İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Miras Hukuku
-Karar İncelemeÇift Numaralı Birinci Öğretim Öğrencileri: 29 Aralık 2015
“DAVA: Miras bırakanın saklı pay kurallarını gidermek amacı ile yaptığı temliki tasarruf
sonucu taşınmaz iktisap eden kişinin, ileride hakkında açılacak tenkis davasının sonuçlarından
kurtulmak için., miras bırakanın bilgisi ve talimatı olmadan, üçüncü kişi ile söz birliği ederek kötü
niyetli bu şahsa taşınmazın mülkiyetini bedelli veya bedelsiz olarak geçirdiği takdirde, kötü niyetli
üçüncü kişi hakkında tenkis davası açılamayacağına dair Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 8/1/1964
günlü ve 1/15-3 sayılı kararı ile Yargıtay ikinci Hukuk Dairesinin 25/1/1971 günlü ve 3261/3333
sayılı kararı ve açılmasının mümkün olduğuna ilişkin Yargıtay Hukuk Genel kurulunun 9/5/1973
günlü ve 1972/1-1212-399 sayılı kararı arasındaki içtihat uyuşmazlığının giderilmesi, 22/8/1973
günlü dilekçeye dayanılarak Birinci Başkanlıkça istenilmiş olmakla :
Yargıtay içtihadı Birleştirme Büyük Genel .Kurulu, 13/1/1975 günü, 1730 sayılı Yargıtay
Kanununun öngördüğü yeter sayıda üye ile toplandı. Kararlar arasında uyuşmazlık bulunduğu
oybirliği ile kabul edildikten sonra uyuşmazlığın esası hakkında görüşmelere başlandı :
KARAR : Bir kısım üyeler; tenkis davasının şahsi hakka dayandığını, bu bakımdan ancak
miras bırakandan taşınmazı alan kişiye karşı açabileceğini, miras bırakanın da katıldığı muvazaalı bir
işlem söz konusu olmadıkça sonradan taşınmazı iktisap eden üçüncü kişi hakkında tenkis davası
açılamayacağını açıkladıktan, sonra, bu kötü niyetli işlem yüzünden saklı pay sahibi alacağım elde
etmek imkanını yitirir, diğer bir deyimle miras bırakandan taşınmazı alan kişinin aczi gerçekleşirse
ancak, üçüncü kişi hakkında tazminat davası açılabileceğini ileri sürmüşler, diğer bir kısım üyeler ise,
kanunun kötü niyeti korumayacağını, taşınmazı temellük eden kişi ile onu devralanın, ortak haksız
eylemlerinden ötürü saklı pay sahibi mirasçıya karşı müteselsilen sorumlu olduklarını, bu bakımdan
saklı pay sahibi mirasçının üçüncü kişi hakkında tenkis davası açabileceğini, aczin gerçekleşmesine
gerek olmadığım bildirmişlerdir.
İki taraf da görüşleri çerçevesinde, tamamlayıcı açıklamalarda bulunmuşlar, tartışmalar
yapılmış ve sonuçta :
Miras bırakanın katıldığı muvazaalı işlemlerin eski durumuna getirilmesi hukukta ana kural
olup, esasen bu konuda gerek kararlar, gerekse kararları savunanlar arasında uyuşmazlık yoktur.
Anlaşmazlık, yukarıda da açıklandığı gibi, miras bırakanın bilgisi dışında taşınmazı temellük edenin
onu başkasına devretmesi ve devir alanın kötü niyetli olması halinde tenkis davasının açılıp
açılamayacağı noktasındadır. Haklar iyi niyetle kullanıldığı zaman korunur ( MK. 2 ). Gerçekten
herkes mülk edinebilir. Fakat bu hakkını kullanırken başkalarını zararlandırma amacı taşıyan kişi, iyi
niyet kuralına aykırı davrandığı için kanunun teminatından yoksun kalır. Bu yüzden, ayni haklarda
iyi niyetli olmayan kişilerin iktisapları geçersiz sayılmıştır ( MK. 931-932 ). Olayın özelliği
gözetilerek ve konu taşınmazı da ilgilendirdiği için, tenkis davası şahsi hak niteliğinde olmasına
rağmen, burada da alıcının iyi niyetli olmaması halinde hukuki sorumluluğunun varlığını kabul
etmek hem zorunlu, hem de hak ve nasafet kurallarına uygun düşer ( MK. 4 ). Öte yandan üçüncü
kişinin davranışı kanuna karşı hile niteliğinde olup bunlar hakkında da tenkis davası açılması yerinde
olur.
Sonuç :Miras bırakanın saklı pay kurallarını gidermek amacı ile yaptığı temliki tasarruftan
sonra, bundan yararlanan kişinin, miras bırakanın bilgi ve talimatı dışında sırf saklı pay sahibi
mirasçıları bu haklarından yoksun kılmak için, durumu bilen üçüncü kişilere taşınmazları temlik
etmesi halinde, kötü niyetli bu kişilere karşı saklı pay sahibi mirasçılar tarafından tenkis davası
açılabileceğine üçte ikiyi aşan oyçokluğuyla, 13/1/1975 gününde karar verildi.”
(Yarg. İBGK E. 1974/7 K. 1975/1 T. 13.1.1975, Kazancı İçtihat ve Bilgi Bankası)
Download

Karar İnceleme Notu - İstanbul Üniversitesi | Hukuk Fakültesi