12.1.2016
İÇİNDEKİLER
*SOSYAL ÖĞRENME KURAMI: Gözlem yoluyla öğrenme
(etkileyen faktörler, özellikleri, süreç, öz düzenleme, öz
yeterlik… vb.), kuramın eğitime yansımaları… vb.

*BİLİŞSEL YAKLAŞIM (Gestalt Kuramı): Algı (şekil-zemin
ilişkisi, yakınlık, benzerlik vb. yasalar), üretici düşünme,
içgörüsel düşünme vb… kavramlar ve yaklaşımın eğitime
yansımaları… vb.
EĞİTİM PSİKOLOJİSİ
12.1.2016
12.1.2016

1
2
5.Hafta
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI
Sosyal bilişsel (sosyal öğrenme)
kuramının kökeni davranışçılığa
dayansa bile, davranışların
kazanılmasını da bilişsel süreçlerle
açıklayarak davranışçı kuramlardan
ayrılır.

Bandura'ya göre, davranışçılık
karmaşık davranışları ve ilk kez
gözlenen davranışların nasıl
kazanıldığını açıklamaz. Ayrıca
organizma sadece kendi başına
gelenlerden öğrenmez, başkalarının
yaşantılarından da öğrenir
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI
3
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI

İnsanlar her gün birbirlerinden dolaylı bir şeyler öğrenir.
Sosyal öğrenme başkalarını seyrederek çevreden öğrenme
olarak tanımlanabilir. O halde insanlar sadece kendi
deneyimlerinden öğrenmezler, başkalarının yaptıklarını
seyrederek de öğrenirler.

Bu şekilde öğrenmeye “model alma”, “gözlem yoluyla” ya
da “taklit ile öğrenme” denilmektedir.
5
4
Bandura' ya göre, birçok insan davranışı modeli gözlemleme
yoluyla öğrenilir.
12.1.2016
Sosyal öğrenme yaklaşımı birden fazla kuramın ortak
noktalarını birleştirmiş gibidir.
12.1.2016


12.1.2016
12.1.2016

6
1
12.1.2016
SOSYAL ÖĞRENME VE DAVRANIŞÇILIK ARASINDAKİ
BENZERLİK VE FARKLILIKLAR
TAKLİT VE GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME
12.1.2016

Bandura, taklit yoluyla öğrenme ve
gözlem yoluyla öğrenmeyi
birbirinden ayırmıştır. Çünkü̈ gözlem
yoluyla öğrenmede taklit olabilir de
olmayabilir de.
12.1.2016

Her iki kuramda da yaşantı önemlidir. Davranışçılıkta bireyin kendi yaşantıları
önemli iken, sosyal öğrenmede başkalarının (dolaylı yaşantı) yaşantıları
önemlidir.
Her iki kuramda da pekiştirme ve cezadan söz edilir. Davranışçılıkta dıştan
pekiştirme gerekli iken, sosyal öğrenmede içsel pekiştirme ve dolaylı
pekiştirme esastır.
Yani organizma her gözlediği davranışı
taklit etmeyebilir. Örneğin; babasının
sigara içtiğini gözleyen bir genç, onun
gibi sigara içmeyebilir.
Her iki kuramda da geribildirim önemlidir. Davranışçılıkta başkalarının
verdiği geribildirim söz konusu iken, sosyal öğrenmede bireyin kendi kendine
verdiği geribildirim önemlidir.
Sosyal öğrenme kuramına göre, insan uyarıcıya karşı tepki veren pasif bir
organizma değildir
7

BANDURA ÖĞRENME VE PERFORMANS ARASINDAKİ FARKI YAPTIĞI BİR DENEYLE
AÇIKLAMIŞTIR. YAPILAN DENEYDE, BİR GRUP ÇOCUĞA BİR FİLM İZLETİLMİŞTİR.
FİLMDE, "BOBO DOLL" ADI VERİLEN BİR OYUNCAĞA BAĞIRIP ÇAĞIRAN, SÖVEN,
ONU TEKMELEYEN BİR YETİŞKİN VARDIR.
DENEYDE ÇOCUKLAR ÜÇ GRUBA AYRILMIŞLARDIR.
12.1.2016
12.1.2016

Yakın sosyal çevre (aile, akraba,
öğretmen gibi) bireyin
davranışlarında etkili olmakla
birlikte, kitle iletişim araçları,
kültürel kurumlar ve diğer uzak
sosyal çevre de bireyin
davranışlarında etkili
olmakladır.
8
Birinci gruptaki çocuklara: oyuncak bir bebeğe vuran, döven saldırgan bir
yetişkin modelin bu saldırgan davranışlarının pekiştirildiği film izletilmiştir.
İkinci gruptaki çocuklara: saldırgan modelin bu saldırgan davranışlarının
cezalandırıldığı bir film izletilmiştir.
Özellikle akran grupların, birey
üzerinde etkilidir.
Üçüncü̈ gruptaki çocuklar: ise saldırgan modele nötr davranılan, yani
saldırgan modelin ne pekiştirildiği nede cezalandırıldığı bir film
izlemişlerdir. Daha sonra her üç gruptaki çocuklara filimdeki ne benzer
bir bebek verilmiş ve bebeğe karşı saldırganlık davranışları ölçülmüştür.
9
10
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI
DENEY SONUCUNDA…

Cezalandırılan modeli izleyen gruptaki çocukların saldırgan
davranışları azalmış.

Saldırgan davranışları ne pekiştirilen ne de cezalandırılan modeli
izleyen gruptaki çocukların saldırgan davranışları ise iki grup
arasında yer almıştır.
İnsanlar pekiştireci iç denetim ve dış denetim odağı olmak üzere
iki şekilde algılamaktadırlar.
 İç denetim odaklı insanlar pekiştirmenin kendi davranışlarına
bağlı olduğunu düşünerek kendi yaşamlarından sorumlu
olduklarını düşünürler ve buna uygun davranış ortaya koyarlar.

