2013
M.İbrahim TEPE
İHL Meslek Dersleri Öğretmeni
Mehmet EFE
İHL Meslek Dersleri Öğretmeni
ِ‫ِبسْمِ اهللِ الرَّ ْح َمنِ ا َّلرحِيم‬
2010-2011 EĞİTİM ÖĞRETİM YILI
BALIKESİR ANADOLU İMAM HATİP LİSESİ
11. SINIFLAR HADİS YARIŞMASI
HADİS METİNLERİ VE MEALLERİ
1
‫ىخ ٍيػ يريك ٍْمْ ىم ٍْنْ تىػ ىع َّل ىْمْالٍ يق ٍرآ ىْفْ ىكعىلَّ ىم ْوي‬
“Sizin en hayırlınız Kuran’ı öğrenen ve öğretendir.” Buhari,Fzailü’l Kuran-21
2
‫يس يركا ْ ىكالْ تيػ ىع ِّس يركاْ ىكبىشِّ ًِ يركاْْ ىكالْ تيػ نىػ ٌف يركا‬
ِّ
"Kolaylaştırın, zorlaştırmayın; müjdeleyin nefret ettirmeyin"
Buhari,İlim,11 (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 41)
3
ْ‫لى ًؽ‬
ْ ‫س ىْنْْاٍ ْالى ٍْخ‬
ٍْ ‫تْألًِيْْتى ِّْم ىْمْْ يْح‬
ْ‫ْبيْعًْثٍ ي‬
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Muvatta, Güzel Ahlak,1
4
ً ‫بْإذى ى‬
َّ
ُّ ‫إفْاللَّوىْ تىػ ىعالىْيي ًح‬
‫ْأح يد يك ٍم ى‬
‫ْع ىملنْأ ٍفْ ييػ ٍت ًقنى ْوي‬
‫اْعم ىل ى‬
“Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.”
Taberânî, el-Mu’cem ü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îm ân, 4/334.
5
ً ‫نًعم‬
ًِْ‫ْكال ٌد ىعاءي‬
َّ ‫اى‬:‫ْسلى يحْال يٍم ٍؤًمن‬
‫لص ٍبػ ير ى‬
‫ٍى‬
“Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır.” Ali el-Müttaki,Kenzü’l-Ummal c.3, s. 272, hadis no. 6505
6
ً ‫اىلٍي يْدْالٍعلٍياْ ىخ يػ ْر ْ ًم ْنْالٍي‬
‫السفلىى‬
ْ
ْ
‫د‬
ٌ ‫ى يى ٍه ى ى‬
“Veren el alan elden üstündür.” Buhari,Zekat-18
7
ً ‫لىْالٍ ىخي ًْرْ ىك ىف‬
ً‫اعلًْو‬
َّ ‫اى‬
ُّْ ‫لد‬
ٍ ْ‫اؿْعى ى‬
“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.” Tirmizî, İlm, 14.
8
ْ‫اىل يٍم ٍؤًم يْنْ ًم ٍرآةْال يٍم ٍؤًم ًن‬
“Mümin mümine aynadır.” Ebu Davud,Edeb,49
9
ً ْ‫أ ٍعطيوا‬
َّْ ‫أجىْرْهيْ قىػ ٍب ىْلْأ ٍْفْيى ًج‬
ْ‫األج ى‬
‫فْْ ىع ىرقيْوي‬
ٍ ْ‫ير‬
“İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.”İbn Mâce, Ruhûn, 4.
10
ْ‫الدي ًن‬
ِّْ ْ‫ىم ٍْنْيي ًرًْدْاللٌْويْْبًًْوْ ىخ ٍي رْانْ ييػ ىف ِّْق ٍه ْويْ فًي‬
"Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda büyük bir anlayış (kabiliyeti) verir.” Buhârî,
İ’tisan,10, İlm 13; Müslim, İmaret,175; Tirmizî, İlm, 1
11
ً ْ‫لىيس‬
‫صغً ىيرنىاْ ىك ييػ ىو قِّػ ٍْر ْ ىكبً ىيرنىا‬
ْ
ْ
‫م‬
‫ح‬
‫ر‬
‫ػ‬
‫ي‬
ْ
ْ
‫م‬
‫ل‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫م‬
ْ
‫َّا‬
‫ن‬
‫م‬
‫ى‬
ٍ
‫ىٍ ٍ ى ٍىٍ ى‬
“Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
12
ْ‫َّتْ ىم ٍْنْ ىكا ىْفْ فًيْ قىػ ٍلًب ًْوْ ًمثقاىؿيْْ ىذ َّروْةْ ًم ٍْنْكًبٍ ور‬
ْ‫ٍجن ى‬
‫ْالىْيى ٍد يخ يْلْال ى‬
“Kalbinde minicik bir kibir olan cennete giremez.” Müslim,İman-149
13
ْ‫اريْهْ ىجاثً هْعْاًلىىْ ىجنٍ ًْبوْ ىك يى ىْوْيىػ ٍع ىل يْمْ ًبو‬
ْ‫ىماْ ىآم ىْنْبىْ ىم ٍْنْبى ى‬
‫اتْ ىش ٍبػ ىعا ىْف ْ ىك ىج ي‬
“Komşusunun aç olduğunu bildiği halde tok karnına yatan bana iman etmiş olamaz.”
Heysemi,Mecmau’z Zevaid,Daru’l Fikr,Beyrut 1994, c.8,s.306
14
ً ‫تْأ ٍْفْيطَّلً ْعْعىلىي‬
ْ‫َّاس‬
‫ن‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫و‬
ْ‫ْ ىماْ ىح ى‬:‫ْ ىكْاٍ ًْالثٍ يْم‬،‫خلي ًق‬
‫ْاىْلٍبًُّْرْ يح ٍس يْنْال ي‬
ٍ ‫ص ٍد ًر ىْؾ ْ ىكىك ًرٍى ىْ ى ى‬
‫اؾْ ف ًْيْ ى‬
‫ي‬
Nevvâs b. Sem'an el- Ensari(ra)’den naklen, şöyle demiştir:
"Allah Resûlü(sav)’ne iyilik ve günah hakkında sordum. O da şöyle buyurdu:
"İyilik güzel ahlâktır. Günah (kötülük) ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmelerini istemediğin şeydir."
Müslim, Birr 14.
15
ْ‫ِّثْب يك ِّْلْ ىماْ ىس ًم ىع‬
ْ‫ىك ىفىْبال ىٍم ٍرًْءْاًثٍ نماْاى ٍْفْيي ىحد ى‬
“Her duyduğunu başkalarına aktarması kişiye günah olarak yeter.” Ebu Davud,Edeb-80
16
ْ‫كؼْ ى‬
ْ‫يْك ٌْلِْيْْ ىْم ٍْع يْر و‬
‫ص ىْدْقىْةه‬
“Her (meşru ve ) güzel iş sadakadır” Buhari, Edeb,33
17
ً‫ا‬
َّ
ْ‫مْ يم ىح ٌم ود‬
ْ‫مْ ىى ٍد ي‬
ًْ ‫بْاللًٌْوْ ىْكْاى ٍح ىس ىْنْاىل ىٍه ٍد‬
ْ‫يثْكًتاى ي‬
ًْ ‫ٍح ًد‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫س‬
‫ح‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫ف‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ٍ ىى ى‬
“Sözlerin en güzeli Allahın Kitabı, yolların en güzeli Muhammed’in yoludur.” Buhari Edeb 70
18
ً‫لـْالٍم ر‬
ً
ْ‫ْماالىْ يىػ ٍعنً ًيو‬
‫و‬
‫ك‬
‫ر‬
‫ػ‬
‫ت‬
ْ
‫ء‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ْح ٍس ًنْإً ٍس ً ى ٍ ٍ ي ى‬
‫م ٍن ي‬
“Kendisini (doğrudan) ilgilendirmeyen şeyi terketmesi, kişinin iyi müslüman oluşundandır.”
Tirm izî, Zühd 11. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 12
19
.‫ػ ىْرىْك ًْة‬
ْ ‫ح ىْق ْةهْْلًْلٍ بى‬
ْ‫لسْلٍىْع ًْةْ ىم ٍْم ى‬
ِّْ ً‫فْ ىم ٍنػ ىف ىق ْةهْل‬
ْ‫ٍحلً ي‬
‫اىل ى‬
“Alışverişte yemin etmek ticaret malının bereketini giderir.” Buyurmuştur. Buhari,Buyu26; Müslim,
Musakat,31
20
ً ٌ‫لىع ْن ْرسوؿيْْالل‬
‫اشيْ ىكال يٍم ٍرتى ًشي‬
ًْ ‫الليْعىلىيٍ ًْوْ ىك ىسلَّ ىْمْْاى َّلر‬
ْ ْ‫صلَّى‬
ْ
‫و‬
‫ى‬
‫ىى ىي‬
“Hz. Peygamber (s.a.v.) rüşvet alana da verene de lanet okudu.” Tirmizi, Ahkam,9; Ebu Davud, Akdiye,4
21
ً‫ْالىْ يػ ٍؤ‬
ْ‫بْلً نىػ ٍف ًس ًو‬
ُّْ ‫بْألًِىْ ًخ ًْيوْ ىماْيي ًح‬
َّْ ‫أح يد يك ٍْمْ ىحتَّىْيي ًح‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫م‬
‫ي ي ى‬
“Hiçbiriniz kendiniz için arzu ettiğinizi kardeşiniz için arzu etmedikçe (tam) iman etmiş olamaz.”
Buhârî, Îmân, 7
22
ً‫ْا‬
ً
ً
ً
ً
ً
ً
َّ
ْ‫خلي وْقْ ىح ىس ون‬
‫ب‬
ْ
ْ
‫َّاس‬
‫ن‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫ق‬
‫ال‬
‫خ‬
‫ك‬
ْ
،‫ا‬
‫ه‬
‫ح‬
‫م‬
‫ت‬
ْ
ْ
‫ة‬
‫ن‬
‫س‬
‫ٍح‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫ة‬
‫ئ‬
ْ
‫ي‬
‫الس‬
ْ
ْ
‫ع‬
‫ب‬
‫ت‬
‫أ‬
‫ك‬
ْ
ْ
‫ت‬
‫ن‬
‫ك‬
ْ
‫ا‬
‫م‬
‫ث‬
‫ي‬
ْ
‫ح‬
ْ
ْ
‫و‬
‫ل‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫ق‬
‫ت‬
ٌ
ً
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
َّ
ٍ
‫ى‬
ٍ
‫ى ي‬
‫ى ى ىى ٍ ي ى ى ى‬
‫ى ى‬
‫ى ى ٍي ى‬
“Nerede olursan ol, Allah’a karşı sorumluluk bilinciyle yaşa! Kötülüğün peşinden hemen onu yok
edecek bir iyilik yap! İnsanlara güzel ahlakla muamele et.” Tirmizi-Birr,5525
23
ِ ‫ والْم َه‬، ‫الْم س لِم من س لِم الْم س لِم و َن ِمن لِسانِِو وي ِد ِه‬
ُ‫اج ُر َم ْن َى َج َر َما نَ َهى ال لَّوُ َع ْنو‬
ََ َ ْ
ُ
ُ ْ ُ َ َ َْ ُ ْ ُ
“Müslüman, dilinden ve elinden kimsenin zarar görmediği kimsedir. Muhâcir ise, Allah’ın
yasakladığı şeylerden uzak duran kimsedir.” Buhârî, Îmân 4
24
ً ً
ْ‫ْ ىكلى ٍْوْأى ٍْفْتىػ ٍل ىقىْأىخاى ىْؾْبً ىو ٍْج وْوْطىْلًي وق‬،‫كؼْ ىشيئان‬
ًْ ‫الم ٍع ير‬
‫الْتىحق ىر َّْفْم ىْنْ ى‬
"Din kardeşini güler yüzle karşılamak gibi (tabii) bir iyiliği bile sakın küçük görme!”
