ÖZEL SÖYLEŞİ
Dr. Talat Ulussever:
HEDEFİMİZ İSTANBUL’U
KÜRESEL FİNANS
MERKEZİ YAPMAK
Borsa İstanbul’un yerli ve yabancı şirketlerin halka arz
edilmesine yönelik çalışmaları sürüyor. Son 3 yılda 55’i
yabancı 816 şirketle görüştüklerini belirten Borsa İstanbul
Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Talat Ulussever,
hedeflerinin İstanbul’u önce bölgesel, sonra küresel bir
finans merkezi haline getirmek olduğunu söylüyor.
76
EKOVİTRİN OCAK 2016
EKOVİTRİN OCAK 2016
77
ÖZEL SÖYLEŞİ / DR. TALAT ULUSSEVER
Yabancı yatırımcı
Türkiye’ye güveniyor
1 Kasım seçimleri sonrasında siyasi istikrar
ortamının yeniden sağlandığını söyleyen Borsa
İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Talat
Ulussever, “Yabancı yatırımcının Türkiye’ye
güveninin ve ilgisinin artarak devam edeceğini
düşünüyorum” diyor.
E
RÖPORTAJ: BİLAL KOÇAK
78
EKOVİTRİN OCAK 2016
konomilerin barometresi olarak tanımlanan
borsa, şirketlerin büyüme hedeflerine ve
dünya pazarlarına açılmalarında önemli bir
rol üstleniyor. Halka arz yoluyla piyasadan
topladığı likitide ile sermayelerini güçlendiren şirketler
oluşturulan ortaklık yapısıyla şeffaf bir yapıya kavuşarak
kurumsal kimliklerini güçlendiriyor ve geleceğe daha
güvenle bakıyor. Türkiye’de İstanbul Menkul Kıymetler
Borsası (İMKB) ile başlayan bu yapı 2013 yılında Borsa
İstanbul’la yeni bir ivme kazandı. 2014 yılı sonu itibari
ile Borsaya kote şirketlerin toplam piyasa değeri 270
milyar dolar düzeyine ulaştı. 423 şirkete ait pay senedinin işlem gördüğü Borsa İstanbul’da işlem hacmi ise 399
milyar dolar. Borsa İstanbul, bölgenin ve dünyanın en
likit ve gelişmiş işlem platformlarından birisine ev sahipliği yapıyor. Gelişmekte olan ülke borsaları arasında 7.
sırada bulunan Borsa İstanbul, 2016 yılının ikinci çeyreğinde halka açılarak Türkiye’nin bölgesinde ve küresel
ölçekte bir finans merkezi olmayı hedefliyor.
1 Kasım seçimleri sonrası belirsizlik ortamının sona
erdiğini ve yabancı yatırımcıların Türkiye’ye olan ilgisinin arttığını ifade eden Borsa İstanbul Yönetim Kurulu
Başkanı Dr. Talat Ulussever, son dönemde yaptıkları
çalışmalar ve ileriye dönük hedefleriyle ilgili Ekovitrin
Genel Yayın Yönetmeni Bilal Koçak’a önemli açıklamalarda bulundu.
n 1 Kasım seçimlerini geride bıraktık,
AK Parti tek başına iktidar oldu. Seçim
sonuçlarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu
sonuçların Türk ekonomisine yansımaları
ne yönde olur sizce?
Öncelikle seçim sonuçlarının vatanımız,
coğrafyamız ve dünya için hayırlara vesile
olmasını temenni ediyorum. Yüce milletimizin verdiği karar neticesinde AK Parti
tek başına iktidar olarak yeniden başa geçti.
Hepimizin bildiği üzere, yeni kurulan hükümetimiz önümüzdeki süreçte istikrar, yeni
atılımlar ve reformlar üzerinde durulacağını
ifade etti. Son birkaç yıldır özellikle iç ve dış
bazı gelişmelere bağlı olarak reformların
istenilen düzeyde devam ettirilemediğine
hepimiz şahit olduk. İnşallah önümüzdeki
süreçte tüm alanlarda ve özellikle ekonomimizde tekrar ivme yakalayacağımız bir
döneme gireceğimizi düşünüyorum. Bizler
de bu süreçte yapısal sorunları giderme ve
yeni projeleri hayata geçirme noktasında
hükümetimiz ile birlikte hareket ederek
ekonomimizi daha güzel yerlere taşıyacağımızı ümit ediyorum.
n Yabancı yatırımcıların Türkiye’ye
ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçim
sonuçlarından sonra bu ilgi artar mı?