11
12.1.2016
Saldırgan davranışları pekiştirilen modeli izleyen gruptaki
çocukların saldırganlık davranışlarında bir artış gözlenmiş;
12.1.2016

Dış denetim odaklı insanlar ise; pekiştirmenin dışsal güçlere
bağlı olduğunu düşünerek sahip oldukları yetenekleri ve
davranışlarıyla çok az şeyi değiştirebileceklerine inanırlar. Bu
yüzden kendi durumlarını değiştirmek veya iyileştirmek için ya
hiç çaba göstermezler yada çok az gayret gösterirler.
12
2
12.1.2016
SOSYAL ÖĞRENME KURAMI
Bunlar;
 Davranışçı yaklaşım doğal ortamda olanları temsil edemez,
Üç önemli farklılık ortaya koymuştur;
Davranış öğrenilir fakat hemen gösterilemeyebilir. Gözlem
sonunda kazanılan davranışların hemen gösterilmesi
gerekmemektedir. Birey kazandığı davranışı daha sonraki
yaşantısında gösterebilir.
1.

Davranışçı yaklaşım yeni tepkileri dikkate almaz,
2.
Öğrenme her zaman pekiştirece bağlı değildir.

Davranışçı yaklaşım sadece uyarıcıya verilen tepkiyi dikkate
alırken gelecekteki tepkileri dikkate almaz.
3.
İnsan uyarıcıya karşı tepki veren pasif bir organizma değildir.
13
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ TEMEL
KAVRAMLARI
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ TEMEL
KAVRAMLARI
Cezalandırma
Toplumda kabul edilemezlik
Taklit edilmeyi azaltma
Aşırı Ceza
Kişilik problemlerine yol açma
Cezayı problem çözme aracı olarak görme
Cezasız kalma
Toplumsal kabul edilebilirlik
Sönmenin azalması
İşlevsellik değerinin artması
Taklit edilme olasılığının artması
Gözlemlenen
sonuç
Taklit edilme
durumu
Örnek
Yüksek
Sonuç bilinmiyor
Yüksek
Reklamlarda kullanılan
ünlü kişiler
Eşit
Sonucu olumlu
Yüksek
Sınıfta başarılı öğrenciyi
diğerlerinin taklit etmesi
Eşit
Sonuç olumsuz
Taklit edilmez
Sınıfta ceza alan bir
öğrencinin yaptığı davranışı
diğer öğrencilerin
yapmaması
Düşük
Sonuç olumlu
Az
Küçük kardeşini olumsuz
izleyen büyük kardeşin
16
tepkisi
17
Gözlem yaparak öğrenme ikiye ayrılır:
1. Dolaylı etki yoluyla başkalarının davranışlarının sonunda onların
alacakları ödül veya cezanın gözlemleyenin aynı davranışı
yapma veya yapmama kararına etkisi
Ör: Bir sınıfta istendik davranışta bulunan bir öğrencinin
öğretmen tarafından övülmesi
2. Model alınan kişinin yaptığı davranışta ödül veya ceza
almamasına rağmen gözlemleyenin modelin davranışını taklit
etmesi
Ör: İnsanlar araba kullanırken çok dikkatlidirler çünkü iyi
kullananları izleyerek, kendilerinin nasıl kullanmaları gerektiğini
öğrenirler.
12.1.2016
Gözlemleyene etkisi
Modelin
Statüsü
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ TEMEL
KAVRAMLARI
12.1.2016
Modelin istenmeyen
davranışı sonucu
Modelin Statüsü ile Gözleyen Arasındaki Etkileşim Durumu
12.1.2016
15
Olumsuz Model Davranışın, Gözlemleyene Etkisi
14
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ TEMEL
KAVRAMLARI
12.1.2016
Model ile gözlemleyen arasındaki etkileşimde bazı temel
özellikler bulunmalıdır. Bunlar:
Yaş: İnsanlar kendi yaşlarına yakın modeller seçerler,
1.
Cinsiyet: İnsanlar kendi cinslerinin davranışını daha çok
2.
model alırlar,
Karakter: İnsanlar çoğu zaman toplumda öne çıkmış iyi
3.
karakterli ve insan ilişkileri iyi olan kişileri örnek alırlar.
Benzerlik: İnsanlar kendilerine uygun ve benzeyen kişileri
4.
daha çok model alma eğilimindedirler.
Statü: Yüksek statülü modeller düşük statülü modellerden
5.
daha çok etkilidirler.
12.1.2016
Sosyal öğrenme kuramı, davranışçı yaklaşıma üç temel eleştiri
getirmiştir.
12.1.2016

SOSYAL ÖĞRENME KURAMI
18
3
12.1.2016
ÖĞRENMEYİ SAĞLAYAN DOLAYLI
YAŞANTILAR

19
20
DOLAYLI DUYGU
Duygularımızın büyük kısmını, modelleri gözleyerek kazanırız.
Hiç görmediğimiz bir hayvan ya da durumdan korkan birini
gözleyerek, biz de korkabiliriz.
Ör: Evde bir örümcek görüldüğünde çığlık atarak sandalyenin
üzerine çıkan anneyi gören çocuk örümceğin korkulacak bir yaratık
olduğu sonucuna varır ve anneyi taklit eder.

21
12.1.2016
12.1.2016
Modelin olumsuz davranışlarının cezalandırılması, o davranışı
gözleyenlerin benzer davranışlarda bulunmalarını
engellemektedir.
Ör: Arkadaşının trafik kurallarına uymadığından dolayı bir yıl
ehliyetine el konulduğunu gözlemleyen birinin aynı hataları
yapmamaya özen göstermesi gibi…
Bandura'ya göre, organizmanın öğrenmesi için mutlaka
kendisinin pekiştirilmesi gerekmemektedir. Başkalarının
pekiştirildiğini izleyen bir birey, kendisi pekiştirilmiş gibi
etkilenebilir. Buna dolaylı pekiştirme denmektedir.
Ör: Sınıfta öğretmenin istendik davranışı gösteren öğrencileri
övmesi ve yüceltmesi diğer öğrencileri, istendik davranışı
yapmaları yönünde cesaretlendirir.
DOLAYLI CEZA


12.1.2016

Sosyal öğrenme kuramında
öğrenme, esas olarak başkalarının
gözlenmesine dayandığı için dolaylı
yaşantılara dayanmaktadır.
Birey başkalarının yaşantılarından
öğrenir. Bu nedenle, öğrenmedeki
süreçler dolaylıdır.
Bandura' ya göre öğrenmeyi
etkileyen ve modelden edinilen
dolaylı yaşantılar; dolaylı
pekiştirme, dolaylı ceza, dolaylı
güdülenme ve dolaylı duygudur.
12.1.2016