Müslim Birr-144
25
ْ‫غش‬
ْ‫ْلىْيٍ ى‬
َّ ْ‫سْ ًمْنٌْاىْ ىم ٍْن‬
“Hile yapan bizden değildir" Ebu Davut, Buyu’:52
26
ً
،‫ص ىدقةه‬
‫كال ىك لم ْةيْالطيب ْةيْ ى‬
" Güzel söz sadakadır.” Buhari, Edeb,34. (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 61,96)
27
ً ‫كْأ ٍفْأ‬
ْ‫ْأك‬
‫ىضلَّْأكْأي ى‬
‫ْاللَّ يه َّمْإًنِّيْأعوذيْبً ى‬،‫ٍتْعىلىىْاللَّ ًو‬
‫ْ توَّك ل ي‬،‫بسمْاللَّ ًو‬
ٍ ‫ْأ ٍىكْىأ ًز َّؿ‬،َّْ‫ضل‬
ً
َّ ‫أ‬
‫جه ىلْعىلى َّْي‬
‫ىج ىه ىلْأكْيي ى‬
ٍ ‫ْأكْأ‬،ْ‫م‬
ٍ ‫ْأكْأيظلى‬
ٍ ‫ْأكْأظل ىم‬،ْ
ٍ ‫يزؿ‬
“Allah’ın adıyla çıkıyorum, Allah’a güveniyorum. Allah’ım sapmaktan, saptırılmaktan, kaymaktan
kaydırılmaktan, haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan, câhilce davranmaktan ve câhillerin
davranışlarına muhatap olmaktan sana sığınırım.” Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirm izî, Daavât 34; İbni Mâce, Duâ
18
28
ً ‫لىْاْلٍىْعْني‬
ْ‫ف‬
ْ‫الرفٍ ىْقْ ىك ييػ ٍع ًطىْ ىعْلىْيٍْوًْمْاىْ ْالىْ ييػ ٍع ًطىْ ىع ى‬
ُّْ ‫إ َّْفْاللٌْوىْ ىرفًي هْقْيي ًح‬
ِّْ ْ‫ب‬
"Muhakkak ki Allah nezaketle muamele eder, nezaket ve ağırbaşlılığı sever, şiddet ve kabalık
karşılığında vermediğini nezaket ve ağırbaşlılık karşılığında verir." Ebu Davud Edep-10
29
ْ‫ػ يْق ٍْلْ ىْعْلى َّْيْ ىْماْلى ٍْمْْاىْقي ٍْلْْ فىػ لىٍيتى بىػ َّوٍْأ ْْ ىم ٍق ىع ىدْهيْ ًم ىْنْالنٌْاى ًر‬
ْ‫ىم ٍْنْ يى‬
"Benim söylemediklerimi her kim bana isnâd ederse cehennemdeki yerine hazırlansın."
Buhari ilim: 38 (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 38,77,84)
30
.ْ‫يلْاللًٌْوْ ىحْتَّىْ يىػ ٍرًج ىْع‬
ًْ ً‫ٍمْ ىْكا ىْفْ فًيْ ىسب‬
ًْ ‫بْاْلٍعًل‬
ًْ ‫جْ فًيْطىلى‬
ْ‫ىم ٍْنْ ىخ ىر ى‬
“İlim tahsil etmek için yola çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” Tirmizi-İlim-2
31
ً ٌ‫ْاىلت‬
ُّ ‫الص ٌْدقًْيً ىْنْ ىْك‬
.‫الش ىه ىْد ًْاء‬
ْ‫ؽْْاٍ ْالىًم ي‬
ْ‫الص يدك ي‬
َّ ْ‫اج يْر‬
ِّ ‫ينْ ىم ىْعْالنَّبًيًيٌ ىْنْك‬
“Dürüst ve güvenilir tüccar peygamberler, sıddikler ve şehidlerle beraberdir." Tirmîzî Buyu‘,4
32
ً ْ‫الش ًْدي يْد‬
ً‫الش ًْدي يْدْالَّ ًْذمْْيمل‬
ً ‫لصْرىْع‬
ً
ً‫ض‬
َّ
ْ‫ب‬
‫ن‬
ْ
ْ
‫ك‬
ْ
ْ
ْ
‫ا‬
‫نم‬
‫إ‬
ْ
ْ
‫ة‬
ْ
‫با‬
َّْ ْ‫س‬
ْ‫لىيٍ ى‬
ُّ
َّ
‫ى‬
‫ى‬
‫فس ْويْ ًعنٍدْالٍغى ى‬
‫ي‬
ٍ‫ى‬
ٍ
‫ى‬
“Güçlü kimse, güreşte güçlü olan değil, kızgınlık anında kendisine hâkim olandır.”
Buhârî, Edeb 102; Müslim, Birr 107
33
ً ‫ْ فىًإ َّْفْالٍحس ىْدْْيأٍ يك ْلْالحسنى‬،‫إ يَّا يك ْم ْكالٍحس ىد‬
ْ‫ب‬
‫ط‬
‫الح‬
ْ
ْ
‫َّار‬
‫ن‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫ل‬
‫ك‬
‫أ‬
‫ت‬
ْ
‫ا‬
‫م‬
‫ك‬
ْ
ْ
‫ات‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ىى ى ي ىى‬
‫ٍ ى ىى‬
‫ي‬
"Hasetten (kıskançlıktan) sakınınız. Çünkü ateşin odunu yediği gibi kıskançlık da iyi amelleri yer bitirir."
Ebu Davud Edep-44
34
‫ضي‬
ْ‫ػىْت ى‬
ٍْ‫ػ ىْرم ْ ىْكْاً ْذىاْا ق‬
ْ‫اعْ ىْكْْاً ْذىاْا ٍْش تى‬
ْ‫حاْْإً ْذىاْىْب ى‬
ْ‫لنْ ىْس ٍْم ن‬
ْ ‫الليْْىر يْج‬
ْ ْ‫ْىرًْح ىْم‬
“Sattığında, satın aldığında ve hakkını aradığında kolaylık gösterene Allah rahmet etsin.” Buhari,
Buyu’,16; İbn Mace, Ticarat,28
35
ً ‫إً َّْفْاللَّْوىْ ْالىْ يػ ٍنظي ْرْإًلىىْ ص وًريك ْم ْ كأموالً يك ْمْك ل‬
ْ‫ػك ٍْنْ يىػ ٍنظييْرْإًلىىْ قيػ يل وبً يك ٍْم‬
‫يى ٍ ى ٍ ى ٍ ى‬
‫ى ي‬
Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza
bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.
ٍْ2/285,
‫مالً يك‬539.
Müslim, Birr, 33; Ahmed b. Hanbel,‫م‬
‫(كأ ٍع ى‬Bakınız
‫ ى‬Ders Kitabı Sayfa: 75,89)
36
ً ‫«نً ٍع‬
»‫ْالصحةْكالف راغ‬:‫متافْمغبو هفْفيهماْكثيرْمنْالناس‬
“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Sıhhat ve boş vakit.”
Buhârî, Rikak 1. Ayrıca bk. Tirm izî, Zühd 1; İbni Mâce, Zühd 15
37
ِِ ِ
َّ َ‫ َوال يَ ْش ربَ َّن بِ َها ف‬، ‫ال يَأْ ُك لَ َّن أح ُد ُك ْم بِ ِشمالِ ِو‬
َّ ‫إن‬
‫رب بِ َها‬
ُ ‫الش ْيطَا َن يَأْ ُك ُل بِشمالو َوي ْش‬
"Hiçbiriniz kesinlikle sol eliyle yiyip içmesin. Zira şeytan soluyla yer, soluyla içer."
Müslim , Eşribe 107. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Et' im e 19; Tirm iz î, Et'im e 6; İbni Mâce, Et' im e 8
38
ْ‫أك‬
ٍْ ْ‫أكْإنٍ ىسا هْف‬
ٍْ ْ‫عيْ ىزٍرعْانْ فىػىي أ يك يْلْ ًمنٍ ْويْطى ٍيػ هْر‬
ْ ‫أكْ يىػ ٍزىر‬
ٍْ ْ‫سْ ىغ ٍرسْان‬
ْ‫ماْ ًم ٍْنْمي ٍسلً وْمْ يىػ ٍغ ًر ي‬
ً
.‫ةه‬
ْ‫ص ىدقى‬
‫يم ْةهْإ ْالٌْْ ىكا ىْفْلىْويْبًْوْ ى‬
‫بى ًه ى‬
"Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsulatından bir kuş veya insan
veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur."
*Buharî, Hars 1, Edeb 27; Müslim, Müsâkat 12, (1553); Tirmizî, Ahkam 40, (1382).+
[49]
39
ِ ‫ْواص لَةَ والم س‬
ِ ‫ول ال لَّو ص لّى اهلل َع لَْي ِو وس لَّم لَعن ال‬
َّ ُ‫َوع ِن اب ِن ُعمر رضي اللَّو عْنو‬
َ ‫رس‬
َ‫توص لَة‬
َ
ُ
ُ ‫أن‬
ُْ َ
ََ َ
ِ َ‫ والْو ِاشمة والم ست‬،
.‫وشمة‬
ُ َ َ
İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem saçlarına saç ekleten ve ekleyen, döğme yapan ve
yaptıran kadınlara lânet etmiştir.” Buhârî, Libâs 83, 85, 87; Müslim , Libâs 115, 117, 119.
