M.İbrahim TEPE
İHL Meslek Dersleri Öğretmeni
ِ‫ِبسْمِ اهللِ الرَّ ْح َمنِ الرَّحِيم‬
1.ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORU-CEVAPLI
Sayfa: 10
Ders Kitabı Sayfa: 10
Hz. Peygamberin insan oluĢuna Kuran-ı Kerim‟de niçin vurgu yapılmıĢtır?
Kuran-ı Kerim‟de Hz Peygamberin (sav) insan oluĢuna yapılan vurgu, müĢrik Arapların
zihinlerindeki yanlıĢ peygamber anlayıĢına karĢı yapılan bir düzeltmedir. Çünkü onlar
Peygamberleri yemeyen, içmeyen, insanüstü bir varlık, adeta bir melek gibi tasavvur
ediyorlardı.
Hz. Peygamberin beĢer olduğunu dile getiren bir ayet meali yazınız.
-(Habîbim, yâ Hz Muhammed (sav) !) De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım; (Ģu var ki) bana
Ġlâhınızın ancak tek bir Ġlâh olduğu vahyediliyor; öyle ise O‟na (îman ve itâat etmekte)
dosdoğru olun ve O‟ndan mağfiret dileyin!” (O‟na) ortak koĢanların ise, vay hâline! Fussilet: 6
Hz. Peygamberi diğer insanlardan ayıran en belirgin özellik nedir? Bir ayetle açıklayınız.
“De ki: Ben, yalnızca sizin gibi bir beĢerim.(Ģu var ki) bana, ilahınızın, sadece bir ilah olduğu
vahyolunuyor…‟‟
Ahkaf: 9
De ki: “(Ben, bu hakikatleri beyân eden) o peygamberlerden farklı (Ģeyler söylemekte) olan
biri değilim; ne bana, ne de size ne yapılacağını da bilmem. Doğrusu (ben) ancak, bana
vahyedilene tâbi„ olurum ve ben sâdece (Allah‟ın azâbından haber veren) apaçık bir
korkutucuyum.”
Sayfa: 11
Ders Kitabı Sayfa:11
Furkan: 7
Bir de (onlar) Ģöyle dediler: “Bu nasıl peygamber ki, yemek yiyor, çarĢılarda
geziyor. Ona bir melek indirilmeli de onunla berâber (o da) bir korkutucu olmalı değimliydi?”
Furkan: 8
“Yâhut kendisine bir hazîne bırakılmalı, ya da ondan yiyeceği bir bahçesi olmalı (değil
miydi?)” Ayrıca o zâlimler (mü‟minlere): “(Siz,) ancak sihirlenmiĢ bir adama tâbi„
oluyorsunuz” dedi.
Furkan: 9
Bak, senin hakkında nasıl misâller getirdiler de dalâlete düĢtüler; artık (onlar, hidâyete) hiçbir
yol bulamazlar.
Furkan: 10
Eğer dilerse, sana bundan daha hayırlısını, altlarından ırmaklar akan Cennetleri verecek ve
sana saraylar ihsân edecek olan (Allah) ne yücedir!
Furkan: 11
Bil„akis (onlar) kıyâmeti yalanladılar; bunun üzerine (biz de) kıyâmeti yalanlayanlara (pek)
alevli bir ateĢ hazırladık!
Ġsra: 90
Ve dediler ki: “Bize yerden bir pınar fıĢkırtmadıkça sana aslâ îmân etmeyiz!”
Ġsra: 91
“Veya senin hurma ağaçlarından ve üzüm bağlarından bir bahçen olmalı da aralarından Ģarıl
Ģarıl nehirler akıtmalısın!”
Ġsra: 92
“Yâhut iddiâ ettiğin gibi, göğü üzerimize parça parça düĢürmelisin; veya Allah‟ı ve melekleri
(açıkça buna) kefîl olarak getirmelisin!”
Ġsra: 93
“Yâhut, altından bir evin olmalı veya göğe çıkmalısın! Fakat bize okuyacağımız bir kitab
indirmedikçe, göğe çıkmana da aslâ inanmayacağız!” De ki: “Rabbimi tenzîh ederim; (ben)
sâdece peygamber olan bir insan değil miyim?”(2)
Ġsra: 94
Kendilerine hidâyet rehberi geldiği zaman insanları îmân etmekten alıkoyan Ģey, ancak Ģöyle
demeleri olmuĢtur: “Allah bir insanı mı peygamber gönderdi?” (3)
Ġsra: 95
De ki: “Eğer yeryüzünde yerleĢmiĢ kimseler olarak gezip dolaĢanlar melekler olsaydı, elbette
onlara (da kendi nev„lerinden) gökten melek bir peygamber gönderirdik.”
Enam: 8-Bir de: “Ona (peygamberliğini tasdîk eden, bizim de göreceğimiz) bir melek
indirilmeli değil miydi?” dediler. Hâlbuki (istedikleri gibi) bir melek indirseydik, (helâkleri
için) elbette iĢ bitirilmiĢ olur, sonra onlara (bir an bile) mühlet verilmezdi
Mü‟minun: 24
Bunun üzerine kavminden inkâr eden ileri gelenler Ģöyle dedi: “Bu, sâdece sizin gibi bir
insandır; size üstünlük sağlamak istiyor. Eğer Allah (peygamber göndermek) isteseydi, elbette
melekleri indirirdi. (Biz) bunu evvelki atalarımızdan iĢitmedik.”
Sayfa: 12
Ders Kitabı Sayfa:12
Ben Abdullah‟ın oğlu Hz Muhammed (sav) ‟im. Allah‟ın kulu ve peygamberiyim. Beni Allah‟ın
bana verdiği mevkinin üstüne çıkarmanız hoĢuma gitmiyor. (Buhari et-Tarihu‟s Sağir)
Enam: 50
De ki: “Size, „Allah‟ın hazîneleri benim yanımdadır!‟ demiyorum; gaybı da bilmem;(1) size,
„ġübhesiz ben bir meleğim‟ de demiyorum! (Ben) ancak bana vahyolunana tâbi„ olurum.” De
ki: “Kör ile gören (kâfir ile mü‟min) bir olur mu?” Hiç düĢünmez misiniz?
Sayfa: 13
Ders Kitabı Sayfa:13
Hz. Hz Muhammed (sav) in Bir BeĢer oluĢu:
De ki: "ġüphesiz ben, ancak sizin benzeriniz olan bir beĢerim; yalnızca bana sizin ilahınızın
tek bir ilah olduğu vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuĢmayı umuyorsa, artık salih bir amelde
bulunsun ve Rabbine ibadette hiç kimseyi ortak tutmasın." (Kehf Suresi, 110)
Ey Peygamber, gerçekten biz seni bir Ģahid, bir müjde verici ve bir uyarıcı olarak gönderdik.
(Ahzab Suresi, 45)
Sakin ol, Ģüphesiz ben bir kral değilim. Ben kadid (güneĢte kurutulmuĢ et) yiyen bir kadının
oğluyum. (Ġbn Mace Et‟ime, 30)
Ey Fatma! Ben Allah katında sizi kurtaramam. (size gelecek bir Ģeye engel olamam) Müslim,
Ġman, 89
Fussilet: 6
(Habîbim, yâ Hz Muhammed (sav) d!) De ki: “Ben ancak sizin gibi bir insanım; (Ģu var ki) bana
Ġlâhınızın ancak tek bir Ġlâh olduğu vahyediliyor; öyle ise O‟na (îman ve itâat etmekte)
dosdoğru olun ve O‟ndan mağfiret dileyin!” (O‟na) ortak koĢanların ise, vay hâline!
Sayfa: 14
Ders Kitabı Sayfa:14
Vahye muhatap olması açısından Hz. Hz Muhammed (sav) d:
DüĢünmediler mi ki, arkadaĢlarında (Hz Muhammed (sav) (sav)'de) delilik yoktur? O, ancak
apaçık bir uyarıcıdır. (7/184)
Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin
katındadır. Onun vaktini O'ndan baĢkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiĢtir. O
size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuĢsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi
ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler. (7/187) De ki: Ey insanlar!
Gerçekten ben sizin hepinize, göklerin ve yerin sahibi olan Allah'ın elçisiyim. Ondan baĢka
tanrı yoktur, O diriltir ve öldürür. Öyle ise Allah'a ve ümmî Peygamber olan Resûlüne -ki o,
Allah'a ve onun sözlerine inanır- iman edin ve ona uyun ki doğru yolu bulasınız. (A‟raf: 7/158)
Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekiĢenlere de ki: Geliniz, sizler ve bizler de
dahil olmak üzere, siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı,
biz de kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah'tan yalancılar üzerine lânet
dileyelim. (Al-i Ġmran: 3/61)
Peygamberlerin Sonuncusu Olması:
Hz Muhammed (sav) d, ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip
geçmiĢtir. ġimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim
(böyle) geri dönerse, Allah'a hiçbir Ģekilde zarar vermiĢ olmayacaktır. Allah, Ģükredenleri
mükâfatlandıracaktır. (Al-i Ġmran: 3/144)O (Allah), müĢrikler hoĢlanmasalar da (kendi) dinini
bütün dinlere üstün kılmak için Resûlünü hidayet ve Hak Din ile gönderendir. (Tevbe:
9/33)Hz Muhammed (sav) d, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın
Resûlü ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her Ģeyi hakkıyla bilendir. (Ahzab:
33/40)Onlar da sizin sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar diriltmeyeceğini sanmıĢlardı.
(Cin: 72/7)
Fetih: 29
Hz Muhammed (sav) d Allah‟ın Resûlüdür. Ve onun berâberinde bulunanlar; kâfirlere karĢı
çok Ģiddetli, kendi aralarında gāyet merhametlidirler; onları çokça rükû„ eden kimseler ve
çokça secde eden kimseler olarak görürsün; (onlar)Allah‟dan bir lütuf ve bir rıdvân (sâdece
O‟nunrızâsını) isterler. Secde eserinden olan alâmetleri, yüzlerindedir. Bu, onların Tevrât‟taki
vasıflarıdır.
Ġncîl‟deki vasıfları ise, bir ekin gibidir ki filizini çıkarmıĢ, sonra onu kuvvetlendirmiĢ, sonra
kalınlaĢmıĢ da gövdesi üzerine dikilmiĢtir; (bu hâl) ekincilerin hoĢuna gider; (onlar hakkındaki
bu benzetme) kâfirleri onlarla öfkelendirmek içindir.
Allah, onlardan îmân edip sâlih ameller iĢleyenlere bir mağfiret ve (pek) büyük bir mükâfât
va„d etmiĢtir.
Enbiya: 109
Artık yüz çevirirlerse, de ki: “(Ben emrolunduğum Ģeyi) size eĢit olarak bildirdim. Tehdîd
edilmekte olduğunuz Ģeyin yakın mı yoksa uzak mı olduğunu ise bilmem!”
Ġbrahim: 11
Peygamberleri onlara dediler ki: “(Evet) biz de ancak sizin gibi bir insanız; fakat Allah,
kullarından dilediğine lütufta bulunur. Hâlbuki Allah‟ın izni olmadıkça, size bir mu„cize
getirmemiz, bizim için mümkün değildir. O hâlde mü‟minler, ancak Allah‟a tevekkül etsin!”
Hakka: 44, 45
Eğer (o peygamber), bize isnâd ederek bazı sözler uydursaydı, (biz) onu mutlaka kuvvet(li bir
azab)la yakalardık!
Ahzab: 40
Hz Muhammed (sav) d, sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir; fakat Allah‟ın Resûlü
ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise, herĢeyi hakkıyla bilendir.
Enbiya: 107
(Ey Resûlüm!) (Biz) seni ancak âlemlere bir rahmet olarak gönderdik.
Sayfa: 15
Ders Kitabı Sayfa:15
Araf: 6
ĠĢte kendilerine (peygamber) gönderilenlere (ne amel iĢlediklerini) mutlaka soracağız,
(gönderilen) peygamberlere de (teblîğ edip etmediklerini) elbette soracağız!
Enam: 19
De ki: “(Peygamberliğime) Ģâhidlik cihetiyle hangi Ģey daha büyüktür?” De ki: “Allah, benimle
sizin aranızda (en büyük) Ģâhid(im)dir! Ve bu Kur‟ân bana, kendisiyle sizi ve ulaĢtığı kimseleri
(Allah‟ın azâbına karĢı) korkutmam için vahyolundu. ġübhesiz Allah ile berâber baĢka ilâhlar
olduğuna gerçekten siz mi açıkça Ģâhidlik ediyorsunuz?” De ki: “(Ben buna aslâ) Ģâhidlik
etmem!” (Ve yine) de ki: “O, ancak tek bir Ġlâhdır; ve muhakkak ki ben, sizin (Allah‟a) ortak
koĢmakta olduklarınızdan uzağım!”
Sayfa: 16
Ders Kitabı Sayfa:16
Nur: 54-De ki: “Allah‟a itâat edin; Peygambere de itâat edin! Eğer yüz çevirirseniz artık ona (o
peygambere) düĢen, ancak kendisine yüklenen (tebliğ)dir; size düĢen de size yüklenen
(itâat)dir.” Eğer ona itâat ederseniz, hidâyete erersiniz. Peygambere düĢen ise, ancak apaçık
tebliğdir.(1)
Maide: 67
Ey peygamber! Rabbinden sana indirileni teblîğ et! Artık (bunu) yapmazsan, o takdirde O‟nun
(vahiy ile) gönderdiklerini teblîğ etmemiĢ olursun! Ve Allah, seni insanlardan muhâfaza
edecektir.(1) ġübhe yok ki Allah, (inkârlarındaki ısrarları sebebiyle) kâfirler topluluğunu
hidâyete erdirmez.
GaĢiye: 21
(Habîbim, yâ Hz Muhammed (sav) d!) O hâlde nasîhat et; çünki sen, ancak bir nasîhat edicisin!
GaĢiye: 22
Onların üzerine (musallat olmuĢ) bir zorlayıcı değilsin!
Kaf: 45
Biz onların söylemekte olduklarını en iyi bileniz; sen ise onların üzerinde bir zorlayıcı
değilsin; o hâlde, tehdîdimden korkanlara Kur‟ân ile nasîhat et!
ġura: 48
Buna rağmen yüz çevirirlerse, artık (biz) seni onlara muhâfız olarak göndermedik. ġübhesiz
sana düĢen ancak tebliğdir! Bununla berâber doğrusu biz, insana tarafımızdan bir rahmet
tattırdığımız zaman, onunla sevinir. Fakat ellerinin takdîm ettiği (iĢlediği günahlar) yüzünden
baĢlarına bir kötülük gelirse, o takdirde gerçekten insan çok nankör bir kimse olur.
Sayfa: 17
Ders Kitabı Sayfa:17
Ahzap: 39
Onlar (o peygamberlerdir) ki, Allah‟ın (vahyen) gönderdiklerini teblîğ ederler ve O‟ndan
korkarlar; hem Allah‟dan baĢka, kimseden korkmazlar. Hesab görücü olarak da Allah yeter!
Talak: 11
Ve îmân edip sâlih ameller iĢleyenleri zulümâttan (küfür karanlıklarından) nûra (îmâna)
çıkarmak için, Allah‟ın apaçık beyan eden âyetlerini size okuyan bir peygamber
(göndermiĢtir).(1) Artık kim Allah‟a îmân edip sâlih amel iĢlerse, (Allah) onu altlarından
ırmaklar akan Cennetlere koyar; (onlar) orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Gerçekten Allah, ona
güzel bir rızık ihsân etmiĢtir.
A‟raf: 68
“Size Rabbimin (vahiy olarak) gönderdiklerini teblîğ ediyorum ve ben sizin için güvenilir bir
nasîhatçiyim.”
Nahl: 44
(O peygamberleri) mu„cizelerle ve kitablarla (gönderdik). Sana da, kendilerine indirileni (helâl
ve harâmı) insanlara açıklayasın diye Zikr‟i (Kur‟ân‟ı) indirdik; tâ ki düĢünsünler.
Ali Ġmran: 164
And olsun ki, Allah mü‟minlere lütufta bulunmuĢtur. Çünki onlara içlerinden bir peygamber
gönderdi, onlara (Allah‟ın) âyetlerini okuyor, onları (günahlardan) temizliyor ve onlara Kitâb‟ı
ve hikmeti öğretiyor. Hâlbuki (onlar) daha evvel gerçekten apaçık bir sapıklık içinde idiler.
“Hz. Peygamberin hayatı, Kuran‟ın yaĢanmıĢ halidir.”
Sayfa: 18
Ders Kitabı Sayfa:18
A‟raf: 157
(Onlar, Mûsâ ve Îsâ‟ya îmân edip tâbi„ oldukları gibi) yanlarındaki Tevrât ve Ġncîl‟de kendisini
(ismini ve sıfatlarını) yazılı buldukları(1) o resûle, o ümmî(2) peygambere (Hz Muhammed (sav)
d‟e de) tâbi„ olanlardır. (O peygamber) onlara iyiliği emreder ve onları kötülükten yasaklar;
hem onlara temiz Ģeyleri helâl, pis Ģeyleri ise üzerlerine haram kılar; hem onların ağırlıklarını
(ağır mükellefiyetlerini) ve üzerlerinde olan zincirleri (tatbîkı zor hükümleri) indirir.
Artık ona îmân eden, ona hürmet eden, ona yardım eden ve onunla berâber indirilen nûra
(Kur‟ân‟a) tâbi„ olanlar var ya, iĢte onlar gerçekten kurtuluĢa erenlerdir!
Hz Muhammed (sav) d: 2
Îmân edip sâlih ameller iĢleyenlere ve Rableri tarafından hak olarak Hz Muhammed (sav) d‟e
indirilene îmân edenlere gelince, (Allah) onların günahlarını kendilerinden örtmüĢ ve
hâllerini düzeltmiĢtir.
Enam: 90
ĠĢte onlar (o peygamberler), Allah‟ın hidâyete erdirdiği kimselerdir; (Habîbim, yâ Hz
Muhammed (sav) d!) Artık (sen de) onların hidâyetine tâbi„ ol! De ki: “(Ben) ona (Kur‟ân‟a)
karĢı sizden bir ücret istemiyorum!(2) O, ancak âlemler (ve bütün asırlar) için bir nasîhattir.”
Sayfa: 19
Ders Kitabı Sayfa:19
Hz. Hz Muhammed (sav) d‟e itaati emreden ayetler:
"Âllah'a itaat edin, Rasûle itaat edin ve kötülüklerden sakının" (el-Mâide: 5/92). "Kim Rasûle
itaat ederse, Allah'a itaat etmiĢ olur" (en-Nisâ': 4/80). "Peygamber size ne verdiyse onu alın ve
size neyi yasakladıysa ondan da sakının. Allah'tan korkun. Çünkü Allah'ın azabı çetindir" (elHaĢr: 59/7). "De ki: Eğer Allah‟ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı
bağıĢlasın. Allah çok bağıĢlayıcı ve esirgeyicidir." (Âlu Ġmrân: 3/31)
"Hayır, Rabbine yemin olsun ki, onlar aralarında çıkan anlaĢmazlıklarda seni hakem yapıp,
sonra da senin verdiğin hükme karĢı içlerinde bir burukluk duymadan tam anlamıyla teslim
olmadıkça iman etmiĢ olmazlar." (en-Nisâ: 4/65).
Hz. Peygambere itaati emreden bir ayet meali yazınız
“Kim peygambere itâat ederse, böylece muhakkak Allah‟a itâat etmiĢ olur. Kim de (ondan) yüz
çevirirse, zâten seni onların üzerine bir muhâfız (bekçi olarak) göndermedik.” Nisa: 80
Bakara: 285
Peygamber, kendisine Rabbinden indirilene îmân etti, mü‟minler de! Hepsi Allah‟a,
meleklerine, kitablarına ve peygamberlerine: “Peygamberlerinden hiçbirinin arasında ayırım
yapmayız” diye îmân ettiler(2) ve Ģöyle dediler: “ĠĢittik ve itâat ettik! Rabbimiz! Mağfiretini
dileriz; dönüĢ(ümüz) ancak sanadır!”
Tevbe: 61
Onlardan (o münâfıklardan) öyleleri de vardır ki, peygamberi incitirler ve: “O (her
söylediğimizi dinleyen) bir kulaktır” derler.(2) De ki: “(O,) sizin için bir hayır kulağıdır (yalnız
hayrı dinler); Allah‟a îmân eder, mü‟minlere de güvenir; sizden îmân edenler için ise bir
rahmettir.” Allah‟ın Resûlünü incitenler yok mu, onlar için (pek) elemli bir azab vardır.
Nur: 62
Mü‟minler ancak o kimselerdir ki, Allah‟a ve Resûlüne (gönülden) îmân etmiĢlerdir; ictimâî
bir iĢ için onunla (peygamberle) berâber bulundukları zaman, ondan izin almadan (iĢlerini
bahâne ederek) gitmezler!
(Ey Resûlüm!) Gerçekten o senden izin isteyenler var ya, iĢte onlar, Allah‟a ve Resûlüne îmân
edenlerdir. Öyle ise bazı iĢleri için senden izin istediklerinde, artık içlerinden dilediğine izin
ver ve (daha hayırlı olanı özürle de olsa terk ettiklerinden) kendileri için Allah‟dan mağfiret
dile! ġübhesiz ki Allah, Gafûr (çok bağıĢlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
63
(Ey mü‟minler!) Peygamberin çağırmasını, kendi aranızda herhangi birinizin diğerini
çağırması gibi tutmayın! Allah, içinizden birbirinin arkasına gizlenerek azar azar sıvıĢıp
gidenleri muhakkak biliyor. O‟nun emrine muhâlif hareket edenler, artık baĢlarına bir belâ
gelmesinden veya kendilerine (pek) elemli bir azâbın uğramasından sakınsın(lar)!
-Ali Ġmran: 132-Hem Allah‟a ve peygambere itâat edin! Tâ ki merhamet olunasınız.
Nur:56
Namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin(3) ve peygambere itâat edin ki merhamet olunasın
Tevbe: 62
(Münâfıklar) sizi hoĢnûd etmek için size Allah‟ın üzerine yemîn ederler. Eğer mü‟min
kimseler iseler, kendisini râzı etmelerine Allah ve Resûlü daha lâyıktır
Sayfa: 20
Ders Kitabı Sayfa:20
Hz. Hz Muhammed (sav) d‟e itaat etmek ne anlama gelmektedir? Belirtiniz.
KurtuluĢ ve rahmet ancak Hz. Peygamber (sav)‟ itaat etmekle yakalanabilir. Hz. Peygamber
(sav)‟ itaat etmek baĢarıyı yakalanın yollarından iridir.Evrensel bir mesaja sahip ve kıyamete
kadar geçerli bir kutsal kitabı bize tebliğ edip sözleri ve davranıĢlarıyla açıklayan ve ayrıca
Kurban‟da üstün bir ahlaka sahip olduğu belirtilerek müminler için örnek gösterilen bir
peygambere, zaman ve mekan kayıtlarına bağlı olmadan, bütün müminlerin itaat etmeleri dini
bir zorunluluktur. Hz. Peygambere itaat, hiç Ģüphesiz, onun dini ve ahlaki prensiplerini ve
uygulamalarını benimsemek, hadis ve sünnete uymakla mümkündür.
Ali Ġmran: 31
(Habîbim, yâ Hz Muhammed (sav) d!) De ki: “Eğer Allah‟ı seviyorsanız, o hâlde bana tâbi„ olun
ki, Allah (da) sizi sevsin ve günahlarınızı size bağıĢlasın!”(2) Çünki Allah, Gafûr (çok
bağıĢlayan)dır, Rahîm (çok merhamet eden)dir.
Ali Ġmran: 32
De ki: “Allah‟a ve peygambere itâat edin!” Buna rağmen yüz çevirirlerse, hiç Ģübhesiz Allah,
kâfirleri sevmez.
Nisa: 13
Bunlar Allah‟ın hudûdudur. Artık kim Allah‟a ve Resûlüne itâat ederse, (Allah) onu
altlarından nehirler akan Cennetlere koyar; orada ebedî olarak kalıcıdırlar. Ve iĢte büyük
kurtuluĢ budur!(1)
Nisa: 115
Kim de kendisine hidâyet belli olduktan sonra, peygambere karĢı gelir ve mü‟minlerin
yolundan baĢkasına tâbi„ olursa, onu (kendi) tercîh ettiğinde bırakırız ve kendisini Cehenneme
atarız! Ve (o) ne kötü varılacak yerdir!
Ahzap: 56
Muhakkak ki Allah ve melekleri, o peygambere salât ederler. Ey îmân edenler! (Siz de) ona
salât edin ve (ona) teslîmiyetle selâm verin!
Nur: 51
Aralarında hüküm vermesi için Allah‟a ve Resûlüne çağırıldıkları zaman, mü‟minlerin sözü
ancak: “ĠĢittik ve itâat ettik!” demeleridir. ĠĢte bunlar, gerçekten kurtuluĢa erenlerdir.
Tevbe: 63
ġunu gerçekten bilmediler mi ki, kim Allah‟a ve Resûlüne karĢı gelirse artık Ģübhesiz onun
için, içinde ebedî olarak kalıcı olduğu Cehennem ateĢi vardır. ĠĢte büyük rezillik budur.
Enfal: 13
Bu (azab), gerçekten onların Allah‟a ve Resûlüne karĢı gelmeleri yüzündendir. Kim Allah‟a ve
Resûlüne karĢı gelirse, artık Ģübhesiz (bilsin) ki Allah, azâbı pek Ģiddetli olandır.
Nisa: 14
Kim de Allah‟a ve Resûlüne isyân eder ve O‟nun hudûdunu aĢarsa, (Allah) onu içinde ebedî
olarak kalıcı olduğu bir ateĢe koyar ve onun için aĢağılayıcı bir azab vardır!
Talak: 8
Nice Ģehirler (halkı) vardır ki, Rablerinin ve O‟nun peygamberlerinin emrine isyân ettiler de
onları Ģiddetli bir hesâb ile hesâba çektik ve onları görülmemiĢ bir azabla cezâlandırdık.
Sayfa: 21
Hucurat: 1
Ey îmân edenler! Allah‟ın ve Resûlünün önüne geçmeyin! Ve Allah‟dan sakının! ġübhesiz ki
Allah, Semî„ (herĢeyi iĢiten)dir, Alîm (hakkıyla bilen)dir.
Hucurat: 2
Ey îmân edenler! Seslerinizi peygamberin sesinin üstüne çıkarmayın! Birbirinize bağırmanız
gibi ona sözü öyle yüksek sesle söylemeyin! Yoksa siz farkında bile olmadan amelleriniz boĢa
gider!
Hucurat: 3
Doğrusu, Allah Resûlünün huzûrunda (ona olan hürmetlerinden) seslerini kısanlar var ya, iĢte
onlar öyle kimselerdir ki, Allah onların kalblerini takvâ için imtihân etmiĢtir (de onlar bu
âdâba riâyet etmekle onda muvaffak olmuĢlardır). Onlar için bir mağfiret ve (pek) büyük bir
mükâfât vardır.
Hucurat: 4
(Ey Habîbim!) Doğrusu sana hucurât‟ın (odaların) arkasından (evinin dıĢından, edebe muhâlif
olarak) seslenen kimseler var ya, onların çoğu (bu âdâba) akıl erdirmiyorlar.
Hucurat: 5
Hâlbuki gerçekten onlar, (sen evinden) kendilerine çıkıncaya kadar sabretselerdi, (bu)
kendileri için elbette hayırlı olurdu. Bununla berâber Allah, Gafûr (çok bağıĢlayan)dır, Rahîm
(çok merhamet eden)dir.
Nisa: 64
Hâlbuki (biz) her peygamberi ancak, Allah‟ın izniyle, itâat olunması için gönderdik. Ve
gerçekten onlar (günah iĢleyerek) nefislerine zulmettikleri zaman, sana gelip de Allah‟dan
mağfiret isteselerdi (ve) peygamber de onlar için bağıĢlanma dileseydi, Ģübhesiz Allah‟ı,
Tevvâb (tevbelerini kabûl edici), Rahîm (yalvarıĢlarına merhamet edici) olarak bulurlardı!(1)
Nisa: 65
Fakat hayır! Rabbine yemîn olsun ki, (onlar) aralarında çıkan karıĢık iĢler husûsunda seni
hakem yapıp, sonra da verdiğin hükümden dolayı kendi (gönül)lerinde hiçbir sıkıntı
duymadan tam bir teslîmiyetle teslîm olmadıkça îmân etmiĢ olmazlar!(2)
Ahzab: 36
Hem Allah ve Resûlü bir iĢe hüküm verdiği zaman, artık ne mü‟min bir erkek, ne de mü‟min
bir kadın için (o hükme muhâlif) iĢlerinde kendilerine (baĢka bir yolu) seçme hakkı yoktur! Ve
her kim Allah‟a ve Resûlüne isyân ederse, artık muhakkak ki apaçık bir sapıklık ile dalâlete
düĢmüĢ olur
1.ÜNĠTE
AĢağıdaki cümleyi cümlenin genel anlamına uygun olarak tamamlayınız.
Kuran-ı Kerim‟de Hz Peygamberin insan oluĢuna yapılan vurgu, müĢrik Arapların
zihinlerindeki yanlıĢ peygamber anlayıĢına karĢı yapılan bir düzeltmedir. Çünkü onlar
Peygamberleri ………………………………..
………………………(Furkan suresi 7-11. ayetler)
1.Hadis ilminin konusu nedir ?Açıklayınız.
2. Hadis ilminin amacını açıklayınız.
3. Hadis ilminin diğer Ġslam bilimleri ile iliĢkisini yazınız.
4.Cerh ve ta‟dil‟in hadis ilmindeki önemini açıklayınız.
5-AĢağıdaki kavramlardan hangisi diğerlerinden farklıdır?
A)Metin
B)Mervi C)Hadis D)RavĠ E)Haber
6-hadis bilginlerince hadislerin güvenilirliği konusunda kullanılan sistemin adı nedir?
7-Hadis ilminde ravileri güveniliğini inceleyen disiplin aĢağıdakilerden hangisidir?
8-Senetteki ravi zincirinin farklı kollarının zikredildiği kısma ………….. denir
9-.Hadiste Hz.Peygamberin sözünü bulunduğu kısma …….. denir.
10-.Ravinin adalet ve zabt yönünden eksik olduğunun dolayısıyla rivayetin kabul
edimeyeceğinin belirmesine…………..denir
11-Ravinin adalet ve zabt sıfatlarını taĢıdığı, rivayetlerin güvenilir olduğunu
belirlenmesine……denir.
12-.Hadisin sened ve metin incelenmesi ile ilgili usul ve kaideleri belirleyen ilim
dalına………..…denir
2.ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORU-CEVAPLI
Sayfa: 27
Ders Kitabı Sayfa: 27
Hadis Usulü, kabul ve red yönünden hadisin sened ve metnini inceleyen ilim dalıdır. Buna
göre Hadis Usulü, hadisler ve ravilerinin hallerini bilmeye yarayacak kaide ve esaslardan
ibaret bir ilimdir.
Hadis usulünün doğuĢu: Sünneti öğrenmek maksadıyla günlerini, geçim temini ve ilim
tahsili arasında taksim eden ilk Müslümanlar, daha sonraları, yeni ülkeler fethedildikçe, tabii
olarak, bu kez yeni Müslümanların kitap ve sünneti öğrenme istek ve gayretleriyle
karĢılaĢtılar. Gerek halifelerce görevlendirilen vali ve amiller, gerekse fetih ordularında
mücahid olarak bulunan sahabiler, asli görevlerinin ta‟lim ve tebliğ olduğu bilinciyle hareket
ettiler. Fatih sahabilerin bir çoğu, ayrı ayrı yönlerde yerleĢerek oralarda kitap ve sünnet
bilgisini yaymaya çalıĢtı.
Ders Kitabı Sayfa: 27-59
DĠRAYET‟ÜL HADĠS ĠLMĠ:
Sened ve Metin durumlarını anlamaya imkan veren kaideler ilmidir. Bu ilmin amacı
Peygamberimizin (s.a.v)hadislerini karıĢtırılmaktan , tedlisten ve iftiraya uğramaktan
korumaktır.Bu ilim sayesinde:
- Ġslam dininin tahrif ve tebdilden korunması tam olarak sağlanmıĢtır.
- Tespit ettiği kaideler, hadis rivayetinde gerekli titizliğin gösterilmesini sağlamıĢtır.
- Zihinleri hurafeden arındırmakta büyük faydalar sağlamıĢtır.
Hadis usulünün tanımını yazınız.
Hadis usulü; metin ve senedin durumlarıyla ilgili kaideleri bildiren bir ilimdir.
Hadis ilmi kaça ayrılır? Yazarak açıklayınız.
Alimler hadis ilmini ikiye ayırmıĢlardır.
1-Rivayet yönünden hadis ilmi; Hz. Peygambere atfedilen söz, eylem ve davranıĢların
bilinmesini, kaydedilmesini ve rivayetini konu edinir.
2-Dirayet (yetkinlik) yönünden hadis ilmi; Rivayetlerin Ģartlarını, çeĢitlerini, hükümlerini,
ravilerin hal ve durumlarını, rivayetlerin sınıflarını ve bunları içeren eser çeĢitlerini araĢtıran
bir ilim dalıdır. Bu ilim dalına hadis usulü denir.
Hadis ve sünnetin asıl iĢlevi nedir?
Hadis ve sünnet bir yönüyle Hz. Peygamberin Kur‟an‟a uygun bir hayat sürmesinin sözlü ve
uygulamalı bir modeli, diğer yönüyle, kur‟an‟ın herkes tarafından anlaĢılmayan kısımlarının
açıklamasıdır. Örneğin, Kuran‟da birçok ayette namazın kılınması emredilmekle beraber nasıl
kılınacağı, kaç rekat olacağı açıklanmamıĢtır. Bu konuda kendisine soru yöneltenlere Hz.
Peygamber, „‟Benim namaz kılıĢımı gördüğünüz gibi kılınız.‟‟ BuyurmuĢtur.
Hadis usulünün amacı nedir? Yazınız.
Hz. Peygamberden nakledilen söz ve uygulamaların doğru bir Ģekilde nakledilmesini sağlamak
ve Peygamber adına uydurulan haberleri ayıklayarak, islam‟ın temel kaynaklarından biri olan
hadis ve sünneti her türlü Ģüpheden arındırmaktır.
Ahzab: 21
And olsun ki sizin için, Allah‟a ve âhiret gününe kavuĢmayı uman ve Allah‟ı çok zikreden
kimseler için Allah‟ın Resûlünde güzel bir örnek vardır.
Sayfa: 28
Ders Kitabı Sayfa:28
“Sözümü iĢitip onu anlayıp öğrenen ve baĢkalarına aktaran kimsenin Allah yüzünü ağartsın.”
(Tirmizi, Ġlim)
Hadisin terim anlamı:söz, fiil, takrir (onay), ahlaki ve fiziki vasıf olarak Hz. Peygambere
izafe edilen her Ģeyin yazılı metinleri demektir. Çok özel ve dar anlamda peygamber sözüne de
hadis denir. Hadisin çoğulu ehadis‟dir.
Usul, asl‟ın çoğuludur. Asıllar, kökler, kaynaklar manasına gelmektedir. Terim olarak yol,
yöntem, nizam, kaide, düzen ve metod ahkamlarında kullanılmaktadır. Bu manada bir ilmin
asıl mevzuundan önce öğrenilmesi gerekli esaslar, prensipler ve baĢlangıç bilgileri ve
tekniklerini
ifade
etmektedir.
Hz. Peygamber kendisinden duyulan hadislerin baĢkalarına nakledilmesini teĢvik etmiĢ
olmasına rağmen hayatı boyunca, söz ve uygulamalarının yazıya geçirilmesi için bir istekte
bulunmamıĢtır niçin?
Ġnen Kur‟an ayetlerini yazdırmak için katipler görevlendiren Hz. Peygamber, isteseydi, söz ve
uygulamalarının kaydedilmesi için de katipler bulundurabilirdi. Muhtemelen, Kur‟an‟la karıĢır
endiĢesiyle böyle bir giriĢimde bulunmamıĢtır
Sahabe‟nin üstünlüğü neden kaynaklanmaktadır?
Sahabenin üstünlüğü ve fazileti onların insanların en üstünü ve faziletlisi olan Hz.
Peygamberin arkadaĢı olmalarından, O‟nun davetini kabul etmiĢ bulunmalarından, zor
zamanlarında O‟nu yalnız bırakmamalarından kaynaklanmaktadır.
Hadis ilmiyle ilgili kurallara ilk defa hangi tür eserlerde rastlanmaktadır? Örneklerle
açıklayınız.
Hadis ilmiyle ilgili kuralların ilk örneklerine, hicri 2. asırda yazılan bazı fıkıh kitaplarında
rastlanmaktadır. Örneğin, Ebu Hanife‟nin meĢhur öğrencilerinden Ebu Yusuf ve imam
Muhammed‟in eserlerinde hadisle ilgili bazı tanım ve kurallar dağınık bir biçimde yer
almaktadır.
Daha sonra ġafii mezhebinin önderi imam ġafii, er-Risale ve ihtilafu‟l-Hadis isimli eserinde
bu kurallara daha derli toplu bir Ģekilde bir yer vermiĢtir.
Müslim b. Haccac, el-Camiu‟s-Sahih isimli hadis kitabının giriĢinde hadis usulü ile ilgili
kurallara kısaca yer vermiĢtir.
Tirmizi‟de Sünen‟inin sonunda bu kurallardan söz etmiĢtir.
Hadisleri yazma iĢi ne zaman baĢlamıĢtır? Niçin.
Hz. Peygamberin hayatında onun izniyle baĢlayan hadis yazma iĢi Hz. Peygamberin
ölümünden sonra daha da çoğaldı. Çünkü yeni fethedilen ülkeler yoluyla Ġslam dünyası
devamlı geniĢliyor, Müslümanlar buralarda yeni meselelerle karĢılaĢıyorlardı. Bunları çözmede
Hz. Peygamberin uygulaması önemli bir kaynak oluĢturuyordu. ĠĢte hadislere duyulan bu
ihtiyaçtan dolayı, hadisleri öğrenme ve yazma faaliyeti de arttı.
Sayfa:29
Ders Kitabı Sayfa:29
Hadis usulü ilminin doğuĢ sebeplerini yazınız.
Hadis usulü ilmi, Hz. Peygamberin vefatından yaklaĢık 30 sene sonra görülmeye baĢlanan
uydurma hadis tehlikesi karĢısında, hadis alimlerinin, hadis ve sünneti korumak ve hadislerin
sahih olanlarını olmayanlarından ayırmak için aldıkları tedbirler ve koydukları kurallar
neticesinde oluĢmuĢtur.
Sayfa:32
Ders Kitabı Sayfa: 32
Dinî literatürde hadis,
“Hz. Peygamber'in sözü, daha sonra da O'nun söz, fiil ve takrirleri” için kullanılmıĢtır. Hatta
sahabe ve tabiun söz ve fiillerine de -mevkuf ve maktu kayıtlarıyla da olsa- hadis
denilmektedir. Bu manada hadis yerine haber kelimesini kullananlar, sahabe ve tabiuna ait söz
ve fiiller için eser terimini tahsis edenler de bulunmaktadır.
En geniĢ çerçevesiyle hadis Ģöyle tarif edilebilir:
"Söz, fiil, takrir, yaratılıĢ veya huyla ilgili bir vasıf olarak Hz. Peygamber'e (veya sahabe ve
tabiuna) izafe edilen her Ģeydir."
Sünnet kelimesi ise sözlükte “yol ve gidiĢat” demektir.
BaĢlangıçta sünnet "Hz. Peygamber'in fiili" anlamında, hadis de "Hz. Peygamber'in sözü"
anlamında kullanılmıĢsa da, sonraları sünnet Hz. Peygamber'in sözle veya fiille, açıktan,
gördüğü ya da duyduğu olayları susarak onaylamak suretiyle zımnen yaptığı açıklamaların
tamamını anlatan bir terim olmuĢtur. Bu usulcülere göre bir sünnet tarifidir. Hadisçiler ise
hadis ile sünneti eĢ anlamı olarak kullanırlar.
“Sözlerin en güzeli Allah‟ın kitabıdır.” (Buhari, Edeb, 70)
HADĠS: Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'e isnad edilen söz, fiil, takrîr ya da niteliktir.
SÜNNET: Yol, hal, tavır, gidiĢ, gidiĢat, çığır, hüküm, yaĢayıĢ modeli, tabiat, Ģeriat,alıĢılmıĢ
yol.
Ġstılah olarak, Hadîs'in müterâdifi olarak, Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'in söz, fiil,
takrir, Ģemâil, ahvâl vs. her Ģeyini ifâde için kullanılmıĢtır.
EĢ anlamlı olarak hadis ve sünnet kaça ayrılır? Açıklayınız.
Üçe ayrılır:
1-Kavli Sünnet (sözlü):Hz. Peygamberin sözleri (hadisleri).