DOLAYLI PEKİŞTİRME
22
MODEL ALMA YOLUYLA KAZANILAN ÜRÜNLER
12.1.2016
12.1.2016
Bandura (1986)’ya göre gözlemci modelden beş şey
öğrenmektedir:
1-) Birey başkalarını gözleyerek yeni bilişsel beceriler ve yeni
psiko-motor beceriler öğrenebilir
2-) Bireyin modeli gözlemesi sonucu, önceki öğrenmiş olduğu
yasaklar ya güçlenir ya zayıflar
3-) Gözlemci için model sosyal bir harekete geçici olarak görev
yapabilir. Yani gözlemci yeni değerler ve inançlar kazanabilir
4-) Gözlemci modelden çevrenin ve eşyaların nasıl kullanılacağını
da öğrenir
5-) Gözlemci, modelin duygularını açıklama biçimini gözleyerek
kendi de benzer biçimde duygularını açıklayabilir
GÖZLEM YOLUYLA ÖĞRENME SÜREÇLERİ
23
24
4
12.1.2016
DİKKAT ETME SÜRECİ

Gözlem yoluyla edinilen bilgilerin hatırda tutulması, anlamlı bir
bütünlük göstermesine bağlıdır. Çünkü organizma ancak anlamlı
bilgileri birbiriyle eleştirerek kodlamaktadır
25
DAVRANIŞI MEYDANA GETİRME SÜRECİ
• Davranış oluşmadan önce, birey
zihninde olayın akışını yeniden
canlandırmak ve hedeflediği
davranış biçiminin temel öğeleriyle
karşılaştırmak gereksinimindedir.
Bu sırada gözlemcinin kedi
davranışlarını, modelin davranışları
ile de karşılaştırması gerekir.

Güdülenme süreci öğrenilenleri
performansa dönüştürmeyi sağlayan bir
süreçtir.

Bireyler öğrendikleri her şeyi davranışa
dönüştürmezler. Ancak, bu durum
bilgini kazanılmadığı anlamına gelmez.

Kazanılan bir davranışın
sergilenebilmesi için sonuçlarının birey
açısından anlamlı olması gerekir.
27
12.1.2016
Bu aşamada dikkat ve hatırda tutma süreçlerinde duyusal
aktarıcılar tarafından alınarak belleğe kodlanan bilgilerin,
davranışa dönüştürüldüğü aşamadır.
26
GÜDÜLENME SÜRECİ
12.1.2016

12.1.2016
Bir davranışı tam olarak öğrenmek için birey dikkatini modele
ve modelin ortaya koyduğu davranışa yoğunlaştırmalıdır.
12.1.2016

HATIRDA TUTMA SÜRECİ
28
KARŞILIKLI BELİRLEYİCİLİK
12.1.2016
12.1.2016
Birey
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ DAYANDIĞI
TEMEL İLKELER
29
•
•
Bandura’ya göre bireysel faktörler, bireyin davranışı ve çevre
karşılıklı olarak birbirlerini etkilemektedir.
Davranış çevreyi, çevre de davranışı değiştirebilir.
30
5
12.1.2016
ÖNGÖRÜ KAPASİTESİ

Bandura insanların, dünyanın kendisinden çok bilişsel
temsilcileriyle etkileşimde bulunduklarını; bilişsel temsilciler
yoluyla dünyayı sembolik olarak gördüklerini savunmaktadır.
31
DOLAYLI ÖĞRENME KAPASİTESİ

Bandura’ya göre insanlar kendi davranışlarını kontrol
edebilmelidirler. İnsanlar ne kadar çalışacaklarını, ne kadar
uyuyacaklarını, neleri yiyeceklerini vb. birçok davranışı kendileri
kontrol ederler. Bunlar kendi güdülerine dayalıdır
33
35

Bandura’ya göre. Öz yeterlik inancı, dört farklı öz yeterlik
kaynağından etkilenerek gelişir. Bu etkilenmede en önemlisi;
insanın kendi deneyimleridir. Diğer kaynaklar ise sosyal
modellerin gözlenmesi ile elde edilen dolaylı yaşantılar, sözel
ifadeler ve kişinin psikolojik durumudur.
12.1.2016
12.1.2016
Bireyler düşündüklerini uyguladıktan sonra sonuçları
değerlendirip, kendilerini yargılayabilirler. İnsanın kendinin
farkında olması ve kapasitesi ile yapacağı iş arasında
değerlendirme yapması öğrenme sürecinde önemli bir durumdur.
34
ÖZ YETERLİK
KENDİNİ YARGILAMA KAPASİTESİ

12.1.2016
Bandura’ya göre insanlar başkalarının davranışlarını ve o davranış
sonuçlarını gözlemleyerek öğrenmektedirler. Gözlemleyerek
öğrendikleri davranışları kendi davranışlarına eklemektedirler.
32
KENDİNİ DÜZENLEME KAPASİTESİ
12.1.2016

12.1.2016
Bireyler sahip oldukları ön bilgilerle daha sonraki yaşantıları
yordayabilme - kestirebilme becerisi geliştirirler. Bu durum,
davranışların seçilmesi ve planlanması açısından önem taşır.
12.1.2016

SEMBOLLEŞTİRME KAPASİTESİ
36
6
12.1.2016
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI
Öğretmen ve eğitimciler öğrencinin dikkatini model
alabilecekleri kişilere çekmelidirler (gerçek yaşamdan ya da film,
roman, masal kahramanlarından)

Basit davranışlar karmaşık davranışlara göre çok daha fazla
taklit ediliyor. Düşmanca ve saldırgan davranışlar kuvvetle taklit
edilen davranışlar arasındadır, özellikle de çocuklar tarafından.
Bu yüzden onların izledikleri, gözlemledikleri filmler, modeller
iyi seçilmelidir…
37
38
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI

İstenen davranışların oluşturulması için, istenen biçimde
davrananlar pekiştirilerek, bunların diğerlerine model
oluşturması sağlanmalıdır.

Eğitim durumunda öğretmenler, önemli bir modeldir.
Öğretmenler, çocuklara yaratıcılığı, etkili öğrenme ya da çalışma
stratejilerini, problem çözme becerilerini öğretmede kendileri
model olmalıdırlar.