40
ً
‫عىْ ىْعمليْويْإ ْالَّْ ًم ْنْثى ْ و‬
ْ‫أك‬
ٍْ ْ،ْ‫صدقىوْةْجاريىوْة‬
ٍْ‫اتْْاٍ ًْلْنٍ ىسا يْفْْاً ن‬
ْ‫«ْإذاْ ىم ى‬
‫ْإ ْالَّْم ٍْنْ ى‬:ْ‫لىْثىْة‬
ٍ
‫ػ ىْقطىِىْ ْ ى‬
ً
‫ْأ ْ و‬،ْ‫لمْيػ ٍن تىػ ىف ْعْبًًْو‬
»ْ‫ص ْالً وْحْيى ٍْدعيوْلىْوي‬
‫ىكْ ىكلى ْدْ ى‬
ٍ
‫ي‬
‫ع وْ ي‬
“İnsan öldüğü zaman üç şey dışında bütün amellerin sevabı sona erer; sadaka-i cariye, istifade edilen
ilim, kendisine duâ eden hayırlı bir evlat.” Müslim vasiyet-14
41
ْ‫ليْ ىْم ٍْنْ يْى ىْو‬
ْ‫ػ ٍْن ْظي ٍْرْْاً ى‬
ْ ‫ػ ٍْل يى‬
ْ‫خْلٍ ًْقْ فى‬
ْ‫ض ىْلْ ْعىْلىْيٍ ًْوْ ف ًْيْاْلٍمْاى ًْؿْ ىْكاْلٍ ى‬
ِّْ ‫ليْ ىْم ٍْنْْفي‬
ْ‫ْاًْذىاْْنى ْظىىْرْْاى ىْح ْيد يْك ٍْمْْاً ى‬
"Sizden biriniz mal ve yaratılış bakımındanًkendinden daha üstün birine bakarsa, ardından
‫ ْاى ٍْس‬baksın." Buhari Rikak-30
kendinden daha düşük derecede
‫ىْف ىْلْ ْمْنٍ ْوي‬olana
42
ْ‫ػ ٍْع ضْان‬
ْ‫ض ْويْ بى‬
ْ‫ػ ٍْع ي‬
ْ‫ش ُّْدْ بى‬
ْ‫ْْيى ي‬،‫ػٍْن يْاى ًْف‬
ْ‫ْاىْلٍ يْم ٍْؤًْم يْنْْلًلٍْ يْم ٍْؤًْم ًْنْ ىْكاْلٍ بي‬
"Mü'minin mü'mine karşı durumu,, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan binalar
gibidir" Buhari, Salat 88, Mezalim,5; Müslim, Birr,65
43
ْ‫لىْ ييػ ٍؤًْذْ ىج ىاريه‬
ْ ‫اآلخ ًْرْفى‬
ًْ ْ‫ْ ىم ٍْنْ ىكا ىْفْ ييػ ٍؤًم يْنْبًاللًَّْوْ ىكالٍ يىػ ٍوًْـ‬
ً ْ‫كم ْنْ ىكا ىْفْ يػ ٍؤًم ْنْبًاللًَّْوْكالٍ يػ وًْـ‬
‫ض ٍيػ ىف يْو‬
‫اآلخ ًْرْ فىػ ٍليي ٍك ًرٍْـْ ى‬
ٍ‫ى ى‬
ٍ ‫ىى‬
‫ي ي‬
ً ْ‫كم ْنْ ىكا ىْفْ يػ ٍؤًم ْنْبًاللًَّْوْكالٍ يػ وًْـ‬
ٍْ ‫أكْلًيىس يك‬
‫ت‬
ٍْ ْ ‫اآلخ ًْرْ فىػ ٍل يىػ يق ٍْلْ ىخ ٍيػ نرا‬
ٍ‫ى ى‬
ٍ ‫ىى‬
‫ي ي‬
-
“Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusunu rahatsız etmesin. Allah’a ve ahiret gününe
imân eden kimse misafirine ikram etsin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya faydalı söz
söylesin veya sussun.” Müslim, Îmân, 75
44
ْ‫ػعْفىْبًلً ىسانًًْوْ فىًإ ٍْفْلى ٍْم‬
ٍْ ‫ىم ٍْن ْ ىرأىلْ ًم ٍن يك ٍْمْ يم ٍن ىك نراْ فىػ ٍل ييػ ىغ يِّػ ٍريْهْبًيى ًدْهًْ فىًإ ٍْفْلى ٍْمْيى ٍستى ًط‬
ًْ ‫ػم‬
‫اف‬
ْ‫ض ىع ي‬
ْ‫ػعْ فىبً ىقلٍبًًْوْ ىكذىلً ى‬
ٍْ ‫يى ٍستى ًط‬
ٍ ‫كْأ‬
‫فْاٍ ًل ي ى‬
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin. Şayet eliyle değiştirmeye gücü yetmezse, diliyle
değiştirsin . Diliyle değiştirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki, bu imanın
en zayıf derecesidir.” Müslim, Îmân, 78
45
ْ‫تْ ًْى ٍج ىرتيْوي‬
ٍْ ‫ْْفى ىْم ٍْنْ ىْكانى‬،ْ‫ئْ ىماْ نىػ ىول‬
ْ‫ْ ىْكْإًنَّ ىماْلً يْك ِّْلْ ٍْامًْر و‬،ْ‫ت‬
ًْ ‫ػٌْيْاى‬
ٌْ‫إنَّمْاىْْاٍألى ٍْعمْاىؿيْْ ًْباْلً ن‬
ْْ‫صيبيهْاى‬
ًْ ‫ج ىرتيْويْْلً يد نٍػىي اْيي‬
ٍْ ‫تْ ًْى‬
ٍْ ‫ْ ىْكىْم ٍْنْكاىْنى‬،ْ‫اللْ ىْكْىر يس ولًًْو‬
ًْ ْ‫ج ىْرْتيْويْْإًْلىى‬
ٍْ ‫اللْ ىْكىر يس ولًًْوْْفى ًْه‬
ًْ ْ‫إًلىى‬
ً‫أى ًْكْ ْام رأ وْىةْيػ ٍن ًْكحهْاىْْفىوً ٍِْج رتيْويْْإًْلىىْمْاىْ ىىاج ْرْْإًلي ْو‬
ٍ ‫ىى‬
‫ٍى ى ي‬
‫ٍى‬
“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah’a ve Resûlü’ne
ise , onun hicreti Allah ve Resûlünedir. Kim hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikahlayacağı
bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir.” Buhari, Bad’ul-Vahy,1; Müslim, İmaret, 155
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 77,78)
46
ْ،ْ‫الل‬
ًْ ْْ‫ىفْ يم ىح َّمدْانْ ىرسوؿي‬
َّْ ‫الليْ ىكأ‬
ْ َّْ‫هادْةًْأى ٍْفْ ْالىْإًلىْوىْإً ْال‬
ْ‫لـْعىلىىْ ىخ ٍم و‬
ْ‫لس ي‬
‫ْ ىش ى‬:ْ‫س‬
ٍ ٍ‫بينً ىْيْا‬
ً‫ْ كصو‬،ْ ‫ت‬
ً
‫ضا ىْف‬
‫م‬
‫ر‬
ْ
ْ
‫ـ‬
ًْ ‫لةًْكإًيتى‬
ْ ‫الص‬
ًْ ‫ىكإ قى‬
َّ ْ‫اـ‬
‫كح ٌْجًِْْْالٍبىػ ٍي ًْ ى ى ٍ ى ى ى‬
‫ ْ ى‬،‫اءْا َّلزىكاة‬
"İslâm dini beş esas üzerine kurulmuştur: Allah'tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed'in Allah'ın
kulu ve resulü olduğuna şehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek ve ramazan
orucunu tutmak." Buhârî, Îmân 1, 2;Müslim, Îmân, 21.
47
ً ‫م ْنْصلٌ ْىْالٍْعً ىش‬
‫اع و‬
ً
َّ
َّ
ً
ْ‫الصبٍ ىْحْ ف ًْي‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫م‬
‫ك‬
ْ
،
‫ل‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫ف‬
‫ص‬
‫ن‬
ْ
ْ
‫اـ‬
‫ق‬
ْ
‫ا‬
‫م‬
‫ن‬
ْ
‫أ‬
ْ
‫ك‬
‫ف‬
ْ
ْ
‫ة‬
‫م‬
‫ج‬
ْ
ْ
‫ي‬
‫ف‬
ْ
ْ
‫اء‬
‫ى‬
ً
ُّ ْ‫صلٌ ىْى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ىى ى‬
ٍ ‫ى ى‬
‫ٍ ىى ٍ ى‬
‫ىٍ ى ى‬
‫جم ى و‬
.‫صلٌ ىْىْاللَّيٍ ىْلْ يكْلَّْوي‬
‫اع ْةْ فى ىكأنَّمْاىْ ى‬
‫ىى‬
"Kim yatsıyı cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiş gibi olur. Kim de sabah namazını
cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiş gibi olur." Müslim, Mesacid,260
48
ْ‫اءى‬
ْ ‫وهْْ آنى‬
ْ‫ْ فىػ يه ىْوْ يىػ ٍتػ يل ي‬،‫ْ ىر يج هْلْ آتى ْاهيْاللٌْويْال يْقرآ ىف‬:‫ْالىْ ىح ىس ىْدْإٌ ْالٌِْىْْف ًْيْاثٍػىن تىػ ٍي ًْن‬
ْ‫اءى‬
ْ ‫آناءىْاللَّيٍ ًْلْ ىكآنى‬
ْ ْ‫ْ ىكىر يج هْلْْ آتى ْاهيْاللٌْويْماى ْالنْ فىػ يه ىْوْ ييػ ٍن ًف يق ْوي‬،‫اءىْال نَّػ ىه ا ًر‬
ْ ‫اللَّيٍ ًْلْ ىكآنى‬
"Sadece şu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah’ın kendisine Kur’an verdiği ve gece gündüz onunla
َّ‫ ال ن‬ve bu malı gece gündüz onun yolunda
.‫ ًْر‬mal
‫ػ ىه ا‬verdiği
meşgul olan kimse, diğeri Allah’ın kendisine
harcayan kimse. " Buhari,Tevhit,45; Müslim, Müsafirun,266
49
‫إخ ىوانا‬
ْ‫اس يدكا ْ ىك ْالىْتى ىدا بىػ يركا ْ ىكيك ونيواْ ًعبى ى‬
ٍ ْ‫ادْاللًَّْو‬
‫ْالىْ تىػىباغى ي‬
‫ضوا ْ ىك ْالىْتى ىح ى‬
ْ‫ؽْثىلى و‬
‫ث‬
ْ‫ىك ْالىْيى ًح ُّْلْلً يم ٍسلً وْمْأ ٍْفْ يىػ ٍه يج ىْرْأ ىخ ْاهيْ فىػ ٍو ى‬
“Birbirinize karşı kötü duygular beslemeyiniz. Birbirinizi çekememezlik yapmayınız. Birbirinize sırt
çevirmeyiniz. Ey Allah’ın kulları, kardeş olunuz. Bir Müslümanın diğer Müslüman kardeşine üç
günden fazla dargın durması helal değildir.” Buhârî, Edeb, 62; Müslim, Birr,23
50
ِ ‫هات الَ يَ ْع لَ ُم ُه َّن َكثِ ٌير ِم َن الن‬
، ‫َّاس‬
ٌ ِ‫ َوبَ ْي نَهما ُم ْشتَب‬، ‫الح ر َام بَ يِّ ٌن‬
َ ‫ وإِ َّن‬، ‫الحالَ َل بَ يِّ ٌن‬
َ ‫إِ َّن‬
ِ ِِ ِ ِ
ِ ‫ ومن وقَع في ال شب‬، ‫وع ر ِض ِو‬
ِ ‫الشب‬
‫ وقَ َع في‬، ‫هات‬
ْ ، ‫هات‬
ُ
ُ ُّ ‫فَ َمن اتَّقى‬
َ َ ْ ََ
ْ ‫استَْب َرأَ لدينو‬
‫الح ر ِام‬
َ
“Helâl olan şeyler belli, haram olan şeyler bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun helâl
mi, haram mı olduğunu bilmediği şüpheli konular vardır.
Şüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve ırzını korumuş olur. Şüpheli konulardan sakınmayanlar
ise gitgide harama dalar. Buhârî, Îmân 39, Büyû’ 2; Müslim, Müsâkat 107, 108.
BİLGİ HADİSLERİ
ِ
ِ ُ ‫ قال‬: ‫َعن أبي ى ري رَة رضى ال لّو عنو قال‬
:‫وس لَّم‬
َ ‫رسول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ْ
َ َْ ُ
ْ‫ْ يك ُّْلْال يٍم ٍسلً ًْمْعىلىى‬،‫ْ ْالىْيى يخ ونيْويْ ىك ْالىْيى ٍك ًذبيْويْ ىك ْالىْيى ٍخ يذليوي‬,ْ‫ال يٍم ٍسلً يْمْأى يخوْال يٍم ٍسلً ًْم‬
َّ ْ‫أمرئْ ًم ىْن‬
ْ‫الش ِّْر‬
ْ‫بْ و‬
ًْ ‫ْبً ىح ٍس‬,‫ْالتَّػ ٍق ىولْ ىىاْ يىنىا‬,ْ‫ْ ىك ىد يم ْوي‬,ْ‫ْ ىكىماليْوي‬,‫ض ْوي‬
‫ال يٍم ٍسلً ًْمْ ىح ىر هْاـْ ًع ٍر ي‬
‫أخاهيْال يٍم ٍسلً ىْم‬
ْ ْ‫أفْيى ٍح ًق ىْر‬
Ebu Hüreyre (ra)’den aktarıldığına göre Rasulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Müslüman müslümanın kardeşidir, ona ihanet etmez, ona yalan söylemez, onu sıkıntıda
bırakmaz. Her müslümanın diğerine namusu, malı ve kanı haramdır. Takva işte buradadır (kalptedir).
Bir kimsenin Müslüman kardeşini hor görmesi kendisine yapacağı kötülük olarak yeter.”
(Buhari,Mezalim,3; Müslim ,Birr,58,72; Tirmizi , Birr 18)
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa: 134)
ِ
: ‫وس لَّم‬
ُ ‫ قال‬:‫عن أبي ى ريرة َر ِض َي ال لّوُ َع ْنو قال‬
َ ‫رسول ال لّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ًً ً
ً
ْ.‫ْكىِىْْتيػ ٍؤًمين واْ ىحتٌىْتى ىحابُّوا‬،‫ػ ٍؤًمينوا‬
ْ‫الجنَّْةىْ ىحتَّىْ تي‬
‫ىكالَّذمْ نىػ ٍف سيْبًيىدْهِْىْْتى ٍد يخ ليواْ ى‬
.‫ىـْ بىػ ٍيػىن يك ٍْم‬
ْ‫وهيْتى ىحابىػ ٍبيت ٍم؟ْأفٍ يشواْالسَِّ ى‬
ْ ‫ْأىْأدلُّ يك ٍْمْعىلىْ ىش ٍى وْءْإذىاْ فىػ ىع لٍتي يم‬
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki: "Nefsim
yed-i kudretinde olan zâta yemin ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi
sevmedikçe imân etmiş olmazsınız! Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz şeyi haber vereyim mi?
