HEDEFLER
İÇİNDEKİLER
PSİKOLOJİDE TEMEL
YAKLAŞIMLAR
• Modern Psikolojinin Gelişimi
• Psikoloji Tarihinde Düşünce Ekolleri
• Yapısalcılık
• İşlevselcilik
• Psikanalizm
• Davranışçılık
• Gestalt Psikolojisi
• Hümanizm (İnsancıl Yaklaşım)
• Bilişsel Psikoloji
• Bu üniteyi çalıştıktan sonra;
• Psikoloji biliminin tarihsel temellerini
öğrenecek
• Modern psikolojinin gelişim sürecini
öğrenecek
• Psikoloji tarihindeki ekolleri açıklayabilecek
• Psikoloji tarihindeki önemli düşünürlerin
temel görüşlerini öğrenebileceksiniz.
PSİKOLOJİ
ÜNİTE
2
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
GİRİŞ
Milattan önceki
yıllardan itibaren
düşünürlerin günümüz
psikologlarının ele aldığı
konularla ilgilenmiş
olması psikolojide
geçmiş ile şimdi
arasında kopmaz bağlar
olduğunun
göstergesidir.
Psikoloji günümüzde var olan tüm bilimsel disiplinlerin en eskilerinden biridir.
Psikoloji kapsamında ele alınan konulara olan ilgi, zihinsel sorgulamaların en erken
dönemlerine dek uzanmaktadır. İnsanlar eskiden beri kendi davranışlarından ve
insan doğasına ait kurgulardan etkilenmiş, bunlarla ilgili pek çok felsefi ve teolojik
görüşler ortaya koymuşlardır. Milattan önceki yıllarda Platon, Aristo ve diğer Yunan
düşünürleri, bellek, öğrenme,motivasyon, algı, rüyalar ve irrasyonel davranışlar
gibi günümüz psikologlarının ilgilendiği pek çok sorunla uğraşmışlardır.
Ancak psikolojinin en eski disiplinlerden biri olduğu kadar, en yeni
disiplinlerden de olduğu unutulmamalıdır. Her ne kadar temeli çok eskilere
dayansa da modern anlamda psikoloji yaklaşık 150 yıllık bir geçmişe sahiptir. Bu
durum 19. yüzyıl psikologlarından Hermann Ebbinghaus tarafından “Psikoloji uzun
bir geçmişe fakat kısa bir tarihe sahiptir.” şeklinde ifade edilmiştir (Schultz ve
Schultz: 2001).
MODERN PSİKOLOJİNİN GELİŞİMİ
19. yüzyılın son çeyreğine kadar filozoflar insan doğasını birtakım kurgulara,
sezgilere ve kendi tecrübelerine dayalı genellemeler yoluyla incelemiştir. Daha
sonra doğa bilimleri alanında başarıları önceden ispatlanmış bilimsel yöntemlerin
insan doğasına ilişkin sorunlara uygulanmasıyla yani insan zihni ve davranışları
araştırılırken kontrollü gözlem ve deneyin kullanılmaya başlanmasıyla psikoloji
felsefeden ayrılarak bağımsız bir bilim kimliğine bürünmeye başlamıştır.
Birçok araştırmacı, Wilhelm Wundt’un 1879 yılında Almanya’nın Leipzig
şehrinde dünyanın ilk psikoloji laboratuvarını kurmasıyla birlikte psikolojinin tam
anlamıyla bir bilimsel kimlik kazandığını ileri sürmektedir. Bu gelişmeyi takiben yine
Wundt tarafından 1881 yılında ilk psikoloji dergisi olan “Felsefe Çalışmaları”nın
kurulması, 1888 yılında Pennsylvania Üniversitesi’nin James McKeen Cattell’ı,
dünyada ilk kez ilan edilen şekliyle, psikoloji profesörü olarak ataması, 1887’de G.
Stanley Hall’ın Amerika’da basılmış ilk psikoloji dergisi olan “Amerikan Psikoloji
Dergisi”ni kurması ve 1892’de “Amerikan Psikoloji Derneği (APA)”nın kurulması
psikolojinin hızla gelişmesine katkı sunmuştur.