Bilindiği gibi, gözlem yoluyla öğrenmenin dört temel sürecinden
birincisi dikkat etmedir. Herhangi bir etkinlik olay nesne bireyin
dikkatini çektiği taktirde gözlem yoluyla öğrenme meydana
gelebilir.
39
40
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI
Öğretmen en çok model alınan kişilerden biridir. Bu nedenle
öğretmenin sınıfta ve sınıf dışında öğrencilere çok iyi bir model
oluşturması gerekir.
41
12.1.2016

Gözlem yoluyla öğrenme sürecinin güdülenme önemlidir. Bu
aşama, öğrenilenlerin performansa dönüştürülmesini sağlar.
Öğretmen yada ana babaların bu aşamada dikkat etmeleri
gereken önemli nokta; çocukların modelin davranışların
sonuçlarını gözlemeleridir. Çocuklar, bu gözlemlerine göre
modelin pekiştirilen davranışlarını yapar, cezalandırılan
davranışlarını yapmaktan çekinir.
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI
12.1.2016

12.1.2016
Öğretmen ya da eğitimci en fazla model alınan kişilerdendir.
Bu yüzden onların her ortamda çocuklara iyi, olumlu model
oluşturmaları gerekir.
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI
12.1.2016

12.1.2016
12.1.2016
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI

Uygun model kullanmak;
Hangi davranış model alınacak ise öğrenciler o davranışa doğru
yönlendirilmelidir.
Öğretmenin uygun model olması önemli bir faktördür, kullandığı
b.
dil ve kelimeler öğrencilere karşı davranışları ve tutumu
öğrenciler tarafından model olarak alınır.
Öğrenilen davranışlar için modelleri gözlemek davranışı
c.
pekiştirir.
Model alınan öğretmenin öğrenciyle ilişkileri iyi ise ancak o
d.
zaman model olabilir.
Bazen öğrenciler kendilerine olumsuz rol modelleri de
e.
seçebilirler.
42
a.
7
12.1.2016
12.1.2016
Sosyal öğrenmenin sınıf ortamında uygulanışı:
- Model davranışı belirleme
12.1.2016
Yetişkinler olarak bizlere
sözlerinizle değil
davranışlarınızla doğru örnek
olun.
SOSYAL ÖĞRENME KURAMININ
EĞİTİME YANSIMALARI
- Modeli belirleme (kim/ne)
Öğrencilerde istendik davranışlar oluşturmak
için, doğru davranan öğrenciler
pekiştirilerek, bu öğrencilerin diğer
öğrenciler tarafından model alınması
sağlanmalıdır.
- Model davranışı sunma (nasıl sunulacak, dikkat çekerek
mi?, güdeleyerek mi?, yapmasına yardımcı olarak mı?)
- Model davranışı işlevsel hale getirme (öğrencilerin
davranışı göstermesini ve sürdürmesini denetler)
43
44
GESTALT
Almanca bir kelime olan Gestalt; “durum, figür, sima, şekil, form”
gibi anlamlara karşılık gelmektedir.
12.1.2016
12.1.2016

BİLİŞSEL YAKLAŞIM
(GESTALT KURAMI)
45
46
GESTALT KURAMININ TARİHÇESİ
Gestalt Kuramı, 1912 yılında, Max Wertheimer’in
çalışmaları ile başlamıştır.
12.1.2016

GESTALT KURAMININ TARİHÇESİ




Kuram;
Kurt Koffka,
Wolfgang Köhler ve
Kurt Lewin tarafından
geliştirilmiştir.
47
12.1.2016
48
8
12.1.2016
GESTALT KURAMINDA ALGILAMA
GESTALT KURAMINA GÖRE;

İnsanlar uyarıcıları bütün ve eksiksiz olarak algılama
eğilimindedirler.

Bütünü oluşturan parçalardan çok, bu parçalar arasındaki
ilişkiler önemlidir.

Çevreyi algılama biçimi, uyaranları anlamlandırmada en önemli
faktördür.

Algı bir tür örgütlemedir.

Duyu organlarına gelen uyarıcılar, gruplanır, yorumlanır ve
örgütlenir.
49
50
ALGILAMA
ALGILAMA

Phi Phenomen kavramı: Saf hareket de denir. İki veya daha fazla
sabit ışık kaynağının, sırasıyla ve yeterli zaman aralığıyla açılıp
kapatılmasının yol açtığı hareket yanılsaması. Işıklı reklam
panoları gibi.
51

Prägnanz Yasası, zihnimizin uyarıcıları algılarken, mümkün
olduğunca en iyi, en basit ve en anlamlı biçime dönüştürme
eğilimidir.

Bu yasaya ait alt yasalar;
Şekil- zemin ilişkisi
Yakınlık yasası
Benzerlik yasası
Tamamlama yasası
Süreklilik yasası
Basitlik yasası
1.
2.
3.
4.
5.
6.
53
12.1.2016
12.1.2016
Gerçekte bir hareket olmadığı halde gidip gelen bir hareket
görürüz.
52
PRÄGNANZ YASASI
PHİ FENOMEN

12.1.2016
Wertheimer manzarayı anlamlı bir bütün olarak
gördüğümüzü ve bu bütünün, yalnızca çok yapay bir analiz
süreciyle farklı renk ve gölge parçalarına bölünebileceğini ileri
sürmektedir. Aynı şekilde düşüncelerimiz de anlamlı algılardır.
12.1.2016

12.1.2016
Bütün, kendisi oluşturan parçalardan daha fazla anlam
taşımaktadır.
12.1.2016

54
9
12.1.2016
1-ŞEKİL-ZEMİN İLİŞKİSİ:
Şekil ve zemin ayrı değil birlikte var olurlar. Şeklin ortaya çıkması
için zeminle birlikte algılanması gerekir. Dolayısıyla, şekil ve
zemin ilişkisi anlam yaratma sürecinin temelini oluşturur.

Bütün algılamalarda bir şekil ve bir de zemin vardır. Çevrede ya da
algısal alanda dikkatimizi çeken obje şekil olarak bilinirken onu
çevreleyen ortam zemin olarak ifade edilir. Boyut, renk ve alan
gibi dikkat çeken özellikler bir şekil olarak arka plandan ayrılır.

Kuş sesi dinlerken trafik sesi arkada zemini oluşturur. Oturma
odasının alışılagelmiş kokusu zemin, mutfaktan gelen soğan
kokusu şekildir.
55
56
1-ŞEKİL-ZEMİN İLİŞKİSİ:
1-ŞEKİL-ZEMİN İLİŞKİSİ:

Yandaki resme bakınca vazo mu
görüyorsunuz, yoksa yüz yüze
bakan iki insan mı?

