YA R I M
S A Y FA
YARIM
SAYFA
DemokrAtik Bölgeler Partisi(DBP)
il başkanlığına yapılan polis
baskınında 2 kişi gözaltına alındı.
Baskını protesto eden partililerin
polislere kartopu atması üzerine
güvenlik güçleri havaya ateş açtı.
Baskınla ilgili Diyarbakır valiliği bir
açıklama yaparak, gözaltına alınan
iki kişinin örgüt propagandası
yapmak suçlamasıyla haklarında
işlem bulunduğunu açıkladı. 4’te
451808
772148
9
ISSN
2148-4511
dBP’ye Polis
BAskını
2 gözAltı
Diyarbakır tabipler odası Başkanı Cengiz günay:
6 Ocak 2016 Çarşamba
Sayı: 20302
www.tigrishaber.com
‘sivil Bölgelere de
AmBulAns gitmeli’
tigris haber gazetesi olarak, sokağa çıkma yasağının
35. gününe girdiği Diyarbakır'ın Suriçi ilçesinde yaşayan
yurttaşların sağlık hizmetlerinden yararlanıp yararlanamadıklarını,
Diyarbakır tabip odası genel Sekreteri Cengiz günay'a sorduk.
yaşamını yitiren
asker uğurlandı
DiyArBAkır’ın Sur
ilçesi’nde dün
yaşanan
çatışmalarda
yaşamını yitiren
uzman çavuş nuh
Özdemir için
uğurlama töreni
düzenledi. 3’te
li
Abb
A
uzmanlardan griBal
enFekSiyon uyarısı
kış mevsiminin gelmesiyle beraber soğuk
havalarla birlikte hava kirliliğine arttığını
belirten Göğüs Hastalıklar Uzmanı Prof.
Dr. Mehmet Gencer, soğuk ve hava
kirliliğinin fazla olduğu zamanlarda
akciğer ve kalp hastalarının dışarıya
fazla çıkmaması gerektiğini söyledi.2’De
HDP'nin dün Meclis'te gerçekleştireceği Kadın
Grup toplantısı iptal edildi. Grup toplantısı yerine
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
saat 12.45'te Meclis grup salonunda
gazetecilerle bir araya geldi. Demirtaş, “Çözüm
sürecini buzdolabına kaldıran HDP değildir.
Müzakere masası yoktur. Kürt sorunu bitmiştir
diyen biz değiliz” dedi. 7’De
el HAber
Öz
DiyArBAkır Büyükşehir Belediyesi, geçen hafta
perşembe gününden bu yana etkisini sürdüren kar yağışı
ve buzlanmaya karşı ana arterlerde ve kırsal ilçelerde
tuzlama ve kar küreme çalışmalarını sürdürüyor.
SokAğA çıkma
yasağının devam ettiği
Diyarbakır’ın Sur
ilçesinde kanas ile
vurulan 1 korucu
yaşamını yitirdi.
ilçede, tuzaklanan el
yapımı patlayıcının
infilak etmesi sonucu
şarapnel parçasının
isabet ettiği 1 asker de
yaralandı. 3’te
Selahattin
Demirtaş
Ak Partili Akar’dan
sağlık-sen’e ziyaret
M
a s YIL
Büyükşehir’in kArlA mücAdelesi sürüyor
Haber: Ali VURANEL
Sur’da 1 korucu
yaşamını yitirdi,
1 asker yaralandı
 "AmBUlAnSlAr yASAklı
mAHAllelere Giremiyor"
yASAklı bölgeye gitmek
istediklerini belirten Günay,
“Görüştüğümüz kamu
görevlilerinin, Vali’nin,
Kaymakamların bizlere söylediği
şudur: 'Yaralıları ve hastalarını bize
ulaştırsınlar. Biz bir koridor
açacağız bunun için, güvenli bölgeye
yaralılarını ulaştırsınlar ve biz oradan
alıp hastanelere götüreceğiz. Sivil halk
kendi imkanlarıyla iyileştiremedikleri ve
yaşam tehlikesi olan hastalarını, ölümü
göze alarak, beyaz bayraklarla güvenli
bölgelere taşımaya çalışıyorlar. Sur'da
Abdulaziz Taluk adlı bir yurttaş kalp
krizi geçiriyor, yasak nedeniyle
ambulanslar giremediği ve kendi
imkanlarıyla da hastayı yakınları
taşıyamadıkları için hasta yaşamını
kaybediyor” dedi. 5’te
demirtaş: süreci dolaba
kaldıran biz değiliz
AZ
Cengiz
günay
Haber: İlyas AKENGİN
Fiyatı: 50 Krş
Bin ton tuzlama yapıldığını bildiren Büyükşehir Belediyesi
Genel Sekreteri Zülküf Karatekin, zincir takmayan, kar lastiği
kullanmayan sürücüleri trafiğe çıkmamaya, vatandaşları da
olası kazalara karşı dikkatli olmaya çağırdı. 3’te
Alevi BektAşi
Federasyonu ve
birçok Alevi
kurumunun,
"Savaşlara hayır
çocuklar
ölmesin" şiarıyla
29 Aralık'ta üç
günlük olarak
başlattıkları açlık
grevleri, süresiz
dönüşümlü
Haber: Dilek SEZER
olarak sürerken,
bölgedeki Alevi
Sayfa 4’te
Şeyhmus DİKEN
kurumları da dün
“Seçilmişime Dokunma”
eş zamanlı olarak
FanteziSi!
yaptıkları bir
günlük açlık
Sayfa 12’de
İrma ARTAN
greviyle destek
oldular. 4’te
gitmeyin
ADAlet ve Kalkınma Partisi(Ak Parti) Diyarbakır
il Başkanı Muhammed Dara Akar, İl Başkan
yardımcıları ve yönetim Kurulu üyeleri, Sağlık ve
Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (SağlıkSen) Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak
Ensarioğlunu ziyaret ederek sağlık çalışanlarının
sorunları hakkında karşılıklı görüş
alışverişinde bulunuldu.6’DA
Haber: Özcan YILDIZ
Aleviler, yasak ve çatışmaların
son bulması için açlık grevinde
her türlü, kayıp ilanı,
otomobil ilanları,
emlak (alım-satım ilanları)
Haber: Ali Abbas
YILMAZ
Siyah-Beyaz ve renkli
reklamlarınız için
tigris haber
gazetemizin irtibat
telefonu:
0538
334
53 75
█ haber 2 █ güncel 3 █ gündem 4 █ t.yaşam 5 █ Politika 6-7 █ Bölge 8 █ kürtçe 9 █ ekonomi 10 █ Dünya 11 █ kültür-Sanat 12 █ Bulmaca 13 █ Spor 14 █ kadın Sağlık 15 █ haber16
2
6 Ocak 2016 Çarşamba
Uzmanlardan
gribal
enfeksiyon
uyarısı
K
ış mevsiminin gelmesiyle beraber soğuk havalarla
birlikte hava kirliliğine arttığını belirten Göğüs
Hastalıklar Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Gencer, soğuk ve
hava kirliliğinin fazla olduğu zamanlarda akciğer ve kalp
hastalarının dışarıya fazla çıkmaması gerektiğini söyledi.
G
Haber
Tigris >>
www.tigrishaber.com
öğüs Hastalıkları
Uzmanı Prof. Dr.
Mehmet Gencer,
kış mevsiminin
gelmesiyle beraber artan rahatsızlıklar hakkında bilgi verdi.
Havaların biraz
serin gittiğini ve
bu nedenle bir
kısım salgın hastalıkların fazlasıyla göründüğünü vurgulayan
Gencer, “Özellikle gribal bir kısım enfeksiyonlar çok fazla karşımıza çıkıyor. Bazı yıllarda
ağır grip salgınlarını daha çok
görüyoruz. Bu senede hastalarımız üzerinde görmüş olduğum
çok ağır bir gribal salgın var,
Gençlerimizde
bile çok ağır bir
şekilde seyrediyor. Bu açıdan
vatandaşlarımızın dikkatli olması önemli.
Ama özellikle
yaşlı hastalarımızın, kalp hastalığı olanlar,
koah, akciğer,
şeker, böbrek ve
kanser hastalarının bu soğuk
kış günlerinde
çok daha dikkatli olmaları gerekiyor. Çünkü bu tür hastaların
yakalanacakları grip nedeniyle
yatağa, yoğun bakıma düşmeleri ve hatta o tür hastalarda gribin veya bu tür enfeksiyonların
daha öldürücü olabilmesi mümkün. Bu nedenle hastalarımızın
dikkatli olması önemlidir” dedi.
astalıklara karşı alınması gereken tedbirlerden bahseden Gencer, “Beslenme ve dinlenme dengesi çok
önemlidir. Uykuya dikkat etmesi, düzenli olarak dinlenmesi,
düzenli beslenmesi, bol miktarda sebze meyve yemeye ağırlık
vermesi gerekiyor. Yine soğuk
havalardan mümkün olduğu kadar kaçınması ve soğuk sıcak
dengesine dikkat etmeleri
önemlidir” diye konuştu.(iha)
H
Bu Bir Reklamdır
Tigris
Güncel
>>
6 Ocak 2016 Çarşamba
www.tigrishaber.com
3
Yaşamını yitiren asker uğurlandı
men Burak Tunç Bilek birlik adına yaptığı konuşmada, son dönemde örgütü ülkede huzur ve güven ortamını bozmaya yönelik eylemlerde bulunduğunu belirterek, bu eylemleri gerçekleştirirken
de yöntem değişikliğine gittiğini söyledi.
Haber: Ali VURANEL
Diyarbakır’ın Sur İlçesi’nde dün yaşanan çatışmalarda yaşamını yitiren uzman çavuş Nuh Özdemir için uğurlama
töreni düzenledi.
Diyarbakır’da yaşanan sokağa çıkma yasağı
ve çatışmalar 35. Gününde devam ederken, dün
yaşanan çatışmada yaşamını yitiren uzman çavuş
Nuh Özdemir için Asker Hastanesinde tören düzenledi. Törene Vali Hüseyin Aksoy, 7. Kolordu ve
Garnizon Komutanı Korgeneral İbrahim Yılmaz,
Muharip Hava Kuvvet Komutan Yardımcısı Korgeneral Ziya Cemal Kadıoğlu, 16. Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Savaş Beyribey,
Cumhuriyet Başsavcısı Ramazan Solmaz, Vali
Yardımcıları, Kaymakamlar ile askeri ve mülki
erkan katıldı.
Tören şehidin naaşının katafalka koyulmasıyla
başladı. Saygı duruşunun ardından şehidin özgeçmişi okundu. 7. Kolordu Komutanlığı’ndan üsteğ-
üsteğmen bilek konuşmasına
şöyle devam etti
“Bölücü terör örgütü hendek kazıp barikat kurarak personelimize sinsice saldırarak, vatandaşlarımızı silah zoruyla canlı kalkan gibi kullanarak, yol kesip seyahat özgürlüğünü engelleyerek
hedef gözetmeksizin saldırılarına devam etmektedir. Türk Silahlı Kuvvetleri olarak, bölücü terör
örgütü mensuplarının amaçlarına ulaşmasını engellemek adına görevimize kararlılıkla ve azimle
devam edeceğiz” dedi. Konuşmanın ardından Diyarbakır İl Müftüsü Burhan İşliyen tarafından
dua edildi. Okunan duanın ardından şehidin naaşı
defnedilmek üzere memleketi Ordu’ya uğurlandı.
SUR’DA 1 KORUCU yAşAmını
yitiRDi, 1 ASKER yARALAnDı
Sıkağa çıkma yasağının devam ettiği Diyarbakır’ın Sur ilçesinde Kanas ile vurulan 1 korucu şehit düştü. İlçede, tuzaklanan el yapımı
patlayıcının infilak etmesi sonucu şarapnel parçasının isabet ettiği 1
asker de yaralandı.
Sokağa çıkma yasağının 35’inci gününde devam ettiği Sur ilçesinde operasyonlar tüm hızıyla sürüyor. Asker, polis ve korucuların
katımıyla sürdürülen operasyon nedeniyle ilçede bugün sabah saatlerinde yeniden şiddetli çatışmalar başladı. Yoğun çatışma sesleri ilçenin kilometrelerce uzağındaki bölgelerden bile duyulurken, sabah
saatlerinde korucu Mehmet Aygün, keskin nişancı tüfeği Kanas ile
boynundan vuruldu. Ağır yaralanan ve Diyarbakır Asker Hastanesi’ne kaldırılan Aygün, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen
kurtarılamayarak, şehit oldu. Korucunun Eğil İlçe Jandarma Komutanlığı emrinde görev yaptığı ve ilçedeki yasağa verilen 17 saatlik
aranın ardından 11 Aralık’ta askerle birlikte bölgede görevlendirildiği de öğrenildi.
İlçede, öğleden sonra ise tuzaklanan el yapımı patlayıcı Fatihpaşa Mahallesi Yıkıkkaya Sokak’a operasyon düzenleyen güvenlik
güçlerini geçişi sırasında patlatıldı. Patlamada, şarapnel parçasının
isabet ettiği bir asker yaralandı. Yaralı asker, ambulansla kaldırıldığı
Diyarbakır Asker Hastanesi’nde tedavi altına alındı.
İlçede, 35 gündür devam eden çatışmalarda şehit olan güvenlik
görevlisi sayısı 10’a, yaralanan güvenlik görevlisi sayısı ise 75’e
yükseldi.
Büyükşehir’in karla mücadelesi sürüyor
olmasına rağmen bu yollarda meydana gelecek
mağduriyeti önlemek amacıyla tuzlama ve küreme çalışmasının Büyükşehir Belediyesi tarafından yapıldığını bildiriyor. Kaldırımlardaki kar küreme çalışmalarını 200 personelle yürüten Çevre
Koruma ve Kontrol Daire Başkanlığı ekipleri ise
olası kazalara karşı kaldırımları küremeye devam
ediyor.
Trafiğe çıkan sürücülere zincir takma çağrısında bulunan, takoz, halat gibi yardım malzemelerini bulundurma önerisinde bulunan ekipler, vatandaşları Karayolları’na ait alt geçit ve üst geçit
noktalarından geçerken gizli buzlanma konusunda dikkatli olmaya çağırıyor.
TAHİR ELÇİ OLAYINDA 28 AYRI
SİLAHTAN 108 KURŞUN SIKILMIŞ
Diyarbakır’da, 28 Kasım 2015 tarihinde Baro
Başkanı Tahir Elçi’nin ve 2 polisin yaşamını yitirdiği çatışmada, 28 ayrı silahtan 108 kurşun
sıkıldığı tespit edildi.
Diyarbakır’ın Sur ilçesinde bulunan tarihi
Dört Ayaklı Minare’de 2 polisin yaşamını yitirdiği Tahir Elçi’nin de başından vurularak hayatını kaybettiği çatışma ile ilgili soruşturma devam ederken, toplanan 43 delilin incelenmesi
tamamlandı. Yapılan incelemelerde 108 boş kovanın 28 ayrı silahtan sıkıldığı belirlendi. İncelemelerde, Tahir Elçi’nin vurulduğu sokakta
bulunan boş kovanlardan 4’ünün şüphelilerden
PKK’li Uğur Yakışır’ın kaçarken olay yerine
fırlattığı Glock marka silahtan atıldığı tespit
edildi. Raporda, Tahir Elçi’nin vurulduğu sokakta bulunan kovanlardan 2’sinin polis memurları Ahmet Çiftaslan ve Cengiz Erdur’un
şehit edildiği yerde ele geçirilen 3 adet boş kovanla aynı silahtan atıldığının tespit edildiği
belirtildi.
Kriminal incelemede 2 polisin hayatını kaybettiği noktada alınan 12 boş kovandan 2’sinin
olay yerindeki Glock marka silahtan atıldığı
belirlendi. Raporda polis memuru Cengiz Erdur’un vücudundan çıkan mermi çekirdeği
gömlek parçası ve ticari taksiye isabet eden
mermi çekirdeğinin de Uğur Yakışır’ın elinde
bulunan Glock marka silahtan çıktığının tespit
edildiği kaydedildi.(İHA)
Okullar bugün de tatil
Haber: Özcan YILDIZ
Diyarbakır
Valiliği, yaşanan olumsuz hava şartları nedeniyle bugün okulların tatil edildiğini duyurdu. Buna göre 4 merkez ilçe
ile Çınar, Çüngüş, Dicle, Hani ve Lice ilçelerinde tüm eğitim kurumlarında eğitim ve öğretime bugün ara verildiği açıklandı.
Konuyla ilgili Diyarbakır Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, “İlimiz Diyarbakır’da
devam eden olumsuz hava şartları ve kar yağışı nedeniyle, 4 merkez ilçede (Yenişehir, Sur,
Kayapınar, Bağlar) ve diğer ilçelerden; Çınar,
Çüngüş, Dicle, Hani ve Lice’de 06.01.2016 Çarşamba günü tüm eğitim kurumlarında (resmi
ve özel) eğitim-öğretime 1 gün süreyle ara verilmiştir. Ayrıca, engelli ve hamile çalışanlar
da anılan tarihte idari izinli sayılacaklardır. Geriye kalan diğer ilçelerin durumu ilerleyen saatlerde değerlendirilecek ve gerekli duyurular
yapılacaktır” denildi.
karatekin: bin ton tuZlama yapıldı
Haber: Dilek SEZER
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, geçen hafta perşembe gününden bu yana
etkisini sürdüren kar yağışı ve buzlanmaya karşı ana arterlerde ve kırsal ilçelerde tuzlama
ve kar küreme çalışmalarını sürdürüyor. Bin ton
tuzlama yapıldığını bildiren Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zülküf Karatekin, zincir takmayan, kar lastiği kullanmayan sürücüleri trafiğe
çıkmamaya, vatandaşları da olası kazalara karşı
dikkatli olmaya çağırdı.
Diyarbakır’da geçen hafta perşembe gününden bu yana etkisini sürdüren kar yağışına karşı
teyakkuza geçen Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleriyle koordineli bir şekilde,kar yağışına
ve buzlanmaya karşı çalışmalarını sürdürüyor.
Büyükşehir Belediyesi Yol Yapım Bakım ve
Altyapı Koordinasyon Daire Başkanlığı, 17 ilçede
ve kent merkezinin ana arterlerinde yürüttüğü
karla mücadele çalışmalarını devam ettiriyor.
Ana arterlerde kar temizleme ve tuzlama çalışmasını 10 ekiple sürekli yaparak trafiği açık tutmaya çalışan yol ekipleri, 5 tuzlama, 2 küreme ve
3 greyder ile çalışmalarını gece gündüz sürdürüyor.
İlçe merkezleri ve grup köy yollarında ilçe belediyeleriyle koordineli bir şekilde çalışmasını
sürdüren ekipler, yoğun kar yağışı nedeniyle bugün itibariyle bazı köy yollarının kapandığını, yol
açma çalışmasının ardından devam eden kar yağışı nedeniyle yolların yeniden karla kapandığını
bildiriyor. Ekipler, vatandaşların mağdur olmaması için tüm imkanların seferber edildiğini, çalışmaların 24 saattir aralıksız sürdüğünü kaydediyor.