PSİKOLOJİ TARİHİNDE DÜŞÜNCE EKOLLERİ
Bağımsız bir bilim dalı olarak ortaya çıktığı yıllarda psikoloji alanındaki
çalışmalar, Wilhelm Wundt’un görüşlerinden oldukça etkilenmiştir. Wundt,
psikolojinin ana temasını, amaçlarını, bu alanda araştırılabilecek konu başlıklarını
ve araştırma metodlarını belirlemişti. Ancak çok geçmeden bu durum değişmiş,
psikolojinin Wundt’un söyledikleriyle sınırlı olmadığını belirtenlerin sayısı gün
geçtikçe artmış ve bu alanda çalışan araştırmacılar veya psikologlar arasında görüş
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
2
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
“Düşünce ekolü” terimi
bir düşünce yapısını ve
düşünce hareketlerinin
lideri ile birlik oluşturan
bir grup psikoloğu ifade
etmektedir.
farklılıkları ortaya çıkmaya başlamıştır. Buna bağlı olarak 20. yüzyılın başlarından
itibaren psikoloji alanında birkaç sistemli görüş ve düşünce ekolü birlikte varlık
gösterir olmuştur. Bu ekollerin her biri psikolojinin niteliği hakkında farklı görüşler
ortaya koymaktadır.
Psikolojide, tarihindeki düşünce ekollerinin her biri aslında dönemin mevcut
sistemli düşüncesine karşı bir tepki hareketi olarak ortaya çıkmış ve her bir ekol
eski sistemde yetersiz ve eksik gördüğü noktalara dikkati çekerek bu yetersizliği ve
eksikliği gidermek amacıyla yeni açıklamalar, kavramlar ve araştırma yöntemleri
önermiştir.
YAPISALCILIK
Modern psikoloji tarihindeki ilk ekol olarak bilinen yapısalcılığa göre psikoloji,
zihnin yapısını inceleyen bir bilim olmalıdır.
Bu ekole göre psikolojinin üç temel amacı vardır:
 Bilinç süreçlerinin en temel elamanlarını analiz etmek,
 Bu elemanların nasıl organize olduklarını ve sentezlendiklerini keşfetmek,
 Bu elemanların organizasyonlarını yöneten yasaları saptamak.
W. Wundt
Wundt doğa bilimlerinin yöntemlerini psikolojiye uygulamayı ve psikolojinin
ana temasını oluştururken doğa bilimlerinin kendi temalarını oluştururken
izledikleri yolu izlemeyi uygun görmüştür. Bu doğrultuda da psikolojinin, zihnin
yapısını (zihni oluşturan unsurları veya bilinç deneyimlerini) incelemesi gerektiğini,
psikoloji alanındaki araştırmalarda da ilk adımın psikolojinin temel nesnesi olan
zihnin unsurlarını tanımlamak olduğunu ileri sürmüştür.
Wundt’a göre psikoloji bilinç deneyimlerinin bilimi olduğuna göre, psikolojinin
temel araştırma yöntemi de bu deneyimlerin gözlenmesini içermek zorundadır. Bir
deneyimi onu yaşayan kişiden başkasının gözlemesi mümkün olamayacağından
psikolojinin kullanacağı yöntem içe bakış olmalıdır.
İçe bakış yöntemi bireyin kendi yaşantılarını kendi ifadeleri ile aktarmasını
öngören bir yöntemdir. Yapısalcılığı savunanlara göre psikolojinin temel yöntemi,
bireyin kendi deneyimlerinin ortaya konmasını sağlayan içe bakış (iç gözlem)
olmalıdır.
E. B.Titchener
Titchener’e göre de psikolojinin konusu, bilinç deneyimleri olmalıdır.
Titchener bütün bilimlerin insan yaşantısının belli yönlerini ele aldıklarını fakat her
birinin bu yaşantının ayrı bir yönüyle ilgilendiklerini, psikolojinin konusunun da
deneyimi geçiren insanların yaşantıları olduğunu öne sürmüştür.
Buna bağlı olarak Titchener da psikolojinin ancak içe bakış yöntemiyle sonuç
elde edebileceğini savunmuştur.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
3
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
İŞLEVSELCİLİK
İşlevselcilere göre
psikoloji, insanın
çevresine uyum
sağlama sürecini
incelemelidir.
Yapısalcıların, psikolojinin zihnin yapısını incelemesi gerektiği yönündeki
görüşüne karşı çıkan bu ekole göre psikoloji zihnin işlevlerini veya organizmanın
bulunduğu çevreye uyum sağlaması sürecini araştıran bir bilim olmalıdır. Bu ekolü
savunanların üzerinde durdukları temel soru, zihinsel süreçlerin neyi
başarabileceğidir.
