CHP Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Sekreteri Nurten Bozkurt:
Fotoğraflar:
Şenol
Günüç
CHP Kadın Kolları MYK üyesi ve Genel Sekreteri Nurten Bozkurt, “Kadının siyasetteki yeri”ne ve gündemdeki bazı gelişmelere ilişkin samimi açıklamalarda bulundu.
Bozkurt’un, Kenan Ergen ile yaptığı söyleşiden çarpıcı başlıklar şöyle;
*“Kadın lokomotiftir. Kadın isterse yapar!
Kadınların siyasetteki özverisi büyük, emeği
ise kutsal. AKP’yi de kadınlar durduracak.”
*“Suya, sabuna dokunan bir siyasetçiyim. AK Parti’nin
bozduğu toplumsal DNA’ları onaracağımızı söylüyorum.”
Alevi önderleri
kırmızı çizgilerini
açıkladı:
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Ambulans ve itfaiye trafiğe takılınca hayatlar tehlikeye giriyor...
Kamuda inanç
ayrımcılığına
SON
Diyanet İşleri Başkanı’nın cemevleri ile
ilgili “kırmızı çizgi” açıklamasına, Alevi
önderleri deklarasyonla cevap verdi.
“Alevilerin toplu ibadet yeri
Cemevidir” vurgusunun yapıldığı ve
Ocak dedelerinin Diyanet İşleri
Başkanlığı’ndan maaş almasına karşı
çıkılan Alevi Toplum Kuruluşları Yüksek
Danışma Toplantısı sonrasında açıklanan bildiride “Laiklik Alevilerin
vazgeçilmez ilkesidir” denildi. Bildiride
ayrıca kamusal alanda inançsal ayırımcılığa son verilmesi istendi.
HABERİ 5. SAYFADA
TUZAK UYARISI
Ankara Üniversitesi Elektronik Belge
Yönetim Sistemleri Koordinatörü Prof.
Dr. Fahrettin Özdemirci, kamuda eİmza kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte bazı sorunların ortaya çıktığını belirterek, “İmza konusunda gelecek, siber güvenlik noktasında öne
çıkan ‘Biyometrik İmza’yı (b-İmza) işaret
ediyor” dedi. e-BEYAS uygulamaları ve
e-arşiv çalışmaları hakkında bilgi veren
Özdemirci, kamuda EBYS’lerin geleceği konusunda önemli noktalara
dikkat çekti. HABERİ 5. SAYFADA
M. Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
10. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
L H AB
ŞENOL GÜNÜÇ
HABERİ 5. SAYFADA
Emniyetten bombalı
Kamuda siber
güvenlik için gelecek
‘Biyometrik İmza’da
ZE
ER
Yangın mahalline ulaşmak isteyen itfaiye ekiplerinin ve
hastanın hayatını kurtarmak için saniyelerle yarışan
ambulansların trafiğe takılması, Ankara'da tercihli
yol uygulamasını zorunlu hale getirdi.
Büyükşehir Belediyesi meclis üyeleri arasında
konuşulan ve gündeme getirilen
projenin Başkent için artık kaçınılmaz
olduğu vurgulanıyor.
Ö
15 Ocak 2016 Cuma
Muhabirimiz ERGEN’in,
CHP Kadın Kolları
MYK üyesi ve
Genel Sekreteri
Nurten Bozkurt ile
yaptığı röportaj
6. SAYFADA
Emniyet Genel Müdürlüğü, 81 il emniyet
müdürlüğüne gönderdiği talimat yazısı ile
terör örgütünün yaptığı bombalı tuzaklara
karşı uyarılarda bulunarak, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasını
istedi. Emniyet Genel
Müdür Yardımcısı Zeki
Çatalkaya imzalı yazıda Özellikle Doğu ve
Güneydoğu Anadolu
Bölgelerinde el yapımı
bomba ile gerçekleştirilen eylemlerin incelenmesi sonucunda, dışarıdan bakıldığında anlaşılmayacak şekilde gizlenen
bombaların, sokak-cadde
yüzeylerine, barikat ve hendek içlerine, metruk binaların yüksek
duvar yüzeylerine, rögar kapak ve mazgal
altlarına menfez ve araç içlerine tuzaklandığı kaydedildi. HABERİ 11. SAYFADA
Çınar ilçesinde emniyet amirliği hizmet binası ve polis lojmanının bulunduğu binaya bomba yüklü araçla düzenlenen
saldırıda 2’si polis yakını 5 kişi öldü, 39 kişi de yaralandı.
BAŞKENT’TE
1 polis şehit
Diyarbakır Valiliğinden yapılan açıklamada Çınar Emniyet Amirliğine
yönelik saldırının terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü araçla
düzenlendiği, saldırıda 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 39 kişinin yaralandığı belirtildi. Patlamayla eş zamanlı olarak İlçe Jandarma
Komutanlığı ve İlçe Emniyet Amirliğine uzun namlulu silahla saldırıda
bulunulduğu ifade edilen açıklamada, saldırıya güvenlik güçleri
tarafından misliyle karşılık verildiğine vurgu yapıldı. 11’DE
Altındağ'da bir grubun
zarar verdiği işyerinde olay yeri
incelemesi yaparken saldırganların tekrar gelmesi sonucu çıkan
arbedede silahla vurulan polis
memuru yaşamını yitirdi.
Karapürçek 421. caddedeki bir
fotoğraf stüdyosunda çıkan kavga
sonrasında burada inceleme
yaparken olaya karışan kişilerin
tekrar işyerine gelmesi üzerine
çıkan arbedede silahla vurulan
Olay Yeri İnceleme Şube
Müdürlüğü’nde görevli polis
memuru M.A. (44) kaldırıldığı
Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve
Araştırma Hastanesi’nde müdahaleye rağmen kurtarılamadı.
ALLIOĞLU 3.kez başkan
Genç Girişim ve Yönetişim Derneği'nin 13. olağan
genel kurulunda, mevcut başkan M.Nezih Allıoğlu
üçüncü kez göreve getirildi. Üyelerin büyük ilgi gösterdiği kongrede Başkan Allıoğlu, yeni dönem hedeflerini
açıkladı. Allıoğlu değişen ve gelişen dünyada artık
bugünün, yarının değil, 50 yılların sonrasının planlarının
yapıldığını söyledi. GGYD'nin de bu çerçevede iş
dünyası, sivil toplum kuruluşları, kamu ve üniversitelerle
birlikte, bu ülke için elini taşın altına koyma konusunda
kararlı olduğunu söyledi. HABERİ 16. SAYFADA
Gençler başkanlık
sistemini tartıştı
HABERİ 3. SAYFADA
Taşdelen’den,
taksicilere ziyaret
HABERİ 3. SAYFADA
Başkan Tuna
gençlerle buluştu
HABERİ 4. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
15 Ocak 2016 Cuma
"Kocan Kadar Konuş: Diriliş"
filminin Almanya galası yapıldı
HAKAN ALTUN
KONSERİ
17 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YILDIZ TİLBE
KONSERİ
23 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
BUGÜN 2016
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
KÖLN - Ezgi Mola ile
Murat Yıldırım'ın başrollerini
paylaştığı Kocan Kadar
Konuş: Diriliş filminin
Almanya galası Köln'de
yapıldı.
Köln Cinedom'daki galada
gösterim öncesi film ekibi
kırmızı halıda basın mensuplarına poz verdi. Filmin
yönetmeni ve senaristlerinden
Kıvanç Baruönü, başrol
oyuncuları Ezgi Mola ve
Murat Yıldırım ile oyuncular
Gülenay Kalkan, Enis Arıkan
Vizyona
yeni
giren
filmler
ve Begüm Öner, filmi seyircilerle izledi. Gösterim sonrası sahneye çıkan film ekibi,
seyircileri selamladı, fotoğraf
çektirdi. Daha sonra düzenlenen basın toplantısında filmin
üçüncüsünü çekip çekmeyecekleri yönündeki soruyu
yanıtlayan Ezgi Mola,
"Biliyorsunuz bu film bir
kitap uyarlaması. Şayet
seyircimiz bizi yolda bırakmayıp böyle devam ederse
isteriz. İsteriz çünkü bu ekip
birbirini çok sevdi. Bu
hikayeyi de çok sevdik, bize
bıraksalar hep oynarız" dedi.
Murat Yıldırım ise aynı
soruyu esprili bir şekilde,
"Şayet sayı 1,5 milyonu
geçerse çekeriz" diye yanıtladı. Harika bir seyirci ile
karşılaştıklarını ve bunun
kendilerini çok mutlu ettiğini
anlatan Mola, Almanya'nın
ülkeye uzak olduğu için
insanların özlemlerinin daha
fazla olduğunu, bunun kendilerine de iyi geldiğini söyledi.
"Büyük Açık"
06:08 İstiklal Marşı ve Günün
06:10 Pastane
07:00 1'de Sabah
09:00 1'de Bugün
09:15 Muharrem Klip
09:20 Beni Böyle Sev
11:25 İyi Fikir
13:15 Ana Ocağı
15:05 Pastane
16:05 1'de Bugün
16:20 Muharrem Klip
16:25 Zengin Kız Fakir Oğlan
18:50 Hava Durumu
18:55 Spor
19:10 Ana Haber Bülteni
19:50 Heredot Cevdet Saati
20:00 Buz Devri
21.20 Filinta
23:30 Yabancı Sinema
01:05 Criminal Minds
"Kriminal"
06:45 Kahvaltı Haberleri
08:00 Nihat Hatipoğlu
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Kırgın Çiçekler
16:30 Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber
20:00 Yeter
23:20 Kim Milyoner
Olmak İster?
00:25 Biyonik Kız
01:25 Evli ve Öfkeli
04:00 Biyonik Kız
05:00 Doksanlar
21:20 FİLİNTA
Geçtiğimiz hafta Boris Zaharyas
ile geçmişinin ödeşmesini, onu
vurarak yaşayan Kahramanımız
Filinta Mustafa’yı bu hafta yeni
bir görev daha bekliyor… O da
Şehzade Mehmet’in davasındaki
büyük tanıklığı! Şu ana kadar
kendi yarattığı türlü oyunlarıyla
canını kurtaran Boris Zaharyas
(Serhat Tutumluer) gerçekten bu
sefer öldü mü? Yoksa bu da
oyunlarından biri mi? Mustafa
(Onur Tuna) ve Ali (Cem Uçan)
onun cesedini bulmadan buna
inanmayacaklardır… Boris’in
denize düşmeden önce
Mustafa’nın sözünü ettiği ve
Boris’in onu gülerek şüphelendirdiği Şehzade Mehmet’le
(Hakan Kurtaş) olan şifreli telgraflar nedir ?
CEM
ADRİAN
KONSERİ
22 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLLY
JOKER
ANKARA’DA
Michael B. Jordan, Sylvester Stallone,
Tessa Thompson ile Phylicia Rashad'ın
oynadığı filmin yönetmenliğini Ryan
Caagler yaptı.
Efsaneleşmiş "Rocky" filmlerinin
hikayesinde yeni bir sayfa olan "Creed:
Efsanenin Doğuşu"nda oynayan Oscar
adayı Sylvester Stallone, kendisinin ikonlaşmış rolü Rocky'yi canlandırıyor.
Dram türündeki film, babası ünlü bir Boks
Şampiyonu olan ve kendisi de boksör
olmak isteyen bir gencin, gerçek bir
dövüşçüye dönüşme yolculuğunu konu
alıyor.
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
08:00 Mustafa Karataş ile
Muhabbet Saati
10:30 Turgay Başyayla İle Lezzet
Yolculuğu
Yolculuğu - Tekrar
12:00 Nursel'in Mutfağı
Nursel'in Mutfağı - Yeni Bölüm
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
Evrim Akın İle Ev Kuşu - Yeni
Bölüm
14:00 Asla Vazgeçmem
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Güldür Güldür Show
23:30 Zor Baba
01:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
03:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
04:30 Asla Vazgeçmem
Henüz üniversite öğrencisiyken tanıştığı ünlü ve
başarılı cerrah Yekta
Harmanlı'yla evlenen Aylin;
kısa sürede bu büyülü
rüyadan uyanırken, kendini
bir karabasanın ortasında
bulur. Yaşadığı psikolojik
şiddete daha fazla dayanamayacağını anladığında
boşanmayı dener ama
başaramaz. İkinci çocuğuna
hamile kaldığında tek bir
amacı vardır. Çocuklarıyla
birlikte kocasından kaçmak... Bütün hayatını etkileyecek o büyük yalanı
kocasına söylerken, sırrını
paylaştığı yakınlarından biri
ona ihanet etmeye hazırlanmaktadır.
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
FETTAH CAN
KONSERİ
26 ŞUBAT 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Creed: Efsanenin
Doğuşu"
Adam Mckay'in yönettiği "Büyük
Açık" filminde Christian Bale, Steve
Carell, Ryan Gosling ve Brad Pitt gibi
başarılı isimler rol alıyor.
Michael Lewis'in çok satan kitabına
ve gerçek bir hikayeye dayanan filmin konusu şöyle:
"Bankacılık sektörünün dışından dört
kişi, büyük bankaların, medyanın ve
hükümetin görmekten kaçındığı ekonominin küresel çöküşünü görür.
Ekonomide büyük bir açık bulduklarına inanan ve harekete geçen bu 4
kişinin cesur yatırımları, onları her
şeyi ve herkesi sorgulamalarının
gerektiği modern bankacılığın karanlık noktasına götürecek."
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
05:15 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle
Lezzetin Haritası
11:00 Kiralık Aşk
13:45 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Yok Artık
22:30 Kiralık Aşk
01:45 Evleneceksen Gel
20:00 YETER
MUSTAFA
KESER
KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Sevimli
Tilki"
Yönetmenliğini Ge
Shuiying'in yaptığı
animasyon türündeki
filmin seslendirme
kadrosunda, Matthew
Warzel ve Anthony
Lawson gibi isimler
bulunuyor.
Filmde, yetenekli bir
ajan olan ve Havuç
şehrine giden Sevimli
Tilki F.O.X.'un, şehrin
iyi kalpli dost tavşanlarının arasına sızmış
yapay tavşanı bulma
mücadelesi konu
ediliyor.
06:00 Çok Güzel
Hareketler Bunlar
07:30 Çizgi Film Kuşağı
07:50 Oynat Bakalım
08:35 Maşa ile Koca Ayı
05:30 Ulan İstanbul
06:35 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
11:00 Kısmetse Olur
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:40 Baba Haber Bülteni
19:00 Ana Haber Bülteni
20:00 Muppets
22:15 Yerli Dizi
23:15 Beyaz Show
01:45 Galip Derviş
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Aşkların En Güzeli
13:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
15:00 İşte Benim Stilim All-Star
/ Yeni Bölüm
19:00 Anasayfa
19:45 Baybars Altuntaş ile En
Zayıf Halka / Yeni Bölüm
21:00 İşte Benim Stilim
20:00 KİRALIK AŞK
Neriman’ın planı işe yarayacak mı?
Hulusi, Neriman’ı köşeye
sıkıştırdı. Neriman artık
son kozunu oynuyor.
Sürpriz kahvaltıda neler
olacak?
Neriman, Defne ile Ömer’i
ateşle barut misali gece baş
başa ofise kilitleme planı
yapıyor. Ortağı tabi ki
Koray! Bu mükemmel
planda işler karışıyor, beklenenden fazlası oluyor.
Bir taşta iki kuş yakalanıyor. Yasemin, Sinan’la başka
bir odada kilitli kalıyor.
Bakalım bu baş başa geçecek olan uzun gece çiftler
için mutlu sonla bitecek
mi?
ANKARA
15 Ocak 2016 Cuma
Keçiören
Belediyesi
"Gençler
Başkanlık
Sistemini
Soruyor" panelleri ile gençleri
bilgilendirmeyi
sürdürüyor.
Gençler, Başkanlık
Sistemi’ni tartıştı
HABER MERKEZİ-Keçiören
Belediyesi Gençlik ve Spor
Müdürlüğü tarafından Yunus Emre
Kültür Merkezi'nde ikincisi gerçekleştirilen panele Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak da katıldı.
Sorulardan önce başkanlık sistemiyle ilgili detaylı bilgi veren
Mustafa Şentop, Türkiye'de bugüne
kadar anayasaları hep ülke yönetimine el koyan darbeci askerlerin
yaptığını söyledi. Şentop,"Bugün
Türkiye'de başkanlık sistemi yok,
parlamenter sistem var.
Parlamenter sistemde hükümeti
millet seçmiyor. Millet Meclisi
seçiyor. Hükümet Meclis'in içinden
çıkıyor. Başkanlık sisteminde ise
iki seçim yapılıyor, iki sandık
kuruluyor; birisi Meclisi seçmek
için, diğeri ise hükümeti seçmek
için. Parlamenter sistemde Meclis
içerisinden çıkan hükümet Meclis'e
karşı sorumludur" diye konuştu.
Türkiye'de uzun zamandır başkanlık sistemini savunan siyasetçiler
ve siyasi partilerin olduğunu hatırlatan Şentop," Tarihe baktığımızda
hükümet parlamento içerisinden
çıktığı, millet tarafından seçilmediği için sık sık hükümet değişiklikleri oldu. Bu sistemle Türkiye iyi
yönetilememiş. İyi yönetilemediği
için Türkiye'nin iyi yönetilebileceği hükümet sistemi arayışları ortaya çıkmış. Başkanlık sisteminin
tartışılmasının, talep edilmesinin
sebebi bu. Niye? Çünkü başkanlık
sisteminde millet seçiyor hükümeti. Hükümetin süresi de bellİ” dedi.
Parlamenter sistemin monarşilerde
iyi işlediğini söyleyen Şentop,
"Cumhuriyet olup da parlamenter
sistemi iyi işleten ülkeler var mı?
Var Almanya, Avusturya, Kanada.
Bu ülkeleri diğer ülkelerden farklı
kılan nedir? Bu ülkelerde federasyon var, eyalet sistemi. Türkiye
eyalet sistemi yok. Türkiye üniter
bir devlettir. Cumhuriyet olan ülkelerde başkanlık sistemi daha iyi
işliyor parlamenter sistemine göre”
diye konuştu.
Türkiye’de Başkanlık Sistemi’ne
karşı çıkanların doğru bilgi sahibi
Türkiye'de onun gösterdiği adayın
yüzde 50'nin üzerinde oy alabilmesi mümkün değil. Parlamenter sistem devam ederse muhalefet partilerinin hükümette olabilme ümitlerini yaşayabilmeleri mümkün, ama
başkanlık sisteminde bu şekilde bir
ümit kalmayacak. Esas karşı çıkma
sebepleri bu” oldu. Şentop, diğer
karşı çıkış sebeplerinin ise
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'dan nefret etmek olduğunu belirterek “Memleket ne olursa
olsun. Türkiye'nin şartları daha da
kötü olsa yeter ki Tayyip Erdoğan
başkan olmasın. Sadece Tayyip
Erdoğan karşıtlığı, düşmanlığı
üzerinden siyaset yapmaya çalışıyorlar” dedi.
Başkanlık sistemiyle federasyonun
zorunlu mu kılındığı sorusuna ise
Şentop, "Federasyonla başkanlık
sistemi arasında doğrudan bir ilişki
yok. Bunu söyleyenler ABD örneğine bakıyorlar. Federasyonla bu
yönetim sistemleri arasında doğrudan ilişki yok.
olmadan karşı çıktığını ifade eden Parlamenter sisteminin iyi işlediği
Türkiye'de bin yıldır bu topraklarŞentop, “Böyle olursa Türkiye'de
ülkelerle Başkanlık Sistemi’nin iyi da federasyon yok merkezi yönehükümetler istikrarlı bir şekilde
işlediği ülkeleri mukayese ettiğitim var. Bir ayrılma ayrışma yok"
çalışır. Hızlı hareket etme imkanı- nizde Başkanlık Sistemlerinde
cevabını verdi. Güneydoğudaki
na sahip olur" görüşünü dile getir- hükümetlerin icraatlarında ekonosiyasi tablonun terör örgütüyle ilgidi. Türkiye'nin en önemli meselesi- mik bakımdan da daha başarılı
li olduğuna dikkat çeken Şentop,
nin yeni anayasa olduğunu kayde- olduğunu söyleyebiliriz rahatlıkla" "Biz Başkanlık Sistemi’ni ve üniter
den Şentop, " Türkiye artık sadece yanıtını verdi.
devleti savunuyoruz.
milletten yetki alanların yöneteceği "Diğer partilerin başkanlık sistemi- Federasyona karşı çıkıyoruz biz"
bir ülke olacak. Bir takım oyunlar- ni eleştirmesinin nedeni nedir?"
açıklamasında bulundu. "Başkanlık
la, tezgahlarla bu ülkeyi milletten
sorusu üzerine Mustafa Şentop'un
sistemi bir ülkeye istikrar getiriyetki almadan yönetmek mümkün
yanıtı “Başkanlık sisteminde yasa- yor" diyen Şentop, istikrarlı hüküdeğil.
mayla yürütme birbirinden tamametlerin ülkeyi büyüttüğünü ve bu
Biz buna müsaade etmeyiz. Yeni
men ayrılmış oluyor.
büyümenin vatandaşa olumlu yananayasada bu anlayışla artık yapıAyrı ayrı seçiliyor ve Başkan’ın
sıyacağını da sözlerine ekledi.
lacak hale geldi. Başkanlık Sistemi yüzde 50'nin üzerinde oy alması
Panelin sonunda Başkan Mustafa
bunun alt başlığıdır" mesajını
gerekiyor. Muhalefet partilerinden Ak, Şentop’a “Çanakkale” kitabını
verdi.
herhangi birisi aday çıkartıp da
hediye etti.
Mis Sabun Kursu
yoğun ilgi görüyor
Çanakkale anıtı
Çanakkale Destanının 100. Yılı, Keçiören Belediyesi tarafından Kartaltepe Kent Ormanına yaptırılan anıtla taçlandı.
HABER MERKEZİ-1.126.000 m²’lik
alanıyla Keçiören'in ilk mesire yeri olan
Kartaltepe Kent Ormanına anlamlı bir
tarihi anıt dikildi. Keçiören Belediyesi
Çanakkale'deki Şehitler Anıtının orjinalini Çanakkale Zaferinin 100. yıl kutlamalarına istinaden Keçiören'e inşa etti.
Ovacık Mahallesi Kartaltepe Kent
Ormanında yükselen anıtın yüksekliği
10.42 metre, ayakları arasındaki açıklık
ise 2,5 metre.... Her bir ayağın tek başına
kapladığı uzunluk 1.88 metre olarak
belirlenirken, anıtın oturum uzunluğu
Gençlerin sorularını da cevaplayan
Şentop, Başkanlık Sistemi’nin ekonomiye katkısının nasıl olacağı
sorusuna “Başkanlık Sistemi’nde
hükümet daha hızlı çalışma, karar
alma ve icraat yapma imkanına
sahip. Bunun için başkanlık sistemlerinde ekonomik konularda da
daha hızlı karar alma ve icraat yapmak imkanı yetkisi var.
6,25 metre olarak planlandı.
Tarih konusunda gelecek nesillerin
bilinçlenmesine ayrı bir önem verdiklerini belirten Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak; "Çanakkale bir milletin var
olma mücadelesi verdiği eşsiz bir zaferdir. Kur'an için, Allah için, vatan için
savaşanlar bize bu ülkeyi miras bıraktılar. Tarihi değiştirenleri 100. yılında
saygı, minnet ve gururla anıyoruz. Bu
gururu temsili olarak Keçiören'de yaşatıyor ve gençlerimizin tarih şuuruna katkı
sunuyoruz." dedi.
HABER MERKEZİ-Pursaklar
Belediyesi Hüma Sultan Hanım
Evi, ‘Mis Sabun’ kursunda önemli
ürünler ortaya çıkıyor.
Yetenekleriyle göz dolduran kadın
kursiyerler kısa sürece önce açılın
Mis Sabun kursunda birbirinden
güzel sabun şekillerine imza attı.
İlk olarak Hüma Sultan Hanım
Evi’nde açılan kurs, Saray ve
Merkez Nezaket Okulu’nda da
başladı. Kurslara yoğun ilgi gösteren kadınlar, el becerileriyle takdir
topladı. Önce sabun yapmanın teorik eğitimin alan kursiyerler ardın-
dan karışımlarla elde ettikleri sıvı
sabunları kalıplara yerleştirerek
birbirinden güzel şekiller veriyor.
Birbirinden renkli ve değişik
şekillerde üretilen sabunlar için
sipariş alımları da başladı.
Kursiyerler yaptıkları sabunların
satışını gerçekleştirerek aynı
zamanda ev ekonomisine katkı
sunuyor. Pursaklar Belediyesi’nde
ilk defa açılan ve üç haftadır
devam eden Mis Sabun kursuna
katılmak isteyenler, Hüma Sultan,
Saray ve Merkez Nezaket
Okulu’na başvurabilir.
3
Arnavutluk
Büyükelçisi
Altındağ’da
Arnavutluk Büyükelçisi Genci Muçaj,
Altındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki,’yi makamında ziyaret etti.
HABER MERKEZİ-Şemsettin Sami Frasheri Arnavut
Kültür Merkezi’nin yaklaşık bir yıl önce
Hamamarkası’nda Altındağ Belediyesi’nin destekleri ile
açıldığını hatırlatan Arnavutluk Büyükelçisi Muçaj, kültür merkezinin Ankara’da bulunan binlerce öğrencinin
kültürel ve sosyal buluşma yeri olduğunu dile getirdi.
Büyükelçi, Başkan Tiryaki’yi tarihi koruma projeleri
konusunda gösterdiği başarılı çalışmalarından ötürü kutladı.
Başkan Veysel Tiryaki de, Arnavutluk ve Kosova
ülkelerinin Ankara’nın tarihi bölgelerinden biri olan
Hamamarkası’na ilgi göstermesinden dolayı duyduğu
memnuniyeti dile getirdi. Arnavut Kültür Merkezi’nin bu
bölgede açılmasından son derece memnuniyet duyduğunu söyleyen Başkan Tiryaki, Rus Büyükelçiliği’nin de
bölgede bir kültür merkezi açtığını hatırlattı.
Hamamarkası’nın bugün farklı bir misyon yüklendiğini,
yabancı temsilciliklerin yanı sıra, sivil toplum örgütlerinin, üniversitelerin de bölgeyi tercih etmeye başladığını
aktardı.
Taşdelen’den
taksicilere
ziyaret
Yapımı tamamlanan taksi duraklarını
ziyaret eden, Çankaya Belediye Başkanı
Alper Taşdelen, esnafla bir araya geldi.
HABER MERKEZİ-Çankaya Belediyesi tarafından kullanım ömrü dolduğu için yenilenen taksi duraklarını ziyaret eden Başkan Taşdelen, esnafa yeni müjdeler de verdi.
Çankaya Belediyesi, büyük bölümü 25 yıllık olan ve
dönemin malzemeleriyle yapıldığı için başta ısı yalıtımı
olmak üzere su, tuvalet, mutfak, oturma bölümleri gibi
ihtiyaçları karşılamaya yetmeyen taksi duraklarını yenilerken Başkan Taşdelen de yapımı tamamlanan duraklarda
esnafla biraraya geldi.
Dikimevi Metro Taksi Durağı esnafı kış başlamadan başlarını sokacakları yeni bir durakları olduğunu ve ilk kez
bu kışı üşümeden geçireceklerini söyleyerek Taşdelen’e
teşekkür ettiler. Mamak-Çankaya sınırında yer alan taksi
duraklarının örnek bir yapı olmasının kendilerini gururlandırdığını ifade eden taksici esnafı, söz verilen projenin
ötesinde bir durağa kavuştuklarını söylediler. Taşdelen’e
yeni semaverlerinde demledikleri çayı ikram eden esnaf,
“Çankaya’da yapılan güzel şeyleri görmekten mutluyuz”
dedi. Taşdelen, Cebeci Mahallesi Muhtarı Ali Osman Taş
ile ziyaret ettiği Dikimevi Metro Taksi Durağı’nda vatandaşlarla da sohbet etti.Taşdelen, Dikimevi Taksi
Durağı’ndan sonra Ankara Üniversitesi Cebeci
Kampüsü’nün karşısında yer alan Siyasal Taksi Durağı’na
da uğradı. Taşdelen’i okul yıllarından itibaren tanıdıklarını
dile getiren Siyasal Taksi Durağı esnafı, öğrencilik döneminden beri tanıdıkları Taşdelen’i şimdilerde belediye
başkanı olarak görmenin kendilerini mutlu ettiğini belirttiler. Gün boyu yollarda olduklarını ve yapılan hizmetleri
yakından gördüklerini belirten Taksi Durağı Temsilcisi
İbrahim Yücesan, “Çankaya’da bozuk zeminli yol bırakmadınız. Asfaltı bozulan sokakları bildirdiğimizde bir
muhatap bulmak, en kısa sürede onarıldığını görmek
bizim için çok önemli. Sadece asfalt, kaldırım değil, çevrede yaptığınız tüm çalışmaları izliyoruz, aracımıza binen
vatandaşların da belediyenin çalışmalarını beğendiklerini
söylemeleri bizi mutlu ediyor” dedi. Yücesan, okul önlerinde yeni başlatılan üniversite öğrencilerine sıcak çorba
ikramının müşterileri tarafından da takdir edildiğini sözlerine ekledi. Önceki yılın hedefini ikiye katlayıp 2015’te
200 bin ton asfalt kullanarak yolları yenilediklerini aktaran Taşdelen, yapımı ve bakımı kolay, uzun ömürlü renkli
asfaltta da önemli bir rekora imza atarak 240 bin metrekare kaldırım yapıldığını söyledi. Taksi duraklarında başlatılan yenileme çalışmalarında kullanım ömrü dolmuş, yazın
soğutulamayan, kışın ısıtılamayan, esnafın çilesi haline
gelen 25 taksi durağını yenilediklerini belirten Taşdelen,
bu sayının 2016 yılı içinde daha da artacağının müjdesini
verdi. Bölgede ziyaretlerini sürdüren Taşdelen, yeni açılan
Çankaya Evi’ni de ziyaret ederek semt sakinleriyle bir
araya geldi. Oyun Odası, Baharevi ve kursları ziyaret
eden Taşdelen çalışmalar hakkında bilgi aldı, kurslara
gelen vatandaşlarla sohbet etti.
