TÜRKİYE VE IRAK İÇİN PETROL
İLE DOĞALGAZIN ANLAMI
VE BU İKİ DEVLETİN FOSİL YAKIT
POLİTİKALARI
Yazar
Erkan AVCI
HAZİRAN 2014
İÇİNDEKİLER
İÇİNDEKİLER.......................................................................................................................................1
GİRİŞ.......................................................................................................................................................2
BĠRĠNCĠ BÖLÜM
1.
Türkiye‟de Petrol ve Doğalgazın Tarihsel Süreci ......................................................................................4
2.
Türkiye‟nin Fosil Yaktı Potansiyeli ......................................................................................................... 10
3.
Türkiye‟nin Fosil Yakıt Tüketimi ve Boru Hatları .................................................................................. 11
4.
Fosil Yakıtların Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi ....................................................................... 18
İKİNCİ BÖLÜM
1. Irak‟ta Fosil Yakıtların Tarihi ...................................................................................................20
2. Irak‟ın Fosil Yakıt Potansiyeli, AnlaĢmalar ve Yakıt Sevkiyatı ...............................................27
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Türkiye-Irak Fosil Yakıt ĠliĢkileri ........................................................................................................... 32
SONUÇ ................................................................................................................................................................. 35
KAYNAKÇA ....................................................................................................................................................... 36
1
GİRİŞ
OPEC‟in kurucusu Venezüellalı politikacı Pablo Pérez, doğaya ve dünya
siyasetine yaptığı olumsuz etkilerinden dolayı petrolü Ģeytanın pisliği olarak
tanımlamıĢ ve gelecekte insanlığın mahvına sebep olacağını öngörmüĢtür.1 Gerçekten
de baktığımız zaman tarih bize bu konuda önemli dersler vermektedir. Petrolün
bulunduğu 1860‟lardan günümüze kadar geçen 150 yıllık süreç zarfında dünyanın
çeĢitli yerlerinde –bariz bir Ģekilde Ortadoğu‟da- petrol uğruna büyük mücadeleler
verilmiĢ, savaĢlar olmuĢ, rekabetler yaĢanmıĢtır ve yaĢanmaya da devam etmektedir.
Aslında daha 1842 yılındayken Rusya‟nın yönetiminde olan Apsheron
yarımadasında ilk petrol sondajı yapılmıĢtı. Ama literatürde ilk olarak Kaliforniya
olarak geçmektedir. Çünkü iki yerde de petrol bulunması yaklaĢık olarak aynı
dönemlerde olmuĢtur. Bu yüzden Batılı kaynaklarda daha çok Kaliforniya kabul
edilmektedir. 1863 yılına gelindiğinde Azerbaycan‟ın baĢkenti Bakü‟de ilk rafineri
kurulmuĢ olduğu görülmektedir. 1877-1878 yıllarında Apsheron petrol bölgesinden
Bakü‟ye ilk petrol hattı döĢenmiĢtir.2
Petrol dünya sahnesine 20. yüzyıl baĢlarında girmiĢtir. Ancak o dönemde
petrolün gelecekteki önemini görebilen pek az politikacının olması ve Ortadoğu‟da
büyük miktarlarda petrol bulunduğunun bilinmemesi yüzünden Büyük Oyun‟da fazla
rol oynamamıĢtır. Birinci Dünya SavaĢı öncesinde ve sırasında Ġngiltere petrolünün
büyük çoğunluğu BirleĢik Devletlerden gelmekteydi. O sıralarda Ġran, Ortadoğu‟nun
tek önemli petrol üreticisiydi ve Ġran‟ın üretimi de dünya rakamlarına göre düĢüktü.
Örneğin, BirleĢik Devletler 1913‟te Ġran‟ın 140 katı petrol üretmiĢti.3
19. yüzyılın sonlarına kadar önemli bir enerji kaynağı olmayan petrole,
değiĢen dünya ile birlikte bağımlılık artmıĢtır. Çünkü Sanayi Devrimi‟nin
gerçekleĢmiĢ olması teknolojik geliĢmelere neden oldu ve dolayısıyla da enerji
1
Ġhsan IĢık, „‟Ortadoğu‟nun Bolluk Paradoksu‟‟, Zaman Gazetesi , 23 ġubat 2011
2
Bernard Lewis, Ortadoğu, 6. Baskı, Ankara: ArkadaĢ Yayınevi, 2009, s. 442.
3
David Fromkin, Barışa Son Veren Barış: Modern
http://www.altinicizdiklerim.com/summary29.html,
2
Ortadoğu Nasıl Yaratıldı?,
Özet:
ihtiyacını doğurdu. Bu yüzden petrol enerji açığını kapatmak için kullanılan en
öncelikli hammadde olmuĢtur.
Petrol konusunda Ortadoğu özel bir yere sahiptir. Çünkü petrol kalitesinin ve
petrol rezervlerinin en yüksek olduğu bölge Ortadoğu‟dur. Ayrıca arama, çıkarma,
taĢıma gibi yönlerden kolaylığa sahip olduğu için Ortadoğu bu anlamda bir cazibe
merkezidir. Zira dünyada petrol rezervlerine bakıldığında rezervlerin 102 milyar
tonu (%57) Orta Doğu Ülkelerinde, 16,7 milyar tonu (%9) Rusya ve Bağımsız
Devletler Topluluğu (BDT) ülkelerinde, 16,9 milyar tonu Afrika'da (%10) yer
almaktadır. Ancak günümüzde dünyada bulunan enerji kaynaklarına, ispatlanmıĢ
rezervleri ve yıllık üretim oranları çerçevesinde bakılırsa, rezerv ömrünün; petrol için
44 yıl olacağı tahmin edilebilir.4
Petrolün yanı sıra alternatif enerji kaynaklarına da yönelim meydana gelmiĢtir.
Bunların baĢında ise doğalgaz gelmektedir. Doğalgazın geçmiĢi yüzlerce yıl
öncesine dayanmaktadır. Tarihsel kaynaklar doğalgazın ilk kez M.Ö. 900'lerde
Çin'de kullanıldığını göstermektedir. TaĢınması, iĢlenmesi ve stoklanması
kolay olan doğalgaz yaygın kullanımı ise 1790‟da Ġngiltere'de baĢladı. Boru
hattı taĢımacılığıyla birlikte 1920‟lerde artan doğalgaz kullanımı II. Dünya
SavaĢı'ndan sonra daha da geliĢti. Doğalgaz enerji üretim sektöründe ilk kez
Amerika'da kullanılmaya baĢladı. 1950'li yıllarda doğalgazı dünyada enerji
tüketimindeki oranı %10'u geçmiyordu. Günümüzde ise enerji tüketiminin
%24'ü doğalgazla karĢılanmaktadır. Dünyada bilinen doğalgaz rezervlerinin
yaklaĢık 70 yıllık ömrü olduğu tahmin edilmektedir. Bilinen doğalgaz
rezervleri petrol rezervlerine eĢdeğerdir.5
BİRİNCİ BÖLÜM
4
www.enerji.gov.tr/index.php?dil=tr&sf=webpages&b=petrol&bn=222&hn=&nm=384&id=40693,
EriĢim Tarihi 05.01.2013.
5
tr.wikipedia.org/wiki/Doğal_gaz, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
3
1. Türkiye’de Petrol ve Doğalgazın Tarihsel Süreci
Her ne kadar petrolün endüstriyel olarak öneminin artması 1859 senesinde
Amerika'da Titusville'de, Drake tarafından açılan ilk petrol kuyusu ile baĢlamıĢ olsa
da petrol, özellikle Yakın Doğu‟da eskilerden beri bulunmaktadır. Milâttan önce üç
bin yılında yaĢamıĢ olan Sümer Hükümdarı Adab'ın Ġstanbul müzesindeki heykelinin
göz oyuklarında asfalt bulunmaktadır. Daha sonraları Babil kralı NebuĢadnezzar,
Fırat üzerinde yaptırdığı 112 metre uzunluğuna sahip olan köprünün yanmıĢ tuğladan
olan uçlarının asfalt mastığı içerisine doldurduğu gibi, Babil kraliçesi Semiramis de,
Fırat altında açtırdığı 1000 metrelik tünelin duvarlarındaki kiremitleri bitüm ile
sıvatmıĢtı. Eski Yunan tarihçisi Heradot, Babil'den sekiz günlük bir mesafede Hit
mevkiinde su ile birlikte bitümün karıĢtığını ifade eder. Ġran muharrirlerinden Abul
Hasan Mesud Finike civarındaki bir çayın ağzında asfalttan çıkarılan bir yağdan
bahseder.6 Ancak bunların endüstriyel çağa kadar çok yüksek bir değeri olmamıĢtır.
Bu yüzden petrolün endüstride kullanılmaya baĢlandığı dönemden günümüze kadar
olan kısmı bizi daha çok ilgilendirmektedir.
1882 de Ġngiliz Amirali Fisher Savunma Bakanlığı‟nı, dünya üzerindeki
kontrollerinin, gemilerinde kömür yerine petrol kullanmaya bağlı olduğuna
inandırmaya çalıĢıyordu. Petrolün kaynağı ise Ortadoğu‟daydı. Ancak bunun
karĢısında Osmanlı Devleti‟nde 2.Abdülhamid iktidarının sonlarına doğru Almanlara
verilen Bağdat Demiryolu ihalesi kalın bir duvar oluĢturmuĢtur. Çünkü bu demiryolu
Ortadoğu‟daki petrol alanlarının güzergâhından geçmektedir. Nitekim 1908 yılının
Mayıs‟ında Concession Sydicate Limited ġirketinin operasyon Ģefi George B.
Reynolds, Ġran sınırları içindeki Mescid-i Süleyman bölgesinde dünyanın o zamana
kadarki en zengin petrol yataklarını patlattığında 2. Abdülhamid iktidarının sonu da
gözükmeye baĢlamıĢtır. Ne gariptir ki, Mayıs 1908 de petrol bulunmuĢ, bundan
sadece ve sadece 2 ay sonra Jön Türk isyanı baĢlamıĢ ve Temmuz ayında 2.
Abdülhamid, MeĢrutiyeti ilan ederek iktidardan çekilmek mecburiyetinde kalmıĢtı.7
Bu dönemde bulunan petrol, bugün Türkiye‟nin sınırları dıĢında kalmaktadır.
Bugünkü sınırları içine dâhil olan bölgeler bazında ele alırsak, Türkiye'de petrol
6
Cevat Eyüp TaĢman, “Petrolün Türkiye'de Tarihçesi”,
baskanliklari/bdt/.../39_4.pdf, s. 14, EriĢim Tarihi: 08.01.2013.
7
www.mta.gov.tr/v2.0/daire-
Mustafa Armağan, “Sultan Abdülhamid‟in Petrol SavaĢı”, Zaman Gazetesi, 19.11.2006.
4
aramacılığının kökleri Osmanlı dönemine kadar uzanır. Ġlk sondajlı arama faaliyeti,
Ġskenderun civarında Çengen'de 1890 yılında delinen ve gaz emarelerine rastlanan
sığ kuyulardır. Trakya'da GanoĢ civarında 1898 yılında delinen sığ kuyularda petrol
ve gaz emarelerine rastlanmıĢtır. Yabancı Ģirketler ortaklığıyla 1914 yılında kurulan
Turkish Petroleum Company Musul'da petrol aramaya baĢlayacakken Birinci Dünya
Savası çıkınca faaliyetini durdurmuĢtur.8 Ayrıca Sultan II. Abdülhamit 1901 yılında
yaptırdığı petrol rezervi çalıĢmasına göre Diyarbakır, Mardin, Siirt ve Hakkâri‟de
petrol rezervleri bulunmuĢtur. O dönemde yapılan araĢtırmalara göre 65 noktada
zengin petrol rezervi tespit edilmiĢtir.9
1926 yılında Musul petrolleri paylaĢımına giriĢilince Osmanlı Ġmparatorluğu
döneminde Irak‟taki petrolle ilgili ilk çalıĢmayı yapan bir Ġstanbul Ermenisi olan
Calouste Sarkis Gülbekyan‟ın Türk Petrol ġirketi, Irak Ģirketi oldu ve kendi
hissesiyle kendisine petrol payı olarak yüzde 5 verildi. Bu nedenle kendisine
„MeĢhur yüzde 5′ denildi. Geri kalan yüzde 95, dört büyük ülkenin Ġngiltere, Fransa,
Hollanda ve Amerika arasında yüzde 23.75 oranında paylaĢıldı.10
2. Abdülhamit‟ten sonra iktidara gelen Ġttihat ve Terakki Hükümeti‟nin
Osmanlı Devleti‟ni 1.Dünya SavaĢı‟na sokmasıyla beraber devlet tam bir çöküĢ
yaĢamıĢtır. Ardından KurtuluĢ Mücadelesi‟ni baĢlatan Mustafa Kemal‟in iktidara
gelip 1923‟te Cumhuriyeti ilân etmesiyle Türkiye‟nin petrol rezervlerini bizzat
araĢtırmak, Hükümet
tarafından ana hedef olarak belirlenmiĢ
ve hedefi
gerçekleĢtirmek için bir müddet Rusya'da çalıĢmıĢ olan Lüksemburglu Dr. M. Lucius
ile anlaĢılmıĢtır.
1933 senesi Türkiye petrol araĢtırmalarında önemli bir tarihtir. Bu tarihte
Petrol Arama ve ĠĢletme Ġdaresi adıyla yetki verilen bir Ģirket kurularak petrol arama
iĢlerine hususi bir önem verildiği gösterilmiĢtir. 20 Mayıs 1933 de çıkarılan 2189
no.lu yasanın 1. maddesinde „Türkiye dâhilinde altın ve petrol ve bunlarla beraber
çıkacak diğer madenleri aramak ve arama neticesinde elveriĢli olursa bu madenleri
8
Mesut Atalay, “Türkiye‟de Petrol Aramacılığı”, Stradigma.com e-dergisi, Sayı 7, Ağustos 2003, s.1
9
Metin Avcı, “Türkiye ve Petrol Gerçeği”, 20 Aralık 2007, sahlanishareketi.blogcu.com/turkiye-vepetrol-gercegi/6830430,
EriĢim
Tarihi:
05.01.2013
10
“Abdülhamit‟e Petrol Haritaları Hazırlayan Ermeni”, enerjienstitusu.com/2013/01/02/abdulhamitepetrol-haritalari-hazirlayan-ermeni/ EriĢim Tarihi: 05.01.2013
5
iĢletmek üzere ticarî maksatla Ġktisat Vekâletine bağlı ve Ġktisat Vekâletinin teftiĢ ve
murakabesi altında hükmî Ģahsiyetli altın ve petrol arama ve iĢletme idareleri
kurulmuĢtur.‟ ifadesi yer almakta ve üçüncü madde ile bunların birbirlerinden ayrı
iki Ģahsiyet olduğunu belirtilmektedir.11 Bu kanun maddesi ile Türkiye‟de petrol
aramacılığının önü açılmıĢ ve ileriki yıllarda Türkiye‟nin çeĢitli bölgelerinde petrol
arama faaliyetleri gerçekleĢmiĢtir. Bu iĢten sorumlu olması için 20 Haziran 1935
tarihinde çıkarılan 2804 No.lu kanunla “Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü” (MTA)
kurulmuĢtur. Petrol Arama ve ĠĢletme Ġdaresi de Petrol Grubu Direktörlüğü adıyla bu
kuruluĢ ile birleĢtirilmiĢ ve petrol aramalarına yurt düzeyinde ara verilmeden devam
edilmiĢtir.
Petrol ihtiyacının yükselmesi ve aramaların yetersiz kalması nedeniyle 7 Mart
1954‟te 6326 No.lu yeni “Petrol Kanunu” çıkarılmıĢ ve böylece izlenen petrol
politikasında yeni bir döneme girilmiĢ ve bu kanun ile aramaların yerli ve yabancı
özel giriĢim eliyle yapılması düĢünülmüĢtür. Yeni Petrol Kanununa dayanılarak 7
Mart 1954 tarihinde kabul edilen 6327 No.lu kanunla “Türkiye Petrolleri A.O.”
kurulmuĢ ve Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü'nün ilgili birimleri bu kuruluĢa
aktarılmıĢtır.12 T.P.A.O ile birlikte Shell ve Mobil gibi uluslararası Ģirketlerin arama
ve sondaj çalıĢmalarının ardından, 1969‟da ve 1973 petrol krizi sonrasında petrol
fiyatının 10 katı artmasıyla yerli petrol aramacılığına ve sondaj çalıĢmalarına verilen
önem ve ağırlık sonucunda 1991'de yerli petrol üretimleri rekor düzeylere yani yılda
4,5 milyon tona ulaĢtı. Ancak daha sonraki yıllardan günümüze kadar, değiĢik
nedenlerle, petrol aramacılığına ve sondajına ayrılan bütçe azaldı ve halen yıldan yıla
azalmaktadır.13
Türkiye, petrolün yanı sıra doğalgaza da önem vermiĢ ve bu yönde önemli
çalıĢmalarda bulunmuĢtur. Her ne kadar dünyada yaklaĢık 150-200 yıldır çalıĢmalar
yapılıyorsa da doğalgaz alanında Türkiye‟nin çalıĢmaları yenidir aslında. Zira
Türkiye‟de doğalgaz ilk defa 1970 yılında Kırklareli Kurumlar bölgesinde tespit
edilerek, 1976 yılında da Pınarhisar Çimento Fabrikası‟nda kullanılmaya
11
TAġMAN, a.g.e., s. 19.