İşlevselcilere göre bir bilim dalı olarak psikolojiyle fizyoloji arasında sıkı bir bağ
vardır. Bu alanların ikisi de organizmanın işlevsel faaliyetlerinin araştırılmasıyla
ilgilenir. Ancak fizyoloji sindirim, boşaltım, dolaşım sistemleri gibi yaşamsal
faaliyetleri araştırırken psikoloji organizmanın çevreye uyum sağlamasına yönelik
faaliyetleri araştırır.
W. James
James’e göre psikolojinin amacı zihnin elemanlarını değil, zihnin işlevlerini
ortaya koymak olmalıdır. Ona göre zihnin en temel işlevi, bireyin çevreye uyum
sağlaması sürecini dolayısıyla hayatta kalmasını kolaylaştırmaktır ve psikoloji
alanındaki araştırmalar da buna yönelik olmalıdır.
J. Dewey
İşlevselcilik her ne kadar James tarafından kurulmuş bir ekol olsa da bu
ekolün gelişmesini sağlayan en önemli kişi kuşkusuz Dewey’dir.
Dewey, Darwin’in öne sürdüğü evrim teorisinden şiddetle etkilenmiş ve
görüşlerini ‘sosyal değişim tezi’ üzerine inşa etmiştir. Dewey’e göre insan aklı
gerçeklerle mücadele yoluyla gelişir. Zihin organizmanın hayatta kalmasını
sağlayacak uygun davranışların meydana getirilmesini sağlamaktadır. Bu nedenle
psikoloji, yaşamakta olan organizmanın araştırılmasına yönelmelidir.
Dewey’e göre zihinsel etkinlikler, doğrudan gözlenebileceği gibi oluşturdukları
sonuçlar veya organizmanın yapısıyla olan ilişkisi açısından da incelenebilir.
PSİKANALİZM
Bu ekole göre insan davranışları ancak bilinç dışı süreçlerin çözümlenmesiyle
anlaşılabilir. Bilinç dışının çözümlenmesi de hipnoz, rüya analizi ve serbest çağrışım
gibi yöntemlerle gerçekleştirilebilir. Bu yöntemler özel koşullarda, uzmanlar
tarafından uygulanabilecek yöntemlerdir.
S. Freud
Birçok araştırmacı ve yazara göre psikoloji tarihinin en popüler karakteri olan
Freud, her davranışın bir nedeni olduğunu ancak bu nedenlerin genellikle farkında
olunmayan bilinç dışı süreçlere dayandığını, dolayısıyla bilinç dışı analiz edilmeden
davranışların açıklanamayacağını ileri sürer.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
4
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
Freud’a göre çocukluk yıllarındaki yaşantılar bireyin tüm davranışlarında,
yaşam boyu etkisini gösterir. İnsanın kişiliği yaşamın ilk yıllarında genel hatlarıyla
şekillenir ve daha sonrasında ciddi bir farklılık olmaz. Bu nedenle bireyin çocukluk
yıllarındaki yaşantısını bilmek, onun davranışlarını anlayıp açıklayabilmeyi
sağlayacak en önemli unsurdur.
Freud, kendinden sonra gelen psikologların büyük kısmını etkisi altında
bırakmış olduğundan psikoloji tarihinin en önemli karakterlerinden biri olarak kabul
edilir.
DAVRANIŞÇILIK
Davranışçılara göre
gözlenemeyen ve
ölçülemeyen hiçbir şey
psikolojinin ilgi alanına
girmez.
Hem yapısalcılığa hem de işlevselciliğe tepki olarak ortaya çıkan bu ekol,
pozitif bir bilim olarak psikolojinin, gözlenebilir ve ölçülebilir davranışlara
yönelmesi gerektiğini öne sürmektedir. Davranışçı ekole göre psikoloji, doğa
bilimlerinin tamamen nesnel kollarından biridir ve hedefi davranışı tahmin ve
kontrol etmektir.
