OKUL ÖNCESİ DÖNEMDE ÇOCUKLARDA GÖRÜLEN
PROBLEM DAVRANIŞLAR VE UZMAN ÖNERİLERİ
Bu e-kitap sizlere Kidolindo tarafından
Liman Psikoloji uzmanlığıyla sunulmaktadır.
EDA EVDÜZEN ‘in Mesajı
Kidolindo’nun Kurucusu
Dünyanın en önemli ve anlamlı işini gerçekleştiren sevgili anneler&babalar;
Aslında çocukların her biri yeni bir evren kadar büyük ve derindir. Onları büyütürken kendi çocukluğumuza dönüp içsel
yolculuklarımızı sıklaştırırız. Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna dair pek çok fikri yeniden harmanlamamız gerekir. Çevre etkisine en
çok maruz kaldığımız dönem de yeni aile bireyinin katılmasıyla başlar. Herkesin her konuda fikri vardır ya! Bu büyük ve derin evrene
yani çocuğumuza sevgimizin yanında başka bilgiler de verip onu geleceğine nitelikli yetiştirme gayretimiz vardır. Hem eğlenmek, hem
öğrenmek-öğretmek, hem de bunların sağlıklı olması… Kidolindo, işte bütün bunları birleştiren, yoğun gündelik hayatınızda kolayca
bir araya getirmekte zorlandığınız eğitim ve eğlence kutularını sizler için hazırlıyor. Merak ettiğiniz konuları uzmanlarına danışarak bu
e-kitapta olduğu gibi yayınlar hazırlıyor. Faydalı olması dileğiyle...
ŞENEL KARAMAN’ın Mesajı
Liman Psikoloji’nin Kurucusu Uzman Psikolog
Çocuk yetiştirme, ortalama 20 yıl süren, bazen etkileyici, bazen zorlayıcı harika bir deneyimdir. Belki de bu sürecin en etkileyici, en
belirleyici dönemi yaşamın ilk 6 yılıdır. Bu yıllarda çözüme ulaşan her sorun geri kalan yıllarda çocuğun ve anne babanın işini
kolaylaştıracaktır. Bunun farkında olmayan anne babalar geleceğe, çocukları için başetmek zorunda kalacakları bir yığın sorun
bırakırlar. Çocuk yetiştirme konusuna meraklı, okuyan, kendisini tanıyan ve sürekli geliştiren anne babaların çocukları daha mutlu ve
başarılı olurlar. Çünkü bu konuda gözü kulağı açık olanların süzgeçten geçmiş bilgilerini kullanırlar. Bu e-kitabın size ve çocuklarınıza
katkıda bulunacağına inanıyoruz.
PINAR FİDANCI Kimdir?
Uzman Psikolog
Uzman Çocuk ve Genç Psikoloğu Pınar Fidancı, İzmir Bornova Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde
psikoloji lisans eğitimini yüksek onur derecesiyle tamamladı. Ardından gelişim psikolojisi alanında yüksek lisans programına Boğaziçi
Üniversitesi’nde devam etti, master eğitimini bölüm birincisi olarak tamamladı ve uzmanlık derecesini aldı. Üniversite eğitiminden
sonra da süpervizyonlar ve pek çok sertifika programı ile mesleki eğitim ve gelişimine devam etti. Alandaki çalışmalarının yanı sıra
bilimsel araştırmalarını da sürdürdü, ulusal ve uluslararası pek çok kongreye katıldı. İzmir’de Liman Aile Danışma Merkezi’nde çocuk
ve ergenlerle çalışmakta, çeşitli organizasyonlarda çocuk gelişimi, sosyal gelişim ve beceriler, öğrenme güçlükleri vb. konularda seminer
ve konferanslar vermektedir. Mesleki ilgi alanları çocukluk döneminde zihinsel becerilerin ve sosyal davranışların gelişimi, dikkat ve
öğrenme güçlükleri, disleksi, bilişsel beceriler, okul sorunları, akran zorbalığı, travma ve kaygı bozukluklarıdır.
BURCU ÇATALOĞLU SİNANGİN Kimdir?
Uzman Psikolog
Uzman Psikolog ve Aile Danışmanı Burcu Çataloğlu Sinangin, 1984 İzmir doğumludur. İzmir Özel Fatih Anadolu Lisesi ve Ege Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunudur. Zihinsel ve bedensel engelli bireylerin rehabilitasyonu, aile danışmanlığı, madde kullanan ve suça
sürüklenmiş çocuklar ve ailelerine psikolojik danışmanlık hizmeti veren özel ve resmi kurumlarda 3 yıl görev yapmış ve Dokuz Eylül
Üniversitesi Aile Danışmanlığı Yüksek Lisans Programını 2011 yılında tamamlamıştır. “Madde Kullanan ve Kullanmayan Ergenlerin
Psikolojik Sağlamlık ve Aile İşlevleri Açısından Karşılaştırılması” konulu yüksel lisans tezi vardır. 1012 yılına kadar Özel Aile Danışma
Merkezlerinde Çocuk, Ergen, Yetişkin ve Çiftlerle psikolojik danışmanlık çalışmalarını sürdürmüş ve şu anda Liman Aile Danışma
Merkezi’nde çocuk, ergen, yetişkin ve ailelerle çalışmaktadır.
İÇİNDEKİLER
Problem 1 Özgüveni Geliştirme Yolları
1
Problem 2 Çocuklarda Öfke İfadesinin Kontrolü
3
Problem 3 Yemek Yeme Problemleri
5
Problem 4 Özbakım Becerilerinin Kazanılmasında Yaşanan Zorluklar
7
Problem 5 Çocukluk Döneminde Mastürbasyon
9
Problem 6 Sınır Koyma Sorunları
11
Problem 7 Kardeş Kıskançlığı
13
Problem 8 Yalnız Yatma Sorunu
15
Problem 9 Okul Reddi
17
Problem 10 Çocukluk Döneminde Korkular
19
Çocuğum kendine güvenen, kendini seven,
özgüveni yüksek bir insan olsun istiyorum.
ÖZGÜVENİ GELİŞTİRME YOLLARI
Yeni dünya düzeninin zorlu ve hırçın yapısının farkında, hatta belki de tam içindesiniz. Bu dünyaya çocuk hazırlamanın telaşı sizi sardı. Ona elinizden gelen tüm imkânları sağlamaya
çalışıyorsunuz. Çocuğunuzun hayata iyi hazırlanmasını, kendini iyi ifade eden, başarılı ama en çok da mutlu ve kendinden memnun bir birey olarak yetişmesini istiyorsunuz.
