BÖLGESEL GELİŞMELER
İnsansız Hava Aracı
Savaşı Söylemi:
İnsansız Hava
Araçlarını
Terörizmle
Mücadelenin
Temel Aracı
Olarak
Meşrulaştırmak
Güvenlik söylemi siyaseti üzerinden ABD, terörizmin
herkese yönelik bir tehdit ve İHA’ların coğrafi bir sınırlama olmaksızın kullanılmasının bir gereklilik olduğuna ilişkin bir sosyal gerçeklik inşa etmektedir.
Gloria Shkurti
54
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
55
BÖLGESEL GELİŞMELER
9
/11 terör saldırılarından beri
ABD, Ortadoğu’daki belirli
ülkelerle süregiden bir savaş
halindedir. Bu savaş, son yıllarda,
özellikle Obama’nın başkan olmasının ardından, odağında insansız
hava araçlarının (İHA) olduğu, iyi
organize edilmiş bir terörizmle mücadele stratejisiyle desteklenmektedir. Güvenlik kurumlarından bu
konuyla alakalı çok az bilgi kamuoyuyla paylaşılmıştır. Bu konudaki
boşluk ise Wikileaks ya da The Intercept gibi ispiyoncu oluşumların
sızdırdığı bilgilerle doldurulmaya
çalışılmaktadır. Ancak İHA saldırılarına yönelik bütün analizler,
üç temel unsura dayanmaktadır:
Hukukilik, Ahlakilik ve Etkinlik
(HAE). Literatürün büyük bölümü, Obama’nın bu çok sevdiği
aracın neden hukuki ve etkin olmadığını açıklamaya çalışıyor. İHA
saldırılarının neden ahlaki olmadığı bir yana, hukuka aykırı olduğunu kanıtlamak ayrıca çok zor.
Bu durumda sıklıkla tekrarlanan
söylemler, Ortadoğu’da terörizmle
mücadelede İHA savaşlarını meşrulaştırmak maksadıyla Obama
yönetiminin son yıllarda vurgulamakta olduğu sosyal ‘gerçekliği’
daha çok güçlendiriyor.
2009’da Nobel Barış Ödülü’nü
alırken yaptığı konuşmada Obama
savaşın araçlarının barışın korunmasında çok önemli bir rolü olduğunu belirtmiştir. Benzer biçimde,
bazı durumlarda devletlerin (bireysel ya da kollektif olarak) kuvvet
kullanmayı sadece gerekli değil ahlaki bulabileceğini vurgulamıştır.
Bu ifadeyi mevcut gelişmeler ışığında okuduğumuzda Obama’nın
terörizm gibi muhtemel tehditlerle
mücadelede kuvvet kullanmayı gerekli gördüğünü söyleyebiliriz.
Daha dar kapsamda, son on
yılda benzer üç ‘güvenlik söylemi’
56
türetildi ve ABD’nin terörizmle
mücadele stratejisinde İHA’ların
temel araç olarak kullanılmasının
söylemsel inşasını gölgede bıraktı.
‘Realizm’, terörizm, jeopolik -her
biri HAE’ye dayanmaktadır- İHA
stratejisini ve hukukiliğini Amerikan vatandaşlarına ve tüm dünyaya anlatmak için kullanılmaktadır. Daha da önemlisi tüm bu
söylemler, ‘öteki’ni, bu bağlamda
Amerikan değerlerine rakip olanı,
dışlayarak geliştirilmiştir. Obama
teröristlerden kaynaklanan tehdidin azaldığını sürekli dile getirmiştir, ancak aslında bu tehdit
hala mevcuttur. Örneğin, El Kaide
ve bağlıları halen sınır tanımayan
ve hiçbir kuralla bağlı olmayan
kaçınılmaz bir tehdit olmaya devam etmektedir. ‘Öteki’ni böyle
tanımlarken, ABD kendi imajını,
vatandaşlarını kaçınılmaz tehditlerden içeride Amerikan değerlerine tutunarak dışarıda bunları teşvik ederek koruyan güçlü bir devlet
olarak yarattı. Ayrıca yaratılan bu
imaj, El Kaide ve bağlılarının akut
kişiselleştirilmesine zıt olarak algılanmıştır. Daha açık bir ifadeyle,
şaye’t El Kaide hiçbir kuralı tanımazsa ABD de terörizme karşı
iç hukuka ve uluslararası hukuka
riayet eden haklı bir savaş başlatmayacaktır. ABD perspektifinden
değerlendirecek olursak bütün terör eylemleri, ABD’nin terörizm
algısını doğrulamakta ve her iki taraf arasındaki farklılıklardan yola
çıkarak sosyal olarak inşa edilmiş
gerçekliği desteklemektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere, İHA
savaşı siyasi söylem üzerinden analiz edilmemiştir. Onun yerine, söylem üç ana unsura odaklanmıştır:
hukukilik, ahlakilik ve etkinlik. İlk
konuşma, ABD Dışişleri Bakanlığı Hukuk Müşaviri Harold Koh
tarafından yapılmış, bunu John
Brennan (İç Güvenlik ve Terörle
Mücadele Konusunda Başkan Yardımcısı), Jeh Johnson (İç Güvenlik
Danışmanı), Eric Holder (Başsavcı) ve Barack Obama’nın kendisi
tarafından yapılan konuşmalar
izlemiştir. Alanlarında uzman bu
kişiler, siyasi söylemleri daha özel
söylemlerle değiştirmiş ve meseleyi
öyle bir noktaya sürüklemişlerdir
ki usule ilişkin söylemlerle İHA
savaşının hukuki, ahlaki ve etkin
olduğunu iddia etmek mümkün
olmuş ve hatta aksini iddia etmek
imkânsız hale gelmiştir.
