşletmeciliğinin Ölçülmesi İçin Ölçütler" olarak
adlandırılan ve tropikal ormanların sürdürülebilir işletimi için 5 ulusal ölçüt ve 6 işletme
düzeyi ölçütünün ortaya konulduğu çalışma olmuştur. Ayrıca UNCED 1992'de uzlaşılan
Orman Prensipleri, sürdürülebilir orman işletmeciliğinin belirlenebilmesi için ölçütlerin
belirlenmesi gerekliliğine dikkat çekmiştir (BRAND, 1997).
Eylül 1993'te Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı'nın bünyesinde Kanada hükümetinin
öncülüğü ile Ilıman ve Boreal ormanlarının sürdürülebilir işletilmesi için bir uzmanlar
toplantısı düzenlendi. Montreal'de düzenlenen bu toplantı ile, UNCED'de başlatılan
çalışmalar, uluslararası düzeyde kabul görecek bir sürdürülebilir orman işletmeciliği tanımı
geliştirilmesi suretiyle daha ileriye götürülmüştür. Ilıman ve Boreal ormanlarının
sürdürülebilir işletilmesi için ölçüt ve göstergelerin saptanması, birçok resmi ve özel
uluslararası kuruluş ve ülke tarafından kabul görmüştür. Toplantı çevresel korumaya ilişkin
genel uzlaşmalarla sonuçlanmıştır (BRAND, 1997).
Aralık 1993'te Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Japonya, Rusya, Birleşik Krallık,
Almanya ve Finlandiya gibi belli başlı hükümetlerin buluştuğu bir zirvede, bu sürecin,
Avrupa ülkelerinin "Avrupa Bakanlar Toplantısı"nın bünyesinde, Avrupa ormanlarının
sürdürülebilir işletilmesi için ölçüt ve göstergelerin saptanması ile devam ettirilmesi
karalaştırıldı (Helsinki Süreci). İlki 1990 yılında Strasbourg'ta, ikincisi Helsinki'de
(OB(AOKBK), 2000) gerçekleştirilen Avrupa'da Ormanların Korunması Bakanlar
Toplantısı'nın şekillendirdiği Helsinki süreci neticesinde, Haziran 1994'te, Montreal’de
yapılan toplantının sonuçlarına dayanan bir ölçüt ve göstergeler dizisi geliştirildi. Helsinki
sürecinde, Montreal'de oluşturulan 5 çevresel ölçüt kabul edildi ve "diğer sosyo-ekonomik
fonksiyonların ve koşulların sürdürülmesi" olarak ifade edilen, sürdürülebilir orman
işletmeciliği ile ilgili sosyo-ekonomik hususlara dikkat çekmek amacıyla altıncı bir ölçüt
geliştirildi. Altı ölçüte ilişkin olarak, toplam 27 tanımlayıcı gösterge ortaya konulmuştur.
Montreal süreci, Şubat 1995'te Ilıman ve Boreal ormanlarının sürdürülebilir işletimi için
ölçüt ve göstergelere ilişkin Santiago Deklarasyonu ile sonuçlandı. Bu belge, 7 ölçüt
içermektedir. İlk beşi Helsinki sürecindekilerle uyumlu olan çevresel ölçütlerden
oluşmaktadır. Altıncı ise, sosyo-ekonomik faydaları kapsamaktadır. Yedinci ölçüt,
Montreal'e özgü olan ve ormanların korunması ve sürdürülebilir işletimine yönelik yasal,
kurumsal ve ekonomik yapıya ait konuları içermektedir. Genellikle Montreal süreci
dokümanları, Helsinki'ye göre daha fazla özelleştirilmiş ve yedi ölçüt için 67 gösterge
tanımlanmıştır. Ayrıca birçok gösterge için mantıklı ve açıklayıcı ifadelere de yer
verilmiştir. Montreal sürecinin hemen sonrasında, 1998'in başlarında Orta Amerika, Yakın
Doğu ve Kurak Afrika süreçleri olarak anılan, üç bölgesel girişim daha başlatılmıştır.
