CHP’de kurultay heyecanı
İnce ve Oran adaylıktan çekildi. Kılıçdaroğlu’nun olası tek rakibi Mustafa Balbay
CHP'de genel başkan seçiminin yanı sıra yönetimde de
önemli değişikliklerin gerçekleştirileceği 35. Olağan
Kurultay bugün ve yarın Ankara Spor Salonu'nda yapılacak.
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olacağı
kurultayda, başkanlık yarışına girmek isteyenlerin, 120'den
fazla delegenin imzasını divan başkanlığına sunması
gerekiyor. Mevcut delege yapısı dolayısıyla,
Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkan seçilmesine kesin
gözüyle bakılıyor. Kılıçdaroğlu'nun karşısına çıkabilecek tek
rakip ise İzmir Milletvekili Mustafa Balbay. 200 delegenin
imzasıyla, genel başkanlığa aday olma iddiasını ortaya
koyan Balbay, 120 imzayı topladığını duyurmuştu. Balbay’ın
aday olup olmayacağının son saatlere doğru netleşmesi
bekleniyor. Seçimli bir olağanüstü kurultay toplamak
isteyen, ancak başarılı olamayan Yalova Milletvekili
Muharrem İnce ve CHP eski Milletvekili Umut Oran ise
"aday olmayacaklarını" açıkladı. CHP il başkanları, bugün
başlayacak 35. Olağan Kurultay'da, Divan Başkanlığı için
İstanbul İl eski Başkanı Karayalçın'ı önerdi. HABERİ 11’DE
16 Ocak 2016 Cumartesi
Erdoğan’ın yaşamı film olacak...
‘REİS’in çekimlerine
BAŞLANIYOR
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın
İstanbul Büyükşehir
Belediye Başkanlığı
dönemine kadarki
yaşamını konu alan
"Reis" filminin çekimleri
gelecek hafta başlayacak. Erdoğan'ın doğumundan 1999'a kadar
olan yaşamını ele alan
filmin, yoğun bir ekip
çalışması sonucu 25
Mart'ta vizyona gireceği
kaydedildi.
HABERİ
11. SAYFADA
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Doğal vadiler imar planlarıyla yapaylaşıyor...
Şimdiden
30 Milyar açık
6 TEMEL ALANDA REFORM
Naci Ağbal, gerçekleştirecekleri
reformların altı temel alanda yoğunlaşacağını belirterek, "Bunlar;
demokratikleşme ve adalet, eğitim,
kamu yönetimi, kamu maliyesi, reel
ekonomide köklü değişim ve öncelikli
dönüşüm programları. Bu sayede
ülkemizi yüksek gelirli ülkeler grubuna
taşımayı hedefliyoruz" dedi.
HABERİ 11. SAYFADA
M. Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
10. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
L H AB
ŞENOL GÜNÜÇ
HABERİ 5. SAYFADA
Terör, sivilleri de katlediyor
Terör örgütü PKK'nın Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerinde düzenlediği
saldırılar başta olmak üzere
temmuz ayından bu yana terör
örgütlerinin kanlı eylemlerinde
12'si yabancı uyruklu 223 sivil
yaşamını yitirdi. Sivillere yönelik son eylemini Diyarbakır'ın
Çınar ilçesinde Çarşamba
günü bomba yüklü araçla
gerçekleştiren PKK'lı
teröristler, aralarında 5 aylık
bebeğin de bulunduğu 6
vatandaşı katletti. Terör örgütü
DAEŞ mensubu canlı bombanın Sultanahmet
Meydanı'nda gerçekleştirdiği
eylemde ise yabancı uyruklu
10 kişi hayatını kaybetti. 11’DE
Gözde OSB’nin
yatırımcı firmaları
titizlikle seçilecek
Uzay, havacılık gibi yüksek katma
değerli sektörlerde 15 bin istihdam ve
5 milyar dolar ciro hedeflerine ulaşması
beklenen Ankara Uzay ve Havacılık
İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde
(OSB) yer alacak firmaların belirlenmesinde seçici davranılıyor. Bölgede
yer almak için müracaatta bulunan firmalardan yaklaşık 60'ı bu hakka sahip
olabilecek. HABERİ 11. SAYFADA
ZE
Birer doğa harikası olan Ankara
vadilerinin yapılaşmaya açılmasının
gelecekte olumsuz sonuçlara neden
olacağı uyarıları sık sık gündeme
gelirken, projeleri yürüten firmaların
yürütmeyi durdurma kararlarını aşmak
için çabaladıkları belirtiliyor.
Eleştirilerin odağında, imar planlarında
“çeperden merkeze doğru rant
örüldüğü” iddiaları yer alırken, bu
durumun Başkent açısından tehlikeli
bir süreç olduğu belirtildi.
ER
Maliye Bakanı Naci Ağbal, 2016'da
bütçe giderlerini 570,5 milyar lira
olarak öngördüklerini belirterek,
"2016'da merkezi yönetim bütçe gelirlerinin 2015 yıl sonu gerçekleşmelerine göre yüzde 11,9 artarak 540,8 milyar liraya ulaşacağını tahmin ediyoruz"
dedi.
Yoğun trafikten kaynaklanan
karbondioksit salımına bir
de kış aylarında artan kirli
hava eklenince kent merkezlerinde nefes almak da zorlaştı. Özellikle büyükşehirlerde ciddi sıkıntıya
neden olan bu durumdan
kaçmak isteyenler kendilerini temiz havayla kucaklaşabilecekleri alanlara yöneltiyor. Başkent Ankara’da
yaşayanların imdadına ise
kentin göbeğindeki İmrahor
Vadisi yetişiyor. 5. SAYFADA
Ö
2016 Bütçe Tasarısı
İmrahor Vadisi
nefes aldıracak
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cuma namazını kıldığı
Sultanahmet Camii'nden çıkaraka patlamanın olduğu yere geldi.
Erdoğan, buraya karanfil bıraktı. Burada basın mensuplarına bir açıklama yapan Erdoğan, "Üniversitelerin senatolarını göreve davet
ettim. O bildiriyi yayınlayan akademisyenleri kınıyorum. Zalimlerle
birlikte olanlar da zalimdir aynı suçu işlemişlerdir. " dedi.
Milli savaş uçağı için
SÜREÇ İŞLİYOR
HABERİ 11. SAYFADA
Siirt’te 1 ŞEHİT
Siirt'te terör örgütü PKK
mensuplarına yönelik
operasyonda yaralanan polis
memuru, kaldırıldığı hastanede şehit düştü.
İşitme cihazına
ODTÜ imzası
HABERİ 3. SAYFADA
Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, "Karşımızdaki teröristler
silahla insanımızı öldürüyor, evleri havaya uçuruyor, araçların
altına mayın döşüyor ve silahla bizi hedef alıyor. Bunlara karşı
mücadelenin onlara mukabele etmekten başka bir yolu yok
ama sadece operasyonlarla bunları bitirmek, arkasından yeni
bir Türkiye'ye kapı açmak çok da kolay değil" dedi. 11’DE
Ankara’ya dev
eğlence merkezi
HABERİ 3. SAYFADA
Çankaya’da
sokak tiyatrosu
HABERİ 3. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
16 Ocak 2016 Cumartesi
“Ertuğrul 1890”ın kamera
arkası görüntüleri yayınlandı
HAKAN ALTUN
KONSERİ
17 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
GÖKHAN TEPE
KONSERİ
30 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İSTANBUL - Türkiye'de,
deniz üzeri ve batma sahnelerinde
tonlarca su ve havuz imkanlarının
kullanıldığı ilk ve tek proje olma
özelliğini taşıyan Türk-Japon ortak
yapımı "Ertuğrul 1890" filminin
kamera arkası görüntüleri yayınlandı.
Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, iki ülkenin halkları
arasında 95 yıl arayla, 1890'da
Kushimoto'da ve 1985'te Tahran'da
yaşanan, iki karşılıksız yardımlaşma ve kurtarma hikayesini ele alan
film, Türk sinema tarihi açısından
da büyük önem taşıyor.
Kurulan plato ve set imkanlarıyla, daha önce yalnızca yurtdışında çekilebilen zorlu sahnelerin
Türkiye'de gerçekleştirildiği film,
bugüne kadar Türkiye'de yapılmış
en büyük bütçeli sinema filmlerinden biri oldu.
Japonya'da Ertuğrul
Fırkateyni'nin 1890 yılında
Vizyona
yeni
giren
filmler
08:30 Selena
10:20 Eve Dönüş
13:00 Kırgın Çiçekler
16:00 Evli ve Öfkeli
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
CEM
ADRİAN
KONSERİ
22 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLLY
JOKER
ANKARA’DA
Carey Mulligan, Helena
Bonham Carter, Anne-Marie
Duff ile Meryl Streep'in
oynadığı filmin yönetmenliğini
Sarah Gavron yaptı.
Gavron'un ikinci uzun metrajlı
kurmacası olan film,
İngiltere'de, kadınlara oy kullanma hakkı tanınması için tarihin ilk feminist hareketlerinden
birini başlatan kadınların, gittikçe acımasızlaşan devlete
karşı yürüttükleri radikal
mücadeleye odaklanıyor.
06:30 Şüphe
08:30 Nursel'in Mutfağı
10:00 Cumartesi Sürprizi
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Turgay Başyayla İle Lezzet
Yolculuğu
15:15 Otel Transilvanya
17:15 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:45 Show Ana Haber
20:00 İlişki Durumu Karışık
23:30 ZOR BABA 3
01:30 ZOR BABA 3 (Tekrar)
03:30 Cumartesi Sürprizi
05:30 Şüphe
19:00Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Kertenkele
23:45 Evli ve Öfkeli
02:15 Eve Dönüş
04:45 Doksanlar
MUSTAFA
KESER
KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"The Club"
Oscar adayı "No" nun
yönetmeni Pablo
Larrain'in son filmi "The
Club", geçmişte işledikleri suçlar nedeniyle
kilise tarafından küçük
bir sahil kasabasına
sürülen ve gözlerden
uzak bir evde zorunlu
inzivaya çekilen 4 rahibin hikayesini anlatıyor.
Dram türündeki Şili
yapımı filmin başrollerinde Roberto Farias,
Alfredo Castro, Antonia
Zegers ile Marcelo
Alonso gibi isimler yer
alıyor.
05:00 Geniş Aile
07:00 Benim Hala
Umudum Var
08:00 Yerli Dizi
10:00 Yerli Dizi
12:10 Yerli Dizi
14:00 Yerli Dizi
16:30 Yerli Dizi
19:00 Star Haber
w07:00 Belgesel
08:15 Çizgi Film Kuşağı
09:00 Maşa ile Koca Ayı
10:00 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
12:30 Arda’nın Mutfağı / Yeni
13:30 Maral:En Güzel
Hikayem
16:15 Örümcek Adam
18:15 Baybars Altuntaş ile En
Zayıf Halka / Yeni Bölüm
20:00 Büyük Oyun
23:30 Yerli Dizi
01:00 Yerli Dizi
20:00 Sinema
22:15 Yabancı Sinema
00:30 Yabancı
Sinema
20:00 BÜYÜK OYUN
Amerikan Başkanı'nın uçağı
Air Force One, teröristler
tarafından vurulur, ancak
başkan William Moore
(Samuel L. Jackson) uçaktan
bir kapsülün içinde sağ olarak
kurtulur. Ancak bulunduğu yer
ıpıssız bir ormanın ortasıdır ve
yakınlarda onu kurtarabilecek
hiçbir insan bulunması
mümkün görünmemektedir.
Ancak 13 yaşındaki Oskari
(Onni Tommila) o bölgede
avlanmaktadır. Teröristler
halen başkanın peşindedir ve
başkanın hayatta kalabilmesi
için yeni ortağıyla maceralı bir
yolculuk yaşaması gerekmektedir.
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
FETTAH CAN
KONSERİ
26 ŞUBAT 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Diren:
Zamanı Geldi"
Mert Baykal'ın yönetmenliğini yaptığı filmin başrollerinde Burak Özçivit,
Murat Boz, Aslı Enver ile
Ferdi Sancar oynuyor.
Dram ve komedi türündeki film, uzun zaman bir
birlerine küs olan iki
erkek kardeşin, babalarının vasiyetini yerine getirmek için yıllar sonra bir
araya gelmesiyle bu vasiyeti gerçekleştirmek için
yaptıkları duygusal ve
komik yolculuğunu anlatıyor.
23:55 KORKUNÇ SON
Amerikalı model
Celine(Elsa Pataky) moda
haftası için bulunduğu
New York'ta defile
öncesinde kaçırılır.
Celine'i kaçıranlar genç
kadına hem fizyolojik
hem de psikolojik açıdan
aşağılayıcı, acı dolu, acımasız bir işkence uygularlar. Kız kardeşi
Linda(Emmanuelle
Seigner), dedektif Enzo
Lavia(Adrien Brody) ile
birlikte umutsuzca
Celine'i aramaktadır. Tek
umutları diğer mankenlerin korkunç sonları
Celine'in başına gelmeden onu bulmaktır.
laşık 4 bin 500 figüran rol aldı.
Filmin, Paris'te yaşayan Japon
müzisyen Michiru Oshima tarafından bestelenen müzikleri,
Moskova Senfoni Orkestrası ile 4
günlük bir çalışma sonunda
kaydedilirken, Türk Ney sanatçısı
Aziz Şenol Filiz de enstrümanıyla
canlı kayıtlara katıldı.
Film, 1890'da Japon karasularında batan Osmanlı firkateyni
Ertuğrul'un hazin hikayesi ile
1985'te 215 Japon vatandaşının
Turgut Özal'ın talimatıyla THY
tarafından İran-Irak savaşından
kurtarılmasını kurgusal bir senaryoyla aktarıyor.
Yapımcılığını Türkiye tarafında
Kültür ve Turizm Bakanlığı,
Japonya tarafında ise Ertugrul
Film Partners yapım ortağı
grubunun üstlendiği filmin uygulayıcı yapımcılığını Japonya'da
TOEI şirketi, Türkiye'de Böcek
Yapım yaptı. (AA)
"Kardeşim
Benim"
06:18 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:20 Ömür Dediğin
06:50 Sen de Gitme
08:10 Avrupa Avrupa
09:45 Yabancı Sinema "Notre
Dame'ın Kamburu"
11:15 1'de Bugün
11:30 Muharrem Klip
11:35 6 Mantı
12:45 1'de Bugün
13:00 Savaşta Barışta Türk Ordusu
13:20 Pastane
14:15 Baba Candır
14:20 Yerli Dizi
16:30 Yeşil Deniz
18:50 Hava Durumu
18:55 Spor
19:10 Ana Haber Bülteni
19:55 Seksenler
23:55 Yerli Dizi
çarparak battığı kayalıkların bulunduğu alanda 2014 yılı aralık ayında çekimlerine başlanan film için
Kyoto'daki tarihi TOEI
Stüdyoları'nda döneme uygun iç
mekanlar kuruldu.
Filme konu olan Ertuğrul
Fırkateyni, Deniz Kuvvetleri
Komutanlığı arşivinden temin
edilen orijinal çizimlere sadık kalınarak Antalya Tekfen Platoları'nda
birebir inşa edildi. Filmin Nisan
2015'te başlayan Türkiye'deki
çekimlerinde yaklaşık 160 kişilik
teknik ekip görev aldı. Batma sahneleri için her biri 6 ton su taşıma
kapasiteli dev dalga tankları üretilerek, dalgalarla boğuşan genç
denizcilerin çabaları gerçekçi bir
şekilde perdeye yansıtıldı. Dönem
aksesuarlarını ve kostümleri üreten
40 kişilik sanat ve kostüm ekibi 4
ay boyunca geceli gündüzlü çalıştı.
Ertuğrul 1890'da başrol ve
yardımcı oyuncuların dışında yak-
YILDIZ TİLBE
KONSERİ
23 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
06:00 Kanal D Çocuk Kulübü
07:30 Yerli Dizi
09:40 Magazin D
12:30 Bizim Lezzetlerimiz
13:45 Kısmetse Olur
16:15 Yerli Dizi
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Güllerin Savaş
23:15 Korkunç Son
01:00 Galip Dervi
20:00 İLİŞKİ DURUMU KARIŞIK
“İlişki Durumu: Karışık”;
Aşk, kıskançlık, gurur,
dostluk ve yanlış anlamaların el ele gideceği bir
aşk oyunu hikayesi. Dizide
neşe, duygusallık ve heyecan da hiç eksik olmuyor.
Başrollerinde Seren
Şirince, Berk Oktay, Pamir
Pekin ve Eda Ece’nin yer
aldığı dizinin yapımcılığını
MF Yapım-Faruk
Bayhan’ın üstleniyor.
Yönetmen koltuğunda
Bülent İşbilen'in oturduğu
dizinin senaryosunu Banu
Kiremitçi Bozkurt kaleme
alıyor...
ANKARA
16 Ocak 2016 Cumartesi
ODTÜ Öğretim
Üyesi Prof. Dr.
Haluk Külah ve
ekibi işitme engelliler için devrim
sayılabilecek bir
bilimsel çalışmaya
imza atıyor. Kendi
enerjisini üretebilen “koklear
implant” geliştirecek FLAMENCO
projesi için Avrupa
Birliği de önemli
mali destek sağlayacak.
İşitme cihazına
ODTÜ imzası
EMİNE UĞURLU-ODTÜ
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Haluk
Külah, araştırma grubu ve Gazi
Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB
Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Nebil Göksu tarafından
geliştirilecek işitme cihazı ile işitme engelliler için önemli bir gelişme sağlanmış olacak. FLAMENCO
adı verilen proje kapsamında tamamı kulak içine yerleştirilebilir ve
kendi enerjisini üretebilen bir koklear implant (sesleri, kodlanmış
elektriksel uyarıya dönüştüren
cihaz) geliştirilmesi hedefleniyor.
Öte yandan proje, Avrupa Birliği
Destek Programları arasında en
büyük bütçeli programlardan biri
olan ERC Güçlendirme Desteğini
almaya hak kazandı.
Açılımı, “tamamen vücut içinde
yer alabilen, Mikro-ElektroMekanik Sistemler (MEMS) tabanlı, kendi kendini yöneten koklear
implant” olan FLAMENCO projesi, ODTÜ Elektrik ve Elektronik
Mühendisliği Öğretim Üyesi ve
ODTÜ MEMS Araştırma ve
Uygulama Merkezi Başkan
Yardımcısı Prof. Dr. Haluk Külah
yönetiminde gerçekleştiriliyor. Bu
yöntem ile koklear implant teknolojisinde yeni bir sayfa açılacak.
Kulağın doğal çalışma prensibine
benzer bir biçimde çalışacak olan
FLAMENCO, enerji tüketimi azaltılmış, düzenli pil
değişimine gereksinim duymayan,
yüksek performanslı gelecek
nesil koklear
implantlar için
çok önemli bir
adımı oluşturuyor.
proje başına öngörülen bütçe 5 yıl
boyunca 2 milyon EURO’ya kadar
çıkmakla birlikte bazı özel durumlarda bu miktar 2 milyon 750 bin
EURO’ya kadar çıkabiliyor.
Amerika, Kanada
ve Japonya gibi AB
üye ülkeleri dışından Türkiye’ye
veya diğer AB üye
ve üyeliğe aday
ülkelerine dönmeyi
planlayan ve ev
sahibi kurum ile
irtibatta olan araşPatenti de geliştitırmacılar büyük
ren ekibe ait olan
teçhizat alımları
FLAMENCO
için bu ek desteksayesinde, kullaten yaralanabiliyornılan mevcut koklar. Bilimsel
lear implantların
mükemmeliyet
çalışma prensibi
odaklı bir hibe olan
tamamen değişeve dünyadaki en
cek.
Prof. Dr. Haluk Külah başarılı araştırmaFLAMENCO procıları fonlamayı
jesi ayrıca,
hedefleyen ERC
Avrupa Birliği Destek Programları Güçlendirme Desteği, “yüksek risk
arasında en büyük bütçeli destek/ yüksek kazanç” mantığını benimlerden birini almaya hak kazandı.
siyor ve uluslararası bilimsel çevAvrupa Araştırma Konseyi (ERC)
relerde oldukça prestijli bir destek
Güçlendirme Desteği kapsamında
olarak biliniyor.
Ankara’ya
dev eğlence
merkezi
Carrefour Ankara Alışveriş
Merkezi, çocukları ve gençleri
Ankara’nın en yeni ve en büyük
eğlence merkezi ile buluşturdu.
HABER MERKEZİ-Hayallerindeki sihirli yolculuğa
çıkmak isteyen minikler için Atlı Karınca, Spiral Jet,
Sekolin Salıncak, Uçan Balık, Kurbağa, Küçük Araba,
Helikopter, Dönme Dolap, Taganda, 360 Derece Takla,
Elma Kurdu, Kano ve Çarpışan Arabalar, içindeki çocuğu
dışarı çıkarmak isteyen anne ve babaların çocuklarıyla
birlikte eğlenceli dakikalar geçirebileceği Hava Bisikleti,
Discovery, 9D Sinema, Uçan Bisiklet, Crazy Dance, ayrıca yetişkinler için düşünülmüş Çarpışan Arabalar ve daha
bir çok macera dolu eğlence 3.250 metrekarelik kapalı
alana kurulan Candy Kids Park’ın büyülü dünyasında sizleri bekliyor.
Candy Kids Park, ziyaretçilerine sınırsız eğlencenin
kapılarını açarken, aynı zamanda dağcılık keyfini deneyimleme fırsatını da sunuyor. Eğlencenin doruğa çıkacağı
ve farklı deneyimlerin yaşanacağı bu renkli atmosferi
yaşamak istiyorsanız siz de Carrefour Ankara AVM’ye
gelin!
Çocukların yanısıra yetişkinlerin de gönüllerince eğlenebileceği ve keyifle vakit geçirebileceği bu parkta hayal
ettiğiniz her şey var.
Çankaya’da “Limon ile Zeytin”
sokak tiyatrosu çocuklarla buluşuyor
Öğrencilere
maddi destek
HABER MERKEZİ-Çankaya
Belediyesi, Ankara’da üniversite lisans
öğrenimi gören öğrencilere maddi destek
sağlayacak. “Çankaya’nın Filizleri” olarak hayata geçirilen projede, apartman
ve site yönetimi, alışveriş merkezleri,
işyerleri ve maddi desteğe ihtiyacı olan
öğrenciler arasında dayanışma köprüsü
kurulacak. Belediye, öğrencilere destek
vermek isteyen herkesi bu projeye ortak
olmaya davet ediyor.
Çankaya Belediyesi’nin başlattığı
"Çankaya'nın Filizleri" projesi başlıyor.
Üniversite öğrencilerine maddi destek
sağlayacak projeyle ilgili olarak vatandaşlar da bilgilendirmeye başladı. Afiş,
bilboard ve ilanlarla ihtiyaç sahibi üniversite öğrencilerini ve destek vermek
isteyen vatandaşları bilgilendiren
Belediye, her kesimi projeye ortak olmaya ve dayanışma göstermeye davet ediyor."Çankaya'nın Filizleri Projesi" ekibinin son bir kaç aydır apartman ve site
yöneticilerine yönelik çalışmaları da hızlandırıldı. Ekipler, projeye destek için
AVM'ler ve iş yerleri temsilcileriyle de
görüşerek, proje hakkında bilgi sunuyor.
Çankaya’nın Filizleri Projesi hakkında,
Çankaya Belediyesi’nin Mithatpaşa
Caddesi 52 numarada bulunan Çankaya
FLAMENCO projesine temel oluşturan koklear implant ise iç kulakta
meydana gelen sorunları gidermeye
yarayan tıbbi bir cihaz. İşitme
cihazları, sesin şiddetini yükseltirken koklear implant, beyne ses sinyallerini göndermede problem
yaşayan kokleanın görevlerini yerine getiriyor. Koklear implant, sesleri kodlanmış elektriksel uyarımlara dönüştürüyor. Bunu yaparken,
kafatası dışında yer alan mikrofon,
pil gibi parçalara ihtiyaç duyan
koklear implantlar, FLAMENCO
projesi sonucunda kendi enerjisini
kendisi üretebilecek ve işitme
engellilerin hayatına büyük kolaylık getirecek.
Projede, elektronik mühendisliği
ve tıp dışında, makine mühendisliği ve biyoloji kökenli araştırmacılar da yer alıyor.
Devrim niteliğindeki teknolojinin
patent başvurusu ODTÜ
TEKNOKENT’te yer alan
Teknoloji Transfer Ofisi tarafından
2011 yılının Kasım ayında yapılmıştı. Buluşun Avrupa ve Türkiye
patentleri alınırken ABD ve Hong
Kong patent süreçleri ise devam
ediyor.
3
Halk Sağlığı Merkezi adresinden ve
0850 455 02 65 numaralı telefondan
bilgi alınabiliyor. Ayrıca Belediyenin
internet sitesinden burs verilecek öğrencilerde aranan şartlar ile apartman ve site
sakinlerinin projeye nasıl katkı vereceklerine ilişkin bilgilere de ulaşılabiliyor.
Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen de proje ile ilgili şu değerlendirmelerde bulundu:
Çankayalıların ihtiyaç sahibi üniversite
öğrencilerine ayda 300 lira yardım sağlaması, sosyal dayanışmanın güçlendirilmesi için çok önemlidir. Belediye olarak
bu projeyi önemsiyoruz ve sosyal dayanışmayı güçlendirecek yeni projeler de
hazırlıyoruz. Tüm Çankayalıları, başarılı
üniversite öğrencilerine destek olmaya,
onlara sahip çıkmaya çağırıyoruz.
Belediye görevlilerimiz, kat maliklerinin
ayda 20-30 TL gibi bir katkıyla oluşturacakları yardımların ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştırılması için titiz bir çalışma
yürütüyor. ÇAYED gibi kanallardan sürdürdüğümüz sosyal dayanışma projelerinin ikinci ayağı olan Çankaya'nın
Filizleri'nin ardından binlerce
Çankayalıya ulaşacak sosyal projeleri
hayata geçireceğiz.
Fransa Büyükelçiliği ve Çankaya Belediyesi işbirliğiyle
düzenlenecek kültür sanat etkinliklerine sokak tiyatrosuyla başlanacak.
HABER MERKEZİ-Çankaya
Belediye Başkanı Alper Taşdelen,
Fransa Büyükelçisi Charles Fries
ve Kültür Müsteşarı
Olivier Ramadour’u makamında
konuk etti.
Ağustos 2015’de göreve başlayan
Büyükelçi, Çankaya Belediyesi ile
Fransa Büyükelçiliği
arasındaki ilişkilerden çok memnun olduğunu ve daha da geliştirmek istediğini belirtti. 2016 yılı
planlarını anlatan büyükelçi, belediye ile birlikte sokak tiyatrosu
düzenlemek istediklerini ifade
etti. Başkan Taşdelen de her türlü
kültür sanat etkinliği işbirliğine
hazır olduklarını, böylece iki
ülke arasındaki kültür alışverişinin
gelişeceğini belirtti.
Kendilerinin de 2016 yılında
büyük bir kültür merkezi ve iki
yüzme havuzunun temelini
atacaklarını ifade eden Taşdelen,
yeni yılda yol, kaldırım gibi temel
belediyecilik hizmetleri
sorunlarının tamamen çözülmüş
olacağını belirtti. Taşdelen, “Yeni
bir öğrenci yurdunu Eylül
2016’ya kadar bitirmiş olacağız. 5
gündüz bakımevi ve 6 Çankaya
Evi’ni de hizmete açacağız” dedi.
HABER MERKEZİ- Ünlü karikatürist Salih Memecan’
ın efsane karakterleri “Limon ile Zeytin” 16-17 Ocak
tarihlerinde Next Level’ da olacak.
25 yıldır renkli maceraları ile evlerimize konuk olan
“Limon ile Zeytin” hayranları ile buluşacak. Sizinkiler
kasabasının kurulacağı alanda çocuklar “Limon ile
Zeytin” in canlandıracağı skeçler ile renkli bir hafta sonu
yaşayacak. Kahramanların maskotları ile bol bol fotoğraf
çektirme şansına sahip olacak çocuklar, Sizinkiler ailesinin küçük kızı Limon ve onun sürprizlerle dolu dostu
Zeytin ile tanışma imkanı yakalayacak.
16-17 Ocak tarihlerinde 11:00-18:00 saatleri arasında
ziyaret edilebilecek ‘Sizinkiler Kasabası’ 14.00’ da başlayacak etkinlik, 25 dakika süren seanslarda onlarca çocuğu
gülümsetirken Next Level bu güzel anlara ev sahipliği
yapacak.
Sağlıklı
beslenme
etkinliği
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediyesi Nezaket
Okulu öğrencileri Nezaket Okulu öğrencileri sağlıklı
beslenme dersi kapsamında bir dizi etkinlik yaptı.
