Türkiye kendi anayasasını yapacak
EFSANE RÖPORTAJLAR
Prof. Dr. Vahit Bıçak:
BİLGİ BİRİKİMİNE SAHİP DEĞİL
Ceza Mahkemeleri Hukuku, İnsan Hakları ve Delil Hukuku
konularında doktora sahibi olan Prof. Dr. Vahit Bıçak, yeni
anayasa konusunda ilginç tesbitlerde bulundu ve “ Yeni
anayasa Türkiye’nin ihtiyacı. Çünkü şu andaki anayasa ihtiyaca cevap vermiyor. Askeri dönemde ihtilal sonrası yapılmış
bir anayasa. Askeri mantıkla emir komuta kademesi içinde
yazılmış. Demokratik değil. Üzerinden 35 yıl geçmiş. Artık
Türkiye’nin yeni bir sivil anayasa yapacak duruma gelmiş
olması lazım. Ama tabi ‘’Türkiye’de yeni bir anayasa yapacak
birikim, kültür var mı derseniz’’ nasıl ki Türkiye şu anda kendi
arabasını, uçağını yapamıyorsa aynı şekilde Türkiye, kendi
anayasasını yapacak bilgi birikimine sahip değil.” şeklinde
konuştu.
Efsane Güzeldereli’nin röportajı
YARIN günü YediGün’de
Fotoğraf:
Kenan
Ergen
12 Ocak 2016 Salı
ESENBOĞA
ve AŞTİ’de
TERÖRE
geçit yok
11. SAYFADA
Depremin hissedilmesinin
ardından evlerini boşaltan
vatandaşlar, bir süre sokaklarda ve açık alanlarda bekledi.
Bazı kişiler sokaklarda ateş
yakarak ısınmaya çalışırken,
bazı vatandaşlar da araçlarında artçı sarsıntıların geçmesini
bekledi. Kısa süreli panik
yaşayan vatandaşlar, bir süre
sonra tekrar evlerine girdi.
MANTAR
GİBİ PATLADI
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
L H AB
AHMET TEKEŞ
Hükümet yetkililerinin sık sık
övgüyle bahsettiği ve çağdaş kent
anlayışının simgesi sayılan "yatay
mimari", dikey yapılaşmanın gölgesinde kalmaya ve yenilmeye
devam ediyor. İmar konusunda
geniş yetkilere sahip Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir
belediye meclisleri birçok yerin
imar izinlerinde kat sayısını serbest
bırakırken, verilen bu izinler yüksek
katlı binaların patlama yapmasına
yol açtı. Ankara açısından örneğin
Konya yolu ve Eskişehir yolu
akslarında gökdelenler mantar gibi
çoğalırken, siyasetçi ve bürokratların oturduğu semt olarak bilinen
Çukurambar da gökdelenlerin
merkezi konumuna geldi. 11’DE
Mimarlar Odası Ankara
Şubesi "Madem projeler
yatay mimariden
yanaydı, bunca gökdelen, rezidans, yüksek
katlı bina niye yapıldı,
neden izin verildi?"
sorusunu sürekli
gündemde tutuyor.
TOKİ’nin ‘İkinci Bahar’
projesine
yoğun
talep
Türkiye’nin ‘EN’leri
11. SAYFADA
açıklandı
Başbakanlık Toplu
Konut İdaresi
Başkanlığınca (TOKİ)
ev sahibi olmak
isteyen emekliler için
17 ilde inşa edilen 4
bin 340 konut için 51
bin 800 başvuru
yapıldı.
TOKİ Başkanı Mehmet
Ergün Turan, "İlk aşamada inşa edilecek
toplam 4 bin 340
konut için 51 bin 800
başvuru aldık. Hiç
konut sahibi olmayan
emekli vatandaşlarımızı, kurayla
konut sahibi yapmış
olacağız" dedi.
2015 Yılının EN'leri
Araştırması"na göre 2015'te
yılın "En Başarılı Siyasetçisi"
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan, "Türkiye’nin
En Gurur Duyulan İsmi" Aziz
Sancar oldu.
2015 Yılının EN'leri
Araştırması", Türk halkının
dünyada ve Türkiye'de yılın
kişileri, olayları, kurumları ve
gelişmelerinde neleri önemli
gördüğünü saptadı. 11’DE
11. SAYFADA
M. Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
10. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
ZE
ER
Araç sayısı
20 milyonu
Yıllardır sağlıklı kentleşme açısından
sık sık dile getirilen "yatay mimari"
söylemlerine karşın son yıllarda
mantar gibi çoğalan yüksek gökdelenler, şehir siluetini bozan yüksek
binalar, bu konudaki samimiyetin
sorgulanmasına neden oluyor.
Ö
‘Yatay mimari’nin adı var kendi yok...
Merkez üssü Kırşehir'in
Çiçekdağı ilçesi olan 5 büyüklüğündeki deprem sonrası
Çiçekdağı ve Yozgat'ın Yerköy
ilçelerindeki bazı evlerde
hasar meydana geldi.
Türkiye’de trafiğe kayıtlı
taşıt sayısı, geçen yıl kasım
sonu itibarıyla 19 milyon
882 bin 69 oldu. Aradan
geçen süre eklendiğinde
20 milyonun üzerine çıkmasına kesin gözüyle
bakılan taşıt dağılımında,
geçen yıl kasım ayı verilerine göre yüzde 52.9 ile
otomobil ilk sırada yer
alıyor. 11. SAYFADA
Diriliş filmi Drama
dalında En İyi Film
ödülünün sahibi oldu.
Bugüne kadar hiç
Oscar ödülü alamayan
ünlü oyuncu Leonardo
DiCaprio bu filmdeki
rolüyle En İyi Erkek
Oyuncu ödülünü
kazandı. Meksikalı
yönetmen Alejandro
Gonzalez Inarritu da
Diriliş filmiyle En İyi
Yönetmen ödülüne
layık görüldü.
Gecede drama dalında
En İyi Kadın
Oyuncu ödülü ise
“Room” (Gizli
Dünya)
filmindeki
rolüyle Brie
Larson'ın oldu.
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Çiçekdağı ve
Yerköy’de
deprem hasarı
GEÇTİ
"The
Revenant"
(Diriliş) filmi,
bu yıl
73'üncüsü
düzenlenen
"Golden
Globe" (Altın
Küre) gecesine
damgasını
vurdu.
Kızılcahamam’da
yarışma heyecanı
HABERİ 3. SAYFADA
Trafik sigortası ve
kasko birleşmeli
HABERİ 3. SAYFADA
Bakan Şimşek’e
göre; bu yıl
4,5 büyüyeceğiz
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek,
2015 için yüzde 3 olarak öngörülen büyümenin yeni Orta Vadeli
Program'da yüzde 4'e yükseltildiğini, 2016 için büyüme beklentisinin yüzde 4,5, 2017 ve 2018 için de yüzde 5 olarak belirlendiğini bildirdi. Şimşek, 2015 için öngörülen enflasyon oranının
ise yeni OVP’de yüzde 8,8'e yükseltildiğini bildirdi. Yeni OVP'de
2016 için enflasyon beklentisi yüzde 7,5, 2017 için yüzde 6, 2018
için de yüzde 5 olarak belirlendi. HABERİ 8. SAYFADA
Keçiören’de
sanat buluşması
HABERİ 4. SAYFADA
Altındağlı gençler
artık daha bilinçli
HABERİ 4. SAYFADA
Servis şoförüne
yaş sınırlaması
HABERİ 5. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
12 Ocak 2016 Salı
Türk dizisi Arapça'nın Tunus
lehçesiyle yayına başlıyor
HAKAN ALTUN
KONSERİ
17 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
TUNUS - "Kaderimin
Yazıldığı Gün" adlı Türk dizisi
Tunus televizyon tarihinde ilk kez
yapılan sesli dublaj çalışmasıyla
yerel Arapça lehçesinde ekranlarda
seyirciyle buluşmak üzere hazırlanıyor. Nessma Televizyon
Kanalı'nda yayınlanmaya başlayacak dizinin dublaj çalışmalarını
yürüten yapımcı Eşvak Hannaşi
yaptıkları çalışmaları ve süreci
kanalın stüdyolarında AA
muhabirine anlattı: Hannaşi diziyi
tercih ederken seçici davrandıklarını birçok diziyi incelediklerini
belirterek "Nessma Televizyon
Kanalı bir aile kanalıdır ve buna
uygun, aile ortamında izleme
imkanı olacak bir dizi olması
yönünde çok sayıda dizi inceledik.
Ayrıca karakterler arasında
yaşanan olayların ardı arkası
kesilmeyen 'Kaderimin Yazıldığı
Gün' dizisini tercih ettik" dedi.
Hannaşi Tunus'ta ilk kez bir diziye
Tunus Lehçesi'nden bir
Vizyona
yeni
giren
filmler
seslendirme yapıldığını söyleyerek
"İlk kez bir diziye böyle bir dublaj
çalışması yapıyoruz Tunus'ta. Bu
bizim için bir ilk ve bu deneyimi
başaracağız. Çalışmada birçok zorluk var. Ancak ilk kez bir diziyi ve
Türkiye'den bir diziyi kendi
lehçemize çevirmiş oluyoruz" şeklinde konuştu. Hannaşi bir ilk
olduğundan dil tercihlerine dikkat
ettiklerini dile getirerek
"Güneyden Kuzeye tüm
Tunusluların kullandığı ve anlayabileceği lehçeyi seçmeye çalıştık.
Fransızca, Türkçe, İspanyolca,
İtalyanca kelimeler bulunuyor kullandığımız lehçede. Bunlardan olabildiğince kendi kullandığımız ve
Libya, Cezayir ve Fas'ında
anladığı ortak dil alanına uygun bir
lehçe kullanmaya özen gösterdik.
Çünkü bu diziyi onlar da izleyecekler" ifadelerini kullandı.
Sözcük seçimi ve dil hassasiyeti konusuna devam eden
Hannaşi "Çok sayıda Türkçe
"Büyük Açık"
Adam Mckay'in yönettiği "Büyük
Açık" filminde Christian Bale, Steve
Carell, Ryan Gosling ve Brad Pitt gibi
başarılı isimler rol alıyor.
Michael Lewis'in çok satan kitabına
ve gerçek bir hikayeye dayanan filmin konusu şöyle:
"Bankacılık sektörünün dışından dört
kişi, büyük bankaların, medyanın ve
hükümetin görmekten kaçındığı ekonominin küresel çöküşünü görür.
Ekonomide büyük bir açık bulduklarına inanan ve harekete geçen bu 4
kişinin cesur yatırımları, onları her
şeyi ve herkesi sorgulamalarının
gerektiği modern bankacılığın karanlık noktasına götürecek."
05:28 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:30 Ana Ocağı
07:00 1'de Sabah
09:30 1'de Bugün
09:40 Avrupa Avrupa
11:25 İyi Fikir
13:25 Pastane
14:25 1'de Bugün
14:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
17:00 Ana Ocağı
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:00 Yabancı Sinema
"Görevimiz Tehlike"
22:25 Filinta
01:00 Türk Sineması
"Asfalt Çicekleri"
02:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
06:45 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Sağlıklı Mutlu Huzurlu
16:30 Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber
20:00 Eşkiya Dünyaya
Hükümdar Olmaz
23:20 Cevap Sende
01:20 Kırgın Çiçekler
04:20 Doksanlar
kelimelerin biz de kullanıldığını
gördük. Yasak, Aman Ya Rabbi
gibi bazı tabirler Türkçe'de bunları
bizde aynı şekilde kullanıyoruz.
Bunları kullanmaya özen gösterdik" diye konuştu. Dizi karakterlerinin isimleri konusunda konuşan
Hannaşi "Sultana, Gülsüm ve
Nazlı gibi isimler bizim de burada
kullandığımız isimler. Bunları
olduğu gibi bıraktık. Ancak
başroldeki Kahraman karakterinin
adını Hayyam şeklinde çünkü
bazı isimlere burada insanlar alışık
değil onlara da toplumumuzda var
olan uygun isimler tercih ettik."
şeklinde ifade etti.
Dublaj sırasında çok keyifli
anlar yaşadıklarını belirten
Hannaşi "Ayrıca profesyonel
oyuncularımız var dublaj
ekibimizde. Kendileriyle artık
dizideki isimleriyle iletişime geçmeye başladık. Onlara Elif, diyoruz
İhsan şeklinde hitap etmeye
başladık" dedi. (AA)
FETTAH CAN
KONSERİ
26 ŞUBAT 2016
CUMA 22:00
OLLY JOKER
ANKARA’DA
Bir IMF (İmkansız Görev
Gücü) görevinde olan, Jim
Phelps ve ekibi, IMF ekibinin içine sızmış bir köstebeği ortaya çıkartmaya
çalışıyorlardır. Herşey yolunda giderken birden
operasyon ters gitmeye
başlar ve ekipte Ethan
Hunt dışında herkes ölür.
IMF merkezi hainin o
olduğunu düşünüyordur ve
ona bu yönde kanıtlar
sunarlar. Fakat Ethan Hunt
masum olduğunu biliyordur. Kendisini temize
çıkarmak için kaçacaktır.
Michael B. Jordan, Sylvester Stallone,
Tessa Thompson ile Phylicia Rashad'ın
oynadığı filmin yönetmenliğini Ryan
Caagler yaptı.
Efsaneleşmiş "Rocky" filmlerinin
hikayesinde yeni bir sayfa olan "Creed:
Efsanenin Doğuşu"nda oynayan Oscar
adayı Sylvester Stallone, kendisinin ikonlaşmış rolü Rocky'yi canlandırıyor.
Dram türündeki film, babası ünlü bir Boks
Şampiyonu olan ve kendisi de boksör
olmak isteyen bir gencin, gerçek bir
dövüşçüye dönüşme yolculuğunu konu
alıyor.
05:30 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle Lezzetin
Haritası
11:00 Big Brother Türkiye
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
20:00 EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Çocuk denecek yaşta girdiği yeraltı
dünyasının tepesine doğru tırmanmakta
olan Hızır Çakırbeyli ve ailesinin
hikayesi anlatılmaktadır. Yeraltı
dünyasına giren her adam haksızlıklara
başkaldırmaya yemin eder. Güçlenip
zenginleştikçe kendisi bu haksızlıkların
kaynağı olur...
Hızır Çakırbeyli sevda adamıdır...
Sevmekten hiç kaçmaz... Sevilmeyi de
pek sever... Hayatındaki tüm kadınların
odağında olmak ister; annesi, karısı,
kızı ve sevgilisinin...
Kardeşini, oğlunu, yeğeninin ve
ailesinin diğer fertlerini de canından
aziz tutar, onlar için fedakar bir
"baba"dır... Vefakar bir dosttur...
Vazgeçilmez bir ağabeydir. Adil ve
cömert bir reistir...
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
MUSTAFA
KESER
KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
CEM
ADRİAN
KONSERİ
22 OCAK
2016 CUMA
22:00
19:00 Star Haber
20:00 Paramparça
23:30 Yerli Dizi
01:45 Big Brother Türkiye
03:15 Evleneceksen Gel
20:00 GÖREVİMİZ TEHLİKE
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
"Creed: Efsanenin
Doğuşu"
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Mayıs Kraliçesi
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Zaman Makinesi 1973
22:00 Yılanların Öcü
00:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
02:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
03:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
04:30 Asla Vazgeçmem
YILDIZ TİLBE
KONSERİ
23 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
"Sevimli
Tilki"
Yönetmenliğini Ge
Shuiying'in yaptığı
animasyon türündeki
filmin seslendirme
kadrosunda, Matthew
Warzel ve Anthony
Lawson gibi isimler
bulunuyor.
Filmde, yetenekli bir
ajan olan ve Havuç
şehrine giden Sevimli
Tilki F.O.X.'un, şehrin
iyi kalpli dost tavşanlarının arasına sızmış
yapay tavşanı bulma
mücadelesi konu
ediliyor.
07:00 Oynat Bakalım
07:30 Aşkların En Güzeli
08:40 Maşa ile Koca Ayı
09:00 Aramızda Kalmasın /
12:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
14:00 Aşkların En Güzeli
15:15 İşte Benim Stilim AllStar / Yeni Bölüm
20:00 O Ses Türkiye / Yeni
23:15 İşte Benim Stilim AllStar Yarışma
05:30 Akasya Durağı
06:45 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
10:00 Aşk ve Günah
11:15 Evim Şahane
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:30 Baba Haber Bülteni
18:45 Ana Haber Bülteni
19:45 İlker Ayrık'la Bir Sıfır
22:15 Yerli Dizi
00:30 Kanıt
02:30 Aşkların En Güzeli
03:15 Ver Fırına
05:00 Aramızda Kalmasın
19:45 İLKER AYRIK’LA BİR SIFIR
Stüdyoya gelen atlıkarınca
ile İlker Ayrık çocukluğuna
dönecek ve izleyenlere
eğlenceli anlar yaşatacak.
Programın ünlü konuğu ise
sevilen sanatçı Dilber Ay...
Dilber Ay, her ekibe de birer
soruyla 0(sıfır) kazandırmak
için uğraşacak. Sevilen
şarkıcı Dilber Ay, dillerden
düşmeyen şarkısı
“Tavukları Pişirmişem” ile
herkesi eğlendirecek.
Beş 0(sıfır)’ı tamamlamayı
başaran ekip, finalde renkli
topların içindeki 0(sıfır)’ları
doğru sıralamayı başarırsa 0
kilometre bir arabanın
sahibi olacak.
ANKARA
12 Ocak 2016 Salı
TESK Genel
Başkanı
Bendevi
Palandöken,
zorunlu trafik
sigortası fiyatlarının Kasko
sigortadan
farkı kalmadığını belirtti.
TESK: Trafik sigortası
ile kasko birleşmeli
HABER MERKEZİ-TESK Genel
Başkanı Bendevi Palandöken,
“Yeni bir anlayış ile iki farklı sigortayı tek bir poliçede birleştirip,
fiyat açısından avantajlı hale getirilirse hem esnaf kazanır hem de
sigorta şirketlerinin prim havuzu
büyür” dedi.
Zorunlu trafik sigortası,
her araç sahibi tarafından yaptırılması zorunlu olan ve hasar anında
karşı tarafa verilebilecek bedeni ve
maddi zararları güvence altına alan
bir sigorta olduğunu söyleyen
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları
Konfederasyonu (TESK) Genel
Başkanı Bendevi Palandöken,
“Zorunlu trafik sigortasını yaptırmayan araçlar trafiğe çıkamazlar.
Zorunlu trafik sigortası kendi aracınızın zararını karşılamaz, sadece
zarar verdiği diğer aracın zararını
karşılar. Kasko sigortası ise, sigorta
ettirene ait aracın uğrayacağı zararların karşılanmasını sağlar.
Herhangi bir motorlu kara taşıtının
sigortalının iradesi dışında hasara
uğraması, yanması, çalınması v.b.
durumlarda, sigortalıya tazminat
ödenmesini sağlamak için yapılır.
Kasko isteğe bağlı olduğu için standart teminatlar dışında sigortalının
talebi doğrultusunda ek teminatlar
ile genişletilebilir. Şimdi ülkemizde
Ekim 2015 sonu itibari ile 19 milyon 793 bin araç var. Bunların 4
milyon 977 bini Kasko, 14 milyon
515 bin tanesi de zorunlu sigorta
yaptırmışlardır. Bir koyundan iki
post çıkmıyor. İnsanlar iki sigortayı
aynı anda yaptıramıyor. Eğer iki
poliçe birleşirse, uygun fiyattan
geniş kapsamlı sigorta yaptırılan
araç sayısı da artar. Araç satıldığında da araç sigortasıyla devir olur”
diye konuştu.
Çankaya Belediyesi, 2015 yılı içerisinde 22 bin 819
sokak hayvanına tedavi hizmeti uyguladı. Bin 251
hayvana ise sıcak bir yuva buldu. Acısıyla tatlısıyla
bir yılı geride bırakan barınakta geçen yılın en
üzücü olayı ise yıllarını barınakta geçiren Paşa’nın
ölümü oldu.
Çankaya’daki barınak
2015’i yoğun geçirdi
HABER MERKEZİ- Başkent
Ankara’nın önemli bir sorunu olan
sokak hayvanları konusunda en
duyarlı çalışmayı sergileyen
Çankaya Belediyesi, hizmetleriyle
Türkiye rekoru kırdı. Belediye,
2015 yılı içerisinde kısırlaştırmadan
tedavi hizmetine, aşılamadan sahiplendirmeye tüm rakamları ikiye katladı.
Çankaya Belediyesi 2015 yılında 22 bin 819 sokak hayvanına
tedavi işlemi uyguladı. TVT denilen
(Bulaşıcı Tümör) hastalığına yakalanan sokak hayvanlarından mikrobik hastalıklara birçok alanda tedavi
veren Çankaya Belediyesi, Sahipsiz
Sokak Hayvanları Bakım ve
Rehabilitasyon Merkezinde bin 256
hayvana karma aşı, 552 hayvana
bordatella, 3 bin 665 hayvana ise
kuduz aşısı yaptı.
Sokaklardan toplanıp barınağa
getirilerek sağlık taramasından
geçen, gerekli görülen tedavi ve aşı
işlemleri yapıldıktan sonra kendile-
rine sıcak bir yuva için barınakta
bekleyen hayvanlardan, bu sene bin
251’i mutlu sona ulaştı. Kendilerine
sıcak bir yuva bulan Şanslılar, yeni
sahipleriyle ömürlerini geçirmek
üzere barınaktan ayrıldı.
Sokak hayvanı popülasyonunu
dengede tutmak ve sokakta yaşayan
hayvanların sağlıklı bir şekilde
yaşamlarına devam etmeleri için
kısırlaştırma çalışmalarına ağırlık
veren Çankaya Belediyesi, 2015
yılında 2 bin 755 sokak hayvanına
kısırlaştırma işlemi uyguladı.
Çankaya Belediyesi 2015 yılı
içerisinde kendi sınırlarındaki bin
200 köpeğe elektronik kimlik kartı
da taktı. Orman ve Su İşleri
Bakanlığı 9. Bölge Müdürlüğü’nden
alınan mikroçipleri, kısırlaştırılan
sağlıklı hayvanlara uygulayan
Belediye, çip sistemi sayesinde
sokak hayvanları ve bu hayvanlara
yapılan aşılama, kısırlaştırma gibi
tıbbi işlemleri internet ortamında
kayıt altına alma imkanı sağladı.
3
Derviş adlı oyun
beğeni topladı
Çankaya Belediyesi Pir Sultan Abdal
Kültür Merkezi ve Cemevi salonunda
“Derviş” adlı tek kişilik oyun sahnelendi.
HABER MERKEZİ-Gürsel Fırat'ın oynayıp yönettiği
"Derviş" isimli tek kişilik oyun Çankaya
Belediyesi'nin ev sahipliğinde Ankaralı sanatseverlerle
buluştu.
Gürsel Fırat' oyunculuğunun yanı sıra ses sanatçılarına taş çıkartan müzikal bir performans sergilediği
oyun, sanatseverlerden büyük beğeni aldı. Dervişlik
kültürü üzerinden
tarihsel ve güncel
gelişmelere başarılı
göndermelerin yapıldığı oyunun sonunda, Fırat izleyicilerce
dakikalarca ayakta
alkışlandı.
Çankaya
Belediyesi Pir Sultan
Abdal Kültür
Merkezi ve
Cemevi’nde sahnelenen oyuna halk
müziği sanatçısı
Mustafa Özarslan da
seslendirdiği deyişlerle renk kattı.
Kızılcahamam’da
yarışma heyecanı
Yenimahalle’de
kırışıklık tedavisi
semineri
Kızılcahamam Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından Kızılcahamam “ilkokul, ortaokul ve lise”
öğrencileri arasında düzenlenen “Ben
Bilmezsem Arkadaşım Bilir” kitap okuma yarışması kıyasıya çekişmeye sahne oldu.
Yarışmaya katılım oldukça yoğun gerçekleşti.
HABER MERKEZİ-Yoğun katılımın
olduğu “Japon Kırışıklık Tedavisi”
seminerinde kırışıklık tedavisi hakkında
bilgi veren Fizyoterapist, Refleksolog
Yrd. Doç. Dr. Gamze Şenbursa ve
Fizyoterapist Hande Manav uygulamalı
olarak da katılımcılara kırışıklıkları için
yapılması gereken hareketler gösterdi.
Manuel Terapi ve Refleks Terapi
olarak iki çeşit terapi türü olduğuna da
dikkat çeken uzmanlar, terapilerin tek
tek tedavi alanlarını da anlattılar.
Manuel Terapi’nin bel ve boyun
fıtıkları, sporcularla ilgili yaralanmalar,
ayak bileği, omurga, diz, kalça, omuz ve
el problemlerinde kullanılabildiğini söyleyen Şenbursa, Refleks Terapi’nin ise
Demans Alzheimer, Parkinson, MS,
Öğrenme Güçlüğü, Yüz Felci, Beyin
Felci, Otizm, Down Sendromu ve
Migren hastalıklarında kullanıldığını
söyledi.
Ayrıca kullandıkları tedavi türlerinin
yan etkisinin olmadığını, iğnesiz, acısız
ve kendi kendine uygulanabilir
olduğunu da belirten fizyoterapistler, gözaltı torbalarının böbrek,
göz kenarı kırışıklıklarının safra
kesesi, alın çizgilerinin de kalp
hastalığı belirtisi olabileceğini ve
bu belirtilere dikkat edilmesi
gerektiğini söylediler.
Katılımcılar söyleşi sonunda
konuyla ilgili merak ettikleri soruları da uzmanlara sorarak bilgi
aldılar.
ŞENOL GÜNÜÇ-Kızılcahamam Milli Eğitim
Müdürlüğünce Kızılcahamam “ilkokul, ortaokul ve lise”
öğrencileri arasında düzenlenen “Ben Bilmezsem
Arkadaşım Bilir” kitap okuma yarışması Çağatay
İlkokulu, Çağatay Ortaokulu ve İmam Hatip
Ortaokulu’nda yapıldı.
Yarışmaya ilkokullardan 428, ortaokullardan 232,
liselerden 172 öğrencimiz katılmak için başvurdu. Kitap
okuma alışkanlığını kazandırmayı ve ekip ruhunu geliştirmeyi amaçlayan yarışmada öğrenciler heyecanla birbiri
ile yarıştı. Eğitim öğretim yılı başında Kızılcahamam
Kültür Komisyonu öğretmenleri tarafından seçilen ilkokullarda “ Ulduz ile Kargalar, Küçük Prens”,
Ortaokullarda “ Sol Ayağım ve Gümüş Kanat”, Liselerde
“ Gün Olur Asra Bedel
ve Od” kitabından
hazırlanan soruları
cevaplandırdı. Hafta
sonu olmasına rağmen
yoğun katılımın yaşandığı yarışmaya katılan
tüm öğrencilerimizi
tebrik ediyoruz.
Yarışmanın
düzenlenmesinde emeği
geçen Kültür
Komisyonu öğretmenlerimize, tüm okul
müdürlerimize, gönüllü olarak görev alan
tüm öğretmenlerimize,
destek veren herkese
çok teşekkür ederiz.
4
ANKARA
12 Ocak 2016 Salı
İDDİA YOK
Altındağ
Belediyesi’ne
bağlı gençlik
merkezlerinde
düzenlenen
seminerler aralıksız sürüyor.
Seminerlere
gençler yoğun
ilgi gösteriyor.
Altındağlı gençler
artık daha bilinçli
HABER MERKEZİ-Altındağ Belediyesi’ne
Bir diğer öğrenci Nevanur Evcin ise başarının
bağlı gençlik merkezlerinde düzenlenen seminer- sırrını planlı ve programlı çalışmak olarak belirlelerle hem çocukların kişisel gelişimlerine katkı
di. Ders çalışırken bol bol tekrar yaptığını ifade
sağlıyor hem de derslerine yardımcı oluyor.
eden Nevanur, “Ders çalışırken molalar iyi ayarKaracaören Gençlik Merkezi’nde düzenlenen ve
verimli ders çalışma yöntemlerinin anlatıldığı
seminer de bunlardan sadece biri…
Altındağlı çocuklar, kendileri açısından büyük
önem taşıyan bu seminere yoğun ilgi gösterdi.
Yaklaşık 60 öğrencinin katıldığı seminer çocukların derslerde gösterdikleri başarı performansının
üst seviyelere çekilmesi amacı taşıdı. Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan gelen uzman
bir eğitimci eşliğinde gerçekleşen seminerde
öğrencilere fayda sağlayacak çok sayıda konu
üzerinde duruldu. Seminerde etkin çalışma yöntemlerinden zamanın iyi planlanmasına, çalışma
ortamının düzenlenmesinden aktif katılım ve not
tutma gibi birçok konu slayt şeklinde anlatıldı.
Karacaören Gençlik Merkezi öğrencilerinden
Merve Bal, bu seminerin kendileri için çok faydalı olduğunu söyledi. 6. sınıfa gittiğini ve ders
çalışmayı çok sevdiğini belirten Merve: “Bu
seminer sayesinde farkında olmadığım birçok şey
öğrendim” dedi. Merve, başarılı olmak için
düzenli çalışmak gerektiğini kaydederek bundan
sonra ders çalışırken dikkat dağıtan unsurları çevresinden uzaklaştıracağını dile getirdi.
lanmalı. Sık sık ara verilmemeli. Verimli bir
şekilde yarım saat çalışıp 5 – 10 dakika dinlenilmeli. Aktif dinlenme süresi ders verimini arttıracaktır.” dedi.
Keçiören’de
sanat buluşması
Engel’siz ödül
Yön Sanat Atölyesi tarafından Yenimahalle
Belediyesi Meydan Tiyatro Salonu’nda 2.
Engel’SİZ Sanat Ödülleri töreni düzenlendi.
HABER MERKEZİ-2.
Engel’SİZ Sanat Ödülleri sahiplerini buldu. Geceye, ünlü mizah
yazarı Muzaffer İzgü’nün yazdığı Erdem Öksüz’ün yönettiği
“Duvar” adlı oyunun gösterimiyle başladı.
