Prof. Dr. Vahit Bıçak:
EFSANE RÖPORTAJLAR
Fotoğraf:
kenan Ergen
Başkana kanun
HÜKMÜNDE
KARARNAME
yetkisi verilmesi
DOĞRU DEĞİL
ceza Mahkemeleri Hukuku, İnsan Hakları ve Delil
Hukuku konularında doktora sahibi olan Prof. Dr.
Vahit Bıçak, Türk tipi başkanlıkta tartışılan başkana
Kanun Hükmünde Kararname yetkisinin verilmesini doğru bulunmadığını belirtti ve yargı
bağımsızlığının önemine vurgu yaptı.
Efsane Güzeldereli’nin
röportajı ÇARŞAMBA günü YediGün’de
Milli Tank ALTAY’ın
seri üretimi yakında
Türkiye'nin ilk milli ana muharebe tankı ALTAY'ın bu yıl içerisinde
kabul testlerinin tamamlanması ve seri
üretim için
gerekli
Fotoğraflar:
kenan
Ergenplanlamaların netleştirilmesi planlanıyor. Tanka yönelik dayanıklılık testlerine
bu yıl devam edilecek. Kabul testlerinin de yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Tank bu süreçte ekstrem sıcak-soğuk iklim
koşullarında dayanıklılık, isabet oranlarına ilişkin atış, farklı arazi
koşullarında manevra kabiliyeti testlerine tabi tutulacak.
YEnİ nESİl TAnklARın En
İYİlERİnDEn BİRİ olAcAk
AlTAY Tankı, 3+ nesil bir tank olarak en son teknoloji ile donatıldı ve
21. yüzyılın modern orduları için gerekli her türlü taktik yeteneği
sağlayacak şekilde geliştirildi. ALTAY'ın yeni jenerasyon diğer tanklara
göre en büyük avantajlarından biri, konsept tasarım aşamasından
itibaren bugünün ve geleceğin görev şartları ve tehditleri göz önüne
bulundurularak tasarlanması oldu.
HABERİ 11. SAYFADA
‘TRAFİK TERÖRÜ’
Meclis’e taşındı
11 Ocak 2016 Pazartesi
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
‘Kaza değil terör’ diyen CHP’den, hükümete
‘TRAFİK TERÖRÜ’ BİTSİN! acil çağrısı geldi...
Galericilerden
oto satışında
İNTERNET
ARACILARINA
TEPKİ
M. Nuri Parmaksız
Hayata ve
Aşka dair
10. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
L H AB
ŞENOL GÜNÜÇ
‘Trafik adabı’ için
Milli Eğitim Bakanlığı
(MEB) bu yıl ilk kez sürücü
kurslarında verilecek trafik
adabı dersi için kitapçık
hazırladı. Sürücü adayları,
trafikte bu yıl başlayan
yeni dönemle birlikte artık
ehliyet kurslarında trafik
adabı dersi de alacak.
Ankara zehir soluyor!
Ankara Tabib Odası, TMMOB Kimya Mühendisleri
Odası ve Türk Toraks Derneği, Ankara’nın 2015 yılı hava
kalites konusunda karamsar bir tablo çizdi. Yapılan saptamalara göre hava kirliliği değeri 344 defa aşıldı.
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın resmi ölçüm istasyonlarının verilerine göre 2015 yılında hava kirliği ile
ilgili olan değerin 344 defa aşıldığını
söyleyen kurumlar, Bakanlık ve
L H AB
ZE
Büyükşehir Belediyesi’ni kirliliğe son
verecek önlemler almaya çağırdı.
Verilen bilgilerde temmuz ve ağustos
ayları hariç bütün aylarda hava kirliliğinin yaşandığına dikkat çekilirken, en
fazla kirliliğin yaşandığı aralık ayında
EMİNE ÖZCAN
sınırın 122 kez aşıldığı kaydedildi.
HABERİ 3. SAYFADA
Kışın bol bol
dondurma yiyin
HABERİ 3. SAYFADA
Sınırlarında gecekondulaşmayı
önlemeye yönelik çalışmalar
yürüten Çankaya Belediyesi,
2015 yılında 123 adet kaçak
yapı yıkımı gerçekleştirdi.
Kaçak yapılaşmaya izin vermeyen belediye, 16 adet baz
istasyonu, 72 adet balkon-teras,
49 adet ön kapama ve 111 adet
farklı konulara ait toplam 248
yıkım programını da hazırladı.
HABERİ 3. SAYFADA
Narkotimler
YENİ YILA
hızlı başladı
Ankara'da 28 Aralık'tan 3
Ocak'a kadar düzenlenen
operasyonlarda 13 kilogram
esrar, 91 gram eroin, 60
gram kokain ve 525 ecstasy
hap ele geçirildi.
HABERİ 11. SAYFADA
SAPIK
yakalandı
Twitter üzerinden 'Dev_Ank'
kullanıcı adıyla bir şahsın
Dikmen ve Balgat bölgesinde genç yaştaki bayanlara yol sorma bahanesiyle
cinsel organını göstererek
tacizlerde bulunduğu ve bu
tacizleri videoya alarak
sosyal medya üzerinden
paylaşımlarda bulunduğunun tespit edilmesi üzerine
çalışma yapıldı" ve
"Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla şüpheli D.K, evinde
yakalandı.
Ankara’da havası en kirli olan ilçenin Kayaş olduğuna işaret edilirken, ardından Cebeci ve Sıhhiye'nin
geldiği belirtilen açıklamada, "Cebeci ve Sıhhiye
bölgelerinde sadece işyerleri değil, büyük hastaneler de bulunmaktadır. Akciğer ve solunum sistemi hastalıkları nedeniyle bu hastanelerde tedavi
görenler özellikle tehdit altındadır" ifadelerine yer
verildi.
Herşey
Ankara için
Çankaya’da
123 kaçak
yapı yıkıldı
KİTAPÇIK
ER
Ankara Oto Galericiler
Derneği (ANODER)
Başkanı İlkay Kalkan,
internet ortamında
yapılan
satışlara
aracılık
yapan
internet
sitelerinin,
satılık oto
ilanlarına her yıl yaptıkları yüzde 500’lere
varan fahiş zamlara
tepki gösterdi. Kalkan,
ilan sınırlandırmaları ile
ilgili galerici esnafın
sabrının taştığını da
belirtti. 5’TE
ZE
Türkiye’nin karayolu ağında
sadece 2014 yılında 1 milyon 200 bin trafik kazası
meydana geldi. 1 milyon 30
bin 498’i maddi hasarlı, 168
bin 512’si ise ölümlü ve
yaralanmalı olan bu trafik
kazalarında, 3 bin 524 kişi
hayatını kaybederken, 285
bin 59 kişi yaralandı. 2015
istatistiklerinin ise 2014’ten
daha vahim olacağı tahminleri yapılırken, trafik
kazalarının “terör” olarak
değerlendirilmesi amacıyla
TBMM gündemine taşındı.
HABERİ 11. SAYFADA
ER
Ankara Cumhuriyet
Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede,
HDP Mersin
Milletvekili Dengir Mir
Mehmet Fırat, eski milletvekilleri Abdullah
Çalışkan, Ömer Vehbi
Hatipoğlu'nun da
arasında bulunduğu
179 kişi mağdur, Metin
A, Mehmet Hakan Ö,
Turan T, Yılmaz T,
Hakkı G, Günay A,
Mehmet P. şüpheli
olarak yer aldı.
HABERİ 11. SAYFADA
Türkiye’de her yıl yaşanan 1 milyondan fazla
trafik kazası, istatistiklere binlerce ölüm ve yüz
binin üzerinde yaralı olarak yansıyınca, konu
‘terör’ olarak TBMM gündemine taşındı.
Ö
Yurt dışında tescil
kaydı olan kullanılmış
lüks araçları satın alıp
sıfır kilometre araç gibi
göstererek düzenledikleri sahte belgelerle
ithalatını gerçekleştirip
bazı iş adamları ile
siyasetçilere satan 7
kişi hakkında, 6 yıldan
24 yıl 3 aya kadar hapis
talebi ile dava açıldı.
Ö
Lüks araba
kaçakçıları
için 24 yıl
hapis istendi
Yenimahalle’de
anlamlı yardım
HABERİ 5. SAYFADA
Keçiören’e
Çiçek Hastanesi
HABERİ 5. SAYFADA
Sabır Camii
dualarla açıldı
HABERİ 16. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
11 Ocak 2016 Pazartesi
“Ertuğrul 1890”, Deniz
Harp Okulu'nda gösterildi
HAKAN ALTUN
KONSERİ
17 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İSTANBUL- Japon sularında
batan Osmanlı fırkateyni Ertuğrul
ile 1985'te 215 Japon vatandaşının
İran-Irak savaşından kurtarılmasının öyküsünü kurgusal bir
senaryoyla anlatan JaponyaTürkiye ortak yapımı "Ertuğrul
1890" adlı film, Deniz Harp
Okulu'nda gösterildi.
Tuzla'daki Deniz Harp
Okulu'nda Deniz Harp Okulu
Komutanı Tümamiral Mesut
Özel'in yanı sıra yaklaşık 150 davetli ve 1200 öğrencinin katılımıyla
düzenlenen özel gösterim öncesi,
Ertuğrul Fırkateyni hakkında bilgi
verildi ve Ertuğrul Fırkateyni'ne
vefa klibi izlendi.
"Ertuğrul Şehitlerine" adlı
eserin Deniz Harp Okulu Bandosu
tarafından icra edilmesinin ardından Deniz Eğitim ve Öğretim
Komutanı Koramiral Adnan
Özbal, filmin başrol oyuncularından Kenan Ece ile yapım
ekibinden Oğuz Peri ve Gül
Vizyona
yeni
giren
filmler
Dönmez'e anı objesi sundu.
Tümamiral Mesut Özel,
Koramiral Adnan Özbal, Kenan
Ece ve öğrencilerin katılımıyla
hatıra fotoğrafı çektirilmesinin
ardından "Ertuğrul 1890" filmi
izlendi.
Deniz Harp Okulu Komutanı
Tümamiral Mesut Özel, AA
muhabirine yaptığı açıklamada,
Deniz Harp Okulu'nun Ertuğrul ile
buluşmasını çok önemsediklerini
ifade ederek, şunları söyledi:
"Ertuğrul, Deniz Harp
Okulu'nun okul gemisi, öğrencilerinin, mezun subayların staj yaptığı bir gemi ve Japonya seferi bu
staj maksadını da güdüyor. O
anlamda Deniz Harp Okulu'nun
Ertuğrul ile buluşması bizim için
çok önemli. Ertuğrul'un seyrinde
13 yeni mezun teğmen var ve bunlar stajlarını yapıyorlar. Maalesef
yitirdiğimiz şehitlerimizin arasında
teğmenlerimizden 11'i de var.
Türkiye ile Japonya'yı özel bir
"Büyük Açık"
Adam Mckay'in yönettiği "Büyük
Açık" filminde Christian Bale, Steve
Carell, Ryan Gosling ve Brad Pitt gibi
başarılı isimler rol alıyor.
Michael Lewis'in çok satan kitabına
ve gerçek bir hikayeye dayanan filmin konusu şöyle:
"Bankacılık sektörünün dışından dört
kişi, büyük bankaların, medyanın ve
hükümetin görmekten kaçındığı ekonominin küresel çöküşünü görür.
Ekonomide büyük bir açık bulduklarına inanan ve harekete geçen bu 4
kişinin cesur yatırımları, onları her
şeyi ve herkesi sorgulamalarının
gerektiği modern bankacılığın karanlık noktasına götürecek."
06:18 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
06:20 Ömür Dediğin
06:50 Sen de Gitme
08:10 Avrupa Avrupa
09:45 Yabancı Sinema "Notre
Dame'ın Kamburu"
11:15 1'de Bugün
11:30 Muharrem Klip
11:35 6 Mantı
12:45 1'de Bugün
13:00 Savaşta Barışta Türk Ordusu
13:20 Pastane
14:15 Muharrem Klip
14:20 Baba Candır
16:30 Yeşil Deniz
18:50 Hava Durumu
18:55 Spor
19:10 Ana Haber Bülteni
19:55 Seksenler
00:00 Büyük Sürgün Kafkasya
08:30 Selena
10:20 Eve Dönüş
13:00 Kırgın Çiçekler
16:00 Evli ve Öfkeli
FETTAH CAN
KONSERİ
26 ŞUBAT 2016
CUMA 22:00
OLLY JOKER
ANKARA’DA
MUSTAFA
KESER
KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Sevimli
Tilki"
Yönetmenliğini Ge
Shuiying'in yaptığı
animasyon türündeki
filmin seslendirme
kadrosunda, Matthew
Warzel ve Anthony
Lawson gibi isimler
bulunuyor.
Filmde, yetenekli bir
ajan olan ve Havuç
şehrine giden Sevimli
Tilki F.O.X.'un, şehrin
iyi kalpli dost tavşanlarının arasına sızmış
yapay tavşanı bulma
mücadelesi konu
ediliyor.
05:30 Geniş Aile
07:00 Bugün
08:30 Beni Affet
09:45 Big Brother Türkiye
11:15 Muhteşem Yüzyıl Kösem
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Paramparça
w07:00 Belgesel
08:15 Çizgi Film Kuşağı
09:00 Maşa ile Koca Ayı
10:00 Çok Güzel Hareketler
Bunlar
12:30 Arda’nın Mutfağı / Yeni
13:30 Maral:En Güzel
Hikayem
16:15 Örümcek Adam
18:15 Baybars Altuntaş ile En
Zayıf Halka / Yeni Bölüm
23:45 Big Brother Türkiye
01:30 Big Brother Türkiye
03:00 Evleneceksen Gel
20:00 Sinema
22:15 Yabancı Sinema
00:30 Yabancı
Sinema
20:00 PARAMPARÇA
Cihan, ailesini paramparça eden
Harun’dan intikam almakta kararlıydı. Çekmeceden silahını çıkartan Cihan’ı durduran kişi Yıldırım
oldu. Bu esnada silahın patlamasıyla yürekler ağıza geldi. Her
ikisinin de yara almadan kurtulduğu bu sahne, izleyenleri ekrana
kilitledi. Dilara’nın yalıyı terk
etmesi, Yıldırım’ın Candan ile
olan ilişkisi, Hazal’ın bir gece
kulübünde yine başını belayı sokması dizinin temposunu bir an
olsun düşürmeyen sahnelerdi. Son
sahnede ise Dilara’nın Cihan’dan
sakladığı hamileliği ortaya çıktı.
Cihan, Dilara’nın ultrason
sonuçlarını görmesiyle büyük bir
şok yaşarken, bu sahne sosyal
medyada en çok konuşulan konular arasına girdi.
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
CEM
ADRİAN
KONSERİ
22 OCAK
2016 CUMA
22:00
Michael B. Jordan, Sylvester Stallone,
Tessa Thompson ile Phylicia Rashad'ın
oynadığı filmin yönetmenliğini Ryan
Caagler yaptı.
Efsaneleşmiş "Rocky" filmlerinin
hikayesinde yeni bir sayfa olan "Creed:
Efsanenin Doğuşu"nda oynayan Oscar
adayı Sylvester Stallone, kendisinin ikonlaşmış rolü Rocky'yi canlandırıyor.
Dram türündeki film, babası ünlü bir Boks
Şampiyonu olan ve kendisi de boksör
olmak isteyen bir gencin, gerçek bir
dövüşçüye dönüşme yolculuğunu konu
alıyor.
06:45 Kız Tarafı Erkek Tarafı
08:00 Mustafa Karataş ile
Muhabbet Saati
09:30 Zahide Yetiş'le
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Gelin Evi
15:15 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
16:45 Titiz Misin?
18:30 Show Ana Haber
19:45 Güldür Güldür Show
00:15 Asla Vazgeçmem
02:00 Zahide Yetiş'le
04:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
"Creed: Efsanenin
Doğuşu"
19:00Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Kertenkele
23:45 Evli ve Öfkeli
02:15 Eve Dönüş
04:45 Doksanlar
00:00 BÜYÜK SÜRGÜN KAFKASYA
Büyük Sürgün
Kafkasya, 1944 yılında Stalin'in emriyle
sürgün edilen Ahıska
Türklerinin trajik
hikayesini anlatıyor.
Yaşadıkları topraklardan sürgün edilen
binlerce insanın,
sahipsiz, unutulmuş
bir halkın yürek
burkan hikayesini
anlatan Büyük
Sürgün Kafkasya 15
Aralık'tan itibaren
dört hafta süreyle
TRT1 ekranlarında
izleyiciyle buluşuyor.
dostluk platformuna taşıyan bu
gemi, bizim için, Deniz Kuvvetleri
için de çok önemli."
Tümamiral Özel, Deniz
Kuvvetleri'nin 5 yılda bir
Japonya'ya gemi göndererek
Ertuğrul'u andığına ve Ertuğrul'u
anmaya yönelik çeşitli etkinlikler
yapıldığına değindi.
Deniz Harp Okulu öğrencilerinden Beyza Nur Samutoğlu da
Ertuğrul Fırkateyni'nin mürettebat
açısından ve gemi olarak önem
taşıdığını dile getirerek, "Gemi
Tersane-i Amire'de Türk
mühendisler tarafından yapılmış.
Ben de gemi inşa bölümünde
okuyorum ve gelecekte bu tip
gemilerin inşasında görev alma
ihtimali beni heyecanlandırıyor.
Gemi mürettebatı içerisinde 13
yeni mezun teğmen vardı. Biz de
4. sınıf öğrencileri olarak mezuniyete yakınız ve o mürettebat gibi
önemli görevlerde görev alma ihtimalimiz var" diye konuştu. (AA)
YILDIZ TİLBE
KONSERİ
23 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
06:00
07:30
09:40
12:30
13:45
16:15
19:00
20:00
Kanal D Çocuk Kulübü
Yerli Dizi
Magazin D
Bizim Lezzetlerimiz
Kısmetse Olur
Yerli Dizi
Ana Haber Bülteni
Güllerin Savaş
23:15
01:00
Kısmetse Olur
Galip Dervi
19:45 GÜLDÜR GÜLDÜR SHOW
Ekranların fenomen eğlence programı Güldür Güldür Show yeni
sezonda da kahkahalara boğmaya
devam ediyor!
Efsane kadrosuyla herkesin
beğenisini kazanan Güldür Güldür
Show, aileden aşka, şöhretten
teknolojiye, futboldan arkadaşlığa,
birçok konuya kendisine özgü
mizah anlayışı ile yeni bir yaklaşım getirmeye devam ediyor.
Güldür Güldür Show ekibi Alper
Kul, Doğa Rutkay, Onur Buldu,
Özge Borak, Aylin Kontente,
Erdem Yener, Çağlar Çorumlu,
İrem Sak, Onur Atilla, Derya
Karadaş, Meltem Yılmazkaya,
Burak Topaloğlu, Uğur Bilgin,
Özgün Aydın, Ayşegül Akdemir,
Kıvanç Baran Aslan ve Ali Sunal
oluşturuyor.
ANKARA
11 Ocak 2016 Pazartesi
Öz Orman-İş Genel Başkanı Settar Aslan:
3
“Kamuda işçi-memur
ayrımı kalkmalı”
Öz Orman-İş Sendikası Genel
Başkanı Settar Aslan, kamuda çalışan memur ve işçi sayıları arasında
büyük bir dengesizlik olduğunu ve
bunun kamu hizmetlerinde kaliteyi
olumsuz etkilediğini bildirdi.
HABER MERKEZİ- Öz Orman-İş Sendikası
Genel Başkanı Settar Aslan, Devlet Personel
Başkanlığı’nın Kasım 2015 verilerine göre, kamuda,
askerî personel hariç 3 milyonu aşkın çalış olduğunu,
bunun sadece 278 bininin ‘işçi’ statüsünde bulunduğunu, geri kalanların tamamının ‘memur’ tanımı içinde yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“Mevcut
tabloda,
kamuda 1
işçiye karşılık neredeyse 10
memur çalışıyor. Bu,
çarpık bir
tablodur. Bu
oran tersine
döndürülmelidir.
Mantıklı
olan, işçi
sayısının
memur sayısından fazla olmasıdır. Hizmetin gereği de budur.
Oysa tam tersine, kamuda memur sayısı giderek artarken, işçi sayısı azalmaktadır. Oluşan işçi açığı ise,
‘hizmet alımı’ adı altında ‘taşeron’ uygulamasıyla
kapatmaya çalışılmaktadır. Şoför, garson, odacı, aşçı,
hemşire, hastabakıcı gibi personel, yaptığı işin niteliği
gereği işçi tanımına girmektedir. Mesela bir öğretmen,
özel okulda çalışırken ‘işçi’, devlette çalışırken
‘memur’ sayılmaktadır. Halbuki öğretmenlerin tamamı fikir işçisidir.”
Kamudaki iş tanımlarının doğru şekilde yapılması
ve ‘imza yetkisi’ kullananlar dışındaki tüm kamu personelinin ‘işçi’ olarak tanımlanması gerektiğini de
ifade eden Settar Aslan, “Kamudaki işçi-memur ayrımı kalkmalıdır. Yalnızca yetki kullanan üst bürokratlar memur olarak tanımlanmalıdır. Sayın
Cumhurbaşkanı ve Sayın Başbakan da muhtelif
beyanlarında, kamudaki işçi-memur ayrımının yanlış
yapıldığını dile getirmiştir. Bu yapay ayrımın ortadan
kaldırılmasıyla kamu hizmetleri daha verimli hale
gelecek ve hizmetin kalitesi yükselecektir.” dedi.
'Kışın dondurma yiyin'
Ankara Pastacılar, Tatlıcılar ve Şekerciler
Esnaf Odası Başkanı Mustafa Kahveci,
“Sağlık koşullarına uygun ortamlarda üretilen dondurma, zengin vitamin ve mineral
içeriği nedeniyle her mevsim rahatlıkla tüketebileceğimiz bir besin kaynağıdır.” diyor.
HABER MERKEZİ-Dondurmanın her mevsim
yenilebileceğini, kışın da her yaştan herkesin güvenle tüketebileceği bir besin olduğunu belirten Ankara
Pastacılar, Tatlıcılar ve Şekerciler Esnaf Odası
Başkanı Mustafa Kahveci, “Ülkemizde 'kışın hava
soğuk, dondurma yenmez', veya 'kışın dondurma
yersen hasta olursun', gibi düşünceler var. Dondurma
genelde süt, şeker ve saleple yapılmaktadır.
Dondurmanın sağlıklı yapılması halinde 12 ay 4
mevsim tüketilmesinde bir
sakınca yoktur.
Dondurmanın
içerisinde yer
alan besleyici
protein, mineral, kalsiyum,
demir, potasyum ile A, C,
D, E ve B2
vitaminlerinin
insan sağlığına
ve çocukların
bağışıklık sisteminin gelişmesine faydalı
olduğu bilimsel
olarak kanıtlanmıştır.
Dondurma,
vitamin ve
kalori değeri
yüksek olan
besleyici bir besin kaynağıdır. İnsanları hasta değil,
dinç ve zinde tutar. Dondurmanın içerisinde yer alan
salebin tabii bitki olması ayrı bir özellik taşımaktadır. Ülkemiz, Akdeniz Bölgesi’nde yer alması bakımından yılın 12 ayı her türlü meyve ve sebze üretimi için elverişlidir. Kışın portakallı, narlı, limonlu,
muzlu, kivili, ananaslı, böğürtlenli, elmalı, mandalinalı dondurma tüketiminin, vücudu gün boyu dinç
tutacağı kesindir. Kışın dondurma yiyin ve çocuklarınıza da yedirin. Bildiğiniz ve güvendiğiniz imalatçıların günlük ürettikleri dondurmaları gönül rahatlığıyla tüketin” diye tavsiyede bulunuyor.
Oda Başkanı Kahveci şöyle devam ediyor:
“Dondurma; dondurmacı meslektaşlarımın elinden
bir şifa kaynağı olarak sizlere ulaşmaktadır.
Günümüzde fabrikasyon olarak yapılan dondurma
diye insanlara sunulan ice cream (buzlu krem) gibi
çeşitler sanayi katkı maddelerinden oluşmaktadır ve
bu gibi ürünlerin besleyici özelliği bulunmamaktadır.
Zonguldak Kara Elmas Üniversitesi Rektörü tarafından bir gazeteye verilmiş olan mülakatta; saf süt ve
salepten yapılan dondurmanın daha besleyici ve sağlıklı olduğu belirtilmiştir. Dünyada bu tür üretilen
dondurmaların çok daha fazla revaçta olduğu bilinmektedir. Dolayısı ile bir çok ülkede dondurma tüketimi son yıllarda artmaktadır. Örnek verecek olursak;
İtalya, Almanya ve Fransa’da yıllık kişi başı ortalama dondurma tüketimi 11-12 litreyi bulmuştur.
Türkiye’de ise tüketim 3.5-4 litreyi geçmemektedir.
Oysa ki kabul edilen bir gerçektir var ki; ülkemizde
yapılan katkısız güzel dondurmalar, Avrupa ülkelerinde yapılan dondurmalardan daha sağlıklıdır.”
Çankaya’da 123
kaçak yapı yıkıldı
Çankaya Belediyesi, 2015 yılında 123 adet kaçak yapı yıkımı gerçekleştirdi.
HABER MERKEZİ- Çankaya Belediyesi
tarafından tüm ilçe sınırlarında gerçekleştirilen
denetimler, 2015 yılında kaçak yapılaşmaya izin
vermedi. İlçe sınırlarında gecekondulaşmayı sıfıra indirmeyi hedefleyen Çankaya Belediyesi,
önceki yıl 123 adet gecekondu yıkımı gerçekleştirdi. Anlaşmalı olarak gerçekleşen yıkımlarda
evler önceden boşaltıldığı için vatandaşın mağduriyet yaşamasının da önüne geçildi.
İzinsiz konulan yahut daha sonra mahkeme
kararı ile kaldırılması kararlaştırılan baz istasyonlarına ekipler anında müdahale gerçekleştirdi.
Vatandaştan gelen tüm şikayet ile talepleri göz
önüne alarak değerlendirme yapan ve kanunlar
çerçevesinde uygulamaya koyan belediye yetkilileri, 2015 yılı içerisinde 72 adet balkon-teras
kapama, 49 adet ön kapama ve 111adet farklı
konulara ait toplam 248 yıkım programı hazırladı. Belediye ekipleri ayrıca 15 adet kaçak yapılaşmayı da engelledi.
Çankaya Belediyesi, teknik elemanlarının
yerinde yaptığı kontroller doğrultusunda 80 yapı
da projesine uygun hale getirildi.
ÇSM’de Ankara sergisi
HABER MERKEZİÇankaya Belediyesi Çağdaş
Sanatlar Merkezi (ÇSM),
Başkent Ankara adına hazırlanan önemli bir sergiye ev
sahipliği yapıyor.
Ankara Fotoğraf Sanatçıları
Derneği (AFSAD)’nin Ankara
Kalkınma Ajansı desteğiyle
hazırladığı “Turizm Şehri
Ankara’nın Tarihi, Kültürel ve
Doğal Güzelliklerinin
Araştırılması ve Fizibilitesinin
Yapılarak Fotoğraflanması
Projesi” ilk meyvelerini verdi.
Proje sürecinde 32 fotoğrafçının 25 ilçe ve 147 köyde yaptığı fotoğraflama çalışmasından
oluşan sergi, Çankaya
Belediyesi Çağdaş Sanatlar
Merkezi (ÇSM)’nde açıldı.
Ankara Kalkınma Ajansı tarafından “Doğrudan Faaliyet
Destek Programı” kapsamında
desteklenip Ankara Fotoğraf
Sanatçıları Derneği’nin
(AFSAD) Koray Olşen,
Doğanay Sevindik, Nejla Can
Güler, Aysel Altun, Nesrin
Karacabey'in koordinasyonunda
hazırlayıp yürüttüğü çalışma ile
geçtiğimiz ekim ayından itibaren Başkentin dört bir köşesi,
fotoğraflanarak belgelendi.
Geniş bir ekip tarafından
hazırlanan “Bir Ankara Sergisi”,
13 Ocak tarihine dek, ÇSM
Füreya Koral Sergi Salonu’nda
görülebilir.
Sincan’da 3 bin 361 çift “evet” dedi
HABER MERKEZİ- Sincan Belediyesi vatandaşları iyi gününde de kötü gününde de yalnız bırakmıyor.
