Sorunlar cerahat Şehitlerimizi
siyaset na-rahat! UĞURLADIK
29 Aralık 2015 Salı
Fiyatı 25 Kr
www.yedigungazetesi.com.tr
Vatandaş seçim derdinden geçim derdine transfer olurken...
HDP’NİN, “SİYASİ ZEMİN”İNİ SARSAN BİR TOKALAŞMA
D
DAVUTOĞLU, KILIÇDAROĞLU VE BAHÇELİ BULUŞACAK
Ç
UR
Başbakan’ın görüşme çağrısına
olur diyen CHP Genel Başkanı
Kemal Kılıçdaroğlu yarın saat
13.00’te; MHP Genel Başkanı
Devlet Bahçeli ise 4 Ocak
Pazartesi günü Davutoğlu ile bir
araya gelecek. Görüşmelerde;
“terörle mücadele, yeni anayasa,
bütçe, reformlar ve iç tüzük” gibi
çok önemli konular ele alınacak… Evet, görüşülecek
konular çok çok önemli ama liderlerin kafası ve partilerinin içi
de çok karışık…
Başbakan HDP’lilere çok sert konuştu
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyaretine çıkarken iptal edilen
HDP görüşmesine ilişkin Demirtaş ve HDP yöneticilerinin açıklamlarını
sert dille eleştirdi. DTK kongresinde yapılan açıklamlara da değinen
Davutoğlu, "Her seçim sonrasında millet yeni bir ufka yönelirken, bunlar
terörü, Türkiye'nin birliğini, bütünlüğünü tartışmaya açıyorlar. Kimler
adına konuşuyorlarsa gitsin, onlarla masaya otursunlar" dedi. 11’DE
2015’i şarkılarla
uğurlayan Cebeci
Bahar Evi sakinleri,
2016’ya “merhaba”
dedi.
HABERİ 4. SAYFADA
bunlara bir de son dönemde
papaz olduğumuz Rusya’yı eklemesi
elindeki siyasi kozları yitirmesine yol
açtı. Başbakan’a göre, “HDP ile aynı
masayı paylaşmanın anlamı
kalmamıştır.” Demirtaş, “Siyaset konuşabilmek, ne
olursa olsun diyalog kapılarını açık tutabilmektir.
Anlayışlı siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz” diyor
ama; ayağındaki Moskova tozu, dilindeki Lavrov
tebessümü gitmiş değil!
CHP, hafta sonu il kongreleri heyecanı yaşadı. Artık ver elini Olağan
Kurultay. Parti bu minval üzre
yürürken, Genel Başkan Kemal
Kılıçdaroğlu kontrolünü, soğukkanlılığını hiç yitirmedi.
MHP’de hal ve gidiş dışarıya yansıyandan daha karmaşık ve çetin bir
seyir izliyor. Muhalifler, genel başkan
adayları Meral Akşener, Koray Aydın
ve Sinan Oğan’ın etrafında tüzük
kurultayı kampanyası yürütürken,
Genel Başkan Devlet Bahçeli, Twitter silahını
ateşledi!
HABERİ 11. SAYFADA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, "Türkiye şu anda 300 bin
Iraklıyı kamplarında misafir eden bir ülkedir. Bunu ne İran yapıyor ne
de Rusya yapıyor. Bu kadar hassas davranan bir Türkiye'ye karşı böyle
bir yaklaşım tarzını biz bir defa, yani Irak'tan da, diğer ülkelerden de
yanlış buluruz. Türkiye'nin bu hassasiyeti üzerinde kimsenin spekülasyon yapmaması lazım. Bizim bütün bu hareket tarzımız, bir defa birinci
derecede Musul halkının çağrısı üzerine atılmış bir adımdır" dedi.
Türkçe Bakış
12. Sayfada
Hayrettin İvgin
Kültürel
Boyut
10. Sayfada
Mehmet Köymen’e göre;
2016 MODASI
Fotoğraflar: Kenan Ergen
Moda dünyasının dünya markası isimlerinden Mehmet Köymen, kendisini, mesleğini ve başarılarını gazetemize anlatırken 2016 modasına
dair tüyolar da verdi. “2016 yazında tüm canlı renkleri kullanacağız”
diyen Köymen, “Biraz daha beller oturacak. Etekler diz üstü ve çok
volanlı” şeklinde konuştu. Köymen, soyadının nasıl markalaştığını da
şöyle anlatıyor: New York defilesinde herkes Köymen diye yazmaya ve
hitap etmeye başladı. Muhasebecimin, “Mehmet bey herkes adınızı
değil soyadınızı söylüyor” dedi. New York Başkonsolosu Mehmet
Samsar da, “Artık sen marka olmuşsun haberin yok. Seni burada
herkes Köymen diye tanıyor’’ dedi.
Efsane Güzeldereli’nin röportajı YARIN YediGün’de
Gökçek’ten, ATO'ya
Ya
bana
çıkarsa
‘Osmanlı’ teşekkürü
UMUDUYLA
Gençlik
Hizmeti
teşekkür
etti
Prof.Dr. Nurullah Çetin
Fotoğraf:
Kenan Ergen
Suriye'deki gelişmeler ve bu gelişmelerle birlikte bazı adımlar
atıldığını kaydeden Erdoğan, bunlardan bir tanesinin de Rusya, İran,
Irak ve Suriye'nin oluşturduğu Bağdat'ta kurulan dörtlü ofis meselesi
olduğunu ifade etti. HABERİ 11. SAYFADA
Melih
Gökçek
Gençlik Hizmetleri
ve Spor İlçe Müdürü
Yahya Ocaklı, Mamak
Belediye Başkanı
Mesut Akgül’ü
ziyaret etti.
HABERİ 5. SAYFADA
EFSANE RÖPORTAJLAR
Her fırsatta Avrupa ve ABD
Hassasiyetlerimiz var
Yıl sonu
coşkusu
Şırnak'ın Cizre ilçesinde PKK'lı teröristlerce yerleştirilen el
yapımı patlayıcının infilak ettirilmesi sonucu şehit olan 3 asker
için tören düzenlendi. Şehit Kadir Kayveni'nin cenazesi
Erzurum'un Aşkale ilçesine, şehit Faruk Gezen'in cenazesi
Balıkesir'in Dursunbey ilçesine, şehit Necati Yenikapı'nın
cenazesi ise İzmir'in Buca ilçesine uğurlandı. Şehitler memleketlerinde düzenlenen cenaze töreninin ardından toprağa verildi.
S U N E R K I mahfillerine koşan HDP’nin
LI
Ö
Siyasetin önemli gündem maddeleri varken,
Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun yaptığı ‘görüşelim’ çağrısı karşılık buldu ve kongre / kurultay
telaşındaki liderler ‘olur, görüşelim’ dedi. Son
L HAB anda HDP görüşme dışı kaldı. Başbakan
Ahmet Davutoğlu, televizyonlarda yayınZE
lanan “Yeni Türkiye Yolunda” adlı ulusa
sesleniş konuşmasında, umudunu dile
getirse de süreç kolay geçmeyecek…
ER
HDP Eş Genel Başkanı
Selahattin Demirtaş’ın son
dönemdeki yurt dışı gezileri
çok eleştirildi ama; sınır ihlali
yapan uçağın düşürülmesinden sonra aramızda ‘savaş hali’
bir siyasi, ekonomik, askeri ilişki oluşan Rusya’ya gidişi,
verdiği pozlar, söylediği sözler
farklıydı. Farklı da yorumlandı,
yorumlanıyor. Rusya Dışişleri
Bakanı Lavrov ile görüşmesinden yansıyanlar Ankara’da
siyasi havayı soğuttu…
Yeni bir yılı daha yolcu etmeye hazırlanan
Türkiye’de vatandaş seçim derdinden geçim derdine transfer olurken, her şey siyaset merkezli
oluşuyor, gelişiyor…
Salih
Bezci
Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih
Gökçek, Ankara Ticaret
Odası’nın (ATO) aylık
olağan Meclis Toplantısı’na
katılarak bir de konuşma
yaptı. Meclis Başkanı Nuri
Gürgür’ün yönettiği yılın
son Meclis Toplantısı’nda,
Keçiören Osmanlı Halk
Pazarı’nda geçtiğimiz hafta
sonu tamamen yanarak işyerlerini kaybeden esnaf için
Büyükşehir Belediyesi
tarafından yaptırılacak yeni
çarşının yapımına
sağlanacak para desteği
belirlendi.
HABERİ 5. SAYFADA
Atatürk'ün gelişi
ÇSM'de kutlandı
HABERİ 4. SAYFADA
Mehmet Görmez’den
ÖNEMLİ MESAJLAR
Pursaklar’da
kuşak buluşması
HABERİ 5. SAYFADA
HABERİ 11. SAYFADA
Keçiören’e pet
şişe kumbarası
HABERİ 5. SAYFADA
Yeni yıl yaklaşırken, Milli Piyango'nun yılbaşı özel çekiliş biletlerinin satışı da sürüyor. “Talih kuşu”, yılbaşı özel çekilişinde
büyük ikramiyenin tam bilete çıkması durumunda, 55 milyon
lira ile tarihinin en büyük ikramiyesini vermiş olacak.
Bana çıksa umuduyla alınan yılbaşı özel çekiliş biletleri tam
bilet 50 liradan, yarım bilet 25 liradan, çeyrek bilet ise 12,5
liradan satılıyor. Yılbaşı özel çekilişinin ikinci
büyük ikramiyesi, bu yıl da 5 milyon lira olacak. Talih kuşu, yılbaşı gecesi ayrıca 1 adet
3 milyon lira, 1 adet 2 milyon lira, 1 adet de
1 milyon lira ve 1 adet de 500 bin liralık
ikramiye verecek. Böylece, ikramiyelerin
tam, yarım ya da çeyrek bilete çıkma durumuna göre en az 5 kişi, en fazla da 13 kişi
2016'ya milyoner olarak girebilecek.
Ahmet Yesevi
TANITILDI
HABERİ 5. SAYFADA
Taşdelen’e
TEŞEKKÜR
HABERİ 4. SAYFADA
2
SİNEMA
TV / MAGAZİN
29 Aralık 2015 Salı
Star Wars: Güç Uyanıyor'un
kumaşları Kapalı Çarşı'dan
LİNET KONSERİ
08 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
YENİ TÜRKÜ
KONSERİ
11 MART
2016 CUMA
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İREM DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK 2016
CUMA 22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
İSTANBUL - Kapalı
Çarşı'daki 154 yıllık dükkan,
"Star Wars", "Karayip
Korsanları", "Hobbit", "Snow
White", "Egzodus" ve "Peter
Pan" gibi Hollywood filmlerine
kostüm ve dekor kumaşları satıyor. Birçok Hollywood filmine
kumaş tasarlayan Eğin Tekstil'in
sahiplerinden Hayri Emrah Ertaş,
vizyonda büyük ilgi gören Star
Wars: Güç Uyanıyor filmi için
satılan kumaşlara değinerek,
kumaşların kalınlığına ve dekoratif olarak kullanılabilirliğine
bakıldığını ve doğal görünümlü
olmasına dikkat ettiklerini söyledi.
Ertaş, film yetkililerinin, 2
metreye 2,60 metre boylarındaki
kumaşlardan, toplamda 40 parça
satın aldıklarını belirterek, şunları
aktardı: "Ortalama 5 metrekare
civarındaki bir halı kadar.
Battaniye tarzı, hazır parçalardı.
Film, bilim kurgu olduğu için çok
da önemli değil. İstedikleri her
şeyi kullanabilirler ama tarihi
filmlerde öyle değil. 2 bin 500 yıl
Vizyona
yeni
giren
filmler
öncesinin desenini getirirse onu
yapmak zorundayım. O zaman
kullanılan kumaşı, ipliğini, nasıl
eğrildi, elde mi eğrildi, hangi
materyaller kullanıldı gibi şeyler
önemli. " Film hazırlıklarının iki
yıl önce başladığını, kumaşların
da iki yıl önce alındığının altını
çizen Ertaş, "Belki de günümüzden üç yıl sonra çekilecek olan
film için, beş yıl öncesinden bile
almış olabilirler. Star Wars serisi
içinde belki de tanınmayacak
halde göreceğiz kumaşı. Bire bir
aynı desenin olmasını istemezler
bazen. Bazen fazla eskitirler.
Yerine bir şey kullanacak vakitleri olmaz" ifadelerine yer verdi.
Hayri Emrah Ertaş, tasarımcıların tedirgin ve heyecanlı
geldiklerine de dikkati çekerek,
şöyle konuştu:
"Bizi bildikleri için direkt
ellerindeki fotoğrafları kimseye
göstermeden gelmişlerdi. 'Şuna
uygun (kumaşa) bakacağız'. 'Şu
karaktere, şöyle bir şey olabilir'
diye. Genellikle özel üretimleri
bizden istiyorlar. O da yıllar
"The Lobster"
Yunan asıllı yönetmen Yorgos
Lanthimos'un yönettiği filmin başrolerinde Colin Farrell, Rachel Weisz, Jessica
Barden ile Olivia Colman gibi isimler
yer alıyor.
Çok da uzak olmayan bir gelecekten
ilginç bir distopya öyküsü anlatan filmin
konusu şöyle:
"Karısı tarafından terk edilen David,
kendisi gibi bekar insanların eş bulmak
üzere yerleştiği bir otelde kalmaya başlar. Ruh eşini bulması için 45 günü vardır ve eğer bunu başaramazsa seçeceği
bir hayvana dönüştürülecektir. Otelin
absürt kuralları, aynı kaderi paylaştığı
insanların halleri ve ceza olarak sürüleceği ormandaki asilerin korkusu bir
araya gelince çaresiz kalan David, derin
bir çıkmaza girer."
05:28 İstiklal Marşı ve Günün
Program Akışı
05:30 Ana Ocağı
07:00 1'de Sabah
09:30 1'de Bugün
09:40 Avrupa Avrupa
11:25 İyi Fikir
13:25 Pastane
14:25 1'de Bugün
14:35 Zengin Kız Fakir Oğlan
17:00 Ana Ocağı
19:10 Hava Durumu
19:15 Spor
19:20 Ana Haber Bülteni
20:15 Büyük Sürgün Kafkasya
22:45Yabancı Sinema "Başlangıç"
01:25Türk Sineması
"Gözümün Nuru"
03:50 1'de Bugün
04:00 Avrupa Avrupa
06:45 Kahvaltı Haberleri
10:00 Müge Anlı ile Tatlı Sert
13:00 Atv Gün Ortası Bülteni
13:40 Sağlıklı Mutlu Huzurlu
16:30 Esra Erol'da
19:00 Atv Ana Haber
20:00 Eşkiya Dünyaya
Hükümdar Olmaz
23:20 Cevap Sende
01:20 Kırgın Çiçekler
04:20 Doksanlar
süren güvenden kaynaklı.
Truva'dan beri, filmlere aynı
firma yapmamış olabilir ama
gardrop seçicisi veya kostüm,
materyal alıcısı insanlar aynı
oluyor genelde ve bunlar da risk
alıp başka bir yerde hata yapmak
yerine, verdiği süreyi zamanında
tamamlayan insanları tercih ediyorlar." Satış sözleşmesine ilişkin
de bilgi veren Ertaş, "Truva filminde kimse o anlaşmayı imzalamak istememişken, biz imzaladık. Parça başı 250 dolar, her
günkü gecikme içindi. Yani
edinilen kar, eğer malı geciktirirseniz, bir hafta zarar kadar biz
onlara veriyoruz neredeyse. Bu
anlaşmaya da kimse kolay kolay
imza atmaz ama biz geciktirmedik. Onun için de bize geliyorlar. Şimdi bazı şartları da var
film gösterime girmeden, yapımdan fazla bahsedilmeyecek. Aksi
takdirde yine ceza yaptırımı var.
Deseni kullanmayacağız bir süre,
eğer ki özel desen istedilerse.
Truva'nın desenlerini kullanmamamız 2 yıl falan sürmüştü" dedi.
TEOMAN
KONSERİ
09 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
20:15 BÜYÜK SÜRGÜN KAFKASYA
Edgar Ramirez, Luke Bracey,
Teresa Palmer ile Delroy Lindon
ve Numan Acar'ın oynadığı filmin
yönetmen koltuğunda Ericson
Core bulunuyor.
Keanu Reeves ile Patrick
Swayze'in 91 yılında çevirdikleri
ve o dönem oldukça başarılı
bulunup unutulmaz aksiyon sahneleriyle adından söz ettiren orjinal
Point Break'in 2015 yapımı
yeniden çevriminde, yine heyecanlı atlayışların ve kovalamacaların
bol olduğu bir aksiyon izleyiciye
sunuluyor.
05:30 Geniş Aile
07:00 Bugün
09:00 Beni Affet
10:00 Ezgi Sertel İle Lezzetin
Haritası
11:00 Big Brother Türkiye
13:30 Evleneceksen Gel
17:00 Beni Affet
20:00 EŞKİYA DÜNYAYA HÜKÜMDAR OLMAZ
Mahmut'un haince kurşunuyla vurulan
Şahin Ağa'nın intikam ateşi herkesi sarar.
Hızır Çakırbeyli için faili bulmak hiç de
kolay olmayacaktır. Bu durum parasına
el konulan Sibiryalı Kartal'dan şüphelenilmesine sebep olur. Parayı eşit
bölüştürülmesini talep eden masa üyeleri
Hızır'ın ikna edici tavrından sonra bu
fikirlerinden vazgeçerler. Ünal Kaplan
ise geri adım atmaz. Artık mesele para
meselesi olmaktan çıkıp, Ünal ve
Sibiryalı'nın şahsi hesaplaşmasına döner.
Diğer taraftan öldü sanılan Mahmut
planlarını uygulamaya devam eder ve
artık sıra ağabeyi Selim'e gelmiştir.
Meryem Çakırbeyli ve ev ahalisi de
doğumu yaklaşan Nazlı'nın akıbetini
tartışmaktadırlar. Her ne kadar Hızır bu
benim kararım dese de kadınlar kendi
arasında bir karar verir ve Mübeccel
Nazlı'yı ziyaret eder.
MODEL
KONSERİ
27 ŞUBAT
2016
CUMARTESİ
22:00
İREM
DERİCİ
KONSERİ
15 OCAK
2016 CUMA
22:00
JOLLY
JOKER
ANKARA’DA
19:00 Star Haber
20:00 Paramparça
23:30 Yerli Dizi
01:45 Big Brother Türkiye
03:15 Evleneceksen Gel
Büyük Sürgün Kafkasya,
1944 yılında Stalin'in
emriyle sürgün edilen
Ahıska Türklerinin trajik
hikayesini anlatıyor.
Yaşadıkları topraklardan
sürgün edilen binlerce
insanın, sahipsiz, unutulmuş
bir halkın yürek burkan
hikayesini anlatan
Büyük Sürgün Kafkasya 15
Aralık'tan itibaren dört hafta
süreyle TRT1 ekranlarında
izleyiciyle buluşuyor. Fırat
Sunel'in 'Salkım Söğütlerin
Gölgesinde' ve Gürsel
Balcı'nın 'Sınırdaki Sır' adlı
romanlarından serbest
olarak uyarlanan Büyük
Sürgün Kafkasya her salı
TRT1'de...
RACHİD TAHA
KONSERİ
03 MART 2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
ZİYNET SALİ
KONSERİ
24 ŞUBAT
2016
ÇARŞAMBA
21:00
"Point Break"
06:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
09:30 Acil Aşk Aranıyor
12:00 Nursel'in Mutfağı
13:00 Evrim Akın İle Ev Kuşu
14:00 Mayıs Kraliçesi
16:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
18:30 Show Ana Haber
19:45 Zaman Makinesi 1973
22:00 Yılanların Öcü
00:30 Kız Tarafı Erkek Tarafı
02:30 Evrim Akın İle Ev Kuşu
03:30 Turgay Başyayla İle
Lezzet Yolculuğu
04:30 Asla Vazgeçmem
KAAN
TANGÖZE
KONSERİ
02 OCAK 2016
CUMARTESİ
22:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
MUSTAFA
KESER KONSERİ
25 ŞUBAT
2016
PERŞEMBE
21:00
JOLLY JOKER
ANKARA’DA
"Son Efsane"
Usta yönetmen Stephen Frears
imzalı filmde Ben Foster, Chris
O'Dowd, Guillaume Canet ile
Dustin Hoffman rol aldı.
Biyografi türündeki film, üst üste
7 kez kazandığı Fransa Bisiklet
Turu şampiyonluğuyla dünyaca
ünlü bir efsaneye dönüşen ve yıllar sonra doping kullandığını itiraf
eden Lance Armstrong'un skandallarla dolu gerçek öyküsünü
anlatıyor.
Son yılların en popüler figürlerinden biri olan Lance
Armstrong'un şöhret basamaklarındaki yükselişini ve düşüşünü
anlatan filmin senaryosunu John
Hodge kaleme aldı.
07:00 Oynat Bakalım
07:30 Aşkların En Güzeli
08:40 Maşa ile Koca Ayı
09:00 Aramızda Kalmasın /
12:15 Ver Fırına / Yeni Bölüm
14:00 Aşkların En Güzeli
15:15 İşte Benim Stilim AllStar / Yeni Bölüm
20:00 O Ses Türkiye / Yeni
23:15 İşte Benim Stilim AllStar Yarışma
05:30 Akasya Durağı
06:45 Kanal D Haber Günaydın
09:10 Aşk ve Günah
10:00 Aşk ve Günah
11:15 Evim Şahane
12:30 Gün Arası
12:45 Kısmetse Olur
16:15 Arka Sokaklar
18:30 Baba Haber Bülteni
18:45 Ana Haber Bülteni
19:45 İlker Ayrık'la Bir Sıfır
22:15 Yerli Dizi
00:30 Kanıt
02:30 Aşkların En Güzeli
03:15 Ver Fırına
05:00 Aramızda Kalmasın
19:45 İLKER AYRIK’LA BİR SIFIR
Stüdyoya gelen atlıkarınca
ile İlker Ayrık çocukluğuna
dönecek ve izleyenlere
eğlenceli anlar yaşatacak.
Programın ünlü konuğu ise
sevilen sanatçı Dilber Ay...
Dilber Ay, her ekibe de birer
soruyla 0(sıfır) kazandırmak
için uğraşacak. Sevilen
şarkıcı Dilber Ay, dillerden
düşmeyen şarkısı
“Tavukları Pişirmişem” ile
herkesi eğlendirecek.
Beş 0(sıfır)’ı tamamlamayı
başaran ekip, finalde renkli
topların içindeki 0(sıfır)’ları
doğru sıralamayı başarırsa 0
kilometre bir arabanın
sahibi olacak.
ANKARA
Keçiören ile Siverek
arası kardeşlik köprüsü
29 Aralık 2015 Salı
3
Sincan’da
çöp ev
“Kültür Köprüsü Projesi” kapsamında Siverek Belediyesi’nin
yönetici ve çalışanlarından oluşan bir heyet, Keçiören
Belediyesi’nde misafir edildi.
HABER MERKEZİ- Keçiören turuna çıkan
Siverek heyeti Botanik Parkı, Deniz Dünyası,
Kalaba Spor Merkezi, Keçiören TOGEM Binası,
Estergon Kalesi Türk Kültür Merkezi, Yükseltepe
Kentsel Dönüşüm Alanı, Kartaltepe Kent Ormanı ve
Mesire Alanı’nı gezdi. Estergon Türk Kültür
Merkezi’nde düzenlenen sıra gecesine ise Keçiören
Belediye Başkanı Mustafa Ak’ın yanı sıra Şanlıurfa
Büyükşehir Belediye Başkanı Nihat Çiftçi, Siverek
Belediye Başkan Yardımcısı Hasan Postacı,
Karacadağ Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri
Dr.Hasan Maral, AK Parti Keçiören İlçe Başkanı
Zafer Çoktan ve İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa
Kılıçgil de katıldı.
Bu güzel projeyi gerçekleştiren Kalkınma
Bakanlığı’na ve Karacadağ Kalkınma Ajansı’na
teşekkür eden Başkan Mustafa Ak, “Çok faydalı ve
yararlı bir proje. İyi ki yapıldı. Bugün Keçiören’e ve
bizlere misafir oldunuz, hoş geldiniz. Bizler ülkemizin her bir karış toprağını önemsiyoruz. Aynı
zamanda her bir insanımızı da önemsiyoruz. Bugüne
kadar olduğu gibi bundan sonra da birlikte kardeşçe
yaşayacağız” dedi. Her belediyenin bir diğerinden
öğreneceği şeyler olduğuna dikkat çeken Başkan
Ak, “Siverek Belediyesi ile karşılıklı bilgi ve tecrübe paylaşımında bulunduk. Keçiören’i tanıyıp çalışmalarımız ile ilgili bilgi edindiler. Biz de sizin orada
gördüklerimizi burada uyguluyoruz. Sizleri misafir
etmekten gurur duyuyoruz” diye konuştu.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediye Başkanı Çiftçi,
Şanlıurfa ve Siverek’in selamını getirdiğini belirterek, “Kültürel ve sosyal projeler insanı esas alan
projelerdir. Anadolumuzun çok önemli zenginliklerini, kültürel değerlerini birlikte paylaşıyoruz” mesajını verdi. Sosyal etkileşim projesi çerçevesinde iki
gündür Keçiören’de olduklarını ifade eden Siverek
Sincan Belediyesi ekipleri Sincan’ın Ahi
Evran Mahallesi’nde içerisinde yığılan çöplerden dolayı yaşanmaz hale gelen bir evde
temizlik çalışması gerçekleştirdi.
Belediye Başkan Yardımcısı Postacı da,
“Keçiörenimizin çok önemli projelerini bu iki günde
tanıma imkanımız oldu ve çok önemli çalışmalarını
görerek bilgi edindik. İnşallah biz de onları
Siverek’de misafir edeceğiz. Kardeş belediye olarak
aramızdaki istişareyi devam ettirmek istiyoruz”
dedi.
Konuşmaların ardından türkü ve çiğ köfte ziyafetine geçilirken, Başkan Ak da gecede Siverekliler ile
birlikte halay çekti. Program Başkan Ak’ın Nihat
Çiftçi ve Hasan Postacı’ya plaket takdimi ile sona
erdi.
Karacadağ Kalkınma Ajansı bünyesinde hayata
geçirilen “Kültür Köprüsü” projesini Keçiören
Belediyesi ve Siverek Belediyesi ortaklaşa yürütüyor. Proje ile doğu-batı belediyeleri arasındaki bağların kuvvetlendirilerek kültürel etkileşimin ve tecrübe paylaşımının sağlanması amaçlanıyor.
HABER MERKEZİ- Ahi Evran Mahallesi sakinlerinin şikayeti üzerine harekete geçen Sincan Belediyesi
ekipleri, içerisinde yığılan çöplerden dolayı çevreye
kötü koku yayarak rahatsızlık veren bir evde 3’üncü kez
temizlik çalışması gerçekleştirdi. Sincan Belediyesi
ekipleri tarafından söz konusu evden, yemek artığı, kullanılmayacak haldeki giysiler, pet şişe, poşet ve kağıtlar
ile birlikte yaklaşık 3 kamyon çöp çıkarıldı.
Mahalle sakinleri, ev sahibi 55 yaşındaki N.Ç.’nin tek
başına yaşadığını ve akli dengesinin yerinde olmadığını
iddia etti. Vatandaşların belediyeye yaptığı şikayetlerin
ardından Umumi Hıfzıssıhha Kurul Kararı ile çalışma
başlatan Sincan Belediyesi ekipleri eve girmek için
mahkemeden özel izin aldı. Daha önce de mahalle
sakinlerinin şikayeti üzerine 2 kez Sincan Belediyesi
ekipleri tarafından temizlenen evden bu kez 3 kamyon
dolusu çöp çıkarıldı. Çöp ev saatler süren temizliğin
ardından ekipler tarafından dezenfekte edildi.
Çalışmaların ardından derin bir nefes alan mahalle
sakinleri kısa zamanda sorunu çözüme ulaştıran belediye ekiplerine teşekkür etti.
Büyükşehir, STK’larla kaynaşıyor
Ankara Büyükşehir Belediyesi "Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil Toplum Kuruluşları
Dairesi", sivil toplumun gelişmesi ve muhtarlıklarla arasındaki bağın güçlendirilmesi
yönünde çalışmalar yapıyor.
HABER MERKEZİ- Ankara Büyükşehir
Belediye Meclisi kararıyla, Türkiye’de ilk defa
Ankara'da 1,5 yıl önce "Belediyeler ve Sivil
Toplum Kuruluşları Koordinasyon ve Rehberlik
Dairesi Başkanlığı" kuruldu.
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan bu
daire başkanlığı faaliyetteyken, İçişleri
Bakanlığı’nın, "büyükşehir belediyeleri bünyesinde 'Muhtarlıklar Daire Başkanlığı' kurulması" talimatı doğrultusunda bu kez Ankara Büyükşehir
Belediye Meclisi’nin 10 Mart 2015 tarihli kararıyla dairenin adı, “Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil
Toplum Kuruluşları Dairesi Başkanlığı” olarak
değiştirildi.
Belediye’nin teşkilat şemasında yerini alan yeni
daire başkanlığı bünyesinde "Belediyeler ve
Muhtarlıklar Şube Müdürlüğü", "Dernekler Şube
Müdürlüğü","Vakıflar Şube Müdürlüğü" ve
"Meslek Kuruluşları Şube Müdürlüğü" oluşturuldu.
Bu çerçevede Ankara’da bulunan 25 ilçe belediyesi, 10 binin üzerinde dernek, 700’ün üzerinde
vakıf ve 500’ün üzerinde meslek kuruluşuna hizmet vermeye başlayan “Belediyeler, Muhtarlıklar
ve Sivil Toplum Kuruluşları Dairesi Başkanlığı”
personeli, yaklaşık 6 aydır sivil toplum kuruluşlarına ve muhtarlıklara her konuda yardımcı oluyor,
Büyükşehir Belediyesi ile olan iş ve işlemlerinde
koordinasyon sağlıyor, rehberlik yapıyor.
Sivil toplum kuruluşları ve muhtarlıkların projelerine mevzuat yönünden destek sağlayan daire
yetkilileri, gelen talepleri titizlikle inceliyor ve
muhataplarına da cevap yazıyor. Daire Başkanlığı
uzmanları ayrıca meslek odalarına yönelik olarak
eğitim programları da düzenliyor.
Belediyeler, Muhtarlıklar ve Sivil Toplum
Kuruluşları Daire Başkanı Osman Usta, sivil toplumun, demokratik bir toplum oluşturulmasında,
devlet-toplum-birey ilişkilerinin demokratik şekilde düzenlenmesinde önemli bir enstrüman olduğuna işaret ederek, şunları söyledi: “Sivil toplum
örgütlerinin yaygın olduğu ve kabul gördüğü toplumlarda sorunların çözümlerinin daha kolay olduğu, kurum ve kuruluşlar arasındaki ilişkilerin de
daha medeni ve hoşgörülü şekilde yürüdüğü ve
yürütüldüğü bir gerçektir. Bu çerçevede; Ankara
Büyükşehir Belediyesi bünyesinde kurulan
Belediyeler Muhtarlıklar ve Sivil Toplum
Kuruluşları Dairesi Başkanlığı, sivil toplumun
gelişmesi ve sivil toplum kuruluşlarına yardımcı
olunması amacıyla çalışmalar yürütmektedir.”
10 bin kişiye sürekli SOSYAL DESTEK
Etimesgut Belediyesi, ilçede tespit
ettiği ihtiyaç sahibi yaklaşık 10 bin
kişiye sürekli olarak sosyal destek
sağlıyor.