2-Fiili Sünnet (eylemsel): Hz. Peygamberin davranıĢ ve uygulamaları
3-Takriri Sünnet (onaysal): Hz. Peygamberin huzurunda yapılan, söylenen veya kendisine
iletilen söz ve davranıĢları reddetmeyip sessiz kalması ya da onayladığını gösteren bir
davranıĢta bulunmasıdır.
GeniĢ anlamıyla hadisin tanımını yazınız.
GeniĢ anlamıyla hadis; Hz. Peygambere, sahabe ve tabilere nisbet edilen her türlü söz, fiil,
takrir (onay) ve vasıfları (özellikleri) içeren rivayettir.
Ġslam‟ın ilk yıllarında hadis ve sünnet hangi anlamlarda kullanılmıĢtır?
Ġslam‟ın ilk yıllarında sünnet genellikle bir fiile, uygulamaya; hadis ise bir sözü, bir fiil ve
davranıĢı aktaran söz (rivayet) e deniliyordu.
Terim olarak Hadisin tanımını yazınız.
Hadis: Hz. Peygambere nisbet edilen söz, fiil ve takrirler (onay) dir.
Zümer: 23
Allah, sözün en güzelini, (âyetleri) birbirine benzeyen ve (hakikatleri) tekrarlanan bir kitab
hâlinde indirdi. Rablerinden korkanların derileri ondan ürperir! Sonra derileri de, kalbleri de
Allah‟ın zikrine yumuĢar! ĠĢte bu (kitab) Allah‟ın hidâyetidir; onunla (hikmetine binâen kendi
lütfundan) dilediğini hidâyete erdirir. Allah, kimi de (kendi isyânındaki ısrârı yüzünden)
dalâlete atarsa, artık onu hidâyete erdirecek olan yoktur.
Tur: 34
Eğer (iddiâlarında) doğru kimseler iseler, haydi onun benzeri bir söz getirsinler!
Taha: 9
(Ey Habîbim!) Sana Mûsâ‟nın haberi de geldi mi?
Duha: 9
O hâlde yetîme gelince, sakın (onu) ezme!
Sayfa:33
Ders Kitabı Sayfa:33
Ali Ġmran: 137
ġübhesiz sizden önce(ki ümmetlere tatbîk edilen) nice yollar gelip geçmiĢtir; öyle ise
yeryüzünde dolaĢın da (peygamberleri) yalanlayanların âkıbeti nasıl olmuĢ, bir bakın!(3)
Fatır: 43
(Bu da) yeryüzünde büyüklük taslamaktan ve kötü tuzak kurmaktan (dolayıdır). Hâlbuki kötü
tuzak, ancak sâhibine dolanır. O hâlde (bunlar), öncekilere tatbîk edilen (Ġlâhi) kanundan
baĢkasını mı bekliyorlar? Allah‟ın kanununda ise aslâ bir değiĢme bulamazsın! Ve Allah‟ın
kanununda aslâ bir sapma bulamazsın (hak edene o azab, mutlaka gelir)!
Sayfa:34
Ders Kitabı Sayfa: 34
ESER:, Sahabiye ya da tabiîye isnad edilendir. Bazan kayıtlı olarak Peygamber Sallallahu
aleyhi vesellem'e isnad edilenin kastedildiği de olabilir. Bu durumda: Peygamber Sallallahu
aleyhi vesellem'den rivayet edilen eserden... diye söylenir
Allah görünüĢünüze ve zenginliğinize bakmaz. Ancak kalplerinize ve amellerinize bakar.
(Müslim, Birr, 34)
Hadis ve Eser ayrı anlamlarda kullanıldığında eser hangi anlama gelmektedir?
Eser; Sahabe ve tabiuna nisbet edilen söz ve fiillere denir.
Sahabe ve tabiinin görüĢleri neden hadis tanımı içine alınmıĢtır?
Hz. Peygamberin arkadaĢlarının (Sahabe) ve onları takip eden neslin (Tabiun) görüĢleri
Peygambere yakınlıkları ve birçok fikir ve uygulamayı ondan almıĢ olabilecekleri düĢüncesiyle
önemli sayıldığından hadis tanımı içine alınmıĢtır.
Rum: 50
“ġimdi Allah‟ın rahmetinin eserlerine bak! Yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor?
ġübhesiz ki O, ölüleri elbette dirilticidir. Çünki O, herĢeye hakkıyla gücü yetendir.”
Sayfa:35
Ders Kitabı Sayfa: 35
HABER: Hadis anlamındadır. Hadis için yapılan tanım gözönünde bulundurularak nasıl
tanımlanacağı da bilinmiĢ olur. Haberin Peygamber Sallallahu aleyhi vesellem'e de, baĢkasına
da isnad edilen rivayet olduğu da söylenmiĢtir. Bu durumda haber hadisten daha genel ve
kapsamlı olur
Böylelikle hadise dair ilk eser tasnif eden kiĢi mü'minlerin emiri Ömer b. Abdu'l-Aziz'in
emriyle Muhammed b. ġihâb ez-Zührî olmuĢtur. Allah ikisine de rahmet eylesin. Bu da hicri
100. yılın baĢlarında olmuĢtu. Daha sonra insanlar peĢpeĢe hadis eserleri derlediler ve hadis
tasnifinde çeĢitli yollar izlediler.
Rivayet: Hadisi veya bir sözü senediyle nakletmektir. Kale (dedi) veya kiyle (denildi)
kelimeleriyle yapılır
Ġlk hadis ve fıkıh kitaplarında haber sözcüğü hangi anlamda kullanılmıĢtır?
ilk hadis ve fıkıh kitaplarında haber, hadis anlamında da kullanılmıĢtır. Fakat Peygamberden
gelen rivayet söz konusu olunca bu terimler arasında en çok kullanılan hadis‟tir. Buna karĢılık
sahabe ve tabiun sözleri için hadis terimi daha az, haber ve eser tabirleri ise daha çok
kullanılmıĢtır.
Hadis terimi olarak Ravi ve ġeyh kavramlarını açıklayınız.
Ravi: Hz. Peygamberin ya da sahabe veya tabiinin söz ve uygulamalarını rivayet eden, yani
baĢkalarına aktaran kiĢidir.
ġeyh ise; Ġslami ilimlerde bütün alimler için kullanılan genel bir isim olmakla beraber, özel
olarak hadis ilminde, kendisinden hadis rivayet edilen Ģahıslara verilen bir addır.
Bir ravide bulunması gereken adalet ve zapt sıfatlarını açıklayınız.
Hadis rivayet eden bir kimsenin güvenilir olma niteliğini ifade eden Adalet, kiĢiyi Allah ve
Resulünün emir ve yasaklarına saygılı ve iteatkar olmaya, toplum içinde onurunu zedeleyici
söz ve iĢlerden uzak durmaya yönelten özelliktir.
Zabt: Ravinin iĢittiği bir hadisi, ezberinden rivayet ediyorsa, baĢkasına rivayet edinceye
kadar hiç değiĢtirmeden hafızasında tutup gerektiği zaman aynen tekrar ederek
nakledebilmesi; ġayet kitabından rivayet ediyorsa, kitabını dikkatli bir Ģekilde yazmıĢ ve
kontrol etmiĢ olması; Mana ile rivayet ediyorsa, manayı bozacak unsurları biliyor olması
demektir.
Sayfa:37
Ders Kitabı Sayfa: 37
Hadis terimi olarak rivayetin tanımını yaparak öğelerini belirtiniz.
Rivayet; hadis veya diğer haberlerin nakli ile, bunları haber verenlere isnat etmek
(dayandırmak) tır.
Rivayetin üç öğesi bulunmaktadır:
1-Rivayete konu olan hadis veya benzeri bir haber
2-Haberin kendisinden alındığı Ģahıs (Ģeyh)
3-Bu haberi kendisine nakledene dayandırarak rivayet eden kimse (ravi) dir.
Sayfa:38
Ders Kitabı Sayfa: 38
“Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari, Ġlim,38)
Hadisi mana ile rivayet edebilmek için, etbau‟t-tabiin arasında geliĢtirilen Ģartlar nelerdir?
Maddeler halinde yazınız.
Bir ravi, hadisini mana ile rivayet edebilmek için;
1-Arapçanın sarf ve nahiv kaidelerine tam manasıyla vakıf olmalıdır.
2-Lugat ilmine aynı Ģekilde vakıf olmalıdır.
3-Kelimelerin delalet ettikleri manaları iyi bilmelidir.
4-Bir hadisi değiĢik kelime veya sözlerle rivayet ettiği zaman, o hadisin, Hz. Peygamberin
kasdetmiĢ olduğu manayı aynen verdiğine her bakımdan kanaat getirmelidir.
Bu gibi Ģartlara sahip olmayan bir ravi, hadisi mana ile, yani değiĢik söz veya kelimelerle
rivayet ettiği zaman, Hz. Peygamberin, hadisiyle kastettiği mananın bozulup bozulmadığını
anlamadan, fakat onu çok defa da bozarak, Hz. Peygamber tarafından söylenmemiĢ bir hadis
rivayet etmiĢ olur.
Ders Kitabı Sayfa: 38,51,77,84,116
Sahabenin hadis ve sünnet konusunda ki titizliğini örneklerle açıklayınız.
Örneğin: Hz. Ömer, Hz. Peygamberin söz ve uygulamalarının ehil olmayan kimselerce
istismar edilmesini önlemek için geliĢi güzel hadis rivayet edilmemesini istiyordu. Çok hadis
rivayetiyle meĢhur olan Ebu Hureyre‟ye, ‟Hz. Ömer zamanında da Ģimdiki gibi hadis rivayet
edermiydin?‟ diye sorduklarında, „Eğer size rivayet ettiğim gibi Ömer devrinde de hadis
rivayet etseydim Ömer beni kamçısıyla döverdi.‟ Diyerek onun bu titizliğine iĢaret ettiĢtir.
Hz. Ali de; „Ben Rasulullah‟ın ağzından bir hadis iĢittiğim zaman Allah‟ın nasib ettiği
kadarıyla ondan faydalanmaya gayret ederdim. Fakat baĢka birisi Peygamber‟den bir hadis
rivayet ederse ona yemin ettirirdim. Yemin edince de onu tasdik ederdim.‟ Diyerek bu
konudaki titizliğini ortaya koymaktadır.
Hz. Ebu Bekir kendisine sorulan bir soru üzerine çevresindekilere, bu konuda Hz.
Peygamber‟den bir hadis duyan olup olmadığını sormuĢ, bunun üzerine Muğiyre b. ġube‟nin
söylediği hadisi ise, ancak ikinci bir sahabinin Ģahitliğinden sonra kabul etmiĢtir.
Sayfa:39
Ders Kitabı Sayfa: 39
Senet: Güvenmek, dayanmak anlamın gelen "sened" kelimesi, bir hadis terimi olarak, metnin
baĢında yeralan ve biri diğerinden almak ve nakletmek suretiyle hadîsi rivâyet eden kiĢilerin,
Rasûlüllah'a varıncaya kadar sayıldığı kısımdır. BaĢka bir deyiĢle, râvîler zincirinin adı olup bu
zincir, hadîsin Hz. Peygamber'den kimler aracılığıyla ve hangi yollarla bize ulaĢtığını gösterir:
Ġsnad: Rivayet lafızları ile sözü nakledenlerin isimlerini açıklayarak söyleyenine ulaĢtırmak.
Bu anlamıyla isnâd masdardır. Ġkinci bir anlamı ise isnâd hadisin tariki yani senedini ifade
eder. Senet anlamında kullanıldığında ise isimdir.Bu ıstılaha göre senet ile isnâd farklı
anlamlardadır. Senet ravilerin isimleri isnâd ise ravilerin isimlerini "ahberenâ" "haddesenâ" ve
"an" gibi lafızlarla birlikte zikretmektir.
Ders Kitabı Sayfa: 39-41
“Hadis birbirinden oldukça farklı iki ana kısımdan meydana gelir: Sened ve metin.
Sened,
“biri diğerinden almak ve nakletmek Ģartıyla hadisi rivayet eden kiĢilerin –Rasûlullah'a kadarsıralandığı kısım”dır. Bir anlamda bu kısım, ravilerin isim zinciridir. Sened denilen “raviler
zincirini zikretmeye” ise isnad denir. Fakat artık sened ve isnad birbirinin yerine
kullanılmaktadır. Senede tarik ve vech de denir.
Metin ise,
“hadisin asıl kısmı, senedin kendisinde son bulduğu sözlü kısım”dır.
Hadis terimi olarak senedin tanımını yazınız.
Senet; Hadisi ilk kaynağına götüren ravi zincirine verilen isimdir. (Senede, tarik veya isnatta
denir.)
Sayfa:40
Ders Kitabı Sayfa: 40
Ali ve nazil isnat nedir? Açıklayınız.
Eğer bir hadis, senedinde kopukluk olmadan Hz. Peygambere daha az ravi aracılığı ile
ulaĢıyorsa buna „ali isnat‟ denir.
ġayet az ravi ile aktarma imkanı varken, daha çok ravi ile rivayet edilmiĢse bu hadisin
senedine de „nazil isnat‟ denir. (Bir isnadın nazil oluĢu her devirde birden fazla ravi olmasıyla
anlaĢılır.)
Ali isnatlara niçin değer verilmiĢtir? Açıklayınız.
Hadisin ilk kaynağı olan Hz. Peygamber ile, onu son olarak rivayet eden kimse arasındaki ravi
sayısı ne kadar az olursa, Hz. Peygambere yakınlık o kadar fazla olacağından, ali isnatlara
değer verilmiĢtir. Çünkü Hz. Peygambere zaman itibariyle yakınlık ve ravi sayısının azlığı,
hadise gelecek kusurları asgariye indirir.
Sayfa:41
Ders Kitabı Sayfa: 41
CERH VE TA‟DĠL ĠLMĠ:
Bu ilim dalında hadis ravilerinin kusurları ve meziyetleri özel terimlerle incelenir. Yani
ravilerin doğruluk ve güvenirlik yönlerinden durumları ortaya konur. Bu dal ,hadis ilimleri
içinde aĢağı yukarı en geliĢmiĢ bir branĢtır.
Metin: senedin, ya da râviler zincirinin kendinde son bulduğu, rivâyet edilen asıl hadis
kısmıdır.
Ravi: Hadisi senedleriyle rivayet ve nakledene denir.
Cerh; sözlükte elle, aletle, silahla veya dille yaralamak, sövmek, dürtmek, bir yarayı deĢmek,
tesir etmek demektir
Ta‟dîl; sözlükte doğrultmak, düzeltmek, hizaya getirmek, tezkiye etmek, adaleti beyan etmek
demektir.
Istılahî manaları; Cerh:günahkârlık, tedlis (karıĢtırıcılık), yalancılık gibi sebeplerle bir
râvinin, hadis mütehassısları tarafından rivayetlerinin reddedilmesi, ravinin adalet ve zabt
yönünden eksikliklerini, zaaflarını tesbit etmek, rivayetlerini iyice tetkik etmek, râviyi,
rivâyetin sıhhat ve değerine te'sir edecek noksan sıfatlara nisbet etmektir.
Ta'dil: Bir râviyi rivayetleri kabul olunacak Ģekilde vasıflandırmak, tanıtmak, râvinin adalet
ve zabt sıfatlarını taĢıdığına hükmederek rivayetlerinin sıhhatini ortaya koymaktır. Cerh ve
Ta'dîl ilmi râvileri adalet ve zabt yönleriyle inceleyen bir ilimdir.
Ders Kitabı Sayfa: 41-101-102
Metain-i aĢere: Bir ravinin (sika) olup olmadığı yukarıda belirtilen yönlerin incelenmesiyle
ortaya çıkar. Ravinin derecesini düĢüren bütün vasıflar, adâlet ve zabt'la alâkalı olarak
kaydettiğimiz mezkur maddelerden biriyle ilgilidir ve onlardaki eksikliği ve aksamayı belirtir.
ĠĢte raviyi kusurlayan bu vasıflara Metâin denir (mit'an'ın cemidir). BaĢlıca on maddede
toplandığı için metâin-i aĢere de denmiĢtir.
Cerh ve ta‟dil bakımından raviler, metain-i aĢere denilen on noktadan tenkid edilerek ayrı
ayrı lafızlarla değerlendirilirler. Bunların beĢi adâlet'i yaralayan, beĢi de zabt'ı yaralayan
kusurlardır.
Hadis terimi olarak metin nedir? Tanımını yapınız.
Metin; isnadın, yani raviler zincirinin kendisinde son bulduğu kısımdır. Hadisin aslını
oluĢturan bu kısım, Hz. Peygamberin söylediği, yaptığı, onayladığı ya da onaylamadığı Ģeylerin
yer aldığı bölümdür.
Cerh ve Ta‟dil terimlerini açıklayınız.
Arapça „yaralamak‟ anlamına gelen CERH, hadis terimi olarak, bir ravinin güvenilir
olmadığını, yani adalet ve zabt sıfatlarını tam olarak taĢımadığını tesbit etme iĢidir.
Adalet kelimesinden gelen TA‟DĠL ise, bir ravinin güvenilir olduğunu, yani adalet ve zabt
sıfatlarını tam olarak taĢıdığını tesbit etme iĢidir. Ta‟dil edilen raviye sika (güvenilir) denilir.
Hadis terimi olarak tabakanın tanımını yapınız.
Tabaka: Birbirine yaĢça yakın olan ve rivayeti bakımından aynı dönemi paylaĢan kimseler
gurubuna verilen isimdir. Örneğin; sahabe tabakası, tabiin tabakası gibi.
Sayfa:42
Ders Kitabı Sayfa:42
Hucurat: 6
Ey îmân edenler! Eğer fâsık (yalancı, günahkâr) bir kimse size bir haber getirirse, önce (onun
doğruluğunu) iyice araĢtırın ki(1) bilmeyerek bir topluluğa sataĢırsınız da (bu hareketiniz doğru
olmadığından) yaptığınıza piĢmân olan kimseler olursunuz.
Sayfa:43
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravinin adaletine yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Kizbu‟r-ravi: Ravinin hem günlük hayatında hem de hadis rivayetinde yalan söylediğinin
açığa çıkması, yani yalancılığının sabit olmasıdır.
2-Ġttihamu‟r-ravi bi‟l-kizb: Diğer konularda yalan söylediği bilinen bir ravinin hadis
rivayetinde de yalan söyleyebileceğine ihtimal verilmesi, ravinin yalanla itham edilmesidir.
3-Fısku‟r-ravi: Ravinin dini buyruklara karĢı duyarsız davranıp günah iĢlemekten
sakınmaması demektir.
4-Bid‟atü‟r-ravi: Ravinin Ġslam dininin temel prensiplerine aykırı görüĢler ileri sürmesi, böyle
görüĢleri benimseyen grupların içinde yer almasıdır.
5-Cehaletü‟r-ravi: ravinin tanınmaması ve dolayısıyla cer ve tadil yönünden durumunun
bilinmemesidir.
Bir ravinin zabtına yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Fartu‟l-gafle: Ravinin aĢırı dalgınlığı ve dikkatsizliği demektir. Bu özellikte olan ravi,
rivayetinde sıkça hataya düĢeceği için cerh edilir ve rivayeti kabul edilmez.
2-Kesretu‟l-galat: Ravinin hadisi alırken ve naklederken çok hata yapması anlamına gelir.
3-Suu‟l-hıfz: Ravinin, hadis rivayetinde hatası, isabetinden çok olacak derecede hafızasının
zayıf olması, ezberlediklerini eksik veya fazla ezberleyip çabuk unutmasıdır.
4-Vehm: Ġnsanın yanlıĢ bir zanna dayanarak hataya düĢmesi manasına gelen vehm, hadiste
ravinin senet ve metinlerde karıĢıklığa yol açacak hataları sık sık yapmasıdır.
5-Muhalefetü‟s-sikat: Eğer zayıf bir ravi, güvenilir bir raviye, güvenilir bir ravi de kendisinden
daha güvenilir bir raviye, rivayetiyle aykırı düĢerse buna muhalefetü‟s-sikat (güvenilir olanlara
muhalefet) adı verilir.
RAVĠDE ARANAN ġARTLAR:
A-ADALET:raviyi takvaya yönelten ve insanlık değerlerine yakıĢmayan hata ve
davranıĢlardan uzak tutan bir niteliktir.[1] Adalet'i bir müslümanın Rabbine ve insanlara iyi
olmasını sağlayan vasıfları toptan ifade eden bir tabir olarak târif edebiliriz.
1- Akl. Temyiz yeteneğinden yoksun sabi ve delinin rivayetine asla itibar edilmez.
2- Büluğ. Muhaddisler, bir kimsenin hadîs dinlemesi için temyîz'i yeterli görmüĢtür. Ancak
öğrendiği hadîsi rivâyet edebilmesi için büluğa ermiĢ olmayı Ģart koĢmuĢtur
3- Ġslâm. Bütün hadisçilerin ittifak ettiği bir Ģarttır.
4- Îtikâd. Râvinin inanç yönünden sâlim olmasını gerektirir. Sâlim bir inanç, itikadın Kur'an
ve Sünnete uygunlukla mümkündür
5- Diyânet. Râvinin, fiilen dînî yaĢayıĢını ifâde eder. Farzları yapması, haramlardan kaçınması
diyânetin tamlığını gösterir.
6- Sıdk. Doğru sözlü olmak demektir. Bir râvinin adl, yani adâlet sahibi sayılabilmesi için
Ġslâm'dan sonra, ikinci planda aranan vasfı budur.
7- Mürüvvet. KiĢinin ahlâkî yönünü ilgilendirir. Örfen kınanan, hoĢ karĢılanmayan
davranıĢlardan kaçınmaktır.
8- ġöhret. Râvinin bilinmesi, tanınması, tamamen mâlum bir kiĢi olması, demektir. Böyle bir
râviye meĢhûr denir.
9- Lika: KarĢılaĢma demektir. Râvînin bir kimseden yaptığı rivâyetin mûteber olması onunla
karĢılaĢmasına bağlıdır.
B-ZABT: Zabt, râvinin tahammül ettiği bir rivâyeti edâ anına kadar aldığı Ģekilde muhâfaza
etmesidir. Kısaca bellemek demek olan bu sıfat sayesinde ravi, duyduğunu duyduğu gibi
rivayet edebilecektir.
Zabt iki kısımda mütalaa edilmektedir:
1- Ezberlemek suretiyle muhafaza etmek (Zabtu's-sadr). Ravinin, hocasından iĢittiğini
ezberlemesi ve iĢittiği andan nakledeceği ana kadar onu tekrarlayabilmesidir.
2-Yazmak suretiyle muhafaza etmek (Zabtul-kitab).
RÂVĠLERĠN DERECELERĠ:
1-Tâlib:Hadîs ilmini öğrenmeye azmetmiĢ demektir. En alt mertebe budur.Gayreti ve
muktesebâtı nisbetinde derecesi yücelir.
2- Muhaddis: Bu, ilimde belli bir seviyeye ulaĢanın unvânıdır. Hadîs ilmini bilir. Hadîslerden
az olmayan miktarda metin ve senediyle ezberler. Senedlerde yer alan râvileri, cerh ve ta'dîl
yönleriyle tanır. Keza, metni de, ihtivâ ettiği ahkâm ve kendisiyle amel etme durumlarıyla
tanır. Muhaddis yerine ġeyh ve Ġmâm tâbirleri de kullanılır.
3- Hâfız: Muhaddislerden muktesebâtı ilerlemiĢ olanların unvânıdır. Ezbere bildiği hadislerin
çokluğu ile muhaddisten ayrılır. Hâfız unvânının, umûmiyetle 100 bin kadar hadîsi sened ve
metniyle ezbere bilen muhaddisler için kullanıldığı ifâde edilmiĢtir.
4-Hüccet:300.000 kadar hadîsi yukarıda belirtilen Ģartlarda senet ve metniyle ezbere bilir.
5-Hâkim: En yüksek mertebede olanların unvanıdır. Bütün Sünnet'i nefsinde cemeden
kimseler bu unvanı almaya hak kazanırlar.Hemen belirtelim ki, muhaddis tabiri hadisle iĢtigal
eden bütün ehl-i ilm için kullanılan müĢterek bir isimdir.
HADĠS TÜRLERĠ
1- KABUL VEYA RED AÇISINDAN HADĠS ÇEġĠTLERĠ
A) Makbul: Ravisinin doğruluğu kabul edilen ve kendisiyle amel edilmesi gereken hadislerdir.
B) Merdud:Ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisiyle amel etmek gerekmeyen
hadistir
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravinin adaletine yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Kizbu‟r-ravi: Ravinin hem günlük hayatında hem de hadis rivayetinde yalan söylediğinin
açığa çıkması, yani yalancılığının sabit olmasıdır.
2-Ġttihamu‟r-ravi bi‟l-kizb: Diğer konularda yalan söylediği bilinen bir ravinin hadis
rivayetinde de yalan söyleyebileceğine ihtimal verilmesi, ravinin yalanla itham edilmesidir.
3-Fısku‟r-ravi: Ravinin dini buyruklara karĢı duyarsız davranıp günah iĢlemekten sakınmaması
demektir.
4-Bid‟atü‟r-ravi: Ravinin Ġslam dininin temel prensiplerine aykırı görüĢler ileri sürmesi, böyle
görüĢleri benimseyen grupların içinde yer almasıdır.
5-Cehaletü‟r-ravi: ravinin tanınmaması ve dolayısıyla cer ve tadil yönünden durumunun
bilinmemesidir.
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravinin zabtına yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Fartu‟l-gafle: Ravinin aĢırı dalgınlığı ve dikkatsizliği demektir. Bu özellikte olan ravi,
rivayetinde sıkça hataya düĢeceği için cerh edilir ve rivayeti kabul edilmez.
2-Kesretu‟l-galat: Ravinin hadisi alırken ve naklederken çok hata yapması anlamına gelir.
3-Suu‟l-hıfz: Ravinin, hadis rivayetinde hatası, isabetinden çok olacak derecede hafızasının
zayıf olması, ezberlediklerini eksik veya fazla ezberleyip çabuk unutmasıdır.
4-Vehm: Ġnsanın yanlıĢ bir zanna dayanarak hataya düĢmesi manasına gelen vehm, hadiste
ravinin senet ve metinlerde karıĢıklığa yol açacak hataları sık sık yapmasıdır.
5-Muhalefetü‟s-sikat: Eğer zayıf bir ravi, güvenilir bir raviye, güvenilir bir ravi de kendisinden
daha güvenilir bir raviye, rivayetiyle aykırı düĢerse buna muhalefetü‟s-sikat (güvenilir olanlara
muhalefet) adı verilir.
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravide bulunması gereken Ģartlardan adaletle ilgili olanlarını kısaca açıklayınız.
Adalet vasfında Ģu unsurlar bulunur:
1-Müslüman olmak; Müslüman olmayanın beyanına itimat edilmez.
2-Büluğa ermiĢ olmak: Bu sorumluluk Ģartıdır.
3-Akıllı olmak: Bu doğruluk ve sözü bellemek bakımından gereklidir.
4-Takva sahibi olmak: Büyük günahlardan kaçınmak, küçük günahlarda ısrar etmemek
anlamında bir takva sahibi olmak gereklidir. „Fasıkın getirdiği haberin araĢtırılması‟ ayetle
belirlenmiĢ bulunmaktadır.
5-Muruet: Ġnsani ve örfi meziyet ve geleneklere sahip ve saygılı yaĢamak. Yollara pislemek,
kiĢileri alay ve eğlenceye almak gibi basit davranıĢlarda bulunanlar itimada layık değildirler.
2.ÜNĠTE
1-Metin ve senedin durumlarıyla ilgili kaideleri bildiren ilime ne denir?
2-Hz. Peygambere atfedilen söz, eylem ve davranıĢların bilinmesini, kaydedilmesini ve
rivayetini konu edinen ilme ne ad verilir?
3-Rivayetlerin Ģartlarını, çeĢitlerini, hükümlerini, ravilerin hal ve durumlarını, rivayetlerin
sınıflarını ve bunları içeren eser çeĢitlerini araĢtıran ilime ne ad verilir?
4-Hz. Peygamberden nakledilen söz ve uygulamaların doğru bir Ģekilde nakledilmesini
sağlamak ve Peygamber adına uydurulan haberleri ayıklayarak, islam‟ın temel kaynaklarından
biri olan hadis ve sünneti her türlü Ģüpheden arındırmak hangi ilmin amacıdır?
5-Hadis ilmiyle ilgili kurallara ilk defa hangi tür eserlerde rastlanmaktadır?
6-AĢağıdaki cümleyi cümlenin genel anlamına uygun olarak tamamlayınız.
Ġnen Kur‟an ayetlerini yazdırmak için katipler görevlendiren Hz. Peygamber, isteseydi, söz
ve uygulamalarının kaydedilmesi için de katipler bulundurabilirdi. Muhtemelen, …………
endiĢesiyle böyle bir giriĢimde bulunmamıĢtır.
7-Hz. Peygambere nisbet edilen söz, fiil ve takrirlere (onaya) ne denir.
8-Hz. Peygambere, sahabe ve tabilere nisbet edilen her türlü söz, fiil, takrir (onay) ve vasıfları
(özellikleri) içeren rivayetlere ne denir.
9-Ġslam‟ın ilk yıllarında hadis hangi anlamda kullanılmıĢtır?
10-Ġslam‟ın ilk yıllarında sünnet hangi anlamda kullanılmıĢtır?
11-Hz. Peygamberin sözlerine (hadislerine) ne denir?
12-Hz. Peygamberin davranıĢ ve uygulamalarına ne denir.
13-Hz. Peygamberin huzurunda yapılan, söylenen veya kendisine iletilen söz ve davranıĢları
reddetmeyip sessiz kalması ya da onayladığını gösteren bir davranıĢta bulunmasına ne denir.
14-Hz. Peygamberin ya da sahabe veya tabiinin söz ve uygulamalarını rivayet eden, yani
baĢkalarına aktaran kiĢiye ne ad verilir?
15-Hadis ilminde, kendisinden hadis rivayet edilen Ģahıslara ne ad verilir?
16-Hadis usulu ilminde, kiĢiyi Allah ve Resulünün emir ve yasaklarına saygılı ve itaatkar
olmaya, toplum içinde onurunu zedeleyici söz ve iĢlerden uzak durmaya yönelten özelliğe ne
denir?
17-Ravinin iĢittiği bir hadisi, ezberinden rivayet ediyorsa, baĢkasına rivayet edinceye kadar hiç
değiĢtirmeden hafızasında tutup gerektiği zaman aynen tekrar ederek nakledebilmesi; ġayet
kitabından rivayet ediyorsa, kitabını dikkatli bir Ģekilde yazmıĢ ve kontrol etmiĢ olması; Mana
ile rivayet ediyorsa, manayı bozacak unsurları biliyor olmasına ne denir?
18Hadis veya diğer haberlerin nakli ile, bunları haber verenlere isnat etmeye (dayandırmaya)
ne denir?
19-Hadisi ilk kaynağına götüren ravi zincirine ………Ġsnat…………denir. (BoĢluğu
doldurunuz).
20-Eğer bir hadis, senedinde kopukluk olmadan Hz. Peygambere daha az ravi aracılığı ile
ulaĢıyorsa bu hadisin senedine ne ad verilir?
21-ġayet bir hadis, az ravi ile aktarma imkanı varken, daha çok ravi ile rivayet edilmiĢse bu
hadisin senedine ne ad verilir?
22-Ġsnadın, yani raviler zincirinin kendisinde son bulduğu kısma ne denir?
22-birbirine yaĢça yakın olan ve rivayeti bakımından aynı dönemi paylaĢan kimseler gurubuna
Hadis terimi olarak ne ad verilir?
23-Bir ravinin güvenilir olduğunu, yani adalet ve zabt sıfatlarını tam olarak taĢıdığını tesbit
etme iĢine ne denir?
24-Bir ravinin güvenilir olmadığını, yani adalet ve zabt sıfatlarını tam olarak taĢımadığını
tesbit etme iĢine ne denir?
25-Bir ravinin güvenilmez olduğunu gösteren on kusura …………Mataini
aĢere……….....denir. (BoĢluğu doldurunuz)
26-AĢağıdakilerden hangisi bir ravinin adaletine yönelik ithamlardan (Tenkit noktalarından)
değildir?
27-AĢağıdakilerden hangisi bir ravinin zabtına yönelik ithamlardan (Tenkit noktalarından,
kusurlarından) değildir?
28-günlük hayatında hem de hadis rivayetinde yalan söylediğinin açığa çıkmasına, yani
yalancılığının sabit olmasına ne denir?
29-Diğer konularda yalan söylediği bilinen bir ravinin hadis rivayetinde de yalan
söyliyebileceğine ihtimal verilmesine, ravinin yalanla itham edilmesine ne denir?
30-Ravinin dini buyruklara karĢı duyarsız davranıp günah iĢlemekten sakınmamasına ne
denir?
31-Ravinin Ġslam dininin temel prensiplerine aykırı görüĢler ileri sürmesine, böyle görüĢleri
benimseyen grupların içinde yer almasına ne denir?
32-Ravinin tanınmaması ve dolayısıyla cer ve tadil yönünden durumunun bilinmemesine ne
denir?
33-Ravinin aĢırı dalgınlığı ve dikkatsizliğine ne denir?
34-Ravinin hadisi alırken ve naklederken çok hata yapmasına ne denir?
35-Ravinin, hadis rivayetinde hatası, isabetinden çok olacak derecede hafızasının zayıf
olmasına, ezberlediklerini eksik veya fazla ezberleyip çabuk unutmasına ne denir?
36-Ravinin senet ve metinlerde karıĢıklığa yol açacak hataları sık sık yapmasına ne denir?
37-Zayıf bir ravinin, güvenilir bir raviye, güvenilir bir ravinin de kendisinden daha güvenilir
bir raviye, rivayetiyle aykırı düĢmesine ne denir?
3. ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORU-CEVAPLI
Sayfa:48
Ders Kitabı Sayfa: 48
Hz.Muhammed ve sahabe dönemi ve ilk yazılı hadis belgeleri nasıl oluĢmuĢtur?
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) devrinde hadîslerin en sağlam tesbit yolu Ģüphesiz yazı
idi. Ancak hadîslerin yazı ile tesbitine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ne derece yer verdi
veya vermedi bir kaç cümle ile ifâde edilecek bir konu değildir. Mevzuyu aydınlatacak bir
kısım teferruata inmek gerekecek. Zira bazı rivâyetler Hz. Peygamber (sav) ) (aleyhissalâtu
vesselâm)'in hadîs yazmayı yasakladığını ifâde ederken, diğer bazı rivâyetler de, tam aksine
yasaklamadığını ve hatta teĢvîk ettiğini ifâde etmektedir. Ayrıca, bir kısım sahâbelerin
hadîsleri yazdığına dair ve hatta yazdığını Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a kontrol
ettirdiğine dair rivâyetler var. Burada bulunanlar, bulunmayanlara duyursunlar, olur ya
burada bulunan tebliğ ettiğini kendisinden daha iyi anlayıp kavrayacak birisine nakleder.
(Buhari, Hac, 133)
SAHĠFELER
Sahife adı ile bilinen hadis kitapları, sahabe yahut tabiun nesli tarafından not olarak yazıya
geçirilmiĢ ve olduğu gibi gelecek nesillere intikal etmiĢ bulunan küçük çaptaki yazılı hadis
vesikalarıdır. Kur'ân-ı Kerim'den sonra Ġslam'ın ilk yazılı vesikaları olan sahifeler, hadis
edebiyatının da ilk mahsulleridir.
Aralarında Abdullah b. Amr (r.a.) (v. 63/ 682), Enes b. Malik (ra) ( v. 93/ 711), Ebû Hureyre
(ra) (v. 58/ 677), Ali b. Ebî Talib (ra) ( v. 40/ 660)'in de bulunduğu bir kısım sahabenin yazılı
hadis metinlerine sahip oldukları bilinmektedir. Ancak ashaba ait hadis sahifelerinin hiç biri
müstakil olarak günümüze ulaĢabilmiĢ değildir. Bununla beraber her biri hakkında, hadis
edebiyatının ilk ve en muteber kaynaklarında -inkarı mümkün olmayacak açıklıkta- kayıtlar
bulunmaktadır. Ayrıca bu sahifelerin muhtevalarını Ahmed b. Hanbel'in (v. 241/855)
müsnedinde bulmak da mümkündür.
Sahife türünün bilinen en meĢhur örnekleri, Abdullah b. Amr'ın (ra), bizzat Hz. Peygamber
(sav) ) 'den iĢitmiĢ olduğu hadislerin bir kısmını yazıp topladığı Sahîfetü's-Sâdıka'sı ile
Ebû Hureyre'nin (ra), talebesi Hemmam b. Münebbih'e (v. 101/719)yazdırmıĢ olduğu, 138
hadis-i Ģerif ihtiva eden Sahîfetü's-Sahîha'sıdır.
Abdullah b. Amr'ın (ra) (v. 63/682) Sahîfetü's-Sâdıkası
Sahabenin ileri gelenlerinden olan Abdullah b. Amr'ın (ra) (v. 63/682), Hz. Peygamber (sav) )
'in hayatı sırasında, O'ndan duyduğu hadis-i Ģerifleri not ettiği bilinmektedir. Hz. Peygamber
(sav) ) de kendisine bu konuda izin vermiĢtir. Abdullah b. Amr (ra), yazdığı bu hadislerin
koleksiyonuna "sadık kitap" veya "doğru vesika" anlamında es-Sahîfetü's-Sâdıka adını
vermiĢtir.
Müstakil olarak günümüze ulaĢamamıĢ olan bu sahifenin, Ġbnü'l-Esir'in nakline göre bin kadar
hadis-i Ģerif ihtiva ettiği bilinmektedir. Ahmed b. Hanbel'in, diğer bir çok yazılı hadis vesikası
gibi Abdullah b. Amr'ın sahifesinin de bir kısmını Müsned'ine kaydetmiĢ olması sahifenin
muhtevası hakkında bilgi sahibi olmamızı sağlamıĢtır.
Sayfa:49
Ders Kitabı Sayfa: 49-50
Herakleios‟a gönderilen davet mektubu………
Hz. Peygamber (sav) ) döneminde yazılan ilk yazılı hadis metinleri nelerdir? Bu metinler
hakkında kısaca bilgi veriniz.
Bu metinlerden bazıları Ģunlardır.
1-Medine vesikası: Hz. Peygamber (sav) ) Medine‟ye hicret edince Mekke‟den gelen
Müslümanlarla, Medineli Müslümanlar, orada yaĢayan Yahudiler ve diğer unsurlar arasında
geçerli olacak bir antlaĢma metni hazırlattı.
2-Nüfus sayımı: Hz. Peygamber (sav) ) Medine‟ye hicretten sonra Müslümanların sayısını
öğrenmek için bir nüfus sayımı yaptırmıĢ ve bu sayımda 1500 kiĢinin isimleri yazılmıĢtır.
3-Dine davet mektupları: Hz. Peygamber (sav) ) Medine‟ye hicretinin 6. yılında komĢu
ülkelerin yöneticilerine mektup göndermiĢ ve onları dine davet etmiĢtir.
4-Yahudilerle mektuplaĢma: Hz. Peygamber (sav) ) zaman zaman Yahudilere mektup
göndermiĢ, onlardan da mektup almıĢtır.
5-Vergi ile ilgili hükümler: Hz. Peygamber (sav) ) Yemen‟e gönderdiği Amr b. Hazm‟a, içinde
vergi (zekat) ile ilgili hükümlerle bazı dini uygulamaların yer aldığı bir mektup vermiĢtir. Yine
Hz. Peygamber (sav) ) in, vefatından önce, bütün valilere gönderilmek üzere zekat
miktarlarını bildiren bir liste hazırlattığı bildirilmektedir.
6-Hz. Peygamber (sav) ) devrinde, bazı sahabiler Hz. Peygamber (sav) ) den duyduklarını
yazmıĢlar ve böylece ilk hadis belgeleri olarak bilinen hadis sahifeleri oluĢmuĢtur. Ancak bu
dönemde sistematik ve düzenli bir hadis yazımı görülmediği için hadislerin büyük çoğunluğu
ezber yoluyla ve sözlü olarak bir sonraki nesle aktarılmıĢtır.
Sayfa: 50
Ders Kitabı Sayfa: 50,52
Sahabe, Tabiin ve Etbau‟t-tabiin dönemleri hangi hicri yıllarda sona ermiĢtir?
1-Sahabe dönemi hicri 110 yılında,
2-Tabiin dönemi hicri 181 yılında, .
3-Etbau‟t-Tabiin dönemi hicri 220 yılında sona ermiĢtir.
Sayfa:51
Ders Kitabı Sayfa: 51
Hadîs Yazan Sahabeler:
1-Abdullah Ġbnu Amr Ġbni'l-As'ın Sahîfe-i Sâdıka'sı: Abdullah Ġbnu Amr Ġbni'l-As hadîs yazan
sahâbelerin baĢında gelir. Yazdığı mecmûaya "Sahîfe-i Sâdıka" demiĢtir
2- Ebu Hüreyre'nin Sahife-i Sahîha'sı: Bazı rivâyetler Ebu Hüreyre (radıyallahu anh)'nin,
Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan iĢittiği hadîslerini yazdığını ifâde etmektedir. Bu
sahifenin ismi Sahife-i Sahîha'dır.