Yoğun mesai programına rağmen kendisine iletilen
talepleri geri çevirmeyen Sincan Belediye Başkanı Doç.
Dr. Mustafa Tuna, 2015 yılında da binlerce çiftin mutluluğuna ortak oldu. Çiftlere önemli tavsiyelerde bulunan
Başkan Tuna, “Evlilikteki huzur ve mutluluğun iki anahtarı var: Biri sabır biri de şükür. Sıkıntılara sabreder,
nimetlere şükredersek ömür boyu huzurlu oluruz.
Evlenen tüm
çiftlerimize
ömür boyu
huzur ve mutluluk diliyorum” dedi.
Sincan
Belediyesi
Evlendirme
Memurluğuna
2015 yılında 3
bin 731 çift
evlenmek için
müracaat etti.
Bunlardan 3
bin 361 çiftin
nikah akdi
gerçekleştirildi. Sincan’da
ikamet edip nikah akitlerini diğer il ve ilçelerde yaptırmak isteyen 411 çifte de evlenme izin belgesi düzenlendi. 36 çiftin nikah akdi nikaha gelmedikleri için iptal
edilirken, 56 yabancı uyruklu çift mutluluğa adımı
Sincan’da attı. Ayrıca 9 çiftin nikah işlemleri de cezaevinde gerçekleştirildi.
Sincan Belediyesi 2015 yılında 3 bin 361 çiftin nikahını kıydı.
KONGRE İLANI GÖLBAŞI KURS VE
OKUL TALEBELERİNE YARDIM DERNEĞİ
BAŞKANLIĞINDAN
Yönetim kurulu toplanarak aşağıdaki kararları almıştır.
Derneğimizin olağan genel kurul toplantısı 27.01.2016 Çarşamba günü saat 11:00’da bahçeli evler mah.
323/1 sokak no:2 Gölbaşı/ANKARA adresindeki dernek binasında yapılacaktır.Bu tarihte ekseriyet
temin edilemediği taktirde 03.02.2016 tarihinde aynı yer ve saatte yapılacaktır.Dernek üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1. Açılış ve kongre başkanlık divanı teşkili.
2. Yönetim ve denetleme kurulu raporlarının okunması ve görüşülmesi.
3. Yönetim kurulunun ibrası
4. Yeni yönetim ve denetleme kurulu üyelerinin seçimi
5. Derneğe lüzumlu olan mankul ve gayrimenkul malların satın alınması,kiralanması,bağış veya vasiyet
yoluyla derneğe intikal edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması mülkiyetten
başka aynı hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul ve gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki aynı hakların başkaları
lehine tesis ve tescil edilmesi resmi özel ve tüzel kişilere bedelli ve ya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin
kabulu veya kiralanması menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkalarının
yapacağı hibelerinin kabul edilmesi tapu da teshid ve ifraz yaptırmaya inşaat yaptırmaya tapuda takrir
vermek takrir almak cins tahsisi yapmak taşınmazlar üzerine üst hakkı tesis etmek şerh vermek şerh
almak intifa ve intifak hakkı tesis ettirmek derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna selahiyet verilmesi.
6. Dilek ve temenniler
7. Kapanış .
4
ANKARA
11 Ocak 2016 Pazartesi
Eti-Park İş
Merkezi
inşaatının Anka
Teknoloji
Üniversitesi'ne
65 milyon TL
karşılığında
devri Etimesgut
Belediye
Meclisi’nde oy
çokluğuyla
kabul etti.
Başkan Güney,
Yunus Dede
Türbesi'ndeki
çalışmaları
denetledi
Eti-Park üniversite olacak
HABER MERKEZİEtimesgut Belediyesi'ne ait inşaat
halindeki Eti-Park binası üniversite
olacak. Yeni kurulan Anka Teknoloji
Üniversitesi, Etimesgut
Belediyesi'nden inşaatı 65 milyon
TL bedelle devrini talep etti.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver
Demirel, devir talebini belediye
meclisinin gündemine getirdi ve
devir için yetki istedi. Belediye
Meclisi, 7 Ocak 2015 tarihli oturumunda Eti-Park'ın Anka Teknoloji
Üniversitesi'ne devrini görüştü.
MHP ve CHP gruplarının olumlu, AKP’li bazı üyelerin ise olumsuz
tavırlarıyla dikkat çeken Meclis toplantısında zaman zaman tartışmalar
yaşandı. AKP'li Necmi Bulut, binanın üniversite olmasına karşı olduklarını ve olumsuz oy kullanmak için
grup kararı aldıklarını söyledi. CHP
adına konuşan Süleyman Doğan, üniversiteye devrin
çok yerinde bir karar olacağını ifade ederek, üniversitenin ilçeye büyük katkı sağlayacağını söyledi ve CHP
Grubu olarak kararı desteklediklerini ifade etti.
Etimesgut Belediye Başkanı Enver Demirel, iş
merkezinde yaşanan süreci belgeleriyle anlattı.
Demirel, binanın bulunduğu arsayı 1999-2004’deki 1.
Başkanlık döneminde Kent Meydanı yapmak üzere
kendisinin kamulaştırarak Belediye’ye kazandırdığını
hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "2004 seçimlerinin ardından, bizden sonra yönetime gelen irade bu
alanda plan değişikliği yaptı, amacını değiştirdi ve iş
merkezi yapmak üzere 2007 yılında kat karşılığı ihale
etti. İhalede haksız paylaşım söz konusuydu; konuyu
Yargı’ya taşıdık. Yargı, usulsüzlükler ve kanuna aykı-
mak amacıyla burasını bizden ayrı
ayrı talep ettiler. Bu talebe de o
zamanki AKP’li ve CHP’li meclis
üyeleri Ocak 2014 meclis oturumunda karşı çıkarak Red oyu verdiler. MHP grubumuzun yeterli
çoğunluğu olmayınca, Meclis’ten
yetki alamadık. Böylelikle süreç
tıkandı".
Demirel, Anka Teknoloji
Üniversitesi'nin, kamu tüzel kişiliği
olan, kuruluşunu tamamlamış bir
üniversite olduğunu ve inşaat halindeki binayı belediyeden talep ettiğini söyledi. Kendisinin, "Ben burasını AVM yaptırmam, ya üniversite
ya da hastane olacak" sözlerini
hatırlatan Demirel, "Sağlık
Bakanlığı mevcut hastanemizin
yanında hastaneye başladı. Geriye
tek bir ihtimal kaldı; o da üniversite
olması. Bize de böyle bir talep
rılıklar nedeniyle 2009'da süreci sonlandırdı. 29 Mart
geldi. Burasını üniversiteye bedelsiz de tahsis edebiliseçimlerinin ardından tekrar göreve geldiğimizde
riz, ama yaptığımız değer tespitine göre, Üniversite 65
Yasa’nın gereğini yaparak, binayı geri belediyemize
milyon TL ödeyerek devralmayı talep ediyor. Geliniz
kazandırdık. Burasının alışveriş merkezi değil, hastane hep birlikte tarihi bir karar verelim. Şahsi ve siyasi
olması için büyük çaba sarfettim. Önce Bilge
menfaatlerimizi bir yana bırakarak, milletimizin, halÜniversitesi hastane yapmak için Eti-Park’ı istedi,
kımızın, şehrimizin menfaatine doğru olanı yapalım.
Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü'nden görüş sorduk, Üniversite’ye “Evet” diyelim. Buranın üniversite
8 ay bekledikten sonra gelen cevap olumsuz oldu.
olması, esnafımıza, insanımıza, şehrimize büyük katkı
Sonra, Sağlık Bakanlığı’nın talebiyle, resmi protokol
sağlayacaktı" dedi.
yaparak, hastane yapılmak üzere bakanlığa tahsis ettik.
Başkan Demirel'in konuşmasının ardından oylamaBakanlık da 15 ay sonra çeşitli gerekçeler öne sürerek ya geçildi. MHP’li 12, CHP'li 7 üyenin tamamı “evet”
aramızdaki protokolü tek taraflı feshetti ve hastane
oyu kullanırken, 18 kişilik AKP grubundan Mesut
yapmaktan vazgeçildi. Son olarak 30 Mart 2014
Şahingöz ve İbrahim Ulutaş da grup kararına uymayaseçimlerinden önce Başkent Üniversitesi ile Türk
rak “Evet” oyu kullandı. AKP'li 16 meclis üyesi ise
Hava Kurumu Üniversitesi, hastane ve üniversite yap- Eti-Park binasının üniversiteye devrine “Hayır” dedi.
ŞENOL GÜNÜÇ- Kızılcahamam
Belediye Başkanı Muhittin Güney'in yoğun
çabaları neticesinde yapımına başlanan,
Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür ve
Tabiat Varlıkları Dairesi Başkanlığı tarafından
yürütülen çalışmalar Kızılcaören
Mahallesi'nde bulunan Yunus Dede Türbesi'nde devam
ediyor.
Belediye BaşkanıMuhittin Güney, türbeyi ziyaret ederek çalışmalar
hakkında bilgi
aldı.
Çalışmaların
bir an önce
tamamlanarak
Yunus Dede
Türbemizin
kısa sürede
hizmete açılmasını hedeflediklerini belirten
Başkanımız,
kendilerine
yardımcı olan
ve türbenin
yapımını üstlenen Ankara
Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek, eşi Nevin Gökçek
Hanımefendi'ye, Ankara Büyükşehir Belediyesi Kültür
ve Tabiat Varlıkları Daire Başkanı Akar Pınar Üstün
Hanımefendi'ye, türbenin yapımında emeği geçen ve
geçecek olan herkese teşekkürlerini iletti.
İpek Kozası kursu
yoğun ilgi görüyor
Çeltikçi'de
samimi sohbet
EMİNE ÖZCANKızılcahamam
Belediye Başkanı
Muhittin Güney,
Çeltikçi Mahallesi'nde
vatandaşlar ile bir araya geldi.
Başkanımız Muhittin Güney,
Çeltikçi Mahallesi'nde ziyaretlerde bulunarak mahalle kahvesinde
vatandaşlar ile bir araya geldi.
Başkan Güney, mahalle
sakinleri ile sohbet ederek istek
ve şikayetlerinin olup olmadığını
sordu. Vatandaşlar Başkan’ın
çalışmalarından memnun olduğunu ve yapılan hizmetlerden dolayı teşekkür ettiklerini dile getirdiler.
HABER MERKEZİ-Etimesgut
Belediyesi Yunus Emre Kültür ve Spor
Merkezi'nde açılan İpek Kozası El
Ürünleri Kursu, kadınlardan büyük ilgi
görüyor. Etimesgut Belediyesi Sürekli
Eğitim ve Uygulama Merkezi(etiSEM)
kapsamında açılan kursta bayanlara,
kozadan
çiçek yapımı
öğretiliyor.
Kozaya istedikleri şekilleri veren
kursiyerler,
daha sonra
boyadıkları
parçaları birleştirerek süs
eşyaları haline getiriyorlar.
Kursiyerler,
zaman ve
emek harcayarak ipek
kozasından çiçek ve süslemeler yapıyorlar.
İpek kozası kursuna katılan kadınlar, kursa gelerek hem zamanlarını
değerlendirdiklerini hem de yeni meslek öğrendiklerini ifade ettiler. İpek
kozasından ürünler yapmanın zor
olduğu
kadar keyifli
olduğuna da
işaret eden
kadınlar,
kendilerine
bu kurs
imkanını
kendilerine
sunduğu için
Etimesgut
Belediye
Başkanı
Enver
Demirel'e
teşekkür
ettiler.
Öğrencilerin
yüzü hediye
ile güldü
HABER MERKEZİ-Kızılcahamam Belediyesi ve
Ankara Büyükşehir Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı
tarafından Güvem ve Çeltikçi ilk ve ortaokulunda öğrenim gören öğrencilere mont ve bot dağıtıldı.
Kızılcahamam Belediye Başkanımız Muhittin
Güney ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Sosyal
Hizmetler Daire Başkanı Adnan Şeker, bugün Çeltikçi
ilk ve ortaokulunda öğrenim gören öğrencilere mont ve
bot dağıtımı yaptılar. Öğrencilerimizin kış aylarında
daha rahat etmeleri için sağlanan bu hizmetten dolayı
öğrenci ve öğretmenler memnuniyetlerini ilettiler.
ANKARA
11 Ocak 2016 Pazartesi
Ankara Oto Galericiler
Derneği Başkanı İlkay
Kalkan, İnternet ortamında yapılan satışlara aracılık yapan internet sitelerinin, satılık oto ilanlarına her yıl yaptıkları %
500’lere varan fahiş zamlar ile birlikte yapılan ilan
sınırlandırmaları ile ilgili
galerici esnafın sabrının
taştığını belirterek firma
yetkilileri ile yapılan
görüşmelerden de sonuç
çıkmaması üzerine ilgilileri göreve davet etti.
Oto galericileri, internet
aracı firmalarına tepkili
HABER MERKEZİ-ANODER Başkanı İlkay
Kalkan’ın internet ortamında yapılan satışlara aracılık
yapan internet siteleri ile ilgili açıklaması şöyle:
“İnternet ortamında yapılan satışlara aracılık yapan
internet siteleri, satılık oto ilanlarına her yıl yaptıkları
fahiş zamlarla galerici esnafını canından bezdirdiler.
Bugün yapılan bu haksız zamlar ve araç satışındaki
sınırlamaların altında ezilen galerici esnafı, haksızlığa
karşı çıkmak ve haklarını korumak için gereken tüm
girişimlerde bulunacaktır ve bu bizim en doğal hakkımızdır. Bizler ikinci el araç satışı yapan galericiler, olarak ilgili büyük internet sitelerinin yöneticileri ile görüşüp sorunların çözümü için onlara el uzattık. Lakin
bizin uzattığımız el ne yazık ki geri çevrildi. Dün bizlerin sayesinde var olan ve yine bugün bizlerin aidat ve
varlığıyla büyüyen bu firmalar bugün tok satıcı mantığıyla hareket edip beslendikleri damarlara zarar vermektedirler. Fakat bu firmalar şunu da unutmamalı ki
kendi varlık sebebine zarar veren hiçbir kurum sağlıklı
ve kalıcı olamaz.Bu internet siteleri yada firmalar şunu
asla unutmasınlar, galerici esnafı olarak bizler yıllardır,
bu sitelere oto ilanlarımız için aidat ödemekteyiz ve
söz konusu kurumların bugünlere gelmesinde galerici
esnafımızın önemli rol oynadığı görülen bir gerçektir.
Onlar bugün bu tanınırlılığa ve finans gücüne sahiplerse bizim gibi esnafların varlığı ve desteği sayesindedir.
Galerici esnafı olarak bizler yıllardır, oto ilanlarımız
için bu firmalara aidat ödeyerek onların bugünün inşa
ettik”
Firmaların son dönemlerde üye aidatlarına yaptıkları %500’e varan zamlar ile esnafı zor durumda tığını
belirten Kalkan, “Bu durum bizleri yeni çözüm arayışlarına sokmuştur. Bu zam ve yanı sıra yapılan uygulamalar da kabul edilebilir değildir. Yüksek zamlar yetmiyormuş gibi ilan sınırlamaları da son derece haksız
bir şekilde düzenlenmiştir.
Geçtiğimiz yıl, sabit aidat ödemesi ile ‘sınırsız’
olan yayın hakkımız bu yıl sınırlandırılmış, üstelik
mevcut paketteki ‘araba değiştirme’ hakkı da ek ücretlere tabi tutulmuştur. Bizler dükkan kiralayıp, personel
çalıştırıp, elektrik, su gibi giderlerle uğraşıp, bire bir
muhataplık, emek ve alın teri ile satış yapıp kazandığımız tüm parayı bu aracı firmalara vermeyi kabul etmiyoruz. Elbette ki her işin bir karşılığı ve bedeli vardır.
Lakin aracı firmaların yaptığı bu zam ve sınırlandırmalar bu karşılığın çok üstündedir. Bu durum kabul edile-
Mamaklı halterciler
başarıya doymuyor
bilir değildir. Bu durum bugün bize ilerleyen zamanlarda bu firmalara zarar vermektedir. Bu şirketlerin yöneticilerine bu haksız ve yanlış uygulamayı belirtip ortak
bir yolda buluşmak istedik lakin ilgili şikayetlerimize
şu zamana kadar olumlu bir cevap almış değiliz.
Geçen zamanda umutlarımızı azaltmakta. Ekonomik
şartlar göz önünde bulundurulduğunda; galerici esnafımız, bu aracı firmaların bu fahiş fiyat uygulaması
sonucu karşısına çıkan büyük rakamların altında ezilmekte, mağdur olmaktadır. Bizler emeklerimizi ve alın
terimizi bu aracı firmalara vermek istemiyoruz. Taraf
olarak biz, her şeye rağmen sorunun karşılıklı görüşmeler yolu ile makul bir çözüme kavuşturulacağına
inancımızı korumaktayız.
İlgili kurum yöneticilerinden bu yönde gerekli
adımları atmalarını bekliyoruz. Lakin herhangi bir
sonuç alınamaması durumunda da ilgili yapılanmaları
tamamen denetimsiz ve kuralsız bu ortamın düzenlenmesi hususunda göreve davet ediyoruz. Bu keyfiliğin
son bulması için hükümetimizi ve meclisimizi düzenleme yapmaya çağırıyor, Rekabet Kurulu’nu da tekelleşmenin ve haksız kazancın önüne geçmesi hususunda göreve davet ediyoruz.” dedi.
lar yetiştirmeyi sürdüreceğiz” dedi.
30 okul 100’ü aşkın sporcunun katılımıyla
Ankara’da gerçekleşen şampiyonada 56 kiloda podyuma çıkan Kerem Ertuğrul şampiyonluğu göğüslerken, 69 kg’da Mutlu Sarıtaş
ikinci, 56 kg’da Furkan Taran ve 69 kg’da
Mahmut Emir Çiçek de üçüncü oldu. 1000
sporcunun katıldığı Bursa’da gerçekleşen
Türkiye Şampiyonası’nda ise 56 kg’da yine
Kerem Ertuğrul Türkiye Şampiyonu oldu.
Takımın her geçen gün başarı çıtasını yükselttiğini kaydeden takım antrenörü İsa Altınyurt,
“Sporcularımızla ara vermeden çalışmalarımıza devam ediyoruz.
Sporcularımızın form grafiğinin yüksek
olması bizi mutlu ediyor. Takım olarak
Mamak’ı uluslararası arenada en iyi şekilde
temsil etmek istiyoruz” diye konuştu.
Yenimahalle’de
anlamlı yardım
HABER MERKEZİ- Yenimahalle Belediyesi,
Yenimahalle Anadolu Mahallesi’nde 11 yaşındaki kızı ile
yaşam mücadelesi veren fedakar anne A. Çelik’e sahip
çıktı.
İşsiz kalınca çöp toplayarak geçimini sağlamaya çalışan genç kadının yaşadığı gecekonduyu ziyaret eden Elele
Birimi ekipleri evin ihtiyaçlarını tespit etti. Aileye kıyafet,
battaniye ve yakacak yardımında bulunuldu. Acil ihtiyaçları belediye ekipleri tarafından karşılanan aileye, bir de
YENİKART temin edilecek.
Çocuk yaşta evlendikten birkaç ay sonra eşinden ayrıldığını, 10 yıldır çocuğuna tek başına, zorlu şartlarda bakmaya çalıştığını anlatan genç kadın, işsiz kaldıktan sonra
para kazanmak için sokaklardan çöp toplayarak geçimini
sağlamaya çalıştığını ifade etti. İş bulmak için birçok yere
başvurduğunu belirten Çelik, çaldığı kapıların bir bir yüzüne kapandığını söyledi. 4 aydır kiramı bile ödeyemiyorum
diyen genç kadın kendisine yardım eli uzatan Yenimahalle
Belediyesi’ne teşekkür etti.
ElİMİZdEn gElEnİ yApıyoRuZ
Aile hakkında Elele çalışanlarından bilgi alan
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi Yaşar “İlçemiz sınırları içerisinde ikamet eden yoksul, yardıma muhtaç veya
sosyal güvencesi bulunmayan vatandaşlarımıza belediye
imkanlarımız ölçüsünde destek olmak sosyal belediyeciliğin bir gereğidir. Gerek YENİKART, gerekse gıda, giyim,
eğitim, sağlık, barınma, yakacak gibi yardımları göreve
geldiğimiz günden buyana yapıyoruz, yapmaya da devam
edeceğiz” dedi.
Çiçek
Hastanesi
HABER MERKEZİKeçiören Belediyesi’nin
Ovacık Mahallesinde hizmet
veren çiçek hastanesi ile hem
küçük çocuklara çiçek sevgisi
aşılanıyor hem de tatile giden
vatandaşların çiçekleri korumaya alınıyor. Tatil ve zorunlu
nedenlerle bitkilerini evlerinde
bırakmak zorunda kalanların
imdadına yetişen çiçek hastanesi sayesinde bitkiler bakımsız
kalarak solma riskinden kurtuluyor.
Çevre düzenlemesi ekibinin
haftanın 7 günü hizmet verdiği
hastanede ayrıca hastalanan
çiçeklerin de tedavisi yapılıyor,
gerekli ilaçlamalarla eski canlılığına kavuşturulan bitkiler,
HABER MERKEZİ- Mamak Belediyesi
Spor Kulübü Halter Takımı, yıldızlaşan sporcuları ile göz dolduruyor. Takım 01-04 Aralık
tarihlerinde Ankara 19 Mayıs Tesisleri’nde
gerçekleşen ferdi klasman Okullararası
Ankara Şampiyonası’nda 1 birincilik, 1 ikincilik ve 2 üçüncülük elde etti.
18-23 Aralık tarihinde Bursa’da gerçekleşen Okullararası Türkiye Şampiyonası’nda da
Ankara’yı temsil eden takım, Türkiye
Şampiyonluğu ile döndü. Gençleri spora yönlendirmek ve daha sağlıklı ortamlarda spor
yapmalarını sağlamak için çok sayıda spor
tesisini Mamak’a kazandırdıklarını kaydeden
Mamak Belediye Başkanı Mesut Akgül,
“Sporun çeşitli branşlarında ilçemizin adını
başarıyla duyuruyoruz. İlçemizdeki sportif
faaliyetlere desteğimizi sürdürerek şampiyon-
5
sahiplerine teslim edilirken
bakım önerileri de paylaşılıyor.
Ayrıca çiçek üretim seralarında anaokulu çağındaki
çocuklar bahar aylarında uygulama yapma fırsatı elde ediyor.
Uygulamalı olarak çiçek dikimi
yapan çocuklar ilk ağızdan
bilgi alarak çevrenin ve yeşilin
korunması konusunda da bilinçlendiriliyor.
Çevre bilincinin uygulamalı
olarak küçük yaşlardan itibaren
aşılanmasının önemine dikkat
çeken Keçiören
Belediye Başkanı
Mustafa Ak;
"Çocuklarımızın sanal
ortamdan ve teknoloji
bağımlılığından uzaklaşıp, çevresine
duyarlı bireyler olmaları hususunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Toprakla,
çiçekle ve doğayla iç
içe olmaları için sera
gezileri düzenliyor,
bizzat bir bitkinin
toprakla buluşmasına
tanıklık etmelerini
istiyoruz. Yeşilin değeri ancak
o zaman anlaşılabilir, ancak
kendileri o emeği ve çabayı
gördükçe koruma konusunda
istekli olabilir diye düşünüyoruz." dedi.
Keçiören’den Çayıralan’a
HİBE CENAZE ARACI
HABER MERKEZİ-Keçiören Belediye Başkanı
Mustafa Ak, cenaze aracı eksikliği yaşayan Yozgat
Çayıralan Belediyesi'nin yardımına koştu.
Çayıralan da cenaze aracı sıkıntısı yaşandığını öğrenen Başkan Ak, Keçiören Belediyesi'ne ait araçlardan
birisinin Çayıralan'a hibe edilmesi talimatını verdi.
Cenaze aracını teslim almak için Keçiören'e gelen
Çayıralan Belediye Başkanı Yasin Şahiner, Mustafa
Ak'ı makamında ziyaret ederek araç yardımından ötürü
teşekkür etti. Şahiner, “Keçiören Belediyesi bizim kardeş belediyemiz. 5 bin 500 nüfusa sahip bir ilçeyiz.
Cenazelerini memleketlerine götürmek isteyen vatandaşlarımızın taleplerini karşılamakta zorlanıyorduk.
Cenaze aracına ihtiyacımız vardı. Allah kendisinden
razı olsun. Başkanım Mustafa Ak, araca ihtiyacımız
olduğunu öğrenince bize yardım ederek önemli bir
eksiğimizi giderdi. Desteği için kendisine bütün
Çayıralan halkı adına teşekkür ediyorum" dedi.
Başkan Ak ise, "Hepimizin başına bir gün mutlaka
gelecek olan ölüm takdiri ilahidir ve kaçış yoktur.
Yozgat Çayıralan'ın önemli bir eksiğini giderdiğimiz
için memnunuz" diye konuştu. Ziyaretin sonunda
Şahiner, Başkan Ak'a Türk Bayrağı hediye etti.
6
DIŞ DÜNYA
11 Ocak 2016 Pazartesi
Merkel, Schengen’in
korunmasını istedi
BERLİN - Almanya Başbakanı Angela Merkel,
Avrupa'da serbest dolaşımı öngören Schengen sisteminin işlevini yerine getirmesi konusunda tüm
üye ülkelere sorumluluk üstlenmeleri çağrısında
bulundu.
Merkel, Romanya Başbakanı Dacian Cioloş ile
gerçekleştirdiği görüşmenin ardından düzenlenen
ortak basın toplantısında, sığınmacıların kabul
edilmesi konusunda Avrupa'daki ülkelerin dayanışma içinde olması gerektiğini belirtti.
Dayanışmanın karşılıklı olduğunu ifade eden
Merkel, "Avrupa Birliği (AB) dış sınırlarının
korunması ve sığınmacıların dağıtılması konusunda ortak sorumluluk alındığında Schengen sistemi
işlevini yerine getirebilir" şeklinde konuştu.
Schengen sınırları içinde serbest dolaşımının
sürdürülmesi için elden gelenin yapılması gerektiğini vurgulayan Merkel, bundan dolayı göç akınının yönlendirmesi ve düzenlenmesinin öncelik
taşıdığını kaydetti.
Bazı
Schengen
ülkelerinde
geçici sınır
kontrollerinin yapıldığına dikkati
çeken
Merkel,
"Gerçi
geçici sınır
kontrollerinin
Schengen
sisteminde
yeri var
ama sorunlar çözülmediğinde
Schengen'in
istediğimiz
gibi hayatta kalamayacağı yönünde bir tehlikeyi de
içinde barındırıyor. Schengen, Avrupalıların çok
değer verdiği bir şey olduğu gibi Avrupa'nın ekonomik büyümesi ve birlikte gelişmesi için de bir
faktördür. Bunun için Schengen'i muhafaza etmek
için her şeyin yapılması ve Schengen'e üye olmayan ülkelere de üye olma imkanı verilmesi lazım"
değerlendirmesinde bulundu.
Merkel, bu bağlamda, Romanya'nın, Schengen
Bölgesi'ne dahil olmak için dış sınırlarının korunmasına ilişkin hazırlık çalışmaları gerçekleştirdiğini ancak bunun yolsuzlukla mücadele konusuyla
da bağlantılı olduğunu dile getirdi.
Romanya Başbakanı Cioloş da ülkesinin son yıllarda yolsuzlukla mücadelede büyük çaba sarf ettiğini, bunun, üye ülkelerin Romanya'nın Schengen
Bölgesi'ne alınıp alınmamasına ilişkin kararına
yansımasını ümit ettiğini söyledi.
Romanya'nın şimdiden Schengen üyesi olmuş
gibi çalışmalar yaptığını belirten Cioloş, ülkesinin,
AB'nin dış sınırlarının kontrolünde büyük bir
sorumluluk aldığını kaydetti.
Cioloş, "Sığınmacılara ilişkin Türkiye'nin Ege
Denizi'nde yaptığının yeterli olup olmadığı ve AB
ile yapılan anlaşmaya uyup uymadığı" sorusu üzerine de, "Türkiye ile yaptığımız anlaşma iyi bir
adımdır. İlerlemeler sağlıyoruz. Türkiye tarafından
ilerlemeler var ancak AB olarak bizim de sınırlardaki becerilerimizi artırmamız lazım. AB
Komisyonunun sahil güvenliğin güçlendirilmesi
yönündeki önerisi iyi bir başlangıç ancak sorunların çözümü konusunda tek tedbir değildir" diye
konuştu.