Karla mücadele çalışmaları hakkında bilgi veren Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Zülküf Karatekin, Büyükşehir Belediyesi ve ilçe belediyelerinin yaklaşık 700 personel ve 100 araçla
çalışmalarını devam ettirdiğini, son 24 saatte oluşabilecek buzlanmaya karşı bin ton tuzlama yapıldığını kaydetti. Karatekin, “Bizler vatandaşların
mağduriyetini gidermek ve olası sıkıntıları önlemek için çalışmalarımızı daha da sürdüreceğiz ve
hiçbir aksamaya mahal vermeyeceğiz.” dedi.
Kış lastiği olmayan ya da zincir takmayan sürücülere trafiğe çıkmama çağrısında bulunan Karatekin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kurum olarak,
ilçe belediyeleri ile teyakkuza geçerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Gerek tuzlama olsun gerek
yolların açılması olsun gerekse kaldırımlarda yayaların yürümelerini kolaylaştırmak açısından
bir bütün olarak çalışmalarımız devam ediyor. ”
sorun halinde alo 153’ü arayın
Vatandaşları sorun halinde Alo 153’ü aramaya
çağıran Karatekin, kentte hiçbir ana arterde sıkıntı olmadığını ifade etti.
karayollarına ait yollarda
destek amaçlı tuZlama yapılıyor
Ekipler, Silvan yolu, Elazığ yolu, Mardin yolu
ve Urfa yolunun Karayollarının hizmet alanında
Karayolları yükümlülüğünde olan Silvan yolu,
Elazığ yolu, Mardin yolu, Urfa yolunda sıkıntıların yaşandığına dikkat çeken Karatekin, Büyükşehir Belediyesi yol ekiplerinin, hizmet alanlarında olmamasına rağmen, vatandaşların sıkıntı yaşamaması için söz konusu yollarda da tuzlama
yaptığını sözlerine ekledi.
de denetleyen ve ilgililerden bilgi alan Eş Başkan Kışanak’a, çevredeki esnaf ve yurttaşlar büyük ilgi gösterdi. Vatandaşlarla sohbet eden Kı-
şanak, karla mücadele çalışmalarında emek veren belediye çalışanlarına Diyarbakır halkı adına teşekkür etti.
Zincir takma çağrısı ve
giZli buZlanmaya dikkat
Eş Başkanlar
karla mücadele
çalışmalarını denetledi
Haber: Aziz FİDANCI
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş
Başkanı Gültan Kışanak, kentte etkili
olan kar yağışına karşı ekiplerin yürüttüğü çalışmaları yerinde denetledi, ilgililerden bilgi aldı,
karla mücadele eden belediye çalışanlarına Diyarbakır halkı adına teşekkür etti.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Gültan Kışanak, Diyarbakır’da geçtiğimiz
perşembe gününden bu yana etkili olan kar yağışı ve buzlanmaya karşı yürütülen karla mücadele çalışmalarını denetledi.
Huzurevleri Dr. Sıtkı Göral Caddesi ve Bağlar Turgut Özal Bulvarı’ndaki çalışmaları yerin-
4
6 Ocak 2016 Çarşamba
Güncel
Tigris
www.tigrishaber.com
Partililerin kartopu atması üzerine polis havaya ateş açtı
Diken’li Yol
DBP’ye polis baskını:2 gözaltı
Haber: İlyas AKENGİN
Demokratik Bölgeler Partisi(DBP) İl başkanlığına
yapılan polis baskınında 2
kişi gözaltına alındı. Baskını protesto eden partililerin polislere kartopu
atması üzerine güvenlik güçleri havaya ateş açtı. Baskınla ilgili Diyarbakır Valiliği bir açıklama yaparak,
göz altına alınan iki kişinin örgüt
propagandası yapmak suçlamasıyla
haklarında işlem bulunduğunu açıkladı.
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla Terörle Mücadele ekipleri, Demokratik Bölgeler
Partisi(DBP) Diyarbakır Bağlar ilçesinde bulunan il teşkilatının etrafını zırhlı araçla çembere aldı. Parti
binasında yaklaşık 1 saat arama yapan polis, hakkında tutuklama kararı bulunan Parti Meclis üyesi Zeynep Altınkaynak ile yoklama kaçağı
bulunan Şakir Karataş’ı gözaltına
aldı.
Polisler parti binasında ayrıldığı
sırada, gözaltıları ve baskını protesto eden partililer kartopu attı. Bunun üzerine güvenlik güçleri uzun
namlulu silahlarla havaya ateş açması üzerine kısa süreli gerginlik
yaşandı.
HDP milletvekilleri Sibel Yiğitalp, Ziya Pir ve Nursel Aydoğan ile
Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı
Gültan Kışanak, parti binasına gelip
bilgi aldı.
Polisin baskınını hukuku dışı olduğunu öne süren DBP Eş Genel
Başkanı Kamuran Yüksek,”Polis şikayet üzerine parti binamızı basıyor.
Biz ve halkımızda AKP’den şikayet-
çiyiz, parti binaları 500 metre ötemizde buyurun gidin AKP’yi basa
biliyormusunuz?”şeklinde tepki gösterdi.
VALİLİK AçIKLAMA YAPTI
Baskınla ilgili Diyarbakır Valiliği
ise yazılı bir açıklama yaptı. Valilik,
“Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne 23.12.2015
günü ve 03.01.2016 günü yakınları
tarafından yapılan iki ayrı başvuru
ile çocuklarının terör örgütüne katılmak amacıyla Demokratik Bölgeler
Partisi (DBP) Diyarbakır İl Başkanlığı binasında zorla tutulduklarına
ilişkin müracaatta bulunmuştur. Yapılan başvurular üzerine kayıp şahısların bulunabilmesi ve varsa bu
konuda , suç unsuru malzeme ve
delillere ulaşılabilmesi amacıyla Diyarbakır 3.Sulh Ceza Hakimliği’nin
ilimiz Bağlar İlçesi Selahattin Eyyubi Mahallesi’nde faaliyet yürüten
DBP İl binasında arama, el koyma
ve inceleme kararı verilmiştir. Alınan karar üzerine belirtilen adreste
05.01.2016 günü saat:14.00 sıralarında ilgili birimler ile koordineli bir
şekilde usulüne uygun olarak arama
yapılmış, yapılan aramada kayıp şahıslar bulunamamış ancak binada
bulunan şahısların yapılan UYAP
sorgulamasında “terör örgütü propagandası yapmak” suçundan aranan bir şahıs adli tahkikat yapılması
amacıyla gözaltına alınmıştır. Ayrıca
asker yoklama kaçağı olarak aranan
bir şahıs ise yakalanmış ve gerekli
tebligat işlemlerinden sonra serbest
bırakılmıştır. Kayıp şahısların bulunmasına yönelik çalışmalara devam edilmektedir” denildi.
Aleviler, yasak ve çatışmaların
son bulması için açlık grevinde
Haber: Ali Abbas YILMAZ
Alevi Bektaşi Federasyonu ve birçok Alevi kurumunun, “Savaşlara hayır
çocuklar ölmesin” şiarıyla 29 Aralık’ta üç günlük olarak başlattıkları açlık grevleri, süresiz dönüşümlü olarak sürerken, bölgedeki Alevi kurumları da dün eş zamanlı
olarak yaptıkları bir günlük açlık
greviyle destek oldular.
Bölgede süren operasyonlara,
uygulanan yasaklara ve çatışmalarda yaşanan sivil can kayıplarına
karşı, ABF, PSAKD ve diğer Alevi
kurumlarının ortak bir şekilde
yaptıkları açlık grevi, bölgedeki
Alevi kurumlarının bir günlük eş
zamanlı destek açlık grevleriyle
sürüyor. Pir Sultan Abdal Kültür
Dernekleri Diyarbakır Şubesi başta olmak üzere, Antep, Adıyaman,
Malatya, Elazığ, Dersim, Erzincan
ve Varto şubelerinde bir günlük eş
zamanlı açlık grevleri dün yapıldı.
Diyarbakır, Pir Sultan Abdal
Kültür Derneğinde yapılan bir
günlük destek açlık grevinde konuşan, Pir Sultan Abdal Kültür
Dernekleri Diyarbakır Şubesi Eş
Başkanı Cafer Koluman, “Bugün
bu topraklarda, Türk İslam sentezli tekçi bir anlayışla, diğer halklar,
kültürler yok sayılıyor, ötekileştiriliyor. Tarih tabii ki birçok şeye tanıktır. Kerbela’da olduğu gibi, katliama olduğu kadar bir direnişe de
tanıktır.
Baskının
olduğu
her
yerde
bir direniş
kültürü de
mutlaka
Nurşen AKBAL
var olacaktır. Baskılarla halkların
inançlarının, varlıklarının yok
edilemeyeceğine tanıktır tarih.
Bugün bölgede olağanüstü halden
çok daha kötü uygulamalarla karşı
karşıyayız. O dönemi yaşayan bir
bölge insanı olarak söylüyorum. O
dönemlerde yurttaşların normal
yaşamı, esnafın ekonomik hayatı
yine bir şekilde devam edebiliyordu ama bugün geldiğimiz noktada
kent yaşamı durmuş halde. Daha
dün Sur bölgesindeydik ve yurttaşların yaşadıklarını bire bir gözleme imkânımız oldu. Yurttaşlar
adeta bir travma yaşıyor, herkeste
büyük bir tedirginlik ve kaygı hali
egemen. Bir kaç gün önce, Türkiye
genelinde Alevi kadın hareketleri
Sur’da bir buluşma gerçekleştirdi.
Bölgede yaşayan kadınların sesine
ses katmak, bölge kadınlarının çığlığına ortak olmak için Cem evimizde bir buluşma gerçekleşti. Sur
içi İskender paşa mahallesinde
lokmalar paylaşıldı, semahlar dönüldü. Alevi kadınları Sur’da semaha durduğu sırada bu bölgede
bir patlama gerçekleşti ve bir kadın yaşamını yitirdi” diye konuştu.
“OPERASYONLAR DURSUN, YASAKLAR
KALKSIN, MASAYA DÖNÜLSÜN”
Biz öz olarak şu an açlık grevlerinde olan Alevi kurumları olarak,
çatışmaların, savaşın, operasyonun derhal son bulmasını istiyoruz. Kürt halkının kimliğinin, statüsünün tanınmasını ve ortak
vatan altında yaşayan tüm
kültürlerin inançların kendilerini özgürce ifade edecekleri koşulların oluşturulmasını
ve bütün bu hakların anayasal
güvenceye kavuşturulmasını
istiyoruz. Bir an önce operasyonlar durmalı, sokağa çıkma
yasakları kaldırılmalı ve diyalog masasına dönülerek, so-
runların demokratik müzakereler
yoluyla barışçıl bir çözümü sağlanmalıdır. “
Daha sonra konuşan ABF’nin
Genel Başkanı Baki Düzgün,
“Kendi kurumlarımızdan ve gerekse diğer sivil toplum örgütleri
ve kamuoyundan gelen talep üzerine bizler federasyon ve bileşenlerimizle birlikte bu süreci dönüşümlü olarak uzatma kararı aldık”
şeklinde konuştu.
“ZALİMİN KARŞISINDA
MAZLUMUN YANINDAYI”
Açlık grevi eylemlerine yeni
katılımların olduğunu ve yaşadıkları her yerde açlık grevlerini yaygınlaştıracaklarını belirten Düzgün, “ İnanç mücadelemiz boyunca her daim zalimin karşısında,
mazlumun yayında olduk. Yürüdüğümüz bu yoldan asla dönmeyeceğimizi bir kez daha belirtip, Kerbela’da zalimlerin karşısında dimdik duran Hz. Hüseyin’in inancı
ile açlık grevimizin amacına ulaşacağına inanıyoruz” dedi. Bölge illerinin Kerbela’ya çevrildiği ve
halkın göçe, açlığa, sefalete ve ölüme mahkûm edildiğini ifade eden
Düzgün, “Bizler bin yılı aşkın bir
süredir yaşadığımız bu topraklarda kardeşlikten, demokrasiden, eşitlik ve özgürlükten, karanlığın karşısında aydınlık bir
yaşamı sürdürme inancımızdan
bir an olsun vazgeçmedik vazgeçmeyeceğiz” dedi.
ğini söylemeyen bizden değildir’
inancıyla yanı başımızdaki katliama sessiz kalamayız, kalmayacağız. Ve biliyoruz ki, bu savaşı durduracak olan yine bizlerin ortak
mücadelesidir. Kardeşliğimizin ve
ortak yaşamımızın yegâne temeli
budur. Bizler Kürt illerinde kardeşliğimizin en temel haklan olan
eğitim, sağlık, barınma ve yaşam
haklarının ellerinden alınmasını,
orada bulunan ibadethanelerin,
tarihi mekânların, mezarlıkların
tahribini kabul etmiyoruz. Ateşe
dahi su atıp söndürmeyen inancımızın hassasiyetiyle, yanı başımızda dillerin, kültürlerin, farklı
inançların ve tabi ki
insanların yok
edilmesine
izin vermeyeceğiz”
şeklinde konuştu.
“KATLİAMA SESSİZ KALAMAYIZ”
“Savaşlara Hayır Çocuklar Ölmesin!” şiarıyla başlattıkları 3 günlük açlık grevi
eylemlerini, süresiz dönüşümlü olarak sürdürme kararlılıklarının altını çizen
Düzgün, “ ‘Gördüğünü görmedim diyen, doğru bildi-
>>
Cafer KOLUMAN
[email protected]
Şeyhmus
DİKEN
“Seçilmişime
Dokunma” Fantezisi!
Yasaları ve demokrasi’si “ısmarlama”
ve “ithal ikameci” olan ülkelerde
kurumlar, hatta üzerine titrenilen
kimi kurumlar da ister istemez
kerameti kendinden menkul haleti
ruhiyeye bürünüyor bir süre
sonra!
Bunlardan en garip ve tuhaf olanı
Türkiye Büyük Millet Meclisi!
Bir kez meclis üyeliği libasını giyip,
vekil kimliği ve rozeti takılınca
ilânihaye o kimlik, kişilik rüştünün
büyük ölçüde önüne tırmanıyor.
Defalarca tanığı oldum. Eski bir
vekille tesadüfen havaalanında
karşılaşınca “mecburen” ya da
“nezaketen” uçaktan birlikte
inerken nasıl VİP bölümünden
çıkış yapma ısrarının ayrıcalığının
ağırlığını hissettirdiğini hissettim.
Ve tabi Ankara koltuğuna bir kez
sahip olunduktan sonra,
Ankara’nın her defasında
dayanılmaz cazibesinin artık
seçildiği ilin ikincil hâle
evrilmesini de. Sanmayın ki tekil
örnekten yola çıkarak genelleme
yapıyorum. Çok sayıda farklı
yaşanmışlıklardır değinime konu
olan.
Hem yine sanmayın ki bu tespitim
iktidar partisinden olup da
iktidarın “nimetlerinden”
yararlanmak için “veli nimet”e
sırnaşmak eksenlidir. Değil
vallahi! Ailelerine dahi nüfuz eden
bir ayrıcalığın ferdi olmaklığına
defalarca tanık oldum. Vekillerin
siyasal mevzilenişlerinden de
azadedir bu belirlemem.
Bu sebeple TBMM üyesi vekillerin
böylesine “yasal” dokunulmazlık
zırhına bürünmesi hayli zamandır
beni oldum olası rahatsız eder.
Hepsi bir tarafa bir tek istisnasına
inanırım vekil dokunulmazlığı
meselesinin. Kürsü dokunulmazlığı
dediğimiz mesele. Vekil olan
meclis kürsüsü ve çatısı altında
siyaseti nedeniyle yaptığı siyasi
faaliyetler ve sözleri üzerinden
vekillik yaptığı sürece dokunulmaz
olmalı. Ötesi hak da değildir,
hakkaniyet de…
Ona seçene dokunulduğu, hem de en
acımasızca bütün hak ve
hürriyetlerden yoksun bırakılarak
dokunulduğu bir ortamda
“seçilmişime dokunma”
ayrılacılığını istemek, dilemek,
talep etmek en hafifinden
fantezidir.
Size seçmen olarak tanınmayan
“dokunma” hakkı, seçtiğinize
neden “hak” olarak gündelik
hayatta, çarşıda, sokakta tanınsın
ki!
Hani sıkça görüyoruz ya!
Ben vekilim evimi arayamazsınız, ben
vekilim bana ehliyet ruhsat
soramazsınız, ben vekilim
istediğim yere girerim bana yasak
koyamazsınız!
Valla ne diyeyim. Bunlar ikibin
onbeşi geride bıraktığımız yıl
içinde ve dahi öncesinde hayli
uçuk dillendirmeler oldu Kürt
coğrafyasında.
Üstelik ne vekili, bakanı bile
dinlemedi “ben emir kuluyum”
diyen asker ve polisler…
Madem emir yüksek yerden, seçene
de seçilene de en âlâsından
dokunmak mübah. O halde
dokunulsun, vekiline de…
Dokunulsun… Dokunulsun ki dünya
âlem kime, nerde, nasıl, ne şekilde
dokunuluyor görsün…
Ben demiri tersine büküyorum...
Bütün vekillere dokunun, tıpkı onları
seçenlere dokunduğunuz gibi. Ama
bir gün size de dokunmanın yasal
bir yaptırım olacağını bilerek…
Ne zamanki ülkenin dağına taşına
“Vatan sağ olsun” yazısının yanına
“vatandaş da, yurttaş da sağ olsun”
yazısı yazılıncaya kadar…
Tigris
Toplum-Yaşam
>>
www.tigrishaber.com
6 Ocak 2016 Çarşamba
Tabipler Odası başkanı CenGiZ Günay:
5
“Sivil bölgelere de
ambulanS gitmeli”
"HEYETLER HALİNDE YASAKLI
MAHALLELERE GİRMEK İSTİYORUZ"
Sokağa çıkma yasakları yeni değil. Özellikle de daha önce Cizre'de, Silopi'de, Silvan'da sokağa çıkma yasakları oldu. O günlerde 11, 12. günlerde olan sokağa çıkma yasaklarının dünyada benzerinin olmadığından
bahsediyorduk. Ama bugün Sur'daki sokağa
çıkma yasağı 34. gününde ve ne kadar süreceği de belirsiz durumda. Bizler sağlık çalışanları olarak, yasağın sürdüğü bölgelere girerek, yurttaşların sağlık sorunlarına müdahale etme talebimizi, yasakların başladığı ilk
günlerden bu yana devlet yetkililerine ilettik.
Ama hala da ha bu konuda olumlu bir yanıt
alabilmiş değiliz. Bizler sağlık çalışanları olarak, halkın yaşadığı sorunları yerinde tespit
edebilmek için yasaklı olan Sur'a giriş talebimizi yinelemeye devam edeceğiz. Sivil halkın, sağlık, beslenme, barınma hakları konusunda yapacağımız tespitlerin ve bunlara yönelik geliştirebileceğimiz çözüm önerilerinin,
temel insan hakları açısından yaşamsal olduğunu savunuyoruz. Yasaklı olan Sur ilçesinde
ilk günden beri neler yaşandığını bilmiyoruz.