Öğrencilere görsel materyallerle sağlıklı beslenmenin
yollarını anlatan eğitmenler, zararlı besinleri de resmederek önemli mesajlar verdi. Peynir, yumurta, meyve
gibi gıdalar sağlıklı besinler arasında gösterilirken; asitli içecekler, fast foodlar ise zararlı gıdalar arasında gösterildi. Çocuklara özellikle doğal gıdalarla beslenmelerinin daha faydalı olacağını anlatan eğitmenler, yaptıkları resimleri ve biriktirdikleri kupürleri bir pano halinde sınıflara astı. Öğrenciler ise sağlıksız besinlerin resmedildiği panoda ‘mutsuz çocuk’, sağlıklı besinlerin
resmedildiği panoda ise ‘mutlu çocuk’ olarak hem poz
hem de mesaj verdi. Eğlenerek öğrenen minikler, sağlıklı beslenmenin temel eğitimini Nezaket Okullarında
alarak olası hastalıklardan da korunmuş oluyor.
4
ANKARA
16 Ocak 2016 Cumartesi
Ankara Giyim
Sanayicileri
Derneği Başkanı
Canip Karakuş
Ankara Giyim
Sanayicileri
Derneği Başkanı
Canip Karakuş,
“2015 yılının,
seçimlerden teröre, durağan ekonomiden dış politikaya kadar karmaşık sorunlarla
geride kaldığını
ifade etti.
Ankaralı Giyim Sanayicileri
2016 YILINDAN UMUTLU
HABER MERKEZİ- Ankara Giyim
Sanayicileri Derneği Başkanı Canip
Karakuş, “Önümüzde dört yıllık
seçimsiz bir dönem var.
Beklentilerin üzerinde yansıyan
büyüme rakamları, hükümetin ortaya
koyduğu reform paketleri ve ekonomideki istikrar trendi, Ankaralı
giyim sanayicileri olarak 2016’ya
dair umutlarımızı güçlendiriyor”
dedi.
Başbakan Yardımcısı
Mehmet Şimşek’in enflasyonun
düşeceğini ve Türkiye'nin büyüme
oranının yüzde 4 olacağını açıkladığı 2016-2018 dönemlerini kapsayan
Orta Vadeli Programın da umut verici olduğunu kaydeden Karakuş,
“2016’nın, geçtiğimiz yıla göre iş
dünyasının önünü daha net görebileceği bir sene olacağını öngörüyoruz.
2016 yılı, hükümetin ekonomi programıyla birlikte reformlarla geçecek
bir yıl olacak. Eğer doğru kullanabi-
lirsek, önümüzdeki dönemde ortaya
çıkabilecek ekonomik fırsatları
değerlendirme konusunda avantajlı
bir siyasi iklim içinde olduğumuzu
değerlendiriyoruz” diye konuştu.
Hazır giyim ve tekstil sektörünün
geçtiğimiz yıl ihracatta yüzde
10’lara varan oranlarda gerileme
kaydettiğini ifade eden Karakuş,
2016’da gerçekleştirilecek ekonomik
reformlarla birlikte hem ihracatta
hem de iç pazardaki giyim harcamalarında olumlu gelişmeler yaşanacağının öngörüldüğünü söyledi. Yeni
yılda hazır giyim ve tekstil sektörünün büyümesinin önünde başlıca iki
engel olduğunu ifade eden Karakuş
şunları söyledi: “Üretimde ve markalaşmada yaşanan olumlu gelişmelere rağmen sektörel olarak giyim
sanayicilerinin önünde iki temel
sorun bulunuyor. Bunlardan ilki
asgari ücretteki artışla birlikte mali-
yet ve rekabet gücümüzde ortaya
çıkacak azalma. İkincisi ise çevre
ülkelerde yaşanan sorunların ihracat
pazarımızı daraltması. Bu sorunların
alternatif çözümlerle aşılması halinde 2016 yılında ihracatta yüzde 5-6
oranında bir artış olacağını öngörüyoruz.”
Taksicilerin
sigorta isyanı
Polatlı'da şoför esnafı, zorunlu trafik sigortasına yapılan aşırı zamları, protesto etti.
HABER MERKEZİ-Polatlı’da, zorunlu trafik sigortasındaki yüksek fiyatlar
protesto edildi. Polatlı Şoförler ve
Otomobilciler Esnaf Odası’na bağlı olarak faaliyet gösteren, taksici, minibüsçü, servisçi ve özel halk otobüsçü esnafı, zorunlu trafik sigortasına yapılan
aşırı zamları araçlarına astıkları afişlerle protesto etti.
‘TRAFİK SİGORTASINDAKİ
SOYGUNA DUR DİYELİM’
İşletmelerin tercihi
Çankaya ilçesi
Çankaya İlçesi, 2015 yılında da 5 bin 322 yeni
işletmenin daha tercihi oldu. Kamu kurumlarının, üniversitelerin, hastanelerin yoğun olduğu
ilçede, geçtiğimiz yıl 4 bin 600 sıhhi işyeri açıldı.
HABER MERKEZİ-Çankaya,
2015 yılında da Başkent’in ticaret merkezi oldu. Çankaya
Belediyesi Ruhsat ve Denetim
Müdürlüğü’nün yayınladığı rapora göre, geçtiğimiz yıl ilçede 5
bin 322 yeni işyeri açıldı.
Çankaya’da 2015’te açılan işletmelerin 4 bin 600’ü market,
büro, kuaför, pastane, lokanta,
konfeksiyon gibi sıhhi işyeri,
388’i depo, ilaçlama, imalathane
gibi gayri sıhhi işyeri, 334’ü ise
eğlence ruhsatı için belediyeye
başvurdu. Özellikle yılın ilk üç
ayında 2 bin 57 gibi rekor sayıda
işyeri açılan Çankaya’da, ‘hafta
tatili’ ve ‘canlı müzik ruhsatı’
başvuruları da eklendiğinde yıl
boyunca toplam 7 bin 531 işletmeye yeni izin verildi.
Her türlü ayrıntının incelenerek
verildiği ruhsatlar, daha sonra da
işletmenin uygunluğu açısından
ruhsat denetim ekipleri ve zabıta
tarafından da kontrol edildi.
Çankaya Belediyesi denetim
ekipleri, geçtiğimiz yıl 8 bin
200’den fazla işyerinin ruhsat
kontrolünü gerçekleştirdi.
yazılı afişleri araçlarına asan şoför
esnafı Polatlı caddelerinde tur attı.
Protestoyla ilgili bir açıklamada bulunan Polatlı Şoförler ve Otomobilciler
Esnaf Odası Başkanı İsmail Tarhan,
“Zorunlu trafik sigortasında yapılan
düzenleme ile primlerin rekabetçi
ortamda belirlenmesi ve trafik geçmişi
temiz olan sürücülere daha uygun fiyatlarla poliçe düzenlenmesi hedeflenmişti. Oysa uygulamada bunun tersi yaşandı. Düşüş olması beklenen zorunlu trafik sigortası primlerinde, özellikle 2015
yılı boyunca art arda yapılan zamlarla
ciddi oranlarda artışlar yaşandı.
Eskiden 300 liraya yaptırılabilen sigorta, şimdi 400-1.000.- lira arasında.
Ticari arabalarda 2 bin ve 3 bin liraya
kadar çıkıyor. Bu gelişme ülkemizde 20
milyona yakın araç sahibini doğrudan
etkiliyor. Trafik sigortası mecburi olduğu için vatandaş yaptırmak zorunda. İl
bazında sigorta fiyatları göz önüne alındığında, ilçelerdeki bu orantısız artışlar
vatandaşlarımızın mağduriyetine yol
açtı. Trafik sigortasındaki bu artış temposunun daha da fazla devam etmemesi
lazım. Hükümetimizden bu konuya
eğilmesini ve hem trafik sigortasındaki
dengesiz artışlara çözüm bulmak, hem
de piyasayı canlandırmak için gerekli
tedbirleri almasını talep ediyoruz.
Polatlı Şoförler ve Otomobilciler Esnaf
Odası ve şoför esnafı olarak bu haklı
tepkimizi araçlarımıza broşürler asarak
dile getirmeye çalıştık. Protesto amaçlı
afişlerimiz araçlarımızda bir hafta süresince kalacak.” dedi.
Cebeci’ye
yeni proje
müjdesi
Çankaya Belediye Başkanı
Alper Taşdelen, Cebeci
Çankaya Evi’nde semt sakinleriyle bir araya geldi. Taşdelen,
Cebeci için başka projeleri
olduğunu söyledi.
HABER MERKEZİ-Cebeci bölgesindeki çalışmaları
denetleyen Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen,
Cebeci Çankaya Evi ziyaretinde önce kurslara katılan
semt sakinleriyle görüştü. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek bağlama çalmayı öğrenmeye geldiklerini söyleyen
vatandaşlarla sohbet eden Taşdelen, kurslar ve semtin
ihtiyaçlarına ilişkin görüş alışverişinde de bulundu.
Belediyenin varlığını bölgede hissettiren Cebeci
Çankaya Evi’nin kendileri için çok iyi olduğunu belirterek teşekkür eden vatandaşlara, semtin 50 yılı aşan bir
mazisi olduğu için bölgede hizmet alanı yapabilecek yer
kalmadığını belirten Taşdelen, yeni projelerinden de söz
etti. Yakın zamanda Cebeci Pazarı’nın yıkılarak yeni bir
projeyle kent meydanına dönüştürüleceğini aktaran
Taşdelen, “Burada haftada bir gün Pazar kurulacak,
diğer günler ise konser, sinema gibi kültürel etkinliklere
açık bir meydanımız olacak” dedi. Bölgedeki tüm park,
sokak ve kaldırımların önceki yıl yenilendiğinden söz
eden Taşdelen, “Çamlıtepe’ye kreş yapacağız. Böylece
bu semtte çalışan annelerimiz de rahat bir nefes alacaklar” şeklinde konuştu. Taşdelen, derslikleri ziyaret ederek kurslara gelen vatandaşlar ve eğitmenlerle sohbet
etti, çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bilgisayar Eğitimi
dersliğini ziyaret eden Başkan Taşdelen, öğretmen ve
öğrencilerle sohbet etti. Öğrenciler, evlerine yakın merkezi bir yerde ayrım yapılmadan her yaştan ve kesimden
insanı buluşturan Çankaya Evi için Taşdelen’e teşekkür
ettiler. Bir lisan bir insan diyerek İngilizce derslerine
devam ettiklerini söyleyen vatandaşlar, mahallede ayağımıza gelen bu hizmet bizleri çok mutlu etti, diyerek
memnuniyetlerini ifade ettiler. Taşdelen, İngilizce kursuna gelen atama bekleyen engelli bir kursiyerle de ilgilendi. Cebeci Çankaya Evi’nin üst katında yer alan
Masal ve Oyun Odası’nın da kapısını çalan Taşdelen,
Öğretmen Muradiye Bektaş’tan bilgi alarak çocuklarla
sohbet etti boyama çalışmalarına katıldı. Başkanı el sallayarak uğurlayan çocuklar arkasından “Yine gel” diye
seslendiler. Kendisine kısa süreli de olsa zaman ayırmak isteyen ya da alışveriş, banka gibi işlemlerini yapmak isteyen anneler, çocuklarını Çankaya Evi’nin Masal
ve Oyun Odası’na bırakabiliyorlar. Çankaya
Belediyesi’nin kreşlerinde yıllarca hizmet veren deneyimli öğretmenlerin çalıştığı oyun odalarında, çocuklar
birkaç saatliğine yaşıtlarıyla buluşup, kitap okuma,
resim, el işi, oyun oynama gibi faaliyetler gerçekleştirip
sosyalleşirken güzel zaman geçiriyorlar.
Cebeci Çankaya Evi’nin üst katlarında yer alan kursları
ve oyun odasını ziyaretinin ardından Bahar Evi’ne
geçen Taşdelen’i sürpriz bir konser karşıladı. Şef Gülsen
Çavuşoğlu yönetiminde koro çalışmalarına gelen kursiyerler, kısa sürede kurdukları Bahar Çiçekleri Korosu ile
ilk konserlerini Taşdelen’e verdiler. “Mevlam bir çok
dert vermiş” diyerek başlayıp “Divane Aşık Gibi” ile
biten konserin ardından Taşdelen, Şef Gülsen
Çavuşoğlu’nu tebrik etti. Kısa sürede oluşan semt korosunu hayli başarılı bulduğunu belirten Taşdelen, koristlerle de sohbet etti.
Başkan Taşdelen’e teşekkür eden Özdemir Baki
“Başkanım, öyle güzel bir şey yaptınız ki, ayaklarım
beni hep buraya getiriyor. Burada gördüğüm sevgi,
saygı beni Çankaya Evi’ne bağladı, evden çıkınca başka
bir yere gidemez oldum” dedi.
Cebeci Çankaya Evi’nin giriş katında yer alan
Baharevi’ne yaşıtlarıyla buluşmak, hoşça vakit geçirmek
için gelen semt sakinlerine sürpriz yapan Taşdelen,
vatandaşlarla sohbet edip bol bol hatıra fotoğrafı çektirdi. Taşdelen, Cebeci Çankaya Evi açılmadan önce
TODAM olarak hizmet veren, şu anda müzik ve resim
atölyesi olarak faaliyetine devam eden Cebeci Çankaya
Evi 2. şubesindeki enstrüman dersini de izledi.
Bin Çocuk Korosu öğretmeni udi Taylan Özgür
Şakalakoğlu’nun verdiği dersi izleyen Başkan Taşdelen,
kursiyerlerle de sohbet etti. Ud çalmayı, perdesiz bir
enstrüman olduğu için öğrenmenin zor olduğunu söyleyen bir kursiyer, Taylan Hoca’nın sabırla kendileriyle
ilgilenerek büyük mesafe kat etmelerine yardımcı olduğunu söyledi. Kursa eşiyle geldiğini belirten vatandaş,
öğretmen kadrosundaki seçiciliği ve sağlanan kurs olanakları için Taşdelen’e teşekkürlerini iletti.
ANKARA
15 Ocak 2016 Cuma
Doğal vadiler imar planlarıyla yapaylaşıyor...
Birer doğa harikası
olan Ankara vadilerinin yapılaşmaya
açılmasının gelecekte olumsuz
sonuçlara neden
olacağı uyarıları
sık sık gündeme
gelirken, projeleri
yürüten firmaların
yürütmeyi durdurma kararlarını
aşmak için çabaladıkları belirtiliyor. .
Ankara’nın vadileri
TEHDİT ALTINDA
ŞENOL GÜNÜÇ-Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek’in
2016 projeleri arasında bulunan
“Ankara’ya boğaz getirme” planında,
İmrahor deresinin de dahil olduğu
dere yataklarının değiştirilerek Eymir
ve Mogan göllerine bağlanmasıyla
oluşturulacak 43 kilometrelik bir
kanal yapılması öngörülüyor. Ancak
İmrahor deresinin, büyükşehir imar
planlarında, herhangi bir sel ya da bir
başka doğal afet halinde Ankara’nın
“boşaltım alanı” olarak belirlenen
bölge olduğu ortaya çıkınca Ankara
vadileri konusundaki tartışmalar yeniden alevlendi.
Peyzaj Mimarları Odası Genel
Sekreteri Redife Kolçak, yapılacak
olan bir plan değişikliğinin çevre
felaketi ve doğa katliamıyla sonuçlanacağını söylerken, Mimarlar Odası
ise vadilerin, rant yaratmak için yok
edilmek istendiğini iddia etti.
Eleştirilerin odağında, imar planlarında “çeperden merkeze doğru rant
örüldüğü” iddiaları yer alırken, bu
durumun Başkent açısından tehlikeli
bir süreç olduğu belirtildi.
Vadilerin Ankara’nın soluk merkezleri olduğu ve imara açılmasının uzun
vadeli değil, günlük politikalara
dayandığı yönündeki eleştirilere göre
ortaya çıkan tablo şöyle:
Sinpaş'ın konut yaptığı alan için
Bakanlar Kurulu'nun Afet Maruz bölgesi kararı bulunuyor. Ancak bu karar
kaldırılmak isteniyor. Altınoran’da
faaliyetlerini sürdüren Sinpaş’ın bu
bölgede ağaçlandırılacak alan, su toplama havzası alanı ve köy gelişme
alanı kararlarının iptali için girişimde
bulunduğu öne sürülüyor.
İmrahor vadisi, Mavi Göl ile birleşen
Kıbrıs Köy vadisi alanları da tehdit
altında. Mavi Göl'ün bulunduğu
Mamak bölgesinde yapılan plan değişikliğinin sonucunda alınan konut ve
ticaret kararı 442 hektarlık alanı kapsıyor. Bu bölgede 54 bin kişinin ikamet edeceği bir plan öngörülüyor.
Proje ilerledikçe İmrahor vadisini
bütünüyle tehdit edecek.
Büyük Esat vadisinde,
Gaziosmanpaşa'nın hemen arkasından
İmrahor vadisini kesen alanda yapılan
İlbank'ın Mesa konutlarının planı 36
kat üzerine planlanmış durumda.
Sinpaş'ın Büyük Esat Vadisi'ni kesen
noktadaki projesi ise 52 katlı.
İddialara göre bu yapıların gittiği
noktada İmrahor vadisi kuşatılacak ve
Büyükesat vadisini ortadan kaldıran
bir süreç söz konusu olacak.
Nitekim İmrahor vadisinde doğal
gölet alanlarına molozların döküldüğü
ve göletlerin yok edilmek istendiği
1’inci derece arkeolojik ve doğal sit
alanı olarak görülen Kıbrıs Köyü
vadisi de taş ocakları ile birlikte florasını ve faunasını kaybetme tehlikesi
yaşıyor. Bu bölgede kalker kırma tes-
aranıyor. Özellikle Çankaya bölgesinin kente yakın olması nedeniyle
ciddi bir rant aracı olmaya başladığını
ifade eden odalara göre
İmar planlarına karşı çıkan çevreler
şu tespitte bulunuyor:
"Ankara’nın örnek bir şehir olması ve
doğal vadilerin korunması gerekirken,
sürekli plan değişiklikleri ile yapay
vadiler elde ediliyor. Meslek odaları,
üniversiteler, sivil toplum örgütleri
sürece dahil edilmeden projelerin top-
isleri açıldığına dikkat çekiyor.
Büyük Esat vadisinde, İmrahor vadisinde ve Kıbrıs Köyü vadisindeki
uygulamaların durdurulması için
davalar açılıyor. Alınan yürütmeyi
durdurma kararlarına rağmen imar
planlarının yürümesi için yeni yollar
lumdan yana uygulanabilirliği olmadan projeler hayata geçiriliyor.
Ankara ne bir kültür, ne bir üretim
şehri. Günlük çözümler, günü kurtarmak ilerde daha büyük sıkıntılara yol
açar, bu sürecin bir sürdürülebilirliği
yok."
yönündeki ihbarlar, sürecin hızlı ilerleyeceğinin işareti olarak kabul ediliyor.
FLORA VE FAUNA
YOK OLACAK
İmrahor Vadisi
nefes aldıracak
MİHRİBAN DEMİREL-Yeşilin
tüm renklerini barındıran İmrahor
Vadisi’nin kentte özlenen temiz
havayı sunduğunu vurgulayan YP
İnşaat Yönetim Kurulu üyesi
Osman Cem Çankaya, şunları söyledi: “Bir zamanlar Ankara’nın
havası, bazen nefes bile alınamayacak kadar kötü olurdu. Alınan
önlemler, ısınmada kullanılan
yakıtların değişimi ve kazanılan
bilinç kentin hava kalitesinin ciddi
şekilde düzelmesini sağladı. Ancak
yine de tüm büyükşehirlerde olduğu gibi Ankara’da da zaman zaman
kötü havaya maruz kalabiliyoruz.
Bu noktada kentlerin nefes alma
duraklarının önemi daha da artıyor.
Başkent’in sınırlı sayıdaki oksijen
depolarından biri İmrahor Vadisi.
Yeşil görünümüyle görsel şölen
sunan vadi, aynı zamanda tertemiz
havasıyla da kentin korunması
gereken bölgelerinin başında geliyor. İmrahor Vadisi’nin, şehir merkezindeki ‘temiz hava bonusu’
olduğunu unutmadan, oksijenle
bütünleşmemiz gerekiyor.”
de Nefis Çankaya Evleri’ni hayata
geçirdiklerini anımsattı.
Kent merkezinden uzaklaşmadan
doğayla iç içe yaşam sürmek isteyenleri Nefis Çankaya Evleri’nde
özledikleri yaşama kavuşturduklarını belirten Çankaya, “Farklı
konut tiplerinde toplam 209 konutun yer aldığı projemiz, 20’şer katlı
iki kule ve yatayda baza bloklardan
KENTİN EN BÜYÜK REKRE- oluşuyor. Dileyen kuleden gökyüASYON ALANI OLACAK
züne dokunabilir, dileyen de kentin
içinde bahçeli ev yaşamına ulaşabiYP İnşaat olarak vadi cepheli
lir. Projemiz, yakın dönemde
Köşk İkizleri, Vadi 2000, Vadi
Ankara’nın en büyük ve kapsamlı
3000 ve Vadi 5000 projeleriyle
rekreasyon alanı olarak planlanan
konut sahiplerini temiz havaya
İmrahor Vadisi cepheli yerleşkesiykavuşturduklarını vurgulayan
le sahiplerine önü kapanmayan bir
Çankaya, şimdi de yine aynı bölge- manzara sunuyor” dedi.
Yoğun trafikten kaynaklanan karbondioksit salımına bir
de kış aylarında
artan kirli hava
eklenince kent
merkezlerinde nefes
almak da zorlaştı.
Özellikle büyükşehirlerde ciddi sıkıntıya neden olan bu
durumdan kaçmak
isteyenler kendilerini temiz havayla
kucaklaşabilecekleri
alanlara yöneltiyor.
Başkent Ankara’da
yaşayanların
imdadına ise kentin
göbeğindeki
İmrahor Vadisi
yetişiyor.
5
İDDİA YOK
Abdullah Cengiz
Eğitimci/Yazar
[email protected]
NE YAMAN ÇELİŞKİ!
Şayet Allah’ı(c.c) tanımamış ve O’nun Yüce
dinini öğrenmemiş olsaydım, halkın tabiri ile
“bazen fıttırası geliyor insanın…” Fakat
Rabbimiz bize en zor ve çetin gün ve saatte
bile; her türlü olumsuz olaylar karşısında dahi
sabırlı olmayı, sabredenlerin kurtuluşa ereceğini öğrettiği için, en nahoş ve olumsuz bir
durumla karşılaştığımızda, “Ya sabır!” deyip
O’na(c.c) sığınıyoruz. Şayet Mevla’mız bize bu
ahlakı ve ölçüyü öğretmemiş olsaydı biz de
bazı cahillerin yaptığı gibi ya sertlikten ya da
silah kullanmadan yana olurduk.
Rabbimize(c.c) sonsuz şükürler olsun ki bizleri, hakkıyla(en azından hüsnü zannım bu noktadadır, Rabbim büyük konuşturmasın) bu
nadide emirlerinden haberdar etmiş de ölçülü
yaşamayı öğrenmişiz. Bunun için “iyilik ve
güzellikler hep O’dan, kötülük ve yanlışlar da
nefsimizdendir.” Bizleri nefsin o çirkin ve
eksik yönlerinden korusun.
Yazıma konu teşkil eden başlığı sizlerle
paylaşayım. Her halde paylaşmamın çok da
gerek yok. Çünkü duyup öğrendiğiniz bir
mesele: Beyaz Şowa bağlanan kalbi kötü,
duyguları kararmış, terör yanlısı bir öğretmen(!), -nasıl öğretmen olmuşsa- sözüm ona,
feryadı-u figan ve yalvaran bir çığlıkla “Ya ne
olur! Buralar çok kötü durumda, biraz da
buralardan bahsetsenize. Bırakın talk şowları,
gırgır ve şamataları da biraz da bu bölgedeki
olayları gündeme getirin. Getirin ki artık
çocuklar ölmesin, anneler ağlamasın…” Vb.
Yüreği çocuklar için atması gereken her
öğretmen gibi, duygularına ve feryatlarına ben
de bazı şeyler katarak katıda bulunayım istedim: Kadıncağız ne PKK bayrağı ile boy göstermiş ne “PKK haklıdır” gibi bir laf etmiş ne
de “terör iyi ediyor ve çok güzel şeyler yapıyor…” Vb. sözler söylemiş. Söyledikleri gayet
makul, vicdan sahibi herkesin söylemesi
gereken sözler. Bu sözlerin neresinde terör
örgütünün propagandası var? Orada sadece
terör yandaşları mı ölüyor? Asker, polis de
ölmüyor mu? Yahut ölen iki taraftaki çocuklar
da bu ülkenin evlatları değil mi? Ne zamandır
ölen canlar farklılaştı? Daha düne kadar, kaç
defa ağızlarınızdan, “o geçlerin de birçoğu
aldatılmış, onları bundan kurtarmak lazım”
sözleri döküldü? Ne yapacaksınız? Tarih ve
olaylar hep tersine okunup tekerrür ediyor…
Yahu! Allah(c.c) rızası için söyler misiniz? Kaç yıl arka arkaya ülkenin en üst seviyelerinden, televizyon ekranlarından hem de
bütün âlemin şahit olduğu şekilde, “Artık akan
bu kanlar dursun, anneler ağlamasın, kardeş
kardeşi öldürmesin, Kürt’ü de Türk’ü de kardeştir; kardeş kardeşi nasıl vurur?” benzeri
sözleri duyduk mu duymadık mı? O halde
onlar söyleyince terör propagandası olmuyor
da o zavallı yüreği yanık öğretmen söyleyince
mi propaganda oluyor?
Bu söylenenlere tepkiyi neye benzettim biliyor musunuz? Hani yıllar önce bir devletlû şöyle diyor: “Bu ülkeye şeriat de kominizim de gelecekse onu biz getiririz.”
Kendilerini ülkenin asli sahipleri, geri kalanını
da sürü(!) kabul ediyorlar ya… Şimdi yıllarca
bu sözlerinden dolayı eleştirdiğimiz insanların
düşündüğü yanlışa biz de düşer hale geldik.
Ama onlar söylerken eleştiriyor ve yeriyorduk.
Ne yaman bir çelişki değil mi? Şimdi de onların seviyesine düştük. Neden mi? Çünkü güç
sahibi olduk… İşte bunun için o sözleri ancak
kendilerinin söyleme hakkı var, başkasının
söyleme hakkı asla olamaz…(!) Sizce bu,
güçlülerin güçsüzleri ezdiği zalim sistemlerin
aynısı değil mi? Hem de yıllardır
“Müslümanlık üzerinden oy devşirenlerce…
İşin garip ve tuhaf tarafı zaten burada…
Vay kardeşim! Vay! Allah(c.c) güç ve
kuvvet elde ettiğimizde ne adalet ne hakkaniyet ne de İslamiyet tanımayan böyle bir
Müslüman olmaktan bizleri fersah fersah uzak
eylesin. Allah(c.c) korusun; güzel dini için
yoksa insanlar, İngiliz sanatçı Yusuf İslam’ın
dediği noktaya gelecekler: “Şayet ben İslam’ı
Kuran’la tanıyarak Müslüman olmasaydım da
mevcut Müslümanları tanıyarak olsaydım
Müslüman olmazdım.” Bu sonuca sebep
olmak da ne kötü ve yaman bir durum değil
mi? Allah(c.c) hiçbir samimi gönlü, bu duruma
düşürecek zaaflarının esiri eylemesin…
Allah’tan(c.c) korkun, Resulünden(a.s.v)
utanın! Yıllarca İslam’dan, şeraitten, haktan,
hukuktan, insan haklarından, maneviyattan,
dinden, imandan nutuklar atarak oy aldınız.
Hala da bu mukaddes değerleri ağzınızda
pelesenk ederek oy devşirmeye devam ediyorsunuz. İnandığımız din, savaş halinde bile,
feryadı göklere yükselen bu öğretmenin çığlıkları olan çocukların korunmasını istemiyor
mu? Ne zamandan beri “çocukların ölmemesini söylemek” terör propagandası oldu?
Yahut oldu da biz duymadık… En azından,
iman ettiğimiz Allah’ın(c.c) Kitab-ı Keriminde
ve Resulü Edibinin(a.s.v) sünnetinde “savaşta
bile çocukların öldürülmemesi gerektiğini”
biliyoruz.
6
16 Ocak 2016 Cumartesi
Esed ve Rus
bombalarından
kaçış sürüyor
HATAY - ERDAL TÜRKOĞLU Suriye'nin Lazkiye kırsalına yönelik saldırılardan kaçıp Türkiye'ye sığınanların sayısı son 2
ayda 2 bine yaklaştı.
Rus güçlerinin Suriye'ye geldiği 30 Eylül
2015'ten sonra başlayan yoğun saldırılar,
insanları vatanlarından ediyor.
Yaklaşık 2 aydır hava, kara ve denizden
yoğun saldırılara maruz kalan Bayırbucak
Türkmen ve Cebel Ekrad bölgesindeki halk,
sınırdaki güvenli noktalar ile Türkiye'ye sığınıyor.
Hatay'ın Yayladağı sınırına gelen, çoğunluğu
kadın ve çocuklardan oluşan aileler, güvenlik
kontrolünün ardından Türkiye'ye alınıyor.