Montreal sürecinin hemen sonrasında, Amazon Paktı ülkeleri Tarapato Önergesi
içerisinde, Amazon ormanları için 12 ölçüt ve bunlara ilişkin 80'den fazla göstergeden
oluşan, ölçüt ve göstergeler dizisi geliştirmişlerdir (BRAND, 1997). Aşağıda ülkemizin
katıldığı Helsinki ve Yakın Doğu Süreçleri ile Montreal sürecinde geliştirilen Ölçüt ve
Göstergeler bir tablo halinde, karşılaştırmayı kolaylaştıracak şekilde verilmiştir.
Tablo1: Helsinki, Montreal ve Yakın Doğu Süreçlerinde Tanımlanan Ölçüt ve Göstergeler
Not: Rakamlar ölçütlerin ilgili süreçlerdeki sıra numaralarıdır.
Helsinki Süreci
Montreal Süreci
Yakın Doğu Süreci
1. Orman kaynakları ve global
karbon değişimine olan
katkılarının geliştirilmesi ve
sürdürülmesi;
5. Ormanların global karbon
değişimine olan katkılarının
sürdürülmesi
1. Orman kaynaklarının
kapsamı
2. Orman ekosisteminin sağlık
ve yapısının sürdürülmesi;
3. Orman ekosistemlerinin
sağlık ve yapılarının
sürdürülmesi;
3. Sağlık hayatiyet, bütünlük
3. Ormanların üretim
fonksiyonlarının geliştirilmesi ve
sürdürülmesi;
2. Orman ekosistemlerinin
verimlilik kapasitelerinin
sürdürülmesi
4. Verimlilik kapasitesi ve
fonksiyonlar
4. Orman ekosistemlerindeki
biyolojik çeşitliliğin düzenli bir
şekilde geliştirilmesi ve
sürdürülmesi
1. Biyolojik çeşitliliğin
muhafazası;
2. Orman alanlarında
biyolojik çeşitliliğin
muhafazası
5. Ormanların koruma (özellikle
toprak ve su) fonksiyonlarının
düzenli şekilde geliştirilmesi ve
sürdürülmesi;
4. Toprak ve su kaynaklarının 5. Koruyucu çevresel
muhafazası;
fonksiyonlar
6. Diğer sosyo-ekonomik
işlevlerin sürdürülmesi;
6. Çok yönlü sosyo-ekonomik 6. Sosyo-ekonomik
hizmetlerin toplumun
fonksiyonların ve şartların
ihtiyaçlarını karşılayacak
korunması ve geliştirilmesi
şekilde
geliştirilmesi ve
uzun süreli sürdürülebilir
işletimi
7. Ormanların korunması ve
sürdürülebilir işletimine yönelik
yasal, kurumsal ve ekonomik
yapı
7. Yasal ve kurumsal
çerçeve
Görüldüğü gibi sürdürülebilir orman işletmeciliğini ekolojik, sosyal ve ekonomik
bileşenleri ile bir bütün olarak ortaya koyulmuştur. Ayrıca bu ölçütler ayrıntılı olarak
göstergeler ile tanımlanmıştır. Ölçütler ve göstergeler tüm süreçlerde birbirine oldukça
benzemektedir. Nitekim Helsinki sürecinde yasal ve kurumsal düzenlemelere ilişkin
ölçüt ayrıca değil, diğer ölçütler içerisinde tanımlanmıştır.
Sürdürülebilir orman işletmeciliğini soyut bir kavram olmaktan kurtarmak, bu
işletmeciliği betimleyecek açık ölçütlerin ve göstergelerin geliştirilmesi ile mümkün
olmaktadır. İşte sertifikasyon sistemi içerisinde, sürdürülebilirliğin değerlendirilmesini
sağlayacak olan bu araçların belirlenmesi, atılacak ilk adım olmaktadır.
3. SERTİFİKALANDIRMA SÜRECİ
Bu başlık altında, söz konusu problemlere çözüm getirebilecek bir mekanizma olarak
geliştirilen sertifikasyon sisteminin özellikleri, amaçları ve uygulanışına ilişkin bilgiler
verilecektir.
Son yirmi yıl içerisinde ormancılıkla ilgili problemler büyük bir artış göstermiştir.
Orman kaynakları hem nitelik hem de nicelik olarak bozulmalara maruz kalmıştır.