İçeride siviller mi öldürülüyor, orada bir katliam mı var bilmiyoruz. Heyetler halinde
Sur'a girip orada yaşananları yerinde tespit
edebime taleplerimizin Valilik, Kaymakamlık
ve kolluk güçleri tarafından ısrarla
reddedildi.
el HAber
Öz
Al
iA
AZ
Sokağa çıkma yasakları nedeniyle sağlık
hakları engellenen yurttaşların yaşadıkları
hak ihlallerinin altını çizen, Diyarbakır Tabip
Odası Genel Sekreteri Cengiz Günay, "Şu an
sokağa çıkma yasağının olduğu mahallelere
ambulanslar giremiyor. Sur Dörtyol'da iki
ambulans bekletiliyor ve o iki ambulans da
oradaki güvenlik personeline hizmet veriyor.
Sokağa çıkma yasağının olduğu yerlere ambulansların gidip yaralıları alması mümkün
olmuyor. Hasta ve yaralıların kendi imkanları ile güvenlik bölgesine ulaşabilmesi halinde
ancak onlara sağlık hizmeti verilebiliyor. Sivil halk beyaz bayraklarla güvenlik bölgelerine hasta ve yaralılarını taşımak suretiyle ancak sağlık haklarından yaralanabiliyorlar. Sivil halkın, hastalarını battaniye içinde, kucaklarında, sırtlarında taşımaları bir utanç
kaynağıdır" şeklinde konuştu.
Tigris Haber Gazetesi olarak, sokağa çıkma yasağının 35. gününe girdiği Diyarbakır'ın Suriçi ilçesinde yaşayan yurttaşların
sağlık hizmetlerinden yararlanıp yararlanamadıklarını , Diyarbakır Tabip Odası Genel
Sekreteri Cengiz Günay'a sorduk.
bb as YILM
CENGİZ GüNay
Hakları Derneğinde açlık grevindeler.Bizler
sağlıkçılar olarak, İnsan Hakları Derneği yetkilileriyle o cenazeleri alabileceğimizi Vali
Bey'e ilettik. Ama Vali Bey, 'güvenlik bölgesinde böyle bir cenaze yok. Cenaze varsa da
diğer bölgededir' şeklinde bir cevap verdi.
Biz sağlık emekçileri olarak söz konusu cenazelerin alınması noktasında bir sorumluluk
almaya hazırız.
"SİVİLLERİN SAĞLIK HAKKINI
İHLALEDEN KAMU GÖREVLİLERİ
SUÇ İŞLİYOR"
Bugüne kadar sokağa çıkma yasaklarının
olduğu her yerleşim alanında yurttaşların temel insani hakları olan, yaşam, barınma,
gıda, sağlık, eğitim, iletişim hakları ihlal edilmiş durumda. Bugün Surdaki sokağa çıkma
yasağı 34. gününde ve biz sağlık çalışanları
olarak 12 gündür nöbetteyiz. Temel amacımız
uluslararası alanda var olan sözleşmelerden,
başta Cenevre Sözleşmesi olmak üzere, insanların yaşam hakkı çerçevesinde yasaklı
bölgelere girerek durumu yerinde incelemek
istiyoruz. Sivil yaralı, can kayıpları var mıdır ? Can kayıpları varsa cenazeleri dışarı çıkarabilmek için Valilik nezdinde girişimlere
bulunduk ama maalesef, 'Güvenlik gerekçesiyle' olumlu bir yanıt alamadık. Fakat bizler
sağlık çalışanları olarak, hazırladığımız çantalarla Sur'a girebilme talebimizi yinelemeye
devam edeceğiz. Sur'a girmemize izin vermeyen kamu görevlileri suç işlemektedirler. Cenevre sözleşmesini ihlal ediliyorlar. Bizim
sağlık çalışanları olarak yasaklı da olsa o bölgelere girip halka sağlık hizmeti vermemiz
gerekiyor.
"AMBULANSLAR YASAKLI
MAHALLELERE GİREMİYOR"
Bize, kamu görevlileri tarafından söylenen şudur: '112 Ambulansları var, biz onlarla
müdahale ediyoruz.' Bizler 112'de görevli arkadaşlarla da görüşüyoruz. Ambulanslar güvenlik kordonu altında bir noktada konuşlandırılmış, sivil yurttaşların bulunduğu yerlere
ambulansların gitmesine izin verilmiyor. Şu
an sokağa çıkma yasağının olduğu mahallelere ambulanslar giremiyor. Şu an Sur Dörtyol'da iki ambulans bekletiliyor ve o iki ambulans da oradaki güvenlik personeline hizmet veriyor. Sokağa çıkma yasağının olduğu
yerlere ambulansların gidip yaralıları alması mümkün olmuyor. Hasta ve yaralıların
kendi imkanları ile güvenlik bölgesine ulaşabilmesi halinde ancak onlara sağlık hizmeti
verilebiliyor. Sivil halk beyaz bayraklarla güvenlik bölgelerine hasta ve yaralılarını taşımak suretiyle ancak sağlık haklarından yara-
lanabiliyorlar.Sivil halkın, hastalarını battaniye içinde, kucaklarında, sırtlarında taşımaları bir utanç kaynağıdır. Kendileriyle görüştüğümüz kamu görevlilerinin, Valilerin, Kaymakamların bizlere söylediği şudur: 'Yaralılarını hastalarını bize ulaştırsınlar. Biz bir
koridor açacağız bunun için, güvenli bölgeye
yaralılarını ulaştırsınlar ve biz oradan alıp
hastanelere götüreceğiz.'Şimdi, elektriğin olmadığı, patlamalardan dolayı suyun olmadığı, telefonun olmadığı bir yerde insanların
güvenli bölgelere ulaşımı ciddi bir sıkıntı alanıdır. Yasak bölgelerinde yaşayan sivil halk ,
hasta ve yaralılarını güvenli bölgeye taşıyabilmek için her şeyi göze almak zorunda kalıyorlar. Çünkü insanlar kafalarını çıkarttıkları
anda keskin nişancılar tarafından vurulma
korkusu yaşıyorlar. Bu bir iddia değil, raporlarımızda, sivil halkın söylediği bir
cümledir.'Biz kafamızı çıkartamıyoruz, keskin nişancılar vuracak diye korkuyoruz.'Sivil
halk kendi imkanlarıyla iyileştiremedikleri
ve yaşam tehlikesi olan hastalarını, ölümü
göze alarak, beyaz bayraklarla güvenli bölgelere taşımaya çalışıyorlar. Sur'da Abdulaziz
Taluk adlı bir yurttaş kalp krizi geçiriyor, yasak nedeniyle ambulanslar giremediği ve
kendi imkanlarıyla da hastayı yakınları taşıyamadıkları için hasta yaşamını kaybediyor.
"ANALARIMIZ ÖLMESİN DİYE
BAĞIRIYORDUK, BUGÜN
ANALARIMIZ ÖLÜYOR"
Bugün yasaklı mahallelerde, diyaliz hastaları var, kronik hastalar var, ateşli çocuklar,
havale geçiren çocuklar var, gebe kadınlar
var takiplerini yapamıyorlar ve kendi imkanlarıyla gebeliklerini sonlandırmak zorunda
kalıyorlar. Böyle bir ortamda var olan sağlık
sorunlarını giderebilmek için bizim sağlık çalışanları olarak o bölgelere gitmemiz kadar
doğal ne olabilir ki. Yasaklı bölgelerde yaşayan tüm insanların, uluslararası sözleşmelerle de güvence altına alınan hakları kapsamında biz sağlık çalışanlarının o bölgelere girişimize izin verilmelidir. Biliyorsunuz bir annemizin cenazesi bir hafta yerde kaldı. Daha
öne bağırıyorduk 'analarımız ağlamasın' diye
bugün analarımız ölüyor.Bugün Sur'da üç cenaze var ve aileler üç dört gündür, İnsan
"BÖLGE YANGIN YERİ"
12 gündür burada bir nöbet eylemi gerçekleştiriyoruz. Nöbet eylemlerimiz beyaz forumlar şeklinde devam ediyor.Maalesef şu an
bu nöbet eylemini bu kış gününde açık alanda yapmak zorunda kaldık. Biz daha öncesinde beyaz yürüyüşlerle Sur'a kadar gidip tepkilerimizi dile getirdik. Kamu görevlilerinden aldığımız izinle bir çadır kurmuştuk ve
izinli olmasına rağmen, İl Özel İdareler Kanunu ile 'güvenlik gerekçesi' adı altında çadırımız, devasa bir güvenlik gücü ile apar topar kaldırılmak istendi. Bizler de kendi meslek gruplarımızla karşı karşıya kalmamak
adına çadırımızı kaldırmak zorunda kaldık.
Şu anda Büyük şehir belediyesi önünde beyaz forumlar şeklinde nöbetimizi gerçekleştiriyoruz. Burada herkesin fikri alınıyor, verimli tartışmalar yapılıyor, sağlıkçıların önerileri alınarak bir sonraki günün organizasyonu yapılıyor. Biz tabip odaları olarak, ayaktayız çünkü bölge yangın yeri. Ama Türkiye'nin dört bir yanındaki hekim arkadaşlara
da çağrımız şu ki, bu sesleri dutun, burada
insanların yaşam hakkı ihlal ediliyor. Çocuklar anne karnında öldürülüyor. Bu savaşın
durması adına tüm ülkedeki arkadaşların
buradaki eylemlerimize verdikleri destekleri
büyütmelerini istiyoruz.
"YASAKLAR KALKMALI,
MASAYA DÖNÜLMELİ"
Biz tabii ki bu savaşın bitmesini, sokağa
çıkma yasaklarının kalkmasını istiyoruz. Artık durum,insanların perişan olduğu bir hal
almaya başladı ve göçler başladı. Daha iki
gün önce, bir top mermisi bir ailenin kahvaltı sofrasının ortasına düştü ve Melek Alpaydın isimli 38 yaşındaki, üç çocuk annesi kadın kafası koparak feci bir şekilde can verdi.
Bugün yasaklı bölgelerdeki sivil vatandaşların yaşam hakkı ihlal edilmektedir ve vatandaşlar merdiven altlarında, banyolarda dahi
güvende değiller. Devlet bu politikaları
90'larda da denedi ama bir sonuç alamadı,
bugün de alamayacaktır. Biz sağlıkçılar olarak, sokağa çıkma yasakları bir an önce kaldırılmalı ve masaya dönülmeli, diyalog ve
müzakere yoluyla sorunların çözümünde ısrarcı olunmalıdır düşüncesindeyiz.
6
6 Ocak 2016 Çarşamba
Politika
Tigris
www.tigrishaber.com
>>
Akar’dan Sağlık-Sen’e ziyaret
Haber: Özcan YILDIZ
Adalet ve Kalkınma Partisi(Ak Parti) Diyarbakır il Başkanı Muhammed Dara Akar, İl Başkan yardımcıları ve yönetim Kurulu üyeleri, Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Sağlık-Sen)
Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlunu ziyaret ederek sağlık çalışanlarının sorunları hakkında karşılıklı görüş alışverişinde
bulunuldu.
Ziyarette Konuşan AK Parti Diyarbakır İl
Başkanı Muhammed Dara Akar, sağlıkta devrim niteliğinde büyük bir dönüşüme imza
atan AK Partinin mensubu olarak, sağlık çalışanları için ne gerekiyorsa yapacaklarını belirterek, AK Partinin 13 Yıllık Siyasi Geçmişinde sağlıkta, çığır açtıklarını söyledi. Akar,
“Ak Parti iktidarında sağlıkta yaşanan devrim ve gelinen noktada değerli sağlık çalışanlarımızın emeği ve alın teriyle olduğunu bundan geriye gidişe asla izin vermeyeceğiz. Sivil toplum kuruluşlarıyla istişareye açık bir
Partiyiz. Yaşanan sorunlarla ilgili kapımız
her zaman açıktır. Sağlık çalışanlarının savaş
ortamında veya buna benzer birçok ortamda
asla görevlerini yarıda bırakmamalıdır. Sağlık-Sen’in Türkiye’de ve Diyarbakır’daki çalışmalarını takip ediyoruz” dedi.
Sağlık çalışanlarına yönelik yapılan saldırılar kabul edilemez
Son Zamanlarda sağlık çalışanlarına yönelik yapılan saldırlar ve şiddetin kabul edilemeyeceğini ifade eden Akar,“ sağlık çalışanlarına yönelik şiddet uygulamaları çok çirkin
olaylar. Bunları bizlerde şiddetli kınıyoruz.
Bunların önlenmesi ve acil tedbirlerin alınması içinde hükümetimiz gerekli çalışmaları
yapıyor.AK Parti olarak, insan merkezli anlayışımızla, fiziken ve ruhen sağlıklı nesillerin
yetişmesini sağlamak amacıyla Sivil Toplum
Kuruluşlarımızla gerçekleştirdiğimiz istişareli çalışmalarımız önümüzdeki süreçte de
hız kesmeden devam edecektir. Çünkü Sağlıklı nesillerin yetiştirilmesini, aynı zamanda
kalkınmada beşeri sermayenin oluşumu için
de bir gereklilik olarak görüyoruz” Diye konuştu.
Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren ve Akara teşekkür eden Sağlık-Sen Diyarbakır Şube Başkanı Nurhak Ensarioğlu
ise; Vatandaşın en çok ihtiyaç duyduğu hayalini kurduğu sağlıkta hizmet kalitesine ulaştıklarını belirterek, sağlık personelinin görevini yaparken din, dil, ırk ve mezhep ayrımı
yapmaksızın vatandaşlara daha iyi hizmet
sunmak için çalıştığını söyledi.
Başbakan
Ahmet
DAvutoğlu
Başbakan Davutoğlu
açıkladı: Cuma namazı için
'mesai düzenlemesi' geliyor
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, "Cuma günleri ile öğle
tatilinin ibadet hürriyetini engellemeyecek şekilde kullanılabilmesi için Başbakanlık genelgesi
taslağı hazırlandığını" söyledi.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, AKP grup toplantısında yaptığı konuşmada, cuma namazı için
bir mesai düzenlemesi konusunda taslak hazırlandığını açıkladı. Davutoğlu şu ifadeleri kullandı: "Cuma günleri mesai saatinin ibadet özgürlüğümüzü etkilemeyecek şekilde düzenlenmesi için
taslak hazırladık. Bundan sonra Cuma namazına
gitmek isteyen huzur içinde gidebilecek, mesaiden bir eksilme olmayacak.”
Kamuda mesai saatine cuma namazı düzenlemesi geliyor. Konuyla ilgili açıklamayı Başbakan
Ahmet Davutoğlu yaptı. Partisinin TBMM grup
toplantısında konuşan Davutoğlu, "Cuma günleri
ile öğle tatilinin ibadet hürriyetini engellemeyecek şekilde kullanılabilmesi için Başbakanlık genelgesi taslağı hazırladık" dedi. Davutoğlu, "Bu
hepimizin karşı karşıya kaldığı bir güçlüktü. Bundan sonra herkes huzur içinde cuma namazına gidecek. Gitmek isteyen gidecek istemeyen gitmeyecek. Mesaiden bir kayıp yaşanmayacak. Allah
hayırlı mübarek etsin" diye konuştu.
'EN DOĞRU SİSTEM BAŞKANLIK'
Konuşmasında başkanlık sistemi tartışmalarına da değinen Başbakan, "Kimse bize parlamenter sistemin mükemmel işlediği iddiasında bulunamaz" ifadesini kullandı.
"140 yıldır Türkiye'de parlamenter sistem var,
devam ettirelim diyenler bu sistemin dokusunu
bilmiyorlardır. Milli Şef döneminde parlamenter
sistemden söz edilebilir mi?" değerlendirmesinde
bulunan Davutoğlu, şöyle devam etti:
"Biz cari parlamenter sistemin ürettiği sorunları göz önünde bulundurarak Türkiye için en
doğru sistemin başkanlık sistemi olduğunu düşünüyoruz. Muhalefetse başkanlık sistemini tartışmadan en baştan reddediyor. Başkanlık sistemini
neden her yönüyle tartışıp masaya yatırmayalım?
Kimse hiçbir teklifi baştan reddetmesin. Türkiye
için hangi sistem doğru ise herkes fikrini ortaya
koysun. Bir sistemi otoriter yapan nasıl uygulandığıdır. Türkiye'nin konuşarak çözemeyeceği hiçbir sorunu yoktur."
Bu bir reklamdır.
Politika
www.tigrishaber.com
6 Ocak 2016 Çarşamba
hDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş:
7
Hitler modeli serbest, isveç modeli suç
hDP'nin dün meclis'te gerçekleştireceği Kadın Grup toplantısı iptal edildi. Grup toplantısı yerine hDP eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, saat
12.45'te meclis grup salonunda gazetecilerle bir araya geldi. Demirtaş, olumsuz hava koşulları nedeniyle hDP eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ ve
hDP kadın grubunun haftalık grup toplantısını yapamadıklarını bu nedenle basın toplantısı şeklinde gündemi değerlendireceğini belirtti.
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
özyönetim konusuna ilişkin açıklamaları sırasında
bir kaç kez, "Türk kardeşlerime sesleniyorum"
dedi. Yeni anayasa ve başkanlık sistemine ilişkin
Demirtaş, "Varsa yoksa başkanlık. Ne diyor Başbakan, muhalefet bunu tartışmaktan çekiniyor. En
azından tartışalım diyor. E tartışalım. Peki biz
özerkliği tartışalım dediğimizde neden vatan haini
oluyoruz? Senin önerdiğin model, bizimki de model. Sen bütün ülkeyi bir adama teslim edelim diyorsun biz hayır ülkeyi vatandaşlara teslim edelim
diyoruz. Seninkini tartışmayınca üzülüyorsun da
biz tartışalım dediğimiz de neden vatan haini, bölücü terörist oluyoruz. Başkanlık tartıştırmak size
hak da özerklik önermek bize niye suç" dedi.
"ÇÖZÜM SÜRECİ BUZDOLABINDA DİYEN
ZİHNİYET BUGÜN YAŞANANLARIN
SORUMLUSU"
Demirtaş, "Çözüm süreci buzdolabında sözü
kime ait? Bu cümlenin sahibi kimse, bugün yaşananların sorumlusu bu zihniyet. Çözüm sürecini
buzdolabına kaldıran HDP değildir. Müzakere masası yoktur. Kürt sorunu bitmiştir diyen biz değiliz. Yalın açık çözüm sürecini bitirme anlayışı varken, bugün bütün olup bitenlerden HDP'yi sorumlu tutulmaktan toplumu kandırmaya çalışmaktan
başka bir şey değildir. Çok ucuz bir politikadır. Çözüm sürecini bitirenlerden şu cesareti ve samimiyeti beklerdik; evet biz çözüm sürecini bitirdik,
inanmıyoruz. Askeri seçeneği yeniden gündeme
aldık. Açık yüreklilikle bir beyan beklerdik" açıklamasında bulundu.
adama teslim edelim diyorsun biz hayır ülkeyi vatandaşlara teslim edelim diyoruz. Seninkini tartışmayınca üzülüyorsun da biz tartışalım dediğimizde neden vatan haini, bölücü terörist oluyoruz?