Aranızda selamı yaygınlaştırın!"
ٍ ‫َع ْن‬
:‫أنس َر ِض َى ال لّوُ َع ْنوُ عن النبي صلى اهلل ع ليو وسلم قال‬
ْ‫بْْإًْلىْيٍ ًْو‬
َّْ ‫ْ ىْم ٍْنْ ىكا ىْفْاللٌْويْ ىْكْىر يْس وليْويْْأى ىْح‬:‫اف‬
ًْ ‫يم‬
ْ‫لى ىْكةىْْْاٍ ًْال ى‬
ْ ‫ثْ ىم ٍْنْ يك َّْنْفً ًْيو ْ ىك ىج ىْدْبً ًْه َّْنْ ىْح‬
ْ‫لى ه‬
ْ ‫ْثى‬
ْ‫ودْْفًيْْاٍل يْك ٍْف ًْر‬
ْ‫ْ ىْكْاى ٍْفْيى ٍك ىرىْهْْأى ٍْفْ ييػ يْع ى‬،‫حْبُّْويْْاً ْالَّْْلًلٌ ًو‬
ًْ ‫لمٍْرْءىْ ْالىْْيي‬
ْ‫بْْاٍ ى‬
َّْ ‫ح‬
ًْ ‫ًْم ٌْمْاىْ ًْس ىْو ياى ىْماْ ىْكْاى ٍْفْْيي‬
‫ؼْْفًيْالْنٌْاى ًْر‬
ْ‫ػ ٍْق ىْذ ى‬
ْ‫ػ ىقذى ىِ يْقْاللٌْويْْ ًْمْنٍ ْويْ ىك ىماْْيى ٍْك ىرْهيْْأى ٍْفْ يي‬
ٍْ‫ػ ٍْع ىْدْاى ٍْفْْأى ن‬
ْ‫بى‬
….. Enes ibni Malik (ra)’dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) şöyle buyurmuştur:
“Üç özellik vardır. Bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:
Allah ve Resûlünü (bu ikisinden başka) herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek. Allah
kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateşe atılmak gibi çirkin ve
tehlikeli görmek.” Müslim İman: 67
:‫_ عن عبداهلل بن عمرو َر ِض َي ال لّوُ َع ْنهما قال‬
ً‫اللْعىلىيْو‬
ً ْْ‫لنْ ْسْأىؿىْ ْْرس وؿى‬
ْ‫ْتيطٍعً يْم‬:ْ‫لـْ ىخ ٍيػ هر ؟ْْقىاؿى‬
ًْ ‫مْْاً ٍس‬
ُّْ ‫ْْأى‬:ْ‫كسلَّ ىْم‬
ْ
ْ
ْ
ْ
‫ى‬
‫ل‬
‫ص‬
ْ
ْ
‫الل‬
ٌ
ٍ
‫ى ى ي‬
‫ى‬
‫ْاى َّْف ْْىر يْج ْ ى ى ي‬
ٍْ ‫تْ ىكىم ٍْنْلى ٍْمْ تىػ ٍع ًر‬
‫ؼ‬
ْ‫لىْ ىم ٍْنْ ىع ىرفٍ ى‬
ْ‫ىالـْعى ى‬
ْ‫ْ ىك تىػ ٍق ىرْأيْالسَِّ ى‬،‫الطَّىع ىاـ‬
…. Abdullah b. Amr (ra)’dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah’a biri, “İslâm’ın en hayırlısı hangisidir?” diye sorunca şöyle buyurmuştur;
“(İnsanlara) yemek yedirmen ve tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir”
Buhari, İman:6
ِ َ ‫ت رس‬
ِ
ِ
:‫ول‬
ُ ‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم يَ ُق‬
َ ‫ول ال لّو‬
ُ َ ُ ‫ َسم ْع‬:‫عن أبى ى ريرة َرض َي ال لّوُ َع ْنو قال‬
ْ‫اتْ ىى ٍْل‬
ْ‫سْ ىم َّر و‬
ْ‫س يْلْ ًمنٍ ْويْ يك َّْلْيىػ ٍووْـ ْ ىخ ٍم ى‬
ًْ ‫أح ًد يك ٍْمْيىػ ٍغىت‬
ًْ ‫أفْ نىػ ٍه رْانْبًبى‬
َّْ ْ‫ىْأْىرأ يٍػيت ٍْمْلى ٍْو‬
‫ابْ ى‬
ْ‫كْ ىمثى ْلي‬
ْ‫ْْفى ىْذلً ى‬:ْ‫ْ قْاىؿى‬.‫ ْالىْ يىػ ٍب ق ىْىْ ًم ٍْنْ ىد ىرنًًْوْ ىش ٍي هْئ‬:‫ػ ٍب ق ىْىْ ًم ٍْنْ ىد ىرنًًْوْ ىش ٍي هئ؟ْ قاْليوا‬
ْ‫يى‬
‫ْيى ٍم يحواْاللٌْويْبً ًْه َّْنْاْلٍ ىخطىايىا‬،‫س‬
ًْ ‫اتْال ىخ ٍم‬
ًْ ‫الصَّ لىو‬
……Ebû Hüreyre (ra)’den rivayet edilmiştir. O, Resulullah (sav)’in şöyle buyurduğunu işittim dedi:
"Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da o kimse her gün bu nehirde beş defa
yıkansa kirinden bir şey kalır mı?” Sahabiler:
" O kimsenin kirinden hiçbir şey kalmaz, dediler. Resul-i Ekrem:
" Beş vakit namaz işte bunun gibidir. Allah beş vakit namazla günahları silip yok eder.” buyurdular.
Müslim, Mesacid,283
-
ِ
:‫اي صدقة اعظم اجرا؟ قال‬
َ ‫ يا‬:‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم فقال‬
َ ‫عن أبى ى ريرة َرض َي ال لّوُ َع ْنو قال جاء رجل الي النبي‬
ّ ‫رسول ال لّو‬
ْ‫شْالٍىف ٍق ىْرْ ىْكْتىأ ُّىم ْليْالٍغىنً َّْيْ ىك ْالىْتي ٍم ًه ٍْلْ ىحتَّيْاًذىا‬
ْ‫يحْتى ٍخ ى‬
ْ‫يحْ ىش ًح ه‬
ْ‫ص ًح ي‬
ْ‫ؽْ ىكاىنٍ ى‬
ْ‫ص َّد ى‬
‫تْ ى‬
‫اى ٍْفْتى ى‬
‫تْلً يفلى وْفْ ىك ىذاْ ىْكْلًيفلى وْفْ ىك ىذاْ ىْكْقى ٍْدْ ىكا ىْفْلًيفلى وْف‬
ْ‫وـْقيػ ٍل ي‬
ْ‫ٍحلٍ يق ى‬
ًْ ‫بىػ ىل ىغ‬
‫تْال ي‬
….Ebu Hureyre (ra)’den şöyle dediği rivayet edilmiştir. “Resulullah (sav)’e bir adam gelerek şöyle
dedi:
-Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür? Hz. Peygamber(sav)’de şöyle buyurdu:
“Güçlü-kuvvetliyken, Sıhhatın yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe
etmekteyken, daha zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu işi) can
boğaza gelip de “falana şu kadar”, “ filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal varislerden
şunun veya bunun olmuştur”Buhari, Zekat:11; Müslim, Zekat,92
:‫رسول ال ل ِّو صلى اهلل عليو وسلم‬
َ ‫ قال‬:‫عن عبداهلل قال‬
ً
ْ‫الر يج ْلي‬
َّْ ْ‫ؽْ يىػ ٍه ًدمْإًلىىْالٍبًِّْرْ ىْك‬
ْ‫الص ٍد ى‬
َّْ
ِّ ْ‫فإف‬
َّ ْْ‫ٍجن ًَّْةْ ىكىماْ يىػ ىزاؿي‬
‫إفْالٍبًَّْرْ يىػ ٍه دمْإلىىْال ى‬
ً ‫صدِّي نقاْ ْكْاي اى يْك ْمْكال‬
ً ْ‫بْ ًعنٍ ىْدْاللًَّْو‬
ْ.‫ب‬
ْ‫ٍك ٍذ ى‬
ْ‫ؽْ ىحتَّىْيي ٍكتى ي‬
ْ‫الص ٍد ى‬
ْ‫ص يد ي‬
ِّ ْ‫ؽْ ىْكْ يىػىت ىح َّرم‬
ٍ ‫يى‬
‫ى ٌ ٍى‬
ْْ‫ْْ ىكمْاىْ يىػ ىزاؿي‬.‫ورْ يىػ ٍه ًدمْإلىىْالنَّا ًْر‬
ْ‫إفْالٍ يف يج ى‬
َّْ ْ‫بْ يىػ ٍه ًدمْإلىىْالٍ يف يج وًْرْ ىْك‬
ْ‫فىًإ َّْفْالٍكً ٍذ ى‬
ً ‫بْ ْكْيػىت ح ِّرمْال‬
ً
‫بْ ًعنٍ ىْدْاللًَّْوْ ىك َّذابنا‬
ْ‫بْ ىحتٌ ىْىْيي ٍكتى ي‬
ْ‫ٍك ٍذ ى‬
َّ
‫الر يج يْلْيى ٍكذ يْ ى ى ى‬
….. Abdullah (ra)'tan rivayet edildiğine göre Allah’ın elçisi (sav) şöyle buyurmuştur:
«Doğruluğu elden bırakmayınız. Çünkü doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru
söylemeye ve doğruluğu araştırmaya devam ederse Allah katında en doğru kişi olarak yazılır.
Yalandan sakınınız. Çünkü yalan kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan
söylemeye ve yalanı araştırmaya devam ederse Allah katında en yalancı olarak yazılır.
(Müslim Birr-105)
: ‫رسول ال لّو صلى اهلل عليو وسلم‬
ُ ‫ قال‬:‫وعن النعمان بن بَشير َر ِض َي ال لّوُ َع ْنهما قال‬
ً
ً ‫اد ًى ْمْ ك تىػ ر‬
ْ‫الج ىس ًْدْإذىاْا ٍشتى ىكىْ ًمنٍ ْوي‬
ْ‫الم ٍؤًمنً ى‬
‫احم ًه ٍْمْ ىكتىعاطيف ًه ٍْمْ ىمثى ْليْ ى‬
‫ينْ ف ًْيْتىػ ىو ِّْ ٍ ى ى ي‬
‫ىمثى ْليْ ي‬
ً
‫الح ٌْمى‬
َّ ً‫الج ىس ًْدْب‬
ٍ ‫عي‬
‫ض هْوْتى ىد ى‬
‫الس ىه ًْرْ ىك ي‬
‫اعىْلىْويْ ىسائ يْرْ ى‬
Nu'man İbni Beşîr (ra)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
"Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vucuda
benzerler. Vucudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli
hastalığa tutulurlar.”
Buhari-edep-27 (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 134)
ِ َ ‫أن رس‬
: ‫ال‬
َ َ‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم ق‬
َ ‫ول اهلل‬
ُ َ َّ ‫عن عبداهلل بن عمر رضي ال لَّو عنهما‬
ً ْ‫اىلٍمسلً ْمْاى يخوْالٍمسلً ًْمْ ْالىْيظٍلًم ْو ْ ك ْالىْيسلًم ْوْم ْنْ ىكا ىْفْ فًيْحاج ًْة‬
ْ‫أخ ًْيوْ ىكا ىْفْاللَّْويْ فًي‬
‫ى ى‬
ٍ ‫ى يي ى ي ٍ يي ى‬
ٍ‫ي‬
‫يٍ ي‬
ْ‫بْ يىػ ٍوًْـ‬
ًْ ‫جْاللَّْويْعىنٍ ْويْبً ىهاْ يك ٍربىْةنْ ًم ٍْنْ يك ىر‬
ْ‫جْ ىع ٍْنْمي ٍسلً وْمْ يك ٍربىْةنْ فىػ َّر ى‬
ْ‫ْ ىكىم ٍْنْ فىػ َّر ى‬،‫اجتً ًو‬
‫ىح ى‬
‫ْ ىكىم ٍْنْ ىس تىػ ىْرْمي ٍسلً نماْ ىس تىػ ىريْهْاللَّْويْ يىػ ٍوىْـْال ًٍقيى ىام ًْة‬،‫ال ًٍقيى ىام ًة‬
…Abdullah ibni Ömer (ra)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
“Müslüman, Müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu yalnız bırakmaz.