Bunları yapın:
• Televizyonu, tabletleri bir kenara bırakın, bol bol gerçek sosyal ilişki fırsatı yaratın. Özellikle yaşıtlarıyla birlikte olabilecekleri park, oyun alanları, aktiviteler, oyun grupları sosyal gelişim için
çok iyi fırsatlar. Siz de çocuğunuzla birlikte eğlenceye katılın, birlikte oyun oynayın, yemek yapın, balık tutun, resim çizin, aktiviteler yapın, bağlarınızı güçlendirin.
• Görev ve sorumluklar verin; özellikle sosyal ilişki de kurabileceği sorumluluklar harikadır. Bir şey istemek için komşunun kapısını çalsın, yan masadan tuzluk istesin, garsona kendi siparişini
kendi versin, yakın bir bakkaldan küçük alışverişler yapsın…
• Kendiyle ilgili olumlu inançlar geliştirmesine yardımcı olun. Bunun için şişirilmiş övgüler yerine, yaptıklarına iyi bir “şahit” olun, doğru ve net geribildirimler verin; örneğin yeni arkadaşlıklar
kurduğu eğlenceli bir oyun deneyiminden sonra “Sen arkadaş edinmeyi iyi bilen bir çocuksun”…
• Başarıyı değil, çabayı ve çalışmayı takdir edin. “Bu resmi çok güzel yaptın” yerine, “Bu resim için çok uğraştın, çok özenli yaptın” ifadesi, takdir görmek için mutlaka başarılı olmak gerekmediği,
ama çalışmanın her zaman önemli olduğu mesajını verir. Ardından kendi duygularını ifade etmesini teşvik edin; “Bunu yapmak sana nasıl hissettirdi?” Getirdiği duyguyu ona geri söyleyin;
“Bunu başarmak seni mutlu hissettirdi”…
• Güçlü yönlerini, yeteneklerini keşfetmesine yardımcı olun. Özellikle bir ürün ortaya koyan yaratıcı aktivitelere yönlendirin. Henüz somut düzeyde düşünebilen okul öncesi çocukları için elle
tutulur başarılar son derece tatmin edicidir.
• Çocuğunuzu koşulsuz kabul edip sevdiğinizi, ne olursa olsun yanında olacağınızı, her zaman onu sevmeye devam edeceğinizi gerçekten hissettirin. Olumsuz duyguların da diğer duygular gibi
ifade edilebildiği bir aile ortamı yaratın.
1
Şunları yapmayın:
• “Mutlu çocuk = Her istediği yapılan, hiç hayır denilmeyen çocuktur” yanılgısına düşmeyin. Tam tersine “bağımlı, doyumsuz, mutsuz çocuk” denklemidir bu. Ebeveyn olarak mutlaka belirgin,
tutarlı ve sağlıklı sınır koyma becerileri edinin, bu konuda bilgi toplayın, kitaplar okuyun.
• Aşırı müdahaleci, sorunları çocuk yerine çözen, dolayısıyla çocuğa bağımlılık ve yetersizlik hissi veren ebeveyn olmayın. Bırakın parkta oynarken bir mesele olduysa kendi çözüm bulsun, siz
sadece eğer isterse danışma mercii olun. Çözümleri hazır olarak vermek yerine doğru soruları sorarak ona buldurun.
• Çocuk merkezli aile olmayın. “Dünyanın etra��arında döndürüldüğü”, yetişkinler tarafından sürekli oyalanıp, eğlendirilen çocukların, yaratıcı düşünme becerileri gelişmiyor, sürekli sıkılmaktan
şikâyet ediyor, “herkes gibi” oldukları okul hayatında girince dikkatlerini toplayamıyor, hepsinden önemlisi olumsuz duygu ve durumlarla baş etmeyi öğrenemiyorlar ve mutlu olmaları
zorlaşıyor.
• Mükemmel olmayı pekiştirmeyin, kişiliğini eleştirmeyin, başkalarıyla kıyaslamayın, hata yapmanın da normal olduğunu vurgulayın.
2
Çok öfkeli, bağırıyor, vuruyor, arkadaşlarını
incitiyor, okuldan şikayet geliyor!
ÇOCUKLARDA ÖFKE İFADESİNİN KONTROLÜ
Çocuğunuz çok öfkeli. Hatta bazen sinir krizlerine giriyor, istediği olmayınca kendini yerden yere atıyor, çok zor sakinleşiyor olabilir. Duvarları yumrukluyor, oyuncaklarını fırlatıyor, size vuruyor,
hatta bazen kendisine bile... Peki bu yaşta bu kadar öfke nereden geliyor?
Aslında öfke sağlıklı ve bizi koruyan duygulardan bir tanesidir. Kendimizi koruyabilmemiz için öfke duygusuna kesinlikle ihtiyacımız vardır. Bu yüzden aslında doğru olan öfke kontrolü değil
“saldırganlık kontrolü” veya “öfke ifadesinin kontrolü”dür.
Olası nedenler:
• Ailenin tamamı veya ebeveynlerden bir tanesi ö��eyi yıkıcı biçimde ifade etmeyi normal karşılıyor olabilir. Sorunlarınızı bağırıp çağırarak çözüyor iseniz çocuğunuz bu davranış kalıbını
öğrenir ve normal olduğunu düşünür, model alır, taklit eder.
• Kendisini ve duygularını ifade etmekte zorlanıyor olabilir. Anlatmak istediğini ifade edemeyen bir çocuk kaygılanır ve kaygı ö��eye dönüşebilir.
• Ebeveynler ilişkiyi kontrol etmenin yolu olduğunu öğrenmiş olabilir. Ebeveyne kızgın ve bedel ödetiyor olabilir.
• Başka duyguların dönüştürülmüş hali olabilir. Bazen üzüntü, pişmanlık, hayal kırıklığı gibi duygular ö��e formuna çevrilerek ifade edilebilir.
• Psikolojik bir sorunun belirtisi olabilir. Dürtü kontrolünde zorlanıyor olabilir.
3
Çözüm önerileri:
• Ailenizde ö��e nasıl ifade ediliyor bakın. Eşinizle konuşmalarınızı dışarıdan bir gözle değerlendirin. Kendi iletişim biçiminizi değiştirmeye çalışın. Siz değiştikçe zamanla çocuğunuz
değişecektir.