Özellikle Tropikal ve Boreal ormanları, bu hususta en fazla dikkati çeken bölgeler
olmuştur. Uygulanan politikalar, kurumsal hatalar ve ticaret bu problemlerin kaynağı
olarak gösterilmektedir (BASS, 1998).
Ormanların hızla azalması evrensel düzeyde bir endişe kaynağı olmuştur.
Ormansızlaşmanın bir çok sebebi olmasına rağmen, ticari üretimler problemin ana
nedeni olarak görülmektedir. Şüphesiz ki, gelir seviyesinin düşük olduğu ülkelerde,
mali kazanç potansiyelinin yüksek olduğu alanlar başta olmak üzere, ormanlık
bölgeler odun ürünleri ticaretine konu olmaktadır. Odun ürünleri piyasasının,
ormancılık aktivitelerinin olumsuz çevresel ve sosyal etkilerini azaltmada bir araç
olarak kullanılıp kullanılamayacağı sorgulanmaya başlamıştır (KIKER and PUTZ, 1997).
Sivil toplum örgütleri, odun ürünleri endüstrisi ve hükümet kuruluşları ile birlikte odun
ürünlerinin piyasada farklılaştırılmasına imkan sağlayacak bir kontrol mekanizması
geliştirmek için girişimlerde bulunmaktadırlar. “Ekolojik sertifikasyon”, “odun ürünleri
etiketleme ve sertifikasyonu”, “yeşil etiketleme” olarak adlandırılan bu mekanizmanın
esas fikri, tüketicilerin oldukça benzer özellikler taşıyan ürünlerin, birtakım ilave
bilgiler sağlandığı takdirde farklı ürünler olarak algılayacağı olmaktadır. Bu durumda
söz konusu ilave bilgi tanınan ve güvenilen bir kurum tarafından verilen, odun
ürünlerinin sosyal ve ekolojik olarak kabul edilebilir bir yolla üretildiğini belirten bir
teminat olmaktadır. Odun ürünlerini tüketicilerin gözünde farklılaştıran bu mekanizma
“sertifikasyon” olmaktadır (KIKER and PUTZ, 1997).
Sertifikasyon, bağımsız bir kurumun orman işletme faaliyetlerinin belli bir yönetim
biriminde gerekli standartlar dizisini gerçekleştirip gerçekleştirmediğini değerlendiren
bir süreç olarak tanımlanabilir. İdeal olarak bu standartlar bölgesel olarak belirlenmeli
ve uluslararası ilkelerle uyumlu olmalıdır. Eğer değerlendirmeler olumlu ise, bir
sertifika belgesi hazırlanır. Şayet odun ürünlerini ormandan nihai ürün aşamasına
kadar izleme olanağı mevcut ise, tüketicilere satın aldıkları ürünlerin sertifikalanmış
bir orman alanından geldiğini belirten bir etiket ürüne tatbik edilebilir. Ürünlerin bu
zincirleme hareketinin izlenmesi ve duruma ve nihai ürünün cinsine bağlı olarak
karmaşıklık ve zorluk derecesi değişen bir işlemdir. Aslında bu işlem sertifikasyonun
bir parçası değildir. Çoğu yazar orman sertifikasyonunun iki ana amacı üzerinde
hemfikirdir (VOLLEJO and HAUSELMANN, 2000);
™ Orman işletmeciliğinin çevresel, sosyal ve ekonomik kalitesini artırmak,
™ Sertifikalandırılmış orman birimlerinin yönetici / sahipleri için yararlarını güvence
altına almak.
Piyasa, sertifikasyon için esas dayanak noktası olmasına rağmen, diğer birtakım
faydalarından da söz edilmektedir:
™ Ormanların nasıl yönetilmesi gerektiği hakkında çok taraflı (katılımcı) anlaşmanın
olmasını sağlamak,
™ Koordinasyon, şeffaflık ve sorumluluğu artırmak,
™ Ticari avantajlar;
¾ İşletmenin yönetim faaliyetlerinin kalitesine dayanan faaliyetlerin uzun
dönem değerlerini ortaya koyan güvenilir göstergeler,
¾ Finansal ve çevresel performans arasındaki belirgin ilişki,
¾ İşletmenin maruz kaldığı çevresel risk ve sorumlulukların azalması, ve
¾ Uzun dönemde bir orman alanından üretilen toplam gelirin artış potansiyeli,
™ Kolaylıklar ve bağışlar yoluyla finansal kaynakların transferi
™ Çeşitli fon kuruluşlarına ulaşım (Dünya Bankası ve WWF (Worldwide Found for
Nature) gibi kuruluşlar orman sertifikasyonunu destekleyen projelere destek
vermektedirler).