HABER MERKEZİ- “Etimesgut’ta kimse
yatağa aç girmesin” düsturu ile 5 yıl önce kurduğu Aşevi ile ihtiyaç sahibi, engelli, yaşlı ve
hasta vatandaşlara her gün üç kap sıcak yemek
servisi yapan Etimesgut Belediyesi, gelir seviyesi düşük ve ekonomik yetersizliğe sahip ailelere
de ekmek, gıda ve giyim yardımında bulunuyor.
Belediye, ağır kış şartlarını ve vatandaşların
ihtiyaçlarını değerlendirerek, kış mevsiminde
yardım faaliyetlerini hızlandırdı. Yıl boyunca
yapılan anket ve araştırma çalışmalarıyla tespit
edilen ihtiyaç sahibi yaklaşık 2 bin aileye günlük olarak ekmek ve yemek servis ediliyor, ayrıca tespit edilen 5 bin 500 kişiye periyodik olarak gıda desteği veriliyor, 1.500 kişiye de giyim
yardımında bulunuluyor.
Belediye Başkanı Enver Demirel, ilçede ikamet eden 500 bini aşkın kişiyi ihtiyaçları yönün-
den mahalle muhtarları, meclis üyeleri ve sivil
toplum kuruluşlarının da katkıları ile tespit ederek gerekli destekleri sağlayabildiklerini belirterek, kış mevsiminde evsiz, kimsesiz ve mülteci
konumundaki kişileri de tespit ederek yardım
ulaştırmak amacıyla çalışma başlattıklarını söyledi. İhtiyaç sahiplerinin belirlenmesi ile hem
belediye hem de toplum olarak sorumluluğun
yerine getirilmesini ertelenemez ve ihmal edilemez bir görev olarak kabul ettiklerini belirten
Demirel, evsiz, kimsesiz, ihtiyaç sahibi ve mülteci kişilerin durumlarına uygun çeşitli destekler
sağladıklarını bildirdi. Demirel; “Etimesgut’ta
kimse açıkta kalmasın ve kimse yatağa aç girmesin” düsturu ile 24 saat görev yaptıklarını
belirterek, ihtiyaç sahibi vatandaşların belirlenmesi konusunda kendilerine destek olunması
için muhtarlar, meclis üyeleri ve sivil toplum
kuruluşları ile vatandaşlara çağrıda bulundu.
Demirel; “Mahallenizde, sokağınızda, yaşadığınız sitede, apartmanda bizim bilmediğimiz ve
takip edemediğimiz kimsesiz, ihtiyaç sahibi,
yardıma muhtaç yaşlı, hasta, engelli vatandaşımız varsa lütfen bize bildiriniz” dedi.
Ulucanlar’da
ebru sergisi
HABER MERKEZİ- Ulucanlar Yarı Açık Cezaevi
Kültür ve Sanat Merkezi Sergi Salonu, yepyeni bir sergiye ev sahipliği yapmaya başladı. Kurulduğu günden
bu yana yüzlerce sanatçı ve eserlerini sanatseverlerle
buluşturan Sanat Galerisi’nde,çalışmalarını Ulucanlar
Yarı Açık Cezaevi Sanat Sokağı’nda sürdüren sanatçı E.
Şebnem Selçuk’un “ebru” sergi açıldı.
Çok sayıda sanatseverin katıldığı bir törenleaçılışı
yapılan sergide, sanatçının birbirinden güzel “ebru”
eserleri yer alıyor. Ebru sanatının seçkin örneklerini
sanatseverlerin beğenisine sunan sergi,bu hafta sonuna
kadar ücretsiz olarak gezilebilir.
4
ANKARA
29 Aralık 2015 Salı
AGİKAD
Ankara
Girişimci
Kadınlar
Derneği
üyesi
hanımlar
yemekli
toplantıda
buluştu.
AGİKAD’lı hanımlar
yemekte bir araya geldi
İSMAİL KARA Ankara Girişimci Kadınlar
Derneği üyeleri Karanfil
Sokaktaki Ziraat Odası
Lokalinde “Yeni Yıla
Merhaba” adını verdikleri
yemekli ve müzikli bir toplantıda bir
araya geldiler.
Dernek yönetim kurulu üyesi Sema
Üstün tarafından organize edilen toplantıya Başkan İnsaf Kılıç, Başkan
Yardımcısı Şükran Kitiş, Genel
Sekreter Handan Demirdamar, Yönetim
Kurulu Üyeleri Tülin Göktaş, Neriman
Eliaçık, Sema Üstün, Meltem Tekin’in
yanı sıra birçok dernek üyesi katıldı.
Başkan İnsaf Kılıç açılış konuşmasında özetle, Derneğin yeni gelişen
hedef ve projeleri hakkında üyelere
bilgi verdi. 2016 yılının başarılarla
geçecek bir yıl olacağını ümit ettiklerini
belirtti ve herkesin yeni yılını kutladı.
Yemeği takiben müzik eşliğinde
katılımcılar oyunlar oynadı ve dans
ettiler.
Miniklerden yardım
ağına tam destek
Akapedya Anaokulu öğrencileri ÇAYED
Yarım Elma’nın yardım ağına katıldı.
HABER MERKEZİ-Geniş bir yardım ağı bulunan
Çankaya Yardımlaşma ve Ekonomik Dayanışma Derneği
(ÇAYED) Yarım Elma, minik bedenlerinde kocaman
yürekleri bulunan Akapedya Anaokulu öğrencilerinin
getirdiği yardım paketleriyle doldu. Paylaşma bilincini
öğrencilere aşılamak isteyen Akapedya Anaokulu yöneticileri ve öğretmenleri, başlattıkları sosyal yardım
projesi kapsamında minik
öğrencilerinden evlerinde
kullanmadıkları kıyafet,
ayakkabı,
oyuncakları
getirmelerini
ve ihtiyaç
sahipleriyle paylaşmalarını istediler.
Kullanmadıkları, kendilerine küçük gelen kıyafetleri
ve ayakkabıları, oyuncakları paketleyerek ÇAYED
Yarım Elma’ya teslim eden minikleri, Çankaya
Belediyesi Başkan Yardımcısı Anıl Sevinç karşıladı.
Öğrencilere ve öğretmenlere teşekkür eden Sevinç,
“Güzel kalbinize şimdiden paylaşma bilincini yerleştirdiğiniz için hepinizi kutluyorum, hazırladığınız paketler
sizler gibi başka çocukların yüzlerini güldürecek” dedi.
4-5 yaş aralığında yaklaşık 450 çocuğun eğitim aldığı
Akapedya Anaokulu öğrencileri, hazırladıkları kolilerin
üzerine notlar yazarak ÇAYED yetkililerine teslim ettiler.
Atatürk'ün Ankara’ya
gelişi ÇSM'de kutlandı
Bahar Evi’nde
yıl sonu coşkusu
Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde
Atatürk'ün Ankara'ya gelişinin 96. yılı dolayısıyla bir
dizi etkinlik gerçekleştirildi.
2015’i şarkılarla uğurlayan Cebeci Bahar Evi sakinleri,
2016’ya “merhaba” dedi.
Öğrencilerden Taşdelen’e
TEŞEKKÜR ZİYARETİ
Kurtuluş İlköğretim Okulu öğrencileri, Çankaya Belediye
Başkanı Alper Taşdelen’i makamında ziyaret etti.
HABER MERKEZİ- Çankaya
Belediye Başkanı Alper Taşdelen,
Kurtuluş İlköğretim Okulu öğretmenleri ve öğrencilerini makamında ağırladı. Başkan Taşdelen, okullarında
yapılan bakım ve onarım çalışmaları
için teşekkür eden miniklere, çalışmaların önümüzdeki yaz da devam
edeceğinin müjdesini verdi.
Çankaya’da bakım ve onarım
yapılmayan okulun kalmayacağını
vurgulayan Başkan Taşdelen, “Tüm
tadilatı yapılmış
bir okulun, oyun
alanları yenilenmiş bir okul bahçesinin çocuklara
verilecek en güzel
hediye olduğunu
düşünüyorum”
dedi.
Taşdelen, ziyaret sonunda tüm
çocuklara
Araştırmacı Yazar
Eriş Ülger’in arşivinden hazırlanmış
“Cumhuriyet’in
Çocukları” kitabının yanı sıra hikaye kitapları ve
kırtasiye malzemeleri de hediye
etti.
HABER MERKEZİ-Çankaya
Belediyesi’nin yaşlıların sosyalleşebilmesi için hizmete açtığı Bahar
Evi, 2015’i şarkılarla uğurladı.
Türkiye
Emekliler
Derneği Türk
Sanat Müziği
Korosu tarafından verilen konser ile Bahar
Evi sakinleri
güzel bir gün
geçirdi.
Koro üyelerinin söylediği
şarkılara eşlik
eden Cebeci
halkı, 2016’nın
dünyaya barış,
huzur ve mutluluk getirmesi
dileklerini
ilettiler.
Tüm üyeleri emekli olan
Türkiye Emekliler Derneği TSM
Korosu şefi İsmail Akçapınar’ın,
gözünden geçirdiği ameliyata rağ-
men koro üyelerini yalnız bırakmayarak konsere gelmesi dinleyiciler
tarafından takdir edildi.
Düzenlediği etkinliklerle Cebeci
semtinde yaşayan emekli ve yaşlıların uğrak yeri olan Bahar Evi,
2016 yılında da yeni farklı ve sıra
dışı etkinliklerle hizmet vermeye
devam edecek.
HABER MERKEZİ-Mustafa Kemal Atatürk’ün,
Ankara’ya gelişinin 96. yıldönümü Çağdaş Sanatlar
Merkezi’nde kutlandı. Ankara Kulübü, Mülkiyeliler
Birliği ve Çankaya Belediyesi işbirliğiyle düzenlenen
etkinliklerin, açılış konuşmaları Mülkiyeliler Birliği
Başkanı Erdal Eren ve Çankaya Belediye Başkanı
Alper Taşdelen tarafından yapıldı.
Pek çok ilin bir kurtuluş günü varken Ankara'nın
kurtuluş günü olmadığına dikkat çeken ve bu durumun Ankara'nın bağımsızlıkçı damarına işaret ettiğini
söyleyen Eren'in ardından söz alan Taşdelen de,
"Mustafa Kemal en zor koşullarda Ankara'dan bağımsızlık ve
cumhuriyet
ateşini tüm
ülkeye
yaydı. Bizler
de bugün
çoban ateşlerini birleştirip yeniden
bağımsızlık
ve cumhuriyet aydınlığına dönüştürmeliyiz”
dedi.
Mustafa
Kemal
Atatürk’ün
“Ankara ve Ankaralıların benim gönlümde bambaşka
bir yeri vardır” sözlerini hatırlatan Alper Taşdelen,
“Bizim gönlümüzde de Büyük Atatürk’ün,
Cumhuriyetin, Ankara’nın ve Çankaya’nın bambaşka
bir yeri vardır” diye konuştu. Çankaya’yı her alanda
örnek ve öncü yapma mücadelesi verdiklerini belirten
Taşdelen, “Atatürk’ün meşalesini sonsuza dek taşıyacağız. Bağımsızlığın, özgürlüğün sembolü, Atamızın
Ankara’ya gelişi kutlu olsun” dedi.
Seymen gösterileriyle başlayan etkinlik, Prof. Dr.
Cevat Geray, Prof. Dr. Ruşen Keleş ve Ankara Kulübü
Derneği Başkanı Dr. Metin Özaslan'ın katıldığı bir
panelle devam etti. Ankara'nın Kurtuluş Savaşı'nın
merkezi ve başkent seçilmesinin nedenlerinin,
Atatürk'ün Ankara ütopyasının ve Ankara'nın bugününün ele alındığı panelin ardından etkinlik "Ankara ve
Atatürk" temalı fotoğraf sergisinin açılışıyla sona erdi.
ANKARA
29 Aralık 2015 -Salı
ATO üyelerine
Keçiören
Osmanlı Halk
Pazarı’nın
yapımına sağlayacakları
parasal desteğinden dolayı
Ankara
Büyükşehir
Belediye
Başkanı Melih
Gökçek,
teşekkür etti.
Başkan Gökçek’ten, ATO'ya
Osmanlı Pazarı teşekkürü
HABER MERKEZİ-Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara Ticaret
Odası’nın (ATO) aylık olağan Meclis Toplantısı’na
katılarak bir de konuşma yaptı. Meclis Başkanı Nuri
Gürgür’ün yönettiği yılın son Meclis Toplantısı’nda,
Keçiören Osmanlı Halk Pazarı’nda geçtiğimiz hafta
sonu tamamen yanarak işyerlerini kaybeden esnaf için
Büyükşehir Belediyesi tarafından yaptırılacak yeni
çarşının yapımına sağlanacak para desteği belirlendi.
Toplantıda konuşan Ankara Ticaret Odası Yönetim
Kurulu Başkanı Salih Bezci, Keçiören’de Osmanlı
Halk Pazarı’nın yapımı için Büyükşehir Belediyesi’ne
2,5 milyon TL aktarılmasını Meclis üyelerine önerdi.
Bezci’nin önerisi oybirliği ile kabul edildi.
Başkan Melih Gökçek de yaptığı konuşmada,
Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden yapılacak
olan Keçiören Osmanlı Halk Pazarı’na 2,5 milyon TL
para desteği sağlamaları nedeniyle ATO Meclis üyelerine teşekkür ederken, “Elbirliği ile esnafı yeniden
ayağa kaldırmak için elimizden geleni yapacağız”
dedi.
Keçiören Osmanlı Halk Pazarı’nın durumuyla ilgili de bilgi veren Başkan Gökçek, mülk sahibi ve kiracı
konumunda olan esnafa yapılacak yardımlar konusunu
da anlattı.
Esnafa; Başbakanlık Afet Fonu’dan 20 bin, Ankara
Valiliği’nden 10 bin, Ankara Esnaf Odaları
Birliği’nden de 5 bin TL olmak üzere toplam 35 bin
TL nakit para yardımı taahhüdü yapılacağını kaydeden
Başkan Gökçek, “Ayrıca vergi ve sigorta borçlarının
ertelenmesi gündemde” diye konuştu.
ATO üyelerinin, alanın daha iyi değerlendirilmesi
açısından otopark ve pazar seçeneklerinin de değerlendirilmesi yönündeki önerilerini de dinleyen Başkan
Gökçek, Keçiören Osmanlı Pazarı’nın bulunduğu alanın altına veya üstüne otopark yapmanın iyi bir seçenek olduğuna destek verdi. Başkan Gökçek, “Ancak
esnaf zamanla yarıştığı için, ‘Bize bir an önce yerlerimizi verin’ dedi. Bu iş maksimum 3 ay içinde bitebilecek, gidip dükkanlarına oturabilecekler. Otopark yapmaya kalktığımız zaman fiyat iki kat artıyor süre de 68 aya çıkıyor. Esnafın da acelesi dolayısıyla bire bir
aynısını yapıp oradan çıkacağız inşallah” dedi.
“Ankara’da Turizmin, özellikle ANKAPARK dolayısıyla ciddi anlamda artacağını düşünüyorum” diyerek üyelere Büyükşehir Belediyesi’nin projelerini de
anlatan Başkan Gökçek, “ANKAPARK’ın bitmesi için
var gücümüzle çalışıyoruz, önümüzdeki yılın Ağustos
ayına yetiştirmeyi hedefliyoruz. ANKAPARK’la minimum 10 bin ziyaretçi bekliyoruz” diye konuştu.
Etlik eski kasalar mevkiinde yapılacak 3 bin 500
kişilik şehir hastanesinin bulunduğu alana yakın bir
yerde bulunan Karayolları’nın arazisine otel yapılabileceğini kaydeden Başkan Gökçek, “Özelleştirme
İdaresi Başkanlığı tarafından otel yeri olarak yapılacak
satışta, ATO olarak bu otele talip olmanızı öneriyo-
rum. Rahatlıkla Ankara’nın en full çalışacak oteli olur,
Ankara esnafının müşterek bir yeri olur” diyerek bu
alanı ATO üyelerinin alması önerisinde bulundu.
Bu bölgedeki hastanelere ulaşım için teleferiğin
olmasını düşündüklerini kaydeden Başkan Gökçek,
teleferiğin Sıhhiye’deki Adliye’nin yanına kadar inebileceğini anlattı.
Başkan Gökçek Toptancı hal için Gölbaşı’nı
düşündüklerini ancak, yeni bir seçenek olarak
Elvankent üzerinde yeni bir çalışma yaptıklarını ifade
etti. En geç 2-3 ay içinde ihalesini yapıp alanın tesviyesini yapacaklarını kaydeden Başkan Gökçek,
Adliye’nin de Toptancı Hal’in bulunduğu alana yapılacağını kaydetti.
Termal turizmi desteklemeye devam edeceklerini
belirterek, ATO üyelerini yatırım yapmaya çağıran
Başkan Gökçek, şöyle devam etti:
“Termal turizmde, altyapı konusunda her türlü desteği sağlayacağız. Yeter ki termal turizmi hareketlendirelim. Ankara’nın 14 ilçesinde termal kaynak var,
hatta Eryaman’da bile sıcak su bulundu. Ben hep
davet ediyorum. ATO’da sermayeler birleşsin, birkaç
tane termal tesis kurulsun. Büyükşehir Belediyesi olarak her türlü kolaylığı vereceğiz. Termal seralara da
destek veririz, istiyorsanız Belediye ile de ortak yaparız, sonrasında birisine satarız. Çünkü belediye en kötü
işletmecidir her zaman, ancak hazırlığını yapabiliriz.
ATO hangi konuda işbirliği istiyorsa biz hazırız.”
Gençlik Hizmeti’nden
Akgül’e teşekkür
Pursaklar’da kuşak buluşması
Pursaklar Belediyesi Dede Torun Evleri kuşakları
buluşturmaya devam ediyor.
HABER MERKEZİ-Pursaklar
Belediye Başkanı Selçuk Çetin, 5 yıldır uygulamaya koyduğu Dede Torun
Evleri ile kuşakları buluşturuyor.
“İhtiyarlarımız geçmişin tecrübesidir”
diyen Başkan Çetin, Dede Torun
Evleri ile geçmişin tecrübesinin gelecek nesillere aktarılmasını sağlıyor.
İlçede 4 ayrı noktada bulunan Dede
Torun Evi aynı zamanda dede ve
torun özlemine son veriyor. Dedeleri
yanlarında olmayan çocuklar ve
torunları yanlarında olmayan dedeler
için önemli bir görev icra eden Dede
Torun Evleri, kuşaklar arası bağın
güçlenmesini sağlıyor. Sık sık buralarda dedeleriyle bir araya gelen torunlar, onların anlattığı masallara kulak
veriyor. Dedeler ise miniklere hediye
vermeyi ihmal etmiyor. Kuşaklar arası
bağın güçlendirildiği, geçmişin tecrübesinin gelecek nesillere aktarıldığı
Dede Torun
Evleri, aynı
zamanda ihtiyarlar için
sıcak bir yuva
olarak hizmet
veriyor. Soğuk
kış mevsiminde Dede Torun
Evlerini boş
bırakmayan
müdavimler,
belediye tarafından ikram
edilen yiyecek
ve içecekle
günlerini huzur
içinde geçiriyor.
HABER MERKEZİ- Gençlik
Hizmetleri ve Spor İlçe Müdürü
Yahya Ocaklı, Mamak Belediye
Başkanı Mesut Akgül’ü ziyaret etti.
Yahya Ocaklı Mamak’ta gençlere
yönelik başta spor olmak üzere eğitim, kültür ve
sosyal hizmetleri nedeniyle
Akgül’e teşekkür etti.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Akgül;
“Gençler bizim
geleceğimiz.
Bütün yatırımlarımızı gençlerimizi ve
gelecek nesilleri düşünerek
yapıyoruz.
Mamak’ta ilk
defa hizmete
sunduğumuz
spor tesisleri
ve gençlik
merkezlerinin
de gençler
tarafından
büyük beğeni
topladığını
görüyoruz ve
bundan da son
derece mutlu
oluyoruz.
Enerjisi başta
spor olmak
üzere eğitim ve
kültüre yönlendirilmiş bir
gençlik ülkemizi başarılı
yarınlara taşıyacaktır” dedi.
Ziyarette
Ocaklı,
Gençlik ve
Spor Bakanlığı
tarafından tüm
Türkiye çapında düzenlenen
Gençlerden Ecdada Mektup yarışmasında dereceye giren mektuplardan oluşan kitabı Akgül’e hediye
etti.
5
Ahmet Yesevi’yi tanıdılar
İlk büyük Türk mutasavvıfı Ahmet Yesevi, Keçiören’de
düzenlenen bir törenle yeni nesile tanıtıldı.
HABER MERKEZİ-Keçiören İlçe Milli Eğitim
Müdürlüğü'nün düzenlediği ve Keçiören Kaymakamlığı'nın
destek verdiği bir programla, "Çağımızı Aydınlatan
Değerlerimiz" projesi kapsamında, Türklerin İslam’ı benimsemesinde büyük rol oynayan ve tarihte bilinen ilk büyük
Türk mutasavvıfı Ahmet Yesevi, tanıtıldı.
Keçiören Belediyesi’nin ev sahipliğinde Neşet Ertaş
Sanat ve Gösteri Merkezi'nde gerçekleştirildi. Etkinliğe
Mustafa Ak'ın yanı sıra Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi
Canseyit Tuymebayev, Keçiören Kaymakam Vekili ve
Pursaklar Kaymakamı İhsan Kara, İlçe Milli Eğitim
Müdürü Mustafa Kılıçgil, Ahmet Yesevi Üniversitesi
Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız ile çok sayıda öğretmen ve öğrenci de katıldı.
Kur’an-ı Kerim tilaveti ile açılan programda “12. yüzyılda yaşayan Hoca Ahmet Yesevi dedemiz adına ve
Kazakistan adına şükranlarımı sunuyorum” diyerek sözlerine başlayan Kazakistan'ın Ankara Büyükelçisi Canseyit
Tuymebayev, “Değerli çocuklar bugün buraya sizler için
sizlere selam vermeye geldik. Ahmet Yesevi’nin bıraktığı
miras bizlere örnektir. Bizim topraklarımızda böyle büyükler yaşayıp çok
değerli kitaplar
bıraktılar. Etkinliği
gerçekleştirilen
herkese çok teşekkür ediyorum”
diye
konuştu.Çağımızı
aydınlatan değerler projesi kapsamında Hoca
Ahmet Yesevi'yi
anıp aynı zamanda
tanıttıklarını belirten Belediye Başkanı Mustafa Ak da, “Hoca Ahmet Yesevi,
Anadolu ve bizim için çok önemlidir. Orta Asya’nın İslam
ile tanışmasından sonra irfan merkezi olmasına ve
Anadolu’nun İslamlaşmasına neden olan önemli bir şahsiyettir. Kazakistan sınırları içerisinde, Türkistan’da mezarı
bulunuyor. Kazakistan hızlı ve istikrarlı gelişen bir ülkedir.
Aynı zamanda istikrar uzmanı bir Başkanları var.
Kazakistan Büyükelçimiz ile de çok güzel ilişkilerimiz var,
ortak etkinlikler düzenliyoruz. Güzel projeler üretmeye
devam edeceğiz” dedi. Pursaklar Kaymakamı Kara ise,
Hoca Ahmet Yesevi’nin hikmetlerinin yolumuzu aydınlattığını söyleyerek “O hepimizin atasıdır. Bizi birbirimize bağlayan iplerden birisi de Ahmet Yesevi’dir. Yeni neslin böylesine önemli şahsiyetleri tanımasına vesile olan bu tür programları düzenleyen herkese çok teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı. “Çağımızı Aydınlatan Değerlerimiz” projesini
okullarda 2 yıldır uyguladıklarını dile getiren Mustafa
Kılıçgil de, “Anadolu’nun İslamlaşmasında büyük hizmetleri ve emekleri olan Hoca Ahmet Yesevi’yi iyi tanımalıyız”
diye konuştu.
Keçiören’e pet
şişe kumbarası
Ankara'da ilk olan bir uygulamayı hayata
geçiren Keçiören Belediyesi, pet şişeleri geri
dönüşüme kazandırıyor.
HABER MERKEZİ-Keçiören Belediyesi Temizlik
İşleri Müdürlüğü görüntü kirliliği oluşturan ve doğada
uzun süre kaybolmayan pet şişelerin geri dönüşüme kazandırılması için harekete geçti.
Metalden yapılan ve Keçiören Belediyesi tarafından
şişe formunda tasarlanan pet ve cam şişeleri toplama konteynırı ile pet
şişeler toplanarak geri dönüşüm tesislerine
yollanacak.
Çevreye en
fazla zarar veren
ve 1000 yıl
doğada kaybolmayan plastik
atıkların geri
dönüşüme
kazandırılması
için pilot uygulamayı başlatan
Keçiören Belediyesi uygulamayı yaygınlaştırmayı hedefliyor.
Keçiörenlileri bu konuda duyarlı olmaya davet eden
Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak çalışmayla ilgili
şunları söyledi; "Kaynakların verimli kullanılması için geri
dönüşüm çalışmalarını destekliyoruz. Ambalaj atıkları, bitkisel yağ, atık piller ve atık elektrik ve elektronik eşyaların
geri dönüşümü çalışmalarımız devam ediyor. Şimdi de pet
şişelerin toplanarak kaynağından ayrıştırılması için yeni bir
çalışma başlatıyoruz. Ayrıca geri dönüşüme dair açtığımız
Atık Danışma Merkezi ile vatandaşlarımız istek, talep ve
şikayetlerini 359 10 27 numaralı telefondan bizlere ulaştırabiliyorlar. Atıkları kaynağında ayrıştırmak suretiyle çöp
miktarının azaltabilir, ekonomiye katkı sağlayabiliriz."
6
DIŞ DÜNYA
29 Aralık 2015 Salı
Suriye'de 2015'in kaybedenleri
Esed ve DAEŞ oldu
Beşinci yılına giren
Suriye iç savaşı, 2015
yılında birçok dönüm
noktasına sahne oldu.
Terör örgütleri DAEŞ
ve PYD arasındaki
çatışmalarda PYD
ABD'nin hava desteğiyle birçok stratejik
noktaya ele geçirdi.
Esed rejimi muhalif
güçlerin ilerlemesi
karşısında zora girdi.
RusyaHindistan
ilişkileri
gelişiyor
ANKARA - Rejimin yardımına koşan
Rusya havadan, İran ise giderek artan
kara gücüyle savaşa dahil oldu. 2015,
rejim ve muhalifler arasında müzakereleri başlatmayı öngören Birleşmiş
Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK)
kararıyla sona eriyor.
Rejimin 2015 yılındaki en büyük
kaybı, muhaliflerin çatı birliği Fetih
Ordusu'nun İdlib'i tamamen kontrol
etmesi ve Hama'nın kuzey kırsalındaki
Gab Ovası'na girerek "rejimin kalesi"
Lazkiye merkeze yaklaşabilmeleri oldu.
Mart ayında Fetih Ordusu'nun başlattığı
büyük operasyonlarla rejim kuzeydeki
İdlib vilayetini tamamen kaybetti. 11
Mayıs'ta Fetih Ordusu tarafından fethedilen Cisr Eş Şuğur'un ardından Gab
Ovası'na yürüdü. 10 Eylül'de Ebu Zuhur
hava üssünün alınmasıyla rejim İdlib
vilayetinde kuşatma altındaki Şii beldeler Fua ve Kefreya dışındaki tüm topraklarını kaybetti.
21 Mayıs'ta önce Palmira, daha sonra
batısındaki Mahin ve çevresi DAEŞ'in
eline geçti. Humus'taki Şear petrol ve
doğal gaz sahaları da örgütün kontrolüne
geçti.
Şam'ın güneyindeki Dera'da rejim
muhalifler karşısında ardı ardına kayıplar verdi. 2015'in ilk ayında muhalifler
kentin kuzeyindeki Şeyh Miskin ilçesini
ele geçirdi. Mart'ta doğusundaki tarihi
Busra Eşşam ilçesini rejimden alan
muhalifler, Nisan ayında Ürdün'le Nasib
sınır kapısını kontrolünü sağladı.
Kuneytra da muhaliflerin yoğun operasyonlarına sahne oldu. Mayıs'ta önde
DAEŞ unsurlarını kentten çıkaran muhalif gruplar, Ekim ayında Kuneytra'da
başlattıkları kapsamlı operasyonla bölgedeki stratejik beldeleri ele geçirdi.
Humus'ta ise DAEŞ Palmira'yı rejimden aldı ve batıya doğru ilerleyerek
Karyeteyn ve Mehin beldelerini ele
geçirdi.
ABD merkezli IHS düşünce kuruluşunun 22 Aralık'ta yayımladığı rapora
göre, Suriye iç savaşındaki aktörler arasında en büyük kayıp veren Esed rejimi
oldu. Rejimin, 185 bin kilometrekarelik
ülkede kontrol ettiği alan, yaklaşık 30
bin kilometrekareye gerilemiş durumda.
Ülkenin yalnızca yüzde 16'sına hakim.
DAEŞ'in Suriye'nin kuzeyindeki gerilemesi, 2014 yazında kuşatmaya aldığı
Kobani'den (Ayn el Arab) 25 Ocak'ta
çekilmesiyle başladı. ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin yoğun hava desteğiyle Kobani'ye yeniden hakim olan
PYD, 15 Haziran'da Tel Abyad'ı
DAEŞ'ten aldı. Dört ay sonra PYD, Tel
Abyad'ı yeni "kantonu" ilan etti.
Temmuz başında DAEŞ Rakka'nın kuze-
SOFYA - Bulgaristan'da üyelerinin
çoğunluğunu Türklerin oluşturduğu Hak
ve Özgürlükler Hareketi Partisi (HÖH)
Genel Başkanı Lütfi Mestan başkanlıktan uzaklaştırıldı.
HÖH Genel Başkanı Lütfi Mestan,
Türk hava sahasını ihlal eden Rus uçağının düşürülmesinde Türkiye'ye destek
vermesi nedeniyle partinin onursal başkanı Ahmet Doğan tarafından başkanlıktan uzaklaştırıldı. Mestan, aynı zamanda
partisinden de ihraç edildi.
HÖH basın merkezinden yapılan açıklamada, gelecek mart ayında gerçekleştirilmesi beklenen olağan kongreye kadar
partinin üç milletvekilinden oluşan
Başkanlık Kurulu tarafından yönetileceği açıklandı.
Başkanlık Kurulu, milletvekilleri
Mustafa Karadayı, Ruşen Riza ve Çetin
Kazak tarafından oluşuyor.
HÖH partisindeki başkanlık krizinin
PARİS - Avrupa Birliği (AB) sığınmacı
dağıtım planı dahilinde iki yıl içerisinde
30 bin mülteci kabul etme sözü veren
Fransa, plan devreye girdiğinden beri yalnızca 19 mülteci kabul ederek taahhütlerinin gerisinde kaldı.
Fransa İçişleri Bakanlığının sığınmacı
kabulüyle ilgili yayınladığı son rapora
göre Fransa, AB sığınmacı dağıtım planını
devreye soktuğu kasım ayından bu yana,
19 Eritre vatandaşını kabul etti. "Deneysel
girişim kapsamında" kabul edilen 1'i
kadın 19 sığınmacı grubu, İtalya'dan otobüsle Fransa'nın batısındaki Pays de la
Loire bölgesine getirildi.
Bakanlık, Eritreli sığınmacıların kabulünü açıkladığında, Fransa'nın kasım ayında
İtalya ve Yunanistan'da kamplarda kalan
200 mülteciyi alacağını, bu sayının aralıkta 300, ocak ayında da 400'e çıkacağını
belirtmişti. Fransa'nın iki yıllık taahhüdünü yerine getirmesi için her ay ortalama
bin 300 sığınmacı kabul etmesi gerekiyor.
Fransa'da iltica başvuru, 2015'te rekor
düzeyde sığınmacı kabul eden Almanya
ve İsveç'e göre oldukça düşük kalıyor.