• Çocuğunuzu gözlemleyin, kendisini ifade etmekte zorlanıyor ise onu daha sabırla dinleyin. Kendisini ifade etmesi için onu rahatlatın. Hikâye kitapları okuyun ve size aklında kalanları
anlatmasını isteyin.
• Çocuğunuzun sizinle diyaloglarını dikkatle izleyin. O ö��elendiğinde daha çok ilgi gösteriyor olabilirsiniz. Her hangi bir şeyi söylemek istediğinde sadece ö��eli olursa dikkatinizi çekebiliyor
ise, onun daha çok ilgiye ihtiyacı vardır. Döngüyü tersine çevirin ve o öfkelenmediği zamanlarda ona ilgi gösterin.
• Bazı çocuklar ilişkiyi kontrol etmek için güç gösterisinde bulunurlar. Bu çocukların anne babaları önce “hayır” sonra “evet” diyorlardır. Eğer daha sonra kabul edecekseniz önce hayır demeyin.
Hayır demişseniz sözünüzün arkasında durun.
• Bazı çocuklar sevilmediklerine inanırlar ve anne babalarına incitici davranırlar. İncinen anne baba çocuğuna bağırır çağırır. Bir döngü oluşur. Biri incitir, sonra incinen inciteni incitir. Böyle bir
döngü varsa çocuğunuz sevilmediğine inanıyordur. Konu, durum ne olursa olsun onu sevdiğinizi göstermeye ve inandırmaya çalışın.
• Onunla “duygu oyunları” oynayın. Örneğin izlediği çizgi ��lminde kahramanları için “Şimdi o ne hissetti?” gibi sorular sorun. Yanlış söylemiş ya da anlamamış olabilir. Ona ��lmdeki kahramanın
duygusunun ne olduğunu ve davranışlarını nasıl etkilediğini anlatmaya çalışın. Örneğin “Bak burada çok öfkelendi. Öfkelenen kişiler yüksek sesle bağırırlar, diğerine saldırmaya hazırlanırlar.
Öfkelendiğimizde derin bir nefes alıp kendimizi rahatlatmamız gerekir. Bağırıp çağırmak, etrafı kırmak yerine duygumuzu söyleyebiliriz. Sen de öfkelendiğinde bana söyle. Bak şimdi bu kahraman korktu. Korkunca kaçarız, güvenli bir yer ararız. Bak burada sevindi. Sevindiğimizde yüzümüz güler, kendimizi iyi hissederiz…”
• Çocuğunuzun sizi veya başkalarını incitmesine izin vermeyin. Kararlı olun. Çocuğunuzun arkadaşı değil ebeveyni olun. Yetişkin gibi davranın ve koyduğunuz kurallarda tutarlı olun.
• Ö��e sorunları birçok psikolojik rahatsızlığın belirtisi olabilir. Sözünü ettiğimizi diğer nedenlerin hiç birisine uymuyor ise uzman desteği alın.
4
Çok yemek seçiyor, televizyon karşısında yiyor,
lokmayla peşinden koşuyoruz.
YEMEK YEME PROBLEMLERİ
Artık bebeklikten çıktı, ama hala bir bebek gibi yemek yiyor. Peşinden koşuyorsunuz, uçak yapıyorsunuz, televizyon seyrederken kandırıp ağzına tıkıştırıyorsunuz. Yediği de zaten köfte, patates
kızartması, makarna, pilav… Sebze ağzına sürmüyor, hatta belki makarnaya değen domates parçasını bile problem yapıyor. Hiç yemezse endişesiyle sevdiklerini böyle türlü numaralarla veriyorsunuz, yemeyince çok huzursuz oluyorsunuz. Sofrada, kendi kendine ve değişik tatlar deneyerek yeterli miktarda yemek yesin istiyorsunuz.
Olası nedenler:
• Yemek sofrası alışkanlıklarının erken yaşta kazanılmamış olabilir. Yemeğini kendi yemiyor, yediriliyor olabilir.
• Yemekle ilgili tüm denetimi elinde tutan, yemek konusunda ısrarcı, zorlayıcı ve endişeli ebeveynin çocuğun kendi beslenme dürtüleri ve açlık sinyallerini zayı��atmasıyla, yemeğin
“kendiliğinden”liğinin bozulması ve çocukla bir çekişmeye dönüşmesi.
• Yemek seçen ve/veya sofra düzeni olmayan olumsuz rol model ebeveynler.
• Yemekte gösterilen direnç, ebeveyne karşı çıkmanın bir yolu olabilir.
• Cazip abur cuburların kolay ulaşılır ve sınırsız olması.
5
Çözüm önerileri:
• Yemek yemenin vücudun doğal bir fonksiyonu olduğunu unutmayın. Yemekle ilgili her türlü çekişmeden, baskıdan, kaygıdan, ısrardan, huzursuzluktan uzak durun.
• Güzel ve mutlu bir yemek sofrası ortamı hazırlayın. Çocuğunuz birbirlerine gününün nasıl geçtiğini anlatan, aynı yemeği paylaşan, televizyonsuz keyi��i sohbetler yapan bir aile sofrası görmeli.
• “Fasulye yemiyorsan sana köfte kızartıyım” tuzağına düşmeyin, alternati��er sunmayın. Yemek zamanından önce ve sonra da abur cubur yemesine izin vermeyin.
• Sofra kurallarını net olarak söyleyin ve kesin olarak uygulayın: “Bu akşamki yemeğimiz bunlar ve yemeğimizi yarım saat boyunca sofrada ailece yiyeceğiz. Yemek istemiyorsan sofradan
kalkabilirsin. Sofrayı kaldırdıktan sonra yemek bitmiş olacak ve bir dahaki yemek için yarın sabah kahvaltısına kadar beklemen gerekecek.” Birkaç öğünü aç geçirmesinden endişe duymayın,
acıkırsa yemek sofrasının bittiğini, sofranın tekrar kurulacağı sonraki öğüne kadar beklemesi gerektiğini hatırlatın. Kesinlikle kuralı bozmayın, acıktığını hissetmesine izin verin.
• Kendi yemeği üstünde kontrol kazanmasına izin verin. Porsiyonlarını kendi seçmesine, mümkünse tabağına kendi almasına (örneğin özellikle kahvaltılarda), döke saça ama kendi kendine
yemesine müsaade edin. Kendi tabağına alamadığı durumlarda porsiyonları küçük tutun.