Geçtiğimiz yıl ilki düzenlenen
ödül töreninde ödüle layık görülen Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar’ın ev sahipliğinde düzenlenen gecede engelli gençlerin muhteşem tiyatro
performansı uzun süre ayakta
alkışlandı.
Yenimahalle’de engelli bireyler
için yaptığı hizmetleriyle örnek
olan Başkan Yaşar “ Hepimizin
sıkıntıları var, toplumun sıkıntıları var ama ben bunları demokrasinin uzlaşı kültürü içerisinde
çözebileceğimize, eşit yurttaş
olarak kardeşçe yaşayabileceğimize yürekten inanan bir siyasetçiyim” dedi. Maalesef engellilere
acıyarak bakan bir toplum geninden geliyoruz diyen Yaşar sorunlar tam olarak bitmese de çok
büyük yol kat edildiğini belirtti.
Yenimahalle Belediyesi olarak
göreve geldiği günden itibaren
engellilere yönelik önemli çalışmalar yaptıklarını belirten Yaşar
“Türkiye’de bir ilk olan Zihinsel
Engelliler Yaşam Merkezi’ni,
Omurilik Yaşam Merkezi’ni yap-
tık ve idarelerini ilgili derneklere
verdik. Görme Engelliler Spor
Kulübü sahalarını ve idari binalarını yaptık. Milli Eğitim
Bakanlığı ile birlikte otistik
engellilere yönelik bir çalışmaya
ortak olduk. Okullarımıza otistik
sınıflar yaptık ve teslim ettik.
İnşallah bu sene de bütün engelli
gruplarının yararlanacağı eğitim
alacağı, spor yapacağı Engelliler
Umut Evi’nin temelini atacağız
ve bu dönemde de bitireceğiz”
diye konuştu.
Gösterimin ardından
‘2.Engel’SİZ Sanat Ödülleri’,
düzenlenen törenle sahiplerine
takdim edildi. Törende Bitlis
Belediyesi Eş Başkanı Nevin
Dalkıran “Aydan Bol” Jüri Özel
Ödülü’ne, Usta Yazar Muzaffer
İzgü “Engelsiz Emek”
Ödülü’ne, sinema, dizi ve tiyatro oyuncusu Erdal Beşikçioğlu
“Değer” Ödülü’ne layık görüldü.
Türkiye’nin ilk görme engelli üst
düzey bürokratı Kenan Önalan’a
ise “Yılın Bürokratı” ödülünü
Yenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar verdi. Ödüllerden bir
diğeri de engelliler için engelsiz
bir dünya gayretinde bulundukları için Yenimahalle Belediyesi
Engelliler Birimi sorumlusu
Emrullah Yılmaz’a verildi.
Keçiören Belediyesi’nin geleneksel sanatları yaşatmak ve
desteklemek amacıyla düzenlediği “Sanat Buluşmaları” söyleşilerinin son konuğu Seyyah Hattat Mahmut Şahin oldu.
Estergon Kalesi Türk Kültür
Merkezi kümbet katında gerçekleştirilen etkinliğe Keçiören Belediye
Başkanı Mustafa Ak da katıldı. Hat
sanatı ve ata sporu okçuluk üzerine
yaptığı konuşmaya “Değerli Keçiören
Belediye Başkanıma bizi buraya davet
ettikleri ve sanatımıza verdiği destek
için çok teşekkür ediyorum” diyerek
başlayan Mahmut Şahin, hat sanatının
pirinin Hz. Ali olduğunu belirtti. Hz Ali
ve Hz. Osman’ın yazdıkları Kur’an-ı
Kerim’lerin Topkapı Sarayı’nda muhafaza edildiğini kaydeden Şahin, “Hz.
Ali’nin buyurduğu bir söz vardır: Hat
sanatı hocanın taliminde gizlidir. Ok
çok budaklı bir ağaç olan akça ağacın
budaksız yerinden yapılır. Yapılırken
ağaç suyla değil buharla ısıtılır ve 135
derece meyille eğilir” bilgilerini paylaş-
tı.
Bir sanatın rağbet gördüğü yere gittiğini, Fatih Sultan Mehmet’in
İstanbul’u fethinden sonra bilim adamlarının İstanbul’a geldiğini söyleyen
Şahin, “Çünkü sanatçılar da rağbet gördüğü yere gider” dedi. Okçuluk ile ilgili çok ilginç bilgiler de veren Şahin,
“Şu anda en güzel Osmanlı Yayı’nı
Macarlar yapıyor. Takriben 200 sene
kullanılabiliyor” diye konuştu.
Başkan Mustafa Ak ise Şahin’e
etkinliğe katıldığı için Keçiörenliler
adına teşekkür ederek, “Bir yay ile ilgili bu kadar teferruatı ve bilgiyi ilk defa
duyuyorum. Ne kadar önemli ve ne
kadar inceliği var, ama konuyu bilmeyenler sıradan bir yay görüyorlar.
Başarılarınızın devamını diliyorum”
dedi.
Abdullah Cengiz
Eğitimci/Yazar
[email protected]
GAZZE VE SURİYE’DE ÖLENLER İNSAN DA
GÜNEYDOĞU’DA ÖLENLER BAŞKA MAHLÛK MU?
Yazmaya başladığım günden beri Güneydoğu ile ilgili
kaçıncı yazım olduğunu bilemiyorum. Ancak bu yazdığım
da sinelere şifa olur mu? Vicdanları harekete geçirir mi?
Onu da bilemeyeceğim. Yahut dostlar beni eleştirip
“Kardeş, kilon kaç para? Seni kaç kişi okuyup dinleyecek
ki?” Sözleriyle haklılıklarını gösterebilirler… Ben de derim
ki, doğrusunuz; yazılarımı okuyan ve nazara alan belki
kimse yoktur ancak vicdanım, olanlar karşısında rahatsız
olmaktadır; olmaya da devam edecektir. En azımdan kalemimle tarihe not düşecek bu haksızlık ve hukuksuzlukları
kayıt altına almalıyım, diyorum. İsterse kimsecikler okumasın ve köşemde bir süs olarak kalsın. Ancak iman ettiğim
Rabbimin(c.c) onu süs olarak görmeyeceğine inanıyorum.
İşin diğer bir yönü de birçok dostum hatta en yakınlarım,
emeklilik günlerime adım atmaya yöneldiğim şu günlerde
bana, “Emekli olunca ne yapacaksın? Yapacağın iş yok o
halde emekli olma” diyorlar. Âcizane ben de onlara,
“Mesleğim öğretmenliktir. Benim silahım kalemim, mermilerim de kullandığım kelimelerdir. Zaten altmışına ayak
dayamış bir insanın bu günden sonra gidip onun bunun
mihnet ve emirleri altında cefa çekmesi mümkün değildir.
Mücrimin de yapacağı, bildiği ile gönül verdiği dava hakkında doğruları anlatma olacaktır.”
İşte bu düşünce ve minval üzere Rabbim(c.c) ömür bahşederse bu günden sonra yapacağım: Tıpkı 34 yıldır ülkemin
yetişen nesillerine, öncelikle branşım sonra da hayatta
kendilerine faydalı olacak şeyleri öğretmek olduğu gibi,
bundan sonra da -Mevla(c.c) büyük konuşturmasın- bildiğim doğruları hem yazmak hem de bulunduğum meclisler
ve insani diyaloglarda anlatmak olacaktır. Söyleten
Allah’tır(c.c), konuşturan ve bilgilendiren de O’dur. O(c.c)
istemezse biz hiçbir şey yapamayız. Bu manada O’na(c.c)
iman etmişiz.
Yazıma bu girişi neden yaptığımı sormaya gelince: Başta
da belirttim ya Güneydoğu ile ilgili çok yazı yazdım. Yeterli
mi değil… Hele bu günlerde daha çok yazılması gerekiyor.
Çünkü bu ateş oraya düştüğü günlerde fikirlerine saygı
gösterdiğim bir büyüğüm: “Mümkün oldukça o ateşten
uzak durmak gerekir. Çünkü orada boyutları uluslararasına
dayanan kirli bir savaş vardır; kimin kimi öldürdüğü belli
değildir…”
Bu sözler söylediğinde 1990’lı yıllardı ve oluk gibi kan akıyordu. Sadece terör yanlılarından değil, sivil halktan, devlet
görevlilerinden, Hizbullah-PKK çatışması dolaysıyla iki
taraftan, sonrasında da Hizbullah kendi içinde çatıştırılarak
binlerce masum ve günahsız insan öldürüldü. Köy basmalar, toplu katliamlar, faili meçhuller, asit kuyuları, yakılan
evler ve yıkılan köyler… tam da Allah(c.c) dostunun dediği
gibi, “ölçüsüz kirli bir savaş vardı oralarda…” “Kimin eli
kimin cebinde belli değil” misali, kimin kimi niçin öldürdüğü
belirsizdi…”
Ardan geçen bunca yıla ve ortaya konulan siyasi gayretlere
rağmen sonuç alınmış değil. Çünkü bu kirli iç savaşı başlatanların hesabı henüz yerine gelmiş değil. Onların hesabı:
Güzel ülkemizin insanlarını bir birine vurdurup silah satmak
ve daha sonrasında İslam’dan ve inançtan yoksun, Türkiye
Cumhuriyeti’nin kurtuluş yılları sonrası gibi “laik, müstemleke, ırkçı bir Kürt devletçiği” kurmaktır. Ne acıdır ki gelişmeler ona doğru gidiyor. İsterse körelmiş vicdanlar, kararmış
gönüller, iktidar sarhoşu olmuş zavallılar, ırkçı kafatasçılığa
teslim olmuş nifak ruhlular bunu görmesinler… Sonuç ona
doğru gidiyor. Oyunun aktörlerinin palanı bu yönde…
Yoksa bu mesele bize(kendi insanımızı, bu memleketi ve
insanlarını beklentisiz ve ön yargısız sevenler) kalsaydı
dünden çözülecekti. Ama nerde…
Kürt sanatçı Şiwan Perver’in Halepçe’de, zalim ve acımazsız Saddam’ın, zehirli gazlarla yaptığı katliam için söylediği
ağıtı bugünlerde tekrar ediyoruz: (Türkçesini veriyorum)
Bugün Kürtlerin yok edilme fermanları yazılmış. Tıpkı geçmişte Diyarbakır’da, Palu’da, Genç’te ve Dersim’de olduğu
gibi çoluk çocuğun bağırışları, anne ve babaların feryatları
ararsında bu ferman uygulanmaktadır…” İçimiz kan ağlayarak, beş altı yadır bu ağıta şahit olmaktayız…
Acaba, 7 Haziran’da başlayıp, 1 Kasım seçimlerinden
sonra hız kazanan il, ilçe, köy ve mezralardaki ölümleri, yok
oluşları, evlerden ve hanelerden yükselen çoluk çocuk,
anne ve babaların feryatlarını yüreklerimizde hissedebiliyor
muyuz? Rabbim(c.c) hissedenlerden eylesin.
Zaten sınırlı gelen haberlerden dolayı, olanların birçoğunu
ne duyuyor ne de görüyoruz. Ancak ortalık sakinleşip tarafsız gözlemcilerin meseleye el atması ile gerçekler su yüzüne çıkacaktır. Ancak insani ve vicdani duyguları körlememiş her gönül, az çok verilen haberlerden meselenin dehşetini görür ve anlar.
Orada yaşananları neden Gazze’ye benzettim? Bir annenin cesedi yedi gün sokak ortasında kalıp kaldırılamıyorsa,
ölen bir kız çocuğu günlerce dondurucuya konup defnedilmiyorsa, camiler ve diğer ibadethaneler bombalanabiliyorsa, bazı yerlerde nerdeyse ayları bulacak sokağa çıkma
yasağı uygulanıp insanlar en zaruri ihtiyaçlarını göremiyorsa, hayat ölmüşse, eğitim, hastane, sosyal yaşam yok olup
gitmişse, sokaklar savaş alanın görünümündeyse ne eksiği
kalmıştır buranın Gazze’den, Filistin’den, Suriye’den..?
Nerde “Esad halkını katlediyor; bunun için o diktatör ve
katildir” diye onu bu şekilde karşılarına alanlar? Şu anda
buranın bazı yerlerinde zalim ve zorba Esad’dan geri kalmayan bir saldırı ve yok etme var…
Hükümete ait en ufak bir yanlışı “Paralele” bağlayan havuz
medyası zaten duyarsız ya da kışkırtıcı yayın yapmakta…
Geriye kalan birçok televizyonun da sesleri kesildi. Ne
kaldı…? Hangi doğruyu, nereden öğreneceğiz? Allah’tan
internet var da oradan ve dünya medyasından bazı gerçekleri öğrenebiliyoruz…
Azıcık vicdana sahip olanlar bir sanal âleme göz gezdirsinler neler görecekler neler: İnsanlar öyle bilenmiş, saflar öyle
ayrılmış ki iki taraf da -Türk ve Kürt kafatasçıları- bir birinden kaç insan öldürdüklerini, ölen insanların parçalanan
cesetleri, sokaklara ve karın üzerine serilen ölen insan
manzaraları… Anlayacağınız yara ve mesafe açıldıkça açılıyor… İşler sarpa sardıkça sapıyor… Kardeşlik duygusunu
bir kenara bırakın kin, nefret, düşmanlık, ayrılık ve biri birinden kurtulma fikir verildikçe veriliyor. Siz iki taraftan da her
gün kalkan cenazelerin sonunun nereye varacağını düşünüyorsun uz? Ayrılık… Ayrılık… Kardeşliğin yok oluşu…
Başka da bir sonuç bulamazsınız… Hangi taraftan olursa
olsun, sebep olanlardan Mevla(c.c) hesap sorsun.
Hırsızlık, rüşvet ve işret meselelerinden dolayı faka basarken yakalananlar, kozmik odalarda anlaştıkları kimselerin
bu açıklarını faş etmemeleri kaydı ile hem öz kardeşlerini
sattılar hem de Gazze’de olanlara benzeyenlerin yapıldığı
zulüm ve haksızlıklara ses çıkarmıyor, olanları “güvenlik ve
asayişi sağlama” bahanesine havale ediyorlar. Vay ki ne
yaman çelişki…
Yıllardır savunduğumuz İslam’i ve insani değerleri ayaklar
altına alma pahasına bu işe vesile olanlara Allah(c.c) akıl
fikir versin. Doğruyu göstersin, yaptıkları zulüm ve zorbalıktan vazgeçsinler…
Aynı şekilde zavallı, “mağdur Kürtlerin haklarını savunuyoruz” uydurma sözleri ile onların evlatlarını ölüme gönderen
ırkçı ve kafatasçı cahiliye adetlerinden ve bu adetleri ihya
etmek isteyen kimselerin şerrinden memleketin evlatlarını
kurtarsın. Bizlere de, bu ateşi söndürmeye vesile olacak
kelimeler kaleme alıp sözler söylemeyi nasip eylesin.
Rabbim inayet ve yardımını mazlumların ve mağdurların
üzerinden eksik etmesin.
ANKARA
Servis şoförüne
yaş sınırlaması
Ankara Servis
Aracı İşletmecileri
Esnaf Odası
Başkanı Tunçay
Elmadağlı,
Elmadağlı, servis
şoförleri için yaş
sınırı getirildiğini
belirterek, 26 yaşın
altıdakilerin servis
şoförü olarak çalışamayacaklarını
söyledi.
HABER MERKEZİ- Ankara Servis Aracı
İşletmecileri Esnaf Odası Başkanı Tunçay
Elmadağlı, özellikle ticari araçların zorunlu sigorta
bedellerinin çok yüksek olduğunu belirterek, "Son
zamanlarda deyim yerindeyse 'Zorunlu Mali
Mesuliyet Sigortası' tam bir muamma halini almıştır.
Şu an küçük bir kazaya karışan bir aracın sigortası
normal sigorta priminin 3-5 katına çıkmaktadır. Bu
durum geçimini şoförlükten sağlayan esnafı mağdur
etmektedir.
Zorunlu sigortaların içerisinde keyfi olarak ek teminatlara müsaade edilmemeli, devlet tarafından belirlenen azami prim bedelleri makul seviyelere çekilmelidir." talebinde bulunarak, mesleki faaliyetlerini
sürdürebilmesi adına şoför esnafı için destek istedi.
26 yaşından gün almayanların okul servis araçlarında şoförlük yapamayacaklarını belirten Oda Başkanı
Elmadağlı, "24.02.2015 tarih ve 29277 Sayılı Resmi
Gazete’de yayımlanan 'Okul Servis Araçları Hizmet
Yönetmeliği’nde Değişiklik Yapılmasına Dair
Yönetmelik' ile okul taşıtını kullanan şoförler için
asgari 26 yaş sınırlaması ile birlikte 'B' sınıfı sürücü
belgesi olanlar için 7, 'E' sınıfı sürücü belgesi olanlar için de 5 yıl tecrübe şartı getirilmiştir. Bu değişiklik yapılırken herhangi bir bilimsel veri temel
alınmamıştır. Sadece bir gazetedeki köşe yazarının
birkaç gün üst üste servis şoförlerini eleştirmesine
tepki olarak yapılmış bir düzenlemedir.
26 yaş sınırlaması, ülkemizin genel çalışan nüfusuna
oranla yüksek bir yaş ortalaması olduğu gibi, piyasada şoför istihdamını zorlaştıracak ve taşıma maliyetlerini ciddi şekilde artıracak bir durumdur." dedi.
SRC Mesleki Yeterlilik Belgesi ve Psikoteknik
Değerlendirme Belgesi ile ilgili de açıklamada bulunan Oda Başkanı Elmadağlı;
"Aynı şekilde SRC Mesleki Yeterlilik Belgesi ve
Psikoteknik Değerlendirme Belgesi alma zorunluluğu gibi düzenlemeler de esnafımız için gereksiz
zaman ve maddi kaybına sebep olmaktadır. Gerçek
amaca hizmet etmeyen bu tür belgeler servisçi esnafının üzerinden kaldırılarak, bunların yerine halen
Ankara Valiliği ve Milli Eğitim Müdürlüğü’nce
yapıldığı üzere esnafa yönelik eğitimler verilmek
suretiyle daha somut adımlar atılmalıdır." ifadelerini
kullandı.
Yapılan Kanun değişikliği ile Tüm Türkiye'de 2018
yılı sonuna kadar toplu taşıma araçlarında engelli
rampası uygulamasının zorunlu hale getirildiğini
belirten Elmadağlı, "Sektör çalışanları olarak bizler,
şu anda hizmet etmekte olduğumuz kurum, okul ve
işyerlerinde engelli olması durumunda, ihalelerde
şartnameye ihtiyaç sayısı kadar engelli donanımı
olan araç talebi konulsun istiyoruz.
100 araç çalışan bir kurumda en fazla 2 veya 3
engelli kişiye karşılık 100 aracın tamamının özürlü
rampalı araca çevrilmesi zorunluluğu olması esnafımızı mağdur edecek bir uygulamadır." diye konuştu.
12 Ocak 2016 Salı
5
Keçiören Belediyesi, bu defa
çocukları teknolojinin zararlarıyla ilgili bir tiyatro oyununda buluşturdu.
HACİVAT
TEKNOLOJİYİ
ANLATTI
HABER MERKEZİ-Yunus Emre Kültür Merkezi’nde
sahnelenen “Teknozede” adlı oyun büyük ilgi görüyor.
Özellikle Keçiören'deki ilköğretim çağı öğrencilerinin
beğeniyle izlediği oyunda insanların teknolojinin
bağımlılığı sonucu birbirinden uzaklaşması ve iletişim
sorunları yaşaması konu ediliyor. Geleneksel gölge
sanatı olan Hacivat ve Karagözün tiyatro ile yorumlandığı eser her hafta Salı ve Perşembe günleri 2 seans olarak izleyiciyle buluşuyor.
Sezon boyunca gösterimde olacak oyun, çocukları teknolojinin zararlarına karşı dikkatli olmaya çağırıyor.
"Keçiören'i Ankara'nın kültür başkenti yapmakta kararlıyız" diyen Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak;
"Çocuklarımıza teknoloji kullanımının bir takım sakıncalarını anlattığımız bu çocuk oyunu aynı zamanda
geleneksel gölge sanatının unutulmaz karakterlerini de
çocuklara yeniden hatırlatıyor. Keçiören'deki okulların
büyük ilgi gösterdiği oyunumuz yıl boyunca
Ankara'daki çocuklarımızla buluşmaya devam edecek."
dedi.
Eğitim-BirSen’den
Akgül’e ziyaret
220 bin Mamaklı
havuzdan yararlandı
Mamak Belediyesi Yüzme Havuzu, vatandaşlara 4 mevsim yüzme imkânı sunuyor.
HABER MERKEZİ-Mamak Belediyesi
Yüzme Havuzu, hem yaz hem de kış aylarında büyük ilgi görüyor. Havuz, özellikle hafta
sonları dolup taşıyor. Genç, yaşlı, çocuk her
kesime hitap eden havuzda geçtiğimiz yıl 66
bin kişi, açıldığı günden itibaren geçen 2,5 yıllık süreç içinde 220 bin kişi yüzdü. Üye sayısı
her geçen gün artan tesisten, geçtiğimiz yıl
1158 erkek, 1833 bayan, günü birlik kullanıcılar ve üyeler de dâhil olmak üzere toplam 15
bin kursiyer yararlandı.7’den 70’e herkesin
uğrak yeri olan yüzme havuzu temizliğiyle de
takdir toplayarak hem yaz hem de kış döneminde binlerce kişiye yüzme öğretmeyi hedefliyor. Sosyal belediyecilik alanında örnek hizmetlere imza attıklarını vurgulayarak, belediyenin imkan ve hizmetlerinden herkesin yararlanmasını amaçladıklarını kaydeden Mamak
Belediye Başkanı Mesut Akgül, “Belediyemiz
tüm imkânlarıyla çocukların ve gençlerin
yanında olmaya, onlara destek vermeye
devam edecek” dedi. Havuza olan ilginin her
geçen gün arttığını belirten Akgül, anne ve
babaların çocuklarını yüzme havuzuna gönül
rahatlığı içinde gönderebileceklerini kaydetti.
Çocuk grupları ve yetişkinlerden oluşan geniş
kullanıcı yelpazesiyle her geçen gün ilginin
daha da arttığı havuz hem yazın hem de kışın
Ankaralıların en çok tercih edeceği sosyal
alan olarak dikkat çekiyor. Havuz suyu
ölçümlerinin düzenli olarak yapıldığı, kimyasal ve fiziksel ölçümlerin yanı sıra mikrobiyolojik ölçümlerin de gerçekleştirildiği tesiste,
temizlik kurallarına harfiyen uyuluyor.
Pazartesi günü hariç haftanın altı günü hizmet
veren havuza günün farklı saatleri ve hafta
sonları olmak üzere yüzme eğitim grupları,
çocuk grupları ve yetişkinlerden oluşan geniş
kullanıcı yelpazesiyle her geçen gün ilgi daha
da artıyor. Tesis saat 09.00-21.00 saatleri arasında hizmet veriyor. Yaz mevsiminde kış
serinliği, kış mevsiminde de yaz sıcaklığı
sunan havuz, salı-perşembe ve cumartesi günlere bayanlara, çarşamba- cuma ve pazar günleri de erkeklere hizmet veriyor.
HABER MERKEZİ-Mamak
Belediye Başkanı Mesut
Akgül’e Eğitim-Bir-Sen
Mamak Temsilciliği nezaket
ziyaretinde bulundu. EğitimBir-Sen Mamak İlçe Başkanı
İsmail Koçbıyık ve yönetim
kurulu üyelerinin gerçekleştirdiği ziyaret son derece
samimi bir ortamda gerçekleşti. Eğitim ve eğitim sorunları üzerine karşılıklı fikir
alışverişinin gerçekleştiği
ziyarette Akgül: “İlçe sınırlarımız içerisinde yüzlerce okul
bulunuyor. Bu okullarda eğitim gören yüz bini aşkın
öğrenci bulunuyor. Sadece
belediyemizin bilgi evlerinden binlerce öğrenci faydalanıyor. Böyle büyük bir yapı
haliyle bir takım sorunları ve
sorumlulukları da beraberinde
getiriyor. Bizler geleceğimiz
olan çocuklarımızın en güzel
şekilde eğitilmesi için her
türlü desteği veriyoruz.
Çocuklarımızın eğitimini üstlenen eğitimcilerin de karşılaştıkları sorunları çözüp
onlara en güzel çalışma
koşullarını sunmakta aynı
zamanda eğitimin kalitesini
artırır” dedi.
Eğitim-Bir-Sen Mamak
İlçe Başkanı İsmail
Koçbıyık’ta Akgül’e eğitime
ve eğitimcilere verdiği destekten için teşekkür etti.
Koçbıyık: “Başkanım eğitim
gibi hassas bir konuda hem
eğitimcileri hem de öğrencilere yönelik desteğinizi bilmeyen yoktur. Bu manada
vermiş olduğunuz destekten
ötürü teşekkür ediyorum”
Nazım Hikmet
ANILACAK
Çankaya Belediyesi, Nazım
Hikmet’in 114. Yaşını Çağdaş
Sanatlar Merkezi’nde kutluyor.
HABER MERKEZİ-Çankaya Belediyesi Çağdaş
Sanatlar Merkezi, ünlü ozan Nazım Hikmet’in 114. Yaş
kutlamasına ev sahipliği yapıyor.
15 Ocak Cuma 19.30’da başlayacak etkinlikte,
Müzisyen Mehtap Meral “Nazım Şarkıları” seslendirecek. Şair Haydar Ergülen de yaşamı yapıtlarını doğrudan etkileyen Nazım Hikmet’in yaşamını ve şiirlerinin
etkilerini anlatacak. Etkinliğe katılabilmek için
ÇSM’den yer fişi almak yeterli olacak.
Aynı gün 17.30’da başlayacak “5. Uluslararası Ankara
Sanat Buluşması” nda ise 136 sanatçının 400’den fazla
eseri yer alacak. Sanat ve Sanatkarlar Topluluğu Kültür
Derneği’nin düzenlediği etkinlikte, 2016 Onur Ödülleri
ve Plastik Sanatlar Ödülleri ile 11. Yıl Özel Sanat
Ödülleri de sahiplerini bulacak.
Buluşmada yer alan eserler, 24 Ocak’a kadar görülebilecek.
6
DIŞ DÜNYA
12 Ocak 2016 Salı
ABD'nin Avrupa'ya
gönderdiği füze
Küba'da çıktı
nEW yOrk - ABD'den eğitimde kullanılmak
için Avrupa'ya gönderilen Hellfire füzesi, kullanımının ardından dönmesi gereken ABD yerine
Havana'ya ulaştı.
Wall Street Journal gazetesinin haberine göre,
2014 yılında gerçekleşen olayda, füzeyi üreten şirket NATO tatbikatında kullanılmak üzere gerekli
izinlerin ardından kargoyu İspanya'ya gönderdi.
Aktif olmayan ve sadece eğitim amaçlı kullanılabilen Hellfire eğitim füzesi, tatbikatın ardından
tekrar paketlenerek ABD'ye gönderilmek üzere
yola çıktı.
Ancak Frankfurt'tan Florida'ya gönderilmesi
planlanan füze önce Paris'e oradan da Havana'ya
ulaştı. Kargo şirketi ise yanlışlık yaptıklarını savunarak ABD'yi konuya ilişkin bilgilendirdi.
ABD'nin yıllardır ambargo uyguladığı Küba'dan
füzeyi geri alabilmek için 2014 yılından bu yana
çalışma yaptığı öğrenildi.
Hellfire füzelerinin önce anti-tank amaçlı üretildiği daha sonra da modernize edilerek havadan
karaya kullanılabildiği, genellikle de helikopterlerden atıldığı belirtildi.
Eğitim füzesinin aktif olmadığı ancak içindeki
teknolojinin "ABD'nin müttefiki olmayan ülkelerin
eline geçmesinin riskli" olabileceği kaydedildi.
Beyaz Saray'dan bugün konuya ilişkin yapılan
açıklamada da ABD yönetiminin bu sorunu ciddiye aldığı vurgulandı. Füzenin yanlışlıkla mı yoksa
bilinçli olarak mı Küba'ya gönderildiğinin tespiti
için de soruşturma açıldığı ifade etti. (AA)
ABD'de büyük
ikramiye rekor kırdı
WAsHınGTOn- ABD'nin en popüler loto oyunlarından Powerball'da dağıtılacak ikramiyenin rekor
düzeye çıkması ülke genelinde büyük heyecan yarattı.
Milyonlarca Amerikalı, çekilişe saatler kala şanslarını
denemeye devam ediyor.
İki dolar karşılığında oynanan şans oyununda
"Jackpot" olarak bilinen en büyük ikramiyeyi kazanmak için altı farklı numarayı sırasıyla bilmek gerekiyor.
Powerball
çekilişleri
çarşamba ve
cumartesi
geceleri
yapılıyor.
Ancak,
haftalardır
devreden
lotonun çarşamba yapılan son çekilişinde şanslı
numaraları
yine kimse tutturamamıştı. Devreden 524 milyon
dolarlık ikramiyenin 2 gün içinde 900 milyon dolara
ulaşması herkesi şaşırttı.
Yetkililer, bu akşamki çekilişte de kazanan çıkmaması durumunda büyük ikramiyenin çarşamba gecesine kadar 1,3 milyar dolara yükselebileceğini belirtiyor. Resmi istatistiklere göre, Powerball lotosunu tutturma şansı, 292 milyon 200 binde bir. ABD'de herhangi bir kişiye bir yılda yıldırım çarpması ihtimali
ise 700 binde bir.
Fakat ümit kırıcı istatistikler, büyük ikramiyeyi
kazanma hayalleri kuran Amerikalıları durdurmaya
yetmiyor. Milyonlarca insan çekiliş öncesi loto bayilerine akın ederek şansını denemek istiyor. (AA)
Gazze'de balıkçılık
İsrail'in ağlarına
takılıyor
GAZZE - ULA ATAALLAH - Gazze'de temel
geçim kaynakları arasında yer alan balıkçılığın, İsrail
tarafından uygulanan kısıtlamalar nedeniyle hareket
alanının daraldığı bildirildi.
