dişhekimi
haber
1
haber
2
dişhekimi
dişhekimi
haber
3
haber
4
dişhekimi
dişhekimi
haber
5
haber
6
dişhekimi
dişhekimi
haber
7
haber
8
dişhekimi
dişhekimi
haber
9
editör
dişhekimi
Merhaba,
Özlem KEKEÇ BÜLBÜL
[email protected]
Sağlıkla ilgili çevrelerin tüm itiraz ve tepkilerine rağmen, “Tam gün yasası”
olarak bilinen Sağlık Bakanlığı ve bağlı
kuruluşlarının teşkilat ve görevleri hakkında değişiklik yapılmasına dair kanun
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylandı. Bu arada yasanın ruhsatlandırma ve lisans bedellerini düzenleyen 57. Maddesi 18 Ocak 2014 tarihinde
tamamiyle kaldırıldı. Söz konusu madde,
çalışma hakkına kısıtlama getirebileceği
düşüncesiyle sağlık meslek örgütleri tarafından kuşkuyla karşılanmıştı. Yasada
önemli bulduğumuz noktaları bu sayımızda yeniden hatırlattık. Üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerinin durumuyla ilgili olarak ise İzmir Tabip Odası
avukatı Mithat Kara ile kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdik.
Geçtiğimiz sayıda yer alan Torba Yasa ile
ilgili haberimizde dişhekimliği fakülteleri
son sınıflarında öğrenim gören öğrencilere ücret ödeneceğini duyurmuştuk. Ancak ilgili kanunun 18 Ocak 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan şeklinde,
“dişhekimliği son sınıf öğrencilerine
ücret ödenmesi”ni amaçlayan maddesinin kaldırıldığı görüldü. Böylelikle sadece
diş hekimlerinin değil, öğrencilerinin de
üvey evlat statüsü korunmuş oldu.
Tüm tartışmalara rağmen Sağlık net 2
veri sistemi uygulamaya konulurken,
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme
Kurulu raporu, devletin veri güvenliğinin sağlanması ve korunması konusundaki yetersizliğini ortaya koydu. Sağlık
Bakanlığı ve SGK ile birlikte 6 kuruluşun
denetleme sonuçlarının sunulduğu raporda, ilgili kuruluşlar, vatandaşların kişisel verilerini koruma konusunda özensiz
ve yetersiz olmakla eleştirildi.
Sağlık Bakanlığı, ağız ve diş sağlığı hizmeti sunan özel sağlık kuruluşlarını ilgilendiren mevcut yönetmeliğe ilişkin
değişiklik çalışmaları çerçevesinde Türk
Dişhekimleri Birliği’nden de görüş istedi. Fakat Bakanlık, TDB’nin talebine
rağmen, yönetmelik değişikliklerine ait
herhangi bir taslak metnini paylaşmadı.
10
TDB de bu şekilde odalardan görüş sordu. Bakanlığın herhangi bir taslak metin
olmadan TDB’den görüş istemesi, formaliteden danışma geleneğini sürdürdüğü
algısını oluşturdu.
Sahte diş hekimleri, mesleğimizin önemli
mücadele alanlarından biri olmaya devam ediyor. Mevcut cezalarla bile sorunun kökü kazınamazken, sahte diş
hekimlerine verilen hapis cezası alt
sınırının, 2 yıla indirilmesi için kanun
teklifi verilmesi tepki topladı. TDB kanun
teklifinin ardından bir açıklama yayınlayarak bu durumun hiçbir gerekçe ile kabul
edilemez olduğunu ifade etti.
Sağlık Bakanlığı, Gezi Parkı olayları sürecinde hukuka aykırı olarak “yetkisiz ve
kontrolsüz revir” adı altında sağlık hizmeti verdikleri ve amaçları dışında faaliyet gösterdikleri” iddiasıyla Ankara Tabip
Odası (ATO) yönetimi ve organlarının görevden alınması için dava açtı. ATO Başkanı Şener yaptığı basın açıklamasında,
‘’Bu dava bizim için onurdur’’ifadesini
kullandı. Hükümetin meslek odalarına
yönelik “Gezi Ayarı” bununla kalmadı.
Hükümet ayrıca Gezi Parkı eylemlerinde
aktif rol oynayan 12 meslek odasının
mali ve idari denetimini iki Bakanlığa vererek teftiş başlattı.
Pek çok maddesi 2013 yılı başlarında
yürürlüğe giren İş Sağlığı ve Güvenliği
Yasası’nın en önemli unsurlarından olan
OSGB’lerin(Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi) bugüne kadarki deneyimleri İzmir
Tabip Odası İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği
Komisyonu tarafından hazırlanan bir raporla masaya yatırıldı. “İlk Yılında OGSB
Gerçekleri” başlığıyla yayınlanan raporun
ayrıntılı analizini ilgili haberimizde bulabilirsiniz.
Bu sayımızda ayrıca, İstanbul ve İtalya’da
aldığı ileri aşçılık eğitimlerinin ardından
İzmir’de Kültürpark içinde çok keyifli bir
mekan oluşturan meslektaşımız Ebru Yılmaz ile gerçekleştirdiğimiz röportajı ilgiyle okuyacağınızı umuyoruz.
Yeniden buluşuncaya dek sevgiyle kalın…
dişhekimi
editör
içindekiler
dişhekimi
Torba Yasa onaylandı
> Sağlık Lisans Yönetmeliği kaldırıldı mı?
> Tam Gün Yasası nasıl uygulanacak?
40
42
14
22
Anne adayları ve
bebeklerine yönelik
ağız-diş sağlığı
eğitimi projesinde
ikinci etaba geçildi
Birinci yılında OGSB gerçekleri
Kişisel verilerin toplanmasında
devlet kendi yanlışını rapora döktü
İnönü Üniversitesi
dişhekimi yardımcısı
yetiştirecek
Sağlık net 2 veri sistemi tartışmalara rağmen uygulanırken,
Cumhurbaşkanlığı DDK raporu, devletin veri güvenliğinin sağlanması
ve korunması konusundaki özensizliğini ve yetersizliğini ortaya koydu.
49
Sağlık Bakanlığı 26
formaliteden TDB’ye danıştı
Avukat Halide Savaş:
37
“Aydınlatılmış
Onam ve, iyi ilişkiler,
pek çok cezai
durumu önleyebilir”
Reklam İndeksi
BBK Organizasyon......................65
CNR Holding..............................51
Dentin.........................................4
Drogsan.....................................57
GSK........................................ 7-20
İsmet Talay............................. 9-10
52
Meslektaşımız Ebru Yılmaz;
“Mutfağım,
muayenehanem
gibi”
İpana.................. 1 - Arka kapak içi
Lider Diş............................... 13-35
Meffert İmplant.........................61
Microdent............................. 24-25
Nobel.........................Ön kapak içi
Oral B .......................................11
Ortotek........................................5
Haber Sorumlusu
Erdal BİLİCİ
Sahibi
İzmir Dişhekimleri Odas› ad›na
Yönetim Kurulu Başkan›
İlkay KARADEMİRCİ ÜLKÜ
Sorumlu Yaz› İşleri Müdürü
Özlem KEKEÇ BÜLBÜL
Yay›n Kurulu
İlkay KARADEMİRCİ ÜLKÜ
Özlem KEKEÇ BÜLBÜL
12
Görsel Yönetmen
Birsen BAĞARDI KÖSEOĞLU
Baskı
Şan Ofset Matbaacılık San. Tic. Ltd. Şti.
Hamidiye Mah. Anadolu Cad. No:50
Kağıthane-İSTANBUL
Tel: 0.212 289 24 24
Faks: 0.212 289 07 87
Sarp Dental...............................67
Sirona..........................................6
Tamer Med........................... 44-45
Tidal İmplant..............................39
Toros Dental........................... 2-54
UMG...........................................3
Ünaldı Medikal............Arka Kapak
Bas›m Tarihi:
Mart 2014
Yay›n Türü:
Yayg›n Süreli Yay›n
İletişim Adresi
Anadolu Caddesi 40,
Tepekule İş Merkezi D: 209 /210 /211 Bayrakl› İzmir
Telefon 0.232 461 2152 - 461 3615 - 461 1571
Faks 0.232 461 3759
[email protected]
Dergide yer alan yaz›lar›n hukuki sorumluluğu yazar›na aittir.
Dergimiz 22.000 adet basılarak, Dişhekimlerine ve dişhekimliği fakültesi
son s›n›f öğrencilerine ücretsiz dağ›t›l›r.
torba yasa
dişhekimi
Torba Yasa onaylandı
> Sağlık Lisans Yönetmeliği kaldırıldı mı?
> Tam Gün Yasası nasıl uygulanacak?
Cumhurbaşkanı Abdullah
Gül, “Tam Gün Yasası”
olarak bilinen Sağlık
Bakanlığı ve Bağlı
Kuruluşlarının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında KHK ile
Bazı Kanunlarda Değişiklik
Yapılmasına Dair Kanun’u
onayladı. Resmi Gazete’de
yayımlanarak yürürlüğe
giren Tam Gün Yasası sağlık
çalışanlarının tepkisine yol
açmıştı. Ancak ne tepkiler
ve ne de görüşmeler
yasanın iptali için etkili oldu.
Yeni yasaya göre dikkat çeken başlıklar şöyle;
3
Aile hekimlerine ve aile sağlığı elemanlarına haftalık çalışma süresi
ve mesai saatleri dışında, diğer sağlık kuruluşlarında ayda en az 8
saat, ihtiyaç halinde bu sürenin üzerinde nöbet görevi verilecek.
3 Kamuda tam gün çalışmanın bir istisnası olarak, kamu kurum
ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile
aile hekimleri, çalışma saatleri dışında, kurumlarının izniyle, aylık 30
saatten fazla olmamak şartıyla işyeri hekimliği yapabilecek.
3 Türk Tabipler Birliği’nin, yasa gündeme geldiğinde “doktorlara Gezi
ayarı” olarak yorumladığı, “ruhsatsız sağlık hizmeti veren hekimlere bir
ila üç yıl hapis cezası ve 20 bin güne kadar para cezası verilecek.
14
dişhekimi
torba yasa
Sağlık Lisans
Yönetmeliği kaldırıldı mı?
663 sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı
Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında KHK’nın 57. Maddesi
ruhsatlandırma ve lisans bedellerini
düzenlemişti. Sağlık meslek örgütleri tarafından bu KHK ve yönetmeliğe; “bu haliyle uygulandığında
Anayasa’nın verdiği çalışma hakkı,
işin icrası ile ilgisiz bir şekilde kısıtlanabilecek, diploma tek başına meslek icrası için yeterli olamayacak,
ayrıca, lisans almak gerekebilecektir’’ şeklinde yorumlanarak karşı
çıkılmıştı. CHP, düzenlemenin iptali
için dava açmıştı. Ancak yaşanan
birçok gelişmenin ardından Lisans
Yönetmeliği’nin kaldırıldığı yönünde Türk Diş hekimleri Birliği Hukuk Danışmanı Mustafa Güler
önemli bilgiler verdi. Avukat Mustafa Güler’in bu
konudaki yorumu şöyle:
“2011 yılının Kasım ayında yürürlüğe giren 663
sayılı Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde
Kararname’nin 57. maddesi ile sağlık hizmetlerinin sunulabilmesi için ruhsattan ayrı bir de lisans
alınması zorunluluğu getirilmişti. Bakanlık tarafından yapılan planlamayla, açık artırma ile yine
Bakanlık tarafından satılacak bu lisans olmadan
sağlık alanında faaliyet gösterilemeyeceğine ilişkin hüküm önemli bir tartışma konusu oldu.
Türk Dişhekimleri Birliği ve dişhekimleri odaları
tarafından da karşı çıkılan lisans düzenlemesinin iptali için hazırlanan dosya Cumhuriyet Halk
Partisi tarafından değerlendirildi ve Anayasa
Mahkemesi’nde açılan davada bu hükmün de iptali istendi. Diğer yandan, Lisans Yönetmeliği’nin
yayınlanmasının hemen ertesinde Türk Diş hekimleri Birliği bu Yönetmeliğin iptali için Danıştay’da
dava açtı. Bu davada henüz bir karar verilmedi
ancak mevcut gelişmelerle dava konusu Yönetmelik artık dayanaksız kaldı. Anayasa Mahkemesi ise düzenlemeyi iptal etmedi. Ancak Karar
gerekçesinde “…lisans usulünün; hastane, tıp
merkezi, sağlık merkezi gibi adlar altında oluşturulan ve belli standart ve nitelikler aranan sağlık
hizmeti sunumu yapılan teşekküller (kuruluşlar)
yönünden geçerli olduğu, herhangi bir teşekkül
çatısı altında olmaksızın bireysel bir faaliyet biçiminde sağlık hizmeti sunan muayenehane ve
benzeri yerleri ise kapsamadığı açıktır.” diyerek
nisbeten küçük sağlık kuruluşlarına lisans uygulamasının önüne geçen bir değerlendirme yaptı.
Anayasa Mahkemesi’nin bu değerlendirmesiyle, sağlık kuruluşlarına ruhsattan başka bir de
lisansa sahip olma mecburiyetinin muhatabı hastane veya tıp merkezi gibi büyük yapılar kaldı.
18/01/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6514
sayılı Torba Yasa’ya, Tasarı’da olmamasına
karşın, sonradan eklenen bir değişiklikle lisans düzenlemesi tümüyle kaldırıldı. Yapılan
değişikliğin gerekçesi olarak da “…sağlık alanında yatırım yapacak girişimciler için ek bir maliyet
getiren lisans bedelinin alınmaması amacı…” öne
sürüldü. Oysa lisansın, sağlık sermayedarı için ek
maliyet oluşturması yeni ortaya çıkmadı. İki yıl
önce ile bugün arasında sağlık yatırımları açısından bir fark da bulunmamaktadır. Öyleyse lisans
düzenlemesini kaldırmak için kullanılan gerekçe
“gerçek gerekçe “ değil.
Bütün bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde,
bölgesel lisans satışlarından sonra hekim ve diş
hekimlerinin lisansa sahip olan sermayedara tâbi
kılınması şimdilik olanaksız hale geldi. Bakanlığın
hedefinden uzaklaşan ve hedefinde sadece orta
ve büyük sermaye kalan lisans düzenlemesinin
artık gereksiz görüldüğünden kaldırıldığını düşünüyorum.
15
torba yasa
dişhekimi
TORBA YASA
öğretim üyelerini
nasıl etkileyecek
> Üniversitelerde görev yapan öğretim üyelerinin durumu ne olacak ?
> Döner sermaye ve performans ücretleri nasıl paylaştırılacak ?
> Yeni suç ve yaptırımlar neler ?
> Öğretim üyeleri ve kamu çalışanları kiralama usülü mü
çalışacak elde edilen gelir nasıl paylaşılacak?
Sağlık Bakanlığı ve Bağlı Kuruluşlarının Teşkilat ve
Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname
ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair
“Torba Tasarı” da en önemli konu; daha önce iki
kez Anayasa Mahkemesi’nin bazı maddelerini iptal
ettiği Tam Gün Yasası.
18.01.2014 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan
6514 sayılı Kanun ile birçok alanda değişiklik yapıldı. Bu düzenlemelerden birisi, üniversitelerde görev
yapan ve serbest meslek faaliyeti yürüten öğretim
üyelerinin statüsüne ilişkin oldu. İzmir Tabip Odası
Avukatı Mithat Kara, 6514 sayılı yasa ile getirilen
düzenlemeler çerçevesinde, öğretim üyelerinin hukuksal durumuna ilişkin bir değerlendirme yaptı.
Dişhekimi Dergisi’nin sorularını yanıtlayan Kara,
önemli bilgiler verdi. İşte Tam Gün yasası ile ilgili
merak edilen sorular ve cevapları:
Son değişiklikler ile üniversitelerde görev yapan diş hekimi öğretim üyeleri ve akademisyenler için durum ne olacak? Diğer tabiplerden
farklı bir durum yaşanacak mı?
Son düzenleme ile kamu kurumlarında çalışan bütün hekimler için mesai saati dışında serbest meslek
uygulama yasağı getirilmiştir. Bununla birlikte, tıp fa-
16
dişhekimi
torba yasa
Avukat Mithat Kara,
İzmir Diş Hekimleri
Odası’nda düzenlenen
seminerde Torba
Yasa düzenlemeleri
çerçevesinde serbest
çalışan öğretim
üyelerinin hukuksal
durumu hakkında bir
sunum gerçekleştirdi.
kültesi ve diş hekimliği fakültesinde görev yapan hekimlerin serbest meslek faaliyeti de yasaklanmıştır.
Yasanın yürürlüğe girdiği 18.01.2014 tarihinde serbest meslek faaliyeti yürüten öğretim üyeleri, 3 ay
içinde tercihini yapmak zorunda kalacaktır. Örneğin
muayenehanesi olan bir öğretim üyesi, ya muayenehanesini kapatmak zorunda kalacak ya da üniversite
ile ilişiğinin kesilmesi işlemi ile karşı karşıya kalacaktır.
Öğretim üyeleri ve kamu çalışanları kiralama
usulü mü çalışacak? Elde edilen gelir nasıl paylaşılacak?
Öğretim üyelerinin mesai dışında çalışma yasağının
bir istisnası gibi getirilen bir düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeye göre, tıp ve diş hekimliği
fakültesi kadrosunda çalışan profesör ve doçentler; her bir anabilim dalındaki kadrolu profesör ve
doçent sayısının % 50 sini geçmemek, 1 yılı geçmeyen kurumsal sözleşme yapılmak, geliri üniversite döner sermaye hesabına kaydedilmek şartıyla,
mesai saatleri dışında özel hastaneler veya vakıf
üniversitesi hastanelerinde, öğretim üyesinin onayı
ile çalıştırılabilir.
Bu düzenlemede, üniversite öğretim üyesinin kendi iradesi ile serbest meslek faaliyeti yürütmesi söz
konusu değildir. Bu düzenlemeye göre, öğretim
üyeleri, görev yaptığı tıp veya diş hekimliği fakültesinin anlaşma imzaladığı bir özel hastane veya vakıf
üniversitesi hastanesinde, üniversitenin direktifleri
doğrultusunda çalıştırılacaktır. Bir anlamda, kamu
kurumundaki öğretim üyelerinin özel kurumlara kiralanması gibi bir uygulama diyebiliriz.
Bu çalışma sisteminde, çalışmanın ve sözleşmenin
tarafları tıp veya diş hekimliği fakülteleri ile özel hastane veya vakıf üniversitesi hastaneleridir. Bu ilişkide
hekimler, çalıştırılan kişi konumundadır. Hekimin bu
çalışmasından elde edilen gelir üniversitenin döner
sermaye hesabına kaydedilecektir. Üniversite daha
sonra bu gelirin yarısını gelirin sağlanmasına katkı
sunan hekime ödeyecektir.
Üniversiteden ilişik kesme işlemine karşı dava
açabilirler mi?
Üniversiteden ilişkin kesme işlemi bir idari işlemdir. Bu idari işlemin yürütmesinin durdurulması ve
iptali için idare mahkemesinde dava açılabilir. Bu
davada, ilişik kesme işlemine dayanak olan yasa
değişikliğinin de Anayasa’ya aykırılığı ileri sürülebilir. İdare Mahkemesi, Anayasa’ya aykırılık iddiasını
ciddi bulursa, yasa maddesinin iptali için Anayasa
Mahkemesi’ne başvurabilir.
İdare Mahkemesi, Anayasa’ya aykırılık iddiasını ciddi
görmeyip Anayasa Mahkemesi’ne başvurma kararı
almayabilir ancak CHP tarafından da dava konusu
edilen bu yasa maddesi hakkında Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek kararın beklenmesine ka-
17
torba yasa
rar verebilir. İlişik kesme işlemine karşı açılan dava
sürecinde, Anayasa Mahkemesi iptal kararı verdiği
takdirde, yasa hükmünün iptal edilmesi nedeniyle
ilişik kesme işlemi de dayanaksız kalacak ve hukuka
aykırı hale gelecektir. İlişik kesme işleminin iptal edilmesi halinde, hekim, üniversitedeki önceki görevine
dönebilecektir. Ayrıca, bu süreç içinde ortaya çıkan
zararların, ispat edilebildiği oranda tazmini de idari
yargıda ayrıca tartışılabilecektir.
ve diş hekimliği fakültelerinde, teorik ve uygulamalı
eğitim ve öğretim ile araştırma faaliyetlerinde bulunmak ve bu faaliyetlerin gerektirdiği işlemleri yapmak
üzere sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilebilecek.