• Yiyeceğiniz yemekleri çocuğunuzla birlikte pişirin. Yiyecekleri koklamasına, yıkamasına, yalamasına, yoğurmasına, yemeğe koymasına vb. izin verin.
• Yeni yemekler denemesi için küçük oyunlar oynayın. Bir yeni yemek kumbarası yapabilir, yeni denediği her yemeğin resmini bu kumbarada biriktirmesini sağlayabilirsiniz.
• Komik ve yaratıcı yemek sunumları deneyin.
6
Çocuğum odasını toplamıyor, dişlerini
fırçalamıyor, kendi giyinmiyor…
ÖZBAKIM BECERİLERİNİN KAZANILMASINDA YAŞANAN ZORLUKLAR
Çocuğunuzun odası savaş alanı gibi. Eve gelince üstünü bir yere atıyor, ayağından çıkardığı pantolonu aynen yerde kalıyor. Sabahları da sizsiz giyinemiyor, çantasını toplamıyor. Siz
hatırlatmadan dişlerini fırçalamıyor, hatta belki ellerini bile yıkamıyor. Sürekli ona görevlerini hatırlatmaktan, arkasını toplamaktan yoruldunuz.
Olası nedenler:
• Yaşından küçük bir çocuk gibi davranılıp, hayatı sürekli kolaylaştırılan çocuklar yaşlarından beklenen olgunluğu gösteremezler.
• Bazen ebeveyn çocuğa ait özbakım becerilerini o kadar fazla üstlenir ki çocuğun bu becerileri gelişemez.
• Arkasından sürekli toplayan biri olduğu sürece davranışının sonucunu görememiş olur. “Üstümden çıkarıp atıyorum, dolabımda ütülenmiş katlanmış olarak buluyorum.” denkleminde
düzenli olmayı öğrenme gerçekleşemez.
• Bazen ö��e duydukları anne babaya tepki ve bedel ödetmek içindir dağınık olmak.
• Dikkat eksikliği olan dürtüsel ya da hiperaktif çocuklar da planlı ve düzenli olmakta zorlanırlar.
• Sürekli tek tip uyarılara duyarsızlaşmış olabilirler.
7
Çözüm önerileri:
• Özbakım görevlerinde yaşına uygun olarak ona yardımcı olabilirsiniz, ama onun yerine yapmayın. Kendi giyinsin, kötü de yapsa dişlerini kendi fırçalasın, ellerini kendi yıkasın. Odası dağınıksa
siz değil çocuğunuz toplasın.
• Sorumlulukları ve zamanlarını netleştirin. Sorumluğunu alması gereken özbakım görevlerinin küçük bir listesini çıkarın, henüz okuma öğrenmediyse resimli bir tablo olarak hazırlayın.
Günlük tabloyu odasına asın, gülen yüz stickerlarıyla kendi kendini takip etmesini sağlayın, motive edin.
• Bağırarak sıradan uyarılar vermek yerine küçük yaratıcı oyunlar ve ipuçları kullanın. Hızlı ve tam bir giyinme için kum saatiyle yarışma, dişleri fırçalamayı hatırlatan yumurta saatleri gibi.
• Model olun. Yemeklerden sonra beraber diş fırçalayın, çanta toplama zamanında siz evrak çantanızı, çocuğunuz okul çantasını toplasın.
• Özbakım becerilerinin herkesin kendi yapması gerektiği ve bunların neden önemli olduğuyla ilgili kriz anı dışında bir zamanda yaşına uygun, basit, sakin izahatlar yapın. “Dişlerimiz
yiyecekleri iyi ezmek için önemli. Dişlerimizi temiz tutmalıyız ki işlerini iyi yapsınlar. Yemeklerden sonra çıkardıkları iyi iş için onları böyle fırçalayıp temizlemeliyiz…”
• Özbakım becerilerini iyi sergilediği zamanları yakalayıp takdir edin. “Bugün yemekten sonra ellerini çok iyi ve ben hatırlatmadan yıkadın, bu işi öğreniyorsun, aferin”
• Bu konular üstünde duran yaşına uygun, eğlenceli, eğitsel kitapları birlikte okuyun.
8
Eyvah! Çocuğum mastürbasyon yapıyor!
Sorun ne, bu normal mi?
ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE MASTÜRBASYON
Çocuğunuzu mastürbasyon yaparken yakaladınız. Şaşkınlık, endişe, ö��e, çaresizlik, telaş, karmakarışık duygular içindesiniz. Bu yaşta çocuk bunu yapar mı? Nereden öğrendi? Biz yanlış bir şey
mi yaptık? Şimdi ne yapmalıyım? Kafanızda sorular uçuşuyor. Her şeyden önce sakinleşin ve derin bir nefes alın, 3-6 yaş grubu çocuklarda mastürbasyon son derece yaygındır.
Neden yapıyor?
• Çoğunlukla bedensel keşif sürecinin doğal bir parçasıdır, bu nedenle çoğunlukla tamamen normaldir. Bu keşif, bazen rastlantısal olarak, bazen de genital bölge hastalıklarıyla (idrar yolları
enfeksiyonu, deri hastalıkları vb.) birlikte uyaranların artmasıyla gerçekleşebilir.
• Fakat bazen çocuğun hayatında kaygı duyduğu bir şeyler olduğunun işaretidir; dış dünyada mutsuz ve gergin çocuk, içe dönerek kendini gevşetmenin bir yolunu bulmuştur.
• Bazen de yaşına uygun uyaranları ve oyuncakları olmayan, duygusal ihtiyaçları karşılanmayan, ilgisiz kalıp sıkılan çocuklar için kendi bedenlerinde bir oyalanma yoludur.
• İsteklerini ertelemekte zorlanan, özkontrolü zayıf çocuklarda dürtüselliğin sonucu olarak görülebilir.
• Belirgin başka duygusal ve ��ziksel semptomlarla birlikte kimi zaman cinsel yönden fazla uyarılmışlığın ve hatta cinsel istismarın işareti olabilir.
9
Ne yapmalısınız?
• Eğer gelişimini normal sürdüren, keyi��i, huzurlu bir çocuğunuz varsa, ve mastürbasyonu takıntı haline getirmemişse, bunun gelişimin olağan bir parçası olduğunu unutmayın. Siz sadece
sözlerle değil, gerçekten de sakin, rahat ve telaşsız olun ki çocuğunuz cinsellikle ilgili ayıp, yanlış, kötü mesajları alarak büyümesin.