Algı alanımıza giren temel
uyarıcıyı “şekil”, onu çevreleyen
ortamı da “zemin” olarak
algılarız.
Şekil daha etkileyici bir izlenim yapar ve daha iyi hatırlanır.
57
58
12.1.2016
12.1.2016
59
12.1.2016
12.1.2016
Şekil, bize yakın olandır ve arka yüzeyi oluşturan zemin içinde
anlam kazanır.
12.1.2016

Gestalt psikologları kişinin görüş alanını şekil ve zemin ilişkisi ile
tanımlarlar. Şekil “zeminde ilginin odağı olan şey” iken, zemin
“şekli çevreleyen her şey” olarak görülür.
12.1.2016

60
10
12.1.2016
2-YAKINLIK YASASI:
2-YAKINLIK YASASI:
Birbirine yakın olan nesneler grup olarak algılanır.
2 3 4 5 6
234 56 78
23 45 678
234 567 8
Bu durum görsel alanda olduğu gibi diğer alanlarda da geçerlidir.
12.1.2016
Yakınlık (Proximity) Yasası: Birbirine yakın nesneler
kümelendirilerek algılanırlar. Şekilde A resmine bakarsanız iki
adam ve bir sehpa görürsünüz, eğer B resmine bakarsanız bir
adam, bir sehpa ve bir adam daha görürsünüz.
12.1.2016

7
8
Şim dibucüm leyiok uman ızz orla şacak.
61
62
2-YAKINLIK YASASI:
2-YAKINLIK YASASI
12.1.2016
12.1.2016

Birbirine yakın olan uyarıcıları bir grup
gibi algılarız.

Ortadaki kadın hangi adamla birlikte?
63
3-BENZERLİK YASASI

64
3-BENZERLİK YASASI
Birbirine benzer özellikleri olan
uyarıcılar, algısal bir bütünlük
kazanırlar ve tek bir grup gibi
algılanırlar.


Peki ya uyarıcıların tamamı birbirine
benzer ama biri farklıysa?
Farklı olanı/olanları hemen
öbürlerinden ayırt ederiz!
v
v
v
v
v
v
65
66
11
12.1.2016
4. TAMAMLAMA YASASI
3-BENZERLİK YASASI
12.1.2016
Renk, şekil, doku gibi birbirine benzeyen özellikler birlikte
algılanma özelliği gösterirler.
Örneğin şekilde ki resim A’da benzer olan ağaçları öncelikle
algılarsınız ya da resim B’de diğer ağaçları köknar ağaçları ile
çevrili olarak algılarsınız.


Tamamlanmamış etkinlikler, biçimler ve
sesler tamamlanarak algılanmaktadır.

Bir nesnenin tümü görülmese de
algılama tam olur. Bize gelen bölük
pörçük duyuları biz tamamlarız.

İnsanlar tamamlanmamış yaşantılarını
tamamlanmış olanlara göre hatırlama
eğilimdedir. Bu eğilime Zeigarnik etkisi
denir. Uzun süreli diziler, bu nedenle de
tercih edilir.
67
68
12.1.2016
4. TAMAMLAMA YASASI
5. SÜREKLİLİK / DEVAMLILIK YASASI
12.1.2016


Aynı yönde giden noktalar, çizgiler
vb. birimler birlikte gruplanarak
birbirinin devamı gibi algılanırlar.
Tanıdık bir marka! Eksik mi tam mı? Yoksa siz mi tamamladınız?
69
70
12.1.2016
5. SÜREKLİLİK / DEVAMLILIK YASASI
6. BASİTLİK YASASI
71
Öteki unsurlar eşit olduğunda,
birey, basit ve düzenli bir
biçimde organize edilmiş
figürleri algılar.
12.1.2016
12.1.2016

72
12
12.1.2016
ALGISAL DEĞİŞMEZLİK
12.1.2016

Bir objeyi farklı koşullara rağmen aynı obje olarak
görmemize “algısal değişmezlik” denir.
Gözümüzün retina tabakasına gelen görüntü ile, zihnimizin
yorumladığı görüntü aynı değildir.
12.1.2016

ALGISAL DEĞİŞMEZLİK

Uzaktaki çocuğu küçük, yakındakini büyük görürüz ama
ikisini de aynı boyda olarak algılarız.
73
ALGISAL DEĞİŞMEZLİK
74
75
2.
Fiziksel çevre
Psikolojik çevre
77

Yolda yürürken yüzümüze çarpan hava, gördüğümüz tabelalar,
insanların yüzleri, bastığımız zeminin sertliği, ayakkabımızın
rahatlığı ya da rahatsızlığı, lokantadan gelen yemek kokusu,
dizimize sürtünerek yanımızdan geçen kedinin yumuşaklığı
gibi milyonlarca uyarıcı fiziksel çevreyi oluşturmaktadır.
12.1.2016
1.
76
1. FİZİKSEL ÇEVRE
12.1.2016
DAVRANIŞIN BELİRLEYİCİLERİ
12.1.2016
12.1.2016
ALGISAL DEĞİŞMEZLİK
78
13
12.1.2016
2. PSİKOLOJİK ÇEVRE
BELLEK SÜRECİ VE BELLEK İZİ
Fiziksel çevreden gelen uyarıcılar, algı yasaları ve algısal
değişmezlik ilkelerinden etkilenmektedir.

Uyarıcılar algılanırken bireyin inançları, düşünceleri,
ihtiyaçları ve tutumları algılamayı etkilemektedir.

Fiziksel çevreden gelen uyarıcılar oldukları gibi algılanmazlar,
bireyin psikolojik çevresi sanki bir süzgeçmiş gibi süzülerek
algılanırlar.

Çevresel yaşantının, beyinde meydana getirdiği etkinliğe
“bellek süreci” ; Bu etkinlik bittiğinde kalan ize de “bellek izi”
adı verilir.

Kazanılmakta olan yaşantı, bellek sürecini harekete geçirir.
Çevresel yaşantının, beyinde meydana getirdiği etkinliğe
bellek süreci denir. Bu etkinlik bittiğinde bir iz kalmakta ve bu
ize bellek izi adı verilmektedir.
79
UNUTMA
2.