Son yıllarda özellikle bölgemize has
bazı olumsuzluklar cereyan ediyor olsa da,
Türkiye’nin bölgedeki tarihsel ve konjonktürel gücü, kurumlarımızın sağlam temeller
üzerine inşa edilmiş olması ve son yıllarda
yapmış olduğumuz ekonomik reformlar
neticesinde yabancı yatırımcılar Türkiye’ye
olan güvenini hiç kaybetmedi. 1 Kasım
sonrasında tekrardan siyasi istikrarın gelmiş
olması sonrasında yabancı yatırımcının Türkiye’ye güveninin ve ilgisinin artarak devam
edeceğini düşünüyorum. Bu durumla ilgili
olarak borsamızın Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile yapmış olduğu
stratejik ortaklığı örnek olarak verebilirim.
EBRD gibi milletler üstü ve uluslararası
itibara sahip bir kuruluşun Türkiye sermaye
piyasasının kalbinde yer alan Borsa İstanbul’a yatırım kararını açıklaması, Türkiye’nin ekonomisine ve sermaye piyasalarına
olan güvenin de ilanı oluyor.
Avrupa İmar ve
Kalkınma Bankası
(EBRD) gibi milletler
üstü ve uluslararası
itibara sahip bir
kuruluşun Türkiye
sermaye piyasasının
kalbinde yer alan Borsa
İstanbul’a yatırım
kararını açıklaması,
Türkiye’nin ekonomisine
ve sermaye piyasalarına
olan güvenin de
ilanı oluyor.
EKOVİTRİN OCAK 2016
79
ÖZEL SÖYLEŞİ / DR. TALAT ULUSSEVER
Ülkemizin kurumlarına duyulan güveni ve ilgiyi göstermesi
açısından bu ortaklık, önümüzdeki süreç ile alakalı da ekonomimizde ne derece olumlu gelişmeler yaşanabileceğinin sinyallerini
veriyor.
n Türkiye ekonomisinin,
bankacılık odaklı bir büyüme
modeline sahip olduğuna dair
görüşler bulunuyor. Sizce,
ekonomik büyüme konusunda
yeni bir modele ihtiyaç duyuluyor
mu? Önümüzdeki süreçte
ekonomide nasıl bir dönüşüm
yaşanmalı?
Türkiye ekonomisi 2002 yılından itibaren yeni bir sürece girdi.
Bu dönemde sağlanan siyasi istikrar ile birlikte başta bankacılık olmak üzere birçok alanda yapısal
reformlar yapıldı, kamuda mali
80
EKOVİTRİN OCAK 2016
Borsa İstanbul, bölgenin ve dünyanın en likit
ve gelişmiş işlem platformlarından birisine ev
sahipliği yapıyor. Borsamız gelişmekte olan ülke
borsaları arasında 7. sırada bulunuyor.
disiplin sağlanarak para ve maliye
politikaları etkin bir yapıya kavuşturuldu. Türkiye bu dönemde
birçok gelişmiş ve gelişmekte
olan ülkeyi geride bırakarak
2002-2014 yılları arasında yüzde
4.7 oranında bir büyüme yakaladı. İzlenen ekonomi politikaları
sonucunda enflasyon ve faiz tek
haneli rakamlara indi. Uluslararası derecelendirme kuruluşları
tarafından verilen yatırım yapılabilir ülke notları ise söz konusu
güçlü performansı ödüllendiren
gelişmeler oldu. Sağlanan istikrar
ve sürdürülebilir ekonomik ortam
neticesinde Türkiye’nin hem reel
sektörü hem de finansal piyasaları, uluslararası cazibe merkezi
haline geldi.
Dış ticaret verilerine bakıldığında 2001 yılında 31 milyar dolar olan ihracatın, 2014 yılında 5
katına ulaşarak 157 milyar dolara
ulaştığı gözlemleniyor. Benzer
şekilde, cari açıkta da özellikle
son yıllarda bir dengelenme
olduğu görülüyor. Bu güçlü ve
istikrarlı ekonomik büyümenin
finansmanında hiç kuşkusuz en
önemli pay bankacılık sektörüne
ait. 2001 krizi sonrası yeniden
yapılandırılan sektör, güçlü
sermaye yapısıyla özel sektörü ve
büyük projeleri başarıyla fonladı.