Başkanlık tartıştırmak size hak da özerklik önermek bize niye suç" diye konuştu.
"ASKERİ, POLİSİ, SİVİLİ PKK DA BÜTÜN
BU ÖLÜMLERDEN KİM HAZ DUYUYOR
BİR BAKIN BAKALIM"
HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş,
"Hendekler, barikatlar diyalog, müzakere ile ortadan kalkar, kalkmalı diyoruz. Bunu savunuyoruz.
Ama siz hayır biz hendekleri tankla, topla, bütün
şehri ev ev temizleyerek kaldıracağız diyoruz.
Hangi çağrı savaş yanlısıdır? Hangi çağrı diyalog
ve barış yanlısıdır. Vicdanlarınıza sorun bakalım.
Yaşamını yitiren yaralanan askeri, polisi, sivili
PKK'lısı da bütün bu ölümlerden kim haz duyuyor
bir bakın bakalım. Rakamları övünerek kim anlatıyor bir bakın bakalım. Şu kadar kişi öldürdük deyip yılbaşı kutlamalarında bile ölüm kan mesajları
verenler kimdir bir bakın" ifadelerini kullandı.
"DİYALOG VE MÜZAKERE KAPILARI KAPALI
DEĞİL. AKP KAPATMIŞTIR. HDP, KÜRTLER
KAPATMAMIŞTIR"
"SANKİ ASKERİ, POLİSİ, TANKI, TOPU O
SOKAKLARA HDP GÖNDERMİŞ GİBİ"
Demirtaş, "Sanki barikatları, hendekleri HDP
kazmış oluşturmuş. Sanki operasyon emrini HDP
vermiş. Sanki askeri, polisi, tankı, topu o sokaklara HDP göndermiş gibi. Ülkenin bütün günahlarını HDP üzerine yığarak bu işten kurtulacaklarını
zannediyorlar" dedi.
"HERKESİN YÜZDE 100 HDP'YE İNANMASINI
BEKLEMİYORUZ"
Demirtaş, "Herkesin yüzde 100 HDP'ye inanmasını beklemiyoruz. Böyle bir şey olamaz bizim
böyle bir beklentimiz de yok. Ama her insanın göğüs kafesinde bir kalp, yürek bir de vicdan vardır.
Vicdanın kırıntısı kalmışsa bir insanda o kırıntıya
sığınarak bütün bu olup bitenleri doğru bir şekilde
anlamlandırabilir" dedi.
"HENDEKLER, BARİKATLAR DİYALOG,
MÜZAKERE İLE ORTADAN KALKAR,
KALKMALI DİYORUZ"
Demirtaş, "HDP'yi suçlayarak bizi linç ettirmeye çalışarak günahlarından kurtulamazlar. Devleti
siz yönetiyorsunuz savaş emirlerini siz veriyorsunuz. Biz gece gündüz barış müzakere çağrısı yapan bir partiyiz. Hendekler, barikatlar diyalog,
müzakere ile ortadan kalkar, kalkmalı diyoruz"
dedi.
"BAŞKANLIK TARTIŞTIRMAK SİZE HAK DA
ÖZERKLİK ÖNERMEK BİZE NİYE SUÇ"
Demirtaş, "Masadan kalkan kendileriydi. Uzlaşma komisyonunu dağıtan kendileriydi. Şimdi
yeniden anayasa yapıyormuş gibi davranıyorlar
ama hayır tek bir maddeye ihtiyaçları var. Başkanlık. Bu konuda samimiyet yok. Varsa yoksa
başkanlık. Ne diyor Başbakan, muhalefet bunu
tartışmaktan çekiniyor. En azından tartışalım diyor. E tartışalım. Peki biz özerkliği tartışalım dediğimizde neden vatan haini oluyoruz. Senin önerdiğin model bizimki de model. Sen bütün ülkeyi bir
Kuruluş Tarihi: 11 Kasım 1954
Yıl: 62 Sayı: 20302
6 Ocak 2016 Çarşamba
İMTİYAZ SAHİBİ
EKOL BASIN YAYIN.LTD.ŞTİ Adına
Ahmet TAnAmAn
Genel Yayın Yönetmeni
Sorumlu Yazı İşleri Müdürü
İlyas AKEnGİn
Yayın Danışmanı
Şeyhmus DİKEn - mehdi TAnAmAn - naci SAPAn
Editör
Özcan YILDIZ
Spor
Saffet AZBAY
Sayfa Editörü
Ali VurAnEL
İnternet Editörü
Dilek SEZEr
Hukuk Bürosu
Bilge Hukuk Danışmanlık
Reklam Direktörlüğü
GSM: (0538) 334 53 75
Yönetim Yeri
Ali Emiri 2. Sok. Yılmaz 5 Ap.
No:3 Yenişehir- DİYARBAKIR
Tel Faks: (0.412) 229 20 03
E-mail - [email protected]
facebook.com/tigrishaber
Demirtaş, "Sonra geri dönüp bizi terör uzantısı
olarak suçluyorlar. Yaptıkları hatalardan dolayı
hesap vermek yerine bizden hesap sormaya kalkıyorlar. Çünkü bir an için toplum gerçekleri görmeye başlasa AKP'nin ödeyeceği siyasi fatura çok
ağır olacak. Diyalogla medeni bir şekilde bir sorunu çözmek varken o yöntemi denememek tankla,
topla ben bu sorunu çözerim demek kan ve göz yaşıdır. Bu tercihte bulunan HDP değildir. Başbakan
açık bir şekilde halkı, toplumu yanıltacak beyanlarda bulunuyorlar. Diyalog ve müzakere kapıları
kapalı değil. AKP kapatmıştır. HDP, Kürtler kapatmamıştır. Kürtler hâlâ bu ülkede bir arada yaşayabilmenin kapılarını zorluyorlar. Bütün bu
ölümlere, zulümlere rağmen. Ağır insan hakları
ihlalleri yaşanıyor" diye konuştu.
"BAŞBAKANLA GÖRÜŞÜRSEK CENAZELERİ
NEDEN YOL ORTASINDA BIRAKIYORSUNUZ
DİYE SORACAKTIM?"
Demirtaş, "Öldürülen sivillerin cenazeleri yerde haftalarca çürümeye terk ediliyor. Başbakanla
görüşürsek cenazeleri neden yol ortasında bırakıyorsunuz diye soracaktım? Fakat kendisi ben hesap vermeye gitmem diyor" dedi.
"HADİ HDP İLE OLAN RANDEVUNDAN
KAÇTIN, AZRAİL İLE OLAN RANDEVUNDAN
KAÇABİLECEK MİSİN?"
Demirtaş, "Hadi HDP, ile olan randevundan
kaçtın, Azrail ile olan randevundan kaçabilecek
misin? Er geç yaradanın huzurunda o soru sana
sorulacak. Onu da iptal edebilecek misin? Sen niye
cenazelere işkence yaptın diye o soru ahirette
sana sorulacak. Nereye kaçacaksın. Diyarbakır'da
hala 3 çocuğun cenazesi, 12, 15 gündür yerde. Aileler alamıyor. 3 gündür anneler açlık grevi yapıyor. Sadece defnetmek istiyorlar bu ülkenin Başbakanı buna izin vermiyor. Bu soruyu sormaya
hakkımız yokmuş sormak istersek randevu iptal!
'Biz' diyor 'kimseye hesap vermeyiz HDP'ye mi hesap vereceğiz' diyor. Her gece saraya hesap vermekten utanmıyorsun. Muhalefete hesap vermek
mi zor? Sizden hesap sormak için seçildik sayın
Başbakan. Muhalefetiz. Çocuk, bebek, sivil öldürtüyorsun bunun hesabını sormayalım mı? yutalım
mı? kızacaksın, küseceksin, oynamayacaksın diye
bütün bu haksızlıkları sineye mi çekelim" açıklamasında bulundu.
"ÇATIŞMAYI, SAVAŞI DURDURMAYA
ÇALIŞIYORUZ. DİYALOG KANALLARINI
AÇMAYA ÇALIŞIYORUZ"
Demirtaş, "Çatışmayı, savaşı durdurmaya çalışıyoruz. Diyalog kanallarını açmaya çalışıyoruz.
Halkımız sahipsiz bırakamayız. Bizim AKP'nin yanında olmamızı kimse beklemesin. Halkımızın yanında olacağız" dedi.
Demirtaş, "Biz ne başka bir örgütün uzantıyız
ne silahlı, şiddetli bir örgütüz. Ne destekleriz ne
de peşinden gideriz. Halkımız neredeyse biz omuz
omuza yan yana yürümeyi onur borcu olarak kabul ederiz" dedi.
"IŞİD'İN BU SİYASİ UZANTISI, BİZİ TERÖRİST
OLMAKLA SUÇLAYIP YARGILAMAKLA TEHDİT
EDİYOR, ŞANTAJ YAPIYOR"
Demirtaş, "Kendi yurttaşlarını anlamaya çalışmıyor. IŞİD'in bu siyasi uzantısı, siyasi anlayışı
şimdi bizi terörist olmakla suçlayıp, yargılamakla
tehdit ediyor, şantaj yapıyor. Çok ilginç. Çok ilginç" dedi.
"HEPİMİZİN DOKUNULMAZLIĞINI BİR GÜNDE
KALDIRABİLİRİZ. BİZ HAZIRIZ EVET OYU
KULLANACAĞIZ"
Demirtaş, "Hepimizin dokunulmazlığını bir
günde kaldırabiliriz. Biz hazırız evet oyu kullanacağız. Kürsü dokunulmazlığı dışında dokunulmazlığa sahip olunmamalı bunu yanlış görüyoruz zaten. Milletvekilin ne özelliği var. Bu kadar dokunulmazlığa karşıyız, rahatsızız. Herkes rahatsızsa
buyursunlar. MHP destekleyecekmiş dokunulmazlıklarımızın kaldırılmasını. Eyvallah biz de hazırız
buyurun getirelim tek bir madde ile değişiklik yapalım bütün milletvekillerin dokunulmazlık zırhını kaldıralım. Biz de yargılanalım onlar da yargılansın. Kimin ne dosyası varsa mahkemenin huzuruna çıkalım. Biz kıvırmadan ne yaptıysak söyleyeceğiz. Peki siz çaldıklarınızı 'çalmadık', soyduklarınızı 'soymadık' diyebilecek misiniz? Demirtaş,
Yüksekdağ özerklik dedi derhal mahkemenin önüne atacaksınız. Buna da demokrasi denecek. Eşit
olalım. Biz bu yargıdan bile korkmuyoruz hesap
verebiliriz" ifadelerini kullandı.
0538-3345375
Basım Yeri : İhlas gazetecilik A.Ş /ADANA
tede bize öğrettiler, aynı fakültenin sıralarından
geçtik. Bu bir yönetim modelidir, bölünme değil.
Hitler modeli önermek serbest, İsveç modelini
önermek suç. İlginç. Biz herhalde Hitler modelini
önerseydik tek kişilik bir hücrede ömür tüketmeye
başlayacaktık. Biz teklifimizin arkasındayız, ciddi
bir birlikte yaşama teklifidir. Bir bölünme arayışı,
gizli bir ajandanın sonucunda ortaya çıkmış bir
şey değil. DTK'nın söylediği budur, bizim de isteğimiz budur. Bütün Türkiye'nin böyle anlaması lazım. İktidar biz ne dersek diyelim, kışkırtmaya
çarpıtmaya devam edecek. HDP olarak yapmaya
çalıştığımız budur. Sırt çevrilir, destek verilmez,
abuk subuk yaklaşımlar gösterilirse biz bu işin
içinden çıkamayız" diye konuştu.
"TÜRKİYELİLEŞME ANKARA'DA DURUP,
CİZRE'Yİ TEMİZLEYECEĞİZ DEMEK DEĞİL,
SAYGI DUYMAKTADIR"
Demirtaş, "Türkiyelileşme Ankara'da durup,
Cizre'yi temizleyeceğiz demek değil, saygı duymaktadır. Orada bölge halkı yok, Kürt halkı var.
Bunu açıkça söyleyebilmek Türkiyelileşmektedir.
Kimmiş bu bölge halkı? Kürt'ün ismini bile söyleyemiyor, sorununu nasıl çözecek? Bizler etle tırnaksak, bölge halkı mıyız? Türkiye'de bir bölge
halkı bir de Türk halkı mı yaşıyor?" dedi.
"BİZE BİR BEDEL ÖDETİNCE TÜRKİYE'YE 100
BEDEL OLARAK FATURA EDİLİYOR"
Demirtaş, "HDP, Türkiye'deki biricik Türkiye
partisidir. Geri kalanı tekçidir, ırkçıdır. Çoğulcu
olan tek parti HDP'dir. Tıpkı Türkiye gibiyiz. HDP
dışında çoğulculuğu temsil eden bir parti yok. Lütfen vicdanınıza danışarak hareket edin. Öyle çaresizlik içerisinde korku, panik içerisinde hareket
eden bir parti değiliz. Ödemediğimiz bedel kalmadı geçmişimizde. Bize bir bedel ödetince Türki-
"CUMHURBAŞKANIN YARGIYA,
PARLAMENTOYA TALİMAT VERME YETKİSİ
YOK SUÇTUR"
Demirtaş, "Cumhurbaşkanın yargıya, parlamentoya talimat verme yetkisi yok, suçtur. Fakat
ülkede kaç tane savcı, cumhurbaşkanına, başbakana soruşturma açabilir ki? Ortada kanun bırakmadınız. Biz hangi kanuna aykırı davranıyoruz? Sizin
yok dediğiniz anayasaya mı aykırı davranıyoruz"
dedi.
"ÜLKENİN CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANI
DE FACTO DARBE YAPMIŞ DURUMDALAR"
Demirtaş, "Ülkenin cumhurbaşkanı ve başbakanı de facto darbe yapmış durumdalar. Devleti
ele geçirmiş durumdalar. Hiçbir mahkeme kararını tanımıyorlar. Vay efendim, gençler barikat kurmuş diyorlar. Siz böyle yaparsanız cemaatin böyle
yapması son derece normal. Toplumun kanuna,
yasaya olan inancı kalmaz ki. Şimdi böyle bir ortamda, gözyaşının yaşandığı ortamda siyasi gerilimin bu kadar hat safhada olduğu ortamda anayasayı tartışmak da başka bir tuhaflıktır. Sivil, özgürlükçü bir anayasaya tabii ki ihtiyacımız var"
açıklamasında bulundu.
"MASADAN KAÇAN UZLAŞMA KOMİSYONUNU
DAĞITAN KENDİLERİYDİ"
Demirtaş, "Ama böyle bir ortamda anayasa
yapmanın imkanı var mı? AKP bizden daha iyi biliyor bunu. Siyasi partiler arasında bu kadar ayrımcılık yaşanırken, anayasayı nasıl yapacağız bilmiyorum. En son 2003 yılında, bizler Anayasa Uzlaşma Komisyonu masasından kalkmadık. AKP
kalktı, üç toplantı üst üste mazeretsiz katılmazsa
bir parti, komisyon dağılmış sayılır. Ve son üç toplantıya AKP temsilcisi katılmadı. BDP, MHP,
CHP katıldı, AKP temsilci göndermedi. Masadan
kaçan kendileriydi. Uzlaşma komisyonunu dağıtan
kendileriydi. İstek varmış gibi davranıyorlar ama
tek bir maddeye ihtiyaçları var: Başkanlık. Sırf
onu geçirebilmek için tartışıyorlar. Bu konuda samimiyet yok, ciddiyet yok. Ne diyor? Muhalefet
bunu tartışmaktan çekiniyor; tartışalım diyoruz.
Özerkliği tartışalım dediğimizde niye vatan haini
oluyoruz? Biz ülkeyi vatandaşlara bırakalım diyoruz, sen bir adama bırakalım diyorsun. Niye bölücü oluyoruz?" ifadelerini kullandı.
"2013 YILINDA ANAYASA UZLAŞMA
KOMİSYONUNA SUNDUĞUMUZ METİN
ÖZERKLİK SAVCILAR NİYE HAREKETE
GEÇMEDİ?"
Demirtaş, "2013 yılında anayasa uzlaşma komisyonuna sunduğumuz metin burada. Resmi olarak BDP'nin önerisidir. Özerklik. Bölgesel kamu
yönetimi. O dönem, savcılar niye harekete geçmedi? Niye suç yoktu? Uzlaşma komisyonuna sunduk,
anlaşamadık. Siz başkanlığı sundunuz uzlaşamadık. Kimse kimseyi hain ilan etmedi. Bugün niye
bölücü olduk? Burada bölünme yok. Burada bölünme mi var? Burada diktatörlük panzehiri var. Bu
yüzden bu kadar bizi suçluyorlar. Devletin bütün
imkanlarını suçluyorlar. Artık Türkiye iki tercihle
karşı karşıyadır. Ya diktatörlük ya da demokratik
halk yönetimi. Kardeşim, etle tırnak, 1000 yıllık
geçmişimiz var Kürtler de bu ülkenin halkıysa,
Türk kardeşlerim de bu gerçeği görmelidir" ifadelerini kullandı.
"HİTLER MODELİ ÖNERMEK SERBEST, İSVEÇ
MODELİNİ ÖNERMEK SUÇ"
Yayın Türü: Bölgesel Günlük Süreli Yayın
Köşe yazılarının sorumlulukları
yazarların kendisine aittir.
Tigris Haber Gazetesi Basın meslek
ilkelerine uymaya söz vermiştir.
@tigrishaber
Selahattin
Demirtaş
"BİZ NE BAŞKA BİR ÖRGÜTÜN UZANTIYIZ NE
SİLAHLI, ŞİDDETLİ BİR ÖRGÜTÜZ. NE
DESTEKLERİZ NE DE PEŞİNDEN GİDERİZ"
Demirtaş, "Türkiye'nin tamamında bölgesel yönetim, özerk yönetimler hayata geçerse nefes alacağız. Ülke bölünmez, Kürtler bu ülkede kendini
ikinci sınıf yurttaş olarak hissetmekten kurtulacak. Buna karşı soruşturma açmak yerine dikkatlice dinleyip anlasalar ne kadar iyi niyetli bir teklif
olduğunu görecekler. Başsavcı hazretleri derhal
soruşturma açacağına, şunu bir okusun. Üniversi-
ye'ye 100 bedel olarak fatura ediliyor. Biz bunu
durdurmaya çalışıyoruz; kişisel korkumuz yoktur.
Demokratik siyaset bizim biricik yolumuz yöntemimizdir. HDP bunda ısrar etmeye devam edecektir" açıklamasında bulundu.
"BÜTÜN PARTİLER BİR ARAYA GELSİN BİR
ÇÖZÜM SÜRECİNDEN SORUMLU BİR
KOMİSYON OLSUN"
Demirtaş, "Bütün partiler bir araya gelsinler
ama bir çözüm sürecinden sorumlu bir komisyon
olsun. HDP ve AKP arasında bir çözüm süreci
şeklinde işlemesin. Komisyon yürütsün, kiminle,
nerede görüşecek bu komisyon karar versin. Şeffaf çalışsın. Herkes teklifini komisyona yapsın.
