16 PAZAR 17 Ocak 2016
Editör: Murat YALNIZ
‘Umut
Nöbeti’nde
51 gün
bitti
GÜNDEM
MİT TIR’ları haberi nedeniyle tutuklanan
Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Can Dündar ve Ankara
Temsilcisi Erdem Gül için Silivri Cezaevi
önünde sürdürülen “Umut Nöbeti”,
dün 51. günü geride bıraktı. Şair Yaşar
Miraç, fotoğrafçı İsa Çelik ve öğrenciiletişimci Ezel Şahinkaya, dün için nöbeti
devralan isimlerdi. Yaşar Miraç, “Bu
kötü günlerden geçerek daha güzel,
aydınlık ve demokratik bir Türkiye’ye
ulaşacağımıza inancımız tamdır” dedi.
Dünden bugüne ‘fabrika ayarları’ ile
Serbest kalan
oğlunun ayaklarına ‘yeni format’ arasında sıkışmış olan CHP!
kapanıp ağladı
İZMİT’te terör soruşturmasında gözaltına
alınan Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi 9 üniversite öğrencisi, mahkemece
serbest bırakıldı. Serbest kalanlar adliyenin
merdivenlerinden inerken, bir kişinin hızla
merdivenlerden çıkarak Ç.E.’yi kolundan
tutup annesinin yanına götürmesi dikkat çekti.
Serbest kalan oğlunun ayaklarına kapanarak
ağlayan anne, daha sonra kolundan tuttuğu
oğlunu hızla adliyenin önünden uzaklaştırdı.
BİR
ANNENİN
GÖZYAŞLARI
Bildiri tartışması sürüyor
Adalet Bakanı Bozdağ, bin
128 akademisyenin imzaladığı
bildirinin “PKK tarafından
hazırlandığını” öne sürdü.
Giresun’da Doç. Dilek Koçak’a
karşı “Ya özür dile ya şehri
terk et” kampanyası başlatıldı.
Ankara ve Eskişehir’de ise
akademisyenlere destek vardı
G
üneydoğu’daki çeşitli
üniversitelerden bin 128
akademisyenin imzaladığı bildirinin yankıları sürüyor. Önceki gün gözaltına alınan
akademisyenlerin tamamı serbest bırakılırken, çeşitli kentlerde savcılıklar ve üniversite
yönetimleri “terör propagandası
yaptıkları” iddiasıyla akademisyenlere yeni soruşturmalar açtı.
‘YA ÖZÜR YA TERK’
Aydın Adnan Menderes Üniversitesi’nde bildiriye imza
atan eski rektör Prof. Dr. Şükrü
Boylu ve Arş. Gör. Dr. Özgen
Yalçın için idari işlem başlatılırken, Söke İşletme Fakültesi’nde
araştırma görevlisi olan Serhan
Gül açığa alındı. Rektör Cavit
Bircan, imzacı diğer 2 akademis-
YÖK Başkanı
uyuşturucu
kaçakçılığı
suçlamasıyla
dinlenmiş
ABD: ENDİŞE VERİCİ
ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
John Kirby, bildiriyi imzalayan akademisyenlerin gözaltına alınmasını
“Endişe verici bir trendin parçası” olarak yorumladı. Bakanlığın
konuyla ilgili yazılı açıklamasını okuyan Kirby, “Resmi makamlar, emni-
yen için de benzer işlem
uygulanacağını açıkladı.
Giresun Üniversitesi’ndeki
görevinden uzaklaştırılan İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm
Başkanı Doç. Dr. Dilek Özhan
Koçak’a karşı, kentte “Ya özür
dile ya şehri terk et” kampanyası
başlatıldı. Batman Cumhuriyet
Başsavcılığı da 5 akademisyen
hakkında soruşturma açtı.
BOZDAĞ: PKK HAZIRLADI
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ,
akademisyenlerin imzaladığı bildirinin PKK tarafından hazırlandığını ileri sürdü. Bozdağ, “Bu
akademisyenler bildiriyi okumadan imzaladılarsa, felaket bir
şeydir” dedi. AK Parti Amasya
Milletvekili ve Grup Başkanvekili Prof. Dr. Naci Bostancı,
bildirideki ifadelerin, “terör
ANKARA merkezli “usulsüz dinleme”
soruşturmasında, birçok ünlü ismin
asılsız suçlamalarla dinlendiği ortaya çıktı.