Bunun sonucunda bankacılık
sektörünün aktif büyüklüklerinin toplamı 2014 yılı sonunda 2
trilyon TL’ye çıktı; 2002 yılında yüzde 61 olan bankacılık
aktiflerinin GSYH içindeki payı
ise yüzde 114’e yükseldi. Her ne
kadar bankalarımız başarılı şekilde faaliyetlerini devam ettirseler
de, sektörün ekonomi içindeki
payının uluslararası ortalamalara
yaklaştığı bu dönemde, Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi
ve 2023 ekonomik hedeflerine
ulaşabilmesi için mevduat bankacılığından yatırım bankacılığına
doğru geçişini artırarak devam
etmesi gerekiyor.
Sektördeki en önemli risklerden biri de şirketlerin borçluluk
durumunun yapısı ile alakalıdır. Sanayi kuruluşlarında her
geçen sene artan borç/öz kaynak
oranları şirketler için büyük bir
risk faktörü oluşturuyor. Gelişmiş
ülkelerde yüzde 70 seviyelerinde
bulunan borç/öz kaynak oranının
ülkemizde yüzde 100’leri aştığını
gözlemliyoruz. Yani, şirketlerimiz
öz kaynaklarından çok daha fazla
borçlanıyor. Bu durum, sürdürülebilir bir büyümenin önündeki
en önemli engellerden biri.
Borçlanmaya dayalı ve bankacılık esaslı bu büyüme modelinin
yanı sıra, ekonomik büyümemizi
daha güçlü bir hale getirebilmemiz için yeni bir hikâyeye, yeni
bir sisteme, yeni bir oluşuma
ihtiyacımız olduğu açık. Bu yeni
hikâye içerisinde başta borsamız
olmak üzere sermaye piyasalarının tüm aktörlerinin daha aktif
bir rol üstlenmeyi hedeflediğini
ve bu amaçla çalışmalarımızı hız
kesmeden devam ettirdiğimizi
belirtmek isterim.
Piyasası işlem hacmi 399 milyar
ABD dolarıdır. Bunun sonucu
olarak borsamız gelişmekte olan
ülke borsaları arasında 7.sırada
bulunuyor. Benzer şekilde 2014
yılı sonu itibariyle yüzde 188,2’lik
işlem devir hızı ile Dünya Borsalar Federasyonu üyesi borsalar
arasında 4. sırada yer alan Borsa
İstanbul, piyasasındaki yüksek
likiditeye işaret ederken aynı
zamanda daha yüksek seviyedeki
bir piyasa değerini destekleyecek
potansiyele sahip olduğunu da
ortaya koyuyor.
Türkiye’nin
sürdürülebilir büyümesi
ve 2023 ekonomik
hedeflerine ulaşabilmesi
için mevduat
bankacılığından yatırım
bankacılığına doğru
geçişini artırarak devam
etmesi gerekiyor.
n Borsa İstanbul’un dünya
sıralamasında, dünya borsaları
arasındaki yeri nedir?
Borsa İstanbul, bölgenin ve
dünyanın en likit ve gelişmiş
işlem platformlarından birisine ev
sahipliği yapıyor. 2014 yılsonu itibariyle borsamıza kote şirketlerin
toplam piyasa değeri 270 milyar
dolar düzeyindedir. 423 şirkete
ait pay senedinin işlem gördüğü
Borsa İstanbul’da 2014 yılı Pay
n Borsa İstanbul’un yatırımcı
profili nasıl? Yabancı ile yerli
yatırımcıların büyüklükleri ve
piyasaya bakış açıları arasındaki
farklılıklar nelerdir?
Borsa İstanbul’da pay piyasasında işlem gerçekleştiren yatırımcı profilinde ilk göze çarpan
olgu bireysel yatırımcıların sayısal
ağırlığı. Tüm yatırımcıların sayısal olarak yüzde 99’unu bireysel
yatırımcılar oluşturuyor. Bireysel yatırımcıların da yüzde 99’u
yerli yatırımcılardan oluşuyor.