Müslüman kardeşinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir müslümandan
bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teala o kimsenin kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim
bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teala da o kimsenin ayıp ve kusurunu örter.”
Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 134)
-
: ‫ول ال ل ِّو‬
ُ ‫قال َر ُس‬
َ :‫عن أبى ى ريرة رضى ال لّو عنو قال‬
ِ ِ‫ ُك َّل ي وٍم تَطْلُع ف‬،ٌ‫كل س ََالمى ِمن النّاَ ِس َع لَي ِو ص َد قَة‬
َّ
‫س تَ ْع ِد ُل بَ ْي َن اْالثْ نَ ْي ِن‬
‫م‬
‫الش‬
‫يو‬
َ ْ
ُ
َْ
َ َ ُ ُّ
ُ ْ
ُِ‫ وت‬،ٌ‫ص َد قَة‬
ِ ِِ
،ٌ‫ص َد قَة‬
‫ع‬
َّ ‫ين‬
َ ُ‫الر ُج َل ف ِي َد ابَّتو فتَ ْحم لُوُ َع لَْيهاَ أ َْو تَ ْرفَ ُع لَوُ َع لَْيهاَ َمتاَ َعو‬
َ
ُ َ
ِ‫ وبِ ُك ل خطْوٍة تم ِشيها ا‬،ٌ‫والْ َك لِمةُ الطَّيب َِ َة َُ صد قة‬
ِ َ‫الصال‬
‫ط اْألَ َذى‬
‫ة‬
‫لى‬
َّ
ُ ‫ َوتُ ِمي‬،ٌ‫ص َد قة‬
ََ
َ
َ
َّ
َ َ ْ َ َ َ ِّ
.ٌ‫ص َد قَة‬
َ ‫َع ِن الطَّ ِر ِيق‬
Ebu Hüreyre'den (r.a.)’den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) şöyle buyurdu:
"İnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. İki kişi arasında adâletle hükmetmen
sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü bineğine yüklemen
sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her adım bir sadakadır. Gelip
geçenlere eziyet veren şeyleri yoldan gidermen de sadakadır.” Buhari, Sulh,11, Cihad,72,128; Müslim,
Zekat,56.
ِ
:‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم‬
َ ‫ قال النبي‬:‫عن عبداهلل ابن مسعود رض َى ال لّوُ َع ْنوُ قال‬
ً‫ىِْالحس ْدْا‬
َّ
ً
ْ‫ح ِّْق‬
ْ‫طْعىْلىىْ ىى لى ىكتًًْوْ ف ًْيْاْلٍ ى‬
ْ‫سلِّ ى‬
‫ف‬
ْ
‫ال‬
‫ا‬
‫م‬
ْ
ْ
‫و‬
‫ل‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫اه‬
‫ت‬
‫آ‬
ْ
ْ
‫ل‬
‫ج‬
‫ر‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫ي‬
‫ػ‬
‫ت‬
‫ن‬
ْ
‫ػ‬
‫ث‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫ي‬
‫ف‬
ْ
ْ
‫ال‬
ٌ
ً
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ى ىى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ىٍ ىي ه‬
‫يى ي‬
.‫ىكىر يج هْلْ آتى ْاهيْاللٌْويْالحًٍِْ ٍك ىْم ْةىْ فىػ يه ىْوْ يىػ ٍق ًضىْبً ىهاْ ىك ييػ ىعِّْل يم ىها‬
ِAbdullah b. Mes'ud (ra)'dan: Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
"İki kişiden başkasına gıbta edilmez; Allah tarafından kendisine mal verilip de hak yolunda o malı
harcayan kimse ile Allah tarafından kendisine hikmet (ilim) verilip de onunla (yerli yerince)
hükmeden ve onu başkalarına öğreten kimse.”
Buhârî, İlm 15
ِ َ ‫ قال رس‬:‫عن أبى ى ريرة ر ِضي ال لّوُ َع ْنو قال‬
: ‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم‬
َ ‫ول ال لّو‬
َُ
َ َ
ً‫سْْفً ًْيوْ ًعلٍمْانْس َّْه ْلْاللٌْوْْلىْوْطى ًريقْانْْا‬
..‫ٍجن ًَّْة‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
‫ي‬
ْ
‫ل‬
ْ‫كْطى ًريقْانْمى ٍِْ ْلتى ًْم ي‬
ْ‫ىم ٍْنْ ىسلى ى‬
‫ى‬
‫ى ى ي ي‬
‫ى‬
Ebû Hüreyre (r.a.)’den Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Kim bir ilim öğrenmek için bir yola çıkarsa Allah ona Cennete giden yolu kolaylaştırır.” Tirmizi-İlim-2
ِ
: ‫فقال‬
َ ‫البيوع‬
ِ ‫ع في‬
ُ ‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم أنّوُ يُ ْخ َد‬
َ ‫نبي‬
َ ً‫عن عبد اهلل ابن عمر رضى ال لّو عنهما أ ّن رجال‬
ّ ‫ذكر ل‬
ْ‫تْ فى‬
ْ‫اًذىاْبىا يىػ ٍع ى‬
‫ػ يْق ٍْلْْالى ًخلىبىْةى‬
…. Abdullah İbn Ömer (ra) rivayet ettiğine göre bir adam Hz. Peygamber (sav)’e gelerek alışverişte
aldatıldığını şikayet etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav):
"Bundan böyle alıveriş yaparken (dînde) kandırmak yoktur de." buyurdu.
Buhari ,Buyu,48; Müslim, Buyu’, 48
ِ
: ‫وس لَّم‬
ُ ‫رس‬
َ : ‫قال‬
َ ‫وعنو‬
َ ‫ول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ُ ‫قال‬
ِ
ِ ‫ إِمام‬: ُ‫« سب عةٌ ي ِظ لُّهم ال لَّوُ في ِظ لِّ ِو ي وم ال ِظ َّل إالَّ ِظ لُّو‬
‫اد ِة‬
َ َ‫ وشاب نَ َشأَ في عب‬، ‫عاد ٌل‬
ٌ
َ َْ
ُ ُ ُ َ َْ
ِ ‫ ورج‬. ‫اج ِد‬
ِ ‫ ورج ل قَ لْبوُ مع لَّق بالم س‬. ‫ال لَّو تَعالى‬
. ‫ اجتَ َمعا َع لَ ِيو‬. ‫الن تَ َحابَّا في ال لَّو‬
َُ ُ ٌ ُ ََ
ُ ََ
ََ
ِ ُ ‫ ورج ل َد َع ْتوُ ْام رأَةٌ َذ‬، ‫وتَ َف َّرقَا َع لَ ِيو‬
ٍ ‫ب و َج‬
. ‫َخاف ال لَّو‬
َ ‫ فَ َق‬. ‫مال‬
ُ ‫ إِنّي أ‬: ‫ال‬
َ ٍ ‫ات َم ْن ص‬
َ
ٌ َََ
ِ
ِ ِ
‫ور ُج ٌل ذَ َك َر ال لَّو‬
َ ِ‫ص َّد َق ب‬
َ َ‫ور ُج ٌل ت‬
َ . ُ‫ص َد قَةَ فأَ ْخفاىا حتَّى الَ تَ ْع لَ َم شمالوُ ما تُ ْنف ُق يَمينو‬
َ
»ُ‫ت َع ْي نَاه‬
ْ ‫اض‬
َ ‫خالِياً فَ َف‬
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
buyurdu:
“Başka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet gününde Allah Teâlâ, yedi sınıf insanı, arşının gölgesinde
barındıracaktır:
Âdil devlet başkanı,
Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde serpilip büyüyen genç,
Kalbi mescidlere sevgi ile bağlı müslüman,
Birbirlerini Allah için sevip birliktelikleri ve ayrılıkları Allah için olan iki insan,
Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i meşru davetine “Ben Allah’tan korkarım” diye yaklaşmayan
yiğit,
Sağ elinin verdiğini sol elinin bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhâda Allah’ı anıp göz yaşı döken kişi.”
Buhârî, Ezân 36, Zekât 16, Rikak 24, Hudûd 19; Müslim, Zekât 91. Ayrıca bk. Tirmizî, Zühd 53; Nesâî, Kudât 2
ً ْ‫ًخي اريك ْم‬
ْ‫اريك ٍْمْلًنً ىسائً ًه ٍم‬
‫ي‬
‫خ‬
‫ى ي ٍ ى ي‬
“Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.”Tirmizî, Radâ’, 11
ْ‫ىم ٍْنْ ْالىْ يىػ ٍر ىح ًْمْالن ى‬
‫َّاسْ ْالىْ يىػ ٍر ىح ٍم ْويْاللَّْوي‬
“İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.”Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
ْ‫ػ ٍي ًن‬
ْ‫لم ٍؤًم يْنْ ًم ٍْنْ يج ٍح وْرْ ىم َّر تى‬
ْ‫ػ ٍل ىد ي‬
‫ْاىْ يي‬
‫غْْاٍ ي‬
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
ً ْ‫كْ فًي ْ كج ًْو‬
ْ‫يكْلى ى‬
ْ‫أخ ى‬
‫ص ىدقىْةه‬
ٍ ‫تىػىب ُّس يم ىْ ى‬
‫كْ ى‬
“(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır.” Tirmizi-Birr-36
ْ‫ودْاً ْالَّْييْولى يْدْعىلىىْال ًٍف ٍتػ ىرًة‬
ْ‫ىماْ ًم ٍْنْ ىم ٍولي و‬
“Her çocuk Müslüman doğar.” Müslim,Kader-22
ً‫تْ ق ىدماْ ىعب وْدْ ف‬
ً ْ‫بيل‬
ً
ْ‫َّار‬
‫ن‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫و‬
‫س‬
‫م‬
‫فت‬
ْ
ْ
‫الل‬
ْ
‫س‬
ْ
‫ي‬
َّ
‫ي‬
‫ى‬
ٍ ‫ىماْاغٍ بىػ َّر ٍْ ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
“Ayakları Allah yolunda tozlanmış bir kula cehennem dokunmaz.” Buhari,Cihad-16
‫ثقل فِي ِم َيز ِان ال ُْم ْؤِم ِن يَ ْوَم ال ِْقيَ َام ِة ِم ْن ُخ لُ ٍق َح َس ٍن‬
ُ َ‫َما َش ْي ءٌ ا‬
“Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir şey yoktur.”
