Yerelleşme ve Yerel Özerklik
Yerelleşme
•
Yerelleşme kelimesine Türk Dil Kurumu (TDK) Türkçe Sözlükte isim olarak, ‘yerelleşme işi,
yöreselleşme,mahallileşme’ anlamları verilmektedir.
•
Yerelleşmek kelimesine ise; ‘yerel bir özellik kazanmak, yöreselleşmek, mahallileşmek’
anlamları verilmektedir .
•
Dünya Bankası’na göre Yerelleşme; kamusal faaliyetlere ilişkin sorumluluk ve yetkinin
merkezi yönetimden taşra ve yerel yönetimlere ya da yarı özerk kamu kurumlarına veya
özel sektöre devredilmesidir.
•
Kamuya ait merkezi yönetim ve fonksiyonların; merkezi otoritenin taşra birimlerine, yarı
özel kamu birliklerine, fonksiyonel otoritelere, özel yerel yönetimlere ya da hükümetdışı örgütlere devridir.
•
Kamu yönetimi sözlüğünde,
“yönetsel kararların alınması ve görevlerin
gerçekleşitirilmesi yetki ve sorumluluğunun, ya coğrafi ya da işlevsel ölçütlere bağlı
olarak merkezi hükümet örgütü dışında, hizmet yerinde bulunan organlarca üstlenilmesi
durumu”
• Yerelleşme, diğer anlatımla devlet otoritesi ve Kaynakların
yerel düzeydeki kamu yönetimi birimlerine büyük ölçüde
devredilmesi ve yerel otoritelerin güçlendirilmesine farklı
çevreler farklı tarzda yaklaşmaktadır.
• Katılımcılık, özerklik, çoğulculuk ve adem-i merkeziyetçilik yeni
yüzyılın devlet anlayışına damgasını vurmakta, bu kavramların
topluca anlatımı olan ‘yerelleşme’, hemen hemen tüm
dünyada üzerinde durulan ve kabul gören bir kavram
olmaktadır.
Yerelleşme nedenleri
•
İdeolojik Nedenler
- Merkezi hükümete duyulan güvensizlik,
- Bireysel ve yerel sorumluluklara ve özerkliğe değer verilmesi
- Merkezi veya otoriter hükümete kar  bir tepki olarak
•
Siyasi Nedenler
- Demokratikleşme (siyasi katılım)
- Özerklik
- Temsil
İşlevsel Nedenler
•
-Merkezi hükümetin, kendisi için pahalıya mal olan ve sorun yaratan işlevlerinden
kurtulmak istemesi
•
-Hükümetin, faaliyetlerini siyasi konular üzerinde yoğunlaşabilmesi için rutin
işlevlerinden kurtulması
•
-Kamu hizmetlerinin ve altyapı çalışmalarının verimli ve etkili bir biçimde yerine
getirilmesinin sağlanması
•
- Hizmetlerin yerel gereksinimlere ve koşullara göre sağlanması
•
- Hizmetlerin temininde “rekabetin” (hükümet birimleri arasında ve kamu sektörü
ile özel sektör arasında) arttırılması
•
- Hizmetlerin ulaştırılmasında eşitliğin ve adaletin sağlanması
•
-Tüm yetki organlarına kendi kararlarını alma fırsatının tanınması
•
- Yerel önceliklerin ve ihtiyaçların sağlanabilmesi için kaynak ve yetki temin
edilmesi
Küreselleşme
•
Yerelleşme, küreselleşmenin sonucu ortaya çıkan tek düzeliğe ve merkezi yapılanmaya
karşı esneklik ve farklılık sunmaktadır.
•
Uluslararası sermayenin küreselleşme söylemlerinde de özellikle yerelleşmeye vurgu
yapılmaktadır Ayrıca ulus üstü oluşumla küreselleşme sürecinde, yerel yönetimlerin
gelişmesi için özellikle yerel altyapı sektörünün gelişmesi adına krediler vermektedir
(Güler, 1997:62-77). Böylece yerel yönetimlerin merkez dışında kaynak elde etmesi ile
mali özerklikleri ve yapılanmaları güçlendirilmektedir.