Fransa Mültecileri Koruma Ofisi'nin
(OFPRA) tahminlerine göre, Fransa'da bu
yindeki Ayn İsa ve Suluk beldelerini
PYD'ye kaybetti.
Kobani'den Ayn İsa'nın alınmasına
kadar geçen yaklaşık yedi aylık süreçte
PYD, DAEŞ'ten yaklaşık 2 bin kilometrekarelik bir alanı alarak, DAEŞ'in
Suriye'deki merkezi olan Rakka için tehlike oluşturmaya başladı.
DAEŞ yaz sonunda Irak'ta eş zamanlı
operasyonlar nedeniyle güçlerinin büyük
bölümünü Irak'a kaydırdı. Musul-Rakka
güzergahındaki ikmal yolunu kaybeden
DAEŞ, Temmuz'da girdiği Haseke'de de
tutunamayarak 15 Kasım'da kentin
güneydoğusunda Irak sınırına yakın stratejik Hol beldesini PYD'ye bıraktı.
IHS'nin raporunda DAEŞ'in 2015'te
kontrol ettiği toprakların yüzde 14'ünü
kaybettiği belirtiliyor. Buna göre, 14
Aralık itibariyle DAEŞ'in kontrol ettiği
alan 12 bin 800 kilometrekare azalarak,
78 bin kilometrekareye düştü. PKK'nın
Suriye kolu PYD'nin kontrolündeki
bölge ise üç katına çıktı.
Fetih Ordusu'nun İdlib ve Gab'taki
ilerlemesine karşılık İranlı General
Kasım Süleymani, ağustos sonunda Gab
bölgesindeki Curin'in düşmemesi için 9
bin İranlı kara gücünün bölgeye getirileceğini açıklamıştı. Bu gelişmenin hemen
ardından İran aracılığı ile Şam'a getirilen
İran kökenli ya da destekli grupların
sayısının beş bini geçtiği, bu militanların
ise ağırlıklı olarak Lazkiye ve Halep'in
güneyinde konuşlandırıldığı muhalif
kaynaklarca ifade edilmişti.
Muhalif kaynaklar, Halep'in güneyinde
İran unsurlarının ve destekliği güçlerin
sayısının 10 bine yaklaştığını bildiriyor.
Türkmendağı'ndaki operasyonlarda da
İran güçleri etkin rol oynuyor ve sayılarının üç bin civarında olduğu tahmin ediliyor.
2015'in en önemli gelişmesi ise
Rusya'nın iç savaşa müdahalesi oldu.
Rusya Devlet Başkanı Putin, Eylül'de
BM Genel Kurulu'nda yaptığı konuşmada Suriye'ye müdahale edeceklerinin sinyallerini verdi. 30 Eylül'de "terörle
mücadele" bahanesiyle başlayan saldırılar, DAEŞ unsurlarından çok, ılımlı
muhalifleri ve bu grupların kontrolündeki bölgelerde yaşayan sivil halkı hedef
aldı.
Rus hava saldırıları ekim ayında, İdlib,
Hama, Humus, Halep'in kuzeyine
yoğunlaşmıştı. Ekimin ikinci yarısından
itibaren ve kasım ayı boyunca saldırılar,
Halep'in güneyi ve kuzeyi, İdlib'in güneyi ile Lazkiye kırsalında Türkmenlerin
yoğun olarak yaşadığı Bayırbucak bölgesinde muhaliflerin elindeki bölgeleri
hedef aldı. (AA)
Doğan'ın Rusya yanlısı turumundan kaynaklandığı savunuluyor.
Ülkedeki siyasi gözlemciler, HÖH'ün
kurucusu ve iki yıldır da partinin onursal
başkanlığını yapan Ahmet Doğan'ın
Lütfi Mestan'ın Türkiye ile yakın ilişkiler içinde olmasından rahatsız olduğu
görüşünde.
Doğan'dan farklı olarak Mestan'ın
ülkedeki Türk ve Müslümanların problemlerinin çözümü için daha fazla çaba
harcadığına dikkati çeken gözlemciler,
Mestan'ın anadili sorununu Avrupa İnsan
Hakları Mahkemesi'ne kadar taşıdığını
hatırlatıyor.
Bulgaristan'daki Türklerin siyasi temsilcisi konumundaki muhalefet HÖH
Partisi ülkede üçüncü siyasi güç konumunda ve 240 sandalyelik Bulgar parlamentosunda 36 milletvekiline sahip.
Mestan, liderlikten alındığı ve partiden
ihraç edildiği toplantı öncesi AA'ya yap-
tığı açıklamada, Rus uçağıyla ilgili parti
olarak Türkiye ve NATO'nun tutumunu
desteklemelerinin hata olmadığını
savunmuştu.
Anadili gibi ülkedeki Türklerin problemlerini gündeme getirmesinin ve
Türkiye ile iyi ilişkiler içinde olmasının
birilerini rahatsız ettiğini ifade eden
Mestan sözlerine şöyle devam etmişti
"NATO açısından komşu ve dost ülkeyi destekliyorsun ve dengeyi bozdun
diyor bana. Biz dengeyi yeniden buluyoruz. Biz tarafsız bir ülke değiliz, biz
Sırbistan değiliz. Sırbistan, NATO üyesi
değil. O kendini Rusya ile NATO arasında görebilir ve o açıdan balans aramaya
çekilebilir ancak Bulgaristan önce kendini NATO üyesi olarak görecek. Rus uçağıyla ilgili krizde partinin tutumunu
aktardım. Partinin bildirgesiyle gurur
duyuyorum ve önceden partiden ihraç
edileceğimi bilsem dahi söz konusu bildirgeyi tekrar okurdum çünkü bizim
başka yolumuz yok. Çünkü doğru yol
budur. Rahmetli annem doğruluğun kıl
gibi ince olduğunu ama kopmadığını
söylüyordu. İnşallah kopmaz." (AA)
yıl toplamda 80 bine yakın iltica başvurusu yapıldı. İsveç'te bu sayı 200 bine yaklaşırken, Almanya'da ise 1 milyon seviyesine ulaştı.
Fransa, AB sığınmacı dağıtım planı
dahilinde ilk mültecilerini 6 Kasım tarihinde kabul ettikten bir hafta sonra gerçekleşen ve 130 kişinin ölümüyle sonuçlanan Paris terör saldırıları sonrası sığınmacı
kabulünü gayriresmi olarak dondurdu.
Fransa'da, İkinci Dünya Savaşı'ndan
beri yaşanan en ölümcül saldırılardan birkaç gün sonra Fransa Başbakanı Manuel
Valls, "Avrupa'nın bu koşullarda daha
fazla sığınmacı kabul edemeyeceğini"
ifade etmişti.
Saldırılardan birkaç saat sonra ülke
genelinde olağanüstü hal ilan eden Fransa
Cumhurbaşkanı François Hollande, Fransa
sınırlarında güvenlik kontrollerini devreye
sokarak, Schengen Sistemi'ni askıya
almıştı. Paris saldırılarında, saldırganlardan ikisinin mültecilerle beraber
Yunanistan üzerinden AB'ye giriş yaptığı
iddiasının ortaya çıkması üzerine de kıta
genelinde sığınmacı kabulüne karşı olan
ülkelerde mültecilere tavır daha da sertleşmişti. Bavyera Bölgesi Maliye Bakanı
Markus Söder, Die Welt am Sonntag adlı
haftalık gazeteye verdiği röportajda,
"Denetimsiz ve yasa dışı göç dönemi artık
devam edemez. Paris saldırıları her şeyi
değiştirdi" dedi. Macaristan Dışişleri
Bakanı Peter Szijjarto da saldırılardan iki
gün sonra, "Avrupa sığınmacılara karşı
tutumunu değiştirmeli", ifadesini kullanmıştı. Saldırılar sonrası hassaslaşan
güvenlik algısının ötesinde Fransa, AB'ye
Yunanistan veya İtalya üzerinden ulaşan
sığınmacılar için de cazip görülmüyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek
Komiserliği'nin (BMMYK) bu yıl
Yunanistan'a gelen bin 245 Suriyeli sığınmacı üzerinde yaptığı ankete göre, katılanların yüzde 50'si Almanya'ya, yüzde 13'ü
İsveç'e, yüzde 5'i Danimarka'ya yerleşmek
istediğini belirtirken, Fransa'ya iltica
etmek isteyenlerin oranı yüzde 0,4'te
kaldı. Fransa'da iltica başvurularındaki
zorlu bürokratik sürecin ve ülke genelinde
iş imkanlarının kısıtlı olmasının sığınmacıların kararında etkili olabildiği ifade ediliyor. Fransa'nın mülteci politikasıyla ilgili
Fransa Ulusal Meclisi ve Senatosu'nun
ortak Yasa Komisyonu'nda geçtiğimiz
hafta sunum yapan OFPRA Genel
Başkanı Pascal Brice, "Almanya'nın iş
koşulları sebebiyle mültecileri çektiği
kanısında olduğunu" kaydetmişti.
Paris Ouest Nanterre La Defense
Üniversitesi Kamu Hukuku Profesörü
Serge Slama, Liberation gazetesine verdiği demeçte, "Fransa geçtiğimiz 10 yılda,
iltica başvuru sayılarını çok düşük tutarak
ve sığınmacılara kötü yaşam koşulları
sunarak iltica sistemini katılaştırdı" yorumunda bulundu.
OFPRA'nın yayınladığı verilere göre
Fransa 2014'te iltica başvurularının sadece
yüzde 28'ini onaylarken 2015'in başında
bu oran yüzde 31'e çıktı. Bu oranla
Fransa, AB iltica başvuru kabul ortalamasının altında kalıyor.
Fransa, aynı zamanda AB genelinde iltica başvurularını en yavaş işleyen ve başvuru süresince sığınmacılara en az hak
veren ülkeler arasında geliyor. Fransa'da
iltica başvuruları yakın zamana kadar iki
yıla yayılan bir sürede karara bağlanırken,
geçtiğimiz ay yürürlüğe giren yasa sonrası
süre 9 aya düşürüldü. Fakat, bu süre dahi
iltica başvurularının ortalama üç ile beş ay
arasında karara bağlandığı İsveç ve
Almanya'nın gerisinde kalıyor. (AA)
HÖH Genel Başkanı Mestan, görevden uzaklaştırıldı
Fransa sığınmacı taahhüdünü yerine getirmiyor
MOSKOVA - Rusya ve Hindistan arasında nükleer enerji, savunma, petrol, metalürji,
kimya sanayi gibi çeşitli alanlarda işbirliği
anlaşmaları imzalandı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin,
resmi ziyaret çerçevesinde Moskova'da bulunan Hindistan Başbakanı Narenda Modi'yi
kabul etti.
Baş başa ve heyetler arası görüşmelerinin
ardından iki ülke arasında nükleer enerji,
savunma, petrol, metalürji, kimya sanayi
gibi çeşitli alanlarda işbirliği anlaşması
imzalanırken, ikili görüşmenin ardından iki
ülke iş adamlarının katılımıyla düzenlenen
heyetler arası toplantıya katılan Putin ve
Modi, ortak basın toplantısı düzenleyerek
görüşmelere ilişkin bilgi verdi.
Putin, Rusya ile Hindistan arasında stratejik işbirliğinin geliştiğini, teröre karşı BM
çatısı altında geniş bir koalisyon kurulması
gibi birçok küresel sorunun çözümünde iki
ülkenin yaklaşımlarının örtüştüğünü belirterek, Hindistan'ın küresel ve bölgesel konularda rolünün güçlenmesini istediklerini söyledi.
Hindistan'ın BM Güvenlik Konseyi'nin
daimi üyesi olmaya layık bir ülke olduğunu
ifade eden Putin, Hindistan Başbakanı Modi
ile görüşmesinde iki ülke arasında ekonomi
ve ticari alanlarda işbirliğini müzakere ettiklerini ve bu alanlarda işbirliğinin geliştirilmesi, ticaret çeşitliliğinin artırılması, bürokratik engellerin kaldırılması gibi konularda
ilerleme kaydettiklerini dile getirdi.
Putin, iki ülke arasında karşılıklı yatırım
akışının artırılması, büyük altyapı projeleri
ve nükleer enerjide işbirliği konularında
anlaşma sağlandığını belirterek, Rusya'nın
inşa ettiği ve 1'inci bloğu 2014'de üretime
geçen "Kudankulam" Nükleer Güç
Santrali'nin (NGS) 2'inci bloğunun yakında
kullanıma açılacağını, 3'üncü ve 4'üncü
bloklarının inşaatına başlanacağını kaydetti.
Putin, temaslarda Kudankulam NGS'nin
5'inci ve 6'ıncı bloklarının inşaatı konusunun
da ele alındığını sözlerine ekledi.
Hindistan hükümetinin yeni bir NGS için
girişimde bulunduğunu da dile getiren Putin,
bu santrallerde en son teknoloji olan VVER1200 reaktörlerinin kullanılacağını bildirdi.
Rusya Devlet Başkanı, Hindistan ile petrol
ihracatı konusunda da anlaşma sağladığını
ifade ederek, Rusya'nın Hindistan'a 10 yıl
süreyle yılda 10 milyon ton petrol ihraç edeceğini aktardı. (AA)
Avusturya'daki her
4 göçmenden biri
Türkiye kökenli
İSTANBUL - İstanbul Üniversitesi İktisat
Fakültesi Ekonomik ve Sosyal Araştırmalar
Merkezi (İFESAM) tarafından hazırlanan
"Avusturya'da Azınlıklar ve Göç" raporuna
göre, Avusturya'daki her 4 göçmenden biri
Türkiye kökenli.
Üniversiteden yapılan yazılı açıklamaya
göre, İFESAM bünyesinde Yrd. Doç. Dr.
Edip Asaf Bekaroğlu koordinatörlüğünde
Doç. Dr. Necmettin Doğan, Murat Batur,
Murat Kalkan ve Dr. Fatih Kuçur'dan oluşan
ekiple yürütülen çalışmada, Avusturya'nın
vatandaşlık hukuku, azınlıklara tanınan dini
ve kültürel hakları, eğitim sistemi ve sosyal
devlet uygulamaları analiz edildi.
Raporda sözü edilen alanlarda ulusal ve
göçmen azınlıkların ne durumda olduğu
irdelendikten sonra sistemde azınlıklar açısından yaşanan problemler teşhis edildi.
Çalışmada ayrıca 2014'e odaklanılarak,
Avusturya medyasında göçmenler ve özellikle de en çok tartışılan grup olan
Müslümanlar hakkındaki söylemler detaylı
şekilde incelendi.
Rapora göre, Türkiye ile ilk "misafir işçi"
anlaşmasını 1964'te imzalayan Avusturya'da
262 bin Türkiye kökenli göçmen yaşıyor.
Avusturya'nın 8,5 milyona varan toplam
nüfusu içerisinde bu, önemli bir orana denk
geliyor. Bu, Avusturya'daki her 4 göçmenden
birinin Türkiye kökenli olduğu anlamını
taşıyor.
İnsan hakları ve azınlık gruplarına tanınan
haklar çerçevesinde Avusturya, ileri düzeyde
bir hukuka sahip. Ancak buna rağmen vatandaşlığa geçiş prosedürleri bakımından
Avrupa'nın en sıkı politikalarını uygulaması
ve siyasi arenasında aşırı sağın etkin bir
konuma sahip olması, Avusturya'nın en
önemli tezatları olarak değerlendiriliyor.
(AA)
bölge haberlerİ
Üçüncü havalimanının
yüzde 15'i tamamlandı
İSTANBUL - Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı
ve İGA Yönetim Kurulu Üyesi Nihat Özdemir, İstanbul'a
yapılan Yeni Havalimanı çalışmalarının tüm hızıyla devam
ettiğini belirterek, "Havalimanının ilk etabının yüzde 15'i
tamamlandı" dedi.
İstanbul Yeni Havalimanı'nın devam eden çalışmaları,
gazetecilere havadan izlettirildi. Gezide, Türkiye'nin stratejik projesini inşa eden Cengiz-Mapa-Limak-Kolin-Kalyon
konsorsiyumu tarafından kurulan icracı ve imtiyaz sahibi
şirket İGA (İstanbul Grand Airport) Havalimanı İsļetmesi
AŞyetkilileri de yer aldı.
Helikopterle yapılan inceleme gezisi sonrası şantiye alanında düzenlenen basın toplantısında konuşan Özdemir,
havalimanının 90 milyon yolcu kapasiteli ve üç adet
kuzey-güney pistini kapsayan birinci etap yatırımlarının
finansmanı için ayrılan 6 milyar avroluk bütçenin 1 milyar
250 milyon avroluk hak ediş kısmının kasım sonu itibarıyla
ödendiğini, bunun da yüzde 25 gibi bir orana tekabül ettiğini söyledi.
Özdemir, havalimanının açılışının 2018'in ilk çeyreğine
yetiştirmek istediklerini daha önce belirttiklerini anımsatarak, "Ancak Sayın Bakanımız, Sayın Cumhurbaşkanımız
Recep Tayyip Erdoğan'ın doğum gününün 26 Şubat olduğunu belirterek, 26 Şubat 2018 tarihine havalimanını yetiştirmemizi istedi. Biz de çalışmalarımızı bu doğrultuda sürdürüyoruz. Şu anda havalimanının ilk etabının yüzde 15'i
tamamlandı" diye konuştu.
Sabiha Gökçen Havalimanı hariç Türkiye'deki bütün
havalimanlarının Devlet Hava Meydanları İşletmesi
(DHMİ) kontrolünde olduğunu dile getiren Özdemir, bütün
işlemleri onların kontrolünde yaptıklarını, havalimanı
inşaatının biter bitmez açılması ve hiçbir pürüz çıkmaması
için gereken ne varsa yaptıklarını aktardı.
Özdemir, Yeni Havalimanı'nın Atatürk Havalimanı gibi
Anadolu'yu Avrupa'ya bağlayan yollar açısından ana arterler üzerinde olmadığını belirterek, "Buranın ulaşımı çok
kolay. Kilometre olarak uzağa gitmiyoruz. Yaptığımız analizlerle burası karasal açıdan trafiği rahatlatacak. Bunda
Yavuz Sultan Selim ve Fatih Sultan Mehmet köprülerinin
büyük etkisi olacak" dedi.
Havalimanına ulaşım için hızlı tren ve metro gibi raylı
sistemler de olacağını ifade eden Özdemir, yeni havalimanı-Gayrettepe arasında yapılacak metronun ihalesine bir an
önce çıkılmasını beklediklerini bildirdi.
"İşİmİzİ kALİTeLİ yApıyorUz"
Çalışmaların tüm hızıyla devam ettiğini ve ince eleyip
sık dokuduklarını vurgulayan Özdemir, "Sadece beton ve
toprak analizlerini yapmak için kurduğumuz laboratuvara
20 milyon avro harcadık. Bu laboratuvarda dolgunun yeterli olup olmadığını da ölçüyoruz. Ben burayı 25 yıl çalıştıracağım. Bu yüzden işimi kaliteli yapmam gerekiyor" dedi.
Özdemir, ihaleye girerken 5 ortak olarak 3 defa helikoptere bindiklerini belirterek, sahayı karadan ve havadan
defalarca patronlar ve teknik elemanlarla incelediklerini
anımsattı. (AA)
Rapor alan çalışanın
maaşı işverence
kesilmeyecek
ANkArA - yıLdız NeVİN GüNdoĞmUş Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK), kamu veya toplu iş
sözleşmesine tabi iş yerlerinde çalışanların maaşının iş
göremezlik raporu süresince kesilerek eksik ödenmesini önleyecek yeni bir düzenlemeyi hayata geçirdi. AA
muhabirinin, SGK Kısa Vadeli Sigortalar Daire
Başkanlığı yetkililerinden aldığı bilgiye göre,
Başkanlık, çalışanların istirahat
raporlarının
elektronik
ortamda işlenmesine ve hastalık izinleri
karşılığındaki
ödeneklerin
banka hesaplarına otomatik
aktarılmasına
imkan sağlayan e-ödenek programına "Mahsuplaşma
Projesi"ni ekledi.
Proje sayesinde kamu iş yerlerinde ve toplu iş sözleşmesine tabi kurumlarda çalışanlara, istirahatli oldukları döneme ilişkin iş göremezlik ödeneklerinin işverence sigortalıya ücretle peşin ödenmesi sağlanacak.
Bu ücret, işverenlerin daha sonra prim borçlarından
mahsup edilebilecek.
emek Ve zAmANdAN TASArrUF
Söz konusu projenin 2014'ten itibaren pilot iş yerlerinde uygulandığını belirten SGK yetkilileri, bu sayede
kamu işverenlerinin sigortalıya peşin ödedikleri ücretlere karşılık kurumdan tahsil ettikleri iş göremezlik
ödeneklerinin geri alınmasında kolaylık sağlandığını
bildirdi. Ayrıca işverenlerin, çalıştırdıkları sigortalılara
ödenecek istirahat paralarının işveren prim borcundan
otomatik mahsubunun sağlanmasıyla kurum gelirlerinin tahsilinde pratiklik kazanıldığı ve avantajlı duruma
gelindiği aktarıldı. (AA)
7
Bitkisel üretim arttı
29 Aralık 2015 Salı
ANkArA - Tahıl üretim miktarı, 2015'te geçen
yıla göre yüzde 18,1 artarak, 38,6 milyon ton olarak
gerçekleşti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2015 yılına ilişkin Bitkisel Üretim İstatistiklerini açıkladı.
Üretim miktarları, bu yıl bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde yüzde 10,2, meyvelerde yüzde 3,9, sebzelerde yüzde 3,4 artış gösterdi.
Üretim miktarları 2015'te yaklaşık olarak tahıllar ve
diğer bitkisel ürünlerde 65,5 milyon ton, sebzelerde
29,6 milyon ton ve meyvelerde 17,8 milyon ton olarak gerçekleşti.
Tahıl üretim miktarı 2015'te bir önceki yıla göre
yüzde 18,1 artarak, 38,6 milyon ton oldu. Bir önceki yıla göre buğday üretimi yüzde 18,9 artarak 22,6
milyon tona, arpa üretimi yüzde 27 artışla 8 milyon
tona, çeltik üretimi yüzde 10,8 artarak 920 bin tona,
dane mısır üretimi yüzde 7,6 artarak 6,4 milyon
tona ulaştı.
Baklagillerin önemli ürünlerinden nohut yüzde 2,2
artışla 460 bin tona, kırmızı mercimek yüzde 4,6
artarak 340 bin tona, yumru bitkilerden patates yüzde
14,3 artarak yaklaşık 4,8 milyon tona yükseldi. Yağlı
tohumlardan ayçiçeği üretimi yüzde 2,6 artış göstererek 1,7 milyon ton oldu. Tütün üretimi yüzde 0,4
artarak 75 bin ton, şeker pancarı üretimi yüzde 1,7
azalarak 16,5 milyon ton olarak gerçekleşti.
SeBze üreTİmİ ArTTı
Sebze ürünleri üretim miktarı 2015'te bir önceki
yıla göre yüzde 3,4 artarak yaklaşık 29,6 milyon ton
oldu. Sebze ürünleri alt gruplarında üretim miktarları
incelendiğinde, yumru ve kök sebzeler yüzde 2,6,
başka yerde sınıflandırılmamış diğer sebzeler yüzde
2,2, meyvesi için yetiştirilen sebzeler ise yüzde 3,6
arttı. Sebzeler grubunun önemli ürünlerinden domateste yüzde 6,5, kuru soğanda yüzde 5, karnabaharda
yüzde 13, brokolide yüzde 13,6 artış oldu, havuçta
yüzde 4,1, baklada yüzde 10,5, taze soğanda yüzde
4,4, enginarda yüzde 5,4 üretim miktarı azaldı.
kAyıSı üreTİmİ yüzde 151,9 ArTTı
Meyve üretim miktarı 2015'te bir önceki yıla göre
yüzde 3,9 artarak 17,8 milyon ton oldu. Meyvelerden
elma yüzde 3,6, şeftali yüzde 5,6, kiraz yüzde 20,2,
kayısı yüzde 151,9 arttı, ahudududa yüzde 5,8, keçiboynuzunda yüzde 8,1, zeytinde yüzde 3,8 azalış
oldu.
Turunçgillerden
mandalina üretimi
yüzde 10,5, sert
kabuklu meyvelerden
fındık yüzde 56,8,
antep fıstığı üretimi
yüzde 80 arttı. Üzüm
üretiminde yüzde
12,6, kivi üretiminde
ise yüzde 31 artış
görüldü.
SüS BİTkİLerİ
üreTİmİNde
ArTış
Süs bitkileri üretim
miktarı, bu yıl geçen yıla
göre yüzde 0,1 arttı. Süs
bitkileri içerisinde kesme çiçekler yüzde 66,6, diğer
süs bitkileri ise yüzde 33,4 paya sahip oldu.
Gül (kesme) üretimi yüzde 7,1, lale üretimi yüzde
13,1 ve glayöl üretimi yüzde 39,9 arttı.
Türkiye'de yetiştirilen tarımsal
ürünlerin üretim
miktarlarına ilişkin
tahminler Gıda,
Tarım ve
Hayvancılık
Bakanlığından
alınıyor ve
Resmi İstatistik
Programı kapsamında TÜİK
tarafından
yayımlanıyor. Şeker
pancarı üretim miktarı Şeker Kurumu, tütün
üretim miktarı Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme
Kurumu, haşhaş (kapsül, tohum) üretim miktarı ise
Toprak Mahsulleri Ofisi Genel Müdürlüğünden derleniyor. (AA)
İstanbul’da trafik kazaları azaldı
İSTANBUL - zAFer ArSLAN İstanbul'da 2015 yılının 11 ayında 43 bin 335
trafik kazası meydana geldi.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü Trafik
Denetleme Şube Müdür Yardımcısı Mustafa
İşlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
İstanbul genelinde 2015 yılının 11 ayında
198'i ölümlü, 14 bin 298'i yaralanmalı ve 28
bin 839'u maddi hasarlı olmak üzere toplam
43 bin 335 trafik kazası meydana geldiğini
söyledi.
İşlek, oluşan kazalarda 225 kişinin hayatını
kaybettiğini 20 bin 400 kişinin de yaralandığını bildirdi.
Trafik kazalarında yayaya çarpmanın başı
çektiğini vurgulayan İşlek, bu kazaların,
yayaların akıllı telefonlarıyla ilgilenirken trafiğe dikkat etmemelerinden kaynaklandığını
anlattı.
İşlek, İstanbul'da kazaların yoğun olduğu 8
kara noktada yaptıkları çalışmalar sonucunda
2014'e göre kaza sayısının 5 bin 390 adet
azaldığını belirterek, şunları kaydetti:
"Özellikle trafiğin yoğun olduğu D-100
Karayolu'nda Kennedy ve Büyükdere caddeleri, Piyalepaşa Bulvarı, Üsküdar'dan
Tuzla'ya kadar olan D-100 Karayolu'nda ve
Maltepe-Pendik sahil yolunun yanı sıra
Okmeydanı bağlantı yolu ile Molla Gürani
viyadüğünde yoğun kazalar yaşanıyor. 2014
yılında belirlenen kara noktalarda 48 bin 725
kaza yaşanırken, yaptığımız çalışma sonrasında bu rakam, 2015 yılının 11 ayında yüzde 12
azalarak 43 bin 335'e geriledi."
İşlek, Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü
olarak trafiğin düzenlenmesi kadar olası
kazaları önleme ve bunlarla alakalı tedbirler
almanın asli önceliklerinden olduğunu söyleyerek, şu bilgileri verdi:
"Normal şartlarda devam eden kara nokta
çalışmalarımız vardı. Son 1 yıldır uluslararası
platformda kabul görmüş kümelenme sistemi
üzerinden giderek, aldığımız koordinat bilgilerini bu sisteme aktardık. Sistemle belirlenen
kara noktalarda kazaları önlemek için pilot
uygulama gerçekleştirilen yerlere sürücüleri
bilgilendirmek için 'yüksek kaza riski', 'lütfen
hız yapmayınız' ve 'araç kullanırken cep telefonu kullanmayınız' şeklinde uyarılar bulunan
değişken tabelalar koyduk. Bunların dışında
seyyar radar ekiplerimizi de o bölgelerde
yoğunlaştırdık. İstanbul Büyükşehir
Belediyesi'nin bizimle koordineli başlattığı
mobil EDS cihazlarıyla da denetimleri yapmaya devam ediyoruz."
Alkol testleri ve hız koridoru çalışmalarına
ağırlık verildiğini ve bundan da olumlu
sonuçların çıkacağını vurgulayan İşlek,
"İstanbul'da 8 milyonu aşkın sürücü var,
onlardan kesinlikle alkol ve uyuşturucu
madde etkisi altında araç kullanılmamasını,
emniyet kemerinin takılmasını, yasal hız limitinin aşılmamasını ve araç sürerken cep telefonu ile konuşulmamasını istiyoruz. Emniyet
kemerinin takıldığı kazaların yüzde 67'si
ölümle sonuçlanırken, bu oran kemer takıldığında yüzde 5'e kadar düşmektedir" ifadelerini kullandı.
"STAjyer ehLİyeT
döNemİ BAşLıyor"
İşlek, sürücülerin 1 Ocak 2016 tarihinden
itibaren "stajyer sürücü belgesi" alacaklarına
işaret ederek, şöyle konuştu:
"Stajyer ehliyette 7-8 madde var. Bunların
başında gelen 3 defa kırmızı ışık ihlali, 100
ceza puanından 75 ceza puanına düşülmesi,
alkollü olarak araç kullanılması ve hız limitlerinin üç kez ihlal edilmesi gibi durumlarda
ehliyet iptal edilecek. Böylelikle ehliyeti iptal
olanlar için tekrar sürücü kurslarına kayıt
yaptırıp direksiyon ve teori eğitimlerini almalarından sonra yeniden 2 yıllık stajyer ehliyet
süreci başlayacak. Bu sürecin ardından herhangi bir hata ya da kazaya tekrar sebebiyet
vermezlerse asıl belgelerini trafik tescil bürolarından alabilecekler. Bu durumun kaza
oranlarının azalması açısından olumlu olacağını düşünüyorum." (AA)
Sahte rakıdan
ölüme ağır ceza
BUrSA - Bursa'da 7 yıl önce 3 kişinin sahte rakıdan
ölmesiyle ilgili görülen davada yargılanan 4 sanık, toplam
150 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
2008'de 3 kişinin ölümüyle ilgili yakalanan ve Bursa 2.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde "Bandrolsüz içki satışına muhalefet, taksirle ölüme sebep olma ve sağlığa aykırı içecek satmak" suçlarından yargılanan Mehmet Yılmaztürk (52),
Mesut Özbay (42), Hikmet Kartal (48) ve Hasan Şencan
(45) ile ilgili verilen kararın Yargıtay 1. Dairesi'nce bozulması üzerine dava, tekrar görüldü.
2. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen davanın duruşmasına, olayda hayatını kaybeden İsmail Güven'in eşi Gülümser
Güven, sanıklar Kartal ve Yılmaztürk ile taraf avukatları
katıldı.
Söz verilen Kartal, önceki savunmalarını tekrar ettiğini
belirterek, "Bilerek, isteyerek sahte rakı satmadım.
Beraatimi istiyorum" dedi.
Yılmaztürk ise bilerek sahte rakı satmadığını ileri sürerek,
"Kendimi kurtarmak isteseydim, fatura kesmediğim için
satışları inkar edebilirdim. Beraatimi istiyorum" diye konuştu. Mahkeme heyeti, "içinde yoğun miktarda metil alkol içeren sahte rakıları" piyasaya sürdükleri tespit edilen Şencan
ve Yılmaztürk'e bu defa "kasten adam öldürmek" suçundan
önce üçer kez müebbet hapis cezası verdi. Sanıkların duruşmalardaki iyi halleri göz önünde bulundurularak ceza 50'şer
yıla indirildi.