Tirmizi,Birr-62
ًْ ْ‫لى‬
ْ‫اؿْاى ٍد ىكيم ىهاْاً ى‬
ًْ ‫بْاالى ٍع ىم‬
َّْ ‫ىكاى َّْفْاى ىح‬
َّ‫اللْ ىكاً ٍْفْق ْل‬
“Allah’ın en sevdiği amel, az da olsa sürekli olandır.” Buhari,İman-32
ً‫طْهِْْ ىخ يػ راْ ًم ْنْاى ٍْفْ ي ٍا يك ْلْ ًم ْنْ ىعم ًْلْي ًدْه‬
ٌْ ‫طع ناماْْقى‬
‫ىماْاى ىك ىْلْاى ىح هْدْ ى‬
‫ٍن ٍ ى ى ٍ ى ى‬
“İnsan elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek yememiştir.” Buhari,Büyu-15
ً ‫االيم‬
ً ْ‫ورْ ىشطيْر‬
ْ‫اف‬
‫اىلطُّ يه يْ ي ى‬
“Temizlik imandandır.” Müslim,Taharet-1
ً‫اًيَّا يْك ْمْكالظَّ َّْنْ فا‬
ً ‫ذبْالح ًد‬
َّ
َّ
ْ‫يث‬
ْ
‫ك‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫ظ‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫ف‬
‫ى‬
ٍ
َّ
‫ي ى‬
‫ٍى‬
“Zandan uzak kalın. Zanna dayanılarak söylenen sözler, sözlerin en yalanıdır.” Buhari,Edeb-57
ً ْ‫لى ْنْي ٍشب ْعْالٍم ٍؤًم ْن‬
‫و‬
‫ٍجنَّة‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫اه‬
‫ه‬
‫ػ‬
‫ت‬
‫ن‬
‫م‬
ْ
ْ
‫ف‬
‫و‬
‫ك‬
‫ي‬
ْ
‫َّى‬
‫ت‬
‫ح‬
ْ
ْ
‫و‬
‫ع‬
‫م‬
‫س‬
‫ي‬
ْ
ْ
‫ر‬
‫ي‬
‫خ‬
ْ
ْ
‫ن‬
‫م‬
‫ي‬
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
ٍ
‫ي‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ىٍى ى ى‬
ٍ ‫ٍ ى ىى ي ي‬
“Mümin, cennete ulaşana kadar hayra kulak vermeye doyamaz.” Tirmizi,İlim-19
ْ‫اؾْ ىبو ٍج وْوْطىل وٍق‬
ْ‫كؼْ ىش ٍيئْانْ ىكلى ٍْوْاى ٍْفْتىػ ٍل قىْاى ىخ ى‬
ًْ ‫لْاىْتى ٍح ًق ىر َّْفْ ًم ىْنْال ىٍم ٍع ير‬
“Kardeşine güler yüz göstermek kadar da olsa hiçbir iyiliği küçümseme.” Müslim,Birr,144
ً‫اىلٍ ىك ل‬
َّ
‫ص ىدقة‬
ْ
‫ة‬
‫ب‬
‫ي‬
‫ط‬
‫ال‬
ْ
‫ة‬
‫م‬
ِّ
‫ى ى‬
‫ى‬
“Güzel söz sadakadır.” Buhari,Edeb-34
ْ‫افْال يٍم ٍش ًط‬
ًْ ‫َّاسْ ىس ىو ْاءهْ ىكاى ٍسنى‬
ْ‫اىلن ي‬
“İnsanlar tarak dişleri gibi birbirine denktir.” Ali el-Müttaki,Kenzü’l Ummal c.9 hadis no: 24822
ْ‫السلىىْـْ بىػ ٍيػىن يك ٍم‬
َّ ْ‫اىف يشوا‬
“Aranızda selamı yayın.” Müslim,İman-93
‫اىل يٍم ٍؤًم يْنْاى يخوْال يٍم ٍؤًم ًْن‬
“Mümin müminin kardeşidir.” Müsli,Nikah-56
‫اـْ يجنَّة‬
ْ‫لصيى ي‬
ِّ ‫اى‬
“Oruç kalkandır.” Buhari,Savm-2
ْ‫ور‬
َّ ‫اى‬
‫لصلىةْني ه‬
“Namaz nurdur.” Müslim,Taharet-1
ً‫يك ْلْخطٍووْةْيم ًشيهاْا‬
ً‫الصلىْة‬
‫ص ىدقة‬
ْ
ْ
‫ى‬
‫ل‬
‫ى‬
َّ
‫ٌ ى ى ىٍ ى‬
‫ى‬
“Namaza gitmek için attığın her adım sadakadır.” Buhari,Cihad-72
‫الصلىةْعىلىىْ ىكقتً ىها‬
ًْ ْ‫بْاًلىى‬
ٌْ ‫مْال ىٍع ىم ًْلْاى ىح‬
ٌْ ‫َّبيْاى‬
َّْ ‫ٍتْالن‬
ْ‫ىساىل ي‬
َّ ْْ‫اللْ قاىؿى‬
“Allah’ın en sevdiği amel, vaktinde kılınan namazdır.” Buhari,Mevakitu’s-Salat-5
ْ‫اجْال يٍم ٍؤًم ًن‬
ْ‫لصلىةْ ًم ٍع ىر ي‬
َّ ‫اى‬
“Namaz müminin miracıdır.” El-Alusi c.8, s. 416
ْ‫لص ٍبػ يْر ْ ىكال ٌد ىعاءي‬
ْ‫نً ٍع ىْمْ ًسلى ي‬
َّ ‫اى‬:‫حْال يٍم ٍؤًمن‬
“Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır.” Ali el-Müttaki,Kenzü’l-Ummal c.3, s. 272, hadis no. 6505
ُّ ْ‫اللْ تىػ ىع الىىْ ًم ىْن‬
‫الد ىع ًْاء‬
ًْ ْ‫سْ ىش ٍي ْءهْاى ٍك ىرىْـْعىلىى‬
ْ‫لىيٍ ى‬
“Allah için duadan daha değerli bir şey yoktur.”Tirmizi,Daavat-1
‫ٍجنَّْةىْ ىحتَّىْ تيػ ٍؤًمينوا ْ ىك ْالىْتيػ ٍؤًمين واْ ىحتَّىْتى ىحابُّوا‬
‫ْالىْتى ٍد يخ ليو ىْفْال ى‬
“İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş
olamazsınız.” Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.
ْ‫طْالٍػ ىوالً ًد‬
ًْ ‫بْ فيْ ىس ىخ‬
ِّْ ‫الر‬
ْ‫ٍػوالً ًْدْ ىك ىس ىخ ي‬
ِّْ ‫الر‬
َّ ْ‫ط‬
َّ ْ‫ضى‬
‫بْ في ْ ًر ى‬
‫ًر ى‬
‫ضىْا ل ى‬
“Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.”
Tirmizî, Birr, 3.
ْ‫اعْاللٌوى‬
ْ‫الر يسوؿىْْفىػ ىق ٍْدْأى ىط ى‬
َّ ْ‫َّم ٍْنْيي ًط ًْع‬
“Kim Peygamber’e itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur” (Nisâ sûresi (4), 80(.
‫سْ ًمنِّي‬
ْ‫بْ ىع ٍْنْ يسنَّتًيْ فىػ ىل ٍي ى‬
ْ‫فى ىم ٍْن ْ ىر ًغ ى‬
Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır:
“..Kim benim sünnetimden (yaşama tarzımdan) yüz çevirirse benden değildir” (Buhârî, Nikâh 1;
Müslim, Nikâh 5).“Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de
sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar” (Dârimî, Mukaddime 16).
ِ
ِ َ ‫أن رس‬
ٍ
: ‫وس لَّم قال‬
َ ‫ول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ُ َّ ُ‫مسعُود رضي ال لَّو عنو‬
ْ ‫َوعن اب ِن‬
ْ،ْ‫َّاس‬
ًْ ‫افْ يدك ىْفْاآل ىخ ًْرْحتَّىْت ٍختىلًطيواْبالن‬
ًْ ‫ْفىلْ يىػ تىػىن اجىْ ا ثٍػنى‬،‫«ْإذاْ يكنٍتي ٍْمْثىلثة‬
ً
ْ‫أفْذى ى‬
َّْ ْ‫أجل‬
‫لكْييح ًزنيْوي‬
ٍ ْ‫م ٍْن‬
1603. İbni Mes'ûd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah -sa v- şöyle buyurdu:
"Üç kişi bir arada bulunduğunuz vakit, başka insanlara karışıncaya kadar, (içinizden) iki kişi, diğerini
bırakıp fısıldaşmasın. Çünkü bu fısıldaşma, o kişiyi üzer."
Buhârî, İsti'zân 47; Müslim, Selâm 37, 38; Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Edeb 24; Tirmizî, Edeb 59; İbni Mâce, Edeb 50
ِ
: ‫وس لَّم قَال‬
َ ‫َو َع ْن أبي ُى ريْرَة رضي ال لَّو ع ْنوُ ع ِن النبي‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ً ‫بْعلىْاب ًْنْ آدـْنى‬
ْ‫اى ىما‬
ًْ ‫ْال ىٍع ٍيػىن‬:ْ‫ذلكْالْمحالىْةى‬
ْ‫الزنىاْ يم ٍد ًرؾهْْ ى‬
ْ‫يكتً ى‬
ِّ ْ‫صيبيْويْ ًم ىْن‬
‫اف ْ ًزنى ي‬
ٍ
ْ‫ٍش‬
ْ‫اىاْالٍبىط ي‬
ْ‫ْكاللِّ ىسا يْف ْ ًزنى ْاهيْالٍ ىك ي‬،ْ‫ماع‬
ْ‫اىماْاالستً ي‬
ًْ ‫ْكاأليذينى‬،ْ‫النَّظىيْر‬
‫ْ ىكاْلٍي يْد ْ ًزنى ى‬،ْ‫لـ‬
‫اف ْ ًزنى ي‬
ْ‫أك‬
ٍْ ْ‫ج‬
ْ‫ٍفر ي‬
ْ‫ؽْ ى‬
ْ‫ص ِّد ي‬
َّ ‫ْك‬،
‫الر ٍج يْل ْ ًزنى ى‬
‫ْ كيي ى‬،ْ‫ْكالٍ ىقلٍبْ يىػ ٍه ىولْ ىك يىػىتمنَّى‬،ْ‫اىاْال يخطىا‬
ٍ ‫ذلكْال‬
1626. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
ْْbuyurdu:
‫يي ىك ِّذبيْوي‬
"Âdemoğluna zinadan nasibi takdir olunmuştur. O buna mutlaka erişir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların
zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayakların zinası yürümektir. Kalbe gelince o, arzu
eder, ister. Üreme organı ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır."
Buhârî, İsti'zân 12, Kader 9; Müslim, Kader 20-21. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Nikâh 43
ِ
ِ
ٍ ‫وعن أبي س‬
َّ ُ‫عيد رضي ال لَّو ع ْنو‬
: ‫وس لَّم قال‬
َ ‫رس ول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ُ ‫أن‬
َ
ْ
ً
ْ‫ ْ كال‬،ْ‫الم ٍر ًْأة‬
ًْ ‫عو‬
َّ ْ‫رة‬
َّ ْ‫«ْالْ يىػ ٍنظييْر‬
ٍ ْ‫الر يج يْلْإلى‬
‫الم ٍرأ ْةيْإلىْ ع ٍوىرْةْ ى‬
‫ ْ ىكالْ ى‬،ْ‫الر يج ًْل‬
‫الرج ًْلْ فيْ وْ ً و‬
ً
ْ‫الم ٍر ًْأةْفي‬
َّ ْ‫ييػ ٍف ًضى‬
‫الر يج يْلْإلىْ َّ ي‬
‫الم ٍرأ ْةيْإلىْ ى‬
‫ ْ كالْ تيػ ٍف ضىْ ى‬،ْ‫ثوبْكاح ْد‬
1631. Ebû Saîd radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle
ًkadınınْ‫ب‬
ْ‫ًْد‬da‫الواح‬
ًْavret
‫َّػ ٍو‬yerine
‫ ال ث‬bakamaz. Bir erkek başka bir erkekle; bir
buyurdu:"Erkek, erkeğin avret yerine, kadın
kadın da başka bir kadınla bir örtü altında yatamaz."