Soruşturma kapsamında düzenlenen operasyonda gözaltına alınan 30 kişiden 18’i
tutuklanmaları talebiyle mahkemeye sevk
edilmiş, 15 kişi tutuklanmıştı. Tutuklama
taleplerine ilişkin savcılığın sevk yazısında,
şüphelilerin “paralel devlet yapılanması”
yet güçleri ve yargı otoritesi, meşru
bir siyasi söylemi bastırmak için
kullanılıyor” ifadesini kullandı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi John
Bass’ın açıklamasını da anımsatan
Kirby, “Hükümet eleştirisi, vatana
ihanet anlamına gelmez” dedi.
örgütünün tezlerinden farkı
olmadığını” savundu. Çevre ve
Şehircilik Bakanı Fatma Güldemet Sarı ise “Umarım gereken
yapılacaktır” diye konuştu.
‘GÜVENLİKLERİ
SAĞLANSIN’
Öte yandan TMMOB ve
KESK, akademisyenlerin gözaltına alınmasına tepki olarak
Ankara’da eylem yaptı. Yapılan
basın açıklamasında “hain yaftasıyla, gerçeklerle yalanın birbirine karıştırılmaya çalışıldığı”
kaydedildi. Eskişehir’de düzenleneneylemde ise “bildiriye
imza atan tüm akademisyenlerin can güvenliğinin sağlanması” istendi. n Durmuş
Ali KILINÇ/AYDIN-Kenan TAŞKIN/
GİRESUN-Çiğdem YILMAZ/YOZGATCan HACIOĞLU/ESKİŞEHİR
adına, aralarında siyasetçiler, askerler ve
gazetecilerin de olduğu mağdurları suçlu gibi
göstererek farklı isimlerle dinledikleri bildirildi. Emekli generaller Hurşit Tolon ve Fevzi
Türkeri ile MHP Genel Başkan Yardımcısı
Ümit Özdağ’ın terör örgütleri ile irtibatlı olduğu
gerekçesiyle, YÖK Başkanı Yekta Saraç’ın
ise uyuşturucu madde kaçakçılığı yaptığı
gerekçesiyle dinlendiği vurgulandı. n ANKARA
CUMHURİYETİ kuran
partidir. Temelleri Sivas
Kongresi’nde atıldı. 9 Eylül
1923’te Mustafa Kemal
tarafından, “Halk Fırkası”
olarak resmen kuruldu. 1923
ile 50 arasında tam 27 yıl
kesintisiz iktidarda kaldı. 1924
yılında başına “Cumhuriyet”
kelimesi eklendi.
Mustafa Kemal, “Büyük
Nutku”nu 1927’deki 2. Kurultay’ında okudu.
(“Nutuk”un en son baskısı 1938’de yapıldı.
Atatürk’ün ölümünden sonra İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı döneminde bir daha basılmadı.
DP Atatürk’ü sahiplenmek için kitabı zamana
yayarak üç cilt halinde, birinci cildini 1950’de,
ikinci cildini 52’de, üçüncü cildini 59’da bastı.)
1931’deki 3. Kurultay’ında tüzüğü
yenilendi, programına “altı ok” girdi. “Altı ok”lu
amblemi, Köy Enstitüleri’nin “mimarı” İsmail
Hakkı Tonguç tarafından tasarlandı. Amblem
ilk defa 1933 yılında kullanılmaya başlandı.
1935’te yapılan 4. Kurultay’ında “Cumhuriyet
Halk Partisi” adını aldı. Aynı kurultayda,
“Kemalizm” ilk defa programına girdi.
1935 yılına gelindiğinde, her ilin valisi,
aynı zamanda o ilin CHP il başkanı olarak
görevlendirildi. Bu tarihte İçişleri Bakanı,
partinin genel sekreterliğine atandı.
1937 yılında Anayasa’da yapılan bir değişiklikle
partinin “altı oku” Anayasa’ya dahil edildi.
Atatürk’ün vefatından sonra, 26 Aralık
1938’de olağanüstü kurultayı toplandı.
Bu kurultayda Atatürk “Ebedi Şef”, İsmet
İnönü de “Değişmez Genel Başkan” ve aynı
zamanda “Milli Şef” ilan edildi.
7 Ocak 1946’da Demokrat Parti kuruldu.
Parti, Amerika’daki “solcu” “demokratlardan”
adını aldı. O gün, patinin kuruluşu bir basın
toplantısıyla duyuruldu. Toplantıda Celal Bayar
ile Adnan Menderes vardı. Gazeteciler Bayar’a,
“Siz Halk Partisi’ne nazaran sağda mısınız, solda
mısınız?” diye sordu. Soruya Menderes cevap
verdi. “CHP’ye göre iki parmak soldayız” dedi.
Bundan sonra uzun bir süre CHP DP’ye, DP de
CHP’ye benzemeye çalışarak varlığını sürdürdü.