Çatışmayı da durdursun, hendekleri de kaldırsın.
Kapı duvarsa karşımızdaki anlayış aşamıyoruz.
HDP çözüm sürecinde büyüyor, barış bize yarıyor
savaş onlara yarıyor" ifadelerini kullandı.
"NUMAN KURTULMUŞ'UN DA BİLMESİNİ
İSTİYORUM, KİŞİSEL İYİ NİYETLE
ÇÖZÜLMÜYOR"
Demirtaş, "Partiler bir araya gelir ve yeni anayasa konusunda tartışma yürüttüler. Bizimle yürütülen bir konuşma yok. Üç parti şu an anlaşma
sağladılar; itirazımız yok. Usül, yöntem ne bilmiyoruz. Bir satır iki satır yazıp komisyon kurulacak
diye yazı gönderen ciddiyetsiz bir tavır görmek istemiyoruz. Grupların bu konuda karar alması bile
aykırı. Dediğim gibi Türkiye'ye kazandıracak bir
iş olsa, bizim çözüm önerimiz budur. Ben özellikle
sayın Numan beyin, bu konularda vicdanlı olduğunu biliyorum. Güveniyorum vicdanına. Çağrılarını
ve vermek istediği mesajı da yürekten anlıyorum.
Aynı cesaretle cevap veriyoruz. Barış çağrılarını
politikasını, çözüm dilinin bir resmi politika haline
dönüşmesi lazım devlette. HDP, kendi eksik ve
yetmezliklerini gözden geçiriyor ve tartışıyoruz.
Sayın Numan Kurtulmuş'un da bilmesini istiyorum, kişisel iyi niyetle çözülmüyor" açıklamasında
bulundu.
"CUMA NAMAZI KARARI SON DERECE
MAKUL, MANTIKSIZ VE SAÇMA OLAN
CEMEVİ'NE FARKLI YAKLAŞMA"
Demirtaş, "Olabilir. Cuma günü insanların
cuma namazında ibadetini rahatça yapabilmesi
için son derece makuldür. Mantıksız ve saçma
olan Cemevi'ne farklı yaklaşmasıdır. Herkese eşit
yaklaşsanız sorun yok, tabii ki kılabilsinler. İbadetlerini yerine getirebilsin de. Çifte standarta
karşıyız" dedi.
Demirtaş, "Kulislerde biz erken seçim diye bir
şey duymadık. Türkiye'nin gündeminde böyle bir
şey yok" dedi.
8
6 Ocak 2016 Çarşamba
Bölge
www.tigrishaber.com
Gerger’de kaza:
3’ü ağır 6 yaralı
Adıyaman’ın Gerger ilçesinde
yoğun kar yağışı nedeniyle devrilen minibüste bulunan yolculardan 6’sı yaralandı.
Kaza akşam saatlerinde Gerger ilçesi Nakışlı köyünde meydana geldi. Mehmet Bayansalduz
yönetiminde ki 02 RA 652 plakalı
minibüs yoğun kar ve tipi nedeni
ile direksiyon hakimiyetini kay-
bederek devrildi.
Meydana gelen kazada Mehmet Bayansalduz, Abdullah Barbanbay, Üzeyir Barbanbay, Mehmet Kuşbay, Yusuf Beyazkaya
ve Said Karakurt yaralandı.
Olay yerine sevk edilen
sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinden sonra yaralılar, ambulanslarla Kahta Devlet Hastanesine kaldırıldı. Yaralılardan
3’ünün durumunun ağır olduğu
öğrenildi.
Kazayla ilgili soruşturma
sürdürülüyor.(iha)
Habur'dan geçişler başladı
H
abur Sınır Kapısı'nın kapatılmasıyla Kuzey Irak
Kürt Bölgesel Yönetimi'nde mahsur kalan
yaklaşık binlerce şoför, Türkiye'ye dönmeye başladı.
Tigris
>>
Artan hırsızlık olaylarına
karşı özel ekip
Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinde son
günlerde artan hırsızlık olayları üzerine
özel ekip kurulduğu bildirildi.
Ceylanpınar İlçe Emniyet Müdürü
Mehmet Erol Duyar, faillerin yakalanması
için kapsamlı çalışma başlattıklarını belirtti. Hırsızlık olaylarının aydınlatılması
ve faillerin bulunması için özel ekip kurduklarını ifade eden Duyar, kurulan ekibin
7/24 çalıştığını vurguladı. İlçede yaşanan
hırsızlık olaylarıyla ilgili bütün delillerin
incelendiğini ve en kısa zamanda olayı aydınlatacaklarını söyleyen Duyar, benzer
olayların yaşanmaması için de çalıştıklarını ifade etti.
Duyar, “Kurduğumuz özel ekip, ilçemizde kör nokta olarak tabir ettiğimiz kamera ve ışıklandırması zayıf olan noktaları ve iş yerlerini ilçe belediyesi ve DEDAŞ
yetkileriyle koordineli bir şekilde çalışarak tespit etmiştir. Güvenlik kamerası olmayan iş yeri sahiplerine güvenlik kamerasının önemi hakkında gerekli bilgiler verilmiştir" dedi.
Vatandaştan gelen bütün ihbarları
temkinli ama çok hızlı bir şekilde değerlendirdiklerini söyleyen Duyar, “Vatandaşlarımızın gönlü rahat olsun. Bütün ihbarları değerlendiriyoruz. Hiçbir ihbarı görmezden gelmiyoruz ve olaylara çok hızlı
müdahale ediyoruz” dedi.(iha)
 Mahsur kalan araçlar kurtarıldı
Ş
ırnak'ın Cizre ve Silopi ilçelerinde
uygulanan sokağa çıkma yasağı nedeniyle Habur Sınır Kapısı'nın kapatılmasıyla Kuzey Irak Kürt Bölgesel Yönetimi'nde mahsur kalan yaklaşık binlerce şoför, Türkiye'ye dönmeye başladı. Türkiye'ye giriş yapan araçlar, askeri konvoylar
eşliğinde Silopi ve Cizre'den geçiyor.
Van Çatak karayolunda meydana gelen tipi ve fırtınadan dolayı yolda mahsur kalan çok sayıda araç kurtarıldı.
Yurdu etkisi altına alan kar yağışı
ve tipi Van'da da hayatı olumsuz yönde
etkilerken, onlarca mahalle yolu da kapandı. Dün akşam saatlerinde Van’dan
Çatak istikametinde gitmekte olan bir
minibüs, Kayaboğazı Mevkii’nde aşırı
tipi ve fırtınadan dolayı kara saplandı.
Kara saplanan minibüs yolu trafiğe kapatınca, Van ve Çatak’dan gelen çok sayıda araç yolda mahsur kaldı. Yolda kalan diğer vatandaşlar, yolu açmak için
minibüs sürücüsüne yardım etmeye çalıştı. Tipinin zaman zaman hızını artırması çalışmalara engel olurken, vatandaşlar yol güzergahı üzerinde bulunan
Karayolları 11.Bölge Müdürlüğü 111.
Şube Şefliği’ne bağlı Görentaş Şantiye
şefine haber verdiler. Kısa sürede bölgeye sevk edilen iş makinesi yaklaşık 1
saatlik çalışma sonucu minibüsü saplandığı yerden çıkartıp, yolu tek şeritten
açarak araçların geçişini sağladı.(iha)
SAHİBİNDEN
SATILIK DAİRE
Hasta taşıyan
ambulans facianın
eşiğinden döndü
Adıyaman’da, hasta taşıyan ambulansın içerisinde bulunan oksijen tanklarının bilinmeyen
nedenlerden dolayı alev alması sonucu büyük
bir facianın eşiğinden dönülürken, alevler sağlık görevlileri tarafından söndürüldü.
Edinilen bilgiye göre, Adıyaman 112 Acil
Sağlık Hizmetleri Başhekimliğine bağlı Cengiz Kıymaz iradesindeki 02 HD 612 plakalı
ambulans içerisinde hasta olduğu esnada 2
oksijen tankı bilinmeyen nedenlerden dolayı
yanmaya başladı. Yangını fark eden sağlık
görevlileri ambulansı yolun kenarına çekerek
önce alevlere müdahale etti, daha sonra ise
itfaiye ekiplerine bilgi verdi.
Olay yerine gelen itfaiye ekipleri alevlere müdahale ederken, ambulans içerisinde
bulunan hasta ise bir başka ambulansla hastaneye sevk edildi. Ambulansta maddi hasar
meydana geldi.
Olayla ilgili soruşturma
sürdürülüyor.(iha)
Lise caddesinde
4+1 lüx daire
sahibinden satılıktır.
GSM: 0.533 388 02 20
SAHİBİNDEN
SATILIK BÜRO
Lise caddesinde
sahibinden daire satılıktır.
GSM: 0530 880 61 43
SAHİBİNDEN SATILIK
& KİRALIK DEPO
Diyarbakır Yenişehir
ilçesi Aliemiri
2. sokak Yılmaz-5 Apt.
altında bulunan
500 metrekarelik faal depo satılık
& kiralıktır. Her türlü kullanıma
uygun olan depo, alıcıların
gereksiz komisyon ödememeleri
için sahibi tarafından satılacaktır.
GSM: 0.530 880 61 43
Tigris
Rûpela Herêmê
>>
www.tigrishaber.com
6 Ocak 2016 Çarşamba
9
KiŞAnAK: Projeyên xenîmetê
Dê ji Sûrê vegere
meşvanên Botanê careke
din astengkirin
ŞIRNEX - Meşvanên Botanê ya bi pêşengiya DBP, HDP, HDK, KCD û KJA'yê dest
bi meşê kirin careke din ji aliyê leşkeran ve
hatin astengkirin.
Koma ku di nav de Hevseroka KCD'ê
Selma Irmak, Hevseroka Giştî ya HDP'ê Fîgen Yuksekdag, Hevserokê Giştî yê DBP'ê
Kamuran Yuksek, parlamenterên HDP'ê,
hevşaredarên DBP'ê jî hene û ji bo êrîş û
dorpêça li navçeyên Botanê bişikênin ji
Amedê derketin rê li navçeya Hezex a Şirnexê carake din ji aliyê leşkeran ve hatin
astengkirin. Koma ku duh xwestin bikevin
navçeyê hatin astengkirin û ji hevdîtinan jî
encam negirtin vegeriyan Mîdyadê, serê sibehê careke din derketin rê. Kom li gundê
Sarê ji aliyê leşkeran ve hate astengkirin û
hate gotin ku ketina wan a Hezexê hatiye
qedexekirin. Polîsên ku kontrola nasnameyan kirin jî gotin dê destur nedin wesayîtan.(diha)
AMED - Hevşeradara Bajarê Mezin ê
Amedê Gultan Kişanak li dijî projeya xirakirinê ya di bin navê "Veguhestina bajar" de ya
TOKî û Wezareta Hawirdorê li Sûrê pêk tîne
diyar kir felaket û xirakirina li Sûrê veguherandina fersendê exlaqî nîne. Kişanak wiha
got: Sûrîçî dîrokê tîne roja me û dibe pêşerojê wekî pireyekî mirovahiyê ye. Wisa ew der
li ser kaxizê bêmirovkirin, kirina navenda
bazirganiyê bi vî rengî palana guhertina Sûrê
dê negire. Hİn kes dikarin ji bo Sûrê plan û
projeyan amade bikin lê dê ji Sûrê vegere."
Li navçeya Sûrê ya Amedê gel ev 35 roj in
li dijî tank û topên dewletê li ber xwe didin û
desturê nadin leşker û polîs bikevin taxên
wan. AKP û hêzên dewletê nikarin hêza gel
bişikênin û di bin navê "veguhebtina bajar"
de dixwazin malên gel ji destên wan bigirin.
AKP bi plana heyî ve navçeya Sûrê bi Wezareta Bajarvanî û Hawirdorê, Wezareta Karên
Hundir û Îdareya Avahiyê Komî (TOKÎ) ve
dixwaze tune bike.
Hevşaredara Bajarê Mezin ê Amedê Gulten Kişanak li dijî plana xirakirinê ya di çapameniyê de cih girt nerazîbûn nîşan da û diyar kir ku bi rojan e li Sûrê bi qedexeyan ve
xirakirineke mezin tê jiyîn. Kişanak anî zi-
man ku bi çekên giran û wesayîtên zirxî vê
xirakirineke mezin tê kirin û ev yek di warê
exlaqî de jî wijdanê de jî nayê qebûlkirin.
Kişanak wiha got: "Bi gotina me Sûr xira
kir em ê yên xweşiktir çêkin li şuna vê yekê
divê ev yek bê rawestandin. Dîraka bi hezaran salan a mirovahiyê ya li navçeya me ya
Sûrê tê xirakirin û ev nayê qebûlkirin. Em
nîqaşên wekî Sûrê qada veguhestina bajar
îlan bikin, jinû ve çêkin bi pirsgirêk dibînin.
Divê ewil ev yek bê rawestandin divê ev dîrok bê parastin."
'dixwaziN Sûrê bikiN qada
raNtê'
Kişanak destnîşan kir ku li Sûrê felaket
vegerandine gersendê tiştekî exlaqî nîne û
wiha berdewam kir: "Di jiyana asayî de veguhestina bajar dikare çawa bê kirin divê ji
gelê wê derê bê pirsîn, li gorî pêdiviyên wan
bê kirin. Li Sûrê li ser felaketê fersend avakirin, cihên bazirganiyê avakirin, kirina qada
rantê pirsgirêkeke mezin e. Li Sûrê mirov têkoşîna jiyanê didin.Di rewşeke bi vî rengî de
tiştekî bê qebûlkirin nîne. Tişta ku îro em
biaxivin rawestandina mirinan e."
GultaN
KişaNaK
'PlaNêN têN kiriN dê ji Sûrê vegeriN'
Kişanak destnîşan kir ku ev plan xeyal e û
wiha got: "Sûrîçî dîrokê tîne roja me û dibe
pêşerojê wekî pireyekî mirovahiyê ye. Wisa
ew der li ser kaxizê bêmirovkirin, kirina navenda bazirganiyê bi vî rengî palana guhertina Sûrê dê negire. Hİn kes dikarin ji bo Sûrê
plan û projeyan amade bikin lê dê ji Sûrê vegere."
'ev Ne karê wezîrê Hawirdorê ye'
Kişanak herî dawî wiha got: "Me soz da
UNESCO û hemû cihanê. Sûr cihekî vala
nîne. Ev ne karê Wezareta Bajarvanî û Hawirdorê ye. Em qala ciheke ku warê dîroka 8
salan e. Derfetê pêkanîna vê tuneye. Li Sûrê
kesên ku dijîn dê cih û warê xwe neterikînin."(diha)
Hikûmetê
qetilkirina
Alpaydin
qebûl kir
NumaN
Kurtulmuş
Kurtulmuş: Berpirsiya
HDPê mezin e!
NaveNda NûçeyaN
Cîgirê Serokwezîrê Tirkiyê û
Berdevkê Hikûmetê Numan
Kurtulmuş got, berpirsiya
Partiya Demokratîk a Gelan
(HDP) mezin e, gel ji bo
siyastê bikin dengê xwe
dane.
Cîgirê Serokwezîrê Tirkiyê û Berdevkê Hikûmetê Numan Kurtulmuş piştî civaîna Desteya Wezîran daxuyaniyeke bo
çapemeniyê da.
Numan Kurtulmuş pirsa derbarê rakirina parêzbendiya parlamenterên HDPê
de wiha bersivand:
“Welatiyên me yên dengên xwe dane
HDPê û welatiyên me ên din, dengên xwe
ne ji bo ku hin kes piştgiriya terorê bikin
dane wan. Ji bo piştevaniya terorîstan
were kirin ti kesî dengê xwe ne daye.
Ji ber vê yekê berpirsiyeke mezin dikeve ser HDPê. Kesên di nav HDPê de
siyasetê dikin divê girîngiyê bidin zimanê
aştiyê, rêvebirina Tirkiyê û dezgehên demokratîk.”
Kurtulmuş herwiha derbarê nakokiyên
di navbera Îran û Erebistana Siûdê de
got, mecalê herêmê nemayê bûyerên mizin ragire û dijminitiya wan dê zerare
bide herêmê.(rudaw)
DAIŞ
pilana
xwe
guhertiye
ENQERE - Berdevkê hikûmetê Numan
Kurtulmuş, têkildarî qetilkirinên dewletê ya
li Herêmê wekî "Biryara têkoşîna dewletê ya
bi terorê re" bi nav kir. Kurtulmuş, pirsa têkildarî Melek Alpaydin a li Sûrê ji aliyê hêzên dewletê ve hat qetilkirin jî bersivand û
got: "Şertên li herêmê giran dibin. Dibe ku
hin tevgerên li dijî armancê pêk bên. Bila cemawerî têkildarî van mijaran rehet be" û kuştina Melek Alpaydin qebûl kir.
Berdevkê Hikûmetê Numan Kurtulmuş,
piştî civîna Lijneya Wezîran daxuyanî da.
YPGê cihekî stratejîk li
bakurê Helebê kontrol kir
Şingal- Çekdarên DAIŞê pilana xwe
li Şingalê guhertine û niha destpêkê bi
çekên dûravêj top û rokêtan davêjin û
piştre xwekujên wan êriş dikin.
Cîgirê Fermandarê Betalyona Taybet a Dihokê ya Hêzên Pêşmerge Xal
Hemzo ji Rûdawê re ragihand: “Şevê
din li nêzîkî Navenda Domîz a rojavayê Şingalê, şerê çekên dûavêj di navbera çekdarên DAIŞê û Hêzên Pêşmerge de derker.”
Xal Hemzo derbarê wî şerî de wiha
got: “Ziyanên canî yên Pêşmerge tune
ne, lê tenê 4 otomobîlên leşkerî yên
Pêşmerge ziyan dîtin.”
Kurtulmuş, qetilkirina welatiyên sivîl a bi
destê dewletê wekî "Biryara têkoşîna devletê
ya bi terorê re" bi nav kir. Kurtulmuş, diyar
kir ku wan li Cizîr, Sûr û Sîlopiyê gavên mezin avêtine" û wiha got: "Şert giran bûne. Girtina partiyan berê gelek caran li Tirkiyê hat
rojevê. Lê bi girtina partiyan encam nayê girtin. Bi rakirina destnedayîna wekîlan encam
nayê girtin. Em dibêjin ji bo teror bi dawî
bibe berpirsiyarek mezin dikeve ser HDP'ê.
Li şûna em destnedayînê rakir, bila HDP dest
ji siyaseta xwe berde."
Heleb – Hêzên Sûriya Demokratîk (HSD)
ku YPG beşa sereke ya wê hêzê pêk tîne, îro
karîn piştî şerekî tund devereke stratejîk li
bakurê Helebê û li nêzîkî Herêma Efrînê ya
Rojavayê Kurdistanê ji destê çekdarên Eniya
El-Nusra derxînin.
Li gor çavkaniyên xwecihî, îro di navbera
şervanên Hêzên Sûriya Demokratîk (HSD) û
çekdarên Eniya El-Nusra li bakurê bajarê Helebê şer û pevçûn derketin.
