2015’te NE OLDU
2016’da ne olur
L H AB
ER
ZE
2015 yılında 5 ay içinde iki seçim süreci
geçiren Türkiye’de her sektörde olduğu
gibi emlak sektöründe de bir durgunluk, bir
‘bekle gör’ dönemi yaşanmasının ardından
canlanma görülürken; Salim Taşcı, 2015’te
tereddütler yaşanan piyasa adına 2016 için
umutlu konuştu.
2015’te 5 ay arayla yaşanan iki zorlu seçim
sürecinin yarattığı belirsizlik ortamının
emlak alım-satımını da etkilediğini
söyleyen Taşcı, 1 Kasım seçimlerinden
sonra gerçekleşen tek başına iktidar
ortamının getirdiği istikrara ve düşürülen
Rus savaş uçağı ile Suriye ve Irak’taki
gelişmelere dikkat çekti. Salim Taşcı’ya
göre, 2016 konut sektörü açısından verimli
ve kazançlı geçecek. HABERİ 11. SAYFADA
Ç
Kılıçdaroğlu
RAKİPSİZ!
S U N E R KI
LI
UR
D
TÜSİAV Emlak Sektör Kurul Başkanı
Salim Taşcı, emlak sektörüyle ilgili
gelişmeleri gazetemize değerlendirdi.
Ö
Salim Taşcı’ya göre emlak sektörü;
CHP'de yeni delegeler belirlendi
31 Aralık 2015 Perşembe
www.yedigungazetesi.com.tr
Fiyatı 25 Kr
Sivil, anlaşılır ve insan
odaklı yeni bir anayasanın
kaçınılmazlığı her siyasi
parti kişi ve kuruluş tarafından dile getirilirken bunun
ilk adımı atıldı ve Başbakan
Ahmet Davutoğlu ile CHP
Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu konuyu ve
başka sorunları görüşmek
üzere dün biraraya geldi.
CHP'de 940 ilçe ve 81 ilde
kongreler tamamlanırken, 16-17
Ocak'ta gerçekleştirilecek 35.
Olağan Kurultayı'nda genel
başkan ve PM üyelerini seçecek
yeni "kurultay delegeleri" belirlendi. Partinin illerden gelen bin
100 delegesi bulunuyor. Büyük
kurultaylarda milletvekili ve milletvekili olmayan PM üyeleri de
doğal delege sayılıyor. Adaylık
için 120 delegenin imzasının
gerektiği kurultayda, yeni
delege yapısı ve il kongrelerinin
sonuçlarına göre, Genel Başkan
CHP Genel Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu'na rakip çıkmasının
Kılıçdaroğlu, Anadolu Ajansı
"zor göründüğü" belirtiliyor.
tarafından düzenlenen “Yılın
HABERİ 11. SAYFADA
Fotoğrafları” oylamasına katıldı.
CHP kültürüne yakışmayan
kongreler soruşturuluyor
CHP Olağan Kurultay sürecindeki 81 il kongresini tamamlarken, Genel Sekreteri Gürsel
Tekin, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, 5 il kongresinde
“istenmeyen davranışlarda”
bulunan partililer hakkında
disiplin soruşturması başlattıklarını söyledi.
HABERİ 11. SAYFADA
2,5 SAAT SÜRDÜ
AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik
görüşmenin "çok iyi" söyledi.
CHP Sözcüsü Koç ise “Başkanlık
Sistemi” ile ilgili pozisyonumuzu
koruyoruz.” dedi.
HABERİ 11. SAYFADA
KIZILAY’I KANA BULAYACAKLARDI
Ankara'da 2 canlı bomba yakalandı
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile dün 2,5 saat süren bir görüşme yapan Başbakan Davutoğlu, 4
Ocak Pazartesi günü de MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile biraraya gelecek. Dün yapılması planlanan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile buluşma ise Başbakan tarafından iptal edilmişti.
Gökçek’in kar ordusu
Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih
Gökçek, başkentte karla
mücadelenin 25 ilçede,
709 araç filosu ve 2 bin
500 personelle yürüteceğini bildirdi. Büyükşehir
Belediyesinden yapılan
yazılı açıklamaya göre,
Gökçek, Ankara'da
yaşayanlara yağışlı
havalarda aşınmış lastiklerle trafiğe çıkmamalarını ve
toplu taşıma araçlarını kullanmalarını tavsiye etti. Kar
ve buzlanmayla mücadeleye karşı tüm ekiplerin
göreve hazır olduğunu,
Fen İşleri Daire
Başkanlığınca tüm
araçların bakımlarının
yapıldığını belirten
Gökçek, “Personelimiz
hazır. Karla mücadelede
önemli görev yapan iş
makinelerinin zincirleri
takıldı, kar bıçaklı kamyonların bakımları yapıldı,
eksiklikleri giderildi”
ifadesini kullandı.
Büyükşehir’in Fen İşleri Daire Başkanlığı bünyesinde 115 adet özel
donanımlı kar küreme aracı, 59 kürekli kamyon, 40 kürekli tuzlama
ekibi, 245 kamyon, 100 ekip aracı, 35 greyder, 35 loder, 50 bekoloder, 25 dozer ve 5 özel donanımlı solüsyon tankeri bulunuyor.
Kar yağdı böyle oldu
Beklenen kar yağışı başladı. Tüm
yurtta karla mücadele ekipleri
buzlanma ve trafik aksaklığı
yaşanmaması için tedbir aldı.Kar
yağışı hava ve kara ulaşımını
olumsuz etkiledi. THY pekçok
seferini iptal ederken, deniz ve
karayolu ulaşımı da aksadı. nda
da trafiğini şimdiden etkiledi.
Yılbaşı gecesi Ankara'da eylem yapmayı planlayan DAEŞ
üyesi M.C ile A.Y. isimli iki canlı bomba yakalandı.
Başsavcılık ve emniyet kaynaklarından alınan bilgiye
göre, yılbaşı gecesi Kızılay'da kutlama yapılacak iki ayrı
noktada canlı bomba eylemi yapma hazırlığında oldukları
tespit edilen iki kişi gözaltına alındı.
Kabe’nin kapısı
Erdoğan’a açıldı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, resmi temaslarda
bulunmak üzere geldiği Suudi Arabistan'da Kabe'yi ziyaret etti.
İhrama girerek,
karayoluyla
Mekke'ye geçerek
gece Mescid-i
Haram'ı ziyaret
etti. Erdoğan ve
beraberindeki
heyet, Kabe'de
önce umre
tavafını yaparak,
Merve ve Safa
tepeleri arasında
umre sa'yini gerçekleştirdi. Erdoğan ile eşi Emine Erdoğan,
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Enerji ve Tabii Kaynaklar
Bakanı Berat Albayrak ve Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş da
umre yaptı. Kral Selman'ın emriyle, Cumhurbaşkanı Erdoğan
ve heyeti için Kabe'nin kapısı da açıldı.
Ankara polisinin Yakup
Abdal mahallesinde düzenlediği operasyonda,
şüphelilerle birlikte canlı
bomba yelekleri ve bu
yeleklerin içerisinde patlamaya hazır, çelik bilye ve
çubuklarla güçlendirilmiş
bomba düzenekleri ele
geçirildi.
Fehmi Koru
Silah ve demokrasi
bir arada olmaz
11. Sayfada
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Kalaba’da hafızlar
buluşması...
HABERİ 3. SAYFADA
Sokak hayvanları
EMİN ELLERDE
HABERİ 3. SAYFADA
ATO’nun fotoğraf
yarışması sonuçlandı
HABERİ 4. SAYFADA
Yaşlı ve engellilere
yıl boyu tatil
HABERİ 4. SAYFADA
Kadın portreleri
Galeri Kara’da
HABERİ 5. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
31 Aralık 2015 Perşembe
Altıoklar, Erdoğan’a
tazminat ödeyecek
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
İSTANBUL - Katıldığı bir
televizyon programında Gezi
Parkı olaylarıyla ilgili
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'a hakaret ettiği iddiasıyla
yargılanan yönetmen Mustafa
Altıoklar, 6 bin lira idari para
cezasına çarptırıldı.
Bakırköy 4. Asliye Ceza
Mahkemesi'ndeki duruşmaya
taraf avukatları katıldı.
Duruşmada söz alan sanık
Altıoklar'ın avukatı Nihal Hande
Ünal, müvekkili hakkında beraat
kararı verilmesini istedi.
Vizyona
yeni
giren
filmler
Erdoğan'ın avukatı Ferah
Yıldız da sanığın cezalandırılmasını talep etti.
Hakim Mehmet Sami
Haznedar, sanık Altıoklar'ın
hakaret ettiği sabit olduğundan
eylemin işleniş biçimi ve özelliğini dikkate alarak, 3 ay hapis cezasına çarptırılmasına, suçun kamu
görevlisi olan dönemin
Başbakanına karşı olmasından,
cezanın 1 yıla çıkartılmasına hükmetti.
Mahkeme, Altıoklar'ın duruşmadaki iyi halini göz önüne
alarak cezasının 10 aya indirilmesine ve cezasını günlüğü 20
liradan 6 bin lira adli para cezasına çevrilmesine karar verdi.
Bakırköy Cumhuriyet
Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, Mustafa Altıoklar'ın,
CNN Türk televizyonunda
katıldığı bir programda
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip
Erdoğan'a yönelik sarf ettiği
sözlerden dolayı ''kamu görevlisine hakaret'' suçundan 1 yıldan 2
yıla kadar hapisle cezalandırılması isteniyordu.
Yunan asıllı yönetmen Yorgos
Lanthimos'un yönettiği filmin başrolerinde Colin Farrell, Rachel Weisz, Jessica
Barden ile Olivia Colman gibi isimler
yer alıyor.
Çok da uzak olmayan bir gelecekten
ilginç bir distopya öyküsü anlatan filmin
konusu şöyle:
"Karısı tarafından terk edilen David,
kendisi gibi bekar insanların eş bulmak
üzere yerleştiği bir otelde kalmaya başlar. Ruh eşini bulması için 45 günü vardır ve eğer bunu başaramazsa seçeceği
bir hayvana dönüştürülecektir. Otelin
absürt kuralları, aynı kaderi paylaştığı
insanların halleri ve ceza olarak sürüleceği ormandaki asilerin korkusu bir
araya gelince çaresiz kalan David, derin
bir çıkmaza girer."
08:30 Selena
10:20 Eve Dönüş
13:00 Kırgın Çiçekler
16:00 Evli ve Öfkeli
19:00 Atv Ana Haber Bülteni
20:00 Kertenkele
23:45 Evli ve Öfkeli
02:15 Eve Dönüş
04:45 Doksanlar
20:00 CESUR
Çok yetenekli bir okçu olan Merida, Kral
Fergus (Billy Connolly’nin sesiyle) ve Kraliçe
Elinor’un (Emma Thompson’ın sesiyle) aceleci kızlarıdır. Kendi hayat yolunu kendi çizmeye kararlı olan Merinda, ülkenin şamatacı
lordlarına ait olan asırlık bir geleneğe karşı
çıkar: Heybetli Lord MacGuffin (Kevin
McKidd’in sesiyle), huysuz Lord Macintosh
(Craig Ferguson’un sesiyle) ve aksi Lord
Dingwall (Robbie Coltrane’in sesiyle).
Merida’nın hareketleri farkında olmadan krallık içerisinde kaos ve öfke yaratır. Garip Bilge
Kadın’a (Julie Walters’ın sesiyle) başvurduğunda ise uğursuz bir dilek onu beklemektedir. Merinda peşindeki tehlikeli güçleri keşfederken çok geç olmadan o korkunç laneti bozmaya çalışır ve gerçek cesaretin ne olduğunu
anlar.Cesur’ (Brave) unutulmaz karakterleri ve
her yaştan izleyicinin keyif aldığı Pixar imzasıyla bir cesur yüreğin macerasını anlatıyor.
Edgar Ramirez, Luke Bracey,
Teresa Palmer ile Delroy Lindon
ve Numan Acar'ın oynadığı filmin
yönetmen koltuğunda Ericson
Core bulunuyor.
Keanu Reeves ile Patrick
Swayze'in 91 yılında çevirdikleri
ve o dönem oldukça başarılı
bulunup unutulmaz aksiyon sahneleriyle adından söz ettiren orjinal
Point Break'in 2015 yapımı
yeniden çevriminde, yine heyecanlı atlayışların ve kovalamacaların
bol olduğu bir aksiyon izleyiciye
sunuluyor.
06:45 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 İlişki Durumu Karışık
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Asla Vazgeçmem
23:30 Mayıs Kraliçesi
01:30 Kız Tarafı
Erkek Tarafı
03:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
04:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
05:30 Asla Vazgeçmem
05:15 Geniş Aile
07:00 Bugün
08:45 Beni Affet
09:45 Ezgi Sertel İle
Lezzetin Haritası
10:45 Hatırla Gönül
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
19:00 Star Haber
20:00 Muhteşem Yüzyıl Kösem
23:30 Yerli Dizi
01:45 Evleneceksen Gel
20:00 KERTENKELE
Zekâsı ve sıra dışı
yetenekleri sayesinde
İstanbul polisi tarafından
bir türlü ele geçirilemeyen
profesyonel bir hırsız olan
KERTENKELE'nin
'Hayatın yalan olsa da
aşkın gerçek olsun'
dedirten hikayesi...
Dizi, yapımcı Yalçın Şen
imzasını taşıyor. Yapım
Atölyesi tarafından yapılan
dizinin senaryosu Hakan
Kandal, Ayça Mutlugil ve
Kemal Çelik'e ait. Dizinin
uygulayıcı yapımcısı da
Erdoğan Sevinç.
Yönetmen: CEM TABAK
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
MUSTAFA
KESER KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
CEM
ADRİAN
KONSERİ
22 OCAK
2016 CUMA
22:00
"Point Break"
"The Lobster"
05:28 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:30 Ana Ocağı
07:00 1'de Sabah
09:30 1'de Bugün
09:40 Avrupa Avrupa
11:25 İyi Fikir
13:25 Pastane
14:25 1'de Bugün
14:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
17:00 Ana Ocağı
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:00 Yabancı Sinema
Cesur
22:50 Heredot Cevdet Saati
23:05 Yeşil Deniz
00:50 Diriliş
01:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
03:25 Pastane
04:10 Avrupa Avrupa
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Son Efsane"
Usta yönetmen Stephen Frears
imzalı filmde Ben Foster, Chris
O'Dowd, Guillaume Canet ile
Dustin Hoffman rol aldı.
Biyografi türündeki film, üst üste
7 kez kazandığı Fransa Bisiklet
Turu şampiyonluğuyla dünyaca
ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf
eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü
anlatıyor.
Son yılların en popüler figürlerinden biri olan Lance
Armstrong'un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü
anlatan filmin senaryosunu John
Hodge kaleme aldı.
07:00 Çizgi Film Kuşağı
Çizgi Film
07:30 Aşkların En Güzeli
08:40 Maşa ile Koca Ayı
Çizgi Film
09:00 Aramızda Kalmasın
12:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
14:00 Aşkların En Güzeli
15:15 İşte Benim Stilim
All-Star
20:00 Yetenek Sizsiniz Türkiye
00:15 İşte Benim Stilim
All-Star
02:30 Aşkların En Güzeli
03:15 Ver Fırına
06:00 Kanal D Çocuk Kulübü
07:30 Yerli Dizi
09:40 Magazin D
12:30 Bizim Lezzetlerimiz
13:45 Kısmetse Olur
16:15 Yerli Dizi
19:00 Ana Haber Bülteni
19.45 Arka Sokaklar-Yılbaşı
23:15 Kısmetse Olur
01:00 Galip Derviş
19:45 ASLA VAZGEÇEMEM
Sıfırdan zirveye yürümüş,
hırçın bir ruh; Yiğit Kozan
(Tolgahan Sayışman) .
Ateşe koşan pervaneler
misali, aşka inanmayan bu
karanlık adama tutkun iki
kadın; Biri yıllarca süren
derin bir uykudan uyanan
çocuğunun annesi, diğeri
yıldırım aşkının büyüsüne
kapılan masum bir aşık:
Yiğit (Tolgahan Sayışman),
İclal (Şafak Pakdemir) ve
Nur (Amine Gülşe). Sevda
Kafesinde çırpınıp duran
üç yaralı ruh... Ya kafes
onları boğacak... Ya tutsaklığa yalnızca aşk ışık olacak.
ANKARA
31 Aralık 2015 Perşembe
3
ANODER II. Başkanı Mustafa Macar:
“TRAMER sağlıklı çalışmıyor”
Vatandaşların almak istedikleri aracın hasar kaydını sorguladıkları 'TRAMER' sisteminin sağlıklı
çalışmadığını belirten Ankara Oto Galericileri Derneği ANODER II. Başkanı Mustafa Macar,
ikinci ele araç almayı düşünen vatandaşların daha dikkatli olması ve TRAMER’den gelen bilgilere koşulsuz güvenmemeleri gerektiğini söyledi.
HABER MERKEZİ- Trafik Sigortaları Bilgi
Merkezi-TRAMER sisteminin sağlıklı çalışmadığını, bilgiler ile gerçekler arasında büyük uyuşmazlıkların yaşandığını ifade eden ANODER II. Başkanı Macar, dikkatli
olmayanın düşündüğünün dışında hasarları olan bir aracı
alabileceği uyarısında bulundu.
ANODER II. Başkanı Macar’ın konu ile ilgili tespit
ve değerlendirmeleri şöyle: “Vatandaşımız araç alırken
Trafik Sigortaları Bilgi Merkezi-TRAMER sisteminin
bilgilerine sonsuz güveniyor. Çünkü TRAMER’in aracın
geçmişinde kaza bela ne var ne yok hepsini doğru olarak
verdiği düşünülüyor. Vatandaşların almak istedikleri aracın hasar kaydını sorguladıkları 'TRAMER' sistemi ne
yazık ki sağlıklı işlemiyor. Oradaki her bilgi ne yazık ki
doğru değil. Bazen olmayan şeyler çıkarken bazen de
tam tersi olanlar gözükmüyor. Netice de TRAMER
Sistemi araç almak isteyen vatandaşı da ikinci el araç
alım satımı yapan galericiyi de zor durumda bırakıyor.
Bugün alırken temiz ve kazasız gördüğünüz araç geç
işlem yapılmasından ötürü 3 ay sonra kaza yapmış gözükebiliyor. Pert araçlar temiz, temiz araçlar kazalı, hasarlı
yadapert gözükebiliyor. Bunlar küçük yanlışlıklar gibi
gözükse bile düzeltilmesi çok zor bir süreç ve pahalıya
mal olan hatalar olarak karşımıza çıkıyor. Pert olan araçların TRAMER'e işlenmediği, kaza yapmamış araçların
kaza yapmış gibi göründüğü bireysel hataların zirvede
olduğu TRAMER sistemi neticesinde birçok vatandaşımız büyük mağduriyetler yaşamakta. Bu mağduriyet sırf
araç alacaklar için değil araç satacak kişiler ve galeriler
içinde söz konusu. Kişi yada galeride yanlış bilgi yüzünden zor durumlarla karşılaşmakta alış verişler esnasında
güven duygusu tamamen yok olmaktadır. TRAMER sisteminin hataları araç alıp satacak vatandaşımıza ve galerici esnafımıza yansımaktadır. TRAMER sisteminden
gelen bilginin altında yazan, 'Verdiğimiz bilgi tamamen
bilgilendirme amaçlıdır. Ticari ve yasal olarak bir hüküm
taşımamaktadır' yazısı zaten bu işin ne kadar özensiz
yapıldığının göstergesidir. Bu işlem için para ödeyen
vatandaşın bu para karşılığında bu hizmetin düzgün
verilmesini istemesi kadar doğal bir durum yoktur. Hem
vatandaşın 5 lirasını alarak bilgi veriyorsunuz, arkasından da diyorsunuz ki 'Verdiğimiz bilgi doğru olamayabilir'. Vatandaş kaza yaptığında aracını dışarıda herhangi
bir tamircide yaptırıyor. Dolayısıyla sigorta aracılığıyla
yaptırmadığı için TRAMER işlenmiyor. Araç sigortadan
yaptırılsa bile TRAMER onu 6-8 ay sonra işliyor. TRAMER kaydı girilirken bir şasi ya da motor numarasındaki
yanlışlık kayıtlar üzerinde başka bir aracın hasarlı ya da
pert görünmesine sebep oluyor. Tüm bu durumlar ikinci
el araç alış ve satışlarında çok büyük sorunlara sebebiyet
veriyor. TRAMER sisteminin hataları da galerici esnafına mal edilerek esnafımız güvenilmez ilan ediliyor.
Galerici esnafı sigorta firmalarının hatalarının faturasını
ödemek istemiyor. Bu durumdan araç almak isteyen
vatandaş kadar ikinci el araç satışı yapan galerici esnafı-
mızda mağdur olmaktadır.”
Plakadan üzerinden yapılan sorgulama başlı başına bir
sıkıntı oluşturduğunu vurgulayan Apaydın, “Çünkü plaka
devamlı değişebiliyor. Motor ve şasi numaraları açık olarak sorgulanabilmelidir. İkinci el araç almayı düşünen
tüm vatandaşları uyarıyorum; TRAMER'deki bilgiler
kesinlikle sağlıklı değil ve o bilgilere sonsuz güvenmeyin. Almak istediğiniz aracı bağımsız ekspertiz kuruluşlarına götürerek durumunu öğrenin. Araçlarınızı ayaküstü satış yapan şahıslardan değil muhatap bulabileceğiniz
güvenilir ikinci el satışı yapan galerici esnafından alın ki
herhangi bir sorunla karşılaşmanız durumunda karşınızda
bir adres ve bir şahıs olabilsin. Sorunlarınız çözülebilsin.” dedi.
Apaydın önerilerini şöyle sıraladı:
• Çağın getirdiği bu teknolojik nimetleri kusursuz ve
yanıltıcı olmaktan çıkararak, Hasar, PERT ve Kilometre
bilgileri zamanında, Güncel ve Doğru Bilgileri içerecek
şekilde uygulanmasını sağlamalı, Özellikle Plaka değişimlerindeki kayıtlar anında yenilenmeli,
• Vatandaş Aracın sigortasına zaten yüksek bedeller
ödemekte iken bir de bunun üzerine, Kamu Hizmeti niteliğinde olan TRAMER ve Kilometre bilgileri için Ücret
talep edilmesini doğru bulmuyoruz. Bu hizmet ücretli
olmaktan çıkartılıp, İnternet üzerinden tüm vatandaşların
ulaşabileceği şekle dönüştürülmeli,
• Eğer bunları yapılamıyor ise sözkonusu TRAMER
MESAJ HATTI uygulamadan kaldırılmalıdır.
• Aynı Şekilde Vatandaşların ücretlerini ödeyerek yaptırdıkları Araçların Yetkili servis Tamir ve Bakım bilgileri de yine tüm vatandaşların internet ortamında erişebileceği şekilde olmalıdır. Bu konuda da Tüm Markaların
Yetkili servisleri bu bilgileri vatandaşın erişebileceği
şekle dönüştürmeli,
• Araçların Noter Satışlarında Kilometre yazılma
zorunluluğu getirilmeli
Belirttiğimiz önerilerimiz uygulandığında; Yanıltıcı
bilgi veren, Kilometresi ile oynayan Kötü Niyetli
Satıcıların önü kesilmiş ve hem bizler gibi bu işten
ekmeğini kazanan Esnafımız hem de Vatandaş zor
durumda kalmadan Araç Alım-satımı yapabileceklerdir.”
Sokak hayvanları
EMİN ELLERDE
Hafızlar buluştu
HABER MERKEZİ- Türkiye’nin en seçkin
hafızları Kalaba İmam Hatip Ortaokulu’nun
düzenlediği “Kur’an’a Davet” programında bir
araya geldi. Türkiye’nin en güzel sesli hafızları
Keçiören’deki soğuk kış gecesini Kur’an nuruyla
aydınlattı.
Neşet Ertaş Sanat ve Gösteri Merkezi’ndeki
programa Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak,
İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Kılıçgil,
Keçiören Müftüsü Dr.İhsan İlhan ve İl Milli
Eğitim Müdür yardımcıları da katıldı.
Keçiörenlilerin büyük ilgi gösterdiği programda
Sanat ve Gösteri Merkezi tarihi günlerinden birisini yaşadı. Salon Kur’an aşkıyla buluşan gencinden
yaşlısına çok sayıda vatandaş ile tıklım tıklım
dolarken, hafızların okuduğu Kur’an tilaveti sırasında bazı Keçiörenlilerin göz yaşlarını tutamadıkları görüldü. Küçük bir öğrencinin okuduğu
Kur’an-ı Kerim ile başlayan program, öğrenci
korosunun ilahilerden oluşan konseri ile devam
etti. Konserin ardından Ahmet Hamdi Akseki
Camii İmam hatipleri Ali Tel ve Mansur Sağır,
Hacı Bayram-ı Veli Camii İmam Hatipleri Yunus
Koçan ve Ahmet Karali ile Beştepe Millet Camii
İmam Hatibi Adem Kemaneci okudukları Kur’anı Kerim tilaveti ile kalpleri fethetti.
Programın sonunda Diyanet İşleri Başkanlığı
Atama Dairesi Başkanı Muhammed Ali Asar’a
Başkan Ak bir plaket takdim ederken, gece toplu
hatıra fotoğrafı çekimi ile sona erdi.
Mamak Zabıtası yoğun mesaide
HABER MERKEZİ- Mamak
Belediyesi Zabıtası Müdürlüğü
ekipleri, 2015 yılını yoğun mesai
ile tamamladı. Zabıta ekipleri ilçede seyyar denetimlerinden geri
dönüşüm çalışmalarına, işyeri
denetimlerinden ölçü ayar denetimine kadar bir çok konuda çalışmalarını titizlikle yürüttü. 169 personelle hizmet veren zabıta ekipleri
rutin ve ani denetimler gerçekleştirdi. Ayrıca Mamak Zabıtası ilçede
dönüşüm çalışması yürüten şirketlerle birlikte çevre konusunda çok
sayıda bilinçlendirme semineri
organize etti. İlçede bulunan lokantalardan hediyelik eşya satış dükkanlarına, tuhafiyeden Pazar esnafına, bakkaldan seyyar satıcıya 44
kalemde çalışma, işlem ve denetim
gerçekleştirildi. 2015 yılı içerisinde
Zabıta Müdürlüğü 76 bin 556 işlem
gerçekleştirdi. Yapılan denetim ve
işlemlerin 57 bin 815’inde herhangi bir sorunla karşılaşılmadı.
Denetimlerde hafif kusurlu bulunan
18 bin 718 esnafa da ihtar çekildi.
Amaçlarının Mamaklıların huzurunu korumak olduğunu kaydeden
Mamak Belediye Başkanı Mesut
Akgül; “Zabıta ekiplerimiz 2015
yılında özverili bir şekilde çalıştı
ve bundan sonrada çalışmalarına
devam edecek. Vatandaşımızın
huzuru ve sağlığı bizim için her
şeyden önce geliyor” dedi.
Mamak Belediyesi Zabıtası atık
pilden atık yağa, ambalaj atığından
cam atıklara kadar bir çok konuda
geri dönüşüm çalışmalarına 2015
yılı içerisinde de devam etti.
Dönüşüm firmalarıyla birlikte 2015
yılı içerisinde Mamak’ta binlerce
ton ambalaj atık toplandı. Toplanan
atıklar çevreyi kirletmeden ekonomiye kazandırıldı.
Zabıta ekipleri bayramlar ve özel
günlerde denetimlerini sıklaştırdı.
Gıda sektörü başta olmak üzere
bakkaldan lokantaya, manavdan
ekmek fırınına halkın sağlığını
doğrudan ilgilendiren birçok işyerini denetleyerek vatandaşların sağlığını ön planda tuttu. Dini bayramlar öncesi tatlı ve unlu imalathanelere yoğunlaşan ekipler, vatandaşın
hijyenik gıda tüketmesini sağladı.
HABER MERKEZİ- Keçiören Belediyesi, veterinerlik hizmetleri kapsamında yaklaşık 1.500
sokak hayvanının tedavilerini yaptı. 388 sokak hayvanının da kuduz aşılarını yapan veteriner hekimler
ayrıca kısırlaştırma çalışmalarını da hijyenik ve
sağlıklı bir ortamda sürdürüyor.
Geçici Rehabilitasyon Merkezinde toplanan tüm
hayvanların muayene, tedavileri ve aşılarını da
ihmal etmeyen Keçiören Belediyesi web sayfası
üzerinden "Sahiplenmek İstiyorum" linkiyle de
sokak hayvanlarını sahiplendirme çalışması yapıyor.
Sokakta yaşayan sahipsiz hayvanlar için son bir
yılda 1.500 kg mama ve 2000 adet mama ve su
kabı dağıtıldı. Dağıtılan mama ve su kapları ile hem
sokakların daha temiz ve hijyenik olması sağlanırken hem de hayvanların beslenmesini daha sağlıklı
yerine getirebilmesi amaçlandı.
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak sokak
hayvanlarının doğal ortamında beslenmesine katkı
sunduklarını da ifade ederek;"Tüm canlıların yaşam
haklarının korunması bizim sorumluluk alanlarımızdan birini oluşturuyor. Sahipsiz sokak hayvanlarının beslenme ihtiyacını karşılaması için
Keçiören'in muhtelif yerlerine mama ve mama kabı
yerleştirdik. Böylece beslenme ihtiyaçlarını daha
sağlıklı koşullarda yerine getirebiliyorlar." dedi.
Hoş Geldiniz Masası
180 bin kişiyi ağırladı
HABER MERKEZİ- Vatandaşı belediyenin
bürokratik yapısından kurtaran Çankaya Belediyesi
Hoş Geldiniz Masası, Başkentlilerin şikayet, istek
ve sorunlara kısa sürede çözüm üretmeye devam
ediyor. İmar hakkında bilgi almaktan vergi işlemlerine, ruhsat başvurularından mali işlere, vatandaşın
belediyede yapması gereken birçok işin tek birimden sonuçlandırılmasına olanak sağlayan Hoş
Geldiniz Masası, 2015’de 149 bin 117 kişiye hizmet verdi.
2014 yılının Ekim ayında kapılarını açan Hoş
Geldiniz Masası, toplamda ise 180 bin 217 başkentliye ulaştı. 40 kişilik uzman personelin hizmet verdiği birimde ortalama hizmet süresi ise sadece 3
dakika 55 saniye... Yani Çankayalı vatandaş, Hoş
Geldiniz Masası’na girip başvurusunu yaptıktan
ortalama 4 dakika sonra, belediyeyle ilgili işlemlerini tamamlamış oluyor.