Filistin ile İsrail arasında 1993'te imzalanan Oslo
Anlaşması'na göre avlanma mesafesinin 20 mil olmasına rağmen Gazzeli balıkçıların, kıyıdan 6 milden
fazla açılamadığı ifade ediliyor.
Akdeniz kıyısındaki Gazze Şeridi'nin en gözde
meslekleri arasında yer alan balıkçılık, İsrail'in ağlarına takılıyor. İsrail askerleri, herhangi bir anlaşmada
yer almayan kurallarına göre sınır ihlali yaptıkları
gerekçesiyle Filistinli balıkçılara ateş açıyor, gözaltına
alıyor veya teknelerine el koyuyor.
OsLO AnLAşmAsınA Aykırı
Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) ile İsrail arasında
1993'te imzalanan Oslo Anlaşması'na göre,
Filistinlilerin herhangi bir İsrail müdahalesine maruz
kalmadan Gazze Şeridi'nden 20 mil mesafe açıklığa
kadar serbest hareket edebilme hakkına sahip olduğu
belirtiliyor.
AA muhabirine konuşan Gazze Balıkçılar Sendikası
Başkanı Nizar Ayyaş, bölgede yaklaşık 50 bin kişinin
nafakasının 4 bin balıkçı tarafından sağlandığını ifade
ederek, İsrail'in devam eden uygulamaları nedeniyle
avlanmaya çıkan balıkçıların kazançlarında son aylarda düşüş yaşandığını aktardı.
Ayyaş, "Balıklar, kıyıya yaklaşık 9 mil mesafede
dolaşırken, ailelerini geçindirmek zorunda olan
Filistinlilerin avlanmaları için 6 mil mesafe şart koşulması haksızlık. Belirtilen mesafenin aşılması durumunda öldürülme ya da gözaltı tehdidiyle karşı karşıya kalınıyor" dedi.
AbLUkAnın bALıkçıLık
sEkTörünE ETkiLEri
İsrail'in 2007'den bu yana bölgede uyguladığı ablukanın, balıkçılık sektöründe büyük bir çöküş meydana
getirdiğini söyleyen Ayyaş, "Ablukadan önce
Gazze'nin senelik balık üretimi 5 bin ton iken şimdi
800 tona düştü" ifadesini kullandı.
(AA)
Türkiye, yurt
dışı tanıtım
kampanyasını
ABD'nin en
büyük turizm
fuarlarından
''New York
Times Travel
Show''a katılarak başlattı.
kurdela kesim törenine
new york başkonsolosu
Ertan yalçın ve new york
kültür ve Tanıtma Ataşesi
murat karakuş’un (fotoğrafta) da katıldığı fuara
140 metrekarelik stantla
katılan Türkiye ziyaretçilerden yoğun ilgi gördü.
Türkiye yurt dışı tanıtımına
New York'tan başladı
nEW yOrk - Türkiye, yurt dışı tanıtım kampanyasını ABD'nin en büyük turizm fuarlarından ''New
York Times Travel Show''a katılarak başlattı.
Ülke turizm-tanıtma kampanyalarının ilk durağı
olarak da kabul edilen fuar, 8-10 Ocak 2016 tarihleri
arasında New York'taki Jacop K. Javits Kongre ve
Sergi Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.
Türkiye'nin 140 metrekarelik standıyla "Silver
Sponsor" olarak katılım sağladığı fuara, dünyanın
değişik bölgelerinden birçok ülkeyle birlikte çok
sayıda tur operatörü ve turizm firması katılıyor.
Fuar bütün sponsorların katıldığı kurdela kesimi
töreniyle ziyarete açılırken, törende Türkiye'yi New
York Başkonsolosu Ertan Yalçın temsil etti.
Bu yıl 13'üncüsü gerçekleştirilen fuarda
Türkiye'nin standında, THY başta olmak üzere birçok
alt katılımcı firma, 3 gün boyunca tanıtım faaliyetinde bulunacak. Açılış günü, sadece turizm profesyonelleri ile medya temsilcilerine açık olan fuar, son iki
gün gezi meraklıları tarafından da ziyaret edilecek.
Fuar süresince çay, içecek, simit ve baklava ikramı
yapılan Türkiye standında, THY tarafından bilet
çekilişi gerçekleştirilecek.
Fuarda ayrıca 9 Ocak Cumartesi 13.45 itibarıyla
European Stage’de sanatçı Ahmet Erdoğdular mini
bir konser verecek.
Türkiye'nin yıl içinde katılacağı 130'un üzerindeki
fuardan ilki olan New York Times Turizm Fuarı, ülke sayısında 800 binin üzerine çıkılmış olacağını ifade
tanıtım kampanyalarının başlangıcı olarak kabul edi- etti.
ABD pazarında son birkaç yıldır yaşanan sıkıntıliyor.
lardan dolayı artış eğilimi yakalanamadığını dile
getiren Karakuş, ekim ayında Türkiye’deki olaylarbüyük düşüşLEr yAşAnmAdı
dan dolayı da ziyaretçi sayısında bir düşüş yaşanmasına rağmen daha sonra toparlanma görüldüğünü bilTürk standında gazetecilere açıklamada bulunan
New York Kültür ve Tanıtma Ataşesi Murat Karakuş, dirdi. Karakuş, ABD pazarıyla ilgili değerlendirmeTürkiye'nin bölgesinde yaşadığı gerginliklere rağmen sinde, son 3 yıldır yaşanan olumsuzlukların ardından
37 milyon 780 bin turist rakamına ulaştığını ve turist ABD basınının tutumu ve ABD Dışişleri
Bakanlığının Türkiye için yayınladığı "seyahat çağrısayısında korkulan büyük düşüşlerin yaşanmadığını
sı" halen geçerli olmasına rağmen Amerikalıların
bildirdi. 2015 yılına yönelik kasım ayı itibariyle
Türkiye'ye olan ilgisini yitirmediğini söyledi.
açıklanan 11 aylık rakamlara göre, yabancı turist
2015 yılında İstanbul'u en çok ziyaret eden üçüncü
sayısında 1,36'lık bir düşüş görüldüğüne işaret eden
milletin Amerikalılar olduğunu bildiren Karakaş,
Karakuş, 12 aylık rakamların açıklanmasıyla başa
Almanların birinci olduğu sıralamada, İranlıların
baş noktaya gelinebileceğini söyledi.
ikinci sırada yer aldığını kaydetti. Karakuş,
Amerikalıların daha önce 4. sırada bulunduğunu
rUsyA pAZArındA sürpriZ ArTış
hatırlattı.
Konuşmasında, Türkiye'nin büyümesine ve turizm
Karakuş, yıllık yüzde 38 düşüşün yaşandığı kasım
sektörüne katkısından dolayı Türk Hava Yolları'na
ayında Rus uçağının düştüğü ve Rusya'nın engelle(THY) teşekkür eden Karakuş, THY'nin şu anda
meler çıkardığı dönemde, bu pazarda yüzde 36 artış
ABD'den Türkiye'ye 8 destinasyondan uçtuğunu
sağlandığını kaydetti.
hatırlattı. Mayıs ayında ABD'deki destinasyonlara
11 aylık rakamlara göre, ABD'den Türkiye'ye 767
Atlanta'nın da ekleneceğini belirten Karakuş,
bin 749 turist gittiğini ve bunun da yüzde 2,8'lik bir
THY'nin Kanada'dan da 2 destinasyondan Türkiye'ye
artışa tekabül ettiğini belirten Karakuş, bir yıllık
uçtuğunu anlattı. (AA)
rakamlarla ilk defa ABD'den Türkiye'ye giden turist
Cansuyu'ndan, Kamerun'a külliye
HATAy - Cansuyu Yardımlaşma ve Dayanışma
Derneği, Kamerun'un Kousseri kentinde cami ve 400
öğrenci kapasiteli okulu da bünyesinde barındıran
Niyazi ve Nazife Ersoy Külliyesi'ni açtı.
Dernekten yapılan yazılı açıklamada, özellikle
Müslüman nüfusun yoğun yaşadığı mazlum ve mağdur topluluklar için cami ile külliye projelerinin
hayata geçirildiği belirtildi.
Projeyle Müslümanların ibadetini rahatça yapmasının hedeflendiği ifade edilen açıklamada, külliyelerdeki okullarda da toplumların eğitim seviyesinin yükseltilmesinin amaçlandığı vurgulandı.
Bugüne kadar Afrika'nın birçok bölgesinde cami
yaptırıldığı ve kardeşliğin pekiştirilmesine çalışıldığı
bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"Afrika'da cami ve külliyelerin sayılarının azlığı
nedeniyle Müslümanların zorluk çektiğini tespit eden
derneğimiz, bu konuda komple tesisler inşa ediyor.
Bu tesislerde cami, medrese, şadırvan, tuvalet ve sosyal donatılara yer verilmesi de bölge açısından önemlidir. Bu okullarda çocuklara fenni ilimlerin yanı sıra
din eğitimleri yeterli düzeyde veriliyor."
Açıklamada, İzmir temsilciliğinin katkılarıyla
Kousseri'de yaptırılan 400 öğrenci kapasiteli okul ile
caminin de yer aldığı Kamerun Niyazi ve Nazife
Ersoy Külliyesi'nin yerli halkın katılımıyla açıldığı
ifade edildi.
Derneğin İzmir temsilcisi Ahmet Yorulmaz ise
okulda birinci sınıfta 120 öğrencinin bulunduğunu,
her yıl yeni sınıfların açılmasıyla 400 kişinin binada
eğitim göreceğini belirtti.
(AA)
Pentagon’a göre; Suudi Arabistan
ile İran arasında savaş ihtimali yok
ABD yönetimi, Suudi Arabistan ile İran arasında, Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr'in idam edilmesinin ardından Suudi Arabistan'ın
Tahran büyükelçiliğinin ateşe verilmesiyle büyüyen gerginliğin iki taraf arasında askeri boyutlara ulaşmayacağını düşünüyor.
WAsHınGTOn - ABD Savunma Bakanlığı
Pentagon'dan üst düzey bir yetkili, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Körfez bölgesinde şu ana kadar askeri bir
hareketlenme görmediklerini, böyle bir durum için de
bir sebep bulunduğunu kanısında olmadıklarını söyledi.
Adının gizli kalmasını isteyen yetkili, İran ile Suudi
Arabistan arasındaki gerginlik için "Bütün bunlar tamamen retorik. Bu gerilimin askeri bir boyutu olacağını
düşünmüyoruz" dedi.
Son günlerdeki gelişmeleri, "Bu, her yerde olabilecek
diplomatik bir kriz" şeklinde değerlendiren Pentagon
yetkilisi, yine de gerginlikle "herkes gibi ilgili endişeleri
bulunduğunu" kaydetti. Pentagon yetkilisi, "Hatta bu
endişenin her zamankinden yüksek olduğunu söyleyebilirim" ifadesini kullandı.
Amerikalı yetkili, ayrıca, "Bizim sadece bölge için
değil, tüm dünya geneli için çok sayıda kombinasyon ve
ihtimali içeren savaş planlarımız var ancak şu anda bunların hiçbiri uygulanmıyor. Biz bölgede normal duruşumuzu sürdürüyoruz" diye konuştu.
"bir dEnGEyE OTUrAcAkTır"
Uluslararası ilişkiler alanında çalışan analistlerden bir
kısmı da şu anki karşı karşıya gelme durumunun diplomatik alanda etkileri olacağını, kısa vadede çözülmese
bile bir dengeye oturacağını düşünüyor.
Carnegie Endowment adlı düşünce kuruluşunun
Ortadoğu uzmanlarından Frederick Wehrey, gazeteciler
için düzenlenen telekonferansta, İran ile Suudi
Arabistan'ın stratejik rakipler olduğunu hatırlattı.
Son dönemdeki gerilimin kısa vadede tam olarak
çözülmese de sonunda yerini bir dengeye bırakacağını
ifade eden Wehrey, "Suudi Arabistan-İran ilişkilerinin
geneline baktığınızda, iki taraf birbirinin boğazını kesecek duruma gelse bile her zaman belli bir derecede koor-
dinasyon ve belki arka kanallardan gizli diyalog olmuştur" diye konuştu.
Aynı kuruluştan kıdemli uzman Karim Sadjadpour de
iki ülkenin hasım değil rakip olduklarını söyledi.
Son günlerde her iki taraftan da gerginliğin düşürülmesine yönelik açıklamalar geldiğine işaret eden
Sadjadpour, Suudi Arabistan'ın Tahran Büyükelçiliğine
düzenlenen saldırının ardından özellikle İranlı bazı siyasetçiler ve yetkililer tarafından saldırıyı kınayan ve sınırın aşıldığını belirten açıklamalar yapıldığını, bunun da
iyiye işaret olduğunu kaydetti.
"dipLOmATik ETkiLEri OLAcAk"
Merkezi Washington'da bulunan Ortadoğu Enstitüsü
adlı düşünce kuruluşunun Başkan Yardımcısı Paul
Salem ise son gerginliğin diplomatik alanda etkileri olacağını öngördü.
Suriye krizinin çözümü için yapılacak barış görüşmeleri, Yemen sorunu hakkındaki müzakereler, DAEŞ'e
karşı uluslararası bir koalisyon kurulması ve Irak'ta
DAEŞ'e karşı bazı kazanımlar elde edilmesi gibi gelişmelerle 2015'in umut verici şekilde sonlandığı dile
getirildi. (AA)
Pursaklar Yunus EmrE mahallEsi
Yunus Camii vE kur’an kursu YaPtırma
vE Yaşatma DErnEği Olağan GEnEl kurul ilanı
Pursaklar Yunus Emre Mahallesi Yunus Camii ve Kur’an Kursu Yaptırma ve Yaşatma
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 28.01.2016 Perşembe günü saat: 13:00’da Eski
Köy Caddesi No:41 Pursaklar/Ankara adresindeki cami dernek odasında yapılacaktır.
Çoğunluğun sağlanamamadığı takdirde 04.02.2016 da aynı yer ve saatte yapılacaktır.
Üyelerimie duyurulur.
GünDEm :
YÖnEtim kurulu
1- Yoklama, açılış ve başkanlık divanı seçimi
2- Yönetim, denetim Kurulu Raporlarının okunup ibrası,
3- 2013-2014 ve 2015 yılı bütçe kesin hesaplarının ibrası,
4- Yönetim kurulunca hazırlanan tahmini bütçenin görüşülüp onaylanması,
5- Derneğe lüzumlu olan taşınmaz malların alınması, bağış ve vasiyet yoluyla intikal edenlerin
tescil muamelelerinin yapılması hususlarında Yönetim Kuruluna selahiyet verilmesi,
6- Yeni Yönetim - Denetim kurulu üyelerinin seçilmesi,
7- Dilek ve temenniler ve Kapanış
bölge haberlerİ
Öğrenciler “yaşam
alanı”yla sosyalleşiyor
KIRIKKALE - AHMET KAVAKLI - Kırıkkale'deki
bir lisede, ev ortamına benzer oluşturulan "yaşam alanı"
sayesinde öğrenciler boş zamanlarını daha verimli değerlendirebiliyor.
Atatürk Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin koridorunda okul idaresince oluşturulan alanda, öğrenciler birçok
kaynak eserin yer aldığı kütüphaneden istifade etmenin
yanı sıra satranç oynama, sohbet etme, dinlenme ve ortak
çalışmalar yapma imkanı buluyor.
Okul Müdürü Şevket Yurduseven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, öğrenci kitap ikilisinin birbirinden uzaklaştırıldığında toplumda okuma oranının düştüğünü, bunun
için bazı alışkanlıkları değiştirmek istediklerini belirtti.
Kilitli odalar, kapalı dolaplar ve bunun gibi engeller kaldırılarak kitapların öğrencilerle buluşturulması gerektiğini
vurgulayan Yurduseven, "Birçok okulda kütüphaneler
kapalı ve kilitli ortamlarda, rahatlıkla gidip gelinecek yerlerde değil. Bazı alışkanlıkları değiştirmek istiyoruz. Bunu
düşünerek okulumuzda farklı bir uygulama yaptık ve
kitapları raflardan indirdik. Okul koridorunda 'yaşam alanı'
oluşturarak öğrencilere ev ortamı sağladık" diye konuştu.
Yurduseven, öğrencilerin yaşam alanında kendilerini
daha rahat hissettiklerini ve boş zamanlarını bu mekanda
daha verimli değerlendirdiklerini dile getirdi.
Yaşam alanındaki kütüphane bölümünde öğrencilerin
dersleriyle ilgili kitapların yanı sıra ansiklopediler, dini
yayın ve kitaplar ile güncel konuların yer aldığı kitapların
bulunduğunu ifade eden Yurduseven, şunları söyledi:
"Öğrenciler burada istedikleri kitabı alıyor, okuyup daha
sonra yerine bırakıyor. Bu sayede öğrenciler ders aralarında, teneffüslerde, öğle saatlerinde ya da derslerinin boş
olduğu zamanlarda oluşturduğumuz yaşam alanına gelerek
çeşitli kitaplardan yararlanıyorlar. Öğrencilerimizin rahat
olmaları, arkadaşlarıyla ders dışında da sosyal imkanları
daha bilinçli kullanmaları için rahat, huzurlu ve ev ortamı
şeklinde bir dizayn yaptık. Öğrencilerimiz yaşam alanında
geçirdikleri süre içinde ücretsiz olarak çay ve kahvelerini
de içerek hem derslerine çalışıyor hem ortak çalışmalar
yapabiliyorlar." (AA)
Şampiyon adayı
atlar Eskişehir'de
yetiştiriliyor
ESKİşEHİR - DENİZ AçIK - Eskişehir'de 1815
yılında Osmanlı ordusunun at ihtiyacını karşılamak
için 2. Mahmud tarafından ''Çiftlikat-ı Hümayun'' adıyla kurulan ve 1984'ten bu yana Tarım İşletmeleri Genel
Müdürlüğü (TİGEM) bünyesinde faaliyet gösteren
Anadolu Tarım İşletmesinde geleceğin şampiyon adayı
atlar yetiştiriliyor.
Mahmudiye ilçesinde bulunan ve TİGEM'in en
büyük işletmelerinden biri olan Anadolu Tarım
İşletmesi Müdürlüğü, 201 yıllık geçmişiyle Türk at
yarışı tarihinin en önemli Arap atlarını yetiştirme ve
seceresini tutma özelliğine sahip. İşletmenin haralarında, yarış tarihine adını altın
harflerle yazdırmış olan
safkan Arap
atlarıyla, geleceğin şampiyonları büyük
bir titizlikle
yetiştiriliyor.
Anadolu
Tarım
İşletmesi
Müdürü Zafer
Öz, AA muhabirine yaptığı
açıklamada,
işletmede 1815
yılından itibaren ''Çiftlikat-ı Hümayun'' adıyla ordunun at ihtiyacını
karşılamaya yönelik faaliyetlerin yapıldığını anımsattı.
Faaliyetleri, istihdam sahası, ürünleri ve meydana
getirdiği katma değerlerle bölge ve ülke ekonomisine
katkı sağladıklarını ifade eden Öz, "Zamanla teknolojinin ilerlemesiyle çiftlik, at yarışları için Arap atı yetiştiriciliğine dönüştü. Uzun yıllardır burada yarış sektörüne önemli atlar yetiştiriyor" dedi.
Öz, işletmelerinde şu anda 125 kısrak, 12 aygırın
bulunduğunu bildirerek, şöyle devam etti:
"Her yıl 80 tayı Türk atçılığının hizmetine kazandırıyoruz. 2012 yılından itibaren önemli yatırımlar yaptık.
Uzun yıllardır yetiştiricilikte birinciliği kimseye kaptırmıyoruz. Yarışta koşup en yüksek gelir elde eden 10
Arap atından 6'sını Anadolu Tarım İşletmesi
Müdürlüğü olarak biz yetiştirdik. İşletmemizce yetiştirilen 'Kara Üzüm' adlı Arap atı, bütün zamanların yarış
atları arasında en yüksek gelir getiren ikinci atıdır.
İşletmemizin şampiyon aygırlarından 'Ayabakan'ın
yavruları koşmaya başladı. Onun yavrularından
'Sakarbaşı' isimli tayımız pist rekoru kırarak koşu
kazandı. Yetiştirdiğimiz başarılı atları yeniden işletmemize alıp aygır olarak değerlendiriyoruz."
Zafer Öz, bu yıl işletmeleri tarafından yetiştirilip
yarışlarda boy gösteren taylar birinci olunca satışlarının
olumlu ölçüde arttığına değinerek, "2015 yılında 80 tay
satıp, 8 milyon liranın üzerinde gelir elde ettik.
Yetiştiricilik primlerinde de lider durumundayız.
Yaklaşık 5 milyon lira yetiştiricilik geliri kazandık"
diye konuştu.
(AA)
12 Ocak 2016 Salı
7
Savaş mağdurlarının yüzü
barınma merkezlerinde gülüyor
HATAY - LALE KÖKLü/HALİT DEMİR - İç
savaştan kaçarak sığındıkları Türkiye'de, kendileri
için oluşturulan ve içerisinde her türlü yaşam alanı
düşünülen barınma merkezlerinde kalan Suriyeliler,
sunulan imkanlar için Türkiye'ye teşekkür ediyor.
Türkiye'deki onlarca barınma merkezinden biri olan
Hatay'ın Altınözü ilçesindeki Tekel Geçici Barınma
Merkezi'nde de 13 bin metrekare alandaki 263 bölünmüş odayla, bin 345 Suriyeliye hayatlarına sürdürebilecekleri her türlü rahatlık sağlanıyor.
Barınma merkezinde, Türk Kızılayı tarafından
yapılan çocuk dostu alanları, sağlık merkezi, pazar,
çamaşır yıkama salonları, cami, kadınlara ve çocuklara özel el işi kursu alanlarıyla sığınmacılara adeta
küçük bir şehir imkanı sunuluyor.
Ortalama 5-6 kişilik ailelerin rahatça kalabileceği,
yanmaz malzemelerle yapılı bölünmüş odalarda, mutfaklar bulunuyor. Suriyeliler, burada, soğuk kış gecelerinde radyatörler yardımıyla ısınıyor.
Kamp müdürü Ercüment Ülkümen, AA muhabirine, Suriyelilerin savaşın ilk gününden bu yana en iyi
imkanlarla misafir edildiğini söyledi.
Barınma merkezinde kalanların 725'inin çocuk,
321'inin ise kadın olduğunu belirten Ercüment,
"Burada onların sağlığı ve rahatlığı için elimizden
geleni yapıyoruz. Özellikle çocuklarımızın soğuk kış
günlerinde, sıcak bir ortamda yaşayabilmesi için dağıtılan radyatör ısıtıcılarla onlara sıcak bir yuva imkanı
sağlıyoruz. Sağlık merkezinde bulunan doktorumuzla,
bebek veya çocuklarımızın en ufak bir rahatsızlığında
müdahale ediliyor" diye konuştu.
Yaklaşık 10 gün önce 3 çocuğuyla barınma merkezine gelen Meryem İsmail ise savaşın son bulacağı
umuduyla 5 yıldır ülkesini terk etmediğini ancak
Cebel Ekrad'taki evinin bombalanmasıyla, kaçmaktan
başka çaresinin olmadığını anlattı.
"AMAcIM NAMuSuMu VE
çOcuKLARIMI KORuMA
ALTINA ALMAK"
Türkiye'ye sığındığını ve geride kalan eşinden de
haber alamadığını belirten Meryem İsmail, şöyle
devam etti:
"Rus uçakları bulunduğumuz bölgeye yağmur gibi
bomba yağdırıyordu. Yanıma sadece çocuklarımı
aldım ve kaçtım. Türkiye'ye sığınmamızın amacı,
namusumu ve çocuklarımı koruma altına almak.
Biliyoruz ki Türkiye bizim için tek güvenli ülke.
Başka gidecek yerimiz yok. Buraya gelince çocuklarımla bana bir oda tahsis ettiler. Suriye'de bulunduğumuz yerden çok daha güvenli, çocuklarımın da sıhhati
yerinde, her türlü ihtiyacımız karşılanıyor. Burada
çocuklarım ölmeyecek. Bunu bilmek bir anne olarak
bana yetiyor. Allah herkesten razı olsun."
Ziyad El Tab da Lazkiye'den 4 yıl önce geldiği
Türkiye'de yaşlı annesi ve diğer aile bireyleriyle
barınma merkezine yerleştiklerini aktardı.
Henüz bir aylık bebeği Meryem'in sevincini yaşayan baba El Tab, huzurlarının yerinde olduğunu ve
kendilerine bu imkanlar sağlandığı için Türkiye'ye
Kış ortasında
havadaki leylek,
görenleri şaşırttı
BALIKESİR - Balıkesir'in Kepsut ilçesinde
kış ortasında havada uçarken görülen bir leylek,
vatandaşları şaşırttı.
Alınan bilgiye göre, Kepsut ilçe merkezinde
uçan bir leylek, vatandaşlar tarafından şaşkınlıkla
karşılandı. İlçe sakinleri, genelde bahar aylarında
görmeye alışık oldukları leyleğin, Ocak ayında
bölgelerinde bulunmasını merakla izledi.
Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Uygulama ve
Araştırma Merkezi Müdür Yardımcısı
Prof. Dr. Mehmet Sıkı, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, leyleklerin
Türkiye'ye genelikle Mart ayının başlarında geldiğini belirtti.
Kepsut ilçesinde Ocak ayında leylek
görülmesinin bir kaç ihtimali bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Sıkı, şöyle konuştu:
"Leylekler normal şartlarda Mart ayının başında gelir. Daha önce görülmemiş
bir olay. Hayret verici, alışılmışın dışında. Bu tabi Ocak ayında bir leylek görüldü diye bütün leylekler göçü bıraktı anlamı çıkmaz. Leyleğin kışın çetin geçtiği
şu günlerde görülmesinin bir kaç ihtimal
var. Geç uçan yavrulardan biri olabilir,
kafileyi kaçırmış leyleklerden biri olabilir veya güçsüz olduğu için göçe katılmamış ve kışı burada geçirmek zorunda kalmış olabilir. En zayıf ihtimal küresel ısınmadan
dolayı erken göç olabilir. Ancak burada 40-50
leylek olsa farklı yorum yapılabilirdi. Bunun için
'leylekler erken göç etti' demek mümkün değil."
Prof. Dr. Sıkı, Türkiye'de birkaç ilde leyleklerin kışı geçirdiğini ancak daha önce Balıkesir'de
böyle bir olaya rastlanmadığını ifade etti.
Özelikle 4 gün önce karın yerden yeni kalktığı
bir ilde leylek görülmesinin ilginç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sıkı, "Muhtemelen bu leylek
kışı burada geçirdi. Normal bir göç davranışı
değil. Leylekler Türkiye'ye Mart ayının ilk haftasında gelmeye başlar ve bu göç Nisan ayında
yoğunlaşır. Leylekler, Türkiye'de sadece Iğdır,
İzmir Kuş Cenneti ve Samsun'da zaman zaman
Ocak ve Şubat ayında görülür" dedi.
İlçe sakinlerinden Cemil Sarı da daha önce kış
döneminde hiç leyleği havada uçarken bölgelerinde görmediklerini belirtti.
Bahar döneminde Türkiye'ye göç eden leyleklerin ilk olarak Kepsut'a geldiğini ifade eden Sarı,
"Ocak ayındayız ve biz böyle bir şey daha önce
görmedik. Kepsut bölge olarak soğuk bir iklime
sahip. Daha dün kar yağıyordu, bugün güneş
çıktı ve leylek gördük. Çok şaşkınız bunu anlamış değiliz. Biz baharın habercisi olarak leylekleri görürdük ama Ocak ayında görünce şaşırdık"
diye konuştu.
(AA)
Mega projede Altınova-Gemlik
güzergahı tamamlandı
YALOVA - İSMAİL ERSAN - Yalova Valisi
Selim Cebiroğlu, İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresini 9 saatten 3,5 saate indirecek GebzeOrhangazi-İzmir Otoyolu Projesi içindeki yaklaşık 40 kilometrelik Altınova-Gemlik güzergahının
tamamlandığını ve açılışa hazır olduğunu söyledi.
Cebiroğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşımı oldukça
kısaltacak 433 kilometre uzunluğundaki GebzeOrhangazi-İzmir Otoyolu'nun bir bölümünün
Yalova sınırlarından geçtiğini anımsattı.
İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü'nden sonraki bölüm olan ve Altınova'dan başlayıp Gemlik'e
kadar uzanan 40 kilometrelik karayolunun Yalova
ile Bursa arasındaki ulaşımı da rahatlatacağını
vurgulayan Cebiroğlu, sözlerine şöyle devam etti:
"İstanbul ile İzmir arasındaki ulaşım süresini 9
saatten 3,5 saate indirecek Gebze-Orhangaziİzmir Otoyolu Projesi içerisinde yer alan yaklaşık
40 kilometrelik Altınova-Gemlik güzergahı
tamamlandı. Altınova-Gemlik güzergahı açılışa
hazır hale geldi. Uygun bulunursa bu karayolu bir
ay içinde açılabilir. Söz konusu güzergahta levhalar, trafik işaretleri ve ışıklandırmaların hepsi bitti.
Hükümetimiz ne zaman açılacak derse o zaman
hizmet vermeye başlayabilir. Teknik yönden bir
sorun yok. İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü
açıldıktan sonra da burası hizmete alınabilir ama
bu güzergah hazır, açılacak durumda."
Cebiroğlu, nisan ayında köprünün GebzeGemlik kesiminin yapım çalışmalarının sona ererek hizmete girmesinin öngörüldüğünü ifade ederek, "2016'nın sonunda da Bursa-İstanbul arası
güzergah tam anlamıyla hizmet vermeye başlamış
olacak. Bu projenin tamamen açılmasıyla
Yalova'nın geleceği değişecek. Şimdiden kente
olan ilgiden bunu anlayabiliyoruz. Proje iyi gidiyor" dedi. (AA)
minnettar olduğunu belirtti.
Kendisi için en önemli unsurun ailesinin güvenliği
olduğunu kaydeden El Tab, "Burada içimiz çok rahat.
Eşim, yaşlı annem ve çocuklarım burada huzurlu.