AA muhabirinin yerel kaynaklardan aldığı
bilgiye göre, Lazkiye kırsalında yanlarına
aldıkları birkaç parça eşyayla evlerini terk
edenlerin sayısı 40 bine yaklaştı. Bu aileler,
Türk Kızılayı ve AFAD tarafından gönderilen
çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor.
Son bir haftada Yayladağı sınırına gelen
Türkmen ve Arap kökenli 250 kişi Türkiye'ye
alınırken, bu rakam son 2 ayda 2 bine yaklaştı.
İKİ STRATEjİK TEpE REjİM
gÜçLERİnİn ELİnE gEçTİ
Saldırılardan kaçan aileler, Hatay ve çeşitli
illerde kalan yakınlarının yanına yerleşerek
yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, bölgedeki
göçün artmasından endişe ediliyor.
Türkmendağı'nda bir ay önce rejim güçlerinin kontrolüne geçen Kızıldağ ile bir hafta
önce kaybedilen Burc el Kasab tepesi,
Türkmen köylerindeki durumu daha da kötüleştirdi.
Sınırın sıfır noktasındaki 2 Türkmen köyü
hariç evler tamamen boşaltıldı. İki köy ve arasında kalan ağaçlık alana sığınan halk, çadırlarda yaşamaya devam ediyor.
Göçün en fazla yaşandığı noktalardan Cebel
Ekrad'da da durum aynı. Son iki ayda Cib el
Ahmar, Durin, El Nobe gibi stratejik noktalar
ile birçok köy rejimin eline geçti.
Yaklaşık 50 bin insanın yaşadığı bölgede,
sivil nüfusun tamamına yakını Yayladağı sınırına yerleşti. (AA)
Pakistan denge
arayışında
İSLAMABAD - Yusuf Hatip - Fakharur
Rehman - Topraklarında büyük bir Şii nüfusu barındıran Pakistan, Suudi Arabistan ile
geçmişteki yakın ilişkilerini de göz önünde
bulundurarak, iki ülke arasında "denge politikası" gütmeye çalışıyor. Uzmanlar,
Pakistan'daki büyük ekonomik yatırımların
sekteye uğramaması ve sosyal dokunun mezhepsel çatışmalardan etkilenmemesi için,
tarafsız bir siyaset güdülmesi gerektiği
değerlendirmesinde bulunuyor.
Geçen hafta Suudi Arabistan Dışişleri
Bakanı Adil el-Cubeyr ile hemen arkasından
Suudi Arabistan Savunma Bakanı
Muhammed Bin Selman'ın Pakistan ziyareti,
görüşmelerde ele alınan konuların ve Suudi
Arabistan'ın İslamabad yönetiminden beklentilerinin ne olduğunu tartışmaya açmıştı.
Görüşmelerde, Suudi Arabistan ile İran
arasındaki gerginliğin ve Suudi Arabistan
önderliğinde geçen ay teröre karşı kurulan
koalisyonun öne çıktığı gözlemlenmişti.
Yerel medyada, söz konusu ziyaretlerlerle
Pakistan'ın desteğini almaya çalışan Suudi
Arabistan'ın, bölgede yeniden alevlenmesi
muhtemel mezhepsel çatışmalarda elini güçlendirmeyi amaçladığı sıkça gündeme gelmişti.
Savunma Analisti ve Pakistan ordusundan
emekli Korgeneral Amcad Şuayb, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Pakistan’ın
İran ve Suudi Arabistan ile çok önemli ve
hassas ilişkileri olduğunu belirtti.
"Suudi Arabistan'ın, İran ile arasındaki
gerginlikte ve önderliğinde geçen ay teröre
karşı kurulan koalisyonda Pakistan'dan
mümkün olduğunca destek alma peşinde
olduğunu anlatan Şuayb, koalisyona destek
konusunda şunları kaydetti:
"İran’a kıyasla Suudi Arabistan ile ilişkilerimizin niteliği tamamen farklı.
Askerlerimizi Suudi Arabistan’a göndermek
zorunda kalabiliriz. 1990'da Irak, Kuveyt'i
işgal ettiği zaman 800 askerimiz Suudi-Irak
sınırında görevlendirilmişti. Bununla birlikte
Pakistan, tarafsız bir rol oynayarak, Suudi
Arabistan ve İran arasında uzlaşmayı sağlamak için çaba harcamalı."
Şuayb, Pakistan'a büyük enerji yatırımları
ve altyapı projelerinin getirildiğini hatırlatarak, "46 milyar dolarlık Çin-Pakistan
Ekonomik Koridoru, İran-Pakistan Doğalgaz
Boru Hattı Projesi ve TürkmenistanAfganistan-Pakistan-Hindistan Doğalgaz
Boru Hattı (TAPI) söz konusu. Bütün bu
projeler için iç istikrar elzem. Şii-Sünni
ahenginin bozulmasına sebep olmayacak bir
siyaset gütmeliyiz" ifadelerini kullandı.(AA)
DIŞ DÜNYA
Rusya’nın müdahalesi
İŞİD’in işine yaradı
Rusya'nın Suriye'de "terörle mücadele" bahanesiyle katıldığı savaşın 100 günü geride kaldı.
DAEŞ'i geriletmeyen Rusya, muhaliflerin ilerlemesini durdurdu. Rejime yeni bölgeler kazandıran
Rusya, en bin sivilin hayatını kaybetmesine, yüzbini aşkın kişinin yerinden olmasına neden oldu.
AnKARA - Rusya'nın Suriye'de "terörle mücadele"
bahanesiyle katıldığı savaşın 100 günü geride kaldı.
DAEŞ'i geriletmeyen Rusya, muhaliflerin ilerlemesini
durdurdu. Rejime yeni bölgeler kazandıran Rusya, en bin
sivilin hayatını kaybetmesine, yüzbini aşkın kişinin yerinden olmasına neden oldu.
Rusya'nın 30 Eylül 2015'ten bu yana düzenlediği hava
saldırıları, ilk ayında, İdlib, Hama, Humus, Halep'in kuzeyine yoğunlaşmıştı.
Ekim ayının ikinci yarısından itibaren ve kasım ayı
boyunca Rusya, Halep'in güneyi ve kuzeyi, İdlib'in güneyi
ile Lazkiye kırsalında Türkmenlerin yoğun olarak yaşadığı
Bayırbucak bölgesinde muhaliflerin elindeki bölgeleri
hedef aldı.
Aralık ayından bu yana ise Halep'in kuzeyi ve güneyi,
Bayırbucak ve İdlib kırsalı Rus saldırılarına maruz kalıyor.
DAEş gERİLETİLMEDİ
Rus hava saldırıları DAEŞ'i geriletmedi. Aksine, Rusya,
24 Kasım'da Türk hava sahasını ihlal eden savaş uçağının
düşürülmesinin ardından, Türkiye sınırı ve Halep arasındaki koridoru kapatmak amacıyla terör örgütleri DAEŞ ve
PYD'nin ilerleyişine destek verdi.
DAEŞ koridorun doğusundan baskı yapma imkanı
bulurken, Türkiye sınırındaki Azez ilçesinin 3 kilometre
yakınına kadar sokulabildi.
Rusya'nın, DAEŞ'le çatışan muhalifleri vurmasıyla terör
örgütü Soran'dan ilerleyerek, Azez'in güneydoğusunda
muhaliflerin kontrolündeki Kafra köyünü ele geçirdi.
Birinci Alay, Malikiye'de Şam Cephesi, Keştar'da Ahraru'ş
Şam, Kefer'de Sultan Murad, Mare'de Mutasim Tugayı,
İdlib'te Sukuru'l Cebel ve Şam Kolordusu ile Halep'te
Nureddin Zengi ve son olarak Şam ve çevresinde DAEŞ'e
karşı etkin mücadele veren muhalif gruplardan İslam
Ordusu Rusya tarafından vuruldu.
Rusya'nın terör örgütü DAEŞ'e karşı etkin mücadele
eden muhalif gruplara yönelik saldırıları, iddia ettiğinin
aksine önceliğinin DAEŞ'le mücadele olmadığını gösterdi.
Zira saldırılar, DAEŞ ile mücadele eden muhalif grupları da hedef aldı. Halep'in kuzeyindeki Deyr Cemal'de
Rus savaş uçaklarının Esed güçlerinin kara saldırılarına
yoğun hava desteği, muhalifleri savunma pozisyonuna
geçmeye zorlayarak, birçok nokta ilerlemelerini durdurdu.
Rus saldırılarından önce, muhaliflerin çatı birliği Fetih
DAEş'İn DÜşMAnLARı DA HEDEfTE
REjİM İLERLEDİ, MUHALİfLER
SAvUnMAYA gEçTİ
Ordusu, İdlib'i tamamen kontrol etmiş ve Hama’nın kuzey
kırsalındaki Gab Ovası’na girerek "rejimin kalesi"
Lazkiye merkeze sokulmuştu. Rus saldırılarının başlamasından günler önce, 10 Eylül’de Ebu Zuhur hava üssünün
alınmasıyla rejim İdlib vilayetinde kuşatma altındaki Şii
beldeler Fua ve Kafraya dışındaki tüm topraklarını kaybetmişti. Şam’ın güneyindeki Dera’da rejim muhalifler
karşısında ardı ardına kayıplar vermişti. 2015’in ilk ayında
muhalifler kentin kuzeyindeki Şeyh Miskin ilçesini ele
geçirmişti. Mart’ta doğusundaki tarihi Busra Eşşam ilçesini rejimden alan muhalifler, Nisan ayında Ürdün’le Nasib
sınır kapısını kontrolünü sağlamıştı.
Ancak Rusya'nın iç savaşa katılması, ibreyi muhaliflerden rejime çevirdi. (AA)
Yemen’in Taiz kentinde
ölü sayısı artıyor
TAİZ - Yemen'deki Şii Ensarullah
Hareketi (Husiler) tarafından 5 aydır
kuşatma altında tutulan Taiz kentinin
"açık cezaevi"ne döndüğü ifade ediliyor. Dış dünyayla bağlantısı kesilen
kentte, aylardır devam eden abluka
ve çatışmalar nedeniyle yüzlerce
kişinin hayatını kaybettiği, çok sayıda hastanenin tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle çalışmalarını durdurduğu belirtiliyor.
Ağustos 2015'ten bu yana kuşatma
altında tutulan ülkenin güneyindeki
Taiz kenti, Husiler ve devrik cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yanlısı
birlikler ile Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri tarafından
desteklenen Cumhurbaşkanı
Abdurabbu Mansur Hadi yanlısı
Halk Direniş Güçleri (HDG) arasındaki çatışmalara sahne oluyor.
Geçen ağustos ayının ortalarında
HDG, il merkez ve istihbarat binaları
ile tarihi El-Kahire Kalesi ve Sabr
Dağı bölgesinde ilerleyerek ElKahire, Muzaffer ve Sale ilçelerinin
bazı mahallelerinin yer aldığı Taiz'in
merkezinde kontrolü sağladı. Husiler
ise, HDG'nin merkezdeki bu ilerleyişinin ardından Taiz çevresine doğru
çekilmek zorunda kalarak, topçu birlikleriyle Muzaffer ile El-Kahire ilçelerinin çevresindeki yüksek bölgelere
konuşlandı.
Bölge sakinlerinden alınan bilgiye
göre, Taiz'i kuşatan ve yerleşim bölgelerine sık sık topçu saldırıları
düzenleyen Husiler ve Salih yanlıları,
oluşturdukları geçiş noktalarıyla
kente giriş-çıkışları kontrol altına tutmaya başladı. Söz konusu geçiş noktalarını, "Filistin'deki sınır kapılarına"
benzeten Taiz halkı, kente Husilerin
izin verdiği ölçüde girip çıkabildikle-
rini, militanların keyfi uygulamaları
ile kişisel ve ayrıntılı kontrollere
maruz kaldıklarını anlattı.
İİT, "YEMEn vE SURİYELİ
MASUMLARın YAşADıĞı
KıTLıK, SAvAş SUçU
SEvİYESİnE ULAşTı"
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından daha önce yapılan yazılı açıklamada, İİT uluslararası toplum,
Yemen'in Taiz kenti ve Suriye'nin
Madaya ve Zebedani bölgesine insani yardım ulaştırılabilmesi için kuşatmanın kaldırılması ve sivillerin kurtarılması için acil olarak harekete
geçmeye çağırmıştı.
Yemenli ve Suriyeli masumların
yaşadığı kıtlığın "savaş suçu" seviyesine ulaştığının ve sivillerin savaşın
yıkıcı etkilerinden uzak tutulması
gerektiğinin altı çizilen açıklamada,
krizin daha fazla derinleşmemesi için
acilen müdahale edilmesi gerektiği
belirtilmişti.
Taiz kenti İnsani yardım gönüllüsü
Dr. Abdurrahim es-Samii de "Kente
aylardır hiçbir yardım ulaşmadı.
Husiler şu an ablukayı daha da şiddetlendirdi. Halkın giriş çıkışlarında
uygulanan keyfi uygulamalar daha
da arttırıldı" diye konuştu.
TAİZ'DE gıDA
gÜvEncESİnDE
"AcİL DURUM" ALARMı
BM Dünya Gıda Programı (WFP),
aralık ayı raporunda, kuşatma altındaki Taiz halkının büyük kısmına
ulaşılamadığı belirtilerek, çatışan
taraflara "yardım malzemelerinin
geçişine izin verilmesi" çağrısında
bulundu.
Taiz'deki gıda güvencesinin "acil
durum" seviyesine ulaştığını kaydeden WFP, "Taiz'deki mevcut istikrarsız durum, özellikle kuşatma altında
tutulan ve gıda malzemelerinden
yoksun bulunan bölgelerdeki ihtiyaç
sahiplerine ulaşılmasını engelliyor"
ifadelerine yer verdi.
SAĞLıK ALAnınDAKİ
"fELç" DURUMU
Ülke genelinde Mart 2015'ten bu
yana devam eden çatışmalar ve
geçen ağustos ayında uygulanmaya
başlayan kuşatma, kentte enerji
kesintilerinin yanı sıra tıbbi malzemelerin tedarikinde de ciddi sıkıntılara yol açtı. Sağlık alanına büyük
darbe vuran bu durum, Taiz'deki 20
hastaneden 16'sının hizmet veremez
duruma gelmesine neden oldu.
Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından hazırlanan raporda da "Taiz
halkı ciddi bir kuşatma altında tutuluyor. Kentin en donanımlı hastanesi
bile petrol türevlerinin eksikliğinin
yol açtığı enerji sıkıntısından dolayı
kapılarını kapatmak zorunda kaldı"
denildi.
Bölgesel ve uluslararası kurumlarca hazırlanan raporlara göre, geçen
ağustos ayından bu yana uygulanan
kuşatma nedeniyle sağlık hizmetleri
ve alt yapıda büyük çöküş yaşanan
Taiz'de, bazı hastalıklar yayılmaya
başladı. Sağlık merkezlerinin kapanması nedeniyle kentte bulaşıcı hastalıkların ortaya çıktığı, bölge sakinlerinde, Dang humması (Dengue
Fever), Kolera ve Sıtma gibi hastalıkların görüldüğü belirtildi.
(AA)
ABD’de büyük
ikramiye 1,4 milyar
dolara yükseldi
TAİZ - Yemen'deki Şii Ensarullah Hareketi (Husiler)
tarafından 5 aydır kuşatma altında tutulan Taiz kentinin
"açık cezaevi"ne döndüğü ifade ediliyor. Dış dünyayla
bağlantısı kesilen kentte, aylardır devam eden abluka ve
çatışmalar nedeniyle yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği,
çok sayıda hastanenin tıbbi malzeme eksikliği nedeniyle
çalışmalarını durdurduğu belirtiliyor.
Ağustos 2015'ten bu yana kuşatma altında tutulan ülkenin güneyindeki Taiz kenti, Husiler ve devrik cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih yanlısı birlikler ile Suudi
Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri tarafından
desteklenen Cumhurbaşkanı Abdurabbu Mansur Hadi
yanlısı Halk Direniş Güçleri (HDG) arasındaki çatışmalara sahne oluyor.
Geçen ağustos ayının ortalarında HDG, il merkez ve
istihbarat binaları ile tarihi El-Kahire Kalesi ve Sabr Dağı
bölgesinde ilerleyerek El-Kahire, Muzaffer ve Sale ilçelerinin bazı mahallelerinin yer aldığı Taiz'in merkezinde
kontrolü sağladı. Husiler ise, HDG'nin merkezdeki bu
ilerleyişinin ardından Taiz çevresine doğru çekilmek
zorunda kalarak, topçu birlikleriyle Muzaffer ile ElKahire ilçelerinin çevresindeki yüksek bölgelere konuşlandı.
Bölge sakinlerinden alınan bilgiye göre, Taiz'i kuşatan
ve yerleşim bölgelerine sık sık topçu saldırıları düzenleyen Husiler ve Salih yanlıları, oluşturdukları geçiş noktalarıyla kente giriş-çıkışları kontrol altına tutmaya başladı.
Söz konusu geçiş noktalarını, "Filistin'deki sınır kapılarına" benzeten Taiz halkı, kente Husilerin izin verdiği ölçüde girip çıkabildiklerini, militanların keyfi uygulamaları
ile kişisel ve ayrıntılı kontrollere maruz kaldıklarını
anlattı.
İİT, "YEMEn vE SURİYELİ MASUMLARın
YAşADıĞı KıTLıK, SAvAş SUçU
SEvİYESİnE ULAşTı"
İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) tarafından daha önce
yapılan yazılı açıklamada, İİT uluslararası toplum,
Yemen'in Taiz kenti ve Suriye'nin Madaya ve Zebedani
bölgesine insani yardım ulaştırılabilmesi için kuşatmanın
kaldırılması ve sivillerin kurtarılması için acil olarak
harekete geçmeye çağırmıştı.
Yemenli ve Suriyeli masumların yaşadığı kıtlığın
"savaş suçu" seviyesine ulaştığının ve sivillerin savaşın
yıkıcı etkilerinden uzak tutulması gerektiğinin altı çizilen
açıklamada, krizin daha fazla derinleşmemesi için acilen
müdahale edilmesi gerektiği belirtilmişti.
Taiz kenti İnsani yardım gönüllüsü Dr. Abdurrahim esSamii de "Kente aylardır hiçbir yardım ulaşmadı. Husiler
şu an ablukayı daha da şiddetlendirdi. Halkın giriş çıkışlarında uygulanan keyfi uygulamalar daha da arttırıldı"
diye konuştu. (AA)
bölge haberlerİ
YURTTAN
KISA KISA
Türkiye'nin ilk "DedeTorun Merkezi" için
geri sayım başladı
D
iStanBuL - Türkiye'de ilk "Dede-Torun
Merkezi" için geri sayım başladı. Esenler Belediyesi
tarafından Havaalanı Mahallesi'nde inşa edilen ve
dedeleri torunlarıyla buluşturacak merkezde, dedeler
torunlarına gelenek ve görenekleri aktaracak.
Esenler Belediyesi, İkinci Bahar Kıraathanesi'nin
ardından yaşlılar için yeni bir yaşam alanını daha
hizmete sunuyor. Kuşaklar arasındaki bağı güçlendirip, çocukların dedeleriyle vakit geçirmesine imkan
sağlayacak Dede-Torun Merkezi'nde hazırlıklar son
aşamaya geldi.
Toplam bin 23 metrekare alan üzerine inşa edilen
merkez, iki kattan oluşuyor. Merkezde dedeler
torunlarına gelenek ve görenekleri aktaracak. Zemin
katında 3 etkinlik salonu, yemekhane bulunan merkezin giriş katında ise satranç salonu, müzik odası,
el işi atölyesi, kafeterya ve berber salonu yer alıyor.
Merkezde, dedelerin yanı sıra ninelere de
"Filizden Çınara" sloganıyla hizmet verilecek.
dedeLer tOrunLarıyLa
BirLiKte BitKi yetiştireceK
Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, AA
muhabirine merkezle ilgili bilgi verdi.
Dede ile torunu bir araya getirmeyi amaçlayan
Dede Torun Merkezi'nin gelecek günlerde hizmete
açılacağını belirten Göksu, şehrin sosyal dokusunda
hangi katmanlar varsa o katmanlar için proje ürettiklerini anlattı.
Şehirde gerçekleştirdikleri projelerinin en önemli
sosyal katmanlarından birinin çocuklar olduğuna
dikkati çeken Göksu, bu anlamda çocukların çocukluklarını yaşayabilecekleri mekanlar üretmeye çalıştıklarını kaydetti. Menderes Mahallesi'nde Çocuk
Sokağı bulunduğunu hatırlatan Göksu, Oruç Reis
Mahallesi'nde Çocuk Külliyesi, Yavuz Selim
Mahallesi'nde ise Çocuk Mahallesi açacaklarını bildirdi.
Göksu, "Dede-Torun Merkezi Türkiye'de bir ilk
olacak. Merkezimizde dede ve nineler torunlarıyla
birlikte bitki yetiştirip hobi edinebilecekler" dedi.
(aa)
Kızılaya kan bağışı
2 milyon üniteye yaklaştı
BOLu- Türk Kızılayına geçen yıl yapılan kan bağışı,
bir önceki yıla göre 77 bin 69 ünite artışla 1 milyon 937
bin 327 üniteye ulaştı.
Türk Kızılayına geçen yıl 1 milyon 937 bin 327 ünite
kan bağışı yapıldı.
AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Kızılaya 2014'te
yapılan 1 milyon 860 bin 258 ünite kan bağışı, geçen yıl
77 bin 69 ünite arttı.
Ulusal Güvenli Kan Temini Programı'nın başladığı
2005 yılında 342 bin 146 ünite kan bağışı alan Türk
Kızılayı, her yıl artan bağışlar sayesinde 2015'te 1 milyon
937 bin 327 üniteye ulaştı.
Kan bağışında Ege Bölge Kan Merkezi toplanan 339
bin 410 bin ünite kanla birinci, Avrupa Bölge Kan
Merkezi 197
bin 200 ünite
kanla ikinci,
Orta Anadolu
Bölge Kan
Merkezi ise
182 bin 150
ünite kan
bağışıyla
üçünce sırada
yer aldı.
Geçen yıl
en çok kan
bağışı 245 bin 700 üniteyle Türkiye’nin en fazla nüfusa
sahip olan şehri İstanbul’dan yapıldı. Bu kenti, 143 bin
160 üniteyle İzmir, 105 bin 300 üniteyle de Ankara takip
etti. İlik nakli bekleyen hastalara çare için oluşturulan
Türkiye Kök Hücre Koordinasyon Merkezine (TÜRKÖK)
de geçen yıl 105 bin gönüllüden alınan kan örneği, doku
eşleşme işlemleri için teslim edildi.
"Bu yıL 2 miLyOn üniteyi aşmayı
hedefLiyOruz"
Türk Kızılayı Genel Başkanı Ahmet Lütfi Akar, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki kan bağışı sorununu çözmek için 2005 yılında başlattıkları çalışmaları
büyük bir başarıyla sürdürdüklerini söyledi.
Yaklaşık 10 yıl önce 300 bin ünite civarında kan toplayan Türk Kızılayının bugün 2 milyon seviyelerine yaklaştığına işaret eden Akar, "2015 yılı kan bağış rakamları
bizim açımızdan çok değerli sonuçları da beraberinde
getirdi. Elde edilen 2 milyona yakın bağışın önemli bir
bölümü düzenli bağışçılarımızdan alınmaya başlandı. Bu
oran her geçen yıl artıyor. Bu yıl kan bağışı hedefimizi 2
milyon 55 bin ünite olarak belirledik" diye konuştu.
Akar, 2015'te bir önceki yıla göre kan kan bağışçı sayısının yüzde 3 arttığını belirterek, şunları kaydetti: "Sağlık
Bakanlığı ile iş birliği içinde yürüttüğümüz TÜRKÖK
projesinde ise bir destan yazıyoruz. Bakanlığımızın bize
koyduğu hedefleri çok rahatlıkla aştık. Neredeyse 14 aylık
bir sürede 104 bin kemik iliği vericisine ulaştık ve kan
örneklerini aldık. Türkiye’nin 3 yıl içindeki hedefi 250 bin
bağışçı. (aa)
16 Ocak 2016 Cumartesi
7
Suriyeli ustalar meslekleriyle
hayata tutundu
Suriye'deki savaştan kaçarak aileleriyle güvenli liman olarak gördükleri Türkiye'ye sığınan
ayakkabı ustaları, İzmir'de mesleklerine devam edebilmelerinin sevincini yaşıyor.
izmir (aa) - eşBer ayaydın - Suriye'de
ağırlıklı olarak Şam ve Halep'te ayakkabı üretimi
yapan çok sayıda usta, savaşın başlaması sonrası evlerini ve atölyelerini kaybetti. Bir çoğu ailesini ve yakınlarını da yitiren ustalar, savaş öncesinde ürün gönderdikleri Türkiye'deki ayakkabıcılarla temasa geçerek
İstanbul ve İzmir gibi önde gelen üretim merkezlerine
taşındı.
Ayakkabı firmalarının kayıt dışı çalıştırma konusunda sorun yaşaması nedeniyle birkaç usta bir araya
gelerek kiraladıkları ofislerde ortak üretim yapmaya
başladı. Türkiye ayakkabı üretiminin yüzde 38'inin
karşılandığı İzmir'deki Işıkkent Ayakkabıcılar
Sitesi'nde de yüzlerce usta, çocuklarını da yanlarına
alarak parça başı saya (ayakkabının yumuşak olan üst
bölümü) dikimi yapmaya başladı. Sektördeki eleman
açığını kapatan ustalar, kaliteli işler çıkarması nedeniyle kısa sürede tercih edilmeye başlandı.
İzmir'e geldikleri ilk zamanlarda birkaç ailenin bir
arada yaşadığı evlerde yardımlarla ayakta kalabilen
aileler, sıfırdan başladıkları hikayelerini başarıyla
devam ettiriyor.
Bu ustalardan biri olan Türkmen asıllı Hasan
Durmuş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Halep
şehrinde kendisine ait ayakkabı imalathanesinde 50
kişi çalıştırıp iş yerini büyütme hayalleri kurarken,
savaşın başlamasıyla ailesinin hayatını zor kurtardığı
anlattı.
Savaşın şiddetini arttırması, evinin ve iş yerinin
çatışmalarda isabet alması üzerine 8 kişilik ailesiyle
hayatlarını kurtarmak için zor şartlarda Türkiye sınırına ulaştıklarını dile getiren Durmuş, ilk olarak gittikleri İstanbul'a hayata tutunmakta zorlanmaları üzerine
irtibata geçtikleri arkadaşlarının yönlendirmesiyle
İzmir'e geldiklerini söyledi.
Durmuş, Işıkkent'te birkaç ustayla birlikte kurdukları atölyede parça başı üretim yapmaya başladıklarını
ifade ederek, "İlk başlarda para yoktu, ev bulmakta ve
kirasını ödemekte çok zorlandım, çok iş aradım. Ama
mesleğimi devam ettirebilme fırsatını yakaladım.
İzmir'e geleli 4 yıl oldu, hamdolsun daha iyi durumdayım. Daha iyi yaşam koşullarımız oluştu. Ben burada-
yım, çalışıyorum, kazanıyorum ve durumum iyi" dedi.
Suriyeliler'e çalışma izni verilmesi durumunda daha
rahat çalışma imkanı bulacaklarını aktaran Durmuş,
"Çalışma izni gelirse kaçak çalışma derdinden kurtuluruz" dedi.
"meSLeği OLmayan
aVrupa'ya yöneLiyOr"
İzmir'e 3 yıl önce gelerek akrabalarıyla birlikte üretim yapan Halit Bilal ise Türkiye'ye sığınanlardan
çoğunlukla meslek sahibi olmayanların Avrupa'ya göç
ettiğini savundu.
Sığınmacılara çalışma izni getirilmesi durumunda
Avrupa'ya geçmek isteyen sayısında azalma olacağını
ileri süren Bilal, "Avrupa'ya gitmek isteyenlerin çoğunun mesleği yok. Fabrikalarda çalışmak istiyorlar ama
firmalar da riske girmemek için onları işe almıyor. Bu
sayede onlar da iş bulur" diye konuştu.
Ceza infaz kurumundaki 608 anne
ile 610 çocuğa eğitim verildi
iStanBuL - Tüvana Okuma İstekli Çocuk
Eğitim Vakfı'nın, Avrupa Birliği Bakanlığı tarafından yürütülen Sivil Toplum Diyaloğu Siyasi
Kriterler Hibe Programı kapsamında Adalet
Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü ve Worldview Impact Foundation
(WIF) iş birliğiyle hayata geçirdiği
"Özgürlüğüm" projesi kapsamında, 10 ayda 608
anne, 610 çocuk ile 364 infaz ve koruma memuru eğitim aldı.
Ceza infaz kurumunda anneleriyle birlikte
yaşayan 0-6 yaş çocukların temel ihtiyaçlarının
karşılanması ve annelerin çocuklarıyla diyaloglarının ve davranış biçimlerinin güçlendirilmesi
amacıyla hayata geçirilen projenin sonuçları,
TOÇEV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
Betül Mermertaş, Adalet Bakanlığı Ceza ve
Tevkifevleri Genel Müdürlüğü'nde görevli Şube
Müdürü Emrullah Özger, WIF Proje Direktörü
Dr. Bremley W. B. Lyngdoh ve projede yer alan
psikolog Ceyda Demirbaşoğlu'nun katılımıyla
yapıldı.
Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu,
Denizli Bozkurt Kadın Açık Ceza İnfaz
Kurumu, Denizli D Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu, Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu, Gebze Kadın Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu, İzmir Kadın Kapalı Ceza İnfaz
Kurumu ve Kocaeli Kadın Açık Ceza İnfaz
Kurumu'nda gerçekleştirilen proje, 15 ay sürdü.
Proje kapsamında yedi ceza infaz kurumu her
ay düzenli olarak ziyaret edilerek ceza infaz
kurumunda çocuğu ile kalan anneler ve ceza
infaz kurumunda çalışma hayatına devam eden
infaz ve koruma memurları ile eğitim çalışmaları
gerçekleştirildi. Proje boyunca 10 ayda 608
anne, 610 çocuk, 364 infaz ve koruma memuru
eğitim aldı.
Betül Mermertaş, toplantıdaki konuşmasında,
projedeki en temel hedeflerini, "Anne ile çocukların yaşadıkları sınırlı alanda kaliteli ilişki kurabilmeleri", "Annelik becerilerini geliştirebilmeleri" ve "Çocuklarıyla birlikte geçirdikleri
zamanı oyun ve şarkılarla etkin şekilde
yönetebilmeleri" şeklinde açıkladı.
Proje boyunca uzmanlar tarafından
hazırlanan, çocuğun tüm gelişim alanlarını kapsayan eğitim içeriklerinin yanı sıra
eğitimler devam ettikçe, anne ve çocuklarla aralarında bir güven bağı oluşturduklarını anlatan Mermertaş, "Bu güven
bağı sayesinde hem çocukların hem de
annelerin bize açtıkları ihtiyaç tablosu ile
her ay yaptığımız eğitimlerin içeriklerini
güncelledik" dedi.
Mermertaş, infaz ve koruma memurları
ile "tükenmişlik", "stres düzeyi", "öfke
yönetimi" ve "çocukla iletişim" konulu
çalışmalar yaptıklarını dile getirdi.
Projenin sonuçlarına değinen Mermertaş, 10
ay boyunca 17 bin 850 kilometre yol yapılarak,
608 anne, 610 çocuk, 364 infaz ve koruma
memuru ile eğitimler yapıldığını, Kocaeli Kadın
Açık Kapalı İnfaz Kurumu ve Denizli Bozkurt
Kadın Açık Ceza İnfaz Kurumuna 2 oyun parkı
hediye edildiğini söyledi. Mermertaş, ceza infaz
kurumlarında yürütülen eğitim başlıklarını "Dil
Gelişimi: Çocukla Etkili İletişim (Kukla
Canlandırmayla)", "Sosyal Duygusal Gelişim:
Çocuğun Toplumsal Uyum Becerisi (çocuk şarkıları ve çocuk oyunlarıyla)", "İlişki Kalitesinin
Önemine Vurguda Bulunmak (çocuk tekerlemeleri ve öyküleri, canlandırmalarla)", "Şiddetin
Gelişime Olumsuz Etkisi", "Bağlanma StilleriGüven İlişkisi-Oyun Araçları", "Zihinsel
Gelişim: 5 Duyu Eğitimi ve Farkındalık" ve
"Fiziksel Gelişim: Motor Becerilerini
Geliştirmek" şeklinde sıraladı. (aa)
SaVaş çıKınca BaBaSından
meSLeği öğrendi
Halepli usta Zekeriya Ön de 40 yıldır ayakkabı sektöründe iş yaptığını, savaş sonrası ilk olarak oğlunun
İzmir'e geldiğini, onun çağrısı üzerine kente gelerek
mesleklerini sürdürmeye başladıklarını söyledi.
Türkiye'nin kucak açması sayesinde ailesinin ölümden
kurtulduğunu, sağlanan iş koşullarıyla da hayata tutunabildiklerini, bu nedenle Türk halkına teşekkür ettiklerini ifade etti.
Suriyeli çalışanlara eskiden olumsuz bir bakış açısı
bulunduğunu ancak bunun son dönemde değiştiğini,
çok fazla sıkıntı yaşamadıklarını dile getiren Ön, çalışma izni getirilmesi halinde kurumsal bir şirket bünyesinde çalışmak istediğini dile getirdi.
İzmir Ayakkabıcılar Odası Başkanı Yalçın Ata ise
kalifiye eleman bulmakta güçlük çeken ayakkabı sek-
Van kedilerinin
popülasyonu arttırılacak
Van - SıtKı yıLdız - Yüzüncü Yıl Üniversitesi
(YYÜ) Van Kedisi Araştırma ve Uygulama Merkezi, Van
kedilerinin yıl boyunca yavrulamalarını sağlayarak popülasyonlarının arttırılmasını hedefliyor.
YYÜ bünyesinde 1992'de kurulan Van Kedisi
Araştırma ve Uygulama Merkezi, Van'ın en büyük canlı
kültür mirası özelliği taşıyan kedilerin saflıkları bozulmadan nesillerinin devamı için faaliyet gösteriyor.
Merkezin müdürü Doç. Dr. Abdullah Kaya, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Van kedilerinin korunmasıyla
ilgili birçok proje yürüttüklerini, çalışmalarda iyi bir noktaya geldiklerini
belirterek, toplumun da eskiye
göre daha bilinçli
olduğunu söyledi.
"Kediler artık
kültürel varlık olarak algılanıyor ve
onlara değer veriliyor" diyen Kaya,
sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bu, eğitim ve
araştırma açısından iyi bir noktaya
geldiğimizi gösteriyor. Burada kedilerin hem neslini hem de saflığını korumak birinci görevimiz. Bu açıdan geçmişini ve soy kütüğünü bilmediğimiz bir hayvanı diğerlerinin arasına kesinlikle karıştırmıyoruz. Kediler, güzellik, güçlülük, kaliteli
yavru doğumu ve genç annelik gibi kriterlere göre sınıflandırılıyor.
Bu sayede hem güzellik hem kondisyon hem boy hem
de sima olarak daha iyi olanların ön plana çıkmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu konuda bayağı mesafe aldık."
"KediLer, yıLın her ayında
yaVruLayacaK"
Merkezdeki kedilerin bakım, beslenme ve kondisyonlarının çok iyi durumda olduğunu vurgulayan Kaya, bu yıl
yeni bir proje uygulamaya başladıkları bilgisini verdi.
Kaya, şunları dile getirdi:
"Hem kapasitemizi artırmak hem de yılın her döneminde Van Kedievi'nde yavru bulundurmayı sağlamak yönünde düşüncemiz var, bunu da uyguluyoruz. Hedefimiz,
mümkün olduğu kadar en yüksek düzeyde yavru elde
etmek çünkü hayvanların bakımı, beslenmesi, sağlığını
iyi koruduğumuz zaman yavru kayıplarımız minimuma
iniyor. Dolayısıyla bu yıl yavru sayımızın daha fazla olacağını söyleyebiliriz." (aa)
8
16 Ocak 2016 Cumartesi
EKONOMİ
IMF Başkanı Lagarde de
kademeli faiz artışı önerdi
Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, ABD Merkez Bankasının (Fed) gelecek faiz artırımlarının,
ülkedeki ücret ve fiyatların yükseldiğini gösteren açık kanıtlara dayanması gerektiğini söyledi.
Jeotermal sektörü
teşvik bekliyor
ANKARA - ZEYNEP BEYZA KILIÇ - Türkiye
Jeotermal Derneği Genel Başkanı Orhan Mertoğlu, elektrik
üretimi ve ısıtma amaçlı jeotermal kaynak kulanımının artırılması gerektiğini belirterek, “Jeotermal elektrik kullanımında devlet teşviğinin kilovatsaat başına 10,5'ten 15 dolar sente
yükseltilmesini, jeotermal ısınmada ise yatırımın yüzde
25’inin devlet tarafından hibe olarak verilmesini talep ediyoruz” dedi.
Türkiye'deki jeotermal kaynak potansiyelini AA muhabirine değerlendiren Mertoğlu, yenilenebilir enerji kullanımının
yaygınlaşması ve dışa bağımlılığın azaltılmasında bu kaynağın önemine dikkati çekti.
Mertoğlu, jeotermal kaynakların elektrik enerjisi üretimi
ve şehir ısıtma soğutma gibi amaçlar için kullanılmasının
dışında, kimyasal madde üretimi, balık yetiştiriciliği, seracılık, kaplıca ve sağlık açısından da fayda sağladığını vurgulayarak, “Bu kaynak daha fazla değerlendirilmeli, jeotermal
kaynak olarak bütün enerji pastasının yüzde 30’una kadar
talibiz” diye konuştu.
"MEvcut tEşviKLER 2020'dE BitiYoR"
Devlet garantisi 10,5 sent üzerinden yapılan jeotermalden
elektrik üretiminde alım süresinin 10 yıl olduğunu hatırlatan
Mertoğlu, şöyle devam etti:
"Jeotermalde kaynak potansiyeli çok yüksek. Teknik
potansiyelden ekonomik potansiyele geçişte teşvik unsurlarının önemi artıyor. Türkiye’nin daha fazla jeotermal kullanması için jeotermal elektrik kullanımında devlet teşviğinin
kilovatsaat başına 10,5 dolar sentten 15 sente yükseltilmesini, jeotermal ısınmada ise yatırımın yüzde 25’inin devlet
tarafından hibe olarak verilmesini talep ediyoruz. Çünkü, bir
jeotermal santral için sahaya girecek olan şirketin arama yapması, santral kurması en erken 5 sene. Yatırımcı için bu alım
garantisinin devamlılığı çok önemli, yeni yatırım ve yeni aramalar mevcut teşviklerin 2020’de bitecek olması nedeniyle
yavaşladı. Şu anda hükümetin hemen 2020 yılında sona erecek olan jeotermal teşvikinin 10 yıl daha uzatılacağını ve
alım garantisinin AB ülkelerinde olduğu gibi 20 yıl olacağını
açıklaması lazım ki yatırımcılar saha arasınlar, bulsunlar ve
yatırıma girsinler.” (AA)
WASHINGtoN - Lagarde, Fransa Merkez
Bankası tarafından Paris’te düzenlenen konferansta
küresel ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde
bulundu.
Dünya nüfusunun yüzde 85’ini ve küresel ekonominin yüzde 60’ını oluşturan gelişen ülkelerin son
yıllarda yavaşlamaya başladığını dile getiren
Lagarde, ‘‘Mevcut tahminlerimize göre, gelişen ekonomiler gelişmiş ülkelerin gelir seviyesine 10 sene
önceki beklentilerimizden daha yavaş hızda ulaşabilecek. Bu endişe verici bir durum’’ diye konuştu.
IMF, yaklaşık 10 yıl önce gelişen ülkelerin gelişmiş ülkeleri 36 yıl içinde yakalayacağını öngören
araştırmalara imza atmıştı.
Lagarde, Çin’in daha yavaş ancak daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçiş yaptığına işaret
ederken, bundan uzun vadede herkesin yararlanacağını ifade etti.
Öte yandan, kısa vadede bazı olumsuz etkilerin
ortaya çıkabileceği uyarısında bulunan Lagarde,
bunları düşen emtia talebi, ticaret hacmi ve finansal
dalgalanmalar olarak sıraladı.
Lagarde, ayrıca emtia ihracatçısı birçok gelişen
ülkenin düşen fiyatlar nedeniyle zor duruma düştüğünü belirterek, ‘‘Birçok gelişen ve yükselen emtia
ihracatçısı ağır baskı altında, bazı para birimleri çok
büyük değer kayıpları yaşadı. Bu ekonomi politikaları açısından ne anlama geliyor? Dünya nüfusunun
geri kalan yüzde 15’i küresel büyüme ve gelişen
ülkelerin yeni global düzene ayak uydurması için
neler yapabilir?’’ sorularını sordu.
Çözümün tüm ülkeleri kapsaması gerektiğini vurgulayan Lagarde, bununla birlikte gelişmiş ülkelere
büyük görev düştüğünü belirtti.
Lagarde, bu noktada, sadece genişlemeci para
politikalarının yeterli olmayacağını dile getirerek,
mali politikalar ve yapısal reformlara duyulan ihtiyacın altını çizdi.
Yeni Orta Vadeli Mali Plan'a göre, 2016 bütçesi ödenek teklifi tavanları en çok artırılan kamu idareleri, Gençlik
ve Spor Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı oldu.
Kooperatifimizin 2015 Yılı 39. Olağan Genel Kurul Toplantısı 19 ŞUBAT 2016 tarihinde CUMA
günü TALATPAŞA BUL. SOYSAL SOK. No:37/G CEBECİ / ANKARA adresinde saat 17:30'de
aşağıdaki gündemle toplanacaktır.
İlk Toplantıda çoğunluk sağlanmadığı takdirde ikinci Toplantı 28 ŞUBAT 2016 Tarihinde PAZAR
Günü Saat 11.00' de TALATPAŞA BULVARI ESKİ MAMAK BELEDİYESİ ŞİMDİKİ YENİ OLAN
MAMAK KÜLTÜR MERKEZİ İÇİ NO:167 (KOOPERATİFİMİZİN KARŞISINDA GEÇEN SENEKİ
AYNI YERDE) CEBECİ / ANKARA adresinde yapılacaktır.
Ortakların Olağan Genel Kurul Toplantısına bizzat iştirak etmeleri, toplantıya mazeretlerinden
dolayı gelemeyecek olan ortaklarımızın Ana Sözleşme gereği Noterden bir vekaletname düzenleyip imza ederek vekillerinin vekaletnameleri ile birlikte Toplantıda hazır bulunmalarını önemle
rica ederiz. Ana Sözleşmenin 28.Maddesince ilan olunur.
GÜNDEM:
1) Açılış Genel Kurul Divanının seçilmesi,
2) Saygı Duruşu ve İstiklal Marşının okunması,
3) Başkanın açılış konuşması Yönetim Kurulu 2015 yılı Faaliyet Raporu Gelir- Gider ve Bilanço
Hesaplarının okunması,
4) Denetim Kurulu 2015 yılı Faaliyet Raporunun okunması,
5) Raporların tümünün müzakereye açılarak kabul veya reddinin kararı alınması,
6) Yönetim ve Denetim Kurullarının ayrı ayrı ibraları,
7) 2016 yılı tahmini bütçenin görüşülerek karara bağlanması,
8) Yönetim Kurulu Üyeleri ile Denetim Kurulu Üyelerinin aylık ücret ve huzur hakları ile yolluklarının belirlenmesi,
9) Denetim Kuruluna 2 Yıl süre için Divana verilecek tek liste halinde 2 Asil 2 Yedek üyenin seçimi,
10) Ankara İli Çankaya İlçesi İmarın 2747 Ada 52 Parseldeki mülkiyetimizin taban satış fiyatının
325.000.- TL nin altında olmamak kaydıyla Yönetim Kuruluna yetki verilmesi,
11) Kurulmuş veya kurulacak şirketlere Yapı Kooperatiflerine ortak olmaya, kurulmuş ortaklıklara
iştirak etmeye, Esgimtaş A.Ş. nin yapmayı planladığı mesleki ve sosyal tesislere ortak olmaya,
hisse satın almaya Yönetim Kuruluna yetki verilmesi,
12) Dilek ve temenniler kapanış.
Basın - 224507 (www.bik.gov.tr)
T.C. ANKARA 22. İCRA DAİRESİ
TAŞINIRIN AÇIK ARTIRMA İLANI
2014/14110 ESAS
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine
istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak
satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini bulmasının ve satış
isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya
çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce
başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda
birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün
sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda
belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği;
gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak
isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 18/01/2016
1.İhale Tarihi
2.İhale Tarihi
İhale Yeri
: 23/02/2016 günü, saat 15:15 - 15:20 arası.
: 25/03/2016 günü, saat 15:15 - 15:20 arası.
: Ankara Adliyesi 2 Nolu Mezat Salonu - Ankara Adliyesi MERKEZ/ANKARA
Takdir Edilen
No
Değeri TL.
Adedi KDV Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1
30.000,00
1
%1
06 TMF 75 Plakalı , 2009 Model , SUBARU Marka
OUTBACK. BOXER DIESEL Tipli , Kasa Tipi Hatcback 5 kapı, Rengi Gri , Anahtar ve ruhsat yok,
bagaj kapağı ezik, bagaj kapağı üstü plastiği sökülmüş, stepne yok, bagaj ızgarası yok, teyp ve
kliması sökük, koltuk başlıklar sökülmüş, sol ön tampon çarpma nedeni ile çizik ve ezik. anahtar
olmadığı aracın çalışıp çalışmadığı ve motor kontrol edilemedi, muhtelif yerlerinde çizik ve ezikler mevcut.
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Bununla birlikte, normalleşme hızının gelecek için
kritik olduğunu belirten Lagarde, ‘‘Faiz artış hızının
Fed’in vurgu yaptığı gibi kademeli olması ve ücret
ve fiyatların yükseldiğine yönelik açık kanıtlara
dayanması gerektiğine katılıyorum’’ diye konuştu.
IMF Başkanı, Fed’in faiz artışının gelişen ekonomileri nasıl etkileyeceğine de değinirken, özellikle
dolardaki güçlenme ve kurdaki dalgalanmaların bu
ülkeleri olumsuz etkileyebileceğini sözlerine ekledi.
(AA)
Kamu idarelerinin ödeneklerine revizyon
S.S.CEBECİ ESNAF VE SANATKARLAR
KREDİ VE KEFALET KOOPERATİFİ
YÖNETİM KURULU BAŞKANLIĞINDAN
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
‘‘FAiZ ARtIş HIZI KANItLARA
dAYANMALI’’
Avro Bölgesi ve Japonya’da süren düşük büyüme
ve enflasyonun destekleyici para politikalarının
devam etmesini gerektirdiğini anlatan Lagarde,
diğer taraftan, ABD’nin güçlenen ekonomisinin normalleşme için uygun zemini hazırladığını kaydetti.
Lagarde, Fed’in ilk faiz artışının pürüzsüz şekilde
gerçekleştirildiği görüşünü paylaşırken, bunda açık
iletişimin önemli rol oynadığını dile getirdi.
Basın - 224440 (www.bik.gov.tr)
ANKARA- SEvAL ocAK AdIYAMAN/iBRAHiM
YILMAZ - Yeni Orta Vadeli Mali Plan'a göre, 2016 bütçesi ödenek teklifi tavanları en çok artırılan kamu idareleri,
Gençlik ve Spor Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı oldu.
Kasımdaki genel seçimler nedeniyle 2016 yılı merkezi
yönetim bütçe kanunu tasarısının TBMM'de görüşülememesi, seçim sonrası geçici bütçenin yapılması, bu kapsamda 2016 bütçe hazırlıklarına başlanması dolayısıyla 2016-
2018 dönemi Orta Vadeli Mali Planı'nın güncellenmesine
ihtiyaç duyuldu. AA muhabirinin yeni plandan derlediği bilgilere göre, genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin,
2016 yılı ödenek teklifi tavanlarının toplamı 500 milyar
liraya ulaşırken, bazılarının ödenek tavanlarında değişikliğe
gidildi. Bir önceki plana göre ödenek teklif tavanları en çok
yükseltilen bakanlıklar, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Enerji
ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal
Güvenlik Bakanlığı oldu. (AA)
T.C. ANKARA BATI 4. ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİ İLAN
Esas No:2015/333
Davacı Nezihe Nesrin Yıldızhan tarafından, Davalı Etimesgut Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan
Nüfus davasının yapılan açık yargılaması sonunda verilen 14/01/2015 tarihli 2015/333 esas
sayılı kararla davacının davasının KABULÜ ile; Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Yenice Mahallesi. Cilt
No: 12, Hane No: 198 sırasında nüfusa kayıtlı Mehmet Emin ve Meliha'dan olma 01/02/1953
doğumlu Nezihe Nesrin Yıldızhan'ın nüfustaki NEZİHE isminin çıkarılarak isminin NESRİN
YILDIZHAN olarak nüfusa kayıt ve TESCİLİNE, karar verilmiş olup,
Tebliğ yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. 14/01/2016
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 225676 (www.bik.gov.tr)
T.C. ANKARA BATI 4. ASLİYE HUKUK
MAHKEMESİ İLAN
Esas No:2015/328
Davacı Adnan Akbulut Öpöz tarafından, Davalı Etimesgut Nüfus Müdürlüğü aleyhine açılan
Nüfus davasının yapılan açık yargılaması sonunda verilen 12/01/2016 tarihli 2015/328 esas
sayılı kararla davacının davasının KABULÜ ile; Ankara ili Gölbaşı İlçesi, Subaşı Mahallesi, Cilt
No:38, Hane No:19'da nüfusa kayıtlı Mustafa ve Sultan'dan olma 11/04/1967 doğumlu Adnan
Akbulut Öpöz'ün isminden Akbulut isminin çıkartılarak yerine Menderes isminin eklenmesiyle
isminin ADNAN MENDERES ÖPÖZ olarak nüfusa kayıt ve TESCİLİNE, karar verilmiş olup,
Tebliğ yerine geçmek üzere ilanen tebliğ olunur. 12/01/2016
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 224520 (www.bik.gov.tr)
T.C. ANKARA 28. İCRA DAİRESİ
REHİNLİ ARAÇ AÇIK ARTIRMA İLANI
2015/25184 ESAS
Aşağıda cins, miktar ve değerleri yazılı mallar satışa çıkarılmış olup:
Birinci artırmanın aşağıda belirtilen gün, saat ve yerde yapılacağı ve o gün kıymetlerinin %50'sine
istekli bulunmadığı taktirde, yine aşağıda belirtilen gün, saat ve aynı yerde 2. artırmanın yapılarak
satılacağı; şu kadar ki, artırma bedelinin malın tahmin edilen değerinin %50'sini bulmasının ve satış
isteyenin alacağına rüçhanı olan alacakların toplamından fazla olmasının ve bundan başka paraya
çevirme ve payların paylaştırma giderlerini geçmesinin şart olduğu; birinci artırmadan on gün önce
başlamak üzere artırma tarihinden önceki gün sonuna kadar esatis.uyap.gov.tr adresinden elektronik ortamda teklif verilebileceği, birinci artırmada istekli bulunmadığı takdirde elektronik ortamda
birinci artırmadan sonraki beşinci günden başlamak üzere ikinci artırma gününden önceki gün
sonuna kadar elektronik ortamda teklif verilebileceği, mahcuzun satış bedeli üzerinden aşağıda
belirtilen oranda KDV.'nin alıcıya ait olacağı ve satış şartnamesinin icra dosyasından görülebileceği;
gideri verildiği takdirde şartnamenin bir örneğinin isteyene gönderilebileceği; fazla bilgi almak
isteyenlerin yukarıda yazılı dosya numarasıyla dairemize başvurmaları ilan olunur. 08/01/2016
1. İhale Tarihi
2. İhale Tarihi
İhale Yeri
No
: 17/02/2016 günü, saat 10:35 - 10:40 arası.
: 09/03/2016 günü, saat 10:35 - 10:40 arası.
: ANKARA ADLİYESİ (3) NOLU MEZAT SALONU
Takdir Edilen
Değeri TL.
Adedi KDV
Cinsi (Mahiyeti ve Önemli Nitelikleri)
1
30.000,00
1
%1
06 DB 8021 Plakalı ,2010 Model , Citroen Marka,
Berlingo Combi SX 1,6 HD tipli, gri renkli orjinal teybi ve kılıfları tam, koltukları sağlam, ön plakası
olmayan, anahtar mevcut ruhsatı yok, arka çeki demir kapağı olmayan, bagaj içi pandizotu
olmayan, Hususi OTOMOBİL
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 224556 (www.bik.gov.tr)
KISA-KISA
EKONOMİ
16 Ocak 2016 Cumartesi
9
Zeybekci: “Türkiye yüzde 5 ve
üzerinde büyümek zorunda”
AK Parti Denizli Milletvekili ve eski Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye’nin yeni Orta Vadeli Program
kapsamında konulan hedeflere ulaşmasının son derece önemli olduğunu belirterek, "Yüzde 4 civarında bir
büyüme Türkiye’nin yerinde sayması demektir. Türkiye, yüzde 5 ve üzerinde büyümek zorunda” dedi.
Kısa vadeli dış
borç 32 ayın
en düşüğünde
İSTANBUL - Kısa vadeli dış borç stoku, kasım
ayında 116,1 milyar dolarla 32 ayın en düşük seviyesine geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2015
yılı kasım ayına ilişkin "Kısa Vadeli Dış Borç
İstatistikleri"ni açıkladı.
Kısa vadeli dış borç stoku kasım sonu itibarıyla
2014 yıl sonuna kıyasla yüzde 12,6 azalışla 116,1 milyar dolara indi ve Mart 2013'ten bu yana gördüğü en
düşük seviyesine geriledi. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 17,3 azalışla
79,3 milyar dolar, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç
stoku ise yüzde 0,1 artarak 36,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli
krediler, 2014 yıl sonuna göre yüzde 50,4 azalışla 23,9
milyar dolar, yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 14,1 artışla 15 milyar dolar oldu. Banka mevduatı, önceki yıl sonuna kıyasla yüzde 18 artışla 24,9
milyar dolara ve yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden
mevduatları 2014 yıl sonuna göre ise yüzde 15,4 artarak 15,5 milyar dolara yükseldi.
Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2014
yıl sonuna göre yüzde 1,6 artışla 28,2 milyar dolar
seviyesinde gerçekleşti.
Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu
2014 yıl sonuna göre yüzde 15,4 oranında azalarak
15,1 milyar dolar, özel sektörün kısa vadeli dış borcu
da yüzde 12 düşüşle 100,8 milyar dolara indi.
Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar
başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli
borçlar yıl sonuna göre yüzde 20,2 düzeyinde azalarak
66 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan
borçlar yüzde 3,6 artışla 47,3 milyar dolar seviyesinde
gerçekleşti. 2014 yılı sonunda 4,1 milyar dolar olan
kısa vadeli tahvil ihraçları da yüzde 43 azalışla 2015
kasım sonu itibarıyla 2,4 milyar dolar oldu. Aynı
dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar
437 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Bu dönemde kısa vadeli dış borç stokunun döviz
kompozisyonu yüzde 52,4'ü dolar, yüzde 28,1'i avro,
yüzde 16,3'ü TL ve yüzde 3,2'si diğer döviz cinslerinden oluştu.
Kasım 2015 sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç
verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa
vadeli dış borç stoku, 170,3 milyar dolar düzeyinde
gerçekleşti. Söz konusu stokun 32,5 milyar dolarlık
kısmı,Türkiye'de yerleşik bankaların ve özel sektörün,
yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluşuyor.
Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok
içinde kamu sektörünün yüzde 13, Merkez Bankasının
yüzde 0,3, özel sektörün ise yüzde 86,7 paya sahip
olduğu gözlendi.(AA)
Fitch: Gelişen
piyasalarda riskler
devam edecek
LONDRA - Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu
Fitch Ratings, 2016 yılında gelişen piyasalarda ülke, şirket
ve banka notlarının riskler karşısında baskı altında olmaya
devam edeceğini açıkladı.
Kredi derecelendirme kuruluşundan yapılan açıklamada,
“Gelişmekte olan piyasalar 2016 yılında birçok farklı sektörde çeşitli sayıda riskle karşı karşıya. Gelişen piyasalarda ülke, şirket ve banka reytingleri baskı altında olmaya
devam edecek” ifadelerine yer verildi. Açıklamada gelişen
piyasaya
sahip ülke
notlarının,
ABD’deki
faiz artırımı,
güçlü dolar,
zayıf emtia
fiyatları,
yavaşlayan
küresel ticaret
ve artan politik riskler
tarafından
zorlandığı
vurgulandı.
Brezilya ve Güney Afrika’nın ülke notlarının aralık ayında, Rusya’nın ise ocak ayında indirildiği hatırlatılırken,
“Makro ekonomideki sert rüzgarlar gelişmekte olan ülkelerdeki şirketleri ve bankaları da etkiliyor. Döviz kuru
oynaklığı özellikle döviz cinsiden yeniden finansman ihtiyacı olan borçlu şirketler için tehdit oluşturuyor” ifadesine
yer verildi. Gelişmekte olan ülkelerdeki bankaların varlık
kalitelerinde zayıflama olduğu, ülke notlarındaki hassasiyet karşısında kırılganlık gösterdikleri belirtildi.
Açıklamada, “Geçtiğimiz on yıl içerisinde özel sektörün
borçluluğu hızla artarak kamu borcu seviyesini aştı. Bu da
bu ekonomileri, finansal sistemleri ve ülke kredibilitelerini
aşağı yönlü risklere maruz bırakıyor. Fitch’in analiz ettiği
7 büyük gelişen piyasa ülkesinde (Brezilya, Hindistan,
Endonezya, Meksika, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye)
özel sektör borçlanması 2014 yılının sonu itibariyle tahminen GSYH’nın yüzde 77’sine kadar yükseldi. Bu 2005
yılında yüzde 46 seviyesindeydi” ifadelerine yer verildi.