4
ANKARA
31 Aralık 2015 Perşembe
Türkiye Şoförler
ve Otomobilciler
Federasyonu
(TŞOF) Başkanı
Fevzi Apaydın,
yılbaşı nedeniyle araç kullanacak olan vatandaşları, alkol
tüketiminin
yoğunlaştığı
yılbaşı gecesi
nedeniyle
uyardı.
TŞOF Başkanı Fevzi Apaydın:
“Taksi durakları 24 saat açık”
HABER MERKEZİ- TŞOF Başkanı Fevzi
Apaydın, "Yeni yıl nedeniyle taksi duraklarımız 24
saat açık olacak. Yeni yıla mutlu ve huzurlu girmek
istiyorsanız alkollü araç kullanmayın" dedi. Yeni yıla
kazasız ve belasız girilmesini isteyen Türkiye
Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu (TŞOF)
Başkanı Fevzi Apaydın yaptığı açıklama ile sürücüleri uyardı. Trafiğe çıkarken toplu taşıma araçlarının
tercih edilmesini isteyen Apaydın, "2014 yılında 125
bin 420 araç sürücüsüne alkollü araç kullanmaktan
ceza kesildi. 2013 yılında bu rakam 140 bin 029 idi.
Yani 2014 yılında alkollü araç kullanan sürücülere
yazılan ceza –yüzde 10,4 oranında 2013 yılına göre
düşüş yaşandı. Yani alınan tedbirler sayesinde alkollü
araç kullananlara uygulanan trafik cezalarında yüzde
10.4 oranında bir düşüş var. Ancak 2015 yılın ilk on
ayında ölümlü ve yaralamalı meydana gelen 156 bin
544 kazaya karışanların 3 bin 235 sürücü alkollü olarak araç kullanan sürücülerden oluşmaktadır. 2014
yılında trafikten men edilen araç sayısı ise 777 bin
763 oldu.
Alkol tüketiminin yoğunlaştığı yılbaşı gecesi olabilecek kazalar için önceden tedbir alın. Gece boyunca yapılacak kontrollerde alkollü araç kullandığı tespit edilenlerin hem ceza ödemek zorunda kalacaklarını hem de ehliyetlerine el konulacağını hatırlatırım"
diye konuştu. Yeni yıl nedeniyle yılbaşı gecesini
dışarıda geçirecek olan vatandaşların kendi araçlarını
kullanmamalarını da isteyen TŞOF Başkanı Fevzi
Apaydın, "Yeni yıl gecesini evlerinin dışında geçirecek olan vatandaşlarımız alkollü iken araç kullanmasınlar. 81 il ve ilçelerimizin tamamında taksi duraklarımız sabaha kadar 24 saat süreyle görev başında
olacaklar. Mutlaka taksi duraklarımızdan yararlansın-
lar. Ayrıca, il ve ilçe emniyet müdürlükleri tarafından
alınan tedbirlere harfiyen uyularak, alkol kullanan
vatandaşlarımız yetkililerden yardım talebinde
bulunsunlar. Çünkü yeni bir yıla üzülmeden, mutlu
ve huzurlu girmek istiyorsak bu kurallara mutlaka
uymak zorundayız" uyarısında bulundu.
Birkaç saatlik eğlence için alınan alkolün etkisiyle çok sayıda insanımızın hayatını kaybettiğini kaydeden Apaydın, "Aile ocaklarının sönmesinin yanı
sıra büyük maddi ve manevi zararlar ortaya çıkmaktadır. Gelin yılbaşı gecesinde alkollü araç kullanmayın. Ağır kış şartlarının yaşandığı yılbaşı günü buzlanmaya dikkat ediniz. Bugüne kadar meydana gelen
ölümlü trafik kazalarının en büyük sebebi alkoldür,
tedbirsizliktir. Yılbaşı gecesi trafik canavarı olmamak, insanın kendi elindedir. Bu da trafik kurallarına
uymaktan geçer" şeklinde konuştu.
TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken:
“Küçük esnaf yok oldukça
marketler fiyat artırıyor”
Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı
Bendevi Palandöken, “AVM’lerin daha ucuz satıyor reklamları ile milyonlarca esnafın buharlaştırılarak yok olmasına sebep olduğunu söyledi.
ATO’nun fotoğraf
yarışması sonuçlandı
Ankara Ticaret Odası’nın (ATO)’nun, Ankara’nın tanıtımına katkıda
bulunmak amacıyla düzenlediği “Kare Kare Ankara” Fotoğraf
Yarışması’nda dereceye girenleri ödülleri törenle verildi.
HABER MERKEZİ- “Kare Kare
Ankara” Fotoğraf Yarışması ödül töreni
ATO’da düzenlendi. ATO Yönetim
Kurulu Başkanı Salih Bezci,
Başkanvekili Koray Güngör Şanal,
Yönetim Kurulu üyeleri, meclis üyeleri
ve yarışmanın jüri üyeleri katıldı.
Törende konuşan ATO Başkanı Bezci,
ATO olarak hep ekonomi ve ticaret
konuştuklarını belirterek, “Oda olarak
yürüttüğümüz faaliyetlere bir de sosyal
sorumluluk projesi eklemek istedik.
Marka kent yapmak istediğimiz
Ankaramız hakkında fotoğraflarla farkındalık oluşturmayı amaçladık” dedi.
Bezci, dereceye giren ve sergilenen
fotoğraflar arasında birbirinden güzel
eserler bulunduğunu belirterek,
“Çekenlerin hepsinin ellerine, fikirlerine ve makinelerine sağlık” dedi.Bezci,
tüm katılımcılara teşekkür etti.
Bezci, daha sonra dereceye girenlere ödüllerini ve plaketlerini takdim etti.
Yarışmadaiki ödül birden kazanan
Ümmi Kandilcioğlu’na, birinci seçilen“Ankara Kalesi”adlı fotoğrafı için 5
bin TL, üçüncü seçilen “Kale
Sokakları” adlı fotoğrafı için de 2 bin
TL ödül verildi. “Anıtkabir”adlı fotoğrafıyla ikinci olan Mustafa Özdemir ise
3 bin TL tutarındaki para ödülünün
sahibi oldu.
Yarışmada, “Kocatepe” isimli
fotoğrafı ile mansiyona değer bulunan
Hacı Hüseyin Şahin bin TL, “Atatürk
Ankara”isimli fotoğrafıyla jüri özel
ödülünüalan Murat Kulaise 500 TL ile
ödüllendirildi. Jüri tarafından sergilenmeye layık görülen 38 eserin sahibine
de katılım belgesi verildi.
Dereceye giren eserlerle birlikte
toplam 43 eser jüri tarafından sergilenmeye değer bulundu.
ATO Fuaye Alanı’nda sergilenen
eserler, 2 bin 482 adet fotoğraf arasından seçildi. Ödül töreninin ardından
konuklar fotoğraf sergisini gezdi.
Kare Kare Ankara Fotoğraf
Yarışması’nın jürisi, fotoğraf dalında
“devlet sanatçısı” unvanına sahip Ozan
Sağdıç, Ankara Üniversitesi İletişim
Fakültesi Radyo, Televizyon ve Sinema
Bölümü Fotoğrafçılık ve Grafik
Anabilim Dalı’ndan Yrd. Doç. Dr.
Tuğba Taş, Başkent Üniversitesi Güzel
Sanatlar Fakültesi Öğretim Görevlisi
Tuğrul Çakar,Fotoğraf Sanatçısı Serkan
Şedele,Anadolu Ajansı Fotoğraf Servisi
Editörü Fırat YurdakulveATO Yönetim
Kurulu Başkanı Salih Bezci’den oluştu.
Yarışmada ödül alan eserler
ATO’nun resmi web sitesi olan
www.atonet.org.tr ile http://karekareankara.atonet.org.tr adreslerinde yayınlanıyor.
Ayrıca, yarışmada başarılı bulunan
eserlerin yer alacağı Ankara
Fotoğrafları Kataloğu hazırlanacak.
HABER MERKEZİ- TESK
Genel Başkanı Bendevi Palandöken,
“Küçük esnaflar yok olmaya başlayınca AVM’lerin gerçek yüzü ortaya çıkmaya başladı.Ülke nüfusu 78 milyonlar seviyesine çıkmışken, esnaf ve
sanatkâr sayısının artmaması düşündürücüdür. Yüz binlerce yeni iş yeri
olması gerekirken esnaf her gün yok
oluyor” dedi.
Perakende sektörünü düzenleyen
yasa tasarısının yıllarca çıkarılmaması
ve AVM’lerin ucuz satıyorlar şeklinde
yapılan reklamların esnaf ve sanatkârı
bitirme noktasına getirdiğini ve sermayenin birkaç kişinin elinde tekelleştiğini anlatan Türkiye Esnaf ve
Sanatkarları Konfederasyonu (TESK)
Genel Başkanı Bendevi Palandöken,
“Fidanlık kuruyor, ama kimsenin
haberi yok. Esnaf ve sanatkârın yok
olması için adeta orantısız sermaye
gücü kullanılıyor.
Son zamanda özellikle AVM’lerde
fiyatların çok yüksek kar oranları ile
satılmaya başlamasıyla esnaf ve sanatkarımız haklı çıkmıştır.
Büyük sermaye karşısında küçük
esnafın yoğun emeği ve sermayesi
kalmadı. Her şey sermayenin eline
bırakılınca fiyatları da artık istedikleri
gibi ayarlıyorlar. Yani büyük sermaye
grupları tekelleşirken, küçük esnaf ve
sanatkâr azaldı” diye konuştu. Büyük
marketlere yüklü mal alımında belli
oranlarda promosyon olarak ücretsiz
mal verildiğini belirten Palandöken,
'Promosyon olarak alınan temel gıda
maddeleri, hipermarketlerde ‘tuzak
ürün' olarak kullanılarak müşteri çekildi. Bazen öyle ucuzluk yapıyorlar ki
esnafın toptan aldığı maliyetin altında
sattılar. Küçük esnafımız toptancı ve
büyük marketlerin çifte haksızlığına
uğradı. Küçük esnafımızın böyle bir
fiyat rekabetiyle mücadele edecek sermayesi olmadığı için zamanla çoğu
esnaf işyerini kapatarak bunların
yanında işçi olmaya başladı. Yani patronken işçi oldular. AVM’lerde giysiler 12 ay ucuzluk, yüzde 80 indirim
gibi aldatmacalarla satılıyor. Öyle karlar yapılıyor ki böyle bir indirim sistemi yok. Toptan 8-10 TL ye alınan bir
ürün süpermarketlerde kilosu 25-30
liraya kadar satılıyor. Fırında, bakkalda 75 kuruş olan ekmek, süpermarket
fırınlarında biraz susam, çörekotu,
içine üzüm derken 2,5 liradan başlıyor.
Üretici, dağıtıcı veya toptancılar aynı
maliyetten küçük esnafa da mal tedarik etseler, fiyatlar bu kadar yükselmezdi. Şimdi süpermarketler fiyatları
kendileri istedikleri gibi belirliyorlar.
Bu haksız rekabetin maliyetini ise
tüketiciler çekiyor.
Piyasada dengeleri oluşturan esnaf
ve sanatkar tamamen yok olunca bu
fiyatları da arayacağız. Çünkü artık bu
süpermarketlerindiscount dediğimiz
ucuzcu marketleri mahalle aralarına
kadar girdiler” diye söyledi.
Yaşlı ve engellilere
yıl boyu tatil
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Akçakoca
Kampı, yılsonu itibariyle sona eren Akçakoca
Kampı ile yaz sonunda kapanan Akçay
Kampı'ndan, 2015'de yaklaşık 4500 yaşlı,
engelli ve refakatçileri yararlandı.
HABER MERKEZİ-Ankara Büyükşehir Belediyesi,
geleneksel hale getirdiği uygulamayla, okullarında başarılı olan öğrenciler ile Başkentli yaşlı ve engelli vatandaşları, Akçakoca, Altınoluk ve Kesikköprü’deki kamplarında birer haftalık süreler halinde yaz ayları boyunca
ağırlıyor. Öğrencilerin kamp süreleri okulların açılmasıyla sona ererken, yaşlı ve engelli vatandaşların tatili ise
yıl sonuna kadar devam ediyor.
Birbirinden farklı doğal güzelliklere sahip kamplara,
Başkentliler yoğun ilgi gösteriyor. 2015 yılında toplamda
7 bin 160 kişinin konuk edildiği kamplardan, okullarında
başarılı olan 4 bin 107 öğrenci, 60 yaş üzerinde işçi,
memur emeklisi ve ev hanımından oluşan 1773 kişi
yararlandı. 1280 engelli de yanında ailesinden birer
kişiyle tatil
yapma imkanı
buldu. Toplam
4500 yaşlı,
engelli ile
refakatçileri,
Akçakoca ve
Akçay kamplarından yararlandı.
Başkentli
yaşlı ve engelli vatandaşların huzurlu bir
ortamda dinlenerek yılın
yorgunluğunu
attığı
Akçakoca Kampı, denizin mavisi ile doğanın yeşilinin
buluştuğu bir noktada olması nedeniyle “Batı
Karadeniz’in incisi” olarak anılıyor. Sosyal, kültürel
aktiviteler ve gezilere katılarak unutamayacakları bir tatil
geçiren konuklar, Fakıllı Mağarası, Ceneviz Kalesi,
Aktaş Şelalesi başta olmak üzere tarihi ve turistik yerleri
ziyaret ediyorlar.
Büyükşehir Belediyesi tarafından 2011’de gerçekleştirilen yenileme çalışmaları sonrasında Başkentlilerin
hizmetine sunulan Altınoluk-Akçay Kampı, doğası ve
tarihi yerlere yakınlığıyla göz dolduruyor. Her akşam
çeşitli etkinliklerin düzenlendiği, konukların eğlenmeleri
için her türlü ayrıntının düşünüldüğü kampta,
Çanakkale-Gelibolu’daki şehitliklere, Akçay, Edremit,
Ayvalık ve Assos’a (Behramkale) ziyaretler düzenleniyor.
Birbirinden eğlenceli ve keyifli etkinliklerle hem
eğlenen hem dinlenen konuklar, Büyükşehir
Belediyesi’ne ait tesislerde ücretsiz olarak sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeğinin yanı sıra sınırsız çay
ikramlarından yararlanıyor. Akçay Kampı, sonbaharda
bu yılki hizmetini sona erdirdi. Konuklar, kamplarda
sosyal, kültürel faaliyetler ve gezilere katılarak unutamayacakları bir tatil geçiriyor. Konuklar, tatilde yeni dostluklar da kuruyor, çevreyi tanımaları için düzenlenen
gezilere katılıyor. Okulların yaz tatiline girmesiyle başlayan Kesikköprü Kampı’ndan daha çok öğrenciler yararlandı. Okullarında başarılı olan öğrenciler bir yandan
yılın yorgunluğunu çıkarırken, bir yandan da masa tenisi,
bilardo, masa futbolu, satranç, futbol, basketbol, voleybol gibi aktivitelere katılarak stres atıyorlar
Gençlik Meclisi'nden
İlçe Milli Eğitim’e ziyaret
HABER MERKEZİ-Çubuk İlçe Milli Eğitim
Müdürü Aslan’ı ziyaret eden gençlik meclisi üyeleri,
ilçede yürütmeyi planladıkları çalışmalar hakkında bilgi
verdiler.
Daha sonra İlçe Milli Eğitim Müdürü Aslan’ı ziyaret
eden gençlik meclisi üyeleri, ilçede yürütmeyi planladıkları çalışmalar hakkında
bilgi verdiler.
Ziyaretten
duyduğu
memnuniyeti
dile getiren
Aslan, gençlik meclisinin
çalışmalarını
yakından
takip ettiklerini söyledi.
Yeni dönemde çok güzel
çalışmalar planladıklarını gördüğünü ifade eden Aslan,
’’İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü olarak bizde sizlere her
türlü destek vermeye hazırız. İnşallah çalışmalarınızdan
hem sizler hem de bu ilçe en iyi şekilde faydalanır’’ diye
konuştu.
ANKARA
31 Aralık 2015 Perşembe
Türk Sanayici ve
İşadamları Vakfı
Yönetim Kurulu
Başkanı Veli
Sarıtoprak, 2015
yılının son dönemine damga
vuran Rusya krizi
ve ardından
gelen boykot
sonrasında yeni
pazar arayışına
giren yatırımcılara devlet desteğinin sağlanması
gerektiğini ifade
etti.
TÜSİAV’dan, iş dünyasına
verimlilik tavsiyeleri
HABER MERKEZİ- Türk Sanayici ve İşadamları
Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veli Sarıtoprak,
“Rusya ile yaşanan krizden etkilenen yatırımcıların
yeni pazar arayışlarına girmesi gerekmektedir. Bu da
etkin talep tahmini ile olabilir. Yaş meyve ürünlerinin
Rusya boykotundan sonra iç pazarda tüketilmesi buna
örnektir. Özel sektör ile devlet bu konuda el ele çalışması gerekmektedir” dedi.
ABD Merkez Bankası’nın (FED) faiz kararı ile
paranın, en değerli emtia durumuna geldiğini dile getiren Sarıtoprak, yatırımcıların özellikle gelişmekte olan
ülkelerdeki kriz riskine karşı alternatif pazarları portföylerinde tutmaları gerektiğini söyledi. Sarıtoprak,
“Afrika pazarında Limak Holding’e ait çimento yatırımı, Türk firmaları için önemli bir örnek teşkil etmektedir. Afrika’da yapılacak olan büyük altyapı projeleri
inşaat firmalarımız için kaybolmaya başlayan Rusya
pazarına güzel bir alternatiftir” diye konuştu.
Sarıtoprak ayrıca Faiz artışı sonrasında ortaya çıkacak projeksiyonu da yorumladı ve şunları söyledi:
“Yatırımcıların önünde FED faiz artışı ile artacak
kurun, sıcak para çıkışlarıyla yatırım ortamını yavaşlatacağı ortamda riski kapatmak için ham madde dışında
kura bağlı bütün önemli giderlerinin hedge yapmasını
önermekteyim. İlgili uzun vadeli kontratlar pahalı gibi
gözükse de şirketlerin özellikle TL geliri - kur gideri
denkleminde rahat nefes almalarına sebep olacaktır.”
TÜSİAV Verimlilik Platformu Başkanı Kutlu
Tamay iseşirketlerin, faizlerdeki yükselme ve kur artışı
gibi enflasyonist etkilere karşın maliyetlerini işçi
çıkartarak ya da kaliteden ödün vererek değil, iş süreçlerini verimli hale getirerek düşürebilecekleri uyarısında bulunarak, “Değerli personel katma değer yaratır.
Bu değer de şirketin kendi değeridir” dedi.
Tüsiav Verimlilik Platformu üyesi Ekonomist
Mustafa Ataç ise; Kısa vadeli başarısızlıklar karşısında
hedefi olan şirketlerin, uzun vadede kazançlı çıkacağını belirterek“Bu noktada bu hedeflerle diğer insanları
da özendirerek bir sinerji yaratılması gerekmektedir.
Bu da anca sivil bir toplum ve örgütlenmeyle
olur.Ankara’nın başta sağlık ve savunma sanayisi
olmak üzere hedef sektörlerde yatırımlara devam
etmesi gerekmektedir.
Diğer şehirlerde hangi pazarlarda ihracatçı durumundaysa ilgili pazarda AR-GE çalışmalarına devam
etmesi gerekmektedir” diye konuştu.
TÜSİAV Verimlilik Platformu Başkanı Kutlu
Kadın portreleri
Galeri Kara’da
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Asgari ücret maliyeti paylaşılmalı”
Esnaf ve Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel Başkanı
Mahmut Çelikus, “Asgari ücrette yaşanacak artış ve
maliyetler dolayı KOBİ’lerin vergi yükleri hükümet
yardımıyla paylaşılmalı ve orta yol bulunmalıdır.” dedi.
HABER MERKEZİ- Esnaf ve
Sanatkarlar Derneği (ESDER) Genel
Başkanı Mahmut Çelikus, “En başından beri destek olduğumuz ‘Asgari
Ücret’ ile ilgili çalışmalar artık son
aşamaya gelmiştir. Asgari ücrette
yaşanacak artış ve maliyetlerin sadece
iş dünyasına yüklenmesi durumunda
özellikle KOBİ’lerimizin rekabet edemez duruma geleceği aşikardır.
Artışlardan dolayı KOBİ’lerin vergi
yükleri hükümet yardımıyla paylaşılmalı ve orta yol bulunmalıdır.” ifadesinde bulundu.
Çelikus, “OECD verilerine göre
istihdam üzerindeki vergi yüklerinde
yüzde 71'le dünya birincisiyiz. Bizden
sonra yüzde 54'le Almanya geliyor.
Amerika'ya baktığımız zaman bu
rakam yüzde 34. KOBİ’ler işletmelerimizin yüzde 99,2'sini oluşturmaktadır. Asgari ücretin net 1300 lira olması brüt olarak hesaplandığında tüm şirketlere maliyetinin 26 milyar lira gibi
bir meblağ gözükmektedir.Eğer bunun
tüm yükünü biz çekecek olursak bize
yüklenen rakamların altından kalkmamıza imkan yoktur.
Kira stopajı, vergiler gibi ödemeleri olan KOBİ'ler özellikle bu kapsamda rekabet güçlerini kaybedecektir. Bu yükü hükümetimiz ile paylaşmalıyız. Böylece vergi yükü hafifleyen KOBİ’ler hem daha çok üretim
yapar ve hem de üretim sayesinde
ödeyeceği vergiler de artar. Ülkeye
hayırlar için çalışıyor ve istihdam sağlıyoruz.KOBİ’ler ülkemizin mihenk
taşı ve üretimin merkezidir.
Rekabeti arttırmayı sağlamalı ve
ihracatımızı maksimum seviyelere
çekmeliyiz. Hükümetimiz bu konuda
desteğini de açıkladı. İstihdam üzerindeki vergi yüklerini hafifleterek bu
meblağı 1300 lira yapmalıyız.
Böylelikle piyasayı da pazarı da canlandırarak, halkımız ve esnafımız
kazanacaktır. En önemlisi de ülkemiz
kazanacaktır.” Değerlendirmesinde
bulundu.
HABER MERKEZİ- Galeri
Kara Aysel Atakurt’un kadın portrelerinden oluşan 9. kişisel sergisine
ev sahipliği yapıyor. Renklerin dünyasına ev sahipliği yapan Galeri
Kara, kapılarını bu kez Aysel
Atakurt’un kişisel sergisi için açtı.
Atakurt,
9’uncu kişisel
sergisinde
kadın portreleri
çalışmalarıyla
Ankaralı sanatseverlerle
buluştu.
Yıllarca
finans sektöründe hizmet
verdikten sonra
resimle daha
profesyonel
şekilde ilgilenmeye başlayan
Atakurt, Devlet
Güzel
Sanatlar’da
aldığı 5 aylık
eğitimin ardından elinden fırçayı
düşürmedi. Son çalışmasında 30
farklı kadın portresi üzerinde çalışan Atakurt, “Resimlerimdeki
kadınların hepsi yaşayan kadınlar,
onlar hepimizden bir parça izler
taşıyor” dedi. Serginin açılışına
Çankaya Belediyesi Başkan
Yardımcısı Anıl Sevinç de katıldı.
Çalışmalarından ötürü Atakurt’u
tebrik eden Sevinç, “İnsan var
oldukça sanat da her daim olacak-
tır” diye konuştu.
Galeri Kara’nın 2015 yılının son
haftasında kapılarını açtığı Aysel
Atakurt’un resim sergisi, 5 Ocak
tarihine kadar gezilebilecek.
5
Belediye personeline
iş güvenliği eğitimi
Kazan Belediyesi Sağlık İşleri Müdürlüğü, belediye
çalışanlarına iş güvenliği ve sağlığı eğitimi verdi.
HABER MERKEZİ-Kazan Belediyesi çalışanlarına
iş güvenliği ve sağlığı eğitimi verdi. Gruplar halinde
tüm çalışanları kapsayacak şekilde verilen eğitim seminerinde çalışanlara, çalışma mevzuatıyla ilgili genel
konular,çalışanların yasal hak ve sorumlulukları, İş
kazaları, iş kazalarından korunma veilkyardım konularında genel bilgiler verildi.
Eğitim
sonunda çalışanlara iş
kazalarında
uygulanacak
ilk yardım
hareketleri,
suni solunum
ve kalp masajı
uygulamalı
olarak gösterildi. Teorik ve
pratik eğitiminin ardından
çalışanlar teste
tabi tutuldu.
Türkiye’nin iş
kazalarında
Avrupa birincisi olduğuna
dikkat çeken
uzmanlar
Dünya sıralamasında ise 3’üncü sırada olduğuna dikkat çekti.
Belediye Başkanı Lokman Ertürk “Eğitimden de
anlaşılacağı üzere tedbir ve dikkat çok önemli.
Personelin tırnağı acısın istemeyiz.
Hizmetlerin devamı için personel güvenliği çok
önemli. Yaklaşık 120 Bin nüfusa hizmet veren Kazan
Belediyesi olarak hizmetin vatandaşa ulaşması için
azami gayret gösterirken en küçük bir kazanın yaşanmasını istemeyiz. Bu açıdan eğitime büyük önem veriyoruz”dedi.
Belediyelerin, az tehlikeli işler sınıfına girdiğini
hatırlatan İş Güvenliği Uzmanı Nuh Gündür, ‘’Her 10 iş
kazasından 9’u çalışan kaynaklı problemlerden meydana
gelmektedir. İş kazasının en fazla olduğu alan ise %28
ile imalat sektörüdür. Yetersiz güvenlik tedbirleri yüzünden birçok çalışan yaralanmakta, hatta hayatını kaybetmektedir” diyerek verilen eğitimin önemini vurguladı.
Miniklere
kıyafet adabı
HABER MERKEZİ- Pursaklar Belediyesi Nezaket
Okulu öğrencileri kıyafet adabı dersinde güzel giyinmeyi öğrendi. İnsan yaşamının vazgeçilmez ihtiyaçlarını
küçük yaşta öğrenen Nezaket Okulu öğrencileri, bu defa
kıyafet adabı için masa başına geçtiler. Arkadaş dayanışması ve el becerilerini kullanarak resim yapan minikler, ortaya
birbirinden
güzel resimler çıkarttı.
Boya ile
kâğıdı
buluşturan
küçük beyefendi ve
hanımefendiler, yaptıkları rengârenk
resimlerle
öğretmenlerinden tam
not aldı.
Eğlenerek
öğrenme
metodu uygulanan Nezaket Okullarında, öğrencilerin
yetenekleri de keşfediliyor. Her biri keşfedilmeyi bekleyen yüzlerce nezaket elçisi, bu okullarda birçok bilgiyi öğrenerek ilköğretime başlıyor. Gittikleri okulda en
başarılı öğrenciler arasında yer alan Pursaklar
Belediyesi Nezaket Okulu öğrencileri, toplum içinde de
fark edilir hale geliyor.
6
31 Aralık 2015 Perşembe
Peşmerge, ABD ve Doğu
Avrupa’dan silah alıyor
Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi (IKBY)
Peşmerge Bakanlığı
Genel Sekreteri
Cabbar Yaver
(sağda), ABD'nin
2016 yılında
Peşmerge güçlerine
200 milyon dolarlık
askeri yardımda
bulunacağını belirterek, "Kuveyt üzerinden Kürdistan'a
gelecek silahların
kullanılması için
askeri eğitime yeni
yılda start verilecek" dedi.
ERBİL - Yaver, Erbil'de çalışma ofisinde AA muhabirine terörle mücadele çerçevesinde Peşmerge güçlerine 2016 yılında
yapılacak yardımlar, uluslararası koalisyon
güçlerinin mücadele üzerindeki etkisi ve
Musul'un kurtarılmasına ilişkin muhtemel
planlar hakkında değerlendirmelerde
bulundu.
Terör örgütü DAEŞ ile mücadele için
Kürt bölgesine bazı ülkelerden sürekli bir
şekilde silah akışının olduğunu belirten
Yaver, "Özellikle örgüt saldırılarının
yoğunlaşmasıyla birlikte, yardım çağrılarımıza cevap veren bazı ülkeler oldu.
Bunların başını çeken ülkeler Almanya,
ABD, Fransa ve İtalya oldu. Söz konusu
ülkelerden gelen silahların verilen mücadelede etkisi çok oldu. Bu ülkelerden gelen
anti tankların cephelere yapılan bombalı
saldırının engellenmesinde büyük bir etkisi
var" ifadelerini kullandı.
Kürt bölgesinin, Irak merkezi hükümetin
rızası ve onayı olmadan doğrudan silah
satışı veya sevkiyatı yapamadığını hatırlatan Yaver, "Elimize geçen silahların tümü
uluslararası koalisyon güçlerinin yardımıyla temin edilmiştir. Peşmerge'nin elindeki
silahların çoğu Doğu Avrupa ülkelerinde
üretilen silah tipleridir. Bu yüzden silah ve
mühimmatımızı o bölgedeki ülkelerden
Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve
Romanya'dan temin ediyoruz. Bunun dışında Almanya, ABD, İtalya ve Fransa'da
kendi ürettikleri silahları bize gönderiyor"
bilgisini paylaştı.
ABD Kongresi'nin 2015 bütçe planında
DAEŞ ile mücadele eden ve uluslararası
koalisyon güçlerinin bir parçası güçlere
800 milyon dolar karşılığında silah yardımının yapılacağı kararına değinen Yaver,
"Uluslararası koalisyonun karadan savaşan
gücü Peşmerge'dir. Bundan dolayı bu miktarın yaklaşık yüzde 25'i yani 200 milyon
dolar bedelinde askeri teçhizatın yeni yıl
içerisinde Kürdistan'a gönderilmesi bekleniliyor. Bu yardım doğrudan parasal olarak
değil ancak askeri teçhizat karşılığında
yapılacaktır. Söz konusu yardımların çok
kısa bir süre içerisinde Kuveyt'ten
Kürdistan bölgesine gelmesi bekleniyor"
dedi. ABD tarafından gönderilecek silahların kullanılması için askeri eğitimlerin yeni
yılın ilk ayında başlanacağının altını çizen
Yaver, "ABD ordusuna bağlı askeri eğitmenler 3 ay içerisinde Peşmerge'ye gerekli
eğitimleri verecekler. Bu çerçevede ilk
etapta 2 Peşmerge Tugayı tamamen ABD
silahları tarafından donatılıp, eğitilecek"
diye konuştu.