• Asla kızmayın, yargılamayın, ayıplamayın, ceza vermeyin, korkutmayın. Çocuğun kendini suçlu hissetmesi gerginliğinin artmasına, çoğunlukla mastürbasyonu daha da sık yapmasına neden
olur.
• Aşırılaşan ve çocuğu yoran noktaya geliyorsa, mastürbasyon davranışına bir semptom olarak değil, bir sonuç olarak yaklaşın. Son zamanlarda kendisini gergin, güvensiz hissetmesine neden
olmuş olabilecek olayları tarayıp kaynağı bulmaya çalışın. Eksik olan neyse (ilgi? oyun? ��ziksel temas? aktivite?...) tamamlayın.
• Fazlaca yaptığını gözlemliyorsanız, doğrudan bir şey söylemeden birlikte yapabileceğiniz, ilgisini çekebilecek başka aktivitelere yönlendirin.
• Zaman ve yer ayırt etmeden sosyal ortamlarda yapıyorsa sağlıklı sınırları verin; “Bunu yapmayı seviyorsun ve hoşuna gidiyor. Bu sana özel bir şey, bu yüzden yalnızken ve odanda/banyoda
yapmalısın.”
• Cinsel konulara karşı birden ortaya çıkan aşırı ilgi, tuvalet sorunları, depresif semptomlar, uyku ve çiş/kaka kaçırma problemleri gibi eşlik eden başka semptomlar gözlemliyorsanız bir uzmana
başvurun.
10
“Çocuğum çok inatçı, ne desem tersini yapıyor,
kural tanımıyor, hiç söz dinlemiyor”
SINIR KOYMA SORUNLARI
Her yolu denediniz. Çocuğunuz koyduğunuz kurallara uymuyor, yapmaması gerektiğini söylediğiniz şeyleri yapmaya devam ediyor. Yerine getirmesini istediğiniz davranışları yerine getirmiyor,
sadece canının istediğini yapıyor. Hatta bu yüzden onu tehlikelerden korumakta bile zorlanıyorsunuz. Israr ettiğinizde ağlıyor, bağırıyor, kendini yerden yere atıyor. Ceza vermeye de gönlünüz
el vermiyor. Ne yapacağınızı bilemiyorsunuz, evin patronu o, kontrolü tamamen ele geçirmiş durumda.
Olası nedenler:
• Nasıl sınır koyacağınızı bilemiyor olabilirsiniz.
• Aşırı takıntılı, kuralcı olabilirsiniz. Böyle anne babaların çocukları ya içine kapanık ya da isyankâr olurlar.
• Çocuk, hayatın sınırlarını algılayamıyor olabilir. Bazı ��ziksel ya da psikolojik rahatsızlıkları olabilir.
• Sadece kural koymuş, uymazsa ne olacağını söylememiş olabilirsiniz.
• Evde sizin kurallarınızı sabote eden, eşiniz, nine, dede gibi bir başka yetişkin olabilir.
• Koyduğunuz kurala siz de uymuyor olabilirsiniz. Örneğin “oyuncaklarını topladıktan sonra yemek yiyebilirsin” gibi bir kural koymuş ancak oyuncakları toplamamasına rağmen yine de
yemek yemesine izin veriyor olabilirsiniz.
• Çocuğunuzun sadece olumsuz davranışlarını fark ediyor, olumlu davranışlarını görmüyor olabilirsiniz.
• Olumsuz davranışlarının ikincil kazancı olabilir. Örneğin bir şeyi yapmadığında yaptırmak için ödül veriyor olabilirsiniz. Çocuğunuz rüşvete alışmış olabilir.
11
Çözüm önerileri:
• Kararlı olmayı öğrenmelisiniz. Hayır diyemeyen, sınır çizemeyen bir yönünüz varsa bu yönünüzü değiştirmeyi denemelisiniz. Çevrenizde bunu iyi yapan tanıdıklarınızı gözlemlemeli, onların
önerilerini dinlemelisiniz.
• Bir disiplin olayı meydana geldiğinde, saldırgan ya da pasif tepki veren bir yönünüz varsa, bunun işe yaramadığını kabullenmelisiniz. Çocuğunuzun tepkilerine baktığınızda her iki yönün de
çocuktaki güç arzusunu, inatçılığı artırdığını görebilirsiniz.
• Disiplin gerektiren bir durum olduğunda “az laf çok iş yapmak” gerekir.
• Koyduğunuz kurala uymadığında ne olacağını söylemişseniz onu yapın.
• Kişiliğine değil davranışına odaklanın. “Sen terbiyesiz bir çocuksun” gibi kişiliğine saldırı yerine “burada bunu yapman hiç uygun değil, doğrusunu yapana kadar başka bir şeyle
uğraşmayacağız” gibi davranışa odaklanın.
• Evde sizin kurallarınızı sabote eden, eşiniz, anneniz, kayınpederiniz olabilir. Onlarla konuşun sonuç alamazsanız üzerinde durmayın. Siz kararlı olun, kendi kurallarınıza uymasını bekleyin.
• Yeni öğrendiği olumlu davranışlarını fark edip, takdir edin. Bunun neden iyi bir davranış olduğunu da basitçe geri özetleyin.
12
Kardeşini kıskanıyor, bebeği kabul edemiyor,
ona kötü davranıyor
KARDEŞ KISKANÇLIĞI
Evinizde artık yeni bir bebek var, fakat abisi/ablası bu durumdan hiç de memnun değil. Artık evin bir tanesi olmadığını kabullenmekte zorluk çekiyor, sanki kendisine duyduğunuz sevgi yarıya
inecek zannediyor. Bazen gizli gizli bazen de açıktan bu kıskançlığını gösteriyor. Hatta bazen bebek gibi konuşuyor, kardeşinin malzemelerini kullanmaya çalışıyor. Huzursuz ve mızmız
davranıyor, ilgi çekmeye çalışıyor, kardeşine kötü davranıyor.
Olası nedenler:
• Kıskançlık, kardeşi hazmedebilmek, kabul edebilmek, kendi varlığını ortaya koyabilmek için gerekli bir duygudur. Kardeş kıskançlığı bazı durumlar dışında normal ve sağlıklı bir duygudur.
• Anneyle bağını sürdürebilmesi için gerekli olduğunu unutmamak gerekir. Kıskançlığın nasıl ortaya konduğu önemlidir. Anne baba ve çocuklar arasında aşılması gereken bir süreçtir.