•
Küreselleşme ile birlikte ulus-devletin hak ve yetkilerine sadece uluslar üstü kuruluşlar
değil, merkezi yönetim dışındaki kuruluşlar da göz dikmiştir. Ulus-devletin yetkilerinin bir
kısmı uluslar üstü kurumlara aktarılırken, bir bölümü de yerel yönetimlere
devredilmektedir.
•
Günümüzde ulus üstü kurumlar yukarından gerçekleştirdikleri müdahalelerle, ulus altı
birimler ise aşağıdan gerçekleştirdikleri özerklik talepleri ile ulus devletlerin
egemenliklerine müdahil hale gelmişler ve bunu paylaşmaya başlamışlardır.
ÖRGÜTLENME ŞEMASI
MERKEZDEN YÖNETİM
Siyasi
Merkezden
Yönetim
İdari
Merkezden
Yönetim
YERİNDEN YÖNETİM
Siyasi
Yerinden
Yönetim
Fonksiyonel
Yerinden
Yönetim
İdari
Yerinden
Yönetim
Coğrafi
Yerinden
Yönetim
Merkezi Yönetim
• Merkezi yönetim; idari ve siyasi karar alma süreçlerinin bir merkezden
yönlendirildiği, bütün işlerin sıkı bir hiyerarşi içinde emir ve komuta
zincirine göre yerine getirildiği, gücün tek merkezde toplanarak taşranın
yetkilerinin sınırlandırıldığı yönetim biçimidir.
• Merkezi yönetim iki bakımdan incelenebilir, siyasi ve idari bakımdan. Eğer
bir ülkede tek bir yasama organı, tek bir yürütme organı ve tek bir yargı
sistemi var ise, yani aynı kanunlar yurdun her bölgesinde aynı şekilde
uygulanıyor ise, siyasal bakımdan sistem merkezden yönetimdir. Buna
üniter yani tekçi devlet ismi verilir. Türkiye, Fransa gibi. Bu sistemin aksi
federal devletlerdir. Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve İsviçre federal
birer devlettir.
• İdari bakımdan yerinden yönetimin daha dar bir anlamı vardır. Sadece
yasama fonksiyonun değil, idare fonksiyonunun da merkezden
görülmesini, yani kamu hizmetlerinin ve bunların başarı vasıtası olan kamu
kudretinin merkezileştirilmesini, bir elde toplanmasını gerektirir.
Merkezi Yönetim Faydaları
• Merkezi hükümetin siyasi ve idari bakımdan güçlenmesine imkân sağlar ve
yönetimde birlik ve bütünlüğün gerçekleşmesine yardımcı olur.
• Ekonomik ve sosyal kalkınmanın bölgeler arasında dengeli bir şekilde
yürütülmesini ve kamu hizmetlerinin aynı düzeyde ülkeye yayılmasını
sağlayabilir. İdarenin tarafsızlığını daha fazla temin edebilir.
• Kamu görevlileri, kendilerini atayan makama karşı sorumlu olduklarından
yöresel etkilerden çok merkezin emir ve yönlendirmesi altında çalışırlar.
• Milli savunma ve diplomasi gibi hizmetler, yerinden yönetime göre
örgütlenemez. Bunların faydası ülke geneline yayılmıştır ve bölünemez.
Sakıncaları
• Hizmetlerin zamanında yürütülmesi ve yerel ihtiyaçlara
uygunluğu her zaman mümkün olmayabilir,
• Merkezi idarenin hantallaşmasını getirebilir,
• Çalışanların yabancılaşmasını doğurabilir,
• Halkın yönetime katılmasını zayıflatır.
Yerinden Yönetim
•
Yerinden yönetim, kamusal hizmetlerin, merkezi yönetimin dışında kalan, özerk ancak
kuruluş şekli ile görev ve yetkileri devlet tarafından düzenlenen yerinden yönetim
birimleri eliyle yerine getirilmesi ve sunulması demektir. Yerinden yönetim, karar verme
yetkisinin hiyerarşinin en alt kademesine kadar yayılması olarak da tanımlanabilir.
•
Kamu hizmetlerinin yapılması bakımından icraî kararlar almak yetkisinin merkez
teşkilatına dahil olmayan bağımsız idarelere tanınmasına yerinden yönetim ismi verilir.
•
Yerinden yönetim, siyasi ve idari yetkilerin bir bölümünün, merkezi idarenin dışındaki
otoritelere aktarılmasıdır.