3- Hz. Ali'nin Sahîfesi:Sahâbeler tarafından hadîslerin yazılmıĢ olduğuna en muknî delillerden
biri budur. BaĢta Buharî ve Müslim'in sahîhleri olmak üzere en muteber kitaplarda gelen
muhtelif rivâyetler Hz. Ali (radıyallahu anh)'nin kılıcının kabzasına asmıĢ olarak beraberinde
taĢıdığı yazılı bir tomardan bahseder.
4- Câbir Ġbnu Abdillah Sahîfesi:Zehebî, bu sahîfenin menâsik-i hacc üzerine olduğunu
zikreder.
5-Enes Ġbnu Malik'in Sahifesi:Bağdâdî'nin Takyîdu'l-Ġlm'de kaydettiği bir rivâyete göre, Enes
(radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'tan bütün iĢittiklerini yazmıĢ ve sonra da
Resûlullah 'a arzetmiĢtir.
6- Abdullah Ġbnu Abbâs'ın Sahîfeleri:Ġbnu Abbâs (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın vefatında yaĢça küçük idi. Ancak ilim ve bilhassa hadîs hususunda büyük bir aĢk
sahibi idi. Beraberinde yazı levhaları olduğu halde ilim meclislerinde dolaĢır hadisleri yazardı.
Ġbnu Abbâs, hadîs alabileceği zatları da birer birer ziyaret edip, sorar ve onlardan da yazardı.
Vefat ettiği zaman bir deve yükü kitap bıraktığı tevâtüren rivâyet edilmiĢtir. Onun bu kitapları
elden ele dolaĢmıĢtır.
Bunlardan baĢka Sa'd Ġbnu Ubâde el-Ensârî, Abdullah Ġbnu Ömer, Abdurrahman Ġbnu Ebî
Evfa, Mugire Ġbnu ġu'be, Abdullah Ġbnu Mes'ud (radıyallahu anhüm ecmain) gibi daha bir
kısım sahâbenin hadîsleri yazdıklarına dair rivâyetler mevcuttur
Hemmam b. Münebbih (v. 101/719) ve Sahîfetü's-Sahîha'sı
Hemmam b. Münebbih'in (v. 101/719) Sahifesi, zamanın tahribinden kurtularak müstakil
hüviyetiyle bize kadar ulaĢmıĢ bulunan en eski hadis eseridir.
Ebû Hureyre (ra)'ın (v. 58/677), talebesi Hemmam b. Münebbih'e yazdırmıĢ olduğu 138
hadisten oluĢan bu sahife, Prof. Dr. Muhammed Hamidullah (v. 2002) tarafından ġam ve
Berlin'deki iki nüshası bulunarak 1953 senesinde neĢredilmiĢtir.
Bu sahifenin, Ebû Hureyre'nin (ra) vefatından önce tedvin edilmiĢ olması, hicrî 2. asrın hemen
baĢlarında görülen resmî tedvin (hafızalarda veya değiĢik yazı malzemesinde bulunan
hadislerin kitaplarda toplanması) faaliyetinden önce de hadislerin yazılı vesikalar halinde
bulunabildiğini göstermekte ve hadislerin sonraki yıllarda hafızalardan yazıya geçirildiği
Ģeklindeki iddiaların geçersizliğini ortaya koymaktadır.
Hemmam b. Münebbih sahifesinin içerdiği tüm hadislerin, Ahmed b. Hanbel'in (v. 241/855)
Müsned'inde Ebû Hureyre'ye (ra) ayrılmıĢ sayfalarda aynen yer alması da günümüze ulaĢan
hadis malzemesinin güvenilirliğinin tespit edilmesi açısından ayrıca öneme sahiptir.
Hz. Peygamber (sav) ) in vefatından sonra ki sahabe devrinde ilk yazılı hadis metinleri
nelerdir? Örnekler veriniz.
a-Hemmam b. Münebbih‟in sahifesi; Ebu Hureyre‟nin kendisine yazdırdığı hadislerden 138
tanesini bir araya getirmiĢtir.
b-Cabir b. Abdullah‟ın sahifesi; Cabir b. Abdullah, hacla ilgili küçük bir kitap yazmıĢ, burada
Hz. Peygamber (sav) ) in konuyla ilgili söz ve uygulamalarını kaydetmiĢtir.
c-Hz. Peygamber (sav) ) in vefatından sonra eĢi Hz. AiĢe‟de birçok hadis rivayet etmiĢ, bazı
sahabiler onun rivayetlerini yazmıĢlardır.
Elmuksirun ve Elmukillun sahabiler kimlere denir? Açıklayınız.
Elmuksirun: Çok sayıda (1000 den fazla) hadis rivayet eden sahabilere denir.
Elmukillun: Az sayıda (1000 den az) hadis rivayet eden sahabilere denir.
Elmuksirun sahabileri rivayet ettikleri hadis miktarlarıyla birlikte yazınız.
1-Ebu Hureyre: 5374 hadis rivayet etmiĢtir.
2-Abdullah b. Ömer: 2630 hadis rivayet etmiĢtir.
3-Enes b. Malik: 2286 hadis rivayet etmiĢtir.
4-Hz. AiĢe: 2210 hadis rivayet etmiĢtir.
5-Abdullah b. Abbas :1660 hadis rivayet etmiĢtir.
6-Cabir b. Abdillah : 1540 hadis rivayet etmiĢtir.
7-Ebu Said‟il-Hudri :1171 hadis rivayet etmiĢtir.
Elmukillun sahabileri rivayet ettikleri hadis miktarlarıyla birlikte yazınız.
1-Abdullah b. Mesud: 848 hadis rivayet etmiĢtir.
2- Abdullah b. Amr b. el-As: 700 hadis rivayet etmiĢtir.
3- Ebu Zerri‟l-Ğifari: 281 hadis rivayet etmiĢtir.
4- Sa‟d b. Ebi Vakkas: 270 hadis rivayet etmiĢtir.
5- Ebu‟d-Derda: 179 hadis rivayet etmiĢtir.
6-Muaz b. Cebel : 157 hadis rivayet etmiĢtir.
“Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari, Ġlim,38) (Bak
38,51,77,116)
Sayfa:52
Ders Kitabı Sayfa: 52
Tabiin‟in tanımını yapınız.
konuĢarak sohbet etmiĢ olan her müslümana tabii (çoğulu: Tabiun) denir.
Sayfa:53
Ders Kitabı Sayfa: 53
Ġlim Tahsili, Tablo.
Sayfa:54
Ders Kitabı Sayfa: 54
Tedvîn Nedir?
lügat olarak cem edip kitap hâline koymak mânasına gelir.
Istılahı olarak, hadîslerin resmen yazılıp kitap haline konması demektir. Tedvîn iĢi, Emevi
halifelerinden Ömer Ġbnu Abdilaziz'le baĢlar. Dindarlığı ve Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın sünnetine düĢkünlüğü ile meĢhur olan Ömer Ġbnu Abdilaziz (rahimehulllah),
sünneti bilen Ashab neslinin, arkadan da büyük alimlerin çeĢitli sebeplerle birer birer
hayattan çekilmelerini görerek hadîsin kaybolacağından endiĢe eder. Medine'deki Kadısı Ebu
Bekir b. Muhammed b. Amr b. Hazm'e Ģunu yazdı: Bir bak! Hz. Peygamber (sav) Sallallahu
aleyhi vesellem hadisinden neler varsa onları yaz. Çünkü ben ilmin kaybolacağından,
alimlerin çekip gideceklerinden korkuyorum. Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'in hadisi
olmadıkça da kabul etme. Ġlmi yayınız ve bilen bilmeyene öğretsin diye ilim meclislerinde
otursunlar. Çünkü ilim gizli saklı tutulmadıkça kaybolup gitmez.
Aynı emirleri Ġslam dünyasının diğer bölgelerine de yazdı. Sonra Muhammed b. ġihâb ezZührî'ye bunları tedvin etmesi emrini verdi.
Tedvîne Sevkeden Sebepler:
1-Ulemânın inkırazı ile hadîslerin yok olma endiĢesi
2-siyasî ve mezhebî ihtilaflar sebebiyle hadîs uydurma faaliyetlerinin artmasıdır.
Tedvîn'in Cereyan Tarzı:
Rivâyetler, Ömer Ġbnu Abdilazîz'in, meseleyi bir tamimle bırakmayıp, tedvîn çalıĢmalarını
titizlikle takip ettiğini göstermektedir. 55-)Meselâ merkezde, bu iĢte çalıĢacak, hususî katipler
tutulmuĢtur. Sözgelimi HiĢâm Ġbnu Abdilmelik, Ġbni ġihâb ez-Zührî:[Hicri 50-123} Zührî'nin
emrine iki kâtip vermiĢtir. Bunlar tam bir yıl boyu Zührî'nin hadîslerini yazmıĢlardır.
Tedvîn faaliyetlerine, halife Ömer Ġbnu Abdilazîz (rahimehullah) bizzât katılmıĢ, elinde
defter kalem namazlara devam etmiĢ, namazlardan sonra teĢkil edilen ders halkalarına
oturarak Avn Ġbnu Abdillah'dan, Yezîb Ġbnu'r-RakkâĢî'den hadîs yazmıĢtır.
Tedvîn sırasında, sâdece Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'a nisbet edilen rivâyetler değil,
Sahâbe hazerâtından ve Tâbiîn'den rivâyet edilen âsâr da bâzı muhaddislerce "sünnet"
mefhumuna dâhil edilerek yazılmıĢtır.
Halife'nin, emriyle taĢrada yazılan hadîsler defterler hâlinde merkeze gönderilmekte, orada
çoğaltılarak tekrar Ġslâm beldelerine yollanmaktaydı.
Tedvîn Sayılmayan Bazı Yazma Vak'aları:
1- Hz. Peygamber (sav) ) (aleyhissalâtu vesselâm)'in bıraktığı yazılı vesikalar tedvîn değildir.
2- BaĢta Abdullah Ġbnu Amr Ġbni'l-As tarafından yazılmıĢ olan Sahife-i Sâdıka, diğer bazı
sahâbîler tarafından yazıldığını belirttiğimiz hiçbir sahîfe tedvîn sayılmaz.
3- Hz. Mu'âviye (radıyallahu anh)'nin, Muğire Ġbnu ġube'ye mektup göndererek "namazın
ardından Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın nasıl bir dua okuduğunu iĢitti ise kendisine
yazmasını" istemesi ve bu talebe Muğire'nin yazılı olarak cevap vermesi de bir tedvîn değildir.
4- Keza Emevî halifesi Abdülazîz Ġbnu Mervân, Mısır vâlisi iken, Humus'ta bulunan -ve
yetmiĢ kadar Bedîr ashabını gördüğü belirtilen- Kesîr Ġbnu Mürre'ye "Resûlullah (aleyhissalâtu
vesselâm)'ın Ashâbından (radıyallahu anhüm) iĢittiği hadîsleri kendisine yazması"nı bir
mektupla taleb etme vak'ası da bir tedvîn değildir
Tedvin ve Tasnif nedir? Kısaca belirtiniz.
Tedvin: Sözlü ve yazılı olarak nakledilen hadisleri bir araya toplama çabasıdır.
Tasnif (Sınıflandırma) ise; Daha önce karıĢık olarak bir araya getirilen hadislerin konularına
veya ravilerine göre ayrılarak kitaplarda toplanmasıdır.
Sahabilerin, Hz. Peygamber (sav) ) den iĢitmiĢ oldukları hadisleri yazarak birer sahife
meydana getirmelerine niçin tedvin demek mümkün değildir?
Çünkü sahabi, yalnız bir kiĢiden, yani Hz. Peygamber (sav) ) den iĢittiği hadisleri yazarak bir
sahife vücuda getirmiĢtir. Eğer bu sahabi, baĢka sahabileri de dolaĢarak onların hadislerini
toplamayı gaye edinmiĢ olsaydı, onun bu faaliyetine tedvin demek mümkün olurdu. Bu
sebepledir ki kaynaklar, sahabilerin hadis yazma faaliyetinden söz ederken tedvinu‟l-hadis
tabiri yerine, kitabetü‟l-hadis tabirini kullanmıĢlardır.
Tedvin faaliyetinin baĢlamasının sebeplerini yazarak açıklayınız.
Sahabilerin dağılması: Sahabilerin, fetihlerle geniĢleyen Ġslam ülkelerinin çeĢitli Ģehir ve
kasabalarına dağılarak oralarda yerleĢmeleri, Hz. Peygamber (sav) ) den iĢittikleri hadislerin de
onlarla birlikte dağılmasına sebep olmuĢ; bu ise, günlük hayatta daima baĢvurulan ve her
müĢkilin hallinde kullanılan hadislerin toplanması ihtiyacını doğurmuĢtur. Çünkü bu hadisler
toplu olarak elde bulunmadıkça, onlardan hüküm çıkarmak yönünden faydalanılamıyor,
dolayısıyla ortaya çıkan birçok meseleye de çözüm bulmak güçleĢiyordu.
2-Hadis vaz‟ı: Uydurma hadislerin ortaya çıkması ve sahih hadisler için tehlike teĢkil
edecek bir hale gelmesi üzerine hadisçiler, sahih hadisleri toplamak ve onları uydurma
hadislerden ayırmakla bu tehlikenin önüne geçebileceklerini anlamıĢlar.
3-Hadislerin toplanması için çıkartılan resmi emir: Emevi halifesi Ömer b. Abdülaziz,
hadislerin dağılıp gitmesinden ve hadis alimlerinin ölmesiyle sahih hadislerin kaybolmasından
endiĢe ederek, Medine valisi Ebu Bekr b. Muhammed b. Amr b. Hazm‟a bir mektup göndermiĢ
ve Ģu emri vermiĢtir : „Hz. Peygamber (sav) ) in hadislerini araĢtır ve yaz. Zira bu ilmin
kaybolmasından ve ulemanın ölüp gitmesinden korkuyorum‟
Sayfa:55
Ders Kitabı Sayfa: 55
Ömer B. Abdulaziz‟in emri “…hadislerini toplayın.” (Buhari, Ġlim ,35)
Ġlk Hadıs Tedvin Eden :Zührî:
Ebu Bekr Muhammed Ġbnu Müslim Ġbni Ubeydillah Ġbni ġihâb ez-Zührî:Hicri 50-123 yılları
arasında yaĢamıĢtır. Doğumu için, 50, 51, 56, 58; ölümü için de 123, 124, 125 gibi farklı yıllar
ileri sürülmüĢtür. Ölümünde 72 yaĢında idi. Medîne âlimlerindendir. Abdullah Ġbnu Ömer,
Abdullah Ġbnu Câfer, Câbir Ġbnu Abdillah, Enes Ġbnu Mâlik, Sehl Ġbnu Sa'd gibi sayısı ona
ulaĢan sahabe ve A'rec, Atâ, Alkame, Urvetu'bnu Zübeyr, Amrâ bintu Abdirrahman gibi çok
sayıda Tâbiîn'den hadîs dinlemiĢtir.
Tasnif Nedir?
Tasnif, sınıflara ayırmak, sınıflamak demektir. Yani, tedvîn devrinde, sıhhat durumu ve ifâde
ettiği muhteva nazar-ı dikkate alınmadan yazıya geçirilmiĢ olan karma-karıĢık hadîs
malzemesinin, belli maksadlarla ayrılması, istenilen istikamette istifadeyi kolaylaĢtıracak
Ģekilde yeni düzenlere, nizamlara sokulması, sistem kazandırılması demektir.
Tasnîf faaliyetlerini, ikinci asrın birinci çeyreğinden baĢlatmak bile mümkündür. Zira, ilk
te'lîf edilen eserlerden sayılan Mecmû'ul-Ġmâm-ı Zeyd'de hadîsler, fıkıh bablarına göre tanzim
edilmiĢ durumdadır.Bu devre, en kıymetli eserlerini üçüncü asır içerisinde Kütüb-i Sitte ile
vermiĢ olmakla beraber, yine râvilerden, seyahatlerle, derlemek suretiyle ortaya konan
Taberânî'nin mu'cemleri örneğindeki bazı orijinal eserler göz önüne alınınca dördüncü hicrî
asrın ortalarına kadar devam ettiği söylenebilir.
Tedvin faaliyeti ne zaman baĢlamıĢtır? Bu faaliyetle ilk defa uğraĢan iki alimin ismini yazınız.
Hadislerin sistemli bir Ģekilde toplanıp yazılması, sahabilerin artık yeryüzünde sayılarının
iyice azaldığı, buna karĢılık, onların yerini tabii neslinin aldığı bir devirde baĢlamıĢtır.
a- Ġbni ġihab ez-Zühri b- Said b. Cübeyr
Tasnif faaliyetinin baĢlamasının sebebini yazınız.
Hadis ve sünnet, Müslümanların birçok konuda Hz. Peygamber (sav) ) in söz ve davranıĢlarını
öğrenmek için müracaat ettikleri bir kaynak olduğu için, daha önce karıĢık olarak toplanan
rivayetler içinden, aranılan konuyla ilgili hadisin bulunması oldukça zordu. Bunu dikkate alan
alimler, hadisleri içerdikleri konularına göre sınıflandırdılar.
TASNÎFÇEġĠTLERĠ
1- ALE'L-EBVAB:Bu,hadîslerin fıkhî bablara, yani, ifâde ettikleri mânâlara ve konulara göre
tasnifini ifâde eder. Yani, hadîsler, belli bir meseleyi açıklamak, o meseleye delil olmak üzere
zikredilir.
Sayfa:56
Ders Kitabı Sayfa: 56
A-Câmi'ler: Muhaddisler arasında mâlum ve mukarrer olan sekiz ana bölümün hepsine yer
veren hadîs kitaplarına denir.
1- Ġlm-i tevhîd ve sıfât. Yani iman ve akaide ait hadîsler.
2- Sünen yâni ahkâma giren hadîsler.
3- Rikak ve zühd, yâni ruhen ve ahlâken yücelmeyi konu edinen hadîsler.
4- Âdâb'a giren yani: yeme, içme, oturma, yatma, konuĢma, giyinme vs. âdâbı beyan eden
hadîsler.
5- Tefsir, yani bazı Kur'ân ayetlerinin açıklanmasıyla ilgili hadîsler.
6- Siyer, yani tarih ve Hz. Peygamber (sav) ) (aleyhissalâtu vesselâm)'in hayatıyla ilgili
hadîsler.
7- Fiten, yani Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın vefatından kıyamete kadar vukua gelecek
hâdisâttan bahseden hadîsler.
8- Menâkıb, yani bazı Ģehirlerin, Ģahısların veya kabîlelerin zemm ve medihleriyle ilgili
hadîsler.
B-Sünen'ler:
Bunlar, ahkâma müteallik hadîsleri fıkıh bablarına göre cemeden kitaplardır. Bu kitaplarda,
ahkama konu olmayan hadîslere pek yer verilmez. Öncelikle ibâdet, muâmelât ve ukûbâtı
beyân eden merfu' hadîsler cemedilir.
C-Musannaf'lar:Hadîsleri bablara göre (ale'l-ebvâb) tasnîf eden grubun bir çeĢidini teĢkîl
eden musannaflar, esâs itibâriyle sünen gibidirler. Ancak, bunlarda mevkuf ve maktu hadîsler
de çokça yer alır.
2- ALE'R-RĠCAL:Bu tasnîf çeĢidinde hadîsler, ravilerinin adına göre yapılır. Râvi olarak
Sahâbeyi esas alan tasnîfler olduğu gibi, eseri te'lîf eden müellifi hadîs aldığı Ģeyhleri esas alan
tasnîfler de olmuĢtur
MÜSNEDLER
Hadis sahasındaki eserlerin tasnifinde iki ana metod kullanılmıĢtır.
Birincisi,
hadislerin konularına göre tasnifi (ale'l-ebvâb tasnif),
Ġkincisi,
Hadislerin, onları rivayet eden ravilere göre tasnifidir (ale'r-ricâl tasnif). Bu ikinci grup tasnif
Ģekli de umumiyetle iki metodla yapılmıĢtır.
Müsned Hz. Peygamber (sav) ) 'den rivayet eden ilk raviye göre tasnif edilenlere müsned,
Mucem: Kitap sahibi olan hadis aliminin hocaları durumundaki son ravilere göre yapılan
tasniflere ise genel olarak mucem adı verilmiĢtir.
Buna göre hadis literatüründe müsned, hadislerin, konularına bakılmaksızın onları rivayet
eden sahabi ravilerine göre ard arda sıralandığı eserlerdir.
Müsned türü eserlerde herhangi bir konu sınırlaması yoktur, her konu ile alakalı rivayet
bulmak mümkündür. Ancak hadisler, öncelikli olarak konularına göre tasnif edilmediğinden,
herhangi bir hadisin Müsned'deki yerini bulabilmek için o hadisin sahabi ravisini bilmek
gerekmektedir.
Müsnedler, Ġslam'ın ilk neslini teĢkil eden ashab-ı kiram üzerinde yapılacak araĢtırmalar için
zengin birer hazine durumundadırlar. Herhangi bir sahabinin rivayetlerini bir arada
bulabileceğimiz kaynak eserlerdir. Hadis rivayet eden sahabilerle hadis rivayet etmeyen
sahabileri, yahut hangi sahabinin ne kadar hadis rivayet ettiğini toplu halde tespit edebilmek
için ilk etapta baĢ vuracağımız kaynak, müsnedlerdir. Hadis rivayet eden çocuk, kadın vs.
sahabe kategorileri hakkında yapılacak araĢtırmalar için de öncelikle bu eserlerden istifade
edilmektedir.
Hadis literatüründe Müsned türü eserler h. III. asrın baĢından itibaren telif edilmeye
baĢlanmıĢtır. Bu türün bilinen ilk örneği Ebû Davud et-Tayalisî'nin müsnedidir. H. IV. asır
baĢlarına kadar Abdullah b. Musa el-Absî (v. 213/828), Ebû Bekir el-Humeydî (v. 219/834),
Ebû Bekir b. Ebî ġeybe (v. 235/849), Ahmed b. Hanbel (v. 241/855), Bakıy b. Mahled (v.
276/889), Ebû Ya'lâ el-Mevsılî (v. 307/ 919) ve daha bir çok alim müsned türü eserler telif
etmiĢtir.
Etbau‟t-tabiin devrinde yazılan hadis kitaplarını kaç gurupta toplamak mümkündür? Maddeler
halinde yazınız.
Etbau‟t-tabiin devrinde yazılan hadis kitaplarını baĢlıca beĢ gurupta toplamak mümkündür.
1-Siyer ve mağazi kitapları, 2-Sünenler, 3-Camiler, 4-Musannaflar, 5-Belirli bir
konuya tahsis edilmiĢ kitaplar.
Tasnif faaliyeti ne zaman baĢlamıĢtır? Yazarak, konularına göre düzenlenmiĢ ilk hadis
mecmualarından iki örnek veriniz.
Tasnif faaliyeti hicri 2. asrın ortalarına doğru (Tabiin döneminin sonlarına doğru) baĢlamıĢtır.
a-Yemenli Ma‟mer b.RaĢid‟in el-Cami isimli eseri
b- Rebi‟ b. Habib el-Basri‟nin el-Camiu‟s-Sahih isimli eseri
c-Maliki mezhebinin önderi Malik b. Enes‟in el-Muvatta isimli eseri
d-Hanefi mezhebinin önderi Ebu Hanife‟nin meĢhur öğrencileri Ebu Yusuf ile imam
Muhammed‟e ait olan Kitabu‟l-Asar‟lar
Hadislerin tasnifinde baĢka bir yöntem olarak uygulanan müsned‟i açıklayarak bir örnek
veriniz
Müsned; Hadisleri konularına göre değil de genellikle ilk ravilerine, yani sahabilere göre bir
araya toplayan eserlere denir. Örneğin; Hanbeli Mezhebinin kurucusu Ahmet b. Hanbel‟in
Müsnedi. Ġçinde 30 bine yakın rivayetin yer aldığı bu eser, toplam 900 civarında sahabiden
nakledilen rivayetleri, onların isimleri altında bir araya getirmiĢtir.
Hadisleri konularına göre ihtiva eden musannaf eser çeĢitlerini yazarak açıklayınız.
1-Camiler; Bütün dini konularla ilgili hadisleri toplayan en kapsamlı eserlerdir.
2-Sünenler; Bütün fıkhi konulara ait merfu hadisleri ihtiva eden fıkıh kitapları tertibindeki
hadis kitaplarıdır.
Sünenlerde genellikle Hz. Peygamber (sav) ) in söz, fiil ve takrirlerinden ibaret olan ve
merfu denilen hadislerine yer verilmiĢtir. Bu sebeple sahabe ve tabiun‟un mevkuf ve maktu
sözlerine bu kitaplarda rastlanmaz.
3-Musannefler; Sünenlerdeki merfu hadislere ilaveten mevkuf ve maktu hadisleri de ihtiva
eden eserlerdir.
Sayfa:57
Ders Kitabı Sayfa: 57
Ebû Davud et-Tayalisî'nin (v. 204/819) Müsned'i
Ebû Davud et-Tayalisî h. 133 tarihinde Basra'da doğmuĢtur. Kendi döneminde bir ilim dağı
olarak nitelenen ve uzun hadisleri pek güzel ezberlemekle ün salmıĢ olan bu kıymetli alim h.
204 tarihinde yine Basra'da vefat etmiĢtir.
Ebû Davud et-Tayalisî'nin Müsned'i, Horasanlı bir hadisçi tarafından, özellikle Yunus b.
Habîb'in (267/881), hocası Ebû Davud et-Tayalisî'den yaptığı nakillerin müsned Ģeklinde tertip
edilmesiyle meydana getirilmĢtir. Yani Ebû Davud et-Tayalisî'nin dikkatli bir seçime tabi
tutup topladığı hadisler, kendisinden iki nesil sonra müsned tertibine sokulmuĢtur.
Kaynakların verdiği bilgiye göre bu Müsned elimizde bulunan en eski tarihli Müsned'dir.
Eserin, yazma aslına uygun olarak hazırlanıp h. 1321 tarihinde Haydarabad'da neĢredilen
nüshası 6 ana bölüm içinde 281 sahabi tarafından rivayet edilmiĢ toplam 2767 hadisi ihtiva
etmektedir.
Ebû Davud et-Tayalisî'nin Müsned'i h. VIII. asra kadar ilim çevrelerinde büyük hüsn-i kabul
görmüĢtür.
Ahmed b. Hanbel'in (v. 241/855) Müsned'i
Ahmed b. Hanbel h. 164 senesinde Bağdat'ta doğmuĢtur. Küçük yaĢta ilim tahsiline baĢlamıĢ,
dönemin çeĢitli ilim merkezlerini dolaĢarak bir çok alimden ders almıĢtır. Fıkıh ve hadis
alanlarında geniĢ ilmi bulunan ve Hanbeli mezhebinin kurucusu olan Ahmed b. Hanbel h. 241
senesinde vefât etmiĢtir.
Ahmed b. Hanbel'in hadis alanındaki en meĢhur eseri olduğu gibi, müsned türünün de en
meĢhur örneği olan Müsned-i Ahmed b. Hanbel, 700'e yakın sahabinin rivayet ettiği 30.000'i
aĢkın hadis-i Ģeriften oluĢmaktadır. Müsned'in elimizde bulunan yazma nüshaları, Ahmed b.
Hanbel'in, oğlu Abdullah'a rivayet ettiği nüshanın Ebû Bekir Ahmed b. Cafer el-Katî'î
tarafından yapılan rivayetidir. Bugün elimizde bulunan Müsned'i bu tertibe sokan da yine
Ahmed b. Hanbel'in oğlu Abdullah'tır.
Ahmed b. Hanbel, eserini 750.000 hadis arasından seçmek suretiyle h. 200-228 yılları arasında
hazırlamıĢtır.
Ahmed b. Hanbel'in Müsned'i, Ġslam Tarihinin erken dönemlerine ait ilk yazılı vesikalardan
olan Hemmam b. Münebbih (101/719), Abdullah b. Amr (63/682), Ebû Seleme, Semure b.
Cündeb sahifelerinin tamamını yahut bir kısmını ihtiva etmesi açısından da önem
taĢımaktadır.
Müsned, geniĢ kapsamı, tertibi ve güvenilirliği açısından geçmiĢten günümüze önemini
koruyan bir eserdir.
KÜTÜB-Ġ SĠTTE
Arapça “kitaplar” manasına gelen “kütüb” kelimesiyle “altı” manasına gelen “sitte”
kelimesinden meydana gelmiĢ bir tabir olup, “altı kitap” anlamındadır.
Kütüb-i Sitte, Ġslam dininin en önemli iki kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini
meydana getiren ve en sahih (güvenilir) hadislerden oluĢan altı hadis kitabına verilen genel
isimdir. Söz konusu bu altı kitap Kur‟ân-ı Kerim‟den sonra en sahih kitaplar olarak kabul
edilen Buharî ile Müslim‟in Câmiu‟s-Sahîh adlı eserleri ile Ebû Davud, Tirmizî, Nesai ve Ġbn
Mace‟nin sünen türündeki eserlerinden ibarettir.
Ġbn Mace‟nin kitabı yerine Ġmam Malik yahut Darimî adlı alimlerin kitaplarını Kütüb-i
Sitte‟den sayanlar olmuĢsa da genel olarak Ġbn Mace‟nin kitabı Kütüb-i Sitte‟nin altıncı kitabı
olarak benimsenmiĢtir.
Kütüb-i Sitte‟nin OluĢumu
Hadis ilminin altın çağı olarak bilinen h. III. asrın Ġslami ilimlerini, özellikle hadis ilimlerini
araĢtırmak açısından büyük bir önemi vardır. Bu asırda “Sahihayn” (en güvenilir iki hadis
kitabı) olarak bilinen Buharî ve Müslim‟in kitapları ardarda telif edilmiĢ ve müellifleri henüz
hayatta iken büyük ilgi görmüĢtür.
Onlardan bir asır kadar sonra yaĢamıĢ olan Said b. Seken (v. 353/ 964), Buharî ve Müslim‟in
Câmî türündeki eserleri ile Ebû Davud ve Nesai‟nin sünen türündeki eserlerinin Ġslam‟ın
temelleri olduğunu ifade etmiĢtir. Daha sonra bunlara Tirmizî‟nin Sünen‟i de eklenmiĢ ve bu
beĢ kitap usûl-i hamse (beĢ temel) diye adlandırılmıĢtır. Bu oluĢumun ilk defa ne zaman ve
kim tarafından ortaya konduğu hakkında bir bilgiye ulaĢılamamıĢtır. Ancak kaynaklarda
Tirmizî‟nin eserinin, h. V. yüzyıldan sonra rağbet görerek bu temel kitaplar arasında yer aldığı
bildirilmektedir.
H. V. asrın sonlarına doğru Usûl-i hamse adı verilen bu kitaplara Ġbn Mace‟nin Sünen‟i de
eklenerek Sahihayn (Buharî ve Müslim‟in kitapları) ve dört Sünen‟den (Ebû Davud, Tirmizî,
Nesai ve Ġbn Mace‟nin sünen türündeki eserleri) oluĢan bu altı kitap ilk defâ Ebu‟l-Fazl
Muhammed b. Tâhir el-Makdisî (v. 507/ 1113) tarafından Kütüb-i Sitte olarak adlandırılmıĢ ve
hicri VII. asırdan itibaren hadis ilminde bu kitaplar Kütüb-i Sitte olarak anılagelmiĢtir.
„Kütüb-i Sitte‟ olarak bilinen altı hadis kitabının isimlerini yazarak genel özelliklerini
belirtiniz.
1-Buhari, 2-Müslim, 3-Tirmizi, 4-Ebu Davud, 5-Nesai, 6-Ġbn Mace
Buhari ve Müslim, dini hayatın hemen her alanıyla ilgili rivayetleri konularına göre bir
araya getirdikleri için CAMĠ olarak isimlendirilmiĢlerdir.
Tirmizi, Ebu Davud, Nesai ve Ġbn Mace ise, fıkıh bablarına göre tasnif edilmiĢ ahkam
hadislerinden (Fıkıhla ilgili hadislerden) oluĢtukları için SÜNEN olarak adlandırılmıĢlardır.
Sünenlerde genellikle Hz. Peygamber (sav) ) in söz, fiil ve takrirlerinden ibaret olan ve
merfu denilen hadislerine yer verildiğinden bu kitaplarda sahabe ve tabiunun mevkuf ve
maktu sözlerine raslanmaz.
Alimlerce en güvenilir hadis kitapları olarak kabul edilen bu 6 eser, günümüze kadar
Ġslami ilimlerin Kur‟an‟dan sonraki temel kaynakları olmuĢtur.
Buhari ve Müslim kitaplarına niçin ‟el-Camiu‟s-Sahih‟ adını vermiĢlerdir?
Kitaplarında topladıkları hadislerin sağlam ve güvenilir olduğunu belirtmek için.
Sayfa:60
Ders Kitabı Sayfa: 60
Hadis usulü konusunda yazılan ilk mustakil eser hangisidir?
Hadis usulü konusunda ilk müstakil eser Hasan b. Abdurrahman er-Ramehurmuzi‟nin „elMuhaddisul-Fasıl Beyne‟r-Ravi ve‟l-vai (Rivayet edenle, rivayet edileni anlayan, arasını ayıran
muhaddis) isimli eseridir.
Sayfa:61
Ders Kitabı Sayfa: 61
“Güzel söz sadakadır.” Buhari-Edeb 34 (Bak 61,96. sayfalara)
ġerh neye denir? Açıklayarak temel hadis kaynakları hangi açılardan Ģerh edilerek
yorumlanmıĢtır? Yazınız.
ġerh; bir Ģeyi açmak, açıklamak, geniĢletmek ve yorumlamak anlamlarına gelir. Ġslam
kültüründe baĢta Kur‟an olmak üzere hadis kaynakları ve diğer dini kitaplar gerek duyuldukça
Ģerh edilip yorumlanmıĢtır. Kur‟an-ı açıklayan kitaplara tefsir denildiği gibi hadisleri açıklayan
kitaplara da hadis ġerhleri denilmiĢtir.
Temel hadis kaynakları, içlerindeki hadislerin sıhhati, anlamları ve içerdikleri hükümler
açısından Ģerh edilerek yorumlanmıĢtır.
Hicri 3. asırdan sonra yapılan hadis çalıĢmaları hakkında bilgi veriniz.
Bu dönemde yapılan hadis çalıĢmaları sadece Ģerhlerden ibaret değildir.
1-Hadis usulü eserleri,
2-ÇeĢitli kriterlere göre düzenlenmiĢ hadis derlemeleri,
3-Ravileri değerlendiren cerh ve tadil kitapları,
4-Hadis alimlerinin biyografilerini içeren kitaplar,
5-Ahkam hadislerini toplayıp açıklayan eserler,
6-Belirli konulardaki hadisleri müstakil olarak toplayan hadis cüzleri gibi çeĢitli amaçlara
yönelik kitaplar hazırlanmıĢtır.
Sayfa:63
KÜTÜB-Ġ SĠTTE:
1- Sahih-i Buhârî: Yazarının adı Abdullah Muhammed b. Ġsmail b. Ġbrahim b. el-Muğire b.
Berdizbe‟dir. Farisî olup, Cu'fe‟lilerin azadlısıdır.
Buhara'da Ģevval 194 yılında dünyaya gelmiĢtir. Bu kitaba müellifi "el-Camiu's-Sahih" adını
vermiĢtir. Bunu, altıyüzbin hadis arasından derlediği hadislerden meydana getirmiĢtir. Bu eseri
tehzib ve güzelleĢtirmekte, hadislerin sıhhatini araĢtırmakta çokça emek harcamıĢtır. Öyle ki
gusledip, iki rekat namaz kılıp hadisi kitabına koyup koymamak noktasında istihare
yapmadıkça hiçbir hadisi kitabına almamıĢtır.
Bu eserinin telifini onaltı yılda tamamlayabilmiĢ,Tekrarlarıyla birlikte 7397 hadis vardır.
Mükerrer hadislerinin sayısı ise 2602'dir. Hafız Ġbn Hacer -Allah'ın rahmeti üzerine olsunbunu böylece tesbit etmiĢtir
KÜTÜB-Ġ SĠTTE VE MÜELLĠFLERĠ
Buharî ve Eseri
Muhammed b. Ġsmail b. Ġbrahim el-Buharî, h. 194 (810) yılında Buhara‟da doğmuĢtur. On
yaĢlarında iken hadise karĢı derin bir ilgi duymuĢ ve hadis ezberlemeye baĢlamıĢtır.
Kırk yıl kadar süren ilim yolculuğu sonunda Buhara yakınlarındaki Hartenk‟e yerleĢmiĢ ve h.
256 (870) yılında 62 yaĢında iken vefat etmiĢtir.
Döneminin en büyük alimlerinden olan Buharî‟nin hadis bilgisi defalarca yoklanmıĢtır. Bir
keresinde 100 kadar hadisin sened ve metinleri karıĢtırıldıktan sonra Buharî‟ye okunmuĢ ve bu
hadisler hakkında ne diyeceği sorulmuĢtur. Buharî hepsini ezberden düzeltmiĢ ve soranların
hayranlıklarını kazanmıĢtır. Bir çok kereler muhtelif kiĢilerce ve defalarca tekrar edilen bu
imtihanlar ona alimler arasında haklı bir ün ve mevki kazandırmıĢtır.
Buharî telif hayatına daha öğrencilik yıllarında baĢlamıĢtır. Onun küçük, orta ve büyük Tarih,
Edebü‟l-Müfred, ed-Duafâ adlı kitapları yanında Kütüb-i Sitte‟nin birinci kitabı kabul edilen
el-Câmiu‟s-Sahîh‟i (Sahih-i Buharî) çok özel bir yere sahiptir.
Hadis edebiyatı tarihi içinde bir dönüm noktası kabul edilen Sahih-i Buharî sadece sahih yani
güvenilir hadisleri toplamak maksat ve gayretinin sonucudur.
Buharî eserine 7275 hadis almıĢtır ve bunları konularına göre tanzim ve tertip etmiĢtir. Aynı
hadisin çeĢitli rivayetlerini bir yerde toplamak yerine, ilgili olduğu yerlerde tekrar etmek
suretiyle bir hadisten birden fazla hüküm ve pratik sonuçlar çıkarılabileceğini göstermiĢtir.
Buhari‟nin özelliklerini yazınız.
1-Ġmam-ı Buhari topladığı 600 bin hadisin en sahihlerinden 4 binini seçerek, bunları fıkıh
bablarına göre tasnif ettiĢtir.
2-Buhari‟nin bab baĢlıkları vardır.
3-Tekrarlar vardır. Bir hadiste beĢ mana varsa beĢ ayrı yerde zikretmiĢtir. Bu Buhari‟nin
fıkıh yapma özelliğindendir. Muhtelif bablarda mükerrer olarak verdiği hadislerle bu sayıyı 7
bine çıkarmıĢtır.
4-Kitap 97 ana bölümden oluĢur. Ġçinde 3457 bab (Konu baĢlığı) vardır.
5-Buhari hadisleri 289 hocadan almıĢtır.
6-Kitapta 3 ravi ile Hz. Peygamber (sav) imize ulaĢan 23 hadis vardır.
7-Uzun bir hadisin konuyla ilgili kısmının alınması vardır.
8-Hadisin bir parçasıyla yetinme vardır.
9-Muallak hadis çoktur. (Senedinin baĢından bir veya peĢ peĢe birkaç ravinin hazfedildiği
hadislere Muallak hadis denir.)
10-Buhari 100‟ü aĢkın Ģerhe sahiptir.
Ders Kitabı Sayfa: 63-64
Buhari‟nin kitabı niçin Müslim‟in kitabından daha üstündür? Maddeler halinde yazınız.
1-Buhari kitabına hadis alırken daha ağır Ģartlar getirmiĢtir. Daha titiz davranmıĢtır.
2-Buhari‟de tenkide uğrayan raviler, Müslim‟de tenkide uğrayan ravilerden daha azdır.
3-Buhari‟de metni tenkide uğrayan hadislerde Müslim‟de metni tenkide uğrayan
hadislerden daha azdır.
4-Buhari Muanan hadislerde subut-ul likayı (BuluĢmayı) Ģart koĢmuĢtur. Müslim aynı
asırda yaĢamalarını yeterli görmüĢtür.
Sayfa:64
Ders Kitabı Sayfa: 64
Müslim ve Eseri
Müslim b. Haccâc el-KuĢeyrî, h. 200‟lü yıllarda NiĢabur‟da doğmuĢtur. MeĢhur bir Arap
kabilesi olan KuĢeyr‟e mensuptur.