Gestaltçılara göre unutmanın iki temel nedeni vardır:
Geriye getirmedeki başarısızlık
İz sitemindeki bozulma.
Gestaltçılar, unutmayı ise iki neden bağlar; test etme sırasında
bellek izini geriye getirme, anımsama ile ilgili güçlüktür. İkinci
neden ise bellek izinin yeniden düzenlenmesi sırasında orijinal
olayın kaybedilmesi, bozulmasıdır.

Kavrama Yoluyla Öğrenme, Seziş Yoluyla Öğrenme

En temel özelliği, bireyin problemin çözümünü bir süre
düşündükten sonra aniden bulmasıdır.

Arşimet’in buldum diye bağırması tam bir içgörü örneğidir.
Arşimet amaçla ve araçlar arasındaki bağları algılayarak ya da
parçalar arası mantıksal ilişkileri kavrayarak içgörüye ulaşmıştır.
81
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME

82
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME
Köhler yaptığı deneylerde, genellikle
maymunları kullanmış,
Kafesin içine sopa, kutu ve baston
gibi çeşitli araç- gereç koymuştur.

Hayvanlar için, yiyeceklere ulaşmalarını içeren, bir bakışta
çözemeyecekleri, problem durumları oluşturmuştur.

Hayvan önce problemin çözümü için yollar denemiş, ardından bir
süre düşündükten sonra aniden bu araç gereci kullanarak
yiyeceklere ulaşmıştır.
12.1.2016

12.1.2016
1.
80
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME
12.1.2016

12.1.2016
12.1.2016

84
83
14
12.1.2016
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME
İÇGÖRÜSEL ÖĞRENME
İçgörüsel öğrenme, bilişsel bir yapıya işaret etmektedir.

Deneylerde oluşturulan problem durumunu çözen maymunlar,
benzer durumlarla karşılaştıklarında, önceki çözümleri ve
benzerlerini kullanmışlardır.

Bir diğer deyişle, problemin çözümüne ilişkin içgörü
kazanmışlardır.
12.1.2016
12.1.2016

http://www.pigeon.psy.tufts.edu/psych26/kohler.htm
85
86
ÜRETİCİ DÜŞÜNME

A türü çözümler; yaratıcılık ve içgörünün olduğu çözümlerdir;

B türü çözümler ise; anlamadan kuralları ezberlemeye dayalı
çözümlerdir.
AŞAĞIDAKİ SAYI DİZİSİNE 15 SANİYE BAKIN.
SAYILARI BAKMADAN DOĞRU SIRAYLA
HATIRLAYABİLİR MİSİNİZ?
Üretici düşünme, A türü çözümler üretebilmeyi gerektirir.
12.1.2016
Wertheimer, problemleri iki biçimde çözdüğümüzü ifade
etmektedir:
12.1.2016

149162536496481
B türü çözümler, ezbere dayalı olduğu için yeni durumlarda
kullanılamazlar.
87
88
Gizil (Örtük) Farkına Varmadan Öğrenme

Gizil öğrenme, öğrenme sürecinde kendini göstermeyen,
fakat daha sonraki bir anda öğrenilen davranışın ortaya
çıktığı durumlara verilen addır.
Gizil öğrenme istem dışı öğrenmedir. Tolman tarafından
ortaya konmuştur.
12.1.2016
Wertheimer tarafından yapılan bu deneyde, deneklerden
çoğu ancak bir-iki rakamı hatırlayabilmiş, deneyin
üzerinden birkaç hafta geçtikten sonra ise, deneklerin çoğu
hiçbir rakamı hatırlayamamışlar.
12.1.2016


Ör: Tolman evinin güzergahında bulunan kafeleri gizil olarak
öğrenen bireyin aslında farkına varmadan öğrendiğini iddia
eder. Bu şekilde öğrenmede özel bir çaba harcamaya gerek
yoktur. Ayrıca bu öğrenme için pekiştirece de ihtiyaç
duyulmaz.
89
90
15
12.1.2016
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
Derslerin bütünlük içinde yürütülmesi algılamayı, zihinde
tutmayı ve hatırlamayı kolaylaştıracağından öğretmenlerin;
12.1.2016
12.1.2016

dersi planlamaları,
EĞİTSEL SONUÇLAR
VE
konuları basitten karmaşığa doğru basamaklandırmaları,
ÖĞRETMENLERE ÖNERİLER
konuları mümkün olduğunca yarım bırakmadan ele almaları,
yeni konulara geçerken eski konularla bağlantı kurmaları,
her derse bir önceki dersin tekrarı ile başlamaları önerilir.
91
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER

Algıyı bireyin fiziksel çevresinden çok psikolojik çevresi
etkilemektedir. Bu nedenle, öğretmenlerin;
her bir öğrencinin olayları, konuları algılama ve anlamlandırma
biçimlerinin farklı olabileceğini unutmamaları,
öğrencilerin belli davranışlarına bakarak onları
etiketlememeleri,
öğrencilerinin psikolojik yapılarını tanımaya çalışmaları,
davranışlarını değerlendirirken onları bütüncül bir yaklaşımla
ele almaları önerilir.
onların ihtiyaçlarına dönük düzenlemeler yapmaları önerilir.
93
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
derste monoton olmaması,

Yakınlık yasasına göre, birbirine yakın olan uyarıcıları, benzerlik
yasasına göre de birbirine benzer uyarıcıları, zihnimiz
gruplandırarak bir bütün halinde algılama eğilimindedir.
Öğretmenlerin;
12.1.2016
Gestalt Kuramında şekil- zemin ilişkisi önemli yasalardan
biridir. Öğretmenin “şekil” konumunu kaybetmemesi için;
94
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
12.1.2016

12.1.2016
Etkili bir öğretmen, öğrencilerini tanıyan ya da tanımaya
çalışan öğretmendir. Bu nedenle öğretmenlerin;
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
12.1.2016

92
öğrencilerden hatırlamalarını istediği konulardan birbirine yakın
ve benzer olanları gruplayarak zihinlerinde tutmalarına yardımcı
olması önerilebilir.
değişik materyaller ve dikkat çekme yöntemlerini kullanması
önerilir.
95
96
16
12.1.2016
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER

Gestaltçılar öğrenilenlerin beyinde meydana getirdiği
etkinliğe “bellek süreci” ; bu etkinlik bittiğinde kalan ize de
“bellek izi” demektedirler. Öğretmenlerin;
gerekli malzemeyi hazırlayarak, öğrencilerin çeşitli problemlere
çözümler üretmelerini istemeleri,
bellek izine ulaşamamayı, yani unutmayı önlemek için, sınıfta
konuları belli aralıklarla tekrarlamaları,
öğrencilere problemi iyi anlamaları, birimler arasındaki ilişkileri
fark etmeleri ve olası çözüm yollarını bulmaları için rehberlik
etmeleri,
evde tekrar etmeleri için öğrencileri yönlendirmeleri
önerilebilir.
12.1.2016
Bireyin problemin çözümünü bir süre düşündükten sonra
aniden bulması, içgörüsel öğrenmeye işaret etmektedir.
Okulda öğretmenlerin;
12.1.2016

EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
bu sırada öğrencilere yeterli zamanı vermeleri,
gerekirse onları cesaretlendirmeleri önerilir.
97
98
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
12.1.2016
Gestalt Kuramcıları, ezbere dayalı öğrenme yerine üretici
düşünmenin önemini vurgulamaktadırlar. Öğretmenlerin;
12.1.2016

öğrencilere olayları ve olguları ezberletmek yerine nedenlerini
anlatması ya da nedenlerini bulmaları için öğrencileri
yönlendirmesi,
İŞARET- GESTALT KURAMI
sınıfta bu konularda tartışmaların yürütülmesini özendirmesi
önerilir.
100
99
İŞARET- GESTALT KURAMINA GÖRE;
İŞARET- GESTALT KURAMI

Davranışın parça parça ele alınması yerine bütün olarak
değerlendirilmesi gereklidir.
12.1.2016

Tolman kuramı açıklarken, “amaçlı davranışçılık” ya da
“beklenti kuramı” olarak da adlandırmıştır.
İşaret- Gestalt Kuramı, Edward Chace Tolman tarafından
ortaya konmuş bir kuramdır.
12.1.2016

Amaçlı Davranışçılık
 İnsan ve hayvan davranışları yalnızca uyarıcılara verilen tepkiler
değildir.
 Davranışlar karmaşık bilişsel yapılardan oluşur.
 İnsan ve hayvanların davranışları amaca yöneliktir.
Edward Chace
Tolman (1886- 1959)
101
102
17
12.1.2016
DAVRANIŞLARIMIZ BELLİ AMAÇLARA DÖNÜKTÜR!
BÜTÜNSEL/ BÜTÜNCÜ (MOLAR) DAVRANIŞ
Hoşlanmadığımız bir durumdan kaçınırız,

Hoşlandığımız bir duruma kavuşmak isteriz,

Ayrıca belli davranışları izleyen belli kazanımları bekleriz.
12.1.2016
12.1.2016


Organizmanın gözlenen davranışını yorumlarken, onun
amaçları ve davranışa yönelik planları ile bütün olarak ele
alınması gereklidir.

Bütünsel davranışlar reflekslerden farklı olarak, öğrenilmiş
davranışlardır.
103
104
BİLİŞSEL HARİTA
TOLMAN’A GÖRE ÖĞRENME
12.1.2016

Temelde çevreyi keşfetme sürecidir.

Organizma, araştırma yoluyla, belli bazı olayların, belirli
başka olaylara yol açtığını ya da bir işaretin, diğer bir işarete
götürdüğünü keşfeder ve bunları kullanarak amacına ulaşır.

Bu durum, henüz yiyecek konmadan farenin labirenti
tanımaya çalıştığını ve labirentin yollarını öğrendiğini
kanıtlamaktadır.

Tolman, farenin labirente ait birimleri öğrenirken zihninde bir
tür “bilişsel harita” oluşturduğunu öne sürmüştür.
105
106
İNANIŞ-BEKLENTİ SİSTEMİ
BİR ÖRNEK VERELİM;
U
T
U
U
T
U
21
1
“İnanış-beklenti sistemi”
bir uyarıcıya yönelik (Birinci uyarıcı: U1)
davranış (Birinci tepki: T1)
21
1

ile davranışın sonuçlarını izleyen yeni
bir uyarıcı (İkinci uyarıcı: U2) arasındaki
ilişkidir.
107

U1 ; Karnınız çok aç 

T1 ; Yeni açılan pideciye
gitmeye karar verdiniz!

U2 ; Nefis bir pide yeme
beklentisi içindesiniz 
108
18
12.1.2016
ZİHİNSEL DENEME YANILMA

Organizmanın, karar vermeden önce seçim noktasında durup
bir süre düşünmesine “zihinsel deneme yanılma” adı
verilmektedir.

Tolman’a göre öğrenmenin gerçekleşmesi için ödül gerekli
değildir.

Bir ödülün varlığı, hayvan ya da insanın daha önceden
öğrenilmiş davranışı göstermelerini güdüler.

Tolman’a göre ödül, performansı etkiler, öğrenmeyi değil!
109
12.1.2016
Tolman, labirentteki farenin yol ayrımlarına geldiğinde, bir
tarafı seçip yönelmeden önce, sanki alternatifleri değerlendirir
gibi birkaç saniye durduğunu gözlemlemiştir.
12.1.2016

ÖDÜL BEKLENTİSİ
110
YER ÖĞRENME
ÖDÜL BEKLENTİSİ

Çocuk haftanın her günü,
istenen etkinlikleri yaptıkça ödül
olarak yıldız topluyor.

Yaptığı etkinlikler, “lütfen ve
teşekkür ederim” deme, dişlerini
fırçalama vb...

Ödül sistemi çocuğa yeni bir
etkinlik öğretmekten çok, zaten
bildiği etkinlikleri performansa
dönüştürmesi için kullanılıyor.

Tolman farelerin uyarıcı- tepki bağlantısı ile hareket etmek
yerine, koşullara en uygun alternatiflere yöneldiğini ileri
sürmüştür.

Yer öğrenme deneyleri, organizmanın davranışlarının basit
uyarıcı- tepki bağlantısı yoluyla açıklanamayacağını kanıtlamak
amacı ile düzenlenmiştir.
111
12.1.2016
Yandaki resimde bir ödül sistemi
görülüyor.
12.1.2016

112
http://www .smartstart-toys.co.uk/product_info.p hp?prod ucts_id= 190
YER ÖĞRENME

ACABA;
Fare, yiyeceğe ulaşmak için “sola/sağa dönme tepkisi”ni mi
öğrenmiştir?