Sertifikasyon işlemi, sadece arazide orman işletmeciliği faaliyetlerinin kontrolü ile
sınırlı kalmayıp; elde edilen ürünlerin ilk kaynağı olan meşcereden başlayıp, en son
satışın yapıldığı mağazaya kadar zincirleme kontrolünü sağlar. Örneğin, satışa
sunulan bir ürünün perakende satış deposundan geriye doğru üretim, transport ve
kesime kadar kademeli olarak bağlantısını kurarak, sertifika edilmiş bir planlama
biriminden gelip gelmediğini kontrol eder ve böylece tüketiciye güvence verir
(BAŞKENT VE TÜRKER, 2001).
İşletmeler açısından, güvenirlilik başarılı bir çevresel pazarlama stratejisinin temel yapı
taşlarındandır. Tüketiciler ormanların sürdürülebilir tarzda işletildiğinden emin olmak
istemektedirler. Bununla birlikte, işletmelerin kendilerini çevresel pazarlama stratejileri
sayesinde piyasada etkin bir şekilde farklılaştırması, düşük bir güvenirlilik düzeyi ile
mümkün olmamaktadır. İşte bu güvenirliliği artırmanın bir yolu da, orman sertifikasyonu
olmaktadır. Sertifikasyon 3 temel yapıda olabilmektedir: 1) Birinci şahıs sertifikasyon; bir
organizasyonun kendi sistemleri ve uygulamaları için bir içsel değerlendirmedir. 2) İkinci
şahıs sertifikasyon ise, bir müşteri veya ticari birlik tarafından yapılan değerlendirmedir. 3)
Üçüncü şahıs sertifikasyon; kabul edilmiş standartlara göre tarafsız bir kuruluş tarafından
bizzat alan üzerindeki değerlendirmeleri içermektedir (HANSEN, 1997).
Tüketiciler açısından en güvenilir olan sertifikasyon sistemi, üçüncü şahıs sertifikasyon
sistemi olmaktadır. Çünkü bir orman sahibi gönüllü bir şekilde bağımsız sertifikasyon
kurumundan ormanlarını denetlemesini istemektedir. Sertifikasyon kurumu, orman alanını
incelemekte ve işletmeciliğin belirlenen standart ve kriterlere açık bir şekilde uyduğunu
saptamaktadır. Üçünü şahıs sertifikasyon kurumlarının çoğu tüketicilere satın aldıkları
odun ürünlerinin sürdürülebilirlik ilkelerine uygun olarak yönetilmiş bir orman alanından
geldiğini ifade etmede bir araç görevi yapan "eko-etiketleme” de yapmaktadır (HANSEN,
1997).
Özetle sertifikasyon, bir orman işletmesi bünyesindeki orman işletmeciliği
faaliyetlerinin bağımsız bir kurum tarafından, belirlenen gösterge ve ölçütlere göre
değerlendirilmesi ve teftiş edilmesi imkânını sağlayacak bir süreci kapsamaktadır.
Böylelikle
orman kaynağının sürdürülebilir bir şekilde işletilmesini sağlamakta,
tüketicilere ürünlerin bu tarzda işletilen bir orman kaynağından geldiğini garanti
etmektedir (TÜRKER ve ark., 2001).
4. SERTİFİKASYONUN EKONOMİK BOYUTU
Sertifikasyonla ilgili araştırma çalışmalarının çoğu sertifikasyon sistemi içerisinde en
karmaşık husus olan, orman işletmeciliği faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini belirlenmesi
üzerine yoğunlaşmıştır. Sertifikalandırma hakkını kazanmak için gereken işlemlerin
yönetime yüklediği maliyetler ve potansiyel piyasa etkileri genellikle göz ardı
edilmiştir. Aslında bu iki husus, sertifikalı ürünlerin üreticileri ve tüketicileri için en
önemli hususlar olurken, sertifikasyonu destekleyen korumacı çevre grupları
açısından pek önem arz etmemektedir.