(AA)
ABD Temsilciler
Meclisi'nde İran
tasarısı kabul edildi
WASHINGTON - ABD Temsilciler
Meclisi'nde, nükleer anlaşmanın uygulanmaya
başlamasıyla kaldırılacak yaptırımlardan İran'ın
balistik füze programını ve terörizmini destekleyen kuruluşların yararlanmasını engellemeyen
tasarı kabul edildi.
Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde
oylanan H.R. 3662 sayılı tasarı, komite tarafından kabul edildi. Cumhuriyetçi Parti'nin
Oklahoma Milletvekili Steve Russell tarafından
hazırlanan tasarı, Tahran yönetiminin nükleer
programının uygulanmaya başlamasıyla kaldırılacak yaptırımlardan, İran'ın balistik füze programını ve terörizmi destekleyen kuruluş ve kişilerin
yararlanması önlenmek isteniyor.
Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Ed Royce, tasarıya ilişkin yaptığı açıklamada, şunları kaydetti:
"Obama yönetimi İran ile nükleer anlaşmayı
imzaladıktan sonra İran'ın şansı yaver gidiyor.
İran füze programını geliştirdi, daha fazla
Amerikalıyı rehin aldı ve Suriye'de katliamına
hız verdi. Birkaç hafta içinde yaptırımların kaldırılmasıyla on milyarca dolar gelir elde edecekler.
Tüm bunlar yönetimin bir dayatması olmadan
gerçekleşecek. Iran'ın Bank Meli, Bank Sepah
gibi balistik füze programına destek olan ve terörizmini destekleyen kuruluşlar yaptırımların kaldırılmasıyla serbestliğe ulaşacak. Bakan John
Kerry'nin bizim önümüzde verdiği ifadeyi düşündüğümüzde bu, bu şekilde olmamalıydı. Yönetim
bize İran ile nükleer müzakereler yürütülürken
İran'ın terörizme verdiği desteğe ya da balistik
füze programına yönelik baskıdan vazgeçmeyeceklerini defalarca söylemişti. Tasarı ABD yönetiminin bu taahhütlerini yerine getiriyor."
Tasarının ilerleyen günlerde Temsilciler
Meclisi'nin Genel Kurulu'nda ele alınması bekleniyor.
Söz konusu tasarının yasalaşması için
Temsilciler Meclisi'nin ardından Senato'da da
kabul edilerek Başkan Barack Obama tarafından
imzalanması gerekiyor. (AA)
Almanya'nın Bremen
kentinde yaşayan
fotoğraf sanatçısı ve
yazar İlker Maga,
Türkiye'den Almanya'ya
emek göçünün 50. yılı
vesilesiyle Almanya'yı
bir uçtan bir uca dolaşarak tamamladığı
"Toplumun Renkleri Bir Almanya Röportajı"
adlı kitabında
Almanya'da başarılı
olan Türkleri tanıttı.
Almanya’daki başarılı
Türkler bir kitapta toplandı
BREMEN - Almanya'nın Bremen kentinde yaşayan
fotoğraf sanatçısı ve yazar İlker Maga, Türkiye'den
Almanya'ya emek göçünün 50. yılı vesilesiyle
Almanya'yı bir uçtan bir uca dolaşarak tamamladığı
"Toplumun Renkleri - Bir Almanya Röportajı" adlı
kitabında Almanya'da başarılı olan Türkleri tanıttı.
Bremen Westend Kültür Merkezi'ndeki atölyesinde
projesi ve aynı adı taşıyan yeni kitabı hakkında bilgi
veren Maga, tarihe kalacak bir eser bırakmak istediğini söyledi.
Çalışmalarını uzun süredir uluslararası alanda sürdüren ve şimdiye kadar "İstanbul", "Bisiklet Ateşi",
"Kuzey Denizi" gibi büyük fotoğraf projeleri gerçekleştiren İlker Maga, tarihe kalması hedefiyle çıkardığı
kitaptaki asıl amacının Almanya'da yaşayan Türklerin
potansiyellerine dikkati çekmek olduğunu ifade etti.
Maga, Almanya'daki Türkiye kökenli toplumun
sanıldığından çok daha fazla potansiyeli olduğunu söz
konusu projesiyle göstermek istediğini belirterek,
"Almanya'da günlük hayatın neresine bakılırsa bakılsın bir Türk emeğinin olduğunu örneklerle gösterirken, onlara daha çok saygıyla bakılmasına ve onlar
hakkındaki mevcut klişelerin kırılmasına katkı sunmak
istedim" dedi.
Almanların dünyada tanınmasını sağlayan bazı alan
ve mesleklerde bile Türklerin katkısının olduğunu göstermekten mutlu olduğunu anlatan İlker Maga, "Tipik
Alman mesleği gibi görünen piyano yapımcılığı, at
uzmanlığı, çocuk edebiyatı, klasik müzik gibi hemen
hemen her alanda artık Türklerin de katkısı çok yüksek. Kitabımda bunları göstermek istedim" ifadesini
kullandı.
İlker Maga kitabında, Almanya'da yaptığı faaliyetleriyle isimleri duyulan siyasetçilerin yanı sıra başarılı iş
adamları, akademisyenler, sendikacılar ve sıra dışı
mesleklerde yer alan Türklerle yaptığı röportajların
yer aldığını ifade ederek, "Bunlara örnek olarak
Bremen Hastanesi Plastik ve Estetik Cerrahi Bölümü
Başhekimi Prof. Dr. Can Cedidi, Köln'den besteci,
piyanist orkestra şefi Betin Güneş, Almanya'da ritmik
jimnastikte başarılarıyla adından söz ettiren Rana
Tokmak ve elma fidanı yetiştiren ve elma uzmanı olan
Ayhan Aktaş ile yapılan söyleşileri örnek verebilirim.
Tüm bu isimler, alanlarında Almanya'da isim yapmış
ve Almanların dahi imrenerek baktığı isimler" dedi.
Almanca ve Türkçe olmak üzere iki dilde hazırlanmış "Toplumun Renkleri - Bir Almanya Röportajı"
kitabının kapağının altında uluslararası alanda tanınmış Türk grafiker Mehmet Ali Türkmen'in imzası
bulunuyor. Kai Becker tarafından iç tasarımı yapılmış
büyük boy kitap, Almanya'da yaşayan Türk toplumunu
gösteren siyasi ve sosyolojik açıdan önemli bir çalışma olduğu kadar fotoğraf sanatı açısından da dikkate
değer bir çalışma olarak gösteriliyor.
43 Alman şehrini 16 bin kilometre katederek dolaşan ve 350 Türk ile görüşen ve bunlardan 137'siyle
söyleşi yapıp onları fotoğraflayan Maga'nın
"Toplumun Renkleri - Bir Almanya Röportajı" kitabının Almanya genelinde tanıtımı yapılacak.
(AA)
PYD, Fırat'ın batısını zorluyor
Terör örgütü PKK'nın Suriye kolu PYD'nin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG) bazı
Arap unsurları, Fırat nehrinin batısına geçmek için kara operasyonuna başladığını duyurdu.
ANKARA - SDG içerisinde yer alan küçük silahlı
gruplardan Devrimciler Ordusu (Ceyşul Suvvar), sosyal medya üzerinden Fırat nehri üzerindeki Tişrin barajı çevresinden nehrin batısında DAEŞ kontrolündeki
Mümbiç'e operasyon başlattığını bildirdi.
ABD öncülüğündeki koalisyonun DAEŞ'e karşı
yürüttüğü Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay
Steve Warren ise dün SDG'nin Fırat'ın batısına geçmediğini, sadece Tişrin Barajı civarını kontrol ettiğini ve
barajın batı tarafında düşmanın top atışlarını uzak tutacak bir güvenlik kordonu oluşturduğunu söylemişti.
SDG, PYD'ye yakınlığıyla bilinen Kürt ve Arap
grupların birleşerek oluşturduğu ve ABD'nin desteğini
alan bir kuvvet. SDG'nin içinde PYD'nin liderliğindeki
SDG içinde Devrim Ordusu, İdlib Şehitleri Tugayı,
Ayn Calur Tugayı, 99. Piyade Tümeni, Hamza Tugayı,
Kaka'a Tugayı, 455. Özel Kuvvetler Tugayı, Selçuklu
Tugayı, 102. Alay, Ahrar Şimal, Halep kırsalı
Aşiretleri, Kürt cephesi, Şeyh Maksud Savunma
Birlikleri, Şeyh Maksud Kadın Savunma Birlikleri adlı
gruplar bulunuyor.
Fırat'ın batısındaki Mümbiç ilçesine doğru operasyon
başlattığını duyuran Devrimciler Ordusu, Arap savaşçılardan oluşuyor.
SDG, 27 Aralık'ta ABD öncülüğündeki koalisyon
güçlerine ait savaş uçaklarının Halep'in doğusundaki
Sırrin beldesinin güneyinde bulunan terör örgütü
DAEŞ hedeflerine hava saldırısının ardından Fırat
Nehri üzerindeki Tişrin Barajı'nı DAEŞ'ten almıştı.
SDG'nin, DAEŞ'in kontrolünde bulunan Fırat'ın batısındaki Cerablus'a ilerleme çabası bir haftadır ağırlık
kazanmıştı. Dün DAEŞ ve SDG arasında nehrin batısında çatışmalar yaşanmıştı.
TüRKİyE SINIRINdA Pyd KuşAğI PROjESİ
PYD güçleri, koalisyonun hava desteğiyle Ocak
2015'ta Kobani'yi ele geçirmiş, Mayıs'ta da Tel
Abyad'ı DAEŞ'ten almıştı. Böylece ülkenin kuzeyinde
birbirinden kopuk olan Haseke ve Kobani
"kanton"larını birleştiren PYD, bir sonraki hedefinin
Fırat'ın batısına geçip Cerablus-Azez hattında ilerleyerek Kobani ve Afrin'i birleştirmek olduğunu açıklamıştı.
PYD, bu hedefi gerçekleştirmek için ABD'nin yanı
sıra Rusya ile de yakınlaşmıştı. Kasım ayının sonundan itibaren Rusya, PYD'ye Halep'in kuzeyinde
Türkiye sınırında güvenli bölge ilan edilmesi planlanan Azez-Cerablus hattında ilerlemesi için yoğun
hava desteği sağlamaya başlamıştı.
Afrin'in doğusunda, Halep'in kuzeyinde bulunan ve
muhaliflerin kontrolündeki Deyr Cemal, Meryemeyn,
Malikiye ve Ziyara beldeleri havadan Rus savaş uçaklarının, karadan ise SDG'nin saldırısına maruz kalmaya başlamıştı. Bir yandan muhaliflerin Azez'deki
cephe hatlarına saldıran PYD, diğer yandan Fırat'ın
batısına geçebilmek için Cerablus'ta DAEŞ ile çatışıyordu. (AA)
İLÇEMİZ KEÇİÖREN AŞAĞI EĞLENCE
MAHALLESİNDE İMARIN 9008 ADA BİTİŞİĞİ KANUNİ
PARKI İÇERİSİNE YAPILACAK OLAN 30.00 M²
KAPALI ALAN 200,00 M² AÇIK ALAN OLMAK ÜZERE
TOPLAM 230,00 M² LİK KULLANIM ALANLI
KAFETERYA VE ÇAY BAHÇESİ ALANININ KİRAYA
VERİLMESİNE İLİŞKİN İHALE İLANI
1 - İlçemiz Aşağı Eğlence Mahallesinde İmarın 9008 ada bitişiği Etlik Caddesi Kanuni Parkı İçerisine yüklenici tarafından yapılacak olan 5.00 m x 6.00 m = 30.00 m² lik 1 adet Kafeterya(kapalı alan) ve 200,00
m² lik açık alan olmak üzere toplam 230,00 m² lik kullanım alanlı Kafeterya ve Çay Bahçesinin, -Sivil
Toplum Kuruluşu açılması ve İşletilmesi Koşuluyla- 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 45. maddesine
göre Açık Teklif Usulüne ile yapılacak ihale neticesinde 3 yıllık kiraya verilecektir.
2 - İhale 27 / 01 / 2016 Çarşamba Günü saat 15.40 da Belediye Encümen Salonunda yapılacaktır.
3 - Muhammen Bedel : İhale konusu kiralama işinin aylık muhammen bedeli 750,00 + KDV TL/Ay
dır.
4 - Geçici Teminat Bedeli : İhale konusu kiralama işinin Geçici teminat bedeli, 3 yıllık muhammen
bedelin % 3’ü tutarındaki 810,00 TL dir. ( 2886 sayılı D.İ.K.nun 26. maddesine göre Tedavüldeki
Türk Parası yada Bankalar ve Özel Finans Kurumlarının verecekleri süresiz Teminat Mektupları
cinsinden verilebilir.)
5- İsteklilerde aranılan şartlar ve belgeler :
a - İhaleye iştirak Dilekçesi.
b - Nüfus Cüzdanı veya T.C. kimlik numarası yazılı kimlik fotokopisi.
c - İkametgah Belgesi.
d - Yasal tebligat adresini belirten imzalı adres beyanı.
(İhaleye vekaleten katılanlar da yukarıdaki belgeleri ibraz edeceklerdir.)
e - Geçici Teminat bedelinin Belediye Veznesine ödendiğine dair makbuz .
f - Şartname bedelinin Belediye Veznesine ödendiğine dair makbuz .
g - Kiracılık ilişkisinden, Emlak Vergisi ve Çevre Temizlik Vergisinden dolayı Belediyemize borcu
olmadığına dair belge. ( Belediye Mali Hizmetler Müdürlüğünden alınacak.)
h - Kiracılık ilişkisinden , Emlak Vergisi ve Çevre Temizlik Vergisinden dolayı Belediyemizle İcralık
yada Mahkemelik durumda olmadığına dair belge. ( Belediye Hukuk İşleri Müdürlüğünden alınacak.)
ı - Tüzel Kişiler için Noter tasdikli Tescil Belgesi.
j - Tüzel Kişiler adına ihaleye iştirak eden kişilerin Noter tasdikli Yetki Belgesi.
k - Tüzel Kişiler adına ihaleye iştirak eden kişilerin Noter tasdikli İmza Sirküsü.
6 - İhaleye Katılamayacak olanlar :
a - 2886 sayılı Devlet İhale Kanununun 6. maddesinde belirtilen kişiler, doğrudan veya dolaylı
olarak ihaleye katılamazlar.
b - Belediyemizde kiracı iken sözleşmeye aykırı fiillerinden dolayı tahliye edilenler ile bunların eşleri
ya da şirket ortakları doğrudan veya dolaylı olarak ihaleye katılamazlar
7 - Belediye Encümeni ihaleyi yapıp yapmamakta ve uygun bedeli tesbit etmekte serbesttir.
8 - Müracaat Belgelerinin Verilmesi : Müracaat belgeleri kapalı bir zarfa konularak; Encümen
Başkanlığına sunulmak üzere , İhale günü saat 12.00 ye kadar Belediye Yazı İşleri Müdürlüğüne
verilecektir.
9 - İhale şartnamesi, mesai günlerinde mesai saatleri içerisinde Keçiören Belediyesi Emlak ve
İstimlak Müdürlüğü İhale Servisinden 250,00 TL şartname bedeli karşılığında temin edilebilir.
( Adresimiz : Güçlükaya Mah. Cumhuriyet Cad. Kalaba Kent Meydanı KEÇİÖREN / ANKARA )
KEÇİÖREN BELEDİYE BAŞKANLIĞI
Resmi İlanlar www.ilan.gov.tr.de
Basın - 218903 (www.bik.gov.tr)
bölge haberlerİ
CHP Kayseri örgütü
Kılıçdaroğlu’nun
yanında yeralacak
KAYSERİ - CHP Kayseri İl Başkanı Feyzullah
Keskin, 16-17 Ocak'ta gerçekleştirilecek 35. Olağan
Kurultay'da, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceklerini bildirdi.
Keskin, yaptığı yazılı açıklamada, Kurultay Delegeleri
Toplantısı sonucunda, oy birliğiyle Kılıçdaroğlu'na destek verme kararı aldıklarını belirtti.
Partilerinin bir lider sorununun olmadığını düşündüklerini ifade eden Keskin, şunları kaydetti:
"16 Ocak 2016'da yapılacak 35. Olağan
Kurultayımızda, genel başkanlığımıza yeniden aday olan
mevcut Genel Başkanımız Sayın Kemal
Kılıçdaroğlu'nun yanında ve destekçileriyiz. Cumhuriyet
Halk Partisi'nde üretken ve taşıyan bir parti meclisi ile
ülkenin her noktasına ulaşmak mümkündür. Ülkesinin
her vatandaşını kardeşi gibi gören, kavrayan, kardeşinden önce kardeşini savunan, günü kurtarmanın değil,
yarınların hesabı ile
çocuklarımıza,
torunlarımıza ve
daha nice nesillerimize yakışan bir
ülke var etmek ve
bırakmak kaygısında olan, parti politikasına başını koymuş, ülkenin her
köyünü kendi köyü
gibi sahiplenen,
adalet duygusunu
öncelikle partisinde
kuran ve yaşatan
örnek bir parti meclisi oluşturulması ile bizler halkımızın aradığı beklediği
siyasetçiler olabileceğimize inanıyoruz."
Kılıçdaroğlu'nun her insanın kardeşçe hayali olan
barışın, adaletin, dostluğun, huzurun, dürüstlüğün ve
güvenin temsilcisi bir lider olduğunu vurgulayan
Keskin, "Günümüz kabadayılık, parsayı toplama, dünya
nimetlerini alıp evine götürme günü değildir. Bizler
bakışları kartal, kalbi güvercin, elleri aslan, ayaklar bir
bebek adımları kadar masum ve kararlı olan liderlerle
ülkemize ve dünyamıza katkı koyacağımıza inananlarız"
açıklamasında bulundu. (AA)
Terör mağduru
ailelerin Sur'dan
kaçışı sürüyor
DİYARbAKIR - FİKRET KAVGALI/ÖmER
YASİN ERGİN - Diyarbakır'ın Sur ilçesinde PKK'lı
teröristlerin saldırıları nedeniyle mağdur olan aileler,
evlerini terk etmeye devam ediyor.
İlçedeki saldırılar nedeniyle güvenlik endişesi yaşayan ve evlerini terk ederek başka semtlerdeki akrabalarının yanında ya da kiraladıkları evlerde barınan aileler,
zor şartlarda hataya tutunmaya çalışıyor.
Terör saldırılarının en yoğun yaşandığı ve sokağa
çıkma yasağının uygulandığı Fatih Paşa Mahallesi'nde
yaşayan 8 kişilik aile de evlerini terk edip Yenişehir
ilçesindeki yakınlarının yanına sığındı.
"hEP ZuLmEDEN ONLAR OLDu"
Baba R.Ç, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Sur'da terör saldırıları başlamadan eşi ve 6 çocuğuyla
evlerinde huzurlu şekilde yaşadıklarını anlattı.
Teröristlerin evinin önüne kazdıkları hendeklere ve
kurdukları barikatlara patlayıcı yerleştirdiğini aktaran
R.Ç, evlerine gelip kendilerini de tehdit ettiğini, baskı
ve tehdide daha fazla dayanamayıp mahalleden ayrıldıklarını belirterek, şöyle konuştu:
"Maddi durumumuz zaten iyi değildi bunları da
yaşayınca ne yapacağımızı şaşırdık. Benim gibi yüzlerce insanı evinden ettiler, bu adalet midir? 'Bize, sizleri
zulümden kurtaracağız' diyorlardı ama bize hep zulmeden onlar oldu. Evime girdiler, evimi ve eşyalarımı
kullanılamaz hale getirdiler. Niye bunları başka yerlerde yapmıyorlar da fakir fukara yurdu olan Sur'da yapıyorlar."
"PKK'lılar bizim mahallede hendek kazarken biz de
sürekli dışarı çıkıp onları engellemeye çalışıyorduk"
diyen R.Ç, şöyle devam etti:
"Onlar da bize 'Burayı Kobani'ye çevireceğiz. Siz de
ya bizim yanımızda olun ya da buradan defolup gidin'
diyordu. Uzun bir süre evimizden kaldıktan sonra
PKK'lılar evimize girip çıkmaya başladığı için kaçmaya karar verdik. Evimizden kaçarken PKK'lılarla karşılaştık, bize doğru yönelip 'nereye gidiyorsunuz'? dediler. Ben de 'buradan çıkıyoruz, perişan olduk' dedim.
Onlar da bana ve çocuklarıma bağırıp 'gidin ne haliniz
varsa görün' dediler."
"PKK'LILAR EVİmİZE GİRmİş
EşYALARImI KuLLANIYORLAR"
Öğrenci T.Ç. (17) ise evde yaşadıkları süre boyunca
teröristlerin baskısına maruz kaldıklarını belirtti.
Evden kaçarken kitap ve eşyalarını alamadıklarını,
teröristlerin sadece sokakları değil evlerini dahi ellerinden aldığını belirten T.Ç, "Biz PKK'lılardan artık çok
rahatsızız ve hepsinin bitmesini istemiyoruz. Okula
giderken dahi çok korkuyorduk. Çünkü hepsinin yüzü
kapalı, ellerinde silahla dolaşıyorlardı. Bunların istedikleri barış falan değil, savaş istiyorlar ve ülkeyi bölmeye çalışıyorlar" diye konuştu.
Teröristlerin evlerinden zorla eşya, kıyafet ve yiyecek aldığını anlatan R.Ç, "Ailece 22 gün boyunca
bombaların altında kaldık. Evimiz de yiyeceğimiz de
kalmamıştı. Sur'da kalan aileler ise evlerinin bodrumunda yaşıyor. Değil dışarı çıkmak, başımızı dahi pencereden dışarı çıkaramıyorduk. PKK'lılar her yere patlayıcı döşemiş" ifadelerini kullandı.
(AA)
11 Ocak 2016 Pazartesi
7
Bakan Ramazanoğlu,
işaret dili öğreniyor
ANKARA - mERVE YILDIZALP - Aile ve
Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, işitme
engellilerle birebir iletişim kurmak amacıyla işaret
dili eğitimi alıyor. Ramazanoğlu, "İngilizce, Arapça
ve Almanca öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret
dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu düşündüm" dedi.
Toplumdaki engellilerin önemli bir kısmını işitme
engellilerin oluşturması, onlarla sağlıklı iletişim kurabilmek için işaret dili öğrenmenin önemini bir kez
daha gündeme getirdi.
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema
Ramazanoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
işaret dili eğitimi aldığını belirterek lisan öğrenmenin
bir ihtiyaç olduğunu ifade etti.
"Bir lisan, bir insan" deyişini hatırlatan
Ramazanoğlu, ne kadar çok dil bilinirse o kadar çok
insanla, farklı kültürlerle irtibata geçilebildiğini, bu
şekilde ilişkilerin zenginleştiğini dile getirdi.
İşaret diliyle iletişim kuran bir engelli grubu bulunduğunu anlatan Ramazanoğlu, Bakanlık bünyesinde
de engellilerle ilgili bütün yaşamsal destekleri verdiklerini söyledi. Bakanlıkta işaret dili kursu verenlerden
ders almaya başladığını aktaran Ramazanoğlu, şöyle
devam etti: "Zaman zaman ben de işitme engellilerle
karşılaşıyorum. Anlamsız birtakım işaretlerle anlaşmaya çalışmaktansa karşımdakinin bana ne dediğini
bilmek, ben de derdimi anlatmak için işaret dilini
öğrenmek istedim. İngilizce, Arapça ve Almanca
öğrenmek kadar doğal bir istek, işaret dilini öğrenmek. Bugüne kadar öğrenmemenin eksiklik olduğunu
düşündüm."
Ramazanoğlu, toplumda işaret dilini kullanan kişilere yardımcı olabilen insanların bulunmadığına dikkati çekerek "En kısa zamanda, ilk Bakanlar
Kurulu'nda, kabinedeki işaret dili öğrenmek isteyen
arkadaşlarıma teklifte bulunacağım. Öğrenmek isteyenlere Bakanlığımızdaki arkadaşlarımızın özel ders
verebileceğini söyleyeceğim" diye konuştu.
Bakan Ramazanoğlu, Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun da işaret dili bildiğine işaret etti.
"hAYATIN İÇİNDE OLAbİLEcEKLERİ
YENİ DÜZENLEmELER YAPIYORuZ"
Engellilerin yaşam standartlarını artırmak için
önemli düzenlemeler yaptıklarını belirten
Ramazanoğlu, bu dönemde engellileri istihdama
yöneltme ve hayat konforlarını artırma çalışmalarının
olacağını söyledi. Ramazanoğlu, "Engelsiz yaşam
evleri yapacağız. Engelli vatandaşlar, bu evlerde
günübirlik veya birkaç günlüğüne kalabilecekler.
Aileler de sosyal hayatta daha fazla olabilecekler.
Engelli vatandaşlarımızın evin değil hayatın içinde
olabilecekleri yeni düzenlemeler yapıyoruz" diye
konuştu.
"İşARET DİLİ KuLLANANLARLA
İLETİşİm hALİNDE OLuNmALI"
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı işaret dili ter-
Teröre kitapla
"dur" diyecekler
ÇANKIRI - ÖZGÜR ALANTOR - Türkiye
Gençlik Vakfı (TÜGVA) Çankırı İl Temsilciliği
ile Çankırı Belediyesince yürütülen Türkiye
Üniversitesi Projesinin üyeleri, "Teröre Kitapla
Dur De" projesini başlattı.
Şırnak İl Halk Kütüphanesi'nde bulunan yaklaşık 37 bin kitabın geçen ay teröristler tarafından
yakılmasının ardından harekete geçen bir grup
genç, sosyal medya üzerinden örgütlendi. Teröre
kitaplarla "dur" demek isteyen gençler, kampanya yürütmeye karar verdi.
TÜGVA Çankırı Temsilcisi Özkan Öcal, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Şırnak'ta 37 bin
kitabın teröristler tarafından kullanılamaz hale
getirilmesinin kendilerini derinden
üzdüğünü söyledi.
Projeyi 5 Ocak'ta başlattıklarını
dile getiren Öcal, "Biz yaşanan bir
mağduriyet nedeniyle bu çalışmayı başlattık. Başta Şırnak olmak
üzere terör mağduru tüm il, ilçe ve
köylerimizin yaralarını sarmak
için kamu kurum ve kuruluşlarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı,
vatandaşlarımızı desteğe davet
ediyoruz" dedi.
Öncelikli olarak Şırnak'ta kullanılamaz hale gelen 37 bin kitabın
yerine yenilerini koymayı hedeflediklerini bildiren Öcal, daha sonra
Mardin, Hakkari gibi bölgedeki
diğer illere kitap konusunda destek vermek istediklerini kaydetti.
Terör örgütüne karşı tek yürek
olmak için toplandıklarını vurgulayan Öcal, "Gençleri dil, din, ırk, mezhep, ideoloji
ayrımı yaparak teröre ve şiddet dalgasına sürükleyen karanlık şer odaklarının maşası haline gelmiş terör örgütüne karşı tek yürek, tek nefes
olmak için toplandık. Bizler molotofkokteyli ile
silahlarla, patlayıcılarla terörün izinden değil,
fikirlerimizle, ellerimizde klavyelerimizle, kitaplarımızla peygamberimizin izinde yürüyen
Türkiye'nin gençleriyiz" ifadelerini kullandı.
Gençleri maşa olarak kullanmaya çalışan terör
örgütüne karşı mücadele başlattıklarına dikkati
çeken Öcal, projeyi son dönemde yaşanan terör
olaylarına mesaj olması adına başlattıklarını
belirtti.
Öcal, projeyi Türkiye geneline yaymak istediklerine işaret ederek, "Projeyi Çankırı'da başlattık.
Kısa sürede sosyal medya üzerinden duyurduk.
Türkiye'nin birçok yerinden projeye destek gelmeye başladı" diye konuştu.
"DOğu İLLERİNDEKİ EKSİKLERE
mERhEm OLmAK İSTİYORuZ"
TÜGVA Çankırı Temsilciliği Kadın ve Aile
Koordinatörü Öznur Kaynak da kampanyaya her
kesimden destek beklediklerini söyledi.