4
ANKARA
15 Ocak 2016 Cuma
Etimesgut
Belediyesi'nin
Eti-Park İş
Merkezi adıyla
bilinen inşaat
halindeki binayı
Anka Teknoloji
Üniversitesi'ne
devri için protokol imzalandı.
ETİ-PARK'IN DEVİR
İMZALARI ATILDI
HABER MERKEZİ-Etimesgut
Belediye Başkanı Enver Demirel,
Eti-Park'ın üniversite olmasının
Etimesgut için çok büyük bir kazanç
olacağını vurgulayarak, "Belediye
Meclisimiz, 7 Ocak 2015 tarihli oturumunda Eti-Park'ın Anka Teknoloji
Üniversitesi'ne devri için karar
almıştı. Meclisimizden aldığımız
yetkiyle bu protokolü imzaladık.
Hem ilçemize hem de üniversitemize hayırlı olsun" dedi.
Başkan Demirel, inşaat halindeki
binayı üniversite yapılmak üzere
devrettiklerini belirterek,
"Kamuoyunun yakından takip ettiği
gibi, 1999-2004 görev dönemimizde,
12 bin metrekarelik bu alanı meydan
yapmak üzere kamulaştırmıştık.
Bizden sonra gelen belediye yönetimi, kent meydanı olarak planladığımız bu arsa üzerine alışveriş merkezi yapmak üzere ihale etmişti. Yargı
buna izin vermedi ve mevcut inşaat
aşamasında süreci durdurdu.
Etimesgut’un önemli bir değerini
belediyemize geri kazandırdık. Bu
arsamızı ve üzerindeki inşaat halindeki binayı, ilçemizin menfaatleri
doğrultusunda değerlendirmek için
uzun uğraş verdik. Önce Bilge
Üniversitesi'ne tahsisi gündeme
geldi, ancak bu üniversite henüz
kuruluş aşamasında olduğu için
Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü
tahsisi uygun görmedi. Ardından,
Sağlık Bakanlığı'na, hastane yapılmak üzere tahsis ettik. Bakanlık da
15 ay sonra hastane yapmaktan vazgeçti. Daha sonra Türk Hava
Kurumu Üniversitesi ile Başkent
Üniversitesi inşaatı üniversite ve
hastane kurmak üzere talep etti. Bu
talebe de o dönemki muhalefet meclis üyeleri, belediye seçimine az bir
zaman kaldığı gerekçesiyle karşı
çıkarak onay vermediler. Son olarak
Anka Teknoloji Üniversitesi'nin 65
milyon TL karşılığında üniversite
yapmak için talebi gündeme geldi.
Meclisimiz, binanın devrine onay
verdi. Devir işlemi için protokolümüzü imzaladık. Şimdi üniversite
yönetimi, bu binamızı üniversiteye
dönüştürmek için çalışmalarını
yapacak" diye konuştu.
Başkan Demirel, Etimesgut’ta kurulu 3 üniversite bulunduğunu, 4. üniversiteye yeni yerleşke için arazi
tahsisi yapıldığını belirterek, Anka
Teknoloji ile birlikte Etimesgut’un
üniversite sayısının 5’e çıkacağını
ve bundan büyük memnuniyet duyduğunu söyledi. Demirel, “Eğitime,
kültüre, sanata büyük önem veriyoruz ve Etimesgut’u kültür ve sanat
şehri yapmak için çalışıyoruz” diyerek, bu amaçla ortaya koydukları
çabaların olumlu sonuçlar vermeye
başladığını belirtti. Eti-Park adıyla
bilinen inşaatın alışveriş merkezi
olmasını birçok yönden sakıncalı
görerek hep karşı çıktığını belirten
Demirel, “Burasının ya ilçemizde
büyük ihtiyaç duyulan hastane olmasını ya da üniversite olmasını arzu
ediyorduk. Hastane nasip olmadı,
üniversite de büyük kazanım olacaktır. Hem ülkemiz, hem başkentimiz,
hem de ilçemiz için hayırlı ve güzel
bir hizmet olacaktır. İlçemize ve
üniversitemize hayırlı olmasını diliyorum” şeklinde konuştu.
Çiğdemim’den
müze gezileri
Çiğdemim Derneği Gezi Topluluğu’nun “Hep Birlikte
Ankara Müzelerini Geziyoruz” etkinlikleri devam ediyor.
SPD’li Meclis Üyesi
Yenimahalle’de
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar,
Türk-Alman İşverenler Derneği Başkanı ve aynı
zamanda Eisenberg Belediyesi Meclis Üyesi
Ender Önder’i makamında ağırladı.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi Meclis
üyesi Emre Aydın’ın da bulunduğu ziyarette, faaliyet gösterdiği
dernek ve belediye hakkında
bilgi veren Önder,
Yenimahalle’yi başarıdan başarıya taşıyan Başkan Yaşar’ı tebrik
etti.Almanya’nın en eski partilerinden Sosyal Demokrat
Parti’nin (SPD) meclis üyesi
olduğunu belirten Önder, “Ben
SPD’liyim. SPD Almanya'nın en
eski partisidir. Ayrıca Avrupa'nın
da işçi sınıfına dayanan en köklü
siyasal partilerden biridir. Bugün
burada sizi ziyaret etmekten
mutluluk duyuyorum.
Hizmetleriniz takdire şayan.
Umarım siz de bir gün bizim
misafirimiz olursunuz. Sizleri
Almanya’da görmek bizi mutlu
eder” dedi.
Türk-Alman İşverenler Derneği
(ATİAD) hakkında da bilgi veren
Önder, “ATİAD Almaya ve
Avrupa’daki Türklerin, iş dünyasındaki öncülüğünü ve sözcülüğünü yapıyor. Böylelikle yurt
dışında Türk imajının yücelmesine son derece olumlu katkılarda
bulunuyoruz” diye konuştu.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti
dile getiren Başkan Yaşar ise,
Yenimahalle’ye yaptığı hizmetlerden bahsetti. Yaşar, “Hizmet
halk için yapılır. Halkın yararına
olmayan hiçbir projeye imzamı
atmıyorum. Amacım herkesin
yaşamaktan mutluluk duyduğu
bir Yenimahalle. İnşallah biz de
sizin meclis üyesi olduğunuz
belediyeyi ziyaret ederiz ve bilgi
alışverişinde bulunuruz” dedi.
Ziyaretin sonunda Başkan Yaşar,
Önder’e YENİMEK kursiyerlerinin yaptığı ebru tablosu hediye
etti.
HABER MERKEZİ-Çiğdemim
Derneği Gezi Topluluğu tarafından sosyal ve kültürel sorumluluk projesi kapsamında uygulamaya başlanılan “Hep
Birlikte Ankara Müzelerini Geziyoruz”
etkinlikleri devam ediyor. Etkinliğin
onuncusu gerçekleştirildi.
İçerikli/Tematik geziler kapsamında
yapılan gezilerin bu ayki programı
Meteoroloji Müzesi ile başladı.
Keçiören’de bulunan müze kurum rehberi eşliğinde gezildi ve katılımcılarla
birlikte hava tahmin balonu uçuruldu.
Daha sonra Tandoğan’da bulunan
Makine Kimya Endüstrisi Müzesi de
kurum rehberi eşliğinde gezildi.
Projeden sorumlu dernek yönetim kurulu üyesi Turhan Demirbaş, Ankara’nın
az bilinen müzelerini komşularla birlikte gezmek ve mahalle sakinlerine müzeleri sevdirmek amacıyla bu projeye başladıklarını söyledi. Ayda bir kez bu
etkinliğe devam edeceklerini söyleyen
Demirbaş gösterilen ilgiden oldukça
memnun olduklarını söyledi ve müze
gezileri için servis aracı desteği sağlayan Çankaya Belediyesine teşekkürlerini bildirdi.
Mahalle sakinlerinin birlikte vakit
geçirmelerini ve komşuluk ilişkilerini
artırmayı hedefleyen aynı zamanda da
yakın çevredeki tarihi, doğal ve turistlik yerlerin tanıtımını sağlayan gezi
etkinliklerin de devam edeceğini söyleyen Turhan Demirbaş her ay yapılacak
bu gezilere tüm komşuları davet ediyor.
Başkan Tuna
gençlerle
buluştu
Her hafta lise öğrencileriyle bir
araya gelen Sincan Belediye
Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna,
Yenikent banliyö treni hattı ve
bağlantı yolları projesinde önemli adımların atılacağını müjdeledi.
HABER MERKEZİ-Sincan Belediye Başkanı Doç.
Dr. Mustafa Tuna, öğrencilerle buluşmaya devam ediyor. “Başkan Tuna Gençlerle Baş Başa” programı kapsamında bugüne kadar binlerce öğrenciyle bir araya gelen
Başkan Tuna, son olarak Nefise Andiçen Mesleki ve
Teknik Anadolu Lisesi öğrencileriyle buluştu. Sincan
Kültür Evi’nde gerçekleşen buluşmada Başkan Tuna,
öğrencilerin Sincan’a ilişkin sorularını yanıtladı.
2016 yılında Sincan’da ulaşım konusunda ciddi adımların atılacağını müjdeleyen Başkan Tuna, Sincan banliyösünün Yenikent’e uzamasıyla ilgili proje çalışmalarında
sona geldiklerini söyledi. Başkan Tuna, “Ulaştırma
Bakanımızın talimatlarıyla Sincan banliyösünün
Yenikent’e devam etmesiyle ilgili proje çalışmaları
tamamlanmakta. İnşallah yıl içerisinde inşaat ihalesi
yapılacak ve raylı sistem kısa sürede hizmete girecek”
dedi.
Başkan Tuna, Eskişehir Yolu ile Vatan Caddesi’ni birbirine bağlayacak bulvarın çalışmalarının da devam ettiğini kaydederek, “Sincan, Eskişehir Yolu’na bağlanıyor.
Bu bulvar ile Sincan ulaşımda da altın çağını yaşayacak.
Sincan’ın Eskişehir Yolu’na bağlanması ilçemizin gelişmesine de çok büyük katkı sağlayacak” diye konuştu.
Başkan Tuna, Eskişehir Devlet Yolu, Ayaş Devlet Yolu
ve İstanbul Çevre Yolu’nu birbirine bağlayacak projenin
temelinin de önümüzdeki günlerde atılacağını kaydetti.
Tuna, “40 kilometrelik bu yol ile hem Sincan hem de
Ankara ulaşımda rahat bir nefes alacak” dedi
Başkan Tuna, “Yenikent Akçaören’de yaklaşık 4 bin 500
dönümlük hazineye ait bir arazi var. Buranın büyük bir
Üniversite kampüsü olması yönünde girişimlerimiz var.
Yepyeni bir şehir gibi olacak. Üniversite ile birlikte
konutlar, sosyal donatılar yer alacak. Bu bölgede bu tür
proje için ulaşımın da rahat olması gerekir. Hepimiz
biliyoruz ki yolun olmadığı yerde hayat da olmuyor.
Gidemediğimiz yerde yaşayamıyoruz. Bunun için
Yenikent’e ulaşım noktasında raylı sistemin de takibini
yapıyoruz. Eskişehir Devlet Yolu, Ayaş Devlet Yolu ve
İstanbul Çevre Yolu’nu birbirine bağlayacak projeyle
karayolu ulaşımı da sağlanacak. Bu projenin çalışmaları
da önümüzdeki günlerde başlayacak. Eskişehir Yolu ile
Vatan Caddesi’ni birbirine bağlayacak bulvarın çalışmaları da devam ediyor. Tüm bu gelişmeler Yenikent’e dev
üniversite kampüsü ile yaşam alanının önünü açacak”
dedi. Başkan Tuna, öğrencilerin siyasetle ilgili merak
ettiklerini de cevapladı. “Siyasette temel bir düstur var.
Dürüst, şeffaf ve adil olmalısınız” diyen Başkan Tuna,
her zaman her konuda net olduğunu ifade etti. Başkan
Tuna, “Bugüne kadar popülizm hiçbir zaman yapmadım,
yapmam da. Olmayacak şeylere evet demedim, demem
de. Bir şey olmayacaksa olmayacaktır. Net oldum bugüne kadar ve bundan da bir şikayetim yok” diye konuştu.
Neşet Ertaş anılacak
Türk halk ozanı Neşet Ertaş, Kırşehirliler
Vakfı ve Çankaya Belediyesi işbirliğiyle
Çankaya’da anılacak.
HABER MERKEZİ-Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen, Kırşehirliler Vakfı Başkanı Bekir Onan ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti. Onan, Kırşehir’in
tanıtımına büyük önem verdiklerini belirtirken, Başkan
Taşdelen Türkiye’nin büyük bir değeri olan ozan Neşet
Ertaş’ın memleketi Kırşehir’le gurur duyduklarını ifade
etti.Vakıf belediye işbirliğiyle, 2012 yılında aramızdan
ayrılan Ertaş’ı anma gecesi düzenleme önerisinde bulunan
Taşdelen’i büyük bir mutlulukla yanıtlayan Onan, “Biz
Kırşehirliler olarak, Neşet Ertaş gibi bir ustamızı
Ankara’da hep birlikte anmaktan onur duyarız” dedi.
Çankaya Belediyesi’nin çocuklar için hazırladığı Bilim
Serisi ve Dünya Klasikleri Serisi’ni Kırşehirli çocuklara
da ulaştırmaktan mutluluk duyacaklarını belirten Başkan
Taşdelen, her türlü desteğe hazır olduklarını belirtti.
ANKARA
Alevi önderleri kırmızı
çizgilerini açıkladı
Diyanet İşleri
Başkanı’nın
cemevleri ile
ilgili “kırmızı
çizgi” açıklamasına, Alevi
önderleri
deklarasyonla
cevap verdi.
HABER MERKEZİ-“Alevilerin
toplu ibadet yeri Cemevidir” vurgusunun yapıldığı ve Ocak dedelerinin
Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan maaş
almasına karşı çıkılan Alevi Toplum
Kuruluşları Yüksek Danışma
Toplantısı sonrasında açıklanan bildiride “Laiklik Alevilerin vazgeçilmez
ilkesidir” denildi. Bildiride ayrıca
kamusal alanda inançsal ayırımcılığa
son verilmesi istendi.
Alevi Toplum Kuruluşları Yüksek
Danışma Toplantısı’nda alınan kararlar Ankara’da düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 120 Ocak Dedesi
ile Alevi Dernekler Federasyonu,
Alevi Vakıflar Federasyonu, Hüseyin
Gazi Vakfı, Bab-ı Ali Vakfı, Çağdaş
Demokratik Ehlibeyt Platformu,
Çankaya Cemevi Derneği, Kadıncık
Ana Derneği, Hacı Ali Turabi Vakfı
yöneticilerinin imzaladığı bildirgede
öne çıkan ibareler şöyle: “Son günlerde Alevilere ve Aleviliğe yönelik
yakışıksız beyanatlar karşısında ve
Alevilerin karşı karşıya olduğu olumsuz tutumları değerlendirmek üzere
bir araya gelen biz aşağıdaki Alevi
kuruluşları ve inanç önderleri uzun
müzakerelerden ve istişarelerden
sonra aşağıdaki konularda görüş birliğine vardık. Görüşlerimizi kamuoyuna, ülkemizi yönetenlere ve yönlendirenlere sunmayı tarihe karşı vazgeçilmez bir görev bilmekteyiz.Gerek bütçesi gerekse tartışmalı fetvaları ile
gündeme gelen Diyanet İşleri
Başkanlığı 2016 yılının ilk günlerinden itibaren skandal açıklamalarıyla
tartışma yaratmıştır. Verdiği fetvalarda Alevileri hedef almaktadır.
Diyanet İşleri Başkanı Mehmet
Görmez’in cemevleri konusunda vermiş olduğu beyan da aynı şekilde tartışmalıdır. Devletin her kademesinde
görev yapan bürokratlar arasında
Cumhuriyet tarihinde benzeri olmayan bir ayırımcılık yapıldığı bilinen
bir gerçekliktir. Bu arada Alevi
kökenliler hiçbir üst kademe görevine
getirilmemektedir. Bu durum toplum
içinde derin ayrışmalara yol açacak
son derece yanlış bir tutumdur. Din
ve vicdan özgürlüğü, devletin inanç-
lar karşısında yansızlığı ve din ile
siyasetin birbirine karıştırılmaması
olarak ifade edilen laiklik, Aleviler
açısından da vazgeçilmez bir ilkedir.
Dedelere kamu bütçesinden maaş
verilmesi devlet memuru dedeler ucubesinin ortaya çıkmasına yol açar ki
bu durum Alevi inancıyla asla bağdaşmaz”
Nene Hatun’da
Kanser semineri
Mamak Belediyesi’nin hanımlara
yönelik kanser semineri sürüyor.
Özdemirci: İnsanın
imzası bedeninde
Ankara Üniversitesi Elektronik Belge
Yönetim Sistemleri Koordinatörü Prof. Dr.
Fahrettin Özdemirci, kamuda e-İmza kullanımının hızla yaygınlaşmasıyla birlikte
bazı sorunların ortaya çıktığını belirterek,
“İmza konusunda gelecek, siber güvenlik
noktasında öne çıkan ‘Biyometrik İmza’yı
(b-İmza) işaret ediyor” dedi.
AYŞENUR GÜRER-TÜRKSAT tarafından desteklenerek İstanbul Haliç Kongre
Merkezi'nde gerçekleşen “Uydu Uzay ve
Bilişim Teknolojileri Günleri” etkinliğine
davetli konuşmacı olarak katılan Ankara
Üniversitesi BEYAS Koordinatörü Prof.
Dr. Özdemirci, Elektronik Belge Yönetim
Sistemleri’ne (EBYS) kamunun bakış açısını değerlendirdi. e-BEYAS uygulamaları
ve e-arşiv çalışmaları hakkında bilgi veren
Özdemirci, kamuda EBYS’lerin geleceği
konusunda önemli noktalara dikkat çekti.
Özdemirci şunları söyledi:
JAVA SORUNU: EBYS’lerde eİmzalarda java kullanılması ayrıca bir
sorun. Her java güncellemesi sıkıntılara
neden oluyor. e-Uygulamalar java bağımlılığından kurtarılmalıdır.
BİYOMETRİK İMZA: Kamuda e-İmza
kullanımı hızla yaygınlaşıyor. Ancak yaygınlaşmasıyla birlikte bir takım sorunların
da eşdeğerde ortaya çıkmaya başladığını
görüyoruz. İmza konusunda gelecek, siber
güvenlik noktasında öne çıkan
“Biyometrikİmza”yı (b-İmza) işaret ediyor.
İNSANIN İMZASI BEDENİNDE: İnsan
imzasını bedeninde taşıyor. Bu anlamda
gelişen teknoloji ve bilişim uygulamaları
ile birlikte e-imza için farklı teknolojik
araçlar kullanarak çözümler aramaya
gerek yok. Bunun için insanların yanında
NES (Nitelikli Elektronik Sertifika) taşımalarına da gerek kalmayacak, insanlar
imza atmak için bir takım farklı aparatları
yanlarında taşımak zorunda olmayacaklar.
Devletin ilgili kurumlarında oluşan biyometrik veri merkezleri bu kapsamda
önemli hale gelmeye devam edecek.
GELECEK: e-KURUM SİSTEMLERİ:
Kurumlarda e-belge kullanım süresi artıkça, yeni çalışmaya başlayan personel, klasik belgeyi hiç görmeyecek. Kurumun
geçmişini barındıran kâğıt vb. ortamdaki
belgeler yok olmaya başlayacak. O halde
geçmişiyle bütünleşen e-kurum sistemleri
hedefimiz olmalıdır.
HABER MERKEZİ-Mamak’ta
yüzlerce kadına ulaşarak kansere
karşı bilgilendiren Mamak
Belediyesi ve Kanser Erken
Teşhis Tarama ve Eğitim
Merkezi (KETEM) yeni yılın ilk
seminerini Altıağaç-Karaağaç
Mahallesi’nde bulunun Nene
Hatun Aile Merkezi’nde gerçekleştirecek. 19 Ocak Salı günü
gerçekleşecek seminerde kadınlar arasında yaygın olarak görülen kanser türleri hakkında
mahalle sakinleri bilinçlendirilecek. Mamak Belediye Başkanı
Mesut Akgül: “KETEM ile yaptığımız işbirliği bu yıl 3. senesine giriyor. 3 yıldır Mamak’ta
bulunan aile merkezlerimizde
kadınlarımızı çağımızın en tehlikeli hastalığı olan kansere karşı
bilinçlendiriyoruz. Özellikle aile
merkezlerimiz bu konuda tam
bir eğitim yuvası olarak çalışıyor. Sinevizyon ve uzman doktorlar eşliğinde yapılan seminer-
ler erken teşhis açısından son
derece önemli. Böyle bir seminerde emeği geçen herkese çok
teşekkür ediyorum ve seminerlerimize bütün Mamaklı kadınları
bekliyoruz” dedi.
Seminerler KETEM görevlileri
Dr. Filiz Temel, Dr. Neşe
Canoler, Tıbbı Teknolog Hatice
Şöhretli tarafından gerçekleştiriliyor.
Kanser seminerlerinde katılımcılara rahim ağzı kanseri, kalın
bağırsak kanseri ve meme kanseri hakkında bilgi veriliyor.
Kanser türlerinin ilk aşamasında
ortaya çıkan bulguları detaylı
olarak anlatan uzman doktorlar
elle muayene yöntemleri hakkında katılımcıları bilgilendiriyor.
Sigara ve beslenmenin kanserle
olan ilişkisinin de ele alınacağı
seminerlerde KETEM bünyesinde yapılan taramalar hakkında
da katılımcılara geniş bilgi veriliyor.
15 Ocak 2016 Cuma
5
Kuyumculuk
kitaplaştırıldı
Ahumay Takı Tasarım Kursu
Eğitmeni ve el sanatları ustası
Ahmet Umut Aydemir’in
‘Geleneksel Kuyumculuk Teknikleri
1’ adlı kitabının tanıtımı yapıldı.
HABER MERKEZİAhumay Takı Tasarım Kursu
Eğitmeni ve el sanatları ustası Ahmet Umut Aydemir’in
‘Geleneksel Kuyumculuk Teknikleri 1’ adlı kitabının tanıtımı yapıldı.
Ahumay Takı Tasarım Kursu Eğitmeni ve el sanatları ustası Ahmet Umut Aydemir’in büyük emek vererek hazırlamış olduğu ‘Geleneksel Kuyumculuk Teknikleri 1’ adlı
kitabının tanıtımı, Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Esnaf
ve Sanatkarlar Odası Başkanı Hasan H. Çavuşculu'nun
yanı sıra çok sayıda davetlinin katılımı ile Ahumay Sanat
Evi'nde gerçekleştirildi.
‘Geleneksel Kuyumculuk Teknikleri 1’ kitabının yazarı
Ahmet Umut Aydemir, kitap tanıtım toplantısında yaptığı
konuşmada; “İnanıyorum ki bu eserimizden kursumuza
katılamayan kişiler ile kuyumculuk bölümünde eğitim
almış ya da bu sanata meraklı ve kendini geliştirmek isteyen kişiler fazlası ile faydalanacaktır. Kitap ayrıca, geleneksel kuyumculuk tekniklerinin kaybolup gitmesinin
önüne geçecek, okullarda geleneksel el sanatının gelişmesine de büyük katkı sağlayacak bir kaynak niteliğindedir.”
dedi.
Yazar Aydemir, ilgi ve desteklerinden ötürü Ankara
Kuyumcular ve Saatçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası
Başkanı Hasan H. Çavuşculu ile tanıtıma katılanlara ve
çalışmaların kitaba dönüşmesinde emeği geçenlere teşekkür ederek sözlerini tamamladı.
Ahmet Umut Aydemir'in 'Geleneksel Kuyumculuk
Teknikleri 1' adlı kitabının tanıtımında bir konuşma yapan
Ankara Kuyumcular ve Saatçiler Esnaf ve Sanatkarlar
Odası Başkanı Hasan H. Çavuşculu da kitabın kendi alanında bir ilk olma özelliği taşıdığını belirterek “Kitapta,
kuyumculuk takı tasarımının ve geleneksel el sanatları eğitimde, temel bilgi niteliği taşıyan üretim safhasının her
alanında kullanılan araç-gereçleri ve yapım teknikleri,
yazılı ve görsel olarak anlatılıyor. Büyük emek harcanarak hazırlanan bu kitabın; sektörümüz çalışanlarının kendilerini geliştirmelerine olanak sağlayacağı
gibi eğitim camiamıza;
meslek liselerinin kuyumculuk takı tasarım bölümü
öğrencilerine ve yine meslek yüksek okullarının
kuyumculuk takı tasarım
bölümlerinde öğrenim
gören öğrencilere büyük
katkı sağlayacağına inanıyorum. Ayrıca bu kitabın
Milli Eğitim Bakanlığı
tarafından da referans olarak değerlendirileceğini
ümit ediyorum." ifadelerini
kullandı.
Çavuşculu, "Odamız üyesi
de olan Sayın Ahmet Umut Aydemir'e Ankara Kuyumcular
ve Saatçiler Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı olarak bu
değerli çalışmasından dolayı teşekkür ediyor, başarılı
çalışmalarının devamını diliyorum." diyerek sözlerini
tamamladı.
Ahmet Umut Aydemir'in Oda Başkanı Hasan H.
Çavuşculu’ya ‘Geleneksel Kuyumculuk Teknikleri 1’ kitabını imzalayarak hediye ettiği tanıtımda, katılımcılar da
kitaba yoğun ilgi gösterdi.
Duruay’dan
bakanlara
ziyaret
Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih
Duruay, beraberindeki heyet ile birlikte 64. Hükümet Bakanları’na
ziyaretlerini sürdürüyor.
HABER MERKEZİ-Çankaya Belediyesi temizlik alanında vatandaşların sorunlarını gelen istekler doğrultusunda
çözüme kavuşturuyor.
Cadde, sokak, pazaryeri gibi temizlik çalışmalarının
yanı sıra uygulamaya koyduğu “Yeni Sistem Çöp
Konteyneri” ile temizlikte Avrupa kalitesini Çankaya’ya
taşıyan Çankaya Belediyesi, vatandaşların isteklerine de
cevap veriyor.
Bir yıl içinde Çankaya Çözüm Merkezi’ne gelen 651
şikayetle ilgilenen Çankaya Belediyesi, sorunları çözüme
kavuşturuyor. Şikayette bulunan vatandaşlara konuyla
ilgili geri dönüş yaparak bilgilendiren Belediye, yeni
yılda da vatandaş öncelikli çalışmalarını sürdürüyor.
6
röportaj
15 Ocak 2016 Cuma
CHP Kadın Kolları Merkez Yönetim Kurulu üyesi ve Genel Sekreteri Nurten Bozkurt:
AK PARTİ’yi
kadınlar durdurur
Röportaj
Kenan
ERGEN
CHP Kadın Kolları MYK üyesi
ve Genel Sekreteri Nurten
Bozkurt, “Kadının siyasetteki
yeri”ne ve gündemdeki bazı
gelişmelere ilişkin samimi
açıklamalarda bulundu.
Bozkurt’un, Kenan Ergen ile
yaptığı söyleşiden çarpıcı
başlıklar şöyle;
*“Kadın lokomotiftir. Kadın
isterse yapar! Kadınların siyasetteki özverisi büyük, emeği ise kutsal.