Türkiye'nin yaptığını kimse bize yapmadı. Kızım
geçen ay dünyaya geldi. Doğumda bizden ücret almadılar, eşim çok rahat ve sağlıklı bir hamilelik geçirdi,
ilaçlarımızı verdiler. Bebeğimle çok iyi ilgilendiler.
Herkese çok teşekkür ederim" dedi.
Barınma merkezinin küçük konuğu Ela El Ced (11)
ise onu en çok mutlu eden durumun eğitimine devam
edebilmesi olduğunu söyledi.
Kendilerine sağlanan imkanlar için Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip Erdoğan'a minnettar olduklarının altını
çizen El Ced, "Biz burada misafiriz, savaş var diye
kaçmak zorunda kaldık. Bizi ağırladığınız için teşekkür ederim" diye konuştu.
(AA)
Engelli Muhammet,
ilçenin gözü
kulağı oldu
AKSARAY - ÖZKAN BEYER - Aksaray'ın Ortaköy
ilçesinde bedensel engelli Muhammet Tekin, tekerlekli sandalyesi ile katıldığı etkinliklerde çok sevdiği gazetecilik
mesleğini öğreniyor.
Ortaköy ilçesinde küçük bir evde yaşayan ve doğuştan
bedensel engelli olan Tekin, babasını 6 yıl önce kaybetmesinin ardından annesiyle hayatını sürdürmeye çalışıyor. Tekin,
engeline rağmen hayata sımsıkı sarılması ve mücadele
azmiyle de çevresindekilerin takdirini topluyor.
Dünyaca ünlü fotoğraf sanatçısı Ara Güler'e hayranlığı
nedeniyle 4 yıl önce ilk fotoğraf makinesini alan ve amatör
olarak gazetecilik mesleğine soyunan 16 yaşındaki Tekin,
gittiği etkinlikleri fotoğraflayarak sosyal medya üzerinden
takipçilerini bilgilendiriyor.
Yaklaşık 6 aydır bir arkadaşı ile internet sitesinde fotoğrafları ve haberlerini yayınlayan Tekin'in en büyük hayali ise
bir gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın fotoğraflarını çekebilmek.
Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 9. sınıf öğrencisi olduğunu, derslerden artan zamanlarda gazetecilik yapmaya çalıştığını söyledi. Gazetecilik mesleğini çok sevdiğini
belirten Tekin, ileride profesyonel olarak gazetecilik yapmayı hedeflediğini dile getirdi. Engelli olduğu için habere gitmekte zorluk yaşadığını, zaman zaman diğer gazetecilerden
yardım aldığını anlatan Tekin, "Engelli olmanın bu işi yapmada sakınca oluşturmadığını düşünüyorum. İnsan belki
bugün engelli olmayabilir ama iki saniye sonrasını bilemezsiniz. Hayat şartları ne olursa olsun gülümsemekten vazgeçmemeliyiz" diye konuştu.
ARA GüLER HAYRANI
Tekin, gelecekte iyi fotoğraf çeken birisi olmayı çok istediğini ifade ederek, şunları kaydetti:
"Bunun için de elimden geleni yapacağım. Fotoğraf sanatçısı Ara Güler'i yakından takip ediyorum. Onun gibi bir
fotoğraf sanatçısı olamasam da örnek almaya devam edeceğim. En büyük isteğim, uygun bir zamanda bana fırsat verilirse Ankara'ya gidip, milletin sarayını görmek. Milletin
evinde ağırlanmak benim için büyük gurur vesilesi olur.
Eğer imkan verilirse Sayın Cumhurbaşkanımızın fotoğrafını
çekmeyi çok istiyorum."
Ortaköy Kaymakamı Mustafa Can ise Muhammet
Tekin'in engeline rağmen kendilerini takip edip, halkı bilgilendirmesini takdir ettiklerini söyledi.
"HİçBİR çALIşMAMIZI KAçIRMIYOR"
Genç yaşta hiçbir engel tanımadan etkinliklere katılmasının kendileri için çok anlamlı olduğuna işaret eden Can,
"Birçok kişiye örnek olacak şekilde faaliyet yürütüyor.
Hiçbir çalışmamızı da kaçırmıyor" şeklinde konuştu.
Engellilerin hayata küsmeden birçok faaliyette bulunabileceğine dikkati çeken Can, "Yeter ki kişi bunu iştesin. Biz
Tekin'in girişkenliğinden, çabasından çok memnunuz.
Zaman zaman bize gelir, ilçedeki çalışmalar hakkında bilgi
alır. Açılışlara, törenlere, farklı etkinliklere katılır. Biz de
kendisini özellikle çağırırız. Muhammet ilçede bizim gözümüz kulağımız oluyor. İnşallah daha güzel işlere imza atar,
gelecekte hedeflerine ulaşır" ifadelerini kullandı. (AA)
8
12 Ocak 2016 Salı
DUMANLI
BELDE
Murat DUMAN
[email protected]
TARİH TEKERRÜRDEN İBARET
Tarihe dönün bakın Rus’u adam saymayın,
Binlerce düşmanı var boşa korkup aymayın.
Dünya kurulduğundan beri Türke düşmandır,
Bu vatanda yiğit var gama mahal duymayın.
Son günlerde kafamızı kemiriyor Rusya krizi?
Biliyoruz ki, meselenin özünde yatan Suriye
değil. Menfur emellerinin asıl özü Türklüğü sindirmek. Maksatları, 2023 yılındaki kazanımlarımız için yeni bir Lozan Antlaşması yaratmak,
1918 yılında imzalanan Mondoros
Mütarekesinin altını boşaltıp geçmiş yıllarda
yapmak istedikleri gibi biz Türkleri ve dolaysıylada islam alemini köleliğe sevk etmektir.
Türklerin köleliği, onların
kazanımıdır.Boğazlardan bir kuruş vermeden
geçen Ruslar, bu haçlı ordusuna katkıda bulunmak mecburiyetindeydi! Akıllı olmalıyız. Birlik
terazisinin kefesinde, aynı ayarda, bir toplum
olarak aynı tartılmalıyız. Vatanımızın birliğini ve
kazanımlarımızı, dinsizlerden alıp gelecek
kuşaklarımıza teslim etmeliyiz.
Kerkük, Musul, Halep gibi topraklarımızı
sınırlarımıza dâhil ederek dünyadaki yerimizi
korumalıyız.Tüm bu olumsuzlukları PKK terör
örgütü otuz yıldır yapmaya çalıştı, ama başaramadı. Başaramayınca devreye Ruslar ve İran
girdi. Akıllı olun. Dünyada bizden rahatsız olan
çıkarcı küffarlar grubu şahsımızda 200 milyon
İslam âlemini ilelebet sömürmek istemektedir.
Bizlerki, savaşçı bir milletiz.Bu bizim genimize atalarımızın işlemiştir.Bir şeyinde hakkını vermeden geçemeyeceğim.On üç yıldır bu aziz
milleti yönetenler neredeyse dünya ile entegre
olmuş, küçümsenmeyecek derecede silahlar,
teknoloji harikaları üretmiştir. İşbaşındaki yöneticilerimiz, bazı işbilmezlerin dediği gibi yatmamış, paraları yandaşlarına peşkeş çekmemiştir.
Gücümüzü ayakta tutabilmek için modern silahlar imal ederek 2023’te olacakları görmüş ve
ona göre yatırım yapmışlardır.
Aklın yolu birdir. Akıl zenginliğimizi kullanmazsak varlığımızdan olacağız. Yurdumuzun
içinde şom ağızla konuşan şerefsiz, vatan hainlerine sesleniyorum. Dün PKK’lı olanlar, bugünde Rusçu olacaklarsa şimdiden defolup
Rusya’ya iltica etsinler. Ama şu sözümü bir yerinize yazınız; “Hiçbir millet, kendi vatanını satarak başkalarına yandaş olanları asla affetmez!”
Kendini kullandıran bu insanlar kullanıldıkça
değer kazanır, kullanılmaları sona erince de ilk
silleyi yine kendileri yer. O kullananlar şunu iyi
bilirler. Kendi vatanını satanlar, yarın benim
vatanımı da satar diye düşünürler.
Ey bozguncu şerefsiz! Unutmaki, bu vatanın
evlatları ihaneti asla kaldıramaz. Onun için akıllı
olun. Sizlerin ne istediğine bir anlam veremiyorum. Bu vatanda saltanatı sizler sürüyorsunuz
ve gelir seviyeniz hayli yüksek. Çünkü geçmişte
öyle ya da böyle nemalanıyordunuz. Şimdi
musluklar kesildi, kesilince de… Neyse…
Şunu unutmayın. Ruslara yandaş olursanız,
canınızdan olursunuz. Benden söylemesi. Zaten
yıllarca bu vatanın ekmeğini yediniz, düşmanların tarafını tuttunuz. Türkiye, Rus uçağını düşürmekte yerden göğe kadar haklı! Çünkü onlar,
dünyanın en kalleş düşmanıdır. Ne çabuk unuttunuz, Rus yandaşları bırak savaş uçaklarını,
sivil uçakları düşürüp içinde masum binlere
insanın katili olduklarını. Bu konuda çıkıp bir de
bozgunculuk yapmayın. Ulusal devlet duruşunu
sergilemeyen hiçbir millet, ayakta kalamaz.
Sevgili okurlar, Suriye’de kardeşlerimiz öldürülürken, bunu görmezlikten gelemeyiz. Onlar
korunmazsa, düşmanların adım adım kalbimize
girmesi muhtemeldir. Korkup etrafımıza korku
salan lavuklar… Rus’un neyinden korkuyorsunuz? Rusları parçalamak için etrafında bekleyen
yüzlerce düşmanı var. Kaldıki, dünyada tek
başımıza değiliz. Sen, bir NATO
ülkesisin.Boşunamı bugüne kadar NATO’ya binlerce şehit verdin? Kaldıki Ruslar, yıllarca etrafına kan kusturdu, hele bir savaş açsın, gerisi
çorap söküğü gibi gelir. Türk’ün gücünü küçümseyenler, olası savaşta görecekler ki, Türkiye
boş bir ülke değilmiş.
Türkiye, şu anda ılımlı bir politika izliyor.Bu
durum siz korkaklara bir zafiyet
gelmesin.Siz,ölmekten korkuyorsunuz! Neden?
Çünkü imansız bir yaşam sürüyorsunuz.
İmanıyla vatan için ölmeye hazır milyonlar vardır.Unutmayın, Ben bir yazar olarak Rusya’ya
şudur çağrım: Rus milletinin Dünyada dostu
yoktur. Aklı ziyan olmuş Putin Türklerle dünya
kuruldu kurulalı yeni kaynaşmaya başladın gel
bu kaynaşmaya düşmanlık tohumu ekme,
Çünkü zaten dostunuz yok İran’a sözüm yok
İran dünya kuruldu kurulalı müslümandan başka
kimseyle savaşa girmemiş İran akıllı ol içinde 30
milyon azari kardeşlerimiz var.Mevla ne eylerse,
güzel eyler diyor. Binlerce Müslüman’ın kanını
akıtan, Rus İran ve Esad, hak ettiği cezayı misliyle görektir ve mutlaka alacaklardır. Telaşa
gerek yoktur...
EKONOMİ
Bakan Şimşek’e göre;
bu yıl % 4,5 büyüyeceğiz
Ekonomiden sorumlu Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye'nin temellerini daha da sağlamlaştıracak çok kapsamlı bir Orta Vadeli Program (OVP) ile yollarına devam ettiklerini belirterek, "Bu programda mali disiplin, büyüme potansiyelinin artırılması, enflasyonun düşürülmesi, cari açığın daha da düşürülmesi temel öncelikleri oluşturmaktadır" dedi.
ANKARA - Şimşek, Maliye Bakanı
Naci Ağbal ve Kalkınma Bakanı Cevdet
Yılmaz'ın yanı sıra kamu kuruluşlarının
üst düzey yöneticilerinin katılımıyla
Kalkınma Bakanlığı Konferans
Salonu'nda düzenlediği basın toplantısında Yeni Orta Vadeli Programı (20162018) açıkladı.
OVP hedeflerini gerçekleştirmek
adına yapısal reform gündemine sahip
olduklarını ifade eden Şimşek, söz
konusu yapısal reform gündeminin 3
boyutu bulunduğunu anlattı.
Birinci boyutun daha önce kamuoyuyla paylaştıkları 25 öncelikli dönüşüm programı olduğunu kaydeden
Şimşek, bunun verimliliği, rekabet
gücünü, istihdamı artırmak ve
Türkiye'nin dışa bağımlılığını azaltmak
gibi çok temel hedefleri içerdiğine dikkati çekti. Programın şu anda uygulandığını hatırlatan Şimşek, 300'e yakın
tedbirin hayata geçirildiğini bildirdi.
Reformun ikinci ayağının Başbakan Ahmet
Davutoğlu tarafından açıklanan yeni reform programı olduğunu dile getiren Şimşek, "Bu siyasi, ekonomik ve sosyal anlamda transformasyonu içeren çok
kapsamlı bir makro reform programıdır" diye
konuştu.
Reformun üçüncü bileşeninin AB süreci olduğunu
belirten Şimşek, bunun Gümrük Birliği
Anlaşmasının güncellenmesi, vize muafiyeti, yeni
fasılların açılması, kurumların kalitesinin iyileştirilmesi ve Avrupa ile entegrasyon sürecinin daha da
güçlendirilmesini içeren önemli bir ayak olduğunu
ifade etti.
lanabileceğini söyledi. Şimşek, söz
konusu reformların toplam faktör
verimliliğini artıracağının altını
çizerek, özellikle Türkiye'nin iş
gücü potansiyelini kullanmasını sağlayacak reformların önemine işaret
etti.
Genç işsizlik oranlarının bütün
dünyada önemli bir sorun olduğunu
belirten Şimşek, "Türkiye, güçlü
büyüme için gençlerin istihdamını
etkin bir şekilde kullanmak istiyor"
dedi.
Kadınların işgücüne katılımının
önemine de vurgu yapan Şimşek,
kadınlarının iş gücüne katılımını
artırmak adına geçmişte ilave tedbirler alındığını ve gelecekte de alınmaya devam edileceğini ifade etti.
Şimşek, iş gücü piyasasına ilişkin
mevzuatın esnekleştirilmesinin de
istihdam için olmazsa olmaz bir faktör konumunda bulunduğunu dile
olduğunu anlatan Şimşek, bunun içerisinde esnek
çalışma modellerinden kıdem tazminatına, özel istih- getirdi.
dam bürolarına, iş başı eğitim programlarına, dışarı"ÜREtiM VE ihRACAttA ilERi
dan nitelikli iş gücü çekmeye kadar birçok önemli
tEKNOlOji ÜRÜNlERiN PAYı
program yer aldığını kaydetti. Şimşek, yatırım ortaARtACAK"
mının iyileştirilmesinin önemine işaret ederek, buna
ilişkin hazırlanan Ar-Ge paketinin yakında
Yatırımların yurt içi tasarruflarla yapılmasının
TBMM'ye sevk edileceğini bildirdi.
önemine değinen Şimşek, buna yönelik ilave tedbirler öngörüldüğünü söyledi. Ulusal ve uluslararası
"tÜRKiYE'NiN tEMEllERi
yatırımların Türkiye'ye çekilmesi için ne gerekiyorsa
dAhA dA SAğlAMlAşACAK"
yapılacağını anlatan Şimşek, "Özellikle de katma
değeri yüksek yatırımların, orta-üst teknolojik ürünYargı reformuna da konuşmasında yer veren
lerin Türkiye'de üretilmesini sağlamak için ilave tedŞimşek, bunun, bilirkişi sisteminin yenilenmesi, iş
mahkemelerinin etkinliğinin artırılması, tahkim mer- birleri çalışacağız. Üretim ve ihracatta ileri teknoloji
"REFORM PROGRAMıNıN AMACı
ürünlerin payı bu dönemde artacaktır" diye konuştu.
kezlerinin kurulması ve yaygınlaştırılması gibi birtÜRKiYE'YE SıNıF AtlAtMAK"
Şimşek, reform programının uygulanmasının
çok hususu içerdiğini dile getirdi.
Şimşek, şeffaflık ve yolsuzlukla mücadele açısın- takipçisi olacaklarını belirterek, bundan sonra her
2016 Yılı Eylem Planı’na ilişkin de değerlendirtürlü mevzuat düzenlemelerinde düzenleyici etki
dan Siyasi Etik Kanunu, siyasetin finansmanında
melerde bulunan Şimşek, planın temel amacının,
şeffaflık, Kamu İhale Kanunu, imar planı değişiklik- analizi uygulamasının etkili bir şekilde hayata geçirigüçlü ve sürdürülebilir büyüme ile Türkiye'nin yük- lerinin kurala bağlanması gibi birçok husus bulundu- lebilmesine yönelik tedbir alınacağını kaydetti.
sek gelir seviyesine ulaşması olduğunu söyledi.
Küresel olarak zor bir dönemden geçildiğini ve
ğuna dikkati çekti.
Türkiye'nin, AK Parti hükümetleri döneminde,
Türkiye'nin jeopolitik gerginlikler anlamında kolay
Türkiye'nin kamu maliyesinin çok güçlü olduğuorta-alt gelir grubundan üst-orta gelir grubuna yüknun altını çizen Şimşek, "Bunun program döneminde olmayan bir coğrafyada bulunduğuna dikkati çeken
seldiğini vurgulayan Şimşek, "Şimdi Türkiye, bu
daha da güçlendirilmesi, kalitesinin artırılması anla- Şimşek, "Bütün bunlar dikkate alınarak, Türkiye'nin
yeni reform programı ile üst gelir grubu ülkeler ara- mında Gelir Vergisi Reformu, Vergi Usul Kanunu,
temellerini daha da sağlamlaştıracak çok kapsamlı
sına girecektir. Dolayısıyla reform programının esas performans bütçeye geçiş ve harcama reformu gibi
bir OVP ile yolumuza devam ediyoruz. Bu programamacı, Türkiye'ye tekrar sınıf atlatmaktır, güçlü ve
da mali disiplin, büyüme potansiyelinin artırılması,
hususlar ön plana çıkıyor" dedi.
sürdürülebilir büyümeyi yakalamaktır" değerlendirenflasyonun düşürülmesi, cari açığın daha da düşüEğitim alanına ilişkin reformlar hakkında da
mesinde bulundu.
rülmesi temel öncelikleri oluşturmaktadır. Bunları
değerlendirmelerde bulunan Şimşek, bunun öğretYüksek büyümeden toplumun bütün kesimlerinin men akademisinden ve kalite endekslerinin oluştudestekleyen çok güçlü bir yol haritamız, reform
faydalanmasının sağlanmasının önemine işaret eden rulmasından, mesleki ve teknik eğitimden okul bazlı programımız var" değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, bu anlamda kapsayıcı büyümenin sağlanma- bütçelemeye kadar birçok hususu içerdiğini belirtti.
Şimşek, OVP'nin hazırlanması aşamasındaki katsının reformların en önemli amacı olduğunun altını
Reform programıyla Türkiye'nin temellerinin daha kılarından dolayı Maliye Bakanı Naci Ağbal ve
çizdi.
Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz ile diğer ilgili
da sağlamlaşacağını savunan Şimşek, bu anlamda
Bu kapsamda iş gücü piyasası reformunun önemli yüzde 5'lik büyüme hedefinin rahat bir şekilde yaka- bakanlara teşekkür etti. (AA)
Çelik ihracatı 2015 yılında Petrolde Ortadoğu
etkisi yerini
16,2 milyon ton oldu
iStANBUl - Türkiye'nin çelik ihracatı
2015 yılında önceki yıla kıyasla miktar bazında yüzde 7,8 azalış ile 16,2 milyon tona geriledi.
Çelik İhracatçıları Birliği tarafından yapılan
açıklamaya göre, Türkiye'nin çelik ihracatı
2015 yılında önceki yıla göre, değer bazında
yüzde 25,1 düşüşle 9,9 milyar dolar, miktar
bazında ise yüzde 7,8 azalışla 16,2 milyon ton
oldu.
Çelik sektörünün direkt ihracatına diğer birliklerin faaliyet alanına giren demir çelik
ürünleri de eklendiğinde Türkiye'nin 2015
yılındaki toplam çelik ihracatı değer bazında
12 milyar dolar, miktar bazında ise 17 milyon
ton düzeyinde gerçekleşti.
Geçen yıl çelik sektörü miktar bazında en
fazla ihracatı, yüzde 14’lük düşüşe rağmen 5,3
milyon ton ile Ortadoğu'ya yaptı. Ortadoğu’yu
2,8 milyon tonla AB ülkeleri, 2,5 milyon ton
ile Kuzey Amerika ülkeleri ve 2,3 milyon
tonla Kuzey Afrika ülkeleri izledi. Kuzey
Afrika'ya ihracatta ise yüzde 23,7’lik artışın
yaşandığı görüldü.
Çelik sektörünün yıl genelinde miktar
bazındaki ihracat artışında; Mısır, ABD,
Suriye, Etiyopya ve Cibuti ilk sıralarda yer
alan ülkeler olarak dikkati çekti. 2015 yılında
en çok ihraç edilen çelik ürünleri sıralaması
ise 7,2 milyon ton ile inşaat çeliği, 1,8 milyon
tonla dikişli boru, 1,7 milyon tonla yassı sıcak
ve 1,5 milyon tonla profil şeklinde gerçekleşti.
Çelik İhracatçıları Birliği’nin açıkladığı
rakamlara göre; aralık ayı ihracatı 2014'ün
aynı ayına kıyasla değer bazında yüzde 35,2
düşüş ile 766 milyon dolar olarak gerçekleşti.
Miktar bazındaki çelik ihracatı ise yüzde 13,5
azalış ile 1,5 milyon ton oldu.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Çelik
İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı
Namık Ekinci, küresel piyasalardaki olumsuzluklar ve siyasi belirsizliklerin gölgesinde
geçen 2015 yılının Türk çelik sektörü açısından oldukça zorlu bir yıl olduğunu belirterek,
"Sektörümüzün ihracatı yurt içi ve yurt dışında yaşadığı sorunlar ve çelik fiyatlarında küresel ölçekteki düşüşün etkisiyle geçmiş yıllardaki rakamların altında seyretti" dedi.
Ekinci, ihracatta yaşanılan gerilemede
dünya çelik fiyatlarındaki düşüşün, sektöre
yönelik haksız antidamping iddiaları ve
Türkiye'nin en büyük pazarları arasında yer
alan Ortadoğu'da istikrarın bir türlü sağlanamamasının etkili olduğunu aktararak, "Ayrıca
özellikle Çin gibi üretici ülkelerin Dünya
Ticaret Örgütü kurallarına aykırı hareket ederek Türk çelik sektörünün önemli ihraç pazarlarına dampingli, devlet teşvikli hatta
Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonlarında
(GTİP) hile yaparak ürün ihraç etmeleri de bu
düşüşte önemli bir pay üstlendi" ifadelerini
kullandı.
Bu yıl başlıca hedeflerinin, sektörün üretim
ve ihracatını mevcut rakamların üzerine çıkarmanın yanı sıra sektörün dünyadaki rekabet
gücünü artırmak olduğunu vurgulayan Ekinci,
şunları kaydetti:
"Bu doğrultuda içinde
bulunduğumuz yıl ihracatımızın yüzde 2 artışla 16,4
milyon ton civarında olmasını hedeflemekteyiz ancak
2015 yılında yaşanan ekonomik ve siyasi sorunların
devam ediyor olmasının,
2016’nın sektörümüz açısından zorlu geçeceğine
işaret ettiğini de belirtmek
isterim. Dünyadaki olumsuz gidişatın yılın son çeyreğinde toparlanacağını
umuyoruz. Çelik, Türkiye
sanayisi için vazgeçilmez
bir öneme sahip ve potansiyeli çok yüksek. (AA)
piyasalara bıraktı
MOSKOVA – EMRE GÜRKAN ABAY – Ortadoğu coğrafyasında yaşanan krizler petrol fiyatlarında geçmişte olduğu
gibi artışa neden olmazken, uzmanlar artık petrol fiyatlarında
yeni merkezlerin oluştuğuna işaret ediyor.
Özellikle son dönemde Suriye’de yaşanan kriz, Rusya’nın
bölgeye askeri müdahalesi, DAEŞ’in faaliyetleri ve son olarak
dünyanın en önemli petrol ülkelerinden İran ve Suudi Arabistan
arasındaki gerginlik, piyasalarda geçmişte olduğu gibi petrol
fiyatlarında bir artış yaşanacağı beklentisi oluşturmuştu.
Ancak, petrol fiyatlarındaki düşüş eğilimi aksine hız kazanırken, Brent petrolün varil fiyatı da son 12 yılın en düşük seviyesi olan 32 dolara kadar indi.
Konuya ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Enerji
Piyasaları ve Politikaları Enstitüsü (EPPEN) Başkanı Volkan
Özdemir, petrol fiyatlarındaki dengenin artık finansal piyasalara
kaydığını belirtti.
Geçmişte fiyatların fiziki piyasa, yani arz-talep dengesine,
endeksli olduğunu belirten Özdemir, “Eskiden, OPEC daha
etkin ve ABD ile Suudi Arabistan fiyatlar üzerinde daha belirleyici roldeydi ancak yeni dünyada mali piyasalardaki dengeler
daha etkin ve Suudi Arabistan kaybedenler arasında” ifadelerini
kullandı.
Yuanın konvertibl olmaya başlaması, güçlü dolar ve neredeyse diğer tüm emtia ve borsaların değer kaybının, mali piyasalarda işlerin iyi gitmediğini gösterdiğine işaret eden Özdemir, şu
ifadeleri kullandı:
“Düşük fiyatlar nedeniyle ABD kaya petrolü üretiminde günlük 500 bin varil, diğer yerlerde de aynı oranda düşüş bekleniyor ama bu durumu yaptırımların kalkmasıyla İran'ın günlük 1
milyon varil üretim artışı dengeleyecek. Talep kısmına baktığımızda ise Çin'in yüksek büyüme temposundaki yavaşlama ve
belirsizlik arz fazlasının yıl sonuna kadar devam edeceğini gösteriyor. Bu sebeplerle kısa vadede petrol fiyatlarında ciddi yükseliş beklenmezken, benim öngörüm 50 doların üstünün ancak
2017'de görülebileceği.”
FiYAtlARdA OPEC EtKiSi
BNP Paribas Emtia Piyasaları Müdürü Harry Tchilinguirian
ise tüm jeopolitik gerginliğe ragmen petrol fiyatlarındaki düşüşün devam etmesinin, OPEC’in Kasım 2014’te pazar payını
korumak için üretimini kısmaması nedeniyle gerçekleştiği görüşünü savundu.
OPEC’in petrol piyasalarındaki karar verici konumunu bırakmaya çalışarak pazarın kendi fiyatını oluşturmasını istediğini
vurgulayan Tchilinguirian, piyasalarda tüketilenden çok petrol
pazarlanmaya çalışıldığını belirtti. (AA)
KISA-KISA
EKONOMİ
12 Ocak 2016 Salı
9
Bu yıl 1,5 milyon konut
satılması bekleniyor
Sektör temsilcileri, 2015'te yaşanan tüm olumsuz gelişmelere rağmen artan
konut satış adedinin 2016'da 1,5 milyona ulaşabileceğini belirtiyor.
ABD'de üretti
dünyaya satıyor
BURSA - CEM ŞAN - San Diego Üniversitesi ile
yürüttüğü proje kapsamında üç boyutlu yazıcı üreten
Türk girişimci, ürününü firması aracılığıyla ABD ve
Türkiye üzerinden 19 ülkeye satıyor.
Genç girişimci Eray Erten, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Amerika'da vatandaşların projelerini sergilediği ve beğenilen projelere siteye girenler tarafından bağış yapıldığı "Kickstarter" adındaki bağış sitesine San Diego Üniversitesi ile yürüttükleri üç boyutlu
yazıcı projesiyle yaklaşık üç yıl önce başvurduğunu
söyledi.
Projesinin ilgi gördüğünü site üzerinden ciddi bir
meblağ toplandığını ifade eden Erten, "İnsanlar sitede
görüp de hoşlarına giden projelere maddi yardım yapıyorlar. Biz de projemizin bir video çekimini
'Kickstarter' adındaki internet sayfasına koyarak insanlara ulaşmanın en kısa yolunu tercih ettik. Yatırım
yapacak insanlar bu siteleri çok iyi biliyorlar.
Dünyanın her yerinden sitedeki projelere para yardımı
yapılabiliyor" dedi.
Erten, bağış yapan kişilerin aslında ön ödeme yaptığını ve projelerini hayata geçiren kişilerin veya firmaların daha sonra bağış yapan kişilere ürettikleri üründen gönderdiğini vurgulayarak, "Aslında bize bu parayı ödeyenler ön ödeme yapmış oluyor. Makineye
dokunmadan önce ödemesini yapıyorlar. Biz onların
gönderdikleri parayla işimizi yapıyoruz. Site üzerinden ciddi bir meblağ topladık. Toplanan bağışla yapımı ve Ar-Ge'si tamamen bize ait olan üç boyutlu yazıcıların (Robo 3D) Amerika'da üretimine başladık.
Daha sonra da ürettiğimiz yazıcıları bize bağış yapanlara birer adet gönderdik" diye konuştu.
Bir yıl sonra da bu Robo 3D'leri Türkiye'ye getirdiklerini anlatan Erten, "Şu anda Robo 3D'lerin, ABD
üzerinden Hollanda, Almanya, İspanya, Brezilya,
Kore'nin de aralarında bulunduğu 17 ülkeye 9 bin,
Türkiye'den ise Azerbaycan ile Sırbistan'a ve iç pazara
yaklaşık 500 adet adet satış rakamına ulaştık. Firma
olarak sadece üç boyutlu yazıcı hizmeti vermiyoruz.
3D optik tarama da yapıyoruz" ifadelerini kullandı.
(AA)
10 liraya düşen fındık
fiyatı ziraat odalarını
harekete geçirdi
ORDU- Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB)
Yönetim Kurulu Üyesi ve Ordu Ziraat Odaları İl
Koordinasyon Kurulu Başkanı Arslan Soydan, serbest
piyasada 10 liraya kadar düşen fındık fiyatlarını değerlendirmek üzere bölge ziraat odaları olarak bir araya
gelerek gelişmeleri masaya yatıracaklarını söyledi.
Soydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son günlerde fındık fiyatlarının düşmeye devam ettiğini belirterek, "Maalesef üreticiler ve bizler fındık fiyatının artmasını beklerken fiyatlar daha da düştü. En son serbest
piyasada 10 liraya kadar düşen fındık fiyatları her kesimi tedirgin ediyor"
dedi.
Hafta
içinde
bölgedeki
ziraat
odalarının
temsilcileriyle bir
araya
gelerek
TZOB
Genel
İSTANBUL - UĞUR ASLANHAN - TÜİK verilerine göre Türkiye genelinde yılın 11 ayında toplam 1
milyon 146 bin 721 konut satılmasını "başarı" olarak
niteleyen temsilciler, 2016 beklentilerini AA muhabiri
ile paylaştı.
İstanbul Emlak Komisyoncuları ve Danışmanları
Esnaf Odası Başkanı Nizameddin Aşa, yıl içerisinde
yapılan iki seçimin ve bu seçimler arasındaki siyasi
belirsizliğin yanı sıra Türkiye-Rusya geriliminin ve
Türkiye'nin sınır bölgelerinde devam eden karışıklığın
ülke ekonomisini olumsuz etkilediğini söyledi.
Aşa, tüm bu sıkıntılara rağmen konut satışının yılın
ilk 11 ayında 11,25 arttığını belirterek, Türkiye'nin
lokomotifi olan inşaat sektörünün gelişmekte olan
ülkelere kıyasla Türkiye'nin büyümesine daha fazla
etki ettiğini dile getirdi.
İnşaat sektörünün siyasi istikrar ile ekonomiye
gelen güven sayesinde 2016'da yere daha sağlam
basacağını vurgulayan Aşa, "Ayrıca halkı tatmin edecek bazı uygulamalar hayata geçerse, biraz daha gerçek alıcı kitlesine uygun projeler üretilirse 2016'da 1,5
milyon konut satışını yakalarız. Bu kesinlikle sürpriz
olmaz. 2015 gibi bu kadar sıkıntılı, çalkantılı bir yılda
1 milyon 250 bin gibi bir rakamı yakaladıysak
2016'da 1,5 milyon satış adedinin daha fazlasını bile
yakalarız" diye konuştu.
ÇELİK: "SEKTÖR YÜZDE 4'ÜN
ÜZERİNDE BÜYÜR"
Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği
(KONUTDER) Başkanı Ömer Faruk Çelik, 2016
yılında yeni bir seçim olmayacağını hatırlatarak,
"Ayrıca Rusya, Suriye gibi krizlerin yaşanmayacağını
düşünürsek konut sektörü zirve yapacak diyebiliriz"
dedi.
Bu yıl belirsizliğe neden olacak herhangi bir olay
yaşanmazsa satış rakamlarının 1 milyon 300 binin
üzerine çıkacağını kaydeden Çelik, 2016'nın sektör
açısında iyi bir yıl olacağını dile getirdi.
ekonomisinde yüzde 3,5-4, inşaat sektöründe ise
yüzde 2,5-3 seviyelerinde büyüme olacağını öngörüyoruz" ifadesini kullandı.
Son yıllarda Irak ve Suriye'nin ardından Rusya ile
yaşanan gerginliklerin kendilerini ciddi olarak etkilediğini ve gelecek için endişelendirdiğini anlatan
HİNgİNAR: "2016, KAYIp YIL
Hinginar, Rusya'nın inşaat sektörü için potansiyeli her
OLMAYACAK"
geçen gün artan ve ticari ilişkilerin giderek büyüdüğü
bir ülke konumunda olduğunu bildirdi.
Türkiye İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği
Hinginar, üyeleri arasında Rusya'da projeleri devam
(İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Fethi Hinginar,
2016'nın ilk günleriyle beraber, hükümet programında eden, yeni projeler için önemli adımlar atmış ve hatta
belirtilen vaatlerin hızla hayata geçmesini umduklarını bu ülkede üretim yapan kurumlar yer aldığını belirteve sanayide 2015'te yavaşlayan çarkların 2016'da tek- rek, bu ülke ile yaşanan gerginliğin bir an önce normale dönmesini arzu ettiklerini sözlerine ekledi.
rar hızlanmasını beklediklerini söyledi.
(AA)
Hinginar, "2016, kayıp yıl olmayacak ve Türkiye
Çelik, "2016 yılı için sektörde yüzde 4 büyüme
öngörülüyor. Ama biz bunun çok üstüne çıkıp bir
zirve yaşanmasının da mümkün olduğunu düşünüyoruz" diye konuştu.
Borsadaki en değerli
20 şirketinin piyasa değeri 2015'te
yaklaşık 70 milyar lira eridi
İSTANBUL - SÜMEYYE DALKILINÇ
- Borsa İstanbul'un (BİST) en değerli 20 şirketine 2015 yılı yaramadı. Söz konusu 20 şirketin piyasa değeri, bu dönemde yaklaşık 70
milyar lira eridi.
AA muhabirinin Borsa İstanbul verilerinden derlediği bilgilere göre, 31 Aralık 2014
sonu itibarıyla Borsa İstanbul'daki şirketlerin
toplam piyasa değeri yaklaşık 627 milyar lira,
31 Aralık 2015 sonunda ise 555 milyar lira
olarak kaydedildi.
Buna göre 2015'te Borsa İstanbul'un tamamında gerçekleşen değer kaybı 72 milyar lira
civarında gerçekleşti. Böylece Borsa
İstanbul'un tamamında gerçekleşen 72 milyar
liralık erimenin neredeyse yüzde 95'i, borsanın en değerli 20 şirketinden kaynaklandı.
BİST'in en değerli 20 şirketinin piyasa
değeri 2014 yılı sonunda 399 milyar 732,3
milyon lirayken, 2015 yılı sonunda 329 milyar 792,7 milyon liraya geriledi. Böylece en
değerli 20 şirketin toplam piyasa değeri 69
milyar 939,5 milyon lira düştü. Borsa
İstanbul'un 2015'te kaybettiği değer kaybının
neredeyse yüzde 95'i en değerli 20 şirkette
gerçekleşti.
Piyasa değeri 2014 sonu itibarıyla en yüksek olan 20 şirketten sadece TÜPRAŞ ve
BİM değerlerini 2015'te artırdı. TÜPRAŞ'ın
piyasa değeri yaklaşık 3,6 milyar lira,
BİM'inki ise 409 milyon lira civarında artış
gösterdi.
Aynı dönemde 16 şirketin piyasa değerinde
erime yaşanırken, bu şirketler Garanti
Bankası, Akbank, Turkcell, Koç Holding, İş
Bankası (C), Türk Telekom, Yapı ve Kredi
Bankası, Sabancı Holding, Enka İnşaat,
Halkbank, Ereğli Demir Çelik, Anadolu Efes,
Türk Hava Yolları (THY), Vakıflar Bankası,
Ford Otosan, Emlak Konut GMYO oldu.
2 şirket ise listeden çıkarak 2015 sonunda
Borsa İstanbul'un en değerli 20 şirketi arasında yer alamadı. Listeden çıkan şirketler Coca
Cola İçeçek ile Arçelik olurken, Finansbank
ile Tofaş da 2015 sonu verilerine göre yapılan
sıralamada ilk 20'ye giren yeni şirketler olarak kaydedildi.
Borsa İstanbul'un 2014 sonunda en değerli
20 şirketinin 6'sını bankalar oluştururken, bu
rakam 2015 sonunda 7'ye yükseldi. (AA)
Başkanı Şemsi Bayraktar'a brifing vereceklerini söyleyen Soydan, "Fındık fiyatlarının düşmesi konusunda
Sayın Genel Başkanımıza rapor sunacağız.
Yapacağımız istişare sonucunda belki bu rapor ilgili
bakanlığa da sunabilir. Bu tamamen Genel
Başkanımızın takdirinde olacak ama biz üreticilerimiz
için ne gerekiyorsa elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı.
Soydan, ortada bir mağduriyet olduğunu savunarak,
"Başta üreticiler olmak üzere hiç kimse fiyattan memnun değil. Ayrıca üreticilerimizde bir tedirginlik var. Bu
duruma sessiz kalamayacağımızı belirtmek istiyorum.
Serbest piyasada 10 liraya kadar düşen fındık fiyatlarını
değerlendirmek üzere bölge ziraat odaları olarak bir
araya gelerek gelişmeleri masaya yatıracağız. Bizim
korkumuz fiyatların tek hanelere gerilemesi. İnşallah
böyle bir durum gerçekleşmez" diye konuştu.
Düşen fiyatlardan üreticilerin yanı sıra manavların da
rahatsız olduğunu dile getiren Soydan, "Biz artık
manavların da bir yerde sesi olmak istiyoruz. Çünkü
manavlar üreticilerle sürekli temas halinde olan kişiler.
Onların da mağduriyetleri söz konusu. Çünkü daha
önceden aldığı fındığın fiyatı düştüğü zaman bu fındığı
elinden çıkaramıyor. Onların da böyle bir sorunu var.
Artık yaşanan bu mağduriyet bütün bölgeye yayılmak
üzere. Bu noktada bir çözüm üretilmesi gerektiğini
düşünüyoruz. Bunun için herkesin birlik ve beraberlik
içerisinde hareket etmesini bekliyoruz" değerlendirmesinde bulundu.
(AA)
DÖVİZ KURLARI
DOLAR
3.0260
EURO
3.2970
-
Sera ürünlerinin henüz
çıkmaması sebze ve
meyve fiyatlarını yükseltti
ANKARA - Türkiye Ziraatçılar Derneği (TZD) Genel
Başkanı İbrahim Yetkin, sera ürünlerinin henüz çıkmaması,
soğuk ve yağışlı hava nedeniyle sebze ve meyve fiyatlarının
yükseldiğini belirterek, "Bu ay sonuna kadar sebze ve meyve
fiyatları artmaya devam edecek. Şubat ayı ortalarından itibaren sera ürünlerinin piyasaya çıkmasıyla sebze ve meyve
fiyatları düşecek. O zaman ambargonun etkisini hissedeceğiz"
dedi.
Yetkin, Dernek merkezinde yaptığı basın toplantısında,
Rusya'nın 1 Ocak'ta başlayan ambargosu nedeniyle düşmesi
beklenen sebze ve meyve fiyatlarının arttığını ifade ederek,
bunun sera üretimine geçiş sırasında tarla ürünlerinin piyasadan çekilmesiyle sera ürünlerinin piyasaya çıkması arasındaki
boşluk döneminde üretimin düşmesinden ve mevsim dolayısıyla yaşanan soğuk ve yağışlı havadan kaynaklandığını
anlattı.
Yetkin, bu dönemde ortaya çıkan üretim azlığının talebi
karşılayamadığını, bu durumun da aracı kesim tarafından
istismar edilerek, piyasaya ürünün sokulmaması nedeniyle
fiyatların çok daha fazla arttığını kaydetti.
Son bir aylık sürede kabak fiyatının yüzde 37, patlıcanın
yüzde 26, sivri biberin yüzde 16, salatalığın yüzde 15, karnabaharın fiyatının ise yüzde 13 yükseldiğini belirten Yetkin, bu
durumun ihraç ürünlerinin başında yer alan ve Rusya'ya en
çok ihraç edilen ürün olan domates için de geçerli olduğunu
söyledi.
İbrahim Yetkin, 1 Ocak'tan itibaren Rusya'ya domates ihracatı tamamen durmasına karşın domates fiyatlarının artmaya
devam ettiğini, 30 Kasım'da 3,60 lira olan bir kilogram
domatesin market fiyatının 5 Ocak'ta 4 liraya yaklaştığına
işaret ederek, "Salkım domateste bu rakam 7 liraya kadar
çıkıyor. Domatesin fiyatı son bir ayda yüzde 8 arttı. Oysa
bugünlerde Antalya halinde domatesin satış fiyatı 1,5 lira ile
2,2 lira arasında değişiyor. Görüldüğü gibi aracı karı yüzde
yüzün üzerinde ve bu oran daha fazla artabiliyor. Biberin
kilosu 3,5 - 3,00 lira, salatalığın 1,5 - 2 lira, patlıcanın 2,8 - 3
lira, kabağın 2,4 lira. Bunlar üretici fiyatları. Tüketici fiyatları
da aracıların devreye girmesiyle bunların kat kat üzerine
çıkacak" değerlendirmesinde bulundu. (AA)
ALTIN FİYATLARI
GRAM ALTIN
107.2400
ÇEYREK ALTIN
181.0000
CUMHURİYET
731.0000
10
KÜLTÜR-SANAT
12 Ocak 2016 Salı
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
DEDE KORKUT GELSE
VE SORSA
Büyük Atatürk Mersin’e gittiğinde sahilde
dolaşıyordu. Kıyılardaki denize nazır köşkleri
ve büyük yapıları soruyordu yanındaki kalabalık halka:
- Şu görünen köşk kimin?
Köylüler:
- Tüccar Salomon’un.
- Peki şu büyük bahçeli bina?
- Kuyumcu Kirkor’un.
- Şu görünen büyük köşk?
- Kumaşçı Yorgo’nun.
Atatürk kızar ve biraz da Mersinlilere serzenişte bulunmak ister.
- Peki, bunlar bu köşkleri, yalıları, binaları
yaparken ve satın alırken siz ne yapıyordunuz?
Halkın arasından beyaz sakallı bir yaşlı kişi
Atatürk’e hitaben şöyle söyler:
- Paşam! Bunlar bu köşkleri, yalıları, bahçeli-havuzlu kâşaneleri alırken, yaparken,
onlara sahip olurken; bizler de Galiçya’da,
Tuna boylarında, Çanakkale’de, Yemen’de,
Suriye’de, Kafkasya’da, Arnavutluk dağlarında, Sakarya’da savaşıyorduk.
Atatürk hiçbir cevap vermedi bu aksakallı
kişiye. Hatta yıllar sonra bu olayı anlatırken;
- Bu aksakallı ihtiyar, hayatımda benim
cevap veremeyeceğim yegane insan oldu.
Çünkü haklıydı. Bizler savaştık ve hiçbir şeye
sahip olamadık ama, şükür ki, vatanımıza
sahip çıktık, demiştir.
Şimdi olmaz ya! Dede Korkut tarihin sayfaları arasından çıksa boy boylasa, soy soylasa
ve sorsa:
- Şu sahillerimizdeki beş yıldızlı oteller
kimin?
Ne cevap verilecek?
- İspanyolların, Rusların, Yunanlıların,
İngilizlerin, Almanların…
- Peki, Tekel kimin?
- İsraillilerin.
- TÜPRAŞ kimin?
- Amerikalıların.
- Şeker fabrikaları kimin?
- İsraillilerin.
- Türk Telekom kimin?
- Amerikalıların.
- PETKİM?
- Amerikalıların.
- SEKA’yı kim satın aldı?
- Yunanlılar.
- Sümerbank kimin oldu?
- İngilizlerin.
- Peki, limanlarımızı kim satın aldı?
- Yunanlılar.
Soruları bizlere soran Dede Korkut, birisi,
üzülerek ve serzenişte bulunarak şöyle söyleyecek:
- Peki, bunlar; beş yıldızlı otelleri satın alırken, yaparken, güzelim sahillerimiz yağmalanırken; Tekel’i, Şeker Fabrikalarını, Türk
Telekom’u, PETKİM’i, TÜPRAŞ’ı satın alırken,
binlerce dönüm vatan topraklarına ve şirketlerine sahip olurken, siz neredeydiniz?
Dede Korkut bunları sorunca halktan
cevap veren kimse çıkmadı. Herkes birbirinin
arkasına saklandı. Ama yine bir yaşlı adam
şunları söyledi:
- Ey Dedem Korkut, ey kopuzlu pirimiz!
Bunlar, bütün milli kuruluşlarımıza sahip olurken; biz sağ-sol diye birbirimizi yiyorduk;
Türk-Kürt ayrımına gidiyorduk; Avrupa Birliği,
IMF, Dünya Bankasının nasihatlarını ve talimatlarını dinliyorduk; PKK belası ile uğraşıyorduk ve 40.000 insanımızı kaybediyorduk; içleri
boş Kürt, Ermeni açılımları ile uğraşıyorduk;
bu ülkenin yetiştirdiği aydınlarımızı, askerlerimizi Ergenokon diye sözde bir örgüt icat ederek hapishanelere dolduruyorduk. Velhasıl, ey
Dedem Korkut, biz de emperyalizm denilen
cephede, onların işbirlikçileriyle mücadele ediyorduk, hapishanelerde yatıyorduk, fişleniyorduk, işlerimizden kovuluyorduk.
Dedem Korkut, bu sözlere hiçbir zaman
karşı cevap veremedi, veremiyor.
“
‘
’ye
” damgası
"The Revenant" (Diriliş) filmi, bu yıl 73'üncüsü düzenlenen "Golden Globe" (Altın Küre) gecesine damgasını
vurdu. Diriliş filmi Drama dalında En İyi Film ödülünün sahibi oldu. Bugüne kadar hiç Oscar ödülü alamayan
ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio bu filmdeki rolüyle En İyi Erkek Oyuncu ödülünü kazandı. Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu da Diriliş filmiyle En İyi Yönetmen ödülüne layık görüldü.
NEW YORK - "The Revenant"
(Diriliş) filmi, bu yıl 73'üncüsü
düzenlenen "Golden Globe" (Altın
Küre) gecesine damgasını vurdu.
Oscar ve Grammy'den sonra üçüncü en çok izlenen tören Altın Küre
ödül gecesi, Kaliforniya'nın Beverly
Hills kentinde gerçekleştirildi.
İngiliz komedyen Ricky Gervais'in
sunduğu tören, yerel saatle 17.00'de
başladı. Ünlü komedyen Gervais,
daha önce 2010 ve 2011'de de Altın
Küre gecesini sunmuştu.
Gecede, gerçek bir hikayeden esinlenen Diriliş filmi Drama dalında En
İyi Film ödülünün sahibi oldu.
Bugüne kadar hiç Oscar ödülü alamayan ünlü oyuncu Leonardo DiCaprio
bu filmdeki rolüyle En İyi Erkek
Oyuncu ödülünü kazandı. Meksikalı
yönetmen Alejandro Gonzalez
Inarritu da Diriliş filmiyle En İyi
Yönetmen ödülüne layık görüldü.
Gecede drama dalında En İyi Kadın
Oyuncu ödülü ise “Room” (Gizli
Dünya) filmindeki rolüyle Brie
Larson'ın oldu.
Ünlü Amerikalı şarkıcı Lady
Gaga'nın da ödül kazandığı Altın
Küre'de, Müzikal ve Komedi dalında
En İyi Erkek Oyuncu ödülünü "The
Martian" (Marslı) filminin başrol
oyuncusu Matt Damon kazandı.
Müzikal ve Komedi dalında En İyi
Film ödülü ise Marslı'ya verildi. Bu
dalın En İyi Kadın Oyuncusu, "Joy"
filmindeki rolüyle Jennifer Lawrence
oldu.
Gecede en İyi Yardımcı Erkek
Oyuncu ödülünü, Rambo ve Rocky
filmleriyle tanınan ünlü sinema oyuncusu Sylvester Stallone "Creed" filmindeki rolüyle kazandı. Usta oyuncu
Stallone, ödül açıklandığında salondan büyük alkış topladı.
MustANg Eli bOş döNdü
Gecede, Fransa adına Yabancı Dilde
En İyi Film kategorisinde aday olan
Deniz Gamze Ergüven'in "Mustang"
filmi ödül kazanamadı. Bu katagorideki ödül, Yahudi Soykırımı'nı konu alan
Macaristan yapımı "Son of Saul"a
(Saul'un Oğlu) verildi.
Gecede, siyahi Amerikalı oyuncu
Denzel Washington, 2016 Cecil B.
DeMille adını taşıyan onur ödülünü
kazandı.
Altın Küre ödülleri, 1944'ten bu
yana her yıl "Hollywood Foreign Press
Association" (Hollywood Yabancı
Basın Birliği) tarafından belirleniyor.
Kategorilere göre ödül kazananlar
şöyle sıralandı:
En İyi Film (Drama): “The
Revenant” (Diriliş).
En İyi Film (Müzikal ve Komedi):
“The Martian” (Marslı).
En İyi Erkek Oyuncu (Drama):
Leonardo DiCaprio, “The Revenant”
(Diriliş).
En İyi Kadın Oyuncu (Drama): Brie
Larson, “Room” (Gizli Dünya).
En İyi Erkek Oyuncu (Müzikal ve
Komedi): Matt Damon, “The Martian”
(Marslı).
En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal ve
Komedi): Jennifer Lawrence, “Joy”.
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu:
Sylvester Stallone, “Creed”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu:
Kate Winslet, “Steve Jobs”.
En İyi Yönetmen: Alejandro
Gonzalez Inarritu, “The Revenant”
(Diriliş).
En İyi Senraryo: Aaron Sorkin,
“Steve Jobs”.
En İyi Animasyon Filmi: “Inside
Out”.
Kışın vazgeçilmez
et yemeği: “büryan”
Oğlak etinden
hazırlanan ve
özel kuyularda
geceden pişirilmeye başlanan
"büryan kebabı",
Siirt'e özel yöntemiyle özellikle
kış aylarında
bölge insanının
ve ziyaretçilerin
vazgeçemediği
et yemekleri arasında ilk sıralarda geliyor.
En İyi Orijinal Müzik: Ennio Morricone,
“The Hateful Eight”.
En İyi Orijinal Şarkı: Writing’s On The
Wall, “Spectre”.
En İyi Yabancı Film: “Son of Saul”,
(Macaristan).
En İyi TV Dizisi (Drama): “Mr. Robot”.
En İyi Kadın Oyuncu (TV Dizisi-Drama):
Taraji Henson, “Empire”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Dizisi-Drama):
Jon Hamm, “Mad Man”.
En İyi Tv Dizisi (Müzikal ve Komedi):
“Mozart in the Jungle”.
En İyi Kadın Oyuncu (TV Dizisi-Müzikal
ve Komedi): Rachel Bloom, “Crazy ExGirlfriend”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Dizisi-Müzikal
ve Komedi): Gael García Bernal, “Mozart in
the Jungle”.
En İyi TV Filmi ve Mini-Dizi: “Wolf Hall”.
En İyi Kadın Oyuncu (TV Filmi ve MiniDizi): Lady Gaga, “American Horror Story:
Hotel”.
En İyi Erkek Oyuncu (TV Filmi ve MiniDizi): Oscar Isaac, “Show Me a Hero”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Filmi
ve Mini-Dizi): Maura Tierney, “The Affair”.
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu (TV Filmi
ve Mini-Dizi): Christian Slater, “Mr. Robot”.
(AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
mehmetnuriparmaksiz@
gmail.com
HAYATA DAİR...
NEFESİ İKİYE BÖLMEK
Mutluluk, sükût merdivenlerini
çıkabilenlere tebessüm eder.
İnanmak güvenmektir, güvenmek
yâr için ölmek. Aşk, nefesi bile
ikiye bölmek…
Siz sükûtla can bulan sözleri bilir
misiniz ya da duydunuz mu hiç
kalbin içindeki kalbin konuşmasını?
Hiç şahit oldunuz mu bir ruhun
sevdiği kalbe şakımasına?
Her saniye bir basamak mahşere, her gün mutlak mutluluğa merdiven. Aşkla coşan gönül her
nefeste yediveren.
Sükût bazen sağır eder insanı
ama âşık olan gönüller sessizlikte
bile duyarlar canan bildikleri canın
sesini.
Mutluluk sükût merdivenlerini
çıkabilenlere tebessüm eder, âşık
için can nedir ki, cana ruh veren
sevilen için Mevlâ’dan gayrı her
şeyi feda etmeye değer.
Nefes aşkla alınan, nefes aşkla
verilendir. Âşık için gülmek yârin
gülüşü, âşık için ölmek yârsız alınan nefeslerce ruhun ölüşüdür.
Bir kere inanır, bir kere güvenir
insan. Aşk bir defa yaşanır bir
gönülde, sevdaya bir kere tutulur
kalp ve bin defa da kurban etse de
canını yâre, yine de doyamaz âşık
bu ölüşlere.
siiRt - MuRAt Asil/ZEKERiYA güNEş - Oğlak etinin 3 metre
derinliğinde ve 100 santimetre çapındaki tandırların üzerindeki çengellere
asılarak pişirilen büryan kebabı, farklı
aroması ve lezzetiyle adından söz
ettiriyor. Büryan ustası Murat
Kayaalp, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yılın her mevsiminde tüketilen büryanın kış aylarında daha çok
talep gördüğünü söyledi.
Uzun uğraşlar sonucu 2003 yılında
Siirt adına büryan kebabının patentini
aldığını hatırlatan Kayaalp, Siirt'te
yapılan büryanın lezzetinin ise tamamen geleneksel yöntemlerle pişirilmesinden kaynaklandığını vurguladı.
Büryanın pişirileceği tandırın iki
saat önce yakılmaya başladığını, odun
ateşinin iyice kor haline gelmesinden
sonra çengele asılan etlerin tandır
kuyusuna indirildiğini ifade eden
Kayaalp, "Saat 02.00 gibi tandırı yakmaya başlıyoruz. Bir saat sonra et,
kemikli ve kemiksiz olarak ayrılıyor.
Kemikli et kazana, kemiksiz etler de
askıya asılıp tandıra konuyor.
Yaklaşık iki saat pişiyor. Sabah gün
ağarmadan müşterilerimize ikram
etmeye başlıyoruz" diye konuştu.
Kış aylarında büryanı toklu etinden
yaptıkları için diğer dönemlere göre
lezzet farkı olduğunu anlatan
Kayaalp, bundan dolayı bu mevsimde
vatandaşların ilgisinin daha da arttığını belirtti.
Kayaalp, şunları kaydetti:
"Kışın daha lezzetli oluyor. Sebebi,
kış mevsiminde etin biraz daha yağlı
olmasıdır. Yılın 12 ayında büryan
yapıyoruz. Yaz kış fark etmiyor ama
yaz aylarından insanlar hava sıcaklıklarından dolayı sindirimi kolay, daha
hafif yiyecekleri tercih ediyor ve bundan dolayı biraz satışlarımız düşüyor.
O dönemde de şehrimizin tarihi turistik yerlerini gezmeye gelen turistler
büryan yemeden Siirt'ten ayrılmadığı
için bunu dengeliyoruz. Kış mevsiminde yağlı bir besin olan büryanın
tüketiminde artış oluyor. Havaların
soğumasıyla insanlar vücut ısılarını
koruyabilmek adına protein değeri
daha yüksek besinler tüketiyor." (AA)
Her gece direnmek yâre, her
sabah ona yenilerek kalmak ne
güzel. Sonsuzca mağlubiyeti, sonsuzca arzuyu yaşamak ve yârin
hayalinde bile kendini kaybedip
nefeslerce onda asılı kalmak ne
güzel.
Nefes ki sadece âşığın kendisi
için aldığı değildir, nefes aslında iki
kişiliktir. Âşığı âşık eden, gönlü
gönül, hayatı hayat eden her şeyin
sahibi Hüdâ’ya şükür ve hayatı
anlamlı kılan yâre teşekkürdür.
Nefes ikiye bölünürse nefestir,
ses yârdan gelenin maşuğun dilinde terennüme dönüşen sözdür.
Yârsız geçen zaman, yârsız olan
hayat âşığı kör, nefesi çekilmez
kılan közdür.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Ellerimde titreme, gözlerimde pırıltı.
Senin ismini duysam başlar bende çarpıntı.
Sana âşık bu gönlüm mahşere dek acıkmaz,
Bir kere gül yüzüme yeter bana kırıntı.
Dikey yapılaşma ezip geçiyor
haber
'Yatay mimari'nin adı var kendi yok..
AHMET TEKEŞ -ANKARA
Yıllardır sağlıklı kentleşme açısından sık
sık dile getirilen "yatay mimari" söylemlerine karşın son yıllarda mantar gibi çoğalan
yüksek gökdelenler, şehir siluetini bozan
yüksek binalar, bu konudaki samimiyetin
sorgulanmasına neden oluyor. Hükümet
yetkililerinin sık sık övgüyle bahsettiği ve
çağdaş kent anlayışının simgesi sayılan
"yatay mimari", dikey yapılaşmanın gölgesinde kalmaya ve yenilmeye devam ediyor.
İmar konusunda geniş yetkilere sahip Çevre
ve Şehircilik Bakanlığı ile büyükşehir belediye meclisleri birçok yerin imar izinlerinde
kat sayısını serbest bırakırken, verilen bu
izinler yüksek katlı binaların patlama yapmasına yol açtı. Ankara açısından örneğin
Konya yolu ve Eskişehir yolu akslarında
gökdelenler mantar gibi çoğalırken, siyasetçi
ve bürokratların oturduğu semt olarak bilinen Çukurambar da gökdelenlerin merkezi
konumuna geldi.
DEVLETİN ZİRVESİ
İÇİN DE ÖNEMLİ AMA...
Oysa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan, başbakanlığı döneminde yatay
mimariyi överken, dikey mimariye de karşı
olduğunu belirtmişti. Erdoğan, net bir dille
şunları söylüyordu:
"3-5 lira kazanacağız diye bu dere yataklarıyla oynamayalım. Şimdi çocuklar çocukluğunu yaşayabiliyor mu? Yaşayamıyor.
Beton zeminler üzerinde çocuklara hayat
inşa ediyoruz. Halbuki onlara toprak zemin
hazırlamamız lazım. Ben yüksek bina inşa
etmeyi doğru bulmuyorum. Yüksek binalar
inşa etmekle insanları topraktan uzaklaştırıyoruz. Bizim mimarimizde bu yok."
Başbakan Ahmet Davutoğlu da yatay
mimari konusunda Erdoğan'la ortak vizyona
sahip olduğunu ortaya koyuyordu.
Davutoğlu'na göre dikey mimariye değil
yatay mimariye önem vermek gerekiyordu.
