Mehmet DUMAN / Kentleşme ve Çevre Sorunları Uzmanı
Yoksullukla Mücadelede
Belediyeler
Belediyelerin kuruluş amacı ve önceliği insanların insanca yaşama değerlerini yakalaması
olduğuna göre, belediyeler sosyal politika uygulamalarını üretip gerçekleştirirken, kaynaklarına
oranla bütçelerinden oldukça yüksek olan bu “gereksiz harcama” miktarlarını yine de bu alana
kaydırmaya devam edeceklerdir.
GİRİŞ
Belediyeler, temel nitelikte hizmetlerin sunumu ve yoksulluğun
azaltılması konusunda oldukça
fonksiyonel bir rol üstlendikleri
için yoksulların içinde bulundukları
sorunlara karşı çözüm sağlayacak
kurumların başında gelmektedir. Özellikle kentsel kalkınmanın
sağlanması için yeterli ve kaliteli
düzeyde planlama ve hizmet sunumunun gerçekleştirilmesi konusunda belediyelere önemli görevler düşmektedir.
Belediyelerin bu konuda iki temel
misyonu olduğu vurgulanmaktadır. Bunlardan ilki, yoksul kesimin
ihtiyaçlarını belirlemek ve ulusal
kaynakların bu ihtiyaçlara yönlen-
26
idarecinin sesi / Mayıs - Haziran
dirilmesini sağlamak için politik
süreçte etkin olmak ve merkezi
idareyi bilgilendirmek, ikincisi ise,
etkin planlama ile ihtiyaçların önceliklerinin belirlenmesi ve koordinasyonu için teknik destek sağlama
şeklindedir.
Bu çalışmanın amacı, belediyelerin
yoksullukla mücadelede, özellikle
karşılıksız yardımlardan olan sosyal
yardım ve sosyal hizmetler yoluyla
yoksul ve yardıma muhtaç kimselere yönelik hizmetlerini belli açılardan incelemek ve bu kapsamda
Çekmeköy Belediyesi’nin 2012 yılı
itibariyle yapmış olduğu karşılıksız
yardımlardan olan sosyal yardım
ve sosyal hizmet faaliyetlerini sunmaktır. Makalenin birinci bölümünde kavramsal olarak yoksulluk ve
Mevcut durum
itibariyle belediyelerin
yoksulluğu önleme
konusunda yeterli
olduklarını söylemek
zordur. Bilinmelidir ki,
yoksulluk bir belediyenin
sınırları içinde yaşayan
kimselerin değil, tüm
toplumun sorunudur.
türleri açıklandıktan sonra, Türkiye
İstatistik Kurumu’nun gelire dayalı
yoksulluk ile ilgili istatistiksel verileri ışığında, Türkiye’deki yoksulluğun
genel görünümü belirlenmeye ve
belediyelerin ve özelde Çekmeköy
1. KAVRAMSAL OLARAK
YOKSULLUK
Yoksulluk kavramı ilk olarak 1901
yılında Seebohm Rowentree tarafından tanımlanmıştır. Buna göre
yoksulluk; toplam kazançların biyolojik varlığın devamı için gerekli
olan birincil ihtiyaçlardan olan yiyecek, giyim, barınma vb. asgari
düzeydeki fiziki ihtiyaçları karşılamaya yetmemesidir (Es ve Güloğlu,
2004:172). Yapılan bu ilk tanımlama ile beraber karşın yoksulluğa
ilişkin birçok kavram ve değişik tanımlar bulunmaktadır.
İnsanlık tarihinin en eski sorunlarından biri olan ve günümüzde de büyük bir hızla artmaya devam eden
yoksulluk, “bir birey ya da ailenin,
bağımsız varlığının sürdürebilmesi
için zorunlu olan en az ölçüde bile
yiyecek, giysi ve barınma araçlarının sağlanması durumu” (Kobak,
2006: 35) olarak tanımlanmaktadır.
Yani insanların temel gereksinimlerini karşılayamama, asgari yaşam
standartlarına ulaşamama durumu
olarak tanımlanabilir.
