2010-2011 EĞĠTĠM ÖĞRETĠM YILI
BALIKESĠR ANADOLU ĠMAM HATĠP LĠSESĠ
9. SINIFLAR AYET EZBERLEME YARIġMASI
AYET METĠNLERĠ VE MEALLERĠ
M.İbrahim TEPE
İHL Meslek Dersleri Öğretmeni
Mehmet EFE
İHL Meslek Dersleri Öğretmeni
1
ِ َ‫َالشيط‬
ِ ِ‫اَعُوذَُب‬
َّ ‫اهلل َِم َن‬
َ‫َالرِج ِيم‬
َّ ‫اف‬
ِ َ‫َالش ْيط‬
ِ ‫َالرِج‬
َّ ‫اهللَ ِم َن‬
َ)‫﴾َ(نخل‬89َ‫يم‬
َِ ِ‫استَ ِع ْذَب‬
َ‫﴿َ فَِإ َذ اَ ق‬
َّ ‫اف‬
َ ْ‫ػ َرأ‬
ْ َ‫تَالْ ُق ْرآفَ ف‬
98- ġim di Kur'ân okum ak istediğin z am an önce
o kovulm uĢ Ģeytandan Allah'a sığın.
ِ ‫﴿إِنَّوُ َِمنَس لَْيما َفَوإِنَّوَُبِس َِم‬
َ)‫﴾َ(نملة‬03َ‫يم‬
َِ ‫َالرِح‬
َّ ‫َالر ْح َم ِن‬
َّ ‫اهلل‬
ْ َ َ ُ
30- "Mektup Süleym an'dandır,
Rahm ân ve Rahîm Allah' ın adıyla (baĢlam akta)dır. "
ِ ‫ئَالْ ُق رآ ُفَ فَاستَ ِمع واَلَوَُوأ‬
‫َ﴾َاع راؼ‬432َ‫ػ ْر َح ُم و َف‬
ُ‫َنصتُواَلَ َع لَّ ُك ْمَت‬
ُ ْ
َ
ْ َ ‫﴿َوإِ َذ اَ قُ ِر‬
َ
204- Kur'ân okunduğu z am an, hem en susup onu dinleyin,
um ulur ki, rahm ete nâil olursunuz .
2
ِ
َ‫يم‬
َِ ‫َالرَِح‬
َّ ‫َالر ْح َم ِن‬
َّ ‫اهلل‬
َ‫بِ ْس ِم‬
1
ِ ِ
ٍ ُ‫ابَم ْكن‬
}79{َ‫}َالََيَ َم ُّسوَُإََِّال ال ُْمطَ َّه ُرو َف‬78{َ‫وف‬
َ ٍ َ‫}َ فيَكت‬77{َ‫يم‬
ٌ ‫إِنَّوَُلَ ُق ْرآ ٌفَ َك ِر‬
ِ ‫ػ ِز‬
َ)88(‫بَال َْعالَ ِمين‬
ِّ ‫َر‬
َ ‫يلَم ْن‬
ٌ ‫َتَن‬
َ1-VAKIA-77,
78. “ġüphesiz bu, korunmuĢ bir kitapta bulunan değerli bir
Kur'an'dır. 79. Ona ancak temizlenenler dokunabilir. 80. O, âlemlerin
Rabbinden indirilmiĢtir.
Ek Bilgi:
Âyette geçen kitabın elimizdeki mushaf veya levh-i mahfuzdaki aslı olduğu söylenmiştir.
Mushaf olduğu yolundaki yoruma göre Kur’an’ın abdestsiz ele alınamayacağına
hükmedilmiştir. Kur’an abdestsiz tutulmaz fakat ezbere okunabilir. Cünüp olan kimse ise,
Kur’an’a el süremediği gibi ezbere de okuyamaz.
2
ِ َ‫َالش ْيط‬
ِ ِ‫تَالْ ُق رآ َفَ فَاسَتَ ِع ْذَب‬
َّ ‫اهلل َِم َن‬
}<;{َ‫َالرِج ِيم‬
َ‫فَِإ ذَ اَ ق‬
َّ ‫اف‬
ْ
ْ َ ْ‫ػ َرأ‬
2-NAHL-98 - Kur’an okuduğun zaman, kovulmuĢ Ģeytandan Allah’a sığın.
3
ِ ‫إِنَّوُ َِمنَس لَْيما َفَوإِنَّوَُبِس ِم‬
َ}03{َ‫َالرِح ِيم‬
َّ ‫َالر ْح َم ِن‬
َّ ‫َاهلل‬
ْ َ َ ُ ْ
3-NEML-30,“Mektup Süleyman’dan gelmiĢtir. O, “Bismillahirrahmânirrahîm”
diye baĢlamaktadır.”
4
ِ
ِْ ‫}َ َخ لَ َق‬1{َ‫كَالَّ ِذيَ َخ لَ َق‬
}3{َ‫َاْلَ ْك َرُـ‬
ْ‫}َاِق‬2{َ‫َع لَ ٍق‬
ْ‫اِق‬
ْ ‫ك‬
َ ُّ‫َوَرب‬
َ ِّ‫َرب‬
َ ‫نسا َفَم ْن‬
ْ ِ‫ػ َرأَْب‬
َ ْ‫ػ َرأ‬
َ ‫اس ِم‬
َ ‫َاْل‬
ِ َّ‫ال‬
َّ‫}َ َع ل‬4{َ‫يَع لَّمَبِالْ َق لَ ِم‬
ِ
َ}5{َ‫ػ ْع لَ ْم‬
‫َاْل‬
‫م‬
‫ذ‬
ْ
َ
َ‫َماَلَ ْمَي‬
َ ‫نسا َف‬
َ
َ َ
4-ALAK-1, 2. Yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir aĢılanmıĢ
yumurtadan yarattı.3, 4, 5. Oku! Ġnsana bilmediklerini belleten, kalemle
(yazmayı) öğreten Rabbin, en büyük kerem sahibidir.