Müslim, Hayz 74. Ayrıca bk. Tirmizî, Edeb 38;
: ‫وعن أبي ُى ريْرةَ رضي ال لَّو عنوُ قال‬
ْ
ِ ‫ول ال لَّو ص لّى اهلل َع لَي‬
ِ‫ والمرأةِ تَ ْلب‬، ِ‫الر ُجل ي لْبس لِْب سةَ المرأة‬
َّ‫وس ل‬
. ‫الر ُج ِل‬
‫م‬
‫و‬
ُ ‫رس‬
َّ َ‫س لِْب سة‬
َّ
ْ ُ
َ
َ
ُ ‫عن‬
ْ
ْ
َ َ‫ل‬
ُ
ُ
1636. Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kadın gibi
giyinen erkeğe, erkek gibi giyinen kadına lânet etti.”Ebû Dâvûd, Libas 28. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, II, 325
ً
ً ْ ‫ضْ ىشعر‬
ً ْ ْ‫رأل ْرسوؿيْْاللَّوْصلٌى‬
ْ‫رأس ًْوْ كتي ًر ىْؾ‬
ٍ ْ‫كسلَّمْصبًيْانْقى ٍْدْ يحل ىْقْ ٍبع ي‬
‫ى‬
‫الليْعىلىيٍ ْوْ ى‬
‫ى ىي‬
ْ.ْ»ْ‫وهْ يكلَّْوي‬
ْ‫وهيْ يكلَّْويْأكْا تٍػ يريك ي‬
ْ ‫اح لً يق‬
ْ‫اى ٍْمْ ىع ٍْنْذىلً ى‬
‫ٍبع ي‬
‫ْ فىػ نىػ ىه ى‬،‫ضوي‬
ٍ ْ«ْ:ْ‫كْ ىكقىاؿ‬
1643. Yine İbni Ömer radıyallahu anhümâ şöyle dedi:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir
gün saçının bır kısmı tıraş edilmiş bir kısmı bırakılmış bir çocuk gördü, aile fertlerini böyle
yapmaktan menedip şöyle buyurdu:- "Ya hep tıraş edin ya hep bırakın!"Ebû Dâvûd, Tereccül 14
َ
ُ‫وع ِن اب ِن ُعمر رضي ال لَّو ع ْنو‬
ً ‫اصلىْةىْكالمس‬
ً ‫اللْعىلىيٍ ًْوْ كسلَّمْلىع ْنْا ٍلو‬
ْ‫ْكا ل ىٍو ًاش ىمة‬،ْ‫توصلىْةى‬
َّْ
‫رسوؿىْْاللَّوْ ى‬
‫صلٌىْ ْي‬
‫أف ْ ي‬
ٍ‫ى ي‬
‫ى ىى‬
ً ‫ست‬
.ْ‫وشمة‬
‫الم ى‬
‫ك ي‬
1648. İbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem saçlarına saç ekleten ve ekleyen, döğme yapan ve yaptıran kadınlara lânet etmiştir.
Buhârî, Tefsiru sûre (59) 4, Libâs 83, 85, 87; Müslim, Libâs 115, 117, 119. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tereccül 5; Tirmizî,
Libâs 25, Edeb 33; Nesâî, Zînet 22-24; İbni Mâce, Nikâh 52
ِ
ِ َ ‫أن رس‬
: ‫وس لَّم قَال‬
َ ‫ول ال لَّو‬
َ ‫َو َع ْن أبي طَل‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ُ َ َّ ُ‫ْحةَ رضي ال لَّو َع ْنو‬
»ْْ‫ورةه‬
ْ‫الملئً ىك ْةيْ بىػ ٍي تْانْفًيوًِوْْ ىكل ه‬
‫ٍبْ ىكالْ ي‬
‫ص ى‬
‫«ْالْتى ٍد يخ يْلْ ى‬
1688. Ebû Talha radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem şöyle buyurdu:"İçinde köpek ve sûret bulunan eve melekler girmez."Buhârî, Libâs 88, Müslim,
Libâs 83, 87
ِ
ِ
: ‫ال‬
َ َ‫وس لَّم ق‬
َ ‫َع ْن أَبي ُى َريْ َرَة َرض َي ال لَّو َع ْنو َع ِن النَّبِ ِّي‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
»ْ‫صلىْةىْإًالْالمكتوبىْةى‬
ْ ‫ْفى‬،ْ‫يمتْالصلىْةي‬
ًْ ً‫«ْإًذاْأيق‬
‫لىْ ى‬
1763. Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:"Namaz için kâmet getirilince, artık farzdan başka bir namaz kılmak yoktur."
Müslim, Müsâfirîn 63, 64. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Tatavvu‘ 5; Tirmizî, Salât 195; Nesâî, İmâmet 60; İbni Mâce, İkâme 103
ِ
ٍ
: ‫وس لَّم‬
َ َ‫ ق‬: ‫ال‬
َ َ‫ي رضي ال لَّو َع ْنوُ ق‬
ِّ ‫صا ِر‬
ُّ ‫ال الن‬
َ ‫َّبي‬
َ ْ‫مسعُود األن‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ْ ‫َو َع ْن أبي‬
ْ‫ت‬
ْ‫اصْنى ٍْعْ ىماْ ًشئٍ ى‬
ٍْ ‫ْإذىاْلى ٍْمْتى‬:ْ‫لـْالنُّ بيػ َّوْةًْاألكلىى‬
ًْ ‫َّاسْ ًم ٍْنْ ىك‬
ْ‫إفْ ًم َّماْأ ٍد ىر ىْؾْالن ي‬
َّْ ْ«
ٍ ‫ستى ًْحْفى‬
» rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu
1848. Ebû Mes’ûd el-Ensârî radıyallahu anh’den
aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“İlk peygamberlerden itibaren halkın hatırında kalan bir söz vardır: Utanmadıktan sonra
dilediğini yap!” Buhârî, Enbiyâ 54, Edeb 78. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Edeb 6; İbni Mâce, Zühd 17
ِ
ِ ‫ث الث‬
ِ ‫وعن أبي ب ْك رة نُ َف ْي ِع ب ِن الْحا ِر‬
َّ ‫َّقف ِّي َر ِضي اهلل عنو أ‬
:‫وس لَّم قال‬
َ ‫َن النَّبِ َّي‬
َ ْ
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
َ َ
ْ‫ْيىا‬:ْ‫ٍت‬
ْ‫افْبً ىس ٍيػ ىف ٍي ًه ىماْ فىالٍ ىقاتً ْليْ ىكال ىٍم ٍقتيوؿيْْ فًيْالنَّا ًْر»ْ قيػ ل ي‬
ًْ ‫«إًذىاْالٍ تىػ ىق ىْال يٍم ٍسلً ىم‬
ً‫ْ ىى ىذاْالٍىقات‬،ْ‫رس وؿْاللًَّْو‬
ْ‫ْ«إًنَّْويْ ىكا ىْفْ ىح ًريصْانْعىلىىْ قىػ ٍت ًْل‬:‫وؿْ؟ْ قىاؿ‬
ًْ ‫فماْبىاؿيْْال ىٍم ٍقتي‬
ْ
ْ
‫ل‬
‫ىي‬
‫ي ى‬
10. Ebû Bekre Nüfey` İbni Hâris es-Sekafî radıyallahu
anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber
ً ‫ ص‬şöyle
‫بًًْو‬sellem
‫اح‬
sallallahu aleyhi»ve
buyurdu:
‫ى‬
“İki müslüman birbirine kılıç çektiği zaman, öldüren de, ölen de cehennemdedir”.
Bunun üzerine ben:
- Yâ Resûlallah! Öldürenin durumu belli, ama ölen niçin cehennemdedir? diye sordum.
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:
- “Çünkü o, arkadaşını öldürmek istiyordu” buyurdu.
Buhârî, Îmân 22, Diyât 2, Fiten 10; Müslim, Kasâme 33, Fiten 14, 15. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Fiten 5; Nesâî,Tahrîm 29,
Kasâme 7; İbni Mâce, Fiten 11
ْ:‫رسول اللَّو َصلّى اهللُ َعلَْي ِو َوسلَّم ي ُق ُول‬
َ ‫ت‬
ُ ‫سمع‬
ْ : ‫عمر رضي ال لَّوُ عنو قال‬
ْ
َ ‫عن‬
ْ‫ْ تىػ ٍغ يدك‬،ْ‫ؽْالطَّ ٍيػ ىْر‬
ْ‫يرز ي‬
َّْ ْ‫«ْلىٍْوْأنَّكمْت توَّك لو ىْفْعلىْاللًَّْو‬
‫لرزق يكمْ ىكماْ ي‬
‫حقْىت وُّك ًل ًْوْ ى‬
ْ»‫كحْبًطىانْان‬
ْ‫ًخماصْانْ كت ير ي‬
Ömer İbnü’l-Hattâb radıyalluha anh’den rivayet edildiğine göre “Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle
buyururken dinledim” demiştir:“Eğer siz Allah’a gereği gibi güvenseydiniz, (Allah), kuşları doyurduğu gibi sizi
de rızıklandırırdı. Kuşlar sabahları kursakları boş olarak çıktıkları halde akşam dolu kursaklarla dönerler.”
Tirmizî Zühd 33. Ayrıca bk. İbni Mâce, Zühd 14
ِ
َّ ‫عنو أ‬
:‫وس لَّم قال‬
َ ‫َن رسول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ً ‫الش ىهو‬
ً ‫ ْ كح‬،‫ات‬
ً ‫«ح ًج‬
ً
َّ
ْ»‫ٍجنَّْةيْبىالم ىك ا ًرًْه‬
‫ل‬
‫ا‬
ْ
ْ
‫بت‬
‫ج‬
‫ب‬
ْ
ْ
‫َّار‬
‫ن‬
‫ال‬
ْ
ْ
‫بت‬
ٍ
‫ى‬
‫ي‬
‫ي‬
‫ي‬
102. Ebû Hureyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu aleyhi ve sellem
şöyle buyurdu:“Cehennem, nefse hoş gelen şeylerle kuşatılmış; cennet ise, nefsin istemediği şeylerle
çepeçevre sarılmıştır.”
Buhârî, Rikak 28; Müslim, Cennet 1. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Sünnet 22; Tirmizî, Cennet 21; Nesâî, Eymân 3
: ‫وعن عائشةَ رضي ال لَّو عنها قالت‬
ً ‫اللْعىلىي‬
ْ‫ىك‬
ٍْ ‫الصلْةيْ ًم ٍْنْاللَّيٍ ًْلْ ًم ٍْن ْ كج وْعْأ‬
ْ
ْ
‫و‬
َّ ْ‫كسلَّمْإذىاْفىا تىػ ٍت يْو‬
‫كاف ْرسوؿيْْاللَّوْ ى‬
‫صلٌىْ ْي ٍ ى‬
»ْ‫عش ىرىْة ْ ركع ْةن‬
ٍ ْ‫ْصلَّىْ ًم ىْنْالنَّػ ىه ا ًْرْث ٍنتىى‬،ْ‫غي ًرًْه‬
ٍ
157. Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, ağrı, sancı veya
benzer bir sebeple gece namazını geçirirse, bir sonraki günün gündüzünde on iki rek’at namaz
kılardı.” Müslim, Müsafirîn 140
ِ
: ‫قال‬
َ ‫وس لَّم‬
َ ‫َع ْن أَبِي ى ريرة رضي ال لَّو عنو أَن رسول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
ْ«ْ:ْْ‫يلْ ىكىم ٍْنْيىأىبىْياْ رسوؿْاللَّوْ؟ْ قاؿى‬
ْ‫ْقً ى‬.ْ»ْ‫يك ُّْلْأ َّيمتًيْي ٍد يخ ليو ىْفْالٍجنَّْةىْإً ْالَّْ ىم ٍْنْأىبًي‬
.»ْ‫عصانًيْ فىػ ىق ٍْدْأىبًي‬
ٍْ ْ،ْ‫اعنًيْ ىد ىخ ىْلْالجنَّْةى‬
ٍْ
‫منْأىطى ى‬
‫كمنْ ى‬
160. Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem:“İstemeyenler dışında, ümmetimin tamamı cennete girer” buyurdu. Bunun üzerine:
- Ey Allah’ın elçisi, cennete girmeyi kim istemez ki? denildi. Peygamber Efendimiz:– “Bana itaat
edenler cennete girer, bana karşı gelenler cenneti istememiş demektir” buyurdu.Buhârî, İ’tisâm 2
ِ
ِ ِ
ِ ‫ُّعم‬
ِ :‫ قال‬،‫ان بْ ِن ب شيِ ٍر رضي ال لَّو عنهما‬
: ‫يقول‬
ُ ‫وس لَّم‬
َ ‫ت‬
ُ ‫سم ْع‬
َ ‫رسول ال لَّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
َ
ْ
َ ْ ‫عن أَبي عبد ال لَّو الن‬
ً ‫ىكْلىي ىخالًىف َّْنْاللَّوْبػ ي ْن ْ كج‬
ْ»ْ‫كم‬
ٍْ ‫وى‬
‫«ْلىتي ىس ُّو َّْفْ ي‬
‫ىٍ ى ي ي‬
‫ص يفوفى يك ٍْمْأ ٍْ ي‬
ٍ ‫وفي‬
ٍ ‫رواية لِ ْم‬
: ‫سلم‬
ِ ِ
ِ
‫داح‬
ُ ‫كان‬
ُ ‫وس لَّم يُ َس ِّوي‬
َ ‫رسول ال لُّو‬
َ ‫ص لّى اهللُ َع لَْيو‬
َ ‫ص ُف وفَ نَآ َحتَّى كأَنَّ َما يُ َس وي ب َها الْق‬
‫رجال‬
َ ‫فقام حتَّى َك‬
َ ، ً‫َحتَّى إِ َذ ا رأَى أَنَّا قَ ْد َع َق لْنَا َع ْنوُ ثُ َّم َخ َر َج يَوما‬
ُ ‫ فَرأَى‬، ‫اد أَ ْن يكبِّ َر‬
ِ
ِ ‫سو َّن صفوفَ ُكم أَو لَي َخالَِف َّن ال لَّو بين وج‬
ِ
ْ. » ‫وى ُك ْم‬
َ ُ‫بادياً ص ْد ُره‬
َ ‫ « ع‬: ‫فقال‬
ُ ُّ ُ‫باد ال لَّو لَت‬
ُُ ْ
ُ ْ ْ
162. Ebû Abdullah Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:“Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah Teâlâ
sizin aranıza düşmanlık, buğz ve kalblerinize ihtilâf koyar da birbirinizden yüz çevirirsiniz.”