(AA)
FRANKFURT - ABDULSeLAm DURDAK Zeybekci, Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen
Heimtekstil Fuarı'nda AA muhabirinin fuara ve gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.
Fuara kendi şirketiyle 23. kez, bireysel olarak da 27.
kez katıldığını aktaran Zeybekci, fuarda 10 yıl önceye
kıyasla yaklaşık yüzde 30 civarında bir yer kaybı olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin ihracatında tekstil ve konfeksiyonun 35
milyar dolarlık paya sahip olduğunu ifade eden
Zeybekci, “Bu yaklaşık 150 milyar dolar olan ihracatımızın içinde 35 milyar dolarlık paydan yüzde 25 seviyesinde bir kalemi teşkil ediyor. Son derece önemli”
dedi.
“TeKSTİL Ve KONFeKSİYON SeKTÖRü
BüYüK BİR İSTİhDAm KAYNAğI”
Tekstil ve konfeksiyonun katma değerindeki millilik
oranının önemine vurgu yapan Zeybekci, sektörün ayrıca Türkiye açısından çok büyük bir istihdam kaynağı
olduğunu ifade etti. Sektörün Türkiye’de yaklaşık 3
milyon dolaylı ve doğrudan istihdamı barındıran bir
alan olduğuna dikkati çeken Zeybekci, şunları söyledi:
“Her ne kadar kayıtlı 1 milyon civarında görünse de,
kayıt dışı ve sezonluk geçici çalışanlarla 3 milyona
çıkabilen bir alandan bahsediyoruz. Avrupa Birliği’nin
ortalama eğitim süresinin 12, G. Kore’nin 12 bucuk,
İskandinav ülkelerinin 13 yıla yaklaştığını baz
alırsak,Türkiye’nin ortalama eğitim süresi 7 buçuk yıl.
Bu iş gücü stokumuzla Türkiye’de teknolojik anlamda
çok büyük istihdam alanları açmamız mümkün değil.
Dolayısıyla bu tablodan en kolay değerlendirilebilecek
emek yoğun alan tekstil ve konfeksiyon olarak görünüyor.”
Zeybekci, Türkiye ekonomisinin tekstil ve konfeksiyonu bırakarak daha yüksek katma değerli ve teknolojik ürünlerde ihracat payını artırması gerektiği şeklindeki yorumların yanlış olduğunu vurgulayarak, “Bu
yorumları yapanların Türkiye’nin gerçeklerinden ne
derece haberdar olduğunu sizlerin takdirine sunuyorum. Bu bağlamda tekstil ve konfeksiyon, makro ekonomimiz ve dış ticaretimiz için son derece önemlidir.”
ifadelerini kullandı.
YeNİ ORTA VADeLİ PROgRAm
Zeybekci, 2016-2018 dönemine ilişkin yeni Orta
Vadeli Program’a (OVP) ilişkin de değerlendirmede
Zeybekci, fuarda 10 yıl
önceye kıyasla yaklaşık
yüzde 30 civarında bir yer
kaybı olduğunu dile getirdi.
bulundu. Zeybekci, şöyle devam etti:
“Ekonomi yönetimi, geleceği öngörerek, elde etmek
istediği sonuçları tespit ederek etkili tedbirler almaktadır. Biz 2015 yılı sonu itibarıyla, Türkiye’nin büyümesi
yüzde 4 hatta daha üzeri olacak dedik. Bunu şubatta,
martta, nisanda söyledik. Türkiye’nin cari açığı 2015
itibarıyla artık tehlike olmaktan çıkmıştır dedik.
Türkiye’nin yabancı finansman ihtiyacı duyan cari açığının yüzde 4’ün altına ineceğine dikkati çektik.
Ülkemizin dış ticaret açığı yüzde 30’un üzerinde, cari
açık yüzde 40 civarında iyileşti ve yüzde 4’ün altına
indi. Büyümede ‘Türkiye’nin son çeyrek büyümesiyle
beraber 2015 büyümesi yüzde 4 ve üzerinde olacak’
deniyor. 'Günaydın’ derler adama, bunlar tespitler.
Bunları 2015 başından itibaren yapabilmiş olsaydık ve
ortak bir söylem haline gelmiş olsaydı Türkiye 2015
yılında yüksek maliyetlere de katlanmazdı.”
" eNFLASYONLA mücADeLeDe TeRcİh
eDİLeN YÖNTem gÖZDeN geçİRİLmeLİ"
Türkiye’nin konulan hedeflere ulaşmasının son derece önemli olduğunun altını çizen Zeybekci, "Ancak
Merkez, bu ay yüzde 1,2
enflasyon bekliyor
İSTANBUL - Türkiye Cumhuriyet Merkez
Bankası (TCMB) Ocak 2016 Beklenti Anketi'ne
göre, yıl sonu büyüme beklentisi bir önceki anket
dönemine göre değişmeyerek yüzde 3,4 oldu.
TCMB'nin finansal ve reel sektörde karar alıcı,
uzman kişiler, profesyoneller ile yabancı finansal
kuruluşların uzmanları arasından seçilen 73 katılımcıyla gerçekleştirilen 2016 yılı "Ocak yı Beklenti
Anketi" yayımlandı.
Buna göre, ocak ayı için Tüketici Enflasyonu
(TÜFE) beklentisi bir önceki anket döneminde yüzde
0,94 iken, bu anket döneminde yüzde 1,21'e
yükseldi.
2016 şubat ayı TÜFE beklentisi bir önceki anket
döneminde yüzde 0,58 iken, bu anket döneminde
yüzde 0,62'ye çıktı.
2016 yılı mart ayına yönelik TÜFE beklentisi ise
yüzde 0,79 düzeyinde gerçekleşti.
Cari yıl sonu TÜFE beklentisi bu anket döneminde
yüzde 8,19 oldu. TÜFE beklentisi, 12 ay sonrası için
yüzde 7,92 ve 24 ay sonrası için yüzde 7,12 olarak
belirlendi.
Yıl sonu döviz kuru (dolar/TL) beklentisi bu anket
döneminde 3,17 oldu.
Bir önceki anket döneminde 3,10 olan 12 ay sonrası döviz kuru beklentisi bu dönemde 3,23 düzeyinde
gerçekleşti.
Bir önceki anket döneminde 39,0 milyar dolar olan
2016 yıl sonu cari işlemler açığı beklentisi bu anket
döneminde 34,3 milyar dolara düştü.
Gelecek yıla ilişkin cari işlemler açığı beklentisi
ise 38,1 milyar dolar oldu.
YIL SONU BüYüme BeKLeNTİSİ
DeğİşmeDİ
Cari yıl sonu Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH)
beklentisi, bir önceki anket dönemine göre değişmeyerek yüzde 3,4 oldu. Gelecek yıl için büyüme beklentisi ise yüzde 3,8 olarak gerçekleşti.
BIST Repo ve Ters-Repo Pazarı'nda oluşan cari ay
sonu gecelik faiz oranı beklentisi bir önceki anket
döneminde yüzde 10,32 iken, bu anket döneminde
yüzde 10,42 oldu. TCMB ağırlıklı ortalama fonlama
maliyeti beklentisi ise bir önceki anket dönemine
göre artarak yüzde 8,92 oldu.
Vadesine üç ay ya da üç aya yakın süre kalan
Devlet İç Borçlanma Senetleri'nin (DİBS) yıllık bileşik faiz oranı beklentileri, cari ay için yüzde 10,65
olurken, bir, üç, altı on iki ve yirmi dört ay sonrası
için ise sırasıyla yüzde 10,72, 10,86, 10,75, 10,62 ve
10,33 olarak kayıtlara geçti.
Vadesine 5 yıl ya da 5 yıla yakın süre kalan
DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık bileşik
faiz oranı beklentisi, bir önceki anket döneminde
yüzde 10,56 iken, bu anket döneminde yüzde 10,94'e
yükseldi. Vadesine on yıl ya da on yıla yakın süre
kalan DİBS'lerin 12 ay sonrası ikincil piyasa yıllık
bileşik faiz oranı beklentisi ise aynı anket dönemlerinde sırasıyla yüzde 10,51 ve yüzde 10,93 olarak
gerçekleşti.
TCMB bir hafta vadeli repo ihale faiz oranı; cari
ay için yüzde 7,69, üç, altı, on iki ve yirmi dört ay
sonrası beklentileri sırasıyla yüzde 8,09, 8,41, 8,56
ve 8,46 oldu. (AA)
DÖVİZ KURLARI
DOLAR
3.0500
EURO
3.3250
şunu unutmayalım, yüzde 4 civarında bir büyüme
Türkiye'nin yerinde sayması demektir. Türkiye yüzde 5
ve üzerinde büyümek zorunda" şeklinde konuştu.
Zeybekci, enflasyona ilişkin ise "Bu alanda konuşmak risklidir ama Türkiye’de maalesef enflasyonla
mücadelede tercih edilen yöntemin tekrar gözden geçirilmesi gerektiğine inanıyorum" değerlendirmesini
yaptı. Türkiye’de yüzde 9 civarında enflasyon bulunan
bir ortamda enflasyonla mücadelede 2 yöntemin söz
konusu olduğunu aktaran Zeybekci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Enflasyonun sebebi arzın talepten daha düşük
olmasıdır. Şu anda Türkiye’de maalesef tercih edilen,
talebi daraltmak. Parasal disiplin, parasal sıkılaştırma
politikaları ve bunu yapmak için de 'para tüketime gitmesin, tasarruflara gitsin' düşüncesi var. Bunda tek
yöntem öngörülür o da faizlerin artırılması. Faizleri
artırdığınız anda para tüketime, üretime, yatırıma, istihdama ve ya büyümeye gitmez. Halbuki enflasyonun
sebebi talebin fazla, arzın düşük olması ise yapılması
gereken kesin çözüm arzı artırmaktır.
(AA)
-
Yalıtımla faturaları yarıya
düşürmek mümkün
ANKARA - Çatı Sanayici ve İş Adamları
Derneği (ÇATIDER) Yönetim Kurulu Başkanı M.
Nazım Yavuz, Son 10 yılda yalıtımsız ve hatalı
çatılar nedeniyle yaklaşık 26 milyar liranın havayı
ısıtmak için boşa harcandığını belirterek,
“Tüketiciler, binalarında standartlara uygun çatı ve
cephe yalıtım uygulamalarıyla soğuk kış aylarında
artan ısınma faturalarını yüzde 50 düşürebilir” ifadesini kullandı. Enerji Tasarrufu haftası nedeniyle
yazılı açıklama yapan Yavuz, Türkiye'de yaklaşık
7 milyon yalıtımsız çatı bulunduğunu aktardı.
Yavuz, bugün toplam enerjinin yüzde 35’inin
konutlar ve ticari binalar kaynaklı tüketildiğini
ifade ederek, “Tüketiciler binalarında standartlara
uygun çatı ve cephe yalıtım uygulamalarıyla
soğuk kış aylarında artan ısınma faturalarını yüzde
50 düşürebilir, aynı zamanda ülke ekonomisine ve
doğaya da fayda sağlayabilir” değerlendirmesinde
bulundu. Çatılarda yapılan yenileme, aktarma ve
tamirat çalışmalarına yıllık yaklaşık 1,2 milyon
dolar harcandığına değinen Yavuz, yalıtım ve tadilat için yapılan harcamanın, sağlanan enerji tasarrufu sayesinde ortalama 2-3 yıl içinde amorti edilebildiğini kaydetti.
Yavuz, enerji kaynaklarının daha verimli kullanılması amacıyla tüm binaların 2 Mayıs 2017 tarihine kadar Enerji Kimlik Belgesi alması gerektiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:
“2017 yılından itibaren Enerji Kimlik Belgesi
olmayan yalıtımsız binalara ceza uygulanması
bekleniyor, böylece yalıtım yaptırmayan tüketiciler yüksek faturanın yanı sıra ceza da ödeyecek.
Türkiye’nin binalardaki enerji tüketimini kısa
dönemde metrekare başına yılda 80 kilovatsaat
seviyesinin altına düşürmesi gerekir. Bu değerlere
ulaşabilmek ancak çatı ve çatı sistemlerine önem
verilmesi ile mümkündür." (AA)
ALTIN FİYATLARI
GRAM ALTIN
106.0300
ÇEYREK ALTIN
181.0000
CUMHURİYET
731.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
16 Ocak 2016 Cumartesi
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
KEÇECİLİK
Keçecilik, Selçuklu Türkleri yolu ile.
Ortaasya’dan Anadolu’ya gelmiş, merkezi
Konya olmuş, burada şöhret yapmıştır.
Nitekim, Konya’daki Selçuklu devri hamamlarında "Keçelik" adı verilen, keçelerin pişirildiği özel bir bölüm görüldüğü gibi yakın
geçmişte dahi Konya'da ayrı bir (keçeciler
çarşısı) vardı. Keçecilik Konya’ya özgü el
sanatı olarak tanınmıştır. Konya Mevlâna
Müzesinde teşhir edilen Mevlâna'ya ait
deve tüyü külahlar da Selçuklulardan zamanımıza kadar gelmiş tek hatıralardır. Şurası
da bir gerçektir ki keçecilik sadece
Konya'ya özgü bir zanaat geleneği değildir.
Yurdumuzun pek çok yörelerinde bu gelenek hâlâ sürdürülmektedir.
Genellikle kuzunun ilk kırkımı olan
Haziran yününden iyisi, koyunların ikinci kırkımı olan Ağustos ayında elde edilen
yününden ikinci kaliteli olanları yapılır.
Köylüden satın alınan ya da keçe yaptırmak
üzere üretici tarafından getirilen yünün
öncelikle bıtırak ve pislikleri ayıklanır. Elle
çıkmayan, pislikler makasla kesilerek temizlenir. Bundan sonra (ditme) işlemi gelir.
Temizlenen yün el ile birbirinden ayrılır. Bu
ditme işlemi sonucunda yün atılmaya hazır
hale gelmiştir. Ditme işlemi elle yapıldığı gibi
basit bir sürtme makinası ile de yapılır.
Didilen yün ya hallaç yayı ile ya da tarak
makinası ile atılarak lifleri birbirinden ayrılır.
Bu işleme (Atma) işlemi denir. Ham yün ya
da yapağ, keçe yapılacak biçime böylece
gelmiş olur.
Ala keçe (yaygı keçe) yani nakışlı keçe
yapılmak isteniyor ise (ben), (nakışlık), (top)
tabir edilen ince keçelerden kesilerek elde
edilen çubuk ve parçalar kullanılarak (kalıp)
dediğimiz hasır üzerine nakış döşenir.
Desenin üzerine de atılmış yün bir kaç tabaka halinde dökülerek çubuklarla düzeltilir.
Dökme işinden yünün her yere aynı miktarda dökülmesine ve her yerin kalınlığının aynı
olmasına dikkat edilir. Dökme işleminden
sonra çok az ılık su serpilir. Bir uçtan başlanarak düzgün bir biçimde durulur. Kalıbın
üzerine düz keçeden yapılmış olan (kalıples)
sarılır. Kalıp ipi ile sıkıca bağlanan dürüm
tepme işlemine hazırdır. Tepme işlemi ayak
ile 30-40 dakika, makina ile ise 60 dakika
devam eder.
Sıra kapaklamak işlemine gelmiştir.
Çözülen kalıp üzerinde keçeleşmeye başlayan yünün kenarları düzeltilir. Bu işleme
Kapaklamak ya da Çatkı yapmak denmektedir. Tekrar tepme işlemine geçmeden
önce sabun ile su verilir. Dürülen yün bir
saat kadar daha tepilir. Böylece yün keçeleşmiş olur. Bundan sonra sıra pişirmeye
gelir. Pişirme işlemi ya makina ile yada
insan gücü ile hamamda veya atölyede
yapılır.
Elde pişirme ovma ile başlar, sıcak su
dökülen keçe bilekten dirseğe kadar olan
kısımla ovulur. Keçenin tüyleri birbirine girinceye kadar devam eder. Tüyleri birbirine
geçen keçenin pişirilmesinde ikinci aşama
Kazıklamadır. Çok sıkı biçimde durulmuş
keçeye sıcak su verilerek kolla da pişirme
işlemi devam eder. Buna Oklavalama da
denilebilir. Bundan sonra açılan keçenin
tesviyesi yapılır. Yumruklayarak ince yerler
kalınlaştırılır, kalın yerler inceltilir, uzayan
kesimler, kısaltılır. Kısaltılan kısım uzatılarak
keçe istenilen kalınlığa ve düzgünlüğe getirilir. Kepenek yapımında bu işleme
Karıştırma denir. Bundan sonra (dizleme)
dediğimiz işlem başlar. Dizlemeden amaç
keçenin sıkışmasını ve sertleşmesini sağlamaktır. Dizler ile keçenin üzerine bastırılır ve
keçe döndürülerek ilerletilir. Bu arada ustalar da dizleri üzerine kayarlar. Tesviye ve
dizleme sırasında oluşan kırışıklıkların düzeltilmesi ve keçenin son şeklilin verilmesi işlemine de Tığlama denir. Tığlama da kolların
bilekten dirseğe kadar olan kısmı ile yapılır.
Bundan sonra iyice yıkanan ve sıkı bir
biçimde dürülen keçe süzülmeye bırakılır.
Bir gece süzülen keçe ertesi günü güneşte
kurutmaya asılır. Böylece kullanıma hazır
keçe elde edilmiş olur.
Bugün keçeler, turistik el sanatları arasına girmiş ve yeni alıcılar bulmaya başlamıştır.
Tarih içinde ve günümüzde kullandığı
yerlere göre keçelerin üretimini şöyle sıralayabiliriz.
Yaygılar, eşya üzerine göçerlerin örtüğü
yok keçesi, eyer keçesi, atın sırtına eyersiz
binişlerde kullanılan belleme keçesi, deve
keçesi, bebek kundağı keçesi, kepenek,
börk, sikke, hartavi adları verilen başlıklar,
külahlar, takkeler, çuval keçeler, keçe secdadeler. yolluklar, minder keçesi, dolak
keçesi.
Diriliş
12 dalda
Oscar
adayı
NEW YORK - ABD'nin
Kaliforniya eyaletinde yapılan
88'nci Oscar adayları açıklamasında,
"The Revenant" (Diriliş) filmi 12
dalda aday gösterildi. Karadeniz'de
çekilen Gamze Deniz Ergüven'in
Mustang filmi, Yabancı Dilde En İyi
Film kategorisinde Oscar adayı gösterilirken, ilk kez yönetmeni Türk
olan bir film Oscar adayı oldu.
88'nci Oscar adayları
Kaliforniya'nın Beverly Hills şehrindeki Samuel Goldwyn Tiyatrosu'nda
düzenlenen törenle açıklandı.
24 katagoride finale kalan adayları, sinema oyuncusu John Krasinski,
Akademi Ödülleri Başkanı Cheryl
Boone Isaac ve yönetmen
Guillermo del Toro ile yönetmen
Ang Lee duyurdu.
Kaliforniya'daki açıklamada,
Diriliş filmi, 2016 Oscar adayları
arasında en fazla dalda aday gösterilen film oldu.
Bugüne kadar hiç Oscar'ı bulunmayan ünlü oyuncu Leonardo
DiCaprio Diriliş filmindeki oyunuyla, En İyi Erkek Oyuncu kategorisinde aday gösterilirken, geçen yılın
En İyi Yönetmeni ödülünü kazanan
Alejandro Inarritu, Diriliş filmiyle
bu yıl da aynı kategoride Oscar
adayı oldu. Film, geçen hafta açıklanan Altın Küre'de de DiCaprio ve
Inarritu'ya yarıştıkları kategoride
ödül getirmişti.
2007 yılında 'Babil' filmiyle 'En
İyi Yönetmen' ve 'En İyi Film'
dalında aday gösterilen, geçen yıla
kadar ödül kazanamayan Meksikalı
yönetmen Alejandro Inarritu,
2015'te 'Birdman' filmiyle Ocar'ın
sahibi olmuştu.
George Miller'in yönettiği "Mad
Max: Fury Road" En İyi Görüntü
dahil 10 dalda Oscar adayı gösterildi.
Altın Küre'de En İyi Erkek
Oyuncu ödülü kazanan Mat
Damon'ı rol aldığı "The Martian"
(Marslı) filmi, En İyi Film dahil 7
dalda 'ilk beş'e girdi. Damon, bu
filmle Oscar'da finale kalan En İyi
Erkek oyunculardan oldu.
1999'da 'Elizabeth' filmiyle 'En İyi
Kadın Oyuncu' ve 2004'te 'The
Aviator' filmiyle 'En İyi Yardımcı
Kadın Oyuncu' ödülünü kazanan
ünlü yıldız Cate Blanchett de Carol
filmindeki rolüyle 2016'ın Oscar
adayları arasında gösterildi.
İlK KEz bİR TüRK
YöNETmEN 'İlK bEş'TE
Altın Küre'de ödül alamayan
Mustang filmi, Oscar adayları arasında 'ilk beş'e girdi.
Fransa adına Yabancı Dilde Ey İyi
Film kategorisinde başvuruda bulunan Türk yönetmen Deniz Gamze
Ergüven'in yönetmenliğini yaptığı
Mustang, Oscar'da finale kalan filmler arasında açıklanırken, ilk kez bir
Türk yönetmenin filmi 'ilk beş'e girmiş oldu. Karadeniz Bölgesi'nde
Türkçe çekilen film, kırsal kesimde
yaşayan genç kızların "özgürlük
mücadelesi"ni eleştirel bir gözle ele
alıyor.
88'inci Akademi Ödülleri, 28
Şubat'ta Chris Rock'ın sunacağı
Hollywood'taki Dolby Tiyatrosu'nda
düzenlenen törenle sahiplerini bulacak. Adayların tam listesi şöyle sıralandı:
En İyi Film:
The Big Short (Büyük Açık)
Bridge of Spies (Casuslar
Köprüsü)
Brooklyn
Mad Max: Fury Road (Mad Max:
Öfkeli Yollar)
The Martian (Marslı)
The Revenant (Diriliş )
Room (Gizli Dünya)
Spotlight
En İyi Yönetmen:
Adam Mckay - The Big Short
(Büyük Açık)
George Miller - Mad Max: Fury
Road (Mad Max:Öfkeli Yollar)
Alejandro G Inarritu - Diriliş
Lenny Abrahamson - "Room"
("Gizli Dünya")
Tom McCarthy - Spotlight
En İyi Erkek Oyuncu:
Bryan Cranston - Trumbo
Matt Damon - Marslı
Leonardo DiCaprio - Diriliş
Michael Fassbender - Steve Jobs
Eddie Redmayne - "The Danish
Girl" (Danimarkalı Kız )
En İyi Kadın Oyuncu:
Cate Blanchett - Carol
Brie Larson - Gizli Dünya
Jennifer Lawrence - Joy
Charlotte Rampling - 45 Yıl
Saoirse Ronan - Brooklyn
En İyi Erkek Oyuncu:
Christian Bale - Büyük Açık
Tom Hardy - Diriliş
Mark Ruffalo - Spotlight
Mark Rylance - Casuslar Köprüsü
Sylvester Stallone - Creed
Yabancı Dilde En İyi Film:
Embrace of the Serpant
Mustang
Son of Saul
Theeb
A War
En İyi Görsel Efekt:
Ex Machina
Mad Max: Öfkeli Yollar
Marslı
Diriliş
Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor
En İyi Senaryo:
Casuslar Köprüsü
Ex Machina
Inside Out (Ters Yüz)
Spotlight
Straight Outta Compton
En İyi Uyarlama Senaryo :
Büyük Açık
Brooklyn
Carol
Marslı
Gizli Dünya
En İyi Kurgu:
Büyük Açık
Mad Max: Öfkeli Yollar
Diriliş
Star Wars: The Force Awakens
(Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor)
Spotlight
En İyi Animasyon Filmi:
Anomalisa
Boy and the World
Ters Yüz
Shawn the Sheep Movie
When Marley Was There
En İyi Görüntü:
Carol
The Hateful Eight
Mad Max: Öfkeli Yollar
Diriliş
Sicario
En İyi müzik:
Mad Max: Öfkeli Yollar
Marslı
Diriliş
Sicario
Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor
En İyi Original şarkı:
Earned It - 50 Shades of Grey
(Grinin Elli Tonu)
Til It Happens To You - The
Hunting Ground
Writings On The Wall - Spectre
Manta Ray - Racing Extinction
Simple Song 3 - Youth
En İyi belegesel:
Amy
Cartel Land
The Look of Silence
What Happened Miss Simone?
(AA)
25 bin dolarlık baston
Bitlis'in Adilcevaz ilçesinde 5 asırlık ceviz ağacı üzerine gümüş, zümrüt, yakut ve
sedef işlenerek üretilen baston, fiyatıyla adeta dudak uçuklatıyor.
bİTlİS - şENER TOKTAş/HARUN NACAR Adilcevazlı baston ustası Cumali
Birol, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, geleneksel Türk el
sanatlarının gün geçtikçe yok
olduğunu belirterek buna dikkati
çekmek amacıyla değerli bir ürün
yaptığını söyledi. Birol, "Bu bastonu, Uluslararası Doğu Akdeniz
Seyahat Acenteleri Fuarı'nda
(Emitt) sergileyeceğim. Yaklaşık
5 aydır bu bastonun üzerinde çalışıyorum. Bu eser, 6'ncı ayında
bitecek. 6 ayda üreteceğimiz bu
bastonu Emitt'te sergileyeceğim"
dedi.
Hizan ilçesinde yürütülen yol
çalışmasında kesilen ve 5 asırlık
ceviz ağacından aldıkları parçadan bastonu ürettiğini
anlatan Birol, bastonun baş kısmını ise manda boynuzu
kullanarak yaptığını ifade etti.
Bastonun ortasına 925 ayar gümüş tel işlediğini bildiren Birol, ayrıca halka haline getireceği 75 parça gümüşü de bastona yerleştireceğini dile getirdi. Bu halkaların
üzerine 75 zümrüt, yakut ve sedef taşı kakma yöntemiyle işleyeceğini aktaran Birol, şöyle konuştu:
"Baston üzerinde yapacağımız kakma işçiliğiyle açacağımız kanala bu taşları yerleştireceğiz. Çalışmalarımız
devam ediyor. Bu bastonumuza 25 bin dolar fiyat belirledik. Bu da 75 bin liraya tekabül ediyor. Değerli taşları
kullandığımız için bu fiyatı belirledik. Araba fiyatından
ziyade yok olmaya yüz tutmuş sanatların yeniden yaşatılmasına ilgi ve dikkat çekmek için ürünü yaptık."
"bASTON, ASAlETİN vE
GüCüN SEmbOlü"
Birol, talep olduğunda aynı bastonu 6 ayda yapabileceğini belirtti. Özellikle Dubai pazarının kendileri için
büyük önem taşıdığını dile getiren Birol, "Eğer Dubai'de
düzenlenen fuara gidebilirsek daha fazla müşterimizin
olacağına inanıyorum" dedi.
Bastonun aynı zamanda gücün ve asaletin sembolü
olduğunu ifade eden Birol, şunları söyledi:
"Bazen göz, bazen dayanak, bazen de üçüncü bir
ayaktır. Sevdiklerinize takdim edildiğinde hayırlı ve
uzun ömrün ifadesidir. 40'ından sonra kullanılması sünnet, her evde olması gereken bir aksesuardır."
"bASTONCUlUK SANATı YAşATılmAlı"
Bastonculuk sanatında ailede 3'üncü kuşak olduğuna
işaret eden Birol, geleneksel el sanatlarının yaşatılması
için engellerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Geçen yıl bölgedeki sorunlarından dolayı turizmin
bir anda sekteye uğradığını ve bu olayların kendilerini
zor durumda bıraktığını anlatan Birol, şunları kaydetti:
"İlçemizde bastonculuk sanatının 3 bin yıllık geçmişi
var. Buradaki ceviz ağaçlarından baston üretiyoruz.
Üretirken de hassasiyet gösteriyoruz. Tamamen el emeği
ve göz nuruyla baston üretiyoruz. Makineleşmeye karşıyız. Makineleşmeyle el sanatı, sanat olmaktan çıkıyor.
Baston ilçemizde yüzlerce yıl nasıl üretiliyorsa bugün
de aynı şekilde üretiliyor."
(AA)
İlk kez
yönetmeni Türk
olan bir film,
Oscar'da 'ilk
beş'e girdi.
Türkiye'de
çekilen Deniz
Gamze
Ergüven'in
yönettiği
Mustang filmi,
Oscar adayları
arasında
açıklandı.
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
Bahara, Aşka ve Vatana Sevdalı Çok
Yönlü Lirik Şair İbrahim Yaman
Şiir bir deryaya benzer. Onun derinliği ve genişliği,
şâirlerin bilgi birikimi ve hayâl dünyâsının bile tasavvur
edemeyeceği kadar büyüktür.
Şâir, şiirin peşinde yılmadan, yorulmadan mütemâdiyen koşan adamdır. Şair, yazdığı hem ses hem de
mânâ itibârîyle kulağa ve akla hoş gelen insandır;
ancak bunları yapabilmek için şâirin dalıyla ilgili belli bir
bilgi birikimine sâhip olması ve dili iyi tanıması icap
eder.