•
Siyasi Yönden Yerinden Yönetim (federalizm); siyasi gücün, merkezi idare ile mahalli
idare birimleri arasında bölüşümüdür. Federal sistemlerde siyasi bir merkeziyet olmayıp
federasyonu oluşturan federe devletlerin belli ölçüde yasama ve yargı özerkliğinin
bulunmasıdır. Amerika, İsviçre ve Almanya, federal yönetim sistemi uygulayan tipik
örneklerdir.
•
İdari Yönden Yerinden Yönetim; mahalli nitelikteki bazı kamu hizmetlerinin merkezin
hiyerarşisi dışındaki kamu tüzel kişiliklerince yürütülmesidir. Bu sistemde yasama ve
yargı faaliyetleri tamamı ile merkezdedir. Bu nedenle merkez bu idarelerin yetkilerinin
derecelerini dilediği gibi sınırlayabilir
İdari Yerinden Yönetim Çeşitleri
• İdari yönden yerinden yönetimler ve hizmet yönünden ikiye
ayrılmaktadır.
• Yer yönünden yerinden yönetim: Belli bir bölge halkının mahalli
çıkarlarını korumak ve hizmetlerini yürütmek amacıyla kurulan
özerk bir sistemdir. Yerinden yönetimin belli bir yöre itibariyle
uygulanmasına yerel yerinden yönetim denir. Yerinden yönetimin en
yaygın örneği ise, mahalli idareler veya yerel yönetimlerdir.
• Hizmet yönünden yerinden yönetim; bazı kamu hizmetlerinin
merkezden ayrı özerk teşekküller eliyle bağımsız bir şekilde yönetilip
yürütülmesidir
Yerelleşme
• Yerelleşme kavramı ile anlatılmak istenen aslında merkezi yönetimin iyi
yapamadığının
düşünüldüğü
hizmetlerin
yerel
yönetimlere
devredilmesidir.
• Bu devir, hizmetin üretilmesi ve sunulması açısından ya tamamen ya da
kısmen devredilebilir. Dünyadaki genel eğilim yerel gereklere daha iyi
cevap verdiği düşünülen yerel yönetimlere daha fazla çalışma ve yetki alanı
ve kaynağın aktarılması düşüncesidir.
• Bir yandan küreselleşme yoluyla ulus devletin etkinliğinin uluslar arası
kuruluşlar ve şirketler karşısında zayıflatıldığı düşünülürken diğer taraftan
yerelleşme yoluyla gereksinimlere daha fazla karşılık verilme eğilimi
dünyadaki son zamanların önemli gelişmelerindendir.
• Ancak yerelleşmede alınan mesafeler çok kolay olmamaktadır. Çünkü
özellikle merkezi yönetim anlayışının katı olduğu ülkelerde yerelleşme
çalışmaları çok gecikmeli ya da çok sınırlı olmaktadır
•
Özerklik kelime olarak, “bir topluluğun veya bir kuruluşun ayrı bir yasaya bağlı
olarak kendi kendini yönetme hakkı, muhtariyet, otonomi” anlamlarına
gelmektedir.
•
Geniş ve siyasal anlamda, bir devlet sınırları içindeki belirli bir ülke ya da bölgeye
içişlerinde serbestlik tanınmasıdır.
•
Genellikle çokuluslu devletlerde görülen özerklik uygulamaları, federasyon çatısı
altında yarı bağımsız bir siyasi statü, idari bir düzenleme, eğitim ve kültür alanında
kurumsal bir yapılanma gibi değişik kapsamları olabilir. Özerklik, federe bir statü
taşımayan, ama içişlerinde belirli bir serbestlikten yararlanan bir yönetim
biçiminde de ortaya çıkabilir.
•
İdari anlamda; kamu kurumlarının kendi hizmetlerini düzenlemesi anlamına
gelmektedir.
•
Bir başka tanım ile özerklik, kanunlarla belirlenen sınırlar içinde kalmak koşuluyla
yönetsel birimlerin kendi icraatlarına hâkim olacak kuralları kendi seçilmiş organları
aracılığı ile koyabilme hak ve yetkisine sahip olmalarıdır
•
Yerel Özerklik; Yerel yönetimlerin, kendi görev alanları içinde yetkilerini, merkezi ya da
bölgesel yönetimlerin, ya da onların ajanlarının herhangi bir müdahalesi olmaksızın
kullanabilmeleri ve bu amaçla serbestçe karar alıp uygulayabilmeleri durumudur.