5
ِ ‫}َ قُمَ فَأ‬1{َ‫ػ ر‬
َ}5{َ‫الر ْج َزَ فَ ْاى ُج ْر‬
ُّ‫يَاَأَي‬
ِّ‫كَ فَ َكب‬
ُّ ‫}َ َو‬4{َ‫كَ فَطَ ِّه ْر‬
َ َ‫}َ َوثِيَاب‬3{َ‫ػ ْر‬
َ َّ‫}َ َوَرب‬2{َ‫َنذ ْر‬
ْ
ُ ِّ‫ػ َهاَال ُْم َّدث‬
5-MÜDDESİR-1. Ey bürünüp sarınan (Resûlüm)! 2. Kalk, ve (insanları) uyar.
3. Sadece Rabbini büyük tanı. 4. Elbiseni tertemiz tut. 5. Kötü Ģeyleri terket.
3
6
ِ ‫}َماََأُ ِري ُد َِم ْن‬56{َ‫وف‬
ِ
ِ ‫مَمنَ ِرْز ٍؽَوماَأُ ِري ُدَأَ ْفَيطْعِم‬
ِ ‫ػ ْعب ُد‬
ِ ‫تَال‬
ِ َ ‫ْج َّن‬
َ}57{َ‫وف‬
ُ ‫َوَماَ َخ لَ ْق‬
ُ َ‫نسَإَِّالَلي‬
ََ
َ
ْ ‫ػ ُه‬
ُ ُ
َ ‫َو ْاْل‬
ِ ِ
َ}58{َ‫ين‬
َّ ‫َى َو‬
ُ َ‫إِ َّفَاهلل‬
ُ ‫َالرزَّا ُؽَ ذُوَالْ ُق َّوةَال َْمت‬
6-ZARĠYAT-56. Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye
yarattım.57. Ben onlardan rızık istemiyorum. Beni doyurmalarını da
istemiyorum58. ġüphesiz rızık veren, güç ve kuvvet sahibi olan ancak Allah'tır.
7
ِ
ِ
ِ
َ‫َالصالَ َةَإِ َّف‬
َّ ْ‫يم وا‬
َّ ‫ض ْيتُ ُم‬
ُ‫َوق‬
َ َ‫فَِإ َذ اَ ق‬
ُ ‫َو َعلَى ُجنُوب ُك ْمَ فَِإ َذ اَاط َْمأْنَنتُ ْمَ فَأَق‬
َ ً‫ػعُودا‬
َ ً‫َالصالَ َةَ فَا ذْ ُك ُرواَْال لّوََقيَاما‬
‫الصالَة‬
َّ
ِ ِ‫َع لَىَالْم ْؤِمن‬
َََ }330{ًَ‫َم ْوقُوتا‬
ْ َ‫ََ َكان‬
َ ً‫ينَكتَابا‬
َ ُ ََ ‫ت‬
7-NĠSA-103. Namazı bitirince de ayakta, otururken ve yanınız üzerinde
yatarken (daima) Allah'ı anın. Huzura kavuĢunca da namazı dosdoğru kılın;
çünkü namaz müminler üzerine vakitleri belli bir farzdır.
8
ِ َّ َ ‫َالصياـَ َكماَ ُكتِب‬
ِ َّ ُّ‫َياَأَي‬.
ِ
َ}3;0{َ‫ػ ُق و َف‬
َّ‫ػت‬
َ‫ين َِمنَ ق‬
َ‫ػ ْب لِ ُك ْمَلَ َع لَّ ُك ْمَت‬
َ ‫ب‬
َ ‫ين‬
َ
َ ‫َع لَىَالذ‬
َ ‫ػ َهاَالذ‬
َ َ ُ َ ِّ ‫َع لَْي ُك ُم‬
َ ‫َآمنُواَْ ُكت‬
8-Bakara183 - Ey iman edenler! Allah’a karĢı gelmekten sakınmanız için oruç,
sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.
9
ِ ِ ‫ت َو ِض ع َلِلن‬
ِ ِ
ٍ ‫إِ َّف َأ ََّو َؿ َب‬
َ‫اـ‬
ِّ‫ػي‬
ٌ َ‫ػن‬
ٌ َ‫<} َ فِ ِيو َآي‬9{َ ‫ين‬
ُ ‫َم َق‬
َ ‫ات‬
َ‫ات َب‬
ُ َ‫َّاس َلَلَّذي َبِبَ َّكة‬
َ
َ ُ ‫ػ ْي‬
َ ً‫َمبَ َاركا‬
َ ‫َو ُى ًدى َل ل َْعالَم‬
ِ ِ ‫َآمناًَولِلّ ِوَع لَىَالن‬
ِ ‫نَد َخ لَوَ َكا َف‬
ِ ‫إِب‬
ِ َ َ‫تَم ِنَاستَط‬
َ‫الًَ َوَمنَ َك َف َرَ فَِإ َّفَاهلل‬
َ ‫َسبِي‬
َ َ
ُ َ ‫َوَم‬
ْ
ْ َ ِ ‫ػ ْي‬
َ‫َّاسَح ُّجَالْب‬
َ ‫اعَإِلَْيو‬
َ ‫يم‬
َ ‫ػ َراى‬
ِ
َ}<:{َ‫ين‬
َ ‫غَنِ ٌّي‬
َ ‫َع ِنَال َْعالَم‬
9-10-ALĠ ĠMRAN-96. ġüphesiz, âlemlere bereket ve hidayet kaynağı olarak
insanlar için kurulan ilk ev (mâbet), Mekke'deki (Kâbe)dir. 97. Orada apaçık
niĢâneler, (ayrıca) Ġbrahim'in makamı vardır. Oraya giren emniyette olur.