Çok partili hayatla birlikte iktidarı DP’ye
kaptıracağını hisseden İnönü, 15 Ocak 1949’da
başbakanlığa Şemsettin Günaltay’ı, Diyanet İşleri
Başkanlığı’na da Ahmet Hamdi Akseki’yi getirdi.
(Bundan üç sene önce büyük bir çeviri seferberliğini başlatarak dünya edebiyatının hemen
hemen bütün klasiklerini çevirtip yayınlayan
Hasan Âli Yücel Milli Eğitim Bakanlığı’ndan,
Köy Enstitüleri’ni kuran İsmail Hakkı Tonguç da
İlköğretim Genel Müdürlüğü’nden alınmıştı.)
Şemsettin Günaltay ve Ahmet Hamdi Akseki,
2. Meşrutiyet döneminin hızlı iki İslamcısıydı.
Günaltay döneminde müfredata din dersleri konuldu. İki ilahiyat fakültesi açıldı. Tekke ve zaviyelerin tekrar açılması izni partinin 7. kurultayında
karar altına alındı.
Daha sonra binlerce
kişinin hapishanelerde
çürümesine, işkence
görmesine neden olan
meşhur 141, 142 ve 163.
maddeler TCK’ya eklendi.
Nâzım Hikmet ve Kemal
Tahir gibi solcu şair ve
yazarlar içeride çürümeye
terk edilmişti. Aziz Nesin’in
Marko Paşa Dergisi, adını onlarca kez değiştirdiği
halde her defasında yasaklandı. Ve en önemlisi,
bugünlerde kitapları tekrar en çok satanlar listesine
girmiş olan yazar Sabahattin Ali, Bulgaristan
sınırında kafası kalasla parçalanarak öldürüldü.
Pertev Nail Boratav, Behice Boran, Niyazi Berkes
gibi solcu öğretim üyeleri üniversiteden atıldı.
Köy enstitülerinde birlikte okuyan kızlarla erkekler
birbirinden ayrıldı, bir süre sonra da enstitüler
işlevsizleştirildi, 1955 yılında da DP onları
tamamen kapatarak öğretmen liselerine çevirdi.
CHP, DP’nin önüne geçmek için “dine sarılıp”
“komünistlere, muhaliflerine kan kustururken”,
DP var gücüyle “laikliği” savunmaya başladı.
Öyle ki, DP’nin yayın organı “Zafer” Gazetesi’nin başyazarı Mümtaz Faik Fenik 10 Ocak
1950 tarihli, “En büyük tehlike” başlıklı yazısında,
“CHP’nin laikliğe aykırı hareket ettiğini” bile
yazdı. Celal Bayar da Bursa’da yaptığı konuşmada,
iktidara geldiklerinde “şeriatı yaşatmayacaklarını”
kesin bir dille belirtti. CHP, Bayar’ın bu sözlerini
manşet yapan dönemin İslamcı dergisi Sebilürreşad’ın binlerce nüshasını satın alarak yurdun dört
bir yanına dağıttı. Amacı, DP’nin “din karşıtı”
olduğunu “dindar halka” şikâyet etmekti.
1950 yılından itibaren iktidarı kaybeden
CHP, günümüze kadar birkaç kısa dönemi
saymazsak, uzun süreli olarak bir daha
tek başına iktidara gelemedi.
H
Onun da “iteklemesiyle” yapılan 1960
askeri darbesinden günümüze kadar CHP’nin
tarihi, kurduğu cumhuriyetin yönetimine
tekrar sahip olma tarihidir bir bakıma.
Bütün “arayışı” bunun üzerine kuruludur.
Ecevit ona “solcu” bir kimlik ararken “gına
geldi”, vazgeçti, gitti kendi partisini kurdu.
O gün bugün bu “arayış” hâlâ sürüyor.
H
Kuruluşundan bugüne kadar, olağan ve
olağanüstü olmak üzere 50’den fazla kurultay
topladı. Her kurultay yeni bir “umut”, yeni
bir “yol bulma arayışı” olarak lanse edildi.
Dün toplanan 35. olağan kurultay öncesinde
“fabrika ayarlarına dönüş” fikri pek sık dillendirildi. Bir yere “dönmesi” gerektiğiyle ilgili herkes
hemfikir. Ancak bu “dönüş” “fabrika ayarlarına”
mı olmalı, yoksa “yeniden formatlamak” mı
olmalı, buna kendileri karar verecek.
Zaten 93 yıllık tarihi biraz da bu gelgitin,
bu kararsızlığın tarihidir de!
GÜNDEM
Download

Bildiri tartışması sürüyor