12
“Türkiye'de Petrol” www.pigm.gov.tr/turkiyede_petrol.php, EriĢim Tarihi: 05.01.2013.
13
Abdurrahman Satman, “Türkiye‟de Petrol”, web.itu.edu.tr/~pdgmb/documents/turkiyedepetrol.html,
EriĢim Tarihi: 05.01.2013
6
baĢlanmıĢtır. 1975‟te Mardin Çamurlu bölgesinde bulunan doğalgaz, 1982‟de
Mardin Çimento Fabrikası‟na verilmiĢtir. Kaynaklardaki rezervlerin sınırlı olması
hasebiyle tüketimin geniĢlemesi ilerleyememiĢtir.
Doğalgazın sanayi ve Ģehir Ģebekelerinde kullanımı çalıĢmalarına, 84/8806
No.lu Bakanlar Kurulu kararıyla 1984‟te SSCB ile yapılan doğalgaz sevkiyatı
anlaĢması sonrasında baĢlanmıĢtır. Doğalgaz Ģehir içi evsel ve ticari olarak da ilk kez
1988‟de Ankara‟da kullanılmıĢtır. 1992 yılında Ġstanbul‟da, Bursa‟da, EskiĢehir‟de,
Ġzmit‟te doğalgaz pazarı geniĢledi.14 Türkiye'nin kendi doğalgaz rezervleri çok az
olduğu için bu durum böyledir. Zira kanıtlanmıĢ toplam doğalgaz rezervi Türkiye‟nin
bir yıllık doğalgaz tüketimini karĢılayabilecek miktarda bile değildir. Doğalgaz
ihtiyacını karĢılamada dıĢa bağımlı olan Türkiye bu ihtiyacın büyük bir payını boru
hatları ile Rusya ve Ġran'dan, geri kalanı ise LNG olarak Cezayir ve Nijerya'dan
karĢılamaktadır. 2006 yılında tükettiği doğalgazın 19,6 milyar m³ 'ünü Rusya temin
etmiĢtir. Bu da toplam tüketimin % 63'üne karĢılık gelmektedir. Nijerya ve
Cezayir'den ithal edilen LNG miktarı 5,3 milyar m³ 'dür.15
Ancak son yıllarda Türkiye bu bağımlılığı azaltmak için fosil yakıt arama
sahasını daha da geniĢletmiĢtir. Bu kapsamda Karadeniz‟de petrol arama faaliyetleri
gerçekleĢtirilip oradan petrol çıkarmak hedeflenmektedir. Türkiye Petrolleri Anonim
Ortaklığı (TPAO) ile Karadeniz‟de petrol ve doğal gaz aramak için anlaĢma
imzalayan Brezilyalı petrol Ģirketi Petrobras‟ın Türkiye Genel Müdürü Hercules
Tadeu F. Da Silva, Kastamonu‟nun Ġnebolu ilçesinde incelemelerde bulunduktan
sonra Aralık 2009‟da petrol ve doğalgaz aramaya baĢlanmıĢtır.16
Ġthal ettiği petrole 2010‟da 21 milyar $ harcamıĢ olan Türkiye, petrol arama
faaliyetlerine artık daha çok ağırlık vermeye baĢlamıĢtır.17 Bu yüzden Karadeniz'de
yapılan sondajlarda da kritik sürece girilmiĢtir. Bu süreçte BP Türkiye Temsilcisi‟nin
14
„‟Doğalgaz
Enerjisi
(Termik)‟‟
Nükleer
www.nukte.org/dogalgazenerjisi, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
Teknoloji
Bilgi
Platformu,
15
„‟Dünyada
ve
Türkiye‟de
Doğalgaz‟‟
ĠGDAġ,
www.igdas.com.tr/Docs/Pdf/DunyadaveTurkiyedeDogalgaz.pdf, EriĢim Tarihi: 06.01.2013.
16
„‟Karadeniz‟de Petrol Aranacak‟‟, www.istenhaber.com/karadenizde-petrol-aranacak-2/, EriĢim
Tarihi: 10.01.2013
17
„‟Karadeniz‟de Petrol Avı‟‟, Takvim Gazetesi, 1 Kasım 2011.
7
Karadeniz‟de petrol çıkmadığını açıklaması üzerine Enerji Bakanı Taner Yıldız,
firmaların bir kısmının Karadeniz‟i tercih ettiğini bir kısmının da etmediğini
belirterek, “Karadeniz o firma için kuru çıkmıĢtır ama bizim için su olmaya devam
edecektir. Daha önce çalıĢma yapmamıĢ baĢka firma da orada çalıĢma yapmak
istediğini söyledi. Biz Karadeniz‟de arama faaliyetlerimize devam edeceğiz” diye
konuĢmuĢtur.18 Böylece Türkiye‟nin Karadeniz konusunda ne kadar kararlı olduğu
gözler önüne serilmiĢtir.
Diğer yandan son günlerde Yunanistan‟ın içinde bulunduğu ekonomik
buhrandan çıkıĢ yolları aramak amacıyla Ege Denizi‟nde petrol ve doğalgaz aramak
istediği görülmektedir. Bu kapsamda Ege'deki kıta sahanlığını tescil ettirmek için tek
taraflı BirleĢmiĢ Milletlere gitme planının ortaya çıkmasının yankıları sürmektedir.
Yunan basını 8 Ocak 2013‟te Atina'nın ekonomik krizden çıkıĢ için Avrupa
Birliği'nin desteği ile Akdeniz ve Ege'de petrol ve doğalgaz aramayı planladığını öne
sürmüĢtür. Haberlere göre Ġyon Denizi'nde ve Girit Adası'nın güneyinde hidrokarbon
araĢtırma çalıĢmaları baĢlatan Norveç PGS Ģirketine ait „Nordic Explorer‟ isimli
sismik gemisi, Akdeniz'e gitmiĢtir. Haberlerde ayrıca Yunanistan'ın bu hareketinin,
AB tarafından da desteklendiği öne sürülmüĢtür. Hatta Yunanistan'ın Akdeniz'de
Türkiye ile yaĢayacağı muhtemel sorunlara karĢılık Avrupa Komisyonu'nun da
Atina'dan yana taraf olacağı ileri sürülmüĢtür.19 Buna karĢılık Türkiye DıĢiĢleri
Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Türkiye ile Yunanistan arasında olumlu atmosfer var.
Mart ayı baĢında Yüksek Dereceli Stratejik ĠĢbirliği Konseyi toplantısı ile ilgili tarih
tespitinde büyük ölçüde mesafe alındı. Onu gerçekleĢtireceğiz. Dolayısıyla
bugünlerde Türkiye -Yunanistan iliĢkileri bu ivmeyi kazanmıĢken bütün atılacak
adımları, bu istiĢare içinde birlikte atmamız önem taĢır. Tabi herkes ulusal
pozisyonunu biliyor. Böyle bir durumda Türkiye de mukabil adımlar atar. Ama buna
ihtiyaç hissedilmeyeceğini ümit ediyorum. Yunanistan ile aramızda zaten iĢleyen bir
18
"Karadeniz‟de
Petrol
Aramaya
Devam
Edeceğiz"
www.iha.com.tr/0N1e3wsDetailPrint.aspx?NewsId=249959&CatID=5, EriĢim Tarihi: 10.01.2013.
19
“Yunanistan AB'nin Desteği Ġle Petrol Arayacak”, Sabah Gazetesi, 9 Ocak 2013.
8
mekanizma var." ifadelerini kullanarak Türkiye‟nin bu konudaki yaklaĢımını ortaya
koymuĢtur.20
Özetlemek gerekirse 20. yüzyılın baĢında bütün Ortadoğu üzerinde egemen
olan ve petrol jeostratejisini yönlendirme kapasitesine sahip olan Osmanlı
Devleti‟nin külleri üzerine kurulan Türkiye‟nin petrole dayalı küresel dengelerde
hemen hemen tamamen edilgen bir konumda kalmıĢ olması, bölgeye yönelik politika
açısından üzerinde dikkatle durulması gereken bir olgudur. 70‟li yıllardaki petrol
krizinden en büyük darbeyi alan ülkelerin baĢında gelen ve 70‟li yılların sonunda
petrol kuyruklarına mahkûm olan Türkiye, 90‟lı yıllarda da Körfez SavaĢı‟ndan en
ciddi ekonomik kayıplarla çıkan ülkeler arasında yer almıĢtır.21 90‟lar boyunca iç
politik ve dıĢ ekonomik sıkıntılar yaĢayan Türkiye, enerji alternatiflerini arttırmak
amacıyla SSCB‟nin dağılması sonucu bağımsız olan Türk Cumhuriyetleri‟ne
yakınlaĢma çabası içine girmiĢtir. Milenyuma girerken Türkiye 11 Eylül
saldırılarından sonra 2003 yılında 1 Mart tezkeresi ile ABD‟nin Irak‟a Türkiye
üzerinden müdahale etmesini reddetmesi sonucu Irak‟tan gelen enerji akıĢı sekteye
uğramıĢtır. 2001 yılında kriz içinde olan Türkiye, 2002 yılında AKP hükümetinin
iktidara gelmesi ile Irak‟tan kazanım sağlayamamasına rağmen ekonomik açıdan
önemli bir ilerleme kaydetmeye baĢlamıĢtır. Bu dönem içinde Orta Asya, Rusya, Ġran
ile ekonomik iliĢkiler geliĢtirilmiĢ ve yeni enerji anlaĢmaları imzalanmıĢtır. Ancak
2011 yılında Arap Baharı sürecinin baĢlaması ile Ortadoğu -özellikle Suriye- ile ilgili
dıĢ politikasında sıkıntılar yaĢayan Türkiye enerji bağımlılığını azaltmak için önemli
hamleler yapmaya çalıĢmaktadır. Özellikle son günlerde konuĢulan Kuzey Irak
Bölgesel Kürt Yönetimi ile petrol anlaĢması imzalanması olgusu bunun somut
örneğidir. Ancak henüz resmi veriler olmadığı için bu ifadeler varsayım halindedir.
Yeni dönemde Türkiye‟nin 2023 hedefi kapsamında büyük güçlerden biri olma
çabalarından enerji bağımlılığını azaltma giriĢimi daha ön planda olacağa benziyor.
Bununla ilgili Türkiye‟nin ne gibi politikalar izleyeceğini bekleyip göreceğiz.
2. Türkiye’nin Fosil Yakıt Potansiyeli
20
„‟Türkiye Ege‟de Petrol mü Arayacak?‟‟, http://www.samanyoluhaber.com/gundem/TurkiyeEgede-petrol-mu-arayacak/920702/, EriĢim Tarihi 11.01.2013
21
Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası Konumu, 39. Baskı, Ġstanbul: Küre
Yayınları, 2009, s. 335.
9
Türkiye‟de yıllarca dillere pelesenk olmuĢ bir söylem vardır: “Bizim
petrolümüz var aslında ama çıkarılmasına izin verilmiyor.” Peki gerçekten böyle mi?
Türkiye bir petrol denizi üzerinde yüzüyor da „DıĢ Mihraklar‟ mı izin vermiyor?
ÇalıĢmamızın bu bölümünde Türkiye‟nin fosil kaynaklar açısından nasıl bir
potansiyele sahip olduğunu açıklayarak bu soruya bir nevi cevap vermiĢ olacağız.
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, yaklaĢık 100 yıl önce Sultan 2.
Abdülhamid‟in hazırlatmıĢ olduğu petrol haritasını değerlendirme kapsamına
almıĢtır. Sultan‟ın petrol haritası gerçek mi? Türkiye bir petrol denizi üzerinde mi?
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bu konu hakkında Ģu ifadeleri
kullanmıĢtır: „Bakanlık koltuğuna oturduğumda en çok merak ettiğim Ģeylerden biri
de ikinci Abdülhamit‟in petrol haritalarıydı. Musul ve Bağdat‟ı içine alan daire
içerisinde yaptırılan belli bilimselliği olan bir harita. Bugün bilinen sahaların pek
çoğu bu haritada görülüyor. 100 yıl önce hazırlanan bu harita geçerliliğini koruyor.
Bu harita Ģu anda Batman ve Adıyaman gibi petrol aradığımız yerleri de içeriyor.‟
Ayrıca Yıldız, iddianın öbür tarafına yani var olan petrolün çıkarılmasına müsaade
edilmediği hususuna da açıklık getiriyor: „Son 10 yılda petrol arama faaliyetlerimizi
13 katına bütçeyi de yıllık 1,1 milyar dolara çıkardık. Bu sözün efsanevi tarafları var.
Petrol kuyucularının çevrelerinin korunmak amacıyla kapatılması kanuni bir
zorunluluktu. Petrol fiyatı artınca da kuyular açılabilir. Buna yabancılar Türkler
kullanmasın diye kapattı demek doğru değil. 22
Türkiye‟de petrol aramacılığının yapılmaya baĢlandığı yıldan 2009 yılı sonuna
kadar 1.424 arama kuyusu ve 1.808 üretim, enjeksiyon ve geliĢtirme kuyusu açılmıĢ
ve irili ufaklı 23 doğal gaz sahası ile 102 petrol sahası keĢfedilmiĢtir. 2002 yılından
bu yana Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı (TPAO)'nın yurt içinde ve dıĢında
petrol arama ve üretim faaliyetlerine önem ve öncelik verilmiĢtir. Bunun yansıması
olarak 2002-2009 döneminde TPAO'nun arama ve üretim bütçesi yedi kat artmıĢ ve
2008 yılı itibariyle 1 milyar ABD doları seviyesine yükselmiĢtir.23 Ancak bu artıĢ
2009 yılından itibaren azalarak 2010 yılında 726 milyon m3 olarak gerçekleĢmiĢtir.
22
„‟Türkiye‟de Nerelerde Petrol Var?‟‟, www.patronturk.com/turkiyede-nerelerde-petrol-var, EriĢim
Tarihi: 05.01.2013
23
„‟Petrol‟‟,
Enerji
ve
Tabi
Kaynaklar
Bakanlığı,
11.08.2010
http://www.enerji.gov.tr/index.php?dil=tr&sf=webpages&b=petrol&bn=222&hn=&nm=384&id=406
93, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
10
2010 yılı yurtiçi üretilebilir petrol rezervi 291,5 milyon varil (43,14 milyon ton)
olup, yeni keĢifler yapılmadığı takdirde, bugünkü üretim seviyesi ile yurtiçi toplam
ham petrol rezervinin 17,2 yıllık bir ömrü bulunmaktadır.24
3. Türkiye’nin Fosil Yakıt Tüketimi Ve Boru Hatları
Dünya petrol rezervlerinin % 65‟ine, doğalgaz rezervlerinin de % 70‟ine sahip
ülkelere ve bölgelere komĢu olan Türkiye, coğrafî konumu ile bu rezervlerin sahibi
üretici ülkelerle önemli tüketicilerin çoğu arasında doğal bir koridor özelliği
taĢımaktadır.25 Bu özelliği nedeniyle jeostratejik konumu daha da artan Türkiye
enerji nakil hatlarının en önemli alternatif güzergâhı olarak kabul edilmektedir.
Özellikle Orta Asya ülkelerindeki doğalgazın Avrupa‟ya taĢınması konusunda
Rusya‟ya alternatif bir güzergâh olması buna örnek olarak gösterilebilir.