Kürt bölgesinin, ABD öncülüğündeki
uluslararası koalisyon güçlerinin fiili bir
üyesi olduğunu vurgulayan Yaver,
"Uluslararası koalisyon güçlerinin çatısı
altında olan 12 ülkenin Erbil'de resmi temsilciği var ve Peşmerge güçlerine her türlü
askeri eğitimleri vermeye devam ediyor.
Peşmerge Bakanlığı olarak her hafta
Erbil'de bulunan ABD, Kanada, İtalya,
Fransa, İngiltere, İsveç, Macaristan ve
Almanya'daki askeri heyetler ile bir araya
gelerek gelişmeleri değerlendiriyoruz.
Ancak Rusya, İran, Irak ve Suriye arasında
kurulan 4'lü ittifakla hiçbir ilişkimiz söz
konusu değildir" değerlendirmesinde
bulundu.
"Musul'un kurtarılması için kesin bir
tarih söz konusu değildir" diyen Yaver,
"Irak'ın ortası ve batısındaki bölgelerin
terör örgütü DAEŞ'in elinden geri alınmasını bekliyoruz. Bu süreçte devam eden
Ramadi operasyonundan sonra Hit kenti
yer alıyor. Bundan sonra Irak ordusuna
bağlı kara kuvvetlerinin Musul'un güneyine
inmesinden bahsedebiliriz. Eğer söz konusu yerlerde tam kontrol sağlanırsa,
Peşmerge güçleri, Irak ordusu ve uluslararası koalisyon güçleri ile birlikte ortak
hareket edilerek Musul'un kurtarılması üzerinde plan yapılabilir. Sonrasında kentin
kim tarafından yönetileceği ve geleceğinin
nasıl olacağına dair kararlar verilecektir. Şu
ana kadar bu süreç başlamadı" dedi. (AA)
Güney Osetya, ismini değiştirmek istiyor
MOSKOVA - Gürcistan'dan tek
taraflı bağımsızlığını ilan eden Güney
Osetya Devlet Başkanı Leonid Tibilov,
Güney Osetya'nın adını değiştireceklerini söyledi.
Konuya ilişkin Rus basınında yer alan
açıklamasında Tibilov'un, Güney
Osetya adına Alanya sözünün de ekleneceğini vurgulayarak, "İki parçaya
ayrılmış Osetya var. Güney Osetya
Cumhuriyeti ve Kuzey Osetya-Alanya
Cumhuriyeti. Biz halkımızın birleşik
olmasına çalışıyoruz" dediği belirtildi.
Tibilov'un Alanya sözünün eklenmesi
konusunda Devlet Başkanlığı yetkililerine talimat verdiği, teklifin Güney
Osetya parlamentosunda görüşüleceği
kaydedildi.
Güney Osetya Devlet Başkanlığı
Basın Merkezi'nden 19 Ekim'de yapılan
açıklamada da Leonid Tibilov'un,
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in
Güney Osetya ve Abhazya konularındaki danışmanı Vladislav Surkov ile yap-
tığı görüşmede Güney Osetya'nın
Rusya'ya katılımına ilişkin referandum
düzenleme fikrinin olduğunu söylediği
belirtilmişti.
SSCB'nin dağılmasından önce
Gürcistan Cumhuriyeti'nin özerk bölgesi olarak tanımlanan Güney Osetya,
Sovyetlerin dağılma sürecine girmesiyle
Gürcistan'dan ayrılarak tek taraflı
bağımsızlığını ilan etmişti.
Gürcistan güvenlik güçlerinin 2008
yılında Güney Osetya'da operasyon
düzenlemesi nedeniyle Gürcistan ile
Rusya arasında kısa süreli savaş çıkmış
ve yaşanan savaşın hemen ardından,
Rusya, Güney Osetya'yı bağımsız ülke
olarak tanımış ve uluslararası arenada
Rusya hariç kimsenin tanımadığı Güney
Osetya topraklarının güvenliğini üstlenmişti.
Güney Osetya ile Gürcistan arasındaki bölgede halen Rus askeri varlığını
sürdürüyor. (AA)
Amerikalılar en çok Obama ve Clinton'ı beğeniyor
AYRANCI KURS VE OKUL
TALEBELERİNE YARDIM DERNEĞİ
BAŞKANLIĞI’NDAN KONGRE İLANI
Derneğimizin Olağan Genel Kurul Toplantısı 23 Ocak 2016
Cumartesi günü saat 11.00’de Kuveyt Caddesi No:25 Aşağı Ayrancı
Çankaya / ANKARA adresinde yapılacaktır.
Bu tarihte ekseriyet temin edilmediği takdirde ikinci toplantı 30 Ocak
2016 Cumartesi günü aynı yer ve saatte aşağıdaki gündem dahilinde
yapılacaktır.
Dernek üyelerimize duyurulur.
YÖNETİM KURULU
GÜNDEM:
1- Açılış, Kongre Başkanlık divanının teşkili
2- Yönetim Kurulu ve Denetleme Kurulları raporlarının okunması
ve görüşülmesi,
3- Yönetim Kurulu ibrası,
4- Yeni Yönetim Kurulu ve Denetim Kurulu üyelerinin seçimi,
5- Derneğe lüzumlu olan menkul ve gayrimenkul malların satın
alınması, kiralanması, bağış veya vasiyet yoluyla derneğe intikal
edenlerin dernek üzerine intikal ve tescil muamelelerinin yapılması,
mülkiyetten başka ayni hakların tesis edilmesi veya mevcut menkul ve
gayrimenkul malların satılması veya kendisine ait mevcut menkul veya
gayrimenkul mallar üzerinde mülkiyetin dışındaki ayni hakların başkaları lehine tesis ve tescil edilmesi, Resmi özel ve tüzel kişilere bedelli
veya bedelsiz tahsis edilmesi tahsisin kabulü veya kiralanması, menkul veya gayrimenkullerin başkalarına hibe edilmesi veya başkaların
yapacağı hibelerin kabul edilmesi, tapuda tevhit ve ifraz yaptırmaya
inşaat yaptırmaya tapuda takrir vermek, takrir almak cins tashihi yapmak taşınmazlar üzerinde üst hakkı tesis etmek, tapu kütüğünde her
türlü ayni hak tesis etmek şerh vermek şerh almak, intifa ve irtifa hakkı
tesis ettirmek, derneğin gayesine uygun olarak borç alma hususlarında yönetim kuruluna salahiyet verilmesi,
6- Dilek ve temenniler,
7- Kapanış.
WASHINGTON - ABD'de yapılan
"2015'in en beğenilen kişileri" anketinde,
erkeklerde ABD Başkanı Barack Obama,
kadınlarda ise 2016 yılında yapılacak
seçimler için Demokratların güçlü aday
adaylarından Hillary Clinton en fazla oyu
aldı.
Araştırma şirketi Gallup, 2015'te
Amerikan halkının en beğendiği kadın ve
erkekleri açıkladı.
Buna göre, ABD'de bu yıl Obama
erkekler arasında, Clinton ise kadınlar arasında en çok beğeniler kişiler oldu.
Obama, Amerikalıların yüzde 17'sinin
desteğini alarak, her yıl yapılan bu listede
sekizinci kez birinci oldu.
Erkekler arasında Cumhuriyetçilerin
başkan adaylarından Donald Trump ve
Katolik dünyasının ruhani liderleri Papa
Franciscus ikinciliği paylaştı.
Son dönemde Müslüman ve mültecilere
karşı söylemleriyle öne çıkan Trump,
1988, 1989, 2011 ve 2015 yıllarında listede ilk 10'da yer aldı.
Listenin üst sıralarında çoğunlukla
Amerikalı siyasetçiler bulunurken, kız
çocuklarının eğitimi için faaliyetler yürüten Pakistanlı Malala Yusufzay, Hillary
Clinton'ın ardından Amerikan halkı tarafından en çok beğenilen kadın seçildi.
Malala'yı televizyon yıldızı Oprah
Winfrey ve Obama'nın eşi Michelle
Obama takip etti.
Malala, 9 Ekim 2012'de okula gitmek
için bindiği otobüste saldırıya uğramıştı.
Otobüse binen bir Taliban militanı
Malala'ya adını sormuş, daha sonra genç
kıza üç kez ateş etmişti. Başından yaralanan Malala, saldırıdan 6 gün sonra tedavi
için İngiltere'ye götürülmüş,
Birmingham'daki Kraliçe Elizabeth
Hastanesinde yaklaşık 3 ay kalmış ve
kafatasına metal bir plaka yerleştirilmişti.
Mart 2013'te taburcu edilen Malala, ailesiyle Birmingham'a yerleşmiş ve tekrar
okula başlamıştı.
Özellikle kız çocuklarının eğitimi konusunda sembol bir isim haline gelen
Malala, kendi ismi üzerine açılan fon
dolayısıyla, kalkınmakta olan ülkelerin bir
çoğunda kızların okula gidebilmesi için
çalışmalar yapmaya devam ediyor.
Malala aynı zamanda 2014'te Nobel
Barış Ödülü'ne layık görülmüştü. (AA)
DIŞ DÜNYA
Rusya Suriye'de
DAEŞ'in
düşmanlarını
vuruyor
ANKARA/ŞAM - Rusya'nın terör örgütü
DAEŞ'e karşı etkin mücadele eden muhalif
İslam Ordusu'na yönelik saldırısı, iddia ettiğinin
aksine önceliğinin DAEŞ'le mücadele olmadığını gösterdi. İslam Ordusu, uzun süredir rejimle
olduğu kadar DAEŞ ile de yoğun çatışmalar
içinde.
Rusya, Suriye'de "terörle mücadele" bahanesiyle düzenlediği hava saldırılarıyla DAEŞ
unsurlarından çok, muhalifleri ve bu grupların
kontrolündeki bölgelerde yaşayan sivil halkı
hedef almaya devam ediyor. Türkiye ve birçok
Batı ülkesi, saldırıların başladığı 30 Eylül'den bu
yana Rusya'ya "muhalifleri değil, DAEŞ'i vur"
çağrısında bulunuyor. Buna karşılık Rus yetkililer, DAEŞ'i vurdukları yönünde açıklamalar
yapmakla yetiniyor. Hatta Rus lider Vladimir
Putin, DAEŞ ile mücadele kapsamında Özgür
Suriye Ordusu'na (ÖSO) hava desteği sağladığını ve Kasım ayında ÖSO'nun belirlediği birçok
"terörist" hedefi vurduklarını ileri sürmüştü.
Rusya'nın iddiasının aksine, daha önce
Halep'in kuzeyindeki Deyr Cemal'de Birinci
Alay, Malikiye'de Şam Cephesi, Keştar'da
Ahraru'ş Şam, Kefer'de Sultan Murad, Mare'de
Mutasim Tugayı, İdlib'te Sukuru'l Cebel ve Şam
Kolordusu ile Halep'te Nureddin Zengi
Rusya'nın hedefi olmuştu.
Rusya'nın son hedefi Şam ve çevresinde
DAEŞ'e karşı etkin mücadele veren muhalif
gruplardan İslam Ordusu oldu. 25 Aralık'ta
İslam Ordusu'nun komutanı Zehran Alluş, Rus
savaş uçaklarının saldırısında hayatını kaybetti.
Yerel kaynaklar saldırının Rus jetlerinin diğer
saldırılarda olduğu gibi yüksek irtifadan atışıyla
gerçekleştirildiği belirtmiş, Rusya'nın resmi
haber ajansı Ria'nın yurt dışı yapılanması
Sputnik de saldırıyı Rus savaş uçaklarının
düzenlediğini duyurmuştu. Ancak Rus yetkililerden ya da Esed rejiminden konuyla ilgili henüz
resmi bir açıklama yapılmadı.
İslam Ordusu, Ocak 2012'de Şam'ın Doğu
Guta bölgesinde etkin hale gelen "Liva El
İslam"ı kuran Zehran Alluş'un birlik çabaları
neticesinde 2013 yılında Şam'da doğdu. Örgüt,
29 Eylül 2013'te Liva El İslam ve 49 küçük grubun birleşmesiyle ilan edildi.
Askeri açıdan Şam merkezindeki en büyük ve
donanımlı grup olan İslam Ordusu, yaklaşık 9
bin savaşçı, zırhlı birlik ve tanksavar donanımlarına sahip.
İdeolojik olarak Suriye'de İslami bir yönetim
istediklerini belirten ve Suudi Arabistan'la yakın
ilişkilere sahip İslam Ordusu, zaman zaman
ÖSO ile rekabete giriyor.
İslam Ordusu, 2013'te Suriye Ulusal
Konseyi'ni (SUK) tanımadığını açıkladı ve
Cenevre 2 görüşmelerine katılmayı reddetti.
Ancak örgüt, 9-10 Aralık 2015'te Suudi
Arabistan'ın başkenti Riyad'da muhalifleri bir
araya getiren toplantıya katılarak sonuç bildirisine imza attı. Zehran Alluş'un öldürülmesinin
ikinci gününde grubun sözcülerinden
Muhammed Birakdar, örgütün siyasi çözüme
sıcak baktığını duyurdu.
Diğer taraftan örgüt, son dönemde Şam'da
özellikle hakim olduğu Doğu Guta ve Duma'da
diğer muhalif grupların faaliyetlerini kısıtlamakla eleştirilmişti.
İslam Ordusu, 2015'in başından bu yana Şam
merkezinde Duma, Doğu Guta ve Şam kırsalında Kalamun'da rejime ve DAEŞ'e karşı mücadele veriyor.
DAEŞ'e karşı Yermük ve Kadam'daki operasyonlarında Ahraru'ş Şam ile işbirliği yaptığı bilinen örgüt, geçen temmuzda 12 DAEŞ militanını
"kısas" uyguladığını belirterek idam etmişti.
Şam'ın kuzeybatısındaki Dumayr'da DAEŞ ile
mücadelesinde büyük kayıplar veren örgüt, son
DAEŞ operasyonunu Zehran Alluş'un öldürülmesinin hemen ardından gerçekleştirdi.
Başkentin doğusu ve güneybatısı muhaliflerin
kontrolündeyken, güneyindeki Haceru'l Esved
bölgesinde ise halen DAEŞ etkili. Şam'ın kuzeyindeki dağlık bölgede yer alan Kalamun, terör
örgütünün başkentte ele geçirmeye öncelik verdiği yerlerden.
Rusya, 18 Aralık'ta siyasi geçiş süreciyle ilgili
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)
kararıyla siyasi geçişe ilişkin tercihlerini büyük
ölçüde kabul ettirmesine rağmen New York toplantısından bu yana hava saldırılarında yaklaşık
150 sivili öldürdü.
18 Aralık'ta Rus uçaklarının İdlib'in Cesr eş
Şuğur ilçesine saldırması sonucu 16 kişinin
öldü, 20 kişi yaralandı.
19 Aralık'ta Halep'e bağlı 3 yerleşim yerine
düzenlenen saldırıda 8 kişi hayatını kaybetti, 17
kişi yaralandı.
20 Aralık'ta Rus savaş uçaklarının İdlib'de
mahkeme binasını hedef aldığı saldırıda 40 sivilin öldü, 150 kişinin yaralandı. Halep'in kuzeyinde Kefer Nabude beldesine düzenlenen saldırıda ise 13 sivil hayatını kaybetti.
22 Aralık'ta Şam'ın Doğu Guta bölgesinde
muhaliflerin kontrolündeki Bzine köyündeki
pazaryerine düzenlenen Rus saldırısında 35 kişi
öldü.
23 Aralık'ta Suriye'nin Lazkiye kırsalındaki
Türkmendağı ve Cebel Ekrad'a yönelik saldırılarda 24 sivil hayatını kaybetti. 26 Aralık'ta
Suriye'nin İdlib kentinde Rus savaş uçaklarının
bir okula düzenlediği hava saldırısında 9 kişi
öldü, 11 kişi yaralandı.
Uluslararası Af Örgütü'nün Rusya'nın
Suriye'deki hava saldırılarıyla ilgili 23 Aralık'ta
yayımladığı raporunda, saldırıların meskun
mahalleri hedef aldığı, evleri, camileri, pazar
yerlerini ve hastaneleri vurduğu belirtilmişti.
"Sivil hedefler zarar görmedi: Rusya'nın
Suriye'deki saldırılarıyla ilgili açıklamalarının
maskesi düştü" başlıklı raporda bu tür saldırıların savaş suçu teşkil ettiği vurgulanmıştı. (AA)
bölge haberlerİ
31 Aralık 2015 Perşembe
7
Lösemili çocuklar için
Hasandağı'nın zirvesine çıktılar
"Eğitim ve Öğretimde
Yenilikçilik Ödülleri"
sahiplerini buldu
ANKARA - Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, ODTÜ
yerleşkesinde "mescit" tartışmaları üzerinden yaşanan
gerginliğe ilişkin, "Siz olsanız nasıl değerlendirirsiniz?
Hele ODTÜ mezunu bir adam olsanız saldırıyı nasıl
değerlendirirsiniz? Tabii ki kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum" dedi.
Avcı, Başkent Öğretmenevi'nde düzenlenen 3. Eğitim
ve Öğretimde Yenilikçilik Ödülleri töreninin ardından
gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Bir gazetecinin "ODTÜ'de bazı olaylar yaşandı.
Namaz kılan öğrencilere bir saldırı girişimi oldu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da YÖK'e devreye girmesi
konusunda bir çağrısı oldu. Bu olayı nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna Bakan Avcı, YÖK tarafından iki
YÖK üyesinin görevlendirildiğini ve raporlarını YÖK'e
sunduğunu hatırlatarak, "ODTÜ yönetimiyle de gereken
yapılacaktır" karşılığını verdi.
"Saldırıyı nasıl değerlendirdiği" sorulan Avcı, "Siz
olsanız nasıl değerlendirirsiniz? Hele ODTÜ mezunu bir
adam olsanız saldırıyı nasıl değerlendirirsiniz? Tabii ki
kınıyorum, tabii ki ayıplıyorum. Aslında ODTÜ'ye
böyle bir gelenek yüklenmeye çalışılıyor. Bu yanlıştır.
ODTÜ'nün geleneğinde, bu tür şiddet olayları, içeriye
dönük şiddet olayları zannedildiği kadar köklü değildir.
ODTÜ bir ilim yuvasıdır ve öyle olmalıdır. Bundan
sonra da öyle olacaktır inşallah" dedi.
Avcı, "Terör bölgesinde operasyonlar devam ediyor.
Siz bakanlık olarak son bilgileri aldınız mı" sorusu üzerine de durumu gün gün takip ettiklerini ve bir an önce
normal eğitime dönmek için ortamın normale dönmesini
beklediklerini belirtti. En kısa zamanda tekrar bölgede,
özellikle sokağa çıkma yasağı uygulanan ilçelerde
düzenli eğitime geçekleri günü beklediklerine işaret
eden Avcı, bunun için de hazırlıklarını yaptıklarını söyledi.
Bakan Avcı, soru üzerine Nusaybin'de yapılamayan
TEOG mazeret sınavlarının ocak ayı içerisinde yapılacağını ve gününü belirleyeceklerini bildirdi.
Yenilikçilik ödüllerine ilişkin soru sorulmadığını ifade
eden Avcı, "Bu akşam televizyonlarda, yarın gazetelerde
kibrit kutusu kadar yer alırsak sevineceğiz" ifadesini
kullandı. (AA)
TŞOF'tan sürücülere
yılbaşı uyarısı
ANKARA - Türkiye Şoförler ve Otomobilciler
Federasyonu (TŞOF) Başkanı Fevzi Apaydın, yılbaşı gecesi alkollü araç kullanmamaları konusunda
sürücüleri uyardı, vatandaşlardan da toplu taşıma
araçlarını tercih etmelerini istedi.
Apaydın, yaptığı yazılı açıklamada, geçen yıl
alkollü araç kullanmaktan ceza kesilen sürücü sayısının bir önceki yıla göre yüzde 10,4 azalarak 125
bin 420'ye düştüğünü ifade etti. Düşüşün, alınan tedbirlerden kaynaklandığının altını çizen Apaydın, bu
yılın 10 ayında yaşanan ölümlü ve yaralamalı 156
bin 544 kazaya karışan sürücülerden 3 bin 235'inin
alkollü olduğunun tespit edildiğini kaydetti.
Sürücülere uyarılarda bulunan Apaydın, "Yılbaşı
gecesi yapılacak kontrollerde alkollü araç kullandığı
tespit edilenlerin hem ceza ödemek zorunda kalacaklarını hem de ehliyetlerine el konulacağını hatırlatırım. Yeni yıla mutlu ve huzurlu girmek istiyorsanız alkollü araç kullanmayın" ifadelerini kullandı.
Apaydın,
yılbaşı gecesini dışarıda
geçirecek
vatandaşların
kendi araçlarını kullanmamalarının
ve ulaşımda
toplu taşıma
araçlarını tercih etmelerinin önemine
işaret ederek,
yurt genelindeki il ve
ilçelerin
tamamında
taksi duraklarının 24 saat boyunca hizmet vereceklerini bildirdi.
Vatandaşların il ve ilçe emniyet müdürlükleri tarafından alınan tedbirlere uyarak, gerektiğinde yetkililerden yardım talebinde bulunmalarını isteyen
Apaydın, "Çünkü yeni bir yıla üzülmeden, mutlu ve
huzurlu girmek istiyorsak bu kurallara mutlaka
uymak zorundayız" değerlendirmesinde bulundu.
Apaydın, yılbaşı gecesi yollarda oluşacak buzlanmaya da dikkat edilmesi gerektiğini belirterek,
ölümlü trafik kazalarının en büyük sebebinin alkol
ve tedbirsizlik olduğuna dikkati çekti. (AA)
AKSARAY - YAVuz GöRüR - Türkiye'nin
dört bir yanından 203 dağcı, lösemili çocuklar için
farkındalık oluşturmak amacıyla Hasandağı'na tırmanış yaptı.
Ereğli Dağcılık Kulübü (ERDAK), geleneksel
düzenlediği Hasandağı kış tırmanışını, bu yıl
"Dağcılar zirve yapsın, lösemi zirve yapmasın" sloganıyla gerçekleştirdi.
ERDAK Yönetim Kurulu Başkanı Abdullah
Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Hasandağı'nın 3268 metre rakımla, Erciyes'ten
sonra İç Anadolu'nun en yüksek ikinci dağı olduğunu söyledi.
Hasandağı'na her yıl zirve tırmanışı gerçekleştirdiklerini ifade eden Tekin, "Bu yıl 7. Geleneksel
Hasandağı Kış Tırmanışı'nı, lösemili çocuklar için
farkındalık oluşturmak amacıyla gerçekleştirdik"
dedi.
Toplumun dikkatini lösemiye çekmek istediklerini
dile getiren Tekin, şöyle devam etti:
"Ankara'daki dağcı arkadaşımız Şenol
Doğanyiğit, Türkiye'de en çok trombosit bağışlayan
kişiler arasında. Etkinlik öncesinde bu yılki zirve
tırmanışını lösemili çocuklar için yapmamızı teklif
etti. Biz de lösemi hastası çocuklara destek olmak
amacıyla hazırlıklarımızı ve duyurularımızı bu
yönde yaptık."
Tekin, Hasandağı tırmanışı için Türkiye'nin farklı
illerinden gelen 235 dağcıyla önce 1858 metredeki
otel ve çevresinde kamp kurduklarını, bazı dağcıların otel, bazılarının da çadırlarda gecelediğini anlattı.
'Dağcılar zirve yapsın, lösemi zirve yapmasın', 'Lösemili çocuklarımız solan yapraklar
olmasın', 'LÖSEV'e sahip çıkalım',
'Lösemili çocuklarımızı yaşatalım' pankartlarını açtık."
Tekin, tırmanışın soğuk hava ve sise rağmen sorunsuz tamamlandığını bildirdi.
Hasandağı'nın zirvesine çıkan 71 yaşındaki
"203 DAğCı zİRVE YApTı"
Muzaffer Tezcan da uzun yıllardır dağcılık
yaptığına işaret ederek, "Dağcılık hayatımda
Kamp alanında katılımcılara lösemi konusunda
gördüğüm kış faaliyetleri arasında, rekor sayılabilgi verildiğini belirten Tekin, şunları kaydetti:
bilecek katılım oldu" diye konuştu.
"Doğanyiğit, lösemi tedavisinde trombosit bağışıŞenol Doğanyiğit ise "Trombosit bağışı düşünülnın önemine işaret ederek, herkesi donör olmaya
düğü kadar zor değil. Hiç acı çekmeden yapılan
davet etti. Ardından dağcılar, sıfırın altında 8 derebağışla bir insanın hayatını kurtarmanın mutluluğucede çadırlarda geceledi. Saat 03.00'te zirve tırmanı- nu yaşarsınız. Herkesi trombosit donörü olmaya
şı için hareket edildi. 203 dağcı, 5,5 saatlik yürüyü- davet ediyorum" ifadelerini kullandı. (AA)
şün ardından zirveye ulaştı. Hasandağı zirvesinde,
7 vakıf ve dernek, her yıl
100 bini aşkın öğrenciye
yurt ve burs olanağı sağlıyor
ANKARA - SEYİT AHMET AYTAÇ Türkiye'nin birçok il ve ilçesindeki şube ve temsilcilikleriyle sosyal yardımlaşma ve dayanışmaya katkı yapan vakıf ve dernekler, öğrencilerin
barınma ve burs ihtiyaçlarını karşılayarak önemli
bir boşluğu dolduruyor.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre,
Türkiye Diyanet Vakfı (TDV), İlim Yayma
Cemiyeti (İYC), Türkiye Gençlik ve Eğitime
Hizmet Vakfı (TÜRGEV), Ensar Vakfı, İmam
Hatip Okulları Mezunları ve Mensupları Derneği
(ÖNDER), Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) ve
Anadolu Gençlik Derneği (AGD), eğitim öğretim alanında on binlerce öğrenciye barınma ihtiyaçları için yurt, maddi ihtiyaçları için burs
temin ediyor.
Türkiye genelinde temsil edilen söz konusu 7
vakıf ve dernek, her yıl 100 bini aşkın öğrenciye
yurt ve burs olanağı sağlayarak eğitim öğretim
hayatına katkı yapmayı sürdürüyor.
Eğitim hayatına farklı alanlarda katkı sunan
vakıf ve derneklerin öğrencilere yönelik çalışmaları şöyle:
TüRKİYE DİYANET VAKfı
Merkezi Ankara'da bulunan TDV, bin şubesi
ile 28 bin 62 öğrenciye eğitim desteği veriyor.
108 ülkeden 2 bin 404 öğrenciye Türkiye'de eğitim imkanı sunan TDV, dünyada 135 ülkede faaliyet gerçekleştiriyor. Vakfın 11 ildeki 14 yükseköğrenim öğrenci yurdunda toplam 5 bin 253
öğrenci barınıyor. Vakıf, şartları ve sayısı yıllara
göre değişse de geçen yıl 22 bin öğrenciye burs
verdi. Bu eğitim-öğretim yılı için burs başvuruları tamamlandı. Değerlendirme süreci ise devam
ediyor. TDV, bugüne kadar toplam 220 bin
öğrenciye yaklaşık 45 milyon liralık destek sağladı.
TüRKİYE GENÇlİK VE EğİTİME
HİzMET VAKfı
İstanbul Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı olarak 1996 yılında kurulan, 2012 yılında hizmet
alanını Türkiye geneline yaymayı hedefleyerek
isim değişikliğine giden TÜRGEV, 2015-2016
eğitim dönemde açılacaklar da dahil olmak üzere
37 yurt, 5 misafirhane ile öğrencilere hizmet
veriyor. TÜRGEV, yurtlarında kalan ihtiyaç sahibi yüzlerce kız öğrenciye burs veriyor.
İlİM YAYMA CEMİYETİ
İstanbul'da 1951'de kurulan ve eğitim öğretim
alanındaki faaliyetleriyle öne çıkan İYC'nin ülke
genelinde yaklaşık 25 bin öğrencinin barındığı
146 öğrenci yurdu bulunuyor. Kurulduğu günden
bu yana ihtiyaç sahibi başarılı öğrencilere burs
veren İYC, faaliyetlerini 161 şubede sürdürüyor.
ENSAR VAKfı
Ensar Vakfı, 80 ilde 157 şubesi ile öğrencilerin
konaklama ve günlük ihtiyaçlarını karşılıyor. Bu
amaçla 20 ilde 46 öğrenci yurduyla faaliyet gösteren vakıf, yaklaşık 5 bin öğrencinin barınma
ihtiyacını gideriyor. Her yıl yaklaşık 3 bin üniversite öğrencisine karşılıksız burs veriyor.
Ayrıca, araştırma bursları ile yurt içinde ve dışında yüzlerce yüksek lisans ve doktora öğrencisini
destekliyor.
İMAM HATİp OKullARı MEzuNlARı
VE MENSuplARı DERNEğİ
1958'de kurulan ÖNDER, Türkiye genelinde
400'ü aşan şube ve temsilciliğiyle, 3 bin 200'e
varan imam hatip okulu ve sayısı 1 milyonu aşan
imam hatipli öğrenciye hizmet veriyor. Bu alanda çeşitli çalışmalar, eğitim kampları ve seminerler organize eden ÖNDER, çeşitli projelerle de
öğrencilere katkı sunuyor.
TüRKİYE GENÇlİK VAKfı
İstanbul'da 2013'te kurulan TÜGVA, ortaokuldan liseye, lisanstan doktora öğrencilerine kadar
geniş bir kitleye hitap ediyor. Vakıf, 21 yurtla 17
ilde yaklaşık bin 500 öğrenciye hizmet veriyor.
Buna ek olarak, bu yıl açmaya başladığı evlerle
gençlerin eğitimine katkıda bulunmaya çalışan
vakıf, başarılı ancak maddi durumu iyi olmayan
550 öğrenciye burs veriyor. (AA)
Suriye'de 2015'in
"kanlı" bilançosu:
21 bin 179 ölü
İSTANBul - Suriye'de 2015 yılı içinde, ülkede etkin
olan güçler tarafından düzenlenen saldırılarda 21 bin 179
kişinin öldürüldüğü bildirildi.
Suriye İnsan Hakları İzleme Örgütü'nün (SNHR) yayımladığı rapora göre, Aralık ayında öldürülen bin 793 kişiyle
birlikte bu yıl içinde düzenlenen tüm saldırılarda hayatını
kaybedenlerin sayısı 21 bin 179'a ulaştı.