•
Yerel yönetimlerin kararları, eylem ve işlemleri, organları ve çalışmaları üzerindeki merkez
denetim ve gözetiminin, özerkliğin temel ögelerini zedelememesi gerekir. Bir başka deyişle,
merkezi vesayet, yerel yönetimlerin yaptıkları işleri hukuka uygunluk açısından
denetlemekten başka amaç gütmemeli, amaçların uygunluğunu tartışma konusu
yapmamalıdır.
•
Yerel özerklik Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı 3. maddesinin 1. fıkrasında açıklanmıştır.
Buna göre, yerel özerklik, yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu
işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları
doğrultusunda düzenleme ve yönetme hak ve yetkisine sahip olmalarıdır.
•
Aynı maddenin ikinci fıkrasında, bu hakkın, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim
sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme
organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacağı ifade
edilmektedir.
Yerel Özerkliğin Gereklilik Nedenleri
 Merkezden yönetim kamu hizmetlerinin üretilmesinde
yoğun bürokrasi nedeniyle gecikmeye neden olması.
 Yerel halkın ihtiyaçlarının tam olarak tespit edilememesi.
 Yapılanların yerel halkın tercihlerine ve önceliklerine
uygun düşmemesi
 Kamu kaynaklarının israf olarak kullanılması
 Merkezi yönetimin taşra teşkilatında görev yapan
memurlara fazla inisiyatif tanımaması.
Yerel Özerkliğin Koşulları
-Yerel yönetimler karar alırken, üst makamların ön iznine
veya onayına bağlı kalmadan hareket edebiliyorlarsa,
-Yerel yönetimlerin personeli merkezi yönetimin
etkisinden uzak kalıyorlarsa, merkezi yönetimin yerel
yönetimlerin personelini azletmek veya isteğine göre
atamak yetkisi yoksa;
-Yerel yönetim organları seçimle işbaşına geliyorlarsa;
-Yerel yönetimler, yetki ve görevlerini gereği gibi yerine
getirebilmek için yeterli parasal olanaklara sahip iseler
yerel özerklikten söz etmemiz mümkün olur.
YEREL ÖZELLİĞİN KAPSAMI
1.İdari Özerklik
İdari özerklik kısaca;yerel yönetimlerin kendi seçilmiş organlarıyla,merkezi
yönetimin müdahalesi olmaksızın serbestçe karar alıp uygulayabilmesidir.
Bu tanımdan anlaşıldığı üzere,idari özerkliğin iki önemli koşulu vardır.
Bunlardan biri,yerel yönetim organlarının seçimle iş başına gelmesi;diğeri
ise,bu organların serbestçe karar verip uygulayabilmesidir.
Yerel yönetim organlarının merkezi yönetim tarafından atama yoluyla mı,
yoksa seçimler yoluyla mı ,işbaşına geldiği idari özerkliğin önemli
göstergelerinden biridir.
Atama yoluyla işbaşına gelmesi ve merkezi yönetim tarafından görevden
alınması,yerel yönetim organlarını,merkezi yönetimin güdümüne sokar ki
bu,özerkliğe yönelmiş önemli bir tehtid oluşturur.
Demokratik ülkelerde,yerel idare organlarının seçimle işbaşına
gelmesi,yerinden yönetim sisteminin temel ilkesi olarak kabul edilse
de,özellikle gelişmekte olan ülkelerde veya demokrasinin yerleşik olmadığı
ülkelerde,organların seçimle ya da ,yargı kararıyla işbaşına gelmesi yeterli
olmamaktadır.
Zira, merkezi yönetim yerel yönetimin organlarını görevden almak veya istediğine göre atamak
yetkisine sahip bulunursa,yerel yönetimler merkezi yönetimin bir türlü yetki genişliğine sahip
yürütme organı durumuna düşer.
İdari özerkliğin bir diğer önemli koşulu ise,serbestçe karar alabilme ve uygulayabilmedir.
İdari özerkliğin koşulları arasına halk katılımını da eklemek gerekir;Çünkü yerel yönetimlerin
kendi kendilerine yönetilmelerinin altında,seçilmiş organların serbestçe karar alıp uygulama
gereğinin yanında,halkın yönetimine katılımıda yatar.