AKP’yi de kadınlar durduracak.”
*“Suya, sabuna dokunan bir
siyasetçiyim. AK Parti’nin bozduğu
toplumsal DNA’ları onaracağımızı
söylüyorum.”
*“Hayata özgürlükçü bakan bir
insanım. Türban konusunda cumhuriyet değerlerine inanan bazı
arkadaşlarımız refleks gösterdiler.
Geçmişte hata yaptık ama düzeldi
hepsi.”
*“Terör Doğu’da insan öldürüyor, deniliyor. Sen devlet olarak
sızlanmayacak, , ölümleri önleyeceksin. Öyle bir hale geldik ki
Doğu’da insanlar, Batı’da insanlık
ölüyor.”
Nurten Bozkurt’un Kenan Ergen’in
sorularına verdiği yanıtlar şöyle:
SİYASETTE
KADININ GÜCÜ NEDİR?
Kadınlar siyasetin çok önemli ve
vazgeçilmez bir parçası. Bu iktidara, bu
iktidarın aymazlığına, körüklediği kirli
savaşın neden olduğu ölümlere, tırmanan kadın cinayetlerine ‘dur’ diyebilecek tek gücün kadınlar olduğuna inanıyorum. Çünkü kadın lokomotiftir.
Çünkü kadın isterse yapar! Kadın isterse pekala AKP’yi durdurur! Bakın,
ülkenin ne birliği kalmış ne de bütünlüğü. Ülkenin bir tarafında kadınlar,
çocuklar öldürülüyor. Bu ateş, bu gidişle ülkenin tamamını saracaktır.
Kadınlarımızın bu gidişata ‘dur’ deme
gücü var yeterince. Çünkü partisi, ülkesi ve çocuğu için kutsal bir emek harcıyor. Ne ekonomik ne de kariyer anlamda karşılığı var. Parti tabanında çalışan
bir kadının mevki-makam gibi beklentisi yok. İşte bu gönül, bu içsel enerjinin
değiştiremeyeceği hiçbir şey yok.
KADINLARIN BU
GÜÇLERİNİ KULLANMA
KAPASİTESİ VAR MI?
Kadının siyasetteki yerine ve konumuna bakınca, aslında bu işin çok ağır
olduğu ortaya çıkıyor. Siyasette kadın
ve erkek açıcısından eşit bir yarış yok.
Zorluklar fazla. Bunu en iyi yaşayanlardan biriyim. Kadınlar, erkeklerle aynı
kulvarda yarışmak zorunda. Ancak
kadının dezavantajı, siyaset yaparken
bile evde kocasının konforunu sağlıyor,
çocuklara bakıyor, ev işlerini yapıyor,
sabah çıkmadan akşamki yemeği mutlaka ayarlaması gerekiyor. Tüm bu işleri
bitirdikten sonra koştura koştura partisine gidiyor. Peki aynı görevdeki erkek?
Hazır kahvaltısını yaparak çıkıyor evinden ve siyasi görevine gidiyor. Evine
geç saatte dönme özgürlüğü var. Kadın
geç kaldığında sorgulamalar, ataerkil
refleksler devreye giriyor hemen. Tüm
bunlar kadınlar için handikap, eşitsizlik.
Böyle bir anlayışın hakim olduğu toplumsal yapıda kadın, kaygısızca siyaset
yapan erkekle aynı kulvarda yarışıyor.
Zaten böyle eşitsiz bir yarışta, kadının
çok da başarılı olması beklenemez.
CHP, KADIN SİYASETÇİ
KONUSUNDA BAŞARILI MI?
CHP, kadın siyasetçi konusunda
elbette başarılı bir parti ama başarı
konusunda çıtayı ne kadar yükseltseniz
de daha üstünü hedeflersiniz. Başarı ile
doyumsuzluk iç içedir çünkü. Hep daha
fazlası hedef olarak önünüzde bekler.
Kadının siyasete aktif olarak katılması
konusunda CHP, diğer partilere göre
önde, ancak bu, istenen seviyenin yakalandığı anlamına gelmiyor. Çünkü
Türkiye’de kadının altyapısı ve donanımı buna elverişli olmadığı için CHP’nin
de kadını siyasetin odağına çekmesi
konusunda sıkıntılar yaşandığı inkar
edilemez.
EKONOMİK
ÖZGÜRLÜĞÜNÜ
KAZANMIŞ KADININ
SİYASETTE ŞANSI
DAHA MI FAZLA?
Ekonomik seviyesi üst düzeyde olan
kadınlar için durum biraz daha farklı
olabilir elbette. Yazık ki gözden kaçan
şöyle bir ayrıntı var. Çalışan kadın ekonomik özgürlüğünü kazanmış gibi
görünse de erkeği kollayan adaletsiz
ücret anlayışı nedeniyle daha az kazanıyor. Haliyle yaşamını kolaylaştıracak
bir standarda ulaşması da pek mümkün
değil. CHP’de kadın sayısının istenilen
düzeyde olmamasını bu bağlamda ele
aldığımızda, CHP’yi Türkiye’den
bağımsız düşünmemiz mümkün değil.
Sonuçta bu toplumun insanıyız. Toplum
ne ise CHP yapısındaki kadınlar da o
toplumun bir üyesi.
CHP, GENÇLERİ
kadınları ve gençleri daha çok sahiplenen, onlara siyasette daha çok söz hakkı
veren demokratik bir parti yapısını her
zaman deklare ediyor. Partimiz, sorunları tespit edip çözümlerini bulmak için
yoğun bir çabayla politikalar üretiyor.
Tabii üretilen bu politikaların toplumla
bütünleştirilmesi ve anlatılması yine biz
siyasetçilerin işi.
YETERİNCE
ANLATABİLİYOR
MUSUNUZ PEKİ?
Burada şöyle bir eksiklik görüyorum. Üretilen politikaları halka ulaştırmada iletişim araçlarını kullanmakta
sorun yaşıyoruz. Mevcut medyanın
büyük çoğunluğu iktidarın güdümünde.
Bu noktada üretilen politikalarımızı
halka anlatma hususunda yetersiz kalıyoruz. 2011 yılında bu yana birçok
projemizi halka anlatamadık. Örneğin
asgari ücret politikamız… AK Parti iktidarı karşı çıkmasına rağmen daha sonra
bize ait olan bu politikayı kullanıp
emrindeki medya ile bunu reklam ola-
laşmalar meydana geldi. Kimse kimsenin televizyonunu izlemiyor, gazetesini
okumuyor. Bu denli kutuplaştırmak,
germek toplumun DNA’sını bozuyor,
DNA’sı bozulmuş bir nesil yaratılıyor.
Doğal yapı bozuluyor anlayacağınız.
Bakın, biz bozulan bu DNA’yı onaracağımızı söylüyoruz. Bu ülke çok iktidar
gördü bugüne kadar, hatta muktedirler
de gördü ama böyle ayrıştırıcı bir iktidar hiç görmedi. Oysa birbirimizi dinleme ve anlama konusunda daha büyük
mesafeler kat etmemiz gerekiyor.
MHP’li, HDP’li, AKP’li arkadaşlarla
görüşüyorum. İkili görüşmelerde birbirimizi anlıyor, rahat diyalog kurabiliyoruz. Asgari müşterekte buluşabiliyoruz
en azından. Kucaklayıcı, barışçıl bir
ortak dil geliştirmemiz gerekiyor.
TEK SUÇLU AK PARTİ Mİ,
YOKSA SİZİN DE
ÖZELEŞTİRİNİZ OLACAK MI?
Aslında büyük bir halk kitlesi
CHP’yi yanlış anlıyor. Toplumda,
“Muhafazakar bir kadına solcular iyi
Özgeçmiş:
1984’te SODEP’te
başlayan siyaset
hayatı süresince üç
dönem Mamak
Belediye Meclis
üyeliği, iki dönem
CHP Mamak İlçe
Sekreterliği, Ankara
İl Başkan
Yardımcığı görevlerinde bulundu.
KUCAKLAYAMIYOR
GİBİ BİR ALGI VAR…
Aslında CHP gençler konusunda
başarılı. Genç kızlarımızın, öğrencilerimizin partimize ilgisi yüksek. Fakat bu
başarı da daha yükseğini, daha da yükseğini beklediği için yeterli görülemez.
Partimiz eskisine göre toplumun her
katmanına eşit mesafede, sorunlarına
daha duyarlı. Sayın Genel Başkanımız
rak servis etti. İletişim araçları objektif
olsa, halka kendimizi daha rahat anlatabileceğiz. O zaman halk da ne dediğimizi doğru ve çok daha iyi anlayacak.
Her konuda olduğu gibi medyadaki
kutuplaşma da hükümet lehinde ve çok
dengesiz durumda.
DİĞER KUTUPLAŞMALARIN
NERESİNDESİNİZ?
Akla gelebilecek her alanda kutup-
bakmaz, onlar dine düşmandır” gibi bir
algı var. Dipten gelen bir dalga gibi,
resmiyette olmasa da sivil bir proje olarak bazı çevreler tarafından özellikle
yoksul kadınlara empoze edildi.
Özeleştiri yaparsak, o dönem, niyet öyle
olmasa da duruşumuzda, bakışımızda
bir yanlışlık yaptık. Örneğin türbanlı bir
kadın görüldüğünde, cumhuriyet değerlerine sahip kadınlar, sanki cumhuriyet
elden gidiyormuş gibi bir refleks gösterdi. Böyle kapalı kadınlara hoşgörüyle
bakmayan arkadaşlarımız oldu.
TÜRBANLI KADINLARA
SİZİN YAKLAŞIMINIZ?
Bakın, ben suya sabuna dokunan bir
siyasetçiyim. Hayata özgürlükçü bakan
bir insanım. Bunları problem etmem,
kimse de birbirini problem etmeyecek.
Türban, ülkemizde iktidar olmak isteyenlerin tarafından bir araç olarak kullanıldı. Tamam, bu konuda geçmişte
hata yaptığımızı kabul ediyorum.
Ancak, Genel Başkanımız bu hatayı
düzeltmiştir. Geçen pek çok seçimde
kapalı ama cumhuriyetçi anlayışa sahip
kadınlarımız çeşitli kademelerde aday
oldu. Mersin’deki bir kapalı adayımızın,
“Ben dinimi özgürce yaşamak için
CHP’den aday oldum” demesi hoşuma
gitmiş, mutlu etmişti beni.
CHP’NİN DOĞU VE
GÜNEYDOĞU DRAMI İÇİN
SOMUT ÇÖZÜM
ÖNERİSİ VAR MI?
Şu an Doğu ve Güneydoğu’da
insanların tek derdi hayatta kalmak!
Çocuklar, kadınlar öldürülüyor, bunun
ötesi yok. Terör öldürüyor, deniyor.
Sen devlet olarak sızlanmayacak, terörü önleyeceksin. Oradaki teşkilatlarımızdan çok detaylı bilgiler geliyor.
Orada yaşam hakkı insanların elinden
alınmış durumda. Yaşam hakkı olmayan bir yerde kadın hakkını sorgulayamıyoruz yazık ki. Üstüne sokağa
çıkma yasağı baskısı. Bir insanın bir
ay dışarı çıkamaması ne demek!
Orada insanlar ölüyor, Batıda insanlık
ölüyor…
SENDİKALARLA,
SİVİL TOPLUM
ÖRGÜTLERİYLE
TEMASLARINIZ NASIL?
Özellikle sosyal demokrat partilerin beslenip güçlendikleri alanlar sendikalardır, sivil toplum kuruluşlarıdır.
Yazık ki Türkiye’de ne sendika ne de
demokratik kitle örgütleri kaldı. Çok
aman aman olmasa da bu tür örgütlerle
bağımız var. Bununla ilgilenen bir genel
başkan yardımcımız var. O oluşumların
içinden gelen ve sorunlarını doğru bir
şekilde bize aktarabilen bir temsilcimiz
her zaman olmuştur. Genel Başkanımız
bu konulara ayrı bir önem veriyor.
Siyasette, toplumun taleplerine göre politika üreteceksiniz ki halka dönüşü olsun.
Halka rağmen bir siyasi politika yaşayamaz.
CHP, HALK İLE
YÜZYÜZE SICAK TEMASI
SAĞLAYABİLDİ Mİ?
Bu konuda sorunumuz vardı evet,
tespit ettik ve çözüm için harekete
geçiyoruz. Bakın, yasa gereği ilçe
kadın kollarımız 8-10 kişilik kurullardan oluşuyor. 10 kişilik bir kurulun 600
bin nüfuslu bir ilçeyi örgütlemesi
mümkün müdür? Değildir, ne zaman,
ne de sayı yeter… Yasa gereği böyle
ama bunun altında uzayan yapılar mevcut. Örneğin mahalle temsilcilikleri
kuruyoruz. Kadınlara çok iş düşüyor.
Mahalle temsilcisi bir kadın, onun
altında sokak temsilcisi, o sokaktaki
apartmanlarda birer kadın temsilci bulmak… Hedefimiz bu. Bunu yapan
örgütlerimiz var ama her yerde yok
tabii. Yeni bir yapılanma şart. Hemen
bu günden yarına olabilecek bir şey
değil, çünkü imkansızlıkları aşmak
gerek.
1 KASIM SEÇİMLERİNDE
CHP NEDEN BAŞARI
SAĞLAYAMADI
-Halkın sağduyusuna ve ortak aklına her zaman güvenmişimdir. Bu ülkede neler oldu, ne kışkırtmalar oldu.
Ama kimse kimseyi boğazlamadı. Bu
halkın mayası sağlam. 7 Haziran’da
halkımız, siyasetçilerden daha iyi bir
öngörüyle, AKP iktidarına sarı kart
gösterdi. Partimizin seçim sonrası izlediği rota doğruydu. Başarısız değildik,
çünkü üzerine düşen özveriyi yerine
getirdi ve çok gayret gösterdi. Burada
maalesef MHP, MHP, MHP diyorum.
Koalisyonu engellediler. Ama hangi
nedenledir, tarih düştüğü bu notu mutlaka açıklayacaktır.
bölge haberlerİ
YURTTAN
KISA KISA
Yığma taş cami,
29 yılda tamamlandı
D
GİrESuN - GÜLTEKİN YETGİN - Giresun'un
Bulancak ilçesinde 1987'de temeli atılan ve yığma taştan imece usulü yapılan Sarayburnu Camisi'nin inşaatı
seneler sonra tamamlandı.
İstanbul Şehzadebaşı Camisi'nin ölçüleri baz alınarak yapımına başlanan caminin bitirilmesi, inşaatın
tamamında taş kullanılması, işçiliği ve belirli bir
finansmanının olmaması nedeniyle uzun sürdü.
Karadeniz Sahil Yolu üzerinde bulunan ve kündekari
işçiliğiyle yapılan kapılarının bu yılın başında takılmasıyla inşaatı tamamlanan Sarayburnu Camisi, mimarisiyle dikkati çekiyor.
Sarayburnu Camisi ve Külliyatı Yapma ve Yaşatma
Derneği Başkanı Yusuf Ziya Sipahi, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, 1987'de İstanbul Şehzadebaşı
camisinin ölçülerinden ve mimarisinden hareketle
inşaata başladıklarını söyledi.
Caminin yapımının kuzey ve batı kapılarının takılmasıyla bu yıl sona erdiğini belirten Sipahi, "Osmanlı
ve Selçuklu mimarisini harmanlayarak ortaya çıkardığımız eser, hamdolsun artık tamamlandı. Selçuklu ve
Osmanlı'dan kalma eserlerimiz var, görüyoruz, halen
yaşıyor. Bu cami de onlar gibi yaşayacak" dedi.
Sipahi, caminin inşaatının uzun sürdüğünü ifade ederek "Biz, belli bir ekip az bir kadroyla beraber hem
finansmanını temin ettik yardım kampanyalarıyla hem
de işçiliğini yaptık, bizzat taş ocağından taşı da kendi
yöntemlerimizle söktük, işledik yerine yerleştirdik"
diye konuştu.
Türkiye'de 5-6 santimetre kalındığındaki taşlarla
camilerin inşa edildiğine dikkati çeken Sipahi, şöyle
konuştu:
"Çelik taşıyıcı üzerinde monte edilip de gövde taşınıyor. Bizim camimiz, dedelerimizin yaptığı gibi 130
santimetre duvar kalınlığı yığma taş olarak yükseliyor.
Dolayısıyla çok büyük bir malzeme gidiyor, çok büyük
işçiliği var. İçeride de bazı unsurları taşla yaptık.
Mesela diğer büyük camilerde iç mekanlardaki kemerler kırmızı boyayla gösterilmiş ama biz onu kırmızı taş
olarak koyduk. Dolayısıyla bu bir maliyet ve işçilik.
Mukarnaslar, camilerimizde geçmişte alçıyla yapılmış,
biz bunu taşla yaptık."
"Bu cAMİNİN öMrÜ 500 YıL"
Sipahi, Sarayburnu Camisi'nin Selçuklu ve
Osmanlı'nın yaptığı eserler gibi ayakta kalacağını vurgulayarak "Onun için biz zaten yığma taş duvar, eski
usul yaptık. İnşallah ömrü, çok uzun olacaktır. Yeni
yapılan camilerde bazı yerlerde bizden sonra yapılmalarına rağmen deformasyonlar başladı. Bu caminin
ömrü 500 yıl garanti edilebilir" ifadelerini
kullandı.(AA)
15 Ocak 2016 Cuma
Öğretmenlerin mazeret durumundan
yer değiştirme takvimi açıklandı
Milli Eğitim Bakanlığı (MEB), öğretmenlerin aile birliği, sağlık, can güvenliği mazeretleri, engellilik durumu
ve diğer nedenlerle bağlı yer değiştirmeler için birinci aşama başvurularını yapacaklar.
ANKArA- Bakanlığın internet sitesinde yer alan
duyuruya göre, MEB'e bağlı kurumlarda görevli öğretmenlerin il içi ve iller arasında aile birliği, sağlık, can
güvenliği mazeretleri veya engellilik durumu ile diğer
nedenlere bağlı yer değişiklikleri, MEB Öğretmen
Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği ile Devlet
Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına
İlişkin Yönetmelik hükümleri doğrultusunda yapılacak.
Norm kadro açığı bulunan eğitim kurumlarının
tamamı, bakanlığın http://ikgm.meb.gov.tr internet
adresinde ilan edilerek öğretmenlerin tercihlerine açılacak ve yer değiştirmeler bilgisayar ortamında hizmet
puanı üstünlüğü esasına göre yapılacak.
Öğretmenlerin hizmet puanının hesabında başvuruların son günü, hizmet süresinin hesabında ise 28
Şubat 2016 tarihi esas alınacak.
Sağlık durumu veya can güvenliği mazereti ile
engellilik durumuna veya diğer nedenlere bağlı olarak
yer değiştirme başvurusunda bulunan ve başvurusu
uygun görülen öğretmenlerin talebi halinde, eşleri de
yer değiştirme başvurusu yapabilecek.
Başvurular, http://mebbis.meb.gov.tr veya
http://ikgm.meb.gov.tr adreslerindeki MEBBİS
Mazeret Durumuna Bağlı Yer Değiştirme Başvuru
Formu doldurularak yapılacak ve belgeler eğitim
kurumu müdürlüğüne teslim edilecek.
Yer değişikliği yapılanlardan, en geç 29 Şubat 2016
tarihine kadar görevine başlamayanların atamaları
iptal edilecek. Yer değiştirme sürecinde ihtiyaç duyulan açıklamalar Bakanlığın http://ikgm.meb.gov.tr
internet adresinden ayrıca duyurulacak.
Öğretmenlerden aday olarak görev yapmakta iken
herhangi bir nedenle görev yerleri değiştirilenler, en
geç 15 Şubat 2016 tarihinde atandıkları yerlerde
görevlerine başlayarak adaylıklarının kaldırılmasına
esas sınava yeni görev yerlerinde katılacak.
Sağlık mazeretine bağlı yer değiştirmeler, aile birliği
mazeretine bağlı yer değiştirmeler, can güvenliği
mazeretine bağlı yer değiştirmeler, engellilik durumuna bağlı yer değiştirmeler ve diğer nedenlere bağlı yer
değiştirme yapabilecekler.
Müzede, üzerinde bir bebeğe ait el resminin bulunduğu
er mektubu, en dikkat çeken eşyalar arasında yer alıyor.
Şehit Şaban Ertaştan'ın ağabeyi ve Ereğli Şehit Aileleri
Derneği Başkanı Yılmaz Ertaştan, mektubun hikayesini şu
sözlerle aktardı:
"1998 yılında vatani görevini yaparken şehit düşen kardeşim Şaban, askerliğini yaparken dünyaya gelen yeğeninin fotoğrafını istedi. Filiz adı verilen yeğeni doğduğunda,
fotoğrafı olmadığı için mektuba elinin resmini çizdik ve
'Sevgili amcacağım. Bu el kimin eli diye merak edersen
yeğenin Filiz'in eli. Amcacığım nasılsın, iyi misin? İyi
olmanı Allah'tan dilerim. Amcacığım elini elime ver de
öpeyim. Kardeşimin resmini benim de elimi gör' yazarak
gönderdik. Kardeşim mektubu aldı fakat yeğenini hiç görmeden şehit oldu."
"Bu BAYrAK İNMEYEcEK,
EzAN dİNMEYEcEK"
Ertaştan, oluşturdukları müzede şehitlerin fotoğraflarını
ve hayata veda ettiklerinde ceplerinden çıkan eşyaları sergileyerek hatıralarını canlı tutmak istediklerini söyledi.
Müzenin herkesi duygulandırdığını ve gururlandığını
aktaran Ertaştan, sergilenenler acı hatıralar olsa bile aileleri için teselli niteliği taşıdığını kaydetti. (AA)
Öğretmenler, mazeretlerinin bulunduğu ildeki
tüm eğitim kurumları arasından en çok 40 tercihte bulunabilecek. Başvuracak öğretmenler,
tercihleri dışında 41'inci seçenek olarak il genelinde boş kalan eğitim kurumlarından birine
kura ile atanmak isteyip istemediklerini ayrıca
belirtebilecek. Hizmet puanı yetersizliği sebebiyle yer değiştirmeleri yapılamayan öğretmenler, istemeleri halinde aylıksız izin kullanabilecek.
puAN ÜSTÜNLÜĞÜ ESAS OLAcAK
Yer değiştirmeler, öğretmenlerin tercihleri dikkate
alınarak hizmet puanı üstünlüğüne göre yapılacak.
Sonuçlar, http://ikgm.meb.gov.tr adresinde yayınlanacak. Yer değiştirmesi yapılan öğretmenlerin tebligat,
ayrılma ve başlama işlemleri, yer değiştirme takviminde belirtilen süreler içinde tamamlanacak. (AA)
Sınıfta başlayan okuma
aşkı mahalleye yayıldı
KONYA - SAVAŞ GÜLEr - Konya'da bir
ilkokul öğretmeninin öğrencilerini kitap okumaya teşvik etmek amacıyla başlattığı uygulama, velilerin de okula gelip kitap okumasıyla,
mahallede adeta bir okuma seferberliğine dönüştü.
Sınıf öğretmeni Yusuf Şengül, Dumlupınar
Mahallesi'ndeki Ahmet Haşhaş İlkokulunda 2
yıl önce, kitap okuyan öğrencilerine çeşitli
hediyeler vermeye başladı. Sınıfta başlayan bu
Şehitlerden geriye
kalanlar duygulandırıyor
KONYA - METİN BOLAT - Konya'nın Ereğli ilçesindeki "şehitler müzesi"nde, görenleri bir yandan hüzünlendiren bir yandan da gururlandıran, vatani görevini yaparken şehit düşenlerin eşyaları sergileniyor.
Her biri arkalarında unutulmaz hatıralar bırakan 17 şehidin üzerlerinde taşıdığı ya da sakladığı "değerli" eşyaların
sergilendiği müze, yoğun ilgi görüyor.
Müzede, kahramanlara ait bayram tebrik kartı, düğün
davetiyesi, künye, üniforma, güneş gözlüğü, düdük, çeşitli
elbiseler,
fotoğraf
albümleri,
eldiven, kep,
cüzdan, mektup, askeri
kimlik kartı,
tıraş malzemeleri, para,
eğitim notları,
cep telefonu,
hatıra defteri,
bot, kemer,
sırt çantası ve
çorap gibi
eşyalar bulunuyor.
"BAK AMcA Bu BENİM ELİM"
7
uygulama, önce tüm okula, ardından velilerin
de katılımıyla mahalleye yayıldı. Aileler,
günün belli saatlerinde okula giderek, öğrenciler ile kitap okumaya başladı.
Öğretmen Şengül, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, başlangıçta öğrencilerin kitap
okuma alışkanlığını geliştirmek için proje
hazırladığını söyledi.
Öğrencilerden belli bir zaman aralığında
belirlenen kitapları okumalarının istendiğini
anlatan Şengül, "Bir çizelge ile anne ve babalardan çocuklarının kitap okumalarını takip
etmelerini istedik. Amacımız, ailelerin yardı-
mıyla öğrencilerin her gün kitap okumalarını
sağlamak. Velilerimiz çocuğunun okuduğuna
dair bu çizelgeyi teslim ediyor, 40 günlük süre
zarfında her gün kitap okuyan öğrencimize
hediyeler veriyoruz" diye konuştu.
Daha sonra velileri de işin içine katmaya
karar verdiklerini belirten Şengül, şöyle devam
etti:
"Öğrencilerimizin ev ödevlerini yaptıktan
sonra görevlerinin bittiğini düşündüklerini gördük. Uygulama kapsamında ailelerin gayretini
görünce 'Mahallemde ilk
biz, mahallemde ilk iz' sloganıyla bütün velileri bundan faydalandırmak istedik. Beklediğimizden daha
güzel bir tablo ile karşılaştık. Şimdi anne, baba,
çocuk herkes kitap okuyor.
Velilerin sınıflardaki kitap
okuma etkinliğine katılımı
yüzde 60'ın altına düşmüyor. İnşallah bu projemiz
genele yayılarak bir farkındalık oluşturur."
"KOŞA KOŞA
OKuLA KİTAp
OKuMAYA
GELİYOruM"
Oğlu 3. sınıfta okuyan anne Zehra Ünüvar
da çocuğuyla okula gelip kitap okuyarak ona
destek olduğunu dile getirdi.
Kitap okuma fırsatı bulduğu için çok mutlu
olduğunu aktaran Ünüvar, "Okumayı seven
birisiyim ama ev işleriyle ilgilenmekten vakit
bulamıyordum.
Bu uygulama bizim için fırsat oldu. Şimdi 8
aylık bebeğimi evde yakınlarıma bırakıp, koşa
koşa okula kitap okumaya geliyorum. Okumak
ruhen de beni rahatlatıyor. Eve gittiğim zaman
rahatladığımı hissediyorum" ifadelerini
kullandı. (AA)
AK Parti kampı
esnafı mutlu etti
AFYONKArAHİSAr - cANAN TÜKELAY Afyonkarahisar'da iki gün süren AK Parti 24. İstişare ve
Değerlendirme Toplantısı, ildeki esnafın yüzünü
güldürdü.
AK Parti'nin hafta sonu gerçekleştirilen toplantısına,
milletvekilleri, MKYK üyeleri, kadın ve gençlik kolları
ile MYK üyeleri katıldı. Türkiye'nin dört bir tarafından
gelen partililer, kent merkezini gezerek Afyonkarahisar'ı
tanıma fırsatı buldu. İki günlük kampın ardından memleketlerine dönen partililer, yanlarında özellikle
Afyonkarahisar'ın en meşhur ürünlerinden sucuk, lokum
ve kaymak götürmeyi ihmal etmedi. Ürünlerin yoğun
ilgi görmesi esnafı da sevindirdi.
Afyonkarahisar Esnaf Odaları Birliği Başkanı
Aldülkadir Konak, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
AK Parti 24. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın,
şehir ve esnaf açısından olumlu olduğunu söyledi.
Toplantının Afyonkarahisar’da olmasının kente canlılık getirdiğini aktaran Konak, "Özellikle gıda sektöründe sucuk, lokum, şekerleme gibi ürünler yoğun ilgi
gördü. Toplantı Afyon'un tanıtımına ve ekonomisine
önemli katkı sundu" dedi.
AK Parti'nin böylesine önemli bir toplantı için
Afyonkarahisar'ı tercih etmesinin kendileri için büyük
bir şans olduğunu vurgulayan Konak, şöyle devam etti:
"Sayın Başbakanımızın Afyonkarahisar'a gelmesini
sadece Tütkiye değil, tüm dünya duydu. Dünyada şehrimizin ismi duyuldu. Bu açıdan çok önemli bir organizasyon. Afyonkarahisar mermerin, zaferin, termalin ve
lezzetin başkenti. Esnaf ve sanatkar açısından büyük
faydası oldu. Misafirlerimiz memleketlerine giderken
lokum, sucuk götürdü. Bu da bizim ekonomimize katkı
oldu. Bu ürünlerin tanıtımı da yapıldı. Hafta sonu
Uzunçarşı'daki şekerciler ve sucukçularda adeta kuyruk
vardı. İnşallah bundan sonra da bu toplantı burada yapılmaya devam eder."