Realist Güvenlik Söylemi
İlk güvenlik söylemi olan ‘realizm’,
temelde ulusal çıkarlar üzerine bina edilmiştir. Simon Dalby’nin
de iddia ettiği gibi bu ulusal çıkar
doğrudan güvenlikle bağlantılıdır,
“potansiyel bir düşmanı başkasının
toprak üzerinden anlaşılan alanını
işgal etmekten alıkoymak demektir
ki bu da fiziki korumayla ilgilidir.”
Obama, Mayıs 2013’teki konuşmasında teröristlerin İslam’ın ABD
ve Batı ile çatışma halinde olduğuna inandıklarını ve bu nedenle
sürekli saldırı halinde olduklarını
iddia etmiştir. Sonuç olarak, 2010
ve 2015 tarihli Ulusal Güvenlik
Stratejisi’nde ABD’nin dünyaya
nasıl liderlik edeceği tartışılırken
vurgulanan temel maksat, ulusal
çıkarlar ile Amerikan vatandaşlarının vatanlarında herhangi bir yıkıcı saldırıdan korunmasıdır. Amerikan vatandaşlarının korunması
vurgusu, İHA savaşı söylemiyle
ilişkilendirildiğinde daha anlaşılırdır. İHA savaşı söylemi, İHA’ların
kullanılmasını iç hukukta (Başkana
gelecek terör saldırılarını önlemek
için uygun ve gerekli kuvveti kullanma yetkisi verilmiştir) ve uluslararası hukukta (BM Anlaşması,
ulusal güvenliği yönelik tehditlere
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
karşı meşru müdafaa hakkını korumaktadır.) hukuka uygun hale
getirmiştir. El Kaide ve bağlılarının ABD’de başka bir saldırı gerçekleştirmesi ihtimalini düşünerek
ve Amerikan vatandaşları arasında
bu korkuyu sürekli canlı tutarak,
Obama yönetimi ezeli düşmanlarına karşı İHA’ların kullanılmasının
gerekli olduğunu güçlü bir biçimde
savunmaktadır.
Teröre Karşı Savaş Söylemi
Teröre karşı savaş, ABD’de İHA
savaşını tetikleyen ikinci güvenlik söylemidir. Bu söylem, terörizmin muhtemel yayılması ve daha
önemlisi, Kitle İmha Silahlarının
(KİS) El Kaide gibi terör gruplarının eline geçmesi ihtimaline yönelik bir imaj yaratmıştır. Sonuç olarak, teröristlere karşı korunmanın
iç güvenliğin temel sorumluluğu
olduğu ileri sürülmektedir. Terörizmin Amerikan vatandaşlarını
yayılmacı ideolojiler ve KİS yoluyla tehdit ettiği algısını yaratarak,
bu söylem, ulusal güvenlikle ilgili
realist söylemi desteklemektedir.
Benzer biçimde, böylesi bir tehdit,
Ulusal Güvenlik Stratejisinde açık
bir şekilde ifade edilmemiş olsa da
ABD’ye İHA’lardan gerçekleştirilen gözetleme ve keşif gibi önemli
kabiliyetlere artan şekilde yatırım
yapma hakkı vermektedir. Ayrıca
‘menfur terör eylemleri’ni yakalama yoluyla -Amerikan askerleri
için tehlike arz etmesi veya coğrafi
koşullar nedeniyle- caydırmanın
mümkün olmadığı durumlarda
İHA›ların kullanılması tek uygun
çözüm olarak görülmektedir.