Türkiye'nin sahip olduğu en eski boru hattı Kuzey Irak'ta bulunan Kerkük
petrollerini batıya taĢıyan, Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı'dır. Hattın taĢıdığı
ham petrol miktarı 1999‟da 305 milyon varile ulaĢmıĢ, yapılan sabotajlar ve
Kerkük'te yaĢanan sorunlar yüzünden hattın taĢıdığı ham petrol miktarı 2006‟da 10.9
milyon varile düĢmüĢtür. 2009‟da bu hattan 23,3 milyon ton (165 milyon varil) ham
petrol taĢınmıĢtır. Petrol taĢıyan bir diğer boru hattı 28 Mayıs 2006‟da faaliyete
geçen Bakü-Tiflis-Ceyhan (BTC) Ham Petrol Boru Hattı‟dır. 22 Haziran 2008‟de
hattın taĢıma kapasitesi günlük 1 milyon varile ulaĢtırılmıĢ olup, hatan daha fazla
petrol taĢınmasının sağlanması amacıyla yürütülen çalıĢmalar neticesinde kapasite
2009 yılında günlük 1,2 milyon varile çıkartılmıĢtır.26
Nüfusun artması ve endüstrileĢme ile paralel olarak artan enerji gereksinimin
giderilmesi için alternatif bir enerji kaynağı olarak doğal gazın oranını artırmak ve
bazı Ģehirlerde gittikçe yoğunlaĢan hava kirliliğine bir çözüm bulmak amacıyla 18
Eylül 1984‟te Türkiye ve SSCB arasında doğalgaz sevkiyatına iliĢkin olarak
24
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü (TPAO) „‟2010 Yılı Ham Petrol ve
Doğalgaz Sektör Raporu‟‟, Ağustos 2011, s. 15-16
25
„‟Enerji
Sektöründeki
Son
GeliĢmeler‟‟,,
http://enerji2023.org/index.php?option=com_content&view=article&id=34:enerj-sektoeruendek-songelmeler&catid=7:goerueler&Itemid=42, EriĢim Tarihi: 06.01.2013
26
„‟Petrol‟‟, Enerji ve Tabi Kaynaklar…
11
imzalanan anlaĢmanın ardından, Boru Hatları ile Petrol TaĢıma Anonim ġirketi
(BOTAġ) ile SSCB‟nin doğalgaz ticareti konusunda yetkili kuruluĢu SOYUZGAZ
EXPORT arasında 14 ġubat 1986‟da 25 yıl süreli ve plato değeri yıllık 6 milyar Cm3
olan bir doğal gaz alım-satım anlaĢması imzalanmıĢtır. SSCB ile yapılan ilk alım
anlaĢmasını, artan doğal gaz ihtiyacının karĢılanması amacıyla yapılan diğer alım
anlaĢmaları izlemiĢtir.27 Bu dönemden itibaren Türkiye‟nin her geçen yıl enerji açığı
daha da artmıĢ ve Türkiye‟de doğalgaz tüketimi 20 yılda 69 kat artmıĢtır. 2005
yılında 27.4 milyar m3 olan doğalgaz tüketimi 2006‟da % 14 artıĢla 31.1 milyar m3'e
ulaĢmıĢtır. 2007‟de % 17‟lik bir artıĢla 36.4 milyar m3 olmuĢ ve 2011 yılı sonunda
ise doğal gaz tüketim miktarı 44,145 milyar m3‟e ulaĢmıĢtır. Tüketimin 2020‟de ise
% 176,4 artmasıyla 61 milyar m3'e ulaĢması öngörülmektedir.28
Türkiye, Avrupa‟nın ihtiyaç duyduğu çoklu boru hatlarına ev sahipliği
yapmakta
ve
yeni
projeler
üretmektedir.
Hazar
Havzası‟nın
hidrokarbon
kaynaklarının batı pazarlarına taĢınmasını öngören 21. Yüzyıl Ġpek Yolu olarak
sunulan, Doğu-Batı Enerji Koridorunun gerçekleĢtirilmesine ön ayak olmaktadır.
Hazar ve Orta Asya bölgelerini Avrupa‟ya bağlayan boru hatları, hem bu bölgelerin
refahının ve istikrarının artmasına, hem de bölge devletlerinin batı ile
bütünleĢmelerine yardımcı olacaktır. Bu noktada da Türkiye köprü göreviyle stratejik
bir rol oynamaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan ham petrol boru hattı 4 Haziran 2006‟da
petrol taĢımaya baĢlamıĢ, 16 Haziran‟da Kazakistan hatta dâhil olup 2008‟de petrol
pompalamıĢtır. Türk boğazlarını by-pass etmek amacıyla da Trans-Anadolu By Pass
Petrol Boru Hattı için çalıĢmalar 24 Nisan 2007‟de baĢlatılmıĢtır.29 Bakü-TiflisCeyhan hattı baĢlangıçtan beri gerçekleĢme olasılığı en fazla olan Türk projesiydi.
Bunda en belirleyici faktör Ģüphesiz ki Azerbaycan‟ın coğrafi konumudur. Orta Asya
ile Türkiye arasında ulaĢım sorunsalı projelerin önünde önemli bir engel
oluĢtururken, Azerbaycan ile Türkiye, aradaki Ermeni bölgesinin dolaysız bağlantıyı
olanaksızlaĢtırmasına rağmen komĢu ülkelerdir. Gürcistan ile iyi kurulan diplomatik
27
T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Doğalgaz Piyasası Dairesi BaĢkanlığı, Doğalgaz
Piyasası 2011 Yılı Sektör Raporu, s. 26.
28
„‟Enerji Sektöründe….‟‟
29
Aslıhan P. Turan, “Hazar Havzası‟nda Enerji Diplomasisi”, BĠLGESAM, 16 Mart 2010,
http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1971:hazar-havzasndaenerji-diplomasisi&catid=183:enerji, EriĢim Tarihi: 07.01.2013.
12
iliĢkiler sonucu bu ülke üzerinden Azerbaycan‟a kara yolu bağlantısı mevcuttur.
Türkiye açısından önemli olan, Hazar Denizi Havzası petrollerinin batıya açılan
terminali olmak ve bölgenin yeni aktörlerinin bağımsızlıklarının devamını
desteklemektir.30
Diğer yandan Bakü-Tiflis-Erzurum boru hattı projesi hazırlanmıĢtır. Bu proje
kapsamında Azerbaycan‟ın ġah Deniz sahasında üretilecek doğalgazın TürkiyeGürcistan sınırına getirilmesi tasarlanmaktadır. Bunun için SCPC Ģirketi kurulmuĢ ve
TPAO bu Ģirkete % 9 oranında ortak olmuĢtur. Bu proje 3 Temmuz 2007‟de faaliyete
geçen Gürcistan sınırından Erzurum‟a kadar uzanarak Türkiye doğalgaz Ģebekesine
dâhil olmaktadır. Bu alandaki inĢaat sorumluluğu BOTAġ‟a aittir. Ülkeler bazında
bakıldığında, Türkiye için kaynak çeĢitlendirilmesi politikaları bağlamında bu hat
önem arz etmektedir.31
Türkiye‟nin Ceyhan terminali Irak‟ın en önemli petrol ihraç limanıdır. BaküCeyhan boru hattı sayesinde de Ceyhan terminali Hazar Havzası‟nın potansiyel ihraç
limanı
olma
konumundadır.
Ġstanbul
ve
Çanakkale
boğazları
ise
petrol
taĢımacılığında SüveyĢ Kanalı ile birlikte dünyanın en önemli deniz güzergâhları
arasında yer almaktadır.
Yukarıda da belirtildiği gibi Kerkük-Yumurtalık ve Bakü-Ceyhan petrol boru
hattı ile Türk boğazları petrol taĢımacılığında oldukça önemli güzergâhlardır.
Günlük, 1,4 milyon varil kapasiteli Kerkük-Yumurtalık hattından (tam kapasite
çalıĢması durumunda) yılda 70 milyon ton (yaklaĢık 514 milyon varil) petrol ihraç
edilebilmektedir. Birinci hattın 641 km‟si ve ikinci hattın da 656 km‟si Türkiye
topraklarından geçmektedir. Ancak, 2003 iĢgalinin ardından Irak‟tan ihraç edilen
petrol miktarı günlük 750 bin varil civarına kadar düĢmüĢtür. Bununla birlikte 1977
yılında tamamlanan boru hattı Irak‟ın en önemli petrol ihraç güzergâhı olma
özelliğini halen korumaktadır. Kerkük-Ceyhan sayesinde AB ülkeleri Irak petrolüne
doğrudan Akdeniz üzerinden ulaĢabilmektedir. Son yıllarda Körfez‟de yaĢanan
30
Efe Çaman, “Kafkasya ve Orta Asya‟da Alternatif ile Uyum Arası Türk Bölgesel Politikası:
Kafkasya ve Orta Asya‟da Türkiye”, (Der.) Mehmet Seyfettin Erol, Küresel Güç Mücadelesinde
Avrasya’nın Değişen Jeopolitiği: Yeni Büyük Oyun, 1.Baskı, Ankara: Platin Yayınları, 2009, s. 288.
31
Sedat Laçiner – Hasan Selim Özertem, “Hazar Enerji Kaynakları: Enerji-Siyaset ĠliĢkisi”, (Der.)
Mustafa Turgut Demirtepe, Orta Asya ve Kafkasya’da Güç Politikası, 1.Baskı, Ankara: USAK
Yayınları, 2008, s. 98-99.
13
ABD-Ġran gerginliği ve özellikle Irak‟ın kuzeyinde yoğunlaĢan petrol aramaları da
dikkate alındığında bu hattın hem Irak hem de AB ve ABD açısından daha da önemli
hale geldiği ileri sürülebilir.32
Bir diğer boru hattı da Rusya‟dan Türkiye‟ye uzanmaktadır. Türkiye ithal ettiği
doğalgazın %68‟ini Moldova-Ukrayna-Romanya-Bulgaristan üzerinden gelen bir hat
ile Rusya‟dan almaktadır. Bunun dıĢında Rusya, diğer ülkelerinden geçmeyen bir
boru hattı projesi olarak yılda 16 milyar m3 lük Mavi Akım Projesini hayata
geçirmiĢtir.33 Hat Samsun‟dan kıyıya çıktığı noktadan itibaren 501 km‟lik bir mesafe
kat ettikten sonra Ankara‟da son bulmaktadır. Balkanlar üzerinden gelen batı
hattında sık sık yaĢanan sorunlar arada transit ülke olmadığı için bu güzergahtaki gaz
alıĢveriĢini iki ülke için de cazip kılmaktaydı. Rusya ile daha SSCB döneminden
baĢlatılan iliĢkiler ve ardından imzalanan iki doğal gaz anlaĢmasına rağmen Mavi
Akım‟ın da imzalanması Türkiye‟nin doğalgaz pazarını ve politikasını büyük oranda
Rusya‟nın etkisi altına sokmuĢtur. Ġki ülke arasındaki en büyük enerji projesi olan
Mavi Akım Projesi özellikle fiyat konusunda ortaya çıkan sorunlar nedeniyle ciddi
bir sıkıntı yaratmıĢtır. Ancak aylar süren karĢılıklı ziyaretlerden sonra sorun
çözülmüĢ ve iki ülke iliĢkileri yeniden istenilen düzeylere gelmiĢtir.34
Türkiye‟yi Rusya‟ya enerji açısından büyük oranda bağımlı kılan bu projeye
alternatif olarak düĢünülen, ABD‟nin de desteklediği Trans-Hazar Boru Hattı projesi
ortaya atılmıĢtır. Bu proje kapsamında Türkmenistan‟ın doğalgazının Türkiye
üzerinden Avrupa'ya taĢınması için Hazar'ın Azerbaycan ve Türkmenistan sahilleri
birleĢtirilecek. Tengiz (Kazakistan) TürkmenbaĢı (Türkmenistan) Bakü (Azerbaycan)
Tiflis (Gürcistan) Erzurum (Türkiye) üzerinden yılda 20-30 milyar m3 doğal gazın
32
Veysel Ayhan, “Avrupa‟nın Enerji Arz Güvenliğinde Türkiye: Petrol, Doğal Gaz ve Entegrasyon”,
Uluslararası İlişkiler, Cilt 5, Sayı 20 (KıĢ 2009), s. 64.
33
Necdet Pamir, “Orta Asya ve Kafkasya‟da Güvenlik ArayıĢları Sürecinde Bölgedeki Enerji
Kaynaklarının Rolü”, (Ed.) Ġdris Bal, 21. Yüzyılda Türk Dış Politikası, 3. Baskı, Ankara: Lalezar
Yayınevi, 2006, s 556
34
Havva Pınar Özcan “Türkiye‟nin ve Avrupa Birliği‟nin Hazar Coğrafyasında KesiĢen Enerji
Politikaları”, Yüksek Lisans Tezi, T.C. Gazi Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi
Ana Bilim Dalı, Ankara 2008, s. 94
14
ihracı öngörülüyor. Projenin maliyetinin ise 8 milyar Euro civarında olması tahmin
ediliyor.35
Türkiye‟nin içine dâhil olduğu baĢka bir boru hattı da Nabucco‟dur. Adını ünlü
Ġtalyan besteci Giuseppe Verdi‟nin operasından alan „Nabucco Boru Hattı Projesi‟
ilk defa 2002 yılında gündeme geldi. Rusya – Ukrayna gaz krizini izleyen dönemde
alternatif kaynak ve yol arayıĢını hızlandıran Avrupa için Nabucco projesinin önemi
artarak, hattın hayata geçirilmesi için çalıĢmalar hız kazandı. Bu süreçte projeye dair
ilk somut adımlar atıldı ve 2009 yılında Türkiye, Bulgaristan, Romanya, Macaristan
ve Avusturya‟dan oluĢan taraflar arasında hükümetler arası anlaĢma imzalandı.
YaklaĢık 10 yıldır gündemde olan proje Orta Doğu ve Hazar bölgesi doğalgazının,
Türkiye üzerinden Avrupa‟ya taĢınmasını sağlayacak. Bu hat ile Türkiye'nin doğu
sınırları
Bulgaristan,
Romanya
ve
Macaristan‟dan
geçerek
Avusturya'daki
Baumgarten'a bağlanacak. 3,300 km uzunluğunda yapılması planlanan projenin
ortakları arasında eĢit hisselerle Türkiye‟den BOTAġ, Almanya'dan RWE,
Avusturya'dan
OMV,
Macaristan'dan
MOL,
Bulgaristan'dan
Bulgargaz
ve
Romanya'dan Transgaz yer alıyor. AB‟nin en önemli gaz tedarik projesi olarak
nitelendirilen boru hattının yılda ortalama 31 milyar m3 gaz taĢıması hedefleniyor.36
Ancak Rusya bu projeye karĢı çıkmaktadır. Zira bu proje ile Türkiye‟nin
Rusya‟ya enerji bağımlılığı azalacak ve en önemlisi de Rusya küresel enerji
oyununun dıĢına itilmiĢ olacaktır. Bu yüzden Rusya, Nabucco‟ya alternatif bir proje
olarak gördüğü Güney Akım Projesinin Rusya‟nın Karadeniz liman Ģehri Soçi‟de
imzalandığı gün, yani 15.05.2009 tarihinde “Mavi Akım-2” adında bir baĢka
doğalgaz boru hattı projesi de Türkiye BaĢbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya
BaĢbakanı Vladimir Putin arasında imzalandı. Putin, zirveden sonra düzenlenen ortak
basın toplantısında, Türkiye ile Rusya‟nın “Mavi Akım-2” doğalgaz boru hattının
kurulmasıyla ilgili görüĢmelere baĢlama kararı aldıklarını açıkladı. Mevcut Mavi
Akım hattına paralel olarak yapılacak yeni boru hattıyla, Türkiye‟nin artan gaz
ihtiyacı karĢılanacağı gibi, Rus doğalgazının Ġsrail‟e kadar ulaĢtırılması da
35
“Türkmenistan Doğalgazı da Türkiye Üzerinden TaĢınacak”, Zaman Gazetesi, 18 Eylül 2012.
36
Betül Buke Karaçin, “Nabucco Projesinin Geleceği”, USAK Enerji Güvenliği AraĢtırmaları
Merkezi, 14 Temmuz 2011, www.usak.org.tr/makale.asp?id=2205, EriĢim Tarihi: 07.01.2013
15
kararlaĢtırılmıĢtır.37 Oysa Türkiye, Bakü-Tiflis-Ceyhan Boru Hattı hususundaki
baĢarısına Nabucco projesini de hakkıyla ekleyebilirse küresel anlamda daha etkili
olacak ve jeopolitik önemini artırmıĢ olacaktır.
ABD Nabucco projesine Ģartlı destek vermektedir. Zira plan aĢamasında
kaynak ülkeler olarak Azerbaycan, Türkmenistan, Kazakistan ve Ġran, Irak
düĢünülüyordu. Ancak Ġran‟ın projeye dâhil olmasına ABD sıcak bakmıyor.
Özellikle Ġran nükleer enerji krizi konusunda bir uzlaĢmaya varılmadığı sürece
Tahran yönetiminin Nabucco‟da yer alması uzak bir ihtimal olarak görülüyor. Bunun
yanı sıra, Türkmenistan ve Kazakistan gibi en uygun tedarikçilerin ise Rusya ile uzun
vadeli anlaĢmaları bulunmakta. Aynı zamanda son dönemde Çin‟de pastadan önemli
pay almak için adımlar atıyor. 2009 yılında Rusya ile Türkmenistan 25 yıl süreli
yılda ortalama 80-90 milyar m3, Kazakistan ise 15 milyar m3 gaz alım satım
anlaĢması
imzaladı.