Müslim‟in çocukluk yılları hakkında çok az bilgi bulunmaktadır. O da Buharî gibi ömrünü
hadise adamıĢtır. Devrin ilim merkezleri olan Hicaz, Mısır, Ġran, Suriye, Mezopotamya ve
Türkistan‟a seyahatler yaparak ilim tahsil etmiĢtir.
Müslim ömrünün sonlarına doğru Buharî ile de tanıĢmıĢ ve onun ilmini takdir etmiĢtir. H. 261
(874) senesinde vefât etmiĢtir.
Ġmam Müslim hadis alanında bir çok eser vermiĢtir, bunların en meĢhuru da Ģüphesiz Kütüb-i
Sitte‟nin ikinci kitabı olan el-Câmiu‟s-Sahîh‟idir. Eser, 300.000 hadis içinden seçilmiĢ ve
konularına göre tertip edilmiĢ 4000 kadar hadisten oluĢmaktadır. Müslim, eserine, yalnızca
alimlerin güvenilirliği konusunda görüĢ birliğine vardığı hadisleri aldığını ifade etmiĢtir.
Müslim aynı hadisin değiĢik rivayetlerini aynı yere toplamakta büyük bir dikkat ve baĢarı
göstermiĢtir. Müslim‟in Sahih‟i tertip bakımından Buharî‟nin Sahih‟inden üstün kabul
edilmiĢtir. Hadisleri eserlerine almakta takip ettiği bazı kaideleri anlattığı bir de giriĢ bölümü
yazmıĢtır.
Ebû Davud ve Eseri
Ebû Davud Muhammed b. Süleyman b. Ġshak b. el-Ezdî es-Sicistanî, h. 202 senesinde
Sicistan‟da doğmuĢtur.
Ġlk tahsilinden sonra NiĢabur, Kufe, Horasan, Arabistan, Mezopotamya, Ġran, Suriye ve Mısır‟a
ilim yolculukları yapmıĢtır. H. 275 (888) senesinde Basra‟da vefat etmiĢtir.
Ebû Davud bir çok eser vermiĢtir. Bunların en meĢhuru fıkıh konularına ait hadislerden
oluĢan Sünen‟idir. Onun eseri hadis edebiyatı içinde oldukça önemli bir yere sahip olan Sünen
türünün ilki kabul edilmektedir. 500.000 hadis içinden yirmi yılda seçilmiĢ 4800 hadisten
meydana gelmiĢtir.
Ebû Davud “Akıllı kimse için bu hadislerin dört tanesi bile yeter.” demiĢ ve bunları Ģöyle
sıralamıĢtır: “Ameller niyetlere göre değerlendirilir”, “Gereksizi (mâlâyânî) terk etmesi kiĢinin
îman olgunluğundandır”, “Kendi nefsi için istediğini Müslüman kardeĢi için istemeyen olgun
mümin olamaz.”, “Helal de bellidir, haram da.”
Ebû Davud her konuda en kuvvetli olan hadisleri zikretmiĢtir. Hadislerin muhtelif
rivayetlerini de vermiĢtir. Hadis alimlerinin ittifakla terk ettiği hadisleri eserine almamakla
beraber; fıkıh alimlerinin delil olarak kullandığı bazı zayıf hadisleri alırken kusurlarını
göstermiĢ, sahih olarak bildiği hadisler için ise herhangi bir açıklama yapmamıĢtır.
2- Sahih-i Muslim: Muslim b. el-Haccac'ın telif ettiği meĢhur kitaptır. Allah'ın rahmeti
üzerine olsun. O bu kitabında Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem'den gelen ve kendisince
sahih gördüğü hadisleri toplamıĢtır. Birbiriyle münasebeti olan hadisleri bir yerde toplar,
hadisin rivayet yollarını ve lafızlarını bablara göre tertip etmiĢ olarak zikreder. Fakat ya
kitabının hacminin artacağından, ya da baĢka bir sebep dolayısıyla bab baĢlıkları
koymamıĢtır.Kitabına bab baĢlıklarını Sahih'ini Ģerhedenlerden birtakım kimseler koymuĢtur.
BaĢlıkları en güzel koyanlardan birisi de Nevevî'dir.Tekrarlarıyla birlikte hadisleri 7275
hadistir. Tekrarları çıktıktan sonra yaklaĢık 4000 hadis kadar ihtiva eder.
Müslim‟in özelliklerini yazınız.
1-Ġmam-ı Müslim, tasnif ettiği kitabında,3 binden fazla hadisi bir araya getirmiĢ ve her hadisi
ilgili olduğu baba yerleĢtirmek hususunda büyük bir titizlik göstermiĢtir.
2-Bab baĢlıklarını koymamıĢtır. Bu baĢlıkları Nevevi koymuĢtur.
3-Buhari‟nin kitabındaki gibi mükerrer hadislere fazlaca yer verilmemiĢtir.
4-Buharide bulunmayan hadis 820 dir. (Buna Buhariye zevaidi denir)
5-Eda sıygasını kullanırken çok dikkat etmiĢtir. Eda sıygası haddesena olan hadis sema
yoluyla alınmıĢtır. Ehberena olan kıraat yoluyla alınmıĢtır.
6-Müslimde sülasi hadis yoktur. En ali senedi rubai‟dir.
7-Hadislerden hüküm çıkarma gayesi olmadığı için hadisi parçalama yoktur.
8-Aynı konu ile ilgili hadisleri bir yerde zikreder. Önce en sahih olanını verir. Rivayetler
arasındaki farkları belirtir.
9-Mevkuf ve Maktu hadis yoktur.
10-Hadis rivayeti ile ilgili bir önsöze sahiptir.
11-Müslim 30‟a yakın Ģerhe sahiptir.
Sayfa:65
Ders Kitabı Sayfa: 65
3- Nesâî'nin “Sunen”i: Mertebe itibariyle Buhârî ve Muslim'den hemen sonra gelir. O ravileri
(ricali) bakımından Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin Sunen‟lerinden önce gelir. Çünkü bu eserin
müellifi hadis ravileri hususunda sıkı bir tetkikte bulunmuĢtur. Özetle Nesâî'nin "el-Müctebâ"
adlı eserde kullandığı kıstaslar (Ģartları), Buhârî ve Muslim'den sonra en ağır Ģartlardır
4- Ebû Dâvûd'un “Sunen”i: Bu kitapta 4800 hadis vardır. Müellifi bunları 500.000 hadis
arasından seçmiĢ ve eserinde sadece ahkâma dair hadisleri almıĢtır. Ebû Dâvûd der ki: Ben bu
kitabımda sahih olan hadisleri yahut ona benzeyenleri ve ona yakın olanları zikrettim.
5- Tirmizî'nin “Sunen”i: Bu kitab da "Camiu't-Tirmizî" adıyla ün kazanmıĢtır. Merhum Tirmizî
bu kitabı fıkıh bablarına göre telif etmiĢ olup, kitabında sahih, hasen ve zayıf hadisleri
toplamakla birlikte, herbir hadisin derecesini geçtiği yerde açıklamıĢ, bununla birlikte hangi
cihetten zayıf olduğunu da ifade etmiĢ, bu hadisi ashab ve diğerlerine mensub ilim ehlinden
kimlerin delil aldığını açıklamıĢ, kitabının sonunda da oldukça önemli faydalı bilgiler ihtiva
eden "el-Ġlel" adlı bir eser ilave etmiĢtir.
6- Ġbn Mâce'nin “Sunen”i: Müellifi, bu eseri bablara göre tertib ederek derlemiĢtir. YaklaĢık
4341 hadis ihtiva eder. Müteahhir alimlerin pek çoğu tarafından onun altı temel hadis
kitabının altıncısı olduğu kabul edilmiĢtir. Ancak Nesâî, Ebû Dâvûd ve Tirmizî'nin
Sunenlerine göre mertebesi daha aĢağıdadır
Tirmizî ve Eseri
Ebû Îsâ Muhammed b. Îsâ b. Sevre, h. 209 (827) senesinde Tirmiz‟de doğmuĢtur. Tirmizî
Arabistan, Mezopotamya, Ġran ve Horasan gibi çeĢitli ilim merkezlerine hadis öğrenmek için
seyahatler yapmıĢ; Buharî, Müslim, Ebû Davud gibi üstadlarla da görüĢmüĢtür. H. 279 (892)
senesinde Tirmiz‟de vefat etmiĢtir.
Fevkalade hafıza gücüyle tanınan ve hadis ilminin çeĢitli bölümlerine dair eserleri bulunan
Tirmizî‟nin Sünen-i Tirmizî diye meĢhur olmuĢ el-Câmiu‟s-Sahîh‟i ittifakla Kütüb-i Sitte‟den
sayılmıĢtır.
Tirmizî eserini fıkıh konularına göre tertip etmiĢtir. Kitapta 4000 kadar hadis bulunmaktadır.
Tirmizî ravileri iyice tetkik etmiĢ, her hadisin sıhhat (güvenilirlik) derecesini tayin etmeye
çalıĢmıĢ ve fıkıh alimlerinin hadislerden nasıl hüküm çıkardıklarına dikkat çekmiĢtir. Hemen
her hadisten sonra hadisle ilgili değerlendirmesine yer vermiĢtir.
Tirmizî eseri hakkında “Bu eser kimin evinde bulunursa, orada konuĢan bir Hz. Peygamber
(sav) var sayılır” demiĢtir.
Sayfa:66
Ders Kitabı Sayfa: 66
Nesai ve Eseri
Ebû Abdurrahman Ahmet b. ġuayb en-Nesai (Neseî olarak da bilinir), h. 214 (829) senesinde
Nesâ‟da doğmuĢtur.
Ġlk tahsilini memleketinde yaptıktan sonra Belh, Irak, ġam ve Mısır‟daki hocalardan hadis
tahsil etmiĢtir. H. 303 (915) senesinde vefat etmiĢtir.
Zamanının en meĢhur hadis alimlerinden olan Nesai daha ziyade fıkhî hadislerden derlediği
Kitâbü‟s-Süneni‟l-Kebîr adlı eserini, içinden yalnızca sahih olanları almak suretiyle özetlemiĢ
ve bu esere el-Müctebâ adını vermiĢtir. 5700 kadar hadis ihtiva eden Sünen türündeki bu eser
(el-Müctebâ) ittifakla Kütüb-i Sitte‟den kabul edilmiĢtir.
Sünen-i Neseî olarak da bilinen el-Müctebâ‟nın, sünenler içinde en az zayıf hadis içeren kitap
olduğu ifade edilir. Nesai, ravileri kritik etmekte pek titiz olarak bilinmektedir. Hadisleri
kitabına alırken de bu titizliği göstermiĢtir. Hiç kısaltmadan hadisleri tekrar ederek
aralarındaki küçük kelime farklarını göstermesi de onun özellikleri arasındadır.
Ġbn Mace ve Eseri
Ebû Abdullah Muhammed b. Yezîd b. Abdullah Ġbn Mace el-Kazvinî, h. 209 senesinde
Kazvin‟de doğmuĢtur.
Dönemin diğer alimleri gibi o da zamanın ilim merkezleri olan Ġran, Mezopotamya, Arabistan,
Suriye ve Mısır‟a yolculuklar yapmıĢtır. H. 273 (886) senesinde vefat etmiĢtir.
Tefsir, hadis ve tarih alanlarında çeĢitli eserleri bulunan Ġbn Mace‟nin en meĢhur eseri, Kütübi Sitte‟nin altıncı kitabı sayılan Sünen‟dir.
4000 kadar hadis içeren Sünen, tertîbi, tekrardan uzak ve kısa oluĢu bakımından oldukça
değerlidir. Bunun yanında, bazı zayıf hadisler de içermesi sebebiyle Ġmam Malik‟in
Muvatta‟ını ya da Darimî‟nin Sünen‟ini altıncı kitap kabul edenler vardır. Çoğunluk ise Ġbn
Mace‟nin Sünen‟ini altıncı kitap kabul eder.
Bilgi Notları
KÜTÜB-Ġ SĠTTE‟NĠN BAZI ÖZELLĠKLERĠ










Ġçerdikleri hadisler çoğunlukla sahih (güvenilir) olarak değerlendirilmiĢtir. Müellifler
eserlerine çoğunlukla sahih hadisleri almayı hedeflemekle beraber hiç biri sahih
hadislerin tamamını topladığını iddia etmemiĢtir. Kütüb-i Sitte‟nin dıĢında da sahih
hadisler olduğu kesin bir gerçektir.
Sırf sahih hadisleri ihtiva eden bir kitap yazma iĢini ilk defa ele alıp gerçekleĢtiren
Buharî olmuĢ, diğerleri de onun açtığı yolda yürümüĢlerdir.
Ġhtiva ettikleri hadisler ve kaynakları bakımından genel bir değerlendirmeye tabi
tutulduklarında Buharî ve Müslim‟in eserlerinin birinci tabakada, Ebû Davud, Tirmizî
ve Nesai‟nin eserlerinin ise ikinci tabakada olacağı ifade edilmiĢtir. Ancak Buharî ve
Müslim‟in bu üstünlüğü umumi manada olup her bir hadisin ayrı ayrı incelemeye tabi
tutulması halinde her hadis için farklı durumların ortaya çıkması mümkündür.
Buharî‟nin Sahih‟inin üstünlüğü veya Ġbn Mace‟nin Sünen‟inin en alt derecede olması
her bir hadis için geçerli değildir.
Konular esas alınarak tertip edilmiĢ bulunan Kütüb-i Sitte‟de her bir konuya ait olan
hadisler bir arada verilmiĢtir. Bunun yanında müellifler tertiplerinde kendilerine
mahsus usûller benimsemiĢlerdir.
Kütüb-i Sitte‟de bir hadis bazen bir kitabın içinde, bazen altı kitabın birkaçında veya
hepsinde bir veya birkaç defa tekrar edilebilmektedir.
Altı müellif de III. asırda yaĢamıĢtır. Nesai (v. 303/ 915) hariç bütün müellifler kısa
veya uzun süre Buharî‟nin talebesi olmuĢtur. Yani hepsi çağdaĢ ve bir çoğu arasında
hocalık-talebelik iliĢkisi vardır.
Kütüb-i Sitte müelliflerinin hemen hepsinin kendilerinden hadis aldıkları ravilerin hal
tercümelerine dair eserleri vardır. Ravilerini bizzat kendileri tetkik ve tenkit
etmiĢlerdir.
Kütüb-i Sitte müellifleri, zamanlarındaki cömert ve lütufkar halifelerden herhangi bir
teĢvik ve yardım almamıĢ ve böyle bir Ģeyi beklememiĢlerdir.
Kütüb-i Sitte‟nin her birinin özelliği bir araya getirilince malzeme ve usûl bakımından
bütün bir hadis külliyatı meydana gelmektedir. Altı kitap birbirini Ģöylece
tamamlamaktadır: Fıkhî malumat isteyen Sahih-i Buharî‟ye; az talikat isteyen Sahih-i
Müslim‟e; hadis rivayeti konusunda fazla bilgi isteyen Tirmizî‟nin Câmi„ine; sadece
fıkhî hadisler isteyen Ebû Davud‟un Sünen‟ine; fıkhî bakımdan konuların mükemmel
sıralanıĢını görmek isteyen Ġbn Mace‟nin Sünen‟ine müracaat etmek suretiyle isteğine
cevap bulabilecektir. Nesai‟de ise bu özelliklerin çoğu birden bulunmaktadır.
Kütüb-i Sitte müelliflerinden hiç biri fıkhî bir mezhebi taklit etmiĢ değildir.
KÜTÜB-Ġ SĠTTE‟NĠN HADĠS ĠLMĠNDEKĠ YERĠ
Ġslam dininin iki temel kaynağından biri niteliğindeki sünnet malzemesini meydana getiren ve
en sahih hadislerden oluĢan Kütüb-i Sitte, yazıldığından günümüze kadar her asırda hadis
alimleri tarafından büyük bir ilgiyle karĢılanarak hadis ilmindeki eĢsiz yerini almıĢtır.
Bunların Ģöhreti öncelikle müelliflerinin sahih hadislerden meydana gelen eserler meydana
getirmeyi gaye edinmelerinden kaynaklanmaktadır.
Diğer taraftan Kütüb-i Sitte‟nin her birinin özelliği bir araya getirilince malzeme ve usûl
bakımından bütün bir hadis külliyatının özellikleri tam olarak tecelli etmektedir. Kitaplar
muhteva ve usûl bakımından birbirini tamamlamakta, böylece Hz. Peygamber (sav) ) ‟in
sünneti hakkında bilgi edinmek isteyenlerin bu arzularına büyük ölçüde cevap
verebilmektedir. Hz. Peygamber (sav) ) ‟in hayatı, sözleri ve uygulamalarıyla ilgili bilgilerin
kaynağını da çoğunlukla bu eserler oluĢturmaktadır.
Kütüb-i Sitte müelliflerinin gösterdiği ilmî ciddiyet ve itina, bu eserlerin ilim çevrelerinden
büyük itibar görmesini sağlamıĢtır. Bu kitapların her biri üzerine çeĢitli çalıĢmalar yapılmıĢtır.
Sadece Buharî üzerine yapılan çalıĢmaların sayısı iki yüzü geçmektedir.
Kendilerinden önce derlenmiĢ olan hadis metinlerinden de yararlanılarak meydana getirilen
bu altı kıymetli eser, hadis ilminin altın çağının ürünlerini oluĢturmasının yanı sıra,
kendisinden sonraki hadis çalıĢmalarına da ıĢık tutarak onlara orijinal birer kaynak olmuĢtur.
Bu haliyle hadis ilmindeki en yüksek mertebeye ulaĢan bu altı kitap, sahip olduğu çeĢitli
özellikleriyle tüm Ġslam alimlerinin takdirini kazanmıĢtır.
Böylesine değerli eserleri telif etmek suretiyle hadis ilmine emsalsiz katkıda bulunan Kütüb-i
Sitte müellifleri, zaman zaman Ġslam alimleri tarafından büyük bir saygıyla anılmıĢlar ve bu
benzersiz eserleriyle ilmî hüviyetlerini herkese kabul ettirmiĢlerdir.
Sayfa:67
Ders Kitabı Sayfa: 67
Dinî eğitim açısından fetret devri olarak isimlendirilebilecek olan 1920-1950'li yılların hadis
çalıĢmaları açısından da çok farklı olmadığı görülmektedir. Ancak Diyanet ĠĢleri Riyaseti, Türk
milletinin dinini öğrenebileceği ez-Zebîdî tarafından yapılan Sahîh-i Buhârî ihtisarını tercüme
ve Ģerh ettirerek yeni alfabe ile Türkçe‟ye kazandırma amacıyla Ahmed Naim'i
görevlendirmiĢtir. Ahmed Naim'in baĢlayıp ancak üç cildini tamamlayabildiği eser Kamil
Miras tarafından tamamlanmıĢ ve Diyanet ĠĢleri Riyaseti tarafından 1928–1949 yılları arasında
12 cilt olarak basılmıĢtır. Müelliflerin bu çalıĢmadaki baĢarıları ve Ahmed Naim'in yazmıĢ
olduğu hadis usûlü ile ilgili mukaddimenin orijinalliği, eseri Cumhuriyet tarihindeki
klasiklerin arasına taĢımıĢtır. Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı‟nın klasik eserleri tercüme faaliyeti
yavaĢ da olsa Riyâzü's-sâlihîn (1949–1965) ile devam etmiĢtir.
1950'li yıllarla kadar Diyanet ĠĢleri BaĢkanlığı‟nın öncülük ettiği bu faaliyetin yanında 40 hadis
geleneğinin ya da hadis sayısı biraz artırılarak 101 veya 1001 hadis tercüme ve Ģerhinin
yapıldığı görülmektedir. Ahmed Naim'in Kırk Hadis'ini (1925) veya Münir Selâmi Yurdatap'ın
Binbir Hadis Tercümesi ve Tefsiri'ni (1941) buna örnek olarak zikredebiliriz. Tercüme faaliyeti
olarak nitelenebilecek bu tarz çalıĢmaların yanında Ahmet Hamdi Akseki'nin önsözünde
hadisi reddedenlere karĢı uzun uzun müdafaalarda bulunduğu Hz. Peygamber (sav) imiz
Vecizeleri (1945), Zâkir Kadiri Ugan'ın "Dinî ve Gayrî Dinî Rivayetler" (1926) adlı makalesini
hadisle alakalı problemlerin ele alındığı özgün çalıĢmalar olarak zikretmek yerinde olacaktır.
1950'den sonraki yıllarda ise hadis çalıĢmaları toparlanma sürecine girmiĢ, daha sonra ise
olgunlaĢmaya baĢlamıĢtır. Zira Arapça ve Osmanlıca yazılan eserlere ulaĢamayan ya da onları
okuyup anlayamayan halkın ihtiyacını gidermek, sorumluluk taĢıyan alimler tarafından bir
zorunluluk olarak görülmüĢtür. Öte yandan dinî eğitim veren kurumların açılması ve ülke
sathına yayılması da bu geliĢmeye ivme kazandırmıĢtır.
1960'lı yıllara kadar tıpkı daha önceki yıllarda olduğu gibi belli rakamlarda hadislerin tercüme
ve Ģerh edilmesi en fazla baĢvurulan çalıĢma türü olarak görülmektedir. Aslında bu tarz
çalıĢmalar Ġslam tarihinin hiçbir döneminde kesilmemiĢtir. Ancak kültürel altyapının eksik
veya yitirilmiĢ olduğu zeminlerde daha fazla baĢvurulmuĢtur. Nitekim altyapı eksikliğinin
tamamlandığı ileriki yıllarda temel klasiklere doğru bir kayıĢ dikkat çekmektedir. Mesela
Ahmed Davudoğlu'nun tercüme ve Ģerh ettiği Bulûğu'l-Merâm Terceme ve ġerhi (1966–1967)
ve Mehmet Sofuoğlu'nun yaptığı Sahîh-i Müslim ve Tercümesi (1967–1970) buna güzel bir
örnektir. Hadis tercümesine yönelik bu faaliyet Ġmam Malik'in Muvatta'ının, Darimî'nin
Sünen'inin Türkçe‟ye kazandırılmasıyla devam etti. Görüldüğü üzere 1967 sonrası seçme
eserlerin değil de temel kaynakların tercümesine yönelinmiĢ, 1980 sonrası ise bu alanda altın
çağ yaĢanmıĢ, hemen hemen bütün klasikler Türkçe‟ye kazandırılmıĢtır. Daha sonra tercüme
faaliyeti alan itibariyle de geniĢlemiĢ ve tarih, usûl vb. konularda birçok önemli çalıĢma
Türkçe‟ye çevrilmiĢtir.
Tayyib Okiç'in Bazı Hadis Meseleleri Üzerine Tetkikler (1959), Hadis Ders Notları (1965),
Hayrettin Karaman'ın Hadis Usûlü (1965), Ali Özek'in Hadis Ricali (1967) adlı çalıĢmaları
örnek olarak zikredilebilir. Bunları da her branĢla alakalı müstakil çalıĢmalar takip etmiĢtir.
Örnek olarak Talat Koçyiğit'in Hadis Tarihi (1981), Ġ. Lütfi Çakan'ın Hadis Edebiyatı (1985)
adlı eserlerini zikredebiliriz.
3.ÜNĠTE
1-AĢağıdakilerden hangisi Hz. Peygamber döneminde yazılan ilk yazılı hadis metinlerinden
değildirdir?
2-Sahabe neslinden hadis rivayet edenlerin toplam sayısı kaçtır?
3-Hz. Peygamberi, peygamberliği sırasında gören, O‟nunla konuĢup görüĢen ve Müslüman
olarak ölen kimselere ne denir?
4„iyilik yarıĢında öncelik kazanan muhacirlerle ensardan ve bu yolda onlara tabi
olanlardan Allah razı olmuĢtur. Onlar da Allah‟tan razıdırlar. Allah onlara altından nehirler
akan, içinde ebedi kalacakları cennetler hazırlamıĢtır. ĠĢte en büyük kurtuluĢ
budur.‟(Tevbe100)
Yukarıdaki ayet kimleri övmektedir?
5-AĢağıdaki cümleyi cümlenin genel anlamına uygun olarak tamamlayınız
Hz. Peygamber hayattayken, sahabe karĢılaĢtığı problemleri O‟na soruyor ve çözümlerini
öğreniyordu. Onların yeni dini hükümleri öğrenme yolundaki bu arzuları,
………………………..çoğalıp geliĢmesini sağladı.
6-AĢağıdakilerden hangisi, Hz. Peygamberin vefatından sonra sahabe devrindeki ilk yazılı
hadis metinlerindendir?
7-Çok sayıda (1000 den fazla) hadis rivayet eden sahabelere ne denir?
8-Az sayıda (1000 den az) hadis rivayet eden sahabilere ne denir?
9-AĢağıdakilerden hangisi Elmuksirun sahabilerden değildir?
10-AĢağıdakilerden hangisi Elmukillun sahabiler değildir?
11-Ebu Hureyre kaç hadis rivayet etmiĢtir?
12-AĢağıdaki cümleyi cümlenin genel anlamına uygun olarak tamamlayınız.
Hz. Peygamberin ashabı devrinde yetiĢmiĢ, ashabtan herhangi birine kavuĢmuĢ ve onunla
görüĢüp konuĢarak sohbet etmiĢ olan her müslümana ………………. denir.
13-Sözlü ve yazılı olarak nakledilen hadisleri bir araya toplama çabasına ne denir?
14-Daha önce karıĢık olarak bir araya getirilen hadislerin konularına veya ravilerine göre
ayrılarak kitaplarda toplanmasına ne denir?
15-AĢağıdakilerden hangisi Tedvin faaliyetinin baĢlamasının sebeplerinden değildir?
16-Tasnif faaliyetinin baĢlamasının sebebi nedir?
17-AĢağıdakilerden hangisi konularına göre düzenlenmiĢ ilk hadis mecmualarından değildir?
18-Hadis kitaplarında rivayet sayısının gitgide çoğalmasında aĢağıdakilerden hangisi etkili
olmamıĢtır?
19-Hadisleri genellikle ilk ravilerine, yani sahabilere göre bir araya toplayan eserlere ne ad
verilir?
20-AĢağıdakilerden hangisi musannaf eser çeĢitlerinden değildir.
21-AĢağıdakilerden hangisi „Kütüb-i Sitte‟ olarak bilinen altı hadis kitabından biri değildir.
22-Dini hayatın hemen her alanıyla ilgili rivayetleri konularına göre bir araya getiren eserlere
ne denir? 23-Fıkıh bablarına göre tasnif edilmiĢ ahkam (Fıkıhla ilgili) hadislerinden oluĢan
eserlere ne ad verilir?
24-Hangi devirde hadisçiler, hadisleri, kendilerinden daha kolay bir Ģekilde faydalanılmasını
sağlamak için konularına göre sınıflandırmıĢlardır.
25-AĢağıdakilerden hangisi Etbau‟t-tabiin devrinde hadis rivayetinin bağlandığı esaslardan
değildir?
26-AĢağıdakilerden hangisi bir ravinin hadisi mana ile rivayet edebilmek için, etbau‟t-tabiin
arasında geliĢtirilen Ģartlardan biri değildir?
27-AĢağıdakilerden hangisi Etbau‟t-tabiin devrinde yazılan hadis kitaplarından değildir?
28AĢağıdakilerden hangisi hicri 3. asırdan sonra yapılan hadis çalıĢmalarından biri değildir.
29-Hadis usulü konusunda yazılan ilk mustakil eser hangisidir?
30-AĢağıdakilerden hangisi Buhari‟nin özelliklerinden biri değildir?
31-AĢağıdakilerden hangisi Müslim‟in özelliklerinden biri değildir?
32-AĢağıdakilerden hangisi Buhari‟nin kitabının Müslim‟in kitabından daha üstün oluĢunun
sebeplerinden değildir?
33-AĢağıdakilerden hangisi Rivayetin bir öğesi değildir?
4.ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORULU-CEVAPLI
Sayfa:74
Ders Kitabı Sayfa: 74
A)-Kudsi Hadis:Mânâsı Allah'a, lâfızları Hz. Peygamber(sav)‟e âit olan hadislere kudsi hadis
denir."Ġlâhî hadis" ve "Rabbânî hadis" diye de adlandırılan kudsî hadis: Hz. Peygamber'in,
anlam bakımından Allah'a dayandırdığı, baĢka bir deyiĢle O'ndan nakiller yaparak söylediği
sözdür.
B)-Nebevi Hadis :mânâ ve lâfzı Hz. Peygamber(sav)‟e âit olan hadislere de nebevî hadis denir
Kulum bana bir karıĢ yaklaĢtığı zaman, ben ona bir arĢın yaklaĢırım. O bana bir arĢın
yaklaĢırsa, ben ona bir kulaç yaklaĢırım. O bana yürüyerek geldiği zaman, ben ona koĢarak
varırım. (Buhari Tevhid, 50
Ders Kitabı Sayfa: 74-76
Kaynağına göre hadis türlerini yazarak açıklayınız.
a-Kutsi hadis: Manası Allah‟a, sözleri Hz. Peygambere (sav)ait olan hadistir.
b-Merfu hadis: Hz. Peygambere (sav)dayandırılan bütün söz, fiil ve takrirlere denir.
c-Mevkuf hadis: Sahabilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere denir.
d-Maktu hadis: Tabiilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere denir.
Kutsi hadisle Kur‟an-ı Kerim arasındaki farkı belirtiniz.
Kutsi hadisin manası ilham yoluyla, Allah‟tan gelse de sözleri Hz. Peygambere (sav)aittir.
Kur‟an-ı Kerim‟in ise hem manası, hem de o manayı veren söz ve kelimeleri Allah‟a aittir.
Kutsi hadis, bazen Cebrail (as) tarafından getirilmiĢ, bazen uykuda rüya Ģeklinde, bazen de
uyanık iken ilham yoluyla gelmiĢtir. Kur‟an ayetleri ise yalnız Cebrail (as) tarafından
getirilmiĢtir.
Ders Kitabı Sayfa: 74-75
Kutsi hadisle nebevi hadis arasındaki farkı belirtiniz.
Kutsi hadisle nebevi hadis arasında sadece Ģekle dayalı bir fark vardır. Kutsi hadiste hitap,
Kur‟an ayetlerinde olduğu gibi Allah‟ındır. Nebevi hadislerdeki hitap ise Hz. Peygambere
(sav)aittir.
Sayfa:75
Ders Kitabı Sayfa: 74
C)-Merfu Hadîs: Söz, fiil, takrir, fıtri veya ahlaki vasıf olarak, -senedi muttasıl veya munkat‟
olsun- açıkça veya dolaylı bir Ģekilde (hükmen) Hz. Peygambere (sav)‟e nisbet olunan hadise
"merfû hadis" denir. Merfû hadisin senedi muttasıl veya munkatı' olabilir. Ġsnattan sahabî
düĢerse mürsel olur. Sahabeden baĢka bir ravi düĢer veya müphem bir râvî zikredilirse o
hadise munkatı' denir. PeĢipeĢine iki ravi atlanmıĢsa mu'dal ismini alır. Her üç halde de isnad
munkatıdır ama hadis yine merfûdur.
Merfu Hadisin Kısımları:
1)-Sarahaten (Açık) Merfu Hadis:Açık bir Ģekilde Hz. Peygamber(sav)‟e izafe edilen hadistir.
Yani hadis içinde Rasulullah‟a ait bir söz, bir fiil, bir takrir veya bir vasıftan söz ediliyorsa bu
açıkça merfu bir hadistir.
2)-Hükmen Merfu Hadis: Hükmen merfû söz, Ġsrailiyyât nakletme âdeti olmayan bir
sahabînin, peygamberlere ve geleceğe dair verdiği haberler ile bir iĢin yapılması halinde
kazanılacak sevap veya bir baĢka fiilin yapılması halinde maruz kalınacak ceza gibi Ģahsi görüĢ
ve kanaate dayanması mümkün olmayan (mahall-i ictihad ve re‟y olmayan) mevzulara dair
verdiği haberlere hükmen merfu denir.
Allah, suretlerinize bakmaz… Yorgunluk, sürekli hastalık, tasa, keder, sıkıntı ve gamdan
ayağına batan dikene varıncaya kadar müslümanın baĢına gelen her Ģeyi, Allah, onun
hatalarını bağıĢlamaya vesile kılar. (Buhari, Merda, 1)
III. Senedin müntehası (hadisin söyleyeni) açısından
Hadis metninin kendisine atfedildiği zat yani senedin müntehası farklı olabilir. Buna göre de
hadisler baĢka baĢka isimlerle anılırlar. Hadis Allah Teâlâ'ya izafe edilmiĢse kudsî, Hz.
Peygamber(sav)‟e izafe edilmiĢse merfu, sahabiye izafe edilmiĢse mevkuf, bir tabiî veya daha
sonraki nesilden birine izafe edilmiĢse maktu adını alır.
Âyet olmamak kaydıyla Hz. Peygamber'in "Allah Teâlâ Ģöyle buyurmuĢtur" diyerek Allah
Teâlâ'ya nisbet ve izafe ettiği hadislere kudsî hadisler veya Ġlahî, Rabbanî hadisler denir. Bu
hadislerin konuları genellikle Allah'ın sıfatları ile ilgilidir.
Merfu hadisler ise söz, fiil, takrir veya ahlaki vasıflar olarak senedi muttasıl veya munkatı
olsun açıkça veya dolaylı bir Ģekilde Hz. Peygamber(sav)‟e izafe edilen hadistir. Eğer hadis açık
bir Ģekilde Hz. Peygamber(sav)‟e izafe ediliyorsa bu hadis "sarahaten merfu" Ģeklinde
adlandırılır. Herhangi bir sahabenin geçmiĢ peygamberler veya gelecekte cereyan edecek
olaylar ya da iĢlenmesi halinde iĢleyene sevab veya azab gerekecek konular gibi Ģahsi görüĢ ve
kanaata dayanması mümkün olmayan mevzulara dair verdiği haberlere "hükmen merfu" denir.
Mevkuf hadisler ise sahabilerin söz, fiil ve takrirlerine dair -muttasıl veya munkatı- haberlere
mevkuf denir. Sened sahabede kalır, Hz. Peygamber(sav)‟e ulaĢmaz.
Hükmen merfu hadis nedir? Açıklayınız.
Bazı söz, fiil ve takrirler vardır ki, bunlar Hz. Peygambere (sav)isnad edilmemiĢlerdir ve
sahabilerin söz, fiil ve takrirleri olarak görülürler. Fakat aslında, bunlarında Hz. Peygamber
(sav)‟in merfu hadislerinden olduklarına hükmedilirler. Mesela; bir sahabinin yaratılıĢla ilgili
bir sözü, geçmiĢ peygamberlere ait bir kıssası, cennet ve cehennemle ilgili bir açıklaması,
geleceğe ait haberler ve bunun gibi, bir sahabinin bilmesi mümkün olmayan, ictihat eseri de
olmayan bir takım bilgileri ihtiva eden sözleri merfu hadislerden sayılır; Çünkü sahabi bu
sözleri her ne kadar Hz. Peygambere (sav)isnat etmemiĢ olsa bile, kaynağı yine Hz.
Peygamberdir ve ondan iĢitmiĢtir.
Sahabinin Hz. Peygambere (sav)isnat etmeden söylediği bu çeĢit sözlerine hükmen merfu
olan hadisler denir.
Sayfa:76
Ders Kitabı Sayfa: 76
Tabiîye izafe olunan söz, fiil veya takrirlere ise "maktu hadis" denmektedir. Etbau't-tabiîn de
tabiîler gibi kabul edilmektedir.
Abdullah b. Mesud: “Kim müneccime veya kahine giderek onların söylediklerini kabul eden
kiĢi, Hz. Muhammed (sav)‟e nazil olanı inkar etmiĢ demektir.”,
- Ma‟mer dediki, Zuhri‟ye bir yere yaslanarak yemek yemeyi sordum. Zuhri bana “sakıncası
yok” diye cevap verdi.
D)-Mevkuf Hadîs: Rivâyet edilen söz, fiil veya takrir'in kaynağı sahâbî ise (rivayet munkatı
veya muttasıl olsun) buna mevkuf hadîs denir. Sözgelimi Ashab'tan birinin fetvası, menkıbesi,
Ģaka veya fıkra nevinden bir davranıĢı vs. rivâyet edilmiĢse bütün bunlar mevkuf hadîse girer.
E)-Maktu Hadîs: Tâbiîn ve Etbauttâbiîn'e ait rivâyetlere verilen addır. Bunlar da söz, fiil veya
takrîr olabilir. Hadîsle ilgili ıstılahların yeterince istikrarını bulmadığı bir sırada Ġmâm ġâfiî
(204/819) hazretleri (radıyallahu anh) maktu tâbirini munkatı mânasında kullanmıĢtır.
Sayfa:77
3- SENETTEKĠ ĠTTĠSAL DURUMUNA GÖRE HADÎSLERĠN
ÇEġĠTLERĠ
4- SENET (RAVĠ) SAYISINA GÖRE HADÎS ÇEġĠTLERĠ
1) Mütevâtir hadîsler. Mütevatir haber, yalan üzerine ittifak etmeleri aklen mümkün
olamayacak kadar çok sayıda râviler topluluğunun, her nesilde, kendileri gibi bir topluluktan
alıp naklettiği, mahsûsâtla (beĢ duyu ile) ilgili haberlere denir.
Mütevâtir haber kesin bilgi ifâde eder. Tetkik ve tenkid dıĢıdırlar. Çünkü tevâtür yoluyla
gelen haberin doğruluğundan hiç kimse Ģüphe edemez, aklen aksini düĢünmek mümkün
olmaz.
Mütevâtirin ġartları:
1- En az on kiĢi rivayet etmelidir.
2-Bu sayı bütün tabakalarda bulunmalıdır.
3-Yalan üzerine ittifak etmeleri aklen mümkün olamayacak kadar çok sayıda râviler rivayet
etmelidir.
4-Bu haber duyu organlarına dayanmalıdır.
Mütevâtir Hadîslerin ÇeĢitlerı:
1) Lafzî Mütevâtir: Senedin baĢından sonuna kadar her tabakada bütün ravilerin aynı lafızlarla
rivayet ettikleri hadistir
"Kim bilerek bana yalan isnad ederse Cehennem'deki yerine hazırlansın. "SarhoĢluk veren her
içki haramdır."
"Kim Allah rızası için bir cami yaparsa Allah da ona Cennet'te bir ev hazırlar. "Kur'an yedi
harf üzere inmiĢtir
2) Manevî Mütevâtir: Aynı lafızlarla olmadığı ve hatta farklı hadîslerle ilgili olduğu halde aynı
mâna ve hükme delâlet eden rivâyetler sayıca çoğalır ve tevâtür derecesine ulaĢırsa buna
manevî mütevatir denir
Manevî mütevâtir hadisler hayli çoktur. BeĢ vakit namaz, oruç, zekât, hac gibi ibadetler hep
manevî mütevâtir derecesindedir. Meselâ, Hz. Peygamber'in dua ederken ellerini kaldırdığına
dair yüz kadar hadis rivayet edilmiĢtir. Ancak bunlarda müĢterek olan taraf ellerin
kaldırılmasıdır ve bu yönü mütevâtirdir.
Mütevatir Hadisin Hükmü: Serahsî'nin, Usûl'ünde belirttiğine göre, Hanefi fakîhleri, haberi mütevatir'in zaruri ilim ifâde edeceğine kanidirler. Eğer, haber-i mütevâtire rağmen kesin
ilme ulaĢmayan olursa onun aklında noksanlık var demektir. Binaenaleyh mütevatir hadîsle
sâbit olan bir meseleyi inkâr, küfürdür.
2- Âhad Hadîsler :Vâhid (cemi âhâd) lügat olarak "bir" demektir. Binaenaleyh haberi vâhid
tabiri de lügat açısından, "bir kiĢinin rivâyet ettiği hadîs" mânasına gelir. Ancak, hadîs ıstılahı
olarak, "haber-i vâhid, mütevâtir olmayan haber" demektir. Böyle olunca iki tarikden de gelse
üç tarikden de gelse rivâyete, haber-i vâhid denir.
Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın. (Buhari, Ġlim,38) (Bak
38,51,77,116)
Ameller niyete göredir….(Bak 77,44)78
HADĠS ÇEġĠTLERĠ:
I. Kabul veya red açısından
Kabul veya red açısından hadisler makbul ve merdud olmak üzere iki kısma ayrılırlar.
Makbul hadis: Ravisinin doğruluğu kabul edilen ve kendisiyle amel edilmesi gereken hadistir.
Merdud hadis: Ravisinin doğruluğu kabul edilmeyen ve kendisiyle amel etmek gerekmeyen
hadistir.
Amel edilip edilmemesi konusunda karar verilemeyen hadisler de merduddur.
II. Ravi sayısı açısından
Ravi sayısı açısından hadisler mütevatir ve ahad olmak üzere iki kısma ayrılırlar, meĢhur
hadisler de ahad içinde mütalaa edilir.