Esnaf Ahmet Önder de toplantının Afyonkarahisar'da
yapılmasının hem ticari hem de tanıtım açısından kent
için çok önemli olduğunu anlattı.
Şekerleme üreticisi Necdet Altınay, iş yerinde hafta
sonu yoğunluk yaşandığını ifade ederek, "Misafirlerimiz
Afyonkarahisar'ın kaymağı meşhur olduğu için genellikle kaymaklı ürünleri tercih ediyor. Kaymak, kaymaklı
lokum, kaymak şekeri ve ekmek kadayıfı ilgi görüyor.
Diğer renkli şekerler, akide, pişmaniye de hediyelik olarak alınıyor. İşlerimiz çok yoğundu, hatta Afyon trafiği
bile yoğundu" diye konuştu.
(AA)
8
15 Ocak 2016 Cuma
Ahmed ŞAHİN
Hatadan sonra kıble istikametli
yoluna devam eden kurtulur!
Hemen hepimizin hedefi, kıble istikametli yolumuza sabır ve sebat içinde tökezlemeden devam etmek,
bir sürçme ve düşmeye maruz kalmadan ilerlemektir.
Ancak imtihan dünyasındayız. Dengeli durmayı
esas alan insanın da bazen ayağı kayabilir, dengesini
bozabilir, hatta sürçüp düşebilir de. Böyle düşüşlerde
mühim olan, ‘ben düştüm, artık ayağa kalkamam,
kıble istikametli yoluma devam edemem' diye bir
ümitsizliğe kapılmadan hemen toparlanıp ayağa kalkarak dengesini yine kurup kıble istikametli yoluna
devam etmektir. Bu takdirde düşmenin sonucunda
fazla hasar yoktur. Kalkıp kıble istikametli yoluna
devam etmek söz konusudur çünkü. Düşmelerde
tehlike şuradadır:
- Eyvah, ben dengemi kaybedip düştüm, artık
ayağa kalkmam imkânsız, hatta benden istikametli
adam da olmaz artık.. diye vesveseye kapılarak
hedefine doğru yürüme azim ve aşkını kaybetmek!..
İşte tehlike böyle bir ümitsizliğe maruz kalmaktadır.
Halbuki Allah Resulü (sas) Efendimiz, sürçerek
hata çukuruna düşenlerin tekrar dengelerini kurup
yollarına devam etmeleri için uyarıda bulunarak
buyurmuş ki:
- İnsanlar mutlaka hata yaparlar. Yani sürçüp
düşebilirler. Ancak hata yapanların hepsi de şerli
insan değildir! Hata yapanların da hayırlısı vardır.
Onlar da hatalarından sonra tövbe istiğfar ederek
kıble istikametli yollarına devam edenlerdir! buyurmuştur.
Demek ki insan bazen bilmeden, bazen de nefsine uyarak hata yapabilir, bu her şeyin mahvolması
manasına gelmez, ümidin kesilmesini gerektirmez.
Çünkü hatasından dolayı pişmanlık duyup da dinî
hayat ve İslamî hizmetlerine yine devam edenler,
Efendimiz'in (sas) ifadesiyle, “hata yapanların hayırlısıdırlar”. Yeter ki, hatadan sonra ciddi şekilde üzüntü
duyup pişmanlık hissetsin. Düştüğü yerde, benden
adam olmaz artık, demeden kalkıp İslamî hayatına ve
hizmetine aynı azim ve aşkla devam etsin!..
Bu konuda irşat eserlerinde şöyle ümit yüklü
misaller de verilir. Nitekim bir adam, Hazreti Ali
Efendimiz'e gelir:
- Ben yaptığım hatalarla mahvoldum, ne olacak
halim? diye sızlanır. Hazreti Ali Efendimiz de:
- Mahvolacak zamana daha gelmedik, tövbe kapısı henüz kapanmamıştır, tövbe et, kıble istikametli
yoluna devam et, kurtulursun, der. Ümitsiz adam ise
ısrarlı:
- Benim günahım öyle büyük ki, tövbe ile filan affa
uğrayacak gibi değildir, deyince İmam-ı Ali Efendimiz
ümitsiz adamı düşündürme gereği duyarak der ki:
- Hiç düşündün mü, senin günahın mı büyük,
yoksa Rabb'imizin affı mı?
Adam duraklar, elbette Rabb'imin affı büyüktür,
der.
- Öyle ise der, rahmeti ve affı senin günahından
büyük olan Rabb'imizin affından ümidini kesme de
tövbe edip kıble istikametli yoluna devam et. Adam
bu defa da:
- Ne zamana kadar bu tövbe, der?
- Tövbe ettiğin günahı terk edinceye kadar tövbe!
diyerek son sözünü söyler.
Demek ki, bazen sürçüp düşmek insanlığımızın
icabıdır. Ancak düştüğü yerde ümitsizliğe kapılıp kalmak insanlığın icabı değil, şeytanın verdiği vesvesenin sonucudur. Çünkü şeytan da sürçüp düştüğü
çukurda kalmayı tercih etti. Rabb'imin rahmeti benim
günahımdan büyüktür, deyip de dönüş yapmaya
niyetlenmedi, düştüğü çukurda kaldı.. Ama Adem
babamız Rabb'imin rahmeti kulunun hatasından
büyüktür, deyip ümidini kesmeden istikametli yolunda
sebat etti, Rabb'imiz de ona peygamberlik makamını
layık gördü, insanlığın ilk mürşidi ve yol göstericisi
liderliğine yükseltti.
Şimdi bütün bu net misallerden sonra sorabilir
miyiz?
- Nasılsınız, sürçme ve düşmelerden sonra hemen
kalkıp kıble istikametli yolunuza devam etme azim ve
aşkınız tamam mı? Yoksa ben düştüğüm yerden kalkıp da kıble istikametli yoluma devam edemem vesvesesi hâlâ devam ediyor mu?
Unutmayın, vesvesede hayır olsaydı şeytanı kurtarırdı. Şeytan düştüğü çukurda kaldı, Adem babamız
ise istikametli yoluna devam edip peygamberlik
makamına yükseldi, bizlere böyle örnek vermiş oldu.
Fatebiru ya ülil ebsar! Düşünün ey kıble istikametli
sabır ve sadakat yolcuları!
ZAMAN / 6 Ocak 2015
ABD'de ham petrol
üretimi azalacak
İSTANBUL - ABD Enerji Enformasyon İdaresi (EIA),
düşük petrol fiyatları nedeniyle, ülkenin ham petrol üretiminin bu yıl azalmasını öngördüğünü bildirdi.
EIA'nın "Kısa Dönem Enerji Görünümü" raporunda,
ABD'nin ham petrol üretim beklentisi günlük ortalama 700
bin varil aşağı çekilerek, 2016 için günlük ortalama 8,73
milyon varil olarak tahmin edildi.
EIA ayrıca 2017 yılı için ABD ham petrol üretim miktarı
konusundaki ilk öngörüsüne yer verdiği raporda, gelecek yıl
ülkenin üretimin günlük ortalama 8,46 milyon varile gerilemesinin beklendiğini açıkladı.
Raporda, ABD'nin ham petrol üretiminin Aralık'ta bir
önceki aya göre günlük ortalama 80 bin varil azaldığı ve
2015'te ülkedeki üretim seviyesinin günlük ortalama 9,43
milyon varil olarak gerçekleştiği kaydedildi.
Küresel petrol talebi ve stok miktarı beklentilerine de yer
verilen raporda, dünya genelindeki petrol stoklarının bu yıl
günlük ortalama 1,9 milyon varil artış gösterdiği, bu miktarın 2016'da günlük ortalama 0,7 milyon daha varil artmasının öngörüldüğü ifade edildi.
Küresel petrol piyasasının gelecek yıl dengeye ulaşmasının beklediği vurgulanan raporda, küresel petrol stoklarından
ilk kullanımın ancak 2017'nin üçüncü çeyreğinde gerçekleşeceği öngörüldü.
Küresel petrol talebinin 2015'de günlük ortalama 1,4 milyon varil artarak 93,8 milyon varile ulaştığı belirten EIA
raporunda, bu miktarın 2016 ve 2017'de de günlük ortalama
1,4 milyon varil artacağı tahmininde bulunuldu.
(AA)
EKONOMİ
İnşaat sektörü 1 milyon
800 bin kişiyi istihdam ediyor
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar, Türkiye ekonomisinin
lokomotifi inşat sektörünün Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'daki (GSYH) payının yüzde 5'in üzerinde olduğunu belirterek, "Ama
istihdam açısından daha yüksek rakamlar söz konusu. Sektör, 1 milyon 800 bin kişiye istihdam sağlıyor" dedi.
İSTANBUL - Bloomberg HT Genel Yayın
Yönetmeni Cüneyt Başaran'ın moderatörlüğündeki
"Ekonominin Yükselen Değerleri" başlıklı panelde
konuşan Hinginar, inşaat sektörünün ekonomiye katkısını değerlendirdi.
Hinginar, inşaat sektörünün sanayiye de büyük
katkı sağladığını dile getirerek, "İnşaat malzemeleri
ihracat rakamı otomotiv sektörünün ihracat rakamlarıyla yarışır durumda. Cari açığa yüzde 230 pozitif
katkı sağlıyor. Çünkü inşaat malzemeleri üretimde
yerli malzemeler kullanıyor. İthal malzemeler kullanılmıyor" görüşünü paylaştı.
Bugün Türkiye'de üretilen inşaat malzemelerinin
dünyadaki bütün ülkelerde üretilen malzemelerle
yarışır durumda olduğunu kaydeden Hinginar,
Türkiye'nin, çimentoda dünyanın en kaliteli üretimini yapan ilk 5 ülke arasında olduğunu vurguladı.
"TüRK müTeAhhİTLeR düNyAdA
gURUR dUyULAcAK İşLeR yApıyoR"
Hinginar, konut fiyatlarının artışında inşaat malzemelerinin fiyatlarının etkisinin olmadığının altını
çizerek, "Çünkü inşaat malzemelerinde ithal malzeme girişi çok az. Burada birincil öncelikte arsa
önemli. Arsa fiyatlarında fazlasıyla spekülasyon var"
ifadelerini kullandı.
Türk müteahhitlik sektörünün yurt dışında artık
gurur duyulacak işler yaptığına işaret eden Hinginar,
ayrıca müteahhitlik sektörünün mali yapısının da
son dönemde iyiye gittiğini söyledi.
Hinginar, "İnşaat sektörü Türkiye'nin lokomotifi.
Özellikle GSYH'nin yüzde 5'inden fazlasını sağlıyor
ama istihdam açısından daha yüksek rakamlar söz
konusu. Sektör, 1 milyon 800 bin kişiye istihdam
sağlıyor" bilgilerini verdi.
"TüRK müTeAhhİTLeRİN
yURT dışıNdA yüzde 35-40 KAyBı vAR"
Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı
Mithat Yenigün, birliğin, yurt dışında yılda 25-30
milyar dolarlık sözleşme yapan bir kurum olduğunu
belirtti.
Libra, Irak ve Rusya sıkıntılarıyla bu rakamın
yüzde 35-40'ının kaybedildiğini anlatan Yenigün,
Türk müteahhitlerin yurt dışında geçen yıl 18 milyar
dolarlık iş yüklendiğini aktardı.
Yenigün, bu 3 ülkedeki pazarın kaybolmasının
olumsuzluklarına dikkati çekerek, buradan doğan
kaybı telafi etmek için Türkiye'deki yatırım ortamının iyileştirilmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye'den 4 saatlik uçuşla 1,5 milyar nüfusa ulaşıldığını, ülkenin coğrafi konumunun avantaj getirdiğini vurgulayan Yenigün, "Önümüzdeki aylarda ve
yıllarda daha güzel bir ortam elde ederiz inşallah.
Aksi takdirde inşaat sektöründe sıkıntı yaşarız" dedi.
"gyo modeLİ dAhA çoK BüyümeLİ"
Boğaziçi Üniversitesi Kurumsal Yönetim Merkezi
Başkanı Prof. Dr. Vedat Akgiray, her zaman "Sadece
inşaat ile kalkınma olur mu?" sorusunun sorulduğunu belirterek, inşaatın GSYH'ye katkısında oranının
değişmediğini, sektörün Türkiye ile beraber büyüdüğünü söyledi.
Son yıllarda inşaat sektöründe büyük gelişmeler
yaşandığını dile getiren Akgiray, "Türkiye gibi ev
sahibi olmak isteyen genç nüfusun yüksek olduğu
bir ülkede gayrimenkul yatırım ortaklığı modelinin
(GYO) hala neden büyümediğinin cevabını anlayamıyorum. Sektörden ricamız bu konuya biraz kafa
yormak lazım.
Mevzuatta engel varsa algılamamızda sıkıntı varsa
düzeltilmesi gerekir. Vergi muafiyeti sadece bir fırsat olarak kullanılmak isteniyorsa düzeltilmesi
lazım" önerisinde de bulundu.
(AA)
Pastırma ve sucuk
satışı yüzde 25 azaldı
KAySeRİ - mUSA ÖzyüReK Türkiye'nin en önemli pastırma ve sucuk üretim merkezlerinden Kayseri'de 2015 yılı satışlarında yüzde 25 düşüş yaşandığı belirtildi.
Kayseri Ticaret Borsası (KTB) Başkanı
Şaban Ünlü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Dünya Sağlık Örgütü'nün işlenmiş etleri
kanserojen olarak tanımlamasının pastırma ve
sucuk esnafını zor durumda bıraktığını, satışlarda ciddi anlamda düşüş yaşandığını söyledi.
Türkiye genelinde pastırma ve sucuk satışlarının genel itibarıyla hediyelik şeklinde
olduğunu, insanların evlerinde yemek için
ancak tadımlık alım yaptığını ifade eden Ünlü,
şunları kaydetti:
"2015 yılında özellikle arka arkaya yapılan
seçimler nedeniyle
insanlar çok
fazla gezip
dolaşma
imkanı
bulamadı. Şehre gelen
giden insan sayısında ister
istemez azalma oldu. Bu da bizim
satışlarımızı doğrudan etkiledi. 2014 yılında 2
bin ton pastırma, 12 bin ton civarında da
sucuk satmıştık. 2015 yılında bin 500 ton pastırma, 9 bin ton da sucuk satışı yapabildik.
Satışların azalmasında Dünya Sağlık
Örgütü'nün işlenmiş etlere yönelik yaptığı
açıklamalar da etkili oldu. Bu konudaki haberler insanlar üzerinde psikolojik baskı oluşturdu. Kararsız olan insanlar, tamamen almama
yönünde eğilim gösterdi ya da insanların daha
az miktarlarda almasına neden oldu."
Gıda maddelerine yönelik yapılan herhangi
bir olumsuz açıklamanın insanlar tarafından
çok dikkatle takip edildiğini ve alım eğilimlerini anında değiştirebildiğine dikkati çeken
Ünlü, üretimlerin tamamının bakanlık onayı
ve izni dahilinde gerçekleştirilmesine rağmen
yine de satışların düşmesinin önüne geçilemediğini vurguladı.
Ünlü, gurbetçilerin eskisi kadar alışveriş
yapmamasının da satışların düşmesinde etkili
olduğunu, birçok Avrupa ülkesinde ekonomik
sıkıntılar yaşandığını, bunun gurbetçileri dolayısıyla da Türkiye'deki esnafı etkilediğini dile
getirdi.
Geçmiş yıllarda gurbetçilerin ülkelerine
dönerken kilolarca pastırma, sucuk götürdüğünü ancak son yıllarda gram gram alım
yapıldığını anlatan Ünlü, esnafın eski satışları özler hale geldiğini söyledi.
2016 yıLıNdA pASTıRmA
ve SUcUğA zAm yoK
Pastırma ve sucuk satışlarında
2016 yılında mecbur kalmamaları durumunda zam yapmayı
düşünmediklerini kaydeden Ünlü,
şöyle devam etti:
"Uzun zamandır sucuk ve pastırmaya zam yapmadık. Şu anda sucuğun
toptan kilogramı 30-34, perakende fiyatı
ise 40-45 lira arasında. Normal pastırmanın ise toptan fiyatı 55 perakende fiyatı 70
liradan, sırt pastırmanın toptanı 65 perakendesini 85 liradan satıyoruz. Satışlarımız zaten
düşük. Fiyatın artması halinde satışların tamamen durması gibi bir tehlikeyle karşı karşıya
kalmak istemiyoruz. Onun için de fiyatlarda
değişiklik yapmayı düşünmüyoruz. Düşük
fiyatla sürümden kazanmak istiyoruz." (AA)
CHP’li Böke: “Yüzde 4,5
büyüme hedefi aşırı iyimser”
ANKARA - CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek
Böke, 2016-2018 dönemini kapsayan yeni Orta Vadeli
Program'da (OVP) 2016 için öngörülen yüzde 4,5 büyüme hedefinin aşırı iyimser olduğunu belirterek, "Son 4 yılda yakalanan
yüzde 3'lük ortalamanın ötesine taşıyacak bir çerçeve yok" dedi.
Mövenpick Otel'de ekonomi muhabirleri ile sohbet toplantısı
gerçekleştiren Böke, hükümetin açıkladığı 2016-2018 dönemini
kapsayan yeni OVP'yi değerlendirdi.
Yeni OVP'yi "suni" olarak nitelendiren ve gerçekçi varsayımlar üzerine inşa edilmediğini savunan Böke, OVP'lerin amacının
kamu ve özel sektör için öngörülebilirlik sağlayarak, yol haritası
belirlemek olduğunu söyledi. Böke, OVP'nin bu anlamda öngörülebilirlik sağlamadığını ifade ederek, "Türkiye'ye yol göstermiyor, gerçeklerden kopuk" diye konuştu.
Böke, OVP'nin sağlıklı olmadığı durumlarda kamu kaynaklarının kullanımının da sağlıklı olmayacağının altını çizerek,
Türkiye'nin, gerçekleri okuyabilen yeni bir OVP'ye ihtiyaç duyduğunu kaydetti.
OVP'deki Amerikan Merkez Bankasının (Fed) faiz kararının,
jeopolitik risklerin ve Çin ekonomisindeki yavaşlamanın diğer
gelişmekte olan ülkelere oranla Türkiye'ye etkisinin sınırlı olacağına ilişkin tespitleri de eleştiren Böke, "Türkiye, gelişmekte
olan ülkelerden olumsuz ayrışmaktadır. Dünyada ne oluyorsa
Türkiye'de bunun etkileri diğer gelişmekte olan ülkelere kıyasla
çok daha olumsuz bir şekilde hissedilmektedir" diye konuştu.
OVP'nin aşırı iyimser bir küresel büyüme tahmini üzerine inşa
edildiğini öne süren Böke, bu durumun OVP'nin Türkiye'nin
gerçek anlamda yakalayacağı büyüme ile ihracat performansını
yansıtmadığını, cari açık tahmininin de aşırı iyimser olarak nitelendirilebileceğini belirtti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Böke, yeni OVP'nin
Türkiye'de iç siyasi belirsizlik olmadığı varsayımıyla hazırlandığına dikkati çekerek, buna karşın ülkenin ciddi bir iç siyasi belirsizlikle karşı karşıya bulunduğunu savundu.
Türkiye için jeopolitik risklerin gelecek dönemde azalacağı
öngörüsünü de eleştiren Böke, "Bırakın jeopolitik risklerin azalacağını, bu işin uzmanları 2016 yılının dünyada son yıllarda
görülmüş en yüksek jeopolitik risklerinin yaşayacağını ifade
etmektedir" değerlendirmesinde bulundu.
OVP'de dikkat çekilen reformlara ilişkin görüşlerini de paylaşan Böke, 25 Öncelikli Dönüşüm Programı'ndaki tamamlanmış
eylemler ile bu eylemlerin hayata geçirilmesi ile elde edilen
başarıların kamuoyuyla paylaşılması gerektiğini söyledi.
Böke, yeni OVP'de küresel iklim değişikliği, siber güvenlik
gibi konulara ilişkin ifadeler yer almadığını kaydetti.
Dünyada ekonomik ilişkilerin yeniden şekillendiğini de vurgulayan Böke, "Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP)
Anlaşmasının müzakereleri hala devam ediyor. Türkiye hala
masanın etrafında yok, olmalı. Olmak için gösterdiği gayreti
destekliyoruz. Hükümetin bu yönde attığı adımların önemli
olduğunu ve bunun daha etkin yapılması gerektiğini bir kez
daha anımsatıyoruz" diye konuştu. (AA)
EKONOMİ
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
TEHDİT BÜYÜK: SÜRÜKLENEN TÜRKİYE
Türkiye; tarihine, kimliğine, birliğine, bütünlüğüne,
değerlerine ihanete zorlanıyor.
Batı; Büyük Ortadoğu Projesi kapsamında başlattığı Ortadoğu’yu kaosa itmek sonrada kendi denetiminde yeni yapılanmaya kapı aralamak için fitne
ateşini yaktı. Libya ve Tunus’ta amacına ulaşan batı,
Yemen ve Mısır’da istediğini gerçekleştiremedi.
Şimdi ise Suriye ve İran’a yönelik komşu olan
Türkiye’yi koçbaşı olarak kullanmak istemektedir.
Yeni Dünya Düzeni, özelleştirme, küreselleştirme
ve post/modernizm üzerine oturmuştur. Tüm bu
kavramlar, azgelişmiş ülkelerin önüne örtülü işgaller,
terör eylemleri, toplum mühendisliği, psikolojik harp,
algı yönetimi, beşinci kol faaliyetleri, karanlık savaş
yöntemleriyle birlikte yürütülüyor.
Dünya’da ABD ve AB’ın çöküşü konuşuluyor. Bu
algıyı değiştirmek isteyen ABD; NSA-CIA-FBIPentagon danışmanları operasyonlarıyla, özellikle
Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Asya’da ve
Türkiye’de birlik ve bütünlüğü, bağımsızlığı savunanları etkisizleştirerek, ülke yönetimine yön vermektedir. ABD, Kaos’tan düzene doktrinini uygulamaktadır.
Bunları; operasyonlar adı altında yaparak, ülkelerdeki toplum ve devlet düzenini altüst etmektedir.
Ana hedef; korkutmaktır, ama herkesi, herkesi korkutmak, sindirmek, yıldırmak ve insanları çaresizliğe
düşürmek. Bu siyaseti ve onun hukukunun artık hiçbir engel tanımadığını herkese göstermektir.
Bu sayede istedikleri gibi, her ülkeyi teslim alacaklarını ve yöneteceklerini hesaplamışlardır. Bunu
da ABD’li danışmanları denetiminde taşeronları ile
yürütüyorlar.
ABD bu taşeronları, son kullanma tarihlerine
kadar değişik düzeylerdeki operasyonlarda da kullanacaktır. Sonra da son kullanma tarihinde deliğe
süpürüleceklerdir.
Jeopolitik güç, boşluk alanlarında yaşanan çatışma ve krizler ile asimetrik tehditler, Türkiye ve dünya
gündemindedir. Risk ve tehditlerin, simetrikten asimetriğe doğru uzanan geniş bir yelpazeye yayıldığı
bir dönemde, Türkiye'nin yeni güvenlik algılamalarını
doğru ve gerçekçi belirlemesinin gereği açıktır.
Türkiye'nin güvenlik kaygıları temel olarak;
- Toplumsal dokuyu tehdit eden girişimler,
- Uzun menzilli füzeler ve kitle imha silahlarının
yayılması,
- Dini değerleri istismara dayalı faaliyetler ve iç ve
dış kaynaklı bölgesel çatışmalardan kaynaklanmaktadır.
Jeostratejik ve jeopolitik konumu itibariyle dünyanın en istikrarsız bölgeleri olan Balkanlar, Kafkasya
ve Orta Doğu'nun ortasında yer alan Türkiye'nin
güvenlik stratejisi; ülkenin ulusal bağımsızlığını, egemenliğini, toprak bütünlüğünü, ulusal ve uluslararası
çıkarlarını korumak ve muhafaza etmek esaslarına
dayanmalıdır.
Türkiye, güvenlik stratejisinde;
- Bölgesinde bir güç ve denge unsuru olmayı,
- Çevresinde bir Barış ve Güvenlik Kuşağı oluşturmayı,
- Bulunduğu bölgeye ve ötesine yönelik strateji ve
güvenlik üreten bir ülke olmayı,
- Dünya ülkeleriyle iş birliği, yakınlaşma ve olumlu
ilişkiler geliştirmek için girişimlerde bulunmayı hedef
olarak seçmelidir.
Türkiye; kendi güvenliğine doğrudan etkileri gibi
risk ve tehditlere, başka ülkelere endeksli yaklaşım
içinde olmamalıdır.
Güvenliğin bölünmezliği ve kapsamlı güvenliğe
dayalı bütünsel yaklaşım, Milli Güvenlik Sistemi içerisinde algılanmalıdır.
Birinci dünya savaşında yüz binlerce Türk askerini katlederek Suriye’yi işgal edenler ile işbirliği tarihi
de İslamiyet’e de, Türk Milleti’ne ihanettir.
Irak’ı İran’a karşı savaştıran sonrada Kuveyt’i
işgale teşvik eden sonrada BM üyesi ülkeyi işgal
ettin diye topyekün saldıran ABD-AB’ın bu sinsi kirli
oyunlarına alet olunmamalıdır.
Türkiye’nin milli güvenliği, komşularıyla sağlıklı
dostane ilişkilerden geçer. ABD ve AB’ın tarihi emelleri ve beklentileri ortada iken bunları yok saymak,
Türkiye’nin yararına değildir.
Türkiye’yi yönetenler tarihi sorumluluklarıyla başbaşadır.
Günün Sözü: Maceralarla kahraman olunmaz.
Türk “fintech”
şirketleri "küresel
güç" olma yolunda
ANKARA- BAhATTİN GÖNÜLTAŞ - Türkiye’deki
finansal teknoloji (fintech) şirketlerinin, bankacılık ve finans
sektörüne yenilikçi teknolojik çözümleri sunan Londra ve
Berlin’deki rakipleriyle rekabet edecek seviyeye geldiği
belirtiliyor.
Elektronik ödeme çözümleri konusunda faaliyet gösteren
ACI Worldwide’nin Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesi
(EMEA) Müşteri Ödemeleri Bölüm Başkanı Lu Zurawski,
AA muhabirine konuya ilişkin değerlendirmesinde,
Türkiye'de bankaların teknolojiyi çok hızlı benimsediklerini
söyledi. Zurawski, Türkiye'deki bankalar ile finansal teknoloji şirketleri arasındaki ilişkinin, "daha işbirlikçi ve ortaklığa
dayalı" olduğunu belirterek, “Türkiye'nin yeniliğe daha
köklü ve daha organik bir yaklaşımı var. Bu yaklaşım BNP
Paribas, BBVA ve ING gibi uluslararası bankaların dikkatinden kaçmadı. Bunların ya Türk bankacılık sektöründe hisseleri var veya hisse almayı düşünüyor. Türkiye’nin girişimcilik konusunda ünü önümüzdeki dönemde daha fazla yatırım
çekecek. Türk finansal teknoloji şirketlerinin önemli bir
küresel güç haline gelmesini görmek sürpriz olmaz” diye
konuştu. Ödeme sistemleri alanında çözümler sunan Cardtek
Yönetim Kurulu Başkanı Ayşe Nil Sarıgöllü de teknolojinin
hızlı ilerlemesi ve müşterilerin buna hızlı adaptasyonunun,
teknoloji ve finans sektörünü yakınlaştırdığını belirtti.
Sarıgöllü, “Türkiye’deki fintech yatırımlarının büyük kısmı
ödeme sistemleri alanında yapılıyor. Ülkemiz hızlı öğreniyor
ve teknoloji alanında daha büyük talepler doğuyor, biz de
Cardtek olarak taleplere yönelik çözümler üretiyoruz. Mobil
ödemeler, giyilebilir teknolojiler, bulut tabanlı sistemler, akıllı şehir çözümleri üzerine projelerimiz devam ediyor” ifadesini kullandı. (AA)
15 Ocak 2016 Cuma
9
250 milyon dolarlık
dizi film ihraç ettik
Türkiye, geçen yıl yaklaşık 250 milyon dolarlık dizi film ihracatı yaptı. "Binbir Gece", "Fatmagül'ün Suçu
Ne", "Ezel", "Kara Para Aşk", "Sıla", "Yaprak Dökümü", "Aşk-ı Memnu" gibi birçok ülkeye satılan dizi
filmler, Türkiye'ye milyon dolarlar kazandırmaya devam ediyor.