Sanıklardan büfe işleten Özbay'a önce 2 kez müebbet,
büfesi bulunan Kartal'a ise müebbet hapis cezası veren mahkeme heyeti, Özbay'ın cezasını 33 yıl 4 ay, Kartal'ın ise 16
yıl 8 aya indirdi.
Duruşmaya katılan Kartal ile Yılmaztürk, cezaevine gönderilirken, tutuksuz yargılanan Şencan ile Özbay hakkında
tutuklama kararı verildi.
2008 yılı temmuz ve ağustos aylarında Bursa'nın
Mudanya ilçesinde ilçesine bağlı Dereköy'de oturan Saip
Telli (59) , Hasan Erdem (78) ve Mustafakemalpaşa'da ikamet eden İsmail Güven (50), içtikleri sahte rakıdan hayatlarını kaybetmiş, olayla ilgili Mehmet Yılmaztürk, Mesut
Özbay, Hikmet Kartal ve Hasan Şencan, yakalanmıştı.
"Bandrolsüz içki satışına muhalefet, taksirle ölüme sebep
olma ve sağlığa aykırı içecek satmak" suçlarından Bursa 2.
Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Yılmaztürk ile
Şencan 5'er yıl, Özbay 2 yıl 6 ay, Kartal ise 2 yıl 1 ay, hapis
cezasına çarptırılmıştı. (AA)
8
KıSA-KıSA
29 Aralık 2015 Salı
Türkiye'de 97 bin
kadın girişimci var
İSTANBuL - Türkiye Kadın Girişimciler Derneği
(KAGİDER) Başkanı Sanem Oktar, "Türkiye'de 97 bin
kadın girişimci var ancak toplam girişimcilerin sadece
yüzde 8'i kadın" dedi.
KAGİDER "Kahvaltı Toplantıları"nın aralık ayı buluşması, 2015 Yılı Türkiye'nin Kadın Girişimcisi
Yarışması'nın birincilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.
Oktar, burada yaptığı konuşmada, Türkiye'de 97 bin
kadın girişimci bulunduğunu belirterek, ancak toplam girişimcilerin sadece yüzde 8'inin kadın olduğunu dile getirdi.
Bu sayının artırılması için KAGİDER'de bulunduklarının
altını çizen Oktar, Türkiye'de 8 milyon 200 bin kadının
çalıştığını ancak bunların yarısının kayıt dışı olduğunu söyledi.
Oktar, eğitim ve mentorluk vererek bu sayıyı artırmayı
hedeflediklerini vurgulayarak, ticaret hacmini daha fazla
artırmayı ve daha fazla kadına istihdam sağlamayı amaçladıklarını aktardı.
Daha fazla kadının karar verici olmasının önemine değinen Oktar, "Dünyada sadece üç tane kadın devlet başkanı
var. Dünyadaki gayrimenkulun sadece yüzde 1'i kadınların.
Oysa dünya nüfusunun yüzde 50'sini oluşturuyoruz.
Yapacak çok işimiz var" diye konuştu.
Oktar, bu amaçla sekiz tane ana strateji hedefleri bulunduğunu belirterek, kadın çalışan sayısının artırılması ve
kadın girişimcilerin desteklenmesi üzerine "Özel Sektör
Strateji Grubu"nu belirlediklerini söyledi.
Kadınların çalışma hayatına girmesi ve girişimci olması
için "Eğitim ve Mentorlük Strateji Grubu"nun bulunduğunu vurgulayan Oktar, derneklerle yapılan çalışmalar ve
KAGİDER çalışmalarının etki alanını ülke çapında yaygınlaştırmak için de "Toplumsal Etki Strateji Grubu"nu oluşturduklarını anlattı.
Oktar, kadın girişimciliği ve ekosisteminin gelişmesi için
yasal altyapının desteklenmesi, teşvik edilmesi, finansal
kaynak erişimine yol gösterip destek olmak üzere ise
"Girişimci Geliştirme Altyapı Strateji Grubu"nu kurduklarını söyledi.
KAGİDER üyelerinin girişimlerinin etki alanlarını desteklemek üzere "Networking Strateji Grubu"nu oluşturduklarını aktaran Oktar, şöyle devam etti:
"Genç kadınlarının eğitimine devam ederek çalışma
hayatına ve girişimciliğe özendirilmesi üzerine 'Gençlik
Strateji Grubu'nu, KAGİDER'in bilinirlik ve itibarının artırılması konusu üzerine 'Uluslararası İlişkiler ve Kurumsal
İletişim Strateji Grubu'nu ve mevzuatlarda ve yasal düzenlemelerde kadının çalışma hayatına ve girişimine destek
vermek üzere 'Savunu Strateji Grubu'nu kurduk."
"AdAy ÜyeLİK KoTAmız doLdu"
Sanem Oktar, söz konusu grupların çalışma sistemleri
hakkında bilgi vererek, projeleri, etkinlikleri ve çalışacakları alanları nasıl belirlediklerini anlattı.
Şu anda KAGİDER'de 300'e yakın üyeleri bulunduğunu
belirten Oktar, KAGİDER'e üye olabilmek için çalışma yılı
ve çalışan sayısının önemini dile getirdi.
Yeni kurulan şirketler için "aday üyelik" imkanı tanıdıklarını vurgulayan Oktar, "5+5 yılın sonunda beklentimiz,
en geç 5. yılını tamamlayan adayın asil üyeliğe geçmesidir.
Şu an itibariyle aday üyelik kotamız doldu. Biz ne kadar
aday üyeyi asil üyeye çıkarabilirsek, aday üye yerimiz o
kadar boşalacaktır. Önümüzdeki dönemde aday değil, asil
üye alabileceğiz" ifadelerini kullandı. (AA)
EKONOMİ
Yeni nesil yazar kasa
kullanımında süre uzatıldı
ANKARA - Ödeme kaydedici cihaz kullanma
zorunluluğu bulunan mükelleflerin, "yeni nesil
ödeme kaydedici cihazları" kullanma mecburiyetinin başlama tarihleri, 2014 yılı satışları veya gayrisafi iş hasılatı dikkate alınarak yeniden belirlendi.
Maliye Bakanlığının, Vergi Usul Kanunu
Genel Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına
Dair Tebliği, Resmi Gazete'de yayımlandı.
Buna göre, yeni nesil yazar kasaları kullanma mecburiyeti, 2014
yılı satışları veya gayrisafi iş
hasılatı dikkate alınarak yeniden
düzenlendi.
Bu kapsamda 2014 yılı satışları veya gayrisafi iş hasılatı, 1 milyon lirayı aşan mükellefler için 1
Nisan 2016 tarihinden, 1 milyon500 bin lira olan mükellefler için
1 Temmuz 2016 tarihinden, 500 bin150 bin lira olan mükellefler için 1 Ekim 2016 tarihinden, 150 bin liradan az olan mükellefler için de
1 Ocak 2017'den itibaren yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyeti başlayacak.
Dileyen mükellefler, bu tarihlerden önce de
Maliye Bakanlığınca onaylanmış cihazları kullanabilecek.
"Bilgisayar Bağlantılı Ödeme Kaydedici
Cihazları" kullanan mükellefler için yeni nesil
ödeme kaydedici cihaz kullanma mecburiyetinin
başlama tarihi, bu tür cihazların, aynı veya şube
şeklindeki iş yerlerinde çok sayıda kullanılıyor
olmaları, birbirleri ile olduğu kadar değişik çevre
birimleri ile de entegre olacak şekilde kullanılmaları, farklı teknik özelliklere sahip olmaları gibi
nedenlerle ve bu cihazların kullanıldığı iş yerlerinin
yeni nesil ödeme kaydedici cihaz sistemine en
uygun şekilde entegrasyonunu sağlamak amacıyla,
yıllık satış ve gayri safi iş hasılatı tutarlarına bağlı
olmaksızın 1 Ocak 2017 olarak belirlendi.
Daha önce basit/bilgisayar bağlantılı yeni nesil
ödeme kaydedici cihazları kullanmak zorunda olan
Prim ödemelerinin ertelenmesi,
terör mağduru esnafı memnun etti
VAN - Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun terör
saldırılarından zarar gören esnafın vergi ve
sigorta primlerinin ertelenmesine ilişkin açıklaması, Doğu Anadolu Bölgesinde olumlu karşılandı. Meslek odalarının ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, uygulamanın kapsamının
genişletilmesini istedi.
Van Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği
Yönetim Kurulu Başkanı Muhittin Aydemir, AA
muhabirine, kentteki esnafın yaşanan olaylardan
zarar gördüğünü ve iş yapamaz hale geldiğini
anlattı.
Başbakan Davutoğlu'nun terör mağduru esnafın vergi ve sigorta primlerinin ertelenmesine
ilişkin açıklamasının önemli ancak yeterli olmadığını kaydeden Aydemir, taleplerini ilgililere
ileteceklerini söyledi.
Faizsiz kredilerin tüm esnafa verilmesini ve
yapılan düzenlemeden esnafın tamamının yararlanmasını istediklerini ifade eden Aydemir,
Vergi, harç ve
cezalara zam
ANKARA - Yeniden değerleme oranı (yüzde
5,58) kapsamında düzenlenen gelecek yılın vergi,
harç ve cezalarına ilişkin tebliğler, Resmi Gazete'de
yayımlandı.
Buna göre, 2015 yılı için 44 lira olan Özel İletişim
Vergisi, gelecek yıldan itibaren 46 lira olarak uygulanacak.
Motorlu Taşıtlar Vergisi Genel Tebliğine göre 1-3
yaş grubunda yer alan ve motor silindir hacmi 1300
santimetreküpe kadar olan otomobillerin halen 591 lira
olan motorlu taşıtlar vergisi, yılbaşında 623 liraya çıkacak. Aynı yaş grubundaki motor silindir hacmi 1301
santimetreküp ile 1600 santimetreküp arasındaki otomobillerin vergisi de 945 liradan 997 liraya yükselecek. 4001 santimetreküpün üzerindekilerin ise 22 bin
716 liraya çıkacak.
Belediye Gelirleri Kanunu Genel Tebliğine göre,
konutlara ait çevre temizlik vergisi, su tüketim miktarı
esas alınmak suretiyle metreküp başına büyükşehir
belediyelerinde 27 kuruş, diğer belediyelerde 21 kuruş
olarak hesaplanacak.
Büyükşehir belediyelerinde çevre temizlik vergisi,
diğer belediyelerde uygulanan çevre temizlik vergisi
tutarları yüzde 25 artırılarak belirlenecek.
Konut, işyeri ve diğer şekilde kullanılan binalar için
belirlenen tutarlar, büyükşehir belediye sınırları içinde
bulunanlar hariç olmak üzere kalkınmada öncelikli
yörelerdeki belediyeler ile nüfusu 5 binden az olan
belediyelerde yüzde 50 indirimli olarak uygulanacak.
Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu Genel Tebliğine
göre, gelecek yıl, evlatlıklar dahil, füruğ ve eşten her
birine isabet eden miras hisselerinde 170 bin 86 lira,
ivazsız suretle meydana gelen intikallerde 3 bin 918
lira, para ve mal üzerine düzenlenen yarışma ve çekilişler ile 5602 sayılı Şans Oyunları Hasılatından Alınan
Vergi, Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında
Kanunda tanımlanan şans oyunlarında kazanılan ikramiyelerde 3 bin 918 lira istisna tutarı dikkate alınacak.
(AA)
mükelleflerin bu mecburiyetleri 1 Ocak 2016 olarak ödeme kaydedici cihaz kullanımından muaf tutulantespit edilmişti.
ların, muafiyetlerinin devamı süresince yeni nesil
Mükellefler, ilgili mevzuat hükümlerine tabi mev- ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyetleri
cut ödeme kaydedici cihazlarını belirtilen tarihleri
bulunmuyor.
geçmemek üzere mali hafızaları doluncaya kadar
Söz konusu kanun ile
kullanabilecek.
ilgili mevzuata
Tebliğin yayım tarihinden
göre ihtiyari olageçerli olmak
rak sinema
üzere,
giriş bileti,
belirtiyolcu taşılen
ma bileti
düzenleyen
veya faaliyetlerinde
ihtiyari olarak
tarihödeme kaydelerden önce
dici cihaz kulmali hafızaları
lanmak istedolan mevcut ödeme
yen mükelkaydedici cihazlara
lefler, beliryeni mali hafıza takılmalenen süreyacak ve cihaz
lerden sonra
Bakanlıkça yayımlanan
ödeme kaydedici
genel tebliğlerde belirlecihaz kullanmayı ternen usul ve esaslar çerçecih edecek olmaları halinvesinde hurdaya ayrılacak.
de, yeni nesil ödeme kaydedici
Cihazı hurdaya ayrılan mükelcihaz kullanmak mecburiyetinde olalefler yeni nesil ödeme kaydedici
cak. Akaryakıt pompalarına bağlanan ödeme
cihazları almak suretiyle yükümlülüklerini yerine
kaydedici cihazları kullanmak zorunda olan mükelgetirebilecek.
leflerin yeni nesil ödeme kaydedici cihazları kullanma mecburiyeti, Gelir İdaresi Başkanlığınca konuya
İŞe yeNİ BAŞLAyAcAKLARıN
ilişkin hazırlanacak teknik kılavuz ve mesajlaşma
cİHAz KuLLANım TARİHLeRİ
protokolü dokümanlarının hazırlanarak ilan edilmeBu yıl içinde işe başlayan ya da başlayacak
si ve zorunluluk başlangıç tarihlerinin Bakanlıkça
mükelleflerin yeni nesil ödeme kaydedici cihaz kul- belirlenmesini müteakip belirtilen tarihlerden itibalanım mecburiyeti 1 Ocak 2017'den itibaren başlaren başlayacak.
yacak. 1 Ocak 2016 tarihinden sonra işe başlayacak
Mükellefler yeni nesil ödeme kaydedici cihaz alamükelleflerin söz konusu cihazları kullanma mecrak kullanmaya başlamalarını takiben, işletmelerinburiyeti, işe başlangıç tarihinden itibaren 30 gün
de mevcut kanuna tabi eski ödeme kaydedici cihaz(kalkınmada öncelikli yörelerde 60 gün) içinde
larını Bakanlıkça yayımlanan genel tebliğlerde
geçerli olacak.
belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde hurdaya
İlgili kanuna dayanılarak çıkarılan mevzuata göre ayırma işlemine tabi tutacak. (AA)
şöyle konuştu:
"Verilecek kredilerde kefil, ipotek istenirse
bunun esnafa katkısı olmaz. Hatta esnafın yükü
ağırlaşır. Vergi ve sigorta primlerinin ertelenmesi de yeterli değil. Bu ertelemenin ardından
uzun vadeli taksitlerle borcun alınmasını talep
ediyoruz. Van'da son bir yılda 743 esnaf iş yerini kapatmak zorunda kaldı. Esnaf, özellikle 7
Haziran'dan sonra çok mağdur oldu. Bu nedenle
esnafa yönelik daha köklü çözümler bekliyoruz.
Daha kapsamlı adımlar atılmalı."
Van Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet
Takva da alınan kararın çatışmaların yoğun
yaşandığı yerleşim yerlerini kapsadığını belirterek, bunun bölgede mağdur olan esnaf için
yeterli bir düzenleme olmadığını ifade etti.
"Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki
tüm illeri kapsayan yeni bir teşvik sistemine
ihtiyaç var" diyen Takva, "Çünkü yaşanan olaylar bölgenin tamamını etkiliyor. Göçe sebebiyet
veriyor. Bu nedenle söz konusu düzenleme
yeterli değil. Daha radikal çözümler üretilmeli.
İş yapan esnaf sayısının artması gerekir azalması değil" ifadelerini kullandı.
MÜSİAD Van Şube Başkanı Kerem Baynal
ise bölgede alınacak en önemli tedbirin, çatışma
ortamının bitirilmesi olacağını söyledi.
"Keşke terör olmasa ve insanlar evlerinden
yurtlarından göç etmek zorunda kalmasa"
temennisinde bulunan
Baynal, "Alınan bu tedbirler,
pansuman tedbirlerdir. Kalıcı
tedbirler alınmalı" diye
konuştu.
Bitlis Ticaret ve Sanayi
Odası (TSO) Başkanı Davut
Tezcan da terör mağduru
esnafın vergi ve sigorta primlerinin ertelenmesinin önemli
olduğunu belirtti.
Bölgenin tamamını kapsayacak şekilde yeni bir teşvik
sistemi yapılması ve bölgenin
"afet bölgesi" ilan edilmesi
gerektiğini ifade eden Tezcan,
şöyle dedi:
"Esnaf bu şiddet olaylarında büyük yaralar aldı. Akşam karanlık çökmeden esnaf iş yerini kapatarak evine gidiyor.
Olaylardan dolayı bölgeye kimse mal vermiyor.
Mal verilmediği için ticaret durmuş, beyin sermayesi göç etmiş. Yeni bir faizsiz kredi sistemi
uygulanmalı ancak bu şekilde esnafın yarası
sarılır. Bölgenin huzuru için de mutlaka Çözüm
Süreci'ne dönülmeli."
(AA)
Suriye ekonomisindeki
kötü gidiş sürecek
ANKARA - BAHATTİN GÖNÜLTAŞ - Suriye'de
Esed zulmüne karşı alevlenen halk ayaklanmasıyla
başlayan iç savaşta altıncı yıla girilirken, ülke ekonomisinde yaşanan çöküşün faturası her geçen gün daha
da artıyor.
AA muhabirinin uluslararası kuruluşların verilerinden derlediği bilgilere göre, Suriye ekonomisi, iç savaşın başladığı 2011'den bu yana her geçen gün daha
kötüye gidiyor.
Suriye'deki mal ve hizmetlerin ortalama fiyatı son
üç yılda yüzde 50'den fazla arttı. Esed rejiminin gelirleri, yaptırımlar ve petrol sahalarının muhalif grupların
eline geçmesi nedeniyle önemli oranda azaldı. 2011'de
Suriye devletinin petrol üretimi günde 387 bin varilken, geçen yıl 10 bin varile düştü.
Dünya Bankasının verilerine göre Suriye ekonomisi
2011'den 2014'e kadar yıllık ortalama yüzde 15,4
küçüldü. Verilere göre, ülke ekonomisindeki daralma
artarak devam edecek, küçülme rakamları gelecek yıl
yüzde 16'yı bulacak.
2016 dAHA KÖTÜ BİR yıL oLAcAK
Merkezi Washington'da bulunan Carnegie
Uluslararası Barış Vakfı tarafından yayınlanan rapora
göre Esed rejimi kontrolündeki bölgenin ekonomisi
2016'da daha da kötüleşecek, ülkeden göç artarak
devam edecek.
Hayat standardının da düşeceği belirtilen raporda,
"Esed rejimi tarafından kontrol edilen bölgede gıdaya
uygulanan sübvansiyonlar kaldırıldı, maaşlar ödenemedi. Bölgede dengesiz elektrik dağıtımı yapılmakta,
ticaret düşmekte, petrole ulaşmakta büyük sorun
yaşanmaktadır. Bunun yanında ülkenin para birimi gittikçe değer kaybetmektedir. Hükümetin kontrolündeki
bölgede hoşnutsuzluk gittikçe artmaktadır" ifadeleri
kullanıldı.
Suriye'nin fiziki altyapısının ve üretim kapasitesinin
iç savaş nedeniyle zarar gördüğüne işaret edilen raporda, ülkede ticaret ağının bozulduğu, devlet kurumlarının hizmet veremediği aktarıldı. Raporda, "Suriye ekonomisindeki bozulma 2016'da hızlanacak. Ülke halkı
gelecek yıl daha da fakirleşecek ve ülkeden göç artacak" değerlendirmesinde bulunuldu.
TopLAm eKoNomİK zARAR eŞİğİ
202 mİLyAR doLAR
Suriye Politika Araştırmaları Merkezinin verilerine
göre ise 3 milyondan fazla Suriyeli savaş sırasında
işini kaybetti ve 12 milyondan fazla insan ana gelir
kaynağından mahrum kaldı.
Suriye'de 2011'de yüzde 14,9 olan işsizlik 2015'te
yüzde 60'a yaklaştı. Enerji, üretim ve tarım en çok
zarar gören sektörler oldu.
Ülkedeki toplam ekonomik zarar eşiği 2014 yılı
sonunda 202 milyar dolara ulaştı. Bu rakam ülkenin
2010'daki gayri safi milli hasılasının yüzde 383'üne
denk geliyor. Ülkede beklenen yaşam süresi 2010'da
75,9 yıl iken, bu yıl 55,7 yıla düştü. (AA)
KISA-KISA
EKONOMİ
Yerli otomobil için lisans
hakkı alınan SAAB markası
Türkiye'ye 10 yıl kazandırdı
İZMİR - Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma
Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Ahmet Arif Ergin, dünyada
patentle ilgili çalışmaların zor ve zaman isteyen çalışmalar
olduğuna belirterek, "Yerli otomobil için lisans hakkı alınan SAAB markası Türkiye'ye 10 yıl kazandırdı" dedi.
İzmir Ticaret Odası'nın (İZTO) Aralık Ayı Olağan Meclis
Toplantısı'na katılan Ergin, meclis üyelerine TÜBİTAK'ın
çalışmaları hakkında bilgi verdi ve İzmirli iş adamlarının
sorularını yanıtladı.
Ergin, TÜBİTAK'da Ar-Ge destekleme sisteminin 2010
yılında sonra oturduğunu, 2002 yılına kadar Ar-Ge desteklemesi için başvuran proje sayısının binin altında olduğunu
anımsatarak, 2015'te bu sayının 33 bine çıktığını söyledi.
TÜBİTAK'ın 2002 öncesinde Türkiye'de yılda 200-300
projeyi desteklediğini aktaran Ergin, "Bugün itibarıyla 15
bin civarında projeye destek veriyoruz. Türkiye'de Gayri
Safi Yurtiçi Hasıla'dan Ar-Ge faaliyetlerine ayrılan pay son
yıllarda hızla arttı, yüzde 1'i aşıp, 2'ye doğru ilerliyor.
Avrupa ortalaması yüzde 3'e yakın. Bizim 2023 yılı hedefimiz ise bunu yüzde 3 seviyesine çıkarmak" diye konuştu.
Ergin, Türkiye'de 2010 yılından sonra Ar-Ge desteği projeleri daha yakından takip ettiklerini dile getirerek,
"Destekleyeceğimiz projelerde denetim mekanizmalarını
ve etki analizlerini yapacağız. Gelecek oldukça parlak
ancak sıkı denetimli olacak" ifadesini kullandı.
Ahmet Arif Ergin, dünyada patent piyasasında rekabetin
giderek kızıştığını, yeni bir konuda patent almanın zorlu ve
uzun süreli bir uğraş olduğunu vurgulayarak, yerli otomobil için lisans hakkı alınan SAAB markasının Türkiye'ye
10 yıl kazandırdığını belirtti.
Ergin, şunları kaydetti:
"Yerli otomobil üretmek için milyonu geçen sayıda fikri
mülkiyet hakkı yeni patent ödenmekte. TÜBİTAK, uydu
bataryaları geliştirmek üzere bir çalışma başlattı ve kendi
patentini üretebilecek konuma geldi. Türkiye'nin bu konuda bir yeteneği var ve bunu uluslararası alanda ticari hale
getirmek istiyoruz. Bizim bu teknolojiyi pazara sokmamız
için homalogasyon yapmamız gerek. Bunu yapmadan tek
bir ülke bile sizin otomobil satmanıza izin vermez. Bu
nedenle yabancı bir marka aracın lisans hakkını aldık.
Böylece yaklaşık 10 yıl kazanmış olduk. Artık bunun üzerine elektrikli motor ve diğer şeyleri ekleyip uluslararası
pazarda rekabet edebiliriz."(AA)
Bakan Yılmaz:
“Reformlar hızlanacak”
ANKARA - Kalkınma Bakanı Cevdet Yılmaz,
Türkiye için 2015-2017 döneminin kritik olduğunu
belirterek, "Hükümet olarak çok hazırlıklıyız, eylem
planımızı Başbakanımız ilan etti, yol haritamız belli.
Önümüzdeki dönem Türkiye'nin reformlarının hızlanacağı bir dönem olacak" dedi.
Yılmaz, Ankara Ticaret Borsası (ATB) Yönetim
Kurulu Başkanı Faik Yavuz ve beraberindeki heyeti,
makamında kabul etti.
Ankara'yı siyasi merkez olarak gördüklerini belirten Yılmaz, başkentin aynı zamanda ekonomik merkez olduğunun da unutulmaması gerektiğini söyledi.
Türkiye ekonomisi içinde Ankara'daki ticaret ve
sanayinin çok önemli bir yeri olduğuna işaret eden
Yılmaz, bakanlık olarak başkente ulaşım başta
olmak üzere birçok konuda yatırım yaparak, mevcut
potansiyeli daha fazla harekete geçirmek için gayret
gösterdiklerini anlattı. Yılmaz, Kalkınma Ajansı ve
diğer çalışmalarla Ankara'nın ekonomik kalkınma ve
gelişmesine destek olmaya çalıştıklarını ifade etti.
Başkentin sosyal gelişmişlik düzeyinin çok yüksek
olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Ankara'da yetişmiş
bir insan gücü potansiyeli bulunduğunu vurguladı.
Yılmaz, Türkiye'nin, kritik bir aşamaya geldiğini,
bundan sonra daha fazla araştırma, geliştirme, ticarileştirme ve katma değeri daha yüksek bir ekonomik
yapı oluşturma yoluna gidilmesi gerektiğini ifade
etti. Bu noktada Ankara'nın çok özel bir rolü olacağının altını çizen Yılmaz, üniversite, araştırma merkezi ve teknoparklarıyla başkentin önemli bir konuma sahip olduğunu vurguladı. Türkiye'nin sınıf atlamasında, üst orta gelir grubundan yüksek gelir grubuna geçişinde de Ankara'nın öncü rolü olacağına
işaret eden Yılmaz, başkentin kalkınma sürecine katkısının devam edeceğini belirtti.
"öZEL SEKTöRÜ PAYDAŞ vE
ORTAK OLARAK GöRÜYORUZ"
Kalkınma sürecinin kamu ve özel sektör işbirliğiyle gerçekleştiğini belirten Yılmaz, kalkınmış ülkelerin bir çoğunda bu durumun görüldüğünü söyledi.
Sadece kamu yatırımlarıyla kalkınmanın mümkün
olmadığının altını çizen Yılmaz, kamu ve özel kesimin daha fazla diyalog içinde olduğu ülkelerde kalkınma sürecinin daha hızlı gerçekleştiğini vurguladı.
Özel sektörü paydaş ve ortak olarak gördüklerini
dile getiren Yılmaz, ATB ile yeni dönemde de birlikte çalışmak istediklerini ifade etti. (AA)
29 Aralık 2015 Salı
9
Rusya ile krizden en fazla
Antalya etkilenecek
ANTALYA - Antalya Ticaret ve Sanayi Odası
(ATSO) Başkanı Davut Çetin, Rusya ile ilgili geniş
kapsamlı bir rapor hazırladıklarını, kötümser olmamaya çalıştıklarını belirtti.
ATSO'dan yapılan açıklamaya göre, Isparta Ticaret
ve Sanayi Odası (ITSO) Başkanı Şükrü Başdeğirmen,
Meclis Başkanı Osman Şahlan, başkan yardımcıları
Metin Çelik ve Salih Sarıkaya ile Genel Sekreter
Nihal Demirgil, Çetin ve Meclis Başkanı İzzet
Bayar'ı ziyaret etti.
Bölgesel işbirliği olanakları ve ekonomideki son
gelişmelerin konuşulduğu görüşmede, Rusya ile yaşananlar gündeme geldi.
ATSO Başkanı Çetin, Rusya'daki ticaret ve sanayi
odalarına mektup yazıp işbirliği çağrısında bulunduğunu belirterek, "Turizmde ve tarımda en büyük
pazarımız Rusya. Dolayısıyla yaşanan sorundan en
fazla Antalya etkilenecek. Sıkıntının esas etkilerini
2016 yılında göreceğiz. Rusya ile ilgili geniş kapsamlı bir rapor hazırladık. Kötümser olmamaya çalışıyoruz" dedi.
PAZAR ÇEŞİTLENDİRMENİN öNEMİ
Çetin, yaşananlardan ders çıkarılması gerektiğini
savunarak, "Halk arasındaki deyimle Antalya olarak
bugüne kadar 'yumurtaları tek sepete koyduk', başta
Rusya olmak üzere bazı pazarları yeterli gördük,
fazla bağımlı hale geldik. Bu kriz, pazar çeşitlendirmenin ne kadar önemli olduğunu bize gösterdi"
değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlıkların desteklerini açıkladığını, bu desteklerin orta, uzun vadede de olumlu etkilerinin olması
için tarımda, turizmde mutlaka yeni pazarlara açılmanın gerektiğini belirten Çetin, şunları kaydetti:
"ATSO olarak Ekonomi Bakanlığının teşvikiyle bir
süredir tarım, gıda ve inşaat sektörlerine yönelik
URGE Kümelenme Projeleri ile firmalarımızı yurt
dışı pazarlara açıyoruz. Şimdi hedefimiz, yurt dışında
hedef ülkelerde daha etkin tanıtım yapmak ve bunu
Isparta Ticaret ve Sanayi Odası
(ITSO) Başkanı Şükrü Başdeğirmen,
Meclis Başkanı Osman Şahlan, başkan
yardımcıları Metin Çelik ve Salih
Sarıkaya ile Genel Sekreter Nihal
Demirgil, Çetin ve Meclis Başkanı
İzzet Bayar'ı ziyaret etti.
devlet desteği ile ofislerle yapmak. Yurt dışındaki
ticaret ataşeliklerimizle görüşmeler yaptık. Ekonomi
Bakanlığı, belli oranlarda kira ve tanıtım desteği veriyor. ATSO olarak bir fizibilite çalışması yapıyoruz.
Tarımdan sanayiye, gıdadan inşaata tüm ürünlerimizi
tanıtabileceğimiz bu ofislerin sadece Antalya'ya değil,
tüm bölgeye faydasının olacağını düşünüyoruz."
"HER TÜRLÜ İŞBİRLİĞİNE vE
DESTEĞE HAZIRIZ"
ITSO Başkanı Başdeğirmen ise Antalya, Isparta,
Burdur illerinin ekonomik ve kültürel anlamda birbirine çok bağlı olduğunu bildirdi. Başdeğirmen, şöyle
devam etti:
"Antalya'nın etkilendiği her olaydan Isparta olarak
biz de etkileniyoruz. Rusya ile yaşananlar sadece
Antalya'yı değil, tüm bölgeyi etkiliyor. Biz ITSO olarak her türlü işbirliğine ve desteğe hazırız. EXPO
2016 organizasyonunu da çok önemsiyoruz.
EXPO 2016, bölgemizi ilgilendiren büyük bir yatırım. 50'ye yakın ülkeden insanlar gelecek. Biz de
Antalya'ya bir saat uzaklıktaki illerden biri olarak,
EXPO 2016 ile ilgili çalışmalardan istifade etmek
istiyoruz."
Ziyarette, üç kenti içine alacak büyük organize
sanayi bölgesi kurulmasıyla ilgili fikir alışverişinde
bulunuldu. (AA)
Ekonomist Prof. Dr. Gökçe:
“Türkiye, yüzde 5 büyüme
rakamlarına ulaşabilir”
GAZİANTEPTürkiye Alışveriş
Merkezleri ve
Perakendeciler
Federasyonu (TAMPF)
tarafından düzenlenen
"Anadolu Sohbetleri"
toplantısının ikincisi
Gaziantep'te gerçekleştirildi.