• Yeni kardeşi kabullenebilmek için bir sürece ihtiyacı vardır. Anne baba bu süreci anormal kabul ederse çocuk aşmakta zorlanır, kriz haline gelebilir.
• Annenin hamilelik dönemindeki rahatsızlıkları çocuğu endişelendirebilir, nedenini kardeşi olarak görebilir.
• Anne baba yeni doğana çok odaklanmış ve büyük çocuklarını ihmal etmiş olabilirler.
• Eve gelen misa��rlerin ilgisi bebeğe odaklandıkça, tahtından indiğini düşünür ve bu çocuklar için katlanılmaz bir durumdur.
• Kendisinin daha az sevileceğini düşünür.
13
Çözüm önerileri:
• Kıskançlığı normal, sağlıklı bir duygu olduğunu ve aşılması gereken bir süreç olduğunu kabullenmelisiniz. Bu sürecin nasıl yönetildiği önemlidir.
• Bazı anne babalar kabullenmesi için çocuklarının isteği ile hamile kalırlar. Bu son derece yanlıştır. Çocuk yapma sizin kararınızdır, çocukları ilgilendirmez. Hamile kalmayı onun kararına
bırakırsanız kaldıramayacağı bir yük verirsiniz.
• Çocuğu kardeşe hazırlamak gerekir. Kardeşi olduğunda neler olacağını bir bir anlatmalısınız. Çocukları arasında ayırım yapmayacağınızı, her birini seveceğinizi ve ne olursa olsun sevmeye
devam edeceğinizi anlatmalısınız.
• Doğumu mümkünse okula başlama gibi önemli zamanlara getirmemeye çalışın.
• Odasını, kardeşi doğmadan önce ayırmalısınız.
• Eşinizle görev paylaşımı yapmalısınız. Anne bebekle ilgilenirken, baba diğerleriyle ilgilenmelidir. Bu dönüşümlü yapılmalıdır.
• Bebeği sevmesine izin verilmelidir. Saldırıyorsa kesin bir dille uyarılmalı ve ��ziksel olarak uzaklaştırılmalıdır. Gerginliğinin azalması için zaman tanımalısınız. Sevmesi, iyi davranması için
zorlamayın.
• Bebek gibi davranmaya başladığında nazikçe yaşının davranışlarını ortaya koyması için uğraşın. Dikkatini kendi yaşının davranışlarına yöneltin. Örneğin oyun oynayabilirsiniz.
• Kıskandığı için suçlamayın. Bunun normal olduğunu zamanla geçeceğini söyleyin. Kardeşi ile ilgili duygularını anlatıyorsa önce çok iyi dinleyin, ve ardından anlattıklarıyla ilintili
düşüncelerinizi açıklayın.
• Sevdirmeye, uslu durmaya zorlamayın. Onu ailenin bir parçası görene kadar huysuzluk çıkaracaktır.
• Eğer biri diğerine tehlikeli bir biçimde davranmıyorsa kavgalarına karışmayın. Hatta kavga edeceklerse bunu kendi odalarında yapmalarını isteyin. Onlar oyuncu siz seyirci olmayın. Tribüne
oynarlar ve her takım gibi gol atmaya çalışırlar. Asla aralarında hâkim, savcı, avukat olmayın. İkisinin birbiriyle sorunları çok ciddi değilse ilgilenmeyin kendi aralarında çözmelerine teşvik edin.
Biri kaşır, diğeri vurur. Arabulucu olursanız uyanık olan diğerini cezalandırmak için provoke eder. Karışmamak en iyisidir.
• Eğer aralarındaki çatışma çok ciddi oluyor ve kardeşlerden biri kıskançlığını kontrol edemiyor ise uzman desteğini düşünebilirsiniz.
14
Çocuğumla birlikte uyuyoruz, kendi yatağında/odasında, kendi
başına yatmaya alıştıramıyoruz
YALNIZ YATMA SORUNU
Çocuğunuzla zorunlu nedenler dışında aynı odada yatmanızın hem eşinizle ilişkinizi olumsuz etkileyeceğini hem de çocuğunuzun psikolojik gelişimini aksatacağı için sakıncalı olduğunu
biliyorsunuz. Artık beslenmesi ve fiziksel özgürlüğü size bağımlı değil, dil becerileri geliştiği için ihtiyaç duyduğu an size derdini anlatabiliyor, sizi daha iyi anlıyor, isteklerini daha iyi ifade ediyor.
Yani artık yalnız uyumaya ve daha bağımsız olmaya hazır.
Olası nedenler:
• Ebeveyn-çocuk arasındaki ilişki kaygılı, yapışık ve/veya bağımlı olabilir.
• Çocuğunuzun karanlık, yalnızlık, canavarlar gibi korkuları olabilir ve bu korkularla siz olmadan baş edemiyor olabilir.
• Kendi başınayken güvende hissetmiyor olabilir.
• Alışkanlıklarından vazgeçmekte zorlanıyor, değişime dirençli olabilir.
• Bazen çocuk kadar ebeveyn de ayrı yatmak konusunda çekimser ve isteksiz olabilir. Çoğunlukla, çocuğun ayrı odada yatmasından endişe duyan bir ebeveyn vardır. Çocuk ağladığında,
korktuğunda kendi korkusu da artan ebeveyn, çocuğun ayrı odada yatmasına hazır olmayabilir.
• Odanın yeri, döşeme biçimi çocuğa uygun olmayabilir.
15
Çözüm önerileri:
• Yalnız yatmaya alıştırmak için doğru yaklaşımı öğrenin. Bunun için;
1- Onu yatağına yatırın ve yanına bir sandalye koyun. Siz sandalyeye oturun ve bir hikâye veya masal anlatın,
2- Sarılabileceği bir battaniye, bebek gibi geçiş nesnesi olarak kullanabileceği bir eşya verin.
3- Birkaç gün o uyuyuncaya kadar başında bekleyin. Gitmeyeceğinizi, uyuyuncaya kadar yanında olacağınızı söyleyin. Ona güven verin.
• Bazı çocuklar çevre üzerinde kontrolleri olmasını isterler. Bu durum özellikle 2 yaş civarında sıklıkla görülür. Bu çocukların zıplamalarına, hareketlerine kontrollü izin vermek, kontrolde olmak
isteyen çocukların özerklik duygusunu yaşamalarını sağlar.