Bu şekilde çalışacak öğretim üyeleri ile 1 yıllık sözleşme yapılacak ve ek ders ücretinin 10 katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilecek. Özellik arz eden
bir iş yapılıyorsa 15 katına kadar ödenebilecek.
Mesai saatleri dışında çalışmak yasaktı, uygulama nasıl böyle bir durum aldı?
Aslında temel amaç, hekimlerin serbest meslek faaliyeti yürütmesini kısıtlamaktı. Hekimlerin, bağımsız
çalışması, kendine ait sağlık birimlerinde çalışmaları
istenmemektedir. Temel amaç, hekimleri kamu kurumlarının ve özel işletmelerin inisiyatifine bırakmak,
çalışma alanları kısıtlanan hekimleri, kendi istedikleri
koşullarda çalıştırabilmektir.
Bildiğiniz gibi, Anayasa Mahkemesi, Tam Gün düzenlemelerinin ilk halini iptal ederken, üniversitelere ve öğretim üyelerinin statüsüne özellikle vurgu
yapmış, hekimlere getirilen çalışma kısıtlamasını
Anayasa’ya aykırı bulmuştu. Kiralama usulü çalışma
düzenlemesi ile şunu ifade etmeye çalışıyorlar. “Biz
öğretim üyelerinin mesai saatleri sonrasında çalışmasını kısıtlamayacağız, isterlerse özel hastanelerde
ve vakıf üniversitesi hastanelerinde çalışabilecektir.”
Bu düzenleme ile Anayasa Mahkemesi kararında belirtilen gerekçeleri karşıladıklarını iddia ediyorlar.
Ancak Anayasa Mahkemesi’nin iptal gerekçeleri ile
ortaya çıkan düzenlemenin bir ilgisinin olmadığını
söylemek zorundayız.
Serbest meslek faaliyetimizi sonlandırmak istemiyoruz. Nasıl bir yaptırım ile karşı karşıya
kalırız?
Kanunda, 18.04.2014 tarihine kadar serbest meslek faaliyetini sonlandırmayan öğretim elemanlarının
üniversite ile ilişkilerinin kesileceği düzenlenmiştir.
Döner sermaye ve performans ücretleri nasıl
paylaştırılacak, önceki sistemden farkı nedir?
Döner sermaye ödemelerinde önceki düzenlemelere paralel bir düzenleme olduğunu ifade edebiliriz.
Ancak burada dikkat çeken bir nokta var. Özellikle mesai saatleri dışında yapılan çalışmaya özel bir
önem verildiğini görüyoruz. Çalışanları, bir anlamda
mesai saatleri dışında da çalışmaya zorlayan (teşvik
eden!) bir döner sermaye uygulaması söz konusudur. Tam gün çalışan-serbest çalışan ayrımı kalmadığı için bu ayrımdan kaynaklanan farklar da ortadan
kalkmış olmaktadır.
Serbest çalışan öğretim üyeleri geçiş
yaparak sözleşmeli öğretim üyesi olarak
çalışabilecek mi?
Kamu kurumları ve Yükseköğretim kurumlarının
kadrosunda bulunmayan profesör ve doçentler, tıp
18
dişhekimi
Bir hekim muayenehanesinin faaliyetini sonlandırıp üniversiteye dönerse, daha sonra Anayasa Mahkemesi Yasayı iptal ederse eski muayenehanesinde çalışmaya devam edebilir mi?
Muayenehane açılış ve kapanış işlemleri, Ayakta
Teşhis ve Tedavi Yapılan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik Hükümlerine göre yapılmaktadır.
Muayenehane kapanış işlemleri yapıldığı takdirde,
yeniden muayenehane açmak isteyen hekimin yönetmelikte belirtilen koşulları sağlayarak yeni bir
başvuru yapması gerekmektedir. Anayasa Mahkemesi tarafından verilecek iptal kararı, önceki muayenehane faaliyetinin devamını sağlamayacaktır.
Kamu Hastane Birlikleri Yöneticilerine uygulanan ayrıcalıkları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu düzenleme ile üniversite kadrosunda olup da
görevlendirme ile fiilen Kamu Hastane Birliklerinde
sözleşmeli yönetici olarak çalışan öğretim üyelerine
bir ayrıcalık tanınmıştır. Bu öğretim üyeleri, hiçbir bilimsel etkinliğin içinde olmasa dahi, Kamu Hastane
Birliklerinde sözleşmeli olarak geçirdikleri süreler,
akademik unvanların kazanılması, yükseköğretim
kurumları dışında kullanılması ve diğer özlük işlemlerinde değerlendirilmesi bakımından yükseköğretim
kurumlarında geçmiş sayılacaktır. Bu düzenlemenin
hakkaniyetli bir düzenleme olmadığını ifade etsek
hatalı bir değerlendirme yapmış olmayız sanıyorum:
Yeni suç ve yaptırımlar var mı?
Son düzenlemede, birçok yeni suç ve yaptırım tanımlanmıştır. Ruhsatsız olarak sağlık hizmeti sunmak şeklinde bir suç tanımlanmıştır. Bu düzenleme
aslında Gezi olayları ile tartışılmaya başlanan ve
olaylar sırasında yaralılara müdahale eden sağlık ça-
dişhekimi
lışanlarının yaptığı müdahale ile gündeme gelmiştir.
Ancak düzenlemenin yasalaşma sürecinde, ulusal
ve uluslararası kamuoyu baskısı ile düzenlemeye
birtakım eklemeler yapılarak metin yumuşatılmaya
çalışılmıştır. “Olağanüstü durumlarda mesleğini icraya yetkili kişilerce acil sağlık hizmeti ulaşana ve
sağlık hizmeti devamlılık arz edene kadar verilecek
sağlık hizmetleri hariç” şeklinde bir ibare yasa metnine eklenmiştir. Her ne kadar bu düzenlemenin
acil hastaya müdahale eden sağlık çalışanları için
kurtarıcı olduğu iddia edilse de, böyle bir düzenlemenin tartışılıyor olması dahi üzücüdür. Ayrıca, bu
suçu işlediği iddia edilen kişiler için getirilen yaptı-
torba yasa
rım, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve yirmi bin liraya
kadar adli para cezasıdır.
Hasta bilgilerini göndermeyene ceza
Bakanlıkça belirlenen kayıtları uygun şekilde tutmamak veya bildirim zorunluluğuna yerine getirmemek adı altında yeni bir suç tanımlanmıştır. Özellikle hasta mahremiyeti açısından önemli tartışmalar
yaratan Sağlık Bakanlığının bütün hasta bilgilerini
toplamasına dair düzenlemenin yaptırımı olarak getirilen bu düzenlemeye göre, bu yükümlülüğe aykırı hareket edenler öncelikle iki defa uyarılacak, bu
uyarıya uymayanlara idari para cezası verilecek.
Cumhurbaşkanı’nın Torba yasayı
onaylamasına uluslararası tepki
İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü (Physicians for Human Rights)
Sağlık Torba Yasası’nın Cumhurbaşkanı’nca onaylanması üzerine bir
basın
açıklaması yaparak, Türkiye’de hekimlik meslek uygulamalarını tümü
yle
Sağlık Bakanlığı’nın iznine tabi kılan düzenlemeye tepki gösterdi.
İnsan Hakları İçin Hekimler Örgütü tarafından yapılan açıklamada, uluslararası
hekim ve insan hakları örgütlerinin aylardır yaptıkları sayısız uyarıya rağmen,
yasanın çıkmasının sebep olacağı sakıncalara yer verildi. Açıklamada; “acil
durumlarda tıbbi yardımı suç sayan ve
yaralı göstericilere bakım sağlayanların
cezalandırılmalarını öngören yasanın
geçmesi, Türkiye’deki hükümetin her
tür muhalif sesi susturma yönündeki
çabalarının bir parçasıdır. Tıp camiasının
bu şekilde hedef alınması kendi başına tepki çekici bir iş olmanın ötesinde
aynı zamanda herkesin sağlığını tehlikeye atmaktadır. Yeni yasal düzenleme
Türkiye’nin kendi yasalarıyla da çelişkilidir ve Anayasa Mahkemesi tarafından
engellenmelidir” denildi. Ayrıca; Yasanın, uluslararası standartların ve tıp
etiğinin ihlali ötesinde Türk Ceza Yasası ile de çeliştiği, çünkü ceza yasasının
doktorların tıbbi yardım görevlerini ihmal etmelerini suç saydığı belirtildi. Bu
durumda, acil durumlarda tıbbi yardım
sağlayan meslekten kişilerin üç yıla kadar hapis cezasına çarptırılabileceği ve
yaklaşık 985.000 dolara kadar varan
para cezaları uygulanabileceği vurgulandı. Açıklamada ayrıca doktorları, hasta
ve yaralılara bakarken ahlaki ve mesleki
sorumlulukları arasında çelişkili duruma
düşüreceği vurgulandı.
Merkezi New York’ta bulunan ‘’İnsan
Hakları İçin Hekimler Örgütü’’ tıbbı ve
bilimi kitle kıyımlarına ve ağır insan hakları ihlallerine son vermek için kullanan
bağımsız bir kuruluş. Örgüt 1997 yılında
kara mayınlarına karşı yürüttüğü mücadele nedeniyle Nobel Barış Ödülü almıştı.
19
torba yasa
dişhekimi
Dişhekimliği son sınıf
öğrencisine ÜCRET YOK
18 Ocak 2014 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanan ilgili kanunun, “dişhekimliği
son sınıf öğrencilerine ücret ödenmesi”ni amaçlayan maddesi kaldırıldı.
Geçtiğimiz sayıda Torba Yasa ile ilgili haberimizde Dişhekimliği Fakültesi’nde okuyan son sınıf
öğrencileri için ücret ödeneceği haberini yayınlamıştık. Ancak Cumhurbaşkanı’nın onayı sonrasında 18 Ocak 2014 tarihinde yayınlanan Resmi
Gazete’de ilgili kanunda “dişhekimliği son sınıf
öğrencilerine ücret” ödenmesini amaçlayan maddenin olmadığı görüldü.
Türk Dişhekimleri Birliği Öğrenci Kolu Başkanı Mehmet Yıldız, TDB’nin internet sitesi aracılığıyla yayınladıkları açıklamada; komisyon görüşmeleri sırasında kabul edilen maddenin Genel
Kurula gönderilirken herhangi bir açıklama yapılmadan geri çekildiğini ve bunun kendileriyle paylaşılmadığını belirtirken, son görüşmelerde gündeme gelecek olan “Torba Yasa”da bu maddeye
yer verileceğini beklediklerini söyledi. Mehmet
Yıldız görüşlerini şöyle dile getirdi:
‘’Türk Dişhekimleri Birliği Öğrenci Kolu, bir yıldır
“Stajyer Diş Hekimlerine Sosyal Hakların Sağlanması” için bir çalışma yürütmektedir. Bu konuda
yapılan dilekçe kampanyasında 5.422 dilekçe sizlerin desteği ile toplanmıştır. Dilekçeler TBMM’ye
ulaştırılmış ve sırasıyla muhalefet partilerinden
MHP ve CHP bu konuda kanun teklifi vermişlerdir. Son olarak iktidar tarafından hazırlanan
“Sağlık Torba Yasası”nda “Dişhekimliği Son Sınıf Öğrencilerine Ücret” konusunda olan gelişmeleri biliyoruz. Ayrıca 4 Aralık’ta TBMM Genel
Kurulu’nda “Torba Yasa” görüşmelerinde ilgili
kanun maddesinin bütün tıp ve diş hekimliği öğrencilerini kapsadığını milletvekillerinin konuşmalarından doğruladık. Tüm bu gelişmeleri titizlikle
inceledik ve süreç boyunca TDB, TTB, TBMM ve
Cumhurbaşkanlığı’nın “Sağlık Torba Yasası” hakkındaki açıklamalarını sizlerle paylaştık.
Cumhurbaşkanı’nın onayı sonrasında 18 Ocak
2014 tarihinde yayınlanan Resmi Gazete’de ilgili kanunda “Dişhekimliği son sınıf öğrencilerine
20
ücret ödenmesi”ni amaçlayan maddenin olmadığını gördük. Bununla ilgili TDB Merkez Yönetim
Kurulu ve Hukuk Danışmanlığını konu hakkında
bilgilendirdik.
Diş hekimliği fakültelerinin 4. ve 5. sınıf öğrencilerine emeklerinin karşılığında bir ücret ödenmesi, sağlık hizmetlerinde kullandıkları malzemelerin kurumlar tarafından karşılanması ve
staj yaptıkları sürede sosyal güvenlik kapsamına
alınmalarını kapsayan taleplerimizin yasalaşması
için Türk Dişhekimleri Birliği Öğrenci Kolu gerekli
girişimlerde bulunmaya devam edecektir. Bu konuda doğal üyemiz olan tüm diş hekimliği öğrencilerinin desteği ile yasal haklarımızı kullanarak
hareket planımızı sürdürmeye devam edeceğiz.
Stajyer diş hekimlerinin ve bütün diş hekimliği
öğrencilerinin sosyal ve eğitim haklarının sağlanmasında meslek örgütümüz öğrenci kolu olarak
hukuki mücadelemizin devam edeceğini bildiririz.
Bu konuda Türk Dişhekimleri Birliği Öğrenci Kolu
çatısı altında “Birlik”te hareket etmenin önemini
unutmamamız gerektiğini düşünüyoruz’’ dedi.”
dişhekimi
haber
21
sağlık net 2
dişhekimi
Kişisel verilerin toplanmasında
devlet kendi yanlışını rapora döktü
Sağlık net 2 veri sistemi tartışmalara rağmen uygulanırken,
Cumhurbaşkanlığı DDK raporu, devletin veri güvenliğinin sağlanması
ve korunması konusundaki özensizliğini ve yetersizliğini ortaya koydu.
İl Sağlık Müdürlüğü ve İlçe Sağlık Müdürlükleri bir yandan Sağlık Net 2 Sistemine veri gönderimi konusunda
hekimlere baskı uygularken, veri göndermeyenlerden
savunma istenildiği bildirildi. Bu ortamda yayınlanan
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu raporu
ise endişe verici boyutlarda.
Hastaların tüm kişisel bilgilerinin hiçbir kısıtlama olmadan istenmesi ve bu verilerin başka kurum ve kuruluşlarla paylaşılabilecek olma ihtimali, Anayasa’ya,
AİHM kararlarına ve Biyotıp Sözleşmesi olmak üzere
Uluslararası Sözleşmelere aykırı olduğu açıkça ortada.
Anayasa Mahkemesi’nin, Anayasa’ya aykırı olduğu
yönündeki kararına rağmen, veri gönderimi, 663 Sayılı Kararnamenin 47. Maddesi ile bir önceki torba
yasada yeniden yasalaştırılmıştı.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu’nun
“Kişisel Verilerin Korunmasına İlişkin Ulusal ve
Uluslararası Durum Değerlendirmesi ile Bilgi Güvenliği ve Kişisel Verilerin Korunması Kapsamında Gerçekleştirilen Denetim Çalışmaları” başlıklı
raporu 27.11.2013 tarihinde yayınlandı. Raporun kamuoyuna açıklanan sonuç bölümü, ülkemizde devle-
22
tin veri güvenliğinin sağlanması ve korunması konusundaki özensizliğini ve yetersizliğini açık bir biçimde
ortaya koymaktadır. Devlet Denetleme Kurulu’nun
denetlediği 6 kuruluştan ikisi Sağlık Bakanlığı ve SGK.
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün talimatıyla hazırlanan rapor, 818 sayfadan oluşuyor. “Gizli” damgalı raporun, sadece sonuç bölümü açıklandı.
Sağlık Bakanlığı ve SGK ile birlikte
6 kuruluş denetlendi
Raporda, DDK’nın denetimde bulunduğu Adalet Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Nüfus ve Vatandaşlık İşleri
Genel Müdürlüğü, Gelir İdaresi Başkanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü, vatandaşların kişisel verilerini koruma konusunda
özensiz olmakla eleştirildi. Raporda kişisel verilerin korunması hakkının, temel insan hak ve özgürlükleri arasında yer aldığı ve insanın şahsiyetinin korunması, hukuk devleti ilkesi ve demokrasinin derinlik kazanması
açısından hayati öneme sahip olduğu vurgulandı. Raporda, “Denetimlerde, Türkiye’de pek çok kurumun
bilgi sistemlerinin gerçek anlamda sahibi olmadığı,
sağlık net 2
dişhekimi
tüm vatandaşların verilerini tutan bazı omurga veri
tabanlarında dahi bilgi sistemleri üzerinde en üst
kontrol yetkisinin bilişim hizmeti alınan yüklenici firma
personelinde olduğu görülmüştür. Bazı kurumlarda,
hizmet alınan firmaların, bilgi sisteminin işletilmesi
ve verilerin kullanımı, sorgu kayıtlarının tutulması ve
benzeri konularda adeta sistemin sahibi gibi hareket
edebildikleri ve herhangi bir sorgu kaydı olmaksızın
sistemden veri çekebildikleri bizzat gözlemlenmiştir”
değerlendirmesine de yer verildi.
Bilgiler ortalıkta belleklerde,
çevrimdışı ortamlarda paylaşılıyor
Raporda; denetim çalışmaları sırasında kamu kurumlarının sahip oldukları pek çok kişisel ve hassas
veriyi CD, DVD, taşınabilir bellek gibi taşınabilir elektronik ortamlar kullanarak çevrimdışı paylaştıklarına
dikkat çekilerek, şu değerlendirmelerde bulunuldu:
“Çevrimiçi veri paylaşımında sorgu kayıtları aracılığı
ile kontrol imkanı bulunmasına rağmen, çevrimdışı
paylaşılan veriler üzerinde herhangi bir kontrol imkanı
da kalmadığından, bu verilerin paylaşımına ilişkin gerekli güvenlik önlemlerinin alınması büyük önem taşımaktadır. Buna rağmen, bazı örneklerde milyonlarca
kişinin kimlik ve adres bilgisinin bulunduğu bilgilerin
şifrelenmeden, kopyalanmaya karşı herhangi bir güvenlik önlemi alınmadan CD ortamında iletildiği; söz
konusu verilerin ilgili kurumda hangi güvenlik önlemleri alınarak muhafaza edileceği, bilgilere olan ihtiyacın ortadan kalkması durumunda taşınabilir elektronik ortamın ne şekilde imha edileceği gibi güvenlik
hususunun belirlenmediği tespit edilmiştir.
Kişisel veriye dikkat, acil önlem gerekli uyarısı
Raporda; bankacılık, sigortacılık, telekomünikasyon,
kargo, sağlık, turizm, eğitim, çağrı merkezi ve pazarlama hizmetleri gibi pek çok alanda faaliyet gösteren
işletmelerin bilgi sistemlerinin büyük hacimde kişisel
veriyi bünyelerinde barındırdıklarına dikkat çekilerek,
şu uyarı yapıldı:
“Bu şirketlerin, hangi tür kişisel verileri ne şekilde
toplayabilecekleri, bunları hangi amaçlarla kullanabilecekleri, kimlerle paylaşabilecekleri, ne kadar süre
tutabilecekleri, hangi süre sonunda silecekleri, almaları gereken güvenlik tedbirleri ile kişisel verisi bulunan
kişilerin bu verilere erişim, sildirme, düzelttirme gibi
haklarını nasıl kullanabileceklerine ilişkin olarak sektör
bazlı düzenlemelerin bazı istisnalar dışında yapılmadığı, veri ihlallerine yönelik denetimlerin gerçekleştirilemediği, ihlallerin tespit edilemediği ve acil önlem
alınması gerektiği değerlendirilmeli.”