J. Watson
Watson’a göre psikoloji, yalnızca etki ve tepki açısından nesnel olarak
betimlenebilecek gözlemlenebilir davranışsal etkinliklerle ilgilenmelidir. Ona göre
asla görülemez, dokunulamaz, koklanamaz, tadılamaz veya hareket ettirilemez
olan bilincin araştırılması ve varlığının ileri sürmek en az ruh kavramının
ispatlanamazlığı kadar ispatlanamaz bir varsayımdır. O hâlde bilinç sürecinin
varlığını gerçek sayan içe bakış tekniği de psikolojiyle tamamen ilgisizdir.
E. L. Thorndike
Davranışçılığın önemli temsilcilerinden biri olan Thorndike’a göre
organizmanın davranışlarıyla, davranışı kolaylaştıran koşullar ve organizmanın
hazırbulunuşluk düzeyi arasında önemli bir ilişki söz konusudur. Bu nedenle
davranışlar, çevresel koşullar ve organizmanın hazırbulunuşluk düzeyi incelenerek
açıklanabilir. Psikoloji bu konuya yönelik çalışmalara odaklanması gerektiğini
gösterir.
I. Pavlov
Skinner ile ilgili örnek
videoyu sistemde ünite
başlığı altında yer alan
video bölümünden
izleyiniz.
Yaptığı deneysel çalışmalar sonucu tepkisel (klasik) koşullanma sürecini ortaya
koyan Pavlov’a göre insan ve hayvan organizmalarının davranışları aynı basit
yasalarla açıklanıp incelenebilir. Psikoloji alanında yapılan araştırmalarda bu
benzerlik temele alınarak karmaşık insan davranışları bile basit hayvan
davranışlarından hareketle açıklanabilir.
B. Skinner
Skinner’a göre davranışlar kendi yarattıkları sonuçlara göre şekillenmektedir.
Bir davranışın olumlu sonuçlanması o davranışın sürdürülmesini sağlarken olumsuz
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
5
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
sonuçlanması o davranışın sürdürülme olasılığını azaltır. Bu nedenle davranışlar
yarattıkları sonuçlar açısından incelenmelidir. Skinner’ın yaptığı deneysel
çalışmalar sonucu ortaya koyduğu bu görüşler edimsel koşullanma olarak
nitelendirilen öğrenme sürecini ifade etmektedir.
GESTALT PSİKOLOJİSİ
Almanca bir sözcük olan
“gestalt”, biçim örüntü
veya bütün anlamına
gelmektedir.
Bu ekole göre davranışı anlamada en önemli şey algıdır. Algı, etrafımızdaki
uyarıcıları anlamlandırma sürecinin bir sonucudur. İnsan yaşantısının ve
davranışların örgütlülüğüne önem veren bu ekole göre ne davranışlar ne de
zihinsel süreçler alt birimlere indirgenerek açıklanamaz. Çünkü bütün, kendisini
oluşturan parçaların toplamından daha farklı ve anlamlıdır. Davranış kendisini
oluşturan tek tek elementlerle belirlenmemiştir, bütünler söz konusudur ve
parçalar ancak bütünün gerçek yapısı sayesinde belirlenir.
M. Wertheimmer
Psikolojinin nesnel bir bilim dalı olması gerektiğini ileri süren ve gestalt
ekolünün öncülerinden olan Wertheimmer’a göre insanlar uyarıcıları belli yasalar
çerçevesinde algılarlar ve davranışlar ancak uyarıcı örüntüleri ve algısal örgütleme
yasalarıyla açıklanabilir.
K. Koffka
Yapısalcı ve davranışçı ekolleri yaşantıları parçalara bölerek anlamsızlaştırdığı
gerekçesiyle eleştiren Koffka’ya göre uyarıcıları anlamlı kılan organizmanın algısal
alanı ve bu alanı yönlendiren bilişsel süreçlerdir. Bu nedenle içe bakış yöntemi
ancak organizmanın dış dünyayı nasıl algıladığını anlamak amacıyla kullanılmalıdır.
HÜMANİZM (İNSANCIL YAKLAŞIM)
Hümanizme göre insanı
anlamanın en iyi yolu,
objektifliğini
kaybetmeden kendini
onun yerine
koyabilmek, onun bakış
açısıyla olayları ele
alabilmektir.