Farelerin büyük çoğunluğu, Tolman’ın bilişsel harita fikrinde
olduğu gibi doğrudan ödüle gitmektedir!
12.1.2016
Deneyde, aç olan fare, F1’e tereddütsüz olarak hızlı bir
biçimde koşmayı öğrenmiştir.
12.1.2016

DOĞRU CEVAP?
Yoksa, fare, düzeneğin “bilişsel harita”sını geliştirmiş ve
ödülün yerini mi işaretlemiştir?
113
114
19
12.1.2016
yiyecek
YER ÖĞRENME
Tolman ve Honzik
(1930) tarafından
yapılan deneyde
fareler de tıpkı
bizim gibi
davrandılar!
Y

Fareler, başlangıçta hedefteki yiyeceğe ulaşmak için genellikle
A yolunu izlemişlerdir.

Y engeli ile yolun kapatılması durumunda ise farelerin büyük
çoğunluğu C yolunu kullanmışlardır.

Sonuç;
 Çevremizi tanımaya çalışırız ve duruma bağlı olarak
davranışlarımızı düzenleriz.
12.1.2016
12.1.2016
A yolu
X
B yolu
C yolu
başlangıç

“Yiyecek” yazılı olan yerin yemekhane olduğunu varsayın.
Karnınız aç ve yemekhaneye doğru gitmek istiyorsunuz. Hangi yolu
kullanırsınız?

En kısa olan A yolunu mu, daha uzun B yolunu mu, yoksa en uzun yol olan C
yolunu mu?

Büyük olasılıkla A yolunu seçersiniz.

Peki, A yolunun Y engeli yüzünden kapatılmış olduğunu gördünüz, o zaman
hangi yola yönelirsiniz?

B yolunun da kapalı olduğunu, en uzun yol olan C yolunu seçmeniz gerektiğini
düşünürsünüz.
115
GÜDÜLENME SÜRECİ

Yoksunluk, amaç durumundaki objeye yönelik gereksinimi
arttıran, hareket ettirici bir güç meydana getirir.

Güdülenme, algısal vurgulayıcı olarak önem taşır ve
organizmanın çevresinde dikkat edeceği olayları belirler.

Susayan bir çocuk gazoz görür, aslında susuzluğa ilişkin
güdülenme, gazoza yönelir.

Tolman bu transferansa “kateksis süreci” adını vermektedir.

Kateksis, belli dürtüler ile belli nesneleri ilişkilendirme anlamını
taşımaktadır.

Kateksisin bir sonucu olarak, gazoz şimdi tercih edilen bir amaç
objesidir ve ilerde bu çocuk, susamasa bile gazoz almak için
güdülenecektir.
117
Tam tersine, belli durumlardan kaçınma da “olumsuz kateksis”
olarak ele alınmaktadır.
119

Okuldaki öğrenciler son derece karmaşık bilişsel yapılara
sahiptirler ve öğrenmeleri, uyarıcılara verilen tepkiler biçiminde
değildir.

Bu nedenle öğretmenlerin, öğrencilerin derste gösterdiği
olumsuz davranışları, değerlendirirken; yalnızca o anki durumu
düşünmemeleri, öğrencinin davranışını etkilemesi olası diğer
durumları da ele almaya çalışmaları önerilir.
12.1.2016

12.1.2016
İstenen durumlara yönelik yapılan tercihlere “olumlu kateksis”
adı verilmektedir.
118
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
KATEKSİS SÜRECİ

12.1.2016
Tolman’a göre yoksunluk, en temel güdülenme kaynağıdır.
KATEKSİS SÜRECİ
12.1.2016

116
120
20
12.1.2016
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER

Bu nedenle öğretmenlerin; dersleri işlemeden önce öğrencilere,
bu konuyu öğrenmenin onlara neler sağlayacağını ve konunun
amaçlarını anlatmaları, sınıfta istenmeyen davranışlar
olduğunda, bu davranışların hangi amaca yönelik olduğunu
keşfetmeye çalışmaları önerilir.

Tolman, öğrenmeyi sağlayan şeyin ödül değil, ödül beklentisi
olduğunu söylemektedir.

Öğretmenin sınıfta ödül kullanırken, ödülün öğrencilerin
beklentilerine uygun olup olmadığına dikkat etmesi önerilir.
121
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER

Organizma çevreyi tanımaya çalışır ve olayların başka hangi
olaylara neden olduğunu anlamaya başlar. Bu nedenle
öğretmenlerin, öğrencilerin belli konularda bilgi toplamalarını,
araştırma yapmalarını özendirmesi gerekmektedir.


Tolman, davranışları parçalara ayırarak analiz etmeye karşı
çıkmıştır. Davranış moleküler değil molar yani bütünsel
olarak ele alınmalıdır.

Öğretmenlerin; öğrencilere kazandırmayı hedefledikleri
davranışları bütün olarak ele almaları önerilir.
12.1.2016
Tolman’a göre öğrenme, çevreyi keşfetme sürecidir.
122
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
12.1.2016

12.1.2016
Öğrencilerin yeni şeyler öğrenmeyi ve başarılı olmayı
amaçlamaları, istenen bir durumdur. Öğrencinin amaçları ile
okulun amaçları paralel olduğu sürece öğrenme daha kolay olur.
12.1.2016

EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER
Dersleri birbirini tamamlayacak biçimde, belli bir sıra halinde
ve aşamalı olarak düzenlemesi, böylece öğrencilerin eski
öğrenmelerden yola çıkarak yeni konuları daha kolay
anlamalarına yardımcı olması önerilir.
123
124
EĞİTSEL SONUÇLAR VE ÖĞRETMENLERE
ÖNERİLER

Öğretmenler, öğrenciler arasında bireysel farklılıklar olduğunu,
ve dolayısıyla her birinin öğrenme hızının ve biçiminin farklı
olduğunu unutmamalıdır.

Her öğrenciden aynı hız ve biçimde öğrenmesini beklememelidir.
12.1.2016
Tolman’a göre kalıtım, yaş, önceki eğitim ile hormonlar, ilaçlar ve
beslenme gibi değişkenler, öğrenme üzerinde etkisi olan bireysel
farklılık değişkenleridir.
12.1.2016

Teşekkür Ederim…
125
126
21
Download

5. Hafta