Raporda, şu tespitler yer aldı:
3 Kurumdaki en kritik bilgilere dahi ulaşabilen bilişim hizmeti sunan firmalarla ve bunların çalışanları ile
herhangi bir gizlilik sözleşmesi yapılmaması ve firma
personelinin herhangi bir güvenlik araştırmasından
geçirilmemesi.
3 Kaynak kodu dâhil, bilgi sistemleri üzerindeki işlemlerin kayıtlarının (log) tutulmasında ciddi eksiklikler bulunması.
3 Fiziki güvenlik konusunda ciddi eksikliklerin mevcudiyeti.
3 Hassas veri içeren sistemlere erişimde kullanıcıların
iki haneli sayısal şifre verebilmesi, 1111, 0000, 1234
gibi kolay tahmin edilebilir şifrelerin kullanılması.
3 Bazı kurumların çağrı merkezinden sadece ad,
soyad ve T.C. kimlik numarası beyan etmek suretiyle; maaş tutarları, kesintiye esas brüt ücret, gidilen
sağlık kurumu, muayene olunan doktor, ilaç alınan
eczane, alınan ilacın adı, ödenen katılım payı miktarı
gibi birçok kişisel bilgiye ulaşılabilmesi.
3 Kimlik Paylaşım Sistemi aracılığıyla özel ve kamu
kesiminden kimlik bilgilerine ulaşabilecek kullanıcı
sayısının bir milyonun üzerinde olduğu tahmin edilmesine rağmen, bu erişimlerin güvenliği konusunda
verileri alan kurumların bir kısmında güçlü parola
kullanılması gibi güvenlik önlemlerinin alınmamış olması.
3 Çeşitli kuruluşların yaptıkları güvenlik denetimlerinde fiziksel olarak güvenliği sağlanmamış sistemlere saldırı denemeleri yapıldığında, bu sistemlerin beş
dakika gibi kısa bir sürede ele geçirilebildiği ve içindeki verilere ulaşılabildiği görülmüştür.
3 Bazı kurumların sistem odalarının giriş kapılarının
ahşap gibi zayıf bir malzemeden yapıldığı ve kısa surede kırılabilecek asma kilit ile korunduğu, kurumun
internet erişimini sağlayan kabloların bina dışından
fiziksel müdahaleye açık olduğu.
Sağlık Bakanlığı ve SGK’nın diğer kurum ve kuruluşlarla birlikte kişisel verileri koruma konusunda hiçbir
önleminin olmadığı ve her türlü müdahaleye açık olduğunun ifade edildiği rapor ortada iken hekimlerin
halen veri göndermeye zorlanmalarının temel hak ve
özgürlüklere, hukuk ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu apaçık ortada. İzmir Dişhekimleri Odası
yönetimi olarak bu rapora dikkat çekerek en kısa zamanda bu yanlıştan dönülmesini diliyoruz.
23
haber
24
dişhekimi
dişhekimi
haber
25
haber
dişhekimi
Sağlık Bakanlığı
formaliteden TDB’ye danıştı
Sağlık Bakanlığı, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe
ilişkin değişiklik çalışmaları için taslak metni paylaşmadan Türk Dişhekimleri Birliği’nden görüş istedi.
Sağlık Bakanlığı, Ağız ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmeliğe
ilişkin değişiklik çalışmaları başlattı, Bu çalışmalar doğrultusunda Türk Dişhekimleri Birliği’nden
görüş istedi. Ancak Sağlık Bakanlığı söz konusu
yönetmelik değişikliklerine ait herhangi bir taslak
metini TDB’nin isteğine rağmen paylaşmadı. TDB
taslak olmadığı halde mecburen odalara bu konu
ile ilgili görüş sordu. Taslak olmadan Bakanlık’ın
TDB’den, TDB ise odalardan görüş istemesi tepki
topladı. TDB odalardan alınan görüşler sonrasın-
26
da, Sağlık Bakanlığı’na yapılması planlanan değişiklik içinde yer almasının gerekli olduğu konularda değerlendirme ve görüşlerde bulundu. Bu
değerlendirme 14.01.2014 tarih ve 76 sayılı yazıyla Sağlık Bakanlığı’na iletildi.
haber
dişhekimi
Bursa Diş hekimleri Odası Başkanı Emel Eroğlu;
“Bu durum otoriter yönetim
anlayışının, alanımıza yansıyan
küçük bir bölümü”
Sağlık Bakanlığı’nın taslak olmadan görüş istemesini eleştiren Bursa Diş hekimleri Odası Başkanı Emel
Eroğlu, konuyla ilgili sorularımızı yanıtladı.
Sağlık Bakanlığı’nın taslak hazırlamadan ve
bunu paylaşmadan TDB’den görüş istemesini
nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mesleğini serbest olarak icra etmek yetkisine sahip
olan diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı hizmeti verdikleri muayenehanelerin ve özel sağlık kuruluşlarının açılması, çalışması ve denetlenmesi ile ilgili usul
ve esasları düzenleyen 1999 yılında yayınlanan Ağız
ve Diş Sağlığı Hizmeti Sunulan Özel Sağlık Kuruluşları Hakkında Yönetmelik’te, 2001, 2004 ve en son
2012 yılında bazı değişiklikler yapılmıştı. Mesleğin
icrası çerçevesinde, yönetmelikte bazı düzenlemelerin, değişikliklerin yapılmasına ihtiyaç duyulabilir,
duyuyoruz. Bu konuda TDB ve Odaların hazırlıkları
da her zaman oldu. Ancak Sağlık Bakanlığı her zamanki tavrını, ironik olarak daha geliştirerek, bu
kez herhangi bir taslak metin de göndermeden
TDB’den yönetmelik değişikliğine ilişkin görüş istedi. Daha önce en azından bir taslak metin iletilerek
usulden de olsa genel temayüllere uygun bir prosedür izlenirdi. Görünen o ki; Sağlık Bakanlığı, artık
buna bile ihtiyaç duymayacak bir noktada, yerde
tanımlıyor kendini. Aslında ülkenin genel gidişatında tanık olduklarımız nedeniyle bu yaklaşım çok
da şaşırtıcı değil, olmamalı. Bu hükümetin iktidara
geldiğinden bu yana meslek örgütlerine bakışı açık.
Bugüne kadar diğer meslek örgütleriyle birlikte
TDB ve Odaların da görev ve yetki alanları KHK ile
Torba Yasalara eklenen maddelerle daraltıldı, görev tanımları sürekli tırpanlandı. Mesleğimizle ilgili
kayıpları burada saymaya gerek yok; yaşadık, yaşı-
27
haber
dişhekimi
yoruz olumsuz gidişatı. Kısaca, hükümetin izlediğikibarca ifade edersek- otoriter yönetim anlayışının,
alanımıza yansıyan küçük bir bölümü bu tavır. Bu
nedenle şaşırtıcı olmamakla birlikte, kaygı verici bir
gelişme olarak değerlendirilmeli.
genişletilmesi ile ilgili ve fizik koşulları zorlaştırarak
muayenehaneleri daha da zora sokacak düzenlemeler olacağını tahmin etmek zor değil. Görüşlerimiz
TDB tarafından Bakanlığa genel bir değerlendirme
çerçevesinde iletildi. Sonucu bekleyip göreceğiz.
Sizce bu tavır Bakanlığın “görüş sorsak da bildiğimizi yaparız” mantığı mıdır?
Söylemeye gerek var mı, bugüne kadar böyle olageldi. Usulden sordular, meslek örgütleriyle birlikte
çalışıyoruz dediler, bilimsel doğruları, deneyimleri,
kendi çalışma alanımıza ilişkin bilgi birikimlerimizi,
temsiliyet hakkımızı görmezden gelerek, çiğneyerek; mesleğimize, toplum sağlığına hiçbir katkı sağlamadığı gibi zarar veren birçok düzenlemeyi hayata
geçirdiler. Yargı kararlarına rağmen, büyük bir ısrar
ve inatla üstelik. Bu yönetmelik değişikliğinde de
aynı yaklaşımı göstereceklerini düşünüyorum ve bunun için ciddi kaygı duyuyorum. Yapmak isteyecekleri düzenlemelerin reklam ve tanıtımların daha da
TDB’nin bu durumda herhangi taslak olmadan
odalardan görüş istemesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Taslak olmasa da Odalar olarak, uygulamada yaşadığımız sorunların yakın tanığı olarak bizlerin
de talepleri var. Bugüne kadar yaptığımız, üzerinde çalıştığımız değişiklik önerilerimiz var. Bunların
toplanarak değerlendirilmesi demokratik işleyiş
içerisinde olması gereken uygulama. Ayrıca taslak
metne ulaşmak için TDB’nin yazışmalarla ve kişisel
girişimlerle gereken çabayı gösterdiğini biliyorum.
Her türlü olumsuz girişime rağmen TDB’nin elinde,
yani elimizde bir dokümanın olmamasının bir zararı
olmaz. Bunda eleştirilecek bir yan görmüyorum.
İzmir Dişhekimleri Odası TDB Delegesi Turgan Ülker:
Sağlık yönetmeliğinde sorgulanması gereken iki taraf:
Sağlık Bakanlığı ve TDB
İzmir Diş hekimleri Odası TDB Delegesi Turgan
Ülker, hem mevcut iktidarın, hem de söz konusu
yönetmelik değişikliğindeki iki tarafın; Sağlık Bakanlığı ve Türk Dişhekimleri Birliği’nin sorgulamasının yapılması gerektiğini belirtirken konuyla ilgili
önemli tespitlerde bulundu.
Sağlık Bakanlığı’nın taslak olmadan paylaşmadan TDB’den görüş istemesini nasıl karşılıyorsunuz?
Bilindiği gibi, AKP 2002 Kasım ayında iktidara gelmiştir. AKP iktidarına ilk ciddi muhalefet Kasım
2003- Mart 2004 Arasındaki Tabip Odaları eylemliliğidir. Tabiplerin öncülüğü ve yönlendirmesi, diğer
sağlık meslek örgütleri, sendikalar ve sivil toplum
örgütlerinin desteğiyle sürdürülen eylemler halkı
etkilemiş ve ciddi bir kamuoyu yaratmıştır. Peki,
AKP İKTİDARININ BUNA TEPKİSİ NE OLMUŞTUR?
Sağlık meslek örgütlerinin(TTB,TEB,TDB ) özerkli-
28
dişhekimi
haber
TDB’nin bu durumda taslak olmadan, paylaşılmadan odalardan değerlendirme istemesine
yorumunuz nedir?
Meslek Örgütü Yönetimlerinden beklenen, halkın ağız ve diş sağlığı seviyesini yükseltecek, meslektaşların ve mesleğin değişen koşullarını yaşama
geçirecek yasama faaliyetlerine öncülük etmesi ve
bu konuda parlamento üzerinde baskı kurarak, etkili olmasıdır. Yani, Bakanlığın yasama faaliyetlerine
göre şekil alan, görüş bildiren, iktidarın peşinden sürüklenen pasif bir tutum değil; halkın, mesleğin ve
meslektaşların beklentileri doğrultusunda iktidarı biçimlendirecek aktif bir tutum almasıdır. Peki, bugüne değin olan nedir? Sağlık Meslek Örgütleri içinde
iktidarın sağlık politikalarını olumlayan ve bu politikaların peşinde hiçbir kazanım elde edemeden bugüne
değin sürüklenen tek örgüt Türk Dişhekimleri Birliğidir. Sağlık Bakanlığı’nın “Sağlıkta Dönüşüm” sloganını
benimseyerek dergisine kapak yapan, sağlığı piyaSağlık Bakanlığı’nın bu tavrını nasalaştıran “Genel Sağlık Sigortasını” musıl yorumluyorsunuz?
ayenehanelerden hizmet satın alınaSağlık Bakanlığı sorgulamacağının garantisi gibi göstererek
sına bir soruyla başlamak
destekleyen, özlük haklarına
Akılcı, ne istediğini
istiyorum. Sahte diş heyansımayan ve hizmet kalitebilen ve toplumsal
kimlerinin cezalarının
sini düşüren “Performans
muhalefet yapabilme
arttırılması
haricin“ uygulamalarını alkışlade, Sağlık Bakanlığı,
yan, Kamuda çalışan
isteği ve becerisi olan bir
yasa ve yönetmelik
meslektaşlarını “ Yaryönetimin yapması gereken;
yapma ve değiştirdımcı Sağlık Elemanı”
Bakanlığın neleri değiştirmek
me girişimlerinde,
statüsüne düşüren, koTDB’nin hangi öneruyucu hekimlik yerine
istediğini öğrenmeden bir adım
risini ciddiye almıştedavi edici hekimliği
atmayıp,
halkın
sağlığını
tehlikeye
tır? Sorunun yanıtı
önceleyerek halkın ağız
net: Hemen hemen
ve diş sağlığını daha
düşürecek ve meslektaşlarımızı
hiçbirini. Sahte diş
da kötüleştiren Bakanlık
üzecek bakanlık
hekimlerinin cezalarını
uygulamalarına seyirci kauygulamalarına ortak
arttıran yasayı da her
lan bir yönetimden farklı
an eski haline dönüştürebir
davranış beklemek beni
olmamaktır.
bilirler. Bu konuda yeni girişaşırtırdı. Hepimizin malumu
şimlerin olduğunu TDB yönetiolduğu gibi, Bakanlık, değiştirmek
minden öğrenmiş bulunmaktayız.
istediği bu yönetmelikle; muayenehaAyrıca, Sağlık Bakanlığı’nın, sadece sağneciliğin koşullarını zorlaştırarak birçok mualık hizmeti üreten meslek örgütlerini değil, sağlık yenehanenin kapanmasını, ağız ve diş sağlığı hizmet
hizmeti kullanan halkı ve üniversiteleri de hiçbir sunumundaki ölçekleri büyütmeyi ve sağlığı daha da
şekilde ciddiye almayan, dışlayan kendi belirlediği piyasalaştırmayı amaçlamaktadır.
gündeme göre yasama faaliyetlerini sürdürdüğü, Son söz olarak; Akılcı, ne istediğini bilen ve topsadece, şekil olarak meslek örgütü yönetimlerine lumsal muhalefet yapabilme isteği ve becerisi olan
danışıyor görünmek çabasında olduğu bilinen bir bir yönetimin yapması gereken; Bakanlığın neleri
gerçektir. Yine bir soruyla bitireyim; Bunca yıllık değiştirmek istediğini öğrenmeden bir adım atmadeneyimden sonra, Sağlık Bakanlığı’nın, gerçekten yıp, halkın sağlığını tehlikeye düşürecek ve meslekgörüş almak istediğine ve TDB’nin görüşlerine iti- taşlarımızı üzecek Bakanlık uygulamalarına ortak
bar edebileceğine inanılabilir mi?
olmamaktır.
ğini yok eden ve Sağlık Bakanlığı’na bağlayan bir
yasa hazırlığı…AKP iktidarının totaliter özelliği bugün bütün netliğiyle ortadadır. Ancak, görmesini
bilenler daha doğrusu görmek isteyenler için bu
totaliter eğilim, AKP iktidarının başlarında bile apaçık ortadaydı. Cumhurbaşkanı dahil, hiç kimsenin
ve hiçbir kurumun sesinin çıkaramadığı, yasama
yürütme ve yargı erklerinin bir kişiye bağlandığı,
medyanın manipüle edildiği, demokrasinin temel
değerlerinin yerle bir edildiği, her türlü hak arama
çabasının terörizmle suçlandığı ve açık bir faşizme
doğru yelken açıldığı günümüz koşullarında; AKP
iktidarının yapacağı yönetmelik değişikliğinin halkımızın ve meslektaşlarımızın yararına olacağını ummak, yönetmelik değişikliği için TDB yönetimiyle
birlikte çalışılacağına veya TDB’nin görüşlerine itibar edileceğine inanmak kelimenin tam anlamıyla
saflıktır.
29
haber
dişhekimi
Sahte dişhekimine
ceza indirimi
Gerekçe 1 : Anayasa’nın Orantılılık ilkesi
Gerekçe 2 : Ekonomik hayatın ihtiyaçları
Gerekçe 3 : Ülkenin sosyal ve kültürel yapısı
Sahte diş hekimlerine verilen
hapis cezası alt sınırının 2 yıla
indirilmesi için kanun teklifi verildi.
Sahte diş hekimliği, sektörün uzun yıllardır mücadele ettiği bir sorun. Özellikle Anadolu’da ve
büyük şehirlerin düşük gelir seviyeli bölgelerinde
diş hekimliği diploması olmadan diş çeken, dolgu
yapan teknisyenler halk sağlığını tehdit etmeye
devam ediyor. Diplomasız diş tedavisi yapanlara
verilecek cezanın alt sınırının 3 yıl olarak belirlenmesinin; “..ceza hukukunun temel ilkelerinden
olan orantılılık ilkesine uymadığı” gerekçesiyle,
25.02.2014 tarihinde TBMM Başkanlığı`na sahte
diş hekimlerine verilen cezanın alt sınırının 2 yıla
indirilmesi yönünde bir kanun teklifi verildi.
Elazığ Milletvekili Şuay Alpay ile birlikte 55 milletvekili insan hayatını riske sokacaklarını gözardı
ederek, “suçta orantılılık” gerekçesiyle şu günlerde faaliyetlerini artıran sahte dişhekimlerinin ertelenemeyen hapis cezalarının kaldırılmasını istedi.
TDB’den sert açıklama
Türk Dişhekimleri Birliği(TDB) kanun teklifinin
ardından sert bir açıklama yaptı.”Sahte diş hekimlerine verilmek istenen ceza kaldırılmak
isteniyor“ başlığı ile yapılan açıklamada bunun
kabul edilemez olduğu vurgulandı. TDB’nin açıklamalarında yer alan önemli başlıklar şunlar:
“Orantılılık ilkesi”, “ekonomik hayatın ihtiyaçları”
ve “ülkenin sosyal ve kültürel yapısı” gibi ilgisiz
söylemlerden yola çıkılarak hazırlandığı ifade edilen bu kanun teklifi; bir insanlık suçu olan; “haksız
30
kazanç” ve “bulaşıcı hastalıkların” kanun eliyle yayılmasının kaçınılmaz sonuçlarını ne yazık ki hayatımıza sokacaktır.
Halbuki değiştirilmek istenen 41. madde ile birey ve toplum sağlığına aykırı olarak hiçbir yetkisi olmadığı halde hastalara ağız ve diş sağlığı
müdahalelerinde bulunan veya bu suçu işlemeye
yönelik olarak fiilen muayenehane niteliğinde yerler açan kişiler ile bu kişilerin eylemlerini, diplomalarının verdiği yetkileri kullanarak kolaylaştıran
diş hekimlerinin cezalandırılması suretiyle toplum
sağlığının korunması amaçlanmıştır.
Diş hekimi olmadığı halde bu mesleği icra edenlere verilen ceza ile tabip olmadığı halde tabiplik yapanlara verilen cezalar arasında farklılıklar
dişhekimi
vardır. Bilindiği üzere yasa koyucu, ceza siyasetini
belirlerken pek çok unsurun yanı sıra suçun yaygın
olarak işlenip işlenmediği ve eylem sonucunda ortaya çıkan zararın boyutları gibi unsurları da dikkate almaktadır.
Diş hekimliği mesleğinin doğası gereği ciddi enfeksiyon riskleri vardır ve mesleki faaliyetlerde
bunların bertaraf edilebilmesi için sterilizasyondan tek kullanımlık malzeme kullanılmasına kadar
çeşitli önlemler uygulanmaktadır.
Tabiplik alanında “cerrahi müdahale yapan sahte tabip” olgusunun sık karşılaşılan bir durum olmaması, sahte tabiplerin eylemlerinin enfeksiyon
yayılımına sebep olmaması, eylemin sonuçlarının
genellikle topluma yayılmayıp ilgili birey üzerinde
gerçekleşmesi de gözetildiğinde sahte tabip ile
sahte diş hekiminin eylemlerinin etkileri arasındaki niteliksel farklılık görülmektedir.