Orman sertifikasyonu üzerine yapılan sınırlı ekonomik analiz çalışmaları,
sertifikasyonla ilgili iki temel maliyetler dizisi üzerinde yoğunlaşmaktadır. Bunlardan
ilki direkt maliyetlerdir. Bunlar; müracaat, ilk teftiş, yıllık denetlemeler ve telif hakkı
gibi sabit maliyetleri içermektedir. Diğer maliyetler dizisi ise, dolaylı maliyetler
olmaktadır. Bu maliyetler, gözlem altına alınan işletme türü, büyüklüğü, ağaç serveti
ve her bir orman ekosisteminin yapısına bağlı olarak oldukça büyük değişiklik
göstermektedir. Ayrıca, sertifika kuruluşu seçimi de maliyetleri etkileyen diğer bir
husus olmaktadır (CARTER and MERRY, 1998).
Sertifikasyon maliyetlerine ilişkin olarak yapılan genel tahminler; büyük işletmeler
(200 000 ha’dan fazla) için direkt maliyetlerin hektarda $0.016 ile $0.20 arasında
değişmekte olduğunu ortaya koymaktadır. Yaklaşık 200 ha genişliğinde bir orman
işletmesi için direkt maliyetler, hektarda $2’a kadar çıkabilmektedir. Küçük ölçekli
üreticiler için, birlikte sertifikalandırma yoluna gidilerek ölçek ekonomisinden
yararlanılabilir ve bu sayede orman sahibi başına yaklaşık $200 maliyet kısıtlaması
yapılabilmektedir (CARTER and MERRY, 1998).
Sertifikasyonun toplam maliyetini belirleyebilmek için, dolaylı maliyetler de buna dahil
edilmelidir. Bu tür maliyetlerin ormanın yapısına ve uygulanan işletme şekline bağlı
olarak değişiklik göstermesi, genellemeler yapılmasını güçleştirmektedir. Bununla
beraber, dolaylı maliyetler, altı gruptan birisine dahil edilebilir: 1) Korumaya ayırmanın
maliyeti 2) Artan silvikültür ve hasat maliyetleri 3) Fayda ve maliyetlerin zamana farklı
dağılmasından kaynaklanan maliyetler 4) Üretim azalması sonucu oluşan maliyetler 5)
Artan planlama ve kontrol faaliyetleri sonucu oluşan maliyetler 6) Hedeflenen türler
veya ekosistemlerin belirlenmesi veya devamlılığının sağlanmasından kaynaklanan
maliyetler. Ayrıca bu altı sınıf, birbirinden bağımsız olmadığını ve gerektiğinde
entegrasyonların yapılabileceğini de belirtmekte fayda vardır. Doğal olarak üreticilerin
sertifikasyonu benimseyebilmeleri için faydaların masrafları aşacağına inanmaları
gerekmektedir. Bu itibarla, sertifikasyonun ekonomik faydalarının, sertifikalı ürün
piyasası ile sıkı bir ilişki içerisinde olduğu önemli bir gerçektir. Bu yüzden
sertifikasyonun piyasa ilişkileri çok iyi bir şekilde analiz edilmelidir.
Sertifikasyonun maliyetleri, düz arazilere sahip işletmelerde, yönetim faaliyetlerine çok
fazla etki yapmayacaktır. Sertifikalandırılan şirketler bu nedenle çok köklü değişiklikler
yapmaya gereksinim duymamalarına rağmen, orman envanterlerinin güncelleştirilmesi ve
Coğrafi Bilgi Sistemleri teknolojilerinin ilave edilmesi gibi ek masraflar söz konusudur.
Bununla beraber, ormancılık faaliyetlerinde önemli değişikliklerin yapılmasının gerekli
olduğu durumlarda maliyetlerde artışlar gündeme gelecek veya birtakım gelirlerden
vazgeçilecektir. Bu durum da ormanlarını sertifikalandırmaya istekli olan işletmelerin bu
isteklerini azaltacaktır (HANSEN, 1997).