ANTALYA - LEYLA ATAmAN KOYUNCUOĞLU - Türk cumhuriyetleriyle 2001'de başlayıp
Balkanlar, Orta Doğu ve Latin Amerika gibi bölgelerde
büyük genişleme gösteren Türkiye'nin dizi film ihracatı, 2014 sonunda 200 milyon dolarken, geçen yıl 250
milyon dolara yükseldi.
Sektör temsilcileri, 2016 dizi ihracatının 300 milyon
dolara ulaşacağını tahmin ediyor.
YILDA 70 DİZİ ÜRETİLİYOR,
10-15'İ YURT DIŞINA pAZARLANIYOR
Dizi ihracatçısı Calinos Holding'in Genel Müdürü
Beşir Tatlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye'de yıllık ortalama 70 dizi üretildiğini söyledi.
Bunlardan 40'a yakınının reyting kurbanı olup yayından kaldırıldığını anlatan Tatlı, yayında kalmayı başaranların da sadece 10-15'inin yurt dışındaki televizyon
kanallarında yerini alabildiğini vurguladı.
Tatlı, dizi ihracatından geçen
yıl 250 milyon
dolarlık gelir
elde edildiğini,
bu rakamın 2016
için 300 milyon
dolara çıkmasını
beklediklerini
kaydetti.
Dizi film üretimindeki sorunları
anlatan Tatlı, Türk
dizi film sektöründe senaryo sıkıntısı
yaşandığını belirtti.
Tatlı, yeni konu bulmakta zorlanan
senarist ve yapımcıların biraz da kolaya
kaçarak, daha önce
yurt dışında çekilenlerin adaptasyon haklarını alıp yeni dizi üretmeye başladığını savundu.
Bunların Türk dizisi tadında olmasının beklenemeyeceğini dile getiren Tatlı, "Bunun da ihracatı olumsuz
etkilemesi kaçınılmazdır. Yabancıların ağzında damak
tadı oluşturan 'Sıla', 'Yaprak Dökümü',
'Aşk-ı Memnu', 'Fatmagül'ün Suçu Ne'
gibi aşkı, aileyi, insan ilişkilerini, iyi
senaryo ve iyi çekimlerle anlatan büyük
Türk dramalarına tekrar dönmemiz
lazım" diye konuştu.
Türk dizilerinin, esas itibarıyla ana
hikaye bakımından birbirinden oldukça
farklı masal ve gerçek hayatı bir arada
barındırma özelliği olduğunu ifade eden
Tatlı, sözlerini şöyle tamamladı:
"Sektöre makro ölçüde baktığımızda
Türk dizilerinin kendi içinden kaynaklanan problemlerinin dışında, dış etken
olarak televizyon kanallarının mali problemlerinin büyük etken olduğunu söyleyebiliriz.
Özellikle son 2 yılda televizyon kanallarının arasındaki rekabet, reklam pastasının yetersizliği ve de
büyük bedeller ödenerek yayınlanan dizilerin, denek
yapısı ve seyirci alışkanlıklarının değişmesi sonucunda
beklenen reytingleri alamamaları temel problemler olarak gösterilebilir."
70 ÜLKEYE İhRACAT
Türk dizileri, şu ülkelere ihraç ediliyor:
"Arjantin, Bolivya, Şili, Kolombiya, Uruguay,
Panama, Brezilya, Ekvator, Paraguay, Peru, Meksika,
ABD, Kosta Rika, El Salvador, Guatemala, Honduras,
Nikaragua, Dominik Cumhuriyeti, Afganistan,
Almanya, Arnavutluk, Avusturya, Azerbaycan, Birleşik
Arap Emirlikleri, Bahreyn, Bosna Hersek, Brunei
Sultanlığı, Bulgaristan, Cezayir, Çek Cumhuriyeti, Çin,
Endonezya, Estonya, Fas, Gürcistan, Hırvatistan, Irak,
İran, İsveç, İsviçre, Japonya, Karadağ, Katar,
Kazakistan, Güney Kore, Kosova, Kuveyt, Letonya,
Libya, Litvanya, Lübnan, Macaristan, Makedonya,
Malezya, Mısır, Özbekistan, Pakistan, Romanya,
Rusya, Slovakya, Slovenya, Tayland, Tayvan, Tunus,
Ukrayna, Umman, Ürdün, Vietnam, Yemen,
Yunanistan." (AA)
23. Dünya Enerji Kongresi
hazırlıkları sürüyor
ANKARA - GÜLŞEN ÇAĞATAYDünya Enerji Konseyi Türk Milli
Komitesi Başkanı Prof. Dr. Hasan Murat
Mercan, İstanbul’un 9-13 Ekim tarihlerinde ev sahipliği yapacağı 23. Dünya Enerji
Kongresi’ne ilginin büyük olduğunu belirterek, “ Rusya Enerji Bakanlığı ve
Gazprom da bu organizasyona katılmak
için başvurdu” dedi.
Prof. Dr. Mercan, Dünya Enerji
Kongresi’nin bilgilendirme toplantısının
ardından AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Dünya Enerji Konseyi'nin 1923 yılında
kurulduğunu ve Türkiye’nin 1949 yılında
üyeliğe kabul edildiğini hatırlatan
Mercan, 3 yılda bir düzenlenen geniş katılımlı kongrelerle konseyin, enerjinin güncel konuları hakkında öngörülerde bulunup sektöre yön vermeyi amaçladığını
belirtti.
Mercan, Türk hava sahasını ihlal eden
Rus savaş uçağına müdahale sonrasına
denk düşen kongre hakkında, "İstanbul'da
9-13 Ekim'de düzenlenecek 23. Dünya
Enerji Kongresi'ne, son uçak gerginliğine
rağmen Rusya'nın ilgisi büyük. Daha
önceden stant için başvuruda bulunan
Rusya Enerji Bakanlığı, uçak olayından
sonra da katılım bilgisini teyit etti. Yine
katılımcı önemli şirket yöneticileri arasında Gazproom da bulunuyor. Belki de daha
çok zaman var ama 23. Dünya Enerji
Kongresi Türk-Rus ilişkilerinin bütün
yönleriyle masaya yatırılabileceği bir platform oluşturabilir" değerlendirmesinde
bulundu.
Kongrede, daha çok enerjinin geleceğine ilişkin öngörülerin ele alınacağını vurgulayan Mercan, şöyle devam etti:
'Enerjinin geleceğine ilişkin öngörüler
ve enerji piyasasının geleceği ayrıntılarıyla tartışılacak. Enerji teknolojileri şirket
yapılarını değiştiriyor, teknolojinin hızlı
gelişmesinin enerji piyasası üzerine etkileri, 20-30 yıl sonra nasıl bir enerji piyasası
ve yapısı ortaya çıkacak bu tartışılacak.
Tartışacağımız bir başka konu da hem
kaynaklar açısından hem teknoloji açısından yeni iş fırsatları, ne tür iş fırsatları
ortaya çıkacak. Bunu özellikle şirket üst
yöneticileri kendi aralarında tartışacaklar,
birbirleri ile net-work yapacaklar. Şirket
yöneticilerinin kendi aralarındaki tartışmaları, konuşmaları çok önemli bir şekilde kamu ile özel sektörün etkileşimine de
yansıyacak. Örneğin Alman bakan,
Almanya’nın ne zaman kömürden vazgeçeceğini konuşacak, gelen yatırımcılar da
enerji portföylerini ve bu durumdaki enerji yapılanmasını öngörecekler.”
İsRAİL VE AFRİKA DA
GÜNDEmDE
Enerji güvenliğinin ise son yılların en
can alıcı konularından biri olduğunu dile
getiren Mercan, kongrede enerji güvenliği
başlığı altında Ortadoğu ve Türkiye bağlamında uzmanlar, politikacılar ve enerji
yatırımcıları açısından sorunun değerlendirileceğini belirtti. İran, Irak ve Doğu
Akdeniz bölgesinin enerji dünyasındaki
rolünün de tartışılacağı kongrede, İsrail ve
Türkiye arasında somutlaşacak olan bir
ilişkinin bu tartışmaları daha da belirgin
hale getireceğini vurguladı.
Kongrede, Afrika için özel bir oturum
planlandığını ve kıtanın kalkınması için
doğal kaynakların nasıl değerlendirileceğinin bir gün boyunca çeşitli oturumcularda tartışılacağını anlatan Mercan, şunları
söyledi:
“Kategorilere baktığımızda, enerjide
oyun değiştirici unsurlar nelerdir?
Bunlardan bir tanesi teknolojidir fiyat
yapısıdır, jeo-stratejik gerilimlerdir, bunun
gibi tartışmalar yoğunluklu bir şekilde
ortaya çıkacak. Gelen karar vericilere
göre, CEO olsun gerekse orta–üst düzeyde yöneticiler olsun, geleceğe yönelik bir
fikirlerini revize edecekler, onları tartışacaklar ve bir vizyon ortaya çıkacak.
Kongrede bir sonuç bildirgesi söz konusu
değil, COP21 de bile her ülkenin bir birbiri ile çatışan ve çelişen beklenti ve
çıkarları olduğu için ortak bir bildirge
ortaya çıktı ki ülkelerin inisiyatifine bırakıldı.”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'ın himayelerinde İstanbul'da 9-13
Ekim tarihlerinde gerçekleştirilecek 23.
Dünya Enerji Kongresi'ne 250'yi aşkın
konuşmacı ve 100'ün üzerinde ülke delegasyonu ile toplamda 10 bine yakın izleyicinin katılımı bekleniyor.
(AA)
DÖVİZ KURLARI
DOLAR
3.0440
EURO
3.3270
-
Özel sektörün kısa
vadeli dış borcu azaldı
İsTANBUL - Özel sektörün yurt dışından sağladığı kısa vadeli kredi
borcu kasım 2015'te 21 milyar 892 milyon dolar ile yaklaşık 5 yılın en
düşük seviyesine geriledi.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 2015 yılı kasım ayına ait
özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcuna ilişkin gelişmeleri
yayımladı.
Buna göre, geçen yıl kasım sonu itibarıyla özel sektörün yurt dışından
sağladığı uzun vadeli kredi borcu, 2014 yıl sonuna kıyasla 22,2 milyar
dolar artarak 189,8 milyar dolara yükseldi. Aynı dönemde kısa vadeli kredi
borcu (ticari krediler hariç) ise 22,4 milyar dolar azalışla 21 milyar 892
milyon dolar ile Şubat 2011'den bu yana en düşük düzeyine indi.
Borçluya göre dağılıma bakıldığında, uzun vadeli kredi borcuna ilişkin
olarak, bir önceki yıl sonuna göre bankaların kredi biçimindeki borçlanmalarının 17,8 milyar dolar, tahvil ihracı biçimindeki borçlanmalarının ise 828
milyon dolar arttığı gözlendi. Aynı dönemde, bankacılık dışı finansal kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 554 milyon dolar azaldı, tahvil
stoku ise 279 milyon dolar artışla 3,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti.
Söz konusu dönemde, finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki
borçlanmaları 2,9 milyar dolar arttı, tahvil stoku ise 736 milyon dolar yükselişle 5,7 milyar dolar düzeyinde oldu.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, 2014 yıl sonuna göre bankaların ve finansal olmayan kuruluşların kredi biçimindeki borçlanmaları 20,7
milyar dolar ve 21 milyon dolar azalarak, sırasıyla 15 milyar dolar ve 2,7
milyar dolara geriledi. Alacaklıya göre uzun vadeli kredi borcu değerlendirildiğinde, 2015 kasım sonu itibarıyla tahvil hariç toplam kredi borcunun
yüzde 89,7'sini oluşturan özel alacaklılara olan borcun bir önceki yıl sonuna göre 19,1 milyar dolar arttığı görüldü. Finansal olmayan kuruluşların,
2015 yılı kasım sonu itibarıyla yabancı ticari bankalardan sağlamış oldukları kredi stoku 2014 yıl sonuna göre 805 milyon dolar artarak 33,6 milyar
dolar; Türkiye'de yerleşik bankaların yurt dışı şube ve iştiraklerinden sağlamış oldukları krediler ise 477 milyon dolar artarak 20,9 milyar dolar oldu.
Kısa vadeli kredi borcuna ilişkin olarak ise, özel alacaklılara olan borcun
bir önceki yıl sonuna göre 20,9 milyar dolar azalarak 19,6 milyar dolar
seviyesinde gerçekleştiği gözlendi. (AA)
ALTIN FİYATLARI
GRAM ALTIN
106.5800
ÇEYREK ALTIN
181.0000
CUMHURİYET
731.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
15 Ocak 2016 Cuma
KÜLTÜREL
BOYUT
Dünyaca
ünlü İranlı
yönetmen, şair
ve fotoğrafçı
Abbas
Kiarostami,
en kapsamlı
fotoğraf
sergisini
10 Nisan’a
kadar Ankara
CerModern’de
sanatseverlerle
buluşturuyor.
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
AHŞAP İŞLERİ-II
Ağaçtan elde edilen keresteden yapılan
yani ham maddesi ağaç olarak işlenen el
sanatlarını sınıflandırırsak şöyle listelemek
mümkündür.
1. El Sanatları ile İlgili Araç Yapımı
Yazma kalıpları, dokuma tezgahları, çıkrıklar, iğ, öreke ve kirmanlar, mekikler,
masuralar, makaralar vb.
2. Tarım Araçları Yapımı
At arabası, kağnı, karasaban, döven,
boyunduruk, tırmık, yaba, binek arabası,
koşum ve donanımları vb.
3.Kullanım Eşyası ve Aksesuar Yapımı
Tavla, rahle, mühür, tespih, çerçeveler,
takunya, sandıklar, biblolar, vazolar, kalemler,
ağızlıklar ve pipolar, şemsiye ve baston sapları, baston ve asalar, düğmeler, taraklar,
kaşıklar, beşikler vb.
4. Mimari Eleman Yapımı
Mimber, mihrap, kapı kanatları, pencere
ve panjur kanatları, ahşap kilitler, mimarî
süslemeler vb.
5. Mutfak Araçları Yapımı
Tekneler, tablolar, oklavalar, kaplar vb.
6. Savaş ve Avcılık Araçları Yapımı
Mızrak, ok, yay, bıçak- kılıç ve pala sapları, kabza ve kundak vb.
7. Müzik Araçları Yapımı
Zurna, kaval, davul, def, kaşık, keman ve
çeşitleri, kemençe, kemane ve çeşitleri,
rebab, bağlama ve çeşitleri, cura, tar vb.
Ağaç ve ahşaptan yapılan bu eşyalar
daha da çeşitlendirilebilir. Malzemesi ağaç
olan ürünlerin de çok çeşitli ustaları ve
sanatkârları yetişmiştir. Bu sanatkârların yaptığı ürünler bugün kullanım yaygınlığından
çok turistik malzeme olarak üretilmekte, süs
malzemesi olarak evlere hâlen girmektedir.
Kiarostami’nin fotoğrafları
avrupa’dan önce ankara’da
HABER MERKEZİ- Dünyaca ünlü
İranlı sanatçı Abbas Kiarostami,
Türkiye’deki en kapsamlı sergisini
Canon’un baskı sponsorluğunda 10
Nisan’a kadar Ankara CerModern’de
sanatseverlerle buluşturuyor.
Yönetmen, şair ve fotoğrafçı kimliğiyle çok yönlü
bir sanatçı olan Abbas Kiarostami, Monaco’dan önce
Türkiye’de sergilenen 43 eserinde sinema ve fotoğraf
arasındaki uyumu şiirsel bir dille anlatıyor.
İran sinemasının popülerliğini borçlu olduğu Abbas
Kiarostami, fotoğraf ve sinemanın birbirini bütünlediğini, “Tek bir fotoğraf bir film sebebi olabilir.
Sinemanın başladığı yer işte tam orasıdır, tek bir fotoğraf” sözleriyle anlatıyor.
İran yeni akım sinemasının öncüsü olarak kabul edilen Kiarostami, çoğunlukla senarist, kurgu sorumlusu
ve yönetmen olarak bilinse de şair, fotoğrafçı ve ressam kimliğiyle de önemli başarılara imza atmış bir
isim.
Soğuk kış akşamlarının
sıcak lezzeti: “
”
Genellikle av hayvanlarının etinden yapılan sıcak çorba ile sinide
soğutulmuş hamuru bir araya getiren arabaşı yemeği, İç Anadolu
Bölgesi'nde yüzyıllardır soğuk ve uzun kış akşamlarında sıcak
sohbetlerin vesilesi oluyor.
"ahıska Türkleri"nin
belgeseli Türkiye
galası yapıldı
BURSA - Ahıskalı Türklerinin sürgün edilişini
anlatan "Ahıska Türkleri" belgeselinin Türkiye galası, Bursa'da yapıldı.
Kırgızistan Ahıska Türkleri Derneğince
Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesinin işbirliği
ile hazırlanan belgeselin Barış Manço Kültür
Merkezi'ndeki galasına Bursa'da yaşayan Ahıskalılar
yoğun ilgi gösterdi.
Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr.
Sabahattin Balcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ahıskalılar'ın 1944'te 14 Kasım gecesinde hiçbir
neden yokken sürgün edildiğini söyledi.
Ahıskalıların Orta Asya'nın steplerine savrulduklarını ifade eden Balcı, bunu yapanların insanlığın en
ağır suçlarından birini işlediğini vurguladı.
Balcı, bunu yapanların, Müslüman Türk olmaktan
başka günahı bulunmayan Ahıskalıları sürüldükleri
topraklarda ortadan kaldırma amacı taşıdığını belirterek, "Ancak onların bilmedikleri bir durum vardı,
sürüldükleri bu topraklarda kardeşlerimizi yine öz
kardeşleri karşıladılar. Oralar da bizim vatan topraklarımızdı. Kardeşlerimiz kendi dinleriyle, dilleriyle
aynısını yaşayanların sofralarına misafir oldular ve
ayakta kalmak için bu kardeşlik duygusuna sarıldılar" diye konuştu.
Vatanlarından sürülenlerin çok ağır zulümler gördüğünü anımsatan Balcı şöyle devam etti:
"Aylarca hayvan vagonlarında seyahat eden bu
kardeşlerimiz büyük kayıplar verdiler. Yanlarındaki
ana-babalarını, kardeşlerini, evlatlarını kaybettiler.
Bazen ölülerini toprağa verecek vakitleri bile olmadı
öylece bırakıp gittiler. Onlar hayat boyu bu acıları
yaşadıkları gibi çocuklarına da devrettiler. İşte bu
insanlık dramını, bu büyük trajediyi bütün insanlığın
bilmesi düşüncesiyle bu belgeseli çektik. Belgeselin
ilk galasını Kırgızistan'ın başkenti Bişkek'te gerçekleştirdik ve Türkiye galasını da yine Ahıskalıların
yoğun yaşadığı Bursa'da yapma kararı aldık.
Gösterilen ilgiden de ne kadar doğru bir karar aldığımızı anlıyoruz. Gördük ki film maksadına uygun ve
adresine mesajı verecektir. Biz dünya kamuoyunun
da haksızlığa uğramış kardeşlerimizin acısını bilmesini ve vicdanlarında bu zulmün yer etmesini ve
inşallah bir gün kardeşlerimizin öz topraklarına dönmesine vesile olmasını diliyoruz."
Gürcistan'daki yöneticilere de seslenen Balcı,
Ahıskalıların hiç bir zaman yaşadıkları yerde sorun
çıkarmadığını, eğer yeniden vatanlarına dönerlerse
Gürcistan'ın kalkınmasına büyük faydaları olacağını
dile getirdi.
Halk oyunları ekibinin geleneksel Ahıska Barı
gösterisinin ardından belgesel gösterime sunuldu.
(AA)
GERçEğE yAKın REnKlER
CerModern’de Abbas Kiarostami’nin sergilenen büyük
ölçekli 43 fotoğrafı gerçeğe en yakın renklerde basıldı.
Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye, Venedik Film
Festivali’nde Altın Aslan ve Akira Kurosawa Ödülü gibi
birçok ödül alan Kiarostami, sanatını şiir, set tasarımı,
resim ya da fotoğraf ile ifade eden sayılı yeteneklerden
biri olarak biliniyor. Kiarostami’nin sergisi, kar manzaraları, yol ve ağaç fotoğraflarıyla otomobilden çekilen
görüntülerden oluşuyor.
yOZGAT - ÖZCAn
GÜnEy - Genellikle av hayvanlarının etinden yapılan
sıcak çorba ile sinide soğutulmuş hamuru bir araya getiren
arabaşı yemeği, İç Anadolu
Bölgesi'nde yüzyıllardır soğuk
ve uzun kış akşamlarında sıcak
sohbetlerin vesilesi oluyor.
Yozgat Belediyesince 2012
yılında TSE'ye tescil ettirilerek
kente özgü yemekler listesine
eklenen, soğuk kış günlerinin
vazgeçilmez yemeği ''arabaşı'',
akşam oturmalarında dost ve
akrabalara ikram edilerek sohbet ortamları oluşturuyor.
Yozgat'ın yanı sıra Konya,
Karaman, Sivas ve Kayseri
gibi şehirlerde de kış aylarının bir geleneği olan “arabaşı”, havaların soğuması
ve ilk karın düşmesiyle dostları, komşuları ve akrabaları bir araya getiriyor.
Akşam oturmalarında misafirlere ikram
edilen arabaşı, sıcak sohbetlere zemin
hazırlıyor.
Yozgat Belediye Başkanı Kazım
Arslan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arabaşı yemeğinin kış aylarında
tavuk, kaz veya keklik etinden yapıldığını söyledi.
Arabaşı yemeği ile dostane ortamlar
oluştuğunu ve insanların bu vesileyle bir
araya geldiğini belirten Arslan, bu kültürün yaşatılması için gayret gösterdiklerini ve arabaşının 2012 yılında kente özgü
yemekler listesine eklendiği kaydetti.
Arabaşının İç Anadolu kültürünün bir
parçası olduğunu ifade eden Arslan,
''Arabaşı, Yozgat’la özdeşleşmiş bir
yemek. Sadece yemek olarak kalmıyor.
Uzun kış gecelerinde Yozgatlıların
muhabbet vesilesi. Uzun senelerden beri
insanımız uzun kış gecelerinde arabaşı
vesilesiyle eşiyle dostuyla akrabalarıyla
bir araya gelerek bir muhabbet ortamı
tesis etmiş oluyor. Bizler de bu geleneğin yaşatılması için uğraşıyoruz’’ dedi.
Arabaşı yemeğinin yüzde 95'inin su
olduğunu aktaran Arslan, ''Arabaşı yenmez, yutulur. Arabaşının kendine has
özellikleri var. Tepsinin orta kısmındaki
arabaşı hamuru yıldız şekli verilerek
kesilir. Yıldızı kim unutarak bozarsa bir
sonraki arabaşının masrafları ona ait
olur. Bu güzel bir gelenek, bu geleneklerin yaşatılması gerektiğini düşünüyorum. Herkesi Yozgat'a arabaşı yutmaya
davet ediyorum'' diye konuştu.
"TÜRKMEn yEMEğİ"
Arabaşı yemeğinin tarihinin çok eskilere dayandığını anımsatan Arslan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bir rivayete göre Peygamber
Efendimizin Uhud Savaşı'nda dişleri
kırılması nedeniyle Veysel Karani
Hazretleri de tüm dişlerini çektirir.
Veysel Karani'nin annesi de Karani
Hazretleri yemeğini rahat yesin diye
unla karıştırarak bir çorba yapar. Suyla
unu karıştırarak bir hamur elde eder. O
günlerden günümüze kadar gelmiş bir
Türkmen yemeğidir. Türkiye'nin bazı
yörelerinde yapılıyor ancak en yaygın
olarak da Yozgat'ta yapılır."
SıCAK çORBAylA SOğUK
HAMURUn BUlUşMASı
Sıcak ve acılı çorbası ve hamuru ayrı
ayrı hazırlanan arabaşı kültüründe,
soğuk hamurun üzerine kaşıkla çorba
alınıyor ve hamur çiğnenmeden yutuluyor.
Arabaşının hamuru, un, su ve tuzdan
oluşuyor. Kaynayan
suyun içine atılan un
karıştırılarak bulamaç
kıvamına getiriliyor.
Daha sonra bir tepsiye
dökülen hamur soğutuluyor.
Arabaşı çorbası ise
kavrulmuş un, tavuk
suyu ve tereyağı kaynatılarak hazırlanıyor. Daha
sonra bu karışıma bol
baharatın yanı sıra salça
ile tavuk, kaz veya keklik eti ekleniyor.
Yüzyıllardır sürdürülen arabaşı yemeğinin
ortaya çıkışıyla ilgili
farklı hikayeler de rivayet ediliyor. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
AŞKI BULUT, ŞİİRİ YAĞMUR, GÖNLÜNÜ PERVANE BİLEN
ŞAİR ÖMER ÖNER’İN ŞİİRİ ÜZERİNE
Bizi bizden alan, eşyanın özündeki gerçeği şiirlerle kulaklarımıza fısıldamaya çalışanın aşk olduğu aşikâr. Herkesin gördüğünü ve bildiğini zannettiği, şairinse aşkı
imbikten geçirip süzebildiği değil midir
sevda?
“Aşk gelecek cümle dertler bitecek”
diyen Yunus Emre’nin, ölümü düğün bilen
Mevlânâ’nın ve aşkı en güzel imtihan bilen
şairler için dert de bir derman değil midir?
Beni böyle derinler düşüncelere hatta
derinliğin derinliğine götürüp bütün bunları
bana düşündüren de, kadim dostum şair
Ömer Öner’in Aşk Damlaları adlı kitabı.
Ömer Öner öylesine hassas ve ince
ruhlu bir şair ki, derdi aşk, derdi samimiyet,
derdi güzellik… Aslında şair biraz da kırılgan
olmalı ki bu ruh hâli ona şiir yazdırsın lakin
hüzün her gönlün taşıyacağı bir yük de
değil… Şiirler olmasa derdini, hüznünü,
aşkını ve içini kime dökecek ki şair bir
gönül.
Yazımın başlığını çok düşündüm, nasıl
bir başlık Ömer Öner’i tam olarak anlatabilir
diye? Bulut ki şekli olmayışıyla aşkın tarifsizliğini, yağmur aşktan sadır oluşuyla şiiri, pervane aşka âşık oluşuyla gönlü ifade ediyor.
İşte bu yüzden yazımın başlığı ‘Aşkı Bulut,
Şiiri Yağmur, Gönlünü Pervane” bilen diye
başlıyor.
Gelelim Ömer Öner’in şiirlerine… Aslında
kanaati okuyucuya bırakmak lazım gelse de
ben gördüğüm hususları örnekleriyle anlatmaya çalışacağım. Ömer Öner, şiirin her
şeklini başarılı bir şekilde kullanıyor ve vezin
onun için anlatmak istediği noktasında
sadece bir vasıta. O her şekli şiire yakışan
şekilde kullanma becerisi gösteriyor.
Söylemler derin, sanatlar orijinal ve şekil
mananın üstüne giydirilmiş bir elbise onda.
Aşk Bitti Biteli şiirinde kendini ve nefesini
tarif ederken bize gönlünü de açıyor aslında
Ömer Öner ve diyor ki:
“Seherin sükûtu bitti bülbülüm,
Durmadan eridim, soldu kâkülüm,
Şafak ıtır açmaz, öldü sümbülüm,
Gözümden süzüldü bütün isimler;
Aşk bitti biteli, soldu takvimler.”
Aşkın bitişi bir şair için mümkün olmasa
da, burada verilen mesajın aşkı tam manasıyla bilemeyenlere olduğu kanaatindeyim.
Şairin bu mısraları arasında bir sitem gizli
olduğu da aşikâr…
Başka bir şiirinde şair, aşksız yapamayacağını da kabul ediyor çünkü aşk Ömer
Öner için hayatın ve şiirin olmazsa olmazı.
Şimdi son hasadımda kararmasın
buğdaylar,
Ağrıları yığmasın kalbimdeki saraylar,
Meydanlarımda yine yanıp dursun
halaylar,
Aşk denilen harmanı gönlüme geri verin.
(Aşk Denilen Şiirinden)
Aşkın beşeri yönü yanında ilahi yanını da
unutmuyor Ömer Öner ve yaratılmış her
şeyde aşkı görüp, aşkı soluyor. Aşkın fısıltılarını kainât içinde duymaktan mutlu.
Bedenim bir kurtulur siyahi katranından,
Bütün kökler tutuşur yaprak aşkı fısıldar.
Gönle murat saçılıp, dağılır dumanından,
Nur yağar damla damla toprak
aşkı fısıldar.