Terörün yaşandığı illerdeki çocukların da okumasını istediklerini dile getiren Kaynak, "Orada
terörde en mağdur olan kadınlar ve kız çocukları.
İnşallah herkesin destek olmasıyla onların az da
olsa yaralarını sarmaya çalışacağız. Çünkü oradaki çocuklar bizim geleceğimizdir" dedi.
Çankırı Belediyesi Türkiye Üniversitesi Projesi
yöneticilerinden Sevgi Öğütçü ise projeyi diğer
üniversitelere de yaymak istediklerini kaydetti.
Doğu illerindeki eksiklere merhem olmak istediklerini anlatan Öğütçü "Kültürel anlamda o
bölgelere katkı sağlamak istiyoruz. Bunun bir
adımı olarak bu projeyi başlattık. Umarım o
kütüphaneleri doldurmakla kalmaz, küçük çocukların yüreklerini de bu kitaplarla doldurabiliriz"
değerlendirmesinde bulundu. (AA)
cümanı Oya Tanyeli ise işaret dilinin öğrenilmesinin
faydalı olduğunu belirterek "Neden insanlar İngilizce,
Almanca öğreniyorlarsa işaret dilini de bunun için
öğrenilmeli çünkü bu bir kültürün anlatımı. Bu, bir
grup insanın kullandığı kendine ait bir ana dil. O
insanlarla iletişim kurmak istiyorsak bu dili bilmek
durumundayız."
Hiçbir dilin birkaç saat içinde öğrenilemeyeceğine
ve doğru insanlardan eğitim alınması gerektiğine işaret eden Tanyeli, işaret dili kullananlarla da iletişim
halinde olunmasının öneme değindi.
Tanyeli, işaret dili öğrenmek isteyenler için Milli
Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Politikalar
Bakanlığının çalışmaları olduğunu aktardı.
Bakan Ramazanoğlu'na bir süredir ders verdiğini
anlatan Tanyeli, "Bakanımız, bu konuda çok hevesli
ve yetenekli. Bundan sonra da çok iyi devam edeceğine inanıyorum" dedi.
(AA)
Sığınmacı çift
bebeklerinin ismini
"Emine Sare" koydu
ÇORum - Ülkelerindeki savaştan kaçıp yaklaşık 3 ay
önce Çorum'a yerleşen Iraklı çift, yeni doğan bebeklerine
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine
Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare
Davutoğlu'nun isminden esinlenerek Emine Sare adını
koydu.
Irak'taki savaştan kaçarak 3 ay önce Türkiye'ye sığınan
ve daha sonra da Çorum'a yerleşen bir çocuklu Iraklı Efir
Bekri ve Mina Kasim Bekri çiftinin bir kız çocukları
oldu. Bekri çifti, Hitit Üniversitesi Çorum Eğitim ve
Araştırma Hastanesi'nde dünyaya gelen bebeklerine, kendileri gibi milyonlarca sığınmacıya kucak
açtıkları için
Cumhurbaşkanı
Recep Tayyip
Erdoğan'ın eşi Emine
Erdoğan ve
Başbakan Ahmet
Davutoğlu'nun eşi
Sare Davutoğlu'nun
isimlerini verdi.
AK Parti Çorum İl
Başkanı Rumi
Bekiroğlu beraberinde Merkez İlçe
Başkanı Yaşar Anaç
ve bazı partililerle
Kale Mahallesi'nde
oturan Bekri çiftini ziyaret ederek, "Emine Sare" bebeğe
çeyrek altın hediye etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren baba Efir
Bekri, Irak'taki savaş nedeniyle ülkelerini terk etmek
zorunda kaldıklarını ve yaklaşık 3 ay önce Türkiye'ye
sığındıklarını söyledi.
Selahaddin Eyyübi isminde 3 yaşında erkek çocukları
olduğunu, yeni doğan kızlarına da Emine Sare ismini verdiklerini anlatan Bekri, "Türkiye'den çok memnunuz.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan'dan Allah razı olsun. Bize
sahip çıktılar. Hiçbir ülke bizi kabul etmezken Türkiye
bize kucağını açtı ve bizlere sahip çıktı. Türkiye'ye çok
teşekkür ediyorum. Bizim gibi milyonlarca sığınmacıya
kucak açtıkları için yeni doğan bebeğimize
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine
Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun eşi Sare
Davutoğlu'nun isimlerinden oluşan "Emine Sare" adını
verdik" diye konuştu.
AK Parti İl Başkanı Bekiroğlu da mültecilerle aralarındaki ilişkinin, "ensar-muhacir" ilişkisi olduğunu vurgulayarak, "Hepimiz inanan insanlarız, hepimiz birbirimizin
kardeşiyiz, bu kardeşlik hukukudur. Bu ülke çok badireler
atlattı, şimdi sizin ülkeniz badireler atlatmaktadır. Biz
bunun şer güçlerinin oyunu olduğunun farkındayız.
Müslümanların bu oyuna gelmemesi lazım" ifadelerini
kullandı.
Ziyarette bebeğin ismi, İl Başkan Yardımcısı Mahmut
Öztemiz tarafından kulağına okundu. (AA)
8
11 Ocak 2016 Pazartesi
ARA-SIRA
Nurullah AYDIN
[email protected]
10 OCAK ÇALIŞAN GAZETECİLER
GÜNÜ KUTLAMA MESAJI
Gazetecilik; halkı, kamuoyunu aydınlatma
bilgilendirme mesleğidir.
Çıkara göre gazeteciliğin yapıldığı,
Muhbirlikle muhabirliğin içiçe geçtiği,
İdeolojiye göre gazeteciliğin yürütüldüğü,
Gerçek haberle saptırılmış haberin karıştığı,
Patronun çıkarına göre haberlerin şekillendirildiği,
İdeolojiye, Irk’a, Din’e, mezhep’e göre gazeteciliğin sürdürüldüğü,
Bir çok basın mensubunun işsizlik nedeniyle
yaşam kavgası verdiği,
Yanıltıcı yönlendirici haberlerin yaptırılarak
birçok yıkıma yol açtığı,
Küresel ve bölgesel oyunlarda gazetecilerin
örtülü ajan olarak kullanıldığı,
Dürüst, namuslu, ahlaklı, mesleğin tarafsız
yansız temel özelliğini her türlü olumsuzluklara rağmen yürüten gazetecilerin onur savaşı verdiği bu süreçte; gazeteciler günü kutlanıyor.
Medya alanında üç kutlama günü vardır.
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü;
(Birleşmiş Milletler, Basın Üzerindeki
Baskıları Protesto amacıyla bu günü 20
Aralık 1993’te Dünya Basın Özgürlüğü Günü
olarak kutlanmasını kararlaştırdığı gün)
24 Temmuz Sansürün Kaldırılması ve Basın
Bayramı; (24 Temmuz 1908 de 2. Meşrutiyet
ilan edildi ve ayni gün Anayasa’nın yeniden
yürürlüğe girmesi nedeniyle basın ilk kez
sansürsüz çıktı. Bu nedenle belirlenen bu
gün; 24 Temmuz Basın Bayramı olarak kutlanır)
10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü; (27
Mayıs 1960 devrimi sonrası Kurucu Meclisi
tarafından 4 Ocak 1961’de, çıkarılan 212
Sayılı Fikir İşçiliği Yasa ile kabul edilen gün)
basının ve basın mensuplarının bayram günleridir.
Siyasi, sosyal, ekonomik, dini, askeri, kültürel, bilimsel, sportif her türlü bilginin geniş
halk kitlelerine duyurulma, faaliyeti olan
Gazetecilik; yıkıcı, ayrıştırıcı, çözücü her
türlü düşünce ve eyleme karşı olması gereken faaliyettir.
Gazetecilikte; insani duygular, dini duygular,
ideolojik duygular ikinci planda olmak zorundadır.
İfade özgürlüğü ve Haber Alma Özgürlüğü en
değerli haklardır.
Özgür medya; toplumsal kalkınmışlığın gelişmişliğinde göstergesidir.
Özgür basın olmadan demokrasi olmaz.
Çalışan gazetecilerin gününü kutlarım.
1. İNÖNÜ ZAFERİ KUTLAMA
MESAJI
Türk-Osmanlının başkentinin işgali ile vatan
toprakları İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan
birliklerince işgal edilmeye başlanır. Padişah
yanlıları, Osmanlıcalar, Arapçılar, İslamcılar;
İngiliz mandacılığını savunurlar, Kuva-yı
Milliye'ye karşı düşmanlarla işbirliğine girerler. Çerkez Ethem Kuvvetleri ile ihanet eder,
Yunanlıların yanına geçer. Bu dönemde milli
güçler Mustafa Kemal liderliğinde örgütlenirler. "Türk Milleti tarihte bağımsızdı yin...e
bağımsız kalacaktır" şiarı üzerine ilk olarak
işgalci Yunanlılara karşı harekata geçer.
6-9 Ocak 1921 tarihleri arasındaki muharebeler, örtme ve emniyet kuvvetleri harekatı
şeklinde cereyan eder.
İnönü mevzilerindeki muharebeler 10 Ocak
1921 tarihinde başlar, Yunan kuvvetlerinin
taarruz çıkış hatlarına çekildiği 11 Ocak 1921
tarihine kadar sürer.
Saldırısı kırılan düşmana karşı savaş Albay
İsmet komutasında Türk birliklerince 10
Ocak 1921'de kazanılır. Bu 1. İnönü zaferidir.
Kazanılan bu zaferin tarihi önemi, Batı
Cephesi'nde kazanılan ilk zafer oluşu ve
Sevr tatbikçilerine milli teşkilatın ne demek
olduğunu göstermesidir.
I. İnönü Savaşıyla Kuva-yı Milliye devri son
bulur, Büyük Millet Meclisi Hükümeti'nin ve
ordusunun içerde ve dışarıda itibarı birden
yükselir, ordunun ve Meclis'in otoritesi artar.
Yüce Türk Milleti’nin Birinci İnönü Zaferi'nin
yıldönümünü kutluyor, başta Gazi Mustafa
Kemal Atatürk olmak üzere, zaferi kazanan
İsmet İnönü’yü ve silah arkadaşlarını rahmetle anıyorum.
EKONOMİ
Gaziantep'te gazeteciler
için toplu konut yapılacak
GAZİANTEP - Başbakanlık Toplu Konut
İdaresi Başkanı (TOKİ) Mehmet Ergün Turan,
Gaziantep'te basın mensupları için yapılacak 350
konutluk projenin kentin özelliklerini taşıyan bir
yaşam alanı olacağını bildirdi.
Gaziantep Gazeteciler Cemiyetinden (GGC)
yapılan yazılı açıklamaya göre, GGC ile TOKİ
ortaklaşa Gaziantep'te gazeteciler için hayata geçirilecek toplu konut projesinin protokolü, Turan'ın
makamında düzenlenen törenle imzalandı. İmza
törenine, AK Parti Genel Sekreteri Abdülhamit
Gül, AK Parti Gaziantep Milletvekilleri Nejat
Koçer, Mehmet Erdoğan, Canan Candemir Çelik,
Ahmet Uzer ile CHP Gaziantep Milletvekili
Mehmet Gökdağ katıldı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen TOKİ
Başkanı Turan, evleri 2017 yılında teslim etmeyi
planladıklarını belirtti.
Konutların satışında peşinat ve vade konusunda
gerekli kolaylığı sağlayacaklarını vurgulayan
Turan, basın çalışanlarına yönelik yapılacak
konutların bölgenin mimari durumu düşünülerek
planlandığını aktardı.
Turan, şunları kaydetti:
"TOKİ olarak son yıllarda yaptığımız projelerde
o bölgenin mimarı yapısı ve çevre koşullarını
düşünerek özel tasarımlar hazırlıyoruz.
Gaziantep'te hayata geçireceğimiz basın sitesinde
de bu detaylar düşünüldü. Evlerin dış cephelerinde Gaziantep'e özgü taşlar kullanılacak. Balkonlar
yine kent kültürüne özgü olarak planlandı.
Gaziantep'te basın mensupları için yapılacak 350
konutluk proje, kentin özelliklerini taşıyan bir
yaşam alanı olacak."
GGC Başkanı Ay ise uzun süredir üzerinde
Gaziantep'te basın mensupları için yapılacak 350 konutluk projenin
protokolü imzalandı. İmza töreninde Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti
Başkanı İbrahim Ay (sol), Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanı
(TOKİ) Mehmet Ergün Turan'a (sağ) hediye takdim etti.
çalıştıkları projenin protokolünü imzalamanın
haklı gururu ve sevincini yaşadıklarını vurguladı.
Ekonomiden Sorumlu Başbakan Yardımcısı
Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Sekreteri Gül,
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, TOKİ
Başkanı Turan, Gaziantep milletvekilleri ve emeği
Otomotiv sektörünün
"Gladyatörleri" belli oldu
İSTANBUL - Otomotiv Distribütörleri
Derneği'nin (ODD) satış ve iletişim dalında
başarılı marka ve çalışmalarını ödüllendirmek için düzenlediği "ODD Satış ve İletişim
Ödülleri, 2015 Gladyatörleri" töreninde otomotiv dünyasının başarılı markaları ödüllendirildi.
Türkiye otomotiv sektörünün 48 markasını
çatısı altında buluşturan ODD'nin markaların
satış ve iletişim başarılarına ilişkin dördüncü
kez düzenlediği ödüller için yılın en başarılı
marka ve çalışmaları belirlendi.
ODD'nin sektöre dinamizm katmak ve
marka algısına pozitif katkıda bulunmak
amacıyla düzenlediği, Burcu Esmersoy ve
Anıl İlter'in sunduğu tören, ODD Yönetim
Kurulu Başkanı Mustafa Bayraktar, otomotiv dünyasının temsilcileri ve basın mensuplarının katılımıyla gerçekleştirildi.
Törende bir konuşma gerçekleştiren
Bayraktar, otomotiv sektörünün geleneksel
organizasyonlarından birini daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, geçen 365 güne çok şey sığdırdıklarını,
100'ün üzerinde yeni model lansmanı gerçekleştirdiklerini, 2015 Autoshow'da 2
Dünya, 62 Türkiye prömiyeriyle 600 bin
ziyaretçi ağırladıklarını anlattı.
1 MİLYONdAN FAZLA
OTOMOTİv SATIşI GERçEKLEşTİ
Bir önceki yıla göre hatırı sayılır bir artışla
satış gerçekleştirdiklerini dile getiren
Bayraktar, tahminlerine göre kolay bir yıl
olmayacak 2016'da Türkiye ekonomisinin
büyümeye devam edeceğine inandığını söyledi.
Bayraktar, 2015 yılında otomobil ve hafif
ticari araç pazarının bir önceki yıla göre
yüzde 26,1 büyüyerek 968 bin 17 adetlik bir
sonuçla tamamlandığını belirterek, şöyle
devam etti:
"Bunun 242 bin 421 adedini yüzde
34,42'lik büyümeyle hafif ticari araç, 725
bin 596 adedini ise yüzde 23,54'lük büyümeyle otomobil satışları oluşturuyor.
Otomobil ve hafif ticari araç pazarının topla-
mına baktığımızda 1 milyona çok yaklaştığımızı görüyorsunuz. Bu sonuca, henüz resmi
olmamakla birlikte yaklaşık 40 bin adetlik
ağır vasıta satışını da eklediğimizde toplam
otomotiv pazarının nihayet 1 milyon çıtasını
aşarak, yaklaşık 1 milyon 8 bin adet civarında gerçekleştiğini görüyoruz. Her vesileyle
söylediğimiz gibi aslında ülkemiz otomotiv
sektörünün potansiyeli bunun daha da üzerinde, umarım ki sektörümüzü hep birlikte
daha da ileriye götüreceğiz."
"SATIş" vE "İLETİşİM"
KATEGORİLERİNdE TOPLAM
19 dALdA ÖdÜL
Kısa film gösterimlerinin de yapıldığı
törende "satış" ve "iletişim" kategorilerinde
toplamda 19 dalda ödül verildi.
"Satış Ödülleri", ODD veri tabanındaki
yıllık satış sonuçlarına göre belirlendi.
"İletişim Ödülleri" kategorisinde ise halka
açık olan "Yılın TV Uygulaması", "Yılın
Gazete Uygulaması", "Yılın Radyo
Uygulaması", "Yılın Dergi Uygulaması",
"Yılın Dijital ve Sosyal Medya
Uygulaması", "Yılın Outdoor Uygulaması"
ve "Yılın Fuar Standı Uygulaması" dallarındaki adaylar www.oddgladyator.com sitesi
üzerinden verilen yaklaşık 65 bin oy ile ilk
5'e indirildi.
Halk oylamasıyla ilk beşe kalan projeler
ve halk oylamasına açık olmayan "Yılın
Sosyal Sorumluluk Projesi", "Yılın
PR/Etkinlik Uygulaması" ve "Yılın Entegre
İletişim Kampanyası" kategorilerinde yer
alan tüm aday çalışmalar jüri üyeleri tarafından değerlendirilerek, canlı oylandı. Bu
ödüllerin yanı sıra gecede "Jüri Özel Ödülü"
de sahibini buldu.
"Yılın Basın Lansmanı" ödülünü yine otomotiv basınının temsilcileri belirledi.
Tüm kategorilerde ödül alan firmalar,
ödüllere paralel olarak hazırlanan ve ODD
tarafından onaylanan logoların bir yıllık kullanım hakkına sahip oldu. (AA)
geçenlere teşekkür eden Ay, "10 Ocak Çalışan
Gazeteciler Günü öncesi tüm arkadaşlarımıza
güzel bir müjde oldu" ifadelerini kullandı.
Açıklamada, Ay'ın, TOKİ Başkanı Turan'a
gümüş kahve takımı hediye ettiği belirtildi.
(AA)
Erciyes, Ortadoğu'nun
Davos'u olma yolunda
KAYSERİ- MUSA ÖZYÜREK - Türkiye'nin en önemli
kayak merkezlerinden Erciyes, Türkiye, Azerbaycan ve
Gürcistan'ın katılacağı ve 19 Şubat'ta yapılması düşünülen
"3'lü Bakanlar Zirvesi"ne hazırlanıyor.
Kayseri Büyükşehir Belediyesi Erciyes AŞ Yönetim
Kurulu Başkanı Murat Cahid Cıngı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, üç ülkenin ekonomi kurmaylarının yanı sıra
çok sayıda iş adamının katılacağı zirveye ev sahipliği
yapacak olmalarının Erciyes'in tanıtımı açısından çok
önemli olduğunu söyledi.
Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş'ın Kayseri'de katıldığı
bir programda bu müjdeyi verdiğini ve kendilerinin de
heyecanlandığını ifade eden Cıngı, Erciyes Kış Sporları ve
Turizm Merkezi Projesi'nin tek yönlü değil fonksiyonel bir
proje olduğunu vurguladı.
Cıngı, projenin ilk hazırlanma aşamasından itibaren
dağın sadece kayak merkezi olarak değil kayak, bisiklet,
trekking, gibi sporların yapılabileceği, her spor dalından
takımların kamp yapabileceği ve aynı zamanda kongre ve
zirvelere ev sahipliği yapabilecek şekilde düşünüldüğünü
aktardı.
Proje kapsamındaki yatırımların bu anlayışla gerçekleştirildiğini dile getiren Cıngı, şunları kaydetti:
"Erciyes, Ortadoğu'nun Davos'u olma yolunda hızla ilerliyor. Bu anlamda ilk tecrübesini Türkiye, Azerbaycan ve
Gürcistan'ın katılacağı 3'lü Bakanlar Zirvesi'yle verecek.
Bu organizasyondan alnımızın akıyla çıkacağımıza inanıyoruz. Bu tür büyük etkinlikler için en büyük sıkıntımız
olan yatak kapasitesi sayısını yeni hizmete giren otellerle
aştık. Şuanda yatak kapasitemiz bin 600'e çıktı.
Uluslararası çapta düzenlenen zirve ve kongrelere rahatlıkla ev sahipliği yapabilecek düzeye ulaştık. Ayrıca
Erciyes'in kent merkezine çok yakın ve ulaşımın rahat
olması nedeniyle şehirdeki oteller de bu tür organizasyonda değerlendirilebilecek. Erciyes'in böyle de bir avantajı
var."
Bakanlar zirvesine çok sayıda sanayici ve iş adamının
katılacak olmasını tanıtımın yanı sıra yatırım açısından da
avantaj olarak gördüklerini ifade eden Cıngı, bu fırsatı en
iyi şekilde değerlendirmek için ekip olarak hummalı bir
çalışma içinde olduklarını söyledi.
Gelecek ziyaretçilere Erciyes'in fırsatlarını ve önceliklerini anlatan sunumlar da yapacaklarını anlatan Cıngı, kısa
vadede olmasa da orta ve uzun vadede Erciyes'e ve
Kayseri'ye gerek konaklama gerekse endüstriyel anlamda
farklı yatırımların yapılacağına inandıklarını vurguladı.
EN ÖNEMLİ TANITIM
ORGANİZASYONU OLACAK
Şehirlerin veya yapılan yatırımların en kolay ve etkin
tanıtım yolunun kongre ve zirveler olduğuna dikkati çeken
Cıngı, şöyle devam etti:
"Zirve sayesinde belkide yıllarca uğraşarak yapabileceğimiz tanıtımı birkaç günde yapmış olacağız. Bu sayede
Erciyes tam anlamıyla dünyaya açılmış olacak. Ülkeler ve
kurumlar Erciyes'te böyle etkinlikler yapılabildiğini görecek ve kongreler gerçekleştirmek için binlerce kilometre
uzağa gitmek zorunda kalmayacak. 3'lü Bakanlar Zirvesi
bizim için başlangıç olacak. Yıllardır Davos'ta gerçekleştirilen zirve ve kongrelerin Erciyes'te yapılması için gayret
göstereceğiz. Erciyes'in bu anlamda çok önemli bir potansiyeli var. Bunu zirveyle dünyaya göstermiş olacağız."
Cıngı, zirvenin ardından sadece Gürcistan ve
Azerbaycan'dan değil dünyanın dört bir tarafından çok
daha fazla ziyaretçinin Erciyes'e gelmesini beklediklerine
işaret etti.
Zirvenin kayak sezonu bitmeden gerçekleştirilecek
olmasını da avantaj olarak gördüklerini kaydeden Cıngı,
ziyaretçilerin kayak yapmanın keyfini de yaşayacağını ve
sonraki yıllarda tatil için gelebileceklerini sözlerine ekledi.
(AA)
kıSA-kıSA
EKONOMİ
CHP’li Böke’ye
göre; Merkez
Bankası ‘saray’ın
kontrolünde
TBmm - CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir
Milletvekili Selin Sayek Böke, Merkez Bankasının
2009'dan önce samimi ekonomi politikası ortaya koyarak enflasyonu yüzde 6,2'ye kadar düşürebildiğini
belirterek, "Ancak 2009'dan sonra bağımsızlığını
tamamen siyasete teslim eden, sarayların söylediğiyle
hareket eden Merkez Bankasının ortaya çıkardığı
enflasyon yüzde 8'in üzerinde yapışıp kalmıştır" dedi.
Böke,
düzenlediği
basın toplantısında, Merkez
Bankası
Başkanı
Erdem
Başçı'nın,
ekonomi ve
para politikaları konusunda Plan ve
Bütçe
Komisyonuna
sunum yaptığını anımsattı.
Kamu
kurumlarının
ülke ekonomisine dair samimi değerlendirmelerini paylaştıkları bu
toplantıların önemine değinen Böke, "Sunum önemli
olmakla birlikte gereken bilgilerin verildiği, samimiyetle değerlendirmenin yapıldığı sunum olmadı. Sayın
Başçı'yı biraz yorgun, biraz da yılgın gördük. Ayrıntılı
ve cesur değerlendirme yapmaktan kaçındı.
Sorularımıza yuvarlak cevaplar verdi, belki de tercih
etmek zorunda bırakıldı" diye konuştu.
Merkez Bankasının kriz yılları haricinde enflasyon
hedefini tutturamadığını iddia eden Böke, bunun nedenini sorduklarını belirtti.
Böke, şöyle konuştu:
"Uluslararası alanda dahi yetkinliği sabitlenmiş
Merkez Bankası, neden Türkiye ekonomisinin ihtiyaç
duyduğu politikaları yapamamaktadır? Bunun altında
yatan nedenleri açıklamaları ve siyasi baskı olup
olmadığı konusunda değerlendirme yapmaları elzemdir. Hepimiz Merkez Bankasının sadeleştirme yapma
isteğini duyuyoruz. Peki o zaman, Merkez Bankası
'sadeleştirme yapmak istiyorum' derken, sadeleştirme
yapmayı bir türlü gerçekleştiremiyor? ABD Merkez
Bankasının adım atmasını mı bekliyor? Yoksa
Hükümetin ve Sayın Cumhurbaşkanının ikna edilmesini mi bekliyor? Biz ülke olarak kendi çıpalarımızı
koymaktan yoksun muyuz? Neden işi akıntıya bıraktık? Bu soruların yanıtları halen net değil. Türkiye'nin
net rezervlerinin gerçek düzeyinin ne olduğunu bilmiyoruz. Bunu da bir kez daha sorduk. Gerçekten bizim
ne kadar net rezervimiz var? Bizim tahminimiz var
ama bu işler tahminle olmaz." (AA)
Avrupa'da işsizlik
Kasım’da azaldı
FrANkFUrT - Avro Bölgesi'nde işsizlik 2015 yılının
kasım ayında yüzde 10,5'e gerilerken, bu 2011 yılının
ekim ayından bu yana görülen en düşük işsizlik oranı
oldu.
Avrupa İstatistik Ofisi'nin (Eurostat) bugün açıkladığı
verilere göre, 19 üyeli Avro Bölgesi'nde mevsimsellikten
arındırılmış işsizlik geçen yılın ekim ayındaki yüzde 10,6
düzeyinden kasım ayında yüzde 10,5'e geriledi. Böylece,
Bölge'de işsizlik 2011 yılının ekim ayından bu yana belirlenen en düşük seviyeye ulaştı. Piyasalarda Avro
Bölgesi'ndeki işsizliğe ilişkin piyasa beklentisi yüzde
10,7 seviyesindeydi.
28 üyeli Avrupa Birliği'nde (AB) ise işsizlik ekim ayında yüzde 9,2 iken kasım ayında yüzde 9,1'e indi. Bu da
AB'de 2009 yılının temmuz ayından beri ölçülen en
düşük işsizlik oranı oldu.
Ayrıca, Avro Bölgesi 2014 yılı ekim ayı işsizlik verisi
yüzde 10,7'den yüzde 10,6'ya ve AB için de yüzde 9,3'ten
yüzde 9,2'ye revize edildi.
AB'de işsiz sayısı kasımda 22 milyon 159 bin olurken,
bunun 16 milyon 924 bini Avro Bölgesi'nde yer aldı. İşsiz
sayısı, bir önceki ayla kıyaslandığında AB'de 179 bin,
Avro Bölgesi'nde de 130 bin azaldı. Yıllık bazda ise
AB'de işsiz sayısı 2 milyon 146 bin, Avro Bölgesi'nde ise
1 milyon 573 bin geriledi.
AB'de İşSİzLİk orANı 25 üLkede AzALdı
AB'de geçen yılın kasım ayında işsizlik oranının en
düşük olduğu ülke yüzde 4,5'le Avrupa'nın lokomotif
ülkesi Almanya oldu. Bunu yüzde 4,6 ile Çek
Cumhuriyeti ve yüzde 5,1'le Malta izlerken, en yüksek
işsizlik ise yüzde 24,6 ile Yunanistan'da (2015 Eylül verisi) ve yüzde 21,4 ile de İspanya'da ölçüldü.
Yıllık bazda ele alındığında kasım ayında AB'de işsizlik oranı 25 ülkede azaldı, Romanya'da değişmedi. AB'de
işsizlikte artış belirlenen ülkeler ise Avusturya ve
Finlandiya oldu. İşsizlik oranında yıllık bazda en fazla
azalış görülen ülkeler sırasıyla İspanya, Bulgaristan ve
İtalya oldu.
AB'de GeNç İşSİz SAyıSı
4,5 mİLyoN SevİyeSİNde
AB'de kasımda genç işsiz (25 yaş altı) sayısı 4 milyon
553 bin olarak belirlenirken, bunun 3 milyon 167 bini
Avro Bölgesi'nde gerçekleşti. 2014 yılının kasım ayıyla
kıyaslandığında genç işsiz sayısı AB'de 412 bin ve Avro
Bölgesi'nde de 163 bin geriledi.