Şiirde önemli olan söylenen değil, söylenenin nasıl
söylendiğidir. Yazmayı ve konuşmayı bilen herkes isterse şiir yazabilir ya da kendi çapında bir şeyler söyleyebilir; ama yazdıkları gerçekten şiir olur mu?
Şiiri zor bir san’at dalı olarak kabûl etmeyenlerin ve
şiiri ciddî bir iş olarak görmeyenlerin yazdıkları, uyuyan
bir insanın sayıklamalarına benzer. Aslolan, yapılan iş
ne olursa olsun, ortaya konulanın bilinçli olarak üretilmesidir.
Şiir ayrıca demlenmeyi beklemesini bilenlerin muvaffakiyeti yaşadığı bir sanat dalı olarak da karşımıza çıkar.
İbrahim Yaman Bey’in üretken bir şair olduğunu yıllardır biliyorum lakin onun kitap çıkarmayı bu kadar
beklemesinin altında, bu demlenme meselesinin yattığını da aşikârdır. İnce ve hassas bir ruha sahip olan Sayın
Yaman, şiirlerinde farklı konulara temas etse de, benim
gözümde o, “Bahara, Aşka ve Vatana” sevdalı bir lirik
şairdir. Teknik anlamda şiirin her tarzında kalem oynatan İbrahim Yaman’ın, “Herşey Baharı Bekler” adlı bu ilk
kitabına, daha çok heceyle kaleme aldığı şiirleri koyması, onun sanatta seçiciliğini de göstermesi açısından
önemlidir. Sanatkâr titiz olmalıdır, hele de dille uğraşan
şairler daha titiz olmak zorundadır. Bu hassasiyeti Sayın
Yaman’da görmek çok zor olmasa gerek. Onun şiirlerini
konularına göre belirli düzen içinde toplaması ve bana
göre özellikle şiirlerinde “baharı, aşkı ve sosyal konuları”
ön plana çıkarması, kendine ait bir üslubunun olması
dikkate şayan özelliklerindendir. Bu yönlerini şiirleriyle
tecrübe edip ve örneklendirelim:
BAHARI BEKLER
Rengârenk kelebekler dallarda nöbet bekler,
Arılarla çiçekler Rabb’im ne güzel renkler,
Yaratılmış dünyada bu sonsuz güzellikler,
Yeniden doğmak için her şey baharı bekler.
SÖYLE
Doğrulara söylenecek söz mü var?
Tüm ömürde bahar yok da güz mü var?
Dilimizde sevgi sözü az mı var?
Çiçek söyle, bülbül söyle, yâr söyle.
YÂRDAN BAŞKA ÇİÇEK YOK
Yârdan başka çiçek yok, o var tüm bahçelerde,
Her yerde aşk söylenir, o var tüm lehçelerde,
Sevgiyle kucaklaşır, Aliler Hatçeler de,
Gül açılır her yerde, çeyizde bohçalarda,
Yârdan başka çiçek yok, o var tüm bahçelerde.
ANADOLU VATAN
Anadolu vatan bana yurt bana,
Dağlar taşlar yâren bana, art bana,
Yunus Emre, Hacı Bayram mert bana,
Doğruya yalana hiç katmadım ben.
ŞİİR
Şairin dilinden dökülen ardır,
Anadır, babadır, kardeştir, yârdır,
Şiir çiçek, çiçek gönle bahardır,
Bazen dili yakan alevdir, hardır,
Bazen sevgilidir bazen de yârdır.
İnsan olarak dünyâda dikkatimizi çeken öğelerin
başında tabiat gelir. Aslında san’atkâr bir anlamda
tabiatın taklitçisi gibidir. Doğayı hem ses hem de objeleri ile taklit ederiz. Müşahede yeteneği olmadan şâir
doğayı çözemez ve onu kullanamaz. Şiirde ilhâma yol
açan ve kullanılan sâdece doğa değildir. Yaşadıklarımız,
gördüklerimiz ve hissettiklerimiz de şiire katkı sağlar;
ama yazdıklarımızı şiir hâline sokan, bunları anlatırken
kullandığımız kelimeler arasında oluşturduğumuz dünya
ve edebi dile hâkimiyetimizdir.
Şiirin ortaya çıkışı bir vecd hâlidir. Bu hâlin belli bir
zamânı-özellikle gece- belli bir saati yoktur.
Yaşadıklarımızın, hissettiklerimizin, hâfızamızda biriken
görüntü ya da şekillerin, bilinçaltından ya da gönülden
dışa vurumu, kişinin psikolojisiyle ilgili olduğu kadar bir
sara nöbeti gibi ne zamân ortaya çıkacağı belli olmayan
bir hâldir.
Sayın Yaman, başlıkta da belirttiğim gibi çok yönlü
lirik bir şair. Hemen hemen her konuda şiirler kaleme
alması onun Yaradan’ı, dünyayı, tabiatı, toplumu, insanı,
aşkı her şey üzerine düşündüğünü gösteriyor.
İbrahim Yaman’ın şiirleri onun dünyasını, onun
kabullerini ve hassasiyetini anlatıyor. Bu şiirler içinde
insanın kendini bulmaması mümkün değil. Hele, gönül
telinize dokunan doğa ve aşk şiirleri içinde hatırlarımıza
dönmemiz, İbrahim Yaman şiirinin başarısıdır. Şiirler
hakkındaki genel kanaati okuyucuya bırakmanın böyle
yazılarda daha doğru olduğunu düşünüyorum.
İbrahim Yaman’a bu ilk kitabında başarılar dilerken,
özellikle serbest vezinle yazdığı şiirleri de kitap olarak
yayınlaması gerektiğini hatırlatıyor; şiirin günümüz toplumunda hak ettiği yere İbrahim Yaman gibi şairlerle
geleceğine inancımı sizlerle paylaşıyorum.
Nice kitaplara imza atmanız dileğimle Değerli Dost
İbrahim Yaman.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Ne yapsam da sönmüyor bende mahşer heycanı,
Sen rahat ol Sultanım unutmam imtihanı.
Sonsuza dek dilemem hasretinden hiç aman
Yeter ki sen sev beni şad et bendeki canı.
CHP’de kurultay heyecanı
haber
ANKARA - CHP'de genel başkan
seçiminin yanı sıra yönetimde de önemli
değişikliklerin gerçekleştirileceği 35.
Olağan Kurultay bugün ve yarın Ankara
Spor Salonu'nda yapılacak.
Bugüne kadar 18'i olağanüstü olmak
üzere 52 kurultay gerçekleştiren CHP'de,
35'inci Olağan Kurultay için hazırlıklar
büyük ölçüde tamamlandı.
Kongrelerini 940 ilçe ve 81 ilde
tamamlayan CHP'de, İstanbul'da Cemal
Canpolat, İzmir'de eski Parti Meclisi
(PM) üyesi Alaattin Yüksel, Ankara'da da
mevcut başkan Adnan Keskin il başkanlığına seçildi. Kongrelerde, genel başkan
ve PM üyelerini seçecek bin 100 kurultay delegesi de belirlendi. CHP'de milletvekilleri ve milletvekili olmayan PM
üyeleri de doğal delege sayılıyor.
Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olacağı
kurultayda, başkanlık yarışına girmek
isteyenlerin, 120'den fazla delegenin
imzasını divan başkanlığına sunması
gerekiyor.
Mevcut delege yapısı dolayısıyla,
Kılıçdaroğlu'nun yeniden genel başkan
seçilmesine kesin gözüyle bakılırken,
Kılıçdaroğlu'na tek rakip ise adaylık için
yeterli 120 imzayı topladığını belirten
CHP izmir Milletvekili Mustafa Balbay.
Balbay, 200 delegenin imzasıyla,
genel başkanlığa aday olacağını bildirdi.
Seçimli bir olağanüstü kurultay toplamak isteyen ancak başarılı olamayan
Yalova Milletvekili Muharrem İnce ve
eski CHP Milletvekili Umut Oran ise
"aday olmayacaklarını" açıkladı.
Kurultay tarihini Basketbol Ligi'nin
devre arasına göre planlayan CHP, salonunun dizaynı, partililere dağıtılacak
kumanya, ses ve ışık sistemleriyle ilgili
hazırlıkları tamamladı.
"Demokrasi, değişim ve kardeşlik"
vurgusunun yapılacağı kurultayda, "birlik" ve "özgürlük" temalı afişler yer alacak. Salona, Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu ile Atatürk posterleri asılacak.
Kurultaya, siyasi parti temsilcileri ve
11
2016 Bütçe
Tasarısı şimdiden
30 Milyar lira
açık görünüyor
meslek odaları ile bazı sürpriz isimler de
davet edildi. CHP'nin 35. Olağan
Kurultayı'nı takip etmek için 900 civarında basın mensubu başvurdu. Kurultayda
ilk gün genel başkan, ikinci gün ise PM
üyelerinin seçimi gerçekleştirilecek.
Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek kurultay için çalışmalarını büyük
ölçüde tamamlayan Kılıçdaroğlu'nun,
Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ve Parti
Meclisi'nde önemli değişikliklere imza
atacağı ifade ediliyor.
Parti kulislerinde Kılıçdaroğlu'nun,
10 isim hariç 60 kişilik PM'nin tamamını
değiştirmeyi düşündüğü konuşuluyor.
Kılıçdaroğlu'nun örgütlerin yapısını
daha dinamik hale getirmek için çalışmalarını yoğunlaştırdığı, hem yerel hem de
genel seçimlere iddialı bir örgüt yapısıyla
girmeyi hedeflediği belirtiliyor.
CHP'nin "daha aktif" bir yapıya
kavuşturulması amacıyla tüzük ve program değişikliğine gidilmesi de iki yıllık
planlar arasında bulunuyor.
Yapılması planlanan değişikliklerin
35. Olağan Kurultay'da gündeme gelmemesi halinde, parti yönetimi ilerleyen
süreçte bir "tüzük kurultayı" toplanabileceğinin sinyalini veriyor.
Gelecek yıl içinde yapılması öngörülen bir "tüzük kurultayı" ile CHP
Tüzüğü'nün kapsamlı bir şekilde revize
edileceği konuşuluyor.
CHP'de tüzük kurultayının ardından
bir de program kurultayının toplanması
planlanıyor. Burada da parti programı
büyük ölçüde değiştirilerek, günün şartlarına uygun hale getirilecek.
CHP il başkanları, bugün başlayacak
gerçekleşecek 35. Olağan Kurultay'da,
Divan Başkanlığı için eski İstanbul İl
Başkanı Karayalçın'ı önerdi
Kılıçdaroğlu'nun başkanlığında genel
merkezde düzenlenen toplantının ardından CHP Ankara İl Başkanı Adnan
Keskin, beraberindeki il başkanlarıyla
basın toplantısı düzenledi.
Bugün başlayan 35. Olağan Kurultay
kapsamında, Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu'nun daveti üzerine 81 ilin il
başkanlarıyla toplantı yapıldığını belirten
Keskin, kurultayla ilgili bilgi alışverişinde bulunduklarını ifade etti. Gelecek
dönemde CHP'yi temsil edecek ve Parti
Meclisini (PM) oluşturacak kişilerle ilgili
görüşlerini Kılıçdaroğlu'na aktardıklarını
belirten Keskin, kurultayın coşkulu,
demokrasi ve kardeşlik havasında geçeceğine inandıklarını dile getirdi.
Keskin, Kılıçdaroğlu'na, çalışmalarına destek verdiklerini söylediklerini
aktardı. "İl kongrelerinde blok liste yapılmıştı, kurultayda PM listesinin çarşaf mı
yoksa blok mu olacak" sorusuna cevap
veren İstanbul İl Başkanı Cemal
Canpolat, başka bir öneri olmadığı sürece, CHP'nin tüzüğüne göre listenin "çarşaf" olacağını bildirdi.
Adnan Keskin de aynı soruya, adayların karşılıklı anlaşması üzerine bazı
illerde "blok liste" yapıldığı karşılığını
verdi. Keskin, PM'nin oluşmasına katkı
sağlayacak, daha hizmet edilebilir bir
liste için ortak görüşün "çarşaf liste"
olduğunu söyledi. (AA)
Terör, sivilleri de katlediyor...
İZMİR - Terör örgütü PKK'nın Doğu ve
Güneydoğu Anadolu bölgelerinde düzenlediği saldırılar
başta olmak üzere temmuz ayından bu yana terör örgütlerinin kanlı eylemlerinde 12'si yabancı uyruklu 223
sivil yaşamını yitirdi.
Türkiye'nin istikrarını, barış ve huzur ortamını bozmaya çalışan terör örgütleri, gerek güvenlik güçlerini
gerekse sivilleri hedef alan saldırılarıyla terörün gerçek
yüzünü gözler önüne serdi. Terör örgütü PKK ile gençlik yapılanması YDG-H'nin yanı sıra DAEŞ mensubu
teröristler tarafından 7 Temmuz'dan bugüne kadar geçen
192 günlük sürede düzenlenen saldırılarda, 12'si yabancı
uyruklu 223 sivil hayatını kaybetti, bin 500'ü aşkın kişi
yaralandı.
Sivillere yönelik son eylemini Diyarbakır'ın Çınar
ilçesinde dün bomba yüklü araçla gerçekleştiren PKK'lı
teröristler, aralarında 5 aylık bebeğin de bulunduğu 6
vatandaşı katletti. Terör örgütü DAEŞ mensubu canlı
bombanın Sultanahmet Meydanı'nda gerçekleştirdiği
eylemde ise yabancı uyruklu 10 kişi hayatını kaybetti.
Temmuz ayından bu yana terör örgütü DAEŞ'in
Suruç, Ankara ve İstanbul'da düzenlediği canlı bombalı
saldırılarda 146 sivil yaşamını yitirdi. Aynı dönemde
terör örgütü PKK'nın gerçekleştirdiği saldırılarda ise 57
kişi hayatını kaybetti, terör örgütünün bölgedeki eylemlerinde yaşamını kaybeden 20 sivilin faili ise meçhul
kaldı. Temmuz 2015'te HDP'li milletvekilleri ve parti
yöneticilerinin yanı sıra Demokratik Bölgeler Partisi'ne
(DBP) bağlı belediyelerin, il ve ilçe teşkilatlarının sağladığı destekle Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki bazı il ve ilçelerde sözde "öz yönetim" ilan ederek,
başta güvenlik güçleri olmak üzere bölge halkına yönelik eylemler gerçekleştiren PKK/YDG-H'li teröristler,
kendilerine destek vermeyen sivillere karşı acımasız
yüzünü ortaya koydu.
PKK'lı teröristler bu eylemlerinde, doğmamış
bebeklerden çocuklara, kadınlardan yaşlılara kadar 57
kişiyi katletti. Bu süre zarfında öldürülen, aralarında
Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi ile eski AK Parti
Diyarbakır Gençlik Kolları Başkanı Yunus Koca'nın da
bulunduğu 20 sivilin faili henüz belirlenemedi.
Terör örgütü PKK'nın, gerçekleştirdiği bazı eylemleri, bölge halkının tepkisini çekmemek ve propaganda
malzemesi yapmak için üstlenmediği değerlendiriliyor.
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde ekmek almak için
evden çıkan 13 yaşındaki Fırat Sımpıl, 30 Ağustos'ta
terör örgütü PKK mensuplarınca yola yerleştirilen patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu hayatını kaybetti
İstanbul Gaziosmanpaşa'da 22 Temmuz'da terör
örgütü PKK'nın gençlik yapılanması YDG/H üyeleri,
DAEŞ üyesi olduğu gerekçesiyle 45 yaşındaki esnaf
Mürsel Gül'ü öldürdü.
Kars'ın Sarıkamış ilçesinde 30 Temmuz'da yük trenine düzenlenen terör saldırısının ardından rayların onarımını yapan görevlilere açılan ateş sonucu demiryolu
işçisi Necdet İnanç (64) hayatını kaybetti.
Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesinde 7 Ağustos'ta yol
keserek araçları ateşe veren teröristlere yönelik operasyon düzenleyen güvenlik güçlerine örgüt mensuplarınca
ateş açılması sonucu, bölgeden geçen otobüsün İran
uyruklu muavini hayatını kaybetti.
Erzurum'un Şenkaya ilçesinde 17 Ağustos'ta yol
kesen teröristlerin ateş açtığı minibüsün sürücüsü Garip
Bektaş (43) yaşamını yitirdi.
Erzincan'ın Kemah ilçesi yakınlarında 27 Ağustos'ta
yol kesen teröristlerin sivil araca ateş açması sonucu 64
yaşındaki Makbule Vural hayatını kaybetti.
Diyarbakır'ın Kulp ilçesinde 31 Ağustos'ta yol kesen
teröristler, Toplum Sağlığı Sorumlu Hekimi Abdullah
Biroğul'u öldürdü.
Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesinde, 25 Eylül'de terör
örgütü PKK tarafından düzenlenen saldırıda yaralıları
almak için görevlendirilen ambulansın şoförü Şeyhmus
Dursun, teröristlerce açılan ateş sonucu yaşamını yitirdi.
Mardin'in Kızıltepe ilçesinde, teröristlerin bıraktığı
patlayıcının infilak etmesi sonucu ağır yaralanan 2
çocuktan biri 13 Eylül'de hayatını kaybetti.
Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde 8 Ekim'de bir okulun
yakınlarına teröristlerce bırakılan roket mermisinin patlaması sonucu 9 yaşındaki Hasan Yılmaz yaşamını yitir-
di.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde, 2 çocuk annesi Hediye Şen
17 Aralık'ta teröristlerce öldürüldü. PTT'ye ait iki kargo
aracına düzenlenen silahlı saldırıda kargo görevlisi
Yılmaz Erz hayatını kaybetti, evinin mevzi haline getirilmesine karşı çıkan 70 yaşındaki Selahattin Bozkurt 'u
teröristler 20 Aralık'ta katletti.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde 20 Aralık'ta PKK'lı teröristlerin açtığı ateşle yaralanan 8 aylık hamile kadın, zırhlı
araçla hastaneye kaldırıldı. Doğumu gerçekleştirilen
Güler Yanalak'ın kuvöze alınan bebeği, 23 Aralık'ta
hayatını kaybetti. Birkaç günlük bebek, terörün en
küçük kurbanı oldu.
Şırnak'ın Cizre ilçesinde teröristlerin açtığı ateş
sonucu 9 çocuk annesi yaşamını yitirdi.
Terör örgütü DAEŞ'in 20 Temmuz'da Suruç'ta
düzenlediği canlı bombalı saldırıda 34 kişi hayatını kaybetti.
Ankara Garı önünde 10 Ekim'de 2 canlı bombayla
yaptığı saldırıda da 102 kişi yaşamını yitirdi.
DAEŞ'e mensup canlı bombanın 12 Ocak'ta İstanbul
Sultanahmet'te gerçekleştirdiği saldırıda ise 10 yabancı
uyruklu hayatını kaybetti.
Güvenlik güçleri, kanlı eylemleriyle ülke için büyük
tehdit oluşturan PKK, DAEŞ, DHKP-C ve MLKP gibi
terör örgütlerine yönelik operasyonlarını kararlılıkla sürdürüyor.
Bir taraftan terör örgütü PKK'nın yurt dışındaki
kamplarına yönelik hava harekatı düzenlenirken, bir
taraftan da terör örgütlerinin şehirlerdeki yapılanmalarıyla mücadele ediliyor.
DAEŞ'e yönelik sınır dışında yapılan operasyonlara
destek veren güvenlik kuvvetleri, yurt içinde de terör
örgütünün hücrelerini çökerten operasyonlara imza atıyor.
Başta PKK olmak üzere terör örgütlerine yönelik
mücadelesine, yurt içinden ve yurt dışından verilen desteğe rağmen etkin şekilde devam eden güvenlik güçleri,
bu kapsamda şu ana kadar çok sayıda örgüt mensubunu
etkisiz hale getirdi ya da tutukladı. (AA)
Mili savaş uçağı için süreç işliyor
Gözde OSB’nin yatırımcı
firmaları titizlikle seçilecek
ANKARA- Uzay, havacılık gibi yüksek katma değerli sektörlerde 15 bin istihdam ve 5 milyar dolar ciro hedeflerine ulaşması beklenen Ankara Uzay ve Havacılık
İhtisas Organize Sanayi Bölgesi'nde (OSB)
yer alacak firmaların belirlenmesinde seçici
davranılıyor. Bölgede yer almak için müracaatta bulunan firmalardan yaklaşık 60'ı bu
hakka sahip olabilecek. Savunma Sanayii
Müsteşarlığı (SSM), Ankara Sanayi Odası
(ASO) ve Savunma ve Havacılık Sanayii
İmalatçıları Derneğinin (SASAD) OSB için
oluşturduğu yapı geçen yıl tescil edilerek
tüzel kişilik kazandı. OSB'nin yeri için
Ankara Kazan'da Türk Havacılık ve Uzay
Sanayii AŞ (TUSAŞ/TAI) yerleşkesinin
yanında ve Ankara–İstanbul Otoyolu'nun
16 Ocak 2016 Cumartesi
kenarında, yaklaşık 730 hektarlık alana
seçildi. Bölgenin içerisinde 400 hektar
sanayi alanı, 100 hektar yeşil alan,100 hektar teknoloji geliştirme merkezi ve 130 hektar yol, eğitim, idari ve sosyal tesis alanı yer
alması planlandı. Ankara Uzay ve Havacılık
İhtisas OSB'de, uzay ve havacılık alanında
faaliyet gösteren yerli ve/veya yabancı firmaların bir araya getirilip entegrasyon sağlanması, üniversiteler, Ar-Ge merkezleri ve
sektörde faaliyet gösteren kümeler arasında
sinerji yaratılması amaçlanıyor. Böylece
uzay ve havacılık sektörünün ileri teknoloji
ve yüksek katma değer üretmesi, üretilen
ürünlerin ihracatı arttırıcı ve ithalatı azaltıcı
etkisi dolayısıyla ülkenin cari açığının azaltılması hedefleniyor. (AA)
ANKARA- Türk Havacılık ve Uzay
Sanayii AŞ (TUSAŞ/TAI) Genel
Müdürü Muharrem Dörtkaşlı, milli
savaş uçağına ilişkin sözleşme görüşmelerinin yılın ilk yarısında tamamlanmasını beklediklerini, bu dönemde uçağın
tasarımına ilişkin belirleyici kriterlerin
de Türk Hava Kuvvetleri ve Savunma
Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile sonlandırılacağını belirtti.
Dörtkaşlı, "Türkiye’nin Hayal
Projesi" olarak nitelendirilen Milli
Muharip Uçak Projesi'nin geldiği aşama
ve bundan sonrasına ilişkin yol haritasına yönelik AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu. Tamamen özgün bir
proje olan Milli Muharip Uçak
Projesi'nde onlarca çalışma sonunda
nihai tasarımın 3 değişik geometriye
indirildiğini ifade eden Dörtkaşlı, "Uçak
tek motorlu ya da çift motorlu olabilir,
bu karar uçağın geometrisini, dolayısıyla
tasarımını etkiliyor, nihai karar henüz
verilmedi, çalışmalar devam ediyor.
İsterlerin belirlenmesi ve riskin azaltılması faaliyetlerini içeren bir konsept
fazından geçtik. Tasarım fazına girebilmek için SSM ile sözleşme görüşmelerimiz devam ediyor. 2016'nın ilk yarısında
bu sürecin tamamlanacağını ümit ediyoruz" dedi. Dörtkaşlı, projede, ülkedeki
tüm kabiliyetlerin üst üste konulması,
her birinden azami ölçüde yararlanılması
ve mutlak sinerji yaratılmasının esas
olduğunu vurgulayarak, "İsraf ya da
ihmal edeceğimiz en ufak bir kabiliyet
olmaması lazım. Bütün bu unsurlar bir
araya getirdikten sonra da zorlu bir
yolda ilerlemeye çalışacağız ve başaracağız" diye konuştu. (AA)
ANKARA- Maliye Bakanı Naci Ağbal,
2016'da bütçe giderlerini 570,5 milyar lira olarak
öngördüklerini belirterek, "2016'da merkezi
yönetim bütçe gelirlerinin 2015 yıl sonu gerçekleşmelerine göre yüzde 11,9 artarak 540,8 milyar
liraya ulaşacağını tahmin ediyoruz" dedi.
Ağbal, 2015 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe
Gerçekleşme Sonuçları ile 2016 Yılı Merkezi
Yönetim Bütçe Kanun Tasarısı hakkında basın
toplantısı düzenledi.
Naci Ağbal, maliye politikasının 2016-2018
döneminde, ekonomik istikrarın desteklenmesine, büyüme potansiyelinin yukarı çekilmesine,
yurt içi tasarrufların artırılarak cari açığın kontrol
altında tutulmasına ve fiyat istikrarına yardımcı
olacak şekilde uygulanacağını ifade etti.
Bu yılın bütçesinde baz aldıkları temel makroekonomik büyüklükler hakkında bilgi veren
Ağbal, "Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH)
büyüklüğü 2 trilyon 207 milyar lira, reel GSYH
büyüme oranı yüzde 4,5, deflatör yüzde 7,6, yıl
sonu TÜFE yüzde 7,5, ihracat 155,5 milyar
dolar, ithalat 210,7 milyar dolar olarak hedeflendi" diye konuştu. (AA)
Cumhurbaşkanı
Erdoğan’ın hayatı
film olacak
İSTANBUL - Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı
dönemine kadarki yaşamını konu alan "Reis" filminin çekimleri gelecek hafta başlayacak.
Yönetmenliğini Hüdaverdi Yavuz'un, yapımcılığını Evrensel Medya'nın üstlendiği filmin tanıtımı
için basın toplantısı düzenlendi.
Evrensel Medya Yönetim Kurulu Başkanı Ali
Avcı, burada yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı
Erdoğan'ın doğumundan 1999'a kadar olan yaşamını ele alan filmin, yoğun bir ekip çalışması sonucu
25 Mart'ta vizyona gireceğini kaydetti.
Filmi, dünya sinemasına yerleşmiş fantastik
karakterlere duydukları tepki nedeniyle çekmek
istediklerini belirten Avcı, şunları aktardı:
"Filmimiz 'Reis' ismiyle müsemma. Çünkü
dünya sinemasına yerleşmiş, Spider Man'dan Süper
Man'e kadar hiç yaşamamış, olmayan karakterleri
kimi zaman çocuklarımızın tişörtlerinde, kimi
zaman kitaplarında görmekteyiz. Fakat bizim yaşayan kahramanlarımız var. 'Reis' filmini çekme süreci, 'bu kahramanları nasıl anlatırız' derdiyle başladı."
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Türk siyasetinin son
25 yılına emek veren biri olduğunu vurgulayan
Avcı, filmde Erdoğan'ın çocukluğundan belediye
başkanlığına kadar olan yaşamını ele alacaklarını
ifade etti.
Arınç: Terörü sadece
operasyonlarla
bitirmek kolay değil
ANKARA- Eski Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç,
"Karşımızdaki teröristler silahla insanımızı öldürüyor,
evleri havaya uçuruyor, araçların altına mayın döşüyor
ve silahla bizi hedef alıyor. Bunlara karşı mücadelenin
onlara mukabele etmekten başka bir yolu yok ama sadece operasyonlarla bunları bitirmek, arkasından yeni bir
Türkiye'ye kapı açmak çok da kolay değil" dedi. TOBB
Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi Aydınlık Türkiye
İdealistleri Topluluğunca üniversitenin konferans salonunda düzenlenen programda konuşan Arınç, siyasi
yaşamına 1970 yılında Milli Nizam Partisi gençlik kollarına girerek başladığını söyledi. Siyasete girmek isteyen gençlerin de partilerin gençlik kollarına girerek başlayabileceklerini belirten Arınç, siyasetin partisiz olmayacağını vurguladı. Arınç, Türkiye'nin çok büyük ve
güçlü bir ülke olduğunu anlatarak, "Bulunduğumuz coğrafyada çok büyük sıkıntılarımız var. Güneyimizde bir
ateş çemberi var. İçimizde terör gibi 30-35 yıldan beri
acısını hissettiğimiz gerçekler var. Bunlar bizi en güzel
günlerimizde bile acıya gark edebiliyor. İki gün önce
İstanbul'un kalbi Sultanahmet'te bir turist grubunun içinde kendini bir canlı bomba haline sokan bir bedbaht
insanın 10 kişi öldürmesiyle Türkiye dünyada birinci
haber oldu" diye konuştu.
12
16 Ocak 2016 Cumartesi
En büyük hayali bir
gün kuşları görmek
Antalya'da
doğuştan
görme engelli
6 yaşındaki
ikizler, yetkililerin yardımıyla
karanlık dünyalarının aydınlanmasını
istiyor.
ANTALYA - Görmelerini önleyen
rahatsızlık nedeniyle Ankara'da ameliyat
olan ikizler, hastalık son aşamaya ulaştığı
için görme engelli olarak yaşamını sürdürüyor. Görme engelliler okulunda beyaz
bastonla yürüme eğitimi alan ikizler,
karanlık dünyalarının aydınlanması için
uzanacak yardım eli bekliyor.