YüzDE 75'İ REjİM SAlDıRılARıNDA ölDü
Rejim güçlerinin 2015 yılı başından bugüne kadar,15 bin
748 kişinin ölümüne neden olduğu, bunun da yıl içinde
öldürülenlerin yüzde 75'ine tekabül ettiğine işaret edilen
raporda, "Rejim güçlerinin öldürdüğü insanlardan sadece 3
bin 704'ü silahlı kişiler iken, 2 bin 592'si çocuk, bin 957'si
kadın olmak üzere 12 bin 44'ü sivillerden oluşuyor. Bu yıl
içinde aralarında 7 çocuk ve 4 kadının da bulunduğu bin
556 kişi de işkence altında hayatını kaybetti" denildi.
Rejim güçlerinin saldırılarında hayatını kaybeden sivillerin yüzde 38'inin kadın ve çocuklardan oluştuğu, bunun da
"hükümet güçlerinin sivilleri doğrudan hedef aldığı ve
günde ortalama 10 çocuğun öldürüldüğü gerçeğini ortaya
koyduğu" ifade edildi.
RuS SAlDıRılARıNDA 849 SİVİl ölDü
Rus güçlerinin Eylül ayında başlattığı saldırılarında şimdiye kadar 849 sivilin öldürüldüğü belirtildi. Öldürülen
sivillerden 199'unun çocuk, 109'unun kadın olduğuna işaret
edilen raporda, Rus hava kuvvetleri ve rejim güçleri tarafından düzenlenen saldırılarda sivil ölümlerin oranının arttığına dikkat çekildi.
YpG SAlDıRılARıNDA 132 SİVİl ölDü
YPG güçlerinin düzenlediği saldırılarda 132 sivilin öldürüldüğü ifade edildi. Söz konusu sivillerden 32'sinin çocuk
ve 12'sinin kadın olduğu, 4 kişinin de işkence altında yaşamını yitirdiği kaydedildi.
RADİKAl GRuplARıN SAlDıRılARıNDA
2 BİN 265 Kİşİ ölDüRülDü
Suriye'de etkin olan radikal gruplar tarafından düzenlenen saldırılarda 2 bin 265 kişinin hayatını kaybettiği belirtildi. Söz konusu kişilerden 2 bin 98'inin terör örgütü
DAEŞ tarafından öldürüldüğüne işaret edilen raporda, bunlardan 732'sinin silahllı kişiler, bin 366'sının ise siviller
olduğu ifade edildi. Öldürülen siviller arasında 149 çocuk
ve 188 kadın bulunduğu, 8 kişinin ise işkence altında can
verdiği aktarıldı. (AA)
8
kıSA-kıSA
31 Aralık 2015 Perşembe
Yerli şirketler
gurbette de desteklenecek
ANkArA - receP demir - Bilim, Sanayi ve
Teknoloji Bakanı Fikri Işık, ticari hayatına yeni başlayan
şirketlere çeşitli imkanlar sunan kuluçka merkezlerinin
yanında olduklarını belirterek, yurt dışında kurulan söz
konusu merkezlere 3 milyon 850 bin dolara kadar destek
verileceğini bildirdi.
Işık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Uluslararası
Kuluçka Merkezi ve Hızlandırıcı Destek Programının,
Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve
Destekleme İdaresi Başkanlığı (KOSGEB) İcra
Komitesinin kararı ile kabul edildiğini söyledi.
Söz konusu programla, kuluçka merkezlerinin yurt dışında kurulmasını teşvik edeceklerini vurgulayan Işık, "Ticari
hayatına yeni başlayan şirketlerimizin hayatta kalmaları
için onlara çeşitli imkanlar sunan kuluçka merkezlerinin
yanındayız ve yanlarında olmaya devam edeceğiz" dedi.
Bakan Işık, programın iki ana başlıkta işleyeceğine işaret
ederek, bunların, "Uluslararası Kuluçka Merkezi Kurma
Programı" ve "Uluslararası Hızlandırıcı Programı" olduğunu ifade etti.
Programa üniversiteler, üniversitelerin bu amaçla kurulmuş iştirakleri ve teknoloji geliştirme bölgesi yönetici şirketlerinin tek başına veya konsorsiyum olarak başvurabileceklerini aktaran Işık, "Yurt dışında kurulan kuluçka merkezlerine, bu programla 3 milyon 850 bin dolara kadar
destek vereceğiz. Şirketlerimiz, yurt dışında da devletimizin desteğini görecekler. İhtiyaç duydukları her alanda
onların arkasında olacağız" diye konuştu.
ProgrAmıN deTAYLArı
Programın detaylarına ilişkin de bilgi veren Işık,
"Uluslararası Kuluçka Merkezi Kurma Programı"nın iki alt
başlığının bulunduğunu bildirdi.
Bunlardan ilkinin kuruluş ve donanımla ilgili olduğunu
açıklayan Işık, işletici kuruluşa bu kapsamda kuruluş giderleri, bina tadilatı, altyapı, ofis donanımı ve yazılım giderleri için üst limiti 100 bin dolar olmak üzere yüzde 80 geri
ödemesiz destek verileceğini söyledi.
Işık, operasyonel giderler kapsamında ise kuluçka merkezi kirası, işletim giderleri, personel ve bu personele ait
ulaşım giderleri ile tanıtım faaliyetleri gibi konularda alınacak hizmetler ve düzenlenecek organizasyonların destekleneceğini kaydetti. Bu kapsamdaki destek oranının birinci
ve ikinci yıl için yüzde 80, üç, dört ve beşinci yıllar için ise
yüzde 60 olacağını aktaran Işık, işletmeci kuruluşlara bu
kapsamda 3 milyon 750 bin dolar destek verileceğini
belirtti.
uLuSLArArASı HızLANdırıcı ProgrAmı
Diğer programla da uluslararası hızlandırıcı programlarına bir organizasyon kapsamında ya da bireysel olarak katılımların destekleneceği bilgisini veren Işık, bu kapsamda
işletmelere önemli katkıların sunulacağını ifade etti.
Bakan Işık, program süresinin işletme için 3 yıl, işletmeye verilecek geri ödemesiz desteğin üst limitinin ise 60 bin
dolar olacağını ve destek oranının yüzde 80 olarak uygulanacağını kaydetti.
Söz konusu programlar için çalışmaların tamamlandığını
açıklayan Işık, ilk hedeflerinin ABD'deki Silikon Vadisi
olduğunu ifade etti. Bakan Işık, 1 Ocak 2016'dan ABD'de
Uluslararası Kuluçka Merkezi kurulması için çağrıya çıkılmasının planlandığını sözlerine ekledi. (AA)
20 milyon ton atık
geri kazanıldı
ANkArA - Türkiye'de 2014 yılında 985 atık bertaraf ve geri kazanım tesisi faaliyet gösterdi. Bu dönemde düzenli depolama tesislerinde 41 milyon ton atık
bertaraf edilirken, geri kazanım tesislerinde 20 milyon
ton atığın geri dönüşümü sağlandı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2014 yılına ilişkin Atık Bertaraf ve Geri Kazanım Tesisleri
İstatistikleri'ni açıkladı.
Atık Bertaraf ve Geri Kazanım Tesisleri Anketi,
lisanslı veya geçici faaliyet belgeli tüm atık bertaraf ve
geri kazanım tesisleri ile lisansı olmasa da belediyeler
tarafından ya da belediyeler adına işletilen düzenli
depolama, yakma ve kompost tesislerine uygulandı.
Anket sonuçlarına göre, 2014 yılında 117 atık bertaraf ve 868 geri kazanım tesisi olmak üzere toplam 985
tesisin faaliyet gösterdiği tespit edildi.
Toplam kapasitesi 620 milyon metreküp olarak belirlenen 113 düzenli depolama tesisinde 41 milyon ton
atık bertaraf edildi. Ayrıca, 2014 yılında faaliyette olan
192 bin ton/yıl kapasiteli 45 sterilizasyon tesisinde toplam 67 bin ton tıbbi atık sterilize edildi ve sterilize edilen tıbbi atığın yüzde 68'i düzenli depolama tesislerinde bertaraf edilirken, yüzde 32'si ise belediye çöplüklerine gönderildi.
YAkmA TeSiSLeriNde 43 biN ToN ATık
berTArAf ediLdi
Toplam kapasitesi 111 bin ton/yıl olan 4 yakma tesisinde 40 bin ton tehlikeli ve 3 bin ton tehlikesiz olmak
üzere toplam 43 bin ton atık bertaraf edildi.
Toplam kapasitesi 310 bin ton/yıl olan 4 kompost
tesisinde 94 bin ton atık işlem gördü ve 34 bin ton
kompost üretildi. Ayrıca atık geri kazanımı lisanslı 39
beraber yakma tesisinde 532 bin ton atık yakılarak
enerji geri kazanımı gerçekleştirildi.
Lisanslı diğer 825 atık geri kazanım tesisinde ise
toplam 19 milyon ton atık metal, plastik, kağıt ve benzeri ürünleri geri kazanımı sağlandı. (AA)
EKONOMİ
Türkiye'de 2 kişi bir
emekliyi finanse ediyor
merSiN - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)
Yönetim Hizmetleri Daire Başkanı Uğur Ünalan
(sağda), "Kayıtlı çalışanların artırılmasıyla insanlar
geleceğe umutla bakacak. Bugün maalesef
Türkiye'de 2 kişi bir emekliyi finanse etmekte. Bu
da çalışan ve işveren üzerindeki yükleri giderek
artırmakta" dedi.
Ünalan, "Etkin Rehberlik ve Denetim Yoluyla
Kayıtlı İstihdamın Teşviki Projesi (KİTUP 2)" kapsamanında Mersin'de bir otelde düzenlenen tanıtım
toplantısında, kayıt dışı istihdamın önlenmesi ve
vatandaşlara bire bir ulaşmak adına köylerde,
mahallelerde, ilçelerde, illerde muhtarlar, imamlarla
ve öğretmenlerle etkinlikler yapacaklarını söyledi.
Projeyle denetimlerin ve rehberlik faaliyetlerinin
artırılacağını ayrıca kayıtlı istihdamın da teşvik edileceğini belirten Ünalan, "Temel amaçlarımız arasında çalışanların sosyal güvenliğinin sağlanması ve
istihdam sonrası oluşan haksız rekabetin çözümüne
katkı yapılması yer almakta" dedi.
Kayıt dışı istihdamın büyük bir sorun teşkil ettiğini ve bu sorunun hem sosyal güvenliğin sürdürebilirliğini hem de gelecek kuşakları olumsuz yönde
etkilediğini ifade eden Ünalan, şöyle konuştu:
"Kayıtlı çalışanların artırılmasıyla insanlar geleceğe umutla bakacak. Bugün maalesef Türkiye'de 2
kişi bir emekliyi finanse etmekte. Bu da çalışan ve
işveren üzerindeki yükleri giderek artırmakta.
Kayıtlı çalışanların artırılması sosyal güvenliğin
sürdürülebilirliğine katkı sağlayacak aynı zamanda
güvencesiz çalışan insanların geleceğe güvenle bakmasını sağlayacak. Bu sorunla tek başına SGK'nın
mücadele etmesi elbette yeterli değil. Diğer sivil
toplum kuruluşlarının da çalışması lazım."
meSLek kodu uYguLAmASı
Ünalan, eylül ayı verilerine göre kayıt dışı istihdam oranının yüzde 34,76 olduğunu bildirerek,
"2014 yılında Adana ve Mersin'de bu oran yüzde
45,71. Ortalamanın üzerinde bir oran, ancak bu oranın 2011'de yüzde 53'ler seviyelerinde olduğunu
düşünürsek yine son 3 yıl içinde büyük bir düşüş
seyri içinde olduğunu söyleyebiliriz" dedi.
Meslek kodu uygulamasıyla kayıt dışı istihdamın
önlenebilmesi açısından gelişme yaşandığını aktaran Ünalan, şöyle devam etti: "Kayıt dışı istihdamda yaşanan bir durum da çalışanın kazancını
SGK'ya eksik bir şekilde bildirmesi. Bu durumda
hem sigortalı hem de devlet mağduriyet yaşıyor.
Bunun önüne geçebilmek için meslek kodu uygulamasını hayata geçirdik. Bu uygulamayla çalışanların gerçek kazancının bilinmesi ve gerekli incelemelerin daha kapsamlı yapılması elde edildi.
Doktor, mühendis, sporcu gibi yüksek ücret aldığını
bildiğimiz meslek gruplarının asgari ücret seviyesinden bildirildiğini tespit ederek gerekli çalışmaları
bu meslek kodu uygulamasıyla hayata geçirdik. 2
milyon kişinin kayıt dışı çalıştırıldığı, yaklaşık 152
bin işyerinin de tescilsiz olduğu tespit edildi."
SuriYeLi işÇiLer
Ünalan bir gazetecinin, "Türkiye'de kayıtsız çalışan Suriyeliler için yapılan çalışma var mı?" şeklindeki sorusu üzerine, kayıtsız çalışan Suriyelilerin
Türkiye'nin gerçeklerinden biri olduğunu söyledi.
Mersin'de kayıt dışı olarak çalışan Suriyeli işçilerin fazlalığına dikkati çeken Ünalan, "Maalesef
Mersin'de kayıt dışına en büyük artı sağlayan bir
vatandaş grubu oluşmuş. Kayıt dışı çalışan sayısının
artmaması için denetimlerin daha fazla olması gerekir. Mersin ilimizdeki 40 denetmenimizin sayısının
100'e çıkarılmasıyla birlikte kayıt dışı çalışanların
önüne geçilebilir. İşverenler de bu duruma müsaade
“Allahverdi” Türkiye’nin
18. fındık çeşidi oldu
gireSuN - Fındık Araştırma Enstitüsü
(FAE) Müdürü Gökhan Kızılcı, fındıkta 10
yıllık çalışma sonucu seleksiyon yoluyla üretimi gerçekleştirilen "Allahverdi" çeşidinin tescil sürecinin tamamlandığını bildirdi.
Kızılcı, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
1936 yılında kurulan müdürlüğün Türk fındığı
ve fındık üreticisine hizmet için çalışmalarını
sürdürdüğünü anlattı.
FAE'nin çalışmaları sonucu 2012 yılında
melezleme yoluyla "Okay 28" ve "Giresun
Melezi" adında iki çeşit fındığın tescilinin
sağlandığını anımsatan Kızılcı, son olarak 10
yıllık çalışma sonucu seleksiyon yoluyla üretimi gerçekleştirilen "Allahverdi" çeşidinin,
Tohumluk Tescil ve Sertifikasyon Merkez
Müdürlüğü'ndeki tescil sürecinin tamamlandığını belirtti.
Kızılcı, Türkiye'de 17 olan fındık çeşidi
sayısının Allahverdi ile 18'e yükseldiğine işaret ederek, "Okay 28 ve Giresun Melezi,
melezleme yoluyla bizim çalışmalarımız sonucu ortaya çıkmıştı. Allahverdi ise tamamen
doğal melezleme dediğimiz seleksiyon yöntemiyle üretildi. Tescil işlemi tamamlandı ve
resmiyet kazandı" dedi.
Fındıkta zirai donun önemli sorun oluşturduğuna dikkati çeken Kızılcı, sözlerini şöyle
sürdürdü:
"Son yıllarda zirai don nedeniyle rekolte
kayıpları söz konusu. Allahverdi çeşidiyle bu
soruna çözüm üretilecek. Bu çeşit, diğerlerine
göre daha geç yapraklanma özelliğine sahip.
Dona karşı daha dayanıklı. Yine dekara 233
kilogram gibi yüksek ürün vermekte. Diğer
fındık çeşitlerinde ürün miktarı her geçen yıl
değişirken, Allahverdi'de bu durum söz konusu değil. Her hasat döneminde aynı miktarda
ürünü alabiliyorsunuz. Allahverdi, hem zirai
dona karşı daha dayanıklı olması hem de her
yıl aynı miktarda ürün vermesiyle diğer çeşitlere göre daha avantajlı. Bu çeşidimiz hem
üreticimiz hem de ülke ekonomimize büyük
katkılar sağlayacaktır."
Kızılcı, Allahverdi çeşidi için bölgesel adaptasyon çalışmalarına başlayacaklarını ve
Karadeniz Bölgesi genelinde bahçe oluşturacaklarını dile getirerek, "Buralarda performans
ve verim durumlarına bakacağız. Ortaya çıkacak sonuçlara göre de fındık üreticilerimize
üretim için tavsiyelerde bulunacağız" diye
konuştu.
Yeni fındık çeşitlerin üretimi için çalışmaların sürdüğünü kaydeden Kızılcı, "Yeni oluşturduğumuz fındık çeşidimiz yok ancak çeşit
elde etmek için çalışmalar var. Şu anda bazı
tip oluşumlarımız mevcut. Melezleme ile çeşit
geliştirmek uzun ve zorlu bir süreç. O nedenle
projelerimizin tamamlanması zaman alıyor"
ifadelerini kullandı. (AA)
dÖviz kurLArı
DOLAR
2.9200
EURO
3.1930
-
Filistin, EXPO'da zeytin
bahçesi kuracak
ANTALYA - Filistin tarafından gelecek yıl Antalya'da
düzenlenecek botanik EXPO'sunda zeytin bahçesi oluşturulacak.
EXPO 2016 Antalya Ajansından yapılan açıklamaya
göre, EXPO 2016 Antalya'ya katılım kararı alarak, sözleşmeye imza atan Filistin'in Ülke Komiseri Tareq
Abulaban, Aksu ilçesindeki bin 121 dönümlük alanda
incelemelerde bulundu.
Genel Sekreter Yardımcısı Mücahit Şengül tarafından
karşılanan Abulaban, Proje ve Yapım İşleri
Direktörlüğünün hazırladığı sunumu izledi. İç ve dış
bahçeler hakkında bilgi alan Abulaban, daha sonra
EXPO Kulesi, EXPO Göleti, Tarım Müzesi'nin de
bulunduğu sergi alanını gezdi.
EXPO 2016 Antalya Ajansı Genel Sekreter Vekili Faik
Akturan ile de görüşen Abulaban, Filistin ile Türkiye'nin
geçmişten bu yana süregelen dostluğuna dikkati çekti.
Filistin'in EXPO 2016'da olmasının büyük bir şans
olduğunu vurgulayan Abulaban, şunları kaydetti:
"Bizim için burada bulunmak büyük bir zevk ve gurur.
EXPO 2016, sonucunda başarı elde edilecek bir organizasyon ve Filistin için de bu bir şans. Burada kendi tarihini, geçmişini, kültürünü tanıtmak için büyük bir şans.
Filistin dünya çapında bir organizasyonda kendini tanıtmayı amaç edinmiş bir ülkedir. Bizim gelecek nesiller
için yeşil bir çevre hedefimiz var. Bu anlamda da bu faaliyet bizim için bir fırsat oluşturacak."
"ÇocukLArımız keNdi AcıLArıNı
NeşeYe ÇevirecekLer"
Kuracakları ülke bahçesinde Filistin ile ilgili birçok
önemli konuyu gösterme şansı bulacaklarına dikkati
çeken Abulaban, EXPO 2016'da sadece Filistin'in değil,
tüm dünya ülkelerinden çocukların olmasının önemine
işaret etti.
EXPO'da zeytin bahçesi kuracaklarını anlatan
Abulaban, "Biz kendi insanımızı zeytin ağacına benzetiyoruz çünkü o, çok zor şartlar altında ayakta kalmaya
çalışan bir ağaçtır. Biz de o zor durumumuzu bahçemizde anlatmaya çalışacağız. Bizim çocuklarımız kendi acılarını burada eğlenceye ve neşeye çevirecekler"
dedi.(AA)
ALTıN fiYATLArı
GRAM ALTIN
100.6600
ÇEYREK ALTIN
173.0000
CUMHURİYET
698.0000
KısA-KısA
EKONOMİ
AVM'ler yılı 90-95
milyar liralık ciro
ile kapatacak
isTANbUl - Alışveriş Merkezleri ve Yatırımcıları
Derneği (AYD) Yönetim Kurulu Başkanı Hulusi Belgü,
alışveriş merkezlerinde bu yıl ciroların her ay arttığını,
2014 yılını 75 milyar lira ile kapatan sektörün, 2015 yılını
muhtemelen 90-95 milyar liraya ulaşan bir ciro ile kapatacağını belirtti.
AYD Başkanı Belgü, derneğin yıl sonu değerlendirmesini yazılı açıklamayla paylaştı.
Bu yıl 18 yeni alışveriş merkezi (AVM) açıldığını, toplam AVM sayısının Türkiye genelinde 358'e ulaştığını
aktaran Belgü, AVM endeks verilerine göre alışveriş merkezlerinde bu yıl ciroların her ay artış gösterdiğine işarete
etti. Belgü, sektör olarak daha önce 2015 yılında daha
durağan bir dönem ve cirolarda küçük bir artış beklediklerini hatırlatarak, "Ancak 2014 yılını 75 milyar lira ile
kapatan sektör, 2015 yılını muhtemelen 90-95 milyar liraya ulaşan bir ciro ile kapatacak. Yani bizim tahminlerimizin üstünde bir cirosal artış söz konusu" bilgilerini verdi.
Bu yılın oldukça verimli rakamlarla kapatılmasının,
2016 hedefleri için çıtayı yükseltmeye yarayacağına dikkati çeken Belgü, bu durumun, daha temkinli ve planlı
yaklaşımlar sergilenmesi noktasında da uyarı niteliği taşıdığını vurguladı.
Belgü, seçim dönemlerini atlatmanın getirdiği istikrar
ortamının altını çizerek, "Ancak istikrar sadece seçim
olup olmamasına bağlı değil. Güçlü bir ekonomi yönetimi ve planlaması, bölgesel dengeler gibi unsurlar da hem
kısa hem uzun vadede yatırımları ve gelecek planlarını
etkileyecek" değerlendirmesini yaptı.
Sektörün 2016 yılında büyüme ve yatırımların devamını beklediğini belirten Belgü, şunları da kaydetti:
"2016-2017 yıllarında yeni açılacak AVM sayısının ise
17'si İstanbul'da olmak üzere 44'ü bulacağını öngörüyoruz. 2016 yılı için 100 ila 110 milyar lira ciro beklentimiz
var. 2016 sonu itibarıyla AVM'lere giriş sayısının yaklaşık
2 milyar olacağını tahmin ediyoruz. Şu an Toplam
Kiralanabilir Alan (GLA) ortalama 10,5 milyon metrekare. 2016 - 2017 yılları içinde ise ortalama 2,3 milyon
metrekare GLA ekleneceğini varsayarsak GLA'da yüzde
22'lik bir artış da öngörüyoruz. 2016-2017 döneminde ilk
kez AVM açılacak illerimiz ise Çorum ve Sivas.
Alışveriş merkezleri ve perakende sektörünün 2016 yılı
için ana gündem maddesi ülke gündemine de bağlı, yakın
çevremizde yaşanan gelişmeler olacaktır. Sektör gündemi
ise 2015 yılında yürürlüğe giren Perakende Yasası kapsamında çıkacak yönetmelikler olacaktır." (AA)
Kuzey Irak gazını getirecek
boru hattı ihalesi Şubat’ta
ANKARA - Kuzey Irak gazını Türkiye'nin ulusal
şebekesine bağlaması öngörülen Şırnak Doğal Gaz
Boru Hattı yapım işi, 9 Şubat 2016'da Boru Hatları ile
Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) tarafından ihale edilecek.
BOTAŞ'ın internet sitesinde yer alan duyuruya göre,
Mardin Doğal Gaz Boru Hattı'nın yaklaşık 35'inci kilometresinde bulunan Serenli Pig İstasyonu'ndaki bağlantı vanasından başlayarak yaklaşık 185,1 kilometre
uzunluğunda ve 40 inç çapında yüksek basınç doğalgaz boru hattı yapılacak.
Şırnak ve Mardin'de yapılacak ve 'Şırnak Doğalgaz
Boru Hattı' olarak adlandırılan hattın yapım işi için 9
Şubat 2016'da saat 14.00'te ihale yapılacak. Boru hattının yapımı için istekliler, ihale dökümanını 250 lira
karşılığında BOTAŞ Genel Müdürlüğü Mühendislik ve
Sözleşmeler Daire Başkanlığından alabilecek. Teklifler,
ihale tarih ve saatine kadar BOTAŞ Genel Müdürlüğü
Haberleşme Müdürlüğüne elden teslim edilebileceği
gibi iadeli taahhütlü posta vasıtasıyla da gönderilebilecek. Ekonomik açıdan en avantajlı teklifin sadece fiyat
esasına göre belirleneceği ihale, yerli ve yabancı tüm
isteklilere açık olacak.
İhalede işin tamamı için teklif verilecek ve konsorsiyum olarak teklif verilmesi söz konusu olmayacak.
İhale sonucu üzerine ihale yapılan istekliyle birim fiyat
sözleşmesi imzalanacak. İstekliler teklif ettikleri bedelin yüzde 3'ünden az olmamak üzere kendi belirleyecekleri tutarda geçici teminat verecek ve verilen tekliflerin geçerlilik süresi, ihale tarihinden itibaren 180 takvim günü olacak. Hattın yapımı için sözleşmenin imzalandığı tarihten itibaren 10 gün içinde yer teslimi yapılarak işe başlanacak. Hattın yapım süresi yer tesliminden itibaren 720 takvim günü olacak.
Kuzey Irak bölgesinde faaliyet gösteren Genel
Energy şirketinin Başkanı Tony Hayward, bölgede 5
trilyon metreküplük önemli doğalgaz rezervi olduğunu
ve bu miktarın Türkiye'nin 50 yıllık doğalgaz ihtiyacını
karşılayabileceğini açıklamıştı. Hayward ayrıca bu bölgeden ilk gazın, 2-3 yıl içerisinde Türkiye'ye getirileceğini belirterek, ilk etaptaki kapasitenin 10 milyar metreküp olacağını, 2020'lerin başında ise bu rakamın 20
milyar metreküpe çıkarılacağını ifade etmişti. (AA)
31 Aralık 2015 Perşembe
9
Siyah havyar daha
ucuza yenebilecek
EsKişEHiR - DENiZ AÇıK - Ankara
Üniversitesinin (AÜ) Eskişehir'in Çifteler ilçesinde
bulunan Su Ürünleri Araştırma ve Uygulama
İstasyonu'nda yetiştirilen Mersin balıklarından elde
edilecek siyah havyar, gelecek yıldan itibaren piyasasına göre daha ucuz fiyatlarla Türk sofralarında yerini alacak.
AÜ Ziraat Fakültesi Dekan Yardımcısı Prof. Dr.
Hijran Yavuzcan, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Çifteler Su Ürünleri Araştırma ve Uygulama
İstasyonunun, üniversitenin öncelikli alanlarından
birisi olduğunu ifade etti.
Gelecek aydan itibaren istasyonda yenileme çalışmalarına başlanacağını belirten Yavuzcan, "Alabalık
üretimi kapasitesini artıracağız. İstasyonumuzda üretimini yaptığımız çok değerli olan Mersin balığının
havyarını, Türk piyasasıyla tanıştıracağız" dedi.
Türkiye'de Mersin balığı havyarının bilindiğini
ancak üretiminde Rusya, Azerbaycan ve İran'ın gerisinde kalındığını vurgulayan Yavuzcan, "Burada
ürettiğimiz Mersin balıklarıyla havyarı Türk piyasasına makul fiyatlarla sunmayı hedefliyoruz. Havyar
piyasasında yer almak istiyoruz. Bunun için gerekli
temel çalışmaları başlattık. Elimizde yeteri kadar
Mersin balığı stoğu bulunuyor. İlkbaharın gelmesiyle
havyar üretimine başlayacağız" diye konuştu.
"siyAH HAvyARıN KilOgRAmı 3-5 biN
liRADAN pAZARlANAbilECEK"
Fakültenin Su Ürünleri Mühendisliği Bölümü
Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Hüseyin Atar da
Türkiye'deki Mersin balıklarının, Birleşmiş Milletler
Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ile Gıda, Tarım ve
Hayvancılık Bakanlığı tarafından düzenlenen proje
kapsamında, 2011'de Amasya'daki tesislerde üretildiğini söyledi.
Söz konusu tesiste üretilen yaklaşık bin 500
"Karaca Mersini" ve "Sivriburun Mersini"nin
Çifteler ilçesindeki tesislere getirildiğini anlatan
Atar, "Şu anda o balıklar 5 yaşına ulaştı. 2016 yılında üretim iznini alıp, havyar üretimini geliştireceğiz.
Mevcut durumda kilogramı 3-5 bin liradan pazarlanabilecek havyar üretimi potansiyeline sahibiz" diye
konuştu.
"yApAy şARTlARDA 3-5 yılDA
ÜREmE OlgUNlUğUNA ERişiyOR"
Bölümün Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr.
Süleyman Bekcan ise Mersin balığının
Karadeniz'de doğal olarak bulunan balık türlerinden olduğunu belirterek, bu balıkların çevrenin kirlenmesi nedeniyle azaldığı kaydetti.
Mersin balığı avına 1971'de devlet politikasıyla
sınırlama getirildiğini belirten Bekcan, şunları
söyledi:"1998 yılında nesli tükenmekte olan hayvanlar kategorisinde dahil edilmiş bir balık türü.
Sakarya Nehri'nin doğduğu yer olması nedeniyle
Mersin balığı üretimi için Çifteler ilçesini seçtik.
Çiftliğimizde 'Sibirya Mersini', 'Rus Mersini' ve
'Sivri Burun' olmak üzere üç tür Mersin balığı bulunuyor. Mersin balıkları uzun yıllar sonra üreme
olgunluğuna geliyor. "Sibirya Mersini" yapay şartlarda 3-5 yılda üreme olgunluğuna ulaşıyor.
(AA)
İş dünyası Rusya krizinin
çözüleceğinden umutlu
KAysERi - mUsA ÖZyÜREK Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği
(MÜSİAD) Genel Başkanı Nail Olpak, Rusya
ile ekonomik ilişkilerin orta vadede normale
dönmesini beklediklerini ifade ederek, "Belki
birkaç gün veya birkaç hafta içinde sonuç alınamayabilir ama 2016 yılında mutlaka Rusya
ile ticari ilişkiler normale dönecektir" dedi.
Olpak, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Türkiye ile Rusya'nın uzun yıllardır ticari birliktelik yürüttüklerini ve bu birlikteliğin
devam etmesinin iki ülke menfaatine olacağını söyledi.
Türkiye'nin Rusya'ya yaş sebze-meyve ve
deri-konfeksiyon ürünleri başta olmak üzere
5-6 milyar dolarlık ürün ihraç ettiğini, bunun
karşılığında Rusya'dan enerji ürünleri yoğunluklu 25-26 milyar dolarlık ithalat yaptığına
değinen Olpak, iki
ülkenin sadece
ithalat ve ihracat
ürünleri değil,
turizm ve diğer
konular da ele
alındığında birbirine ihtiyacı olduğunu
vurguladı.