Kurumsal yatırımcılar içinde ise
yerli yatırımcı oranı yüzde 39 düzeyinde. Bu açıdan, yerli yatırımcıların daha çok bireysel, yabancı
yatırımcıların ise kurumsal olarak
işlem yapma eğiliminde olduğunu
söyleyebiliriz.
Bireysel yatırımcıların sayısal
çokluğuna rağmen, yatırımcıların
portföy değerleri açısından dağılımı değerlendirildiğinde farklı bir
durum ile karşılaşıyoruz. Toplam
228 milyar TL’lik elde tutulan pay
senedinin yüzde 82’si kurumsal yatırımcılarda bulunuyor.
Bu kurumsal yatırımcıların da
yüzde 79’unu yabancılar oluşturuyor. Özet olarak, yerli bireysel
yatırımcıların sayıca üstünlüğü
bulunmasına karşın, portföy
EKOVİTRİN OCAK 2016
81
ÖZEL SÖYLEŞİ / DR. TALAT ULUSSEVER
büyüklüğü bakımından en yüksek
pay yabancı kurumsal yatırımcılara ait. Pay piyasasındaki işlem
hacimlerine bakıldığında, yabancıların payının yüzde 20 civarında
olduğu gözüküyor. Buna karşılık,
yabancı yatırımcıların ellerinde
tuttukları pay senetlerinin oranı
yaklaşık yüzde 65 seviyesinde.
Bu tablo bize ortalama bir yerli
yatırımcının yabancı yatırımcıya
kıyasla alım-satım yönünden
daha iştahlı olduğunu gösteriyor.
Yerli yatırımcı ayrıca, yabancı
yatırımcıya göre portföylerinde
daha kısa vadeli pozisyonlar alıyor. Yani, yerli yatırımcı için hem
daha aceleci hem de daha fazla
işlem yapma eğiliminde oldukları
ifade edilebilir. Bu durum ise, bireysel yatırımcıların kimi zaman
daha az getiri elde etmelerine
neden oluyor.
halka arzının piyasalarımızın derinliğini arttırmak ve şirketlerimizin kurumsallaşma sürecine katkı
sağlamak anlamında da önemli
bir örnek teşkil etmesini istiyoruz.
Bu kapsamda, halka arz sürecinin
her adımında ve özellikle halka
arz edilecek payların büyüklüğünün belirlenmesinde de bu husus
her zaman göz önünde tutulacak.
n Borsa İstanbul’un halka
arzı uzun süredir gündemde.
Bu konuda gelinen son durum
nedir? Ne kadarının borsaya
açılması planlanıyor? Arzın
gerçekleştirileceği tarih ve
süreçle ilgili son durum nedir?
2016 yılının Borsa İstanbul
için en önemli gelişmesi hiç
kuşkusuz borsamızın halka arzı
olacak. Hâlihazırda borsamız
sahiplik yapısında en büyük pay
yüzde 49 ile Hazine’ye ait. EBRD
ile yapılan ortaklık neticesinde
devredilecek yüzde 10’luk payın
ardından Borsa İstanbul A.Ş’nin
payı yüzde 26,6 seviyesinde iken
Nasdaq OMX yüzde 5, Türkiye
Sermaye Piyasaları Birliği yüzde
1,3 ve diğer ortaklar ise yüzde 8,1
oranında paya sahip. Bakanlar
Kurulu kararı uyarınca Hazine’ye
ait B tipi payların yüzde 42,75’e
kadar çıkabilecek kısmının
halka açılmasını planlıyoruz. Bu
n Türkiye’nin bölgesinde
önemli bir finans merkezi
olması için önemli projeler
gerçekleştiriliyor. Bunlardan
biri de İstanbul Finans Merkezi
Projesi. Bu projeyi nasıl
değerlendiriyorsunuz?
Her ne kadar bölgesel veya
uluslararası finans merkezine
dönüşmenin basit bir formülü
olmasa da dünyadaki örneklerine
baktığımızda hepsinin temel bazı
şartları karşıladıklarını görüyoruz. İstanbul’un finans merkezi
olabilmesi için sürdürülebilir, istikrarlı ve şeffaf bir mali ve hukuki sistemin kurulması ana koşul.