Ancak gerek Başbakanlığa bağlı TOKİ,
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gibi kurumlar
gerek büyükşehir belediye meclisi, gökdelenlere imar izni vermeyi sürdürüyor. TOKİ
ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği
izinler "haşmak" denilen kat sayısını serbest
bırakIlması anlamına geliyor.
KANUNDAKİ BOŞLUKTAN
YARARLANIYORLAR
Yatay mimari herkesin özlemiyken, gökdelenlerin bu kadar fütursuzca çoğalması
konusuna Şehir Plancıları Odası Ankara
Şubesi şöyle açıklık getirmeye çalışıyor:
"Bazı müteahhitler, büyükşehir belediye
meclisi üyeleriyle görüşerek kendisi için en
uygun emsal değerin çıkmasını sağlıyor.
Sivil toplum kuruluşları, meslek odaları ve
ilçe belediyeleri, bu emsal değerlere veya
kat yüksekliğine itiraz edip dava açıyor.
Bilirkişi raporunun aleyhte olduğunu gören
müteahhitler, belediye meclisine başvurarak
plan tadilatı yaptırıyor. Meslek odaları buna
da itiraz edip dava açtığında süreç başa dönmüş oluyor. Ancak müteahhitler her seferinde küçük değişikliklerle oyalama taktiği
uyguluyor. Davalar sürerken binalar tamamlanıyor ve rezidans, ofis gibi mekanlar müteahhidin elinden çıkıp yeni sahiplerine teslim
ediliyor. Davaların en son durağı Danıştay,
kamu malı zararını ve yeni mülk sahiplerinin mağduriyetini göz önünde bulundurarak,
binaların yıkılmamasına karar veriyor."
Mimarlar Odası Ankara Şubesi de "Madem
projeler yatay mimariden yanaydı, bunca
gökdelen, rezidans, yüksek katlı bina niye
yapıldı, neden izin verildi?" sorusunu sürekli
gündemde tutmaya çalışıyor.
GÖKÇEK MALİYETTEN
KORKUYOR
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı
Melih Gökçek, bu konuda maliyet korkusu
yaşadığını söylemekten kaçınmıyor.
Gökçek, yatay mimarinin iyi olacağını,
ancak bunu hesaplarken işe başka kalemlerin de girdiğini belirtti. Gökçek bunu, çok
katlı bir binaya tek kanalizasyon hizmeti
verirken, yan yana evlere o hizmeti götürmenin daha maliyetli olacağını belirterek
örneklendirdi. Gökçek, bu nedenle yatay
mimari yaklaşımının iyi değerlendirilmesi
gerektiğini söyledi.
TAŞDELEN: PARSEL BAZINDA
EMSAL ARTIŞI TEHLİKELİ
Çankaya Belediye Başkanı Alper
Taşdelen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın
kurtuluş reçetesini yatay mimaride görmesine olumlu ama temkinli yaklaşıyor.
Taşdelen'e göre, parsel bazında emsal artışları büyük tehlike. "Parsel bazında emsal
artışı kenti katleden unsur" diyen Taşdelen,
şöyle devam ediyor:
"İlçe belediyelerinin Büyükşehirle yakın
çalışıp bölgesel anlamda emsal belirleyip
her yurttaşa da bunun eşit uygulanması
lazım. Ankara'daki temel sıkıntı buradan
kaynaklanıyor. Bizim ilçe belediyesi olarak
yaptığımız o yüksek emsallerin önüne geçmek için dava açmak." Taşdelen'e göre
dikey mimari tercihi nedeniyle Beytepe ve
Çayyolu tarafında sıkıntılar büyürken, Turan
Güneş Bulvarı da tıkanmış durumda.
Türkiye’nin “EN” leri açıklandı...
İSTANBUL - Türk halkına göre 2015'te yılın "En
Başarılı Siyasetçisi" Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan oldu.
Araştırma kuruluşu Akademetre'nin gerçekleştirdiği
"2015 Yılının EN'leri Araştırması", Türk halkının dünyada ve Türkiye'de yılın kişileri, olayları, kurumları ve
gelişmelerinde neleri önemli gördüğünü saptadı.
Kantitatif araştırma yöntemlerinden CATI tekniği ile
yürütülen araştırmada, katılımcılara dünyada ve
Türkiye'de yaşanan gelişmeler, yıla damgasını vuran
olaylar, kendi alanlarında başarılı bulunan kişiler, kurum
ve kuruluşlar, teknooljik ilerlemeler ile siyasi ve ekonomik gelişmeler soruldu.
Araştırma İstanbul, Ankara, Erzurum ve Trabzon'un
da aralarında bulunduğu 12 şehirde gerçekleştirildi.
"2015 Yılının EN'leri Araştırması"nda,
Cumhurbaşkanı Erdoğan yüzde 36,8 ile yılın siyasetçisi
seçildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yüzde 21,6 ile CHP
Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yüzde 18,4 ile
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli takip etti.
2015'te "Yılın En Önemli Olayı" yüzde 20,4 ile 1
Kasım genel seçimi oldu. Bunu yüzde 11,2 ile
Ankara'daki terör saldırısı, yüzde 10,7 ile 7 Haziran
genel seçimleri izledi.
Araştırmada geçen yıl Türkiye'nin dış politikasını
etkileyen en önemli olay da soruldu. Buna göre
Rusya'nın Suriye'ye doğrudan müdahalesi yüzde 24,4
ile 2015 yılında Türkiye'nin dış politikasını etkileyen en
önemli olay seçildi.
Aynı konuda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK)
Suriye'de DAEŞ mevzilerini bombalaması yüzde 18,4
ile ikinci sırada yer alırken, hemen ardından yüzde 14,4
ile çözüm sürecinin sona ermesi geldi.
Nobel Kimya Ödülü'nü kazanan Prof. Dr. Aziz
Sancar, araştırmada 2015 yılında "Türkiye'nin En Gurur
Duyulan İsmi" oldu.
Sancar'ın yüzde 46,4 ile zirveye oturduğu sıralamada, Barcelona'ya transfer edilen milli futbolcu Arda
Turan yüzde 27,2 ile ikinci, Harvard Üniversitesine
"Genç Akademi Üyesi" kabul edilen ilk Türk Dr. Canan
Dağdeviren de yüzde 20 ile üçüncü olarak belirlendi.
Sancar, araştırmada "Bilim Alanında En Başarılı
İsim" de seçildi. Söz konusu sıralamada Sancar yüzde
38 ile birinci gelirken, onu yüzde 30,4 ile Cambridge
Üniversitesinde kuantum fiziği üzerine çalışan Doç. Dr.
Mete Atatüre, yüzde 12 ile de Avrupa Nükleer
Araştırma Merkezi (CERN) Kullanıcıları Danışma
Kuruluna (ACCU) seçilen Doç. Dr. Bilge Demirköz
takip etti. "Bilim/Teknoloji Alanında En Başarılı
Kurum" sıralaması ise yüzde 36 ile Türkiye Bilimsel ve
Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK), yüzde 35,2 ile
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), yüzde 11,6 ile
de Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) şeklinde gerçekleşti. Araştırma kapsamında Türkiye'de ekonomi alanındaki en başarılı kurumlar da belirlendi. Buna göre
Borsa İstanbul yüzde 26,4 ile ilk sırada yer alırken, bu
kurumun hemen ardından yüzde 24,4 ile Türkiye
Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), yüzde 22,8 ile
de Ziraat Bankası geldi.
Türkiye'de "İş/Ekonomi Alanında En Başarılı İsim"
ise yüzde 17,6 ile Pegasus Hava Yolları Yönetim Kurulu
Başkanı Ali Sabancı seçildi.
Listede, Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı
Güler Sabancı'nın yüzde 16 ile ikinci, Doğan Holding
Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı
da yüzde 15,6 ile üçüncü oldu.
"Kültür/Sanat Alanında En Başarılı Kurum" alanında, Türkiye'nin ilk modern sanat müzesi İstanbul
Modern yüzde 22 ile birinci sırada yer alırken, bu kurumu yüzde 20,8 ile İstanbul Devlet Tiyatroları, yüzde
18,8 ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları
izledi.
"2015 Yılının EN'leri Araştırması"nda kültür-sanat
ile spor alanındaki başarılı isimler de belirlendi.
Araştırmada milli motosikletçi Kenan Sofuoğlu
yüzde 45,6 ile yılın "Spor Alanında En Başarılı İsmi"
oldu. Sofuoğlu'nu yüzde 30 ile Eczacıbaşı VitrA'nın
milli voleybolcusu Neslihan Demir, yüzde11,2 ile de
milli halterci Sibel Özkan takip etti.
"En Başarılı Spor Kulüpleri" yüzde 26,8 ile
Fenerbahçe, yüzde 22,4 ile Galatasaray, yüzde 20,8 ile
de Beşiktaş şeklinde sıralanırken, "Müzik Alanında En
Başarılı İsim" yüzde 22 ile Gülşen, yüzde 19,6 ile
Hande Yener, yüzde 16,8 ile de Hüsnü Arkan seçildi.
"Yılın En Başarılı Sinema Filmi" sıralaması ise
yüzde 36,8 ile "Bana Masal Anlatma", yüzde 23,6 ile
"Niyazi Gül Dörtnala", yüzde 17,2 ile "Kara Bela" şeklinde belirlendi.
"Yılın En Başarılı TV Dizisi" kategorisinde yüzde
20 ile "İnadına Aşk", yüzde 18,4 ile "Kiralık Aşk",
yüzde 17,6 ile de "Güneşin Kızları" ilk 3'te yer aldı. "En
Başarılı Yarışma Programı" listesi yüzde 34 ile "O Ses
Türkiye", yüzde 28,8 ile "Kim Milyoner Olmak İster",
yüzde 18 ile de "Survivor"dan oluştu.
(AA)
Esenboğa ve AŞTİ’de teröre geçit yok Araç sayısı 20 milyonu geçti
ANKARA - Ankara Emniyet
Müdürlüğünce oluşturulan Risk Analiz
Grubu'nun, Ankara Şehirlerarası Terminal
İşletmesi (AŞTİ) ve Esenboğa
Havalimanı'nda 30 Mart 2015'ten beri
yaptığı çalışmalarda 189 yabancı uyruklu
sınır dışı edildi, sıkı denetimler sonucu
terör örgütü mensuplarının alternatif
güzergahlara yöneldikleri belirlendi.
İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel
Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, asayiş, istihbarat, terör ve yabancılar şube
müdürlüklerinden 20 polisin katılımıyla
geçen yıl 30 Mart'ta oluşturulan Risk
Analiz Grubu, AŞTİ ve Esenboğa
Havalimanı'nda terör şüphelilerine göz
açtırmıyor.
Kurulduğu tarihten itibaren 24 saat
esasına göre çalışan ekipler, yaklaşık 10
ayda 8 bin 194'ü havalimanında olmak
üzere 22 bin 235 yolcuyu kontrol etti.
Kontroller sırasında durumları şüpheli
görülen 2 bin 175 kişiyle özel mülakat
yapan ekip, 189 yabancı uyrukluyu sınır
dışı ederek geldikleri ülkelere gönderilmesini sağladı.
Kontroller sonrası sınır dışı edilen
yabancıların 21 ülkeden terör örgütlerine
katılmak amacıyla Türkiye'ye geldikleri
belirlendi. (AA)
Deprem, Çiçekdağı ve Yerköy’de hasar yaptı
KIRŞEHİR/YOZGAT - Merkez üssü
Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesi olan 5 büyüklüğündeki deprem sonrası Çiçekdağı ve
Yozgat'ın Yerköy ilçelerindeki bazı evlerde
hasar meydana geldi.
Depremin hissedilmesinin ardından
evlerini boşaltan vatandaşlar, bir süre
sokaklarda ve açık alanlarda bekledi. Bazı
kişiler sokaklarda ateş yakarak ısınmaya
çalışırken, bazı vatandaşlar da araçlarında
artçı sarsıntıların geçmesini bekledi. Kısa
süreli panik yaşayan vatandaşlar, bir süre
sonra tekrar evlerine girdi. Deprem sonrasında Çiçekdağı ilçesine bağlı Hacıduraklı,
Harmanpınar, Alahacılı ve Beşikli köylerindeki bazı evlerde maddi hasar meydana geldiği belirtildi.
Yerköy Ayanoğlu Mahallesi Muhtarı
Bahriye İnce, AA muhabirine yaptığı açık-
lamada, mahallerinde bulunan üç binada
maddi hasar oluştuğunu söyledi.
Binalarında hasar olan vatandaşların
köylerde bulunan akrabalarının yanlarına
gittiğini ifade eden İnce, "Merkez üssü
Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesi olan deprem
sonrası ilçemizde bulunan birçok vatandaş
köylerinde bulunan akrabalarının yanına
giderken kimi vatandaşlarımız ise tek katlı
evi olan akrabalarının evlerine yatmaya
gitti. Gidecek yeri olmayan birçok kişi ise
arabalarında yatacaklarını söylüyorlar.
İnşallah bir şey olmaz bundan sonra" dedi.
Öte yandan, AFAD Deprem Dairesi
Başkanlığının verilerine göre, saat 19.40'da
merkez üssü Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesi
olan 5 büyüklüğündeki depremin ardından
büyüklükleri 3,5 ile 1.1 arasında değişen 18
artçı sarsıntı meydana geldi.
Türkiye’de trafiğe kayıtlı taşıt sayısı,
geçen yıl kasım sonu itibarıyla 19 milyon 882 bin 69 oldu. Son bir yıl eklendiğinde 20 milyonun üzerine çıkmasına
kesin gözüyle bakılan taşıt dağılımında,
geçen yıl kasım ayı verilerine göre
yüzde 52.9 ile otomobil ilk sırada yer
alıyor. Otomobili yüzde 16.3 ile kamyonet, yüzde 14.8 ile motosiklet, yüzde 8.5
ile traktör, yüzde 4 ile kamyon, yüzde
2.2 ile minibüs, yüzde 1.1 ile otobüs,
yüzde 0.2 ile özel amaçlı taşıtlar izledi.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK),
geçen yıl kasımda trafiğe kaydı yapılan
taşıt sayısının, bir önceki aya göre yüzde
14,2, bir önceki yılın aynı ayına göre de
yüzde 3,3 arttığını açıkladı. 2015 yılı
ocak-kasım döneminde 1 milyon 146
bin 978 taşıtın trafiğe kaydı yapıldı, 93
bin 630 taşıtın ise trafikten kaydı silindi.
Böylece trafikteki toplam taşıt sayısı 1
milyon 53 bin 348 adet arttı.
LPG’Lİ ARAÇ İLK SIRADA
Söz konusu ayda 571 bin 180 taşıtın
devri yapıldı. Bu taşıtların içinde otomobil yüzde 69,6 ile ilk sırada yer aldı.
Otomobili sırasıyla yüzde 16,3 ile kamyonet, yüzde 4,2 ile motosiklet, yüzde
4,1 ile traktör takip etti. Kasımda devri
yapılan taşıtların yüzde 5,8’ini ise minibüs, otobüs, kamyon ve özel amaçlı
taşıtlar oluşturdu.
Trafiğe kayıtlı 10 milyon 509 bin
258 otomobilin yüzde 40,5’inin LPG,
yüzde 31,4’ünün dizel, yüzde 27,7’sinin
benzin yakıtlı araçlar olduğu belirlendi.
Otomobillerin yüzde 0,4'ünün ise yakıt
türü bilinmiyor.
RENAULT
TERCİHTE LİDER
Kasımda trafiğe kaydı yapılan 56 bin
326 adet otomobilin yüzde 13,1'inin
Renault, yüzde 12,1'inin Volkswagen,
yüzde 7,4’ünün Opel, yüzde 6,8’inin
Hyundai, yüzde 6,6’sının Fiat, yüzde
6,3’ünün Toyota, yüzde 6,2’sinin Ford,
yüzde 5,6’sının BMW, yüzde 4,9’unun
Mercedes-Benz, yüzde 4,6’sının Dacia
olduğu, yüzde 26,4’ünün ise diğer markalardan oluştu.
EPDK’DAN CEZA
YAĞMURU
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu
(EPDK) 10 firmaya toplamda 2,3 milyon lira ceza verdi, 4 firmadan da çeşitli
nedenlerle savunmalarını istedi. EPDK,
lisans sahibinin dağıtıcısı dışında akaryakıt ikmal, kullanıcılar haricinde yeniden
satış amaçlı akaryakıt satışı, toptan satış
bilgilerine konu faturaların sahte fatura
olduğunun anlaşılması, otomasyon sisteminin düzgün çalışmaması, akaryakıtta
tahşiş amacıyla kullanılabilecek madde
bulundurulması, gizli yeraltı tankı bulundurulması gibi nedenlerle 10 şirkete toplamda 2 milyon 387 bin 72 lira para
cezası kesti. Ayrıca EPDK 4 şirketten de
LPG Otogaz istasyonu sorumlu müdür
belgesinin ve sözleşmesinin ibraz edilememesi, dağıtıcısı dışında akaryakıt
ikmal edilmesi ve otomasyon sistemi
çalışmadığı halde akaryakıt ikmali yapılması gibi nedenlerden dolayı yazılı
savunmalarını istedi.
12 Ocak 2016 Salı
11
Sürücü kursları
için "yüzde 55"
başarı kriteri
ANKARA - Milli Eğitim Bakanlığının (MEB),
yeterli eğitim vermediği tespit edilen sürücü kursları için başlattığı ceza uygulaması kapsamında, kursiyerleri direksiyon eğitimi ön sınavında başarılı
olan ancak asıl sınavdaki başarı oranı yüzde 55'in
altında kalan kurslar, bir dönem kursiyer kaydı
yapamayacak.
MEB, 5 Aralık 2015 tarihli Özel Motorlu Taşıt
Sürücüleri Kursu Yönetmeliği hükümlerine göre
düzenlenen Özel Motorlu Taşıt Sürücüleri Kursu
Direksiyon Eğitimi Dersi Sınav Yönergesi'nde
değişikliğe gitti.
Bakanlık, Avrupa Birliğinin (AB) teknik ve
mali desteği ile Özel Öğretim Kurumları Genel
Müdürlüğünce yürütülen, Sürücü Eğitim ve Sınav
Süreçlerinin Geliştirilmesi Projesi'nde, direksiyon
sınavını yapan öğretmenlerin eğitimlerine ilişkin
çıktıları da yönergeye yansıttı.
Buna göre, "Özel motorlu taşıt sürücüleri kursu
direksiyon eğitimi dersi sınav sorumlusu" belgesine
sahip olup "Direksiyon Eğitimi Dersi Sınavı
Uygulama ve Değerlendirme Komisyonu"nda
görev yapan personel, il veya ilçe milli eğitim
müdürlüklerindeki özel motorlu taşıt sürücü kurslarının iş ve işlemlerini yürüten birimlerce hizmet içi
eğitime alınacak. Bu eğitimin adı "Özel motorlu
taşıt sürücüleri kursu sınav sorumlusu hizmet içi
eğitim etkinliği tamamlama programı" olarak belirlendi. Hizmet içi eğitimler, 12 ders saati sürecek.
Ölçme, değerlendirme ve psiko-motor becerilerinin
ele alınmasına 1 saat, trafik mevzuatı ve trafik
kurallarına 3 saat, sınav değerlendirme formuna 4
saat ayrıldı. Bakanlığın yeni düzenlemesinde direksiyon sınavını yapan sorumlu öğretmenlere sürücü
adayları gibi araç içinde eğitim zorunluluğu da
getirildi. Sınav sorumlularının, eğitim programında
araç tanıma ve kullanma, sınav uygulama senaryoları konusunda 4 saatlik uygulamalı eğitimlere
katılması gerekiyor. Bu eğitimler, kurslardan araç
kiralanarak yapılacak.
Sınav sorumlusu öğretmenlerin görevine devam
edebilmesi için hizmet içi eğitimden sonra ayrıca
yapılacak sınavı geçmeleri gerekecek. Bu sınavı
geçemeyen öğretmenler, direksiyon sınavlarında
görev alamayacak.
Sürücü kursları, bütün sertifika sınıfı programlarında manuel vitesli araç bulunduracak, kursların
ikinci aracı otomatik şanzımanlı olabilecek.
Özel motorlu taşıt sürücüleri kurslarına kayıt
olan kursiyerlere 1 Ocak 2016 itibarıyla "trafik
adabı" dersi verilecek ve teorik sınavda bu dersle
ilgili sorular sorulacak.
Yönergenin yürürlüğe girdiği tarihten önce
kurslarda çalışanlardan direksiyon eğitimi dersi
sınavında görev alan direksiyon dersi usta öğreticilerine sınav ücreti verilmesi hükmü de getirildi.
Usta öğreticilerin sınav ücreti, kurslar tarafından
karşılanacak.
Kurs tarafından yapılan direksiyon eğitimi dersi
ön sınavında başarılı olan ve modül üzerinden onay
verilerek milli eğitim müdürlüğü tarafından yapılan
direksiyon eğitimi dersi sınavına giren kursiyerlerin
başarı oranı yüzde 55'in altında kalırsa ilgili kurs
hakkında inceleme ve soruşturma başlatılacak.
Soruşturma sonunda düzenlenen raporda yeterli
eğitim verilmediğinin tespit edilmesi halinde bir
sonraki ayı takiben kursa bir dönem kursiyer kaydı
yapılmasına izin verilmeyecek.
TOKİ’nin ‘İkinci Bahar’
projesine yoğun talep
ANKARA - Başbakanlık Toplu Konut İdaresi
Başkanlığınca (TOKİ) ev sahibi olmak isteyen emekliler
için 17 ilde inşa edilen 4 bin 340 konut için 51 bin 800
başvuru yapıldı.
TOKİ Başkanı Mehmet Ergün Turan, AA muhabirine, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun müjdesiyle, emekli
ve dar gelirli vatandaşları ortalama 250 lira taksitle yuva
sahibi yapmak için faaliyetlerini hızlandırdıklarını söyledi.
"Emekliye İkinci Bahar Projesi" kapsamında 17 ilde
talep topladıklarını belirten Turan, "İlk aşamada inşa edilecek toplam 4 bin 340 konut için 51 bin 800 başvuru
aldık. Hiç konut sahibi olmayan emekli vatandaşlarımızı, kurayla konut sahibi yapmış olacağız" dedi.
Turan, proje çerçevesinde diğer şehirlerde de arazi
üretme çalışmaları yaptıklarını dile getirdi.
Bu iller hakkında bilgi veren Turan, şöyle konuştu:
"Şimdi 7 vilayette daha arazi ürettik, proje çalışmasını yapıyoruz. Onlar için de talep toplayacağız. Adana
Sarıçam, Aksaray merkez, Eskişehir Tepebaşı, Hatay
Reyhanlı, Kahramanmaraş Türkoğlu, Kayseri Mimar
Sinan ve Kütahya Tavşanlı'da yapılacak 2 bin 705 konut
için emeklilerden talepler toplanacak. Her ay talebin
olduğu yerlerdeki ihtiyaçları karşılayacağız. Anadolu'nun
birçok şehrinde, arazi üretmekte zorlandığımız birkaç
vilayetimiz hariç, emekli vatandaşlarımızın taleplerine
karşılık verecek bir çalışma içindeyiz." (AA)
12
12 Ocak 2016 Salı
Türk Kızılayı Suriyelilerin
YARALARINI SARIYOR
Türk
Kızılayı
tarafından
Suriye
sınırları
içindeki iç
savaş mağdurlarına
bugüne
kadar yaklaşık 1 milyar 210 bin
lira yardım
yapıldığı
bildirildi.
İSTANBUL - Hilal-i Ahmer Cemiyeti adıyla
19. yüzyılda kurulan ve Türkiye'nin en eski
kurumlarından olan Türk Kızılayı, o tarihten bu
yana dini, ırkı, milletine bakmaksızın her türlü
afet ve savaştan etkilenenlere yardım elini uzatıyor.
Kuruluşundan bu yana, "insanlık, ayrım
gözetmemek, tarafsızlık, bağımsızlık, hayır
kurumu niteliği, birlik ve evrensellik" ilkelerini
çerçevesinde çalışmalarını yürüten kurum,
Suriye'deki iç çatışmalardan etkilenenlerin
yaralarını da sarmaya çalışıyor.
AA muhabirinin Türk Kızılayı'ndan aldığı
bilgiye göre, Suriye'de 2011'de başlayan iç
savaş neticesinde 100 binlerce Suriyeli hayatını
kaybederken, yaklaşık 4,5 milyon kişi ülkesini
terk etmek zorunda kaldı.
Türkiye, 2 milyon 291 bin 900 kayıtlı
Suriyeli sığınmacıya kucak açarak, dünyada en
çok sığınmacı barındıran ülke oldu.
Türk Kızılayı da ilk günden itibaren
Türkiye'ye göç eden sığınmacıların yanı sıra
Suriye'de kalan mağdurlara yardım eli uzatıyor.
Çalışmalarını "Gaziantep Ülke Alan
Koordinatörlüğü" adı altında kurduğu merkezden yürüten Türk Kızılayı, Türkiye'nin 10 şehrinde kurulan 17 çadır kent ve 8 konteyner
kentte, 265 bin 180 Suriyeli'ye ağırlıklı gıda
olmak üzere eğitim, sağlık, topluma entegrasyon hizmetleri veriyor.
Türk Kızılayı, Suriye'deki mağdur ve mazlum halka da yardım elini uzatıyor.
Bu kapsamda "sıfır noktası" olarak
adlandırılan alanlarda oluşturulan 12
sınır noktasında yaşam mücadelesi
veren Suriyelilere 1 milyar 209 milyon 509 bin 631 lira yardım yapıldı.
Bu kapsamda, mağdurlara içerisinde
gıda, giyim malzemelerinin yer aldığı
3 milyon 943 bin 799 koli dağıtıldı.
Türk Kızılayı'nın sığınmacıların
ihtiyaçlarını kendilerinin karşılaması
için başlatılan "Kızılay Gıda Kart
Projesi" kapsamında da yardımları
devam ediyor.
Sığınmacıların kartlarla anlaşmalı marketlerden ihtiyaçlarını temin etmesine imkan veren
kartlardan, bugüne kadar kamplarda kalan 153
bin 574 Suriyeli faydalandı. Türk Kızılayı,
kartlara 320 milyon 825 bin 490 lira lira aktardı. Kamp dışında kalan sığınmacılar için geçen
yıl başlatılan aynı proje kapsamında da 10 milyon 169 bin 50 lira tutarında yardım yapıldı.
Bu yıl 40 bin 650 hektar alan ağaçlandırılacak
ANKARA - Orman Genel Müdürü
İsmail Üzmez, 2016 yılı içinde 40 bin
650 hektar alanda ağaçlandırma çalışması yapmayı hedeflediklerini bildirdi.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
Üzmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1839 yılında kurulan Orman
Genel Müdürlüğünün Türkiye'nin en
köklü kurumlarından biri olduğunu
anımsattı.
Genel Müdürlüğün
Türkiye'ye çok önemli
hizmetler yaptığını
belirten Üzmez, orman
ve orman kaynaklarını
her türlü tehlikelere
karşı korumak, doğaya
yakın bir anlayışla
geliştirmek, ekosistem
bütünlüğü içinde ve
topluma fayda sağlayacak şekilde yönetmenin
en önemli görevleri
olduğunu söyledi.
Üzmez, "İnsana,
7
8
9
10
doğaya ve çevreye duyarlı, sürdürülebilir
orman yönetimini sağlayan şeffaf ve saygın bir kurum olmak önemli bir amacımızdır" ifadesini kullandı.
Kuruluşun yaklaşık 42 bin 500 çalışanıyla Hakkari Çukurca'dan Edirne
Keşan'a kadar Türkiye'nin en ücra köşelerine hizmet verdiğine dikkati çeken
Üzmez, şöyle konuştu:
"Yaptığımız hizmetin çok önemli olduğunu düşünüyoruz çünkü ormanlar,
bilimsel bir araştırmaya göre 6 binin
üzerinde insana hizmet veriyor. Bugün
dünya orman alanı takriben 4 milyar
hektardır. Türkiye'nin orman alanı ise
son 13 yılda 1 milyon 500 bin hektar
artarak 22,3 milyon hektara ulaşmıştır.
Bu açıdan ülkemiz dünyada orman varlığını artıran nadir ülkelerden birisi
olmuştur." (AA)
BULMACA
Soldan sağa:
1. Yıldırımsavar. 2. Artvin yöresinde oynanan bir halk oyunu. – Şikâr. 3.
Güney Amerika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan bir yük hayvanı. –
Bildik, tanıdık. 4. Belirti, iz, ipucu. – Ondalık. 5. Erkek dadı. – Evin bir
bölümü. 6. Sodyumun simgesi. – Asya’da bir ülke. 7. Bakma, gözetme,
gözetim. 8. Uzaklaşmak. – Ruh. 9. Endonezya’nın plaka işareti. – Yapım.
– Soru sözü. 10. Başıboş, işsiz, aylak. – Borsada kesin vadeli değerlerin
kuru ile prim değer kuru arasındaki fark. 11. Bir orman ağacı. – Herhangi
bir sanat eserinde işlenen konu. 12. Dinsel tören. – Bir şeyi yapmayı
önceden isteyip, düşünme. 13. Katı halden sıvı hale geçme. – Ağaçlıklı
yol. 14. Soyundan gelinen kimse. – Dolaylı olarak anlatma. – Vilayet. 15.