Yoksulluk her ne kadar eski bir sorun olsa da, bu sorunun giderilmesi
için yapılan çalışmalar, eski zamanlara dayanmamaktadır. Köleliğin
normal karşılanması, halktan ayrı
yaşayan burjuva ve soylu sınıfları,
gelişmemiş ve planlanmamış ekonomik yapılar, savaşlar, gelişmemiş
hukuk ve demokrasi kalıpları gibi
sebeplerden dolayı yoksulluk eski
dönemlerde daha normal karşı-
lanıyor olsa da, zaman içerisinde
insan haklarının önem kazanması,
gelişen ekonomik yapılar ve insanların bilinçlenmesiyle birlikte, üzerinde önemle durulmaya başlanan
bir sorun haline gelmiştir (Turgut,
2011: 4).
1.1. Yoksulluk Türleri
1.1.1. Mutlak ve Göreli Yoksulluk
Mutlak yoksulluk, “toplam kazançların biyolojik varlığı için gerekli
olan yiyecek, giyim vb. asgari düzeydeki fiziki ihtiyaçları karşılamaya
yetmemesi” durumu olarak tanımlanmıştır. (Zülfikar, 2010: 5). Yani,
bireyin refah düzeyinin mutlak asgari refah düzeyinin altında olmasıdır (Şenses, 2003: 63).
zeyinin normatif yaklaşımla belirlenmesi” (Gülçin Beken, 2006: 14)
olarak ifade edilir. Subjektif yoksulluk ise yoksulluğun tanımlanmasında kişilerin tercihlerine önem verir
(Cennet, 2010: 24).
1.1.3. Öznel Yoksulluk
Öznel yoksullukta başlıca belirleyici
unsur, bireylerle ya da hane halklarıyla yapılan anket ve görüşmelerdir. Yapılan görüşmeler sonucunda
kişilere genellikle, geçinebilmek
için gerekli olan asgari ücretin ne
olması gerektiği sorulmaktadır.
Yani bu kişilerin kendilerini yoksul
olarak nitelendirip nitelendirmemesi kendi ellerindedir (Turgut,
2011: 6).
1.1.4. İnsani Yoksulluk
Yoksunlukla/yoksullukla
mücadeleyi hedef alan
sosyal belediyeciliğin
gerçekleştirilebilmesi
için her şeyden evvel
belediye yönetimlerinin
yeterli mali ve idari
imkânlara kavuş(turul)ması
gerekmektedir.
İnsanca yaşamak için parasal olanakların yanı sıra temel gereksinimlerin karşılanabilmesi amacıyla
iktisadi, sosyal ve kültürel bazı olanaklara sahip olmanın da gerekli
olduğu fikrine dayanır. Bu nedenle
asgari gereksinimlerden daha fazla
maddi refahın söz konusu olması
gerektiğini ve yoksulluğun çok boyutlu bir kavram olduğunu dikkate
alır (Cennet, 2010: 24).
1.1.5. Kentsel-Kırsal Yoksulluk
Göreli yoksulluk ise “kişinin bir toplumsal varlık olmasından hareket
etmekte ve kendisini biyolojik olarak değil toplumsal olarak yeniden
üretebilmesi için gerekli tüketim
ve yaşam düzeyinin saptanmasını
içermektedir” (Doğan, 2008:16).
1.1.2. Objektif YoksullukSubjektif Yoksulluk
Kırsal yoksulluk, kırsal alandaki düşük gelir düzeyi ve eğitim, sağlık,
temiz su ve barınma gibi hayati hizmetlere sınırlı erişim durumudur
(Zülfikar, 2010: 10). Kentsel yoksulluk ise, gelişmekte olan ülkelerde
tarım sektörünün hızla çözülerek,
gizli işsizliğin açık işsizliğe dönüşmesi olgusuna dayanmaktadır
(DPT, 2001: 105).
Objektif yoksulluk, “yoksulluk/refah ölçütü olarak asgari ihtiyaç dü-
w w w. t i d . we b . t r
27
İ NC E L E ME
Belediyesi’nin 2012 Yılı Faaliyet
Raporu verileri ışığında yoksullukla mücadelesinde sosyal hizmet ve
yardım faaliyetleri hakkında bilgiler
verilmeye çalışılacaktır.