• 2 yaşından büyükse uyumaya değil, yatakta olmaya odaklanın. Uyumak elimizde olan bir beceri değildir, kendiliğinden gerçekleşir. Ancak yatakta olmak ya da olmamak elimizdedir. Kararlı bir
biçimde yatakta olmasını isteyin. İstediği zaman uyuyacağını ama yataktan çıkamayacağını belirtin.
• Yatağa girdiğinde ilgisini çeken, merak uyandıran masallar, hikâyeler anlatın. Çocuklar sizin anılarınızı dinlemeye de bayılırlar. Onlara kendi çocukluk anılarınızı anlatın.
• Çocuklar gündüzleri mutlaka uyumalılar. Ancak geç uyuyan çocukların gündüz uyumalarını azaltın.
• Çocuğunuzu mutlaka belli bir saatte yatağa götürün. Ne zaman yatağa gidileceğini söyleyin. Yaşına göre anlayabileceği biçimde gösterin. “Bu oyun bitince”, “Bu ��lm bitince”, “Saat burada
olunca”, “Yatağa gideceksin ve ben sana masal anlatacağım” gibi sınırlar koyun.
• Çocuğunuzun bağımsızlığını tüm alanlarda destekleyin. Eğer tüm gün gözünüz ona bir şey olacak mı diye üstündeyse, sorunlarını sizin çözmenize alışıksa, bağımlılığı yüksekse gece de ayrı
yatmayacaktır.
• Siz ondan ayrılmaya ne kadar hazırsınız bunu değerlendirin. Çocuğunuzun bağımsız kimlik gelişimini destekleyen en önemli faktörlerin başında kendi odasında, yalnız uyumak gelmek
olduğunu hatırlayın ve sağlıklı gelişimi için önce kendinizi hazırlayın, sonra da onu siz cesaretlendirin.
• Sizden ayrılmakla ilgili kaygıları yüksekse ve ayrı yatma denemeleri kararlı tavrınıza rağmen dramatikleşiyorsa, uzman yardımı alın.
16
Çocuğum okula gitmek istemiyor, her sabah
ağlıyor, ayrılacakken bana yapışıyor
OKUL REDDİ
Çocuğunuz okula gitmekte direnç gösteriyor. Sabahları evden çıkamıyorsunuz, çıkınca da yolda ağlamaya devam ediyor. Okulda sizden ayrılamıyor, elbisenize yapışıyor, yalvarıyor. İkinizin de
sinirleri bozuluyor, bazen en başta yenik düşüp göndermiyorsunuz, bazen gözyaşları içinde trajik ayrılıklar yaşıyorsunuz. Okula nasıl göndereceğinizi bilemiyorsunuz.
Olası nedenler:
• Okula psikolojik olarak hazırlanmamış çocuklar okula gitmeye direnirler.
• Çocuğunun okula başlamasına hazır olmayan bir ebeveyn ya da bakım veren biri varsa zorlanır.
• Okulda ne olacağını bilmiyor olabilir.
• Okulla ilgili kötü anılar dinlemiş olabilir.
• Yeni kardeşi olmuşsa onu annesiyle birlikte bırakmak istemiyor olabilir.
• Anne babasından hiç ayrılmamış, başkasının yanında hiç zaman geçirmemiş çocuklar okula başlamaya hazır değillerdir.
• Fobik özellikleri olan çocuklar yeni bir şeye başlamakta zorlanırlar.
• İtiraz eden, anne babasını kontrol edebilen, her istediğini yaptırabilen bir çocuk için okula gitmemek bir güç gösterisi olabilir.
• Aile içi şiddet, kavga gibi durumlar çocukta korkuyu arttırır. Anne veya babasını korumak zorunda hisseden çocuklar onları yalnız bırakmak istemezler.
• Daha önce terkedilme yaşamış olan çocuklar okulda bırakılıp gidileceğini düşünürler.
• Aile önemli bir dönemden geçiyor ise, (hastalık, ölüm, taşınma gibi) okula uyumda zorlanırlar.
17
Çözüm önerileri:
• Çocuğun okul reddi ya da korkusu iyi araştırılmalıdır. Onu okula gitmekte zorlayan nedir? Anne baba önce bunu bulmalıdır. Bu anlaşılmadan okula gitmeye zorlamak krizi artırabilir. Önce
sorun, konuşun ve zorlandığı durumu belirleyin. Buna göre strateji geliştirin.
• Okula psikolojik olarak hazırlayın. Okulda neler olacağını, neden gideceğini, nelerle karşılaşacağını bir bir anlatın. Okulla ilgili hikâyeler anlatın. Kendi anılarınız çok işe yarar.
• En önemli nokta kaygılı ebeveynin geride durması, kararlı ve sakin ebeveynin aktif olması gerekir. Her iki ebeveynde kaygılı ise, rahat, kararlı olan bir başka yetişkin bu süreçte çocuğun yanında
olmalıdır.
• Okula giden diğer çocuklarla konuşturun. Onlardan dinledikleri olumlu etkilenmelerine neden olabilir.
• İkna etmek için rüşvet vermeyin. Okula başlamak bir çocuğun gelişimsel bir görevidir. Bunu başarması gelişimini sağlıklı yürütebilmesi için gereklidir.
• Çocuğunuzun okuldan önce başkalarının yanında bulunmasını sağlayın. Komşuya, akrabalarınıza, arkadaşlarınıza bırakın. Önce en çok tanıdığı, güven veren birinin yanında kalmasını
sağlayın. Yavaş yavaş kalacağı kişiyi, mekânı değiştirerek başkalarının yanında kalmaya alıştırın.
• Okula götüren ebeveynin, bırakıp arkasına bakmadan gitmesi gerekir. Ağlamasına dayanamaz, geri dönerseniz, her seferinde daha çok ağlamasını sağlamış olursunuz.
• Çocuğunuzu vereceğiniz okul, önce sizin içinize sinmelidir. Oradaki profesyonellerin önerilerine uymalısınız.
• Okula gidip gitmeme kararı size aittir. Hiçbir çocuk gidip gitmeme kararını verebilecek olgunlukta değildir.
18
Çocuğum karanlıktan/canavarlardan/
böceklerden korkuyor
ÇOCUKLUK DÖNEMİNDE KORKULAR
Çocuğunuz korkularını ifade ediyor. Hayaletlerden, yüksek seslerden, karanlıktan ya da bazı hayvanlardan korktuğunu söylüyor. Bazen ağlıyor ya da korktuğu şeylerden sakınıyor. Onu doğru
sözcüklerle, güven vererek sakinleştirmek istiyorsunuz.