Bir alışveriş merkezinde düzenlenen ve
moderatörlüğünü ekonomist Prof. Dr. Deniz
Gökçe'nin (sağda)yaptığı toplantıda, yeni yatırım imkanları, markaların gelişimi, istihdama
ve üretime katkı, perakende ve alışveriş merkezlerinin birlikteliği gibi konularda görüş
alış verişinde bulunuldu.
Gökçe, açılışta yaptığı konuşmada,
Türkiye'de son yıllarda kamunun yere sağlam
bastığını ve borç stoğunu azalttığını söyledi.
Avrupa ülkeleri eksi büyürken, Türkiye'nin
ortalama yüzde 3-3,5 civarında büyüdüğüne
işaret eden Gökçe, "Potansiyelimiz yüzde 55,5 dolayında ama bu rakamlar da kötü değil.
Türkiye, işsizliği azaltarak, cari açığı büyütmeden yüzde 5 büyüme rakamlarına ulaşabilir" dedi.
Türkiye'nin esas probleminin enerji ithalatı
olduğuna dikkati çeken Gökçe, "İthalatımız
daraldığı için cari açık küçülüyor. Yani üretim
daralıyor. Üretimi daraltarak döviz borcundan
kurtulmak, uzun vadede sürdürülemez.
Tasarruf etmeyi öğrenmemiz, insanımızı teknolojiyle evirmemiz lazım. İhraç ettiğimiz
ürünlerin de yüksek katma değerli olması
gerek. İşsizliği indirmemiz, aynı zamanda
cari açığın da yükselmesine mani olmamız
lazım" diye konuştu.
Hükümetin, vatandaşın desteğini kaybetmeden, seçim döneminde verdiği vaatleri yerine
getirmesi gerektiğini
ifade eden Gökçe,
büyümeyi artırmak
için uzun vadeli
reformlar yapılması
gerektiğini kaydetti.
Gökçe, asgari ücret
konusunda devlet ile
şirketlerin oturup
konuşması ve yükü
paylaşması gerektiğini sözlerine ekledi.
"CİDDİ BİR
KAMU İŞİ
YAPIYORUZ"
Gıda
Perakendecileri Derneği (GPD) Başkanı
Nihat Özdemir de yıllık 100 milyar liralık
ciroya ulaştıklarını söyledi.
Sektörün her gün ortalama 16-17 milyon
kişiye hizmet verdiğini belirten Özdemir,
"Ciddi bir kamu işi yapıyoruz. İnsan sağlığı
için gerekli gıdaları biz veriyoruz. Yaklaşık
29 bin noktada, 290 bin çalışanımızla insanımıza hizmet ediyoruz" dedi.
Turizm Restaurant Yatırımcıları ve
İşletmecileri Derneği (TURYİD) Başkanı
Kaya Demirer ise ev dışı yeme içme sektörü
olarak yılda 7 milyar dolarlık bir ciroya ulaştıklarını belirtti.
Sektörde Avrupa ortalamasının 120 milyar,
ABD'nin ise 700 milyar dolar olduğunu dile
getiren Demirer, "Yeme içme sektörü de
Türkiye'nin geleceğinde önemli yer tutacak.
Sektörü daha ileri noktalara taşımalıyız" diye
konuştu.
Demirer, Gaziantep'in gastronomi dalında
UNESCO "Yaratıcı Şehirler Ağı"na girdiğini
anımsatarak, sektöre katkısından dolayı
Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'e
teşekkür etti.
(AA)
Sosyal medyada
"sahte hesap" uyarısı
ANKARA- ARİFE YILDIZ ÜNAL/AYŞENUR SAĞLAM - Erişim Sağlayıcıları Birliği (ESB) Genel Sekreteri
Bülent Kent, başkaları adına hesap açmanın çok kolay ancak
bu sahte hesapları kapatmanın çok zor olduğunu belirterek,
"Avrupa'da sosyal medyada hesap açılırken güvenlik için kişinin cep telefonuna SMS ya da e-mail gönderiliyor. Türkiye'de
de aynı uygulamanın yapılmasını istedik, ancak hala bir gelişme yok" dedi.
Kent, AA muhabirlerine yaptığı açıklamada, sosyal medyada yaşanan en önemli sorunlardan birisinin "sahte hesap" ya
da "anonim hesap" olarak da bilinen başkaları adına açılan
hesaplar olduğunu belirtti.
Özel sektörde çalışan yöneticiler ile kamu kurumlarındaki
bürokratlar tarafından Birliğe, konuyla ilgili şikayetlerin geldiğini anlatan Kent, "İşten çıkarılan, disiplin cezası verilen ya
da istemediği bir göreve getirilen işçi, yöneticisi hakkında
sahte hesap açarak, söz konusu kişiyi yıpratmaya yönelik
yayınlar yapabiliyor" diye konuştu.
Bahsi geçen şikayetin son zamanlarda akademisyenler tarafından da gelmeye başladığını dile getiren Kent, düşük not
alan ya da dersten bırakılan üniversite öğrencilerinin hocaları
hakkında sahte hesap açıklarını söyledi.
Başkaları adına hesapların çok kolay bir şekilde açıldığını,
ancak kapatılmasının zor olduğunu kaydeden Kent, bu tür
hesapların kapatılması için Facebook ya da Twitter yetkililerine şikayet başvurusunda bulunulduğunu, onların, bu sorunu
çözerek söz konusu hesabı kapatmalarının zaman aldığını vurguladı.
Kamuda üst amir tarafından görevden alınan ya da disiplin
cezası verilen çalışan veya sınıfta bırakılan öğrenci tarafından
açılan sahte hesapta kişilik haklarını ihlali ya da kariyerini
engelleyici yazıların yer aldığına işaret eden Kent, "Herkesi
yakından ilgilendiren ve büyük mağduriyete neden olan bu
konuyla ilgili sorunun bir an önce çözülmesi gerekir" dedi.
Avrupa'da sosyal medya hesaplarının açılmasında güvenlik
için kişinin cep telefonuna SMS ya da mail adresine e-mail
gönderildiğini anlatan Kent, Türkiye'de de aynı uygulamanın
yapılmasını istediklerini ancak bir gelişme yaşanmadığını bildirdi.
Twitter ve Facebook yetkilerinin, sosyal medyayı "ifade
özgürlüğü"nün temsilcisi olarak gördüklerini vurgulayan
Kent, "Söz konusu yetkililerin, kişilerin mağduriyetlerini
önlemeye yönelik önlem almaması nedeniyle ifade özgürlüğü
iftira özgürlüğüne dönüştü. Sosyal medya ticari işletmedir, bu
nedenle ifade özgürlüğünün temsilcisi olamaz" değerlendirmesinde bulundu.
Türk mahkemelerinin verdiği kararların özellikle Twitter
yetkilileri tarafından uygulanmadığını ya da geç uygulandığını dile getiren Kent, bu durumun mağdur kişiler için haksızlık
olduğunu ifade etti.
(AA)
10
KÜLTÜR-SANAT
29 Aralık 2015 Salı
KÜLTÜREL
BOYUT
Prof. Dr. Hayrettin İVGİN
[email protected]
ANKARA
AKKÖPRÜ GELENEKLERİ-I
Ankara, tarihi dönemlerde aslında sular
kavşağı bir şehirdir. Bugün adları semtlere
verilen çay ve dereler gürül gürül akardı. Bu
çay derelerin taşkın sularının oluşturduğu
bataklıklar ve sazların yer aldığı bir yerleşim
yeriydi Ankara.
Bir eski gazeteci 1920’li yılların başını şu
şekilde anlatır:
“Ankara’nın büyük kentlerle bağlantısı
olmayan, büyük kentlerden uzak, kendi başına
kalmış olması yabancıları ürkütüyordu. Hele
kuzeyinden, güneyinden şehri kuşatan üç
dere (Çubuk Çayı, Hatip Çayı, İncesu Deresi)
bazı bölgelerde bataklığa dönüşüyor, sazlıklar
oluşturuyor, kurbağalarla doluyordu. O yıllarda
Ankara’ya gelmiş olan bir gazeteci şöyle bir
telgraf çekmiştir: Ankara dağlar arasında bir
bataklıktır. Bu bataklığın içinde bir yığın kurbağa başını kaldırmış ötüyor.” (KEMAL, 1983, s.
54-55)
Gerçi tarihte de (mesela; Roma döneminde
2000 yıl önce) Ankara’nın içme suyu ve su
ihtiyacı Elmadağ’dan ark ve pöhrelerle getirilirdi. Zaten Hatip Çayının kaynağı da Elmadağ
idi. Biliyoruz ki 1890 yılında Ankara’nın su ihtiyacı Elmadağ’dan su boruları ile karşılanmıştır.
(KAZANCI, 2010, s. 80)
Çubuk Çayı; Hatip Çayı ve İncesu Deresi,
bugün Yenimahalle girişinde bulunan Varlık
Mahallesinin yanında birleştikten sonra Çiftlik,
Güvercinlik ve Etimesgut’tan geçerek Sincan
Osmaniye mahallesi yakınında Akıncı
Ovasından gelen Ova Çayı ile birleşerek
Ankara Çayı adını alır ve Sakarya Irmağının
büyük kolu olarak Polatlı sınırları içine girer.
(KİLDOKUM, 2010, s. 21)
Akköprü; işte Çubuk ve Hatip Çayları ile
İncesu Derelerinin birleştiği yerde inşa edilmiş
bir köprüdür.Fügen İlter’in bir doçentlik tezi
olan ve Anadolu Türk Köprüleri’ni anlattığı
değerli kitabında şunlar yazılıdır:
“Ankara’da Çubuk Çayı (Engürü Suyu)
üzerindeki taş köprü, kitabesine göre, H.
619/20 (1222) yılında, 1. Alaaddin Keykubat
tarafından yaptırılmıştır. Alaaddin Keykubat’ın
saltanatı zamanında her ne kadar batıya
doğru genişleme var ise de (Selçuklu hükümranlık bölgesi Eskişehir’e kadar uzanmıştı),
Ankara hâlâ bir hudut şehri önemini koruyor;
surları daima sağlam tutulmaya gayret edilen
önemli bir askeri mevkii olan bu şehrin batıyla
bağlantısı, Kızıl Bey’in Vali bulunduğu sırada
yapılan Akköprü ile sağlanıyordu.” (İLTER,
1978, s. 115)
Fügen İlter, Akköprü’nün bazı mimari özelliklerini aynı kitabında şöyle anlatmaktadır.
“Birbirine yakın ölçülerde iki ana kemer
etrafında, yanlara doğru küçülen açıklıklarla
yedi gözlü bir kuruluşa sahip olan köprü, dik
köprülerin, iki yana tatlı bir meyille inenlerindendir. Ankara taşından (andezit) yapılmış
olan köprü, onarımlarla sağlamlaştırılmış
hâlde, yandan geçen yeni yol sebebiyle terkedilmiş durumdadır. Yapının esas taş malzemesi yanı sıra, özellikle ayakların temellerinde
zengin profilasyonlu, hattâ süslemeli mermer
şpolyenlerin (Önceki bir kültüre ait sanatsal
parçaların yeni bir yapıda kullanılması) bulunuşu ilgi çekicidir. İlk bakışta, ayaklar altında
ayaklardan oldukça fazla yer kaplayan dikdörtgen tabanlar, köprünün bazı örneklerde
olduğu gibi bir Roma Köprüsü kalıntısı üzerine
oturtulmuş olabileceğini zannettirir. Ancak, bu
düşüncenin doğru olmadığı, kısa bir gözlem
sonucu hemen anlaşılır. Çünkü aksi takdirde,
Hiristiyanî yapıların çeşitli kısımlarına ait süslemeli parçalar değil de büyük ebatta taşların
kullanılması gerekecekti.”(İLTER, 1978, s. 16)
Akköprü 1969 yılında büyük ve olumlu bir
restorasyon geçirmiş ve bugünkü görünüşe
sahip olmuştur.
Akköprünün üzerinde kitabeler bulunmaktadır. Kitabesinin birisi zor da olsa okunmaktadır. Diğer kitabı ise çok tahrip olduğundan
bütünüyle okunamamakta ve halâ gizemini
korumaktadır.
“Kitabe köprünün iki orta kemerinin sağ ve
sol taraflarında iki mermer levhada bulunmaktadır. Bu iki levhadan büyük olanı yazılarının
silinmiş olmasından okunamamıştır.
Sülüs hattı ile yazılan kitabe üç satırdır.
(Din ve dünyanın büyüğü, büyük sultan
emiri’l-mü’mininin delili ebu’l-feth Keykubad
b. Keyhüsrev 619 Rebiulahir ayında yaptırmıştır.)
Okunamayan ikinci kitabenin, köprünün
mimarına veya daha sonra tamir ettiren kimseye ait olması akla gelebilir.” (GALİP, 1996, s.
84)
Bunda da anlaşılıyor ki Akköprü, Selçuklu
Hükümdarı Keykubat’ın döneminde 1222 yılında yaptırılmıştır.
Köprünün bir de Lâtince bir yazıtı olduğunu ve 8. Roma Lejyonu onuruna yazıldığını,
bunun bir mermer blok olduğunu Ernest
Mamboury’nin Ankara Gezi Rehberi adlı kitaptan öğreniyoruz. (MAMBOURY, 2014, s. 244)
Akköprü, Ankara şehrinde yaşayanların ve
civar köylülerin bazı gelenek ve göreneklerin
oluşmasında bir merkez ve obje olduğunu
tarihi belgeler ve sözlü kültürümüz bize göstermektedir. Bunları “Akköprü Gelenekleri”
olarak nitelemek yanlış olmayacaktır.
Bugün halâ ayakta olup, işlevini kaybetse
bile, Ankara’nın en eski ve en özgün bir yapısı
olarak gözler önündedir. Şu an koruma altındadır. Ancak, Akköprü etrafında oluşan gelenek ve görenekler ortadan kalkmak üzeredir.
Öykülerini şarkılara yazdılar
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) İstanbul Şubesi ve Erdem Yayınları'nın ortaklaşa düzenlediği
"Benim Şarkım" etkinliğinde en sevdikleri şarkılara hikaye yazan yazarlar konuştu.
İSTANBUL - Kızlarağası Medresesi'nde gerçekleşen programda konuşan TYB İstanbul Şube Başkanı
Mahmut Bıyıklı, etkinliğe konu olan şarkı hikayelerinin Erdem Yayınları sayesinde bir araya geldiğine
dikkati çekerek, "Hikayemiz Türkiye, şarkımız
Türkiye. Bu ülkenin kültür sanat ve edebiyat üretimi
için her zaman gayretle çalışan Erdem Yayınları
kurucusu sayın Ebubekir Erdem'e teşekkür ediyoruz"
dedi.
Dergah Yayınları ve Derya Dağıtım'ın kuruluşunda
yer aldığını ifade eden Ebubekir Erdem, yayınevini
1984 yılında öncelikle kendi çocuklarının okuyabileceği kitaplar üretmek için kurduğunu dile getirdi.
Çocuklarının kitap tutkunu olduğunu aktaran
Erdem, şunları söyledi:
"Batılılar çok güzel şeyler yapmışlar ama hepsinde
kendi kültürlerinin, kendi dinlerinin, kendi değer yargılarının buram buram koktuğu eserler. Bize ait
değerleri kendi çocuklarımıza verebilmek için Erdem
Yayınları'nı kurduk. Mustafa Ruhi Şirin'le de tanıştık
ve ilkokuldan, ortaokula, liseye her öğrencinin okuyabileceği yüz kitaplık seriyi yaptık. Kutadgu Bilig,
Dede Korkut gibi bize ait kitapları çocuklarımızın
okuyacağı tarzda resimledik, önemli kitapları edebiyatçılara yazdırdık."
Etkinlikte konuşan, yazar Yıldız Ramazanoğlu,
"Benim Şarkım" kitabı için Dilhayat Kalfa'nın bestelediği "Çok mu figanım ol Güli- Ziba Hiram için"
şarkısına hikaye yazdığını belirterek, şu yorumda
bulundu:
"Bu dünyaya gam ve cefa için geliyoruz. Dünya bir
imtihan yeri. Hikaye tam da bugünü anlatıyor.
Karmakarışık bir hikaye, zaten hikayeler artık ben bu
işin içinden çıkamıyorum dediğin yerde bitiyor, son
noktayı koyuyorsunuz, bitmiyor ve okurun kafasında
devam ediyor."
Yazar Sadık Yemni, hikaye yazdığı Şekip Ayhan
Özışık'a ait "Belki Bir Sabah Geleceksin" şarkısını
1960'lı yıllarda küçük yaşta dinlediğini kaydederek,
"Bu şarkı beni çok etkiler. Şarkıda sabah geleceksin
ama vakit geç olacak diyor, yani sabah bir şeyi görebilirsin ama gelen ne? Şarkının öyküsünü bu soru
üstüne yazdım" dedi.
Sözlerini Rıza Tevfik Bölükbaşı'nın yazdığı
"Hastayım, Yalnızım" şarkısı için hikaye yazdığını
dile getiren Melike Günyüz, "Bir kaç denemeden
sonra öyküyü yazdım ama şarkıyı sonra belirledim.
Yani benimki biraz ters oldu, öykü kendi şarkısını
kendi buldu" ifadelerini kullandı.
İlhan İrem'in seslendirdiği "Sürgün Gibi
Masallarda" şarkısına hikaye yazdığını ifade eden
yazar Esra Özdemir Demirci, "Bende İlhan İrem'in
yeri hep farklıdır. Sanatçı seçmekte zorlanmadım ama
üç şarkısı arasında kaldım. 'Sürgün Gibi Masallarda'
şarkısında karar kıldım ve yazarken de çocukluk anılarımdan beslendim" şeklinde konuştu.
Yazar Sedat Demir, hikayesini Osman Nihat
Akın'ın bestesi "Bir İhtimal Daha Var" şarkısına yazdığını söyleyerek, "Hikayede farklı bir dil kullandım.
Okuyan herkesin benim de böyle bir hikayem var
diyeceğini düşünüyorum, çünkü insan ne kadar ger-
“Dağlarca Şiir Ödülü”
sahiplerini buldu
İSTANBUL - Beşiktaş Belediyesi tarafından bu yıl
birincisi düzenlenen "Dağlarca Şiir Ödülü", düzenlenen törenle sahiplerini buldu.
PEN Yazarlar Derneği ve Türkiye Yazarlar
Sendikasının desteğiyle, Fulya Sanat Merkezinde
düzenlenen törende Şükrü Erbaş "Pervane", Ömer
Erdem ise "Pas" adlı kitabıyla ödül aldı.
Tören öncesi AA muhabirine açıklama yapan
Beşiktaş Belediye Başkanı Murat Hazinedar, geçen
yıl da Fazıl Hüsnü Dağlarca için bir saygı gecesi yaptıklarını söyledi.
Kendisinin de şiire ilgili olduğunu belirten
Hazinedar, "Ben politikacı olarak yarım saat konuşuyorum veya roman yazan bir yazar bir kitapta verdiği
bir mesajı elbette aynı derinlikte aynı içerikte olmamakla beraber bir kaç dörtlükte bir şair verebiliyor.
Şairler çok keskin çok hızlı açıkçası çok etkili bir
yolu açıyorlar bize. O nedenle ben şiiri ve şairleri çok
önemsiyorum. Benim de hayatıma belki en çok yön
veren insanlar şairlerimiz" dedi.
Dağlarca'nın herkesin kabul ettiği bir üst sanatçı
kimliği olduğunu ifade eden Hazinedar, "Bizim için
Dağlarca'nın bir kaç önemli yönü var. Bir tanesi
Beşiktaşlı olması ama bir semt insanı, semtin ruhunu
taşıyan ve onu aktaran bir insan olmasının ötesinde,
hiç şüphesiz Türk şiirinin önemli simgelerinden biri.
Türk sanatına ve kültürüne yön veren insanlar vardır.
Değerlerimizi bu günlere taşıyan en önemli şey kültür
ve sanat. Bunun simgelerinden biri Dağlarca."
"Dağlarca Şiir Ödülü" seçici kuruluna başkanlık
yapan Doğan Hızlan törende yaptığı konuşmada,
meslek hayatındaki ilk yazıyı Fazıl Hüsnü Dağlarca
için yazdığına dikkati çekerek, "Tek başına bir okul
olan Dağlarca'yı çok yakından tanıdım. Gerçekten
çok yalnız, yalnızlığını yansıtmayan ama yalnızlığı
anlaşılan bir ünlü şair. Herhalde Türk şiirinin dehalarından biri. Bizim bütün dileğimiz bu bu ödülün
süreklilik kazanması" ifadelerini kullandı.
Şair Şükrü Erbaş ise kısa süre önce eşini kaybettiğini aktararak, "Bu ödülü eşim Hatice adına alacağım.
Ona adamak istiyorum. Bunun için bin tane gerekçem
var ama sadece bir tanesini paylaşacağım.
'Pervane'deki şiirlerin büyük bir bölümü, eşimin hastalık sürecinde yazıldı. Ben, bakımını hiçbir şekilde
aksattığımı düşünmüyorum ama yine de bu şiirlerin
yazılması, onun zamanından çalarak oldu diye, beni
tedirgin eden bir vicdan, bir duygu var" diye konuştu.
Ödüle layık görülen bir diğer şair Ömer Erdem de
dilin kendisi için çok önemli olduğuna vurgu yaparak,
"İnsana, topluma ve elbette birbirine katıla katıla güçlenen şairler silsilesi, bugün de bize mirastır. Şimdi,
buradan geriye baktığım zaman, olağanüstü bir dil ve
şiir mirası bırakmış şairlerimize gönülden selam vermek ve minnet duymak borçtur" dedi.
Tiyatro sanatçısı Dilek Türker'in, Dağlarca'dan şiirler seslendirdiği gecede, Piyanist Utku Asan da
Chopin ve Fazıl Say'dan eserler yorumladı. (AA)
BERLİN - Nazi dönemi ve Hitler üzerine yazdığı
kitaplarla tanınan ünlü Alman tarihçi ve yazar Sven Felix
Kellerhoff, Adolf Hitler'in "Kavgam" kitabının
Almanya'da 70 yıl sonra yeniden satışa sunulmasının
kitaba dair "tabuları" yıkacağını belirterek, "Satırlarından
nefret akan, tiksindirici ve kötü yazılmış bir kitap ama
yasak nedeniyle bir efsaneye dönüştü. Kitabın kendisi
değil, işte asıl bu efsane tehlikeli. Bu nedenle bu tür
kitapların yayımlanması, insanların ne hakkında konuştuklarının bilincinde olmaları açısından büyük önem taşıyor" dedi.
Nazi propagandası ve Yahudi karşıtlığı içermesi nedeniyle Hitler'in "Kavgam" kitabının yeniden basılmasını
bugüne kadar engelleyen Bavyera Eyaleti'nin kitap üzerindeki telif hakkının süresi 31 Aralık'ta dolacak. Münih
merkezli Çağdaş Tarih Enstitüsü (IFZ) ise tarihçilerin
bilimsel açıklamaları ve eleştirilerini de içeren
Kavgam'ın yeni baskısını, 1 Ocak'ta piyasaya sunacak.
Böylelikle kitap, Almanya'da 70 yıl sonra ilk kez basılarak kitabevlerinde satışa sunulmuş olacak.
Nazi dönemi ve Hitler üzerine yazdığı kitaplarla tanınan ünlü tarihçi-yazar Kellerhoff, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken, Kavgam'ın bilimsel açıklamalı baskısını "çok olumlu, önemli ve gecikmiş bir adım" olarak
nitelendirdi.
Bavyera eyaletinin on yıllardır yürüttüğü yasaklama
politikasının yanlış olduğunu, bunun bilimsel açıklamalı
baskıları da engellediğini belirten Kellerhoff, "Bu tabunun yıkılmasında geç bile kalındı" yorumunu yaptı.
Kavgam'ın uzun yıllar basılmamasının, kitap hakkında
efsanelerin üretilmesine yol açtığını kaydeden Alman
yazar, "Radikal sağcı internet siteleri bu yasağı çarpıtıp,
'Kitapta yer alan gerçekleri Alman halkından gizlemeye
çalışıyorlar' diyordu. Oysa bu yalan. Bu kitap tek bir gerçek bilgiyi içermiyor. Satırlarından nefret akan, tiksindirici ve kötü yazılmış bir kitap ama yasak nedeniyle bir
efsaneye dönüştü. Kitabın kendisi değil, işte asıl bu efsane tehlikeli" şeklinde konuştu.
Kavgam kitabının bilimsel açıklamalar ve eleştiriler
içeren yeni baskısının, Hitler ve Nazi dönemi hakkında
daha bilinçli tartışmalar yapılmasını beraberinde getireceğini vurgulayan Kellerhoff, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Bir şeylerin gizlenmesi, tabulaşması, ne olduğunu bilmediğiniz konulardan söz etmek, gerçekten doğru değil.
Kavgam, Nasyonal Sosyalizmin kara deliği. Her şey bu
kitabın etrafında dönüyor ama uzmanlar dışında kimse
içeriğini bilmiyor. İşte bu nedenle bu tür kitapların
yayımlanması, insanların ne hakkında konuştuklarının
bilincinde olmaları büyük önem taşıyor. Böylelikle
Hitler'in yalanlarını ifşa edebileceğiz. Çünkü zaten kitap
yalanlardan, yanlış iddialardan ve nefretten oluşuyor.
Artık bu mümkün olacak." (AA)
Hitler’in “KAVGAM”ı 70 yıl
sonra Almanya’da satışta
çek hayatın içinde mutlu olmaya çalışsa da mutlu
olabileceği başka bir hayat olduğunu her insan düşünüyor" değerlendirmesinde bulundu.
Mustafa Sayan'ın bestesi "Ölüyorum Kederimden"
şarkısına hikaye yazan Zeynep Delav, müziğin bütün
sanat ürünlerinden daha baskın bir sanat olduğunu
vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu çalışmayı
yaparken tersinden ne çıkacağını denemeye, müziğin
gücünü örtmeye çalıştık. Öyküsünü yazdığım şarkıda
da kederden ölmekten bahsediliyor. Bu, normal
hayatta çok kolay söylenen bir şey ama ben kederden
ölmenin çok zor olduğunu düşünüyorum." (AA)
MEHMET NURİ
PARMAKSIZ
[email protected]
HAYATA DAİR...
YAĞMUR YÜZLÜ ATEŞ
Kalbim avuç içlerinde, ruhum ruhuna
hapis.
Benim pınarım, benim şah damarım…
Ezelim ve ebedim sensin benim. Hasretten
bir ruh gibiyim, sana öyle çok susadım ki
anlatılmaz bir haldeyim.
Allah'ım bu nasıl bir ateş, nasıl bir hâr,
dayanilacak gibi değil? Mütemadiyen yanmaktayım, benim üzerimden bu hâr elbisesi
hiç çıkmayacak gibi...
İçimdeki hararet, aşka karşı susuzluğum
geçmek bilmiyorum. Öyle hasretim ki yâre,
ölüp ölüp dirilmek ve sonra tekrar ona ölmek
de kesmiyor beni.
Çıldırmak aşkından, delirmek, ölmek
seninle; kendini kaybetmek, nefes alamamak
ve daha nicesi...
Adına aşk diyorlar, herşeyini sevdiğine vermek istiyorsun. Öyle âşıksın ki hiç bir şey
tesir etmiyor kalbine, hasret bir deprem gibi
her vurduğunda şükürle mukavemet edebiliyorsun ancak.
Benim sahibim yâr, şükürden ve
ateşten ibaret kıldın beni. Yağmur yüzlü ateş
gücünü, güzelliğini, hayat kaynağını ve hârını
senden alıyor. Sonsuz aşkta delirmenin de
sınırı yokmuş anladım bunu.
Benim aynam, benim ilhamim sensin.
Günüm, ayım, yılım, sonsuzluğumsun sensin
yâr! Ömrüm senindir, ben kendimi sende
kaybettim, hem de bulmamak üzere.
Alnımdaki ter, içimdeki yürek, aldığım
nefes senin için sevgili. Mahşerin kokusunu
bana dünyada hediye eden yârim, ben yüzümü seninle yıkıyor ve her sabah seni sürünerek güne merhaba diyorum.
Hep yanımda, ruhumda ve içimdesin
benim. Seni sevmek içime çektiğim nefes
gibi bir şey kalbimin, ömrümün, herşeyimin
sahibisin. Ömrümün özeti, varlığımın sebebisin işte.
Dünyama sürûr getiren, her sözüyle mutluluk rüzgârları estirenim, seviyorum seni.
Hududu belli değil duygularımın, aşktan,
hasretten ve huzurdan ibaret bir gölüm ben;
vuslatımla coşturmak için denizimi arzuluyorum her dem.
Çektiğimiz hasret ancak sonsuzlukla
eşdeğer olur herhalde. Benim mükafatım,
benim cevherim, benim en değerlim sensin
çok şükür.
Kalbim avuç içlerinde, ruhum ruhuna
hapis. Sensiz her yer zindan bana, senle her
yer gülistan.
Yüreğimi eline verdiğim güzel! Kalbim
avuç içlerinde atıyor senin duymuyor
musun?
GÜNÜN DÖRTLÜĞÜ
Gönlüm aşk dolu kalem, duygularımsa kâğıt.
Saçının her telini mısralarıma dağıt.
Yaradan’ın lütfuyla hüznü yok sayacağım,
Mahşere dek inşallah yazmayacağım ağıt.
Sorunlar cerahat
siyaset na-rahat!
haber
Dursun ERKILIÇ
ANKARA- Yeni bir yılı
daha yolcu etmeye hazırlanan Ankara’da her şey
siyaset merkezli oluşuyor,
gelişiyor…
Vatandaş seçim derdinden geçim derdine transfer
olurken, siyaset dünyasının
sert iklimi kendisini her
alanda hissettiriyor.
Özellikle de TBMM’de ve
siyasi partilerin genel merkezlerinde.
GÜNDEM YOĞUN
Terörle mücadele, yeni
anayasa, bütçe, reformlar
ve iç tüzük konuları siyasilerin önemli gündem maddeleri.
Başbakan Ahmet
Davutoğlu’nun yaptığı
‘görüşelim’ çağrısı karşılık
buldu ve kongre / kurultay
telaşındaki partilerin liderleri ‘olur, görüşelim’ dedi.
Bu çerçevede yarın saat
13.00’te CHP Genel
Başkanı Kemal
Kılıçdaroğlu ile görüşecek
olan Başbakan, saat
16.00’da da HDP Eş Genel
Başkanı Selahattin
Demirtaş ile konuşacaktı,
iptal etti. Kendisine göre
gerekçeleri var…
Davutoğlu, yeni yılın ilk
hafta başı olan 4 Ocak
Pazartesi günü saat
16.00’da ise MHP Genel
Başkanı Devlet Bahçeli ile
görüşecek.
Görüşülecek konular
çok önemli ama üç parti de
kongre / kurultay telaşında
olduğu için hem Başbakan
Davutoğlu’nun hem de liderlerin
işi zor…
‘ÇÜNKÜ’LERİ VAR…
Her ne kadar Başbakan Ahmet
Davutoğlu, televizyonlarda yayınlanan “Yeni Türkiye Yolunda” adlı
ulusa sesleniş konuşmasında,
“Millet iradesini hiçe sayan vesayetçi anlayışları tam manasıyla
tedavülden kaldırmanın yolu yeni
anayasadır. Yeni Meclisimiz bu
tarihi görevi yerine getirmelidir”
dese de, liderlerin aklında toplanacak ya da toplanamayacak kongre /
kurultay çalışmaları var.
HDP’NİN ZEMİN KAYBI
Her fırsatta Avrupa ve ABD
mahfillerine koşan HDP’nin bunlara bir de son dönemde papaz olduğumuz Rusya’yı eklemesi elindeki
siyasi kozları yitirmesine yol açtı.