Tablo 1. Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelire göre sıralı yüzde 20’lik gruplar itibariyle yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir
gelirlerin dağılımı.
Yüzde 20’lik fert grupları
Toplam
İlk %
20(*)
İkinci
%20
Üçüncü
%20
Dördüncü
%20
Son
%20(*)
TÜRKİYE
2009
Yüzde
100,0
5,6
10,3
15,1
21,5
47,6
Ortalama (TL)
9 396
2 617
4 832
7 083
10 085
22 368
Medyan (TL)
7 044
2 730
4 815
7 044
9 939
17 690
2010
TÜRKİYE
Yüzde
100,0
5,8
10,6
15,3
21,9
46,4
Ortalama (TL)
9 735
2 841
5 151
7 457
10 658
22 573
Medyan (TL)
7 429
2 924
5 131
7 429
10 511
17 927
10,6
15,2
21,7
46,7
2011
TÜRKİYE
Yüzde
100,0
5,8
Ortalama (TL)
10 774
3 129
5 698
8 178
11 693
25 172
Medyan (TL)
8 139
3 247
5 692
8 139
11 533
20 039
TÜRKİYE
Yüzde
100,0
5,9
10,6
15,3
21,7
46,6
Ortalama (TL)
11 859
3 468
6 301
9 055
12 850
27 624
Medyan (TL)
9 030
3 619
6 294
9 030
12 772
22 042
Yüzde
100,0
6,4
10,9
15,3
21,3
46,1
Ortalama (TL)
13 496
4 289
7 384
10 325
14 378
31 118
Medyan (TL)
10 276
4 418
7 375
10 279
14 126
24 605
Yüzde
100,0
6,1
11,2
15,9
22,8
44,0
Ortalama (TL)
8 304
2 548
4 632
6 597
9 456
18 291
Medyan (TL)
6 564
2 682
4 628
6 564
9 351
15 441
2012
KENT
KIR
Kaynak: http://www.tuik.gov.tr/PreTablo.do?alt_id=1011 (Erişim Tarihi: 29.01.2014)
1.2. Türkiye’de Yoksulluğun
Güncel Durumu
Türkiye’de yüksek enflasyon ve işsizlik, gelir dağılımında eşitsizlik,
dolayısıyla sosyal tabakalar arası
uçurumun derinleşmesi ile iç içedir.
Türkiye’de 1994 verilerine göre kişi
başına düşen milli gelir 2.161 Dolar iken 2010 yılında 10.079 Dolar
(15.138 TL) olmuştur. Kişi başına
düşen GYSH 1994 yılından buyana
%464 artmışken milli gelirin ülkede
yaşayanlar arasındaki bölüşümü
pek değişmemekle beraber gözle
görülür şekilde alt sınıfın payının
yükseldiği üst sınıfın payının ise
azaldığı göze çarpmaktadır. Ancak
yine de milli gelir ülkede yaşayanlar arasında eşit bölünmemektedir.
Tablo 1’deki veriler ışığında 2012
yılında toplumun en zengin %20
’lik kesimi gelirin % 46,6’ sını alırken, geriye kalan %80’lik kesim,
kalan %53,4’ünü paylaşmaktadır.
Kentteki gelir dağılımı kıra göre
daha kötü durumdadır. 2012 yılı
verilerine göre Kentlerde en zengin %20’nin aldığı pay % 46.1’e
Not: Gelirlerin referans dönemi bir önceki takvim yılıdır.
(*) Fertler eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirlerine göre küçükten büyüğe doğru sıralanarak 5 gruba ayrıldığında; “İlk yüzde 20’lik grup” geliri en düşük olan
grubu, “Son yüzde 20’lik grup” ise geliri en yüksek olan grubu tanımlamaktadır.
28
idarecinin sesi / Mayıs - Haziran
Yoksulluk riski
Yoksulluk sınırı
(TL)
Yoksul sayısı
(Bin kişi)
Yoksulluk oranı
(%)
Yoksulluk
açığı(*)
2009
Yoksulluk riski, % 50
3 522
12 097
17,1
28,0
2010
Yoksulluk riski, % 50
3 714
12 025
16,9
26,6
2011
Yoksulluk riski, % 50
4 069
11 670
16,1
26,3
2012
Yoksulluk riski, % 50
4 515
11 998
16,3
26,9
İ NC E L E ME
TÜRKİYE
Tablo 2. Gelire dayalı göreli yoksulluk sınırlarına göre yoksul sayıları, yoksulluk oranı ve yoksulluk açığı, 2009-2012.