Daha önce bahsedilen tüm ekollerin insanı anlamada yetersiz olduğunu ileri
süren ve psikoloji tarihinde üçüncü güç olarak bilinen hümanizme göre her insan,
insan olmaktan dolayı değerlidir ve saygıyı hakkeder. İnsanı davranışlarından
hareketle anlamak ve açıklamak mümkün değildir. İnsanın anlaşılması için onun
öznel yaşantı alanına nüfuz etmek gerekir ki bu da ancak empati yöntemiyle
gerçekleşebilir. Bu yöntem karşımızdaki bireyin bakış açısıyla olaylara
yaklaşabilmeyi, başka bir ifadeyle kendini onun yerine koyabilmeyi gerektirir.
A. Maslow
Maslow’a göre her insanda doğuştan sahip olunan bir kendini gerçekleştirme
eğilimi vardır. En yüksek dereceli insan ihtiyacı olan kendini gerçekleştirme bireyin
tüm yetenek ve niteliklerini geliştirip var olan potansiyelini en üst düzeyde
kullanmasını ifade eder. Ancak insanların bu noktaya gelebilmeleri için önce daha
alt düzeyde yer alan bazı ihtiyaçlarını gidermiş olmaları gerekir. Maslow bu
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
6
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
ihtiyaçların hiyerarşik bir yapısı olduğunu öne sürmüş ve her bir ihtiyaç tatmin
edildiğinde, hiyerarşide kendisinden bir üst basamakta bulunan diğer ihtiyacın
harekete geçtiğini belirtmiştir.
Bu ihtiyaçlar ve hiyerarşideki sıraları şöyledir:
• Yeme, içme, uyku ve cinsellik gibi fizyolojik ihtiyaçlar
• Güvenlik ihtiyacı
• Sevgi ve ait olma ihtiyacı
• Başkalarından saygı görme ve kendine saygı ihtiyacı
• Kendini gerçekleştirme ihtiyacı
C. Rogers
Rogers’a göre psikolojik araştırmalar bireyin benlik saygısına yönelik olmalıdır.
Benlik saygısı bireyin bulunduğu konuma ilişkin algısı ile ulaşmak istediği konuma
ilişkin algısı arasındaki farkı ifade etmektedir. Benlik saygısı yüksek olan insanlar
tam verimli hale gelebilir ve potansiyellerini üst düzeyde kullanabilirler.
Rogers’a göre psikolojik olarak sağlıklı veya kendini tam olarak ortaya koyan
(benlik saygısı yüksek olan) insanın özelliklerinden bazıları şunlardır:
 Tüm yaşantılara açıklık,
 Her anı dolu dolu yaşama eğilimi,
 Düşünce ve davranışta özgürlük,
 Yüksek düzeyde yaratıcılık.
BİLİŞSEL PSİKOLOJİ
Bilişsel psikoloji ekolüne göre insan, uyarıcılara basit bir şekilde tepki
vermekten ziyade uyarıcıları zihninde işleyerek bilgiyi oluşturan bir yapı olarak ele
alınır. Psikoloji de uyarıcı ve tepki bağını değil, bilme işleminin gerçekleştiği zihinsel
süreçleri incelemeli, bunları açıklamaya yönelik çalışmalara yoğunlaşmalıdır.
Davranışsal tepkiler, ancak kendilerine eşlik eden zihinsel süreçler hakkında sonuç
çıkarma kaynağı olarak kullanılabilir.
J. Piaget
Bilişsel ekolün önde gelen savunucularından Piaget’ye göre insanlar sahip
oldukları bilişsel yapılar (şemalar) aracılığıyla çevrelerinde olup bitenleri
anlamlandırmaya çalışırlar. Doğuştan sınırlı sayıda da olsa var olan şemalar
yaşantılar yoluyla çoğalır, zenginleşir ve gelişir. Böylelikle birey deneyim geçirdikçe
(veya yaşı ilerledikçe) daha çok şemaya sahip olur ve böylelikle çevresine daha
kolay uyum sağlar hale gelir.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
7
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
Özet
•Psikoloji alanında ele alınan konular eski çağlardan beri düşünürlerin ilgi odağında
yer almasına karşın psikolojinin bağımsız bir bilim olarak ortaya çıkışı 19. yüzyılın
sonlarında gerçekleşmiştir. Bu süreçte belirleyici olan da doğa bilimlerindeki nesnel
yöntemlerin psikoloji alanında da kullanılmaya başlanmasıdır.