Olpak, bu ihtiyaçtan daha da
önemlisinin,
Rusya ile
Türkiye'nin komşu
durumda olduğuna
dikkati çekerek,
şunları kaydetti:
"En kolay ticaret, komşularla yapılandır.
Avrupa Birliği'nin kendi içinde yaptığı ticaret
yüzde 65'in üzerindedir. ABD'nin NAFTA
(Kuzey Amerika Ülkeleri Serbest Ticaret
Anlaşması) ülkeleriyle yaptığı ticaret benzer
şekilde. Rusya'da bu açıdan bakıldığında
bizim yakın komşumuz durumunda ve kolay
ticaret yapabildiğimiz ülkelerden. Geldiğimiz
noktada Rusya açısından ilk etapta ciddi bir
sıkıntı yaşansa da orta vadede bu işin sükune-
te kavuşacağını düşünüyoruz. Belki birkaç
gün veya birkaç hafta içinde sonuç alınamayabilir ama 2016 yılında mutlaka Rusya ile
ticari ilişkiler normale dönecektir. Bu konuda
ümitliyiz. İşin siyasi ve diğer boyutları konusunda da zaten hükümetimiz gerekeni yapıyor."
RUs iş ADAmlARı DA RAHATsıZ
Ülkeler arasında yaşanan krizin Türk iş
adamlarını olduğu kadar Rus iş adamlarını da
huzursuz ettiğini ifade eden Olpak, iş adamlarının kameralar karşısında kamuoyunda her
ne kadar hükümet politikasını desteklediklerini söyleseler de ticaretlerinin azalmasından
dolayı rahatsız olduklarını ikili görüşmelerde
dile getirdiklerini söyledi.
Ülkeler arasında
ortalama 15 günlük sessizlik ve
rahatlama sürecinin arkasından
gelen ani bir beyanatla yeniden
gerilme yaşandığını dile getiren
Olpak, iki tarafında rahatsız olduğu
gerilimin daha
fazla devam etmeyeceği ve orta
vadede çözüleceği
yönünde beklenti
içinde olduklarını
vurguladı.
Olpak, hadisenin sadece uçak düşürme
mevzusu olmadığını savunarak, "Ortadoğu'da
yeni haritaların çizilmesinden bahsediliyor.
Yeni dengelerden, enerjiyle ilişkin Akdeniz'in
konumuyla ilgili dengelerden bahsediliyor.
Olaya bu yönden baktığımızda çok kısa vadede çözülmesinde sıkıntı görülse de orta vadede sıkıntı olmayacaktır. Çünkü sıkıntı uzadıkça iki ülkenin gördüğü zarar da artacaktır"
diye konuştu. (AA)
Trabzon hurmasından
cips ürettiler
ORDU - HACER ÖZTÜRK - Ordu'nun Ünye ilçesinde
Trabzon hurması ve elmadan üretilen meyve cipsi, Türkiye'de
14 ilde satılıyor.
Ünye'de fındık ticaretiyle uğraşan Murat Uslu, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, ağaçlarda heba olan yöresel meyveleri, cips
üretimiyle ekonomiye kazandırdıklarını söyledi.
Meyve cipsi fikrinin, babaları Hüseyin Uslu'dan çıktığını
belirten Murat Uslu, "Bölgemizde elma, armut ve hurma gibi
yöresel meyvelerimiz çok. Üreticilerimiz ise bunlara çok fazla
değer göstermiyor. Buna nasıl faydalı olabiliriz diye düşündük.
3 yıl önce ilk denememizi yaptık ve meyve cipsini hayata geçirdik" dedi.
Fındık fabrikasının bir katında meyve cipsi üretimi yapmaya
başladıklarını belirten Uslu, "Bu iş için ayrı özel bir tesis hazırlayacağız. Üretim iznimizi aldık" diye konuştu.
Uslu, yöresel hurma ve elmadan meyve cipsi yaparak yola
çıktıklarını, armut, kavun, nar denemelerinin olduğunu, pazar
payına göre ürün çeşitliliğine gideceklerini belirterek, meyve
cipsinin hemen hemen tüm meyvelerden yapılabildiğini ifade
etti. Meyvenin cipse dönüşmesi aşamasında hiçbir katkı maddesi kullanmadıklarını kaydeden Uslu, kaliteli ürünlerle cipsin üretimini gerçekleştirdiklerini vurguladı.
14 ilDE sATışı yApılıyOR
Meyve cipsi satışına Türkiye'de 14 ilde başladıklarını, ilk
etapta ülkenin bütün illerinde, ardından da yurt dışında satışının
planlandığını dile getiren Uslu, "Meyve cipsini mevcut müşterilerimize yollamaya başladık. Meyve cipsi ilk olarak İstanbul,
Kayseri, Ankara, Kocaeli, Denizli, Gaziantep, Şanlıurfa, Adana,
Osmaniye, Antalya, Çorum, Giresun, Konya, Kahramanmaraş
olmak üzere 14 ile gönderiyoruz. İnşallah bu noktalar daha da
çoğalacak. Sonraki hedefimiz ise yurt dışına yollamak" ifadesini
kullandı. Piyasadaki bazı ürünlerin sağlıksız olduğunu savunan
Murat Uslu, meyve cipsinin hem sağlıklı hem de organik olduğunu kaydederek, şöyle devam etti: "Ailelerin çocuklarına daha
farklı, organik, sağlıklı ürünler tattırması için böyle bir şey
düşündük. İnşallah faydalı oluruz. Bizim burada ki hedefimiz;
nasıl istihdam sağlarız, yöremize nasıl faydalı oluruz noktasında.
Ağaçlarda heba olan yöresel meyvelerin üreticiler tarafından
değeri bilinmiyor. Bu alanda da istihdam oluşturabilmek ve
fayda sağlamak amacıyla katkısız meyve cipsi üretimine başladık. Hem ürünleri değerlendirdik hem ekonomiye kazandırdık
hem sağlıklı lezzetiyle insanlarımıza alternatif sunduk."
Hurmadan yapılan cipsi tüketenlerin, bu ürünü çok beğendiğini vurgulayan Uslu, "Gelen yorumlar bizi bu işe teşvik ediyor.
Hurma cipsini tadan kişi yediği meyvenin hurma olduğunu
öğrenince şaşırıyor. Ürünü kişiye yediriyoruz, hoşuna gidiyor.
Hurmadan böyle bir ürün çıkabildiğine inanmıyorlar. İnanıyoruz
ki sonuçlar çok daha güzel olacak" değerlendirmesinde bulundu.
(AA)
10
KÜLTÜR-SANAT
31 Aralık 2015 Perşembe
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
GELENEĞİMİZDE EHRAMCILIK-I
Güney Doğu Anadolu Bölgesi el dokumacılığından biri olan ihram (ehram), eskiye
nazaran az da olsa yapılmakta olan bir dokuma türüdür.
Halk dilinde "ehram" literatür taramalarına
göre "ihram" aslı Arapça olan, haramdan türetilmiş bir isimdir. Kelime anlamı olarak bir şeyi
haram kılmak, haram olarak bildirmek demektir. Yine Arapçada mahremiyeti gizleyen bir
örtü anlamına kullanılmaktadır. İhramın kullanımı çok eskiye dayanır, fakat menşeini
İslâmlığa borçlu değildir.
Peştamaldan sonra insanların kullandıkları
en eski dikişsiz kıyafetlerden biridir.
Sami'lerden sonra Yunan ve Romalılarda rastladığımız bu kıyafetin bir çok medeniyetlerde
değişik örneklerini görmekteyiz.
Kısaca tarihçesi verilen İhram'ın, bugün
Güney Doğu Anadolu'da kullanım alanı eski
tarihinden pek farklı değildir. Perde, örtü ve
yaygı olarak kullanılması dışında, bütün
Anadolu'da kullanılan çar, çarşaf gibi dış giyim
olarak da kullanılmaktadır, İhram'ın
Anadolu'da kullanım tarihi de eski değildir.
Şanlı Urfa'da hâlâ dokunan, fakat eskisi kadar
kullanılmayan bu dokuma, koyun yününden
yapılmaktadır. Yünler, boyanmadan doğal
renkleri ile kullanılmaktadır.
Hayvanlardan kırkım yolu ile elde edilen
yünler, tokaçlarla dövülerek yıkanıp temizlendikten sonra, durulanıp kurutulur. Güneşte
kurutulursa daha parlak ve güzel yün elde edilir.
Yün, kuruduktan sonra el ile dikilerek
demir dişli yün taraklarında taranır. Tarayıcı,
tarağın uzun tahta kısmı önüne gelecek şekilde bir ayağını altına alarak yere oturur. Diğer
ayağını tarağın dişli olmayan ucuna basar.
Yün yapağından bir tutam alarak iki eli ile dişlere geçirir ve aynı anda dışa doğru çeker.
Çekme sırasında iki elde kalan tutamlar üst
üste konarak tekrar dişlere geçirilir ve çekilir.
Yün lifleri birbirine paralel hale gelinceye
kadar bu işlem tekrarlanır. Taranmış lifler iki el
arasında, liflerin paralellik doğrultusunda hafifçe dürülerek yuvarlatılır. Buna "Sümek" denir.
Sümek haline getirilen yünler "teşi" adı
verilen iğ ile eğrilerek iplik haline getirilir.
Büküm için sümek halindeki yün sol ele alınır,
bileğe dolanır. Sağ elin yardımıyla çekilip
bükülerek ince fitil şeklinde bir miktar uzatılır.
Uç kısmı inceltilerek teşinin çengeline tutturulur. Eksenin uç kısmından sağ el ile lifler
sümekten yavaş yavaş sağılır. Çengelden açılarak eksenin üzerine sarılır. Tekrar çengele
tutturularak bu defa sağ el ayası ile baldır arasında yuvarlamak sureti ile hızla döndürülür.
Aynı işlem teşi doluncaya kadar devam eder.
Teşilerdeki ipler "Felemek veya Çıkrık"
denilen bir dolap üzerine sarılarak boşaltılır
Felemek-Çıkrık, çıtalardan yapılmış dikdörtgen
şeklindeki iki basit çerçevenin kısa kenarlarının ortasına açılmış deliklerden demir bir
eksenin üzerine geçirilmesi ile meydana getirilmiştir. Bu demir mil de, "koçtaşı" denilen
yassı daire şeklinde ortası delik bir taşa oturtulmuştur. Ayrıca bu çerçevelerin açık durması
için alt ve üst başlarında kapanmasına engel
olacak "gergi ipleri" bulunmaktadır.
Eğrilen ip, feleme'in uç kısmından çıtaların
birine tutturulur. Uç kısmından sol el ile çıkrık
çevrilerek teşi üzerindeki ipler boşaltılır.
Felemekten çıkarılan ipliğe "kelep" denir.
İhramlar, genellikle 4 veya 5 tuhtdan yapılır,
1 tuht, yaklaşık 160 gr. kadardır. Keleplerden 2
tuht kadarı çıkarılarak çözgülük için ayrılır.
Ayrılan bu kelepler “çiriş unu” ile yapılan bulamaç içine batırılır. (Çiriş unu, çiriş otu denilen
bir bitkinin kurutulduktan sonra arasına kireç
taşı katılarak değirmende öğütülmesi ile elde
edilir. Bir çözgülük için 1 litre suya 100 gr.
kadar bu undan karıştırılır. Elde edilen bulamaca ipler kelep halinde batırılır. İyice çiriş
aldıktan sonra çıkarılarak iki bileğe sarılıp
sıkıştırılır ve sıkılır. Kurumadan çıkrığa takılır.
Kamış masuralar üzerine sarılır. Tam kurumadan çözgü hazırlanır.
Yazar Paksu:
“İbn-i Battuta'nın
rotasında ilerliyoruz”
Türkiye ve uluslararası alanda çocuk edebiyatı üzerine
eserler yayımlayan Taze Kitap Yayın Yönetmeni Zeynep
Sevde Paksu, gelecekte, Türk çocuk edebiyatından bahsedilebilmesi için, içerik üretimiyle, nitelikli insan yetişmesine
yatırım yapılması gerektiğini söyledi.
İSTANBUL - Çocuk yayıncılığına profesyonel olarak 2007'de çocuk dergisi ile başlayan Paksu, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, yurtdışı kitap fuarlarındaki izlenimlerine göre, Türkiye'de çocuk edebiyatı
konusunda yeterli üretime sahip olunmadığını aktardı.
Zeynep Sevde Paksu, çok fazla çeviri eser yayınladıklarını belirterek, "Sadece bu alanda çalışacak bir
ekibin yer aldığı bir çatı kurmak istedim. Minik bir
ofis tutup yola koyulduk. 8 yıl oldu ve bu süreç içerisinde 150 sayıdan fazla çocuk dergisi, 50'ye yakın da
çocuk kitabı yaptık. Taze Kitap, kurumlar ve yayınevleri için üreten bir mutfak. 25 kişilik bir yazar-çizer
ekibimizin yanı sıra 5 kişilik bir yazı işleri ekibimiz
var" ifadelerini kullandı.
Bologna Uluslararası Çocuk Kitapları Fuarı'nı ilk
ziyaret ettiği 2008'de hiç Türk yayınevi olmadığına
işaret eden Paksu, "Fakat 2015'te aynı fuarda yer alan
kitaplarımıza bakınca, bambaşka bir şey görürsünüz.
Yayıncılar, editörler, yazarlar, yurtdışı ziyaretlerini arttırdıkça, bu alanda vizyonun geliştiğini ve nelerin
yapılabileceğine dair birçok insana cesaret geldiğini
düşünüyorum" dedi.
Paksu, artık Türkçe'den diğer dillere çevrilmiş çeşitli çocuk kitapları olduğunu vurgulayarak, Kültür ve
Turizm Bakanlığı ile yayın birliklerinin, yurtdışı kitap
fuarlarına katılıma yönelik gerçekleştirdiği çalışmaların ve TEDA Projesi'nin bunda çok büyük katkısı
olduğunu söyledi.
Taze Kitap'ın ise Türk çocuk kitaplarında marka
değerinin yükselmesi için çalıştığını dile getiren
Paksu, şunları kaydetti:
"Bizim şu an iyi olduğumuz coğrafya, özellikle
MENA (Middle East and North Afrika) diye bilinen
Arap coğrafyası. Ortak değerler ve gelenekleri paylaştığımız için, nispeten avantajlıyız orada. Şimdiye
kadar Arap yayıncılara 50'den fazla başlık sattık.
Fakat şu an geldiğimiz noktada, Türk yayıncılar kadar
Arap yayıncı dostlarımız da Taze Kitap'ın gelecekteki
projelerinden haberdarlar ve şimdiden telif rezervasyonlarını yapıyorlar."
Zeynep Sevde Paksu, başka ülkelerin de ilgisini
çeken, uluslararası etkiye sahip başlıklar üretebilmeyi
amaçladıklarının altını çizerek, "Türk çocuk edebiyatı
diye bir şeyden söz etmek istiyorsak, önce içerik üretimine, insan yetişmesine yatırım yapmak zorundayız.
İçerik yoksa, hiçbir şey yok" diye konuştu.
Batı'yı kopyalamayan, Şark'tan beslenen ve uluslararası lezzette özgün içerikler oluşturmaya çalıştıklarının altını çizen Paksu, sözlerine şöyle devam etti:
"Bu içerikleri oluşturabilecek genç yazar ve çizerlere, bir zemin inşa ediyoruz. Tabii bunlar, iddiası
büyük ama kendi küçük adımlar. Yine de 'bizde hiç
böyle işler yok. Bizden iş çıkmaz' şeklinde mızmızlanmak yerine, gücümüz miktarınca sorumluluk yeri-
ne getirmeye, iş yapmaya çalışıyorum. Çok donanımlı, kreatif anlamda güçlü gençlerimiz var ve kendimle
birlikte onlara da bir kapı aralamış oluyorum bu çatı
altında. Serhat Albamya, Halenur Gürbüz, Fatih
Dikmen, Saide Nur Dikmen, Sümeyye Eroğlu,
Rumeysa Temiz, Mert Tugen, Tuğrul Karacan,
Sümeyra Üzer çok iyi yetişmiş, kaliteli insanlar."
Paksu, Taze Kitap bünyesinde, iyi çocuk kitapları
çıkarmak için çalıştıklarını aktararak, "The
Guardian'da, The Times'da ve bütün dünyanın itibar
ettiği kitap listelerinde yer bulabilecek içerikler çıkarabilmeyi istiyoruz" ifadelerini kullandı.
Çocuk kitaplarının üslubunun belirlemesinde,
karakter ve tasarım seçiminde en önemli önceliklerinin "eğlenceli olması" olduğunu kaydeden Paksu,
şöyle konuştu:
"Biz, 'Size bir şey öğretiyoruz çocuklar. Gelin de
öğrenin' mesajından kaçınıp, bir lezzet sunmayı amaçlıyoruz. Karakterleri oluştururken, üzerinde çok düşünüyoruz. Mesela, 'Kayıp Oruç Balığı'nda Ramazan'ı
anlattım ama pratikler açısından değil. Meselenin kainatla, gökyüzüyle ilişkisinden bir referans geliştirdim.
Ramazan'ı bir tefekkür vesilesi olması cihetiyle kurgulayarak, bir masal anlattım. Tefekkür, düşünce biçimi. Bir disiplini anlatırken pratiklerden çok daha
elzem bir şey ve bunu idrak etmek için çocukluktan
daha iyi bir çağ yok."
Zeynep Sevde Paksu, "Kaplumbağa Battuta" kitabına da değinerek, Battuta'nın rotasıyla ilgili günümüz
şartlarında çocuğun gidip görebileceği yerlere öncelik
verdiklerini aktardı.
Bu seri içinde, "İstanbul'da Bir Gün"ün yayınlandığını belirten Paksu, "Daha sonra 'Kudüs'te Bir Gün',
ardından Mekke, Medine, Fas, sonrasında Asya ve
Afrika'ya doğru gideceğiz. İbn Battuta, zamanın şartlarında nasıl Fas'tan başlayıp Çin'e kadar neredeyse
dünyanın yarısını gezdiyse, olabildiğince onun rotasında ilerleyeceğiz" dedi.
Paksu, "Uyku Koyunları Ülkesi" ve "Kaplumbağa
Battuta"yı birer hareketli elektronik kitap aplikasyonuna dönüştüreceklerini belirterek, şu bilgileri verdi:
"Çocuk edebiyatıyla ilgili araştırmalar, okuyup
beğendiğimiz çocuk kitapları önerileri ve çocuk edebiyatıyla alakalı seyahat rotalarına yer verdiğimiz
'tazekitap.com' diye bir web sitemiz var. Bu web sitesinde genel olarak bu alanla ilgilenen insanlara bir
kaynak sunmak için yola çıktık. Ayrıca sosyal medyada da çocuk edebiyatıyla ilgili paylaşımlar yaparak bu
alandaki farkındalığı artırmaya çalışıyoruz. Türk
çocuk edebiyatının uluslararası arenadaki marka değerini artırmaya çalışırken bir yandan da bu alanın ülkedeki değerini de artırmamız gerekiyor." (AA)
Kahvenin 40 yıllık hatırı fincana işlendi
İSTANBUL - İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Kültür AŞ, 19. yüzyıla ait Osmanlı geleneğini günümüze taşımak ve kahvenin kültürümüzdeki önemini
vurgulamak amacıyla "Bir fincan kahvenin 40 yıl
hatırı var" sözünün fincana işlenmesini sağladı.
Kültür AŞ'nin hediyelik eşya markası Hediyem
İstanbul tarafından 150 yıl sonra ilk kez üretilen fincan, Osmanlı döneminde 19. yüzyılda Yıldız
Sarayı'nda kullanıldı. Aslı İstanbul Büyükşehir
Belediyesi Şehir Müzesi Koleksiyonuna kayıtlı "Bir
fincan kahvenin kırk yıl hatırı var" yazılı fincan,
reprodüksiyon olarak üretildi.
Fincan üzerindeki Osmanlıca yazı, kufi hat ile
Hattat Mustafa Parıldar tarafından yazıldı. Fincanın
formu, yaygın olarak kullanılan kulplu fincanların
aksine, Orta Asya kültürüne ait kulpsuz çay ve
kahve fincanı özelliği taşıyor.
"Bir fincanın kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözü
yaygın bir rivayete göre, Üsküdarlı bir kahve satıcısının, Rum gemi kaptanına kahve ikram etmesiyle
başlar.
Aradan 40 yıl geçer ve Üsküdarlı kahveci savaşta
esir düşer. Kahveciyi tanıyan Rum kaptan kendisine
40 yıl önce kahve ikram eden adamı unutmaz ve ona
yardım eder.
Yemen Valisi Özdemir Paşa, 1517 yılında, lezzeti-
ne hayran kaldığı kahveyi İstanbul'a getirdi. Türkler
tarafından bulunan yeni bir hazırlama metodu sayesinde kahve, güğüm ve cezvelerde pişirilerek Türk
kahvesi adını aldı.
İlk olarak Tahtakale'de açılan ve tüm şehre hızla
yayılan kahvehaneler sayesinde halk kahveyle tanıştı. Günün her saati kitap ve güzel yazıların okunduğu, satranç ve tavla oynanan, şiir ve edebiyat sohbetlerinin yapıldığı kahvehaneler ve kahve kültürü
dönemin sosyal hayatına damgasını vurdu.
Türk kahvesinin yanında muhakkak bir bardak su
ile reçel ya da lokum ikram edilirdi. Kahveden önce
içilen su ile ağızdaki yemek tadı temizlenir, kahvenin tadı daha iyi alınırdı. Eskiden şeker olmadığından sade pişirilen kahveleri tatlandırmak amacıyla
kahve yanında lokum ya da kaşıkla reçel yenirdi.
Saray mutfağında ve evlerde yerini alan kahve, daha
sonra çok miktarda tüketilmeye başlandı.
Çiğ kahve çekirdekleri tavalarda kavrulduktan
sonra dibeklerde dövülerek cezvelerde pişirilmek
suretiyle içilir ve en itibarlı dostlara büyük bir özenle ikram edilirdi. Kısa sürede, gerek İstanbul'a yolu
düşen tüccarlar ve seyyahlar gerekse Osmanlı elçileri sayesinde Türk kahvesinin lezzeti ve ünü önce
Avrupa'yı, oradan da tüm dünyayı sardı. (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
ACI-ISTIRAP
İnsan için asıl büyük zafer; ne nisyana, ne
de isyana düşmemekte.
Ne acılar çektik, hüzünle nefes aldığımız ne
anlarımız oldu kim bilir? Geçmesini, gitmesini
istediğimiz nice günlerimiz, nice gecelerimiz
olmadı mı hiç?
Geceler sabaha varsın diye beklediğimiz,
umudu mendil yapıp gözyaşlarımızı silmeye
çalıştığımız sayısız günü zor da olsa geride
bıraktık, zor da olsa ayakta durmaya çalıştık
hep.
Geçti, bitti, dindi zannettik lakin biri bitse
diğeri yüzünü gösterdi ömrümüze. Biz böyle
böyle acı ve ıstıraplarla yaşamaya, onsuz bu
dünyanın olmayacağı gerçeğine ruhumuzu alıştırmaya çalıştık. Bir anlamda kandırdık kendimizi ve gelecekte bizi bulacak ıstıraplara ruhumuzu hazırlama gayretiyle yorulmadık mı?
Ya mutluluk… O da zaman zaman ömür
kapımızı çaldı elbet. Sonrasında ne oldu? Acı
ve ıstıraptan geriye hüznün tortusu, o günleri
hatırladıkça bizi yine derinden sarsan bir âh
kaldı.
Öyle diyor Alfred de Musset, “Büyük acılar
kadar bizi olgunlaştıran bir şey yoktur.” Haklı
da… Olgunlaşmak, acıya karşı koydukça ruhumuzu büyütür lakin ıstırap denen fırtına biz
istemesek bile bazen hüzünle bizi öğütür.
Mutlulukları hatırlamak, hatıralar denize dalıp
hayalden bile olsa mutlu olmak insanı bir an
için acılardan uzaklaştırsada, acı bir anlamda
mutluluk dâhil her şeyin içine gizlenmiş gibi
değil mi?
Istırap en mutlu anlarımızda bile zaman
zaman aklımıza gelip, ben buradayım diye
başını uzatıp kendini hatırlatacak gibi duruyor
hep.
Kaderlerimiz hem mutluluk hem de ıstıraplardan örülü. İnsan olmak acısı ve tatlısıyla hayata
karşı koymakla eş sanki.
Hakikatin yolu acılardan geçiyor ve hüznü
yaşayan insan, hep çocuk kalmak istese bile
acılarla hem ruhunu, hem kalbini tanıyıp hüznün içinde yoğrula yoğrula büyüyor.
Bir araştırın, tarihte iz bırakan devlet adamı
veya sanatçıların, bilim adamı veya düşünürlerin acılar denizinde nice zorluklara maruz kaldığını, çoğunun yalnızlığın yalnızlığını yaşayıp
nice ıstırap imtihanlarından geçtiğini göreceksiniz.
Asıl zafer acıya ve hüzne susabilmekte.
Acıya sabredilmek, ıstırabın içindeki sabrı yaşayabilmek zor lakin bu durumdan şikâyet edip
etmemek de bizim elimizde.
Hem hüzün ne kadar bağırırsak bağıralım,
ne kadar sitem edersek edelim bizim sesimizi
duymaz ki, ta ki onu susturacak olanın şükür
ve sükût olduğu gerçeğini biz anlayana dek?
Ölüm başka bir gerçek, mutlak olan. Ölüm
oldukça acının da olacağı aşikâr. Ya biz öleceğiz, ya sevdiklerimiz. Ya bizi kaybedecekler, ya
da biz sevdiklerimizi…
İnsanı ve özellikle de ruhu çok değerli bir
elmas gibi düşünmeli. Acının bizi, dolayısıyla
ruhumuzu yonttuğunu, bizdeki fazlalıkları aldığını ve kusursuzu arzulayan ruhlarımızı olgunlaştırdığını düşünmek kendimizi kandırmak
değil, doğru yola attığımız adım gibidir.
Acıyı ve ıstırabı da bazen biz hazırlamaz
mıyız yaptığımız hatalar ve söylediğimiz yalanlarla? Hayatta keşkelerimiz kadar acır ruhumuz,
keşkelerimiz azaldıkça artar mutluluğumuz.
Gabriele D’Annunzio, ‘insanın alışamayacağı
acı’nın olmadığından bahseder. Alışmak acıyı
mı azaltır, yoksa unutmayı mı beraberinde getirir acep?
Unuttuk zannettiklerimiz gün gelir tekrar tekrar karşımıza geçip ben ölmedim diye seslendikçe ıstırabı unutmanın olmadığı gerçeğiyle
yüzleşiriz.
Unutmak yoktur aslında ötelemek, ertelemek
vardır. Unutmak meselesi kendi acılarımız için
tamamen söz konusu değildir, unutmak sadece
başkalarının acılarını unutmak konusunda
geçerlidir.
Çekilen her ıstırabın içinde bir ders gizli. Biz
hüznün içindeki mesajı alınca anlarız şerdeki
hayrı, ıstırabın boşa çekilmediğini ve acının
içindeki anlamı.
Istırabı şiddetlendirenlerden biri de, gelinen
noktada kendimizi suçlu hissetmek midir acep?
Maddî veya manevî acılar noktasında ruhumuzu sorgularken eğer suçlu bizsek ıstırabımız
artarak çoğalır. Hem kendimiz için acı duyarız,
hem de yaptığımızdan etkilenen kişi veya kişiler
için.
Lord Byron, ‘acı akıllı adamların hocasıdır’
derken tamamen akıllı davransak bile acıyı akılla yok edemeyeceğimizin farkındadır aslında.
Istırabı yaşarken ondan öğrenmemiz gerekeni
öğrenirsek kazançlıyız, hatalarımızdan ders alırsak kaybeden değil, kazananızdır aslında.
Acı ve ıstırap, yanardağın içindeki lava bir
anlamda dokunmak gibidir. Onu yaşayan gerçek saflıkla yüz yüzedir ve onu yaşayan şairse
mısralarına, yazarsa cümlelerine, yani sanatçıysa sanatına nakşeder ama bu saflık ve yoğunluk o sanatla karşı karşıya geleni de kendinden
eder.
Istırabımızı saklayabilir ve onunla barışık
yaşayabilirsek acılara karşı direncimiz artar.
Bazı acıların ruhumuza ilaç olduğunu gerçeğini
hiç unutmamalı. Acıyı yaşamanın zor ama ona
karşı koymaktan başka çaremiz olduğunu da
unutmamalıyız.
Mutluluk ıstırabın içindeki saklı cevher.
Mutluluk acılara sabredebilmekte, hayata galibiyet ıstıraba dayanıp acılarımızı dilsiz eylemekte. İnsan için asıl büyük zafer; ne nisyana, ne
de isyana düşmemekte.
Hayat inişli-çıkışlı bir serüven ve bu maceranın içindeki kahramanın da biz olduğunu unutmamak lazım, yoksa hayat bize bu gerçeği acı
bir şekilde hatırlatır.
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Elbet nefes sayılı elbet bitecek yollar,
Mahşer gelecek bir gün beni saracak kollar.
Rabbime inancım tam; O’na güvenim sonsuz
Şükür ve tevekkülde aşkım herkesi sollar.
ANKARA- 2015 yılında 5 ay
içinde iki seçim süreci geçiren
Türkiye’de her sektörde olduğu gibi
emlak sektöründe de bir durgunluk,
bir ‘bekle gör’ dönemi yaşanmasının ardından canlanma görülüyor.
Bu da ,2015’te tereddütler yaşanan
piyasa adına 2016 için umut veriyor.
Konuyla ilgili gelişmeleri emlak
piyasasının kralı olarak bilinen
Salim Taşcı ile konuştuk.
SEÇİM DÖNEMLERİ
PİYASAYI ETKİLER
Aynı zamanda TÜSİAV Emlak
Sektör Kurulu Başkanı da olan
Salim Taşcı, “Evet seçim sürecindeki belirsizlik emlak alım-satımını da
etkiledi” diyerek şunları söyledi:
“Bu her seçim döneminde görülen bir şeydir. İnsanlar bir yatırım
yapacaksa kafasında hiçbir belirsizlik olmamalıdır. Türkiye’de seçim
dönemleri çok bert söylemlere
sahne olduğu için gerekli gereksiz
gerilimler yaşanıyor. Bu da hem
üreticiyi hem de tüketiciyi endişelendiriyor. Seçim bitince de oluşan yeni
hava tüm piyasalara bir canlılık getiriyor.”