Asaf Halet Çelebi’nin bir şiir kitabı. 16. Suçu bağışlama. – yerel, mevzi,
mahalli. 17. Uşak ilinin bir ilçesi. – Çok kokulu bir tür kahve. 18. İlaç
vererek hastalığı iyi etmeye çalışma, tedavi etme. – İsim. 19. Paraguay
çayı. – Kansızlık hastalığı. 20. Kastamonu ilinin bir ilçesi. – Değerli
madenlerin saflık derecesi.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Hızlı yüzmek için ayağa takılan araç. – İstavrit balığının küçüğü. –
ABD’de bir eyalet. 2. Rus Kazaklarda başkan. – Söylenti. – Bir nota. –
Evrensel alıcı kan grubu. 3. Kutsal Hint destanı. – Deniz kuvvetlerinde bir
aşama. – Bir müzik sesini belirtmeye yarayan işaret. 4. Tarlada suyu
başka bir yöne akıtmak için yapılan tahta oluk. – Buyruk, komut. –
Nikelin simgesi. – Cüzamlı. 5. Uzaklık anlatır. – Görkem, heybet. – Bir
süs bitkisi. 6. “O yer” anlamında kullanılan sözcük. – Eski bir devlet. –
Hayvanın erkekliğini gidermek, hadım etmek. – Arapçada su. 7. Amonyak
tuzu. – Bir iskambil oyunu. – Balık avlamakta ya da odun taşımakta kullanılan büyü kayık. 8. El, yüz hareketleriyle
gösterme. – Büyük ve sert taş kütlesi. –
Uluslararası Çalışma Örgütünün kısaltması. –
ÇÖZÜMÜ
Seslenme sözü. 9. Güzel, hoş. – Avrupa’da bir
BUGÜN
başkent. – Arap alfabesinde bir harf. – Oyunda
14.
SAYFADA
kazanılan her parti. 10. Yazılı kâğıt. – Denizlerin
çekilmesiyle oluşmuş yurtlanmaya elverişli
bölge. – Seyrek, az bulunur.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
SURİYE’DE TÜRKMEN SOYKIRIMI
BİR BOP PROJESİDİR
Amerika Büyük Orta Doğu Projesi
kapsamında Suriye'yi karıştırmak,
rejimini ve başkanını değiştirmek,
bölüp parçalayarak İsrail için tehlikesiz bir hale getirmek, Türkiye’nin
sınırlarında bir PKK tehdidi oluşturmak ve Suriye içinden kendi emrinde
jandarma ve amele olarak kullanacağı Kürtçü bir PYD devletçiği kurmak
istemiştir. Türkiye'de İslamcı görünümlü siyasi organ da, Beşar Esed
Müslümanlara zulmediyor diye
Amerika'nın bu planına uygun politikalar geliştirerek âdeta Suriye devletine savaş açtı.
Sonuçta Suriye’nin kuzeyi,
Türkiye’nin güneyi olan Suriye sınır
bölgeleri kargaşaya düşürüldü. Bu
bölgelerde Amerika, Avrupa Birliği ve
İsrail yapımı İslamcı etiketli IŞİD’le
yine aynı odakların üretimi olan
Kürtçü PKK/PYD örgütü silahlandırıldı, hava desteği verildi, eğit donat
projesiyle eğitilip silahlandırıldı, her
türlü imkân ve fırsat verildi. Bu iki
terör örgütü güya birbiriyle savaşırken arada Türkmenler ezildi, eziliyor,
toplu olarak soykırıma uğratıldı, halen
uğratılıyor, yerlerinden, yurtlarından,
topraklarından, evlerinden sürüldü,
sürülüyor. Türkmenlerden boşaltılan
yerlere Kürtler yerleştirildi, yerleştiriliyor ve Kürt kantonları oluşturuldu,
oluşturuluyor.
Türkmenlerin Suriye'de IŞİD ve
PKK/PYD arasında, Irak'ta IŞİD ve
Barzani’nin Peşmerge adlı terör örgütü arasında ezilip yok edilmesini, kitlesel olarak katledilmelerini, soykırıma uğramalarını, topraklarından,
yurtlarından, evlerinden sürülmelerini
Türkiye'de İslamcı görünümlü milliyetsiz iktidar görmezden geldi.
Barzani'yle el ele, kol kola yürüyenler, PKK’yla çözüm süreci diye her
türlü müzakere, mütareke yapanlar,
Türkmenlerin yok edilişini, yurtlarından sürülüşünü sinsi sinsi gülerek
izliyorlar. Amaç, önce Irak ve
Suriye'nin, sonra da Türkiye'nin
Türksüzleştirilmesi, Türklerden arındırılmasıdır. Türkler, kendilerini imha
projesini uygulayan ve destek veren
İslamcı görünümlü ya da liberal
suratlı partilere destek verdikçe yok
oluşlarını hızlandırmış olurlar. Ey Türk!
Aklını başına al, derlenip toparlan,
birleş ve kendini koru. Seni yok
etmek isteyen düşmanına hizmet
etmekten vazgeç. Celladının bıçağını
yalayan mankurt olma. Irak ve
Suriye'deki Türkmenler, Türkiye
Türklüğünün güvenlik halkasıdır. Bu
güvenlik halkası yok edilirse sıra
Türkiye Türklüğüne gelecektir, hatta
gelmiştir.
Hilal hanım şampiyonluğa koşuyor
KONYA- Konya'da kızının oyuncak
bebeğine saç tasarımı yaparak başladığı
kuaförlüğü katıldığı kurslarla geliştiren
ve uluslararası derece alan ev hanımı
Hilal Özcan, milli takıma seçilerek ülkeyi yurt dışında temsil etmeyi hedefliyor.
Özcan, AA muhabirine, çok sevdiği kuaförlüğe, kızının oyuncak bebeğine saç
tasarımları yaparak başladığını söyledi.
Yakınları ve çevresindekilerin önceleri
bu meslekle uğraşmasına sıcak bakmadığını anlatan Özcan, internetten saç
modellerine bakarak kendini geliştirmeye
çalıştığını, halk eğitim merkezinde katıldığı kursun ardından profesyonel kuaförlüğe başladığını dile getirdi.
Ankara, İstanbul, Isparta ve Antalya'da
başarılı kuaförlerden ders alıp sürekli
kendini geliştirdiğini belirten Özcan,
"Kuaförlüğe 22 yaşında başladım. 31
yaşındayım. 3 yıl önce kendi iş yerimi
açtım. Mesleğe ilk başladığım dönemde
kısıtlandım. Çok zorluk yaşadım ancak
yılmadım. Çünkü bir kadın olarak güçlü
olmak zorundaydım" dedi.
Özcan, 2014'te Antalya'da düzenlenen
"Dünya Modeller Resitali" yarışmasında,
türban tasarımı dalında birinci, makyajda
ikinci olduğunu bildirdi.
Kasımda Türkiye Berberler ve
Kuaförler Federasyonu Milli Takım
Seçmeleri İç Anadolu Etap Yarışması'na
katıldığını söyleyen Özcan, şöyle devam
etti:
"Milli takım İç Anadolu yarışmasında
kategorimde birinci oldum. Önümüzdeki
günlerde Türkiye genelinde yapılacak
yarışmada da birinci olmayı hedefliyorum. Seçmeleri kazanır ve milli takım
adına yarışmayı başarırsam, yurt dışında
eğitimlere katılma ve mesleğimi daha da
geliştirme imkanı bulacağım. Azmim var,
kendime güveniyorum. Durmak yok,
çalışmaya devam diyorum."
Başarı için sürekli eğitim gerektiğine
işaret eden Özcan, "Nerede eğitim olduğunu duysam oraya katılıyorum. 'İyiyim,
eğitimli ve başarılıyım' demiyorum. Ne
kadar çok öğrenmeye açık olursak o
kadar başarılı oluruz. 'Biliyorum' değil,
'öğreneyim' diyeceksin. Akşam saç tasarımları düşünüp, sabah iş yerime gelenlere uygulayarak mesleğimde ilerledim"
diye konuştu. (AA)
AMASYA - Ülkesi
Japonya'dan 9 ay
önce Çin'e geçen ve
yürüyerek Portekiz'e
ulaşmayı hedefleyen
33 yaşındaki
Masatoshi Matsuda,
Amasya'nın
Gümüşhacıköy ilçesine ulaştı.
Yürüyerek
Portekiz'e varmayı
amaçlayan Matsuda,
9 ay önce önce
Japonya'dan uçakla
Çin'e gitti. Buradan
yürüyüşe başlayan
Matsuda, bugüne
kadar yaklaşık 9 bin
kilometre yol kat
ederek
Gümüşhacıköy'e
geldi. Masatoshi
Matsuda, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye'ye 22
gün önce giriş yaptığını söyledi. Sürekli
yürüdüğünü, hiçbir taşıta binmediğini
bildiren Matsuda, bugüne kadar 9 bin
kilometre yürüdüğünü ifade etti.
Yürümeyi sevdiğine dikkati çeken
Matsuda, 4 bin 500 kilometre daha yürüyerek Portekiz'e ulaşmayı hedeflediğini
belirtti. Matsuda, "Türkiye'de herkes beni
misafir etmek, bir şeyler ikram etmek
istiyor. Bu da yolculuğumun güzel yanı.
Güzel dostlar ediniyorum, onların fotoğrafını çekiyorum" dedi.
Masatoshi Matsuda, Türkiye'den
Yunanistan'a geçeceğini, sonra Portekiz'e
vararak turu tamamlayacağını kaydetti.
İkram edilen yemeği yiyen ve kendisine yardımcı olan Gümüşhacıköy İlçe
Jandarma Komutanlığı ekiplerine teşekkür eden Matsuda, daha sonra ilçeden
ayrıldı. (AA)
Yürüyerek Çin'den Portekiz'e gidiyor
SAĞLIK
12 Ocak 2016 Salı
Kalp hastaları gripten
daha çok korunmalı
EDİRNE - Kardiyoloji uzmanı
Prof. Dr. Ertuğrul Ercan, kalp hastalığı bulunanların, sağlıklı kişilere
göre daha ağır seyreden gripten
korunmak için daha fazla özen göstermesi gerektiğini bildirdi.
İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi
Kardiyoloji Ana Bilim Dalı öğretim
üyesi Prof. Dr. Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp rahatsızlığı bulunanlarda soğuk algınlığı
ve gribin sağlıklı kişilere göre daha
ağır seyrettiğini söyledi.
Kalp hastalarının soğuk algınlığı
ve gripten korunmak amacıyla daha
fazla çaba göstermeleri gerektiğini
vurgulayan Prof. Dr. Ercan,
"Yüksek tansiyon, kalp yetmezliği,
kalp damar hastalığı, kalp kapak
hastalığı, ciddi ritm bozukluğu olan,
doğumsal kalp hastalığı bulunanların soğuk algınlığı ve gribe yakalanması çok ciddi sağlık sorunlarına
neden olabilir. Bu sırada kullanılmakta olan kalp ilaçlarının devam
ettirilmesi ilaçların kesilmemesi
özellikle önemlidir" diye konuştu.
Kalp hastalarında gribin seyri ile
ilgili de bilgiler aktaran Ercan, "Geçirilen
soğuk algınlığı, grip benzeri durumlarda
kan basıncı, kalp hızı ve tüm kalp fonksiyonları kötü etkilenmektedir. Kalp hızı ve
kan basıncındaki ileri değişiklikler kalp
krizi ve felç gibi istenmeyen olayların
oluşması ihtimalini artırmaktadır" dedi.
Prof. Dr. Ercan, soğuk algınlığı ya da
grip görülen kalp hastalarının ilaç
kullanımında dikkatli olması
gerektiğini belirterek şu bilgileri
aktardı:
"Soğuk algınlığı ya da gripte
şikayetler eklem ve göz hareketlerinde ağrı, ateş, eğer başka bir
enfeksiyon üzerine eklenmezse
genel halsizlik, kuru öksürük,
boğaz ağrısıdır. Bu gibi şikayetler
varsa ve kalp hastası iseniz soğuk
algınlığı ilaçlarına dikkat etmelisiniz. Yanlış ilaç seçimi ölümcül
ritim bozukluklarına neden olabilir.
Ağrı kesici kullanılabilir. İlaç içeriğini mutlaka okuyunuz, içinde
adrenalin ya da diğer damar büzücü içerikler olmamalıdır. Bunlar
genelde burun damlasıdır. Bu tür
burun damlalarını kalp hastaları,
yüksek tansiyonu olanlar, stent
takılmış hastalar kesinlikle kullanmamalıdır.”
Gripten korunmada aşıların
güvenilir göründüğünü ancak kalp
yetmezliği bulunanların canlı aşıdan kaçınmaları gerektiğini dile
getiren Prof. Dr. Ercan, hastalıktan
korunmanın bir yolunun da özellikle el
hijyeni olduğunu kaydetti. (AA)
Sıcak su torbasını uyku sırasında kullanmayın
SAKARYA - Sakarya Üniversitesi
(SAÜ) Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Ana
Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Fehmi Çelebi,
sıcak su torbası uygulamasının uyku halindeyken yapılmaması gerektiğini belirterek,
"Desteğe ihtiyacı olan hastalardaki uygulamalarda da mutlaka uyanık birinin hasta
yakınında olmasını öneriyoruz" dedi.
Çelebi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sıcak su torbası uygulamasının halk arasında yaygın olduğunu söyledi.
Ağrıyan bölgelere tedavi amaçlı sıcak su
bu tarz torbası uygulandığını anlatan
Çelebi, "Bugün modern anlamda tıpta sıcak
uygulaması yaptığımız bazı hastalıklar vardır. Örneğin, oturak bölgesi hastalıklarında
sıcak uygulaması yapıyoruz, 'bu oturma
banyosu' tarzında ifade edilmekte. Kimi
yerlerde torbalar bu amaçla kullanılıyor"
diye konuştu.
Çelebi, kullanılan torbaların kalite, nitelik
ve onay veren makam açısından önem taşı-
Bebeklerin hareketleri
ağrıların tedavisinde
kullanılacak...
ANKARA - Bebeklerin fiziksel ve nefes hareketlerinden yola çıkarak uygulanan, çeşitli kas ve iskelet sistemi
rahatsızlıkları ve ağrıların tedavisinde kullanılan Dinamik
Nöromasküler Stabilizasyon (DNS) yöntemi, Türk
hekimlere anlatıldı. Çek Cumhuriyeti'nde bulunan
Charles Üniversitesi Tıp Fakültesi Motol Hastanesi
Rehabilitasyon bölümünden Prof. Dr. Pavel Kolar ve ekibinin geliştirdiği DNS yöntemi, beyindeki hareket kontrol
merkezlerini uyararak, vücudun zaman içinde unuttuğu
doğuştan gelen hareket kalıplarını aktive ediyor. Yöntem,
hareket kalıplarının hatırlanmasıyla kas sisteminin yapısal
uyumunun geri kazanılmasına yardımcı oluyor.
Amerika ve Avrupa'da yaklaşık 15 yıldır eğitimleri
verilen yöntem, Türkiye'de ilk kez Ankara'da düzenlenen
bir kurs programıyla Türk hekimlere anlatıldı.
Eğitim hakkında bilgi veren Prof. Dr. Kamil
Yazıcıoğlu, beynin hareketleri, bebeklik çağından itibaren, 3 aylıktan 1 yaşına kadar geçen süre içerisinde öğrendiğini, yıllar geçtikçe bu hareketlerin unutulduğunu anlattı. Bebeklerin karın bölgesinden yani diyaframdan nefes
alıp verdiğini ve büyüdükçe nefesin göğüsten alınmaya
başlandığını söyleyen Yazıcıoğlu, diyafram kullanmanın
önemini vurguladı. "Diyafram doğru kullanılmadığında
boyun ve bel ağrıları ortaya çıkabilir" diyen Yazıcıoğlu,
şöyle devam etti: "Bel, boyun ağrılarında, çeşitli felç ve
santral sinir sistemi hastalıklarında vücudumuz geriye
gidiyor. Burada yeniden kişinin bebeklik çağındaki hangi
kalıp hareketlere döndüğünü görüyoruz. Ona göre tedavi
etmeye başlıyoruz. Örneğin 3 aylık bebeğin hareketleri ve
nefes alıp verme teknikleri bizim için çok önemli. Bu
yüzden eğitimde ilk önce, kişilerin nefes alıp vermedeki
yanlışlıkları nelerdir, bu konudaki temel egzersizleri bire
bir çalışacağız."
dığını vurgulayarak, aksi halde
Samsun'daki olaya benzer sıkıntılar hatta
ölüme kadar yol açan hadiseler yaşanabileceğini vurguladı.
Sağlığı etkileyen her şeyin mutlaka
uzman tavsiyesiyle kullanılması gereğine
işaret eden Çelebi, bazı hastaların sokakta
duyduğu uygulamaları daha çok önemsediğini aktardı.
Çelebi, sıcak su torbası uygulamalarında
zaman zaman istenmeyen durumlarla karşılaşılabildiğini dile getirerek, "Bunda net
bilimsel bir veriye dayandırılarak klasik
tedavi uygulaması niteliğinde boyutu yok.
Sıcak uygulamasıyla ilgili zaman zaman
ısıtılmış bir kiremit üzerine oturan veya onu
ağrıyan bölgeye dayayanları, yine bardak
uygulaması yapanları duyuyoruz ama tabii
bunların tamamı, modern tıpta tavsiye edilen uygulamalar değil. Tamamen halk arasında uygulanan şeyler. Bunları çoğu
zaman dinlemiyoruz veya tercihi maalesef
kendilerine bırakıyoruz" şeklinde konuştu.
Sağlığın önemine işaret eden Çelebi, şunları kaydetti:
"Bu kavramda baktığınızda standartlaşmış, rutin uygulamaya girmeyen herhangi
bir şeyi, bireysel olarak ne tavsiye edebili-
rim, ne uygularım ne de uygulatırım ama
bazen insanlar 'Hayat benim, tercih benim'
diyebiliyor. Bizim tavsiyemiz, standartlaşmış, bilimsel verilerle doğruluğu ve faydası
netleştirilmiş uygulamaları kabul ederek
buna uygun davranmalarıdır. Yoksa merdiven altı üretimlerle elde edilmiş ürünler,
'şöyle faydalıdır' gibi süslü cümlelere kanıp
hayatlarını tehlikeye sokmalarını öneremeyiz. Bu konuda dikkatli olmalılar. Bazen
çeşitli yayınlarla karşılaşıyoruz. Örneğin,
'iki saatte çözüm' gibi. Eğer bu böyle olsa
reklamasyona girmeyecek şekilde zaten
uygulaması yaygınlaşır."
Prof. Dr. Çelebi, sıcak su torbası uygulamasına ilişkin ise "Hiçbir zaman uyku
halindeyken bu tarz uygulamaların asla
yapılmaması gerekiyor. Desteğe ihtiyacı
olan hastalardaki uygulamalarda da mutlaka
uyanık birinin hasta yakınında olmasını
öneriyoruz. Yine içerisine koyulacak su,
yakmayacak derecede bir ısıya sahip olmalı. Kullanacağımız torbanın da kalitesini
biliyor olmamız lazım. Çok yıpranmış,
eskimiş torbaları asla kullanmamamız gerekir. Sağlıklı bir yaşam için standartlaşmış,
bilinen, klasik uygulamaya girmiş uygulamaları kullanalım" tavsiyesinde bulundu.
Vücut ısısı için kışın da sıvı alımına dikkat edilmeli
SAMSUN - Ondokuz Mayıs
Üniversitesi (OMÜ) Sağlık
Meslek Yüksekokulu Beslenme
ve Diyetetik Bölüm Başkanı
Doç. Dr. Aliye Özenoğlu, kış
aylarında vücuttaki suyun görevlerinden birinin de vücut ısısının
dengelenmesi olduğuna işaret
ederek "Kışın havadaki ani ısı
değişimleri nedeniyle vücudun
ısısını sağlamasında zorlanmaması için sıvı alımına daha çok
dikkat etmek gerekir" dedi.
Özenoğlu, AA muhabirine, kış
aylarında beslenmeyle ilgili
değerlendirmelerde bulundu.
Kışın sıvı alımına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan
Özenoğlu, yeterli sıvı olmadığında ani ısı değişimlerinde
vücudun ısı dengesini sağlamakta zorlanacağını anlattı.
Suyun görevlerinden birinin
de vücut ısısının dengelenmesi
olduğuna dikkati çeken
Özenoğlu, "Kışın havadaki ani
ısı değişimleri nedeniyle vücudun ısısını sağlamasında zorlanmaması için sıvı alımına daha çok dikkat etmek gerekir. İlle de bunu su olarak almaya gerek yok. Sıvı alımında
besleyici olmaları açısından çorbaların
yanı sıra bitki çayları, taze sıkılmış
meyve suları, süt tercih edilebilir. İlaç
kullananların ise kafeinli içeceklere
dikkat etmeleri lazım" diye konuştu.
Doç. Dr. Özenoğlu, kış aylarında
özellikle gripte, soğuk algınlığında
tavuk suyuna çorbanın iyi geldiğine
inanıldığına işaret ederek bunun tek
başına sağlık için yeterli olmadığını
söyledi.
Kış aylarında sıcak çorba ve sıcak
içecekler tüketmenin genel olarak
boğazı rahatlattığı için tercih edildiğini
söyleyen Özenoğlu, dikkat edilmesi
gereken hususun "besleyicilik" olduğunu belirtti.
Sadece tavuk suyuna çorbanın yeterli
besleyici değeri olmadığını ifade eden
Özenoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Çorbaların besin değeri açısından
zenginleştirilmesi, sağlık için daha
yararlı olacaktır. Sıcak tavuk suyundaki
uçucu yağ asitleri lezzet verir, kokusu,
tadı iyi gelir. Besin değeri açısından
baktığımızda yağdan gelen kalori ve
tuz içerir. Tavuk suyuna çorba sebzelerle zenginleştirilirse besleyiciliği artmış
olur. Genel olarak dengeli beslenmeye
özen göstermemiz gerektiği için kışın
da tek yönlü beslenmemeliyiz. Çorba
olarak da genellikle tavuk suyuna değil,
çorbalarımızı başka sebzelerle zengin-
leştirerek tüketmeliyiz. Soğan, sarımsak, lahana, kereviz, turp, pırasa karnabahar, brokoli kükürtlü bileşiklerden
zengin sebzelerdir. Bunlar da vücudun
hastalıklara karşı korunmasında, zararlı
maddelerin yani toksinlerin vücuttan
atılmasında rol oynar. Farklı sebzelerden yapılmış, içine kırmızı ya da yeşil
mercimek, nohut ya fasulye katılmış bir
sebze çorbası tek başına da oldukça
besleyicidir. Dengeli ve yeterli beslenme yerine tek tip beslenme pek çok
hastalığa da zemin hazırlayacaktır."
Özenoğlu, soğuk havalarda kelle,
paça, işkembe gibi çorbaların da sevilerek tüketildiğini belirterek doymuş yağdan zengin bu çorbaların kalp ve damar
sağlığı için ölçülü tüketilmesini önerdi.
13
Medicana
International
"dolaşımı
durdurarak"
hayat verdi
İSTANBUL - Medicana
International Samsun Hastanesi'nde
Akut Aort Diseksiyonu (Aort
Damar Yırtılması) nedeniyle 22
dereceye kadar soğutularak ve 80
dakika boyunca tüm dolaşımı durdurularak ameliyat edilen Osman
Karayel sağlığına kavuştu.
Medicana International Samsun
Hastanesi'nden yapılan açıklamaya
göre, rahatsızlandığı gün şehir
dışında bulunan 35 yaşındaki
Karayel, Samsun'a dönüş yolunda
fenalaştı. Arkadaşı tarafından acil
olarak hastaneye ulaştırılan
Karayel'e yapılan değerlendirmeler
sonucu Aort Damar Yırtılması teşhisi konuldu ve acil ameliyat kararı
verildi.
Hasta Karayel, ameliyat kararı
sonrası Medicana International
Samsun Hastanesi Acil servisine
getirilerek yoğun bakıma alındı ve
ameliyat edildi. 22 dereceye kadar
soğutularak, 80 dakika süre ile tüm
dolaşımı durdurulan Karayel,6 saat
süren bir operasyon sonrası sağlığına kavuştu.
Ameliyatı gerçekleştirilen
Medicana International Samsun
Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi
Bölümünden Yrd. Doç. Dr. Hacı
Akar, Aort Damar Yırtılması'nda
hastaların çoğunlukla hastaneye
ulaşamadan hayatını kaybettiğine
dikkati çekerek, Aort Damar
Yırtılması'nın hastanın dakikalar
içinde hayatını kaybetmesine neden
olabilecek çok ciddi bir sağlık
problemi olduğunu vurguladı.
Gerçekleştirilen operasyonun çok
özellikli bir işlem olduğunu dile
getiren Akar, şunları kaydetti:
"Aort yırtılması nedeniyle hastanemize gelen Osman Karayel, yaptığımız operasyon sayesinde tam
anlamıyla ölümün eşiğinden döndü.
Operasyonun bu denli önemli
olmasının bir diğer nedeni de beyin
damarlarının olduğu bölgeyi ilgilendiriyor olması. Bu yüzden operasyonu kansız bir ortamda gerçekleştirme zorunluluğumuz oluştu. Bu
şekilde çalışma zorunluluğu nedeniyle hastamız 22 dereceye kadar
soğutuldu, 80 dakika süre ile hastanın tüm dolaşımı durduruldu ve
ameliyat bu şekilde yapıldı.
Normal şartlarda dolaşımın 3
dakika süre ile durması bile ölümle
sonuçlanmaktadır. Ameliyatın
devamında yırtılan damar suni
damarla değiştirildi ve ameliyat
başarılı bir şekilde sonuçlandı.
Operasyonun ardından yoğun
bakım ve sonrasında yataklı servisimizde hastamıza bakım verildi.
Akabinde de hastamızı sağlıkla
taburcu ettik."
14
12 Ocak 2016 Salı
Sagalassos'un kalıntıları
TURİZM
"GÖZ KAMAŞTIRIYOR"
Tarihi Sille
için proje
hazırlandı
TRABZON - Karadeniz Teknik Üniversitesi
(KTÜ) ve Selçuk Üniversitesi mimarlık fakülteleri tarafından yürütülen "Konya Sille Fiziksel
Yenileme Çalışması" adlı projeyle, 6 bin yıl önce
kurulduğu tahmin edilen, Konya'nın Selçuklu
ilçesine bağlı Sille Mahallesi'nde sürdürülebilir
kültürel turizmin sağlanması amaçlanıyor.
KTÜ Mimarlık Fakültesi İç Mimarlık Bölümü
Öğretim Üyesi ve proje yürütücüsü Yrd. Doç.
Dr. Şebnem Ertaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, içinden geçen Sille Deresi'nin iki yamacına kurulmuş yapılardan oluşan ve Roma döneminden günümüze kadar ulaşan önemli merkez
olan Sille'nin, farklı inanç ve kültürlerin hoşgörü
içinde kaynaşarak bir arada yaşadığı çok nadir
yerler arasında bulunduğunu söyledi.
Arkeolojik verilere göre, 6 bin yıl öncesinde
kurulan Sille Mahallesi'nin, günümüze ulaşabilen
kültür varlıkları, gelenek ve görenekleri ile bölgenin zenginliğini ortaya koyduğunu belirten
Ertaş, "Hacı Ali Ağa Sokağı ile yumuşak volkanik kayalara oyulmuş pek çok küçük kilise, meydanı çevreleyen Ak Hamam, Kültür evi, Subaşı
Hamamı, Aya Elenia Kilisesi ve Şapeli gibi
önemli kimlik ve anahtar elemanların bulunduğu
Sille Mahallesi, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor" dedi.
Ertaş, Sille'nin Konya için önemli turizm
koridoru olabileceğini belirterek, "Çalışmanın
temeli, Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd.
Doç. Dr. Ebru Erdoğan ile tanışmamıza dayalı.
İki üniversitenin ortak çalışmada bir araya gelebileceği hakkında görüşmelerimizin olduğu
dönemde, Sille'de daha önce bulunmuş Yrd. Doç.
Dr. Funda Kurak Açıcı'dan edindiğim görseller,
bana bu konuda çalışmanın konusunu ortaya
koyma adına fikir verdi" diye konuştu.
Konya Selçuklu Belediyesi yetkililerinin de
projeye destek verdiğini dile getiren Ertaş,
öğrenci projeleri ile başlayan sürecin, Mart 2015
itibarıyla TÜBİTAK'a sundukları "Konya Sille'de
Geleneksel Dokusunun Bir Yöntem Dahilinde
Turistik Amaçlı Fiziksel Yenilemesi" adlı projenin kabul edilmesiyle devam ettiğini ayrıca
Sille'nin kimliğine vurgu yapacak yeni bir konu
ile de KTÜ Bilimsel Araştırma Projesi (BAP)
hazırladıklarını anlattı.
Ertaş, TÜBİTAK'a sundukları projenin,
TÜBİTAK 3001 Ar-Ge Projesi olarak destek
aldığını, proje kapsamında çalışmaların devam
ettiğini ve çeşitli etkinlikler düzenlediklerini
söyledi.
Sille'nin, Konya için önemli sayılabilecek
farklı bir kültür turizmini destekleyecek nokta
olduğuna dikkati çeken Ertaş, Selçuklu
Belediyesinin Sille'de çok güzel sokak sağlıklaştırma çalışması yaptığını gözlemlediklerini,
hazırladıkları projenin ise genellikle turizm alanlarında yapılan çalışmalar sonrası işlevsiz kalan
iç mekanlara yönelik olduğunu belirtti.
(AA)
BURDUR - Burdur'un Ağlasun ilçesindeki
Sagalassos Antik Kenti'nde ortaya çıkarılan,
aralarında 5 metre boyundaki İmparator Marcus
Aurelius ve İmparator Hadrian heykellerinin de
yer aldığı eserleri her yıl binlerce kişi ziyaret
ediyor.
Yazılı kaynaklarda bilinen tarihi, Büyük
İskender'in milattan önce 333 yılındaki fethiyle
başlayan ve Roma'nın beş önemli seramik üretim merkezinden biri olma özelliğine sahip
Sagalassos'taki kazı çalışmaları, Belçikalı Prof.
Dr. Marc Waelkens başkanlığında 1989 yılında
başladı.
Waelkens'ın 2 yıl önce emekli olmasının
ardından bu göreve, kazıda başkan yardımcılığı
yapan Leuven Katolik Üniversitesinden vatandaşı Prof. Dr. Jeroen Poblome getirildi.
Türk ve yabancılardan oluşan bir ekiple 26
yıldır Belçika Leuven Üniversitesi tarafından,
Kültür ve Turizm Bakanlığının izni ve denetiminde sürdürülen kazılarda 5 metre boyundaki
İmparator Marcus Aurelius, İmparator Hadrian
heykelleri gibi önemli eserler ortaya çıkarıldı.