İdari özerklik,denetimle yakından ilgili kavramdır.Yerel Yönetimler üzerinde merkezi yönetimin
uyguladığı vesayetin amacı,hukuka uygunluk ve yurt çapına hizmetleri eşit oranda yaymak
için koordinasyonu sağlamaktır.
Merkezi yönetim karşısında yerel yönetimlerin sahip olduğu hak ve yetkilerin miktarı,yerel
yönetimlerin idari açıdan özerkliğini
2.Mali Özerklik
Mali özerklik;Yerel yönetimlerin,merkezi yönetime muhtaç
olmadan,kendilerine verilen görev ve sorumluluklarını yerine getirebilecek
kadar,serbestçe harcayabilecekleri yeterli gelir kaynaklarına sahip
olmasıdır.
Yerel yönetimlerde etkinlik,sosyal adalet ve tarafsızlık,bu idarelerin
görevlerini yerine getirebilecek düzeyde gelir kaynaklarına sahip kılınması
ile sağlanabilir.
Mali kaynak yetersizliği,yerel yönetimlerin bazı girişimlerinin devlet
tarafından engellenmesine veya yaşatılmasına hatta durdurulmasına
yarayan bir araç olabilmektedir.
Merkezi yönetim ile yerel yönetim arasında mali kaynakların
bölüşümünde,uygulamada şu yöntemlerden bahsedilebilir:
- Yerel yönetimlere sınırsız yetki verilmesi
- Merkezi yönetim tarafından toplanan vergilerin bazılarından pay verilmesi
- Munzam kesir ve munzam vergi yoluyla gelir sağlama
- Merkezi yönetim tarafından toplanan vergilerden bazılarının yerel
yönetimlere devredilmesi
Mali kaynakların çoğunluğunun;yerel yönetimlerin
özgürce,kapsam,vergi matrahı ve oranlarını belirleyebildikleri ve
toplayabildikleri kaynaklar olarak ifade edilebilecek olan öz
gelirlerden oluşması,mali özerkliğin en temel koşulu olarak kabul
edilir. Özgelirlere örnek olarak;yerel vergi gelirleri(ticari
etkinliklerden alınan vergi,emlak vergisi gibi)şerefiyeler,
harcamalara katılma payları ve harçlar verilebilir.
Mali özerkliğin diğer bir koşulu yerel vergi,harç ve hizmet karşılıkları
gibi gelirlerden oluşan özgelirlerin oranlarını
belirleyebilmedir.Yerel yönetimlerin özerkliklerini
gerçekleştirmenin,merkezi yönetimin aşırı baskısından ve
denetiminden kurtarmanın vazgeçilmez bir koşuludur;çünkü
yerel yönetimlerin zaman içinde artan ihtiyaçlarını
karşılayabilmeleri ancak aynı paralelde gelirlerinin artmasıyla
mümkün olabilir.
Mali özerkliğin diğer koşulu;bahsedilen gelirlerin yanında,belli bir
şart koşmadan ulusal gelirden pay verilmesi ve yardım
yapılmasıdır.Diğer gelirlerine rağmen,yurt çapında yerel
yönetimler arasında eşitliği sağlamak için yardım yapılması
gereklidir.
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nda yerel
yönetimlerle ilgili hususlar şöyle sayılmıştır
• Yerel yönetimler doğrudan halka dayandıkları için demokrasinin
gerçek dayanağıdırlar.
• Halkın kamu yönetiminde söz sahibi olmalarının temel aracıdırlar.
• Daha fazla yetki ve sorumlulukla vatandaşa daha etkili hizmet
verebilirler.
• Yargı yoluna başvurma haklarına kısıtlama getirilmemelidir.
• Karar organları hür seçimle gelmelidir.
• Görevlerini yerine getirirken merkezi yönetimin müdahalesi asgari
düzeyde olmalıdır.
• Denetimler sadece kanunilik ekseninde olmalıdır.
• Görevleri ile orantılı gelire sahip olmalıdırlar.
• Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik-Şartı, Avrupa
Konseyi tarafından 15 Ekim1985 tarihinde Sözleşme
olarak imzaya açıldı. Şart, 1 Eylül 1988 yılında
yürürlüğe girdi. Türkiye, Şartı 21 Kasım 1988 imzaladı.