Bütün bunlardan başka tabiplik mesleği ülkemizde
genellikle kamuda ve kurumsal yapılar altında icra
edilmekte; diş hekimliği ise bunun tam aksine ağırlıklı olarak bireysel muayenehanelerde hizmet sunulması şeklinde yürütülmektedir. Hizmet sunumundaki bu farklılık da diş hekiminin sahtesinin kendisini
gizleyerek çalışabilmesini kolaylaştırmaktadır.
Türk Dişhekimleri Birliği`nin ve Odalarının fiilen
kurulduğu 1986 yılından sonra ağırlıklı gündem
ve faaliyetleri sahte dişhekimlerinin faaliyetlerinin
engellenmesine yönelik olmuştur. Önceleri yaka-
haber
lanan sahte dişhekimleri saptanan cezanın azlığı
sebebiyle aynı suçu işlemeye devam etmekte iken,
yetkisi olmaksızın dişhekimliği yapanlara verilen
cezanın alt sınırının üç yıl olarak belirlenmesinden
ve yakalananların cezalandırıldıkları görüldükten
sonra çok azalmıştır. Geçtiğimiz yasama döneminde, sahte dişhekimlerine verilen cezaların alt
sınırının erteleme sınırı olan iki yıla indirilmesine
ilişkin bir Yasa Teklifi hazırlanmış ise de TBMM
bir kez daha iradesini bu halk sağlığı sorununu
önemseyen yaklaşımdan yana koymuş ve söz konusu Teklif Meclis`ten geçmemiş, ilgili Komisyonda kalmıştır.
Sahte dişhekimlerine verilen cezanın Anayasa`nın
eşitlik ilkesini ihlal eden bir boyutunun bulunmadığına yönelik değerlendirmelerimiz Odalarımızla
paylaşılarak, teklifin geri çekilmesi yönünde başta
ilgili milletvekilleri olmak üzere bölge milletvekilleri
nezdinde gerekli girişimin yapılması istenilmiştir.
Ayrıca Sağlık Bakanlığı, diş hekimi milletvekilleri,
teklifte imzası bulunan milletvekilleri, TBMM Sağlık, Aile Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu Başkan
ve üyelerine teklifin yanlışlığını ifade eden yazımızla birlikte, konuya ilişkin 3 bilim insanının değerlendirmesi gönderilmiştir.
Teklifin TBMM gündemine alınmadan geriye çekilmesi yönünde tüm sosyal gücün etkin bir biçimde
kullanılması toplum sağlığı ve mesleğimizin geleceği açısından büyük önem arz etmektedir. “
Diyarbakır’da meslektaşımız
hastası tarafından darp edildi
Diyarbakır Ağız Diş Sağlığı Merkezinde görev
yapan aynı zamanda Diyarbakır Dişhekimleri
Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dişhekimi Mustafa Tümerdem, bir hastası tarafından darp
edildi. Sağ gözünden yaralanan meslektaşımıza yapılan muayene sonucunda bir haftalık
iş göremez raporu verildi Saldırgan gözaltına
alınırken, konu ile ilgili açıklama yapan sağlık
örgütleri olayı kınadı.
Diyarbakır’daki SES, Tabipler Odası, Diş Hekimleri Odası üye ve yöneticileri de Tümerdem’e
yapılan saldırıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Olayı
kınayan sağlık örgütleri saldırının asıl nedenin
‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’ olduğunu ve
sağlık emekçilerinin üzerindeki baskı ve şiddet
olaylarının arttığına dikkat çekti. Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu’na seslenen sağlık
örgütleri, “Ülkeyi yönetenler; emekçileri köle,
halkı da müşteri durumuna getirmiştir. Sayın
Sağlık Bakanı bu saldırı sonrası ne yapacak
merak ediyoruz. Sağlık hizmetlerinde sağlanan
yüzde 76’lık vatandaş memnuniyetinde, sağlık çalışanlarının alın terinin büyük yeri olduğu
unutulmamalıdır” dedi.
31
haber
dişhekimi
Sağlık Bakanlığı,
Ankara Tabip Odası Yönetimi’nin
görevden alınmasını istedi
Sağlık Bakanlığı, Gezi Parkı olayları sürecinde “hukuka aykırı olarak yetkisiz ve kontrolsüz revir
adı altında sağlık hizmeti verdikleri ve amaçları dışında faaliyet gösterdikleri” iddiasıyla Ankara
Tabip Odası (ATO) yönetimi ve organlarının görevden alınması için dava açtı.
Dava dilekçesinde, tabip odalarının görevlerinin
6023 sayılı Türk Tabipleri Birliği Kanunu’yla belirlendiği ve bu görevlerin içinde sağlık hizmet birimi
açmak ve işletmek bulunmadığı belirtilerek, “Ankara’daki olaylara müdahil olmak üzere Bakanlıktan
izin almadan ve hiçbir kamu otoritesi altında olmadan sağlık hizmet birimleri açtığı ve işlettiği” gerekçeleriyle, ATO’nun Yönetim Kurulu ile Haysiyet
Divanı’nın görevlerinin sona erdirilerek, yerlerine
yenilerinin seçilmesine karar verilmesi talep edildi.
Bakanlığın, bu amaçla Ankara 23. Asliye Hukuk
Mahkemesi’ne açtığı davanın dilekçesinde şu ifadeler yer aldı:
“Gezi Parkı eylemleri bahanesiyle Ankara’da da
müessif olaylar meydana gelmiştir. Bu olaylara
karışanlar, can ve mal emniyetine yönelik kanuna
aykırı eylemlerin failleri ve gerekse vatandaşlar bu
eylemler sebebiyle çeşitli sağlık problemleriyle karşı karşıya kalmışlardır. Sağlık Bakanlığı olaylar esnasında 169 acil sağlık ekibi ile sağlık hizmeti vermiş 569 vakaya acil sağlık ambulansı ile müdahale
edilmiştir. Verilen sağlık hizmetinin gerçekten insan hayatını kurtarmaya yönelik olabilmesi için bu
hizmetin mer’i mevzuat ile belirlenen kurallar ve
standartlara uygun olarak yürütülmesi gereklidir.
Tabip odalarının görevleri arasında sağlık hizmet
32
birimi açmak ve işletmek bulunmamaktadır. Buna
rağmen Ankara Tabip Odası, bakanlığımızdan
izin almaksızın hiç bir kamu otoritesinin kontrolü
altında olmaksızın sağlık hizmet birimleri açmış
ve işletmiştir. Kanuna bakıldığında muayenehane
açmak veya evde hasta muayene etmenin Sağlık
Bakanlığı’nın prosedürüne tabi olduğu anlaşılmaktadır. Tabip Odalarına kayıtlı bütün üyelerin bu
eylemden sorumlu tutulması mümkün olamayacağından, Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu’nun
ve Haysiyet Divanının görevlerine son verilmesi gerekmektedir’’ denildi.
ATO Başkanı Şener: ‘’Bu dava bizim için onurdur’’
Ankara Tabip Odası Başkanı Özden Şener, Ankara Tabip Odası’na kayıtlı 15 bin doktorun oyları
ile yönetime geldiklerini belirterek, “Hekim olan
bir Sağlık Bakanı’nın yönetimindeki Bakanlık adına utanıyoruz. Çünkü binlerce insanın toplandığı
ve çok sayıda yaralının olduğu bir yerde hekimlik
görevimizi yaptık. Van depreminde de, sel baskınında da yaptık. O dönemde böyle bir girişimde bulunulmadı. Süremiz zaten Mayıs ayında doluyor, bu
dava onu etkilemez belki ama bunun siyasi bir dava
olduğunu, hekimlik yapmamızla ilgili olmadığını biliyoruz. Hükümet, meşru veya meşru olmayan her
türlü yolu kullanarak kendisine muhalif gördüğü
dişhekimi
kimseleri ortadan kaldırmaya çalışıyor. Aslında böyle bir dava bizim için onurdur.” dedi.
ATO’da basın toplantısı düzenlendi.
Basın toplantısına Türk Tabipleri Birliği Merkez
Konseyi Başkanı Prof. Dr. Özdemir Aktan ve TTB
Merkez Konseyi üyeleri de katılarak destek verdiler.
TTB Merkez Konseyi Başkanı Dr. Özdemir Aktan
basın toplantısında yaptığı konuşmada Bakanlık
tarafından açılan davaya tepkisini “Sağlık Bakanı maalesef doktorluğu ve doktorluğun evrensel
değerlerini unutmuş belli ki. Dünyanın neresinde
hekimlerin hastalarına yardım etmesi suçtur? Bunu
hem kendimize hem uluslararası tıp camiasına anlatmakta zorlanıyoruz.” sözleriyle ifade etti. Aktan,
üzerlerinde bu şekilde baskı kurulmaya çalışıldığını belirterek, “Hiçbir yasa bizi hastaların yanında
haber
olmaktan geri bırakamaz. Bizi bağlayan yasalar
değil, evrensel tıp kuralları ve etiğidir” diye konuştu. Daha sonra söz alan TTB Genel Sekreteri Dr.
Bayazıt İlhan da, yaşanan olaylar sırasında eylemcilerin Bakanlık tarafından fişlenmekten korktukları
için hastanelere gitmeye çekindiklerini hatırlatarak,
son çıkarılan torba yasa ve ATO’ya açılan bu dava
ile eylemcilere verilen sağlık hizmetinin suç haline
getirilmeye çalışıldığını söyledi.
Ankara Tabip Odası üyesi hekimler ve bu süreçte
ATO’ya destek veren demokratik kitle örgütleri 15
Şubat Cumartesi günü Güvenpark’ta toplanarak
yürütülen süreci ve baskıları protesto ettiler. İzmir
Dişhekimleri Odası’nın da hazır bulunarak destek
verdiği protestoda Ankara Tabip Odası Yönetim
Kurulu ve Haysiyet Divanının görevden alınması için
açılan dava bir kez daha kınandı.
Asistan hekimler hak arayışında
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve
Araştırma Hastanesi’nde görevli asistan hekimler
19 Şubat 2014 tarihinden bu yana direnişte. Ek
asistan hekim kadrosu açılması ve çalışma saatlerinin düzenlenmesi, emeklerinin karşılığı ücret
verilmesi ve nitelikli eğitim alabilecekleri koşulların
sağlanması talepleriyle süresiz greve giden asistan
hekimler, acil servis ve yoğun bakım ünitesi dışında
çalışmama kararı aldılar.
“Grevdeyiz” yazılı pankart açarak hastane bahçesinde oturma eylemi yapan asistan hekimler
tarafından yapılan basın açıklamasında, “Hastanemizde 2011 yılında 370 olan asistan doktor sayısı,
220’ye kadar düştü. Asistan hekim alınmadıkça
omuzlarımızdaki yükün ve nöbet sayılarımızın arttığını, bu durumun nitelikli sağlık hizmeti vermemizi zorlaştırdığını, malpraktis riskimizi artırdığını
pek çok defa belirttik. Bu konuları ilgili mercilere
defalarca iletmemize rağmen sonuç alamadık. Biz
yoğun iş yükü nedeniyle uzmanlık eğitimimizi de
sağlıklı alamıyoruz” denildi. Talepler karşılanana
kadar iş bırakma eyleminin sürdürüleceği belirtildi.
Asistan hekimlerin mücadelesine TTB, İzmir Tabip Odası ve İzmir’deki diğer hastanelerde görevli
hekimler başta olmak üzere tüm Türkiye’den destek geldi. Dersleriyle ilgili konularda uygulamaları
hastane bahçesinde yapmaya başlayan asistan hekimlere birçok kitle ve meslek örgütü de destek
ziyaretinde bulunuyor. İzmir Diş hekimleri Odası
Yönetim Kurulu Başkanı İlkay Karademirci Ülkü
de asistan hekimleri hastanede ziyaret ederek
destek verdi.CHP Muğla Milletvekili Tolga Çandar
ise asistan hekimlerin grevini TBMM gündemine
taşıdı. Öte yandan sosyal medyada başlatılan kampanyalar da giderek genişliyor. Yurt çapında tüm
hastanelerdeki hekimler, dövizlere yazılan destek
mesajlarını ve çekilen fotoğrafları sosyal medya sitelerinde paylaştılar.
Türkiye Tabipler Birliği Merkez Konseyi Başkanı
Özdemir Aktan, “İyi eğitim istiyoruz. Bu herkesin hakkı. İyi şartlarda çalışmak kendimize zaman
ayırmak, hastalarımıza iyi hizmet vermek istiyoruz.
Bu 14 Mart’ta sloganımız ‘İyi hekimlik yapmak istiyoruz’ olacak. İyi hekimlik yapmak istiyoruz ama
maalesef bu şartlarda iyi hekimlik yapılmıyor. Şiddetten arınmış, güvenli gelir, güvenceli iş ve hastalarımıza iyi sağlık hizmeti vermek istiyoruz” dedi.
İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr.
Suat Kaptaner ise, “Burada bir haftadır süren bir
grev var. Bu iş grevle başlamadı. Bütün kör ve sağır
duvarlara her türlü talep söylendi. Yetkili görünen
herkese söylendi ama anlaşıldı ki yetkili görünenler
sadece görünüyorlar. Taleplere cevap vermediler.”
dedi. CHP İzmir Milletvekili Musa Çam’da eyleme
destek verenler arasındaydı.
33
haber
dişhekimi
Hükümet’ten meslek
odalarını kızdıran adım
Hükümet, Gezi Parkı eylemlerinde aktif rol oynayan 12 meslek odasının mali ve idari
denetimini iki bakanlığa verdi ve teftiş başlattı. TMMOB yönetim kurulu karşı atağa geçerken,
Orman Mühendisleri Odası’nın bazı şubelerine müfettişlerini gönderen Orman ve Su İşleri Bakanı
Veysel Eroğlu’nu da üyesi olduğu İnşaat Mühendisleri Odası’nın Onur Kurulu’na şikayet etti.
Türkiye, ekonomik ve siyasi tartışmalara odaklanmışken, hükümet özellikle gezi parkı olayları sırasında aktif rol oynayan meslek odalarıyla ilgili ardı
ardına girişimlerde bulunmaya başladı. İki ayrı Bakanlar Kurulu kararıyla 12 meslek odasının mali ve
idari denetimi, iki bakanlığa verildi. TMMOB Yönetim Kurulu, meslek odalarına yönelik yıldırma
politikası üzerine harekete geçti. Denetimin yasal
ve anayasal dayanağı olmadığı gerekçesiyle hukuki
yoldan karşı atağa geçerken bir yandan da Orman
Mühendisleri Odası’nın bazı şubelerine müfettişlerini gönderen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel
Eroğlu’nu da üyesi olduğu İnşaat Mühendisleri
Odası’nın Onur Kurulu’na şikayet etti.
Orman Mühendisleri Odası’na
denetim ve soruşturma
İdari ve mali denetim yetkisinin ardından 7 Kasım
tarihinde Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na Orman
Mühendisleri Odası’nı denetleme yetkisi verildi.
TMMOB kararın iptali için Danıştay’a dava açarken,
bakanlık ise Orman Mühendisliği Odası’nın şubelerinde hızla denetim işlemlerine başladı.
Bakanlık, denetimle sınırlı kalmayarak İstanbul
Şube yöneticilerinin Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı
Yönetmeliği’nin 14/2 maddesine aykırı davrandığını
öne sürerek Cumhuriyet Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Aynı iddia doğrultusunda TMMOB’ye
de Disiplin Yönetmeliği esasları çerçevesinde soruşturma açması istendi. 17 Aralık’ta Resmi Gazete’de
yayımlanan ikinci kararda da Çevre, Elektrik, Harita
ve Kadastro, İnşaat, Jeofizik, Jeoloji, Makine Mühendisleri odaları ile Mimarlar, İç Mimarlar, Peyzaj
Mimarları ve Şehir Plancıları odalarının denetimi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verildi.
34
Veysel Eroğlu
‘Denetim Anayasa’ya aykırı’
İki bakanlığa da kararların yasal ve anayasal bir
dayanağı olmadığı yönünde bir yazı gönderen
TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Anayasa’ya göre idari ve mali denetime ilişkin
kuralların kanunla belirlenmesinin gerektiğini belirtti. Anayasa Mahkemesi’nin meslek kuruluşlarının özerkliği ve bağımsızlığına ilişkin kararlarını da
hatırlatan Soğancı, hukuk devleti gereğince yargı
kararının beklenmesi gerektiğini de dile getirdi.
dişhekimi
haber
35
röportaj
dişhekimi
Avukat Halide Savaş:
“Aydınlatılmış Onam ve,
iyi ilişkiler, pek çok
cezai durumu önleyebilir”
Avukat Halide Savaş’ın,
“Dişhekimlerinin tıbbi müdahaleden
doğan ceza ve tazminat sorumlulukları’’
konulu semineri ilgiyle izlendi.
Avukat Halide Savaş’ın konuşmacı olarak katıldığı,
“Dişhekimlerinin tıbbi müdahaleden doğan ceza ve
tazminat sorumlulukları” konulu seminer, İzmir Dişhekimleri Odası konferans salonunda gerçekleştirildi.
Çok sayıda meslektaşımızın katıldığı seminerde örneklerle konu hakkında bilgiler veren Savaş, seminer
sonrası Dişhekimi Dergisi için sorularımızı yanıtladı.
Basit ve bilinçli hatalar ve taksir kusuru arasındaki fark nedir? Cezai şartları aynı mıdır?
Taksir bir hata türü değil, bir kusurluluk çeşididir.
Bir eylemin cezalandırılması için eylemi gerçekleştiren failin kusurunun olması gerekir. Ceza hukukunda, kast ve taksir olmak üzere iki tür kusurluluk
çeşidi bulunmaktadır. Kast, eylemin fail tarafından
bilerek istenerek gerçekleştirilmesi iken; taksir, eylemin istemeden, hatalı gerçekleştirilmesidir. Kanun, hatalı olarak gerçekleştirilen fiilleri de bireyleri
dikkatli ve özenli davranmaya teşvik etmek amacı
ile cezalandırmaktadır.
Taksir, aslında öngörülebilir ve önlenebilir bir zararlı sonucun o andaki dikkatsizlik ve özensizlik sonucu istenmeden gerçekleştirmesidir. Taksir, basit
taksir ve bilinçli taksir olmak üzere ikiye ayrılır.
Basit taksirde failce öngörülemeyen bir zararlı sonuç söz konusu iken; bilinçli taksirde fail, oluşması
ihtimali olan zararlı sonucu öngörebilir ama oluşmasını istemez. Mesleki becerisine güvendiğinden,
şansına güvendiğinden vb. bazı sebeplerle iyi niyetli olarak, zararlı sonucun oluşmayacağına inanır,
“inşallah olmaz” düşüncesindedir. Bilinçli taksirle
36
röportaj
dişhekimi
işlenen suçların cezaları daha ağırdır. Bu konuda
detaylı bilgi için, tarafımdan yazılan “Sağlık Çalışanlarının ve Sağlık Kurumlarının Tıbbi Müdahaleden Doğan Sorumlulukları” isimli Seçkin
Yayıncılık tarafından çıkarılan kitaba bakılabilir.
En çok görülen hekim hatası nedir ve bu durumlarda nelere dikkat edilmelidir?
Diş hekimliğinde en çok yargıya yansıyan hekim
hatasının protez yapımına ilişkin hatalar olduğunu
söylemek mümkündür.
Avrupa’da tıbbi müdahaleden doğan cezai durumlarda sistem nasıl işliyor?
Avrupa’dan en çok Alman Hukukundaki uygulamaları takip edebiliyoruz. Bu konuda daha detaylı
bilgi edinmek isteyenler Prof. Dr. Hakan Hakeri’nin
Tıp Hukuku kitabına ve diğer eserlerine bakabilirler.
Ancak bu konuda söyleyebileceğim, Avrupa’da “hekimlerin cezai sorumluluğu” yönüne gidilmesinin pek tercih edilmediğidir. Bunu, Alman
Ceza Profesörlerinden bir uluslararası
toplantıda öğrenmiştim.