Dans eden kızlar frizlerinin yanı sıra zafer
tanrıçası Nike, Dyonisos, Nemesis, Asklepios ve
Kronis heykelleri antik kentten çıkarılan eserler
arasında yer alıyor.
Sagalassos Antik Kenti'nden çıkarılan ve
Burdur Arkeoloji Müze Müdürlüğü'nde sergilenen bu eserlere yerli ve yabancı ziyaretçiler ilgi
gösteriyor.
Burdur Arkeoloji Müzesi Müdürü Hacı Ali
Ekinci, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Sagalassos Antik Kenti'ndeki kazılarda ortaya
çıkarılan eserlerin sergilendiği müzenin,
Türkiye'nin en önemli müzeleri arasında yer
aldığını söyledi. Sagalassos Antik Kenti terk
edildikten sonra burada bulunan malzemelerin
başka antik kentlere taşınmayarak korunduğunu
ve bugüne kadar geldiğini anlatan Ekinci, 20072008 yıllarında Roma hamamının kazıldığını ve
bu yapı içerisinde İmparator Hadrian ve impara-
Türkiye Almanların gözdesi oldu
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
7
12 Ocak 2016
Salı
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
Yıl: 46
Sayı: 15357
ANKARA - Türkiye'yi geçen
yılın 11 aylık döneminde 34 milyon
779 bin 841 yabancı ziyaret etti. 5
milyon 403 bin 222 kişiyle Almanya,
Türkiye'ye gelen turist sayısında
sırayı aldı. AA muhabirinin Kültür ve
Turizm Bakanlığının verilerinden
derlediği bilgiye göre, 2015'in ocak
ve şubat döneminde 2 milyon 634
bin 284 turist Türkiye'ye geldi.
Ziyaretçi sayısında ocakta bir önceki
yıla göre yüzde 9.08 azalış, şubatta
ise yüzde 2.30 artış yaşandı.
Türkiye'ye ocak ayında
Almanya'dan 115 bin 993,
Gürcistan'tan 108 bin 47 ve
Bulgaristan'tan 99 bin 57, şubatta
Almanya'dan 152 bin 911, İran'dan
106 bin 916, Gürcistan'dan da 106
bin 413 turist geldi. Turizm sezonun
açılmaya başladığı mart ayında 1
milyon 895 bin 940, nisanda 2 milyon 437 bin 263, mayısta 3 milyon
804 bin 158 kişi dünyanın değişik
bölgelerinden Türkiye'yi ziyaret etti.
Martta önceki yılın aynı dönemine
göre yüzde 2,37 artış, nisanda yüzde
8,10 düşüş ve mayısta yüzde 2,46
azalma gerçekleşti. Bu dönemde
Almanya'dan 1 milyon 284 bin 210
turist Türkiye'yi tercih etti. Sezonun
zirvesi yaz döneminde üç aylık periyotta değişik milletlerden 14 milyon
734 bin 578 yabancı geldi. Bu
dönemde Almanya'dan 2 milyon 196
bin 968, Rusya'dan 1 milyon 977 bin
428 ve İngiltere'den 1 milyon 210
bin 483 turist ağırlandı. Turizm sezonunun kapanmaya başladığı eylül,
ekim ve kasım döneminde 9 milyon
273 bin 618 turist Türkiye'de tatil
yaptı. Eylülde Almanya'dan 664 bin
300, Rusya'dan 528 bin 960 ve
İngiltere'den 364 bin, ekimde
Almanya'dan 730 bin 227,
İngiltere'den 255 bin 803, Rusya'dan
229 bin, kasımda Almanya'dan 258
bin 613, Gürcistan'dan 156 bin 588
ve Bulgaristan'dan 128 bin 303 kişi
Türkiye'yi gezdi.
tor Marcus Aurelius heykellerinin ortaya
çıkarıldığını kaydetti.
Burdur Arkeoloji Müzesi'nin internet sitesindeki bilgilere göre geçen yıl müzeyi 10 bin
139'u yerli, 995'i yabancı 11 bin 134 kişi,
Sagalassos Antik Kenti'ni ise 20 bin 369'u yerli,
6 bin 689'u yabancı, 27 bin 58 kişi ziyaret etti.
(AA)
8
9
100
11
122
133
144
155
166
177
188
199
200
1
P
A
L
E
T
K
I
R
A
Ç
A
A
L
A
B
A
M
A
2
3
4
5
6
7
8
9
A
T
A
M
A
N
R
A
M
A
Y
A
N
A
A
B
A
R
A
T
A
O
R
A
N
I
"
A
D
I
R
E
R
A
N
A
R
!
V
A
Y
E
T
F
A
A
B
A
M
!
R
A
L
N
O
T
A
E
M
!
R
N
!
A
L
A
T
E
N
E
O
A
Z
A
M
E
T
M
!
M
O
Z
A
A
A
K
A
E
N
E
M
E
K
M
A
R
E
M
!
A
L
A
M
A
N
A
!
"
A
R
E
T
K
A
Y
A
!
L
O
E
Y
A
T
!
N
A
E
L
!
F
K
A
M
A
10
V
A
R
A
K
N
E
R
!
T
E
L
N
A
D
!
R
12 Ocak 2016 Salı
Torku Konyaspor potada iddialı
KONYA - Spor Toto Basketbol Ligi
ekiplerinden Torku Konyaspor'un
başantrenörü Aziz Bekir, yarın evlerinde
karşılaşacakları Trabzonspor Medical
Park'ın kağıt üstünde güçlü olduğunu,
ancak ne olursa olsun kazanmak istediklerini söyledi. Bekir, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Trabzonspor
Medical Park ile zorlu bir karşılaşmaya
çıkacaklarını ifade etti. Trabzonspor
Medical Park'ın şampiyon olmak için
güçlü bir kadro kurduğunu belirten
Bekir, "Ligde istedikleri şekilde gidemiyorlar. Önemli birçok maçı kaybettiler.
Hem bizim hem de onların 6 galibiyeti
var. Sahamızda oynuyoruz ve muhakkak
Engelli şampiyon, engelsiz
sporcuları yetiştiriyor
kazanmamız lazım. Trabzonspor
Medical Park kağıt üstünde güçlü ama
ne olursa olsun kazanacağız" dedi.
Bekir, şu anki bütçeyle ligde kalırlarsa
büyük bir işi başarmış olacaklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Sezon
öncesi düşüncelerimize göre müthiş bir
yerdeyiz. Fenerbahçe ve Pınar
Karşıyaka gibi güçlü takımları yendik.
Ligde her şey olabilir, hazırlıklı olmak
lazım. Önemli olan; verdiğin mücadele
ile basketbolseverleri memnun etmek.
Oynadığımız 5 maçı kaybederek, büyük
kriz yaşadık. Daha sonra toparlanarak,
son 4 karşılaşmada 3 galibiyet aldık.
Çok çalışmaya devam edeceğiz.”
“Sabırsızlıkla
olimpiyatlarda
yarışmayı
bekliyoruz”
ERZURUM - Bedensel engelli bilek güreşinde 3 kez dünya şampiyonu olan Gökhan Seven,
deneyimlerini kurduğu takımla engelsiz sporculara aktarıyor.
Bedensel engelli bilek güreşinde 3 Dünya, 5
Avrupa, 2 Asya şampiyonluğuna sahip
Erzurumlu Gökhan Seven, Kotku Gençlik ve
İzcilik Spor Kulübü bünyesinde kurduğu bilek
güreşi takımı ile antrenörlükte de engelleri yıkarak, engelsiz sporcular yetiştiriyor.
Seven'in kurduğu ve antrenörlüğünü yaptığı
takımın 11 sporcusu, 19-20 Aralık tarihleri arasında Ankara'da yapılan Kulüplerarası Genç
Erkekler Bilek Güreşi Türkiye Şampiyonası'nda
ilk dereceleri elde etti. Türkiye genelinden 73
kulübün katıldığı şampiyonada Seven'in öğrencileri, engelli antrenörlerinden aldıkları eğitim ve
cesaretle ikincilik ve dördüncülük dereceleri
elde etti.
Gökhan Seven, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 10 yıldır spor yaptığını ve bilek güreşinde aktif sporculuğun yanında antrenör olarak
sporcular yetiştirdiğini belirtti.
Antrenörlükte de hedefinin Türkiye şampiyonu sporcular yetiştirmek olduğunu ifade eden
Seven, "Gençler Türkiye Şampiyonasına 11
sporcumla katıldım. Sporcularım kendi kilolarında Türkiye ikincisi ve dördüncüsü oldu. Sporcu
olarak eksiğimizin olduğunu düşünmüyorum
ancak sporcuları eğitecek yeterli ekipmana sahip
değiliz. Eğer bize destek verilirse Türkiye şampiyonlarının bu salondan çıkacağına hiç şüphem
yok" diye konuştu.
Seven'in öğrencilerinden Emrah Kaya ise
Ankara'da yapılan şampiyonada hem sağ sağ
hem de sol kol 70 kiloda Türkiye ikincisi olduğunu dile getirdi.
Bu sporu severek yaptığını ve engelline rağmen kazandığı başarılarla antrenörünün kendilerine örnek olduğunu ifade eden Kaya, "Gökhan
hocayı tanıyarak bu spora başladım. Hocamızın
engelli olarak yaptığı dünya derecelerinden
sonra ben de bu spora ilgi duydum ve sonuçta
Türkiye ikincisi oldum. Çok mutluyum. Hocama
da minnettarım" dedi.
KOCAELİ - Türkiye Karate Federasyonu Başkanı
Esat Delihasan, olimpiyatlarda yarışmayı sabırsızlıkla
beklediklerini ifade ederek, "Olimpiyatlarda yarışırsak
ülkemize madalyalar kazandırabileceğimizi düşünüyorum" dedi.
Delihasan, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Tokyo 2020 Organizasyon Komitesinin, oyunların
programına karatenin de eklenmesini önerdiği anımsattı.
Şu anki verilerin, 2020 olimpiyatlarında karatenin
olacağını gösterdiğini ifade eden Delihasan, "Biz sabırsızlıkla olimpiyatlarda yarışmayı bekliyoruz.
Olimpiyatlarda yarışırsak ülkemize madalyalar kazandırabileceğimizi düşünüyorum. Bunun için de çalışıyoruz.
Şu anda büyük takımımız gençlerdeki arkadaşlarımızdan oluşuyor. Alt kategorilerdeki sporcularımız yukarıya taşınıyor" diye konuştu.
Delihasan, karatede lisanslı sporcu sayısının her
geçen gün arttığını belirterek şunları kaydetti:
"Lisanslı sporcu sayımız 172 bin 500. Bunların 3540 bini aktif. Göreve geldiğimizde 2008'de lisanslı
sporcu sayımız 65 bindi. Ciddi bir gelişim var.
Vatandaşlarımız karateyi artık daha doğru biliyor,
çocuklarını özellikle karateye yönlendiriyor. Bu bizi
mutlu ediyor. Karateyi, kendi öğretisi ve disiplininden
dolayı aileler tercih ediyor. O nedenle altyapı sıkıntımız
yok. Hocalarımız ve kulüpler canla başla çalışıyor.
Bundan sonrası daha iyi olacaktır."
Delihasan, Dünya Karate Federasyonunun (WKF)
ülkeler bazında puanlamalar yaptığını, 2014 ve 2015'i
genel klasmanda dünya 2'ncisi olarak geride bıraktıklarını dile getirdi.
Porto, Türkiye'deki genç yeteneklerin peşinde
ANTALYA - Portekiz Birinci Futbol Ligi ekibi
Porto'nun gelişim programı koordinatörü Paulo Noga,
diğerlerinden farklı özellikleri olan ve farklı birtakım
beceriler gösteren oyuncuları kulübün bünyesine kattıklarını belirterek, 17 yaş altındaki birkaç tane Türk oyuncuyu takip ettiklerini bildirdi.
Dünya futbolunda yetiştirdiği ya da keşfettiği genç
oyuncuların, önce yıldızlarını parlatıp ardından da astronomik transfer ücretleriyle İngiltere, İspanya ve dünyanın diğer ülkelerine satmasıyla ünlü olan Porto kulübünün bu başarısının altında, iyi kurulmuş ve devam eden
bir program yer alıyor.
Paulo Noga'nın koordinatörlüğünü yaptığı "Gelişim
Programı" kapsamında, yaş gruplarına ait belirli kriterler
doğrultusunda seçilen ya da keşfedilen oyuncular, kulüp
bünyesinde gelişimleri tamamlayıp A takıma çıktıktan
sonra, dünyanın en önemli futbol yıldızları arasına yük-
seliyorlar.
Acıbadem Sports tarafından Belek Turizm
Bölgesi'deki bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası
Futbol Bilimleri Konferansı'na katılmak üzere
Antalya'ya gelen Paulo Noga, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Noga, Porto'nun yakaladığı seviye ve transferdeki
başarısının nedeninin, kurguladıkları stratejiler ve bunları nasıl uyguladıkları olduğunu söyledi.
Bütün hedefleri uzun dönem olarak koyduklarını
ifade eden Noga, "Söz konusu olan oyuncunun kişisel
gelişimi. Onun için çabalıyoruz. Onun için doğru strateji
belirliyoruz" diye konuştu.
Paulo Noga, oyuncu seçme kriterlerinin, genelikle
yaşa göre farklılık gösterdiğinin altını çizerek, şöyle
konuştu:
"12-13 yaşındaki oyuncuyu seçerkenki değerlendir-
melerimiz ile 18-19 yaşında kulübün bünyesine katacağımız oyuncuların kriterleri farklı. Tabii ki diğerlerinden
farklı özellikleri olan, farklı bir takım beceriler gösteren
oyuncuları seçiyor ve onları kulübün bünyesine katıyoruz."
Türkiye'de de takımları adına oyuncu takip eden çok
iyi arkadaşları olduğunu anlatan Paulo Noga, "17 yaş
altındaki birkaç tane Türk oyuncuyu takip ediyoruz"
diye konuştu.
Noga, Türk futbolunun geliştirmek adına Türkiye'de
çok önemli organizasyonlar yapıldığını vurgulayarak,
şunları kaydetti:
"Bu organizasyonların devam etmesi gerekiyor ki
ülke sporu kalkınabilsin. Uzun vadede bir şeyler kazanabilsin. Kısa vadeden çok uzun vadede yapılabilecek şeyler olduğunu düşünüyorum. Türk futbolunun gelişeceğini düşünüyorum." (AA)
Galatasaray, Martin
Linnes'i bekliyor
ANTALYA - Galatasaray'ın transferde Ryan
Donk'un ardından ikinci tercihi, 24 yaşındaki Norveçli
sağ bek Martin Linnes oldu.
Sarı-kırmızılı kulüp yetkililerinden alınan bilgiye
göre, Norveç'in Molde takımında forma giyen Linnes'le
3,5 yıllığına anlaşmaya varıldı.
Linnes'in her bir sezon için 1 milyon avro alacağı,
kulübüne ise 2 milyon avro bonservis bedeli ödeneceği
öğrenildi.
Galatasaray'ın Linnes transferini yarın resmi olarak
açıklaması beklenirken, oyuncunun da kısa sürede
Antalya kampına dahil olacağı bildirildi.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
Pursaklarlı hanımlar
Kızılcahamam’da
Pursaklar Belediyesi hanım
evlerindeki kursiyerler Kızılcahamam
gezisi ile keyifli anlar yaşadı.
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediyesi Hüma Sultan,
Ayyıldız, Saray ve Tevfik İleri Hanım Evi üyelerinden oluşan 41
kişilik grup, Kızılcahamam’daki termal tesislere götürüldü.
Cumartesi ve Pazar günlerini burada geçiren hanımlar,
Kızılcahamam’ı gezmenin keyfini çıkarttı. Kızılcahamam’ın
doğal güzelliklerini yerinde gören hanımlar, termal tesislerden
de faydalandı. Belediyenin sunmuş olduğu ulaşım imkanlarıyla
Kızılcahamam’ı gezme fırsatı bulan kadınlar,
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin’e teşekkür etti.rsaklar
Belediye Başkanı Selçuk Çetin, basın mensuplarını unutmadı.
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Başkan Çetin, “Gazetecilik kutsal bir meslektir. Büyük bir
fedakârlıkla mesleklerini icra eden tüm basın mensuplarının, 10
Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum” ifadelerini
kullandı.
Gazetecilik mesleğinin tarafsızlık, fedakârlık ve büyük bir
cesaret gerektirdiğini vurgulayan Selçuk Çetin yayımladığı
mesajında şunları kaydetti: “Günümüzün en dinamik mesleklerinden biri olan gazetecilik, büyük bir fedakârlık isteyen, zor
şartlarda özveri ile yerine getirilen kutsal bir meslektir.
Kamuoyunu bilgilendirmek için tarafsızlığını yitirmeden, gece
gündüz demeden, büyük bir titizlik ve cesaret ile halkı bilgilendiren, halkın haber alma özgürlüğünü sağlayan gazeteci kardeşlerimiz her türlü takdirin üzerindedir.
Özellikle ülkemizin ve ilçemizin sosyal, kültürel, sanatsal,
sportif, siyasal ve ekonomik gelişmelerinin kamuoyuna ulaştırılmasına önemli katkı sağlayan gazeteciler, aynı zamanda bizimle
hemşerilerimiz arasındaki iletişim köprüsüdürler. Toplumun
aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde önemli bir görev üstlenmektedirler. Bu görevi yerine getirirken mesai kavramı
gözetmeksizin zorluklara aldırmadan çalışıyorlar. Bu çalışmalarından dolayı tüm gazeteci kardeşlerimize teşekkür ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm medya mensuplarımızın 10 Ocak
Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyor, başarılar diliyorum.
Hayatını kaybeden medya mensuplarına da Allah’tan rahmet
diliyorum.”
Akyurt protokolü
Beyaz Sistem’de
Akyurt Belediyesi tarafından organize
edilen ilçedeki işletmelerle yönelik
gerçekleştirilen ziyaretler devam ediyor.
HABER MERKEZİ-İkinci el otomobil alım – satımında bölgede ve Türkiye’de adını duyuran Beyaz Sistem, Akyurt
Kaymakamı Tuğba Yılmaz, Akyurt Belediye Başkanı Gültekin
Ayantaş, AKSİAD (Akyurt Sanayici ve İş Adamları Derneği)
Başkanı Ali Tekin Çelik, yönetim kurulu üyeleri, Belediye
Meclis Üyeleri ve ilçedeki diğer idari amirleri ağırladı.
Beyaz Sistem Genel Müdür Yardımcısı Bilal Yurddaş,
Türkiye’de ikinci el otomHABER Mobil satışında, sayıca en
büyük ve tek işletme olduklarını, haftada iki kez açık artırma
usulüyle araç satışı yaptıklarını, bu güne kadar ise 460 açık artırma ile araç satışı gerçekleştirdiklerini söyledi. Her açık artırmada 200 araç satıldığını, açık artırmaya girmek isteyen müşterilerin bin TL ücretle açık artırmaya katıldıklarını, otomobili alamayan katılımcılara paralarının iade edildiğini belirten Yurddaş,
Başkan Ayantaş’ın öncülüğünde gerçekleşen ziyaretten çok
memnun olduklarını söyledi ve bu ziyaretlerin tekrar tekrar
yapılmasını istediğini belirtti.
Akyurt Belediye Başkanı Gültekin Ayantaş ise “Beyaz
Sistem’in açılışını da beraber yapmıştık. Belediye olarak
Akyurt’ta faaliyet gösteren tüm firmaların yanındayız. Akyurt’u
marka haline getiren işletmelerden bir tanesi de burası. Bizim de
sizlerden isteğimiz, kartvizitlerinizde Akyurt adının yer alması.
Bugün bizi misafir ettiğiniz için size teşekkür ediyorum, başarılar diliyorum.”diye konuştu.
12 Ocak 2016 §alı
ORC’nin “Yılın En Başarılı
Belediye Başkanları” anketinin
sonuçları açıklandı.
Tuna’ya en iyi
başkan ödülü
HABER MERKEZİ-Dünya
Araştırmacılar Derneği ESOMAR
üyesi olan ORC Araştırma Şirketi tarafından yapılan “Yılın En Başarılı
Belediye Başkanları” anketinin sonuçları açıklandı. 30 Büyükşehir’in tüm
ilçelerinde 20 bin 680 kişiyle yapılan
ankette, vatandaşların yüzde 59’u en
başarılı ilçe belediye başkanı “Mustafa
Tuna” dedi. Sincan Belediye Başkanı
Doç. Dr. Mustafa Tuna yüzde 59 oy
oranı ile Ankara’da birinci Türkiye’de
ise ikinci en başarılı ilçe belediye başkanı oldu.
ORC Araştırma Şirketi’nin araştırma sonucuna göre Başkan Tuna yüzde
59 oy oranı ile Türkiye’de en başarılı
ikinci ilçe belediye başkanı oldu.
Başkan Tuna’yı yüzde 57,5 ile Bursa
Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa
Dündar takip etti. Türkiye sıralamasında en başarılı ilçe belediye başkanı ise
yüzde 61,8 oy oranı ile Esenler
Belediye Başkanı Tevfik Göksu.
Türkiye çapında başarılı ilçe belediye başkanları sıralamasında ilk 10 da
sadece Sincan Belediye Başkanı Doç.
Dr. Mustafa Tuna Ankara’yı temsil
ediyor. Araştırma sonuçlarına göre
Başkent’te ilçe belediye başkanları
arasında halkın takdirini en çok kazanan Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna oldu. Sıralamada Sincan
Belediye Başkanı Mustafa Tuna yüzde
59’luk oranla Ankara’da birinci,
Türkiye’de ikinci en başarılı ilçe belediye başkanı olurken, Ankara’da
Keçiören Belediye Başkanı Mutafa Ak
yüzde 53,9 ile Türkiye genelinde
12’nci sırada yer aldı.
Sincan’ı adeta yeniden inşa eden
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, gerçekleştirdiği çalışmalarla örnek gösteriliyor. Sincan’ın
güzelleşmesi, modernleşmesi ve geleceğe yönelik projeleriyle adından sıkça
söz ettiren Başkan Tuna, gece gündüz
demeden ilçeye yönelik çalışmalarını
sürdürüyor.
Göreve geldiği günden bu yana
birbirinden önemli projeleriyle
Sincan’a nefes aldıran Başkan Tuna,
şehri büyüklüğüne yakışan bir kent
meydanı ile buluşturdu. Sincan’ın merkezinde yer alan bu sosyal alan şehrin
estetiğine ve mimarisine kattığı olumlu
etkinin yanı sıra dev otoparkı ve dinlenme alanlarıyla da vatandaşların
beğenisini kazandı.
Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna’nın bir diğer önemli
projesi ise Ankara Çayı’nın ıslahı…
Yıllardır görünümü ve etrafa yaydığı
koku sebebi ile sıkıntı kaynağı olan
“Ankara Çayı kurumlar arası işbirliği”
artık Sincan’a rahat bir nefes aldırıyor.
Sincan’ın dört bir yanını konaklarla
donatmaya devam eden Başkan Tuna,
yepyeni 15 hanımlar ve güngörmüşler
konağını da Sincanlıların hizmetine
sunuyor.
Sincan, Başkan Tuna’nın projeleriyle değişim yaşamaya devam ediyor.
Saraycık Mahallesinde başlatılan kentsel yenileme çalışmaları hızla devam
ediyor. Modern mimari ile tasarlanan
proje, 5 bin konutta 20 bin kişiye
yaşam alanı sunuyor. Sincan Sanayi
Sitesi de esnafla koordineli bir çalışmayla yepyeni bir görünüme kavuşuyor. Projeleriyle geleceğe yatırım
yapan Başkan Tuna, “Bağlantı Yolları”
projesiyle de Sincan’ı önemli bir kavşak noktası haline getiriyor. Eskişehir
Devlet Yolu’ndan Ayaş Devlet Yolu’na
oradan da İstanbul Çevre Yolu’na bağlanacak bulvar Sincan’ı bambaşka bir
konuma taşıyacak. Ayrıca Vatan
Caddesi–Eskişehir Yolu Bulvarı da
Sincan’ın Eskişehir Yolu–Çayyolu ara-
sında yeni bir bağlantı kuracak.
Banliyö Tren hattının Yenikent’e
kadar uzaması ve Çayyolu
Metrosunun Temelli’ye kadar ulaşması projeleri de Ankara’nın sayılı
ulaşım projeleri arasında gösteriliyor.
Başkan Tuna Sincan’a yapılacak
yeni Sincan Devlet Hastanesi için de
ciddi çalışmalar yürütüyor. Sincan
halkı önümüzdeki süreçte temeli atılacak yeni Sincan Devlet Hastanesi ile
rahat bir nefes alacak. Sincan’da yapılacak olan 480 yataklı hastane, sadece
Sincan halkına değil, aynı zamanda
Beypazarı, Ayaş ve Nallıhan ilçelerinde yaşayan vatandaşlara da sağlık hizmeti verecek.
Yerel seçim çalışmalarında “Üçlü
olsun güçlü olsun” sloganı Sincan’da
hayat buluyor. Hükümet, Büyükşehir
ve İlçe Belediyesinin Ak Parti’den
olması, Sincan’da hizmet ve başarıyı
getirdi. Hükümet ve büyükşehir belediyesiyle doğru iletişim ve yapıcı ilişkilerle Sincan Belediye Başkanı Doç.
Dr. Mustafa Tuna, devletin bir çok
imkanını Sincan’a kazandırdı. Lale Alt
Geçit Köprüsü, 12. Cadde Mehmet
Habip Soluk Köprüsü, Ayaş Devlet
Yolu’na bağlantı sağlayacak Ankara
çayı üzerinde yapılan 3 köprü, Sincan
Tren yolu üzerinde 2 yaya üst geçidi,
Belören Dağının Kent Ormanına
dönüşmesi, Sincan
Belediyesinin 2 milyon metrekare arsa
edinmesi gibi hizmetler, hükümet ve
büyükşehir belediyesiyle doğru ve
güçlü iletişim sayesinde elde edildi.
Göreve geldiği gün Sincan için her
kurum ve kuruluşla el ele çalışma
prensibi ortaya koyan Sincan Belediye
Başkanı Doç. Dr. Mustafa Tuna,
kurumlarla barışık bir politika uyguluyor. 2009 yerel seçimlerinden bugüne
Halk Günleri, esnaf ve mahalle ziyaretleri ile STK’larla istişare toplantılarını ara vermeden sürdüren Sincan
Belediye Başkanı Doç. Dr. Mustafa
Tuna, böylelikle halkın taleplerini
direkt dinleyerek çözüm buluyor.
Gölbaşı Belediye Spor
GENEL KURUL YAPTI
Gölbaşı Belediye spor Kulübü yapılan olağan
genel kurulu ile yeni yönetim kurulunu seçti.
Çakma Profiterol
HABER MERKEZİ-Gölbaşı
Belediyesi Muhsin Yazıcıoğlu Spor
tesislerinde yapılan kongreye,
Gölbaşı Belediye Başkanı Fatih
Duruay , MHP İlçe Başkanı
Mahmut Aksoy, Meclis üyeleri,
Gölbaşı Belediye Spor Başkanı
Hayati Çal ve yönetim kurulu üyeleri de katıldı. Kongre saygı duruşu
ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla
başladı.
Kongre de divanın oluşturulmasının ardından faaliyet ve denetim
raporları okundu. Faaliyet ve denetim raporlarının ibra edildi .Seçime
tek liste ile giren Hayati Çal,
Gölbaşı Belediye Spor Kulübü başkanlığına yeniden seçildi.
Gölbaşı Belediye Spor
Kulübü’nün yeni yönetimi ise şu
isimlerden oluştu:
Yönetim Kurulu Asil Üyeler:
“Hayati Çal, İbrahim Yılmaz,
Hilmi Kaşkatepe, Levent Çetin,
Yakup Karagöz, Mehmet Karakaş,
Mustafa Yazı, Recep Ocak,
Erdoğan Çelebi, Seçgün Öztürk,
İlhan Erdoğan, Saim Bayraktar,
Salih Kara, Sinan Bulut, Yusuf
Yaşlıoğlu olarak belirlendi.
Yönetim Kurulu Yedek Üyeler:
“Sebahattin Aygünoğlu, Adem
Gülhan Ahmet Teceren, Ercan
Çağıl, İsmail Çağıran, İsmail Kaya,
Ersin Aktaş, Vedat Çal, Ahmet Ata,
Hikmet Akbal, Ercan Öztürk, Fatih
Çetiner, Ensar Turanoğlu, Serdar
Acar, Muhammed Ülker olarak
belirlendi.
Denetim Kurulu Asil: Yasin
Dayanç, Hakan Koçak, Mehmet
Dener. Denetim Kurulu Yedek:
Engin Çelik, Mustafa Demirci,
Bayram Yıldırım. A.A.S.K.F Üst
Kurul Delegeleri: Hayati Çal,
Doğan Çağatay, Engin Çelik”
Olarak belirlendi.
Malzemeler:
Kek için;
1, paket kedi dili bisküvisi
Islatmak için süt
Kreması için:
5 su bardağı süt
1 su bardağı un
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
10-12 Kişilik
1 yemek kaşığı margarin
1 çay kaşığı tarçın
Çikolata sosu için;
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı kakao
1, 5 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı şeker
1 kaşık margarin
Hazırlanışı:
Bisküviler sütte 5 saniye bir yüzü 5
saniye diğer yüzü sütte ıslatılıp tepsiye
dizilir. Krema malzemelerinin hepsi derin
tencereye alınır çırpılarak kaynayana
kadar pişirilir. Soğutup içine 1 çay kaşığı
tarçın ekliyoruz. Ayrı bir tencereye çikolata sosu için yazan malzemeleri de
kaynatıp soğutuyoruz, eğer topaklanma
meydana geldiyse blendırla kıvama
getiriyoruz. Kremamızı bisküvilerin üzerine sürüp tekrardan ıslatılmış bisküvilerle üzerine bir kat daha koyup üzerine
çikolata sosu döküp buzdolabında 1 saat kadar bekletiyoruz. Servis
ediyoruz:)
AFİYET OLSUN...
Download

TOKİ`nin `İkinci Bahar` projesine yoğun talep