Bu nedenle orman sertifikasyonunun kendisinden beklenen amacı gerçekleştirmesi,
sertifikalı ürün piyasasının varlığına ve büyüklüğüne bağlı olmaktadır. İsteğe bağlı bir
işlem olan sertifikasyonun işletmeler tarafından benimsenmesi, sertifikalandırmanın
beklenen ekonomik faydalar ve yönetim faaliyetlerine getireceği ek maliyetlerle sıkı bir
ilişki içerisinde olacaktır.
5. SONUÇ VE TARTIŞMA
Ülkemiz ormancılık sektöründe; başarının tanımlanmadığı ve değerlendirilmediği,
uzlaşmanın takdir edilmediği ve geçerli olmadığı, motivasyonun eksik olduğu,
personelin belli yerlere yığıldığı, rekabetin geçerli olmadığı pahalı çalışan bir
organizasyonun olduğu, kaynak olduğunda rastgele gerçekleştirilen, kaynak
olmayınca da durdurulan ormancılık yatırımlarının olduğu, yönetmelikler ve
talimatlarla merkezden yönlendirilen, buna bağlı olarak farklı sosyal, ekonomik ve
bölgesel özelliklere uyum sağlayamayan şablonlarla yönlendirilen ve alternatif gidiş
yollarını tartışmayan bir anlayış hakimdir (GERAY, 1989).
Günümüzde orman kaynaklarından çok amaçlı faydalanma ve bu kaynakları
sürdürülebilirlik ilkeleri çerçevesinde işletme, modern işletmeciliğinin değişmez öğeleri
arasında yer almaya başlamıştır. Sertifikasyon ile, orman amenajmanı planları yapım
sürecine sürdürülebilirliğin etkin bir şekilde dahil edilmesi mümkün olacaktır. Planların
yapımında toplumun orman kaynaklarına karşı değişen taleplerini dikkate alınmasının
yanı sıra, merkezi bir kararla dar çerçeveli tek tip işletme amaçları yerine, işletmenin
içinde yer aldığı çevre koşullarına bağlı olarak daha esnek ve de geniş bir çerçeveyle
belirlenmesi mümkün olabilecektir (BAŞKENT ve TÜRKER, 2001).
Ayrıca sertifikalandırma en üst düzeyde yani ulusal ormancılık politikası bağlamında
işlev görebilecek bir düzenlemedir. Başka bir deyişle, sektör politikasının hangi
doğrultuda, hangi önceliklerle ve araçlarla formüle edilmesi gerektiğini gösterebilen bir
olanak olarak dikkati çekmektedir (GERAY, 1999). Sertifikasyon sistemiyle ulusal
ormancılık politika ve stratejilerinin gerçekleştirilmesi etkinleştirilecek, bu konudaki
yetersizlikler orman işletmeciliğinin karakteristik özelliklerine uygun, etkili politika ve
stratejilerin oluşturulmasına yardımcı olacaktır (BAŞKENT ve TÜRKER, 2001).
Bu itibarla ormancılık sektörüne ilişkin yukarıda sıralanan aksaklıkları giderme ve
orman ekosistemlerinin işletmeciliğine ilişkin faaliyetlere etkenlik kazandırma
noktasında sertifikasyondan yararlanılması gerekmektedir. Bu amaçla öncelikle
sürdürülebilir
orman
işletmeciliğini
betimleyecek
ölçütler
ve
göstergeler
geliştirilmelidir. Bunu yaparken ülke orman kaynaklarının ekolojik, sosyal ve ekonomik
işlevleri göz önüne alınmalıdır. Ayrıca bölgesel olarak değerlendirmeler yapılarak, bu
düzeyde ölçüt ve göstergelerin saptanması da düşünülebilir.
Sertifikasyon, orman işletmeciliği açısından denetim işlevine de etkenlik
kazandıracaktır. Nitekim bağımsız kuruluşlar tarafından yapılan gerek arazide
gerekse işletme kayıtları üzerinde yapılan denetlemeler sertifikasyonun temelini teşkil
etmektedir. Kayıtlar üzerinde denetlemenin yanı sıra, özellikle arazide yapılan detaylı
incelemeler orman işletmelerinde oldukça önemli olmaktadır. Planlama süreçlerinde
işletme faaliyetlerinin çevresel ve sosyal etkilerinin de dikkate alınmasını, ayrıca
planlamaya orman işletmeciliği faaliyetlerinden etkilenen etki ve çıkar gruplarının dahil
edilmesini gerektirdiğinden, tekilcilikten ve taklitçilikten, katılımcığa geçmek suretiyle
planlama işlevinde de etkinlik sağlayacaktır.