TBMM tarafından 1991 yılında 3723 sayılı yasa ile
onaylandı ve yürürlük tarihi olarak 1 Nisan 1993
tarihi kabul edildi.
Yetki devri (dekonsantrasyon)
• Merkezden taşra örgütüne yetki devridir. Bizde yetki genişliği olarak
adlandırılmaktadır.
• Dekonsantrasyon, merkezin, bir takım bürokratik işleri uç noktalardaki teşkilat
eliyle düzenlemeye bağlamasıdır.
• Dünya Bankası kaynaklarında bu tür yerelleşmenin en zayıf çeşidi olarak
tanımlanmaktadır. Burada herhangi bir siyasi yetki devri söz konusu değildir.
Yapılan iş idari yetkiyi bir oranda taşra teşkilatına devretmektir. Bu nedenle,
yetki devri, desantralizasyonun en hafif şekli olarak karşımıza çıkar. Yetkisini
taşra teşkilatına vermiş olan kişi her an bu yetkiyi geri alabilir.
Türkiye’de Yerelleşme
• Türkiye’de yaşanan değişimlere paralel olarak yerel yönetimlerde de
süreç içerisinde birçok değişiklik talebi gündeme gelmiştir. Bu
girişimlerin Mahalli idareler Reformu ile gerçekleştirildiği
söylenebilir.
• Fakat küreselleşme ve yerelleşme süreci, yapılan bu değişiklikleri
zorunlu kılmakla birlikte gerçekleştirilen değişikliklerin çoğunda
uluslararası örgütler ve özellikle Avrupa Birliği’nin mevzuatı
belirleyici olmuştur.
• Bu reform süreciyle birlikte yerel yönetimlerde önemli değişiklikler
yaşanmış ve idari-mali özerklik tanınmış, ulusal ve uluslararası
alanda birliklere üye olmasının yolu açılmış, belediye ölçekleri
büyütülmüş, mali kaynakları arttırılmış ve yerindelik ilkesi
çerçevesine yeni görevler verilmiştir.
Kamu Yönetimi Temel Kanunu
Tasarısı’nda yerelleşme
• Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı’nda yönetişim,
yerelleşme, şeffaflık, katılımcılık, saydamlık, hesap verebilirlik
gibi ilkelerin desteklendiği, subsidiarite ilkesinin öngörüldüğü,
merkezi yönetimin görev alanının yerel yönetimler lehine
daraltıldığı, merkez-yerel arasındaki ilişkinin yeniden
tanımlandığı ve bu bağlamda merkezin yerel üzerindeki
vesayet denetiminin sınırlandırılarak yerel yönetimlerin
özerkliğinin artırıldığı görülmektedir.
• Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı ile neo-liberal
politikalar çerçevesinde
Türkiye’de Yerelleşme
•
Kamu Yönetimi Temel Kanunu Tasarısı çerçeve alınarak hazırlanan 5302 sayılı İl Özel
İdareleri Kanunu ile 5393 sayılı Belediye Kanunu da benzer düzenlemeler öngörmektedir.
•
özellikle 2004 ve 2005 yıllarında yaşanan Mahalli idareler Reformu ile Kamu Yönetimi
Reformu’na bağlı olarak gerçekleştirilen bu yasama süreci ile yerel yönetimlere idari ve
mali özerklik verilmiş, ilgili kanunlarda yerindelik (subsidiarity) ilkesine atıflar yapılmıştır.
•
Yerindelik, hizmetlerin vatandaşlara en yakın yerlerde, en yakın idareler tarafından, en
uygun yöntemlerle sunulmasıdır.
•
Ülkemizde de bu ilke 5393 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yasal bir dayanak bulmuştur. Bu
maddeye göre mahalli müşterek nitelikli hizmetler vatandaşlara en yakın yerlerde ve en
uygun yöntemlerle sunulacaktır.