Bölgenin
en
zengin
doğalgaz
üreticisi
ülkesi
olan
Türkmenistan‟ın katılımının olmaması projenin geleceği adına büyük bir eksiklik
olacaktır. ġu an için en önemli tedarikçi olarak görülen Azerbaycan‟ın ise tek baĢına
hattı doldurması zor görünüyor. ġah Deniz sahasında %11‟lik üretim artıĢıyla
doğalgaz kapasitesini yıllık 15-16 milyar m3‟e çıkaran Azerbaycan‟ın mevcut üretimi
bile Nabucco boru hattının büyük bir kısmını karĢılamıyor. Her ne kadar Bakü
yönetimi, ġah Deniz-2 sahasının geliĢtirilerek hatta gaz tedarik edeceğini dile getirse
de, bu konuda Ģimdiye kadar herhangi bir anlaĢma yapılmıĢ değildir.38
Rusya ile Güney Akım projesi konusunda anlaĢmaya varılması, Azerbaycan ile
de Trans Anadolu Doğalgaz Boru Hattı‟nın (TANAP) yapımına iliĢkin mutabakat
zaptının imzalanması hiç Ģüphesiz Türkiye‟nin “enerji koridoru” olarak önemini
arttıracaktır. Trans Anadolu Boru Hattı‟ndan gelecek Azerbaycan gazının bir
kısmının Türkiye‟de kullanılması, bir kısmının da Türkiye üzerinden Avrupa‟ya
ihracatı planlanmaktadır. Bakü-Tiflis-Ceyhan Ham Petrol Boru Hattı ile Bakü-TiflisErzurum Boru Hattı‟ndan sonra üçüncü bir boru hattının inĢası, Türkiye ile
Azerbaycan arasındaki iliĢkileri daha da güçlendirecektir. Türkiye Enerji Bakanı
37
Celalettin Yavuz, “Türkiye ve Asrın Stratejik Enerji Hatlarına Gelinen AĢama”, TÜRKSAM,
Haziran 2009, http://www.turksam.org/tr/a1707.html
38
KARAÇĠN, a.g.e.
16
Taner Yıldız‟ın da belirttiği gibi bu proje ile beraber özellikle batıda gaz ihtiyacı olan
ülkelerin gösteremediği çabayı Türkiye ve Azerbaycan göstermektedir.39
Türkiye‟nin petrol ve doğalgaz ithalatında ikincil sırayı teĢkil eden Ġran ile de
birtakım enerji anlaĢmaları imzalanmıĢtır. Ġran açısından bakıldığında ise Türkiye
doğalgaz tedarikçileri arasında birinci sırada yer almaktadır. Ġkili arasında 1996‟da
imzalanan anlaĢma 2001‟de sonuç vermiĢ ve Türkiye bugün gaz ihtiyacının yüzde
20‟sini Ġran‟dan karĢılamaya baĢlamıĢtır. Ġki ülke bu iĢbirliğini geniĢletmek
istemekte ve bu bağlamda Ġran gazının Avrupa‟ya ulaĢtırılması gündeme
gelmektedir. Türkiye ayrıca Ġran‟ın doğalgaz üretimine de yatırım yapmak
istemektedir. Nitekim Güney Pars sahasının bazı bölümleri üzerinde anlaĢma
sağlandığı bilinmektedir. Güney Pars 14 trilyon m3 gaz rezerviyle dünyanın en büyük
gaz sahasını (% 8) ve Ġran doğal gazının % 50‟sini oluĢturmaktadır. Türkiye-Ġran
arasındaki diğer bir proje de Ġran ve Türkmenistan doğal gazının Türkiye üzerinden
Avrupa‟ya ulaĢtırılmasıdır. Bu proje son
zamanlarda gündeme
gelmiĢtir.
Türkmenistan doğal gazının Hazar Denizi geçiĢli rota yerine, Ġran üzerinden
Avrupa‟ya ulaĢtırılması, Tahran‟ın Moskova‟ya bir meydan okuması olarak
yorumlanabilir. Tahran uzun zaman bu projenin gerçekleĢmesine mesafeli durmuĢ,
ancak nükleer gerginlikte Rusya‟dan istediği desteği alamadığını görünce projeyi
kabullenmiĢtir.40
Özetlemek gerekirse, Türkiye coğrafi olarak dünyanın zengin hidrokarbon
rezervlerine sahip bölgelerle bu kaynakları tüketmek isteyen pazarlar arasında bir
kavĢak görevi görmektedir. Bu özelliği Türkiye‟nin doğusundaki kaynakları batısına
taĢıyabilecek doğal bir koridor görevi üstlenmesine olanak sağlamaktadır. Türkiye
toprakları üzerinden geçen BTC ve Kerkük- Yumurtalık Petrol Boru Hatları ve
ġahdeniz (BTE) ve Türkiye–Yunanistan doğalgaz boru hatlarıyla Doğu-Batı
koridoru haline gelmiĢtir. Ayrıca proje ve yapım aĢamasında olan Samsun-Ceyhan
Ham Petrol Boru Hattı ve Türkiye–Yunanistan–Ġtalya (Güney Avrupa Gaz Ringi
Projesi‟nin ikinci aĢaması), Hazar GeçiĢli Türkmenistan–Türkiye–Avrupa, Irak39
Ġlyas Kamalov, “Türkiye‟nin Enerji Koridoru Hayali, Gerçek Oluyor”, ORSAM, 9 Ocak 2012,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3050, EriĢim Tarihi: 07.01.2013.
40
Arif
Keskin,
“Ġran‟ın
Doğalgaz
Siyaseti
www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=174,
06.01.2013.
17
ve
EriĢim
Türkiye”,
Tarihi:
Türkiye, Türkmenistan–Ġran–Türkiye, Mısır–Türkiye ve Türkiye–Bulgaristan–
Romanya–Macaristan-Avusturya (Nabucco) gibi doğalgaz boru hatları faaliyete
geçtiğinde Türkiye doğunun kaynaklarını batıya özellikle de Avrupa pazarına
taĢıyabilecek önemli bir transit ülke konumuna gelecektir.
Bunlar arasında Nabucco Boru Hattı Türkiye‟nin enerji politikası hedefine hizmet
edecek proje niteliği taĢımaktadır. Türkiye‟nin bölgesinde önemli bir enerji üssü
olma hedefiyle örtüĢen bu projenin gerçekleĢmesi için Türkiye önemli bir çaba sarf
etmektedir.41
4. Fosil Yakıtların Türkiye Ekonomisindeki Yeri ve Önemi
Türkiye enerjide tamamen dıĢa bağımlı bir ülkedir. Türkiye‟nin enerji faturası
2011 yılında 50 milyar doların üzerinde olmuĢtur. Bunun önemli kısmını petrol ve
doğal gaz ithalatı oluĢturmuĢtur. Türkiye her ne kadar 2002‟den bu yana petrol
ithalatının parasal değerini açıklamasa da son iki yıllık dönemde yılda 16–18 milyon
ton petrol ithalatının gerçekleĢtirildiği bilinmektedir. Bunun muhtemel maliyetinin
13–14 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktar 2007 ve 2008‟de 20
milyon
tonun
üzerinde
seyretmiĢtir.
Benzer
biçimde
doğalgazda
da
fiyatlar/maliyetler açıklanmamaktadır. Türkiye yılda yaklaĢık 40 milyar metreküp
düzeyinde gaz tüketmektedir. Bunun maliyetinin de 15–16 milyar dolar seviyesinde
olduğu tahmin edilmektedir.42
Türkiye'de
tüketilen
doğalgaz
büyük
oranda
elektrik
santrallerinde
kullanılmaktadır. Bu oran 2005 yılı içerisinde % 57'dir.Türkiye toplam elektrik
tüketiminin % 45'ini doğalgaz ile çalıĢan santrallerden elde etmekte iken, bu alanda
dünya ortalaması %15 civarındadır. ġehirlerdeki doğalgaz dağıtım faaliyetleri Enerji
Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılan ihaleler Ġle özel iĢletmeler
tarafından yapılmaktadır ve birkaç bölge hariç tüm dağıtım bölgelerinde ihaleler
sonuçlanmıĢtır. Ġstanbul, Ankara ve Ġzmit Ģehirlerinde ise dağıtım faaliyetleri Ģehir
41
Arzu Yorkan, “Küresel Enerji Denkleminde Türkiye”, BĠLGESAM, 2 Haziran 2009,
http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=1973:kuresel-enerjidenkleminde-turkiye&catid=183:enerji, EriĢim Tarihi: 11.01.2013
42
Mitat Çelikpala, , „‟Enerji Alanında Rekabet Yeniden Hareketleniyor: Türkiye Merkezli
GeliĢmelere Genel Bir BakıĢ‟‟, Ortadoğu Analiz, Mayıs 2012 - Cilt: 4 - Sayı: 41, s. 11
18
belediyeleri tarafından yapılmaktadır. Yıllara göre doğalgaz tüketimine bakıldığında;
2004 yılında Türkiye‟de tüketilen doğalgaz miktarı yaklaĢık 22 milyar m³, 2005
yılında 27 milyar m³, 2006 yılında 30,5 milyar m³, 2007 yılında 36, 5 milyar m³
olmuĢtur. 2007 yılı sektörel gaz tüketim miktarlarında konut sektörü 7,8 milyar m3
yıllık toplam miktar ile % 22,2, sanayi sektörü 7,6 milyar m³ yıllık toplam miktar ile
%21.7, elektrik sektörü 19,7 milyar m³ yıllık toplam miktar ile % 56.1 artıĢ
göstermiĢtir.43
Türkiye‟nin enerji talebinde dikkati çeken en önemli husus, ihtiyacının dünya
ortalamasının çok üzerinde artıyor olmasıdır. Enerjideki talep artıĢı yıllık %5‟in
üzerindeyken, elektrikte bu oran %7 civarındadır. Türkiye‟nin enerji talebindeki artıĢ
hızı dünya ortalamasının 4 kat üzerinde olup, 2020‟deki enerji ihtiyacı bugünkünün
%140 üzerinde olacaktır. Tüketim artıĢ hızının bu kadar yüksek olmasına karĢın,
Türkiye‟nin mevcut enerji kullanımından kaynaklanan önemli dezavantajları vardır.
Her Ģeyden evvel, yüksek petrol fiyatları Türkiye‟nin dıĢ ticaret açığında büyüyen
boĢluklara neden olmaktadır. Tablo 3 yıllık ortalama petrol fiyatlarının belirlenen
toplam talepte Türkiye ekonomisine nasıl bir yük getirdiğine dikkat çekmektedir.44
Petrol ve doğalgaz ithalatı yoluyla yaĢanan dıĢa bağımlılık; elektrik üretiminde
doğalgazın payının çok yüksek oluĢu; serbestleĢtirme/özelleĢtirmeler sonucu
doğalgaza dayalı elektrik üreten santrallerin özel sektör elindeki kâr amaçlı
kullanımı, kentsel gaz dağıtım Ģirketlerinin birim hizmet ve yıpranma payı
bedellerinin yüksek tutulması olguları, bir bütün olarak, doğalgaz ve elektrik fiyatları
üzerinde zam yapılması yönünde bir basınç oluĢturmuĢtur.45
Zaman gazetesinde 01.02.2006 tarihinde yayınlanan bir habere göre,
Türkiye'nin 1000 m3 doğal gaz için Rusya'ya ödediği fiyat 243 dolar, Ġran'a 236
dolardır. Bu rakamlara BOTAġ'ın iletim, dağıtım ve iĢletme masrafları eklenecektir.
Kentsel doğal gaz dağıtım Ģirketleri BOTAġ'tan satın aldıkları fiyata birim hizmet ve
amortisman bedelini eklemektedir. Bu rakam EPDK'nın lisans ihalelerini kazanan
43
“Dünyada ve Türkiye‟de Doğal….‟‟
44
Mert Bilgin, “Fosil, Yenilenebilir ve Nükleer Yakıtların Neopolitik Anlamı: Türkiye‟nin Durumu
ve Gelecek Alternatifleri”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 5, Sayı 20 (KıĢ 2009), s. 65-66
45
„‟Enerji Sektöründe…‟‟
19
Ģirketler için 0-0,037000 YTL mertebesindedir. Ancak bu rakam EPDK kararıyla
ayrıcalıklı statüdeki Ģirketler olan ĠGDAġ için 0,059947, EGO için 0,058019 YTL,
ĠZGAZ, AGDAġ ve BAHCEġEHĠRGAZ için 0,069649 YTL'dir. Bu Ģirketler üretici
fiyat endeksindeki artıĢları bu rakamlara ekleyebilmektedirler. Daha önce
özelleĢtirilen BURSAGAZ ve ESGAZ için ise bu rakam sabittir ve 2,5 cent/m3,
yaklaĢık 0,033000 YTL'dir. Bu rakamlara ayrıca 0,021000 YTL Özel Tüketim
vergisi ve %18 KDV eklenmektedir.46
Sonuç olarak Türkiye'nin enerji alıcısı/tüketicisi pazarlara yakınlığı, serbest
piyasa ekonomisi uygulayıcısı olması, yüksek algı fiyatlaması, ham petrol ve doğal
gaz fiyatları ve uygun mali koĢullar ülkeyi uluslararası yatırım için kusursuz bir aday
kılmaktadır. Yeni oyuncular piyasaya girdikçe, kendileri ile birlikte yeni sermaye,
teknoloji ve yeni sektör uygulamaları ve deneyim getirdikçe, ülkenin petrol ve gaz
sektörü daha önce hiç görülmemiĢ biçimde geliĢecek ve büyüyecektir.
İKİNCİ BÖLÜM
1. Irak’ta Fosil Yakıtların Tarihi
112 milyar varillik kanıtlanmıĢ rezervle Suudi Arabistan ve Kanada‟dan sonra
dünyanın üçüncü büyük petrol rezervine sahip Irak dünya petrol piyasasının önemli
aktörlerinden
biridir.
Irak
aynı
zamanda,
Arap
Yarımadası‟ndan
Türk
Cumhuriyetlerine kadar uzanan coğrafyadaki petrol ve doğalgaz yataklarının
denetimini ele geçirmek adına stratejik bir konuma sahiptir.42 Irak, bu çift boyutlu
gücünün bedelini ağır ödemiĢtir. Zira 2003 Irak SavaĢı‟na kadar gelen süreçte Irak
değiĢik yoğunluklarda tam yedi savaĢ ve/veya sıcak mücadeleyle yüz yüze kalmıĢtır.
Irak‟ın kontrolünün ele geçirilmesi adına ortaya konulan bu savaĢlar; koloniyal
saldırı dönemi (1914-1918), Ġngiltere‟nin ülkeyi kolonileĢtirmesi (1918-1930),
Ġngiltere tarafından tekrar iĢgali (1941), Ġran-Irak SavaĢı (1980-1988), Körfez SavaĢı
(1991), cezalandırma döneminde düĢük yoğunluklu çatıĢma (1991-2003), Irak SavaĢı
(2003) Ģeklinde sıralanabilir. 47
46
TMMOB Makine Mühendisleri Odası, „‟Türkiye‟nin Doğal Gaz Temin ve Tüketim Politikalarının
Değerlendirilmesi Raporu‟‟, Yayın No. 408, Ankara Mart 2006.
47
Bilgehan Emeklier – Nihal Ergül, „‟Petrolün Uluslararası ĠliĢkilerdeki Yeri: Jeopolitik Teoriler ve
Petropolitik‟‟, Bilge Strateji, Cilt 2, Sayı 3, Güz 2010, s.75-76.