Kasım ayında AB'de genç işsizlik yüzde 20, Avro
Bölgesi'nde ise yüzde 22,5 olarak ölçüldü. Söz konusu
dönemde, en düşük genç işsizlik yüzde 7 ile Almanya'da
kaydedilirken, en yüksek genç işsizlik ise yüzde 49,5'le
Yunanistan'da (2015 Eylül verisi) belirlendi. (AA)
11 Ocak 2016 Pazartesi
9
Otomotivde 2015’te üretim
ve ihracat rekoru kırıldı
İSTANBUL - Otomotiv Sanayii Derneği (OSD)
Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, geçen yıl otomotiv sanayisinin üretimde çok önemli büyüme elde
ederek tarihi bir rekora imza attığını belirterek,
"Üretilen her 100 aracın 73'ünü yurt dışına göndererek
ihracat rekorunu da kırmış oldu" değerlendirmesini
yaptı.
OSD tarafından açıklanan verilere göre, otomotiv
sanayisinde toplam üretim geçen yıl 2014'e kıyasla
yüzde 16 artarak 1 milyon 359 bine ulaştı. Bu dönemde otomotiv sanayisinin ihracatı da yüzde 12 yükselişle 992 bine çıktı. Böylece otomotiv sanayisinde 2015
yılında üretim ve ihracat rekoru kırıldı.
Türk otomotiv sanayisi, 2015 yılının 9 ayında toplam otomotiv üretiminde dünyada 16. sırada yer aldı.
Ülkelere göre toplam Ar-Ge harcamaları içerisinde
otomotivin payına bakıldığında ise Türkiye, yüzde
18,9'luk payla 3. sırada bulunuyor. Almanya, Ar-Ge
harcamaları içerisinde otomotivin aldığı pay sıralamasında yüzde 31,7'yle başı çekerken, bunu yüzde
19,8'le Japonya takip etti.
Açıklamada görüşlerine yer verilen OSD Yönetim
Kurulu Başkanı Kudret Önen, son yıllarda kapasite ve
yeni ürün yatırımlarına hızla devam eden otomotiv
sanayisinin, üretimde çok önemli büyüme elde ederek
tarihi bir rekora imza attığını ifade etti.
Önen, üretilen her 100 aracın 73'ünün yurt dışına
gönderilerek ihracat rekorunun da kırıldığına işaret
ederek, AB pazarlarındaki büyümenin, üretim ve ihracat rakamlarına pozitif katkı sağladığını belirtti.
İhracatın adet bazında yüzde 12 arttığını kaydeden
Önen, "Avro/dolar paritesindeki gerileme nedeniyle
tutarsal olarak dolar bazında yüzde 5 gerileyen ihracat, avro bazında ise yüzde 14 yükseldi. Otomotiv
sanayii, Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 15'ini
oluşturarak sektör sıralamasında ilk sıradaki yerini
korudu" değerlendirmesini yaptı.
Önen, Türk otomotiv sanayisinde bu yıla ilişkin
beklentilerini de paylaşarak, şunları ifade etti:
"Sanayimiz kapasite ve yeni proje yatırımlarına
aynı hızla devam ediyor. Bu yatırımların hayata geçmesiyle son 5 yılda üretim kapasitesi 1,5 milyon adet
seviyesinden 1,7 milyon adet seviyesine yükseldi.
Sanayimizin; halen devam eden ve devreye aldığı
yeni ürün yatırımlarıyla 2016 yılında ihracatını daha
da artırmasını bekliyoruz. Hükümetimizin sanayii
destekleyici politikalarıyla iç pazardaki istikrarın
devam etmesi, yeni projeler için ülkemizin rekabetçiliğinin sürdürülmesi ve böylelikle yeni yatırımların
ülkemize çekilmesi, sektörümüz için en önemli fırsat
konumunda."
"oTomoTİv SANAyİSİ kApASİTeSİNİN
1,9 mİLyoNA ULAşAcAğıNı
TAhmİN edİyorUz"
Bu yıl devam eden yatırımlara değinen Önen, bu
yatırımlarla otomotiv sanayisi kapasitesinin 1,7 milyondan 1,9 milyona ulaşacağını tahmin ettiklerini dile
getirdi.
Önen, yeni devreye giren projeler ve halen devam
eden yatırımlarla üretim ve ihracatın sürdürebilir bir
büyüme yakalamasını öngördüklerini aktararak,
"Teşviklerle desteklenen yeni projeler, 2016 yılında
özellikle ihracat bazlı üretim artışını sağlayacaktır.
Elbette bu beklentiler istikrarlı bir iç pazar ve ekono-
mide satınalma kararlarının etkilenmeyeceği bir seyre
bağlı" ifadelerini kullandı.
Otomotiv sanayisinin ülke için stratejik önem taşıdığını vurgulayan Önen, şunları aktardı:
"Hükümetimizin uygulamakta olduğu Ar-Ge teşviklerinin de büyük katkısıyla global otomotiv markaları
için yeni proje ürünlerin geliştirildiği otomotiv üssü
konumuna gelen ülkemiz, 2015 yılının 9 aylık verilerine göre Avrupa Birliği ülkeleri arasında ticari araç
üretiminde 1'inci, otomobil üretiminde de 7'nci sırada
yer alıyor. Dünya geneli otomotiv üretiminde ise 2014
yılındaki 17'nci sırada bulunan konumumuz, geçen
yılın 9 aylık döneminin sonunda 16'ncı sıraya yükseldi. Yeni devreye giren ve girecek olan projeler ile bu
konumumuzun daha da kuvvetlenmesini bekliyoruz."
OSD Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen, Ar-Ge
konusunda Türkiye'nin bir çekim merkezi olmasını bir
fırsat ve otomotiv sanayisi açısından bir gereklilik olarak gördüklerini vurgulayarak, bunun ülkenin teknolojik ilerlemesine katkı sağlayacağını ifade etti. (AA)
Havadaki trafik arttı
ANkArA - Türkiye'nin hava sahasındaki
uçak trafiği geçen yıl yüzde 9,8 artarak 1 milyon 842 bin 672'yi buldu.
Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ)
Genel Müdürlüğünce, aralık ayı ve 2015 yılı
uçak, yolcu ve yük istatistikleri açıklandı.
Açıklamaya göre, Türkiye geneli havalimanlarından hizmet alan yolcu sayısı geçen
yılın aralık ayında bir önceki yılın aynı ayıyla
kıyaslandığında yüzde 12,5 artışla 12 milyon
322 bin 487 oldu. Yolcu sayısı 2015'te bir
önceki yıla göre yüzde 9,3 artışla 181 milyon
689 bin 522'ye ulaştı.
Havalimanlarının tüm uçak trafiği aralıkta
bir önceki yılın aynı ayına göre iç hatlarda
yüzde 16,8 artışla 66 bin 515, dış hatlarda
yüzde 6,8 artışla 38 bin 633 olmak üzere toplamda yüzde 12,9 artışla 105 bin 148'e çıktı.
Türkiye hava sahasından aralık
ayında 25 bin 735 üstgeçiş (overflight) trafiği gerçekleşti.
Geçen yıl toplam uçak trafiği iç
hatlarda yüzde 10,8 artışla 835 bin
677, dış hatlarda yüzde 4,9 artışla
620 bin 764 olmak üzere toplamda yüzde 8,2 yükseldi.
Böylece üstgeçişler dahil
Türkiye genelinde hizmet verilen
uçak trafiği yüzde 9,8 artarak 1
milyon 842 bin 672'ye ulaştı.
Havalimanları yolcu trafiği aralık ayında bir önceki yılın aynı
ayına göre iç hatlarda yüzde 17,5
artışla 7 milyon 849 bin 258, dış
hatlarda yüzde 4,9 artışla 4 milyon 459 bin
727 oldu.
Aralık ayı iç hat yolcu trafiği artışına en
çok katkıyı sırasıyla, eklenen 310 bin 100 iç
hat yolcusu ve yüzde 26 artış ile İstanbul
Sabiha Gökçen ile eklenen 286 bin 250 iç hat
yolcusu ve yüzde 35 artış ile Ankara
Esenboğa havalimanları sağladı.
Aralık ayı dış hat yolcu trafiği artışına en
çok katkıyı ise eklenen 123 bin 40 yolcu ve
yüzde 4 artış ile İstanbul Atatürk, eklenen
100 bin 111 yolcu ve yüzde 16 artış ile
İstanbul Sabiha Gökçen havalimanları verdi.
Geçen yıl havalimanları yolcu trafiği bir
önceki yıla göre iç hatlarda yüzde 14,1 artışla
97 milyon 485 bin 677'ye, dış hatlarda yüzde
4,4 artışla 83 milyon 861 bin 244'e yükseldi.
Ayrıca 342 bin 601 direkt transit yolcuya hizmet sunuldu.
İSTANBUL LİderLİğİNİ Sürdürdü
İstanbul şehri havalimanlarında yolcu ve
uçak trafiği geçen yıl büyümeye devam etti.
İstanbul Atatürk Havalimanı toplam yolcu
trafiği 2014'te 56 milyon 715 bin 541 iken,
2015'te yüzde 8 artışla 61 milyon 322 bin
729'a ulaştı. İstanbul Sabiha Gökçen
Havalimanı yolcu trafiği 2014'te 23 milyon
494 bin 646 iken, 2015'te 28 milyon 112 bin
438'e çıktı. İstanbul şehri havayolu yolcu
sayısı 2015'te 89 milyon 435 bin 167'yi
buldu.
Geçen yıl 55 havalimanının 34'ünde toplam
yolcu artışı yüzde 10 ve üzerinde gerçekleşti.
2015 sonu itibarıyla toplam yolcu yüzdesel
artışına göre ilk 6 sırada yer alan havalimanları sırasıyla Çanakkale (yüzde 284), Siirt
(yüzde 241), Kocaeli Cengiz Topel (yüzde
240), Bursa Yenişehir (yüzde 152), Tokat
(yüzde 61) ve Balıkesir Koca Seyit (yüzde
56) havalimanları oldu.
Havalimanları yük (kargo, posta, bagaj) trafiği, aralıkta bir önceki yılın aynı ayına göre
yüzde 6,5 artışla 211 bin 665 tona yükseldi.
Yük trafiği 2015'te bir önceki yıla göre ise
yüzde 5,8 artarak 3 milyon 60 bin 951 ton
olarak gerçekleşti. (AA)
Türkiye dünyada
en çok çamaşır
suyu tüketen ülke
İSTANBUL- VissPlus Genel Müdürü Ferhat Sucu,
"Türkiye'de 2015 yılında çamaşır suyu pazarı 350 milyon
liralık bir ciroya, yıllık hane başına çamaşır suyu tüketim
miktarı ise 14 litreye ulaştı. Bu rakam aynı zamanda dünyada en çok çamaşır suyu tüketen ülkenin Türkiye olduğunu
gösteriyor" dedi.
VissPlus şirketinin ilk markası "Vissmate"in tanıtımı için
basın toplantısı düzenleyen Sucu, Türk insanın bulunduğu
coğrafyadaki en temiz topluluk olduğunu, neredeyse herkesin evinde temizlik ürünü bulunduğunu söyledi.
Sucu, Türkiye'de ev bakım kategorisinin her yıl farklı
ürünlerle hızlı şekilde büyüdüğünü belirterek, şunları kaydetti:
"Türkiye'de ev bakım pazarı, çamaşır suları ve ev temizleyiciler olarak iki ana kategoride raporlanıyor. Çamaşır suları
kıvamlı ve kıvamsız olmak üzere iki alt kategoride analiz
ediliyor. Ev temizleyicisi kategorisi ise toplam yedi alt kategoriye sahip. Pazar büyüklüklerine bakıldığında ise çamaşır
suyu pazarı Türkiye'de 2015 yılında 350 milyon liralık, ev
temizlik ürünleri de 500 milyon liralık ciro ile 2015 yılını
kapattı. Pazarın toplam büyüklüğü ise şu anda 875 milyon
lira. Bu rakamlara ev dışında tüketilen ürünler dahil değil.
Onlarla beraber pazar çok daha büyük rakamlara ulaşıyor."
"1 mİLyoN LİrA cİvArıNdA Ar-Ge
hArcAmASı yApTık"
Sucu, çamaşır suyu pazarının, toplam pazar içinde en
büyük paya sahip olduğuna dikkati çekerek, Türkiye'de
pazarın her yıl yüzde 8 büyüdüğünü anlattı.
Türkiye'de yıllık hane başına çamaşır suyu tüketim miktarının 14 litreye çıktığını aktaran Sucu, "Bu rakam aynı
zamanda dünyada en çok çamaşır suyu tüketen ülkenin
Türkiye olduğunu gösteriyor" bilgisini verdi.
Sucu, sektöre son giren marka olmalarına rağmen, sadece
çamaşır suyu Ar-Ge'si için 1 milyon lira civarında harcama
yaptıklarını belirterek, "Diğer ev bakım ürünleriyle ilgili ArGe çalışmalarımız devam ediyor. Çamaşır suyu için 5 yılda
toplam yatırım tutarımız 10 milyon dolar" ifadelerini kullandı.
Yüzde 100 yerli sermayeyle kurdukları Vissmate'te şu an
için başka ortakları bulunmadığının altını çizen Sucu, bir
ortaklık yapıp yapmayacaklarının ise henüz belli olmadığını
söyledi. (AA)
10
11 Ocak 2016 Pazartesi
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
GELENEĞİMİZDE SİPSİ VE SİPSİ
YAPIMI-II
Sipsi çalabilmek için önce güçlü bir nefese
ihtiyaç vardır. Tiz ve ince seslere doğru normal
şiddetinden daha güçlü bir nefes gerekmektedir.
Aynı tonda ve şiddetle üflenildiği zaman sipsi çalınamaz ve yanlış ses çıkar. Genellikle sipsiyi çalan
sanatçılar (Lâ-Mi) çarpmasını sürekli yaparlar ki,
bu da sipsinin yöresel özelliğindendir.
En önemli özelliklerinden bir tanesi de sipsi
çalışmasındaki trillerdir. Genellikle "mi" sesinden
alt çene sürekli ve devamlı olmak üzere kaslar
aracılıyla titretilir ve üst ön dişler ağızlıkta bulunan
hassas kapağa dokundurularak tril meydana getirilir. Trilsiz sipsi çalanlar yörede sipsi sanatçısı
olarak kabul edilmemektedir. Eskiden Teke yöresinde delikleri ve ölçüleri aynı olan iki sipsi yan
yana iple bağlanarak çalınır, bu tip sipsilere "çifte
sipsi" denilirdi. Ancak bu tür sipsiler fazlaca kullanışlı olmadığından ve sesler tutmadığı için günümüzde kullanılmaktadır.
Sipsi çalınırken ağızlık uzun süre ağızda kaldığı için ıslanmakta ve tutukluk yapmaktadır.
Tutukluk yapmasını önlemek için mahalli sanatçılar ilginç bir yöntem kullanmaktadırlar:
Kurutmak için öncelikle güvercin kanadındaki
tüylerden ağızlığın içine sokularak ıslaklığın giderilmesi, aynı olay büyük tüy ile gövde kısmına da
uygulanarak ses perdelerinin açılması sağlanır.
Yine ağızlığın tıkanmaması ve ıslanma sırasındaki
sesin değişmemesi için sipsinin ağızlık bölümüne
açılan kanaldaki kapağın altına saç kılı geçirilir.
Sipsinin Yapılışı:
Bilindiği gibi sipsi, Batı Akdeniz Bölgesinde
yaygın olarak kullanılan halk çalgılarından biridir.
Kullanıldığı yörelerde sipsi, yapan ve çalan kişiye
göre değişmektedir. Bazı bölgelerimizde tek
kamıştan yapılmakta olup, bu tür sipsilere "Bucak
Sipsisi" de denilmektedir. Yani ağızlık ve gövde
kısımları tek parçadan oluşur.
Bu tür sipsilerin ağızlarının bozulması halinde
kullanımı sona ermektedir ve yörede yaygın değildir. Bu yüzden daha çok portatif ağızlıklı sipsiler
kullanılır.
Yörede usta olarak sipsi çalabilen kişiler, çaldıkları sipsiye kendi ustalık ve üslûpları ile kendileri yaparlar. Sipsi yapan kişi, 3-5 yıllık ve kurumuş olan, demir kargı da denilen içi boş 5-6-7
mm. çapındaki (içten içe çap) kargıyı keserek
yapım için çalışmaya başlar. Söz konusu kargıların ekleri 20-25 cm. arasında değişmektedir. Usta
sipsi yapımcısı artık kenarından kestiği bu 5-6-7
mm. çapındaki kargıyı, 15-20 cm. olarak düzgün
bir şekilde, keskin bir çakıyla her iki tarafından
keser. Yukarıda da belirttiğimiz gibi sipsi, yapan
ve çalan kişiye göre değişmektedir. Sipsi yapımcısı, düzgün şekilde kesmiş olduğu bu kargının
üzerine elindeki çalgı ile açacak olduğu ses perdelerinin yerlerini ölçülü bir şekilde işaretler. Daha
sonra 4 mm. çapında, yuvarlak ve ucu sivri bir
şişi ateşte kızdırarak, işaretlemiş olduğu ses perdelerinin üzerini yakarak deler. Bu işlem bittikten
sonra herhangi bir kargıyı boydan boya dörde
bölerek, delmiş olduğu kargının içine sokar ve
deliklerdeki çapakların, pisliklerin temizlenmesi
için seri bir şekilde döndürülür. Temizlik işlemi bittikten sonra söz konusu parçayı içine çakarak
gövdeyi ıslık sesi veriyor mu, vermiyor mu diye
üfler. Eğer düdük sesi gibi net bir ses alabiliyorsa,
yapılan sipsi iyi olmuş demektir. Eğer ıslık sesi alınamıyorsa, alınıncaya kadar yukarıdaki işlemler
tekrar yapılır.
Meydana gelen kısım, sipsinin gövdesini oluşturmaktadır. Söz konusu gövdenin içi, zeytinyağı
ile yağlanır. Böylece zeytinyağı kargıda vernik görevi görerek sesin net çıkmasını sağlar
Sipsinin ağızlık kısmının yapılışı da kişiden
kişiye değişir. 4 mm. çapındaki ince ve içi boş
boru yani kargı tek tarafı düzgün olacak şekilde
çakı ile kesilir. Boruya dikey olacak şekilde 1-1,5
mm. derinlemesine kanal açmak için hazırlık yapılır. Kesilen bu kargıya yatay olarak yaklaşık 3
cm.lik kanal açılır.
Açılan bu kanalın üzerindeki parçaya "ağızlık
kapağı" denilir Söz konusu kargının içinde çapak
ve pislikler olduğundan, yine kesilmiş kargı ile içi
temizlenir. Daha sonra bu kapağın üzeri keskin bir
çakı ile az miktarda, yani üzerinin kabuğu alınacak şekilde kazınır. Daha sonra ateşte kızdırılmış
demir parçası ile ağızlık kapağının üzeri 2'şer
mm. arayla çok hafif bir şekilde yakılır. Bunun
nedeni ise ağızlığın çalım sırasında tutukluk yapmasını önlemektir. Eğer ağızlık gövdenin boşluğuna geçmiyorsa keskin bir çakı ile hafif bir şekilde
yontulur ve iç içe geçmesi sağlanır. Yapılan bu
ağızlığa bişkin (pişkin) olabilmesi yani sesin gür
ve net çıkması için bazı işlemler yapılır.
"Aşk-ı MeMNU"
Samsun'da sahnelenecek
KÜLTÜR-SANAT
Samsun Devlet Opera ve Balesi, Türk operasının önemli eserlerinden Selman Ada'nın
"Aşk-ı Memnu" operasını sanatseverlerin beğenisine sunacak.
SAMSUN - Samsun Devlet Opera ve
Balesi, Türk operasının önemli eserlerinden Selman Ada'nın "Aşk-ı Memnu" operasını sanatseverlerin beğenisine sunacak.
Halit Ziya Uşaklıgil'in ünlü romanından
hareketle Tarık Günersel tarafından librettosu yazılan, bestesi Selman Ada'ya ait,
Bertan Rona tarafından sahneye koyulan
Aşk-ı Memnu operasının orkestra şefliğini
Lorenzo Castriota ve Mikhail Iskrov dönüşümlü olarak yapıyor.
Dekor tasarımı Hakkı Kandır'a, kostüm
tasarımı Çimen Somuncuoğlu'na, ışık tasarımı Oğuz Murat Yılmaz'a ait olan eserin
koro şefliğini Mikhail Iskrov üstleniyor.
Tarık Günersel tarafından 2000 yılında
tiyatroya, daha sonra da opera librettosuna
uyarlanan, 2002 yılında Selman Ada tarafından bestelenen Aşk-ı Memnu,
İstanbullu zengin iş adamı Adnan Bey'in
kendisinden 35 yaş küçük Bihter ile evlenmesinin ardından yaşananları 19. yüzyıl
İstanbul'undaki siyasal ve toplumsal ortamın zengin sınıf üstündeki etkilerinden
yola çıkarak anlatıyor.
Aşk-ı Memnu'da Bihter rolünde Mine
Kurtoğlu ve Arsen Tekinmirza, Behlül
rolünde Ari Edirne, Emrah Sözer ve Murat
Karahan, Adnan Bey rolünde Özgür Aslan
ve Tuncay Kurtoğlu, Nihal rolünde İdil
Millioğulları, Ezgi Özer ve Sermin
Dikmen Töre, Firdevs Hanım rolünde
Zerrin Karslı, Eylem Demirhan Duru ve
Gamze Barhan, Mademoiselle De Courton
rolünde Sibel Kızılateş ve Ceren Mirza
Küçük, Beşir rolünde Cumhur İbili, Özer
Öndeş ve Gürkan Sezgin, Nesrin rolünde
ise Elif Demir sahne alacak.
Dünya prömiyeri 2003 yılında Mersin'de
yapılan Aşk-ı Memnu, 9 Ocak Cumartesi
günü saat 20.00'de Atatürk Kültür Merkezi
Büyük Salon'da Samsunluların beğenisine
sunulacak. (AA)
Bodrum'un 86 yıllık esnaf
fotoğrafları ziyarete sunuldu
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
Aşk ve Sevgi gözüyle gören şAir AhMeT
Akgün’ün şiiri üzerine
Her şiir kitabında başka bir dünya ile karşılaşırız.
Kelimelerle örülen bu âlemin yansıması olan şiirler şairin
ruhunun, bakış açısının, sezgi ve duyuş dünyasının anahtarıdır. Bu anahtarın açacağı kapılar şairin duruşu, kültürü, kabulleri ve birikimi ile şekillenir.
Ahmet Akgün’ü bir dost ve şair olarak uzun yıllardır
tanıyorum. Yazıma başlık olarak “Aşk ve Sevgi Gözüyle
Gören Şair” başlığını öylesine değil bir vakıa olarak koydum; çünkü Ahmet Akgün aşk ve sevgi zaviyesinden her
şeyi gören bir şair; yalnız ondaki aşk’ı ve sevgi sadece
beşeri değildir. Onun aşkı vatanı, kültürü, sanatı ve Yüce
Yaradanı içine alan ve tevazu ile şekillenen büyük bir
aşktır. Kitabının başında ve sonunda “Laf Ebeliği” adını
verdiği iki kısa şiirle hayatı tevazu penceresinden gördüğünü ifade eder Ahmet Akgün. Kitabın başında bulunan;
“Kalem vefalıdır hissi yazmakta doğruysa
Laf ebeliği benim yaptığım sanat buysa”
MUĞLA - Bodrum ilçesinde, 1930 yılından bu yana çalışan esnaf fotoğrafları ziyarete
sunuldu.
Bodrum Belediyesi, Anılarla Bodrum Sözlü
Tarih Çalışma Grubu ve Bodrum Esnaf Odası
işbirliğinde, "Geçmişten Günümüze Bodrum
Esnafı Fotoğraf Sergisi" açıldı. OASİS
Sümbül Sokak'taki sergi alanında açılışı yapılan sergide, Bodrum'da 1930 ile 1935 yılları
arasında çalışan esnafın yer aldığı 160 fotoğraf yer aldı.
Bodrum Belediyesi Sözlü Tarih Çalışma
Grubu üyelerinin ilçede eski dönemlerde çalışan esnafın evlerini ziyaret ederek topladığı
fotoğraflar, büyük ilgi gördü.
Sergiye katılan Bodrum Belediye Başkanı
Mehmet Kocadon, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, Bodrum'un tarihini gün yüzüne
çıkartmak için, esnaf sergisini açtıklarını söyledi. Eski esnafın Bodrum'a çok şey kattığını
ifade eden Kocadon, şöyle konuştu:
"Nedensiz ölümlerin, yoksulluğun olduğu
bir Bodrum'da, o günün şartlarından
Bodrum'un bugünlere gelmesinde büyük
emeği olan, kimisi rahmetli olan kimisi de
halen aramızda olan değerli büyüklerimiz. Bu
kişiler aynı zamanda Bodrum'un medeni yüzleridir. En büyük özellikleri de hoşgörülü
olmasıdır. Bunların ektiği tohumlar bugün
Bodrum'u dünya markası yapmıştır. Turizmde
perdenin arkasında duran hep esnaftır."
"BodrUM'U BodrUM
yApAN deĞerLer"
Anılarla Bodrum Sözlü Tarih Çalışma
Grubu Sözcüsü Nuran Yüksel, Bodrum'u
Bodrum yapan değerleri ve büyükleri yad
ettiklerini kaydetti.
Amaçlarının Bodrum Kent Arşiv Müzesini
kurmak olduğunu anlatan Yüksel, "Geçmişten
günümüze Bodrumlu esnafımızı ilk ağızdan
belge, bilgi olarak bırakabilmek ve gelecek
kuşaklarımıza, çocuklarımıza aktarabilmek"
dedi.
Yüksel, sergide 1930'dan günümüze her
meslek grubundan esnafın 160 fotoğrafının
yer aldığını ifade ederek, şunları söyledi:
"Fotoğraflar 1930-1935 yıllarından başlıyor. Sergimizde ünlü Bodrum sandaletleri
yapımcısı Ali Güven'in de fotoğrafı var. Ali
Güven Bodrum marka olduğu zaman tanınmış bir sandalet ustası ama onun da ustası
benim babam rahmetli Süreyya Öneş.
Kuşaktan kuşağa meslek dallarına ait fotoğraflar da var." (AA)
Sami Yusuf, "Barakah"
albümünün ilk
single'ını yayımladı
İSTANBUL - Azerbaycan
asıllı İngiliz müzisyen Sami
Yusuf, şubat ayında piyasaya
çıkması planlanan ve bereket
anlamına gelen albümü
"Barakah"tan ilk single'ını
yayımladı.
Konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, single'daki eserde,
hiçbir müzik enstrümanı olmadan, sadece sanatçının sesi yer
alıyor. "Inna Fil Jannati" adlı
eser, Ehl-i Beyt'e duyulan sev-
giyi ve hürmeti, derin bir duyguyla dile getiriyor.
Geleneksel İslami bir kaside
olan eserin en eski kaynağı 17.
yüzyılı işaret ederken, çok daha
eski zamanlarda bestelenmiş
olabileceği, Fas veya Endülüs
dönemine ait olabileceği de
düşünülüyor.
Sanatçı, geçtiğimiz yıl
Türkiye'nin altı şehrinde konser
vererek hayranlarıyla buluşmuştu. (AA)
beyti Sayın Akgün’ün şiiri duygu ve düşüncelerini
anlatmada bir araç olarak gördüğünü anlatmaktadır.
Kitabın sonundaki,
“Tenkit kıymet vermeyi barındırır
Şiirim tenkide değmez karalamalardır”
söylemi ise, “tekâmülün kamçısı eleştirdir” sözünü
hatırlatırcasına tevazu ile söylenmiş; şiirinin bir ruh ve iç
dökümü oluşunu beyan eder. Sayın Akgün, şiirlerini
çoğunda olumsuzluklar, hüzünler yaşasak da, hayatı hep
sevgi ve olumlu yanlarıyla görebilmemizi öğütler. Kitabın
içinde bu minvalde yazılmış bazı mısralara bakalım:
Seni üzen ne varsa
Hepsini derle topla
Sonra bir bağ yap bağla
Sıkıver kendirlerle
Okyanuslara yolla
Üzüntüler kederler
Ulaşmasın gitsinler
Ağlamalar hüzünler
Yaklaşmasın bitsinler
Yakala sar sarmala bağla
Ummanlara yolla (Yolla Şiiri)
Bende olmak istediğinde
Haber yolla seherlerle
Kalpte kalmak dilediğinde
Türkü söyle sen hasretinle
Bana ulaşır sarf ettiğin
Bir ufacık sesin nefesin
Gönder tereddüt etme sakın
Yağmur yüzüne değdiğinde
(Hasret Türküsü Şiiri)
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Sen gülsün sen lalesin zambak kokan sevdamsın,
Gönlüme hâkim olan noktasın süveydâmsın.