Meslektaşlarımızın bu konuda
dikkatli olması gereken durumlar nelerdir?
Meslektaşlarımız müdahaleleri sonucunda oluşabilecek olumsuz durumları da uygun dille hastalarına
aktarmalı, aydınlatılmış onamlarını
usule uygun şekilde almalı ve iyi iletişim ile uyuşmazlıkların mahkemeye
yansımadan sonuçlanmasını sağlamalıdırlar kanaatimce.
Gerçeğe ayrı belge düzenlemenin cezası nedir? Nasıl bir yol izlenir?
Dişhekiminin gerçeğe aykırı belge düzenlediğinin
tespiti halinde cezası 3 aydan 1 yıla kadar hapis
cezası iken bu belgenin “kişiye haksız bir menfaat
sağlaması ya da kamunun veya kişilerin zararına bir
sonuç doğurucu nitelik taşıdığının anlaşılması” halinde suçun niteliği “resmi evrakta sahtecilik” olarak değişir ve cezası da artar. Özel hekim söz konusu ise Asliye Cezalık (daha hafif ), kamu hekimi
söz konusu ise Ağır Cezalık(çok daha ağır) bir suç
oluşmuş olur. Bu suçlar genellikle Sosyal Güvenlik
Kurumu’nun incelemeleri sırasında ortaya çıkmaktadır.
En çok tıbbi hatanın yaşandığı sağlık alanı
hangisi?
Tarafımdan kaleme alınan “Yargıya Yansıyan Tıbbi Müdahale Hataları” kitabında 120 adet yargıya
yansımış ve sonuçlanmış tıbbi müdahale
hatası kararı irdelenmiştir. Bu kararlar arasında en çok yargıya yansıyan
sağlık mesleği “hekimlik”, hekimlik
Diş
branşları arasında da en çok yarhekimliğinde
gıya yansıyan branş % 26,7’yle
en çok yargıya
“kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığı” branşıdır. Dişhekimleyansıyan hekim
rinin tıbbi müdahale hata oranı
hatasının protez
ise % 5,3’tür.
yapımına ilişkin
hatalar
olduğunu
söyleyebiliriz.
Ülkemizdeki tıbbi hatalarda
lider şehirler hangileri?
Ankara, İstanbul ve İzmir illerimiz
ilk sıralardadır. Yani tıbbi müdahale
hataları ağırlıklı olarak üç büyük ili-
37
röportaj
dişhekimi
mizde yargıya yansıtılmıştır.
Zorunlu Mesleki Sorumluluk Sigortası,
Ölüm riski en yüksek müdahaleler
Eser Sözleşmesi’ni kapsıyor mu?
hangileri?
Sigortalar branşlara göre risk grubuTazminat
Dişhekimliği branşında hangi müdana ayrılarak yapılmaktadır. Zorunlu
Ödeme
halelerin riskli olduğu konusunda
sigorta, kapsadığı branşta yapılması
Sorumluluğu
bir fikrim yok doğal olarak. Angereken uygulamaları(alkollü uyguaçısından
tıp
cak, kitabımda incelediğim kadarı
lama yapmak gibi bazı kusurlu duile ölüm ile sonuçlanan tıbbi mürumları ayrı klozlarla kapsam dışı
hekimleri için
dahale hataları arasında en riskli
bırakarak) kapsamına almaktadır.
“vekalet sözleşmesi”
branşın Kadın Hastalıkları ve Do21 Temmuz 2010 tarihli 27648
hükümleri geçerliyken
ğum branşı olduğu tespit edilmişsayılı Resmî Gazetede yayımlanan
diş hekimleri için
tir. İncelenen kararlardan birinde
Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zo“eser
sözleşmesi”
diş hekimliği hatası sonucu ölüm
runlu Mali Sorumluluk Sigortası’nda
hükümleri
gerçekleştiği tespiti yapılmıştır. Bu
Kurum Katkısına İlişkin Usul ve Esaskarardan “davalı diş hekiminin meslara Dair Tebliğ’de risk grupları begeçerlidir.
leğindeki tedbirsizliği sonucu hastanın
lirtilmiştir. Buna göre “Diş Tabipliği”
öldüğü” tespiti yapılmıştır.
95.sırada 2. risk grubunda olarak belirlenmiştir. Sonuç olarak sigortanın kapsamı
Meslektaşlarımızın tıbbi müdahaleden dodiş hekimliği uygulamaları ile sınırlıdır. Diş heğan sorumlulukları nelerdir? Hukuki açıdan kimliği işlemlerine uygulanan sözleşme hükümleri
diğer tıp çalışanlarından farkı var mıdır?
çeşidine göre değil.
Dişhekimlerinin, uyguladıkları tıbbi müdahalelerden doğan ceza, tazminat ödeme ve disiplin ÖLÜMLE SONUÇLANAN TIBBİ MÜDAHALE
sorumlulukları mevcuttur. Diğer sağlık çalışanla- HATALARININ TIP ALANLARINA GÖRE DAĞILIMI
rı ile farklı bir sorumluluk başlığı yoktur. Ancak,
TIP ALANLARI
n
%
Tazminat Ödeme Sorumlulukları açısından diğer
hekimlerin sorumluluğu hukukumuzda “vekalet
1. Kadın Doğum
10 %26
sözleşmesi” hükümlerine göre belirlenirken; diş
2. Anestezi
5
%13
hekimlerinin protez ve restorasyona yönelik müdahalelerinden doğan sorumlukları “eser sözleşmesi” hükümlerine göre belirlenmektedir.
Eser sözleşmesinin diş hekimleri açısından
önemi nedir?
Dişhekimliği uygulamalarından bazıları tedavi amacının yanında güzel görünme amacı da taşır. Hatta,
diş beyazlatma, porselen diş takma vb. bazılarının
sadece görüntü amaçlı olduğunu söylemek mümkündür. İnsan üzerinde gerçekleştirilen, eser oluşturma kapsamına giren tıbbi uygulamalara Medeni
Hukuk teori ve pratiğinde Eser (istisna) Sözleşmesi
Hükümleri uygulanır. Bu hükümlerin diğer tıbbi uygulama ihtilaflarında uygulanan vekalet sözleşmesinden en önemli farkı; işi yüklenen diş hekiminin,
iş sahibi olan hastaya bir taahhütte bulunduğunun
kabul edilmesi ve bu taahhüdün yerine getirilmemesi halinde tazminat sorumluluğu doğacağının
bilinmesidir. Örneğin, hastanın porselen dişini “şu
renk yapacağım” diye bir taahhütte bulunulur ve o
renk tutturulamaz ise; ya işlemin yeniden taahhüt
edildiği şekilde yapılması ya da sözleşme feshedilerek ücretin geri verilmesi veya oluşan zararın karşılanması söz konusu olur.
38
3.
Hemşirelik
4
%10
4.
Çocuk
3
%8
5.
Acil
3
%8
6.
KBB
2
%5
7.
Genel Cerrahi
2
%5
8.
Dahiliye (İç Hastalıkları)
2
%5
9.
Uzmanlık dalı anlaşılamayan
2
doktor
%5
10. Göğüs Hastalıkları
1
%2.5
11. Diş
1
%2.5
12. Kalp Damar Cerrahisi
1
%2.5
13. Ortopedi
1
%2.5
14. Kardiyoloji
1
%2.5
15. Psikiyatri
1
%2.5
39
%100
TOPLAM
dişhekimi
haber
39
röportaj
dişhekimi
Anne adayları ve bebeklerine
yönelik ağız-diş sağlığı eğitimi
projesinde ikinci etaba geçildi
İzmir Diş Hekimleri Odası bünyesinde kurulan İZDO Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu , anne
adayları ve doğacak bebeklerinin ağız- diş sağlığını geliştirmeyi amaçlamış ve geçtiğimiz yıl bu
amaca uygun projelerini hayata geçirmişti. Bornova Belediyesi, İzmir Dişhekimleri Odası ve Ege
Üniversitesi ‘nin işbirliği ile gerçekleştirilen projede ikinci aşamaya gelindi. Projedeki yeni çalışmalarla
ilgili olarak, İzmir Dişhekimleri Odası Toplum Ağız Diş Sağlığı Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Ece Eden
ve Ege Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Doç.Dr. Zeliha Aslı Öcek’ten bilgi aldık.
Bornova’da gerçekleştiridiğiniz projenin ikinci
aşamasında neler yapılacak?
Zeliha Aslı Öcek: Bornova Belediyesi, İzmir Dişhekimleri Odası ve Ege Üniversitesi olarak ortak
yürüttüğümüz projede gebelik dönemindeki anne
adaylarını hedef grup olarak belirledik. Projenin ilk
aşaması Nisan 2013 de gerçekleştirilmişti. Amacımız gebelerin ağız diş sağlığı durumunu saptamak
ve eğitim ile iyileştirmekti. Ayrıca ciddi ve acil sorunu
olanları da en kısa süre içersinde tedaviye yönlendirdik. Ağız muayenelerini toplum ağız-diş sağlığı
komisyonu üyesi olan arkadaşlarımız gerçekleştirdi. Eğitimimiz iki bölümden oluşuyor. Önce yaklaşık
onar kişilik gruplar halindeki annelerimizi gebelik
dönemindeki ağız sağlığı riskleri, sağlıklı beslenme,
çok temel düzeyde olmak üzere çocuk ağız-diş sağ-
40
lığı gibi konularda bilgi veren ve görsel materyalden
bol bol yararlanmaya çalıştığımız bir konferansa aldık. Ardından diş hekimi arkadaşlarımız anne adaylarına birebir diş fırçalama eğitimi verdi. Projenin
ikinci aşamasını Şubat 2014 içinde gerçekleştirdik.
Gebelerimiz artık anne olmuştu. Önce bilgi düzeylerinde bir değişim sağlayıp sağlayamadığımızı anketlerimiz aracılığı ile değerlendirdik. Sonra ağız
muayenelerini gerçekleştirerek gebelik sonrası periodontal sağlık durumundaki değişiklikleri saptadık.
Annelerimize bu aşamada da eğitim verdik. Konferans eğitiminin ana konusunu bu sefer çocukların
ağız-diş sağlığı bakımı ve beslenmesi oluşturdu. Birebir fırçalama eğitimi tekrarlanarak, gönüllü diş hekimi arkadaşlarımızın annelerin hatalı davranışlarını
düzeltmeleri, bilgilerini tazelemeleri sağlandı.
röportaj
dişhekimi
Bu tür çalışmalarda katılımı sağlamak zor olabiliyor. Sizin bu çalışmanıza ilgi ne düzeydeydi?
Zeliha Aslı Öcek : Bornova Belediyesi zaten çalışmanın yürütüldüğü semtlerde sağlık alanında çok
önemli çalışmalar yürütüyor ve belediyede görevli
ebeler tüm gebeleri ve yenidoğanları evlerinde izliyor. Ebe arkadaşlarımızın izledikleri anne adaylarını
çalışmaya ısrarla çağırmaları çok etkili oldu. Onların
desteği olmasaydı anne adaylarına ulaşmakta çok
büyük zorluk yaşardık. Ama katılımda belediye tarafından sağlanan hediye paketleri de çok etkili oldu.
Bebeğe yönelik bebek bezi, şampuan, derece gibi
pek çok cazip hediyelerin bulunduğu hediye paketine anneler büyük ilgi gösterdi. Projenin birinci etabında 248 gebeye ulaşmıştık. İkinci aşamada henüz
155 anneye ulaşabildik. Sosyoekonomik düzeyi düşük, sürekli adres ve telefon numarası değiştiren bir
grupla çalışıyor olmamız işimizi epeyce zorlaştırıyor
ne yazık ki. Ama bu sayıyı artırmak için çalışmaya
devam ediyoruz.
bu bebekler ilk dişhekimi ziyaretlerini ilk yaşları içinde gerçekleştirmiş oldular.
Eğitime katılan anne ve anne adaylarının ağız
diş sağlığına yaklaşımları nasıldı?
Ece Eden: Anne adayları gebelik dönemindeki ilk
aşamada daha çok kendi ağız diş sağlıkları nedeni
ile karşılaştıkları sorunlara çözüm bulmaya çalıştılar.
Bilgi seviyelerinin oldukça düşük olduğunu gözlemlediğimiz gebelere birebir fırçalama eğitimi çok faydalı oldu. Doğum sonrasında ise yaşam ritminin değişmesi ve eğitimin üzerinden zaman geçmiş olması
nedeni ile ağız diş sağlıklarına verdikleri önemin
azaldığı izlendi. Fakat ikinci eğitim ve birebir fırçalamanın tekrarının onları motive ettiğini görmek çok
sevindiriciydi.
Eğitim programına hangi gruptan meslektaşlarımız katıldı?
Ece Eden: Komisyon üyelerimizin yeni eğitimlere yoğun katılımları oldu. Arkadaşlarımız haftada iki-üç
Projenin bundan sonraki aşamalarında neler günlerini muayenehanelerini bırakarak ya da kamuyapılması planlanıyor?
daki işlerinden izin alarak bu çalışmaya ayırdılar. Çok
Ece Eden : Bu projede bize en çekici gelen bebek- yoruldular, ama sosyal açıdan oldukça dezavantajlı
lerin doğumdan önce koruyucu programa dahil durumda olan çok sayıda kadınımıza ulaşmış olmakedilmiş olması. Projede doğumdan önce anne
tan ve eğitim vermekten çok büyük keyif duydular.
adaylarının ağız sağlığının düzeltilmesi ve
Ahmet Özdikmenli, Birsen Sever, Dilek Kapbilgi seviyelerinin artırılmasının, bebektan, E. Nadide Güntel, Esra Özatay, F. İrem
lerin ağız diş sağlığı açısından büyük
Totu, Filiz Yamaner, Gülin Örgev, Hülya
Proje
avantaj oluşturacağı düşüncesinden
Doyurum, İlkay Begeç, Nükhet Akkaya,
sayesinde
yola çıkıldı. Ağız diş sağlığı eğitimOlcay Tuna, Özkan Kandemir, Özlem
eğitim alan
lerinin etkinliğini artıran en önemli
Dolar, Sevgi Akın ve Suzan Oğuz’a
annelerin
etken tekrarların yapılması. Biz bu
çok teşekkür ediyoruz.
projede şimdiye kadar iki kez görZeliha Aslı Öcek: Ayrıca Bornova
bebekleri,
düğümüz annelerde farkındalığın
Belediyesi’ne de bizi davet ettiği için
ilk dişhekimi
artacağına ve alışkanlıkların oluşçok teşekkür ediyoruz. Bornova Beleziyaretlerini ilk
turulabileceğine inanıyoruz. Hedediyesi Sağlık İşleri Müdürü Dr. Nurcan
yaşları içinde
fimiz bu bebekleri üç yaşına gelene
Çakır çalışmanın yolunda gitmesi için
gerçekleştirmiş
kadar takip etmek. Proje sayesinde
bize her açıdan büyük destek oldu.
oldular.
41
osgb
dişhekimi
Birinci yılında
OGSB gerçekleri
Ülkemizde büyük umutlarla çıkarılan İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasının birçok maddesi 2013
başında yürürlüğe girdi. 2014’ün ilk çeyreğinde, bu yasanın en önemli unsurlarından biri olan
OSGB’lerin(Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimi) bugüne kadar olan deneyimleri İzmir Tabip Odası
İşçi Sağlığı ve İşyeri Hekimliği Komisyonu tarafından hazırlanan raporla masaya yatırıldı.
“İlk Yılında OGSB Gerçekleri” adı altında yayınlanan raporda; OSGB adı verilen dışarıdan hizmet satın alınması modelinin, aslında daha önce çıkarılan
torba yasalarla ülkemizde kısıtlı olarak denenmeye
başlandığı ve İş Sağlığı ve Güvenliği Yasası’nın yürürlüğe girmesi ile son bir yılda OSGB’lerde adeta
patlama yaşandığın belirtildi.
İşte raporda yer alan çarpıcı bölümler:
Tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri
için 2014 yılının ilk ayında getirilen yükümlülükler yeni maliyet kapısına yol açtı. Son günlerde
birçok OSGB faaliyete başladı. OGSB’ler Çalışma
Bakanlığı’na bağlı tescil ve çalışma izni onayı gibi
sıkı denetimlerden geçerek bir çok prosedür altında faaliyet gösterseler de mantar biter gibi hemen her yerde açıldılar. Yeni ISIG yasası ve Çalışma
42
Bakanlığı’nın her türlü kolaylığı göstermesi ile kısa
zamanda büyük bir ivme ile çok sayıda OSGB kuruldu. Son sayılara göre 1037 adet OSGB kuruldu.
İş sağlığı ve güvenliğini,
rant alanı haline getirdiler
İş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi
için ciddi çalışmalar yapılması gereken alanı; yeni
İSİG yasasının getirdiği rüzgar ile kısa zamanda büyük paralar kazanmayı amaçlayan şirketler hiç bir
kural tanımayan ticari savaş alanı haline getirdiler.
Yeni İSİG yasasının getirdiği astronomik ölçüde
yüksek para cezaları ile işverenler tedirgin edildi.
Bu para cezalarından kurtulmanın tek yolunun
OSGB’lerden hizmet alınması olduğu propagandası aylarca yapıldı. Bu propagandaya bazı medya
organları ve yazarları da bilmeden alet oldu. Kısa
osgb
dişhekimi
zamanda çok sayıda OSGB kurulması nedeniyle OSGB’lerin çoğunluğu şirketleri ele geçirmek
için etik olmayan davranışlar içine girdiler. Kırmızı
OSGB (Etik çalışmayan) denen bu şirketler piyasanın % 70 ine hakim duruma geldi.
dakikalarla ölçülen zamanlarda işyerlerine ayda bir
veya 15 günde bir uğruyorlar. Bu durumdan işyerleri de şikayetçi.
En ucuza biz yaparız yöntemi ile
bütçesi kısıtlı işyerleri ele geçirildi
Çalışma Bakanlığı OSGB denetimlerini yasa ve yönetmeliklerdeki maddelere göre yapmaya çalışıyor.
Ancak sayısı bini geçen OSGB’lerin yeterli denetlenebildiğini söylemek güç. Örneğin: Bakanlık tarafından yetki belgesi geçerliliği iptal edilmiş
OSGB sayısı sadece 12.
TSM’nin (Toplum Sağlığı Merkezleri) onlarca
görevi ve iş yükleri olmasına rağmen, bu devlet kurumları şirketleştirilip rant alanına sokulmak isteniyor. Zaten şu anda çok sayıda TSM bunu yetersiz
de olsa yapmaya başladı. Burada çalışan hekimler
gönülsüz de olsa işyeri hekimi yapılıp işyerlerine
gönderiliyor. ISIG hizmetleri ücretleri de döner sermayeye alınıyor. Hatta TSM’ler bu konuda ücret
tarifesi dahi yayınladılar. Ayrıca üniversitelerin tıp
fakültelerine bağlı OSGB şirketleri kurulup bu rant
alanına sokulmak isteniyor. Denizli’de Pamukkale
Üniversitesi resmi olarak OSGB kurdu.
OSGB’lerin birçok şehirde şube açmaya başlaması
ile büyük sermaye grupları, hastane zincirleri de
bu alana girmeye başladılar. Alana düzen getirmesi
beklenirken bu zincirlerin şubeleri ne yazık ki etik
kaygıdan uzak kırmızı OSGB’lerin en başta gelenleri olmaya başladı. OSGB’ler arası savaş daha geniş
cephelere yayıldı. Fiyatlar ve kalite daha da düştü.
İş sağlığı ve güvenliği gibi yaşamsal öneme sahip
bir alanda, ucuzcu işyerleri denen işyerleri yazık ki
en ucuza teklif veren kırmızı OSGB’ler tarafından
ele geçirildi. Hiçbir etik kaygı duymayan kırmızı
OSGB’ler bünyelerinde hekim ve uzman çalıştıran
işyerlerine inanılmaz ucuz teklifler vererek yüzlerce
ISIG personelinin işten atılmasına neden oldular.