Olası nedenler:
• Çocuklar, 3 yaşlarında çevrelerindeki kişi, olay ya da hayallerinden korkabilirler. Yaş ilerledikçe hayali şeylere olan korkular yerini, başarısızlık korkusu gibi stres yaratan durumlara dönüşür.
Korku bizi koruyan, sağlıklı ve gerekli bir duygudur. Çocuk bir yandan korkarken bir yandan da baş etmeyi öğrenir. Bu hayatın gerekli ve kaçınılmaz bir sürecidir.
• Nelerden korkulacağını modelleyerek öğrenir. Ebeveynlerinin korktuklarından onlar da korkarlar. Anne babanın korkuları normal ve sağlıklı ise çocuk bundan olumlu etkilenir. Ancak
ebeveynleri aşırı kaygılı, her durumdan olumsuz bir sonuç çıkarıyor iseler çocuğun gereksiz korkuları oluşur.
• Tehditkâr bir çevre içindeyse çocuk, cesaretini, güvenini geliştiremez. Örneğin “bunu yaparsan bırakır giderim” gibi tehditleri çocuk gerçekmiş gibi algılar.
• Çocukların korkmaları normaldir. Korktuktan sonra güvende olduğunun hissettirilmesi gerekir. Anne baba güven vermekte zorlanıyor ise çocuk korkularıyla baş başa kalır.
• Eşler arası gerilim, ayrılığa yol açma ihtimali olan kavgalar çocuklardaki korkuları artırabilir.
19
Çözüm önerileri:
•Korku, kaçma, davranışını tetikleyen bir enerji içerir. Bu enerjinin etkisini giderecek olan güvende olduğunu bilmesidir. Çocuğunuz korktuğunda, güvende olduğundan emin olun. Kucağınıza
alın, fiziksel temas kurun, güvende olduğunu, yanında olduğunuzu söyleyin.
• Korktuğu her ne ise anlamaya çalışın. Bir nesne, bir hayvan ya da başka bir şey olabilir. Nesne ise rahatlattıktan sonra yanına götürün, önce siz dokunun ve tehlikeli olmadığını gösterin.
• Korktuğu şey bir hayvansa, saldırmayacağından emin olun. Önce siz dokunun, onun dokunmasını isteyin ama asla zorlamayın. Tehlikeli bir hayvansa “şimdi zarar veremez, o bağlı” veya
“kafesin içinde” gibi zarar veremeyeceğini söyleyin.
• Yaşına göre çok farklı bir şeyden korkuyor veya korktuğu şeyi anlatamıyor ise bir uzmandan destek alın. Uzmanı görünceye kadar güvende olduğunu hissettirmeye çalışın.
• Çocuklar anne babalarının duygularını hissederler. Koruyucu bir yönünüz varsa, her şeyden kaygılanan, korkan bir ebeveyn iseniz çocuğunuza güvende olduğu hissini veremezsiniz. Baş
edemiyor iseniz mutlaka yardım alın. Yaşamın ilk 6 yılının çok önemli olduğunu daha sonra düzeltmenin zor olacağını unutmayın.
• Sakin ve kararlı tutumunuzu koruyun. Bunu en iyi hangi ebeveyn yapıyor ise onun aktif olmasını sağlayın.
• Yaşıtlarıyla oynamasına izin verin, ortam oluşturun. Olabildiğince çocukların oyunlarına karışmayın. Çocuklar birbirlerinden çok şey öğrenirler. Buna korkuyla baş etme de dâhildir.
• Etrafta çocuğu korkutacak şeyler bulundurmayın. Asla yaşına uygun olmayan içerikteki ��lmleri ve sahneleri görmemesini sağlayın. Etrafta korku, gerilim ��lmi izleme merakı olan birileri varsa
çocuğunuzu onunla baş başa bırakmamaya özen gösterin.
• Bazı anne babalar çocuklarını “korkutarak” severler. Nasıl iletişim kuracaklarını bilemedikleri için şakaları genelde korkutucu olur. Eğer çocuğunuzu korkutarak oynamaya, eğlenmeye
çalışıyorsanız bunun ona zarar vereceğini unutmayın.
• Tehlikeli bir durum yoksa, çocuğunuz başarabilecekse, zorluklarla kendisinin mücadele etmesine izin verin.
• Eşinizle kavganızı, çocuğunuzun olmadığı bir ortamda yapın. Eğer şahit olmuşsa, kavgadan sonra her şeyin yolunda olduğunu anlatın. Onu ilgilendiren bir durum olmadığını, güvende
olduğunuzu ve olduğunu mutlaka söyleyin. Eşinizle sorunlar arttığında çocuğunuzu ihmal etmeyin. Güvende olduğunu bilmesi ona güç verir.
• Çocuğunuzun, duygularını ifade edebilmesine olanak tanıyın. Konuşulabilir anne baba olun.
• Ortamda gergin bir hava varsa farklı bir şey yaparak atmosferi değiştirin.
• Size garip gelen bir korkusu varsa, çocuğunuzun ifade etmekte zorlandığı bir sorunu ya da deneyimi olabilir. Onunla konuşun. Örneğin “ne olduktan sonra sen korkmaya başladın?”, “İlk ne
zaman böyle korkmuştun?”, “bana anlatmak istediğin ama söyleyemediğin bir şey var mı?” gibi sorular sorun.
• İlk odaklanacağınız rahatlaması olmalı. Güvende olduğunu hissettikten sonra konuşmalısınız.
• Korkarak sizin odanıza gelmişse hemen odasına götürmeyin, rahatladığından emin olduktan sonra odasına götürün ve yanında bir süre durun.
• Korkunun üzerine gidilmez. Bu yanlış bir inanıştır. Korku tehlikeli bir şeye yönelik değilse, onun tehlikeli olmadığını göstermelisiniz. Bir şey gerçekte tehlikeli olmayabilir ve çocuk öyle
algılamış olabilir, algısını değiştirmeden zorlamayın.
• Eğer bu temel öneriler işe yaramıyor, çocuğunuzun korkusunun azalmadığını, rahatlayamadığını görüyorsanız uzman yardımı alın.
20
Bu e-kitap sizlere Kidolindo tarafından
Liman Psikoloji uzmanlığıyla sunulmaktadır.
Download

okul öncesi dönemde çocuklarda görülen problem davranışlar ve