Kaynak: www.tuik.gov.tr (Erişim Tarihi: 29.01.2014) TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması, 2006-2012
çıkarken, %80’lik kesim %53.9’ luk
pay almaktadır. Buna karşılık, kırsal
kesimde en zengin %20’nin aldığı pay %44, %80’lik kesim %56’yı
paylaşmaktadır. Kentlerde en fakir
%20’ nin aldığı pay %6,4 iken kırsal
kesimde bu pay %6.1’ dir. Bu oranlara göre, kentlerde gelir uçurumu,
dolayısıyla sosyal tabakalar arasındaki dengesizliğin daha fazla olduğu görülmektedir.
Tablodaki rakamlar, yuvarlamadan
dolayı toplamı vermeyebilir.
Eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelirleri kullanılarak çeşitli göreli yoksulluk sınırları hesaplanmaktadır.
Tablo 2’deki verilere baktığımızda
Türkiye’de eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin %50’si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk
sınırına göre nüfusun 2009 yılında
%17,1’i (12.097 kişi) yoksulluk riski altındayken; bu oran/sayı 2010
yılında %16,9’u (12.025 kişi), 2011
yılında 16.1’i (11.670 kişi) ve 2012
yılında ise %16,3’ü (11.998 kişi)
yoksulluk riski altındadır.
1.3. 5393 Sayılı Belediye
Kanunu’na Göre Belediyelerin
Sosyal Hizmet ve Sosyal
Yardımlar Politikaları
Belediye hizmetlerinin sunulmasındaki ilkelerden biri olan “hizmet
sunumunda özürlü, yaşlı, düşkün
ve dar gelirlilerin durumuna uygun yöntemler uygulanır” ilkesinin,
5393 sayılı Belediye Kanununun
sosyal politikalara olan duyarlılığının temel göstergesi olduğu belirtilmelidir (Aydın, 2006: 47). Belediyelerin sosyal yardım ve hizmetler
alanlarındaki görev ve sorumlulukları, mahalli müşterek nitelikte
olmak koşuluyla sosyal yardım ve
sosyal hizmetlerin sağlanması olarak belirtilmiş ve bazı konulara ayrıca vurgu yapılmıştır. Bunlar 5393
sayılı Belediye Kanunu gereğince;
kadın ve çocuklar için koruma evleri açma, gıda bankacılığı, fakir
öğrencilere gerekli destek (madde
14), dar gelirlilere ve afete maruz
kalanlara arsa tahsisi yapma (madde 69/3) ve sosyal hizmetlerle ilgili
projeler için yine arsa tahsisinde
bulunma (madde 15) olarak sıralanabilir (Aydın, 2006: 50).
Belediye Başkanının görev ve yetkilerinin düzenlendiği 38. maddede
yapılan düzenleme ile belde halkının huzur, esenlik, sağlık ve mutluluğu için gereken önlemleri almak,
bütçede yoksul ve muhtaçlar için
ayrılan ödeneği kullanmak, özürlülere yönelik hizmetleri yürütmek
ve özürlüler merkezi oluşturmak
belediye başkanının görevleri arasında sayılmıştır (Fidan, 2006: 92).
Bu düzenlemelere paralel olarak
belediyelerin gider kalemleri arasında “dar gelirli, yoksul, muhtaç
ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal hizmet ve yardımlar” yer
almaktadır (Aydın, 2006: 50-51).
Kanunun belediyenin giderlerini
düzenleyen 60. maddesinde, dar
gelirli, yoksul, muhtaç ve kimsesizler ile özürlülere yapılacak sosyal
hizmet ve yardımlar da belediye
giderleri arasında sayılarak, belediyelerin bu tür hizmetler için kaynak
ayırmaları gerektiği hususu belirtilmiştir (Fidan, 2006: 92).