Çalışan başına 5 TL’ye işyeri hekimi ve iş güvenliği
uzmanı hizmeti (10 kişi çalışan işyerine 50 TL) teklifine kadar fiyatları indirdiler.
Sayıdaki artış fayda olarak yansımadı
OSGB’lerin sayılarının çığ gibi artmasına rağmen
ülkemizde iş kazaları hala azalmıyor ve meslek
hastalıkları tespiti halen yok. Çalışma Bakanlığı
OSGB’lerin hizmet verdiği işyerlerinde iş kazalarının azalması ya da artmasıyla ilgili hiçbir
bilgi vermiyor. Bu konuda açıklama
merakla bekleniyor. Ancak çok
ucuza hizmet kalitesiz İSİG hizmetini beraberinde getirdiği
için iş kazalarının azalması
ne yazık ki bir hayal.
Bunun yanı sıra ülkemizde
meslek hastalıkları tespiti
halen yok. Büyük umutlar
bağlanan OSGB şirketlerinin
meslek hastalıkları konusunda ne gibi olumlu çalışmalar
yaptığı bilinmiyor. Ancak bu
konudaki bir gösterge olan meslek hastalığı tespiti halen sıfır. Kırmızı
OSGB’ler yeni yasa ve yönetmeliklerin izin
verdiği inanılmaz kısa çalışma süreleri sayesinde
işyerlerine sadece şöyle bir uğruyorlar. Bünyesinde
işyeri hekimi- iş güvenliği uzmanı çalıştıran işyerleri
süreler açısından daha rahatlar. Ancak OSGB’ler
Çalışma Bakanlığı denetimleri yetersiz,
üniversiteler OGSB kurmaya başladı
OGSB’lerin geleceği ne olacak etik
olmayanlar kapanacak mı?
OSGB sayısı çok hızlı bir şekilde arttı ancak kırmızı OSGB’lerin ve zincir OSGB’lerin piyasaya hakim
olması nedeniyle rekabet giderek zorlaşacak ve
OSGB’lerde kapanmalar giderek artış gösterecek. Son dönemde 19 OSGB kapandı.
Çalışma Bakanlığı kanatları altında
büyüttüğü OSGB’ler konusunda
rahatsız olmaya çoktan başladı. Bakanlık içindeki OSGB
lobisine rağmen, kırmızı
OSGB’lerin etik dışı davranışları, niteliksiz İSİG hizmetleri ve piyasanın bu şirketlerle dolması nedeniyle
zamanla bir düzenleme getirilmesi sürpriz olmaz. Ancak
bu düzenleme de OSGB’lerin
pek hayrına olmayacak.
Eğitimin okul dışında dışarıdan satın alınması modeli olan dersaneler modeli ile İSİG hizmetinin işyeri dışından dışarıdan
satın alınması modeli olan OSGB modelinin birçok
dinamiğinin birbirine benzemesi ve açıklaması zor
olan bazı siyasi dinamikleri nedeniyle kaderlerinin
aynı olması da bir ihtimal.
43
haber
44
dişhekimi
dişhekimi
haber
45
haber
dişhekimi
İzmir Barosu Sağlık
Hukuku Komisyonu kuruldu
İzmir Barosu bünyesinde Sağlık Hukuku Komisyonu kuruldu. Sağlık hukuku Komisyonu,
üyeleri ve komisyondan sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Av.Özkan YÜCEL, rutin toplantıları
ile çalışmalarını sürdürmekte. İzmir Dişhekimleri Odası Hukuk Danışmanı Avukat Arzu
Ayşe İşseven’in de komisyon üyesi olarak yer aldığı 24.02.2014 tarihli toplantı öncesi
üyeler Dişhekimi Dergisi’ne komisyon ile ilgili bilgiler verdi.
Av. Arzu Ayşe İşseven
Sağlık Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi
“Yaşam hakkı ile birebir ilgili aynı zamanda toplumsal hayatta
önemli bir yeri olması
nedeniyle sağlık hukuku alanında pek çok
hukuksal düzenleme
bulunuyor. Buna karşın son döneme kadar
az sayıda hukukçunun
ilgilendiği ve sınırlı sayıda çalışma yapılan
bir alan olan sağlık
hukuku; tıp alanındaki
bilimsel ve teknolojik
gelişmeler, dünyada ilgili hukuksal tartışmaların artması ve sağlık hukukuna ilişkin pek çok yeni ilke ve
düzenlemelerin ortaya çıkması, ülkemiz açısından
sağlık hukukuna ilişkin pek çok uluslararası sözleşmeye taraf olunması gibi sebeplerle son yıllarda büyük gelişme gösteren dinamik bir alan.
Sağlık hukuku alanında çalışan ve sağlık hukuku ile
ilgilenen stajyer avukat ve avukatlardan oluşan İzmir Barosu Sağlık Hukuku Komisyonu çalışmalarına
başladı. Çalışmalarımızın amacı; hasta hakları, hekim hakları ve yükümlülükleri, diğer sağlık çalışanlarının hak ve yükümlülükleri, genel olarak sağlık çalışanlarının çalışma şartları, hasta-hekim arasındaki
ilişkinin hukuki mahiyeti, hekimlerin cezai ve hukuki
sorumlulukları, kişilerin sağlık hizmetine erişim hakkı ve bu alanda devletin yükümlülükleri, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun uygulamaları, hasta-hekim mahremiyeti, tıp alanındaki gelişmeler sonucunda yeni
46
hukuki düzenleme, çalışma ve yorumlara duyulan
ihtiyaç v.b. gibi çeşitli konuları içeren sağlık hukuku
alanına katkıda bulunabilmek.
Komisyonun yönerge hazırlıkları sürmekteyken,
kimi değerli meslektaşlarımız tarafından sağlık hukukunun temel kavramları ve mevzuatı, hasta hakları gibi konularda sunumlar yapılarak, fikir alışverişinde ve değerlendirilmelerde bulunuldu. Komisyon
içinde bu yönde çalışmalar yapılmaya devam ediyor.
Bu paylaşımların komisyonda görev almamış diğer
meslektaşlarımıza da ulaşabilmesi amacıyla bir
sempozyum düzenlenmesi planlanmaktadır.Yine
son dönemde oldukça tartışılan bir konu olan “sağlıkta kişisel verilerin, toplanması ve depolanması”
na ilişkin basın açıklaması hazırlık çalışmaları da sürmektedir.
Av. Abdullah Hızal
Sağlık Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi
Avukat Abdullah Hızal, Sağlık Hukuku Komisyonu’nun
İstanbul ve Ankara barolarında olduğunu İzmir
Barosu’nda bunun bir
eksiklik olduğunu vurgulayarak şunları söyledi; “Sağlık hukuku
daha doğrusu sağlık,
birebir insan ilişkisiyle gerçekleştirilen bir
alan buna bağlı olarak
bunun hukuksal boyutu da her geçen gün
artıyor. Hekimlerin uygulamaları, hekimlerin
hakları, sağlık çalışanlarının çalışma şartları, vatandaşın sağlık
haber
dişhekimi
hakkına ulaşması, sosyal güvenlik kurumunun uygulamaları, sağlık uygulama tebliğleri ve bunun gibi
bir çok konu var. Buna hep hukukçular uzak kaldı.
Hukukçular işin içerisinde dava boyutunda vardı. Ya
hekim tarafından ya da vatandaş tarafından SGK’ya
karşı sağlık uygulamalarından doğan davalarda hep
dava aşamasında vardı. Özellikle İzmirli avukatlar
açısından söylüyorum, İstanbul ve Ankara’yı ayrı
tutuyorum. Tabii buna bağlı olarak da ülkedeki sağlık hakkına ulaşmada nasıl ki baronun çevre, hayvan
hakları gibi komisyonları var, sağlık hakkına ulaşmada vatandaşların karşılaştığı sorunlar ile ilgili ve ülke
genelindeki sağlık uygulamaları ile ilgili yapılan düzenlemelerde Baronun taraf olması ve söz sahibi
olması açısından bu komisyon kuruldu. Komisyon
üyelerinin büyük çoğunluğu bu konuda çalışan, bu
konuya ilgi duyan meslektaşlardan oluşuyor. Tabii
ki komisyon yeni kuruldu, yönergemiz oluşturuluyor, buna bağlı olarak önümüzde ilerlememiz gereken uzun bir yol var. İstanbul ve Ankara baroları
sempozyumlar, seminerler, toplantılar, davalar ile
çok aktif çalışıyorlar. Bizim de hedefimiz buna erişmek. Yani bugün itibariyle sağlık hukukunda sağlık
alanında yapılan vatandaş ile ilgili ya da bir hukuki
düzenleme ile ilgili baronun söz sahibi olabileceği alanlarda, komisyonun baroya destek vermesi.
Baro yönetimi bu konuyla ilgili karar aldığı zaman
dava süreci olursa ya da bir görüş bildirme süreci
olursa komisyon olarak profesyonel destek vermeyi
amaçlıyoruz.”
Av. Savaş Ziyrek
Sağlık Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu Üyesi
Sağlık Hukuku Komisyonu Yürütme Kurulu üyesi Savaş Ziyrek
komisyon çalışmaları
ile ilgili şunları söyledi;
‘’İzmir Barosu Sağlık
Hukuku
Komisyonu
Ankara ve İstanbul
Barosu’ndaki bu geniş katılımlı faaliyetleri
arttırarak sürdürmek
niyetinde olduğu için
kuruldu.
Öncelikle
yapacağımız komisyonun amacını ve yönergesini oluşturmak. Bunun ardından komisyon üyeleri
ile birlikte İzmir’in ve İzmir Barosu’nun olması gereken yerde olması için çalışmalarımız olacak. Özellikle
de İzmir’in bir sağlık şehri ve üniversiteler şehri olarak düşünüldüğü için bir eksikliği gidermek amacını
taşıyoruz. Böylece daha ileride şekillenebilecek oluşumların ve meslek örgütlerinin danışmanlık gibi bir
boşluğunu doldurmaya çalışacağız. Bu konuda bir
rehberlik etmek ve böylelikle İzmir Barosu ile bu tip
kuruluş ve oluşumların işbirliğini maksimum düzeyde
verimli şekilde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. ‘’
Meslektaşımız Faruk Yanık Bayraklı
Belediye Başkanlığı’na aday oldu
Önceki yıllarda İzmir Diş hekimleri Odası’nda
çeşitli görevlerde yer alan meslektaşımız Dişhekimi Faruk Yanık İşçi Partisi Belediye Başkan
adayı oldu. Yanık, İzmir Dişhekimleri Odası Yönetim Kurulu’nu ziyaret etti. Ziyaret sırasında
yapılacak yerel seçimlerde Bayraklı için çalışmaya aday olduğunu belirten Yanık; ‘’Bugüne dek aldığım eğitimlerle oluşan donanımımın ve bilimin ışığında halkımıza yerel
yönetimlerin gücünü hatırlatacağım. 20
yıldır diş hekimliği mesleğini aktif olarak
sürdürdüğüm Bayraklı’nın sorunlarına
ve çözümlere ait projeler hazırlıyoruz.
Bu projelerimizi Bayraklılarla birlikte hayata geçirmek istiyorum’’ dedi.
Faruk Yanık kimdir?
1970’te İzmir’de doğd
u. İzmir Atatürk Lisesi’ni bitirdikten so
nra Ege Üniversitesi Diş Hekimliği Fa
kültesi’nden
mezun oldu. Ardından
Dokuz Eylül
Üniversitesi’nde işletme
dalında yüksek lisans yaptı. 20 yıld
ır Bayraklı’nın
Özkanlar semtinde serbe
st diş hekimi
olarak çalışmaktadır. İzm
ir Atatürk
Lisesi Vakfı ve İzmir
Diş Hekimleri
Odası’nda çeşitli görevler
alan Yanık,
evli ve iki çocuk babasıd
ır.
47
haber
dişhekimi
TDB Öğrenci Kolu 6. Olağan
Genel Kurulu Ankara’da yapıldı
Türk Dişhekimleri Birliği Öğrenci Kolu Merkezi Komisyonu 6.Olağan Genel Kurulu, 35 dişhekimliği
fakültesinden gelen öğrencilerin katılımıyla 15 Şubat 2014 Cumartesi günü Ankara’da yapıldı.
Genel Kurul’da açılış konuşmasını yapan TDB Öğrenci
Kolu Başkanı Mehmet Yıldız, “Bugün burada sadece
Odalarımızın öğrenci komisyonu delegeleri değil; mesleğimizin gelişmesi, sağlık politikalarının sermaye değil,
halk sağlığı odaklı olması gerektiğini her zaman vurgulayacak meslek örgütü yönetici adayları olarak toplandık.” diyerek genel kurul katılımcılarına seslendi.
TDB Öğrenci Kolu Sorumlusu Merkez Yönetim Kurulu
Üyesi Dr. Faik Serhat Özsoy da yaptığı konuşmada;
diş hekimliği fakültelerinin ülkenin maddi manevi okuması en zor fakültelerinin başında geldiğini belirterek,
staj zamanının darlığı ve staj tamamlama puanlarının
yüksekliği, öğrencilerin hasta bulma zorluğu, kullanılan aletlerin masraflı oluşu gibi çeşitli sorunların geçmişte olduğu gibi bugün de yaşandığını ifade etti.
Özsoy, tüm bu olumsuzluklara rağmen Adana Öğrenci Kongresi, FDI Dünya Dişhekimleri Birliği Kongresi içinde gerçekleştirilen IADS Öğrenci Kongresi ve
Öğrenci Olimpiyatları gibi başarılı organizasyonları düzenleyen, stajyer öğrencilere ücret verilmesi için mücadelesini sürdüren, toplumsal eğitim çalışmalarına
katılan, başta TDB Öğrenci Kolu olmak üzere diş hekimliği fakültelerinin tüm öğrencilerini tebrik ederek,
6 Olağan Genel Kurul’a yüksek katılımdan duyduğu
memnuniyeti belirtti ve Genel Kurulun başarılı geçmesini temenni etti.
TDB Genel Başkanı Prof. Dr. Taner Yücel ise konuşmasına TDB’nin kurulduğu ilk günden bu yana öğrencilere değer veren bir meslek örgütü olduğunu belirterek, “Örgütlülük bir demokrasi bilincidir. Ülkemizdeki
sorunların azalmasında bugün örgütlülüğün önemini
48
daha iyi görüyoruz. Türk Diş hekimleri Birliği Merkez
Yönetim Kurulu Üyelerinin tümü bugün buradadır.
Bu sizleri önemsediğimizin göstergesidir. Temennimiz;
sizlerin mesleğe atılınca Odaların, TDB’nin tüm Kurullarında görev almasıdır. Sizler, örgütlülük bilinci ile toplumda her zaman sesinizi duyurabilirsiniz. O nedenle
öğrenci koluna önem veriyoruz.” dedi.
Yapılan son yönerge değişikliği ile tüm öğrencilerin
sisteme yani fakülte çalışmalarına katılacağını duyuran Yücel, FDI Kongresi’nde imzalanan ve genel
sağlık-dişhekimliği ilişkisini ortaya koyan İstanbul
Deklarasyonu’nun ruhunun eğitime de yansımasını
beklediklerinin altını çizerek öğrencilerden bu deklarasyonu imzalamalarını istedi. Konuşmaların ardından
TDB Öğrenci Kolu faaliyet raporu sunuldu ve Genel
Kurul’da dile getirilen görüş ve önerilerin hazırlanacak TDB Öğrenci Kolu 6.Olağan Genel Kurul Sonuç
Bildirgesi’nde yer almasına karar verildi. Ardından seçimlere geçildi.
Merkezi Komisyon
Yönetim Kurulu
1. Selman ÇELEN
2. Hülya ÇERÇİ
3. Handan Aytuğ
COŞKUNTUNA
4. Seda ÖZMEN
5. Sina SAYGILI
6. Osman ULAŞLI
7. Mehmet YILDIZ
Ulusal Eğitim Sorumlusu
Uğur AKSOY
Edsa İletişim Sorumlusu
Azize İpek YETİŞTİ
Ulusal Koruyucu
Dişhekimliği Sorumlusu
Orhan KAZAN
dişhekimi
haber
İnönü Üniversitesi dişhekimi
yardımcısı yetiştirecek
İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi, üniversitenin Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek
Okulu bünyesinde Ağız ve Diş Sağlığı Programı açtı. Diş hekimi yardımcısı olacak
öğrenciler, pratik eğitimlerini fakülte bünyesinde alacaklar.
İnönü Üniversitesi Diş Hekimliği Fakültesi Dekanı
Prof. Dr. Serkan Polat, Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu bünyesinde Ağız ve Diş Sağlığı Programı
açılış kararının Senatolarından geçtiğini ve YÖK tarafından onaylanarak programın açıldığını belirtti. Bu
programa bu sene öğrenci alınması planladıklarını
da söyleyen Prof. Dr. Polat konuyla ilgili gelişmeleri
Dişhekimi Dergisi’ne anlattı.
Fakültenizde yeni öğretim yılında diş hekimliği
yardımcılığını hedefleyen öğrenciler eğitim görecek. Bu konu ile ilgili ayrıntılı bilgi verir misiniz?
Ülkemizde büyük ihtiyaç bulunan ve talep gören diş
hekimi yardımcılığı mesleğini seçen öğrencilerimiz,
pratik eğitimlerini fakültemizde alacaklardır. Burada
görevlendirilecek olan öğretim üyeleri ve öğretim
görevlileri de fakültemizin yoğun birimlerinde bizlere
destek olacak. Programımız çok yakın bir zamanda
YÖK tarafından kabul edildi ve açıldı. Bu program ile
ön lisans diplomasına sahip “Ağız ve Diş Sağlığı Teknikeri” unvanlı diş hekimi yardımcıları yetiştirilecektir.
Gerek kamuda, gerekse özel sektörde, diş hekimlerinin tedavi hizmeti sunumunda yardımcı olacak yetiş-
miş ara eleman ihtiyacı bulunmaktadır. Bu program
ile tedavi hizmetlerinde kalite ve verim artışının yanında, kendilerine ihtiyaç duyulan eğitimli meslek sahibi
bireyler yetiştirilecektir.
Müfredatta neler yer alacak?
Müfredatımız, ülkemizdeki diğer örnekler incelenerek hazırlanmıştır. Sağlık kayıt sistemleri, maddeler
bilgisi, iletişim, kalite güvencesi diş hekimliği araç-gereç bilgisi, diş hekimliğinde klinik çalışma yöntemleri, radyasyondan korunma yöntemleri, meslek etiği,
enfeksiyon hastalıkları ve sterilizasyon, klinik uygulamalar ve YÖK’ün zorunlu derslerini de içeren, pratik
ağırlıklı bir eğitim programımız olacak.
Eğitim hangi öğretim üyelerinin sorumluluğunda verilecek?
Program, Protetik Diş Tedavisi anabilim dalı başkanımız Prof. D. Nilüfer Tülin Polat, Endodonti AD öğretim üyemiz Yrd. Doç. Dr. Ali Keleş ve Ağız, Diş ve
Çene Cerrahisi AD öğretim üyemiz Yrd. Doç. Dr. Ümit
Yolcu’nun sorumluluğunda yürütülecektir. Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu’na dişhekimi kökenli
öğretim elemanları da alınarak kadro genişletilecektir. İletişim gibi farklı uzmanlık alanı gerektiren dersler
için üniversitemizin diğer birimlerinden öğretim üyeleri görevlendirilecektir. Pratik eğitimler Fakültemizin
kliniklerinde yapılacaktır.
Son olarak ilave etmek istedikleriniz neler?
Bu programla, yaklaşık 30 üniversitede bu eğitim
verilmektedir. Bunlardan 9’u devlet üniversitesidir.
Bu mesleğe olan talep yüksektir. Örneğin bir devlet
üniversitemizin 2013’teki en düşük ÖSYS puanı 439
olmuştur. Bu puan pek çok 4 yıllık fakültenin bile
üzerindedir. Bu program zaten var olan ve daha da
önemlisi ihtiyaç olan bir alanı doldurmayı amaçlamaktadır. Bu mesleği yapanların hekim yardımcısı olmaktan başka bir yetkileri bulunmamaktadır.