Tek başına iktidarla gelen istikrarlı
dönemlerin piyasalarda daha belirleyici olduğunu belirten Salim Taşcı,
“Hükümet icraatlarında kafa karıştıran
bir durum olmayınca yatırımlar da
artıyor. Çünkü yatırımcı biliyor ki,
kendisini riske atacak bir gelişme
yaşanmaz” dedi.
Konuta yapılan yatırımın her
zaman kazandırdığını söyleyen Taşçı
şöyle devam etti:
“Bazen dövizle ilgili, borsayla
veya altınla ilgili söylentiler çıkar ve
insanlar paralarını başka türlü değerlendirmek ister. Ancak, artık herkes
kabul ediyor ki, en sağlam yatırım
konuta yapılan yatırımdır. Bu da hem
istihdama büyük katkı sağlayan inşaat
sektörünü hep canlı tutuyor hem
insanlar yaptığı yatırımın karşılığını
para kazanarak görüyor.”
DÖNEMSEL VERİLER
Dönemsel bazı göstergelere de dikkat çeken Salim Taşcı şu değerlendirmelerde bulundu:
2007 seçimlerinin ardından, Nisan
ayında, konut kredisi faiz oranları yıllık 19.30 civarındaydı. Enflasyon
10.72, BIST 100 Endeksi 46 bin 17
idi. İşsizlik 10.1 olarak gerçekleşirken, dolar kuru 1.35, Euro kuru da
1.82 şeklindeydi.
2011 seçimlerinden sonra ise, yani
Mart 2011 döneminde bu rakamlar
konut kredisi faiz oranları 9.72,
enflasyon 4, BIST 100 Endeksi 62 bin
939, işsizlik 10.8, dolar 1.58, Euro da
2.21 şeklindeydi.
İki seçimin kıyaslamasına bakarsak
tablonun biraz daha olumsuzlaştığını
görüyoruz…
7 Haziran 2015’teki seçimlerde
sandıktan çıkan sonuç bilindiği
gibi bir koalisyon hükümetini
zorunlu kılıyordu. Ayrıca, bölgemizde ve dünyadaki gelişmeler de
kötüydü. Özellikle terör tam bir
kabusa dönmüştü. Bu olumsuzluklar doğal olarak tüm göstergeleri
etkiledi. Konut kredisi faiz oranları
yıllık 10.81 olurken, enflasyon
neredeyse 8’e yaklaştı. BIST 100
Endeksi 80 bin 894, işsizlik 11.2,
dolar kuru 2.59’u, Euro kuru ise
2.80’i aştı. Bu rakamlar sonra daha
da kötüleşti.
1 Kasım seçimlerinden sonra
ise tek başına iktidar ortamının
getirdiği istikrar ile belli oranda
düzelmeler görülse de bu kez de
Suriye sorunu, düşürülen Rus
savaş uçağı ve Irak’taki gelişmeler
çıktı ortaya.
Tüm bunlar emlak piyasasını
doğrudan etkileyen gelişmeler.
Ancak, dediğim gibi her şeye rağmen en sağlam yatırım aracı konuttur.”
2015 VE 2016 YORUMU
“2015 her bakımdan sıkıntılı geçti”
diyen Salim Taşcı, “Yaşanan birtakım
bölgesel krizlerin etkisi azalırsa,
Türkiye’nin istikrarını bozacak gelişmeler olmazsa 2016 konut sektörü açısından verimli ve kazançlı geçecek
diyebiliriz. Bilindiği gibi ertelenmiş
yatırım talepleri vardı, onlar yeniden
gündeme gelecek ve 2016 yılında
piyasayı hareketlendirecektir.
Özellikle bahar ve yaz aylarında
yoğun talep olabilir” şeklinde konuştu.
Davutoğlu-Kılıçdaroğlu görüşmesi olumlu geçti
ANKARA - Sivil, anlaşılır ve insan odaklı
yeni bir anayasanın kaçınılmazlığı her siyasi parti
kişi ve kuruluş tarafından dile getirilirken bunun
ilk adımı atıldı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu konuyu
ve başka sorunları görüşmek üzere dün biraraya
geldi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu ile CHP Genel
Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu TBMM'de bir araya
geldi. Görüşmede yeni anayasa, Meclis İçtüzüğü,
reformlar ve bütçe konuları ele alındı. Görüşme
2,5 saat sürdü.
Görüşmeye Davutoğlu ile birlikte Başbakan
Yardımcısı Lütfi Elvan, AK Parti Genel Başkan
Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, AK Parti Genel
Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik
ile AK Parti Grup Başkanvekili Naci Bostancı
katıldı.
Kılıçdaroğlu'na ise CHP genel başkan yardımcıları Haluk Koç, Selin Sayek Böke ve Bülent
Tezcan ile CHP Grup Başkanvekili Engin Altay
eşlik etti. Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu ve
beraberindeki heyeti Meclis'teki makam odasının
girişinde karşıladı. Görüşmeye basın mensupları
da yoğun ilgi gösterdi. Davutoğlu ve
Kılıçdaroğlu, girişte basın mensuplarına poz
verdi. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik görüşmenin
"çok iyi" söyledi.
Zirve sonrası yaptığı açıklamada Başbakan
Davutoğlu'na torba yasa uygulamalarından
şikayetlerini ilettiklerini söyleyen CHP Sözcüsü
Haluk Koç "başkanlık sistemi ile pozisyonumuzu
koruyoruz" dedi.
CHP kültürüne yakışmayan Delege seçimi tamam
kongreler soruşturuluyor Kılıçdaroğlu rakipsiz!
ANKARA - CHP Olağan Kurultay
sürecindeki 81 il kongresini tamamlarken,
Genel Sekreteri Gürsel Tekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 il kongresinde
"istenmeyen davranışlarda" bulunan partililer hakkında disiplin soruşturması başlattıklarını söyledi. Kongrelerin son derece
demokratik ortamlarda gerçekleştiğini
ancak bazı illerde istenmeyen, "CHP'ye
yakışmayan" tartışmalar yaşandığını belirten Tekin, "5 ilimizde beklenmedik, çok
negatif, CHP kültürüne yakışmayan
magandaca hareketler oldu. Bu durum
genel başkanımızı çok rahatsız etti ve talimatıyla disiplin soruşturması başlattık" diye
konuştu. Her partilinin eleştiri hakkı olduğunu ancak bunun sınırları aşmaması
gerektiğini de vurgulayan Tekin, "Siyasi
partilerin temel görevi demokratik ortamı,
eleştiri, öz eleştiri makamlarını korumaktır.
Ama bu bir başkasına hakaret etme yetkisi
de vermiyor. Bunu CHP kültürüne yakıştıramayız. Disiplin soruşturması başlattık"
değerlendirmesinde bulundu. (AA)
ANKARA - Kurultay takvimi çerçevesinde 940 ilçe ve 81 ilde kongrelerini tamamlayan CHP'nin, 16-17 Ocak'ta
gerçekleştirilecek 35. Olağan
Kurultayı'nda, genel başkan ve Parti
Meclisi (PM) üyelerini seçecek yeni
"kurultay delegeleri" belirlendi.
CHP'de, 16-17 Ocak tarihinde,
Ankara Spor Salonu'nda gerçekleştirilecek kurultay için son hazırlıklar yapılıyor. Partinin, genel seçim nedeniyle ertelenen ve 3 Kasım Salı günü başlayan
kurultay takvimi tamamlandı. CHP, bu
kapsamda 940 ilçe ve son olarak Tunceli
ve Yozgat kongreleri ile 81 il kongresini
gerçekleştirdi. CHP Tunceli İl
Başkalığına Ali Rıza Güder, Yozgat İl
Başkanlığına Abdullah Yaşar seçildi.
Kongrelerde genel başkan ve PM
üyelerini seçecek yeni "kurultay delegeleri de" belirlenmiş oldu. Partinin, illerden gelen bin 100 delegesi bulunuyor.
Büyük kurultaylarda milletvekili ve milletvekili olmayan PM üyeleri de doğal
delege sayılıyor. Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu'nun yeniden aday olacağı
kurultayda, başkanlık yarışına girmek
isteyenlerin ise 120'den fazla delegenin
imzasını divan başkanlığına sunması
gerekiyor. En fazla delegeye sahip
İstanbul, Ankara ve İzmir'in hem genel
başkan seçimi hem de PM üyelerinin
belirlenmesinde etkili olması bekleniyor.
Parti kulislerinde, yeni delege yapısı
ve il kongrelerinin sonuçlarına göre,
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na
rakip çıkmasının "zor göründüğü" ifade
ediliyor. Önceki kurultayda
Kılıçdaroğlu'na rakip olan Yalova
Milletvekili Muharrem İnce'nin il kongrelerinde beklediği sonuçları alamadığı
değerlendiriliyor. İnce'nin, delege sayısı
çok az olan Trabzon, Isparta, Yalova,
Düzce gibi bir kaç küçük ilde istediği
sonuçları elde ettiği dile getiriliyor.
İnce'nin adaylık için henüz son kararını
vermediği belirtiliyor. İzmir Milletvekili
Mustafa Balbay'ın ise adaylıkta ısrarcı
olduğu bu nedenle delegelerden imza
isteyeceği kaydediliyor. İstanbul ve
İzmir'de "genel merkezin desteklediği
adayların seçilemediği" yönündeki
haberler de parti yöneticileri tarafından
eleştiriliyor. Bu iki ilde göreve gelen il
başkanlarının Genel Başkan
Kılıçdaroğlu'na tam destek vereceği
ifade ediliyor. (AA)
31 Aralık 2015 Perşembe
Fehmi KORU
[email protected]
11
[email protected]
Salim Taşcı’ya göre emlak sektörü
haber
Silah ve demokrasi bir arada olmaz
Hani Güneydoğu ve Doğu için ne isteniyorsa,
aynı şeyler Ege için de, Trakya için de, Karadeniz
için de isteniyordu?
Birkaç ilçede birileri hendek kazdı diye bölgeler
arası özelliklerin birbirinden ayrışması mı gerekti?
Yoksa bunu sağlayan, sınırın hemen öte yakasında, Kobani’de yaşanan gelişmeler mi?
Sırf empati yapmak için kendimi, “hendek” muamelesine tabi tutulan ilçelerde yaşayan, hendek
kazıp başında nöbet tutan gençlerle aynı özellikleri
taşıyan biri olarak tasavvur ediyorum, bir anlığına...
Herhalde ben de ailemin yüzlerce yıldır mekân
tuttuğu o ilçeden kaçanlar kervanına katılırdım.
Kendimi elinde silah tuttuğu için üzerimde hâkimiyet kuracağını düşünen üç-beş kişinin insafına
bırakacak değilim ya...
Dünya eline silah geçirenin kendini “devrimci”
olarak tanımladığı, “devrimci” olununca her türlü
baskıcı uygulamanın meşru karşılandığı dönemler
yaşadı. Kamboçya’da yaşadı, Arnavutluk’ta yaşadı...
Sovyetler Birliği ve Çin tarafından “devrimcilere”
sağlanan silahlar sayesinde...
Pol Pot Kamboçya’da, Enver Hoca Arnavutluk’ta
o sayede iktidar oldu. Pol Pot’un 4 yıllık (19751979) iktidarında Kamboçya nüfusu dörtte bir azaldı; ölümle sonuçlanan tasfiyeler yüzünden... Kızıl
Kmerler işgal ettikleri tapınakları eğitim amacıyla
kullandılar; gözlük takan Kamboçyalılar, muhtemelen yasak kitap okudukları ithamıyla, idam edildi.
Enver Hoca’nın 40 yıl süren (1944-1985) iktidarında, Arnavutluk’un Avrupa’nın bir parçası olmaktan nasıl uzaklaştığını görmek için ülkeye şöyle bir
uğramak bile yeterli.
Türkiye’nin bir bölümünde yapılmak istenenin
onlardan farklı sonuçlar doğurmayacağı ne
malum?
Hendek kazanların kendi halklarına muameleleri
bu soruyu sormamı meşru kılıyor.
Aksi halde, Sur’da yaşayan 24 bin kişiden 22
bini pılısını pırtısını toplayıp oradan kaçar mıydı?
Belki de, sonradan kaçamayacağını düşünerek
şimdiden ülkenin başka yerlerinde yeni bir hayat
kurmak üzere yola çıkıyor o insanlar...
“Yeni bir hayat” kurmanın ne kadar zor olduğunu
bile bile...
“Kaçan kaçsın, kalanlar bize yeter” zihniyetine
“devrim” mi diyeceğiz?
Türkiye mutlu mesut bahtiyar yaşanılacak bir
ülke; eksiği gediğiyle... Zaman zaman şikâyet
etsek bile demokrasisi var; halk kendi kaderini verdiği oyla kendisi çiziyor. Yanlış yapan politikacıyı
cezalandırmakta tereddüt etmediğini üst üste yapılan son iki seçimde hep birlikte gördük.
Bu özelliği bile ülkemizi yaşanılır kılıyor. Bugün
sıkıntımız varsa bile ileriye dönük umutlarımız hep
ayakta kalıyor çünkü.
Merkezden yönetim bir sorun, bunu biliyoruz.
Yerel yönetimlerin daha güçlendirilmeye, orada
yaşayan insanların yönetimde daha fazla söz sahibi olmaya ihtiyacı var. Yerelde üretilen değerin aynı
yerde işe yarar hale gelmesi, sorunların mahallinde
çözülmesi de şart.
Anadil sorunu büyük çapta nasıl çözüldüyse,
zaman içerisinde ve toplumun geneli ikna edilerek,
bu ihtiyaçlar ve gereklilikler de yerine gelebilir, getirilebilir.
Milletin sırtına sopa indirilmediği, eli silahlı militanların sokaklarda fink atmadığı, tarihi değerlerine
kastedilmeyen bir ortamda...
İnsanlık mirası kadim değerlerin kıymetini bilmeyen, onları atış taliminde kullanabilen bir zihniyetin
bunu anlaması güç: Silahla güzellik olmaz, hele
siyaset, asla...
Devletin bile silaha başvurmakta tereddüt ettiği
sistemin adıdır demokrasi ve Türkiye, kuzeyi,
güneyi, doğusu ve batısıyla, öyle bir demokrasiye
layıktır.
AÇIKLAMA: Dünkü yazım üzerine arayan HDP
Milletvekili Altan Tan, “Ben Demokratik Toplum
Kongresi’ne katılmadım, dolayısıyla o fotoğrafta
yokum; en haklı davaların bile hendekler ve silahlarla savunulamayacağı görüşümü yıllardır ifade
ediyorum” dedi.
Ankara'da
operasyon
ANKARA - Başkentte düzenlenen operasyonda terör örgütü PKK üyesi 6 kişi gözaltına alındı.
Bu kişilerin PKK adına el yapımı bomba ve molotofkokteyli ile eylemlere katıldıkları, örgüte maddi
ve lojistik destek sağladıkları belirtildi.
Edinilen bilgiye göre, Ankara Emniyet
Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü
ekipleri, istihbari çalışmalar sonucunda, kimliklerini belirlediği terör örgütü PKK mensubu kişilere
yönelik bazı adreslere eş zamanlı operasyon
düzenledi.
Operasyonda, PKK terör örgütü adına el yapımı bomba ve molotofkokteyli ile eylemlere katıldıkları, kırsal alanda faaliyet yürüttükleri, örgüte
maddi ve lojistik destek sağladıkları belirtilen 6
kişi, gözaltına alındı.
Adreslerde yapılan aramalarda ise çok sayıda
örgütsel yayın, dijital malzeme, örgütü temsil eden
sözde bayraklar ve poster ele geçirildi.
12
Tekerlekli sandalyesi bulunan
31 Aralık 2015 Perşembe
minik Zeynep'in yüzü gülüyor
Samsun'un
İlkadım ilçesinde
yaşayan Uysal çiftinin doğuştan
felçli kızı 8 yaşındaki Zeynep'in
hafta sonu piknik
için gittikleri parkta kaybolan tekerlekli sandalyesi
bulundu.
SAMSUN - Küçük Zeynep, dans edebilmesi
için özel yaptırılan tekerlekli sandalyesine tekrar kavuşmanın sevincini yaşadı.
Hülya ve Özkan Uysal çiftinin iki çocuğundan biri olan, belden aşağısı felçli dünyaya
gelen Zeynep'in özel yapım tekerlekli sandalyesi, ailenin dalgınlığıyla hafta sonu gittikleri
parkta unutuldu. Uysal çifti, parka döndüklerinde yerinde bulamadıkları sandalyenin çalındığını düşünerek durumu polise bildirdi.
Küçük kızın tekerlekli sandalyesinin, parktan
geçen Ramazan Kara tarafından fark edilerek
Baruthane Mahallesi Muhtarlığına teslim edildiği ortaya çıktı.
Mahalle muhtarı Mustafa Öztürk'ün Atakum
Yaşam Merkezi'ne getirdiği tekerlekli sandalyesine tekrar kavuşan küçük Zeynep, büyük mutluluk yaşadı.
Yaşam merkezinde özel yapım tekerlekli sandalyesini teslim alan minik Zeynep, müzik eşliğinde dans etti. Zeynep Uysal, piknik yaptıkları
gün tekerlekli sandalyesinin kaybolması nede-
niyle büyük üzüntü yaşadığını belirterek "Dün
akşam bizi aradılar, 'tekerlekli sandalyemin
bulunduğunu' söylediler. 'Yaşasın' dedim. Bu
arabayı bulan kişi de engelliymiş. Tekerlekli
sandalyemin bulunmasına çok sevindim çünkü
dans etmeyi çok seviyorum. Sadece dans değil
sandalyemle gezmeye de gidiyorum.
Getirenlere çok teşekkür ederim. Tekerlekli
sandalyeme kavuştuğum için çok mutlu
oldum" dedi. Ramazan Kara ise maç izlemek
için gittiği parktan dönerken otomobillerin
olduğu yerde küçük kızın tekerlekli sandalyesini gördüğünü ve aracı Baruthane Mahallesi
Muhtarlığına teslim ettiğini anlattı.
Zeynep'in tekerlekli sandalyesinin kaybolduğuna ilişkin basında çıkan haberleri görmediğini belirten Kara, "Benim arabayı almamın tek
sebebi, ben de sağ ayağımdan 7 ameliyat geçirdim. Yaşadığım trafik kazası nedeniyle yüzde
50 engelliyim. Tekerlekli sandalyenin ne
demek olduğunu bildiğim için hemen alıp
muhtarlığa verdim. Sandalyenin kayıp haberi-
nin yapıldığından bilgim yoktu" ifadelerini kullandı. Baruthane Mahallesi Muhtarı Öztürk ise
bir yakınının cenazesi nedeniyle iş yerine uğrayamadığı için küçük kızın tekerlekli sandalyesinin muhtarlığa teslim edildiğinden yeni haberi
olduğunu belirterek şunları kaydetti:
"Bugün geldiğimde olayların farklı geliştiğini, muhtarlıktaki görevli arkadaşımın sandalyeyi teslim aldığını öğrendim. Engelli aracını teslim etmekte biraz gecikme yaşandı. Bu tip
olaylarda hakikaten bulan kişinin çok kısa sürede 155'i araması veya bulunduğu karakola bildirmesi çok önemli. Arkadaşımız o görevi yapmış ama bizim cenazemiz olduğu için bir
gecikme yaşandı. Onun için herkesten özür
diliyoruz." Uysal ailesi de basında yer alan
haberlerin ardından yardımda bulunmak isteyenlerden çok sayıda telefon aldıklarını ancak
herhangi bir ihtiyaçları olmadığını ifade ederek
hayırseverlere ildeki yardım kuruluşlarına destek çağrısı yaptı. Olayla ilgili başlatılan soruşturmanın ise devam ettiği öğrenildi. (AA)
SAKARYA -Uluslararası Avrasya Köpek
Irkları Federasyonu (AVKIF) Başkan
Yardımcısı Kuzey Şanlı ve Genel Sekreteri
Con Aslan, bir hevesle alındıktan sonra terk
edilen köpekler nedeniyle sokak köpeklerinin
sayısının arttığını belirterek, bu konuda duyarlı davranılması çağrısında bulundu.
Şanlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
Federasyon olarak köpeklerin kayıtlı hale
getirilmesinin sağlanmasını misyon edindiklerini belirtti. Kimliksiz köpek olmasını istemediklerini söyleyen Şanlı, "Vatandaşlarımızın
eşleşme, üreme ve şecere talep prosedürleri
ile ilgili tüm çalışmaları yaparak bizlere başvurmalarını istiyoruz. Kimliksiz, soyu belli
olmayan köpek üretimi istemiyoruz.
Uzmanlarımızın yardımıyla birbirine uyumlu
köpekleri bularak çoğaltmalarını istiyoruz.
Fazla eşleştirmek iyi üretmek demek değildir"
dedi. Köpek ırklarında az ve öz üretimle kaliteyi yakalamanın önemli olduğuna değinen
Şanlı, köpek ırkları konusunda kaliteyi artırarak gelişmiş ülkelerle mücadele edebilmeyi
amaçladıklarını ifade etti.
Şanlı, kayıtlı eşleştirmenin önemli olduğunu vurgulayarak, "Köpeklerin tutanak altına
alınarak eşleştirme yapılması, kusurlu genetik
yapılarında sorun olan üretimlerin eşleşmelerine yasak koyulması oldukça önemli. Diş
yapısında, kalça röntgenlerinde sıkıntısı olan
köpeklerin eşleşmelerine engel olunmalı" diye
konuştu. Uzmanlarca prosedürlü, tutanaklı
eşleşme yaparak üretilen köpeklere şecere
çıkartılmasıyla köpeklerin soy kütüğünün
belirlenebileceğini aktaran Şanlı, gerekli
önlemlerin alınması durumunda 10-12 yıl içerisinde köpeklerin barınaklara düşmesinin
önüne geçilebileceğini dile getirdi.
Vatandaşların birbirine hediye ettiği köpeklerin sokağa bırakılmasından şikayet eden
Şanlı, şunları söyledi: "Herkes eşine, dostuna,
arkadaşına hevesle köpek alıyor, sonra sokağa
bırakıyor çünkü alan kişi de neden aldığını
bilmiyor aslında. Ona heveslensin, baksın
diye sevdirmek için alıyorlar fakat sonra dışarı atılıyor. Dışarı atıldıktan sonra o köpek
sokak köpeğiyle eşleşiyor, kırılıyor. Kırık
köpeği de kimse almıyor. Bu sefer barınaklara
düşüyor." Köpeklerin saflığının korunması
için gelişmiş ülkelerdeki gibi çalışmak istediklerini aktaran Şanlı, kimliksiz üretimlerin
yasaklanmasını istedi. AVKIF Genel Sekreteri
Con Aslan da çocukların karne döneminde
hediye alınan yavru köpeklerin okulların açılmasından terk edildiğini ve sokaklarda çoğaldıklarını ifade ederek şöyle dedi:
"Biz bunlara sokak köpekleri diyoruz, hayır
değil. Hiç kimse başkasından köpek almasın.
Terk edilmiş olan güzel yavrularımızdan
sahiplensinler ve ebedi olarak baksınlar.
Kimse kedisini, köpeğini terk etmesin çünkü
bu hayvanlar öteki tarafta bizim şahidimiz
olacaklar. Bu bir gerçektir. Bunlar dili olmayan yaratıklardır. Bunları barınaklarda en iyi
şekilde korumak, yiyeceklerini temin etmek
insanlık vazifelerinden birisidir. "Sokak köpeği yoktur, sokağa terk edilmiş köpek vardır.
Bunun tek suçlusu hayvanlar değil, insanlardır." (AA)
“Sahiplendiğiniz köpeği sokağa bırakmayın” çağrısı
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. Bebeğin başsız olarak doğmasına tıp dilinde verilen ad. – Parola. 2.
Karadeniz yelkenlisi. – Açık, ortada, herkesin içinde yapılan. 3. Kamufle
etmek. 4. Kesin yargı. – Artvin ilinin bir ilçesi. 5. Kemiklerin toparlak ucu. –
Bakanlar Kurulu. 6. “Bir şeyin olmasına az kaldı” anlamında kullanılan
sözcük. – Hayır anlamında kullanılan bir ünlem. 7. Soyundan gelinen kimse. –
Rus Kazaklarda başkan. 8. Telefon sözü. – Avrupa’da bir başkent. 9. Kiraya
verilerek gelir getiren mülk. – Giysi yapılan bir tür pamuk kumaş. 10. Alacak,
borç. – Molibdenin simgesi. 11. Bir işte emir verme yetkisine sahip olan
kimse. – Bulunulan yer. 12. Gözde ağ tabaka. – Yüksek, yüce. 13. Köpek. –
Soru sözü. – İsyan eden, başkaldıran. 14. Bir şeyin elden ele geçmesi. 15.
Karışık renkli. – Öğe, unsur. 16. Dil. – Boru sesi. 17. İlenme, beddua. – İyi
konuşma, sözle inandırma yeteneği. 18. Çeşitli gösterilerin yapıldığı eğlence
yeri. – Ağaçlıklı yol. 19. Bayındırlık. – Saat kadranı. 20. Bir makyaj malzemesi. – Başarısız olmuş kimse.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Afrika’da sıradağlar. – Bir tür bilgisayar oyunu. – Eski dilde askerler. 2. Bir
tür etli ve büyük zeytin. – Metal olmayan elementler. – Koruyan, gözeten,
himaye eden. 3. Borsada kesin vadeli değerlerin kuru ile prim değer kuru
arasındaki fark. – Bakır taşı. – Parlak kırmızı renkte değerli bir taş. – Sazın en
kalın teli. 4. Eskiden okullarda uygulanan bir tür ceza. – Yumurta biçiminde
yapılan ve sekiz deliği bulunan üflemeli bir çalgı. – Bir düşünce anlatan bir
veya birkaç cümlelik söz. 5. İri taneli bezelye. – Lahza. – Türk müziğinde bir
makam. 6. Mikroskop camı. – Balık yumurtası ile yapılan bir tür meze. –
Herkes, el gün, yabancılar. 7. Tanrı bilimi. –
Kiloamperin simgesi. – Boğa güreşi alanı. –
İridyumun simgesi. 8. İktisadi. – yemin, ant. –
ÇÖZÜMÜ
Afrika’da bir ülke. 9. Yabani hayvan barınağı. –
BUGÜN
Peru’nun plaka işareti. – Sapaklık, aykırılık. –
14.
SAYFADA
Tembellik. 10. Evrenpulu. – Beden yapısı, gövde
yapısı. – Birim.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
MİLLETVEKİLLERİNİN YEMİNLERİNE SADAKAT,
ONLARIN ŞEREFİDİR
Yeni seçilen milletvekilleri şöyle
yemin edecekler:
“Devletin varlığı ve bağımsızlığını,
vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, hukukun
üstünlüğüne, demokratik ve laik
Cumhuriyete ve Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı kalacağıma; toplumun
huzur ve refahı, millî dayanışma ve
adalet anlayışı içinde herkesin insan
haklarından ve temel hürriyetlerden
yararlanması ülküsünden ve
Anayasaya sadakatten ayrılmayacağıma, büyük Türk milleti önünde
namusum ve şerefim üzerine ant içerim.”
Yemin etmek demek, verilen sözü
mutlaka yerine getirmek için kuvvetli
bir arzu ortaya koymak ve verilen
sözün gereğini yerine getirmek
demektir. Yemin, güven verir. Kişi, bir
konuda yemin ediyorsa, o konuyla
ilgili işlerin yapılması ve sözlerin yerine getirilmesiyle ilgili olarak “bana
güvenin” demek istiyordur. Yemin
ettiği konuda sözünde duran kişi saygın, itibarlı ve güvenilir bir insan olur.
Bir kişinin en büyük sermayesi
sözünde durması, yeminine sadık
kalması, güvenirliliği, saygınlığı ve
şerefidir.
Yeni seçilen milletvekillerine şunu
hatırlatalım: Kişiliğinize, insanlığınıza,
saygınlığınıza, güvenirliliğinize, namus
ve şerefinize halel gelmesini istemiyorsanız edeceğiniz yemine sadık
kalın.
Edeceğiniz yeminle demek istiyorsunuz ki:
*Bir, bütün ve egemen Türk
Devletinin varlığını koruyacağım. Bu
devleti ortadan kaldıracak, yok edecek bir anayasa ve kanun yapmayacağım. Bu devleti yok etmek isteyen
PKK gibi her türlü eşkıya örgütüne
çözüm süreci vs diyerek müsamaha
etmeyeceğim, göz yummayacağım.
*Türk devletinin bağımsızlığını koruyacağım. Yani Türk Devletinin nasıl
yönetileceği konusunda Amerika’dan,
Avrupa Birliği’nden, Barzani’den,
İsrail’den, ondan bundan emir ve talimat almayacağım. Türkiye’yi başka
devletlerin ve odakların sömürgesi
yapmayacağım. Tamamen Türk milletinin ihtiyaçları, talepleri ve bağımsız
iradesi doğrultusunda kanun yapacağım.
*Vatanın bölünmez bütünlüğünü
koruyacağım. Yani Türk vatanı bir
bütündür. Bu bütünlüğü parçalamak,
bölmek ve bölünen parçaların üstünde başka devletler kurmak isteyenlere izin vermeyeceğim. Yani Türk vatanının bir bölümünü ayırıp orayı
PKK’ya teslim etmeyeceğim, Türk
vatanı üzerinde ayrı bir PKK devleti
kurulmasına izin vermeyeceğim.
*Milletin bölünmez bütünlüğünü de
koruyacağım. Yani Türkiye’de yaşayan bütün vatandaşların sosyolojik,
kültürel ve hukuki değerlerde birleşmesinden oluşan toplumsal yapısının
adı “Türk milleti”dir. Türkiye’de yaşayan herkesin ortak millet adı “Türk
milleti”dir. Bu millet bütünlüğünü hergün orada burada 36 etnik grup adı
sayarak bölmeyeceğim. Türk milletini
bölüp bu yapıdan birçok farklı millet
üretmeyeceğim.
*Milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağım. Yani Türkiye’de,
Türk vatanında, Türk Devletinde ayrıcalıklı zenginlerin, himayeye mazhar
aşiretlerin, parayla adam satın alan
şirketlerin, devletimize ve ülkemize
musallat olmuş emperyalist yabancı
devletlerin menfaatleri doğrultusunda
değil, sadece bütün Türk milletinin
menfaatleri doğrultusunda kanun
yapacağım. Yani Amerika’nın, Avrupa
Birliği’nin, İsrail’in ve Barzani’nin egemenliğini değil; sadece Türk milletinin
bağımsız iradesinin egemenliğini
koruyacağım.