Türkiye’nin sorunlarına sınırların
ötesinde çareler aramak gibi bir
yola giren HDP bunu siyaseten
izah edemez duruma geldi.
Başbakan’ın görüşmeyi iptal
etmesi ve Başbakanlık açıklamasında, “HDP yöneticileri siyasi olgun-
luğa sahip olmadıklarını bir kez
daha ortaya koydu. HDP ile aynı
masayı paylaşmanın anlamı kalmamıştır” denmesine, Demirtaş’tan,
“Siyaset konuşabilmek, ne olursa
olsun diyalog kapılarını açık tutabilmektir. Anlayışlı siyasi mücadelemizi sürdüreceğiz” karşılık gelse
de, ayağındaki Moskova tozu,
dilindeki Lavrov tebessümü gitmiş
değil! Yani; HDP; kongresi ile
talep ve söylemlerini ‘öz yönetim’
rengine boyamaya, nihayetinde
bağımsız bir Kürt coğrafyası söyle-
mini dillendirmeye hazırlanırken; Türkiye de, kendisini siyasi gelişmelerin
merkezinden kaydıran bir
HDP depremine hazırlanıyor gibi…
CHP, ‘OLAĞAN’!
CHP ise hafta sonu il
kongreleri heyecanı yaşadı.
Ankara’da başkanlık yarışını Adnan Keskin göğüslerken, İstanbul İl
Başkanlığı koltuğuna da
Cemal Canpolat oturdu.
Diğer illerde de başkanlar
belli oldu. Artık ver elini
Olağan Kurultay…
Parti bu minval üzre
yürürken, Genel Başkan
Kemal Kılıçdaroğlu kontrolünü, soğukkanlılığını
hiç yitirmedi.
Başbakan ile yapacağı
görüşme için, en sıkıntılı
olan başkanlık sistemi için
bile ‘öneriyi görelim’ diyerek peşin hükümlü olmadığını gösterdi.
MHP’DE İMZA VE
TWİTTER SAVAŞI
MHP’de hal ve gidiş
dışarıya yansıyandan daha
karmaşık ve çetin bir seyir
izliyor. Muhalifler, genel
başkan adayları Meral
Akşener, Koray Aydın ve
Sinan Oğan’ın etrafında
tüzük kurultayı kampanyası yürütürken, Genel
Başkan Devlet Bahçeli,
Twitter silahını ateşledi!
Bahçeli, muhalifleri
Twitter’dan uyarırken;
“Türklüğün defin çalışması
alçakça sürerken,
Türkiye’nin son mevzisi,
milletin yegane muhafızı MHP’yi
meşgul etmek, oyuna gelmektir.
Hiçbir dava arkadaşım dışarısı ateş
altındayken evinin içini karıştırmaya, direnci kırmaya, gücü zayıflatmaya fırsat vermez, vermemelidir”
dedi. Partisi ve kafası bu cümlelerin karışıklığı içinde olan Bahçeli,
Başbakan Davutoğlu ile konuşurken, ‘istikşafi süreç’teki kadar
rahat olmayacak, olamayacaktır…
Özetle; Ankara’da ortalık tozduman olmuş halde. Özlenen dinginlik gelişmelerin seyrine bağlı.
Erdoğan: Türkiye'nin hassasiyeti üzerinde spekülasyon yapmayın
ANKARA- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan,
"Türkiye şu anda 300 bin Iraklıyı kamplarında misafir
eden bir ülkedir. Bunu ne İran yapıyor ne de Rusya
yapıyor. Bu kadar hassas davranan bir Türkiye'ye karşı
böyle bir yaklaşım tarzını biz bir defa, yani Irak'tan da,
diğer ülkelerden de yanlış buluruz. Türkiye'nin bu hassasiyeti üzerinde kimsenin spekülasyon yapmaması
lazım. Bizim bütün bu hareket tarzımız, bir defa birinci
derecede Musul halkının çağrısı üzerine atılmış bir
adımdır" dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, El Arabiya kanalına verdiği röportajda gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Başika kampından çekilip çekilmeyeceğiyle ilgili bir soru üzerine,
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Haydar elİbadi'nin Türkiye ziyareti sırasında talebi üzerine
Başika'ya eğitimcilerin yerleştiğini, Iraklı yetkililerin de
burayı ziyaret ettiklerini anlattı.
Suriye'deki gelişmeler ve bu gelişmelerle birlikte
bazı adımlar atıldığını kaydeden Erdoğan, bunlardan bir
tanesinin de Rusya, İran, Irak ve Suriye'nin oluşturduğu
Bağdat'ta kurulan dörtlü ofis meselesi olduğunu ifade
etti.
Türkiye'yi de bu ofise dahil etmek istediklerini dile
getiren Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir
Putin'e, "Ben devlet olarak, meşru bir devlet olarak
kabul etmediğim Suriye ile aynı masada nasıl otururum? Onun için bizim oraya gelmemiz mümkün değil"
cevabını verdiğini söyledi.
Başika kampı adımı, oradaki Peşmergelerin ve
zaman zaman da Türkmenlerin eğitimine yönelik adımların kendilerine bir şeyi daha gösterdiğini söyleyen
Erdoğan, "'Demek ki' dedik, 'yani bizim biraz daha
Bamerni'de bu işi birlikte yürütmemiz gerekiyor' ve
daha sonra bu son zamanlardaki gelişmeler olunca
Bamerni'ye biz oradan bir miktar askerimizi çektik" ifadesini kullandı.
Irak hükümetinin Başika kampıyla ilgili olarak
BMGK'ya başvuruda bulunmasının Türkiye'nin
DAEŞ'le mücadele çabalarını nasıl etkileyeceği yönündeki bir soru üzerine, Cumhurbaşkanı Erdoğan
Türkiye'nin orada bulunmasının en önemli sebebinin
DAEŞ'le mücadele olduğu vurguladı. Bağdat yönetiminin DAEŞ'le mücadele konusunda gerekli adımları
atmadığını, atmış olsaydı bu sıkıntıların yaşanmayacağı-
nı dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:
"Maalesef hiçbir zaman bu terör örgütlerine karşı
Irak Merkezi Yönetimi bir tedbir almamıştır. Şu anda
kaldı ki DAİŞ zaten Irak'ın üçte birini işgal etmiş
durumda. Orada hala DAEŞ terör örgütü bulunuyor.
Peki, Merkezi Yönetim bunlara karşı şu ana kadar herhangi bir şey yapabildi mi? Yapamadı ve biz talep üzerine buraya girmiş bulunuyoruz. Burada Peşmergelerin,
Türkmenlerin, hepsinin ciddi bir sıkıntısı var. Eğitim
amaçlı buraya girmişiz, bir muharip güç olarak burada
bulunmuyoruz. Sadece bizim oradaki bir kısım askerlerimiz, eğitim veren askerlerimizi koruma amaçlı olarak
oradadır. Zaten sayı da bellidir. Yani siz o sayıyla zaten
orada muharebe yapamazsınız.
Türkiye'nin sürekli olarak Irak'tan terör tehdidi alan
bir ülke olduğuna ve bu tehdidin sadece DAEŞ'te kaynaklanmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Kaldı ki
Türkiye şu anda 300 bin Iraklıyı kamplarında misafir
eden bir ülkedir. Bunu ne İran yapıyor ne de Rusya
yapıyor. Bu kadar hassas davranan bir Türkiye'ye karşı
böyle bir yaklaşım tarzını biz bir defa, yani Irak'tan da,
diğer ülkelerden de yanlış buluruz. Türkiye'nin bu hassasiyeti üzerinde kimsenin spekülasyon yapmaması
lazım. Bizim bütün bu hareket tarzımız, bir defa birinci
derecede Musul halkının çağrısı üzerine atılmış bir
adımdır" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Başika’da ve Bamerni’de
bizim attığımız bu adım üzerinde spekülasyon yapanlar
önce bunun hesabını versinler. Acaba Türkiye niçin
böyle bir şeyde, böyle bir risk alıyor? Çünkü ben oradan
tehdit alıyorum da onun için. Bana oradan gelecek tehdidi engelleyemeyenler, Türkiye’ye kalkıp da herhangi
bir söz söyleyemezler, önce bu tehdidin ortadan kalkması lazım. Oradan teröristler Türkiye’ye giriyorsa oradan
silahlar Türkiye’ye giriyorsa biz de tedbirimizi almak
durumundayız" ifadelerini kullandı.
Irak Kürt Bölgesel Yönetimi ile sürekli görüştüklerini ifade eden Erdoğan, "Kuzey Irak’taki Kürt kardeşlerimizle bizim bir sorunumuz yok. Bizim oradaki sorunumuz, bunlardan teröre bulaşmış olanlarla. PYD yönetim
itibarıyla bir terör örgütüdür, YPG bir terör örgütüdür.
Bizim için bir defa Kürt kardeşlerimizin durumu, Arap
kardeşlerimiz neyse Türkmen neyse Kürt kardeşlerimiz
de odur ama teröre bulaşmışsa bizim bunu savunmamız
mümkün değil" diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye-Rusya ilişkilerinin durumuna ilişkin soru üzerine, " Bizim şu anda
özellikle Rusya ile ilişkilerimizin böyle çok olumsuz bir
istikamete gitmesinden değil, bunun bir an önce toparlanarak yine eskisi gibi düzgün bir şekilde diplomatik çerçeve içerisinde düzelmesinden yanayız" dedi.
Rus uçaklarının Türkiye'nin hava sahasını ihlali olayına değinen Erdoğan, "Kendilerinin böyle bir yanlışı
yapanları uyarması, ikaz etmesi gerekirken, tam aksine
burada hava sahası ihlal edilmiş olan bir ülkeye karşı
bunu bir tavra dönüştürmeyi ben doğrusu Rusya'nın diplomatik anlayış noktasındaki kusuruna yorumluyorum"
diye konuştu.
Rusya'nın Suriye'deki bombardımanında Bayırbucak
Türkmenlerinin olduğu bölgeler dahil birçok bölgede
800'ü sivil olmak üzere birçok insanı öldüğünü,
Rusya'nın saldırılarını acımasız bir şekilde sürdürdüğünü anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
"Bunlar DAİŞ'le mücadele etmek yerine, ılımlı
muhalefetin üzerine gidiyorlar. Şu anda bunlar eğer 100
kişiyi vurduysa, bunun 90'ı ılımlı muhalefettir, 10'u
DAİŞ'tir. Ancak onlar ne diyor? 'Biz DAİŞ'i vuruyoruz'.
Doğru konuşmuyorlar, bunların hepsinin tespitleri elimizde var."
Zaten DAİŞ'e karşı birlikte bir mücadele verelim.
Biz bunu Sayın Putin'e söylediğimiz zaman 'evet' demiş
olsaydı, bugün çok daha farklı bir yerde olacaktık, çok
daha büyük bir mesafe almış olacaktık ve bunu beraber
yapmış olacaktık. Fakat olaylar maalesef arzu ettiğimiz
gibi gelişmedi, aksi istikamette gelişti veBayırbucak
Türkmenlerinin olduğu Lazkiye'nin kuzeyi ki buradaki
hesap tabii çok çok farklı."
29 Aralık 2015 Salı
11
Başbakan
çok sert
konuştu...
Başbakan Davutoğlu HDP ile neden görüşmeyeceğini açıkladı. Davutoğlu "Randevu talebinden sonra saygısızlığa varan açıklamalardan
sonra onları muhatap almam doğru değil" dedi.
Davutoğlu HDP'li Önder'in "kaçak çay" mesajına
da yanıt verdi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan'a hareketinden önce Atatürk Havalimanı'nda düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını
yanıtladı.
İşte Davutoğlu'nun açıklamalarından satırbaşları:
Yeni anayasa çalışmaları
Sayın Kılıçdaroğlu veSayın Bahçeli'ye giderken herhangi bir ön yargımız yok.
HDP'ile randevu iptali
Birkaç gün sonra kendilerini ziyaret edecek
bir misafire saygısızlık, diğer siyasi şeyleri bir
kenara dahi koysak, saygısızlık ifade eden, tahrif
ifade eden açıklamalardan sonra onları muhatap
almam, şahsi olarak da bulunduğum makam
olarak da doğru değildir.
Anayasa'yı herkesle tartışırım ama
Türkiye'nin bütünlüğünü, dirliğini, bütünlüğünü
kimseyle tartışmam.
Her şeyi konuşur ama hendek ve barikatları
kaldırmak için canını ortaya koyan, oradaki
çocukların okula gidebilmesi için kanını döken
Mehmetçiğin kanını kimseyle tartışmam. Bu
niyet meselesi. Niyetleri sahih değil ne konuşacağız o zaman?
Biz bir film senaryosu çeviriyor değiliz.
Türkiye ateş çemberinin ortasında. Yüzlerce
askerimizi, polisimizi şehit vermişiz. Yok çay içecekmişiz de kaçak çaymış da.... Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsinler, isterse Kandil'e gitsin çayını içsin bu filmin senaristi.
Türkiye ateş içinde olacak, etrafımız ateş
çemberi olacak, beyefendi kaçak çaydan bahsedecek ben de o masaya oturacağım, öyle mi?
Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelen herkes bu
milleti temsil etmenin ciddiyetini taşıyacak
HDP Ankara Milletvekili Sırrı Süreyya Önder
görüşme talebiyle ilgili “Bölgedeki çatışma halinin halkın temel yaşam hakkından vazgeçtim,
nefes alma hakkını, kayıplarını defnetme hakkını
tanımadan bizi ziyaret ederse Kaçak çayını içer
gider” demişti.
Mehmet Görmez: Kanın
Sünnisi, Şiisi olur mu?
ANKARA - Mehmet Görmez İran’da siyasetçi
ve alimlere seslendi: “Hiçbir strateji Müslüman
kanının dökülmesini önlemekten daha değerli
değildir. Dökülen kan Müslüman kanı olduktan
sonra Sünni olmuş Şii olmuş ne fark eder? Kanın
Sünnisi Şiisi olur mu, kardeş kanına göz yumulur
mu?” Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez
İran'da 29. Uluslararası Vahdet Konferansı'na
katıldı. Türkiye'nin ilk defa katıldığı “İslam
Dünyasında mevcut krizler" başlıklı konferansta,
İran Cumhurbaşkanı Ruhani, Irak Dışişleri Bakanı
İbrahim el- Caferi, Suriye Müftüsü Bedrettin
Hassun ve Lübnan Hizbullahı Genel Sekreteri
Naim Kasım konuşmacı olarak katıldı.
Konferansın açılış oturumunda bir konuşan
Görmez bu buluşmanın bir tefekkür ve tedebbür
(gerçeği düşünme) buluşması olduğunu belirterek,
“Bugün ümmetin ocağına ateşin düştüğü, ümmetin
diyarında ateşin yükseldiği bir dönemde kardeşlik
ahlak ve hukukumuzu konuşmak, 'ümmet olma
şuurumuzu' sorgulamak, vahdeti ve kardeşliği
yeniden tesis etmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz" dedi.
12
29 Aralık 2015 Salı
Doğu'daki öğretmenlerin
“KIŞ ÇİLESİ”
Çetin kış koşullarının yaşandığı
Doğu Anadolu
Bölgesinde
görev yapan
öğretmenler bir
yandan çocuklara eğitim verirken bir yandan
da dondurucu
soğukla mücadele ediyor.
VAN -Van'a 60 kilometre uzaklıkta bulunan
Derebey Mahallesi'ndeki ilkokulda görev
yapan 4 kadın öğretmenin çocukları geleceğe
hazırlamak için gösterdikleri gayret, yerleşim
yeri sakinlerince takdir topluyor.
Sakarya'dan gelerek Van'da 3 yıldır görev
yapan Birsen Kaya, AA muhabirine yaptığı
açıklamada, okulun ihtiyaçlarının giderilmesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünden büyük
destek gördüklerini söyledi.
Köy öğretmeni olmayı çok istediğini kaydeden Kaya, "Buradaki öğretmenlik hayatta her
şeyi yapabileceğini bana öğretti. Bu zorlukları
iyi ki de yaşamışım" dedi.
Okulu boyamadan çocuklar için park yapmaya kadar birçok işi öğretmen arkadaşlarıyla
yaptıklarını ifade eden Kaya, şöyle konuştu:
"Soba yakmayı burada öğrendim. İlk dene-
mede saçım ve kaşımı yaktım. Burada yaşadıklarım hayatımın en güzel en zor ama en
samimi dönemi. Özellikle okula geldiğimde
öğrencilerimin gelip bana sarılmaları, elim
kirlenmesin diye sobaya kömür atmaya çalışmaları beni ne kadar çok sevdiklerini gösteriyor. Bu da beni çok ama çok mutlu ediyor.
Onları çok seviyorum ve onlardan ayrılmak
bana çok zor geliyor. İki veya üç gün uzak
kaldığımda onları çok özlüyorum. O nedenle
üçüncü yılımı doldurmama rağmen tayin istemedim." Samsunlu öğretmen Cansu Güller de
2 yıl önce atandığı okulda görev yaptığı için
mutlu olduğunu dile getirdi.
Ailesinden uzak olmanın verdiği özlemin
dışında probleminin olmadığını vurgulayan
Güller, çocuklarla çok iyi anlaştıklarını ve
öğrencilerini çok sevdiğini söyledi.
Eskişehirli öğretmen Ayşe Başak Gözüağ
ise öğrenci ve velileriyle çok iyi ilişkiler kurduklarını belirtti.
"Gerektiğinde burada sobayı yakıyorum,
temizliyorum. Öğrencilerimle burada yemek
yiyor, sınıfı temizliyoruz" diyen Gözüağ, "Ben
onlardan onlar da benden bir parça oldu.
Benimle ilgili günlük tutan bir öğrencim bile
var. Yine birçok öğrencimden mektuplar alıyorum. Bizim sevgimiz karşılıklı" ifadesini
kullandı. Tokatlı öğretmen Ayşegül Durmuş
da okulda bir yıldır görev yaptığını söyledi.
Yerleşim yerinin sakinleriyle iletişim kurmak için Kürtçe öğrenmeye başladığını belirten Durmuş, "Öğrencilerden yardım alarak
Kürtçe öğrendim. Burayı, çocukları ve köy
hayatını çok seviyorum. Onların doğallığı
yetiyor bana" diye konuştu. (AA)
Eroğlu, "Türkiye'de her yere ulaşan tek teşkilat Orman Genel Müdürlüğüdür. Hatta genel
müdürlüğü biz 2011 yılında daha da büyüttük.
Orman Genel Müdürlüğü daha önce sadece
Türkiye'nin yüzde 27'lik ormanlık alanına
bakarken şimdi artık bütün Türkiye'ye bakıyor" diye konuştu.
Eroğlu, 2011 yılında yürürlüğe giren kanun
hükmündeki kararnameyle Orman Genel
Müdürlüğünün, artık okul bahçelerinin, hastane avlularının, yol kenarlarının, açık alanların
ve mezarlıkların ağaçlandırmasını yaptığını
anlattı. Orman teşkilatının yılda 400 milyon
fidan ürettiğini anlatan Eroğlu, üretilen bu
fidanların bir miktarını vatandaşlara, belediye
başkanlıklarına, muhtarlara ücretsiz verdiklerini, sadece tutmayan fidanların parasını aldıklarını dile getirdi.
Eroğlu, Orman Genel Müdürlüğünün yaptığı çalışmalar sayesinde Türkiye'de bulunan
ormanlık alanların kapasitesinin hızla arttığına
işaret ederek, "Dünyada pek çok ülkede
ormanlık alan azalırken, biz de son 12 yılda
orman alanımız 9 milyon dekar arttı. Bir de
odun serveti dediğimiz ağaçların hacimlerini
topladığımız zaman 2003 yılında 1,2 milyar
metreküpken şu anda 1,6 milyar metreküpe
yükseldi. Ormanlarımız gelişiyor. Hem alan
hem de odun serveti itibarıyla büyüyor. O
bakımdan gurur duyuyorum" ifadelerini kullandı. Orman teşkilatının faaliyetleri hakkında
bilgiler veren Eroğlu, "Eskiden ormancı
deyince epeyce çekinilirdi. Şimdi artık orman
teşkilatı vatandaşların, orman köylümüzün
hasmı değil hısımıdır diyoruz" dedi.
Eroğlu, 64. Hükümetin Eylem Planı içinde
yer alan Kırsal Kalkınma Desteklerinin
Orman Gelen Müdürlüğünün lokomotif olacağını vurgulayarak, şöyle devam etti:
"Özellikle sayın Başbakanımız Prof. Dr.
Ahmet Davutoğlu kırsal kalkınma için orman
teşkilatı lokomotif olsun diye talimat verdi.
Türkiye'de, 5 bin köye, 5 bin gelir getirici
orman kuracağız. Her türlü bakımı ve masrafı
3 yıl teşkilatımıza ait ama geliri vatandaşlara
ait olacak. Bunun arasında 28 tane eylem
planı var. Bu eylem planları kapsamında,
uygun alanlara ceviz, badem, fıstık çamı ve
diğer gelir getirici ürünleri diktik. Hatta
Kastamonu'da bir vatandaş İstanbul'a gitmiş
arazisi boş duruyor ve bakamıyor da. Diyoruz
ki ver arazini biz dikelim, 3 yıl bakalım, sana
sadece toplaması ait olsun diyoruz. Ayrıca
inşallah Bolu'da bal ormanlarını geliştireceğiz.
Bolu'yu sertifikalı, şifalı bal diyarı yapmak
istiyoruz." (AA)
5 bin köye, 5 bin gelir getirici orman kurulacak
BOLU - Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel
Eroğlu, "Türkiye'de, 5 bin köye, 5 bin gelir
getirici orman kuracağız. Her türlü bakımı ve
masrafı 3 yıl teşkilatımıza ait ama geliri
vatandaşlara ait olacak. Bunun arasında 28
tane eylem planı var" dedi.
Bolu Orman Bölge Müdürlüğü tarafından
Gölcük mevkisinde üretim çalışmaları hakkında yetkililerden bilgi alan Eroğlu, daha
sonra üretim tatbikatını izledi.
Eroğlu, burada yaptığı konuşmada, Orman
Genel Müdürlüğünün ormanlara çok iyi baktığını vurguladı. Orman teşkilatının Türkiye'nin
en köklü ve güçlü kurumu olduğunu belirten
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
BULMACA
Soldan sağa:
1. Akıl hastalığı. 2. Bolivya’nın başkenti. – Küçük torba. 3. Bebeğin başsız
olarak doğmasına tıp dilinde verilen ad. – Binek hayvanı. 4. Demir atmış bir
geminin zincirinin su içindeki bölümü. 5. Üvey olmayan. – Dar, uzun ve hafif
bir yarış kayığı. – Boyun eğen, kendini başkalarının buyruğuna bırakan. 6.
Namazın bölümlerinden her biri. – Gözeten, koruyan kimse. 7. Meyve bahçesi. – Kuranda bir sure. 8. Çinakoptan biraz büyük lüfer. 9. Dirgen, yaba. –
Karnı doymuş olan. 10. Bir nota. – Güzel koku. – Güney Afrika’nın plaka
işareti. 11. Eski dilde soy, sülale. 12. İnsan topluluğu, toplum. – Karadeniz
yelkenlisi. 13. Vilayet. – Para veya herhangi bir şeyi idareli kullanma, iktisat,
ekonomi. 14. Özel gezinti gemisi. – Dayanıklılığını arttırmak için ayakkabının
altına çakılan demir başlı çivi. 15. Tropikal bölgelerde yetişen bir ağaç. –
Rütbesiz asker. 16. Kovuşturma. 17. Rusçada evet. – Bayram. – Demir kiri.
18. Gönülden sevilmiş kadın. – At üretilen çiftlik. 19. Çizgilerin, yüzeylerin ve
sert cisimlerin birbirlerine rastladıkları ve kesiştikleri yer. 20. Kiloamperin
simgesi. – Tayin.
Yukarıdan Aşağıya:
1. Motorsuz uçak. – İçtenlik. – Pencere. 2. Uyanık, gözü açık. – Cehennem
bekçisi. – İlgili. 3. İnce ve değerli bir kumaş türü. – Renklerin en koyusu,
siyah. – Pişirilerek hazırlanmış yemek. – Alacak, borç. 4. Nüfus kâğıdı,
hüviyet. – İlaç, merhem. – Bizmutun simgesi. – Eski bir devlet. 5. Yüzeyi
ışığa duyarlı bir madde ile kaplı kâğıt üzerine, kalıptan çekilmiş resim kopyası. – Çap. – Bakanlar Kurulu. 6. Gemileri, farklı iki su düzeyinin birinden
öbürüne aşırmak için yapılmış ara havuz. – Doğaüstü gücü bulunduğuna ve
insanlara yardım ettiğine inanılan kimsenin mezarı. – Uzaklık anlatır. – İsim. –
Nazi Hücum Kıtasının kısaltması. 7. Sonuçsuz, başarısız. – Osmanlı
padişahlarının adlarının sonuna getirilen unvan. – Nem. – Liste başı olmuş
müzik parçası. 8. Bir cetvel türü. – İslam inanışına göre kıyamet günü bütün ölülerin toplanacakları yer. – Taşıt dizisi. – Oyunda berabere kalma. 9.
ÇÖZÜMÜ
Bir peygamber. – Amip, akyuvar ve bazı bakterilBUGÜN
erde hücre bölünmesi yoluyla olan çoğalma. –
14. SAYFADA
Yabancı paraların ulusal para cinsinden değeri. –
Demiryolu durağı. 10. Seyrek olarak dokunmuş bir
tür delikli kumaş. – Mürekkep balığının bir türü. –
Meydan, alan.
Hazırlayan: Ercan BostaNcıoĞlu
YAŞAM-ÇEVRE
BULMACA
TÜRKÇE BAKIŞ
Prof. Dr. Nurullah Çetin
[email protected]
TESLİMİYETÇİ ZİLLETİN BİR UYGULAMASI:
KATİLLERE İMTİYAZ TANIMAK
İngiltere’de yayınlanan Morning
Herald gazetesinin İstanbul
muhabiri İngiliz vatandaşı William
Churchill, 1836’da Kadıköyü’nde
avlanırken çobanlık yapan bir
Türk çocuğunu tüfeğiyle yaralar.
Kadıköylü Türkler bu adamı devlete şikâyet ederler. Churchill
tutuklanır. Ancak İngiliz Elçiliği işe
el atar. Kapitülasyonlarla
Türkiye’deki yabancılara tanınmış
dokunulmazlık haklarından faydalanan Churchill serbest bırakılır.
Serbest bırakılmakla kalmaz,
onun tutuklanmasından sorumlu
tutulan Dışişleri Bakanı, sanki suç
işlemiş gibi görevden alınır.
Bununla da yetinilmez, bu katil
İngilize güya uğradığı tutuklanma
haksızlığını gidermek için kendisinden özür dilenir, pırlantalı bir
nişan verilir, yetmedi, 10.000 kantarlık zeytinyağı ihraç etme hakkı
ve bir gazete çıkarma imtiyazı
verilir. Nitekim 1840 yılında
Ceride-i Havadis adında bir gazete çıkarır.
Şimdi bu sömürgecilik ruhunun
bir devleti nasıl esir aldığını, kölelik ruhunun nasıl aşağılık bir şahsiyetsizliğe, zillete, rezilliğe, kepazeliğe yol açtığını bu olayı günümüze uyarlayarak anlamaya çalışalım.
1836’da Türk köylüsü bir çoban
çocuğunu tüfeğiyle vuran William
Churchill’in torunları, Birinci
Dünya Paylaşım Savaşı ve 30
Ekim 1918 Mondros
Mütarekesinden sonra ordular
halinde geldiler, Anadolu Türk
milletini tüfekleriyle, toplarıyla,
uçaklarıyla avladılar. Başbuğ
Atatürk Millî Mücadele vererek bir
bakıma bunları tutukladı ve ülkeden kovdu. Ama Atatürk’ten
sonra idareyi ele geçiren
Amerika’nın ve Avrupa’nın Türk
milletini idareye memur edilen
sömürge valileri, Millî
Mücadelede katilimiz olan
İngilize, Fransıza, Amerikalıya,
Yunana, ona buna bu işgalcilere
ve katillere sanki bunlara haksızlık
yapmışız gibi kendilerinden özür
dilenircesine birçok imtiyazlar
verdiler. Atatürk’ten sonraki
süreçte günümüze kadar verilen
bu imtiyazlar, Churchill’e verilenlerin neredeyse tıpa tıp aynısı.
Mesela bu bağlamda bir karşılaştırma yapalım: Churchill’in
torunları olan Haçlı Emperyalist
Amerika ve Avrupa, serbest bırakılmış ve ülkemizde istedikleri
gibi at oynatmalarına izin verilmiştir.
O zaman Churchill’in tutuklanmasından sorumlu tutulan
Dışişleri Bakanı görevden alınmıştı. Atatürk’ten sonraki dönemlerde de işgalci emperyalist Batılı
devletleri ülkeden kovan, Millî
Mücadeleyi verip kazanan milliyetçi Türkler, Devlet idaresinden
alındı, Kuva-yı Milliyecilerin torunları “babalarınız ve dedeleriniz
neden işgalcilere karşı savaştı?”
dercesine, devlet yönetiminden
uzaklaştırıldı.
0 zaman katil Churchill’e güya
uğradığı tutuklanma haksızlığını
gidermek için kendisinden özür
dilendi. Atatürk’ten sonraki
dönemlerde aynı şekilde
Amerika’ya, Avrupa’ya sürekli
yalvarıldı, biz size kötülük ettik,
sizi kovduk, sizinle savaştık, ama
bizi affedin dercesine ayaklarına
kapandılar, kapanmaya devam
ediyorlar, onlara biat etmeden
siyasete soyunmuyorlar.
O zaman bu katil İngilize pırlantalı bir nişan verilmişti.
Atatürk’ten sonraki dönemlerde
de Birinci Dünya paylaşım
Savaşında ve Millî Mücadele
döneminde katilimiz olan Amerika
ve Avrupalıları sürekli ödüllendiriyoruz, taltif ediyoruz, kutsuyoruz.
O zaman katil İngilize, 10.000
kantarlık zeytinyağı ihraç etme
hakkı verilmişti. Atatürk’ten sonraki dönemlerde, değil zeytinyağı;
neredeyse ülkenin yeraltı ve yer
üstü bütün zenginliklerini ihraç
etme, yağmalama, talan etme
hakkı tamamen emperyalist Batılı
şirketlere teslim edildi.
O zaman bu katil İngilize bir
gazete çıkarma imtiyazı verilmişti.
Atatürk’ten sonraki dönemlerde
neredeyse bütün gazete ve televizyonların, filmlerin, romanların,
kültür ve sanatın bütün türlerinin
imtiyazı emperyalist Haçlı Batılı
kişi ve kurumlara devredildi.
Tarih nasıl tekerrür ediyor, ilginç
değil mi? Ama unutulan bir şey
var. Tarih sadece aleyhimize olan
olay, olgu ve durumlarla tekerrür
etmez. Bir de lehimize tekerrür
eden boyutu vardır.
Batılı Haçlı emperyalistler,
bugün nasıl William Churchill tezgâhını tekerrür ettiriyorlarsa, biz
yüzde yüz yerli ve millî, istiklâlci
ve Turancı Türkler de Başbuğ
Atatürk’ün Millî Mücadelede ortaya koyduğu destansı istiklal
mücadelesini, tam bağımsız millî
Türk devletini yeniden kurma olayını tekerrür ettireceğiz. Türkler,
“ben varım!” diye irade beyan
etsin gerisi kolay. Türkler “ya
Allah!” diye kükreyince Allah bu
sesi duyar ve duymuştur da.