Güldükçe açan çiçek ebediyen seninim,
Mahşere dek uzasın sonsuz adlı davamsın.
‘TRAFİK TERÖRÜ’
Meclis’e taşındı
haber
ŞENOL GÜNÜÇ
ANKARATürkiye’de her yıl yaşanan 1 milyonun üzerinde
trafik kazası, istatistiklere binlerce ölüm ve yüz
binin üzerinde yaralı olarak yansıyınca, konu
‘terör’ olarak TBMM
gündemine taşındı
Türkiye’nin karayolu
ağında sadece 2014 yılında 1 milyon 200 bin trafik kazası meydana geldi.
1 milyon 30 bin 498’i
maddi hasarlı, 168 bin
512’si ise ölümlü ve yaralanmalı olan bu trafik
kazalarında, 3 bin 524
kişi hayatını kaybederken,
285 bin 59 kişi yaralandı.
2015 istatistiklerinin ise
2014’ten daha vahim olacağı tahminleri yapılırken, trafik kazalarının
“terör” olarak değerlendirilmesi amacıyla TBMM gündemine taşındı.
CHP vekillerinin imzalarıyla
TBMM Başkanlığı’na sunulan meclis
araştırma önergesinde, Birleşmiş
Milletler’in “yol güvenliği ve çevre”
alanında önlemler almak gereğini
duyduğu ve eylem planları hazırladığı belirtilerek, Dünya Sağlık
Örgütü’nün tüm üye ülkelerin çağrısına kulak verip AK Parti hükümeti-
nin de harekete geçmesi istendi.
Önergede imzası bulunan CHP
Genel Sekreteri Gürsel Tekin,
‘’Ulaştırma ve trafik sorunlarının
çözümü, trafik kazalarının önlenmesi
sadece kurallara ve görevlilere yüklenilmeyecek kadar geniş kapsamlıdır.
Bu alanda herkesin; özellikle hükümetlerin, resmi ve özel kurumların,
sivil toplum kuruluşlarının, ailenin ve
bireyin sorumluluk duyması ve belli
boyutlarda görev alması gerekmekte-
dir. Bu işin koordinasyonu hükümetin
sorumluluğudur. Bu teröre dur demeliyiz’’ ifadelerini kullandı.
3 YILDIR BEKLİYOR
Karayolları Trafik Kanunu’nun
Avrupa Birliği normlarına uymayan
maddelerinin değiştirilmesine yönelik
ilgili kurumların da görüşü alınarak
hazırlanan “Trafik Kanunu’nda
Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun
Tasarısı” 3 yıldır bekletiliyor.
KORKUTAN TAHMİN
Dünya Sağlık
Örgütü’nün 2009 yılına
oranla yaptığı hesaplamaya göre, 2020 yılında
yüksek gelirli ülkeler
grubunda trafik kazalarında ölümlerin yüzde
27 azalması, Türkiye’nin
de içinde bulunduğu
düşük ve orta gelirli
ülkelerde ise yüzde 83
artması bekleniyor.
Başka bir ifadeyle bu
konuda alınması gereken
önlemler konusunda derhal çalışma yapmaya
gerek duyulduğu
Meclis’e sunulan araştırma önergesiyle yinelendi.
BİLİNÇ DÜZEYİ
ÖNEMLİ
Karayolu altyapısından, taşıtlardan, hızlı ve
plansız şehirleşmeden,
sürücü hatalarından kaynaklanan
nedenlerle olsa da trafik kazalarının
azalmasını sağlamak belli bir bilinç
düzeyini de gerektiriyor. Bu konuda
siyasi iktidarlara büyük bir görev
düşerken, hükümet yetkililerinin yol
güvenliği ve çevre konularında derhal
harekete geçerek trafik terörüne karşı
önlem alması ve insan hayatının bu
kadar ucuz olmadığının farkına varması isteniyor.
Lüks araba kaçakçıları
için 24 yıl hapis istendi
ANKARA- Yurt dışında tescil kaydı olan kullanılmış lüks araçları satın alıp sıfır kilometre
araç gibi göstererek düzenledikleri sahte belgelerle ithalatını gerçekleştirip bazı iş adamları ile
siyasetçilere satan 7 kişi hakkında, 6 yıldan 24 yıl
3 aya kadar hapis talebi ile dava açıldı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan
iddianamede, HDP Mersin Milletvekili Dengir
Mir Mehmet Fırat, eski milletvekilleri Abdullah
Çalışkan, Ömer
Vehbi
Hatipoğlu'nun da
arasında bulunduğu
179 kişi mağdur,
Metin A, Mehmet
Hakan Ö, Turan T,
Yılmaz T, Hakkı G,
Günay A, Mehmet
P. şüpheli olarak
yer aldı.
İddianamenin
değerlendirme ve
sonuç bölümünde,
Türkiye'de bulunan
ithalatçı firmaların
özellikle
Almanya'da faaliyet gösteren galericiler aracılığıyla
araç alarak ithalat
işlemlerini gerçekleştirdikleri belirtildi.
Firmaların araçları daha ucuza mal
etmek için bazı
yöntemler geliştirdiklerinin tespit
edildiği bildirilen
iddianamede, yurt
dışında üretici
firma tarafından iç
pazara arz edilen,
tescil kaydı olan, kullanılmış araçları satın alıp,
sıfır araç gibi göstererek düzenledikleri sahte belgelerle ithalatlarını gerçekleştirdikleri kaydedildi.
Araçları Türkiye'ye getirirken daha az vergi
ödemek amacıyla, çift fatura kullanıldığı, Alman
gümrüğüne her 2 faturanın da ibraz edildiği ifade
edilen iddianamede, ancak aracın ithalatını gerçekleştirirken faturanın düşük olanının Gümrük
Müdürlüğü'ne beyan edildiği belirtildi.
Bu şekilde eksik KDV ve ÖTV ödeyerek menfaat temin etmek suretiyle devleti zarara uğratıldığı ileri sürülen iddianamede, Gümrük ve Ticaret
Bakanlığı müfettişleri tarafından düzenlenen
soruşturma raporuna da yer verildi.
İddianamedeki rapora göre, şüphelilerin, 5607
Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunun "eşyayı,
sahte belge kullanmak suretiyle gümrük vergileri
kısmen veya tamamen ödenmeksizin Türkiye'ye
ithal etmek" suçunu oluşturduğu ve olayın mağdurunun Gümrük İdaresi olduğu savunuldu.
Şüphelilerin eylemlerini 2007-2010 arasında
gerçekleştirdiği bildirilen iddianamede, Hakkı G,
Yılmaz T, Mehmet Hakan Ö. ve Mehmet P'in
gümrük müşaviri olarak suça konu gümrük beyannameleri düzenlemeleri nedeniyle ithalatçı firma
sahipleri ve ithalat işlemlerini birlikte gerçekleştiren diğer şüpheliler ile Gümrük Kaçakçılığı suçunu işlediği anlatıldı.
Şüphelilerin suç örgütü kapsamında 183 lüks
aracı yasal olmayan yollardan Türkiye'ye getirip
359 bin 904 avro 60 sent eksik KDV ödeyerek
devleti zarara uğrattığı ve haksız ekonomik
kazanç elde ettikleri savunulan iddianamede, 146
araca el konulduğu bildirildi.
Ekonomik çıkar amaçlı kurulan suç örgütünde,
Metin A'nın örgütün lideri, Günay A. ile Turan
T'nin yöneticileri, Yılmaz T, Hakkı G, Mehmet
Hakan Ö. ve Mehmet P'nin üyeleri oldukları öne
sürülen iddianamede, şüphelilerin yapmış oldukları eylemlerde belirli bir sistematik ve hiyerarşik
yapı içerisinde hareket ettiklerinin değerlendirildiği belirtildi.
Yurt dışından alınan araçların düşük fatura
bedellerinin banka yoluyla havale edildiği kaydedilen iddianamede, aradaki farkın ise ya elden
verildiği ya da satıcı firma yetkilisinin özel hesap
numarasına herhangi
bir açıklama yapılmadan gönderildiği
belirtildi.
Lüks 183 aracın
yasal olmayan yollardan Türkiye'ye getirilerek devletin 14 milyon avro zarara uğratılarak haksız ekonomik kazanç elde edildiği savunulan iddianamede, şüphelilerin,
"kamu görevlisinin
resmi belgede sahteciliği", "5607 Sayılı
Yasaya muhalefet
etmek, eşyayı, aldatıcı işlem ve davranışlarla gümrük vergileri
kısmen veya tamamen ödenmeksizin
ülkeye sokmak", "suç
işlemek amacıyla
örgüt kurma", "kurulan suç örgütüne üye
olma" suçlarından 6
yıldan 24 yıl 3 aya
kadar hapisle cezalandırılması talep
edildi.
Davanın görülmesine Ankara 1. Ağır
Ceza Mahkemesinde
önümüzdeki günlerde başlanacak.
Müştekilerin avukatlarından Hüseyin Denli,
araçların müştekiler tarafından resmi yollarla alındığını savunarak, "Arabalar resmi yollarla alınmış, ruhsatları var. Bütün ödemeler olumlu yönde
var. Hepsi resmi. Her bir bireyin araba alması gibi
onlar da arabaya sahip olmuşlar. Birden soruşturma dosyasıyla sulh ceza hakimliğinin kararıyla
arabalara el konuldu. Bu el konulma kararına itiraz ettik. El koyma kararının kaldırılmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Araçların iade edilmesi gerektiğini iddia eden
Denli, bu yönde mahkemelerin emsal kararları
olduğunu öne sürdü. (AA)
11 Ocak 2016 Pazartesi
11
Milli Tank ALTAY’ın
seri üretimi yakında
ANKARA - Türkiye'nin ilk milli ana muharebe
tankı ALTAY'ın bu yıl içerisinde kabul testlerinin
tamamlanması ve seri üretim için gerekli planlamaların
netleştirilmesi planlanıyor.
Kara Kuvvetleri Komutanlığının ana muharebe
tankı ihtiyacının yurt içi geliştirme modeli ile karşılanması amacıyla ve ALTAY Projesi'yle, yurt içi mevcut
imkan ve kabiliyetlerin azami kullanılması, gerekli
alanlarda ise yurt dışından teknik destek alınarak, tankın özgün olarak tasarlanması, geliştirilmesi, prototip
üretimi, test ve kalifikasyonu hedefleniyor.
Savunma Sanayii Müsteşarlığı tarafından görevlendirilen OTOKAR AŞ'nin ana, ASELSAN, Makina ve
Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), ROKETSAN ve
ROTEM'in alt yükleniciliğinde yürütülen projede üretilen prototiplerin hareket kabiliyetlerinin test edilmesi
ve mükemmelleştirilmesine yönelik bir dizi çalışma
yürütüldü.
ALTAY Projesi sistem kalifikasyon ve kabul testleri eş zamanlı olarak sürdürülüyor. Geçen yıl sistem
kalifikasyon testleri büyük oranda tamamlandı. Yıl
boyunca mevcut prototiplerle yönelik dayanıklılık testleri gerçekleştirildi. ALTAY Tankı'nın seri üretimine
yönelik teklife çağrı dosyası da geçen yıl yayımlanarak
ilgili firmalarla paylaşıldı.
Tanka yönelik dayanıklılık testlerine bu yıl devam
edilecek. Kabul testlerinin de yıl içerisinde tamamlanması öngörülüyor. Tank bu süreçte ekstrem sıcak-soğuk
iklim koşullarında dayanıklılık, isabet oranlarına ilişkin
atış, farklı arazi koşullarında manevra kabiliyeti testlerine tabi tutulacak.
Bunun yanında yıl içinde ALTAY Tankı'nın seri
üretimi için sunulacak teklifin değerlendirilmesi ve seri
üretim için gerekli planlamaların netleştirilmesi amaçlanıyor.
ALTAY Tankı, 3+ nesil bir tank olarak en son teknoloji ile donatıldı ve 21. yüzyılın modern orduları için
gerekli her türlü taktik yeteneği sağlayacak şekilde
geliştirildi.
ALTAY'ın yeni jenerasyon diğer tanklara göre en
büyük avantajlarından biri, konsept tasarım aşamasından itibaren bugünün ve geleceğin görev şartları ve
tehditleri göz önüne bulundurularak tasarlanması oldu.
Tankın, kusursuz hareket kabiliyeti, üstün ateş gücü
ve dayanıklılığıyla gelecekte muharebe sahalarının en
kritik unsurlarından biri olması öngörülüyor.
Her türlü arazi şartları ve iklim koşullarında en
zorlu testlere tabi tutulan ALTAY, başarılı bir performans sergiledi.
ALTAY'ın, yeni nesil tanklar arasında en gelişmiş
ana muharebe tanklarından biri olması bekleniyor.
Tankın üzerinde ana silah olarak 120 mm'lik 55
kalibre top yer alıyor. ALTAY'ın yeni nesil atış kontrol
sistemi, hareket halindeki hedefleri de yüksek isabet
oranıyla vurabilmesine imkan sağlıyor. Ayrıca tankın,
meskun mahal ve ateş destek ihtiyacına yönelik uzaktan kumandalı silah sistemi ve 7,62 mm'lik kule makinalı tüfeği bulunuyor.
Tank, her türlü tehdide karşı kompozit/reaktif zırhlar ve mürettebatın kimyasal, biyolojik, radyoaktif ve
nükleer tehditlerin bulunduğu ortamlarda görev yapmasına olanak sağlayan sistemlerle korunuyor.
Yaşam Destek Sistemi, İlave Mayın Koruma Kiti,
Yardımcı Güç Grubu, Lazer Uyarı Sistemi, 360 derece
Durumsal Farkındalık Sistemi, ALTAY'ın önemli
unsurları arasında yer alıyor
ALTAY'ın yüksek teknoloji ürünü yeni nesil komuta kontrol sistemi, muharebe sahasındaki taktik-lojistik
durum bilgisinin, emir, mesaj ve alarmların, tüm muharebe unsurlarının kullanımına uygun olarak üretilmesi,
işlenmesi ve dağıtılması fonksiyonlarını en etkin şekilde yerine getiriyor.
ALTAY Tankı için yerli güç grubu geliştirilmesine
yönelik çalışmalar da Tümosan Motor ve Traktör
Sanayi AŞ (TÜMOSAN) tarafından yürütülüyor.
TÜMOSAN, projeyi 190 milyon avro bütçe ile 54
ay içerisinde gerçekleştirmeyi taahhüt ediyor. (AA)
Narkotimler
YENİ YILA
hızlı başladı
ANKARA - Ankara'da 28 Aralık'tan 3 Ocak'a
kadar düzenlenen operasyonlarda 13 kilogram
esrar, 91 gram eroin, 60 gram kokain ve 525 ecstasy hap ele geçirildi.
Ankara Emniyet Müdürlüğü Uyuşturucu ile
Mücadele Şubesi bünyesinde görevli narkotimler,
yılbaşı öncesi ve sonrasında uyuşturucu kullanımı
ve satışının engellenmesine yönelik çalışmalarını
arttırdı.
Ekiplerin 28 Aralık-3 Ocak'ta düzenlediği operasyonlarda 13 kilo 539 gram esrar, 91 gram eroin,
60 gram kokain, 525 ecstasy hap, uyuşturucu satışından sağlandığı değerlendirilen 7 bin 380 lira,
bir tabanca, 39 mermi ve bir av tüfeği ele geçirildi.
Narkotik ekipleri, 65 sokak satıcısı ve uyuşturucu kullandıkları iddiasıyla 47 şüpheliyi gözaltına
aldı. Şüphelilerden 19'u çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece cezaevine gönderildi.
Suça sürüklenen 6 çocuk şüpheli, Çocuk Şube
Müdürlüğüne teslim edildi, diğer zanlılardan 20'si
adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. (AA)
12
11 Ocak 2016 Pazartesi
En stresli meslek askerlik
ABD'de insan kaynakları sektöründe faaliyet gösteren
"CareerCast" kuruluşu, 200 iş kolunun en
stresli ve stressiz
10'unu listeledi.
Kuruluşun internet
sitesinde yer alan listeye göre "en stresli
meslekler" sıralamasının tepesinde yıllık
ortalama 27 bin 936
dolar gelirle askerlik
bulunuyor.
Araştırmada özellikle
cephe hattında görev
yapan askerlerin
yüzde 30'unun zihinsel sorun yaşadığı
belirtildi.
NEWYORK - Listenin ikinci sırasında
ise yıllık ortalama 45 bin 970 dolar gelirle
itfaiyecilik yer alıyor. ABD'de geçen yıl
80 itfaiyecinin görev sırasında hayatını
kaybettiği kaydedildi.
En stresli meslekler arasında üçüncü
sırada ise yılda ortalama 103 bin 390
dolar kazanç elde edilen uçak pilotluğu
yer aldı.
Dördüncü sırada yıllık 58 bin 630 dolar
kazandıran polislik, beşinci sırada etkinlik
organizatörlüğü yer aldı. Düğün ve nişan
gibi özel günlerin yanı sıra konferans ve
zirve gibi geniş katılımın olduğu organizasyonları planlayanların yıllık ortalama
geliri ise 46 bin 490 dolar düzeyinde.
Listenin altıncı sırasında halkla ilişkiler
temsilciliği, yedinci sırasında üst düzey
şirket yöneticiliği, sekinci sırasında ise
mesai saatlerinde canlı yayın stresi yaşanan televizyon ve radyo yayıncılığı bulunuyor.
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TÜRK SOSYALİSTLERİNİ PKK VE HDP’NİN
MARABALIĞINDAN KURTULMAYA DAVET
Medya alanındaki diğer bir iş kolu
gazete muhabirliği ise en stresli dokuzuncu meslek olarak belirlendi.
Araştırmada, gazetelerin, reklam gelirlerinin azalması ve internet yayıncılığı ile
yaşadığı rekabet nedeniyle işçi çıkardığı
ve çalışanların ücretlerinin
her geçen gün azaldığı
kaydedildi. Gazetecilerin
ortalama yıllık kazancı ise
37 bin 200 dolar.
Listenin onuncu sırasında da gün boyu trafik ve
kızgın müşterilerle başetmek zorunda olan taksi
şoförlüğü yer alıyor.
Kuruluşun belirlediği
"en stressiz meslekler"in
ilk sırasında bilgi güvenliği analistliği, ikinci sırasında tıbbi görüntüleme
uzmanlığı, üçüncü sırasın-
da ise üniversite öğretim görevliliği bulunuyor.Araştırmaya göre "en stressiz" diğer
meslekler ise sırasıyla saç stilistliği, tıbbi
kayıt teknisyenliği, tıbbi laboratuvar teknisyenliği, kuyumculuk, odyoloji teknisyenliği, diyetisyenlik ve kütüphanecilik.
Küçük Toprak'ın hayali Erdoğan ile tanışmak
KONYA - Konya'nın Beyşehir ilçesinde
yaşayan bedensel engelli Toprak Onur,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile
buluşmanın hayalini kuruyor.
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
İlçeye bağlı Sarıköy Mahallesi'nde kısmi
felçli annesiyle yaşayan 8 yaşındaki küçük
Toprak, teşhisi konulamayan hastalığı
nedeniyle bir süre önce yürüme yetisini
kaybetti. Bedensel engelinden dolayı okul yaşamına evde eğitim hizmeti
alarak devam eden küçük
Toprak, hayranı olduğu
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan'ın adını
yazmaktan mutluluk
duyuyor. Emekleyerek
hareket edebilen Toprak,
hayranı olduğu
Cumhurbaşkanı Recep
Tayyip Erdoğan ile tanışmayı çok istiyor.
Beyşehir Belediye
Başkanı Murat Özaltun,
7
8
9
10
Toprak Onur'u ailesiyle yaşadığı evinde
ziyaret etti. Özaltun'un getirdiği hediye ve
oyuncaklarla büyük mutluluk yaşayan
Toprak, "Tayyip amcayı görmek ve onu
öpmek istiyorum. Tayyip amca, yanına gelmek istiyorum" diye seslendi. Yakından
ilgilendiği Toprak'ın tam teşekküllü bir
hastanede tedavi edilmesi talimatını veren
Özaltun, Toprak'ın ailesine giysi yardımında bulundu ve evin fiziki şartlarının iyileştirilmesi için çalışma başlatılacağını dile
getirdi. Anne Rukiye Onur ise oğlunun
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı
televizyondan gördüğünü ve kendisini çok
sevdiğini söyledi. Küçük Toprak'ın okuma
yazmayı yeni öğrenmesine rağmen
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın adını defterine
yazabildiğini ifade eden anne Onur, oğlunun Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı yakından
görmeyi çok istediğini dile getirdi.
BULMACA
Soldan sağa:
1.Hamur topağı, pazı. – Yurdumuzun güneyinde Akdeniz’e dökülen bir
çay. 2. Tanrı bilimi. 3. Ünite. – Gemilerin çektiği suyu göstermek için baş
ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler. 4. İlaç, merhem. – Güney
Amerika’nın dağlık bölgelerinde yaşayan yük hayvanı. – İlave. 5. Zararsız
yağ uru. 6. İmkân. – Şamanlarda din adamı. 7. Japon lirik dramı. – Tayin.
8. Adale. – Ağaçtan ya da demirden yapılan uzun ve kalın destek. 9.
Kadınların giydiği kolsuz üstlük. – Soğuk denizlerde yaşayan ve
karaciğerinden balık yağı çıkarılan balık. 10. Açık, ortada, herkesin içinde
yapılan. – Bir anda oluveren, apansız. 11. Radyumun simgesi. – İlgi. 12.
ABD’de bir eyalet. – İlkel silah. 13. Giyeceklerde takım. – Sandalı kıçtan
yürüten kısa kürek. 14. Terazi. – Kale duvarı. 15. Ege bölgesinde bir göl.
– Bir işi yapma, yerine getirme. 16. Yabani hayvan barınağı. – Bir insanın
yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası. 17. Güzel koku. – Küçük bir
limon türü. 18. Yapıt. – Edirne ilinin bir ilçesi. 19. Sevgilinin balkonu
altında, bir çalgı ile verilen konser. – Arjantin’in plaka işareti. 20. İlgi eki.
– Sıtma mikrobunu aşılayan sivrisinek türü.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Bebeklerin mamalarının konulduğu emzikli şişe. – Bir sebze. – Kimsesiz. 2.
Acınacak, acıklı. – Yerel, mahalli, mevzi. – Petrol çıkarılan dağımız. – İçine
başka bir içki veya sıvı katılmayan içki. 3. İnce perde ya da örtü. – Panama’nın
plaka işareti. – İştahı açmak için yemekten önce içilen içki, açar. – Yürürlükte
olan, geçerli. 4. Topluluk, cemaat. – Dogma, inak. – Cilve, işve. – Gereğinde
kullanılmak üzere saklanan tahıl. 5. Yapım işleri. – Bir nota. – Göçebelerin
konak yeri. – Favori. – Olumsuzluk anlatan ünlem. 6. Tembel hayvan. – Japon
imparatorlarına verilen unvan. – yaratıcısının adı bilinmeyen eser. –
Damarlarda dolaşan hayati sıvı. 7. Takılmış ad. –
Eski dilde albay. – Kasaplık hayvanların sırtında,
dikensi çıkıntı boyunca iki yandaki et. 8. Soyundan
ÇÖZÜMÜ
gelinen kimse. – Yumurta biçiminde yapılan ve sekiz
BUGÜN
deliği bulunan üflemeli bir çalgı. – Bir yerin güvenli
14.
SAYFADA
ve düzen içinde bulunması durumu. 9. Faiz, ürem. –
İyiden iyiye, iyice. – Belirti, iz, ipucu. 10. Cüretkâr.
– Evrenpulu. – Kiraya verilerek gelir getiren mülkler. – Kimileri uğur sayar.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
Bugün Türkiye’de en önemli sorunlardan biri, güya Amerikan emperyalizmi
düşmanı olan bir kısım Türk Sosyalist
ve Komünist grupların Amerika’nın
vesayetinde ve patronajında PKK’nın
silah zoruyla, HDP’nin güya demokrasi
ile ırkçı, bölücü, ayrılıkçı bir Kürdistan
Devleti kurma projesine destek vermeleridir. Türkiyeli Sosyalist ve
Komünistlerin bir hastalığı var. Bütün
vatandaşları kucaklayan ve etnik kökenine bakmadan herkesi tek millet sayan
Türk milliyetçiliğini ırkçılık olarak görüyorlar; ama öbür taraftan asıl ırkçı olan
PKK Kürtçülüğünü demokrasi zannedip
destekliyorlar. Madem Sosyalizm ve
Komünizmin temelinde ırklar, milletler,
devletler, bayraklar üstü enternasyonal,
hümanist, kozmopolit bir toplumsal
yapı öngörülüyor, o zaman neden PKK
anlayışına bağlı Kürt ırkçılığını savunuyorsunuz? Size göre Türk milliyetçiliği
ırkçılık oluyor da PKK Kürtçülüğü ırkçılık
olmuyor mu?
Bugün Türkiye’de PKK ve HDP’nin
Kürt ırkçılığı merkezli, vatanı ve devleti
bölüp parçalama amaçlı özerklik, eyaletçilik, federasyonculuk tezlerini savunan ve bunlara destek veren Türk
Sosyalist ve Komünistleri çok büyük bir
yanlış ve aymazlık içindeler. Bu tavırlarıyla kendi idam fermanlarını kendileri
imzalıyorlar, kendi varlıklarını bile yok
edecek büyük bir felâketin destekçiliğini
yapıyorlar. İlerde iş işten geçmeden bir
an önce PKK ve HDP’nin marabalığından, köleliğinden kurtulmalılar. Bu
meseleyi bir örnek üzerinden temellendirelim. Vaktiyle Sosyalist filozof
Fernando Savater, 1975’te Franko’nun
ölümüyle faşist yönetiminden 1978’de
demokratik rejime geçen İspanya’nın
durumunu şöyle özetlemiş:
“Özerklik isteyen 2 bölgeyi 17’ye
çıkardık. Yerelleşmeyi demokrasinin
olmazsa olmazı ve halka en yakın yönetimler sayıyorduk, ama bugün egoizmi
beslediğini, kaynakların hovardaca
yağma edildiğini, eşitlik ve dayanışma
duygularını tahrip ettiğini, neredeyse
demokrasi ve özgürlüğün düşmanı
olduğunu gördük. Kamu yararı, ortak
refah, ortak değerler ve ortak aidiyeti
yitirdik. Ayrılıkçılık, bölgecilik ve bölgesel milliyetçilik, fırsatçı bir hastalığa
dönüşerek, zayıflayan organizmalara
saldırıyor. Koskoca İspanyayı mahvettik.
Bundan nasıl kurtulacağız .”
Bugün Türkiye’de PKK ve HDP tarafından aynı oyun oynanıyor. Aklı başında Sosyalist ve Komünist aydınlar, ilerde Fernando Savater gibi “Koskoca
Türkiye’yi mahvettik. Bundan nasıl kurtulacağız.” Dememeleri için şimdi yol
yakınken ya Türk milliyetçisi ya da ulusalcı Türkiyeci olsunlar.
Irak'taki sığınmacıların kış çilesi
ERBİL - Irak'ın Erbil kentinde bulunan çadır kentte yaşayan Suriyeli
sığınmacıların çileli hayatları, aşırı kar
ve yağmurun neden olduğu soğuk
hava şartlarından dolayı daha da zorlaştı. Erbil kent merkezinden yaklaşık
30 kilometre mesafede bulunan
Kevirgosk Sığınmacı Kampı'nda yaşayan sığınmacılar kötü hava koşullarında hissettiklerini AA'ya anlattı.
