İYİLİK ÜZERİNDE YARDIMLAŞMAK
Yüce Mevlâ şöyle buyurur; “İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın. Günah ve düşmanlık
üzerinde yardımlaşmayın. Allah’tan korkun, çünkü Allah’ın cezası çetindir”(Maide sûresi:2).
Aslında bu ayet, Müslümanların en önemli bir hayat düsturu, dünyada huzur
kazanmanın en kestirme yolu, Allah’ın rızasını kazanmanın da en sağlam ölçüsüdür. Çünkü
iyilik, daima bir başka iyiliğin, belki başka birçok iyiliklerin de vesilesi olur. Kötülük ve
günahlar ise yine nice kötülük ve günahlara sebep olur, kapı açarlar. Takva da zaten başlı
başına bir kurtuluş vesilesidir.
Kişilerin iyilikleri de kötülükleri de sınırlıdır. Ama toplumların iyilik ve kötülükleri, onu
yapanların çoğalması ölçüsünde kat kat artar. Bu yüzden, insanlık tarihi boyunca iyilik erbabı,
kendileri gibi iyilikseverlerin çoğalmasına, hatta tüm toplumun iyilikler etrafında
toplanmasına gayret gösterirken, kötülük erbabı da var güçleriyle kötülüğün yaygın hale
gelmesine gayret göstermişlerdir. Hatta bu sebepten, insanlık tarihi bir yönüyle de iyilikle
kötülüğün, iyilerle kötülerin mücadele tarihidir.
Fıtratı bozulmamış her insan iyilik taraftarı olur. Hatta insanların en iyisi olmak ister.
Zira bu, dünyada da ahirette de en yüce makamdır. Fakat bunun yolu sadece zenginlik,
sadece tahsil, sadece güçlülük ve sadece yakışıklılık değildir. Hatta bunların toplamı da
değildir. Bunun yolu, insanlara faydalı olmaktır. Zira sevgili peygamberimiz (S.A.V.) şöyle
buyurmaktadır; “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır”. Peygamberimizin
yetiştirmesiyle bu sırları iyi kavrayan Sahabe-i Kiram zamanından beri bu işlerde ‘Güzel
Örnek’ lik teşkil eden nice fazilet uluları çıkmıştır. Hz. Osman’dan bir örnek arz edelim.
Zaman Hz. Ebûbekir dönemi. Medine’de büyük bir kıtlık olur. İnsanlar yiyecek ekmek
bile bulamaz haldedir. Hz. Osman zengin bir ticaret erbabıdır. Şam tarafından bin deve yükü
buğday getirip uygun bir yere indirmiştir. İnsanlar satın almak için başına toplanmışlardır
ama Osman satmamaktadır. Ahali fiyatı yükseltir. Ama Osman bir türlü satmaya
yanaşmamaktadır. Öyle ki, halk Osman’ın fırsatçılık yapmak istediğini, kara borsacılık
yaptığını bile düşünmeye başlamışlardır. Zira ne kadar fiyat verseler Hz. Osman, “Hayır bu
fiyata veremem çünkü daha fazla veren ver” demektedir.
Nihayet halk durumu Halifeye anlatarak, “Biz Osman’ı yanlış tanımışız. Meğer Osman
fırsatçıymış” şeklinde şikayette bulunurlar. Hz. Osman’ı çağıran Hz. Ebubekir vaziyeti sorar ve
bunca fiyata buğdayları niçin satmadığını, halkı niçin sıkıntıya soktuğunu anlamak ister.
Osman ise her seferinde, “bu fiyatlara satamam zira daha çok veren var” der. Hz. Ebubekir,
kimin daha çok verdiğini ve ne kadar verdiğini sorunca Hz. Osman, “ Allah daha çok veriyor”
der ve şu ayeti okur: “ Mallarını Allah yolunda verenlerin misali, bir tohum ekip ondan yedi
tane başak çıkıp her başakta da yüz tane buğdayı bulunan adamın haline benzer(böylece bire
yedi yüz olmuş olur). Allah dilediğine daha da arttırır. Allah hazinesi sınırsız olan ve her şeyi
bilendir”( Bakara-261 ). Bunun üzerine de tüm buğdaylarını ihtiyaç sahiplerine dağıtır.
İslâm tarihi böyle güzel örneklerle doludur. Bu güzelliklerden nasiplenmek cümleye
kısmet olsun.
12.01.2016
Mehmet ŞAHİN
Kırşehir Müftüsü
Download

Müftünün Kaleminden