Yoluna gücü yetenlerin o evi haccetmesi, Allah'ın insanlar üzerinde bir
hakkıdır. Kim inkâr ederse bilmelidir ki, Allah bütün âlemlerden müstağnîdir.
11
ِِ ِ
ِ ‫ػ لَنَي‬
ِ
ِ
ِ
َ};8{َ‫ين‬
‫ػ ْبتَ ِغَغَْي‬
ُ ْ َ‫ػ َرَا ِْل ْسالَِـَديناًَ ف‬
َ‫َوَم ْنَي‬
َ ُ‫ػ ْقبَ َلَم ْنو‬
َ ‫َو ُى َوَفيَ اآلخ َرةَم َنَالْ َخاس ِر‬
11-ALĠ ĠMRAN-85. Kim, Ġslâm'dan baĢka bir din ararsa, bilsin ki
kendisinden (böyle bir din) asla kabul edilmeyecek ve o, ahirette ziyan
edenlerden olacaktır.
4
12
ِ ‫يَآدـَ ُخ ُذواَ ِزينت ُكم‬
ِ
ٍ ِ ‫َعن َدَ ُك ِّل‬
ِ
}03{َ‫ين‬
ُّ ‫واَوالََتُ ْس ِرفُواَْإِنَّوَُالََيُ ِح‬
َ َ ‫يَاَبَن‬
َ
َ ُ‫واَوا ْش َرب‬
َ ُ‫َم ْسجد ََوُك ل‬
ْ ََ
َ ‫بَال ُْم ْس ِرف‬
12-ARAF-31. Ey Âdem oğulları! Her secde ediĢinizde güzel elbiselerinizi
giyin; yeyin, için, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.
13
ِ َ‫َالسب ع َواْلَرض َومن َفِي ِه َّن َوإِ ْف َِمن َ َشي ٍء َإِالََّي سبِّح َبِحم َدهِ َول‬
َ‫ػ ْف َق ُه و َف‬
َّ ُ‫تُ َسبِّ ُح َلَو‬
َ‫ػك ْن َالََت‬
ُ ‫َالس َم َاوا‬
ْ َ َ ُ ْ َ ُ ْ َّ ‫ت‬
َ َْ ُ َُ
ْ ْ َ
ََ}44{ًَ‫َح لِيماًَغَ ُف ورا‬
َ ِ‫تَ ْسب‬
َ ‫يح ُه ْمَإِنَّوَُ َكا َف‬
13-ĠSRA-44. Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu
övgü ile tesbih etmeyen hiçbir Ģey yoktur. Ne var ki siz, onların tesbihini
anlamazsınız. O, halîmdir, bağıĢlayıcıdır.
Ek Bilgi:
Tabiat ilimlerindeki inkişaf, bu âyetin açıklanmasına yardımcı olmuştur. Nitekim,
önceleri cansız ve hareketsiz olduğu sanılan varlıklar da dahil olmak üzere, bütün eşya
atomlardan meydana gelmiştir. İşte atom çekirdeklerinin etrafındaki elektronlar, sürekli ve
muntazam bir şekilde çekirdeğin etrafında dönmektedirler ki, belki de onların bu dönüşleri
ve böylece, ilâhî kanuna, en ufak bir sapma göstermeksizin boyun eğmeleri, Kur’an-ı
Kerim tarafından Allah’ı tesbih olarak ifade edilmiştir.
14
ِ
ِ ِ
َّ ‫َوأ‬
َ}18{ًَ‫َحدا‬
َ ‫واَم َعَا هللَأ‬
َ ُ‫َفَال َْم َساج َدَِ هللَ فَالََتَ ْدع‬
14-CĠN-18. Mescidler Ģüphesiz Allah'ındır. O halde, Allah ile birlikte kimseye
yalvarmayın (ve kulluk etmeyin).
Ek Bilgi:
Âyetteki «mescidler» kelimesi şu şekillerde tefsir edilmiştir: 1) Namaz kılmak için bina
edilmiş yerler; 2) Namaz ve ibadet yalnız camilere ve belli yerlere hasredilmiş
olmadığından, bütün yeryüzü; 3) Bütün mescidlerin kıblesi olduğundan, «Mescid-i Haram;
4) Secdeye temas eden uzuvlar.Bu âyette, hıristiyanların kiliselerine ve yahudilerin
havralarına girdikleri zaman yaptıkları gibi, Allah’a eş tutulmaması ihtar edilmektedir
15
ِ ُ ‫الش ِّر‬
َّ ِ‫َويَ ْدعَُ اْ ِْلنْ َسا ُفَب‬
}33{ًَ‫َع ُج وال‬
َ ‫َوَكا َفَ اْ ِْلنْ َسا ُف‬
َ ‫َد َعاءهَُبالْ َخ ْي ِر‬
15-ĠSRA-11. Ġnsan hayrı istediği kadar Ģerri de ister. Ġnsan pek acelecidir!