49
haber
dişhekimi
İzmir Ticaret Odası üyelerine
Rehber Tarife üzerinden
hizmet verilmesi için ilk adım atıldı
İzmir Ticaret Odası’nın (İTO) isteği üzerine, üyelerine
Rehber Tarife üzerinden ağız ve diş sağlığı hizmeti
verilmesi için bir görüşme yapıldı. Oluşturulacak listeye ismini yazdıran meslektaşlarımız, İTO Yönetim
Kurulu’nun onayından sonra İzmir Ticaret Odası üyelerine ve ailelerine Rehber Tarife üzerinden tedavi uygulayabilecek.
İzmir Diş hekimleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İlkay
Karademirci Ülkü ile Odamız Hukuk Danışmanı Avukat Arzu İşseven, ağız ve diş sağlığına ilişkin farkındalığı artırmak ve hem İTO hem de Odamız üyeleri
açısından yararlı olabilecek bir ortak çalışma için, İTO
yetkilileri ile bir araya geldi. Yapılan görüşmede, Oda
üyelerine Rehber Tarife üzerinden ağız ve diş sağlığı
hizmeti sunmak isteyen meslektaşlarımızın oda ile temasa geçirilerek bir liste oluşturulması ve listenin İTO
Yönetim Kurulu tarafından onaylanması durumunda
anlaşmanın her iki tarafın üyelerine duyurulması için
karara varıldı. Anlaşmanın gerçekleşmesi halinde, İzmir
Ticaret Odası üyelerine Rehber Tarife üzerinden ağız
ve diş sağlığı hizmeti vermek isteyen meslektaşlarımızın isimlerinin olduğu liste İTO tarafından web sayfasında yayınlanacak ya da uygun başka bir yol ile liste
İTO üyelerine bildirilecek. İTO üyesi olan bir kişi ve
ailesi o listeden bir isme gittiğinde Rehber Tarifeye
uygun olarak ödeme yapacağını bilecek. Bu konuyla
ilgili gelişmeleri odamızın web sitesi üzerinden takip
edebilirsiniz.
Meslektaşlarımızın özel sigorta
şirketleriyle çalışması için yeni bir fırsat
Moneta Medikal Danışmanlık Şirketi,
meslektaşlarımızın özel sigorta
şirketlerine Rehber Tarife üzerinden
hizmet verebilmesi için aracılık edecek.
Özel sigorta şirketleri tarafından diş teminatlı poliçelerin hizmete sunulması ve gerekli yönlendirme işlemlerinin gerçekleştirilmesi amacıyla; sigorta şirketleri ve üçüncü şahıslar arasında aracılık
hizmetleri sunmak üzere kurulmuş bir şirket olan
Moneta Medikal Danışmanlık ve Asistans Hizmetleri Ltd.Şti, TDB Rehber Tarifesi baz alınarak
ağız ve diş sağlığı hizmeti sunmak isteyen meslektaşlarımız ile sözleşme yapmak istemektedir.
Moneta Medikal Danışmanlık ve Asistans Hizmetleri Ltd.Şti ile ekteki sözleşmeyi yapmak isteyen meslektaşlarımızın öncelikle adı geçen
şirkete ait http://www.monetaassistance.com/
50
network-220268 adresinden kayıt başvurusunda
bulunmaları gerekiyor. Kayıtlarının yapılmasından
sonra Odamıza başvurarak, TDB ve Dişhekimleri Odalarının Anlaşmalı Dişhekimlerinin Çalışma
Esasları Hakkında Yönetmeliğinde belirtilen ve
TDB tarafından onaylanmış olan sözleşmeyi imzalamaları gerekmektedir. Sözleşmeler ancak
Odamızın onayından sonra yürürlüğe girecektir.
dişhekimi
haber
51
röportaj
> Özlem Kekeç
dişhekimi
Meslektaşımız Ebru Yılmaz
“Mutfağım,
muayenehanem gibi”
İzmir’in yeşil kalmış ender alanlarından biri olan Kültürpark içinde, hem şirin
hem şık hem de huzur verici olmayı başarabilen bir cafe-restorandayız. Mekanın
işletmeciliğini yapan meslektaşımız Ebru Yılmaz için sadece” işletiyor” demek
haksızlık olur. İstanbul’da başladığı aşçılık eğitimine İtalya’da devam eden,
sonrasında “bilmek için, en alttan başlamak gerek” düşüncesiyle İzmir’de bir
otelde komi olarak çalışan Ebru Yılmaz ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.
52
dişhekimi
Meslektaşlarımıza kendinizi kısaca tanıtır mısınız?
1994 Ege Üniversitesi Diş hekimliği Fakültesi mezunuyum. Mezun olduktan sonra ABD’ye gittim, yüksek lisans için Boston Üniversite’sine başvurdum.
Ege Üniversitesi’ni tanımıyor çünkü orası. Toefl sınavını verdim ama son başvuru tarihini kaçırmışım, bir
sonrakine dediler. Ben de orada beklemek istemedim ve Türkiye’ye döndüm. Buraya geldikten sonra,
önce İstanbul’da Ahmet Kurtaran’ın asistanı olarak
çalıştım, sonra İzmir’de bir klinikte çalıştım. Eşim
hasta olarak kliniğe gelmişti. Bu şekilde tanıştık ve
evlendik. ABD’ye geri dönmedim.
Mesleğinizi yapmaya İzmir’de devam ettiniz
yani?
Hayır, aktif olarak diş hekimliğini bıraktım. Dental
ürünler konusunda sektörün öncülerinden olan
iki farklı firmada ürün müdürü olarak çalıştım. Bu
sayede tüm Türkiye’yi dolaşma şansım oldu. Daha
sonraki yıllar için bu bana çok yarar sağladı, güzel
bir zemin hazırladı. Oğlumun doğumuna çok az bir
zaman kala bu görevi de bıraktım.
röportaj
çok önemsiyorlar orada. İşletmecilik bambaşka bir
şey. Orada çok şey öğrendim ama burada da kendimi geliştirdim.
İtalya’dan döndüğünüzde ne yaptınız?
İzmir’e döndükten sonra Swiss Otel’de 3 ay komi
olarak çalıştım. Bu işin profesyonel anlamda nasıl
yapıldığını anlamak için mutfağa önce en alt düzeyden girmem gerekiyordu. . İki çocuklu olmak
oldukça sıkıntılı bir dönem geçirmeme neden oldu.
Diş hekimi olmam da televizyoncuların çok ilgisini
çekmiş. Bu konuda geri planda kalmak istesem de
başaramadım. Aldığım eğitimle diş hekimliği mesleğini seçmiş olsam da amacım çok sevdiğim hobimi
profesyonelliğe döküp sürdürmekti . Fakat enteresan şeylerle karşılaştım; “diş hekimi 1500 TL maaşla
Aşçılık ve restoran işletmeciliği ne şekilde girdi
yaşamınıza?
Çocuklar olunca ev hayatıyla birlikte organik yaşama yöneldim. Bir hekim olarak çocuk yetiştirmek
böyle bir şey. Hijyene önem vereyim, beslenmesi
tam olsun derken, başladım ekmeğimi yoğurdumu
kendim yapmaya. Hep organik ürünler kullanmaya
çalıştım. O dönemde bu beni epey eğitti. Eşim dedi
ki; madem seviyorsun gel bu işi bir sisteme dökelim, senin işin haline getirelim. Düşündüm, istedim
de, ama bir kişiye yemek yapmak ayrı 200-300 kişiye ayrı. Nasıl yapalım derken, eğitim mutlaka olsun diyerek aşçılık eğitimi için İstanbul’da Mutfak
Sanatları Akademisi’ne gittim. Daha sonra yiyecek
içecek işletmeciliği programına kaydoldum. O da
yetmedi, İtalya’nın Parma kentine bağlı Colorno kasabasında 6 ay kalıp ileri aşçılık eğitimi aldım. İyi bir
alt yapı kazandırdı bu eğitim.
İtalyan Mutfağı dünyanın en ünlü mutfakları
arasında, fark ne?
Orada ana materyale özen göstermeyi, değer vermeyi hani bizim nimete saygı dediğimiz şeyi öğrendim. Onu yaşıyorlar çünkü orada. Bu felsefeyi veriyorlar. Sonra tabak sunumunun ne kadar önemli
olduğu öğretiliyor. Yemek siparişi veren misafir sağ
elini mi kullanıyor yoksa sol elini mi? Tabak ona
göre hazırlanıyor. Ayrıntı gibi gelebilir ama bunları
53
haber
dişhekimi
baştan para alamıyorduk. Hocalar geliyor, onları
buluşturuyorum, mesela suşi eğitimi verdik, et pişirme eğitimi verdik, çay sunumu gösterdik. Tüm
hocalarla bağlantı halindeyim. Fakat maliyete gelince kimse kaldıramıyor. Kurs ücretleri insanlara külfet geliyor. Ben İzmir’in bunun mekanı olmadığını
düşünmeye başladım. Nitekim öyle olduğuna da
karar verdim.
mutfağa girdi” gibi üzücü haberler yapıldı. Bunu
daha önce izleyen, hatırlayan meslektaşlarım varsa
da lütfen beni kınamasınlar, olayın aslı bu değildi,
röportajı okuyunca da anlayacaklarını umuyorum.
Sonrasında bu restoranı işletmeye nasıl başladınız?
İzmir Fuarı içindeki Kültürpark Tenis Kulübü’nden
bir teklif geldi, kabul ettim. Burayı bilinçli bir değerlendirmeyle tamamen yenileyerek uzun uğraşlar
sonucunda İzmir Mutfak Enstitüsü olarak açtık. Burası aslında başlangıcında beni de aşan otel konseptinde bir yerdi. Tek başıma cesaretle girdim. Daha
önceki işletmeciler burada bir türlü dikiş tutturamamış. Enteresan potansiyeli olan bir yerdi burası. Artık oturttuk iyi gidiyor.
Neydi amacınız?
Burada amacım; istediğim organik yemekleri modern sunumla müşterilere tattırmaktı. İlk öyle başladı fakat şimdi bunu yapamıyorum; hayat şartları,
gelir giderler belli, şu an normal alacart servis veriyoruz. Organizasyon yemekleri ve kahvaltı organizasyonları yapıyoruz. Bir de iki farklı konseptimiz
var; bunlardan biri Lucky Bee isimli, çocuklar için
düşündüğümüz bir parti konsepti. Çocuklar özel
günlerinde mutfağa girip kendi keklerini, pizzalarını
yaparak hem eğleniyor hem de kutlamalarını yapıyorlar. Aileleri de hem onları izliyor hem yaptıklarını
tadıyorlar. O kadar hazıra alışmış bir nesil ki bir şeyler başardıklarını görmek onları çok mutlu ediyor.
İzmir Mutfak Enstitüsü olarak eğitimlere devam ediyor musunuz?
O sistemi devam ettiremiyoruz. Sizin de sorunlarınızdan biri, hastalardan zor para almak. Burada
54
Diş hekimliği eğitiminizin şu an yaptığını işe ne
gibi katkısı ne oldu sizce?
Katkısı elbette oldu. Burada oluşturduğum mutfak
adeta bir muayenehane gibi. Hijyenik ve sistemli.
Ciddi bir maliyete mal oldu bana, üç senedir ödüyorum. Ama İzmir’de şu an böyle bir mutfak yok.
Çünkü bu iş ciddi ve düzgün yapılması gereken bir
iş. Ayrıca diş hekimliği mesleğini öğrenirken gelişen
el manipülasyonumun ve sınıf geçmeye çalışırken
kazandığım serinkanlılık, hız ve sabrın aşçılık öğrenimime katkısı çok oldu.
Bundan sonra burası ile ilgili planlarınız, projeleriniz neler?
İzmir’de güzel bir alan yaratmak istiyorum. Mesela
güzel konserlerin verildiği, caz dinlenebileceği bir
mekan yaratmak istiyorum. Hem şık hem kaliteli
bir ortam iddiamızı sürdürmek istiyorum. Cuma akşamları canlı müziğimiz başladık.
Ben bulamadığımı burada yaratmak istiyorum.
Uygun fiyata kaliteli müzik ve yemek sunmak istiyorum. Şarap eğitimleri yapmak istiyorum. Burası
hem çok üst düzeyde bir şeyler yakalayacakları hem
de ekonomik bir şeyler bulabilecekleri bir yer olsun
istiyorum.
dişhekimi
haber
55
perşembe akşamı seminerleri
dişhekimi
Perşembe Akşamı Seminerleri
devam ediyor
Dr. Raimu
nd N.B Va
İzmir Dişhekimleri Odası’nda gerçekleştirilen
yoğun katılımın olduğu, “Perşembe Seminerleri” devam ediyor. Dental sektörde bulunan
firmaların yeni ürünlerini tanıtma fırsatı da
bulduğu seminerlerin ilk sunum konusu, ‘’Fiber Uygulamaları’’ 9 Ocak akşamı Doç. Dr.
Hakan Yurdagüven tarafından sunuldu.
16 Ocak akşamı ise Dr. Raimund N.B Van
Duinen, “Dişhekimliğinde Kullanılan Materyallerin Biolojik Uyumlu Olması önemli mi?”
konulu sunumunu gerçekleştirdi. 20 Şubat
tarihinde Prof. Dr. Bilge Hakan Şen, “Foramen Bulucular Yalan Söyler mi?” konusunu
seminere katılanlara aktardı. Son olarak Prof.
Dr. Sevil Gürgan 6 Mart tarihindeki seminerde, “Duyarlılık Oluşturmaksızın Beyazlatma”
konusu ile ilgili bilgiler verdi.
Prof. Dr. Sevil Gürgan
56
n Yurdagüven
Doç. Dr. haka
Prof. Dr. B
il
ge Hakan
Şen
n Duinen
dişhekimi
kurslar
57
oral-moral
dişhekimi
2050’de dişhekimliği
nasıl olacak?
Serdar SIRALAR
[email protected]
Her ne kadar benim için “Futursuz” deseler de aslında oldukça
Futurist bir dişhekimiyimdir. Bu ileri görüşlülük meziyetim sayesinde,
mesleğimizin geleceğinde bizleri
nelerin beklediğini paylaşmak istiyorum bu bilimsel makalemde.
Aslında bu tip makaleler hep sinir
bozucu gelmiştir bana. Başlığa bak!
“2050’de dişhekimliği nasıl olacak?” Sana ne? Yani bana ne? Sen
önce şunu sor bakalım: O zaman
ben hayatta olacak mıyım? Hadi hayatta olsam bile, diş hekimi olacak
mıyım?
Ama merak işte. Eh madem merak
ediyorsunuz, ben de yazayım. Kim
2050’de gelip de “Yahu sen şöyle
şöyle olacak demiştin 2014’deki yazında ama hiç biri olmadı” diye hesap soracak ki?
Dişhekimleri disposable olacak: Yeni dişhekimliği fakülteleri
açma hızı böyle devam ederse, yaşanacak hekim enflasyonu sonucu
“kullan-at hekim” uygulamasına
geçilecek. Bilindiği gibi günümüzde bazı dişhekimliği aletleri sterilize
edilip tekrar kullanılırken, bir çok
alet de tek kullanımlık olarak üretiliyor. Oysa hekim, her hastadan sonra otoklava sokulamıyor. 2050’de
mezun olan bir dişhekimi ilk hastasına, kısmetinde ne varsa (mesela bir
dolgu) yapıp emekli olacak.
Bleaching isteyen boks yapacak: Gelecekte kozmetik ile sağlık
hizmetleri, etik nedenlerle kesin
olarak birbirinden ayrılacak. Diş beyazlatmanın sağlıkla ilgisi olmadığı
ve kozmetiğe girdiği için, bu uygulamayı yaptırmak isteyen kişinin bir
amaca hizmet ediyor olması şart
koşulacak. Bu durumda kişi örneğin
boks yaparsa, spora hizmet ettiği
gerekçesiyle, maç boyunca taktığı
dişliğine ev tipi bleaching jeli koymasına izin verilecek.
Diş çekimi tarih olacak: Bugünkü kaba saba çekim tekniği terk
edilecek. Muhtemelen İsviçreli bilim
adamları tarafından keşfedilecek bir
mikro patlayıcı, çekilmesi istenen
dişin kök kanalından geçirilerek apikal foramene yerleştirilecek. Diş çok
köklüyse bu işlem her kökün ucuna
uygulanacak. Bir düğmeye basınca patlayıcı patlayacak ve koca diş,
dentin tozları arasında kendi içine
doğru çökerek yok olacak. (Bkz.
National Geography kanalında eski
büyük binaların yıkımı).
İsviçre çakısı DENTIST mode-
58
dişhekimi
lini üretecek: Bu İsviçreli bilim adamları rahat
durmayacak. İlle de dişhekimliği alanında yeni
bir şeyler bulmak için kafa patlatacaklar. Sonunda, tüm el aletlerimizi üzerinde taşıyan bir çakı
üretecekler..
Yemekten önce uygulanan diş ipleri çıkacak: Malum adamlar tarafından icat edilecek
nal şeklindeki bu plastik aparey, üzerinde tüm
dişlerin aralarına girecek ipler bulunduracak.
Kişi yemek öncesi hem alt hem de üst çeneye
bu apareyleri takacak. Yemek bittiğinde bunları
çıkartması ara yüz temizliğini bir defada gerçekleştirecek.
Diyetisyenlik dişhekimliğiyle birleşecek:
2050 sonrası, obez hastaların çene eklemine
özel bir elektronik kilit sistemi takılacak. Alt ve
üst dudaklara yerleştirilecek mikro lazer okuyucular, ağza atılmaya çalışılan besini tarayacak ve
diyetisyenin yasakladığı bir durum ( yüksek kalori
gibi) tespit ederse çeneyi otomatik olarak kitleyecek. Aynı anda hastanın beyninde alarm sesleri uğuldayacak ve sistem diyetisyenle dişhekiminin cebine “İllegal yeme girişimi” uyarı mesajı
gönderecek.
oral-moral
cak. Hasta kabine girip bir tabureye oturacak ve
kafasını özel bir bölümden içeri sokacak. Ağzını açacak ve bir kamera ağzının içini tarayarak
birkaç saniyede tüm yapılması gereken tedavileri
ve fiyatlarını bir ekrana dökecek. Hasta hangi
tadaviyi yaptırmak istiyorsa ekrandan onu seçecek ve bir delikten bozuk para atarak ya da Akbil’ini özel bir göze okutarak ödemesini yapacak.
(Evet, Akbil o zaman da kullanılıyor olacak). Sonra duvardan iki robot kol çıkıp hastanın ağzına
girecek ve olaylar gelişecek.
Mesleki terminoloji değişecek: Öncelikle
“Hasta” kelimesi hoş olmayan anlamlar içerdiğinden, 2050’de artık “Isırma özürlü” olarak değişecek. Buna göre, Dişhekimi: Çiğnetimsel sağaltman, Röntgen: İks ışınsal doküman, Çürük:
Diş yitimselliği, Ortodonti: Telli yönlendirim, Protezler: Yapay ısırgaç, falan gibi bir şeyler olacak.
Bak buraya yazıyorum. 2050’de bunlar olmazsa, isteyen gelsin kreşuarıma tükürsün!
Kontürlü dolgu sistemine geçilecek: Geleceğin dünyasında, hastaya bir dolgu yapıldığında, hasta “Haftaya da öbür diş için geleceğim.
O zaman ikisini bir öderim” falan diyemeyecek.
Dolgunun altına dişhekimi tarafından özel bir
sim kart yerleştirilecek. Hasta, hekimden kontür aldıkça dolguyu kullanabilecek. Örneğin 100
kontür 2 ay, 250 kontür 6 ay ve 500 kontür 1.5
yıl süreyle dolgunun çiğnemeye açık olmasını
sağlayacak. Kontür azalmaya başlayınca söz konusu dişte bir zonklama başlayarak hastayı uyaracak. Faturalı tarifeyi tercih edenler ise her ay
çiğnedikleri kadar ödeyecekler. Operatör değiştirmek isteyenler ( yanlış yazmadım,dişhekimleri
de operatördür) dolgularını söktürüp yenisini
yaptırabilecekler.