Hat ragihandin, şer û pevçûnên navbera
her du aliyan ji duh ve dest pê kiribûn.
Di encama şer de, hêzên HSDê karîn gundê Keştear ê ser bi bajarokê Til Refet ku devereke stratejîk li bakurê Helebê ye, ji destê
çekdarên El-Nusrayê derxînin û kontrol bikin.
Çavkaniyekî leşkerî yê HSDê aşkere kiriye, ku çekdarên El-Nusrayê ji wî gundi ve êrişî Herêma Efrîn a Rojavayê Kurdistanê diki-
Herwiha derbarê ziyanên DAIŞê,
wî fermandarê Pêşmerge wiha domand: “Li gorî agahiyên taybet ên
Pêşmerge, 7 çekdarên wan hatine kuştin û 3 jî birîndar in. Birîndar jî rakirine nexweşxaneya Beacê.”
Xal Hemzo da zanîn ku, “Niha çekdarên DAIŞê pilana xwe ya êrişê guhertine, ku destpêkê bi tundî bi çekên
dûravêj êriş dikin û piştre bi xwekujan êriş dikin. Şevê din jî dixwestin
wisa bikin, lê Hêzên Pêşmerge û balafirên şer ên hevpeymaniya navdewletî
bi tundî berseva wan dan û pilana wan
têk birin.”(rudaw)
Kurtulmuş, têkildarî pirsa guleya ku li
Surê jinek qetil kir jî got: "Em hesasiyetê nîşan didin ku welatiyên sivîl û endamên rêxistina terorê ji hev cuda bikin. Şertên herêmê
bêtir giran dibin. Ger rewşek ne li bendê
pêş dikeve jî em lêpirsînê vedikin. Niha lêpirsîn hatiye vekirin. Kengî encam diyar
bû dê bê parvekirin. Dibe ku tevgerên armancê derbas dikin jî hebin. Em dibêjin
bila gelê me rehet be. Ger şaşî hebe, dê gavên hewce bên avêtin." (diha)
rin û nav bajarê Efrînê û derdora wê didan
ber topan û roketan.
HSD ji Yekîneyên Parastina Gel (YPG) û
Yekîneyên Parastina Jinê (YPJ) ên girêdayî
Partiya Yekîtiya Demokratîk (PYD) û çend
hevalbendên wan ên ereb pêk tê.
Li gor agahiyên çavdêran HSD ji 35 hezar
şervanên kurd û 5 hezar şervanên ereb pêk
tê.
El-Nusrayê êrişî taxa Şêx Meqsûd kir
Ji aliyekê din ve çekdarên Eniya El-Nusra
îro êrişî taxa kurdan a bajarê Helebê, taxa
Şêx Meqsûd kirin.
Li gor agahiyên ji herêmê, çekdaran taxa
Şêx Meqsûd dan ber roketan û di encamê de 3
welatiyên sivîl birîndar bûn.
Herwiha hat zanîn, ku çekdaran li heman
taxê 3 welatiyên kurd jî revandine û heya
niha ti agahî derbarê çarenivîsa wan de nayê
zanîn.(rudaw)
10
Gram
Altın
6 Ocak 201
Çarşamba
9
03,1 9
1
:
Alış : 103,2
ş
Satı
Ekonomi
www.tigrishaber.com
Alış : 2,9824
Satış : 2,9813
0
203 2
,
3
:
Alış : 3,204
ış
Sat
777
8
: 4,3
Alış ş: 4,379
ı
Sat
Tigris
>>
DİYARBAKIR ENFLASYONDA
TÜRKİYE ŞAMPİYONU OLDU
Ç
Dolar yükselişe geçti
in'de yaşanan sert düşüşlerin etkisiyle borsada işlemler durduruldu. Dolar
bu gelişmelerin etkisiyle sabah
TL karşısında 2,93 seviyesinin
üzerine çıktı.
anghay Birleşik Endeksi
yüzde 6,8, Shenzhen Birleşik Endeksi yüzde 8,1 geriledi.Bu sert düşüşlerin etkisiyle,
borsada işlemlere ara verildi.
Çin sermaye piyasaları kurallarına göre, ülkedeki herhangi
bir borsada yüzde 7 ve üzerinde düşüş yaşandığında, borsalarda işlemlere ara
veriliyor.Çin'deki sert düşüşün
etkisiyle Asya'daki diğer endeksler de geriledi.
vustralya, Japonya ve
Güney Kore ile Hindistan'da da borsalarda düşüşler
görüldü.Japonya Nikkei endeksi de yüzde 2.6 düşerek iki buçuk ayın en düşük seviyesine
geriledi.Borsalarda sadece
enerji hisselerinin yükseldiği,
bunun da petroldeki hafif rallinin etkisi olduğu belirtildi.
Ş
Diyarbakır bölgesinde aralık ayında enflasyon yüzde İhracatta kayıp
0,72 artış ile Türkiye ortalamasının üzerinde çıktı. 30 milyar dolar
Dış ticaret açığı yüzde 25.5 gerilerken,
ihracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde
65.1'den yüzde 69.5'e yükseldi. Ekonomi
Bakanı Mustafa Elitaş, "Rusya'nın gümrükteki malları gereksiz yere bekletmesi, Türk
firmaları yasaklayıcı, kısıtlayıcı muamelelere tabi tutması Dünya Ticaret Örgütü
(DTÖ) kurallarına aykırı. Türkiye, DTÖ
çerçevesinde sahip olduğu hakları sonuna
kadar kullanacak" dedi. Elitaş 2015 ihracatına Euro/dolar paritesinden 12.9 milyar
dolar, emtia fiyatlardaki düşüşten 11 milyar
dolar, jeopolitik nedenlerden ise 5.9 milyar
dolar negatif etki olduğunu söyledi. Elitaş,
jeopolitik etkinin 2.4 milyar dolarının ise
Rusya'dan kaynaklandığını ifade etti.
A
RUSYA %40 DÜŞTÜ
D
D
OLAR/TL
YÜKSELİŞTE
olar, bu sabah TL karşısında 2,9377 seviyesinden işlem görüyor. TL, 2015 yılını dolar karşısında yüzde 20
değer kaybı ile tamamlamıştı.
Diyarbakır bölgesinde aralık ayında enflasyon yüzde 0,72 artış ile Türkiye ortalamasının üzerinde çıktı. Bölgede en çok sivri biber zamlanırken, portakal ise en çok ucuzlayan ürün oldu.Türkiye İstatistik Kurumu
(TÜİK) Diyarbakır Bölge Müdürlüğü, Aralık
ayı tüketici ve üretici fiyat endekslerini açıkladı. Verilere göre Türkiye genelinde TÜFE'de (2003=100) 2015 yılı Aralık ayında bir
önceki aya göre yüzde 0,21, bir önceki yılın
Aralık ayına göre yüzde 8,81, bir önceki yılın
aynı ayına göre yüzde 8,81 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 7,67 artış gerçekleşti.
Diyarbakır ve Şanlıurfa bölgesinde ise bir
önceki aya göre yüzde 0,72, önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 8,33, bir önceki yılın
aynı ayına göre yüzde 8,33, on iki aylık ortalamalara göre yüzde7,99 artış gerçekleşti.
ZAM ŞAMPİYONU SİVRİ BİBER
Diyarbakır ve Şanlıurfa'nın içerisinde yer aldığı TRC2 bölgesinin en çok zamlanan ve en
çok ucuzlayan ürünleri de açıklandı. Diyarbakır
ve Şanlıurfa'da geçen ay yüzde 38,72 oranında
fiyat artışıyla sivri biber zam şampiyonu olurken, bunu yüzde 33,59 artış oranıyla patlıcan,
yüzde 13,56 oranıyla kadın ceketi, yüzde 12,03
oranıyla marul, yüzde 8,19 oranıyla artış gösteren kargo gönderme ücreti izledi.
PORTAKAL UCUZLADI
TÜİK verilerine göre, geçen ay fiyatı düşen ürünlerin başında ise portakal geldi. Aralık ayında portakal fiyatı yüzde 31,54 oranında düşerken, bu ürünü yüzde 10,06'lık düşüşle kivi izledi. Aralık ayında fiyatı en çok düşen diğer ürünler arasında yüzde 5,18 ile mazot, yüzde 4,78 ile erkek takım elbisesi ve
yüzde 3,55 ile taksi ücreti yer aldı.
Elitaş ve Türkiye İhracatçılar Meclisi
(TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi dün toplantı düzenleyerek 2015 yılına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. Rusya ile ihracatta 1 Ocak-30 Kasım arasında yüzde 40'a yakın azalış ortaya çıktığını belirten Elitaş,
Rusya'ya yapılan ihracatın 1 Ocak-23 Kasım 2014 itibarıyla 5 milyar 457 milyon dolar iken, 2015 yılı 1 Ocak-23 Kasım döneminde 3 milyar 400 milyon dolar olduğunu
söyledi. Yaklaşık yüzde 38'lik bir azalmanın
ortaya çıktığını kaydeden Elitaş, "2014 yılında 1 Ocak-31 Aralık itibarıyla Rusya'ya
yaptığımız ihracat 6 milyar 72 milyon dolar
olmuş. 2015 yılında ise 3 milyar 679 milyon
dolar olmuş. Yani yüzde 40 bir azalma ortaya çıkmış" bilgisini verdi.
İKTAR BAZINDA ARTIŞ
Elitaş, Türkiye'nin yakın çevresinin siyasi ve ekonomik buhranına, dünya ekonomisinin içinden geçtiği durgunluğa rağmen
yakalanan 143.9 milyar dolarlık ihracat rakamının, oldukça önemli bir seviye olduğuna işaret ederek, ihracatın 2015 yılında değer bazında düşse de miktar bazında yüzde
1.5 arttığını söyledi. Türkiye'nin son iki yıldır büyürken dış ticaret açığını da aynı zamanda düşürmeyi başardığına işaret eden
Elitaş, 2015 yılında ihracatın sektör bazında TİM sınıflandırmasında yer alan 26 sektörün 23'ünde bir önceki yıla göre düşüş
görüldüğünü, öte yandan kıymetli maden
ve mücevher, fındık ve mamulleri, savunma ve havacılık sanayi sektörlerinde ihracatta artış yaşandığını anlattı.
Bu bir reklamdır.
Tigris
>>
Dünya
11 Aralık 2015 Cuma
www.tigrishaber.com
6 Ocak 2016 Çarşamba
11
Doğu Türkistan’da ezan
okunması engelleniyor
2015 insan Amerikan NY Times gazetesi muhabiri Andrew Jacobs, Çin yönetiminin
kaçakçıları yılı baskısı altında ezilen Uygur Türklerinin yaşadıkları zorlukları aktardı.
narak öldürüldüğü kömür madeni saldırısı
gibi şiddet eylemlerinin önünü alabileceğini
düşündüğünü belirtti.
HAbER MERKEzİ:
2015 yılında insan kaçakçılarının 1 milyar
dolar kâr elde ettiği ortaya çıktı.
Uluslararası Göç Derneği’nin geçtiğimiz
günlerde yayımladığı raporuna göre, yasal
olmayan yollarla insanları Avrupa’ya geçiren insan kaçakçıları, 2015 yılında 1 milyar
dolar kâr elde etti.
Raporda ayrıca, Akdeniz ve Ege Denizi
yoluyla Avrupaya geçmeyi başaran insan
sayısının 1 buçuk milyon üzerinde olduğu
ve 3 bin 700 kişinin de bu denizlerde boğularak hayatını kaybettiği kaydedildi.
Göçmenlerin %50’den fazlası Suriye,
%20’si Afganistan, %7’sinin de Irak vatandaşı olduğu ifade edildi.
TÜRKİYE İLE MESAJLAŞTI DİYE...
Çin’in kuzeybatısındaki Şincan Uygur Özerk
Bölgesi’nde 10 gün geçiren Jacobs, “Şincan
Çin baskısı altında kaynıyor” başlıklı haberinde, “ailelerin tutuklamalarla dağıtıldığı,
camilerden ezan okunmasının dahi engellendiğini” yazdı. İşçilerin hareketine yönelik kısıtlamalarının bölge tarımına büyük zarar
verdiğinin belirtildiği haberde, Çin’in 10 mil-
yonluk Uygur nüfusunun davranışlarını ve
inançlarını şekillendirmeyi amaçlayan eşi
benzeri görülmemiş önlemlerinin halkı öfke
ve kaygıya sevk ettiği bildirildi. Jacobs, bölgeyi 10 gün boyunca gezerek kaleme aldığı
haberinde, Çin’in, daha sıkı güvenlik tedbirleri ve İslam’a yönelik kısıtlamalar ile geçtiğimiz Eylül ayında onlarca insanın bıçakla-
Ağır silahlı askerlerin, hemen hemen her
yerde bulunan kontrol noktalarında otomobil
bagajlarını ve kimlik kartlarını didik didik incelediğinin vurgulandığı habere göre; Uygur
azınlığa mensup şoförlerden ve yolculardan
bazen cep telefonlarını teslim etmeleri bile
isteniyor. Böylece polisler, telefonların içinde
‘kamu güvenliğine tehdit’ niteliği taşıyan içerik ve programları kontrol edebiliyor.
Polisin arama listesinde, radikal dincilere
ait videoların yanı sıra, Uygurların Çin dışında yaşayan akrabalarıyla iletişim kurmalarını sağlayan Skype ve WhatsApp gibi uygulamalar da bulunuyor.
Hatta mühendislik öğrencisi bir Uygur,
geçtiğimiz Kasım ayında Türkiye’deki bir arkadaşıyla mesajlaştığı için geceyi nezarette
geçirmiş. “Hepimiz terör şüphelisi olduk” diyen 23 yaşındaki genç, yaşadıkları baskıyı
şöyle anlatıyor: “Bugünlerde yurt dışından
bir telefon almanız bile polis tarafından ziyaret edilmeniz için yeterli.”
Rusya’nın S400
BM’den İran’a oyunu! Bilerek
feda etti
kınama
HAbER MERKEzİ:
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi
(BMGK), İran’da gerçekleşen Suudi Arabistan diplomatik misyonlarına yönelik saldırıları kınadı.
BMGK’da kabul edilen basın bildirisinde, İran’da Suudi Arabistan misyonlarına
yönelik saldırıların ciddi zararlara neden
olduğu belirtilerek, bu saldırılar “en şiddetli biçimde” kınandı.
Diplomatik misyonların dokunulmazlığı
ve korunması temel prensibi ve ev sahibi
ülkelerin Viyana Sözleşmesi altındaki sorumluluklarına işaret edilen bildiride,
İran’dan uluslararası hukuk altındaki yükümlülüklerine uyup, diplomatik temsilcilikler ve diplomatları koruması istendi.
BMGK ayrıca, tüm taraflara diyalog ve
gerginliği azaltacak adımları atmaları çağrısı yaptı.
ÖSO Genelkurmay Başkanı General Ahmed
Berri, Rusya’nın S400’lerin tepki çekmemesi
için düşürülen uçağı bilerek feda ettiğini öne
sürdü.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in
“Suriye’de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte çalışıyoruz” açıklamalarına ÖSO Genelkurmay Başkanı General Ahmed Berri’den yanıt geldi.
Yeni Şafak’a özel açıklamalar yapan Berri,
“Rusya, 4 yıldır katil rejimi destekliyor ve 2
Ekim’den bu yana Ruslar ile tek temasımız
bombalanan yüzlerce mevzimiz ve öldürülen
binlerce insanımızdan ibaret” dedi. Rusya’nın
ancak devrime ihanet edecek isim ve gruplarla işbirliği yapabileceğini söyleyen Berri, kendi içlerinden hiç kimsenin direnişe ihanet etmeyeceğini ve düşmanla işbirliği yapmayacağını, Putin’in bu yönde beyanlarının gerçeği
yansıtmadığını söyledi.
KASITLI OLARAK YAPTI
Türkiye tarafından hava sahası ihlali nedeni ile düşürülen uçağın, Rusya tarafından kasıtlı olarak feda edildiğini söyleyen Berri, bu
yönde güvenilir istihbarat bilgilerine sahip olduklarını açıkladı. Rusya’nın elinde bulunan
en güçlü hava savunma araçlarından S400 füzelerini Suriye’de gizlice kurduğunu, uluslararası camiadan gelebilecek muhtemel tepkilerden çekindiği için Rusların böyle provokatif bir yola başvurduğunu ifade eden Berri,
“Uçağın düşmesinden 2 gün sonra S400’lerin
aktive edildiğini duyurdular oysa bu sistemin
kurulumu en az 3 hafta gerektirir her şey kirli
bir oyundan ibaret” ifadelerini kullandı.
SÜRDÜRME ŞANSI YOK
“Ruslar Suriye’ye büyük güç olduğunu
göstermek için girdi, Akdeniz kıyısında bulunan üslerini emniyete almak için Esed rejiminin kalması gerekiyor, bütün çabası bunun için” diyen Berri’ye göre Rusların Suriye’de askeri varlığını çok fazla sürdürme
şansı yok.
Suudi Arabistan İran’a uçak
seferlerini durdurdu
IŞİD’den yeni taktik
Duhok - IŞİD’in, dün akşam Şengal’ın batısındaki Domiz askeri karargahına gerçekleştirdiği saldırı püskürtüldü.
Rûdaw’a konuşan Peşmerge Güçleri komutanlarından Yarbay Hal Hemzo, IŞİD’in
saldırılarda taktik değiştirdiğini belirtti.
Yarbay Hal Hemzo, “Önce uzun menzilli
silahlarla saldırıyor, ardından intihar eylemcilerini gönderiyorlar” dedi.
Peşmerge Komutan, IŞİD’in dün akşam
silahlarla ateş açtıktan sonra intihar saldırısı girişiminde bulunduğunu kaydetti.
Çatışmalarda 7 IŞİD mensubunun öldürüldüğünü söyleyen Yarbay Hal Hemzo,
yaralanan 3 IŞİD’linin işgal altındaki Baac
ilçesine götürüldüğünü aktardı.
Komutan, saldırıda şehit verilmediğini
ve yaralanan olmadığını söyledi.(rudaw)
Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Kurumu İran’a uçak seferlerini iki yönlü durdurduğunu bildirdi.
Suudi Arabistan Sivil Havacılık Genel Kurumunca sosyal paylaşım sitesi Twitter’dan
yapılan açıklamada, “İran ile diplomatik ilişkilerin kesildiğinin ilan edilmesinin ardından
Sivil Havacılık Genel Kurumu, İran’a yapılacak tüm seferlerin iki yönlü durdurulmasına
karar verdi” ifadesi kullanıldı.
Açıklamada, daha önce rezervasyon yapmış yolcuların mağdur olmaması için yolcularla koordinasyon içinde gerekli adımların
atılacağı belirtildi.
Suudi Arabistan yönetimi, cumartesi aralarında Suudi vatandaşı Şii din adamı Ayetullah Nemr Bakır en-Nemr’in de bulunduğu 47
kişinin idam cezasının infaz edildiğini duyur-
muş, İran’ın idamlara tepki göstermesinin ardından Suudi Arabistan’ın Tahran Büyükelçiliği ve Meşhed kentindeki konsolosluk binası
göstericilerce ateşe verilmişti. Suudi Arabistan yönetimi de büyükelçilik ve konsolosluk
binalarına yönelik saldırıların ardından İran
ile diplomatik ilişkilerini kestiklerini ve İranlı görevlilerin ülkeyi terk etmesi için 48 saat
süre tanındığını açıklamıştı.