(Toprak Aşkı Fısıldar Şiirinden)
Öylesine aşkla yoğurmuş ki kalbini ve
nefesini, sermayesi aşk. Onsuz hiç olduğunu, aşksız boş olduğunu düşünüyor ve içinde hep hayata ve aşka dair bir umut taşıyor.
Düşme Kör Kuyulara şiiri bu söylediklerimin
kanıtı olarak karşımıza çıkıyor kitapta:
Pervane’nin bülbülü öter aşk diye diye,
Neden dile yığarsın esmer
yüklü mersiye?
Hâlâ kasvet mi karsın elindeki sermaye?
Bahçende güller varken, düşme
kör kuyulara!
Aruzlu şiirlerinde de şairin çokça kendisine, lakin kendine seslenirken aslında şiirini
okuyan herkese seslendiğini de görüyoruz.
Gönlünü kuşa benzetirken, aşk sarhoşluğunu da kabul ediyor ‘Şarkı’ adlı şiirinde:
Gurbetin bağrında toylar kurma
ey maksat kuşum;
Çağlasın Pervâne gel, meskende
ben çok mayhoşum.
Ömer Öner’in şiirlerinde aşkın türlü hâllerini görmek mümkün. Şiiri nefes olarak
telakki ettiğini ve her anında şiiri düşünüp,
şiiri hayal ettiğini uzun yıllar içersinde gördüm, tecrübe ettim. Yalnız onun bir başka
aşkı da Ayvalık…
Ayvalık üzerine yazdığı o kadar çok şiir
var ki… Onun için Ayvalık, aşkın başkenti
sanki. Ömer Öner’in Ayvalık aşkının da baki
bir aşk olduğuna inanıyorum.
Dillerimde tütmesin bitimsiz şikâyetler,
Atatürk’ü sezdirsin Ayvalık çocukları.
Yaklaşmasın şehrime kahır yüklü
cinnetler,
Bayrağımı süzdürsün Ayvalık çocukları.
(Ayvalık Çocukları Şiirinden)
Ömer Öner’in şiirini ve şiir dünyasını sayfalarca anlatmak isterim lakin her okuyucunun şiirlerde gördüğü güzelliklerin bilgi, birikim ve sezişle farklılaştığının da bilincindeyim.
Ömer Öner’e bir şiir ve edebiyat sevdalısı olarak şiiri yaşayıp, şiiri soluduğu ve güzel
mısralara imza attığı için teşekkür eder, imza
attığı her kitabın hayra ve güzelliklere ulaşmasını dilerim.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Aklıma düşünce sen kalırım ben öylece,
Hasret denen şimşekler çakıyor bak her gece.
Ezber bozan aşkımız her yeni doğan günle
Mahşer denen vuslata yaklaşır hece hece.
Diyarbakır’da hain saldırı
haber
DİYARBAKIR Diyarbakır Valiliğinden Çınar
Emniyet Amirliğine yönelik
saldırının terör örgütü mensuplarınca bomba yüklü araçla
düzenlendiği, saldırıda 5 kişinin yaşamını yitirdiği, 39 kişinin yaralandığı belirtildi.
Valilikten yapılan açıklamada, dün 23.30 sıralarında
terör örgütü mensuplarınca
Çınar ilçesindeki Emniyet
Amirliği hizmet binası ve
emniyet lojmanlarının bulunduğu binaya yönelik düzenlenen saldırıda bomba yüklü
aracın infilak ettirildiği bildirildi.
Patlamayla eş zamanlı olarak İlçe Jandarma
Komutanlığı ve İlçe Emniyet
Amirliğine uzun namlulu
silahla saldırıda bulunulduğu
ifade edilen açıklamada, saldırıya güvenlik güçleri tarafından misliyle karşılık verildiğine vurgu yapıldı.
Açıklamada, olayın gerçekleşmesinin ardından valilik
bünyesinde kriz merkezi oluşturulduğu, ilçeye yeterli sayıda sağlık, itfaiye ve AFAD
ekipleri yönlendirildiği, ayrıca takviye olarak çok sayıda jandarma ve
polis görevlendirildiği kaydedilerek,
şu ifadelere yer verildi:
"Saldırıda lojmanda ikamet eden 2
polis yakını hayatını kaybetmiş, 6’sı
polis ve 8’i polis yakını 14 kişi yaralanmıştır. Ayrıca yaşanılan patlamanın etkisiyle lojman yakınındaki bir
binada yıkıntı meydana gelmiş,
arama kurtarma ekiplerinin bahse
konu binada yaptığı çalışmalar neticesinde 3 vatandaşımız hayatını kaybetmiş olarak, 5 vatandaşımız da
yaralı olarak enkaz altından çıkarılmıştır. Lojman civarında yer alan
binalarda ise toplam 20 vatandaşımız
yaralanmıştır. Yaralıların
15 Ocak 2016 Cuma
11
PKK'lıların
hain planı
polisin dikkati
sayesinde
önlendi
Diyarbakır'daki hastanelerde
tedavileri sürüyor.''
''Hayatını kaybeden
vatandaşlarımıza Allah’tan
rahmet, yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar dileriz.
Yapılan ilk incelemede,
meydana gelen patlamadan
kaynaklı olarak İlçe
Emniyet Amirliği hizmet
binası, İlçe Emniyet
Amirliğine ait lojmanlar ve
emniyet binasına yakın ikametlerde büyük çapta hasar
meydana geldiği tespit edilmiştir" bilgisi verilen açıklamada, konuyla ilgili çok
yönlü araştırmaların sürdüğü kaydedildi.
Emniyetten bombalı tuzak uyarısı
MARDİN- Mardin'in Kızıltepe ilçesinde
önceki gün 4 teröristin etkisiz hale getirildiği
operasyon ile ilgili detaylar ortaya çıktı.
Alınan bilgiye göre, operasyonda etkisiz hale
getirilen teröristlerden Cengiz Erdem, olaydan 2
saat önce Mardin Büyükşehir Belediyesine ait
kiralık pikapla "yeğenim kayıp" bahanesiyle
Kızıltepe Cumhuriyet Polis Merkezine keşif yapmak için geldi.
Kendisini belediye çalışanı olarak tanıtan
Erdem, yaptığı cep telefonu görüşmesinin ardından yeğenin ağabeyinin yanında bulunduğunu
belirterek, polis merkezinden ayrıldı. Şüphe üzerine polisin takibe aldığı Erdem'in girdiği ev tespit edilirken, eve girmek isteyen güvenlik güçlerine ateş açıldı. Çıkan çatışmada, 4 terörist etkisiz hale getirildi, örgüte yardım ve yataklık
yapan bir kişi yakalandı.
Yapılan araştırmalar sonucunda, etkisiz hale
getirilen teröristlerden birinin saldırı organize
etmek için ilçeye gelen PKK'nın sözde "bölge
sorumlusu" "Beritan" kod Fatma Yüksel, diğerinin ise örgütün sözde "gençlik eylem sorumlusu"
"Hejor" kod adlı Mizgin Karakeçili olduğu tespit
edildi. Yüksel'in 1999 yılından bu yana örgütün
dağ kadrosunda olduğu belirtildi.
Etkisiz hale getirilen diğer teröristin ise örgüte 16 yıl önce katılan "Mazlum" kod adlı
Selahattin Arasa olduğu belirlendi.
Teröristlerden Cengiz Erdem'in Demokratik
Bölgeler Partisi Kızıltepe yöneticisi olduğu ve
eski milletvekili Sebahat Tuncel ile fotoğrafı
bulunduğu öğrenildi.
Turgut Özal Mahallesi'nde önceki gün çıkan
çatışmada 2'si kadın 4 terörist etkisiz hale getirilmiş, örgüte yardım ve yataklık yapan bir kişi
yakalanmıştı. Teröristlerin üzerilerinde 3 tabanca
ve 5 el bombası ele geçirilmişti.
EVLER TUZAKLANAN
PATLAYICILARDAN
TEMİZLENİYOR
ANKARA - Emniyet Genel Müdürlüğü, 81 il
emniyet müdürlüğüne gönderdiği talimat yazısı
ile terör örgütünün yaptığı bombalı tuzaklara
karşı uyarılarda bulunarak, gerekli güvenlik tedbirlerinin alınmasını istedi.
Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Zeki
Çatalkaya imzalı yazıda, Türkiye'deki terör faaliyetlerinde 2015'in ikinci yarısından sonra önemli
miktarlarda artış meydana geldiği belirtilerek,
terör örgütünün güvenlik güçlerine yönelik silahlı
ve roketatarlı saldırılarının yanı sıra bombalı saldırı eylemlerine de çok sık başvurduğunun altı
çizildi.
Özellikle Doğu ve Güneydoğu Anadolu
Bölgelerinde el yapımı bomba ile gerçekleştirilen
eylemlerin incelenmesi sonucunda, dışarıdan
bakıldığında anlaşılmayacak şekilde gizlenen
bombaların, sokak-cadde yüzeylerine, barikat ve
hendek içlerine, metruk binaların yüksek duvar
yüzeylerine, rögar kapak ve mazgal altlarına menfez ve araç içlerine tuzaklandığı kaydedildi.
El yapımı bombaların genellikle 12 kilogramlık mutfak ve 2 kilogramlık piknik tüpleri ile yağ
tenekeleri ve büyük plastik bidonlar kullanılarak
hazırlandığı ifade edilen yazıda, söz konusu
tuzaklara müdahalede bulunan ekiplerin güvenlik
tedbirlerine riayet etmelerine rağmen terör örgütü
mensuplarınca uzun namlulu silah ve roketatarlarla alçakla saldırılar gerçekleştirildiği hatırlatıldı.
Bu tür istenmeyen olayların önlenmesi amacıyla olay yerinde operasyon birimlerince gerekli
güvenlik tedbirleri alındıktan sonra bomba uzma-
nı personelin olay yerine gelmesi gerektiğine
vurgu yapılan yazıda şu ifadelere yer verildi:
"Bomba uzmanlarının görev bölgelerine,
kesinlikle zırhlı araç kullanarak gitmesi, çelik
yelek ve çelik başlığı daimi surette üzerinde taşıması, güvenli olmayan yol güzergahlarının kullanılmaması, güvenli alan haricinde araçtan inilmemesi, eğer zorunlu olarak inilecekse sütre alacak
şekilde inilmesi, zorunlu yaya olarak gidilecek
alanlara sütre alarak gidilmesi, çalışma yapılacak
bölgede çevre güvenliğinin yeterli olmadığı anlaşıldığında gerekli önlemlerin alınması için, operasyonel birimlerle görüşülerek gerekli emniyet
tedbirlerinin aldırılması, araçlarda uzun namlulu
silah ve yedek şarjör bulundurulması gibi hayati
öneme haiz hususlara azami derecede riayet edilmelidir."
Bomba uzmanları ile görevli güvenlik güçlerinin bölgedeki hareket tarzlarının terör örgütü
mensuplarınca uzaktan gözlemlenebileceği de
hatırlatılan talimat yazısında, örgütün değişik taktik ve tuzaklamalar geliştirebileceğine vurgu
yapıldı.
Ayrıca özellikle sokağa çıkma yasağı uygulanan bölgelerde teröristlerin, güvenlik güçlerince
gerçekleştirilen operasyonlardan kaçmak amacıyla vatandaşlara evlerinin kapılarını açık bıraktırdıkları da belirtilerek, özel harekat polisleri ile
bomba uzmanlarının operasyon veya kontrol amacıyla söz konusu evlere girişlerini engellemek
için çeşitli tuzaklama yöntemleri kullandıkları
kaydetti.
Söz konusu yerlerdeki tuzaklama ve bombalı
düzenekler hakkında da bilgi verilen yazıda
güvenlik güçlerinin dikkat etmeleri gereken yerler
hakkında ise şu uyarılarda bulunuldu:
"İkamet kapılarını mandal ve ince teller kullanarak hazırlanan bombalı düzenekler ile tuzaklayabilecekleri,
Bina içinde bulunan soba içlerine, buzdolabı
içlerine, yorganların içlerine veya benzer eşyaların kullanılarak el yapısı bombaların tuzaklanabileceği,
Bina dışındaki klima motor ünitelerinin içlerine el yapısı bomba konulabileceği,
Bina içlerinde zeminde bulunan halı altlarına
basma tuzak yerleştirilebileceği,
Gömülü veya barikat içlerinde bulunan el
yapısı bombalara çekilen kablolara yaklaşım
güzergahlarının tuzaklanabileceği,
Gömülü el yapısı bombalara farklı noktalardan
çok sayıda kablo çekmek suretiyle bomba uzmanlarını yanıltma yoluna gidebileceği,
Binalara yaklaşma noktalarında duvar içlerine
el yapısı bomba yerleştirilip kamufle edilebileceği
Binaların bahçe içlerine, avlularına ve bina
giriş-çıkış noktalarına çıplak gözle görülmesi çok
zor olan misina ile tuzaklama yapılabileceği göz
önünde bulundurulmalıdır."
Yazıda ayrıca imha faaliyetleri sırasında çevre
emniyeti alan birimlere gerekli bilgilendirmenin
yapılarak herhangi bir olumsuz olayın yaşanmaması için azami derecede dikkatli davranılması ve
tedbirsiz hareket edilmemesi de istendi.
Diyarbakır'ın Sur ile Şırnak'ın Cizre ve Silopi
ilçelerinde terör örgütü PKK mensuplarının
tuzakladığı patlayıcılar, operasyonun ardından
evlerine dönecek vatandaşları endişelendiriyor.
Sokağa çıkma yasağı uygulamasının sürdüğü
Cizre ve Silopi ilçeleriyle Sur'un Cevatpaşa,
Fatihpaşa, Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve
Savaş mahallelerinde güvenlik güçlerince başlatılan operasyonlar sürüyor.
494 PKK'lı teröristin etkisiz hale getirildiği 3
ilçedeki operasyonlarda şimdiye kadar 75 hendek kapatıldı, 500 barikat kaldırıldı, teröristlerce
döşenen 985 el yapımı patlayıcı imha edildi.
Silopi ilçesinin tamamı "Şehit Polis
Muhammet Onur" operasyonu sayesinde teröristlerden temizlenirken, Cizre ile Sur'da çalışmaların yürütüldüğü bölgelerin yüzde 75'i terör örgütü mensuplarından arındırıldı.
Teröristlerin yaşamı hiçe sayan saldırılarına
karşı sivillerin can güvenliğini korumak için
güvenlik güçlerince operasyonlarda büyük hassasiyet gözetiliyor.
Vatandaşların güvenlik güçlerine destek vermesinden rahatsızlık duyan teröristlerin özellikle
evlere patlayıcı tuzakladığı değerlendiriliyor.
Terör örgütü üyelerinin sokaktaki rögardan,
vatandaşların güvenlik endişesiyle terk etmek
zorunda kaldığı evleri "üs" gibi kullandıktan
sonra söz konusu evlere patlayıcı tuzakladığını
belirleyen güvenlik güçleri, ev ve sokakları bu
tuzaklardan bir bir arındırıyor. Çalışmalarda bazı
bölgelerde 20 metrekarelik alanda 2, 12 ve 24
kilogramlık mutfak tüplerine yerleştirilmiş el
yapımı patlayıcı bulundu.
Teröristlerden arındırılan mahallelerdeki
evlerde buzdolabı, yatak altına, soba içerisine ve
kapıların arkasına tuzaklandığı belirlenen patlayıcılar tespit edildikten sonra kontrollü şekilde
imha ediliyor.
Sokağa çıkma yasağının kaldırılmasının
ardından evlerine dönecek vatandaşlara tespiti
yapılamayan bomba tuzaklarının zarar vermesinden duyulan endişe ile patlayıcı arama tarama
faaliyetine ağırlık verilmesinin operasyonların
süresinin uzamasına neden olduğu belirtiliyor.
Güvenlik kaynaklarınca PKK'lı teröristlerin
operasyonlara destek veren ve teröre tepki gösteren vatandaşlardan intikam almak için ev ve iş
yerlerine rastgele el yapımı patlayıcı tuzakladığı
kaydediliyor.
12
15 Ocak 2016 Cuma
Kadın çobanların
zorlu kış mesaisi
Malatya'da Sürü
Yönetimi
Elemanı kursuna
katılarak sertifika alan kadın
çobanlar, zorlu
kış şartlarına
aldırmadan
çocuklarına gösterdikleri hassasiyetle hayvanlarının bakımını
yapıyor.
MALATYA - Akçadağ Gıda,Tarım ve
Hayvancılık İlçe Müdürlüğü ile Malatya İli
Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği
tarafından düzenlenen eğitimle 2013-2016
yılları arasında 8 kez düzenlenen Sürü
Yönetimi Elemanı kursunda, Malatya genelinde 100'ün üzerinde kadın sertifika sahibi
oldu. Hayvanların bakımından, süt sağımına,
çobanlık mesleğinden yemlemeye kadar pek
çok konuda aldıkları eğitimle çobanlık yapmaya başlayan kadınlar, adeta çocukları gibi
ilgi gösterdikleri hayvanlara soğuk ve karlı
havalarda da yılmadan bakıyor.
Arguvan ilçesi İsa Mahallesi'nde sertifikalı
çobanlık yapan Güllü Güven (41), AA muhabirine yaptığı açıklamada, uzun zamandır
hayvancılıkla uğraştığını belirtti.
Yaz aylarında hayvanların bakımının daha
kolay olduğunu anlatan Güven, kışın zor şartlar dolayısıyla işlerinin daha da ağırlaştığını
ifade etti. Güven, "Kar yağdığı zaman daha
zor oluyor. Hayvanları karda kışta dışarı çıka-
rıp yemliyoruz. Yazın meraya götürdüğümüz
için yem vermemiz gerekmiyor. Kışın dışarı
çıkarıp su veriyoruz. Çocuk büyütür gibi
büyütüyoruz. Mesela doğum zamanlarında
hiç yatmıyoruz sabaha kadar ahıra gidip geliyoruz. Emmeyen kuzular var. Onlara tek tek
biberonla süt veriyoruz. Çok emek istiyor"
diye konuştu.
Bunca zorluğa rağmen emeklerinin karşılığını almalarının kendilerini mutlu ettiğini
söyleyen Güven, "Kazandığım parayla çocuklarımı okutuyorum. Bir kadının hayvanlara
bakmasıyla erkeklerin bakması bir olmuyor.
Bir kadının sevgisi daha fazla olur. Daha iyi
bakar. Bazen çocuklarımı kucaklar gibi onları
kucaklıyorum" ifadelerini kullandı.
Kadınlara pek çok işte destek verildiğini
dile getiren Güven, kadın çobanlara ise işlerinin zorluğu dolayısıyla daha fazla destek
verilmesini istedi.
Çobanlık yapan 60 yaşındaki Zöhre İnci ise
kış aylarında kırsal kesimde yapılan hemen
her işin zorluğu olduğunu çobanlığın da zorluklarının bulunduğunu belirtti.
Kış şartlarında hayvancılığın yaza göre
daha meşakkatli olduğunu ifade eden İnci,
"Kışın yağmur, kar yağıyor, soğuk oluyor.
Ama yazın öyle değil. Yine de kadın çoban
olduğum için çok mutluyum. Elimden geldiğince hayvanlara iyi bakmaya çalışıyorum.
Hayvanlar benim için vazgeçilmez" dedi.
Koyunları günde üç kez dışarı çıkardıklarını anlatan İnci, "Sulaması, yemlemesi var.
Altını süpürüyoruz, su veriyoruz, yemliyoruz
hayvanları ve tekrar içeri sokuyoruz. Yazın
hayvanların bakımı kışa göre daha kolay oluyor. Biz erkeklere göre daha çok ilgiliyiz.
Kendi işimizin patronuyuz karışan, görüşen
yok" diye konuştu.
Malatya Koyun Keçi Birliği Başkanı İhsan
Akın ise sertifika eğitimiyle farkı alanlarda
kadınlara verilen desteğin küçükbaş hayvancılık yapan kadınlara da verilmesini amaçladıklarını belirtti. (AA)
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
SAHİH MÜNEVVER TÜRK AYDINI
HASAN DEMİR MEKÂN DEĞİŞTİRDİ
Yeniçağ ve Yeni Mesaj gazetelerinde köşe yazarlığı yapan, şahsen
tanıdığım, görüşüp fikir alışverişinde bulunduğum gazeteci, mütefekkir Hasan Demir’in Hakk’a
yürüdüğünü öğrendim. Kendisine
Allah’tan rahmet, yakınlarına da
baş sağlığı diliyorum.
Hasan Demir, ismiyle müsemma
gerçek bir Türk aydınıydı. “Hasan”
isminin anlamına uygun iyi ve
güzel bir kişiliği vardı. Yine
Peygamber Efendimizin torununun
ismi ve Kur’an’da geçen bir kelime
olan “Hasan”ı hakkıyla temsil etti.
Soy ismi olan “Demir” kelimesinin
anlamına uygun olarak da zalime,
haksıza, hırsıza, soyguncuya, yolsuza, emperyaliste, dahilî ve haricî
bedhahlara karşı demir gibi sağlam yürekli, demir gibi dik duruşlu
idi. Hasan Demir, Türk basınında
sayıları oldukça azaltılan nadir
istiklalci, milliyetçi, yerli, millî, gerçek dindar Türk aydınlarındandı.
Kalemini Amerika, Avrupa Birliği
ya da başka bir emperyalist devlet
ve odak, satın alamadı, Masonlar,
para babaları, karanlık lobiler kira-
layamadı.
Kalemini hiç hesapsız sadece
Türk milletinin iyiliğini, menfaatlerini, bağımsızlığını, millî ve dinî
değerlerini korumak için kullandı.
Satın alınamayan ve kiralanamayan namuslu bir aydındı.
Türk milletinin millî vicdanı idi.
Haksızlık karşısında susan dilsiz
şeytan olmayı değil; hakkı, hakikati ve doğruyu ne pahasına olursa
olsun savunmayı namus, şeref ve
haysiyet meselesi bildi.
Türkiye ve dünyanın nerelere
doğru gittiğini ve sürüklendiğini en
doğru şekilde gösteren barometrelerden biri idi. Okuyucusuna ihanet etmeyen, kendisine güvenenleri, itimat edenleri ayazda bırakmayan, yazılarına, fikirlerine samimi olarak inananları hayal kırıklığına uğratmayan, kandırmayan,
aldatmayan gerçek bir Türk
düşünce meşalesi idi. Karen
Fogg’ların, George Sorosların
değil, sadece Türk milletinin
maşası idi. Allah rahmet eylesin ve
genç Türk aydınları yerini boş
bırakmasın.
Birlikte yaşlanıp aynı gün öldüler
Ahıska Türkleri "soba yakmayı" öğreniyor
ERZİNCAN - Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın talimatı, Başbakan
Ahmet Davutoğlu'nun koordinasyonunda
Ukrayna'dan getirilerek Erzincan'ın
Üzümlü ilçesine yerleştirilen Ahıska
Türklerine, sobalarını nasıl yakacakları
öğretiliyor.
Rusların 71 yıl önce vatanlarından Orta
Asya'ya sürdüğü, zamanla farklı ülkelere
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
1
2
2
3
3
4
4
5
5
göç etmek zorunda kalan Ahıska
Türklerinden 121 aile, geçen yılın son günlerinde getirildikleri Üzümlü'deki yeni
yaşamlarına alışmaya çalışıyor.
Daha önce yaşadıkları Ukrayna'da ısınmak için doğalgaz kullanan ailelere, kaymakamlığın görevlendirdiği 15 personel
tarafından kömür ve odun sobasını yakma,
kullanma ve sobanın temizliği gibi konular,
uygulamalı anlatılıyor.
Kaymakamlığın görevlendirdiği ekibin
başında bulunan Hasan Keleş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ahıska
Türklerinin, Ukrayna'da doğalgaz kullandıkları için soba yakmayı bilmediğini söyledi.
Ailelere soba yakmayı öğrettiklerini bildiren Keleş, "Sobayı en iyi performansla
nasıl yakmaları, kömür ve odunu nasıl
tutuşturmaları gerektiğini, soba temizliğini
6
6
7
7
8
8
9
9
10
10
15 kişilik ekiple anlatıyoruz. Buradaki
insanlarımıza zarar gelmemesi, herhangi
olumsuzluk olmaması açısından kaymakamlığımızın talimatı doğrultusunda eğitim
veriyoruz" dedi.
Tüm ailelerle tek tek ilgilendiklerini
anlatan Keleş, Ahıskalı ailelerin artık sobalarını yakabildiğini, ihtiyaç duyduklarında
da kendilerinin yardımcı olduğunu kaydetti.
Ahıska Türkü Murat Yusufoğlu (33) da
aldıkları eğitimden duydukları memnuniyeti dile getirdi.
Ukrayna'da sobalarının olmadığını kaydeden Yusufoğlu, "Gelip bize soba yakmayı öğrettiler. Neresini açmak, neresini
kapatmak lazım, her şeyi anlattılar. İlk günlerde zorluk çektik. Artık sobayı nasıl
yakıp kullanacağımızı öğrendik" diye
konuştu. (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bir yazı veya konuşmada belli bir noktayı altını çizerek belirtmek. 2.
Tehlike işareti. – Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan yük hayvanı. 3. Kiloamperin simgesi. – Gönderilenden alındığına dair imza alınan
posta gönderisi. 4. …….. AKIN ( Dünya güzeli manken ve fotomodelimiz ).
– Cüsseli. 5. Uzaklık anlatır. – Ski. 6. Küçük kanal. – İstanbul’un bir semti. 7.
Isı. 8. Topluluğu kaplayan ani dehşet duygusu. – Tavlada bir sayı. 9. Şikâr. –
Kaybetme. 10. Artvin ilinin eski adı. – Fırınları temizlemekte kullanılan ucu
bezli sopa. 11. Vilayet. – Üzerine yazı yazmak için tabaklanmış ceylan derisi.
12. İçine maya koymak. 13. Mesafe. – Piyasada etki ya da tepki. 14. Tırpana
balığı. – Bir sınav türü. 15. Sivas ilinin bir ilçesi. – Kırık kemikleri bir arada
tutturmak için kullanılan tahta gibi düz nesnelere verilen ad. 16. Kobaltın
simgesi. – Ödün, taviz. – Bir nota. 17. Kayınbirader. – Bir haber ajansının
kısaltması. – Şenlik kemeri. 18. Arjantin’in plaka işareti. – Yaratıcısının adı
bilinmeyen eser. 19. Sert başlı, huysuz at. – Lahza. 20. Madeni ip. –
Japonların ulusal giysisi.
Yukarıdan Aşağıya:
1 Bir tür ince meşin. – Gemileri iskeleye ya da şamandıraya bağlamaya
yarayan kalın halat. – Bir spor dalı. 2. Muğla ilinin bir ilçesi. – Artvin ilinin
bir ilçesi. – ABD’de bir eyalet. 3. Radyumun simgesi. – Damarlarda dolaşan
hayati sıvı. – Avrupa’da bir başkent. – Bir renk. 4. Maden ocaklarındaki patlayıcı gaz. – Osmanlı donanmasında tuğamirale eş bir rütbe. – Çıplak, özgür,
hür. – Alüminyumun simgesi. 5. Çare. – Fakat, ama. – Lityumun simgesi. –
Fazla bön, enayi. 6. Senegal’in başkenti. – Ezgi, makam, nağme. – Çember
biçiminde, telden yapılan, torbaya benzeyen büyük gözlü ağ. 7. Ağaçlıklı yol.
– Haz. Ali yanlılığı. – Nişastayı parçalayarak
şekere çeviren bir enzim. – Ad, ün, san. 8. Bir
mal elde edilip piyasaya sürülünceye kadar
ÇÖZÜMÜ
yapılan masrafların tümü. – Kekemelik. – Boru
BUGÜN
sesi. 9. Deniz kuvvetlerinde bir aşama. – Bir doğa
14. SAYFADA
olayı. – Alıcı yönetmeni. 10. Eski Mısır’da
insanoğlunun hayati dayanağı olan üretici güç. –
Tarlayı iki kere sürmek. – Eli açık, cömert. – Japon
lirik dramı.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
BATMAN - Batman'da, son nefeslerini 16 saat arayla veren 55 yıllık evli çiftin cenazeleri yan yana toprağa verildi.
Yavuz Selim Mahallesi'ndeki evinde
eşi Fatma Kaya (75) ile yaşayan Hasan
Kaya (85), rahatsızlığı nedeniyle yakınları tarafından özel bir hastaneye kaldırıldı.
Ancak doktorların çabalarına rağmen
kurtarılamadı. Kaya'nın cenazesi,
Recepler köyünün mezarlığında defnedildi.
Eşinin ölümü nedeniyle büyük üzüntü
yaşayan Fatma Kaya ise 16 saat sonra
yaşamını yitirdi. Onun cenazesi de eşinin
yanında toprağa verildi.
Hasan Kaya'nın yeğeni Zeki Taş (52),
gazetecilere yaptığı açıklamada, dayısının 9 Ocak'ta saat 02.00 sularında vefat
ettiğini söyledi.