Bu kapsamda vergi politikaları,
tahkim merkezinin kurulması ve
çalışmaları süren teminat ve risk
yönetiminin merkezileştirilmesi projesi büyük önem taşıyor.
Unutulmamalı ki, finans merkezlerini büyüten ve uluslararası
çapta kabul görmelerini sağlayan
82
EKOVİTRİN OCAK 2016
Türkiye’de tasarrufları arttırmak istiyorsak
halkımızın sermaye piyasalarına bakışını
değiştirmek zorundayız. Ekonomik büyümemizi
daha güçlü hale getirebilmemiz için yeni bir
hikâyeye, yeni bir sisteme, yeni bir oluşuma
ihtiyacımız olduğu açık.
noktada, en doğru zamanda ve en
doğru fiyatlama ile süreci tamamlamak önem arz ediyor.
Bildiğiniz gibi son birkaç
yıldır teknoloji yatırımları, yeni
piyasa ve ürünlerin devreye
alınması ve uluslararası bağlantılarımızın geliştirilmesi olmak
üzere birçok önemli girişime
imza attık. Söz konusu atılımla-
rın meyvesini ise tam anlamıyla
2015 yılı itibariyle göreceğimize
inanıyoruz. Bu kapsamda, çalışmalarımızın sonuçlarının şirket
değerine yansıması için 2016 yılı
ikinci çeyreği veya daha sonraki
bir zamanın uygun bir dönem
olduğunu düşünüyoruz.
Halka arz fiyatının belirlenmesi halka arzın başarısında en
önemli etkiye sahip adımlardan
birisidir. Borsa İstanbul olarak,
halka arza olan ilgiyi yüksek tutacak ve yatırımcıları da memnun
edecek fiyatı hedeflerken, bir
yandan da Hazine’ye ait payların
satışından elde edilen geliri, dolayısıyla kamu yararını da maksimize edecek fiyata ulaşmayı da
amaçlıyoruz. Borsa İstanbul’un
en önemli etken bu merkezlere
duyulan güven.
Sermaye piyasaları finans
merkezlerinin en önemli bileşenlerinden biri. Bu nedenle,
sermaye piyasası kurumlarının
organizasyonel olarak tek bir çatı
altında toplanması ve sermaye
piyasasındaki işlemlerin ortak
platformda gerçekleştirilmesi
finansal piyasaların verimliliğini
önemli ölçüde arttırıyor. Borsa
İstanbul’un kuruluşu ile beraber
başlayan süreçte yatay konsolidasyon bu amaca yönelik olarak
gerçekleştirildi.
Borsamızın stratejik plan
çerçevesi içinde attığı her adım
İstanbul Finans Merkezi Projesi
ile uyumlu bir şekilde İstanbul’u
ulusal ve uluslararası finans piyasası katılımcılarının konumlandığı
bir merkez konumuna getirmeyi
hedefliyor. Bu amaç doğrultusunda, Borsa İstanbul yatırımcıların
taleplerine cevap vermek ve piyasamızın derinliğini arttırmak için
yerli ve yabancı şirketlerin halka
arz edilmesine yönelik olarak
çalışmalarını yoğunlaştırdı. Hedefimiz 2023 yılında 2014 yılsonu
itibariyle yüzde 36 olan işlem
gören şirketlerin piyasa değerinin
GSYH’ye oranını dünya ortalamaları ile mutabık olacak şekilde
yüzde 60 ile yüzde 70 seviyelerine
EKOVİTRİN OCAK 2016
83
ÖZEL SÖYLEŞİ / DR. TALAT ULUSSEVER
Talat Ulussever
kimdir?
yükseltmek. Borsamız bu amaca yönelik olarak çalışmalarını
yoğun şekilde sürdürmektedir.
2012 Eylül ayından bu yana
şirket ziyaretleri kapsamında,
55’i yabancı menşeili olmak
üzere toplam 816 şirket ile
görüşüldü. İstanbul’un önce
bölgesel, sonra küresel bir
finans merkezi haline gelmesi
vizyonu kapsamında 2013 yılında başlatılan Listingİstanbul
programı ise hâlihazırda 18
yerli ve yabancı program ortağı
ile 47 hedef ülkede faaliyetlerine devam ediyor.