Ek Bilgi:
Bu âyet, insanın önemli bir psikolojik yönüne işaret etmektedir: Gerçekten biz
insanlar, öfkelendiğimiz, sıkıldığımız ya da bir güçlükle karşılaştığımızda,
öfkelendiklerimiz için beddua eder; güçlüklerden sabır ve metânetle kurtulmak için çaba
harcayacağımız yerde, acelecilik göstererek tezden kurtulmak isteriz. Bu olmayınca da,
ümitsiz ve kötümser bir ruh haleti içinde, «Allah’ım, canımı al da, beni bu sıkıntıdan
kurtar!» gibi sözlerle kendimiz için beddua ederiz ki, bunlar doğru değildir.
5
16
ِ ِ ِ َ‫اف َأَلْزمنَاهُ َطَآئِرهُ َفِيَعُنُِق ِو َونُ ْخ ِرج َلَوُ َي‬
ٍ ِ‫وُك َّل َإ‬
ََ‫ك‬
ْ‫}َاِق‬30{ًَ‫َم ْن ُش ورا‬
َ َ‫ػ َرأْ َكِتَاب‬
ْ َ ‫نس‬
َ ُ‫ػ ْل َقاه‬
َ‫ػ ْوَـ َالْقيَ َامة َكتَاباًَي‬
َ ُ َ
َ
َ
َ
َ}34{ًَ‫َح ِسيبا‬
َ ‫َع لَْي‬
َ ‫ػ ْف ِس‬
َ ‫ػ ْوَـ‬
َ‫َك َفىَبِن‬
َ‫كَالْي‬
َ ‫ك‬
16-ĠSRA-13. Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. Ġnsan için
kıyamet gününde, açılmıĢ olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. 14. Kitabını
oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter.
17
ِ ِ َ‫ػ ْهتَ ِدي َلِن‬
ِ ‫ض َّل َ فَِإنَّما َي‬
َ‫َوَما َ ُكنَّا‬
‫ض َُّل َع لَْي‬
َ َ ‫َوَم ْن‬
ْ ‫َم ِن‬
َ َ
َ‫َاىتَ َدى َ فَِإنَّ َما َي‬
َ ‫َوا ِزَرةٌ َ ِوْزَر َأُ ْخ َرى‬
َ ‫َوالَ َتَ ِزُر‬
َ ‫ػ َها‬
َ ‫ػ ْف سو‬
ِ
َ}38{ًَ‫َر َُس وال‬
‫ػ ْب‬
َ ‫ػ َع‬
َ‫َحتَّىَن‬
َ ‫ين‬
َ‫ث‬
َ ‫ُم َع ِّذب‬
17-ĠSRA-15. Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiĢ
olur; kim de doğruluktan saparsa, kendi zararına sapmıĢ olur. Hiçbir günahkâr,
baĢkasının günah yükünü üslenmez. Biz, bir peygamber göndermedikçe
(kimseye) azap edecek değiliz.
18-19
ِ ‫ػب‬
ِ
ِ
ََ‫َح ُد َُى َماَأ َْو َكِالَ ُى َماَ فَال‬
َ‫ك َأَالََّت‬
َ ُّ‫ىَرب‬
َ َ‫َوق‬
ْ َ‫َوبِال َْوال َديْ ِن َإِ ْح َساناًَإِ َّماَي‬
َ‫ػ لُغَ َّن َعن َد َؾ َالْكب‬
َ ‫ػ َر َأ‬
َ ُ‫ػ ْعبُ ُدواَْإِالََّإِيَّاه‬
َ ‫ض‬
ُّ ‫اح‬
ٍّ ‫ػ ُق ْل َلَ ُه َماَأ‬
َ‫َالر ْح َم ِة‬
‫ػ ْن‬
َ‫اَوقُ ْل َلَ ُه َماَ ق‬
َّ ‫َالذ ِّؿ َِم َن‬
َ‫َوالَ َت‬
َ‫ت‬
ْ ‫}َ َوا ْخ ِف‬30{َ ً‫ػ ْوالً َ َك ِريما‬
َ ‫ض ََل ُه َم‬
َ َ‫اَجن‬
َ ‫ػ َه ْرُى َم‬
َ ‫ُؼ‬
ِ َّ‫بَارحم ُهماَ َكماَرب‬
َ}34{ًَ‫يَص ِغي را‬
َ ‫ػيَان‬
َ َ َ ْ َ ْ ِّ ‫َر‬
َ ‫َوقُ ْل‬
18-19-ĠSRA-23. Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi, ana-babanıza da
iyi davranmanızı kesin bir Ģekilde emretti. Onlardan biri veya her ikisi senin
yanında yaĢlanırsa, kendilerine «of!» bile deme; onları azarlama; ikisine de
güzel söz söyle.
24. Onları esirgeyerek alçakgönüllülükle üzerlerine kanat ger ve: «Rabbim!
Küçüklüğümde onlar beni nasıl yetiĢtirmiĢlerse, Ģimdi de sen onlara (öyle)
rahmet et!» diyerek dua et.