Kanunda düzenlenen önemli esaslardan birisi de, belediyelerin sunacakları hizmetlerde özürlü, yaşlı,
düşkün ve dar gelirlilerin durumlarına uygun yöntemler kullanmalarına ilişkindir. Getirilen bu düzenleme doğrultusunda, belediyeler
sunacakları her tür hizmetlerde
özürlü, yaşlı, muhtaç ve yoksulların durumlarına uygun yöntemler
kullanacaklardır (Fidan, 2006: 92).
Kadınların, azınlıkların, çocukların,
gençlerin, özürlülerin, yaşlıların ve
yoksulluk içinde bulunan insanların
ihtiyaç ve öncelikleri dikkat edilerek bütün ilgili gruplar arasında
uygun strateji ve mekanizmaların
geliştirilmesi ve desteklenmesi yoluyla yoksulluk ve işsizlikle mücadelede önemli stratejik bir adımdır
(Kobak, 2006: 69).
w w w. t i d . we b . t r
29
SONUÇ
KAYNAKÇA
Günümüz dünyasında sosyal talepler her geçen gün çeşitlenmekte ve artmaktadır. Buna paralel olarak yoksul kesimin ekonomik
ve sosyal durumlarının iyileştirilmesi amacını taşıyan sosyal harcamalar da o denli artmaktadır. Bu nedenle yoksunlukla/yoksullukla
mücadeleyi hedef alan sosyal belediyeciliğin gerçekleştirilebilmesi için her şeyden evvel belediye yönetimlerinin yeterli mali ve
idari imkânlara kavuş(turul)ması gerekmektedir. Yerel yönetimleri
güçlendirmek ve demokrasinin beşiği haline getirebilmek adına
merkezden daha çok yetki devredildiği doğrudur; ancak buna
denk mali ve idari kaynak sağlanamıyorsa sosyal hizmet sunumu
da o denli zorlaşmaktadır.
Türkiye’de yeterli mali kaynaklara sahip belediyelerin, yerel düzeydeki sosyal politikaları başarılı bir şekilde yerine getirdikleri
görülürken, yeterli mali kaynak ve nitelikli personelden mahrum
belediyeler için, maalesef bunu söylemek zordur. Türkiye’de sosyal belediyecilik uygulamaları anlamında, belediyelere kanunlarla
çok geniş yetkiler verilmiş olsa da, mali kaynakların yetersizliği
sebebiyle uygulamaların yaygınlığı henüz arzu edilen noktadan
uzaktır. Zaten özellikle mali kaynakların yetersizliği sebebiyledir
ki birçok yerel yönetici, sosyal politikaların önemini anlamakta
güçlük çekmekte ve bu hizmetleri çoğu zaman “zaten kısıtlı olan
mali imkânlara rağmen yürütülen gereksiz harcama” olarak görmektedirler.
Belediyelerin sosyal politika araçlarını sunabilmesi ve sosyal
harcamalarını arttırabilmesi için gerekli olan belediyelerin mali
olanaklarının arttırılmasıdır. Bu açıdan mali özerkliğin sağlanması yönündeki çalışmaların arttırılarak, merkezi idarenin vesayet
denetimi hafifletilmelidir. Ancak burada önemli olan husus, mali
özerkliği artan belediyelerin sosyal hizmet sunumu ve sosyal yardım sağlama görevleri mutlaka gözden geçirilmeli ve belediyelerin temel görevleri arasında sosyal yardımlara ağırlık vermeleri
sağlanmalıdır.
Belediyelerin kuruluş amacı ve önceliği insanların insanca yaşama
değerlerini yakalaması olduğuna göre, belediyeler sosyal politika
uygulamalarını üretip gerçekleştirirken, kaynaklarına oranla bütçelerinden oldukça yüksek olan bu “gereksiz harcama” miktarlarını yine de bu alana kaydırmaya devam edeceklerdir. Kısacası
yoksullukla mücadelede kentleri ve yereli en iyi bilen belediyelere
verilen yetkiler artırılmalı ve bu çerçevede mali olanaklar da o
ölçüde sağlanmalıdır. Mevcut durum itibariyle belediyelerin yoksulluğu önleme konusunda yeterli olduklarını söylemek zordur.