20
Ġran petrolleri 1908‟den beri Ġngilizler tarafından yönetildiğinden geriye bir tek
Mezopotamya petroller kalıyordu. Ġngilizler, Ġran petrollerini korumak amacıyla
Eylül 1914‟te Abadan‟a asker çıkarmıĢlar, Osmanlı savaĢa girdikten sonra da Hint
askerleriyle ġattü‟l-Arab sahillerini ve Basra‟yı iĢgal etmiĢlerdi. 1910‟dan beri
bölgeye ilgi duyan Amerikan petrol Ģirketi Standar Oil, savaĢ öncesinde Filistin ve
Suriye‟yi araĢtırmıĢ ama kayda değer bir potansiyel belirleyememiĢti. Irak‟taki petrol
pastasının büyüklüğü konusunda ise Ģirkette çalıĢan hemen bütün jeologlar aynı
görüĢteydi. Yapılacak tek Ģey o pastadan bir Ģekilde pay almaktı.48
1914 Yılında Alman teknisyenleri tarafından Osmanlı hükümetinin izni ile
Türk Petrol ġirketi kurulmuĢ ve Irak‟ta petrol araĢtırmaları baĢlatılmıĢtır. Irak‟ın
Osmanlıların elinden çıkması ve Ġngiliz himayesinden sonra, bir gün gelir. Türkler de
bu petrolden hisse istemeye kalkarlar kaygısı ile Türk Petrol ġirketi‟nin adı 1929
yılında Irak Petrol Kumpanyası olarak değiĢtirilmiĢtir. Daha sonraki yıllarda da Irak
petrollerinde, Amerikan ve Fransız Ģirketleri de pay sahibi olmuĢlardır. Irak‟ın kuzey
bölümündeki en zengin saha Kerkük‟tür. 1927‟de ĠĢletmeye açılan bu petrol
bölgesinde, kuyuların derinliği 400-1000 m arasında değiĢir ve açılan kuyuların
hepsi olumlu sonuç vermiĢtir. Kerkük petrolleri, boru hattı ile Akdeniz kıyısına
akıtılmaktadır. Yine Musul petrolleri baĢka bir boru hattı ile Bağdat‟a getirilmiĢtir.49
I.Dünya SavaĢının bitiminde Ġngilizler, Osmanlı ile Mondros Mütareke
AnlaĢmasını imzalamıĢtır. Mütareke AnlaĢmasının imzalandığında Musul Türk
birliklerinin elindeydi Bağdat ve civarı ise Ġngiliz güçlerinin elindeydi. 7 Kasım‟da
bir Ġngiliz oldubittisiyle Musul iĢgal edilmiĢti. Bunda asıl neden ise hiç Ģüphesiz
Musul bölgesinde var olduğu sanılan petrol kaynaklarıydı. Nitekim Fransızların
Musul‟u kendi etki alanları içine almalarının da asıl nedeni bölgedeki potansiyel
petrol rezervleriydi. Londra‟nın amacı bu topraklarda ġerif Hüseyin‟in liderliğinde
bir Arap devleti kurulması idi. Musul petrol kaynakları ise bu kurulacak devletin en
önemli unsuruydu. Fransa Musul‟daki haklarından vazgeçmesine karĢılık kendisine
Musul petrollerinden hisse verilmesini istedi. Sonuç olarak bu iki ülke Fransa‟nın
isteğini sözlü uzlaĢıyla kabul ettiler. Ancak 1919 baharında baĢlayan Paris BarıĢ
48
Volkan ġ. Ediger, Osmanlı’da Neft ve Petrol, 3. Baskı, Ankara: ODTÜ Yayıncılık, 2007, s. 365.
49
Ramazan Özey, Dünya Denkleminde Ortadoğu: Ülkeler – İnsanları – Sorunlar, Ġstanbul: Öz Eğitim
Yayınları, 1997, s. 83.
21
konferansında tarafların petrol konusunda farklı düĢünceleri kısa sürede ortaya çıktı.
Taraflar arasında ciddi tartıĢmalara yol açan petrol anlaĢmazlığı en sonunda
Ġngiltere‟nin savaĢ sonrası Almanya‟nın durumuna iliĢkin bazı taleplerinden
vazgeçmesi sonucu Musul petrol alanları da –Musul petrollerinden Fransa‟nın da pay
alması koĢuluyla- resmen bu ülkenin denetimine girmiĢti.50
27 Nisan 1920 San Remo Konferansı‟nda Ġngiltere ile Fransa gizli bir petrol
anlaĢması yaparak Ortadoğu petrolünün gelecekteki tüm üretimini aralarında
tekelleĢtirmeye karar verdiler. Standard Oil Company of New Jersey Ģirketinden
A.C. Bedford, Fransız heyetindeki birinden anlaĢmanın bir kopyasını alıp Amerikan
büyükelçiliğine teslim etti. Bağdat‟taki Amerikan konsolosu Irak‟taki Ġngiliz
yönetimine karĢıydı, Washington değildi. Bunun tam tersi doğruydu: hem DıĢiĢleri
Bakanlığı hem de petrol Ģirketleri bölgede Ġngiliz hegemonyasının sürmesinden
yanaydılar. Petrol Ģirketleri yalnızca istikrarlı ve sorumlu gördükleri rejimlerde
araĢtırma, geliĢtirme ve üretim faaliyetlerine giriyorlardı. DıĢiĢleri Bakanlığı
Yakındoğu Dairesi BaĢkanı Allen Dulles, Irak‟ın geliĢtirilmesinde bir pay arayan
Amerikan petrol Ģirketlerinin avukatı Guy Wellman‟ın müvekkillerinin, kendi
baĢlarına iĢ yapacak yerde Ġngiliz çıkar çevreleriyle ortaklık oluĢtururlarsa daha kârlı
olacakları görüĢünde olduğunu bildiriyordu. Bedford 22 Haziran 1922‟de DıĢiĢleri
Bakanlığı‟na yedi Amerikan Ģirketi adına Irak‟ta Ġngiliz mülkiyetinde bir imtiyaz
Ģirketine katılmak istediklerini bildirdi. DıĢiĢleri Bakanlığı böyle bir giriĢime itirazı
olmadığını söyledi; tek koĢul buna katılmak isteyebilecek yeterli Amerikan petrol
Ģirketlerinin dıĢlanmamasıydı. (Kırmızı Hat AnlaĢması adı verilen bu anlaĢma, ancak
31 Temmuz 1928‟de tamamlanmıĢtır.) Böylece BirleĢik Devletlerle olan anlaĢmazlık
çözülmüĢtü. Ancak Ortadoğu‟da Avrupa kontrolünü sağlamanın yükü, Amerika
tarafından tek baĢına Ġngiltere‟ye bırakılmıĢtı.51
1920‟lerden baĢlayarak önce Ġran ve Irak‟ta, sonra Kuzey Afrika ve Basra
Körfezi‟nde petrol bulunması ve çıkarılması, Avrupa Ģirketlerinin Ortadoğu
ekonomileri üzerindeki etki ve denetimini artırdı. Petrol arama ve çıkarma
çalıĢmaları için gerekli çerçeveyi az sayıdaki Ġngiliz, Amerikan ve Fransız anonim
50
Deniz KayabaĢı, Aslıgül ġen, Saniye Yılmaz, „‟Petrolün Bölgesel Krizlere Etkisi: Orta Doğu
Örneği‟‟, ORSAM, 19 Ocak 2012, www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=550, E.T.:
26.01.2013.
51
FROMKIN, a.g.e., s. 55
22
Ģirket belirliyordu ve olası petrol yatakları kendi ülkelerinde olan devletlerden bir
dizi ticari ve siyasi imtiyaz alınmıĢtır. Genellikle altmıĢ ya da yetmiĢ yıllık olan bu
imtiyazlar Ġran, Irak ve Suudi Arabistan‟da çok büyük alanlarda, Kuveyt, Bahreyn,
Katar ve Umman‟da ülkenin tümünü kapsıyordu. Bu ticari haklar karĢılığında petrol
Ģirketleri ilgili devletlere imtiyaz ücreti ve vergi ödeyecek, petrol yataklarında yerel
halktan kiĢileri çalıĢtıracak ve iç pazarlara dünya piyasasından ucuz bir fiyata petrol
ürünleri sağlayacaklardı. Bu düzenleme, düĢük petrol çıkarma ve teknik iĢleme
maliyetleri nedeniyle yabancı Ģirketleri için çok kârlı oldu ve 1950‟li ve 1960‟lı
yıllara kadar sürdü. Ortadoğu‟daki petrol üretiminin kârlılığı, Müslüman ülkelerin
Batı‟ya, özellikle Ġngiltere, Fransa ve ABD‟ye siyasi bağımlılığıyla bağlantılıydı. Bu
nedenle 2. Dünya SavaĢı‟ndan sonra üretici ülkelerin yabancı petrol Ģirketlerinin
konumunda değiĢiklik taleplerinin, bir bütün olarak Ortadoğu ile dünyanın geri kalan
kısmı arasındaki güç dengesinde bir değiĢimin baĢını çekmesi doğaldı. Ortadoğu
petrol yataklarının düĢük maliyetli olması sonucu, sanayide kömür yerine petrol
kullanan teknolojik dönüĢümler yapıldı.52
6 Ekim 1973‟de Suriye ve Mısır koordineli bir Ģekilde Ġsrail‟e saldırarak Yom
Kippur SavaĢını baĢlattılar. Arap-Ġsrail savaĢlarından dördüncüsü olan savaĢ zaten
çıkmak üzere olan büyük krizi tetikler. Batı açısından bakıldığında yolun sonuna
gelinmiĢti; enerji sarfiyatını yılda %5 artırmaya devam edip, petrolü düĢük fiyattan
almayı sürdürerek ve buna rağmen petrol üreten 3. Dünya ülkelerine iĢlenmiĢ
ürünleri enflasyonlu fiyatlarla satamaz haldedir. 16 Ekim 1973 tarihinde OPEC
petrol üretimini düĢürüp, Batılı ülkelere özellikle de ABD ve Hollanda‟ya petrol
taĢıyan sevkiyatlara ambargo koyar. SavaĢ sırasında Hollanda, Ġsrail‟e silah sağlamıĢ
ve ülkesindeki havaalanlarından ABD‟nin yardım uçuĢları yapmasına izin vermiĢtir.
OPEC ayrıca petrol fiyatlarını yükseltmiĢ ve arz azalmasına rağmen talep sabit
kalınca fiyatlar muazzam artmıĢtır. Üretimin de sınırlanmasıyla petrol fiyatı
sınırsızca artmaya baĢlar. Bretton Woods AntlaĢmasının bozulmasıyla dünya finans
sistemi zor durumdayken 1980‟li yıllara kadar ekonomik durgunluk ve yüksek
enflasyon çok sık yaĢanacaktır.53
52
K. N. Chaudhuri, „‟Müslüman Toplumların Ekonomisi‟‟, (Ed.) Francis Robinson, Cambridge
Resimli İslam Ülkeleri Tarihi, (Çev.) Nuri Akbayar, 1. Baskı, Ġstanbul: Kitap Yayınevi, 2005, s. 222.
53
„‟1973 Petrol Krizi‟‟, tr.wikipedia.org/wiki/1973_Petrol_Krizi, EriĢim Tarihi: 26.01.2013.
23
1980 yılına geldiğimizde ise Ġran ve Irak arasında 8 yıl cereyan edecek olan
savaĢı görmekteyiz. 1979 yılında Saddam Hüseyin, ABD‟yi arkasına aldı.22 Eylül
1980‟de Ġran‟a savaĢ ilan etti. Bu savaĢ kararı ile iki ülke arasındaki Arap –Acem
düĢmanlığı yeniden ortaya çıktı. Saddam‟a göre Ġran, devrimden yeni çıktığı için
savaĢ kısa sürecek ve Irak, Ġran‟a isteklerini kolayca kabul ettirecekti. Irak‟ın savaĢ
açarken ki diğer hesapları; Ġran‟ın adalardan çekilmesi, Huzistan‟da yaĢayan Arap
azınlığın korunması, Mısır‟ın Arap dünyasından dıĢlanmasıyla boĢalan liderliğe
oturacaktı. Ġran‟ın savaĢta ana hedefi, Saddam rejimini devirerek nüfusunun yaklaĢık
%60‟ını ġiilerin oluĢturduğu Irak‟ta Ġslam Cumhuriyeti kurmaktı.
1986 yılına gelindiğinde savaĢta bütün dengeler Ġran lehindeydi. Ġran‟ın savaĢta
baĢarılar elde etmeye baĢlaması sadece bölge ülkelerini değil batılı büyük devletleri
de endiĢeye sevk etti. Bu endiĢenin sorucu olarak ABD‟nin Irak‟a daha çok
yakınlaĢtığı ve Sovyetlerin de Irak‟a yapmakta olduğu silah sevkiyatını hızlandırdığı
gözlendi. Ġran kendisine yönelen iç ve dıĢ baskılar nedeniyle nihayetinde BM
Güvenlik Konseyinin 598 sayılı kararını kabul etmek zorunda kaldı. Ġran, Irak‟a
değil, karĢısında oluĢan uluslararası kamuoyuna yenik düĢtü. AteĢkes kabul
etmesindeki en büyük faktör,Ġran‟ın zaferini engellemek için 1987-1988 yıllarında
Ġran-Irak SavaĢına yöneltilen Amerikan stratejik müdahalesiydi.54
Irak, Ağustos 1990‟da petrol üretim kotalarını aĢmak ve tartıĢmalı bölgelerden
petrol çıkarmakla suçladığı komĢusu Kuveyt‟i iĢgal ederek 19. ili olarak topraklarına
kattığını ilan etti. Saddam Hüseyin‟in uzlaĢmaz tutumu karĢısında BM‟ye üye çeĢitli
ülkeler ABD öncülüğünde Suudi Arabistan‟a askeri yığınak yapmaya baĢladı. BM
Güvenlik Konseyi Irak‟a 15 Ocak 1991‟e değin Kuveyt‟ten çekilmesi için son bir
uyarıda bulundu. 17 Ocak 1991‟de baĢlayan ve Körfez SavaĢı olarak bilinen "Çöl
Fırtınası Harekatı" sonunda 27 ġubat 1991‟de Kuveyt kurtarıldı. 28 ġubat‟taki
ateĢkesin ardından kuzeydeki Kürtler ve güneydeki ġiiler arasında baĢlayan
ayaklanmalar Irak kuvvetlerince acımasızca bastırıldı. Bir milyonun üzerinde Iraklı
Kürt, Türkiye ve Ġran‟a sığındı. Bunun üzerine müttefik kuvvetler 36. paralelin
kuzeyi ve 32. paralelin güneyindeki bölgeleri Irak uçuĢlarına yasakladılar.
54
Sinem Ġvecek, „‟1980-1988 Ġran-Irak SavaĢı‟‟, ORSAM,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=2205, E.T.: 26.01.2013
24
20
Temmuz
2011,
ABD yönetimindeki müttefik kuvvetler 1993, 1996, 1998 ve 2001 yıllarında
Irak‟a karĢı hava saldırıları düzenledi. Körfez SavaĢı‟ndan sonra uygulamaya konan
BM ambargosu 1996 yılında baĢlayan Gıda KarĢılığı Petrol (OFFP) programıyla
yumuĢatıldı. ABD ve BirleĢik Krallık öncülüğündeki koalisyon kuvvetleri Irak‟ı kitle
imha silahlarından arındırmak, Saddam Hüseyin‟in teröre verdiği desteği kesmek ve
Irak Halkını özgürleĢtirmek gerekçeleriyle Irak‟taki Baas Rejimi‟ne karĢı saldırıya
geçti. 20 Mart 2003‟te baĢlayan hava saldırısı ve onu takip eden kara harekatı
sonunda 9 Nisan 2003‟te baĢkent Bağdat‟a giren koalisyon güçleri Saddam Hüseyin
iktidarını devirdi. Nisan‟da Irak tümüyle koalisyon güçlerinin denetimine geçti.55
20 Mart 2003 yılında Ġngiltere-Amerika iĢbirliği ile baĢlayan Irak SavaĢı
bilinen diğer adları ile Ġkinci Körfez SavaĢı ya da Irak‟ı ÖzgürleĢtirme Operasyonu
bulunduğumuz tarih itibari ile onuncu yılının içinde bulunmaktadır. ABD‟nin Irak
iĢgalinin nedenleri oldukça tartıĢma götürür konulardan oluĢuyordu. Fakat artık
bugün yaĢananlara, kaybedilenlere, Iraklıların ellerinden alınanlara ve kullanılan
yöntemlere bakıldığında iĢgalin sebebinin ne Saddam‟ın kitle imha silahları ne El
Kaide örgütünü desteklemesi ne de Irak‟ı özgürleĢtirme olmadığı belli olmuĢtur.
Zaten iĢgal kavramıyla özgürlük kavramını bir arada kullanmak bunun sadece bir
bahane olduğunun apaçık göstergesidir.56 Zira 1960‟ların baĢından itibaren baĢlayan
ve en son Baas iktidarıyla millileĢtirilen çok uluslu petrol Ģirketlerinin 2003 Irak
iĢgalinin hemen ardından bir kez daha Irak sahasına geri dönmek için harekete
geçmeleri buna kanıt olarak gösterilebilir. Irak’ın işgali, petrolün serbest ve düzenli
olarak akışını sağlamayı, bu amacın gerçekleşmesi zorlaşırsa yer altı kaynaklarının
oldukları yerde kontrol edilmesini gerçekleştirmeyi amaçlarken petrolün fiyatı 120
dolar/varil düzeyine yükselmiştir. 57
2007 yılında Irak‟ın petrol kaynaklarının iĢletme yetkisinin ve bu kaynaklardan
elde edilecek gelirin merkezi ve bölgesel yönetimler arasında nasıl paylaĢılacağını
düzenleyen yeni petrol yasa tasarısı Irak hükümeti tarafından kabul edilip
55
„‟Modern Irak Tarihi‟‟, TASAM, 13.03.2008, www.tasam.org/tr-TR/Icerik/815/modern_irak_tarihi,
E.T.: 23.01.2013.