Yatırımcı tarafı incelendiğinde, platformlarımızdaki
likiditeyi daha ileri noktaya
taşımak ve piyasamızın derinliğini arttırmak için son yıllarda
yeni düzenlemeler getirildi.
Pay piyasasında fiyat adımları
düşürülürken likidite sağlayıcılar için esneklik ve kolaylıklar
getirilmiş, piyasa yapıcılığının kapsamı genişletildi.
Borçlanma Araçları Piyasası
bünyesinde özel sektör borçlanma araçları piyasa yapıcılığı
sistemi kuruldu, VİOP’ta pay,
döviz ve endeks opsiyon ve pay
vadeli işlem sözleşmeleri için
gelir paylaşımına dayalı piyasa
84
EKOVİTRİN OCAK 2016
yapıcılık programı devreye
alınmıştır. Geleneksel altın
yatırımcılarını ve kuyumculuk
sektörünü piyasaya çekmek
ve yatırımcı kitlesini tabana
yaymak amacı ile 100 gram
olan altın vadeli işlem sözleşmelerinin sözleşme büyüklüğü
ise 1 grama düşürüldü.
Daha önce çeşitli sebeplerden ötürü tasarruflarını sermaye piyasasına
yönlendirmekten çekinen
yatırımcılar da kira sertifikaları, altına dayalı yatırım
fonları ve benzeri kanallardan
tasarruflarını değerlendirme
fırsatına kavuştu. Amacımız
tüm yatırımcılarımızın ihtiyaç
ve taleplerine cevap vermek,
Türkiye’de tasarruf oranlarının
artışına destek olmak. Tabii ki
ürün gamımızı büyütmek bu
hedefe yürümek için yeterli
değil. Türkiye’de tasarrufları
arttırmak istiyorsak halkımızın
sermaye piyasalarına bakışını
da değiştirmek zorundayız.
Bu amaçla; gerek seminer ve
konferanslar gerekse internet ve çeşitli kampanyalarla
ülkemizde yatırımcı bilincinin
oluşmasına katkı verdik. Bunu
kararlılıkla sürdüreceğiz.
1970 yılında Adana’da doğdu.
Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi
Siyasal Bilgiler Fakültesi Maliye
bölümünde tamamladı. “Finansal
Kaynakların Yönetimi” alanında
Carnegie Mellon Üniversitesi’nden
(ABD) yüksek lisans, “Türkiye’de
Yapılan Finansal Reformların
Ekonomik Analizi” başlıklı teziyle
Kansas Üniversitesi’nden
(ABD) doktora derecelerini aldı.
Lisansüstü eğitimi boyunca Amerika
Birleşik Devletleri’nde bulunan
farklı üniversite ve kuruluşlarda
analist, uzman, öğretim görevlisi
ve misafir profesör olarak çalıştı.
Akademik hayatına 2007 yılından
itibaren Kral Fahd Petrol & Mineral
Üniversitesi’nde (Suudi Arabistan)
devam eden Dr. Ulussever, burada
finans dersleri verdi ve araştırma
projelerinde proje yürütücüsü ve
danışman olarak aktif görevler
aldı. 2010-2014 yılları arasında
T.C. Başbakanlık Yatırım Destek
ve Tanıtım Ajansı’nda Baş Proje
Direktörü ve Başkan Danışmanlığı
görevlerinde bulunduğu sürede
Ajans’da görev yapan uzmanlara
ekonomi, finans ve yatırım alanında
eğitimler verdi. 5 Nisan 2013’te
Borsa İstanbul A.Ş. Yönetim
Kurulu Üyesi olarak atanan Dr.
Ulussever, 31 Mart 2015 tarihinde
yapılan Genel Kurul Toplantısında
Yönetim Kurulu Başkanı olarak
seçildi. İstanbul Sabahattin Zaim
Üniversitesi İktisat Bölümü kurucu
başkanlığını da yapan Dr. Ulussever,
Haziran 2014’ten beri Ankara Sosyal
Bilimler Üniversitesi Siyasal Bilgiler
Fakültesi’nde Doçent olarak görev
yapıyor. Dr. Ulussever, İleri derecede
İngilizce, orta düzeyde Arapça biliyor.
Download

Özel söyleşinin devamı