*Hukukun üstünlüğüne bağlı kalacağım. Yani hırsızlığı, yolsuzluğu, rüşvetçiliği kim yaparsa yapsın, kendi
partimden de olsa, eşim dostum da
olsa, kendi aşiretimden, cemaatimden, tarikatimden de olsa şeriatın
kestiği parmak acımaz deyip, bağımsız ve özgür mahkemelerde yargılanmasına izin vereceğim. Hakkaniyetli,
adaletli, nesnel bir yargılama sonucuna razı olacağım. Hukuk kurumunu,
kendi tiranlığıma, tek adam diktatörlüğüme göre ayarlamayacağım.
Benim isteklerimin zıddına karar
veren hâkimleri kodese tıkmayacağım. Adalet dağıtan hukuk adamlarını
partime, fikrime, yakınlarıma göre
değil; ehliyet ve liyakatlarına göre atayacağım. Yasama kurumu olarak
haddimi bilip yargıya karışmayacağım. Bağımsız yargı ilkesine saygı
duyacağım.
*Demokratik ve laik Cumhuriyete
bağlı kalacağım. Yani Türkiye’nin
demokrasi rejimini saltanat rejimine
çevirmeyeceğim. Diktatörlük, tiranlık,
krallık taslamayacağım. Kuvvetler
ayrılığına riayet edeceğim. Kişilerin
fikirlerine ve özel yaşantısına saygı
duyacağım. Benim gibi düşünmeyene ve yaşamayana da hayat hakkı
tanıyacağım. Bütün devlet dairelerini
ve kadroları sadece kendi düşüncemden, kendi aşiretimden, kendi kabilemden olanlarla değil; ehil, layık, bilgili, tecrübeli ve donanımlı olanlara
teslim edeceğim.
*Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı
kalacağım. Yani, Türk milletinin en zor
zamanında kurtuluşuna ve şahsiyetli,
millî, bağımsız, yerli bir devlet olarak
kuruluşuna öncülük etmiş büyük Türk
Atatürk’e düşmanlığı din haline getirmeyeceğim, onun adını ve resmini
yok etmeye çalışmayacağım. Onun
temel ilkelerinden biri olan milliyetçiliği
ayaklarımın altına almayacağım.
Onun “ne mutu Türküm diyene”
sözünü dağdan taştan kazımayacağım.
*Toplumun huzur ve refahı, millî
dayanışma ve adalet anlayışı içinde
herkesin insan haklarından ve temel
hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağım. Yani toplumu
birbirine düşüren, düşmanlık, kin, nefret yayan saldırgan konuşmalardan,
bağıra çağıra millete hakaret etmekten uzak duracağım. Toplumun huzur
ve refahını yok eden PKK, DHKPC,
IŞİD ve diğer eşkıya çetelerini yok
edeceğim.
*Anayasaya sadakatten ayrılmayacağım. Yani mevcut anayasaya aykırı
işler yapmayacağım. PKK’ya ayrı
devlet kurma imkânı verecek, Türk
devletini çok ortaklı devlete dönüştürecek, dil birliğini yok edecek,
Türkiye’nin bölünüp parçalanarak yok
olması demek olan Yeni Türkiye ucubesine imkân verecek bir yeni anayasa yapma saçmalığından vazgeçeceğim.
*Bu yeminde ifade edilen hususlara
aykırı işler yapar ve ters bir tavır içine
girersem büyük Türk milleti önünde
namussuz ve şerefsiz bir duruma
düşerim.
Son söz: Büyük Türk milleti önünde
namusu ve şerefi üzerine ant içecek
olan yeni vekillerimizden mecliste
edecekleri bu yeminlerine sadakat
bekliyoruz. Sadakat göstermezlerse
namussuz ve şerefsiz olacaklarını
zaten kendileri baştan belirtmiş oluyorlar.
Kız öğrenciler daha mutlu
İSTANBUL - İstanbul Teknik
Üniversitesi'nde (İTÜ) 3 bin 509
öğrencinin katıldığı "Mutlu musunuz?"
anketine, erkek öğrencilerin yüzde 51,
kız öğrencilerin de yüzde 55,1'i "mutluyum" cevabını verdi. Üniversiteden
yapılan açıklamaya göre, İTÜ Öğretim
Üyesi Prof. Dr. Orhan Kural'ın verdiği
Olasılık-İstatistik dersleri kapsamında
200 öğrenci tarafından 3 bin 509
öğrenciye mutlu olup olmadığı, geleceğinden umutlu olup olmadığı, mutlu
edecek meslek dalları, ekonomik
durumları gibi sorular soruldu.
Ankete katılan öğrencilerin verdiği
yanıtlar, "cinsiyet", "yaş", "eğitim",
"ekonomik durum", "konaklama şekli"
ve "gelir durumu"na göre değerlendirildi. Ankette öğrencilerin yüzde
52,3'ü (bin 832 öğrenci) mutlu olduğunu, yüzde 11,6'sı (405 öğrenci) mutsuz
olduğunu, yüzde 36,1'i (bin 264 öğrenci) ise "emin olmadığını-bilemediğini"
ifade etti.
Ankette, erkek öğrencilerin yüzde
51'i, kız öğrencilerin yüzde 55,1'i
mutlu olduğunu belirtti.
"Ekonomik durumu daha iyi" olan
öğrencilerin yüzde 60,6'sı, her ay
düzenli geliri olan öğrencilerin yüzde
58,2'si mutlu olduğunu söylerken, bu
oran burslularda yüzde 46,9'a,
"Gelirim yok" diyenlerde yüzde 25'e
kadar geriledi.
"Üniversite öğrencisi olarak geleceğinizden umutlu musunuz?" sorusuna,
öğrencilerin yüzde 52,3'ü "evet" dedi.
"Geleceğimden umutlu değilim" diyen
öğrencilerin oranı yüzde 16,2 oldu.
Erkek öğrencilerin yüzde 55'i, kız
öğrencilerin yüzde 47,9'u "geleceğinden umutlu olduğunu" kaydetti.
"Ekonomik durumu iyi" olan öğrencilerin yüzde 55,7'si geleceğinden umutlu olduğunu belirtirken, ekonomik
durumu iyi olmayan öğrencilerde oran
yüzde 40,9'a kadar düştü. Öğrencilerin
yüzde 54,8'i "Mutlu olabileceğinizi
düşündüğünüz meslek dalında mı eğitim görüyorsunuz?" sorusuna "evet"
yanıtını verirken, mutlu olabileceğini
düşünmeyen öğrenci oranı yüzde 15,6
oldu. Erkek öğrencilerin yüzde 55,7'si
eğitim gördüğü meslek dalında mutlu
olabileceğini düşünürken, kız öğrencilerde bu oran yüzde 53,1'de kaldı.
(AA)
13
SAĞLIK
31 Aralık 2015 Perşembe
Bakanlık: “Gripte panik
yaratacak bir durum yok”
Kışın etkisini göstermesiyle başlayan ve mart sonuna kadar devam etmesi beklenen
grip vakalarının geçmiş yıllardan farklı bir seyir izlemediğini bildiren uzmanlara göre
"panik yaratacak bir durum yok ancak tedbirli olmak gerekiyor."
ANKARA - Sağlık Bakanlığı
Bağışıklama Danışma ve Grip Bilim
Kurulu üyesi Prof. Dr. Hürrem Bodur, gribe
yol açan virüs tipleri ve korunma yolları ile
ilgili AA muhabirine açıklamalarda bulundu.
Son zamanlarda grip vakaları görülmesinin normal olduğunu belirten Bodur, hastalığın sonbahar aylarında başlayıp ilkbahar
aylarında azalarak devam ettiğini bildirdi.
Bodur, "Grip kuzey yarım kürede yılın bu
haftalarından itibaren görülmeye başlandı.
Ülkemizde de görülüyor. Mart ayına kadar
etkin olacaktır" dedi.
Hastalığın seyrinin Sağlık Bakanlığı tarafından izlendiğini, vakalarda tespit edilen
aktif virüsün yeni olmadığını vurgulayan
Bodur, "2009'da halk arasındaki tabiriyle
'domuz gribi' salgını yaşandı. Bundan sonra
her yıl bu sezonda influenza A (H1N1)
görüldü. Şimdi de H1N1 var ancak sadece
domuz gribi yok. Bunun yanı sıra influenza
A (H3N2) alt tipleri de görülüyor" diye
konuştu.
Bodur, hastalığın seyri ile ilgili de şu bilgileri aktardı:
"Elimizde gribin önceki yıllara göre daha
ağır seyrettiğine dair bir veri yok. Böyle bir
veri, gribin bizden önce görüldüğü ülkelerde de yok. Gribal influenza normalde nasıl
seyrediyorsa şimdi de öyle seyrediyor.
Herhangi bir değişim söz konusu değil. Şu
an için panik yaratacak bir durum bulunmu-
"Grip aşısı şu andan itibaren de yapılabilir.
Hastalık mart ayı sonuna kadar görüleceğinden aşı daha uzun süre koruyucu olacaktır" diye konuştu.
Bodur, özellikle risk grubundakilerin
nefes darlığı, balgam çıkarma, yüksek ateş,
bulantı, kusma, ishal ya da şuur değişikliği
halinde vakit kaybetmeden doktora başvurması gerektiğini bildirdi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi
Enfeksiyon Hastalıkları Anabilim Dalı
öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Akova da
gribin Türkiye'nin içinde bulunduğu bölgede kasım ayı başında salgın yapmaya başladığına dikkat çekerek, "Dünya Sağlık
Örgütünün son verilerine göre şu anda korkulacak ve abartılı bir salgın söz konusu
değil. Verilere göre grip benzeri bulgular
gösteren kişilerden alınan her 100 örnekten
10-11'inde grip virüsü tespit ediliyor. Bu
normal, beklenen bir oran" bilgisini verdi.
Hastalığın olumsuz etkilerinden korunmak için tedbirli olunması gerektiğini bildimetabolik hastalığı, kronik karaciğer hastayor ancak tedbirli olmak gerekiyor.
ren Akova, bunun için grip aşısı önerdi.
lığı bulunanlar, aşırı kilolular, sağlık çalıÖzellikle gribin ağır seyredebileceği risk
Aşının etkili olabilmesi için eylül ayının
şanları, 6 ay-18 yaş arasında olup uzun süre
grubunda bulunanların aşı yaptırmaları
önem taşıyor. Bu kapsamda 65 yaş ve üzeri aspirin kullanması gerekenler grip için risk çok uygun olduğunu ancak halen yaptırılagrubundadır. Bu gruplar başta olmak üzere bileceğini vurgulayan Akova, "Şu anda da
kişiler, 2 yaşın altında bulunanlar, hamileaşı yapıldığında antikor oluşur ve gribe
ler, bakımevi ve huzurevinde kalanlar, kro- grip aşısı yapılmasını tavsiye ediyoruz."
Aşının eylül-ekim aylarında yaptırılması- karşı koruyuculuk sağlar" dedi. Akova, risk
nik böbrek yetmezliği, astım, kronik akcinın uygun olduğunu ancak hastalığın birkaç altındakiler ve bu kişiler ile aynı evde yaşağer, kalp-damar sistemi hastalığı olanlar,
yanların aşı yaptırması gerektiğini ifade
ay daha aktif olacağı düşünüldüğünde
bağışıklık sistemi baskılanmış olanlar, kan
hastalığı, şeker hastalığı, nörolojik hastalığı, henüz geç kalınmadığını kaydeden Bodur,
etti. (AA)
Hiç karşılaşmadığı kuzeni sayesinde hayata tutundu
ERZURUM - Karaciğer yetmezliği
nedeniyle 4 yıldır doku nakli olmayı bekleyen ve hastalığın son safhasında artık
komaya giren 24 yaşındaki Tansu Çakır,
daha önce hiç tanımadığı Muğla'da yaşayan amca kızının yaptığı doku bağışıyla
yaşama döndü.
Ardahan'da yaşayan 2 çocuk annesi
Çakır'a, "sarılık" şikayetiyle başvurduğu
Erzurum'daki Atatürk Üniversitesi (AÜ)
Tıp Fakültesi Hastanesi'nde karaciğer yet-
mezliği teşhisi konuldu. AÜ Organ Nakli
Eğitim Araştırma ve Uygulama
Merkezi'nde karaciğer doku nakli için sıraya yazılan Çakır, 4 yıldır organ bağışı beklediği sırada fenalaşarak komaya girdi.
Bu dönemde, Çakır'ın hastalığından
haberdar olan daha önce hiç tanışmadıkları
Muğla'da yaşayan amcasının kızı 34 yaşındaki Birgül Çakır Erzurum'a gelerek, doku
bağışında bulundu.
Tansu Çakır, nakil sonrası AA muhabiri-
ne yaptığı açıklamada, ölmek üzereyken
hiç görmediği amcasının kızı Birgül'ün
kendisine hayat verdiğini belirtti.
Birgül ile ilk defa, nakil sonrası tanıştığını ve onu çok sevdiğini belirten Çakır,
"Beni hiç tanımadığı halde hayata bağladı.
Organını verdikten sonra üstelik bana bakıcılık yapıyor. Ben artık hayattan hiçbir şey
beklemiyordum, umudumu kesmiştim. Bir
anda oldu ve hiç tanımadığım amcamın
kızı gelip beni hayata bağladı" diye konuştu. Kuzenine organ bağışında bulunan
Birgül Çakır da 32 yıl önce ailesinin
Ardahan'dan Muğla'ya yerleştiğini ve hiç
Ardahan'a gitmedikleri için akrabalarını
tanımadığını söyledi.
Babasının, kardeşi ve yengesiyle telefonla görüştüğünü ve bu konuşma sırasında
daha önce ismini bile bilmediği amcasının
kızının hastalığını öğrendiğini, 5 aylık
bebeği ile 5 yaşında kızı olduğunu duyunca da çok üzüldüğünü ifade eden Çakır,
şunları söyledi:
"Karaciğerinde kist varmış. Tansu'nun
ağabeyi, aynı rahatsızlıktan 6 yıl önce
vefat etmiş. Yengemle ve amcamla konuştum. 'Benim yapabileceğim ne varsa yapmaya hazırım' dedim. O da 'kan grubunun
uyması gerekiyor' dedi. Muğla'dan nakil
için hemen Erzurum'a geldim. Gürkan
Öztürk Hoca, organ naklinin bir an önce
yapılması gerektiğini ve hastanın son şansı
olduğunu söyledi. Hatta hoca bize 'yıllardır
neredeydiniz niye hiç kontrole getirmediniz' diye kızdı. Yani, Tansu ölüme terk
edilmişti. "
Amcasının kızının sağlığına kavuşmasına yardım ettiği için çok mutlu olduğunu
belirten Çakır, herkesin organ bağışına
duyarlı olmasını istedi.
Çakır, canlı bağışçı olmakta da korkacak
bir şey olmadığını dile getirerek, şunları
kaydetti: "Herkes duyarlı olsun, korkacak
hiçbir şey yok. Empati kursunlar.
Kendilerini zor durumda olan hastaların
yerine koysunlar. Herkes elinden geleni
yapmalı. Herkes etrafındaki birine yardım
ederse kimse sıkıntı yaşamaz. Amcamın
kızı olan Tansu'yu daha önce hiç görmemiştim, ismini dahi bilmiyordum. Gerçi
yasalar izin verse bu durumda bir arkadaşım, komşum dahi olsaydı, hiç tereddütsüz
yine aynı şeyi yapardım. Ameliyattan sonra
biraz sancı çekiyorsun, başka bir şey yok.
Şu an hiçbir şey olmamış gibi çok iyiyim
ve sağlıklıyım."
AÜ Organ Nakli Eğitim Araştırma ve
Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr.
Gürkan Öztürk de Tansu Çakır'ın yaklaşık
4 yıldır karaciğer beklediğini ve gittikçe
ilerleyen hastalığında nakil öncesi artık son
aşamaya girildiğini belirtti. (AA)
Akciğer kanseri
Yeni yıl hedefleriniz sizi tüketmesin
görülme sıklığı düşüyor
ANKARA - Sağlık Bakanlığı, kapalı alanlar başta olmak üzere birçok
yerde sigara kullanımına yasak getirilmesiyle akciğer kanserinin görülme
sıklığının yüz binde 59,5'ten yüz binde 51,9'a gerilediğini bildirdi.
Kanser Dairesi Başkanı Murat Gültekin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, akciğer kanserinin görülme sıklığının Türkiye'de ve diğer ülkelerde
ilk sıralarda yer aldığını söyledi.
Akciğer kanserinin en sık erkeklerde görüldüğüne dikkati çeken
Gültekin, "Kanser tanısı alan her 5 erkekten biri akciğer kanseridir" dedi.
Gültekin, tütüne bağlı kanserlerin tamamı dikkate alındığında erkeklerde
görülen kanserlerin üçte birinin tütün ve tütün ürünleri kullanımına bağlı
olduğunu belirterek, şunları söyledi:
"Erkeklerde kanser hızı, her yüz bin kişide 277'dir. Erkeklerde tütünle
ilişkili kanserin toplamına bakıldığında 2008'de yüz binde 90.8 olan oran
yüz binde 81.6'ya düşerek önemli bir ivme kaybetmiştir. Tütüne bağlı akciğer kanserinin görülme sıklığı erkeklerde 2008 yılında yüz binde 59,5 iken
yüz binde 51,9 oranlarına gerilemiştir. Son yıllarda erkeklerde akciğer kanseri görülme sıklığı giderek düşmektedir. Son 5 yıllık veriler incelendiğinde, erkeklerde akciğer kanserleri ve tütüne bağlı kanserlerde yaklaşık yüz
binde 10 azalma görülmektedir."
Gültekin, kadınlarda görülen kanser oranlarında küçük bir artış olduğunu
ifade ederek "Kadınlarda tütünle ilişkili kanserlerin oranı 2008'de yüz
binde 16,8 iken, yüz binde 18,2 oranına ulaşarak bir miktar artış gösterdi.
Yine kadınlarda tütün kullanımına bağlı akciğer kanseri gelişme sıklığı
2008 yılında yüz binde 7,1 iken bu oranın yüz binde 8'e çıktı" diye konuştu.
Akciğer kanserinin erkeklerde 25 yaşından itibaren tüm yaş gruplarında
en sık görülen kanser tipi olduğunun altını çizen Gültekin, "Güncel verilerimiz değerlendirildiğinde, Türkiye'de akciğer kanserinin halen önemli bir
halk sağlığı sorunu olduğunu görmekteyiz" değerlendirmesinde bulundu.
Gültekin, genç yaşlardan itibaren görülmeye başlanan akciğer kanserinin
önlenmesinde tütün kontrol programının yürütülmesi ve devamlılığının
sağlanmasının önemli olduğunu dile getirdi. Gültekin, özellikle erkeklerde
akciğer kanserinin görülme sıklığındaki azalmanın "ulusal tütün kontrol
programının bir başarısı" olduğunu sözlerine ekledi. (AA)
HABER MERKEZİ - Pek çok kişi için
yoğun tempoda geçen bir yıl daha geride kalırken, bu dönemde yeni hedefler belirlenip, iş ve
sosyal yaşama dair birtakım kararlar alınıyor.
Kişinin kendi kapasitesine uygun olmayan
hedefler belirlemesi ise aşırı stres yükünün getirdiği psikolojik sorunlara ve “tükenmişlik sendromu” gibi ciddi tablolara yol açabiliyor.
Memorial Ankara Hastanesi Psikiyatri
Bölümü’nden Doç. Dr. Levent Sütçigil, stres ve
tükenmişlik sendromuna karşı alınması gereken
önlemler ile ilgili bilgi verdi.
Tükenmişlik sendromu, uzun çalışma süreleri
ile ortaya çıkan aşırı duygusallık, yorgunluk ve
bunun sonucunda iş ve sorumlulukları yerine
getirememe durumudur. Bu tablo genel olarak
evre evre gelişim gösterir. İlk dönemde kişi
kendi kapasitesine uygun olmayan hedefler
belirler. Bu hedefleri gerçekleştirmek için kişi
çalışma süresini ve çabasını artırır. Daha sonra
kişi verdiği çabanın meyvelerini alamadığını
fark etmeye başlar ve hissettiği çaresizlik ile
başa çıkabilmek için daha fazla çalışır. Üçüncü
evrede çaresizlik daha belirgin hale gelir ve kişi
iş ve sosyal hayattan çekilmeye başlar.
Uykusuzluk, öfke patlamaları, sürekli gerginlik,
alınganlık, aşırı tepki gösterme ve kaygı gibi
daha önce göstermediği davranış değişiklikleri
ortaya çıkar. Son dönemde kişi olaylara karşı
son derece duyarsız, tepkisiz ve donuk hale
gelir. İş performansı tamamen düşer. Bu dönemde istirahat talepleri veya istifalar görülebilir.
Tükenmişlik sendromuyla başa çıkabilmek
için alınması gereken önlemler
Kişi durumunu fark ettiği andan itibaren kendisine zaman ayırmalı, işini eve taşımamalı, iş
dışında keyif aldığı aktiviteler yapmalıdır.
Kişinin ailesi ve sevdikleri ile vakit geçirmesi,
pozitif ruh halini korumasına yardımcı olacaktır.
Aynı anda birçok iş yapmak yerine, işler önem
sırasına göre planlanmalıdır
Kişinin kapasitesine uygun olarak belirlediği
uzun ve kısa süreli hedefleri tekrar gözden geçirmesi faydalı olacaktır.
İş arasında belli aralıklarla molalar verilmelidir. Yoğun bir çalışmanın arkasından, bir süre
ara vermenin performansı artıracağı unutulmamalıdır.
Kişi yakın çevresinden yardım istemekten
çekinmemelidir.
Eleştirilerin birçoğu kişiyle ilgili değil, kişinin
yaptığı bir davranışla ilgilidir. Eleştirilere karşı
açık olunmalıdır.
Sporun antidepresan etkisi kanıtlanmıştır.
Kişinin kendine uygun bir sporu düzenli olarak
yapması, tükenmişlik sendromundan korunmasına yardımcı olacaktır.
Tükenmişlik sendromunun belirtilerini yaşayan ve bu durumla başa çıkamayacağını düşünen kişiler vakit kaybetmeden profesyonel yardım almalıdır.
Dünyanın en
güçlü
antioksidan
kaynağı:
Propolis
BURSA - Arıların ağaçlardan ve bazı
otsu bitkilerin tomurcuk ve yapraklarından
toplayıp mumla karıştırarak kovanda ürettiği reçinemsi bir madde olan ve zamk
gibi yapışan propolisin dünyanın en güçlü
antioksidan kaynağı olduğu bildirildi.
İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ)
Kimya-Metalurji Fakültesi Gıda
Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, arıların propolisi
kovandaki istenmeyen boşlukların kapatılması için kullandığını söyledi.
Propolisin arıların ürettiği doğal bir
madde olduğunu anlatan Boyacıoğlu,
şöyle devam etti:
"Genel olarak rengi, bitkisel kaynağa
bağlı olarak değişmekle birlikte en yaygın
olanı, koyu kahverengidir. Propolisin bileşiminde, ağırlıklı reçine ve bitkisel balzam, vaks, esansiyel yağlar, az miktarlarda polen ve aminoasitler, mineraller, B
vitamini ve diğer organik bileşikler vardır.
Propolisin hastalık yapıcı bakterilere karşı
koruyucu özelliği bulunur ve çeşitli bakterilerin gelişimini durduran etkili bir doğal
antimikrobiyaldir. Ayrıca propolis, bazı
virüs türlerine ve küf gelişimine karşı da
etkilidir."
Boyacıoğlu, propolisin "herpes simplex" gibi virüslerin yol açtığı dudak
uçuklarına ve grip virüsüne karşı etkisinin
bilimsel olarak kanıtlandığını, uzun yıllardır fungal yani mantar enfeksiyonların
önlenmesinde de kullanıldığını belirtti.
"Propolisin içerdiği bileşikler, onu dünyanın en güçlü antioksidan kaynağı yapmaktadır" diyen Boyacıoğlu, propolisteki
antioksidan özelliğin hücrelerin yaşlanmasına neden olan serbest radikallerin oksijenle yıkımına karşı korunma sağladığını
dile getirdi.
Hücrelerin yaşlanması sırasında zarda
oluşan hasarlarla DNA zincirlerinde rastgele kırılmalar ve bağlanmalar meydana
gelebileceğine dikkati çeken Boyacıoğlu,
şöyle devam etti:
"Enzim ve yapısal proteinlerin zarar
görmesi, hücrenin ölmesi, kanser, sinir sistemi fonksiyonlarının yitimi ve kalp
damar hastalıkları ile diyabet ve bağışıklık
sistemi bozukluklarının oluşmasının temel
nedenidir. Antioksidanlar, bu olumsuz
etkileri düzenleyerek biyomoleküllere
verilen bu hasarın azalmasını sağlar.
Serbest oksijen radikallerinin oluşumu,
hava kirliliği, sigara kullanımı, kötü beslenme alışkanlıkları, alkol tüketimi, yetersiz ve kalitesiz beslenme, strese bağlı olarak artar. Antioksidanlar, kanser, sinir sistemi fonksiyonlarının yitimi ve kalp
damar rahatsızlıkları gibi hastalıkların
oluşmasına yol açan bu serbest radikallerin vücuda verdikleri zararı önlemede en
önemli görevi üstlenir. Antioksidanlar,
vücuttaki serbest radikallerle bağ kurarak
onları bağlar. Böylece serbest radikallerin
vücuda vereceği potansiyel zararlar önlenmiş olur."
Propolisin eski zamanlardan beri dünyanın pek çok bölgesinde kullanıldığını
anlatan Boyacıoğlu, ürünün kulak enfeksiyonu, bronş, astım ve solunum yolları iltihapları, mide ve onikiparmak bağırsağı
ülserleri, romatizmal hastalıklar ile cilt
kanseri tedavisinde iyileştirici etkisinin
bilindiğini, diş eti hastalıkları tedavisinde
ise merhem gibi kullanıldığını aktardı.
Propolisin kovana konan tuzaklarla üretildiğini söyleyen Boyacıoğlu, "Tuzaklar,
propolisle dolunca üreticiler, bize gönderiyor. Daha sonra ürünü tuzaklardan söküp,
geliştirilen yöntemlerle proses edip sağlık
potansiyelini açığa çıkartıyoruz. Propolisi
asla el değmeden, hijyenik koşullarda işliyoruz" ifadelerini kullandı.
Boyacıoğlu, Türkiye'de propolis üretiminin yılda yaklaşık 1 ton olduğuna işaret
ederek şunları kaydetti:
"Ülkemizde propolis, ağırlıkla ithal
edilmektedir ancak halen dünyada kabul
görmüş bir standardı olmadığından tüketicilerin ithal ürünlere dikkatli olması
gereklidir. (AA)
14
31 Aralık 2015 Perşembe
Turistler "konik
kubbeli otelde"
konaklayacak
ŞANLIURFA - Tarihin ilk İslam üniversitesinin
bulunduğu, farklı mimarisiyle turizmin gözdesi
Şanlıurfa'nın Harran ilçesinde ziyaretçiler, İl Kültür ve
Turizm Müdürlüğünce bir kümbet evin restore edilmesiyle yapılacak otelde konaklayacak.
Dünyanın en eski yerleşim yerleri arasında gösterilen, Asur ve Emeviler'e bir dönem başkentlik yapan, ilk
İslam üniversitesinin kalıntılarının yer aldığı Harran,
her yıl yüzlerce yerli ve yabancı turisti ağırlıyor.
Halk mimarisinin ürünü konik kubbeli evleriyle
turistleri büyüleyen Harran, Şanlıurfa'da en çok ilgi
çeken turizm mekanları arasında yer alıyor. Rasathane
ve Emeviler döneminden kalma Ulu Cami ise ziyaretçileri adeta tarihe yolculuğa çıkarıyor.
Konaklama sıkıntısı nedeniyle ziyaretçilerin gece
kalamadığı ilçede, sorunu gidermek için çalışma başlatan İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, koruma altındaki
bir kümbet evi, restorasyonunu yaparak butik otele
dönüştürmeye hazırlanıyor.
İl Kültür ve Turizm Müdür Vekili Aydın Aslan, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, Harran'ın önemli tarihi
değerlere sahip olduğunu belirtti.
İlçedeki tarihi dokuyu korumak adına çalışmalar
yaptıklarını vurgulayan Aslan, Kültür ve Turizm
Bakanlığı ile Karacadağ Kalkınma Ajansının desteğiyle
"Harran Kümbet Evleri Restorasyonu ve Butik Otel
Dönüşüm" projesini geliştirdiklerini söyledi.
Bu çalışmayla hem ilçedeki konaklama sorununu
çözmeye hem de vatandaşlara örnek olmaya çalışacaklarını vurgulayan Aslan, şunları kaydetti:
"Özellikle sur içinde koruma amaçlı imar planı çerçevesinde ayakta olan yapılardan bir kümbet evin hem
restorasyonunu yapacağız hem de butik otele çevireceğiz. Bu kapsamda 10 odalı otel düşünüyoruz. Otel
tamamıyla koruma kullanma dengesine sadık kalınarak, yerel mimari unsurları barındırılarak yapılacak. Bu
anlamda, sur içindeki vatandaşlarımıza, özellikle bu
tarz yapıların ev pansiyonculuğu ve turizmde kullanılmasıyla ilgili bir örnek model oluşturacak. Projemizin
2016'nın başında başlayacağını öngörüyoruz. Projenin
tamamlanmasıyla özellikle konaklamayla ilgili sorunumuzu halletmiş ve Harran'ın özgün mimarisini turizmde kullanmış olacağız."
Harran'ın turizm potansiyelini artırmayı planladıklarını ifade eden Aslan, bu çalışmalarla tarihi evleri de
korumayı amaçladıklarını bildirdi.
Turizmcilerden Ali Kızıl ise turizm yoğunluğu
yaşanmasına rağmen konaklama sorunu nedeniyle
ziyaretçilerin ilçeden erken ayrılmak durumunda kaldığını belirtti.
Kızıl, otel yapılması durumunda hem daha çok
turistin Harran'a geleceğini hem de ziyaret süresinin
uzayabileceğini dile getirdi.
Türkmen Mezarlığı
gün yüzüne çıkarılıyor
TURİZM
HATAY - Hatay'ın Hassa ilçesindeki
Karapınar Türkmen Mezarlığı'nda geçen yıl
başlatılan arkeolojik kazı çalışmaları devam ediyor. Hassa Kaymakamı Mustafa Pala ve Belediye
Başkanı Abdurrahman Demirel, Hatay Arkeoloji
Müzesi başkanlığında Mustafa Kemal
Üniversitesi (MKÜ) iş birliğiyle yürütülen,
Türkmen Mezarlığı olarak tescil edilen alandaki
kazı çalışmalarını inceleyerek yetkililerden bilgi
aldı.