Yengesinin, eşini kaybetmenin üzüntüsünü yaşadığını ve aynı gün saat 18.00
sularında rahatsızlanarak yaşamını yitir-
diğini belirten Taş, şöyle konuştu:
"Çocukları yoktu. Daha önce oturdukları bir evin sahibinin anlattığına göre,
dayımla yengemin arasında yazın ilginç
bir konuşma geçmiş. Dayım eşine, 'Ben
senden önce öleceğim' deyince, yengem,
'Sen neden benden önce öleceksin?
Birlikte ölelim' diye cevap vermiş. O
derece samimiydiler. Arkadaş gibiydiler.
Çok uyumluydular. Birbirlerine küstüklerini duymadık. Hastane dışında ayrı
geçen zamanları olmamıştı. Yengemin
sözünün üzerine dayım, 'Önce ben öleceğim ama sen de benden sonra fazla kalmayacaksın' demiş."
Kaya'nın bir başka yeğeni Mehmet Ali
Kaya (46) da amcasının çok sakin ve
mütevazı bir hayat sürdüğünü dile getirdi. Amcası ve yengesinin birbirlerine çok
sadık olduğunu anlatan Kaya, birbirlerini
çok sevdiklerini ifade etti.
Çocuk özlemleri dördüzle dindi
KOCAELİ - Kocaeli'nin
Gebze ilçesinde yaşayan 13
yıllık evli çiftin, tüp bebek
tedavisiyle dördüzleri oldu.
Yıllardır çocuk hasreti
çeken Hüseyin (40) ve
Kamile Türkyılmaz (32) çiftinin, tüp bebek tedavisinin
ardından dördüz erkek çocukları dünyaya geldi. Gebze'de
özel bir hastanede sezaryenle
dünyaya gelen ve yaklaşık 1
kilo 100 gram ağırlığında olan
bebekler, kuvözde tedavi altına alındı.
Doğumu gerçekleştiren hastanenin kadın doğum uzmanı Koray
Özbay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dördüz gebeliklerin doğal yolla
729 binde bir görülebildiğini, yardımcı
üreme teknikleriyle ise bu oranın artabileceğini söyledi.
Bu durumlarda gebelik takiplerinin
çok titiz ve yakından yapılması gerektiğini anlatan Özbay, "Biz bunu burada
başarıyla gerçekleştirdik. Hiçbir
komplikasyon olmadan 29 haftaya
kadar getirdik ama ağrılarının artması
sonucu sezaryenle doğumu yaptırdık.
Erkek bebeklerin her birinin kilosu 1
kilo 100 gram civarında. Gayet sağlıklı doğdular ancak erken doğum olduğundan, hastanemizin yeni doğan
yoğun bakımında takip ve gözetim
altındalar" diye konuştu.
Baba Hüseyin Türkyılmaz da Doktor
Özbay ve hastane çalışanlarına teşekkür etti.
Bebeklerinin bakımı için hayırsever
iş adamı ve vatandaşlar ile yetkililerden yardım beklediklerini belirten
Türkyılmaz, "Yaklaşık 13 yıldır çocuk
özlemi çekiyoruz. Allah nasip etti,
şimdi 4 çocuğum oldu. Çok mutluyum
ancak biraz da endişeliyim. 10 yıldır
çalıştığım fabrikadan 8 ay önce çıkartıldım. Herkesten yardım bekliyorum,
4 çocuğa bakmak çok zor olacak.
İşsizim, iş arıyorum. Bir an önce çalışmam gerekiyor. Hastane bize her türlü
yardımı yaptı, desteklerini hiç esirgemediler" ifadesini kullandı.
Türkyılmaz, bebeklerine Muhammet
Meriç, Behiç, Aras ve Çınar isimlerini
verdiklerini kaydetti. (AA)
SAĞLIK
15 Ocak 2016 Cuma
Kristal oynamasına dikkat
ANKARA BURCU KERİM - Halk arasında "Kristal Oynaması" olarak
ifade edilen iç kulak kristali
kaynaklı baş dönmesinin yaygınlığı da kişilerin günlük
hayatlarını etkisi altına alıyor...
Medicana International
Ankara Hastanesi Kulak Burun
Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op.
Dr. A. Onur Çetin, halk arasında
hastalığın oluşma şekli nedeniyle "Kristal Oynaması" olarak
adlandırılan "Vertigo"nun
oldukça yaygın görülen baş dönmesi hastalığı olduğunu belirtti.
Benign Paroksismal
Pozisyonel Vertigo'nun açılımının "iyi huylu, tekrarlayıcı, baş
pozisyonu ile tetiklenen baş
dönmesi" olduğuna işaret eden
Op. Dr. Çetin, "Halk dilindeki
ismiyle 'Kristal Oynaması' ise
hastalığın oluşma mekanizmasını açıklamaktadır. İç kulak
kanalındaki kalsiyum karbonat
kristalleri, dengemizi sağlamamıza yardım eder. Kristallerin olması
gerektiği yerler dışına sürüklenmesi,
Vertigo dediğimiz baş dönmesinin ortaya çıkmasına sebep olur" dedi.
Etkisi ve süresi kişiye göre değişiyor
Op. Dr. Onur Çetin, şunları kaydetti:
"Hastalığın en belirgin göstergesi,
kişinin başını hareket ettirdiğinde (örneğin yatakta diğer bir yöne döndüğünde,
başını hızla çevirdiğinde, eğildiğinde)
dönüyor hissine kapılmasıdır. Genelde
bir dakikadan az sürer fakat gün içeriya çıkabilir."
sinde başın her hareketinde ortaya çıkVertigo'nun semptomlarını ise Dr.
masından dolayı son derece rahatsız
Çetin şöyle sıraladı:
edici bir durumdur. Rahatsızlığın etkisi,
•
Etrafın döndüğünü ya da hare
hafif de olabilir; mide rahatsızlığı ve
ket ettiğini hissetmek (baş dönmesi)
kusma yaratacak kadar şiddetli de sey•
Sersemlik
redebilir. Hatta bazı durumlarda, denge•
Bayılma hissi
nizi kaybetmeden ayakta durmakta ve
•
Denge kaybı
yürümekte zorlanabilirsiniz. Vertigo,
•
Baş dönmesinden kaynaklanan
birkaç hafta içerisinde kendiliğinden
bulanık görme
geçebilir, bazen sürekli hale gelebilir•
Mide bulantısı
ken bazen de geçer ve sonra tekrar orta•
Kusma
Tanı ve tedavi, manevralarla
mümkün
Tanının, Dix-Hallpike Testi ile
konduğunu belirten Dr. Çetin,
"Bu test, doktor başınızı bir
yöne doğru 45 derece çevirdikten sonra, sizi sırt üstü yatırıp,
başınızı 30 derece aşağıya indirirken ortaya çıkan istemsiz göz
hareketinin (nistagmus) gözlenmesidir" dedi. Tedavinin ise
yine hekimin uygulayacağı
manevra hareketleriyle söz
konusu olduğunu ve en çok
Epley manevrasının kullanıldığını aktaran Op. Dr. Onur Çetin,
şunları kaydetti:
"Bu tedavide, baş hareketleriyle kanal içindeki partiküller
yerçekimi yardımıyla kanal dışına iletilir. Basit tanımı ile 'iç
kulaktaki kristallerin mikro
seviyede çıkığı' olarak tanımlandığından yapılan manevralar ile
çıkığın yerine oturtulması (repozisyon) amaçlanır. Bu tedaviden
sonra, hastalara bir hafta süreyle
aşırı fiziksel egzersizden ve ani baş
hareketlerinden kaçınmaları,yüksek yastıkla yatmaları önerilir."
Op. Dr. Çetin, baş dönmesinin ve
eşlik edebilecek semptomların ayırıcı
tanısının da unutulmaması gerektiğini;
gerekirse İşitme Testleri, Kalorik
Testler, Denge Testleri, Bilgisayarlı
Tomografi, Manyetik Rezonans görüntüleme gibi özellikli testlerden yararlanılabileceğini sözlerine ekledi.
Gripten korunmak için eller sık sık yıkanmalı
ANTALYA - Akdeniz Üniversitesi
Hastanesi Başhekim Yardımcısı Prof.
Dr. Dilara İnan, H1N1 virüsüne karşı
alınması gereken önlemlere dikkati
çekerek "Özellikle toplu taşıma araçlarına binip indikten, kapı kolu gibi
"Hava 35"
3 bin 352 hayat
kurtardı
İZMİR - Sağlık Bakanlığının 2009'da hizmete aldığı
ambulans helikopterler, ülkenin dört bir yanında binlerce
hastayı kısa süre içerisinde sağlık kuruluşlarına ulaştırarak
yaşama bağladı. Başta Ege Bölgesi olmak üzere 20 ilde
hizmet veren, İzmir'de konuşlu "Hava 35" adlı ambulans
helikopter, 370'i geçen sene olmak üzere son 6 yılda 3 bin
352 hastaya şifa oldu.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türkiye'deki 17
ambulans helikopterden biri olan Hava 35 ile gün doğumundan gün batımına kadar, 2 pilot, 1 doktor ve 1 acil tıp
teknisyeni görev yapıyor.
Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesindeki helikopter
alanında konuşlu bulunan Hava 35 sayesinde başta İzmir
olmak üzere 200 kilometrelik hava sahası içerisindeki
hastalara ulaşılabiliyor.
Kimi zaman otoyola, kimi zaman stadyuma, kimi
zaman da dağlara indirilerek yaralılara ve hastalara müdahale edilen ambulans helikopterle zorlu arazilerde 1,5-2
saat olan hastaneye yetişme süresi 15-20 dakikaya düşüyor. Hava 35'in kullanılarak 2015'te İzmir'in ilçelerinde
255, aralarında İstanbul, Antalya, Konya'nın da bulunduğu çeşitli illerde ise 115 olmak üzere toplam 370 hastaya
müdahale edildi. 2009'dan bu yana ise 2 bin 433'ü İzmir,
917'si 20 ilden, 2'si ise Rodos Adası'ndan olmak üzere 3
bin 352 hastaya şifa olundu. Hava 35 kullanılarak müdahale edilen hastaların başında ise kalp rahatsızlığı olan
hastalarla travma geçirenler geldi.
İzmir Sağlık Müdürü Ayhan İzzettinoğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, eskiden Avrupa'daki ambulans helikopter ve uçaklara imrenerek bakıldığını, bu
hayalin Türkiye'de 2009'da gerçekleştiğini belirtti.
Türkiye'deki 17 ambulans helikopterden birinin ve 3
ambulans uçaktan birinin İzmir'de olduğunu vurgulayan
İzzettinoğlu, "Eskiden Bergama'nın çok ücra bir köyünde
veya Karaburun'da bir vaka olduğunda çok sıkıntıya giriyorduk. Artık coğrafi zorlukları aşıyoruz. Belki 1,5-2 saat
sürecek olan süre 15-20 dakikaya indirildi" dedi.
(AA)
ortak kullanılan telefonlar gibi bunlara
temastan sonra mutlaka eller bol
sabun ve suyla iyice yıkanmalı" dedi.
İnan, hastanede düzenlediği basın
toplantısında, H1N1'in 2009'dan bu
yana mevsimsel virüs olarak görüldüğünü söyledi.
Tüm griplerin yaklaşık yüzde
70'inin nedeninin söz konusu virüs
olduğunu belirten İnan, özellikle
korunmada aşının önemine değindi.
İnan, kronik kalp, akciğer, şeker
hastalığı olanlar, yaşlılar, çocuklar ve
gebelerin mutlaka aşıyla korunması
gerektiğini ifade etti.
Gribe karşı ellerin bol su ve sabunla
sık sık yıkanması gereğine işaret eden
İnan, "Özellikle toplu taşıma araçlarına binip indikten sonra. Kapı kolu
gibi ortak kullanılan telefonlar gibi
bunlara temastan sonra mutlaka ellerin
bol sabun ve suyla iyice yıkanması
gerekiyor. Yine de aşı en önemli
korunma yolu. Ocak ayında grip vakaları pik yapıyor fakat bu dönem dahil
aşılanmaya devam edilebilir. Yeterli
sıvı alınması, iyi beslenilmesi de yine
gribe karşı koruyucu önlemler arasında yer alıyor" diye konuştu.
Başhekim Yardımcısı Doç. Dr.
Melike Cengiz de hastanede bir hastanın yoğun bakımda tedavi altına alındığını belirterek, hastanın İstanbul'da
ikamet ettiğini, 8 Ocak'ta Akdeniz
Üniversitesi Hastanesi Acil Servisi'ne
yüksek ateş ve grip bulgularıyla başvurduğunu açıkladı.
Zaman zaman değişik etkenlerle
grip vakalarının ağırlaşabildiğini
anımsatan Cengiz, "Hastalarda solunum sıkıntısı daha şiddetli hale gelebiliyor ve solunum cihazlarına bağlanabiliyor. Şu anda yoğun bakımımızda
benzer bir virüsle enfekte olmuş olduğu tespit edilen bir hasta var ama
solunum cihazına bile bağlı değil" ifadesini kullandı.
Cengiz, söz konusu hastanın sağlık
durumunun iyi olduğunu, tetkiklerin
ardından servise alınabileceğini sözlerine ekledi.
Amerikan sağlık sistemi
gelişmiş ülkelerin en kötüsü
WASHINGTON - ABD, dünyadaki
en pahalı sağlık sistemine sahip olmasına karşın hizmet kalitesi ve verimliliği
açısından gelişmiş ülkeler arasında
sonuncu sırada yer alıyor. Başkan
Barack Obama'nın neredeyse 6 yıl önce
yürürlüğe koyduğu sağlık reformunun,
Cumhuriyetçiler tarafından hala iptal
edilmeye çalışılması ise Amerikalıların
sağlığının siyaset malzemesi yapıldığı
eleştirilerini beraberinde getiriyor. ABD
Kongresi’nin, kamuoyunda
"Obamacare" olarak bilinen "Hesaplı
Sağlık Hizmetleri Yasası"nın iptalini
öngören yasa teklifini 62. denemesinde
kabul etmesi, gözlerin bir kez daha ülkenin verimsiz sağlık sistemine çevrilmesine yol açtı. Başkan Obama, yıllardır
süren şiddetli tartışmalardan sonra beklendiği gibi Cumhuriyetçilerin yasa teklifini hiç tereddütsüz veto etti. Buna karşın Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi
Başkanı Paul Ryan, Obamacare’e karşı
mücadele etmekten yılmayacaklarını ve
alternatif bir sağlık yasası için çalışmalara başlayacaklarını belirtti.
Politikacıların, mevcut sağlık sisteminin verimliliğini artırma yolları yerine
ideolojik konuları tartışması ise halk arasında tepki uyandırıyor. Amerikalılar,
uzun süredir sağlık hizmetlerine dünyadaki en yüksek fiyatları ödemelerine
karşılık aynı düzeyde kaliteli hizmet alamamaktan şikayet ediyor. Sağlık alanında önde gelen kuruluşların verileri ve
araştırmaları da Amerikan halkının şikayetlerinde haklı olduğunu ortaya koyuyor. Merkezi New York'ta bulunan
Commonwealth Fund adlı bağımsız
araştırma enstitüsünün, geçen yıl yayımladığı bir rapora göre, ABD sağlık sistemi hizmete ulaşım, hizmet kalitesi,
verimlilik ve eşitlik gibi konularda 11
gelişmiş ülke arasında sonuncu sırada
yer alıyor. Dünya Sağlık Örgütü ve
OECD verilerine dayanarak hazırlanan
araştırmadaki diğer ülkeleri, Avustralya,
Kanada, Fransa, Almanya, Hollanda,
Yeni Zelanda, İsveç, İsviçre ve İngiltere
oluşturuyor. Raporda, ABD'nin yılda kişi
başına 8 bin 508 dolarlık sağlık harcamasıyla bu ülkelerden bazılarını ikiye
katlaması özellikle göze çarpıyor.
11 ülke arasında hizmet kalitesi açısından birinci olan İngiltere'de kişi başına
düşen yıllık sağlık harcaması 3 bin 405
dolar, ikinci İsviçre'de 5 bin 643 dolar,
üçüncü İsveç'te 3 bin 925 dolar, dördüncü Avustralya'da 3 bin 800 dolar ve
beşinci Almanya'da 4 bin 495 dolar sevi-
yesinde bulunuyor.
Raporda, ABD'nin, adı geçen diğer
gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında en
pahalı fakat en verimsiz sağlık sistemine
sahip olması eleştiriliyor, 2004, 2006,
2007 ve 2010 yıllarında yapılan değerlendirmelerin de aynı yönde olduğu
hatırlatılıyor. Obamacare'in, sıralamaya
pozitif etkilerinin zaman içinde ortaya
çıkabileceği görüşüne yer veriliyor.
Bununla birlikte Dünya Bankası verileri
de ABD'nin dünyada sağlık sistemine en
çok para harcayan ülke olduğunu gösteriyor. Bankanın verilerine göre, ABD
2013 yılında Gayri Safi Yurtiçi
Hasılası'nın (GSYH) yüzde 17,1'ini sağlık harcamalarına ayırdı. Türkiye'nin de
aralarında bulunduğu OECD ülkelerinin,
2014 yılındaki ortalama sağlık harcaması ise GSYH'nin yüzde 9,3'üne karşılık
gelmişti. (AA)
13
Gripte
gereksiz
antibiyotik
kullanımı
tehlikesi
İSTANBUL - Süreyyapaşa Göğüs
Hastalıkları ve Göğüs Cerrahisi Eğitim ve
Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr.
Zühal Karakurt, grip gibi virüslerin neden
olduğu hastalıklarda gereksiz antibiyotik
kullanımının vücutta ilaç direnci oluşturabileceğini belirterek, "Bu gripten daha da
tehlikeli bir sorundur" dedi. Karakurt, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, kış döneminde okul, kreş gibi kalabalık ortamlarda hijyen kurallarına uyulmamasıyla daha
hızlı yayılan mikropların, zayıf bünyelerde hastalığa neden olduğunu ifade
etti.Kışın zamanın büyük bölümünün
kapalı ortamlarda geçirildiğine işaret eden
Karakurt, "Toplu taşıma araçları da dahil
olmak üzere hapşırık, aksırık bulaşacak
hastalıkların çok kolay ve hızlı şekilde
yayılmasına neden olur. Ağzımızı kapatarak öksürmek, hapşırmak, hastaysak işe
gitmemek, çocuğumuzu okula göndermemek hastalığın yayılmasını önlemede toplumsal görevimizdir. Hastalığımızı ciddiye alıp hekime başvurarak, önerilerine
uymalıyız" dedi.Karakurt, virüslerin
neden olduğu gribin antibiyotikle iyileşmeyeceğini, bu nedenle hastaların hekime
danışmadan bu tür ilaçları kullanmaması
gerektiğini vurgulayarak, "Grip gibi virüslerin neden olduğu hastalıklarda gereksiz
antibiyotik kullanımı vücutta ilaç direnci
oluşturur. Bu gripten daha da tehlikeli bir
sorundur" değerlendirmesinde bulundu.
Grip olan kişide baş, kas ağrısı, hapşırık,
burun tıkanıklığı, halsizlik gibi belirtilerin
görüldüğünü, hastalığın ancak istirahat
ederek geçebileceğini aktaran Karakurt,
şunları kaydetti:"Bununla ağrı kesici,
burun tıkanıklığı için 3-5 günü geçmeyen
burun damlasıyla, boğaz ağrısı için mentollü pastiller hekim önerisiyle kullanılabilir. Gripten korunmak için virüs taşıyan
kişilerden uzak durulması gerekmektedir.
Çocuklara, yaşlılara ve bilinen bir kronik
hastalığı olanlara her yıl eylül ya da şubat
ayında grip aşısı yaptırmasını tavsiye ediyoruz. Bu aşı grip olunduğunda hastalığın
dahi hafif atlatılmasını sağlayacaktır.
Bademcik ve faranjit, virüs ve bakterilerin
neden olduğu sorunlardır. Hastalığa virüsün mü bakterinin mi neden olduğunu bilmek, tedaviye karar vermek için önemlidir. Bu kapsamda yapılacak kulak, burun,
boğaz muayenesi önemlidir."
Zühal Karakurt, boğaz kültürünün mikrobun cinsini belirlemede, kan incelemesinin ise virüs-bakteri ayrımında hızlı
sonuç veren tetkikler olduğunu dile getirerek, "Mutlaka tedaviyi hekimin düzenlemesi gerekir. Boğazdaki enfeksiyonlar
doğru tedavi edilmezse hava yollarından
aşağıya inerek zatürreye de neden olabileceği gibi aynı mikroplar çok iyi kanlanan
bademciklerden kana karışarak kalp
kapakçıklarına da hasar verebilir.
Mikrobun adını belirleyerek ona göre
tedaviye başlanması çok önemlidir" diye
konuştu.Bademcik, faranjit gibi sorunların
en çok okul çağındaki çocuklarında görüldüğünü, iyileşme sürecinin evde tamamlanmasıyla hastalığın diğer bireylere
bulaşmasının önlenebileceğini belirten
Karakurt, şöyle devam etti:"Bu hastalıklar
vücut direnci düşük olan ve diyabet, ileri
yaş, kortizon kullanımı, kanser tedavisi
gibi unsurları barındıran kişilerde zatürreye neden olabilir. Öksürük ve balgamın
daha ön planda olduğu, ateş ve halsizliğin
de görülebildiği basit şikayetlerde, çekilen
akciğer filminde zatürre fark edilebilir.
Zatürrenin tedavisi etkenin bulunmasıyla
mümkün olabiliyor.”
14
15 Ocak 2016 Cuma
“İstanbul'un semt
isimlerini halk belirlerdi”
TURİZM
Türkiye yurt dışı
tanıtımına New
York'tan başladı
NEW YORK - Türkiye, yurt dışı tanıtım kampanyasını ABD'nin en büyük turizm fuarlarından
''New York Times Travel Show''a katılarak başlattı.
Ülke turizm-tanıtma kampanyalarının ilk durağı
olarak da kabul edilen fuar, 8-10 Ocak 2016 tarihleri arasında New York'taki Jacop K. Javits Kongre
ve Sergi Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.
Türkiye'nin 140 metrekarelik standıyla "Silver
Sponsor" olarak katılım sağladığı fuara, dünyanın
değişik bölgelerinden birçok ülkeyle birlikte çok
sayıda tur operatörü ve turizm firması katılıyor.
Fuar bütün sponsorların katıldığı kurdela kesimi
töreniyle ziyarete açılırken, törende Türkiye'yi New
York Başkonsolosu Ertan Yalçın temsil etti.
Bu yıl 13'üncüsü gerçekleştirilen fuarda
Türkiye'nin standında, THY başta olmak üzere birçok alt katılımcı firma, 3 gün boyunca tanıtım faaliyetinde bulunacak.
Açılış günü, sadece turizm profesyonelleri ile
medya temsilcilerine açık olan fuar, son iki gün
gezi meraklıları tarafından da ziyaret edilecek.
Fuar süresince çay, içecek, simit ve baklava
ikramı yapılan Türkiye standında, THY tarafından
bilet çekilişi gerçekleştirilecek.
Fuarda ayrıca 9 Ocak Cumartesi 13.45 itibarıyla
European Stage’de sanatçı Ahmet Erdoğdular mini
bir konser verecek.
Türkiye'nin yıl içinde katılacağı 130'un üzerindeki fuardan ilki olan New York Times Turizm
Fuarı, ülke tanıtım kampanyalarının başlangıcı olarak kabul ediliyor. Türk standında gazetecilere açıklamada bulunan New York Kültür ve Tanıtma
Ataşesi Murat Karakuş, Türkiye'nin bölgesinde
yaşadığı gerginliklere rağmen 37 milyon 780 bin
turist rakamına ulaştığını ve turist sayısında korkulan büyük düşüşlerin yaşanmadığını bildirdi.
2015 yılına yönelik kasım ayı itibariyle açıklanan 11 aylık rakamlara göre, yabancı turist sayısında 1,36'lık bir düşüş görüldüğüne işaret eden
Karakuş, 12 aylık rakamların açıklanmasıyla başa
baş noktaya gelinebileceğini söyledi.
Karakuş, yıllık yüzde 38 düşüşün yaşandığı
kasım ayında Rus uçağının düştüğü ve Rusya'nın
engellemeler çıkardığı dönemde, bu pazarda yüzde
36 artış sağlandığını kaydetti.
11 aylık rakamlara göre, ABD'den Türkiye'ye
767 bin 749 turist gittiğini ve bunun da yüzde
2,8'lik bir artışa tekabül ettiğini belirten Karakuş,
bir yıllık rakamlarla ilk defa ABD'den Türkiye'ye
giden turist sayısında 800 binin üzerine çıkılmış
olacağını ifade etti.
ABD pazarında son birkaç yıldır yaşanan sıkıntılardan dolayı artış eğilimi yakalanamadığını dile
getiren Karakuş, ekim ayında Türkiye’deki olaylardan dolayı da ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşanmasına rağmen daha sonra toparlanma görüldüğünü
bildirdi. Karakuş, ABD pazarıyla ilgili değerlendirmesinde, son 3 yıldır yaşanan olumsuzlukların
ardından ABD basınının tutumu ve ABD Dışişleri
Bakanlığının Türkiye için yayınladığı "seyahat çağrısı" halen geçerli olmasına rağmen Amerikalıların
Türkiye'ye olan ilgisini yitirmediğini söyledi.
(AA)
İSTANBUL - Tarih boyunca üç ayrı
medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'un semtleri adlarını o yerde yaşamış meşhur bir kişiden,
bu kişilerin yaptırdıkları mabet, çeşme, fabrika,
imalathane ve liman gibi yapılardan veya orada
cereyan eden bir hadiseden aldı.
AA muhabirinin derlediği bilgiye göre,
İstanbul'un en eski semtlerinden biri olan
Beşiktaş, "Kone Petro" adıyla anılırdı. Anlamı
"Taş Beşik" idi. Rahip Yaşka, Hz İsa'nın beşiğini
Kudüs'ten getirip, burada yaptırdığı kiliseye
koydu. Hz. İsa çocukluğunda bu beşik içinde
yıkandığı için bu kilise Rumlar arasında Taş
Beşik olarak ün yaptı ve semte adını verdi. Taş
Beşik zamanla Beşiktaş olarak değişti.
Bağdat Caddesi, Osmanlılar döneminde
Üsküdar'dan Şam ve Bağdat yönüne giden kervanlarca kullanılırdı. Osmanlı ordusu, Doğu
seferlerine bu yoldan çıktığı için adı Bağdat Yolu
oldu. Semtin adı günümüze Bağdat Caddesi
olarak geldi. İstanbul Boğazı'nın Marmara Denizi
ile buluştuğu yerde, İstanbul ve Galata'yı ayıran
Haliç'e, bugün Haliç dense de Batı kaynaklarında
adı "Altın Boynuz" olarak geçerdi. İsminin orijinali Rumca'da altın boynuz anlamına gelen
"Hriso Keras"tı. Kağıthane ve Alibeyköy
derelerinin çatal vaziyette boynuzu andırması
nedeniyle semt bu ismi aldı.
Günümüz Türkçesinde "Yüce Kapı" anlamına
gelen Bab-ı Ali aynen tercüme edilerek diğer
dünya dillerine de girdi. İstanbul'da devleti temsil
eden her ofis, "kapı" diye anılırdı. Yani bugünün
devlet dairesinin karşılığı "kapı" idi. Basın kuruluşları İkitelli'ye taşınmadan önce "Bab-ı Ali"
denilince akla basın gelirdi.
Sultan Abdülaziz, Taşlık Aziziye Camisi'nin
masraflarını karşılamak için bir vakıf kurdurdu.
Bu vakfa, gelir sağlamak amacıyla kiraya verilebilecek binalar yaptırdı. Projenin tamamlan-
ması II. Abdülhamid'e nasip oldu. Kira, irat
getiren anlamındaki Akaret ismi bu binalara
yakıştırılarak, semte de Akaretler adı verildi.
Haliç kıyısında, Balat-Eyüp arasında yer alan
Ayvansaray'daki surlara İstanbul'un fethinden
sonra bir kapı yaptırıldı. Semte bu kapı yakınlarındaki Büyükler Sarayı denilen görkemli
Bizans yapısından dolayı Ayvan Sarayı denilmeye
başlandı ve ismi zamanla Ayvansaray olarak
değişti. Haliç kıyısında, Kasımpaşa-ŞişhaneKaraköy semtleri arasındaki Azapkapı, tarihi yarımadanın dışında kalan sur kapılarından biriydi.
Bölge, Ceneviz egemenliğinde iken bu kapıya
Porta Di Sn Antonio adı verildi. Osmanlı döneminde Haliç tersanesinin yanında kurulan Azepler
kışlası, semte adını verdi zira Osmanlı'da tersanede görevlendirilen deniz kuvvetleri mensuplarına "Azep" denirdi.