Mütevatir hadis: Aklın yalan üzerinde birleĢmelerini âdeten mümkün görmediği raviler
topluluğunun her nesilde kendileri gibi bir topluluktan alıp naklettiği, iĢitme veya görmeye
dayanan hadistir. Bu nitelikleriyle kesin bilgi ifade ederler ve tenkit dıĢıdırlar.
Mütevatir hadisler bütün rivayetlerinde aynı lazfılara sahipse "lafzen mütevatir" Ģeklinde
adlandırılır. Bu tür hadislerin yok denecek kadar az olduğu kabul edilmektedir.
Eğer aralarında ortak bir nokta bulunan değiĢik hükümlerin, tevatür Ģartlarını taĢıyan raviler
tarafından nakledilmesiyle ortaya çıkan ortak manaya ise "manen mütevatir" denir. Bu tür
mütevatir haberlerin adedi çoktur.
Ahad hadis: Mütevatirin Ģartlarını taĢımayan hadistir. Böyle olunca da hadislerin büyük bir
çoğunluğu tevatür Ģartlarını taĢımayan ahad hadislerdir. Hadis kitaplarımızdaki hadislerin
hemen hemen hepsi bu anlamda ahad hadislerdir.
Hadis tarihinde haberi vahid kaç anlamda kullanılmıĢtır? Açıklayınız.
Ġki anlamda. Bunlardan ilki, hicri ilk üç asırda kullanılan ve tek kiĢilerin rivayetini ifade eden
anlamdır. Ġkinci anlamdaki haberi vahid ise, mütevatir hadis dıĢında kalan bütün rivayet
çeĢitlerini kapsamaktadır.
GeliĢ yollarına göre hadis türlerini yazarak, mütevatir hadisi açıklayın ve örnek veriniz.
Hadisler, geliĢ yollarına, yani senetlerine göre müteratir ve ahad olarak baĢlıca iki kısma
ayrılır.
Mütevatir hadis: Senedin baĢından itibaren çok sayıda ravinin (yani yalan üzerinde
birleĢmeleri aklen mümkün olmayan bir kalabalığın) birbirlerine naklederek rivayet ettikleri
hadise denir.
Örnek: Kur‟an-ı Kerim ve Namaz, Oruç gibi ibadetler.
Ahad hadisin tanımını yaparak, çeĢitlerini yazıp açıklayınız.
Ahad hadis: Mütevatir hadislerin dıĢında kalan bütün rivayet çeĢitlerine verilen genel bir
isimdir. Bu tür rivayetlere haberi vahid de denilir.
Ahad hadisler de, her tabakada onları rivayet eden ravilerin sayısına göre,
1-MeĢhur 2-Aziz ve 3-Garib olmak üzere üç kısma ayrılır.
Sayfa:78
Ders Kitabı Sayfa: 78
MeĢhur Hadis: BaĢlangıçta ahad hadis özelliği taĢırken, daha sonraki nesillerde (tabiîn veya
etbau'-tabiîn) tevatür derecesine ulaĢan hadislere "meĢhur hadisler" denir. Bu hadisleri her
nesilde en az iki ravi nakletmelidir
Allah ilmi insanların hafızasından silip unutturmak…….
-“Sizden biriniz, beni ana babasından, çoluk çocuğundan ve bütün insanlardan daha fazla
sevmedikçe tam manasıyla iman etmiĢ olamaz.” (Buhari Ġman 8; Müslim, Ġman 70)
“Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.” (Buhari, Ġlim,38) (Bak
38,51,77,116)
Âhad Hadîslerin ÇeĢitleri:
a) MeĢhur hadîsler: Her tabakada (Sahâbî, Tâbiîn, Etbauttâbiîn) râvi sayısı en az üç olan
rivâyetlere denir. Bu tarif muhaddislere göredir. Fukahâ ise böyle bir hadîse müstefîz der. Ġlk
asırda bir tek tarîki olsa bile sonradan ümmetin kabulüne mazhar olarak Ģüyû bulan hadîslere
de lügat mânasına yakın olarak meĢhur denmiĢtir.
MeĢhur Hadisin Hükmü: Haber-i meĢhur, ekseriyete göre, tıpkı haber-i vâhid'in a'ziz ve ferd
çeĢitlerinde olduğu üzere, ilm-i zannî ifâde eder. Bazıları yakîn ifade eder demiĢlerdir.
Tevatür'ü açıklarken de belirttiğimiz gibi, "yakîn değil tuma'nine ifâde eder" diyen de
olmuĢtur.
b) Azîz Hadis: Bu, her tabakada en az iki râvisi olan hadîsdir. teknik tarifiyle ibtidadan
intihaya kadar râvisi ikiden az olmayan haberdir.
Herhangi bir tabakada iki raviye sahipken diğer tabakalarda daha fazla râviye sâhip olsa hatta
hadd-i tevâtüre ulaĢsa o habere yine azîz denir.
c) Garîb (Ferd) Hadis: Hangi tabakada olursa olsun tek bir Ģahsın rivâyette teferrüd ettiği
(yalnız kaldığı) hadistir.
1- Ferd-i Mutlak: Eğer garâbet, senedin aslında yani Sahâbî'ye bakan cihetinde, Tâbiîde ise tek
râvisi var, ikinci bir râvisi yok demektir
2- Ferd-i Nisbî: Bu, teferrüdün bir cihete nazaran vukûa gelmesiyle hâsıl olur. Yâni senedin
herhangi bir yerinde bir Ģahsın rivâyette teferrüd ettiği hadîstir. Ferd-i nisbîye ıstılahda garîb
de denir. Burada teferrüd, hadîsi sahâbeden alan kimsede değil senedin ondan sonra gelen
devamındadır.
1-MeĢhur Hadis: Önceleri, kelimenin sözlük anlamına uygun olarak bir çok kiĢi tarafından
rivayet edilip, delil sayılan ve herkes tarafından tanınıp bilinen rivayet anlamında kullanılan
meĢhur hadis terimi, hadis usulünün geliĢmesiyle birlikte her tabakada en az üç kiĢinin rivayet
etmiĢ olduğu hadise isim olarak verilmiĢtir.
2-Aziz Hadis: Senedin baĢından sonuna kadar her tabakada ravileri ikiden az olmayan
hadislere denilir.
3-Garip Hadis: Tek kiĢi tarafından rivayet olunan veya senedin herhangi bir yerinde ravisi
tek kalan hadislere denir. Garip hadislere fert hadis de denilir.
Sayfa:79
5- SIHHAT DURUMUNA GÖRE VEYA HÜKÜM AÇISINDAN
HADÎSLER
A) Sahîh Hadîs:Ameli gerektiren yani kendisiyle amel etmek vacib olan makbul hadis.Hadis
usulü alimlerinin ittifaklı olarak yaptıkları tarife göre sahih hadis; "ġazz ve illetli olmayarak,
isnadı Rasûl-i Ekrem'e veya Sahabeden yahut daha sonrakilerden birine varıncaya kadar adâlet
ve zabt sâhibi kimselerin yine kendileri gibi adâlet ve zabt sahibi kimselerden muttasıl
senedlerle rivayet ettikleri hadistir."
SAHĠH HADĠS ÇEġĠTLERĠ:
1- Sahîh li-Zâtihi: Yukarıdaki tarifte zikredilen bütün Ģartları eksiksiz, en st seviyede taĢıyan
sahîhe denir. Bunların sıhhati hususunda ulema arasında ihtilâf yoktur. Esâsen yapılan sahîh
tarifiyle de bunlar kastedilir. Mutlak olarak “Sahih” denilince de “Sahih li zatihi” akla gelir
Misal: Rasulullah‟a (s.a.v.) bir adam geldi ve sordu: “Ġnsanların güzelce hizmet ve sohbet
etmeme en layık olanı kimdir?” Rasulullah:“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?”
dedi.“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?” dedi.“Annendir.” buyurdu. “Sonra kimdir?”
dedi.“Babandır.” buyurdu.[
2- Sahîh li-Ğayrihi:Sıhhat Ģartlarından bazıları eksik olmakla birlikte dıĢtan gelen bir destekle
derecesi yükselen ve "sahih" addedilen hadîstir
Misal :Resul-i Ekrem "Ümmetime meĢakkat vereceğimi bilmesem her namaz vaktinde
misvâk kullanmalarını emrederdim"
IV. Sıhhat ve hüküm açısından
Sıhhat veya hüküm açısından hadisler daha doğru deyimle, ahad hadisler üç kısma
ayrılmaktadır: sahih, hasen, zayıf.
Sahih: Adalet ve zabt sahibi ravilerin muttasıl bir senedle rivayet ettikleri Ģazz ve muallel
olmayan hadise sahih denir. Eğer sahih hadis bu Ģartların tümüne en üst seviyeye sahipse ona
"sahih li zatihî" denir. Mutlak olarak sahih denilince "sahih li zatihî" anlaĢılır.
Maklub, seneddeki ravi isimlerini ya da metindeki bazı kelimeleri takdim-tehirle rivayet
etmekle gerçekleĢir.
Muzdarib, birden çok rivayeti bulunduğu halde rivayetlerinin birini diğerine tercih edecek
sebep bulunamayan hadislere muzdarib denir. Izdırab çoğunlukla isnada bazen de metinde
olur.
ġaz, makbul bir ravinin kendisinden daha makbul olan raviye muhalif rivayetidir. Daha
makbul olan ravinin rivayetine ise mahfuz denir. ġazlık senedde de metinde de olabilir.
Musahhaf, kelimesi nokta değiĢikliğine uğramıĢ hadistir. Bu tür hatalar bilhassa yazılı vesikalar
istinsah edilirken daha çok görülür.
Muharref, kelimesi hareke değiĢikliğine uğramıĢ hadise muharref denir.
a.Seneddeki inkıta nedeniyle zayıf kabul edilen hadisler
b.Ravide cerhi gerektiren bir hal nedeniyle zayıf kabul edilen hadisler
Sahih Hadisin tanımını yazınız.
Sahih Hadis: Adalet ve zabt niteliklerine sahip ravilerin muttasıl (kopuksuz) bir isnatla rivayet
ettikleri, Ģaz ve muallel (illetli) olmayan hadistir.
Sahih hadisin özelliklerini yazarak açıklayınız.
1-Ravileri adildir: Adaletten maksat, ravinin dini bütün ve itikadı sağlam olması, kötü ve
haram fiillerden uzak bulunmasıdır. Ravi, Allah‟ın emrettiklerini kusursuz yerine getirir;
yasakladığı ve haram kıldığı Ģeylerden de Ģiddetle kaçınır.
2-Ravileri zabıttır: Zabt, bir ravinin iĢitmiĢ olduğu bir hadisi, baĢkasına rivayet edinceye
kadar, hafızasında tutması ve onu rivayet ederken de, söz veya kelimelerinde hiçbir değiĢiklik
yapmadan iĢittiği Ģekilde rivayet edebilmesidir.
3-Senedi muttasıldır: Her ravinin, kendisinden hadis naklettiği Ģeyhine kavuĢmuĢ ve hadisi
bizzat ondan almıĢ olmasıdır. Ġsnattaki kopukluk, ravinin, kendisinden hadis naklettiği
Ģeyhten, hadis iĢitmediği halde iĢitmiĢ gibi ondan nakletmesidir.
4-Hadis Ģaz değildir: ġaz hadis, güvenilir bir ravinin kendisinden daha güvenilir diğer
ravilerin rivayetine aykırı olarak naklettiği hadistir.
5-Hadis muallel (illetli) değildir: Muallel ise, senedinde veya metninde gizli bir kusur
bulunan hadistir.
Sayfa:80
Ders Kitabı Sayfa: 80
Hasen: Sıhhat Ģartlarını en üst seviyede taĢımamasına rağmen, kendisini sıhhat derecesine
çıkaracak baĢka bir rivayet (adıd) bulunan hadislere "sahih li gayrihî" denir.
Hadisçiler sahih hadisleri kendi arasında yedi dereceye ayırmıĢlardır:
a. Buharî ve Müslim'in ortaklaĢa kitaplarına aldıkları rivayetler. Bunlara "müttefakun aleyh"
de denir. M. Fuad Abdülbaki'nin el-Lu'lu'u ve'l-mercan adlı eserinde bu nitelikte hadis sayısı
1906'dır.
b. Buharî'nin yalnız baĢına rivayet ettiği hadisler
c. Müslim'in yalnız baĢına rivayet ettiği hadisler
d. Kitaplarına almamıĢ olsalar da, Buharî ve Müslim'in Ģartlarına uygun hadisler
e. Yalnızca Buharî'nin Ģartlarına uygun olanlar
f. Sadece Müslim'in Ģartlarına uygun olanlar
g. Buharî ve Müslim dıĢındaki hadis mütehassıslarının sahih dedikleri hadisler
Sıhhat açısından ikinci gruptaki hadisler hasen hadislerdir. Bunlar zabtı gevĢek olan ravilerin
muttasıl senedle rivayet ettikleri Ģazz ve muallel olmayan hadisdir. Bu hadis hasen li zatihî
olarak da adlandırılır ve lafzı benzer baĢka bir hadis tarafından takviye edilirse sahih li gayrihî
seviyesine çıkar.
Yalancılıkla itham edilmemiĢ ve çok hata yapacak kadar dalgın olmayan ve fakat ehliyeti
açıkça anlaĢılmayan (mestur) bir ravisi bulunan hadis lafız veya mana yönünden baĢka
rivayetlerle desteklenirse bu hasen li gayrihî adını alır.
Sahih Hadisin Hükmü: Hadisçiler ve hadisçi sayılan fukaha ve usulcüler, Sahih Hadisin
hüccet ve gereğince amel etmenin vacib olduğu görüĢündedirler. Sahih hadisin ravisinin tek
bir kiĢi olması ya da tevatür derecesine varamayan iki-üç kiĢi olması arasında bir fark yoktur.
Sahih Hadislerin Dereceleri:
1. Buhârî ve Müslim'in müĢtereken kitaplarına aldıkları hadisler bunlara "müttefakun aleyh"
denir. Bu konuda yapılmıĢ bazı çalıĢmalar bulunmaktadır. En son çalıĢma Muhammed Fuad
Abdülbâkî tarafından "El Lü'lü vel-Mercân fima't-tefaka aleyhiĢ-ġeyhân" adıyla yapılmıĢtır
2. Buhârî'nin yalnız baĢına rivâyet ettiği hadisler;
3. Müslim'in yalnız baĢına rivâyet ettiği hadisler;
4. Her ikisinin de Ģartlarına uymakla beraber Buhârî ve Müslim'in kitaplarına almadıkları
hadisler;
5. Buhârî'nin, Ģartlarına uymakla beraber kitabına almadığı hadisler;
6. Müslim'in, Ģartlarına uyduğu halde kitabına almadığı hadisler;
7. Her ikisinin de Ģartlarına uymamakla beraber, diğer hadis imamlarına göre sahîh olan
hadisler.
B) Hasen Hadîs: Sözlükte "güzel, hoĢ" anlamına gelen "hasen" kelimesi, hadis ıstılahında sahih
hadisle zayıf hadis arasında yer alan, fakat sahih hadîse daha yakın olan hadis türüne verilen
addır. Daha açık bir ifade ile, hasen hadisle sahih hadis arısındaki fark, hasen hadîsin
râvîlerinin durumu kesin olarak bilinmemekle birlikte, yalancılıkla suçlanmamıĢ, dürüst ve
güvenilir olmalarına rağmen, titizlikleri (itkân) ve hâfızalarının sağlamlığı (zabt) açısından
sahih hadis râvîlerinden daha aĢağı derecede bulunmasıdır.
HASEN HADĠS ÇEġĠTLERĠ:
1) Hasen lî Zâtihi Hadis: GiriĢte tarifi yapılan hasen hadistir. Yani adâlet ve emânet yönünden
güvenilir olmakla birlikte zabt yeteneği zayıf olan râvînin rivayet ettiği hadistir.
2) Hasen lî Gayrihi Hadis: Bir hadisin senedinde yeralan râvîlerden biri çok hata yapacak
kadar dalgın ve ehliyetsiz ise, aynı hadis baĢka bir yolla da rivâyet edilmiĢse o takdirde kendi
dıĢındaki isnadlar ile hasen durumuna yükseldiği için "hasen lî gayrihi" adını alır.
Hasen Hadisin Hükmü: Hasen hadisler kendisiyle amel edilecek birer dini delil olarak kabul
edilirler. Ancak istinbata değil ihticaca selahiyetlidirler. Hasen hadis, bütün fakihlere göre
ihticac ve kendisiyle amel edilmek bakımından makbuldür.
Hasen Hadisin tanımını yaparak, sahih ile hasen hadis arasındaki farkı belirtiniz.
79-Hasen Hadis: sahih ile zayıf hadis arasında yer alan, fakat sahihe daha yakın olan bir hadis
türüdür.
Sahih hadisin Ģartı, ravilerinin sika olması; hasen hadisin Ģartı ise, ravileri sika olmasa bile,
içlerinde yalancılıkla itham olunan birinin bulunmamasıdır.
Nitekim ibn Hacer‟e göre de hasen, ravisinin zabtında, reddedilmesine sebep olmayacak
kadar az zayıflık bulunan bir hadistir.
C)-Zayıf Hadîs: Zayıf hadis, sahih veya hasen hadîsin taĢıdığı Ģartların birini veya birkaçını
taĢımayan hadistir. Bu Ģartların bulunup bulunmadığı, hadisin çeĢitli yönlerden tetkik ve
tenkide tâbi tutulmasıyla anlaĢılır
Zayıf Hadisin Hükmü:
1) Hiçbir konuda zayıf hadisle amel edilmez.
2) Her konuda zayıf bir hadisle amel edilebilir.
3) Bazı Ģartları taĢıması hâlinde, akait ve ahkâma ait olmaksızın va‟z, amellerin fazileti, kıssa
gibi konularda Ģartlı olarak amel edilebilir.
Ümmetimi (veya insanları) zora sokmaktan endiĢe etmeseydim, onlara her namaz vaktinde
misvakla diĢlerini temizlemelerini emrederdim. (Buhari Cuma 8; Müslim, Tehmet 42;
Tirnmizi, Tehmet 18)
ZAYIF HADĠS ÇEġĠTLERĠ:
A) Mürsel Hadîs: Muhaddislerin genel tarifine göre mürsel hadis, isnâdında sahabî râvisi
düĢmüĢ olan hadistir. Tabiun neslinden birisinin hadis aldığı sahabî ravînin adını anmadan,
onu atlayarak doğrudan doğruya "Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki..." diyerek rivâyet ettikleri
hadislere "mürsel" denilmiĢtir
Mürsel Hadislerin Dereceleri:
1-Sahabe Mürseli: Mürsel hadîs zayıf hadisler sınıfına girerse de, iltibâsa meydan vermemek
için sahâbe mürseli'nin bundan müstesna tutulduğunu hemen belirtmemiz gerek. Çünkü bir
çok sahâbe, Resûlullah 'tan bizzat iĢitip görmediği bir kısım sünnet'i rivâyet etmiĢtir.
2-Tâbiin'in Mürseli: Muhaddis, fakîh, usulîye göre, mürsel deyince, Tâbiîn'e mensub herhangi
bir zâtın: "Resûlullah buyurdu ki...", "Resûlullah yaptı ki..." diyerek, hadîsi hangi sahâbî'den
dinlediğini belirtmeden yaptığı rivâyete denir.
Mürsel Hadisin Hükmü: Mürselin dinde hüccet olmadığını "hadis hafız ve münekkidleri
ittifakla belirtmiĢlerdir
B- Munkatı' Hadîs:Senedinde sahabiden önce bir veya -peĢipeĢine olmamak Ģartıyla- iki
ravinin zikredilmediği veya kapalı bir Ģekilde zikredildiği hadise "munkatı hadis" denir.
C- Mu'dal Hadîs: Senet zincirinde peĢpeĢe iki ve daha fazla ravinin düĢtüğü ve bu sebeple zayıf
sayılan hadisMu'dal hadis, munkatı hadisin bir türü olarak kabul edilmekle birlikte, mu'dal
hadiste en az iki ravinin arka arkaya düĢmesi Ģart olduğundan, munkatı hadisten
ayrılmaktadır.[1] Buna göre her mu'dal munkatıdır; fakat her munkati mu'dal değildir.
D) Muallak Hadîs: Ġsnadın baĢ tarafından bir veya birbirini takip etmek üzere daha fazla ravisi
hazfedilmiĢ (düĢürülmüĢ) ve son hazfedilen râvinin Ģeyhine isnad edilmiĢ hadis
E- Müdelles Hadîs: Muhaddislerin ıstılahına göre Tedlîs, senede dâhil olan bir râvinin ismini
hadis isnadları ve isnadlardaki illetlere muttali olan hadis imamlarından baĢkalarına malum
olamıyacak Ģekilde- düĢürmek sûretiyle sanki o vâsıta olmaksızın sema'ın meydana geliĢini gerekli kılmasa da- vehmettiren bir lafız ile isnâdı sevketmeye denir
Zayıf: Yukarıda tarif edilen sahih ve hasen hadisin Ģartlarını taĢımayan hadisler "zayıf"tır.
Hadiste zayıflık genelde iki sebepten kaynaklanır: 1) Senedde inkıta (kopukluk) bulunması 2)
Ravide cerhi gerektiren bir halin bulunması
Ġnkıta senedden en azından bir ravinin düĢmesi demektir. Böyle bir inkıta varsa seneddeki
bütün Ģahıslar sika (güvenilir) olsalar bile sırf bu inkita metnin reddini gerektirir. Ġnkıta
yüzünden zayıf kabul edilen hadisler muallak, mürsel, mudal, munkatı, müdellesdir.
Mürsel, tabiînin sahabeyi atlayarak Hz. Peygamber(sav)‟e izafe ettiği hadistir.
Munkatı hadis, senedi muttasıl olmayan hadistir. Senedin herhangi bir yerinden bir ravinin
düĢürülmesi veya senedin farklı yerlerinden peĢ peĢe olmamak Ģartıyla birden fazla ravinin
düĢürülmesi halinde de hadis munkatı adını alır.
Zayıf hadisin tanımını yazınız.
Zayıf Hadis: Sahih ve hasen hadisin Ģartlarından birini veya birkaçını taĢımamakla beraber,
uydurma (mevzu) olduğu da söylenemeyen hadisler genel olarak zayıf adıyla anılır.
Ders Kitabı Sayfa: 81,82,83
82-Hadisin senedindeki kopukluk nedeniyle ortaya çıkan zayıf hadis çeĢitlerini yazarak kısaca
açıklayınız.
Sayfa:82
Ders Kitabı Sayfa: 82
Mudal hadis, senedinin herhangi bir yerinden peĢ peĢe iki veya daha çok ravinin düĢtüğü
hadistir. Bu tür hadisleri munkatı hadislerden daha zayıftır.
Muallak hadis, senedinin baĢ tarafından bir veya birkaç ravi ya da müntehasına kadar senedin
bütünüyle hazf olunduğu hadistir. Son zamanlarda bilhassa halk için yazılan hadis kitaplarında
sadece sahabe ravisi zikredilerek yapılan rivayetler hep muallaktır. Ancak bunların asıl
kaynaklarda senetleri muttasıl olarak yer almıĢ olduğundan sıhhatlerinden bir Ģey
kaybetmezler.
1- Munkatı Hadis: Senedinin ortasında bir veya peĢ peĢe olmamak kaydıyla birden fazla ravisi
düĢmüĢ olan hadistir.
2- Mürsel Hadis: Tabii ravinin, sahabi raviyi atlayarak doğrudan Peygambere dayandırdığı
hadistir.
3- Muallak Hadis: Senedinin baĢ tarafından, yani hadisi son olarak nakleden raviden
itibaren bir veya birkaç ravinin ya da bütün ravilerin peĢ peĢe düĢmüĢ olduğu hadistir.
4- Mu‟dal Hadis: Senedinin herhangi bir yerinde peĢ peĢe iki veya daha çok ravisi düĢen
(eksik olan) hadistir.
5-Müdelles Hadis: Ravinin, Ģeyhinden iĢitmediği halde, iĢitmiĢ izlenimini uyandırarak
naklettiği hadis türünün adıdır.
Tedlis, senede dahil bir ravinin ismini atlayarak orada böyle biri yokmuĢ izlenimi verecek
Ģekilde senedi sevk etmek demektir. Tedlis ile rivayet edilen hadise de müdelles denir. Tedlis
üç çeĢittir:
Ġsnad tedlisi: Ravinin görüĢmediği veya görüĢtüğü halde hadis almadığı çağdaĢı bir kiĢiden
iĢitmiĢ gibi "kâle fülân" veya "an fülân" diyerek hadisi rivayet etmesidir.
ġuyuh tedlisi: Ravinin hocasını bilinmeyen bir isim, sıfat veya künye ile zikretmesidir.
Tesviye tedlisi: Sika raviler arasındaki zayıf bir raviyi atlayarak hep sikalardan gelmiĢ intibaını
verecek Ģekilde hadisin rivayet edilmesidir.
Ravide cerhi gerektiren bir halin olması nedeniyle zayıf olan hadisler ise mevzu, metruk,
münker, muallel, müdrec, maklub, muzdarib, Ģaz, musahhaf, muharref Ģeklinde on çeĢittir.
Mevzu, Hz. Peygamber adına yalan uydurmak ile cerh edilmiĢ ravinin rivayetidir.
Metruk, yalancılıkla itham edilmiĢ bir ravinin rivayetinde yalnız kaldığı hadise metruk veya
matruh denir. Metruk hiçbir sikanın rivayetine muhalif olmaksızın kizb, kesret-i galat, fısk ve
gaflet gibi cerh noktalarından biri ile itham edilen ravini yalnız baĢına rivayet ettiği hadis diye
de tarif edilmektedir.
Münker hadisin tarifi için farklı görüĢler ileri sürülmüĢtür, belli baĢlı iki anlayıĢ
bulunmaktadır:
a. Zayıf bir ravinin sika raviye muhalif olarak rivayet ettiği hadistir.
b. Sika olsun olmasın ravisi tek kalan hadistir.
Muallel hadis, görünürde sahih olmakla birlikte bu sıhhati yok edebilecek gizli bir illet taĢıyan
hadislere muallel veya malul denir. Hadisin illetini bulan muhaddise muallil denir.
Müderec, hadisten olmayan bir kelamın hadise bitiĢik olarak zikredilmesine idrac, böyle bir
uygulamaya uğramıĢ hadise de müdrec denir. Bu, Rasûlullah'ın sözüne herhangi bir ravinin
sözünün karıĢması demektir. Ġdrac senedde veya metinde olabilir.
Sayfa:83
A) Muttasıl (Müsned-Mevsûl) Hadîs. Hadîsi kitabına alan müelliften, hadîsin kaynağına kadar,
senette kopukluk yoksa buna muttasıl hadîs denir. Muttasıl hadîslerde rivâyet, hep birbirini
gören râviler tarafından nakl edilir.Muttasıl hadise mevsûl ve müsned hadis de denir.
B) Gayr-ı Muttasıl (Munkatı) Hadîs. Bu senedin herhangi bir yerinde kopukluk olan hadîsdir.
Senedde meydana gelen kopukluğun durumuna göre çeĢitli isimler alır:
1) Muallak Hadîs: Ġsnadın baĢ tarafından bir veya birbirini takip etmek üzere daha fazla ravisi
hazfedilmiĢ (düĢürülmüĢ) ve son hazfedilen râvinin Ģeyhine isnad edilmiĢ hadis.
2) Mu'dal Hadîs: Senetteki kopukluk peĢpeĢe iki veya daha fazla râvinin düĢmesiyle meydana
gelmiĢse buna mu'dal denir. Bu çeĢit hadîsler için munfasıl tâbiri de kullanılmıĢtır
3) Munkatı Hadîs: Senedinde peĢ peĢe olmaksızın iki veya sahâbeden sonra bir râvinin düĢmüĢ
bulunduğu hadîs.
4) Mürsel Hadîs: Senetten sahâbî düĢmüĢ ve Tâbiî'nden olan bir zât, rivâyeti doğrudan Hz.
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'den yapmıĢ ise bu rivâyete mürsel denmiĢtir.
Zayıf Hadis Türleri:
A) Mevzu Hadis: Rasulullah adına yalan uydurmak (kizb) ile cerhedilmiĢ ravinin rivayetine
denir. Bu, aslında hadis değildir. Ona, Hadis diye uydurulmuĢ söz demek daha doğrudur.
B) Metruk-Matruh Hadîs: VazgeçilmiĢ, terkedilmiĢ, kullanılmaz, yalancılıkla itham edilen
râvilerin bilinen kurallara muhalif olarak rivayet ettikleri ve bu rivayetlerinde münferid
(yalnız) kaldıkları hadis. Râvinin hadiste yalanı görülmemiĢ olsa bile, diğer konuĢmalarında
yalancılıkla tanınan, fasıklığı açık olan veya vehim ve gaflet sahibi bir kimse olması, rivayet
ettiği hadisin metruk sayılması için yeterlidir.
C-Münker Hadîs: Zayıf bir ravinin sika (güvenilir) ravilere muhalif olarak rivayet ettiği ve bu
rivayetiyle tek kaldığı hadis. "Ġki zayıf raviden daha zayıf olanın diğerine muhalif olan
rivayetidir" diye de tarif edilmiĢtir
D) Muallel Hadîsler: Hatalı olarak ma'lul da denir. Hadîs, zâhiren sıhhatli gözüktüğü halde,
herkes tarafından görülemeyen, ancak ihtisas, hıfz, keskin nüfuz ve sezgi sâhibi otoriteler
tarafından keĢfedilebilen sıhhati bozan bir kusur taĢıyorsa buna muallel hadîs denir. Bu çeĢit
kusura da muhaddîsler illet demiĢlerdir
E) Müdrec Hadîs: Müdrec kelimesi, bir Ģeyi bir Ģeye eklemek veya içine sokup yerleĢtirmek.
Derc ve idrâc kelimeleri dilimize de girmiĢtir. Hadis ıstılahındaki manâsına göre ise, râvisi
tarafından isnadına veya metnine hadisin aslında olmayan bazı sözler sokuĢturulmuĢ olan
hadis demektir. Ravi hadisi bu Ģekilde rivâyet edince, dinleyenler de bu ilâveyi hadisten
zannedip, öylece rivayet ederler
F) Maklûb Hadîs: Maklûb kelime olarak kalb kökünden gelir. Alt-üst olarak demektir.
Ġsnadında bir veya birkaç râvinin isim veya nesebleri veya metninde bazı kelimeleri, bilerek
veya bilmeyerek takdîm-tehire uğramıĢ veya senet ve metinleri değiĢtirilmiĢ hadîslere maklûb
hadîs denir.
G) Muzdarib Hadîs: Izdırab, lügat olarak, denizde dalgaların istikrar bulmaksızın inip çıkması
mânâsına gelir . Hadîste ızdırap, sıhhatin Ģartı olan zabt'ın noksanlığına delil olduğu için
muzdarib rivâyet zayıf addedilir. Bir ravinin veya güvenirlikleri birbirine eĢit birden fazla
ravinin bir hadisin senedinde veya metninde birbirine muhalif değiĢik rivayetlerde bulunması
ve rivayetlerden birinin diğerine tercih edilme imkânının olmaması durumunda ortaya çıkan
zayıf hadis türü.
H) ġâz Hadis: ġâz kelimesi, lügat olarak cemaatten ayrılan, yalnız kalan, tek, eĢsiz, benzersiz,
kaide dıĢı mânâsına gelir.
Hadis ilmindeki ıstılâhî anlamı Ģöyledir: "Makbûl olan ravînin kendisinden daha makbul olana
muhalif olarak rivayet ettiği hadis." Bu durumda daha makbul olanın rivayet ettiğine mahfûz
denir.
I) Musahhaf Ve Muharref Hadîsler: Tashîf, bir kelimenin harflerini kavuĢturmak suretiyle
sahife üzerinde yapılan hata mânasına gelir.Metin veya isnadında bir kelime veya ravilerden
birinin ismi hatalı olarak söylenmiĢ ve bu hata ile rivayet edilmiĢ hadise Musahhaf Hadis
denir.
Raviye yapılan ithamdan dolayı ortaya çıkan zayıf hadis çeĢitlerini yazarak kısaca açıklayınız.
1-Münker Hadis: Zayıf bir ravinin, güvenilir bir ravinin rivayetine aykırı olarak naklettiği
hadistir.
2-Metruk Hadis: Yalancılıkla itham edilmiĢ bir ravinin tek baĢına rivayet ettiği hadistir.
3-Muallel Hadis: Görünürde sağlam olmakla beraber, gizli bir kusuru (illeti) olan hadislere
denir.
4-Müdrec Hadis: Ġçine, bir kelimeyi açıklamak veya bir hüküm çıkarmak gibi amaçlarla ya
da yanılarak baĢka insanların sözlerinin karıĢtığı hadislere müdrec hadis denilir.
Sonradan eklenen kısım biliniyorsa sağlam olması halinde bu tür hadislerle amel edilebilir.
5-Mevzu Hadis: Hz. Peygamber adına uydurulmuĢ sözlere mevzu (uydurma) hadis denilir.
Sayfa:84
Ders Kitabı Sayfa: 84
Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın. (Buhari, Ġlim,38) (Bak
38,51,77,116)
Uydurma hadisin tanımını yapınız.
Uydurma (mevzu) Hadis, Hz. Peygamber (sav)‟in söylemediği ancak çeĢitli nedenlerle bazı
insanların ona dayandırdıkları sözlerdir.
Uydurma hadislerin ortaya çıkıĢ sebeplerini maddeler halinde yazınız.
Hadis uydurmanın sebeplerini Ģöyle sıralayabiliriz.
1-Siyasi nedenlerle
2-Fikri ayrılıklar sebebiyle
3-Kendi çıkarları için yöneticilere yaklaĢma ve maddi ve manevi nüfuz (itibar) elde etme
arzusu
4-Ġnsanları dinin buyruklarını yerine getirmeye teĢvik ederek onların daha dindar
olmalarını sağlama gayreti
5-Ġnsanların kendi soylarını, kavimlerini, dillerini, uluslarını, yaĢadıkları belde ve
ülkelerini övmek ya da baĢka soyları, kavimleri, dilleri, ulusları, belde ve ülkeleri yerip küçük
düĢürmek amacı
6-Ġslam dıĢındaki diğer din ve kültürlere mensup olup da, islam dininin geliĢmesinden
rahatsız olan kötü niyetli kimselerin, islam dinini ve onun peygamberini, yeni müslüman
olanlara ya da olacaklara yanlıĢ tanıtmak, dinin ilke ve kuralları hakkında insanları Ģüpheye
düĢürmek istemeleri
7-Ġnsanlık kültürü ve tecrübesinin ürettiği, bazı hikmetli deyiĢler, atasözleri ve vecizelerin
Hz. Peygambere (sav)isnat edilerek nakledilmesi
8-GeçmiĢ din ve kültürlerden aktarılan bazı olaylar ve hikayeler de baĢına bir isnat
eklenerek Hz. Peygambere (sav)atfedilmiĢtir.
9-Ġslam tarihinin ilk asrında cereyan eden önemli siyasi, sosyal ve kültürel geliĢmeleri
tasvir eden, yorumlayan ve sebeplerini açıklamaya çalıĢan bazı sahabi ve tabiilerin bu
açıklamalarının sonraki nesiller tarafından Hz. Peygambere (sav)dayandırılmıĢ olması
Sayfa:88
Ders Kitabı Sayfa: 88,89,90
Uydurma bir hadis Ģu yollarla tanınabilir.
1-Hadis uyduranların itirafı
2-Hadis bilginlerinin yalancılıklarını tesbit ettikleri raviler
3-Hadisin lafzında veya manasında bozukluk olması
4-Rivayetin makul bir yoruma imkan vermeyecek Ģekilde akıl, duyu ve müĢahede (gözlem)
ye aykırı olması
5-Rivayetin mükafat ve ceza yönünden dengesizlik içermesi. Örneğin: küçük bir iyiliğe
çok büyük mükafat ya da basit bir hataya Ģiddetli bir ceza öngermesi
6-Rivayetin güvenilir hadis kitaplarında yer almaması
7-Kur‟an‟a aykırı olması
8-Sünnete aykırı olması
9-Geleceğe ait somut bilgiler içermesi
10-Tarihi olaylara aykırı olması
11-Birçok kimsenin görmesi gereken bir olayı bir kiĢinin rivayet etmesi
Sayfa:90
Ders Kitabı Sayfa: 90
Allah suretlerinize bakmaz…(75,89,107)
Uydurma hadislerin islam kültürüne verdiği zararları maddeler halinde yazınız.
1-Dinle alakası olmayan hatta dine ters düĢen Ģeylerin, cahil insanlarca dinden sayılması
tehlikesini doğurmuĢtur.
2-Siyasi amaçlı uydurulan rivayetler ise sanki Hz. Peygamber (sav)‟in kendisinden sonraki
siyasi geliĢmelerde taraf olduğu, zaman zaman bunlardan birini destekleyip diğerini kötülediği
düĢüncesini doğurmuĢtur.
3-Bazı fırka ve mezheplerin kendi davalarını kuvvetlendirmek ve Müslümanlar ı kendi
tarafına çekmek için hadis uydurmaya baĢlamaları neticesinde aynı dine bağlı, aynı
peygambere inanan Müslümanlar birbirine düĢman hale gelmiĢtir.
4-Ġnsanları iyi Ģeylere teĢvik edip kötülüklerden sakındırma konusunda, Kur‟an‟ın ve sahih
sünnetin kurallarını sanki yetersiz gören bazı kimseler, aĢırı vaat ya da tehditler içeren
uydurma hadislerle insanları ya boĢ ümitlere veya korku ve ümütsizliğe sevk etmiĢlerdir.
5-Bir takım din düĢmanlarının uydurdukları yüzlerce hadis, islam dini ile bağdaĢmayan
birçok batıl itikat ve hurafenin islamiyete sokulmasına sebep olmuĢtur. Bu çeĢit hadisler
Müslümanlar ın inancını sarsığı gibi dini gönlüne tam anlamıyla yerleĢtirememiĢ olanları
ondan soğutmuĢtur.
6-AĢırı milliyetçilik duygusuyla uydurulan hadisler, çeĢitli uluslar arasında nefret ve
düĢmanlığa yol açmıĢtır.
Sayfa:91
Ders Kitabı Sayfa: 91
Muhaddisler niçin isnat ve ravileri eleĢtirmek gibi tedbirlerle yetinmeyip, hadis metinlerini de
eleĢtirmek yoluna gitmiĢlerdir? Ve bunu hangi ölçütler ıĢığında yapmıĢlardır.
91-Çünkü hadis uyduranlar uydurdukları hadislere en sağlam isnatları eklemekten
çekinmemiĢlerdir. Bu durumda bir hadisin sahih sayılabilmesi için yalnızca isnadın sahih
oluĢu yeterli olmamıĢtır. Muhaddisler hadisin metnini de inceleyerek baĢta Kur‟an-ı Kerim
olmak üzere, Hz. Peygamber (sav)‟in hayatı (sünneti), akıl, tarihi veriler ve metinde görülen
çeliĢki ve tutarsızlıklar gibi bazı ölçütler ıĢığında sıhhat tesbiti yapmıĢlardır.
4.ÜNĠTE
1-AĢağıdakilerden hangisi kaynağına göre hadis türlerinden değildir?
2-Manası Allah‟a, sözleri Hz. Peygambere ait olan hadise ne denir?
3-Hz. Peygambere dayandırılan bütün söz, fiil ve takrirlere ne denir?
4-Sahabilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere ne denir?
5-Tabiilerden söz, fiil ve takrir olarak rivayet edilen haberlere ne denir?
6-Bazı söz, fiil ve takrirler vardır ki, bunlar Hz. Peygambere isnad edilmemiĢlerdir ve
sahabilerin söz, fiil ve takrirleri olarak görülürler. Fakat aslında, bunlarında Hz. Peygamberin
hadislerinden olduklarına hükmedilirler. Sahabinin Hz. Peygambere isnat etmeden söylediği
bu çeĢit sözlerine ne denir?
7-AĢağıdakilerden hangisi geliĢ yollarına göre hadis türlerindendir?
8-Senedin baĢından itibaren çok sayıda ravinin (yani yalan üzerinde birleĢmeleri aklen
mümkün olmayan bir kalabalığın) birbirlerine naklederek rivayet ettikleri hadise ne denir?
9-Mütevatir hadislerin dıĢında kalan bütün rivayet çeĢitlerine genel bir isim olarak ne ad
verilir?
10-AĢağıdakilerden hangisi ahad hadis çeĢitlerinden değildir?
11-Her tabakada en az üç kiĢinin rivayet etmiĢ olduğu hadise isim olarak ne ad verilir?
12-Senedin baĢından sonuna kadar her tabakada ravileri ikiden az olmayan hadislere ne
denilir?
13-Tek kiĢi tarafından rivayet olunan veya senedin herhangi bir yerinde ravisi tek kalan
hadislere ne denilir?
14-Adalet ve zabt niteliklerine sahip ravilerin muttasıl (kopuksuz) bir isnatla rivayet ettikleri,
Ģaz ve muallel (illetli) olmayan hadise ne denir?