20
ِ
ٍ َ‫ػ ْوَـ َنَ ْدعُو َ ُك َّل َأُن‬
ًَ‫َوالَ ََيُظْلَ ُم و َف َ فَتِيال‬
َ‫اس َبِِإ َم ِام ِه ْم َ فَ َم ْن َأُوتِ َي َكِتَابَوُ َبِيَ ِمينِ ِو َ فَأُول‬
َ ِ‫ػئ‬
َ‫ػ ْق َرُؤو َف َكتَاب‬
َ‫ك َي‬
َ‫ي‬
َ ‫ػ ُه ْم‬
َ}:3{
20-ĠSRA-71. Her insan topluluğunu önderleri ile birlikte çağıracağımız o
günde kimlerin amel defteri sağından verilirse, onlar, en küçük bir haksızlığa
uğramamıĢ olarak amel defterlerini okuyacaklar.
6
21-22
ِ ‫ػن‬
ِ ‫اطل َإِ َّف َالْب‬
ِ
ِ
ِ
ٌَ‫َوَر ْح َمة‬
َ ‫اط َل َ َكا َف‬
َُ‫;}َ َون‬3{ًَ‫َزُى وقا‬
ُ ‫َم‬
َ
َ ‫َجاءَال‬
َ ‫ػ ِّز ُؿ َم َن َالْ ُق ْرآف‬
َ ‫َوقُ ْل‬
َ ٌ‫اَى َو َش َفاء‬
َ ‫ْحق‬
ُ َ‫َُّوَزَى َق َالْب‬
ِِ
ِِ
ََ};3{ًَ‫ينَإَالََّ َخ َسارا‬
َ ‫ين‬
َ ‫َوالََيَ ِزي ُدَالظَّالم‬
َ ‫لَِّْل ُم ْؤمن‬
21-22-ĠSRA-81. Yine de ki: Hak geldi; bâtıl yıkılıp gitti. Zaten bâtıl yıkılmaya
mahkumdur. 82. Biz, Kur'an'dan öyle bir Ģey indiriyoruz ki o, müminler için
Ģifa ve rahmettir; zalimlerin ise yalnızca ziyanını artırır.
23-24
َ‫وح َ قُ ِل‬
ِ ‫َالر‬
َ‫َع لَىَ َشاكِ لَتِ ِو َ ف‬
ُّ ‫َع ِن‬
َ َ‫;}َ َويَ ْسأَلُون‬4{َ ً‫ىَسبِيال‬
َ ‫ك‬
َ ‫ػ ْع َم ُل‬
ُ ‫ػ َربُّ ُك ْم َأَ ْع لَ ُم َبِ َم ْن‬
َ‫قُ ْل َ ُكلٌّ َي‬
َ ‫َى َو َأ َْى َد‬
ِ ‫الروح َِمنَأَم ِرَربِّيَوماَأُوتِيت‬
َ};8{ًَ‫مَم َنَال ِْع ل ِْمَإِالََّ قَلِيال‬
ُ َ َ َ ْ ْ ُ ُّ
23-24-ĠSRA-84. De ki: Herkes, kendi mizaç ve meĢrebine göre iĢ yapar. Bu
durumda kimin doğru bir yol tuttuğunu Rabbiniz en iyi bilendir. 85. Sana ruh
hakkında soru sorarlar. De ki: Ruh, Rabbimin emrindendir. Size ancak az bir
bilgi verilmiĢtir.
Ek Bilgi:
Bu âyet, insan için ruhun mahiyetini kavramanın imkânsız olduğunu ifade etmektedir.
Nitekim «Ruh’un mahiyeti» problemi, asırlardır insanlığı en çok düşündüren konulardan
biri olmakla beraber, halen meseleye nihaî bir çözüm getirilmemiştir ve öyle görülüyor ki,
bundan sonra da getirilemeyecektir.
25
ِ َ‫ػهاَومنَي ْش َف عَ َش َفاعةًَسيِّئَةًَي ُكنَلَوَكِ ْفل‬
ِ ‫صيب‬
ِ
َُ‫اَوَكا َفَال لّو‬
‫ه‬
‫ػ‬
‫ن‬
‫م‬
‫ن‬
‫َم‬
ْ
ْ
َ
َ ‫َم ْنَيَ ْش َف ْعَ َش َف‬
ُ
َ
َ
ْ
َ
َ
َ
َ ً‫اعة‬
ْ
َ
ْ
ٌ َ‫َح َسنَةًَيَ ُكنَلَوَُن‬
َ
ٌ
َ
ٍ
َ};8{ًَ‫َم ِقيتا‬
ُ ‫َع لَىَ ُك ِّلَ َش ْي ء‬
25-NĠSA-85. Kim iyi bir iĢe aracılık ederse onun da o iĢten bir nasibi olur.
Kim kötü bir iĢe aracılık ederse onun da ondan bir payı olur. Allah her Ģeyin
karĢılığını vericidir.
Ek Bilgi:
Toplum hayatı birçok halde aracılığı gerekli kılar. Kendisinden aracı olması istenen
kimse neye aracı olduğuna dikkat etmek mecburiyetindedir; çünkü neticeden onun da
günah-sevap, fayda-zarar bakımlarından payı olacaktır.
26
ٍ
ٍ ِ
َ};9{ًَ‫َح ِسيبا‬
‫َح َس َن َِم ْن‬
َ ‫ُّوىاَإِ َّفَاهللََ َكا َف‬
َ ‫َرد‬
ْ ‫اَحيِّيتُ ْمَبِتَحيَّةَ فَ َحيُّواَْبِأ‬
َ ‫َع لَىَ ُك ِّلَ َش ْي ء‬
ُ َ‫َوإِذ‬
ُ ‫ػ َهاَأ َْو‬
26-NĠSA-86. Bir selam ile selamlandığınız zaman siz de ondan daha güzeli ile
selamlayın; yahut aynı ile karĢılık verin. ġüphesiz Allah, her Ģeyin hesabını
arayandır.