Bilinmelidir ki, yoksulluk bir belediyenin sınırları içinde yaşayan
kimselerin değil, tüm toplumun sorunudur.”
30
idarecinin sesi / Mayıs - Haziran
AYDIN, Murat. “Yeni Yasal Düzenlemeler
Çerçevesinde Türkiye’de Belediyelerin Sosyal
Politika Alanındaki Görev Ve Deneyimlerinin
Değerlendirilmesi (Zeytinburnu Örneği)”, İstanbul
Üniversitesi Sosyal Bil. Enst. Maliye A.B.D.
Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006. /
CENNET, Bedia. “Yoksulluk Ve Türkiye’de Yoksullukla
Mücadelede
Sosyal
Politika
Uygulamaları”
Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü
Bilimi Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, Sivas 2010. / CENNET, Bedia. “Yoksulluk ve
Türkiye’de yoksullukla mücadelede sosyal politika
uygulamaları”, Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal
Bilimler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve Endüstri
İlişkileri A.B.D. Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
İstanbul 2010. / ÇEKMEKÖY BELEDİYE BAŞKANLIĞI.
“Çekmeköy’ün Sosyo-Ekonomik Yapısı ve Kentsel
Yaşam Kalitesi”, İstanbul 2010. / DEVLET PLANLAMA
TEŞKİLATI, Sekizinci Beş Yıllık Kalkınma Planı:
“Gelir Dağılımının İyileştirilmesi ve Yoksullukla
Mücadele Özel İhtisas Komisyonu Raporu”, DPT
Yayınları, Ankara 2001. / DOĞAN, Elif. “Gelişmekte
Olan Ülkelerde Yoksulluk Siyaseti: Türkiye Sosyal
Yardımlaşma Ve DayanışmayıTeşvik Fonu Örneği”,
Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
Siyaset Bilimi A.B.D. Yayınlanmamış Yüksek Lisans
Tezi, İstanbul 2008. / ES, Muharrem ve GÜLOĞLU,
Tuncay. “Bilgi Toplumuna Geçişte Kentlileşme ve
Kentsel Yoksulluk: İstanbul Örneği”, Bilgi Dergisi,
değişim yayınları, İstanbul 2004. /FİDAN, Ali. “Sosyal
Politikaya Katkısı Açısından 5393 sayılı Belediye
Kanunu”, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bil. Enst.
Çalışma Ekonomisi A.B.D. Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, İstanbul 2006. / GÜLÇİN BEKEN, Hikmet.
“Yoksulluk Olgusuna Kavramsal Bir Bakış”, Marmara
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat A.B.D.
Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul 2006.
/ KESGİN, Bedrettin. “Yoksulluğa Yerel Müdahale
“Sosyal Belediyecilik” Karşılaştırmasında Eminönü
ve Beşiktaş Belediyeleri Örnekleri”, Yayınlanmamış
Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler
Enstitüsü Kamu Yönetimi A.B.D., İstanbul, 2008.
/ KOBAK, Kadriye. “Yerel Yönetimlerin Yoksullukla
Mücadelede Uyguladığı Sosyal Yardım ve Sosyal
Hizmet
Programları”,
Anadolu
Üniversitesi
Sosyal Bilimiler Enstitüsü Çalışma Ekonomisi ve
Endüstri İlişkileri A.B.D. Yayımlanmamış Yüksek
Lisans Tezi, Eskişehir 2006. / ŞENSES, Fikret.
(2003). Küreselleşmenin Öteki Yüzü Yoksulluk,
İletişim Yayınları, İstanbul. / TURGUT, Ahmet
Emre. “Yoksulluk ve Türkiye’deki Boyutu”, Gazi
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Ekonometri
Anabilim Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi,
Ankara 2011. / ZÜLFİKAR, Berna Şafak. “Yoksulluk
ve Yoksullukla Mücadele Yöntemleri: Katılımcı Bir
Yaklaşımla Sosyal Riski Azaltma Projesi’ni Başarı
Değerlendirmesi-Ankara İli Örneği”, Hacettepe
Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İktisat Anabilim
Dalı Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2010.
http://www.tuik.gov.tr
Download

Yoksulluklar Mücadelede Belediyeler Mehmet DUMAN