Bizanslıların "Makri Hori" dedikleri Bakırköy,
14'üncü yüzyılda Osmanlıların eline geçince
"Makriköy" adını aldı. 1925'te ulusal sınırlar içindeki yabancı kökenli adların değiştirilmesi
sırasında Atatürk'ün isteğiyle semt, Bakırköy
oldu. Bizans zamanında yapılan surların Sidera
adı verilen kapısı, 1532'te meydana gelen
depremde çatlayınca, hem semt hem de kapı
Çatladıkapı olarak anılmaya başladı.
Beyoğlu semtinin isminin nereden geldiği
konusunda çeşitli rivayetler bulunuyor. Bunlardan
ilkine göre semt, İslamiyeti kabul edip burada
oturmaya başlayan Pontus Prensinden adını alır.
Diğer rivayete göre semtin adı, "Bey Oğlu" diye
anılan Venedik Prensinin burada oturmasından
geliyor. Son bir rivayet de burada oturan Venedik
elçisine yazışmalarda, "Beyoğlu" diye hitap
edilmesinden dolayı semtin bu adla anıldığı
yönünde.
Gala, Rumca'da "süt" anlamına gelir. Bir
rivayete göre, Galata'nın adı semtteki süthanelere
“Gladyatörler kenti”, 3D ile
görsel şölen sunacak
ISSN 1308-7622
15 Ocak 2016
Cuma
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
2
3
4
5
6
Yıl: 46
Sayı: 15360
MUĞLA - UNESCO Dünya
Mirası Geçici Listesi'ne alınan
Stratonikeia Antik Kenti'nde gün ışığına
kavuşan yapılar, 3D teknolojisiyle ziyaretçileri zamanda yolculuğa
çıkaracak.Birçok medeniyete ev sahipliği yapan, dünyanın en büyük mermer
kentleri arasında gösterilen Stratonikeia
Antik Kenti'ndeki 2015 yılı kazı çalışmaları tamamlandı.Kazı başkanı Prof.
Dr. Bilal Söğüt, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Stratonikeia'nın "aşkın ve
gladyatörlerin kenti" olarak bilindiğini
söyledi.Antik kentin birçok bölgesinde
kazı çalışması yürütüldüğünü dile getiren Söğüt, Helen, Roma, Bizans,
Anadolu beylikleri, Osmanlı ve
Cumhuriyet dönemlerinden kalan yapıların bir bütün olarak korunduğunu
ifade etti.Söğüt, kentte yürütülen kazı
çalışmalarında şehrin giriş kapısından
imparatorlar tapınağına, Roma hamamından Türk evine kadar her yapıyı
aşamalar halinde gün yüzüne çıkardıklarını belirterek, 2015 yılında kazı, konservasyon ve restorasyon çalışmaları
gerçekleştirdiklerini bildirdi.
Kentteki yapıları bir bütün olarak
korumaya çalıştıklarını anlatan Söğüt,
"2015 yılı içerisinde kentte yürütülen
kazı çalışmalarında 202 eser bulundu.
Eserleri kazı çalışmalarının tamamlanmasının ardından Muğla Müzesi'ne teslim ettik. Buradaki yapılar oldukça görsel ve gösterişli. Buluntular da zaten
kentin kendi tarihsel bütünlüğüyle bize
önemli bilgiler veriyor" diye konuştu.
Stratonikeia Antik Kenti'ndeki
Beylikler Hamamı'nın da "Stratonikeia
Beylikler Dönemi Selçuk Hamamı
Rölöve, Restitüsyon, Restorasyon
Projesi" ile turizme kazandırılacağını
vurgulayan Söğüt, şu bilgileri
aktardı:"Tarihi 600 yıla kadar uzanan
Beylikler Hamamı'nın tahrip olmaması
için hazırlanan çalışmalar ile üst kısımları cam ile kapatılarak iç kısımları ziyaretçiler tarafından gezilebilecek. Şaban
Ağa Camisi de valiliğimizin destekleri
ile restore edilecek. Böylelikle kentin
girişinde Şaban Ağa Camisi, Beylikler
Hamamı, Köy Meydanı da dahil gelişim
dokusuyla bütünü ayağa kaldırmış olacağız. Bu yıl İmparatorlar
Tapınağı'ndaki çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kentin tarihsel bütünlüğü ve
yapısı gereği Antik Dönem'den günümüze her döneme ait kalıntılar da var."
gönderme yapılarak türetildi. Başka bir görüşe
göre ise İtalyanca "denize inen yol" anlamına
gelen "galata" kelimesi düşünülerek, semte bu
isim verildi. Fatih'te bulunan Horhor, adını horhor
çeşmesinden aldı. Rivayete göre, Fatih Sultan
Mehmet bölge civarında yürürken yerin altından
su sesleri duyar ve yanındakilere, "Buraya bir
çeşme yapın, baksanıza 'hor hor' su sesleri geliyor" der ve padişahın emri üzerine buraya bir
çeşme yapılınca çeşme de semt de Horhor
ismiyle anılmaya başlandı.
Efsaneye göre, yer değiştiren bir kavim, yeni
yerleşimlerine nasıl ulaşacaklarını öğrenmek için
bir kahine danışır. Kahin, kavimdekilere körler
ülkesinin karşısına yerleşmelerini söyler.
Bugünkü İstanbul'a ulaşan kavim, bulundukları
taraf boşken karşı kıyıda bir yerleşim olduğunu
fark eder. Vardıkları yerin avantaj ve güzelliklerini fark edemeyen karşı kıyıdaki insanların ancak
"kör" olabileceklerini düşünüp oraya yerleşirler.
Böylece bugünkü Kadıköy yöresindeki yerleşim,
körlerin yeri anlamındaki Kalkedon adını alır.
İstanbul'un fethinden sonra Kadıköy'ün ilk yerleşim yeri, bugün Osmanağa Camii'nin olduğu
yerlerdir. 18'inci yüzyıla gelene kadar Kalkedon,
özellikle zengin Rumların yerleştiği bir sayfiye
yeri oldu. Fetihten sonra, buranın yönetimi
İstanbul kadısı, Hızır Bey Çelebi'ye verildiği için
ilçenin bugünkü adının Kadıköyü olduğu ayrı bir
rivayettir. Kurtuluş, Kanuni Sultan Süleyman
döneminde Sakız Adası'ndan getirilen göçmenlerle yerleşim bölgesi olarak öne çıktı. Semt, eskiden "Tatavla" ismiyle anılırdı. Tatavla, Rumca
"ahır" anlamına gelen, "Ta Tavla"dan türeyerek
konuldu. O dönemlerde sarayın ahırlarının ve
otlaklarının bu bölgede bulunması bu ismi
almasına sebep oldu. 1929'da çıkan büyük
yangından sonra semt, bugünkü "Kurtuluş" adını
aldı. (AA)
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
V
A
K
E
T
A
P
A
L
A
M
A
R
C
!
R
!
T
2
3
4
5
6
7
8
9
10
U
L
A
R
A
G
R
!
Z
U
U
M
A
R
L
A
L
E
M
A
L
!
Y
E
T
A
M
!
R
A
L
K
A
A
A
R
H
A
V
!
A
R
!
Z
O
N
A
E
K
A
N
V
!
Y
A
N
A
R
!
Y
A
L
A
A
R
!
!
A
L
A
L
L
A
K
!
N
L
!
A
V
A
N
A
K
D
A
K
A
R
T
E
R
A
N
E
A
P
O
"
!
A
L
E
V
!
A
M
!
L
A
Z
N
A
M
R
E
K
A
K
E
T
T
!
O
S
!
S
K
A
M
E
R
A
M
A
N
!
K
!
L
E
M
E
K
S
E
L
E
K
N
O
15 Ocak 2016 Cuma
Halkbank, ikinci devreye hazır
ANKARA - Bayanlar Voleybol
1. Lig takımlarından Halkbank'ın
antenörü Cengiz Akarçeşme, ligin
2. devresine iyi bir şekilde hazırlandıklarını kaydetti. Akarçeşme,
16 Ocak Cumartesi günü oynanacak maçlarla başlayacak 2. devreye, 11 puanla 9. sırada gireceklerini belirterek, "Lige verilen 5 haftalık arayı çok iyi değerlendirdik.
Tespit ettiğimiz eksiklilere yönelik
yoğun bir çalışma programı uyguladık ve yüksek kalitede hazırlık
maçları oynadık. Genç oyuncular-
Servet Tazegül kızıyla
MORAL BULUYOR
ANKARA - Ayak bileğinden ameliyat edilen olimpiyat, dünya ve Avrupa şampiyonu milli tekvandocu
Servet Tazegül, dinlenme sürecini Almanya'dan gelen
eşi Melda ve 3,5 aylık kızı Esmira ile geçiriyor.
Türkiye Tekvando Federasyonu, sporcunun yalnız
kalmaması ve sıkılmaması için eşi ve kızını, ameliyatından önce Ankara'ya getirterek, otele yerleştirdi.
Federasyon ayrıca Servet'e ve ailesine yardımcı olması
için bir kişi görevlendirdi.
Konakladığı otelde AA muhabirine konuşan Servet
Tazegül, ameliyatın ardından Ankara'da rutin sağlık
kontrolünden geçtiğini söyledi. Kan değerleri ve akciğer kontrolü yaptırarak, gözlerini çizdirdiğini belirten
Servet, "Müsabakalarda lens takmamak için böyle bir
karar aldım. Belki faydası olur. Yüzde 5-10 faydası olsa
bizim için büyük bir şey" dedi.
Servet, aileden uzakta kalmanın zorluklarını anlatarak, "Önceleri eşim tek kalıyordu. Şimdi kızım doğdu,
3,5 aylık ve ismi Esmira. Kızımdan ve eşimden güç alıyorum. Federasyonumuz bizi her zaman destekliyor.
Gelip gitmelerinde yardımcı oluyorlar" diye konuştu.
dan kurulu bir takım olduğumuzu
unutmadan, planlı bir şekilde
hedeflerimize yürümekteyiz" ifadelerini kullandı. Kendilerini zorlu
ve uzun bir mücadelenin beklediğinin farkında olduklarını vurgulayan Akarçeşme, açıklamasını
"Oyuncularımıza çok güveniyoruz.
Ligin ikinci yarısına Sarıyer
Belediyespor maçıyla iyi bir giriş
yapmayı planlıyoruz. İkinci devrenin tüm camiamıza hayırlı olmasını diliyoruz" şeklinde tamamladı.
(AA)
Emenike ve Babel
TUTUNAMADI
ANKARA- Birleşik Arap Emirlikleri 1. Futbol
Ligi ekiplerinden El Ain'in yönetim kurulu üyesi
Mohammed Obeid Hamdoun, Emmanuel Emenike
ve Ryan Babel ile sezonun ikinci yarısında çalışmak istemediklerini açıkladı.
Ülke basınına konuşan Hamdoun, sezon başında Fenerbahçe'den kiraladıkları Nijeryalı golcü
Emmanuel Emenike ile Kasımpaşa'dan transfer
ettikleri Hollandalı futbolcu Ryan Babel'in form
durumundan memnun olmadıklarını söyledi.
Kolombiyalı kanat oyuncusu Danilo Asprilla
ile Brezilyalı golcü Douglas'ı, iki oyuncunun
düşük form grafiği nedeniyle transfer ettiklerini
belirten Hamdoun, Emenike'ye Çin'den bir kulübün talip olduğunu ve Fenerbahçe'nin de geri istediğini öne sürdü.
Babel'in transferiyle de Fenerbahçe'nin ilgilendiğini ve Hollandalı futbolcunun Türkiye'de futbol
hayatına devam etmesini beklediğini kaydeden
Hamdoun, "Bunlar, futbolda olağan durumlar.
Bazen büyük isimli futbolcular gelir ve hiçbir şey
yapamaz. Her takımda böyle şeyler olabilir. Bence
Babel ve Emenike de bu durumda, takımımızda
oynamak istemiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
Hamdoun, iki oyuncuyla da çalışmak istemediklerini vurgulayarak, "Emenike ve Babel'e 6
aylarını bizle geçirdikleri için teşekkür ederim ve
sezonun ikinci yarısında yeni takımlarında başarılar dilerim" ifadelerini kullandı.
Bu arada, kulübün resmi internet sitesinde, iki
futbolcunun adlarının takım listesinden çıkarılması
da dikkati çekti.
Emenike, El Ain formasıyla bu sezon 15 maçta
9 gol kaydetmişti. Babel ise sosyal paylaşım sitelerinde yer alan mesajları nedeniyle kulüple sorunlar yaşamıştı. (AA)
"Çok özleyince kamp öncesi birkaç hafta gelip gidiyorlar" diyen Servet, ailesinin bazen de maçlar öncesi
yanında yer aldığını ifade etti.
Eşi ve çocuğun düzenini bozmamak için Türkiye'de
fazla kalmadıklarını ifade eden Servet, "Şimdi de ameliyat için geldiler. İkimiz de fedakarlık gösteriyoruz.
Sonuçta bayrak ve başarı için fedakarlık göstermek
zorundayız" şeklinde görüşlerini aktardı.
Milli tekvandocu, kızı Esmira isminin Azeri kökenli
olduğunu ve "zümrüt taşı" manası taşıdığını anlatarak,
"Esmira öyle ağzımdan çıktı. Adını da Esmira koyduk"
ifadelerini kullandı.
Esmira'yı tenisçi yapmak istediğini anlatan Servet,
şöyle konuştu:
"Tenis, ülkemizde yaygın olmayan bir spor.
Almanlar sporda daha başarılı ve elit sporcu yetiştiriyor.
Almanya'da yetiştirip, Türk Milli Takımı'na vermek istiyorum. Tenis sporunu izlemek ve yapmak benim de
hoşuma gidiyor. Tekvandoya yakın bir spor. Kızım, ikisini birlikte de yapabilir."
(AA)
Osmanlıspor, Lawal ve Hakan Arıkan ile anlaştı
Marsel İlhan'dan
ERKEN VEDA
ANKARA- Spor Toto Süper Lig ekiplerinden
Osmanlıspor, bonservisleri ellerinde bulunan
Nijeryalı Raheem Lawal ve kaleci Hakan Arıkan'ı
transfer etti.
En son Eskişehirspor'da forma giyen ve takımıyla anlaşarak sözleşmesi feshedilen 25 yaşındaki orta saha oyuncusu Lawal, 2,5 yıllığına başkent
ekibiyle anlaştı.
Yine sözleşmesi elinde bulunan 33 yaşındaki
kaleci Hakan Arıkan da Osmanlıspor ile 2,5 yıllığına anlaşma sağladı. Tecrübeli kaleci de son olarak Kayserispor'da forma giymişti.
Osmanlıspor Kulübü Genel Menajeri Ender
Yurtgüven yaptığı açıklamada, teknik heyetin
raporu doğrultusunda, transfer komitesinin çalışmalarını sürdürdüğünü söyledi.
Ekip çalışması neticesinde 2 tane değerli
oyuncuyu kadrolarına kattıklarını anlatan Yurtgüven,
"Kaleci Hakan Arıkan'ı transfer ettik. Hakan,
Osmanlıspor’un evladı gibidir.
Bizler de o da buraya transfer
olmasından oldukça mutluyuz.
Bir diğer transferimiz ise
Raheem Lawal oldu. 2 transferimizle de 2,5'ar yıllık sözleşme imzaladık. Camiamıza
hayırlı uğurlu olsun. Bu transferlerimizin haricinde çok
büyük bir aksilik olmadığı
sürece 1 oyuncu daha alıp
transfer çalışmalarını sonuçlandırmayı düşünüyoruz" değerlendirmesini yaptı.
Osmanlıspor daha önce de Çek Milli Takım
stoperi Vaclav Prochazka’yı Viktoria Plzen'den
kadrosuna katmıştı. (AA)
ANKARA -Milli sporcu Marsel İlhan, sezonun ilk
"grand slam" tenis turnuvası Avustralya Açık'a elemelerin ilk turunda veda etti.
Marsel, elemelerin birinci turunda dünya 165 numarası Kazak Aleksandr Nedovyesov ile karşılaştı.
Melbourne kentindeki organizasyonun eleme müsabakalarına 7 numaralı seribaşı olarak katılan Marsel, 40
dereceyi bulan sıcaklıkta oynanan maçın ilk setini 6-2
kazandı.
Diğer setleri 6-3 ve 6-4'lük skorlarla kaybeden milli
tenisçi, 1 saat 39 dakika sonunda Kazak rakibine 2-1
mağlup oldu.
Dünya sıralamasında 114. durumda bulunan Marsel,
Avustralya Açık'taki en iyi derecesini 2010 yılında ana
tabloda ikinci tur oynayarak elde etmişti.
Milli sporcular Çağla Büyükakçay ve İpek Soylu'nun
da yer aldığı organizasyonda, kadınlar eleme maçları
yarın başlayacak.
İlk turda Çağla, Yunan Maria Sakkari ile İpek de Rus
Vera Dushevina ile eşleşti. Milli tenisçilerin ana tabloya
çıkabilmesi için üç eleme turunu geçmesi gerekiyor.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
15 Ocak 2016 Cuma
Ambulans ve itfaiye
trafiğe takılınca hayatlar
tehlikeye giriyor.
TERCIHLI YOL SART!
‘Enerji’nin Oscar’ları’
sahiplerini buluyor
“Enerji’nin Oscar’ları” olarak bilinen
“ICCI 2015 Enerji Ödülleri" 22 Şubat
2016 tarihinde Ankara JW Marriott
Otel'de yapılacak muhteşem bir törenle beşinci kez sahiplerini bulacak!
MURAT HAKKI SÖBÜTAY-Enerji sektörünün Türkiye’deki
en önemli etkinliği olan; fuar, konferans ve ikili iş görüşmelerini tek çatı altında toplayan ICCI, her yıl enerji sektörüne verilen
hizmetleri ve yapılan katkıları desteklemek amacıyla farklı kategorilerde şirketleri ödüllendiriyor. Bu sene bu kapsamda,
"Enerji Santralleri ve Verimlilik Projeleri" onurlandırılacak.
Özellikle yenilenebilir enerji alanında yapılan yatırımları
desteklemek amacıyla verilen ICCI Enerji Ödülleri,
Yenilenebilir Enerji Santrali kategorisinde, Rüzgar,
Hidroelektrik, Jeotermal, Biyokütle, Atık ve Güneş projelerini;
Termik Santral kategorisinde Doğalgaz, Kömür ve Atık Isı projelerini ve Verimlilik Projeleri kategorisinde de yılın verimlilik
sağlayan projelerini değerlendirecek.
Yangın mahalline
ulaşmak isteyen
itfaiye ekiplerinin ve
hastanın hayatını
kurtarmak için
saniyelerle yarışan
ambuansların
trafiğe takılması,
Ankara'da tercihli
yol uygulamasını
zorunlu hale getirdi.
ŞENOL GÜNÜÇ-Büyükşehir
Belediyesi meclis üyeleri arasında
konuşulan ve gündeme getirilen projenin Başkent için artık kaçınılmaz olduğu vurgulanıyor. Meclis üyelerinin
üzerinde en çok yoğunlaştığı sorun ise
Ankara'da tercihli yol için hangi ana
arterlerin uygun olacağı şeklinde ortaya çıkarken, ulaşım uzmanları ve ilgili
teknik meslek kuruluşları ile işbirliği
sonucu uygulamanın hayata geçirebileceği belirtiliyor.
Tercihli yol uygulaması, hayati
önem taşıyan hizmetlerin yanı sıra
Başkent trafiğini rahatlatmak ve toplu
taşıma kullanımını teşvik etmenin tek
çaresi olarak görülüyor. Çünkü sıkışık
trafikte öne çıkan bencillik nedeniyle
ambulanslara ve itfaiye araçlarına yol
verme konusunda yaşanan duyarsızlık
da uygulamanın bir an önce hayata
geçirilmesi için önemli bir sebep olarak gösterildi. 1990’lı yallarda
Beşevler-Dikimevi arasında uygulanan
ve trafiğe büyük rahatlık sağlayan tercihli yol uygulaması, başarısına rağmen Büyükşehir Belediyesi'nin kararıyla son bulmuştu. Bu uygulama,
toplu ulaşım araçları, ambulans ve
itfaiye açısından hızlı ulaşım kolaylığı
sağlıyordu. Ankaray ve metro hatlarının devreye sokulmasıyla gerek kalmadığı düşünülen tercihli yol uygulamasına Başkent, bugün her zamankin-
den daha çok ihtiyaç duyuyor.
ÖĞRENCİ VE DAR GELİRLİ
RAHATLAYACAK
Özellikle okulların açıldığı dönemlerde, Ankara trafiğinde işe ve okula gidiş saatlerinde ciddi tıkanmalar ve
ulaşım güçlüğü yaşanıyor.
Öğrenciler, çalışanlar, dar ve
orta gelirlilerin ulaşımda belediye ile özel halk otobüslerinden
sıklıkla yararlandığı göz önüne
alındığında tercihli yol uygulamasının
Ankara ulaşımına ciddi katkı yapmasına kesin gözüyle bakılıyor.
TÜGİAD Ankara Şubesi Başkanı Türker Naslı:
Girişimcilik asi ruhlu
olmayı
gerektirir
Allıoğlu 3. kez başkan
JÜRİ UZMAN İSİMLERDEN OLUŞUYOR
Başvurular, alanının uzmanı olan değerli jüri üyeleri tarafından ölçülebilir kriterlerle verilecek puanlama sistemi ile değerlendirilip her kategoride en yüksek puanı alan başvuruya ödül
verilecek.Törene, T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'ndan
yetkililer ve kamu üst düzey çalışanları ile çok sayıda akademik
ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve enerji sektörünün
önde gelen profesyonelleri katılacak.
TÜGİAD Ankara Şubesi Başkanı ve Naslı
Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Türker Naslı, TÜGİAD Ankara Şubesi
ile TOBB-ETÜ Uluslararası Girişimcilik Bölümü
işbirliği kapsamında sürdürülen Girişimcilik ve
Liderlik dersinin konuğu oldu.
Genç Girişim ve Yönetişim Derneği'nin 13.
olağan genel kurulunda, mevcut başkan M.Nezih
Allıoğlu üçüncü kez göreve getirildi. Üyelerin
büyük ilgi gösterdiği kongrede Başkan Allıoğlu,
yeni dönem hedeflerini açıkladı.
HABER MERKEZİ-Genç Girişim ve Yönetişim Derneği'nin
(GGYD) kongresi, ASO Toplantı Salonu'nda gerçekleşti. Genel
kurulda seçime tek aday olarak giren mevcut başkan M.Nezih
Allıoğlu, oylama öncesi yaptığı konuşmada derneğin yeni dönem
hedeflerini anlattı. Başkan Allıoğlu değişen ve gelişen dünyada
artık bugünün, yarının değil, 50 yılların sonrasının planlarının
yapıldığını söyledi. GGYD'nin de bu çerçevede iş dünyası, sivil
toplum kuruluşları, kamu ve üniversitelerle birlikte, bu ülke için
elini taşın altına koyma konusunda kararlı olduğunu vurgulayan
Allıoğlu, şöyle devam etti: Projelerimiz Beklentilere Uygun
"Çevre ve toplum değerleri dikkate alınarak, ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir biçimde sağlanacağı bir vizyon değişikliği ile
yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de kendi ihtiyaçlarını
karşılamaları hedeflenmektedir. Yeni dönemde çağa, ihtiyaçlara ve
beklentilere uygun yepyeni projeleri hayata geçirmeyi planlayan
derneğimiz, bunları başaracak güce ve iradeye sahiptir. Yurt içi ve
yurt dışı algının yükseltilmesi, sosyal sorumluluk projelerinin artırılması, uluslararası işbirliklerinin artırılması, üyelerle daha sık bir
araya gelinmesi, şirket veya kooperatifleşme çalışmalarının yapılması, kurulların yeni dönemde daha aktif çalışması, resmi kurum
ziyaretlerinin artırılması öncelikli hedeflerimizdir."
Konuşmasında üreten kesim olan özel sektöre mesajlar da
veren Başkan Allıoğlu, "Ülke olarak zor günlerden geçtik, geçiyoruz. Şimdi önümüzde yepyeni bir dönem var. Bu yeni dönemi iyi
değerlendirme konusunda görev yalnızca devlete, hükümete, siyasilere düşmez. Bence asıl görev üreten kesim olarak bizlere, yani
özel sektöre düşüyor. Her zaman söylediğim gibi, etrafımızda
hangi fırtınalar eserse essin, ne yaşarsak yaşayalım, umudumuzu
kaybetmeden çalışmaya, üretmeye, yatırım yapmaya devam edeceğiz. Bunu yapmazsak sadece ülkemiz değil, hepimiz kaybederiz.
Artık "sen yaptın, ben yaptım" kavgasını bir kenara bırakıp şehrimiz için, ülkemiz için pozitif düşünmek, iyi niyetli hareket etmek,
özellikle Ankara'nın ekonomik ve sosyal hayattaki eksiklerini
tamamlamak zorundayız" dedi.
EMİNE UĞURLU-TÜGİAD
Ankara Şubesi ile TOBB-ETÜ
Uluslararası Girişimcilik Bölümü
işbirliği kapsamında sürdürülen
Girişimcilik ve Liderlik dersinin
sıradaki konuğu TÜGİAD Ankara
Şubesi Başkanı ve Naslı Şirketler
Grubu Yönetim Kurulu Başkan
Yardımcısı Türker Naslı oldu.
Kendi girişimcilik tecrübelerini
aktaran Naslı, öğrencilere iş dünyasında başarılı olmanın ipuçlarını
verdi.
Başarının temel şartının cesaretli davranmak ve vazgeçmemek
olduğunun altını çizen Naslı ‘’
Girişimcilik asi ruhlu olmayı
gerektirir. Cesur ve atak olmanız
size her zaman artı değer kazandırır. Biz defalarca kaybettik, defalarca kazandık. Denemekten asla vazgeçmeyin’’ diye konuştu.
Türker Naslı, genç girişimcilere
kendi işlerini kurmaları için Avrupa
Birliği hibeleri ve devlet teşviklerinin yanı sıra TÜGİAD olarak girişimcileri ve geliştirdikleri projeleri
desteklemek amacıyla kurdukları
GirişimTürk Anonim Şirketi’nden
de bahsetti. Naslı’’ Bu şirket bünyesinde gerçekleştirdiğimiz projeler
de oldu. Sermayeye ulaşmak o
kadar zor değil, yeter ki projeniz
olsun ve başarmak için çabalayın’’dedi.
Öğrencilere iş dünyasında söz
sahibi olabilmek için bilgi birikimini artırmaları ve her alanda uzmanlaşmaya çalışmaları gerektiğini
söyleyen Naslı, ‘’Her alanda ve
daima kendinizi geliştirmelisiniz.
Kanunları ve yönetmelikleri bilmeniz, işveren ve işçi haklarından
haberdar olmanız her zaman bir
adım önde olmanızı sağlar’’dedi.
TOBB-ETÜ ve TÜGİAD
Ankara Şubesi’nin birlikte yürüttüğü Girişimcilik ve Liderlik dersine
daha önce TÜGİAD Başkan
Yardımcısı ve ÇEPAŞ A.Ş Yönetim
Kurulu Başkan Yardımcısı Ercan
Kahraman, TÜGİAD Parlamento
İlişkileri Başkanı ve ZETA Ajans
Başkanı Seda Özbulut, TÜGİAD
Ankara Genel Sekreteri ve Canpa
Şirketler Grubu Yönetim Kurulu
üyesi Murat Özcan, TÜGİAD
Ticaret Komisyonu Başkanı ve
Akfen Holding Yönetim Kurulu
Başkan Vekili Selim Akın katılımcılarla girişimcilik serüvenlerini
paylaşmışlardı.
10-12 Kişilik
Susamlı Tuzlu Simit
Malzemeler:
1 paket tereyağı
1 çay bardağı sıvı yağ
Yarım su bardağı su
1 yumurta sarısı
Yarım limon suyu
2 çorba kaşığı şeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket kabartma tozu
Aldığı kadar un
Üzeri için:
1 yumurta akı – bol susam
Hazırlanışı:
Herkese merhaba
Tarifimize margarin ve
sıvı yağı yoğurmakla
başlayalım. İçine şekeri,
tuzu ve yumurta sarısını
koyalım, tekrar yoğuralım. Limonu sıkalım,
kabartma tozunu ve
unumuzu koyup yumuşak bir hamur yapalım
☺ Elimizle şekiller verip
önce yumurta akına
sonra susama bulayalım. Tepsiye dizelim, 180
derecede üzeri kızarıncaya kadar pişirelim
AFİYET OLSUN...
Download

Kamuda inanç ayrımcılığına TUZAK UYARISI