Ek Bilgi:
7
Selam, müslümanlar arasında sevgi ve barış sağlayan, mevcut sevgi ve samimiyeti artıran güzel bir
vasıtadır.Selamı veren, sevgi ve iyi niyetini ifadede öncülük ettiğinden, selamı alan da bir-iki kelime
fazlasıyla cevap vererek bu güzel davranışa karşılık vermelidir.
27
ِ َ‫شي ٍء َإِنِّيَ ف‬
ِ‫اعل َ ذَل‬
ِ
ِ َ‫ك َإِذَ اَن‬
ِ
َّ
َ
َ‫َع َسى‬
‫يت‬
‫س‬
‫ب‬
‫َر‬
‫ر‬
‫ك‬
‫ذ‬
‫ا‬
‫َو‬
‫َاهلل‬
‫اء‬
‫ش‬
‫َي‬
‫ف‬
‫أ‬
َ
‫ال‬
‫إ‬
َ}
30
{
َ
‫ا‬
‫د‬
‫غ‬
َ
‫ك‬
ْ
َّ
ْ
ُ
َ
ً
َ
َ‫َوَال َت‬
َ
َ
َ
َ ‫َوقُ ْل‬
ُ
َ
َ
َ ْ َ َ
ٌ
ْ َ ‫ػ ُق ولَ َّن َل‬
ِ ‫ػر‬
ِ ‫ػ ْه ِدي ِن‬
َ}34{ًَ‫اَر َشدا‬
َ ‫بَم ْن‬
َ َ ْ‫َربِّيَْلَق‬
َ ‫َى َذ‬
َ َ َ‫أَ ْفَي‬
27-KEHF-23, 24. Allah'ın dilemesine bağlamadıkça (inĢâallah demedikçe)
hiçbir Ģey için «Bunu yarın yapacağım» deme. Bunu unuttuğun takdirde Allah'ı
an ve: «Umarım Rabbim beni, doğruya bundan daha yakın olan bir yola iletir»
de.
28
Vasıtaya Binerken
ِ
ِ ُ‫اَى َذ اَوماَ ُكنَّاَلَو‬
َ}31{َ‫ػ َق لِبُو َف‬
‫ػَنَاَلَ ُم ْن‬
ِّ‫ىَرب‬
ُ
َ َ َ َ‫َّرَلَن‬
َ ‫َ ُس ْبحا َفَالَّذ‬
َ َ‫}َ َوإِنَّاَإِل‬31{َ‫ين‬
َ ‫َم ْق ِرن‬
َ ‫يَسخ‬
28-ZUHRUF- 13-14- “ Bunu bizim hizmetimize vereni tesbih ve takdis ederiz,
yoksa biz bunlara güç yetiremezdik,14. Biz Ģüphesiz Rabbimize döneceğiz
(demelisiniz).
Ek Bilgi:
Binekler, düşünmeye ve Allah’ı tesbihe sevkeden varlıklardır. Bu yüzden sahâbe-i
kiram hayvanlarına bindiklerinde, ahireti ve tabutla başlayacak yolculuğu düşünürlerdi.
Resûlullah, yolculuğa çıkarken bu âyetleri okurdu.
29
ِ َّ ‫وَال َتَست ِويَالْح سنةُ َوَال‬
ِ
ِ
َ‫َولِ ٌّي‬
‫ػ ْي‬
‫ػ ْي‬
َ َ‫ػن‬
َ ُ‫ػنَو‬
َْ َ
ْ ‫َالسيِّئَةُ َا ْد فَ ْع َبِالَّتِيَى َي َأ‬
َ‫َوب‬
َ‫َح َس ُن َ فَِإ ذَ اَالَّذيَب‬
َ ُ‫َع َد َاوَةٌََ َكأَنَّو‬
َ ‫ك‬
َ ََ َ
ِ َّ
ِ
ٍّ ‫وَح‬
َ}35{َ‫َع ِظي ٍم‬
َ ‫ظ‬
َ ‫ػ لَ َّق‬
َ ‫ػ لَ َّق‬
َ ‫ين‬
َ‫َصب‬
َ ُ‫اىاَإَِّالَ ذ‬
ُ‫واَوَماَي‬
ُ‫}َ َوَماَي‬34{َ‫يم‬
َ ‫ػ ُر‬
ٌ ‫َحم‬
َ ‫اىاَإَِّالَالذ‬
29-FUSSĠLET-34. Ġyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel bir
Ģekilde önle. O zaman seninle arasında düĢmanlık bulunan kimse, sanki candan
bir dost olur35. Buna (bu güzel davranıĢa) ancak sabredenler kavuĢturulur;
buna ancak (hayırdan) büyük nasibi olan kimse kavuĢturulur.
Ek Bilgi:
Kötülük, en güzel haslet ne ise onunla önlenir. Mesela gazaba sabır, bilgisizliğe hilim,
kötülüğe af ile karşılık verilir.
Şeytandan gelen kötü düşünce, şeytanın insanı güzel tutum ve davranışlardan
uzaklaştırmak için verdiği vesvesedir.