Hatay Arkeoloji Müzesi Müdür Yardımcısı
Demet Kara, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
mezarlığın bulunduğu bölgede şu an temizlik
çalışmalarının yapıldığını söyledi.
Mezarlık bölümünde restorasyon çalışmasının
da devam ettiğini ifade eden Kara, mezarlığı gün
yüzüne çıkararak turizme kazandırmayı
amaçladıklarını dile getirdi.
Kara, mezarlıkta kullanılan damgalar ve
anlamlarına ilişkin bir katalog da hazırlamayı
düşündüklerini de belirtti.
Mustafa Kemal Üniversitesi Sanat Tarihi
Bölümü Başkanı Yrd. Doç. Dr. Mine Günel
Temiz de 18 dönüm olarak tescillenen mezarlık
alanında gerek doğa yoluyla gerekse insan eliyle
büyük bir tahribat meydana geldiğine işaret etti.
Mezar taşların yüzeyinde aşınmalar bulunduğunu vurgulayan Temiz, taşlar üzerinde
damgalar ve bir takım işaretler yer aldığını, bunların kökenini ve anlamlarını çözmeye çalıştıklarını belirtti. Bu arada mezarlıkla ilgili kesin bilgilere bilimsel araştırma sonucunda ulaşılacağı
kaydedildi.
Tarsus'ta antik yol bulundu
1
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
Yıl: 45
Sayı: 15348
7
31 Aralık 2015
Perşembe
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
9
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
MERSİN - Mersin'in Tarsus ilçesinde 3. derece sit alanında yapılan
çalışmada antik yol bulunduğu bildirildi.
Tarsus Müze Müdürü Mehmet
Çavuş, yaptığı yazılı açıklamada,
Caminur Mahallesi'nde 3. derece
arkeolojik sit alanı içerisinde bulunan
alanda gerçekleştirilen sondaj kazısında bazalt taştan, poligonal teknikte
inşa edilmiş antik yol ortaya çıkarıldığını belirterek, kazı çalışmalarında
Roma dönemi ve İslami dönemlerini
de kapsayan kültür katmanlarının varlığının belirlendiğini kaydetti.
Yolun batı cephesinde yolla bağlantılı sıra dükkanlar ile ayrıca pişmiş
toprak künk boru sisteminin de tespit
edildiğini aktaran Çavuş, açıklamasında şunları kaydetti:
"Deniz kapısı olarak bilinen tarihi
Kleopatra Kapısı'nın 215 metre kuzeydoğusunda ve kapı ile aynı aksta ortaya çıkan kuzeydoğu-güneybatı doğrultusunda uzantı veren bazalt taştan
yapılan yolun, antik dönem Tarsus
kentinin hemen güneyinde yer alan
Regma (Aynaz) Gölü ve Kydnos
(Berdan) Nehri vasıtasıyla Akdeniz
deniz ticaretine ve Mersin güzergahına
ulaşımı sağlayan şehrin merkezindeki
ana arterlerden birisi olduğu anlaşılıyor." Çavuş, sondaj kazısında çıkarılan
antik yolun, Tarsus Müze Müdürlüğü
başkanlığında Selçuk
Üniversitesi'nden Prof Dr. Levent
Zoroğlu'nun bilimsel danışmanlığında
1993-2003 yılları arasında gerçekleştirilen kazı çalışmalarında ortaya çıkarılan Tarsus'un tam ortasında bulunan
Antik Cadde ile aynı özellikleri taşıdığını da belirtti. (AA)
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
31 Aralık 2015 Perşembe
Sercan Yıldırım'dan tarihi goller
BURSA- Bursaspor'un
Şampiyonlar Ligi'nde sahasındaki ilk
golünü atıp, ilk ve tek puanını
kazandırarak kulüp tarihine geçen
Sercan Yıldırım, yeni stadın tamamlanmasının ardından futbol maçlarına kapanan ve yakında yıkılacak
olan Atatürk Stadı'nda takımının son
golünü kaydederek, adını yine kulüp
tarihine yazdırdı.
Yeşil-beyazlı takımın Mersin
İdmanyurdu ile oynadığı ve 2-1
kazandığı maçın ikinci yarısında
kafayla rakip fileleri havalandırarak,
Köyde "çoban",
buz pistinde "kral"
takımına galibiyeti getiren golü atan
Sercan Yıldırım, AA muhabirine
yaptığı açıklamada, pek çok anısının
bulunduğu Atatürk Stadı'nda bir
daha çıkamayacak olmanın hüznünü
yaşadığını söyledi. Geçmişi 1926
yıllarına kadar uzanan 1948 yılında
stat şeklini alan Bursa Atatürk
Stadı'na, top toplayıcılıktan futbolculuğa kadar pek çok kez çıktığını vurgulayan Sercan, çocukluk ve gençlik
yıllarına şahitlik eden bu mekanı
hayatı boyunca unutmayacağını kaydetti. (AA)
Atletizm, 2015'te
doping iddialarının
gölgesinde kaldı
ERZURUM - Erzurum'da ailesiyle birlikte
hayvancılıkla uğraşan ve çobanlık yapan
Menderes Eren, 4 yıl önce başladığı sürat pateninde, Türkiye'nin Avrupa şampiyonalarında yarı
final koşan ilk sporcusu olma başarısına, Katar'da
katıldığı şampiyonada 4 altın, 1 gümüş madalya
ekledi.
Palandöken'de çobanlık yaparak geçimini sağlayan Mezher ve Sultan çiftinin 6 çocuklarından
en büyüğü olan 21 yaşındaki Menderes, aile mesleği olarak hayvancılık ve çobanlığın yanında sürdürdüğü başarılı eğitim ve spor hayatıyla dikkat
çekiyor.
Atatürk Üniversitesi Spor Bilimleri
Fakültesi'nde öğrenim gören ve kayaklı koşuyla
başladığı spor yaşamını 2011'de Erzurum'da yapılan Üniversiteler Kış Oyunları'ndan bu yana, sürat
pateni branşında sürdüren Menderes Eren, bu
dalda kısa sürede önemli başarılara imza attı.
Almanya'da geçen yıl düzenlenen Sürat Pateni
Avrupa Şampiyonası'nda yarı final koşan ilk Türk
sporcu olan Menderes, başarı çıtasını yükselterek
19-20 Aralık tarihlerinde yapılan Uluslararası
Katar Sürat Pateni Kupası 2015 yarışmasında,
Türkiye'ye bireysel olarak 3 altın, 1 gümüş, takım
arkadaşı Muhammed Karadeniz ile koştuğu bayrak yarışında da 1 altın madalya kazandırdı.
Hırsı ve azmi sayesinde kısa sürede milli
takım kaptanlığına getirilen ve arkadaşları tarafından "Kral" diye çağrılan milli sporcu, Güney
Kore'de yapılacak 2018 Kış Olimpiyatları'na kota
almayı hedefliyor.
Menderes Eren, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 5 yıl önce başladığı bu spor branşında
başarılı olmak için çok çaba harcadığını ve
sonunda takım arkadaşlarıyla birlikte başarılı
sonuçlar elde ettiklerini söyledi.
Sürat pateninde öncelikli hedefinin olimpiyatlara katılma hakkı elde etmek olduğunu belirten
Menderes, "Bir ay sonra Rusya'da Avrupa şampiyonası var. Rusya ile aramızda bazı sıkıntılar
olması nedeniyle belki gidemeyebiliriz ama çalışmalara devam ediyorum. İnşallah sıkıntı çözülür
ve giderim. Ben orada da en iyi dereceyi elde
etmeye çalışacağım. Asıl hedefim, 2018 Kış
Olimpiyatları'na kota almak ve orada en iyi dereceyi elde etmek" diye konuştu.
Babasının hayvancılık ile uğraştığını ve evlerinin gelirinin bu şekilde sağlandığını anlatan
Menderes, şunları söyledi:
"Babam bu şekilde, büyük zorluklar çekerek
bizi yetiştirdi. Spora başlamadan önce de babamla
birlikte hayvanlara bakıyordum. Okul ve antrenmanım olmadığı zamanlarda da yine gelip babama yardımcı olmaya çalışıyorum. İki kardeşim de
şimdi köyde sürünün çobanlığını yapıyor. Boş
zamanlarımda ben de onların yanına gidiyorum
ve yardımcı oluyorum. Şimdi ben milli sporcu
oldum. Ödüllerim ve sağlanan imkanlarla aileme
destek olmaya çalışıyorum."
Türkiye Buz Pateni Federasyonu Başkanı
Dilek Okuyucu ise Menderes Eren'in büyük
maddi zorluklar yaşamasına rağmen bu başarıyı
yakaladığını belirterek, kendisinden olimpiyat
için önce kota, sonrası için de madalya beklediklerini dile getirdi. (AA)
ANKARA- 2015 yılında atletizmdeki sportif faaliyetlerden çok dopinge bağlı yolsuzluk ve rüşvet iddiaları konuşuldu. Atletizm için 2015, skandalların yılı olarak
kayıtlardaki yerini aldı. Dünya Dopingle Mücadele
Ajansı (WADA) tarafından Alman televizyonlarında yer
alan sistematik doping iddiasını soruşturmak için görevlendirilen bağımsız komisyonun, Rusya'nın dopingi desteklediği sonucuna vardığı, Rus atletlerin yarışmalara
katılım haklarının askıya alınması ve Rusya'daki doping
analiz laboratuvarının akreditasyonunun iptal edilmesi
önerilerinde bulunduğu raporun açıklanması, atletizm
için yeni bir dönemi başlattı. WADA'nın soruşturma
başlatmasından kısa süre sonra Rusya Dopingle
Mücadele Ajansı (RUSADA), aralarında 3 olimpiyat
şampiyonunun da bulunduğu 5 atlete men cezası verdi.
Rus atletlerden Sergei Kirdyapkin, Olga Kaniskina,
Sergei Bakulin doping yaptıkları gerekçesiyle 3 yıl 2 ay,
Valery Borchin 8 ay, Vladimir Kanaykin ise ömür boyu
müsabakalardan men edildi. Fransız savcıların
WADA'dan gelen bilgiler doğrultusunda başlattığı
soruşturma kapsamında ise eski IAAF Başkanı Lamine
Diack, yolsuzluk suçundan gözaltına alındı. 82 yaşındaki Diack ve aynı soruşturmada gözaltına alınan danışmanı Habib Cisse, tutuksuz yargılanmak üzere serbest
bırakıldı. Senegalli eski yönetici Diack'ın, IAAF'nin
pazarlama bölümünün yöneticisi olan oğlu Pape
Massata Diack'ın da Rusya'daki doping skandallarının
üstünü kapatarak yolsuzluk yaptığı gerekçesiyle görevinden istifaya zorlandığı ortaya çıktı. (AA)
Rekortmen ciritçi olimpiyat için çalışıyor
MERSİN - Mersin Sporcu
Eğitim Merkezi tarafından
yetiştirilen ve 75,65 metre atışla ciritte gençler Türkiye rekorunu elinde bulunduran 18
yaşındaki Emin Öncel, 2020
Tokyo Olimpiyatları'nda milli
formayı giymek için şimdiden
sıkı çalışıyor.
Türkiye Olimpiyat Hazırlık
Merkezi sporcusu olmaya hak
kazanan başaran Öncel, gösterdiği performansla gelecek
adına umut veriyor.
Olimpiyatlarda mücadele etme
hayalini gerçekleştirmek için
günde çift antrenman yaparak
hazırlanan Öncel'in hırsı,
antrenörlerini de memnun ediyor. Emin Öncel, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çeşitli
müsabakalarda başarılı olduğunu ve olimpiyat hazırlık merkezine girdiğini söyledi.
Ciritteki yeteneği nedeniyle
hocalarının bu alanda devam
etmesini istediğini anlatan
Öncel, "6 yıl önce cirit sporuna başladım. Daha ilk yıllarımda girdiğim şampiyonalarda
önemli dereceler elde ettim.
Daha sonra Türkiye şampiyonluklarım gelmeye başladı.
Başarı geldikçe daha da hırslandım" dedi.
Öncel, yıldızlarda Avrupa
şampiyonluğunu da elde ettiğini, Türkiye Atletizm
Federasyonu'nun 2015 faaliyet
programları kapsamında yer
alan Olimpik Baraj
Yarışları'nın ağustos ayında
yapılan Mersin bölümünde
kendisine ait olan gençler
Türkiye rekorunu 75,65'e
çıkardığını anımsattı.
Başarı çıtasını her geçen
gün daha da yukarıya çıkartmak istediğini ifade eden
Öncel, "Her sporcunun en
büyük hayali olimpiyatlarda
mücadele etmektir. Ben de bu
hayalle yaşıyorum. Yaşım
nedeniyle Rio'ya yetişemedim
ancak Tokyo Olimpiyatları'nda
yerimi almak istiyorum. Bunun
için büyük bir hırsla çalışıyorum. Hedefime ulaşmak istiyorum" diye konuştu.
Atletizm Federasyon
Mersin İl Temsilcisi ve
Olimpiyat Hazırlık Merkezi
Koordinatörü Halil Oğuz da
2013 Akdeniz Oyunları'na da
ev sahipliği yapan Mersin'in,
önemli bir atletizm kenti olduğunu söyledi.
Emin Öncel'in 6 yıl önce
fırlatma topuyla başladığı
sporda şu an ciritte Türkiye'nin
en iyileri arasına girdiğini
ifade eden Oğuz, "Emin
Türkiye yıldızlar ve gençlerde
rekor kırdı. Ülke olarak hedefimiz 2020 Tokyo
Olimpiyatları'nda Türkiye'nin
en iyilerini götürmek. Emin'in
de bu en iyiler arasında olacağına inanıyoruz. Kendisi çok
başarılı bir sporcu ve ona çok
güveniyoruz" ifadelerini kullandı. (AA)
Milli karateci Sofuoğlu, son
kez gençlerde yarışacak
SAKARYA - Karatede gençlerde dört kez Avrupa
ve bir kez dünya şampiyonluğuna ulaşan Ali Sofuoğlu,
son kez Kıbrıs Rum Kesimi'nde yarışacağı 21 Yaş
Altı'nda beşinci Avrupa şampiyonluğuna ulaşmayı
hedefliyor.
Gençlerde ferdi katada dört kez Avrupa şampiyonu
olan Sofuoğlu, 12-15 Kasım'da Endonezya'da yapılan
Dünya Ümit, Genç ve 21 Yaş Altı Karate
Şampiyonasında da birinci oldu. Kariyerindeki ilk
dünya şampiyonluğuna ulaşan 20 yaşındaki Sofuoğlu,
21 Yaş Altı kategorisindeki son karşılaşmasına 5-7
Şubat 2016 tarihinde Kıbrıs Rum Kesimi'ndeki Limasol
kentinde düzenlenecek 43. Avrupa Ümit, Genç ve 21
Yaş Altı Karate Şampiyonasında çıkacak. Burada 21
Yaş Altı kategorisini noktalayacak olan Sofuoğlu, ilk
kez büyükler kategorisinde çıkacağı 2016 Avrupa
Büyükler Karate Şampiyonasında final oynamak istiyor.
Sofuoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 12-15
Kasım'da Endonezya'da yapılan Dünya Ümit, Genç ve
21 Yaş Altı Karate Şampiyonasında birinci olduğu belirterek, "En kuvvetli Japon rakibimle yarıştım. Bir önceki
dünya şampiyonasında beni 5-0 yenmişti. Ben de onu
burada 4-1 yendim. İspanyol'la yarıştığım final maçını
da 5-0 aldım, dünya şampiyonu oldum. 2011'de dünya
ikinciliğim vardı. Tek eksik, dünya şampiyonluğuydu.
O da tamamlanmış oldu" diye konuştu. Sofuoğlu, şampiyonadan iki ay önce antrenmanlara başladığını, çok
çalıştığını ifade ederek, şunları söyledi: "Dünya şampiyonasından döndükten sonra da sadece bir gün evde
durdum. Sonra 2016 Avrupa Büyükler Karate
Şampiyonası vizesi alabilmek için tekrar antrenmana
başladım. Adana'da düzenlenen Büyükler Türkiye
Şampiyonasına katıldık. En güçlü rakibim Mehmet
Yakan'dı. 4 yıldır büyüklerde o gidiyordu.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
31 Aralık 2015 Perşembe
Taşınabilir Pil Üreticileri ve
İthalatçıları Derneği (TAP) ile
Sincan Belediyesi, Atık Pil
Toplama Kampanyası başlattı.
Atık pil toplama seferberliği
Altındağ’da
karakışa hazır
HABER MERKEZİ-Meteoroloji’den gelen “kar yağışı” uyarısı sonrası Altındağ Belediyesi, yaklaşan kış koşullarına hazırlandı. Tüm teknik ekip ve araç donanımını gözden geçiren, aksaklıkları gideren ve eksikleri tamamlayan Altındağ Belediyesi, vatandaşlara daha iyi hizmet verebilmek için karla mücadele araç filosuna yeni araçlar ekledi. Altındağ Belediyesi Fen İşleri
Kampusu’nda görücüye çıkan yepyeni araçlar, Altındağ
Belediyesi’nin gücüne güç kattı.
Karla daha iyi mücadele edebilmek ve kış şartlarında vatandaşların mağdur olmasını engellemek için satın alınan greyder, küreme aracı, tuzlama aracı, yükleyici iş makinesi, dar ara sokaklarda
hizmet veren tuzlama kamyonetleri ve çalışma programını belirleyerek ekiplere bildiren kılavuz araç, Altındağ Belediyesi araç filosundaki yerini aldı.
Meteorolojinin
kar uyarısının ardından çalışmaları hızlandırdıklarını belirten Altındağ
Belediye Başkanı
Veysel Tiryaki
“Altındağ’ın pek çok
mahallesi rakım olarak yüksekte bulunduğundan kış koşullarını oldukça ağır
şartlarda yaşıyoruz.
Geçtiğimiz yıllarda
karla mücadele için ekiplerimiz 24 saat görev başındaydı. Bu yıl
araç filomuza kattığımız yepyeni araçlar ile bu mücadelemizi daha
etkin ve daha hızlı bir biçimde sürdüreceğiz.” dedi.
Karla mücadele ekiplerinin, 2 vardiya şeklinde, 24 saat boyunca çalıştıklarını belirten Fen İşleri Müdürü Turgay Sevindik ise,
Altındağ Belediyesi’nin araç ve personel gücüne dikkati çekti. “60
personel ve güçlü ekipmanlarımız sayesinde, kış koşulları için
şimdiden önlemimizi aldık. Vatandaşlarımız ile işbirliği içerisinde,
kazasız, belasız ve sağlıklı bir kış geçirmeyi diliyoruz.” dedi.
Geçen yıllarda yaşanan zorlu tecrübeler dolayısıyla bu yıl satın
alınan tuz miktarını da artırdıklarını belirten Sevindik, bu yıl 1000
ton tuz satın alındığını, bu tuzun kış boyunca Altındağ’daki tüm
ana ve ara arterleri açık tutacağını söyledi.
Çetin, TÜRKSOY’u
ziyaret etti
Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY)’nı ziyaret
eden Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin, Genel
Sekreter Düsen Kaseinov ile bir araya geldi.
HABER MERKEZİ- Sincan Belediyesi,
okullar arası Atık Pil Toplama Kampanyası’nı
başlattı. Bu yıl 9’uncusu düzenlenen kampanyada
Sincanlı öğrenciler şimdiden yüzlerce kilo pil topladı. Atık pillerin çevrede yol açacağı tahribatın
önüne geçilmesini hedefleyen kampanya, 30
Nisan 2016 tarihinde sona erecek. İlkokul, ortaokul ve liselere yerleştirilenatık pil toplama kutularında biriken piller 30 Nisan’da tartılacak ve
dereceye giren okullar belirlenecek. Türkiye genelinde yapılan ve öğrencilerde çevre duyarlılığı
oluşturulmasını sağlayacak kampanya kapsamında
il genelinde ilk üçe giren okullara yazıcı, spor seti
ve satranç takımı gibi çeşitli ödüller verilecek.
İlçe genelinde birinci olan okula da satranç takımları ve eğitim panosu hediye edilecek.
Kampanyaya destek veren okullara başarılar
dileyen Sincan Belediye Başkanı Doç. Dr.
Mustafa Tuna, “Sincan’da 7’den 70’e tüm vatandaşlarımıza özellikle de gelecek konusunda en
büyük güvencemiz çocuklarımıza çevre bilinci
aşılanıyor. Hedefimiz pillerin doğaya zarar vermeden faydaya dönüştürülmesi” dedi.
Çinko, manganez, gümüş ve civa gibi birçok
ağır metali bünyesinde barındıran pillerin çevre
için oldukça tehlikeli olduğunu belirten Başkan
Tuna, atık pillerin zararını en aza indirebilmenin
en önemli şartının ise vatandaşların atık pillerin
doğaya vermiş olduğu zararlar konusunda bilinçlendirilmesi olduğunu söyledi. Başkan Tuna, pillerin doğaya atılması durumunda karşılaşılabilecek tehlikeler hakkında bilgilendirmeler yaptıklarını, doğaya büyük zarar veren atık pillerin toplanmasını ve çevreye zarar vermeden ekonomiye
yeniden kazandırılması için geri dönüşümünün
sağlanmasını hedeflediklerini söyledi.
Halk Ozan’ı Neşet Ertaş ölümünün 3. yıldönümünde Yenimahalle
Belediyesi Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi’nde anıldı.
HABER MERKEZİ- Kırşehirli
Dernekler Federasyonu tarafından
Yenimahalle Belediye Başkanı Fethi
Yaşar’ın ev sahipliğinde düzenlenen
“Neşet Ertaş Destanı” konser programına Danıştay Başkanı Zerrin Güngör,
Sayıştay Başkanı Doç. Dr. Recai
Akyel, AK Parti Ankara Milletvekili
Nevzat Ceylan, AK Parti Kırşehir
Milletvekili Bilal Aslan, Kırşehir Valisi
Necati Şentürk, çok sayıda bürokrat ve
Kırşehirliler katıldı.
2 Bin kişilik salonun hınca hınç
dolduğu gecede Hamoy Halk Müziği
Topluluğunun yorumladığı birbirinden
güzel türküler salonu inletti.
Gecede Kırşehirli Dernekler
Federasyonu Genel Başkanı Hilmi
Gökçınar, demokratik kitle örgütlerine
ve hemşeri derneklerine verdiği destekler sebebiyle “Sivil Toplumun
Abisi” diye anılan Yenimahalle
Belediye Başkanı Fethi Yaşar’a katkılarından dolayı teşekkür plaketi verdi.
Neşet Ertaş’ın sınırların ötesine
geçebilen ve herkesin duygularına tercüman olmayı başarabilmiş bir gönül
adamı olduğunu hatırlatarak konuşmasına başlayan Yenimahalle Belediye
Başkanı Fethi Yaşar “Devlet sanatçılığı
unvanı yerine halkın kendisine verdiği
Neşet Usta, Neşet Baba unvanını tercih etmiş, halkı ve toprağı ile bağını
hiç koparmamış olan ozanımızı saygı
ve özlemle anıyorum” dedi.
Yaşar “Neşet Usta’nın hayatına
yakından baktığımızda da o içli türkülerin, acılı bozlakların nasıl doğduğunun ipuçlarını da elde ediyoruz.
Yokluk ve yoksulluk ile gurbette geçen
hayatında mütevazılığı ve insan sevgisi
hepimizin yüreğinde izler bırakıyor.
Hepimiz bir gün gideceğiz geriye
sadece yaptıklarımız ve iyiliklerimiz
kalacak. Büyük usta, zamanın ötesinde
bu kubbede hoş bir seda bırakan, ölümün kapısından geçerek
Dost’un
Bahçasına
erişmiştir.
Ondan geriye
derin manalar
içeren türküleri yadigâr
kaldı.
Karacaoğlan,
Yunus Emre,
Âşık Veysel
gibi bu topraklarda doğmuş, bu topraklara eserleriyle kazınmış ve bu topraklara gömülmüş Neşet Ertaş’ın da sözleri ve sazı binlerce yıl söylenmeye,
devam edecektir” diye konuştu.
Federasyon Başkanı Gökçınar da
“Neşet Ertaş Kırşehir’de doğmuş bir
sanatçı olmasına rağmen Türkiye
genelinde bütün vatandaşlarımızın
gönlünde taht kurmuş ve
Türk halk müziğine çok önemli
eserler katmış
değerli bir ozanımızdır. Böylesine
önemli bir değeri
gelecek nesillere
taşımak bizlerin
görevidir. Neşet
Ertaş’ın türkülerinden öğrenecek
daha çok şeyimiz
olduğuna inanıyorum. Sadece Neşet Ertaş’ı anmak
değil, onu türküleriyle anlamakta gerekiyor. Türkiye’de bir Neşet Ertaş destanı yazılmıştır. Bu destanı sonsuza
kadar sürüklemekte bizlerin ve gelecek
nesillerimizin elindedir” dedi.
Engellilik farkındalığı söyleşisi
HABER MERKEZİ-Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk
Çetin ve Belediye Başkan Yardımcısı Nedim Erçetin,
TÜRKSOY’a bir ziyaret gerçekleştirdi. TÜRKSOY Genel
Sekreteri Düsen Kaseinov, Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği
(EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren ve Genel
Sekreter Beşir Var ile bir araya gelen Başkan Çetin, Türk halklarının kardeşliğini güçlendirmek, ortak kültürünü gelecek nesillere aktarmak ve dünyaya tanıtmak amacıyla 23 yıldır hizmet
veren TÜRKSOY’un çalışmaları hakkında bilgi aldı. Yapılan
çalışmaların çok önemli olduğunu belirten Selçuk Çetin
“TÜRKSOY’un, özellikle Türk dünyasının ortak geleneği olan
Nevruz etkinliklerini dünya kamuoyuna tanıtması bizleri ziyadesiyle memnun etmiştir” dedi.
TÜRKSOY’un Türk kültür ve sanatının her alanında faaliyet
yürüten güzide bir kuruluş olduğunu belirten Pursaklar Belediye
Başkanı Selçuk Çetin, “TÜRKSOY aynı zamanda kültür diplomasisi icra ediyor. Başarılarının artarak devam etmesini arzu
ediyorum. Emeği geçen herkesi tebrik ediyorum” diye konuştu.
Belediyeler ile çok yakın ilişkiler içerisinde olduklarını ve
ortak etkinliklere imza attıklarını ifade eden TÜRKSOY Genel
Sekreteri Düsen Kaseinov ise her yıl farklı ülkelerden yüzlerce
sanatçının katılımıyla, tiyatrodan sinemaya, müzikten plastik
sanatlara çeşitli festivaller düzenlendiklerini belirtti. Bu festivaller sayesinde ortak Türk kültürünü gelecek nesillere aktardıklarını ifade eden Kaseinov “Bu faaliyetlerin hayata geçmesinde
belediyelerin büyük katkılarını görüyoruz. Pursaklar Belediyesi
de kültür ve sanat alanında mükemmel hizmetlere imza atıyor.
2016 yılı içerisinde ortak etkinlikler gerçekleştireceğimizin müjdesini vermek istiyorum. Sayın Başkan’a ziyaretten dolayı
teşekkür ediyorum” dedi.
Pursaklar Belediye Başkanı Selçuk Çetin, ziyaret sonunda
TÜRSOY Genel Sekreteri Düsen Kaseinov’a tablo hediye etti.
HABER MERKEZİYenimahalle Belediyesi, Beştepe
Koleji’nde “Engellilik Farkındalığı”
söyleşisi düzenledi.
Belediyenin Engelliler Birimince
ortaokul ve lise öğrencilerine iki
seansta verilen söyleşide, engellenme duygusu nedir? Engelli birey
hangi duygu durumunu yaşamaktadır? Engelli olmak mutluluğa engel
midir? Engellilere yardım ederken
doğru iletişim temelinde nelere dikkat etmeliyiz gibi sorulara cevap
arandı.
Engelliler Birim
Sorumlusu,konuşmacı Emrullah
Yılmaz’ın kendi hayat öyküsünü de
anlattığı söyleşide, Yılmaz’ın engellilerin hayatını kolaylaştıran buluşları oldukça dikkat çekti. Yılmaz’ı tebrik eden öğrenciler,buluşu denemeyi
de ihmal etmedi.
Sahnede öğrencilerle
birlikteEmpati konulu minik canlandırmalara da imza atan Yılmaz,
engellilerin günlük hayatta çektiği
sıkıntıları öğrencilerin canlandırmasını istedi. Tekerlekli sandalyeye
binerek fiziksel engelli bir bireyi
anlamaya çalışan öğrenciler, görme
engeli olan bir bireyi de canlandırarak engellilerle empati kurdular.
Aynı zamanda engelli bireylere yardım ederken nelere dikkat edilmesi
konusunda da bilgi sahibi oldular.
Öğretmenlerin ve öğrencilerin
dikkatle dinledikleri söyleşide, bilmedikleri bir konuda hakkında bilgi
sahibi olduklarını söyleyen öğrenciler, “Artık engelli bireyleri daha iyi
anlayacağız. Sorunlarına daha çok
eğileceğiz. Onlarla iletişim kurarken
doğru iletişim kurma yönünde daha
dikkatli olacağız” dediler.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
6 Kişilik
Hindistan Cevizli Rulo Pasta
Malzemeler
1,5 paket petibör bisküvi (300 gr)
3 yemek kaşığı kakao
1 su bardağı süt
2 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı
Hazırlanışı
İç harcı için;
1 su bardağı hindistan cevizi
1/2 su bardağı süt
1/2 su bardağı toz şeker
Öncelikleri bisküvileri robotta
kırarak içine kakao, tavada eritilmiş margarin ve sütü ekleyip bir
hamur elde edin. Gerekirse biraz
daha süt ilave edebilirsiniz.. Daha
sonra hamuru sermiş olduğunuz
strech filmin üzerine koyarak elinizle biraz düzeltin ve üzerine yine
strech film serip merdane yardımıyla açın. Çok ince yapmamaya
dikkat edin. Diğer yandan bir kabın içine hindistan cevizi, süt ve
şekeri ekleyip karıştırın ve bu karışımı açtığınız hamurun üzerine
yayın. Hamuru sararak rulo şekline getirin ve strech filmle sıkıca
paketleyin. Servis etmeden önce buzdolabında birkaç saat bekletin. Servis ederken fındık veya cevizle de süsleyebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...
Download

2015`te NE OLDU - Yedigün Gazetesi