Jeopolitik Söylem
Jeopolitik, İHA savaşının hukuki, ahlaki ve etkin olduğunun iddia edildiği güvenlik söylemlerine
bir önemli boyut katmaktadır.
Ocak-Şubat 2016 Cilt: 8 Sayı: 72
2010 ve 2015 tarihli
Ulusal Güvenlik
Stratejisi’nde ABD’nin
dünyaya nasıl liderlik
edeceği tartışılırken
vurgulanan temel
maksat, ulusal
çıkarlar ile Amerikan
vatandaşlarının
vatanlarında herhangi
bir yıkıcı saldırıdan
korunmasıdır.
Bu bağlamda, ABD nesne olarak
‘öteki’ni Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da uzamsal terimlerle tanımlarken hem uzamsal hem de insani
bir dışlama yaratmıştır. Terörizmi
güçlendiren unsurlar olarak zayıf
hükümetlerin, yaygın şikâyetlerin,
şiddet dolu devlet dışı aktörlerin,
yoksulluğun, istikrarsızlığın bulunduğu bir bölge imajı yaratarak
ABD takdire şayan değerleriyle
bölgeye refah ve istikrar getirebilecek bir aktör olarak sunulmaktadır. Hatta bu söylem, Batı’nın
Ortadoğu algısına adeta işlemiş
olan Ortadoğu ve terörizm arasında bir analojiye neden olmaktadır.
Coğrafi bir ayrımın yanı sıra -bizim toprağımız/alanımız ve onların
toprakları/alanları- ABD tarafından kullanılan bu söylem, insani
dışlamaya -bizim vatandaşlarımız/
Amerikan vatandaşları ve ötekiler/
teröristler ve bağlıları- neden olmuştur. Dolayısıyla terörle savaş,
bir devletten ziyade bireye yöneltilmiştir. Bu şekilde, İHA’ların hedef gözeterek öldürmesi ve bunun
masum insanların hayatını kurtardığı şeklinde meşrulaştırılması, bu
dışlamayı güçlendirmektedir.
Sonuç olarak, güvenlik söylemi siyaseti üzerinden ABD,
terörizmin herkese yönelik bir
tehdit ve İHA’ların coğrafi bir sınırlama olmaksızın kullanılmasının bir gereklilik olduğuna ilişkin
bir sosyal gerçeklik inşa etmektedir. ABD, terörizmi karanlık taraf
olarak sunarak kendisinin takip
edilmesi gereken değerlerin ve demokrasinin bir örneği olduğu imajını yaratmıştır. Terörizm, sadece
karanlık taraf değildir; aynı zamanda teröristler, kural tanımamaları
nedeniyle Amerikan vatandaşları
için kaçınılmaz bir tehdittir. Öte
yandan ABD, İHA’lar vasıtasıyla
ölümcül kuvvet kullanmanın tek
seçenek olduğu bazı durumlarda
uluslararası hukuk normlarına uyacağını taahhüt ederek ve özel söylemlerle İHA saldırılarının uluslararası hukuk normlarına aykırı
olmadığını, hatta Amerikan askerlerinin ve vatandaşlarının hayatını
kurtardığı gerekçesiyle ahlaki ve
etkin olduğunu ileri sürmektedir.
Bir Şiddet Uygulamasını
Meşrulaştırmak
Bu güvenlik söylemi, daha çok şiddeti teşvik eden İHA saldırılarını
destekleyerek bir barış uygulamasını meşrulaştırmaktan ziyade bir
şiddet uygulamasını meşrulaştırmaktadır. Richard Jackson’ın da
belirttiği gibi “Terörizmi kuvvet
kullanarak ortadan kaldırılacak
başlıca bir askeri tehdit olarak görmek büyük bir hatadır. Terörizm ve
şiddet içerikli isyan, siyasi çözüm
gerektiren, siyasi bir olgudur.” Bu
nedenle, ABD, daha çok teröristin terör örgütlerine katılmasıyla
geri tepen ‘İHA’laştırılmış’ savaşı
meşrulaştırmaya odaklanmaktan
ziyade özellikle Afganistan ve Irak
işgalleriyle sebep olduğu çıkmaza
siyasi bir çözüm bulmalıdır.
Yüksek Lisans Öğrencisi, Sakarya
Üniversitesi
57
Download

İNSANSIZ HAVA ARAÇlARINI TERöRİZMlE MücADElENİN