15-AĢağıdakilerden hangisi sahih hadisin özelliklerinden değildir?
16-Ravinin dini bütün ve itikadı sağlam olması, kötü ve haram fiillerden uzak bulunmasına ne
denir?
17-Bir ravinin iĢitmiĢ olduğu bir hadisi, baĢkasına rivayet edinceye kadar, hafızasında tutması
ve onu rivayet ederken de, söz veya kelimelerinde hiçbir değiĢiklik yapmadan iĢittiği Ģekilde
rivayet edebilmesine ne denir?
18-Her ravinin, kendisinden hadis naklettiği Ģeyhine kavuĢmuĢ ve hadisi bizzat ondan almıĢ
olmasına ne denir?
20-Güvenilir bir ravinin kendisinden daha güvenilir diğer ravilerin rivayetine aykırı olarak
naklettiği hadise ne denir?
21-Senedinde veya metninde gizli bir kusur bulunan hadise ne denir?
22-Sahih ile zayıf hadis arasında yer alan, fakat sahihe daha yakın olan hadise ne denir?
23-Sahih ve hasen hadisin Ģartlarından birini veya birkaçını taĢımamakla beraber, uydurma
(mevzu) olduğu da söylenemeyen hadislere genel olarak ne ad verilir?
24-AĢağıdakilerden hangisi hadisin senedindeki kopukluk nedeniyle ortaya çıkan zayıf hadis
çeĢitlerinden biri değildir?
25-Senedi kopuk zayıf hadisler dini bir delil olarak kabul edilir mi?
26-AĢağıdakilerden hangisi raviye yapılan ithamdan dolayı ortaya çıkan zayıf hadis
çeĢitlerinden değildir?
27-Tabii ravinin, sahabi raviyi atlayarak doğrudan Peygambere dayandırdığı hadislere ne ad
verilir?
28-Senedinin herhangi bir yerinde peĢ peĢe iki veya daha çok ravisi düĢen (eksik olan)
hadislere ne ad verilir?
29-Senedinin baĢ tarafından, yani hadisi son olarak nakleden raviden itibaren bir veya birkaç
ravinin ya da bütün ravilerin peĢ peĢe düĢmüĢ olduğu hadislere ne ad verilir?
30-Senedinin ortasından bir veya peĢ peĢe olmamak kaydıyla birden fazla ravisi düĢmüĢ olan
hadislere ne ad verilir?
31Ravinin, Ģeyhinden iĢitmediği halde, iĢitmiĢ izlenimini uyandırarak naklettiği hadislere ne
ad verilir?
32-AĢağıdakilerden hangisi raviye yapılan ithamdan dolayı ortaya çıkan zayıf hadis
çeĢitlerinden biri değildir?
33-Zayıf bir ravinin, güvenilir bir ravinin rivayetine aykırı olarak naklettiği hadise ne denir?
34-Yalancılıkla itham edilmiĢ bir ravinin tek baĢına rivayet ettiği hadise ne denir?
35-Görünürde sağlam olmakla beraber, gizli bir kusuru (illeti) olan hadislere ne denir?
36-Ġçine, bir kelimeyi açıklamak veya bir hüküm çıkarmak gibi amaçlarla ya da yanılarak
baĢka insanların sözlerinin karıĢtığı hadislere ne denir?
37-Hz. Peygamber adına uydurulmuĢ sözlere ne denir?
38-AĢağıdakilerden hangisi hadis uydurmanın sebeplerinden biri değildir?
39-AĢağıdakilerden hangisi uydurma hadisleri tanıma yollarından biri değildir?
40-AĢağıdakilerden hangisi uydurma hadislerin islam kültürüne verdiği zararlardan biri
değildir?
5. ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORU-CEVAPLI
Sayfa:99
Her iĢittiğini söylemek bir insana yalan olarak yetrer. (Müslim, Mukaddive 3)
Hadis tenkidi nedir? Açıklayınız.
Hadis tenkidi, hadisin sahih olup olmadığını, baĢka bir ifadeyle rivayetlerin Hz.Peygamber
(sav) e ait olup olmadığını belirlemek için yapılan bir eleĢtiri faaliyetidir.
Hadisler senet ve metin olarak iki kısımdan oluĢtuğu için, rivayetler üzerinde yapılacak bir
tenkit çalıĢması da senet ve metin tenkidi olarak iki kısımda ele alınmıĢtır.
Senet tenkidi nasıl yapılır? Kısaca yazınız.
Senet üzerinde yapılacak bir incelemede ilk önce ravi silsilesinde bir kopukluk olup
olmadığına bakılır. Eğer kopukluk varsa bu kopukluğun önemi ve Ģekline göre hadis, çeĢitli
isimlerle anılır. Bu tür senedi kopuk hadislerin tamamı zayıf sayılır ve dini bir delil olarak
kabul edilmez.
Senet muttasıl ise, yani isnatta herhangi bir kopukluk yoksa, o zaman ravilerin durumu
incelenmeye baĢlanır. Raviler tek tek ele alınarak, cerh ve tadil kitaplarından durumları tesbit
edilir. Hangi dönemde yaĢadıkları, kimlerden hadis aldıkları, kimlere rivayette bulundukları,
hadis öğrenmek için nerelere gittikleri belirlenir. Cer ve tadil bilginlerinin onlar hakkındaki
kanaatleri öğrenilir. Eğer bu kanaatler, senetteki tüm raviler için olumlu ise o takdirde hadis
sahih sayılır. Senetteki ravilerin biri, birkaçı ya da tamamı için olumsuz nitelemeler
yapılmıĢsa, o hadisin zayıf yada uydurma olduğu anlaĢılır.
Sayfa:100
Ders Kitabı Sayfa: 100
Senet tenkidi nedir? Açıklayınız.
Senet üzerinde yapılan incelemeye ve bu inceleme sonunda ravilere ve senet zincirine yönelik
değerlendirme ve tenkitlere senet tenkidi diyoruz.
Sayfa:102
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravinin adaletine yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Kizbu‟r-ravi: Ravinin hem günlük hayatında hem de hadis rivayetinde yalan söylediğinin
açığa çıkması, yani yalancılığının sabit olmasıdır.
2-Ġttihamu‟r-ravi bi‟l-kizb: Diğer konularda yalan söylediği bilinen bir ravinin hadis
rivayetinde de yalan söyleyebileceğine ihtimal verilmesi, ravinin yalanla itham edilmesidir.
3-Fısku‟r-ravi: Ravinin dini buyruklara karĢı duyarsız davranıp günah iĢlemekten
sakınmaması demektir.
4-Bid‟atü‟r-ravi: Ravinin Ġslam dininin temel prensiplerine aykırı görüĢler ileri sürmesi,
böyle görüĢleri benimseyen grupların içinde yer almasıdır.
5-Cehaletü‟r-ravi: ravinin tanınmaması ve dolayısıyla cer ve tadil yönünden durumunun
bilinmemesidir.
Ders Kitabı Sayfa: 43,101,102
Bir ravinin zabtına yönelik ithamları (Tenkit noktalarını, suçlamaları, kusurları) yazarak
açıklayınız.
1-Fartu‟l-gafle: Ravinin aĢırı dalgınlığı ve dikkatsizliği demektir. Bu özellikte olan ravi,
rivayetinde sıkça hataya düĢeceği için cerh edilir ve rivayeti kabul edilmez.
2-Kesretu‟l-galat: Ravinin hadisi alırken ve naklederken çok hata yapması anlamına gelir.
3-Suu‟l-hıfz: Ravinin, hadis rivayetinde hatası, isabetinden çok olacak derecede hafızasının
zayıf olması, ezberlediklerini eksik veya fazla ezberleyip çabuk unutmasıdır.
4-Vehm: Ġnsanın yanlıĢ bir zanna dayanarak hataya düĢmesi manasına gelen vehm, hadiste
ravinin senet ve metinlerde karıĢıklığa yol açacak hataları sık sık yapmasıdır.
5-Muhalefetü‟s-sikat: Eğer zayıf bir ravi, güvenilir bir raviye, güvenilir bir ravi de
kendisinden daha güvenilir bir raviye, rivayetiyle aykırı düĢerse buna muhalefetü‟s-sikat
(güvenilir olanlara muhalefet) adı verilir.
104- Kibir, hakkı kabullenmek ve insanları hor görmektir. (Müslim Ġman 147)
? 105- Her kim akĢamın farzından sonra 20 rekat kılarsa Allah ona cennette bir ev
yapar.(Tirmizi Namaz 319)
106- Fatiha-Bakara (Serlevha)
- Hz.Peygamber (sav) ‟in sünneti, Kuran‟ın açıklanmıĢ, yaĢanmıĢ halidir.(Ġmam Sufri)
Sayfa:103
Ders Kitabı Sayfa: 103
Muhaddisler niçin isnat ve ravileri eleĢtirmek gibi tedbirlerle yetinmeyip, hadis metinlerini de
eleĢtirmek yoluna gitmiĢlerdir? Ve bunu hangi ölçütler ıĢığında yapmıĢlardır.
Çünkü hadis uyduranlar uydurdukları hadislere en sağlam isnatları eklemekten
çekinmemiĢlerdir. Bu durumda bir hadisin sahih sayılabilmesi için yalnızca isnadın sahih
oluĢu yeterli olmamıĢtır. Muhaddisler hadisin metnini de inceleyerek baĢta Kur‟an-ı Kerim
olmak üzere, Hz.Peygamber (sav) in hayatı (sünneti), akıl, tarihi veriler ve metinde görülen
çeliĢki ve tutarsızlıklar gibi bazı ölçütler ıĢığında sıhhat tesbiti yapmıĢlardır.
Sayfa:106
Ders Kitabı Sayfa:106
Araf: 203
Ve onlara (arzularına göre) bir âyet getirmediğin zaman: “Bunu da uydursaydın ya!” derler. De
ki: “(Ben) ancak Rabbimden bana vahyolunana tâbi„ olurum!” Bu (Kur‟ân), îmân edecek bir
topluluk için Rabbinizden (gelen) basîretler (deliller)dir ve bir hidâyet ve bir rahmettir.
Sayfa:107
Ders Kitabı Sayfa:107
Taha: 121
Bunun üzerine ondan (o ağacın meyvesinden) yediler; böylece (Cennet elbiseleri üzerlerinden
hemen alınmakla) avret yerleri kendilerine göründü ve derhâl (bir piĢmanlık ve utançla)
Cennet yapraklarından üzerlerini örtmeye baĢladılar. Böylece Âdem, Rabbi(nin emri)ne âsî
oldu da ĢaĢırdı.
Bakara: 35
Hem demiĢtik: “Ey Âdem! Sen zevcen (Havvâ) ile Cennete yerleĢ; dilediğiniz yerde ondan bol
bol yiyin; fakat Ģu ağaca yaklaĢmayın, sonra zâlimlerden olursunuz!”
Bakara: 36
Derken Ģeytan onları(n ayaklarını) oradan kaydırdı da içinde bulundukları Ģeyden (o
ni„metten) onları çıkardı. Bunun üzerine (biz onlara) Ģöyle dedik: “(Ey Âdem, Havvâ ve
ġeytan!) Birbirinize düĢman olarak inin!(3) Artık sizin için yeryüzünde bir zamâna kadar bir
yerleĢme ve bir faydalanma vardır.”
Bakara: 37
Nihâyet Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler(4) aldı (ve onlarla yalvardı, tevbe etti), bunun
üzerine (Rabbi) tevbesini kabûl etti. Çünki Tevvâb (tevbeleri çok kabûl eden), Rahîm
(merhameti bol olan) ancak O‟dur.
-Hucurat: 13-Ey insanlar! ġübhesiz ki biz, sizi bir erkek ve bir diĢiden (Âdem ile Havvâ‟dan)
yarattık. Birbirinizi tanımanız için de sizi, milletler ve kabîleler kıldık.(2) Doğrusu Allah
katında sizin en üstün olanınız, en takvâlı olanınızdır. Muhakkak ki Allah, Alîm (herĢeyi
hakkıyla bilen)dir, Habîr (herĢeyden haberdâr olan)dır.
Ġsra: 70
ġânım hakkı için (biz), Âdemoğullarını Ģerefli kıldık; onları karada ve denizde (çeĢitli nakil
vâsıtaları üzerinde) taĢıdık; onları temiz Ģeylerden rızıklandırdık ve onları yarattıklarımızın
birçoğuna fazîletli tutarak üstün kıldık.
Tin: 4
Hem senin için Ģânını yükseltmedik mi?
Zümer: 28
Hiçbir eğriliği bulunmayan Arabca bir Kur‟ân olarak (indirdik); tâ ki sakınsınlar.
Fussilet: 3, 4
Bilecek bir kavim için Arabca bir Kur‟ân olarak âyetleri açıklanmıĢ,(2) müjdeleyici ve (aynı
zamanda) korkutucu bir kitabdır. Fakat onların çoğu, (o Kitab‟dan) yüz çevirdi; artık onlar
(onun hakikatini) iĢitmezler.
Fussilet: 44
Ve Ģâyet (biz) onu yabancı (dilde) bir Kur‟ân yapsaydık, elbette: “Âyetleri (anlayacağımız bir
dil ile) açıklanmalı değil miydi? Arab olana yabancı (dilde kitab) olur mu?” diyeceklerdi. De ki:
“O, îmân edenler için bir hidâyet ve bir Ģifâdır!” Îmân etmeyenlere gelince, onların
kulaklarında bir ağırlık vardır ve o (Kur‟ân), onlara karĢı bir körlüktür. ĠĢte onlar (sanki) uzak
bir yerden çağrılıyorlar (da duymuyorlar).
-ġura: 7-ĠĢte sana böyle Arabca bir Kur‟ân vahyettik ki, Ģehirlerin anasını (Mekke‟yi) ve onun
etrâfındaki (bütün yeryüzü belde)leri(ni) korkutasın ve (geleceği) hakkında hiç Ģübhe olmayan
o toplanma günü (kıyâmet) ile (onları) korkutasın! (O gün) bir kısım (insanlar) Cennette, bir
kısım (insanlar) da alevli ateĢtedir.
? 107- Bu ümmetim rahmet olunmuĢ bir ümmettir. Ahirette azap görmeyecektir. Onların
azabı dünyada iç karıĢıklıklar (fitne), deprem ve katliamdır. (Ebu Davud, El fiten ve‟l
melahim)
? 107- Arabı üç Ģey için seviniz: Ben arabım, Kuran Arapçadır ve cennet ehlinin dili de
Arapçadır.(Ġbnu‟l Cevzi, El- Mevzuat 62, 541)
Sayfa:108
Ders Kitabı Sayfa:108
? 108- Benden sonra bazı liderler gelecektir ki bunlar benim bildirdiğim doğru yolu terk
edeceklerdir. Ġçlerinden insan Ģeklinde olan ama kalpleri Ģeytanın kalbi gibi olan kiĢiler
çıkacaktır. (Müslim Ġmare 5)
? 108- Ölü yakınlarının ağlaması yüzünden azaba uğrar.(Buhari Cenaiz 32; Müslim Cenaiz
17; Muvatta Cenaiz 12)
Sayfa:109-114
Ders Kitabı Sayfa:109
109- …. (Hz. AiĢe) ben, Resulullah‟ın önünde sedirin üzerinde yatarken onu namaz kıldığını
gördüm. (Müslim, Salat, 266,270)
? 109- …çocuklarımız 7 yaĢına girdiğinde… (Tirmizi Salat )
110- … çocuğu umame kucağındayken insanlara namaz kıldığını (Müslim, Mesacit, 41)
?110- Çocukların mescitten uzak tutulması (Ġbn Mace, Mesacit, 5)
110- Tablo: Hz.Muhammed (sav)
? 111- K,m sabah namazına gidersem iman bayrağıyla gitmiĢ olur. (Ġbn Mace, Ticarat, 40)
Sayfa:114
Ders Kitabı Sayfa:114
Enam: 50-De ki: “Size, „Allah‟ın hazîneleri benim yanımdadır!‟ demiyorum; gaybı da bilmem;(1)
size, „ġübhesiz ben bir meleğim‟ de demiyorum! (Ben) ancak bana vahyolunana tâbi„ olurum.”
De ki: “Kör ile gören (kâfir ile mü‟min) bir olur mu?” Hiç düĢünmez misiniz?
-Araf: 188-De ki: “Benim kendim için, Allah‟ın dilemesi dıĢında, ne bir faydaya, ne de bir
zarara mâlik değilim!(1) Çünki gaybı biliyor olsaydım, daha çok hayır elde ederdim ve bana
hiçbir kötülük dokunmazdı! Ben ancak, îmân edecek bir kavim için bir korkutucu ve bir
müjdeleyiciyim.”
-Yunus: 20-“Ona, Rabbinden (bizim istediğimiz gibi) bir mu„cize indirilmeli değil miydi?”
diyorlar. O hâlde de ki: “Gayb ancak Allah‟ındır; (eğer îmân etmezseniz) artık (cezânızı)
bekleyin, doğrusu ben de sizinle berâber (azâbınızın nasıl olacağını) bekleyenlerdenim!”
-Cin: 26-(Bütün) gaybı hakkıyla bilen (O‟)dur; hem gaybına hiç kimseyi muttali„ kılmaz.
? 114- Hz.Peygamber (sav) ‟in hanımları kendisine sorarlar: “ Ahirette sana en önce hangimiz
kavuĢacaktır ?” diye sorarlar. Hz. Hz.Peygamber (sav) (sav)(sav)(sav) : “kolu en uzun
olanlınız” buyurdu.(Buhari Zekat 11)
114- Ġnsanlar, hayırda ve Ģerde KureyĢ‟e tabidirler.(Buhari Zekat 11)
? 115- Tabinin en hayırlısı Üveys‟tir.(Müzlim Fedailus-Sahabe,224)
? 115- Kıyamet alametleri 200 yıldan sonradır.(Ġbn Mace, Fiten, 28)
Sayfa:116
“Kim bana yalan isnat ederse cehennemdeki yerini hazırlasın.”
38,51,77,116)
(Buhari, Ġlim,38) (Bak
5.ÜNĠTE
1-AĢağıdakilerden hangisi bir ravide bulunması gereken adaletle ilgili Ģartlardan değildir?
2-Hadisin sahih olup olmadığını, baĢka bir ifadeyle rivayetlerin Hz. Peygambere ait olup
olmadığını belirlemek için yapılan eleĢtiri faaliyetine ne denir?
3-Senet üzerinde yapılan incelemeye ve bu inceleme sonunda ravilere ve senet zincirine
yönelik değerlendirme ve tenkitlere ne denir?
4-Ġsnat ve ravileri eleĢtirmek gibi tedbirlerle yetinmeyen Muhaddisler hadis metinlerini de
eleĢtirme yoluna gitmiĢlerdir? Ve bunu hangi ölçütler ıĢığında yapmıĢlardır.
5.Metin tenkidinin ölçüleri nelerdir ?
6.Bir rivayetin Kur‟an‟a uygun olması ne demektir?açıklayınız.
7.Hadisleri değerlermede akıldan nasıl yararlanabiliriz?yazınız
8.Bir Hdisin tarihi verilere uygun olması ne demektir?
9.Bir hadisi tenkit etmekle inkar etmek arasında fark nedir?
10.AĢağıdakilerden hangisi adil bir ravide aranan özelliklerden birisi değildir?
11.AĢağıdakilerden hangisi zabt sahibi bir ravide ararnan bir özelliktir?
12.AĢağıdakilerde hangisi „‟hadis metninin dilinin tutarlı olması „‟ilkesiyle çeliĢir?
13. AĢağıdakilerde hangisi bir hadisin sıhhatini belirlemek için baĢvurulan uygulamalardan
biri değildir?
14.Hadis rivayet eden kiĢinin güvenilir olmasına …………..denir.
15…………….,Ravinin duyduğu sözü iyi muhafaza etmesidir .
16……………..,senedin kendisinde son bulduğu hadisin asıl kısmıdır.
6.ÜNĠTE KONU ANLATIMLI SORU-CEVAPLI
Sayfa:121
Ders Kitabı Sayfa: 121
Garibu‟l-hadis ne demektir?
92- garibu‟l-hadis denir. Bu kelimelerin açıklanmasını konu edinen ilim dalına da garibu‟lhadis ilmi denir.
Sayfa:122
Ders Kitabı Sayfa: 122
Muhtelifu‟l-hadis nedir? Bir örnek vererek açıklayınız.
GörünüĢte içerikleri birbiriyle çeliĢen, fakat dikkatle incelendiği zaman genelde bir çeliĢki
olmadığı anlaĢılan hadislere muhtelifu‟l-hadis denir. Böyle çeliĢkili hadislerin durumunu
açıklayıp aralarını uzlaĢtırmaya çalıĢan ilim dalına da te‟vilu muhtelifu‟l-hadis (çeliĢik hadisleri
uzlaĢtırma ilmi) adı verilir.
Örneğin bir hadiste, Hz. Peygamberin (sav)ayakta su içmeyi yasakladığı nakledilirken,
Abdullah b. Ömer, “Hz. Peygamberin (sav) ayakta su içtiğini” haber vermiĢtir. Bu iki
haberden anlaĢıldığına göre Hz. Peygamber (sav) oturarak su içmeyi uygun görmekle beraber,
gerektiği zaman ayakta da su içilebileceğine de müsaade buyurmuĢlardır.. Dolayısıyla bu iki
rivayet arasında bir çeliĢki yoktur.
122- Üzerinde sarı renkli elbise bulunan kadına Hz. Peygamber “güzel olmuĢ”
demiĢtir.(Buhari, Edeb, 17)
Sayfa:123
Ders Kitabı Sayfa: 123
Neden bazı rivayetlerin çeliĢkili olduğu sanılmıĢtır?
94-Hz. Peygamberin (sav)söz ve uygulamaları, çeĢitli olay ve durumlar karĢısında farklılıklar
göstermiĢ, bu farklılıklar hadis kitaplarına da yansımıĢtır. Bazen, Hz. Peygamber yer, zaman ve
içinde bulunduğu ortama göre farklı hareket etmiĢ, bazen kiĢilere onların durumlarına göre
özel hükümler vermiĢ, tavsiyelerde bulunmuĢtur. Topluluğa konuĢmasıyla kiĢilerin özel
durumlarına yönelik konuĢması farklı olabilmiĢtir. Bütün bunlar aynı hadis kitabının içinde
yer aldığı zaman bazı rivayetlerin çeliĢkili olduğu sanılmıĢtır.
123- Tablo: “Talebu‟l ilmi cihadun” “Ġlim öğrenmek cihattır.”
Sayfa:124
Ders Kitabı Sayfa: 124
124- Hz. Peygamber ayakta su içmeyi yasakladı.(Buhari, EĢribe, 16; Ahmed b. Hanbel,
Müsnet, c.3, s277)
Sayfa:125
Ders Kitabı Sayfa: 125
125- Fıkıh bilgisin, nakleden nice kimseler vardır ki anlama kabiliyetine sahip değildir. Nice
kimsler de vardır ki, sahip* olduğu bilgiyi kendilerinden daha iyi anlayana ulaĢtıtırlar.(Ebu
Davud, Cenaiz, 18)
125- Ölen kimse, içinde öldüğü elbisesi ile diriltilecektir.(Ebu Davud, Cenaiz, 18)
125- Hz. Peygamber (sav), gecenin sonunda teheccut namazına kalkar ve sabah ezanı
okununca da sabah namazının iki rekat sünnetini kılardı. Eğer ben uyanıksan benimle sohbet
eder, değilsem sağ tarafına uzanıp yatardı.(Buhari, Teheccut, 23)
Fıkhu‟l-hadisi bir örnekle açıklayınız.
Fıkhu‟l-hadis, hadis ve sünneti doğru anlamak, Hz. Peygamberin (sav) amacını iyi
kavramaktır. Daha dar anlamda ise fıkhu‟l-hadis, hadislerden fıkhi hüküm çıkarmayı konu
edinir.
Hz. Peygamber çoğu zaman muhatabın anlayabileceği Ģekilde, sade ve doğrudan anlatımı
tercih etmiĢtir. Ancak yeri geldiğinde mecaz, teĢbih (benzetme), temsili anlatım gibi dolaylı
anlatım üslubuna da baĢvurmuĢ, muhataplarından bazıları bu dolaylı uslubu anlamakta
zorlanmıĢlardır.
Örneğin; sahabi Ebu Said el-Hudri ölüm hastalığında yeni elbiselerini giymiĢ, sebebini
soranlara “Çünkü Allah‟ın Resulü (sav) ölen kimse, içinde öldüğü elbiselerle diriltilecektir.
Buyurdu.” demiĢtir. Halbu ki Hz. AiĢe‟nin açıklamasına göre Hz. Peygamber buradaki „‟siyab‟‟
(elbise) kelimesiyle, „‟ameli‟‟ kasdetmiĢ, bu sözüyle de „‟herkes dünyada iĢlediği amelle diriltilip
haĢrolunacaktır.‟‟ Demek istemiĢtir.
Sayfa:126
Ders Kitabı Sayfa: 126
Tablo: BeĢ Ģeyin kıymetini beĢ Ģeyden önce bil.
Ölümden önce hayatın, hastalıktan önce sıhhatin, yoğunluktan önce boĢ vaktin, ihtiyarlıktan
önce gençliğin, fakirlikten önce zenginliğin.
126- Ebu Said El Hudriden: Hz. Peygamber (sav) “Cuma günü gusl etmek, buluğa ermiĢ
herkese vaciptir.” buyurdu. (Müslim, Cuma, 1)
126- Her kim Cuma namazına gelirse yıkanarak gelsin. (Kitab‟ül Hücce, 281)
126- Ameller niyetlerle göredir…(Buhari, Bedul Vahiy, 1) ayrıca bak, s.44,77,78
Esbabu vurudi‟l-hadisi açıklayarak, önemini belirtiniz.
Hadis ilminin, Hz. Peygamberin (sav)söz ve davranıĢlarının hangi sebeplere dayandığını
araĢtıran dalına Esbabu vurudi‟l-hadis (Hadislerin söyleniĢ sebepleri) adı verilir.
Hz. Peygamberin (sav)bir konuyla ilgili söz ve davranıĢının gerçek amacını anlayabilmek
için „‟sebebi vurud‟‟ (söyleniĢ sebebi) çok önemlidir. Çünkü, hadis ve sünnetin dayandığı
sebebi bilmek, o söz ve tatbikatın dini açıdan ne ifade ettiğini anlamamıza yardımcı olur.
Sayfa:128
128-“Güçsüzün,incitilmeksizin hakkını alamadığı bir toplum(ümmet) yücelmez.”(ibn
mace,sadakat 17)
Sayfa:129
129-Tablo: “ Yetimin hakkını koruyanla ben cennette Ģöyle beraberiz”
Ayet:Duha suresi “yetimi hor görme”
Sayfa:130
Ders Kitabı Sayfa:130
Ahzab: 40
Muhammed (sav), sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir; fakat Allah‟ın Resûlü ve
peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise, herĢeyi hakkıyla bilendir
Sayfa:131
Ders Kitabı Sayfa: 131
131-“Namazı benden gördüğünüz gibi kılınız. Buhari,ezan 18.
Dinin anlaĢılmasında ve yorumlanmasında hadis ve sünnetin iĢlevsel değeri nedir? Kısaca
açıklayınız.
1-Kur‟an doğrultusunda hüküm getirir ve onun hükümlerini pekiĢtirir.
2-Kur‟an-ı açıklar ve yorumlar
3-Yeni hükümler getirir
132-“O söylediğim Ģahsi kanaatten ibarettir. ĠĢe yararsa uyarsınız. Bende ancak sizin gibi bir
insanım. ġahsi kanaat hatalı da olabilir. Ġsabetlide fakat size yüce Allah‟ın bana bildirdiği bir
Ģey söylersem bilin ki asla Allah‟a yalan nispet etmem.”(ibn.mace ruhun,15,müslüm,fedail,141)
133-“ Ġman etmedikçe cennete giremezsiniz,birbirinizi sevmedikçe iman etmiĢ
olamazsınız.”(müslüm,iman,93)
134-“Müminler birbirlerini sevmekte…..
-“Müslüman müslümanın kardeĢidir…..
-“Mümin ülfeteden(uzlaĢıp kaynaĢan)insandır. Üflet etmeyen ve kendisiyle ülfet
kuramayan kuramayan insanda hayır yoktur. “(Ahmet b. Hambel,müsnet,C.II,400)
- Yemekten önce ve sonra elleri yıkamak. (Tirmizi,etime) 39
Mideyi tıka basa doldurmamak.(Tirmizi,zühd,47)
Nisa: 29
Ey îmân edenler! Kendiliğinizden anlaĢarak yaptığınız bir ticâret olması müstesnâ,
mallarınızı aranızda bâtıl (haram yollar)la yemeyin ve nefislerinizi (kendinizi ve
birbirinizi) öldürmeyin! ġübhesiz ki Allah, size karĢı çok merhametlidir.
Nahl: 44
(O peygamberleri) mu„cizelerle ve kitablarla (gönderdik). Sana da, kendilerine indirileni
(helâl ve harâmı) insanlara açıklayasın diye Zikr‟i (Kur‟ân‟ı) indirdik; tâ ki düĢünsünler.
Bakara: 43
Hem namazı hakkıyla edâ edin, zekâtı verin ve rükû„ edenlerle berâber rükû„ edin!
Tevbe-60
Sadakalar (zekâtlar), Allah‟dan bir farz olarak ancak, fakirlere, yoksullara, (zekâtı toplamak
için me‟mur kılınmakla) onun üzerine çalıĢanlara, kalbleri (Ġslâm‟a) ısındırılacak olanlara,
(âzâd edilmek üzere efendisiyle belli bir bedel karĢılığında anlaĢmıĢ olan) kölelere,
borçlulara, Allah yolunda olanlara ve yolda kalmıĢlara mahsustur.(1) Ve Allah, Alîm
(menfaatinize olanı hakkıyla bilen)dir, Hakîm (en doğru hükmü veren)dir.
Sayfa:132
Ders Kitabı Sayfa:132
Ahzab: 40
Muhammed (sav), sizin erkeklerinizden hiçbirisinin babası değildir; fakat Allah‟ın Resûlü ve
peygamberlerin sonuncusudur. Allah ise, herĢeyi hakkıyla bilendir.
Kalem: 4
Ve muhakkak ki sen, gerçekten yüce bir ahlâk üzerindesin!(3)
Tevbe: 128
ġânım hakkı için, size kendinizden öyle (izzetli) bir peygamber geldi ki, sıkıntıya düĢmeniz
ona ağır gelir; size düĢkündür, mü‟minlere karĢı çok Ģefkatlidir, merhametlidir.(1)
Ali Ġmran: 159
ĠĢte Allah‟dan bir rahmet iledir ki, sen onlara yumuĢak davrandın. Hâlbuki kaba, katı kalbli
olsaydın, elbette (onlar) etrâfından dağılırlardı. Artık onları affet, onlar için mağfiret dile ve
(hakkında vahiy gelmeyen bir) iĢ husûsunda onlarla istiĢâre et!(1) Fakat (bir görüĢte) karar
kıldığında, artık (iĢe giriĢ ve) Allah‟a tevekkül et! Muhakkak ki Allah, tevekkül edenleri sever.
Sayfa:134
Ders Kitabı Sayfa: 134
Hadiste evrensellik nedir? Kısaca açıklayınız.
Hadiste evrensellik; hadis ve sünnetin bütün insanlara yönelik bir mesaj içermesi ve
uyulduğunda Hz. Peygamberin (sav)gözettiği amacın gerçekleĢmiĢ olmasıdır.
135-Tablo: “ Niyey hadisi…. Osmanlıca anlamı:………… Amellerin kıymeti niyetlere bağlıdır.
Herkesin niyet ettiği ne ise eline geçecek odur.”
-“Eğer ümmetime zahmet vermeyecek olacağını bilseydim,her abdest alırken misvak
kullanmalarını emrederdim.”(Buhari,Cuma,8)
-“Hilali oruç tutun, hilali görünce bayram yapın.”(“Buhari,sıyam,”)
Sayfa:135
Ders Kitabı Sayfa: 135-137
Peygamber Efendimiz (sav)‟in Kendisine itaat edilmesi ve örnek alınması Allah tarafından
emredilen bir peygamber olması yönünü açıklayınız.
Hz. Peygamberin (sav)dinle ilgili söz, eylem ve davranıĢları mü‟minleri bağlayıcı kabul
edilmiĢtir.
Kur‟an-ı Kerim, Hz. Muhammed (sav)‟e itaat edilmesini isterken peygamberlik
cihetine, onu örnek gösterirken de ahlaki meziyetlerine dikkat çekmiĢtir. Bu durumda, Hz.
Muhammed (sav)‟in söz ve eylemlerinin bağlayıcılık yönü, onun peygamberlik görevi ve
ahlaki kiĢiliğiyle alakadardır.
Hz. Peygamberin (sav) Allah‟tan alıp insanlara tebliğ ettiği vahiy çerçevesinde açıklamak,
uygulamak, öğretmek, tavsiye etmek Ģeklinde tezahür eden hadis ve sünneti bağlayıcıdır.
Örneğin; namaz, oruç, hac ve zekat gibi konularda yaptığı açıklamalar ve uygulamalar
bağlayıcıdır.
Hz. Peygamberin (sav) beĢer olarak ortaya koyduğu davranıĢlarıyla, içinde yaĢadığı
toplumun örf ve adetlerine tabi olarak yaptığı fiillerinde ise bir nur bir edep vardır. Yapan
sünneti seniyyededen hissesinin ziyadeleĢtirir. Yapmayan için bir ceza yoktur ama sünnet-i
seniyyenin feyzinden ve nurundan mahrum kalır.
Mesela; Sıradan iĢler nevinden olan yiyecek ve giyecek türleri, giyim kuĢam tarzı, yemeği
yerde ve eliyle yemesi, sağ tarafa yatması vb.
Unutmayalım ki Hz. Peygamber (sav)‟i hatırlamak bizi Cenab-ı Hakkı hatırlamaya götürür ki
amaçta
budur.
“Muhammed beĢer idi fakat bizim gibi değil,
O taĢlar arasındaki bir yakut gibiydi.”
Ders Kitabı Sayfa: 135
Hadiste yerellik ne demektir? Bir örnekle açıklayınız.
Hadiste yerellik; Hz. Peygamberin (sav)söz, davranıĢ ve eylemlerine yansıyan, kendi
dönemine özgü bölgesel, sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik özelliklerdir.
Bu özellikleri taĢıyan hadisler vermek istedikleri mesajlar bakımından evrensel nitelikte
olabilir. Ancak, kiĢilerin özel durumlarıyla ilgili ya da dünyevi bilgi ve beceri isteyen
konularda söylenmiĢ hadislerin herkese yönelik bir mesaj taĢıması gerekmez.
Örneğin; peygamberimiz diĢ temizliğine çok önem vermiĢ ve her vesileyle diĢlerin
temizlenmesini tavsiye etmiĢtir. O gün diĢ temizliği için kullanılan en uygun araç, erak
ağacının dalı ya da kökünden elde edilen misvaktır. Bugün misvak yerine daha elveriĢli diĢ
temizleme araçları geliĢtirilmiĢse misvakta ısrar etmenin bir anlamı yoktur. Çünkü Hz.
Peygamberin (sav)konu ile ilgili hadislerinden çıkarılacak evrensel ve değiĢmez mesaj diĢ
temizliğidir. Görüldüğü gibi ilgili hadislerde bulunan yerel unsur, yani araç değiĢebilmekte
ama evrensel unsur, yani amaç değiĢmemektedir. Çünkü araçları, zaman, mekan ve imkanlar
belirler. Bize düĢen sünnetin uygulanmasındaki asıl maksadı günümüze taĢımaktır.
Sayfa:136
136-“doğru olunuz,doğruluğa yöneltiniz.”(Ahmet b. Hambel, müsned 4,231)
-“Kötü zandan sakınınız,çünkü zan sözlerin en yalan olanıdır. Bir birinizin açığını ortaya
çıkarmaya çalıĢmayınız. Bir birinizin sırlarını araĢtırmayınız. Bir birinizle çıkar yarıĢına
girmeyiniz. Bir birinize haset etmeyiniz. Bir birinize buğuz etmeyiniz. Bir birinize sırt
çevirmeyiniz. Ey Allah‟ın kulları kardeĢ olunuz.”( Müslim Bir,28)
Sayfa:137
Ders Kitabı Sayfa:137
137-Tablo: ……… Anlamı: KiĢi mümin kardeĢinin ihtiyacını gidermedikçe Allah onun
ihtiyacını gidermez.
Ahzab: 21-And olsun ki sizin için, Allah‟a ve âhiret gününe kavuĢmayı uman ve Allah‟ı çok
zikreden kimseler için Allah‟ın Resûlünde güzel bir örnek vardır.(2)
6.ÜNĠTE
1-Hadislerde az kullanıldığı için anlaĢılması zor olan ve açıklamayı gerektiren kelimelere ne
denir?
2-GörünüĢte içerikleri birbiriyle çeliĢen, fakat dikkatle incelendiği zaman genelde bir çeliĢki
olmadığı anlaĢılan hadislere ne denir?
3-Hadis ve sünneti doğru anlamayı, Hz. Peygamberin amacını iyi kavramayı. Daha dar
anlamda ise hadislerden fıkhi hüküm çıkarmayı konu edinen ilme ne denir?
4-Hz. Peygamberin söz ve davranıĢlarının hangi sebeplere dayandığını araĢtıran ilme ne ad
verilir?
5-AĢağıdakilerden hangisi dinin anlaĢılmasında ve yorumlanmasında hadis ve sünnetin iĢlevsel
değerlerinden biri değildir?
6-Hz. Peygamber, hangi yönüyle örnek alınacak ve insanlara model olacaktır? Yani hangi
yönüyle bağlayıcı olacaktır?
7-Cümledeki boĢluğu doldurunuz.
Hz. Peygamberin söz, davranıĢ ve eylemlerine yansıyan, kendi dönemine özgü bölgesel,
sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik özelliklere hadiste …………yerellik…….. denir.
8-Cümledeki boĢluğu doldurunuz
Hadis ve sünnetin bütün insanlara yönelik bir mesaj içermesi ve uyulduğunda Hz.
Peygamberin gözettiği amacın gerçekleĢmiĢ olmasına hadiste
…………evrensellik…………denir.
9-Mütevatir hadis dıĢında kalan bütün rivayet çeĢitlerine ne ad verilir?
1.ÜNĠTE
KUR‟AN‟A GÖRE HZ. MUHAMMED‟(sav)ĠN KONUMU
SAYFA: 22-23
ĠMÂNLA ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1:‫_ عن عبداهلل بن عمرك ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنهما عن النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
ً
ً
ً
ً ً ًً ً ً ً
‫ كالٍ يم ىهاجير ىم ٍن ىى ىجىر ىما نىػ ىهى اللَّوي ىعٍنوي‬، ‫الٍ يم ٍسل يم ىم ٍن ىسل ىم الٍ يم ٍسل يمو ىف م ٍن ل ىسانو ىكيىده‬
“….. Abdullah b. Amr (ra)‟dan rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Müslüman, dilinden ve elinden (diğer) Müslümanların selamette kaldığı kimsedir.
Muhâcir ise, Allah‟ın yasakladıklarını terk edendir.” Buhârî, Îmân 4
2‫ىع ٍن و‬
:‫أنس ىر ًض ىى اللٌوي ىعٍنوي عن النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
ًً
ًً
ً ً
‫ب‬
َّ ًُ‫ب إًلىٍي ًو ًِمٌاى ًس ىو ياهىا ىكاى ٍف ي‬
َّ ‫ىح‬
‫ثىالى ه‬
‫ ىم ٍن ىكا ىف اللٌوي ىكىر يسوليوي أ ى‬:‫ث ىم ٍن يك َّن فيو ىك ىج ىد ِب َّن ىحالىىكةى اٍالميىاف‬
ًً ً ً
‫ود ًِف اٍل يك ٍف ًر بىػ ٍع ىد اى ٍف أىنٍػ ىق ىذ ىَ يق اللٌوي ًمٍنوي ىك ىما يى ٍكىرهي أى ٍف‬
‫ ىك اى ٍف يى ٍكىرىه أى ٍف يػيعي ى‬،‫اٍ٘تىٍرءى الى يُبُّوي االَّ للٌو‬
‫ؼ ًِف النٌاى ًر‬
‫يػي ٍق ىذ ى‬
….. Enes ibni Malik (ra)‟dan rivayet edildiğine göre Peygamber (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Üç özellik vardır. Bunlar kimde bulunursa o, imanın tadını tadar:
Allah ve Resûlünü (bu ikisinden baĢka) herkesten fazla sevmek. Sevdiğini Allah için sevmek.