Kampın çıplak zemin üzerinde
kurulması ve güçlü altyapısının olmamasından dolayı şiddetli kar ve yağmurların yağmasıyla çadır kent adeta
çamur deryasına dönüşüyor. Kış mevsiminin gelmesine rağmen kampta
yaşayan bir çocuğun yazlık ayakkabı
ve elbiselerle korumasız bir şekilde
dolaştığı görülüyor.
Suriye'nin Kamışli kentinden ailesiyle birlikte yaklaşık 3 yıl önce gelen
Muhammed Kelemend (12), çadırlarının çok soğuk olduğunu belirterek,
elektrik kesintilerinden dolayı zor günler geçirdiklerini söyledi.
Üçüncü yılını bu kampta geçirdiğini
ve bu yılın en soğuk kış olduğunu dile
getiren Kelemend, "Çadırda 8 kişiyiz
ama sadece 4 adet battaniyemiz var.
Gece kampta elektrik olmadığı ve soba
yakıtı kalmadığı zaman bu battaniyelerle nasıl ısınacağımızı ve uyuyacağımızı düşünüyoruz" dedi.
Çadır kentteki birçok arkadaşının
Avrupa'ya yasa dışı yollarla göç ettiğini söyleyen Kelemend, "Artık kimse
burada kalmak istemiyor. Eskiden
oyun oynadığım birçok arkadaşım
aileleriyle birlikte Avrupa'ya gitti.
Bende buradan gitmek istiyorum" şeklinde konuştu.
Kamptaki çadırın önünde duran bir
başka çocuk Ahmet Yusuf ise, kış
mevsimini hiç sevmediğini kısık bir
sesle söyleyerek, ne hissettiklerini şu
kelimelerle ifade etti:
"Yağmur yağdığı zaman her yer
çamur oluyor ve dışarıya çıkmamızı
engelliyor. Kamptaki fırından ekmek
almak için çıkmam gerektiği zaman
ise ayaklarıma naylon geçirip, dikkatli
bir şekilde yürüyorum. Oyun oynayacak hiç bir alanımız yok. "
(AA)
ANKARA - Çevre ve
Şehircilik Bakanlığı, "Ulusal
Hava Kalitesi İzleme ağından
elde edilen veriler ışığında
İstanbul için yaptığımız
değerlendirmede; İstanbul'da
hava kirliliği problemi olduğundan bahsetmek mümkün
değildir" değerlendirmesinde
bulundu.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, son günlerde yazılı ve
görsel basında İstanbul'un
hava kalitesi konusunda
haberler çıktığı belirtildi.
Açıklamada, "Ulusal Hava
Kalitesi İzleme ağından elde
edilen veriler ışığında İstanbul
için yaptığımız değerlendirmede;
İstanbul'da hava kirliliği problemi olduğundan bahsetmek mümkün değildir"
ifadesini kullanıldı.
İstanbul'un 1990'lı yıllarda havası en
kirli illerin başında yer aldığı ve özellikle
ısınma amacıyla kullanılan yakıtın çok
ciddi bir şekilde denetlenmesi ve doğalgazın yaygınlaştırılması ile hava kirliliği
probleminin büyük ölçüde ortadan kalktığı bildirilen açıklamada, şunlar kaydedildi:
"İstanbul'da özellikle yakıt kalitesinin
iyileştirilmesi ve doğalgazın yaygınlaştırılması sonucunda Kükürtdioksit konsantrasyonlarında azalma olmuş ve
Avrupa Birliği direktiflerinde belirtilen
yıllık sınır değerleri altına düşülmüştür.
Kükürtdioksit konsantrasyonları Avrupa
Birliği Direktiflerinde belirtilen günlük
125 mikrogram/metreküp sınır değeri hiç
aşmamış, yıllık 20 mikrogram/metreküp
sınır değerin ise kış sezonlarında dahi
altında kalınmıştır.
2015 yılı için, İstanbul geneli kükürtdioksit ortalaması 5 mikrogram/metreküp
olarak gerçekleşmiştir. Bu değer AB sınır
değerinin 4 kat altındadır. Hava kalitesi
açısından Bakanlık olarak hedefimiz, AB
standartlarını sağlamaktır. Bu hedef doğrultusunda çalışmalarımız ve denetimlerimizi tüm hızıyla sürdürmekteyiz.
Kamuoyu bu tarz haberlere itibar ederek
hava kalitesi konusunda paniğe kapılmamalıdır. Bu konuda halkımızı doğru bilgilendirmeye devam edeceğiz." (AA)
"İstanbul'da hava kirliliği problemi yok"
SAĞLIK
“Uzun süren öksürük
veremin habercisi”
BURSA - Uludağ Üniversitesi
(UÜ) Tıp Fakültesi Göğüs
Hastalıkları ve Tüberküloz Anabilim
Dalı Başkanı Prof. Dr. Mehmet
Karadağ, tarihte milyonlarca insanın
ölümüne yol açan veremin, tedavi
edilmemesi halinde hala ölümcül
olduğunu söyledi. Karadağ, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, asırlardır devam eden tüberküloz savaşında insanoğlunun en güçlü dönemini yaşadığını, hastaların birçoğunu
tedavi etmek için gereken tüm ilaçların ellerinde bulunduğunu bildirdi.
Hastaların kendi şikayetleri ortadan
kalktıktan sonra tedaviye devam
etmek istememesi sorununa Dünya
Sağlık Örgütü'nün "Doğrudan
Gözetimli Tedavi (DGT)" yöntemiyle çözüm getirdiğini belirten
Karadağ, "Bu programı alan ülkeler
eğer politikalarında da varsa büyük
başarılar elde ediyor. Bunlardan biri
olan bizim ülkemizde de 2006'dan
beri başarılı tedaviler yapılmaktadır"
diye konuştu. Karadağ, verem hastalığının solunum yoluyla bulaştığını
hatırlatarak, kalabalık ortamda
veremli hastanın bulunması halinde, orada
her insanın bu hastalığa yakalanma riskinin
olduğunu dile getirdi. Bu hastalığın tedavi
edilmemesi halinde hala ölümcül olduğuna
dünya nüfusunun yaklaşık 3'te biri
olduğunu belirtti. Milyarlarca insanın vücutlarında verem mikrobunu
taşıdığını ifade eden Karadağ, şöyle
devam etti: "Bu mikropla her karşılaşan hasta olmuyor. Direnci yüksek, beslenmesi güçlü insanlar hastalanmıyorlar. Eğer vücut direnci
düşerse, mikroplarla baş edemeyecek duruma gelirse, reaktivasyon
dediğimiz tüberkülozda vücuduna
daha önce aldığı mikrobun aktive
olmasıyla hastalanabilir ya da daha
sık görülen reenfeksiyon dediğimiz
herhangi bir hastayla karşılaştığı
zaman vücudunda da bu mikrop
bulunuyorsa hastalık gelişebilir.
Erişkin tipi dediğimiz bu tüberkülozda insanların akciğerlerinde erimeler ve kaviteler (boşluk) oluşuyor. Bu kaviteler de insanların kan
tükürmesine sebep oluyor. Tarihte
milyonlarca insanın ölümüne sebep
olan bu hastalık eğer tedavi edilmezse hala ölümcül. İki haftadan
daha uzun süren öksürüğü bulunanlar, muhakkak bir hekime başvurmalı. Uzun süreli öksürük, kilo
dikkati çekerek, dünyada aslında tüberküloz kaybı, halsizlik ve özellikle gece terlemesi
bulunanlar mutlaka kontrole gitmeli."
mikrobuyla karşılaşan insan sayısının
Operasyon bölgesinin fedakar "can kurtaranları"
DİYARBAKIR - Diyarbakır'ın Sur ilçesinde, terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonun sürdüğü kritik noktalarda nöbet tutan
112 Acil Servis çalışanları, gece gündüz
demeden canları pahasına görev yapıyor.
Sokağa çıkma yasağının devam ettiği Sur
13
11 Ocak 2016 Pazartesi
ilçesindeki Cevatpaşa, Fatihpaşa,
Dabanoğlu, Hasırlı, Cemal Yılmaz ve
Savaş mahallelerinde güvenlik güçlerince
terör örgütü PKK'ya yönelik operasyonlar
sürüyor.
Acil sağlık hizmeti çalışanları, operas-
"Sağlıklı Teknoloji
Kullanımı" Konferansı
ERZURUM - Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Prof.
Dr. Mücahit Öztürk, teknoloji bağımlılığının farkındalık
noktasında sıkıntı yaşanılan bağımlılık türlerinden olduğunu söyledi. Öztürk, Atatürk Üniversitesi Nene Hatun
Kültür Merkezinde düzenlenen "Sağlıklı Teknoloji
Kullanımı" konferansında yaptığı konuşmada, tütünden
alkole, problem haline gelen teknolojinin kullanımından
kumara kadar geniş bir yelpazede bilinç oluşturma çabası
içerisinde olduklarını belirtti. Bir toplumu manevi anlamda yok edebilmenin en önemli noktalarından birinin o
toplumu bağımlı kılmak olduğunu söyleyen Öztürk, şöyle
dedi: "Toplumda madde bağımlılığı, alkol bağımlılığı,
tütün bağımlılığı yaygınlaşırsa hem sağlık açısından hem
de o toplumun ruh sağlığı açısından ciddi bir sorun oluşuyor. Teknoloji bağımlılığı da henüz daha literatüre yeni
yeni giren çok farkında olmadığımız, farkındalık noktasında sıkıntı yaşadığımız bağımlılık türlerinden biri.
Teknoloji bağımlılığı da aslında hayatımızda çok ciddi
anlamda bir ruhsal problemler kümesi yaratıyor. Belki bir
çocuk ve ergen psikiyatristi uzmanı olarak klinikte çok
fazla özellikle oyunla ilgili ya da sosyal medyayı kullanmakla ilgili bağımlılıklar görmeye başladık ve bunlar
kişinin yaşam kalitesini, ailesinin ve çevresinin yaşam
kalitesinin çok fazla etkiliyor." Cemiyetlerinin gençlerden
beklentileri bulunduğunu aktaran Öztürk, aileler için eğitimler düzenlediklerini ancak asıl hedef kitlelerinin
çocuklar ve gençler olduğunu ifade ederek, "Bilgi konusunda sıkıntılı bir toplum olmaya başladık. Her şeyi internet öğrenmeye başladık. Maalesef internet bilgileri her
zaman doğru bilgiler değildir. Bilgiyi sağlam kaynaktan
öğrenmek, değerlidir ve önemlidir. O nedenle bugün teknolojiyi kullanmayla ilgili temel bilgi sahibi olmaya çalışacağız" dedi. (AA)
yonlarda terör örgütü mensupları tarafından
el yapımı patlayıcı, roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırılar
sonucu yaralanan vatandaşlar, askerler ve
polislerin hayatını kurtarmak için zor koşullarda çalışıyor.
Gece gündüz demeden operasyonların
sürdüğü kritik noktalarda ambulans içinde
nöbet tutan sağlık çalışanları, soğuk havaya
rağmen teyakkuzda bekliyor.
Acil tıp teknisyeni E.Ö, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, Sur ilçesinde vardiyalı
olarak çalıştıklarını söyledi.
Güvenlik güçleri ve sivil yaralıları kurtarmanın kendileri için en büyük teselli olduğunu belirten E.Ö, şöyle konuştu:
"Elimizden geldiği kadar müdahale edip
onları kurtarmaya çalışıyoruz.
Kurtaramadığımız vakalara çok üzülüyoruz.
Direkt çatışmanın ortasında kalıyoruz, silah
seslerini duyuyoruz ve hiçbir güvenliğimiz
olmadan olaylara gidiyoruz. Allah korusun
kurşun gelse, biz de o durumda ölebiliriz,
yaralanabiliriz. Vatandaşlar, emniyet ekipleri ve askerleri kurtarmaya yönelik çalışmalar yapıyoruz. Onları kurtardığımız zaman
çok mutlu oluyoruz. Yaptığımız işin verdiği
hazzı alıyoruz. 112'de bu şekilde eğitim
aldık. Amacımız hayat kurtarmak, bunun
verdiği mutluluğu da hiçbir şey veremez."
Acil tıp teknisyeni S.K. de işlerinin riskli
olduğunu ve çoğu kez can güvenliği olmadan vakalara müdahale ettiklerini anlattı.
Soğuk havaya rağmen görev yaptıklarını
ifade eden S.K, "Burada sıfırın altında 11
derecede bu araçların içinde kaldık.
Oturuyoruz, ayaklarımız tutuluyor, balon
gibi oluyor. 24 saat bunun içinde oturmak
çok zor. Derdimiz uyumak değil. Sur'da
istirahat edecek bir yerimiz bile yok.
Buraya rotasyonla geliyoruz. Mesleğimizi
seviyoruz" diye konuştu.
"Diyarbakır'daki sağlık çalışanları, polise
ve askere müdahale etmekten çekiniyor"
diye düşünenler olduğuna dikkati çeken
S.K, "Gerçekten bunu çok yadırgıyorum.
Hiçbir sağlıkçı, herhangi bir sivile, devlet
memuruna art niyetli davranmadı. Hepimiz
canla başla çalışıyoruz. İster güvenlik güçleri olsun ister sivil vatandaş olsun canımız
pahasına onları kurtarmak için girilmeyecek
yerlere giriyoruz" değerlendirmesinde
bulundu.
S.K, Sağlık Bakanlığının bölgeye göndereceği zırhlı ambulansların işlerini kolaylaştıracağını sözlerine ekledi.
Mahsur kalan hasta için seferber oldular
VAN - Gevaş'ta kar ve tipi
nedeniyle yerleşim yerinde mahsur kalan hasta yaklaşık 36 saat
süren zorlu mücadele sonrası
hastaneye ulaştırıldı.
İlçeye bağlı Anaköy mahallesinde üzerine sıcak su dökülen
15 yaşındaki Azat Aktı'nın ailesi,
hastaneye ulaşamayınca durumu
sağlık ekiplerine bildirdi.
Van'dan 2 ambulans ve bir kar
motoruyla yola çıkan Ulusal
Medikal Kurtarma Ekibi
(UMKE) kar kalınlığının yaklaşık 2 metreye ulaştığı bölgeye
varabilmek için harekete geçti.
Kar ve tipi yoğunluğu nedeniyle köye ulaşamayan sağlık
ekipleri geceyi Bitlis'in Hizan
ilçesine bağlı Kolludere köyünde
geçirmek zorunda kaldı.
Sabahın erken saatlerinde
yeniden yola çıkan ekipler,
Anaköy mahallesi yakınlarında
çığ tehlikesi atlattı. Kara saplanan sağlık ekibi aracı, vatandaşların yardımıyla kurtarıldı.
Olumsuz hava koşulları nedeniyle araçlarını yerleşim yerine
yakın bir bölgede bırakan ekipler, yaya olarak hastanın bulunduğu eve ulaştı.
Burada yapılan ilk müdahalenin ardından mahalle sakinlerinin yardımıyla hazırlanan sedyeye konulan hasta, kar motorunun
bulunduğu yere taşındı.
Vücudunda yanıklar bulunan 15
yaşındaki Aktı, Van Bölge ve Eğitim
Araştırma Hastanesi Yanık Merkezi
Ünitesine kaldırıldı.
Hastanın babası Tahsin Aktı, AA
muhabirine, sağlık ekiplerinin hayatlarını tehlikeye atarak yardımlarına koştuğunu bildirdi.
Baba Aktı, "Oğlum ısınmak için pet
şişe içinde suyu bacaklarının arasına
bırakınca kapak açıldı ve yandı. Kar
nedeniyle hastaneye ulaştıramadık. Çok
kar vardı ekipler çocuğuma ulaşmak
için çok zorlandı. Allah devletimizden
razı olsun" ifadesini kullandı.
Annesi Perihan Aktı da oğlunun
yanık nedeniyle günlerdir acı çektiğini
ancak tipi ve kar yüzünden kendisini
hastaneye ulaştıramadıklarına dikkati
çekti. Durumu bildirdikleri sağlık ekip-
lerinin yoğun bir mücadele sonrası
köye ulaştığını vurgulayan anne Aktı,
"Allah onlardan razı olsun. Oğlumu
kurtardılar" dedi.
Mahalle muhtarı Cengiz İnan ise
olumsuz hava koşulları nedeniyle zor
günler geçirdiklerine işaret ederek, "Bu
zor günlerimizde sağlık ekipleri yardımımıza koştu. Hastamızı kurtardı.
Hepsine yürekten teşekkür ediyoruz"
diye konuştu. (AA)
Organ naklinin
"koruyucu
melekleri"
ANTALYA - Akdeniz
Üniversitesi Organ Nakli
Merkezi'nde görev yapan hemşireler, nakillerle hayata tutunan hastaların, bakım ve tedavilerini yapıp
moral ve motivasyonlarını sağlayarak adeta koruyucu melekleri oluyor.
Organ Nakli Merkezi Müdürü
Prof. Dr. Bülent Aydınlı başkanlığındaki ekip, kronik hastalık nedeniyle uzun yıllar tedavi gören hastaları, canlı veya kadavradan yapılan nakillerle yeniden sağlığına
kavuşturuyor.
Nakil sonrası servise alınarak
doktor gözetiminde tutulan hastaların, hemşireler tarafından bakım ve
tedavileri yapılarak daha kısa sürede iyileşmeleri için moral ve motivasyonu sağlanıyor.
İkinci kez hayata tutunan hastaların sağlığına kavuşması için sık sık
kontrol yapan hemşireler, birbirlerine destek olarak morallerini yüksek tutup, hastalara güleryüzlü davranmaya önem gösteriyor.
Merkezde çalışan 10 hemşire,
bakım ve tedavilerin yanı sıra hasta
ve yakınlarına moral ve motivasyon eğitimi de veriyor.
Organ Nakli Kliniğinin sorumlu
hemşiresi Nihal Kiraz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12 yıldır
kurumda çalıştığını, organ nakli
bölümünün diğer bölümlere göre
daha özel bir yer olduğunu söyledi.
"Burada hastalara ikinci hayat
verildiği için daha özel bir bölüm.
Biz hastaları ameliyat öncesi, sonrası bakım ve tedavilerini yapıyoruz, psikolojik yönden destek oluyoruz" diyen Kiraz, hem kendi
morallerini hem de hastaların
moralini yüksek tutmaya çalıştıklarını ifade etti. Kiraz, hastaların iyileşmesi için güler yüzün her zaman
önemli olduğuna değinerek, şunları
kaydetti: "Onlar da sürekli geri bildirimde bulunuyorlar, 'güler yüzlü
kişiler görünce biz hemen iyileşiyoruz' diyorlar. Yorucu yoğun bir
meslek ama hastalarımızın iyileşmesi için elimizden geleni yapıyoruz. Onları ve yakınlarını psikolojik yönden destekliyoruz çünkü
nakilden sonra hasta endişe içerisinde oluyor. 'Ne olacak, nasıl
yaşayacağım, neler yapmam gerekiyor' diye soruyorlar. Sabah servise gelip, hastalarımızın tedavi ve
bakımlarını planlıyoruz. Ameliyat
sonrası ilk günü olanların mobilizasyonlarını, solunum egzersizlerini ve öksürme egzersizlerini yaptırıyoruz." Gecenin bir saatinde hastaların kendilerini arayabildiğini
anlatan Kiraz, il dışındaki hastaların da sık sık arayıp kendisinden
bilgi aldığını dile getirdi.
Merkezin müdürü Prof. Dr.
Bülent Aydınlı da nakil sonrası hastaların bakım ve tedavisinin organ
nakli kadar önemli olduğunu bildirerek, "Biz servisimizde çalışan
hemşirelerimize, 'organ naklimizin
koruyucu melekleri' diyoruz.
Servislerin bakımı, temizliği, hastalara moral verilmesi önem arz ediyor. Gerçekten önemli bir görev
üstleniyorlar, hastalarımızın bakımı
için ellerinden geleni yapıyorlar"
dedi.
14
11 Ocak 2016 Pazartesi
“Taş mektep”
yıllara meydan
okuyor
KÜTAHYA- Kütahya'da uzun yıllar askeri
kışla, yatılı yurt ve okul olarak hizmet veren "taş
mektep" yıllara meydan okuyor.
Atatürk'ün 24 Mart 1923'te geldiği
Kütahya'da, içerisindeki bir odada öğretmen ve
öğrencilerle sohbet ettiği "taş mektep", günümüzde Beylerbeyi Mesleki ve Teknik Anadolu
Lisesine hizmet veriyor.
Lisenin müdürü Mehmet Akçay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "taş mektep" olarak bilinen tarihi binanın yapımına 1884 yılında
Mutasarrıf Tevfik Paşa zamanında başlandığını,
Mutasarrıf Haşim Paşa'nın gayretleriyle de 1890
yılında tamamlandığını hatırlattı.
Akçay, binanın kentin en eski eğitim öğretim
merkezlerinden biri olduğunu vurgulayarak,
şöyle konuştu:
"125 yıllık bir bina olan taş bina zaman içerisinde değişik amaçlar için kullanılmış. Mektep,
yatılı okul, askeri kışla ve okul ile sağlıkla ilgili
birimler amacıyla kullanılmış. 24 Mart 1923
yılında da Mustafa Kemal Atatürk okulumuzu
ziyaret etmiş ve günümüzde okul müzesi olarak
kullanılan ve o zamanın öğretmenler odası olan
salonda öğretmen ve öğrencilerle sohbet etmiştir.
Atatürk, bu bina içerisinde öğretmen ve öğrencilere öğütler vererek eğitim alanında onlara yol
göstermiştir."
Taş binada zaman içerisinde meydana gelen
yıpranmaları Kültür Varlıklarını Koruma
Kurulundan alınan izinlerle aslına uygun olarak
onarmaya çalıştıklarını anlatan Akçay, yapının
korunması için ellerinden gelen gayreti sarf
ettiklerini, öğrencileri de bu yönde her zaman
uyardıklarını belirtti.
Akçay, taş binanın, içerisinde oluşturulan,
adeta okulun ve kent tarihine ışık tutan müzesi
ile de dikkati çektiğini aktardı.
Müzenin geçmişi gerçek manada anlatan tarihi bir belge, bir vesika niteliği taşıdığını ve kendilerine teslim edilmiş bir emanet olduğunu vurgulayan Akçay, "Bundan sonraki dönemlerde bu
müze, milletimize faydalı olacak. Müzemizi,
ziyaret edenlere açıyoruz. Burada bulunan eserlerle ilgili ziyaretçilere bilgiler veriyoruz.
Okulun mezunları ve burada görev yapmış emekli öğretmenler tarafından daha çok ziyaret edilen
müzemizde ziyaretçilerimiz anılarını tazeliyorlar.
Biz de bu şekilde eskileri yaşatmış oluyoruz"
dedi.
Tarihi zenginliği bulunan bir binada görev
yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını dile getiren
Akçay, geçmiş kültürü yeni nesle aktarma gayretinde olduklarını sözlerine ekledi. (AA)
Uzungöl'ün maskotu "tahta
araba" kış testini geçti
TURİZM
TRABZON - Doğu Karadeniz'in en çok
ziyaret edilen turistik mekanı Uzungöl'de bir turizmcinin gezinti amacıyla yaptırdığı "tahta
araba", kar lastiği ve zinciri olmamasına rağmen
zorlu kış şartlarında da sahibini hayal kırıklığına
uğratmadı. Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı
turizm merkezi Uzungöl'de otel işletmeciliği
yapan Mehmet İnan, bir süre önce kentin
Köprübaşı ilçesinde oturan marangoz arkadaşı
Mustafa Kaya'dan Karadeniz'in kıvrak zekasını
yansıtan bir araç yapmasını istedi. Kaya da bir
aracın motoru ve şasesini kullanarak diğer
kısımları tamamen ahşap olan bir otomobil
yaptı. Mehmet İnan da Karadeniz insanının güncel yaşantısında binalar, ev eşyaları, hediyelik
eşyalar gibi birçok alanda ahşabı yaygın olarak
kullanan yöre insanının bu alışkanlığından yola
çıkarak yöre mimarisine uygun olarak üretilen
otomobili satın alıp Uzungöl'e getirdi.
Ruhsat verilmemesi nedeniyle aracıyla
trafiğe çıkıp Trabzon şehir merkezine
gidemediği için otomobilini bir süredir turizm
merkezi Uzungöl'de gezinti amaçlı kullanan
İnan, son olarak yörede etkili olan kar yağışı ve
soğuk havayı fırsat bilerek aracını kış şartlarında
test etti.
Üstünün açık olması ve kış performansını
bilmediği için kışın kullanmadığı aracını
Uzungöl'de kar ve buzla kaplı yolda kar lastiği
ve zincir olmadan kullanan İnan, aracının bu
koşullardaki performansından memnun.
İnan'ın zincirsiz olarak kullanmasına rağmen
kar ve buzla kaplı yolda oldukça rahat seyredebildiği ve kar üzerindeki manevralarıyla şov
yapabildiği ahşap otomobili, yerli ve yabancı
turistlerin ilgi odağı oluyor. Turizmci Mehmet
İnan, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Uzungöl'de yaşadığını ve otel işletmeciliği yaptığını belirterek, kış mevsimi olmasına rağmen
yörenin turist ağırlamayı sürdürdüğünü ifade
etti. Her kış ayında donan Uzungöl'ün ayrı bir
güzellik sunduğunu belirten İnan, kendisinin de
4 vitesli üstü açık tahta arabasıyla yörede
arkadaşlarıyla gezintiye çıktığını dile getirdi.
İnan, otomobilinden çok memnun olduğunu
belirterek, "Otomobili Köprübaşı ilçesinde oturan arkadaşım Mustafa Kaya'dan aldım.
Yöremizde mimaride ahşap yaygın olarak kullanılıyor. Bu açıdan yöresel mimariye de uygun
bir araç tasarladı. Ahşap olması güzel. Bizim
insanımız hep yaratıcıdır. Karadeniz insanı farklı
fikirlerde hep ön plana çıkmıştır. Şasenin üzerine komple ahşap yapılmış bir araç, bir araca ait
"Fırat Kaplumbağası"nın
yaşam alanı turizme açılıyor
4
5
6
ISSN 1308-7622
7
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
9
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
1
3
11 Ocak 2016
Pazartesi
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
2
Yıl: 46
Sayı: 15356
10
GAZİANTEP - Nesli tehlike
altında bulunduğu için koruma altına
alınan "Fırat Kaplumbağası"nın
önemli yaşam alanlarından
Gaziantep'teki Karkamış Sulak
Alanı'nın turizme kazandırılması
planlanıyor.
Gaziantep Büyükşehir
Belediyesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Orman ve Su İşleri
Bakanlığı ile "Karkamış Taşkın
Ovası Sulak Alan Yönetim Planı
Projesi" konulu toplantı düzenlendi.
Bölge ve "Fırat
Kaplumbağası"nın durumunun ele
alındığı toplantıda konuşan
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi
Başkan Vekili Latif Karadağ, sulak
alanların önemine işaret ederek buralardaki her türlü canlıya sahip çıkıl-
ması gerektiğini vurguladı.
Karkamış ilçesindeki sulak alanın
en iyi şekilde değerlendirilmesi gereğine işaret eden Karadağ, "Burayı
hem kuş türü hem de su alanı ile
korumak ve aynı zamanda kullanmak
istiyoruz. İnşallah bölgeyi turizme
açarak hem bölgeyi korumak hem de
halka açmak arzusundayız" ifadelerini kullandı.
Orman ve Su İşleri Bölge
Müdürü Ayhan Deligöz de "Fırat
Kaplumbağası"nın dünyada sadece
Karkamış'ta bulunduğunu kaydetti.
Fırat Kaplumbağası ve benzer
hayvan türlerinin korunarak sulak
alanın turizme kazandırılmasının
yerinde bir çalışma olacağını belirten
Deligöz, katkı verenlere teşekkür etti.
(AA)
motora sahip keyifli bir araç" ifadelerini kullandı.
Kaya'nın bu aracı kendisine verdikten sonra
yine ahşaptan başka bir araç yaptığını, kendisinin de otomobilini sadece Uzungöl'de gezinti
amaçlı kullandığını söyleyen İnan, "Benim
aracımın üstünün açık olması, kışın biraz sıkıntı
ama genel itibarıyla keyif aldığım bir araç.
Türkiye'de yetenekli çok fazla insan var, özellikle Karadeniz bölgesinde çok farklı fikirler çıkabilir. Aracı kullanırken Karadenizlinin kıvrak
zekasını görebiliyorum" diye konuştu.