Sokaklara DENTOMAT’lar kurulacak: Robot dişhekimlerinin hizmet vereceği bu kabinler,
orta gelir düzeyindeki vatandaşa hizmet suna-
59
diş ile düş arasında
dişhekimi
“Anne, beni duy!”
Müge SANDIKÇIOĞLU
60
12 yaşında, sevimli, akıllı ve uslu bir erkek
çocuğu. Yanında annesi babası. Dişler haliyle yamuk. E tamam bir bakalım:
Ben: Emre’cim kocaman açar mısın ağzını? Aç aç, biraz daha.
Anne: Açsana oğlum! Hani bana bağırırken açıyorsun ya, öyle aç (!)
Ben: Emre’cim sol üstten dişin çekildi mi
hiç?
Anne: Hayır, çekilmedi.
Ben: Emre’cim sağ alttan dişin çekildi mi?
Anne: Hayır, çekilmedi.
Ben: Yavrucum, çene filmi çekildi mi sana?
Anne: Hah, evet çekildi.
Ben: Dişlerini günde kaç kez fırçalıyorsun?
Pek düzenli gibi gelmedi bana.
Anne: Ah sormayın, hiç fırçalamıyor (!)
Ben: Diş doktoruna gittin mi hiç?
Anne: ........
Niye mi tıss? Çünkü artık çocuğu adına bir
cümle daha sarf etmesini istemediğim için,
hemen “1 dakika, Emir cevap verse?” dedim, demek zorunda kaldım. Ve Emre’nin
sesini ilk kez duydum. Fena da değilmiş,
Türkçe de biliyor vallahi. Özne, yüklem,
tümleç ve hatta isim tamlamaları bile; hepsi yerli yerinde. Çocuğun gözlerine fer geldi
bir anda. Sanki orada değildi de, yeni geldi.
Sanki cisim gibi hissediyordu da, insan olduğunu hatırladı. Asık suratı gitti, gülümsemeye başladı. Kısacası iyi hissetmeye başladı.
Onu bir dinleyenle ve ne diyeceğine önem
veren biriyle karşılaştı!
26 yıldır çocuğu adına cevap veren anneleri durdurmaya çalışırım. Çocuklar da yazık
o kadar alışmışlar ki, tepki bile vermiyorlar.
Ama hepsinde de yılgın bir teslimiyet hali
olur: “Nasılsa konuşturulmayacağım.” Dırdırcı anneden, dırdırcı eşe giden yolun başında... Çünkü zaten bu çocuk, gidip annesine benzeyen bir kıza vurulur kesin. O anne
de gelinini yerden yere vurur kesin (Semra
Hanım Sendromu). Bak bak iş nerelere kadar dallanıp budaklanıyor. Aslında amacım
boşanmaları azaltmak.
Tedaviye karar verilmesi durumunda ise,
detaylara geçtiğimde, çocukların altından
kalkamayacağı bir şey olmadığını özellikle
söylerim. Hayati bir işlem olmadığının, güzelce bilgilendireceğimin, zaten bu işlerin
“genellikle” bu yaştakilere yapıldığının altını
çizerim. Ama yookk! Sanki açık kalp ameliyatı yapacakmışım gibi endişe/telaş/panik/
üzüntü dolu bakışlar da hep annelerden gelir. “Off, nasıl alışacak? Hiç de dikkat etmez
ki! Etraf dalga geçecek,” diyerek üzerine tüy
dikeni de olur. Hâlbuki çocukta en ufak bir
olumsuz bakış, bir korku ya da önyargı yoktur. Olumsuz koşullandırmanın dik âlâsına
adım adım ilerler. Bu durumda da “Gereksiz
endişede ilk susturulacak” liste başı annelerdir. Önce kaşla gözle, baktım olmuyor, o
zaman da sözlü olarak ve kibarca bertaraf
etmeye çalışırım. Zaten çocuktansa, annenin tedaviye hazırlanması daha uzun sürer.
Buna “korumacılık” denmiyor. Ama o annenin bundan haberi yok, n’aapsın. Baskıcı,
her şeye hâkim olmaya meraklı, dominant,
aslında özgüvensiz, varoluş sancılı ve ne yazık ki saygıdan eksik annelerin çocuklarına
faydadan çok zararı dokunuyor. Doğal olarak bu, benim tedavime de olumsuz yansıyor. Çocuk, tedaviye değil, annesine tepkisi
yüzünden tellerine de, dişlerine de iyi bakmıyor. Bilmeden kendi kendini kazıklıyor.
Aslında ortodontik tedavinin, gelişmekte
olan çocuklara ciddi katkı sağladığına inanıyorum. Çünkü kendi başına sorumluluğunu
yüklenmesi için çok güzel bir fırsat. Sonucun iyi ya da kötü olmasındaki katkısına çekilen dikkat ile, bu belki de o güne kadar
ona sunulmamış bir özgürlüktür aynı zamanda. Sadece benim uygulayacaklarımın
tedavinin hayrına hizmet edemeyeceğini
belirtip, onun da tellerine ve dişlerine özen
göstererek bu sürece katılmasının yararlarını göstermeye çalışırım. Evde bu tedaviye
yönelik olarak hiçbir uyarı, kontrol yapılmamasını rica ederim. Ki bu aslında ebeveynlerin işini kolaylaştırmaktır. Oh ne güzel işte,
üzerlerinden bir yükü alırım. İşte başarı o
zaman kaçınılmazdır.
Ağzından sözünün çıkmasına ve kendi başına sorumluluk yüklenmesine izin vermeyen annelerin çocuklarına saygı duymadığını
düşünürüm. İleride tepkilerine hâkim olamayan/kadına saygısı olmayan/sorumsuz/
dinlemeyen/saygısız eşler ve babalar olacağına inanırım. Bu örnekte de Emre, annesine bağıran bir çocuk haline gelmişti bile.
Devlet hasta bilgisi mi istiyor? Ben bunları vermek istiyorum. Belki bu sayede ruhen
daha sağlıklı, özgüvenli, sorumluluk sahibi
ve saygılı çocuklar yetişmesine katkımız olur.
(Lafım bitmedi ama yer bitti, hay Allah)
dişhekimi
61
mavi köşe
dişhekimi
Zifir
Ma­vi­sel YE­NER
[email protected]
www.maviselyener.com
62
Kocaman cam kapılardan, topuklarını tıkırdatarak, kayan bir yıldız gibi
içeri geçti. Arkasında bıraktığı mutsuzluk bu kapıdan giremezdi. Neden
orada olduğunu bilmiyordu, gitmişti
yalnızca… Mücevher kutusunu andıran alış veriş merkezindeydi.
Tek kerelik de olsa, özgürlükler
bahçesiydi burası. Dünsüz, yarınsız
sevinçler satan sıra sıra dükkânlar,
okşuyordu ruhları. Yapma çiçeklerle
süslenmiş kemerli tavanlar, yürüyen
merdivenlere saygı duruşundaydı.
Işıklara sığınmış insanlar, içerideki hareketliliğin sürekliliğini sağlamak için
koyulmuş birer kukla gibiydi. Pürtelaş
yanlarına gitti kadın, o da sürekliliğin
parçası olmuştu şimdi. Sütunlu alanlardan, merdiven boşluklarından,
asansörlerden, servis kapılarından,
akla gelebilecek her yerden gürültü
yayılıyor, anlaşılmayan konuşmalar
yankılanıyordu.
Dizginleri çekilmiş gibi, birden duruverdi aynalarla kaplı vitrinin önünde.
Yansımasıyla gözgöze gelmemeye
çalıştı. Özenle yerleştirilmiş süslü parfüm şişelerine, baktı; dudaklarında
hınzır bir gülümseme belirdi. Ansızın
beliren bir istekle içeri girdiğinde satıcı kız çoktan çevresinde pervane gibi
dönmeye başlamıştı bile. Dükkânda
keskin kokular uçuşuyordu. Satıcı kız
minik parfüm şişelerini getirip sundu
ona; kulağının arkasına, bileklerine,
boynuna sürdü her birinden ayrı ayrı.
Burnunu götürdü her birine, kokladığını sandı. “Bu en özeli!” dedi satıcı
kız, onu satın alıp çıktı.
Sürünün içinden kendine yol açıp
döngüye yine katıldı. Tutsağı olduğu
kafeste huzursuzluk yaşayan bir kaplan gibi olduğunu ayrımsamadan, o
vitrinden bu vitrine gelişigüzel saldırdı, gözlerini yüzdürdü her birinde.
Kimisinin önünde durup uzun uzun
inceledi. Sıcacık renklerle döşenmiş dükkânlara girip pusuya yatmış
heveslerini besledi. Giydi, denedi,
başka renklerini sordu. Yetinmedi…
Daha… Daha…
Ne güzel, hiç penceresi yoktu
AVM’nin. Şehirdeki hıçkırıklar, inlemeler, hüzünler, tehditler giremezdi
içeri. Rüzgâr, yağmur ve kediler adım
atamazdı oraya. Kuşlar pisleyemezdi
tepenizden. Göstericiler barikat kurmaz, polis sirenleri duyulmazdı. Geceleri kasvetli ve karanlık da olmazdı
üstelik. Tam tersi, karanlığı utandıracak denli renkli, gürültülü patırtılı,
şenlikli, müzikli...
Dördüncü kata çıktı. Kurulu sofralara oturmuş yüzler, eller, fincanlar,
tabaklar, tuzluklar, ketçaplar, mayonezler… Karnı aç değildi. Kristal
avizelerin aydınlattığı, tarçın kokan
“cafe”ye girdi. İri yapraklı plastik bitkinin yanıbaşındaki koltuğa oturdu.
Sular fışkırtan minik şelalesi bile vardı
dişhekimi
“cafe”nin. Elinden bıraktığı onlarca paketi yanyana dizdi. Bir törene katılıyor edasıyla kahvesini söyledi. Gelenekleri korumak adına “Türk”
olanından içti. Kültür adına bunu yaptığı için
mutluydu. Yan masalardan gelen yabanıl seslerin “cafe”deki müziği boğduğunu bile ayrımsamadı. Telefonun şarjı bittiği için saate bakamadı, zaten zaman dediğin neydi ki… Kıpkırmızı
dudakları fincana izler bırakırken boş bakışlarını
öylesine dolaştırdı durdu etrafta.
Telvenin acılığını gidermek için, belirgin ağız
hareketleriyle uzun uzun çiğnenerek yenilen
likörlü çikolata… Duygusuz bir incelikle istenen hesap, bırakılan bahşiş… Ardından, kendini sinemaya buyur ediş… Sıkıcı filmi uyuklayarak seyrediş… Biten filmle birlikte sinemanın
AVM’ye boşalttığı seyircilerden biri olma ayrıca-
mavi köşe
lığını hissediş… Soluk soluğa bir macera işte!
Bu macerada kimsenin ne yüzünü hatırlıyordu
ne de sesini!
Onu çağıran bir şey olmamasına karşın, kocaman cam kapının dışında buluverdi kendini;
kulakları uğulduyordu. Birden patladı karanlık.
Kadın üşüdü, büzüldü... Çantadaki atkısını
saramadı boynuna, elleri doluydu çünkü. Hızlı hızlı yürümeye başladı. Paketler amma da
ağırdı. Rüzgârın esmesiyle birlikte, genzini yakan pis koku sardı etrafı. Gözüpek birkaç genç
küfrederek koşuştu bir yerlere. Tekinsiz sokak
köpekleri, anlaşmış gibi bir ağızdan havlamaya
başladılar.
Zifir gece ağzını açtı, genişledi… genişledi…
genişledi… Dişlerinin ağır ritmiyle çiğnedi kadını ve yuttu.
63
ödüllü bulmaca > Sinan ŞAHAN
1 2
dişhekimi
3
4
SOLDAN SAĞA
1
1-Ara vermeden,sürekli olarak-Çi- 2
rişli parlak bez-Lesothonun internet
3
uzantısı.2-Bir erkek ismi-Eski, sözlü
4
geleneği koruyan öykülere verilen
ad-Doğal hidratlı kalsiyum silikat.3- 5
Erzincan’ın bir ilçesi-Bir hastalığın öl- 6
dürücülük derecesi-Yeniçerilerin ana 7
kütükte kayıtlı olan adları.4-Nişastayı 8
parçalayarak şekere çeviren bir en- 9
zim-Bedensel ve zihinsel bakımdan 10
güçsüz-Tekrarlanan yapısal küme11
lerin oluşturduğu yüksek molekül
ağırlıklı birleşikler.5-Tüberküloz-Kü- 12
mes hayvanlarının civcivlikten çıkmış 13
yavrusu, piliç-Ulaşım araçlarına bin- 14
me veya bir talih oyununa katılma 15
imkânını veren belge.6-İlave-Kırgız 16
destanı-Yöntemine uygun düzgün sa- 17
rılmış halat yumağı-Kır yaşamı içinde 18
aşk konusunu işleyen kısa şiir.7-Som19
Uzadevim.8-Kısa çizme-Risk-BuyrukDejenere.9-Kur’an’ı güzel ve yüksek 20
sesle, usulünce okuma-Çirozluktan
sonra yağlanmaya başlayan uskumru-Animasyon.10-Bir
şeyin olmasına çok az kalmak anlamında-Ön ödeme
kefaleti-Tediye.11-Pasak-(Veterinerlik)Tırnak bıçağı-Bir
nota-Sonu olmayan zaman-Mısır tanrısı.12-Ödeme-Yunan alfabesinin son harfi-Yaşlı,kart-Beddua.13-(Halk
ağzı)Yaşlı hayvana yedirilen kırılmış arpa-Kargış-Gemilerde oda.14-Bir tür sağlam, yumuşak dana veya öküz
derisi-Radyasyonun dokularda yaptığı biyolojik hasarın
ifadesinde kullanılan radyasyon ölçü birimi-(Eski dil)Ayrıntılarla ilgili, ayrıntı niteliğinde olan.15-Esatir-Yeni doğum yapmış kadın-Yazı bilimi.16-Hazır-Kuzu sesi- Yuvarlak kurtlar sınıfının iplik kurtları takımından bir ilkel kurt
türü.17-Tırpana-İyice yanarak ateş durumuna gelmiş
kömür veya odun parçası-İleri atılmış, ortaya çıkarılmışGelecek.18-Yılmadan kendini tehlike veya güçlüklere
atan kimse-Zahmet, sıkıntı-Üye.19-Rutubet-DalavereciMuvâfakat-Kaz dağlarının mitolojideki adı.20-Kazaya
uğrayan gemilerin yolcularını ve gemi adamlarını kurtarma işi-Ağrı dağına eskiden verilen ad.(Simge)Osmiyum.
YUKARIDAN AŞAĞIYA
1-Dayanma, karşı durma-Birbirine paralel tutulmuş
iki ağaç kütükten yapılan tekne.2-Doğup,çoğalmakCanlı,yaşayan-Bir şirket türü.3-Onarma-Keten tokmağıDaha önce bilinen bir şeyi, bir kimseyi anımsama.4-Herkes-Şaman-Lezzet-Ağaç kolu.5-Isıdam-Bir şeyi, bir yerden
bir yere çekerek götürüp getirmeye yarayan araç-Bitkilerde, böcek ya da mantar gibi organizmaların sebep ol-
5
6
7
8
9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
duğu anormal gelişen yapılar.6-(Simge)Astatin-Karagöz
oyunu başladıktan sonra göstermeliği perdeden kaldırırken çalınan alet-Telefon sözü-Yeterli miktarda olan.7Savma-(Eski dil)Kötü, bozuk- 30 Mart 1979 doğumlu
Hint asıllı ABD’li piyanist, Grammy Ödüllü söz yazarı,
bayan şarkıcı.8-İstençsiz-Kötü,fena(söz)-”Yazıklar olsun”
anlamında-Eskiden japonların kullandığı çizgisel ölçü.9İhtiyacı karşılayacak kadar olan-Pul koleksiyoncusuŞebnem.10-Büyükler,ileri gelenler-Örnek, kalıp-Afrika’da
bir ülke-Bir öğretim kurumu.11-Mâhiyyet-Hazımsızlıktan
ileri gelen mide ve karın ağrısı-Bira yapmak için çimlendirilip kurutularak hazırlanmış arpa.12-Bir uzunluk
ölçüsü-Bir nota-Mesafe-Maden yeri.13-Engel-Kısa ve
kolsuz kadın ceketi-Lokman ruhu-Bir spor karşılaşmasının sayı olarak sonucu.14-Salgın hastalık-İlave-Paraguay
çayı-(Simge)Sodyum.15-Boru sesi-Belki olur ya, olabilir
ki manasına gelen söz öbeği-Küme-Bilinmeyen bir tarihi anlatmak için kullanılır-İsviçre’de bir akarsu.16-Gemilerde türlü işlerde kullanılan bir tür demir halka-Bir şeyi
yapıp yapmamaya karar verme gücü-Özdeyiş.17-Göze
protoplâzmasında bulunan fosforlu yağ ya da fosforlu
lipid-Tekin olmayan.18-Bir şeyin fiyatını artırma-Tabir-Bir
örgü tekniği.19-Parça-Yapı ve özellikleri farklı olmasına
rağmen, aynı temel yüzde bileşimine ve mol kütlesine
sahip iki veya daha fazla kimyasal yapılardan biri-Kuvvet
veya moment etkisi altında şekil değiştirmeyen, formunu koruyan-Bir nota.20-(Tıp)Arınık-Karışık renkli-Piyasada tepki veya etki.
BULMACAYI ÇÖZEN HER MESLEKTAŞIMIZA;
Paşa Dental Firması tarafından
ALL BOND UNIVERSAL hediye edilecektir.
64
dişhekimi
haber
65
duyuru
dişhekimi
Başsağlığı
Geçmiş Olsun
Meslektaşlarımızdan;
Meslektaşlarımızdan;
> Cahit Kars,
> Murat Buğdaycı’nın kızı,
> Olcay Tuna’nın anneannesi
> Gülfen kurtulun babası,
> Nigar Aktaş’a,
> Figen Coşgun’a
> Prof. Dr. Ali Rıza Alpöz’e,
> Doç. Dr. Mine Çölkeçioğlu’nun babasına,
> Funda Töngemen’in babasına,
> Tuncay Seven’in eşine,
> Mustafa Tümerdem’e,
vefat etmiştir. Merhumlara Allah’tan rahmet,
yakınlarına başsağlığı dileriz...
rahatsızlıklarından dolayı geçmiş olsun dileriz...
Satılık ve Kiralık
Mutlu Günlerimiz
> Satılık muayenehane aletleri...
İletişim: Alpay Ertürk 0 536 486 7636
Meslektaşlarımızdan;
> Haluk Demirçivi’nin torunu, Onur Demirci’nin
kızı “Nehir” dünyaya gelmiştir.
Tebrik ediyoruz...
55. sayıdaki bulmacanın çözümü
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20
1
2
3
4
5
6
7
8
9
10
11
12
13
14
15
16
17
18
19
20
55. say› bulmacam›z› çözerek
hediye kazanan meslektaşlarımız;
> Reha Öngen / İzmir
> Esra Özatay / İzmir
> Zeynep İlhan / İzmir
> Ömer Faruk İlhan / İzmir
> Selim Yıldız / İstanbul
> Atilla Göktürk / İzmir
> Ayla Tanzer Kulalıgil / İzmir
> Mehmet Ürkmez / Tokat
> Aynur Ürkmez / Tokat
Duyuru sayfamızda yer alan haberler odamıza ulaşan bilgilerle sınırlı kalmaktadır. Sayfamızda yer almasını
istediğiniz kendiniz ve diğer meslektaşlarımız hakkındaki haberleri lütfen bize iletiniz.
66
dişhekimi
haber
67
karikatür
68
> Dişhekimi Mete Ağaoğlu
dişhekimi
Download

Dişhekimi 56. Sayı - İzmir Dişhekimleri Odası