•
5393 sayılı Belediye Kanunu ile subsidiarite ilkesinin benimsendiği, belediyelerin görev
alalarının genelleştirildiği ve genişletildiği, vesayet
denetiminin sınırlandırılarak
belediyelerin idari ve mali özerkliğe kavuşturulduğu görülmektedir
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun Yerel
Özerkliğe Yaklaşımı
Büyükşehir Belediyesi Kanunu Büyükşehir belediyesi tanımını yaparken; en az üç ilçe veya ilk kademe belediyesini
kapsayan, bu belediyeler arasında koordinasyonu sağlayan; kanunlarla verilen görev ve sorumlulukları yerine
getiren, yetkileri kullanan; idarî ve malî özerkliğe sahip ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan kamu tüzel kişisi olarak tanımlamaktadır. Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartına uygun bir
şekilde ve 3030 sayılı eski Büyükşehir Belediyesi Kanunundan farklı olarak idari ve mali özerkliğe vurgu
yapmakta ve yasal hükme bağlamaktadır.
Büyükşehir, ilçe ve ilk kademe belediyelerin görev, yetki ve sorumluluklarını 5216 Sayılı Yasa liste usulü ile saymıştır.
Büyükşehir belediyesinin imar denetim yetkisi adeta hiyerarşik bir yetkiye dönüşmüştür. Büyükşehir
belediyesi, ilçe ve ilk kademe belediyelerinin imar uygulamalarını denetlemeye yetkilidir. Denetim sonucunda
belirlenen eksiklik ve aykırılıkların giderilmesi için ilgili belediyeye üç ayı geçmemek üzere süre verilir. Bu süre
içinde eksiklik ve aykırılıklar giderilmediği takdirde, büyükşehir belediyesi eksiklik ve aykırılıkları gidermeye
yetkilidir. Büyükşehir belediyelerinin, kurulma amaçlarına uygun olarak, yörenin ortak ve yerel ihtiyaçlarını
gidermek için bazı görevleri doğrudan üstlendiği; ilk kademe ve ilçe belediyelerinin yürüttüğü görevlerle ilgili
olarak da koordinasyonu sağlamak amacıyla birtakım tasarruflarda bulunduğu görülmektedir. Ancak ilçe ve ilk
kademe belediyeleri üzerinde kurulan böylesi bir vesayet ilişkisi, Derdiman’ın da belirttiği gibi ilçe
belediyelerinin kamu tüzel kişisi olarak özerklik sınırlarını ciddi bir biçimde daraltmaktadır. Öyle ki
aralarındaki ilişki vesayetten öte hiyerarşik ilişkiyi çağrıştırmaktadır. Bu da 5216 sayılı Yasanın önemli
eksiklerinden birini oluşturmaktadır.
Büyükşehir belediye yönetiminin asıl karar organı olan Büyükşehir belediye meclisi ilçe belediye başkanları
ve ilçe belediye meclisi üyelerinin içinden seçilen üyelerden oluşmaktadır. Bir yerel yönetim birimi olarak
Büyükşehir belediye meclisinin üyelerinin doğrudan halk tarafından seçilmemesi Anayasa’ya aykırılık teşkil
etmektedir.
5302 sayılı İl Özel İdaresi Kanununun Yerel
Özerkliğe Yaklaşımı
Kanun İl özel idaresini, il halkının mahallî müşterek nitelikteki ihtiyaçlarını
karşılamak üzere kurulan ve karar organı seçmenler tarafından seçilerek
oluşturulan, idarî ve malî özerkliğe sahip kamu tüzel kişisi olarak
tanımlamaktadır. Yasada il özel idarelerinin idari ve mali özerklikleri hüküm
altına alınmakta ve özerklik kapsamı belirlenmektedir.
5302 sayılı İl Özel İdareleri Kanunu’nda merkezin bir çok yetki ve sorumluluğu il
özel idarelerinin görev alanına dâhil edilmiş, il özel idareleri yetkileri, personel
yapısı, demokratikliği ve özerkliği konularında yapılan yeni düzenlemelerle en
güçlü yerel yönetim birimi haline getirilmiştir.
İl Özel İdare Kanunu
• 5302 sayılı İl Özel İdareleri Kanunu’nda merkezin bir çok yetki
ve sorumluluğu il özel idarelerinin görev alanına dâhil edilmiş,
il özel idareleri yetkileri, personel yapısı, demokratikliği ve
özerkliği konularında yapılan yeni düzenlemelerle en güçlü
yerel yönetim birimi haline getirilmiştir.
Download

"Kamu Yönetiminde Çağdaş Yaklaşımlar" ders notları 1 için tıklayınız.