(AA)
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
B
!
B
E
R
O
N
E
L
!
M
Z
A
R
E
H
!
L
K
A
B
A
K
B
!
K
E
S
L
O
K
A
L
R
A
M
A
N
S
E
K
P
A
A
P
E
R
!
T
!
F
M
E
R
!
N
A
S
N
A
Z
Z
A
H
!
R
E
5
!
M
A
L
A
T
M
!
O
B
A
A
S
N
A
6
7
8
9
10
A
Y
L
A
K
A
P
A
T
A
T
A
T
A
K
M
!
K
A
D
O
A
N
O
N
!
M
K
A
N
M
!
R
A
L
A
Y
F
!
L
E
T
O
O
K
A
R
!
N
A
A
S
A
Y
!
"
F
N
E
M
A
E
N
!
K
O
N
U
E
M
A
R
E
M
!
K
A
A
K
A
R
E
T
N
A
L
11 Ocak 2016 Pazartesi
“Mevcut durumdan kimse memnun değil”
Selçuk umut verdi
ANTALYA Eskişehirsporlu futbolcu Emre
Güral, Spor Toto Süper Lig'in
ilk yarısının kendileri açısından
sıkıntılı geçtiğini, ikinci yarıda
bunu düzeltmeye çalışacaklarını söyledi.
Emre Güral, takımının
Antalya'da yaptığı devre arası
kampında AA muhabirinin
sorularını yanıtladı.
Taraftarından, hocasından,
oyuncusundan, tesiste çalışanına kadar kimsenin mevcut
durumdan memnun olmadığını
belirten Emre Güral,
"Eskişehirspor çok daha iyi
yerleri hak ediyor. İnşallah
bunu başaracağız" dedi.
İlk yarının son haftasında
Gençlerbirliği'ni yenerek moral
bulduklarını ifade eden genç
futbolcu, "İkinci yarının ilk
maçında ise Fenerbahçe ile
oynayacağız. Rakibimiz,
Beşiktaş ile ligin en önemli
favorisi. Evimizde oynayacağımız için umutluyuz.
Taraftarımızla birlikte inşallah
iyi bir skor alacağımıza inanıyorum. Bu ligde herkes herkesi
yenebilir" diye konuştu. (AA)
Seyirci olarak
başladığı judoda
şampiyonluğa
uzandı
ANTALYA - Gençlerbirliği'nin yeni transferi
Selçuk Şahin, uzaktan da olsa Spor Toto Süper Lig'i
takip ettiğini belirterek, başkent temsilcisinin bu pozisyona gelebileceğini tahmin etmediğini söyledi. Selçuk
Şahin, takımının Antalya'da yaptığı kamp sırasında
AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Gençlerbirliği'nin
hem kulüp yapısı itibarıyla hem de kurumsal kimliğiyle belli bir seviyede olduğunu ifade eden Selçuk
Şahin, "Gençlerbirliği, ligin köklü takımlarından biri.
Bu nedenle teklifi kabul etmeyi uygun gördüm" dedi.
"Birkaç teklif daha geldi ancak onlara dönmeyi
düşünmediğimi söyledim" diyen Selçuk Şahin,
"Gençlerbirliği adına ilk devre itibarıyla ortaya böyle
bir pozisyon çıktı. Gençlerbirliği'ne elimden gelenin
en iyisini vereceğim. Umarım bu takımı sezon sonunda üst sıralarda görürüz" diye konuştu.
Genç ve yetenekli oyunculardan kurulu bir takım
olduklarını dile getiren tecrübeli oyuncu, şöyle devam
etti: "Açıkçası daha önce bu pozisyonda bir takımda
oynamadım. Yıllarca üst sıraları kovalayan ve şampiyon olan takımda oynadım. Belki düşme stresi de
aynıdır. Her maçınız önemli. Birinde şampiyonluğa
oynuyorsunuz, bu pozisyondaki takımda ise alt sıralardan kurtulmak için her maçı kazanmanız lazım.
Arkadaşlarıma tecrübelerimi aktarmaya çalışacağım.
Takım olmak başka bir şey, bunu başarmaya çalışacağız. İstekli ve heyecanlı bir hocamız var. Hep beraber
taşın altına elimizi koyup, Gençlerbirliği'ni hak ettiği
yere getireceğiz. Buna inanmasam buraya gelmezdim." Eski Fenerbahçeli Selçuk Şahin, kendisine teklif
geldiğinde önce fikstüre baktığını vurgulayarak,
"Fenerbahçe ile oynayacağımız maç Kadıköy'de mi
yoksa Ankara'da mı diye baktım. Kadıköy'de olmasına
mutlu oldum açıkçası, o taraftarın önüne çıkmak istiyorum" ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe taraftarının önüne çıkmayı çok istediğinin altını çizen Selçuk Şahin, "Orada yeni takımımın
formasıyla elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışacağım. O stada başka bir takım oyuncusu olarak çıkmak bende nasıl bir his uyandıracak bilmiyorum ama
sevdiğim arkadaşlarım karşımda oynayacak. Mutlaka
heyecan yaşarım, o heyecanı yaşamazsam bazı şeyler
bitmiş demektir. Fenerbahçe'den ayrılırken veda anlamında taraftarla biraraya gelemedik. Belki benim
adıma da onlara veda etme maçı olacak. Sabırsızlıkla
bekliyorum" şeklinde konuştu.
Selçuk Şahin, Spor Toto Süper Lig'deki şampiyonluk yarışına da değinerek, Galatasaray'ın biraz geride
kaldığını, Beşiktaş ve Fenerbahçe'nin ise şampiyonluğu sonuna kadar kovalayacağını söyledi. Gönlünün
Fenerbahçe'nin şampiyonluğundan yana olduğunu
kaydeden Selçuk Şahin, şunları kaydetti: "Beşiktaş,
oldukça iyi oynuyor. Hem oyun olarak göze zevk
veren bir tarzları var hem de iştahlı bir takım olarak
gözüküyor. Fenerbahçe ise muhteşem bir kadro kurdu.
Başlarda sıkıntıları vardı. Bu da normal çünkü yeni bir
takım, sistemin oturması zaman almış olabilir. Sonlara
doğru toparladılar ve iyi oynamaya başladılar. Yarışın
ikisi arasında geçeceğini düşünüyorum. Galatasaray
biraz geride kaldı. Belki önlerinde bir takım olsaydı
yakalayabilirlerdi ama önlerinde iki takım var.
Beşiktaş ve Fenerbahçe sonuna kadar kovalayacaktı."
(AA)
ERZURUM- Seyirci olarak gittiği judoda, tribünden inerek spor yapmaya karar veren Erzurumlu 18
yaşındaki Mustafa Eser, judoda Türkiye şampiyonluğu
ve birçok derece elde etme başarısı gösterdi.
Erzurumlu judocu Mustafa Eser, tribünden başlayarak, Türkiye şampiyonluğuna uzanan başarı öyküsüyle
dikkati çekiyor. Kent merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Güzelova Mahallesi'nde yaşayan Eser, 2009 yılında
amca çocuklarını izlemek için gittiği judo antrenmanlarında, tribünden inerek spor yapmaya karar verdi.
Kuzenlerinin judoyu bırakmasına rağmen spor yapmaya devam eden Eser, judoya başladıktan bir yıl sonra
Türkiye şampiyonu oldu. Seyirci olarak başladığı judoda bir yıl içerisinde gösterdiği başarıyla dikkati çeken
Mustafa Eser, her yıl katıldığı Türkiye
Şampiyonalarında da rakiplerini tek tek eleyerek, birçok
Yakutiye Spor Salonu'nda yoğun tempoda antrenmanlarını sürdüren Eser, şubat ayında düzenlenecek Gençler
Türkiye Judo Şampiyonası'ndan birincilikle dönmeyi
hedefliyor. Eser, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
2009 yılında judo antrenmanlarına kuzenlerini izlemek
için gittiğini söyledi. Yaklaşık bir hafta izleyici katıldığı
judoyu çok sevdiğini ve judoya başlama kararı aldığını
ifade eden Mustafa Eser, şöyle konuştu:
"Kuzenlerim ben başladıktan sonra judoyu bıraktılar
ama ben sevdiğim için devam ettim. Judoya başladıktan
bir yıl sonra yani 2010 yılında yıldız erkeklerde Türkiye
şampiyonu oldum. Sonraki yıllarda da bugüne kadar
birçok derece elde ettim. Günde iki antrenman yapıyoruz. Sabah ağırlık çalışıyoruz, akşam ise judo yapıyoruz. Gençler Türkiye Şampiyonası'na hazırlanıyorum.
Hedefim Türkiye şampiyonu olmak. Büyük sıkıntılarla
judo yapıyorum. Köyümüz kent merkezine 15 kilometre uzaklıkta. Kendi imkanlarımla minibüsle gelip dönüyorum. Çok sıkıntı yaşıyorum ama buna rağmen çok
sevdiğim için judoyu bırakmıyorum."
“Sabırsızlıkla olimpiyatlarda yarışmayı bekliyoruz”
“Engelli, başarılı
olamaz” dediler,
4 branşta şampiyon oldu
KOCAELİ - Türkiye Karate Federasyonu
Başkanı Esat Delihasan, olimpiyatlarda yarışmayı
sabırsızlıkla beklediklerini ifade ederek,
"Olimpiyatlarda yarışırsak ülkemize madalyalar
kazandırabileceğimizi düşünüyorum" dedi.
Delihasan, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Tokyo 2020 Organizasyon Komitesinin, oyunların
programına karatenin de eklenmesini önerdiği
anımsattı. Şu anki verilerin, 2020 olimpiyatlarında
karatenin olacağını gösterdiğini ifade eden
Delihasan, "Biz sabırsızlıkla olimpiyatlarda yarışmayı bekliyoruz. Olimpiyatlarda yarışırsak ülkemize madalyalar kazandırabileceğimizi düşünüyorum. Bunun için de çalışıyoruz. Şu anda büyük
takımımız gençlerdeki arkadaşlarımızdan oluşuyor. Alt kategorilerdeki sporcularımız yukarıya
taşınıyor" diye konuştu.
Delihasan, karatede lisanslı sporcu sayısının
her geçen gün arttığını belirterek şunları kaydetti:
"Lisanslı sporcu sayımız 172 bin 500. Bunların
35-40 bini aktif. Göreve geldiğimizde 2008'de
lisanslı sporcu sayımız 65 bindi. Ciddi bir gelişim
var. Vatandaşlarımız karateyi artık daha doğru biliyor, çocuklarını özellikle karateye yönlendiriyor.
Bu bizi mutlu ediyor. Karateyi, kendi öğretisi ve
disiplininden dolayı aileler tercih ediyor. O nedenle altyapı sıkıntımız yok. Hocalarımız ve kulüpler
canla başla çalışıyor. Bundan sonrası daha iyi olacaktır." Delihasan, Dünya Karate Federasyonunun
(WKF) ülkeler bazında puanlamalar yaptığını,
2014 ve 2015'i genel klasmanda dünya 2'ncisi olarak geride bıraktıklarını dile getirdi.
Bu yılın kendileri açısından çok iyi başladığını
kaydeden Delihasan, şöyle konuştu:
"Karatede genel klasmanda son 10 yılın verilerine göre dünya birincisiyiz. İnşallah bunu devam
ettireceğiz. Büyükler var bu sene, kadrosu belli,
kasım ayında dünya şampiyonası olacak. Yıl içindeki şampiyonaları iyi geçirirsek bu yılı birinci
bitireceğiz ve 2017'ye de birinci gireriz.
Türkiye'de dünya klasmanında birinci olmak zannediyorum ilk defa bize nasip oldu. Bunun gururunu yaşıyoruz. Disiplinli, düzenli ve ekip çalışmasının sonucunda gelen bir başarı. İşimize daha da
motive olduk. Başarı, kalıcı olursa bir başarıdır.
Altın sayısına göre derece değişebiliyor ama
devamlı buralarda olursak, yıllar toplanınca dünyada birinci oluyorsunuz. Camiamız kazanma kültürü elde etti. Son 10 yılda yakaladığımız bir istikrar var. Bundan sonra bu yürüyüş devam edecektir." (AA)
SİVAS - Sivas'ta 6 yaşında geçirdiği trafik kazasından sonra görme yetisini kaybetmesine rağmen yaşama
azmini yitirmeyen Dursun Hayran, çevresindekilerin
"Bu engelli, başarılı olamaz" sözlerine inat çok çalışarak, halter ile gülle ve disk atmadaki şampiyonluklarının ardından 4 yıl önce başladığı judoda da olimpiyat
kotası aldı. Sivas Görme Engelliler Spor Kulübünün
sporcusu ve Cumhuriyet Üniversitesi Beden Eğitimi
Spor Meslek Yüksek Okulu antrenörlük bölümü 4.
sınıf öğrencisi Dursun Hayran (33), 6 yaşında görme
yetisini kaybetmesine yol açan trafik kazasına rağmen
gösterdiği yaşama azmiyle çevresindekilere adeta ışık
saçıyor. Görme yetisini kaybettikten sonra hayata küsmeyen ve spora yönelen Hayran, çevresindekilerin "Bu
engelli, başarılı olamaz" sözlerine inat çok çalıştı. Bir
arkadaşının tavsiyesiyle haltere başlayan Hayran, 2
dünya üçüncülüğü, 1 dünya dördüncülüğü, 10 Türkiye
şampiyonluğu kazandı, 8 defa da Türkiye rekoru kırdı.
Halterin yanı sıra disk ve gülle atmada da Türkiye
şampiyonluğu bulunan Hayran, son olarak da
Portekiz'de yapılan müsabakalarda Brezilya'nın Rio
kentinde düzenlenecek Paralimpik Oyunları'na katılma
kotasını almayı başardı. Hayran, Brezilya'nın Rio kentinde yapılacak Paralimpik Oyunları'nda birincilik kürsüsüne çıkarak başarılarına bir yenisini da eklemeyi
hayal ediyor. (AA)
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
Çetin, gazetecilerin
gününü kutladı
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin, basın emekçilerinin 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü kutladı.
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk
Çetin, basın mensuplarını unutmadı. 10 Ocak Çalışan
Gazeteciler Günü dolayısıyla bir mesaj yayımlayan Başkan
Çetin, “Gazetecilik kutsal bir meslektir. Büyük bir fedakârlıkla
mesleklerini icra eden tüm basın mensuplarının, 10 Ocak
Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Gazetecilik mesleğinin tarafsızlık, fedakârlık ve büyük bir
cesaret gerektirdiğini vurgulayan Selçuk Çetin yayımladığı
mesajında şunları kaydetti: “Günümüzün en dinamik mesleklerinden biri olan gazetecilik, büyük bir fedakârlık isteyen, zor
şartlarda özveri ile yerine getirilen kutsal bir meslektir.
Kamuoyunu bilgilendirmek için tarafsızlığını yitirmeden, gece
gündüz demeden, büyük bir titizlik ve cesaret ile halkı bilgilendiren, halkın haber alma özgürlüğünü sağlayan gazeteci kardeşlerimiz her türlü takdirin üzerindedir. Özellikle ülkemizin ve
ilçemizin sosyal, kültürel, sanatsal, sportif, siyasal ve ekonomik
gelişmelerinin kamuoyuna ulaştırılmasına önemli katkı sağlayan
gazeteciler, aynı zamanda bizimle hemşerilerimiz arasındaki iletişim köprüsüdürler. Toplumun aydınlatılmasında ve bilgilendirilmesinde önemli bir görev üstlenmektedirler. Bu görevi yerine
getirirken mesai kavramı gözetmeksizin zorluklara aldırmadan
çalışıyorlar. Bu çalışmalarından dolayı tüm gazeteci kardeşlerimize teşekkür ediyorum. Bu duygu ve düşüncelerle tüm medya
mensuplarımızın 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü’nü tebrik
ediyor, başarılar diliyorum. Hayatını kaybeden medya mensuplarına da Allah’tan rahmet diliyorum.”
Asr-ı Saadet Sohbeti
Pursaklar Belediyesi’nce düzenlenen “Sohbet
Programı”na konuşan İlahiyatçı Yazar Ömer
Döngeloğlu katıldı.
11 Ocak 2016 Pazartesi
Altındağ Belediyesi’nce
Beşikkaya Mahallesi’ne
yapılan Sabır Camii,
dualar eşliğinde açıldı.
Sabır Camii
dualarla açıldı
HABER MERKEZİ-Altındağ Belediye
Başkanı Veysel Tiryaki’nin ilçeye kazandırdığı 7
camiden biri olan Sabır Camii, bölgedeki eksikliği
ortadan kaldırdı. Altındağ Belediye Başkanı Veysel
Tiryaki’nin ev sahipliğinde gerçekleşen açılış törenine devlet erkânı büyük ilgi gösterdi. Törene,
Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç’ın yanı sıra
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler,
Diyanet İşleri Daire Başkanı Gazi Erdem, Altındağ
İlçe Müftüsü Enver Türkmen, AK Parti Altındağ İlçe
Başkanı Ahmet Karaca, Altındağ Belediyesi Meclis
Üyeleri ve birim müdürleri ile çok sayıda vatandaş
katıldı.
Başbakan Eski Yardımcısı Bülent Arınç yaptığı
konuşmada Altındağlı vatandaşlara muhterem kardeşlerim diye selendi. ‘Sabır Camii’ ismini oldukça
beğenen Arınç, caminin yapımında emeği geçen herkese teşekkür etti. Arınç, bu caminin bölgeye
Anadolu havası kattığını dile getirdi.
Başkan Tiryaki’ye ayrı bir parantez açan Arınç:
“Veysel Tiryaki, en başarılı belediye başkanları arasında. Altındağ Belediyesi’nin bu mütevazı açılışlarına hep icabet ettim. Her defasında geldim.
Altındağ’da açılacak olan 2 cami daha var. Allah
kısmet ederse o açılışlara da seve seve katılacağım.”
AK Parti Ankara Milletvekili Emrullah İşler,
80’li yıllarda Karapürçek’te oturduğunu belirterek
bölgenin eski halini çok iyi bildiğini söyledi.
Altındağ’ın, Veysel Tiryaki ile birlikte daha modern
bir hale geldiğini ifade eden İşler, bölgenin bu tür
camilere ihtiyaç duyduğunu vurguladı. İşler, derneklerin eskiden kapı kapı dolaşarak cami yapımı için
para topladığını fakat camilerin çok uzun yıllar sonra
yapıldığını hatırlatarak şimdiyse Altındağ Belediyesi
sayesinde ibadethanelerin kısa süre içinde tamamladığına dikkat çekti.
Altındağ Belediye Başkanı Veysel Tiryaki ise
Altındağ’ın gelişen yüzünü ortaya koydu. Altındağ’a
kazandırdıkları yatırımları gözler önüne seren
Başkan Tiryaki sözlerini şöyle tamamladı: “Bu
camilerden her yıl 3 – 4 tane yapıyoruz. Yakın zamanda 2 cami daha açacağız. Sadece cami yapmıyoruz. Bu yıl
32 derslikli bir okul açacağız. Yeni
yılda aile sağlık merkezleri, parklar,
kütüphaneler, kapalı pazar yerleri, spor
tesisleri de yine yatırımlarımız arasında
yer alacak. Altındağ giderek değişiyor dönüşüyor. Yaklaşık 10 yıl önce buralardan ne bir
bakan ne bir devlet adamı ne bir bürokrat geçerdi. Şimdiyse durum çok farklı.”
Konuşmaların ardından protokol açılış kurdelesini kesti ve Sabır Camii’nde ilk Cuma namazı kılındı.
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Meslek liselerine yeni düzenleme yapılmalı”
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği Genel Başkanı Mahmut Çelikus meslek
liselilere yönelik katsayı düzenlemesi hakkında açıklamalarda bulundu.
HABER MERKEZİ-ESDER Genel Başkanı Mahmut
Çelikus, “Hükümet, meslek lisesi öğrencilerinin kendi
alanlarındaki bir bölümü tercih ettiklerinde aldıkları ek
puan uygulamasını kaldırıyor. Uygulama meslek liselerini
geçmiş dönemdeki uygulamaların benzeri olarak bir kez
daha olumsuz etkileyecek.” dedi.
Meslek liselilerin kendi alanlarındaki mühendislik
bölümlerine girmesinin yeniden zorlaşacağını söyleyen
Çelikus, “Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi'nin
(ÖSYM) hazırladığı 2016 ÖSYS kılavuzunda meslek liselerini etkisizleştiren değişiklikler var. Artık meslek lisesi,
Makine, elektrik-elektronik, uçak bakımı gibi bölümlerde
okuyan öğrenciler üniversiteye girişte artık makine mühendisliği elektrik-elektronik mühendisliği ve uçak mühendisliği gibi bölümlere girişte ek puan alamayacak.
Üniversiteye girişte kendi alanlarındaki bir bölümü tercih
ettiklerinde aldıkları ek puan uygulaması sona erdi. Meslek
liselilerin üniversiteye girmesini teşvik eden uygulamanın
iptali yüz binlerce öğrenciyi mağdur edecek. Mağdur edile-
cek yüzbinlerce öğrenci düşünülerek uygulamanın yeniden
düzenlenmesini talep ediyoruz.” dedi.
Uygulamadan etkilenen meslek liselerini sıralayan
Başkan, “Sağlık Meslek liseleri, Ticaret Meslek Liseleri,
Turizm ve Otelcilik Liseleri, Denizcilik Meslek Liseleri,
Lojistik Meslek Liseleri ve İletişim Meslek Liseleri’ne ek
puan kaldırılıyor. Uygulamanın tekrar gözden geçirilmesini
istiyoruz” dedi. Başkan Çelikus, “28 Şubat döneminde
uygulanan katsayı sebebiyle üniversiteye girişte önlerine
engeller çıkarılan ve yıllar süren kan kaybı sonrası başarılı
öğrenciler tarafından tercih edilmeyen meslek liseleri, katsayının 2009'da kaldırılmasıyla rahat bir nefes almıştı.
Meslek liselilerin yeniden bu uygulamayla kalitesi düşecektir. Üniversite okumak isteyenler tercih etmeyecektir.
Bizler bu uygulamanın Sayın Milli Eğitim Bakanı Nabi
Avcı tarafından yeniden düzenleneceğini umuyor, talep ediyor ve gençliğimize hakkı olanın verileceğine inanıyoruz;
çünkü muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için eğitimden başka yol yoktur.” dedi.
Yaşar’a tohum
armağan edildi
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediyesi Abdurrahim
Karakoç Kültür ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen Ömer
Döngeloğlu ile Sohbet Programına halk yoğun ilgi gösterdi.
Salonu tıklım tıklım dolduran Pursaklar halkı, Döngeloğlu’nun
keyifli sohbetiyle asr-ı saadet günlerine seyahat etti. Programa
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin’in yanı sıra çok sayıda
davetli katıldı.
Pursaklar Belediyesi ve Sirkeli Camii Yapma ve Yaşatma
Derneği’nin ortaklaşa düzenlediği programda konuşan
Döngeloğlu, ayet ve hadislerle süslediği sohbetinde Hz.
Muhammed (s.a.v.)’i ve o dönemi anlattı.
Peygamber sevgisi herkesi birleştirdi
Etkileyici anlatımı ile birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu
yapan Ömer Döngeloğlu, “Asr-ı saadet bizim enerji kaynağımızdır. Dini daha çok öğrendikçe daha çok yaşamamız gerekiyor.
Peygamberimizin hayatından örnek almalıyız. Kur’an,
Peygamberimizin hayatıdır” dedi.
Hz. Muhammed (s.a.v.) ve sahabeden hatıralar paylaşan
Döngeloğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü: “O, bir güzel insandı.
Acıyı, çileyi, yokluğu görmüş. Efendimiz yürüyen Kur’an’dı. O,
ahlaklı, emin, güvenilir, adil bir peygamberdi. O’nun insanlık
yönü bir başkaydı. O’nun alile yapısı çok güzeldi. Bugün uyuşturucu, israf, boşanmalar başını almış gidiyor. Erkeğin kadında
kadının da erkekte hakkı vardır. Birbirimize saygı duymamız
gerekiyor. İsrafın ise nasıl bir ateş olduğunu hiç düşünmüyoruz.”
Yaklaşık 90 dakika süren programda gözlerden yaş, dillerden
dua ve salat-u selam döküldü. Programın sonunda Pursaklar
Belediye Başkanı Selçuk Çetin, Ömer Döngeloğlu’na teşekkür
ederek çiçek ve hediye verdi.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediye Başkanı
Fethi Yaşar, Metro Toptancı Market
Batıkent Şubesi İşletme Müdürü
Erhan Ulgar Mete’yi ağırladı.
Metro Toptancı Market’in yerel ve
coğrafi işaretli ürünleri destekleme
ve tanıtma çalışmaları kapsamında
başlattığı “Coğrafi İşaretli Ürünler
Projesi”ni anlatan Mete, Başkan
Yaşar’a 5 çeşit yerel ve coğrafi işaretli tohum hediye etti.
Türkiye’nin aydınlık yarınları
için üretimin ve üreticinin desteklenmesi gerektiğini her fırsatta dile
getiren Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getirerek,
proje çalışması için emeği geçenle-
ri tebrik etti.
Türkiye’nin lezzet haritasını
oluşturmak ve bu eşsiz lezzetleri
kayıt altına almak istediklerini
anlatan Mete “Bu projeyi sosyal
sorumluluğumuz olarak kabul ediyoruz” dedi.
Mete “Türkiye’nin gerçek hazinesi lezzetleri ve damak tadıdır.
Coğrafi İşaretli Ürünler Projesi’yle
Türkiye’nin gerçek lezzetlerini
koruma altına alıyoruz. Kaybolma
tehlikesi olan tohumlara ticari
değer kazandırırken, üreticilerimizi
danışmanlık, eğitim, teşviklerle
geliştiriyoruz. Üreticilerimizin
ürünlerden nasıl daha çok verim
alınır, nasıl daha doğal yetiştirilir,
tohum nasıl saklanır, devamlılığı
nasıl sağlanır gibi konularda uzmanlardan eğitim
almalarını sağlıyoruz. Bu
eğitimlerin sonunda da
onları sertifikalı üretici
yapıyoruz. Böylelikle
ürünü, üreticiyi ve kırsal
kalkınmayı destekliyoruz.”
diye konuştu.
Mete ziyaretin ardından
Başkan Yaşar’a Malatya
Kayısısı, Diyarbakır
Karpuzu, Nevşehir
Derinkuyu Fasulyesi,
Cumhuriyet Buğdayı ve
Kırkağaç Kavununun
tohumlarını hediye etti.
Meyveli Rulo Pasta
Malzemeler:
Kek için;
3 adet yumurta
3 kahve fincanı şeker
1 paket vanilya
3 fincan un
1 paket kabartma tozu
10-12 Kişilik
Kreması için;
2 su bardağı süt
3 paket krem şanti
İçine;
Muz, kivi, çilek vs (isteğe
bağlı meyve)
Hazırlanışı:
Öncelikle krem şantimizi hazırlayıp
buzdolabında dinlenmeye alıyoruz.
Ardından kekimizi hazırlamak için
yumurtaların beyazını ve sarısını ayrı
kaplarda çırpıyoruz. Sarısına şekeri
vanilyayı ekleyip köpürtüyoruz. Daha
sonra un ve kabartma tozunu ekleyip
tekrar karıştırıyoruz. Son olarak yumurta
beyazlarını köpük halinde ekleyip kaşıkla yavaş yavaş karıştırıyoruz ki sönmesin. Yağlı kağıt serili tepsimize hamuru
döküp 180 derece fırında pembeleşinceye kadar pişiriyoruz. Çok fazla pişmemeli yoksa sararken kek kırılıp çatlayabilir. Kekimiz piştikten sonra sıcakken yağlı kağıtla beraber rulo
yapıp nemli bir beze sarıyoruz ve bekliyoruz. (yaklaşık 15-20 dakika)
Beklerken meyvelerimizi hazırlıyoruz. Nemli beze sardığımız keki açıp
yağlı kağıttan ayırıyoruz. Buzdolabında dinlenen kremanın bir kısmını
kekin içine sürüyoruz ve meyvemizi yerleştiriyoruz. Kekimizi dikkatlice
rulo yapıp kalan kremayla kekimizi kaplıyoruz ve süslüyoruz.
AFİYET OLSUN...
Download

TEPKİ - Yedigün Gazetesi