İkizlerden Melek Çetin, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, ağaçları, kuşları, gökyüzünü görmek istediğini belirterek
"Ağaçları, kuşları merak ediyorum. En
büyük hayalim bir gün kuşları görmek.
Babamı görmek istiyorum. Bunun için
büyük ağabeylerden yardım istiyorum"
dedi. Melike Çetin de babasıyla çok
zaman geçirdiğini ancak göremediği için
onun nasıl birisi olduğunu bilmediğini
söyledi. Baba Mustafa Çetin ise ikizlerin
doğum sonrası bir süre kuvözde kaldığını,
ardından Ankara'da çocuklarını ameliyat
ettirdiğini söyledi. Söz konusu ameliyat-
tan sonra uzun bir süre Ankara'ya gidemediklerini ve çocuklarının hastalığının son
evreye geldiğini dile getiren Çetin,
"Çocuklarım görmüyor. Her zaman tedavisini araştırıyoruz, bir çözümü vardır
diye hayal ediyoruz" diye konuştu.
Çetin, çocuklarının gelecek yıl okula
başlayacağını belirten Çetin, "Bize
Ankara'daki göz doktorumuz, 'Kök hücre
nakli yapılırsa çocuklar görür' dedi.
İngiltere'de bir araştırma enstitüsü bunu
yapıyormuş, kızlarıma da umut olabilir.
Beyin ile gözün arasındaki görmeyi sağlayan damarın kurumasından dolayı görmüyorlar" ifadelerini kullandı.
Beyaz baston okulunda çocuklarla birlikte kendilerinin de eğitim aldığına değinen Çetin, çocuklara sıcağı soğuğu, objeleri, hayvanları her şeyi dokunarak öğrettiklerini söyledi. Çetin, çocuklarının seneye birinci sınıfta okuyacağını ifade ederek
şimdiden çalışmalara başladıklarını dile
getirdi. Bazı ortamlarda çocuklarının
"Görmüyor musun?" şeklindeki sorularla
karşılaştığına işaret eden Çetin, "Böyle
durumlarda çok üzülüyorlar ve evden çıkmak istemiyorlar. Evet, görmüyorlar ve
buna çok kızıyorlar" dedi.
Çetin, çocuklarının dünyasının aydınlanmasını istediğini anlatarak şunları kaydetti: "Sağlık alanında her gün yeni gelişmeler yaşanıyor. Sağlık Bakanlığından
gelişmeleri takip etmeye çalışıyorum
ancak inşaatta çalışıyorum bir taraftan da.
Çocuklarıma en küçük bir ışık olsa...
Çünkü dünyayı çok merak ediyorlar.
Sürekli ağaçları, kuşları soruyorlar. En
çok da gökyüzünü anlatmakta zorlanıyorum çünkü sürekli soruyorlar, çok merak
ediyorlar."
İkizlerden Melek'in sürekli sakalıyla
oynadığını aktaran Çetin, "Melek, sakalımla oynamayı sevdiği için sakal bırakıyorum" dedi. (AA)
Suriyelilerin yüzü "Kızılay Kart" ile gülüyor
DİYARBAKIR - Türk Kızılayı Genel
Başkan Yardımcısı Kerem Kınık,
Türkiye'de kamplarda barınanlar dışındaki
5 bin Suriyeli sığınmacıya "Kızılay Kart"
dağıttıklarını, bu sayıyı 6 ayda 30 bine
ulaştıracaklarını belirtti.
Kınık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'de yaklaşık 3 milyon Suriyeli
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
sığınmacı bulunduğunu söyledi.
Sığınmacılara çok yönlü yardımlar yaptıklarını dile getiren Kınık, Suriye ve
Türkiye'de ihtiyaç malzemeleri dağıtımından, toplum merkezlerinde bu kişilerin
uyum sorunlarının aşılmasını sağlayacak
çalışmalara kadar geniş yelpazede faaliyet
gösterdiklerini anlattı.
Önceliklerinin Suriye'deki mağdurlara
yönelik "sıfır noktası" yardımlar olduğunu,
bu konuda aracılık görevini üstlendiklerini
vurgulayan Kınık, "Şimdiye kadar Suriye
içine sevk ettiğimiz yardımlarımız yaklaşık
1 milyar liraya ulaştı" dedi.
Kınık, Türk Kızılayının, yardım dağıtımında yoksulun onurunu koruyan anlayışla, yaklaşık 3 yıl önce Kızılay Kart uygulamasını başlattığına işaret etti.
Karta yüklenen parayla ihtiyaç sahibinin
marketlerden alışveriş yapabildiğini belir-
7
8
9
10
ten Kınık, aynı zamanda kartla ATM'lerden
para çekilebildiğini kaydetti.
Türkiye'de barınma merkezlerinde kalan
yaşlı, kadın, dul ve yetim sığınmacıların
yanı sıra kamp dışındaki dezavantajlı
Suriyeliler için bu uygulamayı başlattıklarını bildiren Kınık, şöyle konuştu:
"Kamp dışı uygulamamız yeni başladı.
Şu an 5 bin kişiye ulaştı. Bunu çok hızlı
şekilde 6 ayda 30 bin kişiye ulaştıracağız.
Bu konuyla ilgili AB'den ciddi destek
aldık. Yaklaşık 38 milyon avro gibi bir destek. Şimdiye kadar Kızılay Kart aracılığıyla 305 milyon lira desteğimiz oldu. 2016'da
yaklaşık 130 milyon liralık bir desteğimiz
olacak. Bunu yaygınlaştıracağız.“
Kınık, sığınmacılara dağıtmaya başladıkları kartlara fert başına aylık 50 lira yüklendiğini ifade etti. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bir kimsenin çocuğunun çocuğu. – Yıl. 2. Eski bir devlet. – Osmanlılarda
gece bekçisi. 3. Hekimlikte kullanılan saydam, kırılgan, çok ıtırlı bir madde.
– Tanrıtanımaz, dinsiz. 4. Gözün renkli bölümü. – Aylardan biri. 5. Karşılık
olarak yapılan davranış veya söylenen söz. 6. Limonluk. – Dişi sığır. 7.
Japon lirik dramı. – Töre bilimi, ahlak bilimi. 8. Avuç içi. – Herkes, el gün,
yabancılar. 9. Caminin ezan okunan yüksek yeri. 10. Vasıta. – Yargıç. 11.
Cüsseli. – Bir organımız. 12. Kendi kendine söz vererek bir işi üzerine
alma, ant. – Yüzün bir bölümü. 13. Kovuşturma. – Kabaca evet. 14. Halkın
aşağı tabakası. – Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin
yaşama ve büyüme organı. 15. İlaç, merhem. – Küçük körfez. 16. Piston. –
Giyeceklerde takım. 17. Tanrıya ulaşma yollarından her biri. 18. Tembel
hayvan. – Mikroskop camı. 19. Bataklık gazı. – Molibdenin simgesi. 20.
Düzenli ekilen yer. – Tuzak, kapan.
Yukarıdan Aşağıya:
1.Peşinden gitme. – Eldiven yapımında kullanılan yumuşak bir deri. –
Soyundan gelinen kimse. – Yerine koyma, yerine kullanma. 2. Telli balıkçıl.
– Irk. – Vücutta görülen gevşeklik. – Tavlada bir sayı. 3. Arıtılmış. –
Gözleri görmeyen. – Bir yerde oturma, eğleşme. – Bir cetvel türü. 4. Öz su.
– Vücuda şırınga ile sıvı verme işi, zerk. – Ağlayan, inleyen. 5. Taneli bir
meyve. – Aslında, esasen. – Ezgi, makam, nağme. 6. Yapay. – Tanrı bilimi.
– Hangi kişi. 7. Selenyumun simgesi. – Taneleri siyah ve büyük bir üzüm
türü. – Cüretkâr. – Jimnastik ayakkabısı. 8.
Başından, temelinden. – Kara batmamak için
ayağa takılan bir tür örgülü ayaklık. – Yerel,
ÇÖZÜMÜ
mevzi. 9. Uzaklık anlatır. – Doğum işini yaptıran
BUGÜN
kadın. – Tanrı. – Özel gezinti gemisi. – Fas’ın
14. SAYFADA
plaka işareti. 10. İlave. – Güzel, hoş, sevimli. –
Dibine ışık vermez. – Bazen, kimi vakit. – Karnı
doymuş olan kimse.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
HAÇLI SİYONİST BATININ IŞİD TEZGAHI
IŞİD (DAİŞ) adlı vicdansız, insafsız
ve imansız cinayet örgütünün önemli
bir bölümü Batı ülkeleri kaynaklıdır.
Batı ülkelerine vaktiyle, değişik
İslam ülkelerine mensup pek çok
kişi gidip yerleşti. Bunların çocukları
her yerde hor görüldü, dışlandı, işsiz
kaldı. Radikal İslamcı gruplar bunları
cihatçı adı altında terörist olarak
yetiştirdi.
Fakat bunlar, kâfirlere karşı değil;
Irak, Suriye ve diğer İslam ülkelerindeki Şii Müslümanlara ve
Türkmenlere karşı cihat etmenin farz
olduğuna inandırıldı. Aldıkları bu
Müslümanlara karşı cihat eğitimiyle
örgütlendiler. Avrupa ülkeleri de şeytanca bir planla bunlardan kurtulmak
için radikal İslam anlayışıyla yetişen
bu seri katilleri toplayıp IŞİD adıyla
örgütleyip para ve silah vererek Irak
ve Suriye'ye Türkmenleri yok etmek
için gönderdi.
Böylece hem içlerindeki yürüyen
bombaları dışarı attılar, bunların kendileri için zararlı ve tehlikeli olmasını
önlediler, hem de tarihî düşmanları
olan Türklerden intikam almak, Irak
ve Suriye'yi Türksüzleştirmek için
bunları kullandılar, kullanıyorlar. Aynı
şeytan Avrupa, şimdi içimizdeki
beyinsizler eliyle karıştırdığı
Suriye’den kaçan milyonlarca mülteciyi kendisi almak yerine, 3 milyar
Euroluk “ahlaksız teklif”le
Türkiye’nin üzerine yıkıyor.
Düşmanının şeytanlığını anlamayacak kadar ahmaksan ayakta kalamazsın.
IŞİD (DAİŞ)’in geleceği yoktur.
Gelecekte IŞİD devleti de olmayacak, bir tek IŞİD’ci de kalmayacak.
IŞİD, emperyalist Batı tarafından
kendisine verilen tetikçilik görevini
yapıp yine aynı efendisi Batı tarafından tarihin çöplüğüne atılacak. IŞİD,
efendisi Haçlı Siyonist Batı adına
Irak ve Suriye’yi Türklerden arındırıp
yerlerine Barzani ve PKK’nın adamlarını yerleştirdikten, Irak ve
Suriye’de İsrail’in ve Amerika’nın
yağma ve talan düzeninin bekçiliğini
yapan karakol Barzani ve PKK devletçikleri kurulduktan ve Türkiye’yi
de bir süre karıştırdıktan sonra Batı
tarafından temizlenecek.
Türk aileleri ve Türk Devleti, bir an
önce çocuklarını IŞİD köleliğinden
kurtarmalı ve vatandaşlarımıza IŞİD
İslam’ı değil; gerçek Kur’an ve peygamber İslam’ını öğretmelidir.
Gerçek İslam’ı öğretirken de Türk
milliyetçiliği ruh ve şuurunu, vatan,
devlet, bayrak, millet sevgisini vermelidir. Milliyetsiz İslamcılık global,
enternasyonal emperyalist odakların
her zaman oyuncağı olmaya mahkumdur.
Gazi gemi "Alemdar"a 8 yılda
bir milyona yakın ziyaretçi
ZONGULDAK - Zonguldak'ın
Ereğli ilçesinde milli mücadele yıllarında üstün yararlılık gösteren, 1982'de
hurdaya ayrıldıktan sonra aynı ölçülerle
yeniden inşa edilerek müzeye dönüştürülen "Gazi Alemdar Gemisi", ilçe merkez nüfusundan daha fazla yerli ve
yabancı turisti ağırlıyor.
Danimarka'da 1898 yılında 49,475
metre uzunluğunda ve 7,95 metre
genişliğinde kurtarma amaçlı inşa edilen, Kurtuluş Savaşı'ndaki hizmetlerinin
ardından 1982'de sökülen Alemdar
Gemisi, geçmişteki yararlı hizmetlerini
turizme katkısıyla da sürdürüyor.
Gazi Alemdar Gemisi Yaptırma ve
Yaşatma Derneği önderliğinde ilçedeki
4 tersanede orijinaliyle aynı ölçülerde
yapılarak 2008'de müze olarak ziyarete
açılan gemi, Kurtuluş Savaşı'nın "tek
deniz çatışmasının kahramanı" olması
dolayısıyla ilgi çekiyor.
Alemdar Gemisi'nin orduya gerekli
silah ve cephaneyi Trabzon ve
İnebolu'ya deniz yoluyla taşıyarak sun-
duğu hizmetleri anlatan materyallerin
yer aldığı sahil bandındaki müzeyi,
2008'ten itibaren ABD'den Çin'e kadar
çok sayıda yabancı turistin de aralarında bulunduğu 870 bin kişi ziyaret etti.
Ereğli Belediye Başkan Yardımcısı
Alptekin Dursun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'nin farklı illerinin yanı sıra çok sayıda ülkeden ziyaretçi ağırladıklarını, Gazi Alemdar
Müze Gemisi'ne gösterilen ilginin arttığını söyledi.
Müze gemiyi, 2008'de 20 bin 500,
2009'da 50 bin, 2010 'da 85 bin,
2011'de 124 bin 500, 2012'de 140 bin,
2013'te 145 bin, 2014'te 150 bin ve
2015'te de 155 bin olmak üzere toplam
870 bin kişinin gezdiğini anlatan
Dursun, "Müze gemide son dönemlerde
ulaşılan yıllık 140-155 bin ziyaretçi
sayısı, 113 bin olan merkez nüfusumuzu geçti. Bu da ilçe turizmi için ne
kadar önemli olduğunun en önemli
kanıtıdır" dedi. (AA)
ORDU- Ordu'nun Ünye ilçesinde
28 haftalık hamile olan bedensel
engelli Arzu Esen'in kalbi durmak
üzereyken bebeği sezaryenle alındı
ancak kendisi kurtarılamadı.
Alınan bilgiye göre, Günpınarı
Mahallesi'nde yaşayan Arzu Esen
(35) rahatsızlanınca, eşi Hasan Esen
ile Ünye Devlet Hastanesine başvurdu. Serviste yattığı sırada kalbi durmak üzereyken sezaryenle bebeği alınan anne Esen, yaşamını yitirdi.
Kesin ölüm nedeninin tespiti için
Trabzon Adli Tıp Kurumuna gönderilen Esen'in cenazesi, otopsinin ardından
toprağa verilmek üzere ailesine teslim
edildi.
Ordu Kamu Hastaneleri Birliği Genel
Sekreteri Murat Küçükoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 28 haftalık
hamile olarak hastanenin acil servisine
gelen Arzu Esen'in, hamileliğine ilişkin
bugüne kadar Ünye Devlet Hastanesinde
herhangi bir tetkik yaptırmadığını belirterek, "Kendisinin ilçedeki özel bir hastanede tetkiklerini yaptırdığını öğrendik"
dedi.
Serviste yatan annenin kalbi durmak
üzereyken, yatak başında doktorlar tarafından sezaryenle bebeğinin alınıp
Samsun'da özel bir hastaneye sevk edildiğini anlatan Küçükoğlu, "Savcılık kararıyla annenin cenazesi, kesin ölüm sebebinin tespiti için Trabzon Adli Tıp
Kurumuna gönderildi" ifadesini kullandı.
Arzu Esen ile yaklaşık 2 yıl önce evle-
nen bedensel engelli eşi Hasan Esen
(40), eşinin 3 gün önce sol omzunun
arkasında ağrı olduğunu ifade ederek,
şunları söyledi:
"Hanımıma 'doktora gidelim' dediğimde 'acilde ne yapacaklar bana?' diyerek
gitmedi. Pazar gününe kadar bekledik,
ağrıları artınca pazar akşamı Ünye
Devlet Hastanesine gittik. Tomografiye
aldılar, pazar akşamı bir komşumuzla
birlikte hastanede kaldı. Pazartesi sabahı
aradım, iyi olduğunu söyledi. Hastaneye
gittiğimde testler yapıldı, tekrar tomografiye götürüldü. 'Rahatsızlığın var mı?'
dedim, 'sol kolum ağrıyor, başım dönüyor' dedi. Hemşireyi çağırdım, beni dışarı
çıkardılar. 'Eşin rahatsızlandı, ağırlaştı'
dediler. Eşime kalp masajı yapmaya başladılar. Sezaryenle oğlum dünyaya geldi
ancak eşim vefat etti." (AA)
Bebeğini göremeden hayatını kaybetti
SAĞLIK
Çocukları mevsimsel
gripten koruyan önlemler
ANKARA - Kış ayları, özellikle okul
çocukları için hastalıklar açısından büyük risk
taşıyor. Çocuklar üst solunum yolu enfeksiyonlarına daha sık yakalanıyor, grip çocuklar
arasında zincirleme bir şekilde yayılmaya
devam ediyor. Memorial Şişli Hastanesi
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden
Uz. Dr. Dicle İnanç, çocuklarda mevsimsel
grip ve dikkat edilmesi gerekenler hakkında
bilgi verdi.
Çocuklarda yetişkinlere
kıyasla daha hızlı ilerliyor
Çocuklar arasında grip vakalarının en sık
görüldüğü dönem Aralık ve Ocak ayıdır. Grip,
çocuklarda yetişkinlere benzer belirtiler göstermekle birlikte daha hızlı seyredebilmektedir.
Özellikle bağışıklık sistemi yetişkinlere göre
daha zayıf olan çocuklarda, grip hızlı bir şekilde zatürre ve bronşite kadar ilerleyebilmektedir. Yüksek ateş, karın ağrıları ve özellikle
kusma çocuklarda daha şiddetli olmaktadır.
Kusma nedeniyle vücuttaki sıvı kaybı da fazla
olduğu için hastanede tedavi edilmesi gerekebilmektedir.
Yüksek ateş ve halsizlik
belirtilerine dikkat
Çocuklar sağlığına gerekli özeni gösteremeyebilirler. Burada ailelere önemli görevler düşmektedir. Özellikle genel hali iyi olmayan
çocuklar mutlaka doktora götürülmeli ve antibiyotik gibi ilaçlar doktora sormadan verilmemelidir. Çocuklarda grip belirtileri çok iyi gözlenmelidir. Bu belirtiler şu şekilde sıralanabilir:
13
16 Ocak 2016 Cumartesi
ya da okul çocukları mutlaka aşılanmalıdır.
Eğer çocuk grip olmadıysa aşılanma bu
dönemde de yapılabilir. Alınması gereken bir
diğer en temel önlem ise grip olan çocuklar
birbirine hastalık bulaştırma riski yüksek olduğu için okula gönderilmemeli, okullar sık sık
havalandırılmalıdır. Çocuklara el temizliği de
çok iyi öğretilmelidir.
Çocuk hastayken 1 hafta
okula gönderilmemeli
Grip tanısı konulan bir çocukta 5 gün süren
Yüksek ve düşmeyen ateş
Dengeli ve sağlıklı beslenmeye dikkat edilme- yüksek ateş olabilir. Özellikle ateşli döneminHalsizlik
lidir. Özel bir menü hazırlamaya gerek yoktur de çocuğu okula göndermemek ve izole bir
şekilde bakımını sağlamak gerekmektedir.
Karın ağrısı
ancak çocuklara katkısız, koruyucu madde
Yaklaşık 5 – 7 gün boyunca çocuklar evde
Kusma
içermeyen besin gruplarından verilmelidir.
sağlıklı beslenmeli ve doktorunun verdiği ilaç
Öksürük
D vitamini desteği
tedavisi uygulanmalıdır. Bir hasta çocuğun
Hastalık dönemi çocuklar
doktor önerisiyle alınmalı
çok iyi beslenmeli
Kış mevsiminde güneş ile olan temas azal- tüm sınıfı olumsuz yönde etkileyeceği ve hasta
edebileceği unutulmamalıdır.
Grip olan çocuklar doktor muayenesinden
dığından dolayı hem çocuklarda hem de yetişAilede gribe
geçtikten sonra gripten şüpheleniliyorsa
kinlerde D vitaminin azaldığı görülmektedir.
yakalanan biri varsa…
sümük testi yaptırılır. Sümük testi ile mikroD vitaminin az olması da hastalıklara davetiye
Grip genelde aile bireylerinden birine bulaşbun pozitifliği saptanabilir. Bu doğrultuda da
çıkarmaktadır. Doktor tavsiyesiyle eksik olan tığında tüm fertlerde görülebilmektedir. Evde
tedavi planı oluşturulur. Aileler bu dönemde
kan düzeyine bakılarak, yaşa uygun bir şekilde grip olan bir kişi varsa o kişi sağlıklı olanlarilaç tedavisine ek olarak çocukların beslenme- D vitamini damla olarak verilmelidir. D vitadan uzak durmalı, ev sık sık havalandırılmalı,
sine çok dikkat etmelidirler. Tedavi sağlıklı ve mini doktor önerisiyle alınmalı, aileler bu
eller düzenli olarak yıkanmalı, başta havlu
dengeli bir beslenme ile desteklenmezse bu tür konuda kendi istekleri doğrultusunda çocuğa
olmak üzere ortak eşya kullanımı kısıtlanmalıgribal enfeksiyonlardan sonra en çok orta
D vitamini vermemelidir.
dır. Bu şekilde bulaştırıcılık riskini azaltmak
kulak iltihabı ve alt solunum yolu enfeksiyonGrip aşısı için geç değil
mümkündür.
ları görülebileceği unutulmamalıdır.
Çocukları mevsimsel gripten korumanın en
Sık hastalanan çocuklara
Çocuklarda grip döneminde hem ateş hem
iyi yolu aşılanmadır. Özellikle risk grubunda
dikkat edilmeli
de beslenmeye bağlı olarak sıvı kaybı olabilolan; alerjik bünyeli, astım, bronşit olan ve
Bir kez grip olan çocuk, mikrobu aldığı için
mektedir. Bu nedenle sıvı alımı arttırılmalıdır. zatürre geçirmiş yani sık hastalanan çocuklar
bir daha kolay kolay hasta olmayacaktır.
“Market arabaları mikrop taşıyor”
KONYA - Selçuk Üniversitesi (SÜ) Tıp Fakültesi
Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.
Dr. Onur Ural, mikropların market arabaları ve sepetlerin özellikle plastikten yapılan yüzeylerinde çok
uzun süre barınabildiğini belirterek, "Bu arabalar kul-
Minik Rümeysa
organ nakliyle
hayata tutundu
ANTALYA- Antalya'da, karaciğer nakli yapılmazsa
yaşayamayacağı söylenen 7 yaşındaki Rümeysa Salman,
Antalya Etik Kurulu'nun olağanüstü toplantısında alınan
kararla, 5. derece yakınından organ nakline izin verilmesi
sayesinde sağlığına kavuştu.Konya'da yaşayan Metin ve
Ayşe Salman çiftinin kızları Rümeysa, iki yaşındayken
karın şişliği nedeniyle hastaneye kaldırıldı. Çeşitli hastanelerde 4 yıl boyunca takip edilen, ancak hastalığına tanı
konulamayan Rümeysa, 1,5 yıl önce geldiği Antalya'da
karaciğer yetmezliği çekmeye başladı.Durumu iyice kötüleşen ve nakil olmazsa hayatını kaybetme noktasına gelen
Rümeysa'ya karaciğer nakli yapılması için, 5. derece akrabalarının bile doku uyumu olup olmadığına
bakıldı.Rümeysa'nın babasının amcasının kuzeni Ömer
Salman'ın (37) kan ve dokularının uyması ve akrabanın
organ nakline gönüllü olmasına karşın, Organ ve Doku
Nakli Hizmetleri Yönetmeliği'nde, 5. derece akrabadan alınacak organlarda Etik Kurulu'nun izin vermesi gerektiği
öğrenildi.Bunun üzerine Rümeysa'nın ailesi Antalya Etik
Kurulu'na başvurarak, nakle izin verilmesini, aksi takdirde
kızlarının hayatını kaybedeceğini bildirdi.İl Sağlık Müdür
Yardımcısı Dr. Ferhat Sarıbek başkanlığında ayda iki kere
toplanan kurul, durumun aciliyeti üzerine olağanüstü toplandı ve yapılan inceleme sonucu nakle izin verildi. Alınan
iznin ardından yapılan nakille minik Rümeysa sağlığına
kavuştu. Minik Rümeysa sağlığına kavuştuktan sonra, ailesi, karaciğerini bağışlayan Ömer Salman ve olağanüstü toplantı yaparak nakle izin veren Antalya Etik Kurulu üyelerini ziyaret etti. Rümeysa, ziyarette İl Sağlık Müdürü Dr.
Ünal Hülür'e çiçek verdi.Hülür gazetecilere yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı tarafından kurulan "Organ Bilgi
Bankası" sisteminin dünyada hiçbir ülkede bulunmadığını
ifade etti.Sistemde vericilerin ve alıcıların kayıt altında
tutulduğunu anlatan Hülür, "Bu sistemde 25 bin kadar
organ bekleyen insanımız var. Bunların 22 bini böbrek bekliyor. Yine, bin-2 bin kadar karaciğer bekleyenimiz var"
diye konuştu.Hülür, kadavradan organ naklinin çok önemli
olduğunu vurgulayarak, Türkiye ve Antalya'da kadavradan
organ naklinin artmasını istediklerini belirtti.
lanıldıktan sonra eller yıkanmazsa, ciddi enfeksiyonlara neden oluyor" dedi.
Ural, AA muhabirine yaptığı açıklamada, günlük
hayatta topluma açık kullanım alanlarından enfeksiyon
kapılarak, ciddi hastalıklarla baş etmek durumunda
kalınabileceğini ifade etti.
Dikkat edilmediğinde ortak kullanım alanlarının çok önemli sağlık
problemlerine yol açtığını anlatan
Ural, enfeksiyon riski taşıyan yerlerden birinin de alışveriş merkezleri
olduğunu dile getirdi.
Alışveriş merkezlerine gidenlerin
masa, sandalye ve market arabaları
gibi ortak eşyaları kullandığına dikkati çeken Ural, şöyle devam etti:
"Mikroplar market arabaları ve
sepetlerin özellikle plastikten yapılan yüzeylerinde çok uzun süre barınabiliyor. Belki hastalık taşıyan bir
önceki müşteri, o yüzeye eliyle
temas ediyor. Bu arabalar kullanıldıktan sonra eller yıkanmazsa, ciddi
enfeksiyonlara neden oluyor. Grip,
nezle gibi mikrop etkenleri, yaz
döneminde hepatit, sarılık ve besin
zehirlenmesine neden olacak mik-
roplar, özellikle plastik yüzeylerde barınıyor. Bu
yüzeylere temas ettikten sonra elimizi yıkamadan
ağzımıza, gözümüze götürebiliriz, çocuğumuza veya
yaşlı birinin elini sıkarak o kişiye aktarabiliriz."
Bazı ailelerin çocuklarını market arabalarına oturttuğunu belirten Ural, "Çocuk plastik yüzeyden tutuyor,
ağzını değdiriyor. Çocuğun mikrop kapması kaçınılmaz oluyor. O yüzden mutlaka ellerin sık sık yıkanması lazım. Antibiyotik içeren sabunları önermiyoruz.
Önlem için normal sabunları kullanmak yeterli" diye
konuştu. Merdiven korkuluklarının da riskli olduğunu
bildiren Ural, tuvaletten çıkan veya aksıran kişilerin
elini yıkamadan buraya dokunması durumunda yayılan
mikrobun, hastalığa yol açabileceğine işaret etti.
Çocuklarını hastalıklardan korumaları konusunda ailelere uyarılarda bulunan Ural, şunları kaydetti:
"Özellikle çocukların oynadıkları top havuzları ciddi
risk taşıyor. Çünkü daha önce veya o anda aksıran,
ishali ve sarılığı olan bir çocuk orada oynamış olabilir.
Çocuklar o topları ağızlarına götürüyor. Onların
güvenli olup olmadığı mutlaka denetlenmeli. O toplar
için özel bir temizlik gerekiyor. Normal suyla yıkamak yeterli değil. Bazen çamaşır suyuyla yıkayıp
durulamak gerekiyor ama çamaşır suyunun kokusu da
çocukları rahatsız ediyor. Bu nedenle oyun alanları
çok sık temizlenmiyor. Çocukların o alanlarda oynamasına karşıyım." (AA)
“Kadavradan organ
naklinde sınıfta kaldık”
SAMSUN - Türk Yoğun Bakım
Derneği Başkanı Prof. Dr. Necmettin
Ünal, "Canlıdan organ naklinde dünyada
1 numarayız, dünyada en çok tecrübesi
olan ülkeyiz ama yüksek nüfusumuza
rağmen kadavradan organ nakli yapmada maalesef sınıfta kalmış durumdayız"
dedi.
Ünal, Samsun Eğitim ve Araştırma
Hastanesi konferans salonunda düzenlenen "Beyin Ölümü ve Donör Bakımı"
konulu uzman hekim eğitim programında yaptığı konuşmada, Türkiye'nin organ
bağışı ve organ naklinde geldiği durumu
anlattı.