Buhârî, Ezân 71; Müslim, Salât 127. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Salât 93; Tirmizî, Mevâkît 53; İbn Mace, İkâme 50
Müslim’in bir başka rivâyeti şöyledir:
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem sanki okları düzeltir gibi saflarımızı düzeltirdi. Bizim buna
alıştığımızı görünceye kadar böyle yapmaya devam etti. Kendisi bir gün namaza çıktı ve namaz
kıldıracağı yerde durdu. Tam tekbir almak üzere iken göğsü saf hizasından dışarı çıkmış bir adam
gördü. Bunun üzerine şöyle buyurdu:“Ey Allah’ın kulları! Ya saflarınızı düzeltirsiniz, ya da Allah Teâlâ
sizin aranıza düşmanlık, buğz ve kalblerinize ihtilâf koyar da birbirinize yüz çevirirsiniz.”
Müslim, Salât 128
ِ ُ ‫ال رس‬
ِ
:‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم‬
َ ‫ول ال لّو‬
ُ َ َ َ‫ ق‬:‫وعن أبى الدرداء َرض َى ال لّوُ َع ْنوُ قال‬
ً ‫افْالم‬
ً
ً ً
ْ‫إفْاللٌْوى‬
َّْ ‫ْ ىك‬،‫ؤم ًْنْيىػ ٍوىْـْ ال ًٍقيى ىام ًْةْ ًم ٍْنْ يخلي وْقْ ىح ىس ون‬
‫ىماْم ٍْنْشئْأ ثٍػ ىق يْلْ فيْم ىيز ْ ي‬
ً ‫ضْال ىف‬
ْ‫شْالٍبى ًذ ى‬
‫ئ‬
ْ‫اح ى‬
ْ‫تىعالىْلييٍبغً ي‬.
(1675)- Hz. Ebu'd-Derdâ (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "Kıyâmet günü, mü'minin mizanında güzel ahlâktan daha ağır basan bir şey yoktur. Allah Teâla
hazretleri, çirkin düşük söz (ve davranış) sahiplerine buğzeder."
Tirmizî, Birr 62, (2003, 2004); Ebu Dâvud, Edeb 8, (4799);
ِ ُ ‫ال رس‬
ِ
:‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم‬
َ ‫ول ال لّو‬
ُ َ َ َ‫ ق‬:‫عن أبي بكر َرض َي ال لّوُ َع ْنو قال‬
ْ‫ؽ‬
ْ‫ْ ىك يع يقو ي‬،‫اؾْباللٌ ًو‬
ْ‫ْ ا“ ٍش ىر ي‬:ْ‫ْ قىاؿى‬.‫ْبىلى‬:‫ْ قيػ لىٍنا‬.‫ْأىْأي نىػِّبيئ يك ٍْمْبًأ ٍكبى ًْرْالٍ ىكبىائً ًر؟ْثىثْان‬
ً
ً ‫ْ ىك قىػ ٍت يْلْالنَّػ ٍف‬،‫ال ىٍوالً ىديٍ ًن‬
ْ،‫الزكًر‬
ْ‫جلى ى‬
ُّ ْْ‫ْْأىْ ىكقىػ ٍو ؿي‬:ْ‫سْ ف ىقاؿى‬
‫ ْ ىكىكا ىْفْ يمتَّكئْانْ فى ى‬، ‫س‬
.‫ت‬
ْ‫ْ فى ىماْ ىزاؿىْْيي ىك ِّريرىىاْ ىحتٌىْقيػ ٍلىن اْلىيٍتىْويْ ىس ىك ى‬.‫الزكًْر‬
ُّ ْ‫ادْةي‬
‫ىك ىش ىه ى‬
Ebu Bekre (radıyallahu anh) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): "Size büyük günahların
en büyüğünü haber vereyim mi?" buyurmuş ve bunu üç kere tekrar etmişlerdi. "Evet!" deyince:
"Allah'a şirk koşmak, anne ve baba haklarına riayetsizlik, cana kıymak!" buyurdular. Bu sırada
dayanmış durumda idi, yere oturup:
"Haberiniz olsun! Yalan söz, yalan şahidlik!" dedi ve bunu o kadar tekrar etti ki, "Keşke kesse artık!"
temennisinde bulunduk."
Buhârî, Şehadat 10, Edeb 6, İstizan 35, İstitabe 1; Müslim, İman 143, (87); Tirmizî, Şehadat 3,
DERS KİTABINDA MEALLERİ GEÇEN HADİS-İ ŞERİFLER
1“Ben Abdullah oğlu Muhammedim. Allah’ın kulu ve peygamberiyim. Beni Allah’ın bana verdiği
mevkinin üstüne çıkarmanız hoşuma gitmiyor.”
Buhari, et-Tarih’s-Sağir, C.1,s.11,(Bakınız ders kitabı sayfa: 12)
2“Ey Fatıma, Ey Safiye, Ey Kureyş, Ey Falan oğulları!....
Ben Allah katında sizi kurtaramam (size gelecek bir şeye engel olamam).
Müslim, İman, 89,(Bakınız ders kitabı sayfa: 13)
3Ebu Mes’ud anlatıyor:
“(Bir gün) Resulullaha bir adam geldi ve onunla konuştu. Bu sırada adamcağızın (korkudan) omuzları
titremeye başladı. Bunun üzerine Resulullah:
“Sakin ol, şüphesiz Ben kadid (güneşte kurutulmuş et) yiyen bir kadının oğluyum.” İ
bni Mace, Et’ime,30,(Bakınız ders kitabı sayfa: 13)
4“Sözümü işitip onu anlayıp öğrenen ve başkalarına aktaran kimsenin Allah yüzünü ağartsın”
Tirmizi, İlim,7; Ebu Davud, İlim,10.
5-
ً ً
ْ‫كاى ٍج يْرْ ىم ٍْنْ ىع ًم ىْلْبًهْاىْ ًم ٍْنْ بىػ ٍع ًد ًْهْ ًم ٍْن‬،
‫ىم ٍْنْ ىس َّْنْ فيْاٍالسلىًْـْ يسنَّْةنْ ىح ىسنىْةنْ فىػ ىل يْوْاى ٍج يرىاى ى‬
ْ‫ْ ىْكْ ىم ٍْنْ ىس َّْنْ فًيْاٍ ًالسلىًْـْ يسنَّْةنْ ىسيٌئ ىًِْةنْكاى ىْف‬،ْ‫ص ْ ًم ٍْنْ اي يج ًرًى ٍْمْ ىش ٍي ْءه‬
ْ‫غىيٍ ًْرْاى ٍْفْ يىػ ٍنػ ىق ى‬
ْ‫صْاى ٍكزىا ًرًى ٍْم‬
ْ‫عىلىيٍ ًْوْ ًكٍزىرىْاىْ ىْكْ ًكٍزيْرْ ىم ٍْنْ ىم ٍْنْ ىع ًم ىْلْبًهْاىْ ًم ٍْنْ بىػ ٍع ًْد ًْهْ ًم ٍْنْغىيٍ ًْرْاى ٍْفْ يىػ ٍنػ ىق ى‬
“Kim İslam’da güzel bir uygulama (sünnet) başlatırsa ona hem kendi mükafatı ve hem de
kendisinden sonra o işi devam ettirenlerin mükafatı,
‫ ىش ٍي ْءه‬hiçbir şey eksiltmeksizin verilir. Kim de İslamda
kötü bir uygulama (sünnet) başlatırsa ona da hem kendi günahı ve hem de kendisinden sonra o işi
devam ettirenlerin günahı, hiçbir şey eksiltmeksizin verilir.”
Müslim, Zakat,69.(Bakınız ders kitabı sayfa: 33)
ِAbdullah İbnu Hişâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile
beraberdik. O sırada, Aleyhissalâtu vesselâm, Ömer (radıyallahu anh)'ın elinden tutmuştu. Hz. Ömer:
"Ey Allah'ın Resûlü! Sen bana, nefsim hâriç herşeyden daha sevgilisin!" dedi. Resûlullah hemen şu
cevabı verdi:
"Hayır! Nefsimi elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, ben sana nefsinden de sevgili olmadıkça
(imanın eksiktir)!"
Hz. Ömer (radıyallahu anh):
"Şimdi, sen bana nefsimden de sevgilisin!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm:
"İşte şimdi (kâmil imâna erdin) ey Ömer!" buyurdular." *Buhârî, Fedailu'l-Ashab 6, İsti'zân 27, Eymân
3.] (Bakınız Ders Kitabı Sayfa:78 )
ِ ُ ‫ال رس‬
ِ
:‫ص لَّى اهللُ َع لَْي ِو َو َس لَّ َم‬
َ ‫ول ال لّو‬
ُ َ َ َ‫ ق‬:‫عن ابن عمرو بن العاص َرض َي ال لّوُ َع ْن ُهما قال‬
ِ ‫إن ال لّو ََ ي ْقبِض ال ِْع لْم اِنْتِزاعاً ي ْنت ِزعو‬
ِ ‫َّاس و‬
ِ ‫لكن ي ْقبِض ال‬
ِ ‫ْم بَِق ْب‬
ِ
.‫ض الْعُ لَ َم ِاء‬
‫ل‬
‫ْع‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ن‬
‫م‬
ُ
َْ َ
َ ُ ُ َ َ َ َ ُ َ َ َّ
َ
ِ
‫ض لُّوا‬
َ َ‫ فَ ُسئِ لُوا فَأفْ تَ ْوا بِغَْي ِر ِع ل ٍْم ف‬،ً‫َّاس ُرُؤساً ُج َّها‬
ُ ‫حتَّى إ َذ ا لَ ْم يُ ْب ِق َعالماً اتَّ َخ َذ الن‬
‫أض لُّوا‬
َ ‫َو‬
İbnu Amr İbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "Allah ilmi *verdikten sonra+, insanların *kalbinden+ zorla söküp almaz. Fakat ilmi, ülemâyı
kabzetmek suretiyle alır. Ülemâ kabzedilir, öyle ki, tek bir âlim kalmaz. Halk da cahilleri kendine reis
yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın *kendi reyleriyle+ fetva verirler,
böylece hem kendilerini hem de başkalarını dalâlete atarlar."
*Buhârî, İlm 34, İ'tisam 7; Müslim, İlm 13, (2573); Tirmizî, İlm 5, (Bakınız Ders Kitabı Sayfa:78 )
Download

قال - Eba