12
6 Ocak 2016 Çarşamba
Kültür-Sanat
Tigris
www.tigrishaber.com
>>
DERLEYEN:
Dilek SEZER
“Beyaz bayrakla taşıdıkları çocuğun
ölümünü nasıl anlatacaklar?”
Şener Özmen, Kürtçe yazan bir yazar
ve şair aynı zamanda uluslararası
tanınırlığı olan bir güncel sanatçı.
Yıllardır resim öğretmenliği yaptığı
Diyarbakır’da yaşıyor ve sanat
edebiyat çalışmalarını da burada
üretiyor. Sorularımızı bu kez Şener
Özmen’e yönelttik. Bu çatışmaların
en çok da geleceği kaybettirdiğini
anlattı. “Gömülemeyen ölülere
bakaraktan geçen zamanları nasıl
sağaltacaklar? Ölmesin diye beyaz
bayrakla kucaklarında taşıdıkları
çocuğun ölümünü kime, nasıl
anlatacaklar?” diye cevabı zor
sorular sordu...
Şırnak İdil doğumlu şair-yazar Şener Özmen’in tanık oldukları ve yaşadıkları bölge
halkının ruh haline ayna tutuyor. Özmen, “İyi
değiliz, iyi değilim. Abuk subuk saatlerde
uyku moduna geçiyorum. Kâbuslar görüyorum sonra” diyor.
Sokağa çıkma yasağı, üzerine gece boyunca süren bomba ve silah sesleri ile artık Diyarbakır’da gündelik yaşam diye bir şeyin tüketildiğini söyleyen Özmen’in şu sözleri geleceğe dair kaybedilen umutları anlatıyor:
“Hangi psikiyatr el atacak savaş çocuklarının
ruh haline? Gömülemeyen ölülere bakaraktan geçen zamanları nasıl sağaltacaklar? Ölmesin diye beyaz bayrakla kucaklarında taşıdıkları çocuğun ölümünü kime, nasıl anlatacaklar!? Ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorum!”
Eserleri Eskiden Ne Güzeldi, Şaşıracaksın, Ağıt mı bu yaktığın? başta olmak üzere
pek çok şiir kitabı ve Kürtçe yazdığı Pêşbaziya Çîrokên Neqediyayî, Spinoza’nın Günlüğü
adlı romanları ile tanınan Özmen’in çatışma
iklimine dair anlattıkları şöyle:
Gündelik hayat nasıl gidiyor? Gündelik, rutin
hayatı sürdürmek hala mümkün mü? Son
aylarda bir gününüz nasıl geçiyor?
- Açıkçası ben Diyarbakır’da epeydir bir
‘gündelik hayat’ olmadığını ya da -en iyi ihtimalle- yaşadığımız şeyin gündelik hayat
normlarına uymadığını düşünmekteyim. Burada “rutin” dediğimizde, dudaklarımızdan
dökülen ilk sözcükler “kış”, “güneş” ve “sabah” olmuyor, mütemadiyen siyaset soluyor,
siyaset konuşuyor, siyasetle yatıp-kalkıyoruz
ve bizim gibi kendi yağında kavrulan insanları tedirgin eden ne varsa, burada fazlasıyla
hayat buluyor. Artık ölümün beni, gençleri,
çocukları, yaşlıları ve kadınları bu coğrafyada, bu ülkede nasıl bulacağını düşünmüyorum. Kapıyı açar açmaz da öldürülüyorsunuz, Dört Ayaklı Minare’nin oradayken de...
sizi keyifle hayattan alıyorlar ve keyifle yaşamaya devam ediyorlar. Benim için rutin, her
fırsatta ziyaret ettiğim Balıkçılarbaşı’nda,
yeni işim veyahut sergim için (bazen hiçbir
şey için) öte beri bakmak, sanatçı (ekseriyetle Cengiz Tekin ve Erkan Özgen) ve yazar
(Şeyhmus Diken, Lal Laleş) dostlarımla, arkaik bir handa veyahut bir kilisenin bazalt
avlusunda oturup, zamanı konuşmaksa (ki
öyle idi), evet, bu artık yok. Sur tarumar durumda, haliyle, şer medyasının “Sur’dan çok
çarpıcı kareler” başlığıyla servis ettiği fotoğraflarda “çarpıcı” olanın ne olduğunu sormadan edemiyor insan. Dağkapı’daki Şeyh Said
Meydanı’na kadarmış gündelik hayatımız! Ve
bu sıkışıp kalma hali, insanı bulunduğu yerde
boğuyor.
Etrafınızda neler olup bitiyor, evinizin
penceresinden görünenleri, salonunuzda
duyulanları, size anlatılanları bizimle paylaşır
mısınız?
- İyi değiliz, iyi değilim. Abuk subuk saatlerde uyku moduna geçiyorum (IQ’um düşüyor). Kâbuslar görüyorum sonra. Zelal sesleniyor. Az önce, birileri beni, Zelal’i ve Robîn’i
öldürmeye çalışıyor(du) kupkuru bir gecede,
kalkan balığı surların göbeğinde, taş üstünde
taş bırakılmayan o kanlı sokak aralarında.
Kendimi geçtim, onları düşünerek, irkiliyorum. Ne gördüğümü söylemiyorum, “Hatırlamıyorum!” diyorum biraz sersemce. Gecenin
ağzını yırtıyor seriye bağlanmış silah sesleri,
top atışları yapılıyor, kıyamet ki, ayağımıza
kadar gelmiş! Asıl böyle zamanlarda sorgulamaya başlıyorum hayatımızın anlamını, içine
kaybeden güncel sanatı da alarak. Yani yediğimizin lokmayı, içtiğimiz suyu, bulduğumuz
imgeyi, herşey kekremsi, herşey... Ne mi görüyorum evimin penceresinden? Yükselen
dumanları, helikopterleri... Cizre’deki dayımı
arıyorum, bir kız çıkıyor telefona, kısık bir
ses tonuyla yanıt vermeye çalışıyor: “Çıkamıyoruz ki!?” Zaten benim “E, buraya gelin” demem büyük saçmalık! Bilmiyormuşum gibi!
Ne olacağını bilmiyoruz demeler çoğalıyor.
Bir diğerine bakıp bakıp susuyoruz.
İnsanlar ne düşünüyor? Olan biteni nasıl
anlamlandırıyor? Kimi suçluyorlar veya bir
suçlu arıyorlar mı?
Haklı olduklarını ve akabinde devletin
haksız olduğunu. Zaten herkes, herşey politik! Hangi pedagog çözecek bu meseleyi?
Hangi psikiyatr el atacak savaş çocuklarının
ruh haline? Gömülemeyen ölülere bakaraktan geçen zamanları nasıl sağaltacaklar? Ölmesin diye beyaz bayrakla kucaklarında taşı-
Mahlepli Diyarbakır Çöreği
MALZEMELER
1 Paket Sana Hamurişi
1,5 Yemek Kaşığı çörekotu
1 Litre süt
0,5 Çay Bardağı zeytinyağı
1 Adet yumurta sarısı (üzeri için )
1 Yemek Kaşığı mahlep
1 Paket sana hamurişi (oda sıcaklığında)
1 Paket yaş maya
YAPILIŞI
Mayayı ılık sütte eritin. Bütün malzemeleri geniş bir kapta
karıştırın ve aldığı kadar un ile yoğurun.Kabın üzerini ıslak bir bez
Şener Özmen
dıkları çocuğun ölümünü kime, nasıl anlatacaklar!? Ağlıyorum, ağlıyorum, ağlıyorum!
“Türksen övün, değilsen itaat et!”, öyle mi!?
Güllük gülistanlıktı sanki ortalık!? Diyor ya
Foucault; “Aklın iktidarı kanlı bir iktidardır.”
Aynen öyle...
Bir yazar, sanatçı için bunlar nasıl günler? Bu
yaşadığınız durumda, sokağa çıkma yasakları
ve silah sesleri altında yazmak mümkün mü,
nasıl yazılıyor?
- Hiçbir şey yapamıyorum... yapmak isteyip de yapamamaktan değil. Bir şey kırıldı,
dal gibi, “çıt” diye bir ses geldi derinlerden.
Bu sesi duydum. O sıra ara verilmişti galiba
operasyonlara. Tamam, sokağa çıkmayalım.
Emredersiniz! Bu mesele değil, çok gördük,
fena yaşadık. Ben mi duygusalım? Bilmiyorum ki!? Bundan katmerli zulüm mü olur? Silah sesleri kesildi. Tahir Elçi’nin katledilmesiyle başlayan yeni kötü hayatımız böyle artık. Roma’ya gittik de ne oldu sanki!? SAHA’dan gelenlerle –bir kısım koleksiyonerle–
yine aynı meseleleri konuşuyoruz. Bana soruyorlar, beni göremeyince Zelal’e soruyorlar.
Diyarbakır nere, İstanbul nere!? Biz kim, siz
kim!? Sabah, kahvaltıda, üzerinde tayt olan
heykelin kaba etlerine bakaraktan yanıtlıyorum gelen soruları. Yüreğimiz Diyarbakır’da,
bir yanımız Robîn’le. Whatsapp’tan yazıyor
akşamları, “ğ” yerine “x” yazmayı (x’ler kayıp düşler gibi) unutuyorsun oğlum! Ama
şimdi bunun sırası değil baba! Evi de terketmişler. Oysa Robîn evini sever, konforu sever,
benim gibi. Sarkis tedirgin, ben daha bir ürkek... Böyle mi kuracağım ARTER’deki sergiyi!? Sur’da, Dört Ayaklı Minare’nin hemen
orada iyi bir kuru kahveci vardı (var idi),
evde kahve bitti, kavanozun dibindekini de
demin pişirdim. İç savaş lafı dolaşıyor dünden beri, sen gel, lotus pozisyonunda Kürt sorunu düşün! Olacak iş mi bu!? İsrafil’in sura
üflemesi...
Siz bir entelektüel, yazar olarak ne
hissediyorsunuz? Düne ve yarına nasıl
bakıyorsunuz?
Kör olsak hepimiz!
ile örtün ve hamur mayalanıp iyice kabarıncaya kadar bekletin. Hamurdan bir parça
alıp elinizle uzun bir
diktörgen elde edin ve
bıçak yardımıyla
eğik diktörtgenler
elde edecek şekilde
yan, yan parçalar
kesin ya da istediğiniz başka bir şekilde yapabilirsiniz.
Üzerlerine yumurta
sarısı sürün. Önceden
200 derecede ısıtılmış fırında iyice kızarıncaya kadar
pişirin.
Kırmızı Sevmek
İrma
ARTAN
GİTMEYİN
Gitmeyin...
Gittiğinizle kalırsınız.
Ardınızdan kitaplar yazılır ‘Gittiler İşte’.
(Şeyhmuz Diken)
Sahipsiz, her yerde yabancı,
aidietsiz,dilsiz kalırsınız.
Horlanır, aşağılanırsınız.
Okumaz çocuklarınız , yaşamak için itile
kakıla çalışır, her gün kahreder
hayata, her gün suçlanırsınız
kalmadığınızla.
Gitmeyin...
Gittiğiniz hiç bir yer sizi bağrına basmaz.
Bizi, başka şehirlere yerleştireceklerini
söylediler, yollarda
öldürüldük.Evimizden barkımızdan,
canımızdan olduk.Mağaralara kapatıp
ateşe verdiler, sıraya dizip arka arkaya
,tek kurşunla masrafsız öldürdüler,
ana karnında bebekleri süngülediler,
gençlerimizi askere alıp, guruplar
halinde katlettiler, bütün bunları
kimse yazıp çizmesin diye, önce eli
kalem tutan, eğitimli insanları ve her
dalda sanatçıları yok ettiler 1915-1921
arası.
Ya sonra ya bugün? Hala öldürüyorlar,
yetmiyor , sizi anarken bile bizi
suçluyorlar,(bunlar o zaman
elimizden kaçan Ermeni köpekler)
diyorlar, utanmadan, sıkılmadan,
geceleri (hepiniz Ermenisiniz) diye
anonslar yapıyor, ermeni olmak, adi
bir suç, şerefsizlik, onursuzlukmuş
gibi,güya size hakaret ediyorlar.Şimdi,
hayatta kalabilmek adına , kaçmaya
çalıştığınız topraklara, bir tarih
bıraktık, kanımızla yıkadık, canımızı
teslim ettik ...Neden ? Madem bırakıp
gidecektiniz biz neden öldük?
Gitmeyin...
Bir türkü var kulağımda, haftalardır
içimde biri mırıldanır gibi,
‘dağlar senin ne karanlık ardın var / lale
sümbül boynun eğmiş derdin var /
elalemin vatanı var yurdu var / benim
yurtsuz kalışıma neyleyim ‘
Yersiz, yurtsuz kalırsınız, her gün daha
çok yanar canınız, bebekler ağlar
ardınızdan, yüzlerinde kurşun yarası, ‘
bunun için mi vuruldum, 7 gün buz
asfaltta can çekişe çekişe öldüm’ der
bir ana, sessiz feryadı yakar içinizi.
Gitmeyin...
Tarih tekerürüden ibaretmiş
gerçekten.Yine bir halk katlediliyor.
Evet bu bir soykırımdır hem de 21.
yüzyılda.
Ah Mezopatamya...Dünya kurulmadan
önce mi lanetlendin sonra mı?Hangi
Tanrının kapısına dayanıp yalvaralım
da , kalksın bu kan kokusu
üzerimizden.Bildiğim bütün
kutsallıklar sağır oldu sanki,
duymuyorlar onca yürek acısını,
tılsımlı rüzgarlar gibi, soğuğa sarıp en
sivrisini, insanı delik deşik eden, onca
çığlığın nefesini, duymuyorlar...
Hep böyle geldi de böyle mi gidecek
şimdi?
Hayır !!!
Gitmeyin...
Siz bizden şanslısınız, siz başarabilirsiniz,
özgürlüğünüzü, barış talebinizi,
umutlarınızı, güzel yarınları
kazanabilirsiniz, siz soyunuzu
kurtarabilirsiniz.
Körpecik bedenler, kendilerinden ağır
silahlarla ve kocaman yürekleriyle
savaşıyorlar .Evlatlarınız, olağan üstü
bir inançla, halkı için silah altında.Her
gün kimbilir kaçı vurulup düşüyor
toprağa, duyuyoruz yada
duymuyoruz..Her şey , siz vatanınızı
bırakıp gitmeyin ,insanca yaşama
hakkınızı geri alın, asimile edilmeyin,
horlanmayın, ikinci hatta üçüncü sınıf
muamelesi görmeyin , bu savaşlar
bitsin, ölümler dursun, çocuklar
vurulmasın, dağlar yeniden yeşersin,
güneş, barışa , umuda doğsun
diye...nasıl gidersiniz?
Gitmeyin...
Söylemesi kolay, ölüyoruz diyorsunuz,
biliyorum...
Binler öldü, çoluk çocuk bu uğurda.
Yarınları , milyonları, barışa
taşıyabilmek kolay mı ? Daha da
yüzler ölecek, biliyorum..
Özgür değilse insan, nefes almak her gün
ölümdür...
Gücünü birleştirdiğinde, bu direniş
ruhuyla Kürt Halkı kazanacak
inanıyorum...
Gitmeyin...
Tigris
>>
B U L M AC A
www.tigrishaber.com
6 Ocak 2016 Çarşamba
13
Dünkü Bulmacanın Cevabı
14
SP
6 Ocak 2016 Çarşamba
R
Tigris
www.tigrishaber.com
>>
bu Hataları yapmayın
 15 şuBaT’a kadar devaM
2015 - 2016 Sezonu Amatör Futbolcu İkinci Transfer Dönemi 4
Ocak - 15 Şubat 2016 tarihleri arasında yapılacak. Transfer işlemlerinde lisans evrakları TFF Bölge Müdürlüklerine ASKF'ler kanalıyla
ulaştırılacak.
Yoğun kış şartları sebebiyle müsabaka ertelemesi ve fikstüre ara
verilmesi nedeniyle yeniden belirlenen tarihlerde oynanacak müsabakalarda, 2. transfer döneminde transfer yapan futbolcuların oynatılıp oynatılmaması Futbol Müsabaka Talimatı hükümlerine göre olacağından kulüplerin bu hususa önemle dikkat etmesi gerekiyor.
 erTeleMe Maçları için uyarı
TFF, amatör takımlara devre arası
transferlerinde uymaları gereken kurallar
hakkında bilgilendirme yaptı. Yeni
transferler erteleme maçlarında forma
giyemiyor.
Haber: Saffet AZBAY
Özdemir’den Spora Büyük katkı
Limak Holding Yönetim Kurulu
Başkanı Nihat Özdemir,10’a yakını
Doğu ve Güneydoğu ekibi olmak
üzere devre arasında yaklaşık 20 kulübün kamp masraflarını üstlenerek
spora büyük katkı sundu.
HeM reklaM,HeM kaMp
Masrafları
Diyarbakırlı iş adamı Nihat Özdemir, yıllardır
spora yaptığı katkıyı
bu yıl artırarak sürdürdü. Limak Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve aynı
zamanda Futbol FeNihAt
derasyonu Başkan
Özdemir
Vekili olan
Özdemir,ağırlıkta Doğu
ve Güneydoğu olmak üzere
devre arasında 20’den fazla futbol takımının kamp masraflarını üstlendi.
Sezon başında aralarında Diyarbekirspor ve Batman Petrolspor’un da
şAmpiyoN
üreteN
FAbriKA:
Amy
bulunduğu çok sayıda kulübe göğüs
reklamı ve çeşitli yollarla kaynak aktaran Limak Holding, yine sezon başında 10’dan fazla kulübün kamp giderlerini karşılamıştı.
BölGedeki prOfesyOnel
ve aMaTör TakıMlara
Bir çok stada reklam vermesiyle
de bilinen Limak Holding’in devre
arasında kamp masraflarını karşıladığı takımlar arasında Amedspor,Diyarbekirspor,Batman Petrolspor,12 Bingölspor,Erganispor ve Kurtalanspor gibi Doğu
ve Güneydoğu takımlarının
yanı sıra Süper Lig’den Bölgesel Amatör Futbol Ligi’ne kadar
yaklaşık 20 kulüp yer alıyor.
Diyarbekirspor Basın ve Medya
Sorumlusu Saffet Azbay,Özdemir’in
sunduğu desteğin bölge kulüpleri
için büyük anlam ifade ettiğini
söyledi.