Allah kendisini küfür bataklığından kurtardıktan sonra tekrar küfre dönmeyi, ateĢe atılmak
gibi çirkin ve tehlikeli görmek.” Müslim Ġman: 67
3:‫_ عن عبداهلل بن عمرك ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنهما قاؿ‬
ً
ً ‫اى َّف رجالن سأ ىىؿ رس ى‬
ً ‫ىم اًس‬
‫ ىكتىػ ٍقىرأي‬،‫ تيطٍعً يم الطَّ ىع ىاـ‬:‫اؿ‬
‫الـ ىخٍيػهر؟ قى ى‬
ٍ ُّ ‫ أ‬: ‫كسلَّ ىم‬
‫وؿ اهلل ى‬
‫صلٌ ىى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ىي ى ىي‬
‫ؼ‬
ٍ ‫ت ىكىم ٍن ىَلٍ تىػ ٍع ًر‬
َّ
‫لى ىم ٍن ىعىرفٍ ى‬
‫الس ىَ ى‬
‫الـ ىع ى‬
…. Abdullah b. Amr (ra)‟dan rivayet edildiğine göre:
Resulullah‟a biri, “Ġslâm‟ın en hayırlısı hangisidir?” diye sorunca Ģöyle buyurmuĢtur;
“(Ġnsanlara) yemek yedirmen ve tanıdığına ve tanımadığına selam vermendir”
Buhari, Ġman:6
4ً
:‫كسلَّم قاؿ‬
‫عن أًىِب يىريرىة رضي اللَّو عنو ىعن رسوؿ اللَّو ى‬
ٍ
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
-
ً ‫اآلخ ًر فىالى يػ ٍؤًذ جاره كمن ىكا ىف يػ ٍؤًمن بًاللَّ ًو كالٍيػوًـ‬
ً ‫من ىكا ىف يػ ٍؤًمن بًاللَّ ًو كالٍيػوًـ‬
‫اآلخ ًر فىػ ٍليي ٍك ًرٍـ‬
‫ي‬
ٍ ‫ي ى ى ىى‬
ٍ‫ى‬
ٍ‫ى ى‬
ٍ‫ى ى‬
‫ي ي‬
‫ي ي‬
ً
ً ً ً
ً
‫ت‬
‫ى‬
ٍ ‫ضٍيػ ىفوي ىكىم ٍن ىكا ىف يػي ٍؤم ين بًاللَّو ىكالٍيىػ ٍوـ اآلخ ًر فىػ ٍليىػ يق ٍل ىخٍيػنرا ٍأك ليىس يك‬
….. Ebu Hureyre (ra)‟den rivayet edildiğine göre Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu.
“Allah‟a ve ahiret gününe imân eden kimse, komĢusunu rahatsız etmesin. Allah‟a ve ahiret
gününe imân eden kimse misafirine ikram etsin. Allah‟a ve ahiret gününe imân eden kimse,
ya faydalı söz söylesin veya sussun.” Müslim, Îmân, 75
5‫ىع ٍن و‬
:‫أنس ىر ًض ىى اللٌوي ىعٍنوي عن النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
ً
‫ب لًنىػ ٍف ًس ًو‬
ُّ ًُ‫ب ًأل ىَ ًخ ًيو ىما ي‬
َّ ًُ‫أح يد يك ٍم ىح ََّّت ي‬
‫الى يػي ٍؤم ين ى‬
….. Enes (ra)‟den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur.
“Hiçbiriniz kendiniz için arzu ettiğinizi kardeĢiniz için arzu etmedikçe (tam) iman etmiĢ
olamaz.”
Buhârî, Îmân, 7
6ً‫ى‬
:‫وؿ‬
‫اٗتدرم ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنو‬
‫عن أىب سعيد‬
‫وؿ اللٌ ًو صلى اهلل عليو كسلم يىػ يق ي‬
‫ت ىر يس ى‬
‫ٔت ٍع ي‬:‫قاؿ‬
ٌ
ً
ً
ًً
‫ف‬
ٍ ‫ك‬
‫ىم ٍن ىرأىل ًمٍن يك ٍم يمٍن ىكنرا فىػ ٍلييػغىيِّػٍرهي بًيىده فىًإ ٍف ىَلٍ يى ٍستى ًط ٍػع فىبًل ىسانًًو فىًإ ٍف ىَلٍ يى ٍستى ًط ٍػع فىبً ىق ٍلبً ًو ىك ىذل ى‬
‫أض ىع ي‬
ً ‫اٍ ًإليػم‬
‫اف‬
‫ى‬
….. Ebu Said el-Hudri (ra), Resulullah (sav)‟i Ģöyle buyururken iĢittim dedi:
“Kim bir kötülük görürse onu eliyle değiĢtirsin. ġayet eliyle değiĢtirmeye gücü yetmezse,
diliyle değiĢtirsin. Diliyle değiĢtirmeye de gücü yetmezse, kalbiyle düzeltme cihetine gitsin ki,
bu imanın en zayıf derecesidir.” Müslim, Îmân, 78
2.ÜNĠTE
HADĠS ĠLMĠ VE TEMEL KAVRAMLARI
SAYFA: 44-45
ĠBADETLE ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1ً
ً
‫وؿ‬
‫كسلَّم ي يق ي‬
‫رس ى‬
‫ى‬
‫ٔتع ي‬
ٍ ‫كع ٍن عيمر ىرض ىى اللٌوي ىعٍنوي قاؿ‬
‫وؿ اهلل ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ت ي‬
ً
ً ًً
‫ت ًى ٍجىرتيوي إً ىَل اهللً ىكىر يسولًًو فى ًه ٍجىرتيوي إً ىَل‬
ٍ ‫َّإَّناى اٍأل‬
ٍ ‫ فى ىم ٍن ىكانى‬، ‫ ىك إًََّّنىا ل يك ِّل ٍام ًر وئ ىما نىػ ىول‬، ‫ىعماى يؿ بالنٌػيٌاىت‬
ً
ً ‫ كمن كاىنى‬، ‫اهللً كرسولًًو‬
ً
ً ‫و‬
ً
ً
‫اجىر إً ٍلي ًو‬
ٍ ٍ ‫ىى‬
‫ت ى ٍجىرتيوي ل يدنٍػيىا ييصيبيهاى أى ًك ٍامىرأىة يىػٍنك يحهاى فىو ٍَ ٍجىرتيوي إ ىَل ماى ىى ى‬
‫ىى ي‬
….Hz. Ömer (ra)‟den rivayet edilmiĢtir. O, Resulullah (sav)‟in Ģöyle buyurduğunu iĢittim
dedi:
“Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği Ģey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah‟a ve
Resûlü‟ne ise , onun hicreti Allah ve Resûlünedir. Kim hicreti de elde edeceği bir dünyalığa
veya nikahlayacağı bir kadına ise onun hicreti de o hicret ettiği Ģeyedir.” Buhari, Bad‟ul-Vahy,1;
Müslim, Ġmaret, 155
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 77,78)
2ً ‫أف رس ى‬
: ‫اؿ‬
‫ قى ى‬، ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫وؿ اهلل ى‬
‫ َّ ى ي‬، ‫ رضي اللَّو ىعٍنػ يه ىما‬، ‫مر‬
‫ىك ىع ًن ابن عي ى‬
‫الـ ىعلىى ٓتىٍ و‬
ً
َّ ‫هادةً أى ٍف الى إًلىوى إًالَّ اهللي ىكأ‬
‫الصالةً كإًيتى ًاء‬
‫ىف يُمى َّمدان ىر ي‬
َّ ‫ ىكإقى ًاـ‬، ً‫سوؿ اهلل‬
‫ ىش ى‬: ‫س‬
ٍ ٍ‫ِن ا‬
‫إلس ي‬
‫بي ى‬
ً ‫ك‬،‫ت‬
ً ‫ كحجً الٍبػي‬،ً‫الزىكاة‬
َّ
‫ضا ىف‬
‫ص ٍوـ ىرىم ى‬
ٍ‫ى ٌ ى‬
‫ىى‬
.. Ġbni Ömer (ra)‟den rivayet edildiğine göre Resûlullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur.
"Ġslâm dini beĢ esas üzerine kurulmuĢtur: Allah'tan baĢka ilâh olmadığına ve Muhammed'in
Allah'ın kulu ve resulü olduğuna Ģehâdet etmek, namaz kılmak, zekât vermek, hacca gitmek
ve ramazan orucunu tutmak." Buhârî, Îmân 1, 2;Müslim, Îmân, 21.
3ً ‫ ىًٔتعت رس ى‬:‫عن أىب ىريرة ر ًضي اللٌو عٍنو قاؿ‬
:‫وؿ‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم يػى يق ي‬
‫ى ى يى‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫ٍ ي ىي‬
‫اب أح ًد يكم يػ ٍغتى ًسل ًمٍنو يك َّل يػووـ ٓتىٍس مَّر و‬
ً ‫أف نػى ٍهران بًب‬
َّ ‫أ ىىرأيٍػتي ٍم لى ٍو‬
‫قى ًم ٍن ىد ىرنًًو ىشٍي هٌئ؟‬
‫ب‬
‫ػ‬
‫ي‬
‫ل‬
‫ى‬
‫ات‬
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ى ى‬
‫ى‬
ٍ‫ى ٍ ى ي ي ى‬
‫ٍ ى‬
ً
ً ‫الصلىو‬
ً ‫ات اٗتى ٍم‬
‫اٗتىطىايىا‬
ٍ ‫ ميىٍ يحوا اللٌوي ِبًً َّن‬،‫س‬
َّ ‫ك ىمثى يل‬
‫ فى ىذل ى‬:‫ قاى ىؿ‬.‫قى ًم ٍن ىد ىرنًًو ىشٍي هٌئ‬
‫الى يػىٍب ى‬:‫قاليوا‬
……Ebû Hüreyre (ra)‟den
rivayet edilmiĢtir. O, Resulullah (sav)‟in Ģöyle buyurduğunu
iĢittim dedi:
"Ne dersiniz? Birinizin kapısının önünde bir nehir olsa da o kimse her gün bu nehirde beĢ
defa yıkansa kirinden bir Ģey kalır mı?” Sahabiler:
" O kimsenin kirinden hiçbir Ģey kalmaz, dediler. Resul-i Ekrem:
" BeĢ vakit namaz iĢte bunun gibidir. Allah beĢ vakit namazla günahları silip yok eder.”
buyurdular.
Müslim, Mesacid,283
4ً ‫ ىًٔتعت رس ى‬:‫عن عثماف بن عفا ىف ر ًضي اللٌو عٍنو قاؿ‬
:‫وؿ‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم يىػ يق ي‬
‫ي‬
‫ى ى ي ىي‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫ٍ ي ىي‬
‫و‬
ً
‫من صلٌى الٍعً ىش ًاء ًِف ىّت و‬
‫صلٌ ىى‬
ُّ ‫صلٌ ىى‬
‫ص ى‬
‫ىى‬
ٍ ‫اعة فى ىكأىََّّنىا قى ىاـ ن‬
‫الصٍب ىح ًِف ىّتىا ىعة فى ىك َّأَّناى ى‬
‫ ىكىم ٍن ى‬،‫ف اللٍَّي ًل‬
‫ىٍ ى ى‬
.‫اللٍَّي ىل يكلَّوي‬
…… Hz. Osman (ra)‟den rivayet edilmiĢtir. O, Resulullah (sav)‟in Ģöyle buyurduğunu iĢittim
dedi:
"Kim yatsıyı cemaatle kılarsa sanki gecenin yarısını ihya etmiĢ gibi olur. Kim de sabah
namazını cemaatle kılarsa sanki gecenin tamamını namazla geçirmiĢ gibi olur." Müslim,
Mesacid,260
5ً ‫ قاؿ ي‬:‫عن جابر ر ًضى اللٌو عٍنو قاؿ‬
: ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫ى ى يىي‬
‫رسوؿ اللٌو ى‬
‫و‬
‫ص ىدقىةه‬
‫يك ٌلي ىم ٍعيركؼ ى‬
…. Cabir (ra)‟dan rivayet edilmiĢtir. O, Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ın Ģöyle
buyurduğunu söylemiĢtir;
“Her (meĢru ve ) güzel iĢ sadakadır” Buhari, Edeb,33
6ً
:‫ام صدقة اعظم اجرا؟ قاؿ‬
‫ يا ى‬:‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم فقاؿ‬
‫عن أىب ىريرة ىرض ىي اللٌوي ىعٍنو قاؿ جاء رجل ايل النيب ى‬
ٌ ‫رسوؿ اللٌو‬
ً ‫َّؽ كاىنٍت ص ًحيح ىش ًحيح ىَتٍش الٍ ىف ٍقر ك تىأ ُّىمل الٍغىًِن كالى ُتيٍ ًهل ح ََّّت اً ىذا بػلىغى‬
‫وـ‬
ٍ ‫ت‬
‫اى ٍف تى ى‬
‫اٖتيٍل يق ى‬
‫ى‬
‫ٍ ى‬
‫ه ى ى ى ي َّ ى‬
‫صد ى ى ى ى ي‬
‫ت لًيفالى وف ىك ىذا ىك لًيفالى وف ىك ىذا ىك قى ٍد ىكا ىف لًيفالى وف‬
‫قيػ ٍل ي‬
….Ebu Hureyre (ra)‟den Ģöyle dediği rivayet edilmiĢtir. “Resulullah (sav)‟e bir adam gelerek
Ģöyle dedi:
-Ey Allah‟ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür? Hz. Peygamber(sav)‟de Ģöyle
buyurdu:
“Güçlü-kuvvetliyken, Sıhhatın yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düĢmekten endiĢe
etmekteyken, daha zengin olmayı düĢlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür. (Bu iĢi)
can boğaza gelip de “falana Ģu kadar”, “ filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal
varislerden Ģunun veya bunun olmuĢtur”
Buhari, Zekat:11; Müslim, Zekat,92
7ً ‫كعن ابن عمر‬
:‫رضى اللٌوي ىعٍنػ يهما عن النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
‫ى‬
ً ٍ ‫الى ىحس ىد إٌالٌى ًِف اثٍػنىتىػ‬
‫ ىكىر يج هل آتىاهي‬،‫َّها ًر‬
‫ فىػ يه ىو يػىٍتػليوهي آنىاءى اللٍَّي ًل ىكآنىاءى النػ ى‬،‫ ىر يج هل آتىاهي اللٌوي ال يقرآ ىف‬:‫ْي‬
‫ى‬
ً
.‫َّها ًر‬
‫اللٌوي ماىالن فىػ يه ىو يػيٍنف يقوي آناءى اللٍَّي ًل ىكآنىاءى النػ ى‬
….Ġbnu Ömer (ra)‟den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
"Sadece Ģu iki kimseye gıpta edilir: Biri Allah‟ın kendisine Kur‟an verdiği ve gece gündüz
onunla meĢgul olan kimse, diğeri Allah‟ın kendisine mal verdiği ve bu malı gece gündüz onun
yolunda harcayan kimse. " Buhari,Tevhit,45; Müslim, Müsafirun,266
3. ÜNĠTE HADĠS TARĠHĠ
SAYFA: 69-70
AHLAKLA ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1:‫رسوؿ اللٌو صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
‫عن مالك انو قد بلغو ا ٌف ى‬
ً
‫ت ًأل يَىُتِّ ىم يح ٍس ىن اٍالى ٍخالى ًؽ‬
‫بيعثٍ ي‬
… Malik‟e ulaĢan habere göre Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” Muvatta, Güzel Ahlak,1
2ًٍ ‫رسوؿ اللٌ ًو صلى اهلل عليو كسلم ىع ًن الً ٌرب ٌَ ًَ ك‬
:‫اؿ‬
‫النواس بن ٔتعاف‬
‫االْث؟ ف ىق ى‬
‫ت ى‬
‫االنصارم قاؿ ىسأىلٍ ي‬
ٌ
‫ى‬
ٌ ‫عن‬
ً ‫اؾ ًِف ص ٍد ًرىؾ كىك ًرىت أ ٍف يطَّلًع علىي‬
ً ٍ‫ كا‬،‫اىلًٍ ُّرب حسن اٗتيلي ًق‬
‫َّاس‬
‫ن‬
‫ال‬
‫و‬
‫ح‬
‫ا‬
‫م‬
:
‫ْث‬
‫ال‬
ٍ
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫يٍي‬
‫ي‬
‫ى‬
Nevvâs b. Sem'an el- Ensari(ra)‟den naklen, Ģöyle demiĢtir:
"Allah Resûlü(sav)‟ne iyilik ve günah hakkında sordum. O da Ģöyle buyurdu:
"Ġyilik güzel ahlâktır. Günah (kötülük) ise vicdanını rahatsız eden ve insanların bilmelerini
istemediğin Ģeydir." Müslim, Birr 14.
3:‫رسوؿ اللٌ ًو صلى اهلل عليو كسلم‬
‫ قاؿ ى‬:‫عن عبداهلل قاؿ‬
َّ ‫الص ٍد ىؽ يػى ٍه ًدم إً ىَل الًٍ ِّرب ىك‬
َّ ‫الص ٍد ًؽ‬
‫ص يد يؽ ىك‬
ٍ ‫إف الًٍ َّرب يىػ ٍه ًدم ىإَل‬
ِّ ‫فإف‬
ِّ ً‫ىعلىٍي يك ٍم ب‬
َّ ‫إتىن ًَّة ىكىما يىػىز ياؿ‬
ٍ ‫الر يج يل يى‬
ً
ً
ً ً ً ‫الص ٍد ىؽ ح ََّّت ي ٍكتى‬
‫ب يػى ٍه ًدم ىإَل الٍ يف يجوًر ىك‬
‫ فىًإ َّف الٍك ٍذ ى‬.‫ب‬
‫ب عٍن ىد اللَّو صدِّي نقا ىك ايٌاى يك ٍم ىكالٍك ٍذ ى‬
‫يىػتى ىحَّرم ِّ ى ي ي‬
ً ٍ‫الرجل ي ٍك ًذب ك يػتىحِّرم ال‬
ً ‫إف الٍ يف يجور يىػ ٍه ًدم ىإَل النَّا‬
َّ
‫ب ًعٍن ىد اللَّ ًو‬
‫ت‬
‫ك‬
‫ي‬
‫َّت‬
‫ح‬
‫ب‬
‫ذ‬
‫ك‬
‫اؿ‬
‫ز‬
‫ػ‬
‫ي‬
‫ا‬
‫م‬
‫ك‬
.
‫ر‬
ٍ
ٍ
‫ي‬
‫ى‬
َّ
‫ى‬
ٌ
‫ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى ي‬
‫ي‬
‫ىك َّذابنا‬
….. Abdullah (ra)'tan rivayet edildiğine göre Allah‟ın elçisi (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
«Doğruluğu elden bırakmayınız. Çünkü doğruluk iyiliğe götürür. Ġyilik de cennete götürür.
KiĢi doğru söylemeye ve doğruluğu araĢtırmaya devam ederse Allah katında en doğru kiĢi
olarak yazılır. Yalandan sakınınız. Çünkü yalan kötülüğe götürür. Kötülük de cehenneme
götürür. KiĢi yalan söylemeye ve yalanı araĢtırmaya devam ederse Allah katında en yalancı
olarak yazılır. Müslim Birr-105
4ً
: ‫كسلَّم قاؿ‬
‫كعن أًىِب يىريرىة رضي اللَّو عنو أىف رسوؿ اللَّو ى‬
ٍ
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
ً‫يد الَّ ًذم ميىٍل‬
ً ‫لصرع ًة إًَّنَّاى الش‬
ً‫يد با‬
ً ‫لىيس الش‬
ً ‫ك نى‬
ً‫ض‬
‫ب‬
‫َّد‬
‫َّد‬
ُّ
‫ي‬
‫ي‬
‫ي‬
‫فسوي عٍند الٍغى ى‬
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ٍ ى‬
….Ebû Hüreyre (ra)‟den nakledildiğine göre Allah Resulü (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Güçlü kimse, güreĢte güçlü olan değil, kızgınlık anında kendisine hâkim
olandır.” Buhârî, Edeb 102; Müslim, Birr 107
5ً ‫أف رس ى‬
: ‫اؿ‬
‫ قى ى‬، ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫وؿ اهلل ى‬
‫عن عبداهلل بن مغفل رضي اللَّو عنو َّ ى ي‬
ً
ً ‫الرفٍق كيػ ٍع ًطى ىعلىي ًو ماى الى يػ ٍع ًطى ىعلى الٍعني‬
َّ
‫ف‬
ُّ ًُ‫يق ي‬
‫إف اللٌوى ىرف ه‬
ٍ
‫ى ى‬
‫ي‬
‫ب ِّ ى ى ي‬
Abdullah b. Mugaffel(ra)'den naklen Allah Resûlü(sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
"Muhakkak ki Allah nezaketle muamele eder, nezaket ve ağırbaĢlılığı sever, Ģiddet ve kabalık
karĢılığında vermediğini nezaket ve ağırbaĢlılık karĢılığında verir." Ebu Davud Edep-10
6ً ‫عن أىب ىريرة‬
:‫رض ىى اللٌوي ىعٍنوي ا ٌف النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
ً
ً
‫ب‬
ٍ ‫إيَّا يك ٍم ىك‬
‫ فىإ َّف ا ٍٖتى ىس ىد يىأٍ يك يل اٖتى ىسنىات ىك ىما تىأ يك يل الن ي‬،‫اٖتى ىس ىد‬
‫َّار اٖتىطى ى‬
Ebu Hureyre (ra)'den naklen Nebi (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
"Hasetten (kıskançlıktan) sakınınız. Çünkü ateĢin odunu yediği gibi kıskançlık da iyi amelleri yer
bitirir." Ebu Davud Edep-44
7ً
ً ‫اؿ ًيل رس ي‬
ً
: ‫كسلَّم‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ قى ى ى ي‬:‫ذر ىرض ىي اللٌوي ىعنو قاؿ‬
ٌ ‫كعن أىب‬
ً‫ا‬
ً‫السي‬
ً‫ت كأتٍب‬
ً ً‫ ك ىخال‬،‫اٖتىسنىةى ُتىٍ يح ىها‬
ً
‫َّاس ًِبيلي وق ىح ىس ون‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ق‬
‫ة‬
‫ئ‬
‫ع‬
‫ن‬
‫ك‬
‫ا‬
‫م‬
‫ث‬
‫ي‬
‫ح‬
‫و‬
‫ل‬
‫ال‬
‫َّق‬
‫ت‬
ً
ٍ
ٌ
‫ي‬
َّ
ٍ
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى ىٍ ى‬
‫ى‬
‫ى‬
Ebû Zerr (r.a.)‟den naklen Ģöyle demiĢtir. Allah Resûlü(sav) bana Ģöyle dedi:
“Nerede olursan ol, Allah‟a karĢı sorumluluk bilinciyle yaĢa! Kötülüğün peĢinden hemen onu
yok edecek bir iyilik yap! Ġnsanlara güzel ahlakla muamele et.” Tirmizi-Birr,55
4. ÜNĠTE HADĠS ÇEġĠTLERĠ
SAYFA: 94-95-96
SOSYAL ĠLĠġKĠLERLE ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1: ‫ذر رضى اللٌو عنو قاؿ يل النيب صلى اهلل عليو كسلم‬
ٌ ‫كعن أىب‬
ً ‫ال ىَت ًقر َّف ًمن ا٘تعر‬
‫ ىكلى ٍو أى ٍف تىػ ٍل ىقى أىخاى ىؾ بًىو ٍج وو طىلً ويق‬،‫كؼ ىشيئان‬
‫ى ى ىٍ ي‬
Ebu Zerr (ra) Ģöyle dedi: Nebi (sav) bana (hitaben) buyurdu ki:
"Din kardeĢini güler yüzle karĢılamak gibi (tabii) bir iyiliği bile sakın küçük görme!”
Müslim Birr-144
2: ‫رسوؿ اللٌو صلى اهلل عليو كسلم‬
‫ قاؿ ي‬:‫كعن النعماف بن بىشري ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنهما قاؿ‬
ً‫مثىل ا٘ت ٍؤًمنًْي ًِف تىػو ِّاد ًىم كتىػر ي‬
‫اعى لىوي ىسائًير‬
ٍ ‫اْت ًه ٍم ىكتىعاطيًف ًه ٍم ىمثى يل إتى ىس ًد إ ىذا ا ٍشتى ىكى ًمٍنوي عي‬
‫ض هو تى ىد ى‬
‫ى ي ي ى ى ٍىى‬
‫الس ىه ًر ىكاٖتي ٌمى‬
َّ ً‫إتى ىس ًد ب‬
Nu'man Ġbni BeĢîr (ra)‟den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
"Mü‟minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vucuda
benzerler. Vucudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve
ateĢli hastalığa tutulurlar.”
Buhari-edep-27 (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 134)
3:‫رسوؿ اللٌو صلى اهلل عليو كسلم‬
‫ قاؿ ي‬:‫عن أِب موسى رضي اهلل عنو قاؿ‬
ً ً ً
.‫ْي أىصاىبًعً ًو‬
‫ ىك ىشبَّ ى‬.»‫ضوي بىػ ٍعضان‬
‫ يى يش ُّد بىػ ٍع ي‬،‫اىلٍ يم ٍؤم ين ل ٍل يم ٍؤم ًن ىكالٍبيػٍنياى ًف‬
‫ك بىػ ٍ ى‬
…. Ebû Mûsâ el-EĢ'ârî (ra)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
"Mü'minin mü'mine karĢı durumu,, bir parçası diğer parçasını sımsıkı kenetleyip tutan
binalar gibidir" Hz. Peygamber bunu açıklamak için iki elinin parmaklarını birbiri arasına
geçirerek kenetledi. Buhari, Salat 88, Mezalim,5; Müslim, Birr,65
4ً
ً
ً
:‫كسلَّم قاؿ‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫كعن أىب ىريرة رض ىى اللٌوي ىعٍنوي عن ي‬
ً
ً
ً
ً
ً ٍ ‫ضل ىعلىٍي ًو ًِف الٍماىًؿ ك‬
‫يل ىم ٍن يى ىو اى ٍس ىف ىل مٍنوي‬
‫ى‬
‫اٗتىٍلق فىػ ٍليىػٍنظيٍر ا ى‬
‫يل ىم ٍن في ِّ ى‬
‫ا ىذا نىظىىر اى ىح يد يك ٍم ا ى‬
… Ebû Hureyre (ra)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
"Sizden biriniz mal ve yaratılıĢ bakımından kendinden daha üstün birine bakarsa, ardından
kendinden daha düĢük derecede olana baksın." Buhari Rikak-30
5ً ‫أف رس ى‬
: ‫اؿ‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم قى ى‬
‫وؿ اهلل ى‬
‫عن عبداهلل بن عمر رضي اللَّو عنهما َّ ى ي‬
ً ً ً ‫اىلٍمسلًم اىخو الٍمسلً ًم الى يظٍلًمو كالى يسلًمو من ىكا ىف ًِف ح‬
‫ ىكىم ٍن‬،‫اجتً ًو‬
‫اجة أخيو ىكا ىف اللَّوي ًِف ىح ى‬
‫ى ى‬
ٍ ‫ى يي ى ي ٍ يي ى‬
ٍ‫يٍ ي ي ي‬
ً ‫فىػَّرج ىعن مسلً وم يكربةن فىػَّرج اللَّوي ىعٍنوي ًِبا يكربةن ًمن يكر‬
‫ ىكىم ٍن ىستىػىر يم ٍسلً نما ىستىػىرهي اللَّوي يىػ ٍوىـ‬،‫ب يىػ ٍوًـ الٍ ًقيى ىام ًة‬
‫ى ٍ ي ٍ ٍى ى‬
‫ى ٍى ٍ ى‬
‫الٍ ًقيى ىام ًة‬
…Abdullah ibni Ömer (ra)'den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
“Müslüman, Müslümanın kardeĢidir. Ona zulmetmez, haksızlık yapmaz, onu yalnız bırakmaz.
Müslüman kardeĢinin ihtiyacını gideren kimsenin Allah da ihtiyacını giderir. Kim bir
müslümandan bir sıkıntıyı giderirse, Allah Teala o kimsenin kıyamet günündeki
sıkıntılarından birini giderir. Kim bir Müslümanın ayıp ve kusurunu örterse, Allah Teala da o
kimsenin ayıp ve kusurunu örter.” Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 134)
6‫ىع ٍن و‬
:‫أنس ىر ًض ىى اللٌوي ىعٍنوي عن النيب صلى اهلل عليو كسلم قاؿ‬
ً ً ً
ً
ً
‫أخاهي فىػ ٍو ىؽ‬
‫الى تىػبىاغى ي‬
ٍ ‫اس يدكا ىكالى تى ىدابػىيركا ىكيكونيوا عبى ىاد اللَّو‬
‫إخ ىوانا ىكالى ىُ ُّل ل يم ٍسل وم أ ٍف يػى ٍه يجىر ى‬
‫ضوا ىكالى ىَتى ى‬
‫ثىالى و‬
‫ث‬
…..Enes, (ra)'den rivayet edildiğine göre, Nebi (sav) Ģöyle buyurdu:
“Birbirinize karĢı kötü duygular beslemeyiniz. Birbirinizi çekememezlik yapmayınız.
Birbirinize sırt çevirmeyiniz. Ey Allah‟ın kulları, kardeĢ olunuz. Bir Müslümanın diğer
Müslüman kardeĢine üç günden fazla dargın durması helal değildir.” Buhârî, Edeb, 62; Müslim,
Birr,23
7: ‫وؿ اللٌ ًو‬
‫قاؿ ىر يس ي‬
‫ ى‬:‫عن أىب ىريرة رضى اللٌو عنو قاؿ‬
ً ‫ يك َّل يػووـ تىطٍليع فً ًيو الشَّمس تىػع‬،‫كل سَالمى ًمن النٌاى ًس علىي ًو ص ىدقىةه‬
ً
،‫ص ىدقىةه‬
‫ْي‬
‫ػ‬
‫ن‬
‫ػ‬
‫ث‬
‫ال‬
‫ا‬
‫ْي‬
‫ػ‬
‫ب‬
‫ؿ‬
‫د‬
ٍ
‫ي‬
ٍ
‫ى‬
ٍ
ٍ
‫ى‬
‫ى‬
‫ىٍ ى‬
‫ٍ ي ٍ ى‬
‫ي‬
ٍ‫ى‬
‫ُّ ي ى ى ى‬
ً
ً
ً ًً
َ‫ب ًَ ىة ي‬
َّ ‫ْي‬
‫ىكتيع ي‬
‫الر يج ىل ًِف ىدابَّتو فتى ٍحمليوي ىعلىٍيهاى أ ٍىك تىػٍرفى يع لىوي ىعلىٍيهاى ىمتاى ىعوي ى‬
‫ ىكالٍ ىكلمةي الطَّيٌ ى‬،‫ص ىدقىةه‬
ً‫ كبً يكل خطٍوةو ُتىٍ ًشيها ا‬،‫صدقةه‬
ً‫ كيُت‬،‫الصالىةً ص ىدقةه‬
ً
ً
َّ
ً
.‫ص ىدقىةه‬
‫يق‬
‫ر‬
‫ط‬
‫ال‬
‫ن‬
‫ع‬
‫ل‬
‫ذ‬
‫أل‬
‫ا‬
‫ي‬
‫َل‬
‫ى‬
‫ي‬
َّ
ٍ
‫ى‬
‫ىى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى ى‬
‫ِّ ى ى‬
‫ى ى‬
Ebu Hüreyre'den (r.a.)‟den rivayet edildiğine göre, Resulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
"Ġnsanların her bir eklemi için her gün bir sadaka gerekir. Ġki kiĢi arasında adâletle
hükmetmen sadakadır. Bineğine binmek isteyene yardım ederek bindirmen yahut yükünü
bineğine yüklemen sadakadır. Güzel söz sadakadır. Namaz için mescide giderken attığın her
adım bir sadakadır. Gelip geçenlere eziyet veren Ģeyleri yoldan gidermen de sadakadır.” Buhari,
Sulh,11, Cihad,72,128; Müslim, Zekat,56.
5. ÜNĠTE HADĠSLERĠN TAHLĠL VE TENKĠDĠ
SAYFA: 116-117
BĠLGĠ VE ĠLĠMLE ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1ً
:‫وؿ‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم يىػ يق ي‬
‫عن سلمة رضى اللٌو عنو قاؿ ىٔت ٍع ي‬
‫ت النيب ى‬
‫ىم ٍن يىػ يق ٍل ىعلى َّي ىما ىَلٍ اىقي ٍل فىػ ٍليىتىبىػ َّوأٍ ىم ٍق ىع ىدهي ًم ىن النٌاى ًر‬
…..Seleme (ra)'dan: Peygamber(sav)'in Ģöyle buyurduğunu iĢittim:
"Benim söylemediklerimi her kim bana isnâd ederse cehennemdeki yerine hazırlansın."
Buhari ilim: 38
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 38,77,84)
2ً
ً ‫عن ابن عباس ر ًضي اللٌو عٍنهما اف رس ى‬
:‫اؿ‬
‫كسلَّم قى ى‬
‫ى ى يى‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ىي‬
ً
ً
‫ِّهوي ًِف الدِّي ًن‬
ٍ ‫ىم ٍن ييًرد اللٌوي بًو ىخ ٍريان يػي ىفق‬
Ġbn Abbas (ra)'dan: Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
"Allah, hakkında hayır dilediği kimseye din hususunda büyük bir anlayıĢ (kabiliyeti) verir.”
Buhârî, Ġ‟tisan,10, Ġlm 13; Müslim, Ġmaret,175; Tirmizî, Ġlm, 1
3ً
:‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫ قاؿ النيب ى‬:‫عن عبداهلل ابن مسعود رض ىى اللٌوي ىعٍنوي قاؿ‬
ً ٍ ‫الحس ىد اًالَّ ًِف اثٍػنىتىػ‬
ٍ ‫ْي ىر يج هل آتىاهي اللٌوي ىماال فى يسلِّ ى ىعلىى ىىلى ىكتً ًو ًِف‬
‫اٖتى ِّق ىكىر يج هل آتىاهي اللٌوي الٍ ًَ ٍك ىمةى‬
‫ىَ ى ى‬
ً ‫فىػهو يػ ٍق‬
.‫ضى ًِبىا ىكيػي ىعلِّ يم ىها‬
‫يى ى‬
ِAbdullah b. Mes'ud (ra)'dan: Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
"Ġki kiĢiden baĢkasına gıbta edilmez; Allah tarafından kendisine mal verilip de hak yolunda o
malı harcayan kimse ile Allah tarafından kendisine hikmet (ilim) verilip de onunla (yerli
yerince) hükmeden ve onu baĢkalarına öğreten kimse.” Buhârî, Ġlm 15
4ً ‫ قاؿ رس ى‬:‫عن أىب ىريرة ر ًضي اللٌو عٍنو قاؿ‬
: ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫ى ى يى‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫ىي‬
ً
..‫إتىن ًَّة‬
ٍ ‫س فً ًيو ًع ٍلمان ىس َّه ىل اللٌوي لىوي طى ًريقان اً ىيل‬
‫ىم ٍن ىسلى ى‬
‫ك طى ًريقان ى‬
‫م ٍَلتىم ي‬
Ebû Hüreyre (r.a.)‟den Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Kim bir ilim öğrenmek için bir yola çıkarsa Allah ona Cennete giden yolu kolaylaĢtırır.”
Tirmizi-Ġlim-2
5-
ً
ً
َّ ‫كعن أِب يىىريٍػىرىة ىرضي اللَّو ىعٍنوي‬
: ‫كسلَّم قاؿ‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫أف ي‬
‫ى‬
‫و‬
ً
ً
‫ إالَّ ًمن و و‬: ‫إذا مات اٍ ًإلنٍسا يف اًنٍػ ىق ى َع عمليو إالَّ ًمن ثىالىثىوة‬
‫صالً وح‬
‫ى ى ىى ي‬
‫ أ ٍىك ىكلىد ى‬، ‫ ٍأك عل وم يػيٍنتىػ ىف يع بًو‬، ‫صدقىة جاريىة‬
‫ٍ ى‬
ٍ
‫ى ى ى‬
‫يى ٍدعيولىوي‬
Ebû Hüreyre (r.a.)‟den Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Ġnsan öldüğü zaman üç Ģey dıĢında bütün amellerin sevabı sona erer; sadaka-i cariye, istifade
edilen ilim, kendisine duâ eden hayırlı bir evlat.” Müslim vasiyet-14
6ً
ِ ِ ‫ال رس‬
ً
: ‫كسلَّم‬
ُ َ َ َ‫ق‬:‫عن أنس بن مالك ىرض ىي اللٌوي ىعٍنو قاؿ‬
‫ول اللّه ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
ً ‫ىم ٍن ىخرج ًِف طىلى‬
. ‫ب الٍعًٍل ًم ىكا ىف ًِف ىسبً ًيل اللٌ ًو ىح ََّّت يىػٍرًج ىع‬
‫ىى‬
Enes b. Mâlik (r.a.)‟den Rasûlullah (s.a.v.) Ģöyle buyurmuĢtur:
“Ġlim tahsil etmek için yola çıkan kimse, evine dönünceye kadar Allah yolundadır.” TirmiziĠlim-2
7ً
: ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم قاؿ‬
‫عن أنس بن مالك ىرض ىي اللٌوي ىعٍنو عن النيب ى‬
‫ش ًَ يركا ىكال تيػنىػ ٌفيركا‬
ِّ ‫يسيركا ىكال تيػ ىع ِّسيركا ىكبى‬
ِّ
Enes b. Malik (ra)'ten; Resulullah (sav) Ģöyle buyurmuĢtur: "KolaylaĢtırın, zorlaĢtırmayın;
müjdeleyin nefret ettirmeyin" Buhari,Ġlim,11 (Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 41)
6. ÜNĠTE HADĠS VE SÜNNETĠN ANLAġILMASI
SAYFA: 138-139
ALIġVERĠġLE ĠLGĠLĠ SEÇME HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1ً ‫عن عبد اهلل ابن عمر رضى اللٌو عنهما أ ٌف رجالن‬
: ‫فقاؿ‬
ً ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم أنٌوي يُيٍ ىدعي ِف‬
‫البيوع ى‬
‫نيب ى‬
‫ى‬
ٌ ‫ذكر ل‬
ً
‫ت فىػ يق ٍل الى ًخالىبىةى‬
‫اذىا بىايىػ ٍع ى‬
…. Abdullah Ġbn Ömer (ra) rivayet ettiğine göre bir adam Hz. Peygamber (sav)‟e gelerek
alıĢveriĢte aldatıldığını Ģikayet etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (sav):
"Bundan böyle alıveriĢ yaparken (dînde) kandırmak yoktur de." buyurdu.
Buhari ,Buyu,48; Müslim, Buyu‟, 48
2: ‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫عن أىب ىريرة رضى اللٌو ىعٍنو عن النيب ى‬
ً
.‫لس ٍل ىع ًة ِمىٍ ىح ىقةه لًٍلبىػىرىك ًة‬
ِّ ً‫ف ىمٍنػ ىف ىقةه ل‬
‫اى ٍٖتىل ي‬
Ebû Hüreyre (r.a.)‟den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav):
“AlıĢveriĢte yemin etmek ticaret malının bereketini giderir.” BuyurmuĢtur. Buhari,Buyu26;
Müslim, Musakat,31
3ً
ً
َّ َّ‫كعن أىب ىريرة رضى اللٌو عنو‬
‫كسلَّم ىمَّر‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫أف ي‬
ً ‫بًرج ول يبًيع طىعاىمان فىسأىلىو ىكيف تىبًيع فىأىخبػره فىأ‬
‫وؿ اللٌو‬
‫يح ىي اًلى ًيو اى ٍف اى ٍد ًخ ٍل يى ىد ىؾ فً ًيو فىأ ٍىد ىخ ىل يى ىدهي فً ًيو فىأ ىذا يى ىو ىمٍبػلي ه‬
‫اؿ ىر يس ي‬
‫وؿ فىػ ىق ى‬
‫ى ي ٍ ى ي ٍ ى ىي‬
‫ىي ى ي‬
:‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫ى‬
‫غش‬
َّ ‫س ًمنٌاى ىم ٍن‬
‫لىٍي ى‬
Ebû Hüreyre (r.a.)‟den rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (sav) bir gün yiyecek satan bir
kiĢiye uğradı. Adama “Bunu nasıl satıyorsun?” diye sorunca o da anlattı. Derken Hz.
Peygamber (sav) elini satılan yiyeceğin içine soktu ve ıslak olduğunu gördü. Bunun üzerine
“Hile yapan bizden değildir" buyurdu.