Bu nedenlerden dolayı, ülkemiz ormancılığının sertifikasyon sisteminden geçmesi için
gerekli temellerin atılması gerekmektedir. Öncelikle sertifikasyonun ülkemiz ormanları
ve ormancılığı için yapabileceği etkileri dikkatle analiz edilmelidir. Aynı zamanda
sertifikasyondan beklenilen yararlar, maliyeti ve piyasa ilişkileri ortaya konulmalıdır.
Sertifikasyon için gereken ön şartların araştırılması ve teşkil edilmesi gerekmektedir.
Bu amaçla Türkiye ormanlarının sürdürülebilir işletmeciliği için ölçüt ve göstergeler
tüm boyutlarıyla ve katılımcı bir yaklaşımla belirlenmelidir.
KAYNAKLAR
Avrupa’da Ormanların Korunması Bakanlar Konferansı (AOKBK) Genel
Deklarasyon ve Kararlar, T.C. Orman Bakanlığı APK Kurulu Başkanlığı, Dış İlişkiler ve AB
Dairesi Başkanlığı, Kasım 2000, Ankara.
BASS, S., 1998, Introducing Forest Certification; A report prepared by the
Forest Certification Advisory Group (FCAG), European Discussion Paper 1, IIED,
London, UK.
BAŞKENT, E.Z.; TÜRKER, M.F.; 2000, Sürdürülebilir Ormancılığa Doğru:
Uluslararası Standardizasyon, Sertifikasyon ve Ulusal Ormancılık Stratejileri, Doğu
Anadolu Ormancılık Araştırma Müdürlüğü, Ormancılık Araştırma Dergisi, No:3,
Erzurum.
BAŞKENT, E.Z.; TÜRKER, M.F.; 2002, Ormancılıkta Sertifikasyonla İlgili
Gelişmeler, (İ.Ü. Orman Fakültesi Dergisine Yayınlanmak Üzere Gönderildi).
TÜRKER M.F., BAŞKENT E.Z., DURUSOY İ., 2001., Ormancılıkta Sertifikasyon:
Orman Kaynakları ve Orman İşletmeciliği Üzerine Etkileri, Uluslararası Gelişmeler ve
Türkiye Ormancılığında Gerekliliği ve Olabilirliği, I. Ulusal Ormancılık Kongresi, Türkiye
Ormancılar Derneği Yayını, Kongre Serisi No: 1, Ankara.
BRAND, D.G., 1997, Criteria And Indicators for The Conservation and
Sustainable Management of Forests: Progress to Date and Future Directions;
Biomass and Bioenergy, Vol: 13, No: 4/5, pp. 247-253,.
CARTER, D.C. and MERRY, F.D., Feb 1998, The Nature and Status of
Certification in the United States; Forest Products Journal;; Volume: 48; Issue: 2.
GERAY, U., 1989, Ormancılığın Çağdaş Çerçevesi,İ.Ü. Orman Fakültesi Dergisi,
Seri:B, Cilt:39, Sayı:4, 17-27, İstanbul.
GERAY, U., 1999, Türkiye’de Orman Sertifikalandırma Olabilirlik Raporu, 30s.
(Henüz Yayınlanmamıştır)
HANSEN, E.; Forest Certification; Forest Products Journal; Mar 1997;
Volume:47; Issue: 3.
İŞGÜDEN T., ERCAN F., TÜRKAY M., 1999, Gelişme İktisadı; Beta Basım-Yayım
Dağıtım A.Ş.
KIKER, C.F. and PUTZ, F.E., 1997, Ecological Certification of Forest Products:
Economic Challanges; Ecological Economics 20(1997), p.37-51.
VALLEJO, N., HAUSELMANN, P., June 2000, Institutional Requirements for Forest
Certification; A Manual for Stakeholders, PI Environmental Consulting/GTZ- Forest
Certification Project Working Paper 2.
Download

ormancılıkta sertifikasyon üzerine bazı değerlendirmeler some