30
ِ
ِ َ‫َالش ْيط‬
ِ ِ ِ َ‫ػ ْزغٌَ ف‬
ِ َّ ‫َى و‬
َّ ‫َّك َِم َن‬
َ}36{َ‫يم‬
َ‫افَن‬
َ ‫ػزغَن‬
ْ
َ ‫ػَْن‬
َ‫َوإِ َّماَي‬
ُ ‫َالسم‬
َ ُ ُ‫استَع ْذَباهللَإِنَّو‬
ُ ‫يعَال َْع ل‬
30-FUSSĠLET-36. Eğer Ģeytandan gelen kötü bir düĢünce seni dürtecek
olursa, hemen Allah'a sığın. Çünkü O, iĢiten, bilendir.
8
31-32
ِ ِ‫َالصالَة‬
ِ ِ‫بَاجع لْن‬
ِ
}43{ََ‫َد َعاء‬
َّ‫يَرب‬
َ‫اَوت‬
ُ ‫ػ َقبَّ ْل‬
ُ َ ْ ِّ ‫َر‬
َ َ‫ػن‬
َ ‫َوم ْنَ ذُ ِّريَّت‬
َ ََّ ‫يم‬
َ ‫يَمق‬
ِ ِ ِ‫ػنَاَا ْغ ِف رَل‬
ِ ‫ػ ُق‬
ِ ِ ‫يَولِل‬
َ}43{َ‫اب‬
َّ‫َ َرب‬
ُ َ‫ػ ْوَـَي‬
ُ ‫وـَالْح َس‬
َ‫ينَي‬
ُ َ َّ ‫يَول َوال َد‬
َ ْ
َ ‫ْم ْؤمن‬
31-32-ĠBRAHĠM-40. «Ey Rabbim! Beni ve soyumdan gelecekleri namazı
devamlı kılanlardan eyle; ey Rabbimiz! Duamı kabul et!» 41. «Ey Rabbimiz!
(Amellerin) hesap olunacağı gün beni, ana-babamı ve müminleri bağıĢla!»
33
ِ ِ
ِ ً‫ػياَح سنَة‬
ُّ ِ‫ػنَاَآتِنَاَف‬
َ}333{َ‫ابَالنَّا ِر‬
‫َوِم ْن‬
ُ ‫ػ ُق‬
َّ‫َرب‬
َ َ‫َوقِن‬
َ ‫اَع َذ‬
َ ‫َوفيَاآلخ َرة‬
َ‫َم ْنَي‬
َ ‫ػ ُه ْم‬
َ ً‫َح َسنَة‬
َ َ َ َ ْ‫يَالدن‬
َ ‫وؿ‬
33-BAKARA-201. Onlardan bir kısmı da: Ey Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik
ver, ahirette de iyilik ver. Bizi cehennem azabından koru! derler.
34
ِ ‫}َوأَ ْفَلَْي سَلِ ِْْل‬38{َ‫أ ََّالَتَ ِزرَوا ِزرةٌَ ِوْزرَأُ ْخ رى‬
َ}39{َ‫اَس َعى‬
َ ‫نسافَإَِّال‬
َ ‫َم‬
َ
َ َ َ َُ
َ
َ
34-NECM- 38. Gerçekten hiçbir günahkâr, baĢkasının günah yükünü
yüklenemez. 39. Bilsin ki insan için kendi çalıĢmasından baĢka bir Ģey yoktur
35-Kurban kesme duası
ِ
ِ
ِ َّ ‫تَوج ِهيَلِلَّ ِذيَ فَطَر‬
ِ ‫ض‬
َ}:<{َ‫ين‬
َ َ ‫َواْلَ ْر‬
َ ً‫َحنيفا‬
َ ‫َالس َم َاوات‬
َ ِّ‫إِن‬
َ ‫َوَماَأَنَاَم َنَال ُْم ْش ِرك‬
َ
َ ْ َ ُ ‫يَو َّج ْه‬
35-ENAM- 79. Ben hanîf olarak, yüzümü gökleri ve yeri yoktan yaratan
Allah'a çevirdim ve ben müĢriklerden değilim
36- Kurban kesme duası
ِ ِ ِ ‫قُلَإِ َّفَصالَتِيَونُس ِكيَومحياي‬
ِ
َْ‫َوأَنَا‬
ِّ ‫َر‬
ُ ‫كَأ ُِم ْر‬
َ ِ‫َوبِ َذل‬
َ ‫}َالََ َش ِر‬393{َ‫ين‬
َ
َ‫ت‬
َ ُ‫يكَلَو‬
َ ‫َوَم َماتيَل لّو‬
َ َ َْ ََ ُ َ
َ ‫بَال َْعالَم‬
ْ
ِ ِ َ ‫أ ََّو ُؿَالْم‬
َ}390{َ‫ين‬
َ ‫س لم‬
ُْ
36-ENAM- 162. De ki: ġüphesiz benim namazım, kurbanım, hayatım ve
ölümüm hepsi âlemlerin Rabbi Allah içindir. 163. O'nun ortağı yoktur. Bana
sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim.