56
Semiha
Öztürk,
„‟2006-2009
Arası
Irak‟‟,
ORSAM,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=490, E.T.: 26.01.2013.
57
18
Aralık
2009,
Recep Boztemur, „‟Irak SavaĢı Sonrası Ortadoğu‟‟, BeĢinci Uluslararası Sempozyum Bildirileri,
Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2008, s. 154.
25
parlamentonun
onayına
sunulmuĢtur.
Ancak
Irak
petrollerinin
paylaĢımı
konusundaki tartıĢmalar bir takım anlaĢmazlıklara neden oluyor. Iraklı muhalifler
hidrokarbon kaynakları ile ilgili Anayasa maddelerinin son derece muğlâk olduğunu
ve bu nedenle değiĢtirilmeleri gerektiğini ileri sürüyorlar. Iraklı petrol uzmanlarının
büyük bir bölümü BaĢbakan Nuri El Maliki tarafından 3 Temmuz‟da onaylanıp
meclise gönderilen petrol yasa taslağına Irak‟taki bölünmeyi derinleĢtireceği
gerekçesiyle karĢı çıkıyorlar. Kimi uzmanlar da bu yasa taslağının düzeltilmesi
halinde Irak petrollerinin üretim giderlerinin azaltılarak çok daha fazla gelir elde
edilebileceğini ve mevcut tasarının Irak‟ın ulusal çıkarları yerine uluslararası petrol
Ģirketleri lehine düzenlendiğini ileri sürüyorlar.58
Tüm bu tartıĢmalar etrafında iĢgal sonrası yeniden Amerikalı Ģirketler iĢbirliği
yapmaya baĢlayan Iraklılar, tüm ulusal ve uluslararası aktörlerin giriĢimlerine
rağmen henüz bir petrol yasası hazırlayabilmiĢ değildir. Federal Anayasa‟da enerji
kaynaklarının çıkartılması ve iĢletilmesi konusunda var olan boĢluklar zaman zaman
hem çok uluslu petrol Ģirketleri ile Federal yönetimi hem de bölgesel Kürt yönetimi
ile Federal yönetim arasında ciddi sorunların ortaya çıkmasına yol açmaktadır.59
ABD‟nin 2003 yılında Irak‟ı iĢgalinin ardından sık sık gündeme gelen
konulardan biri de Kuzey Irak‟taki petrol rezervleridir. Bölgede Ģu an gerçek
anlamda ne kadar petrol rezervi olduğu bilinmemektedir. Bölgesel Kürt Yönetimi ve
bazı haber kaynakları, özellikle Batılı Ģirketlerin bölgeye olan ilgisini artırmak için
iyimser rakamlar vermektedir. Kuzey bölgesindeki petrol ilk olarak 1900lerin
baĢlarında keĢfedilmiĢtir. Ama bazı siyasal sebeplerden dolayı bu dönemde petrol
üzerine herhangi bir çalıĢma yapılamamıĢtır. Ancak 2003 yılındaki iĢgalin ardından,
kuzey bölgesinin Irak merkezi yönetiminin kontrolünden resmi anlamda da çıkmıĢ
olması, Kuzey Irak‟ın petrol varlığı meselesini yeniden gündeme taĢımıĢtır.60
58
Muharrem Hilmi Özev, „‟ Irak Petrolleri Ile Ġlgili TartıĢmalar Sürüyor‟‟, TASAM, 02.01.2008,
www.tasam.org/tr-TR/Icerik/750/irak_petrolleri_ile_ilgili_tartismalar_suruyor, E.T.: 23.01.2013.
59
Hakan Demir, „‟Irak‟ta Petrol Mücadelesi: Çok Uluslu ġirketler, Uluslararası AnlaĢmalar ve
Anayasal TartıĢmaların IĢığında Bir Analiz‟‟, ORSAM Rapor No: 103, Ocak 2012, s. 6.
60
Anıl Burak Özen, Kuzey Irak‟taki Petrol Rezervleri ve Geleceği, ORSAM, 31 Temmuz 2010,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=1037 E.T.: 26.01.2013.
26
Irak‟ın bir baĢka önemli fosil yakıtı da doğalgazdır. Irak‟ın gaz üretimi gazla
iliĢkilendirilme yoluyla baskılanmıĢ ve bu nedenle petrol ürününün lokomotif
profilini takip etmiĢtir. Tarihsel olarak, bu gazın çoğu alevlendirilmiĢtir: Irak sadece
1980‟lerdeki olanaklarla iĢlediği büyük ölçekte gazı keĢfetmeye baĢladı ve bu
olanakların korunması ve geniĢletilmesi, üretilmiĢ olanların kapasitesine ayak
uyduramadı.61 Her ne kadar 2012 yılında 2 milyar m3 lük bir doğalgaz üretimi olsa da
Irak 2011 yılında Ġran‟la bir doğalgaz boru hattı anlaĢması imzalamıĢtır. 365 milyon
dolar değerindeki bu boru hattından Irak‟a ihraç edilecek doğalgazın 2500 megawatt
elektrik üretiminde kullanılacağı ifade edilmiĢtir.62
2.
Irak’ın Fosil Yakıt Potansiyeli, Anlaşmalar ve Yakıt Sevkiyatı
Irak, petrol rezervi açısından çok zengin bir ülkedir. 143,10 milyar varil petrol
rezervi ile Suudi Arabistan (264,52 milyar varil), Venezüella (211,17 milyar varil),
Kanada (173,63 milyar varil) ve Ġran‟dan (151, 17 milyar varil) sonra dünyada
beĢinci sırada yer alır.63
Irak'ın petrol üretimi durumuna gelince; Ġç ve dıĢ siyasal sorunlar nedeniyle
Irak'ın ham petrol üretimi istikrarsızdır. Irak'ta ilk petrol, 1827'de çıkarılmıĢ olmakla
birlikte ekonomik anlamda üretime, 1934-1935 devresinde baĢlanabilmiĢtir. Ancak 2.
Dünya SavaĢı ve Irak'ın iç yönetimindeki istikrarsızlıklar gibi nedenlerle üretim,
yaklaĢık 1950 yılı öncesinde, 3-4 milyon tonun üzerine pek çıkamamıĢtır.
Ülke üretimi, 1950 yılından sonra artmaya devam ederek, 1950-1960 devresinde 40
milyon tona kadar çıkmıĢtır. Bu artıĢta esas rolü, 1952 yılında tamamlanan MusulKerkük-Sayda (Lübnan) ve Musul-Kerkük-Tartus-Banyas (Suriye) petrol boru hattı
ile 1953-1958 devresinde giderek iĢletmeye açılan Güney Irak petrol yatakları
tarafından ülke üretimine olan katkı oynamıĢtır. Gerçekten de, 1950'de yaklaĢık 6.5
milyon tondan ibaret olan üretim, 1955'te 33.6 milyon tona, 1960'da 49 milyon tona
61
World Energy Outlook Report, „‟Iraq Energy Outlook‟‟, 9 October 2012, s. 24.
62
„‟
Ġran-Irak
doğalgaz
boru
hattı
projesi
imzalandı‟‟,
2
Temmuz
www.islamidavet.com/2011/07/02/iran-irak-dogalgaz-boru-hatti-projesi-imzalandi/print/,
26.01.2013
63
2011,
E.T.:
„‟Petrol ve Doğalgaz Rezervleri‟‟ 5 Haziran 2012, www.ekonomistim.com/petrol-ve-dogalgazrezervleri/, E.T.: 26.01.2013
27
ve 1965'te 64.7 milyon tona çıkmıĢtı.64 Yıllık petrol üretimi 1978‟de 125 milyon ton
olarak gerçekleĢmiĢ ve bu üretim ile ABD, SSCB, Suudi Arabistan ve Ġran‟dan sonra
beĢinci sırada yer almıĢtır. Bundan sonra üretim aynı hızla devam etmiĢ, 1988‟de 127
milyon ton, 1989‟da 139 milyon ton, 1990‟da 100 milyon olarak gerçekleĢmiĢtir.
Ancak Körfez Krizi‟nin sonrasında BirleĢmiĢ Milletler‟in 8 Ağustos 1990 tarihli
kararıyla ülke üzerine ambargo uygulaması, petrol üretimini durdurma noktasına
getirmiĢtir. 1991‟de ülke 13 milyon ton petrol üretimi ile petrol üreten ülkeler
arasında 28.sıraya düĢmüĢtür. Daha sonra yapılan petrol ve doğalgaz araĢtırmalarında
yeni yeni rezervler tespit edilmiĢtir. 1993 yılı itibariyle ülkenin sahip olduğu petrol
rezervi 100 milyar varil, doğalgaz rezervi 3 trilyon m3 olarak tespit edilmiĢtir. 161
milyar varil yıllık üretim ile (1992) mevcut petrol rezervlerinin tükenme süresi 620
yıldır.65
BM teĢkilatı ile Irak yönetimi arasındaki sınır harbi, 2003 yılına kadar devam
etmiĢtir. 20 Mart 2003 günü A.B.D, Bağdat‟ı bombalayarak ikinci Irak operasyonu
baĢlatılmıĢ, müttefikleriyle beraber bir haftalık kısa bir kara operasyonuyla da Irak‟ı
ĠĢgal etmiĢtir. SavaĢın, 1 Mayıs 2003 tarihinde bittiği A.B.D tarafından ilan edilmiĢ
olsa da, Irak‟taki huzur ortamı bir türlü sağlanamamıĢtır. Uygulanan ambargoların ve
savaĢın olumsuz etkileri ortadan kalkınca, hiç Ģüphesiz ki Irak, eski yüksek üretim
düzeyine tekrar kolaylıkla gelebilecektir. Nedeni ise, rezervlerinin çok zengin
oluĢudur, diyebiliriz.66
Irak, 2010 yılı OPEC yıllık verilerine göre 143 milyar varil ispatlanmıĢ reserve
ve 3.158 milyar m3 gaz rezervine sahiptir. Irak petrollerinin %75‟i Irak‟ın güney
bölgesinde, %25‟i Irak‟ın kuzey ve orta bölgesinde yoğunlaĢmıĢtır. Bölgesel Kürt
Yönetimi‟nin kuzey bölgesinde kontrol ettiği rezerv %6 olup, Kerkük buna dâhil
değildir. Kerkük bölgesinin rezerv miktarı ise %14‟tür. Irak‟ın 2011 yılı günlük
üretimi ise yaklaĢık 2,6 milyon varil olup, Irak bunun yaklaĢık 2,1 milyon varilini
ihraç etmekte ve bu ihracattan aylık yaklaĢık 7 milyar dolar gelir elde etmektedir.
64
Hayati Doğanay – Selçuk Hayli, „‟Irak‟ın BaĢlıca Coğrafi Özellikleri ve Petrol Yatakları‟‟, s.10
perweb.firat.edu.tr/personel/yayinlar/fua_299/299_19111.pdf E.T.: 26. 01. 2013.
65
ÖZEY, a.g.e. s. 256.
66
Arda Korol, „‟Irak Petrolu ve Uluslararası Petrol ġirketlerinin Etkisi‟‟, ORSAM, 23 Aralık 2011,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3004, E.T.: 26.01.2013
28
Irak‟ın 2011 Ocak-Kasım ham petrol ihracatı 664 milyon varil ve elde ettiği gelir ise
75 milyar dolardır.67
Aslında Irak‟ın kamu gelir ve harcamaları Körfez SavaĢından bu yana tam
olarak söylenmesi mümkün değildir. Bundan savaĢın etkisi bulunmaktadır. Elde
edilen verilere göre gelirin %90‟nından fazlasının petrol gelirlerinin oluĢturmaktadır.
Petrol geliri, 2004 yılında 19,3 trilyon yeni Irak Dinarı olurken (12.8 milyar US$),
2005 yılında 28.8 trilyon yeni Irak dinarına (19.2 milyar US$), 2006 yılında ise
yaklaĢık olarak 30 trilyon yeni Irak dinarına yükselmiĢtir (19.8 milyar US$). Toplam
kamu harcamalarındaki artıĢ ise, 2005 yılında 28.8 trilyon yeni Irak dinarı (19.2
milyar US$),2006 yılında ise 29.6 trilyon yeni Irak dinarı olarak gerçekleĢmiĢtir.
(19.7 milyar US$) Toplam Harcamalar içerisinde yeni Irak ordusunun payı 2004
yılında %1.72 olurken, 2005 ve 2006 yılında bu oran artarak %3,7‟e ulaĢmıĢtır.
Sağlık harcamalarının 2005 yılında toplam harcamalar içindeki payı %6.06‟a
düĢmüĢ, 2006 yılında tekrar yükseliĢe geçerek %6.55 olarak gerçekleĢmiĢtir.68
Irak Petrol Bakanlığı Sözcüsü Asım Cihad, çarĢamba günü Fars Körfezi‟ndeki
yeni petrol platformunun açılmasıyla Irak‟ın petrol ihracatının 5.3 milyar varile
ulaĢacağını söylemiĢtir. Irak‟ın petrol endüstrisi alanındaki diğer projelerinin 2013
yılının sonuna kadar bitirileceğini belirten Asım Cihad, ihracatını 6 milyar varile
çıkaracak olan Irak‟ın Suudi Arabistan‟dan sonra dünyanın ikinci büyük petrol
ihracatçısı haline geleceğini ifade etmiĢtir. Irak‟ın yaklaĢık 140 milyar varil petrol
rezervine sahip olduğu tahmin edilirken, bunun yaklaĢık 40 milyar varilinin Kuzey
Irak bölgesinde bulunduğu ve bu bölgede yapılacak yeni aramalarla miktarın daha da
artabileceği ifade ediliyor.69
Bugün Irak'ta yaklaĢık 225 petrol kuyusu iĢletilir (1947'de 80 adet). Kuyu
baĢına yıllık verim, 600 ila 650 bin tonu bulur. Bu sayının % 98'i kendiliğinden akan
kuyular olup, ek harcamaları yoktur. Ülke, yıllık millî gelirinin % 90'a yakınını ve
dıĢ ticaret gelir kalemlerinde ise, yaklaĢık % 80 ila % 85'lik bir payını petrol
67
DEMĠR, a.g.e., s. 6.
68
Kamil Uslu - Füsun Çelebi ve Kezban Talak Eyüboğlu, „‟Ortadoğu Ülkelerinin Enerji Kaynakları
ve Bu Kaynaklardan Elde Edilen Gelirin Kamu Harcamaları Ġçindeki Yapısı‟‟, Marmara Üniversitesi
İ.İ.B.F. Dergisi, Yıl 2007, Cilt 22, Sayı 1, s. 120.
69
„‟Irak,
Dünyanın
Ġkinci
Büyük
Petrol
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=10122, E.T.: 26.01.2013.
29
Ġhracatçısına
DönüĢüyor‟‟,
gelirinden sağlar. Ülkenin baĢlıca büyük petrol rafinerileri, Bağdat, Basra, Baiji,
Hadise ve Kerkük rafinerileridir. Ayrıca, Musul ve Hanikin‟de de petrol rafinerisi
vardır. Ülke petrol boru hattı toplam uzunluğu, 5000 km.yi aĢar (1992'de
5075km.kadardı). 2003 yılında boru hatlarının uzunluğu, 5418 km.si petrol, 1739
km.si doğalgaz ve 1343 km.si de rafineri üretim hattı olmak üzere toplam 8500
km.ye ulaĢmıĢtır.70
2003 sonrası dönemde kurulan Irak hükümetleri petrol ve gaz kaynaklarının en
kısa sürede ekonomiye kazandırılması için petrol sahalarının geliĢtirilmesi ve üretim
faaliyetlerinin arttırılması için tayin edilen kıstaslar neticesinde tespit edilen
uluslararası petrol Ģirketleri ile ihaleye yoluyla servis kontratları imzalama politikası
na da öncülük vermiĢtir. Irak Petrol Bakanlığı bu amaçla Nisan 2008‟de Saddam
döneminde yapılan tüm petrol kontratlarının hükümsüz olduğunu ilan edip, petrol ve
gaz lisanslarına iliĢkin yeni dönemi baĢlatmıĢ ve 2008‟den bugüne kadar 4 tur ihale
dönemi açmıĢtır. Ġlk tur Ekim 2008‟de baĢlayıp Haziran 2009‟da sonlandırılmıĢ,
ikinci tur Nisan 2009‟da ilan edilip Aralık 2009‟da, üçüncü tur Mayıs 2010‟da
baĢlayıp Eylül 2010‟da sonlandırılmıĢ, dördüncü tur Kasım 2011‟de ilan edilmiĢ
Ocak 2012‟ye kaydırılmıĢtır. Bu çerçevede nihai listeye göre ilk turdaki Rumelia
sahası için BP (%38), Petrochina (%37); Zubair sahası için ENI (%33), Occidental
(%23), KOGAS (Kore Devlet Gaz ġirketi) (%19), West Qurna-1 sahası için Exxon
Mobil (%60) ve Shell (%15) ile kontrat imzalanmıĢtır. Ġkinci turda için West Qrna-2
sahası için Lukoil (%56) ve Statoil (%19); Majnoon sahası için Shell (%45) ve
Petronas (%30) ile; Haifaya sahası için Petrochina (%38), Petronas (%19) ve Total
(%19) ile; Garraf sahası için Petronas (%45) ve Japex (%30) ile; Badra sahası için
Gazprom (%30), KOGAS (%23), Petronas (%15) ve TPAO (%7,5) ile; Qaiyarah ve
Najmah sahaları için Sonangol (%75) ile kontrat imzalanmıĢtır. Kontratlarda Irak
devletinin hissesi ise %25‟tir. Üçüncü tur da ise AkkaĢ, Mansuriye ve Siba gaz
sahaları için sırasıyla Kazmunaigaz (%38) ve KOGAS (%38) ile, TPAO (%37,5)
Kuwait Energy (%22,5) ve KOGAS(%15) ile, TPAO (%37,5) ve Kuwait Energy
(%37,5) ile kontrat imzalanmıĢtır. Bu sahaların toplam rezervi ise 11.2 tcf‟dir.