Sivas'ın termal suları şifa dağıtıyor
SİVAS - Cumhuriyet Üniversitesi
(CÜ) Araştırma ve Uygulama
Hastanesi'ne bağlı faaliyet gösteren
Sıcak Çermik Fizik Tedavi
Merkezi'nde, kaplıca ve fizik tedavi
yöntemleri kombine uygulanarak, iltihaplı olmayan kronik romatizma,
eklem kireçlenmesi ve bel-boyun fıtığı şikayeti bulunan hastalara şifa dağıtılıyor.
Kent merkezine yaklaşık 30 kilometre uzaklıkta bulunan ve 2004
yılında faaliyete geçen merkezde, 100
yatak bulunuyor. Hasta memnuniyetinin ön planda tutulduğu merkezde,
kaplıca suyunun faydaları, fizik tedavi
yöntemleriyle tamamlanarak sağlık
hizmeti veriliyor.
CÜ Rektör Yardımcısı, Tıp
Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı
Başkanı ve Sıcak Çermik Fizik Tedavi
Merkezi Sorumlusu Prof. Dr. Sami
Hizmetli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, merkezin Türkiye'de bu alanda örnek merkezlerden biri olduğunu,
tedavi için başvuran hastaları ilk olarak genel sağlık kontrolünden geçirdiklerini bildirdi.
Hastaların CÜ'deki fizik tedavi
polikliniğine muayene olduğunu, kasiskelet sistemini geniş şekilde değerlendirdikleri hastaları merkeze yön-
lendirdiklerini anlatan Hizmetli, tıbbi
kontrolden geçmeyen hiçbir hastaya
kaplıca tedavisini kesinlikle önermediklerini vurguladı.
Hizmetli, Sıcak Çermik Fizik
Tedavi Merkezi'nde uygulanan tedavi
sayesinde, özellikle eklem rahatsızlığı,
kronik romatizma rahatsızlığı, adalelerinde yoğun şekilde ağrı ile boyun ve
bel fıtığı bulunan hastalar ile eklem
rahatsızlığında önemli boyutta iltihabı
olmayanların ciddi derecede rahatladığını dile getirerek, "Tıbbi adı 'banyo
terapi' olan kaplıca tedavisi ve fizik
tedavi yöntemleri kombine uygulandığı için hastalarımız tedaviden yararlanmış oluyorlar. Bunu bu şekilde
sunan Türkiye'deki ilk örnek hastanelerinden biriyiz" dedi.
Kaplıcadaki termal suyun "karışık
bir su" olduğunu ve içinde az oranda
kükürt bulunduğunu, suyun sarı rengini de demirden aldığını belirten
Hizmetli, şu bilgileri verdi:
"Sivas, kaplıcaları yönünden zengin
bir yöre. Ülkemiz jeotermal kaynaklar
bakımından dünyanın 7. zengin ülkesi
ve Sivas da bu sıralamada 6. veya 7.
sırada geliyor. Sıcak Çermik yöremizdeki bu termal suyumuzu tıbbi hizmete sunduğumuz için kurum olarak
oldukça mutluyuz. Termal suyumuzun
içeriğinde karbonat, özellikle demir
yoğunluğu ve diğer minerallerin yanı
sıra çok az oranda kükürt var. Su,
ciddi boyutta kas-iskelet sistemi,
romatizma hastalıklarında tedavi sağlamakta. Termal su olarak derecesi
oldukça yüksek, normal kaynaktan
çıkışı 45 derece ama bizim aslan ağzı
dediğimiz havuzdan akan su 40 derece
civarında."
Hizmetli, günlük 10-15 dakika termal havuzlarda kalan hastalara daha
sonra fizik tedavi yöntemleri de uygulandığını kaydetti. (AA)
SAĞLIK
29 Aralık 2015 Salı
Kış hastalıklarına
hazırlıksız yakalanmayın
Havaların soğuması, birçok hastalığı da beraberinde getiriyor. Kapalı ve kalabalık
ortamlarda geçirilen zamanın uzaması, enfeksiyonların yayılmasına yol açıyor. Kışın
artan hastalıklara hazırlıksız yakalanmamak için, mevsimsel değişimlerle zayıf düşen
bağışıklık sistemini güçlendirmek büyük önem taşıyor.
HABER MERKEZİ - Memorial Şişli
Hastanesi Dahiliye Bölümü’nden Uz. Dr.
Gürkan Yurteri, kış aylarında artan hastalıklar ve alınması gereken önlemler hakkında
bilgi verdi.
Sonbahar ve kış aylarında sıklıkla görülen soğuk algınlığı, genellikle gribal enfeksiyonlarla karıştırılmaktadır. Soğuk algınlığı
daha çok burun akıntısı, hapşırık, hafif bir
boğaz ağrısı ve halsizlik belirtileriyle kendini göstermektedir. Hastaların çoğu soğuk
algınlığını basit birkaç ilaç yardımıyla
ayakta atlatabilmektedir. Grip ise aşırı halsizlik, ateş, öksürük, sırt ağrısı belirtileriyle
ortaya çıkmakta ve kişiyi yatağa düşürebilmektedir. Tanı konulduktan sonra 48 saat
içinde uygun tedavi uygulanırsa hastalık
daha rahat atlatılmaktadır.
Gebelik döneminde gribe yakalanmamak
için gerekli önlemler mutlaka alınmalıdır.
Ancak anne adayları dikkat etmesine rağmen grip sorunu ile karşı karşıya kaldıklarında bol sıvı alarak dinlenmelerine özen
göstermelidir. Ateş ve ağrı durumlarında
parasetamol içeren ilaçlar kullanılabilir.
Burun tıkanıklığına karşı tuzlu su veya kısa
süreli olarak burun damlaları uygulanabilir.
Sıcak su buharı ile buğu ilaçlarının kullanımı solunum ve burun tıkanıklığını rahatlatacaktır. Bitkisel ürün ve vitamin takviyesi
kullanımı konusunda mutlaka doktora danışılmalıdır.
Öksürük, kış aylarında sıklıkla karşılaşılan rahatsızlıklardan biridir. Kuru karakterle
başlayabilen öksürük bazen 3 aya kadar
sürmektedir. Grip sonrası solunum yollarının aşırı tepki göstermesi sonucu yaşanabildiği gibi sigara içenlerde, kronik akciğer
rahatsızlığı olan kişilerde veya bağışıklık
maması sonucunda; karında şişkinlik, sancı,
dışkılama düzensizlikleri ortaya çıkmaktadır. Özellikle kadınlarda idrar yollarının
soğuk maruziyeti, bu bölgelerin savunma
gücünü azalttığından hastalıklarda artış
gözlenir. Sık idrara çıkma, idrar yaparken
yanma, idrar renginin ve kokusunun değişmesi gibi şikayetler idrar torbasının iltihaplanmasının işaretleridir. Ayakta çok rahatlıkla tedavi edilecek olan bu hastalıklara
zamanında müdahale edilmezse daha ciddi
sorunlar ortaya çıkabilmektedir.
Soğuk kış aylarında kalp, artan enerji
ihtiyacını karşılayabilmek için dolaşım sistemine daha fazla kan pompalamaktadır.
Böylelikle kalbin oksijen ihtiyacı da artmaktadır. Bu süreçte kalp hastaları, artan
oksijen ihtiyacını yeterince karşılayamamaktadır. Bu durum da kalp krizlerini ve
kalp yetmezliklerini tetiklemektedir. Kalbin
fazla kan pompalaması, stres hormonlarının
kandaki düzeylerin artması; çok soğuk
havalarda tansiyonu yükselmesine, tansiyosistemi zayıf olan hastalarda görülebilmek- mektedir. Bronşitin neden olduğu öksürük, nun ilaçlarla kontrolünün azalmasına da
tedir. “Yaş öksürük” olarak ifade edilen kre- yoğun ve şiddetlidir. Hastanın sık öksürme- neden olmaktadır. Soğukta kanın akıcılığı
şeli öksürüğün ilerlemesi, zatürreye kadar
si, bir süre sonra göğüs bölgesinde kazılma- azaldığından, tansiyona ve damar tıkanıklığına bağlı inme vakalarında da artış görülgiden ciddi sonuçlara neden olmaktadır. Bu lara ve karın bölgesinde kas ağrılarına yol
mektedir.
öksürük türüne; yüksek ateş, nefes almakla açmaktadır. Öksürüğün 15-20 gün devam
Kalp ve tansiyon hastalarını yanı sıra kış
artan göğüs ağrısı, kusma ve titreme gibi
ettiği, yüksek ateş nefes darlığı gibi belirtiaylarında diyabet hastalarının da ek önlembulgular da eklendiğinde zatürreden şüphe- lerin de görüldüğü durumlarda uzman bir
ler alması gerekmektedir. Soğuk aylarda
lenilmektedir. Sağlıklı kişilerde zatürre sık- doktora gidilmesi gerekmektedir. Bunun
lıkla nezle, grip gibi bağışıklığı baskılayan yanı sıra kış aylarında bademcik iltihaplan- insülin ihtiyaçları değişebilmektedir. Kan
şekeri dengesi bozulabildiği için hastaların
bir rahatsızlık sonrasında, akciğere ulaşan
ması, özellikle çocuklarda sıklıkla görülilaçlarının dozlarını doktora danışarak ayarvirüs ya da bakteriler ile gelişmektedir.
mektedir. Burada bilinmesi gereken en
Hava yollarının iltihaplanmasıyla oluşan önemli nokta, enfeksiyonların sadece yüzde lamaları gerekmektedir. Soğukta vücudun
oksijen ihtiyacı artığından daha sık solup
bronşit, bu mevsimde özellikle çocukları
20’sinde antibiyotik kullanımının gerekli
alıp verilmektedir. Bu durum, zaten nefes
tehdit etmektedir. Genellikle, üst solunum
olduğudur.
almakta zorlanan KOAH hastalarının nefes
yolu hastalığıyla beraber başlamakta ve
Soğukta kalmak bağırsak hareketlerini
darlığının artmasına neden olur.
tedavi edilmezse kronik bronşite dönüşhızlandırmaktadır. Hazmın düzgün yapıla-
Baş dönmesi deyip geçmeyin!..
HABER MERKEZİ - İnsanın kendisinin ya da etrafındaki eşyaların hareket ettiğini sanması olarak tanımlanan vertigo
yani baş dönmesi pek çok nedene bağlı
olarak ortaya çıkabiliyor. Tedavisi de buna
göre değişiyor. Dengesizlik tedavisinde
egzersizler büyük önem taşıyor. “Özellikle
'Dengemi kaybediyorum, düşeceğim' hissi
yaşıyorsanız hemen bir hekime görünmelisiniz”diyen Liv Hospital Kulak Burun
Boğaz Uzmanı Op. Dr. Caner Kesimli
“DinamikPosturografi sistemiyle hem teşhis hem de tedavi gerçekleştirebiliyor.
Dengeyi sağlayan sistemlerden hangisinin
arızalandığını tespit edildikten sonra problemli olan sistemlerin güçlendirilmesi için
yapılması gereken egzersizler de cihazın
üzerinde yapılabiliyor” diyor.
Baş dönmesinin pek çok nedeni olabilir
ama en sık karşılaşılan nedeni iç kulak
hastalıklarıdır.
- Selim Pozisyonel Vertigo: İç kulakta
dengeyi sağlayan kristal parçacıklarının
kopup yarım daire kanalına kaçması nedeniyle oluşuyor. Yatakta hareket ederken
hastalık kendini baş dönmesiyle gösteriyor. Hastalığın teşhis ve tedavisinde başa
değişik pozisyonlar verilerek yapılan
manevralar kullanılıyor. Bu sayede 2-3
dakikalık bir süre içinde hastalığı teşhis ve
tedavi etmek mümkün oluyor.
- Meniere Hastalığı: İç kulak sıvısının
miktarının artması ile oluşuyor. Kişide baş
dönmesi, çınlama, kulakta basınç hissi ve
işitme kaybı görülebiliyor. Hastalığın
nedeni tam olarak bilinmese de aşırı tuz
tüketimi, stres ve hormonal bozukluklar
baş dönmesi ataklarını tetikliyor. Tedavide
öncelikle damar genişletici ve idrar söktürücü ilaçlardan faydalanılıyor.
Denge problemi, hasta için çok rahatsız
edici ve endişe verici olmasına rağmen
teşhisi en güç rahatsızlıklardan biridir.
Gelişmiş ülkelerde insanların yüzde 90’ı
bu rahatsızlıktan en az bir kez etkilenmek-
te ve rahatsızlık, hekime gitmek zorunda
bırakacak kadar sık görülmektedir. Baş
dönmesi/dengesizlik şikayetiyle başvuran
hastada öncelikle komple bir kulak burun
boğaz muayenesi yapılır. Ayırıcı tanıda
işitme testi, videonistagmografi, VEMP ve
dinamik posturografi gibi testler kullanılır.
Buna göre baş dönmesi ve denge kaybının
sebebi tespit edilir ve ona göre bir tedavi
şekli belirlenir.
Türkiye’de az sayıda hastanede olan
Dinamik Posturografi sistemiyle hem teşhis hem de tedavi gerçekleştiriliyor.
Dengeyi sağlayan sistemlerden hangisinin
arızalandığını tespit ediliyor ve teşhis
konuluyor. Böylece denge problemini
yaratan sebep ortaya çıkıyor. Teşhisten
sonra problemli olan sistemlerin güçlendirilmesi için yapılması gereken egzersizler
de cihazın üzerinde yapılıyor.
Denge Problemi altında yatan nedenler;
İç kulak hastalıkları
Nörolojik problemler
Şeker hastalığı
Vitamin eksiklikleri
Görme Bozuklukları
Ortopedik problemler
Büyüme hormonu azlığı Kronik yorgunluktan ozon
terapisi ile kurtulun
boy kısalığı sebebi
İSTANBUL - Çocuk Endokrinoloji ve Diyabet Derneği üyesi Prof. Dr.
Mehmet Keskin, büyüme hormonu azlığında erken teşhisin çok önemli
olduğunu belirterek, çocukta herhangi bir yaşta çene, el, ayak gibi organlarda dengesiz büyüme gözlendiğinde doktora başvurulması gerektiğini bildirdi. Keskin, yaptığı yazılı açıklamada, büyüme takibinde çocukların kıyafet ve ayakkabılarındaki değişimi gözlemlemenin ebeveynlere yardımcı
olabileceğini aktardı. Büyüme hormonu yetersizliğinin Türkiye'de 3 binde
bir çocukta görüldüğünü ve hastalığın boy veya kilonun yaş grubuna göre
geri olması şeklinde tanımlandığını anlatan Keskin, sorunun kendisini daha
çok boy kısalığıyla gösterdiğini vurguladı.
Çocuklarda kıyafet ve ayakkabı boylarının takibinin teşhis için de önemli
bir yol olabileceğine dikkati çeken Keskin, şunları kaydetti:
"Büyüme hormonu azlığında her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis çok
önemlidir. Sorun genetik, yapısal, organik, çevresel nedenlere bağlı gelişebilir. Çocukta herhangi bir yaşta çene, el, ayak gibi organlarda dengesiz
büyüme gözlenirse derhal doktora başvurulması gerekir. Ortalama olarak
bir çocukta, 0-1 yaşta 25, 1-2 yaşta 12, 2-4 yaşta 7, 4 yaş-ergenlik arasında
5-6 santimetre, ergenlikte kızlarda ortalama 20,5, erkeklerde 27,5 santimetre uzama beklenir. Aksi bir durum olduğu takdirde çocuk endokrin uzmanlarının oksolojik değerlendirmesi, izlemleri ve sonrasında büyüme hormonu uyarı testleriyle tanı koyulmalı ve tedaviye başlanmalıdır. Tedavi sonucunda izlem ve testlerle tanısı konulan hastalarda ciddi bir yan etki beklenmez ancak nadir olarak hiperglisemi, hipotiroidi, femoral epifiz kayması
gibi yan etkiler gözlenebilir. Çocuğun boyunun yaşıtlarına göre uzun olması bir sorun teşkil etmez."
Prof. Dr. Mehmet Keskin, büyüme geriliği ve buna benzer hastalıkların
önüne geçilmesi için çocukların sağlıklı şekilde büyümesi gerektiğine işaret etti. (AA)
HABER MERKEZİ - Kış aylarının gelmesiyle beraber herkesin üzerinde hissettiği ağırlık
bazen kronik yorgunluğa dönüşebiliyor. Havanın
erken kararması, gecelerin uzun olması da bu
durumu tetikleyebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi
Acil Servis hekimlerinden Dr. Kürşat Salgar,
ozon tedavisi ile kronik yorgunluğun da önüne
geçilebileceğini söylüyor. Salgar, “Ozon terapisi
kişiye özel olarak planlanır. Terapiler sonucunda
yüksek enerji ve zindelik hissinin arttırır” diyor.
Uzun geceler, kısa günler, sabahları yataktan
kalkmama isteği ve serin havalar herkeste farklı
etkiler gösterebiliyor. Kış ayları herkesi etkilese
de bu durumlar bazılarında kronik yorgunluğa
dönüşebiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Dr.
Kürşat Salgar, “Özellikle kış aylarında yaşanabilen kronik yorgunluktan ozon terapisi ile kurtulabilirsiniz. Ozonun başlıca 3 etkisi vardır. Yara
iyileşmesi, doku onarımı, dokunun diri kalması
gibi yerel iyileşme faktörlerini uyarır. Her şeyden
önemlisi ise hücrenin enerji santralinde oksijen
azlığından ötürü üretilemeyen ATP sayısını, yani
vücudun enerjisinin temel moleküllerinin sayısını, normale çevirir” diyor. Salgar, ozon terapisinin etkileri ve kimlere uygulanabileceği hakkında
açıklamalarda bulunuyor.
Dr. Kürşat Salgar, “Kapalı ortamlarda yaşayan
insanlar düşük oksijenle yaşarlar. Kronik yorgun-
luğun nedenlerinden biri de budur. Yani kötü
yakıtla çalışıyoruz. Ozon, siz evde otururken
kapınızın çalınması ve bir adamın elinde bir
çanta dolusu para ile içeriye girip masanızın üzerine bırakması kadar bedene iyi gelir. Bedeni derleyip toparlar ve onarır” diyor. Oksijen azlığının
hücrelerdeki serbest radikallerin salınmasına yol
açtığını belirten Salgar, bu serbest radikallerin de
birer top mermisi gibi hücrelerin duvarlarını,
DNA’larını parçaladığını ve hücrelerde yıkıma
yol açtığını dile getiriyor. Salgar, ozon terapisiyle
serbest radikallerin yakalandığını ve hücrenin
yaşlanmasının normale döndüğünü söylüyor.
İyileşmeyen yaralar, diyabetik ayaklar, dolaşım
bozuklukları, kronik yorgunluklar, bağışıklık sisteminin bozulduğu durumlar, herpes, zona, hepatit gibi virüs hastalıklarının ağır seyrettiği durumlarda da ozon terapisinin etkili olduğuna dikkat
çeken Dr. Kürşat Salgar, “Ozon bir insanın kendine yapabileceği en büyük yatırımdır. Tabii ki
bir mucize değildir. Bilimsel bir temeli olan, yaklaşık 100-150 yıldır üzerinde çalışılan tamamlayıcı bir tıp bölümüdür” diyor. Tedavinin 21 yaş
üzerindeki kişilere uygulanabildiğini söyleyen
Salgar, hastanın enerjisini, kognitif faaliyetlerini
ve bilişsel düzeyini olumlu etkilediği için ileri
yaşlarda ozon terapisinin daha yararlı olacağını
belirtiyor.
13
Yeni yılda
7 adımda
kanser
riskinizi
azaltın
HABER MERKEZİ - Yeni yıl, sağlıklı yaşam konusunda yeni kararlar ve
önlemler almak için önemli bir fırsattır.
Dengesiz beslenme, fast food tüketimi,
sigara, alkol ve hareketsizlik gibi zararlı alışkanlıklardan kurtulup, hayat tarzı
değişiklikleri ile kanserden korunmak
mümkün olabilmektedir. Memorial
Şişli ve Ataşehir Hastanesi Tıbbi
Onkoloji Bölümü’nden Doç. Dr. Soley
Bayraktar, kanserin oluşumunda çevresel faktörlerin önemli rol oynağını
belirterek, kanser riskine karşı dikkat
edilmesi gereken noktalar hakkında
bilgi verdi.
Sağlıklı ve dengeli beslenin: Doğru
bir beslenme planı uygulamak başta
kanser olmak üzere birçok hastalığı
engellemektedir. Aşırı kilo yani obezite
vücuttaki yağ oranının artması ve
organları etkilemesi nedeni ile hayati
riske neden olan hastalıklara zemin
hazırlamaktadır. Obeziteyi engellemek
için az kalori içeren yiyecek ve içeceklerin tercih edilmesi gerekir. Rafine
şekerle yapılmış yiyecekler ve yağlı et
ürünlerden uzak durulmalıdır. Bol
sebze ve meyve ağırlıklı beslenilmeli,
tam tahıllı yiyecekler tercih edilmelidir.
Dünya Sağlık Örgütü’nün yayımlandığı
rapora göre, işlenmiş et ürünlerini fazla
tüketmek kanser riskini arttırmaktadır.
Ayrıca yapılan araştırmalar uygun miktarlarda zeytinyağı ve kuruyemiş tüketen kadınların meme kanserine daha az
yakalandığını ortaya koymuştur.
İdeal kilonuzu koruyun: Vücut için
ideal olan kiloyu belirleyip korumak;
meme, prostat, akciğer, bağırsak ve
böbrek kanseri riskini azaltmaktadır.
Ayrıca yapılan araştırmalar fiziksel
aktivitenin meme ve bağırsak kanseri
riskini azalttığını göstermiştir. Günde
30 dakika, haftada 150 dakika orta
derece aerobik aktivite ya da 75 dakika
kuvvetli aktivitede bulunarak meme ve
bağırsak kanserinden korunmak mümkün olabilir.
Sigaradan uzak durun: Nikotin içeren
herhangi bir ürün tüketmek, kişiyi doğrudan çağın hastalığı kanserle karşı karşıya getirir. Sigara tiryakileri akciğer
kanseri, baş-boyun, pankreas, mesane,
karaciğer ve böbrek kanserleri başta
olmak üzere birçok kanser türüne yakalanabilmektedir. Sigara tüketmeyen
ancak aynı ortamda bulunan insanlar
bile maruz kaldıkları duman nedeniyle
akciğer kanserine yakalanma riski taşımaktadır. Sigarayı bırakmaya karar vermek sağlıkla ilgili alınabilecek en
önemli kararlardan biridir. Yapılan
çalışmalar sigara bırakmak için en
başarılı yolun, günlük tüketim miktarını
azaltmak değil kararlılıkla bir daha
içmemek olduğunu göstermiştir.
Alkolü bırakın ya da azaltın: Alkol
ürünleri de sigara gibi birçok kanser
türüne neden olabilmektedir. Uzun süre
ve fazla miktarlarda alkol tüketenlerin
başta kanser olmak üzere hayati önem
taşıyan birçok hastalığa yakalanma
riski tüketmeyen insanlardan daha fazladır. Aşırı alkol tüketimi meme, bağırsak, böbrek ve karaciğer kanserine yol
açmaktadır.
Kış güneşinden kendinizi koruyun:
Hayati riske neden olan önemli kanser
türleri arasındaki cilt kanserinden
korunmada güneş ile ilişkilerin iyi
ayarlanması çok önemlidir. Bu riski en
aza indirmek için yaz aylarında güneşe
çıkılması gerekiyorsa kesinlikle güneş
gözlüğü ve geniş kenarlı bir şapka tercih ederek uygun güneş koruyucu ürünlerin kullanılması gerekir. İklim değişiklikleri nedeniyle günümüzde kış
aylarında da güneşe maruz kalınmaktadır. Bu nedenle kış güneşinden de yaz
aylarında olduğu gibi korunmak gerekir. Bronzlaşmak için saunayı tercih
edenlerin gereğinden fazla kalmaları
cilt kanseri riskini artırmaktadır. Bu
nedenle saunalarda 5-10 dakikadan
fazla durulmaması gerekir.
Aşı olmayı ihmal etmeyin: Kansere
neden olan bazı virüs tiplerinden aşı ile
korunmak mümkündür. Hepatit B karaciğer kanserine, HPV rahim ağzı kanserine sebep olabilir. Bu konuda bir
uzmana başvurarak aşı takvimi hakkında mutlaka bilgi alınmalıdır.
Kanser taramalarınızı yaptırın: 40 yaş
sonrasında kadınların meme ve rahim
ağzı kanseri, 50 yaşına gelmiş erkeklerin ise prostat kanseri taraması yaptırmaları çok önemlidir. 50 yaşından
sonra ile herkesin bağırsak ve akciğer
kanseri taraması yaptırması gerekmektedir.
14
29 Aralık 2015 Salı
Mardinli turizmcilerin yeni
yıldan beklentisi "huzur"
TURİZM
Turizmciler
Avrupalı turistlerin
peşinde...
KAYSERİ - Kapadokya Turistik Otelciler ve
İşletmeciler Derneği (KAPTİD) Yönetim Kurulu
Başkanı Yakup Dinler, Kültür ve Turizm bakanlığının
bu yıl Rusya başta olmak üzere bazı bölge ülkelerinden
turist getiren seyahat acentelerine tarifesiz (charter)
uçak seferi başına verdiği 6-7 bin dolarlık desteğin
gelecek yıl Avrupa ülkelerini kapsaması için çalışma
yürütüldüğünü söyledi.
Dinler, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllardır
Türkiye'nin en önemli turizm pazarını Rusya'nın oluşturduğunu, ülkeler arasında yaşanan krizin en fazla
etkilediği sektörlerin başında da turizm olduğunu anlattı. Rusya'nın 2015 öncesinde Türkiye'nin bir numaralı
pazarı olduğuna dikkati çeken Dinler, bu yıl Rusya'da
yaşanan kriz nedeniyle bu ülkeden Türkiye'ye gelen
turist sayısında 800 bin ila 1 milyon kişi arasında düşüş
yaşandığını ve bunun sonucunda Rusya'nın
Almanya'nın ardından ikinci sıraya gerilediğini belirtti.
Dinler, bu pazarın tamamen kaybedilmesi ihtimaline karşı turizmciler olarak çalışma yürüttüklerini anlatarak, "Son olaylarla Putin'in charter firmalarına
Türkiye'ye gitmemeleri konusunda yasak koyması
turizm sektörünün üzerinde kara bulutların dolaşmasına neden oldu. Bununla ilgili turizmciler olarak
Türkiye Otelciler Federasyonu nezdinde Turizm
Bakanımız Mahir Ünal'a neler yapılabileceği, nelerin
yapılması gerektiğiyle alakalı eylem planı sunduk.
Bakanımız bizi dinledi, gerekli notları aldı ve bunları
Başbakan'a sundu. Ekonomi koordinasyon toplantısında ne gibi çalışmalar yapılacağı, Rus pazarını nasıl
telafi edeceğimiz yönünde çalışmalar yapılacak" diye
konuştu. Turizmcileri umutlandıran en önemli çalışmanın Avrupa'dan turist getiren firmalar ve tur operatörlerine sağlanacak avantajlar olduğuna değinen Dinler,
şunları kaydetti: "Geçen yıl Rusya'daki ekonomik kriz
nedeniyle Türkiye, Rusya'dan gelen charter firmalarını
uçak başına destek vermişti. Çünkü onların para birimi
yaklaşık 2,5 kata yakın değer kaybetmişti. Krizin
Türkiye'ye gelecek turist sayısını etkilememesi için
katkı mahiyetinde böyle bir çalışma yapılmıştı. Geçen
yıl Rus uçaklarına verilen uçak başına 6-7 bin dolarlık
desteğin bu yıl Avrupa ülkelerinden gelebilecek uçak
firmaları ve tur operatörlerine verilmesi için çalışma
yürütülüyor. Türkiye'ye gelip harcama yapabilecek
potansiyeli olan ülkeler belirlendi. Almanya, Litvanya,
İsveç, Norveç, Danimarka, Estonya, Letonya gibi ülkelerin yer aldığı yaklaşık 12 ülke listede. Mesela
İspanya'dan gelecek uçaklara ve tur operatörlerine
böyle bir destek verilmesi düşünülmüyor çünkü
İspanyol turistleri Akdeniz bölgesini zaten tercih etmiyor. Avrupa'dan gelecek charter firmaları ve tur operatörlerine vereceğimiz destekle belli bir turist sayısına
ulaşabilirsek Rusya'dan doğacak zararımızı minimize
edebiliriz. Turizmciler olarak bu çalışmadan umutluyuz. Ayrıca Avrupalı turistler Rus turistlere göre daha
fazla harcama yapıyor. Bunu başarabilirsek turizm
gelirlerinde de artış sağlayabiliriz."
Rusya'nın birçok alanda olduğu gibi turizm konusunda da Türkiye'ye ihtiyacı olduğunu belirten Dinler,
bu ülkede rezervasyonların başladığı şubat ayına kadar
ilişkilerin normalleşmesi sürecine girilebileceğini ifade
etti. Turizmciler olarak bu konuda ümitli olduklarını,
Rus seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin de normalleşme yönünde beklentileri olduğunu dile getiren
Dinler, "Türkiye'nin Rus turistlere, Rus turistlerin de
Türkiye'ye ihtiyacı var. Çünkü Rusların gidebileceği
başka ülke yok. Onları şu anda İsrail, Yunanistan gibi
ülkeler istiyor ama onların ne otelleri ne verdikleri hizmet ne de sistemleri Türkiye'nin kalitesinde değil. Biz
verdiğimiz hizmete göre fiyat olarak çok iyiyiz. O yüzden de Rus turistler Türkiye'den vazgeçmek istemiyor"
şeklinde konuştu. (AA)
MARDİN - Güneydoğu Anadolu'nun en
fazla turist çeken illerinden Mardin'de, terör
olayları nedeniyle ziyaretçi sayısı büyük oranda
azaldığı için 2015'i kayıplarla kapatacak turizmciler, yeni yılda bölgenin huzura kavuşmasını ve
işlerinin hareketlenmesini arzuluyor.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki
terör saldırıları, bir dönem Çözüm Süreci ile
sağlanan huzur ve güven ortamı sayesinde çok
sayıda turist ağırlayan Mardin'de, ekonomik ve
sosyal yaşam olumsuz etkiledi.
Terör örgütü PKK'nın yol kesme, araç
yakma, yola patlayıcı yerleştirme gibi saldırıları,
Mardin turizmindeki gelişmeyi sekteye uğrattı.
Turist sayısı iyice azaldığı için kentte 40 olan
otel sayısı 32'ye düştü ve 640 çalışan işten
çıkarıldı. Bu tablonun etkilerini silebilmek için
girişim başlatan turizmciler, sıkıntılarını ele alan
bir rapor hazırlayıp Başbakanlık ile Kültür ve
Turizm Bakanlığına gönderdi.
Raporda, Türkiye İş Kurumu aracılığıyla
yapılacak personel desteği, vergilerin ve sigortaların düşürülmesi, işçilerin istihdamına yönelik
destek, elektrik indirimi ve işletmelerin kredi
borçlarının ertelenmesi talep edildi.
Turizmcilerden oluşan bir heyet ise
önümüzdeki günlerde raporla ilgili görüşmelerde
bulunmak için Ankara'ya gidecek.
Mardin Turizm ve Otelciler Derneği (MARTOD) Başkanı Özgür Azad Güngör, Kobani
(Ayn el Arap) bahanesiyle 6-7 Ekim 2014'teki
olaylardan bu yana sıkıntılı bir dönem geçirdiklerini söyledi.
Şu an için mevcut otelleri ayakta tutmak için
büyük çaba harcadıklarını vurgulayan Güngör,
"Başbakanlık ile Kültür ve Turizm Bakanlığına
sunduğumuz raporda, Mardin turizmini ayakta
tutabilmemiz için uygulanacak bazı destekleri
dile getirdik" ifadesini kullandı. Güngör, turizmde Çözüm Süreci'nin başlamasından 6-7
Ekim 2014'e kadar geçen süreçte "huzur ve
güven ortamı" sayesinde yaşadıkları ivmeyi
yeniden yakalamak istediklerini söyledi.