Ek Bilgi:
Meâlde kurban olarak tercüme edilen "nüsük" kelimesi bazı müfesirlerce ibadet
olarak açıklanmıştır
37
ِ ِ ِ‫َنف ُق واَْفِيَسب‬
ِ ‫وأ‬
ِِ
َ}3<8{َ‫ين‬
ََ ‫َّه لُ َك ِة‬
‫ػ ْل ُق واَْبِأَيْ ِدي ُك ْمَإِلَىَالت‬
ُّ ‫ػ َواَْإِ َّفَال لّوََيُ ِح‬
ُ‫َوالََت‬
ُ‫َح ِسن‬
ْ‫ػ‬
ْ ‫َوأ‬
َ
َ ‫يلَال لّو‬
َ
َ ‫بَال ُْم ْح سن‬
37-BAKARA-195. Allah yolunda harcayın. Kendi ellerinizle kendinizi
tehlikeye atmayın. Yaptığınızı güzel yapın; Allah güzel yapanları sever.
Ek Bilgi:
9
Âyette geçen «ihsan» kelimesi, bir işi tam ve noksansız yapmak, işin hakkını vermek ve dürüst olmak
demektir.
Nitekim bir hadiste Resûlullah (s.a.)a «İhsan nedir?» diye sorulmuş. O da: «Allah’a, O’nu görüyormuş
gibi kulluk etmendir, her ne kadar sen O’nu görmüyorsan da, O seni görüyor» buyurmuştur. Kulluk
umumî bir davranıştır. Bu itibarla hadisteki manayı, özellikle ibadete yöneltmek doğru değildir. Esasen
Arapça’da ihsan, işi doğru dürüst yapmaktır. Onun için işinin ehli olana «muhsin» denir. Tercüme bu
anlayışa göre yapılmıştır. Sosyal yardımı ve adaleti de içine alan ihsan ve infakı, «tehlikeyi önleyen bir
tedbir» olarak gösteren âyet, adaletin anarşiyi ve ihtilâli önlediğine de işaret etmekte
38
ِ
ِ ‫ك َِمن َال‬
ِ َ‫ْكت‬
َ‫َولَ ِذ َْك ُر َال لَّ ِو‬
‫ػ ْن‬
َّ ‫َالص َالةَ َإِ َّف‬
َّ ‫َوأَقِ ِم‬
َ‫َالص َالةَ َت‬
َ ‫ػ َه‬
َ ‫َاُتْ ُل‬
َ ‫اءَوال ُْم ْن َك ِر‬
َ ‫ىَع ِن َالْ َف ْح َش‬
َ ‫اب‬
َ َ ‫َماَأُوح َي َإِلَْي‬
َ}45{َ‫ػعُو َف‬
َ‫صن‬
ْ َ‫َماَت‬
َ‫أَ ْكب‬
َ ‫ػ ْع لَ ُم‬
َ‫َوال لَّوَُي‬
َ ‫ػ ُر‬
38-ANKEBUT-45. (Resûlüm!) Sana vahyedilen Kitab'ı oku ve namazı kıl.
Muhakkak ki, namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allah'ı anmak
elbette (ibadetlerin) en büyüğüdür. Allah yaptıklarınızı bilir.
Ek Bilgi:
Âyet, günaha götüren isteklerin baskısından kurtulmanın ve ruh yüceliğine erişmenin en sağlam
yolunu göstermektedir. Şüphesiz bu, en geniş manada «Allah’ı anmak»tır. Kur’an tilâveti ve namaz,
bunun en başta gelen şekilleridir.
Gerçekten, Kur’an’ın manalarını düşünenler için, Kur’an tilâveti, daha önce farkına varılamayan bir
çok manaların açığa çıkmasını sağlar; kişiyi ulvî bir âleme götürür. Kur’an tilâvetinin fazileti ile ilgili pek
çok hadis vardır.
Hakkı verilerek kılınan namazın da, ruhu ulvîleştireceği ve mutlaka kötülükten alıkoyacağı, bu âyette
ve bir çok hadiste ısrarla belirtilmektedir. İyiliğe sevketmeyen, kötülüklerden alıkoymayan bir namaz ise,
İslâm büyükleri tarafından, sırtta taşınan bir vebal olarak nitelendirilmiştir.
39
ِ ‫إِنَّماَالْم ْؤِمنُ َو َفَإِ ْخ وةٌَ فَأ‬
َّ‫َوات‬
َ}18{َ‫ػ ْر َح ُمو َف‬
ُ‫ػ ُق واَال لَّوََلَ َع لَّ ُك ْمَت‬
ْ َ
َ‫َص ل ُح واَب‬
َ ‫ػ ْي َنَأَ َخ َويْ ُك ْم‬
ُ َ
39- HUCURAT-10. 10. Müminler ancak kardeĢtirler.
kardeĢlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz
Öyleyse
40
ِ ‫ػهم َفِيها َسالَـ َو‬
ِِ
ِ ‫ك َ ال لَّه َّم‬
ِ
ِ
ِ
َ‫ين‬
ِّ ‫َر‬
َ ‫آخ ُر‬
َ ‫َد ْع َو ُاى ْم َأَف َال‬
ُ ‫َد ْع َو ُاى ْم َف َيها‬
َ ‫ْح ْم ُد َل لّو‬
َ ٌ َ َ ْ ُ ُ‫َوتَحيَّت‬
َ ُ َ َ‫َس ْب َحان‬
َ ‫ب َال َْعالَم‬
}33{
40-YUNUS-10. Onların oradaki duası: «Allah’ım! Seni noksan sıfatlardan
tenzih ederiz!» (sözleridir). Orada birbirleriyle karĢılaĢtıkça söyledikleri ise
«selâm» dır. Onların dualarının sonu da Ģudur: Hamd, âlemlerin Rabbi Allah’a
mahsustur. Allah'a da hamd olsun!
10
Download

َEba