Dördüncü turun ihale konusu ise Musul, Anbar ve Necef bölgelerinde yer alan 6 gaz
70
KOROL, a.g.e.
30
bloku ile Anbar, Babil, Mutanna, Vasit, Necef, Basra ve Diyala bölgelerine yayılan 6
petrol bloğunu içermektedir.71
BaĢka bir tane de 2011 yılında sessiz sedasız imzalanan, 10 Milyar dolarlık
Ġran-Irak-Suriye-Lübnan doğalgaz boru hattı antlaĢmasıdır. Rusya ile Çin‟inde
desteklediği bu dev proje ile Avrupa‟ya doğalgaz transferinde ABD devre dıĢı
bırakılmak istenmekte ve AB‟nin doğalgazda Rusya‟ya bağımlılığının devam etmesi
hedeflenmektedir.72
Öte yandan Irak Enerji Bakanlığı Sözcüsü Masab Mudarris, Ġran ile 365
milyon dolar değerinde doğalgaz boru hattı projesi imzaladıklarını açıklamıĢtır.
Konu ile ilgili bir açıklama yapan sözcü Mudarris, anlaĢmaya göre Ġranlı bir
firmanın, Ġran‟dan Irak‟a doğalgaz taĢıyacak boru hattını inĢa edeceğini belirtmiĢtir.
Sözcü, söz konusu boru hattından Irak‟a ihraç edilecek doğalgazın 2500
megavat elektrik üretiminde kullanılacağını kaydetmiĢtir. Söz konusu doğalgaz boru
hattının Irak‟ın Mansuriye doğalgaz sahasından geçeceğini belirten sözcü, ithal
edilen doğalgazın üç elektrik santralinin yakıtını temin edeceğini ifade etmiĢtir.73
Bir diğer hat ise Irak ve Suriye arasında Irak petrollerinin Akdeniz‟e
ulaĢtırılmasını amaçlayan petrol boru hattıdır. Irak Hükümet Sözcüsü Ali Debbağ,
Irak‟la Suriye arasında Irak petrolünün Akdeniz‟e ulaĢtırılmasını amaçlayan petrol
boru hattı konusunda anlaĢmaya varıldığını açıklamıĢtır.
Irak Hükümet Sözcüsü Ali Debbağ, Irak‟la Suriye arasında döĢenecek iki
petrol boru hattından birinin günde 1.5 milyon, diğerinin ise günde 1.250 milyon
varil petrol nakletme kapasitesine sahip olacağını belirtmiĢtir. Proje kapsamında bir
de gaz nakli için bir boru hattı döĢenmesinin öngörüldüğünü belirten Debbağ, Irak
hükümetinin bu projeye onay verdiğini ifade etmiĢtir.
Uluslararası petrol Ģirketleriyle büyük anlaĢmalar yapan Irak, gelecek 7 yıl
içerisinde petrol üretimini dört katına çıkarmayı hedeflediği için petrol ihracatını
71
DEMĠR, a.g.e. s.7-8.
72
M.Ali Ediboğlu, „‟Emperyal Enerji Savaları ve Dünyanın Ġnsanlık Krizi‟‟, 26 Kasım 2012,
reyhanlioncuhaber.com/yazdir.asp?ID=1411, E.T.: 26.01.2013.
73
„‟ Ġran-Irak doğalgaz boru hattı projesi…‟‟
31
geliĢtirecek tesislere ihtiyaç duymaktadır. Bağdat‟ın öngördüğü bu projelerin hayata
geçirilmesi durumunda Irak‟ın petrol üretimini günlük 12 milyon varile
çıkarabileceği ve böylece dünyanın en büyük petrol ihracatçısı durumunda olan
Suudi Arabistan‟a rakip olacağı öngörülmektedir.74
Son olarak Ġsminin açıklanmasını istemeyen Iraklı bir yetkili, Ġsrail‟in örtülü
yollarla Irak‟tan petrol ithal ettiğini açıklamıĢtır. Fars haber ajansına açıklamada
bulunan ve isminin açıklanmasını istemeyen Irak Petrol Bakanlığından bir yetkili,
Hollanda‟ya ait gözüken petrol tankerlerinin 2007 boyunca Ġsrail‟e petrol taĢıdığını
açıklamıĢtır. Irak‟tan ihraç edilen petrolün resmen ilan edilenin çok üstünde
olduğunu belirten yetkili, Rumeyle‟deki petrolün boru hatlarıyla Kuveyt‟e
iletildiğini, buradan da Ġsrail‟e gönderildiğini söylemiĢtir.
Bu yıl içinde 32 tankerin el-Ummiye ve Basra‟dan aldıkları Irak petrolünü
Ġsrail‟e naklettiğini belirten yetkili, Ġsrailli 16 petrol görevlisinin Amerikan
pasaportlarıyla Irak‟tan petrol alımı konusunda faaliyet gösterdiğini açıkladı. Ġsrail‟in
geçen dört yıl içinde petrol ihtiyacının yüzde 40‟ını Irak‟tan karĢıladığı
belirtilmektedir.75
ÜÇÜNCÜ
BÖLÜM
Türkiye-Irak Fosil Yakıt İlişkileri
Yukarıdaki petrol sevkiyatı anlaĢmalarının yanı sıra Irak‟ın uzun yıllardan
beridir Türkiye‟ye petrol ihraç ettiği günde 1,6 milyon varil kapasiteye sahip olan
Irak-Türkiye boru hattı vardır. Bu hat, Irak‟ın Kerkük ve diğer üretim alanarından
elde edilen ham petrolü Ceyhan (Yumurtalık) Deniz Terminali‟ne ulaĢtırmaktadır.
Söz konusu boru hattı, 1976 yılında iĢletmeye alınmıĢ ve ilk tanker yüklemesi 25
Mayıs 1977‟de gerçekleĢtirilmiĢtir. 1983 yılında baĢlayıp, 1984 yılında tamamlanan
1. Tevsi projesi ile hattın kapasitesi 46,5 milyon ton/yıl‟a yükseltilmiĢtir. 1. Boru
Hattı‟na paralel olan ve 1987 yılında iĢletmeye alınan 2. Boru hattı ile de yıllık
taĢıma kapasitesi 70,9 milyon ton‟a ulaĢmıĢtır.
74
„‟
Irak-Suriye
petrol
boru
hattı
anlaĢması‟‟,
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=8259, E.T.: 26.01.2013.
18
Eylül
2010,
75
29
Ekim
2007,
„‟
Irak‟tan
Ġsrail‟e
Örtülü
Petrol
Sevkiyatı‟‟,
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=3950, E.T.: 27.01.2013.
32
Körfez krizi sırasında BM‟nin Irak‟a uyguladığı ambargo nedeniyle Ağustos
1990‟da iĢletmeye kapatılan Irak-Türkiye Ham Petrol Boru Hattı (HPBH), BirleĢmiĢ
Milletler‟in 14 Nisan 1995 tarih ve 96 sayılı kararı uyarınca, 16 Aralık 1996
tarihinde, sınırlı petrol iletimi için tekrar iĢletmeye alınmıĢ, altıĢar aylık dönemler
olarak petrol iletimine devam edilmektedir. Irak SavaĢının da hattaki iletim oranını
düĢürdüğü görülmektedir. BM tarafından Irak‟a verilen izinler doğrultusunda 2005
yılında Irak-Türkiye HPBH ile taĢınan ham petrol miktarı 13,166 bin varildir. IrakTürkiye HPBH, 70 milyon ton/yıl‟ın üzerinde taĢıma kapasitesi bulunmasına karĢın
hattan gelen petrol iĢlendikten sonra Irak‟a karayolu ile taĢınarak iletilmektedir. Bu
iletim yönteminde, güzergâh üzerinde bulunan alanlara yönelik ciddi bir tehdit söz
konusudur.76
Diğer yandan Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi‟nin petrol ve doğal gazı
Türkiye üzerinden dünya pazarlarına ulaĢtırılması da söz konusudur. Türkiye Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız bu konuda katıldığı bir toplantıda “Bölgesel
Kürt Yönetimi‟nin Batı‟ya açılan kapısı olarak da Türkiye‟yi görmek gerekir”
demiĢtir. Ayrıca Yıldız, 2007'de çeĢitli nedenlerle ara verilen Irak'tan ham petrol alıp
petrol ürünü verilmesi uygulamasına tekrar baĢlanacağını ve bu uygulamanın ilk
olarak tankerle baĢlayacağını açıkladı. Yıldız, “Irak ile petrol ürünlerinin
karĢılanmasıyla alakalı 2003 ila 2007 arasında bir tedarik zinciri oluĢturulmuĢtu.
Ancak 2007'de çeĢitli nedenlerle ara verilen ham petrol alıp petrol ürünü verilmesi
uygulamasına tekrar baĢlayacağız. Bu konuda Irak'ın bir talebi oldu. Biz bu talebe
sıcak baktık ve tekrar baĢlatma kararı aldık. Gerekçesi ne olursa olsun bizim Irak
halkının yaĢadığı bir soruna karĢılıksız kalmamız mümkün değil. Bu ticaret ilk olarak
tankerle baĢlayacak” demiĢtir.77
Enerji Bakanlığının konuya yaklaĢımının ardından Erbil‟le enerji alanında
iĢbirliğini geliĢtirme yönünde bir takım giriĢimler gerçekleĢtirildi. Özellikle Çalık
Grubu Erbil‟den henüz net olmamakla birlikte günde 30 bin varil ham petrol
taĢınması konusunda bir anlaĢma imzalandığı ileri sürülmektedir. Temmuz baĢında
ise kara yolu ile Erbil‟den ham petrol taĢındığına dair bilgiler gazetelerde yer almaya
76
Örgen Uğurlu „‟Çevresel Güvenlik Bağlamında Uluslararası Enerji Politikalarında Türkiye‟nin Yeri
ve Önemi‟‟, (Ed.) Hasret Çomak, Bölgesel Politikalar, 1. Baskı, Kocaeli: Umuttepe Yayınları, 2009,
s.197-198.
77
Hasan Kanbolat, „‟ Ankara-Erbil Hattında Enerjinin Artan Önemi‟‟, ORSAM, 22 Mayıs 2012,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3501, E.T.: 23.01.2013.
33
baĢlamıĢtır. Söz konusu geliĢmeler Maliki yönetiminin Türkiye ile iliĢkilerinde daha
radikal adımlar atmasına yol açmıĢtı. Irak Hükümet sözcüsü ve Devlet Bakanı Ali
Debbağ yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye‟nin toprakları üzerinden ruhsatlı olmayan
Irak petrolünün ihracatına izin vermemesi gerektiğini ileri sürmüĢ ve petrol ve gazın
tüm Iraklıların mülkü olduğunu ve bundan elde edilecek gelirlerin de tüm Iraklıların
temsilcisi olan hükümetin bütçesine eklenmesi gerektiğini ileri sürmüĢtü. Maliki
yönetimi açık bir Ģekilde Türkiye‟nin Erbil‟den petrol ve doğalgaz almasına karĢı
çıkmadığını farklı tepkilerle ortaya koymuĢtur.78
Uluslararası haber ajansı Reuters, sektör kaynaklarına dayandırdığı haberinde,
Kuzey Irak‟taki Bölgesel Kürt yönetiminin, ilk kez kendi adına dünya pazarlarına
Türkiye üzerinden ham petrol ihracatına baĢladığını belirtmiĢtir. Sektör ve
taĢımacılık kaynaklarının verdiği bilgiye göre, Kuzey Irak‟tan gelen ilk ihraç petrolü,
karadan kamyonlarla Mersin limanına taĢınmıĢtır. Söz konusu geliĢme, Irak‟ın tüm
petrol kaynakları üzerinde tam yetkiye sahip olduğunu savunan merkezi Bağdat
yönetimini zor durumda bırakmıĢtır. Sektör kaynakları, ham petrol ve küçük
miktarlarda da kondensat ihracatının, ekonomik bağımsızlığı giderek geliĢen Kuzey
Irak‟ın Bağdat‟la arasındaki sorunun çözülememesiyle yaĢadığı sıkıntıyı yansıttığını
belirtmiĢtir. Bölgesel Kürt yönetiminin, Türkiye üzerinden ihraç ettiği petrol
miktarının küçük olduğu ancak mali açıdan Bağdat‟a bağımlı olmak istemeyen
Bölgesel Kürt yönetimi için sembolik değeri olduğu vurgulanmıĢtır.79
Bu arada Irak Petrol Bakanlığı‟nın 20 Ekim 2010 tarihinde açtığı, Basra‟daki
Siba ve Diyale‟deki Mansuriye doğalgaz yataklarının iĢletilmesine yönelik ihaleyi
TPAO kazanmıĢtır. Diyale ilinde bulunan ve 1979 yılında keĢfedilen Mansuriye
sahası 128 milyar m3 ve Basra‟da bulunan ve 1968 yılında keĢfedilen Siba sahası da
43 milyar m3 doğalgaz rezervine sahiptir. TPAO ve ortakları Siba‟da günlük 2,8
milyon m3, Mansuriye‟de ise günlük 9 milyon m3 civarında doğalgaz üretimi
yapmayı hedefliyor. TPAO, Siba ile Mansuriye‟de Türkiye‟nin bir günlük tüketimine
denk gelen 12 milyon m3 lük günlük üretim gerçekleĢtirecek.80
78
Veysel Ayhan „‟ Türkiye-Irak ĠliĢkileri: Hava Sahası ve Enerji Sorunumu‟‟, TUĠÇ Akademi, 24
Temmuz
2012,
www.tuicakademi.org/index.php/yazarlar1/76-veysel-ayhan-tum-yazilari/3346turkiye-irak-iliskileri-hava-sahasi-ve-enerji-sorunumu, E.T.: 23.01.2013.
79
„‟ Barzani Türkiye üzerinden ilk kez petrol sattı‟‟, Enerji Enstitüsü, 8 Ocak 2013,
enerjienstitusu.com/2013/01/08/barzani-turkiye-uzerinden-ilk-kez-petrol-satti/, E.T.: 26.01.2013.
80
„‟ TPAO, Irak'ta doğalgaz yatakları iĢletecek‟‟, Zaman Gazetesi, 06.06.2011
34
SONUÇ
Ankara-Bağdat iliĢkilerinde yaĢanan krizin birçok boyutunun olduğu dikkat
çekmektedir. Türkiye ile Maliki arasında hem Irak‟la sürdürülen iliĢkilerden, hem
Türkiye-Suriye hem de Türkiye-Ġran iliĢkilerinde yaĢanan sorunlardan etkilendiğini
belirtmek gerekir. Türkiye‟nin 2010 seçimlerinin ardından Maliki ile gerginlik
yaĢamaya baĢlamasının ardından Sünni liderlerin Maliki tarafından tasfiye edilmesi
giriĢimlerine karĢı çıkılmasıyla krizin geniĢlediği, Tarık El HaĢimi örneğinde de
görülmüĢtü. Hatta söz konusu dönemde liderler birbirlerini mezhepçi politikalar
izleyerek bölgeyi felakete sürüklemekle suçlamıĢtı. usuna dikkat çekmiĢti. KarĢılıklı
suçlamalar 2012 baharında da sürmüĢ ve iliĢkiler siyasi ve diplomatik alanda daha da
gerilmiĢti. BaĢbakan Maliki Türkiye‟nin doğrudan kendisini iktidardan düĢürmek
için Iraklı gruplarla iĢbirliği yaptığını öngörmektedir. Bununla birlikte uzun dönemde
Türkiye‟nin Iraklı Sünni gruplarla kurduğu iliĢkinin Bağdat‟taki ġii yönetim açısında
bir tehdit unsuru olarak da görüldüğünü belirtmek gerekir. Türkiye‟nin Suriye ve
Erbil‟e yönelik politikası da Maliki‟nin tepkisine yol açmaktadır. Dolayısıyla son
günlerde krize doğru sürüklenen Türkiye-Irak iliĢkilerinin bir çok açıdan
değerlendirilmesi gerekilir. Salt enerji üzerinden iki taraf arasındaki iliĢkilerin
gerginleĢtiğini öne sürmek yeterli bir açıklama olmaz.