Bölgedeki terör olaylarının bitmesini ve
kendilerine destek verilmesini isteyen Güngör,
hazırlayacakları eylem planı doğrultusunda
Bingöl kış turizminde iddialı
2
3
4
5
6
ISSN 1308-7622
7
29 Aralık 2015
Salı
8
Grup Birikim A.Ş. adına Nizamettin ÖLMEZ
GÜNLÜK SİYASİ GAZETE Sahibi:
Genel Yayın Yönetmeni
Ahmet TEKEŞ
Haber Koordinatörü
Dursun ERKILIÇ
Yazı İşleri Müdürü
Şebnem ÜNAL
Sayfa Editörü
Abdülmecit KOYUNSAĞAN
İstihbarat Şefi
Ayşegül BALDEMİR
Muhabir - İnternet Editörü
Kenan ERGEN
HABER MERKEZİ
Şenol Günüç, Emine Özcan, Hakkı Murat Söbütay,
Burcu Kerim, Ayşenur Gürer, Mihriban Demirel,
Şevket Kalaycı, Zeynep Efsane Güzeldereli
İdari Merkez
Rüzgarlı Caddesi Plevne Sokak No:14/4 Ulus - ANKARA
Tel: 0312 387 25 40 - Fax: 0312 387 25 60
Basıldığı Yer:
Yayın Sahibi
Temsilcisi:
Yiğit YİĞİT
Büyük Anadolu Medya Grup Özel Eğitim Gıda ve İnşaat Ltd. Şti.
İstanbul Cad. Elif Sokak No:7/244 İskitler - Ankara TEL: 0 312 384 30 70 Pbx
Dağıtım: AK Dağıtım Abdulgani AKDAĞ Çağlayan Mah. Tıp
Fakültesi Caddesi No: 258/11 Mamak/ANKARA Tel: 0312 368 04 09
Yayın Türü: Yerel - Süreli (Pazar hariç)
Resmi ilanlarımızı internet sitemizden de görebilirsiniz.
web: www.yedigungazetesi.com.tr email: [email protected]
Sözleşmesiz yazarlara ücret ödenmez
YediGün Basın Meslek ilkelerine uymaya söz vermiştir
BULMACANIN ÇÖZÜMÜ
1
Yıl: 45
Sayı: 15346
BİNGÖL - Bingöl'de yapımı
tamamlanan Haserek'teki kayak tesisi,
bin 600 metre uzunluğa sahip pistindeki
kar kalındığının yeterli seviyeye ulaşmasıyla kış sporlarına ilgi duyan ziyaretçileri ağırlamaya başlayacak.
Merkeze bağlı Dikme köyü sınırlarındaki Haserek Dağı'nda inşa edilen ve
il merkezine 34, Bingöl Havalimanı'na
40 kilometre uzaklıktaki tesiste, 70
yatak kapasiteli otel, teleski, telesiyej ve
baby lift bulunuyor.
Bingöl Valisi Yavuz Selim Köşger,
beraberindeki İl Jandarma Komutanı
Albay Hakan Bayer, Vali Yardımcısı
Muhammet Fuat Türkman, İl Emniyet
Müdürü Süleyman Pamuk, İl Özel
İdaresi Genel Sekreteri Mehmet Işık,
Gençlik Hizmetleri ve Spor İl Müdürü
Erdal Arıkan ile tesiste incelemelerde
bulundu.
Köşger, gazetecilere yaptığı açıklamada, maliyeti yaklaşık 16 milyon lira
olan yatırımın bölge için önemini vurguladı.
Tesisin hizmete hazır hale getirildiğini belirten Köşger, şöyle konuştu:
"Şu an bir eksiğimiz yok, sadece
yeteri kadar kar yağmasını bekliyoruz.
Kar yağdığı zaman Türkiye'nin en
güzel kayak pistlerinden birine kavuşacağız. Kayak tesisinin hayırlı olmasını
diliyorum. Kar yağdıktan sonra
Bingöllüleri, Bingöllü gençleri, üniversite gençlerini kayak yapmaya bekliyoruz. Bin 600 metre uzunluğunda bir pist
var. Yol ile ilgili ufak çapta sorunlar
var. Kalan yolun bitmesi için ihaleyi
yaptık ve yolu sıcak asfaltla kaplayacağız. Bir köy çalışmalara mani olduğu
için çalışmalar aksadı. Bunu da en kısa
sürede tamamlayacağız."
Köşger, bir soru üzerine, terörün
bölgeye ve bu tesise gölge düşürmemesi için ellerinden geleni yapacaklarını
vurguladı. (AA)
çalışmalarını sürdüreceklerini kaydetti.
Kentte faaliyet gösteren bir otelin sahibi Aziz
Demir de Mardin turizminin en kötü dönemlerinden birinin yaşandığını belirtti.
Devletten destek beklediklerini ifade eden
Demir, şunları kaydetti: "Otelimizin kapasitesinin sadece yüzde 5'i dolu. Otelimde işçi
çıkarma noktasına geldik, dayanacak durumda
değiliz. Bu durum sadece bizim için geçerli
değil, genel olarak otellerde doluluk oranı yüzde
15 bile değil. İşsizlik sayısı giderek artacak ve
Mardin için ekonomik darbe olacaktır."
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
29 Aralık 2015 Salı
"Borcu şeffaf bir şekilde ortaya çıkaracağız"
BURSA - Bursaspor'un, ocak
ayında yapılacak olağanüstü genel
kurulu öncesi ilk başkan adayı olan
Timur Noyan, en önemli vaadinin
"şeffaflık" olduğunu belirterek,
"Önümüzdeki günlerde yönetimi
aldıktan sonra tüm bağımsız kuruluşlarla görüşüp, borcu şeffaf bir şekilde
ortaya çıkaracağız" dedi. Noyan, AA
muhabirine yaptığı açıklamada, geçen
mayıs ayında gerçekleşen kongrede de
aday olduklarını ve seçimi az bir farkla
kaybettiklerini anımsatarak, o dönemde kısa, orta ve uzun vadeli projeler
hazırladıklarını belirtti. Bursaspor'un
gelecek 5 yılı için "yapılmaması gerekenler, borç yapılanması, geri dönüşler
Tekvandonun "Altın Kızı"
ikinci olimpiyatına gidiyor
ve kalıcı gelir kaynakları"yla ilgili
kapsamlı bir çalışma yaptıklarını anlatan Noyan, o dönem ile kulübün geldiği nokta arasında ciddi uçurum olduğunu öne sürdü. Noyan, göreve gelmeleri halinde, Bursaspor'un ne kadar
borcu olduğuna ilişkin tespit yaptıracağını vurgulayarak, "Çünkü bu fotoğrafı
görmek istiyorum. Sadece benim görmem değil bütün Bursaspor camiasının çok net görmesi lazım ki tedavinin
ne şekilde ne kadar büyüklükte olduğunu ve ona göre tedbirlerin alınması
gerektiğini yeni baştan gözden geçirip,
eksik ise nasıl kapatılacağı konusunda
yeni bir çaba içerisine gireceğiz" diye
konuştu. (AA)
"Ergin Ataman
sezon sonu
tercihini yapacak"
ANTALYA - Ağabeyine özenerek başladığı
tekvando sporunda sayısız başarı elde eden milli
sporcu Nur Tatar, 2016 Rio Olimpiyatlara katılacak
olmasının heyecanını yaşıyor.
Meksika Grand Prix Finalleri'nde olimpiyatlara
katılmaya hak kazanan Nur Tatar, 2012 yılında
gümüş madalya elde ettiği Londra Olimpiyat
Oyunları'nın ardından, ikinci kez olimpiyatlarda
Türkiye'yi temsil etme başarısını gösterecek.
Milli sporcu Nur, AA muhabirine yaptığı açıklamada, tekvandoya 5 yaşındayken tekvando yapan
ağabeyine özenmesi sonucu başladığını belirterek,
ilk zamanlarda sporu oyun gibi gördüğünü ifade
etti.
Belli bir yaştan sonra müsabakalara katıldığını
ve Türkiye şampiyonalarına gitmeye başladığını
anlatan Nur Tatar, "2002 yılında ilk kez Türkiye
ikincisi oldum. 2007-2008 yıllarında milli takıma
seçildim ve öyle devam ettim" diye konuştu.
Nur Tatar, 17 yıldır tekvando sporunu yaptığını
vurgulayarak, başarılı olmayı çok istediği için
hedeflerini her zaman büyük tuttuğunu söyledi.
Allah'ın hem Avrupa'da hem dünyada hem de
olimpiyatlarda madalya almayı nasip ettiğinin vurgulayan Nur, şunları kaydetti:
"Bundan sonraki hedefim Rio Olimpiyatlarıydı.
Sıkı bir antrenman dönemi geçirdim. İki yıl boyunca bütün maçlara girdim ve son 7-8 ay aralıksız
kamp dönemi geçirdim. Bu kamp dönemi boyunca
uluslararası birçok başarılar aldım. Dünya sıralamasında ilk 8'e girdikten sonra Meksika finalinde
yarıştık. Orada ikinci oldum. Oradaki başarımdan
dolayı Rio vizesi aldım. Çok mutluyum, çok güzel
bir başarı. Olimpiyatlara katılma başarımı tekrarla-
mak benim için onur verici bir şey. İnşallah Rio
Olimpiyatlarında altın madalya alarak, ülkeme
dönmek istiyorum."
Rio Olimpiyatlarına kadar önünde çok uzun bir
sürecin bulunduğunu dile getiren Nur Tatar, bu
süreci çok iyi değerlendirmek istediğini belirtti.
Tekvando Milli Takımlar Teknik Direktörü Ali
Şahin de milli sporcu Nur Tatar'ın çok kaliteli ve
önemli bir sporcu olduğunu belirterek, tekniğiyle
ve gücüyle başarılara adım adım ilerlediğini söyledi.
Nur'un performansının iyi seviyelere yükselmeye başladığının altını çizen Şahin, "Nur Tatar'ın 5-6
ay sonra olimpiyatlara tam anlamıyla hazır olacağına inanıyorum. Rio'da en yüksek performansını
gösterecek. Dikkatle üzerinde duruyoruz" ifadelerini kullandı. (AA)
İSTANBUL - Türkiye Basketbol Federasyonu
Başkanı Harun Erdenay, A Milli Erkek Basketbol
Takımı Başantrenörü Ergin Ataman'ın sezon sonunda
milli takım ya da kulüp takımı çalıştırma yönünde karar
vermesi gerektiğini söyledi.
Harun Erdenay, AA muhabirine yaptığı açıklamada,
gelecek yıldan itibaren milli takım maçlarının kış aylarında oynayacağı için sadece ay-yıldızlı ekibi çalıştıracak bir başantrenörle yola devam etmek istediklerini
belirterek, şöyle konuştu:
"Artık milli takımın, sadece milli takımı çalıştıracak
hocası olacak. Ergin hoca da bu taktirde sezonu sonu
seçimini yapacaktır diye düşünüyorum. Ergin hocayla
30 Eylül 2016'ya kadar sözleşmemiz var. Erken konuşmak zor. Önümüzde olimpiyat elemesi ve olimpiyatlar
var. Ataman, ülkemizin yetiştirdiği çok değerli hocalardan birisi. Ergin hocanın milli takım performansından
memnunuz." 2016 Olimpiyat Oyunları Elemeleri'nin
Türkiye'de düzenlenmesi durumunda Ergin Ataman'ın
milli takımla devam edip etmeyeceğiyle ilgili soru üzerine Erdenay, "Evet, devam ediyor" cevabını verdi.
Harun Erdenay, Kadınlar Basketbol Süper Ligi'nde
Galatasaray'ın talimatlara aykırı şekilde Lynetta Kizer'ı
Fenerbahçe maçında oynatıp hükmen yenik sayıldığı
derbiyle ilgili de değerlendirmede bulundu.
Sürecin, Spor Genel Müdürlüğü Tahkim Kurulu'nda
olduğunu hatırlatan Erdenay, şunları kaydetti:
"Sporda demokratik olarak tahkim süreci var.
Galatasaray da bu hakkını kullandı. Tahkim Kurulu
değerlendirmeyi yaptı ve 3 tarafı da dinledi.”
Berlin'de geleneksel Türk okçuluğu yaşatılıyor
NBA'in "altı"n adamı
BERLİN - Almanya'nın başkenti Berlin'de
"Kemankeş Germania" derneğini kuran Muzaffer
Türk, Almanların geleneksel Türk okçuluğunu
yavaş yavaş tanımaya başladığını söyledi.
Üniversite bünyesinde katıldığı kursta okçuluğa başlayan Türk, Almanya'da geleneksel Türk
okçuluğuna duyulan ilgiyi, kurduğu Kemankeş
Germania derneğinin faaliyetlerini ve hedeflerini
AA muhabirine anlattı. Berlin Teknik
Üniversitesi'nde 5 yıl önce katıldığı olimpik
okçuluk kurslarının ardından geleneksel Türk
okçuluğuyla tanıştığını, araştırmalarını bu yönde
derinleştirdiğini belirten Türk, Türkiye'de
Okçuluk Vakfı'nı ziyaret ettiğini, tavsiyeler üzerine bu faaliyeti dernek çatısı altında sürdürmeyi
uygun gördüğünü ve 2014'te söz konusu derneği
kurduğunu, bu yıl da faaliyetlere başladığını
ifade etti. Almanya'da ayrıca Solingen kentinde
Türk Okçuluk Talimhanesi'nin faaliyet gösterdiğini, Köln ve Frankfurt kentlerinde geleneksel Türk
okçuluk derneklerinin kurulma aşamasında olduğuna dikkati çeken Muzaffer Türk, onlarla birlikte çalışmaları sürdürdüklerini, geleneksel Türk
okçuluğunu yapmak isteyenlere destek olunduğunu kaydetti. Almanların ise bu okçuluk türünü
çok fazla tanımadığını belirten Türk, "Aslında
çok fazla ilgileri yok ama özeniyorlar, çok dikkatlerini çekiyor. Bizimle birlikte geleneksel Türk
okçuluğunu biraz tanımaya başladılar" dedi.
Kemankeş Germania'nın Berlin Okçuluk
Federasyonuna kayıtlı bir dernek olduğunu, federasyonda ayrıca antrenörlük eğitimi gördükten
sonra lisansını da aldığını ifade eden Türk,
"Orada benim sunumlarım, çalışmalarım geleneksel Türk okçuluğuna yönelikti. Özellikle federasyon başkanı ve Almanya'nın milli takım antrenörü çok iyi buldu. Bununla ilgili Almanya çapında
bir turnuva düzenlemek istediklerini ve destek
olacaklarını ifade ettiler" şeklinde konuştu.
ANKARA - Amerikan Basketbol Ligi (NBA)
takımlarından Dallas Mavericks'in Alman oyuncusu
Dirk Nowitzki, başarılarla dolu kariyerine son olarak
"NBA'in en skorer 6. oyuncusu" unvanını ekledi.
2013-14 sezonunun başında "NBA tarihinin en
skorerleri listesi"nde 17. sırada bulunan Nowitzki, 2
yıl 2 ay içinde 11 basamak yükseldi.
Tırmanışına, 12 Kasım 2013'teki Washington
Wizards maçında başlayan basketbolcu, Mavericks'in
105-95 kazandığı karşılaşmada 19 sayı kaydederek,
NBA'deki 25 bin 197'nci sayısına ulaştı ve 19601974 yıllarında Los Angeles Lakers forması giyen
unutulmaz isimlerden Jerry West'i (25 bin 192 sayı)
geride bıraktı.
Daha sonra Reggie Miller, Alex English, Kevin
Garnett, John Havlicek ve Dominique Wilkins'i de
geçen Nowitzki, 9 Nisan 2014 tarihinde ise adını "ilk
10"a yazdırdı. Mavericks'in Utah Jazz'ı 95-83 yendiği maçta kariyerinin 26 bin 714'üncü sayısına ulaşan
Nowitzki, Cincinnati Royals forması giydiği 1960'lı
yıllara damga vuran Oscar Robertson'ı (26 bin 710)
geçerek, listenin 10. sırasına yerleşti.
B
A
Ş
K
E
N
T
T
E
29 Aralık 2015 Salı
Radyo programına katılan Ankara Büyükşehir
Belediye Başkanı Melih Gökçek, Ankara’daki
trafik düzeninden, cadde ve yol kenarlarındaki
otoparklara, teleferikten yeni yol yapımlarına
kadar kent yaşamını ilgilendiren bir çok konuda
önemli açıklamalarda bulundu.
Gökçek, radyoda
soruları cevapladı
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus:
“Trafik sigortasındaki
artışlar düzenlenmeli”
ESDER Genel Başkanı Mahmut Çelikus, “Fahiş
artışlar özellikle ticari araç sahibi esnafımızın
kanayan yarasıdır" dedi.
HABER MERKEZİ-ESDER Genel Başkanı Mahmut
Çelikus, “ Zorunlu Trafik Sigortası primlerine yaklaşık yüzde
245 ve yüzde 300 oranında artış yapılması esnafımızı çileden
çıkardı. Bu durum sadece taksici, minibüsçü, otobüsçü ve
kamyoncu esnafımızı değil özel aracı olan her vatandaşı aynı
şekilde mağdur etmiştir. Fahiş artışlar özellikle ticari araç
sahibi esnafımızın kanayan yarasıdır" dedi.
Çelikus, “Zaten son yıllarda zorunlu trafik poliçelerini
ödemekte zorlanan ticari araç sahibi esnafımızı bir de bu son
yapılan fahiş zamlar iyice köşeye sıkıştırdı. Hatta durum öyle
vahim bir hal aldı ki hasarsızlık indirimleri hiçe sayılmış
olup oranlar kat kat arttı. Sigorta şirketlerinin uyguladığı
uçsuz bucaksız zamlara bir sınır getirilmelidir. Sigorta
sektörününDolar kurundaki ciddi artış nedeni ile yedek parça
fiyatlarının artması, artan araç sayısına paralel olarak hasar
dosya sayısının ciddi artışı göstermesi, eskisi gibi ciddi ve
yaralı kaza olmadığı sürece polis tutanağının artık istenmemesi gibi sebeplerden dolayı yapılan zamlarındüzenlenmesinitalep etmekteyiz. Yasa gereği yapmak zorunda olduğumuz
zorunlu trafik sigorta primlerinin adaletli ve vatandaşın bütçesini sarsmayacak makul bir fiyata çekilmesi de mağduriyetin
giderilmesi manasında son derece önem arz etmektedir”
değerlendirmesinde bulundu.
HABER MERKEZİ-Katıldığı bir radyo programında çeşitli sorulara cevap veren Ankara
Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek Kış
mevsimi nedeniyle konuşmasına sürücüleri uyardı.
Gökçek, “Kış günlerinde, yağışlı zamanlarda aşınmış
ve yazlık lastiklerle trafiğe çıkmayın. Yazlık lastiklerle trafiğe çıkmak cinayettir. Hem kendi hayatınızı
hem de karşınızdakinin hayatını tehlikeye atmayın”
dedi.
Ticari araçların lastiklerini değiştirmelerinin
zorunlu olmasına karşın binek araçlarda böyle bir
uygulama olmadığına dikkat çeken Başkan Gökçek,
“ Karayolları Düzenleme Genel Müdürlüğü’nün bir
genelgesi var. Bu genelgede ticari araçlarla sınırlama
var… Sadece ticari araçlara ceza var. Ticari araçlar
kayar, kaza yapar ama binek araçlarda kaza olmaz
diye böyle bir kaide olmaz. Bunun değiştirilmesi
lazım. Lastiklerini değiştiremeyen vatandaşlarda
toplu taşıma araçlarını kullanmaları lazım” diye
konuştu. Havaların karlı ve buzlu olduğu zamanlar
kaza olunca vatandaşların ‘belediye nerede?’ diye
sorduğunu dile getiren Başkan Gökçek, şunları söyledi: “Belediye her yerde de… Örneğin Konya yolunda
kaza oluyor TIR yolu kapatıyor. Belediye Kapanmış
yola aynı anda nasıl ulaşacak ve o anda TIR’a ne
yapabilir. Bizim hangi noktada, hangi anda aracın
kayarak kaza yapacağını bilmemiz mümkün mü?
Değil tabii…
Biz, kar ve buzlanma zamanı nerede buzlanma
varsa oraya tuz döküyoruz. Amatuz asfaltı, araba lastiklerini hatta bitkileri perişan ediyor. O yüzden
bunun en iyi çözümü aşınmış ve yazlık lastiklerle trafiğe çıkmamaktır.Tüm araçların kışlık lastik kullanması zorunluluğu getirilmesi için İçişleri Bakanlığı
yetkilileri ile gerekli teması kurdum”
Ankara’da çok sayıda kaçak hafriyat sorunu
olduğunu, bunun da yollara zarar verdiğine değinen
Başkan Gökçek, “Bu konuda trafiği ilgilendiriyor.
Yolları yapıyorsunuz pırıl pırıl ama vijdan yok.
Kaldırıyor kamyonun arkasını, molozu döküyor ve
kaçıp gidiyor. Yakalaki ceza yazasın. Yakalayınca da
sadece KabahatlarKanunu’na göre ceza yazılıyor. 50
kez kaçak hafriyat dökecek… 1 kez yakalanacak.
150 lira gibi para verecek. Bunun caydırıcı olması
mümkün değildi” dedi. Çevre Bakanlığı’ndan yetki
alarak, 8 bin liradan 48 bin liraya kadar ceza yazdıklarını ifade eden Başkan Gökçek, cezalardan sonra
kaçak hafriyat dökmenin bıçak gibi kesildiğini söyledi. Doğalgaz, fiber optik gibi alt yapı kazılarının da
yasal boşluklardan faydalanılarak izinsiz yapıldığını
ve büyük sorun teşkil ettiğini vurgulayan Başkan
Gökçek, “Diledikleri gibi kazı yapıyorlar.
Mahkemeden engellediler, biz ceza yazamıyoruz.
Vatandaşlarımız böyle kazılar olunca 153’e bildirsinler. Ceza yazamazsak da engel oluruz” dedi.
Avrupa’da trafik kurallarına birebir uyulduğunu
söyleyen Başkan Gökçek, Avrupa’nın medeniyeti
ceza ile getirdiğini, birine verilen cezanın ise diğerinin hayatını kurtardığını kaydetti.
Programda Başkentteki yol kenarlarındaki otoparklarla ilgili soruları da yanıtlayan Başkan Gökçek,
cadde kenarlarındaki otoparklar ücretliyken aldıkları
tepki nedeniyle her tarafı serbest bırakarak ücretsiz
yaptıklarını vurgulayarak, şimdiki durumdan ise hiç
kimsenin memnun olmadığını daha çok şikayet
aldıklarını söyledi.
Otoparkların yeni durumlarına ilişkin yaşanan
sorunları örneklerle anlatan Başkan Gökçek, “Esat’ta
esnaflar vale tutarak yollara 3 sıra araba park ettirmişler. Tunalı’da,Hoşdere’de araçları sağa sola park
ediyorlar, ana arterleri tıkıyorlar” dedi.
Cumhuriyet Halk Partililerin “İstanbul’da uygulanan İSPARK modelini Ankara’ya uygulamıyorsun, orası trilyonlarca kar ediyor” diye kendisini
eleştirdiğini ifade eden Başkan Gökçek, vatandaşların bu modellerden çok kar ettiğini düşündüğünü
oysa,İSPARK’ın geçen yıl 2 trilyon zarar ettiğini
belirtti. Otoparklar için Avrupa’da olan kartlı sistem
üzerinde çalıştıklarını ama yapılan her modern
uygulamada olduğu gibi vandalların saldırısına
uğradıklarını belirten Başkan Gökçek, sözlerini
şöyle sürdürdü:
“ Nereden biliyoruz. Şentepe’ye teleferik yaptık.
Günde 25 bin kişi biniyor. İçine bindikten sonra
kamerayı kapatıyorlar. Kapıların alt kısmını zorlayarak açıyorlar. Oradan aşağıya bir şeyler atıyorlar.
İçinde bıçakla bir şeyler yazıyorlar. Ama biz yapmaktan vazgeçecek miyiz? Tabi ki hayır. Caydırıcı cezalar konulması gerekir.”
Engellilik Mamak’ta Atatürk Koşusu yapıldı
Farkındalığı
söyleşisi
NAZLI
YÖRÜK-Atatürk’ün
Ankara’ya gelişinin
96. yıl dönümü nedeniyle Mamak Gençlik
Hizmetleri ve Spor
İlçe Müdürlüğü tarafından
Atatürk Koşusu ve Kros müsabakası düzenlendi. Müsabakaya
Mamak İlçe Milli Eğitim
Müdürü Rahmi Güney, Mamak
Belediyesi Kültür ve Sosyal
İşler Müdürü Ergül Soysal,
Mamak Gençlik Hizmetleri
Sosyal İşler Müdürü Yahya
Ocaklı, öğretmenler ve öğrenciler katıldı. Gülveren Koşu
Yolu’nda 6 farklı kategoride 30
okul ve 600 öğrencinin katıldığı
müsabaka sonrasında takım
halinde ilk üçe giren okullara
kupa, ferdi olarak ilk altıya giren
öğrencilere de madalya verildi.
Ortaöğretim ve lise öğrencilerinin katılımları ile 1000-1200 ve
1500 metrede gerçekleşen koşuda, küçük kızlarda Sibel İsmet
Çatık Ortaokulu ile küçük
erkeklerde Özkent Ortaokulu
birinci olurken, yıldız kızlarda
Mehmet Çekiç Ortaokulu, yıldız
erkeklerde de Bahtiyar
Ortaokulu birinci oldu. Renkli
geçen yarışların son aşamasında
ise genç kızlar ve genç erkekler
kategorisinin galibi Yunus
Büyükkuşoğlu Anadolu Lisesi
oldu.
Çankaya Belediyesi
gece gündüz mesaide
HABER MERKEZİ-Toplumda engellilik bilincinin çok erken
yaşlarda oluşturulması gerektiği düşüncesiyle yola çıkan
Yenimahalle Belediyesi, Beştepe Koleji’nde “Engellilik
Farkındalığı” söyleşisi düzenledi.
Belediyenin Engelliler Birimince ortaokul ve lise öğrencilerine
iki seansta verilen söyleşide, engellenme duygusu nedir? Engelli
birey hangi duygu durumunu yaşamaktadır? Engelli olmak mutluluğa engel midir? Engellilere yardım ederken doğru iletişim temelinde nelere dikkat etmeliyiz gibi sorulara cevap arandı.
Engelliler Birim
Sorumlusu, konuşmacı Emrullah
Yılmaz’ın kendi
hayat öyküsünü de
anlattığı söyleşide,
Yılmaz’ın engellilerin hayatını kolaylaştıran buluşları oldukça dikkat çekti.
Yılmaz’ı tebrik eden
öğrenciler,buluşu
denemeyi de ihmal
etmedi. Sahnede
öğrencilerle
birlikteEmpati konulu minik canlandırmalara da imza atan Yılmaz,
engellilerin günlük hayatta çektiği sıkıntıları öğrencilerin canlandırmasını istedi. Tekerlekli sandalyeye binerek fiziksel engelli bir
bireyi anlamaya çalışan öğrenciler, görme engeli olan bir bireyi de
canlandırarak engellilerle empati kurdular. Aynı zamanda engelli
bireylere yardım ederken nelere dikkat edilmesi konusunda da
bilgi sahibi oldular.
Öğretmenlerin ve öğrencilerin dikkatle dinledikleri söyleşide,
bilmedikleri bir konuda hakkında bilgi sahibi olduklarını söyleyen
öğrenciler, “Artık engelli bireyleri daha iyi anlayacağız.
Sorunlarına daha çok eğileceğiz. Onlarla iletişim kurarken doğru
iletişim kurma yönünde daha dikkatli olacağız” dediler.
Gece 81 araç ve 285 personelle çöp toplayan Çankaya Belediyesi, gündüz
34 araç ve 281 personelle 40 bin hektar alana sahip ilçeyi temizliyor.
Çöp biriktirilmesinde yeni sistem
HABER MERKEZİ-Çankaya
Belediyesi emekçileri, gece ve gün- çöp konyteyner uygulamasına geçen
düz ilçenin dört bir yanında temizlik Çankaya Belediyesi ilçe genelinde
yapıyor. Vatandaşların ve trafik akı- 600’e yakın akıtma yapmayan, el
şının olumsuz etkilenmemesi için
değmeden kullanılabilen çöp kongece 21.00’de çöp toplamaya başla- teyneri yerleştirdi. Belediye, farklı
noktalara her ay 80 adet yerleştireyan Çankayalı 285 emekçi, sabaha
ceği bu uygulamasında, ilçeye 2 bin
kadar mesai yapıyor. Çankaya
500 adet yeni sistem çöp konteyneri
Belediyesi temizlik işçileri, ilçede
her gün yaklaşık bin 200 ton çöp
kazandıracak. İlçede ayrıca tüm
topluyor. Kentin kalbi konumunda- sokaklarda 3 bin 500 adet de galvaki Çankaya’da gündüz nüfusunun 2 niz çöp konteyneri bulunuyor.
buçuk milyonu bulmasıyla daha
Çevre dostu uygulamalarını
ekipmanına da taşıyan Çankaya
yoğun mesai gerektiren temizlik
işlerinde, cadde, bulvar ve sokaklar Belediyesi, özellikle Kızılay bölgesinde elektrikli temizlik araçlarıyla
her gün süpürülüyor, yıkanıyor.
yaya yollarının temizliğini gerçekHalkın yoğun olarak geçiş yaptığı
kent merkezindeki cadde ve bulvar- leştiriyor. Belediye’nin temizlik işlerinde eksi 4 derecelere düşen hava
larda bulunan 850 adet kompozit
çöp kutuları da her gün yenileniyor. şartlarına rağmen görevini aksatmadan çalışan işçilere çabalarından dolayı teşekkür
eden Çankaya Belediye
Başkanı Alper Taşdelen,
“Halkımız Çankaya’yı
bize emanet etti. Biz de
bu emaneti, çok çalışarak
en güzel yerlere taşıyacağız. Avrupa kentlerinin
sahip olduğu çöp toplama
sistemini hayata geçirdik.
Şu ana kadar 9 mahallemize uyguladığımız bu
sistemi, tüm sokaklarımıza yaygınlaştıracağız”
dedi.
Hazırlayan:
Ayşenur GÜRER
4 Kişilik
Mozaik Pasta
Malzemeler
300 gram petibör bisküvi
1 su bardağı süt
3 yemek kaşığı kakao
5 yemek kaşığı şeker
3 yemek kaşığı eritilmiş tereyağı/margarin
1 su bardağı ceviz veya fındık(isteğe bağlı)
Hazırlanışı
Mozaik pasta için öncelikle bisküvileri kırıyoruz, kırarken de fazla ufalamamaya dikkat ediyoruz. Margarini
bir tavada eritiyoruz. Eriyen margarini, sütü, şekeri kısacası diğer tüm
malzemeleri bisküvilerin üzerine ekliyoruz. İsteğe göre ceviz yerine fındık
da kullanılabilir. Daha sonra iyice
karıştırıyoruz ve karışımı streç folyo arasına boşaltarak elimizle rulo
şeklini veriyoruz veya uzun ince kabınız varsa onun içine de yerleştirebilirsiniz daha düzgün şekilli oluyor. Servis etmeden önce buzlukta 2-3
saat kadar dinlenmeye bırakıyoruz. Daha sonra dilimleyerek servis
edebilirsiniz.
AFİYET OLSUN...
Download

Hassasiyetlerimiz var