‘özdeMir’in TuTuMu
örnek Teşkil eTMeli’
Azbay,”Türkiye’de alt liglerde mücadele eden kulüplerin yaşadığı maddi sıkıntılar ortada. Bilhassa Doğu ve
Güneydoğu’daki kulüpler yeterli
maddi desteğe sahip olamadıkları
için ayakta durmakta zorlanıyor. Bizim gibi kulüplerin yükü kişilerin
sırtındadır. Yerel yönetimler,devlet
erkanı ve özel sektörden destek göremiyoruz. Bu yüzden sayın Nihat Özdemir’in katkısı bölge kulüpleri için
can suyu değerindedir. Kendisi yıllardır bu katkıyı karşılık beklemeden
yapıyor. Yaptığı katkıları haber yapmamızı istemeyecek kadar alçak gönüllü. Nihat Özdemir gibi duyarlı 3-5
iş adamı daha olsaydı bölge sporu
çok daha iyi yere gelirdi. Kendisi sadece kendi bölgemize değil ülkenin
bir çok yerindeki kulüplere destek
oluyor” dedi.
Haber: Aziz FİDANCI
Diyarbakır’da
faaliyet gösteren
Ayşe Meryem Yazar
(AMY) Spor Salonu,karete branşında
geleceğin şampiyonlarını yetiştiriyor.
Milli sporcu Ayşe
Meryem Yazar’ın
adıyla açılan salona
gelen çocuklar, uzman antrenörler eşliğinde eğitim alarak
geleceğe hazırlanıyor. Milli antrenörler
Mehmet Yazar -Ahmet Yazar kardeşlerin
eğittiği çocuklar,konforlu ve modern bir
ortamda, son teknoloji ürünü aletler eşliğinde eğitim alıyor. Ailelerin giderek artan ilgisi dikkat çekerken,amaçlarının çocukları geleceğe hazırlamak olduğunu
anlatan Yazar kardeşler,ailelere de tavsiyelerde bulunuyor.
Haber: Ali Abbas YILMAZ
‘spOr eğiTiMe enGel değil’
Yazar kardeşler,”Yoğun bir talep
var. İnsanlara bu güveni verebilmişsek ne mutlu bize. Çocuklar bize
emanet ediyorlar. Bizler de onların
iyi sporcu ve her şeyden önce sporla
bütünleşmeleri için çaba gösteriyor.
Spor kesinlikle eğitimi
geriletmez.Aksine spora başlayan ço-
cukların derslerindeki başarısı da artıyor. Biz zaten gelen çocuklara ‘önce
okul hayatında başarılı olmalısınız’ diyerek telkinlerde bulunuyoruz. Spor ve
eğitim iyi bir planlama ile bir arada iyi
olur. Bu yüzden hiçbir aile endişe etmesin” diye görüşlerini dile getirdiler.
Diyarbekirspor adına faaliyetlere
katılan sporcular da bu salonda idman yapıyor.
AvrupAlı pArlemeNterlerdeN
KürdistAN FutboluNA desteK
Avrupa Parlamenterleri Başkan Yardımcısı Rîştard Canîskî ,Kürdistan Futbol Federasyonu Başkanı Sevîn Kanebî’yi ziyaret etti.
Kuzey Irak Bölgesel Yönetimi ile çeşitli görüşmeler yapmak için Kürdistan’da bulunan
Avrupa Parlementerleri Başkan yardımcısı Rîştard Canîskî bu program dahilinde Futbol Federasyonu’nu da ziyeret etti. Ziyaret sırasında Federasyon Başkanı Sevîn Kanebî görüşmenin
anısına konuk parlemebtere plaket verdi.
Haber: Ali VURANEL
Diyarbakır 1968, kar, kış Dinlemiyor
Haber:
Özcan
YILDIZ
Tarihi yeniden belirlenen müsabaka, erteleme müsabakası ise, erteleme müsabakalarına yalnızca ertelenen müsabakanın ertelendiği
gün kulüplerde tescilli olan futbolcular katılabilir hükmü gereğince
erteleme tarihinden sonra transfer işlemi yapılan futbolcular bu müsabakalarda kesinlikle oynayamazlar. Şayet müsabaka fikstürün kaydırılması nedeniyle fikstüre ara verildikten sonra oynanacak bir müsabaka ise, fikstüre ara verilen dönemde transfer işlemi yaparak lisansı tescil olan futbolcular, fikstürün geri kalan müsabakalarında
oynayabilirler.
‘Gerekli desTeği sağlayacağız’
Avrupa Parlementerleri Başkan yardımcısı Rîştard Canîskî ,Kürdistan Federasyonu’nun desteklenmesi ve bölge takımlarının Avrupa’da maçlara çıkmasını gerektiğini belirtirken bu anlamda her türlü desteğe
hazır olduklarını ifade etti. Federasyon başkanı Sevîn Kanebî ise bu görüşmeden çok
mutlu olduklarını bu önemli ve değerli
isimlerin büyük destekleri olacağını söyledi. Kanebi,federasyonun 10 yıllık bir geçmişi olduğuna dikkat çekerek buna rağmen
Süper Lig ve 1. Lig kategorilerinin yanında
17 yaş ve 18 yaş kategorilerinde liglerinin
devam ettiğini dile getirdi.
BAL 1.Grup ekiplerinden Diyarbakır 1968, kentte
hayatı felç eden yoğun kar yağışı ve olumsuz hava
koşullarına aldırış etmeden ikinci yarı hazırlıklarını
sürdürüyor. Teknik Direktör Fehmi Kalender yönetiminde Beyaz Tebeşir Vali Ahmet Cemil Serhadlı tesislerinde yapılan idmanlar neşe içinde geçiyor. Genç
isimlerden oluşan kadrosunu güçlendirmek için de
transfer arayışlarını sürdüren Yeşil-Kırmızılı takımın
hafta içinde bazı oyuncularla anlaşmaya varması
bekleniyor.
‘yeni Bir anlayış peşindeyiz’
Teknik patron Kalender, verdikleri mücadele ile
Diyarbakır’da egemen bir anlayışı yıkmaya çalıştıklarını söyledi. Kalender,”Kendi emeğini ve cebinden
harcadığı parayı yıllardır gençlere adayan başkanımız Bedirhan Akyol’a teşekkür ediyorum. Hep beraber kentte yıllardır egemen olan bir anlayışı yıkmaya
çalışıyoruz. Nedir o anlayış?.Kısa vadeli başarılar için
paralı transferler yaparak paraları heba etmek. Buna
karşı inşallah başarılı olacağız. Kendi gençlerimize değer ve imkan vererek,güven duyarak yeni bir anlayış
geliştirmeye çalışıyoruz. Şampiyonluk ve ligde kalmaktan ziyade bunu başarmak değerlidir” dedi.
Amedspor’dA progrAm değişti
Haber: Saffet AZBAY
Maç Gününde değişiklik Olunca
Sezonun ikinci yarısı için Antalya’da kamp yapan
Amedspor’da 29 Aralık’ta başlayan çalışmalarda son
3 güne girildi. 8 Ocak Cuma günü sona erecek çalışmalarda takım güne iki idman yaparak zorlu maratonun ikinci yarısına bileniyor. 11 Ocak Pazartesi günü
Şanlıurfaspor’la deplasmanda oynanacak Ziraat Türkiye Kupası A Grubu maçı için daha önce Antalya’dan
Ş.Urfa’ya geçmeyi planlayan Amedspor,bu planda değişikliğe gitti. Maçın 9-10 Ocak yerine 11 Ocak’a alınması üzerine Amedspor, kampın ardında Diyarbakır’a
dönüp buradan karayolu ile Ş.Urfa’ya geçmeye karar verdi.
Transferde BölGe şarTları
sOrun çıkarıyOr
Transferdeki sessizlik ise devam ediyor. Teknik heyetin
istediği oyuncuların kulüpleri ile sorunlar yaşaması,kulübün ekonomik imkanlarını aşan rakamlar talep etmesi ve
Diyarbakır’a gelmeye sıcak bakmaması gibi etkenler transferde sorun yaratıyor. Amedspor, bu yüzden 1 Şubat’a kadar
devam edecek ara transfer döneminin içinde kendi şartlarını kabul edecek oyuncularla anlaşmanın hesaplarını yapıyor. Bölgeye yakın isimler üzerinde duruluyor.
Tigris
Kadın-Sağlık
28 Aralık 2015 Pazartesi
>>
6 Ocak 2016 Çarşamba
www.tigrishaber.com
15
İyimserler daha
uzun yaşıyorlar
Bilimsel araştırmalara göre, iyimserler uzun yaşarken,
kötümserler konforsuz bir hayat sürüyor hatta erken ölüyor.
hAbER MERkEZi:
Geleceğe yönelik olumlu ve olumsuz
beklentiler, kişinin hem fiziksel hastalıklara hem de zihinsel rahatsızlıklara
yakalanmaya ne kadar yatkın olduğunu
anlayabilmek için önemli işaretler veriyor. İyimserlik ve fiziksel sağlık ile
iyimserlik ve ruh sağlığı arasındaki
ilişkiyi inceleyen bilimsel araştırmalara göre, iyimserler uzun yaşarken, kötümserler konforsuz bir hayat sürüyor
hatta erken ölüyorlar. Uzman Klinik
Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet
Başkak iyimserliğin kişinin günlük sos-
yal hayatta ve iş hayatında karşılaştığı
zorluklarla baş edebilme becerileri
üzerinde çok büyük etkisinin olduğunu
belirtti.
köTüMsERLER kALpTEn gidiyoR
Yapılan araştırma, kötümserliğe kıyasla, iyimserlik ve fiziksel sağlık arasında doğru orantılı bir ilişki olduğunu
gösteriyor. Bununla birlikte, iyimserliğe zıt olarak, kötümserlik ve aşırı derecede fiziksel sağlık şikayetleri arasında
da bir doğru orantı olduğu kanıtlanmıştır. İleri yaşlardaki kadın ve erkekler
üzünde yapılan araştırmada iyimser
bir mizaca sahip olan kişilerde genel
anlamda ölüm riskinin, özel olarak da
kalp-damar sağlığı hastalıklarına bağlı
ölüm riskinin daha az olduğu görülmüştür. 15 yıl süreyle yapılmış başka bir
araştırmada göre, iyimser kişilerde,
kalp ve damar hastalıklardan ölüm riski yüzde 50 daha az çıkmıştır. Menopozu takip eden üç yılda damar hastalıklarının, kötümser kadınlara kıyasla,
iyimser bir mizaca sahip kadınlarda
daha yavaş ilerlediği de görülmüştür.
kAnsER vE Aıds'E kARşı iyiMsERLik
Kanser hastaları araştırmasına
göre, kötümser bir mizaca sahip genç
göğüs kanseri hastalarında erken
ölümler meydana gelmektedir. Baş ve
boyun kanseri vakalarında ise, iyimser
mizaçlı hastaların, kötümser hastalara
göre, hastalığın ilk teşhisinden itibaren
geçen bir yıl içinde hayatta kalma
oranları daha yüksektir. İyimser bir
mizaç, stresli durumlarla baş etmede
daha az kaçınmacı tutum ve daha düşük seviyede depresyon, AIDS hastalarında tedavinin olumlu seyrine katkıda
bulunuyor.
iyiMsERLER çAbuk iyiLEşiR
İyimser insanların, kendilerinden
daha az iyimser ve hatta kötümser kişilere göre daha yüksek bir yaşam kalitesine sahip oldukları kanıtlanmıştır. Çok
ciddi patolojik vakaların varlığında,
iyimser hastaların, kötümser hastalara
Sağlığınız için kaya
ve deniz tuzu tüketin
Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr.
Coşkun Usta, tıpta tuzların tedavi amaçlı kullanıldığını belirterek işlemden geçmemiş deniz ve kaya tuzunun depresyona, kalp ve damar sağlığına iyi geldiğini kaydetti. Dr. Usta,
hücrelerin sodyum, potasyum, kalsiyum, magnezyum ve
klor gibi önemli elementleri kullanarak, fonksiyonlarını yerine getirdiğini söyledi.
Bu elementlerin vücuda tuzlar sayesinde alındığını anlatan Usta, piyasada bulunan rafine tuzların, yalnızca sodyum
klorür içerdiğini, oysa doğada sodyum klorürün tek başına
bulunmadığını ifade etti. Prof. Dr. Usta, denizler ve kayalarda bulunan tuz türlerinin işlemlerden geçirilerek sodyum
klorür elde edildiğini belirterek, "Kaygan olsun diye de alüminyum ekleyerek insanoğlu için zararlı hale getirilir. Anlayacağınız yanlış tuz yiyerek hasta, doğru tuz yiyerek de tedavi oluruz. Bu nedenle bütün yararlı tuzları içeren ve işlemden geçmemiş deniz veya kaya tuzu tüketmeliyiz" dedi.
göre stresli durumlara daha iyi uyum
sağlayabildikleri, bunun da genel yaşam kaliteleri üzerinde olumlu bir etki
yaptığı belirlenmiştir. Örneğin, by-pass
ameliyatı geçirmiş bir grup hasta üzerinde yapılan bir araştırmaya göre,
ameliyatı takip eden 6 ay içinde, iyimser hastalarda yaşam kalitesi önemli
ölçüde artış göstermiştir. İyimser hastalarda, hastanede kaldıkları süre içerisinde daha hızlı klinik düzelme gözlemlenmiş ve bu hastalar hastaneden
taburcu olduktan sonra günlük yaşamlarına daha çabuk dönmüşlerdir. Başka
patolojik rahatsızlıkları olan hasta
grupları arasında yapılan çalışmalarda
da benzer sonuçlar elde edilmiştir.
Tarhana çorbası
MALZEMELER
3 yemek kaşığı
toz tarhana
5 su bardağı su
1 yemek kaşığı salça
50 gram margarin
Tuz
Nane
TARhAnA çoRbAsı TARifi
Tuz kullanımı ile ilgili her geçen gün
artan çalışmalar kaya ve deniz tuzu
tüketmenin vücut için yararlı
olabileceğini gösterdi.
Çorba için 1 su bardağı suda tarhana pişirilmeden en az bir saat önce ıslatılır. Tencerede yağ, salça ve nane hafif karıştırıldıktan sonra 4 su bardağı su ve ezilmiş tarhana ilave edilerek tuz atılır.
Devamlı karıştırılarak koyulaşması ve
topaklanmaması sağlanır. Kaynayınca karıştırma bırakılır. 5 dakika daha kaynayan
tarhana servise hazırdır. Tarhanaçorbası
hazır. Afiyet olsun.
Papatya çayının faydaları
Yüzyıllardır uyku bozukluklarının tedavisinde, soğuk algınlığına ve mide rahatsızlıklarına karşı kullanılan papatya üzerine 20
yıldan bu yana yapılan araştırmalar geleneksel olarak kullanımının yararlarını bilimsel sonuçlarla destekliyor. Papatya bitkisinin bu kadar çok popülerlik kazanması
modern tıpta üretilen pek çok ilacın içerisinde etken madde olarak kullanılmasını
sağlıyor. ABD merkezli “Herb Research Foundation” kurumunun yaptığı açıklamaya
göre dünya genelinde her gün 1 milyon bardak papatya çayı tüketilmekte.
Ülkemizde olduğu gibi pek çok yerde papatya dendiğinde anlaşılan Alman (German
chamomile) papatyasıdır ve papatyanın
sağlığa faydaları hakkında yapılan araştırmalar genellikle bu türe aittir. Alman papatyasından sonra en çok rastlanan diğer
papatya türü ise Roma (Roman chamomile)
papatyasıdır.
Uyku bozuklukları tedavisinde kullanılır
Romatizmal rahatsızlıklar için kullanılır
Deri döküntüsüne yol açan cilt hastalıklarının belirtilerini hafifletir
Yemeklerden sonra sindirime yardımcı
olarak kullanılır
Gastrit ve ülseratif kolit tedavisinde kullanılır
Sabah bulantılarını hafifletir
Alerji belirtilerini azaltır
Stresi azaltır
Mide kasılmalarını engeller
Kaygıyı azaltır ve genel bir rahatlama
sağlar
Bağırsak sorunlarını giderir
Bağırsak iltihaplanması tedavisinde yardımcı olarak kullanılır
Kasları gevşetir, krampları azaltır
Bağırsak hareketini arttırır
Diş eti hastalıklarını önler
Ağız iltihaplarını iyileştirir
Sakinleştirir
Karaciğeri çalıştırır
Adet dönemi kasılmalarını hafifletir
Sırt ve bel ağrılarını hafifletir
Bağışıklık sistemini güçlendirir
Boğaz ağrısını alır
Apse tedavisinde gargara suyu olarak
kullanılır.
Bu bir reklamdır.
16
6 Ocak 2016 Çarşamba
‘Vertigo’
iş ve
sosyal
hayatı
durduruyor
Haber
www.tigrishaber.com
Nöroloji Uzmanı
Dr. Dilek Kasım Yücel,
vertigo(baş dönmesi)
hastalığının tedavi
edilmediği
takdirde iş ve
sosyal yaşamı
durma noktasına
getirebildiğini
söyledi.
Samsun Büyük Anadolu Hastanesi Nöroloji Bölümü’nden
Uzm. Dr. Dilek Kasım Yücel,
baş dönmesi ve tedavisi hakkında bilgi verdi. Kişinin kendisi
veya çevresinin hareket ettiğini düşünmesi hissi olarak tanımlanan vertigonun, son yıllarda sık görülen rahatsızlıkların başında geldiğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Dr. Dilek Kasım Yücel, "Bu
durum sersemlik hissi veya baygınlık
hali ile karıştırılmakla birlikte; tedavi
edilmediği takdirde iş ve sosyal yaşamı
durma noktasına getirebiliyor. Hastalar
genellikle vertigo ile ilgili şikayetlerini
tanımlarken zorluk çekmektedirler. Vertigonun bulguları, farklı nedenlere bağlı
olarak değişebilmektedir. Hasta, çevresinin veya kendinin hareket ettiğini
veya döndüğünü ifade eder. Bu duruma
bulantı, kusma, terleme ve anormal göz
hareketleri eşlik edebilir. Yakınmalar
birkaç dakika ile başlayıp, saatlerce sürebilir. Bazen bu şikayetler sabit ve sürekli bazen de atak şeklinde görülebilir.
Vertigonun başlangıcı, bir harekete
veya pozisyon değişikliğine bağlı olabilir" dedi.
Tigris >>
VERTİGO İLE BAŞA
ÇIKABİLMEK İÇİN ALINMASI
GEREKEN ÖNLEMLER
Uzm. Dr. Dilek Kasım Yücel son
olarak, "Genel olarak hangi nedenle
olursa olsun vertigolar konusunda ilk
olarak ilaç tedavisine başvurulur. Bunun dışında beyinsel kaynaklı vertigolarda, şikayetlerin nedenine göre yaklaşım gerekmektedir. Beynin kanlanma
bozukluğu sonucunda olan vertigolarda,
Aspirin ve çeşitli ilaçların kullanımı gerekmektedir. İleri derecede büyük damar darlığı olan hastalarda stent veya
bypass ameliyatları da düşünülmelidir.
Multipl sklerozlu olup vertigo şeklinde
atak yapan hastalara ise yüksek doz kortizon verilmektedir. Vertigoya neden
olan tümörlerin tedavisi cerrahidir. Vertigo ile seyreden epilepsilerde ise epilepsi ilaçları ile tedavi yoluna gidilmelidir" açıklamasını yaptı.
Bu bir reklamdır.
Download

Büyükşehir`den -20 uyarısı