Ebu Davut, Buyu‟:52
4:‫عن عن عبد اهلل ابن ىع ٍمرك رضى اللٌو عنهما قاؿ‬
ً ٌ‫وؿ الل‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم اى َّلر ًاشي ىكالٍ يم ٍرتى ًشي‬
‫و‬
‫لى ىع ىن ىر يس ي‬
‫ى‬
Abdullah b. Amr‟dan rivâyet edildiğine göre:
“Hz. Peygamber (s.a.v.) rüĢvet alana da verene de lanet okudu.” Tirmizi, Ahkam,9; Ebu Davud,
Akdiye,4
5:‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم قاؿ‬
‫عن أىب سعيد رضى اللٌو عنو عن النيب ى‬
ً ِّ ‫كؽ اٍالىًمْي مع النَّبًيًْي ك‬
ً ‫اىلت‬
.‫ُّه ىد ًاء‬
َّ ‫اجير‬
‫الص يد ي‬
ٌ
‫الص ٌدقً ى‬
‫ي ى ى ٌى‬
‫ْي ىكالش ى‬
…. Ebu Sa'îd el-Hudrî (ra) Hz. Peygamber (sav)‟in :
“Dürüst ve güvenilir tüccar peygamberler, sıddikler ve Ģehidlerle beraberdir." Buyurduğunu
rivayet etmiĢtir. Tirmîzî Buyu„,4
6ً
:‫كسلَّم قاؿ‬
‫عن جابربن عبداهلل رضى اللٌو عنو عن النيب ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
ً
ً ‫رًحم اهلل رجال ٔتحا إً ىذا ب‬
‫ضي‬
‫اع ىك ا ىذا ا ٍشتىػىرم ىكا ىذا اقٍػتى ى‬
‫ى ى ي ى ي ن ىٍ ن ى ى‬
…. Câbir (ra) Hz. Peygamber (sav)‟in Ģöyle buyurduğunu rivayet etmiĢtir:
“Sattığında, satın aldığında ve hakkını aradığında kolaylık gösterene Allah rahmet etsin.”
Buhari, Buyu‟,16; Ġbn Mace, Ticarat,28
DERS KĠTABINDA MEALLERĠ GEÇEN HADĠS-Ġ ġERĠFLER
1“Ben Abdullah oğlu Muhammedim. Allah‟ın kulu ve peygamberiyim. Beni Allah‟ın bana
verdiği mevkinin üstüne çıkarmanız hoĢuma gitmiyor.”
Buhari, et-Tarih‟s-Sağir, C.1,s.11
(Bakınız ders kitabı sayfa: 12)
2“Ey Fatıma, Ey Safiye, Ey KureyĢ, Ey Falan oğulları!....
Ben Allah katında sizi kurtaramam (size gelecek bir Ģeye engel olamam). Müslim, Ġman, 89
(Bakınız ders kitabı sayfa: 13)
3Ebu Mes‟ud anlatıyor:
“(Bir gün) Resulullaha bir adam geldi ve onunla konuĢtu. Bu sırada adamcağızın (korkudan)
omuzları titremeye baĢladı. Bunun üzerine Resulullah:
“Sakin ol, Ģüphesiz Ben kadid (güneĢte kurutulmuĢ et) yiyen bir kadının oğluyum.” Ġbni Mace,
Et‟ime,30
(Bakınız ders kitabı sayfa: 13)
4“Sözümü iĢitip onu anlayıp öğrenen ve baĢkalarına aktaran kimsenin Allah yüzünü ağartsın”
Tirmizi, Ġlim,7; Ebu Davud, Ġlim,10.
(Bakınız ders kitabı sayfa: 28)
5-
ً ٍ‫من س َّن ًِف ا‬
ً
َّ
‫كاى ٍجير ىم ٍن ىع ًم ىل ًِباى ًم ٍن بىػ ٍع ًد ًه ًم ٍن ىغ ًٍري‬،
‫ا‬
‫ى‬
‫ر‬
‫ج‬
‫ا‬
‫و‬
‫ل‬
‫ػ‬
‫ف‬
‫ة‬
‫ن‬
‫س‬
‫ح‬
‫ة‬
‫ن‬
‫س‬
‫ـ‬
‫ال‬
‫س‬
‫ال‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ن‬
‫ن‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ىٍ ى‬
‫ٍي ى‬
‫ي ىى‬
‫ ىك ىم ٍن ىس َّن ًِف اٍ ًالسالىًـ يسنَّةن ىسيٌ ًٌئ ىَ نة كاى ىف ىعلىٍي ًو‬، ‫ص ًم ٍن اي يج ًرًى ٍم ىش ٍيءه‬
‫اى ٍف يىػٍنػ ىق ى‬
ً ‫ًكٍزرىاى ك ًكٍزر من من ع ًمل ًِباى ًمن بػع ًد ًه‬
ً
‫ص اىٍكزاى ًرًى ٍم ىش ٍي هء‬
‫ق‬
‫ػ‬
‫ن‬
‫ػ‬
‫ي‬
‫ف‬
‫ا‬
‫ري‬
‫غ‬
‫ن‬
‫م‬
ٍ
‫ى‬
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
ٍ
ٍ ٍ‫ٍ ى‬
‫ى ى‬
‫ى ى ي ىٍ ىٍ ى ى‬
“Kim Ġslam‟da güzel bir uygulama (sünnet) baĢlatırsa ona hem kendi mükafatı ve hem de
kendisinden sonra o iĢi devam ettirenlerin mükafatı, hiçbir Ģey eksiltmeksizin verilir. Kim de
Ġslamda kötü bir uygulama (sünnet) baĢlatırsa ona da hem kendi günahı ve hem de
kendisinden sonra o iĢi devam ettirenlerin günahı, hiçbir Ģey eksiltmeksizin verilir.” Müslim,
Zakat,69.
(Bakınız ders kitabı sayfa: 33)
ً
:‫وؿ‬
‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم يىػ يق ي‬
‫عن سلمة رضى اللٌو عنو قاؿ ىٔت ٍع ي‬
‫ت النيب ى‬
‫ب ما َل اقل فىػ ٍليىتىبىػ َّوأ ىم ٍق ىع ىدهي ًم ىن النٌار‬
‫ىم ٍن ىك ىذ ى‬
Seleme ibnu'l- Ekva'(ra)'dan: Ben Peygamber(sav)'in Ģöyle buyurduğunu iĢittim:
"Benim söylemediklerimi her kim bana isnâd ederse cehennemdeki yerine hazırlansın."
Buhari ilim: 38
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa: 38,77,84,116)
ً ‫اؿ رس ي‬
ً
:‫صلَّى اهللي ىعلىٍي ًو ىك ىسلَّ ىم‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫ قى ى ى ي‬:‫عن ابن عمرك بن العاص ىرض ىي اللٌوي ىعٍنػ يهما قاؿ‬
ً ‫َّاس ك‬
ً ‫إف اللٌوى يػ ٍقبًض الٍعًٍلم اًنٍتًزاعان يػٍنتى ًزعو‬
ً
ً ‫ض الٍعًٍل ىم بًىقٍب‬
ً
‫حَّت‬
‫ب‬
‫ق‬
‫ػ‬
‫ي‬
‫ن‬
‫لك‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ن‬
‫م‬
َّ .‫ض الٍعيلى ىم ًاء‬
ٍ
‫ى ٍى ي‬
‫َّ ى ى ي ى ى ى ي ي ى‬
ً
ً
َّ ‫إ ىذا ىَل يػٍب ًق ىعالًمان‬
‫أضلُّوا‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ذ‬
‫اَت‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ فى يسئليوا فىأفٍػتىػ ٍوا بًغى ًٍري عٍل وم فى ى‬،‫َّاس يريؤسان يج َّهان‬
‫ضلُّوا ىك ى‬
‫ٍي‬
‫ي‬
Ġbnu Amr Ġbni'l-Âs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm)
buyurdular ki: "Allah ilmi [verdikten sonra], insanların [kalbinden] zorla söküp almaz. Fakat
ilmi, ülemâyı kabzetmek suretiyle alır. Ülemâ kabzedilir, öyle ki, tek bir âlim kalmaz. Halk da
cahilleri kendine reis yapar. Bunlara meseleler sorulur, onlar da ilme dayanmaksızın [kendi
reyleriyle] fetva verirler, böylece hem kendilerini hem de baĢkalarını dalâlete atarlar."
[Buhârî, Ġlm 34, Ġ'tisam 7; Müslim, Ġlm 13, (2573); Tirmizî, Ġlm 5,
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa
‫عن أىب ىريرة قاؿ عن النيب النيب قاؿ‬
ً
،‫ص ىدقةه‬
‫كال ىكلمةي الطيبةي ى‬
Nebi (sav) buyurmuĢtur ki:
" Güzel söz sadakadır.” Buhari, Edeb,34.
(Ayrıca bakınız ders kitabı sayfa: 61,96)
ً
ً ‫ يكنَّا مع النًَّيب النًَِّب صلٌى اهلل علىي ًو كسلَّم كىو‬:‫اؿ‬
‫ يىا‬:‫اؿ يع ىم ير‬
‫آخ هذ بًيى ًد يع ىمىر ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنو ف ىق ى‬
‫ىش واـ قى ى‬
‫ىك ىع ٍن ىعٍبداللٌ ًو بٍ ًن ى‬
‫ى ى ِّ ِّ ى ي ى ٍ ى ى ي ى‬
: ‫ ف ىق ىاؿ ىصلٌى اهللي ىعلىٍي ًو ىكسلَّم‬،‫ىر يس ىوؿ اللًٌو اىنٍ ىت أ ىىح ُّب َّإَل ًم ٍن يك ِّل ىش ٍى وء إًالٌ نػى ٍف ًسى‬
ً
ًً ً ً
.‫ك‬
َّ ‫أح‬
‫ك ًم ٍن نىػ ٍف ًس ى‬
‫ب إلىٍي ى‬
‫ىكالَّذل نىػ ٍفسى بيىده ىح ٌَّت أ يكو ىف ى‬
Abdullah Ġbnu HiĢâm (radıyallahu anh) anlatıyor: "Biz Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ile
beraberdik. O sırada, Aleyhissalâtu vesselâm, Ömer (radıyallahu anh)'ın elinden tutmuĢtu. Hz.
Ömer:
"Ey Allah'ın Resûlü! Sen bana, nefsim hâriç herĢeyden daha sevgilisin!" dedi. Resûlullah
hemen Ģu cevabı verdi:
"Hayır! Nefsimi elinde tutan Zât-ı Zülcelâl'e yemin ederim, ben sana nefsinden de sevgili
olmadıkça (imanın eksiktir)!"
Hz. Ömer (radıyallahu anh):
"ġimdi, sen bana nefsimden de sevgilisin!" dedi. Bunun üzerine Aleyhissalâtu vesselâm:
"ĠĢte Ģimdi (kâmil imâna erdin) ey Ömer!" buyurdular." [Buhârî, Fedailu'l-Ashab 6, Ġsti'zân 27,
Eymân 3.]
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa:78 )
ً
ً ‫ قاؿ ي‬: ‫عن أِب ىريػرةى رضى اللٌو عنو قاؿ‬
:‫كسلَّم‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ى ٍ ي ىٍى‬
ً ‫إً َّف اللَّو الى يػٍنظير إً ىَل صوًريكم كأموالً يكم كل‬
‫أع ىمالً يك ٍم‬
ٍ ‫ػك ٍن يىػٍنظيير إً ىَل قيػليوبً يك ٍم ىك‬
‫يى ٍ ى ٍ ى ٍ ى‬
‫ى ى ي‬
“Allah sizin ne dıĢ görünüĢünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve
iĢlerinize bakar.”
Müslim, Birr, 33; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa: 75,89)
ً
ً ‫اؿ ي‬
:‫كسلَّم‬
‫قى ى‬:‫عن ابن عمرك بن العاص ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنػ يهما قاؿ‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
ً ‫َّاس ك‬
ً ‫إف اللٌو الى يػ ٍقبًض الٍعًلٍم اًنٍتًزاعان يػٍنتى ًزعو‬
ً
ً ‫ض الٍعًلٍ ىم بًىقٍب‬
ً
‫حَّت إ ىذا ىٍَل‬
‫ب‬
‫ق‬
‫ػ‬
‫ي‬
‫ن‬
‫لك‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ن‬
‫م‬
َّ .‫ض الٍعيلى ىم ًاء‬
ٍ
‫ى ٍى ي‬
‫َّ ى ى ي ى ى ى ي ي ى‬
ً
ً
َّ ً‫يػٍب ًق ىعالًمان ا‬
‫أضلُّوا‬
‫ن‬
‫ال‬
‫ذ‬
‫َت‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ فى يسئليوا فىأفٍػتىػ ٍوا بًغى ًٍري علٍ وم فى ى‬،‫َّاس يريؤسان يج َّهاالن‬
‫ضلُّوا ىك ى‬
‫ي‬
‫ي‬
Ġbnu Amr Ġbni'l-Âs (ra) anlatıyor, Resulullah (sav) buyurdular ki:
"Allah ilmi insanların hafızalarından silip unutturmak suretiyle değil, alimleri vefat ettirmek
suretiyle ortadan kaldırır.Nihayet ortada alim kalmayınca halk birtakım cahil inasanları
kendilerine lider seçer., Bunlara bir Ģeyler sorulur; onlar da rastgele bilmeden cevap verirler.
Böylece hem kendileri doğru yoldan saparlar; hem de baĢkalarını saptırırlar." Buhârî, Ġlm 34,
Ġ'tisam 7; Müslim, Ġlm 13
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa:78 )
ً
: ‫كسلَّم قاؿ‬
ِّ ً‫ىع ٍن أنس رضى اللٌو عنو ىع ًن الن‬
‫َِّب ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
ً ‫ب‬
.‫ب لًنىػ ٍف ًس ًو‬
ُّ ًُ‫ألخيو ىما ي‬
َّ ًُ‫الى يػي ٍؤًم ين اى ىح يد يك ٍم ىح ََّّت ي‬
Hz.Enes (ra)‟den aktarıldığına göre Rasulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
“Sizden biriniz kendisi için istediğini müslüman kardeĢi için de istemedikçe hakiki mü‟min
olamaz.”
ً
ً ‫ قاؿ ي‬: ‫عن أِب ىريػرىة رضى اللٌو عنو قاؿ‬
:‫كسلَّم‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ى ٍ ي ىٍى‬
ً
‫ يك ُّل الٍ يم ٍسلً ًم ىعلىى الٍ يم ٍسلً ًم‬،‫ الى ىُييونيوي ىكالى يى ٍك ًذبيوي ىكالى ىُيٍ يذليوي‬, ‫ىخو الٍ يم ٍسلً ًم‬
‫الٍ يم ٍسل يم أ ي‬
ً ‫حراـ‬
ً ‫ ًِبىس‬,‫ التَّػ ٍقول ىىا يىنىا‬, ‫ كىد يموي‬, ‫ كىماليوي‬,‫ضوي‬
‫ب أمر وئ ًم ىن الشَِّّر أف ىٍُ ًقىر‬
‫ر‬
‫ع‬
‫ي‬
‫ى‬
‫ىى ه ٍ ى‬
ٍ
‫ى‬
‫أخاهي الٍ يم ٍسلً ىم‬
Ebu Hüreyre (ra)‟den aktarıldığına göre Rasulullah (sav) Ģöyle buyurdu:
“Müslüman müslümanın kardeĢidir, ona ihanet etmez, ona yalan söylemez, onu sıkıntıda
bırakmaz. Her müslümanın diğerine namusu, malı ve kanı haramdır. Takva iĢte buradadır
(kalptedir). Bir kimsenin Müslüman kardeĢini hor görmesi kendisine yapacağı kötülük olarak
yeter.”
(Buhari,Mezalim,3; Müslim ,Birr,58,72; Tirmizi , Birr 18)
(Bakınız Ders Kitabı Sayfa: 134)
MUHTELĠF HADĠS-Ġ ġERĠFLER
ً‫يث ك‬
ً ‫اً َّف اىحسن اى ٍٖت ًد‬
‫تىٍد ًم‬ٍٙ‫ب اللٌ ًو ىك اى ٍح ىس ىن اى‬
‫ا‬
‫ت‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ٍ ىى ى‬
‫م يُمى ٌم ود‬
‫ىى ٍد ي‬
“Sözlerin en güzeli Allahın Kitabı, yolların en
güzeli Muhammed‟in yoludur.” Buhari Edeb 70
‫ىخٍيػيريك ٍم ىم ٍن تىػ ىعلَّ ىم الٍ يقٍرآ ىف ىك ىعلَّ ىموي‬
“Sizin en hayırlınız Kuran‟ı öğrenen ve
öğretendir.”
Buhari,Fzailü‟l Kuran-21
‫ًخيى ياريك ٍم ًخيى ياريك ٍم لًنً ىسائً ًه ٍم‬
“Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karĢı en iyi
davrananlarınızdır.”Tirmizî, Radâ‟, 11
ً
‫َّاس الى يىػٍر ىْتٍوي اللَّوي‬
‫ىم ٍن الى يىػٍر ىحم الن ى‬
“Ġnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet
etmez.” Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.
ً ‫اٗت ًري ىك ىف‬
ُّ
‫اعلً ًو‬
ٍ‫لى ٍى‬
‫اىلدَّاؿ ىع ى‬
“Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.”
Tirmizî, Ġlm, 14.
ً ٍ ‫الى يػيٍل ىدغي اٍ٘ت ٍؤًمن ًم ٍن يج ٍح ور ىمَّرتىػ‬
‫ْي‬
‫ي ي‬
Mümin, bir delikten iki defa sokulmaz.(Mümin,
iki defa aynı yanılgıya düĢmez)
Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.
ً ‫ب‬
ً
‫ب لًنىػ ٍف ًس ًو‬
ُّ ًُ‫ألخ ًيو ىما ي‬
َّ ًُ‫أح يد يك ٍم ىح ََّّت ي‬
‫الى يػي ٍؤم ين ى‬
“Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü‟min)
kardeĢi için istemedikçe (gerçek) iman etmiĢ
olamaz.”
Müslim, Birr, 33; Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.
ً
‫صغً ىرينىا ىكيػي ىوقِّػٍر ىكبً ىرينىا‬
‫لىٍيس منَّا ىم ٍن ىَلٍ يىػٍر ىح ٍم ى‬
“Küçüklerimize merhamet etmeyen,
büyüklerimize saygı göstermeyen bizden
değildir.”
Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.
ً ‫ك ًِف كج ًو‬
‫ص ىدقىةه‬
‫يك لى ى‬
‫أخ ى‬
ٍ ‫تىػبى ُّس يم ى ى‬
‫ك ى‬
“(Mümin) kardeĢine tebessüm etmen sadakadır.”
Tirmizi-Birr-36
‫ما ًمن مولي و‬
ً‫ود اًالَّ ييولى يد ىعلىى الٍ ًفٍتػرة‬
ٍ‫ى ٍ ى‬
‫ى‬
“Her çocuk Müslüman doğar.” Müslim,Kader-22
‫َّت ىم ٍن ىكا ىف ًِف قىػ ٍلبً ًو ًمثقاى يؿ ىذ َّرةو ًم ٍن كً ٍورب‬
ٍ ‫الى يى ٍد يخ يل‬
‫إتىن ى‬
“Kalbinde minicik bir kibir olan cennete
giremez.”
Müslim,Ġman-149
‫قدما عب و‬
ً‫بيل اهلل‬
ً
ً
‫َّار‬
‫ن‬
‫ال‬
‫و‬
‫س‬
‫م‬
‫فت‬
‫س‬
‫ِف‬
‫د‬
َّ
‫ى‬
ٍ ‫ىما ا ٍغبىػَّر‬
‫ي‬
ٍ‫ت ى ى ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ى‬
“Ayakları Allah yolunda tozlanmıĢ bir kula
cehennem dokunmaz.”Buhari,Cihad-16
‫ثقل ًِف ًم ىيز ًاف الٍ يم ٍؤًم ًن يػى ٍوىـ الٍ ًقيى ىام ًة ًم ٍن يخلي وق ىح ىس ون‬
‫ىم ى‬
‫اش ٍيءه اى ي‬
“Kıyamet gününde müminin terazisinde güzel
ahlaktan daha ağır gelecek hiçbir Ģey yoktur.”
Tirmizi,Birr-62
ً
ً
ً
‫قل‬
َّ ‫ىكاى َّف اى ىح‬
َّ ‫َل اهللً ىكا ٍف‬
‫ب االى ٍع ىماؿ اى ٍد ىكيم ىها ا ى‬
“Allah‟ın en sevdiği amel, az da olsa sürekli
olandır.” Buhari,Ġman-32
ًَ ‫ىخٍيػنرا ًم ٍن اى ٍف يىاٍ يك ىل ًم ٍن ىع ىم ًل يى ًده‬
‫طع ناما قى ٌه‬
‫ىما اى ىك ىل اى ىح هد ى‬
Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.
“Ġnsan elinin emeğinden daha hayırlı bir yemek
yememiĢtir.” Buhari,Büyu-15
“Ġslâm, güzel ahlâktır.” Kenzü‟l-Ummâl, 3/17
“Temizlik imandandır.” Müslim,Taharet-1
“ĠĢçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan
veriniz.”
“Her duyduğunu baĢkalarına aktarması kiĢiye
günah olarak yeter.” Ebu Davud,Edeb-80
‫اٗتيلي ًق‬
ٍ ‫يح ٍسني يم اى ًإل ٍسالى‬
ً
َّ ‫أجىرهي قىػٍب ىل أ ٍف ىًَي‬
ٍ
‫ف ىعىرقيوي‬
ٍ ‫أعطيوا األج ىري‬
Ġbn Mâce, Ruhûn, 4.
ً ‫إً َّف اللَّو الى يػٍنظير إً ىَل صوًريكم كأموالً يكم كل‬
‫ػك ٍن يىػٍنظيير‬
‫يى ٍ ى ٍ ى ٍ ى‬
‫ى ى ي‬
‫أع ىمالً يك ٍم‬
ٍ ‫إً ىَل قيػليوبً يك ٍم ىك‬
“Allah sizin ne dıĢ görünüĢünüze ne de
mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve
iĢlerinize bakar.”
ً ‫االميى‬
ً ‫اىلطُّهور ىشطير‬
‫اف‬
‫يي ي‬
ًً
‫ِّث ب يك ِّل ىما ىًٔت ىع‬
‫ىك ىفى بالٍ ىمٍرء اٍِتنا اى ٍف يُىد ى‬
ً ‫اًيَّا يكم كالظَّ َّن فاً َّف الظَّ َّن اى ٍكذب اٖت ًد‬
‫يث‬
‫ي ى‬
‫ٍى‬
“Zandan uzak kalın. Zanna dayanılarak söylenen
sözler, sözlerin en yalanıdır.”Buhari,Edeb-57
‫إتىنَّة‬
ٍ ‫لى ٍن يى ٍشبى ىع الٍ يم ٍؤًم ين ًم ٍن ىخ ٍوري يى ٍس ىمعيوي ىح ََّّت يى يكو ىف يمٍنتىػ ىهاهي‬
“Mümin, cennete ulaĢana kadar hayra kulak
vermeye doyamaz.” Tirmizi,Ġlim-19
‫ات ىشٍبػ ىعا ىف ىك ىج يارهي ىجاثً هع اً ىَل ىجٍن ًبو‬
‫ىما ىآم ىن ىب ىم ٍن بى ى‬
‫ىكيى ىو يىػ ٍعلى يم ًبو‬
“KomĢusunun aç olduğunu bildiği halde tok
karnına yatan bana iman etmiĢ olamaz.”
Heysemi,Mecmau‟z Zevaid,Daru‟l Fikr,Beyrut 1994,
c.8,s.306
ً ً
‫السفلىى‬
ٌ ‫اىلٍيى يد الٍعيٍليىا ىخٍيػهر م ىن الٍيىد‬
“Veren el alan elden üstündür.” Buhari,Zekat-18
‫اىلٍ يم ٍؤًم ين ًمٍرآة الٍ يم ٍؤًم ًن‬
“Mümin mümine aynadır.” Ebu Davud,Edeb,49
ً ‫اف الٍم ٍش‬
ً
‫َّاس ىس ىواءه ىكاى ٍسنى ي‬
‫اىلن ي‬
“Ġnsanlar tarak diĢleri gibi birbirine denktir.”
Ali el-Müttaki,Kenzü‟l Ummal c.9 hadis no: 24822
‫السالى ىـ بىػٍيػنى يك ٍم‬
َّ ‫فشوا‬
‫اى ي‬
“Aranızda selamı yayın.” Müslim,Ġman-93
‫اىلٍ يم ٍؤًم ين اى يخو الٍ يم ٍؤًم ًن‬
“Mümin müminin kardeĢidir.” Müsli,Nikah-56
‫لصيى ياـ يجنَّة‬
ِّ ‫اى‬
“Oruç kalkandır.” Buhari,Savm-2
‫ور‬
َّ ‫اى‬
‫لصالىة ني ه‬
“Namaz nurdur.” Müslim,Taharet-1
ً َّ ‫يكل خطٍوةو ميىٍ ًشيها اً ىَل‬
‫ص ىدقة‬
‫الصالىة ى‬
‫ى‬
‫ٌ ى ى‬
“Namaza gitmek için attığın her adım sadakadır.”
Buhari,Cihad-72
‫الصالىة‬
َّ ‫ب اً ىَل اهللً قاى ىؿ‬
َّ ‫ت الن‬
‫ىساىلٍ ي‬
ٌ ‫م الٍ ىع ىم ًل اى ىح‬
ٌ ‫َّيب اى‬
‫ىعلىى ىكقتً ىها‬
“Allah‟ın en sevdiği amel, vaktinde kılınan
namazdır.” Buhari,Mevakitu‟s-Salat-5
ً َّ ‫اى‬
‫اج الٍ يم ٍؤًم ًن‬
‫لصالىة م ٍعىر ي‬
“Namaz müminin miracıdır.” El-Alusi c.8, s. 416
ً‫نًعم ًسالىح الٍم ٍؤ‬
‫اء‬
‫ع‬
‫د‬
‫ال‬
‫ك‬
‫ر‬
‫ػ‬
‫ب‬
‫لص‬
‫ا‬
:‫ن‬
‫م‬
َّ
‫ى‬
ٌ
‫ى‬
ٍ
‫ى‬
‫ي ي‬
‫ي‬
‫ي‬
‫ٍى‬
“Sabır ve dua müminin ne güzel iki silahıdır.”
Ali el-Müttaki,Kenzü‟l-Ummal c.3, s. 272, hadis no. 6505
ً ‫لىيس ىشيء اى ٍكرـ علىى اهللً تىػع ى‬
‫ُّع ًاء‬
‫اَل م ىن الد ى‬
‫ٍ ى ٍ ه ىى ى‬
‫ى‬
“Allah için duadan daha değerli bir Ģey yoktur.”
Tirmizi,Daavat-1
ً
ً
َّ
ُّ ًُ‫إف اللَّوى تىػ ىعاَل ي‬
‫أح يد يك ٍم ىع ىمالن أ ٍف يػيٍتقنىوي‬
‫ب إ ىذا ىعم ىل ى‬
“Allah, sizden birinizin yaptığı iĢi, ameli ve
görevi sağlam ve iyi yapmasından hoĢnut olur.”
Taberânî, el-Mu‟cemü‟l-Evsat, 1/275
‫إتىنَّةى ىح ََّّت تيػ ٍؤًمنيوا ىكالى تيػ ٍؤًمنيوا ىح ََّّت ىَتىابُّوا‬
ٍ ‫الى تى ٍد يخليو ىف‬
“Ġman etmedikçe cennete giremezsiniz,
birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman
etmiĢ olamazsınız.”Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu‟lKıyâme, 56.
ً ‫ب ِف سخ‬
ِّ ‫الر‬
َّ ‫ضى الٍ ىػوالً ًد ىك ىس ىخ ي‬
َّ ‫ضى‬
‫ب ِف ًر ى‬
‫ر ًَ ى‬
‫الر ِّ ى ى‬
‫الٍ ىػوالً ًد‬
“Allah‟ın rızası, anne ve babanın
rızasındadır.Allah‟ın öfkesi de anne babanın
öfkesindedir.”Tirmizî, Birr, 3.
ً ‫اؿ رس ي‬
ً ‫كعن و‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍي ًو‬
‫وؿ اللٌو ى‬
‫ قى ى ى ي‬:‫أنس ىرض ىي اللٌوي ىعٍنو قاؿ‬
: ‫كسلَّم‬
‫ى‬
ً ‫ما ًم ٍن يم ٍسلً وم يىػ ٍغ‬
‫س ىغٍرسان ٍأك يىػٍزىرعي ىزٍرعان فىػيىأ يك يل‬
‫ر‬
‫ي‬
ً
ً
ً
.‫دقىةه‬
‫صى‬
‫يمةه إال ىكا ىف لىوي بًو ى‬
‫مٍنوي طىٍيػهر ٍأك إنٍ ىسا هف ٍأك ىِب ى‬
Hz. Enes
(radıyallahu anh)
anlatıyor:
"Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki:
"Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir tohum
eker de bunların mahsulatından bir kuĢ veya
insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir
sadaka olur." [Buharî, Hars 1, Edeb 27; Müslim, Müsâkat
12, (1553); Tirmizî, Ahkam 40, (1382).][49]
ً
: ‫كسلَّم‬
‫رس ي‬
‫ ى‬: ‫قاؿ‬
‫كعنو ى‬
‫وؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫قاؿ ي‬
: ‫ىسٍبػ ىعةه يي ًظلُّ يه يم اللَّوي ِف ًظلِّ ًو يىػ ٍوىـ ال ًظ َّل إالَّ ًظلُّوي‬
ً ‫إًماـ‬
. ‫كشاب نى ىشأى ِف ًعبى ىادةً اللَّو تىعاَل‬
، ‫عاد هؿ‬
ٌّ
‫ه‬
ً ‫كرجل قىػ ٍلبو معلَّق با٘تس‬
ً ‫ كرج‬. ‫اج ًد‬
‫الف ىَتىابَّا ِف اللَّو‬
‫ىى ي‬
‫ىى ي ه يي ي ى ى ى‬
‫ ىكىر ىج هل ىد ىعٍتوي ٍامىرأىةه‬، ‫ كتىػ ىفَّرقىا ىعلى ًيو‬. ‫ اجتى ىمعا ىعلى ًيو‬.
ً ‫ىذات مٍن‬
‫صو‬
. ‫ىخاؼ اللَّو‬
‫ فىػ ىق ى‬. ‫ب ىك ىّت واؿ‬
‫ إً ٌّن أ ي‬: ‫اؿ‬
‫ي ى‬
ً
َّ ‫ىخفاىا‬
‫صد ى‬
ٍ ‫ص ىدقىةى فأ‬
‫حَّت الى تىػ ٍعلى ىم ِشالوي‬
‫َّؽ بً ى‬
‫كر يج هل تى ى‬
‫ى‬
ً
ً ً
‫ت‬
‫كر يج هل ذى ىكىر اللَّو خاليان فىػ ىف ى‬
ٍ ‫اض‬
‫ ى‬. ‫ما تيػٍنف يق ىميينوي‬
‫ىعٍيػنىاهي‬
Ebû Hüreyre radıyallahu anh‟den rivayet
edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem Ģöyle buyurdu:
“BaĢka bir gölgenin bulunmadığı Kıyamet
gününde Allah Teâlâ, yedi sınıf insanı, arĢının
gölgesinde barındıracaktır: Âdil devlet baĢkanı,
Rabbine kulluk ederek temiz bir hayat içinde
serpilip büyüyen genç, Kalbi mescidlere sevgi ile
bağlı müslüman, Birbirlerini Allah için sevip
birliktelikleri ve ayrılıkları Allah için olan iki
insan, Güzel ve mevki sahibi bir kadının gayr-i
meĢru davetine “Ben Allah‟tan korkarım” diye
yaklaĢmayan yiğit, Sağ elinin verdiğini sol elinin
bilemeyeceği kadar gizli sadaka veren kimse,
Tenhâda Allah‟ı anıp göz yaĢı döken kiĢi.”Buhârî,
Ezân 36, Müslim, Zekât 91.
ً
‫ً و‬
‫وؿ‬
‫رس ى‬
‫ ٔت ٍع ي‬: ‫رضي اللَّو عنهما قاؿ‬
‫ت ي‬
‫كعن النُّعماف بن بىشري ى‬
ً
ً
: ‫وؿ‬
‫كسلَّم يػى يق ي‬
‫اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
‫ ىكبىػٍيػنىهما‬، ‫ْي‬
‫ كإً َّف اٖتىر ىاـ بىػ ِّ ه‬، ‫ْي‬
‫إً َّف اٖتىالى ىؿ بىػ ِّ ه‬
ً ‫هات الى يىػ ٍعلى يم يه َّن ىكثًريه ًم ىن الن‬
‫ فى ىمن اتَّقى‬، ‫َّاس‬
‫يم ٍشتىبً ه‬
ً ‫الشُّب‬
ً ‫ استىبػرأى لً ًدينً ًو‬، ‫هات‬
‫ ىكىم ٍن ىكقى ىع ِف‬، ‫كعٍر ًض ًو‬
ٍ‫ٍ ى‬
‫ي‬
ً ‫الشب‬
‫ كقى ىع ِف اٖتىرًاـ‬، ‫هات‬
‫ي‬
Nu‟mân Ġbni BeĢîr radıyallahu anhümâ
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem‟i Ģöyle
buyururken dinledim, dedi:
“Helâl olan Ģeyler belli, haram olan Ģeyler
bellidir. Bu ikisinin arasında, halkın birçoğunun
helâl mi, haram mı olduğunu bilmediği Ģüpheli
konular vardır.
ġüpheli konulardan sakınanlar, dinini ve
ırzını korumuĢ olur. ġüpheli konulardan
sakınmayanlar ise gitgide harama dalar.”
Buhârî, Îmân 39, Büyû‟ 2; Müslim, Müsâkat 107, 108.
Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Büyû‟ 3; Tirmizî, Büyû‟ 1; Nesâî,
Büyû‟ 2, Kudât 11; Ġbni Mâce, Fiten 14
ً
: ‫كسلَّم‬
‫ قاؿ ي‬:‫عن أِب ىريرة ىر ًض ىي اللٌوي ىعٍنو قاؿ‬
‫رسوؿ اللٌو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
َ‫ ىك ى‬،‫ىكالَّ ًذم نىػ ٍف ًسي بًيى ًدهًى تى ٍد يخليوا إتىنَّةى ىح ََّّت تيػ ٍؤًمنيوا‬
‫و‬
ً
‫ أى أدلُّ يك ٍم ىعلى ىش ٍىء إ ىذا فىػ ىع ٍلتي يموهي‬.‫تيػ ٍؤمنيوا ىح ٌَّت ىَتىابُّوا‬
.‫الس ىَ ىـ بىػٍيػنى يك ٍم‬
َّ ‫ىَتىابىػٍبتي ٍم؟ أفٍ يشوا‬
Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor:
"Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular
ki: "Nefsim yed-i kudretinde olan zâta yemin
ederim ki, imân etmedikçe cennete giremezsiniz,
birbirinizi sevmedikçe imân etmiĢ olmazsınız!
Yaptığınız takdirde birbirinizi seveceğiniz Ģeyi
haber
vereyim
mi?
Aranızda
selamı
yaygınlaĢtırın!"
ً
: ‫كسلَّم‬
‫قاؿ ي‬
‫ ى‬: ‫ىع ٍن أِب يىىريٍػىرةى رضي اللَّوي عنوي قاؿ‬
‫رسوؿ اللَّو ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىيٍو ى‬
ً ‫ًمن حس ًن إًس‬
‫الـ الٍ ىمٍرًء تىػٍريكوي ىماالى يىػ ٍعنً ًيو‬
ٍ ٍ‫ٍ ي‬
Ebû Hüreyre radıyallahu anh‟den rivayet
edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem Ģöyle buyurdu:“Kendisini (doğrudan)
ilgilendirmeyen Ģeyi terketmesi, kiĢinin iyi
müslüman oluĢundandır.” Tirmizî, Zühd 11
ً
ًً
‫ت أِب أ ىيميَّةى يح ىذيٍف ىة‬
‫ىع ٍن أ ِّيـ ا٘تيؤمن ى‬
‫ كأتي ىها ىٍن يد بٍن ي‬، ‫ْي أ ِّيـ سلى ىمةى‬
ً
‫كسلَّم كا ىف‬
َّ ‫ا٘تخزكمية رضي اللَّوي عنها أف‬
‫النيب ى‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍيو ى‬
: ‫قاؿ‬
‫إ ىذا ىخر ىج ًم ٍن ٍبيتً ًو ى‬
ً
‫ك‬
‫ اللَّ يه َّم إً ِّّن أعوذي بً ى‬،‫ت ىعلىى اللَّ ًو‬
‫ توَّك ٍل ي‬،‫بسم اللَّو‬
ً ‫أ ٍف أ‬
َّ ‫ أ ٍىك أى ًزَّؿ ٍأك أ‬، ‫يض َّل‬
‫ ٍأك أظلً ىم ٍأك‬، ‫يزؿ‬
‫ىض َّل أك أ ى‬
‫ىج ىه ىل أك يَي ىه ىل ىعلى َّي‬
ٍ ‫ ٍأك أ‬، ‫أيظلىم‬
Asıl adı Hind Binti Ebû Ümeyye Huzeyfe elMahzûmiyye olan Ümmü Seleme radıyallahu
anhâ‟dan rivayet edildiğine göre Nebî sallallahu
aleyhi ve sellem evinden çıkacağı zaman Ģöyle
dua ederdi:
“Allah‟ın adıyla çıkıyorum, Allah‟a
güveniyorum. Allah‟ım sapmaktan,
saptırılmaktan, kaymaktan kaydırılmaktan,
haksızlık yapmaktan, haksızlığa uğramaktan,
câhilce davranmaktan ve câhillerin
davranıĢlarına muhatap olmaktan sana
sığınırım.” Ebû Dâvûd, Edeb 103; Tirmizî, Daavât 34; Ġbni
Mâce, Duâ 18
‫ى‬
‫كع ًن اب ًن عيمر رضي اللَّو عٍنوي‬
ً ‫وؿ اللَّو صلٌى اهلل علىي ًو كسلَّم لىعن الٍو‬
َّ
‫رس ى‬
‫اصلىةى‬
‫أف ي‬
‫ى ي ىٍ ى ىى‬
ً ‫ كالٍو ًاِشة كا٘تست‬، ‫توصلىة‬
.‫وِشة‬
‫ىكا٘ت ٍس ً ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ى‬
‫ي‬
‫ي‬
Ġbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem saçlarına saç ekleten ve
ekleyen, döğme yapan ve yaptıran kadınlara
lânet etmiĢtir.”
Buhârî, 4, Libâs 83, 85, 87; Müslim, Libâs 115,
َّ ‫كعن اب ًن عيمر رضي اللَّو عٍنػ يهما‬
‫صلٌى اهللي ىعلىٍي ًو‬
‫أف ىر يس ى‬
‫ى‬
‫وؿ اللَّو ى‬
: ‫اؿ‬
‫كسلَّم قى ى‬
‫ى‬
/334.
َّ ‫ ىكال يى ٍشربى َّن ًِبىا فى‬، ‫ال يىأٍ يكلى َّن أح يد يك ٍم بً ًشمالًًو‬
‫إف‬
ًً ً
‫رب ًِبىا‬
‫الشٍَّيطىا ىف يىأٍ يك يل بًشمالو ىكي ٍش ي‬
Ġbni Ömer radıyallahu anhümâ'dan rivayet
edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve
sellem Ģöyle buyurdu:"Hiçbiriniz kesinlikle sol
eliyle yiyip içmesin. Zira Ģeytan soluyla yer,
soluyla içer." Müslim, EĢribe 107. Tirmizî, Et'ime 6;
Ġbni Mâce, Et'ime 8
ً
ً
َّ
ُّ ًُ‫إف اللَّوى تىػ ىعاَل ي‬
‫أح يد يك ٍم ىع ىمالن أ ٍف يػيٍتقنىوي‬
‫ب إذىا ىعم ىل ى‬
Allah, sizden birinizin yaptığı iĢi, ameli ve görevi
sağlam ve iyi yapmasından hoĢnut olur.
Taberânî, el-Mu‟cemü‟l-Evsat, 1/275; Beyhakî,
fiu‟abü‟l-Îmân, 4
Sevgili Öğrenciler!
Peygamber Efendimiz (sav)’i anlamak ve tanımak şüphesiz O’nun (sav) biz
ümmetine miras ve emanet olarak bıraktığı sünnet-i seniyyesine ve hadis-i
şeriflerine sahip çıkmakla mümkündür.
“Hayırlı işlerin muzır manileri çok olur.” tespiti bizim ne kadar çok
çalışmamız gerektiği, çalışırken karşılaştığımız zorluklar karşısında ne kadar
metanetli olmamız hususunda yol göstericidir.
Sevgili Öğrenciler!
Çalışmalarımda ilham kaynağım sizlersiniz. Sizin samimiyetiniz ihlasınız ve
hadisleri ezberlemede gösterdiğiniz gayrettir ki bizi de çalıştırıyor.
Daha nice güzel çalışmalarla hep birlikte daha ileriye…
Allah’ın(cc) rahmeti, bereketi, fazl ve ihsanı ve Resulünün(sav) şefaati
cümlemizin üzerine olsun.
Sevgilerimle…
M.İbrahim TEPE
Balıkesir Anadolu İmam Hatip Lisesi
Meslek Dersleri Öğretmeni
Download

M.İbrahim TEPE İHL Meslek Dersleri Öğretmeni