Ödev
•Psikolojinin bağımsız bir bilim olarak görülmesi süreciyle birlikte bu bilimin alanına
ilişkin birçok farklı görüş ileri sürülmüştür ki bu düşünce sistemleri “ekol” olarak
nitelendirilmektedir. Psikoloji tarihindeki ilk ekol olan yapısalcılığa göre psikolojinin
alanı zihnin yapısını incelemek olmalıyken işlevselcilik zihnin fonksiyonlarını
araştırmak gerektiğine vurgu yapmıştır. Davranışçılığa göre psikoloji gözlenebilir
davranışları ele almalıyken psikanalizme göre psikolojinin işi bilinç dışının
incelenmesi olmalıdır. Gestalt ekolü insan yaşantısının bütünlüğünü ön planda
tutmuş; hümanizm insanın öznel yaşantı alanına nüfuz edilmesi gerektiğini
belirtmiş; bilişsel ekolü savunanlar ise davranışların kendilerine eşlik eden zihinsel
süreçler aracılığıyla açıklanabileceğini vurgulamıştır.
• Davranışçı ekolün yapısalcı ve işlevselci ekolleri hangi yönlerden
eleştirdiğini 200 kelimeyi aşmayacak şekilde yazınız ve
hazırladığınız belgeyi göndermek için yandaki ödev gönderme
linkini tıklayınız.
• Hazırladığınız ödevi sistemde ilgili ünite başlığı altında yer alan
“ödev” bölümüne yükleyebilirsiniz.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
8
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
DEĞERLENDİRME SORULARI
Değerlendirme sorularını
sistemde ilgili ünite
başlığı altında yer alan
“bölüm sonu testi”
bölümünde etkileşimli
olarak
cevaplayabilirsiniz.
1. Aşağıdaki düşünürlerden hangisi işlevselcilik ekolünün
savunucularındandır?
a) Dewey
d) Wundt
b) Thorndike
e) Titchener
c) Watson
2. Aşağıdakilerden hangisinde Maslow’un hiyerarşisindeki ihtiyaçlar doğru
olarak sıralanmıştır?
a) Güvenlik – sevgi – yeme,içme – kendini gerçekleştirme – saygı
b) Güvenlik – yeme,içme – kendini gerçekleştirme – saygı – sevgi
c) Yeme,içme – kendini gerçekleştirme – saygı – güvenlik – sevgi
d) Yeme,içme – güvenlik – sevgi – saygı – kendini gerçekleştirme
e) Kendini gerçekleştirme – saygı – güvenlik – sevgi – yeme,içme
3. Aşağıdakilerden hangisi gestalt ekolünün görüşlerini yansıtmaktadır?
a) Psikoloji zihnin fonksiyonlarını araştırmalıdır.
b) Bütün, parçaların toplamından daha fazla ve daha anlamlıdır.
c) Gözlenemeyen davranışlar, psikolojinin ilgi alanına girmez.
d) Psikoloji, bilinç dışı süreçleri incelemelidir.
e) Davranışlar kendi yarattığı sonuçlara göre şekillenir.
4. Aşağıdakilerden hangisi psikanalizde kullanılan yöntemlerdendir?
a) Empati
d) Serbest çağrışım
b) Deney
e) Boylamsal araştırma
c) İçe bakış
5. Aşağıdaki ifadelerden hangisi Wundt’un görüşlerine uygundur?
a) Bilincin elemanlarını incelemek, psikolojinin asıl amacı olmalıdır.
b) Bilinç dışı süreçler analiz edilmeden davranışlar açıklanamaz.
c) Zihnin yapısı değil işlevi önemlidir.
d) Her insan, insan olmaktan dolayı saygıyı hak eder.
e) Gözlenemeyen süreçlerin psikolojide yeri yoktur.
Cevaplar:1.A, 2. D, 3.B, 4.D,5.A
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
9
Psikolojide Temel Yaklaşımlar
YARARLANILAN VE BAŞVURULABİLECEK DİĞER
KAYNAKLAR
Bruno, J. F. (1996). Psikoloji Tarihine Giriş. İstanbul: Kibele.
Fancher, R. E. (1997). Ruhbilimin Öncüleri. İstanbul: İdea.
Geçtan, E. (1988). Psikanaliz ve Sonrası. İstanbul: Remzi.
Reuchlın, M. (1991). Psikoloji Tarihi . İstanbul: İletişim.
Schultz, D. P. & Schultz, S. E. (2001). Modern Psikoloji Tarihi. İstanbul: Kaknüs.
Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi
10
Download

psikoloji ünite 2 - Mert Ümit Aslan