TEKNOLOJİ İLE İÇ İÇE...
Çocuklarımızın ekran başında geçirdiği saatler artarken, hayatın diğer alanlarına
ayırdıkları zaman azalıyor. Hatta bazen dış dünyayla ilişki kurmaktansa bilgisayar
ekranına kilitlenmeyi tercih edebiliyorlar.
Çocuğunuzun okula devam, arkadaşlık ilişkileri, uyku, yemek yeme, oyun oynama gibi
günlük rutin hayatında işlevselliği bozulmaya başladıysa, tüm bu rutinlerini bilgisayara
göre planlıyor, hiçbir şeyi bilgisayar kadar önemsemiyorsa, ortada bir sorun var
demektir.
Teknolojinin bilinçli kullanımında iki basit kural vardır; amaca uygun kullanım ve
sınırlı kullanım. Bu iki kurala uyulmazsa neler olabilir?
1-Çocuğumuzun Öğrenme Becerileri Sınırlanır
Teknolojiyi kullanmayı öğrenmek, diş fırçalamayı öğrenmek kadar kolay!
Bir
bebeğin, akıllı telefon ve tabletlerde yapabildiklerine hayret etmeye ise hiç gerek yok;
sadece tek bir parmağı ile dokunması yeter. Durum böyleyken teknoloji kullanımı ile
zeka arasında doğru bir orantıdan bahsetmek neredeyse imkansız.
Waldorf eğitim sistemine göre problem çözme ve matematik gelişimi, makasbıçak kullanmak, örgü örmek gibi ufak elbecerileriyle gelişiyor. El becerileri, atlama,
zıplama- tırmanma gibi hareket becerileri 7 yaşından sonra ZEKAYA dönüşüyor.
2-Tatmin olmayı zorlaştırır.
Teknoloji abur cubur gibidir; izledikçe izlemek, oynadıkça oynamak istenir ve
bağımlılığa dönüşür. Ekran başındaki mutluluk kısa sürer, gelip geçidir.
3-Ahlaki değerlerin değişmesi, psikolojik etkiler...
Biliyoruz ki çocuklarımızın ekran başındayken karşılaştığı görüntüler saldırganlık
ve cinsellik içerebiliyor. Araştırmacılar, özellikle 6-10 yaş arasındaki dönemin,
çocukların televizyondaki ve oyunlardaki saldırgan karakterlerden etkilenmeleri
açısından çok kritik bir dönem olduğunu; çünkü bu yaşlarda, televizyon seyretme,
bilgisayar oyunu oynama saatlerinin en üst düzeye ulaştığını ve televizyondaki öyküleri
gerçek olarak algıladıklarını vurgulamışlardır.
Dünyanın giderek yaşanılması zor bir yer olmaya başlaması, ülkelerin içinde
bulunduğu olumsuz şartlar, terör, doğa afetleri vb. pek çok şey sosyal medya ve yayınlar
ile çocuklarımızın kaygı düzeyini yükselterek “kötü dünya sendromu” yaşamalarına sebep
olabiliyor.
Kişilerin
başarıları,
olumlu
kişilik
özellikleri
ardaş
seçimi
için
önemli
kriterlerdendi, şimdi ise hangi model cep talefonu-tableti olduğu, sosyal medyada
paylaştıkları, takipçi sayısı gibi kriterler bunların yerini alabiliyor.
4-Sosyal ilişkiler zayıflar
Aynı odada yanyana, telefon ya da tablet oynayan çocuklar, arkdaşlar, aile
bireyleri... Kaçımız bu manzara ile karşılaşmadık yada bu manzaranın bir parçası
olmadık? Çocuklarımıza doğru model olmamaız gereken bir alan daha çıktı karşımıza. Biz
elimizden düşürmezsek, onlara “bırak o telefonu, bak ne güzel arkadaşın gelmiş” demeye
hakkımız olur mu?
Oynadığı oyun ya da izlediği film içinde kendine bir dünya kuran, bir arkadaşa
ihtiyaç duymadan saatlerini geçiren çocuklarda iletişim kurma, kendini ifade edebilme,
gruba ait olma gibi sosyal becerilerde zayıflık görülmektedir. Bu durumun ileride
akademik başarısına, duygusal ve sosyal gelişimine olumsuz bir şekilde yansıması ise
kaçınılmaz bir gerçek.
5-Tüm bunlara ek olarak...
Sizlerin de bildiği üzere, obezite, radyasyon emisyonu, görme bozuklukları, duruşiskelet kusurları, dikkat eksikliği ve hiperaktivite sorunları gibi sıkıntılarla da
karşılaşabiliriz.
Şimdiye kadar konuya hep yetişkinlerin gözüyle yaklaştık. Peki çocuklar neler
hisseiyorlar? İşte bir öğrencimizin gözünden bilgisayar oyunları:

Bilgisayar oyunları çocuklar için çok çekicidir çünkü oyunların bazılarında
istediğiniz her şeyi yapabilirsiniz hatta gerçek hayatta yapamadıklarınızı
bile... (uçmak gibi, bir yaratığa dönüşmek gibi)

Bilgisayar oyununa başladığında birbiri ardına ilgi çekici şeyler gelir ve
devamında ne olacağını çok merak edersin.

Oyun oynarken o kadar çok konsantre olursun ki zaman nasıl geçti anlamazsın.

Bilgisayar oyunlarında devamlı basamak atlarsın ev en yükseğe çıkmak istersin.

Bilgisayar ve internetin bizi geliştiren yönleri de vardır; İngilizce’de çok
kelime öğrenmemi sağladı, hayal gücümü geliştirmemi de...


Bilgisayar göz bozukluğu yapabilir ve çok radyasyon yayıyor!

Bilgisayar oyunu yerine ailemle sohbet etmek, onlarla lego oynamak da
eğlenceli aslında.

ÖNERİLER
 Her şeyden önce çocuğunuzla iyi bir iletişim içinde olunuz.
Çocuğunuzun
arkadaşları, zevkleri, korkuları, sevdikleri ve sevmedikleri konular hakkında bilgi
sahibi olunuz. Çocuğunuza, her konuyu sizinle paylaşabileceği güvenini veriniz.
 Bilgisayar ve internette geçirecekleri süreyi belirleyin ve bu süreyi aşmasına izin
vermeyin. Kurallarınız net olursa ve çocuk bunu alışkanlık haline getirirse zorluk
yaşamazsınız.
 Yaşlarına uygun eğitim programları ve bilgisayar oyunları alın.
 Belli bir bilince ulaşana kadar bilgisayar başında geçirdiği süre kadar yaptığı
çalışmaları da denetim altında tutun.
 Çocuğun bilgisayarda yaptığı çalışmaları onunla paylaşın.
 Bilgisayar kullanıcısıysanız evde gereğinden fazla bilgisayar başında zaman
geçirmeyerek çocuğunuza olumlu örnek olun.
 Çocuğunuz internet kullanıyorsa onun için uygun olan sitelerin listesi belirleyerek
girdiği siteleri kontrol altına alın.
 Çocuğunuzun internete girdiği bilgisayarın çocuğun odasında olmamasına, evinizin
ortak kullanım alanı içinde olmasına dikkat ediniz.
 Çocuklara eğitim hedeflerine uygun yazılımlar almaya özen gösteriniz.
4-B Sınıfı Öğrencilerimizden Ege Burak Yeşil’in katkılarıyla,
PDR BİRİMİ
KAYNAKÇA:
•
•
•
•
•
•
•
Facebook Çağında Çocuk Büyütmek, James P. Stayer.
Prof. Dr. Z.Bengi SEMERCİ Birlikte Büyütelim Çocuk Ruh Sağlığı, Alfa
Yayınları,2006,İstanbul.
Doç. Dr. Figen ŞAHİN (Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve
Hastalıkları AD, Sosyal Pediatri BD) İnternet ve Çocuk İstismarı,
Politeknik Dergisi Cilt:10 Sayı: 1 s.
http://www.egitimpedia.com 20.01.2016
http://www.doktorsitesi.com 20.01. 2016
http://www.tuik.gov.tr 20.01.2016
http://www.microsoft.com/tr 20.01.2016
Download

TEKNOLOJİ İLE İÇ İÇE... Çocuklarımızın ekran başında geçirdiği