Türkiye'nin canlıdan organ naklinde
sayısız tecrübesi bulunduğuna işaret
eden Necmettin Ünal, beyin ölümü gerçekleşmiş kişilerin organlarının bağışlanmasını istediklerini belirtti.
"Canlıdan organ naklinde dünyada 1
numarayız" diyen Prof. Dr. Ünal, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'de organ nakli gerektiren
hasta sayısı çok fazla. Yeterli ekip, ekipman altyapı olduğu halde Türkiye, organ
nakli bekleyenlerin organ ihtiyaçlarının
giderek artmasına rağmen hala yeterli
karşılanamadığı bir ülke. Organ naklinin
bazı yönlerinde dünyada 1 numarayız,
canlıdan organ naklinde dünyada 1
numarayız, dünyada en çok tecrübesi
olan ülkeyiz ama yüksek nüfusumuza
rağmen ölüden, kadavradan organ nakli
yapmada maalesef sınıfta kalmış durumdayız."
Organ bağışının öneminin algılanmasında Türkiye'nin önemli yollar katettiğini anlatan Ünal, şunları kaydetti:
"Şu anda Türkiye'de gerek Sağlık
Bakanlığının, gerek yoğun bakımların,
gerek Türk Yoğun Bakım Derneğinin
organizasyonu sayesinde atlanılan, kaçırılan beyin ölümü vakası çok az, bunlardan organ verebilecek olanların tanısı üç
aşağı beş yukarı konuluyor ama tanı
konulan hastalarda ya da ölmüş kişilerde
organ alma konusunda başarımız maalesef yükselemedi. İnsanlar yeniden yaşama şansına sahip olabilmek için organ
beklerken, ölmüş, 3 gün sonra toprağın
altına gidecek bir kişinin organlarını
çürümeye bırakmak kadar insanlık dışı
bir şey olamaz."
Prof. Dr. Necmettin Ünal, organ bağışının dini açıdan da bir sakıncası bulunmadığını, bu konuda din alimlerinin de
açıklamaları olduğunu vurgulayarak,
"Dünyada hiçbir din yok ki bunların
başında İslam geliyor, insanın lehine
olan, onun yaşamasını sürdürecek bir
şeye karşı çıksın. İslam diniyle ilgili çok
net söyleyeyim, Ortadoğu'da senelerce
önce yapılan çok üst düzey İslam alimleri toplantısının belgesi var bende.
Kur'an'ı okuyan herkes bunu bilir ve
çıkarımını yapar, Tanrı'nın yarattığı bir
şeyin ölmesine engel olmak en büyük
sevaptır. İslam alimleri toplantısında da
organ bağışının sevap olduğu, bunun
bütün İslam ülkelerine yayılması gerektiği konusunda fikir birlikteliği var.
Hristiyanlığa gidin aynı şekilde,
Museviliğe gidin aynı şekilde. Yalnız bir
şeyi unutmayın; dinlerde, mesela
Musevilikte çok uç bazı fikir akımları
var, organ nakline karşılar ama dinlerin
ortak buluştuğu nokta insana, Tanrı'nın
yarattığına faydası olacak her şeyi yapmak sevaptır" diye konuştu.
Organ bekleyen hastaların hayata tutunabilmek adına umutla organ bağışı beklediklerine işaret eden Ünal, organ bağışının öneminin anlatılmasında basın
mensuplarına da çok önemli görevler
düştüğünü söyledi.
(AA)
Diş
eksikliğinin
8 zararı
ANKARA - Birçok kişi eksik
dişlerle yaşamını idame etmeye
çalışsa da gerçek şu ki; eksik dişler
birçok olumsuzluğu beraberinde
getiriyor diyen Hospitadent Diş
Hastanesi Ağız, Diş ve Çene
Cerrahisi Uzmanı Dr. Utku
Üretürk, “Eksik dişler estetik,
fonksiyon kaybı ve çeşitli deformasyonlara neden olarak yaşantımızı zorlaştırıyor” dedi.Eksik dişlerin yerine diş kaybı sonrası en kısa
sürede diş yapılması gerektiğini ve
eksik dişin yerine uygulanabilecek
en sağlıklı tedavi alternatifinin
İmplant olduğunu söyleyen
Hospitadent Diş Hastanesi Ağız,
Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Dr.
Utku Üretürk, eksik dişin zararlarını açıkladı.
1)Eksik diş görüntüsü kişinin
öncelikle gülüşünü bozarak kişinin
özgüveninin azalmasına, sosyal
ilişkilerinde zorluklara neden olur.
Ayrıca dudak ve yanakların çökmesine ve kırışmasına neden olarak
yüzde daha yaşlı ve zayıf bir
görüntü oluşturur.
2) Eksik diş bölgesinde komşu
dişlerin devrilmesine, karşıt dişlerin eksik diş bölgesine uzamasına
ve dolayısıyla çiğneme fonksiyonunun azalmasına neden olmaktadır.
3) Devrilen ya da uzayan dişlerde
temizlik ve bakım zorlaşacağı için
çürük, hassasiyet, diş eti iltihabı
nedeniyle ağrı ve diğer dişleri kaybetme riski de artmaktadır.
4) Eksik dişler nedeniyle alışılmış çiğneme düzeni de değişir.
Sağlıklı bir çiğneme çift taraflı
olurken tek taraflı çiğneme ile çene
eklemlerinde ağrı, ses, kilitlenmeler oluşabilir.
5) Eksik diş bölgesinde çiğneme
fonksiyonu olmadığı için çene
kemiğinde rezorpsiyon dediğimiz
incelme ve erimeler olmaktadır.
6)Diş eksiklikleri ayrıca diğer
dişlerin aralarının açılmasına ve
dişlerin orta hattı ile yüzün orta
hattı arasında uyumsuzluğa ve asimetrik görünüme yol açabilir.
7) Eksik diş nedeniyle yeterince
çiğnenmeyen ve öğütülmeyen
besinler, bütün olarak yutulduğunda hazımsızlık, şişkinlik ayrıcagastrit ve ülser gibi mide problemlerine yol açabilir.
8)Eksik dişnedeniyle iyi çiğnenmeden yutulan yiyecekler kilo alımına sebep olabilir.
14
16 Ocak 2016 Cumartesi
Sultanahmet Dar'ül Hadis
Medresesi restore edildi
TURİZM
Tarihi Barutçu
Hanı'nın
restorasyonunda
sona gelindi
ŞANLIURFA (AA) - MEHMET AKİF PARLAK - Türkiye'de, İstanbul ve Bursa'nın yanı sıra
Şanlıurfa'da bulunan çok katlı handan biri olan tarihi Barutçu Hanı'nın turizme kazandırılması amacıyla geçen yıl başlatılan restorasyon çalışmalarında
sona gelindi.
Klasik Osmanlı mimarisiyle 17'nci yüzyılda tarihi İpekyolu üzerinde inşa edilen Barutçu Hanı,
dönemin önemli ticaret merkezi Şanlıurfa'da tüccarlar tarafından hem ticaret hem de dinlenme amaçlı
kullanıldı.
Demirciler Pazarı'nın kuzeyinde inşa edilen ve o
dönemde Yahudi bir aile tarafından işletildiği için
halk arasında "Yahudi Hanı" olarak da adlandırılan
3 katlı han, bir dönem de "Delilan Hanı" olarak
anıldı.
Kurtuluş Savaşı döneminde cepheye gönderilen
barut ve askeri malzemelerin burada tutulmasının
ardından "Barutçu Hanı" ismi verilen han, dikdörtgen planlı, avlu üzerine yapılan sıralı odalardan oluşuyor. Alt katı kısmen, üst katı ise tamamen revaklarla çevrili, kesme taş ve ahşaplarla inşa edilen
hanın giriş kısmında ticarethane olarak kullanılan
geniş dükkanlar, üstteki katlarda ise daha dar yapılmış odalar bulunuyor.
Yaklaşık 56 yıldır küçük işletmelerin bulunduğu
han, geçtiğimiz yıl Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi
tarafından restorasyona alındı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat
Çiftçi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hanın 3
katlı olmasından dolayı Türkiye'de ender görülen
eserlerden biri olduğunu söyledi.
Restorasyon çalışmalarının büyük bir titizlikle
devam ettiğini belirten Çiftçi, hanın yıkılan bazı
duvarlarına eklemeler yaptıklarını anlattı.
Onarımlarda eski Urfa taşlarının kullanıldığını
aktaran Nihat Çiftçi, çalışmaların kısa sürede
tamamlanmasını hedeflediklerini ifade etti.
Restorasyonun bitmesinin ardından tarihi handa
eski Urfa'ya ait bulgu ve geleneklerin yaşatılacağını
kaydeden Çiftçi, tarihi hanın kentin turizmine ciddi
katkı sağlayacağına inandıklarını vurguladı.
Barutçu Hanı'nın ziyarete açılmasıyla bölgedeki
tarihi Demirciler Çarşısı'nın da hareketleneceğini
savunan Nihat Çiftçi, şunları kaydetti:
"İnşallah 4 ay gibi kısa bir sürede restorasyon
çalışmasını bitireceğiz ve buranın tamamını turizme
açacağız. Yani bu hanı atıl durumda bırakmayacağız. Başka şekilde değerlendirme gibi bir projemiz
yok. Turistler buraya geldiği zaman burada dinlenebilecek, turistik anlamda Şanlıurfa'nın dokusunu ve
tanıtımını gerçekleştirebilecek bir kültür merkezi
olacak. Yani Şanlıurfa'yı tanıtan ve kentin vefasını
gösterebilecek bir mekan olarak planlıyoruz.
İşletme çalışması master planları arkadaşlar tarafından hazırlanıyor. Şanlıurfa'ya gelen bir turist,
muhakkak bu hanı görmeli, gördüğü zamanda
Şanlıurfa'yı o handa tanımalı."
(AA)
İSTANBUL - Osmanlı Padişahı 1. Ahmed tarafından Sultanahmet Külliyesi'nin bir parçası olarak
1617'de yaptırılan Dar'ül Hadis Medresesi'nin binası,
restore edildi.
İstanbul Sultanahmet Vakfı (İSVA) Başkanı İsmail
Hakkı Tavman, İslami İlimler ve Sanatlar Merkezi
olarak faaliyet gösteren tarihi mekanda AA
muhabirinin sorularını yanıtladı. Tarih boyunca büyük
devletlerin başkentlerindeki meydanlarda tarihi hadiselerin yaşandığını hatırlatan Tavman, Sultanahmet
Meydanı'nın da Türkiye'nin vitrini, dünyaya dönük
yüzü olduğunu vurguladı.
"Sultanahmet kültür vadisi" denilen bölgenin her
yerinden tarihi eser fışkırdığını, İslam medeniyetinin
izlerinin görüldüğünü dile getiren Tavman, "Burada
şöyle bir sıkıntıyla karşı karşıyayız; İslami
kültürümüzü ve hayatımızı ifade eden camilerin
dibinde, etraftan gelen canlı müzik sesleri, camiyi
görevini yapmaktan uzaklaştıracak, namazın huşunu,
ahengini, adabını bozacak durumlar yaşıyoruz" dedi.
Tavman, Sultanahmet Dar'ül Hadis Medresesi'nin,
Sultan 1. Ahmed Han'ın yaptırdığı külliyenin bir
parçası olduğunu belirterek, şu bilgileri verdi: "Böyle
bir yerde Dar'ül Hadis, 300 sene faaliyet göstermiş ve
1924'te medreselerin kapatılma sürecinde kapılarını
kapatmış. 'Burada bu işi tekrar yapsak' dedik. Projeyi
hazırladık ve o dönem Başbakan olan
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'a verdik.
Daha sonra bizi davet etti. Dinledi, çalıştı ve eserin
vakfımıza tahsisini onayladı. Dedi ki 'Bir görelim.'
Buraya birlikte paçalarımızı sıvayarak girdik, o kadar
tahrip olmuş, bozulmuştu. Yaklaşık 2,5 yıl boyunca
her türlü titizliği göstererek, medreseyi restore ettik.
Çünkü sadakat esas. Bu çalışmayı yapmanın şöyle bir
önemi var; İstanbul'un başka bir bölgesinde böyle bir
eseri aslına döndürerek, oradaki maksadı yerine
getirmek çok önemli bir şey olmakla birlikte
Sultanahmet'te bunu yapmak daha postmodern bir itiraz. 'Kardeşim burada kültürüme ve inancıma sımsıkı
bağlıyım, direniyorum, ayaktayım, burada bu çalış-
mayı daha çok yapacağım' demek açısından önemli.
Burası Sultanahmet. Buranın her bir metrekaresinin
ne anlama geldiği ortada."
İsmail Hattı Tavman, Sultanahmet'e yılda yaklaşık
10 milyon Müslüman ve gayrimüslimin geldiğini
ifade ederek, Sultanahmet Camisi'nin de günde yaklaşık 50 bin ziyaretçisi olduğunu söyledi. İslami
İlimler ve Sanatlar Merkezi'nde Osmanlı ilim
geleneğine uygun Maturidi akaidine göre eğitim verildiğini belirten Tavman, şunları kaydetti: "Burada
İslami disiplinler dediğimiz, Hadis-i şerif derslerini
salı akşamları Prof. Dr. Kemal Sandıkçı hocamız
okuyor. Buna bir ders ekledik. Suriye hicreti ile
beraber buraya tehcir olan Şeyh Mücir el Hatip adında
hadis alimi kardeşimizle Buhari hatmi başlattık.
Buhari, malum ilk hadis kaynağımız. Senet ve
metinleriyle, rivayet edenlerin zinciri dahil, manayı
ifade eden metin kısmının hepsini okutuyoruz.
Tamamen Arapça yapılan, Arapça bilen kardeşlerimizin katıldığı bu dersimiz cuma akşamları yapılıyor ve
okunan Hadis-i Şerif sayısı 4 binleri geçti. Kemal
hocamızın dersi herkese açık. Böyle iki hadis dersimiz
var."
İKVA Başkanı Tavman, kendisinin de hafız
olduğunu ve ders verdiğini dile getirerek, şunları ifade
etti: "Kur'an-ı Kerim tashih-i hurufu dersi veriyorum.
Harflerin tashihi ile ilgili. Talim ve kıraat, aşere takrip
dersi gibi dersler. Derslerimize çoğunlukla ilahiyat
öğrencileri katılıyor. Bir kelam projemiz var.
Sapmaları engelleyecek, tertemiz bir ehl-i sünnet
anlayışına uygun İslami anlayışı ifa edecek bir çalışma ortaya koymak istedik. Akaid, kelam okumaları
projesi yaptık. Ürdün'den gelmiş ilahiyat fakültelerimizde hocalık yapan birkaç kelamcı akaidci arkadaşla
böyle bir çalışma başlattık. Arapça orijinal metinler
okuyoruz. Yüksek lisans, doktora ya da lisans
düzeyinde çalışan, Arapça'yı okuyabilen, konuşabilen,
anlayabilen 30 kişilik bir öğrenci grubu ile kelam ve
akaid okumaları dersimiz var. Buna usul-ü fıkıh da
ekleniyor. Klasik Arapça dediğimiz alet ilimlerimiz,
Tatilcilere erken
rezervasyon fırsatı
ISSN 1308-7622
16 Ocak 2016
Cumartesi
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
Yıl: 46
Sayı: 15361
ANKARA - Tur şirketleri, uygun
fiyata yaz tatili yapmak isteyen tatilcilere, erken rezervasyon yaptırmaları
halinde yüzde 45'e varan indirim
uyguluyor. Setur Turizm Müdürü
Oktay Temeller, erken rezervasyonlar
hakkında AA muhabirine yaptığı açıklamada, kasım ayından bu yana yurt
içindeki seçkin otellerde başlattıkları yüzde 45'e varan indirimin,
ocak ayının ortasına kadar devam edeceğini belirtti.
Yaz dönemini daha iyi mekanlarda
uygun fiyata geçirmek isteyen tatilcilerin erken rezervasyona ilgisinin her
geçen yıl arttığına dikkat çeken
Temeller, en uygun seçeneklerin olduğu erken rezervasyonlar sayesinde
yerli turistin Avrupalılar ile aynı
koşullarda tatil yapabildiğini kaydetti.
Bu yıl erken rezervasyonda, geçen
yıla oranla yüzde 20 artış olduğunu,
kampanya sonuna kadar bunun 35'e
tırmanacağını ifade eden Temeller,
sadece otellerde değil havalimanı
transferlerinde de erken indirim avantajından yararlanılabileceğini söyledi.
Otel fiyatlarının kişi başına günlük
125-750 arasında değiştiğini dile geti-
ren Temeller, indirim oranlarının her
otel için dönemine göre değiştiğini
kaydetti.
Temeller, bu yıl yurt içinde
Bodrum, Belek, Çeşme ve Fethiye,
yurt dışında ise ABD, Fransa, Orta
Avrupa, Güney Afrika, Hindistan,
Japonya ve Küba turlarının en çok tercih edilen destinasyonlar arasında
olduğunu söyledi.
Yurt içi ve yurt dışı tur paketlerinde ise erken rezervasyon indiriminin
yüzde 40-45 arasında değiştiği bilgisini paylaşan Temeller, şirket olarak
belli bir tarihe bağlı kalmak istemeyen, hayalindeki tatili dilediği zaman
ve destinasyonda yapmak isteyenler
için ise kişiye özel tur konsepti hizmeti verdiklerini anlattı.
Vatandaşlara, tatil paketi aldıkları
şirketin TÜRSAB üyesi olmasına,
seyahat ve iptal sigortası yaptırmaya
özen göstermeleri konusunda uyarıda
bulunan Temeller, "Tatilciler nasıl bir
tatil istediklerine karar verdikten
sonra, bölge, otel, oda tipi ve aktiviteleri inceleyerek en doğru seçimi yapmalılar. Tecrübeli tatil danışmanlarından faydalanmalılar" dedi.
klasik usul ve modern usulle okumalarımız var. Her
gün burada bizim yurtlarımızda kalan ilahiyat fakültesinde okuyan öğrencilerimize Arapça ilimlerini
öğretiyoruz. Farsça, Osmanlıca, hüsn-i hat, tezhip ve
ebru derslerimiz var."
İKVA Başkanı İsmail Hakkı Tavman, Türkiye'de
son yıllarda hadis-i şeriflere karşı olumsuz yaklaşım
olduğunun hatırlatılması üzerine, Hazreti
Peygamber'in, hiçbir şeyi kendi kendine söylemediğini, kendisine ne vahyedildiyse onu ifade ettiğine
ilişkin ayetler bulunmasına rağmen, hadislere "uydurma" iddiasında bulununların başka maksatları
olduğunu anlattı. Hadislerin, Kur'an- Kerim'in tefsir
ilminden, ayetin başka bir ayetle açıklanmasından
sonraki ikinci kaynağı olduğunu vurgulayan Tavman,
şu değerlendirmelerde bulundu: "Hadislerin kıymetini,
niteliğini ortadan kaldırırlarsa, Kur'an-ı Kerim,
Kur'an-ı Kerim'in hayata tatbikiyle ilgili bilgi kaynağımızı elimizden almış olacaklar. Bu müsteşriklerin
ciddi bir çalışmasıdır. İslam bilimciler dediğimiz
Batılı oryantalistler böyle çalışmalar yapıyor, bunu
içimize sokuyorlar. Bu sadece dışarıdan gelen bir taarruz değil. Bir milleti yok etmek istiyorsan onun
kültürünü, medeniyetini, dinini yok edeceksin, bilim
adamlarını alacaksın ellerinden. Dolayısıyla bunu yok
etmek fiziken mümkün değilse aklen, zihnen yok
etmek mümkün, tahrip edeceksin. Senin gibi düşünmelerini, senin menfaatini düşünmelerini sağlayacaksın. Her islam ülkesinde var benzer şeyler. Sadece
Türkiye'de değil bu sıkıntı. Kur'an'ın uydurma
olduğunu, Hazreti Peygamber'in sözleri olduğunu,
ümmi bir peygamberin, şiir kabiliyeti olan bir
peygamberin bunları söyleyebileceğini nasıl iddia
ettilerse tarih boyunca, şimdi de bugünün müsteşrikleri de bu çalışmaları yapıyorlar. Cenab-ı Hakk'ın
kitabını koruma altına alacağını bize garanti veren
bilgi var. Buna rağmen, 'Allah koruyacak' diye biz bir
şey yapmayacak mıyız? Biz de onun bizden istediğini,
onun bize öğrettiğini yaparak, nasıl korunacaksa bu
gayreti ortaya koymamız gerekiyor."
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
T
A
K
!
P
N
A
P
A
A
T
A
!
K
A
M
E
2
3
4
5
O
K
A
R
R
A
F
!
N
E
U
N
A
R
S
O
Y
R
E
H
A
V
E
T
Y
E
K
A
M
A
!
K
A
M
E
T
T
E
U
S
A
R
E
!
Ç
!
T
!
M
N
A
L
A
N
Z
A
T
E
N
R
B
T
E
R
A
N
E
6
S
U
N
!
!
L
A
H
!
Y
A
T
K
!
M
K
7
8
9
10
S
E
E
S
A
S
E
N
N
E
K
!
R
!
K
A
R
A
A
T
A
K
K
E
S
L
E
K
E
N
L
O
K
A
L
F
T
A
E
B
E
!
L
A
H
Y
A
T
M
A
N
!
K
M
U
M
K
A
H
T
T
O
K
16 Ocak 2016 Cumartesi
Milli hentbolcular kritik virajda
ANKARA - A Milli Erkek
Hentbol Takımı, 2017 Dünya
Şampiyonası 5. Eleme Grubu 4.
ve son maçında bugün Çek
Cumhuriyeti'ne konuk olacak.
Zlin kentindeki Euronics
Salonu'nda oynanacak maç TSİ
19.30'da başlayacak.
Karşılaşmayı, Polonyalı hakem
çifti Bartosz Leszczynski ve
Marcin Piechota yönetecek.
Çek Cumhuriyeti ile
Ankara'da yapılan maçı 27-24
kazanan Türkiye, grupta 6 puan-
OSMANLISPOR,
Kayseri’ye konuk
la namağlup lider durumda
bulunuyor. Ay-yıldızlılar, Çek
Cumhuriyeti'ni deplasmanda
yenmesi ya da berabere kalması
halinde play-off'a kalacak.
Milliler ayrıca ikili averaj dikkate alınacağı için Çek
Cumhuriyeti'ne 2 sayı farkla
yenilse dahi grubu lider bitirecek. Çek Cumhuriyeti'nin
Türkiye'yi 3 farklı skorla mağlup etmesi durumunda ise deplasmanda atılan gol sayısına
bakılacak. (AA)
Gençlerbirliği'nde
Çaykur Rizespor
maçı hazırlıkları
ANKARA - Osmanlıspor, Spor Toto Süper
Lig'in 18. haftasında bugün Kayserispor'a
konuk olacak.
Büyükşehir Belediyesi Kadir Has Stadı'nda
saat 13.30'da başlayacak maçı hakem Volkan
Bayarslan yönetecek.
Ligin ilk yarısını 19 puanla 12. sırada
tamamlayan Osmanlıspor, ikinci devreye iyi
başlangıç yapmaya çalışacak.
Başkent ekibinde, yeni transferler Hakan
ANKARA - Gençlerbirliği, Spor Toto Süper
Lig'in 18. haftasında yarın Çaykur Rizespor ile
deplasmanda oynayacağı maçın hazırlıklarını sürdürdü.
Kulüpten yapılan açıklamaya göre başkent
temsilcisi, Beştepe İlhan Cavcav Tesisleri'nde tempolu bir çalışma gerçekleştirdi.
Antrenmana ısınma hareketleriyle başlayan kırmızı-siyahlı futbolcular, daha sonra koordinasyon
ve 5'e 2 pas çalışması yaptı. Yarı alanda çift kale
oyunla süren antrenman, taktik ağırlıklı maçla
sona erdi.
Başkent ekibi, Çaykur Rizespor maçının hazırlıklarına bugün tek çalışmayla devam edecek.
(AA)
Arıkan, Vaclav Prochazka ve Raheem Lawal,
teknik direktör Mustafa Reşit Akçay'ın görev
vermesi durumunda, ilk kez resmi maçta morsarılı formayı giyecek.
Sakatlıkları bulunan Artur Moraes ve
Lukasz Szukala ise Kayserispor'a karşı görev
yapamayacak.
Sezonun ilk yarısında Ankara'da oynanan
maç 1-1 bitmişti.
(AA)
Kayserispor ikinci yarıdan umutlu...
“Hakan Çalhanoğlu
benden haber bekliyor”
KAYSERİ- Spor Toto Süper Lig ekiplerinden
Kayserispor Kulübü'nün başkan vekili Oğuz
Ortaköylüoğlu, ligin ikinci yarısında daha iyi bir
görüntüde olacaklarını belirterek, hedeflerinin üst
sıralara biraz daha yaklaşmak olduğunu söyledi.
Ortaköylüoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1 yıl aranın ardından döndükleri Spor Toto
Süper Lig'in ilk yarısında genel olarak iyi performans ortaya koyduklarını belirtti.
Sezon başında Kayserispor'un yeni bir yapılanmaya girdiğine ve yeni bir takım oluşturduğuna dikkati çeken Ortaköylüoğlu, "İlerleyen haftalarda takımımız daha iyi futbol oynamaya ve daha
iyi sonuçlar almaya başladı. İlk yarıyı çok iyi
olmasa da kötü diyemeyeceğimiz bir yerde
tamamladık. Bu bizim için gelecek adına umut
verici bir durum" diye konuştu.
İkinci yarıya ilk devrede
alınan puanların moraliyle
başlayacaklarını vurgulayan
Ortaköylüoğlu, şöyle devam
etti:
"Şimdi ikinci yarı başlıyor.
Sezonların ikinci devreleri, ilk yarılara göre daha
zorlu geçiyor. Artık takımların hedefleri daha çok
ortaya çıkmaya başlıyor. Şampiyonluğa oynayan,
kümede kalmaya çalışan ya da Avrupa kupalarına
katılma hedefi olan takımların hedefleri netleşmeye başlıyor. Biz iyi bir hazırlık dönemi geçirdik,
takımımızdaki futbolcuların moral ve kondisyon
durumları gayet iyi. İnşallah, iyi bir başlangıç
yaparsak bunun da devamının getiririz."
Ortaköylüoğlu, üç puanlı sistemde her şeyin
olabileceğini, bu nedenle rehavete kapılmadan
altta bulunan takımlarla puan farkını korumaları
gerektiğini ifade etti.
Kayserispor olarak alt sıralardan uzaklaşıp
orta sıralarda rahat bir sezon geçirmek istediklerini dile getiren Ortaköylüoğlu, "Bunu hedeflerken
de öncelikli olarak iyi futbol hedefimizi her
zaman söylüyoruz. Takım olarak iyi futbol ortaya
koymamız, iyi mücadele etmemiz gerek. Bunları
yaptığımız takdirde de skorlar zaten peşi sıra geliyor" diye konuştu.
(AA)
İSTANBUL - Dünya şampiyonu milli motosikletçi
Kenan Sofuoğlu, kendisini tanımadığı için sosyal
medya üzerinden sitem ettiği Almanya Birinci Futbol
Ligi takımlarından Bayer Leverkusen'in yıldızı Hakan
Çalhanoğlu'yla aralarındaki iletişim problemini giderdiklerini, genç futbolcunun görüşmek için kendisinden
haber beklediğini söyledi.
Sofuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Hakan Çalhanoğlu'yla aralarının son derece iyi olduğunu belirterek, "Hiçbir sıkıntı yok. Onun cevap tarzı
yanlıştı, benim yaptığım da hataydı. Daha sonra kendisi aradı. Almanya'ya gittiğimde benden haber bekliyor" dedi. Milli futbolcuyla aynı tarza sahip olduklarına inandığını vurgulayan 32 yaşındaki sporcu, "Hakan
Çalhanoğlu'yla ilgili düşüncem değişmedi, hala tanışmak istiyorum. Almanya'ya gittiğimde kendisini tekrar
arayacağım. İnşallah bu kırgınlıkla başlayan arkadaşlık, iyi bir dostluğa dönüşür" şeklinde konuştu.
Kenan Sofuoğlu, İspanya Birinci Futbol Ligi
takımlarından Barcelona'da forma giyen milli futbolcu
Arda Turan'la da bu yıl içinde bir araya geleceklerini
kaydetti. Arda Turan'la iletişim halinde olduklarını,
ancak şu ana kadar yüz yüze görüşemediklerini aktaran milli motosikletçi, "Arda'yla bu sezon için sözleştik, onun bir maçına gideceğim. O da inşallah benim
bir yarışıma gelecek. Barcelona'yla sık sık gideceğim
için onu ziyaret edeceğim" ifadelerini kullandı.
Kenan Sofuoğlu, Dünya Supersport
Şampiyonası'nda yeni sezon öncesi antrenmanlara başladığını anlatırken, yarış numarasını değiştirmeye
karar verdiğini belirtti. (AA)
Download

haberi 11. sayfada - Yedigün Gazetesi