35
KAYNAKÇA
ARMAĞAN, Mustafa, “Sultan Abdülhamid‟in Petrol SavaĢı”, Zaman Gazetesi,
19.11.2006.
ATALAY, Mesut, “Türkiye‟de Petrol Aramacılığı”, Stradigma.com e-dergisi, Sayı
7, Ağustos 2003.
AVCI,
Metin,
“Türkiye
ve
Petrol
Gerçeği”,
20
Aralık
sahlanishareketi.blogcu.com/turkiye-ve-petrol-gercegi/6830430,
EriĢim
05.01.2013
2007,
Tarihi:
AYHAN, Veysel „‟ Türkiye-Irak ĠliĢkileri: Hava Sahası ve Enerji Sorunumu‟‟, TUĠÇ
Akademi, 24 Temmuz 2012, www.tuicakademi.org/index.php/yazarlar1/76-veyselayhan-tum-yazilari/3346-turkiye-irak-iliskileri-hava-sahasi-ve-enerji-sorunumu,
E.T.: 23.01.2013.
AYHAN, Veysel, “Avrupa‟nın Enerji Arz Güvenliğinde Türkiye: Petrol, Doğal Gaz
ve Entegrasyon”, Uluslararası İlişkiler, Cilt 5, Sayı 20 (KıĢ 2009), s. 64.
BĠLGĠN, MERT, Mert, “Fosil, Yenilenebilir ve Nükleer Yakıtların Neopolitik
Anlamı: Türkiye‟nin Durumu ve Gelecek Alternatifleri”, Uluslararası İlişkiler, Cilt
5, Sayı 20 (KıĢ 2009), s. 65-66
BOZTEMUR, Recep, „‟Irak SavaĢı Sonrası Ortadoğu‟‟, BeĢinci Uluslararası
Sempozyum Bildirileri, Ankara: Genelkurmay Basımevi, 2008.
CHAUDHURI, K. N., „‟Müslüman Toplumların Ekonomisi‟‟, (Ed.) Francis
Robinson, Cambridge Resimli İslam Ülkeleri Tarihi, (Çev.) Nuri Akbayar, 1. Baskı,
Ġstanbul: Kitap Yayınevi, 2005, s. 222.
ÇAMAN, Efe, “Kafkasya ve Orta Asya‟da Alternatif ile Uyum Arası Türk Bölgesel
Politikası: Kafkasya ve Orta Asya‟da Türkiye”, (Der.) Mehmet Seyfettin Erol,
Küresel Güç Mücadelesinde Avrasya’nın Değişen Jeopolitiği: Yeni Büyük Oyun,
1.Baskı, Ankara: Platin Yayınları, 2009, s. 288.
ÇELĠKPALA, Mitat, , „‟Enerji Alanında Rekabet Yeniden Hareketleniyor: Türkiye
Merkezli GeliĢmelere Genel Bir BakıĢ‟‟, Ortadoğu Analiz, Mayıs 2012 - Cilt: 4 Sayı: 41.
DAVUTOĞLU, Ahmet Davutoğlu, Stratejik Derinlik: Türkiye’nin Uluslararası
Konumu, 39. Baskı, Ġstanbul: Küre Yayınları, 2009, s. 335.
DEMĠR, Hakan Demir, „‟Irak‟ta Petrol Mücadelesi: Çok Uluslu ġirketler,
Uluslararası AnlaĢmalar ve Anayasal TartıĢmaların IĢığında Bir Analiz‟‟, ORSAM
Rapor No: 103, Ocak 2012.
36
DOĞANAY, Hayati – HAYLĠ, Selçuk, „‟Irak‟ın BaĢlıca Coğrafi Özellikleri ve
Petrol Yatakları‟‟, perweb.firat.edu.tr/personel/yayinlar/fua_299/299_19111.pdf
E.T.: 26. 01. 2013.
EDĠBOĞLU, M. Ali, „‟Emperyal Enerji Savaları ve Dünyanın Ġnsanlık Krizi‟‟,26
Kasım 2012, reyhanlioncuhaber.com/yazdir.asp?ID=1411, E.T.: 26.01.2013.
EDĠGER, Volkan ġ., Osmanlı’da Neft ve Petrol, 3. Baskı, Ankara: ODTÜ
Yayıncılık, 2007.
EMEKLĠER, Bilgehan – ERGÜL, Nihal, „‟Petrolün Uluslararası ĠliĢkilerdeki Yeri:
Jeopolitik Teoriler ve Petropolitik‟‟, Bilge Strateji, Cilt 2, Sayı 3, Güz 2010, s.75-76.
FROMKIN, David, Barışa Son Veren Barış: Modern Ortadoğu Nasıl Yaratıldı?,
Özet: http://www.altinicizdiklerim.com/summary29.html,
ĠVECEK, Sinem, „‟1980-1988 Ġran-Irak SavaĢı‟‟, ORSAM, 20 Temmuz 2011,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=2205, E.T.: 26.01.2013
KAMALOV, Ġlyas, “Türkiye‟nin Enerji Koridoru Hayali, Gerçek Oluyor”, ORSAM,
9 Ocak 2012, www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3050, EriĢim Tarihi:
07.01.2013.
KANBOLAT, Hasan, „‟ Ankara-Erbil Hattında Enerjinin Artan Önemi‟‟, ORSAM,
22 Mayıs 2012, www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3501, E.T.:
23.01.2013.
KARAÇĠN, Betül Buke, “Nabucco Projesinin Geleceği”, USAK Enerji Güvenliği
AraĢtırmaları Merkezi, 14 Temmuz 2011, www.usak.org.tr/makale.asp?id=2205,
EriĢim Tarihi: 07.01.2013
KAYABAġI, Deniz, - ġEN, Aslıgül ve YILMAZ, Saniye, „‟Petrolün Bölgesel
Krizlere Etkisi: Orta Doğu Örneği‟‟, ORSAM, 19 Ocak 2012,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=550, E.T.: 26.01.2013.
KESKĠN,
Arif,
“Ġran‟ın
Doğalgaz
Siyaseti
ve
Türkiye”,
www.gunaskam.com/tr/index.php?option=com_content&task=view&id=174, EriĢim
Tarihi: 06.01.2013.
KOROL, Arda, „‟Irak Petrolu ve Uluslararası Petrol ġirketlerinin Etkisi‟‟, ORSAM,
23 Aralık 2011, www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=3004, E.T.:
26.01.2013
LAÇĠNER, Sedat – Hasan Selim Özertem, “Hazar Enerji Kaynakları: Enerji-Siyaset
ĠliĢkisi”, (Der.) Mustafa Turgut Demirtepe, Orta Asya ve Kafkasya’da Güç
Politikası, 1.Baskı, Ankara: USAK Yayınları, 2008.
LEWIS, Bernard, Ortadoğu, 6. Baskı, Ankara: ArkadaĢ Yayınevi, 2009.
37
ÖZCAN, Havva Pınar “Türkiye‟nin ve Avrupa Birliği‟nin Hazar Coğrafyasında
KesiĢen Enerji Politikaları”, Yüksek Lisans Tezi, T.C. Gazi Üniversitesi, Sosyal
Bilimler Enstitüsü, Kamu Yönetimi Ana Bilim Dalı, Ankara 2008, s. 94
ÖZEN, Anıl Burak, Kuzey Irak‟taki Petrol Rezervleri ve Geleceği, ORSAM, 31
Temmuz 2010, www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=1037 E.T.: 26.01.2013.
ÖZEY, Ramazan, Dünya Denkleminde Ortadoğu: Ülkeler – İnsanları – Sorunlar,
Ġstanbul: Öz Eğitim Yayınları, 1997.
ÖZTÜRK, Semiha, „‟2006-2009 Arası Irak‟‟, ORSAM, 18 Aralık 2009,
www.orsam.org.tr/tr/yazilar_Yazdir.aspx?ID=490, E.T.: 26.01.2013.
ÖZVEV, Muharrem Hilmi Özev, „‟ Irak Petrolleri Ile Ġlgili TartıĢmalar Sürüyor‟‟,
TASAM,
02.01.2008,
www.tasam.org/trTR/Icerik/750/irak_petrolleri_ile_ilgili_tartismalar_suruyor, E.T.: 23.01.2013.
PAMĠR, Necdet, “Orta Asya ve Kafkasya‟da Güvenlik ArayıĢları Sürecinde
Bölgedeki Enerji Kaynaklarının Rolü”, (Ed.) Ġdris Bal, 21. Yüzyılda Türk Dış
Politikası, 3. Baskı, Ankara: Lalezar Yayınevi, 2006, s 556
SATMAN,
Abdurrahman,
“Türkiye‟de
Petrol”,
web.itu.edu.tr/~pdgmb/documents/turkiyedepetrol.html, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
T.C. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), Doğalgaz Piyasası Dairesi
BaĢkanlığı, Doğalgaz Piyasası 2011 Yılı Sektör Raporu.
TAġMAN,
Cevat
Eyüp,
“Petrolün
Türkiye'de
Tarihçesi”,
www.mta.gov.tr/v2.0/daire-baskanliklari/bdt/.../39_4.pdf, s. 14, EriĢim Tarihi:
08.01.2013.
TURAN, Aslıhan P., “Hazar Havzası‟nda Enerji Diplomasisi”, BĠLGESAM, 16 Mart
2010,http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=
1971:hazar-havzasnda-enerji-diplomasisi&catid=183:enerji,
EriĢim
Tarihi:
07.01.2013.
UĞURLU, Örgen „‟Çevresel Güvenlik Bağlamında Uluslararası Enerji
Politikalarında Türkiye‟nin Yeri ve Önemi‟‟, (Ed.) Hasret Çomak, Bölgesel
Politikalar, 1. Baskı, Kocaeli: Umuttepe Yayınları, 2009.
USLU, Kamil – ÇELEBĠ, Füsun ve EYÜBOĞLU, Kezban Talak, „‟Ortadoğu
Ülkelerinin Enerji Kaynakları ve Bu Kaynaklardan Elde Edilen Gelirin Kamu
Harcamaları Ġçindeki Yapısı‟‟, Marmara Üniversitesi İ.İ.B.F. Dergisi, Yıl 2007, Cilt
22, Sayı 1.
YAVUZ, Celalettin, “Türkiye ve Asrın Stratejik Enerji Hatlarına Gelinen AĢama”,
TÜRKSAM, Haziran 2009, http://www.turksam.org/tr/a1707.html
38
YORKAN, Arzu, “Küresel Enerji Denkleminde Türkiye”, BĠLGESAM, 2 Haziran
2009,http://www.bilgesam.org/tr/index.php?option=com_content&view=article&id=
1973:kuresel-enerji-denkleminde-turkiye&catid=183:enerji,
EriĢim
Tarihi:
11.01.2013
Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı Genel Müdürlüğü 2010 Yılı Ham Petrol ve
Doğalgaz Sektör Raporu, Ağustos 2011.
TMMOB Makine Mühendisleri Odası, „‟Türkiye‟nin Doğal Gaz Temin ve Tüketim
Politikalarının Değerlendirilmesi Raporu‟‟, Yayın No. 408, Ankara Mart 2006.
tr.wikipedia.org/wiki/Doğal_gaz, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
tr.wikipedia.org/wiki/petrol, EriĢim Tarihi: 07.01.2013
World Energy Outlook Report, „‟Iraq Energy Outlook‟‟, 9 October 2012, s. 24.
www.enerji.gov.tr/index.php?dil=tr&sf=webpages&b=petrol&bn=222&hn=&nm=38
4&id=40693, EriĢim Tarihi 05.01.2013.
"Karadeniz‟de
Petrol
Aramaya
Devam
www.iha.com.tr/0N1e3wsDetailPrint.aspx?NewsId=249959&CatID=5,
Tarihi: 10.01.2013.
Edeceğiz"
EriĢim
„‟ TPAO, Irak'ta doğalgaz yatakları iĢletecek‟‟, Zaman Gazetesi, 06.06.2011
„‟1973 Petrol Krizi‟‟, tr.wikipedia.org/wiki/1973_Petrol_Krizi, EriĢim Tarihi:
26.01.2013.
„‟Barzani Türkiye üzerinden ilk kez petrol sattı‟‟, Enerji Enstitüsü, 8 Ocak 2013,
enerjienstitusu.com/2013/01/08/barzani-turkiye-uzerinden-ilk-kez-petrol-satti/, E.T.:
26.01.2013.
„‟Doğalgaz
Enerjisi
(Termik)‟‟ Nükleer Teknoloji
www.nukte.org/dogalgazenerjisi, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
Bilgi
Platformu,
„‟Dünyada
ve
Türkiye‟de
Doğalgaz‟‟
ĠGDAġ,
www.igdas.com.tr/Docs/Pdf/DunyadaveTurkiyedeDogalgaz.pdf, EriĢim Tarihi:
06.01.2013.
„‟Enerji
Sektöründeki
Son
GeliĢmeler‟‟,
http://enerji2023.org/index.php?option=com_content&view=article&id=34:enerjsektoeruendek-son-gelmeler&catid=7:goerueler&Itemid=42,
EriĢim
Tarihi:
06.01.2013
„‟Irak,
Dünyanın
Ġkinci
Büyük
Petrol
Ġhracatçısına
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=10122, E.T.: 26.01.2013.
39
DönüĢüyor‟‟,
„‟Irak‟tan
Ġsrail‟e
Örtülü
Petrol
Sevkiyatı‟‟,
29
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=3950, E.T.: 27.01.2013.
Ekim
2007,
„‟Irak-Suriye
petrol
boru
hattı
anlaĢması‟‟,
18
http://www.ydh.com.tr/haber.php?HID=8259, E.T.: 26.01.2013.
Eylül
2010,
„‟Ġran-Irak doğalgaz boru hattı projesi imzalandı‟‟, 2 Temmuz
www.islamidavet.com/2011/07/02/iran-irak-dogalgaz-boru-hatti-projesiimzalandi/print/, E.T.: 26.01.2013
2011,
„‟Ġran-Irak doğalgaz boru hattı projesi imzalandı‟‟, 2 Temmuz
www.islamidavet.com/2011/07/02/iran-irak-dogalgaz-boru-hatti-projesiimzalandi/print/, E.T.: 26.01.2013.
2011,
„‟Karadeniz‟de Petrol Aranacak‟‟,
aranacak-2/, EriĢim Tarihi: 10.01.2013
www.istenhaber.com/karadenizde-petrol-
„‟Karadeniz‟de Petrol Avı‟‟, Takvim Gazetesi, 1 Kasım 2011.
„‟Modern
Irak
Tarihi‟‟,
TASAM,
13.03.2008,
TR/Icerik/815/modern_irak_tarihi, E.T.: 23.01.2013.
www.tasam.org/tr-
„‟Petrol ve Doğalgaz Rezervleri‟‟ 5 Haziran 2012, www.ekonomistim.com/petrol-vedogalgaz-rezervleri/, E.T.: 26.01.2013
„‟Petrol‟‟,
Enerji
ve
Tabi
Kaynaklar
Bakanlığı,
11.08.2010
http://www.enerji.gov.tr/index.php?dil=tr&sf=webpages&b=petrol&bn=222&hn=&
nm=384&id=40693, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
„‟Türkiye
Ege‟de
Petrol
mü
http://www.samanyoluhaber.com/gundem/Turkiye-Egede-petrol-muarayacak/920702/, EriĢim Tarihi 11.01.2013
Arayacak?‟‟,
„‟Türkiye‟de Nerelerde Petrol Var?‟‟, www.patronturk.com/turkiyede-nerelerdepetrol-var, EriĢim Tarihi: 05.01.2013
“Abdülhamit‟e
Petrol
Haritaları
Hazırlayan
Ermeni”,
enerjienstitusu.com/2013/01/02/abdulhamite-petrol-haritalari-hazirlayan-ermeni/
EriĢim Tarihi: 05.01.2013
“Türkiye'de
05.01.2013.
Petrol”
www.pigm.gov.tr/turkiyede_petrol.php,
EriĢim
Tarihi:
“Türkmenistan Doğalgazı da Türkiye Üzerinden TaĢınacak”, Zaman Gazetesi, 18
Eylül 2012.
“Yunanistan AB'nin Desteği Ġle Petrol Arayacak”, Sabah Gazetesi, 9 Ocak 2013.
40
Download

Türkiye Ve Irak İçin Petrol İle Doğalgazın Anlamı Ve Bu İki Devletin